Çamura Saplandık | Toprak - 3. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Judo çamurda oynamaya davet edilir, ancak uzun tüylerini temizlemenin çok zaman alacağından endişelenir. Annesi kirlenmeme kuralını esnetir, kararı Judo’ya bırakır ve ardından kendi tüylerini de kısaltmaya karar verir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. found a way you can play — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: found a way you can... yapısının, bir eylemi mümkün kılan uygulanabilir bir çözümü nasıl sunduğunu anlayın. Bu kalıpla, yalnızca birinin bir şeyi yapabildiğini söylemek yerine, bir sorunu çözerek o şeyi nasıl mümkün hâle getirdiğinizi açıklayabilirsiniz. 2. it's up to Judo. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: it's up to someone ifadesinin fiziksel bir konumu değil, karar verme yetkisinin o kişide olduğunu anlattığını fark edin. Kontrolü karşı tarafa vermek, onun tercihini gözetmek veya son seçimi kimin yapacağını netleştirmek için kullanabilirsiniz. 3. I'm going short. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Burada go + sıfat yapısının daha kısa bir tarza ya da uzunluğa geçme kararını ifade ettiğini anlayın. Böylece bağlamdan görünüşle ilgili bir kararı çıkarabilir ve yeni bir görünüme veya duruma yönelik bilinçli değişimleri günlük konuşmada anlatabilirsiniz.
Bu derste
Judo, we found a way you can play di-di di-dirt. Dilbilgisi
0:01Judo, ça-ça-çamurda oynaman için bir yol bulduk.
found a way you can play: oynamayı mümkün kılan bir çözüm bulmak
found a way ifadesindeki way, bir yol veya güzergâh değil, “yöntem” ya da “çözüm” anlamındadır. Geçmiş zaman biçimi found, artık bir çözüm bulunduğunu gösterir. you can play bölümü, çözümün neyi mümkün kıldığını açıklar. find a way + özne + can + fiil kalıbı, yalnızca birinin bir şey yapabildiğini söylemek yerine bir sorunun çözüldüğünü vurgular.
Alıştırma
Cümleyi found a way + özne + can hedef kalıbıyla tamamlayın: We ____ join the meeting from home.
Cevabı göster
found a way you can
you're meant to go: beklenen eylemi anlatmak
be meant to + fiil, bir kurala, düzenlemeye veya ortak beklentiye göre ne olması gerektiğini anlatır. Burada you're meant to go a little faster, oyunun nasıl oynanmasının beklendiğini düzeltiyor; kişinin kendi niyetini anlatmıyor. Konuşan kişi beklenen yapılış biçimine gönderme yaptığı için bu hatırlatma Go a little faster emrinden daha dolaylıdır, ancak yine de düzeltme gibi hissedilebilir.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve tam olarak duyduğunuzu seçin. You're meant to, You meant to ve You mean to ifadelerine odaklanın.
- You meant to wait outside.
- You mean to wait outside.
- You're meant to wait outside.
Cevabı göster
You're meant to wait outside.
a bit hard to run: zorluk ifadesini yumuşatmak
Hard to + fiil, bir eylemi yapmanın zor olduğunu belirtir. Bu cümlede to run, zor olan eylemi gösterir. hard kelimesinden önce a bit kullanmak olumsuz ifadeyi yumuşatır. Bir şikâyetin veya sorunun daha az sert duyulmasını sağlar; zorluğun gerçekten çok küçük olduğu anlamına gelmeyebilir.
Alıştırma
Zorluğu daha az sert ifade etmek için burada öğretilen dört kelimelik yapıyla cümleyi tamamlayın: With these thick gloves, it's ____ tie my shoes.
Cevabı göster
a bit hard to
all this stuff: bir grup eşya için günlük bir ifade
Stuff, belirli adları önemli olmadığında nesneleri, malzemeleri veya kişisel eşyaları topluca anlatan, günlük dilde kullanılan sayılamayan bir isimdir. Burada all this stuff, giyilmiş olan bütün giysi ve ekipmanı ifade eder. Stuff bu anlamda sayılamadığı için İngilizcede normal olarak this stuff veya all this stuff kullanılır; these stuffs kullanılmaz. Ayrı nesneleri saymak için things veya items denir.
Alıştırma
Hangi cümlede stuff, birkaç nesneyi günlük dilde topluca anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?
