Neden "Macbeth" okumalısınız? - Brendan Pelsue: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
720 kelime 142 kel/dk

Video özeti: Bu ders, Shakespeare’in Macbeth’i İskoç tarihinden yararlanarak, döneminin siyasi kaygılar içindeki gürültülü seyircileri için nasıl biçimlendirdiğini anlatıyor. Ardından trajedideki hırs, suçluluk, şiddet ve karanlık hayat görüşünü izliyor; eserin iktidarın kötüye kullanımını anlamaya yarayan kalıcı bir çerçeve oluşunu gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. so powerful that — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: so + sıfat + that yapısının olağanüstü bir dereceyi onun doğurduğu sonuca nasıl bağladığını öğrenin. Burada oyun, tiyatroda bir tabu oluşturacak kadar güçlü gösterilir; aynı kalıpla yalnızca bir şeyin çok yoğun olduğunu değil, bu yoğunluğun hangi somut sonucu meydana getirdiğini de ifade edebilirsiniz. 2. "Fair is foul, and foul is fair." — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bir paradoksun karşıt sözcüklerin yerini değiştirerek ahlaki ayrımların tersine döndüğü bir dünya kurduğunu fark edin. Böylece cadıların sözlerini kelime kelime çevrilerek çözülecek bir cümle olarak değil, trajedinin karanlık mantığını ortaya koyan bir ifade olarak yorumlayabilirsiniz. 3. have entered our cultural consciousness — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu soyut metaforu, karakterlerin ya da dilin bir toplumun ortak kültürel belleğine yerleşmesi olarak anlayın. Bir klasiğin neden tanınmayı sürdürdüğünü ve siyaset, ahlak ya da iktidara ilişkin sonraki yorumlara hâlâ nasıl yön verdiğini açıklarken bu ifadeyi kullanabilirsiniz.

Bu derste

There's a play so powerful that an old superstition says its name should never even be uttered in a theater. Notlar

0:07

O kadar güçlü bir oyun var ki, eski bir batıl inanç onun adının bir tiyatroda asla anılmaması gerektiğini söyler.

Dilbilgisi

so powerful that: sonuç doğuran yüksek derece

so + sıfat + that + cümlecik kalıbı yüksek bir dereceyi vurgular ve ardından sonucu verir. Burada so, powerful sıfatını niteler; that ile başlayan cümlecik de bu batıl inancı oyunun gücünün bir göstergesi olarak retorik biçimde sunar: adını söylemek bile tabu sayılır. Buradaki that bir sonuç cümleciği başlatır; play veya superstition sözcüklerini açıklayan bir ilgi cümleciği değildir. Bu kalıp, bir şeyin belirli bir sonucu doğuracak kadar güçlü olduğunu anlatır.

Alıştırma

powerful sözcüğünü kullanarak so ... that kalıbını tamamlayın: The storm was ____ it knocked down several trees.

Cevabı göster

so powerful that

Kültür

old superstition: Macbeth hakkındaki tiyatro tabusu

Burada old superstition, İngilizce konuşulan tiyatro dünyasında Shakespeare'in Macbeth'iyle ilgili uzun süredir var olan bir inanışı ifade eder: tiyatronun içinde Macbeth adını söylemenin uğursuzluk getirdiğine inanılır. Ad yerine bazen the Scottish Play denir. Bu, batıl inanca dayalı bir tiyatro geleneğidir; yasa ya da tiyatronun resmî kuralı değildir. Bu arka plan, cümlenin adı neden söylenmemesi gereken bir şey olarak sunduğunu açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede old superstition neyi ifade ediyor?

  1. Macbeth gösterilerini yasaklayan resmî bir yasa
  2. Tiyatronun içinde Macbeth adını söylemenin uğursuzluk getirebileceğine dair eski bir tiyatro inanışı
  3. Oyuncuların sessiz kalmasını zorunlu tutan bir tiyatro kuralı
Cevabı göster

Tiyatronun içinde Macbeth adını söylemenin uğursuzluk getirebileceğine dair eski bir tiyatro inanışı

Kelime

be uttered: resmî biçimde ‘sesli söylenmek’

Be uttered, utter fiilinin edilgen biçimidir. Bir kelimenin ya da adın gerçekten sesli olarak söylenmesini ifade eder; bunu kimin söylediğini belirtmez. Never even be uttered ifadesinde even tabuyu güçlendirir: adın ağza bile alınmaması gerekir. Utter, say fiiline göre daha resmî ve dramatiktir.

Alıştırma

Belirli bir adı sesli söylemenin yasak olduğunu en doğal biçimde hangi cümle anlatır?

  1. The forbidden name must never be discussed in public.
  2. People must never chat about the forbidden name.
  3. The forbidden name must never be uttered aloud.
Cevabı göster

The forbidden name must never be uttered aloud.

A play that begins with witchcraft and ends with a bloody severed head. Dilbilgisi

0:15

Büyücülükle başlayıp kanlı, kesik bir başla biten bir oyun.

Dilbilgisi

begins with ... and ends with ...: başlangıcı ve bitişi özetlemek

begins with A and ends with B paralel kalıbı, ilk ve son öğeyi adlandırarak bütünü kısa biçimde özetler. Burada her with, uçlardan birinde yer alan içeriği getirir: başta witchcraft, sonda a bloody severed head. Her iki with ifadesinden sonra gelen yapıyı dil bilgisi bakımından paralel tutun. Bu kalıp, tüm aşamaları sıralamadan bir hikâyeyi, etkinliği, dersi, sunumu veya süreci özetleyebilir.

Alıştırma

Cümleyi begins with ... and ends with ... kalıbıyla tamamlayın: The workshop ____ a short introduction ____ a group presentation.

Cevabı göster

begins with · and ends with

A play filled with riddles, prophecies, Kalıp ifadeler

0:21

Bilmeceler, kehanetler,

nightmare visions, and lots of brutal murder.

0:24

kabus gibi görüler ve bolca vahşi cinayetle dolu bir oyun.

Kalıp ifadeler

filled with: birçok unsur içermek

a play filled with ... ifadesinde filled with, oyunun sıralanan pek çok unsuru içerdiğini belirtir. Eserde nelerin bulunduğunu anlatır; fiziksel olarak doldurulmuş bir kaptan söz etmez. Burada filled with, a play ifadesini niteleyen bir geçmiş ortaç grubudur. a play that is filled with ... yapısının kısalmış hâlidir ve somut şeylerin yanı sıra gerilim ve umut gibi soyut özellikleri de tanıtabilir.

Alıştırma

Cümleyi filled with ile tamamlayın: The novel is ____ unexpected twists.

Cevabı göster

filled with

A play by William Shakespeare, sometimes referred to as The Scottish Play or The Tragedy of Macbeth. Notlar

0:28

William Shakespeare'in, bazen İskoç Oyunu veya Macbeth'in Tragedyası olarak da bilinen bir oyunu.

Kalıp ifadeler

referred to as: bir ad veya etiketi tanıtmak

sometimes referred to as ... içinde be referred to as, belirli bir ad ya da etiketle bilinmek veya tanımlanmak anlamına gelir. As'ten sonra ad, unvan, rol ya da kategori gelir. Buradaki referred to as, a play ifadesini niteleyen kısaltılmış bir edilgen yan cümledir. a play ... referred to as X, a play ... that is referred to as X yapısının kısalmış hâlidir. Edilgen yapı, bu adı özne için başkalarının kullandığını gösterir.

Alıştırma

referred to as ile tamamlayın: This condition is often ____ seasonal depression.

Cevabı göster

referred to as

Kültür

The Scottish Play: Macbeth için kullanılan alternatif bir ad

Bu cümlede The Scottish Play, ayrı bir eser değil, Macbeth için kullanılan alternatif bir addır. Scottish sözcüğü oyunun İskoçya'daki ortamına ve İskoç karakterlerine işaret eder. Tiyatro geleneğinde bazı kişiler, Macbeth adının uğursuzlukla ilişkilendirilmesi nedeniyle tiyatro içinde bu adı söylemekten kaçınır ve onun yerine bu ifadeyi kullanır. Bu yüzden ifade, sözcüklerin düz anlamının ötesinde kültürel bir anlam taşır.

Alıştırma

Bu cümlede The Scottish Play neyi ifade ediyor?

  1. İskoçya'da geçen bütün oyunlar için kullanılan genel bir ad
  2. Macbeth için kullanılan alternatif bir ad
  3. Shakespeare'in farklı bir oyunu
Cevabı göster

Macbeth için kullanılan alternatif bir ad

First performed at the Globe Theatre in London in 1606, Macbeth is Shakespeare's shortest tragedy. Notlar

0:37

İlk kez 1606'da Londra'daki Globe Tiyatrosu'nda sahnelenen Macbeth, Shakespeare'in en kısa tragedyasıdır.

Dilbilgisi

First performed: arka plan veren bir geçmiş zaman ortacı grubu

First performed ... edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacı grubudur. Burada Macbeth was first performed at the Globe Theatre in London in 1606 şeklinde açılabilir; performed, 'sahnelendi' anlamına gelir, 'iyi performans gösterdi' anlamına gelmez. Bu grubun cümlenin başına konması, ilk gösterime ilişkin ayrıntıları arka plan bilgisi yapar ve temel yargıyı ana cümleye bırakır. Bu kısa yapı biyografilerde, sanat yazılarında ve belgesel anlatımlarında yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi “ilk kez sahnelendi” anlamındaki iki sözcüklü edilgen başlangıçla tamamlayın: ____ in 2010, the musical soon became a hit.

Cevabı göster

First performed

Kültür

the Globe Theatre: Shakespeare ile bağlantılı bir Londra tiyatrosu

the Globe Theatre, Londra'da bulunan belirli bir tiyatronun özel adıdır ve Shakespeare'in oyunlarıyla ve tiyatro topluluğunun sahneleme tarihiyle yakından ilişkilidir. Bu cümlede Macbeth'in tarihî sahnelenme yerini belirtir ve eserin canlı sahne için yazılmış bir oyun olarak düşünülmesine yardımcı olur. Burada Globe, mekân adının bir parçasıdır; Dünya ya da küre biçimli bir model anlamındaki genel isim globe değildir. the Globe Theatre ifadesinin tamamı o belirli tiyatroyu anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede the Globe Theatre neyi ifade eder?

