İngilizcede En Sık Yapılan Telaffuz Hataları ❌: İngilizce çalışma notları
Pronunciation with Emma
Video özeti: Emma, öğrencilerin sıkça yanlış söylediği on İngilizce kelimenin telaffuzunu; hecelere ayırma, vurgu, sesleri bağlama, okunmayan harfler ve Britanya ile Amerikan kullanımları arasındaki farklar üzerinden açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a primary stress and a secondary stress. — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: Bir kelimedeki en güçlü birincil vurgu ile ikinci derecede güçlü ikincil vurguyu adlandıran telaffuz terimlerini öğrenin. Böylece sözlüklerdeki ve ayrıntılı telaffuz derslerindeki açıklamaları takip edebilir, entrepreneur gibi çok heceli bir kelimeyi söylerken iki vurgu düzeyini ayırt edebilirsiniz. 2. In the UK, — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: Bir açıklamayı evrensel bir kural olarak sunmak yerine Britanya’daki kullanımla sınırlayan bölgesel ifadeyi tanıyın. Bu ifadeyle schedule kelimesinin yaygın iki telaffuzunun Birleşik Krallık’ta kabul edildiğini, Amerikan kullanımında ise bunlardan birinin tercih edilme eğiliminde olduğunu açıklayabilirsiniz. 3. to help us connect — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: to + fiil yapısının bir eylemin amacını nasıl belirttiğini anlayın. Burada ünlüleri daha akıcı bağlamak amacıyla araya bir w sesi eklendiğini açıklar; aynı kalıbı bir tekniğin, aracın veya adımın neden kullanıldığını belirtmek için de kullanabilirsiniz.
Bu derste
Hello, and welcome back to pronunciation with Emma. Kalıp ifadeler
0:00Merhaba, Emma ile telaffuz dersine tekrar hoş geldiniz.
welcome back to: geri dönen dinleyicileri karşılamak
Welcome back to + bir program, ders, kanal, yer veya etkinlik, tanıdık bir şeye geri dönen insanları karşılamak için kullanılır. Burada Emma ile yeni bir telaffuz dersini başlatır. Back, seriye veya etkinliğe geri dönüldüğünü belirtir. İzleyicilerin yalnızca biraz önce ayrıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Haftalık bir programa geri dönen dinleyicilere yönelik açılışı tamamlayın: ____ our weekly science show.
Cevabı göster
Welcome back to
Or welcome if you're brand new to my channel. Kalıp ifadeler
0:02Ya da kanalıma yeniyseniz hoş geldiniz.
brand new to: daha önce deneyimi olmamak
Be brand new to + bir yer, konu, etkinlik veya grup, onunla yeni tanışmış ya da ona yeni katılmış olmak ve daha önce çok az deneyime sahip olmak veya hiç deneyimi olmamak demektir. Burada kanalı ilk kez ziyaret eden birini anlatır. Bu ifadede brand, new sözcüğünün anlamını güçlendirir; ürün etiketi veya şirket adı anlamına gelmez. New to aynı temel fikri verir, ancak brand new to tamamen yabancı olma durumunu vurgular.
Alıştırma
Lina daha önce hiç kod yazmadı. Bir etkinlikte tamamen yeni olmayı anlatan üç sözcüklü ifadeyle cümlesini tamamlayın: I'm ____ coding.
Cevabı göster
brand new to
we're going to look at 10 words that my students constantly mispronounce. Anlatım akışı
0:06öğrencilerimin sürekli yanlış telaffuz ettiği 10 kelimeye bakacağız.
we're going to look at: sıradaki konuyu tanıtmak
we're going to look at + konu yapısı, dinleyicilere sırada neyin inceleneceğini veya tartışılacağını bildirir. Burada on kelimeyi bir sonraki konu olarak tanıtarak dersin akışını düzenler. Bu öğretim bağlamında look at, yalnızca bir şeye gözle bakmak değil, incelemek veya tartışmak anlamına gelir. Aynı yapı derslerde, sunumlarda ve toplantılarda bir konuyu tanıtmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Örnekteki konuyu tanıtan ifadeyle ders girişini tamamlayın: Today, ____ three ways to save water.
Cevabı göster
we're going to look at
And I'm teaching you these because I don't want you to make the same mistakes. Kalıp ifadeler
0:12Ve bunları size öğretiyorum çünkü aynı hataları yapmanızı istemiyorum.
make the same mistakes: mistake ile make kullanmak
Make a mistake, bir şeyi yanlış yapmayı anlatan standart İngilizce birleşimdir. Make the same mistakes ifadesindeki çoğul yapı, daha önce yapılmış veya sözü edilmiş hataları tekrarlamak anlamına gelir. Mistake veya mistakes doğrudan make ile kullanılır: make a mistake ya da make mistakes. Do, mistake veya mistakes sözcüğünden hemen önce kullanılmaz.
Alıştırma
Örnekteki sözcük birleşimini kullanarak öneriyi tamamlayın: Read the feedback carefully so you don't ____ next time.
Cevabı göster
make the same mistakes
If you'd like to improve your English pronunciation,
0:16İngilizce telaffuzunuzu geliştirmek isterseniz,
then why not download my free English pronunciation pack? Ton ve niyet
0:18neden ücretsiz İngilizce telaffuz paketimi indirmeyesiniz?
why not download: daha yumuşak bir öneri
Why not download ...?, “Size bir öneri: indirin” anlamına gelir. Bu cümlede izleyici ücretsiz paketi edinmeye teşvik edilir; neden indiremediği sorulmaz. Kalıp Why not + fiilin yalın hâlidir. download kullanılır; to download veya downloading kullanılmaz.
Alıştırma
Why not kalıbını ve parantezdeki fiili kullanarak samimi öneriyi tamamlayın: Why ____ the free sample before you buy it? (try)
Cevabı göster
not try
It gives you all the resources you need to help you improve your English pronunciation,
0:21İngilizce telaffuzunuzu geliştirmenize yardımcı olacak tüm kaynakları size sunar,
including how to find your current pronunciation mistakes and correct them. Dilbilgisi
0:26buna mevcut telaffuz hatalarınızı nasıl bulacağınız ve düzelteceğiniz de dâhildir.
including how to find ... and correct them: iki adımı bağlamak
Including, kaynakların kapsadığı konulardan bir örnek verir. Bu bölümde how to, and ile bağlanan iki eylem için geçerlidir: find the mistakes ve correct them. Correct sözcüğünden önce ikinci bir to kullanmaya gerek yoktur. Them, current pronunciation mistakes ifadesine gönderme yapar. Correct burada “düzeltmek” anlamındaki bir fiildir. Bu yapı, bir rehberin, kursun veya aracın içerdiği adımları belirtmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Parantezdeki iki fiili how to ifadesinden sonra gereken biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: The guide includes practical steps, including how to ____ common errors and ____ them. (find, correct)
Cevabı göster
find · correct
just click the link down below in the description. Kültür
0:34aşağıdaki açıklama kısmındaki bağlantıya tıklamanız yeterli.
Bir video sayfasında down below in the description
Bir video platformunda description, videoya bağlı olan ve içerik üreticilerinin sık sık bağlantılarla ek bilgiler koyduğu bilgi bölümüdür. Burada in the description, bağlantının bulunduğu bölümü belirtir. Down below bu bölümün sayfanın daha aşağısında olduğunu gösterir. İfadenin tamamı izleyicileri videonun altına veya sayfanın alt kısmına bakmaya yönlendirir; ayrı bir yerin adını söylemez.
