Regl yoksulluğuyla savaşmak için dikiş dikmek ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
851 kelime 152 kel/dk

Video özeti: Bu bölüm regl yoksulluğunu açıklıyor ve mülteci kadınlar için yeniden kullanılabilir hijyenik pedler üreten gönüllü bir projeyi izliyor. Böylece somut desteğin regl hakkında konuşma konusundaki tabuyu da azaltabildiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. either don't have access to / or can't afford to buy them, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: either...or... yapısının iki paralel engeli nasıl bağladığını öğrenin: temel ürünlere ulaşamamak veya bunları satın alacak maddi güce sahip olmamak. Bu kalıp, rapor ve açıklamalarda alternatif nedenleri ya da koşulları açıkça sunmanızı sağlar. 2. designed her pads to be washed and used again, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: design + nesne + edilgen mastar yapısının amaçlanan işlevi anlattığını fark edin. Bu yapıyla yıkanması, onarılması, yeniden kullanılması veya başka bir işleme tabi tutulması için tasarlanan ürünleri tarif edebilirsiniz. 3. would barely talk about menstruation. — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: barely sözcüğünün “neredeyse hiç” anlamına geldiğini ve son derece düşük bir düzeyi rarely’den daha güçlü vurguladığını anlayın. Böylece geçmişte hassas bir konudan kaçınmayı, günümüzdeki daha açık tavırla karşılaştırabilirsiniz.

Bu derste

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

0:00

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:07

Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.

I'm Beth.

0:12

Ben Beth.

Menstruation is an issue that's not often talked about, Ton ve niyet

0:13

Regl olmak, genellikle hakkında konuşulmayan bir konudur,

yet every month it affects billions of women around the world.

0:18

ancak her ay dünya çapında milyarlarca kadını etkiler.

Ton ve niyet

that's not often talked about: açıkça nadiren konuşulan bir konu

that's not often talked about ifadesinde that, issue sözcüğünü açıklayan bir ilgi cümleciği başlatır. Edilgen be talked about yapısı, konudan kaçınan kişileri belirtmez ve odağı konunun kendisine verir. Buradaki not often yalnızca konuşma sayısının az olduğunu söylemez. Konunun utandırıcı, hassas veya tabu görülmesi nedeniyle kamuya açık biçimde pek tartışılmadığını ima eder. Aynı yapı, toplumun veya belirli bir grubun kaçınma eğiliminde olduğu başka konuları da anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki “seyrek tartışılan” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Workplace loneliness is a problem that's ____.

Cevabı göster

not often talked about

Menstruation or periods are a natural process Kelime

0:22

Regl veya adet dönemi doğal bir süreçtir

that typically happen once a month

0:26

genellikle ayda bir kez olur

when women and girls bleed from their vagina

0:28

kadınlar ve kız çocukları vajinalarından kanadığında

for a few days as part of the reproductive cycle. Kelime

0:31

üreme döngüsünün bir parçası olarak birkaç günlüğüne.

Kelime

Menstruation or periods: resmî ve günlük terimler

Menstruation ve periods burada aynı biyolojik süreci ifade eder. Menstruation tıp, sağlık eğitimi ve bilgi veren yazılarda kullanılan resmî terimdir; period ise günlük hayatta kullanılan yaygın sözcüktür. Menstruation genellikle sayılamazken a period tek bir olayı, periods ise birden fazla olayı veya genel olarak regl durumunu ifade edebilir. Menstruation or periods ifadesindeki or, daha tanıdık bir alternatif ad sunar. İki farklı süreci sıralamaz. Period sözcüğünün bir zaman dilimi, ders saati veya Amerikan İngilizcesinde nokta gibi ilgisiz anlamları da bulunduğu için bağlam çok önemlidir.

Alıştırma

Bir arkadaşla yapılan samimi bir konuşmada hangi cümle en doğaldır?

  1. I got my menstrual cycle this morning.
  2. I got my period this morning.
  3. I got my menstruation this morning.
Cevabı göster

I got my period this morning.

Kelime

as part of the reproductive cycle: üreme döngüsünün bir parçası olarak

as part of + isim öbeği kalıbı, bir şeyin daha büyük bir süreç, sistem veya etkinlik içinde yer aldığını gösterir. Burada daha önce anlatılan durumu ayrı bir olay olarak sunmak yerine üreme döngüsünün içinde konumlandırır. Bu bağlamda reproductive, biyolojik üremeyle ilgili demektir. İfadenin tamamı, bir olayı daha geniş bir sürecin aşaması veya unsuru olarak sınıflandırmanın kısa ve nispeten resmî bir yoludur.

Alıştırma

Bir etkinliğin daha büyük bir sürece ait olduğunu belirten yapıyla cümleyi tamamlayın: New employees attend safety training ____ the onboarding process.

Cevabı göster

as part of

When this happens,

0:34

Bu olduğunda,

women need special products like sanitary pads or tampons Kelime

0:36

kadınların kan akışını idare etmek için

Kelime

sanitary pads or tampons: iki âdet ürünü

Sanitary pads, genellikle iç çamaşırına tutturulan ve âdet kanını vücudun dışında emen hijyenik pedlerdir. Tampons ise vajinaya yerleştirilen emici âdet ürünleridir. Bu ifade sıradan pedleri veya pamuklu çubukları değil, iki farklı özel ürün türünü adlandırır. Sanitary pads ifadesindeki sanitary, ürünün hijyenle ilgili olduğunu belirtir. Sağlık, alışveriş veya yardım bağlamlarında iki terim de âdet ürünlerinin nötr ve belirli adlarıdır.

Alıştırma

Âdet kanını emmesi için vajinaya yerleştirilen ürünün İngilizce adı hangisidir?

  1. sanitary pads
  2. cotton buds
  3. tampons
Cevabı göster

tampons

to manage the flow of blood Kalıp ifadeler

0:39

hijyenik ped veya tampon gibi özel ürünlere ihtiyacı vardır

Kalıp ifadeler

manage the flow of blood: devam eden bir akışı yönetmek ve kontrol etmek

manage the flow of blood ifadesinde manage, devam eden bir durumla başa çıkmak veya onu yönetilebilir sınırlar içinde tutacak şekilde kontrol etmek anlamına gelir. İnsanları yönetmek anlamında değildir ve kan akışını mutlaka tamamen durdurmayı da ifade etmez. Buradaki flow, bir sıvının hareketini; bu bağlamda özellikle adet kanını ifade eder, iş akışı anlamına gelmez. manage + isim kalıbı manage pain, manage risk, manage traffic gibi başka sorunları veya süreçleri anlatan ifadelerde de yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede manage, devam eden bir durumla başa çıkmak veya onu kontrol etmek anlamında kullanılmıştır?

  1. The bandage stopped the bleeding completely.
  2. The nurse manages three new employees.
  3. The treatment helps manage the pain.
Cevabı göster

The treatment helps manage the pain.

and go about their day-to-day life. Öbek fiiller

0:41

ve günlük hayatlarına devam etmek için.

Öbek fiiller

go about their day-to-day life: normal günlük faaliyetlere devam etmek

Go about their day-to-day life, kişinin her zamanki günlük faaliyetlerine devam etmesi anlamına gelir. Burada insanların rutinlerinden uzak kalmak yerine normal yaşamlarını sürdürebildiklerini gösterir. Go about ifadesinden sonra go about your day veya go about your business örneklerinde olduğu gibi bir rutin ya da faaliyet gelebilir. Day-to-day, “günlük, her gün gerçekleşen” anlamına gelen, kısa çizgiyle yazılan bir sıfattır ve burada life sözcüğünü niteler.

Alıştırma

Hangi cümle, insanların kısa bir kesintiden sonra normal faaliyetlerine devam ettiğini ifade eder?

  1. After the short delay, everyone changed their daily schedule.
  2. After the short delay, everyone went about their day.
  3. After the short delay, everyone walked around the building.
Cevabı göster

After the short delay, everyone went about their day.

