Hayranlar tutkuları hakkında nasıl konuşur? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
863 kelime 150 kel/dk

Video özeti: Bu bölüm, ortak ilgi alanlarına sahip toplulukların oluşturduğu bir kültür olarak fandomu ele alıyor; ardından spor taraftarlarının takımın başarısını kendilerine mal etmesini veya yenilgiyle aralarına mesafe koymasını anlatan dili inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. BIRGing, ve basking in reflected glory. — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Bir taraftarın müsabakaya katılmadığı hâlde desteklediği takım kazanınca kişisel gurur duymasını anlatan bu terimi anlayacaksınız. Grup kimliği, spor psikolojisi ve kişinin kendisini başkasının başarısıyla ilişkilendirmesi hakkındaki konuşmalarda terimi tanıyabileceksiniz. 2. a piece of the action, — Deyimler ve Mecazi İfadeler: Bu sözün gerçek anlamda bir “parça” değil; kutlamaya, heyecanlı bir etkinliğe veya ortak başarıya katılma isteği belirttiğini öğreneceksiniz. Spor kutlamaları, sosyal etkinlikler ya da insanların kaçırmak istemediği fırsatlar hakkında konuşurken kullanabileceksiniz. 3. I'm afraid. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu ifadenin yalnızca korku bildirmediğini; bir düzeltmeyi, reddi veya hayal kırıklığı yaratan cevabı kibarca yumuşatabildiğini anlayacaksınız. Özellikle Britanya tarzı konuşmalarda, istenmeyen bir bilgiyi daha nazik ve incelikli biçimde aktarabileceksiniz.

Bu derste

Six Minute English from bbc.learningenglish.com.

0:01

bbc.learningenglish.com'dan Six Minute English.

Hello.

0:07

Merhaba.

This is Six Minute English from BBC Learning English.

0:08

Bu, BBC Learning English'ten Six Minute English.

I'm Beth.

0:12

Ben Beth.

And I'm Neil.

0:12

Ve ben Neil.

If you really love something, Dilbilgisi

0:14

Eğer bir şeyi gerçekten seviyorsanız,

maybe a sport or a hobby,

0:16

belki bir spor ya da hobi,

a music band or a TV show,

0:18

bir müzik grubu ya da televizyon programı,

you might call yourself a fan. Kalıp ifadeler

0:20

kendinize bir hayran (fan) diyebilirsiniz.

Dilbilgisi

If ... you might ... ile olası bir sonucu anlatmak

If, bir şeyi gerçekten sevme koşulunu belirtir. Ana cümlede might + fiilin yalın hâli (might call) kullanılarak kesin değil, olası bir sonuç anlatılır. Burada might, şimdiki zamana veya genel bir duruma ait olasılığı ifade eder; geçmiş zaman işareti değildir. Bir koşul sonucu mümkün kılıyor ancak garanti etmiyorsa If + geniş zaman, ... might + fiilin yalın hâli yapısını kullanın.

Alıştırma

Bir şeyler yapmaktan hoşlanmanın kulübü sevmenizi mümkün kıldığını ancak kesin olmadığını hangi cümle anlatır?

  1. If you enjoy building things, you might like this club.
  2. You enjoy building things, so you liked this club.
  3. If you enjoy building things, you will definitely like this club.
Cevabı göster

If you enjoy building things, you might like this club.

Kalıp ifadeler

call yourself a fan: kendi kimliğini adlandırmak

Call yourself a fan, kendinizi bir hayran olarak tanımlamak demektir. Burada call, telefon etmek değil, adlandırmak veya tanımlamak anlamına gelir; yourself ise yeniden you öznesini gösterir. Yapı call + dönüşlülük zamiri + kimlik adı biçimindedir. Özne değiştiğinde dönüşlülük zamirini de değiştirin: I call myself a beginner; she calls herself a writer. Bu yapı, insanların kendilerini nasıl tanımladığını veya adlandırdığını vurgular.

Alıştırma

Mia'nın yeni kimliğini belirtmek için call oneself a... yapısını doğru dönüşlülük zamiriyle kullanın: After finishing her first story, Mia can ____ writer.

Cevabı göster

call herself a

Nowadays, thanks to the internet, Kalıp ifadeler

0:23

Günümüzde internet sayesinde,

fans from around the world can meet online to share their passion. Notlar

0:25

dünyanın dört bir yanından hayranlar tutkularını paylaşmak için internette buluşabiliyorlar.

Kalıp ifadeler

thanks to the internet: bir neden tanıtmak

thanks to the internet ifadesindeki thanks to, because of anlamına gelir ve sonucun nedenini tanıtır: internet, çevrim içi buluşmaları mümkün kılar. Burada sonuç yararlı veya olumlu olarak sunulur. Kalıp thanks to + isim veya isim öbeğidir. İçinde thanks sözcüğü bulunsa da burada internete doğrudan teşekkür edilmez.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki iki sözcüklü neden ifadesiyle tamamlayın: ____ the safety guide, we found the exit quickly.

Cevabı göster

Thanks to

Kalıp ifadeler

from around the world: köken belirtmek

From around the world, dünyanın pek çok farklı yerinden gelmek anlamına gelir. Cümlede fans sözcüğünden sonra gelir ve hayranların nereden geldiğini belirtir. from kökeni veya çıkış noktasını gösterir. around the world bu kökenin kapsamını dünyadaki birçok yere genişletir; burada around, fiziksel olarak bir yerin çevresinde dönmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Konuşmacıların nereden geldiğini göstermek için cümleyi bu dersteki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The conference welcomed speakers ____.

Cevabı göster

from around the world

Dilbilgisi

Amaç bildiren to share their passion yapısı

to share their passion amaç bildiren bir mastar yapısıdır. Hayranların neden çevrim içi buluştuğunu açıklar: Buluşmanın amacı tutkularını paylaşmaktır. Birinin bir eylemi neden yaptığını söylemek için “eylem + to + fiilin yalın hâli” yapısını kullanabilirsiniz. Burada to share, meet fiiline bağlıdır; meet ile eş görevli başka bir ana fiil değildir.

Alıştırma

“help her team” ifadesini amaç bildiren mastar yapısına dönüştürerek cümleyi tamamlayın: Lina stayed late ____.

Cevabı göster

to help her team

And this has led to a new word, fandom. Öbek fiiller

0:29

Ve bu yeni bir kelimenin ortaya çıkmasına yol açtı: fandom.

Öbek fiiller

Güncel bir sonuç için has led to

has led to, “neden olmuş” veya “ortaya çıkarmış” anlamına gelir. Daha önceki bir nedeni şu anda da önemli olan bir sonuca bağlar. has led, present perfect yapısındadır: has + geçmiş zaman ortacı led. lead to ifadesindeki to bir edattır. Sonuç, genellikle bir isim grubu veya -ing biçimi olarak to ifadesinden sonra gelir: has led to fewer delays; has led to people working together. Buradaki lead, “birini bir yere götürmek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi lead to ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The new rule ____ fewer accidents.

Cevabı göster

has led to

Fandom is more than simply being a fan. Dilbilgisi

0:32

Fandom sadece bir hayran olmaktan daha fazlasıdır.

Dilbilgisi

more than simply being a fan: temel tanımın ötesinde

Bu cümlede more than simply being a fan, fandomın yalnızca hayran olma şeklindeki temel eylemle sınırlı olmadığını anlatır. Daha geniş veya daha derin bir şeyi kapsar. Burada more than miktar karşılaştırması yapmaz. X is more than simply Y kalıbı, X’i dar bir Y tanımının ötesine taşır; simply “yalnızca” anlamına gelir ve being a fan bir durum ya da eylemi adlandıran -ing öbeğidir.

Alıştırma

“For Mia, dancing is more than simply a hobby.” cümlesindeki vurgulanan kalıp ne anlama gelir?

