Hawking'in kara delik paradoksu - Fabio Pacucci: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video açıklaması: Bu video, kara deliklerin buharlaşmasının kuantum bilgisinin korunumu, genel görelilik ve kuantum mekaniği arasında neden bir çatışma yarattığını açıklıyor; ardından Hawking radyasyonunda bilgi bulunması ve holografik ilke gibi olası çözümleri inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. boundaries of the unknown, — Deyimler ve Mecazi İfadeler: Bu mekânsal metaforun bilim insanlarını yerleşik bilginin sınırında çalışan kişiler olarak nasıl sunduğunu anlayabilirsiniz. İfadeyi gerçek bir fiziksel sınır gibi yorumlamak yerine, henüz kesinlik kazanmamış sorular üzerine araştırmaları tanıtırken fark edip kullanabilirsiniz. 2. suggesting that — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Şimdiki zaman ortacı içeren bir yapının gözlemi, destekliyor gibi göründüğü sonuca nasıl bağladığını öğrenirsiniz. Böylece kanıt ile çıkarımı ayırabilir; bilimsel, akademik veya analitik metinlerde sonuçları kısa ve açık biçimde aktarabilirsiniz. 3. is the holographic principle. — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Üç boyutlu gerçekliğe ilişkin bilginin iki boyutlu bir sınırda kodlanabileceğini öne süren fizik ilkesinin adını tanırsınız. Bu sayede bilgi paradoksuna sunulan son yanıtı izleyebilir ve terimi sıradan bir hologramla karıştırmazsınız.
Bu derste
Scientists work on the boundaries of the unknown, Deyimler
0:06Bilim insanları bilinmeyenin sınırlarında çalışırlar,
boundaries of the unknown: araştırma sınırı benzetmesi
boundaries of the unknown ifadesi, insanların hâlihazırda bildikleri ile henüz anlamadıkları sorular arasındaki araştırma sınırını anlatan bir benzetmedir. Bilim insanları gerçek bir sınır çizgisinde durmaz; mevcut bilginin bittiği yerde çalışırlar. Bu imge araştırmayı bir keşif gibi gösterir: her alanın kendine ait bir sınırı olabilir ve bilimsel çalışmalar bu sınırı ileri taşımaya çalışır.
Alıştırma
Bu cümlede boundaries of the unknown ne anlama geliyor?
- Bilim insanlarının aşmasının yasak olduğu kurallar
- Yerleşik bilgi ile henüz anlaşılmamış sorular arasındaki araştırma sınırı
- Haritada işaretlenmiş fiziksel sınırlar
Cevabı göster
Yerleşik bilgi ile henüz anlaşılmamış sorular arasındaki araştırma sınırı
where every new piece of knowledge forms a path into a void of uncertainty, Deyimler
0:10burada her yeni bilgi parçası belirsizliğin boşluğuna doğru bir yol oluşturur,
forms a path into a void of uncertainty: yolculuk benzetmesi
forms a path into... ifadesi, yeni bilgiyi ileriye doğru bir rota oluşturan bir şey olarak sunar. a void of uncertainty ise henüz yanıtlanmamış alanı geniş ve belirsiz bir boşluk olarak tasvir eder; void gerçek anlamda boş bir delik değildir. Bu imgeler iki düşünceyi aynı anda anlatır: bir keşif araştırmacılara yön verir, fakat onları henüz yanıtı olmayan soruların daha derinlerine de götürür.
Alıştırma
forms a path into a void of uncertainty benzetmesi ne anlatıyor?
- Yeni bilgi, boş uzayda gerçek bir yol oluşturur.
- Yeni bilgi, her şeyi bir anda kesin hâle getirir.
- Yeni bilgi, hâlâ çözülmemiş soruları araştırmak için bir yön sağlar.
Cevabı göster
Yeni bilgi, hâlâ çözülmemiş soruları araştırmak için bir yön sağlar.
and nothing is more uncertain or potentially enlightening than a paradox.
0:15ve hiçbir şey bir paradoks kadar belirsiz veya potansiyel olarak aydınlatıcı olamaz.
paradoxes have threatened to undermine everything we know, Anlatım akışı
0:22paradokslar bildiğimiz her şeyi temelinden sarsmakla tehdit etmiştir,
and just as often, they've reshaped our understanding of the world.
0:26ve bir o kadar sıklıkla dünyayı kavrayışımızı yeniden şekillendirmişlerdir.
threatened to undermine ... they've reshaped: tehditten yeni bir anlayışa
İlk vurgulanan eylem, paradoksları yerleşik bilgi için bir tehlike olarak sunar: İnsanların bildiklerini düşündükleri şeylerin temelini zayıflatabilirler. İkinci vurgulanan eylem başka bir etkiye geçer: Paradokslar, dünyayı daha iyi anlama yolları oluşturabilir. Aradaki just as often ifadesi, bu yapıcı etkinin de aynı sıklıkta görüldiğini belirtir; böylece cümle krizden değere ilerler.
Alıştırma
Vurgulanan iki eylem bilgiyi nasıl düzenliyor?
- Paradoksların yalnızca bilgiyi yok ettiğini ve hiçbir katkı sağlamadığını iddia ederler.
- Bakış açısını değiştirmeden birbiriyle ilgisiz iki bilimsel olayı sıralarlar.
- Önce mevcut bilgiye yönelik bir tehdit sunar, ardından paradoksların aynı sıklıkta yeni bir anlayış yarattığını gösterirler.
Cevabı göster
Önce mevcut bilgiye yönelik bir tehdit sunar, ardından paradoksların aynı sıklıkta yeni bir anlayış yarattığını gösterirler.
threatens to unravel: bir çerçeveyi mecazi olarak istikrarsızlaştırmak
Unravel sözcüğü gerçek anlamda birbirine dolaşmış ipleri ayırmayı anlatabilir. Burada nesnesi genel görelilik ve kuantum mekaniği alanlarıdır; bu nedenle kullanım mecazidir. Paradoks, bu alanlardaki fikirlerin sağlam sistemler olarak bir arada durmasını engelleyebilir veya temellerini zayıflatabilir. Threatens to, daha önce gerçekleşmiş bir sonucu değil, ciddi bir olasılığı belirtir. Bu nedenle ifade, “temelden istikrarsızlaştırabilir” anlamına gelir; “çözmüş durumda” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede threatens to unravel ne anlama geliyor?
- İki alandaki her soruyu çözebilir.
- Bilim insanlarının kullandığı gerçek ipleri çözebilir.
- İki kuramsal alanı temelden istikrarsızlaştırabilir.
Cevabı göster
İki kuramsal alanı temelden istikrarsızlaştırabilir.
the black hole information paradox: kara delik bilgi paradoksu
The black hole information paradox, fizikteki belirli bir sorunun adıdır. Basitçe söylemek gerekirse kara delikler, içlerine düşen şeylerle ilgili fiziksel bilgiyi sonsuza dek yok edebiliyormuş gibi görünür; ancak kuantum mekaniğine göre bilgi tamamen yok edilmemelidir. Bu cümlede sondaki isim öbeği, daha önce sözü edilen paradoksun hangisi olduğunu açıklar. Kara deliklerle ilgili herhangi bir bilgi sorunu için kullanılan genel bir ifade değildir.
Alıştırma
The black hole information paradox burada neyi ifade ediyor?
