Neden "Macbeth" okumalısınız? - Brendan Pelsue: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu ders, Shakespeare’in Macbeth’i İskoç tarihinden yararlanarak, döneminin siyasi kaygılar içindeki gürültülü seyircileri için nasıl biçimlendirdiğini anlatıyor. Ardından trajedideki hırs, suçluluk, şiddet ve karanlık hayat görüşünü izliyor; eserin iktidarın kötüye kullanımını anlamaya yarayan kalıcı bir çerçeve oluşunu gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. so powerful that — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: so + sıfat + that yapısının olağanüstü bir dereceyi onun doğurduğu sonuca nasıl bağladığını öğrenin. Burada oyun, tiyatroda bir tabu oluşturacak kadar güçlü gösterilir; aynı kalıpla yalnızca bir şeyin çok yoğun olduğunu değil, bu yoğunluğun hangi somut sonucu meydana getirdiğini de ifade edebilirsiniz. 2. "Fair is foul, and foul is fair." — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bir paradoksun karşıt sözcüklerin yerini değiştirerek ahlaki ayrımların tersine döndüğü bir dünya kurduğunu fark edin. Böylece cadıların sözlerini kelime kelime çevrilerek çözülecek bir cümle olarak değil, trajedinin karanlık mantığını ortaya koyan bir ifade olarak yorumlayabilirsiniz. 3. have entered our cultural consciousness — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu soyut metaforu, karakterlerin ya da dilin bir toplumun ortak kültürel belleğine yerleşmesi olarak anlayın. Bir klasiğin neden tanınmayı sürdürdüğünü ve siyaset, ahlak ya da iktidara ilişkin sonraki yorumlara hâlâ nasıl yön verdiğini açıklarken bu ifadeyi kullanabilirsiniz.
Bu derste
There's a play so powerful that an old superstition says its name should never even be uttered in a theater. Notlar
0:07O kadar güçlü bir oyun var ki, eski bir batıl inanç onun adının bir tiyatroda asla anılmaması gerektiğini söyler.
so powerful that: sonuç doğuran yüksek derece
so + sıfat + that + cümlecik kalıbı yüksek bir dereceyi vurgular ve ardından sonucu verir. Burada so, powerful sıfatını niteler; that ile başlayan cümlecik de bu batıl inancı oyunun gücünün bir göstergesi olarak retorik biçimde sunar: adını söylemek bile tabu sayılır. Buradaki that bir sonuç cümleciği başlatır; play veya superstition sözcüklerini açıklayan bir ilgi cümleciği değildir. Bu kalıp, bir şeyin belirli bir sonucu doğuracak kadar güçlü olduğunu anlatır.
Alıştırma
powerful sözcüğünü kullanarak so ... that kalıbını tamamlayın: The storm was ____ it knocked down several trees.
Cevabı göster
so powerful that
old superstition: Macbeth hakkındaki tiyatro tabusu
Burada old superstition, İngilizce konuşulan tiyatro dünyasında Shakespeare'in Macbeth'iyle ilgili uzun süredir var olan bir inanışı ifade eder: tiyatronun içinde Macbeth adını söylemenin uğursuzluk getirdiğine inanılır. Ad yerine bazen the Scottish Play denir. Bu, batıl inanca dayalı bir tiyatro geleneğidir; yasa ya da tiyatronun resmî kuralı değildir. Bu arka plan, cümlenin adı neden söylenmemesi gereken bir şey olarak sunduğunu açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede old superstition neyi ifade ediyor?
- Macbeth gösterilerini yasaklayan resmî bir yasa
- Tiyatronun içinde Macbeth adını söylemenin uğursuzluk getirebileceğine dair eski bir tiyatro inanışı
- Oyuncuların sessiz kalmasını zorunlu tutan bir tiyatro kuralı
Cevabı göster
Tiyatronun içinde Macbeth adını söylemenin uğursuzluk getirebileceğine dair eski bir tiyatro inanışı
be uttered: resmî biçimde ‘sesli söylenmek’
Be uttered, utter fiilinin edilgen biçimidir. Bir kelimenin ya da adın gerçekten sesli olarak söylenmesini ifade eder; bunu kimin söylediğini belirtmez. Never even be uttered ifadesinde even tabuyu güçlendirir: adın ağza bile alınmaması gerekir. Utter, say fiiline göre daha resmî ve dramatiktir.
Alıştırma
Belirli bir adı sesli söylemenin yasak olduğunu en doğal biçimde hangi cümle anlatır?
- The forbidden name must never be discussed in public.
- People must never chat about the forbidden name.
- The forbidden name must never be uttered aloud.
Cevabı göster
The forbidden name must never be uttered aloud.
A play that begins with witchcraft and ends with a bloody severed head. Dilbilgisi
0:15Büyücülükle başlayıp kanlı, kesik bir başla biten bir oyun.
begins with ... and ends with ...: başlangıcı ve bitişi özetlemek
begins with A and ends with B paralel kalıbı, ilk ve son öğeyi adlandırarak bütünü kısa biçimde özetler. Burada her with, uçlardan birinde yer alan içeriği getirir: başta witchcraft, sonda a bloody severed head. Her iki with ifadesinden sonra gelen yapıyı dil bilgisi bakımından paralel tutun. Bu kalıp, tüm aşamaları sıralamadan bir hikâyeyi, etkinliği, dersi, sunumu veya süreci özetleyebilir.
Alıştırma
Cümleyi begins with ... and ends with ... kalıbıyla tamamlayın: The workshop ____ a short introduction ____ a group presentation.
Cevabı göster
begins with · and ends with
nightmare visions, and lots of brutal murder.
0:24kabus gibi görüler ve bolca vahşi cinayetle dolu bir oyun.
filled with: birçok unsur içermek
a play filled with ... ifadesinde filled with, oyunun sıralanan pek çok unsuru içerdiğini belirtir. Eserde nelerin bulunduğunu anlatır; fiziksel olarak doldurulmuş bir kaptan söz etmez. Burada filled with, a play ifadesini niteleyen bir geçmiş ortaç grubudur. a play that is filled with ... yapısının kısalmış hâlidir ve somut şeylerin yanı sıra gerilim ve umut gibi soyut özellikleri de tanıtabilir.
Alıştırma
Cümleyi filled with ile tamamlayın: The novel is ____ unexpected twists.
Cevabı göster
filled with
A play by William Shakespeare, sometimes referred to as The Scottish Play or The Tragedy of Macbeth. Notlar
0:28William Shakespeare'in, bazen İskoç Oyunu veya Macbeth'in Tragedyası olarak da bilinen bir oyunu.
referred to as: bir ad veya etiketi tanıtmak
sometimes referred to as ... içinde be referred to as, belirli bir ad ya da etiketle bilinmek veya tanımlanmak anlamına gelir. As'ten sonra ad, unvan, rol ya da kategori gelir. Buradaki referred to as, a play ifadesini niteleyen kısaltılmış bir edilgen yan cümledir. a play ... referred to as X, a play ... that is referred to as X yapısının kısalmış hâlidir. Edilgen yapı, bu adı özne için başkalarının kullandığını gösterir.
Alıştırma
referred to as ile tamamlayın: This condition is often ____ seasonal depression.
Cevabı göster
referred to as
The Scottish Play: Macbeth için kullanılan alternatif bir ad
Bu cümlede The Scottish Play, ayrı bir eser değil, Macbeth için kullanılan alternatif bir addır. Scottish sözcüğü oyunun İskoçya'daki ortamına ve İskoç karakterlerine işaret eder. Tiyatro geleneğinde bazı kişiler, Macbeth adının uğursuzlukla ilişkilendirilmesi nedeniyle tiyatro içinde bu adı söylemekten kaçınır ve onun yerine bu ifadeyi kullanır. Bu yüzden ifade, sözcüklerin düz anlamının ötesinde kültürel bir anlam taşır.
Alıştırma
Bu cümlede The Scottish Play neyi ifade ediyor?
- İskoçya'da geçen bütün oyunlar için kullanılan genel bir ad
- Macbeth için kullanılan alternatif bir ad
- Shakespeare'in farklı bir oyunu
Cevabı göster
Macbeth için kullanılan alternatif bir ad
First performed at the Globe Theatre in London in 1606, Macbeth is Shakespeare's shortest tragedy. Notlar
0:37İlk kez 1606'da Londra'daki Globe Tiyatrosu'nda sahnelenen Macbeth, Shakespeare'in en kısa tragedyasıdır.
