İngilizcede En Sık Yapılan Telaffuz Hataları ❌: İngilizce çalışma notları

Pronunciation with Emma

Öğrenme zorluğu
872 kelime 138 kel/dk

Video özeti: Emma, öğrencilerin sıkça yanlış söylediği on İngilizce kelimenin telaffuzunu; hecelere ayırma, vurgu, sesleri bağlama, okunmayan harfler ve Britanya ile Amerikan kullanımları arasındaki farklar üzerinden açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a primary stress and a secondary stress. — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: Bir kelimedeki en güçlü birincil vurgu ile ikinci derecede güçlü ikincil vurguyu adlandıran telaffuz terimlerini öğrenin. Böylece sözlüklerdeki ve ayrıntılı telaffuz derslerindeki açıklamaları takip edebilir, entrepreneur gibi çok heceli bir kelimeyi söylerken iki vurgu düzeyini ayırt edebilirsiniz. 2. In the UK, — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: Bir açıklamayı evrensel bir kural olarak sunmak yerine Britanya’daki kullanımla sınırlayan bölgesel ifadeyi tanıyın. Bu ifadeyle schedule kelimesinin yaygın iki telaffuzunun Birleşik Krallık’ta kabul edildiğini, Amerikan kullanımında ise bunlardan birinin tercih edilme eğiliminde olduğunu açıklayabilirsiniz. 3. to help us connect — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: to + fiil yapısının bir eylemin amacını nasıl belirttiğini anlayın. Burada ünlüleri daha akıcı bağlamak amacıyla araya bir w sesi eklendiğini açıklar; aynı kalıbı bir tekniğin, aracın veya adımın neden kullanıldığını belirtmek için de kullanabilirsiniz.

Bu derste

Hello, and welcome back to pronunciation with Emma. Kalıp ifadeler

0:00

Merhaba, Emma ile telaffuz dersine tekrar hoş geldiniz.

Kalıp ifadeler

welcome back to: geri dönen dinleyicileri karşılamak

Welcome back to + bir program, ders, kanal, yer veya etkinlik, tanıdık bir şeye geri dönen insanları karşılamak için kullanılır. Burada Emma ile yeni bir telaffuz dersini başlatır. Back, seriye veya etkinliğe geri dönüldüğünü belirtir. İzleyicilerin yalnızca biraz önce ayrıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Haftalık bir programa geri dönen dinleyicilere yönelik açılışı tamamlayın: ____ our weekly science show.

Cevabı göster

Welcome back to

Or welcome if you're brand new to my channel. Kalıp ifadeler

0:02

Ya da kanalıma yeniyseniz hoş geldiniz.

Kalıp ifadeler

brand new to: daha önce deneyimi olmamak

Be brand new to + bir yer, konu, etkinlik veya grup, onunla yeni tanışmış ya da ona yeni katılmış olmak ve daha önce çok az deneyime sahip olmak veya hiç deneyimi olmamak demektir. Burada kanalı ilk kez ziyaret eden birini anlatır. Bu ifadede brand, new sözcüğünün anlamını güçlendirir; ürün etiketi veya şirket adı anlamına gelmez. New to aynı temel fikri verir, ancak brand new to tamamen yabancı olma durumunu vurgular.

Alıştırma

Lina daha önce hiç kod yazmadı. Bir etkinlikte tamamen yeni olmayı anlatan üç sözcüklü ifadeyle cümlesini tamamlayın: I'm ____ coding.

Cevabı göster

brand new to

In today's English pronunciation lesson,

0:04

Bugünkü İngilizce telaffuz dersimizde,

we're going to look at 10 words that my students constantly mispronounce. Anlatım akışı

0:06

öğrencilerimin sürekli yanlış telaffuz ettiği 10 kelimeye bakacağız.

Anlatım akışı

we're going to look at: sıradaki konuyu tanıtmak

we're going to look at + konu yapısı, dinleyicilere sırada neyin inceleneceğini veya tartışılacağını bildirir. Burada on kelimeyi bir sonraki konu olarak tanıtarak dersin akışını düzenler. Bu öğretim bağlamında look at, yalnızca bir şeye gözle bakmak değil, incelemek veya tartışmak anlamına gelir. Aynı yapı derslerde, sunumlarda ve toplantılarda bir konuyu tanıtmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Örnekteki konuyu tanıtan ifadeyle ders girişini tamamlayın: Today, ____ three ways to save water.

Cevabı göster

we're going to look at

And I'm teaching you these because I don't want you to make the same mistakes. Kalıp ifadeler

0:12

Ve bunları size öğretiyorum çünkü aynı hataları yapmanızı istemiyorum.

Kalıp ifadeler

make the same mistakes: mistake ile make kullanmak

Make a mistake, bir şeyi yanlış yapmayı anlatan standart İngilizce birleşimdir. Make the same mistakes ifadesindeki çoğul yapı, daha önce yapılmış veya sözü edilmiş hataları tekrarlamak anlamına gelir. Mistake veya mistakes doğrudan make ile kullanılır: make a mistake ya da make mistakes. Do, mistake veya mistakes sözcüğünden hemen önce kullanılmaz.

Alıştırma

Örnekteki sözcük birleşimini kullanarak öneriyi tamamlayın: Read the feedback carefully so you don't ____ next time.

Cevabı göster

make the same mistakes

If you'd like to improve your English pronunciation,

0:16

İngilizce telaffuzunuzu geliştirmek isterseniz,

then why not download my free English pronunciation pack? Ton ve niyet

0:18

neden ücretsiz İngilizce telaffuz paketimi indirmeyesiniz?

Ton ve niyet

why not download: daha yumuşak bir öneri

Why not download ...?, “Size bir öneri: indirin” anlamına gelir. Bu cümlede izleyici ücretsiz paketi edinmeye teşvik edilir; neden indiremediği sorulmaz. Kalıp Why not + fiilin yalın hâlidir. download kullanılır; to download veya downloading kullanılmaz.

Alıştırma

Why not kalıbını ve parantezdeki fiili kullanarak samimi öneriyi tamamlayın: Why ____ the free sample before you buy it? (try)

Cevabı göster

not try

It gives you all the resources you need to help you improve your English pronunciation,

0:21

İngilizce telaffuzunuzu geliştirmenize yardımcı olacak tüm kaynakları size sunar,

including how to find your current pronunciation mistakes and correct them. Dilbilgisi

0:26

buna mevcut telaffuz hatalarınızı nasıl bulacağınız ve düzelteceğiniz de dâhildir.

Dilbilgisi

including how to find ... and correct them: iki adımı bağlamak

Including, kaynakların kapsadığı konulardan bir örnek verir. Bu bölümde how to, and ile bağlanan iki eylem için geçerlidir: find the mistakes ve correct them. Correct sözcüğünden önce ikinci bir to kullanmaya gerek yoktur. Them, current pronunciation mistakes ifadesine gönderme yapar. Correct burada “düzeltmek” anlamındaki bir fiildir. Bu yapı, bir rehberin, kursun veya aracın içerdiği adımları belirtmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Parantezdeki iki fiili how to ifadesinden sonra gereken biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: The guide includes practical steps, including how to ____ common errors and ____ them. (find, correct)

Cevabı göster

find · correct

To download your free pronunciation pack,

0:31

Ücretsiz telaffuz paketinizi indirmek için,

just click the link down below in the description. Kültür

0:34

aşağıdaki açıklama kısmındaki bağlantıya tıklamanız yeterli.

Kültür

Bir video sayfasında down below in the description

Bir video platformunda description, videoya bağlı olan ve içerik üreticilerinin sık sık bağlantılarla ek bilgiler koyduğu bilgi bölümüdür. Burada in the description, bağlantının bulunduğu bölümü belirtir. Down below bu bölümün sayfanın daha aşağısında olduğunu gösterir. İfadenin tamamı izleyicileri videonun altına veya sayfanın alt kısmına bakmaya yönlendirir; ayrı bir yerin adını söylemez.

Alıştırma

Bir video sayfasında down below in the description diye tarif edilen bağlantı nerededir?

  1. Konuşmacının daha sonra sesli söyleyeceği bir açıklamada.
  2. Videonun altındaki bilgi bölümünde.
  3. Down Below adlı bir yerde.
Cevabı göster

Videonun altındaki bilgi bölümünde.

So, let's start with word number one. Anlatım akışı

0:36

O zaman birinci kelimeyle başlayalım.

Anlatım akışı

let's start with + madde: ilk bölümü tanıtma

Let's start with + bir isim veya isim grubu; bir listenin, dersin, sürecin ya da konuşmanın ilk maddesini tanıtır. İlk ele alınacak şeyi adlandırarak bundan sonra gelecek bilgileri düzenler. Let's, konuşan kişiyi ve dinleyenleri birlikte ilerleme önerisine katar. With, başlangıçta ele alınacak maddeyi —burada word number one— gösterir; başlamak için kullanılan bir aracı göstermez.