Unfortunately,

0:43

Ne yazık ki,

over 500 million people around the world

0:44

dünya çapında 500 milyondan fazla insan

either don't have access to these products Notlar

0:47

ya bu ürünlere erişimi yok

Kalıp ifadeler

have access to: bir şeyi kullanabilmek veya kullanma iznine sahip olmak

Have access to, bir kaynak veya hizmet mevcut, ulaşılabilir ya da izinli olduğu için onu elde edebilmek, bir yere girebilmek veya kullanabilmek anlamına gelir. Burada don't have access to these products, insanların adet ürünlerini fiilen elde edemediği anlamındadır; fiziksel olarak bir yere varmakla ilgili değildir. have access to + isim yapısında access bir isim, to ise bir edattır. Nesne bir hizmet, bilgi, teknoloji, yer veya başka bir kaynak olabilir.

Alıştırma

Hangi cümle her bölge sakininin halk kütüphanesindeki bilgisayarları kullanabildiğini doğru biçimde ifade eder?

  1. Every resident accesses the public library's computers.
  2. Every resident has access to the public library's computers.
  3. Every resident arrives at the public library's computers.
Cevabı göster

Every resident has access to the public library's computers.

or can't afford to buy them, Kalıp ifadeler

0:50

ya da satın almaya güçleri yetmiyor,

Dilbilgisi

either don't have access to ... or can't afford to ...: iki olası engel

Either ... or ... aynı ifade içinde iki alternatif sunar. Burada either, don't have access to these products bölümünü; or ise can't afford to buy them bölümünü başlatır. Cümle, insanları iki olası engel açısından ele alır: ürünlerin erişilebilirliği ve maliyet. over 500 million people around the world, iki olumsuz fiil öbeğinin ortak öznesidir; bu nedenle or sonrasında tekrarlanmaz. İki tarafı dil bilgisi bakımından paralel tutmak aralarındaki ilişkiyi anlaşılır kılar.

Alıştırma

Cümleyi either ... or ... ile tamamlayın: Families may ____ lack a nearby clinic ____ be unable to pay for treatment.

Cevabı göster

either · or

Kalıp ifadeler

can't afford to buy: satın alacak kadar parası olmamak

Can't afford to buy them, onları satın alacak kadar parası olmamak anlamına gelir. Them, daha önce sözü edilen regl ürünlerini ifade eder. Burada afford, bir şeye yetecek parası olmak anlamındadır; bir şeyi sağlamak anlamında değildir. Afford sözcüğünden sonra bir isim veya to + fiilin yalın hâli gelebilir: We can't afford the fee; We can't afford to pay the fee. Bu yapıda afford to buy denir; afford buying denmez.

Alıştırma

Cümleyi can't afford to buy ile tamamlayın: This phone costs more than I have saved, so I ____ it.

Cevabı göster

can't afford to buy

and this is called period poverty. Kültür

0:52

buna da adet yoksulluğu deniyor.

Kültür

period poverty: regl ürünlerine ve desteğe erişim engelleri

Period poverty, yani regl yoksulluğu, halk sağlığı ve sosyal politika alanında kullanılan bir terimdir. Ekonomik veya yapısal engeller nedeniyle regl dönemini yönetmek için gereken regl ürünlerine, güvenli hijyen olanaklarına, bilgiye veya desteğe erişememeyi ifade eder. Bu cümledeki doğrudan sorun, regl ürünlerine erişememek veya bunların ücretini karşılayamamaktır. Poverty, kaynak ve erişim eksikliğini anlatır; regl döneminin kendisinin yoksul olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi durum period poverty teriminin anlamına en uygundur?

  1. Belirli bir regl ürünü markasını beğenmemek
  2. Ekonomik veya yapısal engeller nedeniyle gerekli regl ürünlerine ya da desteğe erişememek
  3. Regl döngüsünün beklenmedik bir zamanda başlaması
Cevabı göster

Ekonomik veya yapısal engeller nedeniyle gerekli regl ürünlerine ya da desteğe erişememek

Period poverty has serious consequences. Kalıp ifadeler

0:54

Adet yoksulluğunun ciddi sonuçları vardır.

Kalıp ifadeler

has serious consequences: ciddi olumsuz sonuçlar doğurmak

Has serious consequences, “zararlı veya endişe verici büyük sonuçlar doğurur” anlamına gelir. Bir sorunu anlatan bu cümlede serious sözcüğü ve bağlam, consequences sözcüğüne olumsuz bir anlam kazandırır. Ancak consequence daha genel olarak yalnızca “sonuç” anlamına da gelebilir. Başka durumlarda da kullanılabilen temel kalıp have serious consequences'tır. Have, özneye ve zamana göre değişir: Period poverty has serious consequences denirken unsafe choices can have serious consequences denir.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıpla tamamlayın. can sözcüğünden sonra gereken fiil biçimini kullanın: Ignoring a serious safety warning can ____ for everyone in the building.

Cevabı göster

have serious consequences

For example,

0:57

Örneğin,

girls on their periods not going to school affects their education, Notlar

0:59

adet dönemindeki kız çocuklarının okula gitmemesi eğitimlerini etkiler

Dilbilgisi

girls ... not going to school affects ...: olayın tamamının özne olması

Ana fiil affects'tir. Bu fiilin öznesi, tek bir durumu anlatan girls on their periods not going to school bölümünün tamamıdır: kızların regl döneminde okula gitmemesi. Their education ise affects fiilinin nesnesidir. Bu durumun tamamı tek bir olgu veya olay olarak ele alındığı için ana fiil tekil affects biçimindedir. Böyle bir cümleyi çözümlerken önce ana fiili bulun, ardından fiilden önceki olayı bir bütün olarak gruplayın; fiili yakındaki school ismine veya tek başına girls sözcüğüne göre çekimlemeyin.

Alıştırma

Cümleyi affect fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın. Olgunun tamamını tekil bir özne olarak ele alın: The fact that children miss school regularly ____ their progress.

Cevabı göster

affects

Kelime

on their periods: günlük be on one's period ifadesi

Be on one's period, birinin regl olduğunu belirten yaygın bir günlük ifadedir. Bu cümlede on their periods, girls sözcüğünü niteler: girls on their periods, girls who are on their periods anlamına gelir. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: on my period, on her period veya on their periods. Burada girls birden fazla kişiyi belirttiği için their periods, her kızın kendi regl döneminde olduğunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi günlük be on one's period ifadesiyle tamamlayın ve iyelik sözcüğünü konuşan kişiye uydurun: I have cramps because I'm ____.

Cevabı göster

on my period

and women who can't work during their period have less income.

1:03

ve adet döneminde çalışamayan kadınlar daha az gelir elde eder.

What's more, Anlatım akışı

1:07

Dahası,

Anlatım akışı

What's more: destekleyici bir nokta daha eklemek

What's more, daha önce bilgi verildikten sonra bununla bağlantılı başka bir noktayı ekleyen cümle başı bağlacıdır. Yeni nokta çoğu zaman konuşanın savını güçlendirir; bu nedenle ayrıca veya bağlam destekliyorsa daha da önemlisi anlamına gelebilir. Burada savı düzenler: eğitim ve gelir üzerindeki etkilerden sonra sağlıkla ilgili bir sonucun da ekleneceğini bildirir. İçinde What's biçimi bulunsa da bir soru değildir.

Alıştırma

Cümleyi What's more bağlacıyla tamamlayın: The campsite is close to the beach. ____, it has clean showers.

Cevabı göster

What's more

it can cause health problems

1:08

sağlık sorunlarına yol açabilir

because without sanitary products, Dilbilgisi

1:10

çünkü hijyen ürünleri olmadan,

it's easy to get infections. Dilbilgisi

1:11

enfeksiyon kapmak kolaydır.

Dilbilgisi

without sanitary products: eksik bir koşul için without + isim öbeği

Without sanitary products, without + isim öbeği yapısını kullanır ve hijyenik regl ürünlerinin mevcut olmadığını belirtir. Bu cümlede ifade, sağlık riskinin neden ortaya çıkabileceğini açıklayan eksik koşulu sunar. without ifadesinden sonra bir isim öbeği, zamir veya -ing biçimi kullanılır; kendi öznesi ve çekimli fiili olan tam bir yan cümle doğrudan getirilmez. Bu yapı gerekli bir kaynağın veya koşulun eksik olduğunu gösterebilir; yalnızca birinin bir nesneyi yanında getirmediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle gerekli bir koşulun eksik olduğunu göstermek için without + isim öbeği yapısını doğru kullanır?