  1. Shakespeare'in sahne tarihiyle ilişkili, Londra'daki belirli bir tiyatro
  2. Küre olarak görülen Dünya
  3. Londra'daki bütün tiyatrolar için kullanılan genel bir ad
Cevabı göster

Shakespeare'in sahne tarihiyle ilişkili, Londra'daki belirli bir tiyatro

It is also one of his most action-packed.

0:44

Aynı zamanda en aksiyon dolu oyunlarından biridir.

In five acts, Anlatım akışı

0:47

Beş perde boyunca,

he recounts a story of a Scottish nobleman

0:49

İskoç bir asilzadenin hikayesini anlatır:

who steals the throne,

0:51

Tahtı çalan,

presides over a reign of terror, Kalıp ifadeler

0:53

bir terör saltanatı süren

and then meets a bloody end. Kalıp ifadeler

0:55

ve ardından kanlı bir sonla karşılaşan.

Anlatım akışı

In five acts: olay örgüsü özetini yapıyla çerçevelemek

Cümlenin başında In five acts, olay örgüsünün özetinden önce eserin yapısal çerçevesini kurar. Tiyatroda act, oyunun ana bölümlerinden biri, yani “perde”dir. Bu yüzden ifade, hikâyenin beş perde hâlinde düzenlendiğini söyler; sıradan beş eylemden söz etmez. Bu başlangıç bilgiyi iki adımda düzenler: önce eserin biçimini verir, sonra bu yapı içinde olanları kısaca özetler. Aynı kalıp başka eserleri in three chapters ya da in two parts gibi ifadelerle tanıtmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümlenin başındaki In five acts, ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Olay örgüsünü özetlemeden önce oyunun yapısını verir.
  2. Soylunun birbirinden ayrı beş eylem yaptığını söyler.
  3. Hikâyenin beş gösteriden sonra başladığını söyler.
Cevabı göster

Olay örgüsünü özetlemeden önce oyunun yapısını verir.

Kalıp ifadeler

presides over a reign of terror: bir korku saltanatını yönetmek

Burada preside over yalnızca bir toplantıya başkanlık etmek anlamına gelmez. Nesnesi bir dönem veya durum olduğunda, o dönem ya da durum gelişirken yetki sahibi kişi olmak anlamına gelir. A reign of terror, korku, baskı veya şiddet yoluyla sürdürülen bir yönetim dönemidir. Presides over a reign of terror bir bütün olarak soylunun böyle bir dönemde iktidarı elinde tuttuğunu ve yaşananların sorumluluğuyla güçlü biçimde ilişkilendirildiğini anlatır; her şiddet eylemini bizzat gerçekleştirdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu bağlamda presides over a reign of terror ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Korku ve şiddet yoluyla sürdürülen bir dönemde iktidarı elinde tutar.
  2. Korkutucu bir olay hakkındaki tek bir resmî toplantıya başkanlık eder.
  3. Şiddetli bir çatışmayı izler ama çatışma üzerinde hiçbir yetkisi yoktur.
Cevabı göster

Korku ve şiddet yoluyla sürdürülen bir dönemde iktidarı elinde tutar.

Kalıp ifadeler

meets a bloody end: kanlı bir sonla karşılaşmak

Anlatı İngilizcesinde meet a/an + sıfat + end kalıbı, sözcüğü sözcüğüne bir sonla karşılaşmak değil, belirli bir kadere uğramak anlamına gelir. Bloody sıfatı bu kaderin şiddet içerdiğini, kan dökülmesiyle ve çoğu zaman ölümle sonuçlandığını belirtir. Bu hikâye özetinde meets, anlatı şimdiki zamanında kullanılır ve karakterin son kaderini kısa biçimde ifade eder. Kalıp zamana göre değişebilir: meets a bloody end, met a bloody end veya will meet a bloody end.

Alıştırma

Hikâye özetini “şiddetli bir son kadere uğrar” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: In the final chapter, the ruthless warlord ____.

Cevabı göster

meets a bloody end

Along the way, Anlatım akışı

0:57

Bu süreçte,

it asks important questions about ambition, Kalıp ifadeler

0:59

hırs,

power,

1:02

güç

and violence

1:03

ve şiddet hakkında önemli sorular sorar,

Anlatım akışı

Süreç geçişi olarak Along the way

Burada Along the way gerçek bir yolu anlatmaz. “Hikâye gelişirken” anlamına gelir ve eserin temalarını daha önce anlatılan olaylarla ilişkilendirir. Söylemde bir geçiş ifadesi olarak, sonraki noktanın ilgisiz yeni bir konu olmadığını, ana sürecin bir parçası olarak ortaya çıktığını gösterir. Projelerden, öğrenme süreçlerinden, kariyerlerden ve başka süreçlerden söz ederken de aynı işlevle kullanılabilir.

Alıştırma

Örnekteki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The research project lasted three years. ____, the team discovered a better method.

Cevabı göster

Along the way

Kalıp ifadeler

Bir eserin temasını anlatan asks important questions about

Özne bir film, kitap, oyun veya başka bir eser olduğunda asks important questions about mecazi anlamda kullanılır. Eser gerçekten konuşmaz; düşünceleri veya hikâyesi izleyicinin ciddi meseleler üzerine düşünmesini sağlar. Yapı “eser + asks important questions about + tema” şeklindedir. Kesin cevaplardan çok sorgulama ve düşünme sürecini vurgular; about ise incelenen konuyu tanıtır.

Alıştırma

Örnekteki analiz ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: The documentary ____ privacy and surveillance.

Cevabı göster

asks important questions about

that spoke directly to the politics of Shakespeare's time Kalıp ifadeler

1:04

ki bu, doğrudan Shakespeare döneminin siyasetine hitap eder

and continue to echo in our own. Deyimler

1:07

ve günümüzde de yankılanmaya devam etmektedir.

Kalıp ifadeler

spoke directly to the politics of Shakespeare's time: siyasi bağlama doğrudan karşılık vermek

spoke directly to the politics of Shakespeare's time ifadesinde speak to, siyaseti bir dinleyici gibi görüp onunla konuşmak anlamına gelmez. Eserdeki fikirlerin Shakespeare döneminin siyasi gerçeklerini ele aldığı, bunlara karşılık verdiği veya bunlarla açıkça ilgili olduğu anlamına gelir. Directly, bu bağlantının açık ve güçlü olduğunu vurgular. Aktarılabilir kalıp X speaks veya spoke to Y şeklindedir. X bir eser, sav veya olay olabilir; Y ise bir mesele, kaygı, ihtiyaç veya durum olabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede speak directly to, bir meseleyi ele almak veya onunla anlamlı biçimde bağlantı kurmak anlamında kullanılmıştır?

  1. The presenter speaks directly to the camera during the interview.
  2. The neighbors speak directly to each other instead of sending messages.
  3. The documentary speaks directly to public concerns about online privacy.
Cevabı göster

The documentary speaks directly to public concerns about online privacy.

Deyimler

continue to echo in our own [time]: kendi çağımızda yankılanmaya devam etmek

Echo burada mecazidir. Geçmişteki fikirler veya sorunlar, geri dönmeye devam eden bir sese benzetilir: bugün hâlâ insanları etkiler, tanıdık gelir veya güncelliğini korur. In our own ifadesinde time adı kullanılmaz, çünkü daha önceki Shakespeare's time bu adı sağlar. Tam anlam in our own time şeklindedir; continue to ise etkinin sona ermediğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede echo, geçmişten gelen bir şeyin hâlâ önemli olduğunu göstermek için mecazi anlamda kullanılmıştır?

  1. Her voice echoed across the empty hall.
  2. The historian recorded the warning in a notebook.
  3. The old warning continues to echo in today's debates.
Cevabı göster

The old warning continues to echo in today's debates.

England in the early 17th century

1:10

17. yüzyılın başlarında İngiltere

was politically precarious. Kelime

1:14

siyasi olarak istikrarsızdı.

Kelime

was politically precarious: siyasi istikrarsızlık ve ciddi risk

Precarious, bir şeyin sağlam biçimde yerleşmediğini ve kötüleşme ya da başarısız olma ihtimali taşıdığını belirtir. Politically bu değerlendirmeyi siyasi koşullarla sınırlar; dolayısıyla was politically precarious, İngiltere'nin siyasi düzeninin istikrarsız ve ciddi riske açık olduğunu, yalnızca zor olmadığını anlatır. Tarih anlatımında bu ifade, zaten kırılgan olan siyasi durumun küçük bir sarsıntıyla bile krize sürüklenebileceğini göstererek sonraki olaylara zemin hazırlar.

Alıştırma

Örnekteki politically precarious ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Siyasi durum karmaşıktı ama risk altında değildi.
  2. Siyasi durum istikrarsızdı ve hızla tehlikeli hâle gelebilirdi.
  3. Siyasi durum istikrarlı ve iyi korunuyordu.
Cevabı göster

Siyasi durum istikrarsızdı ve hızla tehlikeli hâle gelebilirdi.

Queen Elizabeth I

1:16

Kraliçe I. Elizabeth

died in 1603

1:18

1603 yılında

without producing an heir, Dilbilgisi

1:20

bir varis bırakmadan öldü

Dilbilgisi

without producing an heir: without + -ing ve kraliyet veraseti

Without + fiilin -ing biçimi, ana olayla bağlantılı olarak gerçekleşmeyen bir eylemi veya sonucu ekler. Burada ana olay died sözcüğüdür; without producing an heir ise Elizabeth'in yerine geçecek bir varis bırakmadan öldüğü anlamına gelir. Produce an heir, tarihî ve kraliyet bağlamlarında kullanılan resmî bir ifadedir. Bir tahtı veya unvanı miras alabilecek bir çocuk sahibi olmak ya da böyle bir çocuk bırakmak anlamına gelir. Produce burada endüstriyel anlamda kullanılmaz.

Alıştırma

without + check fiilinin -ing biçimini kullanın: Mia submitted the form ____ the final page.

Cevabı göster

without checking

and in a surprise move, Kalıp ifadeler

1:21

ve sürpriz bir hamleyle,

her advisers passed the crown Kalıp ifadeler

1:23

danışmanları tacı devretti:

to James Stewart,

1:25

James Stewart'a,

King of Scotland.

1:26

İskoçya Kralı'na.

