Kaslarımızın yorulmasının şaşırtıcı nedeni - Christian Moro: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
624 kelime 155 kel/dk

Video özeti: Video, ağırlıkların tekrar tekrar kaldırılmasının kasları neden sonunda kasılamaz hâle getirdiğini açıklıyor. Beyin sinyalleri ve iyon hareketinden geçici yorgunluğa uzanan süreci izliyor, ATP ve laktik asitle ilgili yaygın varsayımları düzeltiyor; ardından dinlenmenin iyonları yenileyerek, düzenli egzersizin ise gereken kasılma döngülerini azaltarak yorgunluğu nasıl geciktirdiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. running out of energy, — Phrasal verb’ler: Sınırlı bir kaynak tükendiğinde run out of kalıbını kullanmayı öğrenin; bu ifadeyi yalnızca enerjiyle değil, zaman, para, malzeme veya seçeneklerle de doğal biçimde kullanabilirsiniz. 2. Though muscle cells use up ATP as they contract repeatedly, they are always making more. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Though yan cümlesinin önce belirli bir sonucu destekliyor gibi görünen bir gerçek sunduğunu, ana cümlenin ise bu beklentiyi düzelttiğini fark edin. Bu yapı, sezgilere aykırı bilimsel sonuçları açıklamak için kullanışlıdır. 3. The more regularly you exercise, the longer it takes — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: the more ..., the longer ... bağlantılı karşılaştırma yapısıyla egzersiz düzenliliği arttıkça yorgunluğun başlamasının daha uzun sürdüğünü anlatın ve aynı yapıyı başka orantılı değişimlere uygulayın.

Bu derste

You're lifting weights. Kalıp ifadeler

0:06

Ağırlık kaldırıyorsunuz.

Kalıp ifadeler

lift weights: ağırlık antrenmanı için doğal ifade

Lift weights, dambıl, halter veya benzer ekipmanlarla ağırlık antrenmanı yapmayı anlatan yaygın İngilizce sözcük birleşimidir. You're lifting weights cümlesindeki -ing biçimi, etkinliğin şu anda devam ettiğini gösterir. Burada lift yalnızca bir nesneyi bir kez yukarı taşımayı değil, egzersizin kendisini adlandırır. Bu etkinlikten genel olarak söz ederken alışılmış ifade çoğul weights sözcüğünü kullanır.

Alıştırma

Ağırlık antrenmanı yapmak anlamına gelen ve lift içeren iki sözcüklü ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: On Tuesdays, Sam goes to the gym to ____.

Cevabı göster

lift weights

The first time feels easy,

0:08

İlk seferi kolay hissettirir,

but each lift takes more and more effort Dilbilgisi

0:10

ancak her kaldırma giderek daha fazla çaba gerektirir

Dilbilgisi

more and more effort: sürekli artan bir miktar

More and more, bir miktarın veya derecenin zamanla ya da bir süreç ilerledikçe sürekli arttığını gösterir. more and more effort ifadesinde effort sayılamayan bir isimdir; bu nedenle ifade giderek artan miktarda çaba anlamına gelir: her deneme bir öncekinden daha fazla çaba gerektirir. More and more, bir isimden önce veya karşılaştırma biçimi normalde more ile kurulan bir sıfattan önce kullanılabilir: more and more time, more and more difficult. Birçok kısa sıfatta ise harder and harder örneğindeki gibi karşılaştırma biçimi tekrarlanır.

Alıştırma

Cümleyi more and more effort ifadesindeki tekrarlı kalıpla tamamlayın: As you reach the later levels, the game becomes ____ difficult.

Cevabı göster

more and more

until you can't continue. Dilbilgisi

0:12

ta ki devam edemeyecek duruma gelene kadar.

Dilbilgisi

until you can't continue: bir bitiş sınırı belirtmek

Until, sürmekte olan bir eylemi veya durumu sona erdiren noktayı ya da koşulu belirtir. until you can't continue ifadesinde çaba, devam etmek imkânsız hâle gelene kadar sürer. Until sonrasında bir zaman ifadesi veya tam bir yan cümle gelebilir. Buradaki you can't continue, kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümledir.

Alıştırma

Yürümenin devam ettiğini ve köprünün bitiş noktası olduğunu anlatan cümle hangisidir?

  1. Keep walking after you reach the bridge.
  2. Reach the bridge by five o'clock.
  3. Keep walking until you reach the bridge.
Cevabı göster

Keep walking until you reach the bridge.

Inside your arms,

0:14

Kollarınızın içinde,

the muscles responsible for the lifting Kalıp ifadeler

0:16

kaldırmadan sorumlu kaslar

Kalıp ifadeler

responsible for: bir işlevi veya görevi belirtmek

Responsible for, bir kişi veya şeyle bağlantılı görevi, işlevi ya da sonucu belirtir. Burada responsible for the lifting, muscles sözcüğünü niteler: suçlanan kasları değil, kaldırma işlevini yerine getiren kasları anlatır. Yaygın yapı responsible for + isim veya -ing biçimidir. Örnekteki ifade, the muscles that are responsible for the lifting yapısının kısaltılmış biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi doğru edatla tamamlayın: The cooling fan is responsible ____ keeping the motor from overheating.

Cevabı göster

for

have become unable to contract. Dilbilgisi

0:18

kasılma yeteneğini kaybetmiştir.

Dilbilgisi

have become unable to contract: şu anı etkileyen bir durum değişikliği

Have become, bir değişimin zaten gerçekleştiğini ve sonucunun şu anda da geçerli olduğunu gösterir. Unable to contract, bu değişimden sonra oluşan durumu belirtir. have/has become unable to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir kişinin veya şeyin daha önce bir eylemi yapabildiğini fakat artık yapamadığını anlatır.

Alıştırma

Bir değişimin gerçekleştiğini ve asansörün artık bunu yapamadığını belirten hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: After repeated breakdowns, the elevator ____ reach the top floor.

Cevabı göster

has become unable to

Why do our muscles get fatigued?

0:21

Neden kaslarımız yorulur?

We often blame lactic acid Kalıp ifadeler

0:23

Genellikle laktik asidi

Kalıp ifadeler

blame lactic acid: varsayılan bir nedeni belirtmek

Blame lactic acid, laktik asidi istenmeyen bir sonuçtan sorumlu tutmak anlamına gelir. Burada blame, laktik asidi bir insanmış gibi öfkeyle azarlamak değil, bir nedeni ona bağlamaktır. Yeniden kullanılabilen kalıp blame + kişi veya şey biçimindedir. Kötü sonucu da belirtmek için blame X for Y kullanılır: X varsayılan neden, Y ise sorundur.

Alıştırma

“Bir şeyi kötü bir sonuçtan sorumlu tutmak” anlamındaki hedef fiille cümleyi tamamlayın: When the picnic is canceled, people often ____ the weather.

Cevabı göster

blame

or running out of energy, Öbek fiiller

0:25

veya enerjinin tükenmesini suçlarız,

Öbek fiiller

running out of energy: bir kaynağın tükenmek üzere olması

Run out of + isim, bir şeyin kullanılabilir miktarını tüketmek anlamına gelir. Burada running out of energy, kullanılabilir enerjinin çok azaldığını belirtir. -ing biçimi devam eden bir süreci gösterir; bu nedenle genellikle “tükenmek üzere” demektir, mutlaka “zaten tamamen tükendi” anlamına gelmez. Yapı, kişi veya sistem + run out of + kaynak şeklindedir; run out of time ve run out of power buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi run out of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The flashlight is dim because it is ____ power.

Cevabı göster

running out of

but these factors alone don't account for muscle fatigue. Öbek fiiller

0:26

ancak sadece bu faktörler kas yorgunluğunu açıklamaz.

Öbek fiiller

alone don't account for: tek başlarına açıklamaya yetmemek

Alone, these factors ifadesinden sonra gelir ve “kendi başlarına” veya “başka nedenler olmadan” anlamını taşır. İddiayı yalnızca bu etkenlerle sınırlar. Account for burada “bir şeyin neden olduğunu açıklamak” demektir. Dolayısıyla cümle, bu etkenlerin kas yorgunluğuna katkıda bulunabileceğini ancak tek başlarına onu açıklamak için yeterli olmadığını söyler.

