Eşitsizlik kaçınılmaz mı?: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
989 kelime 159 kel/dk

Video özeti: Bu video, Gini endeksinin ekonomik eşitsizliği nasıl ölçtüğünü, bu ölçütün hangi sınırlara sahip olduğunu ve devlet tercihleriyle eşitsizliğin nasıl azaltılabileceğini açıklıyor. Sonuç olarak, yoğunlaşmaları engellenmezse servet ile iktidarın birbirini güçlendirdiğini belirtiyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. comparing the income or wealth distribution of a perfectly equal society to the actual income or wealth distribution. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: comparing A to B yapısının tanımlarda ve araştırma açıklamalarında nasıl bir karşılaştırma ölçütü oluşturduğunu öğrenin. Bu yapı, ideal bir dağılım ile gerçek dağılımı karşılaştırarak soyut bir endeksin hesaplanışını takip etmenizi sağlar. 2. Personal income taxes in most countries are progressive. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: progressive sözcüğünün vergi bağlamındaki özel anlamını tanıyın: yalnızca “ilerici” demek yerine, gelir yükseldikçe vergi oranının artmasını ifade eder. Böylece vergilendirme ve vergi sonrası eşitsizlik hakkındaki politika tartışmalarını doğru yorumlayabilirsiniz. 3. Left to their own devices, — Deyimler ve mecazi ifadeler: İfadeyi cihazlara yapılan gerçek bir gönderme olarak değil, “müdahale edilmeden kendi hâline bırakılırsa” anlamında kavrayın. İnsanların, kurumların, piyasaların veya toplumların dışarıdan sınırlanmadığında gösterdiği eğilimleri anlatmak için kullanabilirsiniz.

Bu derste

In South Africa,

0:09

Güney Afrika'da,

one of the most unequal countries in the world, Dilbilgisi

0:10

dünyanın en eşitsiz ülkelerinden birinde,

the richest 1/10 of 1% owns almost 30% of all the country's wealth, Kelime

0:13

%1'in en zengin onda birlik kesimi ülkenin tüm servetinin neredeyse %30'una sahiptir,

Dilbilgisi

one of the most unequal countries in the world: dünyanın en eşitsiz ülkelerinden biri

one of the + üstünlük derecesi + çoğul sayılabilen isim kalıbı, bir kişi ya da şeyin bir ölçeğin uç noktasındaki gruba ait olduğunu belirtir. Burada Güney Afrika, eşitsizlik düzeyi en yüksek ülkelerden biri olarak gösteriliyor. one of ifadesinden sonra country değil, çoğul countries kullanılmalıdır. in the world karşılaştırma grubunu belirler.

Alıştırma

Müzenin şehirdeki en popüler müzelerden biri olduğunu anlatan, dilbilgisi bakımından doğru cümleyi seçin.

  1. It is one of the most popular museum in the city.
  2. It is one of the most popular museums in the city.
  3. It is one of most popular museums in the city.
Cevabı göster

It is one of the most popular museums in the city.

Kelime

richest 1/10 of 1%: yüzde birin onda biri

1/10 of 1%, yüzde birin onda biri anlamına gelir. %1'i 10'a bölmek %0,1 sonucunu verir; dolayısıyla bu ifade %1 ya da %10 anlamına gelmez. The richest 1/10 of 1%, nüfusun en zengin %0,1'lik kesimini belirtir. İstatistiksel bağlam grubu açıkça gösterdiği için of the population sözleri söylenmemiştir.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz ifadeyi seçin. one tenth of one percent, one percent ve ten percent arasındaki farka odaklanın.

  1. The report focuses on the richest one tenth of one percent.
  2. The report focuses on the richest one percent.
  3. The report focuses on the richest ten percent.
Cevabı göster

The report focuses on the richest one tenth of one percent.

more than double what the bottom 90% owns. Dilbilgisi

0:19

bu da en alttaki %90'ın sahip olduğunun iki katından fazladır.

Dilbilgisi

more than double what the bottom 90% owns: temel miktarın iki katından fazla

More than double what the bottom 90% owns, “servet bakımından alt %90'ın sahip olduğu miktarın iki katından fazla” demektir. More than, miktarın ikiye bir oranını aştığını belirtirken double iki katlık karşılaştırmayı kurar. What the bottom 90% owns, “servet bakımından alt %90'ın sahip olduğu servet miktarı” anlamına gelen bir isim yan cümlesidir. Karşılaştırma için temel miktarı verir; buradaki what bir soru başlatmaz.

Alıştırma

Hedef yapıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: The old server handles 100 requests per second, and the new one handles 230. The new server handles ____ the old one does.

Cevabı göster

more than double what

Income and wealth inequality are not new.

0:24

Gelir ve servet eşitsizliği yeni bir şey değildir.

In fact,

0:26

Aslında,

economists and historians who've charted economic inequality throughout history Kelime

0:27

tarih boyunca ekonomik eşitsizliğin haritasını çıkaran ekonomistler ve tarihçiler

haven't found a single society without it.

0:31

bunun olmadığı tek bir toplum bile bulamamışlardır.

Kelime

charted economic inequality: fiil olarak chart

Charted economic inequality ifadesinde chart, ekonomik eşitsizliğin zaman içinde nasıl geliştiğini veya değiştiğini sistemli biçimde kaydetmek ve göstermek anlamında bir fiildir. İfade, yalnızca tek bir grafiğe bakmayı değil, verilere ve tarihsel kanıtlara dayalı araştırmayı anlatır. Chart fiili, chart growth, chart progress veya chart changes örneklerinde olduğu gibi çoğunlukla bir eğilimi ya da değişen bir olguyu nesne olarak alır.

Alıştırma

Bu cümlede charted economic inequality ne anlama geliyor?

  1. Ekonomik eşitsizliğin zaman içinde nasıl değiştiğini sistemli biçimde kaydedip izlediler.
  2. Zaman içindeki değişimi incelemeden yalnızca tek bir grafiğe baktılar.
  3. Serveti eşit paylara böldüler.
Cevabı göster

Ekonomik eşitsizliğin zaman içinde nasıl değiştiğini sistemli biçimde kaydedip izlediler.

Which raises a bleak question. Anlatım akışı

0:33

Bu da karamsar bir soruyu gündeme getirmektedir.

Is inequality inevitable?

0:35

Eşitsizlik kaçınılmaz mıdır?

Anlatım akışı

Which raises a bleak question: önceki bir olguyu yeni bir soruya bağlamak

Bu cümlenin başındaki Which, tek bir ismi değil, hemen önce belirtilen olgunun veya durumun tamamını işaret eder. Which raises a bleak question, önceki olgunun kaygı verici ve karamsar bir soruya yol açtığı anlamına gelir. Bu yan cümle, önceki bilgiyi bir sonraki sorunun gerekçesine dönüştürerek düşünce akışını düzenler. Ardından gelen cümle sorunun kendisini verir: Is inequality inevitable?

Alıştırma

Vurgulanan cümlede Which ne yapıyor?

  1. Yalnızca cümlenin ilerleyen bölümündeki question ismini işaret eder.
  2. Dinleyiciden birkaç soru arasından hangisinin karamsar olduğunu seçmesini ister.
  3. Hemen önce belirtilen olgunun tamamını işaret eder ve onu yeni bir sorunun dayanağına dönüştürür.
Cevabı göster

Hemen önce belirtilen olgunun tamamını işaret eder ve onu yeni bir sorunun dayanağına dönüştürür.

One way to estimate inequality Anlatım akışı

0:38

Eşitsizliği tahmin etmenin bir yolu

is with a number called the Gini index,

0:39

Gini endeksi adı verilen bir sayıyı kullanmaktır;

Anlatım akışı

One way to ... is with ...: bir aracı tanıtmak

One way to + fiilin yalın hâli kalıbı bir hedef belirtir ve olası yöntemlerden birini sunar. Burada hedef to estimate inequality bölümüdür. Ardından is with + isim, kullanılan aracı veya ölçüyü belirtir: a number called the Gini index. Buradaki with, “birlikte” değil, “kullanarak” anlamındadır. One way ifadesi başka yöntemlerin de bulunabileceğini gösterir. Açıklayıcı konuşma veya yazıda bu kalıp, tartışmayı bir sorun ya da konudan bir yönteme, araca veya ölçüye taşır.

Alıştırma

Aracı tanıtan tek sözcükle cümleyi tamamlayın: One way to check air pressure is ____ a barometer.

Cevabı göster

with

which is calculated by comparing the income or wealth distribution Dilbilgisi

0:42

bu, mükemmel derecede eşit bir toplumun

of a perfectly equal society

0:45

gelir veya servet dağılımının

to the actual income or wealth distribution.

0:48

gerçek gelir veya servet dağılımıyla karşılaştırılmasıyla hesaplanır.

Dilbilgisi

comparing A to B: karşılaştırma referansını to ile belirtmek

compare A to B yapısında to, B’yi karşılaştırmadaki ikinci öğe veya referans noktası olarak tanıtır. Burada A tamamen eşit bir toplumdaki gelir ya da servet dağılımı, B ise gerçek dağılımdır; to hareket ya da yön bildirmez. by comparing... ifadesi, endeksin hesaplanmasında kullanılan yöntemi açıklar. by’dan sonra gelen -ing biçimindeki comparing bu yöntemi belirtir.

Alıştırma

Bir değerlendirme yöntemini anlatmak için compare A to B yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The analyst checked the model by comparing its forecast for the actual result.
  2. The analyst checked the model by comparing its forecast at the actual result.
  3. The analyst checked the model by comparing its forecast to the actual result.
Cevabı göster

The analyst checked the model by comparing its forecast to the actual result.

The area of this shape multiplied by two

0:51

Bu şeklin alanının iki ile çarpılması

is the Gini index.

0:53

Gini endeksini verir.

A Gini of one indicates perfect inequality, Kelime

0:55

Gini değerinin bir olması mükemmel bir eşitsizliğe işaret eder,

one person has everything

0:58

tek bir kişinin her şeye

and everyone else has nothing.

1:00

ve diğer herkesin hiçbir şeye sahip olmadığı anlamına gelir.

Kelime

A Gini of one indicates...: bir endeks değerini açıklamak

a Gini of one ifadesinde gösterge + of + değer yapısı göstergenin aldığı değeri verir: Gini endeksinin değeri 1’dir. One, Gini endekslerinin sayısı değil, 1 sayısıdır. Indicates, verilerin ya da bir ölçümün belirli bir değerin ne anlama geldiğini gösterdiği açıklamalarda sık kullanılan resmî bir fiildir. Burada 1 değeri, tam eşitsizliğin kuramsal uç noktasını temsil eder.

Alıştırma

“Gösterge + of + değer + indicates + anlam” kalıbını ve zero değerini kullanarak cümleyi tamamlayın: A risk score ____ no detected risk.

Cevabı göster

of zero indicates

You'd never see this in real life

1:02

Bunu gerçek hayatta asla göremezsiniz

because everyone except that one person would starve. Dilbilgisi

1:03

çünkü o tek kişi dışındaki herkes açlıktan ölürdü.

Dilbilgisi

everyone except that one person: tek bir istisnayı hariç tutmak

Burada everyone except that one person, o tek kişi dışındaki bütün insanlar anlamına gelir. Except, o kişiyi would starve ifadesinin geçerli olduğu gruptan çıkarır; dolayısıyla açlıktan öleceği söylenmeyen tek kişi, dışarıda bırakılan kişidir. everyone except + kişi kalıbı, bir kuralın veya sonucun tek bir istisna dışında bütün gruba uygulandığını kısa biçimde anlatır. Except sonrasındaki kişi, everyone ifadesinin fiilen kapsadığı alanın dışındadır.

Alıştırma

Hangi cümle, formu teslim etmeyen tek kişinin Leo olduğunu ifade eder?

  1. No one except Leo submitted the form.
  2. Everyone including Leo submitted the form.
  3. Everyone except Leo submitted the form.
Cevabı göster

Everyone except Leo submitted the form.

A Gini index of zero indicates perfect equality,

1:06

Gini endeksinin sıfır olması mükemmel bir eşitliğe işaret eder,

everyone has exactly the same income or wealth.

1:10

herkes tamamen aynı gelire veya servete sahiptir.

But you also never see this in real life,

1:13

Ancak bunu da gerçek hayatta asla göremezsiniz,

not even in communist countries,

1:14

komünist ülkelerde bile,

because for one thing, that would mean paying everyone, Anlatım akışı

1:16

çünkü bu, ne kadar genç, yaşlı olduklarına,

no matter how young, old, Dilbilgisi

1:19

hangi işte çalıştıklarına

what job they're in,

1:20

veya nerede çalıştıklarına bakılmaksızın

or where they work,

1:21

herkese tam olarak aynı ücreti

the exact same wage.

1:22

ödemek anlamına gelirdi.

Anlatım akışı

because for one thing: bir nedeni sunmak

Bu cümlede because bir açıklamanın geleceğini belirtir, for one thing ise sonraki noktayı birkaç olası nedenden biri olarak sunar. Düşünceyi önce iddia, ardından onu destekleyen bir neden biçiminde düzenler. For one thing kelimesi kelimesine bir nesne için anlamına gelmez ve konuşanın mutlaka for another diyerek devam etmesini gerektirmez. Eksiksiz ve numaralı bir liste başlatmadan önemli bir nedeni sunabilir.