First performed: arka plan veren bir geçmiş zaman ortacı grubu
First performed ... edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacı grubudur. Burada Macbeth was first performed at the Globe Theatre in London in 1606 şeklinde açılabilir; performed, 'sahnelendi' anlamına gelir, 'iyi performans gösterdi' anlamına gelmez. Bu grubun cümlenin başına konması, ilk gösterime ilişkin ayrıntıları arka plan bilgisi yapar ve temel yargıyı ana cümleye bırakır. Bu kısa yapı biyografilerde, sanat yazılarında ve belgesel anlatımlarında yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi “ilk kez sahnelendi” anlamındaki iki sözcüklü edilgen başlangıçla tamamlayın: ____ in 2010, the musical soon became a hit.
Cevabı göster
First performed
the Globe Theatre: Shakespeare ile bağlantılı bir Londra tiyatrosu
the Globe Theatre, Londra'da bulunan belirli bir tiyatronun özel adıdır ve Shakespeare'in oyunlarıyla ve tiyatro topluluğunun sahneleme tarihiyle yakından ilişkilidir. Bu cümlede Macbeth'in tarihî sahnelenme yerini belirtir ve eserin canlı sahne için yazılmış bir oyun olarak düşünülmesine yardımcı olur. Burada Globe, mekân adının bir parçasıdır; Dünya ya da küre biçimli bir model anlamındaki genel isim globe değildir. the Globe Theatre ifadesinin tamamı o belirli tiyatroyu anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede the Globe Theatre neyi ifade eder?
- Shakespeare'in sahne tarihiyle ilişkili, Londra'daki belirli bir tiyatro
- Küre olarak görülen Dünya
- Londra'daki bütün tiyatrolar için kullanılan genel bir ad
Cevabı göster
Shakespeare'in sahne tarihiyle ilişkili, Londra'daki belirli bir tiyatro
In five acts: olay örgüsü özetini yapıyla çerçevelemek
Cümlenin başında In five acts, olay örgüsünün özetinden önce eserin yapısal çerçevesini kurar. Tiyatroda act, oyunun ana bölümlerinden biri, yani “perde”dir. Bu yüzden ifade, hikâyenin beş perde hâlinde düzenlendiğini söyler; sıradan beş eylemden söz etmez. Bu başlangıç bilgiyi iki adımda düzenler: önce eserin biçimini verir, sonra bu yapı içinde olanları kısaca özetler. Aynı kalıp başka eserleri in three chapters ya da in two parts gibi ifadelerle tanıtmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümlenin başındaki In five acts, ifadesinin temel işlevi nedir?
- Olay örgüsünü özetlemeden önce oyunun yapısını verir.
- Soylunun birbirinden ayrı beş eylem yaptığını söyler.
- Hikâyenin beş gösteriden sonra başladığını söyler.
Cevabı göster
Olay örgüsünü özetlemeden önce oyunun yapısını verir.
presides over a reign of terror: bir korku saltanatını yönetmek
Burada preside over yalnızca bir toplantıya başkanlık etmek anlamına gelmez. Nesnesi bir dönem veya durum olduğunda, o dönem ya da durum gelişirken yetki sahibi kişi olmak anlamına gelir. A reign of terror, korku, baskı veya şiddet yoluyla sürdürülen bir yönetim dönemidir. Presides over a reign of terror bir bütün olarak soylunun böyle bir dönemde iktidarı elinde tuttuğunu ve yaşananların sorumluluğuyla güçlü biçimde ilişkilendirildiğini anlatır; her şiddet eylemini bizzat gerçekleştirdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu bağlamda presides over a reign of terror ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?
- Korku ve şiddet yoluyla sürdürülen bir dönemde iktidarı elinde tutar.
- Korkutucu bir olay hakkındaki tek bir resmî toplantıya başkanlık eder.
- Şiddetli bir çatışmayı izler ama çatışma üzerinde hiçbir yetkisi yoktur.
Cevabı göster
Korku ve şiddet yoluyla sürdürülen bir dönemde iktidarı elinde tutar.
meets a bloody end: kanlı bir sonla karşılaşmak
Anlatı İngilizcesinde meet a/an + sıfat + end kalıbı, sözcüğü sözcüğüne bir sonla karşılaşmak değil, belirli bir kadere uğramak anlamına gelir. Bloody sıfatı bu kaderin şiddet içerdiğini, kan dökülmesiyle ve çoğu zaman ölümle sonuçlandığını belirtir. Bu hikâye özetinde meets, anlatı şimdiki zamanında kullanılır ve karakterin son kaderini kısa biçimde ifade eder. Kalıp zamana göre değişebilir: meets a bloody end, met a bloody end veya will meet a bloody end.
Alıştırma
Hikâye özetini “şiddetli bir son kadere uğrar” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: In the final chapter, the ruthless warlord ____.
Cevabı göster
meets a bloody end
Süreç geçişi olarak Along the way
Burada Along the way gerçek bir yolu anlatmaz. “Hikâye gelişirken” anlamına gelir ve eserin temalarını daha önce anlatılan olaylarla ilişkilendirir. Söylemde bir geçiş ifadesi olarak, sonraki noktanın ilgisiz yeni bir konu olmadığını, ana sürecin bir parçası olarak ortaya çıktığını gösterir. Projelerden, öğrenme süreçlerinden, kariyerlerden ve başka süreçlerden söz ederken de aynı işlevle kullanılabilir.
Alıştırma
Örnekteki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The research project lasted three years. ____, the team discovered a better method.
Cevabı göster
Along the way
Bir eserin temasını anlatan asks important questions about
Özne bir film, kitap, oyun veya başka bir eser olduğunda asks important questions about mecazi anlamda kullanılır. Eser gerçekten konuşmaz; düşünceleri veya hikâyesi izleyicinin ciddi meseleler üzerine düşünmesini sağlar. Yapı “eser + asks important questions about + tema” şeklindedir. Kesin cevaplardan çok sorgulama ve düşünme sürecini vurgular; about ise incelenen konuyu tanıtır.
Alıştırma
Örnekteki analiz ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: The documentary ____ privacy and surveillance.
Cevabı göster
asks important questions about
that spoke directly to the politics of Shakespeare's time Kalıp ifadeler
1:04ki bu, doğrudan Shakespeare döneminin siyasetine hitap eder
spoke directly to the politics of Shakespeare's time: siyasi bağlama doğrudan karşılık vermek
spoke directly to the politics of Shakespeare's time ifadesinde speak to, siyaseti bir dinleyici gibi görüp onunla konuşmak anlamına gelmez. Eserdeki fikirlerin Shakespeare döneminin siyasi gerçeklerini ele aldığı, bunlara karşılık verdiği veya bunlarla açıkça ilgili olduğu anlamına gelir. Directly, bu bağlantının açık ve güçlü olduğunu vurgular. Aktarılabilir kalıp X speaks veya spoke to Y şeklindedir. X bir eser, sav veya olay olabilir; Y ise bir mesele, kaygı, ihtiyaç veya durum olabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede speak directly to, bir meseleyi ele almak veya onunla anlamlı biçimde bağlantı kurmak anlamında kullanılmıştır?
- The presenter speaks directly to the camera during the interview.
- The neighbors speak directly to each other instead of sending messages.
- The documentary speaks directly to public concerns about online privacy.
Cevabı göster
The documentary speaks directly to public concerns about online privacy.
continue to echo in our own [time]: kendi çağımızda yankılanmaya devam etmek
Echo burada mecazidir. Geçmişteki fikirler veya sorunlar, geri dönmeye devam eden bir sese benzetilir: bugün hâlâ insanları etkiler, tanıdık gelir veya güncelliğini korur. In our own ifadesinde time adı kullanılmaz, çünkü daha önceki Shakespeare's time bu adı sağlar. Tam anlam in our own time şeklindedir; continue to ise etkinin sona ermediğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede echo, geçmişten gelen bir şeyin hâlâ önemli olduğunu göstermek için mecazi anlamda kullanılmıştır?
- Her voice echoed across the empty hall.
- The historian recorded the warning in a notebook.
- The old warning continues to echo in today's debates.
Cevabı göster
The old warning continues to echo in today's debates.
was politically precarious: siyasi istikrarsızlık ve ciddi risk
Precarious, bir şeyin sağlam biçimde yerleşmediğini ve kötüleşme ya da başarısız olma ihtimali taşıdığını belirtir. Politically bu değerlendirmeyi siyasi koşullarla sınırlar; dolayısıyla was politically precarious, İngiltere'nin siyasi düzeninin istikrarsız ve ciddi riske açık olduğunu, yalnızca zor olmadığını anlatır. Tarih anlatımında bu ifade, zaten kırılgan olan siyasi durumun küçük bir sarsıntıyla bile krize sürüklenebileceğini göstererek sonraki olaylara zemin hazırlar.
Alıştırma
Örnekteki politically precarious ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?
- Siyasi durum karmaşıktı ama risk altında değildi.
- Siyasi durum istikrarsızdı ve hızla tehlikeli hâle gelebilirdi.
- Siyasi durum istikrarlı ve iyi korunuyordu.