Alıştırma

“Price alone doesn't account for the decline.” ne anlama gelir?

  1. Fiyat, düşüşün tek ve eksiksiz açıklamasıdır.
  2. Fiyatın etkisi olabilir, ancak tek başına düşüşü açıklamak için yeterli değildir.
  3. Fiyatın düşüşle hiçbir bağlantısı yoktur.
Cevabı göster

Fiyatın etkisi olabilir, ancak tek başına düşüşü açıklamak için yeterli değildir.

There's another major contributor, Kelime

0:30

Başka bir ana etken daha vardır,

the muscle's ability to respond Kalıp ifadeler

0:32

kasın beyinden gelen sinyallere

to signals from the brain.

0:34

yanıt verme yeteneği.

Kelime

another major contributor: önemli bir etken daha

Bu bilimsel açıklamada contributor, bir sonucun ortaya çıkmasına katkıda bulunan etken anlamındadır; mutlaka para bağışlayan veya yazı yazan bir kişi demek değildir. A major contributor, etkisi güçlü olan önemli bir etkendir. Another, en az bir etkenin daha önce belirtildiğini veya bağlamdan bilindiğini gösterir. Ardından gelen isim öbeği bu etkenin ne olduğunu açıklar. Bu ifade, birden fazla neden içeren açıklamaya önemli bir etken daha ekler; tek nedeni belirtmez.

Alıştırma

Uykusuzluğun dikkat dağınıklığının ardındaki bir başka önemli etken olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Lack of sleep is the only cause of poor concentration.
  2. Lack of sleep is another major contributor to poor concentration.
  3. Lack of sleep is a minor result of poor concentration.
Cevabı göster

Lack of sleep is another major contributor to poor concentration.

Kalıp ifadeler

ability to respond to: to sözcüğünün iki farklı görevi

Ability to + fiilin yalın hâli, bir kişinin veya şeyin ne yapabildiğini belirtir. Burada ability to respond, tepki verme yeteneği anlamındadır. Respond sözcüğünden sonra, tepki verilen şeyi göstermek için to edatı gelir: respond to signals. Bu nedenle ifadede iki to vardır. İlki ability sonrasındaki fiili başlatır; ikincisi ise respond to kalıbının parçasıdır ve atılamaz.

Alıştırma

Cümleyi gerekli iki sözcükle tamamlayın: A good goalkeeper needs the ability ____ respond ____ sudden changes.

Cevabı göster

to · to

To understand the roots of muscle fatigue, Deyimler

0:36

Kas yorgunluğunun kökenlerini anlamak için,

Deyimler

the roots of muscle ...: temel nedenleri anlatan roots

Bu cümlede roots, bir bitkinin kökleri değil, bir durumun derindeki veya temel nedenleri için kullanılan bir mecazdır. the roots of muscle fatigue ifadesinin tamamı, kas yorgunluğunu ortaya çıkaran etkenler anlamına gelir. muscle fatigue isim öbeğinde muscle, fatigue türünü belirtir. Başka bağlamlara taşınabilen the roots of + problem or condition kalıbı, genellikle tek bir anlık nedenin ötesindeki daha derin kökenlere işaret eder.

Alıştırma

the roots of muscle fatigue ifadesinde roots ne anlama gelir?

  1. Kasların bağlandığı yerler
  2. Altta yatan nedenler
  3. Bir bitkinin parçaları
Cevabı göster

Altta yatan nedenler

it helps to know how a muscle contracts

0:38

bir kasın bir sinirden gelen sinyale yanıt olarak

in response to a signal from a nerve. Kalıp ifadeler

0:41

nasıl kasıldığını bilmek yardımcı olur.

Kalıp ifadeler

in response to: tepkiyi tetikleyen unsuru belirtme

In response to, bir eylemi tetikleyen sinyali, olayı, isteği veya değişimi belirtir. Burada sinir sinyali kasın kasılmasını tetikler; dolayısıyla ifade, o sinyale bir tepki olarak anlamına gelir. Yapı in response to + isim, isim öbeği veya -ing biçimidir. Ana eylem contracts fiilini niteleyen bir edat öbeği olarak çalışır; response ana fiil değildir.

Alıştırma

Cümleyi, response ile kurulan ve tetikleyiciyi belirten üç sözcüklü edat öbeğiyle tamamlayın: The app updates its recommendations ____ your choices.

Cevabı göster

in response to

These signals travel from the brain to the muscles

0:43

Bu sinyaller beyinden kaslara

in a fraction of a second Kalıp ifadeler

0:46

saniyenin çok küçük bir kısmında

Kalıp ifadeler

in a fraction of a second: son derece kısa bir sürede

A fraction of a second, bir saniyenin çok küçük bir bölümüdür. In a fraction of a second, bir şeyin son derece hızlı gerçekleştiğini veya tamamlandığını anlatır. Burada fraction, hesaplanması gereken kesin bir değer değil, sürenin çok kısa olduğunu vurgulayan yaklaşık bir ifadedir. in + süre kalıbı, bir olayın gerçekleşmesine veya tamamlanmasına kadar ne kadar zaman geçtiğini belirtebilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir görevin son derece hızlı tamamlandığını anlatır?

  1. The computer processed the request in a fraction of a second.
  2. The computer processed one request every second.
  3. The computer ran for a fraction of a second before shutting down.
Cevabı göster

The computer processed the request in a fraction of a second.

via long, thin cells called motor neurons. Kelime

0:47

motor nöronlar adı verilen uzun, ince hücreler aracılığıyla iletilir.

Kelime

cells called motor neurons: called ile bir adı tanıtmak

cells called motor neurons ifadesinde called motor neurons, cells sözcüğünden sonra gelir ve bu hücrelerin adını verir. Burada called, telefon edildi değil, adı verilen veya olarak bilinen anlamındadır. Bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: cells called motor neurons, cells that are called motor neurons ile aynı anlama gelir. Yeniden kullanılabilen isim + called + ad kalıbı, özellikle yeni bir fikri açıklarken bir terimi kısa yoldan tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi isim + called + ad kalıbıyla tamamlayın: The robot uses small devices ____ sensors.

Cevabı göster

called

The motor neuron and the muscle cell

0:51

Motor nöron ve kas hücresi

are separated by a tiny gap Dilbilgisi

0:53

küçücük bir boşlukla ayrılır

Dilbilgisi

are separated by a tiny gap: aradaki bir şeyle ayrılmak

Are separated edilgen bir yapıdır: İki şeyin birbirinden ayrı olduğunu gösterir ancak onları kimin veya neyin hareket ettirdiğini belirtmez. By a tiny gap, aralarında bulunan ve onları ayıran şeyin çok küçük bir boşluk olduğunu açıklar. Başka durumlara da uygulanabilen A and B are separated by X kalıbı, iki yer, nesne veya fikir arasındaki sınırı ya da ayırıcı unsuru anlatır.

Alıştırma

Ayırıcı engeli belirten edatı yazarak cümleyi tamamlayın: The two gardens are separated ____ a low fence.

Cevabı göster

by

and the exchange of particles

0:55

ve parçacıkların

across this gap enables the contraction. Kelime

0:57

bu boşluk boyunca değişimi kasılmayı sağlar.

Kelime

enables the contraction: bir olayın gerçekleşmesini mümkün kılmak

Enable, “mümkün kılmak” anlamına gelir. Burada tekil özne the exchange of particles, kasılmanın gerçekleşmesini sağlayan koşul olarak sunulur; enables, tekil temel isim exchange ile uyumludur. Enable, enable the contraction örneğinde olduğu gibi bir olay adını doğrudan alabilir. Ayrıca enable the device to work örneğindeki gibi enable + kişi veya şey + to + fiil yapısında kullanılabilir.

Alıştırma

Yedek pilin elektrik kesintisi sırasında sistemin çalışmaya devam etmesini mümkün kıldığını söylemek için enable sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The backup battery enables the system keep running during an outage.
  2. The backup battery enables the system to keep running during an outage.
  3. The backup battery helps the system run a little faster during an outage.
Cevabı göster

The backup battery enables the system to keep running during an outage.

