Liste hazırlamanın keyfi ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
864 kelime 154 kel/dk

Video özeti: Bu bölüm; şifreyi andıran alışveriş notlarından liste biçimindeki şarkılara, karar vermeyi ve hayattaki olumlu yönleri fark etmeyi kolaylaştıran pratik yöntemlere kadar listelerin neden bu kadar yaygın olduğunu inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Imagine you're at the supermarket and find someone's shopping list. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Imagine... kalıbının bir hikâye ya da açıklama başlamadan önce dinleyiciyi varsayımsal bir durumun içine nasıl yerleştirdiğini öğrenin. Bu girişi sunumlarda, derslerde ve sohbetlerde kullanarak soyut bir konuyu somutlaştırabilir ve dinleyiciyi sonraki anlatıma hazırlayabilirsiniz. 2. you get a big bang for your buck — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Harcanan para, zaman veya çaba karşılığında yüksek değer elde etmeyi anlatan bu gündelik deyimi anlayın. Deyimin gerçek anlamlı olmadığını ayırt edebilir; fiyat-performans, yoğun ve verimli içerik ya da karşılığını veren emek hakkında konuşurken kullanabilirsiniz. 3. recommend listing — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: recommend fiilinden sonra to alan mastar yerine doğrudan gerund gelebileceğine dikkat edin. Böylece olumlu deneyimleri yazmak gibi bir etkinliği doğal biçimde önerebilir ve yaygın recommend to do hatasından kaçınabilirsiniz.

Bu derste

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

0:00

bbclearningenglish.com'dan Six Minute English.

Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:08

Merhaba, bu BBC Learning English'ten Six Minute English.

I'm Phil.

0:11

Ben Phil.

And I'm Beth.

0:12

Ben de Beth.

A list is a collection of items Dilbilgisi

0:13

Bir liste, öğelerin oluşturduğu bir koleksiyondur

with a single item written on each line

0:16

ve her satıra sadece tek bir öğe yazılır

Dilbilgisi

A list is a collection ... with ...: tanımlama ve özellik ekleme

A list is a collection of items yan cümlesi, list sözcüğünü A is B yapısıyla tanımlar: A açıklanan şeyi, B ise onun ait olduğu kategoriyi belirtir. with bölümü, topluluğun bir özelliğini eklemek için with + isim + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. with a single item written on each line ifadesinde written, her item üzerinde ne yapıldığını anlatır; ikinci bir ana fiil değildir. X is Y with Z kalıbıyla önce şeyi tanımlayıp sonra bir özellik ekleyebilirsiniz.

Alıştırma

Tanımı A is B with ... kalıbıyla tamamlayın: A triangle ____ a shape ____ three sides.

Cevabı göster

is · with

and they're everywhere.

0:19

ayrıca her yerdedirler.

Shopping lists, to-do lists, even bucket lists, Deyimler

0:20

Alışveriş listeleri, yapılacaklar listeleri, hatta ölmeden önce yapılacaklar listeleri (bucket lists),

a list of all the things

0:23

bir kişinin ölmeden önce

a person would like to do before they die.

0:25

yapmak isteyeceği tüm şeylerin listesi.

Deyimler

bucket list: yaşam boyu gerçekleştirilmek istenen özel hedefler

Bucket list, birinin yaşamı boyunca tamamlamayı umduğu deneyimlerin veya hedeflerin listesini anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Örnekteki a list of all the things ... before they die sözleri bu anlamı doğrudan açıklar. Bu ifade, kovaların listesi anlamına gelmez. Günlük kullanımda ölümün yakın olduğunu belirtmeden, bir gün gerçekten yapmak istediğim şeyler anlamında kullanılır.

Alıştırma

Hangi hedef bir bucket list için en uygundur?

  1. Bir gün kuzey ışıklarını görmek.
  2. Bugünkü e-postayı yanıtlamak.
  3. Okuldan sonra süt almak.
Cevabı göster

Bir gün kuzey ışıklarını görmek.

In fact,

0:28

Aslında,

there's an episode of Six Minute English all about them.

0:28

Six Minute English'in tamamen bunlarla ilgili bir bölümü var.

Imagine you're at the supermarket Anlatım akışı

0:31

Süpermarkette olduğunuzu

and find someone's shopping list.

0:33

ve birinin alışveriş listesini bulduğunuzu hayal edin.

Anlatım akışı

Imagine you're...: varsayımsal bir sahne kurmak

Imagine + yan cümle yapısı, dinleyiciyi varsayımsal bir durumu zihninde canlandırmaya davet eder. Bu cümlede süpermarket sahnesi, daha sonra söylenecekler için bir çerçevedir; gerçekten süpermarkete gitme veya gerçek bir liste bulma talimatı değildir. Bu, soru, açıklama veya hikâyeden önce sıkça kullanılan bir bilgi düzenleme yöntemidir. Ortak sahne kurulduktan sonra konuşmacı ana fikri daha açık biçimde sunabilir.

Alıştırma

Özgün cümlede Imagine sözcüğünün temel işlevi nedir?

  1. Gerçekten yaşanmış bir alışveriş gezisini anlatır.
  2. Ardından gelen tartışma için varsayımsal bir sahne kurar.
  3. Dinleyiciye hemen bir süpermarkete gitmesini söyler.
Cevabı göster

Ardından gelen tartışma için varsayımsal bir sahne kurar.

This happens a lot to Jo Nolan,

0:36

Bu, dilbilim araştırmacısı Jo Nolan'ın

a linguistics researcher,

0:38

başına çok sık gelir,

whose new book explores our love of lists. Dilbilgisi

0:40

ve onun yeni kitabı listelere olan sevgimizi araştırıyor.

Dilbilgisi

whose new book explores...: ilgi yan cümlesinde sahiplik

Whose, bu ilgi yan cümlesini daha önce anılan kişiye bağlar ve sahiplik ya da yakın ilişki gösterir: new book o kişiye ait kitaptır. whose new book ad öbeği explores fiilinin öznesidir. Bu bir ilgi yan cümlesi olduğu için whose burada kitabın sahibini soran bir soru sözcüğü değildir. İsim + whose + isim + fiil kalıbıyla kişiyi tanımlayan veya ek bilgi veren bir yapı kurar. Örneğin: a writer whose books sell well.

Alıştırma

Cümleyi sahiplik bildiren ilgi sözcüğüyle tamamlayın: Lena, ____ bicycle has a bell, rides to school.

Cevabı göster

whose

Here's Jo reading her shopping list Anlatım akışı

0:43

İşte Jo, BBC Radio 4 programı Word of Mouth'ta

on BBC Radio 4 program Word of Mouth.

0:45

alışveriş listesini okuyor.

Anlatım akışı

Here's Jo reading...: sıradaki ses kaydını tanıtmak

Here's Jo reading... dinleyicinin birazdan duyacağı ya da göreceği kişiyi ve yaptığı eylemi tanıtır. Sunuculukta kullanılan bu kalıpta Here's yalnızca “bu kişi burada” demek değildir; “şimdi bu kişiyi dinleyin ya da izleyin” işlevi görür. Kalıp Here's + kişi + -ing biçimidir. Konuşmacının girişten bir ses kaydına, gösterime veya örneğe geçmesini sağlar.

Alıştırma

Bir sunucu, Maya'nın bir makineyi açıkladığı kaydı birazdan dinletecek. Hangi cümle kaydı doğal biçimde tanıtır?