  1. The clinic without has clean water cannot operate safely.
  2. Without clean water, the clinic cannot operate safely.
  3. Without the clinic has clean water, it cannot operate safely.
Cevabı göster

Without clean water, the clinic cannot operate safely.

Dilbilgisi

it's easy to get infections: riski anlatan it's easy to + fiil yapısı

It's easy to + fiilin yalın hâli, söz konusu durumda bir eylemin veya sonucun kolayca gerçekleşebileceğini belirtir. It biçimsel öznedir; ana düşünceyi to get infections mastar öbeği taşır. Get an infection veya get infections, “enfeksiyon kapmak” ya da “bir enfeksiyon geliştirmek” anlamına gelen doğal bir sözcük birlikteliğidir. Burada get, bir nesneyi teslim almayı değil, bir sağlık durumuna girmeyi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi hedef yapı it's easy to ve get an infection sözcük birlikteliğiyle tamamlayın: If a cut is not cleaned, ____.

Cevabı göster

it's easy to get an infection

In this program,

1:14

Bu programda,

we'll be learning about one project fighting period poverty Kalıp ifadeler

1:15

adet yoksulluğuyla mücadele eden bir projeyi öğreneceğiz,

affecting thousands of women refugees.

1:18

binlerce kadın mülteciyi etkileyen bu sorunla mücadele eden bir projeyi.

Kalıp ifadeler

one project fighting period poverty: regl yoksulluğuyla mücadele eden bir proje

one project fighting period poverty ifadesinde fighting period poverty şeklindeki -ing yapısı project sözcüğünden sonra gelir ve onu niteler. one project that fights period poverty ile aynı anlama gelir. Burada fight, nesne olarak soyut bir toplumsal sorun alır. Bir kişiyle fiziksel olarak kavga etmek değil, soruna karşı harekete geçmek veya sorunu azaltmak anlamındadır. Bu kalıp fight poverty ve fight disease gibi ifadelerde yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi fight fiilinin -ing biçimi ve ardından food poverty ile tamamlayın: The charity supports projects ____.

Cevabı göster

fighting food poverty

And of course,

1:21

Ve elbette,

we'll be learning some useful new vocabulary as well.

1:22

bazı faydalı yeni kelimeler de öğreneceğiz.

But first, Georgie,

1:26

Ama önce Georgie,

I have a question for you.

1:27

sana bir sorum var.

Periods affect girls and women of reproductive age. Kelime

1:29

Adet dönemi üreme çağındaki kızları ve kadınları etkiler.

Kelime

of reproductive age: üreme çağında

Of reproductive age, girls and women ifadesinden sonra gelen resmî bir niteleyicidir. Burada of + isim öbeği, grubu bir yaş aralığına göre sınıflandırır: genel olarak üremeyle ilişkilendirilen yaş aralığında olmak anlamına gelir. Bu ifade mevcut bir eylemi veya kişisel durumu değil, bir yaş kategorisini anlatır. Her kişinin hamile, çocuk sahibi olabilecek durumda veya çocuk sahibi olmayı planlıyor olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: of reproductive age olarak tanımlanan bir kadın hamile olmalı veya çocuk sahibi olmayı planlıyor olmalıdır.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

That's roughly half the female population

1:33

Bu kabaca kadın nüfusunun yarısıdır

or 26% of the global population.

1:36

veya küresel nüfusun %26'sıdır.

But how many people is that?

1:39

Peki bu kaç kişi yapıyor?

Is it A, 2.1 billion people?

1:42

A, 2,1 milyar kişi mi?

B, 2.3 billion people?

1:46

B, 2,3 milyar kişi mi?

Or C, 2.5 billion people?

1:48

Yoksa C, 2,5 milyar kişi mi?

I'll guess it's about 2.1 billion people.

1:51

Sanırım 2,1 milyar kişi civarında.

Okay, Georgie,

1:55

Tamam, Georgie,

I will reveal the answer at the end of the program. Anlatım akışı

1:56

programın sonunda cevabı açıklayacağım.

Anlatım akışı

reveal the answer at the end of the program: cevabı programın sonunda açıklamak

Burada reveal the answer, daha önce saklı tutulan bir cevabı açıklamak anlamına gelir. Reveal, bilinmeyen veya gizli bir bilginin bilinir hâle gelmesini vurgular; yalnızca tell demekten daha güçlüdür. At the end of the program, açıklamanın programın son bölümünde yapılacağını belirtir. İfade bir bütün olarak programın akışını önceden gösterir ve dinleyicilerin cevabı beklemesini sağlayarak merak yaratır.

Alıştırma

Hangi cümle, saklı tutulan bir cevabın dersin son bölümünde açıklanacağını dinleyicilere en iyi şekilde bildirir?

  1. I'll explain the question after the lesson.
  2. I'll hide the answer at the beginning of the lesson.
  3. I'll reveal the answer at the end of the lesson.
Cevabı göster

I'll reveal the answer at the end of the lesson.

Ella Lambert was a student at Bristol University

1:59

Ella Lambert, Bristol Üniversitesi'nde bir öğrenciydi

when she started the Pachamama Project in 2020

2:02

2020'de Pachamama Project'i başlattığında

during the first COVID lockdown.

2:06

ilk COVID karantinası sırasındaydı.

She'd heard about period poverty

2:09

Adet yoksulluğunu duymuştu

and decided to put her lockdown time to good use Deyimler

2:10

ve karantina zamanını iyi değerlendirmeye karar verdi

by making sanitary pads,

2:13

hijyenik pedler yaparak,

Deyimler

put her lockdown time to good use: kapanma dönemindeki zamanını iyi değerlendirmek

Put something to good use, bir kaynağı etkili veya değerli bir şekilde kullanmak anlamına gelir. Buradaki kaynak her lockdown time ifadesidir ve hijyenik ped yapmak, bu zamanın değerli bir kullanımı olarak sunulur. Başka durumlara aktarılabilen kalıp put + kaynak + to good use şeklindedir. Ardından gelen by + -ing yapısı yöntemi açıklayabilir: by making sanitary pads, bu zamanı nasıl yararlı hâle getirdiğini gösterir.

Alıştırma

put something to good use kalıbını ve her technical skills ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: Lena decided to ____ by repairing old laptops for the community centre.

Cevabı göster

put her technical skills to good use

pieces of soft material used to absorb menstrual blood. Dilbilgisi

2:16

adet kanını emmek için kullanılan yumuşak materyal parçaları.

Dilbilgisi

used to absorb menstrual blood: amacı bildiren kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği

Used to absorb menstrual blood, material sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı yan cümleciğidir. Kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir; tam biçimi material that is used to absorb menstrual blood şeklindedir. Malzemenin kullanım amacını belirtir. Bu yapıda used edilgen anlam taşır, to absorb ise amaç bildiren mastardır. Used to ifadesini geçmiş alışkanlık yapısı olarak okumayın; çevresindeki isim öbeği, düşürülmüş edilgen that is used yapısını tamamlamamızı sağlar.

Alıştırma

Hangi isim öbeği, amacı havadaki tozu gidermek olan bir filtreyi anlatır?

  1. a filter used to remove dust from the air
  2. a filter used to removing dust from the air
  3. a filter that used to remove dust from the air
Cevabı göster

a filter used to remove dust from the air

Here's Ella explaining how her project got started Anlatım akışı

2:20

İşte Ella, projesinin nasıl başladığını anlatıyor

to BBC World Service program People Fixing the World.

2:24

BBC Dünya Servisi'nin People Fixing the World programına.

Anlatım akışı

Here's Ella explaining ...: sıradaki konuşmacıyı tanıtmak

Here’s Ella explaining ..., bir sunma ve geçiş ifadesidir. Sunucu Here’s ifadesini öncelikle Ella'nın yerini göstermek için değil, izleyicinin dikkatini Ella'ya ve birazdan dinleyeceği konuşmaya yöneltmek için kullanır. Yapı Here’s + kişi + -ing cümleciği biçimindedir. Önce kişi tanıtılır, ardından -ing cümleciği bu kişinin ne yapacağını veya söyleyeceğini önceden belirtir. Bu, yayınlarda, videolarda, sunumlarda ve derslerde sözlü bilgiyi düzenlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

Bir video sunucusu birazdan Leo'nun açıklamasına geçecek. Hangi cümle bu geçişi doğal biçimde yapar?

