Bu Yamyam Çift 30 Kişiyi Mi Yedi?: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: Anlatı, 30 kişiye kadar insanı öldürüp yemekle suçlanan Rus bir çifti; bulunan telefondan geri çekilen itiraflara, tartışmalı kanıtlara ve o sırada sonuçlanmamış soruşturmaya kadar izliyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. “resorted to eating each other” kalıplaşmış ifade ve eşdizim olarak çaresizlikte seçilen aşırı bir son çareyi anlatır. 2. “be taken at their word.” deyim ve mecazlı ifade olarak bir sözü doğrulamadan gerçek kabul etmeyi anlatır; tanıklık, vaat ve geri çekilen ifadeleri tartışmaya yarar. 3. “Fast forward to August 2018,” söylem, hikâye anlatımı ve retorikte zamanı ileri alan bir işarettir; uzun bir süreci aradaki her olayı anlatmadan özetler.
Bu derste
Today we're adding to Russia's serial killer hall of infamy. Deyimler
0:00Bugün, Rusya'nın seri katiller şöhretler müzesine bir yenisini daha ekliyoruz.
Hall of fame ifadesinin alaycı uyarlaması hall of infamy
“Hall of infamy”, “hall of fame” ifadesinin alaycı biçimde değiştirilmiş hâlidir. Hall of fame, başarılarıyla takdir edilen kişileri onurlandırır; fame yerine infamy kullanılması, kötü şöhretli veya utanç verici eylemleriyle hatırlanan kişilerden oluşan hayalî bir topluluk yaratır. Burada gerçek bir kurumun adı verilmez; seri katiller hakkında olumsuz bir değerlendirme yapılır. Bu kalıp, bir kişi ya da şeyi belirli bir kategorinin en kötü şöhretli örnekleri arasına yerleştirmek için de uyarlanabilir.
Alıştırma
“The data breach earned the company a place in the hall of infamy.” cümlesinde “hall of infamy” neyi ifade eder?
- Olağanüstü başarıları onurlandıran resmî bir müze
- Ünlü sanatçılara yönelik özel bir kulüp
- Kötü şöhretli eylemleriyle hatırlanan mecazi bir topluluk
Cevabı göster
Kötü şöhretli eylemleriyle hatırlanan mecazi bir topluluk
While we've featured Russia before in this murky series
0:06Daha önce bu karanlık serimizde Rusya'ya yer vermiş
we've also talked about Russian cannibalism in our episode Cannibal Island.
0:12ayrıca Yamyam Adası bölümümüzde Rus yamyamlığından da bahsetmiştik.
But those people on the latter island of death
0:15Ancak o son bahsettiğimiz ölüm adasındaki insanlar
İstenmeyen bir son seçenek için resort to + -ing
resort to + -ing yapısında resort, “daha iyi seçenekler başarısız olduğu veya mevcut olmadığı için bir yönteme başvurmak” anlamında bir fiildir. Yapı genellikle eylemi isteksizce yapılan, aşırı veya başka bir bakımdan istenmeyen bir seçim olarak sunar. resorted to eating each other ifadesinde eating, to sonrasında gelen ulaç biçimidir; buradaki to mastar işareti değil, edattır. Yapı resort to violence örneğinde olduğu gibi bir isim de alabilir.
Alıştırma
Cümleyi “istenmeyen bir son seçeneğe başvurdu” anlamındaki kalıpla tamamlayın: After every repair attempt failed, the technicians ____ replacing the entire unit.
Cevabı göster
resorted to
out of sheer starvation and desperation: sırf açlık ve çaresizlik yüzünden
out of + isim yapısında out of, bir eylemi harekete geçiren nedeni veya kişinin yaşadığı durumu belirtir. Burada starvation ve desperation eş görevli iki isimdir; dolayısıyla ikisi de insanların neden böyle davrandığını açıklar. out of, bir yerden dışarı çıkma anlamına gelmez. Sheer, eş görevli iki nedenin tamamını güçlendirir: eylem yalnızca aşırı açlık ve çaresizlik yüzünden gerçekleşmiştir. Bu anlatım, davranışı bir tercihten çok ezici koşulların yönlendirdiği bir sonuç olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümlede out of, bir eylemin içsel güdüsünü belirtmek için en doğal biçimde kullanılmıştır?
- She apologized out of the heavy traffic.
- She apologized out of genuine regret.
- She apologized out of Monday morning.
Cevabı göster
She apologized out of genuine regret.
could be said to be: olduğu söylenebilir
could be said to be + betimleme yapısında konuşan kişi, bir değerlendirmeyi doğrudan ileri sürmek yerine makul birinin söyleyebileceği bir şey olarak sunar. Could ihtiyat katar; be said edilgendir ve değerlendirmeyi yapan kişiyi genel ya da belirsiz bırakır; to be ise değerlendirmeyi özneye bağlar. Burada bu yapı, anlatıcının güçlü nitelemelerini yumuşatır. Çiftin yeteneğiyle ilgili değildir ve resmî bir bulguyu bildirmez.
Alıştırma
Cümleyi, “onu böyle tanımlamak makuldür ama kesin değildir” anlamındaki beş sözcüklü edilgen ihtiyat ifadesiyle tamamlayın: Her proposal ____ the most practical option.
Cevabı göster
could be said to be
Başlangıca geçiş ifadesi olarak “Without further ado”
“Without further ado”, “daha fazla gecikme ya da giriş olmadan” anlamına gelen kalıplaşmış bir geçiş ifadesidir. Sunucu veya konuşmacı, giriş bölümünü bitirip doğrudan ana etkinliğe geçmek için bunu kullanır. Burada ado belirli bir eylemi adlandırmaz. Sözcüğün eski bir “telaş veya gereksiz gecikme” anlamı vardır ve günümüzde çoğunlukla bu kalıpta görülür.
Alıştırma
Sunucunun geçiş cümlesini kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: “We’ve finished the introductions. ____, let’s welcome our first speaker.”