- Bir kara deliğin içinde saklanan sıradan dosya ve mesajlar
- Kara deliklerde görünürde yaşanan bilgi kaybı ile kuantum bilgisinin korunduğu kuralı arasındaki fiziksel çatışma
- Uzay araştırmalarının neden olduğu bir bilgisayar güvenliği sorunu
Cevabı göster
Kara deliklerde görünürde yaşanan bilgi kaybı ile kuantum bilgisinin korunduğu kuralı arasındaki fiziksel çatışma
we first need to define what we mean by information. Kalıp ifadeler
0:44öncelikle bilgi derken neyi kastettiğimizi tanımlamamız gerekir.
define what we mean by information: information ile neyi kastettiğimizi tanımlamak
Define what we mean by information ifadesinde define fiilinin nesnesi what we mean by information yan cümlesidir. İfade, “bu tartışmada information sözcüğünün tam olarak neyi belirttiğini açıklamak” anlamına gelir. Anahtar bir sözcük farklı şekillerde anlaşılabilecekse define what we mean by + terim kalıbını kullanabilirsiniz. Bu kalıp, açıklamanın veya savın geri kalanını kurmadan önce açık bir anlam belirlediğinizi gösterir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki tam ifadeyle tamamlayın: Before the debate, we should ____ freedom.
Cevabı göster
define what we mean by
Typically, the information we talk about is visible to the naked eye. Kalıp ifadeler
0:48Genellikle bahsettiğimiz bilgi çıplak gözle görülebilir.
visible to the naked eye: çıplak gözle görülebilen
Visible to the naked eye, bir şeyin mikroskop, teleskop veya başka bir görsel yardımcı olmadan görülebilmesi demektir. Buradaki naked eye normal, araçsız görüşü anlatır; naked sözcüğü bu kalıpta cinsel veya utandırıcı bir anlam taşımaz. Yaygın yapı be visible to the naked eye şeklindedir. Bir şeyin not visible veya barely visible to the naked eye olduğu da söylenebilir.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki, 'mikroskop veya başka bir alet olmadan' anlamına gelen kalıpla tamamlayın: The pattern is visible ____.
Cevabı göster
to the naked eye
this kind of information tells us that an apple is red,
0:53bu tür bir bilgi bize bir elmanın kırmızı,
But physicists are more concerned with quantum information. Kalıp ifadeler
0:58Ancak fizikçiler kuantum bilgisiyle daha çok ilgilenir.
more concerned with quantum information: kuantum bilgisine daha çok odaklanmak
Bu cümlede be concerned with, bir şeye odaklanmak, onu ele almak veya onu konu edinmek anlamına gelir. Burada fizikçiler kuantum bilgisini daha fazla odaklandıkları bir konu olarak görür; cümle, bundan endişe duyduklarını söylemez. More bir karşılaştırma oluşturur: kuantum bilgisi, daha önce sözü edilen sıradan ve görünür bilgiden daha fazla ilgi görür. Aynı yapı bir kişiyi, çalışmayı, kitabı veya kuruluşu ana konusuyla ilişkilendirebilir.
Alıştırma
'The article is concerned with how cities use water,' cümlesinde concerned with ne anlama gelir?
- O konuya odaklanır veya o konuyu ele alır.
- O konuyu tartışmayı reddeder.
- O konunun var olmasından endişe duyar.
Cevabı göster
O konuya odaklanır veya o konuyu ele alır.
This refers to the quantum properties of all the particles Kalıp ifadeler
1:02Bu, tüm parçacıkların kuantum özelliklerini ifade eder,
make up: parçaların bir bütünü oluşturması
Burada make up, oluşturmak veya meydana getirmek anlamındadır. All the particles parçaları, that apple ise bu parçaların oluşturduğu bütünü belirtir. that make up that apple ilgi cümleciği, hangi parçacıklardan söz edildiğini açıklar. Bu anlamda yaygın kalıp parçalar + make up + bütün şeklindedir. make up ifadesini tek bir öbek fiil olarak ele al; burada uydurmak veya makyaj yapmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Parçaların bir bütünü oluşturduğunu göstermek için make up kullanarak cümleyi tamamla: Eight small panels ____ the screen.
Cevabı göster
make up
refers to: bir terimin ne anlama geldiğini belirtmek
Burada This refers to ... yapısındaki refer to, daha önce sözü edilen bir sözcük ya da düşüncenin ne anlama geldiğini belirtir. This, quantum information ifadesine geri gönderme yapar; refers to sonrasındaki ad öbeği de bunun içeriğini açıklar. X bir sözcük, etiket, zamir ya da önceki bir düşünce; Y ise onun işaret ettiği şey veya kavramsa X refers to Y kalıbını kullan.
Alıştırma
Bir terimi tanımına bağlayan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamla: In this lesson, 'habitat' ____ the natural home of a plant or animal.
Cevabı göster
refers to
Every object in the universe is composed of particles Kalıp ifadeler
1:11Evrendeki her nesne parçacıklardan oluşur
is composed of: yapıyı resmî biçimde belirtme
is composed of ifadesinde özne bir bütün, of sonrasındaki isim öbeği ise bu bütünün parçaları olarak sunulur. Bu cümlede Every object bütündür; particles with unique quantum properties ise onun neler içerdiğini belirtir. Bu, compose fiilinin edilgen biçimidir ve yapı ya da üyelik bildirmek için kullanılan resmî bir anlatımdır. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp bütün + be composed of + parçalar şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi be composed of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The panel ____ three teachers and two parents.
Cevabı göster
is composed of
This idea is evoked most significantly in a vital law of physics:
1:17Bu fikir fizikteki hayati bir yasada en belirgin şekilde dile getirilir:
"The total amount of quantum information in the universe must be conserved." Dilbilgisi
1:23"Evrendeki kuantum bilgisinin toplam miktarı korunmalıdır."
must be conserved: kiplik fiilli edilgen yapıda zorunluluk
Must be conserved, kiplik fiili + be + geçmiş zaman ortacı kalıbını izler. Özne olan the total amount of quantum information koruma eylemini yapan değildir; değişmeden kalması gereken miktardır. Buradaki must, bir kişiye verilen emri değil, bilimsel bir yasadaki zorunlu koşulu ifade eder. Fizikte conserved, toplam miktarın yok olmaması veya genel olarak değişmemesi anlamına gelir.
Alıştırma
Bilimsel yasayı must be conserved ile tamamlayın: Energy ____ in a closed system.
Cevabı göster
must be conserved
Even if you destroy an object beyond recognition, Notlar
1:28Bir nesneyi tanınmayacak kadar yok etseniz bile,
object beyond recognition: tanınamayacak kadar hasarlı
Beyond recognition, “asıl şey artık tanımlanamayacak kadar aşırı bir dereceye kadar” anlamına gelir. Destroy an object beyond recognition ifadesinde bu söz öbeği, yıkımın ne kadar ağır olduğunu anlatır. Beyond, bir sınırın aşıldığını gösterir: nesne o kadar değişmiştir ki artık tanınması mümkün değildir.
Alıştırma
Bu notta yer alan ve “artık tanınamayacak kadar kötü biçimde” anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyi kullanın: The fire damaged the old map ____.
Cevabı göster
beyond recognition
its quantum information is never permanently deleted.
1:31kuantum bilgisi asla kalıcı olarak silinmez.
Even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul
Even if, gerçekleşebilecek veya gerçekleşmeyebilecek bir koşul sunar. Ana cümle, sonucun her iki durumda da geçerli kaldığını söyler. Yapı even if + koşul, ana sonuç şeklindedir. Burada nesnenin yok edilmesi, kuantum bilgisiyle ilgili sonucu değiştirmez.
Alıştırma
Yol yoğun olabilir veya olmayabilir, ancak güzergâh değişmeyecek. Cümleyi bu nottaki ifadeyle tamamlayın: ____ the road is busy, the bus will follow its usual route.