Alıştırma

Birkaç olası nedenden birini sunmak için cümleyi for one thing ile tamamlayın: The plan needs revision. ____, it costs too much.

Cevabı göster

For one thing

Dilbilgisi

no matter how ... what ... where: sonucu değiştirmeyen koşullar

No matter bir ödünleme koşulu getirir: ardından gelen ayrıntı değişse bile ana sonuç aynı kalır. Sözcüğü sözcüğüne ‘hiçbir mesele veya sorun yok’ anlamına gelmez. Bu sıralamada how kişinin ne kadar genç veya yaşlı olduğunu, what iş türünü, where ise yeri belirtir. Üç koşul da no matter kapsamındadır; bu yüzden hiçbiri herkese tamamen aynı ücreti ödeme sonucunu değiştirmez.

Alıştırma

Her birini bir kez kullanarak cümleyi no matter how, no matter what ve no matter where ile tamamlayın: The support is available to every employee, ____ busy they are, ____ role they have, or ____ they work.

Cevabı göster

no matter how · no matter what · no matter where

Typical after-tax Ginis in developed countries today Kelime

1:24

Günümüzde gelişmiş ülkelerdeki vergi sonrası tipik Gini endeksleri

are around .3,

1:27

0.3 civarındadır,

though there's a wide range Dilbilgisi

1:28

ancak oldukça eşitten oldukça eşitsiz olana kadar

from pretty equal to pretty unequal.

1:29

geniş bir aralık mevcuttur.

Kelime

Typical after-tax Ginis: vergi sonrası temsili eşitsizlik ölçümleri

After-tax Gini, eşitsizliği ölçen Gini katsayısının vergiler düşüldükten sonraki gelir kullanılarak hesaplanmış hâlidir. After-tax, Ginis sözcüğünü niteleyen kısa çizgili bir birleşik sıfattır; bu nedenle daha sonraki bir zamanı değil, hesaplama temelini belirtir. Typical, temsil edici veya yaygın görülen anlamına gelir; çoğul Ginis ise birden fazla ülkenin ayrı Gini değerlerine gönderme yapar. Dolayısıyla tüm ifade, vergi sonrası temelde hesaplanan temsil edici Gini değerleri anlamına gelir.

Alıştırma

Bir ekonomi raporunda Typical after-tax Ginis ne anlama gelir?

  1. Vergiler düşülmeden önceki gelir kullanılarak hesaplanan temsil edici Gini değerleri
  2. Vergiler düşüldükten sonraki gelir kullanılarak hesaplanan temsil edici Gini değerleri
  3. Yeni bir vergi getirildikten belirli bir süre sonra ölçülen Gini değerleri
Cevabı göster

Vergiler düşüldükten sonraki gelir kullanılarak hesaplanan temsil edici Gini değerleri

Dilbilgisi

though there's a wide range from...to...: genel bir değerin kapsamını sınırlamak

though ile başlayan yan cümle bir ödünleme ekler: yaklaşık 0,3 olan genel değeri kabul ederken ülkelerin birbirinden yine de büyük ölçüde farklı olabileceğini belirtir. İlk ifadeyi çürütmek yerine onun kapsamını sınırlar. a wide range from A to B yapısında A ve B, değişim aralığının iki ucunu gösterir. Burada pretty, “oldukça” anlamındadır; dolayısıyla aralık oldukça eşitten oldukça eşitsize uzanır.

Alıştırma

Cümledeki though yan cümlesinin işlevi nedir?

  1. Gini endeksinin nasıl hesaplandığını açıklar.
  2. Bu değerin bütün gelişmiş ülkelerde yanlış olduğunu söyler.
  3. Ülkelerin büyük farklılıklar gösterdiğini ekleyerek genel değerin kapsamını sınırlar.
Cevabı göster

Ülkelerin büyük farklılıklar gösterdiğini ekleyerek genel değerin kapsamını sınırlar.

Before we go any further, Anlatım akışı

1:33

Daha ileri gitmeden önce,

you should know what the Gini index Anlatım akışı

1:34

Gini endeksinin

or any other measure of economic inequality

1:36

veya ekonomik eşitsizliği ölçen herhangi bir başka ölçütün

doesn't tell us.

1:38

bize ne söylemediğini bilmelisiniz.

Anlatım akışı

Before we go any further: gerekli bilgiyi vermek için duraklamak

Before we go any further, “bu tartışmaya devam etmeden önce” anlamına gelir. Burada go further mecazidir: ilerleyen konuşan kişiler değil, konudur. Bu ifade, konuşmacının önce anlaşılması gereken bir sınırlama, uyarı, tanım veya varsayım sunabilmesi için ana açıklamayı geçici olarak durdurur. Sıradaki noktanın, dinleyicinin devamındaki içeriği nasıl yorumlayacağını etkileyeceğini bildirir.

Alıştırma

Bir toplantıda Before we go any further girişi neyi belirtir?

  1. Konuşmacı durup devam etmeden önce gerekli olan bilgiyi vermek istiyor.
  2. Konuşmacı herkesten daha uzun bir mesafe yürümesini istiyor.
  3. Konuşmacı tartışmayı kalıcı olarak bitirdi.
Cevabı göster

Konuşmacı durup devam etmeden önce gerekli olan bilgiyi vermek istiyor.

Anlatım akışı

what ... doesn't tell us: kanıtın sınırını belirtmek

What ... doesn't tell us, 'bir şeyin ortaya koymadığı bilgi' anlamına gelir. Burada what gömülü bir wh yan cümlesini başlatır ve yan cümlenin tamamı know fiilinin nesnesidir. Gömülü yan cümle düz cümle sırasını kullanır: what + özne + doesn't tell us. Bilgiyi düzenleyen bir çerçeve olarak odağı, bir ölçütün gösterebildiklerinden sınırlarına kaydırır: yararlı kanıtlar bile önemli soruları yanıtsız bırakabilir.

Alıştırma

Cümleyi hangi seçenek doğru tamamlar? Before relying on the chart, consider ____.

  1. what doesn't the chart tell us
  2. what the chart doesn't tell us
  3. what the chart doesn't tells us
Cevabı göster

what the chart doesn't tell us

It gives no information about how income and wealth Kalıp ifadeler

1:40

Gelir ve servetin

are distributed across genders, races, Kelime

1:42

cinsiyetler, ırklar,

educational backgrounds, or other demographics.

1:45

eğitim geçmişleri veya diğer demografik özellikler arasında nasıl dağıldığı hakkında bilgi vermez.

Kalıp ifadeler

It gives no information about ...: kapsanmayan bir konuyu belirtmek

Give no information about + konu, bir kaynağın o konu hakkında hiçbir bilgi sağlamadığı anlamına gelir. Cümlede about, ölçütün kapsamadığı alanı belirtir; bilgiyi alan kişiyi belirtmez. No, isim öbeğini olumsuz yapar ve burada not ... any ile eşdeğerdir: It gives no information about X = It does not give any information about X.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için give fiilinin geniş zaman biçimini ve no information about ifadesini kullanın: The dataset ____ household debt.

Cevabı göster

gives no information about

Kelime

be distributed across + gruplar veya kategoriler

be distributed across + gruplar veya kategoriler yapısında distributed, bir şeyin nasıl dağıldığını ya da gruplara göre nasıl değiştiğini anlatır; across ise ele alınan kategori kümesini gösterir. Burada ifade, gelir ve servetin cinsiyet, ırk, eğitim geçmişi ve diğer demografik gruplardaki dağılım biçimini belirtir. Bu kullanımda across mekânsal değildir. Analizin birden fazla kategoriyi kapsadığını gösterir; her grubun eşit miktar aldığı anlamına gelmez. Edilgen are distributed biçimi, dağıtımı yapan kişiye değil dağılım biçimine veya sonuca odaklanır.

Alıştırma

“The survey compares how library use is distributed across neighborhoods,” cümlesinde across neighborhoods ne anlama gelir?

  1. Kütüphane kullanımı fiziksel olarak her mahallenin içinden geçer.
  2. Her mahallede kütüphane kullanım düzeyi tamamen aynıdır.
  3. Dağılım biçimi birkaç mahalle arasında inceleniyor.
Cevabı göster

Dağılım biçimi birkaç mahalle arasında inceleniyor.

It doesn't tell us how easy or difficult it is Dilbilgisi

1:48

Yoksulluktan kurtulmanın

to escape poverty,

1:51

ne kadar kolay veya zor olduğunu söylemez

Dilbilgisi

how easy or difficult it is to + fiil

how easy or difficult it is to escape poverty, tell us sonrasında kullanılan gömülü bir wh yan cümlesidir. Zorluk derecesini ele alır, ancak daha büyük bir bildirimin parçasıdır; bu nedenle doğrudan soru sırası how + sıfat + is it yerine bildirme sırası how + sıfat + it is kullanılır. It biçimsel öznedir; değerlendirilen eylem to escape poverty mastarıyla belirtilir. Yeniden kullanılabilir kalıp how easy/difficult it is to + fiildir.

Alıştırma

Hangi cümlede The report shows sonrasında gömülü yan cümle doğru kullanılmıştır?

  1. The report shows how difficult it is to find affordable housing.
  2. The report shows how difficult is it to find affordable housing.
  3. The report shows how is difficult it to find affordable housing.
Cevabı göster

The report shows how difficult it is to find affordable housing.

and it also gives no insight Kalıp ifadeler

1:52

ve aynı zamanda belirli bir toplumun

as to how a particular society arrived Kalıp ifadeler

1:54

mevcut eşitsizlik seviyesine

at its present level of inequality.

1:56

nasıl ulaştığına dair de hiçbir içgörü sunmaz.

Kalıp ifadeler

and it also gives no insight as to ...: açıklanamayan başka bir noktayı eklemek

Give no insight as to + dolaylı soru kalıbı, söz konusu soruya ilişkin daha derin bir anlayış veya açıklama sunmamak demektir. Burada as to tartışılan konuyu tanıtır; how a particular society... ise ölçütün neyi açıklayamadığını belirtir. as to bir yön bildirmez. And it also, bu sınırlamayı daha önce belirtilen başka bir sınırlamaya ekler. İfadenin tamamı, kanıtların veya bir ölçütün bir sonucu betimleyebildiği hâlde sonucun nasıl ya da neden geliştiğini açıklayamadığını söylemek için kullanılır.

Alıştırma

"The report gives no insight as to how the error occurred" ne anlama gelir?

  1. Rapor hiçbir hata olmadığını kanıtlar.
  2. Rapor, hatanın nasıl gerçekleştiğini açıklamaya yardımcı olmaz.
  3. Rapor hatanın kesin nedenini verir.
Cevabı göster

Rapor, hatanın nasıl gerçekleştiğini açıklamaya yardımcı olmaz.

Kalıp ifadeler

arrived at its present level of inequality: soyut bir düzeye ulaşmak

Arrived at its present level of inequality ifadesinde arrive at, soyut bir son noktayla kullanılır. Bu ifade, toplumun fiziksel olarak bir yere gitmesini değil, bir değişim sürecinden geçerek bugünkü eşitsizlik derecesine ulaşmasını anlatır. Bu soyut kalıp arrive at a conclusion, a decision veya an estimate gibi sonuçlarla da kullanılır. Arrive at, durumu veya sonucu bir sürecin son noktası olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi, arrive fiilinin "soyut bir sonuca ulaştı" anlamına gelen iki sözcüklü geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After several meetings, the committee finally ____ a decision.

Cevabı göster

arrived at

Economic inequality is deeply entangled Kalıp ifadeler

1:59

Ekonomik eşitsizlik, diğer eşitsizlik türleriyle

with other types of inequality.

2:01

derin bir şekilde iç içe geçmiştir.

Kalıp ifadeler

Economic inequality is deeply entangled with ...: ekonomik eşitsizlik ... ile derinden iç içe geçmiştir

Bu cümlede is deeply entangled with, ekonomik eşitsizliğin diğer eşitsizliklerle karmaşık biçimde bağlantılı olduğunu ve bunların ayrı ayrı anlaşılamayacağını veya ele alınamayacağını belirtir. Birbirine dolanmış şeyler imgesi burada fiziksel değil, mecazidir. Yeniden kullanılabilir kalıp A + be + deeply entangled with + B şeklindedir. Deeply bağlantının derecesini güçlendirirken entangled, etkenlerin ayrılması zor biçimlerde birbirini etkilediğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede deeply entangled with karmaşık ve ayrılması zor bir ilişkiyi göstermek için kullanılmıştır?

  1. The city's traffic problem is deeply entangled with housing costs and commuting patterns.
  2. The city's traffic problem is briefly listed after housing costs.
  3. The city's traffic problem is completely independent of commuting patterns.
Cevabı göster

The city's traffic problem is deeply entangled with housing costs and commuting patterns.

