Kuzey Kore Diktatörü Kim Jong-un'un Bir Günü: İngilizce çalışma notları

The Infographics Show

Öğrenme zorluğu
1.393 kelime 189 kel/dk

Video özeti: Denetlenen Kuzey Kore devlet medyasına ve dış anlatılara dayanan video, Kim Jong-un'un görevlerini, baskıyı, aile imajını ve lüks yaşamını inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Dil bilgisi ve cümle kalıpları: it's been seven years since geçmişteki bir olaydan bugüne kadar geçen süreyi ölçer; burada it's, it has demektir. 2. Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler: give the impression ziyaretlerin ya da tanıtımın bir algı yarattığını, fakat bunu kanıtlamadığını anlatır. 3. Deyimler ve mecazlı ifadeler: lives high on the hog lüks yaşamı eleştirel biçimde anlatır ve bu ayrıcalıkla yaygın yetersiz beslenme arasındaki karşıtlığı vurgular.

Bu derste

Even though it's been seven years since he assumed power, Notlar

0:00

İktidara gelmesinin üzerinden yedi yıl geçmesine rağmen,

Kim Jong-un remains an enigmatic figure.

0:03

Kim Jong-un hala gizemli bir figür olmaya devam ediyor.

Dilbilgisi

Even though: gerçek bir duruma dayalı ödünleme

Even though bir ödünleme yan cümlesi başlatır: normalde farklı bir sonuç bekletebilecek gerçek bir durumu sunar. Bu cümlede yedi yıl geçmiştir, ancak ana cümle Kim Jong-un'un hâlâ anlaşılması zor biri olduğunu söyler. Kalıp Even though + yan cümle, ana cümle biçimindedir. Even though yan cümlesi engeli veya karşıt gerçeği verir; ana cümle ise buna rağmen geçerli olan sonucu belirtir.

Alıştırma

Son tarih dün geçti, ancak ekip hâlâ başvuruları kabul ediyor. Hangi cümle dünkü son tarihi sonucu değiştirmeyen bir gerçek olarak sunar?

  1. Because the deadline passed yesterday, the team is still accepting applications.
  2. Even if the deadline passed yesterday, the team is still accepting applications.
  3. Even though the deadline passed yesterday, the team is still accepting applications.
Cevabı göster

Even though the deadline passed yesterday, the team is still accepting applications.

Dilbilgisi

geçen zamanı belirten it's been seven years since

it's been seven years since ifadesinde it's, it is değil it has ifadesinin kısaltmasıdır. It has been + süre + since + geçmiş olay şeklindeki present perfect yapısı, o olaydan bugüne kadar geçen zamanı ölçer. since sonrasındaki fiil, başlangıç olayını belirtmek için genellikle simple past biçimindedir: he assumed power. Bu, olayın yedi yıl boyunca tekrar tekrar gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Leo'yu son görüşüm üç yıl önceydi. Cümleyi açıklamadaki kısaltmalı kalıpla tamamlayın: ____ I saw Leo.

Cevabı göster

It's been three years since

Kalıp ifadeler

assumed power: yetkiyi kullanmaya başlamak

Burada assumed power, siyasi denetimi veya resmî yetkiyi kullanmaya başlamak anlamına gelir. Bu eşdizimde assume, varsaymak anlamına gelmez. Yapı assume power şeklindedir. Bir liderin, hükûmetin veya yönetim organının yönetmeye başlamasını anlatan resmî haber ve tarih metinlerinde sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi assume kullanan resmî eşdizimle tamamlayın: After the previous cabinet resigned, the temporary council ____.

Cevabı göster

assumed power

In North Korea,

0:05

Kuzey Kore'de,

he is revered as almost god-like

0:06

neredeyse tanrısal bir varlık olarak saygı görüyor,

thanks to the state ideology of Juche. Kültür

0:08

bu da devletin Juche ideolojisi sayesinde oluyor.

Kültür

state ideology of Juche: özel adı olan bir siyasi öğreti

Bu ifadede Juche bir özel addır: Kuzey Kore'nin devlet ideolojisi için kullanılan Korece bir adın İngilizce romanizasyonudur. Genellikle kendi kendine yeterlilik olarak açıklanır; ancak burada yalnızca günlük hayatta bağımsız davranma fikrini değil, resmî siyasi öğretinin tamamını ifade eder. State ideology of Juche yapısı, Juche'yi devletle bağlantılı kurumsal bir öğreti olarak tanımlar.

Alıştırma

State ideology of Juche ifadesinde Juche neyi belirtir?

  1. Kuzey Kore'nin devlet ideolojisinin özel adı
  2. Bir devlet dairesinin adı
  3. Yönetmek anlamına gelen bir fiil
  4. Kişisel bağımsızlık anlamına gelen sıradan bir İngilizce sözcük
Cevabı göster

Kuzey Kore'nin devlet ideolojisinin özel adı

In the Western world,

0:11

Batı dünyasında,

however, Anlatım akışı

0:11

ise,

he is viewed much differently.

0:12

o çok daha farklı bir şekilde görülüyor.

Anlatım akışı

Cümle içi karşıtlık belirteci olarak however,

Buradaki however, cümle içine yerleştirilmiş bir bağlaç zarfıdır. Batı dünyasıyla ilgili ifadenin, onun Kuzey Kore'de nasıl görüldüğünü anlatan önceki açıklamayla karşıtlık oluşturduğunu gösterir. Cümle içindeki bu konum, konuşmacının önce In the Western world diyerek yeni bakış açısını belirtmesine, ardından dönüşü işaretlemesine imkân verir. Virgüller, however sözcüğünün viewed fiilini nitelemek yerine iki ifade arasındaki ilişkiyi açıkladığını gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede however neyi işaret ediyor? In the Western world, however, he is viewed much differently.

  1. Önceki ifadenin nedenini açıklar.
  2. ‘Ne kadar… olursa olsun’ anlamına gelir.
  3. Önceki bakış açısıyla bir karşıtlık belirtir.
Cevabı göster

Önceki bakış açısıyla bir karşıtlık belirtir.

He has been described as a nuclear lunatic in one news article Kelime

0:13

Bir haber makalesinde nükleer bir deli olarak,

Kelime

Kışkırtıcı bir medya etiketi olarak nuclear lunatic

nuclear lunatic ifadesinde nuclear, nükleer silahları veya nükleer politikayı çağrıştırırken lunatic kişiyi akıl dışı davranan ve tehlikeli biçimde kontrolden çıkmış biri olarak gösterir. İki sözcük birlikte tarafsız bir açıklama değil, sansasyonel ve son derece aşağılayıcı bir etiket oluşturur. has been described ... in one news article biçimindeki edilgen yapı, etiketi belirli bir kaynağa atfeder. Bu nitelemeyi kimin kullandığını izleyiciye bildirir ancak otomatik olarak anlatıcının kendi olgusal yargısı gibi sunmaz.

Alıştırma

Yargılayın: Tarafsız bir araştırma raporunda bir siyasi lidere tırnak işareti veya kaynak göstermeden nuclear lunatic demek uygundur.

  1. Uygun değil
  2. Uygun
Cevabı göster

Uygun değil

and an overweight madman with a funny haircut in another.

0:17

diğerinde ise komik saç kesimi olan aşırı kilolu bir manyak olarak tanımlandı.

What is he really like,

0:20

Peki o gerçekten

though? Ton ve niyet

0:21

nasıl biri?

Ton ve niyet

Konuşmada karşıt bir dönüş için cümle sonu though

Bu soruda cümle sonundaki though, konuşmayı az önce belirtilen olumsuz etiketlerden başka bir yöne çevirir: bu iddialara rağmen konuşmacı kişinin gerçekte nasıl biri olduğunu öğrenmek ister. Böylece soru, hafif bir karşıtlık taşıyan konuşma diline özgü bir takip sorusuna dönüşür. Buradaki though, tam bir ödünleme yan cümlesi başlatan bağlaç değil, sorunun tamamı hakkında yorum yapan bir zarftır. Bir görüşü belirttikten sonra karşıt bir yorumun veya sorunun sonuna though eklemek, başka durumlarda da kullanılabilecek bir kalıptır.

Alıştırma

'The reviews are harsh. What is the restaurant actually like, though?' cümlesinde sondaki though ne yapar?

  1. Sert yorumlara konuşma diline özgü bir karşıtlık ekler.
  2. Restoranın dışarıdan nasıl göründüğünü sorar.
  3. Soruyu tam bir although yan cümlesine dönüştürür.
Cevabı göster

Sert yorumlara konuşma diline özgü bir karşıtlık ekler.

And what is it like to rule over what Human Rights Watch Dilbilgisi

0:21

Ve İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün

describes as one of the most repressive authoritarian states in the world?

0:24

dünyanın en baskıcı otoriter devletlerinden biri olarak tanımladığı bir ülkeyi yönetmek nasıl bir şey?

Dilbilgisi

Deneyim sormak için What is it like to + fiilin yalın hâli

What is it like to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmanın deneyimini, koşullarını veya zorluklarını sorar. Bu cümlede böyle bir devleti yönetmenin yaşanan gerçekliğini sorar; devletin dış görünüşünü sormaz. It hazırlayıcı bir zamirdir ve to ile kurulan mastar, sorulan faaliyeti belirtir; örneğin What is it like to work...?. Cevaplar genellikle deneyimin nasıl hissettirdiğini veya neleri içerdiğini açıklar.

Alıştırma

Deneyim sorusunu dersteki beş kelimelik kalıpla tamamlayın: '____ work the night shift?'

Cevabı göster

What is it like to

That's what we'll find out in this episode of The Infographics Show, Anlatım akışı

0:28

The Infographics Show'un bu bölümünde işte bunu öğreneceğiz:

what Kim Jong-un does in his daily life.

0:31

Kim Jong-un günlük hayatında neler yapıyor.

Anlatım akışı

That's what we'll find out: sorudan araştırmaya geçiş

Bu yan cümle, henüz cevaplanmamış bir soruya dönüp gönderme yapar: that, “az önce sorulan sorunun cevabı” anlamındadır. That's what... kalıbında what, ortaya çıkarılacak bilgiyi temsil eder. We'll find out, “araştırarak veya kontrol ederek cevabı öğreneceğiz” demektir. Cümle bir bütün olarak izleyiciyi açılıştaki sorudan, bu sorunun inceleneceği bölüme taşır.

Alıştırma

Bir sunucu “Why are the lights going out every night?” diye soruyor. Hangi geçiş cümlesi, bölümde cevabın bulunacağını en açık biçimde ifade eder?