Cevabı göster
Even if
knowledge of that information would allow us to recreate the object Dilbilgisi
1:36bu bilginin bilinmesi, nesneyi yeniden yaratmamızı sağlar
information would allow us ...: bir koşulun neyi mümkün kılacağı
information would allow us to recreate ifadesinde knowledge of that information isim öbeği, eylemi mümkün kılan koşuldur. Kalıp ‘koşul veya şey + would allow + kişi + to + fiilin yalın hâli’ şeklindedir; bu koşulun kişinin eylemde bulunmasını mümkün kılacağı anlamına gelir. Burada would, theoretically ile birlikte varsayımsal bir sonucu belirtir. Konuşmacı bu bilginin neyi mümkün kılabileceğini açıklıyor; nesnenin şimdiden yeniden yaratılabildiğini iddia etmiyor.
Alıştırma
Cümleyi would allow us to ile tamamlayın: A larger sample ____ test the idea more carefully.
Cevabı göster
would allow us to
Conservation of information isn't just an arbitrary rule, Dilbilgisi
1:42Bilginin korunumu sadece rastgele bir kural değil,
but a mathematical necessity upon which much of modern science is built. Dilbilgisi
1:46aynı zamanda modern bilimin büyük bir kısmının üzerine inşa edildiği matematiksel bir zorunluluktur.
isn't just an arbitrary rule, but a mathematical necessity: vurgu B üzerinde
isn't just A, but B kalıbı, A'nın fazla sınırlı olduğunu belirtir ve asıl vurguyu B'ye kaydırır. Bu cümlede arbitrary rule sınırlı tanım, mathematical necessity ise daha güçlü sonuçtur. Buradaki just, ‘az önce’ değil ‘yalnızca’ anlamındadır. Bu kalıp çoğu zaman A'yı kısmen geçerli bırakır, ancak konuyu anlamanın daha önemli veya doğru yolunun B olduğunu söyler.
Alıştırma
Cümleyi isn't just ... but ... kalıbıyla tamamlayın: The school garden ____ a place to grow food, ____ an outdoor science lab.
Cevabı göster
isn't just · but
Resmî bir ilgi tümcesinde upon which ... is built
upon which much of modern science is built yan tümcesi, a mathematical necessity ifadesini niteler. Which bu zorunluluğa gönderme yapar; upon ise is built ile birlikte kullanılır: much of modern science is built upon that necessity. Upon sözcüğünü which’in önüne almak, edatın öne getirildiği bir ilgi tümcesi oluşturur. Bu yapı, söz konusu zorunluluğu modern bilimi destekleyen bir temel olarak gösterir ve cümleye kısa, resmî bir yazı üslubu verir.
Alıştırma
Hangi cümle, edatın öne getirildiği resmî ilgi tümcesini doğru kullanıyor?
- This is the evidence upon which the conclusion is based.
- This is the evidence upon that the conclusion is based.
- This is the evidence upon which the conclusion is based on.
Cevabı göster
This is the evidence upon which the conclusion is based.
Bir benzetme olarak foundations get shaken
Foundations burada bir teoriyi veya sistemi destekleyen temel ilkeler anlamına gelir; binaların fiziksel temelleri kastedilmez. Get shaken, yapı benzetmesini devam ettirir: temel sarsılırsa bütün yapı artık güvenli görünmez. Bu ifade, söz konusu temel ilkelerin ciddi biçimde sorgulandığı veya daha az kesin hâle geldiği anlamına gelir. Bir istikrarsızlaşma anlatır, ancak ilkelerin mutlaka çürütüldüğü veya yok edildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede foundations get shaken ne anlama geliyor?
- Temel bilimsel ilkeler ciddi bir sorgulamayla karşı karşıya kalır.
- Bilimsel ilkeler daha güçlü hâle gelir.
- Kara deliklerin yakınındaki fiziksel binalar sallanır.
Cevabı göster
Temel bilimsel ilkeler ciddi bir sorgulamayla karşı karşıya kalır.
it seems as though it leaves the universe, Kalıp ifadeler
1:57sanki evreni terk ediyormuş gibi görünür,
and all its quantum information becomes irretrievably lost. Kelime
2:00ve tüm kuantum bilgisi geri dönülemez bir şekilde kaybolur.
it seems as though ...: görünüşe dayalı bir sonucu ifade etmek
it seems as though ... kalıbı, ardından gelen yan cümleyi doğrulanmış bir gerçek olarak değil, bir görünüş ya da çıkarım olarak sunar. Burada it leaves the universe, gerçekleşiyor gibi görünen durumdur. Bu kalıp, bir şeyin nasıl göründüğü ile gerçekte neyin doğru olabileceğini ayırmayı sağlar. as though sonrasındaki yan cümle, görünüşe dayalı sonucu verir.
Alıştırma
Sonucu doğrulanmamış biçimde sunmak için bu dersteki dört kelimelik kalıpla cümleyi tamamlayın: The house is dark, and no one answers. ____ nobody is home.
Cevabı göster
It seems as though
becomes irretrievably lost: geri döndürülemez biçimde kaybolmak
irretrievably lost ifadesinde irretrievably, “geri getirilemeyecek veya eski hâline döndürülemeyecek biçimde” demektir. lost sözcüğünün anlamını güçlendirir: bilgi yalnızca bulunması zor ya da geçici olarak erişilemez değildir. Becomes bir durum değişikliğini gösterir. Yan cümle, kuantum bilgisinin sonunda kalıcı olarak kurtarılamaz bir duruma geldiğini ve bu nedenle söz konusu kaybın geri döndürülemez olduğunu anlatır.
Alıştırma
Hangi durum irretrievably lost olan bilgiye en iyi uyar?
- Mevcut hiçbir yöntemle geri getirilemez.
- Gizlidir ancak daha sonra bulunabilir.
- Güvenli bir yedeğe kopyalanmıştır.
Cevabı göster
Mevcut hiçbir yöntemle geri getirilemez.
but it might still exist within the black hole's mysterious void.
2:10fakat kara deliğin gizemli boşluğunda hâlâ var olabilir.
out of sight: görünmüyor, ama mutlaka yok olmuş değil
Out of sight, görüş veya gözlem alanının dışında olmak demektir. Bir şeyin var olup olmadığını değil, görülüp görülemediğini anlatır. Burada but, bilginin gözlemlenememesini hâlâ var olma olasılığıyla karşılaştırır. Bu yüzden out of sight, yok edilmiş veya ortadan kaybolmuş olarak anlaşılmamalıdır.
Alıştırma
The key is out of sight, but it is still in the room cümlesinde out of sight ne anlama gelir?
- Görülemiyor olsa da hâlâ vardır.
- Kesinlikle yok edilmiştir.
- Sır olarak kalması için bilerek saklanmaktadır.
Cevabı göster
Görülemiyor olsa da hâlâ vardır.
some theories suggest that information doesn't even make it inside the black hole at all. Kalıp ifadeler
2:15bazı teoriler bilginin kara deliğin içine hiç girmediğini bile öne sürüyor.
doesn't even make it inside ... at all: içeri girmeyi bile başaramamak
Make it inside, bir yere girmeyi başarmak veya o yerin içine ulaşmak demektir. Bu cümlede kara deliğe giremeyen şey bilgidir; make burada oluşturmak anlamına gelmez. Doesn't nedeniyle yan cümle olumsuzdur. Even, bu temel adımın bile gerçekleşmediğini vurgular; at all ise olumsuzluğu güçlendirir. Doesn't even make it inside ... at all bütünüyle, bir şeyin hiçbir şekilde içeri girmediğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve içeri girmeyi başarmak anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The doors were locked, so the visitors didn't even ____ the museum at all.