  1. Here's Leo explaining how the engine works.
  2. Leo is here because the engine works.
  3. Leo explained where the engine was.
Cevabı göster

Here's Leo explaining how the engine works.

So, I borrowed a sewing machine from a friend. Kalıp ifadeler

2:28

Yani, bir arkadaşımdan dikiş makinesi ödünç aldım.

Kalıp ifadeler

borrowed ... from ...: bir şeyi geçici olarak ödünç almak

Borrow something from someone, bir şeyi başka birinden alıp geçici olarak kullanmak ve genellikle daha sonra geri vermek anlamına gelir. Bu cümlede konuşan kişi dikiş makinesini alır, arkadaşı ise makineyi sağlar. Yapı borrow + nesne + from + ödünç veren kişi şeklindedir. Nesne özneye doğru hareket eder; from ise nesnenin geldiği kişiyi veya yeri belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, geçici olarak kullanmak üzere amcamdan bir kamera aldığım anlamına gelir?

  1. I borrowed a camera to my uncle.
  2. I lent a camera to my uncle.
  3. I borrowed a camera from my uncle.
Cevabı göster

I borrowed a camera from my uncle.

I learned how to sew on YouTube. Dilbilgisi

2:30

YouTube'dan nasıl dikiş dikileceğini öğrendim.

Dilbilgisi

learned how to sew: learn how to + fiilin yalın hâli

Learn how to + fiilin yalın hâli, bir etkinliği yapmak için gereken bilgi veya beceriyi edinmeyi anlatır. Burada learned how to sew, konuşan kişinin dikiş dikme becerisini edindiği anlamına gelir. How to ifadesinden sonra fiilin yalın hâli kullanılır: sewing veya sewed değil, sew. Aynı kalıp başka becerilerle de kullanılabilir.

Alıştırma

Learned how to ve drive fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: At sixteen, Maya ____.

Cevabı göster

learned how to drive

And then I just started making pads.

2:32

Sonra da sadece ped yapmaya başladım.

And even now to this day, Kalıp ifadeler

2:33

Ve bugün bile, bugüne kadar,

I can't sew anything else,

2:34

başka hiçbir şey dikemiyorum,

only pads.

2:36

sadece ped.

Kalıp ifadeler

to this day: geçmişten bugüne devam eden durum

To this day, bir durumun geçmişte başladığını veya geçmişte zaten geçerli olduğunu ve şimdi de hâlâ sürdüğünü belirtir. Burada konuşan kişinin hâlâ ped dışında hiçbir şey dikemediğini vurgular. Bu ifade genellikle uzun bir döneme dönüp bakar; bu nedenle yalnızca bir zaman belirtmek yerine anlatımsal bir vurgu katar. Buradaki this day, takvimdeki belirli bir tarihi ifade etmez.

Alıştırma

Hangi cümlede to this day, çözülmemiş bir gerçeğin bugüne kadar devam ettiğini vurgular?

  1. Until Friday, no one knew who had written the letter.
  2. To this day, no one knows who wrote the anonymous letter.
  3. On this day, the library holds its annual book sale.
Cevabı göster

To this day, no one knows who wrote the anonymous letter.

Ella started making reusable sanitary pads, Kelime

2:39

Ella yeniden kullanılabilir hijyenik pedler yapmaya başladı,

Kelime

reusable sanitary pads: yeniden kullanılmak üzere yapılan hijyenik pedler

Reusable sanitary pads, yıkanıp yeniden kullanılmak üzere tasarlanmış hijyenik pedlerdir. Reusable, sanitary pads ifadesini niteler ve aynı ürünün zaman içinde nasıl tekrar kullanılabileceğini açıklar. Reusable, yeniden anlamındaki re- ile usable sözcüğünden oluşur. Tekrarlı kullanımı anlatır; pedlerin geri dönüştürülmüş malzemeden yapıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir kafe, müşterilerin bir bardağı yıkayıp aynı bardağı yeniden kullanmasını istiyor. Hangi cümle bu duruma uyar?

  1. The cup is recycled, so it was made from processed waste material.
  2. The cup is disposable, so throw it away after one use.
  3. The cup is reusable, so wash it and bring it back tomorrow.
Cevabı göster

The cup is reusable, so wash it and bring it back tomorrow.

which aren't a new thing. Kalıp ifadeler

2:42

ki bunlar yeni bir şey değil.

Kalıp ifadeler

aren't a new thing: bir şeyin daha önce de var olduğunu söylemek

Günlük dilde kullanılan aren't a new thing ifadesi, daha önce bahsedilen şeylerin yakın zamanda ortaya çıkmış buluşlar veya gelişmeler olmadığını, bir süredir var olduklarını belirtir. Buradaki thing, bağlamdan zaten anlaşılan bir nesne, uygulama, fikir veya olguyu genel olarak ifade eder. Bu kalıp, bir şeyin yeni bir buluş ya da eğilim olduğu izlenimini düzeltmek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir şeyin uzun zamandır var olduğunu göstermek için aren't a new thing ifadesini kullanıyor?

  1. Reusable bottles aren't a new thing; people used similar containers generations ago.
  2. Reusable bottles are a new thing; they were invented this morning.
  3. Reusable bottles aren't a thing; nobody uses them.
Cevabı göster

Reusable bottles aren't a new thing; people used similar containers generations ago.

They're made from absorbent fabric such as fleece and cotton sheets, Notlar

2:44

Polar ve pamuklu çarşaf gibi emici kumaşlardan yapılıyorlar,

Kalıp ifadeler

made from absorbent fabric: bir ürünün kaynak malzemesini açıklamak

Be made from + material yapısı, bir şeyi üretmek için kullanılan kaynak malzemeyi belirtir. Burada made from absorbent fabric, ürünlerin sıvıyı emip tutabilen bir kumaş kullanılarak üretildiğini anlatır. Absorbent, fabric sözcüğünü niteleyen bir sıfattır. Bir marka veya ürün adı değil, malzemenin özelliğini belirtir. Made from kaynak malzemeye odaklanır ve özellikle bu malzeme işlenerek bitmiş ürüne dönüştürüldüğünde yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi made from + absorbent fabric malzeme ifadesiyle tamamlayın: These reusable cleaning pads are ____, so they soak up spills quickly.

Cevabı göster

made from absorbent fabric

Dilbilgisi

such as fleece and cotton sheets: örnek vermek

Such as, daha geniş bir kategoriden bir veya daha fazla örnek verir. Burada polar ve pamuklu çarşaflar emici kumaşa örnektir; ifade, emici kumaşların yalnızca bunlar olduğunu söylemez. Such as ifadesini genel kategoriden sonra, örnek olan isim veya isim öbeklerinden önce kullanın. Bu yapıda ifade, tam bir cümle başlatmaz.

Alıştırma

Örnek vermek için cümleyi such as ile tamamlayın: Many string instruments, ____ guitars and violins, are played with the fingers or a bow.

Cevabı göster

such as

which means that they can be used over and over again Kalıp ifadeler

2:48

bu da yıkanıp tekrar tekrar

after they're washed,

2:51

kullanılabilecekleri anlamına geliyor,

Kalıp ifadeler

used over and over again: tekrar tekrar kullanmak

Over and over again, aynı eylemin veya sürecin genellikle pek çok kez tekrarlandığını belirtir. Buradaki used over and over again, eşyaların yıkandıktan sonra birçok kez kullanılabileceğini anlatır. Bu ifadede over bir konumu belirtmez. İfadenin tamamı, kesin bir sayı vermeden tekrarlanan eylemi anlatan bir zarf öbeği olarak çalışır.

Alıştırma

Tekrarlanan çalışmayı göstermek için cümleyi over and over again ile tamamlayın: The actor rehearsed the difficult line ____ until it sounded natural.

Cevabı göster

over and over again

unlike disposable pads. Kelime

2:52

tek kullanımlık pedlerin aksine.

