Bu Yamyam Çift 30 Kişiyi Mi Yedi?: İngilizce çalışma notları

The Infographics Show

Öğrenme zorluğu
1.355 kelime 212 kel/dk

Video özeti: Anlatı, 30 kişiye kadar insanı öldürüp yemekle suçlanan Rus bir çifti; bulunan telefondan geri çekilen itiraflara, tartışmalı kanıtlara ve o sırada sonuçlanmamış soruşturmaya kadar izliyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. “resorted to eating each other” kalıplaşmış ifade ve eşdizim olarak çaresizlikte seçilen aşırı bir son çareyi anlatır. 2. “be taken at their word.” deyim ve mecazlı ifade olarak bir sözü doğrulamadan gerçek kabul etmeyi anlatır; tanıklık, vaat ve geri çekilen ifadeleri tartışmaya yarar. 3. “Fast forward to August 2018,” söylem, hikâye anlatımı ve retorikte zamanı ileri alan bir işarettir; uzun bir süreci aradaki her olayı anlatmadan özetler.

Bu derste

Today we're adding to Russia's serial killer hall of infamy. Deyimler

0:00

Bugün, Rusya'nın seri katiller şöhretler müzesine bir yenisini daha ekliyoruz.

Deyimler

Hall of fame ifadesinin alaycı uyarlaması hall of infamy

“Hall of infamy”, “hall of fame” ifadesinin alaycı biçimde değiştirilmiş hâlidir. Hall of fame, başarılarıyla takdir edilen kişileri onurlandırır; fame yerine infamy kullanılması, kötü şöhretli veya utanç verici eylemleriyle hatırlanan kişilerden oluşan hayalî bir topluluk yaratır. Burada gerçek bir kurumun adı verilmez; seri katiller hakkında olumsuz bir değerlendirme yapılır. Bu kalıp, bir kişi ya da şeyi belirli bir kategorinin en kötü şöhretli örnekleri arasına yerleştirmek için de uyarlanabilir.

Alıştırma

“The data breach earned the company a place in the hall of infamy.” cümlesinde “hall of infamy” neyi ifade eder?

  1. Olağanüstü başarıları onurlandıran resmî bir müze
  2. Ünlü sanatçılara yönelik özel bir kulüp
  3. Kötü şöhretli eylemleriyle hatırlanan mecazi bir topluluk
Cevabı göster

Kötü şöhretli eylemleriyle hatırlanan mecazi bir topluluk

But this episode is somewhat different

0:03

Ancak bu bölüm biraz farklı

as it's a very recent case.

0:05

çünkü çok yakın tarihli bir vaka.

While we've featured Russia before in this murky series

0:06

Daha önce bu karanlık serimizde Rusya'ya yer vermiş

with the story of the Chessboard Killer,

0:10

Satranç Tahtası Katili'nin hikayesini anlatmış

we've also talked about Russian cannibalism in our episode Cannibal Island.

0:12

ayrıca Yamyam Adası bölümümüzde Rus yamyamlığından da bahsetmiştik.

But those people on the latter island of death

0:15

Ancak o son bahsettiğimiz ölüm adasındaki insanlar

resorted to eating each other out of sheer starvation Kalıp ifadeler

0:18

sırf açlıktan

and desperation.

0:20

ve çaresizlikten birbirlerini yemeye başvurmuşlardı.

Kalıp ifadeler

İstenmeyen bir son seçenek için resort to + -ing

resort to + -ing yapısında resort, “daha iyi seçenekler başarısız olduğu veya mevcut olmadığı için bir yönteme başvurmak” anlamında bir fiildir. Yapı genellikle eylemi isteksizce yapılan, aşırı veya başka bir bakımdan istenmeyen bir seçim olarak sunar. resorted to eating each other ifadesinde eating, to sonrasında gelen ulaç biçimidir; buradaki to mastar işareti değil, edattır. Yapı resort to violence örneğinde olduğu gibi bir isim de alabilir.

Alıştırma

Cümleyi “istenmeyen bir son seçeneğe başvurdu” anlamındaki kalıpla tamamlayın: After every repair attempt failed, the technicians ____ replacing the entire unit.

Cevabı göster

resorted to

Kalıp ifadeler

out of sheer starvation and desperation: sırf açlık ve çaresizlik yüzünden

out of + isim yapısında out of, bir eylemi harekete geçiren nedeni veya kişinin yaşadığı durumu belirtir. Burada starvation ve desperation eş görevli iki isimdir; dolayısıyla ikisi de insanların neden böyle davrandığını açıklar. out of, bir yerden dışarı çıkma anlamına gelmez. Sheer, eş görevli iki nedenin tamamını güçlendirir: eylem yalnızca aşırı açlık ve çaresizlik yüzünden gerçekleşmiştir. Bu anlatım, davranışı bir tercihten çok ezici koşulların yönlendirdiği bir sonuç olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede out of, bir eylemin içsel güdüsünü belirtmek için en doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. She apologized out of the heavy traffic.
  2. She apologized out of genuine regret.
  3. She apologized out of Monday morning.
Cevabı göster

She apologized out of genuine regret.

While the couple in this video

0:21

Oysa bu videodaki çiftin

could be said to be the strangest Dilbilgisi

0:23

şimdiye kadar konuştuğumuz en tuhaf

and most sadistic people we've ever talked about.

0:25

ve en sadist insanlar olduğu söylenebilir.

Dilbilgisi

could be said to be: olduğu söylenebilir

could be said to be + betimleme yapısında konuşan kişi, bir değerlendirmeyi doğrudan ileri sürmek yerine makul birinin söyleyebileceği bir şey olarak sunar. Could ihtiyat katar; be said edilgendir ve değerlendirmeyi yapan kişiyi genel ya da belirsiz bırakır; to be ise değerlendirmeyi özneye bağlar. Burada bu yapı, anlatıcının güçlü nitelemelerini yumuşatır. Çiftin yeteneğiyle ilgili değildir ve resmî bir bulguyu bildirmez.

Alıştırma

Cümleyi, “onu böyle tanımlamak makuldür ama kesin değildir” anlamındaki beş sözcüklü edilgen ihtiyat ifadesiyle tamamlayın: Her proposal ____ the most practical option.

Cevabı göster

could be said to be

Without further ado, Kalıp ifadeler

0:28

Lafı daha fazla uzatmadan,

Kalıp ifadeler

Başlangıca geçiş ifadesi olarak “Without further ado”

“Without further ado”, “daha fazla gecikme ya da giriş olmadan” anlamına gelen kalıplaşmış bir geçiş ifadesidir. Sunucu veya konuşmacı, giriş bölümünü bitirip doğrudan ana etkinliğe geçmek için bunu kullanır. Burada ado belirli bir eylemi adlandırmaz. Sözcüğün eski bir “telaş veya gereksiz gecikme” anlamı vardır ve günümüzde çoğunlukla bu kalıpta görülür.

Alıştırma

Sunucunun geçiş cümlesini kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: “We’ve finished the introductions. ____, let’s welcome our first speaker.”

Cevabı göster

Without further ado

welcome to this episode of The Infographics Show,

0:29

The Infographics Show'un bu bölümüne hoş geldiniz:

Russia's horrific cannibal couple.

0:31

Rusya'nın korkunç yamyam çifti.

Let's get right down to it. Öbek fiiller

0:33

Hemen konuya girelim.

Öbek fiiller

Ciddi bir işe hemen başlamak için “get right down to it”

“Get down to something”, bir görev veya konuyla ciddi biçimde ilgilenmeye başlamak anlamına gelir. “Get right down to it” ifadesindeki right, anlamı güçlendirir: daha fazla ön konuşma yapmadan hemen ve doğrudan başlamak. it zamiri, bağlamdan zaten belli olan bir göreve veya konuya gönderme yapar. Buradaki down kalıplaşmış fiil ifadesinin bir parçasıdır; fiziksel bir aşağı hareketi anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle grubun hazırlığı bırakıp bilinen göreve hemen başlaması gerektiğini en iyi ifade eder?

  1. Let's put it off until tomorrow.
  2. Let's go over the plan one more time.
  3. Let's get right down to it.
Cevabı göster

Let's get right down to it.

