Liste hazırlamanın keyfi ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Bu bölüm; şifreyi andıran alışveriş notlarından liste biçimindeki şarkılara, karar vermeyi ve hayattaki olumlu yönleri fark etmeyi kolaylaştıran pratik yöntemlere kadar listelerin neden bu kadar yaygın olduğunu inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Imagine you're at the supermarket and find someone's shopping list. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Imagine... kalıbının bir hikâye ya da açıklama başlamadan önce dinleyiciyi varsayımsal bir durumun içine nasıl yerleştirdiğini öğrenin. Bu girişi sunumlarda, derslerde ve sohbetlerde kullanarak soyut bir konuyu somutlaştırabilir ve dinleyiciyi sonraki anlatıma hazırlayabilirsiniz. 2. you get a big bang for your buck — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Harcanan para, zaman veya çaba karşılığında yüksek değer elde etmeyi anlatan bu gündelik deyimi anlayın. Deyimin gerçek anlamlı olmadığını ayırt edebilir; fiyat-performans, yoğun ve verimli içerik ya da karşılığını veren emek hakkında konuşurken kullanabilirsiniz. 3. recommend listing — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: recommend fiilinden sonra to alan mastar yerine doğrudan gerund gelebileceğine dikkat edin. Böylece olumlu deneyimleri yazmak gibi bir etkinliği doğal biçimde önerebilir ve yaygın recommend to do hatasından kaçınabilirsiniz.
Bu derste
Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:08Merhaba, bu BBC Learning English'ten Six Minute English.
A list is a collection ... with ...: tanımlama ve özellik ekleme
A list is a collection of items yan cümlesi, list sözcüğünü A is B yapısıyla tanımlar: A açıklanan şeyi, B ise onun ait olduğu kategoriyi belirtir. with bölümü, topluluğun bir özelliğini eklemek için with + isim + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. with a single item written on each line ifadesinde written, her item üzerinde ne yapıldığını anlatır; ikinci bir ana fiil değildir. X is Y with Z kalıbıyla önce şeyi tanımlayıp sonra bir özellik ekleyebilirsiniz.
Alıştırma
Tanımı A is B with ... kalıbıyla tamamlayın: A triangle ____ a shape ____ three sides.
Cevabı göster
is · with
bucket list: yaşam boyu gerçekleştirilmek istenen özel hedefler
Bucket list, birinin yaşamı boyunca tamamlamayı umduğu deneyimlerin veya hedeflerin listesini anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Örnekteki a list of all the things ... before they die sözleri bu anlamı doğrudan açıklar. Bu ifade, kovaların listesi anlamına gelmez. Günlük kullanımda ölümün yakın olduğunu belirtmeden, bir gün gerçekten yapmak istediğim şeyler anlamında kullanılır.
Alıştırma
Hangi hedef bir bucket list için en uygundur?
- Bir gün kuzey ışıklarını görmek.
- Bugünkü e-postayı yanıtlamak.
- Okuldan sonra süt almak.
Cevabı göster
Bir gün kuzey ışıklarını görmek.
there's an episode of Six Minute English all about them.
0:28Six Minute English'in tamamen bunlarla ilgili bir bölümü var.
Imagine you're...: varsayımsal bir sahne kurmak
Imagine + yan cümle yapısı, dinleyiciyi varsayımsal bir durumu zihninde canlandırmaya davet eder. Bu cümlede süpermarket sahnesi, daha sonra söylenecekler için bir çerçevedir; gerçekten süpermarkete gitme veya gerçek bir liste bulma talimatı değildir. Bu, soru, açıklama veya hikâyeden önce sıkça kullanılan bir bilgi düzenleme yöntemidir. Ortak sahne kurulduktan sonra konuşmacı ana fikri daha açık biçimde sunabilir.
Alıştırma
Özgün cümlede Imagine sözcüğünün temel işlevi nedir?
- Gerçekten yaşanmış bir alışveriş gezisini anlatır.
- Ardından gelen tartışma için varsayımsal bir sahne kurar.
- Dinleyiciye hemen bir süpermarkete gitmesini söyler.
Cevabı göster
Ardından gelen tartışma için varsayımsal bir sahne kurar.
whose new book explores our love of lists. Dilbilgisi
0:40ve onun yeni kitabı listelere olan sevgimizi araştırıyor.
whose new book explores...: ilgi yan cümlesinde sahiplik
Whose, bu ilgi yan cümlesini daha önce anılan kişiye bağlar ve sahiplik ya da yakın ilişki gösterir: new book o kişiye ait kitaptır. whose new book ad öbeği explores fiilinin öznesidir. Bu bir ilgi yan cümlesi olduğu için whose burada kitabın sahibini soran bir soru sözcüğü değildir. İsim + whose + isim + fiil kalıbıyla kişiyi tanımlayan veya ek bilgi veren bir yapı kurar. Örneğin: a writer whose books sell well.
Alıştırma
Cümleyi sahiplik bildiren ilgi sözcüğüyle tamamlayın: Lena, ____ bicycle has a bell, rides to school.
Cevabı göster
whose
Here's Jo reading her shopping list Anlatım akışı
0:43İşte Jo, BBC Radio 4 programı Word of Mouth'ta
Here's Jo reading...: sıradaki ses kaydını tanıtmak
Here's Jo reading... dinleyicinin birazdan duyacağı ya da göreceği kişiyi ve yaptığı eylemi tanıtır. Sunuculukta kullanılan bu kalıpta Here's yalnızca “bu kişi burada” demek değildir; “şimdi bu kişiyi dinleyin ya da izleyin” işlevi görür. Kalıp Here's + kişi + -ing biçimidir. Konuşmacının girişten bir ses kaydına, gösterime veya örneğe geçmesini sağlar.
Alıştırma
Bir sunucu, Maya'nın bir makineyi açıkladığı kaydı birazdan dinletecek. Hangi cümle kaydı doğal biçimde tanıtır?
- Here's Maya explaining how the machine works.
- Where is Maya explaining how the machine works?
- Maya has explained how the machine works.
Cevabı göster
Here's Maya explaining how the machine works.