Kalıp ifadeler

in a surprise move: bir eylemi beklenmedik olarak çerçevelemek

In a surprise move, ardından anlatılan eylemin beklenmedik olduğunu dinleyiciye önceden bildiren çerçeveleyici bir giriş ifadesidir. Buradaki move, fiziksel hareket değil, bir karar ya da stratejik eylem anlamına gelir. İfade ana olaydan önce kullanıldığında anlatıcı, gelişmenin insanların beklentilerinden saptığını gösterir ve olayı daha fazla vurgular.

Alıştırma

Bu nottaki dört sözcüklü hedef ifadeyle haber üslubundaki cümleyi tamamlayın: ____, the mayor ended the project without warning.

Cevabı göster

In a surprise move

Kalıp ifadeler

passed the crown to: tahtı ve kraliyet yetkisini devretmek

Passed the crown to, pass something to someone kalıbını izler; ancak the crown burada mecazlı bir anlam taşır. Monarşi bağlamında the crown, mücevherli fiziksel nesne yerine tahtı ve hükümdarın yetkisini temsil edebilir. Bu nedenle ifade, tahtın ve kraliyet yetkisinin James Stewart'a devredildiğini söyler. Tarih anlatılarındaki bu kısa kullanım, bir tacın fiziksel olarak verilmesini değil, tahtın el değiştirmesini anlatır.

Alıştırma

Bu tarihsel bağlamda passed the crown to James Stewart ne anlama gelir?

  1. Danışmanlar tahtı ve kraliyet yetkisini James Stewart'a devretti.
  2. Danışmanlar süs amaçlı bir tacı kısa süreliğine James Stewart'a verdi.
  3. Danışmanlar James Stewart'tan kraliyet mücevherlerini korumasını istedi.
Cevabı göster

Danışmanlar tahtı ve kraliyet yetkisini James Stewart'a devretti.

Two years later,

1:28

İki yıl sonra,

James was subject to an assassination attempt Kelime

1:30

James bir suikast girişimine maruz kaldı:

called The Gunpowder Plot. Kültür

1:32

Barut Komplosu olarak bilinen.

Kelime

was subject to: olumsuz bir olayı resmî biçimde yaşamak

Bu cümlede was subject to, istenmeyen bir olayı “yaşadı” veya “maruz kaldı” anlamına gelir. James bir suikast girişiminin hedefiydi. Yapı be subject to + isim öbeği şeklindedir. Burada subject, “konu” ya da “okul dersi” anlamındaki isim değil, sıfattır. to'dan sonra gelen isim, ifadenin bir şeyi yaşamayı mı yoksa bir koşula tabi olmayı mı anlattığını belirler.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki iki sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: During the investigation, the scientist was ____ intense public criticism.

Cevabı göster

subject to

Kültür

Barut Komplosu: I. James'e karşı 1605'teki gerçek komplo

Barut Komplosu, 1605'te Parlamento'nun açılışı sırasında Lordlar Kamarası'nı havaya uçurmak ve Kral I. James'i öldürmek için kurulmuş gerçek bir komplodur. Uygulanamadan önce ortaya çıkarılmıştır. Bu cümlede ad, James'e yönelik suikast girişimini belirtir; Macbeth'in içinde gerçekleşen bir olay değildir. Macbeth'in yazıldığı dönem civarındaki izleyiciler için bu komplo, vatana ihanet, kralın öldürülmesi ve meşru yönetim konularını özellikle hassas hâle getirmiştir.

Alıştırma

Bu cümledeki The Gunpowder Plot ifadesini hangi seçenek doğru tanımlar?

  1. Macbeth karakterlerinin planladığı kurgusal bir suikast.
  2. Parlamento'yu havaya uçurarak I. James'i öldürmeyi amaçlayan 1605 tarihli gerçek bir komplo.
  3. I. James'in yazdığı bir oyunun adı.
Cevabı göster

Parlamento'yu havaya uçurarak I. James'i öldürmeyi amaçlayan 1605 tarihli gerçek bir komplo.

Questions of what made for a legitimate king Kalıp ifadeler

1:34

Meşru bir kralı neyin belirlediğine dair sorular

were on everyone's lips. Deyimler

1:37

herkesin dilindeydi.

Kalıp ifadeler

made for a legitimate king: bir sonucun oluşmasına katkıda bulunmak

Burada made for, “ortaya çıkmasına yardımcı oldu” veya “gerekli koşulları oluşturdu” anlamındadır. What made for a legitimate king, hangi niteliklerin, kuralların ya da koşulların birinin meşru bir kral sayılmasını sağladığını sorar. Bir yere doğru hareket etmeyi anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen what makes for + isim öbeği kalıbı, belirli bir sonucu hangi etkenlerin oluşturduğunu veya desteklediğini sorar. Örneğin what makes for a good team denebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede make for, örnekteki gibi bir sonucun oluşmasına katkıda bulunma anlamında kullanılmıştır?

  1. Patience and clear rules make for a calm classroom.
  2. They made a costume for the school play.
  3. We made for the station before sunset.
Cevabı göster

Patience and clear rules make for a calm classroom.

Deyimler

were on everyone's lips: herkesin dilinde olmak

Be on everyone's lips, “herkes tarafından konuşulmak” veya “çok konuşulan bir konu olmak” anlamına gelen bir deyimdir. Cümlede, bir kralın meşruluğuna ilişkin soruların kamusal tartışmanın önemli bir konusu hâline geldiğini anlatır. Everyone's çoğu zaman bilinçli bir abartıdır. Konunun son derece dikkat çektiğini belirtir; gerçekten herkesin ondan söz ettiği anlamına gelmez. Deyim ilgiyi anlatır, fikir birliğini değil.

Alıştırma

“Herkes tarafından konuşulmak” anlamındaki deyimi tamamlayın: After her surprise victory, the young athlete was ____.

Cevabı göster

on everyone's lips

So Shakespeare must have known Dilbilgisi

1:39

Bu yüzden Shakespeare anlamış olmalıydı:

he had potent material Kelime

1:42

elinde güçlü bir malzeme olduğunu,

Dilbilgisi

must have + geçmiş zaman ortacı: geçmiş hakkında güçlü çıkarım

Must have + geçmiş zaman ortacı, geçmişteki bir durum hakkında güçlü bir çıkarım ifade eder. must have known ifadesinde anlatıcı, Shakespeare’in o sırada bunu bildiği sonucuna varır. Buradaki must, akıl yürütmeye dayanan yüksek bir kesinlik gösterir; Shakespeare’in bunu bilmek zorunda olduğu anlamına gelmez. İfade yine de doğrudan doğrulanmış bir gerçek değil, bir çıkarımdır.

Alıştırma

must have ve leave fiilinin doğru biçimini kullanarak güçlü çıkarımı tamamlayın: Her keys are on the desk, but she is not here. She ____ without them.

Cevabı göster

must have left

Kelime

potent material: güçlü yaratıcı etkiye sahip kaynak malzeme

Bu cümlede material, yazıda kullanılabilecek hikâyeler, gerçekler, karakterler veya fikirler anlamına gelir. Potent, güçlü bir etki yaratabilen demektir; dolayısıyla potent material, güçlü dramatik veya yaratıcı potansiyele sahip kaynak malzemedir. Bu ifade, fiziksel bir maddenin neden yapıldığını değil, konunun ne kadar etkili olabileceğini değerlendirir. Potent, interesting sözcüğünden daha fazlasını anlatır: malzemenin izleyiciyi güçlü biçimde etkileyebileceğini veya sürükleyici bir esere temel olabileceğini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle potent material ifadesini güçlü etki potansiyeline sahip kaynak malzeme anlamında doğal biçimde kullanır?

  1. The diary gave the novelist potent material for a new book.
  2. The report gave the journalist plenty of material to read.
  3. The tailor bought waterproof material for the coat.
Cevabı göster

The diary gave the novelist potent material for a new book.

when he conflated and adapted Kelime

1:44

birleştirip uyarladığında

the stories of a murderous 11th century Scottish king

1:46

11. yüzyılın katil İskoç kralının hikayeleriyle

named Macbeth

1:49

Macbeth adındaki

and those of several other Scottish nobles.

1:51

diğer birkaç İskoç asilzadesinin hikayelerini.

Kelime

conflated and adapted: kaynakları kaynaştırıp yeniden biçimlendirmek

Bu cümlede conflated, birbirinden ayrı birkaç kişinin hikâyesindeki ayrıntıları tek bir bileşik anlatı oluşturacak şekilde bir araya getirdiğini anlatır. adapted ise bu malzemenin yeni bir tiyatro eseri için değiştirildiğini belirtir. conflated and adapted birlikte, bağlantılı iki yaratıcı eylemi adlandırır: kaynakları kaynaştırmak ve ardından malzemeyi yeniden biçimlendirmek. Yani tek bir tarihî kaydı hiç değiştirmeden kopyalamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, bir yazarın iki tarihî kişiyi birleştirdiğini ve ardından hikâyelerini yeni bir ortam için yeniden biçimlendirdiğini açıkça anlatır?

  1. The screenwriter adapted one ruler's story without merging it with another.
  2. The screenwriter compared two historical rulers and kept both stories unchanged.
  3. The screenwriter conflated two historical rulers and adapted their stories for television.
Cevabı göster

The screenwriter conflated two historical rulers and adapted their stories for television.

He found their annals

1:53

Onların tarihçelerini

in Holinshed's Chronicles, Kültür

1:56

Holinshed'in Tarihçeleri'nde buldu,

a popular 16th century history

1:58

16. yüzyılda popüler bir tarih kitabı olan

of Britain and Ireland.

2:00

Britanya ve İrlanda'nın.

Kültür

in Holinshed's Chronicles: tarihî bir kaynağı belirtmek

in Holinshed's Chronicles, tarih kayıtlarının bulunduğu kitabı belirtir. Holinshed's Chronicles, Britanya ve İrlanda hakkında 16. yüzyılda yaygın olarak okunan bir tarih derlemesiydi ve Shakespeare bu eseri kaynak olarak kullandı. Burada Chronicles, kitap adının bir parçasıdır ve genellikle zaman içinde düzenlenen tarihî olayların yazılı anlatımlarını ifade eder. Dolayısıyla ifade, modern bir haber kaydına değil, tarihî bir kaynağa işaret eder.