Cevabı göster
make it inside
it's as if the apple's quantum information is encoded on the surface layer of the black hole, Notlar
2:22sanki elmanın kuantum bilgisi kara deliğin yüzey tabakasına kodlanmış gibidir,
Seen from outside: gözlem açısını belirleyen başlangıç
Seen from outside, “bir şeye dışarıdan bakıldığında” anlamına gelir. Tam düşünce, geçmiş zaman ortacıyla kurulan kısaltılmış bir yan cümleye dönüştürülmüştür: Nesne veya durum gözlemleyen değil, gözlemlenen olduğu için seen edilgen anlam taşır. Bu ifade cümlenin başında kullanıldığında ana açıklamadan önce bakış açısını belirtir. Neyin gözlemlendiği bağlamdan anlaşılır; böylece okur devamındaki bilgiyi dışarıdan bir bakış açısıyla yorumlar.
Alıştırma
Hangi cümlede Seen from outside, betimlenen nesnenin gözlem açısını belirtmek için kullanılmıştır?
- Seen from outside, the guide told us about the glass tower.
- Seen from outside, we chose blue paint for the glass tower.
- Seen from outside, the glass tower looks blue.
Cevabı göster
Seen from outside, the glass tower looks blue.
as if the ...: model benzeri bir karşılaştırma sunma
it's as if + yan cümle yapısında as if, bir şeyin nasıl göründüğünü açıklamaya yardımcı olan bir durum sunar: “sanki ... gibi”. Burada yan cümle, elmaya ait bilgiyi kara deliğin yüzeyine kodlanmış gibi tasvir eder. Bu ifade, etkiyi anlamaya yardımcı olan bir karşılaştırma veya model sunar. Tek başına bu görüntünün doğrudan gözlemlendiğini ya da kanıtlandığını söylemez. Vurgulanan sözlerde the, the apple's quantum information isim grubuna aittir; as if bağlayıcısının bir parçası değildir.
Alıştırma
It's as if the map can read my mind. cümlesinde It's as if ne anlatır?
- Ona bir soru sorduğum için harita aklımdan geçenleri okuyor.
- Harita ne istediğimi biliyor gibi görünüyor; bu bir karşılaştırmadır.
- Haritanın düşünceleri okuyabildiği kesin olarak kanıtlanmıştır.
Cevabı göster
Harita ne istediğimi biliyor gibi görünüyor; bu bir karşılaştırmadır.
on the surface layer of the black hole: kara deliğin yüzey katmanında
On the surface layer of the black hole, bilginin kara deliğin derin iç kısmında değil, anlatımda kara deliğin yüzeyi veya sınırı olarak ele alınan yerde bulunduğunu belirtir. on edatı bu katmanı bilgiyi taşıyan yer olarak gösterir. Encoded on içindeki encoded, bilginin bu katmanla bağlantılı fiziksel bir biçimde temsil edildiği veya saklandığı anlamına gelir. Birinin oraya sıradan bir gizli kod yazdığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Desenin özellikle malzemenin en dış katmanında olduğunu belirtmek için dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The pattern is encoded ____ the material.
Cevabı göster
on the surface layer of
event horizon: kara deliğin sınırı
Event horizon, bir kara deliğin çevresindeki sınırdır. Bir şey bu sınırı içeri doğru geçtiğinde, ışık dahil hiçbir şey yeniden dışarı kaçamaz. Bu, uzay-zamandaki bir sınırdır; katı bir kabuk değildir. Called the event horizon ifadesinde called, az önce sözü edilen yüzeyin bilimsel adını tanıtır. Bu terimi bilmek, kara deliğin kenarı veya geri dönüşü olmayan noktası hakkındaki anlatımları anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bir bilim belgeselinde kara deliğin event horizon ifadesi neyi belirtir?
- Her kara deliğin merkezindeki parlak bir yıldız
- İçeri doğru geçildikten sonra ışığın bile yeniden dışarı kaçamadığı sınır
- Kara deliğin çevresindeki katı kaya kabuğu
Cevabı göster
İçeri doğru geçildikten sonra ışığın bile yeniden dışarı kaçamadığı sınır
As A increases, B increases as well: A arttıkça B de artar
As A increases, B increases as well yapısında as “bu değişimle birlikte”, as well ise “o da” anlamını verir. Cümle, kara deliğin kütlesi ile olay ufkunun yüzey alanını birlikte artan iki büyüklük olarak sunar. Bu yapı, bağlantılı bir eğilimi anlatır. İki büyüklüğün aynı yüzdeyle arttığını göstermez ve tek başına A’nın B’ye neden olduğunu kanıtlamaz; bu bağlantıyı bağlamın kurması gerekir.
Alıştırma
Hedef As ... as well yapısını tamamlayın: ____ the temperature in a sealed container increases, the pressure increases ____.
Cevabı göster
As · as well
it also grows large enough to conserve the object's quantum information.
2:39nesnenin kuantum bilgisini koruyacak kadar büyümesi de mümkündür.
a black hole swallows an object: swallow fiilinin mecaz kullanımı
Buradaki swallows canlı bir benzetmedir: kara delik bir nesneyi kendine çeker ve içine alır; sanki onu yiyormuş gibi anlatılır. Bu, kara deliğin ağzı olduğu, çiğnediği veya sindirdiği anlamına gelmez. İngilizcede swallow, büyük bir şeyin veya sistemin bir şeyi hızla içine almasını, hapsetmesini ya da tüketmesini anlatmak için de kullanılır. Bu imge, bir şeyin onun içinde kaybolduğunu veya artık birinin kontrolünde olmadığını vurgular.
Alıştırma
Kara delikle ilgili cümlede swallows ne anlama geliyor?
- Kara deliğin nesneyi içine aldığını canlı bir biçimde anlatır.
- Kara deliğin nesneyi gerçekten çiğneyip sindirdiği anlamına gelir.
- Kara deliğin nesneyi ittiği anlamına gelir.
Cevabı göster
Kara deliğin nesneyi içine aldığını canlı bir biçimde anlatır.
But whether information is conserved inside the black hole or on its surface, Dilbilgisi
2:44Ancak bilgi ister kara deliğin içinde ister yüzeyinde korunsun,
Whether ... or ...: iki alternatif, tek sonuç
Whether A or B iki alternatifi ortaya koyar. Buradaki alternatifler, bilginin kara deliğin içinde ya da yüzeyinde korunmasıdır. Bu yan cümle ana cümleden önce geldiğinde, ana sonucun her iki durumda da geçerli olduğunu anlatabilir. Bu yüzden bilginin konumu, ardından gelen sonucu değiştirmez.
Alıştırma
Cümleyi whether ... or ... ile tamamlayın: ____ the class meets online ____ in person, everyone must register.
Cevabı göster
Whether · or
Remain intact: bütünlüğünü veya geçerliliğini korumak
Remain intact, bütün, hasarsız veya temelden bozulmamış durumda kalmak demektir. Remain bir bağ fiildir; intact ise devam eden durumu anlatan sıfattır. Fizik yasalarıyla kullanıldığında intact mecazidir: yasalar hâlâ geçerlidir ve iki olasılıktan hiçbiri onları geçersiz kılmaz.
Alıştırma
Remain intact ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimini kullanın: Although the package was crushed, the device inside ____.
Cevabı göster
remained intact
until you account for Hawking radiation. Öbek fiiller
2:51ta ki Hawking ışımasını hesaba katana kadar.
account for Hawking radiation: bir etkeni analize dahil etmek
Burada for Hawking radiation, önceki account sözcüğüyle birleşerek account for öbek fiilini tamamlar. Bu analitik kullanımda account for Hawking radiation, bir açıklama veya hesaplama değerlendirilirken Hawking radyasyonunu bir etken olarak hesaba katmak demektir. until yan cümlesi, önceki görüşün yeniden değerlendirilmesi gereken noktayı belirtir: bu etken hesaba katıldığında sonuç değişebilir.