Uh can you work out what Jo was buying at the supermarket, Phil? Notlar
1:03Hım, Jo'nun süpermarketten ne aldığını bulabilir misin, Phil?
work out: akıl yürüterek cevaba ulaşmak
Bu soruda work out, “ipuçları üzerinde düşünerek cevabı bulmak” anlamına gelir. Phil'den Jo'nun ne satın aldığını çıkarması isteniyor; work out burada “egzersiz yapmak” demek değildir. Bu anlamda work out, work out the answer örneğindeki gibi çözülen şeyden önce kullanılabilir. Ayrıca what, why veya how ile de kullanılabilir: work out what happened.
Alıştırma
İpuçlarını inceleyerek bir mesajı çözdün ve kimseye sormadın. Bu durumu en iyi hangi cümle anlatır?
- I worked on the code for an hour.
- I found out what the code meant when Sam told me.
- I worked out what the code meant.
Cevabı göster
I worked out what the code meant.
what Jo was buying: dolaylı soruda düz cümle sırası
what Jo was buying at the supermarket yan cümlesi, work out ifadesinin nesnesidir. Daha büyük bir cümlenin içine yerleştirilmiş dolaylı bir sorudur ve Phil'in bulması istenen bilgiyi gösterir. Soru sözcüğüyle başlayan dolaylı bir soruda düz cümle sırası kullanılır: soru sözcüğü + özne + fiil. Bu nedenle what was Jo buying şeklindeki doğrudan soru sırası değil, what Jo was buying kullanılır. Aynı yapı know, ask, tell me ve find out gibi ifadelerden sonra da görülür.
Alıştırma
Hangi cümlede dolaylı soru için doğru sözcük sırası kullanılmıştır?
- Can you work out what Maya was carrying?
- Can you work out what did Maya carry?
- Can you work out what was Maya carrying?
Cevabı göster
Can you work out what Maya was carrying?
well I'm I'm going to guess that nanas are bananas Ton ve niyet
1:07peki, sanırım nanas, muz (bananas) demek
going to guess that: bir yanıtı tahmin olarak sunmak
I'm going to guess that + yan cümle yapısında konuşan kişi, yanıtı söylemeden önce bunun kesin olmayan bir tahmin olduğunu belirtir. that sonrasındaki yan cümle tahminin içeriğini verir; bu nedenle yanıt, doğrudan bir iddiadan daha az kesin duyulur. Burada be going to esas olarak konuşan kişinin birazdan vereceği yanıtı düzenler. Uzak geleceğe yönelik bir planı vurgulamaz; doğrudan tahmine geçiş yapar.
Alıştırma
Emin olmadığınızı göstermek için yanıtı hedef ifadeyle tamamlayın: I'm ____ the hidden number is twelve.
Cevabı göster
going to guess that
and shrooms, they've got to be mushrooms, right? Ton ve niyet
1:11ve shrooms, kesinlikle mantar (mushrooms) olmalı, değil mi?
they've got to be: güçlü bir çıkarım
they've got to be mushrooms ifadesinde have got to be, ipuçlarına dayanan güçlü bir sonuç bildirir: konuşan kişi tek mantıklı cevabın mushrooms olduğunu düşünür. Anlamı, mushrooms olmalılar şeklindedir; bir yükümlülükten söz etmez. Kanıt, bir kimlik veya durumun neredeyse kesin olduğunu gösterdiğinde have/has got to be kullanılabilir. have got to gereklilik de bildirebildiği için bağlam önemlidir.
Alıştırma
Hangi cümlede have got to be bir zorunluluk değil, güçlü bir çıkarım ifade ediyor?
- That building has got to be the stadium; the match is about to start.
- We've got to be quiet in the library.
- You've got to be at the gate by six.
Cevabı göster
That building has got to be the stadium; the match is about to start.
Cümle sonundaki right?: onay istemek
Cümle sonundaki right? bir onay ifadesidir. Konuşan kişi önce bir düşünce söyler, ardından dinleyenden bunu doğrulamasını veya kabul etmesini ister. Burada güçlü tahmini daha etkileşimli hâle getirir ve karşı tarafı cevap vermeye çağırır. Çoğu zaman konuşan kişinin evet cevabı beklediğini de gösterir; bu yüzden tarafsız bir bilgi sorusu kadar açık değildir. Bu konumda right yön bildirmez.
Alıştırma
Hangi cümlede onay istemek için cümle sonunda right? kullanılıyor?
- She gave the right answer.
- Turn right after the bridge.
- The school trip is on Friday, right?
Cevabı göster
The school trip is on Friday, right?
let's just come back to ...: önceki bir konuya dönmek
Let's just come back to + konu, konuşmanın yönünü düzenleyen bir kalıptır. Burada “dikkatimizi yeniden puke konusuna verelim” anlamına gelir; hiç kimse fiziksel olarak bir yere dönmüyor. Let's, karşıdaki kişiyi birlikte yeniden odaklanmaya davet eder. Just geçişi biraz yumuşatarak daha az ani duyulmasını sağlar, ancak konuşmayı yine daha önceki bir noktaya yönlendirir.
Alıştırma
Tartışmayı bütçe konusuna döndürmek için just dâhil hedef ifadenin tamamıyla cümleyi tamamlayın: We have discussed the schedule; now ____ the budget.
Cevabı göster
let's just come back to
were you instructing yourself to be sick in the supermarket? Kelime
1:30süpermarkette kendinize kusma talimatı mı veriyordunuz?
to be sick: bu Britanya İngilizcesi bağlamında kusmak
Bu soruda to be sick, “kusmak” anlamına gelir. Çevredeki konuşma puke hakkındadır; bu yüzden to be sick mastarı, kişinin kendisine yapmasını söylediği varsayılan eylemi belirtir, genel olarak hasta olma durumunu değil. Britanya İngilizcesinde be sick, “kusmak” anlamına gelebilir. Aynı sözler “hasta olmak” anlamına da gelebileceği için anlamı bağlam belirler.
Alıştırma
Bu cümlede ve Britanya İngilizcesi bağlamında to be sick ne anlama gelir?