On September 26th, 2017,

0:35

26 Eylül 2017'de,

Time Magazine ran a headline that went, Kelime

0:37

Time Dergisi şu manşeti attı:

Kelime

run a headline: bir manşeti yayımlamak veya kullanmak

Haber ve medya bağlamında run a headline, “bir manşeti yayımlamak, basmak, göstermek veya kullanmak” anlamına gelir. Bu yan cümlede yayımlayan kuruluş Time Magazine, geçmiş zamanlı fiil ran ve fiilin nesnesi a headline’dır. Run burada fiziksel hareketi veya manşeti yönetmeyi anlatmaz. Ardından gelen that went sözleri manşetin tam ifadesini tanıtır. Daha genel olarak bir medya kuruluşu bir manşeti, haberi, fotoğrafı veya reklamı kamuya sunduğunda run a headline, story, photograph veya advertisement diyebilir.

Alıştırma

“Time Magazine ran a headline” cümlesinde ran a headline ne anlama gelir?

  1. Bir manşeti kuruluş gibi yönetti.
  2. Bir manşet yayımladı veya kullandı.
  3. Bir manşeti hızlı hareket ettirdi.
Cevabı göster

Bir manşet yayımladı veya kullandı.

"A Russian cannibal couple may have eaten up to 30 people," Kalıp ifadeler

0:39

"Rus bir yamyam çift 30 kişiyi yemiş olabilir,"

Kalıp ifadeler

up to 30: maksimum belirtmek

Up to 30, 30 sayısını üst sınır olarak belirler. Gerçek sayı daha düşük olabilir ve bu ifade sayının tam olarak 30 ya da en az 30 olduğunu söylemez. Burada may have eaten, olayın gerçekleşip gerçekleşmediği ve kaç kişinin yenmiş olabileceği konusunda belirsizlik eklerken up to 30 tavanı belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp up to + sayı, miktar, yaş, süre veya başka bir sınır türüdür.

Alıştırma

500’ü maksimum olarak belirten bu dersteki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The venue can seat ____ 500 guests.

Cevabı göster

up to

investigators say.

0:43

müfettişler böyle söylüyor.

The accompanying video told us,

0:44

Ekteki video bize şunları anlattı:

"A Russian couple is accused of sedating,

0:45

"Rus bir çift uyuşturmak,

skinning alive,

0:48

canlı canlı derilerini yüzmek

and eating parts of as many as 30 people."

0:49

ve 30'a yakın insanın parçalarını yemekle suçlanıyor."

Over in Russia,

0:52

Rusya'da ise,

RT started a headline with,

0:53

RT şu manşetle habere başladı:

"Selfies with human remains." Kelime

0:54

"İnsan kalıntılarıyla selfieler."

Kelime

Resmî bir isim öbeği olarak human remains

Bu başlık parçasında human remains, ölmüş bir kişinin bedeni veya beden parçaları anlamına gelen çoğul bir isim öbeğidir. Buradaki remains, “olmaya devam etmek” anlamındaki fiil değildir. Bu ifade ölçülü ve resmîdir. Ölen kişinin kimliği ya da bedenin durumu bilinmediğinde, konu hassas olduğunda veya ayrıntılı bir betimleme uygun olmadığında sıkça kullanılır. Bedenin bütün olup olmadığını belirtmeden fiziksel kalıntılara gönderme yapar.

Alıştırma

Bu başlıkta human remains ne anlama geliyor?

  1. İnsan türünün hâlâ var olduğuna dair kanıt
  2. Aynı yerde kalmaya devam eden insanlar
  3. Ölmüş bir kişinin bedeni veya beden parçaları için kullanılan resmî bir isim öbeği
Cevabı göster

Ölmüş bir kişinin bedeni veya beden parçaları için kullanılan resmî bir isim öbeği

But how did the story develop?

0:56

Peki ama hikaye nasıl gelişti?

Who were the couple?

0:57

Bu çift kimdi?

How long were they active,

0:58

Ne kadar süredir faaliyettelerdi,

and what happened to them?

1:00

ve onlara ne oldu?

This all started when a road crew in Russia

1:01

Bütün bunlar Rusya'daki bir yol onarım ekibinin

found a phone on the roadside.

1:04

yol kenarında bir telefon bulmasıyla başladı.

Of course,

1:05

Elbette,

they were a bit nosy

1:06

biraz meraklıydılar

and so decided to look at the gallery.

1:07

ve bu yüzden galeriye bakmaya karar verdiler.

What they found was disturbing

1:09

Buldukları şey en hafif tabirle

to say the least. Deyimler

1:10

rahatsız ediciydi.

Deyimler

To say the least ile hafif söyleyerek güçlendirme

To say the least, bir değerlendirmenin ardından gelerek kasıtlı biçimde hafif söylemeyi belirten bir deyimdir. Konuşmacı disturbing der, ancak gerçeğin bu tek sözcüğün gösterdiğinden çok daha rahatsız edici olduğunu ima eder. Bu nedenle deyim, değerlendirmeyi dolaylı biçimde güçlendirir; birinin daha az konuşması gerektiği anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilir yapı, bir sıfatın veya değerlendirme bildiren bir ifadenin ardından to say the least getirilmesidir.

Alıştırma

Kasıtlı hafif söylemeyi belirten kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The damage was extensive, ____.

Cevabı göster

to say the least

The Washington Post tells us,

1:11

The Washington Post bize şunları anlatıyor:

"Those guys did some swiping

1:13

"O adamlar ekranda biraz kaydırma yaptılar

and discovered photos of a man

1:14

ve bir adamın, ağzında

with different parts of a dismembered human body

1:16

parçalanmış bir insan bedeninin farklı bölümleri varken

in his mouth."

1:19

çekilmiş fotoğraflarını keşfettiler."

They immediately contacted the authorities.

1:20

Derhal yetkililerle temasa geçtiler.

This was September 11th,

1:22

Tarih 11 Eylül

2017.

1:23

2017'ydi.

The man and his wife were Natalia Baksheeva,

1:24

Adam ve karısı Natalia Baksheeva,

42,

1:27

42 yaşında,

and Dmitri Baksheev,

1:28

ve Dmitri Baksheev'di,

35.

1:29

35 yaşında.

They lived at a military academy

1:30

Soçi şehrinden

in the city of Krasnodar,

1:31

yaklaşık 5 saat uzaklıkta olan

which is around 5 hours away

1:33

Krasnodar şehrindeki

from the city of Sochi.

1:34

bir askeri akademide yaşıyorlardı.

Sochi is a medium-sized city

1:36

Soçi, Rusya'nın güneyinde

on the coast of the Black Sea

1:37

Karadeniz kıyısında

in southern Russia.

1:39

orta büyüklükte bir şehirdir.

There are reports that some of the human meat

1:40

Hazırladıkları insan etlerinin bir kısmının

they made may have even been served up Öbek fiiller

1:42

o askeri üsteki insanlara bile

to the people at that military base,

1:44

servis edilmiş olabileceğine dair raporlar var,

Öbek fiiller

served up: insanlara yemek sunmak

Bu cümlede served up, “insanların yemesi için yiyecek olarak sunulmuş” anlamına gelir. Edilgen yapı been served up, verilmiş olabilecek şeye odaklanırken to the people alıcıları belirtir. Serve up burada bir öbek fiildir; up yukarı yönlü bir hareket göstermez. Aynı ifade içerik, eğlence veya bir deneyim “sunmak ya da sağlamak” anlamında da kullanılabilir.

Alıştırma

“İnsanların yemesi için yiyecek sunmak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: At the shelter, volunteers ____ hot soup to the guests.

Cevabı göster

served up

but we'll get around to that later. Öbek fiiller

1:45

ancak buna daha sonra geleceğiz.

Öbek fiiller

get around to that: ertelenmiş bir konuyu sonunda ele almak

Get around to something, ertelenmiş bir şeyle ilgilenmek için sonunda zaman veya fırsat bulmak anlamına gelir. Burada that önceki konuya gönderme yapar; later ise konuşanın bu konuyu şimdilik ertelediğini gösterir. get around to + isim veya -ing biçimi yapısında to bir edattır: get around to the report; get around to answering the email.

Alıştırma

“Ertelenmiş bir şeyle ilgilenmek için sonunda zaman bulmak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: I have not organized the photos yet, but I will ____ it this weekend.