Cevabı göster
Without further ado
welcome to this episode of The Infographics Show,
0:29The Infographics Show'un bu bölümüne hoş geldiniz:
Ciddi bir işe hemen başlamak için “get right down to it”
“Get down to something”, bir görev veya konuyla ciddi biçimde ilgilenmeye başlamak anlamına gelir. “Get right down to it” ifadesindeki right, anlamı güçlendirir: daha fazla ön konuşma yapmadan hemen ve doğrudan başlamak. it zamiri, bağlamdan zaten belli olan bir göreve veya konuya gönderme yapar. Buradaki down kalıplaşmış fiil ifadesinin bir parçasıdır; fiziksel bir aşağı hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle grubun hazırlığı bırakıp bilinen göreve hemen başlaması gerektiğini en iyi ifade eder?
- Let's put it off until tomorrow.
- Let's go over the plan one more time.
- Let's get right down to it.
Cevabı göster
Let's get right down to it.
run a headline: bir manşeti yayımlamak veya kullanmak
Haber ve medya bağlamında run a headline, “bir manşeti yayımlamak, basmak, göstermek veya kullanmak” anlamına gelir. Bu yan cümlede yayımlayan kuruluş Time Magazine, geçmiş zamanlı fiil ran ve fiilin nesnesi a headline’dır. Run burada fiziksel hareketi veya manşeti yönetmeyi anlatmaz. Ardından gelen that went sözleri manşetin tam ifadesini tanıtır. Daha genel olarak bir medya kuruluşu bir manşeti, haberi, fotoğrafı veya reklamı kamuya sunduğunda run a headline, story, photograph veya advertisement diyebilir.
Alıştırma
“Time Magazine ran a headline” cümlesinde ran a headline ne anlama gelir?
- Bir manşeti kuruluş gibi yönetti.
- Bir manşet yayımladı veya kullandı.
- Bir manşeti hızlı hareket ettirdi.
Cevabı göster
Bir manşet yayımladı veya kullandı.
"A Russian cannibal couple may have eaten up to 30 people," Kalıp ifadeler
0:39"Rus bir yamyam çift 30 kişiyi yemiş olabilir,"
up to 30: maksimum belirtmek
Up to 30, 30 sayısını üst sınır olarak belirler. Gerçek sayı daha düşük olabilir ve bu ifade sayının tam olarak 30 ya da en az 30 olduğunu söylemez. Burada may have eaten, olayın gerçekleşip gerçekleşmediği ve kaç kişinin yenmiş olabileceği konusunda belirsizlik eklerken up to 30 tavanı belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp up to + sayı, miktar, yaş, süre veya başka bir sınır türüdür.
Alıştırma
500’ü maksimum olarak belirten bu dersteki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The venue can seat ____ 500 guests.
Cevabı göster
up to
and eating parts of as many as 30 people."
0:49ve 30'a yakın insanın parçalarını yemekle suçlanıyor."
Resmî bir isim öbeği olarak human remains
Bu başlık parçasında human remains, ölmüş bir kişinin bedeni veya beden parçaları anlamına gelen çoğul bir isim öbeğidir. Buradaki remains, “olmaya devam etmek” anlamındaki fiil değildir. Bu ifade ölçülü ve resmîdir. Ölen kişinin kimliği ya da bedenin durumu bilinmediğinde, konu hassas olduğunda veya ayrıntılı bir betimleme uygun olmadığında sıkça kullanılır. Bedenin bütün olup olmadığını belirtmeden fiziksel kalıntılara gönderme yapar.
Alıştırma
Bu başlıkta human remains ne anlama geliyor?
- İnsan türünün hâlâ var olduğuna dair kanıt
- Aynı yerde kalmaya devam eden insanlar
- Ölmüş bir kişinin bedeni veya beden parçaları için kullanılan resmî bir isim öbeği
Cevabı göster
Ölmüş bir kişinin bedeni veya beden parçaları için kullanılan resmî bir isim öbeği
To say the least ile hafif söyleyerek güçlendirme
To say the least, bir değerlendirmenin ardından gelerek kasıtlı biçimde hafif söylemeyi belirten bir deyimdir. Konuşmacı disturbing der, ancak gerçeğin bu tek sözcüğün gösterdiğinden çok daha rahatsız edici olduğunu ima eder. Bu nedenle deyim, değerlendirmeyi dolaylı biçimde güçlendirir; birinin daha az konuşması gerektiği anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilir yapı, bir sıfatın veya değerlendirme bildiren bir ifadenin ardından to say the least getirilmesidir.
Alıştırma
Kasıtlı hafif söylemeyi belirten kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The damage was extensive, ____.
Cevabı göster
to say the least
with different parts of a dismembered human body
1:16parçalanmış bir insan bedeninin farklı bölümleri varken
served up: insanlara yemek sunmak
Bu cümlede served up, “insanların yemesi için yiyecek olarak sunulmuş” anlamına gelir. Edilgen yapı been served up, verilmiş olabilecek şeye odaklanırken to the people alıcıları belirtir. Serve up burada bir öbek fiildir; up yukarı yönlü bir hareket göstermez. Aynı ifade içerik, eğlence veya bir deneyim “sunmak ya da sağlamak” anlamında da kullanılabilir.
Alıştırma
“İnsanların yemesi için yiyecek sunmak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: At the shelter, volunteers ____ hot soup to the guests.
Cevabı göster
served up
get around to that: ertelenmiş bir konuyu sonunda ele almak
Get around to something, ertelenmiş bir şeyle ilgilenmek için sonunda zaman veya fırsat bulmak anlamına gelir. Burada that önceki konuya gönderme yapar; later ise konuşanın bu konuyu şimdilik ertelediğini gösterir. get around to + isim veya -ing biçimi yapısında to bir edattır: get around to the report; get around to answering the email.
Alıştırma
“Ertelenmiş bir şeyle ilgilenmek için sonunda zaman bulmak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: I have not organized the photos yet, but I will ____ it this weekend.
Cevabı göster
get around to
Be quick to admit: hemen kabul edilen bir hata
be quick to + fiilin yalın hâli yapısında quick, birinin ne kadar çabuk ve tereddütsüz tepki verdiğini anlatır. Buradaki was quick to admit, çiftin yaptıklarını erken ve fazla tereddüt etmeden kabul ettiği anlamına gelir; hızlı bir fiziksel hareketi anlatmaz. Bu sıfat ve mastar yapısı, eylemin yüksek hızda yapıldığını söylemek yerine tepkinin kendisini değerlendirir.