- Please put all this stuff in the cupboard.
- Please put all these stuffs in the cupboard.
- Please put every stuff in the cupboard.
Cevabı göster
Please put all this stuff in the cupboard.
at least: geriye kalan iyi bir sonucu belirtmek
Burada at least, dikkati ters giden şeyden hâlâ iyi sayılabilecek bir sonuca çevirir: kişi kirlenmemiştir. Bu cümlede en düşük miktarı belirtmez. Konuşmada at least, sınırlı da olsa olumlu bir nokta ekleyerek hayal kırıklığını hafifletebilir veya teselli sunabilir: “Durum ideal değildi ama bu kısmı iyiydi.”
Alıştırma
Hangi cümlede at least kötü bir durumdaki olumlu sonucu göstermek için doğal biçimde kullanılmıştır?
- At most everyone got home safely after the trip was cancelled.
- The trip was cancelled, because at least everyone got home safely.
- The trip was cancelled, but at least everyone got home safely.
Cevabı göster
The trip was cancelled, but at least everyone got home safely.
really works: bir şeyin etkili olduğunu söylemek
Burada works, “etkilidir” veya “yapması gereken şeyi yapar” anlamına gelir. Kıyafet, onu giyen kişiyi temiz tutmayı başarır; works burada “bir işi var” demek değildir. Really ifadeyi güçlendirir: sonuç, kıyafetin gerçekten etkili olduğunu göstermiştir. X works kalıbı; bir aracın, yöntemin, tedavinin veya planın amacına ulaşıp ulaşmadığını değerlendirmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Şarj cihazının gerçekten etkili olduğunu söylemek için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: This new charger ____!
Cevabı göster
really works
Who wants ...? ile bir şey sunma ve davet etme
Who wants ...?, bir gruptan bir şeyi kimin istediğini belirtmesini ister. Bu eğlenceli replikte çamur hakkında ciddi bir araştırma değil, canlı bir teklif ya da davet işlevi görür. Bir şey sunmak için Who wants + noun? kullanılır. İnsanları bir eyleme davet etmek için Who wants to + base verb? kullanılır.
Alıştırma
Daveti Who wants + noun? kalıbıyla tamamlayın: ____ a sandwich?
Cevabı göster
Who wants
Uh I'm not sure this will keep mud out. Notlar
0:31Eh, bunun çamuru dışarıda tutacağından emin değilim.
Şüpheyi nazikçe ifade eden I'm not sure
I'm not sure gerçek bir belirsizlik ifade edebilir; ancak burada bir kaygıyı da yumuşatır: Konuşan kişi korumanın çamuru dışarıda tutacağından şüphe eder. I'm not sure this will work örneğindeki gibi bir cümlecikten önce geldiğinde, daha güçlü ve doğrudan olan This won't work iddiasından kaçınır. Konuşan kişi tamamen kesin veya sert görünmeden şüphesini iletir.
Alıştırma
Bir planın başarısız olabileceğini düşünüyorsunuz ama kaygınızı nazikçe ifade etmek istiyorsunuz. Ne söylemelisiniz?
- I'm not sure this plan will work.
- This plan is ready to begin.
- This plan will definitely fail.
Cevabı göster
I'm not sure this plan will work.
keep mud out: bir şeyin içeri girmesini engellemek
keep mud out ifadesinde keep ... out, “... şeyinin içeri girmesini engellemek” anlamına gelir. Mud, girişi engellenen şeydir. Yeniden kullanılabilen kalıp keep + nesne + out şeklindedir: keep water out, keep bugs out. Korunan yeri de belirtmek için keep mud out of the house örneğindeki gibi out of kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için keep fiilinin doğru biçimini ve rain ile out sözcüklerini kullanın: This cover ____.
Cevabı göster
keeps rain out
might just go home: kesinleşmemiş bir plan değişikliği
might just go home ifadesinde might, eve gitmenin hâlâ yalnızca bir olasılık olduğunu gösterir. Konuşan kişi bunu düşünüyor, kesin bir karar açıklamıyor. Burada just, eve gitmeyi basit bir yedek seçenek olarak sunar ve çoğu zaman biraz tereddüt ya da kabullenmişlik hissi verir. “Az önce” anlamına gelmez.
Alıştırma
I might just go home ifadesinin en olası anlamı nedir?