- Kusmak
- Genel olarak hasta olmak
- Midesi bulanmak ancak mutlaka kusmamak
Cevabı göster
Kusmak
just a bit lost there: anlamadığını yumuşak bir şekilde söylemek
Burada a bit lost, “biraz kafası karışmış olmak” veya “o kısmı takip edememek” anlamına gelir. Bir yeri bulamamakla değil, anlamakla ilgilidir. there, biraz önce sözü edilen kısmı gösterir. just ve a bit ifadeyi yumuşatır. Konuşan kişi doğrudan “I don't understand” demek yerine kafasının karıştığını nazikçe belirtir ve karşısındaki kişiye açıklama fırsatı verir.
Alıştırma
Hangi cümlede a bit lost, konuşan kişinin anlamadığını nazikçe belirtmek için kullanılmıştır?
- I'm a bit lost, so can you show me the way to the station?
- I lost my notebook there yesterday.
- I'm a bit lost there. Could you explain that step again?
Cevabı göster
I'm a bit lost there. Could you explain that step again?
the abbreviation for ... would be ...: olası bir kısaltmayı belirtmek
the abbreviation for X is Y kalıbı, X'in yazılı kısaltmasını belirtir. Tam sözcüğü for ifadesinden, kısaltmayı ise is ifadesinden sonra getirin: The abbreviation for September is Sept. Örnekteki would be, bu özel liste için belirlenen olası bir biçimi tanıtır: cucumber, cuc olarak kısaltılabilir. Gelecekte yapılacak bir eylemi anlatmaz.
Alıştırma
abbreviation for ve would be ifadelerini doğru boşluklara yerleştirin: On this list, the ____ application ____ app.
Cevabı göster
abbreviation for · would be
so he has always referred to it as puke. Kalıp ifadeler
1:40bu yüzden o her zaman ondan puke diye bahseder.
refer to A as B: A'dan B diye söz etmek
Refer to A as B, “A'yı B adıyla ya da etiketiyle anmak veya tanımlamak” anlamına gelir. Burada it adlandırılan şey, puke ise kullanılan etikettir. Bu cümlede refer to, “bilgi edinmek için bir kaynağa bakmak” anlamında değildir. As, adı veya etiketi tanıtır; bu yüzden refer to A as B kalıbı bütünüyle korunur. Has always referred ayrıca bu adlandırmanın geçmişte başlayıp şimdiye kadar sürdüğünü gösterir.
Alıştırma
Cümleyi refer to A as B kalıbıyla tamamlayın: People often ____ this part of the city ____ the Old Town.
Cevabı göster
refer to · as
Cucumbers make Joanna's husband puke, Notlar
1:44Salatalıklar Joanna'nın kocasını puke (kusma) yapar,
make someone do something: birine bir şey yaptırmak
Make + kişi + fiilin yalın hâli, bir şeyin kişinin bir eylemde bulunmasına veya bir tepki vermesine neden olduğunu anlatır. Burada cucumbers neden, Joanna's husband etkilenen kişi, puke ise tepkidir. Etken cümlede kişiden sonra fiilin yalın hâli doğrudan gelir: make him puke denir, make him to puke denmez. Geçmiş zamanda da aynı kalıp kullanılır: made him puke.
Alıştırma
Laugh fiilini make + kişi + fiilin yalın hâli kalıbında kullanın: The silly joke made everyone ____.
Cevabı göster
laugh
puke: vomit fiilinin argo ve gündelik karşılığı
Burada puke, “kusmak” anlamına gelir. Ardından eklenen a slang word for vomit ifadesi hem puke sözcüğünün anlamını hem de gündelik ve argo olduğunu açıklar. Puke çok doğrudan bir sözcüktür; kaba gelebilir veya tiksinti hissi verebilir. Gündelik konuşmalarda ve medya içeriklerinde bunu anlamak yararlıdır, ancak dikkatli konuşmak gerektiğinde daha nötr bir sözcük seçmek genellikle daha uygundur.
Alıştırma
Bu ifadeyi değerlendirin: In a formal medical report, puke is usually more appropriate than vomit.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
X rhymes with Y: eşleşen son sesler
X rhymes with Y yapısı, X ve Y’nin son seslerinin aynı veya çok benzer olduğunu belirtir. Anlam ilişkisini değil telaffuz ilişkisini anlatır ve yalnızca yazılışa bakılarak belirlenmez. Buradaki cuc standart bir sözcük değil, kişiye özel bir kısaltmadır. Cümle, konuşanın bunu puke ile kafiyeli kabul ettiğini söyler; böylece kafiye bir hatırlama ipucu olarak kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle bir kafiyeyi doğru şekilde anlatır?
- Night rhymes with light.
- Night rhymes with noon.
- Night rhymes with darkness.
Cevabı göster
Night rhymes with light.
so it's a way of reminding her to buy cucumbers. Dilbilgisi
1:53bu yüzden bu, ona salatalık almasını hatırlatmanın bir yolu.
a way of reminding her to buy...: bir yöntem ve hatırlatma anlatmak
A way of + -ing, bir şeyi yapmanın yöntemini ya da aracını belirtir. Burada way “yol” değil, “yöntem” anlamındadır ve of'tan sonra -ing biçimindeki reminding gelir. Remind + someone + to + fiilin yalın hâli, hatırlatma yapılan kişiyi ve hatırlanacak eylemi gösterir. Burada her o kişiyi, to buy cucumbers ise eylemi belirtir. Yapının tamamı, özel kodun ona ne alacağını hatırlatmak için kullanıldığını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi a way of + -ing ve remind someone to do yapılarını kullanarak tamamlayın. attend fiilini kullanın: A calendar alert is ____ you ____ the meeting.
Cevabı göster
a way of reminding · to attend
lists are like secret codes: be like ile benzetme
Lists are like secret codes bir benzetmedir: be like, “benzemek” anlamına gelir. Konuşan kişi, özel listelerdeki kısaltmaları başkalarının anlaması zor olabileceği için bu listeleri gizli kodlara benzetir. Listeler gerçekten şifrelenmiş değildir. X is like Y yapısı, dinleyenin ortak bir özelliği gözünde canlandırmasını sağlar. Bu özelliğin her zaman açıkça söylenmesi gerekmez; burada ortak özellik, yalnızca kodu bilenlerin anlayabilmesidir.
