Bu Video Seni Kızdıracak: İngilizce çalışma notları
CGP Grey
Video özeti: Deneme fikirleri mikroplara benzetiyor; öfkenin yayılmayı neden hızlandırdığını ve karşıt kampların birbirlerini nasıl canlı tuttuğunu açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. as though they're alive, Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Hayali bir karşılaştırmayı gerçek diye sunmadan kurun; görünüşleri ve benzetmeleri anlatın. 2. press emotional buttons, Deyimler ve mecazlı ifadeler: Güçlü tepkileri bilinçli olarak tetikleme anlamını kavrayın; duygusal hassasiyetleri kullanan medya veya tartışmaları açıklayın. 3. isn't to say, Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bir sınırlama eklemeden önce aşırı geniş çıkarımı durdurun; ana savdan vazgeçmeden belirli bir sonucu reddedin.
Bu derste
Thoughts compete for space in your brain. Kalıp ifadeler
0:00Düşünceler beyninizdeki alan için rekabet eder.
compete for space: sınırlı kapasite için yarışmak
compete for space ifadesinde compete, birkaç şeyin aynı sınırlı alanı veya kapasiteyi kullanmaya çalışması anlamına gelir. Space fiziksel olabilir; ancak burada beynin sınırlı dikkatini ve zihinsel kapasitesini anlatır. Bu ifade fiziksel olmayan sınırlar için de kullanılabilir: Fikirler, uygulamalar, görevler veya görseller aynı anda sığamadığında ya da ilgi göremediğinde compete for space edebilir.
Alıştırma
Dersi öğrendiğiniz ifadeyle cümleyi tamamlayın: On a crowded noticeboard, event posters ____.
Cevabı göster
compete for space
Now, we can treat thoughts as though they're alive, Dilbilgisi
0:12Şimdi, düşüncelere sanki canlılarmış gibi davranabiliriz,
as though they're alive: hayalî bir karşılaştırma
As though, hayal edilen bir duruma dayanan karşılaştırma getirir. Treat thoughts as though they're alive, düşünceleri canlı varlıklar gibi düşünmek veya betimlemek demektir; onların gerçekten canlı olduğunu söylemez. Yapı treat + nesne + as though + yan cümle biçimindedir. They're, they are ifadesinin kısaltmasıdır ve burada they, thoughts sözcüğüne gönderme yapar.
Alıştırma
Cümleyi bir gerçeği değil, hayalî bir karşılaştırmayı gösterecek şekilde hangi seçenek tamamlar? Maya talks to the plant ___ it can understand every word.
- even though
- because
- as though
Cevabı göster
as though
That might sound weird, but stick with me. Öbek fiiller
0:17Kulağa tuhaf gelebilir, ama beni dinlemeye devam edin.
stick with me: açıklamamı takip etmeye devam edin
Bu cümlede stick with me, “dinlemeye devam edin ve düşünce akışımı takip edin” anlamına gelir. Konuşmacı, fikrin başta garip gelebileceğini bildiği için dinleyicilerden fikri hemen reddetmemelerini ister. Bu, karşıdaki kişiden dikkatini sürdürmesini veya biraz sabırlı olmasını isteyen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada stick gerçekten yapışmakla ilgili değildir; with me de yalnızca aynı yerde bulunmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Konuşmacının isteğini bu dersteki ifadeyle tamamlayın: “The next part may sound strange, but ____.”
Cevabı göster
stick with me
Jokes are thought germs that live in your brain,
0:20Şakalar beyninizde yaşayan düşünce mikroplarıdır,
just like when you have the flu and sneeze to help it reproduce.
0:25tıpkı grip olduğunuzda hapşırarak onun üremesine yardım etmeniz gibi.
This germ gets into its host by snot through the mouth,
0:29Bu mikrop konağına ağız yoluyla sümükten girer,
either way: her iki durumda da aynı sonuç
Either way, daha önce belirtilen iki olasılığa gönderme yapar ve aynı sonucun ikisi için de geçerli olduğunu söyler. Burada iki yayılma biçimi farklıdır, ancak ikisi de üreme sayılır. Birine seçeneklerden birini seçmesini söylemez. İki olasılığı tek bir sonuç altında birleştirerek karşılaştırmayı bitirir: “ikisinden hangisi olursa olsun” veya “her iki durumda da”.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: “The bus may be early or late, but either way, I’ll be at the stop.” either way neyi gösteriyor?
- Konuşmacı iki farklı otobüs durağı arasında seçim yapmaktadır.
- Otobüs erken de gelse geç de gelse konuşmacı durakta olacaktır.
- Konuşmacı yalnızca otobüs erken gelirse durağa gidecektir.
Cevabı göster
Otobüs erken de gelse geç de gelse konuşmacı durakta olacaktır.
Logging on to your social media then is exposing yourself to everyone's mental sneezes, Kalıp ifadeler
0:35Sosyal medyanıza girmek demek, kendinizi herkesin zihinsel hapşırıklarına maruz bırakmanız demektir,
exposing yourself to: kendini bir etkiyle temasa açmak
Bu cümlede exposing yourself to, kendini bir etkiyle temas edecek duruma sokmak anlamına gelir: sosyal medyayı açarak başkalarının düşüncelerinin sana ulaşmasına izin verirsin. to sonrasındaki nesne, neyle karşılaştığını belirtir. expose yourself to + isim kalıbı, seçiminin olası bir etki veya risk oluşturduğunu sık sık ima eder. Burada vücudu açığa çıkarmak anlamında değildir; mental sneezes, düşüncelerin mikroplar gibi yayılmasını anlatan bir benzetmedir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyi geniş zamanda kullanarak tamamlayın: When you watch frightening clips before bed, you ____ unnecessary stress.
Cevabı göster
expose yourself to
each post a glob of snot with a thought germ trying to get into your brain.
0:40her gönderi beyninize girmeye çalışan bir düşünce mikrobu içeren bir sümük damlasıdır.
then at least long enough to get you to press the share button and sneeze it with everyone you know. Dilbilgisi
0:45en azından size paylaş düğmesine bastırıp onu tanıdığınız herkese hapşırtacak kadar uzun süre kalır.
If not X, then at least Y: asgari sonuca geri çekilmek
if not X, then at least Y kalıbı, daha güçlü veya uzun süren X sonucundan daha küçük bir asgari sonuç olan Y'ye iner. Konuşan kişi düşüncenin kalıcı olacağını iddia etmeyebilir, ancak paylaşılacak kadar uzun süre kalacağını iddia eder. Buradaki for, süre belirten for permanent residence grubuna aittir. Bu nedenle if not for, without veya were it not for anlamına gelmez; then at least, kademeli olarak daha düşük sonuca geçildiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi hedefi aşağı çeken yapının iki parçasıyla tamamlayın: Let's meet, ____ for lunch, ____ for a quick coffee.
