Hawking'in kara delik paradoksu - Fabio Pacucci: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
744 kelime 146 kel/dk

Video açıklaması: Bu video, kara deliklerin buharlaşmasının kuantum bilgisinin korunumu, genel görelilik ve kuantum mekaniği arasında neden bir çatışma yarattığını açıklıyor; ardından Hawking radyasyonunda bilgi bulunması ve holografik ilke gibi olası çözümleri inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. boundaries of the unknown, — Deyimler ve Mecazi İfadeler: Bu mekânsal metaforun bilim insanlarını yerleşik bilginin sınırında çalışan kişiler olarak nasıl sunduğunu anlayabilirsiniz. İfadeyi gerçek bir fiziksel sınır gibi yorumlamak yerine, henüz kesinlik kazanmamış sorular üzerine araştırmaları tanıtırken fark edip kullanabilirsiniz. 2. suggesting that — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Şimdiki zaman ortacı içeren bir yapının gözlemi, destekliyor gibi göründüğü sonuca nasıl bağladığını öğrenirsiniz. Böylece kanıt ile çıkarımı ayırabilir; bilimsel, akademik veya analitik metinlerde sonuçları kısa ve açık biçimde aktarabilirsiniz. 3. is the holographic principle. — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Üç boyutlu gerçekliğe ilişkin bilginin iki boyutlu bir sınırda kodlanabileceğini öne süren fizik ilkesinin adını tanırsınız. Bu sayede bilgi paradoksuna sunulan son yanıtı izleyebilir ve terimi sıradan bir hologramla karıştırmazsınız.

Bu derste

Scientists work on the boundaries of the unknown, Deyimler

0:06

Bilim insanları bilinmeyenin sınırlarında çalışırlar,

Deyimler

boundaries of the unknown: araştırma sınırı benzetmesi

boundaries of the unknown ifadesi, insanların hâlihazırda bildikleri ile henüz anlamadıkları sorular arasındaki araştırma sınırını anlatan bir benzetmedir. Bilim insanları gerçek bir sınır çizgisinde durmaz; mevcut bilginin bittiği yerde çalışırlar. Bu imge araştırmayı bir keşif gibi gösterir: her alanın kendine ait bir sınırı olabilir ve bilimsel çalışmalar bu sınırı ileri taşımaya çalışır.

Alıştırma

Bu cümlede boundaries of the unknown ne anlama geliyor?

  1. Bilim insanlarının aşmasının yasak olduğu kurallar
  2. Yerleşik bilgi ile henüz anlaşılmamış sorular arasındaki araştırma sınırı
  3. Haritada işaretlenmiş fiziksel sınırlar
Cevabı göster

Yerleşik bilgi ile henüz anlaşılmamış sorular arasındaki araştırma sınırı

where every new piece of knowledge forms a path into a void of uncertainty, Deyimler

0:10

burada her yeni bilgi parçası belirsizliğin boşluğuna doğru bir yol oluşturur,

Deyimler

forms a path into a void of uncertainty: yolculuk benzetmesi

forms a path into... ifadesi, yeni bilgiyi ileriye doğru bir rota oluşturan bir şey olarak sunar. a void of uncertainty ise henüz yanıtlanmamış alanı geniş ve belirsiz bir boşluk olarak tasvir eder; void gerçek anlamda boş bir delik değildir. Bu imgeler iki düşünceyi aynı anda anlatır: bir keşif araştırmacılara yön verir, fakat onları henüz yanıtı olmayan soruların daha derinlerine de götürür.

Alıştırma

forms a path into a void of uncertainty benzetmesi ne anlatıyor?

  1. Yeni bilgi, boş uzayda gerçek bir yol oluşturur.
  2. Yeni bilgi, her şeyi bir anda kesin hâle getirir.
  3. Yeni bilgi, hâlâ çözülmemiş soruları araştırmak için bir yön sağlar.
Cevabı göster

Yeni bilgi, hâlâ çözülmemiş soruları araştırmak için bir yön sağlar.

and nothing is more uncertain or potentially enlightening than a paradox.

0:15

ve hiçbir şey bir paradoks kadar belirsiz veya potansiyel olarak aydınlatıcı olamaz.

Throughout history,

0:21

Tarih boyunca,

paradoxes have threatened to undermine everything we know, Anlatım akışı

0:22

paradokslar bildiğimiz her şeyi temelinden sarsmakla tehdit etmiştir,

and just as often, they've reshaped our understanding of the world.

0:26

ve bir o kadar sıklıkla dünyayı kavrayışımızı yeniden şekillendirmişlerdir.

Anlatım akışı

threatened to undermine ... they've reshaped: tehditten yeni bir anlayışa

İlk vurgulanan eylem, paradoksları yerleşik bilgi için bir tehlike olarak sunar: İnsanların bildiklerini düşündükleri şeylerin temelini zayıflatabilirler. İkinci vurgulanan eylem başka bir etkiye geçer: Paradokslar, dünyayı daha iyi anlama yolları oluşturabilir. Aradaki just as often ifadesi, bu yapıcı etkinin de aynı sıklıkta görüldiğini belirtir; böylece cümle krizden değere ilerler.

Alıştırma

Vurgulanan iki eylem bilgiyi nasıl düzenliyor?

  1. Paradoksların yalnızca bilgiyi yok ettiğini ve hiçbir katkı sağlamadığını iddia ederler.
  2. Bakış açısını değiştirmeden birbiriyle ilgisiz iki bilimsel olayı sıralarlar.
  3. Önce mevcut bilgiye yönelik bir tehdit sunar, ardından paradoksların aynı sıklıkta yeni bir anlayış yarattığını gösterirler.
Cevabı göster

Önce mevcut bilgiye yönelik bir tehdit sunar, ardından paradoksların aynı sıklıkta yeni bir anlayış yarattığını gösterirler.

Today,

0:30

Bugün,

one of the biggest paradoxes in the universe

0:31

evrendeki en büyük paradokslardan biri

threatens to unravel the fields of general relativity and quantum mechanics, Deyimler

0:34

genel görelilik ve kuantum mekaniği alanlarını çözmekle tehdit ediyor,

the black hole information paradox. Kültür

0:39

kara delik bilgi paradoksu.

Deyimler

threatens to unravel: bir çerçeveyi mecazi olarak istikrarsızlaştırmak

Unravel sözcüğü gerçek anlamda birbirine dolaşmış ipleri ayırmayı anlatabilir. Burada nesnesi genel görelilik ve kuantum mekaniği alanlarıdır; bu nedenle kullanım mecazidir. Paradoks, bu alanlardaki fikirlerin sağlam sistemler olarak bir arada durmasını engelleyebilir veya temellerini zayıflatabilir. Threatens to, daha önce gerçekleşmiş bir sonucu değil, ciddi bir olasılığı belirtir. Bu nedenle ifade, “temelden istikrarsızlaştırabilir” anlamına gelir; “çözmüş durumda” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede threatens to unravel ne anlama geliyor?

  1. İki alandaki her soruyu çözebilir.
  2. Bilim insanlarının kullandığı gerçek ipleri çözebilir.
  3. İki kuramsal alanı temelden istikrarsızlaştırabilir.
Cevabı göster

İki kuramsal alanı temelden istikrarsızlaştırabilir.

Kültür

the black hole information paradox: kara delik bilgi paradoksu

The black hole information paradox, fizikteki belirli bir sorunun adıdır. Basitçe söylemek gerekirse kara delikler, içlerine düşen şeylerle ilgili fiziksel bilgiyi sonsuza dek yok edebiliyormuş gibi görünür; ancak kuantum mekaniğine göre bilgi tamamen yok edilmemelidir. Bu cümlede sondaki isim öbeği, daha önce sözü edilen paradoksun hangisi olduğunu açıklar. Kara deliklerle ilgili herhangi bir bilgi sorunu için kullanılan genel bir ifade değildir.

Alıştırma

The black hole information paradox burada neyi ifade ediyor?

  1. Bir kara deliğin içinde saklanan sıradan dosya ve mesajlar
  2. Kara deliklerde görünürde yaşanan bilgi kaybı ile kuantum bilgisinin korunduğu kuralı arasındaki fiziksel çatışma
  3. Uzay araştırmalarının neden olduğu bir bilgisayar güvenliği sorunu
Cevabı göster

Kara deliklerde görünürde yaşanan bilgi kaybı ile kuantum bilgisinin korunduğu kuralı arasındaki fiziksel çatışma

To understand this paradox,

0:43

Bu paradoksu anlamak için,

we first need to define what we mean by information. Kalıp ifadeler

0:44

öncelikle bilgi derken neyi kastettiğimizi tanımlamamız gerekir.