  1. Dans etmek, Mia için yalnızca bir hobi olmaktan daha geniş veya derin bir anlam taşır.
  2. Mia’nın dansla ilgili birden fazla hobisi vardır.
  3. Dans etmek Mia için diğer hobilerden daha kolaydır.
Cevabı göster

Dans etmek, Mia için yalnızca bir hobi olmaktan daha geniş veya derin bir anlam taşır.

It's a whole culture created by a community of people to share their love of the same thing. Notlar

0:35

Aynı şeye duydukları sevgiyi paylaşmak için bir topluluk tarafından oluşturulan bütün bir kültürdür.

Dilbilgisi

created by a community: kısaltılmış edilgen niteleyici

created by a community, culture sözcüğünden sonra gelip onu niteleyen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. which is created by a community yapısının kısaltılmış biçimidir; bu yüzden eylem culture üzerinde gerçekleşir: topluluk kültürü oluşturur. Ana cümle It is a whole culture yapısıdır. Created başka bir ana fiil değildir; bu kısaltılmış niteleyici kültürü kimin oluşturduğunu bildirir.

Alıştırma

Edilgen niteleyiciyi tamamlamak için create fiilinin geçmiş zaman ortacını ve ardından by sözcüğünü kullanın: The mural ____ local children won a prize.

Cevabı göster

created by

Kalıp ifadeler

share their love of the same thing: aynı şeye duyulan sevgiyi paylaşmak

Vurgulanan sözler, ardından gelen thing ile tamamlanır: share their love of the same thing, ortak bir ilgiyi birlikte ifade etmek ve bundan keyif almak demektir. Buradaki share, sevgiyi parçalara ayırmak anlamına gelmez. love of + isim öbeği yapısında isim öbeği, insanların neyi sevdiğini gösterir. Their topluluk üyelerini belirtirken the same thing herkesin aynı ortak konuya ilgi duyduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle üyelerin astronomiye duydukları ortak ilgiyi ifade ettiklerini anlatır?

  1. The club lets members share their astronomy books.
  2. The club lets members share their love of astronomy.
  3. The club lets members receive advice from astronomy teachers.
Cevabı göster

The club lets members share their love of astronomy.

What's more, fandom has started to develop its own language. Notlar

0:41

Dahası, fandom kendi dilini geliştirmeye başladı.

Anlatım akışı

What's more: ek bir nokta belirtmek

What's more, cümlenin başında kullanılan ve bağlantılı başka bir noktayı ekleyen bir geçiş ifadesidir. Eklenen nokta çoğu zaman mesajı daha da güçlendirir. Burada özel bir dilin gelişmesinin fandom hakkında ek bir bilgi olduğunu, konunun değişmediğini gösterir. Soru biçiminde görünse de bu kullanımda cevap istemez. “Üstelik” veya “bir başka önemli nokta da şu” şeklinde anlaşılabilir.

Alıştırma

Başka bir avantaj ekleyen geçiş ifadesini seçin: The app is easy to use. ___, it works offline.

  1. What's more
  2. However
  3. For example
Cevabı göster

What's more

Kalıp ifadeler

has started to develop its own ...: kendine özgü bir şey oluşturmaya başlamak

has started to develop its own + isim yapısı, bir gruba özgü bir şeyin oluşmaya başladığını ve büyük olasılıkla hâlâ gelişmekte olduğunu anlatır. has started bu başlangıcı şimdiki durumla ilişkilendirirken its own söz konusu şeyin gruba ait veya grubu niteleyen bir özellik olduğunu vurgular. Buradaki language, hayran topluluklarında kullanılan özel sözcük ve ifadeleri anlatır; tamamen yeni ve eksiksiz bir doğal dil anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir grubun kendine özgü bir söz varlığı oluşturmaya başladığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The gaming community has started to develop its own vocabulary.
  2. The gaming community has started to borrow someone else's vocabulary.
  3. The gaming community already has a complete language that never changes.
Cevabı göster

The gaming community has started to develop its own vocabulary.

In this program, we'll be taking a trip into the world of fandoms Deyimler

0:46

Bu programda fandomların dünyasına bir yolculuk yapacağız

and as usual,

0:50

ve her zamanki gibi,

we'll be learning some new and useful vocabulary too.

0:51

bazı yeni ve faydalı kelimeler de öğreneceğiz.

Deyimler

taking a trip into the world of fandoms: bir konuyu keşfetmek için yolculuk benzetmesi

taking a trip into the world of fandoms, bir konuyu keşfetmeyi yolculuğa benzetir. Gerçek bir yolculuk planlanmamaktadır; program fandomları ve onların söz varlığını inceleyecektir. Yeniden kullanılabilen take a trip into the world of + konu kalıbı, girişi daha canlı hâle getirir ve dinleyiciyi yeni bir alana girdiğini hayal etmeye davet eder.

Alıştırma

Sunucu "we'll be taking a trip into the world of fandoms" derken neyi kastediyor?

  1. İzleyicilere tatil rezervasyonu yapmayı öğreteceğiz.
  2. Programın konusu olarak fandomları keşfedeceğiz.
  3. Resmî adı Fandoms olan bir yere seyahat edeceğiz.
Cevabı göster

Programın konusu olarak fandomları keşfedeceğiz.

But before that, I have a question for you, Neil. Anlatım akışı

0:54

Ama ondan önce sana bir sorum var, Neil.

Anlatım akışı

But before that, ile önce yapılacak bir adım eklemek

But before that, daha önce duyurulan planı kısa süreliğine durdurur ve önce yapılacak başka bir adım ekler. That, daha önce sözü edilen etkinliğe gönderme yapar; yani sıra şöyledir: yeni adımı şimdi yap, sonra asıl plana dön. Buradaki but güçlü bir karşı çıkış değil, bir geçiş ifadesidir. “Henüz değil, önce yapılacak bir şey var” mesajını verir ve ders, sunum ya da konuşmadaki bilgi sırasını düzenlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

Sıradaki etkinlik oyun, ancak önce kuralların açıklanması gerekiyor. Bu sırayı hangi geçiş ifadesi verir?

  1. We'll start the game soon. Because of that, let's explain the rules.
  2. We'll start the game soon. But before that, let's explain the rules.
  3. We'll start the game soon. After that, let's explain the rules.
Cevabı göster

We'll start the game soon. But before that, let's explain the rules.

The original word fan was first used about Americans in the early 20th century.

0:57

Orijinal fan kelimesi ilk olarak 20. yüzyılın başlarında Amerikalılar için kullanılmıştır.

But what were these Americans fans of?

1:04

Peki bu Amerikalılar neyin hayranıydı?

Was it A, Hollywood movie stars?

1:07

A, Hollywood film yıldızlarının mı?

B, baseball?

1:10

B, beyzbolun mu?

Or C, Disney cartoons?

1:12

Yoksa C, Disney çizgi filmlerinin mi?

I'll guess they were fans of Disney cartoons. Ton ve niyet

1:14

Disney çizgi filmlerinin hayranı olduklarını tahmin ediyorum.

Ton ve niyet

I'll guess ile o anda bir cevap seçmek

I'll guess, konuşanın emin olmadığı hâlde o anda seçtiği cevabı sunar. I'll, I will ifadesinin kısaltmasıdır ve buradaki will, tahmini geleceğe ertelemek yerine o cevabı hemen verme kararını gösterir. Bu ifade cevabın kesinliğini azaltır: konuşan kesin bir iddiada bulunmak yerine en iyi tahminini sunar. Bir bilgi yarışmasında veya hemen cevap verilmesi gereken başka bir durumda uygundur.

Alıştırma

“I'll guess the answer is twelve,” şeklindeki yarışma cevabında I'll guess neyi gösterir?