Cevabı göster
Siyasi durum istikrarsızdı ve hızla tehlikeli hâle gelebilirdi.
without producing an heir: without + -ing ve kraliyet veraseti
Without + fiilin -ing biçimi, ana olayla bağlantılı olarak gerçekleşmeyen bir eylemi veya sonucu ekler. Burada ana olay died sözcüğüdür; without producing an heir ise Elizabeth'in yerine geçecek bir varis bırakmadan öldüğü anlamına gelir. Produce an heir, tarihî ve kraliyet bağlamlarında kullanılan resmî bir ifadedir. Bir tahtı veya unvanı miras alabilecek bir çocuk sahibi olmak ya da böyle bir çocuk bırakmak anlamına gelir. Produce burada endüstriyel anlamda kullanılmaz.
Alıştırma
without + check fiilinin -ing biçimini kullanın: Mia submitted the form ____ the final page.
Cevabı göster
without checking
in a surprise move: bir eylemi beklenmedik olarak çerçevelemek
In a surprise move, ardından anlatılan eylemin beklenmedik olduğunu dinleyiciye önceden bildiren çerçeveleyici bir giriş ifadesidir. Buradaki move, fiziksel hareket değil, bir karar ya da stratejik eylem anlamına gelir. İfade ana olaydan önce kullanıldığında anlatıcı, gelişmenin insanların beklentilerinden saptığını gösterir ve olayı daha fazla vurgular.
Alıştırma
Bu nottaki dört sözcüklü hedef ifadeyle haber üslubundaki cümleyi tamamlayın: ____, the mayor ended the project without warning.
Cevabı göster
In a surprise move
passed the crown to: tahtı ve kraliyet yetkisini devretmek
Passed the crown to, pass something to someone kalıbını izler; ancak the crown burada mecazlı bir anlam taşır. Monarşi bağlamında the crown, mücevherli fiziksel nesne yerine tahtı ve hükümdarın yetkisini temsil edebilir. Bu nedenle ifade, tahtın ve kraliyet yetkisinin James Stewart'a devredildiğini söyler. Tarih anlatılarındaki bu kısa kullanım, bir tacın fiziksel olarak verilmesini değil, tahtın el değiştirmesini anlatır.
Alıştırma
Bu tarihsel bağlamda passed the crown to James Stewart ne anlama gelir?
- Danışmanlar tahtı ve kraliyet yetkisini James Stewart'a devretti.
- Danışmanlar süs amaçlı bir tacı kısa süreliğine James Stewart'a verdi.
- Danışmanlar James Stewart'tan kraliyet mücevherlerini korumasını istedi.
Cevabı göster
Danışmanlar tahtı ve kraliyet yetkisini James Stewart'a devretti.
was subject to: olumsuz bir olayı resmî biçimde yaşamak
Bu cümlede was subject to, istenmeyen bir olayı “yaşadı” veya “maruz kaldı” anlamına gelir. James bir suikast girişiminin hedefiydi. Yapı be subject to + isim öbeği şeklindedir. Burada subject, “konu” ya da “okul dersi” anlamındaki isim değil, sıfattır. to'dan sonra gelen isim, ifadenin bir şeyi yaşamayı mı yoksa bir koşula tabi olmayı mı anlattığını belirler.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki iki sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: During the investigation, the scientist was ____ intense public criticism.
Cevabı göster
subject to
Barut Komplosu: I. James'e karşı 1605'teki gerçek komplo
Barut Komplosu, 1605'te Parlamento'nun açılışı sırasında Lordlar Kamarası'nı havaya uçurmak ve Kral I. James'i öldürmek için kurulmuş gerçek bir komplodur. Uygulanamadan önce ortaya çıkarılmıştır. Bu cümlede ad, James'e yönelik suikast girişimini belirtir; Macbeth'in içinde gerçekleşen bir olay değildir. Macbeth'in yazıldığı dönem civarındaki izleyiciler için bu komplo, vatana ihanet, kralın öldürülmesi ve meşru yönetim konularını özellikle hassas hâle getirmiştir.
Alıştırma
Bu cümledeki The Gunpowder Plot ifadesini hangi seçenek doğru tanımlar?
- Macbeth karakterlerinin planladığı kurgusal bir suikast.
- Parlamento'yu havaya uçurarak I. James'i öldürmeyi amaçlayan 1605 tarihli gerçek bir komplo.
- I. James'in yazdığı bir oyunun adı.
Cevabı göster
Parlamento'yu havaya uçurarak I. James'i öldürmeyi amaçlayan 1605 tarihli gerçek bir komplo.
Questions of what made for a legitimate king Kalıp ifadeler
1:34Meşru bir kralı neyin belirlediğine dair sorular
made for a legitimate king: bir sonucun oluşmasına katkıda bulunmak
Burada made for, “ortaya çıkmasına yardımcı oldu” veya “gerekli koşulları oluşturdu” anlamındadır. What made for a legitimate king, hangi niteliklerin, kuralların ya da koşulların birinin meşru bir kral sayılmasını sağladığını sorar. Bir yere doğru hareket etmeyi anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen what makes for + isim öbeği kalıbı, belirli bir sonucu hangi etkenlerin oluşturduğunu veya desteklediğini sorar. Örneğin what makes for a good team denebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede make for, örnekteki gibi bir sonucun oluşmasına katkıda bulunma anlamında kullanılmıştır?
- Patience and clear rules make for a calm classroom.
- They made a costume for the school play.
- We made for the station before sunset.
Cevabı göster
Patience and clear rules make for a calm classroom.
were on everyone's lips: herkesin dilinde olmak
Be on everyone's lips, “herkes tarafından konuşulmak” veya “çok konuşulan bir konu olmak” anlamına gelen bir deyimdir. Cümlede, bir kralın meşruluğuna ilişkin soruların kamusal tartışmanın önemli bir konusu hâline geldiğini anlatır. Everyone's çoğu zaman bilinçli bir abartıdır. Konunun son derece dikkat çektiğini belirtir; gerçekten herkesin ondan söz ettiği anlamına gelmez. Deyim ilgiyi anlatır, fikir birliğini değil.
Alıştırma
“Herkes tarafından konuşulmak” anlamındaki deyimi tamamlayın: After her surprise victory, the young athlete was ____.
Cevabı göster
on everyone's lips
must have + geçmiş zaman ortacı: geçmiş hakkında güçlü çıkarım
Must have + geçmiş zaman ortacı, geçmişteki bir durum hakkında güçlü bir çıkarım ifade eder. must have known ifadesinde anlatıcı, Shakespeare’in o sırada bunu bildiği sonucuna varır. Buradaki must, akıl yürütmeye dayanan yüksek bir kesinlik gösterir; Shakespeare’in bunu bilmek zorunda olduğu anlamına gelmez. İfade yine de doğrudan doğrulanmış bir gerçek değil, bir çıkarımdır.
Alıştırma
must have ve leave fiilinin doğru biçimini kullanarak güçlü çıkarımı tamamlayın: Her keys are on the desk, but she is not here. She ____ without them.
Cevabı göster
must have left
potent material: güçlü yaratıcı etkiye sahip kaynak malzeme
Bu cümlede material, yazıda kullanılabilecek hikâyeler, gerçekler, karakterler veya fikirler anlamına gelir. Potent, güçlü bir etki yaratabilen demektir; dolayısıyla potent material, güçlü dramatik veya yaratıcı potansiyele sahip kaynak malzemedir. Bu ifade, fiziksel bir maddenin neden yapıldığını değil, konunun ne kadar etkili olabileceğini değerlendirir. Potent, interesting sözcüğünden daha fazlasını anlatır: malzemenin izleyiciyi güçlü biçimde etkileyebileceğini veya sürükleyici bir esere temel olabileceğini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle potent material ifadesini güçlü etki potansiyeline sahip kaynak malzeme anlamında doğal biçimde kullanır?
- The diary gave the novelist potent material for a new book.
- The report gave the journalist plenty of material to read.
- The tailor bought waterproof material for the coat.
Cevabı göster
The diary gave the novelist potent material for a new book.
the stories of a murderous 11th century Scottish king
1:4611. yüzyılın katil İskoç kralının hikayeleriyle
conflated and adapted: kaynakları kaynaştırıp yeniden biçimlendirmek
Bu cümlede conflated, birbirinden ayrı birkaç kişinin hikâyesindeki ayrıntıları tek bir bileşik anlatı oluşturacak şekilde bir araya getirdiğini anlatır. adapted ise bu malzemenin yeni bir tiyatro eseri için değiştirildiğini belirtir. conflated and adapted birlikte, bağlantılı iki yaratıcı eylemi adlandırır: kaynakları kaynaştırmak ve ardından malzemeyi yeniden biçimlendirmek. Yani tek bir tarihî kaydı hiç değiştirmeden kopyalamak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, bir yazarın iki tarihî kişiyi birleştirdiğini ve ardından hikâyelerini yeni bir ortam için yeniden biçimlendirdiğini açıkça anlatır?