Alıştırma
Hedef yapıyı ve admit fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: As soon as Maya noticed her mistake, she was ____ it.
Cevabı göster
quick to admit
were now being tested for human DNA." Dilbilgisi
2:03şu anda insan DNA'sı için test edildiğini doğruladı."
Were now being tested: geçmişte sürmekte olan edilgen yapı
Were now being tested, geçmişte devam eden edilgen bir yapıdır: were geçmiş zamanı, being eylemin devam ettiğini gösterir; tested ise geçmiş zaman ortacıdır. Yiyecek ve et ürünleri eylemden etkilenir. Polis veya laboratuvar çalışanları odak noktası olmadığı için eylemi yapan kişiler olarak belirtilmez. Buradaki now, izleyicinin içinde bulunduğu ana değil, polis açıklamasının yapıldığı zamana bağlıdır. Testler o sırada sürüyordu; dolayısıyla ifade testlerin tamamlandığını veya insan DNA'sı bulunduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi test fiilinin geçmişte devam eden edilgen biçimiyle tamamlayın: At the time of the report, the water samples ____ for contamination, and no results were available yet.
Cevabı göster
were being tested
Medya uyarısında graphic content
Bir içerik uyarısında graphic content; özellikle şiddet, yaralanma, ölüm veya cinsel eylemler gibi rahatsız edici ayrıntıları çok açık biçimde gösteren materyal anlamına gelir. Burada izleyiciyi rahatsız edebilecek olay fotoğraflarına hazırlamak için kullanılmıştır. Bu kullanımda graphic, “grafiklerden oluşan” anlamına gelmez. Temel fikir, ayrıntıların açık ve sarsıcı olabilmesidir.
Alıştırma
Bir haber sitesi ağır yaralanmaların yakın çekim fotoğraflarını göstermeden önce okuyucuları uyarıyor. Uyarıya en uygun etiket hangisidir?
- general visual content
- graphic content
- content with graphics
Cevabı göster
graphic content
is about as messy as an apartment could get. Dilbilgisi
2:12bir apartman dairesi ancak bu kadar dağınık olabilirdi.
Sınıra yakın derece için about as ... as ... could get
as + sıfat + as X could get yapısı, bir şeyi X'in belirttiği sınıf veya durum için sıfat ölçeğinin üst sınırına yerleştirir. Burada as messy as an apartment could get, bir daire için hayal edilebilecek en yüksek dağınıklık düzeyine yakın olmak demektir; could get gelecekteki bir değişimi değil, bu üst sınırı tanımlar. About iddiayı yumuşatır. Konuşan kişi kesin bir mutlak maksimuma ulaşıldığını savunmadan, sınıra yakın ve canlı bir değerlendirme yapar.
Alıştırma
Sınıra yakın bir derece anlatmak için cümleyi about as ... as ... could get yapısıyla tamamlayın: The delay was ____ frustrating ____ an airport delay could get.
Cevabı göster
about as · as
Olumsuz bilgiyi ağırlaştıran bir söylem belirteci olarak What's worse
What's worse, dinleyiciye sıradaki noktanın az önce belirtilenden daha olumsuz veya daha ciddi olduğunu bildiren bir söylem belirtecidir. Burada anlatımı zaten kötü olan bir durumdan daha rahatsız edici bir bulguya taşır. İfade what is ile başlasa da virgül ve ardından gelen yan cümle, bir yanıt istenmediğini gösterir. Olumsuz bilgileri ciddiyetlerine göre sıralamak ve dinleyiciyi daha ağır noktaya yönlendirmek için kullanılır.
Alıştırma
İkinci ve daha ciddi sorunu tanıtacak en uygun belirteci seçin: The road was icy. _____, the streetlights were not working.
- In other words
- For example
- What's worse
Cevabı göster
What's worse
Some remains had not been subjected to pickling. Kalıp ifadeler
2:22Bazı kalıntılar salamura işlemine tabi tutulmamıştı.
Dayatılan işlem veya koşullar için been subjected to
Been subjected to, has, have veya had sonrasında tamamlanmış zamanın edilgen yapısını oluşturur. Temel kalıp subject someone or something to something şeklindedir; edilgen yapıda işlemden etkilenen kişi veya şey, be subjected to + süreç, işlem, test, koşul ya da zararlı etki biçiminde ifade edilir. Bu cümlede kalıntılar salamura işleminden geçirilmemiştir. Edilgen yapı, işlemi yapan kişi veya güçten çok işlemi alan şeye odaklanır. İnsanlar için kullanıldığında genellikle çok az seçim veya kontrol hakkı olduğunu düşündürür; malzemeler ya da numuneler içinse dışarıdan uygulanan bir işlemi tarafsız biçimde anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi subject fiilinin edilgen biçimi ve gerektirdiği edatla tamamlayın: During testing, the samples were ____ intense heat for two hours.
Cevabı göster
subjected to
of unknown origin were seized in the kitchen." Kalıp ifadeler
2:31yiyecek parçaları ve donmuş et parçaları ele geçirildi."
“of unknown origin”: belirlenemeyen bir kaynağı resmî olarak bildirmek
“of unknown origin” ifadesinde of edatı, yiyecek ve et parçalarını açıklayan sonradan gelen bir niteleme öbeği başlatır. Bu, araştırmacıların bunların nereden geldiğini belirleyememiş olduğu anlamına gelir. Bu ifade kanıt bakımından tarafsızdır: unknown yalnızca bir bilgi eksikliğini bildirir. Tek başına nesnelerin yasa dışı, insana ait, kirlenmiş veya bilerek gizlenmiş olduğunu göstermez.
Alıştırma
“Belirlenmiş bir kökeni olmayan” anlamındaki üç kelimelik tam ifadeyi kullanın: The laboratory classified the sample as ____.
Cevabı göster
of unknown origin
like a man not to be messed with. Deyimler
2:41bulaşılmaması gereken bir adam gibi göründüğünü gösteriyor.