  1. Bu cevabın gerçek olduğundan eminim.
  2. Emin değilim ama bu cevabı şimdi seçiyorum.
  3. Herhangi bir tahminde bulunmak için daha sonrasını bekleyeceğim.
Cevabı göster

Emin değilim ama bu cevabı şimdi seçiyorum.

Okay, Neil.

1:17

Tamam, Neil.

We'll find out later in the program. Anlatım akışı

1:18

Programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.

Anlatım akışı

We'll find out later in the program: cevabı daha sonra açıklamak

Bu cümlede We'll find out, “cevabı öğreneceğiz” anlamına gelir; “bir şeyi arayacağız” anlamına gelmez. Later in the program, dinleyiciye bu bilginin ne zaman öğrenileceğini söyler. Bir sunucu bu ifadeyle cevabı şimdilik saklayabilir, daha sonra açıklayacağına söz verebilir ve izleyicinin merakını canlı tutabilir. We'll find out later... kalıbı bir programda, derste, hikâyede veya tartışmada bilginin ne zaman verileceğini düzenlemek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bir sunucu test sorusunun cevabını programın sonuna kadar gizli tutmak istiyor. Bunu hangi cümle doğal biçimde anlatır?

  1. We'll announce who won before the show begins.
  2. We'll look for the winner at the end of the show.
  3. We'll find out who won at the end of the show.
Cevabı göster

We'll find out who won at the end of the show.

Michael Bond is the author of a new book, Fans.

1:21

Michael Bond yeni bir kitap olan Fans'ın yazarıdır.

Here, he discusses the meaning of fandom with BBC Radio 4 program Word of Mouth.

1:25

Burada, BBC Radio 4 programı Word of Mouth'ta fandomun anlamını tartışıyor.

Kings rule their kingdoms.

1:32

Krallar krallıklarını yönetirler.

Fans certainly rule their fandoms. Deyimler

1:33

Hayranlar kesinlikle kendi fandomlarını yönetirler.

Deyimler

Fans certainly rule their fandoms: eğlenceli bir paralel mecaz

İlk cümle olan Kings rule their kingdoms, gerçek anlamlı bir kalıp kurar: yöneten kişiler ve yönettikleri alan. Fans certainly rule their fandoms aynı kalıbı tekrarlar. Kingdoms ile fandoms sözcüklerindeki ortak -dom sonu, paralelliği düzenli ve eğlenceli hâle getirir. Buradaki rule mecazidir. Hayranların kendi topluluklarının kültürünü ve etkinliklerini güçlü biçimde şekillendirdiğini anlatır; onlara siyasi veya hukuki bir yönetme gücü vermez. Certainly kendinden emin ve hafif mizahi bir vurgu katar.

Alıştırma

Bu bölümde Fans certainly rule their fandoms ne anlama geliyor?

  1. Hayranlar kendi topluluklarının kültürünü güçlü biçimde şekillendirir.
  2. Hayranlar fandoms adlı ülkeleri yasal olarak yönetir.
  3. Her hayran bir kraliyet unvanı miras alır.
Cevabı göster

Hayranlar kendi topluluklarının kültürünü güçlü biçimde şekillendirir.

It taps into that ancient human impulse to belong to a group of um like-minded people. Notlar

1:35

Bu, benzer düşünen bir grup insana ait olmaya dair o eski insani dürtüye hitap ediyor.

Öbek fiiller

taps into: var olan derin bir ihtiyaca ulaşıp ondan yararlanmak

Burada taps into, zaten var olan bir duyguya ya da ihtiyaca ulaşıp onun gücünden yararlanmak demektir. Cümle, bir hayran topluluğunun parçası olmanın insanların derin ait olma isteğiyle bağ kurduğunu anlatır. İfade, gizli bir kaynağa erişme imgesi taşır. Bu yüzden tap into çoğu zaman bir şeyi yalnızca fark etmekten fazlasını, ondan güç veya etki elde etmeyi anlatır.

Alıştırma

tap into öbeksi fiilini doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: The film ____ our fear of the dark.

Cevabı göster

taps into

Kelime

ancient human impulse to belong to a group of ...: ait olmaya yönelik köklü dürtü

Bu ifadede ancient, eski tarihten belirli bir grubu ya da olayı değil, impulse sözcüğünü niteler. Dürtünün çok eski, derinlere kök salmış ve uzun zamandır insanlarda ortak olduğu anlamına gelir. to belong sözleri dürtünün ne olduğunu açıklar: bir grubun parçası olarak kabul edilme isteği. a group of sözlerinden sonra gruptaki kişileri belirten isim grubu gelir.

Alıştırma

Burada ancient human impulse to belong to a group of ... ne anlama geliyor?

  1. Yalnızca eski çağlardaki insanların uyması gereken bir kural.
  2. Eski tarihteki bir grubu inceleme isteği.
  3. Bir grubun parçası olmaya yönelik derin ve uzun süredir var olan insani bir istek.
Cevabı göster

Bir grubun parçası olmaya yönelik derin ve uzun süredir var olan insani bir istek.

Kelime

like-minded people: benzer görüşlere veya ilgi alanlarına sahip insanlar

like-minded people ifadesinde like-minded, insanların konuşulan konu bakımından benzer görüşleri, ilgi alanlarını, değerleri veya hedefleri paylaştığını belirtir. Zihinlerinin birebir aynı olduğu ya da her konuda anlaştıkları anlamına gelmez. Like-minded, burada people sözcüğünden önce kullanılan, kısa çizgili birleşik bir sıfattır. Bu ifade, önemli bir ortak noktayla birbirine bağlanan kişilerden oluşan bir grubu anlatır.

Alıştırma

“Benzer görüşlere veya hedeflere sahip” anlamındaki kısa çizgili sıfatla cümleyi tamamlayın: The volunteer group brought together ____ people.

Cevabı göster

like-minded

And of course, being a fan by yourself can be a challenging thing because fannish pursuits can look quirky and odd to... Or even obsessive, Notlar

1:42

Ve tabii ki, tek başına bir hayran olmak zorlu bir şey olabilir çünkü hayranlığa dair uğraşlar... Veya hatta saplantılı görünebilir,

Dilbilgisi

being a fan by yourself: özne olarak kullanılan bir -ing öbeği

Being a fan by yourself, cümlenin öznesi olarak kullanılan eksiksiz bir isim-fiil (-ing) öbeğidir. Tek başına hayran olma durumunu cümlenin ele aldığı konu hâline getirir. By yourself, bu hayranlık deneyimini paylaşan başka kimse olmadığını ekler. Temel fiil öbeği can be ifadesidir. Burada being, sürmekte olan bir zamanı gösteren yapının parçası değildir. Özne olarak kullanılan bir -ing öbeği genellikle tek bir şey olarak değerlendirilir ve bu nedenle çoğunlukla tekil fiil alır.

Alıştırma

Hangi cümlede -ing öbeği bütün cümlenin öznesi olarak kullanılmıştır?

  1. They enjoy learning a new language.
  2. She is learning a new language.
  3. Learning a new language takes time.
Cevabı göster

Learning a new language takes time.

Kelime

fannish pursuits: hayranlarla ilgili etkinlikler

Bu cümlede fannish pursuits, hevesli bir hayran olmakla bağlantılı etkinlikler veya ilgi alanları anlamına gelir. Buradaki pursuits, kişinin zaman ve enerji harcadığı etkinliklerdir; birini kovalamak veya yakalamaya çalışmak anlamına gelmez. Fannish, “hayranlara özgü” veya “hayran kültürüyle ilgili” demektir. İfade bir bütün olarak bu ilgi alanlarını dışarıdan ve biraz değerlendirici bir bakışla sunar.

Alıştırma

Bu cümlede fannish pursuits ne anlama gelir?