Alıştırma

Cümleyi let's + start + with yapısıyla tamamlayın: We have three topics. ____ the safety rules.

Cevabı göster

Let's start with

This is not southern.

0:39

Bu southern olarak telaffuz edilmez.

This is southern.

0:41

Bu southern olarak telaffuz edilir.

southern.

0:44

southern.

He lives in a southern city. Kelime

0:45

O, güneydeki bir şehirde yaşıyor.

Kelime

a southern city: southern sıfatını isimden önce kullanmak

a southern city ifadesinde southern, güneyde bulunan anlamına gelen bir sıfattır. city sözcüğünden önce gelir ve şehrin konumunu anlatır. Southern tek başına bir bölgenin adı değildir. İfadenin ana ismi city'dir; southern yalnızca city hakkında ek bilgi verir.

Alıştırma

Hangi cümle Mina'nın daha büyük bir alanın güney kısmında bulunan bir şehirde yaşadığını anlatır?

  1. Mina lives in a southern city.
  2. Mina lives in the south.
  3. Mina lives south of the city.
Cevabı göster

Mina lives in a southern city.

He lives in a southern city.

0:48

O, güneydeki bir şehirde yaşıyor.

Don't confuse this with south as well. Kalıp ifadeler

0:51

Bunu south kelimesiyle de karıştırmayın.

Kalıp ifadeler

confuse this with: confuse A with B kalıbı

Confuse A with B, aralarındaki fark görülmediği için iki kişiyi, şeyi veya düşünceyi birbiriyle karıştırmak anlamına gelir. A ilk öğedir; B ise A'nın karıştırıldığı diğer öğedir. Burada this, southern sözcüğünü; south ise ikinci öğeyi belirtir. Uyarı, dinleyiciye bu iki sözcüğü birbirinin yerine kullanılabilir saymamasını söyler.

Alıştırma

Maya'yı Mia sanmama anlamını vermek için uyarıyı confuse A with B kalıbıyla tamamlayın: Don't ____.

Cevabı göster

confuse Maya with Mia

So, you have south.

0:54

Yani, south var.

He lives in the south. Kelime

0:56

O, güneyde yaşıyor.

He lives in a southern city.

0:58

O, güneydeki bir şehirde yaşıyor.

Kelime

in the south ... in a southern city: south ve southern

in the south ifadesinde south, bir bölgeyi adlandıran isimdir. Bu bölge anlamında genellikle the ile kullanılır: the south. Hangi yer olduğu açıkça söylenmese bile bir yerin güney bölümünü belirtir. in a southern city ifadesinde southern, city ismini niteleyen sıfattır. Bölgenin kendisini isim olarak söylerken the south; city, coast veya area gibi bir ismi nitelerken southern kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi south sözcüğünün doğru biçimleriyle tamamlayın: The village is in the ____ of the country, in a quiet ____ region.

Cevabı göster

south · southern

Number two, entrepreneur.

1:01

İki numara, entrepreneur.

Let's break this down into four syllables, Öbek fiiller

1:03

Bunu dört heceye bölelim,

Öbek fiiller

break this down into: bir bütünü parçalara ayırmak

Break A down into B, A bütününü daha küçük B parçalarına ayırmak veya bu parçalar üzerinden açıklamak demektir. Genellikle A'yı anlamayı ya da yönetmeyi kolaylaştırmak için kullanılır. Burada this, konuşulan sözcüğü; four syllables ise ortaya çıkan parçaları belirtir. This veya it gibi bir zamiri break ile down arasına koyun: break this down into... doğrudur; break down this into... denmez. Into, ayırma sonucunda ortaya çıkan parçaları tanıtır. Buradaki down into fiziksel olarak aşağı yönlü bir hareket anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi break ... down into kullanarak tamamlayın: The plan feels complicated, so let's ____ three clear stages.

Cevabı göster

break it down into

starting with on,

1:06

on ile başlayarak,

as in the books are on the table. Kalıp ifadeler

1:07

the books are on the table cümlesindeki on gibi.

Kalıp ifadeler

as in: belirli bir örnekle açıklama

“As in”, az önce belirtilen sesi, yazımı veya anlamı tanımlayan belirli bir örnek sunar. X, as in Y kalıbında Y, X'in tam olarak neyi ifade ettiğini gösterir. Burada “as in”den sonraki cümle, hedef biçimi içeren bir örnek verir. İki ayrı olayı karşılaştırmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede bir sözcüğün amaçlanan anlamını açıklamak için “as in” kullanılmıştır?

  1. The lamp is as bright as the sun.
  2. We packed light items, such as towels.
  3. I mean light, as in not heavy.
Cevabı göster

I mean light, as in not heavy.

on

1:11

on

on

1:12

on

Next is tre.

1:12

Sıradaki tre.

entre.

1:16

entre.

entre.

1:17

entre.

And the next is pre.

1:19

Ve bir sonraki pre.

pre.

1:21

pre.

Notice that we're joining that P and R together. Anlatım akışı

1:22

O P ve R'yi birbirine bağladığımıza dikkat edin.

Anlatım akışı

Notice that: dikkati önemli bir ayrıntıya yöneltme

“Notice that + cümlecik”, dinleyen veya okuyan kişiye bundan sonra gelen bilgiye odaklanmasını söyleyen bir işarettir. Buradaki “Notice”, “dikkat edin” veya “gözlemleyin” anlamında bir emirdir; konuşanın geçmişte fark ettiği bir şeyi bildirmez. Bu ifadeyi bir ayrıntının önüne koymak, o ayrıntının önemli olduğunu gösterir ve açıklamayı genel konudan belirli bir gözleme taşır.

Alıştırma

Hangi cümle ders sırasında dinleyenlere bir ayrıntıya odaklanmalarını doğrudan söyler?

  1. Notice that the second sentence uses the past tense.
  2. Did you notice that the second sentence used the past tense?
  3. I noticed that the second sentence used the past tense.
Cevabı göster

Notice that the second sentence uses the past tense.

pre.

1:24

pre.

entrepre.

1:26

entrepre.

entrepre.

1:27

entrepre.

And the last is neur.

1:29

Ve sonuncusu neur.

neur.

1:31

neur.

We're making that final vowel sound quite long and very relaxed here. Kalıp ifadeler

1:32

Burada o son ünlü sesini oldukça uzun ve çok rahat bir şekilde çıkarıyoruz.

Kalıp ifadeler

quite long and very relaxed: farklı derecelerde iki özellik

Burada make fiilinden sonra değiştirilen şey ve onun alması gereken özellikler gelir: make + nesne + sıfat öbeği. quite long and very relaxed ifadesinde quite, long sözcüğünü; very ise relaxed sözcüğünü niteler. Long, son ünlünün ne kadar sürdüğünü belirtir. Relaxed, bir kişinin ruh hâlini değil, sesin rahat ve zorlamadan üretilmesini anlatır. Bu bağlamda quite oldukça veya belirgin ölçüde anlamına gelirken very daha güçlü bir vurgu yapar.

Alıştırma

Hangi cümlede quite ve very, niteledikleri sıfatların önünde doğru kullanılmıştır?

  1. The backpack felt quite lightly and very comfortably.
  2. The backpack felt quite light and very comfortable.
  3. The backpack quite felt light and very comfortable.
Cevabı göster

The backpack felt quite light and very comfortable.

entrepreneur.

1:38

entrepreneur.

entrepreneur.

1:40

entrepreneur.

Mind the stress as well. Ton ve niyet

1:42

Vurguya da dikkat edin.

Ton ve niyet

Mind the stress: Mind + isim ile doğrudan hatırlatma

Mind + isim, bir şeye dikkat etmek veya o konuda tedbirli olmak anlamına gelen kısa bir emir yapısıdır. Burada mind bir fiildir ve özne olan you söylenmez. Bir telaffuz dersinde stress, bir kelimenin daha belirgin söylenen hecesini veya bölümünü ifade eder. Bu nedenle Mind the stress, dinleyiciye kelime vurgusuna dikkat etmesini söyler; mind burada zihin anlamındaki isim değildir ve stress de psikolojik baskı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede Mind + isim fiziksel bir tehlike hakkında doğrudan uyarı vermek için kullanılmıştır?

  1. Do you mind lowering the beam when you enter the room?
  2. Mind the low beam when you enter the room.
  3. Keep the low beam in mind when you enter the room.
Cevabı göster

Mind the low beam when you enter the room.

