Akıncılar! | Pilates Topu | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Bluey’nin bu sahnesinde çocuklar, dövme işiyle uğraşan bir yetişkini tekrar tekrar işinden uzaklaştırıp teslimat sandalyesi ve Raiders oynamaya ikna eder. Hayalî paket teslimatı, son bir oyun daha oynama ve bu oyunun ne kadar süreceği üzerine yapılan bir pazarlığa dönüşür. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. gets me every time. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Buradaki get fiilinin gerçek anlamıyla “yakalamak” olmadığını; konuşanın, çocuğun yalvaran yüzüne her defasında dayanamayıp yumuşadığını kabul ettiğini anlayın. Bir bakış, şaka, şarkı veya taktik sürekli aynı duygusal tepkiyi doğurduğunda bu konuşma kalıbını tanıyıp kullanabilirsiniz. 2. get these two packages delivered. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir işin yapılmasını ayarlamayı veya tamamlanmasını sağlamayı anlatan, sonuca odaklı get + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını öğrenin. Bu yapı sayesinde bir arabayı tamir ettirmekten, bir işi bitirtmekten ya da bir ürünü göndertmekten doğal biçimde söz edebilirsiniz. 3. Not too quick, though. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Cümle sonundaki though sözcüğünün, kısa bir oyuna razı olunduktan sonra nazik bir karşı koşul eklediğine dikkat edin. Böylece bir öneriyi kabul ederken zıt bir şartı veya hafif bir itirazı sert görünmeden belirtebilirsiniz.
Bu derste
Which tattoo should I get?: bilinen seçenekler arasından öneri istemek
Bilinen veya sınırlı sayıdaki seçenekler arasından seçim yaparken birinden öneri almak için Which + isim + should I get? kalıbını kullanın. Buradaki should bir zorunluluk belirtmez; öneri istemeye yarar. Bu cümlede get, başka birinden bir şey teslim almak değil, kendiniz için bir şeyi seçmek veya edinmek anlamına gelir. Soru, konuşanın hangi dövme tasarımını seçmesi gerektiğini sorar.
Alıştırma
Üç kamera arasından seçim yapıyorsunuz. Soruyu tamamlamak için camera sözcüğünü hedef kalıpta kullanın: ____ for my trip?
Cevabı göster
Which camera should I get
I really think you should: içten ve güçlü bir öneride bulunmak
I really think you should + fiilin yalın hâli, öneriyi konuşanın güçlü biçimde inandığı kişisel bir görüş olarak sunar. I think bunu doğrudan bir emir yerine görüş olarak çerçevelerken really konuşanın kararlılığını artırır. Buradaki should bir eylemi önerir; resmî bir zorunluluk oluşturmaz. Yarım kalan cümlede get sözcüğünden sonra önerilen seçenek gelecektir.
Alıştırma
İçten ve oldukça güçlü bir kişisel öneride bulunmak istiyorsunuz. Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: ____ talk to your teacher first.
Cevabı göster
I really think you should
Can we play ...?: birini birlikte oynamaya davet etmek
Can we play + oyun adı? birini oyuna katılmaya davet etmenin veya birlikte oynamaya izin olup olmadığını sormanın doğal bir yoludur. Burada we hem konuşanı hem de hitap edilen kişiyi kapsar; bu nedenle can yalnızca fiziksel beceriyi değil, izin veya anlaşmayı sorar. Bir oyun adı, play chess veya play tag örneklerinde olduğu gibi doğrudan play fiilinden sonra gelebilir. Delivery chair çocukların kendi oyunlarına verdikleri addır ve bu yapıda diğer oyun adları gibi kullanılır.
Alıştırma
Dersin kalıbını kullanarak daveti tamamlayın: ____ hide-and-seek after lunch?
Cevabı göster
Can we play
please face: eğlenceli biçimde oluşturulmuş geçici bir isim öbeği
Bu cümlede please face, birinin karşısındaki kişiye evet dedirtmek için takındığı yalvaran veya ikna etmeye çalışan yüz ifadesidir. Please, yüzün amacını ya da verdiği mesajı belirtirken face ana isimdir. Bu, yerleşik bir deyim değildir. İngilizcede bilinen bir sözcük, eğlenceli ve geçici bir ad oluşturmak için bir ismin önüne getirilebilir; iki sözcük arasındaki ilişkiyi anlamaya bağlam yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede please face ne anlama geliyor?