  1. yeni hayranlar çekme yarışmaları
  2. hevesli hayranların zaman ayırdığı etkinlikler
  3. hayranların ünlü kişileri kovalaması
Cevabı göster

hevesli hayranların zaman ayırdığı etkinlikler

Kalıp ifadeler

look quirky and odd: izlenim bildiren look + sıfat yapısı

look quirky and odd ifadesinde look, “gibi görünmek” veya “belirli bir izlenim vermek” anlamına gelir. Bağlayıcı fiil olarak kullanılır ve hemen ardından etkinliklerin başkalarına nasıl göründüğünü anlatan quirky ve odd sıfatları gelir. Tekrar kullanılabilen kalıp özne + look + sıfattır. Burada pursuits çoğul olduğu için look kullanılır; geniş zamanda tekil özne looks alır. Bu kalıp görünüşü veya izlenimi anlatır, gözleri bir şeye çevirme eylemini değil.

Alıştırma

“Gibi görünmek” anlamını vermek için cümleyi look fiilinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The new costume ____ unusual, but it is comfortable.

Cevabı göster

looks

Yes, obsessive and you get often mocked. Dilbilgisi

1:53

Evet, saplantılı görünebilir ve sık sık alay konusu olursunuz.

Dilbilgisi

get mocked: get ile kurulan edilgen yapıyla bir deneyimi anlatmak

you get often mocked içindeki get mocked edilgen bir yapıdır: Başka insanlar seninle alay eder. Burada get, “elde etmek” anlamına gelmez; geçmiş zaman ortacı mocked ile birleşir ve kişinin başına gelen şeye odaklanır. Daha yaygın ve tarafsız söz dizimi you often get mocked şeklindedir. Anlamı you are often mocked ifadesine yakındır; ancak get ile kurulan edilgen yapı daha konuşma diline özgüdür ve kötü bir deneyimi daha doğrudan hissettirebilir.

Alıştırma

Derste öğrenilen mock fiilinin get ile kurulan edilgen biçimiyle cümleyi tamamlayın: At school, Leo often ____ because of his unusual hobby.

Cevabı göster

gets mocked

And I mean, if you're Jane Austen fan and you want to dress up in uh bonnet and um gown of the Regency era, Notlar

1:55

Yani, eğer bir Jane Austen hayranıysanız ve Naiplik dönemi şapkası ve elbisesi giymek istiyorsanız,

it's difficult to do that sort of by yourself in public.

2:04

bunu toplum içinde tek başınıza yapmak zordur.

Öbek fiiller

dress up in + giysi

Dress up in + giysi, kostüm veya özel bir kıyafet olarak belirli giysileri giymek anlamına gelir. Cümlede a bonnet ve a Regency-era gown, giyilen parçaları belirtir. Giysilerin adını söylemek gerekmiyorsa dress up tek başına kullanılabilir. in eklendiğinde giysi, kıyafet veya renk belirtilir: dress up in a cape, a uniform, or blue.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen ve “özel giysiler giymek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: For history day, we decided to ____ Victorian clothes.

Cevabı göster

dress up in

Kültür

the Regency era: Jane Austen ile ilişkilendirilen tarihsel dünya

The Regency era, 1800'lerin başlarında, özellikle 1811 ile 1820 arasındaki Britanya tarihi dönemidir. Birçok kişinin Jane Austen ile ilişkilendirdiği tarihsel dünyanın bir parçasıdır. Bu cümlede ifade, bonnet ve gown giysilerinin tarzını açıklar: bunlar sıradan modern kıyafetler değil, o dönemle bağlantılı tarihî giysilerdir.

Alıştırma

Bu cümlede the Regency era, bonnet ve gown hakkında ne anlatıyor?

  1. Hayalî bir hayran kulübüne aittirler.
  2. On dokuzuncu yüzyıl başı Britanya tarzında tarihî kostümlerdir.
  3. Modern okul üniformalarıdır.
Cevabı göster

On dokuzuncu yüzyıl başı Britanya tarzında tarihî kostümlerdir.

But once you join a fandom, uh there's no problem. Dilbilgisi

2:06

Ancak bir fandoma katıldığınızda, sorun kalmaz.

Dilbilgisi

once you join a fandom: zaman koşulu bildiren once

Buradaki once, “olur olmaz” veya “olduktan sonra” anlamına gelen bir bağlaçtır. once you join a fandom yan cümlesi zamanı ya da koşulu belirler; ana cümledeki sonuç topluluğa katıldıktan sonra geçerli olur. once + özne + fiil kalıbını, bir olayın daha sonraki bir sonuca yol açtığını göstermek için kullanabilirsiniz. Buradaki once, “bir kez” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede once bir zaman koşulu başlatmak için kullanılmıştır?

  1. Once you know the route, the trip feels easy.
  2. She once lived near the station.
  3. I took that trip once last year.
Cevabı göster

Once you know the route, the trip feels easy.

Fans are groups of like-minded people.

2:10

Hayranlar benzer düşünen insan gruplarıdır.

They share similar opinions, ideas, or interests.

2:13

Benzer görüşleri, fikirleri veya ilgi alanlarını paylaşırlar.

They do all kinds of weird and wonderful things together, Deyimler

2:17

Birlikte her türlü tuhaf ve harika şeyi yaparlar,

Deyimler

weird and wonderful: alışılmadık ama çekici

Weird and wonderful, alışılmadık veya şaşırtıcı olan ama aynı zamanda eğlenceli, etkileyici ya da hoş bulunan şeyleri anlatan ikili bir ifadedir. Bu cümlede things sözcüğüne yalnızca tuhaf demek yerine neşeli ve olumlu bir değerlendirme katar. İki sıfatı tek bir değerlendirme olarak anlayın: alışılmadık olma özelliği, bu şeylerin çekiciliğinin bir parçasıdır.

Alıştırma

Bu cümlede weird and wonderful nasıl bir anlam verir?

  1. Bu şeyler tuhaf ve tamamen rahatsız edicidir.
  2. Bu şeyler alışılmadık ve çekicidir.
  3. Bu şeyler sıradan ve sıkıcıdır.
Cevabı göster

Bu şeyler alışılmadık ve çekicidir.

such as dressing up as Harry Potter characters, Öbek fiiller

2:20

örneğin Harry Potter karakterleri gibi giyinmek gibi,

Öbek fiiller

dressing up as + kişi veya rol: ... kılığına girmek

Dress up as + bir kişi, karakter veya kimlik, kıyafetler ya da aksesuarlar kullanarak o kişi veya rol gibi görünmek anlamına gelir. Burada Harry Potter characters, taklit edilen rolleri belirtir. Dressing, -ing biçimidir; çünkü ifade such as sözünden sonra gelir ve örnek bir etkinliği adlandırır.

Alıştırma

Cümleyi dress up as ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: For the school play, Leo is ____ a pirate.

Cevabı göster

dressing up as

behavior which might be called quirky,

2:23

quirky (ilginç/tuhaf) olarak adlandırılabilecek bir davranış,

an adjective meaning odd or unusual,

2:25

garip veya alışılmadık anlamına gelen bir sıfattır,

but in an interesting way.

2:28

ancak ilginç bir şekilde.

Unfortunately, this quirky behavior also means fans sometimes get mocked.

2:30

Ne yazık ki, bu tuhaf davranış aynı zamanda hayranların bazen alay konusu olduğu anlamına da geliyor.

To mock somebody means to insult them by laughing at them in an unkind way. Dilbilgisi

2:36

Biriyle alay etmek (mock), kaba bir şekilde onlara gülerek aşağılamak demektir.

Dilbilgisi

To mock somebody means ...: mastar özneyle bir eylemi tanımlamak

To mock somebody, cümlenin öznesi olarak kullanılan bir mastar öbeğidir. Tanımlanan eylemi adlandırır; means ise tanımı başlatan ana fiildir. Kullanılabilir kalıp To + fiil öbeği + means + tanım şeklindedir. Burada To mock somebody, “biriyle alay etmek için” anlamına gelmez; amaç bildiren bir ifade değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede bir eylemi tanımlamak için mastar öbeği özne olarak kullanılmıştır?