Cevabı göster
if not · then at least
get you to press: get + kişi + to + fiil kalıbı
Burada get you to press, paylaş düğmesine basmanızı sağlamak veya sizi buna ikna etmek anlamına gelir. Get, almak anlamında değildir; bir şeyin bir kişiyi başarıyla etkileyip harekete geçirdiğini gösterir. Kalıp get + kişi + to + fiilin yalın hâlidir. get you to press ifadesinde you etkilenen kişi, press ise eylemdir. Fiilden önceki to korunmalıdır.
Alıştırma
get + kişi + to + fiil kalıbını tap fiiliyle tamamlayın: The reminder got Mia ____ the link.
Cevabı göster
to tap
a funny cat photo with a perfect caption is a super flu.
0:51mükemmel bir alt yazıya sahip komik bir kedi fotoğrafı süper bir griptir.
Now, just as germs exploit weak points in your immune system,
0:54Şimdi, tıpkı mikropların bağışıklık sisteminizdeki zayıf noktaları sömürmesi gibi,
so do thought germs exploit weak points in your brain,
0:58düşünce mikropları da beyninizdeki zayıf noktaları sömürür,
Once inside, thought germs that press emotional buttons get their hosts to spread them more, Deyimler
1:02İçeri girdikten sonra, duygu düğmelerine basan düşünce mikropları, konaklarının onları daha fazla yaymasını sağlar,
press emotional buttons: duyguları mecaz yoluyla tetiklemek
Burada buttons, zihindeki hayalî tetikleyicilerdir. Press emotional buttons, öfke gibi duyguları insanların davranışlarını etkileyecek kadar güçlü biçimde harekete geçirmek demektir. Düşünce mikropları, insanların onları yaymasını sağlamak için bu tepkileri kullanıyormuş gibi anlatılır. Bu ifade, tahmin edilebilir duyguları tetikleyen mesajları, görüntüleri veya olayları anlatabilir. Genellikle gerçek bir düğmeye dokunmayı değil, duygusal tepkinin stratejik olarak kullanılmasını ima eder.
Alıştırma
Bu cümlede press emotional buttons ne anlama geliyor?
- Duyguları ölçen fiziksel kontrollere basmak
- Kimsenin tepki vermemesi için duyguları gizlemek
- Bir tepkiyi etkilemek için güçlü duyguları tetiklemek
Cevabı göster
Bir tepkiyi etkilemek için güçlü duyguları tetiklemek
don't get very far: sınırlı ilerleme veya yayılma
Burada don't get very far fiziksel bir mesafeyi anlatmaz. “Geniş bir alana yayılmamak” veya “fazla ilerleme kaydetmemek” anlamına gelir. Bu bağlamda hüzünlü düşüncelerin genellikle çok kişi tarafından paylaşılmadığını belirtir. get (very) far kalıbı bir kişinin, fikrin, planın veya mesajın ne kadar ilerleme, etki ya da erişim sağladığını değerlendirebilir. won't get far gibi olumsuz bir biçim, başarının sınırlı kalacağını öngörür.
Alıştırma
Cümleyi “çok ilerleme kaydetmek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Without support from the team, the proposal won't ____.
Cevabı göster
get very far
which is why websites that construct thought germs like biological weapons
1:12bu yüzden düşünce mikroplarını biyolojik silahlar gibi inşa eden web siteleri
arm them with titles like seven whatevers that will blow your mind Deyimler
1:15onları "aklınızı başınızdan alacak yedi bilmem ne"
blow your mind: güçlü şaşkınlık belirten gündelik ifade
Blow your mind, “sizi son derece şaşırtmak veya sarsmak” anlamına gelen bir deyimdir. Beyne kelimenin gerçek anlamıyla bir şey olmaz. Bu tıklama tuzağı tarzındaki başlıkta ifade, insanları tıklayacak kadar meraklandırmak için aşırı bir tepki vaat eder. İddia kasıtlı olarak abartılıdır ve belirsiz whatevers sözcüğü de bu kalıbın sıradanlığıyla alay edilmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümlede blow your mind doğal biçimde kullanılmıştır?
- I blew my mind and chose a different answer.
- The ending of this movie will blow your mind!
- Please blow your mind before the medical scan.
Cevabı göster
The ending of this movie will blow your mind!
or the shocking secret behind this thing.
1:19veya "bu olayın arkasındaki şok edici sır" gibi başlıklarla silahlandırır.
But anger is the ultimate edge for a thought germ. Kelime
1:21Ancak öfke, bir düşünce mikrobu için nihai avantajdır.
ultimate edge: en güçlü avantaj
Burada edge, bir tarafın başarılı olma ihtimalini artıran bir avantaj anlamına gelir. Ultimate ise bu avantajı en güçlü veya en belirleyici avantaj olarak gösterir. Bu ifade, öfkenin bir düşünce tohumunun yayılmasına en büyük desteği verdiğini anlatır. Yarışma, iş dünyası veya tartışma gibi ortamlarda bir tarafın kazanmasına yardım eden bir unsur varsa edge sözcüğünü bu anlamda anlayabilirsiniz.
Alıştırma
“Fast delivery gives this shop the ultimate edge over its rivals,” cümlesinde “the ultimate edge” ne anlama gelir?
- mağazanın dış kenarı
- çok keskin bir alet
- en güçlü rekabet avantajı
Cevabı göster
en güçlü rekabet avantajı
and compels you to share it like nothing else.
1:26ve onu başka hiçbir şeye benzemeyen bir şekilde paylaşmanızı zorunlu kılar.
Being aware of your brain's weak spots is necessary for good mental hygiene
1:28Beyninizin zayıf noktalarının farkında olmak, iyi bir zihinsel hijyen için gereklidir,
any thought germ on the internet can, on its own, Kalıp ifadeler
1:36internetteki herhangi bir düşünce mikrobu, kendi kendine,
on its own: dışarıdan yardım almadan
Burada on its own, değişimin herhangi biri tarafından bilinçli olarak başlatılmadığı anlamına gelir. Bir düşünce tohumunun kendi kendine değişebildiğini gösterir. İyelik biçimi kişi veya nesneye uyar: a thought germ can change on its own denirken çoğul için thought germs can change on their own denir. Başka bağlamlarda bu ifade fiziksel olarak yalnız olmayı anlatabilir, ancak burada bağımsız gerçekleşen bir eylemi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi on + iyelik biçimi + own kalıbıyla tamamlayın: After the update, the app fixed the problem ____.
Cevabı göster
on its own
let's forget anger for a moment and go back to that cat photo.
1:42bir anlığına öfkeyi unutup şu kedi fotoğrafına geri dönelim.
Every photo ever taken is a thought germ,
1:45Bugüne kadar çekilmiş her fotoğraf bir düşünce mikrobudur,
like the bazillion cat photos or baby photos posted on the internet that are never shared.
1:48tıpkı internette paylaşılan ama asla başkalarına gönderilmeyen trilyonlarca kedi veya bebek fotoğrafı gibi.
But a mildly funny cat photo can grow into so much more
1:53Ancak biraz komik bir kedi fotoğrafı çok daha fazlasına dönüşebilir,
because just as transatlantic flights were the best thing to happen to germ germs, Dilbilgisi
1:57çünkü tıpkı transatlantik uçuşların gerçek mikropların başına gelen en iyi şey olması gibi,
so the internet is the best thing to happen to thought germs.