Alıştırma
Bir video sayfasında down below in the description diye tarif edilen bağlantı nerededir?
- Konuşmacının daha sonra sesli söyleyeceği bir açıklamada.
- Videonun altındaki bilgi bölümünde.
- Down Below adlı bir yerde.
Cevabı göster
Videonun altındaki bilgi bölümünde.
let's start with + madde: ilk bölümü tanıtma
Let's start with + bir isim veya isim grubu; bir listenin, dersin, sürecin ya da konuşmanın ilk maddesini tanıtır. İlk ele alınacak şeyi adlandırarak bundan sonra gelecek bilgileri düzenler. Let's, konuşan kişiyi ve dinleyenleri birlikte ilerleme önerisine katar. With, başlangıçta ele alınacak maddeyi —burada word number one— gösterir; başlamak için kullanılan bir aracı göstermez.
Alıştırma
Cümleyi let's + start + with yapısıyla tamamlayın: We have three topics. ____ the safety rules.
Cevabı göster
Let's start with
a southern city: southern sıfatını isimden önce kullanmak
a southern city ifadesinde southern, güneyde bulunan anlamına gelen bir sıfattır. city sözcüğünden önce gelir ve şehrin konumunu anlatır. Southern tek başına bir bölgenin adı değildir. İfadenin ana ismi city'dir; southern yalnızca city hakkında ek bilgi verir.
Alıştırma
Hangi cümle Mina'nın daha büyük bir alanın güney kısmında bulunan bir şehirde yaşadığını anlatır?
- Mina lives in a southern city.
- Mina lives in the south.
- Mina lives south of the city.
Cevabı göster
Mina lives in a southern city.
confuse this with: confuse A with B kalıbı
Confuse A with B, aralarındaki fark görülmediği için iki kişiyi, şeyi veya düşünceyi birbiriyle karıştırmak anlamına gelir. A ilk öğedir; B ise A'nın karıştırıldığı diğer öğedir. Burada this, southern sözcüğünü; south ise ikinci öğeyi belirtir. Uyarı, dinleyiciye bu iki sözcüğü birbirinin yerine kullanılabilir saymamasını söyler.
Alıştırma
Maya'yı Mia sanmama anlamını vermek için uyarıyı confuse A with B kalıbıyla tamamlayın: Don't ____.
Cevabı göster
confuse Maya with Mia
in the south ... in a southern city: south ve southern
in the south ifadesinde south, bir bölgeyi adlandıran isimdir. Bu bölge anlamında genellikle the ile kullanılır: the south. Hangi yer olduğu açıkça söylenmese bile bir yerin güney bölümünü belirtir. in a southern city ifadesinde southern, city ismini niteleyen sıfattır. Bölgenin kendisini isim olarak söylerken the south; city, coast veya area gibi bir ismi nitelerken southern kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi south sözcüğünün doğru biçimleriyle tamamlayın: The village is in the ____ of the country, in a quiet ____ region.
Cevabı göster
south · southern
break this down into: bir bütünü parçalara ayırmak
Break A down into B, A bütününü daha küçük B parçalarına ayırmak veya bu parçalar üzerinden açıklamak demektir. Genellikle A'yı anlamayı ya da yönetmeyi kolaylaştırmak için kullanılır. Burada this, konuşulan sözcüğü; four syllables ise ortaya çıkan parçaları belirtir. This veya it gibi bir zamiri break ile down arasına koyun: break this down into... doğrudur; break down this into... denmez. Into, ayırma sonucunda ortaya çıkan parçaları tanıtır. Buradaki down into fiziksel olarak aşağı yönlü bir hareket anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi break ... down into kullanarak tamamlayın: The plan feels complicated, so let's ____ three clear stages.
Cevabı göster
break it down into
as in the books are on the table. Kalıp ifadeler
1:07the books are on the table cümlesindeki on gibi.
as in: belirli bir örnekle açıklama
“As in”, az önce belirtilen sesi, yazımı veya anlamı tanımlayan belirli bir örnek sunar. X, as in Y kalıbında Y, X'in tam olarak neyi ifade ettiğini gösterir. Burada “as in”den sonraki cümle, hedef biçimi içeren bir örnek verir. İki ayrı olayı karşılaştırmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede bir sözcüğün amaçlanan anlamını açıklamak için “as in” kullanılmıştır?
- The lamp is as bright as the sun.
- We packed light items, such as towels.
- I mean light, as in not heavy.
Cevabı göster
I mean light, as in not heavy.
Notice that we're joining that P and R together. Anlatım akışı
1:22O P ve R'yi birbirine bağladığımıza dikkat edin.
Notice that: dikkati önemli bir ayrıntıya yöneltme
“Notice that + cümlecik”, dinleyen veya okuyan kişiye bundan sonra gelen bilgiye odaklanmasını söyleyen bir işarettir. Buradaki “Notice”, “dikkat edin” veya “gözlemleyin” anlamında bir emirdir; konuşanın geçmişte fark ettiği bir şeyi bildirmez. Bu ifadeyi bir ayrıntının önüne koymak, o ayrıntının önemli olduğunu gösterir ve açıklamayı genel konudan belirli bir gözleme taşır.
Alıştırma
Hangi cümle ders sırasında dinleyenlere bir ayrıntıya odaklanmalarını doğrudan söyler?
- Notice that the second sentence uses the past tense.
- Did you notice that the second sentence used the past tense?
- I noticed that the second sentence used the past tense.
Cevabı göster
Notice that the second sentence uses the past tense.
We're making that final vowel sound quite long and very relaxed here. Kalıp ifadeler
1:32Burada o son ünlü sesini oldukça uzun ve çok rahat bir şekilde çıkarıyoruz.
quite long and very relaxed: farklı derecelerde iki özellik
Burada make fiilinden sonra değiştirilen şey ve onun alması gereken özellikler gelir: make + nesne + sıfat öbeği. quite long and very relaxed ifadesinde quite, long sözcüğünü; very ise relaxed sözcüğünü niteler. Long, son ünlünün ne kadar sürdüğünü belirtir. Relaxed, bir kişinin ruh hâlini değil, sesin rahat ve zorlamadan üretilmesini anlatır. Bu bağlamda quite oldukça veya belirgin ölçüde anlamına gelirken very daha güçlü bir vurgu yapar.
Alıştırma
Hangi cümlede quite ve very, niteledikleri sıfatların önünde doğru kullanılmıştır?
- The backpack felt quite lightly and very comfortably.
- The backpack felt quite light and very comfortable.
- The backpack quite felt light and very comfortable.
Cevabı göster
The backpack felt quite light and very comfortable.
Mind the stress: Mind + isim ile doğrudan hatırlatma
Mind + isim, bir şeye dikkat etmek veya o konuda tedbirli olmak anlamına gelen kısa bir emir yapısıdır. Burada mind bir fiildir ve özne olan you söylenmez. Bir telaffuz dersinde stress, bir kelimenin daha belirgin söylenen hecesini veya bölümünü ifade eder. Bu nedenle Mind the stress, dinleyiciye kelime vurgusuna dikkat etmesini söyler; mind burada zihin anlamındaki isim değildir ve stress de psikolojik baskı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede Mind + isim fiziksel bir tehlike hakkında doğrudan uyarı vermek için kullanılmıştır?