On one side of the gap, Anlatım akışı

1:00

Boşluğun bir tarafında,

the motor neuron contains a neurotransmitter

1:01

motor nöron bir nörotransmitter içerir,

called acetylcholine.

1:04

buna asetilkolin denir.

On the other side,

1:06

Diğer tarafta,

Anlatım akışı

İki tarafı düzenlemek için On one side ... On the other

On one side ilk konumu veya bölümü tanıtır. On the other dikkati buna karşılık gelen öteki tarafa çevirir; böylece dinleyici iki bilgiyi açık bir sırayla takip eder. Bu cümlede bu ikili yapı, boşluğun iki yanında ne bulunduğunu düzenler. the other ifadesinden sonra side bağlamdan anlaşılır ve tekrarlanması gerekmez. Bağlam açık olduğunda aynı yapı, bir konunun karşıt iki tarafını düzenlemek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bu ikili kalıbı kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ of the stage is a piano; ____ is a drum set.

Cevabı göster

On one side · on the other

charged particles or ions Kelime

1:07

yüklü parçacıklar veya iyonlar

Kelime

charged particles or ions: or ile başka bir ad verme

charged particles or ions ifadesinde or iki alternatif sunmaz. Bu bağlamda aynı varlıklar için ikinci bir ad getirir: ions sözcüğü, charged particles ifadesini açıklayan teknik terimdir. Bilimsel metinler, sade bir açıklamayı teknik bir terime bağlamak için sık sık A or B yapısını kullanır. İki taraf aynı kavrama gönderme yapıyorsa or sözcüğünü bir seçim olarak değil, diğer adıyla veya başka bir deyişle anlamında okuyun.

Alıştırma

Hangi cümlede or aynı şeyin ikinci adını vermek için kullanılmıştır?

  1. We can leave now or wait outside.
  2. The doctor examined the patella, or kneecap, after the fall.
  3. Would you like tea or coffee?
Cevabı göster

The doctor examined the patella, or kneecap, after the fall.

line the muscle cell's membrane, Kelime

1:09

kas hücresinin zarını kaplar,

Kelime

line the muscle cell's membrane: fiil olarak line

Burada line, “bir kenar veya yüzey boyunca sıra ya da katman oluşturmak” anlamına gelen bir fiildir. Çevredeki açıklamada, sözü edilen iyonlar kas hücresi zarı boyunca konumlanmıştır; line burada “çizgi” anlamındaki isim değildir. Geçişli bir fiil olan line, yer veya yüzeyi doğrudan nesne olarak alır: trees line the street ve cells line the intestine. Bu yapı, birçok şeyin nerede bir sınır ya da katman oluşturduğunu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede line, “bir şeyin kenarı boyunca dizilmek” anlamında fiil olarak kullanılmıştır?

  1. Please draw a straight line under the title.
  2. The children are waiting in line for lunch.
  3. Bright lamps line the path to the theater.
Cevabı göster

Bright lamps line the path to the theater.

potassium on the inside

1:11

içeride potasyum

and sodium on the outside.

1:13

ve dışarıda sodyum bulunur.

In response to a signal from the brain,

1:16

Beyinden gelen bir sinyale yanıt olarak,

the motor neuron releases acetylcholine,

1:18

motor nöron asetilkolin salgılar,

which triggers pores on the muscle cell membrane Dilbilgisi

1:20

bu da kas hücresi zarındaki gözeneklerin

to open.

1:23

açılmasını tetikler.

Dilbilgisi

triggers pores ... to open: trigger + nesne + to-infinitive

triggers pores ... to open ifadesinde trigger, “bir tepkinin başlamasına neden olmak” anlamına gelen bir fiildir. Yapı trigger + nesne + to-infinitive şeklindedir: pores etkilenen şeyi, to open ise başlayan eylemi belirtir. Bu ettirgen yapı, mekanizmaları ve olay zincirlerini açıklamak için kullanışlıdır: bir olay bir cihazın, vücut bölümünün veya sistemin bir şey yapmasını tetikler. Buradaki trigger, bir silahın tetiğini belirten isim değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede trigger + nesne + to-infinitive yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. The sensor triggers the camera start recording.
  2. The sensor triggers the camera to start recording.
  3. The sensor triggers to the camera to start recording.
Cevabı göster

The sensor triggers the camera to start recording.

Sodium flows in Öbek fiiller

1:24

Sodyum içeri akar

and potassium flows out.

1:26

ve potasyum dışarı akar.

Öbek fiiller

flows in ... flows out: zıt yönler

Flow in, bir alana girmek veya bir sınırı içeri doğru geçmek; flow out ise o alandan dışarı çıkmak anlamına gelir. Cümlede sodyum içeri, potasyum ise dışarı doğru hareket eder. Burada in ve out, flows sözcüğünden sonra gelen yön parçacıklarıdır. İçeri girme ile dışarı çıkma karşıtlığını oluştururlar. Bu sözcükler olmadan flows yalnızca sürekli hareketi anlatır ve yönü belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi flow fiilinin üçüncü tekil kişi biçimi ve doğru yön sözcükleriyle tamamlayın: In this ventilation system, fresh air ____ through one duct, and stale air ____ through another.

Cevabı göster

flows in · flows out

The flux of These charged particles

1:28

Bu yüklü parçacıkların akışı

is a crucial step for muscle contraction. Kalıp ifadeler

1:30

kas kasılması için kritik bir adımdır.

Kalıp ifadeler

a crucial step for: bir sürecin gerekli parçası

Bu cümlede a crucial step for, kas kasılmasının gerçekleşmesine yardımcı olan gerekli bir aşama veya önemli bir parça anlamına gelir. Step burada ayağın hareketini değil, bir süreçteki aşamayı ifade eder. Yapı, a crucial step for + süreci veya hedefi adlandıran bir isim ya da -ing ifadesi biçimindedir. A tanımlığı ayrıca bunun daha büyük bir mekanizmanın önemli bir parçası olduğunu, ancak mutlaka tek koşul olmadığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen ve “bir hedefi destekleyen gerekli bir aşama” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Testing the alarm is ____ keeping the building safe.

Cevabı göster

a crucial step for

The change in charge creates an electrical signal

1:33

Yükteki bu değişim elektriksel bir sinyal yaratır

called an action potential Kelime

1:36

buna aksiyon potansiyeli denir,

Kelime

called an action potential: bilimsel bir terimi adlandırma

called an action potential ifadesi an electrical signal öbeğini niteler ve bu sinyalin bilimsel adını verir. Bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: an electrical signal that is called an action potential. Buradaki called bir geçmiş zaman sıfat-fiilidir; bağımsız bir eylemin geçmiş zaman biçimi değildir. İsim + called + ad veya terim kalıbı açıklamalarda yaygındır: konuşanın bir şeyi belirtip daha büyük bir cümle içinde adlandırmasını sağlar. Action potential, elektrik sinyalinin tam teknik adıdır; günlük dildeki “hareket etme potansiyeli” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, daha büyük bir cümle içinde bir şeyi adlandırmak için isim + called + ad yapısını doğru kullanır?

  1. A protective layer is called the ozone layer blocks much of the Sun's harmful ultraviolet radiation.
  2. A protective layer calling the ozone layer blocks much of the Sun's harmful ultraviolet radiation.
  3. A protective layer called the ozone layer blocks much of the Sun's harmful ultraviolet radiation.
Cevabı göster

A protective layer called the ozone layer blocks much of the Sun's harmful ultraviolet radiation.

that spreads through the muscle cell,

1:38

bu sinyal kas hücresi boyunca yayılarak

stimulating the release of calcium Dilbilgisi

1:40

içinde depolanan kalsiyumun

that's stored inside it.

1:42

salınmasını uyarır.

Dilbilgisi

stimulating the release of: -ing yapısıyla sonuç ekleme

stimulating the release of calcium, önceki eylemin sonucunu ekleyen -ing'li bir ortaç öbeğidir: sinyal hücre boyunca yayılır ve bu, kalsiyumun salınmasına neden olur. Yeni bir öznesi veya çekimli fiili yoktur; bu yüzden ayrı bir temel cümle değildir. Virgül + -ing kalıbı, önceki bir olayın neye neden olduğunu veya hangi sonuca yol açtığını kısa biçimde gösterir. Release of + isim yapısında isim, neyin salındığını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, ilk eylemin sonucunu göstermek için virgül + -ing öbeği kullanır?