For example,

2:03

Örneğin,

generations of discrimination, imperialism,

2:04

nesiller boyu süren ayrımcılık, emperyalizm

and colonialism created deeply rooted Kalıp ifadeler

2:06

ve sömürgecilik, günümüze kadar devam eden

power and class inequalities

2:09

derinlere kök salmış

that persist to this day. Kalıp ifadeler

2:11

güç ve sınıf eşitsizlikleri yaratmıştır.

Kalıp ifadeler

deeply rooted power and class inequalities: köklü güç ve sınıf eşitsizlikleri

Deeply rooted, uzun bir zaman içinde sağlam biçimde yerleşmiş ve bu nedenle ortadan kaldırılması veya değiştirilmesi zor olan bir şeyi anlatan mecazi bir sıfat öbeğidir. Burada gerçek anlamda bitki köklerinden söz edilmez. Deeply rooted power and class inequalities ifadesinde deeply rooted hem güç eşitsizliklerini hem de sınıf eşitsizliklerini niteler. Çevrede belirtilen tarihsel nedenler, bu eşitsizliklerin toplumsal yapıya nasıl yerleştiğini ve neden hâlâ sürdüğünü açıklar.

Alıştırma

Hangi ifade deeply rooted prejudice sözünü en iyi biçimde açıklar?

  1. Önyargı onlarca yıldır kurumun içine yerleşmiştir ve ortadan kaldırılması zordur.
  2. Önyargı kısa süreliğine ortaya çıktı ve sonra kayboldu.
  3. Önyargının kurumda bir geçmişi olmadığı için ortadan kaldırılması kolaydır.
Cevabı göster

Önyargı onlarca yıldır kurumun içine yerleşmiştir ve ortadan kaldırılması zordur.

Kalıp ifadeler

that persist to this day: geçmişten bugüne kadar devam eden

Persist to this day, geçmişteki bir zamandan bugüne kadar devam etmek demektir. Persist, bir şeyin zamanın geçmesine veya değiştirme çabalarına rağmen sürmüş olduğunu vurgular; yalnızca bugün var olduğunu söylemekten daha güçlüdür. Cümlede that, power and class inequalities ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciği başlatır. Bu cümlecik, tarihsel olarak oluşan eşitsizliklerin ortadan kalkmadığını ve bugün hâlâ var olduğunu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle bir geleneğin uzun zaman önce başladığını ve hâlâ devam ettiğini anlatır?

  1. The custom ended years ago.
  2. The custom persists to this day.
  3. The custom exists only today.
Cevabı göster

The custom persists to this day.

But we still need at least a rough measure Kalıp ifadeler

2:13

Ancak bir ülkede kimin ne kadar aldığını gösteren

of who gets how much in a country. Dilbilgisi

2:15

en azından kabaca bir ölçüye hala ihtiyacımız var.

Kalıp ifadeler

need at least a rough measure: en azından yararlı bir yaklaşık ölçüye ihtiyaç duymak

Need at least a rough measure, kesin bir rakamın bulunmayabileceğini veya gerekli olmayabileceğini, ancak yine de yaklaşık bir ölçüm yöntemine ihtiyaç duyulduğunu anlatır. Buradaki rough, kaba veya fiziksel olarak pürüzlü değil, yaklaşık ya da kesin olmayan demektir. At least, kabul edilebilir asgari standardı gösterir. At least ve rough birlikte talebi yumuşatırken konuşmacının ana iddiasını korur: analizde kimin ne kadar aldığını gösterecek kadar bilgiye yine de ihtiyaç vardır.

Alıştırma

Vurgulanan ifadedeki eksik sözcüklerle cümleyi tamamlayın: We cannot run a full survey yet, but we need ____ of local demand before opening the clinic.

Cevabı göster

at least a rough measure

That's what the Gini index gives us.

2:17

İşte Gini endeksinin bize verdiği şey budur.

Dilbilgisi

of who gets how much: cümle içine yerleştirilmiş soru

Burada of who gets how much, yaklaşık ölçünün neyle ilgili olduğunu açıklar: kaynakların kimlere dağıtıldığını ve her kişi ya da grubun ne kadar aldığını. Yan cümlenin tamamı of edatının tümlecidir. Bu yapı bağımsız bir soru olarak sorulmaz; bir bildirme cümlesinin içine yerleştirilmiştir. Dolaylı sorularda bildirme cümlesi söz dizimi kullanılır: how much each group gets denir, how much does each group get denmez. who gets how much yapısında who, gets fiilinin öznesi olduğu için söz dizimi doğrudan soru olan Who gets how much? ile aynı görünür.

Alıştırma

Hangi cümle dolaylı soruların normal söz dizimini kullanıyor?

  1. We need to know how much each group gets.
  2. We need to know how much does each group get.
  3. We need to know how much each group get.
Cevabı göster

We need to know how much each group gets.

Some countries are economically much more unequal than others, Dilbilgisi

2:19

Bazı ülkeler ekonomik olarak diğerlerinden çok daha eşitsizdir

and that's because a significant portion Anlatım akışı

2:23

ve bunun nedeni,

of economic inequality is the result

2:25

ekonomik eşitsizliğin önemli bir kısmının

of choices that governments make.

2:27

hükümetlerin yaptığı tercihlerin bir sonucu olmasıdır.

Dilbilgisi

much more unequal than others: karşılaştırmayı güçlendirmek

More unequal than others, bazı ülkelerdeki ekonomik eşitsizliğin derecesini diğer ülkelerle karşılaştırır. Economically karşılaştırmayı ekonomik alanla sınırlar; others ise aynı karşılaştırma grubundaki diğer ülkeler anlamına gelir. Much, more unequal karşılaştırma yapısını güçlendirir. Aradaki farkın büyük olduğunu, yani bu ülkelerin yalnızca daha eşitsiz değil, çok daha eşitsiz olduğunu belirtir. Burada much, countries sözcüğünü değil more unequal yapısını niteler.

Alıştırma

Cümleyi much + efficient sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: The new system is ____ than the old one.

Cevabı göster

much more efficient

Anlatım akışı

that's because ... is the result of ... ile neden ve kaynak açıklamak

That's because, daha önce belirtilmiş bir gözlemi onun açıklamasına bağlar. Bu açıklamanın içinde is the result of, durumu ortaya çıkaran kaynağı belirtir. İki yapı birlikte, savı neyin doğru olduğundan bunun neden doğru olduğuna ve nereden kaynaklandığına taşır. A significant portion, büyük fakat bütün olmayan bir pay anlamına gelir. Choices that governments make burada bireylerin özel tercihlerini değil, hükümetlerin politika ve kurumlarla ilgili tercihlerini ifade eder.

Alıştırma

Neden-sonuç çerçevesini that's because ... is the result of ... ile tamamlayın: The two schools have different schedules, and ____ much of the difference ____ decisions made by local boards.

Cevabı göster

that's because · is the result of

Let's talk about some of these choices. Anlatım akışı

2:30

Bu tercihlerden bazıları hakkında konuşalım.

Anlatım akışı

Let's talk about ... ile konuya geçiş

Let's talk about ..., genel bir noktayı kapatıp sonraki konuyu açan sözlü bir geçiş ifadesidir. Sert bir emir vermek yerine dinleyicinin dikkatini yönlendirir. Some of these choices ifadesindeki these, daha önce belirtilmiş tercihlere gönderme yapar; burada hükümetlerin politika ve kurumlarla ilgili tercihleridir. Bu gönderme, konuşmacının ad öbeğinin tamamını tekrarlamadan devam etmesini sağlar.

Alıştırma

Öğrenilen ifadeyle sözlü konu geçişini tamamlayın: We've reviewed the budget. ____ the timeline.

Cevabı göster

Let's talk about

First,

2:32

Birincisi,

what kind of economy to use. Anlatım akışı

2:33

hangi tür ekonominin kullanılacağı.

Anlatım akışı

liste başlığı olarak what kind of economy to use

what kind of economy to use ifadesi, what kind of + isim + to mastarı yapısındadır. Değerlendirilmesi gereken bir seçimi, yani ne tür bir ekonominin kullanılması gerektiğini adlandırır. Seçimi yapan kişi veya kurum çevredeki bağlamdan anlaşılır. First ifadesinden sonra bu söz öbeği, tam bir doğrudan soru değil, kısa bir liste başlığı olarak işlev görür. İlk konuyu tanıtarak açıklamayı düzenler; dinleyiciden hemen sözlü yanıt istemez.

Alıştırma

First, what kind of economy to use ifadesinde vurgulanan söz öbeği ne işe yarar?

  1. Bir ülkenin ekonomisini zaten değiştirdiğini bildirir.
  2. Dinleyiciden tam bir doğrudan soruya hemen cevap vermesini ister.
  3. Ele alınacak ilk konuyu adlandırır.
Cevabı göster

Ele alınacak ilk konuyu adlandırır.

In the 20th century,

2:35

20. yüzyılda

some countries switched to socialism or communism Kalıp ifadeler

2:36

bazı ülkeler, ekonomik eşitsizliği azaltmak da dahil olmak üzere

for a variety of reasons, Kalıp ifadeler

2:40

çeşitli nedenlerle

including reducing economic inequality.

2:41

sosyalizme veya komünizme geçtiler.

Kalıp ifadeler

switch to socialism or communism: yeni bir sisteme geçmek

Switch to, bir seçeneği kullanmayı veya izlemeyi bırakıp başka bir seçeneği kullanmaya ya da izlemeye başlamak demektir. some countries switched to socialism or communism ifadesinde some countries değişimi yapan öznedir; socialism or communism ise yeni sistemi adlandırır. switch to + isim öbeği yapısında to, yeni seçeneği veya durumu gösteren bir edattır; in order to anlamında amaç bildiren bir mastar işareti değildir. Değişimin iki tarafı da belirtilirse switch from X to Y kalıbı kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi switch fiilinin geçmiş zaman biçimi ve doğru edatla tamamlayın: After testing several tools, the team ____ a cloud-based system.

Cevabı göster

switched to

Kalıp ifadeler

for a variety of reasons, including ...: birden fazla nedenden birini belirtmek

For a variety of reasons, bir sonucun birden fazla nedeni olduğunu gösterir. Bu cümlede tarihsel değişimin tek bir güdüyle açıklanmasını önler. Including, daha geniş nedenler kümesinden bir öğe sunar. Burada reducing economic inequality nedenlerden biridir; tam bir liste değildir. Including bir edat olarak kullanıldığı için ardından reducing economic inequality biçimindeki -ing yapısı gelir.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama geliyor? “The company redesigned the package for a variety of reasons, including reducing waste.”

  1. Atığı azaltmak şirketin tek nedeniydi.
  2. Atığı azaltmak bir neden olmadığı hâlde şirket ambalajı yeniden tasarladı.
  3. Şirketin birkaç nedeni vardı ve atığı azaltmak bunlardan biriydi.
Cevabı göster

Şirketin birkaç nedeni vardı ve atığı azaltmak bunlardan biriydi.

And these changes did dramatically reduce Dilbilgisi

2:44

Ve bu değişiklikler,

economic inequality in the two largest

2:46

en büyük iki kapitalist olmayan ekonomi olan

non-capitalist economies, China and the Soviet Union, Kelime

2:48

Çin ve Sovyetler Birliği'nde, özellikle de Sovyetler Birliği'nde ekonomik eşitsizliği

especially in the Soviet Union.

2:52

dramatik bir şekilde azalttı.

Dilbilgisi

did dramatically reduce: vurgulu did + fiilin yalın biçimi

Bu olumlu cümlede did, reduce fiiline vurgu katar. Konuşmacı azalmanın gerçekten gerçekleştiğini güçlü biçimde doğrular; burada azalma kabul edilmesi gereken bir olgu olarak sunulur. Dramatically ise azalmanın boyutunun büyük olduğunu ekler. Geçmiş zamanı did taşıdığı için ana fiil yalın biçimde kalır: did dramatically reduce doğrudur, did dramatically reduced değildir. Burada did, “yaptı” anlamına gelmez ve ayrı bir eylemi belirtmez.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyip duyduğunuz cümleyi seçin. Did sözcüğünün bulunup bulunmadığına ve vurgulanıp vurgulanmadığına odaklanın.

  1. The policy did dramatically reduce waiting times.
  2. The policy did not dramatically reduce waiting times.
  3. The policy dramatically reduced waiting times.
Cevabı göster

The policy did dramatically reduce waiting times.

Kelime

non-capitalist economies: non- ve ekonomik birim anlamındaki economy

non-capitalist sözcüğündeki non- ön eki “değil” veya “o kategorinin dışında” anlamına gelir. Kapitalist olmayan ekonomileri tanımlar, ancak tek başına belirli bir alternatif sistemin adını vermez. Burada economies, economy sözcüğünün çoğuludur ve bir ülke ya da bölgenin ekonomik sistemiyle faaliyetlerinin bütünü olarak görülen “ekonomiler” anlamındadır. “Para biriktirme yolları” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlede non-capitalist economies ne anlama geliyor?

  1. düşük maliyetli ürünler üreten işletmeler
  2. insanların nasıl para biriktirdiğini inceleyen akademik alan
  3. ekonomik sistemleri kapitalist olmayan ülkeler veya bölgeler
Cevabı göster

ekonomik sistemleri kapitalist olmayan ülkeler veya bölgeler

But neither country prospered as much Dilbilgisi

2:54

Ancak her iki ülke de

as the world's leading economies.