Alıştırma

Bu cümlede in Holinshed's Chronicles bize ne anlatır?

  1. Macbeth'in Chronicles adlı özel bir günlük yazdığını.
  2. Tarih kayıtlarının 16. yüzyıla ait bir tarihî kaynakta bulunduğunu.
  3. Olayların modern bir gazete tarafından haber yapıldığını.
Cevabı göster

Tarih kayıtlarının 16. yüzyıla ait bir tarihî kaynakta bulunduğunu.

Shakespeare would also have known

2:02

Shakespeare ayrıca şunu da bilirdi:

he needed to tell his story in a way

2:05

hikayesini öyle bir şekilde anlatmalıydı ki

that would immediately grab the attention Kalıp ifadeler

2:07

anında dikkatini çekmeliydi

of his diverse

2:09

farklı

and rowdy audience. Kelime

2:10

ve gürültücü seyircisinin.

Kalıp ifadeler

grab the attention: dikkati hemen çekmek

Burada grab the attention, seyircinin hemen fark edip odaklanmasını sağlamak anlamına gelir. Grab mecaz anlamdadır; fiziksel olarak bir şey tutulmaz. İfade, dikkati hızlı ve güçlü biçimde çekme hissi verir. Doğal iki yapı grab someone's attention ve grab the attention of someone şeklindedir. Cümlede ikinci yapı kullanılarak of'tan sonra his diverse and rowdy audience şeklindeki daha uzun tanım getirilebilmiştir.

Alıştırma

“Seyircinin dikkatini hızlı ve güçlü biçimde çekmek” anlamındaki hedef eşdizimle cümleyi tamamlayın: The presenter began with a bold question to ____.

Cevabı göster

grab the audience's attention

Kelime

rowdy audience: gürültücü ve kontrol edilmesi zor seyirci

Rowdy audience, gürültücü ve kontrol edilmesi zor seyircileri anlatır. Rowdy olumsuz bir değerlendirme taşır; yalnızca heyecanı değil, bağırmayı, laf atmayı, kaba davranışları veya düzeni bozmayı da düşündürebilir. Bu cümlede ifade, seyircilerin sessizce oturup hikâyeyi beklemeye pek yatkın olmadığını gösterir. Bu da hikâye anlatıcısının neden hemen etki yaratacak bir açılışa ihtiyaç duyduğunu açıklar.

Alıştırma

Hangi durum bir rowdy audience ifadesini en iyi tanımlar?

  1. Kalabalık heyecanlıydı ancak etkinliğin başlamasını sabırla bekledi.
  2. Kalabalık sanatçının sesini bastıracak şekilde bağırdı ve sakinleşmeleri için yapılan tekrarlı istekleri görmezden geldi.
  3. Kalabalık sessizce dinledi ve sonunda alkışladı.
Cevabı göster

Kalabalık sanatçının sesini bastıracak şekilde bağırdı ve sakinleşmeleri için yapılan tekrarlı istekleri görmezden geldi.

The Globe welcomed all sections of society. Kelime

2:11

Globe, toplumun her kesimine açıktı.

Kelime

all sections of society: her toplumsal gruptan insanlar

all sections of society ifadesinde sections; gelir, meslek, statü veya geçmiş gibi ölçütlerle ayrılan toplumsal gruplar anlamına gelir. Bir yerin fiziksel bölümlerini anlatmaz. All, ifadeye kapsayıcılık katar: Globe yalnızca tek bir sınıftan değil, toplumsal yelpazenin tamamından insanları ağırlıyordu. Bu, geniş toplumsal erişimi anlatmanın kısa ve resmî bir yoludur.

Alıştırma

The new library offers free programs for all sections of society cümlesinde all sections of society ne anlama gelir?

  1. Çok sayıda sorumluluğu olan bir kişi
  2. Kütüphanedeki tüm fiziksel odalar
  3. Her toplumsal gruptan insanlar
Cevabı göster

Her toplumsal gruptan insanlar

Wealthier patrons watched the stage from covered balconies,

2:15

Daha zengin izleyiciler sahneyi kapalı balkonlardan izlerken,

while poorer people

2:19

daha yoksul insanlar

paid a penny

2:20

bir peni ödeyip

to take in the show from an open-air section Öbek fiiller

2:21

gösteriyi açık hava bölümünden izlerdi

Öbek fiiller

take in the show: bir gösteriyi izlemek ve keyfini çıkarmak

Burada take in the show, gösteriyi izlemek ve keyfini çıkarmak anlamına gelir. Bu öbek fiil, gösteriyi kişinin seçerek yaşadığı bir deneyim olarak sunar ve genellikle bir gezi ya da seyahatin parçası olduğu hissini verir. Take in birden fazla anlama sahiptir; bu nedenle yorumu nesne belirler. a show, a play, a concert veya the sights ile kullanıldığında genellikle gidip görmek ya da deneyimlemek anlamına gelir.

Alıştırma

Maya Chicago'yu ziyaret ediyor ve akşamı bir müzikal izleyerek geçirmek istiyor. Hangi cümle planını en iyi anlatır?

  1. She plans to take in a musical tonight.
  2. She plans to take part in a musical tonight.
  3. She plans to put on a musical tonight.
Cevabı göster

She plans to take in a musical tonight.

called the pit. Kültür

2:23

"çukur" adı verilen.

Kültür

the pit: Globe'un açık hava ayakta izleme alanı

Bu cümlede the pit, Globe Tiyatrosu sahnesinin önündeki ve yanlarındaki avluda bulunan açık hava ayakta izleme alanının adıdır. En ucuz giriş biletini alan seyirciler, üstü kapalı galerilerde oturmak yerine burada ayakta oyun izlerdi. Buradaki pit, yerdeki sıradan bir çukur değil, tarihî bir tiyatro terimidir. Bu ad, bilet fiyatının seyircinin oyunu nereden izleyeceğini etkilediğini de gösterir.

Alıştırma

Globe Tiyatrosu hakkındaki cümlede the pit neyi ifade ediyor?

  1. En ucuz giriş biletini alan seyircilerin bulunduğu açık hava ayakta izleme alanı.
  2. Dekorların saklandığı, sahnenin altındaki derin bir çukur.
  3. Yalnızca müzisyenlere ayrılmış üstü kapalı bir balkon.
Cevabı göster

En ucuz giriş biletini alan seyircilerin bulunduğu açık hava ayakta izleme alanı.

Talking, jeering,

2:24

Konuşmak, alay etmek

and cheering

2:26

ve tezahürat yapmak

was common during performances.

2:28

performanslar sırasında yaygındı.

There are even accounts of audiences throwing furniture

2:30

Hatta seyircilerin mobilya fırlattığına dair anlatımlar bile vardır

when plays were flops. Kelime

2:33

oyunlar fiyaskoyla sonuçlandığında.

Kelime

plays were flops: yapımları başarısız olarak nitelemek

Plays were flops ifadesindeki flops, başarısız veya sevilmeyen yapımları anlatan çoğul ve sayılabilen bir isimdir. Yapı be + isim tümlecidir: tek bir oyun için a play was a flop, birden fazla oyun için plays were flops denir. Burada flop, fiziksel bir düşme hareketini değil, oyunların sonucunu değerlendirir. Bir gösterinin, filmin, ürünün veya etkinliğin seyirci gözünde ya da ticari açıdan büyük ölçüde başarısız olduğunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi flop sözcüğünün çoğul, sayılabilir isim biçimiyle tamamlayın: The two expensive musicals closed after three nights; both were ____.

Cevabı göster

flops

So Macbeth

2:34

Bu yüzden Macbeth

opens with a literal bang. Deyimler

2:37

kelimenin tam anlamıyla büyük bir patlamayla açılır.

Deyimler

opens with a literal bang: gerçeğe dönüşen bir deyim

Open with a bang, ani, heyecan verici veya etkileyici bir biçimde başlamak anlamına gelen bir deyimdir. Tek başına bang gerçek bir sesi belirtmek zorunda değildir. Burada literal, açılışta gerçekten yüksek bir sesin, yani gök gürültüsünün de bulunduğunu belirtir. Deyimsel fikir ile gerçek ses aynı anda geçerlidir; bu da vurguyu artırır ve küçük bir söz oyunu yaratır.

Alıştırma

Hangi cümlede opens with a literal bang ifadesinin iki anlamı da geçerlidir?

  1. The parade opened with a bang because the dancers entered beautifully.
  2. The parade opened quietly with a moment of silence.
  3. The parade opened with a literal bang when a cannon fired.
Cevabı göster

The parade opened with a literal bang when a cannon fired.

Thunder cracks and three witches appear.

2:39

Gök gürler ve üç cadı belirir.

They announce they're searching for a Scottish nobleman

2:42

İskoç bir asilzadeyi aradıklarını duyururlar

and war hero

2:45

ve savaş kahramanı

named Macbeth,

2:46

Macbeth adındaki,

then fly off

2:47

sonra uçup giderler

while chanting a curse Kalıp ifadeler

2:49

bir lanet mırıldanarak

that predicts a world gone mad. Deyimler

2:50

çıldırmış bir dünyayı kehanet eden:

Kalıp ifadeler

chanting a curse: bir laneti törensel ritimle söylemek

Chanting a curse ifadesinde chant, sözleri düzenli bir ritimle ve çoğu zaman tekrarlayarak söylemek anlamına gelir. Buradaki curse, zarar vermeyi veya bir felaketi haber vermeyi amaçlayan sözler bütünüdür. Bu sözcükler birlikte törensel ve dramatik bir görüntü oluşturur. Chanting, sözlerin nasıl duyulduğunu anlatır; onları yalnızca söylemekten daha belirgin bir anlam taşır.

Alıştırma

Hangi cümle chanting a curse ifadesinin anlamını en iyi gösterir?

  1. The witches chanted a curse, repeating its words in a slow, steady rhythm.
  2. She cast a curse on the thief without speaking aloud.
  3. He mentioned a curse during an ordinary conversation.
Cevabı göster

The witches chanted a curse, repeating its words in a slow, steady rhythm.

Deyimler

a world gone mad: gone + sıfat ile sonuç durumu

a world gone mad ifadesinde gone mad, “delirmiş veya kaotik hâle gelmiş” demektir; “delirmek için oradan ayrılmış” anlamına gelmez. İfade bir sonucu anlatır: Dünya düzensiz bir duruma girmiştir. gone mad sözleri world sözcüğünden sonra gelir ve kısaltılmış that has gone mad ilgi cümleciği gibi işlev görür. Buradaki mad mecazidir ve toplumun tamamına uygulanarak normal değerlerin ve düzenin çöktüğünü düşündürür.