Kelime

unlike disposable pads: tek kullanımlık pedlerle karşılaştırma

unlike, disposable pads isim öbeğini karşılaştırma unsuru olarak sunar. İfadenin tamamında yeniden kullanılabilir pedlerin yıkanıp tekrar kullanılabildiği, tek kullanımlık pedlerin ise kullanıldıktan sonra atılmak üzere tasarlandığı anlatılır. Burada disposable, “bir kez kullanılıp sonra atılmak üzere tasarlanmış” demektir. Yalnızca “işlenebilir veya halledilebilir” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, yeniden kullanılabilir bir ürünü tek kullanımlık bir ürünle karşılaştırmak için unlike sözcüğünü doğru kullanıyor?

  1. Unlike disposable cups, this metal bottle can be washed and reused.
  2. Unlike disposable cups are, this metal bottle can be washed and reused.
  3. Unlike to disposable cups, this metal bottle can be washed and reused.
Cevabı göster

Unlike disposable cups, this metal bottle can be washed and reused.

Ella spent lockdown learning how to sew, Dilbilgisi

2:54

Ella karantinayı dikiş dikmeyi öğrenerek geçirdi,

Dilbilgisi

spent lockdown learning how to sew: spend + zaman + -ing

spend + bir zaman dilimi + -ing yapısı, o zaman dilimini bir etkinlik yaparak geçirmek anlamına gelir. Spent, spend fiilinin geçmiş zaman biçimidir; lockdown zaman dilimini, learning how to sew ise yapılan etkinliği belirtir. Zaman ifadesinden sonra etkinlik için -ing biçimini kullanın: spent lockdown learning denir, spent lockdown to learn denmez. Burada lockdown, COVID-19 ile ilgili kısıtlamaların uygulandığı dönemi ifade eder.

Alıştırma

learn how to cook ifadesini spend + zaman + -ing yapısında kullanın: Mia spent the summer ____.

Cevabı göster

learning how to cook

how to join pieces of material by hand Kelime

2:57

malzeme parçalarının elde nasıl birleştirileceğini

using a needle and thread or with a sewing machine.

3:00

iğne ve iplik kullanarak veya bir dikiş makinesiyle.

Kelime

by hand ... with a sewing machine: yöntem ve araç

Bu tanımda by hand yöntemi belirtir: dikiş elle yapılır. With a sewing machine ise dikiş için kullanılan belirli aracı belirtir. İki seçenek or ile bağlanır. By hand, önünde tanımlık bulunmayan kalıplaşmış bir ifadedir. Bir eylemde kullanılan alet veya cihazı belirtmek için with a needle ya da with a sewing machine örneklerinde olduğu gibi with + araç kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede yöntem için by hand, belirli bir araç için ise with doğru kullanılmıştır?

  1. The artist shaped the clay with hand and added details by a small knife.
  2. The artist shaped the clay by a hand and added details with small knife.
  3. The artist shaped the clay by hand and added details with a small knife.
Cevabı göster

The artist shaped the clay by hand and added details with a small knife.

In fact,

3:03

Aslında,

Ella was so focused on sewing sanitary pads, Dilbilgisi

3:04

Ella hijyenik ped dikmeye o kadar odaklanmıştı ki,

she didn't make anything else.

3:07

başka hiçbir şey yapmadı.

Dilbilgisi

so focused on ... (that) ...: sonuca yol açan yoğun bir derece

Bu cümle, Ella'nın hijyenik ped dikmeye yoğun biçimde odaklanmasının başka hiçbir şey yapmaması sonucuna yol açtığını anlatır. Derece ve sonuç bildiren so + adjective + that + result clause yapısını kullanır. Burada that çıkarılmıştır: Ella was so focused ... (that) she didn't make anything else. Focused on ifadesinden sonra dikkatin yöneldiği şeyi adlandıran bir isim ya da -ing biçimi gelir. Bu nedenle cümlede focused to sew değil, focused on sewing kullanılır.

Alıştırma

Eksik iki sözcüğü kullanarak standart derece-sonuç yapısını tamamlayın: Leo was ____ focused on finishing the model ____ he missed the bus.

Cevabı göster

so · that

And to this day,

3:10

Ve bugüne kadar,

pads are the only thing she knows how to sew.

3:11

pedler onun dikebildiği tek şey oldu.

Ella uses the phrase to this day

3:14

Ella to this day (bugüne kadar) ifadesini kullanıyor

to say up to and including the present moment.

3:16

şu anki anı da kapsayacak şekilde bugüne dek demek için.

Sanitary pads aren't easy to make. Dilbilgisi

3:21

Hijyenik ped yapmak kolay değildir.

Dilbilgisi

aren't easy to make: bir eylemin zorluğunu değerlendirmek

be + easy + to-infinitive kalıbı, cümlenin öznesiyle ilgili bir eylemi gerçekleştirmenin ne kadar kolay olduğunu değerlendirir. Burada aren't easy to make, hijyenik pedleri üretmenin kolay olmadığı anlamına gelir; sanitary pads üretilen şeylerdir. to make, zorluğu değerlendirilen eylemi belirtir. Burada amaç bildirmez. Aynı yapı hard veya difficult gibi sıfatlarla da kullanılabilir: This lid is hard to open.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için "isn't easy to" ifadesini ve "assemble" fiilini kullanın: The machine looks simple, but it ____.

Cevabı göster

isn't easy to assemble

The outer layer has to be soft because it touches the skin, Dilbilgisi

3:24

Cilde değdiği için dış tabakasının yumuşak olması gerekir,

but they also need to be absorbent,

3:28

ama aynı zamanda emici olmaları gerekir,

Dilbilgisi

has to be soft ... also need to be absorbent: zorunlu koşulları birleştirmek

Has to be soft, tekil outer layer için yumuşaklığın gerekli bir koşul olduğunu gösterir. Also need to be absorbent ise they zamirinin belirttiği çoğul pedlere emicilikle ilgili ikinci bir zorunlu koşul ekler. Bunlar tercih değil, tasarım kısıtlarıdır. has to veya need to sonrasında be fiilinin yalın hâli ve ardından bir sıfat kullanılır. But ... also ikinci koşulu ek bir kısıt olarak sunar; dolayısıyla iki özellikten biri seçilmez, ikisi de gerekli olur.

Alıştırma

İlk boşlukta "has to be", ikinci boşlukta "needs to be" kullanın: A rain jacket ____ waterproof, but it also ____ light.

Cevabı göster

has to be · needs to be

able to soak up liquids like blood and hold them. Öbek fiiller

3:30

kan gibi sıvıları içine çekip tutabilmeli.

Öbek fiiller

soak up: sıvıyı emmek

Burada soak up, bir sıvıyı emip tutmak demektir. Bu bir öbek fiildir: up ifadenin bir parçasıdır ve yukarı yönünü göstermez. Özne genellikle sünger, bez veya kâğıt gibi bir malzeme ya da nesnedir. Aynı öbek fiil mecaz anlamda da kullanılabilir: insanlar bilgiyi, deneyimi veya bir ortamın havasını hevesle içlerine çekebilirler.

Alıştırma

Hangi cümlede soak up bir sıvıyı emmek anlamında kullanılmıştır?

  1. Use this cloth to soak up the spilled milk.
  2. The wet cloth gave off a strange smell.
  3. Please soak the cloth in warm water.
Cevabı göster

Use this cloth to soak up the spilled milk.

What's more,

3:34

Dahası,

Ella designed her pads to be washed and used again, Dilbilgisi

3:35

Ella pedlerini yıkanıp tekrar kullanılmak üzere tasarladı,

Dilbilgisi

designed her pads to be washed and used again: edilgen mastarla tasarım amacı

design + nesne + to be + geçmiş zaman ortacı kalıbı bir tasarım amacını anlatır: nesnenin eyleme maruz kalması amaçlanır. Bu cümlede her pads, wash ve use eylemlerine maruz kaldığı için edilgen mastar kullanılır: to be washed and used again. Washed ve used, and ile bağlanır ve to be yapısını paylaşır. Bu yapı, özellikle bir ürünün nasıl kullanılabileceğini, onarılabileceğini, temizlenebileceğini veya geri dönüştürülebileceğini açıklarken yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi remove fiilinin edilgen mastarıyla tamamlayın: The engineers designed the filter ____ for cleaning.