Kalıp ifadeler

define what we mean by information: information ile neyi kastettiğimizi tanımlamak

Define what we mean by information ifadesinde define fiilinin nesnesi what we mean by information yan cümlesidir. İfade, “bu tartışmada information sözcüğünün tam olarak neyi belirttiğini açıklamak” anlamına gelir. Anahtar bir sözcük farklı şekillerde anlaşılabilecekse define what we mean by + terim kalıbını kullanabilirsiniz. Bu kalıp, açıklamanın veya savın geri kalanını kurmadan önce açık bir anlam belirlediğinizi gösterir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki tam ifadeyle tamamlayın: Before the debate, we should ____ freedom.

Cevabı göster

define what we mean by

Typically, the information we talk about is visible to the naked eye. Kalıp ifadeler

0:48

Genellikle bahsettiğimiz bilgi çıplak gözle görülebilir.

Kalıp ifadeler

visible to the naked eye: çıplak gözle görülebilen

Visible to the naked eye, bir şeyin mikroskop, teleskop veya başka bir görsel yardımcı olmadan görülebilmesi demektir. Buradaki naked eye normal, araçsız görüşü anlatır; naked sözcüğü bu kalıpta cinsel veya utandırıcı bir anlam taşımaz. Yaygın yapı be visible to the naked eye şeklindedir. Bir şeyin not visible veya barely visible to the naked eye olduğu da söylenebilir.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki, 'mikroskop veya başka bir alet olmadan' anlamına gelen kalıpla tamamlayın: The pattern is visible ____.

Cevabı göster

to the naked eye

For example,

0:52

Örneğin,

this kind of information tells us that an apple is red,

0:53

bu tür bir bilgi bize bir elmanın kırmızı,

round, and shiny.

0:57

yuvarlak ve parlak olduğunu söyler.

But physicists are more concerned with quantum information. Kalıp ifadeler

0:58

Ancak fizikçiler kuantum bilgisiyle daha çok ilgilenir.

Kalıp ifadeler

more concerned with quantum information: kuantum bilgisine daha çok odaklanmak

Bu cümlede be concerned with, bir şeye odaklanmak, onu ele almak veya onu konu edinmek anlamına gelir. Burada fizikçiler kuantum bilgisini daha fazla odaklandıkları bir konu olarak görür; cümle, bundan endişe duyduklarını söylemez. More bir karşılaştırma oluşturur: kuantum bilgisi, daha önce sözü edilen sıradan ve görünür bilgiden daha fazla ilgi görür. Aynı yapı bir kişiyi, çalışmayı, kitabı veya kuruluşu ana konusuyla ilişkilendirebilir.

Alıştırma

'The article is concerned with how cities use water,' cümlesinde concerned with ne anlama gelir?

  1. O konuya odaklanır veya o konuyu ele alır.
  2. O konuyu tartışmayı reddeder.
  3. O konunun var olmasından endişe duyar.
Cevabı göster

O konuya odaklanır veya o konuyu ele alır.

This refers to the quantum properties of all the particles Kalıp ifadeler

1:02

Bu, tüm parçacıkların kuantum özelliklerini ifade eder,

that make up that apple, Öbek fiiller

1:06

o elmayı oluşturan parçacıkların,

Öbek fiiller

make up: parçaların bir bütünü oluşturması

Burada make up, oluşturmak veya meydana getirmek anlamındadır. All the particles parçaları, that apple ise bu parçaların oluşturduğu bütünü belirtir. that make up that apple ilgi cümleciği, hangi parçacıklardan söz edildiğini açıklar. Bu anlamda yaygın kalıp parçalar + make up + bütün şeklindedir. make up ifadesini tek bir öbek fiil olarak ele al; burada uydurmak veya makyaj yapmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Parçaların bir bütünü oluşturduğunu göstermek için make up kullanarak cümleyi tamamla: Eight small panels ____ the screen.

Cevabı göster

make up

such as their position, velocity, and spin.

1:08

konumları, hızları ve spinleri (dönüşleri) gibi.

Kalıp ifadeler

refers to: bir terimin ne anlama geldiğini belirtmek

Burada This refers to ... yapısındaki refer to, daha önce sözü edilen bir sözcük ya da düşüncenin ne anlama geldiğini belirtir. This, quantum information ifadesine geri gönderme yapar; refers to sonrasındaki ad öbeği de bunun içeriğini açıklar. X bir sözcük, etiket, zamir ya da önceki bir düşünce; Y ise onun işaret ettiği şey veya kavramsa X refers to Y kalıbını kullan.

Alıştırma

Bir terimi tanımına bağlayan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamla: In this lesson, 'habitat' ____ the natural home of a plant or animal.

Cevabı göster

refers to

Every object in the universe is composed of particles Kalıp ifadeler

1:11

Evrendeki her nesne parçacıklardan oluşur

with unique quantum properties.

1:14

benzersiz kuantum özelliklerine sahip.

Kalıp ifadeler

is composed of: yapıyı resmî biçimde belirtme

is composed of ifadesinde özne bir bütün, of sonrasındaki isim öbeği ise bu bütünün parçaları olarak sunulur. Bu cümlede Every object bütündür; particles with unique quantum properties ise onun neler içerdiğini belirtir. Bu, compose fiilinin edilgen biçimidir ve yapı ya da üyelik bildirmek için kullanılan resmî bir anlatımdır. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp bütün + be composed of + parçalar şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi be composed of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The panel ____ three teachers and two parents.

Cevabı göster

is composed of

This idea is evoked most significantly in a vital law of physics:

1:17

Bu fikir fizikteki hayati bir yasada en belirgin şekilde dile getirilir:

"The total amount of quantum information in the universe must be conserved." Dilbilgisi

1:23

"Evrendeki kuantum bilgisinin toplam miktarı korunmalıdır."

Dilbilgisi

must be conserved: kiplik fiilli edilgen yapıda zorunluluk

Must be conserved, kiplik fiili + be + geçmiş zaman ortacı kalıbını izler. Özne olan the total amount of quantum information koruma eylemini yapan değildir; değişmeden kalması gereken miktardır. Buradaki must, bir kişiye verilen emri değil, bilimsel bir yasadaki zorunlu koşulu ifade eder. Fizikte conserved, toplam miktarın yok olmaması veya genel olarak değişmemesi anlamına gelir.

Alıştırma

Bilimsel yasayı must be conserved ile tamamlayın: Energy ____ in a closed system.

Cevabı göster

must be conserved

Even if you destroy an object beyond recognition, Notlar

1:28

Bir nesneyi tanınmayacak kadar yok etseniz bile,

Kalıp ifadeler

object beyond recognition: tanınamayacak kadar hasarlı

Beyond recognition, “asıl şey artık tanımlanamayacak kadar aşırı bir dereceye kadar” anlamına gelir. Destroy an object beyond recognition ifadesinde bu söz öbeği, yıkımın ne kadar ağır olduğunu anlatır. Beyond, bir sınırın aşıldığını gösterir: nesne o kadar değişmiştir ki artık tanınması mümkün değildir.

Alıştırma

Bu notta yer alan ve “artık tanınamayacak kadar kötü biçimde” anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyi kullanın: The fire damaged the old map ____.

Cevabı göster

beyond recognition

its quantum information is never permanently deleted.

1:31

kuantum bilgisi asla kalıcı olarak silinmez.

Dilbilgisi

Even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul

Even if, gerçekleşebilecek veya gerçekleşmeyebilecek bir koşul sunar. Ana cümle, sonucun her iki durumda da geçerli kaldığını söyler. Yapı even if + koşul, ana sonuç şeklindedir. Burada nesnenin yok edilmesi, kuantum bilgisiyle ilgili sonucu değiştirmez.

Alıştırma

Yol yoğun olabilir veya olmayabilir, ancak güzergâh değişmeyecek. Cümleyi bu nottaki ifadeyle tamamlayın: ____ the road is busy, the bus will follow its usual route.