- Please diyen kişiye çevrilmiş bir yüz
- Birini kabul etmeye ikna etmek için kullanılan yalvaran bir yüz ifadesi
- Kibar bir yüz ifadesinin resmî adı
Cevabı göster
Birini kabul etmeye ikna etmek için kullanılan yalvaran bir yüz ifadesi
That "please" face gets me every time. Deyimler
0:36O "lütfen" bakışı beni her seferinde kandırıyor.
gets me every time: tekrar tekrar aynı tepki
Burada gets me, “beni güçlü biçimde etkiliyor” ya da “tepki vermeme neden oluyor” demektir. “Lütfen” diyen yüz ifadesi konuşanı yumuşatıp razı eder; get burada birini fiziksel olarak yakalamayı anlatmaz. Every time aynı tepkinin tekrar tekrar gerçekleştiğini gösterir. Başka bağlamlarda X gets me every time, X’in konuşanı her zaman güldürdüğü, duygulandırdığı ya da kandırdığı anlamına gelebilir; kesin tepkiyi bağlam gösterir.
Alıştırma
“Bende her zaman aynı duygusal etkiyi yaratır” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: That song ____.
Cevabı göster
gets me every time
Now I need to get these two packages delivered. Dilbilgisi
0:38Şimdi bu iki paketi teslim etmem lazım.
get these two packages delivered: get + nesne + geçmiş zaman ortacı
Get + nesne + geçmiş zaman ortacı, bir şeyin tamamlanmış duruma gelmesini sağlamak, ayarlamak veya bundan emin olmak anlamına gelir. get these two packages delivered ifadesinde these two packages nesnedir ve delivered sonucu gösterir: Paketler varış noktasına ulaşır. Bu yapı eylemi tam olarak kimin yaptığını söylemez. Konuşan kişi bunu kendisi yapabilir veya başka birine yaptırabilir; odak, paketleri elde etmek değil, istenen sonuca ulaşmaktır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için get, my bike ve repaired ifadelerini doğru sıraya koyun: I need to ____ before Saturday.
Cevabı göster
get my bike repaired
But first: sırayı daha erken bir adıma çevirmek
But first, konuşanın ana planı kısa süreliğine durdurup daha önce yapılması gereken bir işi eklediğini gösterir. Bu cümlede eşyaların teslim edilmeden önce damgalanması gerekir. Buradaki but güçlü bir karşı çıkış ifade etmez. Eylemlerin sırasını değiştirir: asıl eylem yapılacaktır, ancak önce başka bir adım tamamlanmalıdır.
Alıştırma
Gerekli olan daha erken bir adımı tanıtan iki kelimelik geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: We can start the game. ____, we need to explain the rules.
Cevabı göster
But first
Okay, now I need to deliver these to -- Kalıp ifadeler
0:48Tamam, şimdi bunları şuraya teslim etmem gerek --
Let's see: düşünürken kullanılan bir ifade
Burada let's see, düşünmek için zaman kazandıran bir konuşma ifadesidir. Konuşan kişi cevap vermeden önce olası varış yerlerini değerlendirir; bu nedenle ifade, kelimesi kelimesine birlikte bir şeye bakma daveti değil, bir düşüneyim anlamındadır. Bu kullanım konuşmanın akışını sürdürür ve cevabın birazdan geleceğini gösterir.
Alıştırma
B'nin düşündüğünü gösteren bu dersteki konuşma ifadesiyle cevabı tamamlayın. A: Which route should we take? B: ____... The river path is shorter.
Cevabı göster
Let's see
deliver these to: bir şeyi bir hedefe teslim etmek
Deliver yaygın olarak deliver + bir şey + to + bir kişi veya yer yapısıyla kullanılır. These teslim edilen şeyleri, to ise hedefi veya alıcıyı belirtir. Konuşan kişi hedefi seçerken to sözcüğünden sonra duraklar ve ardından Mogadishu der. Bu tereddüt, deliver these to Mogadishu yapısının dil bilgisini değiştirmez.
Alıştırma
deliver + nesne + to + alıcı yapısını tamamlayın: Please ____ the documents ____ Ms Chen by noon.