  1. The warm air melted the ice, caused water to run down the glass.
  2. The warm air melted the ice, causing water to run down the glass.
  3. The warm air melted the ice, it causing water to run down the glass.
Cevabı göster

The warm air melted the ice, causing water to run down the glass.

This flood of calcium causes the muscle Notlar

1:44

Bu kalsiyum akını kasın

Deyimler

flood of calcium: benzetme olarak a flood of

flood of calcium ifadesinde flood, çok büyük miktarda kalsiyumun bir anda ortaya çıkmasını veya hareket etmesini anlatan bir benzetmedir. Gerçek bir su baskınını anlatmaz; ani ve güçlü bir akış hissi verir. a flood of + isim kalıbı, mesajlar, veriler veya istekler gibi birçok şeyin kısa sürede gelmesini anlatabilir.

Alıştırma

Çok sayıda şikâyetin aniden geldiğini en iyi gösteren ifadeyi seçin: After the update, the company received _____ complaints within an hour.

  1. a pair of
  2. a flood of
  3. a slice of
Cevabı göster

a flood of

to contract by enabling proteins Dilbilgisi

1:46

kasılmasını sağlar; bu, kas liflerinde

Dilbilgisi

causes the muscle to contract: cause + nesne + to do

causes the muscle to contract ifadesinde causes, neden-sonuç ilişkisini kurar. the muscle etkilenen nesnedir ve to contract ortaya çıkan eylemi belirtir. Kalıp cause + nesne + to-infinitive şeklindedir. to korunmalıdır: cause the muscle to contract denir, cause the muscle contract denmez.

Alıştırma

Cümleyi freeze ve cause + nesne + to do kalıbını kullanarak tamamlayın: Cold temperatures cause water pipes ____.

Cevabı göster

to freeze

buried in the muscle fibers

1:48

gömülü proteinlerin

to lock together Kalıp ifadeler

1:50

birbirine kilitlenmesini

Dilbilgisi

by enabling ... to ...: bir sonucun nasıl elde edildiğini açıklamak

By + -ing, daha önce sözü edilen bir sonucun nasıl elde edildiğini gösterir. Burada by enabling ..., bir şey sonraki eylemi mümkün kıldığı için sonucun gerçekleştiğini anlatır. By bu kullanımda yer ya da bir eserin sahibini belirtmez. Enable, enable + nesne + to-infinitive yapısını izler. Proteins nesnedir; to lock together ise mümkün hâle getirilen eylemdir. Buried in the muscle fibers, proteins sözcüğünü niteler. Proteins ile to lock arasında bulunsa da temel yapı değişmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için enable ve report fiillerinin doğru biçimlerini kullanın: The new app improves safety by ____ users ____ suspicious messages quickly.

Cevabı göster

enabling · to report

and ratchet towards each other, Kelime

1:51

ve mandal gibi birbirine doğru hareket etmesini sağlayarak

Kalıp ifadeler

lock together: parçaların sağlam biçimde kenetlenmesi

Lock together, iki veya daha fazla parçanın birbirine geçerek ya da kenetlenerek bağlı kalması demektir. Burada protein yapıları birbirine bağlanır; lock, bir kapıyı anahtarla kilitlemeyi değil, sağlam bir bağlantıyı anlatır. Parçalar birbirine bağlandığı için özne genellikle çoğuldur. Bir parçanın başka bir parçayla locks together with ettiği de söylenebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede lock together, iki fiziksel parçanın sağlam biçimde birleşmesi anlamında kullanılmıştır?

  1. Please lock the door before you leave.
  2. The two designers work together on the new logo.
  3. The two tabs lock together when you push the panels into place.
Cevabı göster

The two tabs lock together when you push the panels into place.

Kelime

ratchet towards each other: adım adım birbirine doğru hareket etmek

Burada ratchet fiil olarak kullanılır. Hareketi bir cırcır mekanizmasına benzetir: iki parça küçük ve aşamalı adımlarla birbirine doğru ilerler. Towards each other, iki parçanın da içe, diğerine doğru hareket ettiğini belirtir. Genel move fiiline kıyasla ratchet, çoğu zaman her adım bir sonraki başlamadan önce yerinde tutuluyormuş gibi, mekanik ve aşamalı bir ilerleme anlamı ekler. Bilimsel açıklamalarda bu mekanik benzetme, bir sürecin tek ve kesintisiz bir hareketle değil, adım adım ilerlediğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede ratchet, adım adım gerçekleşen mekanik hareketi anlatır?

  1. The clamp's jaws ratchet towards each other one notch at a time.
  2. The elevator moves smoothly towards the top floor.
  3. The runner sprints towards the finish line.
Cevabı göster

The clamp's jaws ratchet towards each other one notch at a time.

pulling the muscle tight. Dilbilgisi

1:53

kası sıkıca çeker.

Dilbilgisi

pulling the muscle tight: sonucu gösteren bir -ing yan cümlesi

Pulling the muscle tight, önceki eyleme bağlanan bir -ing ortaç yan cümlesidir. O eylemin sonucunu, yani kasın gergin hâle gelmesini anlatır. Yeni bir ana fiil değildir. Bu yan cümlede pull + nesne + sıfat, "nesneyi çekerek belirtilen duruma getirmek" anlamına gelir: pull the muscle tight. Bu yapı She pulled the rope tight. örneğindeki gibi tam bir yan cümlede de kullanılabilir.

Alıştırma

pull fiilinin -ing biçimini, the cover ve tight ifadelerini kullanarak sonuç bildiren yan cümleyi tamamlayın: The straps shortened, ____.

Cevabı göster

pulling the cover tight

The energy used to power Kelime

1:55

Kasılmayı

the contraction comes from a molecule

1:56

gerçekleştirmek için kullanılan enerji bir molekülden gelir

called ATP.

1:59

adı ATP'dir.

Kelime

to power the contraction: fiil olarak power

to power the contraction ifadesinde power, “bir şeyin gerçekleşmesi için gereken enerjiyi sağlamak” anlamına gelen bir fiildir. the contraction bu enerjiyi alan süreçtir. to power mastarı amaç bildirir: enerjinin ne için kullanıldığını açıklar. Bu fiil power + nesne kalıbını izler; power a motor ve power the brain buna örnektir.

Alıştırma

Hangi cümlede power, “çalışması için gereken enerjiyi sağlamak” anlamında fiil olarak kullanılmıştır?

  1. Solar panels power the clinic during the day.
  2. The clinic lost power during the storm.
  3. The director has little power over the budget.
Cevabı göster

Solar panels power the clinic during the day.

ATP also helps pump the ions Kalıp ifadeler

2:00

ATP ayrıca sonrasında iyonların

back across the membrane afterward,

2:03

zar boyunca geri pompalanmasına yardımcı olur,

Kalıp ifadeler

pump ... back across ... afterward: daha sonra bir sınırın ötesine geri pompalamak

pump + nesne + back across + sınır kalıbı, bir şeyi etkin biçimde hareket ettirerek dönüş yönünde bir sınırı yeniden geçmesini sağlamak anlamına gelir. Burada hareket ettirilen nesne the ions, sınır ise the membrane ifadesidir. Back daha önceki bir tarafa veya konuma dönüşü gösterdiği için eski durumu yeniden kurma anlamı açısından önemlidir. Afterward bu pompalama işlemini az önce sözü edilen süreçten sonraya yerleştirir.

Alıştırma

Cümleyi pump ve “yeniden karşı tarafa” anlamını veren iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın. A machine first moved water across a membrane into a tank. It now uses energy to ____ the water ____ the membrane.

Cevabı göster

pump · back across

resetting the balance of sodium Kalıp ifadeler

2:05

her iki taraftaki sodyum

and potassium on either side.

2:07

ve potasyum dengesini sıfırlar.