2:56

dünyanın önde gelen ekonomileri kadar refaha ulaşamadı.

Dilbilgisi

neither country ... as much as ...: ikisi de karşılaştırma ölçütünün altında

Neither country, “iki ülkeden hiçbiri” anlamına gelir. neither zaten olumsuz anlam taşıdığı için iki ülkenin ikisini de kapsar ve burada ardından tekil country ismi gelir. Prospered as much as the world's leading economies, eşit dereceye dayalı bir karşılaştırma ölçütü koyar. neither ile birlikte cümle, iki ülkenin de ayrı ayrı o refah düzeyinin altında kaldığını söyler; yalnızca ikinci ülkeyi olumsuzlamaz.

Alıştırma

İki koşucunun da şampiyondan daha az antrenman yaptığını anlatmak için neither ve as much as ile cümleyi tamamlayın: ____ runner trained ____ the champion.

Cevabı göster

Neither · as much as

So, yes, people earned about as much Dilbilgisi

2:58

Yani, evet, insanlar komşularıyla

as their neighbors did,

2:59

aşağı yukarı aynı parayı kazanıyorlardı,

but that wasn't very much.

3:01

ancak bu çok da fazla değildi.

Dilbilgisi

people earned about as much as their neighbors did: komşularıyla yaklaşık aynı geliri kazanmak

"earned about as much as their neighbors did" ifadesinde about as much as miktarları karşılaştırır ve bunların yaklaşık olarak eşit olduğunu belirtir. Burada karşılaştırılan miktar gelirdir; about, karşılaştırmanın tam değil yaklaşık olduğunu gösterir. Sondaki did, earned fiilinin yerini tutar: their neighbors did, their neighbors earned anlamına gelir. Böylece ana fiil tekrarlanmaz ve geçmiş zamandaki karşılaştırma dengeli kalır.

Alıştırma

Hangi cümle Nora'nın gelirinin Liam'ın gelirine yaklaşık olarak eşit olduğunu belirtir?

  1. Nora has about as many clients as Liam does.
  2. Nora earns much more than Liam does.
  3. Nora earns about as much as Liam does.
Cevabı göster

Nora earns about as much as Liam does.

This and many other issues contributed to the Soviet Union's collapse in 1991, Kalıp ifadeler

3:02

Bu ve diğer birçok sorun 1991'de Sovyetler Birliği'nin çökmesine katkıda bulundu

Kalıp ifadeler

contributed to the Soviet Union's collapse: Sovyetler Birliği'nin çöküşüne katkıda bulundu

Contributed to the Soviet Union's collapse, bir şeyin çöküşün gerçekleşmesinde rol oynadığı anlamına gelir. Bu ifade, söz konusu sorunu tek neden olarak değil, diğer nedenlerden biri olarak sunar; This and many other issues ifadesi de bu ortak nedenselliği açıkça gösterir. contribute to yapısında to bir edattır. Ardından contribute to the collapse örneğindeki gibi bir isim öbeği ya da contribute to reducing costs örneğindeki gibi -ing biçimi gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve “ortaya çıkmasında rol oynadı” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Heavy rain ____ the delay, along with several equipment problems.

Cevabı göster

contributed to

and China, to grow more quickly, Dilbilgisi

3:08

ve Çin, daha hızlı büyümek için

shifted its economy towards capitalism Kalıp ifadeler

3:10

1970'lerin sonlarından itibaren

starting in the late 1970s.

3:11

ekonomisini kapitalizme doğru kaydırdı.

Dilbilgisi

to grow more quickly: özneden sonra kullanılan amaç infinitive'i

To grow more quickly amaç bildiren bir to-infinitive yapısıdır; Çin'in ekonomisinin yönünü değiştirme amacını, yani “daha hızlı büyümek için” anlamını verir. grow eyleminin örtük öznesi China'dır. Bu ifade, özne China ile ana fiil shifted arasına girdiği için virgüllerle ayrılır. Geçici olarak çıkarıldığında ana cümle görülür: China shifted its economy towards capitalism. To grow, shifted fiilinin nesnesi değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, öznenin amacını belirtmek için özneden sonra açıkça bir infinitive kullanır?

  1. The city to reduce, traffic expanded its subway system.
  2. The city, to reduce traffic, expanded its subway system.
  3. The city, reducing traffic, expanded its subway system.
Cevabı göster

The city, to reduce traffic, expanded its subway system.

Kalıp ifadeler

shifted its economy towards capitalism: shift ... towards ... yapısı

Shift something towards something, bir şeyi belirli bir yöne kaydırmak veya yeniden yönlendirmek demektir. Burada shifted geçişli fiildir; its economy Çin'in değiştirdiği nesnedir, towards capitalism ise değişimin yönünü belirtir. Towards, kapitalizmi değişimin yönü veya eğilimi olarak gösterir; tek başına değişimin bir anda ve bütünüyle tamamlandığını söylemez. Bu yapı politika, ilgi, harcama veya stratejiyle de kullanılabilir: shift something towards a new priority.

Alıştırma

Hangi cümle, eski yaklaşımın tamamen değiştirildiğini iddia etmeden yönsel bir değişimi anlatır?

  1. The school shifted its curriculum toward project-based learning.
  2. The school switched its entire curriculum to project-based learning.
  3. The school canceled every project-based course.
Cevabı göster

The school shifted its curriculum toward project-based learning.

What about capitalist countries?

3:14

Peki ya kapitalist ülkeler?

Can they choose to reduce economic inequality?

3:16

Ekonomik eşitsizliği azaltmayı seçebilirler mi?

It's tempting to think,

3:18

Şöyle düşünmek cazip gelebilir:

"No,

3:20

"Hayır,

because the whole point of capitalism Anlatım akışı

3:21

çünkü kapitalizmin asıl amacı

is to hoard enough gold coins Deyimler

3:22

yeterince altın para istifleyip

to be able to dive into them

3:24

içlerinde yüzebilmektir

like Scrooge McDuck." Kültür

3:26

tıpkı Varyemez Amca gibi."

Anlatım akışı

because the whole point of capitalism is to...: temel amacı güçlü biçimde çerçevelemek

because the whole point of capitalism is to... ifadesinde because, alıntılanan “No” sözünün gerekçesini sunar. the whole point of X is to Y kalıbı Y’yi X’in temel amacı olarak gösterir; whole ise iddiayı kapsamlı ve güçlü kılar. Burada bu kalıp, karmaşık bir ekonomik sistemi tek bir varsayılan hedefe indirger. It's tempting to think ve ardından gelen absürt görüntüyle birlikte kullanılması, bunun tarafsız bir tanım ya da mutlaka konuşanın nihai görüşü değil, incelenmek üzere sunulan abartılı bir kalıp yargı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi the whole point of X is to Y kalıbıyla tamamlayın: The ____ this fire drill ____ help everyone leave the building safely.

Cevabı göster

whole point of · is to

Deyimler

hoard enough gold coins to be able to dive into them: servet hakkında komik abartı

Hoard, bir şeyden çok miktarda toplamak ve saklamak anlamına gelir; bu miktar çoğu zaman gerekenden fazladır ve sözcük açgözlülük ya da paylaşmak istememe gibi olumsuz bir çağrışım taşır. enough gold coins to be able to dive into them ifadesinde enough + isim + to do, “eylemi mümkün kılacak kadar miktar” demektir. Bu eylem, kasıtlı olarak gerçek dışı olan komik bir abartıdır: Varyemez Amca, parayla dolu kasasına dalmasıyla tanınan zengin bir çizgi film ördeğidir. Görüntü, kapitalizmin yalnızca özel servet biriktirmekten ibaret olduğu kalıp yargısını karikatürleştirir; gerçek anlamlı bir ekonomi tanımı ya da uygulanabilir bir eylem değildir.

Alıştırma

Bu cümlede hoard enough gold coins to be able to dive into them ifadesi ne işe yarıyor?

  1. Kapitalizmin tarafsız ve resmî bir tanımını sunar.
  2. Servet ve kapitalizme ilişkin basitleştirilmiş bir görüşle alay etmek için komik bir abartı kullanır.
  3. Altın paraların nasıl saklanacağı ve içlerinde nasıl yüzüleceği konusunda gerçek anlamlı öğüt verir.
Cevabı göster

Servet ve kapitalizme ilişkin basitleştirilmiş bir görüşle alay etmek için komik bir abartı kullanır.

Kültür

like Scrooge McDuck: aşırı zenginliğin mizahi bir görüntüsü

Scrooge McDuck, son derece zengin olması ve madeni paralarla dolu bir para kasasına sahip olmasıyla tanınan kurgusal bir Disney karakteridir. Gerçek bir ekonomist veya tarihî bir kapitalist değildir. Burada like Scrooge McDuck, servet biriktirmeyi dev bir altın para yığınının içine dalma şeklindeki abartılı bir görüntüye dönüştürür. Bu gönderme gold coins ile dive into them ifadelerini birbirine bağlar ve iddiayı gerçek anlamlı olmaktan çıkarıp mizahi hâle getirir.

Alıştırma

Scrooge McDuck göndermesi cümleye ne katıyor?

  1. Altın paraların normalde yüzme ekipmanı olarak kullanıldığını açıklar.
  2. Birinin dev bir para yığınına daldığı abartılı ve mizahi bir görüntü yaratır.
  3. Kapitalizm teorisi geliştirmiş gerçek bir ekonomisti belirtir.
Cevabı göster

Birinin dev bir para yığınına daldığı abartılı ve mizahi bir görüntü yaratır.

China seems to provide the textbook example of this. Kalıp ifadeler

3:28

Çin bunun ders kitabı niteliğindeki bir örneği gibi görünüyor.

Kalıp ifadeler

provide the textbook example of: son derece tipik bir örnek sunmak

provide the textbook example of this ifadesinde textbook, örneğin gerçekten bir ders kitabından alındığı anlamına gelmez; “son derece tipik veya açık” olduğunu belirtir. İfadenin tamamı “bunun özellikle temsil edici örneğini göstermek veya sunmak” anlamındadır. Yeniden kullanılabilen kalıp provide a textbook example of + bir olgu veya fikirdir. a yerine the kullanmak, bir şeyi tartışmadaki en belirgin örnek olarak sunabilir.

Alıştırma

Cümleyi textbook içeren ve “son derece tipik bir durum” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The data breach is a ____ of weak password security.

Cevabı göster

textbook example

After it became more capitalist,

3:31

Daha kapitalist bir hale geldikten sonra,

its Gini index shot up Öbek fiiller

3:32

Gini endeksi 0.4'ün altından

from under .4 to over .55. Dilbilgisi

3:34

0.55'in üzerine fırladı.

Öbek fiiller

shot up ile hızlı ve çarpıcı yükseliş

its Gini index shot up ifadesindeki shot up, shoot up öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Özne bir sayı veya ölçüm olduğunda “çok hızlı yükseldi” anlamına gelir ve çoğu zaman artışın büyük ya da dikkat çekici olduğunu da düşündürür. Burada silahla ateş etmek anlamında değildir. Nötr rose veya increased ile karşılaştırıldığında shot up, değişimi daha ani ya da çarpıcı gösterir. Fiyatlar, maliyetler, oranlar, sıcaklıklar ve ölçülebilen diğer eğilimlerle sık kullanılır.

Alıştırma

Hızlı ve çarpıcı bir yükseliş anlatmak için cümleyi hedef öbek fiilin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the factory announced a shortage, battery prices ____ in one week.

Cevabı göster

shot up

Dilbilgisi

from under .4 to over .55: sayısal eşikleri aşmak

From under .4 to over .55, değişimin başlangıç ve bitiş aralıklarını verir. Kalıp from + başlangıç aralığı + to + bitiş aralığı biçimindedir: endeks 0,4'ün altında başlamış ve 0,55'in üzerinde sona ermiştir. Buradaki under ve over fiziksel konumları değil, sayısal eşikleri niteler. İfade kesin değerler yerine sınırlar verir: başlangıç değeri mutlaka 0,4, bitiş değeri de mutlaka 0,55 değildir.

Alıştırma

Cümleyi hedef eşik kalıbıyla tamamlayın: In two years, membership grew ____ 1,000 people ____ 1,500.

Cevabı göster

from under · to over

Meanwhile, its per capita yearly income Kelime

3:38

Bu arada, kişi başına düşen yıllık geliri

jumped from the rough equivalent of $1,500 Kalıp ifadeler

3:39

kabaca 1.500 dolar seviyesinden

to over $13,000.

3:42

13.000 doların üzerine sıçradı.

Kelime

its per capita yearly income: kişi başına yıllık geliri

its per capita yearly income ad öbeği, bir yıllık kişi başına ortalama gelir anlamına gelir. Per capita, rakamın kişi başına ortalama olarak hesaplandığını belirtir; yearly, income sözcüğünü niteler; its ise daha önce sözü edilen ülkeye veya başka bir varlığa gönderme yapar. Bu, nüfus düzeyinde bir ortalamadır: ilgili toplam, kişi sayısına bölünür. Herkesin gerçekte belirtilen miktarı kazandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir ekonomi raporunda its per capita yearly income neyi ifade eder?