Alıştırma
Hangi cümle, notları yol gösteren bir şeye benzetmek için be like kullanır?
- She likes the map in her notes.
- She would like a map for the project.
- Her notes are like a map that guides us through the project.
Cevabı göster
Her notes are like a map that guides us through the project.
we'll find out why people love lists Anlatım akışı
2:01insanların neden listeleri sevdiğini öğrenecek
we'll find out why...: yanıtlanacak soruyu önceden belirtmek
We'll find out why + yan cümle, dinleyiciye bir sonraki bölümün hangi soruyu yanıtlayacağını söyler. Burada sunucu, programın insanların listeleri sevme nedenini açıklayacağını bildiriyor. Find out, çoğunlukla tartışma, gözlem veya araştırma sonrasında “bir bilgiyi öğrenmek ya da ortaya çıkarmak” demektir. Bu dolaylı soruda why sonrasında düz cümle dizilişi kullanılır: why people love lists; why do people love lists kullanılmaz.
Alıştırma
Bu dersteki öbek fiili kullanarak tanıtım cümlesini tamamlayın: In today's experiment, we'll ____ why some objects float.
Cevabı göster
find out
and learn some useful new words and phrases.
2:04ve bazı faydalı yeni kelimeler ile ifadeler öğreneceğiz.
you'll find another list of all the vocabulary used on our website,
2:08web sitemizde kullanılan tüm kelimelerin başka bir listesini bulacaksınız,
According to the list on the Internet Movie Database website, Notlar
2:18Internet Movie Database web sitesindeki listeye göre,
According to...: bilgi kaynağını belirtmek
According to + kaynak, bilginin veya bir ifadenin dayanağının nereden geldiğini gösterir. Bu cümlede devamındaki bilginin kaynağı Internet Movie Database internet sitesindeki listedir; dolayısıyla ifade, konuşanın dayanaksız tahmini olarak sunulmaz. Kaynak bir rapor, araştırma, kural, kuruluş veya kişi olabilir: according to the report; according to Maya. Bu ifade, bilgiyi o kaynağa dayandırır ancak bilginin doğru olduğunu garanti etmez.
Alıştırma
Bu derste öğrendiğiniz kaynak belirten ifadeyi kullanın: ____ the school notice, the library closes at five.
Cevabı göster
According to
Internet Movie Database website: belirli IMDb sitesi
Internet Movie Database, IMDb olarak bilinen belirli bir sinema ve televizyon bilgi sitesinin özel adıdır. İnternetteki herhangi bir veri tabanını genel olarak anlatmaz. Burada site adı, listenin kaynağını belirtir. Bu kaynağı bilmek, sonraki sorunun gişe listesi gibi bir film sıralamasına dayandığını anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede Internet Movie Database website neyi ifade ediyor?
- Genellikle IMDb olarak bilinen belirli bir sinema ve televizyon bilgi sitesi
- Adı Database olan bir film
- İnternette bulunan herhangi bir veri tabanı
Cevabı göster
Genellikle IMDb olarak bilinen belirli bir sinema ve televizyon bilgi sitesi
which movie has made the most money ever? Dilbilgisi
2:22tüm zamanların en çok para kazandıran filmi hangisidir?
has made the most money ever: bugüne kadarki tüm zamanlar rekoru
Has made, has + geçmiş zaman ortacı yapısındaki present perfect biçimidir. Filmin geçmişten bugüne kadar biriken gelirini şu an geçerli olan toplam sonuç olarak sunar. The most money üstünlük derecesidir; ever ise karşılaştırmayı bugüne kadarki tüm zamana yayar. Birlikte kullanıldıklarında, şu anda tüm zamanların en yüksek gelir rekorunu hangi filmin elinde tuttuğunu sorarlar. 2020 gibi tamamlanmış bir dönem için simple past kullanılır.
Alıştırma
Tüm zamanların futbol rekoruyla ilgili bu soruyu present perfect kullanarak tamamlayın: Which player ____ the most goals ever?
Cevabı göster
has scored
I think it might be ... ile temkinli bir tahminde bulunmak
I think it might be ... ifadesinde I think, cevabın kişisel bir değerlendirme olduğunu; might be ise bunun yalnızca bir olasılık olduğunu gösterir. İkisi birlikte tahmini kesin değil, özellikle temkinli hâle getirir. Buradaki might şimdiki zamana ilişkin bir olasılık ifade eder. Cümleyi geçmiş zamana dönüştürmez ve ardından fiilin yalın hâli olan be gelir.
Alıştırma
Temkinli bir kişisel tahmin için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: “____ the blue door.”
Cevabı göster
I think it might be
although that might have been the most expensive to make. Dilbilgisi
2:38gerçi yapımı en pahalı olan da o olabilir.
although ... might have been: geçmişe ilişkin bir tahmini sınırlamak
Although, ilk tahmini daha az kesin hâle getiren sonradan eklenmiş bir düşünce sunar. Bu bir ödünlemedir: Konuşan kişi iki farklı rekoru karıştırıyor olabilir; dolayısıyla yan cümle “İlk cevabım doğru olabilir ama bu diğer anı neden böyle düşündüğümü açıklayabilir” anlamını verir. Might have been geçmişteki bir durum hakkında belirsiz bir tahmin bildirir. Yapısı might have + geçmiş zaman ortacıdır; burada been, geçmişteki olasılığı the most expensive to make tamamlayıcısına bağlar. Konuşan kişi bunun kesinlikle doğru olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi although ve belirsiz bir geçmiş durumu anlatan hedef biçimle tamamlayın: “The road is wide now, ____ narrower before the rebuild.”