- Do you mind lowering the beam when you enter the room?
- Mind the low beam when you enter the room.
- Keep the low beam in mind when you enter the room.
Cevabı göster
Mind the low beam when you enter the room.
This actually has a primary stress and a secondary stress. Kelime
1:43Bunun aslında bir birincil ve bir de ikincil vurgusu vardır.
primary stress ve secondary stress: birincil ve ikincil vurgu
Telaffuzda primary stress, bir sözcükte en çok öne çıkan vurgudur. Secondary stress daha zayıftır, ancak yine de vurgusuz bir heceden daha belirgindir. Uzun bir sözcükte iki vurgu türü de bulunabilir. Burada stress, bir hecenin öne çıkma biçimini ifade eder; kaygı veya duygusal baskı anlamına gelmez.
Alıştırma
Primary stress ve secondary stress ifadelerini doğru açıklayan seçenek hangisidir?
- Primary stress ve secondary stress her zaman eşit güçtedir.
- Secondary stress, bir sözcüğün içindeki duygusal baskı demektir.
- Primary stress en çok öne çıkar; secondary stress daha zayıftır ama yine de duyulur.
Cevabı göster
Primary stress en çok öne çıkar; secondary stress daha zayıftır ama yine de duyulur.
The primary stress of the word goes at the end on neur. Kelime
1:47Kelimenin birincil vurgusu sondaki neur hecesindedir.
goes at the end: beklenen konumu go ile belirtmek
Burada goes, fiziksel hareket değil, 'yeri orasıdır' veya 'oraya konmalıdır' anlamına gelir. Bu ifade, sözcüğün birincil vurgusunun sonda olması gerektiğini anlatır. Go fiilinin bu kullanımı, bir formun, sayfanın, listenin veya sözcüğün bir bölümünün nereye yerleştirilmesi gerektiğini açıklarken yaygındır: X goes at/in/on Y.
Alıştırma
İmzanın beklenen konumunu göstermek için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: On this form, your signature ____.
Cevabı göster
goes at the end
but the primary stress has a stronger stress.
1:58ancak birincil vurgu daha güçlü bir vurguya sahiptir.
Has a stronger level of stress than on.
2:03on hecesinden daha güçlü bir vurgu seviyesine sahiptir.
watch out for: belirli bir şeye dikkat etmek
watch out for + isim veya zamir yapısında ifade, ardından gelen şeye “dikkat etmek” veya “özellikle özen göstermek” anlamına gelir. Buradaki that, daha önce sözü edilen vurgu farkını belirtir; konuşmacı da dinleyiciyi bu farkı gözden kaçırmaması için uyarır. Bu bir kalıp fiil ifadesidir; kelimesi kelimesine “dışarı bakmak” anlamına gelmez. Dikkat edilmesi gereken belirli riski, hatayı veya ayrıntıyı belirtmek için for kullanılır.
Alıştırma
“Dikkat etmek” anlamındaki hedef ifadeyle uyarıyı tamamlayın: When you cross the street, ____ cars.
Cevabı göster
watch out for
you can remove a syllable and just say literally.
2:24bir heceyi atıp sadece literally diyebilirsiniz.
To make this easier: bir yöntemin amacını belirtmek
To make this easier, “bunu daha kolay hâle getirmek için” anlamına gelir. Amaç bildiren bir to-infinitive öbeğidir ve konuşmacının ana cümledeki eylemi neden önerdiğini açıklamak için başa getirilir. Burada bir heceyi çıkarmanın amacı telaffuzu kolaylaştırmaktır; this ise ele alınan sözcüğü telaffuz etme işini belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp To make + nesne + sıfat şeklindedir ve ardından yöntemi açıklayan ana cümle gelir. Bu kullanımda to amaç bildirir; bir yere doğru hareket anlamı taşımaz.
Alıştırma
“Bunu daha kolay hâle getirmek için” anlamındaki hedef ifadeyle öneriyi tamamlayın: Organizing the shelf may feel confusing. ____, put the books in alphabetical order.
Cevabı göster
To make this easier
So, that t and r come together to make a ch sound.
2:30Böylece, o t ve r harfleri bir araya gelip ch sesini çıkarır.
so you will hear more native speakers saying literally compared to literally. Kalıp ifadeler
2:38bu yüzden literally diyen ana dili İngilizce olan daha fazla kişi duyarsınız, literally diyenlere kıyasla.
It's more common to + fiilin yalın hâli
"It's more common to + fiilin yalın hâli" kalıbı, bir eylem veya alışkanlığın başka bir olasılıktan daha sık gerçekleştiğini belirtir. Burada konuşurların heceyi daha sık düşürdüğü anlatılıyor. to'dan sonra "to cut" örneğindeki gibi fiilin yalın hâli kullanılır. Burada common, sık görülen veya alışılmış anlamındadır; düşük kaliteli ya da sıradan değersiz anlamına gelmez.
compared to: neyle karşılaştırıldığını belirtme
Compared to, karşılaştırmada referans olarak kullanılan kişiyi veya şeyi tanıtır. Bu cümlede literally kelimesinin bir söylenişi diğeriyle karşılaştırılarak konuşurların hangisini daha sık kullandığı gösteriliyor. Compared to'dan sonraki sözler yalnızca karşılaştırma noktasıdır. İfade, ikinci seçeneğin daha kötü, yanlış veya reddedilmiş olduğu anlamına gelmez.
keep that in mind: hatırlamak ve dikkate almak
Keep that in mind, az önce sözü edilen bilgiyi hatırlamak ve daha sonra hesaba katmak demektir. Buradaki that önceki bilgiye gönderme yapar. Emir yapısındaki bu ifade, açıklama, öneri veya uyarıların sonunda sıkça kullanılır. Bilginin, dinleyicinin daha sonra ne düşüneceğini veya yapacağını etkilemesi gerektiğini gösterir.
Alıştırma
Hatırlatmayı hedef ifadeyle tamamlayın: The path gets slippery after rain, so ____ when choosing your shoes.
Cevabı göster
keep that in mind
literally shaking with fear: titreme gerçekti
Bu cümlede literally, titremenin gerçek olduğunu belirtir: Korktuğu için bedeni gerçekten titriyordu. Shaking with fear, bu fiziksel tepkinin nedeninin korku olduğunu anlatır. Burada literally sözcüğünü kelimesi kelimesine diye açıklamak gerekmez. Görevi, ifadenin mecazi bir abartı değil, gerçek olduğunu göstermektir.
Alıştırma
“He was literally shaking with fear.” cümlesindeki literally neyi gösteriyor?
- Titreme gerçekten oldu.
- Korku yalnızca bir şakaydı.
- Cümle shaking sözcüğünün sözlük tanımını veriyor.
Cevabı göster
Titreme gerçekten oldu.
shaking with fear: korkunun neden olduğu titreme
shaking with fear ifadesinde with fear, titremeye hangi duygunun neden olduğunu gösterir. Bu ifade, onun çok korktuğu için bedeninin titrediği anlamına gelir; korkunun sadece yanında olduğu anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp shake with + emotion şeklindedir. shake with anger veya shake with excitement örneklerinde olduğu gibi, gözle görülür bir bedensel tepkiye yol açan güçlü duygularla kullanılması en doğalıdır.