Cevabı göster

Even if

And theoretically,

1:35

Ve teorik olarak,

knowledge of that information would allow us to recreate the object Dilbilgisi

1:36

bu bilginin bilinmesi, nesneyi yeniden yaratmamızı sağlar

from its particle components.

1:40

parçacık bileşenlerinden.

Dilbilgisi

information would allow us ...: bir koşulun neyi mümkün kılacağı

information would allow us to recreate ifadesinde knowledge of that information isim öbeği, eylemi mümkün kılan koşuldur. Kalıp ‘koşul veya şey + would allow + kişi + to + fiilin yalın hâli’ şeklindedir; bu koşulun kişinin eylemde bulunmasını mümkün kılacağı anlamına gelir. Burada would, theoretically ile birlikte varsayımsal bir sonucu belirtir. Konuşmacı bu bilginin neyi mümkün kılabileceğini açıklıyor; nesnenin şimdiden yeniden yaratılabildiğini iddia etmiyor.

Alıştırma

Cümleyi would allow us to ile tamamlayın: A larger sample ____ test the idea more carefully.

Cevabı göster

would allow us to

Conservation of information isn't just an arbitrary rule, Dilbilgisi

1:42

Bilginin korunumu sadece rastgele bir kural değil,

but a mathematical necessity upon which much of modern science is built. Dilbilgisi

1:46

aynı zamanda modern bilimin büyük bir kısmının üzerine inşa edildiği matematiksel bir zorunluluktur.

Dilbilgisi

isn't just an arbitrary rule, but a mathematical necessity: vurgu B üzerinde

isn't just A, but B kalıbı, A'nın fazla sınırlı olduğunu belirtir ve asıl vurguyu B'ye kaydırır. Bu cümlede arbitrary rule sınırlı tanım, mathematical necessity ise daha güçlü sonuçtur. Buradaki just, ‘az önce’ değil ‘yalnızca’ anlamındadır. Bu kalıp çoğu zaman A'yı kısmen geçerli bırakır, ancak konuyu anlamanın daha önemli veya doğru yolunun B olduğunu söyler.

Alıştırma

Cümleyi isn't just ... but ... kalıbıyla tamamlayın: The school garden ____ a place to grow food, ____ an outdoor science lab.

Cevabı göster

isn't just · but

Dilbilgisi

Resmî bir ilgi tümcesinde upon which ... is built

upon which much of modern science is built yan tümcesi, a mathematical necessity ifadesini niteler. Which bu zorunluluğa gönderme yapar; upon ise is built ile birlikte kullanılır: much of modern science is built upon that necessity. Upon sözcüğünü which’in önüne almak, edatın öne getirildiği bir ilgi tümcesi oluşturur. Bu yapı, söz konusu zorunluluğu modern bilimi destekleyen bir temel olarak gösterir ve cümleye kısa, resmî bir yazı üslubu verir.

Alıştırma

Hangi cümle, edatın öne getirildiği resmî ilgi tümcesini doğru kullanıyor?

  1. This is the evidence upon which the conclusion is based.
  2. This is the evidence upon that the conclusion is based.
  3. This is the evidence upon which the conclusion is based on.
Cevabı göster

This is the evidence upon which the conclusion is based.

But around black holes,

1:51

Fakat kara deliklerin etrafında,

those foundations get shaken. Deyimler

1:52

bu temeller sarsılır.

Deyimler

Bir benzetme olarak foundations get shaken

Foundations burada bir teoriyi veya sistemi destekleyen temel ilkeler anlamına gelir; binaların fiziksel temelleri kastedilmez. Get shaken, yapı benzetmesini devam ettirir: temel sarsılırsa bütün yapı artık güvenli görünmez. Bu ifade, söz konusu temel ilkelerin ciddi biçimde sorgulandığı veya daha az kesin hâle geldiği anlamına gelir. Bir istikrarsızlaşma anlatır, ancak ilkelerin mutlaka çürütüldüğü veya yok edildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede foundations get shaken ne anlama geliyor?

  1. Temel bilimsel ilkeler ciddi bir sorgulamayla karşı karşıya kalır.
  2. Bilimsel ilkeler daha güçlü hâle gelir.
  3. Kara deliklerin yakınındaki fiziksel binalar sallanır.
Cevabı göster

Temel bilimsel ilkeler ciddi bir sorgulamayla karşı karşıya kalır.

When an apple enters a black hole,

1:55

Bir elma kara deliğe girdiğinde,

it seems as though it leaves the universe, Kalıp ifadeler

1:57

sanki evreni terk ediyormuş gibi görünür,

and all its quantum information becomes irretrievably lost. Kelime

2:00

ve tüm kuantum bilgisi geri dönülemez bir şekilde kaybolur.

Kalıp ifadeler

it seems as though ...: görünüşe dayalı bir sonucu ifade etmek

it seems as though ... kalıbı, ardından gelen yan cümleyi doğrulanmış bir gerçek olarak değil, bir görünüş ya da çıkarım olarak sunar. Burada it leaves the universe, gerçekleşiyor gibi görünen durumdur. Bu kalıp, bir şeyin nasıl göründüğü ile gerçekte neyin doğru olabileceğini ayırmayı sağlar. as though sonrasındaki yan cümle, görünüşe dayalı sonucu verir.

Alıştırma

Sonucu doğrulanmamış biçimde sunmak için bu dersteki dört kelimelik kalıpla cümleyi tamamlayın: The house is dark, and no one answers. ____ nobody is home.

Cevabı göster

It seems as though

Kelime

becomes irretrievably lost: geri döndürülemez biçimde kaybolmak

irretrievably lost ifadesinde irretrievably, “geri getirilemeyecek veya eski hâline döndürülemeyecek biçimde” demektir. lost sözcüğünün anlamını güçlendirir: bilgi yalnızca bulunması zor ya da geçici olarak erişilemez değildir. Becomes bir durum değişikliğini gösterir. Yan cümle, kuantum bilgisinin sonunda kalıcı olarak kurtarılamaz bir duruma geldiğini ve bu nedenle söz konusu kaybın geri döndürülemez olduğunu anlatır.

Alıştırma

Hangi durum irretrievably lost olan bilgiye en iyi uyar?

  1. Mevcut hiçbir yöntemle geri getirilemez.
  2. Gizlidir ancak daha sonra bulunabilir.
  3. Güvenli bir yedeğe kopyalanmıştır.
Cevabı göster

Mevcut hiçbir yöntemle geri getirilemez.

However,

2:04

Ancak,

this doesn't immediately break the laws of physics.

2:05

bu, fizik yasalarını hemen bozmaz.

The information is out of sight, Deyimler

2:08

Bilgi gözden kaybolmuştur,

but it might still exist within the black hole's mysterious void.

2:10

fakat kara deliğin gizemli boşluğunda hâlâ var olabilir.

Deyimler

out of sight: görünmüyor, ama mutlaka yok olmuş değil

Out of sight, görüş veya gözlem alanının dışında olmak demektir. Bir şeyin var olup olmadığını değil, görülüp görülemediğini anlatır. Burada but, bilginin gözlemlenememesini hâlâ var olma olasılığıyla karşılaştırır. Bu yüzden out of sight, yok edilmiş veya ortadan kaybolmuş olarak anlaşılmamalıdır.

Alıştırma

The key is out of sight, but it is still in the room cümlesinde out of sight ne anlama gelir?

  1. Görülemiyor olsa da hâlâ vardır.
  2. Kesinlikle yok edilmiştir.
  3. Sır olarak kalması için bilerek saklanmaktadır.
Cevabı göster

Görülemiyor olsa da hâlâ vardır.

Alternatively,

2:14

Alternatif olarak,

some theories suggest that information doesn't even make it inside the black hole at all. Kalıp ifadeler

2:15

bazı teoriler bilginin kara deliğin içine hiç girmediğini bile öne sürüyor.

Kalıp ifadeler

doesn't even make it inside ... at all: içeri girmeyi bile başaramamak

Make it inside, bir yere girmeyi başarmak veya o yerin içine ulaşmak demektir. Bu cümlede kara deliğe giremeyen şey bilgidir; make burada oluşturmak anlamına gelmez. Doesn't nedeniyle yan cümle olumsuzdur. Even, bu temel adımın bile gerçekleşmediğini vurgular; at all ise olumsuzluğu güçlendirir. Doesn't even make it inside ... at all bütünüyle, bir şeyin hiçbir şekilde içeri girmediğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve içeri girmeyi başarmak anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The doors were locked, so the visitors didn't even ____ the museum at all.