  1. Here's Maya explaining how the machine works.
  2. Where is Maya explaining how the machine works?
  3. Maya has explained how the machine works.
Cevabı göster

Here's Maya explaining how the machine works.

I only list the first four items,

0:49

Sadece ilk dört öğeyi sayıyorum,

but the list read

0:51

ama listede şunlar yazıyordu:

nanas, aye-aye, puke, shrooms.

0:53

nanas, aye-aye, puke, shrooms.

Nanas, aye-aye, puke, shrooms?

0:58

Nanas, aye-aye, puke, shrooms?

Uh can you work out what Jo was buying at the supermarket, Phil? Notlar

1:03

Hım, Jo'nun süpermarketten ne aldığını bulabilir misin, Phil?

Öbek fiiller

work out: akıl yürüterek cevaba ulaşmak

Bu soruda work out, “ipuçları üzerinde düşünerek cevabı bulmak” anlamına gelir. Phil'den Jo'nun ne satın aldığını çıkarması isteniyor; work out burada “egzersiz yapmak” demek değildir. Bu anlamda work out, work out the answer örneğindeki gibi çözülen şeyden önce kullanılabilir. Ayrıca what, why veya how ile de kullanılabilir: work out what happened.

Alıştırma

İpuçlarını inceleyerek bir mesajı çözdün ve kimseye sormadın. Bu durumu en iyi hangi cümle anlatır?

  1. I worked on the code for an hour.
  2. I found out what the code meant when Sam told me.
  3. I worked out what the code meant.
Cevabı göster

I worked out what the code meant.

Dilbilgisi

what Jo was buying: dolaylı soruda düz cümle sırası

what Jo was buying at the supermarket yan cümlesi, work out ifadesinin nesnesidir. Daha büyük bir cümlenin içine yerleştirilmiş dolaylı bir sorudur ve Phil'in bulması istenen bilgiyi gösterir. Soru sözcüğüyle başlayan dolaylı bir soruda düz cümle sırası kullanılır: soru sözcüğü + özne + fiil. Bu nedenle what was Jo buying şeklindeki doğrudan soru sırası değil, what Jo was buying kullanılır. Aynı yapı know, ask, tell me ve find out gibi ifadelerden sonra da görülür.

Alıştırma

Hangi cümlede dolaylı soru için doğru sözcük sırası kullanılmıştır?

  1. Can you work out what Maya was carrying?
  2. Can you work out what did Maya carry?
  3. Can you work out what was Maya carrying?
Cevabı göster

Can you work out what Maya was carrying?

Okay,

1:07

Tamam,

well I'm I'm going to guess that nanas are bananas Ton ve niyet

1:07

peki, sanırım nanas, muz (bananas) demek

Ton ve niyet

going to guess that: bir yanıtı tahmin olarak sunmak

I'm going to guess that + yan cümle yapısında konuşan kişi, yanıtı söylemeden önce bunun kesin olmayan bir tahmin olduğunu belirtir. that sonrasındaki yan cümle tahminin içeriğini verir; bu nedenle yanıt, doğrudan bir iddiadan daha az kesin duyulur. Burada be going to esas olarak konuşan kişinin birazdan vereceği yanıtı düzenler. Uzak geleceğe yönelik bir planı vurgulamaz; doğrudan tahmine geçiş yapar.

Alıştırma

Emin olmadığınızı göstermek için yanıtı hedef ifadeyle tamamlayın: I'm ____ the hidden number is twelve.

Cevabı göster

going to guess that

and shrooms, they've got to be mushrooms, right? Ton ve niyet

1:11

ve shrooms, kesinlikle mantar (mushrooms) olmalı, değil mi?

Ton ve niyet

they've got to be: güçlü bir çıkarım

they've got to be mushrooms ifadesinde have got to be, ipuçlarına dayanan güçlü bir sonuç bildirir: konuşan kişi tek mantıklı cevabın mushrooms olduğunu düşünür. Anlamı, mushrooms olmalılar şeklindedir; bir yükümlülükten söz etmez. Kanıt, bir kimlik veya durumun neredeyse kesin olduğunu gösterdiğinde have/has got to be kullanılabilir. have got to gereklilik de bildirebildiği için bağlam önemlidir.

Alıştırma

Hangi cümlede have got to be bir zorunluluk değil, güçlü bir çıkarım ifade ediyor?

  1. That building has got to be the stadium; the match is about to start.
  2. We've got to be quiet in the library.
  3. You've got to be at the gate by six.
Cevabı göster

That building has got to be the stadium; the match is about to start.

Ton ve niyet

Cümle sonundaki right?: onay istemek

Cümle sonundaki right? bir onay ifadesidir. Konuşan kişi önce bir düşünce söyler, ardından dinleyenden bunu doğrulamasını veya kabul etmesini ister. Burada güçlü tahmini daha etkileşimli hâle getirir ve karşı tarafı cevap vermeye çağırır. Çoğu zaman konuşan kişinin evet cevabı beklediğini de gösterir; bu yüzden tarafsız bir bilgi sorusu kadar açık değildir. Bu konumda right yön bildirmez.

Alıştırma

Hangi cümlede onay istemek için cümle sonunda right? kullanılıyor?

  1. She gave the right answer.
  2. Turn right after the bridge.
  3. The school trip is on Friday, right?
Cevabı göster

The school trip is on Friday, right?

Okay, but what about ii and puke?

1:14

Tamam, peki ya ii ve puke?

What could they mean?

1:17

Ne anlama gelebilirler?

Well, here's Jo's explanation to Michael Rosen,

1:19

İşte Jo'nun BBC Radio 4 Word of Mouth sunucusu

presenter of BBC Radio 4's Word of Mouth.

1:23

Michael Rosen'a yaptığı açıklama.

And let's just come back to puke. Anlatım akışı

1:27

Ve şu puke (kusmuk) kelimesine geri dönelim.

Anlatım akışı

let's just come back to ...: önceki bir konuya dönmek

Let's just come back to + konu, konuşmanın yönünü düzenleyen bir kalıptır. Burada “dikkatimizi yeniden puke konusuna verelim” anlamına gelir; hiç kimse fiziksel olarak bir yere dönmüyor. Let's, karşıdaki kişiyi birlikte yeniden odaklanmaya davet eder. Just geçişi biraz yumuşatarak daha az ani duyulmasını sağlar, ancak konuşmayı yine daha önceki bir noktaya yönlendirir.

Alıştırma

Tartışmayı bütçe konusuna döndürmek için just dâhil hedef ifadenin tamamıyla cümleyi tamamlayın: We have discussed the schedule; now ____ the budget.

Cevabı göster

let's just come back to

Um I mean,

1:29

Imm, demek istediğim,

were you instructing yourself to be sick in the supermarket? Kelime

1:30

süpermarkette kendinize kusma talimatı mı veriyordunuz?

Kelime

to be sick: bu Britanya İngilizcesi bağlamında kusmak

Bu soruda to be sick, “kusmak” anlamına gelir. Çevredeki konuşma puke hakkındadır; bu yüzden to be sick mastarı, kişinin kendisine yapmasını söylediği varsayılan eylemi belirtir, genel olarak hasta olma durumunu değil. Britanya İngilizcesinde be sick, “kusmak” anlamına gelebilir. Aynı sözler “hasta olmak” anlamına da gelebileceği için anlamı bağlam belirler.