Alıştırma
Cümleyi shake with + emotion kalıbındaki edatla tamamlayın: Her hands were shaking ____ fear.
Cevabı göster
with
as well: bir unsur daha eklemek
Burada as well, “de, da” veya “ayrıca” anlamına gelir. Konuşmacı daha önce bir telaffuz noktasından söz etmiş ve son sesi başka bir nokta olarak eklemiştir. As well çoğu zaman yan cümlenin sonunda bulunur: The final sound needs practice as well. Ayrıca the final sound as well örneğinde olduğu gibi eklenen isim öbeğinin hemen ardından gelerek son sesin de ek bir unsur olduğunu gösterebilir.
Alıştırma
“De, da” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Maya brought pencils, and she brought paper ____.
Cevabı göster
as well
sounds more like + isim öbeği: daha yakın bir izlenimi anlatmak
sound more like + isim öbeği yapısında sound bir bağ fiilidir; işitildiğinde “bir şey olduğu izlenimini vermek” anlamına gelir. Burada This sounds more like American English, telaffuzun başka bir tarza göre Amerikan İngilizcesine daha yakın geldiğini belirtir. More karşılaştırma bildirir. Bu yapı sesler, ifade biçimleri, tonlar ve başka izlenimler için de kullanılabilir: bir şey, başka bir şeye göre bir seçeneğe daha çok benzer şekilde duyulur.
Alıştırma
Hedef yapıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: After hearing the new version, Lena says, "It ____ a friendly reminder than a warning."
Cevabı göster
sounds more like
and by British I mean using more received pronunciation or modern received pronunciation, Notlar
3:14ve İngiliz derken standart telaffuz veya modern standart telaffuz kullanmayı kastediyorum,
If you want to sound more British: öneriden önce hedef belirtmek
Bir hedefi belirttikten sonra ona nasıl ulaşılacağına ilişkin öneri vermek için If you want to + fiilin yalın hâli yapısını kullanın. If yan cümlesi koşulu belirler, daha sonraki ana cümle ise önerilen eylemi verir. Vurgulanan bölümde sound bir bağ fiilidir; bu nedenle sound more British, “işitildiğinde daha Britanyalı bir izlenim vermek” anlamına gelir. Bu cümlede konuşmacı British ifadesini hemen Received Pronunciation veya modern Received Pronunciation ile sınırlar.
Alıştırma
Öneriyi hedef yapıyla tamamlayın: ____ sound more confident, speak a little more slowly.
Cevabı göster
If you want to
by British I mean: bu bağlamda British ifadesini tanımlamak
by X I mean Y kalıbı, konuşanın X ile kastettiği belirli anlamı açıklar. Burada British geniş bir ifadedir ve konuşan bunun kapsamını hemen Received Pronunciation ya da modern Received Pronunciation kullanımıyla sınırlar. Bu kalıp bilgiyi iki adımda düzenler: önce iletişimi kolaylaştıran bir etiket verir, sonra bu etiketin mevcut konuşmada nasıl kullanıldığını tanımlar. Bu kalıpta by, “bunu söylediğimde” ya da “bu terimle” anlamına gelir; “bir yöntem aracılığıyla” anlamına gelmez.
Alıştırma
Açıklamayı By X, I mean Y kalıbıyla tamamlayın: By flexible, ____ you may change the date if necessary.
Cevabı göster
I mean
received pronunciation ... modern received pronunciation: belirli Britanya aksanı etiketleri
Received Pronunciation, genellikle RP diye kısaltılır ve belirgin bölgesel özellikleri az olan bir Britanya İngilizcesi aksan modelinin adıdır. Tarihsel olarak saygın eğitim ve yayıncılıkla ilişkilendirilmiştir. Modern Received Pronunciation, aynı geniş aksan geleneğinin daha çağdaş bir biçimini anlatan etikettir ve günümüzde birçok dinleyiciye eski moda gelen özellikleri daha azdır. Bu cümlede iki terim, geniş anlamlı British sözcüğünü belirli aksan modelleriyle sınırlar. Britanya’daki herkesin böyle konuştuğu anlamına gelmez. Received Pronunciation adındaki received, “teslim edilmiş ya da alınmış” değil, eski anlamıyla “kabul edilmiş ya da onaylanmış” demektir.
Alıştırma
Received Pronunciation ve modern Received Pronunciation terimlerini en doğru açıklayan ifade hangisidir?
- Bunlar Britanya İngilizcesi içindeki belirli referans aksanlarıdır; tüm Britanya konuşmalarının adı değildir.
- Günümüzde Britanya’da konuşulan her aksan modern Received Pronunciation’dır.
- Received Pronunciation, Birleşik Krallık’taki tek doğru aksandır.
Cevabı göster
Bunlar Britanya İngilizcesi içindeki belirli referans aksanlarıdır; tüm Britanya konuşmalarının adı değildir.
In the UK, /ˈskedʒuːl/ and /ˈʃedjuːl/ are both completely fine to use and are both very commonly used. Notlar
3:34Birleşik Krallık'ta, /ˈskedʒuːl/ ve /ˈʃedjuːl/ kullanmak tamamen uygundur ve her ikisi de çok yaygın olarak kullanılır.
Bölgesel kapsamı belirten In the UK
Cümlenin başındaki In the UK, ardından gelen tüm bilgilerin coğrafi kapsamını belirler. İki telaffuzun da kabul edilebilir ve yaygın olduğu yönündeki değerlendirme özellikle Birleşik Krallık'taki kullanımla ilgilidir. İngilizcenin telaffuzu, yazımı veya sözcük dağarcığı bölgeye göre değiştiğinde bölge belirten ifadeler önemlidir. Birleşik Krallık hakkındaki bir ifade, İngilizce konuşulan her bölgeye otomatik olarak genellenmemelidir.
Alıştırma
Bu cümlede In the UK ne işe yarıyor?
- İfadeyi Birleşik Krallık'taki kullanımla sınırlar.
- İfadeyi İngilizce konuşulan her bölgede geçerli hâle getirir.
- Sözcüğü yalnızca Birleşik Krallık'taki insanların kullandığını söyler.
Cevabı göster
İfadeyi Birleşik Krallık'taki kullanımla sınırlar.
are both completely fine to use: iki seçeneğin de kabul edilebilir olduğunu belirtmek
are both completely fine to use, daha önce belirtilen iki seçeneğin de kabul edilebilir olduğunu söyler. both tam olarak iki ögeyi kapsar; fine burada kabul edilebilir veya sorun değil anlamına gelir, completely ise olumlu değerlendirmeyi güçlendirir. Bu ifade, iki seçeneğin de kullanılıp kullanılamayacağını değerlendirir. Tek başına bunların aynı derecede yaygın, anlam bakımından tamamen aynı veya her bölgede uygun olduğunu söylemez.
Alıştırma
İki yazım biçiminin de kabul edilebilir olduğunu söylemek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: These two spellings ____ in informal messages.
Cevabı göster
are both completely fine to use
speakers tend to just use schedule. Dilbilgisi
3:44konuşanlar sadece schedule kullanma eğilimindedir.
speakers tend to just use: kural değil, genel bir eğilim
speakers tend to just use... yapısında tend to + fiilin yalın hâli, grubun genellikle böyle davrandığını belirtir. Bir örüntü veya olasılık anlatır; bu yüzden istisnalar olabilir. Buradaki just, olağan seçimi daraltır: konuşanlar genellikle söz konusu olan tek seçeneği kullanır. Bu ifade bir alışkanlığı bildirir; kural koymaz.