  1. To whisper means to speak very quietly.
  2. She means to whisper the answer.
  3. He whispered to avoid waking the baby.
Cevabı göster

To whisper means to speak very quietly.

But this hasn't discouraged fans who have started using new words and phrases to show they belong to a particular fandom. Notlar

2:41

Ancak bu, belirli bir fandoma ait olduklarını göstermek için yeni kelimeler ve ifadeler kullanmaya başlayan hayranların cesaretini kırmadı.

Kelime

hasn't discouraged fans: devam etme isteklerini azaltmamak

hasn't discouraged fans ifadesinde fans, discourage fiilinin nesnesidir. Yani güvenini veya devam etme isteğini kaybedebilecek kişiler hayranlardır. İfade, önceki olumsuz deneyimin onlar üzerinde böyle bir etkisi olmadığını anlatır. Hasn't discouraged, present perfect yapısının olumsuz biçimidir ve şu ana kadarki sonucu anlatır. Eylem bağlamdan belliyse discourage + kişi; eylemi de belirtmek için discourage + kişi + from + -ing kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi discourage fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The criticism hasn't ____ Maya from writing.

Cevabı göster

discouraged

Kalıp ifadeler

belong to a particular + grup: belirli bir topluluğa üyelik

belong to a particular fandom ifadesinde belong to, bir grubun «üyesi olmak» veya «kendini o grubun parçası olarak görmek» anlamına gelir. Particular, anlamı belirli bir hayran topluluğuyla sınırlar. Bağlı olunan grup belirtilirken belong fiilinden sonra to gelir. Burada ifade, bir kişinin fiziksel konumunu veya bir nesnenin sahibini değil, sosyal aidiyeti anlatır.

Alıştırma

Cümleyi belong to a particular ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Maya ____ chess club, not the one near her house.

Cevabı göster

belongs to a particular

Here's Michael Bond again explaining the meaning of two new words about the behavior of football fans to BBC Radio 4 program Word of Mouth.

2:49

Karşınızda futbol taraftarlarının davranışlarıyla ilgili iki yeni kelimenin anlamını BBC Radio 4 programı Word of Mouth'a açıklayan Michael Bond.

Academics who study fandoms,

2:59

Fandomları inceleyen akademisyenler,

they love to use acronyms and abbreviations Kelime

3:01

kısaltmaları ve akronimleri kullanmayı çok seviyorlar

Kelime

acronyms and abbreviations: özel bir tür ve geniş bir kategori

Abbreviation, Dr., BBC ve NASA dâhil olmak üzere kısaltılmış her sözcük veya ifade için kullanılan geniş kapsamlı terimdir. Bu cümlede acronyms and abbreviations, hayranların kullandığı kısaltılmış dil biçimlerini anlatır. Acronym daha özel bir türdür; genellikle ilk harflerden veya sözcük parçalarından oluşur ve NASA gibi tek bir sözcük olarak okunur. BBC gibi harf harf okunan bir biçime daha doğru biçimde initialism denir. Bazı sözlükler acronym sözcüğünü daha geniş anlamda kullansa da abbreviation daha kapsamlı terimdir.

Alıştırma

Acronym ve abbreviation terimlerini en doğru kullanan ifade hangisidir?

  1. NASA bir acronym, Dr. ise bir abbreviation örneğidir.
  2. Dr. kısaltılmış bir biçim olduğu için acronym örneğidir.
  3. Her abbreviation tek bir sözcük olarak okunur.
Cevabı göster

NASA bir acronym, Dr. ise bir abbreviation örneğidir.

and they've got several phrases which they use to describe the behavior of football fans. Kelime

3:04

ve futbol taraftarlarının davranışlarını tanımlamak için kullandıkları birkaç ifade var.

Kelime

they've got: have got ile sahiplik anlatımı

Bu cümlede they've got, they have got ifadesinin kısaltmasıdır ve they have anlamına gelir. Şu anki sahipliği belirtir: ellerinde kullanabilecekleri birkaç ifade vardır. Burada have got ifadesini şimdiki zamanı anlatan tek bir yapı olarak düşünmek gerekir. Got tek başına, bu ifadeleri geçmişte edindikleri anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, they have anlamına gelen kısaltılmış have got biçimiyle tamamlayın: ____ plenty of time to finish.

Cevabı göster

They've got

And BIRGing, uh so that means basking in reflected glory. Kültür

3:08

Ve BIRGing, yani bu yansıyan zaferle güneşlenmek (başkalarının başarısıyla övünmek) anlamına geliyor.

Kültür

BIRGing: başkasının başarısından yansıyan gururu paylaşmak

BIRGing, basking in reflected glory ifadesindeki sözcüklerin ilk harflerinden oluşur. Kişinin özdeşlik kurduğu başka bir kişi ya da grubun başarısından gurur payı çıkarmasını anlatan bir sosyal psikoloji terimidir. Futbol taraftarlığında bu durum, taraftarlar oynamadıkları hâlde takımın galibiyetine “bizim galibiyetimiz” dediğinde görülebilir. Reflected glory mecazidir: başarı doğrudan takıma aittir, ancak takımın itibarının bir kısmı taraftara da ulaşıyormuş gibi hissedilir.

Alıştırma

Hangi durum BIRGing için en açık örnektir?

  1. Kulübü kazandıktan sonra bir taraftar “Bu gece harikaydık” der ve kişisel olarak gururlanır.
  2. Bir oyuncu galibiyet golünü kendisi attığı için gurur duyar.
  3. Kulübü kaybettikten sonra bir taraftar yenilgiyle ilişkilendirilmemek için kulüp armasını çıkarır.
Cevabı göster

Kulübü kazandıktan sonra bir taraftar “Bu gece harikaydık” der ve kişisel olarak gururlanır.

Oh, I love that.

3:13

Oh, bunu sevdim.

When your team wins, everyone wants a bit of the action.

3:14

Takımınız kazandığında herkes o pastadan bir pay almak ister.

You take to the streets, dance around, Deyimler

3:17

Sokaklara dökülürsünüz, dans edersiniz,

Deyimler

take to the streets: kamusal bir eylem için sokaklara çıkmak

Take to the streets, çoğu zaman birçok kişiyle birlikte, herkesin görebileceği kamusal bir eylem için sokaklara çıkmak demektir. Bu eylem bir kutlama, protesto veya güçlü bir toplumsal tepki olabilir. Burada dance around, insanların kutlama yaptığını gösterir. Bu ifadede take “almak” veya “taşımak” anlamına gelmez; eylemin amacı bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki ifadeyle tamamlayın: Residents ____ to protest the park's closure.

Cevabı göster

took to the streets

and so the antithesis of that is CORFing, Notlar

3:19

ve bunun tam tersi ise CORFing'dir,

Kelime

the antithesis of that: tam karşıtını tanıtmak

The antithesis of that, “az önce sözü edilen şeyin doğrudan ya da belirgin biçimde karşıtı olan şey veya fikir” demektir. Antithesis, difference'tan daha güçlüdür ve iki fikri karşıt kutuplara yerleştirir. Buradaki that, BIRGing'e ve başka birinin başarısından pay çıkarmaya gönderme yapar. the antithesis of X is Y kalıbı, Y'yi X'in güçlü karşıtı olarak tanıtır.

Alıştırma

“Her calm response was the antithesis of his panic” cümlesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Onun sakin tepkisi, diğerinin paniğinden yalnızca biraz farklıydı.
  2. Onun sakin tepkisi, diğerinin paniğine neden oldu.
  3. Onun sakin tepkisi, diğerinin paniğinin doğrudan karşıtıydı.
Cevabı göster

Onun sakin tepkisi, diğerinin paniğinin doğrudan karşıtıydı.

which means cutting off reflected failure.