Alıştırma
Hangi ifade cümleyi “bir etken olarak dahil etmek” anlamıyla tamamlar? A realistic travel plan must ___ possible delays.
- make up for
- pay for
- account for
Cevabı göster
account for
Discovered by Stephen Hawking in 1974, Dilbilgisi
2:551974'te Stephen Hawking tarafından keşfedilen,
this phenomenon shows that black holes are gradually evaporating. Kültür
2:58bu fenomen kara deliklerin yavaş yavaş buharlaştığını gösteriyor.
Discovered by ... in 1974: cümle başında geçmiş zaman ortacı yapısı
Discovered by Stephen Hawking in 1974, this phenomenon hakkında edilgen bir arka plan bilgisi veren, cümle başındaki geçmiş zaman ortacı yapısıdır. Şu şekilde açılabilir: This phenomenon, which was discovered by Stephen Hawking in 1974, shows that black holes are gradually evaporating. discovered sözcüğünün örtük öznesi, virgülden hemen sonra gelen this phenomenon isim öbeğidir. Stephen Hawking, by ile belirtilen eylemi yapandır. Bu sıkıştırılmış yapı önce arka planı verir, temel düşünceyi ise ana cümleye bırakır.
Alıştırma
Hangi cümle köprüyü tanımlamak için cümle başındaki geçmiş zaman ortacı yapısını doğru kullanır?
- Building in 1890, the bridge is still in use.
- Built in 1890, engineers repaired the bridge last year.
- Built in 1890, the bridge is still in use.
Cevabı göster
Built in 1890, the bridge is still in use.
that black holes are gradually evaporating: kara deliklerin zamanla kütle kaybetmesi
Bu bilimsel bağlamda evaporating, kara deliklerin Hawking ışıması yoluyla yavaşça kütle kaybetmesi demektir. Bir sıvı gibi buhara dönüşmeleri demek değildir. gradually, bu kaybın bir anda değil, son derece uzun bir süre boyunca azar azar gerçekleştiğini gösterir. Süreç devam ederse bir kara delik sonunda yok olabilir.
Alıştırma
Burada black holes are gradually evaporating ne anlama gelir?
- Hawking ışıması yoluyla yavaşça kütle kaybediyorlar.
- Hızla sıradan su buharına dönüşüyorlar.
- Aniden patlayıp yok oluyorlar.
Cevabı göster
Hawking ışıması yoluyla yavaşça kütle kaybediyorlar.
they shed particles: parçacık salmak anlamındaki shed fiili
they shed particles ifadesinde shed, parçacıkların kaynaktan salındığını veya ayrıldığını anlatan bir fiildir. particles sözcüğü shed fiilinin nesnesi olduğu için shed burada küçük bir depo kulübesi anlamındaki isim olamaz. Shed çoğunlukla bir maddenin bir şeyden doğal biçimde ayrılmasını anlatır. Hayvanların tüyleri veya derileri, ağaçların yaprakları ve nesnelerden çıkan küçük parçacıklar için kullanılabilir. Geçmiş zaman ve geçmiş ortaç biçimi de shed şeklindedir.
Alıştırma
Bu nottaki hedef fiille cümleyi tamamlayın: In spring, many dogs ____ some of their winter fur.
Cevabı göster
shed
it seems as though the evaporating particles are unrelated
3:11buharlaşan parçacıklar alakasız gibi görünmektedir
Critically, ile temel noktayı belirtmek
Cümlenin başındaki Critically, “en önemlisi” veya “asıl önemli nokta” anlamına gelen bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye, ardından gelen iddianın sav açısından önemli sonuçları olduğunu bildirir. Ardından gelen yan cümlenin tamamının önemini değerlendirir; parçacıkların nasıl hareket ettiğini anlatmaz.
Alıştırma
Critically özgün cümlede nasıl bir işlev görüyor?
- Sıradaki iddianın sav açısından çok önemli olduğunu belirtir.
- Parçacıkların eleştirildiğini söyler.
- Parçacıkların tehlikeli bir biçimde hareket ettiğini söyler.
Cevabı göster
Sıradaki iddianın sav açısından çok önemli olduğunu belirtir.
suggesting that a black hole and all the quantum information it contains Dilbilgisi
3:17bu da bir kara deliğin ve içerdiği tüm kuantum bilgisinin
suggesting that ile önceki durumdan çıkarım yapmak
Suggesting that, present participle yapısındaki bir yan cümleyi başlatır. Virgülden sonra önceki durumun tamamına gönderme yapar ve bu durumun desteklediği bir sonucu sunar. Sonuç kesin bir gerçek olarak değil, bir çıkarım olarak verilir. Bu cümlede could da tamamen silinmenin kanıtlanmış bir gerçek değil, bir olasılık olduğunu ayrıca gösterir.
Alıştırma
Suggesting that özgün cümlede nasıl bir ilişki ifade ediyor?
- Sonuç tam bir kesinlikle kanıtlandı.
- Birisi kara deliğe bir şey yapmasını öneriyor.
- Önceki durum olası bir sonuca işaret ediyor.
Cevabı göster
Önceki durum olası bir sonuca işaret ediyor.
While the evaporation process would take an incredibly long time, Dilbilgisi
3:30Buharlaşma süreci inanılmaz derecede uzun zaman alacak olsa da,
the questions it raises for physics are far more urgent. Dilbilgisi
3:34fizik için ortaya çıkardığı sorular çok daha acildir.
While ...: Karşıtlıktan önce bir noktayı kabul etme
Burada while, her ne kadar ya da -se de anlamında kullanılır. Bir ödünleme sunar: konuşan kişi önce buharlaşmanın inanılmaz derecede uzun süreceğini kabul eder. Ardından ana cümle daha önemli olan karşıt noktayı sunar: bu sorular çok daha erken ilgi gerektirir. While A, B yapısı, önce A’yı kabul edip sonra B’yi vurgulayarak düşünceyi düzenler.
Alıştırma
Hangi cümlede while, örnekteki gibi bir ödünleme sunmak için kullanılmıştır?
- Please wait here for a while.
- While the route is longer, it is much safer.
- While I was cooking, the phone rang.
Cevabı göster
While the route is longer, it is much safer.
far more urgent: Karşılaştırmayı güçlendirme
far more urgent ifadesinde more urgent karşılaştırma biçimidir. Far bu karşılaştırmayı güçlendirerek farkın büyük olduğunu, yani yalnızca biraz değil çok daha acil olduğunu gösterir. Burada far fiziksel uzaklığı anlatmaz. Karşılaştırılan nokta bağlamdan zaten belliyse than ile başlayan bölüm kullanılmayabilir.
Alıştırma
Hangi cümle büyük bir karşılaştırma farkı göstermek için far kelimesini doğru kullanır?
- The safety problem is far urgent than the color choice.
- The safety problem is far more urgent than the color choice.
- The safety problem is very more urgent than the color choice.
Cevabı göster
The safety problem is far more urgent than the color choice.
The destruction of information would force us to rewrite Dilbilgisi
3:38Bilginin yok olması, bizi yeniden yazmaya zorlayacaktır
some of our most fundamental scientific paradigms. Kelime
3:41en temel bilimsel paradigmalarımızdan bazılarını.
information would force us to rewrite: varsayımsal bir sonuç
Bu cümlede would, sonucu varsayımsal bir sonuç olarak sunar: bilgi yok edilseydi bu durum yeniden yazmayı gerekli kılardı. Cümle, yeniden yazma işleminin zaten gerçekleştiğini söylemez. Kalıp would + force + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Force someone to do something, koşulların kişiye neredeyse hiç gerçekçi seçenek bırakmaması demektir; rewrite ise yalnızca küçük bir yazım hatasını düzeltmek değil, önemli ölçüde gözden geçirilmiş bir sürüm oluşturmak anlamına gelir.