- Konuşan kişi az önce eve gitti.
- Konuşan kişi eve gitmeyi düşünüyor ancak henüz kesin karar vermedi.
- Konuşan kişi eve gideceğine kesin olarak söz verdi.
Cevabı göster
Konuşan kişi eve gitmeyi düşünüyor ancak henüz kesin karar vermedi.
Wendy, can Judo play in the dirt with us? Ton ve niyet
0:44Wendy, Judo bizimle toprakta oynayabilir mi?
Can Judo play ... with us?: karar verebilen kişiden izin istemek
Burada can, Judo'nun oyuna katılması için Wendy'den izin istemeye yarar; Judo'nun oynama becerisi olup olmadığını sormaz. with us sözleri de soruyu gruba katılma daveti hâline getirir. Yetkili birine başka bir kişinin bir şey yapmasına izin verilip verilmediğini sorarken Can + kişi + fiilin yalın hâli ...? yapısını kullanın. can sonrasında fiilin yalın hâli gelir: plays değil, play.
Alıştırma
Mia'nın babasıyla konuşuyor ve Mia'nın oyununuza katılması için izin istiyorsunuz. Hangi soru uygundur?
- Can you play with Mia?
- Can Mia play with us?
- Can Mia plays with us?
Cevabı göster
Can Mia play with us?
Don't pester: tekrarlanan ve rahatsız edici istekleri durdurmak
Pester, rahatsız edici hâle gelene kadar birinden sürekli bir şey istemek, talepte bulunmak veya onu rahatsız etmek demektir. Don't pester çocuklara birine baskı yapmayı bırakmalarını söyler; yalnızca Don't ask demekten daha güçlü ve olumsuzdur. Rahatsız edilen kişi bağlamdan belliyse nesne söylenmeyebilir. Ayrıca pester someone veya pester someone for something denebilir.
Alıştırma
Hangi durum pester sözcüğüne en uygun örnektir?
- Bir çocuk, kendisine hayır denmesine rağmen aynı oyuncağı istemeye devam eder.
- Bir çocuk tek başına sessizce kitap okur.
- Bir çocuk kibarca bir soru sorar.
Cevabı göster
Bir çocuk, kendisine hayır denmesine rağmen aynı oyuncağı istemeye devam eder.
"you said I can't ...": önceki bir kuralı hatırlatma
You said + yan cümle, karşınızdaki kişinin daha önce söylediği şeyi aktarır. Bu cümlede I can't get dirty aktarılan içeriktir. Konuşma İngilizcesinde yan cümleden önceki that sıkça atılır: You said (that) I can't get dirty. Cümleye But ile başlamak, önceki kuralın şu anda olanlarla uyuşmadığını gösterir. Bu nedenle But you said + yan cümle, daha önceki bir kuralı, sözü veya iddiayı hatırlatıp açıklama istemek için kullanılabilir.
Alıştırma
Karşınızdaki kişinin önceki sözünü hatırlatmak için say fiilini doğru kullanan cümle hangisidir?
- But you said the shop was open today.
- But you said me the shop was open today.
- But you said did the shop open today.
Cevabı göster
But you said the shop was open today.
"get dirty": durum değişimi için get + sıfat
Get dirty, kirlenmek yani kirli bir duruma gelmek demektir. Burada get bağlayıcı fiil olarak çalışır ve dirty yeni durumu anlatan bir sıfattır; get almak anlamına gelmez. I can't get dirty ifadesinde konuşan kişi, temiz durumdan kirli duruma geçmesine izin verilmediğini söylüyor. get + sıfat kalıbı get wet, get cold ve get tired örneklerinde olduğu gibi genellikle bir durum değişikliğini belirtir.
Alıştırma
Kirlenmek anlamındaki get + sıfat ifadesini kullanın: Wear old clothes when you paint, because they may ____.
Cevabı göster
get dirty
want you to have fun: want + kişi + to + fiil
Want + kişi + to + fiilin yalın hâli, öznenin başka birinin bir şey yapmasını istediğini anlatır. want ile to arasındaki kişi, sonraki eylemi yapacak kişidir. want you to have fun ifadesinde eğlenmesi beklenen kişi you'dur. Konuşan kişi, kendisinin ne yapmak istediğini değil, diğer kişiyle ilgili isteğini dile getirir.