3:22

ki bu da yansıyan başarısızlıktan kendini koparmak anlamına gelir.

Kültür

CORFing, cutting off reflected failure anlamına gelir

Burada is, karşıt davranışı CORFing olarak tanımlar; which means ise bu adı cutting off reflected failure şeklinde açar. CORFing adı, bu ifadedeki sözcüklerin ilk harflerine dayanır. Buradaki cutting off fiziksel değil, mecazidir. Reflected failure, kişinin kendini özdeşleştirdiği bir takım veya grup kaybettiğinde bu başarısızlığın kişinin kimliğini ya da imajını da etkilemesidir.

Alıştırma

Hangi durum CORFing davranışının en açık örneğidir?

  1. Bir yenilgiden sonra taraftar takım formasını saklar ve “Yine kaybettiler” der.
  2. Bir galibiyetten sonra taraftar takım formasını giyer ve “Kazandık!” der.
  3. Bir oyuncu bir sonraki sefer gelişmek için maçı inceler.
Cevabı göster

Bir yenilgiden sonra taraftar takım formasını saklar ve “Yine kaybettiler” der.

And that is what people sometimes do when their team loses

3:26

İnsanların takımları kaybettiğinde bazen yaptıkları şey budur

and they don't want to be associated with that loss, Kalıp ifadeler

3:30

ve o kayıpla ilişkilendirilmek istemezler,

that sense of failure.

3:33

o başarısızlık hissiyle.

Kalıp ifadeler

be associated with that loss: edilgen bir bağlantı

Be associated with, “bir şeyle bağlantılı görülmek veya anlaşılmak” anlamına gelir. be + associated + with + isim biçimindeki edilgen yapıyı kullanır. Buradaki that loss takımın yenilgisidir ve taraftarlar bu yenilginin kendi kimlikleriyle veya imajlarıyla bağdaştırılmasını istemez. Özne ilişkilendirilen taraf olduğu için bu edilgen yapı, öznenin iki şeyi etkin biçimde bağlamasına değil, başka insanların veya toplumun bu bağlantıyı nasıl kurduğuna odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için associate fiilinin edilgen biçimini ve doğru edatı kullanın: The charity does not want to ____ the scandal.

Cevabı göster

be associated with

BIRGing is made of an acronym of the words basking in reflected glory.

3:35

BIRGing, basking in reflected glory kelimelerinin baş harflerinden oluşmuştur.

It means feeling good about yourself when the football team you support wins. Kalıp ifadeler

3:41

Desteklediğiniz futbol takımı kazandığında kendinizi iyi hissetmeniz anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

feeling good about yourself: olumlu öz değerlendirme

“Feeling good about yourself”, kendini olumlu görmek anlamına gelir; örneğin kendinle gurur duymak, kendine güvenmek veya kendinden memnun olmak gibi. Burada takımın galibiyeti taraftara psikolojik bir destek sağlar; taraftarın bedeninin rahat hissettiği anlamına gelmez. Yapı feel good about + dönüşlü zamir şeklindedir. Zamir, anlatılan kişiye uyar: I feel good about myself, she feels good about herself ve they feel good about themselves.

Alıştırma

Hangi cümle, bir başarının Maya’nın fiziksel durumunu değil, kendisi hakkındaki görüşünü iyileştirdiği anlamına gelir?

  1. Winning the prize made Maya feel good about herself.
  2. The soft chair made Maya feel physically comfortable.
  3. After resting, Maya felt well enough to go home.
Cevabı göster

Winning the prize made Maya feel good about herself.

Fans say we won,

3:46

Taraftarlar biz kazandık derler,

even though it was the players on the pitch, Notlar

3:48

her ne kadar sahada olanlar oyuncular olsa da,

Kelime

on the pitch: futbol sahasında

Bu cümlede on the pitch, “futbol maçının oynandığı alanda” anlamına gelir. Maça gerçekten katılan oyuncuları belirtir. Britanya spor İngilizcesinde pitch, futbol ve bazı diğer açık hava takım sporları için çizgilerle belirlenmiş oyun alanıdır. players ve team gibi bağlam sözcükleri burada satış sunumu veya bir sesin tizliği yerine sporla ilgili anlamın kullanıldığını gösterir.

Alıştırma

Bir Britanya futbol haberinde “The captain is back on the pitch.” ne anlama gelir?

  1. Kaptan oyun alanına geri döndü.
  2. Kaptan yine bir satış sunumu yapıyor.
  3. Kaptan bir sesin tizliğini değiştiriyor.
Cevabı göster

Kaptan oyun alanına geri döndü.

not the fans who scored the goal.

3:51

ve golü atan taraftarlar olmasa da.

Dilbilgisi

even though ... not ...: ödünleme ve odaklanmış karşıtlık

Even though, ana ifadeyle karşıtlık oluşturan gerçek bir bilgiyi sunar. Golü gerçekten atanlar oyuncular olsa da taraftarlar “biz kazandık” demeye devam eder. Bu yapı neden değil, ödünleme bildirir. Daha geniş olan it was X, not Y, who ... kalıbı bir odaklama yapısıdır. X ile Y’yi karşılaştırır ve eylemi gerçekten yapanı belirtir: taraftarlar değil, oyuncular. İki yapı birlikte, taraftarların sözlerinin gerçeklerle neden birebir uyuşmadığını açıklar.

Alıştırma

Hangi cümle, önemli işi yalnızca Mia yaptığı hâlde sınıfın başarıyı ortak bir başarı olarak sahiplendiğini anlatır?

  1. The class thanked only Mia, even though every student solved the puzzle together.
  2. The class said, “We did it,” because every student solved the puzzle together.
  3. The class said, “We did it,” even though it was Mia, not the other students, who solved the puzzle.
Cevabı göster

The class said, “We did it,” even though it was Mia, not the other students, who solved the puzzle.

When their team wins,

3:54

Takımları kazandığında,

fans cheer and want a piece of the action, Deyimler

3:56

taraftarlar tezahürat yapar ve a piece of the action (pastadan pay/aksiyona dahil olmak) isterler,

an idiom meaning that they take part in celebrations and other exciting group activities Kalıp ifadeler

3:59

bu, kutlamalara ve diğer heyecan verici grup etkinliklerine katıldıkları

Kalıp ifadeler

take part in + bir etkinlik

Take part in, “katılmak” anlamına gelir. Bu cümlede kutlamalara ve diğer heyecan verici grup etkinliklerine katılmalarını anlatır. Yapı take part in + isim veya -ing biçimidir. in edatı ifadenin bir parçasıdır; bu nedenle take part celebrations denmez.

Alıştırma

Bu notta “katılmak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Everyone in our class will ____ the school play.

Cevabı göster

take part in

and feel the success of the team as a personal success.

4:05

ve takımın başarısını kişisel bir başarı olarak hissettikleri anlamına gelen bir deyimdir.

Deyimler

a piece of the action: katılmak ve heyecanı ya da kazancı paylaşmak

a piece of the action deyimi, heyecan verici, başarılı veya kazanç sağlayan bir etkinliğe katılma ve ortaya çıkanlardan pay alma fırsatı demektir. Bu cümlede taraftarlar kutlamalara katılır ve kendilerini takımın başarısına bağlı hisseder. Buradaki piece gerçek anlamda kullanılmaz; kimse bir nesnenin fiziksel parçasını almaz. want/get a piece of the action yapısı çoğu zaman birinin fırsatı kaçırmak istemediğini gösterir.

Alıştırma

Başarılı bir fırsata katılmayı ve faydalarını paylaşmayı anlatan deyimi tamamlayın: After the new market opened, several small firms wanted ____.

Cevabı göster

a piece of the action

The opposite of BIRGing is CORFing, another acronym.

4:10

BIRGing'in zıttı ise bir diğer kısaltma olan CORFing'dir.