“not to be messed with”: birini kışkırtmamaya yönelik uyarı
Burada “not to be messed with”, bir kişiyi ürkütücü, güçlü veya kendisine meydan okunduğunda sert karşılık verebilecek biri olarak tanımlar. Eski fotoğraflar anlatıcıda ona meydan okumanın veya onu hafife almanın akıllıca olmayacağı izlenimini uyandırır. someone or something is not to be + geçmiş zaman ortacı biçimindeki edilgen yapı, güçlü bir tavsiye veya uyarı sunar. mess with ile kullanıldığında deyimsel bir anlam taşır: yalnızca biriyle şakalaşmak değil, kışkırtmak, meydan okumak, rahatsız etmek veya hafife almak demektir.
Alıştırma
“The new captain is not to be messed with” cümlesindeki “not to be messed with” ne anlama gelir?
- Kaptan kışkırtılmamalı veya hafife alınmamalıdır.
- Kaptanın yanında hiç kimsenin şaka yapmasına izin verilmez.
- Kaptan liderlik edemeyecek kadar düzensizdir.
Cevabı göster
Kaptan kışkırtılmamalı veya hafife alınmamalıdır.
Sovyet amblemi olarak hammer and a sickle
Çekiç ve orak, Sovyetler Birliği ve komünizmle ilişkilendirilen, yaygın biçimde bilinen bir amblemdir. Geleneksel olarak çekiç sanayi işçilerini, orak ise tarım işçilerini temsil eder. Burada adamın iki aleti birden tutması, görüntünün bu ambleme benzemesini sağlar. Bunun “gerçek hayattaki bir canlandırma” olarak adlandırılması görsel bir benzetmedir; fotoğrafın resmî bir Sovyet görüntüsü olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Çekiç ve orak betimlemesi esas olarak neyi ima ediyor?
- Fotoğraf, Sovyet hükümetine ait resmî bir görüntüdür.
- Adam iki aletle bir Sovyet bayrağını tamir ediyor.
- Bu poz, Sovyetlerin çekiç ve orak amblemine görsel olarak benziyor.
Cevabı göster
Bu poz, Sovyetlerin çekiç ve orak amblemine görsel olarak benziyor.
One of the couple's friends was later interviewed,
2:54Çiftin arkadaşlarından biri daha sonra röportaj yaptı,
görsel bir benzetme olarak the Beauty and the Beast
Beauty and the Beast, güzel bir genç kadın ile korkutucu görünümlü bir canavarın etrafında gelişen, çok tanınmış bir masalın adıdır. İki kişinin “look like Beauty and the Beast” olduğunu söylemek, bu karakterleri kullanarak aralarındaki belirgin görünüş farkını kısa yoldan anlatır. Burada konuşan kişi şakacı bir görsel benzetme yapıyor; bu kişilerin hikâyeyi canlandırdığını veya gerçekten o karakterler olduğunu söylemiyor.
Alıştırma
Arkadaşı, iki kişinin Beauty and the Beast gibi göründüğünü söylerken ne demek istiyor?
- İki kişinin dış görünüşü arasında masaldaki ikiliyi hatırlatan belirgin bir karşıtlık var.
- Beauty and the Beast yapımının oyuncuları oldukları kesinleşmiş.
- Her iki kişi de eşit derecede güzel olarak betimleniyor.
Cevabı göster
İki kişinin dış görünüşü arasında masaldaki ikiliyi hatırlatan belirgin bir karşıtlık var.
It's thought (that) ...: öznesi belirtilmeyen aktarım yapısı
It's thought (that) ... düşünce aktarmaya yarayan öznesiz bir edilgen yapıdır. İnsanların veya kimliği belirtilmeyen kaynakların sonraki cümlede söylenene genel olarak inandığını ifade eder. Altyazıda isteğe bağlı that kullanılmamıştır. Bu yapı, iddiayı doğrudan doğrulanmış bir gerçek olarak değil, aktarılan bir inanç olarak sunar. It biçimsel öznedir; bir nesneyi göstermez ve düşünen taraf değildir.
Alıştırma
"It's thought the tunnel was built centuries ago" cümlesinde It's thought neyi belirtir?
- Belirtilmeyen bir grup veya kaynak genel olarak buna inanıyor.
- İddia doğrudan kanıtlanmıştır.
- it sözcüğü tüneli gösteriyor ve düşünen tüneldir.
Cevabı göster
Belirtilmeyen bir grup veya kaynak genel olarak buna inanıyor.
go to work on: bir şey üzerinde ciddi biçimde çalışmaya başlamak
Go to work on + nesne, o nesne üzerinde etkin ve amaçlı biçimde çalışmaya başlamak demektir. on edatından sonraki nesne; ele alınan, onarılan, geliştirilen veya çözülen şeydir. İfade, iş yerine gitmek anlamına gelmez. Bu sahnede, işle ilgili sıradan bir ifade vücut parçalarına yapılanları anlatır. Bilerek kullanılan bu soğukkanlı anlatım, eylemi soğuk ve rahatsız edici gösterir.
Alıştırma
Cümleyi go to work on ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: After lunch, the editors ____ the final chapter.
Cevabı göster
went to work on
not all that clear: o kadar da net değil
Bu cümlede not all that clear, “özellikle net değil” veya “beklenenden daha az net” anlamına gelir. All that, reddedilen derecenin gücünü artırır; belirli bir şeyi temsil etmez. not all that + sıfat kalıbı, ölçülü bir olumsuz değerlendirme yapar. Söz konusu niteliğin bir dereceye kadar bulunduğunu kabul ederken yararlı ya da beklenen düzeye ulaşmadığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “beklenenden daha az net” anlamına gelen konuşma kalıbıyla tamamlayın: The instructions cover the basics, but the final step is ____.
Cevabı göster
not all that clear
only that Natalia had started drinking more heavily
3:29sadece Natalia'nın sağlık çalışanı olarak işini kaybettikten sonra
be taken at their word: sözüne doğrudan güvenilmek
Take someone at their word, daha fazla kanıt istemeden bir kişinin söylediklerini doğru veya samimi kabul etmek anlamına gelir. Vurgulanan bölüm edilgen yapıdadır: someone is taken at their word. Burada can't always, her ifadenin yanlış olduğu anlamına gelmez. Bu kişilerin her seferinde otomatik olarak inanılacak kadar güvenilir olmadığını belirtir. Word, tek bir sözcüğe değil, onların beyanına veya güvencesine karşılık gelir.