2:01internet de düşünce mikroplarının başına gelen en iyi şeydir.
just as X, so Y paralel benzetmesi
just as X, so Y kalıbı, X ve Y’yi birbirine karşılık gelen durumlar olarak sunar. Bu cümlede Atlantik ötesi uçuşlar fiziksel mikropların yayılmasına yardımcı olurken internet de benzer biçimde ‘düşünce mikroplarının’ yayılmasına yardımcı olur. Buradaki so paralel yapıyı tamamlar; ‘bu nedenle’ anlamına gelmez. like ile yapılan kısa bir karşılaştırmadan farklı olarak bu kalıp, iki tam düşünceyi yan yana getirebilir.
Alıştırma
Resmî benzetmeyi tamamlayın: ____ a map helps you plan a journey, ____ a schedule helps you plan your time.
Cevabı göster
Just as · so
Söylem işareti olarak Here's the key point
Here's the key point bir söylem işaretidir. Dinleyicilere açıklamanın en önemli bölümünün sırada olduğunu bildirir; buradaki here fiziksel bir yeri göstermez. Bu ifade, dikkati destekleyici ayrıntılardan konuşmacının ana iddiasına veya temel sonucuna yöneltir.
Alıştırma
Bir konuşmada ‘Here's the key point’ dinleyiciye ne anlatır?
- En önemli fikir sırada.
- Konuşmacı bir sonuca varmadan konuşmayı bitiriyor.
- Konuşmacı yakındaki bir yeri gösteriyor.
Cevabı göster
En önemli fikir sırada.
A photoshopped here, a tweaked caption there.
2:12Şurada bir Photoshop, burada hafifçe değiştirilmiş bir alt yazı.
but some make the thought germ even funnier,
2:16ama bazıları düşünce mikrobunu daha da komik hale getirir,
which results in more changes and a shot at superstardom. Kalıp ifadeler
2:19bu da daha fazla değişikliğe ve süper yıldız olma şansına yol açar.
results in: neden ve sonuç göstermek
which results in... ifadesinde which, hemen önce belirtilen neden veya duruma gönderme yapar. Results in, “neden olur” veya “yol açar” anlamındadır; more changes and a shot at superstardom ise sonuçları belirtir. Aktarılabilir kalıp neden + result in + sonuç şeklindedir. Burada which önceki tek bir duruma gönderme yaptığı için fiil results biçimindedir; in sonrasında bir isim öbeği veya -ing biçimi kullanılır.
Alıştırma
Heavy rain caused the match to be cancelled. Aynı ilişkiyi result in kullanarak ifade eden cümle hangisidir?
- The match being cancelled resulted from heavy rain.
- The match being cancelled resulted in disappointed fans.
- Heavy rain resulted in the match being cancelled.
Cevabı göster
Heavy rain resulted in the match being cancelled.
a shot at superstardom: başarı şansı
a shot at superstardom ifadesindeki shot, silah ateşi veya bir kadeh içki değil, bir deneme ya da fırsat anlamındadır. İfadenin tamamı, son derece ünlü ve başarılı olma şansı demektir. Aktarılabilir kalıp a shot at + isim veya -ing biçimidir: a shot at the title ya da a shot at winning gibi. Burada superstardom, fikri eğlenceli ve abartılı hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “bir şeyi başarmak için gündelik dilde kullanılan bir fırsat” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: Winning the regional final gives the team ____ the national title.
Cevabı göster
a shot at
Thus, a lowly cat photo can achieve global brain domination,
2:23Böylece, sıradan bir kedi fotoğrafı küresel beyin hakimiyetini elde edebilir,
Kaçınılmaz bir eylem veya sonuç için can't help but + yalın fiil
Bu cümlede can't help but make, “yapmaktan kaçınamamak” anlamına gelir. Özne insan olmadığı için ifade bir duyguyu veya bilinçli seçimi değil, neredeyse kaçınılmaz bir sonucu anlatır. Kalıp can't help but + fiilin yalın hâlidir. Burada but sözcüğünden sonra making değil, make gelir. Bir kişinin kontrol etmesi çok zor olan doğal tepkileri anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
“Kaçınamamak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Whenever Maya hears that tune, she ____ hum along.
Cevabı göster
can't help but
changing and distorting to be more aggravating.
2:41daha sinir bozucu olacak şekilde değişir ve çarpıtılırlar.
These have a better chance of spreading than their possibly more accurate, Dilbilgisi
2:44Bunlar, muhtemelen daha doğru,
but probably also more boring rivals.
2:47ama aynı zamanda daha sıkıcı rakiplerinden çok daha iyi yayılma şansına sahiptir.
Olasılık karşılaştırmak için a better chance of + -ing than
Bu cümlede a better chance of spreading than, iki şeyi gerçekleşme ihtimallerine göre karşılaştırır. İlk grubun rakiplerinden daha fazla yayılma ihtimali olduğunu söyler, ancak kesinlikle yayılacağını garanti etmez. Kalıp X has/have a better chance of + -ing than Y biçimindedir. Of sözcüğünden sonra bir isim veya -ing biçimi, than sözcüğünden sonra ise karşılaştırılan unsur gelir.
Alıştırma
Olasılık karşılaştırmak için a better chance of ... than yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- A direct flight has a better chance of arriving on time than a route with two tight connections.
- A direct flight has a better chance to arriving on time than a route with two tight connections.
- A direct flight has a better chance of arrive on time than a route with two tight connections.
Cevabı göster
A direct flight has a better chance of arriving on time than a route with two tight connections.
But like plagues, thought germs can burn through a population too quickly. Öbek fiiller
2:50Ancak vebalar gibi, düşünce mikropları da bir nüfusun içinde çok hızlı yanıp tükenebilir.
burn through a population: bir nüfusa hızla yayılmak
Bu cümlede burn through a population, kısa sürede çok sayıda insana ulaşarak bir nüfus içinde son derece hızlı yayılmak demektir. Ateş imgesi hız ve güç hissi verir; kimse gerçekten yanmıyor. Daha genel olarak burn through, bir grup veya miktarın içinden çok hızlı ilerlemek ya da bir kaynağı hızla tüketmek anlamına gelir. through’dan sonraki öğe, hızla etkilenen veya tüketilen şeyi gösterir.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen ve “çok hızlı tüketmek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: A large event can ____ its budget in just a few days.
Cevabı göster
burn through
Just watch your favorite meme-generating machine for a week,
2:53En sevdiğiniz meme üretme makinesini bir hafta izleyin,
and you'll see the life cycle fly by. Öbek fiiller
2:56yaşam döngüsünün uçup gittiğini göreceksiniz.
the life cycle fly by: yaşam döngüsünün hızla geçmesi
Burada fly by, çok hızlı geçmek anlamına gelir. Yaşam döngüsü gerçekten uçmaz; bu ifade başlangıçtan sona kadar bütün sürecin şaşırtıcı derecede hızlı olduğu hissini verir. see the life cycle fly by ifadesinde life cycle izlenen şeydir; fly by ise onun ne yaptığını anlatır. Aynı ifade çok hızlı geçtiği düşünülen zaman dilimleri, fırsatlar veya aşamalar için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen ve “çok hızlı geçmek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The school year seemed to ____.