Alıştırma
Parantezdeki sözcüklerle want + kişi + to do yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: I ____ the window before you leave. (want / you / close)
Cevabı göster
want you to close
So Judo can...?: So ile çıkarımı doğrulatma
Buradaki So, az önce söylenenlerden çıkarılan bir sonucu sunar. Konuşan kişi bu sonucu yeniden dile getirip diğer kişiden doğrulamasını ister; yaklaşık olarak "So, does that mean Judo can play in the mud?" anlamına gelir. So sonrasında soru dizilişi Can Judo...? yerine düz cümle dizilişi Judo can... korunur. Soru işareti ve konuşma tonlaması, düz cümle biçimindeki yan tümceyi konuşmada kullanılan bir doğrulama sorusuna dönüştürür.
Alıştırma
Bir rehber ziyaretçilerin her pazartesi gelebileceğini söyledi. Hangi yanıt So kullanarak bu bilgiyi bir doğrulama sorusuna dönüştürür?
- Is the museum open on Mondays?
- The museum is open on Mondays.
- So the museum is open on Mondays?
Cevabı göster
So the museum is open on Mondays?
It's up to Judo: kararı Judo'ya bırakmak
Bu cümlede it's up to Judo, seçim hakkının Judo'da olduğu ve kararı onun verebileceği anlamına gelir. Buradaki up to fiziksel bir konumu anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp It's up to + kişi şeklindedir. to sonrasında zamirlerin nesne biçimleri kullanılır: It's up to me, him, her, us veya them.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: You can choose either game; ____.
Cevabı göster
it's up to you
I'll be right back: çok yakında dönmek
I'll be right back, kısa süreliğine ayrılmadan önce söylenen kalıplaşmış bir cümledir. Dinleyiciye çok yakında dönmeyi beklediğinizi bildirir. Buradaki right, back sözcüğünü güçlendirerek “çok yakında” veya “hemen” anlamı verir; sağ yönünü anlatmaz. Cümlenin tamamını bir konuşma kalıbı olarak öğrenin.
Alıştırma
Cümleyi kısa süreli ayrılık için kullanılan kalıpla tamamlayın: I need to answer the door. ____.
Cevabı göster
I'll be right back
Why don't you want to play in the dirt with the girls?
1:22Neden kızlarla toprakta oynamak istemiyorsun?
I just don't want to: bilinen bir eylemi söylemeden bırakmak
I just don't want to cümlesinde to sonda kalır, ancak daha önce söylenen eylem tekrarlanmaz; burada play in the dirt ifadesi eksiltilmiştir. Buna eksilti denir. Dinleyen kişi eksik eylemi sorudan veya bağlamdan çıkarabildiği için cümle tamamlanmış sayılır. Buradaki just yaklaşık olarak “sadece” veya “öylece” anlamındadır. İstememeyi tek gerekçe olarak sunar ve kişisel bir sınırı doğrudan belirtir; konuşanın bu eylemi yapamayacağını anlatmaz.
Alıştırma
Tekrarlanan eylemi söylemeden yanıtı üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A: Are you going to enter the race? B: No, I just ____.
Cevabı göster
don't want to
go on: birini harekete geçmeye teşvik etmek
Burada go on, “hadi” veya “bir dene” anlamına gelen kısa bir konuşma ifadesidir. Yapılacak eylemin play in the dirt olduğu zaten anlaşılır; bu yüzden arkasından bir nesne veya fiil gelmesine gerek yoktur. İşlevi konuşmanın akışından ve ses tonundan gelir: konuşan kişi kararsız birini harekete geçmesi için nazikçe teşvik eder; ona fiziksel olarak ileri gitme yönü vermez. Başka bağlamlarda go on “devam etmek” anlamına da gelebilir, bu nedenle amaçlanan anlamı çevredeki eyleme göre seçin.
Alıştırma
Bir arkadaş yeni bir oyunu denemeden önce kararsız kalıyor. Go on! burada ne yapıyor?
- Oyunun bittiğini duyurur.
- Arkadaşına dümdüz ileri yürümesini söyler.
- Arkadaşını oyunu denemesi için nazikçe teşvik eder.
Cevabı göster
Arkadaşını oyunu denemesi için nazikçe teşvik eder.