Alıştırma
Cümleyi “başka kanıt olmadan inanılmak” anlamındaki ifadenin edilgen biçimiyle tamamlayın: Witnesses can be mistaken, so they should not automatically ____.
Cevabı göster
be taken at their word
that the number 30 could well have been real Dilbilgisi
3:42polisin dairelerinin etrafında en az 19 parça
could well have been: güçlü ama belirsiz bir geçmiş olasılık
could well have been ifadesinde could have been, geçmişteki bir olasılığı değerlendirir. Could'dan sonra well gelmesi konuşmacının olasılık değerlendirmesini güçlendirir: kanıtlar bu ihtimalin oldukça makul olduğunu gösterir. Yine de yapı belirsizlik bildirir. Cümle 30 sayısının kesinlikle gerçek olduğunu ileri sürmez; bunu güçlü bir ihtimal olarak sunarken gerçeğin henüz doğrulanmadığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “büyük olasılıkla öyleydi” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Given the matching records, the earlier date ____ correct.
Cevabı göster
could well have been
bits of flayed skin around their apartment.
3:4630 sayısının pekâlâ gerçek olabileceğini ortaya çıkardı.
"Video Lessons for Cannibals."
3:57"Yamyamlar için Video Dersleri" başlıklı ev yapımı bir video da buldu.
But this information was all in the initial reports,
3:59Ancak bu bilgilerin hepsi ilk raporlardaydı,
the media went quiet: haberler azalıp kayboldu
Burada the media, haberleri topluca sunan bir kaynak olarak ele alınır ve went quiet bir değişimi anlatır: medya kuruluşları konuyu haber yaptıktan sonra büyük ölçüde ona ilgi göstermeyi bırakmıştır. İfade mecazidir ve bilinçli olarak geneldir. Haberlerin belirgin biçimde azalması anlamına gelir; her medya kuruluşunun tamamen sessiz kaldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
“After several headlines, the media went quiet,” cümlesinde went quiet en doğal olarak ne anlama gelir?
- Bütün gazeteciler bir daha asla konuşmamaya karar verdi.
- Medya kuruluşları daha alçak sesle haber sunmaya başladı.
- Haberlerin sayısı belirgin biçimde azaldı veya haberler durdu.
Cevabı göster
Haberlerin sayısı belirgin biçimde azaldı veya haberler durdu.
given + isim öbeği: bir yargının dayanağı
Bu cümlede given the extent of the crimes, “suçların boyutu ve ciddiyeti hesaba katıldığında” demektir. Durumun neden şaşırtıcı olduğunu açıklar; given burada bir şeyin birine verilmesini anlatmaz. Given + isim öbeği kalıbı, bir olgu veya koşulu bir yargının dayanağı olarak kısa biçimde sunar. Çoğu zaman considering ... yapısına ya da “belirli bir olgu doğru olduğu için” anlamına karşılık gelir.
Alıştırma
Yargının nedenini sunmak için cümleyi en iyi hangi sözcük tamamlar? The delay was understandable, ___ the severe weather.
- given
- unless
- despite
- during
Cevabı göster
given
Little by little ile kademeli değişim
Little by little, “yavaş yavaş, küçük miktarlar veya aşamalar hâlinde” demektir. Burada başka haberlerin bir anda değil, zaman içinde yavaşça ortaya çıkmaya başladığını gösterir. İfadenin tamamı zarf görevi görür; iki little ayrı şeyleri nitelemez. Bir süreci, biriken küçük değişiklikler dizisi olarak sunmak için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen ve “yavaş yavaş, küçük aşamalarla” anlamına gelen kalıpla tamamlayın: The shy dog began to trust us ____.
Cevabı göster
little by little
such as stories containing more photos,
4:08katillerin öpüştüğü ve birbirine sarıldığı anlar da dahil olmak üzere
including the killers kissing and wrapped in an embrace.
4:10daha fazla fotoğraf içeren hikayeler gibi.
The Russian media talked about the last of the victims,
4:13Rus medyası kurbanların sonuncusundan bahsetti,
that young woman was murdered in a fit of jealous rage Kalıp ifadeler
4:20o genç kadın, iddiaya göre Dmitri ile flört ettikten sonra
after she had allegedly flirted with Dmitri. Kelime
4:22kıskançlık kaynaklı bir öfke krizinde öldürüldü.
in a fit of jealous rage: kıskançlığın yol açtığı ani öfke patlaması
In a fit of jealous rage, “kıskançlığın yol açtığı ani ve şiddetli bir öfke patlaması sırasında” demektir. In a fit of kısa süreli ama kişiyi etkisi altına alan bir duygu nöbetini belirtirken jealous, öfkeyi neyin tetiklediğini açıklar. Bu ifade, cinayeti kişinin öfkesini kontrol edemediği sırada işlenen dürtüsel bir eylem olarak sunar. Haberlerde ve anlatılarda in a fit of + duygu kalıbı, ani bir eylem gerçekleşirken kişinin içinde bulunduğu duygusal durumu açıklamak için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “kıskançlığın yol açtığı ani bir öfke patlaması sırasında” anlamındaki altı sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: He tore up the photographs ____.
Cevabı göster
in a fit of jealous rage
allegedly: kanıtlanmamış bir iddiayı aktarım olarak işaretlemek
Allegedly, nitelediği önermeyi kesinleşmiş bir gerçek değil, birinin ileri sürdüğü iddia olarak işaretleyen bir tutum zarfıdır. Burada flirted with Dmitri kısmını niteler: flört edildiği bildirilmiş veya iddia edilmiştir, ancak konuşan kişi bunun gerçekleştiğini doğrulamaz. Özellikle suçlamalar veya tartışmalı olaylar aktarılırken yararlıdır. Genel bir olasılık sözcüğünden farklı olarak allegedly, konuşanın iddiayla arasına mesafe koyduğunu gösterir ve ileri sürülenle kanıtlanan arasındaki ayrımı korur.
Alıştırma
Hangi cümle bir suçlamanın doğru olduğunu onaylamadan onu en açık biçimde aktarır?
- The director definitely falsified the accounts.
- The director allegedly falsified the accounts.
- The director apparently falsified the accounts.
Cevabı göster
The director allegedly falsified the accounts.