Cevabı göster

get around to

The couple was quick to admit Kalıp ifadeler

1:47

Çift yaptıklarını

what they had done,

1:48

itiraf etmekte gecikmedi,

Kalıp ifadeler

Be quick to admit: hemen kabul edilen bir hata

be quick to + fiilin yalın hâli yapısında quick, birinin ne kadar çabuk ve tereddütsüz tepki verdiğini anlatır. Buradaki was quick to admit, çiftin yaptıklarını erken ve fazla tereddüt etmeden kabul ettiği anlamına gelir; hızlı bir fiziksel hareketi anlatmaz. Bu sıfat ve mastar yapısı, eylemin yüksek hızda yapıldığını söylemek yerine tepkinin kendisini değerlendirir.

Alıştırma

Hedef yapıyı ve admit fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: As soon as Maya noticed her mistake, she was ____ it.

Cevabı göster

quick to admit

although the BBC tells us

1:49

her ne kadar BBC bize

that a body of at least one person

1:50

en az bir kişinin cesedinin

was found at the base where they lived.

1:52

yaşadıkları üste bulunduğunu söylese de.

The couple told the cops

1:54

Çift, polislere

they had killed as many as 30 folks.

1:55

30'a yakın insanı öldürdüklerini söyledi.

The BBC writes in the second paragraph,

1:57

BBC ikinci paragrafta şöyle yazıyor:

"Police confirmed a number of food and meat items

1:59

"Polis, evlerinde bulunan bazı yiyecek

discovered at their home

2:02

ve et ürününün

were now being tested for human DNA." Dilbilgisi

2:03

şu anda insan DNA'sı için test edildiğini doğruladı."

Dilbilgisi

Were now being tested: geçmişte sürmekte olan edilgen yapı

Were now being tested, geçmişte devam eden edilgen bir yapıdır: were geçmiş zamanı, being eylemin devam ettiğini gösterir; tested ise geçmiş zaman ortacıdır. Yiyecek ve et ürünleri eylemden etkilenir. Polis veya laboratuvar çalışanları odak noktası olmadığı için eylemi yapan kişiler olarak belirtilmez. Buradaki now, izleyicinin içinde bulunduğu ana değil, polis açıklamasının yapıldığı zamana bağlıdır. Testler o sırada sürüyordu; dolayısıyla ifade testlerin tamamlandığını veya insan DNA'sı bulunduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi test fiilinin geçmişte devam eden edilgen biçimiyle tamamlayın: At the time of the report, the water samples ____ for contamination, and no results were available yet.

Cevabı göster

were being tested

Then below that,

2:05

Sonra onun hemen altında:

"Caution,

2:06

"Dikkat,

contains graphic content." Kelime

2:06

rahatsız edici içerik barındırır."

Kelime

Medya uyarısında graphic content

Bir içerik uyarısında graphic content; özellikle şiddet, yaralanma, ölüm veya cinsel eylemler gibi rahatsız edici ayrıntıları çok açık biçimde gösteren materyal anlamına gelir. Burada izleyiciyi rahatsız edebilecek olay fotoğraflarına hazırlamak için kullanılmıştır. Bu kullanımda graphic, “grafiklerden oluşan” anlamına gelmez. Temel fikir, ayrıntıların açık ve sarsıcı olabilmesidir.

Alıştırma

Bir haber sitesi ağır yaralanmaların yakın çekim fotoğraflarını göstermeden önce okuyucuları uyarıyor. Uyarıya en uygun etiket hangisidir?

  1. general visual content
  2. graphic content
  3. content with graphics
Cevabı göster

graphic content

It said a dismembered body

2:08

Apartman dairelerinde

was found at their apartment,

2:09

parçalanmış bir ceset bulunduğu belirtiliyordu,

which in pictures and videos

2:11

ki fotoğraflarda ve videolarda

is about as messy as an apartment could get. Dilbilgisi

2:12

bir apartman dairesi ancak bu kadar dağınık olabilirdi.

Dilbilgisi

Sınıra yakın derece için about as ... as ... could get

as + sıfat + as X could get yapısı, bir şeyi X'in belirttiği sınıf veya durum için sıfat ölçeğinin üst sınırına yerleştirir. Burada as messy as an apartment could get, bir daire için hayal edilebilecek en yüksek dağınıklık düzeyine yakın olmak demektir; could get gelecekteki bir değişimi değil, bu üst sınırı tanımlar. About iddiayı yumuşatır. Konuşan kişi kesin bir mutlak maksimuma ulaşıldığını savunmadan, sınıra yakın ve canlı bir değerlendirme yapar.

Alıştırma

Sınıra yakın bir derece anlatmak için cümleyi about as ... as ... could get yapısıyla tamamlayın: The delay was ____ frustrating ____ an airport delay could get.

Cevabı göster

about as · as

What's worse, Anlatım akışı

2:14

Daha da kötüsü,

of course,

2:15

elbette,

is what else was found there,

2:15

orada başka nelerin bulunduğu idi,

Anlatım akışı

Olumsuz bilgiyi ağırlaştıran bir söylem belirteci olarak What's worse

What's worse, dinleyiciye sıradaki noktanın az önce belirtilenden daha olumsuz veya daha ciddi olduğunu bildiren bir söylem belirtecidir. Burada anlatımı zaten kötü olan bir durumdan daha rahatsız edici bir bulguya taşır. İfade what is ile başlasa da virgül ve ardından gelen yan cümle, bir yanıt istenmediğini gösterir. Olumsuz bilgileri ciddiyetlerine göre sıralamak ve dinleyiciyi daha ağır noktaya yönlendirmek için kullanılır.

Alıştırma

İkinci ve daha ciddi sorunu tanıtacak en uygun belirteci seçin: The road was icy. _____, the streetlights were not working.

  1. In other words
  2. For example
  3. What's worse
Cevabı göster

What's worse

including a photo that was widely published

2:17

bir kavanozun içinde salamura edilmiş gibi görünen

of what looks like human remains

2:19

insan kalıntılarının

that had been pickled inside a jar.

2:20

geniş çapta yayınlanan bir fotoğrafı da dahil olmak üzere.

Some remains had not been subjected to pickling. Kalıp ifadeler

2:22

Bazı kalıntılar salamura işlemine tabi tutulmamıştı.

Kalıp ifadeler

Dayatılan işlem veya koşullar için been subjected to

Been subjected to, has, have veya had sonrasında tamamlanmış zamanın edilgen yapısını oluşturur. Temel kalıp subject someone or something to something şeklindedir; edilgen yapıda işlemden etkilenen kişi veya şey, be subjected to + süreç, işlem, test, koşul ya da zararlı etki biçiminde ifade edilir. Bu cümlede kalıntılar salamura işleminden geçirilmemiştir. Edilgen yapı, işlemi yapan kişi veya güçten çok işlemi alan şeye odaklanır. İnsanlar için kullanıldığında genellikle çok az seçim veya kontrol hakkı olduğunu düşündürür; malzemeler ya da numuneler içinse dışarıdan uygulanan bir işlemi tarafsız biçimde anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi subject fiilinin edilgen biçimi ve gerektirdiği edatla tamamlayın: During testing, the samples were ____ intense heat for two hours.

Cevabı göster

subjected to

The Investigative Committee of Krasnodar Territory

2:24

Krasnodar Bölgesi Soruşturma Komitesi

were quick to issue a statement saying,

2:27

hızlıca bir açıklama yaparak şöyle dedi:

"Food fragments and frozen meat pieces

2:29

"Mutfakta menşei bilinmeyen

of unknown origin were seized in the kitchen." Kalıp ifadeler

2:31

yiyecek parçaları ve donmuş et parçaları ele geçirildi."

Kalıp ifadeler

“of unknown origin”: belirlenemeyen bir kaynağı resmî olarak bildirmek

“of unknown origin” ifadesinde of edatı, yiyecek ve et parçalarını açıklayan sonradan gelen bir niteleme öbeği başlatır. Bu, araştırmacıların bunların nereden geldiğini belirleyememiş olduğu anlamına gelir. Bu ifade kanıt bakımından tarafsızdır: unknown yalnızca bir bilgi eksikliğini bildirir. Tek başına nesnelerin yasa dışı, insana ait, kirlenmiş veya bilerek gizlenmiş olduğunu göstermez.

Alıştırma

“Belirlenmiş bir kökeni olmayan” anlamındaki üç kelimelik tam ifadeyi kullanın: The laboratory classified the sample as ____.

Cevabı göster

of unknown origin

It said the couple lured folks

2:33

Çiftin, arkadaşlık sitelerinde buldukları insanları

to their place after finding them

2:34

evlerine

on dating sites.