Alıştırma

Bu cümlede ve Britanya İngilizcesi bağlamında to be sick ne anlama gelir?

  1. Kusmak
  2. Genel olarak hasta olmak
  3. Midesi bulanmak ancak mutlaka kusmamak
Cevabı göster

Kusmak

I'm I'm just a bit lost there. Ton ve niyet

1:32

Ben o noktada biraz koptum.

Ton ve niyet

just a bit lost there: anlamadığını yumuşak bir şekilde söylemek

Burada a bit lost, “biraz kafası karışmış olmak” veya “o kısmı takip edememek” anlamına gelir. Bir yeri bulamamakla değil, anlamakla ilgilidir. there, biraz önce sözü edilen kısmı gösterir. just ve a bit ifadeyi yumuşatır. Konuşan kişi doğrudan “I don't understand” demek yerine kafasının karıştığını nazikçe belirtir ve karşısındaki kişiye açıklama fırsatı verir.

Alıştırma

Hangi cümlede a bit lost, konuşan kişinin anlamadığını nazikçe belirtmek için kullanılmıştır?

  1. I'm a bit lost, so can you show me the way to the station?
  2. I lost my notebook there yesterday.
  3. I'm a bit lost there. Could you explain that step again?
Cevabı göster

I'm a bit lost there. Could you explain that step again?

No, it's slightly grotesque.

1:34

Hayır, bu biraz tuhaf.

Um my husband doesn't like cucumber

1:35

Imm, kocam salatalık (cucumber) sevmez

and the abbreviation for cucumber would be cuc Kelime

1:38

ve salatalığın kısaltması cuc olur

Kelime

the abbreviation for ... would be ...: olası bir kısaltmayı belirtmek

the abbreviation for X is Y kalıbı, X'in yazılı kısaltmasını belirtir. Tam sözcüğü for ifadesinden, kısaltmayı ise is ifadesinden sonra getirin: The abbreviation for September is Sept. Örnekteki would be, bu özel liste için belirlenen olası bir biçimi tanıtır: cucumber, cuc olarak kısaltılabilir. Gelecekte yapılacak bir eylemi anlatmaz.

Alıştırma

abbreviation for ve would be ifadelerini doğru boşluklara yerleştirin: On this list, the ____ application ____ app.

Cevabı göster

abbreviation for · would be

so he has always referred to it as puke. Kalıp ifadeler

1:40

bu yüzden o her zaman ondan puke diye bahseder.

Kalıp ifadeler

refer to A as B: A'dan B diye söz etmek

Refer to A as B, “A'yı B adıyla ya da etiketiyle anmak veya tanımlamak” anlamına gelir. Burada it adlandırılan şey, puke ise kullanılan etikettir. Bu cümlede refer to, “bilgi edinmek için bir kaynağa bakmak” anlamında değildir. As, adı veya etiketi tanıtır; bu yüzden refer to A as B kalıbı bütünüyle korunur. Has always referred ayrıca bu adlandırmanın geçmişte başlayıp şimdiye kadar sürdüğünü gösterir.

Alıştırma

Cümleyi refer to A as B kalıbıyla tamamlayın: People often ____ this part of the city ____ the Old Town.

Cevabı göster

refer to · as

Aha.

1:43

Aha.

Cucumbers make Joanna's husband puke, Notlar

1:44

Salatalıklar Joanna'nın kocasını puke (kusma) yapar,

Dilbilgisi

make someone do something: birine bir şey yaptırmak

Make + kişi + fiilin yalın hâli, bir şeyin kişinin bir eylemde bulunmasına veya bir tepki vermesine neden olduğunu anlatır. Burada cucumbers neden, Joanna's husband etkilenen kişi, puke ise tepkidir. Etken cümlede kişiden sonra fiilin yalın hâli doğrudan gelir: make him puke denir, make him to puke denmez. Geçmiş zamanda da aynı kalıp kullanılır: made him puke.

Alıştırma

Laugh fiilini make + kişi + fiilin yalın hâli kalıbında kullanın: The silly joke made everyone ____.

Cevabı göster

laugh

a slang word for vomit.

1:48

bu kusmak için kullanılan bir argo kelimedir.

Kelime

puke: vomit fiilinin argo ve gündelik karşılığı

Burada puke, “kusmak” anlamına gelir. Ardından eklenen a slang word for vomit ifadesi hem puke sözcüğünün anlamını hem de gündelik ve argo olduğunu açıklar. Puke çok doğrudan bir sözcüktür; kaba gelebilir veya tiksinti hissi verebilir. Gündelik konuşmalarda ve medya içeriklerinde bunu anlamak yararlıdır, ancak dikkatli konuşmak gerektiğinde daha nötr bir sözcük seçmek genellikle daha uygundur.

Alıştırma

Bu ifadeyi değerlendirin: In a formal medical report, puke is usually more appropriate than vomit.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

And puke rhymes with cuc, Kalıp ifadeler

1:50

Ve puke, cuc kelimesiyle kafiyelidir,

Kalıp ifadeler

X rhymes with Y: eşleşen son sesler

X rhymes with Y yapısı, X ve Y’nin son seslerinin aynı veya çok benzer olduğunu belirtir. Anlam ilişkisini değil telaffuz ilişkisini anlatır ve yalnızca yazılışa bakılarak belirlenmez. Buradaki cuc standart bir sözcük değil, kişiye özel bir kısaltmadır. Cümle, konuşanın bunu puke ile kafiyeli kabul ettiğini söyler; böylece kafiye bir hatırlama ipucu olarak kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle bir kafiyeyi doğru şekilde anlatır?

  1. Night rhymes with light.
  2. Night rhymes with noon.
  3. Night rhymes with darkness.
Cevabı göster

Night rhymes with light.

so it's a way of reminding her to buy cucumbers. Dilbilgisi

1:53

bu yüzden bu, ona salatalık almasını hatırlatmanın bir yolu.

Dilbilgisi

a way of reminding her to buy...: bir yöntem ve hatırlatma anlatmak

A way of + -ing, bir şeyi yapmanın yöntemini ya da aracını belirtir. Burada way “yol” değil, “yöntem” anlamındadır ve of'tan sonra -ing biçimindeki reminding gelir. Remind + someone + to + fiilin yalın hâli, hatırlatma yapılan kişiyi ve hatırlanacak eylemi gösterir. Burada her o kişiyi, to buy cucumbers ise eylemi belirtir. Yapının tamamı, özel kodun ona ne alacağını hatırlatmak için kullanıldığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi a way of + -ing ve remind someone to do yapılarını kullanarak tamamlayın. attend fiilini kullanın: A calendar alert is ____ you ____ the meeting.

Cevabı göster

a way of reminding · to attend

Wow,

1:57

Vay canına,

sometimes lists are like secret codes. Deyimler

1:57

bazen listeler gizli kodlar gibidir.

Deyimler

lists are like secret codes: be like ile benzetme

Lists are like secret codes bir benzetmedir: be like, “benzemek” anlamına gelir. Konuşan kişi, özel listelerdeki kısaltmaları başkalarının anlaması zor olabileceği için bu listeleri gizli kodlara benzetir. Listeler gerçekten şifrelenmiş değildir. X is like Y yapısı, dinleyenin ortak bir özelliği gözünde canlandırmasını sağlar. Bu özelliğin her zaman açıkça söylenmesi gerekmez; burada ortak özellik, yalnızca kodu bilenlerin anlayabilmesidir.