  1. That's what we already know.
  2. That's what we'll find out.
  3. That's where we'll find it.
Cevabı göster

That's what we'll find out.

Because North Korea is a closed society, Kelime

0:33

Kuzey Kore kapalı bir toplum olduğu için,

information about Kim Jong-un's whereabouts is tightly controlled. Kelime

0:35

Kim Jong-un'un nerede olduğuna dair bilgiler sıkı bir şekilde kontrol ediliyor.

Kelime

Siyasi ve medya bağlamlarında closed society

Burada closed society, yetkililerin veya kurumların bilgi akışını, dışarıdakilerle teması, seyahati ya da kamusal denetimi ciddi biçimde sınırladığı bir toplumu ifade eder. Closed mecazidir: toplum fiziksel olarak kapatılmış veya faaliyetini durdurmuş değildir. Bu ifade, güvenilir bilgi edinmenin neden zor olabileceğini açıklar. Bir kişinin sessiz olup olmadığını veya bir arkadaş çevresinin özel olup olmadığını değil, toplumun kendi halkına ve dış dünyaya ne kadar açık olduğunu anlatır.

Alıştırma

Bir habere göre hükûmet seyahati, yabancı medyayı ve yabancılarla teması ciddi biçimde sınırlandırıyor. Bu durumu en iyi hangi cümle açıklar?

  1. It is an open society.
  2. It is a close-knit community.
  3. It is a closed society.
Cevabı göster

It is a closed society.

Kelime

whereabouts: bir kişinin veya nesnenin bulunduğu yer

Whereabouts, bir kişinin veya nesnenin bulunduğu yeri ifade eder. Kesin konum bilinmediğinde kişinin yakın zamandaki hareketlerini de çağrıştırabilir; burada Kim Jong-un'un nerede olduğu ve muhtemelen nerelere gittiği kastedilir. whereabouts, -s ile bitse de sıradan bir sayılabilir ismin çoğulu değildir; biçimi sabit ve normalde sayılamayan bir isimdir. Genellikle a veya an almadan kullanılır ve çoğul fiille uyum yaygındır: His whereabouts are unknown. Sözcüğü where + about şeklinde ayırmayın.

Alıştırma

Bilinmeyen veya belirsiz bir konumu ifade eden isimle cümleyi doğru tamamlayan seçenek hangisidir? The reporter could not confirm the witness's ___.

  1. whereabouts
  2. a whereabouts
  3. where about
Cevabı göster

whereabouts

What we know about his daily life is pieced together from North Korea's state-run media Notlar

0:39

Günlük yaşamı hakkında bildiklerimiz, Kuzey Kore'nin devlet medyasından

Kelime

“state-run media”: devlet tarafından işletilen haber kaynakları

Bu cümlede state-run media, hükümet tarafından işletilen veya doğrudan kontrol edilen haber kuruluşları anlamına gelir. Burada run, “koşmak” değil, “yönetmek veya işletmek” demektir. Kısa çizgi state ile run sözcüklerini birleştirerek media sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfat oluşturur. Bu ifade kaynağı kimin kontrol ettiğini gösterdiği için editoryal bağımsızlık konusunda soru işareti doğurabilir.

Alıştırma

Cümlede “state-run media” medya kaynağı hakkında ne anlatıyor?

  1. Yalnızca spor karşılaşmalarını haber yapar.
  2. Hükümet tarafından işletilir veya doğrudan kontrol edilir.
  3. Bir kişiye ait sosyal medya hesabıdır.
Cevabı göster

Hükümet tarafından işletilir veya doğrudan kontrol edilir.

and from accounts of people who know him personally. Kelime

0:43

ve onu şahsen tanıyan kişilerin anlattıklarından derlenmiştir.

Öbek fiiller

be pieced together from: ipuçlarından bilgi oluşturmak

is pieced together from yapısında piece together, edilgen çatıda kullanılan bir öbek fiildir. Ayrı ipuçlarını veya bilgi parçalarını daha bütünlüklü bir tablo oluşturana kadar birleştirmek anlamına gelir. From, bu yeniden oluşturma işleminde kullanılan kaynakları tanıtır. İfade burada mecazidir; fiziksel bir nesne monte edilmiyor. Cümle, onun günlük yaşamı hakkındaki bilgilerin medya haberleri ve kişisel anlatımlardan dolaylı olarak yeniden oluşturulduğunu söyler.

Alıştırma

Ayrı ipuçlarının daha bütünlüklü bir anlatı oluşturmak için birleştirildiğini göstererek cümleyi en iyi tamamlayan ifade hangisidir? The timeline was ___ security footage, receipts, and phone records.

  1. based on
  2. taken from
  3. pieced together from
Cevabı göster

pieced together from

Kelime

“accounts of people”: bilgi sahibi kişilerin anlatımları

Burada accounts, ilgili bilgiye sahip kişilerin sunduğu anlatımlar, açıklamalar veya tanıklıklar anlamına gelir. Banka hesapları, çevrim içi profiller ya da muhasebe kayıtları anlamına gelmez. accounts of people who know him personally ifadesinde bağlamın bütünü, bu kişileri anlatımların arkasındaki insan kaynaklar olarak sunar. Account sözcüğünün haber ve kanıtla ilgili anlamını bağlam seçer.

Alıştırma

“accounts of people who know him personally” ifadesinde “accounts” ne anlama gelir?

  1. Bu kişilerin kullandığı parolalar.
  2. Bu kişilere ait mali kayıtlar.
  3. Bu kişilerin sunduğu anlatımlar veya tanıklıklar.
Cevabı göster

Bu kişilerin sunduğu anlatımlar veya tanıklıklar.

Some aspects of his life are kept secret,

0:45

Hayatının bazı yönleri sır olarak saklanıyor,

but others have been widely publicized.

0:48

ancak diğer kısımları geniş çapta kamuoyuna duyurulmuştur.

As the supreme leader of North Korea, Kültür

0:50

Kuzey Kore'nin en yüksek lideri olarak,

Kültür

Siyasi bir unvan olarak supreme leader

Bu cümlede supreme leader, Kuzey Kore'deki en yüksek otorite konumunda bulunan kişiyi ifade eden kurumsal bir siyasi unvandır. Supreme sözcüğü liderin ne kadar takdire değer veya yetenekli olduğunu değil, makamını ve gücünü anlatır. Haber veya yorum okurken bu ifadeyi konuşanın övgüsü olarak değil, siyasi sistem içindeki statüyü belirten bir ifade olarak yorumlayın.

Alıştırma

Bu cümlede supreme leader öncelikle ne anlatıyor?

  1. Konuşanın kişisel olarak hayran olduğu bir lider
  2. Siyasi otoritenin en yüksek makamı
  3. Yalnızca törensel görevleri yerine getiren yetkili
Cevabı göster

Siyasi otoritenin en yüksek makamı

Kim Jong-un must devote part of his day Kalıp ifadeler

0:51

Kim Jong-un gününün bir kısmını

to running his country.

0:54

ülkesini yönetmeye ayırmalıdır.

Kalıp ifadeler

devote part of his day to running: devote + kaynak + to + -ing yapısı

Devote part of his day to running, zamanının bir kısmını ülkesini yönetme faaliyetine ayırmak anlamına gelir. Buradaki run, hızlıca koşmak değil, yönetmek veya idare etmek demektir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp devote + zaman, enerji veya kaynak + to + isim ya da -ing biçimidir. Bu kalıpta to bir edattır; bu nedenle running doğrudur, devote ... to run ise aynı yapıya uymaz.

Alıştırma

devote fiilini geçmiş zamanda ve three months zaman kaynağını kullanarak cümleyi tamamlayın: The research team ____ testing the new safety procedure.

Cevabı göster

devoted three months to

Nearly every day,

0:55

Neredeyse her gün,

he makes official visits to places throughout North Korea,

0:56

Kuzey Kore genelindeki yerlere resmi ziyaretler yapıyor,

including factories, farms, and construction sites.

0:59

bunlara fabrikalar, çiftlikler ve inşaat alanları da dahil.

Reports of these visits are posted online

1:01

Bu ziyaretlerle ilgili raporlar çevrimiçi olarak paylaşılır,

in a special supreme leader activity section of Rodong Sinmun, Kültür

1:04

Rodong Sinmun'un özel yüksek lider faaliyeti bölümünde,

the state newspaper of North Korea.

1:08

ki bu Kuzey Kore'nin devlet gazetesidir.

Kültür

Rodong Sinmun: Kuzey Kore’nin resmî gazetesi

Rodong Sinmun, Kuzey Kore’de iktidardaki Kore İşçi Partisinin resmî gazetesinin Korece adının Latin harfli yazımıdır. Cümlede bir kişiyi, yeri ya da sıradan bir İngilizce ifadeyi değil, medya kuruluşunu belirtir. Virgülden sonra gelen “the state newspaper of North Korea”, bilinmeyen adı kısaca açıklayan eş görevli bir ad öbeğidir. Bu ifade, kuruluşun kurumsal rolünü genel okuyucu için basitleştirir.

Alıştırma

Cümlede Rodong Sinmun neyi ifade ediyor?

  1. Kuzey Kore’deki resmî bir gazetenin özel adı
  2. Bir siyasi stratejinin adı
  3. Yüce liderin faaliyetleri için kullanılan genel bir terim
Cevabı göster

Kuzey Kore’deki resmî bir gazetenin özel adı

One reason for these visits is that they help to promote his political strategy of Byungjin, Kültür

1:09

Bu ziyaretlerin bir nedeni, onun "Byungjin" siyasi stratejisini tanıtmaya yardımcı olmalarıdır,

which a Vox article describes as developing both nuclear weapons

1:14

bir Vox makalesi bunu hem nükleer silahları geliştirmek

and the economy equally.

1:18

hem de ekonomiyi eşit olarak geliştirmek olarak tanımlıyor.

Kültür

Byungjin: nükleer silahların ve ekonominin paralel geliştirilmesi

Byungjin, Korece bir politika adının Latin harfli yazımıdır; kişi ya da yer adı değildir. Burada nükleer silahların geliştirilmesi ile ekonomik büyümenin aynı anda sürdürülmesini amaçlayan bir stratejiyi ifade eder. Ardından gelen ilgi cümleciği terimi “developing both nuclear weapons and the economy equally” sözleriyle açıklar. Bu bağlam, okuyucunun adı önceden bilmese bile politikayı anlamasını sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede Byungjin neyin adıdır?