Cevabı göster
fly by
However, some thought germs have found a way around burnout. Kalıp ifadeler
2:59Ancak, bazı düşünce mikropları tükenmekten kaçınmanın bir yolunu buldu.
find a way around something: bir şeyi aşmanın yolunu bulmak
Bu cümlede found a way around burnout, burnout engelini aşıp ilerlemeyi sağlayan bir yöntem buldukları anlamına gelir. Around mecazidir; düşünce mikropları fiziksel bir nesnenin çevresinde hareket etmiyor. Burada burnout, normalde bir düşüncenin yayılmasını durduracak dikkat veya tartışma enerjisi kaybıdır. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı find a way around + engel, kısıtlama veya sorun şeklindedir. Genellikle asıl engel hâlâ varlığını sürdürürken alternatif bir yolla ilerlemeyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, bir şeyi aşmanın yolunu bulmak anlamındaki derste öğrendiğiniz dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: The booking site blocks this card, so we need to ____ the restriction.
Cevabı göster
find a way around
depending on which thought germs live in your head
3:02kafanızda hangi düşünce mikroplarının yaşadığına
So, please keep in mind we're talking about Kalıp ifadeler
3:08Lütfen şunu aklınızda bulundurun; burada konuştuğumuz şey,
and not how good or how bad the thoughts themselves are.
3:14yoksa düşüncelerin kendisinin ne kadar iyi veya ne kadar kötü olduğu değil.
keep in mind: akılda tutmak ve dikkate almak
Keep in mind, sonraki kısmı yorumlarken bir şeyi hatırlamaya ve dikkate almaya devam etmek anlamına gelir. Burada önemli bir sınır getirir: tartışma, özellikle öfke içeren belirli düşünce mikroplarının neden başarılı olduğu hakkındadır; düşüncelerin kendilerinin iyi veya kötü olması hakkında değildir. Yapı, keep in mind + isim öbeği veya keep in mind + that yan tümcesi şeklindedir. Dinleyicinin dikkatini yönlendirir ve yanlış bir sonuca varılmasını önlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi, keep ile başlayan ve hatırlayıp dikkate almak anlamına gelen dersteki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: When you choose a route, ____ that the bridge closes at sunset.
Cevabı göster
keep in mind
Thought germs can burn out because once everyone agrees, Notlar
3:19Düşünce mikropları yanıp tükenebilir çünkü herkes aynı fikirde olduğunda,
burn out: ivme kaybedip sona ermek
Bu cümlede burn out, “devam etmek için gereken enerjiyi veya ivmeyi kaybetmek” anlamına gelir. “Düşünce mikropları”, mikroplar gibi yayılan fikirlerdir; dolayısıyla ifade, bu yayılma gücünün tükenebileceğini anlatır. Burn out, tam anlamı öznesine göre değişen bir öbek fiildir. Ateş yakıtı bitince sönebilir, ampul çalışmayı durdurabilir, insan tükenebilir, fikir veya akım ise ivmesini kaybedebilir. Burada özne soyut olduğu için doğru anlam sonuncusudur.
Alıştırma
“The craze burned out after a few days,” cümlesinde “burned out” ne anlama gelir?
- Herkes onunla aynı fikirde olmaya başladı.
- Fiziksel olarak daha sıcak hâle geldi.
- Enerjisini kaybetti ve yayılmayı bıraktı.
Cevabı göster
Enerjisini kaybetti ve yayılmayı bıraktı.
once everyone agrees: anlaşmanın tetikleyici olması
Burada once, everyone agrees yan cümlesini başlatır. “Bir defa” değil, “olur olmaz” veya “olduğu andan itibaren” anlamına gelir. Bu yan cümle, sonucun ardından gerçekleşeceği tetikleyici olayı belirtir. Once sözcüğünün bu kullanımı zamanı, koşula benzeyen güçlü bir bağlantıyla birleştirir. Konuşan kişi anlaşmayı, daha sonra olacakları değiştirecek nokta olarak görür. Sonuç hemen gerçekleşebilir veya yalnızca o noktadan sonra geçerli hâle gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi “beklenen bu adım tamamlanır tamamlanmaz” anlamına gelen bağlaçla tamamlayın: ____ everyone agrees, we can publish the plan.
Cevabı göster
Once
it's hard to keep talking and thus thinking about them.
3:22konuşmaya ve dolayısıyla onlar hakkında düşünmeye devam etmek zordur.
doesn't have to be: gerekli değil, yasak da değil
Doesn't have to be, kızgın olmanın gerekli olmadığı anlamına gelir. Bu cümle, anlaşmazlığın öfke olmadan da yaşanabileceğini söyler; öfkenin yasak ya da imkânsız olduğunu söylemez. Bir zorunluluğu kaldırmak için doesn't have to + fiilin yalın hâli yapısını kullanın. Burada have to gereklilik bildirir, doesn't ise bu gerekliliği olumsuz yapar.
Alıştırma
Cümleyi, “gerekli değil” anlamına gelen have to yapısının kısaltılmış olumsuz biçimiyle tamamlayın: The poster ____ be perfect to be useful.
Cevabı göster
doesn't have to
The more ..., the more ...: birbirine bağlı iki değişim
The more visible an argument gets, the more bystanders it draws in birbiriyle bağlantılı iki değişimi anlatır: tartışma daha görünür hâle geldikçe seyirci sayısı da artar. Bu kalıp, iki yan cümlenin başında da the + comparative yapısını tekrarlar. İlk yan cümle değişen bir etkeni, ikinci yan cümle ise bununla bağlantılı sonucu gösterir. Buradaki iki the, eşleştirilmiş karşılaştırmanın işaretidir; sıradan belirli tanımlık değildir.
Alıştırma
İki bölümü de tekrarlanan karşılaştırma işaretiyle tamamlayın: ____ books you read, ____ new ideas you discover.
Cevabı göster
The more · the more
draws in: insanları çekmek
Burada draws in, “insanları kendine çekip duruma dâhil eder” anlamındadır. Bu, “resim çizmek” anlamındaki draw fiili değil, draw in öbek fiilidir. Nesne bystanders sözcüğüdür. Bu yan cümlede the more... yapısı kullanıldığı için the more bystanders nesne öbeğinin tamamı özne ve fiilden önce gelir; sonda it draws in kalır. Normal söz diziminde isim nesne draw in more bystanders veya draw more bystanders in biçiminde kullanılabilir; zamir ise genellikle ortaya gelir: draw them in.
Alıştırma
Cümleyi draw in öbek fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The free concert ____ a huge crowd on Saturday.