- The screenwriter adapted one ruler's story without merging it with another.
- The screenwriter compared two historical rulers and kept both stories unchanged.
- The screenwriter conflated two historical rulers and adapted their stories for television.
Cevabı göster
The screenwriter conflated two historical rulers and adapted their stories for television.
in Holinshed's Chronicles: tarihî bir kaynağı belirtmek
in Holinshed's Chronicles, tarih kayıtlarının bulunduğu kitabı belirtir. Holinshed's Chronicles, Britanya ve İrlanda hakkında 16. yüzyılda yaygın olarak okunan bir tarih derlemesiydi ve Shakespeare bu eseri kaynak olarak kullandı. Burada Chronicles, kitap adının bir parçasıdır ve genellikle zaman içinde düzenlenen tarihî olayların yazılı anlatımlarını ifade eder. Dolayısıyla ifade, modern bir haber kaydına değil, tarihî bir kaynağa işaret eder.
Alıştırma
Bu cümlede in Holinshed's Chronicles bize ne anlatır?
- Macbeth'in Chronicles adlı özel bir günlük yazdığını.
- Tarih kayıtlarının 16. yüzyıla ait bir tarihî kaynakta bulunduğunu.
- Olayların modern bir gazete tarafından haber yapıldığını.
Cevabı göster
Tarih kayıtlarının 16. yüzyıla ait bir tarihî kaynakta bulunduğunu.
grab the attention: dikkati hemen çekmek
Burada grab the attention, seyircinin hemen fark edip odaklanmasını sağlamak anlamına gelir. Grab mecaz anlamdadır; fiziksel olarak bir şey tutulmaz. İfade, dikkati hızlı ve güçlü biçimde çekme hissi verir. Doğal iki yapı grab someone's attention ve grab the attention of someone şeklindedir. Cümlede ikinci yapı kullanılarak of'tan sonra his diverse and rowdy audience şeklindeki daha uzun tanım getirilebilmiştir.
Alıştırma
“Seyircinin dikkatini hızlı ve güçlü biçimde çekmek” anlamındaki hedef eşdizimle cümleyi tamamlayın: The presenter began with a bold question to ____.
Cevabı göster
grab the audience's attention
rowdy audience: gürültücü ve kontrol edilmesi zor seyirci
Rowdy audience, gürültücü ve kontrol edilmesi zor seyircileri anlatır. Rowdy olumsuz bir değerlendirme taşır; yalnızca heyecanı değil, bağırmayı, laf atmayı, kaba davranışları veya düzeni bozmayı da düşündürebilir. Bu cümlede ifade, seyircilerin sessizce oturup hikâyeyi beklemeye pek yatkın olmadığını gösterir. Bu da hikâye anlatıcısının neden hemen etki yaratacak bir açılışa ihtiyaç duyduğunu açıklar.
Alıştırma
Hangi durum bir rowdy audience ifadesini en iyi tanımlar?
- Kalabalık heyecanlıydı ancak etkinliğin başlamasını sabırla bekledi.
- Kalabalık sanatçının sesini bastıracak şekilde bağırdı ve sakinleşmeleri için yapılan tekrarlı istekleri görmezden geldi.
- Kalabalık sessizce dinledi ve sonunda alkışladı.
Cevabı göster
Kalabalık sanatçının sesini bastıracak şekilde bağırdı ve sakinleşmeleri için yapılan tekrarlı istekleri görmezden geldi.
all sections of society: her toplumsal gruptan insanlar
all sections of society ifadesinde sections; gelir, meslek, statü veya geçmiş gibi ölçütlerle ayrılan toplumsal gruplar anlamına gelir. Bir yerin fiziksel bölümlerini anlatmaz. All, ifadeye kapsayıcılık katar: Globe yalnızca tek bir sınıftan değil, toplumsal yelpazenin tamamından insanları ağırlıyordu. Bu, geniş toplumsal erişimi anlatmanın kısa ve resmî bir yoludur.
Alıştırma
The new library offers free programs for all sections of society cümlesinde all sections of society ne anlama gelir?
- Çok sayıda sorumluluğu olan bir kişi
- Kütüphanedeki tüm fiziksel odalar
- Her toplumsal gruptan insanlar
Cevabı göster
Her toplumsal gruptan insanlar
Wealthier patrons watched the stage from covered balconies,
2:15Daha zengin izleyiciler sahneyi kapalı balkonlardan izlerken,
to take in the show from an open-air section Öbek fiiller
2:21gösteriyi açık hava bölümünden izlerdi
take in the show: bir gösteriyi izlemek ve keyfini çıkarmak
Burada take in the show, gösteriyi izlemek ve keyfini çıkarmak anlamına gelir. Bu öbek fiil, gösteriyi kişinin seçerek yaşadığı bir deneyim olarak sunar ve genellikle bir gezi ya da seyahatin parçası olduğu hissini verir. Take in birden fazla anlama sahiptir; bu nedenle yorumu nesne belirler. a show, a play, a concert veya the sights ile kullanıldığında genellikle gidip görmek ya da deneyimlemek anlamına gelir.
Alıştırma
Maya Chicago'yu ziyaret ediyor ve akşamı bir müzikal izleyerek geçirmek istiyor. Hangi cümle planını en iyi anlatır?
- She plans to take in a musical tonight.
- She plans to take part in a musical tonight.
- She plans to put on a musical tonight.
Cevabı göster
She plans to take in a musical tonight.
the pit: Globe'un açık hava ayakta izleme alanı
Bu cümlede the pit, Globe Tiyatrosu sahnesinin önündeki ve yanlarındaki avluda bulunan açık hava ayakta izleme alanının adıdır. En ucuz giriş biletini alan seyirciler, üstü kapalı galerilerde oturmak yerine burada ayakta oyun izlerdi. Buradaki pit, yerdeki sıradan bir çukur değil, tarihî bir tiyatro terimidir. Bu ad, bilet fiyatının seyircinin oyunu nereden izleyeceğini etkilediğini de gösterir.
Alıştırma
Globe Tiyatrosu hakkındaki cümlede the pit neyi ifade ediyor?
- En ucuz giriş biletini alan seyircilerin bulunduğu açık hava ayakta izleme alanı.
- Dekorların saklandığı, sahnenin altındaki derin bir çukur.
- Yalnızca müzisyenlere ayrılmış üstü kapalı bir balkon.
Cevabı göster
En ucuz giriş biletini alan seyircilerin bulunduğu açık hava ayakta izleme alanı.
There are even accounts of audiences throwing furniture
2:30Hatta seyircilerin mobilya fırlattığına dair anlatımlar bile vardır
plays were flops: yapımları başarısız olarak nitelemek
Plays were flops ifadesindeki flops, başarısız veya sevilmeyen yapımları anlatan çoğul ve sayılabilen bir isimdir. Yapı be + isim tümlecidir: tek bir oyun için a play was a flop, birden fazla oyun için plays were flops denir. Burada flop, fiziksel bir düşme hareketini değil, oyunların sonucunu değerlendirir. Bir gösterinin, filmin, ürünün veya etkinliğin seyirci gözünde ya da ticari açıdan büyük ölçüde başarısız olduğunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi flop sözcüğünün çoğul, sayılabilir isim biçimiyle tamamlayın: The two expensive musicals closed after three nights; both were ____.
Cevabı göster
flops
opens with a literal bang: gerçeğe dönüşen bir deyim
Open with a bang, ani, heyecan verici veya etkileyici bir biçimde başlamak anlamına gelen bir deyimdir. Tek başına bang gerçek bir sesi belirtmek zorunda değildir. Burada literal, açılışta gerçekten yüksek bir sesin, yani gök gürültüsünün de bulunduğunu belirtir. Deyimsel fikir ile gerçek ses aynı anda geçerlidir; bu da vurguyu artırır ve küçük bir söz oyunu yaratır.
Alıştırma
Hangi cümlede opens with a literal bang ifadesinin iki anlamı da geçerlidir?
- The parade opened with a bang because the dancers entered beautifully.
- The parade opened quietly with a moment of silence.
- The parade opened with a literal bang when a cannon fired.
Cevabı göster
The parade opened with a literal bang when a cannon fired.
They announce they're searching for a Scottish nobleman
2:42İskoç bir asilzadeyi aradıklarını duyururlar
chanting a curse: bir laneti törensel ritimle söylemek
Chanting a curse ifadesinde chant, sözleri düzenli bir ritimle ve çoğu zaman tekrarlayarak söylemek anlamına gelir. Buradaki curse, zarar vermeyi veya bir felaketi haber vermeyi amaçlayan sözler bütünüdür. Bu sözcükler birlikte törensel ve dramatik bir görüntü oluşturur. Chanting, sözlerin nasıl duyulduğunu anlatır; onları yalnızca söylemekten daha belirgin bir anlam taşır.