Alıştırma
speakers tend to just use... burada ne anlama geliyor?
- Bütün seçenekleri aynı sıklıkta kullanırlar.
- Genellikle yalnızca o seçeneği kullanırlar, ancak istisnalar olabilir.
- Her durumda o seçeneği kullanmak zorundadırlar.
Cevabı göster
Genellikle yalnızca o seçeneği kullanırlar, ancak istisnalar olabilir.
you can be a bit more flexible and you can say schedule or schedule. Kelime
3:47biraz daha esnek olabilirsiniz ve schedule veya schedule diyebilirsiniz.
be a bit more flexible: daha fazla seçeneğe nazikçe izin vermek
Be more flexible, birden fazla seçeneğe izin vermek veya ayarlama yapmaya istekli olmak demektir. Bu cümlede vücudun kolayca bükülmesinden değil, telaffuz seçeneklerinden söz edilir. A bit öneriyi yumuşatır; more ise bu serbestliği daha katı bir yaklaşımla karşılaştırır. Bu nedenle be a bit more flexible, tamamen değişmeyi istemek yerine kuralı biraz gevşetmeyi önerir.
Alıştırma
Öneriyi hedef ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: We can ____ about the meeting time.
Cevabı göster
be a bit more flexible
Let me know in the comments which one you prefer. Kültür
3:54Hangisini tercih ettiğinizi yorumlarda bana bildirin.
Let me know in the comments: izleyicileri yorumlarda yanıt vermeye çağırmak
“Let me know in the comments”, “yorumlar bölümünde bana söyle” anlamına gelir. Buradaki let me know bilgi istemek için kullanılır; birine bir şeyi bilme izni vermek anlamına gelmez. The comments, bir video veya gönderinin altındaki herkese açık mesajlardır. İçerik üreticileri bu ifadeyi izleyicileri bir soruyu yanıtlamaya veya görüşlerini paylaşmaya çağırmak için kullanır. Ardından which one you prefer örneğindeki gibi istenen bilgi gelebilir.
Alıştırma
Bir videoda “Let me know in the comments” genellikle izleyicilerden ne yapmalarını ister?
- İçerik üreticisine yorumları anlama izni vermek.
- Yanıtlarını videonun herkese açık yorumlar bölümünde paylaşmak.
- Yanıtlarını özel bir telefon görüşmesinde içerik üreticisine söylemek.
Cevabı göster
Yanıtlarını videonun herkese açık yorumlar bölümünde paylaşmak.
check my schedule: mevcut planlara bakmak
“Check my schedule”, ne zaman boş olduğumu veya önceden nelerin planlandığını görmek için mevcut programıma bakmak anlamına gelir. Buradaki check, “bakıp doğrulamak” demektir; “hata aramak” anlamına gelmez. İyelik sözcüğü kişiye göre değişebilir: check your schedule, check her schedule veya check our schedule.
Alıştırma
Kendi mevcut planlarıma bakmak anlamına gelen, dersteki üç sözcüklü ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: Before I accept the invitation, I need to ____.
Cevabı göster
check my schedule
I personally find schedule a little bit more of a tongue twister, Notlar
4:08Ben şahsen schedule (şedül) kelimesini biraz daha tekerleme gibi buluyorum,
I personally find: bir yargıyı kişisel görüş olarak sunmak
I personally find + nesne + tamamlayıcı yapısı, “kendi deneyimime göre nesnenin bu özelliğe sahip olduğunu düşünüyorum” anlamına gelir. Buradaki find, “bulmak” değil, “bir şeyi belli bir şekilde değerlendirmek” anlamındadır. Personally, yargıyı konuşanın kendi görüşüyle sınırlar. Böylece ifade daha az kesin olur ve başkalarının paylaşmayabileceği bir tercih veya değerlendirme için uygun hâle gelir.
Alıştırma
Bunun kendi yargınız olduğunu göstermek için cümleyi dersteki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____ this keyboard easier to use.
Cevabı göster
I personally find
a tongue twister: akıcı biçimde söylenmesi zor bir şey
A tongue twister genellikle benzer sesler tekrarlandığı için hızlı ve anlaşılır biçimde söylenmesi zor olan bir söz öbeği veya cümledir. Günlük konuşmada, akıcı biçimde telaffuz edilmesi zor olan tek bir sözcüğü veya adı da anlatabilir. Burada schedule sözcüğünün telaffuzu bu daha geniş anlamda tanımlanıyor; ifade dilin gerçekten büküldüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede söylemesi zor bir adı anlatmak için a tongue twister doğru kullanılmıştır?
- My tongue hurts after I bit it.
- I made a slip of the tongue and called Sam “Tom.”
- That long street name is a tongue twister for me.
Cevabı göster
That long street name is a tongue twister for me.
so I tend to opt for schedule. Kalıp ifadeler
4:11bu yüzden schedule (skedül) demeyi tercih ediyorum.
tend to opt for + bir seçenek: alışılmış bir seçim eğilimini anlatmak
“Tend to opt for + isim”, “genellikle o seçeneği seçmeye eğilimli olmak” demektir. Tend to, her seferinde yapılan bir seçimi değil, tekrarlanan bir tercihi anlatır; opt for ise neyin seçildiğini gösterir. Opt for ifadesinden sonra seçeneğin kendisi gelir. Bu cümlede schedule, konuşmacının genellikle seçtiği telaffuzu temsil eder; bu telaffuzu seçme nedenini değil.
Alıştırma
“Genellikle seçmek” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: When both routes are safe, I ____ the shorter one.
Cevabı göster
tend to opt for
It's up to you: kararı karşıdaki kişiye bırakmak
“It's up to you”, “sen karar verebilirsin” veya “seçim senin” demektir. Bu cümlede But, konuşmacının kendi tercihiyle dinleyicinin seçme özgürlüğünü karşı karşıya getirir. Buradaki up to fiziksel bir yönü anlatmaz. İfadenin tamamı son kararı karşıdaki kişiye bırakır.
Alıştırma
“It's up to you” hangi durumda doğal olur?
- İki oyun da eğlenceli görünüyor ve son kararı arkadaşının vermesine izin veriyorsun.
- Oyunu zaten seçtin ve başka bir seçeneği kabul etmeyeceksin.
- Arkadaşının oyunu seçmesine izin verilmiyor.
Cevabı göster
İki oyun da eğlenceli görünüyor ve son kararı arkadaşının vermesine izin veriyorsun.
Let me know in the comments which one you tend to use, Dilbilgisi
4:15Yorumlarda hangisini kullanma eğiliminde olduğunuzu bana bildirin,
which one you tend to use: dolaylı soruda düz cümle sırası
Which one you tend to use, Let me know ifadesinin nesnesi görevindeki dolaylı soru yan cümlesidir. Which one iki seçenekten birini gösterir; tend to ise “genellikle yapmak” anlamına gelir. Soru daha büyük bir cümlenin içine yerleştirildiği için düz cümle sırası kullanılır: which one + özne + fiil. Burada which one you tend to use denir; which one do you tend to use denmez.
Alıştırma
“Which one do you tend to use?” doğrudan sorusunu dolaylı soruya dönüştürün. Tamamlayın: Let me know ____.