Alıştırma

İpucunda gösterilen ifadeyle cümleyi tamamlayın: After weeks of panic, the novel portrays a town ____. (The town has gone mad.)

Cevabı göster

gone mad

"Fair is foul, Deyimler

2:52

"İyi kötüdür,

and foul is fair."

2:54

ve kötü iyidir."

Deyimler

"Fair is foul, and foul is fair.": tersine çevrilmiş değerler paradoksu

Fair is foul, and foul is fair bir paradokstur: Karşıt değerlere sahip fair ve foul sözcüklerini eşitler. Burada fair iyi, çekici veya ahlaken doğru; foul ise kötü, yozlaşmış veya iğrenç anlamına gelir. Macbeth'te bu dengeli tersine çevirme, ahlaki kategorilerin altüst olduğu ve görünüşlere güvenilemediği bir dünyayı düşündürür. Bu, güzel hava veya fiziksel kir hakkında sıradan bir ifade değildir.

Alıştırma

Bu edebî bağlamda Fair is foul, and foul is fair sözü esas olarak neyi ifade eder?

  1. İyi ile kötü birbirine karışmıştır ve görünüşlere güvenilemez.
  2. Güzel hava yakında fırtınaya dönüşecektir.
  3. Güzel şeyler her zaman fiziksel olarak kirlenir.
Cevabı göster

İyi ile kötü birbirine karışmıştır ve görünüşlere güvenilemez.

"Hover through the fog and filthy air."

2:56

"Sis ve kirli havanın içinde süzülün."

As seen later,

3:00

Daha sonra görüldüğü gibi,

they find Macbeth and his fellow nobleman Banquo.

3:02

Macbeth ve asilzade arkadaşı Banquo'yu bulurlar.

"All hail Macbeth." Ton ve niyet

3:05

"Selam olsun sana Macbeth."

they prophesize,

3:07

diye kehanette bulunurlar,

Ton ve niyet

All hail Macbeth: törensel bir selamlama

All hail + kişi adı veya unvan, herkesi o kişiyi selamlamaya, övmeye ya da alkışlamaya çağıran resmî ve eski tarz bir ifadedir. Burada hail bir fiildir; “dolu” anlamına gelmez. Bu törensel dil Macbeth'i sıradan insanların üzerinde bir konuma yükseltir ve kehaneti gündelik bir selamdan çok halka açık bir ilan gibi duyurur.

Alıştırma

Bilerek dramatik olan bu selamlamayı nottaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____ the new chess champion!

Cevabı göster

All hail

"That shalt be king Kelime

3:09

"Ki sen kral olacaksın

hereafter."

3:11

bundan sonra."

Kelime

That shalt be king hereafter: eski that, shalt ve hereafter kullanımları

Shakespeare'in bu dizesinde that, Macbeth'e gönderme yapan bir ilgi zamiridir. Modern İngilizcede bunun karşılığı who olurdu: Macbeth, who will be king later. “Şu şey” anlamındaki işaret sözcüğü that değildir. Shalt, thou ile kullanılan eski ikinci tekil şahıs biçimidir ve burada yaklaşık olarak will anlamına gelir. Hereafter bu kehanette “gelecekte” demektir. Dize bütünüyle Macbeth'in ileride kral olacağını öngörür; bu, günümüzün normal kullanımı değil, Erken Modern İngilizcedir.

Alıştırma

Bu bağlamda “That shalt be king hereafter” ifadesine en uygun modern İngilizce cümle hangisidir?

  1. You will be king in the future.
  2. You must leave the kingdom now.
  3. That king ruled long ago.
Cevabı göster

You will be king in the future.

"King?"

3:12

"Kral mı?"

Macbeth wonders.

3:14

Macbeth merak eder.

Just what would he have to do Dilbilgisi

3:15

Acaba ne yapması gerekecekti

to gain the crown? Kelime

3:18

tacı elde etmek için?

Dilbilgisi

would he have to: varsayımsal bir durumda gereklilik

Bu soruda would he have to do, varsayılan veya henüz gerçekleşmemiş bir durumda hangi eylemin gerekli olacağını sorar. Düz cümlede sıralama he would have to do şeklindedir; soruda would, he öznesinin önüne gelir. Buradaki would bir olasılığı değerlendirmeye yarar. Geçmişte düzenli olarak yaptığı bir şeyi anlatmaz.

Alıştırma

Siz ve bir ekip arkadaşınız kütüphanenin erken kapanma olasılığını düşünüyorsunuz. Soruyu would + özne + have to ile tamamlayın: If the library closed early, what ____ do to finish our project?

Cevabı göster

would we have to

Kelime

to gain the crown: tahtı elde etmek

Bu cümlede to gain the crown, tahtı elde edip kral olmak anlamına gelir. Crown, başa takılan fiziksel nesneyi değil, kraliyet makamını veya otoritesini temsil eder. Bu bir ad aktarmasıdır: monarşiyle yakından ilişkilendirilen bir nesne, makamın ya da gücün adı olarak kullanılır. Tarihî, kraliyetle ilgili ve fantastik bağlamlar bu mecazlı okumayı destekler.

Alıştırma

Hangi cümlede crown, kraliyet makamı veya otoritesi anlamında kullanılmıştır?

  1. The museum displayed a gold crown behind glass.
  2. The actor adjusted the plastic crown before going onstage.
  3. After years of civil war, the young prince finally gained the crown.
Cevabı göster

After years of civil war, the young prince finally gained the crown.

Macbeth and his wife,

3:19

Macbeth ve karısı,

Lady Macbeth,

3:21

Lady Macbeth,

soon chart a course of murder, Deyimler

3:22

kısa süre sonra bir cinayet,

lies,

3:24

yalan,

and betrayal.

3:25

ve ihanet yolu çizerler.

Deyimler

chart a course of murder, lies, and betrayal: bilinçli olarak seçilen bir yol

chart a course ifadesi kelime anlamıyla bir yolculuğun rotasını haritada belirlemek demektir. Burada mecazi anlamdadır: Macbeth ve Lady Macbeth cinayet, yalan ve ihanetten oluşan bir yolu bilinçli olarak planlayıp izlemeye başlar. Bu imge, onların eylemlerini bir dizi tesadüf olarak değil, seçilmiş bir yön olarak gösterir. of öbeği bu yolun nelerden oluştuğunu açıklar.

Alıştırma

Hangi cümlede chart a course, eylem yönü planlamak anlamında mecazi olarak kullanılmıştır?

  1. The navigator charted a course across the bay.
  2. The city stayed on course despite the delay.
  3. The city charted a course toward cleaner public transport.
Cevabı göster

The city charted a course toward cleaner public transport.

In the ensuing bloodbath, Kelime

3:26

Sonraki kan banyosunda,

Shakespeare provides viewers with some of the most memorable passages

3:28

Shakespeare izleyicilere en unutulmaz pasajlardan bazılarını sunar

in English literature.

3:32

İngiliz edebiyatındaki.

Kelime

the ensuing bloodbath: ardından gelen ağır şiddet

Ensuing, “az önce sözü edilen olaydan sonra gerçekleşen” demektir. Bloodbath sözcüğünü Macbeth ile Lady Macbeth'in seçtiği suç yoluna bağlar: olayların sıralamasında şiddet bunun ardından gelir. Bloodbath, geniş çaplı öldürme ve kan dökülmesini anlatan güçlü ve canlı bir sözcüktür. Bu cümlede gerçek anlamda bir banyoyu değil, oyundaki art arda gelen şiddet dolu ölümleri anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede the ensuing bloodbath ne anlama gelir?

  1. önceden gerçekleşen barışçıl bir olay
  2. banyo yapmak için kullanılan bir oda
  3. sonradan gerçekleşen ciddi şiddet
Cevabı göster

sonradan gerçekleşen ciddi şiddet

"Out, damned spot. Deyimler

3:33

"Çık, lanet leke.

Out, I say."

3:36

Çık, diyorum."

Lady Macbeth cries when she believes she can't wipe her victim's blood Öbek fiiller

3:37

Lady Macbeth, kurbanının kanını silemeyeceğine inandığında ağlar

off her hands.

3:42

ellerinden.

Deyimler

"Out, damned spot": bir lekeye yok olmasını emretmek

Burada Out, “git” ya da “yok ol” anlamına gelen eksiltili bir emirdir. Lady Macbeth'in hitap ettiği spot, ellerinde olduğunu hayal ettiği kan lekesidir; gitmesini istediği bir kişi değildir. Kısa emir ve Out sözcüğünün tekrarı, hem lekeyi hem de lekenin temsil ettiği suçluluk duygusunu yok etme çabasını gösterir. Out, I say emri güçlendirirken onun gördüklerini ve hissettiklerini kontrol edemediğini de ortaya koyar.

Alıştırma

"Out, damned spot" ifadesindeki Out neyi emrediyor?

  1. Bütün ışıklar kapatılmalıdır.
  2. Bir ziyaretçi odadan çıkmalıdır.
  3. Hayalî kan lekesi yok olmalıdır.
Cevabı göster

Hayalî kan lekesi yok olmalıdır.

Öbek fiiller

wipe A off B: bir şeyi yüzeyden silerek çıkarmak

wipe A off B kalıbı, “A'yı silerek B'nin yüzeyinden çıkarmak” anlamına gelir. A çıkarılan madde veya izdir; B ise onun bulunduğu yüzeydir. Bu cümlede A, her victim's blood; B ise her hands ifadesidir. Cümle öncelikle fiziksel bir eylemi anlatır. Macbeth bağlamında kan aynı zamanda suçluluğu çağrıştırır; ancak wipe A off B kalıbı tek başına “sorumluluktan kaçmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi wipe A off B kullanarak tamamlayın: Please ____ the wet paint ____ your hands with this cloth.