Alıştırma
"A major error would force us to rewrite the report," cümlesinde "would force us to rewrite" ne anlama gelir?
- Böyle bir hata olsaydı raporu yeniden yazmak gerekli hâle gelirdi.
- Hata, yeniden yazmamız için yalnızca sıradan bir öneride bulunurdu.
- Hata, yeniden yazma işini zaten bitirmemize neden oldu.
Cevabı göster
Böyle bir hata olsaydı raporu yeniden yazmak gerekli hâle gelirdi.
most fundamental scientific paradigms: geniş bilimsel çerçeveler
Akademik bilim dilinde paradigm, bir alanın temel varsayımlarını, sorularını ve yöntemlerini şekillendiren geniş bir çerçevedir. Tek bir örnekten çok daha kapsamlıdır ve tek bir teoriden de daha geniş olabilir. Some of our most fundamental, bilimsel düşüncemizin temelini oluşturan çerçevelerin bir kısmı anlamına gelir. Bu ifade, her bilimsel düşüncenin değişmesi gerektiğini iddia etmez.
Alıştırma
Bir bilim alanının varsayımlarını ve yöntemlerini şekillendiren geniş çerçeveyi en iyi hangi sözcük adlandırır?
- theory
- paradigm
- example
Cevabı göster
paradigm
every paradox is an opportunity for new discoveries. Anlatım akışı
3:46her paradoks yeni keşifler için bir fırsattır.
every paradox is an opportunity for new discoveries: paradoksu keşif fırsatı olarak görmek
Bu cümlede every paradox is an opportunity for new discoveries, kafa karıştırıcı bir çelişkiyi değerli bir şey olarak yeniden çerçeveler: yeni bilgiye giden bir yol açabilir. Bir paradoksun kolay olduğunu ya da keşfin kesin olarak gerçekleşeceğini söylemez. every X is an opportunity for Y kalıbı, odağı sorundan o sorunun doğurabileceği şeye taşır. Burada ayrıca bilimsel araştırma hakkında genel bir ders sunarak açıklamayı umutlu bir şekilde bitirir.
Alıştırma
Vurgulanan cümle açıklamada nasıl bir işlev görüyor?
- Zor bir problemi yeni bilgi edinme fırsatı olarak yeniden çerçeveler.
- Her paradoksun zaten basit bir cevabı olduğunu vaat eder.
- Araştırmacıların tamamladığı keşiflerin listesini sunar.
Cevabı göster
Zor bir problemi yeni bilgi edinme fırsatı olarak yeniden çerçeveler.
Researchers are investigating a broad range of possible solutions Kalıp ifadeler
3:51Araştırmacılar çok çeşitli olası çözümleri araştırıyorlar
a broad range of possible solutions: çok çeşitli olası çözümler
A broad range of possible solutions, hâlâ değerlendirilmekte olan birçok farklı çözüm türü anlamına gelir. Broad tek tek çözümleri değil, çeşitliliği ve kapsamı anlatan range sözcüğünü niteler. Yapı a broad range of + isim şeklindedir. solutions, methods veya topics gibi çoğul sayılabilen isimlerle kullanıldığında, seçeneklerin birçok alanı kapsadığını resmî ve özlü biçimde gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “birçok farklı türde” anlamına gelen dört kelimelik eşdizimle tamamlayın: The library provides ____ resources for young readers.
Cevabı göster
a broad range of
Some have theorized that information actually is encoded in the escaping radiation Anlatım akışı
3:56Bazıları bilginin aslında kaçan radyasyona kodlandığını teorize ettiler
Some have theorized that: Kanıtlanmamış bir teoriyi sunmak
Some have theorized that, kim olduğu belirtilmeyen bir grubun ortaya attığı teoriyi kanıtlanmış bir gerçek gibi sunmadan tanıtır. Present perfect yapıdaki have theorized, daha önce ortaya atılmış bir teoriyi şimdiki tartışmaya bağlar. Bilgiyi düzenleyen bir ifade olarak, that ile başlayan yan cümleyi olası açıklamalardan biri olarak gösterir ve başka görüşlere yer bırakır. Some think that ifadesinden daha resmîdir.
Alıştırma
Hangi cümle resmî bir açıklamada kanıtlanmamış bir teoriyi en açık biçimde sunar?
- Some think the sealed room looks unusual.
- Research has shown that the sealed room once served as an observatory.
- Some have theorized that the sealed room once served as an observatory.
Cevabı göster
Some have theorized that the sealed room once served as an observatory.
Others have suggested the paradox is just a misunderstanding Anlatım akışı
4:05Diğerleri paradoksun sadece bir yanlış anlama olduğunu öne sürdü
of how general relativity and quantum field theory interact.
4:08genel görelilik ile kuantum alan teorisinin nasıl etkileştiğine dair.
Others have suggested: Farklı bir görüş eklemek
Others have suggested, başka kişilerin görüşünü tanıtır ve onu daha önce belirtilen bir görüşle karşılaştırır. Others, “başka kişiler” anlamına gelir; geriye kalan herkes anlamına gelmesi gerekmez. Burada suggested, “olası bir açıklama olarak ortaya attı” anlamındadır; “öğüt verdi” anlamında değildir. Ardından gelen içerik yan cümlesi Others have suggested that... biçiminde that ile kullanılabilir veya örnekteki gibi that olmadan gelebilir. Some have... Others have... biçimindeki paralel yapı, karşıt açıklamaları izlemeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
Hangi cümle, farklı bir grubun açıklamasını sunarak Some experts blame the battery. cümlesini en iyi biçimde devam ettirir?
- The others replaced the battery yesterday.
- Everyone agrees that the battery is responsible.
- Others have suggested that a software bug is responsible.
Cevabı göster
Others have suggested that a software bug is responsible.
these two theories describe the largest and smallest physical phenomena,
4:13bu iki teori en büyük ve en küçük fiziksel olayları tanımlar,
Respectively: iki listeyi aynı sırayla eşleştirmek
Respectively, sıralanmış iki kümedeki ögeleri tek tek eşleştirmen gerektiğini belirtir. Burada “bu iki teori”den ilki en büyük fiziksel olguları, ikincisi ise en küçüklerini açıklar. Respectively sözcüğünü gördüğünde ilk sırayı koru: birinci birinciyle, ikinci ikinciyle ve devamındaki ögeler de aynı şekilde eşleşir.
Alıştırma
Maya and Leo won the gold and silver medals, respectively. Gümüş madalyayı kim kazandı?
- İkisi de gümüş madalya kazandı.
- Gümüş madalyayı Leo kazandı.
- Gümüş madalyayı Maya kazandı.
Cevabı göster
Gümüş madalyayı Leo kazandı.
and they're notoriously difficult to combine. Kalıp ifadeler
4:18ve bunları birleştirmek herkesin bildiği gibi zordur.
Notoriously difficult to combine: birleştirilmesinin zor olmasıyla ünlü
Notoriously difficult to combine, iki teoriyi birleştirmenin çok zor olduğunun yaygın biçimde bilindiğini ifade eder. Notoriously yalnızca difficult sözcüğünü güçlendirmez; sorunun iyi bilinen olumsuz bir üne sahip olduğunu da belirtir. Burada combine, iki şeyi yalnızca yan yana koymak değil, teorilerin tek ve tutarlı bir çerçevede birlikte çalışmasını sağlamak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “zor olmasıyla yaygın biçimde bilinen” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamla: This old engine is ____ to repair.