Alıştırma

Hangi cümle, notları yol gösteren bir şeye benzetmek için be like kullanır?

  1. She likes the map in her notes.
  2. She would like a map for the project.
  3. Her notes are like a map that guides us through the project.
Cevabı göster

Her notes are like a map that guides us through the project.

In this episode,

2:00

Bu bölümde,

we'll find out why people love lists Anlatım akışı

2:01

insanların neden listeleri sevdiğini öğrenecek

Anlatım akışı

we'll find out why...: yanıtlanacak soruyu önceden belirtmek

We'll find out why + yan cümle, dinleyiciye bir sonraki bölümün hangi soruyu yanıtlayacağını söyler. Burada sunucu, programın insanların listeleri sevme nedenini açıklayacağını bildiriyor. Find out, çoğunlukla tartışma, gözlem veya araştırma sonrasında “bir bilgiyi öğrenmek ya da ortaya çıkarmak” demektir. Bu dolaylı soruda why sonrasında düz cümle dizilişi kullanılır: why people love lists; why do people love lists kullanılmaz.

Alıştırma

Bu dersteki öbek fiili kullanarak tanıtım cümlesini tamamlayın: In today's experiment, we'll ____ why some objects float.

Cevabı göster

find out

and learn some useful new words and phrases.

2:04

ve bazı faydalı yeni kelimeler ile ifadeler öğreneceğiz.

And remember,

2:07

Ve unutmayın,

you'll find another list of all the vocabulary used on our website,

2:08

web sitemizde kullanılan tüm kelimelerin başka bir listesini bulacaksınız,

bbclearningenglish.com.

2:12

bbclearningenglish.com.

But first,

2:15

Ama önce,

a question for you, Beth.

2:16

sana bir soru, Beth.

According to the list on the Internet Movie Database website, Notlar

2:18

Internet Movie Database web sitesindeki listeye göre,

Kalıp ifadeler

According to...: bilgi kaynağını belirtmek

According to + kaynak, bilginin veya bir ifadenin dayanağının nereden geldiğini gösterir. Bu cümlede devamındaki bilginin kaynağı Internet Movie Database internet sitesindeki listedir; dolayısıyla ifade, konuşanın dayanaksız tahmini olarak sunulmaz. Kaynak bir rapor, araştırma, kural, kuruluş veya kişi olabilir: according to the report; according to Maya. Bu ifade, bilgiyi o kaynağa dayandırır ancak bilginin doğru olduğunu garanti etmez.

Alıştırma

Bu derste öğrendiğiniz kaynak belirten ifadeyi kullanın: ____ the school notice, the library closes at five.

Cevabı göster

According to

Kültür

Internet Movie Database website: belirli IMDb sitesi

Internet Movie Database, IMDb olarak bilinen belirli bir sinema ve televizyon bilgi sitesinin özel adıdır. İnternetteki herhangi bir veri tabanını genel olarak anlatmaz. Burada site adı, listenin kaynağını belirtir. Bu kaynağı bilmek, sonraki sorunun gişe listesi gibi bir film sıralamasına dayandığını anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede Internet Movie Database website neyi ifade ediyor?

  1. Genellikle IMDb olarak bilinen belirli bir sinema ve televizyon bilgi sitesi
  2. Adı Database olan bir film
  3. İnternette bulunan herhangi bir veri tabanı
Cevabı göster

Genellikle IMDb olarak bilinen belirli bir sinema ve televizyon bilgi sitesi

which movie has made the most money ever? Dilbilgisi

2:22

tüm zamanların en çok para kazandıran filmi hangisidir?

Dilbilgisi

has made the most money ever: bugüne kadarki tüm zamanlar rekoru

Has made, has + geçmiş zaman ortacı yapısındaki present perfect biçimidir. Filmin geçmişten bugüne kadar biriken gelirini şu an geçerli olan toplam sonuç olarak sunar. The most money üstünlük derecesidir; ever ise karşılaştırmayı bugüne kadarki tüm zamana yayar. Birlikte kullanıldıklarında, şu anda tüm zamanların en yüksek gelir rekorunu hangi filmin elinde tuttuğunu sorarlar. 2020 gibi tamamlanmış bir dönem için simple past kullanılır.

Alıştırma

Tüm zamanların futbol rekoruyla ilgili bu soruyu present perfect kullanarak tamamlayın: Which player ____ the most goals ever?

Cevabı göster

has scored

Is it A, Titanic,

2:26

A mı, Titanic,

B, Avengers Endgame,

2:29

B mi, Avengers Endgame,

or C, Avatar?

2:32

yoksa C mi, Avatar?

I think it might be Avatar, Ton ve niyet

2:35

Sanırım Avatar olabilir,

Ton ve niyet

I think it might be ... ile temkinli bir tahminde bulunmak

I think it might be ... ifadesinde I think, cevabın kişisel bir değerlendirme olduğunu; might be ise bunun yalnızca bir olasılık olduğunu gösterir. İkisi birlikte tahmini kesin değil, özellikle temkinli hâle getirir. Buradaki might şimdiki zamana ilişkin bir olasılık ifade eder. Cümleyi geçmiş zamana dönüştürmez ve ardından fiilin yalın hâli olan be gelir.

Alıştırma

Temkinli bir kişisel tahmin için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: “____ the blue door.”

Cevabı göster

I think it might be

although that might have been the most expensive to make. Dilbilgisi

2:38

gerçi yapımı en pahalı olan da o olabilir.

Dilbilgisi

although ... might have been: geçmişe ilişkin bir tahmini sınırlamak

Although, ilk tahmini daha az kesin hâle getiren sonradan eklenmiş bir düşünce sunar. Bu bir ödünlemedir: Konuşan kişi iki farklı rekoru karıştırıyor olabilir; dolayısıyla yan cümle “İlk cevabım doğru olabilir ama bu diğer anı neden böyle düşündüğümü açıklayabilir” anlamını verir. Might have been geçmişteki bir durum hakkında belirsiz bir tahmin bildirir. Yapısı might have + geçmiş zaman ortacıdır; burada been, geçmişteki olasılığı the most expensive to make tamamlayıcısına bağlar. Konuşan kişi bunun kesinlikle doğru olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi although ve belirsiz bir geçmiş durumu anlatan hedef biçimle tamamlayın: “The road is wide now, ____ narrower before the rebuild.”

Cevabı göster

although it might have been

I'm not sure.

2:41

Emin değilim.

Okay,

2:42

Tamam,

well we'll find out at the end of the program.

2:42

bunu programın sonunda öğreneceğiz.

Popular songs are full of lists Kalıp ifadeler

2:45

Popüler şarkılar listelerle doludur

Kalıp ifadeler

are full of lists: be full of + isim yapısı

Are full of lists, be + full of + isim kalıbını kullanır. Özne olan popular songs çoğul olduğu için be, are biçimini alır. Buradaki lists, kâğıt üzerindeki listeleri değil, şarkı sözlerinde art arda söylenen öğe gruplarını anlatır. Be full of, bir şeyin gerçek içeriğini veya bir yerde, metinde, deneyimde ya da durumda çok miktarda bulunan bir şeyi anlatabilir. Çoğu zaman çok şey içerdiği anlamına gelir; hiç boş yer kalmadığı anlamına gelmesi gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi be full of kalıbıyla geniş zamanda tamamlayın: The museum ____ amazing paintings.