Cevabı göster

wipe · off

Her obsession with guilt Kalıp ifadeler

3:44

Suçluluk saplantısı

is one of many themes that runs through the play, Öbek fiiller

3:45

oyun boyunca işlenen birçok temadan biridir,

Kalıp ifadeler

obsession with guilt: suçluluk duygusuna aşırı odaklanma

'Obsession with guilt', kişinin düşüncelerinin sürekli ve aşırı biçimde suçluluk duygusuna odaklanması ve bundan kurtulmanın zor olması demektir. İngilizcedeki obsession with + isim yapısında with, takıntının nesnesini belirtir; “birlikte” anlamına gelmez. Obsession, sıradan bir ilgi veya endişeden çok daha güçlüdür. Genellikle bu odağın sağlıksız ya da kontrol edilmesi zor olduğunu düşündürür.

Alıştırma

Hedef eşdizimi kullanarak cümleyi tamamlayın: His ____ perfection made it hard for him to relax.

Cevabı göster

obsession with

Öbek fiiller

runs through the play: eserin tamamında tekrarlanmak

Burada 'runs through the play', bir temanın oyunun bir bölümünden diğerine tekrar tekrar ortaya çıkması anlamına gelir. Run through soyut anlamdadır: Tema eserin tamamında sürer ve bölümleri birbirine bağlamaya yardımcı olur; kimse gerçekten koşmaz. Aktarılabilir kalıp özne + run through + eser veya zaman aralığı biçimindedir. Özne, devam eden bir tema, ruh hâli, imge, fikir veya etki olabilir.

Alıştırma

Cümleyi run through ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: A sense of uncertainty ____ the entire novel.

Cevabı göster

runs through

along with the universal tendency Kalıp ifadeler

3:48

evrensel bir eğilimle birlikte

to abuse power,

3:51

gücü kötüye kullanmaya olan,

Kalıp ifadeler

universal tendency to abuse power: gücü kötüye kullanmaya yönelik evrensel eğilim

tendency to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir şeyi yapmaya yönelik eğilimi belirtir. Burada to abuse power, eylemin ne olduğunu açıklar: yetkiyi adaletsiz, zarar verici biçimde veya uygunsuz bir çıkar elde etmek için kullanmak. Universal, bu eğilimi farklı insanlar, toplumlar ya da dönemler boyunca yaygın biçimde görülen bir durum olarak sunar. Bu güçlü bir tematik genellemedir; her bireyin mutlaka gücü kötüye kullandığı yönünde kelimesi kelimesine bir iddia değildir.

Alıştırma

Yetkiyi kötüye kullanmaya yönelik geniş ölçüde paylaşılan bir eğilimi anlatan hedef ifadeyi yazın: Strong safeguards can limit the ____.

Cevabı göster

universal tendency to abuse power

the endless cycles of violence and betrayal Kalıp ifadeler

3:52

şiddet ve ihanetin sonsuz döngüleri

the defying political conflict.

3:55

ve karşı konulmaz siyasi çatışmalar.

Kalıp ifadeler

endless cycles of violence and betrayal: şiddet ve ihanetin bitmek bilmeyen döngüleri

Cycles of violence and betrayal, zarar verici eylemler ile güvenin sarsılmasının misillemeye yol açtığı, bunun da daha fazla şiddet veya ihanet ürettiği tekrarlanan örüntüleri anlatır. Burada cycles, bisiklet değil, tekrar eden süreçler anlamındadır. Endless güçlü bir vurgudur: tekrarın sonu yokmuş gibi sürdüğünü ve kırılmasının zor olduğunu ifade eder. Bu örüntünün kelimesi kelimesine sonsuza kadar süreceği anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Tekrarlanan şiddeti ve güven kaybını anlatan hedef ifadeyi yazın: Years of revenge locked the rival groups into ____.

Cevabı göster

endless cycles of violence and betrayal

As is typical with Shakespeare's language,

3:58

Shakespeare'in dilinde tipik olduğu gibi,

a number of phrases that got their start in the play Kalıp ifadeler

4:01

bu oyunda başlayan birçok ifade

have been repeated so many times Dilbilgisi

4:04

o kadar çok tekrarlandı ki

that they now feel commonplace. Kelime

4:06

artık sıradan hissettiriyor.

Kalıp ifadeler

got their start in the play: bir kökeni ifade etmek

Get one's start, bir şey için kökenini almak; bir kişi veya kuruluş içinse kariyerine ya da gelişim sürecine başlamak anlamına gelir. got their start in the play ifadesinde their, çoğul phrases ismine gönderme yapar; in the play ise bu ifadelerin ilk ortaya çıktığı kaynağı belirtir. İyelik biçimi özneye göre my, your, his, her, its, our veya their olur. Bu yapı yalnızca bir işe başlamayı değil, bir kökeni ya da çıkış noktasını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi get one's start ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The tradition ____ a small coastal town.

Cevabı göster

got its start in

Dilbilgisi

repeated so many times that: sonuca yol açan sıklık

repeated so many times that... yapısında so many, çoğul sayılabilen isim times'ı niteler; that ise sonucu başlatır. Tekrarın, that'ten sonra belirtilen sonucu doğuracak kadar sık gerçekleştiği anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp, fiil + so many times that + sonuç cümleciğidir. Yüksek sıklık ile sonucunu birbirine bağlar; that'ten sonraki cümlecik times sözcüğünü açıklamaz.

Alıştırma

Cümleyi hedef sıklık-sonuç yapısıyla tamamlayın: The warning was ____ everyone could recite it.

Cevabı göster

repeated so many times that

Kelime

feel commonplace: fazlasıyla tanıdık olduğu için sıradan görünmek

Burada feel, ardından commonplace sıfatının geldiği bir bağlayıcı fiildir. Feel commonplace, özellikle tekrarlar bir şeyi fazlasıyla tanıdık hâle getirdiğinde “sıradan veya önemsiz görünmek” anlamına gelir. Bu kullanım fiziksel dokunmayı değil, oluşan izlenimi anlatır. Commonplace burada bir sıfattır; içinde place geçse de bir konumu ifade etmez.

Alıştırma

Cümleyi “fazlasıyla tanıdık hâle geldiği için sıradan görünmek” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: After hearing the joke every day, it began to ____.

Cevabı göster

feel commonplace

They include

4:08

Bunlar arasında şunlar vardır:

"The milk of human kindness", Deyimler

4:09

"İnsanlığın şefkat sütü",

Deyimler

the milk of human kindness: doğal şefkat için bir mecaz

The milk of human kindness, kişinin doğuştan gelen şefkatini, yumuşak huyluluğunu ve başkalarına duyduğu ilgiyi anlatan edebî bir mecazdır. Milk, besleyici ve hayat verici bir şeyi çağrıştırır; gerçek süt anlamına gelmez. İfade Macbeth'ten gelir. Lady Macbeth, Macbeth'in bu iyilikle “fazlasıyla dolu” olduğunu söyler; yani onun insani doğasının güç kazanmak için acımasızca davranmasını engelleyebileceğini düşünür. Bu nedenle bağlamdaki tutum, olumlu bir niteliği engelmiş gibi gösterebilir.

Alıştırma

“the milk of human kindness” mecazında milk nasıl bir anlam katar?

  1. Cömert insanların paylaştığı sütlü bir içeceğin adını verir.
  2. Şefkati besleyici bir insani özellik olarak sunar.
  3. Macbeth'in karar vermeden önce yemek yemesi gerektiğini söyler.
Cevabı göster

Şefkati besleyici bir insani özellik olarak sunar.

"What's done is done", Deyimler

4:11

"Olan oldu",

Deyimler

What's done is done: değiştirilemeyeni kabullenmek

“What's done is done”, bir şeyin zaten gerçekleştiğini ve artık değiştirilemeyeceğini anlatan kalıplaşmış bir sözdür. Buradaki done yalnızca bir eylemin tamamlandığını belirtmez; bütün ifade, geri döndürülemez bir geçmişi kabullenme tutumu taşır. Geçmiş üzerinde durmayı bırakıp dikkati bundan sonra yapılacaklara çevirmek için kullanılır. Ses tonuna göre teselli, kabulleniş ya da konuşmayı kapatma anlamı verebilir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki kalıplaşmış sözle tamamlayın: We cannot change yesterday's decision. ____; let's plan the next step.

Cevabı göster

What's done is done

and the famous witches spell, Kültür

4:13

ve ünlü cadıların büyüsü,

"Double, double, Deyimler

4:16

"Çifte, çifte,

toil and trouble.

4:17

emek ve bela.

Deyimler

Double, double, toil and trouble: Shakespeare’in büyü ezgisinde tekrar ve uyak

Double, double, toil and trouble, Shakespeare’in Macbeth oyununda cadıların söylediği ünlü bir büyü ezgisinin başlangıcıdır. Toil ağır çalışma veya mücadele, trouble ise zorluk ya da felaket anlamı taşır. Double sözcüğünün tekrarı, bu sıkıntıların giderek arttığı imgesini yaratır. Dize, bir şeyi çarpmaya yönelik sıradan bir talimattan çok bir büyü sözü gibi işlev görür. Tekrar, güçlü ritim ve double ile trouble arasındaki uyak, dizeyi akılda kalıcı ve törensel yapar. Modern kullanımlar genellikle cadıları, büyüyü veya Macbeth’i çağrıştırır.

Alıştırma

Bu bağlamda “Double, double, toil and trouble” dizesine büyü etkisi veren nedir?

  1. Tekrar, güçlü bir ritim ve double ile trouble arasındaki uyak.
  2. Günlük çalışma programının tarafsız bir açıklaması.
  3. Ağır çalışmayı sözcüğü sözcüğüne ikiyle çarpma talimatı.
Cevabı göster

Tekrar, güçlü bir ritim ve double ile trouble arasındaki uyak.

Fire burn,

4:19

Ateş yan,

and cauldron bubble."

4:20

ve kazan kaynamaya başla."

Kültür

famous witches spell: büyülü sözler anlamındaki spell

Burada spell, büyülü gücü olduğuna inanılan sözler bütünü anlamında sayılabilen bir isimdir. "famous witches spell" ifadesi, ardından gelen alıntıyı cadılarla ilişkilendirilen ünlü bir ezgi olarak tanıtır. Bu etiket, tekrarı, uyağı ve alışılmadık ifadeleri bir büyü sözünün üslubu olarak yorumlamanıza yardımcı olur. Cadıların sözcükleri harf harf söylediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede spell “büyülü sözler” anlamında kullanılmıştır?