Cevabı göster
deliver · to
Mogadishu (Mogadişu): Somali'nin başkenti
Mogadishu özel bir yer adıdır ve Somali'nin başkentidir. Bu replikte hayalî bir teslimat noktası olarak seçilmiştir. Onu sıradan bir İngilizce sözcük veya kişi adı olarak değil, bir yer adı olarak anlayın.
Alıştırma
Bu replikte Mogadishu nedir?
- bir tür teslimat aracı
- Somali'nin başkenti
- bir kişinin adı
Cevabı göster
Somali'nin başkenti
marked fragile: “kırılabilir” olarak işaretlenmiş
“Marked fragile”, eşyanın üzerinde kırılabilir olduğunu ve dikkatli taşınması gerektiğini belirten bir etiket veya başka bir uyarı bulunduğu anlamına gelir. Burada marked, “etiketlenmiş” ya da “işaretlenmiş” demektir; “puan verilmiş” anlamına gelmez. Bu replik, konuşmada kısaltılmış bir parçadır. Tam cümle “It's marked fragile.” olabilir. İngilizcede bir eşyanın üzerindeki uyarıyı belirtmek için sık sık be marked + sıfat veya etiket sözcüğü kullanılır. Örneğin: “The file is marked confidential.”
Alıştırma
Dersin ifadesiyle taşıma bağlamındaki cümleyi tamamlayın: This crate is ____, so please handle it carefully.
Cevabı göster
marked fragile
I better be careful: günlük konuşmada kısalan I'd better
Çok samimi konuşmada “I better be careful”, “I'd better be careful” ifadesinin kısalmış biçimi olarak kullanılır. Şu anda dikkatli davranmanın mantıklı veya gerekli olduğu anlamına gelir. Tam yapı had better + fiilin yalın hâlidir: “I'd better be careful.” Buradaki better bir karşılaştırma anlatmaz. Had better, eylem yapılmazsa muhtemelen bir sorun çıkacağını sık sık ima eder.
Alıştırma
Cümleyi had better yapısının standart kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: The floor is wet, so ____ walk slowly.
Cevabı göster
I'd better
I've got to + fiilin yalın hâli: konuşma dilinde gereklilik
I've got to, I have got to yapısının kısaltılmış biçimidir. Burada konuşan kişi için bir şeyin gerekli olduğunu anlatır; yani kişi işe dönmesi gerektiğini söylüyor. Have got to bir bütün olarak çalışır; got burada almak anlamına gelmez. Yapı özne + have/has got to + fiilin yalın hâli şeklindedir: I've got to go; She's got to wait. Genellikle şimdiki zamandaki veya yakın gelecekteki bir gerekliliği ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi belirtilen konuşma kalıbı I've got to ile tamamlayın: ____ leave now, or I'll miss the last train.
Cevabı göster
I've got to
get back to work: bir etkinliğe yeniden dönmek
Get back to work, bir aradan, dikkat dağınıklığından veya kesintiden sonra çalışmaya devam etmek anlamına gelir. Back, fiziksel olarak geriye doğru hareketi değil, önceki etkinliğe dönüşü gösterir. Yeniden kullanılabilen yapı get back to + isim veya -ing biçimidir: get back to the project; get back to studying. Buradaki to bir edattır, bu yüzden ardından gelen fiil -ing biçimini alır.
Alıştırma
Cümleyi get back to ve study fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The break is over. It's time to ____.
Cevabı göster
get back to studying
come on: birini fikrini değiştirmeye yöneltmek
Bu cümlede come on, konuşanın etkinliğin bitmesinden hoşnut olmadığını ve karşı tarafı kararını yeniden düşünmeye çağırdığını gösteren samimi bir yakarıştır. “Lütfen ama” ya da “Henüz bırakmayalım” anlamına yakındır; karşı tarafa yaklaşmasını söyleyen gerçek anlamlı bir talimat değildir. İfadenin işlevi bağlama ve ses tonuna göre değişir. Başka durumlarda come on birini cesaretlendirebilir, acele ettirebilir veya inanmazlık gösterebilir; burada ise oyunun sürmesi için yapılan hafif bir itirazdır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “Let's stop playing now.” diyor. Siz de “Oh, come on.” diye karşılık veriyorsunuz. Büyük olasılıkla ne yapıyorsunuz?