Cevabı göster
drew in
which is why every group from the most innocuous internet forum Dilbilgisi
3:37işte bu yüzden en zararsız internet forumundan
from X to Y: aralığın tamamını belirtmek
From X to Y, bir aralığın iki uç noktasını X ve Y ile gösterir. Burada X, the most innocuous internet forum; Y ise the national conversation ifadesidir. Böylece aralık küçük ve zararsız bir çevrim içi ortamdan toplum çapındaki kamusal tartışmaya kadar uzanır. Uç noktalar özellikle birbirinden çok farklı seçilmiştir. Bu, aradaki her türün veya düzeyin de kapsandığını anlatır. Buradaki to, aralığın sonunu gösterir; hareket yönü belirtmez ve mastar işareti değildir.
Alıştırma
Cümleyi from X to Y aralık yapısıyla tamamlayın: The workshop welcomes everyone ____ complete beginners ____ experienced designers.
Cevabı göster
from · to
can turn into a double rage storm across the sky in no time. Notlar
3:42kısa sürede gökyüzünü kaplayan çifte bir öfke fırtınasına dönüşebilir.
turn into: bir durumdan başka bir duruma dönüşmek
Bu cümlede turn into, 'değişip başka bir şey olmak' anlamına gelir. Özne bir durumda başlar ve into'dan sonraki isim grubunun belirttiği sonuca dönüşür: Something can turn into a storm. Kimlik, biçim, durum veya koşul değişikliğini anlatmak için X turns into Y kalıbını kullanın. Nesneli yapıda turn X into Y kullanılır: Heat turns water into steam.
Alıştırma
En uygun ifadeyi seçin: After a few years, her hobby ___ a small business.
- turned into
- turned on
- turned to
Cevabı göster
turned into
in no time: çok hızlı
In no time, 'çok yakında' veya 'çok kısa bir bekleyişten sonra' anlamına gelir. Burada değişimin son derece hızlı gerçekleşebileceğini vurgular. İfadenin tamamı, bir şeyin ne kadar hızlı olduğunu anlatan bir zarf görevi görür; sözcük sözcük yorumlanmaz.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki 'çok hızlı' anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This app can sort the photos ____.
Cevabı göster
in no time
Wait, these thought germs aren't competing, Anlatım akışı
3:46Bekleyin, bu düşünce mikropları rekabet etmiyor,
aren't competing, they're cooperating: bir yorumu başka bir yorumla düzeltmek
“Aren't competing, they're cooperating” ilk yorumu reddeder ve hemen ikinci yorumla değiştirir. “They aren't competing; rather, they're cooperating.” cümlesinin konuşmadaki kısa biçimidir. Tekrarlanan they + be + -ing yapısı bu tersine dönüşü kolayca izlemeyi sağlar. Burada cooperating sonucu anlatır: iki fikir birbirinin yayılmaya devam etmesine yardım eder. Bu, bilinçli olarak birlikte çalışmaya karar verdikleri anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
İki uygulama rakip gibi görünüyor, ancak her biri kullanıcıları diğerine yönlendiriyor. Hangi cümle rekabet fikrini açıkça iş birliği fikriyle değiştirir?
- They cooperate only when they compete.
- They aren't competing; they're cooperating.
- They aren't only competing; they're also cooperating.
Cevabı göster
They aren't competing; they're cooperating.
they reach more brains and hold their thoughts longer than they could alone. Dilbilgisi
3:51tek başlarına yapabileceklerinden daha fazla beyne ulaşıyor ve düşüncelerini daha uzun süre tutuyorlar.
longer than they could alone: could sonrasındaki eksilti
“longer than they could alone” ifadesinde could önceki eylemlerin anlamını taşır; böylece konuşan kişi“reach brains and hold thoughts” ifadesini tekrarlamaz. Buna karşılaştırma eksiltisi denir: than sonrasında bir kiplik fiili, bağlamdan anlaşılan fiil öbeğinin yerine geçebilir. Alone, ‘diğer fikrin yardımı olmadan’ demektir. Her düşünce mikrobunun ayrı hareket etmesini anlatır; bir insanın kendini yalnız hissettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi could ve alone kullanan dört sözcüklük hedef karşılaştırma cümleciğiyle tamamlayın: Together, the volunteers can sort donations faster ____.
Cevabı göster
than they could alone
Thought germs on opposite sides of an argument can be symbiotic. Kalıp ifadeler
3:55Bir tartışmanın karşıt taraflarındaki düşünce mikropları simbiyotik olabilir.
on opposite sides of an argument: bir tartışmada karşıt taraflarda olmak
Bu ifade, kişilerin, grupların veya fikirlerin aynı anlaşmazlıkta karşıt görüşleri desteklediğini belirtir. Buradaki sides fiziksel tarafları değil, görüş kamplarını anlatır. Opposite, anlaşmazlığın güçlü olduğunu gösterir: görüşler aynı mesele üzerinde birbirinin karşısındadır. Buradaki argument yalnızca öfkeli bir tartışma değil, mantıklı bir münazara veya üzerinde anlaşmazlık bulunan bir konu da olabilir.
Alıştırma
Ava ile Ben’in karşıt görüşlere sahip olduğunu anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Ava and Ben are ____ about the new class rule.
Cevabı göster
on opposite sides of the argument
One tool symbiotic anger germs in particular can employ is
3:58Özellikle simbiyotik öfke mikroplarının kullanabileceği araçlardan biri
your-with-us-or-against-us: “bizden ya da bize karşı” şeklindeki ikili çerçeve
Tirelerle birleştirilen bu ifade, bilinen You're either with us or against us iddiasını retorik bir aracın adına dönüştürür. İki seçenekli bir tercih dayatır: “bizi” tamamen desteklemek ya da karşı kampa ait olmak. Tarafsızlığa, kısmi desteğe veya başka bir seçeneğe yer bırakmaz. Standart yazımda cümle, you are anlamındaki you're ile yazılır: You're either with us or against us. Your iyelik bildirir; bu nedenle bu sıra dışı etiketteki ilk your kelimesini normal yazım olarak örnek almayın.
Alıştırma
'You're either with us or against us' ifadesi ne yapar?
- İnsanların fiziksel olarak nerede durduğunu açıklar.
- Durumu iki karşıt kampa indirger ve orta konumları dışlar.
- İki taraftan birkaç olası uzlaşma seçeneği sıralamalarını ister.
Cevabı göster
Durumu iki karşıt kampa indirger ve orta konumları dışlar.
leaped to the front of your brain ... push it back: dikkati ön ve arka konumlarla anlatan benzetme
Burada bir düşünce, zihinsel bir alanda hareket eden nesne gibi canlandırılır. leaped to the front of your brain, düşüncenin birden en çok dikkat çeken düşünce hâline geldiğini anlatır; beynin içinde fiziksel olarak hareket eden bir şey yoktur. push it back, bu ilk tepkiyi bilinçli olarak bir kenara bırakıp sonraki düşünce veya sözlerinizi yönetmesine izin vermemek demektir. İngilizce, dikkatin daha çok ya da daha az verildiği şeyleri anlatmak için sık sık ön ve arka konumlarını kullanır.