This actually has a primary stress and a secondary stress. Kelime

1:43

Bunun aslında bir birincil ve bir de ikincil vurgusu vardır.

Kelime

primary stress ve secondary stress: birincil ve ikincil vurgu

Telaffuzda primary stress, bir sözcükte en çok öne çıkan vurgudur. Secondary stress daha zayıftır, ancak yine de vurgusuz bir heceden daha belirgindir. Uzun bir sözcükte iki vurgu türü de bulunabilir. Burada stress, bir hecenin öne çıkma biçimini ifade eder; kaygı veya duygusal baskı anlamına gelmez.

Alıştırma

Primary stress ve secondary stress ifadelerini doğru açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Primary stress ve secondary stress her zaman eşit güçtedir.
  2. Secondary stress, bir sözcüğün içindeki duygusal baskı demektir.
  3. Primary stress en çok öne çıkar; secondary stress daha zayıftır ama yine de duyulur.
Cevabı göster

Primary stress en çok öne çıkar; secondary stress daha zayıftır ama yine de duyulur.

The primary stress of the word goes at the end on neur. Kelime

1:47

Kelimenin birincil vurgusu sondaki neur hecesindedir.

Kelime

goes at the end: beklenen konumu go ile belirtmek

Burada goes, fiziksel hareket değil, 'yeri orasıdır' veya 'oraya konmalıdır' anlamına gelir. Bu ifade, sözcüğün birincil vurgusunun sonda olması gerektiğini anlatır. Go fiilinin bu kullanımı, bir formun, sayfanın, listenin veya sözcüğün bir bölümünün nereye yerleştirilmesi gerektiğini açıklarken yaygındır: X goes at/in/on Y.

Alıştırma

İmzanın beklenen konumunu göstermek için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: On this form, your signature ____.

Cevabı göster

goes at the end

The secondary stress goes on on.

1:51

İkincil vurgu ise on hecesindedir.

entrepreneur.

1:54

entrepreneur.

entrepreneur.

1:56

entrepreneur.

Notice that neur,

1:57

Dikkat edin neur,

but the primary stress has a stronger stress.

1:58

ancak birincil vurgu daha güçlü bir vurguya sahiptir.

Stronger stress?

2:02

Daha güçlü vurgu mu?

Has a stronger level of stress than on.

2:03

on hecesinden daha güçlü bir vurgu seviyesine sahiptir.

So, watch out for that. Öbek fiiller

2:06

Buna dikkat edin.

Öbek fiiller

watch out for: belirli bir şeye dikkat etmek

watch out for + isim veya zamir yapısında ifade, ardından gelen şeye “dikkat etmek” veya “özellikle özen göstermek” anlamına gelir. Buradaki that, daha önce sözü edilen vurgu farkını belirtir; konuşmacı da dinleyiciyi bu farkı gözden kaçırmaması için uyarır. Bu bir kalıp fiil ifadesidir; kelimesi kelimesine “dışarı bakmak” anlamına gelmez. Dikkat edilmesi gereken belirli riski, hatayı veya ayrıntıyı belirtmek için for kullanılır.

Alıştırma

“Dikkat etmek” anlamındaki hedef ifadeyle uyarıyı tamamlayın: When you cross the street, ____ cars.

Cevabı göster

watch out for

In a sentence,

2:08

Bir cümle içinde,

she's a successful entrepreneur.

2:09

o başarılı bir girişimcidir.

She's a successful entrepreneur.

2:12

O başarılı bir girişimcidir.

Number three is literally.

2:15

Üç numara literally.

literally.

2:19

literally.

literally.

2:21

literally.

To make this easier, Dilbilgisi

2:23

Bunu kolaylaştırmak için,

you can remove a syllable and just say literally.

2:24

bir heceyi atıp sadece literally diyebilirsiniz.

Dilbilgisi

To make this easier: bir yöntemin amacını belirtmek

To make this easier, “bunu daha kolay hâle getirmek için” anlamına gelir. Amaç bildiren bir to-infinitive öbeğidir ve konuşmacının ana cümledeki eylemi neden önerdiğini açıklamak için başa getirilir. Burada bir heceyi çıkarmanın amacı telaffuzu kolaylaştırmaktır; this ise ele alınan sözcüğü telaffuz etme işini belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp To make + nesne + sıfat şeklindedir ve ardından yöntemi açıklayan ana cümle gelir. Bu kullanımda to amaç bildirir; bir yere doğru hareket anlamı taşımaz.

Alıştırma

“Bunu daha kolay hâle getirmek için” anlamındaki hedef ifadeyle öneriyi tamamlayın: Organizing the shelf may feel confusing. ____, put the books in alphabetical order.

Cevabı göster

To make this easier

literally.

2:29

literally.

So, that t and r come together to make a ch sound.

2:30

Böylece, o t ve r harfleri bir araya gelip ch sesini çıkarır.

literally.

2:34

literally.

It's more common to cut the syllable, Dilbilgisi

2:36

Heceyi kesmek daha yaygındır,

so you will hear more native speakers saying literally compared to literally. Kalıp ifadeler

2:38

bu yüzden literally diyen ana dili İngilizce olan daha fazla kişi duyarsınız, literally diyenlere kıyasla.

Dilbilgisi

It's more common to + fiilin yalın hâli

"It's more common to + fiilin yalın hâli" kalıbı, bir eylem veya alışkanlığın başka bir olasılıktan daha sık gerçekleştiğini belirtir. Burada konuşurların heceyi daha sık düşürdüğü anlatılıyor. to'dan sonra "to cut" örneğindeki gibi fiilin yalın hâli kullanılır. Burada common, sık görülen veya alışılmış anlamındadır; düşük kaliteli ya da sıradan değersiz anlamına gelmez.

Kalıp ifadeler

compared to: neyle karşılaştırıldığını belirtme

Compared to, karşılaştırmada referans olarak kullanılan kişiyi veya şeyi tanıtır. Bu cümlede literally kelimesinin bir söylenişi diğeriyle karşılaştırılarak konuşurların hangisini daha sık kullandığı gösteriliyor. Compared to'dan sonraki sözler yalnızca karşılaştırma noktasıdır. İfade, ikinci seçeneğin daha kötü, yanlış veya reddedilmiş olduğu anlamına gelmez.

So, keep that in mind. Kalıp ifadeler

2:43

Bunu aklınızda bulundurun.

Kalıp ifadeler

keep that in mind: hatırlamak ve dikkate almak

Keep that in mind, az önce sözü edilen bilgiyi hatırlamak ve daha sonra hesaba katmak demektir. Buradaki that önceki bilgiye gönderme yapar. Emir yapısındaki bu ifade, açıklama, öneri veya uyarıların sonunda sıkça kullanılır. Bilginin, dinleyicinin daha sonra ne düşüneceğini veya yapacağını etkilemesi gerektiğini gösterir.

Alıştırma

Hatırlatmayı hedef ifadeyle tamamlayın: The path gets slippery after rain, so ____ when choosing your shoes.

Cevabı göster

keep that in mind

He was literally shaking with fear. Notlar

2:45

Korkudan kelimenin tam anlamıyla titriyordu.

Kelime

literally shaking with fear: titreme gerçekti

Bu cümlede literally, titremenin gerçek olduğunu belirtir: Korktuğu için bedeni gerçekten titriyordu. Shaking with fear, bu fiziksel tepkinin nedeninin korku olduğunu anlatır. Burada literally sözcüğünü kelimesi kelimesine diye açıklamak gerekmez. Görevi, ifadenin mecazi bir abartı değil, gerçek olduğunu göstermektir.

Alıştırma

“He was literally shaking with fear.” cümlesindeki literally neyi gösteriyor?

  1. Titreme gerçekten oldu.
  2. Korku yalnızca bir şakaydı.
  3. Cümle shaking sözcüğünün sözlük tanımını veriyor.
Cevabı göster

Titreme gerçekten oldu.

Kalıp ifadeler

shaking with fear: korkunun neden olduğu titreme

shaking with fear ifadesinde with fear, titremeye hangi duygunun neden olduğunu gösterir. Bu ifade, onun çok korktuğu için bedeninin titrediği anlamına gelir; korkunun sadece yanında olduğu anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp shake with + emotion şeklindedir. shake with anger veya shake with excitement örneklerinde olduğu gibi, gözle görülür bir bedensel tepkiye yol açan güçlü duygularla kullanılması en doğalıdır.

Alıştırma

Cümleyi shake with + emotion kalıbındaki edatla tamamlayın: Her hands were shaking ____ fear.

Cevabı göster

with

He was literally shaking with fear.

2:49

Korkudan kelimenin tam anlamıyla titriyordu.

Number four is temperature.

2:52

Dört numara temperature.

temperature.

2:56

temperature.

temperature.