  1. The witch whispered a spell to unlock the door.
  2. We had a brief spell of warm weather.
  3. Please spell your family name slowly.
Cevabı göster

The witch whispered a spell to unlock the door.

But Shakespeare saves the juiciest bit of all Deyimler

4:22

Ancak Shakespeare en lezzetli kısmı

for Macbeth himself.

4:26

Macbeth'in kendisine saklar.

Deyimler

save the juiciest bit of all for someone: en heyecan verici kısmı birine saklamak

Save X for Y, X’i Y’ye vermek, göstermek veya Y ile ilişkilendirmek için uygun zamana kadar saklamak anlamına gelir. Burada Shakespeare en heyecan verici malzemeyi Macbeth’in kendisine ayırır. Of all, juiciest üstünlük derecesini güçlendirir; himself ise başka bir karakteri değil, özellikle Macbeth’i vurgular. Juiciest burada mecazidir: en çok suyu olan yiyeceği değil, en ilginç, dramatik veya açıklayıcı parçayı anlatır. Bit ifadeye konuşma dili havası verir; tüm ifade de sırada gelecek içerik için beklenti yaratır.

Alıştırma

Hangi cümlede juiciest mecazi olarak “en heyecan verici veya açıklayıcı” anlamında kullanılmıştır?

  1. The cook saved the juiciest peach for dessert.
  2. The editor saved the juiciest detail for the final paragraph.
  3. The report measured how much juice each orange contained.
Cevabı göster

The editor saved the juiciest detail for the final paragraph.

Towards the end of the play,

4:28

Oyunun sonlarına doğru,

Macbeth reflects on the universality of death

4:29

Macbeth ölümün evrenselliği

and the futility Kelime

4:32

ve beyhude olması üzerine düşünür

of life.

4:34

hayatın.

Kelime

the futility of life: hayatın anlamlı hiçbir şey üretmediği düşüncesi

the futility of life ifadesi, hayatı değerli bir amaç veya sonuç üretemeyen bir şey olarak sunar. Futility, çaba gösterilse bile yararlı bir etkinin, amacın veya anlamlı bir sonucun bulunmamasını anlatır. Burada bu soyut ve edebî ifade, yalnızca yaşamanın zor olduğunu değil, insan varoluşuna dair karamsar bir yargıyı aktarır.

Alıştırma

Cümledeki the futility of life ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. hayatın ve insan çabasının anlamlı hiçbir sonuç üretmediği düşüncesi
  2. hayatın sorunlarını çözmenin olağan zorluğu
  3. hayatta kalmak için gereken fiziksel çaba
Cevabı göster

hayatın ve insan çabasının anlamlı hiçbir sonuç üretmediği düşüncesi

"Out, Deyimler

4:35

"Sön,

out, brief candle."

4:36

sön, kısa mum."

Deyimler

Out, out, brief candle: kısa süre yanan bir alev olarak hayat

brief candle ifadesindeki mum alevi, insan hayatının bir metaforudur: yalnızca kısa bir süre yanar ve sönebilir; aynı şekilde hayat da kırılgandır ve ölümle sona erer. Brief, mumun fiziksel olarak küçük olmasını değil, hayatın kısa sürmesini anlatır. Tekrarlanan Out, aleve sönmesini emreden bir söz gibi duyulur. Macbeth’in oyunun sonlarına doğru söylediği bu monologda, ifadeye kasvetli ve kesin bir ton katar; görüntüyü sıradan bir mumu söndürme isteğinden çıkarıp ölümlülük üzerine bir düşünceye dönüştürür.

Alıştırma

Bu dizedeki brief candle neyi temsil eder?

  1. Yalnızca kısa bir süre devam eden kırılgan bir insan hayatı.
  2. Hayatın sonsuza dek süreceğini vaat eden bir ışık kaynağı.
  3. Macbeth’in birine dışarı taşıtmak istediği küçük bir ev mumu.
Cevabı göster

Yalnızca kısa bir süre devam eden kırılgan bir insan hayatı.

He laments.

4:38

diye feryat eder.

"Life's but a walking shadow, Deyimler

4:39

"Hayat sadece yürüyen bir gölgedir,

Deyimler

Life's but a walking shadow: kısa ve maddi özü olmayan bir hayat

Cümlede bir metafor kullanılır: hayat, walking shadow ile karşılaştırılır. Gölge hareket ediyor gibi görünür ama katı bir bedeni yoktur ve hızla geçip gider. Bu nedenle imge, insan hayatını gerçek bir hayalet olarak değil, geçici ve maddi özü olmayan bir şey olarak sunar. Burada but, “ancak” anlamındaki however değil, “yalnızca” anlamındaki only veya merely demektir. Life's, life is ifadesinin kısaltmasıdır; dolayısıyla yapı “Hayat yürüyen bir gölgeden başka bir şey değildir” anlamına gelir. Metafor, hayatın değerine ilişkin son derece kötümser bir bakış ifade eder.

Alıştırma

Life's but a walking shadow ifadesinin anlamını en iyi koruyan açıklama hangisidir?

  1. İnsanlar hareket etmeyi sürdürdükçe hayat iyileşir.
  2. Hayata yürüyen bir gölge yön verir.
  3. Hayat yalnızca kısa ve maddi özü olmayan bir varoluştur.
Cevabı göster

Hayat yalnızca kısa ve maddi özü olmayan bir varoluştur.

a poor player that struts and frets Deyimler

4:41

sahnede kendi saatini

his hour upon the stage,

4:45

kasılarak ve endişeyle geçiren zavallı bir oyuncu,

Deyimler

a poor player ... upon the stage: kısa bir performans olarak hayat

Bu eski tiyatro kullanımında player “aktör”, poor ise maddi olarak yoksul değil, “acınası” veya “önemsiz” anlamına gelir. That struts and frets... ilgi cümleciği aktörü betimler: struts gururlu ve gösterişli hareketleri, frets ise kaygılı huzursuzluğu anlatır. His hour, seyirci önünde kendisine ayrılan kısa süre demektir; mutlaka tam altmış dakika anlamına gelmez. Sahne hayatın metaforuna dönüşür: kişi kısa süreli görünüşü sırasında gururla hareket eder ve kaygılanır, sonra ayrılmak zorunda kalır. Bu da insan çabasını küçük ve geçici gösterir.

Alıştırma

Bu metaforda a poor player that struts and frets his hour upon the stage neyi temsil eder?

  1. Tiyatroda kalmaya parası yetmeyen bir video oyuncusu.
  2. Hayatı bir aktörün kısa ve kaygılı performansına benzeyen kişi.
  3. Gösterisi tam altmış dakika sürmek zorunda olan bir aktör.
Cevabı göster

Hayatı bir aktörün kısa ve kaygılı performansına benzeyen kişi.

and then is heard

4:46

ve sonra hiç duyulmaz

no more.

4:48

bir daha.

It is a tale Deyimler

4:48

Bu bir hikayedir

told by an idiot,

4:50

bir aptal tarafından anlatılan,

Deyimler

“a tale told by an idiot”: anlamsız bir öykü olarak yaşam

Bu bölümde tale, yaşamla ilgili bir benzetmeyi sürdürür: yaşam, ona akıl, düzen ya da amaç veremeyen birinin anlattığı öykü gibi sunulur. İfade esas olarak gerçek bir anlatıcıyı betimlemez. Anlatıcıya idiot denmesi yargıyı çok sertleştirir: yaşam öyküsü karmaşık ve anlaşılır bir anlamdan yoksun görünür. Bu nedenle benzetme, yaşamın özünde bir amacı olduğu düşüncesini son derece karamsar biçimde reddeder.

Alıştırma

Bu bölümde a tale told by an idiot neyi düşündürür?

  1. Yaşam, açık bir nedeni ya da amacı olmayan karmaşık bir öykü gibidir.
  2. Aptal bir karakter eğlenceli bir öykü anlatmaktadır.
  3. Yetenekli biri yaşamı anlattığında yaşam anlam kazanır.
Cevabı göster

Yaşam, açık bir nedeni ya da amacı olmayan karmaşık bir öykü gibidir.

full of sound and fury, Deyimler

4:51

ses ve öfke dolu,

signifying nothing."

4:53

hiçbir anlam ifade etmeyen."

Deyimler

“full of sound and fury, signifying nothing”: anlamdan yoksun yoğunluk

Sound and fury; gürültüyü, öfkeyi ve dramatik çatışmayı tek bir canlı imgede toplar. Signifying nothing ise son yargıyı verir: bütün bu yoğunluk gerçek bir anlama ya da içeriğe işaret etmez. Sözler birlikte “dışarıdan gürültülü ve güçlü, ancak sonuçta boş” anlamına gelir. Signifying nothing bölümünü çıkarmak, ifadenin temel olumsuz sonucunu ortadan kaldırır.

Alıştırma

Hangi yorum full of sound and fury, signifying nothing ifadesinin iki bölümünü de korur?

  1. Öfkesi, mesajının doğru olduğunu kanıtlar.
  2. Gürültülü ve yoğundur, ancak sonuçta anlamsızdır.
  3. Sakin ve sessizdir, ancak son derece önemlidir.
Cevabı göster

Gürültülü ve yoğundur, ancak sonuçta anlamsızdır.

Life may be Anlatım akışı

4:56

Hayat olabilir

a tale told by an idiot,

4:58

bir aptalın anlattığı bir hikaye,

but Macbeth is not.

5:00

ama Macbeth öyle değil.

Anlatım akışı

Life may be ..., but Macbeth is not: önce ödün, ardından tersine dönüş

İlk yan cümle, Macbeth'teki kasvetli hayat tasvirini tekrarlar ve may ile bu görüşe geçici olarak yer verir. Ardından but, alıntıdan konuşanın kendi değerlendirmesine geçiş yapar. but Macbeth is not ifadesinde Macbeth yalnızca karakteri değil, eseri anlatır. Eksik bırakılan sözler ilk yan cümleden anlaşılır: eser, o tür boş ve anlamsız bir hikâye değildir. Böylece cümle alıntıyı bir hazırlık olarak kullanır, sonra değerlendirmeyi tersine çevirerek eserin anlamını vurgular.

Alıştırma

Cümle, alıntıyı ve konuşanın değerlendirmesini nasıl düzenliyor?