- Arkadaşı kararını yeniden düşünmeye çağırmak
- Kararı kibarca kabul etmek
- Arkadaşa yaklaşmasını söylemek
Cevabı göster
Arkadaşı kararını yeniden düşünmeye çağırmak
Can we just quickly play ...?: isteği küçük ve kısa göstermek
Can we just quickly play ...? birlikte bir etkinlik yapmak için kullanılan bir istektir. Just bunu yalnızca küçük bir şeymiş gibi, quickly ise çok az zaman alacakmış gibi gösterir; böylece isteği kabul etmek daha kolaymış gibi gelir. Bu sözcükler isteğin gerçek boyutunu değil, algılanan boyutunu küçültür. Burada karşı taraf durmaya hazır olsa da oyuna devam etme isteğini yumuşatırlar.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak Can we + just + quickly kalıbıyla tamamlayın: ____ check the list before we leave?
Cevabı göster
Can we just quickly
that game where ...: Bir Oyunu İçinde Olanlarla Belirtmek
that game where ... yapısında where, oyunda ne olduğunu anlatarak oyunu belirleyen bir yan cümleyi başlatır. Burada where’den sonraki hareketler kuralları veya sahneyi açıklar; böylece oyunun adı söylenmese bile dinleyen kişi hangi oyundan söz edildiğini anlayabilir. Gündelik İngilizcede where yalnızca fiziksel bir yere değil, bir duruma veya etkinliğe de gönderme yapabilir. Ardından gelen yan cümle orada ne olduğunu anlattığında bu yapı situation, story ve part gibi sözcüklerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak soruyu tamamlayın: Do you remember ____ everyone has to whisper?
Cevabı göster
that game where
jump out of the way: Hareket Yolundan Hızla Sıçrayarak Çekilmek
Jump out of the way, hareket eden bir kişinin veya nesnenin yolundan hızla sıçrayarak çekilmek ve onun size çarpmadan geçmesini sağlamak demektir. Buradaki way, bir “yöntem” değil, bir şeyin hareket ettiği rota veya alandır. Out of the way yeniden kullanılabilen bölümdür. Fiil, kişinin nasıl çekildiğini gösterir: move out of the way genel bir harekettir, step out of the way bir veya birkaç adımla çekilmeyi anlatır, jump out of the way ise ani bir sıçramayı vurgular.
Alıştırma
Bir bisiklet aniden size doğru döndü. Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: I had to ____ before it hit me.
Cevabı göster
jump out of the way
you mean ...? ile karşındaki kişinin ne demek istediğini doğrulama
You mean ...?, karşındaki kişiyi doğru anlayıp anlamadığını kontrol etmek için kullanılır. Onaylatmak istediğin adı, ayrıntıyı veya yeniden ifadeyi mean’den sonra getirirsin. Burada mean, “kastetmek” veya “atıfta bulunmak” anlamındaki fiildir; “kötü, kaba” anlamındaki mean sıfatı değildir. Kısa You mean ...? sorusu, Do you mean ...? yapısının konuşma dilindeki biçimidir.
Alıştırma
Bir iş arkadaşın “The deadline is the day after Thursday.” diyor. Kısa doğrulama sorusunu tamamlamak için bu dersteki iki kelimelik kalıbı aynen kullan: ____ Friday?
Cevabı göster
You mean
Maybe a quick game. ile temkinli ve sınırlı onay
Maybe a quick game., Maybe we can play a quick game. cümlesinin konuşma dilindeki eksiltili biçimidir. Burada maybe, kesin bir evet demek yerine etkinliği bir olasılık olarak sunar. Bu bağlamda konuşan kişi biraz geri adım atar: quick, öneriyi kısa bir oyunla sınırlar; maybe ise onayı temkinli tutar. Bu kalıp, küçük ve sınırlı bir öneriyi yumuşatabilir.
Alıştırma
Önce hayır diyen biri daha sonra “Maybe a quick game.” diye cevap veriyor. Bu cevap büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Kısa bir süre oynamayı temkinli biçimde kabul eder.
- Daha önceki bir oyunda ne olduğunu tahmin etmeye çalışır.
- Bütün öğleden sonra oynayacağına kesin olarak söz verir.
Cevabı göster
Kısa bir süre oynamayı temkinli biçimde kabul eder.
Cümle sonundaki though: Not too quick, though.