Dmitri had complained about not being able to see his wife,
4:27Dmitri'nin, çok sevdiği bir insan olan
said one human rights activist in Dmitri's defense. Kalıp ifadeler
4:34ve onun için endişeleniyor," dedi.
in Dmitri's defense: Dmitri'yi savunmak için
In Dmitri's defense, aktivistin Dmitri'yi desteklemek veya dinleyicilere onu daha az sert yargılamaları için bir neden vermek amacıyla bir şey söylediği anlamına gelir. in + iyelik belirleyicisi veya iyelik biçimindeki ad + defense kalıbı, bir yorumu eleştiriye karşı sunulan bir görüş olarak çerçeveler. Buradaki defense sözlü savunmadır; fiziksel koruma değildir ve konuşan kişi mutlaka avukat olarak hareket etmez.
Alıştırma
"in someone's defense" ifadesini kullanarak ve Maya için her diyerek cümleyi tamamlayın: Everyone blamed Maya for missing the deadline, but ____, the client had changed the requirements overnight.
Cevabı göster
in her defense
It was then reported that the couple had retracted their statements, Kalıp ifadeler
4:37Daha sonra çiftin ifadelerini geri çektiği
retracted their statements: ifadelerini geri çektiler
Retracted their statements, çiftin daha önce yaptığı açıklamaları geri çektiğini ve bu açıklamaların artık geçerli ya da çift tarafından desteklenen sözler olarak sunulmadığını belirten resmî bir kelime birlikteliğidir. To retract a statement, ayrıntı eklemekten veya sözü farklı biçimde açıklamaktan daha güçlüdür; önceki kamusal konumun ya da anlatımın tersine çevrildiğini gösterir.
Alıştırma
Bir şirket, “Önceki iddiamız artık geçerli sayılmamalıdır,” diyor. Bunu resmî İngilizceyle en doğru şekilde bildiren cümle hangisidir?
- The company clarified its earlier statement.
- The company repeated its earlier statement.
- The company retracted its earlier statement.
Cevabı göster
The company retracted its earlier statement.
saying they hadn't killed as many people.
4:40ve o kadar çok insanı öldürmediklerini söyledikleri bildirildi.
"Dmitri has heard that the newspapers have called him and his wife Natalia cannibals.
4:46"Dmitri, gazetelerin kendisine ve eşi Natalia'ya yamyam dediğini duymuş.
but he fully denies having eaten human meat." Dilbilgisi
4:53ancak insan eti yediğini tamamen inkar ediyor."
denies having eaten: deny + tamamlanmış gerund
deny fiilinden sonra reddedilen eylemi belirtmek için -ing biçimi kullanılır. Burada denies having eaten, kişinin kendisine atfedilen yeme eyleminin gerçekleşmediğini söylediği anlamına gelir; deny bu anlamda normalde to ile kurulan mastarı almaz. Having eaten, having + past participle yapısındaki tamamlanmış gerund biçimidir. Yeme eylemini daha sonraki inkârdan önce tamamlanmış olarak sunar. denies eating içindeki basit gerund de geçmiş bir eyleme gönderme yapabilir, ancak tamamlanmış biçim zaman sırasını daha açık gösterir.
Alıştırma
Cümleyi open fiilinin tamamlanmış gerund biçimiyle tamamlayın: At the interview, Maya denied ____ the confidential file before the meeting.
Cevabı göster
having opened
RT reports that Dmitri had told a story to police
4:59RT, Dmitri'nin polise anlattığı bir hikayeye göre
wherein he had found a dismembered body in a forest.
5:02ormanda parçalanmış bir ceset bulduğunu raporluyor.
did the normal thing: sözlü ironi
Anlatıcı, bir cesedi eve götürmeyi “normal olan” diye nitelendiriyor; oysa beklenen tepki yetkililere haber vermek olurdu. Olumlu normal thing ifadesiyle rahatsız edici eylem arasındaki çatışma sözlü ironiye işaret eder: konuşan kişi, sözcüklerin taşıdığı övgünün tersini kasteder. Bu ironi, açıklamayla alay eder ve açıklamanın güvenilirliğini şüpheli hâle getirir. Olumlu bir değerlendirme olgularla açıkça çatıştığında, konuşanın tutumunu anlamak için yalnızca sıfatın gerçek anlamına değil, daha geniş bağlama bakın.
Alıştırma
Anlatıcı, onun “did the normal thing” yaptığını ve cesedi eve götürdüğünü söylerken ne ima ediyor?
- Cesedi eve götürmek açıkça mantıklı ve sıradan bir tepkiydi.
- Eylem açıkça anormaldi ve onu normal diye adlandırmak açıklamayla alay ediyor.
- Yetkililer ona cesedi eve götürmesi talimatını vermişti.
Cevabı göster
Eylem açıkça anormaldi ve onu normal diye adlandırmak açıklamayla alay ediyor.
That's how these photos ended up in the hands of workmen
5:14İşte Dmitri'nin o telefonu muhtemelen kaybetmesinden sonra
more reports said that a man who went by the name of Angel, Öbek fiiller
5:20başka raporlar Angel adında,
went by the name of: birinin gerçekten kullandığı ad
went by the name of Angel ifadesinde went, go fiilinin geçmiş zaman biçimidir. İfade, onun insanların kendisini tanıdığı veya hitap ederken kullandığı ad olarak Angel'ı kullandığını belirtir; Angel'ın yasal adı olduğunu kanıtlamaz. Kalıp go by (the name of) + name şeklindedir. Resmî belgelerde yer alabilecek addan çok, gerçekten kullanılan ada odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi go by the name of ifadesinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: At work, Daniel ____ Lee.
Cevabı göster
goes by the name of
by all accounts: geniş görüş birliğini aktarmak
By all accounts, tüm cümleye dayanak sağlayan ve “mevcut kaynakların tümünün veya neredeyse tümünün söylediğine göre” anlamına gelen bir ifadedir. Burada handsome hunk betimlemesini konuşanın doğrudan gözlemine değil, yaygın biçimde paylaşılan anlatımlara dayanan bir değerlendirme olarak sunar. Anlatımların birbiriyle uyuştuğunu belirtir, ancak iddianın doğru olduğunu kanıtlamaz. Genellikle bir ifadenin başında veya sonunda yer alır ve giriş ifadesi olarak kullanıldığında ardından virgül gelir.