Cevabı göster
although it might have been
are full of lists: be full of + isim yapısı
Are full of lists, be + full of + isim kalıbını kullanır. Özne olan popular songs çoğul olduğu için be, are biçimini alır. Buradaki lists, kâğıt üzerindeki listeleri değil, şarkı sözlerinde art arda söylenen öğe gruplarını anlatır. Be full of, bir şeyin gerçek içeriğini veya bir yerde, metinde, deneyimde ya da durumda çok miktarda bulunan bir şeyi anlatabilir. Çoğu zaman çok şey içerdiği anlamına gelir; hiç boş yer kalmadığı anlamına gelmesi gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi be full of kalıbıyla geniş zamanda tamamlayın: The museum ____ amazing paintings.
Cevabı göster
is full of
sung by Julie Andrews in the film The Sound of Music.
2:51The Sound of Music filminde Julie Andrews tarafından söylenmiştir.
My Favorite Things ... The Sound of Music: şarkı adı ve film adı
Bu cümlede My Favorite Things yalnızca “sevdiğim şeyler” anlamındaki sıradan bir ifade değil, bir şarkının adıdır. The Sound of Music ise filmin adıdır. Julie Andrews bu şarkıyı o filmde seslendirir. Şarkıda, söyleyen kişinin sevdiği bir dizi şey art arda sayılır. Bu nedenle burada liste üzerine kurulmuş ünlü bir şarkı örneği olarak kullanılır. İki adı tanımak, şarkının listeler konusuyla bağlantısını açıklar.
Alıştırma
Örnekteki iki adı doğru biçimde tanımlayan ifade hangisidir?
- The Sound of Music, Julie Andrews tarafından yazılmış bir listedir.
- My Favorite Things, The Sound of Music filminde seslendirilen bir şarkıdır.
- My Favorite Things, The Sound of Music filminin diğer adıdır.
Cevabı göster
My Favorite Things, The Sound of Music filminde seslendirilen bir şarkıdır.
from raindrops on roses to whiskers on kittens: bir aralık göstermek
Bu cümlede from A to B, bir listedeki birbirinden çok farklı iki örneği belirtir. Geniş bir çeşitliliği gösterir: şarkıda güllerin üzerindeki yağmur damlaları ve yavru kedilerin bıyıkları gibi şeyler yer alır. Burada from...to... bir yerden başka bir yere gitmeyi anlatmaz. Bu kalıp zaman, sayı, konu veya nesne türlerinden oluşan aralıkları da düzenleyebilir.
Alıştırma
Bir aralık göstermek için cümleyi from...to... ile tamamlayın: The library has books ____ picture stories ____ science guides.
Cevabı göster
from · to
I feel like + yan cümle: kişisel görüş bildirmek
Burada I feel like ifadesinden sonra you get a lot yan cümlesi gelir. İfade “benim izlenimim...” veya “bence...” anlamına gelir; böylece konuşan kişi yorumunu kişisel bir değerlendirme olarak sunar. Burada bedensel bir duyguyu anlatmaz. Sohbette bu başlangıç, bir görüşü gerçekmiş gibi doğrudan söylemeye göre daha yumuşak duyurabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir okul oyunu hakkında kişisel görüşü doğal biçimde ifade eder?
- I feel the final scene like more music.
- I feel like the final scene needs more music.
- I feel like adding more music.
Cevabı göster
I feel like the final scene needs more music.
you get a big bang for your buck in that song. Deyimler
3:11paranızın/emeğinizin büyük bir karşılığını (big bang for your buck) aldığınızı hissediyorum.
you get a big bang for your buck: harcadığının karşılığını fazlasıyla almak
Bang for your buck, para, zaman veya emek yatırımından alınan karşılığı anlatan bir deyimdir. Get a big bang for your buck, ortaya koyduğun şeye kıyasla güçlü bir etki veya yüksek değer elde etmek anlamına gelir; burada bang ve buck gerçek anlamlarında kullanılmaz. Bu cümlede konuşan kişi, şarkının nispeten az sözle çok fazla içerik veya duygusal etki yarattığını söylüyor. Başka durumlarda kullanılabilecek daha yaygın biçim a lot of bang for your buck ifadesidir.
Alıştırma
‘Harcanan para karşılığında çok iyi değer sunmak’ anlamındaki deyimi tamamlayın: This basic camera gives you a lot of ____.
Cevabı göster
bang for your buck
a bit saccharine: olumsuz bir tarz eleştirisini yumuşatmak
Burada saccharine, tarz hakkında olumsuz bir değerlendirmedir. Şarkının zorlanmış veya samimiyetsiz görünecek kadar tatlı ya da duygusal olduğunu anlatır; gerçek şekerden söz edilmez. A bit, ‘biraz’ anlamına gelir ve eleştiriyi yumuşatır. Konuşan kişi tarzı hâlâ eleştirir, ancak bunu daha az sert bir şekilde yapar.
Alıştırma
Bir değerlendirmede The ending is a bit saccharine ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Son bölümde az miktarda şeker vardır.
- Sonda hiç duygu yoktur.
- Son biraz fazla tatlı ve duygusaldır.
Cevabı göster
Son biraz fazla tatlı ve duygusaldır.
The list encourages you to think really efficiently Kalıp ifadeler
3:17Liste sizi gerçekten çok verimli
encourage someone to do something: birini bir şey yapmaya teşvik etmek
Encourage someone to do something, bir kişiyi desteklemek veya harekete geçmesi için ona bir neden sunmak demektir. Kalıp encourage + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada kişi you, eylem ise think'tir. Özne mutlaka insan olmak zorunda değildir. Bir liste, araç, kural veya ortam da bir davranışı daha kolay ya da daha olası hâle getirerek teşvik edebilir. Bu cümlede liste, verimli düşünmeye yönlendiriyor.
Alıştırma
Cümleyi encourage ... to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The game ____ children ____ work together.
Cevabı göster
encourages · to
So I think you don't waste a lot of time and effort Kalıp ifadeler
3:23Bu yüzden sanırım çok fazla zaman ve çaba harcamazsınız
making a nice sentence or using long words.