Cevabı göster

is full of

and one of the most famous is My Favorite Things, Kültür

2:47

ve en ünlü listelerden biri My Favorite Things'dir,

sung by Julie Andrews in the film The Sound of Music.

2:51

The Sound of Music filminde Julie Andrews tarafından söylenmiştir.

Kültür

My Favorite Things ... The Sound of Music: şarkı adı ve film adı

Bu cümlede My Favorite Things yalnızca “sevdiğim şeyler” anlamındaki sıradan bir ifade değil, bir şarkının adıdır. The Sound of Music ise filmin adıdır. Julie Andrews bu şarkıyı o filmde seslendirir. Şarkıda, söyleyen kişinin sevdiği bir dizi şey art arda sayılır. Bu nedenle burada liste üzerine kurulmuş ünlü bir şarkı örneği olarak kullanılır. İki adı tanımak, şarkının listeler konusuyla bağlantısını açıklar.

Alıştırma

Örnekteki iki adı doğru biçimde tanımlayan ifade hangisidir?

  1. The Sound of Music, Julie Andrews tarafından yazılmış bir listedir.
  2. My Favorite Things, The Sound of Music filminde seslendirilen bir şarkıdır.
  3. My Favorite Things, The Sound of Music filminin diğer adıdır.
Cevabı göster

My Favorite Things, The Sound of Music filminde seslendirilen bir şarkıdır.

The song lists all her favorite things

2:54

Şarkı onun en sevdiği her şeyi listeler,

from raindrops on roses Dilbilgisi

2:57

güllerin üzerindeki yağmur damlalarından

to whiskers on kittens.

3:00

yavru kedilerin bıyıklarına kadar.

Dilbilgisi

from raindrops on roses to whiskers on kittens: bir aralık göstermek

Bu cümlede from A to B, bir listedeki birbirinden çok farklı iki örneği belirtir. Geniş bir çeşitliliği gösterir: şarkıda güllerin üzerindeki yağmur damlaları ve yavru kedilerin bıyıkları gibi şeyler yer alır. Burada from...to... bir yerden başka bir yere gitmeyi anlatmaz. Bu kalıp zaman, sayı, konu veya nesne türlerinden oluşan aralıkları da düzenleyebilir.

Alıştırma

Bir aralık göstermek için cümleyi from...to... ile tamamlayın: The library has books ____ picture stories ____ science guides.

Cevabı göster

from · to

Here,

3:02

Burada,

Jo Nolan and Michael Rosen discuss the song

3:03

Jo Nolan ve Michael Rosen şarkıyı tartışıyor

on BBC Radio 4 program Word of Mouth.

3:06

BBC Radio 4 programı Word of Mouth'ta.

I feel like you get a lot Ton ve niyet

3:10

Bu şarkıdan epey bir şey elde ettiğinizi,

Ton ve niyet

I feel like + yan cümle: kişisel görüş bildirmek

Burada I feel like ifadesinden sonra you get a lot yan cümlesi gelir. İfade “benim izlenimim...” veya “bence...” anlamına gelir; böylece konuşan kişi yorumunu kişisel bir değerlendirme olarak sunar. Burada bedensel bir duyguyu anlatmaz. Sohbette bu başlangıç, bir görüşü gerçekmiş gibi doğrudan söylemeye göre daha yumuşak duyurabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir okul oyunu hakkında kişisel görüşü doğal biçimde ifade eder?

  1. I feel the final scene like more music.
  2. I feel like the final scene needs more music.
  3. I feel like adding more music.
Cevabı göster

I feel like the final scene needs more music.

you get a big bang for your buck in that song. Deyimler

3:11

paranızın/emeğinizin büyük bir karşılığını (big bang for your buck) aldığınızı hissediyorum.

Deyimler

you get a big bang for your buck: harcadığının karşılığını fazlasıyla almak

Bang for your buck, para, zaman veya emek yatırımından alınan karşılığı anlatan bir deyimdir. Get a big bang for your buck, ortaya koyduğun şeye kıyasla güçlü bir etki veya yüksek değer elde etmek anlamına gelir; burada bang ve buck gerçek anlamlarında kullanılmaz. Bu cümlede konuşan kişi, şarkının nispeten az sözle çok fazla içerik veya duygusal etki yarattığını söylüyor. Başka durumlarda kullanılabilecek daha yaygın biçim a lot of bang for your buck ifadesidir.

Alıştırma

‘Harcanan para karşılığında çok iyi değer sunmak’ anlamındaki deyimi tamamlayın: This basic camera gives you a lot of ____.

Cevabı göster

bang for your buck

Maybe it's the positivity.

3:13

Belki de bu onun pozitifliğidir.

It's a bit saccharine, Kelime

3:14

Biraz aşırı tatlı (saccharine),

Kelime

a bit saccharine: olumsuz bir tarz eleştirisini yumuşatmak

Burada saccharine, tarz hakkında olumsuz bir değerlendirmedir. Şarkının zorlanmış veya samimiyetsiz görünecek kadar tatlı ya da duygusal olduğunu anlatır; gerçek şekerden söz edilmez. A bit, ‘biraz’ anlamına gelir ve eleştiriyi yumuşatır. Konuşan kişi tarzı hâlâ eleştirir, ancak bunu daha az sert bir şekilde yapar.

Alıştırma

Bir değerlendirmede The ending is a bit saccharine ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Son bölümde az miktarda şeker vardır.
  2. Sonda hiç duygu yoktur.
  3. Son biraz fazla tatlı ve duygusaldır.
Cevabı göster

Son biraz fazla tatlı ve duygusaldır.

maybe that's also part of the issue.

3:15

belki bu da sorunun bir parçasıdır.

The list encourages you to think really efficiently Kalıp ifadeler

3:17

Liste sizi gerçekten çok verimli

Kalıp ifadeler

encourage someone to do something: birini bir şey yapmaya teşvik etmek

Encourage someone to do something, bir kişiyi desteklemek veya harekete geçmesi için ona bir neden sunmak demektir. Kalıp encourage + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada kişi you, eylem ise think'tir. Özne mutlaka insan olmak zorunda değildir. Bir liste, araç, kural veya ortam da bir davranışı daha kolay ya da daha olası hâle getirerek teşvik edebilir. Bu cümlede liste, verimli düşünmeye yönlendiriyor.

Alıştırma

Cümleyi encourage ... to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The game ____ children ____ work together.

Cevabı göster

encourages · to

and and economically.

3:21

ve ekonomik düşünmeye teşvik ediyor.

So I think you don't waste a lot of time and effort Kalıp ifadeler

3:23

Bu yüzden sanırım çok fazla zaman ve çaba harcamazsınız

making a nice sentence or using long words.

3:26

güzel bir cümle kurmak veya uzun kelimeler kullanmak için.

Kalıp ifadeler

don't waste time and effort doing something: bir şey yaparken zaman ve emeği boşa harcamamak

Waste time and effort, zamanı ve emeği gereksiz ya da değmeyecek bir şeye harcamak demektir. Time and effort, bir işin gerektirdiği iki kaynağı birlikte anlatan doğal bir kelime eşleşmesidir. Bu kaynakların hangi etkinlikte boşa gittiğini söylemek için waste time and effort + fiilin -ing biçimi kullanılır. Cümlede özenli bir cümle kurmak veya uzun kelimeler kullanmak gereksiz iş olarak sunuluyor.

Alıştırma

Cümleyi waste time and effort ile tamamlayın: Clear instructions mean we don't ____ guessing what to do.