Burada though cümlenin sonunda hafif bir karşıtlık veya çekince ekler. Konuşan kişi bir şeyin hızlı olması fikrini genel olarak kabul eder, ardından çok hızlı olmaması gerektiği sınırını koyar. Cümle sonundaki though çoğu zaman sonradan eklenen ve however ya da but anlamı veren bir yorum gibi çalışır. Tam bir yan cümle başlatmak yerine kısa bir ifadenin ardından gelse bile sözü önceki bağlama bağlar.
Alıştırma
Hızlı bir etkinliği kabul ettikten sonra konuşan kişi cümle sonundaki though ile ne ekliyor?
- Hafif bir sınır ekler: çok hızlı olmamalıdır.
- Etkinliği tamamen iptal eder.
- Etkinliğin mümkün olduğunca hızlı olması gerektiğinde ısrar eder.
Cevabı göster
Hafif bir sınır ekler: çok hızlı olmamalıdır.
want you to play: want + kişi + to do
want + kişi + to + fiilin yalın hâli yapısı, öznenin başka bir kişinin bir şey yapmasını istediğini belirtir. want you to play ifadesinde play eylemini yapan kişi you olur. Fiilin yalın hâlinden önce to kullanmak zorunludur: want you to play denir, want you play denmez. Bu yapı bağlama ve ses tonuna göre bir istek, beklenti veya doğrudan rica ifade edebilir.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak want + Sam + to + bring yapısıyla tamamlayın: I ____ the snacks tomorrow.
Cevabı göster
want Sam to bring
for this long: bağlamda gösterilen süre
For + bir zaman süresi, bir eylemin ne kadar devam ettiğini gösterir. for this long ifadesinde this long, konuşanın bir hareket, zamanlayıcı veya ortak bağlamla gösterdiği süreyi anlatır. Burada long, bir nesnenin fiziksel uzunluğunu değil, süreyi anlatır. Süre tam olarak biliniyorsa aynı kalıpta for five minutes gibi kesin bir süre kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki, “gösterilen süre boyunca” anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: Zamanlayıcı önerilen süreyi gösteriyor. “Let's practise ____.”
Cevabı göster
for this long
fair enough: makul bir görüşü kabul etmek
Fair enough, başka birinin gerekçesini, koşulunu veya görüşünü makul bulup kabul eden bir konuşma yanıtıdır. Bu cümlede konuşan kişi koşulu kabul eder ve itiraz etmeyi bırakır. İfade biraz çekince taşıyabilir: konuşan kişi hevesli veya tamamen ikna olmuş olmayabilir, ancak karşı tarafın konumunun makul olduğunu kabul eder. Burada fair, bir oyundaki adaletle ilgili değil, “makul” anlamındadır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız hasta olduğu için bugün gelemeyeceğini açıklıyor. Açıklamasını makul bulup kabul ediyorsunuz. En doğal yanıt hangisidir?
- Fair enough.
- I didn't hear you.
- That sounds unfair.
Cevabı göster
Fair enough.
You ready?: Are you ready? içindeki are fiilinin gündelik dilde düşürülmesi
You ready? ifadesinde konuşan kişi, tam soru olan Are you ready? içindeki are fiilini atar. Anlam değişmez: karşıdaki kişinin başlamaya veya harekete geçmeye hazır olup olmadığını sorar. Bu, konuşma diline özgü bir eksiltidir. Bağlam ve soru tonlaması, düşürülen fiilin kolayca anlaşılmasını sağlar; bu durum, İngilizcede be fiilinin genel olarak atılabileceği anlamına gelmez.
Alıştırma
You ready...? kalıbını kullanarak gündelik konuşma sorusunu tamamlayın: ____ to start?
Cevabı göster
You ready
game over: bir oyunun veya turun bittiğini bildiren ifade
Game over, bir oyunun veya turun bittiğini bildiren kalıplaşmış bir ifadedir. Tam cümle olan The game is over. yerine bir bitiş işareti gibi tek başına kullanılabilir. Burada sürmekte olan oyun etkinliğini sona erdirir. Gerçek oyunların dışında game over, bir planın, fırsatın veya durumun artık devam edemeyeceğini ya da kurtarılamayacağını da anlatabilir. Bu mecaz kullanım genellikle tarafsız değil, vurguludur.
Alıştırma
Bir sunucunun bu turun bittiğini duyurması gerekiyor. En doğrudan seçenek hangisidir?
- Your turn.
- Let's begin.
- Game over.
Cevabı göster
Game over.