Kalıp ifadeler

resetting the balance: işler durumdaki dengeyi yeniden kurmak

Bu cümlede resetting the balance, sodyum ve potasyumu sistemin çalışmak için ihtiyaç duyduğu dağılıma geri getirmek demektir. Burada reset bir cihazı yeniden başlatmak değil, değişmiş bir durumu yeniden işe yarar hâle getirmek anlamındadır. -ing biçimi resetting, bu geri dönüşü hemen önce anlatılan iyon hareketinin sonucu olarak sunar. reset the balance of X and Y kalıbı işlevsel bir ilişkiyi anlatabilir; miktarların mutlaka eşit olması gerekmez.

Alıştırma

Hangi cümlede reset the balance, değişmiş bir ilişkiyi yeniden kurmak anlamında kullanılmıştır?

  1. The new schedule could reset the office computers after work.
  2. The new schedule could reset the balance between work and rest.
  3. The new schedule could describe the balance between work and rest.
Cevabı göster

The new schedule could reset the balance between work and rest.

This whole process repeats

2:10

Tüm bu süreç,

every time a muscle contracts. Dilbilgisi

2:11

kas her kasıldığında tekrarlanır.

Dilbilgisi

every time + yan cümle: tekrarlanan olaylar

Every time a muscle contracts, “bir kas her kasıldığında” anlamına gelir. Every time, öznesi ve fiili olan a muscle contracts tam olayını başlatır. Bu yapı, tekrar tekrar gerçekleşen bir olayı her seferinde ortaya çıkan bir sonuca bağlar. Yalnızca tek bir anı değil, düzenli bir örüntüyü anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, dersin tekrarlanan her seferi anlatan iki kelimelik ifadesiyle tamamlayın: ____ the timer reaches zero, the screen flashes.

Cevabı göster

Every time

With each contraction,

2:14

Her kasılmayla birlikte,

energy in the form of ATP Kalıp ifadeler

2:15

ATP formundaki enerji

Kalıp ifadeler

in the form of ATP: bir şeyin aldığı biçimi belirtmek

in the form of + isim yapısı, bir şeyin var olduğu, saklandığı veya sunulduğu biçimi, türü ya da ortamı belirtir. Burada enerjinin ATP biçiminde bulunduğunu anlatır. Buradaki form, fiziksel bir şeklin içinde olmak anlamına gelmez. Bu yapı, support in the form of advice örneğinde olduğu gibi soyut şeylerle de kullanılabilir; bu ifade “tavsiye biçiminde destek” demektir.

Alıştırma

Hangi cümlede in the form of, bir şeyin sunulduğu belirli biçimi göstermek için kullanılmıştır?

  1. The school provided a form for ordering free meals.
  2. The school provided help after the free meals.
  3. The school provided help in the form of free meals.
Cevabı göster

The school provided help in the form of free meals.

gets used up, Öbek fiiller

2:17

tükenir,

Öbek fiiller

gets used up: bir kaynağın tüketilmesini anlatmak

Gets used up, “kullanım sonucu tüketilir veya tükenir” anlamına gelir. Enerji, yakıt, yiyecek, zaman veya malzeme gibi kaynaklar için kullanılır. Burada ATP enerjisinin kasılma sırasında tüketildiği anlatılır. Yapı get + geçmiş zaman ortacıdır ve öznenin başına gelen değişime odaklanan dinamik bir edilgen yapıdır. Used up, use up fiilinin edilgen biçimi olarak birlikte düşünülmelidir; “alışmak” anlamındaki get used to yapısı değildir.

Alıştırma

Hangi cümle bir kaynağın kullanım sonucu tükendiği anlamına gelir?

  1. The hikers get used to the cold weather.
  2. The batteries get used up quickly in cold weather.
  3. The batteries are used in the camera.
Cevabı göster

The batteries get used up quickly in cold weather.

waste products like lactic acid

2:18

laktik asit gibi atık ürünler

are generated,

2:20

üretilir,

and some ions drift away Öbek fiiller

2:21

ve bazı iyonlar kas hücresi zarından

from the muscle cell membrane,

2:23

uzaklaşarak

Öbek fiiller

drift away from: bilinçli kontrol olmadan yavaşça uzaklaşmak

Drift away from, bir başlangıç noktasından genellikle bilinçli bir kontrol olmadan yavaş yavaş uzaklaşmak demektir. Burada bazı iyonlar kas hücresi zarından giderek uzaklaşır. Kalıp drift away from + yer veya nesne şeklindedir. Dikkatin ya da bağlantının yavaş yavaş azalmasını da anlatabilir; örneğin dikkatin bir konudan giderek uzaklaşması gibi.

Alıştırma

Hangi cümle, bir şeyin bilinçli bir kontrol olmadan yavaş yavaş uzaklaşmasını en iyi gösterir?

  1. Maya moved the lamp away from the edge of the table.
  2. The fox ran away from the barking dogs.
  3. A leaf drifted away from the rock on the stream.
Cevabı göster

A leaf drifted away from the rock on the stream.

leaving a smaller and smaller Dilbilgisi

2:24

geride gittikçe daha küçük bir

group behind.

2:26

grup bırakır.

Dilbilgisi

leaving a smaller and smaller group behind: geride kalan grubun küçülmesi sonucunu anlatmak

Leaving a smaller and smaller group behind, önceki sürecin sonucunu veren bir -ing ortaç yan cümlesidir: bazı iyonlar uzaklaştıkça geride kalan grup küçülür. Burada behind yalnızca konum olarak ‘arkada’ demek değildir; başkaları gittikten sonra bir şeyin kalmasını anlatır. Smaller and smaller, comparative + and + comparative yapısını izler. Zaman içinde devam eden bir değişimi gösterir: grubun büyüklüğü veya sayısı sürekli azalır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir yerde kalan grubun giderek küçüldüğünü göstermek için bir -ing yan cümlesi kullanır?

  1. People kept leaving the hall, leaving a smaller and smaller group behind.
  2. More people entered the hall, creating a larger and larger crowd.
  3. Everyone stayed in the hall, keeping the group the same size.
Cevabı göster

People kept leaving the hall, leaving a smaller and smaller group behind.

Though muscle cells use up ATP Dilbilgisi

2:27

Kas hücreleri tekrar tekrar

as they contract repeatedly,

2:30

kasıldıkça ATP kullansalar da,

they are always making more.

2:31

her zaman daha fazlasını üretirler.

Dilbilgisi

Though ..., they are always ...: ana fikirden önce ödünleme

Though, ödünleme bildiren bir yan cümleyi başlatır: Kas hücreleri kasılırken gerçekten ATP tüketir. Virgülden sonraki ana cümle, önemli ve daha az beklenen noktayı verir: Hücreler daha fazla ATP üretmeye devam eder. Though + yan cümle, ana cümle yapısını, bir gerçeği kabul ettikten sonra onunla karşıtlık oluşturan ama yine de doğru olan başka bir gerçeği belirtmek için kullanın. Though ile başlayan yan cümle bir beklenti oluşturur; ana cümle bu beklentiyi düzeltir veya dengeler.

Alıştırma

Hangi cümle, bir gerçeği kabul edip ardından asıl ve beklenmedik sonucu belirtmek için cümle başındaki though'u doğru kullanır?

  1. Though the backpack is heavy, but Mia carries it easily.
  2. Though the backpack is heavy, Mia carries it easily.
  3. Though the backpack heavy, Mia carries it easily.
Cevabı göster

Though the backpack is heavy, Mia carries it easily.

So most of the time,

2:33

Yani çoğu zaman,

even heavily fatigued muscles Dilbilgisi

2:35

Aşırı derecede yorgun kaslar bile

still have not depleted

2:37

henüz bu enerji kaynağını

this energy source.

2:38

tüketmemiştir.

Dilbilgisi

even heavily fatigued muscles still have not depleted: aşırı bir durumda da geçerli olan sonuç

Even, heavily fatigued muscles ifadesini en şaşırtıcı durum olarak öne çıkarır. Bu durumdaki kasların enerji kaynağını tüketmesi beklenebilir, ancak tüketmemişlerdir. Still, bu aşırı koşula rağmen sonucun geçerliliğini koruduğunu vurgular. Still have not depleted, olumsuz bir present perfect fiil öbeğidir. Söz konusu zamana kadar bu kasların enerji kaynağını tamamen tüketmediği anlamına gelir. even ... still ... birlikte kullanıldığında, bir sonucun beklenmedik veya aşırı bir durumda da geçerli olmaya devam ettiğini vurgular.