  1. Vox makalesinde alıntılanan bir kişi
  2. Nükleer silahları ve ekonomiyi paralel olarak geliştirme politikası
  3. Yüce liderle ilgili bir gazete bölümü
Cevabı göster

Nükleer silahları ve ekonomiyi paralel olarak geliştirme politikası

Some of the construction sites he visits are for what a CNBC article calls expanded tourism Anlatım akışı

1:19

Ziyaret ettiği bazı inşaat alanları, CNBC makalesinin genişletilmiş turizm olarak adlandırdığı şeye yöneliktir,

Anlatım akışı

what a CNBC article calls: bir adlandırmayı kaynağa bağlamak

what a CNBC article calls expanded tourism ifadesinde what doğrudan bir soru başlatmaz; öncülü kendi içinde bulunan bir ilgi yan cümlesi kurar. Bu yan cümle, “bir CNBC makalesinin expanded tourism olarak adlandırdığı faaliyet” anlamına gelir ve tamamı for edatının nesnesi olur. what + kaynak + call(s) + adlandırma kalıbı, kullanılan adlandırmayı açıkça o kaynağa bağlar. Böylece bir gazeteci, kaynağın sözlerini kendi onayladığı bir nitelemeden ayırabilir.

Alıştırma

Adlandırmanın birkaç ekonomiste ait olduğunu gösterecek şekilde cümleyi tamamlayın: The policy may create ____ a two-speed recovery.

Cevabı göster

what several economists call

that would generate hard currency. Kelime

1:24

bu da ülkeye döviz kazandıracaktır.

Kelime

hard currency: uluslararası güvenilen ve çevrilebilir para

Hard currency, yaygın biçimde güvenilen, görece istikrarlı ve uluslararası işlemlerde kolayca kabul edilen veya çevrilebilen bir para birimindeki fonları ifade eder. Burada generate hard currency, yurt dışındaki mal, hizmet veya yükümlülüklerin ödenmesinde kullanılabilecek dövizi kazanmak demektir. Hard fiziksel değil, finansal bir niteliktir: madeni paraların katı olmasını değil, güvenilirliği ve uluslararası kullanılabilirliği belirtir.

Alıştırma

Bir ekonomi raporunda “The country needs hard currency to pay for imported fuel” ne anlama gelir?

  1. Ülkenin uluslararası bir ödeme için yaygın kabul gören ve çevrilebilir paraya ihtiyacı var.
  2. Ülkenin banknot yerine yalnızca madeni paraya ihtiyacı var.
  3. Ülke fiziksel nakitle hemen ödeme yapmak zorunda.
Cevabı göster

Ülkenin uluslararası bir ödeme için yaygın kabul gören ve çevrilebilir paraya ihtiyacı var.

Another article describes how a model collective farm with 400 families Kültür

1:26

Başka bir makale, 400 ailelik model bir kolektif çiftliğin

Kültür

model collective farm: örnek bir kolektif tarım kurumu

Collective farm, arazi, kaynaklar veya üretimin birbirinden bağımsız aile çiftlikleri şeklinde değil, ortaklaşa yönetildiği bir tarımsal kuruluştur. Burada model, “örnek” veya “bir uygulamayı göstermek amacıyla oluşturulmuş” anlamına gelen bir sıfattır. Haber, 400 aileden oluşan bu çiftliği ekonomik reformun etkilerini gösteren bir örnek olarak sunar; minyatür bir çiftlik ya da manken anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede a model collective farm neyi ifade eder?

  1. Mankenlerin yaşayıp çalıştığı bir çiftlik
  2. Özel mülkiyetteki herhangi bir aile çiftliği
  3. Sergileme amacıyla kullanılan küçük bir çiftlik maketi
  4. İzlenecek bir örnek olarak sunulan, ortaklaşa işletilen bir çiftlik
Cevabı göster

İzlenecek bir örnek olarak sunulan, ortaklaşa işletilen bir çiftlik

was benefiting from his economic reform of giving farmers control Kalıp ifadeler

1:30

çiftçilere kontrol veren ekonomik reformundan nasıl fayda sağladığını anlatıyor;

over what they could produce and sell

1:34

bu reform, ne üretecekleri ve satacakları üzerinde

Kalıp ifadeler

giving farmers control over: karar verme yetkisi tanımak

give someone control over something kalıbı, bir kişiye bir konu hakkında karar verme, onu yönetme veya yönlendirme yetkisi ya da fiilî imkânı vermek anlamına gelir. giving farmers control over what they could produce and sell ifadesinde control bir isimdir, farmers bu yetkiyi alan kişileri gösterir ve over karar verme alanını tanıtır. Yeniden kullanılabilen yapı şöyledir: give + person + control over + noun or wh-clause: give users control over their data; give teams control over how they work.

Alıştırma

give someone control over something kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The new settings give parents ____ what their children can download.

Cevabı göster

control over

as long as they could meet their state quotas first Notlar

1:36

devlet kotalarını önce karşıladıkları sürece onlara söz hakkı tanıyan,

Dilbilgisi

Koşul bildiren as long as

Bu cümlede as long as, ima edilen özgürlük veya iznin geçerli olmasından önce yerine getirilmesi gereken koşulu belirtir: çiftçiler bu kontrolü ancak önce devlet kotalarını karşılamaları koşuluyla kullanabilir. Kalıp as long as + yan cümledir. Çoğu zaman bir gereklilik sunarken ana düzenlemenin uygulanabilir veya kabul edilebilir görünmesini sağlar. Burada provided that, yani ‘şu koşulla’ anlamındadır; ‘… ile aynı süre boyunca’ anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi ‘şu koşulla’ anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: You may join the trip ____ you submit the form by Friday.

Cevabı göster

as long as

Kalıp ifadeler

meet their state quotas: meet a quota kalıbı

Meet their state quotas, devletin gerekli kıldığı üretim veya teslimat miktarlarına ulaşmak anlamına gelir. Burada meet ‘ulaşmak/karşılamak’ anlamındadır: quota bir hedef veya zorunlu miktardır, karşılaşılan bir şey değildir. Yeniden kullanılabilir kalıp meet + quota/target/requirement/standard/deadline şeklindedir. Gerekli düzeye ulaşıldığını belirtir; their kotaların kime uygulandığını, state ise onları hangi yetkili makamın belirlediğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi ‘gerekli miktara ulaşmak’ anlamındaki hedef fiille tamamlayın: The factory must ____ its monthly production quota.

Cevabı göster

meet

in Chinese style reforms of the 1980s.

1:38

1980'lerin Çin tarzı reformlarına benzeyen bir adımdır.

Reliable information about the impact of his economic reforms is difficult to obtain,

1:41

Ekonomik reformlarının etkisi hakkında güvenilir bilgi elde etmek zor,

but economists estimate North Korea growth rates of between 1 to 2% Dilbilgisi

1:46

ancak ekonomistler Kuzey Kore'nin büyüme oranlarının %1 ile %2 arasında olduğunu tahmin ediyor,

Dilbilgisi

between 1 to 2%: between ... and ... kullanın

Vurgulanan ifade, aralık bildiren iki standart kalıbı birbirine karıştırıyor. Düzenlenmiş yazılı İngilizcede between 1 to 2% değil, between 1% and 2% kullanılır. Between, and ile eşleşir. from 1% to 2% de denebilir. Kalıplardan birini eksiksiz kullanın: between ... and ... veya from ... to .... Bu cümlede ikisi de tahminin alt ve üst sınırlarını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi between ile doğru eşleşen sözcükle tamamlayın: The repair will cost between $10 ____ $15.

Cevabı göster

and

since Kim Jong-un came to power.

1:50

Kim Jong-un'un iktidara gelmesinden bu yana.

Newsweek reports that another purpose of these visits is also to give the impression Kalıp ifadeler

1:52

Newsweek, bu ziyaretlerin bir diğer amacının da şu izlenimi vermek olduğunu bildiriyor:

that Kim Jong-un is devoted to his people.

1:56

Kim Jong-un kendini halkına adamıştır.

Kalıp ifadeler

give the impression that: gerçeği ileri sürmeden bir görünüş yaratmak

Give the impression that + cümlecik, insanlara o cümleciğin doğru olduğunu düşündürmek veya hissettirmek anlamına gelir. Kanıtlanmış bir gerçeği değil, oluşturulan imajı ya da inancı anlatır. Burada ziyaretler, Kim Jong-un'un halkına bağlı olduğu yönünde bir kamuoyu imajı oluşturmanın yolu olarak sunuluyor. Bu ifade, haberin söz konusu görünüşü gerçek olduğunu doğrulamadan aktarmasını sağlar.

Alıştırma

Bu derste geçen ve “insanların belirli bir inanç oluşturmasını sağlamak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The polished photos can ____ the apartment is larger than it really is.

Cevabı göster

give the impression that

Unfortunately,

1:59

Ne yazık ki,

it is mainly a false impression.

2:00

bu çoğunlukla yanlış bir izlenimdir.

Most of the time,

2:02

Çoğu zaman,

he lives separated from them,

2:03

onlardan ayrı yaşar,

spending most of the country's wealth on the military,

2:04

ülkenin zenginliğinin çoğunu orduya harcar,

about 24% of North Korea's GDP,

2:07

bu da Kuzey Kore'nin GSYİH'sının yaklaşık %24'üdür,

and creating a cushy life for himself and his elite inner social circle. Kelime

2:09

ve kendisi ile seçkin yakın çevresi için rahat bir yaşam yaratır.

Kelime

cushy life: gayriresmî rahatlık ve ayrıcalık ifadesi

Bu cümlede cushy life, çok rahat, kolay ve iyi imkânlarla dolu, çok az zorluk veya çaba içeren bir hayat anlamına gelir. Cushy burada tarafsız değildir. Gayriresmî ve değerlendirme içeren bir tonu vardır; kişinin ve seçkin çevresinin yaşadığı ayrıcalıklı rahatlığı eleştirmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Bir köşe yazarı, bazı yöneticilerin cömert yan haklar alırken çok az zor iş yaptığını düşünüyor. Bu eleştirel ve gayriresmî değerlendirmeyi en iyi hangi ifade aktarır?

  1. a comfortable life
  2. a private life
  3. a cushy life
Cevabı göster

a cushy life

In fact,

2:14

Aslında,

20% of the state's budget is spent just for his thoroughbred horses.

2:14

devlet bütçesinin %20'si sırf onun safkan atları için harcanıyor.

While some North Koreans may dislike the way he runs the country,

2:19

Bazı Kuzey Koreliler onun ülkeyi yönetme şeklini sevmese de,

they remain silent out of fear.

2:22

korkudan sessiz kalıyorlar.