Cevabı göster

waste time and effort

You just get to the nub of things quite quickly. Deyimler

3:30

Bir şeylerin özüne (nub) oldukça hızlı bir şekilde ulaşırsınız.

Deyimler

get to the nub of things: asıl noktaya ulaşmak

Get to the nub of things, bir konunun en önemli kısmına ulaşmak veya onu belirlemek demektir. Bu cümlede quite quickly, bunun fazla gecikmeden gerçekleştiği anlamını ekler. Burada nub fiziksel bir nesneyi değil, merkezdeki noktayı veya asıl meseleyi ifade eder. Sondaki isim konuya göre değişebilir: get to the nub of the problem, question veya matter.

Alıştırma

Dersin ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: We have only ten minutes, so let's ____ the problem.

Cevabı göster

get to the nub of

The song's list of favorite things is long

3:34

Şarkının favori şeyler listesi uzundur

and Jo says you get a big bang for your buck,

3:37

ve Jo büyük bir big bang for your buck elde ettiğinizi söylüyor,

an idiom meaning that you gain a lot

3:40

bu, bir şeye harcadığınız para veya çabanın karşılığında

in return for the money or effort you spend on something. Kalıp ifadeler

3:42

çok şey kazandığınızı ifade eden bir deyimdir.

Kalıp ifadeler

in return for + para veya çaba: değişimi göstermek

In return for + bir isim veya -ing biçimi, bir şeyin o nesne ya da eyleme karşılık ödül veya değişim olarak alındığını belirtir. Bu cümlede para ya da çaba sizin ortaya koyduğunuz şeydir; kazanç ise karşılığında aldığınızdır. Burada return bir isimdir. Bir yere geri dönme eylemini değil, elde edilen faydayı ifade eder.

Alıştırma

Dersteki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Amir fixed my bike ____ my help with his homework.

Cevabı göster

in return for

But not everyone likes the song.

3:46

Ancak herkes bu şarkıyı sevmez.

Some call it saccharine,

3:49

Bazıları ona saccharine der,

an adjective meaning excessively sweet,

3:50

bu aşırı tatlı,

sentimental, or insincere.

3:53

duygusal veya samimiyetsiz anlamına gelen bir sıfattır.

Lists often abbreviate the items they contain. Kelime

3:56

Listeler genellikle içerdikleri öğeleri kısaltır.

Kelime

abbreviate the items: öğe adlarını daha kısa biçimde yazmak

Abbreviate, bir sözcüğü, adı veya ifadeyi daha kısa hâle getirmek anlamına gelen geçişli bir fiildir. Abbreviate the items ifadesinde liste, öğe adlarını kısaltılmış biçimlerde kaydeder; örneğin Wednesday yerine Wed. yazılır. Odak, yazının biçimindedir: daha az harf veya daha kısa bir etiket yine aynı öğeyi belirtir. Bu, uzun bir metnin ana fikirlerini vermek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi eylem abbreviating örneğidir?

  1. Bir hikâyenin ana noktalarını vermek
  2. İngilizce bir sözcüğü başka bir dile çevirmek
  3. Wednesday sözcüğünü Wed. yapmak
Cevabı göster

Wednesday sözcüğünü Wed. yapmak

So you get to the nub of things quickly.

3:59

Böylece nesnelerin nub'ına hızlıca ulaşırsınız.

The nub of something means the most important

4:02

Bir şeyin nub'ı, onunla ilgili en önemli

or essential point about it.

4:05

veya en temel nokta anlamına gelir.

Lists can be useful as well.

4:07

Listeler de faydalı olabilir.

Here's Jo Nolan giving an example of a useful list

4:09

İşte Jo Nolan'dan faydalı bir liste örneği,

to BBC Radio 4's Word of Mouth.

4:13

BBC Radio 4'ün Word of Mouth programında.

A friend of mine who makes pros and cons lists Kelime

4:16

Artı ve eksi (pros and cons) listesi yapan bir arkadaşım,

Kelime

pros and cons lists: avantaj ve dezavantaj listeleri

Pros and cons sabit bir ikilidir: pros avantajları veya bir seçeneği destekleyen nedenleri, cons ise dezavantajları veya karşı çıkan nedenleri belirtir. Bir pros and cons list, karar vermeden önce karşılaştırılabilmeleri için iki tarafı bir araya getirir. Pros and cons lists ifadesinde pros and cons söz grubunun tamamı lists adını niteler. Tek liste için a pros and cons list, birden fazla liste için pros and cons lists kullanılır.

Alıştırma

İki taraflı bir karar listesi için kullanılan sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: Maya wrote down the good and bad sides of joining the art club. She made a ____ before deciding.

Cevabı göster

pros and cons list

finds that it really helps her resolve a situation. Kalıp ifadeler

4:18

bunun bir durumu çözmesinde ona gerçekten yardımcı olduğunu görüyor.

Kalıp ifadeler

helps her resolve a situation: help + kişi + fiilin yalın hâli

Burada help someone resolve a situation, kişinin bir sorun ya da anlaşmazlığı ele alıp çözüme ulaşmasını kolaylaştırmak anlamına gelir. Resolve yalnızca seçim yapmak değildir; sorunun çözüme kavuşturulmasını da anlatır. Buradaki yapı help + kişi + fiilin yalın hâlidir: helps her resolve. helps her to resolve da kullanılabilir, ancak to olmadan kullanılan biçim yaygın ve doğaldır.

Alıştırma

"A calm talk helped them resolve the situation." cümlesi ne anlama gelir?

  1. Sorunu ele alıp çözüme doğru ilerlediler.
  2. Bir saat seçtiler ancak sorunu ele almadılar.
  3. Sorunu anlattılar ancak çözmeye çalışmadılar.
Cevabı göster

Sorunu ele alıp çözüme doğru ilerlediler.

She halves her page, Kelime

4:21

Sayfasını ikiye bölüyor,

pros, cons,

4:23

artılar, eksiler,

Kelime

halves her page: fiil olarak halve

Burada halves, “bir şeyi iki eşit parçaya bölmek” anlamındaki halve fiilinin üçüncü tekil kişi biçimidir. She öznedir, her page ise nesnedir. Ardından pros, cons geldiği için amaç, sayfayı biri artılar diğeri eksiler için olmak üzere iki bölüme ayırdığını anlatmaktır. Bu cümlede halves çoğul bir isim değil, fiil biçimidir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyip duyduğunuz cümleyi seçin. Halves, holds ve folds arasındaki farka odaklanın.

  1. She folds the page before writing her list.
  2. She holds the page before writing her list.
  3. She halves the page before writing her list.
Cevabı göster

She halves the page before writing her list.

and she said by the end of it, Kalıp ifadeler

4:24

ve dedi ki liste bittiğinde,

she knows what she's doing. Deyimler

4:26

ne yapması gerektiğini biliyor oluyor.

Kalıp ifadeler

by the end of it: bitişe kadar elde edilen sonuç

By the end of it, «süreç sona erdiğinde en geç» anlamına gelir. Buradaki it az önce söz edilen süreci gösterir; by bir şeyin yanında olmayı değil, bir zaman sınırını belirtir. Bu ifade, bir etkinlik, konuşma veya görev bittiğinde gerçekleşmiş olması beklenen bir sonucu tanıtır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir sonucun en geç dersin sonunda elde edildiğini gösterir?