2:58

temperature.

So, there are just three syllables here.

3:00

Yani burada sadece üç hece var.

tem-

3:02

tem-

per-

3:03

per-

ture.

3:04

ture.

That's it.

3:04

İşte bu kadar.

And the final sound as well is not ture. Kalıp ifadeler

3:05

Ve sondaki ses de ture değil.

Kalıp ifadeler

as well: bir unsur daha eklemek

Burada as well, “de, da” veya “ayrıca” anlamına gelir. Konuşmacı daha önce bir telaffuz noktasından söz etmiş ve son sesi başka bir nokta olarak eklemiştir. As well çoğu zaman yan cümlenin sonunda bulunur: The final sound needs practice as well. Ayrıca the final sound as well örneğinde olduğu gibi eklenen isim öbeğinin hemen ardından gelerek son sesin de ek bir unsur olduğunu gösterebilir.

Alıştırma

“De, da” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Maya brought pencils, and she brought paper ____.

Cevabı göster

as well

We're not pronouncing the r there at the end.

3:08

Sondaki r harfini telaffuz etmiyoruz.

This sounds more like American English. Kelime

3:10

Bu daha çok Amerikan İngilizcesi gibi geliyor.

Kelime

sounds more like + isim öbeği: daha yakın bir izlenimi anlatmak

sound more like + isim öbeği yapısında sound bir bağ fiilidir; işitildiğinde “bir şey olduğu izlenimini vermek” anlamına gelir. Burada This sounds more like American English, telaffuzun başka bir tarza göre Amerikan İngilizcesine daha yakın geldiğini belirtir. More karşılaştırma bildirir. Bu yapı sesler, ifade biçimleri, tonlar ve başka izlenimler için de kullanılabilir: bir şey, başka bir şeye göre bir seçeneğe daha çok benzer şekilde duyulur.

Alıştırma

Hedef yapıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: After hearing the new version, Lena says, "It ____ a friendly reminder than a warning."

Cevabı göster

sounds more like

If you want to sound more British, Dilbilgisi

3:12

Daha İngiliz gibi konuşmak istiyorsanız,

and by British I mean using more received pronunciation or modern received pronunciation, Notlar

3:14

ve İngiliz derken standart telaffuz veya modern standart telaffuz kullanmayı kastediyorum,

Dilbilgisi

If you want to sound more British: öneriden önce hedef belirtmek

Bir hedefi belirttikten sonra ona nasıl ulaşılacağına ilişkin öneri vermek için If you want to + fiilin yalın hâli yapısını kullanın. If yan cümlesi koşulu belirler, daha sonraki ana cümle ise önerilen eylemi verir. Vurgulanan bölümde sound bir bağ fiilidir; bu nedenle sound more British, “işitildiğinde daha Britanyalı bir izlenim vermek” anlamına gelir. Bu cümlede konuşmacı British ifadesini hemen Received Pronunciation veya modern Received Pronunciation ile sınırlar.

Alıştırma

Öneriyi hedef yapıyla tamamlayın: ____ sound more confident, speak a little more slowly.

Cevabı göster

If you want to

Anlatım akışı

by British I mean: bu bağlamda British ifadesini tanımlamak

by X I mean Y kalıbı, konuşanın X ile kastettiği belirli anlamı açıklar. Burada British geniş bir ifadedir ve konuşan bunun kapsamını hemen Received Pronunciation ya da modern Received Pronunciation kullanımıyla sınırlar. Bu kalıp bilgiyi iki adımda düzenler: önce iletişimi kolaylaştıran bir etiket verir, sonra bu etiketin mevcut konuşmada nasıl kullanıldığını tanımlar. Bu kalıpta by, “bunu söylediğimde” ya da “bu terimle” anlamına gelir; “bir yöntem aracılığıyla” anlamına gelmez.

Alıştırma

Açıklamayı By X, I mean Y kalıbıyla tamamlayın: By flexible, ____ you may change the date if necessary.

Cevabı göster

I mean

Kültür

received pronunciation ... modern received pronunciation: belirli Britanya aksanı etiketleri

Received Pronunciation, genellikle RP diye kısaltılır ve belirgin bölgesel özellikleri az olan bir Britanya İngilizcesi aksan modelinin adıdır. Tarihsel olarak saygın eğitim ve yayıncılıkla ilişkilendirilmiştir. Modern Received Pronunciation, aynı geniş aksan geleneğinin daha çağdaş bir biçimini anlatan etikettir ve günümüzde birçok dinleyiciye eski moda gelen özellikleri daha azdır. Bu cümlede iki terim, geniş anlamlı British sözcüğünü belirli aksan modelleriyle sınırlar. Britanya’daki herkesin böyle konuştuğu anlamına gelmez. Received Pronunciation adındaki received, “teslim edilmiş ya da alınmış” değil, eski anlamıyla “kabul edilmiş ya da onaylanmış” demektir.

Alıştırma

Received Pronunciation ve modern Received Pronunciation terimlerini en doğru açıklayan ifade hangisidir?

  1. Bunlar Britanya İngilizcesi içindeki belirli referans aksanlarıdır; tüm Britanya konuşmalarının adı değildir.
  2. Günümüzde Britanya’da konuşulan her aksan modern Received Pronunciation’dır.
  3. Received Pronunciation, Birleşik Krallık’taki tek doğru aksandır.
Cevabı göster

Bunlar Britanya İngilizcesi içindeki belirli referans aksanlarıdır; tüm Britanya konuşmalarının adı değildir.

then it's just cha.

3:20

o zaman sadece cha.

temperature.

3:22

temperature.

temperature.

3:24

temperature.

The temperature is rising.

3:25

Sıcaklık artıyor.

The temperature is rising.

3:27

Sıcaklık artıyor.

Number five is /ˈskedʒuːl/ or /ˈʃedjuːl/.

3:30

Beş numara /ˈskedʒuːl/ veya /ˈʃedjuːl/.

In the UK, /ˈskedʒuːl/ and /ˈʃedjuːl/ are both completely fine to use and are both very commonly used. Notlar

3:34

Birleşik Krallık'ta, /ˈskedʒuːl/ ve /ˈʃedjuːl/ kullanmak tamamen uygundur ve her ikisi de çok yaygın olarak kullanılır.

Kültür

Bölgesel kapsamı belirten In the UK

Cümlenin başındaki In the UK, ardından gelen tüm bilgilerin coğrafi kapsamını belirler. İki telaffuzun da kabul edilebilir ve yaygın olduğu yönündeki değerlendirme özellikle Birleşik Krallık'taki kullanımla ilgilidir. İngilizcenin telaffuzu, yazımı veya sözcük dağarcığı bölgeye göre değiştiğinde bölge belirten ifadeler önemlidir. Birleşik Krallık hakkındaki bir ifade, İngilizce konuşulan her bölgeye otomatik olarak genellenmemelidir.

Alıştırma

Bu cümlede In the UK ne işe yarıyor?

  1. İfadeyi Birleşik Krallık'taki kullanımla sınırlar.
  2. İfadeyi İngilizce konuşulan her bölgede geçerli hâle getirir.
  3. Sözcüğü yalnızca Birleşik Krallık'taki insanların kullandığını söyler.
Cevabı göster

İfadeyi Birleşik Krallık'taki kullanımla sınırlar.

Ton ve niyet

are both completely fine to use: iki seçeneğin de kabul edilebilir olduğunu belirtmek

are both completely fine to use, daha önce belirtilen iki seçeneğin de kabul edilebilir olduğunu söyler. both tam olarak iki ögeyi kapsar; fine burada kabul edilebilir veya sorun değil anlamına gelir, completely ise olumlu değerlendirmeyi güçlendirir. Bu ifade, iki seçeneğin de kullanılıp kullanılamayacağını değerlendirir. Tek başına bunların aynı derecede yaygın, anlam bakımından tamamen aynı veya her bölgede uygun olduğunu söylemez.

Alıştırma

İki yazım biçiminin de kabul edilebilir olduğunu söylemek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: These two spellings ____ in informal messages.

Cevabı göster

are both completely fine to use

However,

3:41

Ancak,

in the US,

3:41

ABD'de,

in more American English,

3:42

daha çok Amerikan İngilizcesinde,

speakers tend to just use schedule. Dilbilgisi

3:44

konuşanlar sadece schedule kullanma eğilimindedir.

Dilbilgisi

speakers tend to just use: kural değil, genel bir eğilim

speakers tend to just use... yapısında tend to + fiilin yalın hâli, grubun genellikle böyle davrandığını belirtir. Bir örüntü veya olasılık anlatır; bu yüzden istisnalar olabilir. Buradaki just, olağan seçimi daraltır: konuşanlar genellikle söz konusu olan tek seçeneği kullanır. Bu ifade bir alışkanlığı bildirir; kural koymaz.