According to a 2013 Human Rights Watch report, Anlatım akışı

2:24

2013 İnsan Hakları İzleme Örgütü raporuna göre,

Anlatım akışı

According to + kaynak: bilgiyi kaynağa atfetmek

According to + adı belirtilen bir kaynak, o kaynaktan gelen bilgiyi tanıtır. Burada According to a 2013 Human Rights Watch report, dinleyiciye sonraki iddia veya kanıtın nerede bildirildiğini söyler. Bu yapı, mevcut konuşmacı veya yazarı alıntılanan kaynaktan ayırarak bilgiyi düzenler. Kaynak belirtir; otomatik onay veya iddianın doğru olduğuna dair kanıt sunmaz.

Alıştırma

Tahmini kaynağına atfeden iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the weather service, the storm will arrive tonight.

Cevabı göster

According to

North Korea operates a vast network of informants Kelime

2:27

Kuzey Kore, geniş bir muhbir ağı işletiyor

Kelime

Güvenlik haberlerinde network of informants

Bu haberde network, bilgisayar ağı değil, birbiriyle bağlantılı kişilerden oluşan örgütlü bir sistem anlamına gelir. Informants, başkaları hakkındaki bilgileri gizlice veya özel olarak bir yetkili kuruma ileten kişilerdir. Network of informants bir bütün olarak, daha geniş bir gözetim sisteminin parçası biçiminde birçok yerde veya toplumsal grupta faaliyet gösteren muhbirler sistemini anlatır. İfade, yalnızca bazı bilgilere sahip ilgisiz birkaç kişiyi değil, ölçeği ve örgütlülüğü vurgular.

Alıştırma

Hangi durum en iyi network of informants olarak tanımlanır?

  1. Çeşitli mahallelere yerleştirilen kişiler, sakinlerin faaliyetlerini bir güvenlik kurumuna gizlice bildiriyor.
  2. Birkaç gazeteci, halka açık bir yazı için sakinlerle birbirinden bağımsız röportaj yapıyor.
  3. Komşular, bir topluluk sohbetinde yerel haberleri açıkça paylaşıyor.
Cevabı göster

Çeşitli mahallelere yerleştirilen kişiler, sakinlerin faaliyetlerini bir güvenlik kurumuna gizlice bildiriyor.

who monitor and report to the authorities

2:29

ki bu ağ yetkililere izleyip rapor veriyor,

fellow citizens they suspect of criminal or subversive behavior. Kelime

2:32

suç veya yıkıcı davranışından şüphelendikleri diğer vatandaşları.

Kelime

Siyasi bir suçlama olarak subversive behavior

Subversive, yerleşik bir hükûmeti veya siyasi düzeni zayıflatmayı, baltalamayı ya da devirmeyi amaçladığı düşünülen davranışları tanımlar. Yalnızca yasa dışı, düzen bozucu veya itaatsiz demekten daha güçlü ve siyasi açıdan daha belirli bir ifadedir. Cümle, insanların böyle bir davranışta bulunduğundan şüphe edildiğini söylediği için bu etiket kanıtlanmış bir olguyu değil, bir suçlamayı veya şüpheyi aktarır. Okurlar resmî veya kurumsal iddiaları yorumlarken bu ayrımı korumalıdır.

Alıştırma

Değerlendirme: Bu cümlede subversive dikkatli biçimde kullanılmış mı? 'The newspaper criticized the tax policy, so its reporting was unquestionably subversive.'

  1. Evet, kullanım dikkatlidir.
  2. Hayır, kullanım dikkatli değildir.
Cevabı göster

Hayır, kullanım dikkatli değildir.

And in 2018,

2:35

Ve 2018'de,

Human Rights Watch reported that the government continued to generate fearful obedience from citizens

2:36

İnsan Hakları İzleme Örgütü, hükümetin vatandaşlardan korkuya dayalı itaati sağlamaya devam ettiğini bildirdi,

by means of threatened and actual execution, Kalıp ifadeler

2:41

bunu da tehdit edilen ve gerçekten uygulanan idamlarla,

detention, and forced labor under harsh, sometimes fatal, conditions. Kültür

2:44

sert ve bazen ölümcül koşullardaki gözaltı ve zorla çalıştırma yoluyla yapıyor.

Kalıp ifadeler

by means of: kullanılan yöntemi tanıtmak

Bu cümlede by means of, hükümetin korkuya dayalı itaat oluşturmak için kullandığı yöntemleri tanıtır. “Kullanarak” veya “aracılığıyla” anlamına gelir ve ardından gelen ad öbeği mekanizmayı belirtir. Yapı şöyledir: sonuç veya eylem + by means of + isim ya da -ing biçimi. Means, bu kalıplaşmış ifadede “yöntem” anlamındaki isimdir ve means biçiminde kalır; mean olarak değiştirilmez.

Alıştırma

Cümleyi “belirli bir yöntemi kullanarak” anlamına gelen üç sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: Access was granted ____ a one-time code.

Cevabı göster

by means of

Kültür

forced labor: zorlamayla dayatılan çalışma

Forced labor, bir kişinin tehdit, gözaltı, şiddet, ceza veya başka bir zorlama biçimi altında, reddetme ya da ayrılma konusunda gerçek bir imkânı olmadan yapmaya mecbur bırakıldığı iştir. Bu cümlede infaz ve gözaltıyla birlikte sıralanan bir insan hakları ve hukuk terimidir. Anlamı “zor iş” veya “birinin sevmediği iş” düzeyine indirgenmemelidir; belirleyici unsur zorlama ve özgür seçim eksikliğidir.

Alıştırma

Hangi durum forced labor olarak doğru biçimde tanımlanır?

  1. Zorlama altında ve gerçekten reddetme seçeneği olmadan yapılan iş
  2. Fiziksel olarak yorucu olan herhangi bir iş
  3. Özgürce seçilen ücretsiz gönüllü çalışma
Cevabı göster

Zorlama altında ve gerçekten reddetme seçeneği olmadan yapılan iş

Out of public view, Kalıp ifadeler

2:48

Gözlerden uzak kaldığında,

Kalıp ifadeler

out of public view: kamuoyunun gözleminden uzakta

Out of public view, genel halkın gözlem alanının dışında demektir. Burada yalnızca birinin fiziksel olarak görememesi değil, vatandaşların veya medyanın olup biteni izlememesi de kastedilebilir. Cümlenin başına getirildiğinde, ardından gelen yan cümlenin tamamını kamuoyunun gözünden uzakta gerçekleşen bir durum olarak çerçeveler. Haberlerde ve anlatılarda kamuya açık olaylardan perde arkasındaki faaliyetlere geçiş yapmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

“Out of public view, the committee continued its work,” cümlesinde “out of public view” ne anlama gelir?

  1. Genel halk tarafından gözlemlenmeden
  2. Halka açık bir açık hava etkinliğinde
  3. Halkın onayını aldıktan sonra
Cevabı göster

Genel halk tarafından gözlemlenmeden

he spends the day attending to other state business. Öbek fiiller

2:49

gününü diğer devlet işleriyle ilgilenerek geçiriyor.

Öbek fiiller

attending to: bir konuyla ilgilenmek

attending to other state business ifadesinde attending to, bu resmî görevlerle ilgilenmek ve onlara gereken önemi vermek anlamına gelir. Attend to fiilinin -ing biçimidir ve ardından gelen nesne, bakım veya işlem gerektiren kişiyi ya da konuyu belirtir. Bu anlamda to zorunludur. Attend fiilinden hemen sonra bir nesne gelmesi genellikle bir etkinlikte bulunmak anlamına gelir; dolayısıyla to kaldırılırsa yapı ve anlam değişir.

Alıştırma

Cümleyi attend fiilinin doğru biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: Please ____ this urgent request before noon.

Cevabı göster

attend to

He continues to manage his nuclear program,

2:52

Nükleer programını yönetmeye devam ediyor,

which is still up and running despite recent negotiations with the United States. Deyimler

2:54

ki bu program, ABD ile son zamanlarda yapılan müzakerelere rağmen hala devrede ve çalışıyor.

Deyimler

Up and running: normal biçimde çalışıyor olmak

Bu cümlede up and running, nükleer programın işler durumda olduğu ve işlemeye devam ettiği anlamına gelir. Ayağa kalkmayı ya da koşmayı gerçek anlamda anlatmaz. Aktarılabilir kalıp be + up and running şeklindedir. Çalışmaya başlayan veya normal işleyişine dönen bir sistemi, hizmeti, kuruluşu ya da projeyi anlatabilir; onay bildirmez, yalnızca çalışma durumunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “tamamen işler durumda” anlamına gelen kalıpla tamamlayın: After the maintenance window, the booking site is ____ again.

Cevabı göster

up and running

A recently published Foreign Affairs article reports that he is not cheating on his agreement with the United States

2:58

Yakın zamanda yayınlanan bir Foreign Affairs makalesi, onun ABD ile olan anlaşmasını bozmadığını bildiriyor

because he never promised to stop producing nuclear weapons or ballistic missiles. Dilbilgisi

3:04

çünkü asla nükleer silah veya balistik füze üretmeyi durduracağına söz vermemişti.

Dilbilgisi

Never promised to stop: söz verme eylemini olumsuzlamak

never promised to stop ifadesinde never, promised fiilini olumsuzlar: durma konusunda hiçbir zaman söz verilmemiştir. Bu, bir sözün verildiği ve içeriğinin devam etmek olduğu promised not to stop yapısından farklıdır. Olumsuzluğun yeri, cümlenin sözü mü yoksa durma eylemini mi reddettiğini değiştirir.

Alıştırma

Hangi cümle şirketin yazılımı kullanmayı bırakma taahhüdünde bulunmadığı anlamına gelir?

  1. The company promised to stop using the software.
  2. The company never promised to stop using the software.
  3. The company promised not to stop using the software.
Cevabı göster

The company never promised to stop using the software.

He also probably spends part of his day keeping track of his enemies Kalıp ifadeler

3:08

O ayrıca muhtemelen gününün bir kısmını düşmanlarını takip etmeye

Kalıp ifadeler

keeping track of: durumu sürekli takip etmek

Burada keeping track of his enemies, düşmanlarının nerede olduğunu, ne yaptığını veya durumlarının nasıl değiştiğini sürekli izlemek anlamına gelir. Bu bağlamda sıradan bir merakı değil, tehdit olarak görülen kişilerin gözetlenmesini ima eder. Yapı keep track of + isim veya zamirdir. İlgili bilgilerin kontrolünü kaybetmemek için güncel farkındalığı ya da kaydı sürdürmek anlamına gelir; yalnızca bir şeyi hatırlamaktan daha etkin ve süreklidir.

Alıştırma

Cümleyi “genel durumu kaybetmeden sürekli izlemek” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: I use a spreadsheet to ____ my monthly expenses.