  1. Belirli bir kişinin kazandığı yıllık gelir
  2. O nüfusta kişi başına düşen ortalama yıllık gelir
  3. Tüm hanelerin yıllık gelirlerinin toplamı
Cevabı göster

O nüfusta kişi başına düşen ortalama yıllık gelir

Kalıp ifadeler

jumped from the rough equivalent of ... to over ...: yaklaşık eş değeri olan ... tutarından ... üzerine sıçradı

Jumped from A to B sayısal bir değişimi anlatır; from başlangıç noktasını, to ise bitiş noktasını gösterir. Jumped, artışın büyük veya dikkat çekici olduğunu bildirir ve nötr rose ya da went up ifadelerinden daha güçlüdür. The rough equivalent of $1,500, dönüştürme veya karşılaştırma sonrasında yaklaşık 1.500 dolara eşit bir değer demektir; tam bir miktarı belirtmez. Over $13,000, son değerin 13.000 doları aştığı anlamına gelir.

Alıştırma

“The membership fee jumped from the rough equivalent of $40 to over $100,” cümlesinde konuşan kişi ne demek istiyor?

  1. Ücret tam olarak 40 dolardan yavaşça yükseldi ve tam olarak 100 dolarda kaldı.
  2. Ücret 100 doların üzerinden yaklaşık 40 dolara düştü.
  3. Ücret, yaklaşık 40 dolara eş değer bir tutardan 100 doların üzerine keskin biçimde yükseldi.
Cevabı göster

Ücret, yaklaşık 40 dolara eş değer bir tutardan 100 doların üzerine keskin biçimde yükseldi.

But there are many counterexamples, Anlatım akışı

3:45

Ancak birçok karşıt örnek de var,

capitalist countries in which inequality Dilbilgisi

3:47

bazı kapitalist ülkelerde eşitsizlik

is actually holding steady or decreasing.

3:49

aslında sabit kalıyor veya azalıyor.

Anlatım akışı

But there are many counterexamples: bir genellemeye karşı dönüş

But, savın yönünde bir değişiklik olduğunu gösterir. Geniş bir iddiayı destekliyor gibi görünen bir örnekten sonra there are many counterexamples denmesi, dinleyiciye bu iddiaya uymayan başka durumların da bulunduğunu bildirir. Bir counterexample yalnızca başka bir example değildir. Bir kuralı veya genellemeyi sorgulayan ya da sınırlayan karşı örnektir. Bu geçiş, tek bir örüntünün evrensel kabul edilmesini önler.

Alıştırma

Bu savda But there are many counterexamples ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Destekleyici bir örnekten genellemeyi sınırlayan örneklere geçer.
  2. Savı bırakıp olayları zaman sırasıyla anlatmaya başlar.
  3. Genellemenin her zaman doğru olduğunu kanıtlamak için daha fazla örnek ekler.
Cevabı göster

Destekleyici bir örnekten genellemeyi sınırlayan örneklere geçer.

Dilbilgisi

countries in which ...: resmî bir yer ilgi cümlesi

Burada in which inequality is actually holding steady or decreasing, capitalist countries ifadesini niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Temel ilişki inequality is holding steady or decreasing in those countries biçimindedir; bu nedenle in edatı, ilgi zamiri which’in önüne getirilmiştir. countries gibi yer bildiren bir isimle in which çoğu zaman where ile değiştirilebilir. In which daha resmîdir ve in ilişkisini açıkça gösterir. in which’ten sonra normal bildirme cümlesi sırası, yani özne + fiil kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi where ifadesinin iki sözcüklük resmî karşılığıyla tamamlayın: The report names two cities ____ public buses are free.

Cevabı göster

in which

France has kept its Gini index below .32 since 1979. Dilbilgisi

3:52

Fransa 1979'dan beri Gini endeksini 0.32'nin altında tutmaktadır.

Dilbilgisi

has kept ... below ... since ...: bir değeri uzun süredir sınırın altında tutmak

Has kept, keep fiilinin present perfect biçimidir. has kept its Gini index below .32 ifadesinde keep + nesne + below + sınır, nesneyi bu sınırın altında tutmak demektir. Since 1979 başlangıç noktasını belirtir. has kept ... since ... birlikte, durumun o zaman başlayıp söz edilen zamana, genellikle bugüne kadar sürdüğünü anlatır; olayın yalnızca 1979'da gerçekleştiğini anlatmaz.

Alıştırma

has kept ... below ... since ... kalıbıyla cümleyi tamamlayın: The factory ____ accident rates ____ two percent ____ 2021.

Cevabı göster

has kept · below · since

Ireland's Gini has been trending mostly downwards since 1995. Dilbilgisi

3:56

İrlanda'nın Gini değeri 1995'ten bu yana çoğunlukla aşağı doğru bir eğilim göstermektedir.

Dilbilgisi

has been trending mostly downwards since ...: süren genel düşüş eğilimi

Has been trending, present perfect continuous yapısındadır. Burada trend, internette popüler olmak değil, zaman içinde genel bir yönde hareket etmek demektir. Since 1995, devam eden eğilimin başladığı noktayı belirtir. Mostly downwards kesintisiz bir düşüşü değil, genel yönü anlatır. Endeks bazı zamanlarda yükselmiş veya sabit kalmış olsa da bütün dönem boyunca genel olarak aşağı doğru hareket etmiş olabilir.

Alıştırma

Bu cümlenin en doğal anlamı nedir? The defect rate has been trending mostly downwards since January.

  1. Kusur oranı istisnasız her ölçümde düştü.
  2. Kusur oranı ocak ayında bir kez düştü ve o zamandan beri değişmedi.
  3. Ocak ayından beri kusur oranı genel olarak düşmüştür, ancak dalgalanmış olabilir.
Cevabı göster

Ocak ayından beri kusur oranı genel olarak düşmüştür, ancak dalgalanmış olabilir.

The Netherlands and Denmark

4:00

Hollanda ve Danimarka

have kept theirs below .28

4:02

kendi değerlerini 1980'lerden beri

since the 1980s.

4:04

0.28'in altında tutmuşlardır.

How do they do it? Anlatım akışı

4:06

Bunu nasıl yapıyorlar?

One way is with taxes.

4:07

Bunun bir yolu vergilerdir.

Anlatım akışı

How do they do it?: sonuçtan yöntemlere geçiş

Burada they, daha önce sözü edilen ülkeleri gösterir; do it ise belirli bir hareketi yapmak değil, “az önce açıklanan sonucu elde etmek” anlamına gelir. Bu soru, açıklamanın odağını sonuçtan o sonucun nasıl elde edildiğine taşır. One way is... cevabı başlatır ve ardından bir ya da daha fazla yöntemin geleceğini gösterir. Bu soru-cevap düzeni, açıklayıcı anlatımda sık kullanılan bir giriş yöntemidir.

Alıştırma

Bu bölümde How do they do it? sorusunun temel işlevi nedir?

  1. Sonuçtan, o sonucu elde etmek için kullanılan yöntemlere geçmek
  2. Önceki sonucun doğru olup olmadığını sorgulamak
  3. Ülkelerin hangi fiziksel hareketi yaptığını sormak
Cevabı göster

Sonuçtan, o sonucu elde etmek için kullanılan yöntemlere geçmek

Personal income taxes in most countries are progressive. Kelime

4:09

Çoğu ülkede kişisel gelir vergileri artan oranlıdır.

Kelime

Personal income taxes ... are progressive: progressive sözcüğünün vergi sistemindeki anlamı

Vergi dilinde progressive, bir oran yapısını anlatır: vergilendirilebilir gelir arttıkça gelirin üst dilimlerine daha yüksek vergi oranları uygulanır. Personal income taxes, bireylerin gelirinden alınan vergilerdir; dolayısıyla cümle, çoğu ülkenin bu kademeli yapıyı kullandığını söyler. Buradaki progressive teknik bir sınıflandırmadır; “modern” veya “siyasi açıdan ilerici” anlamında bir övgü değildir. Dilimli bir sistemde daha yüksek bir dilime girmek, normalde gelirin tamamının en yüksek oranla vergilendirilmesi anlamına gelmez; yüksek oran yalnızca o dilime giren kısma uygulanır.

Alıştırma

Cümleyi bu derste kullanılan iki kelimelik terimle tamamlayın: A tax whose rate rises as taxable income rises is called a ____.

Cevabı göster

progressive tax

The more money you make, Dilbilgisi

4:12

Ne kadar çok para kazanırsanız,

the higher your tax rate.

4:13

vergi oranınız da o kadar yüksek olur.

Dilbilgisi

The more money you make, the higher your tax rate: ne kadar..., o kadar...

The more money you make, the higher your tax rate cümlesi, the + karşılaştırma yan cümlesi, the + karşılaştırma yan cümlesi biçimindeki bağıntılı karşılaştırma yapısını kullanır. Birlikte değişen iki değişkeni birbirine bağlar: kazanılan para miktarı arttıkça vergi oranı da artar. Bu yapıda iki the de sıradan belirli tanımlıklar değil, dil bilgisel işaretlerdir. İlk yan cümle more + isim + özne + fiil yapısını kullanır; ikinci bölüm ise anlamca is fiilini içeren kısaltılmış bir yan cümledir: the higher your tax rate is.

Alıştırma

Bağıntılı karşılaştırmayı more ve high kullanarak tamamlayın: ____ hours you work, ____ your total pay.

Cevabı göster

The more · the higher

And the more progressive your tax system, Dilbilgisi

4:14

Ve vergi sisteminiz ne kadar artan oranlıysa,

the more it reduces inequality.

4:16

eşitsizliği de o kadar çok azaltır.

Dilbilgisi

the more progressive your tax system ... the more it reduces inequality: derece arttıkça etki de artar

The more progressive your tax system, the more it reduces inequality bir niteliğin derecesini bir etkinin büyüklüğüne bağlar: daha yüksek artan oranlılık, eşitsizlikte daha büyük bir azalma sağlıyor olarak sunulur. İlk bölüm, the more progressive your tax system is ifadesine denk olan eksiltili bir yan cümledir. İkinci bölümde karşılaştırma işaretini tam bir özne-fiil dizisi izler: the more + it + reduces inequality. Bu, more sözcüğünün hemen ardından mutlaka bir sıfat gelmesi gerekmediğini gösterir. Baştaki And yalnızca bu ifadeyi bir önceki ifadeye bağlar; karşılaştırma yapısının parçası değildir.

Alıştırma

Aynı yapıyı doğru kullanan cümle hangisidir: ilk bölümde karşılaştırma sıfatı, ikinci bölümde ise the more + özne + fiil?

  1. More efficient the filter, the more it removes harmful particles.
  2. The more efficient the filter, the more it removes harmful particles.
  3. The more efficient the filter, it more removes harmful particles.
Cevabı göster

The more efficient the filter, the more it removes harmful particles.

So, for example,

4:18

Yani, örneğin,

while pre-tax income inequality in France Dilbilgisi

4:19

Fransa'da vergi öncesi gelir eşitsizliği

is roughly the same as it is in the US,

4:22

ABD'dekiyle kabaca aynıyken,

post-tax inequality in France

4:25

Fransa'da vergi sonrası eşitsizlik

is roughly 20% lower.

4:27

yaklaşık %20 daha düşüktür.

Dilbilgisi

while pre-tax ... post-tax ...: iki ölçümün karşılaştırılması

Burada while bir zaman ilişkisi değil, karşıtlık kurar. İlk yan cümle Fransa ile ABD'deki vergi öncesi gelir eşitsizliğinin yaklaşık aynı düzeyde olduğunu söyler; ana cümle ise Fransa'daki vergi sonrası eşitsizliğin ABD'dekinden yaklaşık %20 daha düşük olduğunu belirtir. while A, B kalıbı, B'nin A ile arasındaki farkı öne çıkarmak için iki olguyu yan yana getirir. Veri anlatımında ülkeler, dönemler veya ölçümler karşılaştırılabilir; pre-tax ve post-tax hangi ölçümün ele alındığını gösterir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: While both plans cost the same, the second includes more support. Burada while ne işe yarar?

  1. İkinci planın daha önce var olduğunu gösterir.
  2. Aynı fiyatı farklı destek düzeyleriyle karşılaştırarak iki plan arasında karşıtlık kurar.
  3. İki planın ödemesinin aynı anda yapıldığını söyler.
Cevabı göster

Aynı fiyatı farklı destek düzeyleriyle karşılaştırarak iki plan arasında karşıtlık kurar.

Meanwhile,

4:29

Bu arada,

inheritance taxes can reduce the amount of wealth Kelime

4:30

miras vergileri tek bir ailenin

that a single family can amass over generations. Kelime

4:33

nesiller boyunca biriktirebileceği servet miktarını azaltabilir.

Kelime

inheritance taxes: miras kalan servet üzerinden alınan vergiler

Inheritance taxes, bir kişi öldükten sonra miras yoluyla başkalarına aktarılan para veya mal varlığı üzerinden alınan vergilerdir. Buradaki inheritance kültürel gelenekleri değil, miras kalan serveti ifade eder. Cümle, bu vergilerin bir ailenin birkaç nesil boyunca biriktirebileceği serveti sınırlayabileceğini anlatır. Genel politika tartışmalarında çoğul taxes, tek bir miras işleminde mutlaka birkaç ayrı vergi bulunduğunu değil, bir vergi kategorisini belirtir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: Inheritance taxes vary from one country to another. inheritance taxes ifadesi ne anlama gelir?