Alıştırma

speakers tend to just use... burada ne anlama geliyor?

  1. Bütün seçenekleri aynı sıklıkta kullanırlar.
  2. Genellikle yalnızca o seçeneği kullanırlar, ancak istisnalar olabilir.
  3. Her durumda o seçeneği kullanmak zorundadırlar.
Cevabı göster

Genellikle yalnızca o seçeneği kullanırlar, ancak istisnalar olabilir.

So, in the UK,

3:47

Yani, Birleşik Krallık'ta,

you can be a bit more flexible and you can say schedule or schedule. Kelime

3:47

biraz daha esnek olabilirsiniz ve schedule veya schedule diyebilirsiniz.

Kelime

be a bit more flexible: daha fazla seçeneğe nazikçe izin vermek

Be more flexible, birden fazla seçeneğe izin vermek veya ayarlama yapmaya istekli olmak demektir. Bu cümlede vücudun kolayca bükülmesinden değil, telaffuz seçeneklerinden söz edilir. A bit öneriyi yumuşatır; more ise bu serbestliği daha katı bir yaklaşımla karşılaştırır. Bu nedenle be a bit more flexible, tamamen değişmeyi istemek yerine kuralı biraz gevşetmeyi önerir.

Alıştırma

Öneriyi hedef ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: We can ____ about the meeting time.

Cevabı göster

be a bit more flexible

I prefer schedule.

3:52

Ben schedule demeyi tercih ediyorum.

Let me know in the comments which one you prefer. Kültür

3:54

Hangisini tercih ettiğinizi yorumlarda bana bildirin.

Kültür

Let me know in the comments: izleyicileri yorumlarda yanıt vermeye çağırmak

“Let me know in the comments”, “yorumlar bölümünde bana söyle” anlamına gelir. Buradaki let me know bilgi istemek için kullanılır; birine bir şeyi bilme izni vermek anlamına gelmez. The comments, bir video veya gönderinin altındaki herkese açık mesajlardır. İçerik üreticileri bu ifadeyi izleyicileri bir soruyu yanıtlamaya veya görüşlerini paylaşmaya çağırmak için kullanır. Ardından which one you prefer örneğindeki gibi istenen bilgi gelebilir.

Alıştırma

Bir videoda “Let me know in the comments” genellikle izleyicilerden ne yapmalarını ister?

  1. İçerik üreticisine yorumları anlama izni vermek.
  2. Yanıtlarını videonun herkese açık yorumlar bölümünde paylaşmak.
  3. Yanıtlarını özel bir telefon görüşmesinde içerik üreticisine söylemek.
Cevabı göster

Yanıtlarını videonun herkese açık yorumlar bölümünde paylaşmak.

So, in a sentence,

3:56

Bir cümlede kullanırsak,

I need to check my schedule. Kalıp ifadeler

3:58

programımı kontrol etmem gerek.

Kalıp ifadeler

check my schedule: mevcut planlara bakmak

“Check my schedule”, ne zaman boş olduğumu veya önceden nelerin planlandığını görmek için mevcut programıma bakmak anlamına gelir. Buradaki check, “bakıp doğrulamak” demektir; “hata aramak” anlamına gelmez. İyelik sözcüğü kişiye göre değişebilir: check your schedule, check her schedule veya check our schedule.

Alıştırma

Kendi mevcut planlarıma bakmak anlamına gelen, dersteki üç sözcüklü ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: Before I accept the invitation, I need to ____.

Cevabı göster

check my schedule

I need to check my schedule.

4:00

Programımı kontrol etmem gerek.

I need to check my schedule.

4:03

Programımı kontrol etmem gerek.

I need to check my schedule.

4:06

Programımı kontrol etmem gerek.

I personally find schedule a little bit more of a tongue twister, Notlar

4:08

Ben şahsen schedule (şedül) kelimesini biraz daha tekerleme gibi buluyorum,

Ton ve niyet

I personally find: bir yargıyı kişisel görüş olarak sunmak

I personally find + nesne + tamamlayıcı yapısı, “kendi deneyimime göre nesnenin bu özelliğe sahip olduğunu düşünüyorum” anlamına gelir. Buradaki find, “bulmak” değil, “bir şeyi belli bir şekilde değerlendirmek” anlamındadır. Personally, yargıyı konuşanın kendi görüşüyle sınırlar. Böylece ifade daha az kesin olur ve başkalarının paylaşmayabileceği bir tercih veya değerlendirme için uygun hâle gelir.

Alıştırma

Bunun kendi yargınız olduğunu göstermek için cümleyi dersteki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____ this keyboard easier to use.

Cevabı göster

I personally find

Deyimler

a tongue twister: akıcı biçimde söylenmesi zor bir şey

A tongue twister genellikle benzer sesler tekrarlandığı için hızlı ve anlaşılır biçimde söylenmesi zor olan bir söz öbeği veya cümledir. Günlük konuşmada, akıcı biçimde telaffuz edilmesi zor olan tek bir sözcüğü veya adı da anlatabilir. Burada schedule sözcüğünün telaffuzu bu daha geniş anlamda tanımlanıyor; ifade dilin gerçekten büküldüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede söylemesi zor bir adı anlatmak için a tongue twister doğru kullanılmıştır?

  1. My tongue hurts after I bit it.
  2. I made a slip of the tongue and called Sam “Tom.”
  3. That long street name is a tongue twister for me.
Cevabı göster

That long street name is a tongue twister for me.

so I tend to opt for schedule. Kalıp ifadeler

4:11

bu yüzden schedule (skedül) demeyi tercih ediyorum.

Kalıp ifadeler

tend to opt for + bir seçenek: alışılmış bir seçim eğilimini anlatmak

“Tend to opt for + isim”, “genellikle o seçeneği seçmeye eğilimli olmak” demektir. Tend to, her seferinde yapılan bir seçimi değil, tekrarlanan bir tercihi anlatır; opt for ise neyin seçildiğini gösterir. Opt for ifadesinden sonra seçeneğin kendisi gelir. Bu cümlede schedule, konuşmacının genellikle seçtiği telaffuzu temsil eder; bu telaffuzu seçme nedenini değil.

Alıştırma

“Genellikle seçmek” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: When both routes are safe, I ____ the shorter one.

Cevabı göster

tend to opt for

But, it's up to you. Ton ve niyet

4:14

Ama bu size kalmış.

Ton ve niyet

It's up to you: kararı karşıdaki kişiye bırakmak

“It's up to you”, “sen karar verebilirsin” veya “seçim senin” demektir. Bu cümlede But, konuşmacının kendi tercihiyle dinleyicinin seçme özgürlüğünü karşı karşıya getirir. Buradaki up to fiziksel bir yönü anlatmaz. İfadenin tamamı son kararı karşıdaki kişiye bırakır.

Alıştırma

“It's up to you” hangi durumda doğal olur?

  1. İki oyun da eğlenceli görünüyor ve son kararı arkadaşının vermesine izin veriyorsun.
  2. Oyunu zaten seçtin ve başka bir seçeneği kabul etmeyeceksin.
  3. Arkadaşının oyunu seçmesine izin verilmiyor.
Cevabı göster

İki oyun da eğlenceli görünüyor ve son kararı arkadaşının vermesine izin veriyorsun.

Let me know in the comments which one you tend to use, Dilbilgisi

4:15

Yorumlarda hangisini kullanma eğiliminde olduğunuzu bana bildirin,

because both are correct in the UK.

4:18

çünkü Birleşik Krallık'ta her ikisi de doğrudur.

Dilbilgisi

which one you tend to use: dolaylı soruda düz cümle sırası

Which one you tend to use, Let me know ifadesinin nesnesi görevindeki dolaylı soru yan cümlesidir. Which one iki seçenekten birini gösterir; tend to ise “genellikle yapmak” anlamına gelir. Soru daha büyük bir cümlenin içine yerleştirildiği için düz cümle sırası kullanılır: which one + özne + fiil. Burada which one you tend to use denir; which one do you tend to use denmez.

Alıştırma

“Which one do you tend to use?” doğrudan sorusunu dolaylı soruya dönüştürün. Tamamlayın: Let me know ____.

Cevabı göster

which one you tend to use

Number six is throughout.

4:20

Altı numara throughout.

throughout.

4:23

throughout.

Treat this as two different words. Kalıp ifadeler

4:24

Buna iki farklı kelimeymiş gibi davranın.