Alıştırma

Sonucun aşırı bir koşul altında da geçerli kaldığını göstermek için cümleyi even ... still ile tamamlayın: ____ under heavy load, the backup system ____ has not failed.

Cevabı göster

Even · still

And though many waste products

2:39

Ve birçok atık ürün

are acidic, fatigued muscles

2:41

asidik olsa da, yorgun kaslar

still maintain pH within normal limits, Kalıp ifadeler

2:43

yine de pH'ı normal sınırlar içinde korur,

Kalıp ifadeler

maintain pH within normal limits: bir ölçümü normal aralıkta tutmak

maintain + ölçüm + within normal limits yapısında maintain, ölçülen değeri sabit ve kabul edilebilir bir durumda tutmak anlamına gelir. Within normal limits, değerin tıp veya bilim tarafından kabul edilen aralıkta olduğunu ve üst ya da alt sınırı aşmadığını belirtir. Buradaki ölçüm pH'dır. Aynı yapı tansiyon, vücut sıcaklığı veya kan şekeri gibi ölçülebilen başka değerler için de kullanılabilir.

Alıştırma

maintain ... within normal limits yapısını ve blood sugar sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: The treatment helps ____.

Cevabı göster

maintain blood sugar within normal limits

indicating that the tissue Dilbilgisi

2:46

bu da dokunun

is effectively clearing these wastes.

2:47

bu atıkları etkili bir şekilde temizlediğini gösterir.

Dilbilgisi

indicating that: kanıttan sonuç çıkarmak

Indicating that + yan cümle, ek bilgi veren bir -ing yapısıdır. Önceki gözlem veya sonuca geri dönerek that ile başlayan yan cümleyi bu bilginin desteklediği sonuç olarak sunar. Burada pH'ın normal olduğuna ilişkin önceki bulgu, dokunun atıkları etkili biçimde temizlediği sonucunu destekleyen kanıttır.

Alıştırma

Hangi cümlede indicating that, bir gözlemin desteklediği sonucu belirtmek için kullanılmıştır?

  1. The sky grew dark, and we watched a movie yesterday.
  2. The sky grew dark before we finished lunch.
  3. The sky grew dark, indicating that a storm was approaching.
Cevabı göster

The sky grew dark, indicating that a storm was approaching.

But eventually,

2:50

Fakat eninde sonunda,

over the course of repeated contractions, Kalıp ifadeler

2:51

tekrarlanan kasılmalar sürecinde,

Kalıp ifadeler

over the course of repeated contractions: bir süreç boyunca gerçekleşen değişim

Over the course of + bir ad öbeği, “bir sürecin tüm zaman aralığı boyunca” anlamına gelir. Bir sonucun tek bir anda gerçekleşmek yerine zamanla geliştiğini anlatmak için sıkça kullanılır. Burada repeated contractions sözleri süreci belirtir. Bu nedenle ifade, sonraki değişikliği birçok kasılma boyunca biriken bir gelişme olarak sunar. Buradaki course “süreç veya dönem” demektir; “ders” anlamında değildir.

Alıştırma

Aşamalı bir değişimi göstermek için cümleyi over the course of ile tamamlayın: ____ the school year, Maya became a more confident speaker.

Cevabı göster

Over the course of

there may not be sufficient concentrations of potassium, Dilbilgisi

2:53

sistemi düzgün bir şekilde sıfırlamak için

sodium, or calcium ions

2:56

kas hücresi zarının yakınında hemen kullanılabilir

Dilbilgisi

there may not be sufficient concentrations of: bilimsel bir olasılığı temkinli biçimde ifade etme

There may not be + bir ad öbeği, varlık bildiren bir yapıdır: bir şeyin bulunmayabileceğini veya gereken düzeyin altında olabileceğini söyler. Burada may belirsizlik ifade eder; izin ya da yasak anlamına gelmez. Sufficient concentrations of + maddeler, yoğunluk düzeylerinin belirli bir amaç için yeterince yüksek olması demektir. Birkaç iyon türü sıralandığı için concentrations çoğuldur; cümle tek tek iyonların sayısını değil, belirli bir hacimde her iyondan ne kadar bulunduğunu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle bir çözeltide belirli besinlerin yeterince yüksek yoğunluklarda bulunmayabileceğini temkinli biçimde ifade eder?

  1. These nutrients are definitely absent from the solution.
  2. The solution may not be permitted to contain these nutrients.
  3. There may not be sufficient concentrations of these nutrients in the solution.
Cevabı göster

There may not be sufficient concentrations of these nutrients in the solution.

immediately available near the muscle

2:59

yeterli konsantrasyonda potasyum,

cell membrane to reset Kalıp ifadeler

3:00

sodyum veya kalsiyum iyonu

the system properly.

3:02

bulunmayabilir.

Kalıp ifadeler

to reset the system properly: sistemi düzgün biçimde çalışır duruma getirmek

to reset the system properly ifadesindeki to reset mastar yapısı, gerekli iyonların zarın yakınında bulunmasının amacını belirtir: Bu iyonlar hücresel sistemin yeniden çalışır duruma dönmesine yardım eder. Burada reset, bir şeyi mutlaka kapatıp yeniden açmak değil, sürecin tekrar işlemesi için gereken koşulları geri getirmek demektir. Properly, normal işlevin sürebilmesi için bu işlemin eksiksiz ve doğru yapılması gerektiğini vurgular.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak talimatı tamamlayın: After replacing the controller, run the setup tool to ____.

Cevabı göster

reset the system properly

So even if the brain Dilbilgisi

3:04

Böylece beyin

sends a signal,

3:05

bir sinyal gönderse bile,

the muscle cell can't

3:06

kas hücresi

generate the action potential Kalıp ifadeler

3:07

kasılmak için gereken

necessary to contract.

3:08

aksiyon potansiyelini üretemez.

Dilbilgisi

even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul

Even if, ödünleme anlamı taşıyan bir koşul sunar: Koşul gerçekleşebilir veya gerçekleşmeyebilir, ancak ana sonuç değişmez. Yapı even if + koşul, ana cümle şeklindedir. Burada beyin bir sinyal gönderebilir, ancak bu, sonucu değiştirmez: Kas hücresi yine de kasılmak için gerekli aksiyon potansiyelini üretemez.

Alıştırma

Hangi cümle, yağmur yağsa da yağmasa da maçın devam edeceği anlamına gelir?

  1. Even though it is raining, the match will continue.
  2. Even if it rains, the match will continue.
  3. If it rains, the match will continue.
Cevabı göster

Even if it rains, the match will continue.

Kalıp ifadeler

generate the action potential necessary to contract: kasılma için gerekli aksiyon potansiyelini üretmek

Burada generate, “üretmek” anlamına gelir. Action potential, bir sinir veya kas hücresinin etkinliğinde rol alan elektrik sinyalidir; dolayısıyla ifade, hücrenin ihtiyaç duyduğu sinyalin üretilmesini anlatır. Necessary to contract sözleri action potential ifadesinden sonra gelir ve onu niteler. Sinyalin ne için gerekli olduğunu, yani kas hücresinin kasılmasını sağlamak için gerektiğini belirtir. Aksiyon potansiyelinin kendisinin kasıldığı anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp generate + isim + necessary to + fiil şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle generate + isim + necessary to + fiil yapısını doğru kullanıyor?

  1. The device generates the package necessary the heat to seal.
  2. The device is necessary generate the heat to seal the package.
  3. The device generates the heat necessary to seal the package.
Cevabı göster

The device generates the heat necessary to seal the package.

Even when ions like sodium,

3:11

Sodyum, potasyum

potassium, or calcium are

3:12

veya kalsiyum gibi iyonlar

depleted in or around the muscle cell, Kelime

3:14

kas hücresinde veya çevresinde tükendiğinde bile,

Kelime

depleted in or around the muscle cell: kas hücresinin içinde ya da çevresinde yerel azalma

Burada depleted, bir şeyin kullanım veya kayıp nedeniyle miktarı çok düşük ya da yetersiz kalana kadar azaldığını belirtir. Bütün iyonların tamamen yok olduğu anlamına gelmez. In or around the muscle cell ifadesi konumu sınırlar: eksiklik hücrenin içinde veya hemen çevresindedir. Bu, yerel bir eksikliği anlatır; iyonların vücudun her yerinde bulunmadığını iddia etmez.