Alıştırma
Cümleyi by all accounts ile tamamlayın: ____, the new coach is patient and fair.
Cevabı göster
By all accounts
was never charged ifadesinin hukuki edilgen kullanımı
Bu hukuki bağlamda was charged, charge fiilinin edilgen biçimidir ve “yetkili makamlar tarafından bir suç işlemekle resmen itham edildi” anlamına gelir. Never, bu resmî usul adımının gerçekleşmediğini belirtir. Bu, kişinin yargılanıp suçsuz bulunduğu anlamına gelmez. Bir kişi sorgulanmış veya soruşturulmuş olsa bile hakkında resmî suçlama yapılmayabilir.
Alıştırma
Bir haberde “He was questioned, but he was never charged.” deniyor. Bu cümlenin desteklediği sonuç hangisidir?
- Hiç kimse onu soruşturmadı veya sorgulamadı.
- Yetkili makamlar onu bir suçla resmen itham etmedi.
- Bir ücret ödemesi gerekmedi.
- Bir mahkeme onu yargıladı ve suçsuz buldu.
Cevabı göster
Yetkili makamlar onu bir suçla resmen itham etmedi.
Anlatı işareti Fast forward to August 2018
Fast forward to + bir zaman, dinleyiciye hikâyenin aradaki olayları atlayıp doğrudan daha sonraki bir noktaya geçtiğini bildirir. Burada zaman çizelgesi doğrudan Ağustos 2018’e ilerler. Bu ifade, video kontrol etme talimatı değil, anlatıyı düzenleyen bir işarettir. İfadenin ardından konuşmacı hikâyenin bir sonraki önemli aşamasına başlar.
Alıştırma
Cümleyi burada öğrenilen anlatı işaretiyle tamamlayın: “____ 2030, and the city finally opens the new rail line.”
Cevabı göster
Fast forward to
reported that psychiatrists had declared that Natalia was sane.
5:37psikiyatristlerin Natalia'nın akıl sağlığının yerinde olduğunu açıkladığını bildirdi.
That wasn't too long before we wrote this,
5:41Bu biz bunu yazmadan çok da uzun zaman önce değildi,
and the Mail reports that the investigation is ongoing. Kalıp ifadeler
5:43ve Mail soruşturmanın devam ettiğini bildiriyor.
Bitmemiş bir soruşturma için “investigation is ongoing”
Bu haber üslubundaki cümlede “the investigation is ongoing”, soruşturmanın hâlâ sürdüğü ve bitmediği anlamına gelir. Soruşturmacıların hangi sonuca varacağını söylemeden yalnızca mevcut durumu bildirir. “a process is ongoing” kalıbında ongoing, be fiilinden sonra sıfat olarak kullanılır. Belirli bir süre devam eden bir soruşturma, görüşme, müzakere ya da proje için kullanılabilir.
Alıştırma
Resmî bir güncellemede “The investigation is ongoing” ne anlama gelir?
- Soruşturma hâlâ devam ediyor ve bitmedi.
- Soruşturma başlamak için bekliyor.
- Soruşturma başarıyla tamamlandı.
Cevabı göster
Soruşturma hâlâ devam ediyor ve bitmedi.
Russian authorities have said they are still collecting evidence,
5:46Rus yetkililer hala delil topladıklarını söylediler,
“Şu ana kadar” anlamındaki “as yet”
Burada “as yet”, “şu ana kadar” anlamına gelir. Şimdi bu iddiaları dile getirmeye istekli olmadıklarını gösterirken tutumlarının daha sonra değişebileceği ihtimalini açık bırakır. “As yet” zaman bildiren bir zarf ifadesidir. Bir yan cümlenin başında kullanıldığında, “As yet, no decision has been made.” örneğinde olduğu gibi genellikle ardından virgül gelir. Olumsuz ifadelerde veya çözüme kavuşmamış durumlarda sık görülür.
Alıştırma
Resmî güncellemeyi as ile başlayan ve “şu ana kadar” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: ____, no final decision has been announced.
Cevabı göster
As yet
we have a phone with pictures of a dismembered body Anlatım akışı
5:57elimizde Dmitri ile çekilmiş selfielerde başrolü oynayan
starring in selfies with Dmitri.
5:59parçalanmış bir cesedin fotoğraflarının olduğu bir telefon var.
Birikimli bir kanıt çerçevesi olarak tekrarlanan “We have”
Bu bölümde tekrarlanan “We have” öncelikle sahiplik bildirmez. Her tekrar, değerlendirmeye hazır başka bir unsuru sunar; kabaca “önümüzdeki kanıtlar arasında ... var” anlamına gelir. Bu çerçeve, aktarılan kanıtları sıralar ancak her iddianın doğru olduğunu tek başına doğrulamaz. Ardışık tümcelere aynı sözlerle başlamak, art arda yineleme ve paralel yapı oluşturur. Dağınık ayrıntıları giderek büyüyen bir listeye dönüştürür, argümandaki ortak rollerini netleştirir ve konuşmacının son değerlendirmesine ya da sorusuna doğru ivme yaratır.
Alıştırma
Bu bölümde “We have” ifadesini tekrarlamanın temel etkisi nedir?
- Sonraki her unsurun bir öncekine ters düştüğünü gösterir.
- Konuşmacının adı geçen her unsurun yasal sahibi olduğunu söyler.
- Farklı kanıt parçalarını açık ve birikimli bir liste hâlinde düzenler.
Cevabı göster
Farklı kanıt parçalarını açık ve birikimli bir liste hâlinde düzenler.
coming out and saying Dmitri was an even-minded guy Öbek fiiller
6:13Dmitri'nin dengeli bir adam olduğunu
and eating people just wasn't his style. Deyimler
6:16ve insanları yemenin onun tarzı olmadığını söylüyor.