2:36

kandırdığı belirtiliyordu.

If you look at the couple,

2:37

Çifte bakarsanız,

the man is lean and fairly muscular,

2:38

adam zayıf ve oldukça kaslı,

and older photos show him looking

2:40

ve daha eski fotoğrafları onun

like a man not to be messed with. Deyimler

2:41

bulaşılmaması gereken bir adam gibi göründüğünü gösteriyor.

Deyimler

“not to be messed with”: birini kışkırtmamaya yönelik uyarı

Burada “not to be messed with”, bir kişiyi ürkütücü, güçlü veya kendisine meydan okunduğunda sert karşılık verebilecek biri olarak tanımlar. Eski fotoğraflar anlatıcıda ona meydan okumanın veya onu hafife almanın akıllıca olmayacağı izlenimini uyandırır. someone or something is not to be + geçmiş zaman ortacı biçimindeki edilgen yapı, güçlü bir tavsiye veya uyarı sunar. mess with ile kullanıldığında deyimsel bir anlam taşır: yalnızca biriyle şakalaşmak değil, kışkırtmak, meydan okumak, rahatsız etmek veya hafife almak demektir.

Alıştırma

“The new captain is not to be messed with” cümlesindeki “not to be messed with” ne anlama gelir?

  1. Kaptan kışkırtılmamalı veya hafife alınmamalıdır.
  2. Kaptanın yanında hiç kimsenin şaka yapmasına izin verilmez.
  3. Kaptan liderlik edemeyecek kadar düzensizdir.
Cevabı göster

Kaptan kışkırtılmamalı veya hafife alınmamalıdır.

One photo of Dmitri shows a mean-looking guy

2:43

Dmitri'nin bir fotoğrafı, güçlü kollarıyla

with strong arms holding a hammer Kültür

2:45

bir çekiç

and a sickle,

2:47

ve orak tutan, kötü görünümlü bir adamı gösteriyor,

a kind of real-life rendition

2:48

Sovyet bayrağının

of the Soviet flag.

2:49

gerçek hayattaki bir nevi canlandırması gibi.

Kültür

Sovyet amblemi olarak hammer and a sickle

Çekiç ve orak, Sovyetler Birliği ve komünizmle ilişkilendirilen, yaygın biçimde bilinen bir amblemdir. Geleneksel olarak çekiç sanayi işçilerini, orak ise tarım işçilerini temsil eder. Burada adamın iki aleti birden tutması, görüntünün bu ambleme benzemesini sağlar. Bunun “gerçek hayattaki bir canlandırma” olarak adlandırılması görsel bir benzetmedir; fotoğrafın resmî bir Sovyet görüntüsü olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Çekiç ve orak betimlemesi esas olarak neyi ima ediyor?

  1. Fotoğraf, Sovyet hükümetine ait resmî bir görüntüdür.
  2. Adam iki aletle bir Sovyet bayrağını tamir ediyor.
  3. Bu poz, Sovyetlerin çekiç ve orak amblemine görsel olarak benziyor.
Cevabı göster

Bu poz, Sovyetlerin çekiç ve orak amblemine görsel olarak benziyor.

The wife,

2:51

Karısı,

certainly in her younger years,

2:51

kesinlikle gençlik yıllarında,

would definitely attract a lot of men.

2:53

şüphesiz pek çok erkeğin ilgisini çekerdi.

One of the couple's friends was later interviewed,

2:54

Çiftin arkadaşlarından biri daha sonra röportaj yaptı,

and she said,

2:56

ve şöyle dedi:

"If you put them side by side,

2:57

"Eğer onları yan yana koyarsanız,

they look like the Beauty and the Beast." Kültür

2:59

Güzel ve Çirkin'e benziyorlar."

Kültür

görsel bir benzetme olarak the Beauty and the Beast

Beauty and the Beast, güzel bir genç kadın ile korkutucu görünümlü bir canavarın etrafında gelişen, çok tanınmış bir masalın adıdır. İki kişinin “look like Beauty and the Beast” olduğunu söylemek, bu karakterleri kullanarak aralarındaki belirgin görünüş farkını kısa yoldan anlatır. Burada konuşan kişi şakacı bir görsel benzetme yapıyor; bu kişilerin hikâyeyi canlandırdığını veya gerçekten o karakterler olduğunu söylemiyor.

Alıştırma

Arkadaşı, iki kişinin Beauty and the Beast gibi göründüğünü söylerken ne demek istiyor?

  1. İki kişinin dış görünüşü arasında masaldaki ikiliyi hatırlatan belirgin bir karşıtlık var.
  2. Beauty and the Beast yapımının oyuncuları oldukları kesinleşmiş.
  3. Her iki kişi de eşit derecede güzel olarak betimleniyor.
Cevabı göster

İki kişinin dış görünüşü arasında masaldaki ikiliyi hatırlatan belirgin bir karşıtlık var.

It's thought they had been killing Dilbilgisi

3:00

Yaklaşık yirmi yıldır

for around two decades.

3:01

cinayet işledikleri düşünülüyor.

Dilbilgisi

It's thought (that) ...: öznesi belirtilmeyen aktarım yapısı

It's thought (that) ... düşünce aktarmaya yarayan öznesiz bir edilgen yapıdır. İnsanların veya kimliği belirtilmeyen kaynakların sonraki cümlede söylenene genel olarak inandığını ifade eder. Altyazıda isteğe bağlı that kullanılmamıştır. Bu yapı, iddiayı doğrudan doğrulanmış bir gerçek olarak değil, aktarılan bir inanç olarak sunar. It biçimsel öznedir; bir nesneyi göstermez ve düşünen taraf değildir.

Alıştırma

"It's thought the tunnel was built centuries ago" cümlesinde It's thought neyi belirtir?

  1. Belirtilmeyen bir grup veya kaynak genel olarak buna inanıyor.
  2. İddia doğrudan kanıtlanmıştır.
  3. it sözcüğü tüneli gösteriyor ve düşünen tüneldir.
Cevabı göster

Belirtilmeyen bir grup veya kaynak genel olarak buna inanıyor.

The BBC writes,

3:02

BBC şöyle yazıyor:

"One photograph is dated December 28th,

3:03

"Bir fotoğraf 28 Aralık

1999,

3:06

1999 tarihli

and appears to show a human head

3:07

ve meyvelerle dolu bir servis tabağında

on a serving plate with fruit."

3:08

bir insan kafasını gösteriyor gibi görünüyor."

Apparently,

3:10

Görünüşe göre,

that was served for Christmas dinner.

3:11

bu, Noel yemeği için servis edilmiş.

The couple,

3:12

Çiftin,

it's reported,

3:12

bildirildiğine göre,

used the tranquilizer Corvalol

3:13

kurbanlarını uyuşturmak için

to sedate their victims.

3:15

Corvalol adlı sakinleştiriciyi kullandığı söyleniyor.

Then the victims would be killed,

3:16

Sonra kurbanlar öldürülüyor,

and the couple would go to work Öbek fiiller

3:18

ve çift

on their body parts.

3:19

kurbanların vücut parçaları üzerinde çalışmaya başlıyordu.

Öbek fiiller

go to work on: bir şey üzerinde ciddi biçimde çalışmaya başlamak

Go to work on + nesne, o nesne üzerinde etkin ve amaçlı biçimde çalışmaya başlamak demektir. on edatından sonraki nesne; ele alınan, onarılan, geliştirilen veya çözülen şeydir. İfade, iş yerine gitmek anlamına gelmez. Bu sahnede, işle ilgili sıradan bir ifade vücut parçalarına yapılanları anlatır. Bilerek kullanılan bu soğukkanlı anlatım, eylemi soğuk ve rahatsız edici gösterir.

Alıştırma

Cümleyi go to work on ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: After lunch, the editors ____ the final chapter.

Cevabı göster

went to work on

This, at least,

3:20

En azından,

is what investigators believe they did.

3:21

müfettişlerin onların bunu yaptığına inandığı şey bu.

The story is not all that clear. Dilbilgisi

3:22

Hikaye o kadar da net değil.