Cevabı göster

make it inside

Seen from outside, Dilbilgisi

2:21

Dışarıdan bakıldığında,

it's as if the apple's quantum information is encoded on the surface layer of the black hole, Notlar

2:22

sanki elmanın kuantum bilgisi kara deliğin yüzey tabakasına kodlanmış gibidir,

Dilbilgisi

Seen from outside: gözlem açısını belirleyen başlangıç

Seen from outside, “bir şeye dışarıdan bakıldığında” anlamına gelir. Tam düşünce, geçmiş zaman ortacıyla kurulan kısaltılmış bir yan cümleye dönüştürülmüştür: Nesne veya durum gözlemleyen değil, gözlemlenen olduğu için seen edilgen anlam taşır. Bu ifade cümlenin başında kullanıldığında ana açıklamadan önce bakış açısını belirtir. Neyin gözlemlendiği bağlamdan anlaşılır; böylece okur devamındaki bilgiyi dışarıdan bir bakış açısıyla yorumlar.

Alıştırma

Hangi cümlede Seen from outside, betimlenen nesnenin gözlem açısını belirtmek için kullanılmıştır?

  1. Seen from outside, the guide told us about the glass tower.
  2. Seen from outside, we chose blue paint for the glass tower.
  3. Seen from outside, the glass tower looks blue.
Cevabı göster

Seen from outside, the glass tower looks blue.

Dilbilgisi

as if the ...: model benzeri bir karşılaştırma sunma

it's as if + yan cümle yapısında as if, bir şeyin nasıl göründüğünü açıklamaya yardımcı olan bir durum sunar: “sanki ... gibi”. Burada yan cümle, elmaya ait bilgiyi kara deliğin yüzeyine kodlanmış gibi tasvir eder. Bu ifade, etkiyi anlamaya yardımcı olan bir karşılaştırma veya model sunar. Tek başına bu görüntünün doğrudan gözlemlendiğini ya da kanıtlandığını söylemez. Vurgulanan sözlerde the, the apple's quantum information isim grubuna aittir; as if bağlayıcısının bir parçası değildir.

Alıştırma

It's as if the map can read my mind. cümlesinde It's as if ne anlatır?

  1. Ona bir soru sorduğum için harita aklımdan geçenleri okuyor.
  2. Harita ne istediğimi biliyor gibi görünüyor; bu bir karşılaştırmadır.
  3. Haritanın düşünceleri okuyabildiği kesin olarak kanıtlanmıştır.
Cevabı göster

Harita ne istediğimi biliyor gibi görünüyor; bu bir karşılaştırmadır.

Kelime

on the surface layer of the black hole: kara deliğin yüzey katmanında

On the surface layer of the black hole, bilginin kara deliğin derin iç kısmında değil, anlatımda kara deliğin yüzeyi veya sınırı olarak ele alınan yerde bulunduğunu belirtir. on edatı bu katmanı bilgiyi taşıyan yer olarak gösterir. Encoded on içindeki encoded, bilginin bu katmanla bağlantılı fiziksel bir biçimde temsil edildiği veya saklandığı anlamına gelir. Birinin oraya sıradan bir gizli kod yazdığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Desenin özellikle malzemenin en dış katmanında olduğunu belirtmek için dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The pattern is encoded ____ the material.

Cevabı göster

on the surface layer of

called the event horizon. Kültür

2:28

olay ufku adı verilen.

Kültür

event horizon: kara deliğin sınırı

Event horizon, bir kara deliğin çevresindeki sınırdır. Bir şey bu sınırı içeri doğru geçtiğinde, ışık dahil hiçbir şey yeniden dışarı kaçamaz. Bu, uzay-zamandaki bir sınırdır; katı bir kabuk değildir. Called the event horizon ifadesinde called, az önce sözü edilen yüzeyin bilimsel adını tanıtır. Bu terimi bilmek, kara deliğin kenarı veya geri dönüşü olmayan noktası hakkındaki anlatımları anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bir bilim belgeselinde kara deliğin event horizon ifadesi neyi belirtir?

  1. Her kara deliğin merkezindeki parlak bir yıldız
  2. İçeri doğru geçildikten sonra ışığın bile yeniden dışarı kaçamadığı sınır
  3. Kara deliğin çevresindeki katı kaya kabuğu
Cevabı göster

İçeri doğru geçildikten sonra ışığın bile yeniden dışarı kaçamadığı sınır

As the black hole's mass increases, Dilbilgisi

2:30

Kara deliğin kütlesi arttıkça,

the surface of the event horizon increases as well.

2:32

olay ufkunun yüzeyi de artar.

Dilbilgisi

As A increases, B increases as well: A arttıkça B de artar

As A increases, B increases as well yapısında as “bu değişimle birlikte”, as well ise “o da” anlamını verir. Cümle, kara deliğin kütlesi ile olay ufkunun yüzey alanını birlikte artan iki büyüklük olarak sunar. Bu yapı, bağlantılı bir eğilimi anlatır. İki büyüklüğün aynı yüzdeyle arttığını göstermez ve tek başına A’nın B’ye neden olduğunu kanıtlamaz; bu bağlantıyı bağlamın kurması gerekir.

Alıştırma

Hedef As ... as well yapısını tamamlayın: ____ the temperature in a sealed container increases, the pressure increases ____.

Cevabı göster

As · as well

So it's possible that as a black hole swallows an object, Kelime

2:36

Yani bir kara delik bir nesneyi yuttuğunda,

it also grows large enough to conserve the object's quantum information.

2:39

nesnenin kuantum bilgisini koruyacak kadar büyümesi de mümkündür.

Kelime

a black hole swallows an object: swallow fiilinin mecaz kullanımı

Buradaki swallows canlı bir benzetmedir: kara delik bir nesneyi kendine çeker ve içine alır; sanki onu yiyormuş gibi anlatılır. Bu, kara deliğin ağzı olduğu, çiğnediği veya sindirdiği anlamına gelmez. İngilizcede swallow, büyük bir şeyin veya sistemin bir şeyi hızla içine almasını, hapsetmesini ya da tüketmesini anlatmak için de kullanılır. Bu imge, bir şeyin onun içinde kaybolduğunu veya artık birinin kontrolünde olmadığını vurgular.

Alıştırma

Kara delikle ilgili cümlede swallows ne anlama geliyor?

  1. Kara deliğin nesneyi içine aldığını canlı bir biçimde anlatır.
  2. Kara deliğin nesneyi gerçekten çiğneyip sindirdiği anlamına gelir.
  3. Kara deliğin nesneyi ittiği anlamına gelir.
Cevabı göster

Kara deliğin nesneyi içine aldığını canlı bir biçimde anlatır.

But whether information is conserved inside the black hole or on its surface, Dilbilgisi

2:44

Ancak bilgi ister kara deliğin içinde ister yüzeyinde korunsun,

the laws of physics remain intact, Kalıp ifadeler

2:49

fizik yasaları bozulmadan kalır,

Dilbilgisi

Whether ... or ...: iki alternatif, tek sonuç

Whether A or B iki alternatifi ortaya koyar. Buradaki alternatifler, bilginin kara deliğin içinde ya da yüzeyinde korunmasıdır. Bu yan cümle ana cümleden önce geldiğinde, ana sonucun her iki durumda da geçerli olduğunu anlatabilir. Bu yüzden bilginin konumu, ardından gelen sonucu değiştirmez.

Alıştırma

Cümleyi whether ... or ... ile tamamlayın: ____ the class meets online ____ in person, everyone must register.

Cevabı göster

Whether · or

Kalıp ifadeler

Remain intact: bütünlüğünü veya geçerliliğini korumak

Remain intact, bütün, hasarsız veya temelden bozulmamış durumda kalmak demektir. Remain bir bağ fiildir; intact ise devam eden durumu anlatan sıfattır. Fizik yasalarıyla kullanıldığında intact mecazidir: yasalar hâlâ geçerlidir ve iki olasılıktan hiçbiri onları geçersiz kılmaz.

Alıştırma

Remain intact ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimini kullanın: Although the package was crushed, the device inside ____.

Cevabı göster

remained intact

until you account for Hawking radiation. Öbek fiiller

2:51

ta ki Hawking ışımasını hesaba katana kadar.