Cevabı göster
which one you tend to use
Treat this as: treat A as B kalıbı
Treat A as B, “A'yı B olarak görmek veya ele almak” anlamına gelir. Bu cümlede this sınıflandırılan şeydir; two different words ise onun nasıl anlaşılması veya ele alınması gerektiğini gösterir. Buradaki treat, tıbbi bakım sağlamak veya birine yemek ısmarlamak anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp treat + nesne + as + açıklama veya kategoridir.
Alıştırma
“Kontrol listesini rehber olarak görmek” anlamını vermek için cümleyi treat ... as ile tamamlayın: ____ the checklist ____ a guide, not a strict rule.
Cevabı göster
Treat · as
And you're going to join these two together with a w sound. Kalıp ifadeler
4:35Ve bu ikisini bir w sesiyle birleştireceksiniz.
join these two together with: bağlantı aracını belirtmek
Join these two together, “bu iki parçayı birleştir” demektir. Nesne konumundaki these two, birleştirilen parçaları belirtir; together ise bu parçaların birbirine bağlandığını vurgular. With a w sound, bağlantının nasıl yapıldığını açıklar. Burada with, bağlantı aracı olarak kullanılan sesi belirtir; birleştirilecek üçüncü bir şeyi göstermez.
Alıştırma
Hangi cümle, iki parçayı birleştirmek için kullanılan malzemenin yapıştırıcı olduğunu anlatır?
- Join the two pieces together to glue.
- Join the two pieces together with glue.
- Join the glue together with the two pieces.
Cevabı göster
Join the two pieces together with glue.
Now, you're probably looking at the transcription and thinking, Anlatım akışı
4:43Şimdi muhtemelen transkripsiyona bakıyor ve düşünüyorsunuz,
you're probably looking at ... and thinking: dinleyicinin sorusunu önceden dile getirmek
You're probably looking at ... and thinking ... dinleyicinin birbiriyle bağlantılı iki tepkisini tahmin eder: neye baktığını ve ardından aklına gelen düşünceyi. Böylece sonraki bölüm, dinleyicinin zaten soruyor olabileceği bir soruya cevap olarak düzenlenir. Probably bunun bir gerçek değil, makul bir tahmin olduğunu gösterir. Looking ve thinking aynı özneyi, yani you'yu paylaşır; şimdiki zaman yapısı da hayal edilen tepkiyi o anda oluyormuş gibi gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle dinleyicinin aklına gelebilecek bir soruyu doğal biçimde önceden dile getirir?
- You looked at this chart yesterday and wrote a report.
- You're probably looking at this chart and thinking, "Why did the line fall?"
- Look at this chart because I am thinking about the line.
Cevabı göster
You're probably looking at this chart and thinking, "Why did the line fall?"
there's no + isim: bir şeyin bulunmadığını söylemek
there's no + isim, bir şeyin var olmadığını veya bir yerde, metinde, listede ya da durumda bulunmadığını söyler. Burada transkripsiyonda w bulunmadığını belirtir. Bu yapıda no doğrudan isimden önce gelir ve olumsuz anlamı verir: there is/there's + no + isim.
Alıştırma
Cümleyi there's no kısaltılmış yapısıyla tamamlayın: ____ sugar in this tea.
Cevabı göster
There's no
Well, what we're doing is we are intruding here. Dilbilgisi
4:50Aslında burada yaptığımız şey bir kaynaştırma (intrusion).
what we're doing is: o anda yapılan eylemi vurgulamak
what we're doing is ... önce o anda yapılan eylemi konu hâline getirir, ardından is sonrasında bu eylemin ne olduğunu belirtir. Genellikle wh-cleft veya pseudo-cleft denen bu odaklama yapısı, eylemin gerçekte ne olduğunu açıklığa kavuşturmaya yardım eder. what we're doing bir soru değil, isim cümleciğidir; bu yüzden düz cümle sırasını korur: what + we + are doing. is sonrasında bir -ing öbeği veya özellikle konuşma tarzındaki açıklamalarda we are intruding here gibi tam bir yan cümle kullanılabilir.
Alıştırma
Açıklamayı What we're doing is odaklama yapısıyla tamamlayın: ____ moving the files to a safer folder.
Cevabı göster
What we're doing is
We are adding an intrusive w sound to help us connect the vowels together. Dilbilgisi
4:52Ünlüleri birbirine bağlamamıza yardımcı olmak için araya giren bir w sesi ekliyoruz.
to help us connect: to help + kişi + fiilin yalın hâliyle amaç açıklama
to help us connect mastar öbeği, araya giren w sesini eklemenin amacını veya yararlı etkisini açıklar. “Bu sesi neden ekliyoruz?” sorusuna cevap verir. Yapı to help + kişi + fiilin yalın hâlidir. help us connect ifadesinde us yardımı alan kişileri, connect ise onların yaptığı eylemi belirtir. Bu yapı bir aracın, adımın veya yöntemin neden kullanıldığını açıklayabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir amacı açıklamak için to help + kişi + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanır?
- We use labels to help us organize the files.
- We use labels to help us organizing the files.
- We use labels for help us organize the files.
Cevabı göster
We use labels to help us organize the files.
So, even though the transcription doesn't show w in throughout, Dilbilgisi
4:58Yani, transkripsiyon throughout kelimesinde w göstermese bile,
we still pronounce it to help us connect these vowel sounds together.
5:03bu ünlü sesleri birbirine bağlamaya yardımcı olmak için onu yine de telaffuz ederiz.
even though ... we still pronounce it: sonucun değişmediği bir gerçek
Even though, farklı bir sonuç beklememize yol açabilecek bir gerçeği anlatan tam bir yan cümle başlatır. Burada throughout sözcüğünün yazılı ses gösteriminde w yoktur, ancak w sesi yine de söylenir; it bu sesi ifade eder. even though + yan cümle, ... still + fiil kalıbı, ilk yan cümledeki gerçeğe rağmen sonucun geçerli kalmaya devam ettiğini gösterir. Still, sonucun değişmediği fikrini güçlendirir; ancak cümle still olmadan da dil bilgisi açısından doğru olabilir.
Alıştırma
Otobüsün geç kaldığını biliyoruz, ancak zamanında vardık. Hangi cümle bu gerçek ile sonuç arasındaki karşıtlığı en doğru şekilde ifade eder?
- Even though the bus was late, but we still arrived on time.
- Even if the bus was late, we still arrived on time.
- Even though the bus was late, we still arrived on time.
Cevabı göster
Even though the bus was late, we still arrived on time.
throughout the country: ülke genelinde
Throughout the country, “ülkenin her yerinde” veya “ülke genelinde” anlamına gelir. Bu cümlede, yolculuklarının tek bir yerde gerçekleşmediğini, birçok bölgeyi kapsadığını gösterir. Burada throughout, bir yerin geniş kapsamını belirten bir edattır. Bir zaman dilimiyle kullanıldığında “tüm dönem boyunca” anlamına da gelebilir.
Alıştırma
Programın bütün ülkenin birçok bölgesinde mevcut olduğunu en açık biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The programme is available in one town in the country.
- The programme is available throughout the country.
- The programme's bus travels through the country.