Dilbilgisi

not all that clear: o kadar da net değil

Bu cümlede not all that clear, “özellikle net değil” veya “beklenenden daha az net” anlamına gelir. All that, reddedilen derecenin gücünü artırır; belirli bir şeyi temsil etmez. not all that + sıfat kalıbı, ölçülü bir olumsuz değerlendirme yapar. Söz konusu niteliğin bir dereceye kadar bulunduğunu kabul ederken yararlı ya da beklenen düzeye ulaşmadığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “beklenenden daha az net” anlamına gelen konuşma kalıbıyla tamamlayın: The instructions cover the basics, but the final step is ____.

Cevabı göster

not all that clear

One of the couple's neighbors told the press

3:24

Çiftin komşularından biri basına

that she had not noticed anything unusual

3:26

onlar hakkında alışılmadık hiçbir şey

about them,

3:28

fark etmediğini,

only that Natalia had started drinking more heavily

3:29

sadece Natalia'nın sağlık çalışanı olarak işini kaybettikten sonra

after she lost her job as a medical worker.

3:31

daha fazla içmeye başladığını söyledi.

She said Dmitri was a construction worker.

3:33

Dmitri'nin bir inşaat işçisi olduğunu söyledi.

As we said,

3:35

Dediğimiz gibi,

the couple admitted to their crimes quickly,

3:36

çift suçlarını çabucak itiraf etti,

but still serial killers can't

3:38

ama yine de seri katillerin

always be taken at their word. Deyimler

3:39

her zaman sözüne güvenilemez.

Deyimler

be taken at their word: sözüne doğrudan güvenilmek

Take someone at their word, daha fazla kanıt istemeden bir kişinin söylediklerini doğru veya samimi kabul etmek anlamına gelir. Vurgulanan bölüm edilgen yapıdadır: someone is taken at their word. Burada can't always, her ifadenin yanlış olduğu anlamına gelmez. Bu kişilerin her seferinde otomatik olarak inanılacak kadar güvenilir olmadığını belirtir. Word, tek bir sözcüğe değil, onların beyanına veya güvencesine karşılık gelir.

Alıştırma

Cümleyi “başka kanıt olmadan inanılmak” anlamındaki ifadenin edilgen biçimiyle tamamlayın: Witnesses can be mistaken, so they should not automatically ____.

Cevabı göster

be taken at their word

Investigations did reveal

3:41

Soruşturmalar,

that the number 30 could well have been real Dilbilgisi

3:42

polisin dairelerinin etrafında en az 19 parça

Dilbilgisi

could well have been: güçlü ama belirsiz bir geçmiş olasılık

could well have been ifadesinde could have been, geçmişteki bir olasılığı değerlendirir. Could'dan sonra well gelmesi konuşmacının olasılık değerlendirmesini güçlendirir: kanıtlar bu ihtimalin oldukça makul olduğunu gösterir. Yine de yapı belirsizlik bildirir. Cümle 30 sayısının kesinlikle gerçek olduğunu ileri sürmez; bunu güçlü bir ihtimal olarak sunarken gerçeğin henüz doğrulanmadığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “büyük olasılıkla öyleydi” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Given the matching records, the earlier date ____ correct.

Cevabı göster

could well have been

as the police found at least 19

3:45

yüzülmüş deri bulması nedeniyle

bits of flayed skin around their apartment.

3:46

30 sayısının pekâlâ gerçek olabileceğini ortaya çıkardı.

Police also found disturbing photos,

3:48

Polis ayrıca rahatsız edici fotoğraflar da buldu,

one of which shows the decapitated head

3:51

bunlardan biri, bir adamın kesik başını gösteriyor;

of a man with his hand

3:52

adamın kendi eli

stuffed into his mouth.

3:54

ağzına tıkılmış.

The police also found a homemade video titled,

3:55

Polis ayrıca

"Video Lessons for Cannibals."

3:57

"Yamyamlar için Video Dersleri" başlıklı ev yapımı bir video da buldu.

But this information was all in the initial reports,

3:59

Ancak bu bilgilerin hepsi ilk raporlardaydı,

and then the media went quiet. Deyimler

4:02

ve ardından medya sessizliğe gömüldü.

Deyimler

the media went quiet: haberler azalıp kayboldu

Burada the media, haberleri topluca sunan bir kaynak olarak ele alınır ve went quiet bir değişimi anlatır: medya kuruluşları konuyu haber yaptıktan sonra büyük ölçüde ona ilgi göstermeyi bırakmıştır. İfade mecazidir ve bilinçli olarak geneldir. Haberlerin belirgin biçimde azalması anlamına gelir; her medya kuruluşunun tamamen sessiz kaldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“After several headlines, the media went quiet,” cümlesinde went quiet en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Bütün gazeteciler bir daha asla konuşmamaya karar verdi.
  2. Medya kuruluşları daha alçak sesle haber sunmaya başladı.
  3. Haberlerin sayısı belirgin biçimde azaldı veya haberler durdu.
Cevabı göster

Haberlerin sayısı belirgin biçimde azaldı veya haberler durdu.

This is surprising,

4:03

Suçların boyutu göz önüne alındığında

given the extent of the crimes. Dilbilgisi

4:04

bu şaşırtıcıdır.

Dilbilgisi

given + isim öbeği: bir yargının dayanağı

Bu cümlede given the extent of the crimes, “suçların boyutu ve ciddiyeti hesaba katıldığında” demektir. Durumun neden şaşırtıcı olduğunu açıklar; given burada bir şeyin birine verilmesini anlatmaz. Given + isim öbeği kalıbı, bir olgu veya koşulu bir yargının dayanağı olarak kısa biçimde sunar. Çoğu zaman considering ... yapısına ya da “belirli bir olgu doğru olduğu için” anlamına karşılık gelir.

Alıştırma

Yargının nedenini sunmak için cümleyi en iyi hangi sözcük tamamlar? The delay was understandable, ___ the severe weather.

  1. given
  2. unless
  3. despite
  4. during
Cevabı göster

given

Little by little, Kalıp ifadeler

4:06

Yavaş yavaş,

other reports did emerge,

4:07

başka raporlar ortaya çıktı,

Kalıp ifadeler

Little by little ile kademeli değişim

Little by little, “yavaş yavaş, küçük miktarlar veya aşamalar hâlinde” demektir. Burada başka haberlerin bir anda değil, zaman içinde yavaşça ortaya çıkmaya başladığını gösterir. İfadenin tamamı zarf görevi görür; iki little ayrı şeyleri nitelemez. Bir süreci, biriken küçük değişiklikler dizisi olarak sunmak için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen ve “yavaş yavaş, küçük aşamalarla” anlamına gelen kalıpla tamamlayın: The shy dog began to trust us ____.

Cevabı göster

little by little

such as stories containing more photos,

4:08

katillerin öpüştüğü ve birbirine sarıldığı anlar da dahil olmak üzere

including the killers kissing and wrapped in an embrace.

4:10

daha fazla fotoğraf içeren hikayeler gibi.

The Russian media talked about the last of the victims,

4:13

Rus medyası kurbanların sonuncusundan bahsetti,

who was a 35-year-old waitress

4:15

Elena Vashrusheva adında

by the name of Elena Vashrusheva.

4:17

35 yaşındaki bir garson.

Apparently,

4:19

Görünüşe göre,

that young woman was murdered in a fit of jealous rage Kalıp ifadeler

4:20

o genç kadın, iddiaya göre Dmitri ile flört ettikten sonra

after she had allegedly flirted with Dmitri. Kelime

4:22

kıskançlık kaynaklı bir öfke krizinde öldürüldü.

Kalıp ifadeler

in a fit of jealous rage: kıskançlığın yol açtığı ani öfke patlaması

In a fit of jealous rage, “kıskançlığın yol açtığı ani ve şiddetli bir öfke patlaması sırasında” demektir. In a fit of kısa süreli ama kişiyi etkisi altına alan bir duygu nöbetini belirtirken jealous, öfkeyi neyin tetiklediğini açıklar. Bu ifade, cinayeti kişinin öfkesini kontrol edemediği sırada işlenen dürtüsel bir eylem olarak sunar. Haberlerde ve anlatılarda in a fit of + duygu kalıbı, ani bir eylem gerçekleşirken kişinin içinde bulunduğu duygusal durumu açıklamak için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “kıskançlığın yol açtığı ani bir öfke patlaması sırasında” anlamındaki altı sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: He tore up the photographs ____.