Cevabı göster

to be removed

unlike most sanitary pads bought in shops,

3:39

mağazalarda satılan çoğu hijyenik pedin aksine,

which are disposable, Kelime

3:42

onlar tek kullanımlıktır,

Kelime

disposable: kullanımdan sonra atılmak üzere tasarlanmış

Burada disposable, bir kez ya da kısa süre kullanılıp ardından atılmak üzere tasarlanmış bir ürünü niteler. Gloves, cups, masks ve sanitary products gibi ürünlerle sık kullanılır. Bu kelime, ürüne kullanımdan sonra ne olduğunu anlatır; available yani “mevcut veya erişilebilir” demek değildir ve yalnızca “kolay bulunur” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede disposable doğru kullanılmıştır?

  1. The tickets are disposable because they are available online.
  2. These bottles are disposable, so we wash and refill them every day.
  3. The clinic uses disposable gloves and throws them away after each patient.
Cevabı göster

The clinic uses disposable gloves and throws them away after each patient.

designed to be thrown away after they've been used. Öbek fiiller

3:43

kullanıldıktan sonra atılmak üzere tasarlanmıştır.

Öbek fiiller

thrown away: edilgen yapıda “atılmış”

Thrown away, “atmak” veya “artık saklamamak” anlamındaki throw away öbeksi fiilinin geçmiş ortaç biçimidir. Be thrown away yapısında eşya, birinin attığı şeydir. Away bu öbeksi fiilin bir parçasıdır; eşyanın çok uzağa fırlatılması gerektiği anlamına gelmez. Etken bir cümlede zamir iki parçanın arasına gelir: throw it away denir, throw away it denmez.

Alıştırma

Cümleyi throw away fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: After the event, the damaged decorations were ____.

Cevabı göster

thrown away

Ella's network of volunteers Kalıp ifadeler

3:47

Ella'nın yeniden kullanılabilir hijyenik pedler

sewing reusable sanitary pads grew.

3:49

diken gönüllü ağı büyüdü.

Kalıp ifadeler

network of volunteers: bağlantılı ve birlikte çalışan bir grup

Bu cümlede Ella's network of volunteers, birbiriyle bağlantılı olan ve aynı amaç için çalışan gönüllülerden oluşan bir gruptur. Buradaki network, bilgisayarları değil, insanları ve aralarındaki iş birliği ilişkilerini ifade eder. a network of + kişi veya kuruluş yapısı, yalnızca kişi sayısının çokluğunu değil, üyeler arasındaki bağlantı ve koordinasyonu vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede network, birbiriyle bağlantılı şekilde birlikte çalışan insanları ifade eder?

  1. The museum asked one volunteer to work alone.
  2. The museum built a network of volunteers to guide visitors across the region.
  3. The museum upgraded its wireless network last week.
Cevabı göster

The museum built a network of volunteers to guide visitors across the region.

And to date, Kalıp ifadeler

3:52

Ve bugüne kadar,

Kalıp ifadeler

to date: bugüne kadar

To date, 'şu ana kadar' veya 'bugüne kadar' anlamına gelir. Şimdiki zamandan geçmişe bakarak şu ana kadar birikmiş ilerlemeyi, sonuçları veya toplamları özetler. Burada zamanı belirten bir bağlayıcı olarak kullanılır: And to date, ardından gelecek mevcut toplamı veya başarıyı tanıtır. Date burada romantik bir buluşmayı ya da belirli bir takvim tarihini değil, şimdiki zaman noktasını ifade eder.

Alıştırma

İlerleme raporunu doğru tamamlayan ifadeyi seçin: The project has raised £20,000 ___.

  1. out of date
  2. up to date
  3. to date
Cevabı göster

to date

the Pachamama Project has donated tens of thousands of period products Kalıp ifadeler

3:53

Pachamama Project on binlerce adet ürünü bağışladı

Kalıp ifadeler

tens of thousands of period products: on binlerce regl ürünü

tens of thousands of + çoğul isim, on binlerle ölçülen yaklaşık bir miktarı belirtir. Genellikle yaklaşık 20.000 ile 100.000'den az bir sayı arasını ifade eder; kesin bir sayı değildir ve many sözcüğünden daha belirgindir. Bu cümlede miktar ifadesi period products sözünü niteler. period products; ped ve tampon gibi regl döneminde kullanılan ürünlerin genel adıdır.

Alıştırma

Cümleyi “on binlerce” anlamındaki yaklaşık miktar ifadesiyle tamamlayın: The museum welcomed ____ visitors last year.

Cevabı göster

tens of thousands of

to refugees fleeing conflict in Syria, Turkey, and Lebanon, Kelime

3:57

Suriye, Türkiye ve Lübnan'daki çatışmalardan kaçan mültecilere,

Kelime

refugees fleeing conflict: çatışmadan kaçan mülteciler

refugees fleeing conflict ifadesinde fleeing conflict, refugees sözcüğünden sonra gelen bir şimdiki zaman ortaç yan cümlesidir. Hangi mültecilerden söz edildiğini belirtir ve refugees who are fleeing conflict biçiminde açılabilir. Flee, tehlikeden kaçmak anlamına gelir ve conflict sözcüğünü doğrudan nesne olarak alabilir. Haber ve insani yardım bağlamlarında conflict genellikle silahlı şiddeti ifade eder; bu nedenle ifade, hareketin tehlike yüzünden zorunlu olduğunu gösterir.

Alıştırma

Silahlı şiddetten kaçan mülteciler olarak tanımlanan kişilerle ilgili bir insani yardım raporuna en uygun ifade hangisidir?

  1. internally displaced people fleeing conflict
  2. migrants moving for work
  3. refugees fleeing conflict
Cevabı göster

refugees fleeing conflict

as well as women here in the UK. Kalıp ifadeler

4:02

ve buradaki Birleşik Krallık'taki kadınlara.

Kalıp ifadeler

as well as women here in the UK: başka bir grup eklemek

Bu parçada as well as, yardım alan kişilere başka bir grubu, yani Birleşik Krallık'taki kadınları ekler. Anlamı “ve ayrıca”dır; “yerine” anlamına gelmez. As well as ifadesinden sonra gelen bölüm genellikle daha önce sözü edilen bir öğeye ek bilgi olarak sunulur. Basit bir and listesinden farklı olarak bu yapı, asıl odağı ilk sözü edilen grupta bırakabilir.

Alıştırma

İkinci bir grubu tamamlayıcı bilgi olarak eklemek için en uygun ifade hangisidir? The service supports older people ___ young families.

  1. because of
  2. instead of
  3. as well as
Cevabı göster

as well as

Plus, the project is helping in other ways too.

4:05

Ayrıca, proje başka şekillerde de yardımcı oluyor.

Despite affecting so many people Dilbilgisi

4:08

Bu kadar çok insanı etkilemesine

and being necessary for life itself,

4:11

ve yaşamın kendisi için gerekli olmasına rağmen,

many cultures consider menstruation unclean or shameful, Kültür

4:14

birçok kültür adet görmeyi kirli veya utanç verici olarak görür,

Dilbilgisi

Despite affecting ... and being ...: -ing ile ödünleme anlatımı

Despite bir ödünleme ilişkisi kurar: ana ifadenin beklenmedik görünmesini sağlayan bir gerçeği önce verir. Burada affecting so many people ve being necessary for life itself, and ile bağlanan iki -ing öbeğidir. Bağlama göre ikisi de menstruation ifadesini açıklar, ancak bu özne giriş öbeğinde açıkça belirtilmez. Ardından ana cümle, bu gerçeklerle çelişen toplumsal tutumu verir. Despite ifadesini bir isim öbeğinden veya -ing öbeğinden önce kullanın; çekimli fiil içeren bir cümlecikten hemen önce kullanmayın. Örtük özne belirsiz olabilecekse Despite menstruation affecting... örneğindeki gibi özneyi belirtin veya although ile tam bir cümlecik kullanın.

Alıştırma

Hangi cümlede despite doğru kullanılmıştır?