This time of the words cutting off reflected failure.

4:13

Bu seferki, cutting off reflected failure kelimelerinden.

CORFING involves distancing yourself from the team you support when they lose. Kalıp ifadeler

4:17

CORFING, desteklediğiniz takım kaybettiğinde aranıza mesafe koymanızı içerir.

Kalıp ifadeler

distancing yourself from: bir bağı bilinçli olarak azaltmak

Distancing yourself from someone or something çoğunlukla bir kişi veya şeyle olan bağınızı, desteğinizi ya da sorumluluğunuzu bilinçli olarak daha zayıf göstermeyi ifade eder. Burada takım kaybettikten sonra taraftar kendisini takımla yakından özdeşleştirmekten kaçınır; bu, yalnızca fiziksel olarak uzaklaşmak değildir. Yapı distance + dönüşlülük zamiri + from biçimindedir. Zamir özneyle uyumlu olur: I distance myself, she distances herself ve a company distances itself.

Alıştırma

Hangi cümle bir kuruluşun tartışmalı bir açıklamayla olan bağını bilinçli olarak azalttığı anlamına gelir?

  1. The charity explained the director's remarks in detail.
  2. The charity distanced itself from the director's remarks.
  3. The charity moved its office farther from the director's home.
Cevabı göster

The charity distanced itself from the director's remarks.

Instead of saying we won, Dilbilgisi

4:22

Biz kazandık demek yerine,

you say they played rubbish. Kelime

4:24

çöp gibi oynadılar dersiniz.

Dilbilgisi

Instead of saying ..., you say ...: bir söyleyişin yerine başka birini kullanmak

Instead of saying ..., you say ... bir sözün yerine başka bir söz kullanmayı gösteren bir kalıptır. İlk bölüm kullanılmayan sözü, ana cümle ise gerçekten kullanılan sözü verir. Burada we yerine they kullanılması, taraftarın kötü bir sonuçtan sonra takımla arasına mesafe koyduğunu gösterir. Bu kalıpta instead of sonrasında bir fiil gelirse fiilin -ing biçimi kullanılır. Bu nedenle say değil, saying kullanılır: instead of saying X, you say Y. Ana cümlenin öznesi ve zamanı değişebilir.

Alıştırma

Dersteki ifadeleri aynen kullanarak değiştirme kalıbını tamamlayın: ____ 'I can't do it,' ____ 'I'll try.'

Cevabı göster

Instead of saying · you say

Kelime

they played rubbish: takımın performansını eleştiren samimi Britanya İngilizcesi

Resmî olmayan Britanya İngilizcesinde they played rubbish, “çok kötü oynadılar” anlamına gelir. Futbol bağlamında played takımın nasıl performans gösterdiğini anlatır, rubbish ise güçlü bir olumsuz değerlendirme yapar; oynadıkları şeyin çöp olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, bir takımın çok kötü oynadığını anlatan samimi Britanya İngilizcesi ifadesini kullanır?

  1. They played rubbish and deserved to lose.
  2. They threw the rubbish away after the match.
  3. They played with some rubbish near the field.
Cevabı göster

They played rubbish and deserved to lose.

Of course, true fans never CORF.

4:27

Tabii ki, gerçek hayranlar asla CORF yapmazlar.

In fact,

4:30

Aslında,

some football fans take a kind of strange pessimistic pleasure when their team loses week after week. Kalıp ifadeler

4:31

bazı futbol taraftarları takımları her hafta kaybettiğinde bir tür garip kötümser zevk alırlar.

Kalıp ifadeler

take a kind of strange pessimistic pleasure: kötü bir sonuçtan tatmin duymak

Burada take ... pleasure, fiziksel olarak bir şeyi almak değil, “tatmin veya haz duymak” anlamına gelir. a kind of strange pessimistic pleasure isim öbeğinin tamamı take fiilinin nesnesidir. A kind of tanımı daha az kesin hâle getirirken strange ve pessimistic bu hazzın niteliğini açıklar. Bu ifade görünüşte çelişkili bir tepkiyi anlatır: kötü bir sonuç taraftarlara karamsar bir tatmin verir. Başka durumlara aktarılabilen yaygın kalıp take pleasure in + isim veya -ing biçimidir. Orijinal cümledeki gibi, duygunun ortaya çıktığı durum bir when yan cümlesiyle de belirtilebilir.

Alıştırma

Cümleyi take pleasure in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Nora ____ reading stories to her little brother.

Cevabı göster

takes pleasure in

Kalıp ifadeler

week after week: aynı şeyin birçok hafta boyunca tekrarlanması

Week after week, aynı durumun birçok hafta boyunca devam etmesi veya tekrar tekrar yaşanması demektir. Yalnızca iki hafta süren bir şeyi değil, uzun süreli bir örüntüyü vurgular. Bu yapıda after sözcüğünün iki yanında aynı zaman sözcüğü tekrarlanır: day after day, month after month ve year after year. Bağlama göre bıkkınlık, şaşkınlık veya kararlılık gibi duygular katabilir; burada takımın yenilgilerinin uzun sürdüğünü hissettirir.

Alıştırma

Hangi cümle aynı can sıkıcı sorunun birçok hafta boyunca tekrarlanmasını en güçlü biçimde vurgular?

  1. The same complaint came in week after week.
  2. A report arrives every week.
  3. The number of complaints changes from week to week.
Cevabı göster

The same complaint came in week after week.

I can't imagine that's true of the Americans you mentioned, Beth. Kalıp ifadeler

4:38

Bunun bahsettiğin Amerikalılar için geçerli olduğunu hayal edemiyorum, Beth.

Kalıp ifadeler

true of the Americans: bir iddianın bir grup için geçerli olması

that's true of the Americans ifadesinde that, daha önce söylenen bir iddianın yerini tutar. be true of someone or something kalıbı, bu iddianın söz konusu kişi, grup veya şey için de geçerli olduğunu belirtir. Buradaki true, iddianın geçerliliğini anlatır; “gerçek Amerikalılar” anlamına gelmez. The Americans you mentioned, konuşmada daha önce belirlenmiş belirli bir grubu gösterir; bütün Amerikalıları ifade etmez.

Alıştırma

Cümleyi be true of kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: Some young children need a quiet place to read, and the same ____ older learners.

Cevabı göster

is true of

So, what was the correct answer to your question?

4:42

Peki, sorunun doğru cevabı neydi?

I asked who the original word fan was used to describe. Dilbilgisi

4:45

Orijinal fan kelimesinin kimi tanımlamak için kullanıldığını sormuştum.

Dilbilgisi

was used to describe: amacı belirten edilgen yapı

Was used to describe, be used to + fiilin yalın hâli biçimindeki edilgen yapıdır. Özne olan the original word fan eylemden etkilenir: insanlar bu kelimeyi belirli bir insan türünü tanımlamak için kullanmıştır. Soru, kelimenin hangi insanları tanımladığını sorar. Burada to, amacı belirten describe fiilini başlatır; bu nedenle ardından fiilin yalın hâli gelir. Bu, geçmiş alışkanlığı anlatan used to + fiil yapısı değildir.

Alıştırma

Cümleyi be used to describe yapısının doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: This label ____ food made without animal products.

Cevabı göster

is used to describe

You said it was fans of Disney cartoons,

4:49

Disney çizgi filmlerinin hayranları olduğunu söylemiştin,

which was the wrong answer, I'm afraid. Ton ve niyet

4:52

ki korkarım bu yanlış bir cevaptı.

Ton ve niyet

I'm afraid: kötü haberi yumuşatmak

Buradaki I'm afraid, konuşanın gerçekten korktuğu anlamına gelmez. “Ne yazık ki” veya “üzülerek söylüyorum” anlamında kullanılan nazik bir yumuşatma ifadesidir ve düzeltmenin daha az sert duyulmasını sağlar. Hoşa gitmeyen bir bilgiden önce veya sonra gelebilir. Bu cümlede cevabın yanlış olduğu haberinden sonra gelir; I'm afraid that's wrong. da denebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede I'm afraid kötü bir haberi nazikçe vermek için kullanılmıştır?