Cevabı göster
The programme is available throughout the country.
move to Asia: bir yere taşınmak
Move to + yer, yaşadığınız yeri veya yaşamınızın ya da işinizin ana merkezini değiştirmek anlamına gelir. Burada move to Asia, yalnızca yolculuk yapmak değil, Asya'ya taşınmak demektir. Yer adı, move to Canada veya move to a new city örneklerinde olduğu gibi to sözcüğünden sonra gelir. Bu ifade taşınmanın kalıcı olduğunu söylemez, ancak genellikle yeni bir ev veya daha uzun süreli bir merkez anlamı taşır.
Alıştırma
Maya yeni bir iş nedeniyle evini değiştiriyor. Bu anlamı hangi cümle ifade eder?
- Maya is travelling to Bristol for a conference.
- Maya is moving to Bristol for a new job.
- Maya is visiting Bristol for the weekend.
Cevabı göster
Maya is moving to Bristol for a new job.
I hear this pronounced as forein a lot. Dilbilgisi
5:41Bunun forein olarak telaffuz edildiğini çok duyuyorum.
I hear this pronounced as ... ile duyulan bir telaffuzu aktarma
I hear this pronounced as ... ifadesi, “insanların bu sözcüğü veya adı, ardından verilen şekilde telaffuz ettiğini duyuyorum” anlamına gelir. Bu yapıda this, hear fiilinin nesnesidir; pronounced ise ona ne yapıldığını açıklayan geçmiş zaman ortacıdır. Bir sözcüğün, adın, harfin veya terimin nasıl söylendiğini anlatmak için hear + object + pronounced as + reported form yapısını kullanabilirsiniz. as sonrasındaki biçim standart veya standart dışı olabilir; yapı yalnızca duyulanı aktarır, konuşanın bunu kabul mü ettiği yoksa düzelttiği mi bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
hear + object + past participle + as yapısındaki telaffuz fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: I often hear the letter Z ____ "zee" in American English.
Cevabı göster
pronounced as
Bir sözcüğün son bölümü anlamındaki the ending
Yazım veya telaffuz açıklamasında the ending, bir sözcüğün son bölümünü; yani son harflerini, seslerini veya bazen bir son eki ifade eder. Burada sözcüğün -in ile gösterilen son ses düzenini anlatır. Hangi anlamın kullanıldığını çevredeki konu gösterir. Sözcüklerden, harflerden, seslerden veya telaffuzdan bahsedildiğinde ending genellikle hikâyenin bitişini değil, sözcüğün sonunu ifade eder.
Alıştırma
Bir telaffuz dersinde “The ending is -in” cümlesindeki the ending ne anlama gelir?
- sözcüğün son bölümü
- sözcüğün ilk sesi
- bir hikâyenin bitişi
Cevabı göster
sözcüğün son bölümü
speak + sayı + (foreign) languages
Bir kişinin konuşabildiği dilleri belirtmek için speak + a language ya da speak + sayı + languages yapısını kullan. Burada özne she olduğu için speaks kullanılır; five sonrasında language çoğul olur: languages. Foreign languages, kişinin ana dili olmayan diller demektir. Dil ya da sayı speak sözcüğünden hemen sonra gelir; araya to getirme.
Alıştırma
Leo'nun üç dil konuşabildiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Leo speaks to three languages.
- Leo speaks three languages.
- Leo says three languages.
Cevabı göster
Leo speaks three languages.
the last one: listedeki son öğe
the last one listedeki son öğeyi gösterir. Bu cümlede 10 numaralı öğeyi yeniden belirtir ve konuşmacının listeyi bitirmekte olduğunu işaret eder. One, sözcük, soru veya örnek gibi bağlamdan zaten anlaşılan tekil bir öğenin yerini tutar. Burada 1 sayısı anlamına gelmez.
Alıştırma
Konuşmacının listedeki son öğeyi tanıttığını hangi cümle açıkça belirtir?
- I wrote the list last night.
- One item on the list is an emergency phone number.
- The last one on the list is the emergency phone number.
Cevabı göster
The last one on the list is the emergency phone number.
But, the a u spelling in this word is not au, Kelime
6:05Ama bu kelimedeki a u yazılışı au değildir,
it's because of + isim öbeği: neden belirtme
it's because of + isim öbeği kalıbı, hemen önce sözü edilen bir şeyin nedenini açıklar. Bu cümlede it, açıklanan sonucu işaret eder; that A U spelling ise nedeni belirtir. Because of bir edat gibi çalışır. Bu yüzden ardından isim, zamir veya isim öbeği gelir; kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede because of doğru kullanılmıştır?
- The bus was late because of it got stuck in traffic.
- The bus was late because of heavy traffic.
- The bus was late because of the traffic was heavy.
Cevabı göster
The bus was late because of heavy traffic.
the a u spelling: ses değil, yazılı harfler
the a u spelling ifadesi, yazılı a ve u harflerinin sırasını anlatır. Burada autumn kelimesindeki au harflerini belirtir. Spelling, yazılı kelimede gördüğünüz harflerdir; tek başına telaffuzu göstermez. Bir telaffuz açıklamasında öğretmen, önce yazımı göstermek için harf adlarını ayrı ayrı söyleyebilir, ardından bu harflerin belirli kelimede hangi sesi temsil ettiğini açıklayabilir.
Alıştırma
Bir telaffuz açıklamasında the a u spelling ne anlama gelir?
- A U'nun her zaman temsil ettiği tek bir ses
- Kelimenin tamamının anlamı
- Yazılı A ve U harfleri
Cevabı göster
Yazılı A ve U harfleri
Bir özelliği örnekle eşleştirmek için the same ... as in ...
the same + özellik + as in + örnek kalıbı, bir özelliğin örnekte bulunan özellikle aynı olduğunu belirtir. Burada özellik au sesi, door ise örnek kelimedir. Bu kalıpta as in, aynı özelliği taşıyan örneği tanıtır. Buradaki in yalnızca yer bildirmek için kullanılmaz.
Alıştırma
Telaffuz açıklamasını the same ... as in ... kalıbıyla tamamlayın: The word 'blue' has ____ vowel sound ____ 'food'.
Cevabı göster
the same · as in
The n is silent: yazılan ancak sesi olmayan bir harf
Yazım ve telaffuz açıklamalarında the n is silent, kelimede n harfinin yazıldığı ancak /n/ sesinin çıkarılmadığı anlamına gelir. Burada autumn kelimesinin sonundaki n harfini anlatır. Bu bağlamda silent, bir harfin sesinin olmamasını belirtir; bir kişinin sessiz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle know kelimesinin yazımını ve telaffuzunu doğru açıklar?
- The k is pronounced twice in know.
- The k is silent in know.
- The k is spoken quietly in know.
Cevabı göster
The k is silent in know.
don't try to pronounce it: doğrudan olumsuz bir yönerge
don't try to + fiilin yalın hâli, olumsuz bir yönergedir. Birine o girişimde bulunmamasını söyler. Burada, autumn kelimesinin sonunda yazılan n harfinin söylenmemesi anlamına gelir. don't sonrasında try fiilinin yalın hâli kullanılır. try to sonrasında da başka bir fiilin yalın hâli gelir: don't try to pronounce. Öğretim veya kural anlatımında bu yapı bir eylemi açıkça durdurur; denemeyi teşvik etmez.
Alıştırma
don't try to ve pronounce fiilini kullanarak öğretmenin düzeltmesini tamamlayın: ____ the silent k.