  1. Despite feeling nervous, Lena gave a clear presentation.
  2. Despite she felt nervous, Lena gave a clear presentation.
  3. Despite of feeling nervous, Lena gave a clear presentation.
Cevabı göster

Despite feeling nervous, Lena gave a clear presentation.

Kültür

consider menstruation unclean or shameful: kültürel damgalamayı aktarmak

consider + nesne + sıfat yapısında consider, bir şeyi belli bir şekilde “görmek” veya “değerlendirmek” anlamına gelir. Menstruation nesnedir; unclean or shameful ise birçok kültürün ona yüklediği değerlendirmeyi anlatır. Burada unclean, tıbbi ya da hijyenle ilgili bir olguyu değil, törensel veya toplumsal kirliliğe dair kültürel bir düşünceyi aktarır. Bu yan cümle, âdet görme hakkında açıkça konuşmayı zorlaştırabilen bir damgalamayı belirtir; bu inancı onaylamaz.

Alıştırma

Bu cümlede unclean ne anlama geliyor?

  1. Tıbbi bir olguyu değil, kültürel bir kirlilik düşüncesini aktarır.
  2. Âdet görmenin tıbben hijyenik olmadığını kanıtlar.
  3. Bütün kültürlerin tamamen aynı inanca sahip olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster

Tıbbi bir olguyu değil, kültürel bir kirlilik düşüncesini aktarır.

not a topic of polite conversation. Ton ve niyet

4:19

kibar bir sohbet konusu olarak değil.

Ton ve niyet

not a topic of polite conversation: toplumsal bir tabuyu belirtmek

a topic of polite conversation isim öbeği, sıradan ve saygın bir sohbette toplumsal olarak kabul edilebilir görülen bir konu demektir. not ile kullanıldığında, bu konunun geleneksel olarak insanların açıkça dile getirmekten kaçınması gereken bir şey sayıldığını belirtir. Burada polite yalnızca nazik bir tonu veya sözcük seçimini değil, sohbetin toplumsal sınırlarını anlatır. İfade bir toplumsal tabuyu aktarır; konunun tıbbi, eğitsel veya özel ortamlarda hiçbir zaman konuşulamayacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

not a topic of polite conversation ifadesinin en doğru anlamı nedir?

  1. Konu yalnızca konuşan kişi çok nazik sözcükler kullanırsa ele alınabilir.
  2. Konu her ortamda kanunen yasaktır.
  3. Konu, bazı sıradan sosyal ortamlarda açıkça konuşulmaya uygun görülmez.
Cevabı göster

Konu, bazı sıradan sosyal ortamlarda açıkça konuşulmaya uygun görülmez.

But Ella thinks her project is giving refugees Kalıp ifadeler

4:22

Ancak Ella projesinin mültecilere

the confidence to talk about periods,

4:25

adet dönemi hakkında konuşma özgüveni verdiğini düşünüyor,

Kalıp ifadeler

give someone the confidence to do something: birine harekete geçme özgüveni vermek

give someone the confidence to do something kalıbı, birinin bir eylemi yapabilecek durumda olduğunu hissetmesine yardımcı olmak veya böyle hissetmesini sağlamak anlamına gelir. Yapısı give + kişi + the confidence + to'lu mastardır. To'lu mastar, özgüvenin hangi eylemle ilgili olduğunu belirtir; verme eyleminin amacını anlatmaz. Bu cümlede proje, mültecilerin adet dönemi hakkında açıkça konuşabileceklerini hissetmelerine yardımcı oluyor. Buradaki give, bir şeyi kelimenin gerçek anlamıyla teslim etmeyi değil, destek veya olumlu bir deneyim sayesinde oluşan özgüveni anlatır.

Alıştırma

Hedef kalıbı confidence kullanarak tamamlayın: The public-speaking course gave Lena ____ present her ideas clearly.

Cevabı göster

the confidence to

as she told BBC World Service's People Fixing the World.

4:28

BBC Dünya Servisi'nin People Fixing the World programına söylediği gibi.

I have seen such major change Dilbilgisi

4:32

O kadar büyük bir değişiklik gördüm ki

in such a short short period of time.

4:35

kısa, çok kısa bir süre içinde.

Dilbilgisi

such major change ... such a short period of time: such ile uyumlu vurgu

Such içeren iki öbek birbiriyle uyumlu bir vurgu oluşturur. Such major change, değişimin miktarını veya boyutunu olağanüstü gösterirken such a short short period of time, sürenin olağanüstü kısalığını gösterir. Birlikte, büyük bir sonuç ile az zaman arasındaki karşıtlığı öne çıkarırlar. Yapı, sayılamayan isimlerle such + sıfat + sayılamayan isim; tekil sayılabilen isimlerle ise such a + sıfat + tekil sayılabilen isim şeklindedir. Short sözcüğünün tekrarı, doğaçlama konuşmada yapılan bir vurgudur ve kabaca very, very short anlamına gelir. Normalde düzenlenmiş İngilizcede tek bir short yeterlidir. Period of time ifadesindeki period, bir zaman aralığı veya süre anlamına gelir; adet dönemi anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, az zamanda büyük bir sonuç elde edildiğini vurgulamak için iki such öbeğini doğal biçimde kullanıyor?

  1. The team made such rapid progress in such a short time.
  2. The team made so rapid progress in so a short time.
  3. The team made such rapidly progress in such short a time.
Cevabı göster

The team made such rapid progress in such a short time.

Like the women originally who were distributing the pads

4:37

Örneğin başlangıçta pedleri dağıtan kadınlar

were barely even speak about it

4:40

bu konuda neredeyse hiç konuşmuyorlardı

and we had it behind the curtain. Deyimler

4:41

ve onu bir perdenin arkasında tutuyorduk.

Deyimler

behind the curtain: halkın gözünden uzakta

Bu cümlede behind the curtain, pedlerin perdenin diğer tarafında, gözden uzakta tutulduğu somut bir görüntü oluşturur. Bu görüntü ayrıca âdetin açıkça gösterilmemesi veya konuşulmaması gereken bir konu olarak görüldüğünü düşündürür. Bu ifade bağlama bağlıdır ve her zaman kalıplaşmış bir deyim değildir. Burada gerçek konum ile konuyu gizleme veya konudan kaçınma düşüncesi birlikte işleyebilir.

Alıştırma

Yargılayın: Bu bağlamda behind the curtain gerçek bir konumu anlatırken pedlerin ve konunun halkın gözünden uzak tutulduğunu da düşündürebilir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

And now they'll chat away with about the pads

4:43

Şimdi ise pedler hakkında rahatça sohbet ediyorlar

with their male colleagues,

4:45

erkek meslektaşlarıyla,

anyone that comes into the shop.

4:46

dükkana gelen herhangi biriyle.

Before, most women refugees would barely talk about menstruation. Kelime

4:48

Önceden mülteci kadınların çoğu adet görme hakkında neredeyse hiç konuşmazdı.

Kelime

would barely talk about menstruation: geçmişte neredeyse hiç konuşmama eğilimi

Before zamanı geçmişe yerleştirdiği için would burada geleceğe yönelik bir tahmini veya koşulu değil, geçmişteki tipik ya da tekrarlanan bir davranışı anlatır. Barely, “ancak” veya “neredeyse hiç” anlamına gelir. Bu nedenle would barely talk about menstruation, konuyla ilgili olağan konuşma miktarının sıfıra yakın olduğunu, fakat mutlaka tamamen sıfır olmadığını belirtir. Barely zaten olumsuz bir güce sahiptir; bu yüzden standart İngilizcede not eklenmez.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşma miktarının neredeyse sıfır olduğu tipik bir geçmiş davranışı anlatır?

  1. When Leo first joined the team, he would rarely speak during meetings.
  2. When Leo first joined the team, he would speak confidently during meetings.
  3. When Leo first joined the team, he would barely speak during meetings.
Cevabı göster

When Leo first joined the team, he would barely speak during meetings.

They would only just scarcely talk about it.

4:53

Bundan sadece zar zor bahsederlerdi.