Alıştırma
Bu bağlamda leaped to the front of your brain, push it back ne anlama gelir?
- Zihindeki bütün düşünceleri kalıcı olarak silmek.
- Bir düşünceyi fiziksel olarak beynin başka bir bölümüne taşımak.
- İlk düşünceye hemen tepki vermek yerine onu bir kenara bırakmak.
Cevabı göster
İlk düşünceye hemen tepki vermek yerine onu bir kenara bırakmak.
which makes it very hard for neutral brains to resist,
4:10ve bölücülüğü ile aynı zamanda simbiyotik partnerini de büyüten,
gaining more allies also gains more enemies,
4:20neden daha fazla müttefik kazanmanın daha fazla düşman da kazandırdığını açıklar,
because though the participants think they're involved in a fiery battle to the death Deyimler
4:23çünkü katılımcılar ölümüne ateşli bir savaşın içinde olduklarını düşünseler de
a fiery battle to the death: dramatik abartı
Fiery, güçlü bir öfke, enerji veya tutku duygusu katar. A battle to the death sözü gerçek anlamıyla yalnızca taraflardan biri öldüğünde biten bir savaşı anlatır; bu yüzden tüm ifade son derece uç bir çatışma görüntüsü oluşturur. Buradaki görüntü abartılıdır. Katılımcılar iki tarafın da geri adım atamayacağını hisseder, ancak gerçek bir ölüm kalım savaşı vermiyorlardır. Konuşmacı bu ifadeyle çatışmanın onlara ne kadar şiddetli ve uzlaşmasız göründüğünü gösterir.
Alıştırma
Gerçek anlamıyla yalnızca taraflardan biri öldüğünde biten bir savaşı anlatan ifadeyi tamamlayın: The two rivals treated the final as a battle ____.
Cevabı göster
to the death
From the anger germ's perspective: bakış açısını değiştirmek
From the anger germ's perspective, duruma öfke mikrobunun konumundan bakıldığında anlamına gelir. Açıklamanın çerçevesini o karaktere veya fikre kaydırır. Burada öfke mikrobu kişileştirilmiştir. İfade analitik bir bakış açısı sunar; gerçek bir mikrobun düşünebildiğini iddia etmez. Yeniden kullanılabilen from X's perspective kalıbı, sonraki açıklamayı kimin konumunun, bilgisinin veya çıkarlarının yönlendirdiğini gösterir.
Alıştırma
Bir teslimat şirketinin neden daha az adres değişikliği tercih ettiğini açıklıyorsunuz. Şirketin kişisel bir görüş bildirdiğini iddia etmeden onun bakış açısına açıkça geçen başlangıç hangisidir?
- The delivery company says that fewer address changes make planning easier.
- According to the delivery company, fewer address changes make planning easier.
- From the delivery company's perspective, fewer address changes make planning easier.
Cevabı göster
From the delivery company's perspective, fewer address changes make planning easier.
One side is ... and the other ...: tekrarlanan is fiilini çıkarma
Bu paralel yapıda the other, the other side anlamına gelir ve tekrarlanan is fiili söylenmez. İkinci kısmın tam biçimi the other side is a flock of butterflies olur. Bu tür eksiltmeye ellipsis denir. İlk kısım eksik fiili sağladığı için iki betimleme dengeli ve öz kalır. a flock of butterflies ifadesini a field of flowers ifadesinin bir parçası olarak değil, anlamca tamamlanan is fiilinden sonraki betimleme olarak okuyun.
Alıştırma
“One shelf is for games and the other for books” şeklindeki kısaltılmış cümlenin tam anlamı nedir?
- One shelf is for games, and the other shelf is for books.
- One shelf is for games, and books are beside the other shelf.
- One shelf is for both games and books.
Cevabı göster
One shelf is for games, and the other shelf is for books.
Of course, planting more flowers will get you more butterflies,
4:33Elbette daha fazla çiçek dikmek size daha fazla kelebek getirecek,
and getting more butterflies will pollinate more flowers.
4:36ve daha fazla kelebeğe sahip olmak daha fazla çiçeği tozlaştıracaktır.
and that even the most neutral people find difficult to avoid,
4:43ve en tarafsız insanların bile kaçınmakta zorlandığı bir tartışma varsa,
you just might be looking at a super successful pair of symbiotic anger germs Dilbilgisi
4:47ekolojik istikrara ulaşmış
that have reached ecological stability. Kelime
4:51süper başarılı bir çift simbiyotik öfke mikrobuna bakıyor olabilirsiniz.
just might be looking at: temkinli bir çıkarım yapmak
Burada just might, iddiayı kesinleştirmeden gerçek bir olasılığa işaret eder. Just, might sözcüğünü vurgular: konuşan kişi “açıklama gerçekten bu olabilir” demektedir; bunu kanıtladığını söylemez. Bu kalıpta be looking at, yalnızca “gözlerini bir şeye çevirmek” değil, “bir durumla karşı karşıya olmak veya ona dair kanıtlara sahip olmak” demektir. Bütün ifade, gözleme dayalı bir varsayımı kesin konuşmadan sunar.
Alıştırma
“We just might be looking at a new pattern.” cümlesinde konuşan kişi ne demek istiyor?
- Konuşan kişi örüntünün yeni olduğunu kanıtlamıştır.
- Konuşan kişi görünür bir örüntüye kesinlikle bakmaktadır.
- Bunun yeni bir örüntü olma ihtimali gerçektir, ancak kesin değildir.
Cevabı göster
Bunun yeni bir örüntü olma ihtimali gerçektir, ancak kesin değildir.
ecological stability: kalıcı bir örüntüyü anlatan mecaz
Ecological stability, ekolojide kullanılan teknik bir kavramdır: sistemin parçaları etkileşime veya değişmeye devam etse bile sistem zaman içinde görece tutarlı kalır. Bu cümlede ifade, kalıcı bir örüntüye yerleşen iki karşıt “öfke mikrobu” için mecaz olarak kullanılmıştır. Stability, iyi olmayı değil sürekliliği anlatır. Aynı genel düzeni üretmeye devam ettiği sürece ilişki düşmanca veya zararlı olsa bile stable olabilir.
Alıştırma
Birbirine rakip iki fikrin tartışılmasında “They have reached ecological stability” en olası olarak ne anlama gelir?
- Fikirler çevre dostu hâle gelmiştir.
- Anlaşmazlık sona ermiş ve herkes aynı fikirde olmuştur.
- Rakip fikirler artık görece istikrarlı bir ilişki içinde varlığını sürdürmektedir.
Cevabı göster
Rakip fikirler artık görece istikrarlı bir ilişki içinde varlığını sürdürmektedir.
uh, I mean ... actually no ile anında kendini düzeltme
“Uh, I mean”, “one final depressing thought” ifadesini yarıda kesip yerine daha görkemli ve çekici bir anlatım getirir. Konuşmada I mean, anında kendini düzeltme işareti olabilir: ardından gelen sözler, konuşanın az önce söylediklerini değiştirir. Ardından “Actually no” bu süslü anlatımı da iptal eder ve konunun aslında yalnızca iç karartıcı olduğunu kabul eder. İki düzeltme de bilinçlidir: konuşan kısa süreliğine mesajı daha iyi gösteriyormuş gibi yapar, sonra bu görüntüden vazgeçer. Böylece kafa karışıklığı değil, ironik bir mizah oluşur.