Cevabı göster

keep track of

and figuring out new terrifying ways to deal with them.

3:11

ve onlarla başa çıkmanın yeni ve korkunç yollarını bulmaya harcıyor.

His brutal treatment toward those who plot to overthrow him is well known.

3:14

Onu devirmeyi planlayanlara yönelik acımasız muamelesi çok iyi biliniyor.

A New York Times article reports that in the first six years as leader,

3:17

Bir New York Times makalesi, liderliğinin ilk altı yılında,

he has ordered the executions of at least 340 people.

3:21

en az 340 kişinin idam emrini verdiğini bildiriyor.

Some of these executions made headlines because they involved members of his own family, Deyimler

3:24

Bu idamların bazıları kendi ailesinin üyelerini içerdiği için manşetlere çıktı,

Deyimler

made headlines: medyada büyük ilgi gördü

Bu cümlede made headlines, büyük bir haber olmak veya medyada geniş yer bulmak anlamına gelir. İnfazlar kendi ailesinin üyelerini içerdiği için alışılmadık ölçüde kamu ilgisi çekti. Yapı kişi veya olay + make headlines şeklindedir. Bu bir deyimdir: özne önemli bir haber hâline gelir veya geniş çaplı haber yapılmasına yol açar; sözcüğü sözcüğüne gazete manşeti yazmak ya da tasarlamak anlamına gelmez. Basılı, görsel-işitsel veya çevrim içi medya için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “büyük bir haber oldu” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The unexpected discovery ____ around the world.

Cevabı göster

made headlines

such as the execution of his uncle,

3:29

tıpkı amcası

Jang Song-thaek,

3:31

Jang Song-thaek'in

for treason in 2013.

3:32

2013 yılında vatana ihanetten idam edilmesi gibi.

Bloomberg reports that last year,

3:34

Bloomberg'in raporuna göre geçen yıl,

he had his half-brother Kim Jong-nam killed with a chemical weapon Dilbilgisi

3:36

üvey kardeşi Kim Jong-nam'ı kimyasal bir silahla öldürttü

Dilbilgisi

had his half-brother Kim Jong-nam killed: ettirgen have yapısı

had his half-brother Kim Jong-nam killed ifadesinde had, ettirgen anlamdaki have fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Yapı have + kişi veya şey + geçmiş zaman ortacı şeklindedir: his half-brother Kim Jong-nam nesnedir ve killed o kişinin başına gelmesi sağlanan şeyi anlatır. Bu ifade, cinayeti dil bilgisel öznenin emrine, düzenlemesine veya sorumluluğuna bağlar; ancak öznenin eylemi bizzat gerçekleştirdiğini söylemez. Bu, past perfect değildir: burada had çekimli ana fiildir, killed ise nesneyi tamamlayan ögedir.

Alıştırma

have fiilinin geçmiş zaman ettirgen biçimini kullanarak yeniden yazın: A mechanic checked Maya's brakes at her request. Maya ____ her brakes checked before the trip.

Cevabı göster

had

at an airport in Malaysia,

3:39

Malezya'daki bir havalimanında,

a move that removed one of his last remaining rivals for power in the bloodline. Anlatım akışı

3:41

bu hamle, kan bağındaki iktidar için kalan son rakiplerinden birini ortadan kaldırdı.

Anlatım akışı

a move that removed: bir olayı adlandırıp sonucunu verme

Burada a move fiziksel hareket anlamına gelmez. Önceki eylemin tamamını geriye dönük olarak adlandırır ve bu olayı stratejik bir karar olarak sunar. that removed ... ilgi cümleciği, bu kararın sonucunu hemen belirtir. Önceki olay, a move that + sonuç kalıbı, haber ve analiz metinlerinin ne olduğunu bildirmekten bunun sonucunu açıklamaya geçmesini sağlar.

Alıştırma

'The company closed two offices, a move that cut costs by 20%,' cümlesinde 'a move that cut costs by 20%' ne işe yarar?

  1. Ofislerin fiziksel olarak başka bir yere taşındığını söyler.
  2. Önceki eylemi bir karar olarak adlandırır ve sonucunu açıklar.
  3. İlgisiz, daha önce gerçekleşmiş bir olayı tanıtır.
Cevabı göster

Önceki eylemi bir karar olarak adlandırır ve sonucunu açıklar.

While we don't know if Kim Jong-un orders executions every day, Anlatım akışı

3:45

Kim Jong-un'un her gün idam emri verip vermediğini bilmesek de,

we can safely say that they are a regular part of his routine to maintain power.

3:48

bunların iktidarını korumak için rutininin düzenli bir parçası olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Anlatım akışı

Bilmediğimiz noktayı kabul eden While we don't know if ... we can safely say that kalıbı

Bu ikili kalıp, temkinli bir iddiayı iki adımda düzenler. “While we don't know if ...” önce belirli bir ayrıntının belirsiz olduğunu kabul eder; burada olayın her gün gerçekleştiğine dair kanıt yoktur. “We can safely say that ...” ise eldeki kanıtların makul bir güvenle desteklediği, daha sınırlı bir sonuç sunar. Buradaki “safely”, kimsenin fiziksel güvenliğini değil, ifadenin savunulabilirliğini anlatır. Bu kalıp, doğrulanmamış bir ayrıntıyı iyi desteklenen genel bir sonuçtan ayırır.

Alıştırma

Belirsiz bir ayrıntıyla iyi desteklenen daha genel bir sonucu ayırmak için bu kalıbı en iyi kullanan cümle hangisidir?

  1. We can safely say that every resident heard the warning because we have no information about who heard it.
  2. While we don't know if every resident heard the warning, we know for certain that every resident understood it.
  3. While we don't know if every resident heard the warning, we can safely say that the message reached most neighborhoods.
Cevabı göster

While we don't know if every resident heard the warning, we can safely say that the message reached most neighborhoods.

However,

3:52

Ancak,

Kim Jong-un has a softer side, too. Deyimler

3:53

Kim Jong-un'un daha yumuşak bir tarafı da var.

Deyimler

a softer side: daha yumuşak bir yön

“A softer side”, bir kişinin daha nazik, sıcak veya sevecen niteliklerini anlatan bir benzetmedir. Özellikle bu nitelikler kişinin sert ya da katı kamusal imajıyla karşıtlık oluşturduğunda kullanılır. Bu ifade kişinin yalnızca bir yönünü gösterir; karakterinin tamamı hakkında bir yargı değildir. “Too”, bu karşıt yönün de kişi hakkındaki tabloya eklendiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “birinin karakterinin daha nazik bir yönü” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The strict coach showed ____ when she comforted the injured player.

Cevabı göster

a softer side

Since 2009,

3:55

2009 yılından bu yana,

he has been married to Ri Sol-ju.

3:56

Ri Sol-ju ile evlidir.

She is supposedly a former cheerleader and singer, Anlatım akışı

3:58

Kendisinin eski bir amigo ve şarkıcı olduğu varsayılıyor,

Anlatım akışı

supposedly: doğrulanmamış aktarılan bir iddia

Supposedly, cümlenin konuşanın doğruladığı bir gerçek değil, insanların söylediği ya da bir kaynağın öne sürdüğü bir bilgi olduğunu gösterir. Burada konuşan kişiyi 'a former cheerleader and singer' tanımından uzaklaştırır ve kuşku da ima edebilir. Bu yapıda supposedly, be'den sonra ve tanımlayıcı bölümden önce gelir. Daha genel olarak, aktarılan iddia ile konuşanın bu iddianın doğruluğuna ne ölçüde inandığını ayırmanız gerektiğini gösterir.

Alıştırma

Bir iş arkadaşınız şirketle ilgili bir söylentiyi aktarıyor, ancak bunun doğrulanmadığını açıkça belirtiyor. Hangi cümle bu anlamı en iyi verir?

  1. The company is supposedly moving downtown next year.
  2. The company moved downtown last year.
  3. The company is definitely moving downtown next year.
Cevabı göster

The company is supposedly moving downtown next year.

but a Business Insider article reports that little is known about the life Ri led before marrying Kim. Anlatım akışı

4:01

ancak bir Business Insider makalesi Ri'nin Kim ile evlenmeden önceki hayatı hakkında çok az şey bilindiğini bildiriyor.

Anlatım akışı

little is known about: bilginin sınırlı olduğunu bildirmek

Little is known about X, X hakkında güvenilir veya kamuya açık çok az bilgi bulunduğunu anlatan edilgen bir aktarım kalıbıdır. Bu cümlede bilgi eksikliğini temkinli biçimde açıklar; kesinlikle hiçbir şey bilinmediğini iddia etmez. Önünde artikel bulunmayan little olumsuz bir anlam taşır: neredeyse hiç. Edilgen is known yapısı, dikkati bu bilgiye sahip olmayan insanlara değil, konuya ve mevcut bilgilere yöneltir.

Alıştırma

Neredeyse hiç bilgi bulunmadığı anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle temkinli araştırma cümlesini tamamlayın: ____ the long-term effects of the treatment.

Cevabı göster

Little is known about

She is recognized for being stylish

4:07

Tarz sahibi olmasıyla tanınıyor

and has recently appeared more frequently by his side at public events

4:09

ve son zamanlarda halka açık etkinliklerde onun yanında daha sık görülmeye başlandı,

as part of his image makeover to be seen as a normal leader. Kelime

4:12

bu da onun normal bir lider olarak görülmek için yaptığı imaj değişikliğinin bir parçası.

Kelime

image makeover: kamuoyu algısını yeniden şekillendirmek

Burada image makeover, halkın bir kişiyi nasıl gördüğünü değiştirmek için bilinçli olarak yürütülen bir çabayı ifade eder. Kamuya açık görünümleri, davranışları, mesajları veya ilişkileri kapsayabilir; yalnızca kozmetik değişikliklerle sınırlı değildir. Bu ifade, görünür değişiklikleri çoğu zaman stratejik itibar yönetimi olarak sunar. Daha olumlu bir kamusal kimlik yaratma çabasını ima eder, ancak kişinin özünde değiştiğini tek başına kanıtlamaz.

Alıştırma

Bir haberde image makeover bu cümlede büyük olasılıkla ne anlama gelir? The candidate began an image makeover before the election.

  1. Adayın görünüşünde kazara oluşan bir değişiklik
  2. Halkın adayı nasıl gördüğünü değiştirmeye yönelik planlı bir çaba
  3. Makyaj yapmayı öğrenmek için özel bir ders
Cevabı göster

Halkın adayı nasıl gördüğünü değiştirmeye yönelik planlı bir çaba

It is widely reported that the couple have three children, Anlatım akışı

4:15

Çiftin üç çocuğu olduğu yaygın olarak bildiriliyor,

but not much is known about them.