Cevabı göster

in a fit of jealous rage

Kelime

allegedly: kanıtlanmamış bir iddiayı aktarım olarak işaretlemek

Allegedly, nitelediği önermeyi kesinleşmiş bir gerçek değil, birinin ileri sürdüğü iddia olarak işaretleyen bir tutum zarfıdır. Burada flirted with Dmitri kısmını niteler: flört edildiği bildirilmiş veya iddia edilmiştir, ancak konuşan kişi bunun gerçekleştiğini doğrulamaz. Özellikle suçlamalar veya tartışmalı olaylar aktarılırken yararlıdır. Genel bir olasılık sözcüğünden farklı olarak allegedly, konuşanın iddiayla arasına mesafe koyduğunu gösterir ve ileri sürülenle kanıtlanan arasındaki ayrımı korur.

Alıştırma

Hangi cümle bir suçlamanın doğru olduğunu onaylamadan onu en açık biçimde aktarır?

  1. The director definitely falsified the accounts.
  2. The director allegedly falsified the accounts.
  3. The director apparently falsified the accounts.
Cevabı göster

The director allegedly falsified the accounts.

Some reports said that inside jail,

4:25

Bazı haberlerde hapishanedeyken,

Dmitri had complained about not being able to see his wife,

4:27

Dmitri'nin, çok sevdiği bir insan olan

a person who he dearly loved.

4:30

karısını görememekten şikayet ettiği söyleniyordu.

"It's obvious that he loves his wife

4:31

Dmitri'nin savunmasını yapan bir insan hakları aktivisti,

very much and worries about her,"

4:33

"Açıkçası karısını çok seviyor

said one human rights activist in Dmitri's defense. Kalıp ifadeler

4:34

ve onun için endişeleniyor," dedi.

Kalıp ifadeler

in Dmitri's defense: Dmitri'yi savunmak için

In Dmitri's defense, aktivistin Dmitri'yi desteklemek veya dinleyicilere onu daha az sert yargılamaları için bir neden vermek amacıyla bir şey söylediği anlamına gelir. in + iyelik belirleyicisi veya iyelik biçimindeki ad + defense kalıbı, bir yorumu eleştiriye karşı sunulan bir görüş olarak çerçeveler. Buradaki defense sözlü savunmadır; fiziksel koruma değildir ve konuşan kişi mutlaka avukat olarak hareket etmez.

Alıştırma

"in someone's defense" ifadesini kullanarak ve Maya için her diyerek cümleyi tamamlayın: Everyone blamed Maya for missing the deadline, but ____, the client had changed the requirements overnight.

Cevabı göster

in her defense

It was then reported that the couple had retracted their statements, Kalıp ifadeler

4:37

Daha sonra çiftin ifadelerini geri çektiği

Kalıp ifadeler

retracted their statements: ifadelerini geri çektiler

Retracted their statements, çiftin daha önce yaptığı açıklamaları geri çektiğini ve bu açıklamaların artık geçerli ya da çift tarafından desteklenen sözler olarak sunulmadığını belirten resmî bir kelime birlikteliğidir. To retract a statement, ayrıntı eklemekten veya sözü farklı biçimde açıklamaktan daha güçlüdür; önceki kamusal konumun ya da anlatımın tersine çevrildiğini gösterir.

Alıştırma

Bir şirket, “Önceki iddiamız artık geçerli sayılmamalıdır,” diyor. Bunu resmî İngilizceyle en doğru şekilde bildiren cümle hangisidir?

  1. The company clarified its earlier statement.
  2. The company repeated its earlier statement.
  3. The company retracted its earlier statement.
Cevabı göster

The company retracted its earlier statement.

saying they hadn't killed as many people.

4:40

ve o kadar çok insanı öldürmediklerini söyledikleri bildirildi.

Moreover,

4:42

Dahası,

they denied eating people.

4:43

insan yediklerini inkar ettiler.

The same activist told the press,

4:44

Aynı aktivist basına şöyle konuştu:

"Dmitri has heard that the newspapers have called him and his wife Natalia cannibals.

4:46

"Dmitri, gazetelerin kendisine ve eşi Natalia'ya yamyam dediğini duymuş.

I would not say that he was angry.

4:50

Kızgın olduğunu söyleyemem.

His reaction was more melancholic,

4:51

Tepkisi daha çok melankolikti,

but he fully denies having eaten human meat." Dilbilgisi

4:53

ancak insan eti yediğini tamamen inkar ediyor."

Dilbilgisi

denies having eaten: deny + tamamlanmış gerund

deny fiilinden sonra reddedilen eylemi belirtmek için -ing biçimi kullanılır. Burada denies having eaten, kişinin kendisine atfedilen yeme eyleminin gerçekleşmediğini söylediği anlamına gelir; deny bu anlamda normalde to ile kurulan mastarı almaz. Having eaten, having + past participle yapısındaki tamamlanmış gerund biçimidir. Yeme eylemini daha sonraki inkârdan önce tamamlanmış olarak sunar. denies eating içindeki basit gerund de geçmiş bir eyleme gönderme yapabilir, ancak tamamlanmış biçim zaman sırasını daha açık gösterir.

Alıştırma

Cümleyi open fiilinin tamamlanmış gerund biçimiyle tamamlayın: At the interview, Maya denied ____ the confidential file before the meeting.

Cevabı göster

having opened

Hmm.

4:55

Hmm.

So, what about that head on a platter

4:56

Peki ya bir tabaktaki o kafa

and the human remains around the house?

4:57

ve evin etrafındaki insan kalıntıları ne olacak?

RT reports that Dmitri had told a story to police

4:59

RT, Dmitri'nin polise anlattığı bir hikayeye göre

wherein he had found a dismembered body in a forest.

5:02

ormanda parçalanmış bir ceset bulduğunu raporluyor.

Of course,

5:05

Elbette,

instead of telling authorities,

5:05

yetkililere haber vermek yerine,

he did the normal thing and took it home. Ton ve niyet

5:07

normal olanı(!) yapıp onu eve götürdü.

Ton ve niyet

did the normal thing: sözlü ironi

Anlatıcı, bir cesedi eve götürmeyi “normal olan” diye nitelendiriyor; oysa beklenen tepki yetkililere haber vermek olurdu. Olumlu normal thing ifadesiyle rahatsız edici eylem arasındaki çatışma sözlü ironiye işaret eder: konuşan kişi, sözcüklerin taşıdığı övgünün tersini kasteder. Bu ironi, açıklamayla alay eder ve açıklamanın güvenilirliğini şüpheli hâle getirir. Olumlu bir değerlendirme olgularla açıkça çatıştığında, konuşanın tutumunu anlamak için yalnızca sıfatın gerçek anlamına değil, daha geniş bağlama bakın.

Alıştırma

Anlatıcı, onun “did the normal thing” yaptığını ve cesedi eve götürdüğünü söylerken ne ima ediyor?

  1. Cesedi eve götürmek açıkça mantıklı ve sıradan bir tepkiydi.
  2. Eylem açıkça anormaldi ve onu normal diye adlandırmak açıklamayla alay ediyor.
  3. Yetkililer ona cesedi eve götürmesi talimatını vermişti.
Cevabı göster

Eylem açıkça anormaldi ve onu normal diye adlandırmak açıklamayla alay ediyor.

He then photographed himself with the head

5:09

Sonra kafayla

and also holding a bunch of other body parts

5:10

ve ayrıca bir sürü başka vücut parçasını tutarak

and putting some parts in his mouth.

5:13

ve bazı parçaları ağzına koyarak kendi fotoğrafını çekti.

That's how these photos ended up in the hands of workmen

5:14

İşte Dmitri'nin o telefonu muhtemelen kaybetmesinden sonra

after Dmitri had presumably lost that phone.

5:17

bu fotoğraflar işçilerin eline böyle geçti.

Later,

5:19

Daha sonra,

more reports said that a man who went by the name of Angel, Öbek fiiller

5:20

başka raporlar Angel adında,

Öbek fiiller

went by the name of: birinin gerçekten kullandığı ad

went by the name of Angel ifadesinde went, go fiilinin geçmiş zaman biçimidir. İfade, onun insanların kendisini tanıdığı veya hitap ederken kullandığı ad olarak Angel'ı kullandığını belirtir; Angel'ın yasal adı olduğunu kanıtlamaz. Kalıp go by (the name of) + name şeklindedir. Resmî belgelerde yer alabilecek addan çok, gerçekten kullanılan ada odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi go by the name of ifadesinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: At work, Daniel ____ Lee.