Öbek fiiller

account for Hawking radiation: bir etkeni analize dahil etmek

Burada for Hawking radiation, önceki account sözcüğüyle birleşerek account for öbek fiilini tamamlar. Bu analitik kullanımda account for Hawking radiation, bir açıklama veya hesaplama değerlendirilirken Hawking radyasyonunu bir etken olarak hesaba katmak demektir. until yan cümlesi, önceki görüşün yeniden değerlendirilmesi gereken noktayı belirtir: bu etken hesaba katıldığında sonuç değişebilir.

Alıştırma

Hangi ifade cümleyi “bir etken olarak dahil etmek” anlamıyla tamamlar? A realistic travel plan must ___ possible delays.

  1. make up for
  2. pay for
  3. account for
Cevabı göster

account for

Discovered by Stephen Hawking in 1974, Dilbilgisi

2:55

1974'te Stephen Hawking tarafından keşfedilen,

this phenomenon shows that black holes are gradually evaporating. Kültür

2:58

bu fenomen kara deliklerin yavaş yavaş buharlaştığını gösteriyor.

Dilbilgisi

Discovered by ... in 1974: cümle başında geçmiş zaman ortacı yapısı

Discovered by Stephen Hawking in 1974, this phenomenon hakkında edilgen bir arka plan bilgisi veren, cümle başındaki geçmiş zaman ortacı yapısıdır. Şu şekilde açılabilir: This phenomenon, which was discovered by Stephen Hawking in 1974, shows that black holes are gradually evaporating. discovered sözcüğünün örtük öznesi, virgülden hemen sonra gelen this phenomenon isim öbeğidir. Stephen Hawking, by ile belirtilen eylemi yapandır. Bu sıkıştırılmış yapı önce arka planı verir, temel düşünceyi ise ana cümleye bırakır.

Alıştırma

Hangi cümle köprüyü tanımlamak için cümle başındaki geçmiş zaman ortacı yapısını doğru kullanır?

  1. Building in 1890, the bridge is still in use.
  2. Built in 1890, engineers repaired the bridge last year.
  3. Built in 1890, the bridge is still in use.
Cevabı göster

Built in 1890, the bridge is still in use.

Kültür

that black holes are gradually evaporating: kara deliklerin zamanla kütle kaybetmesi

Bu bilimsel bağlamda evaporating, kara deliklerin Hawking ışıması yoluyla yavaşça kütle kaybetmesi demektir. Bir sıvı gibi buhara dönüşmeleri demek değildir. gradually, bu kaybın bir anda değil, son derece uzun bir süre boyunca azar azar gerçekleştiğini gösterir. Süreç devam ederse bir kara delik sonunda yok olabilir.

Alıştırma

Burada black holes are gradually evaporating ne anlama gelir?

  1. Hawking ışıması yoluyla yavaşça kütle kaybediyorlar.
  2. Hızla sıradan su buharına dönüşüyorlar.
  3. Aniden patlayıp yok oluyorlar.
Cevabı göster

Hawking ışıması yoluyla yavaşça kütle kaybediyorlar.

Over incredibly long periods of time,

3:03

İnanılmaz derecede uzun zaman dilimleri boyunca,

black holes lose mass as they shed particles Kelime

3:05

kara delikler olay ufuklarından parçacıklar yayarken

away from their event horizons.

3:08

kütle kaybederler.

Kelime

they shed particles: parçacık salmak anlamındaki shed fiili

they shed particles ifadesinde shed, parçacıkların kaynaktan salındığını veya ayrıldığını anlatan bir fiildir. particles sözcüğü shed fiilinin nesnesi olduğu için shed burada küçük bir depo kulübesi anlamındaki isim olamaz. Shed çoğunlukla bir maddenin bir şeyden doğal biçimde ayrılmasını anlatır. Hayvanların tüyleri veya derileri, ağaçların yaprakları ve nesnelerden çıkan küçük parçacıklar için kullanılabilir. Geçmiş zaman ve geçmiş ortaç biçimi de shed şeklindedir.

Alıştırma

Bu nottaki hedef fiille cümleyi tamamlayın: In spring, many dogs ____ some of their winter fur.

Cevabı göster

shed

Critically, Anlatım akışı

3:10

Kritik olarak,

it seems as though the evaporating particles are unrelated

3:11

buharlaşan parçacıklar alakasız gibi görünmektedir

Anlatım akışı

Critically, ile temel noktayı belirtmek

Cümlenin başındaki Critically, “en önemlisi” veya “asıl önemli nokta” anlamına gelen bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye, ardından gelen iddianın sav açısından önemli sonuçları olduğunu bildirir. Ardından gelen yan cümlenin tamamının önemini değerlendirir; parçacıkların nasıl hareket ettiğini anlatmaz.

Alıştırma

Critically özgün cümlede nasıl bir işlev görüyor?

  1. Sıradaki iddianın sav açısından çok önemli olduğunu belirtir.
  2. Parçacıkların eleştirildiğini söyler.
  3. Parçacıkların tehlikeli bir biçimde hareket ettiğini söyler.
Cevabı göster

Sıradaki iddianın sav açısından çok önemli olduğunu belirtir.

to the information the black hole encodes,

3:15

kara deliğin kodladığı bilgiyle,

suggesting that a black hole and all the quantum information it contains Dilbilgisi

3:17

bu da bir kara deliğin ve içerdiği tüm kuantum bilgisinin

could be completely erased.

3:22

tamamen silinebileceğini gösteriyor.

Dilbilgisi

suggesting that ile önceki durumdan çıkarım yapmak

Suggesting that, present participle yapısındaki bir yan cümleyi başlatır. Virgülden sonra önceki durumun tamamına gönderme yapar ve bu durumun desteklediği bir sonucu sunar. Sonuç kesin bir gerçek olarak değil, bir çıkarım olarak verilir. Bu cümlede could da tamamen silinmenin kanıtlanmış bir gerçek değil, bir olasılık olduğunu ayrıca gösterir.

Alıştırma

Suggesting that özgün cümlede nasıl bir ilişki ifade ediyor?

  1. Sonuç tam bir kesinlikle kanıtlandı.
  2. Birisi kara deliğe bir şey yapmasını öneriyor.
  3. Önceki durum olası bir sonuca işaret ediyor.
Cevabı göster

Önceki durum olası bir sonuca işaret ediyor.

Does that quantum information truly disappear?

3:25

O kuantum bilgisi gerçekten kayboluyor mu?

If not, where does it go?

3:28

Eğer öyleyse, nereye gidiyor?

While the evaporation process would take an incredibly long time, Dilbilgisi

3:30

Buharlaşma süreci inanılmaz derecede uzun zaman alacak olsa da,

the questions it raises for physics are far more urgent. Dilbilgisi

3:34

fizik için ortaya çıkardığı sorular çok daha acildir.

Dilbilgisi

While ...: Karşıtlıktan önce bir noktayı kabul etme

Burada while, her ne kadar ya da -se de anlamında kullanılır. Bir ödünleme sunar: konuşan kişi önce buharlaşmanın inanılmaz derecede uzun süreceğini kabul eder. Ardından ana cümle daha önemli olan karşıt noktayı sunar: bu sorular çok daha erken ilgi gerektirir. While A, B yapısı, önce A’yı kabul edip sonra B’yi vurgulayarak düşünceyi düzenler.

Alıştırma

Hangi cümlede while, örnekteki gibi bir ödünleme sunmak için kullanılmıştır?

  1. Please wait here for a while.
  2. While the route is longer, it is much safer.
  3. While I was cooking, the phone rang.
Cevabı göster

While the route is longer, it is much safer.

Dilbilgisi

far more urgent: Karşılaştırmayı güçlendirme

far more urgent ifadesinde more urgent karşılaştırma biçimidir. Far bu karşılaştırmayı güçlendirerek farkın büyük olduğunu, yani yalnızca biraz değil çok daha acil olduğunu gösterir. Burada far fiziksel uzaklığı anlatmaz. Karşılaştırılan nokta bağlamdan zaten belliyse than ile başlayan bölüm kullanılmayabilir.

Alıştırma

Hangi cümle büyük bir karşılaştırma farkı göstermek için far kelimesini doğru kullanır?

  1. The safety problem is far urgent than the color choice.
  2. The safety problem is far more urgent than the color choice.
  3. The safety problem is very more urgent than the color choice.
Cevabı göster

The safety problem is far more urgent than the color choice.