  1. Miras yoluyla alınan servet veya mal varlığı üzerinden alınan vergiler.
  2. Kültürel gelenekleri korumak için ödenen ücretler.
  3. Bir çalışanın düzenli ücretinden kesilen vergiler.
Cevabı göster

Miras yoluyla alınan servet veya mal varlığı üzerinden alınan vergiler.

Kelime

amass wealth over generations: nesiller boyunca servet biriktirmek

that a single family can amass over generations ilgi cümleciği, burada söz konusu olan wealth sözcüğünü açıklar. That, amass fiilinin nesnesidir; dolayısıyla cümlecik, bir ailenin zamanla oluşturabileceği servet anlamına gelir. Amass, değerli olan veya güç sağlayan bir şeyi büyük miktarda biriktirmeyi anlatan oldukça resmî bir fiildir. Over generations, sürecin yalnızca tek bir nesil içinde değil, toplam miktar zamanla artarken birbirini izleyen birkaç nesil boyunca devam ettiğini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, büyük miktarda servetin birkaç nesil boyunca birikmesini doğal biçimde anlatır?

  1. The family inherited one painting last Tuesday.
  2. The family amassed considerable wealth over three generations.
  3. The family picked up a few coins during lunch.
Cevabı göster

The family amassed considerable wealth over three generations.

Germany and many other European countries

4:36

Almanya ve diğer birçok Avrupa ülkesi,

have inheritance or estate taxes Kelime

4:38

kimin miras aldığına bağlı olarak,

that kick in at a few thousand Öbek fiiller

4:40

birkaç bin ila birkaç yüz bin Euro'dan

to a few hundred thousand Euros,

4:41

itibaren devreye giren

depending on who's inheriting. Dilbilgisi

4:43

veraset veya intikal vergilerine sahiptir.

Kelime

have inheritance or estate taxes: veraset veya tereke vergilerine sahip olmak

have inheritance or estate taxes ifadesindeki have, bu ülkelerin vergi sistemlerinde bu tür vergilerin bulunduğunu belirtir. Or, farklı hukuk sistemlerinde kullanılan birbiriyle ilişkili iki politika adını bir araya getirir; her ülkenin mutlaka ikisine de sahip olduğu anlamına gelmez. Burada inheritance, ölen birinden alınan mal varlığını ifade eder. Estate ise büyük bir kır malikanesini değil, ölen kişinin geride bıraktığı tüm mal varlığını belirtir. Bu nedenle ifade, genel olarak ölümden sonra mal varlığının aktarılmasıyla ilgili vergileri anlatır.

Alıştırma

inheritance tax ve estate tax hakkında en doğru ifade hangisidir?

  1. Estate tax, büyük bir kır malikanesini ziyaret etmek için alınan vergi demektir.
  2. Her ülkede her zaman tamamen aynı hukuki tanıma sahiptirler.
  3. İkisi de ölümden sonra aktarılan mal varlığıyla ilgilidir, ancak hukuki vergi matrahı farklı olabilir.
Cevabı göster

İkisi de ölümden sonra aktarılan mal varlığıyla ilgilidir, ancak hukuki vergi matrahı farklı olabilir.

Öbek fiiller

that kick in at: belirli bir eşikten itibaren uygulanmaya başlamak

that kick in at bölümünde that, vergileri açıklayan bir ilgi yan cümlesi başlatır. Kick in, “uygulanmaya veya işlemeye başlamak” anlamına gelir; at ise bunun başladığı sayısal eşiği gösterir. Burada ifade, mirasın değeri belirlenen tutara ulaştığında vergilerin uygulanmaya başladığını anlatır. Aynı yapı bir ücretin, sigorta kapsamının, oranın veya başka bir kuralın belirli bir zamanda ya da düzeyde başlamasını açıklamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, kick içeren ve “belirtilen bir eşikte uygulanmaya başlamak” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: The higher rate will ____ a balance of $10,000.

Cevabı göster

kick in at

Dilbilgisi

depending on who's inheriting: sonucu değiştiren koşulu belirtmek

Depending on who's inheriting, daha önce sözü edilen eşiğin değişmesine neden olan koşulu ekler. Depending on, sonucun ardından gelen etkene göre değişebileceğini gösterir; bu nedenle tutar her durumda aynı değildir. Who's, who is ifadesinin kısaltmasıdır. Who's inheriting, on sözcüğünden sonra gelen gömülü bir soru yan cümlesidir: dinleyiciye doğrudan soru sormak yerine mirası alan bilinmeyen kişinin kim olduğunu belirtir. Who özne olduğu için kelime sırası, doğrudan soru olan Who is inheriting? ile aynı görünür.

Alıştırma

Hangi cümle son fiyatın alıcının konumuna göre değiştiğini doğru biçimde ifade eder?

  1. The final price changes depending on where the buyer lives.
  2. The final price changes depending where the buyer lives.
  3. The final price changes depending on where does the buyer live.
Cevabı göster

The final price changes depending on where the buyer lives.

The US, on the other hand, Anlatım akışı

4:45

Öte yandan ABD,

lets you inherit $12 million Dilbilgisi

4:47

herhangi bir federal vergi ödemeden

without paying any federal tax.

4:49

12 milyon dolar miras almanıza izin vermektedir.

Anlatım akışı

The US, on the other hand: karşıt durumu sunma

On the other hand, karşıtlık bildiren bir söylem bağlayıcısıdır. Başka bir yer veya politika ele alındıktan sonra The US yeni karşılaştırma noktasını belirtir; bağlayıcı da ABD’deki durumun farklı olduğunu dinleyiciye gösterir. Öncesinde on the one hand söylenmemiş olsa bile karşılaştırmanın ikinci yönünü sunabilir. Burada fiziksel bir eli değil, “buna karşılık” anlamını ifade eder.

Alıştırma

Bir rapor önce şehir merkezinde ev kiralamanın kullanışlı olduğunu söylüyor. Karşıt dezavantajı en iyi hangi cümle sunar?

  1. For example, it is much more expensive.
  2. In other words, it is much more expensive.
  3. On the other hand, it is much more expensive.
Cevabı göster

On the other hand, it is much more expensive.

Dilbilgisi

lets you inherit ... without paying: let + nesne + fiilin yalın hâli ve without + -ing

lets you inherit, let + nesne + fiilin yalın hâli yapısını kullanır: you nesnedir ve inherit, önünde to olmadan yalın hâlde kalır. The US tekil bir özne olduğu için geniş zamanda let, lets olur. Burada ülke, yasalarını veya sistemini temsil eder; yani eyleme kurallar izin verir. without paying, ilk eylemin ikinci eyleme gerek kalmadan gerçekleştiğini göstermek için without + -ing yapısını kullanır. Yeniden kullanılabilen kalıp let someone do something without doing something biçimindedir.

Alıştırma

enter ve pay fiillerini doğru biçimde kullanın: This pass lets visitors ____ the gallery without ____ an extra fee.

Cevabı göster

enter · paying

Another way is with transfers, Anlatım akışı

4:52

Bir başka yol da, hükümetin

when the government takes tax revenues Dilbilgisi

4:54

bir grup insandan topladığı vergi gelirlerini alıp

from one group of people

4:55

bunu diğerine vermesi anlamına gelen

and gives it to another.

4:56

transferlerdir.

Anlatım akışı

Another way is with ... ile başka bir yöntem tanıtmak

Another way, konuşmacının daha önce bir yöntemden söz ettiğini ve şimdi farklı bir yöntem daha eklediğini gösterir. Böylece açıklama, bağlantısız olgular yerine sıralı bir yöntem listesi hâlinde düzenlenir. Another way is with + isim yapısında with sözcüğünden sonraki isim, kullanılan aracı veya yöntemi belirtir. Buradaki transfers, bir nesnenin fiziksel olarak taşınmasını değil, devletin transfer ödemelerini ifade eder.

Alıştırma

İkinci cümleyi, ek bir yöntem tanıtan ve bir isimden önce with kullanan tam ifadeyle tamamlayın: We have discussed tax credits. ____ direct grants.

Cevabı göster

Another way is with

Dilbilgisi

take ... from ... and give it to ... ile aktarım yolunu göstermek

Bu when yan cümlesi, transfer politikasında ne olduğunu açıklar. Yeniden kullanılabilir take something from A and give it to B kalıbında kaynak from, alıcı ise to ile gösterilir; her iki eylemin öznesi de the government ifadesidir. it zamiri, tax revenues ile ifade edilen paraya gönderme yapar; another ise another group of people ifadesinin yerini tutar. Özenli yazıda sayı uyumu tax revenue ... it veya tax revenues ... them biçiminde daha açık olur.

Alıştırma

Kaynak ve alıcı kalıbını iki edatla tamamlayın: The coordinator takes equipment ____ the warehouse and gives it ____ each team.

Cevabı göster

from · to

For example,

4:58

Örneğin,

Social Security programs tax people who work Kültür

4:59

Sosyal Güvenlik programları çalışan insanları vergilendirir

and use the revenue to support retirees.

5:02

ve bu geliri emeklileri desteklemek için kullanır.

Kültür

Kamusal emeklilik destek sistemi olarak Social Security programs

Social Security programs, devletin vergi veya zorunlu prim toplayıp özellikle emeklilik ödemeleri gibi yardımlar sağladığı sistemleri ifade eder. Bu cümlede ifade, çalışanların gelirinin bir bölümünü emeklilere aktaran kamu sistemini belirtir. Burada Social Security bir kurum adıdır. Social, sohbetle veya sosyal medyayla ilgili anlamına gelmez; social security bir bütün olarak emeklilik gibi gelir kaybı yaşanan durumlara karşı kamusal korumayı ifade eder.

Alıştırma

Bu cümlede Social Security programs neyi ifade ediyor?

  1. İş yerlerini korumak için tutulan özel güvenlik görevlileri
  2. Sosyal medya hesaplarının güvenlik ayarları
  3. Vergi veya prim toplayıp emeklilik geliri gibi yardımlar sağlayan kamu programları
Cevabı göster

Vergi veya prim toplayıp emeklilik geliri gibi yardımlar sağlayan kamu programları

In Italy,

5:04

İtalya'da,

about a quarter of Italians' Kelime

5:05

İtalyanların harcanabilir

disposable household income

5:07

hane halkı gelirlerinin yaklaşık dörtte biri

comes from government transfers. Kalıp ifadeler

5:08

devlet transferlerinden gelmektedir.

Kelime

İtalyan hanelerinin harcanabilir gelirinin yaklaşık dörtte biri

About a quarter of, of sözcüğünden sonra belirtilen toplamın yaklaşık dörtte biri, yani yaklaşık %25'i demektir. Italians' çoğul iyelik biçimidir; dolayısıyla ifade İtalyan hanelerine ait geliri ölçer. Ekonomik istatistiklerde disposable household income, doğrudan vergiler ve sosyal güvenlik primleri sonrasında hanelerin harcama veya tasarruf için kullanabildiği gelirdir; nakit yardımlar ve diğer transferler de buna dahildir. Burada disposable, kullanıma hazır anlamındadır, tek kullanımlık anlamında değildir.

Alıştırma

Bu cümlede about a quarter of Italians' disposable household income ne anlama geliyor?

  1. İtalya'daki tüm vergi öncesi gelirin tam olarak %25'i
  2. İtalyan hanelerinin tek kullanımlık ürünlere harcadığı paranın yaklaşık %25'i
  3. İtalyan hanelerinin harcayabildiği veya biriktirebildiği gelirin yaklaşık %25'i
Cevabı göster

İtalyan hanelerinin harcayabildiği veya biriktirebildiği gelirin yaklaşık %25'i

Kalıp ifadeler

comes from government transfers: kaynağı belirtme

Come from + kaynak, bir şeyin o kaynaktan geldiğini veya kökenini oradan aldığını belirtir. Bu cümlede hane gelirinin söz konusu bölümü devlet transferleri yoluyla sağlanır; fiziksel bir hareket anlatılmaz. Government transfers, devletin hanelere sağladığı ödemeler veya yardımlar anlamındadır. Özne, sayılamayan income sözcüğünün bir bölümünü ifade ettiği için geniş zamanda comes kullanılır. Aynı yapı para, veri, fikir veya etkilerin kaynağını da gösterebilir.

Alıştırma

Come from ifadesinin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: Most of the scholarship money ____ alumni donations.

Cevabı göster

comes from

That's a lot,

5:10

Bu oldukça yüksek bir oran,

especially relative to the US, Kalıp ifadeler

5:11

özellikle ABD ile kıyaslandığında,

where the figure is just over 5%. Dilbilgisi

5:13

ABD’de bu rakam %5’in biraz üzerindedir.