Alıştırma
Bu cümlede “uh, I mean” ve “actually no” ne işe yarıyor?
- Konuşan, ironik mizah yaratmak için ifadesini iki kez değiştiriyor.
- Konuşan, birbiriyle ilgisiz iki konuya geçiyor.
- Konuşan, bilgiyi başka birinin düzeltmesini istiyor.
Cevabı göster
Konuşan, ironik mizah yaratmak için ifadesini iki kez değiştiriyor.
with each other ile with themselves arasındaki fark
With each other karşılıklılık bildirir: eylem, “they” ile belirtilen kişiler ya da gruplar arasında gerçekleşir. Burada bu ifade, karşıt tarafların ayrımın ötesinden birbirleriyle tartışması anlamına gelirdi. With themselves dönüşlüdür: nesne özneye geri döner. Bu bağlamda “they”, farklı grupları topluca belirtir; dolayısıyla ifade, her grubun esas olarak kendi cephesi içinde tartıştığı anlamına gelir. Her kişinin yalnız başına kendi kendine konuştuğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi each other ve themselves ifadelerini birer kez kullanarak tamamlayın: The partners often consult ____, but they each remind ____ to stay calm.
Cevabı göster
each other · themselves
about how angry the other group makes them.
5:06diğer grubun onları ne kadar sinirlendirdiği hakkında tartışırlar.
We can actually graph fights on the internet to see this in action. Kalıp ifadeler
5:09Bunu iş başında görmek için aslında internetteki kavgaların grafiğini çıkarabiliriz.
see this in action: bir şeyin gerçekten nasıl çalıştığını gözlemlemek
See something in action, bir kişiyi ya da şeyi yalnızca soyut bir açıklamayla öğrenmek yerine gerçekten çalışırken, görev yaparken veya kullanılırken gözlemlemek demektir. Bu cümlede internet tartışmalarını grafiğe dökmek, örüntüyü gerçek bir örnek üzerinde görünür kılar. Yapı see + nesne + in action şeklindedir. Nesne bir kişi, araç, sistem veya fikir olabilir. Buradaki action, gerçek çalışma durumunu ifade eder; aksiyon filmi veya hukuki dava anlamına gelmez.
Alıştırma
“Gerçekten çalışırken” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: At the technology fair, we got to see the new robot ____.
Cevabı göster
in action
You see where this is going, right? Ton ve niyet
5:16Bunun nereye varacağını görüyorsunuz, değil mi?
Çıkarımı kontrol etmek için “You see where this is going, right?”
Bu soru, “Anlattıklarımdan sonucu veya bir sonraki gelişmeyi tahmin edebiliyor musun?” anlamına gelir. Where this is going, fiziksel bir varış noktasını değil; bir düşüncenin, hikâyenin veya durumun gittiği yönü ifade eder. Baştaki You see ... çıkarımı dinleyicinin fark edebileceği bir şey olarak sunar; right? ise onay ister. Birlikte, dinleyicinin anlatılanları takip edip etmediğini kontrol ederken onu aynı fikirde olmaya da yönlendirirler. See sonrasındaki where this is going dolaylı bir sorudur. Bu yüzden soru sırası olan is this yerine düz cümle sırası olan this is kullanılır.
Alıştırma
Bir tartışmada konuşmacı “You see where this is going, right?” diye sorarak ne yapıyor?
- Konuşan kişi, dinleyicinin sonucu tahmin edip edemediğini kontrol ediyor.
- Konuşan kişi bir yere giden yolu soruyor.
- Konuşan kişi tartışmanın bittiğini duyuruyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi, dinleyicinin sonucu tahmin edip edemediğini kontrol ediyor.
Each group breeds thought germs about the other,
5:18Her grup diğeri hakkında düşünce mikropları üretir,
not necessarily: doğruluğu değil, kesinliği reddetmek
Not necessarily, ardından gelen sonucun kesinliğini azaltır. Burada not necessarily accurate, doğruluğun garanti edilmediği anlamına gelir: hızla yayılan iddia doğru da olabilir, yanlış da. Olumsuzluk doğrudan doğruluğa değil, zorunluluğa yöneliktir. Bir olgu beklenen sonucu her zaman gerektirmediğinde not necessarily kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi ‘doğru olabilir ama garanti değildir’ anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The most popular answer is ____ the correct one.
Cevabı göster
not necessarily
which now that you know how thought germs grow, Dilbilgisi
5:32ki artık düşünce mikroplarının nasıl büyüdüğünü bildiğinize göre,
is exactly what makes the totem always perfectly maddening.
5:34totemi her zaman kusursuz bir şekilde çıldırtıcı yapan şey tam olarak budur.
now that you know: gerçekleşmiş bir nedeni sunmak
Now that, zaten gerçek hâle gelmiş bir durumu tanıtır ve onu ardından gelen şeyin nedeni olarak sunar. Now that you know ifadesinde dinleyicinin yeni edindiği bilgi, araya giren yan cümleden sonraki sonucun dayanağıdır. Bu yapı yalnızca şimdiki zamanı göstermez. Yeniden kullanılabilen kalıp now that + özne + fiildir; ardından bir sonuç veya sonraki eylem gelir.
Alıştırma
Cümleyi ‘bu yeni durum zaten gerçek olduğu için’ anlamındaki iki sözcüklü İngilizce bağlayıcıyla tamamlayın: ____ we know where the leak is, we can fix it.
Cevabı göster
Now that
Now, all this isn't to say there's no point in arguing. Notlar
5:38Elbette tüm bunlar, tartışmanın bir anlamı olmadığı anlamına gelmez.
Bir sonucu sınırlamak için isn't to say
X isn't to say Y yapısı, “X, Y'nin kanıtı olarak alınmamalıdır” anlamına gelir. Burada all this önceki eleştiriye gönderme yapar; Y ise “tartışmanın hiçbir değeri yoktur” şeklindeki aşırı geniş sonuçtur. Bu, sonucu sınırlandıran bir anlatım biçimidir: konuşan önceki eleştiriyi korur, ancak dinleyicinin ondan çıkarabileceği sonucu sınırlar. Önceki görüşünü geri çekmez.
Alıştırma
Örnekte isn't to say ne işe yarıyor?
- Önceki eleştiriden çıkarılabilecek sonucu sınırlar.
- Tartışmanın her zaman yararsız olduğunu söyler.
- Önceki eleştiriyi tamamen iptal eder.