Kalıp ifadeler

Treat this as: treat A as B kalıbı

Treat A as B, “A'yı B olarak görmek veya ele almak” anlamına gelir. Bu cümlede this sınıflandırılan şeydir; two different words ise onun nasıl anlaşılması veya ele alınması gerektiğini gösterir. Buradaki treat, tıbbi bakım sağlamak veya birine yemek ısmarlamak anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp treat + nesne + as + açıklama veya kategoridir.

Alıştırma

“Kontrol listesini rehber olarak görmek” anlamını vermek için cümleyi treat ... as ile tamamlayın: ____ the checklist ____ a guide, not a strict rule.

Cevabı göster

Treat · as

You have through,

4:26

through ve

out.

4:28

out.

through.

4:29

through.

oo.

4:31

oo.

Just a long vowel.

4:31

Sadece uzun bir ünlü.

out.

4:33

out.

throughout.

4:34

throughout.

And you're going to join these two together with a w sound. Kalıp ifadeler

4:35

Ve bu ikisini bir w sesiyle birleştireceksiniz.

Kalıp ifadeler

join these two together with: bağlantı aracını belirtmek

Join these two together, “bu iki parçayı birleştir” demektir. Nesne konumundaki these two, birleştirilen parçaları belirtir; together ise bu parçaların birbirine bağlandığını vurgular. With a w sound, bağlantının nasıl yapıldığını açıklar. Burada with, bağlantı aracı olarak kullanılan sesi belirtir; birleştirilecek üçüncü bir şeyi göstermez.

Alıştırma

Hangi cümle, iki parçayı birleştirmek için kullanılan malzemenin yapıştırıcı olduğunu anlatır?

  1. Join the two pieces together to glue.
  2. Join the two pieces together with glue.
  3. Join the glue together with the two pieces.
Cevabı göster

Join the two pieces together with glue.

throughout.

4:39

throughout.

throughout.

4:41

throughout.

Now, you're probably looking at the transcription and thinking, Anlatım akışı

4:43

Şimdi muhtemelen transkripsiyona bakıyor ve düşünüyorsunuz,

Anlatım akışı

you're probably looking at ... and thinking: dinleyicinin sorusunu önceden dile getirmek

You're probably looking at ... and thinking ... dinleyicinin birbiriyle bağlantılı iki tepkisini tahmin eder: neye baktığını ve ardından aklına gelen düşünceyi. Böylece sonraki bölüm, dinleyicinin zaten soruyor olabileceği bir soruya cevap olarak düzenlenir. Probably bunun bir gerçek değil, makul bir tahmin olduğunu gösterir. Looking ve thinking aynı özneyi, yani you'yu paylaşır; şimdiki zaman yapısı da hayal edilen tepkiyi o anda oluyormuş gibi gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle dinleyicinin aklına gelebilecek bir soruyu doğal biçimde önceden dile getirir?

  1. You looked at this chart yesterday and wrote a report.
  2. You're probably looking at this chart and thinking, "Why did the line fall?"
  3. Look at this chart because I am thinking about the line.
Cevabı göster

You're probably looking at this chart and thinking, "Why did the line fall?"

Emma,

4:45

Emma,

there's no w in the transcription. Dilbilgisi

4:46

transkripsiyonda w yok.

Dilbilgisi

there's no + isim: bir şeyin bulunmadığını söylemek

there's no + isim, bir şeyin var olmadığını veya bir yerde, metinde, listede ya da durumda bulunmadığını söyler. Burada transkripsiyonda w bulunmadığını belirtir. Bu yapıda no doğrudan isimden önce gelir ve olumsuz anlamı verir: there is/there's + no + isim.

Alıştırma

Cümleyi there's no kısaltılmış yapısıyla tamamlayın: ____ sugar in this tea.

Cevabı göster

There's no

Why are you telling me to say a w?

4:47

Bana neden w söylememi söylüyorsun?

Well, what we're doing is we are intruding here. Dilbilgisi

4:50

Aslında burada yaptığımız şey bir kaynaştırma (intrusion).

Dilbilgisi

what we're doing is: o anda yapılan eylemi vurgulamak

what we're doing is ... önce o anda yapılan eylemi konu hâline getirir, ardından is sonrasında bu eylemin ne olduğunu belirtir. Genellikle wh-cleft veya pseudo-cleft denen bu odaklama yapısı, eylemin gerçekte ne olduğunu açıklığa kavuşturmaya yardım eder. what we're doing bir soru değil, isim cümleciğidir; bu yüzden düz cümle sırasını korur: what + we + are doing. is sonrasında bir -ing öbeği veya özellikle konuşma tarzındaki açıklamalarda we are intruding here gibi tam bir yan cümle kullanılabilir.

Alıştırma

Açıklamayı What we're doing is odaklama yapısıyla tamamlayın: ____ moving the files to a safer folder.

Cevabı göster

What we're doing is

We are adding an intrusive w sound to help us connect the vowels together. Dilbilgisi

4:52

Ünlüleri birbirine bağlamamıza yardımcı olmak için araya giren bir w sesi ekliyoruz.

Dilbilgisi

to help us connect: to help + kişi + fiilin yalın hâliyle amaç açıklama

to help us connect mastar öbeği, araya giren w sesini eklemenin amacını veya yararlı etkisini açıklar. “Bu sesi neden ekliyoruz?” sorusuna cevap verir. Yapı to help + kişi + fiilin yalın hâlidir. help us connect ifadesinde us yardımı alan kişileri, connect ise onların yaptığı eylemi belirtir. Bu yapı bir aracın, adımın veya yöntemin neden kullanıldığını açıklayabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir amacı açıklamak için to help + kişi + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanır?

  1. We use labels to help us organize the files.
  2. We use labels to help us organizing the files.
  3. We use labels for help us organize the files.
Cevabı göster

We use labels to help us organize the files.

So, even though the transcription doesn't show w in throughout, Dilbilgisi

4:58

Yani, transkripsiyon throughout kelimesinde w göstermese bile,

we still pronounce it to help us connect these vowel sounds together.

5:03

bu ünlü sesleri birbirine bağlamaya yardımcı olmak için onu yine de telaffuz ederiz.

Dilbilgisi

even though ... we still pronounce it: sonucun değişmediği bir gerçek

Even though, farklı bir sonuç beklememize yol açabilecek bir gerçeği anlatan tam bir yan cümle başlatır. Burada throughout sözcüğünün yazılı ses gösteriminde w yoktur, ancak w sesi yine de söylenir; it bu sesi ifade eder. even though + yan cümle, ... still + fiil kalıbı, ilk yan cümledeki gerçeğe rağmen sonucun geçerli kalmaya devam ettiğini gösterir. Still, sonucun değişmediği fikrini güçlendirir; ancak cümle still olmadan da dil bilgisi açısından doğru olabilir.

Alıştırma

Otobüsün geç kaldığını biliyoruz, ancak zamanında vardık. Hangi cümle bu gerçek ile sonuç arasındaki karşıtlığı en doğru şekilde ifade eder?

  1. Even though the bus was late, but we still arrived on time.
  2. Even if the bus was late, we still arrived on time.
  3. Even though the bus was late, we still arrived on time.
Cevabı göster

Even though the bus was late, we still arrived on time.

In a sentence,

5:07

Bir cümle içinde,

listen and repeat.

5:08

dinleyin ve tekrar edin.

They traveled throughout the country. Kelime

5:10

Ülke çapında seyahat ettiler.

Kelime

throughout the country: ülke genelinde

Throughout the country, “ülkenin her yerinde” veya “ülke genelinde” anlamına gelir. Bu cümlede, yolculuklarının tek bir yerde gerçekleşmediğini, birçok bölgeyi kapsadığını gösterir. Burada throughout, bir yerin geniş kapsamını belirten bir edattır. Bir zaman dilimiyle kullanıldığında “tüm dönem boyunca” anlamına da gelebilir.

Alıştırma

Programın bütün ülkenin birçok bölgesinde mevcut olduğunu en açık biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The programme is available in one town in the country.
  2. The programme is available throughout the country.
  3. The programme's bus travels through the country.
Cevabı göster

The programme is available throughout the country.

They traveled throughout the country.

5:13

Ülke çapında seyahat ettiler.

Number seven is Asia.

5:16

Yedi numara Asia.

I hear Asia a lot.

5:19

Asia telaffuzunu çok duyuyorum.

So, watch out for this.

5:21

Bu yüzden buna dikkat edin.

The first vowel is A.

5:23

İlk ünlü A.

A.

5:25

A.

Then we have /ʒə/.

5:26

Sonra /ʒə/ var.

/ʒə/.

5:28

/ʒə/.

Asia.

5:30

Asia.

Asia.

5:31

Asia.

I'm going to move to Asia. Kalıp ifadeler

5:32

Asya'ya taşınacağım.