It's important to + fiilin yalın hâli
Buradaki it belirli bir kişiyi ya da şeyi göstermez; biçimsel öznedir. Asıl önemli olarak değerlendirilen eylem to play and have fun bölümüdür. Bir eylemin önemli olduğunu söylemek için It's important to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanın. Bu kalıp önce değerlendirmeyi, ardından eylemi verir.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak It's important to + fiilin yalın hâli kalıbıyla tamamlayın: It's ____ listen carefully in class.
Cevabı göster
important to
what about...? ile bir kaygıyı gündeme getirmek
What about + isim? yapısında konuşmacı my long lovely coat unsurunu tartışmaya ekler. Burada bu ifade, tüyler hakkında bilgi istemek yerine “Bu sorun nasıl çözülecek?” anlamına gelir. Bu ifade, henüz dikkate alınmamış bir kişiyi, şeyi veya sonucu göstererek bir öneriye ya da sonuca karşılık verebilir. But, kaygıyı veya itirazı daha belirgin hâle getirir.
Alıştırma
Arkadaşlarınız pencereleri açık tutmak istiyor, ancak dışarıdaki sokak çok gürültülü. Gözden kaçan kaygıyı hangi cümle doğal biçimde gündeme getirir?
- But where is the noise coming from?
- But what about the noise outside?
- Please tell me about the noise outside.
Cevabı göster
But what about the noise outside?
It takes so long to clean: bir işin gerektirdiği süreyi belirtmek
It takes + zaman miktarı veya süresi + to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eylemin ya da işin ne kadar zaman gerektirdiğini belirtir. Bu cümlede so long süre bölümünü doldurur, to clean ise zaman gerektiren eylemi belirtir. It burada biçimsel öznedir; zamanı alıp götüren bir nesneyi göstermez. Odak noktanız iş ve o işin gerektirdiği süre olduğunda It takes ... to ... kalıbını kullanın.
Alıştırma
Cümleyi takes, an hour ve to kullanarak tamamlayın: It ____ prepare the room.
Cevabı göster
takes an hour to
didn't I?: olumlu geçmiş zaman cümlesinden sonra
didn't I?, I said that ifadesine eklenen bir soru takısıdır. said olumlu basit geçmiş zamanda olduğu için soru takısında geçmiş zamanın olumsuz yardımcı fiili didn't kullanılır ve özne I tekrarlanır. Buradaki Oh yes, konuşanın söylediği şeyi hatırlayıp kabul ettiğini gösterir. Soru takısı tamamen yeni bir bilgi istemek yerine önceki söze dönerek hafif bir onay ister.
Alıştırma
Soru takısını tamamlayın: I promised to call, ____?
Cevabı göster
didn't I
fiddlesticks: hafif ve eski moda bir ünlem
Bu cümlede fiddlesticks, “tüh” veya “hay aksi” gibi hafif bir can sıkıntısı ya da hayal kırıklığı bildiren bir ünlemdir. Kemanlara veya çubuklara yapılan gerçek anlamlı bir gönderme değildir. Konuşanın küfür etmeden olumsuz tepki vermesini sağlar. Duygu öfkeli veya aşağılayıcı değil, hafif ve kontrollüdür.
Alıştırma
"Oh fiddlesticks." cümlesinde fiddlesticks ne ifade eder?
- Kemanla kullanılan bir aletin adını verir.
- Resmî biçimde onay bildirir.
- Başka birine ağır hakaret eder.
- Can sıkıntısını hafif ve şakacı biçimde gösterir.
Cevabı göster
Can sıkıntısını hafif ve şakacı biçimde gösterir.
I'm going short: go + sıfat ile yeni bir durum seçmek
Burada I'm going short, “kısa bir uzunluk veya stil seçiyorum” anlamına gelir. Short, konuşanın benimsemeyi planladığı yeni durumu anlatır; go yürümeyi veya mesafeyi ifade etmez. Günlük İngilizcede go + sıfat, bir duruma veya görünüme geçmeyi ya da onu bilinçli olarak seçmeyi anlatabilir. I'm going ... kullanıldığında konuşan, değişikliği mevcut bir plan veya karar olarak sunar. Neyin kısa olacağı bağlamdan anlaşılmalıdır.
Alıştırma
“Kısa bir saç stili seçmek” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: At the salon, Maya points to a cropped style and says, "I'm ____ this time."
Cevabı göster
going short