3:26güzel bir cümle kurmak veya uzun kelimeler kullanmak için.
don't waste time and effort doing something: bir şey yaparken zaman ve emeği boşa harcamamak
Waste time and effort, zamanı ve emeği gereksiz ya da değmeyecek bir şeye harcamak demektir. Time and effort, bir işin gerektirdiği iki kaynağı birlikte anlatan doğal bir kelime eşleşmesidir. Bu kaynakların hangi etkinlikte boşa gittiğini söylemek için waste time and effort + fiilin -ing biçimi kullanılır. Cümlede özenli bir cümle kurmak veya uzun kelimeler kullanmak gereksiz iş olarak sunuluyor.
Alıştırma
Cümleyi waste time and effort ile tamamlayın: Clear instructions mean we don't ____ guessing what to do.
Cevabı göster
waste time and effort
You just get to the nub of things quite quickly. Deyimler
3:30Bir şeylerin özüne (nub) oldukça hızlı bir şekilde ulaşırsınız.
get to the nub of things: asıl noktaya ulaşmak
Get to the nub of things, bir konunun en önemli kısmına ulaşmak veya onu belirlemek demektir. Bu cümlede quite quickly, bunun fazla gecikmeden gerçekleştiği anlamını ekler. Burada nub fiziksel bir nesneyi değil, merkezdeki noktayı veya asıl meseleyi ifade eder. Sondaki isim konuya göre değişebilir: get to the nub of the problem, question veya matter.
Alıştırma
Dersin ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: We have only ten minutes, so let's ____ the problem.
Cevabı göster
get to the nub of
and Jo says you get a big bang for your buck,
3:37ve Jo büyük bir big bang for your buck elde ettiğinizi söylüyor,
in return for the money or effort you spend on something. Kalıp ifadeler
3:42çok şey kazandığınızı ifade eden bir deyimdir.
in return for + para veya çaba: değişimi göstermek
In return for + bir isim veya -ing biçimi, bir şeyin o nesne ya da eyleme karşılık ödül veya değişim olarak alındığını belirtir. Bu cümlede para ya da çaba sizin ortaya koyduğunuz şeydir; kazanç ise karşılığında aldığınızdır. Burada return bir isimdir. Bir yere geri dönme eylemini değil, elde edilen faydayı ifade eder.
Alıştırma
Dersteki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Amir fixed my bike ____ my help with his homework.
Cevabı göster
in return for
Lists often abbreviate the items they contain. Kelime
3:56Listeler genellikle içerdikleri öğeleri kısaltır.
abbreviate the items: öğe adlarını daha kısa biçimde yazmak
Abbreviate, bir sözcüğü, adı veya ifadeyi daha kısa hâle getirmek anlamına gelen geçişli bir fiildir. Abbreviate the items ifadesinde liste, öğe adlarını kısaltılmış biçimlerde kaydeder; örneğin Wednesday yerine Wed. yazılır. Odak, yazının biçimindedir: daha az harf veya daha kısa bir etiket yine aynı öğeyi belirtir. Bu, uzun bir metnin ana fikirlerini vermek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi eylem abbreviating örneğidir?
- Bir hikâyenin ana noktalarını vermek
- İngilizce bir sözcüğü başka bir dile çevirmek
- Wednesday sözcüğünü Wed. yapmak
Cevabı göster
Wednesday sözcüğünü Wed. yapmak
A friend of mine who makes pros and cons lists Kelime
4:16Artı ve eksi (pros and cons) listesi yapan bir arkadaşım,
pros and cons lists: avantaj ve dezavantaj listeleri
Pros and cons sabit bir ikilidir: pros avantajları veya bir seçeneği destekleyen nedenleri, cons ise dezavantajları veya karşı çıkan nedenleri belirtir. Bir pros and cons list, karar vermeden önce karşılaştırılabilmeleri için iki tarafı bir araya getirir. Pros and cons lists ifadesinde pros and cons söz grubunun tamamı lists adını niteler. Tek liste için a pros and cons list, birden fazla liste için pros and cons lists kullanılır.
Alıştırma
İki taraflı bir karar listesi için kullanılan sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: Maya wrote down the good and bad sides of joining the art club. She made a ____ before deciding.
Cevabı göster
pros and cons list
finds that it really helps her resolve a situation. Kalıp ifadeler
4:18bunun bir durumu çözmesinde ona gerçekten yardımcı olduğunu görüyor.
helps her resolve a situation: help + kişi + fiilin yalın hâli
Burada help someone resolve a situation, kişinin bir sorun ya da anlaşmazlığı ele alıp çözüme ulaşmasını kolaylaştırmak anlamına gelir. Resolve yalnızca seçim yapmak değildir; sorunun çözüme kavuşturulmasını da anlatır. Buradaki yapı help + kişi + fiilin yalın hâlidir: helps her resolve. helps her to resolve da kullanılabilir, ancak to olmadan kullanılan biçim yaygın ve doğaldır.
Alıştırma
"A calm talk helped them resolve the situation." cümlesi ne anlama gelir?
- Sorunu ele alıp çözüme doğru ilerlediler.
- Bir saat seçtiler ancak sorunu ele almadılar.
- Sorunu anlattılar ancak çözmeye çalışmadılar.
Cevabı göster
Sorunu ele alıp çözüme doğru ilerlediler.
halves her page: fiil olarak halve
Burada halves, “bir şeyi iki eşit parçaya bölmek” anlamındaki halve fiilinin üçüncü tekil kişi biçimidir. She öznedir, her page ise nesnedir. Ardından pros, cons geldiği için amaç, sayfayı biri artılar diğeri eksiler için olmak üzere iki bölüme ayırdığını anlatmaktır. Bu cümlede halves çoğul bir isim değil, fiil biçimidir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyip duyduğunuz cümleyi seçin. Halves, holds ve folds arasındaki farka odaklanın.
- She folds the page before writing her list.
- She holds the page before writing her list.
- She halves the page before writing her list.
Cevabı göster
She halves the page before writing her list.
by the end of it: bitişe kadar elde edilen sonuç
By the end of it, «süreç sona erdiğinde en geç» anlamına gelir. Buradaki it az önce söz edilen süreci gösterir; by bir şeyin yanında olmayı değil, bir zaman sınırını belirtir. Bu ifade, bir etkinlik, konuşma veya görev bittiğinde gerçekleşmiş olması beklenen bir sonucu tanıtır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir sonucun en geç dersin sonunda elde edildiğini gösterir?