Alıştırma
Hangi cümle chanting a curse ifadesinin anlamını en iyi gösterir?
- The witches chanted a curse, repeating its words in a slow, steady rhythm.
- She cast a curse on the thief without speaking aloud.
- He mentioned a curse during an ordinary conversation.
Cevabı göster
The witches chanted a curse, repeating its words in a slow, steady rhythm.
a world gone mad: gone + sıfat ile sonuç durumu
a world gone mad ifadesinde gone mad, “delirmiş veya kaotik hâle gelmiş” demektir; “delirmek için oradan ayrılmış” anlamına gelmez. İfade bir sonucu anlatır: Dünya düzensiz bir duruma girmiştir. gone mad sözleri world sözcüğünden sonra gelir ve kısaltılmış that has gone mad ilgi cümleciği gibi işlev görür. Buradaki mad mecazidir ve toplumun tamamına uygulanarak normal değerlerin ve düzenin çöktüğünü düşündürür.
Alıştırma
İpucunda gösterilen ifadeyle cümleyi tamamlayın: After weeks of panic, the novel portrays a town ____. (The town has gone mad.)
Cevabı göster
gone mad
"Fair is foul, and foul is fair.": tersine çevrilmiş değerler paradoksu
Fair is foul, and foul is fair bir paradokstur: Karşıt değerlere sahip fair ve foul sözcüklerini eşitler. Burada fair iyi, çekici veya ahlaken doğru; foul ise kötü, yozlaşmış veya iğrenç anlamına gelir. Macbeth'te bu dengeli tersine çevirme, ahlaki kategorilerin altüst olduğu ve görünüşlere güvenilemediği bir dünyayı düşündürür. Bu, güzel hava veya fiziksel kir hakkında sıradan bir ifade değildir.
Alıştırma
Bu edebî bağlamda Fair is foul, and foul is fair sözü esas olarak neyi ifade eder?
- İyi ile kötü birbirine karışmıştır ve görünüşlere güvenilemez.
- Güzel hava yakında fırtınaya dönüşecektir.
- Güzel şeyler her zaman fiziksel olarak kirlenir.
Cevabı göster
İyi ile kötü birbirine karışmıştır ve görünüşlere güvenilemez.
they find Macbeth and his fellow nobleman Banquo.
3:02Macbeth ve asilzade arkadaşı Banquo'yu bulurlar.
All hail Macbeth: törensel bir selamlama
All hail + kişi adı veya unvan, herkesi o kişiyi selamlamaya, övmeye ya da alkışlamaya çağıran resmî ve eski tarz bir ifadedir. Burada hail bir fiildir; “dolu” anlamına gelmez. Bu törensel dil Macbeth'i sıradan insanların üzerinde bir konuma yükseltir ve kehaneti gündelik bir selamdan çok halka açık bir ilan gibi duyurur.
Alıştırma
Bilerek dramatik olan bu selamlamayı nottaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____ the new chess champion!
Cevabı göster
All hail
That shalt be king hereafter: eski that, shalt ve hereafter kullanımları
Shakespeare'in bu dizesinde that, Macbeth'e gönderme yapan bir ilgi zamiridir. Modern İngilizcede bunun karşılığı who olurdu: Macbeth, who will be king later. “Şu şey” anlamındaki işaret sözcüğü that değildir. Shalt, thou ile kullanılan eski ikinci tekil şahıs biçimidir ve burada yaklaşık olarak will anlamına gelir. Hereafter bu kehanette “gelecekte” demektir. Dize bütünüyle Macbeth'in ileride kral olacağını öngörür; bu, günümüzün normal kullanımı değil, Erken Modern İngilizcedir.
Alıştırma
Bu bağlamda “That shalt be king hereafter” ifadesine en uygun modern İngilizce cümle hangisidir?
- You will be king in the future.
- You must leave the kingdom now.
- That king ruled long ago.
Cevabı göster
You will be king in the future.
would he have to: varsayımsal bir durumda gereklilik
Bu soruda would he have to do, varsayılan veya henüz gerçekleşmemiş bir durumda hangi eylemin gerekli olacağını sorar. Düz cümlede sıralama he would have to do şeklindedir; soruda would, he öznesinin önüne gelir. Buradaki would bir olasılığı değerlendirmeye yarar. Geçmişte düzenli olarak yaptığı bir şeyi anlatmaz.
Alıştırma
Siz ve bir ekip arkadaşınız kütüphanenin erken kapanma olasılığını düşünüyorsunuz. Soruyu would + özne + have to ile tamamlayın: If the library closed early, what ____ do to finish our project?
Cevabı göster
would we have to
to gain the crown: tahtı elde etmek
Bu cümlede to gain the crown, tahtı elde edip kral olmak anlamına gelir. Crown, başa takılan fiziksel nesneyi değil, kraliyet makamını veya otoritesini temsil eder. Bu bir ad aktarmasıdır: monarşiyle yakından ilişkilendirilen bir nesne, makamın ya da gücün adı olarak kullanılır. Tarihî, kraliyetle ilgili ve fantastik bağlamlar bu mecazlı okumayı destekler.
Alıştırma
Hangi cümlede crown, kraliyet makamı veya otoritesi anlamında kullanılmıştır?
- The museum displayed a gold crown behind glass.
- The actor adjusted the plastic crown before going onstage.
- After years of civil war, the young prince finally gained the crown.
Cevabı göster
After years of civil war, the young prince finally gained the crown.
chart a course of murder, lies, and betrayal: bilinçli olarak seçilen bir yol
chart a course ifadesi kelime anlamıyla bir yolculuğun rotasını haritada belirlemek demektir. Burada mecazi anlamdadır: Macbeth ve Lady Macbeth cinayet, yalan ve ihanetten oluşan bir yolu bilinçli olarak planlayıp izlemeye başlar. Bu imge, onların eylemlerini bir dizi tesadüf olarak değil, seçilmiş bir yön olarak gösterir. of öbeği bu yolun nelerden oluştuğunu açıklar.
Alıştırma
Hangi cümlede chart a course, eylem yönü planlamak anlamında mecazi olarak kullanılmıştır?
- The navigator charted a course across the bay.
- The city stayed on course despite the delay.
- The city charted a course toward cleaner public transport.
Cevabı göster
The city charted a course toward cleaner public transport.
Shakespeare provides viewers with some of the most memorable passages
3:28Shakespeare izleyicilere en unutulmaz pasajlardan bazılarını sunar
the ensuing bloodbath: ardından gelen ağır şiddet
Ensuing, “az önce sözü edilen olaydan sonra gerçekleşen” demektir. Bloodbath sözcüğünü Macbeth ile Lady Macbeth'in seçtiği suç yoluna bağlar: olayların sıralamasında şiddet bunun ardından gelir. Bloodbath, geniş çaplı öldürme ve kan dökülmesini anlatan güçlü ve canlı bir sözcüktür. Bu cümlede gerçek anlamda bir banyoyu değil, oyundaki art arda gelen şiddet dolu ölümleri anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede the ensuing bloodbath ne anlama gelir?
- önceden gerçekleşen barışçıl bir olay
- banyo yapmak için kullanılan bir oda
- sonradan gerçekleşen ciddi şiddet
Cevabı göster
sonradan gerçekleşen ciddi şiddet
Lady Macbeth cries when she believes she can't wipe her victim's blood Öbek fiiller
3:37Lady Macbeth, kurbanının kanını silemeyeceğine inandığında ağlar
"Out, damned spot": bir lekeye yok olmasını emretmek
Burada Out, “git” ya da “yok ol” anlamına gelen eksiltili bir emirdir. Lady Macbeth'in hitap ettiği spot, ellerinde olduğunu hayal ettiği kan lekesidir; gitmesini istediği bir kişi değildir. Kısa emir ve Out sözcüğünün tekrarı, hem lekeyi hem de lekenin temsil ettiği suçluluk duygusunu yok etme çabasını gösterir. Out, I say emri güçlendirirken onun gördüklerini ve hissettiklerini kontrol edemediğini de ortaya koyar.
Alıştırma
"Out, damned spot" ifadesindeki Out neyi emrediyor?
- Bütün ışıklar kapatılmalıdır.
- Bir ziyaretçi odadan çıkmalıdır.
- Hayalî kan lekesi yok olmalıdır.
Cevabı göster
Hayalî kan lekesi yok olmalıdır.
wipe A off B: bir şeyi yüzeyden silerek çıkarmak
wipe A off B kalıbı, “A'yı silerek B'nin yüzeyinden çıkarmak” anlamına gelir. A çıkarılan madde veya izdir; B ise onun bulunduğu yüzeydir. Bu cümlede A, her victim's blood; B ise her hands ifadesidir. Cümle öncelikle fiziksel bir eylemi anlatır. Macbeth bağlamında kan aynı zamanda suçluluğu çağrıştırır; ancak wipe A off B kalıbı tek başına “sorumluluktan kaçmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi wipe A off B kullanarak tamamlayın: Please ____ the wet paint ____ your hands with this cloth.