Kalıp ifadeler

especially relative to the US: karşılaştırma ölçütü belirleme

Burada relative to the US, ABD ile karşılaştırıldığında anlamına gelir. Oranın yüksek olduğu değerlendirmesi için ABD'yi ölçüt yapar: ABD'deki oranın %5'in biraz üzerinde olması, İtalya'daki payın özellikle büyük görünmesine yol açar. relative to + isim öbeği yapısı bir karşılaştırma noktası belirler. Especially, bu özel karşılaştırmanın değerlendirmeyi güçlendirdiğini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi relative to ile tamamlayın: The fee is low ____ similar programs.

Cevabı göster

relative to

Dilbilgisi

where the figure is just over 5%: bir yeri ilgili veriye bağlamak

Bu cümlede where, ABD hakkında ek bilgi veren açıklayıcı bir ilgi cümleciği başlatır. And in the US ifadesine yakın bir anlam taşır ve yeri o yere ait veriyle ilişkilendirir. The figure, karşılaştırılan sayı veya yüzdeyi ifade eder; kişi ya da şekil anlamına gelmez. Just over 5%, tam olarak %5 değil, %5'in biraz üzerinde demektir.

Alıştırma

Hangi cümlede where bir yere ait veriyi eklemek için doğru kullanılmıştır?

  1. The rate is lower in Canada, which the figure is 8%.
  2. The rate is lower in Canada, where the figure is 8%.
  3. The rate is lower in Canada, where the shape is 8%.
Cevabı göster

The rate is lower in Canada, where the figure is 8%.

A third way is to ensure Kalıp ifadeler

5:16

Üçüncü bir yol da,

that everyone has access

5:17

herkesin eğitim ve sağlık gibi hizmetlere

to things like education and healthcare.

5:18

erişiminin olmasını sağlamaktır.

Kalıp ifadeler

ensure that everyone has access to: bir politika hedefi belirtmek

Ensure that + clause, bir durumun kesin olarak gerçekleşmesini sağlamak demektir. Burada everyone has access to ... politikanın güvence altına alması gereken sonucu açıklayan yan cümledir. Have access to + noun, bir kaynağı veya hizmeti elde edebilmek ya da kullanabilmek anlamına gelir. Ücret, izin, bulunabilirlik veya fiilî kullanım imkânını kapsayabilir; bu nedenle yalnızca fiziksel bir girişe sahip olmaktan daha geniştir.

Alıştırma

Hangi cümle bir programın bir kaynağa erişimi güvence altına aldığını doğru biçimde ifade eder?

  1. The program ensures that every student has access a laptop.
  2. The program ensures every student to have access to a laptop.
  3. The program ensures that every student has access to a laptop.
Cevabı göster

The program ensures that every student has access to a laptop.

A highly educated, healthy workforce Kelime

5:21

Yüksek eğitimli, sağlıklı bir işgücü

can command a higher salary on the market, Kelime

5:23

piyasada daha yüksek maaş talep edebilir

thus reducing inequality.

5:25

ve böylece eşitsizliği azaltabilir.

Kelime

A highly educated, healthy workforce: yüksek eğitimli ve sağlıklı bir iş gücü

Temel isim workforce bir topluluk adıdır: bir şirket, sektör, bölge veya ekonomideki çalışanları tek bir grup olarak ele alır. Bu politika bağlamında, tek bir görev için oluşturulmuş küçük bir ekibi değil, ilgili kapsamdaki çalışan nüfusunun tamamını ifade eder. Highly educated ve healthy ifadelerinin ikisi de workforce sözcüğünü niteler. A tanımlığı ve tekil workforce biçimi, bu grubu iş gücü piyasasında daha yüksek değere sahip olabilecek geniş bir kaynak olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede workforce neyi ifade eder?

  1. bir grup olarak ele alınan çalışanlar
  2. tek bir proje için oluşturulan küçük bir ekip
  3. çalışmak için kullanılan binalar ve ekipmanlar
Cevabı göster

bir grup olarak ele alınan çalışanlar

Kelime

command a higher salary on the market: piyasa değeri sayesinde daha yüksek ücret elde etmek

Can command a higher salary ifadesinde command, “değer veya talep sayesinde bu ücret düzeyini elde edebilmek ya da haklı gösterebilmek” anlamına gelir. Emir vermek anlamında değildir. Can bunu bir beceri veya imkân olarak sunar; iş gücünün eğitimli ve sağlıklı olması da işverenleri daha fazla ödemeye istekli hâle getirir. On the market, bu imkânı iş gücü piyasasının koşulları içine yerleştirir. İfade, kazanç potansiyelini veya pazarlık gücünü anlatır; her çalışanın bu ücreti zaten aldığını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi “elde etmeye yetecek piyasa değerine sahip olmak” anlamındaki hedef fiille tamamlayın: Specialists with rare skills can ____ a higher salary.

Cevabı göster

command

A fourth way is addressing the digital divide, Kelime

5:28

Dördüncü bir yol, dijital uçurumu,

the gap between those who have access to the internet Dilbilgisi

5:30

internete erişimi olanlar ile

and those who do not.

5:32

olmayanlar arasındaki boşluğu ele almaktır.

Kelime

addressing the digital divide: eşitsiz internet erişimi sorununu ele almak

Burada addressing, bir sorunla ilgilenmek için harekete geçmek anlamına gelir. Address fiilinin -ing biçimidir ve dördüncü yaklaşımı belirtir. The digital divide, internete erişimi olanlarla olmayanlar arasındaki toplumsal farktır; divide burada ayırmak anlamındaki fiil değil, bir farkı belirten isimdir. Addressing the digital divide, bu farkın zaten ortadan kalktığını iddia etmez. Eşitsiz dijital erişimi üzerinde çalışılması gereken bir sorun olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi dersteki politika ifadesiyle tamamlayın: By lending Wi-Fi hotspots, the library is ____.

Cevabı göster

addressing the digital divide

Dilbilgisi

the gap between those who ... and those who do not: iki grup arasındaki farkı karşılaştırmak

The gap between A and B kalıbı, bir farkın iki tarafını belirtir. Burada iki taraf da insan gruplarıdır: those who have access to the internet ve those who do not. Those who ... yapısında those, insanlar anlamına gelir; who ise bu insanları tanımlayan bilgiyi başlatır. İkinci gruptaki those who do not, those who do not have access to the internet olarak anlaşılır. Tekrarlanan fiil grubu tekrarın önüne geçmek için çıkarılır; paralel yapı ise iki grubun açık kalmasını sağlar.

Alıştırma

Cümleyi dengeli bir between ... and ... karşılaştırmasıyla hangi seçenek tamamlar? The new policy widened the gap between those who could work from home and ...

  1. those who could not
  2. those could not who
  3. who those could not
Cevabı göster

those who could not

A fifth way is dealing with extreme wealth. Kalıp ifadeler

5:34

Beşinci bir yol aşırı servetle ilgilenmektir.

Kalıp ifadeler

dealing with extreme wealth: aşırı servet sorununu ele almak

Burada dealing with, zor bir meseleyi ele almak için harekete geçmek anlamına gelir. Extreme wealth, kişilerin olağanüstü büyüklükteki servetlerini ifade eder; eşitsizlik hakkındaki bu tartışmada ifade, bu servetin yoğunlaşmasını ve etkilerini ele alınması gereken bir politika sorunu olarak sunar. A fifth way is ifadesinden sonra gelen dealing with extreme wealth adlı -ing öbeği, beşinci yaklaşımın odağını belirtir. Vergilendirme veya düzenleme gibi hangi somut yöntemin kullanılacağını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi “ele almak için harekete geçmek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Local governments need to ____ rising housing costs.

Cevabı göster

deal with

Multi-billionaires can buy social media platforms,

5:37

Multimilyarderler sosyal medya platformlarını,

news outlets, policy think-tanks, Kelime

5:41

haber kanallarını, politika düşünce kuruluşlarını,

perhaps even politicians,

5:43

belki de politikacıları bile satın alabilir

and bend them to their will, Deyimler

5:44

ve onları kendi iradelerine boyun eğmeye zorlayarak

threatening the very fabric of democracy. Deyimler

5:46

demokrasinin tam da dokusunu tehdit edebilirler.

Kelime

policy think-tanks: politika düşünce kuruluşları

Policy think-tanks, kamusal meseleleri inceleyen, politika seçeneklerini değerlendiren ve tartışmalar ile karar alma süreçlerini etkileyebilecek araştırmalar veya öneriler yayımlayan kuruluşlardır. Think tank, gerçek anlamda bir tankı belirtmeyen kalıplaşmış bir bileşik isimdir. Policy, araştırma alanını belirtir. Bu cümlede politika düşünce kuruluşları, çok zengin bir kişinin kamusal yaşamı şekillendirmek için kullanabileceği kurumlar arasında sayılır; terimin kendisi devlet kurumu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir haber yazısında a policy think tank ifadesi büyük olasılıkla neyi belirtir?

  1. Vergi toplayan bir devlet dairesi
  2. Askerî araç üreten bir şirket
  3. Kamusal meseleleri araştıran ve politika fikirleri geliştiren bir kuruluş
Cevabı göster

Kamusal meseleleri araştıran ve politika fikirleri geliştiren bir kuruluş

Deyimler

bend them to their will: onları kendi iradelerine boyun eğdirmek

Bend someone or something to one's will mecazi bir ifadedir; güç, baskı veya denetim kullanarak bir kişiyi ya da kurumu kendi isteklerine uymaya zorlamak anlamına gelir. Yalnızca ikna etmekten daha güçlüdür. Bu cümlede them; platformlara, haber kuruluşlarına, düşünce kuruluşlarına ve belki siyasetçilere, their ise milyarderlere gönderme yapar. İfade, serveti ve mülkiyeti bunları denetleme araçları olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi bend ... to someone's will ile tamamlayın: The ruler tried to ____.

Cevabı göster

bend the courts to his will

Deyimler

the very fabric of democracy: demokrasinin temel yapısı

The fabric of democracy, demokrasinin işlemesini sağlayan iç içe geçmiş kurumları, normları, ilişkileri ve kamu güvenini anlatan bir mecazdır. Threatening that fabric, bir kumaşa zarar vermek değil, sistemin temellerini tehlikeye atmak demektir. The very fabric ifadesinde very, temel özün kendisini belirtir ve vurguyu güçlendirir. Threatening sıfat-fiili, demokrasiye yönelik tehlikeyi önceki kontrolün bir sonucu olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede the very fabric of democracy ne anlama gelir?

  1. demokratik bir sistemdeki küçük ve geçici bir sorun
  2. demokrasiyi bir arada tutan kurumlar, normlar, ilişkiler ve güven
  3. bayrak ve seçim pankartı yapmak için kullanılan kumaş
Cevabı göster

demokrasiyi bir arada tutan kurumlar, normlar, ilişkiler ve güven

Now, we are just barely scratching the surface Deyimler

5:49

Şimdi, burada eşitsizliğin

of inequality here.

5:52

sadece yüzeyini çiziyoruz.

Deyimler

just barely scratching the surface of ...: …… konusunun daha ancak yüzeyine değinmek

Bir konu için scratch the surface of kullanmak, o konunun yalnızca küçük ve giriş niteliğindeki bir bölümünü ele almak ve keşfedilecek daha çok şey olduğunu belirtmek demektir. Bu, fiziksel olarak bir yüzeyi çizmek değil, bir benzetmedir. Burada just barely bu sınırlılığı daha da güçlendirir: eşitsizlik konusu çok az ele alınmıştır.

Alıştırma

“Yalnızca çok küçük bir bölümü ele almak” anlamındaki deyimi tamamlayın: After one short lesson, we've barely scratched the ____ of this subject.

Cevabı göster

surface

We haven't touched on the drastic divides Notlar

5:53

Kimin serveti olduğu ve kimin olmadığı arasındaki

in who has wealth and who doesn't,

5:55

keskin ayrılıklara,

the power structures that prevent Kelime

5:57

sosyal ve ekonomik hareketliliği

social and economic mobility,

5:59

engelleyen güç yapılarına

Kelime

power structures that prevent social and economic mobility: toplumsal ve ekonomik hareketliliği engelleyen güç yapıları

Power structures, kaynakları, kararları ve etkiyi kimin kontrol ettiğini belirleyen kurumlar, kurallar ve ilişkiler anlamına gelir. that prevent... ilgi cümleciği, bu yapıları yarattıkları etki üzerinden tanımlar. Bu sosyal bilim bağlamında social and economic mobility, kişi veya grupların toplumsal statülerini ya da ekonomik konumlarını değiştirebilme, çoğunlukla daha yukarı çıkabilme kapasitesidir. Fiziksel yolculuk anlamına gelmez. İfadenin bütünü, kökleşmiş düzenlemelerin bu değişimi engellediğini söyler.

Alıştırma

Vurgulanan ifade bu bağlamda ne anlama geliyor?

  1. İnsanların şehirler arasında seyahat etmesini engelleyen ulaşım ağları
  2. Fiziksel hareketi zorlaştıran ofis ekipmanları
  3. İnsanların toplumsal veya ekonomik konumlarını değiştirmelerini engelleyen kurumlar ve ilişkiler
Cevabı göster

İnsanların toplumsal veya ekonomik konumlarını değiştirmelerini engelleyen kurumlar ve ilişkiler

and the drastic inequality between countries.