Kalıp ifadeler

move to Asia: bir yere taşınmak

Move to + yer, yaşadığınız yeri veya yaşamınızın ya da işinizin ana merkezini değiştirmek anlamına gelir. Burada move to Asia, yalnızca yolculuk yapmak değil, Asya'ya taşınmak demektir. Yer adı, move to Canada veya move to a new city örneklerinde olduğu gibi to sözcüğünden sonra gelir. Bu ifade taşınmanın kalıcı olduğunu söylemez, ancak genellikle yeni bir ev veya daha uzun süreli bir merkez anlamı taşır.

Alıştırma

Maya yeni bir iş nedeniyle evini değiştiriyor. Bu anlamı hangi cümle ifade eder?

  1. Maya is travelling to Bristol for a conference.
  2. Maya is moving to Bristol for a new job.
  3. Maya is visiting Bristol for the weekend.
Cevabı göster

Maya is moving to Bristol for a new job.

I'm going to move to Asia.

5:35

Asya'ya taşınacağım.

Number nine is foreign.

5:37

Dokuz numara foreign.

foreign.

5:40

foreign.

I hear this pronounced as forein a lot. Dilbilgisi

5:41

Bunun forein olarak telaffuz edildiğini çok duyuyorum.

Dilbilgisi

I hear this pronounced as ... ile duyulan bir telaffuzu aktarma

I hear this pronounced as ... ifadesi, “insanların bu sözcüğü veya adı, ardından verilen şekilde telaffuz ettiğini duyuyorum” anlamına gelir. Bu yapıda this, hear fiilinin nesnesidir; pronounced ise ona ne yapıldığını açıklayan geçmiş zaman ortacıdır. Bir sözcüğün, adın, harfin veya terimin nasıl söylendiğini anlatmak için hear + object + pronounced as + reported form yapısını kullanabilirsiniz. as sonrasındaki biçim standart veya standart dışı olabilir; yapı yalnızca duyulanı aktarır, konuşanın bunu kabul mü ettiği yoksa düzelttiği mi bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

hear + object + past participle + as yapısındaki telaffuz fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: I often hear the letter Z ____ "zee" in American English.

Cevabı göster

pronounced as

But, the ending is -in. Kelime

5:44

Ama sonu -in şeklindedir.

Kelime

Bir sözcüğün son bölümü anlamındaki the ending

Yazım veya telaffuz açıklamasında the ending, bir sözcüğün son bölümünü; yani son harflerini, seslerini veya bazen bir son eki ifade eder. Burada sözcüğün -in ile gösterilen son ses düzenini anlatır. Hangi anlamın kullanıldığını çevredeki konu gösterir. Sözcüklerden, harflerden, seslerden veya telaffuzdan bahsedildiğinde ending genellikle hikâyenin bitişini değil, sözcüğün sonunu ifade eder.

Alıştırma

Bir telaffuz dersinde “The ending is -in” cümlesindeki the ending ne anlama gelir?

  1. sözcüğün son bölümü
  2. sözcüğün ilk sesi
  3. bir hikâyenin bitişi
Cevabı göster

sözcüğün son bölümü

foreign.

5:47

foreign.

foreign.

5:48

foreign.

She speaks five foreign languages. Kalıp ifadeler

5:50

O beş yabancı dil biliyor.

Kalıp ifadeler

speak + sayı + (foreign) languages

Bir kişinin konuşabildiği dilleri belirtmek için speak + a language ya da speak + sayı + languages yapısını kullan. Burada özne she olduğu için speaks kullanılır; five sonrasında language çoğul olur: languages. Foreign languages, kişinin ana dili olmayan diller demektir. Dil ya da sayı speak sözcüğünden hemen sonra gelir; araya to getirme.

Alıştırma

Leo'nun üç dil konuşabildiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Leo speaks to three languages.
  2. Leo speaks three languages.
  3. Leo says three languages.
Cevabı göster

Leo speaks three languages.

She speaks five foreign languages.

5:54

O beş yabancı dil biliyor.

And number 10, the last one is autumn. Anlatım akışı

5:57

Ve 10 numara, sonuncusu autumn.

Anlatım akışı

the last one: listedeki son öğe

the last one listedeki son öğeyi gösterir. Bu cümlede 10 numaralı öğeyi yeniden belirtir ve konuşmacının listeyi bitirmekte olduğunu işaret eder. One, sözcük, soru veya örnek gibi bağlamdan zaten anlaşılan tekil bir öğenin yerini tutar. Burada 1 sayısı anlamına gelmez.

Alıştırma

Konuşmacının listedeki son öğeyi tanıttığını hangi cümle açıkça belirtir?

  1. I wrote the list last night.
  2. One item on the list is an emergency phone number.
  3. The last one on the list is the emergency phone number.
Cevabı göster

The last one on the list is the emergency phone number.

I hear autum a lot.

6:01

Autum telaffuzunu çok duyuyorum.

And it's because of that a u spelling. Dilbilgisi

6:03

Ve bunun nedeni a u yazılışı.

But, the a u spelling in this word is not au, Kelime

6:05

Ama bu kelimedeki a u yazılışı au değildir,

Dilbilgisi

it's because of + isim öbeği: neden belirtme

it's because of + isim öbeği kalıbı, hemen önce sözü edilen bir şeyin nedenini açıklar. Bu cümlede it, açıklanan sonucu işaret eder; that A U spelling ise nedeni belirtir. Because of bir edat gibi çalışır. Bu yüzden ardından isim, zamir veya isim öbeği gelir; kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede because of doğru kullanılmıştır?

  1. The bus was late because of it got stuck in traffic.
  2. The bus was late because of heavy traffic.
  3. The bus was late because of the traffic was heavy.
Cevabı göster

The bus was late because of heavy traffic.

Kelime

the a u spelling: ses değil, yazılı harfler

the a u spelling ifadesi, yazılı a ve u harflerinin sırasını anlatır. Burada autumn kelimesindeki au harflerini belirtir. Spelling, yazılı kelimede gördüğünüz harflerdir; tek başına telaffuzu göstermez. Bir telaffuz açıklamasında öğretmen, önce yazımı göstermek için harf adlarını ayrı ayrı söyleyebilir, ardından bu harflerin belirli kelimede hangi sesi temsil ettiğini açıklayabilir.

Alıştırma

Bir telaffuz açıklamasında the a u spelling ne anlama gelir?

  1. A U'nun her zaman temsil ettiği tek bir ses
  2. Kelimenin tamamının anlamı
  3. Yazılı A ve U harfleri
Cevabı göster

Yazılı A ve U harfleri

it's au.

6:08

au şeklindedir.

autumn.

6:10

autumn.

The same au sound as in door, Dilbilgisi

6:11

door,

Dilbilgisi

Bir özelliği örnekle eşleştirmek için the same ... as in ...

the same + özellik + as in + örnek kalıbı, bir özelliğin örnekte bulunan özellikle aynı olduğunu belirtir. Burada özellik au sesi, door ise örnek kelimedir. Bu kalıpta as in, aynı özelliği taşıyan örneği tanıtır. Buradaki in yalnızca yer bildirmek için kullanılmaz.

Alıştırma

Telaffuz açıklamasını the same ... as in ... kalıbıyla tamamlayın: The word 'blue' has ____ vowel sound ____ 'food'.

Cevabı göster

the same · as in

more,

6:14

more,

saw,

6:15

saw,

law, etc.

6:15

law gibi kelimelerle aynı au sesi.

autumn.

6:17

autumn.

Notice as well that the n is silent. Kelime

6:19

Ayrıca n harfinin okunmadığına dikkat edin.

Kelime

The n is silent: yazılan ancak sesi olmayan bir harf

Yazım ve telaffuz açıklamalarında the n is silent, kelimede n harfinin yazıldığı ancak /n/ sesinin çıkarılmadığı anlamına gelir. Burada autumn kelimesinin sonundaki n harfini anlatır. Bu bağlamda silent, bir harfin sesinin olmamasını belirtir; bir kişinin sessiz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle know kelimesinin yazımını ve telaffuzunu doğru açıklar?

  1. The k is pronounced twice in know.
  2. The k is silent in know.
  3. The k is spoken quietly in know.
Cevabı göster

The k is silent in know.

So, don't try to pronounce it. Dilbilgisi

6:21

Yani onu telaffuz etmeye çalışmayın.

It's not autum-n.

6:23

Autum-n değil.

Dilbilgisi

don't try to pronounce it: doğrudan olumsuz bir yönerge

don't try to + fiilin yalın hâli, olumsuz bir yönergedir. Birine o girişimde bulunmamasını söyler. Burada, autumn kelimesinin sonunda yazılan n harfinin söylenmemesi anlamına gelir. don't sonrasında try fiilinin yalın hâli kullanılır. try to sonrasında da başka bir fiilin yalın hâli gelir: don't try to pronounce. Öğretim veya kural anlatımında bu yapı bir eylemi açıkça durdurur; denemeyi teşvik etmez.