Cevabı göster
wipe · off
is one of many themes that runs through the play, Öbek fiiller
3:45oyun boyunca işlenen birçok temadan biridir,
obsession with guilt: suçluluk duygusuna aşırı odaklanma
'Obsession with guilt', kişinin düşüncelerinin sürekli ve aşırı biçimde suçluluk duygusuna odaklanması ve bundan kurtulmanın zor olması demektir. İngilizcedeki obsession with + isim yapısında with, takıntının nesnesini belirtir; “birlikte” anlamına gelmez. Obsession, sıradan bir ilgi veya endişeden çok daha güçlüdür. Genellikle bu odağın sağlıksız ya da kontrol edilmesi zor olduğunu düşündürür.
Alıştırma
Hedef eşdizimi kullanarak cümleyi tamamlayın: His ____ perfection made it hard for him to relax.
Cevabı göster
obsession with
runs through the play: eserin tamamında tekrarlanmak
Burada 'runs through the play', bir temanın oyunun bir bölümünden diğerine tekrar tekrar ortaya çıkması anlamına gelir. Run through soyut anlamdadır: Tema eserin tamamında sürer ve bölümleri birbirine bağlamaya yardımcı olur; kimse gerçekten koşmaz. Aktarılabilir kalıp özne + run through + eser veya zaman aralığı biçimindedir. Özne, devam eden bir tema, ruh hâli, imge, fikir veya etki olabilir.
Alıştırma
Cümleyi run through ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: A sense of uncertainty ____ the entire novel.
Cevabı göster
runs through
universal tendency to abuse power: gücü kötüye kullanmaya yönelik evrensel eğilim
tendency to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir şeyi yapmaya yönelik eğilimi belirtir. Burada to abuse power, eylemin ne olduğunu açıklar: yetkiyi adaletsiz, zarar verici biçimde veya uygunsuz bir çıkar elde etmek için kullanmak. Universal, bu eğilimi farklı insanlar, toplumlar ya da dönemler boyunca yaygın biçimde görülen bir durum olarak sunar. Bu güçlü bir tematik genellemedir; her bireyin mutlaka gücü kötüye kullandığı yönünde kelimesi kelimesine bir iddia değildir.
Alıştırma
Yetkiyi kötüye kullanmaya yönelik geniş ölçüde paylaşılan bir eğilimi anlatan hedef ifadeyi yazın: Strong safeguards can limit the ____.
Cevabı göster
universal tendency to abuse power
endless cycles of violence and betrayal: şiddet ve ihanetin bitmek bilmeyen döngüleri
Cycles of violence and betrayal, zarar verici eylemler ile güvenin sarsılmasının misillemeye yol açtığı, bunun da daha fazla şiddet veya ihanet ürettiği tekrarlanan örüntüleri anlatır. Burada cycles, bisiklet değil, tekrar eden süreçler anlamındadır. Endless güçlü bir vurgudur: tekrarın sonu yokmuş gibi sürdüğünü ve kırılmasının zor olduğunu ifade eder. Bu örüntünün kelimesi kelimesine sonsuza kadar süreceği anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Tekrarlanan şiddeti ve güven kaybını anlatan hedef ifadeyi yazın: Years of revenge locked the rival groups into ____.
Cevabı göster
endless cycles of violence and betrayal
a number of phrases that got their start in the play Kalıp ifadeler
4:01bu oyunda başlayan birçok ifade
got their start in the play: bir kökeni ifade etmek
Get one's start, bir şey için kökenini almak; bir kişi veya kuruluş içinse kariyerine ya da gelişim sürecine başlamak anlamına gelir. got their start in the play ifadesinde their, çoğul phrases ismine gönderme yapar; in the play ise bu ifadelerin ilk ortaya çıktığı kaynağı belirtir. İyelik biçimi özneye göre my, your, his, her, its, our veya their olur. Bu yapı yalnızca bir işe başlamayı değil, bir kökeni ya da çıkış noktasını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi get one's start ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The tradition ____ a small coastal town.
Cevabı göster
got its start in
repeated so many times that: sonuca yol açan sıklık
repeated so many times that... yapısında so many, çoğul sayılabilen isim times'ı niteler; that ise sonucu başlatır. Tekrarın, that'ten sonra belirtilen sonucu doğuracak kadar sık gerçekleştiği anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp, fiil + so many times that + sonuç cümleciğidir. Yüksek sıklık ile sonucunu birbirine bağlar; that'ten sonraki cümlecik times sözcüğünü açıklamaz.
Alıştırma
Cümleyi hedef sıklık-sonuç yapısıyla tamamlayın: The warning was ____ everyone could recite it.
Cevabı göster
repeated so many times that
feel commonplace: fazlasıyla tanıdık olduğu için sıradan görünmek
Burada feel, ardından commonplace sıfatının geldiği bir bağlayıcı fiildir. Feel commonplace, özellikle tekrarlar bir şeyi fazlasıyla tanıdık hâle getirdiğinde “sıradan veya önemsiz görünmek” anlamına gelir. Bu kullanım fiziksel dokunmayı değil, oluşan izlenimi anlatır. Commonplace burada bir sıfattır; içinde place geçse de bir konumu ifade etmez.
Alıştırma
Cümleyi “fazlasıyla tanıdık hâle geldiği için sıradan görünmek” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: After hearing the joke every day, it began to ____.
Cevabı göster
feel commonplace
the milk of human kindness: doğal şefkat için bir mecaz
The milk of human kindness, kişinin doğuştan gelen şefkatini, yumuşak huyluluğunu ve başkalarına duyduğu ilgiyi anlatan edebî bir mecazdır. Milk, besleyici ve hayat verici bir şeyi çağrıştırır; gerçek süt anlamına gelmez. İfade Macbeth'ten gelir. Lady Macbeth, Macbeth'in bu iyilikle “fazlasıyla dolu” olduğunu söyler; yani onun insani doğasının güç kazanmak için acımasızca davranmasını engelleyebileceğini düşünür. Bu nedenle bağlamdaki tutum, olumlu bir niteliği engelmiş gibi gösterebilir.
Alıştırma
“the milk of human kindness” mecazında milk nasıl bir anlam katar?
- Cömert insanların paylaştığı sütlü bir içeceğin adını verir.
- Şefkati besleyici bir insani özellik olarak sunar.
- Macbeth'in karar vermeden önce yemek yemesi gerektiğini söyler.
Cevabı göster
Şefkati besleyici bir insani özellik olarak sunar.
What's done is done: değiştirilemeyeni kabullenmek
“What's done is done”, bir şeyin zaten gerçekleştiğini ve artık değiştirilemeyeceğini anlatan kalıplaşmış bir sözdür. Buradaki done yalnızca bir eylemin tamamlandığını belirtmez; bütün ifade, geri döndürülemez bir geçmişi kabullenme tutumu taşır. Geçmiş üzerinde durmayı bırakıp dikkati bundan sonra yapılacaklara çevirmek için kullanılır. Ses tonuna göre teselli, kabulleniş ya da konuşmayı kapatma anlamı verebilir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki kalıplaşmış sözle tamamlayın: We cannot change yesterday's decision. ____; let's plan the next step.
Cevabı göster
What's done is done
Double, double, toil and trouble: Shakespeare’in büyü ezgisinde tekrar ve uyak
Double, double, toil and trouble, Shakespeare’in Macbeth oyununda cadıların söylediği ünlü bir büyü ezgisinin başlangıcıdır. Toil ağır çalışma veya mücadele, trouble ise zorluk ya da felaket anlamı taşır. Double sözcüğünün tekrarı, bu sıkıntıların giderek arttığı imgesini yaratır. Dize, bir şeyi çarpmaya yönelik sıradan bir talimattan çok bir büyü sözü gibi işlev görür. Tekrar, güçlü ritim ve double ile trouble arasındaki uyak, dizeyi akılda kalıcı ve törensel yapar. Modern kullanımlar genellikle cadıları, büyüyü veya Macbeth’i çağrıştırır.
Alıştırma
Bu bağlamda “Double, double, toil and trouble” dizesine büyü etkisi veren nedir?
- Tekrar, güçlü bir ritim ve double ile trouble arasındaki uyak.
- Günlük çalışma programının tarafsız bir açıklaması.
- Ağır çalışmayı sözcüğü sözcüğüne ikiyle çarpma talimatı.