4:18

ancak onlar hakkında pek bir şey bilinmiyor.

Anlatım akışı

It is widely reported that ...: doğrulama olmadan yaygın haber aktarımı

It is widely reported that, haber aktarmak için kullanılan kişisiz ve edilgen bir çerçevedir. Biçimsel özne it, that yan cümlesindeki önermeyi tanıtırken haberi aktaran kişiler belirtilmez; böylece odak kaynaklardan çok bilginin üzerinde kalır. Widely, iddianın ne kadar geniş çapta haberleştirildiğini anlatır, ne kadar kesin olduğunu değil. Bu çerçeve yazara kanıtla arasında mesafe bırakır: bir iddia çok sayıda haberde yer alsa da resmî olarak doğrulanmış olmayabilir.

Alıştırma

Bu cümlede It is widely reported that neyi ifade eder? It is widely reported that the talks will resume next week.

  1. Birçok kaynak bunu bildirmiştir, ancak yazar resmî olarak doğrulanmış biçimde sunmamaktadır
  2. Bilgi resmî olarak doğrulanmıştır ve sorgulanamaz
  3. Yazar olaya bizzat tanık olmuştur
Cevabı göster

Birçok kaynak bunu bildirmiştir, ancak yazar resmî olarak doğrulanmış biçimde sunmamaktadır

An odd source of insight into Kim Jong-un's family life Kalıp ifadeler

4:20

Kim Jong-un'un aile hayatına dair sıra dışı bir bilgi kaynağı,

is former NBA player Dennis Rodman,

4:23

eski NBA oyuncusu Dennis Rodman'dır,

who has become Kim Jong-un's friend.

4:25

o artık Kim Jong-un'un arkadaşı olmuştur.

Kalıp ifadeler

source of insight into: derinlemesine anlayış kaynağı

Burada source, bilgiye erişim sağlayan bir kişi ya da şeyi; insight ise yalnızca bir olgu listesini değil, daha derin bir anlayışı ifade eder. Dennis Rodman'ın Kim Jong-un ile kişisel bağlantısı, onu Kim Jong-un'un aile hayatı hakkında bilgi edinilebilecek beklenmedik bir kişi hâline getirir. Aktarılabilir kalıp a source of insight into + konu şeklindedir. Into, daha iyi anlaşılan konuyu tanıtır.

Alıştırma

“Daha derin bir anlayış sağlayan bir şey” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Her letters are a valuable ____ life during the war.

Cevabı göster

source of insight into

The Sun reports he confirmed that the second of Kim Jong-un's children

4:28

The Sun, onun Kim Jong-un'un ikinci çocuğunun

is a girl named Kim Ju-ae.

4:32

Kim Ju-ae adında bir kız çocuğu olduğunu doğruladığını bildiriyor.

He also described Kim Jong-un as a good dad

4:34

O ayrıca Kim Jong-un'u iyi bir baba

who has a good family.

4:37

ve iyi bir aileye sahip biri olarak tanımladı.

Would Rodman provide such a glowing review of the dictator Notlar

4:38

Eğer Rodman bu diktatörün evlilik dışı cinsel kaçamaklarını bilseydi,

Kelime

glowing review: positive review ifadesinden daha güçlü övgü

Bu cümlede glowing review, son derece coşkulu ve olumlu bir değerlendirme anlamına gelir. Glowing mecazi olarak kullanılır: değerlendirme gerçekten ışık saçmaz; kişiyi belirgin biçimde hayranlıkla sunar. Bu ifade positive review ifadesinden daha güçlü bir onay belirttiği için soru şüpheci bir ton taşır. Konuşmacı, rahatsız edici bilgiler bilinseydi böylesine coşkulu bir övgünün yine de yapılıp yapılmayacağını sorgular.

Alıştırma

Cümleyi son derece coşkulu ve olumlu bir değerlendirme anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The local paper gave the new restaurant a ____ after praising every dish.

Cevabı göster

glowing review

as a family man if he knew about his extramarital sexcapades? Kelime

4:41

onu bir aile babası olarak bu kadar parlak bir şekilde anlatır mıydı?

Dilbilgisi

Would ... if ... knew ...?: şimdiki zamana ilişkin varsayımsal soru

Bu, şimdiki zamana ilişkin varsayımsal bir sorudur. Would + özne + fiilin yalın hâli hayal edilen sonucu, if + özne + geçmiş zaman ise koşulu verir. Soru, Rodman'ın bu bilgiye sahip olduğu hayalî bir durumda övgüsünün aynı kalıp kalmayacağını sorar. Burada knew, bilme durumunu geçmiş zamana yerleştirmez. Geçmiş zaman biçimi varsayımsal bir mesafe yaratır ve konuşanın Rodman'ın bunu bilmiyor olabileceğini düşündüğünü ima eder. Bu nedenle soru tamamen tarafsız değil, kuşkucu duyulur.

Alıştırma

Hangi cümle şimdiki zamana ilişkin varsayımsal bir yapı kullanır ve Maya'nın şu anda toplam maliyeti bilmiyor olabileceğini düşündürür?

  1. Would Maya change her decision if she knew the full cost?
  2. Did Maya change her decision when she learned the full cost?
  3. Will Maya change her decision if she learns the full cost?
Cevabı göster

Would Maya change her decision if she knew the full cost?

Kelime

family man: yalnızca aile durumu değil, aileye bağlılık

Bu cümlede family man, ailesine, özellikle eşine ve çocuklarına bağlı olduğu ve aile sorumluluklarına öncelik verdiği düşünülen bir erkeği olumlu biçimde tanımlayan toplumsal bir ifadedir. Yalnızca ailesi olan bir erkek anlamına gelmez. Soru bu olumlu imajı sorgular: ilişki dışındaki iddia edilen davranışlar, bu tanımın kişiye uymayabileceğinin kanıtı olarak sunulur.

Alıştırma

Family man ifadesini en iyi hangi tanım açıklar?

  1. Ailesine değer vermesi ve onu önceliklendirmesiyle bilinen bir erkek
  2. Hukuken evli olan herhangi bir erkek
  3. En az bir çocuğu olan herhangi bir erkek
Cevabı göster

Ailesine değer vermesi ve onu önceliklendirmesiyle bilinen bir erkek

A North Korean defector claims that Kim Jong-un has sex slaves. Kültür

4:44

Kuzey Koreli bir sığınmacı, Kim Jong-un'un seks köleleri olduğunu iddia ediyor.

Kültür

North Korean defector ifadesinin siyasi anlamı

Bu siyasi bağlamda a North Korean defector, Kuzey Kore'den ayrılıp devlet veya siyasi sistemle bağını koparan ve genellikle başka bir tarafa geçen ya da onunla saf tutan kişidir. Defector yalnızca ikamet değişikliğini değil, bağlılık değişikliğini öne çıkarır. Burada bu tanım, bilginin kaynağını ve kişinin neden içeriden deneyime sahip olabileceğini gösterir; ancak iddiasını kanıtlamaz. Haber dilindeki claims fiili, ifadeyi doğrulanmış bir gerçek olarak sunmak yerine o kişiye atfeder.

Alıştırma

Bu cümlede a North Korean defector ifadesine en uygun tanım hangisidir?

  1. Otomatik olarak resmî mülteci statüsü alan kişi
  2. Siyasi bağlılığından bağımsız olarak başka bir ülkeye taşınan kişi
  3. Bir ülkeyi, örgütü veya siyasi kampı terk edip başka tarafa geçen kişi
Cevabı göster

Bir ülkeyi, örgütü veya siyasi kampı terk edip başka tarafa geçen kişi

As a former member of his elite inner circle,

4:48

Onun seçkin yakın çevresinin eski bir üyesi olarak,

she recalls seeing some of her attractive teenage classmates Dilbilgisi

4:51

çekici genç sınıf arkadaşlarından bazılarının,

pulled out of school to work at one of his hundreds of homes in Pyongyang.

4:54

Pyongyang'daki yüzlerce evinden birinde çalışmak üzere okuldan alındıklarını gördüğünü hatırlıyor.

Dilbilgisi

recalls seeing ... classmates pulled out of school yapısı

Recall + -ing, kişinin yaşadığı veya tanık olduğu bir olayı hatırlamasını anlatır. recalls seeing ifadesinde hatırlanan olay görme eylemidir; bu nedenle devamındaki içerik kişisel bir anı olarak sunulur. See + nesne + geçmiş zaman ortacı, nesnenin bir eyleme maruz kaldığına tanık olmak anlamına gelir. classmates pulled out of school bölümünde classmates, seeing fiilinin nesnesidir; pulled ise onlara ne yapıldığını anlatan geçmiş zaman ortacıdır. Bu, sınıf arkadaşlarının ayrılmayı kendilerinin seçtiği anlamına gelmez ve pulled, recalls ile bağlanan ikinci bir ana fiil değildir.

Alıştırma

Ziyaretçinin eyleme maruz kaldığı, hatırlanan bir görgü olayını anlatmak için cümleyi recalls seeing ve escort fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The guard ____ the visitor ____ out of the building.

Cevabı göster

recalls seeing · escorted

She said that they are trained not only to serve him food, Dilbilgisi

4:58

O, bu kızların sadece ona yemek sunmak için değil,

but also to give him massages and sex as well.

5:01

aynı zamanda masaj yapmak ve cinsel ilişkiye girmek için de eğitildiklerini söyledi.

Dilbilgisi

not only to serve ... but also to give ... as well yapısı

not only ... but also ikili yapısı, to serve him food ve to give him massages and sex şeklindeki iki paralel mastar öbeğini birbirine bağlar. Her iki öbek de are trained ifadesinin anlamını tamamlar ve bu kişilerin yapmak üzere eğitildiği faaliyetleri belirtir. Sondaki as well, but also ifadesinin zaten taşıdığı ekleme anlamını tekrarlar. Konuşmada vurgu katabilir, ancak o olmadan da cümle tamamlanmış olur.

Alıştırma

Cümleyi not only ... but also ile tamamlayın: The internship trains participants ____ to write clear reports ____ to present them confidently.

Cevabı göster

not only · but also

It's not easy to be a sex slave to a 290-lb dictator

5:04

130 kiloluk bir diktatöre seks kölesi olmak hiç kolay değil,

who could make you disappear if you do not please him. Deyimler

5:07

eğer onu memnun edemezseniz sizi ortadan kaldırabilecek biri sonuçta.