6:01

ve ülkeler arasındaki sert eşitsizliğe değinmedik bile.

Öbek fiiller

We haven't touched on ...: henüz …… konusuna değinmedik

Touch on a topic, bir konuyu ayrıntılı biçimde geliştirmeden kısaca anmak veya ele almak demektir. Fiziksel teması değil, bir fikrin ne ölçüde ele alındığını ifade eder. We haven't touched on, tartışmanın şu ana kadarki kapsamını belirtmek için present perfect'in olumsuz biçimini kullanır: bu konulara kısaca bile değinilmemiştir.

Alıştırma

Cümleyi touch on ifadesinin present perfect olumsuz kısaltmasıyla tamamlayın: So far, we ____ the long-term costs.

Cevabı göster

haven't touched on

Kelime

drastic divides in who has wealth and who doesn't: servete sahip olanlarla olmayanlar arasındaki keskin ayrımlar

Burada divide, özellikle toplumsal, ekonomik veya siyasi gruplar arasındaki ciddi ayrılığı ifade eden sayılabilen bir isimdir. Drastic, bu ayrılığın küçük değil, aşırı derecede büyük olduğunu vurgular. who has wealth ve who doesn't yan cümleleri ayrımın iki tarafındaki kişileri tanımlar. Bunlar doğrudan soru değil, cümle içine yerleştirilmiş betimlemelerdir; who doesn't içindeki doesn't, doesn't have wealth yerine kullanılır. Bu yapı, bir şeye sahip olan grupla olmayan grubu karşılaştırabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede divide, gruplar arasındaki ciddi bir toplumsal veya ekonomik ayrılığı anlatmak için kullanılmıştır?

  1. The two schedules show a small difference in starting time.
  2. The ruler leaves a five-millimeter gap between the marks.
  3. The emergency created a deep divide between families who had savings and those who didn't.
Cevabı göster

The emergency created a deep divide between families who had savings and those who didn't.

The fact that, for example,

6:04

Örneğin, sadece üç Amerikalının,

just three Americans have $90 billion more dollars Dilbilgisi

6:05

100 milyonluk bir ülke olan Mısır'dan

than Egypt, a country of 100 million people.

6:09

90 milyar dolar daha fazlasına sahip olduğu gerçeği.

Dilbilgisi

100 milyon nüfuslu Mısır'dan 90 milyar dolar daha fazla

Miktar + more + isim + than + karşılaştırma ölçütü kalıbı, iki miktar arasındaki farkın büyüklüğünü belirtir. Burada üç Amerikalının toplam serveti, Mısır'a atfedilen miktardan 90 milyar dolar fazla olarak sunuluyor. Karşılaştırılan şey nüfus değil, servettir. A country of 100 million people, Egypt'i yeniden adlandırıp açıklayan bir isim grubudur ve ülkenin ölçeği hakkında arka plan bilgisi verir. Bu açıklamanın karşılaştırma ölçütünden sonra gelmesi, yalnızca üç kişiyle kalabalık bir ülkenin tamamı arasındaki karşıtlığı güçlendirir.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyi hangi seçenek doğru açıklar?

  1. Cümle, üç Amerikalının toplamda 90 milyar dolardan fazlasına sahip olduğunu ve Mısır'ın 100 milyon doları olduğunu söyler.
  2. Cümle, üç Amerikalıyla 100 milyon Mısırlıyı yalnızca nüfus bakımından karşılaştırır.
  3. Karşılaştırma, üç Amerikalının servetinin Mısır'a atfedilen miktardan 90 milyar dolar fazla olduğunu söyler; ek açıklama da Mısır'ın nüfus ölçeğini belirtir.
Cevabı göster

Karşılaştırma, üç Amerikalının servetinin Mısır'a atfedilen miktardan 90 milyar dolar fazla olduğunu söyler; ek açıklama da Mısır'ın nüfus ölçeğini belirtir.

And here's one final thing to think about. Anlatım akışı

6:13

Ve işte üzerine düşünülmesi gereken son bir şey.

Anlatım akışı

Üzerinde düşünülmesi gereken son bir şey

Here's dikkati sıradaki içeriğe yöneltirken one final thing bunun kapanıştan önceki son ana nokta olduğunu belirtir. Birlikte, konuşmanın sona yaklaşmakta olduğunu dinleyicilere bildiren bir yönlendirme ifadesi olarak çalışırlar. To think about, sıradaki fikri küçük bir ek bilgi olarak değil, üzerinde düşünmeye değer bir konu olarak sunar. İfadenin tamamı dinleyicileri son bir ana çıkarıma yönlendirmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Konuşmacı son ana fikri tanıtmak üzere. Dersteki ifadeyle yönlendirme cümlesini tamamlayın: And here's ____.

Cevabı göster

one final thing to think about

Power and wealth are self-reinforcing, Kelime

6:15

Güç ve servet kendi kendini güçlendirir,

which means that equality is not. Anlatım akışı

6:18

bu da eşitliğin böyle olmadığı anlamına gelir.

Kelime

self-reinforcing: kendisini güçlendiren bir süreç

Self-reinforcing, bir etkinin kendisini üreten sürece geri dönerek o süreci güçlendirdiği bir geri besleme sürecini anlatır. Bu cümlede mevcut güç ve servet, daha fazla güç ve servet edinmenin koşullarını oluşturur. Buradaki self, kişinin kendisini cesaretlendirmesini değil, sürecin kendisini ifade eder. Bu birleşik sıfat are sözcüğünden sonra gelir ve power and wealth ifadesini niteler.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki birleşik sıfatla tamamlayın: More users attract more developers, and more developers attract more users, so the cycle is ____.

Cevabı göster

self-reinforcing

Anlatım akışı

which means that equality is not: bir sonucu bağlamak ve tekrarlanan sözcükleri düşürmek

Which means that, yalnızca en yakın isim olan wealth sözcüğüne değil, önceki iddianın tamamına gönderme yapar. Sonraki yan cümleyi bu iddiadan çıkarılan bir sonuç olarak sunar. equality is not ifadesinde, hemen önce geçtiği ve kolayca tamamlanabildiği için self-reinforcing tümleci düşürülmüştür. Tam biçim equality is not self-reinforcing olur. Bu eksilti tekrarı önler ve karşıtlığı kısa ve vurgulu hâle getirir.

Alıştırma

Örnekte 'equality is not' ifadesinden sonra hangi tam anlam tamamlanır?

  1. Equality is not self-reinforcing.
  2. Equality is not related to power or wealth.
  3. Equality does not exist.
Cevabı göster

Equality is not self-reinforcing.

Left to their own devices, Deyimler

6:20

Kendi hallerine bırakıldıklarında,

societies tend toward inequality, Kalıp ifadeler

6:22

toplumlar eşitsizliğe eğilim gösterirler,

unless we weaken the feedback loops Dilbilgisi

6:25

ta ki bizler servet ve güç yoğunlaşmasının

Deyimler

Left to their own devices: müdahale olmadan kendi hâline bırakılmak

Left to one's own devices, bir kişi ya da şeyin dışarıdan yönlendirme, denetim veya müdahale olmadan hareket etmesine ya da gelişmesine izin verilmesi demektir. Buradaki left to their own devices, toplumların müdahale olmadan kendi hâllerine bırakılması anlamındadır; devices elektronik cihazları ifade etmez. Left..., örtük öznesi societies olan, geçmiş zaman ortacıyla başlayan bir yan cümleciktir. Bir koşul belirler ve If societies are left to their own devices biçiminde açılabilir.

Alıştırma

Cümleyi left to one's own devices ifadesiyle tamamlayın: When the coach stepped away, the players were left ____.

Cevabı göster

to their own devices

Kalıp ifadeler

societies tend toward inequality: toplumlar eşitsizliğe yönelme eğilimindedir

Tend toward + isim yapısı, değişim veya gelişimin genellikle yöneldiği yönü anlatır. Societies tend toward inequality ifadesinde inequality, toplumların ilerlemesi muhtemel olan durumdur; fiziksel bir hedef değildir. Tend bir eğilimi belirtir, kesin veya evrensel bir sonucu değil. Cümle, belirtilen koşul altında gerçekleşmesi muhtemel olan şey hakkında genel bir yargı sunar.

Alıştırma

Cümleyi tend toward ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Without regular maintenance, complex systems ____ instability.

Cevabı göster

tend toward

of wealth and power concentration.

6:27

geri bildirim döngülerini zayıflatana kadar.

Dilbilgisi

unless we weaken ...: istisna koşulu

Unless, ana sonucu engelleyecek koşulu belirtir. Burada geri besleme döngüleri zayıflatılmazsa toplumlar eşitsizliğe yönelir; bu döngüleri zayıflatmak, söz konusu eğilimi durdurabilecek istisna koşuludur. Bu kalıpta unless + olumlu yan cümle genellikle if ... not anlamına gelir: unless we weaken ... = if we do not weaken .... Unless zaten olumsuz koşulu içerdiği için not eklemek amaçlanan mantığı tersine çevirir.

Alıştırma

Cümleyi “... olmadıkça” anlamındaki bağlaçla tamamlayın: The reservoir will keep shrinking ____ the town reduces water use.

Cevabı göster

unless

But will capitalism allow Kalıp ifadeler

6:30

Ancak kapitalizm bu tür ayarlamalara

for these kinds of adjustments,

6:32

izin verecek mi,

or is it fundamentally broken? Kelime

6:33

yoksa temelden bozuk mu?

Kalıp ifadeler

allow for these kinds of adjustments: değişime yer açmak

Allow for + isim, bir şeyi hesaba katmak veya ona yer açmak anlamına gelir. Burada özne bir ekonomik sistemdir; dolayısıyla soru, sistemin yapısının bu düzenlemelere uyum sağlayıp sağlayamayacağıdır. Bu ifade kapitalizmin bir insan gibi kişisel olarak izin verdiği anlamına gelmez. Bir planın, sistemin, tasarımın veya programın bir etkene ya da değişikliğe yetecek esnekliğe sahip olup olmadığını anlatır.

Alıştırma

Programın olası gecikmelere yer ayırması gerektiğini anlatmak için cümleyi en iyi hangi seçenek tamamlar? A realistic schedule must ___ unexpected delays.

  1. allow for
  2. allow
  3. allow to
Cevabı göster

allow for

Kelime

fundamentally broken: bir sistemin temelden işlememesi

Burada fundamentally broken, fiziksel olarak zarar görmüş bir nesneyi değil, sorunu temel tasarımında veya işleyiş ilkelerinde bulunan bir sistemi anlatır. Küçük düzeltmelerin yeterli olmayabileceğini düşündürür. Soru iki olasılığı karşı karşıya getirir: Kapitalizm bu düzenlemeleri barındırabilir ya da temel bir düzeyde işlevini yerine getiremiyordur. İkinci olasılık güçlü ve eleştirel bir yargıdır.

Alıştırma

Fundamentally broken bir sistemi tanımladığında büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Kolayca düzeltilebilecek küçük ve geçici bir sorunu vardır.
  2. Temel tasarımı veya işleyiş ilkeleri ciddi biçimde kusurludur.
  3. Dış yüzeyi fiziksel olarak zarar görmüştür.
Cevabı göster

Temel tasarımı veya işleyiş ilkeleri ciddi biçimde kusurludur.

Explore the answer to this question Kalıp ifadeler

6:35

Bu sorunun cevabını

with this video,

6:37

bu video ile keşfedin

Kalıp ifadeler

Explore the answer to this question: daha fazla araştırmaya davet

Burada explore, fiziksel olarak bir yerde dolaşmak değil, bir konuyu derinlemesine araştırmak veya öğrenmek anlamına gelir. Nesnesi the answer to this question ifadesidir: İzleyici, sorunun nasıl yanıtlanabileceğini incelemek için videoyu kullanmaya davet edilir. Explore... emir yapısı, eğitici veya tanıtıcı içeriklerde dostça bir eylem çağrısı işlevi görür. Bir şeyi öğrenme sürecini vurgular; bu nedenle mutlaka hızlı veya basit bir yanıt vaat etmez.

Alıştırma

Eğitici eylem çağrısını hedef ifadeyle tamamlayın: Watch the next lesson to ____.

Cevabı göster

explore the answer to this question

or continue to expand your understanding Kalıp ifadeler

6:38

veya Dünya Ekonomik Forumu'nun

of economics on the World Economic Forum's

6:40

YouTube kanalında ekonomi anlayışınızı

YouTube channel.

6:42

geliştirmeye devam edin.

Kalıp ifadeler

or continue to expand your understanding: öğrenmeye devam etmeye yönelik bir davet

Continue to expand your understanding, sahip olduğunuz bilgiyi daha geniş ve derin hâle getirmeyi sürdürmek anlamına gelir. continue to + fiilin yalın hâli, eylemin devam ettiğini gösterir; expand your understanding of + konu ise o konudaki bilgi ve kavrayışı artırmak demektir. Buradaki or, bu öneriyi seçilebilecek başka bir sonraki adımla bağlar. İfadenin tamamı sert bir emir değil, öğrenmeye devam etmeye yönelik dostça bir davettir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Use the research guide to ____ of urban planning.

Cevabı göster

continue to expand your understanding