The destruction of information would force us to rewrite Dilbilgisi

3:38

Bilginin yok olması, bizi yeniden yazmaya zorlayacaktır

some of our most fundamental scientific paradigms. Kelime

3:41

en temel bilimsel paradigmalarımızdan bazılarını.

Dilbilgisi

information would force us to rewrite: varsayımsal bir sonuç

Bu cümlede would, sonucu varsayımsal bir sonuç olarak sunar: bilgi yok edilseydi bu durum yeniden yazmayı gerekli kılardı. Cümle, yeniden yazma işleminin zaten gerçekleştiğini söylemez. Kalıp would + force + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Force someone to do something, koşulların kişiye neredeyse hiç gerçekçi seçenek bırakmaması demektir; rewrite ise yalnızca küçük bir yazım hatasını düzeltmek değil, önemli ölçüde gözden geçirilmiş bir sürüm oluşturmak anlamına gelir.

Alıştırma

"A major error would force us to rewrite the report," cümlesinde "would force us to rewrite" ne anlama gelir?

  1. Böyle bir hata olsaydı raporu yeniden yazmak gerekli hâle gelirdi.
  2. Hata, yeniden yazmamız için yalnızca sıradan bir öneride bulunurdu.
  3. Hata, yeniden yazma işini zaten bitirmemize neden oldu.
Cevabı göster

Böyle bir hata olsaydı raporu yeniden yazmak gerekli hâle gelirdi.

Kelime

most fundamental scientific paradigms: geniş bilimsel çerçeveler

Akademik bilim dilinde paradigm, bir alanın temel varsayımlarını, sorularını ve yöntemlerini şekillendiren geniş bir çerçevedir. Tek bir örnekten çok daha kapsamlıdır ve tek bir teoriden de daha geniş olabilir. Some of our most fundamental, bilimsel düşüncemizin temelini oluşturan çerçevelerin bir kısmı anlamına gelir. Bu ifade, her bilimsel düşüncenin değişmesi gerektiğini iddia etmez.

Alıştırma

Bir bilim alanının varsayımlarını ve yöntemlerini şekillendiren geniş çerçeveyi en iyi hangi sözcük adlandırır?

  1. theory
  2. paradigm
  3. example
Cevabı göster

paradigm

But fortunately,

3:44

Fakat neyse ki,

in science,

3:45

bilimde,

every paradox is an opportunity for new discoveries. Anlatım akışı

3:46

her paradoks yeni keşifler için bir fırsattır.

Anlatım akışı

every paradox is an opportunity for new discoveries: paradoksu keşif fırsatı olarak görmek

Bu cümlede every paradox is an opportunity for new discoveries, kafa karıştırıcı bir çelişkiyi değerli bir şey olarak yeniden çerçeveler: yeni bilgiye giden bir yol açabilir. Bir paradoksun kolay olduğunu ya da keşfin kesin olarak gerçekleşeceğini söylemez. every X is an opportunity for Y kalıbı, odağı sorundan o sorunun doğurabileceği şeye taşır. Burada ayrıca bilimsel araştırma hakkında genel bir ders sunarak açıklamayı umutlu bir şekilde bitirir.

Alıştırma

Vurgulanan cümle açıklamada nasıl bir işlev görüyor?

  1. Zor bir problemi yeni bilgi edinme fırsatı olarak yeniden çerçeveler.
  2. Her paradoksun zaten basit bir cevabı olduğunu vaat eder.
  3. Araştırmacıların tamamladığı keşiflerin listesini sunar.
Cevabı göster

Zor bir problemi yeni bilgi edinme fırsatı olarak yeniden çerçeveler.

Researchers are investigating a broad range of possible solutions Kalıp ifadeler

3:51

Araştırmacılar çok çeşitli olası çözümleri araştırıyorlar

to the information paradox.

3:55

bilgi paradoksuna karşı.

Kalıp ifadeler

a broad range of possible solutions: çok çeşitli olası çözümler

A broad range of possible solutions, hâlâ değerlendirilmekte olan birçok farklı çözüm türü anlamına gelir. Broad tek tek çözümleri değil, çeşitliliği ve kapsamı anlatan range sözcüğünü niteler. Yapı a broad range of + isim şeklindedir. solutions, methods veya topics gibi çoğul sayılabilen isimlerle kullanıldığında, seçeneklerin birçok alanı kapsadığını resmî ve özlü biçimde gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “birçok farklı türde” anlamına gelen dört kelimelik eşdizimle tamamlayın: The library provides ____ resources for young readers.

Cevabı göster

a broad range of

Some have theorized that information actually is encoded in the escaping radiation Anlatım akışı

3:56

Bazıları bilginin aslında kaçan radyasyona kodlandığını teorize ettiler

in some way we can't yet understand.

4:02

henüz anlayamadığımız bir şekilde.

Anlatım akışı

Some have theorized that: Kanıtlanmamış bir teoriyi sunmak

Some have theorized that, kim olduğu belirtilmeyen bir grubun ortaya attığı teoriyi kanıtlanmış bir gerçek gibi sunmadan tanıtır. Present perfect yapıdaki have theorized, daha önce ortaya atılmış bir teoriyi şimdiki tartışmaya bağlar. Bilgiyi düzenleyen bir ifade olarak, that ile başlayan yan cümleyi olası açıklamalardan biri olarak gösterir ve başka görüşlere yer bırakır. Some think that ifadesinden daha resmîdir.

Alıştırma

Hangi cümle resmî bir açıklamada kanıtlanmamış bir teoriyi en açık biçimde sunar?

  1. Some think the sealed room looks unusual.
  2. Research has shown that the sealed room once served as an observatory.
  3. Some have theorized that the sealed room once served as an observatory.
Cevabı göster

Some have theorized that the sealed room once served as an observatory.

Others have suggested the paradox is just a misunderstanding Anlatım akışı

4:05

Diğerleri paradoksun sadece bir yanlış anlama olduğunu öne sürdü

of how general relativity and quantum field theory interact.

4:08

genel görelilik ile kuantum alan teorisinin nasıl etkileştiğine dair.

Anlatım akışı

Others have suggested: Farklı bir görüş eklemek

Others have suggested, başka kişilerin görüşünü tanıtır ve onu daha önce belirtilen bir görüşle karşılaştırır. Others, “başka kişiler” anlamına gelir; geriye kalan herkes anlamına gelmesi gerekmez. Burada suggested, “olası bir açıklama olarak ortaya attı” anlamındadır; “öğüt verdi” anlamında değildir. Ardından gelen içerik yan cümlesi Others have suggested that... biçiminde that ile kullanılabilir veya örnekteki gibi that olmadan gelebilir. Some have... Others have... biçimindeki paralel yapı, karşıt açıklamaları izlemeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Hangi cümle, farklı bir grubun açıklamasını sunarak Some experts blame the battery. cümlesini en iyi biçimde devam ettirir?

  1. The others replaced the battery yesterday.
  2. Everyone agrees that the battery is responsible.
  3. Others have suggested that a software bug is responsible.
Cevabı göster

Others have suggested that a software bug is responsible.

Respectively, Kelime

4:12

Sırasıyla,

these two theories describe the largest and smallest physical phenomena,

4:13

bu iki teori en büyük ve en küçük fiziksel olayları tanımlar,

Kelime

Respectively: iki listeyi aynı sırayla eşleştirmek

Respectively, sıralanmış iki kümedeki ögeleri tek tek eşleştirmen gerektiğini belirtir. Burada “bu iki teori”den ilki en büyük fiziksel olguları, ikincisi ise en küçüklerini açıklar. Respectively sözcüğünü gördüğünde ilk sırayı koru: birinci birinciyle, ikinci ikinciyle ve devamındaki ögeler de aynı şekilde eşleşir.

Alıştırma

Maya and Leo won the gold and silver medals, respectively. Gümüş madalyayı kim kazandı?

  1. İkisi de gümüş madalya kazandı.
  2. Gümüş madalyayı Leo kazandı.
  3. Gümüş madalyayı Maya kazandı.
Cevabı göster

Gümüş madalyayı Leo kazandı.

and they're notoriously difficult to combine. Kalıp ifadeler

4:18

ve bunları birleştirmek herkesin bildiği gibi zordur.