Deyimler

Tehdit içeren bir örtmece olarak make you disappear

make you disappear ifadesinde make ettirgen işlevdedir; ardından nesne olan you ve yalın fiil disappear gelir. Bu nedenle ifade, kişinin gönüllü olarak ayrılması yerine birinin o kişiyi ortadan kaybetmesine yol açmak anlamına gelir. Bu tehditte disappear, birini zorla ortadan kaldırma, kaçırma, alıkoyma veya öldürme anlamını kasıtlı olarak belirsiz bırakan bir örtmecedir. Sonucun tam olarak ne olduğunu belirtmez, ancak ciddi tehlikeye ve aşırı güç eşitsizliğine işaret eder.

Alıştırma

Bu cümleyi okuyun: The gang leader warned that he could make the witness disappear. make the witness disappear en olası olarak ne ima eder?

  1. Tanığı şiddet veya zorlama yoluyla gizlice ortadan kaldırabilir.
  2. Tanığa bir sihir numarası öğretebilir.
  3. Tanıktan kısa süreliğine dışarı çıkmasını isteyebilir.
Cevabı göster

Tanığı şiddet veya zorlama yoluyla gizlice ortadan kaldırabilir.

So, the hazard pay for their service is that they have the opportunity Deyimler

5:10

Bu yüzden, hizmetlerinin tehlike primi olarak onlara,

to marry a high-ranking official after Kim Jong-un discards them. Kelime

5:13

Kim Jong-un onları bir kenara attıktan sonra üst düzey bir yetkiliyle evlenme fırsatı veriliyor.

Deyimler

Hazard pay ifadesinin alaycı anlamı

Hazard pay, gerçek anlamıyla, olağandışı tehlike veya fiziksel zorluk içeren işler için verilen ek ücrettir. Burada anlatıcı, daha sonra üst düzey bir yetkiliyle evlenme fırsatını alaycı biçimde hazard pay olarak adlandırıyor. Sözde karşılık para değildir ve sömürüyü kabul edilebilir hâle getirmez; bu çalışma hayatı terimi, cümleyi gerçek bir ücret sisteminin tarafsız anlatımı olmaktan çıkarıp acı bir eleştiriye dönüştürür.

Alıştırma

Orijinal cümlede hazard pay neyi ima ediyor?

  1. Bir yetkiliyle evlenme karşılığında verilen terfi
  2. Kadınların doğrudan yetkiliye yaptığı ödeme
  3. Sömürü ve tehlike karşılığında acı biçimde alaycı bir telafi
  4. Resmî bir istihdam politikasının gerektirdiği gerçek maaş ikramiyesi
Cevabı göster

Sömürü ve tehlike karşılığında acı biçimde alaycı bir telafi

Kelime

Discard someone: bir insana atılabilir bir nesne gibi davranmak

Discard genellikle artık istenmeyen veya yararlı olmayan bir şeyi atmak ya da ondan kurtulmak anlamına gelir. İnsanları gösteren them zamiri nesne olduğunda fiil, insanlara kasıtlı olarak atılabilir eşyalarmış gibi davranır. Reddedilmeyi bir ilişkinin sona erdiğini tarafsızca anlatmak yerine soğuk, tek taraflı ve yararlılığa dayalı bir davranış olarak sunar.

Alıştırma

Discards them ifadesindeki tutumu en iyi hangi açıklama korur?

  1. Onları geçici olarak başka bir yere gönderir.
  2. İşleri bittiğinde onlara kibarca veda eder.
  3. Artık işe yaramıyorlarmış gibi onları soğukça bir kenara atar.
  4. Onları kamuoyunun ilgisinden dikkatle korur.
Cevabı göster

Artık işe yaramıyorlarmış gibi onları soğukça bir kenara atar.

While his wife is probably not happy about the sex slaves,

5:17

Karısı bu seks kölelerinden muhtemelen memnun olmasa da,

Kim Jong-un and his family live in luxury.

5:21

Kim Jong-un ve ailesi lüks içinde yaşıyor.

According to MSN,

5:23

MSN'e göre,

they have 17 palaces scattered throughout the state

5:24

ülkenin dört bir yanına dağılmış 17 sarayları

and even a private island.

5:27

ve hatta özel bir adaları bile var.

Newsweek reports that his main palace at Ryongsong covers 4.6 square miles

5:29

Newsweek, Ryongsong'daki ana sarayının 4,6 mil karelik bir alanı kapladığını

and includes an Olympic-size swimming pool,

5:34

ve olimpik büyüklükte bir yüzme havuzu,

banquet facilities,

5:36

ziyafet tesisleri,

a shooting range,

5:37

bir atış poligonu,

and even a giant water slide.

5:38

ve hatta dev bir su kaydırağı içerdiğini bildiriyor.

MSN also lists other expensive items he owns,

5:40

MSN ayrıca onun sahip olduğu diğer pahalı eşyaları da listeliyor,

including a 200-ft custom-designed yacht,

5:43

bunlar arasında 200 metrelik özel tasarım bir yat,

a private jet called Air Force Un Deyimler

5:45

"Air Force Un" olarak adlandırılan

Deyimler

Air Force Un ifadesindeki kelime oyunu

Air Force Un, Air Force One örnek alınarak oluşturulmuş mizahi bir lakaptır. Air Force One, ABD başkanı bir ABD Hava Kuvvetleri uçağındayken kullanılan çağrı kodudur. Burada One, Jong-un adının sonundaki Un ile değiştirilerek onun özel jetinden şakacı bir biçimde söz edilir. Şaka, bilinen adı tanımaya ve One ile Un arasındaki yaklaşık görsel ve işitsel benzerliğe dayanır. Buradaki Un bir kişi adının parçasıdır; İngilizce bir sayı ya da havacılık terimi değildir.

Alıştırma

Bu cümlede Air Force Un neyi ifade ediyor?

  1. Özel jetler için resmî bir uluslararası çağrı kodu
  2. Air Force One ve Jong-un adına dayanan resmî olmayan bir şaka
  3. Tek kişilik askerî uçak için kullanılan İngilizce terim
Cevabı göster

Air Force One ve Jong-un adına dayanan resmî olmayan bir şaka

that is estimated to cost around $1.5 million,

5:47

yaklaşık 1,5 milyon dolara mal olduğu tahmin edilen özel bir jet,

and a $1.7 million armored car for state visits.

5:50

ve devlet ziyaretleri için 1,7 milyon dolarlık zırhlı bir araç bulunuyor.

Perhaps the biggest part of his daily routine is drinking and eating.

5:54

Belki de günlük rutininin en büyük kısmı yiyip içmektir.

MSN reports that he spends an average of $30 million each year on imported liquor.

5:57

MSN, onun ithal içkilere yılda ortalama 30 milyon dolar harcadığını bildiriyor.

Among his drinks of choice are whiskey, cognac, and snake wine, Kalıp ifadeler

6:02

Tercih ettiği içkiler arasında viski, konyak ve yılan şarabı var,

Kalıp ifadeler

drinks of choice ve isim + of choice kalıbı

drinks of choice ifadesinde of choice, tercih edilen veya düzenli olarak seçilen anlamına gelir. Cümle; viski, konyak ve yılan şarabının onun seçme eğiliminde olduğu içecekler arasında bulunduğunu, yalnızca seçilebilir içecekler olmadığını anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp isim + of choice şeklindedir: isim kategoriyi belirtir, ifade ise o kategoride bir kişinin veya grubun tercih ettiği seçeneği gösterir. Çoğu zaman favorite kelimesinden biraz daha özenli veya tanıtım yazısı tarzında duyulur.

Alıştırma

Sabit X of choice ifadesini tamamlayın: For quick prototypes, Figma is our design tool ____.

Cevabı göster

of choice

an aphrodisiac which comes with a dead cobra in the bottle,

6:06

bu, şişesinde ölü bir kobra bulunan bir afrodizyaktır,

according to one source.

6:09

bir kaynağa göre.

A former chef for the Kim family claims that Kim Jong-un could drink two entire bottles of Cristal champagne

6:10

Kim ailesinin eski bir şefi, Kim Jong-un'un tam iki şişe Cristal şampanyayı

in one sitting. Kalıp ifadeler

6:16

bir oturuşta içebileceğini iddia ediyor.

Kalıp ifadeler

In one sitting: kesintisiz tek bir süreçte

Bu cümlede in one sitting, kesintisiz tek bir içme süreci içinde anlamına gelir: iddia, iki şişenin de uzun bir ara vermeden bitirilebildiğidir. İfade, kişinin oturuşunu değil, o tek süreçte tamamlanan miktarı vurgular. Daha genel olarak yeme, içme, okuma, yazma veya izleme gibi bir faaliyeti baştan sona devam eden tek bir süreç olarak gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, kesintisiz tek bir süreç içinde anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: Maya read the 250-page report ____ without taking a long break.

Cevabı göster

in one sitting

MSN also estimates that he spends millions of dollars on fancy imported food,

6:16

MSN ayrıca onun lüks ithal yiyeceklere milyonlarca dolar harcadığını tahmin ediyor,

including top-quality pork from Denmark,

6:21

Danimarka'dan gelen en kaliteli domuz eti,

caviar from Iran,

6:23

İran'dan havyar

and Kobe beef.

6:24

ve Kobe sığır eti de dahil.

One of his favorite foods is Emmental cheese,

6:25

En sevdiği yiyeceklerden biri Emmental peyniridir;

which a Sun article states he developed a taste for at a boarding school in Switzerland Deyimler

6:28

The Sun gazetesinin bir makalesine göre, bu peynirin tadına İsviçre'deki bir yatılı okulda alıştı,

as a young boy.

6:32

henüz küçük bir çocukken.

Deyimler

Developed a taste for: zamanla edinilen bir tercih

Burada developed a taste for, Emmental peynirini zaman içindeki deneyimleri sayesinde yavaş yavaş sevmeye başladığı anlamına gelir. Developed, sevginin yoğunluğunu değil, tercihteki değişimi anlatır. develop a taste for + isim kalıbı müzik, sanat, etkinlik veya yaşam tarzlarına yönelik sonradan edinilen tercihleri de anlatabilir. Bu kullanımlarda taste gerçek tat alma duyusunu değil, mecazi bir anlamı taşır.

Alıştırma

Cümleyi, tercihin zaman içinde oluştuğunu gösteren hedef ifadeyle tamamlayın: After several weekend hikes, Omar ____ long walks in the mountains.

Cevabı göster

developed a taste for

Kim Jong-un is also a heavy smoker.

6:33

Kim Jong-un aynı zamanda ağır bir sigara tiryakisidir.

He can frequently be seen at public appearances

6:35

O sık sık halka açık etkinliklerde

with a cigarette in his mouth.