Kamuya açık bir ifade olarak “Coming out and saying”
Burada “coming out and saying”, özellikle daha önce kamuoyu önünde konuşmamışken bir görüşü açıkça ve herkesin önünde ifade etmek anlamına gelir. Arkadaş, Dmitri'nin karakteri hakkında kamuya açık bir açıklama yapıyor ve anlatılan davranışın ona hiç uymayacağını söylüyor. Yeniden kullanılabilir kalıp come out and say + tümcedir; burada “a friend” ifadesinden sonra “coming out and saying” biçiminde yer alır. Bu kullanımda come out, kamuoyu önünde bir tavır alma eylemini vurgular. Bir yerden yürüyerek çıkmayı anlatmaz ve ifadenin bütünü, kişinin cinsel yönelimini açıklaması şeklindeki ayrı anlamı taşımaz.
Alıştırma
Come out and say ifadesinin geçmiş zaman biçimini kullanın: After refusing to comment for months, the actor finally ____ the rumor was untrue.
Cevabı göster
came out and said
Just Wasn't His Style: ona uymayan bir davranış
just wasn't his style ifadesindeki style, kıyafet, zevk veya estetik tarzı değil, kişinin kendine özgü davranış biçimini anlatır. Arkadaş, insan yemenin Dmitri'nin normal karakterine uymadığını ve onun yapması beklenen bir şey olmadığını söylemektedir. Just bu uyumsuzluk hissini güçlendirir. not be someone's style kalıbı, karakter hakkında konuşma diline özgü ve öznel bir değerlendirmedir: Bir eylemin o kişinin yapacağı türden olmadığını düşündürür, ancak gerçekte ne olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
“Ignoring a customer just wasn't Elena's style,” cümlesindeki vurgulanan kalıp ne anlama gelir?
- Elena birini nasıl görmezden geleceğini hiç öğrenmemişti.
- Bu, Elena'nın alışılmış karakterine veya davranış biçimine uymuyordu.
- Elena müşterinin giyim tarzını beğenmiyordu.
Cevabı göster
Bu, Elena'nın alışılmış karakterine veya davranış biçimine uymuyordu.
It Could Be Like Him To...: karakter hakkında ihtimalli bir değerlendirme
it could be like him to find... ifadesinde it, ardından gelen eylem hakkındaki değerlendirmeyi tanıtan biçimsel bir öznedir. it + be + like + person + to-infinitive kalıbı, söz konusu eylemin kişinin karakteristik olarak yapabileceği bir davranışa uyduğunu belirtir. Could değerlendirmeyi ihtimalli hâle getirir: Arkadaş, davranışın onun karakterine uyabileceğini söylemekte, bunun gerçekten gerçekleştiğini iddia etmemektedir. Buradaki like, “birinin karakterine uygun” anlamındadır; “hoşlanmak” veya fiziksel benzerlik anlamına gelmez.
Alıştırma
Vurgulanan kalıbı ve would kip belirtecini kullanarak cümleyi tamamlayın. Jordan is famous for helping new colleagues, so ____ offer to show Mia around.
Cevabı göster
it would be like him to
must have been: geçmiş hakkında güçlü bir çıkarım
must have been a bit of a joker ifadesindeki must have been, eldeki ipuçlarına dayanarak Dmitri'nin geçmişteki kişiliği hakkında güçlü bir sonuca varıldığını gösterir. Anlatıcı bu sonucu çok olası görür, ancak doğrudan tanık olunan veya bütünüyle doğrulanmış bir gerçek olarak sunmaz. must have + geçmiş zaman ortacı yapısı, daha önceki bir durum ya da olay hakkında şimdi yapılan bir çıkarımı anlatır. Buradaki been, be fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Must burada zorunluluk değil, çıkarım bildirir.
Alıştırma
'The lights are off and no one answers. They must have gone home,' cümlesinde must have gone home ne ifade eder?
- Eve gitmelerini zorunlu kılan bir kural
- Bir görgü tanığının doğruladığı ifade
- Geçmişteki bir eylem hakkında güçlü çıkarım
Cevabı göster
Geçmişteki bir eylem hakkında güçlü çıkarım
a bit of a joker: yumuşatılmış bir karakter betimlemesi
a bit of a joker ifadesinde a bit of a + kişi adı, daha yumuşak ve bir ölçüde temkinli bir niteleme yapar: Dmitri, joker olarak tanımlanan birinin bazı özelliklerine sahip görünür. Burada joker, şaka yapmayı veya insanlara oyun oynamayı seven kişi anlamındadır. Bu yapı, bir kişinin küçük bir parçası anlamına gelmez. Doğrudan he was a joker demeye göre nitelemeye pay bırakır; bu cümlede ardından gelen açıklama, etiketi övgüden çok ironik ve olumsuz hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki yumuşatılmış kişi adı kalıbıyla tamamlayın: Omar enjoys teasing his friends, so he can be ____ sometimes.
Cevabı göster
a bit of a joker
albeit one with a warped sense of humor: kısa bir ödünleme
Albeit bir ödünleme bildirir: önceki ifadeyi sınırlayan ya da niteleyen bir bilgi ekler. Burada Dmitri'nin "biraz şakacı" olduğu söylenir; ancak eklenen ifade, mizahının zararsız değil çarpık olduğunu belirtir. Burada albeit ifadesinden sonra "one with a warped sense of humor" isim öbeği gelir. One, joker sözcüğünün yerini tutar; dolayısıyla bu kısa anlatım, "şakacı biri, ama özellikle mizah anlayışı çarpık olan biri" anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi kısa bir öbek başlatan resmî ödünleme sözcüğüyle tamamlayın: The cabin was warm, ____ slightly cramped.
Cevabı göster
albeit
turn this over to you: kontrolü veya sorumluluğu devretmek
Turn something over to someone, bir kişiye kontrolü, sorumluluğu veya devam etme hakkını vermek anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki this fiziksel bir nesneyi değil, tartışmayı ve kararı ifade eder: konuşmacılar yönlendirmeyi bırakır ve izleyicileri devralmaya davet eder. Kalıp turn + object + over to + person şeklindedir. Nesne bir toplantı, soru, karar, görev veya sunumun bir bölümü olabilir.
Alıştırma
Toplantıdaki devir cümlesini turn ... over to kalıbıyla tamamlayın: I've finished my update, so I'll ____ Maya now.
Cevabı göster
turn it over to
be sure to check out our other video,
6:34"ABD'nin Fidel Castro'yu Ortadan Kaldırmaya Çalıştığı Çılgın Yollar" adlı