Cevabı göster
Don't try to pronounce
end with: en son gelen şeyi belirtmek
end with + isim yapısı, en son neyin geldiğini belirtir. Burada autumn kelimesinin söylenen biçimi /m/ sesinde biter; yazılı n harfi telaffuz edilmez. Aynı yapı bir kelimenin, cümlenin, hikâyenin, dersin, toplantının veya başka bir dizinin son bölümünü anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi end with yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Each lesson ____ a quick quiz.
Cevabı göster
ends with
that's it for: bir dersi veya etkinliği bitirme
That's it for + bir ad öbeği, adı geçen dersin, toplantının veya bölümün sona erdiğini belirtir. Bu cümlede it, daha önce geçen tek bir kelimeyi değil, dersin tamamını özetler. Bu ifade kapanışı düzenlemeye de yarar: dinleyenlere ana içeriğin bittiğini bildirir ve vedaya ya da son bir hatırlatmaya geçiş hazırlar.
Alıştırma
Öğrendiğiniz kapanış ifadesiyle ders sonundaki cümleyi tamamlayın: ____ today's class.
Cevabı göster
That's it for
Let me know in the comments which word you find the most difficult to pronounce. Dilbilgisi
6:37Hangi kelimeyi telaffuz etmenin en zor olduğunu yorumlarda bana bildirin.
which word you find ...: gömülü soruda sözcük sırası
which word you find the most difficult to pronounce yan tümcesi, Let me know'dan sonra gelen gömülü bir sorudur. Konuşanın öğrenmek istediği bilgiyi belirtir. Daha büyük bir cümlenin içinde olduğu için which word + you find biçimindeki bildirme cümlesi sırasını kullanır; which word + do you find kullanılmaz. Bu yan tümcede find, “bir şeyi belli bir şekilde değerlendirmek” anlamındadır: find + nesne + sıfat + to + fiil. the most difficult, which word ifadesini niteler; to pronounce ise hangi eylemin zor olduğunu belirtir.
Alıştırma
Gömülü soru için doğru sözcük sırasına sahip cümleyi seçin.
- Can you tell me which word you find most difficult?
- Can you tell me which word do you find most difficult?
- Which word do you find most difficult?
Cevabı göster
Can you tell me which word you find most difficult?
which is why: bir durumu sonucuna bağlamak
Bu cümlede which is why, virgülden önceki durumun tamamına, yani schedule kelimesinin konuşan kişi için en zor kelime olmasına gönderme yapar. Ardından sonucu, yani konuşan kişinin bu kelimeyi nasıl söyleyeceğine dair seçimini verir. Buradaki which yalnızca schedule ismine gönderme yapmaz. Kullanışlı kalıp durum veya neden, which is why + sonuç biçimindedir. Bir gerçeğin bir seçimi, eylemi veya sonucu açıkladığını göstermek için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, sonuç bildiren ve derste öğrendiğiniz üç kelimelik bağlayıcıyla tamamlayın: The road was closed, ____ we turned back.
Cevabı göster
which is why
Remember to download your free English pronunciation pack. Ton ve niyet
6:48Ücretsiz İngilizce telaffuz paketinizi indirmeyi unutmayın.
Remember to download: birine yapacağı görevi hatırlatmak
Remember to download, emir cümlesi biçiminde bir hatırlatmadır. remember to + fiilin yalın hâli kalıbı, hâlâ yapılması gereken bir eylemi unutmamak anlamına gelir. Burada download, izleyiciden yapması istenen eylemdir. Çoğu emir cümlesinde olduğu gibi you öznesi kullanılmaz. Bu bağlamda cümle, doğrudan ama dostça bir eylem çağrısıdır.
Alıştırma
Birine hâlâ yapması gereken bir görevi hatırlatıyorsunuz. Hangi cümle doğrudur?
- Remember to lock the door before you leave.
- I remember locking the door before I left.
- Do you remember locking the door before you left?
Cevabı göster
Remember to lock the door before you leave.
The link to download it is below in the description. Dilbilgisi
6:51İndirme bağlantısı aşağıdaki açıklama kısmındadır.
The link to download it: bir ismi niteleyen to mastarı
The link to download it ifadesinde to download it, link isminden sonra gelen bir to mastar öbeğidir. Bağlantının ne işe yaradığını, yani öğeyi indirmek için kullanılabileceğini anlatır. Bu öbek link kelimesini niteler; cümlenin ana fiili değildir. İsim + to + fiilin yalın hâli yapısı, ismin amacını veya isimle bağlantılı bir eylemi belirtebilir. a place to sit ve a way to practise buna örnektir.
Alıştırma
Cümleyi download fiilinin doğru to mastar biçimiyle tamamlayın: Here is the link ____ the guide.
Cevabı göster
to download
Remember to like and subscribe if you'd like more videos to help you improve your English pronunciation. Notlar
6:54İngilizce telaffuzunuzu geliştirmenize yardımcı olacak daha fazla video isterseniz beğenmeyi ve abone olmayı unutmayın.
like and subscribe: platformlarda kullanılan bir eylem çağrısı
Video platformlarında like and subscribe yaygın bir eylem çağrısıdır. Like, yalnızca videoyu beğendiğini hissetmek değil, videonun Beğen düğmesine basmak demektir. Subscribe ise gelecekteki videoları bulabilmek için kanala abone olmayı anlatır. Remember to like and subscribe cümlesinde like ve subscribe, remember to ifadesinden sonra sıralanan iki bağlı fiildir. Tek bir to her iki eylem için de geçerlidir.
Alıştırma
Hangi cümle platformdaki iki eylemi de doğal biçimde ifade eder?
- Please like to the video and subscribe to the channel.
- Please like the video and subscribe the channel.
- Please like the video and subscribe to the channel.
Cevabı göster
Please like the video and subscribe to the channel.
if you'd like: kibar bir koşul
if you'd like içindeki you'd, you would ifadesinin kısaltmasıdır. Would like, birinin ne istediğinden kibarca söz eder; burada geçmişteki bir isteği anlatmaz. if yan cümlesi seçimi dinleyiciye bırakır: kişi yalnızca daha fazla video istiyorsa beğenip abone olmalıdır. Bu nedenle davet, doğrudan bir talimattan daha yumuşak duyulur.
Alıştırma
Kibar teklifi if you would like ifadesinin kısaltmasıyla tamamlayın: ____, I can show you another example.
Cevabı göster
If you'd like
I will see you in the next lesson: dersi kapatma ifadesi
I will see you in the next lesson bir kapanış sözü olarak kullanılır: mevcut dersi bitirir ve dinleyicileri bir sonraki derse yönlendirir. Böylece ders serisinin bir bölümünün sona erdiğini gösterir. Buradaki see you, bir sonraki ders aracılığıyla yeniden buluşmak anlamına gelir. Bir videoda veya çevrim içi derste yüz yüze görüşme sözü vermez.
Alıştırma
Konuşmacı çevrim içi bir dersin sonunda I will see you in the next lesson diyerek ne yapıyor?
- Mevcut dersi bitirmek ve gelecekteki bir derse işaret etmek.
- Mevcut ders sırasında yüz yüze görüşme istemek.
- Bir sonraki dersin zaten sona erdiğini açıklamak.
Cevabı göster
Mevcut dersi bitirmek ve gelecekteki bir derse işaret etmek.