Cevabı göster

goes by the name of

a handsome hunk by all accounts, Kalıp ifadeler

5:23

her haliyle yakışıklı ve kaslı bir adamın da,

Kalıp ifadeler

by all accounts: geniş görüş birliğini aktarmak

By all accounts, tüm cümleye dayanak sağlayan ve “mevcut kaynakların tümünün veya neredeyse tümünün söylediğine göre” anlamına gelen bir ifadedir. Burada handsome hunk betimlemesini konuşanın doğrudan gözlemine değil, yaygın biçimde paylaşılan anlatımlara dayanan bir değerlendirme olarak sunar. Anlatımların birbiriyle uyuştuğunu belirtir, ancak iddianın doğru olduğunu kanıtlamaz. Genellikle bir ifadenin başında veya sonunda yer alır ve giriş ifadesi olarak kullanıldığında ardından virgül gelir.

Alıştırma

Cümleyi by all accounts ile tamamlayın: ____, the new coach is patient and fair.

Cevabı göster

By all accounts

had been part of the gruesome murders.

5:25

bu korkunç cinayetlerin bir parçası olduğunu söyledi.

It said he was the lure for lonely women

5:26

Arkadaşlık sitelerinde gezinen

looking at dating websites.

5:29

yalnız kadınlar için tuzak olanın o olduğu söylendi.

He denied this,

5:30

Bunu inkar etti,

and it seems he was never charged. Kelime

5:31

ve görünüşe göre hiçbir zaman suçlanmadı.

Kelime

was never charged ifadesinin hukuki edilgen kullanımı

Bu hukuki bağlamda was charged, charge fiilinin edilgen biçimidir ve “yetkili makamlar tarafından bir suç işlemekle resmen itham edildi” anlamına gelir. Never, bu resmî usul adımının gerçekleşmediğini belirtir. Bu, kişinin yargılanıp suçsuz bulunduğu anlamına gelmez. Bir kişi sorgulanmış veya soruşturulmuş olsa bile hakkında resmî suçlama yapılmayabilir.

Alıştırma

Bir haberde “He was questioned, but he was never charged.” deniyor. Bu cümlenin desteklediği sonuç hangisidir?

  1. Hiç kimse onu soruşturmadı veya sorgulamadı.
  2. Yetkili makamlar onu bir suçla resmen itham etmedi.
  3. Bir ücret ödemesi gerekmedi.
  4. Bir mahkeme onu yargıladı ve suçsuz buldu.
Cevabı göster

Yetkili makamlar onu bir suçla resmen itham etmedi.

Fast forward to August 2018, Anlatım akışı

5:33

Ağustos 2018'e hızlıca ilerlersek,

Anlatım akışı

Anlatı işareti Fast forward to August 2018

Fast forward to + bir zaman, dinleyiciye hikâyenin aradaki olayları atlayıp doğrudan daha sonraki bir noktaya geçtiğini bildirir. Burada zaman çizelgesi doğrudan Ağustos 2018’e ilerler. Bu ifade, video kontrol etme talimatı değil, anlatıyı düzenleyen bir işarettir. İfadenin ardından konuşmacı hikâyenin bir sonraki önemli aşamasına başlar.

Alıştırma

Cümleyi burada öğrenilen anlatı işaretiyle tamamlayın: “____ 2030, and the city finally opens the new rail line.”

Cevabı göster

Fast forward to

and Britain's popular tabloid newspaper,

5:34

İngiltere'nin popüler tabloid gazetesi

The Daily Mail,

5:36

The Daily Mail,

reported that psychiatrists had declared that Natalia was sane.

5:37

psikiyatristlerin Natalia'nın akıl sağlığının yerinde olduğunu açıkladığını bildirdi.

That wasn't too long before we wrote this,

5:41

Bu biz bunu yazmadan çok da uzun zaman önce değildi,

and the Mail reports that the investigation is ongoing. Kalıp ifadeler

5:43

ve Mail soruşturmanın devam ettiğini bildiriyor.

Kalıp ifadeler

Bitmemiş bir soruşturma için “investigation is ongoing”

Bu haber üslubundaki cümlede “the investigation is ongoing”, soruşturmanın hâlâ sürdüğü ve bitmediği anlamına gelir. Soruşturmacıların hangi sonuca varacağını söylemeden yalnızca mevcut durumu bildirir. “a process is ongoing” kalıbında ongoing, be fiilinden sonra sıfat olarak kullanılır. Belirli bir süre devam eden bir soruşturma, görüşme, müzakere ya da proje için kullanılabilir.

Alıştırma

Resmî bir güncellemede “The investigation is ongoing” ne anlama gelir?

  1. Soruşturma hâlâ devam ediyor ve bitmedi.
  2. Soruşturma başlamak için bekliyor.
  3. Soruşturma başarıyla tamamlandı.
Cevabı göster

Soruşturma hâlâ devam ediyor ve bitmedi.

Russian authorities have said they are still collecting evidence,

5:46

Rus yetkililer hala delil topladıklarını söylediler,

and as yet, Kalıp ifadeler

5:49

ve henüz,

they are not willing to say

5:49

çiftin toplu katiller olduğunu

that the couple were mass murderers

5:51

veya kurbanlarını yediklerini söylemeye

or even that they ate their victims.

5:52

istekli değiller.

Kalıp ifadeler

“Şu ana kadar” anlamındaki “as yet”

Burada “as yet”, “şu ana kadar” anlamına gelir. Şimdi bu iddiaları dile getirmeye istekli olmadıklarını gösterirken tutumlarının daha sonra değişebileceği ihtimalini açık bırakır. “As yet” zaman bildiren bir zarf ifadesidir. Bir yan cümlenin başında kullanıldığında, “As yet, no decision has been made.” örneğinde olduğu gibi genellikle ardından virgül gelir. Olumsuz ifadelerde veya çözüme kavuşmamış durumlarda sık görülür.

Alıştırma

Resmî güncellemeyi as ile başlayan ve “şu ana kadar” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: ____, no final decision has been announced.

Cevabı göster

As yet

That was the latest report we could find.

5:54

Bulabildiğimiz en son rapor buydu.

So,

5:56

Yani,

we have a phone with pictures of a dismembered body Anlatım akışı

5:57

elimizde Dmitri ile çekilmiş selfielerde başrolü oynayan

starring in selfies with Dmitri.

5:59

parçalanmış bir cesedin fotoğraflarının olduğu bir telefon var.

We have a confession of around 30 murders

6:01

Yaklaşık 30 cinayetin itirafı

and then a retraction.

6:03

ve ardından gelen bir geri çekme var.

We have pickled body parts

6:04

Salamura edilmiş vücut parçaları

and 19 bits of human skin.

6:06

ve 19 parça insan derisi var.

We have the dead body of a woman

6:07

Bir kadının cesedi

and a head on a platter

6:09

ve bir sürü portakalla süslenmiş

decorated with lots of oranges.

6:10

bir tabaktaki kafa var.

Anlatım akışı

Birikimli bir kanıt çerçevesi olarak tekrarlanan “We have”

Bu bölümde tekrarlanan “We have” öncelikle sahiplik bildirmez. Her tekrar, değerlendirmeye hazır başka bir unsuru sunar; kabaca “önümüzdeki kanıtlar arasında ... var” anlamına gelir. Bu çerçeve, aktarılan kanıtları sıralar ancak her iddianın doğru olduğunu tek başına doğrulamaz. Ardışık tümcelere aynı sözlerle başlamak, art arda yineleme ve paralel yapı oluşturur. Dağınık ayrıntıları giderek büyüyen bir listeye dönüştürür, argümandaki ortak rollerini netleştirir ve konuşmacının son değerlendirmesine ya da sorusuna doğru ivme yaratır.

Alıştırma

Bu bölümde “We have” ifadesini tekrarlamanın temel etkisi nedir?

  1. Sonraki her unsurun bir öncekine ters düştüğünü gösterir.
  2. Konuşmacının adı geçen her unsurun yasal sahibi olduğunu söyler.
  3. Farklı kanıt parçalarını açık ve birikimli bir liste hâlinde düzenler.
Cevabı göster

Farklı kanıt parçalarını açık ve birikimli bir liste hâlinde düzenler.