Cevabı göster
notoriously difficult
Some researchers argue that a solution to this and many other paradoxes
4:21Bazı araştırmacılar bu ve diğer birçok paradoksun çözümünün
will come naturally with a unified theory of everything. Kültür
4:25birleştirilmiş bir her şeyin teorisiyle doğal olarak geleceğini savunuyorlar.
with a unified theory of everything: birleşik bir her şey teorisiyle
Birleşik bir her şey teorisi, temel kuvvetleri ve fizik yasalarını tek ve tutarlı bir teoriyle açıklamayı amaçlayan varsayımsal bir fizik çerçevesidir. Buradaki everything, günlük hayattaki her olayı veya sorunu değil, fiziksel evrenin temel işleyişini ifade eder. Cümlede with, böyle bir teori var olduğunda veya böyle bir teori sayesinde anlamına gelir. İddia, geniş kapsamlı bir çerçevenin çeşitli paradoksların çözümlerini doğal olarak ortaya çıkarabileceğidir.
Alıştırma
Bu cümlede a unified theory of everything ne anlama geliyor?
- Temel fizik yasalarını birbirine bağlayabilecek tek bir fizik çerçevesi.
- İnsanların verdiği her kişisel kararın açıklaması.
- Evrendeki her nesnenin kataloğu.
Cevabı göster
Temel fizik yasalarını birbirine bağlayabilecek tek bir fizik çerçevesi.
mind-bending theory: akıl almaz bir teori
Mind-bending, olağan düşünme biçiminizi zorlayacak kadar şaşırtıcı, karmaşık veya sezgilere aykırı bir fikri anlatır. mind-bending theory ifadesinde theory sözcüğünü niteler ve sıradan bir zorluğun ötesinde, zihinsel bir sarsılma hissi ekler. İfade mecazidir; zihin fiziksel olarak bükülmez. Most, ele alınan diğer teorilere kıyasla olağan düşünceyi en fazla zorlayan teorinin bu olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede mind-bending doğal biçimde kullanılmıştır?
- The documentary presents a mind-bending idea about time.
- The room was mind-bending because the walls were white.
- The suitcase was mind-bending because it weighed thirty kilograms.
Cevabı göster
The documentary presents a mind-bending idea about time.
is the holographic principle: holografik ilkedir
Holografik ilke, fizikteki bir düşüncenin adıdır. Basitçe söylemek gerekirse, üç boyutlu bir bölge hakkındaki bilgilerin daha düşük boyutlu bir sınır üzerinde kodlanabileceğini öne sürer. Yani bir hacmin içindeki bilgiler, onun yüzeyinde tanımlanabilir. Burada is the holographic principle, konuşmacının açıklayacağı teoriyi belirleyip tanıtır. Gerçekliğin sıradan bir hologram veya görsel yansıtma olduğunun kanıtlandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede the holographic principle neyi ifade ediyor?
- Sıradan üç boyutlu görüntüler oluşturmaya yarayan bir teknik.
- Evrenin bir ekrana yansıtılmış gerçek bir film olduğunun kanıtı.
- Bir bölgedeki bilgilerin daha düşük boyutlu bir sınır üzerinde kodlanabileceğini öne süren bir fizik ilkesi.
Cevabı göster
Bir bölgedeki bilgilerin daha düşük boyutlu bir sınır üzerinde kodlanabileceğini öne süren bir fizik ilkesi.
Expanding on the idea that the 2D surface of an event horizon can store quantum information, Kalıp ifadeler
4:36Bir olay ufkunun 2 boyutlu yüzeyinin kuantum bilgisini depolayabileceği fikrini genişleterek,
Expanding on the idea that...: ... fikrini geliştirerek
Expanding on, daha önce belirtilmiş bir fikri temel alıp ona daha fazla ayrıntı, akıl yürütme veya ileri bir sonuç ekleyerek geliştirmek demektir. Buradaki nesnesi the idea that..., yani olay ufkunun kuantum bilgisini depolayabileceği fikridir. Cümlenin başında kullanılan Expanding on..., ardından gelecek ana düşünceyi önceki sözlere bağlayan bir -ing yan cümlesidir. İlgisiz bir konuya geçişi değil, önceki konunun sürdürülüp geliştirilmesini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “önceki bir öneriyi geliştirmek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: ____ Ava's suggestion, we added a map to the app.
Cevabı göster
Expanding on
is also a 2D surface encoded with information about real 3D objects. Kalıp ifadeler
4:46aynı zamanda gerçek 3 boyutlu nesneler hakkında bilgiyle kodlanmış 2 boyutlu bir yüzey olduğunu öne sürüyor.
of the observable universe: “gözlemlenebilir evrenin”
Gözlemlenebilir evren, ışığın veya diğer sinyallerin ilke olarak bize ulaşabildiği evren bölgesidir. Kapsamı, evrenin yaşı ve bilginin yolculuk etmesi için gereken süreyle sınırlıdır. of the observable universe ifadesinde observable, universe sözcüğünün anlamını sınırlar; ifade mutlaka bütün evreni anlatmaz. Buradaki boundary, gözlemlenebilen alanın sınırıdır; fiziksel bir duvar değildir.
Alıştırma
the observable universe ifadesinde observable ne işlev görür?
- İfadeyi, evrenin konumumuzdan ilke olarak gözlemlenebilen kısmıyla sınırlar.
- Evrenin katı bir dış duvarı olduğunu söyler.
- Bütün evrenin çıplak gözle kolayca görülebildiğini söyler.
Cevabı göster
İfadeyi, evrenin konumumuzdan ilke olarak gözlemlenebilen kısmıyla sınırlar.
encoded with information about real ...: “gerçek ... hakkındaki bilgilerle kodlanmış”
a surface encoded with information about real 3D objects yapısında encoded with, yüzeyin bilgiyi kodlanmış biçimde taşıdığını belirtir. Information about ise depolanan bilginin neyi anlattığını gösterir. Real sözcüğü real 3D objects isim öbeğini başlatır; encoded with information about real şeklinde sabit bir ifadenin parçası değildir. Farklı durumlara aktarılabilen yapı be encoded with information about + isim öbeğidir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The access card is ____ information about its owner.
Cevabı göster
encoded with
is just a holographic projection of that information. Kültür
4:57sadece bu bilginin holografik bir yansıması olması mümkündür.
it's possible that reality as we know it: bildiğimiz hâliyle gerçeklik mümkün olabilir...
It's possible that, devamındaki ifadenin bir gerçek değil, olasılık olduğunu gösterir. Burada bilimsel iddiayı kesin bir sonuç olarak değil, temkinli bir olasılık olarak sunar. Reality as we know it ifadesinde as we know it, reality isminden sonra gelir ve “şu anda deneyimlediğimiz veya anladığımız hâliyle” demektir. Böylece söz, gerçekliğin eksiksiz ya da nihai doğasıyla değil, bizim bugünkü gerçeklik anlayışımızla sınırlanır.
Alıştırma
“Şu anda bilinen hâliyle” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: New technology could change school ____.
Cevabı göster
as we know it
holographic projection of that information: o bilginin holografik izdüşümü
Burada ele alınan bilimsel düşüncede holographic projection, gözlemlediğimiz üç boyutlu gerçekliğin daha düşük boyutlu bir sınırdaki bilgilerle tamamen açıklanabileceğini anlatır. Buradaki projection kuramsal bir kavramdır; sıradan bir projektörün görünür bir görüntü yansıtması anlamına gelmez. That information, açıklamada daha önce sözü edilen bilgiye işaret eder. Of that information bölümü, anlatılan gerçekliği onu kodlayabilecek bilgiyle ilişkilendirir.