  1. At the end of the lesson, the bell rang.
  2. By the end of the lesson, everyone could solve the puzzle alone.
  3. Near the end of the lesson, everyone opened a book.
Cevabı göster

By the end of the lesson, everyone could solve the puzzle alone.

Deyimler

she knows what she's doing: açık bir plana ve beceriye sahip olmak

Bu cümlede she knows what she's doing, onun daha sonra neye karar vereceğini veya ne yapacağını açıkça bildiği anlamına gelir. Yalnızca o anda yaptığı fiziksel hareketin ne olduğunu bildiği anlamına gelmez. Daha genel olarak know what you're doing, bir kişinin bir görevi veya durumu nasıl yöneteceğini bildiğini ve beceri ya da güvenle hareket edebildiğini anlatır.

Alıştırma

Bir iş ortamında He knows what he's doing cümlesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Diğer herkesin ne yaptığını biliyor.
  2. Kendi ellerinin hareket ettiğini görebiliyor.
  3. Açık bir planı var ve görevi yönetebilir.
Cevabı göster

Açık bir planı var ve görevi yönetebilir.

Lists help us make decisions

4:27

Listeler, bir durumun tüm artı ve eksilerini (pros and cons) yazarak

by writing down all the pros and cons of a situation. Notlar

4:29

kararlar almamıza yardımcı olur.

Dilbilgisi

by writing down: yöntemi by + -ing ile belirtmek

By + -ing yapısı, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi gösterir. Burada by writing down, listelerin insanların karar vermesine nasıl yardımcı olduğunu açıklar: yöntem, olumlu ve olumsuz noktaları yazıya dökmektir. Bu yapıda by bir edat olduğu için ardından write veya to write değil, writing gelir. Kullanışlı kalıp result + by + -ing şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi by + -ing ve check the map kullanarak tamamlayın: We found the right path ____.

Cevabı göster

by checking the map

Kelime

pros and cons: olumlu ve olumsuz yönler

Pros and cons, bir seçeneğin, planın veya durumun iyi ve kötü yönlerini ifade eden kalıplaşmış çoğul bir ifadedir. Bu cümlede all the pros and cons, kararı etkileyebilecek iki tarafı da belirtir. Bu ifadede pros, advantages anlamına gelir; professionals sözcüğünün kısaltması değildir. Yaygın ve yeniden kullanılabilir kalıp the pros and cons of + isim şeklindedir.

Alıştırma

Kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: Before choosing a new bike, list the pros ____.

Cevabı göster

and cons

The pros and cons is another way of saying Kalıp ifadeler

4:34

Pros and cons, bir şeyin

the advantages and disadvantages of something,

4:36

avantajları ve dezavantajlarını söylemenin başka bir yoludur,

Kalıp ifadeler

is another way of saying: eş değer bir ifadeyi açıklamak

“A is another way of saying B” kalıbı, A ve B'nin aynı ya da birbirine çok yakın bir düşünceyi ifade ettiğini belirtir. Buradaki way, bir işi yapma adımları değil, bir şeyi ifade etme biçimidir. Bu kalıp, bir kelimeyi veya ifadeyi daha açık ya da daha tanıdık bir dille açıklamak için kullanılır. A, adı anılan bir ifadeyse tırnak işaretleri veya “The phrase A...” gibi bir yapı cümleyi daha açık hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: “Purchase” ____ “buy”.

Cevabı göster

is another way of saying

especially when you're trying to choose between them. Kalıp ifadeler

4:39

özellikle aralarında bir seçim yapmaya çalışırken.

Kalıp ifadeler

choose between them: belirli seçenekler arasında karar vermek

Choose between them, daha önce sözü edilen seçeneklerden hangisini istediğinize karar vermek anlamına gelir. Them, seçeneklerin adlarının yerini tutar; bu nedenle dinleyen kişi bu seçeneklerin ne olduğunu bilmelidir. Yaygın bir yapı choose between A and B biçimindedir. Between, birbirinden açıkça ayrılan ikiden fazla seçenekle de kullanılabilir; seçenekler belirliyse ve karşılaştırılıyorsa bu yapıyı kullanın.

Alıştırma

Belirli iki sandalyeden birini seçmelisiniz. Bu anlamı hangi cümle ifade eder?

  1. We need to choose the blue chair and the green chair.
  2. We need to choose from all the chairs in the showroom.
  3. We need to choose between the blue chair and the green chair.
Cevabı göster

We need to choose between the blue chair and the green chair.

The more you think about it, Dilbilgisi

4:42

Ne kadar çok düşünürseniz,

the more you see lists everywhere,

4:44

her yerde o kadar çok liste görürsünüz,

Dilbilgisi

The more you think about it, the more you see: bağlantılı değişimler

The more..., the more... iki değişimi birbirine bağlar: ilk değişimin miktarı, sıklığı veya derecesi arttığında ikinci değişim de artar. Burada listeler hakkında daha çok düşündükçe onları daha sık fark etmek anlamına gelir. Tekrarlanan the, The + karşılaştırma..., the + karşılaştırma... kalıbının sabit bir parçasıdır. Bir ismin önünde kullanılan sıradan tanımlık değildir.

Alıştırma

Cümleyi The more..., the more... ile tamamlayın: ____ you practise, ____ confident you become.

Cevabı göster

The more · the more

in menus and bank statements, for example.

4:47

örneğin menülerde ve banka ekstrelerinde.

And therapists even recommend listing Dilbilgisi

4:50

Ve terapistler daha mutlu hissetmeniz için

all the good things in your life to feel happier.

4:52

hayatınızdaki tüm iyi şeyleri listelemenizi bile tavsiye ediyor.

Dilbilgisi

recommend listing: recommend + -ing

recommend fiilinden hemen sonra önerilen etkinlik geliyorsa fiilin -ing biçimi kullanılır: recommend + fiil-ing. recommend listing ifadesinde listing, önerilen etkinliği belirtir. Bu yapıda recommend to + fiilin yalın biçimini kullanmayın. Eylemi kimin yapacağını belirtmek için recommend sonrasında kişi + to-mastar kullanmak yerine that yan cümlesi kullanın.

Alıştırma

Cümleyi read fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The librarian recommends ____ this book first.

Cevabı göster

reading

Not bad for a few words on a scrap of paper. Ton ve niyet

4:56

Bir kağıt parçasındaki birkaç kelime için hiç de fena değil.

Ton ve niyet

Not bad for ... ile ölçülü övgü

Not bad for ... ifadesi kelime anlamıyla, belirtilen koşul düşünüldüğünde bir şeyin kötü olmadığını söyler. Burada dolaylı ve ölçülü bir övgüdür: küçücük bir kâğıt parçasındaki birkaç kelime, beklenmedik derecede yararlı bir sonuç sağlamıştır. for + isim öbeği, değerlendirmenin dayandığı ölçütü veya sınırlamayı verir. Bu kalıp çoğu zaman “Bu kadar basit, küçük, yeni ya da sınırlı olduğu düşünülürse oldukça iyi iş çıkardı” anlamını sezdirir.

Alıştırma

Şu yorumu okuyun: Not bad for a first attempt. En uygun yorum hangisidir?

  1. Denemenin çok basit olduğu için başarısız olduğunu söyler.
  2. Yalnızca denemenin ne iyi ne de kötü olduğunu belirtir.
  3. Ölçülü bir övgüdür: basit deneme beklenenden daha iyi sonuç verdi.
Cevabı göster

Ölçülü bir övgüdür: basit deneme beklenenden daha iyi sonuç verdi.