Cevabı göster
Tekrar, güçlü bir ritim ve double ile trouble arasındaki uyak.
famous witches spell: büyülü sözler anlamındaki spell
Burada spell, büyülü gücü olduğuna inanılan sözler bütünü anlamında sayılabilen bir isimdir. "famous witches spell" ifadesi, ardından gelen alıntıyı cadılarla ilişkilendirilen ünlü bir ezgi olarak tanıtır. Bu etiket, tekrarı, uyağı ve alışılmadık ifadeleri bir büyü sözünün üslubu olarak yorumlamanıza yardımcı olur. Cadıların sözcükleri harf harf söylediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede spell “büyülü sözler” anlamında kullanılmıştır?
- The witch whispered a spell to unlock the door.
- We had a brief spell of warm weather.
- Please spell your family name slowly.
Cevabı göster
The witch whispered a spell to unlock the door.
save the juiciest bit of all for someone: en heyecan verici kısmı birine saklamak
Save X for Y, X’i Y’ye vermek, göstermek veya Y ile ilişkilendirmek için uygun zamana kadar saklamak anlamına gelir. Burada Shakespeare en heyecan verici malzemeyi Macbeth’in kendisine ayırır. Of all, juiciest üstünlük derecesini güçlendirir; himself ise başka bir karakteri değil, özellikle Macbeth’i vurgular. Juiciest burada mecazidir: en çok suyu olan yiyeceği değil, en ilginç, dramatik veya açıklayıcı parçayı anlatır. Bit ifadeye konuşma dili havası verir; tüm ifade de sırada gelecek içerik için beklenti yaratır.
Alıştırma
Hangi cümlede juiciest mecazi olarak “en heyecan verici veya açıklayıcı” anlamında kullanılmıştır?
- The cook saved the juiciest peach for dessert.
- The editor saved the juiciest detail for the final paragraph.
- The report measured how much juice each orange contained.
Cevabı göster
The editor saved the juiciest detail for the final paragraph.
the futility of life: hayatın anlamlı hiçbir şey üretmediği düşüncesi
the futility of life ifadesi, hayatı değerli bir amaç veya sonuç üretemeyen bir şey olarak sunar. Futility, çaba gösterilse bile yararlı bir etkinin, amacın veya anlamlı bir sonucun bulunmamasını anlatır. Burada bu soyut ve edebî ifade, yalnızca yaşamanın zor olduğunu değil, insan varoluşuna dair karamsar bir yargıyı aktarır.
Alıştırma
Cümledeki the futility of life ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- hayatın ve insan çabasının anlamlı hiçbir sonuç üretmediği düşüncesi
- hayatın sorunlarını çözmenin olağan zorluğu
- hayatta kalmak için gereken fiziksel çaba
Cevabı göster
hayatın ve insan çabasının anlamlı hiçbir sonuç üretmediği düşüncesi
Out, out, brief candle: kısa süre yanan bir alev olarak hayat
brief candle ifadesindeki mum alevi, insan hayatının bir metaforudur: yalnızca kısa bir süre yanar ve sönebilir; aynı şekilde hayat da kırılgandır ve ölümle sona erer. Brief, mumun fiziksel olarak küçük olmasını değil, hayatın kısa sürmesini anlatır. Tekrarlanan Out, aleve sönmesini emreden bir söz gibi duyulur. Macbeth’in oyunun sonlarına doğru söylediği bu monologda, ifadeye kasvetli ve kesin bir ton katar; görüntüyü sıradan bir mumu söndürme isteğinden çıkarıp ölümlülük üzerine bir düşünceye dönüştürür.
Alıştırma
Bu dizedeki brief candle neyi temsil eder?
- Yalnızca kısa bir süre devam eden kırılgan bir insan hayatı.
- Hayatın sonsuza dek süreceğini vaat eden bir ışık kaynağı.
- Macbeth’in birine dışarı taşıtmak istediği küçük bir ev mumu.
Cevabı göster
Yalnızca kısa bir süre devam eden kırılgan bir insan hayatı.
Life's but a walking shadow: kısa ve maddi özü olmayan bir hayat
Cümlede bir metafor kullanılır: hayat, walking shadow ile karşılaştırılır. Gölge hareket ediyor gibi görünür ama katı bir bedeni yoktur ve hızla geçip gider. Bu nedenle imge, insan hayatını gerçek bir hayalet olarak değil, geçici ve maddi özü olmayan bir şey olarak sunar. Burada but, “ancak” anlamındaki however değil, “yalnızca” anlamındaki only veya merely demektir. Life's, life is ifadesinin kısaltmasıdır; dolayısıyla yapı “Hayat yürüyen bir gölgeden başka bir şey değildir” anlamına gelir. Metafor, hayatın değerine ilişkin son derece kötümser bir bakış ifade eder.
Alıştırma
Life's but a walking shadow ifadesinin anlamını en iyi koruyan açıklama hangisidir?
- İnsanlar hareket etmeyi sürdürdükçe hayat iyileşir.
- Hayata yürüyen bir gölge yön verir.
- Hayat yalnızca kısa ve maddi özü olmayan bir varoluştur.
Cevabı göster
Hayat yalnızca kısa ve maddi özü olmayan bir varoluştur.
a poor player ... upon the stage: kısa bir performans olarak hayat
Bu eski tiyatro kullanımında player “aktör”, poor ise maddi olarak yoksul değil, “acınası” veya “önemsiz” anlamına gelir. That struts and frets... ilgi cümleciği aktörü betimler: struts gururlu ve gösterişli hareketleri, frets ise kaygılı huzursuzluğu anlatır. His hour, seyirci önünde kendisine ayrılan kısa süre demektir; mutlaka tam altmış dakika anlamına gelmez. Sahne hayatın metaforuna dönüşür: kişi kısa süreli görünüşü sırasında gururla hareket eder ve kaygılanır, sonra ayrılmak zorunda kalır. Bu da insan çabasını küçük ve geçici gösterir.
Alıştırma
Bu metaforda a poor player that struts and frets his hour upon the stage neyi temsil eder?
- Tiyatroda kalmaya parası yetmeyen bir video oyuncusu.
- Hayatı bir aktörün kısa ve kaygılı performansına benzeyen kişi.
- Gösterisi tam altmış dakika sürmek zorunda olan bir aktör.
Cevabı göster
Hayatı bir aktörün kısa ve kaygılı performansına benzeyen kişi.
“a tale told by an idiot”: anlamsız bir öykü olarak yaşam
Bu bölümde tale, yaşamla ilgili bir benzetmeyi sürdürür: yaşam, ona akıl, düzen ya da amaç veremeyen birinin anlattığı öykü gibi sunulur. İfade esas olarak gerçek bir anlatıcıyı betimlemez. Anlatıcıya idiot denmesi yargıyı çok sertleştirir: yaşam öyküsü karmaşık ve anlaşılır bir anlamdan yoksun görünür. Bu nedenle benzetme, yaşamın özünde bir amacı olduğu düşüncesini son derece karamsar biçimde reddeder.
Alıştırma
Bu bölümde a tale told by an idiot neyi düşündürür?
- Yaşam, açık bir nedeni ya da amacı olmayan karmaşık bir öykü gibidir.
- Aptal bir karakter eğlenceli bir öykü anlatmaktadır.
- Yetenekli biri yaşamı anlattığında yaşam anlam kazanır.
Cevabı göster
Yaşam, açık bir nedeni ya da amacı olmayan karmaşık bir öykü gibidir.
“full of sound and fury, signifying nothing”: anlamdan yoksun yoğunluk
Sound and fury; gürültüyü, öfkeyi ve dramatik çatışmayı tek bir canlı imgede toplar. Signifying nothing ise son yargıyı verir: bütün bu yoğunluk gerçek bir anlama ya da içeriğe işaret etmez. Sözler birlikte “dışarıdan gürültülü ve güçlü, ancak sonuçta boş” anlamına gelir. Signifying nothing bölümünü çıkarmak, ifadenin temel olumsuz sonucunu ortadan kaldırır.
Alıştırma
Hangi yorum full of sound and fury, signifying nothing ifadesinin iki bölümünü de korur?
- Öfkesi, mesajının doğru olduğunu kanıtlar.
- Gürültülü ve yoğundur, ancak sonuçta anlamsızdır.
- Sakin ve sessizdir, ancak son derece önemlidir.
Cevabı göster
Gürültülü ve yoğundur, ancak sonuçta anlamsızdır.
Life may be ..., but Macbeth is not: önce ödün, ardından tersine dönüş
İlk yan cümle, Macbeth'teki kasvetli hayat tasvirini tekrarlar ve may ile bu görüşe geçici olarak yer verir. Ardından but, alıntıdan konuşanın kendi değerlendirmesine geçiş yapar. but Macbeth is not ifadesinde Macbeth yalnızca karakteri değil, eseri anlatır. Eksik bırakılan sözler ilk yan cümleden anlaşılır: eser, o tür boş ve anlamsız bir hikâye değildir. Böylece cümle alıntıyı bir hazırlık olarak kullanır, sonra değerlendirmeyi tersine çevirerek eserin anlamını vurgular.