- At the end of the lesson, the bell rang.
- By the end of the lesson, everyone could solve the puzzle alone.
- Near the end of the lesson, everyone opened a book.
Cevabı göster
By the end of the lesson, everyone could solve the puzzle alone.
she knows what she's doing: açık bir plana ve beceriye sahip olmak
Bu cümlede she knows what she's doing, onun daha sonra neye karar vereceğini veya ne yapacağını açıkça bildiği anlamına gelir. Yalnızca o anda yaptığı fiziksel hareketin ne olduğunu bildiği anlamına gelmez. Daha genel olarak know what you're doing, bir kişinin bir görevi veya durumu nasıl yöneteceğini bildiğini ve beceri ya da güvenle hareket edebildiğini anlatır.
Alıştırma
Bir iş ortamında He knows what he's doing cümlesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Diğer herkesin ne yaptığını biliyor.
- Kendi ellerinin hareket ettiğini görebiliyor.
- Açık bir planı var ve görevi yönetebilir.
Cevabı göster
Açık bir planı var ve görevi yönetebilir.
Lists help us make decisions
4:27Listeler, bir durumun tüm artı ve eksilerini (pros and cons) yazarak
by writing down: yöntemi by + -ing ile belirtmek
By + -ing yapısı, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi gösterir. Burada by writing down, listelerin insanların karar vermesine nasıl yardımcı olduğunu açıklar: yöntem, olumlu ve olumsuz noktaları yazıya dökmektir. Bu yapıda by bir edat olduğu için ardından write veya to write değil, writing gelir. Kullanışlı kalıp result + by + -ing şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi by + -ing ve check the map kullanarak tamamlayın: We found the right path ____.
Cevabı göster
by checking the map
pros and cons: olumlu ve olumsuz yönler
Pros and cons, bir seçeneğin, planın veya durumun iyi ve kötü yönlerini ifade eden kalıplaşmış çoğul bir ifadedir. Bu cümlede all the pros and cons, kararı etkileyebilecek iki tarafı da belirtir. Bu ifadede pros, advantages anlamına gelir; professionals sözcüğünün kısaltması değildir. Yaygın ve yeniden kullanılabilir kalıp the pros and cons of + isim şeklindedir.
Alıştırma
Kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: Before choosing a new bike, list the pros ____.
Cevabı göster
and cons
the advantages and disadvantages of something,
4:36avantajları ve dezavantajlarını söylemenin başka bir yoludur,
is another way of saying: eş değer bir ifadeyi açıklamak
“A is another way of saying B” kalıbı, A ve B'nin aynı ya da birbirine çok yakın bir düşünceyi ifade ettiğini belirtir. Buradaki way, bir işi yapma adımları değil, bir şeyi ifade etme biçimidir. Bu kalıp, bir kelimeyi veya ifadeyi daha açık ya da daha tanıdık bir dille açıklamak için kullanılır. A, adı anılan bir ifadeyse tırnak işaretleri veya “The phrase A...” gibi bir yapı cümleyi daha açık hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: “Purchase” ____ “buy”.
Cevabı göster
is another way of saying
especially when you're trying to choose between them. Kalıp ifadeler
4:39özellikle aralarında bir seçim yapmaya çalışırken.
choose between them: belirli seçenekler arasında karar vermek
Choose between them, daha önce sözü edilen seçeneklerden hangisini istediğinize karar vermek anlamına gelir. Them, seçeneklerin adlarının yerini tutar; bu nedenle dinleyen kişi bu seçeneklerin ne olduğunu bilmelidir. Yaygın bir yapı choose between A and B biçimindedir. Between, birbirinden açıkça ayrılan ikiden fazla seçenekle de kullanılabilir; seçenekler belirliyse ve karşılaştırılıyorsa bu yapıyı kullanın.
Alıştırma
Belirli iki sandalyeden birini seçmelisiniz. Bu anlamı hangi cümle ifade eder?
- We need to choose the blue chair and the green chair.
- We need to choose from all the chairs in the showroom.
- We need to choose between the blue chair and the green chair.
Cevabı göster
We need to choose between the blue chair and the green chair.
The more you think about it, the more you see: bağlantılı değişimler
The more..., the more... iki değişimi birbirine bağlar: ilk değişimin miktarı, sıklığı veya derecesi arttığında ikinci değişim de artar. Burada listeler hakkında daha çok düşündükçe onları daha sık fark etmek anlamına gelir. Tekrarlanan the, The + karşılaştırma..., the + karşılaştırma... kalıbının sabit bir parçasıdır. Bir ismin önünde kullanılan sıradan tanımlık değildir.
Alıştırma
Cümleyi The more..., the more... ile tamamlayın: ____ you practise, ____ confident you become.
Cevabı göster
The more · the more
all the good things in your life to feel happier.
4:52hayatınızdaki tüm iyi şeyleri listelemenizi bile tavsiye ediyor.
recommend listing: recommend + -ing
recommend fiilinden hemen sonra önerilen etkinlik geliyorsa fiilin -ing biçimi kullanılır: recommend + fiil-ing. recommend listing ifadesinde listing, önerilen etkinliği belirtir. Bu yapıda recommend to + fiilin yalın biçimini kullanmayın. Eylemi kimin yapacağını belirtmek için recommend sonrasında kişi + to-mastar kullanmak yerine that yan cümlesi kullanın.
Alıştırma
Cümleyi read fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The librarian recommends ____ this book first.
Cevabı göster
reading
Not bad for a few words on a scrap of paper. Ton ve niyet
4:56Bir kağıt parçasındaki birkaç kelime için hiç de fena değil.
Not bad for ... ile ölçülü övgü
Not bad for ... ifadesi kelime anlamıyla, belirtilen koşul düşünüldüğünde bir şeyin kötü olmadığını söyler. Burada dolaylı ve ölçülü bir övgüdür: küçücük bir kâğıt parçasındaki birkaç kelime, beklenmedik derecede yararlı bir sonuç sağlamıştır. for + isim öbeği, değerlendirmenin dayandığı ölçütü veya sınırlamayı verir. Bu kalıp çoğu zaman “Bu kadar basit, küçük, yeni ya da sınırlı olduğu düşünülürse oldukça iyi iş çıkardı” anlamını sezdirir.