Okay,

4:59

Tamam,

it's time to reveal the answer to my question. Anlatım akışı

5:00

sorumun cevabını açıklama zamanı geldi.

Anlatım akışı

it's time to reveal the answer ile geçiş yapma

Burada it's time to reveal the answer yalnızca saatin kaç olduğunu söylemez. Önceki konuşmayı kapatır ve sıradaki bölümün cevabı açıklamak olduğunu bildirir. It's time to + fiilin yalın hâli kalıbı, konuşmacının dinleyiciler için sırada ne olduğunu düzenlemesine yardımcı olur. Bu sabit kalıptaki it belirli bir nesneyi göstermez.

Alıştırma

Sunucunun geçiş cümlesini hedef kalıpla tamamlayın: The votes are counted. ____ reveal the winner.

Cevabı göster

It's time to

Beth,

5:04

Beth,

I asked you which movie had made the most money ever Dilbilgisi

5:04

sana tüm zamanların en çok para kazandıran filminin hangisi olduğunu sordum

Dilbilgisi

which movie had made...: dolaylı soru dizilişi ve zamanın geriye kayması

which movie had made the most money ever, asked fiilinin içeriğini veren dolaylı bir sorudur. Soru sözcüğü which korunur, ancak bildirme cümlesi dizilişi kullanılır: which movie öznedir ve hemen ardından had made gelir. it eklenmez ve soru cümlesindeki özne-yardımcı fiil yer değiştirmesi yapılmaz. Had made, past perfect zamandır. Geçmişteki asked noktasından bakıldığında filmin para kazanması sorma anından daha önce gerçekleşmiştir. Önceki bir soru aktarılırken bu tür zaman geriye kayması yaygındır.

Alıştırma

En çok para kazanan film hakkındaki önceki bir soruyu hangi cümle doğru biçimde aktarır?

  1. I asked which movie had made the most money ever.
  2. I asked which had the movie made the most money ever.
  3. I asked which movie had it made the most money ever.
Cevabı göster

I asked which movie had made the most money ever.

and you said Avatar.

5:09

ve sen Avatar dedin.

And now according to the Internet Movie Database,

5:11

Ve şimdi Internet Movie Database'e göre,

that's exactly right. Ton ve niyet

5:15

bu kesinlikle doğru.

Ton ve niyet

that's exactly right: tamamen doğru olduğunu onaylama

That's exactly right, diğer kişinin cevabının, anlayışının veya ifadesinin tamamen doğru olduğunu açıkça onaylar. Exactly, right sözcüğünü güçlendirir: yalnızca yakın ya da kısmen doğru olmayı değil, tam bir eşleşmeyi anlatır.

Alıştırma

Bir ekip arkadaşı planı bütün ayrıntılarıyla doğru açıkladı. En uygun cevap hangisidir?

  1. That's partly right.
  2. That's exactly right.
  3. You're close.
Cevabı göster

That's exactly right.

Yay!

5:16

Yaşasın!

Okay,

5:17

Tamam,

let's recap the vocabulary we've learned, Anlatım akışı

5:18

öğrendiğimiz kelimeleri tekrar edelim,

Anlatım akışı

Let's recap the vocabulary we've learned: kısa bir tekrara geçmek

Let's recap... ana içerikten daha önce ele alınanların kısa bir tekrarına geçildiğini gösterir. Recap, önemli noktaları özetlemek veya yeniden gözden geçirmek demektir; baştan başlamak ya da her ayrıntıyı tekrarlamak değildir. Let's + fiilin yalın hâli, eylemi konuşmacı ile dinleyicilerin birlikte yapacağı bir şey olarak sunar. The vocabulary we've learned, neyin gözden geçirileceğini belirtir. Let's recap + konu kalıbı bir tekrar bölümünü başlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Daha önce ele alınanların kısa bir tekrarını en doğal biçimde hangi cümle başlatır?

  1. Let's begin a completely new topic before we finish.
  2. Let's recap the main points before we finish.
  3. Let's repeat the entire lesson word for word before we finish.
Cevabı göster

Let's recap the main points before we finish.

starting with bucket list,

5:21

ölmeden önce yapmak istediğin tüm şeylerin listesi olan

all the things you would like to do before you die.

5:23

bucket list ile başlayarak.

Puke is slang for vomit or sick.

5:26

Puke, kusmak veya kusmuk anlamına gelen argo bir kelimedir.

If something gives bang for your buck,

5:29

Bir şey size bang for your buck veriyorsa,

you gain a lot of extra value

5:32

içine koyduğunuz para veya çabanın karşılığında

in return for the money or effort you put into it.

5:34

çok fazla ekstra değer kazanırsınız.

If you call something saccharine, Dilbilgisi

5:37

Eğer bir şeye saccharine derseniz,

you criticize it for being too sweet or sentimental.

5:39

onu çok tatlı veya aşırı duygusal olduğu için eleştiriyorsunuzdur.

Dilbilgisi

Call something saccharine: call + nesne + sıfat

Burada call, telefon etmek değil, bir şeyi belli bir özellikte değerlendirmek veya nitelemek demektir. Yapı call + nesne + sıfat şeklindedir: something nesnedir, saccharine ise konuşmacının o nesneye yüklediği özelliği gösteren sıfattır. Bu cümlede saccharine olumsuz bir değerlendirmedir: bir şeyin fazla tatlı veya duygusal bulunduğunu belirtir. Aynı yapı başka değerlendirmeleri de aktarabilir; örneğin Critics called the ending unrealistic.

Alıştırma

Hangi cümle bir değerlendirme aktarmak için call + nesne + sıfat yapısını doğru kullanır?

  1. Critics called the ending predictable.
  2. Critics called the ending as predictable.
  3. Critics called the ending a predictable.
Cevabı göster

Critics called the ending predictable.

The nub of a problem or situation

5:42

Bir sorunun veya durumun nub'ı (özü),

is the most important or essential thing about it.

5:45

onunla ilgili en önemli veya en temel şeydir.

And finally,

5:48

Ve son olarak,

something's pros and cons are its advantages and disadvantages.

5:49

bir şeyin pros and cons'u (artıları ve eksileri) onun avantajları ve dezavantajlarıdır.

Once again,

5:54

Bir kez daha,

our six minutes are up, Kalıp ifadeler

5:55

altı dakikamız doldu,

Kalıp ifadeler

our six minutes are up: Belirlenen süre sona erdi

our six minutes are up ifadesinde be up, izin verilen veya planlanan bir sürenin sona erdiğini belirtir. Buradaki up, yukarı yönü anlatmaz. Konuşmacı yalnızca Time is up demek yerine süreyi açıkça our six minutes diye belirtir. Böylece bitişi programın altı dakikalık formatına bağlar ve bölümü kapatır.

Alıştırma

Bu duyuruyu be up kullanarak tamamlayın: The quiz timer rings. Time ____.

Cevabı göster

is up

but remember you'll find a quiz and worksheet for this episode

5:57

ancak bu bölüm için bir test ve çalışma sayfasını web sitemizde,

over on our website, bbclearningenglish.com.

6:01

bbclearningenglish.com'da bulabileceğinizi unutmayın.

Goodbye for now.

6:05

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:06

Hoşça kal.

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

6:08

bbclearningenglish.com'dan Six Minute English.