Cevabı göster
Önceki eleştiriden çıkarılabilecek sonucu sınırlar.
no point in arguing ve no point in + -ing yapısı
there is no point in + -ing yapısı, bir eylemin yardımcı olmayacağı veya yararlı bir sonuç üretmeyeceği için gereksiz olduğunu anlatır. no point in arguing ifadesinde arguing, in edatından sonra gelen bir ulaçtır. Bu cümlede there is no point in arguing düşüncesinin tamamı isn't to say ifadesinin kapsamındadır. Bu nedenle konuşan, tartışmanın anlamsız olduğunu iddia etmiyor; bu sonucu reddediyor.
Alıştırma
Cümleyi point ile kurulan ve eylemin değeri olmadığını belirten üç kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: There's ____ waiting for a bus after the last service has left.
Cevabı göster
no point in
worth trying to change: worth + -ing, ardından try + to-mastar
Bu cümlede worth trying to change, konuşulan şeyleri veya konuları niteler. Worth sözcüğünden sonra -ing biçimi gelir; bu yüzden try, trying olur. Trying sözcüğünden sonra ise to change gelir. Try to do, bir şeyi yapmak için çaba göstermek demektir. Yapı worth + [trying + to change] şeklindedir; yani to, worth sözcüğüne değil try fiiline bağlıdır.
Alıştırma
Try ve change fiillerini doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: The schedule is causing problems, so it is worth ____.
Cevabı göster
trying to change
change people's minds: görüşlerin veya kararların değişmesini sağlamak
Change someone's mind, bir kişinin görüşünü, inancını veya kararını değiştirmesini sağlamak demektir. Burada change people's minds, insanları about sözcüğünün gönderme yaptığı konular hakkında farklı düşünmeye ikna etmek anlamına gelir. İyelik biçimi kişiye göre değişir: change my mind, change her mind, change people's minds. People gibi çoğul bir sahip söz konusuysa mind da çoğul olarak minds olur.
Alıştırma
Change her mind ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: New evidence finally ____ about the plan.
Cevabı göster
changed her mind
Thought germs of all kinds come and go, Öbek fiiller
5:46Her türden düşünce mikrobu gelir ve geçer,
come and go: geçici varlık ve değişim
Bu cümlede come and go, farklı “düşünce mikroplarının” ortaya çıkması, bir süre yayılması ve sonra etkisini kaybetmesi anlamına gelir. İfade değişimi ve geçiciliği vurgular; burada gerçek anlamda bir yolculuktan söz edilmez. Çoğul öznede come and go, tekil öznede comes and goes kullanılır. Bu yapı yalnızca belirli zamanlarda var olan duygular, eğilimler, fırsatlar ve insanlar için kullanılabilir.
Alıştırma
Modaların geçici olduğunu göstermek için cümleyi come and go ile tamamlayın: Fashions ____, but good design can last for years.
Cevabı göster
come and go
be aware of: fark etmek ve akılda tutmak
Be aware of, bir şeyi fark etmek ve akılda tutmak anlamına gelir. Burada bir uyarı sunar: Bir düşüncenin yayılmak için duyguları nasıl kullanabildiğine dikkat edin; yalnızca bunun olabileceğini bilmekle yetinmeyin. Yapı be aware of + isim veya isim öbeği şeklindedir; örneğin be aware of the risk. Buradaki be aware of how thought can use our emotions to spread örneğinde olduğu gibi, ardından soru sözcüğüyle başlayan bir yan cümle de gelebilir.
Alıştırma
Be aware of ifadesindeki eksik sözcüklerle cümleyi tamamlayın: Before you share a photo, be ____ the privacy settings.
Cevabı göster
aware of
and how the more rapidly a thought is able to spread,
5:52ve bir düşünce ne kadar hızlı yayılabilirse,
the more chances it has to become even better at spreading
5:55kendisine yapılan rastgele değişiklikler sayesinde
through random changes that are made to it.
5:58yayılmada daha da iyi hale gelme şansının o kadar arttığının farkında olmak faydalıdır.
But if you want to maintain a healthy brain,
6:03Ancak sağlıklı bir beyne sahip olmak istiyorsanız,
it pays to be cautious of thoughts that have passed through a lot of other brains Dilbilgisi
6:05diğer pek çok beyinden geçmiş
it pays to be cautious of: ……e karşı temkinli olmakta fayda var
Burada it pays to do something, bir şeyi yapmanın değerli olduğunu veya büyük olasılıkla yarar sağlayacağını belirtir. Pays mecazidir; gerçek bir para ödemesi yoktur. Be cautious of something, bir şeyi olası bir risk olarak görüp dikkatle incelemek demektir. Birlikte kullanıldığında it pays to be cautious of, doğrudan emir vermek yerine sakin ve gerekçeli bir tavsiye sunar; söz konusu şeyi tamamen reddetmek gerektiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Dikkatli olmayı bir emir değil, yararlı bir seçim olarak sunan ifadeyle tavsiyeyi tamamlayın: When a website asks for private information, ____ unfamiliar links.
Cevabı göster
it pays to be cautious of
and that poke you where you're weakest. Deyimler
6:09ve sizi en zayıf noktanızdan dürten düşüncelere karşı dikkatli olmakta fayda var.
poke you where you're weakest: en savunmasız noktanı hedef almak
Poke normalde bir kişiyi veya nesneyi parmakla ya da sivri bir cisimle dürtmek anlamına gelir. Bu cümlede mecazidir: düşünceler, hassas bir duygusal noktayı bilerek dürtüyormuş gibi etki eder. Where you're weakest fiziksel bir yeri belirtmez. Duygularınızın, korkularınızın veya inançlarınızın en savunmasız olduğu kısmı anlatır. İfadenin tamamı, güçlü tepki vermeniz için bu zayıflığı hedef almak demektir.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: The rumor poked Leo where he was weakest. Bu ifade ne anlama gelir?
- Leo'ya hafifçe dokundu.
- Leo'nun en hassas duygusal zayıflığını hedef aldı.
- Leo'ya bir binanın en zayıf yerini gösterdi.
Cevabı göster
Leo'nun en hassas duygusal zayıflığını hedef aldı.
“Be hygienic with it.” şeklindeki mecazlı emir
Buradaki it, your brain ifadesine gönderme yapar. Be hygienic with it. mecazlı bir emirdir: Konuşan kişi beyninizi gerçekten yıkamanızı söylemez. Bedensel hijyen fikrini düşünme alanına taşır. Bu emir, özellikle hızla yayılan veya güçlü duyguları körükleyen fikirler söz konusu olduğunda, zihninize hangi fikirleri aldığınıza ve hangilerini aktardığınıza dikkat etmeniz gerektiğini anlatır. Kısa emir cümlesi, daha önceki mikrop benzetmesini net bir sonuçla bağlar.
Alıştırma
Bu mecazda “Be hygienic with it.” dinleyiciden ne yapmasını istiyor?
- Güçlü bir duygu hissettiğinizde düşünmekten kaçınmak.
- Gerçek mikropları gidermek için beyninizi yıkamak.
- Kabul ettiğiniz ve yaydığınız fikirler konusunda dikkatli olmak.
Cevabı göster
Kabul ettiğiniz ve yaydığınız fikirler konusunda dikkatli olmak.