Alıştırma
Şu yorumu okuyun: Not bad for a first attempt. En uygun yorum hangisidir?
- Denemenin çok basit olduğu için başarısız olduğunu söyler.
- Yalnızca denemenin ne iyi ne de kötü olduğunu belirtir.
- Ölçülü bir övgüdür: basit deneme beklenenden daha iyi sonuç verdi.
Cevabı göster
Ölçülü bir övgüdür: basit deneme beklenenden daha iyi sonuç verdi.
it's time to reveal the answer to my question. Anlatım akışı
5:00sorumun cevabını açıklama zamanı geldi.
it's time to reveal the answer ile geçiş yapma
Burada it's time to reveal the answer yalnızca saatin kaç olduğunu söylemez. Önceki konuşmayı kapatır ve sıradaki bölümün cevabı açıklamak olduğunu bildirir. It's time to + fiilin yalın hâli kalıbı, konuşmacının dinleyiciler için sırada ne olduğunu düzenlemesine yardımcı olur. Bu sabit kalıptaki it belirli bir nesneyi göstermez.
Alıştırma
Sunucunun geçiş cümlesini hedef kalıpla tamamlayın: The votes are counted. ____ reveal the winner.
Cevabı göster
It's time to
I asked you which movie had made the most money ever Dilbilgisi
5:04sana tüm zamanların en çok para kazandıran filminin hangisi olduğunu sordum
which movie had made...: dolaylı soru dizilişi ve zamanın geriye kayması
which movie had made the most money ever, asked fiilinin içeriğini veren dolaylı bir sorudur. Soru sözcüğü which korunur, ancak bildirme cümlesi dizilişi kullanılır: which movie öznedir ve hemen ardından had made gelir. it eklenmez ve soru cümlesindeki özne-yardımcı fiil yer değiştirmesi yapılmaz. Had made, past perfect zamandır. Geçmişteki asked noktasından bakıldığında filmin para kazanması sorma anından daha önce gerçekleşmiştir. Önceki bir soru aktarılırken bu tür zaman geriye kayması yaygındır.
Alıştırma
En çok para kazanan film hakkındaki önceki bir soruyu hangi cümle doğru biçimde aktarır?
- I asked which movie had made the most money ever.
- I asked which had the movie made the most money ever.
- I asked which movie had it made the most money ever.
Cevabı göster
I asked which movie had made the most money ever.
that's exactly right: tamamen doğru olduğunu onaylama
That's exactly right, diğer kişinin cevabının, anlayışının veya ifadesinin tamamen doğru olduğunu açıkça onaylar. Exactly, right sözcüğünü güçlendirir: yalnızca yakın ya da kısmen doğru olmayı değil, tam bir eşleşmeyi anlatır.
Alıştırma
Bir ekip arkadaşı planı bütün ayrıntılarıyla doğru açıkladı. En uygun cevap hangisidir?
- That's partly right.
- That's exactly right.
- You're close.
Cevabı göster
That's exactly right.
Let's recap the vocabulary we've learned: kısa bir tekrara geçmek
Let's recap... ana içerikten daha önce ele alınanların kısa bir tekrarına geçildiğini gösterir. Recap, önemli noktaları özetlemek veya yeniden gözden geçirmek demektir; baştan başlamak ya da her ayrıntıyı tekrarlamak değildir. Let's + fiilin yalın hâli, eylemi konuşmacı ile dinleyicilerin birlikte yapacağı bir şey olarak sunar. The vocabulary we've learned, neyin gözden geçirileceğini belirtir. Let's recap + konu kalıbı bir tekrar bölümünü başlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Daha önce ele alınanların kısa bir tekrarını en doğal biçimde hangi cümle başlatır?
- Let's begin a completely new topic before we finish.
- Let's recap the main points before we finish.
- Let's repeat the entire lesson word for word before we finish.
Cevabı göster
Let's recap the main points before we finish.
you criticize it for being too sweet or sentimental.
5:39onu çok tatlı veya aşırı duygusal olduğu için eleştiriyorsunuzdur.
Call something saccharine: call + nesne + sıfat
Burada call, telefon etmek değil, bir şeyi belli bir özellikte değerlendirmek veya nitelemek demektir. Yapı call + nesne + sıfat şeklindedir: something nesnedir, saccharine ise konuşmacının o nesneye yüklediği özelliği gösteren sıfattır. Bu cümlede saccharine olumsuz bir değerlendirmedir: bir şeyin fazla tatlı veya duygusal bulunduğunu belirtir. Aynı yapı başka değerlendirmeleri de aktarabilir; örneğin Critics called the ending unrealistic.
Alıştırma
Hangi cümle bir değerlendirme aktarmak için call + nesne + sıfat yapısını doğru kullanır?
- Critics called the ending predictable.
- Critics called the ending as predictable.
- Critics called the ending a predictable.
Cevabı göster
Critics called the ending predictable.
is the most important or essential thing about it.
5:45onunla ilgili en önemli veya en temel şeydir.
something's pros and cons are its advantages and disadvantages.
5:49bir şeyin pros and cons'u (artıları ve eksileri) onun avantajları ve dezavantajlarıdır.
our six minutes are up: Belirlenen süre sona erdi
our six minutes are up ifadesinde be up, izin verilen veya planlanan bir sürenin sona erdiğini belirtir. Buradaki up, yukarı yönü anlatmaz. Konuşmacı yalnızca Time is up demek yerine süreyi açıkça our six minutes diye belirtir. Böylece bitişi programın altı dakikalık formatına bağlar ve bölümü kapatır.
Alıştırma
Bu duyuruyu be up kullanarak tamamlayın: The quiz timer rings. Time ____.
Cevabı göster
is up
but remember you'll find a quiz and worksheet for this episode
5:57ancak bu bölüm için bir test ve çalışma sayfasını web sitemizde,
over on our website, bbclearningenglish.com.
6:01bbclearningenglish.com'da bulabileceğinizi unutmayın.