Alıştırma
“a holographic projection of that information” burada hangi ilişkiyi anlatıyor?
- Sıradan bir projektör duvara bir fotoğraf yansıtır.
- Gözlemlenen üç boyutlu gerçeklik, daha düşük boyutlu bir sınırdaki bilgilerle temsil edilebilir.
- Bilginin anlatılan gerçeklikle hiçbir ilişkisi yoktur.
Cevabı göster
Gözlemlenen üç boyutlu gerçeklik, daha düşük boyutlu bir sınırdaki bilgilerle temsil edilebilir.
any of these theories would open up new questions to explore, Öbek fiiller
5:02bu teorilerden herhangi biri keşfedilecek yeni soruların önünü açacaktır,
would open up new questions to explore: varsayımsal bir sonuç
Burada would, önceki varsayımsal koşulun sonucunu belirtir. Open up mecazidir: teori, fiziksel olarak bir şeyi açmak yerine yeni araştırma alanları oluşturur veya ortaya çıkarır. Questions to explore ifadesi, insanların daha ayrıntılı biçimde araştırabileceği sorular anlamına gelir. to explore mastarı, bu sorularla ne yapılabileceğini açıklar.
Alıştırma
Burada “would open up new questions to explore” ne anlama gelir?
- İnsanların araştırabileceği başka sorular oluştururdu.
- Her soruyu yanıtlayıp araştırmayı sona erdirirdi.
- İçinde sorular bulunan bir kabın kilidini fiziksel olarak açardı.
Cevabı göster
İnsanların araştırabileceği başka sorular oluştururdu.
while still preserving our current models of the universe. Dilbilgisi
5:05evrenin mevcut modellerini hâlâ korurken.
If proven: edilgen if yan tümcesinin kısaltılmış biçimi
“If proven”, edilgen bir koşul yan tümcesinin kısaltılmış biçimidir. Buradaki kısaltılmamış anlamı “if any one of these theories is proven”dır: ana tümce neyin kastedildiğini açıkça gösterdiği için özne ve be fiilinin biçimi çıkarılmıştır. Geçmiş zaman ortacı proven edilgen anlam taşır; yani teoriler sınanıp doğru oldukları gösterilen taraftır, kendileri bir şeyi kanıtlamaz. Bu yan tümce bir koşul koyar, would ise koşul gerçekleşirse beklenen sonucu belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede “If proven” ifadesinin edilgen ve kısaltılmamış anlamını hangi seçenek verir?
- If someone is proving no theory
- If any one of these theories is proven
- If any one of these theories proves something
Cevabı göster
If any one of these theories is proven
while still preserving ...: değişim ile devamlılığı dengelemek
Burada while still preserving ... ifadesi, “aynı anda önemli bir şeyi bozulmadan korumaya devam etmek” anlamına gelir. while, preserving eylemini daha büyük cümledeki başka bir eyleme bağlar; still ise yeni fikir veya değişikliklere rağmen mevcut modellerin yerinde kaldığını vurgular. while + -ing kalıbı, ana eylemle birlikte yapılan ikinci bir eylemi gösterebilir. still eklendiğinde çoğu zaman bir denge kurulur: bir şey değişir, fakat değerli bir şey devam eder.
Alıştırma
Sürekli korumayı vurgulayan üç kelimelik hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: The museum added interactive displays ____ its historic character.
Cevabı göster
while still preserving
But it's also possible that those models are wrong.
5:09Fakat bu modellerin yanlış olması da mümkündür.
this paradox has already helped us take another step into the unknown. Deyimler
5:13bu paradoks zaten bilinmeyene doğru bir adım daha atmamıza yardımcı oldu.
Either way: ortak bir sonuca dönmek
Either way, “iki olasılıktan hangisi doğru veya seçilmiş olursa olsun” anlamına gelir. Daha önce belirtilen seçeneklere gönderme yapar ve ardından gelen sonucun iki durumda da geçerli olduğunu belirtir. Cümlenin başında bir söylem belirleyicisi olarak çalışır: tartışmadaki ayrı yolları kapatır ve dinleyiciyi tek bir ortak sonuca döndürür. Bu konumda kendisinden sonra normalde virgül gelir.
Alıştırma
The package may arrive on Friday or Saturday. Hangi devam cümlesi sonucun iki durumda da aynı olduğunu gösterir?
- On Friday, I will be home to receive it.
- Either way, I will be home to receive it.
- By the way, I will be home to receive it.
Cevabı göster
Either way, I will be home to receive it.
Bilinmeyene doğru bir adım daha atmak: ilerlemeyi yolculuk olarak anlatmak
Burada take another step into the unknown, henüz anlaşılmamış bir şeyi araştırırken biraz daha ilerlemeyi anlatan bir mecazdır. Kimse gerçekten bir yere yürümüyor. another step, paradoksun devam eden sürece bir ilerleme daha eklediğini, her şeyi çözmediğini gösterir. the unknown ise henüz bilmediklerimizi içine girilebilen hayali bir yer gibi sunar.
Alıştırma
Bu cümlede take another step into the unknown ne anlama geliyor?
- Yanıt belirsiz olduğu için araştırmayı bırakmak.
- Işıksız bir yere doğru gerçekten bir adım daha yürümek.
- Henüz anlaşılmamış şeyleri araştırırken daha fazla ilerleme kaydetmek.
Cevabı göster
Henüz anlaşılmamış şeyleri araştırırken daha fazla ilerleme kaydetmek.
Ever wonder if a black hole could destroy us or we could destroy a black hole? Ton ve niyet
5:19Bir kara deliğin bizi yok edip edemeyeceğini veya bizim bir kara deliği yok edip edemeyeceğimizi hiç merak ettiniz mi?
Ever wonder if...: izleyiciye yönelik resmî olmayan bir soru kancası
Ever wonder if...? ifadesi, Do you ever wonder if...? sorusunun resmî olmayan kısaltılmış biçimidir. Atılan Do you kısmı anlaşılır; if, üzerinde düşünülen olasılığı ya da evet-hayır sorusunu başlatır. Konuşan kişi esas olarak hemen bir yanıt istemez. Soru doğrudan izleyiciye seslenir ve sonraki bölüme karşı merak uyandırır.
Alıştırma
Soruyu dersteki resmî olmayan izleyici kancasıyla tamamlayın: ____ octopuses dream?
Cevabı göster
Ever wonder if
Cast your lot for or against humanity by watching one of these videos next. Deyimler
5:23Sırada bu videolardan birini izleyerek insanlığın yanında veya karşısında yerinizi alın.
Cast your lot for or against...: dramatik biçimde taraf seçmek
Cast your lot, bir tarafı seçip o tarafın başına gelecek sonuçları da kabul edecek şekilde kendini o tarafa bağlamak demektir. Burada for or against humanity iki seçeneği ortaya koyar: insanlığı desteklemek ya da ona karşı çıkmak. Lot burada “piyango bileti” veya “çok sayıda” anlamına gelmez; kişinin kaderi ya da payına düşenle bağlantılı bir deyimin parçasıdır. by watching... ifadesi, sıradaki videoyu seçmeyi taraf tutmanın yolu olarak sunar. Böylece sıradan bir bitiş ekranı tıklaması, bilerek çok büyük bir ahlaki kararmış gibi gösterilir ve eğlenceli, dramatik bir ton yaratılır.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve “taraf seçmek” anlamına gelen deyimle tamamla: In the final scene of this space game, you must ____ for or against the moon colony.
Cevabı göster
cast your lot