Kalıp ifadeler

Notoriously difficult to combine: birleştirilmesinin zor olmasıyla ünlü

Notoriously difficult to combine, iki teoriyi birleştirmenin çok zor olduğunun yaygın biçimde bilindiğini ifade eder. Notoriously yalnızca difficult sözcüğünü güçlendirmez; sorunun iyi bilinen olumsuz bir üne sahip olduğunu da belirtir. Burada combine, iki şeyi yalnızca yan yana koymak değil, teorilerin tek ve tutarlı bir çerçevede birlikte çalışmasını sağlamak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “zor olmasıyla yaygın biçimde bilinen” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamla: This old engine is ____ to repair.

Cevabı göster

notoriously difficult

Some researchers argue that a solution to this and many other paradoxes

4:21

Bazı araştırmacılar bu ve diğer birçok paradoksun çözümünün

will come naturally with a unified theory of everything. Kültür

4:25

birleştirilmiş bir her şeyin teorisiyle doğal olarak geleceğini savunuyorlar.

Kültür

with a unified theory of everything: birleşik bir her şey teorisiyle

Birleşik bir her şey teorisi, temel kuvvetleri ve fizik yasalarını tek ve tutarlı bir teoriyle açıklamayı amaçlayan varsayımsal bir fizik çerçevesidir. Buradaki everything, günlük hayattaki her olayı veya sorunu değil, fiziksel evrenin temel işleyişini ifade eder. Cümlede with, böyle bir teori var olduğunda veya böyle bir teori sayesinde anlamına gelir. İddia, geniş kapsamlı bir çerçevenin çeşitli paradoksların çözümlerini doğal olarak ortaya çıkarabileceğidir.

Alıştırma

Bu cümlede a unified theory of everything ne anlama geliyor?

  1. Temel fizik yasalarını birbirine bağlayabilecek tek bir fizik çerçevesi.
  2. İnsanların verdiği her kişisel kararın açıklaması.
  3. Evrendeki her nesnenin kataloğu.
Cevabı göster

Temel fizik yasalarını birbirine bağlayabilecek tek bir fizik çerçevesi.

But perhaps the most mind-bending theory to come from exploring this paradox Kelime

4:29

Fakat belki de bu paradoksu keşfetmekten doğan en akıllara durgunluk veren teori

is the holographic principle. Kültür

4:33

holografik ilkedir.

Kelime

mind-bending theory: akıl almaz bir teori

Mind-bending, olağan düşünme biçiminizi zorlayacak kadar şaşırtıcı, karmaşık veya sezgilere aykırı bir fikri anlatır. mind-bending theory ifadesinde theory sözcüğünü niteler ve sıradan bir zorluğun ötesinde, zihinsel bir sarsılma hissi ekler. İfade mecazidir; zihin fiziksel olarak bükülmez. Most, ele alınan diğer teorilere kıyasla olağan düşünceyi en fazla zorlayan teorinin bu olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede mind-bending doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The documentary presents a mind-bending idea about time.
  2. The room was mind-bending because the walls were white.
  3. The suitcase was mind-bending because it weighed thirty kilograms.
Cevabı göster

The documentary presents a mind-bending idea about time.

Kültür

is the holographic principle: holografik ilkedir

Holografik ilke, fizikteki bir düşüncenin adıdır. Basitçe söylemek gerekirse, üç boyutlu bir bölge hakkındaki bilgilerin daha düşük boyutlu bir sınır üzerinde kodlanabileceğini öne sürer. Yani bir hacmin içindeki bilgiler, onun yüzeyinde tanımlanabilir. Burada is the holographic principle, konuşmacının açıklayacağı teoriyi belirleyip tanıtır. Gerçekliğin sıradan bir hologram veya görsel yansıtma olduğunun kanıtlandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede the holographic principle neyi ifade ediyor?

  1. Sıradan üç boyutlu görüntüler oluşturmaya yarayan bir teknik.
  2. Evrenin bir ekrana yansıtılmış gerçek bir film olduğunun kanıtı.
  3. Bir bölgedeki bilgilerin daha düşük boyutlu bir sınır üzerinde kodlanabileceğini öne süren bir fizik ilkesi.
Cevabı göster

Bir bölgedeki bilgilerin daha düşük boyutlu bir sınır üzerinde kodlanabileceğini öne süren bir fizik ilkesi.

Expanding on the idea that the 2D surface of an event horizon can store quantum information, Kalıp ifadeler

4:36

Bir olay ufkunun 2 boyutlu yüzeyinin kuantum bilgisini depolayabileceği fikrini genişleterek,

Kalıp ifadeler

Expanding on the idea that...: ... fikrini geliştirerek

Expanding on, daha önce belirtilmiş bir fikri temel alıp ona daha fazla ayrıntı, akıl yürütme veya ileri bir sonuç ekleyerek geliştirmek demektir. Buradaki nesnesi the idea that..., yani olay ufkunun kuantum bilgisini depolayabileceği fikridir. Cümlenin başında kullanılan Expanding on..., ardından gelecek ana düşünceyi önceki sözlere bağlayan bir -ing yan cümlesidir. İlgisiz bir konuya geçişi değil, önceki konunun sürdürülüp geliştirilmesini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “önceki bir öneriyi geliştirmek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: ____ Ava's suggestion, we added a map to the app.

Cevabı göster

Expanding on

this principle suggests that the very boundary of the observable universe Kültür

4:41

bu ilke gözlemlenebilir evrenin tam sınırının

is also a 2D surface encoded with information about real 3D objects. Kalıp ifadeler

4:46

aynı zamanda gerçek 3 boyutlu nesneler hakkında bilgiyle kodlanmış 2 boyutlu bir yüzey olduğunu öne sürüyor.

Kültür

of the observable universe: “gözlemlenebilir evrenin”

Gözlemlenebilir evren, ışığın veya diğer sinyallerin ilke olarak bize ulaşabildiği evren bölgesidir. Kapsamı, evrenin yaşı ve bilginin yolculuk etmesi için gereken süreyle sınırlıdır. of the observable universe ifadesinde observable, universe sözcüğünün anlamını sınırlar; ifade mutlaka bütün evreni anlatmaz. Buradaki boundary, gözlemlenebilen alanın sınırıdır; fiziksel bir duvar değildir.

Alıştırma

the observable universe ifadesinde observable ne işlev görür?

  1. İfadeyi, evrenin konumumuzdan ilke olarak gözlemlenebilen kısmıyla sınırlar.
  2. Evrenin katı bir dış duvarı olduğunu söyler.
  3. Bütün evrenin çıplak gözle kolayca görülebildiğini söyler.
Cevabı göster

İfadeyi, evrenin konumumuzdan ilke olarak gözlemlenebilen kısmıyla sınırlar.

Kalıp ifadeler

encoded with information about real ...: “gerçek ... hakkındaki bilgilerle kodlanmış”

a surface encoded with information about real 3D objects yapısında encoded with, yüzeyin bilgiyi kodlanmış biçimde taşıdığını belirtir. Information about ise depolanan bilginin neyi anlattığını gösterir. Real sözcüğü real 3D objects isim öbeğini başlatır; encoded with information about real şeklinde sabit bir ifadenin parçası değildir. Farklı durumlara aktarılabilen yapı be encoded with information about + isim öbeğidir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The access card is ____ information about its owner.

Cevabı göster

encoded with

If this is true,

4:53

Eğer bu doğruysa,

it's possible that reality as we know it Kalıp ifadeler

4:54

bildiğimiz gerçekliğin

is just a holographic projection of that information. Kültür

4:57

sadece bu bilginin holografik bir yansıması olması mümkündür.

Kalıp ifadeler

it's possible that reality as we know it: bildiğimiz hâliyle gerçeklik mümkün olabilir...

It's possible that, devamındaki ifadenin bir gerçek değil, olasılık olduğunu gösterir. Burada bilimsel iddiayı kesin bir sonuç olarak değil, temkinli bir olasılık olarak sunar. Reality as we know it ifadesinde as we know it, reality isminden sonra gelir ve “şu anda deneyimlediğimiz veya anladığımız hâliyle” demektir. Böylece söz, gerçekliğin eksiksiz ya da nihai doğasıyla değil, bizim bugünkü gerçeklik anlayışımızla sınırlanır.

Alıştırma

“Şu anda bilinen hâliyle” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: New technology could change school ____.