But now they're happily chatting away Öbek fiiller

4:56

Ama şimdi keyifle sohbet ediyorlar

Öbek fiiller

chatting away: devam eden rahat bir sohbet

Chatting away ifadesinde away, bir eylemin rahatça ya da bir süre boyunca devam ettiği anlamını katan zarf görevli bir parçacıktır. İfade, sohbet ederken uzaklaşmak değil, “rahat bir şekilde durmadan konuşmak” anlamına gelir. Buradaki happily, rahat ve olumlu havayı daha da güçlendirir. İfade, sohbeti doğal ve devam eden bir etkinlik olarak sunar.

Alıştırma

Şu cümlede chatting away ne anlama gelir: “The friends were chatting away over coffee”?

  1. Resmî ve dikkatle planlanmış bir görüşme yapıyorlardı.
  2. Rahat bir şekilde durmadan konuşuyorlardı.
  3. Konuşurken gittikçe uzaklaşıyorlardı.
Cevabı göster

Rahat bir şekilde durmadan konuşuyorlardı.

passing the time talking to other women Kalıp ifadeler

4:58

diğer kadınlarla

Kalıp ifadeler

passing the time: bekleme veya boş zamanı doldurmak

Passing the time, bir bekleme veya boş zaman dönemini daha kolay ya da daha kısa hissettirmek için bir şey yapmak anlamına gelir. Burada pass, bir sınavı geçmek veya bir şeyi başka birine vermek anlamında değildir. passing the time talking to other women ifadesinde, -ing yapısındaki talking to other women, zamanı doldurmak için yapılan etkinliği belirtir. Bağlantı by ile açıkça da kurulabilir: pass the time by talking.

Alıştırma

“Bekleme süresini daha kısa hissettirmek” anlamındaki üç sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: We played cards to ____ until the bus arrived.

Cevabı göster

pass the time

and even to male colleagues.

5:01

ve hatta erkek iş arkadaşlarıyla konuşarak vakit geçiriyorlar.

I think it's time I reveal the answer to my question. Dilbilgisi

5:03

Sanırım sorumun cevabını açıklama vaktim geldi.

Dilbilgisi

it's time I reveal: sıradaki eylemi bildirmek

It's time + özne ve fiil içeren yan cümle yapısı, bir eylem için uygun zamanın geldiğini belirtir. Bu cümlede I reveal konuşanın bir sonraki eylemini adlandırır; böylece konuşma sorudan cevabın açıklanmasına geçer. Kaynak cümlede şimdiki zaman biçimindeki reveal, sözlü geçişi anlık ve doğrudan kılar. Bu, genel bir alışkanlık değil, konuşanın cevabı şimdi açıklamak üzere olduğu anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi, It's time sonrasında announce fiilinin geleneksel standart biçimiyle tamamlayın: It's time we ____ the winner.

Cevabı göster

announced

As a number,

5:06

Bir sayı olarak,

how many women make up the 26% of the world's population who menstruate? Öbek fiiller

5:08

dünya nüfusunun %26'sını oluşturan adet gören kaç kadın vardır?

Öbek fiiller

make up the 26% of the world's population: bir oranı ifade etmek

Burada make up, “oluşturmak” anlamına gelir. women sayılan gruptur; %26 ise bu grubun dünya nüfusu içinde oluşturduğu paydır. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı A make(s) up X% of B biçimindedir. Örnek: Women make up 26% of the population. Kaynak cümledeki the, daha önce konuşulan belirli %26'lık kesimi gösterir; genel bir istatistik verilirken yüzdeden önce normalde the kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi, make ile başlayan ve “bir payı oluşturmak” anlamına gelen hedef iki sözcüklü fiille tamamlayın: In this survey, remote workers ____ forty percent of respondents.

Cevabı göster

make up

I said it was 2.1 billion people.

5:14

2,1 milyar kişi demiştim.

Which was the correct answer.

5:17

Doğru cevap buydu.

Okay, let's recap the vocabulary we've learned in this program, Anlatım akışı

5:20

Tamam, bu programda öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,

Anlatım akışı

Let's recap ...: kısa bir gözden geçirme başlatmak

Let's recap ... ana içerikten kısa bir gözden geçirmeye geçildiğini bildirir. Let's, konuşanı ve dinleyicileri eyleme birlikte dahil eder; recap ise her şeyi yeniden öğretmek değil, önemli noktaları tekrar ele almak demektir. the vocabulary we've learned in this program ifadesi, gözden geçirilecek alanı bu programda öğrenilen kelimelerle sınırlar.

Alıştırma

Bir toplantının sonunda kısa bir gözden geçirmeyi doğal biçimde başlatan cümleyi seçin.

  1. Let's introduce a completely new topic before we finish.
  2. Let's repeat every word from the meeting before we finish.
  3. Let's recap the main points before we finish.
Cevabı göster

Let's recap the main points before we finish.

starting with the verb to sew,

5:23

to sew (dikiş dikmek) fiiliyle başlayarak,

to join material together using a needle and thread

5:26

bir iğne ve iplik kullanarak malzemeleri birleştirmek

either by hand or with a sewing machine. Dilbilgisi

5:30

ister elle ister dikiş makinesiyle.

Dilbilgisi

either by hand or with a sewing machine: iki yöntemi bağlamak

Either ... or ... iki seçenek sunar. Burada iki dikiş yöntemini birbirine bağlar: by hand elle, with a sewing machine ise dikiş makinesiyle demektir. İki taraftaki edatların aynı olması gerekmez. Paralel olması gereken, dil bilgisel görevleridir: Her iki edat grubu da eylemin nasıl yapılabileceğini açıklar.

Alıştırma

Cümleyi either ... or ile tamamlayın: The form can be sent ____ by email ____ through the website.

Cevabı göster

either · or

The phrase to this day

5:32

to this day (bugüne kadar) ifadesi

means up to and including the present moment.

5:34

şu an da dahil olmak üzere şimdiki zamana kadar anlamına gelir.

The adjective absorbent

5:37

absorbent (emici) sıfatı

means able to soak up and hold liquid.

5:39

sıvıyı emebilme ve tutabilme anlamına gelir.

And the adjective disposable

5:41

Ve disposable (tek kullanımlık) sıfatı

means designed to be thrown away after use.

5:44

kullanımdan sonra atılmak üzere tasarlanmış anlamına gelir.

If you barely do something,

5:47

Eğer bir şeyi barely (zar zor) yapıyorsanız,

you only just do it by the smallest amount.

5:49

onu sadece çok küçük bir miktarda yapıyorsunuz demektir.

And finally, to chat away

5:52

Ve son olarak, to chat away (sohbete dalmak)

means to pass the time by talking a lot with someone. Kalıp ifadeler

5:54

biriyle çok konuşarak vakit geçirmek anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

pass the time by + -ing: bekleme veya boş zamanı geçirmek

Pass the time, bir bekleme veya boş zaman döneminin daha kısa hissedilmesi için bir şey yapmak anlamına gelir. Burada bu zamanı dolduran etkinlik, biriyle uzun uzun konuşmaktır. Pass the time by + -ing kalıbı yöntemi belirtir: pass the time by talking, reading veya playing a game. Bu ifadede pass, sınavı geçmek veya bir yerin yanından geçmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, bekleme süresini daha kolay geçirmek anlamına gelen bu dersteki ifadeyle tamamlayın: During the delay, we played cards to ____.

Cevabı göster

pass the time

Once again, our 6 minutes are up. Kalıp ifadeler

5:58

Bir kez daha 6 dakikamız doldu.

Kalıp ifadeler

our 6 minutes are up: ayrılan süre sona erdi

Our 6 minutes are up ifadesinde be up, ayrılan sürenin bittiği veya tamamen kullanıldığı anlamına gelir. Buradaki up yukarı yönünü belirtmez. 6 minutes çoğul olduğu için fiil are biçimindedir. Daha genel duyuru Time is up veya Time's up şeklindedir ve süre sınırı olan bir etkinliği bitirmek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Süre sonu duyurusunu be up yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Your ten minutes ____. Please stop writing.

Cevabı göster

are up

We hope you'll join us again next time

6:00

Bir dahaki sefere tekrar bize katılmanızı umuyoruz

here at 6 Minute English.

6:02

burada 6 Minute English'te.

Bye for now.

6:04

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:05

Hoşça kalın.

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

6:06

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.