But,

6:12

Ancak,

you also have a friend of the couple

6:12

çiftin bir arkadaşı da ortaya çıkıp

coming out and saying Dmitri was an even-minded guy Öbek fiiller

6:13

Dmitri'nin dengeli bir adam olduğunu

and eating people just wasn't his style. Deyimler

6:16

ve insanları yemenin onun tarzı olmadığını söylüyor.

Öbek fiiller

Kamuya açık bir ifade olarak “Coming out and saying”

Burada “coming out and saying”, özellikle daha önce kamuoyu önünde konuşmamışken bir görüşü açıkça ve herkesin önünde ifade etmek anlamına gelir. Arkadaş, Dmitri'nin karakteri hakkında kamuya açık bir açıklama yapıyor ve anlatılan davranışın ona hiç uymayacağını söylüyor. Yeniden kullanılabilir kalıp come out and say + tümcedir; burada “a friend” ifadesinden sonra “coming out and saying” biçiminde yer alır. Bu kullanımda come out, kamuoyu önünde bir tavır alma eylemini vurgular. Bir yerden yürüyerek çıkmayı anlatmaz ve ifadenin bütünü, kişinin cinsel yönelimini açıklaması şeklindeki ayrı anlamı taşımaz.

Alıştırma

Come out and say ifadesinin geçmiş zaman biçimini kullanın: After refusing to comment for months, the actor finally ____ the rumor was untrue.

Cevabı göster

came out and said

Deyimler

Just Wasn't His Style: ona uymayan bir davranış

just wasn't his style ifadesindeki style, kıyafet, zevk veya estetik tarzı değil, kişinin kendine özgü davranış biçimini anlatır. Arkadaş, insan yemenin Dmitri'nin normal karakterine uymadığını ve onun yapması beklenen bir şey olmadığını söylemektedir. Just bu uyumsuzluk hissini güçlendirir. not be someone's style kalıbı, karakter hakkında konuşma diline özgü ve öznel bir değerlendirmedir: Bir eylemin o kişinin yapacağı türden olmadığını düşündürür, ancak gerçekte ne olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

“Ignoring a customer just wasn't Elena's style,” cümlesindeki vurgulanan kalıp ne anlama gelir?

  1. Elena birini nasıl görmezden geleceğini hiç öğrenmemişti.
  2. Bu, Elena'nın alışılmış karakterine veya davranış biçimine uymuyordu.
  3. Elena müşterinin giyim tarzını beğenmiyordu.
Cevabı göster

Bu, Elena'nın alışılmış karakterine veya davranış biçimine uymuyordu.

She added that it could be like him to find Dilbilgisi

6:18

Ölü bir beden bulup

a dead body and take some pictures

6:21

onun çeşitli parçalarıyla biraz fotoğraf çekinmenin

with its various parts.

6:22

tam ona göre bir şey olabileceğini ekledi.

Dilbilgisi

It Could Be Like Him To...: karakter hakkında ihtimalli bir değerlendirme

it could be like him to find... ifadesinde it, ardından gelen eylem hakkındaki değerlendirmeyi tanıtan biçimsel bir öznedir. it + be + like + person + to-infinitive kalıbı, söz konusu eylemin kişinin karakteristik olarak yapabileceği bir davranışa uyduğunu belirtir. Could değerlendirmeyi ihtimalli hâle getirir: Arkadaş, davranışın onun karakterine uyabileceğini söylemekte, bunun gerçekten gerçekleştiğini iddia etmemektedir. Buradaki like, “birinin karakterine uygun” anlamındadır; “hoşlanmak” veya fiziksel benzerlik anlamına gelmez.

Alıştırma

Vurgulanan kalıbı ve would kip belirtecini kullanarak cümleyi tamamlayın. Jordan is famous for helping new colleagues, so ____ offer to show Mia around.

Cevabı göster

it would be like him to

Apparently,

6:23

Görünüşe göre,

Dmitri must have been a bit of a joker, Notlar

6:24

çarpık bir mizah anlayışına sahip olsa da,

albeit one with a warped sense of humor. Dilbilgisi

6:26

Dmitri biraz şakacı biri olmalıydı.

Dilbilgisi

must have been: geçmiş hakkında güçlü bir çıkarım

must have been a bit of a joker ifadesindeki must have been, eldeki ipuçlarına dayanarak Dmitri'nin geçmişteki kişiliği hakkında güçlü bir sonuca varıldığını gösterir. Anlatıcı bu sonucu çok olası görür, ancak doğrudan tanık olunan veya bütünüyle doğrulanmış bir gerçek olarak sunmaz. must have + geçmiş zaman ortacı yapısı, daha önceki bir durum ya da olay hakkında şimdi yapılan bir çıkarımı anlatır. Buradaki been, be fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Must burada zorunluluk değil, çıkarım bildirir.

Alıştırma

'The lights are off and no one answers. They must have gone home,' cümlesinde must have gone home ne ifade eder?

  1. Eve gitmelerini zorunlu kılan bir kural
  2. Bir görgü tanığının doğruladığı ifade
  3. Geçmişteki bir eylem hakkında güçlü çıkarım
Cevabı göster

Geçmişteki bir eylem hakkında güçlü çıkarım

Kalıp ifadeler

a bit of a joker: yumuşatılmış bir karakter betimlemesi

a bit of a joker ifadesinde a bit of a + kişi adı, daha yumuşak ve bir ölçüde temkinli bir niteleme yapar: Dmitri, joker olarak tanımlanan birinin bazı özelliklerine sahip görünür. Burada joker, şaka yapmayı veya insanlara oyun oynamayı seven kişi anlamındadır. Bu yapı, bir kişinin küçük bir parçası anlamına gelmez. Doğrudan he was a joker demeye göre nitelemeye pay bırakır; bu cümlede ardından gelen açıklama, etiketi övgüden çok ironik ve olumsuz hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki yumuşatılmış kişi adı kalıbıyla tamamlayın: Omar enjoys teasing his friends, so he can be ____ sometimes.

Cevabı göster

a bit of a joker

Dilbilgisi

albeit one with a warped sense of humor: kısa bir ödünleme

Albeit bir ödünleme bildirir: önceki ifadeyi sınırlayan ya da niteleyen bir bilgi ekler. Burada Dmitri'nin "biraz şakacı" olduğu söylenir; ancak eklenen ifade, mizahının zararsız değil çarpık olduğunu belirtir. Burada albeit ifadesinden sonra "one with a warped sense of humor" isim öbeği gelir. One, joker sözcüğünün yerini tutar; dolayısıyla bu kısa anlatım, "şakacı biri, ama özellikle mizah anlayışı çarpık olan biri" anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi kısa bir öbek başlatan resmî ödünleme sözcüğüyle tamamlayın: The cabin was warm, ____ slightly cramped.

Cevabı göster

albeit

So,

6:28

Bu yüzden,

we'll turn this over to you now Öbek fiiller

6:29

şimdi sözü size bırakıyoruz

and ask you one question.

6:30

ve size tek bir soru soruyoruz.

Öbek fiiller

turn this over to you: kontrolü veya sorumluluğu devretmek

Turn something over to someone, bir kişiye kontrolü, sorumluluğu veya devam etme hakkını vermek anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki this fiziksel bir nesneyi değil, tartışmayı ve kararı ifade eder: konuşmacılar yönlendirmeyi bırakır ve izleyicileri devralmaya davet eder. Kalıp turn + object + over to + person şeklindedir. Nesne bir toplantı, soru, karar, görev veya sunumun bir bölümü olabilir.

Alıştırma

Toplantıdaki devir cümlesini turn ... over to kalıbıyla tamamlayın: I've finished my update, so I'll ____ Maya now.

Cevabı göster

turn it over to

What do you think happened here?

6:31

Sizce burada ne oldu?

Let us know in the comments.

6:33

Yorumlarda bize bildirin.

Also,

6:34

Ayrıca,

be sure to check out our other video,

6:34

"ABD'nin Fidel Castro'yu Ortadan Kaldırmaya Çalıştığı Çılgın Yollar" adlı

"Insane Ways the US Tried to Take Out Fidel Castro."

6:36

diğer videomuzu da izlemeyi unutmayın.

Thanks for watching,

6:39

İzlediğiniz için teşekkürler,

and as always,

6:40

ve her zaman olduğu gibi,

don't forget to like,

6:41

beğenmeyi,

share,

6:42

paylaşmayı,

and subscribe.

6:42

ve abone olmayı unutmayın.

See you next time.

6:43

Bir dahaki sefere görüşmek üzere.