Alıştırma

Şu yorumu değerlendirin: “Oxygen is depleted around the wound” cümlesi, vücudun hiçbir yerinde oksijen olmadığı anlamına gelir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

these ions are plentiful Kelime

3:17

bu iyonlar vücudun

elsewhere in the body.

3:18

diğer yerlerinde bol miktarda bulunur.

Kelime

plentiful elsewhere in the body: vücudun başka yerlerinde bol miktarda

Burada plentiful, “büyük miktarda mevcut” anlamına gelir; elsewhere in the body ise “vücudun diğer kısımlarında” demektir. Elsewhere, vücudun dışı anlamına gelmez. İfade bir bütün olarak belirli bir bölgedeki eksikliği başka yerlerdeki yeterli miktarla karşılaştırır. be plentiful elsewhere kalıbı, bir yerde az bulunan ama başka bir yerde bol olan bir şeyi anlatabilir.

Alıştırma

“These ions are plentiful elsewhere in the body” ne anlama gelir?

  1. İyonlar vücudun diğer kısımlarında büyük miktarda bulunur.
  2. İyonlar vücudun her yerinden kaybolmuştur.
  3. İyonlar yalnızca vücudun dışında bulunur.
Cevabı göster

İyonlar vücudun diğer kısımlarında büyük miktarda bulunur.

With a little time, Kalıp ifadeler

3:20

Biraz zaman geçtiğinde,

Kalıp ifadeler

With a little time: zamanı sonucun koşulu olarak sunmak

Cümlenin başında With a little time, ardından gelen sonucun gerçekleşmesini sağlayan bir kaynak veya koşul olarak zamanı sunar. Devamındaki yan cümleye göre “biraz zaman verilirse” ya da “yeterli zaman geçtikten sonra” anlamına gelebilir. Buradaki with, “ile birlikte” anlamında değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp, with + a little + sayılamayan isim biçimindedir ve ardından sonuç gelir. A little, yok denecek kadar az değil, az ama işe yarar bir miktarı anlatır.

Alıştırma

with + a little + belirtilen kaynak kalıbını kullanın. Kaynak: patience. ____, we can solve this puzzle together.

Cevabı göster

With a little patience

they will flow back to the areas Öbek fiiller

3:21

ihtiyaç duyulan bölgelere

where they're needed,

3:22

geri akacaklardır,

Öbek fiiller

flow back to: akarak bir yere geri dönmek

flow back to + yer yapısı, akarak bir yere geri dönmek anlamına gelir. flow hareket biçimini anlatır, back geri dönme anlamını katar, to ise hedefi belirtir. Burada iyonlar yalnızca ihtiyaç duyulan bölgelere doğru hareket etmiyor; oralara geri dönüyor. back olmadan flow to bu geri dönüş anlamını vermez.

Alıştırma

Hangi cümle suyun akarak tanka geri döndüğünü açıkça anlatır?

  1. After the valve opens, the water will flow to the tank.
  2. After the valve opens, the water will flow back to the tank.
  3. After the valve opens, the water will flow away from the tank.
Cevabı göster

After the valve opens, the water will flow back to the tank.

sometimes with the help of active Kalıp ifadeler

3:23

bazen aktif sodyum

sodium and potassium pumps.

3:24

ve potasyum pompalarının yardımıyla.

Kalıp ifadeler

with the help of: bir kişi veya şeyden yardım alarak

with the help of + isim, bir kişinin ya da şeyin bir eylemi mümkün veya daha kolay kılan destek sağladığını anlatır. Yardım eden kişi, araç, sistem ya da biyolojik bir süreç olabilir. Burada aktif sodyum ve potasyum pompaları destekleyici mekanizmadır. İfade, bu pompaların harekete yardımcı olduğunu gösterir; tek neden olduklarını zorunlu olarak söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle bir haritanın yolu bulmamıza yardımcı olduğunu doğal biçimde anlatır?

  1. With the help a map, we found the trail before dark.
  2. By the help of a map, we found the trail before dark.
  3. With the help of a map, we found the trail before dark.
Cevabı göster

With the help of a map, we found the trail before dark.

So if you pause and rest, Dilbilgisi

3:27

Yani duraklayıp dinlenirseniz,

muscle fatigue will subside

3:29

bu iyonlar kas boyunca

Dilbilgisi

if you pause and rest, muscle fatigue will subside: gerçek bir koşul ve beklenen sonuç

Bu cümlede if, gerçekten gerçekleşebilecek bir koşulu belirtir: durup dinlenmek. if yan cümlesinde geniş zaman olan pause and rest, ana cümlede ise sonucu öngörmek için will + fiilin yalın hâli olan will subside kullanılır. Subside, şiddeti giderek azalmak demektir. if + geniş zaman, ... will + fiilin yalın hâli kalıbı, mümkün bir eylemi beklenen gelecek sonucuna bağlamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle gerçekten mümkün bir koşulu ve onun beklenen gelecek sonucunu anlatır?

  1. If you rested now, the soreness would subside.
  2. If you will rest now, the soreness subsides.
  3. If you rest now, the soreness will subside.
Cevabı göster

If you rest now, the soreness will subside.

as these ions replenish

3:30

yeniden doldukça

throughout the muscle.

3:32

kas yorgunluğu azalacaktır.

The more regularly you exercise, Dilbilgisi

3:34

Ne kadar düzenli egzersiz yaparsanız,

the longer it takes for muscle

3:36

her seferinde kas

fatigue to set in each time. Öbek fiiller

3:37

yorgunluğunun başlaması o kadar uzun sürer.

Dilbilgisi

The more regularly you exercise, the longer it takes: bağlantılı değişimler

The more ..., the longer ... iki değişimi birbirine bağlar. İlk bölüm bir etkenin nasıl değiştiğini, ikinci bölüm ise başka bir etkenin buna bağlı olarak nasıl değiştiğini gösterir. Burada daha düzenli egzersiz yapmak, yorgunluğun başlamasına kadar geçen sürenin uzamasıyla ilişkilendirilir. Bu kalıptaki iki the de karşılaştırma biçimlerinden önce gelen sabit parçalardır; normal birer tanımlık değildir. the + comparative ..., the + comparative ... kalıbı, bir şey değiştikçe diğerinin de değiştiğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, birbiriyle bağlantılı iki değişimi göstermek için ikili karşılaştırma kalıbını doğru kullanır?

  1. The carefully you plan, the fewer mistakes you make.
  2. The more carefully you plan, fewer mistakes you make.
  3. The more carefully you plan, the fewer mistakes you make.
Cevabı göster

The more carefully you plan, the fewer mistakes you make.

Öbek fiiller

set in: bir durumun başlayıp yerleşmesi

Set in, bir durumun başlayıp fark edilir ve devam eden bir etki göstermeye başlaması anlamına gelen geçişsiz bir öbek fiildir. Bu cümlede başlayan durum kas yorgunluğudur; set burada “yerleştirmek” anlamına gelmez. Özne genellikle durumun kendisidir; fatigue sets in buna bir örnektir. Bu ifade çoğunlukla bitkinlik, soğuk hava, karanlık, panik veya çürüme gibi yavaş gelişen ya da kontrol edilmesi zor değişimleri anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede set in doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. At exactly ten, the scheduled ceremony set in.
  2. She set in the groceries on the kitchen table.
  3. After a week without sunlight, a feeling of gloom began to set in.
Cevabı göster

After a week without sunlight, a feeling of gloom began to set in.

That's because the stronger you are, Dilbilgisi

3:39

Bunun nedeni ne kadar güçlü olursanız,

the fewer times this cycle

3:41

belirli bir miktar ağırlığı kaldırmak için

of nerve signal from the brain

3:43

beyinden gelen sinir sinyalinden

to contraction in the muscle

3:44

kastaki kasılmaya kadar

has to be repeated Dilbilgisi

3:46

olan bu döngünün

to lift a certain amount of weight.