Alıştırma
Cümle, alıntıyı ve konuşanın değerlendirmesini nasıl düzenliyor?
- Alıntının hayat hakkındaki kasvetli görüşüne geçici olarak yer verir, ardından bu görüşün Macbeth adlı eser için de geçerli olduğu yargısını reddeder.
- Macbeth'in hikâye anlatmayı reddeden bir karakter olduğunu söyler.
- Hem hayatın hem de Macbeth adlı eserin anlamsız hikâyeler olduğunu kabul eder.
Cevabı göster
Alıntının hayat hakkındaki kasvetli görüşüne geçici olarak yer verir, ardından bu görüşün Macbeth adlı eser için de geçerli olduğu yargısını reddeder.
have entered our cultural consciousness: ortak kültürel belleğin parçası olmak
Have entered our cultural consciousness, bir şeyin toplumun ortak kültürel farkındalığının parçası hâline gelmesini anlatan bir mecazdır. Shakespeare'in sözleri ve karakterleri o kadar geniş ölçüde tanınır, alıntılanır ve yeniden kullanılır ki kültürün düşünme ve iletişim kurma biçimini şekillendirmeye yardımcı olur. Present perfect yapıdaki have entered, bu etkinin geçmişte oluştuğunu ve bugün de geçerli olduğunu gösterir. Our, tek bir kişinin özel belleğini değil, ortak bir topluluğu ifade eder.
Alıştırma
"The character has entered our cultural consciousness" ne anlama gelir?
- Karakter, insanların düşündüğü bir yere fiziksel olarak girdi.
- Bir kişi karakteri az önce hatırladı.
- Karakter, topluluğun ortak kültürel belleğinin bir parçası olarak geniş ölçüde tanınır hâle geldi.
Cevabı göster
Karakter, topluluğun ortak kültürel belleğinin bir parçası olarak geniş ölçüde tanınır hâle geldi.
Directors often use the story to shed light on abuses of power Öbek fiiller
5:08Yönetmenler genellikle bu hikayeyi gücün kötüye kullanımına ışık tutmak için kullanırlar
shed light on abuses of power: gizli kalmış bir sorunu açıklığa kavuşturmak
Shed light on, “bir şeyi daha açık veya anlaşılması daha kolay hâle getirmek” anlamına gelir. Bu cümlede hikâye, gücün kötüye kullanılmasını ortaya çıkarmaya ve açıklamaya yardımcı olur. İfade mecazidir: light anlamayı temsil eder, yani gerçek bir ışıktan söz edilmez. Nesnesi genellikle daha önce net olmayan bir sorun, neden, olay veya örüntüdür.
Alıştırma
Hangi cümlede shed light on, “konuyu daha açık hâle getirmek” anlamında doğru kullanılmıştır?
- The report sheds light how public funds were misused.
- The report sheds light on how public funds were misused.
- The report sheds on light how public funds were misused.
Cevabı göster
The report sheds light on how public funds were misused.
ranging from the American mafia to dictators across the globe: geniş bir aralığı belirtmek
Ranging from A to B, geniş bir kümenin birbirinden uzak iki ucunu belirtir. Burada Amerikan mafyası ve dünyanın dört bir yanındaki diktatörler uç nokta örnekleridir. Bu, tartışmanın yalnızca bu iki durumu değil, gücün kötüye kullanılmasının çok farklı biçim ve ortamlarını kapsadığını gösterir. Dilbilgisi bakımından ranging from...to..., abuses of power isim öbeğine bağlanan bir ortaç öbeğidir. From ve to bir yolculuk rotasını değil, soyut bir kapsamı belirtir. A ve B genellikle dilbilgisel olarak paralel biçimlerde olmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi ranging from A to B yapısıyla tamamlayın: The course covers topics ____ basic grammar ____ academic writing.
Cevabı göster
ranging from · to
been adapted to film: bir eserin filme dönüşmesi
Burada has been adapted to film, oyunun film versiyonlarına dönüştürüldüğü anlamına gelir. Bu yapı present perfect zamanda edilgendir: eylem oyuna uygulanır ve many times, bugüne kadar farklı zamanlarda birden çok uyarlama yapıldığını belirtir. Bu medya bağlamında adapt, “mevcut bir hikâyeyi yeni bir ortam için yeniden işlemek” demektir. To film, sinemayı hedef ortam olarak gösterir. Bu, “alışmak” anlamındaki adapt to something kalıbı değildir.
Alıştırma
Cümleyi, sinemayı hedef ortam olarak gösteren ve film versiyonları yapıldığı anlamına gelen bu dersteki tam ifadeyle tamamlayın: The novel has been ____ three times.
Cevabı göster
adapted to film
Akira Kurosawa's Throne of Blood: bir Macbeth uyarlaması
Akira Kurosawa Japon film yönetmenidir; Throne of Blood ise Shakespeare'in Macbeth eserinden yaptığı film uyarlamasının adıdır. Film, hikâyeyi feodal Japonya'ya taşır. Bu nedenle burada oyunun kültürler arası uyarlanmasına örnek olarak verilir. Akira Kurosawa's biçimindeki iyelik yapısı yönetmeni filmle ilişkilendirir. Throne of Blood ifadesini Macbeth'in alt başlığı veya alternatif İngilizce adı yapmaz.
Alıştırma
Akira Kurosawa's Throne of Blood burada neyi ifade ediyor?
- Shakespeare'in özgün Macbeth eseri için kullanılan İngilizce bir alt başlık
- Macbeth'te Akira Kurosawa'nın canlandırdığı bir karakter
- Kurosawa'nın yönettiği ve Macbeth'i feodal Japonya'ya uyarlayan bir film
Cevabı göster
Kurosawa'nın yönettiği ve Macbeth'i feodal Japonya'ya uyarlayan bir film
takes place in feudal Japan: hikâyenin geçtiği ortamı belirtmek
Bu cümlede takes place in feudal Japan, Throne of Blood'un Japonya'nın feodal döneminde geçtiği anlamına gelir. Take place “meydana gelmek”, bir hikâyeden söz ederken de “geçmek” anlamındadır; fiziksel olarak bir yeri almak anlamına gelmez. Bir olayın nerede gerçekleştiğini veya bir hikâyenin nerede geçtiğini belirtmek için take place in + yer ya da tarihsel ortam yapısını kullanabilirsiniz. Throne of Blood tekil bir eser adı olduğu için üçüncü tekil şahıs biçimi takes place kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi take place ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The annual festival ____ in a coastal village every spring.
Cevabı göster
takes place
are managers of competing fast food restaurants.
5:30rakip fast food restoranlarının yöneticileridir.
No matter the presentation: değişken biçimden sonra değişmeyen sonucu belirtmek
No matter the presentation, “eser nasıl sunulursa sunulsun” anlamına gelen bir ödünleme girişidir. Burada presentation, sahne prodüksiyonu veya uyarlama gibi eserin biçimini ya da ele alınış tarzını anlatır. İfade, ardından neyin değişmeden doğru kaldığını söylemeden önce bütün olası biçimleri kapsar. Kısa no matter + isim kalıbı, değişebilecek unsur bağlamdan açıkça anlaşıldığında kullanılır: no matter the format, no matter the cost. Daha açık bir biçimi no matter how the work is presented şeklindedir.
Alıştırma
Biçimin değişebileceğini ancak ana fikrin değişmediğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- No matter how the format, the main idea remains the same.
- No matter of the format, the main idea remains the same.
- No matter the format, the main idea remains the same.
Cevabı göster
No matter the format, the main idea remains the same.
And so, it seems, is Shakespeare's Macbeth: Önceki yargıyı yineleyen devrik so
Buradaki so, “bu yüzden” anlamına gelmez. Önceki still relevant today betimlemesinin yerini tutar. so + be fiilinin bir biçimi veya yardımcı fiil + yeni özne kalıbı, önceki olumlu yargının yeni özne için de geçerli olduğunu gösterir: Shakespeare's Macbeth is still relevant today too. it seems, iddiayı “görünüşe göre” anlamıyla yumuşatan bir ara sözdür. Bu ara söz çıkarıldığında ana yapı And so is Shakespeare's Macbeth. olur. Bu kısa ve devrik gönderme, betimlemenin tamamını tekrarlamadan önceki cümleye dönerek anlatımı özlü biçimde sonlandırır.
Alıştırma
the play öznesini koruyarak cümleyi temel devrik so kalıbıyla tamamlayın: The themes remain relevant today, and ____.
Cevabı göster
so does the play
please consider supporting our non-profit mission
5:48kar amacı gütmeyen misyonumuzu desteklemeyi düşünün