6:38

ağzında bir sigara ile görülebilir.

And no cheap drugstore brands will do for him. Kelime

6:39

Ve ucuz market markaları ona uymaz.

Kelime

will do for him: kabul edilebilir veya yeterince iyi olmak

Bu cümlede will do, “kabul edilebilir olacak” veya “yeterince iyi olacak” anlamına gelir. Ucuz eczane markalarının hiçbiri bu kişinin standardını karşılamaz. Burada will esas olarak gelecekteki bir eylemi öngörmez; do da çıkarılmış bir görevin yerini tutmaz. something will do for someone kalıbı, bir şeyin o kişinin ihtiyaçlarına veya standartlarına uygun olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “kabul edilebilir olmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: We do not need a larger room; this one ____ for our team.

Cevabı göster

will do

He smokes Yves Saint Laurent cigarettes,

6:41

O, Yves Saint Laurent marka sigaralar içiyor,

which cost $44 per pack,

6:43

ki bu paket başına 44 dolara mal oluyor,

according to MSN.

6:45

MSN'e göre.

For those of you who feel outraged

6:46

Öfkelenenleriniz için,

that obese Kim Jong-un lives high on the hog Deyimler

6:48

obez Kim Jong-un'un bolluk içinde yaşayıp

while 40% of his people are malnourished,

6:51

halkının %40'ının yetersiz beslenmesine,

Deyimler

live high on the hog: lüks içinde yaşamak

Live high on the hog, bol miktarda kaliteli yiyecek veya başka lüks imkânlarla çok rahat ve masraflı bir hayat sürmek anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Gerçek bir domuzdan söz etmez. Burada eleştirel bir karşıtlık kurar: Bir kişi bolluk içinde yaşarken diğer birçok kişi yeterli yiyecek bulamaz. Daha genel olarak bu deyim, birinin lüksünün aşırı veya eleştiriye açık olduğunu sıkça ima eder.

Alıştırma

Cümleyi “lüks içinde yaşamak” anlamındaki deyimle tamamlayın: When they won the lottery, they began to ____, booking suites and eating at expensive restaurants.

Cevabı göster

live high on the hog

you might find comfort in knowing

6:54

şunu bilmek sizi rahatlatabilir:

that he does not always enjoy his luxurious existence.

6:55

o her zaman lüks varoluşunun tadını çıkaramıyor.

He lives in constant fear of being overthrown by others, Kalıp ifadeler

6:59

O, başkaları tarafından devrilme korkusu içinde yaşıyor,

Kalıp ifadeler

in constant fear of being overthrown: sürekli korku ve edilgen yapı

Live in constant fear of + isim ya da -ing biçimi, bir şeyin olacağı kaygısıyla sürekli yaşamak demektir. Constant, korkuyu kısa süreli bir tepki değil, devam eden bir durum olarak gösterir. Buradaki being overthrown, edilgen bir -ing yapısıdır: being + geçmiş zaman ortacı. Özne, başkalarının onu zorla iktidardan uzaklaştırmasından korkar; kendisinin başkalarını devirmesinden ya da yalnızca yere düşmekten değil.

Alıştırma

İngilizce cümleyi edilgen bir sonuca karşı sürekli korkuyu anlatan ifadeyle tamamlayın: The ruler lives ____ by his rivals.

Cevabı göster

in constant fear of being overthrown

and this fear has caused him to suffer sleep deprivation,

7:01

ve bu korku onun uyku yoksunluğu çekmesine neden oluyor,

according to one source.

7:05

bir kaynağa göre.

Despite being a young man,

7:06

Genç bir adam olmasına rağmen,

he is already paying for his overindulgence Deyimler

7:07

aşırı düşkünlüğünün bedelini şimdiden ödüyor,

in lard, liquor, and ladies. Anlatım akışı

7:10

yağa, içkiye ve kadınlara olan.

Deyimler

paying for his overindulgence: aşırılığının sonuçlarına katlanmak

Pay for burada mecazidir: para vermek değil, önceki bir seçim ya da davranış yüzünden hoş olmayan sonuçlara katlanmak anlamına gelir. Süreklilik biçimi paying, sonuçların onu şu anda etkilediğini vurgular. Overindulgence, kişinin kendisine zevk veren bir şeyi aşırı miktarda yapmasına ya da tüketmesine izin vermesidir. His, sonuçlara neden olan aşırılığın kime ait olduğunu belirtir; in + isim ise overindulgence in rich food örneğindeki gibi aşırılığın alanını gösterebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede pay for, 'önceki bir seçimin sonuçlarına katlanmak' anlamındadır?

  1. She is paying for the groceries at the checkout.
  2. After ignoring the leak for months, the landlord is now paying for that decision.
  3. He is paying his assistant for the extra hours.
Cevabı göster

After ignoring the leak for months, the landlord is now paying for that decision.

Anlatım akışı

Aynı sesle başlayan üçlü liste olarak lard, liquor, and ladies

lard, liquor, and ladies ifadesinde üç isim, farklı aşırılık türlerini tek ve kısa bir listede toplar: yağlı yiyecekler, içki ve cinsel ya da romantik düşkünlük. Sözcük başındaki /l/ sesinin tekrarı, üçlü listeyi ritmik ve akılda kalıcı kılar. Bu özenli ritim tarafsız değil, değerlendiricidir. Aşırı düşkünlüğe ilişkin ciddi bir anlatımı alaycı, sloganı andıran bir özete dönüştürür; ladies burada yalnızca kadınları belirtmez, kadınları bir erkeğin zevklerinden biri gibi sunan eskimiş bir anlayışın parçasıdır.

Alıştırma

Cümlede “lard, liquor, and ladies” ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Tıbben doğrulanmış üç teşhis sunar.
  2. Üç eleştiriyi akılda kalıcı ve aynı sesle başlayan üçlü bir listeye dönüştürür.
  3. Üç olayı tarafsız biçimde zaman sırasına göre anlatır.
Cevabı göster

Üç eleştiriyi akılda kalıcı ve aynı sesle başlayan üçlü bir listeye dönüştürür.

According to a Fox News article,

7:12

Bir Fox News makalesine göre,

experts speculate that he suffers from various serious health problems, Anlatım akışı

7:13

uzmanlar onun çeşitli ciddi sağlık sorunlarından muzdarip olduğunu tahmin ediyor,

including gout, diabetes,

7:17

gut, diyabet,

high blood pressure,

7:19

yüksek tansiyon,

a sexually transmitted disease,

7:20

cinsel yolla bulaşan bir hastalık,

and psychological issues.

7:21

ve psikolojik sorunlar da dahil.

Anlatım akışı

Belirsizlik göstergesi olarak experts speculate that

experts speculate that kalıbı, iddiadan önce hem kaynağı hem de kesinlik düzeyini verir. Experts çıkarımı kimin yaptığını belirtirken speculate doğrudan doğrulama olmadan yürütülen bir akıl yürütmeye işaret eder. Bu nedenle ardından gelen her şey, kesinleşmiş bir teşhis veya olgu değil, olasılık olarak kalır. Uzmanların otoritesi çıkarımın bilgiye dayalı olmasını sağlayabilir, ancak speculate sözcüğünün ifade ettiği belirsizliği ortadan kaldırmaz.

Alıştırma

“experts speculate that” ifadesindeki kanıt düzeyini en iyi koruyan yorum hangisidir?

  1. İddianın hiçbir uzman katılımı olmadan ortaya atıldığı anlamına gelir.
  2. İddiayı doğrulanmış bir tıbbi teşhis olarak sunar.
  3. İddiayı uzmanlara atfederken hâlâ belirsiz olarak işaretler.
Cevabı göster

İddiayı uzmanlara atfederken hâlâ belirsiz olarak işaretler.

If an assassin's bullet does not do him in, Öbek fiiller

7:23

Eğer bir suikastçının mermisi onun sonunu getirmezse,

his lavish life of excess probably will.

7:25

aşırıya kaçan lüks hayatı muhtemelen getirecektir.

Öbek fiiller

Gayriresmî öbek fiil do him in

Bu cümlede do him in, onu öldürmek veya ölümüne neden olmak anlamına gelir. Bu, günlük ve gayriresmî bir öbek fiildir; sıradan do fiilinden sonra onun için yapılan bir şey gelmesi değildir. İkinci bölümdeki his lavish life of excess probably will ifadesinde tekrar edecek do him in sözleri düşürülmüştür. Okuyucu bunları zihninde tamamlar: yaşam tarzı muhtemelen onun ölümüne neden olacaktır. Böylece aynı fiil öbeği tekrarlanmaz.

Alıştırma

Cümlede do him in ne anlama geliyor?

  1. Onu içeri getirmek
  2. Onu öldürmek veya ölümüne neden olmak
  3. Onun için bir iş yapmak
Cevabı göster

Onu öldürmek veya ölümüne neden olmak

So, how long do you think Kim Jong-un Dilbilgisi

7:28

Peki, sizce Kim Jong-un ne kadar süre daha

will be the dictator of North Korea?

7:30

Kuzey Kore'nin diktatörü olacak?

Dilbilgisi

how long do you think ... will ...? yapısındaki sözcük sırası

Baştaki how long ifadesi süreyi sorarken do you think dinleyicinin değerlendirmesini ekler. how long anlam bakımından Kim Jong-un hakkındaki tahmine bağlı olsa da İngilizcede tüm sorunun başına yerleştirilir. Soru devrikliği yalnızca dış cümlede gerçekleşir: do you think. Ardından gelen cümlecik düz cümle sırasını korur: Kim Jong-un + will + be; will + Kim Jong-un + be olmaz. Yeniden kullanılabilir kalıp How long do you think + özne + will + fiilin yalın hâli veya tümleç? şeklindedir.

Alıştırma

Görüş sorusunu tamamlamak için Maya / will / be sözcüklerinin her birini tam bir kez kullanın: How long do you think ____ the manager?

Cevabı göster

Maya will be

Let us know in the comments.

7:32

Yorumlarda bize bildirin.

Also,

7:33

Ayrıca,

be sure to check out our other video

7:33

diğer videomuzu izlemeyi de unutmayın,

called What Do North Koreans Think of Americans?

7:35

adı: Kuzey Koreliler Amerikalılar Hakkında Ne Düşünüyor?

Thanks for watching,

7:38

İzlediğiniz için teşekkürler,

and as always,

7:39

ve her zamanki gibi,

don't forget to like, share, and subscribe.

7:39

beğenmeyi, paylaşmayı ve abone olmayı unutmayın.

See you next time.

7:42

Bir dahaki sefere görüşmek üzere.