3:47

o kadar az tekrarlanmasının gerekmesidir.

Dilbilgisi

the stronger you are, the fewer times: güç arttıkça tekrar sayısı azalır

the + karşılaştırma ..., the + karşılaştırma ... kalıbı değişen iki miktarı birbirine bağlar: biri değiştikçe diğeri de değişir. Burada daha fazla güç, daha az sayıda tekrara yol açar. Fewer, sayılabilen çoğul isimleri niteler. Fewer times, “daha az seferde” veya “daha az sayıda tekrar” anlamına gelir; her tekrarın daha kısa sürdüğü anlamına gelmez. İki the de sıradan tanımlıklar değil, bu karşılaştırma kalıbının sabit parçalarıdır.

Alıştırma

Sinyal güçlendikçe iletim sayısının azaldığını hangi cümle doğru biçimde anlatır?

  1. The strongest the signal is, the fewer times the message needs to be sent.
  2. The stronger the signal is, the less times the message needs to be sent.
  3. The stronger the signal is, the fewer times the message needs to be sent.
Cevabı göster

The stronger the signal is, the fewer times the message needs to be sent.

Dilbilgisi

Gerekli edilgen eylemler için has to be + geçmiş zaman ortacı

Burada has to gereklilik bildirir; has fiilinin sahip olma anlamında değildir. has to be repeated yapısında tekil özne this cycle eyleme maruz kalır; bu nedenle be repeated cümleyi edilgen yapar. Başka durumlara uygulanabilen kalıp şöyledir: tekil özne + has to be + geçmiş zaman ortacı. Çoğul öznelerle ve I, you, we ya da they ile have to be + geçmiş zaman ortacı kullanılır. Örnek: The checks have to be completed.

Alıştırma

Cümleyi has to ve check fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: For safety, every helmet ____ before use.

Cevabı göster

has to be checked

Fewer cycles means slower ion depletion. Anlatım akışı

3:49

Daha az döngü, daha yavaş iyon tükenmesi demektir.

Anlatım akışı

Fewer cycles means slower ion depletion: Nedensel özet olarak X means Y

Bu cümle, daha uzun mekanizmayı kısa bir sonuca dönüştürür: daha az döngü varsa iyonlar daha yavaş tüketilir. Burada means, X'i onun sonucu olan Y'ye bağlar; sözlük tanımı vermez. X means Y kalıbı, ayrıntılı bir açıklamadan sonra bilgiyi düzenlemeye yardımcı olur. Koşulu veya nedeni X'e, ana sonucu Y'ye yerleştirerek dinleyicinin temel sonucu hatırlamasını sağlayabilirsiniz.

Alıştırma

Açıklamada “Fewer cycles means slower ion depletion.” cümlesinin bilgiyi düzenleyen temel işlevi nedir?

  1. Önceki mekanizmayı kısa bir neden-sonuç cümlesiyle özetler.
  2. cycles kelimesinin sözlük tanımını verir.
  3. Mekanizmayla ilgisi olmayan yeni bir konu açar.
Cevabı göster

Önceki mekanizmayı kısa bir neden-sonuç cümlesiyle özetler.

So as your physical fitness improves, Dilbilgisi

3:53

Yani fiziksel kondisyonunuz geliştikçe,

you can exercise for longer Kalıp ifadeler

3:55

aynı yoğunlukta

at the same intensity.

3:57

daha uzun süre egzersiz yapabilirsiniz.

Dilbilgisi

As your physical fitness improves: gelişen iki değişimi bağlayan as

Burada as, “bir değişim geliştikçe” veya “bir şey yavaş yavaş değişirken” anlamına gelir. Aynı dönem içinde ilerleyen iki eğilimi birbirine bağlar: fiziksel kondisyon gelişir ve egzersize devam edilebilen süre de artar. Bu kullanımda as yan cümlesinde improve, grow veya increase gibi değişim bildiren bir fiil sık görülür. Bir değişimi yalnızca bağımsız bir neden olarak değil, başka bir değişimle birlikte gelişen bir süreç olarak sunar.

Alıştırma

“As her confidence grew, she spoke more often,” cümlesinde as neyi gösterir?

  1. Zaman içindeki değişime odaklanılmadan özgüven yalnızca bir neden olarak sunuldu.
  2. Kendine güvenen bir kişinin rolünde konuşuyordu.
  3. Özgüven ve konuşma sıklığı aynı dönem içinde değişti.
Cevabı göster

Özgüven ve konuşma sıklığı aynı dönem içinde değişti.

Kalıp ifadeler

Exercise for longer at the same intensity: süre ve efor düzeyi

Exercise for longer, daha uzun süre egzersiz yapmaya devam etmek demektir. For longer, etkinliğin ne kadar sürdüğünü belirtir; daha uzun mesafe katetmek veya daha fazla efor harcamak anlamına gelmez. At the same intensity, efor düzeyinin değişmediğini belirtir. İfade bir bütün olarak iki değişkeni ayrı ayrı karşılaştırır: süre artarken yoğunluk sabit kalır.

Alıştırma

“Efor düzeyini değiştirmeden daha uzun süre egzersiz yapmak” anlamındaki ders ifadesiyle antrenman notunu tamamlayın: After six weeks, I can ____.

Cevabı göster

exercise for longer at the same intensity

Many muscles grow with exercise,

3:59

Pek çok kas egzersizle büyür,

and larger muscles also have bigger

4:01

ve daha büyük kasların aynı zamanda

stores of ATP

4:03

daha büyük ATP depoları

and a higher capacity to clear waste, Kalıp ifadeler

4:05

ve atıkları temizleme kapasitesi vardır,

Kalıp ifadeler

a higher capacity to clear waste: daha yüksek işlevsel kapasite

Burada capacity, bir kabın ne kadar şey alabildiğini değil, bir şeyi yapma becerisini veya işlevsel potansiyelini ifade eder. capacity to + fiilin yalın hâli yapısı, bir kişinin, sistemin veya vücut bölümünün ne yapabildiğini belirtir. A higher capacity to clear waste, atıkları temizleme becerisinin karşılaştırma noktasına göre daha yüksek olduğu anlamına gelir: daha fazla atık temizlenebilir veya bu işlem daha etkili yapılabilir. Higher, işlevsel beceriyi karşılaştırır.

Alıştırma

Bu cümlede a higher capacity to clear waste ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Atıkları daha hızlı üretir.
  2. Atıkları depolamak için daha büyük bir kabı vardır.
  3. Atıkları temizleme becerisi daha yüksektir.
Cevabı göster

Atıkları temizleme becerisi daha yüksektir.

pushing fatigue even farther Deyimler

4:07

bu da yorgunluğu gelecekte

into the future.

4:09

daha da ileriye iter.

Deyimler

pushing fatigue even farther into the future: yorgunluğun başlamasını geciktirmek

Bu ifade zamanı bir mesafe gibi ele alır: yorgunluk, zaman çizgisi boyunca daha uzağa itilebilen bir şey gibi düşünülür. Burada pushing fatigue ... into the future, yorgunluğun başlama zamanını geciktirmek anlamına gelir; yorgunluğu fiziksel olarak hareket ettirmek anlamına gelmez. Even farther bir karşılaştırma ekler: başlangıç, zaten daha geç olan bir noktanın da ötesine ertelenir. Bu mecaz gerçekleşme zamanını değiştirir, gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini değil; yorgunluk yine de ortaya çıkabilir.

Alıştırma

Bu cümlenin anlamı nedir: Regular breaks can push fatigue farther into the future.?

  1. Düzenli molalar yorgunluğu sonsuza kadar ortadan kaldırabilir.
  2. Düzenli molalar yorgunluğun fiziksel bir alanda hareket etmesini sağlayabilir.
  3. Düzenli molalar yorgunluğun başlamasını geciktirebilir.
Cevabı göster

Düzenli molalar yorgunluğun başlamasını geciktirebilir.

Now find out how to make

4:11

Şimdi

your muscles bigger and stronger

4:13

bu videoyla kaslarınızı nasıl daha büyük ve güçlü

with this video.

4:14

yapacağınızı öğrenin.