Cevabı göster

as we know it

Kültür

holographic projection of that information: o bilginin holografik izdüşümü

Burada ele alınan bilimsel düşüncede holographic projection, gözlemlediğimiz üç boyutlu gerçekliğin daha düşük boyutlu bir sınırdaki bilgilerle tamamen açıklanabileceğini anlatır. Buradaki projection kuramsal bir kavramdır; sıradan bir projektörün görünür bir görüntü yansıtması anlamına gelmez. That information, açıklamada daha önce sözü edilen bilgiye işaret eder. Of that information bölümü, anlatılan gerçekliği onu kodlayabilecek bilgiyle ilişkilendirir.

Alıştırma

“a holographic projection of that information” burada hangi ilişkiyi anlatıyor?

  1. Sıradan bir projektör duvara bir fotoğraf yansıtır.
  2. Gözlemlenen üç boyutlu gerçeklik, daha düşük boyutlu bir sınırdaki bilgilerle temsil edilebilir.
  3. Bilginin anlatılan gerçeklikle hiçbir ilişkisi yoktur.
Cevabı göster

Gözlemlenen üç boyutlu gerçeklik, daha düşük boyutlu bir sınırdaki bilgilerle temsil edilebilir.

If proven, Dilbilgisi

5:01

Eğer kanıtlanırsa,

any of these theories would open up new questions to explore, Öbek fiiller

5:02

bu teorilerden herhangi biri keşfedilecek yeni soruların önünü açacaktır,

Öbek fiiller

would open up new questions to explore: varsayımsal bir sonuç

Burada would, önceki varsayımsal koşulun sonucunu belirtir. Open up mecazidir: teori, fiziksel olarak bir şeyi açmak yerine yeni araştırma alanları oluşturur veya ortaya çıkarır. Questions to explore ifadesi, insanların daha ayrıntılı biçimde araştırabileceği sorular anlamına gelir. to explore mastarı, bu sorularla ne yapılabileceğini açıklar.

Alıştırma

Burada “would open up new questions to explore” ne anlama gelir?

  1. İnsanların araştırabileceği başka sorular oluştururdu.
  2. Her soruyu yanıtlayıp araştırmayı sona erdirirdi.
  3. İçinde sorular bulunan bir kabın kilidini fiziksel olarak açardı.
Cevabı göster

İnsanların araştırabileceği başka sorular oluştururdu.

while still preserving our current models of the universe. Dilbilgisi

5:05

evrenin mevcut modellerini hâlâ korurken.

Dilbilgisi

If proven: edilgen if yan tümcesinin kısaltılmış biçimi

“If proven”, edilgen bir koşul yan tümcesinin kısaltılmış biçimidir. Buradaki kısaltılmamış anlamı “if any one of these theories is proven”dır: ana tümce neyin kastedildiğini açıkça gösterdiği için özne ve be fiilinin biçimi çıkarılmıştır. Geçmiş zaman ortacı proven edilgen anlam taşır; yani teoriler sınanıp doğru oldukları gösterilen taraftır, kendileri bir şeyi kanıtlamaz. Bu yan tümce bir koşul koyar, would ise koşul gerçekleşirse beklenen sonucu belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede “If proven” ifadesinin edilgen ve kısaltılmamış anlamını hangi seçenek verir?

  1. If someone is proving no theory
  2. If any one of these theories is proven
  3. If any one of these theories proves something
Cevabı göster

If any one of these theories is proven

Dilbilgisi

while still preserving ...: değişim ile devamlılığı dengelemek

Burada while still preserving ... ifadesi, “aynı anda önemli bir şeyi bozulmadan korumaya devam etmek” anlamına gelir. while, preserving eylemini daha büyük cümledeki başka bir eyleme bağlar; still ise yeni fikir veya değişikliklere rağmen mevcut modellerin yerinde kaldığını vurgular. while + -ing kalıbı, ana eylemle birlikte yapılan ikinci bir eylemi gösterebilir. still eklendiğinde çoğu zaman bir denge kurulur: bir şey değişir, fakat değerli bir şey devam eder.

Alıştırma

Sürekli korumayı vurgulayan üç kelimelik hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: The museum added interactive displays ____ its historic character.

Cevabı göster

while still preserving

But it's also possible that those models are wrong.

5:09

Fakat bu modellerin yanlış olması da mümkündür.

Either way, Anlatım akışı

5:12

Her iki durumda da,

this paradox has already helped us take another step into the unknown. Deyimler

5:13

bu paradoks zaten bilinmeyene doğru bir adım daha atmamıza yardımcı oldu.

Anlatım akışı

Either way: ortak bir sonuca dönmek

Either way, “iki olasılıktan hangisi doğru veya seçilmiş olursa olsun” anlamına gelir. Daha önce belirtilen seçeneklere gönderme yapar ve ardından gelen sonucun iki durumda da geçerli olduğunu belirtir. Cümlenin başında bir söylem belirleyicisi olarak çalışır: tartışmadaki ayrı yolları kapatır ve dinleyiciyi tek bir ortak sonuca döndürür. Bu konumda kendisinden sonra normalde virgül gelir.

Alıştırma

The package may arrive on Friday or Saturday. Hangi devam cümlesi sonucun iki durumda da aynı olduğunu gösterir?

  1. On Friday, I will be home to receive it.
  2. Either way, I will be home to receive it.
  3. By the way, I will be home to receive it.
Cevabı göster

Either way, I will be home to receive it.

Deyimler

Bilinmeyene doğru bir adım daha atmak: ilerlemeyi yolculuk olarak anlatmak

Burada take another step into the unknown, henüz anlaşılmamış bir şeyi araştırırken biraz daha ilerlemeyi anlatan bir mecazdır. Kimse gerçekten bir yere yürümüyor. another step, paradoksun devam eden sürece bir ilerleme daha eklediğini, her şeyi çözmediğini gösterir. the unknown ise henüz bilmediklerimizi içine girilebilen hayali bir yer gibi sunar.

Alıştırma

Bu cümlede take another step into the unknown ne anlama geliyor?

  1. Yanıt belirsiz olduğu için araştırmayı bırakmak.
  2. Işıksız bir yere doğru gerçekten bir adım daha yürümek.
  3. Henüz anlaşılmamış şeyleri araştırırken daha fazla ilerleme kaydetmek.
Cevabı göster

Henüz anlaşılmamış şeyleri araştırırken daha fazla ilerleme kaydetmek.

Ever wonder if a black hole could destroy us or we could destroy a black hole? Ton ve niyet

5:19

Bir kara deliğin bizi yok edip edemeyeceğini veya bizim bir kara deliği yok edip edemeyeceğimizi hiç merak ettiniz mi?

Ton ve niyet

Ever wonder if...: izleyiciye yönelik resmî olmayan bir soru kancası

Ever wonder if...? ifadesi, Do you ever wonder if...? sorusunun resmî olmayan kısaltılmış biçimidir. Atılan Do you kısmı anlaşılır; if, üzerinde düşünülen olasılığı ya da evet-hayır sorusunu başlatır. Konuşan kişi esas olarak hemen bir yanıt istemez. Soru doğrudan izleyiciye seslenir ve sonraki bölüme karşı merak uyandırır.

Alıştırma

Soruyu dersteki resmî olmayan izleyici kancasıyla tamamlayın: ____ octopuses dream?

Cevabı göster

Ever wonder if

Cast your lot for or against humanity by watching one of these videos next. Deyimler

5:23

Sırada bu videolardan birini izleyerek insanlığın yanında veya karşısında yerinizi alın.

Deyimler

Cast your lot for or against...: dramatik biçimde taraf seçmek

Cast your lot, bir tarafı seçip o tarafın başına gelecek sonuçları da kabul edecek şekilde kendini o tarafa bağlamak demektir. Burada for or against humanity iki seçeneği ortaya koyar: insanlığı desteklemek ya da ona karşı çıkmak. Lot burada “piyango bileti” veya “çok sayıda” anlamına gelmez; kişinin kaderi ya da payına düşenle bağlantılı bir deyimin parçasıdır. by watching... ifadesi, sıradaki videoyu seçmeyi taraf tutmanın yolu olarak sunar. Böylece sıradan bir bitiş ekranı tıklaması, bilerek çok büyük bir ahlaki kararmış gibi gösterilir ve eğlenceli, dramatik bir ton yaratılır.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “taraf seçmek” anlamına gelen deyimle tamamla: In the final scene of this space game, you must ____ for or against the moon colony.

Cevabı göster

cast your lot