  1. I'm afraid the swimming pool is closed today.
  2. I'm afraid of the large dog next door.
  3. The thunder made my little brother afraid.
Cevabı göster

I'm afraid the swimming pool is closed today.

Actually,

4:56

Aslında,

it was baseball fans,

4:57

beyzbol hayranlarıydı,

or fanatics,

4:58

veya fanatikler (fanatics),

as they were called at the time. Dilbilgisi

5:00

o zamanki adlandırmalarıyla.

Dilbilgisi

as they were called at the time: geçmişte kullanılan bir ad

as they were called at the time yan cümlesi, insanların geçmişte o dönemde kullandığı adı ekler. Burada they, baseball fans ifadesine gönderme yapar ve yan cümle fanatics sözcüğünün onların tarihî adı olduğunu gösterir. Bu kullanımda as, “çünkü” değil, “... denildiği şekliyle” anlamındadır. Were called edilgen yapıdadır: gruba bu adı başka insanlar vermiştir. At the time, bu adı geçmişteki o dönemle sınırlar ve günümüzde farklı bir ad kullanıldığını düşündürebilir.

Alıştırma

scribes sözcüğünün geçmişte o dönemde kullanılan ad olduğunu gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: The record keepers, or scribes, ____, copied every letter by hand.

Cevabı göster

as they were called at the time

Okay, let's recap the vocabulary we've learnt, Anlatım akışı

5:02

Tamam, öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,

Anlatım akışı

let's recap: kısa bir gözden geçirmeye geçiş

Let's recap, konuşan kişiyi ve dinleyicileri daha önce ele alınan ana noktaları kısaca gözden geçirmeye yönelten bir geçiş ifadesidir. Bu cümlede dersin yeni içerikten kelime tekrarına geçtiğini gösterir. Recap, her şeyi kelimesi kelimesine tekrar etmek değil, önemli noktaları özetlemek demektir.

Alıştırma

Bir sunucu tartışmadan kısa bir gözden geçirmeye geçmek istiyor. En doğal cümle hangisidir?

  1. Before we finish, let's recap the three main ideas.
  2. Before we finish, let's introduce a completely new topic.
  3. Before we finish, let's repeat every sentence word for word.
Cevabı göster

Before we finish, let's recap the three main ideas.

starting with like-minded, Anlatım akışı

5:05

like-minded ile başlayarak,

an adjective describing people who share similar opinions,

5:07

benzer fikirleri paylaşan insanları tanımlayan bir sıfat,

ideas, or interests.

5:11

fikirleri veya ilgi alanlarını.

Anlatım akışı

starting with: ilk ögeyi belirtmek

Starting with, sıralı bir liste, gözden geçirme veya açıklamadaki ilk ögeyi belirtir. Burada dinleyiciye ilk gözden geçirilecek kelimenin like-minded olduğunu söyler. Bu -ing ifadesi önceki cümleye bağlanır ve hemen ardından ilk öge gelir. Ayrı bir fiziksel eylemi anlatmak yerine sırada gelecek bilgileri düzenler.

Alıştırma

Hangi ifade fire exits konusunu üç güvenlik konusundan oluşan listenin ilk konusu olarak en iyi şekilde belirtir? Cümleyi tamamlayın: We'll review three safety issues, ____ fire exits.

  1. starting at
  2. starting from
  3. starting with
Cevabı göster

starting with

Quirky means odd or unusual,

5:13

Quirky tuhaf veya alışılmadık anlamına gelir,

but in an attractive or interesting way.

5:16

ancak çekici veya ilginç bir şekilde.

If you mock someone,

5:19

Eğer biriyle alay ederseniz (mock),

you insult and laugh at them in an unkind way.

5:20

kaba bir şekilde ona hakaret eder ve gülersiniz.

BIRGing is short for basking in reflected glory. Kalıp ifadeler

5:24

BIRGing, yansıyan zaferle güneşlenmenin kısaltmasıdır.

Kalıp ifadeler

“is short for”: tam biçimi belirtme

X is short for Y, X’in tam ifade olan Y’nin kısaltılmış adı ya da kısaltması olduğunu belirtir. Burada BIRGing kısa biçim, basking in reflected glory ise tam ifadedir. Kısa biçim + is short for + tam biçim kalıbını kullanın. Bu sabit ifadede short, fiziksel uzunluğu anlatmaz.

Alıştırma

Kısaltılmış bir sözcüğün tam biçimini vermek için is short for ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Lab is short of laboratory.
  2. Laboratory is short for lab.
  3. Lab is short for laboratory.
Cevabı göster

Lab is short for laboratory.

It means feeling good about yourself when the team you support wins.

5:28

Desteklediğiniz takım kazandığında kendinizi iyi hissetmeniz anlamına gelir.

The opposite of this is CORFing,

5:32

Bunun tam tersi ise CORFing'dir,

an acronym of cutting off reflected failure, Kelime

5:34

yansıyan başarısızlıktan kendini koparmanın kısaltması,

Kelime

“an acronym of”: ilk harfleri ifadeyle ilişkilendirme

Bu parçada an acronym of cutting off reflected failure, terimin C, O, R ve F ilk harflerinden oluşturulduğunu belirtir. Bu harfler CORFing’in temel biçimi olan CORF’u oluşturur. Daha kesin terim kullanımında acronym genellikle tek bir sözcük gibi okunur. of sonrasındaki ifade, harflerin arkasındaki sözcükleri verir.

Alıştırma

Kaynakta an acronym of cutting off reflected failure ne anlama gelir?

  1. Yalnızca son sözcüğün çıkarıldığını belirtir.
  2. İfadenin kısaltılmış bir biçimi olmadığını belirtir.
  3. Terimin, ifadedeki sözcüklerin ilk harflerinden oluşturulduğunu belirtir.
Cevabı göster

Terimin, ifadedeki sözcüklerin ilk harflerinden oluşturulduğunu belirtir.

which means distancing yourself from your favorite team when they lose.

5:38

ki bu da en sevdiğiniz takım kaybettiğinde onunla aranıza mesafe koymanız anlamına gelir.

And finally,

5:42

Ve son olarak,

if you want a piece or a slice of the action,

5:43

eğer a piece or a slice of the action isterseniz,

you want to take part in a celebration or other exciting group activity

5:47

kolektif bir başarıya kendinizi dahil etmek için

to include yourself in a collective success.

5:52

bir kutlamada veya başka bir heyecan verici grup etkinliğinde yer almak istersiniz.

Once again,

5:55

Bir kez daha,

our six minutes are up. Deyimler

5:55

altı dakikamız doldu.

Deyimler

our six minutes are up: altı dakikalık süre sona erdi

our six minutes are up, programa ayrılan altı dakikanın sona erdiği anlamına gelir. Burada be up, bir süreyle kullanılan deyimsel bir yapıdır; up yukarı doğru hareketi anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp süre + be + up şeklindedir: Your ten minutes are up. Genel time sözcüğüyle Time is up veya Time's up denir.

Alıştırma

On dakikalık sürenin bittiğini göstermek için cümleyi be up yapısının doğru biçimiyle tamamla: Please stop writing. Your ten minutes ____.

Cevabı göster

are up

Join us again next time

5:57

Bir dahaki sefere tekrar bize katılın

for more trending topics

5:59

daha trend olan konular

and useful vocabulary here at Six Minute English.

6:00

ve burada Six Minute English'te faydalı kelimeler için.

Bye for now.

6:04

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:04

Hoşça kalın.

Six Minute English from bbc.learningenglish.com.

6:06

bbc.learningenglish.com'dan Six Minute English.