  1. Alıntının hayat hakkındaki kasvetli görüşüne geçici olarak yer verir, ardından bu görüşün Macbeth adlı eser için de geçerli olduğu yargısını reddeder.
  2. Macbeth'in hikâye anlatmayı reddeden bir karakter olduğunu söyler.
  3. Hem hayatın hem de Macbeth adlı eserin anlamsız hikâyeler olduğunu kabul eder.
Cevabı göster

Alıntının hayat hakkındaki kasvetli görüşüne geçici olarak yer verir, ardından bu görüşün Macbeth adlı eser için de geçerli olduğu yargısını reddeder.

Shakespeare's language and characters have entered our cultural consciousness Deyimler

5:02

Shakespeare'in dili ve karakterleri kültürel bilincimize

to a rare extent.

5:06

nadir görülen bir ölçüde yerleşmiştir.

Deyimler

have entered our cultural consciousness: ortak kültürel belleğin parçası olmak

Have entered our cultural consciousness, bir şeyin toplumun ortak kültürel farkındalığının parçası hâline gelmesini anlatan bir mecazdır. Shakespeare'in sözleri ve karakterleri o kadar geniş ölçüde tanınır, alıntılanır ve yeniden kullanılır ki kültürün düşünme ve iletişim kurma biçimini şekillendirmeye yardımcı olur. Present perfect yapıdaki have entered, bu etkinin geçmişte oluştuğunu ve bugün de geçerli olduğunu gösterir. Our, tek bir kişinin özel belleğini değil, ortak bir topluluğu ifade eder.

Alıştırma

"The character has entered our cultural consciousness" ne anlama gelir?

  1. Karakter, insanların düşündüğü bir yere fiziksel olarak girdi.
  2. Bir kişi karakteri az önce hatırladı.
  3. Karakter, topluluğun ortak kültürel belleğinin bir parçası olarak geniş ölçüde tanınır hâle geldi.
Cevabı göster

Karakter, topluluğun ortak kültürel belleğinin bir parçası olarak geniş ölçüde tanınır hâle geldi.

Directors often use the story to shed light on abuses of power Öbek fiiller

5:08

Yönetmenler genellikle bu hikayeyi gücün kötüye kullanımına ışık tutmak için kullanırlar

Öbek fiiller

shed light on abuses of power: gizli kalmış bir sorunu açıklığa kavuşturmak

Shed light on, “bir şeyi daha açık veya anlaşılması daha kolay hâle getirmek” anlamına gelir. Bu cümlede hikâye, gücün kötüye kullanılmasını ortaya çıkarmaya ve açıklamaya yardımcı olur. İfade mecazidir: light anlamayı temsil eder, yani gerçek bir ışıktan söz edilmez. Nesnesi genellikle daha önce net olmayan bir sorun, neden, olay veya örüntüdür.

Alıştırma

Hangi cümlede shed light on, “konuyu daha açık hâle getirmek” anlamında doğru kullanılmıştır?

  1. The report sheds light how public funds were misused.
  2. The report sheds light on how public funds were misused.
  3. The report sheds on light how public funds were misused.
Cevabı göster

The report sheds light on how public funds were misused.

ranging from the American mafia Dilbilgisi

5:12

Amerikan mafyasından

to dictators across the globe.

5:14

dünya çapındaki diktatörlere kadar.

Dilbilgisi

ranging from the American mafia to dictators across the globe: geniş bir aralığı belirtmek

Ranging from A to B, geniş bir kümenin birbirinden uzak iki ucunu belirtir. Burada Amerikan mafyası ve dünyanın dört bir yanındaki diktatörler uç nokta örnekleridir. Bu, tartışmanın yalnızca bu iki durumu değil, gücün kötüye kullanılmasının çok farklı biçim ve ortamlarını kapsadığını gösterir. Dilbilgisi bakımından ranging from...to..., abuses of power isim öbeğine bağlanan bir ortaç öbeğidir. From ve to bir yolculuk rotasını değil, soyut bir kapsamı belirtir. A ve B genellikle dilbilgisel olarak paralel biçimlerde olmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi ranging from A to B yapısıyla tamamlayın: The course covers topics ____ basic grammar ____ academic writing.

Cevabı göster

ranging from · to

The play has been adapted to film many times, Kalıp ifadeler

5:16

Oyun birçok kez filme uyarlandı,

Kalıp ifadeler

been adapted to film: bir eserin filme dönüşmesi

Burada has been adapted to film, oyunun film versiyonlarına dönüştürüldüğü anlamına gelir. Bu yapı present perfect zamanda edilgendir: eylem oyuna uygulanır ve many times, bugüne kadar farklı zamanlarda birden çok uyarlama yapıldığını belirtir. Bu medya bağlamında adapt, “mevcut bir hikâyeyi yeni bir ortam için yeniden işlemek” demektir. To film, sinemayı hedef ortam olarak gösterir. Bu, “alışmak” anlamındaki adapt to something kalıbı değildir.

Alıştırma

Cümleyi, sinemayı hedef ortam olarak gösteren ve film versiyonları yapıldığı anlamına gelen bu dersteki tam ifadeyle tamamlayın: The novel has been ____ three times.

Cevabı göster

adapted to film

including Akira Kurosawa's Kültür

5:19

bunlar arasında Akira Kurosawa'nın

Throne of Blood,

5:21

Kanlı Taht filmi,

which takes place in feudal Japan, Kalıp ifadeler

5:22

ki feodal Japonya'da geçer,

Kültür

Akira Kurosawa's Throne of Blood: bir Macbeth uyarlaması

Akira Kurosawa Japon film yönetmenidir; Throne of Blood ise Shakespeare'in Macbeth eserinden yaptığı film uyarlamasının adıdır. Film, hikâyeyi feodal Japonya'ya taşır. Bu nedenle burada oyunun kültürler arası uyarlanmasına örnek olarak verilir. Akira Kurosawa's biçimindeki iyelik yapısı yönetmeni filmle ilişkilendirir. Throne of Blood ifadesini Macbeth'in alt başlığı veya alternatif İngilizce adı yapmaz.

Alıştırma

Akira Kurosawa's Throne of Blood burada neyi ifade ediyor?

  1. Shakespeare'in özgün Macbeth eseri için kullanılan İngilizce bir alt başlık
  2. Macbeth'te Akira Kurosawa'nın canlandırdığı bir karakter
  3. Kurosawa'nın yönettiği ve Macbeth'i feodal Japonya'ya uyarlayan bir film
Cevabı göster

Kurosawa'nın yönettiği ve Macbeth'i feodal Japonya'ya uyarlayan bir film

Kalıp ifadeler

takes place in feudal Japan: hikâyenin geçtiği ortamı belirtmek

Bu cümlede takes place in feudal Japan, Throne of Blood'un Japonya'nın feodal döneminde geçtiği anlamına gelir. Take place “meydana gelmek”, bir hikâyeden söz ederken de “geçmek” anlamındadır; fiziksel olarak bir yeri almak anlamına gelmez. Bir olayın nerede gerçekleştiğini veya bir hikâyenin nerede geçtiğini belirtmek için take place in + yer ya da tarihsel ortam yapısını kullanabilirsiniz. Throne of Blood tekil bir eser adı olduğu için üçüncü tekil şahıs biçimi takes place kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi take place ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The annual festival ____ in a coastal village every spring.

Cevabı göster

takes place

and a modernized version called Scotland, PA,

5:25

ve Scotland, PA adlı modernize edilmiş versiyon,

in which Macbeth and his rivals

5:28

burada Macbeth ve rakipleri

are managers of competing fast food restaurants.

5:30

rakip fast food restoranlarının yöneticileridir.

No matter the presentation, Dilbilgisi

5:33

Sunum nasıl olursa olsun,

questions of morality,

5:36

ahlak,

politics,

5:37

siyaset

and power

5:39

ve güç hakkındaki sorular

are still relevant today.

5:40

bugün hala geçerliliğini koruyor.

Dilbilgisi

No matter the presentation: değişken biçimden sonra değişmeyen sonucu belirtmek

No matter the presentation, “eser nasıl sunulursa sunulsun” anlamına gelen bir ödünleme girişidir. Burada presentation, sahne prodüksiyonu veya uyarlama gibi eserin biçimini ya da ele alınış tarzını anlatır. İfade, ardından neyin değişmeden doğru kaldığını söylemeden önce bütün olası biçimleri kapsar. Kısa no matter + isim kalıbı, değişebilecek unsur bağlamdan açıkça anlaşıldığında kullanılır: no matter the format, no matter the cost. Daha açık bir biçimi no matter how the work is presented şeklindedir.

Alıştırma

Biçimin değişebileceğini ancak ana fikrin değişmediğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. No matter how the format, the main idea remains the same.
  2. No matter of the format, the main idea remains the same.
  3. No matter the format, the main idea remains the same.
Cevabı göster

No matter the format, the main idea remains the same.

And so, Anlatım akışı

5:41

Ve görünüşe göre,

it seems,

5:43

öyle görünüyor ki,

is Shakespeare's

5:44

Shakespeare'in

Macbeth.

5:45

Macbeth'i de öyle.

Anlatım akışı

And so, it seems, is Shakespeare's Macbeth: Önceki yargıyı yineleyen devrik so

Buradaki so, “bu yüzden” anlamına gelmez. Önceki still relevant today betimlemesinin yerini tutar. so + be fiilinin bir biçimi veya yardımcı fiil + yeni özne kalıbı, önceki olumlu yargının yeni özne için de geçerli olduğunu gösterir: Shakespeare's Macbeth is still relevant today too. it seems, iddiayı “görünüşe göre” anlamıyla yumuşatan bir ara sözdür. Bu ara söz çıkarıldığında ana yapı And so is Shakespeare's Macbeth. olur. Bu kısa ve devrik gönderme, betimlemenin tamamını tekrarlamadan önceki cümleye dönerek anlatımı özlü biçimde sonlandırır.

Alıştırma

the play öznesini koruyarak cümleyi temel devrik so kalıbıyla tamamlayın: The themes remain relevant today, and ____.

Cevabı göster

so does the play

Did you enjoy this lesson?

5:46

Bu dersi sevdiniz mi?

If so,

5:47

Öyleyse,

please consider supporting our non-profit mission

5:48

kar amacı gütmeyen misyonumuzu desteklemeyi düşünün

by visiting patreon.com/teded.

5:52

patreon.com/teded adresini ziyaret ederek.