Alıştırma

don't try to ve pronounce fiilini kullanarak öğretmenin düzeltmesini tamamlayın: ____ the silent k.

Cevabı göster

Don't try to pronounce

So, there's no n.

6:25

Yani n yok.

autumn.

6:26

autumn.

m m m.

6:27

m m m.

We just end with the m. Kalıp ifadeler

6:28

Sadece m ile bitiriyoruz.

Kalıp ifadeler

end with: en son gelen şeyi belirtmek

end with + isim yapısı, en son neyin geldiğini belirtir. Burada autumn kelimesinin söylenen biçimi /m/ sesinde biter; yazılı n harfi telaffuz edilmez. Aynı yapı bir kelimenin, cümlenin, hikâyenin, dersin, toplantının veya başka bir dizinin son bölümünü anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi end with yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Each lesson ____ a quick quiz.

Cevabı göster

ends with

Autumn is my favorite season.

6:29

Sonbahar en sevdiğim mevsimdir.

Autumn is my favorite season.

6:33

Sonbahar en sevdiğim mevsimdir.

And that's it for this lesson. Anlatım akışı

6:36

Ve bu derslik bu kadar.

Anlatım akışı

that's it for: bir dersi veya etkinliği bitirme

That's it for + bir ad öbeği, adı geçen dersin, toplantının veya bölümün sona erdiğini belirtir. Bu cümlede it, daha önce geçen tek bir kelimeyi değil, dersin tamamını özetler. Bu ifade kapanışı düzenlemeye de yarar: dinleyenlere ana içeriğin bittiğini bildirir ve vedaya ya da son bir hatırlatmaya geçiş hazırlar.

Alıştırma

Öğrendiğiniz kapanış ifadesiyle ders sonundaki cümleyi tamamlayın: ____ today's class.

Cevabı göster

That's it for

Let me know in the comments which word you find the most difficult to pronounce. Dilbilgisi

6:37

Hangi kelimeyi telaffuz etmenin en zor olduğunu yorumlarda bana bildirin.

Dilbilgisi

which word you find ...: gömülü soruda sözcük sırası

which word you find the most difficult to pronounce yan tümcesi, Let me know'dan sonra gelen gömülü bir sorudur. Konuşanın öğrenmek istediği bilgiyi belirtir. Daha büyük bir cümlenin içinde olduğu için which word + you find biçimindeki bildirme cümlesi sırasını kullanır; which word + do you find kullanılmaz. Bu yan tümcede find, “bir şeyi belli bir şekilde değerlendirmek” anlamındadır: find + nesne + sıfat + to + fiil. the most difficult, which word ifadesini niteler; to pronounce ise hangi eylemin zor olduğunu belirtir.

Alıştırma

Gömülü soru için doğru sözcük sırasına sahip cümleyi seçin.

  1. Can you tell me which word you find most difficult?
  2. Can you tell me which word do you find most difficult?
  3. Which word do you find most difficult?
Cevabı göster

Can you tell me which word you find most difficult?

For me, the most difficult word is schedule,

6:42

Benim için en zor kelime schedule,

which is why I say schedule. Dilbilgisi

6:45

bu yüzden schedule diyorum.

Dilbilgisi

which is why: bir durumu sonucuna bağlamak

Bu cümlede which is why, virgülden önceki durumun tamamına, yani schedule kelimesinin konuşan kişi için en zor kelime olmasına gönderme yapar. Ardından sonucu, yani konuşan kişinin bu kelimeyi nasıl söyleyeceğine dair seçimini verir. Buradaki which yalnızca schedule ismine gönderme yapmaz. Kullanışlı kalıp durum veya neden, which is why + sonuç biçimindedir. Bir gerçeğin bir seçimi, eylemi veya sonucu açıkladığını göstermek için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, sonuç bildiren ve derste öğrendiğiniz üç kelimelik bağlayıcıyla tamamlayın: The road was closed, ____ we turned back.

Cevabı göster

which is why

Remember to download your free English pronunciation pack. Ton ve niyet

6:48

Ücretsiz İngilizce telaffuz paketinizi indirmeyi unutmayın.

Ton ve niyet

Remember to download: birine yapacağı görevi hatırlatmak

Remember to download, emir cümlesi biçiminde bir hatırlatmadır. remember to + fiilin yalın hâli kalıbı, hâlâ yapılması gereken bir eylemi unutmamak anlamına gelir. Burada download, izleyiciden yapması istenen eylemdir. Çoğu emir cümlesinde olduğu gibi you öznesi kullanılmaz. Bu bağlamda cümle, doğrudan ama dostça bir eylem çağrısıdır.

Alıştırma

Birine hâlâ yapması gereken bir görevi hatırlatıyorsunuz. Hangi cümle doğrudur?

  1. Remember to lock the door before you leave.
  2. I remember locking the door before I left.
  3. Do you remember locking the door before you left?
Cevabı göster

Remember to lock the door before you leave.

The link to download it is below in the description. Dilbilgisi

6:51

İndirme bağlantısı aşağıdaki açıklama kısmındadır.

Dilbilgisi

The link to download it: bir ismi niteleyen to mastarı

The link to download it ifadesinde to download it, link isminden sonra gelen bir to mastar öbeğidir. Bağlantının ne işe yaradığını, yani öğeyi indirmek için kullanılabileceğini anlatır. Bu öbek link kelimesini niteler; cümlenin ana fiili değildir. İsim + to + fiilin yalın hâli yapısı, ismin amacını veya isimle bağlantılı bir eylemi belirtebilir. a place to sit ve a way to practise buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi download fiilinin doğru to mastar biçimiyle tamamlayın: Here is the link ____ the guide.

Cevabı göster

to download

Remember to like and subscribe if you'd like more videos to help you improve your English pronunciation. Notlar

6:54

İngilizce telaffuzunuzu geliştirmenize yardımcı olacak daha fazla video isterseniz beğenmeyi ve abone olmayı unutmayın.

Kültür

like and subscribe: platformlarda kullanılan bir eylem çağrısı

Video platformlarında like and subscribe yaygın bir eylem çağrısıdır. Like, yalnızca videoyu beğendiğini hissetmek değil, videonun Beğen düğmesine basmak demektir. Subscribe ise gelecekteki videoları bulabilmek için kanala abone olmayı anlatır. Remember to like and subscribe cümlesinde like ve subscribe, remember to ifadesinden sonra sıralanan iki bağlı fiildir. Tek bir to her iki eylem için de geçerlidir.

Alıştırma

Hangi cümle platformdaki iki eylemi de doğal biçimde ifade eder?

  1. Please like to the video and subscribe to the channel.
  2. Please like the video and subscribe the channel.
  3. Please like the video and subscribe to the channel.
Cevabı göster

Please like the video and subscribe to the channel.

Ton ve niyet

if you'd like: kibar bir koşul

if you'd like içindeki you'd, you would ifadesinin kısaltmasıdır. Would like, birinin ne istediğinden kibarca söz eder; burada geçmişteki bir isteği anlatmaz. if yan cümlesi seçimi dinleyiciye bırakır: kişi yalnızca daha fazla video istiyorsa beğenip abone olmalıdır. Bu nedenle davet, doğrudan bir talimattan daha yumuşak duyulur.

Alıştırma

Kibar teklifi if you would like ifadesinin kısaltmasıyla tamamlayın: ____, I can show you another example.

Cevabı göster

If you'd like

and I will see you in the next lesson. Anlatım akışı

6:59

ve bir sonraki derste görüşmek üzere.

Anlatım akışı

I will see you in the next lesson: dersi kapatma ifadesi

I will see you in the next lesson bir kapanış sözü olarak kullanılır: mevcut dersi bitirir ve dinleyicileri bir sonraki derse yönlendirir. Böylece ders serisinin bir bölümünün sona erdiğini gösterir. Buradaki see you, bir sonraki ders aracılığıyla yeniden buluşmak anlamına gelir. Bir videoda veya çevrim içi derste yüz yüze görüşme sözü vermez.

Alıştırma

Konuşmacı çevrim içi bir dersin sonunda I will see you in the next lesson diyerek ne yapıyor?

  1. Mevcut dersi bitirmek ve gelecekteki bir derse işaret etmek.
  2. Mevcut ders sırasında yüz yüze görüşme istemek.
  3. Bir sonraki dersin zaten sona erdiğini açıklamak.
Cevabı göster

Mevcut dersi bitirmek ve gelecekteki bir derse işaret etmek.

Bye-bye.

7:01

Hoşça kalın.