Sır tutabilir misin? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Program, iyi bir haberi geçici olarak gizli tutmanın hoş bir beklenti yaratabileceğini ve kişiye enerji verebileceğini öne süren araştırmayı inceliyor. Bu olumlu sırları zarar veren veya yük oluşturan sırlarla karşılaştırıyor; özellikle hamileliğin duyurulmasıyla ilgili kültürel inanışların insanların haberi ne zaman paylaşacağını nasıl etkilediğini ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. spills the beans? — Deyimler ve Mecazi İfadeler: Bu gündelik deyimin, kelimesi kelimesine anlaşılmak yerine gizli kalması gereken bilgiyi açıklamak anlamına geldiğini kavrayacaksınız. İfadeyi konuşmalarda ve medya başlıklarında tanıyabilecek, kasıtlı veya yanlışlıkla yapılan bir ifşadan söz ederken kullanabileceksiniz. 2. positive secrets. — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: Evlilik teklifi veya hamilelik duyurusu gibi hoş bir beklenti yaratan ya da daha sonra kutlamak üzere saklanan sırları anlatan araştırma terimini öğreneceksiniz. Böylece bunları suçluluk, zarar veya duygusal baskıyla bağlantılı sırlardan ayırt edebileceksiniz. 3. evil eye — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: Başka birinin bakışının zarar veya kötü şans getirebileceğine inanılan batıl inancın adını tanıyacaksınız. Bu kültürel kavram, bazı toplulukların hamileliği çok erken açıklamayı neden riskli bulduğunu ve haberi bir süre gizli tuttuğunu anlamanızı sağlar.
Bu derste
Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:07Merhaba, BBC Learning English'ten Six Minute English programındasınız.
Or are you someone who spills the beans? Deyimler
0:15Yoksa baklayı ağzından çıkaran (spills the beans) biri misin?
spills the beans: bir sırrı açıklamak
Spill the beans, gizli kalması gereken bir sırrı veya bilgiyi açıklamak anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki beans gerçek fasulyeleri anlatmaz. Bu soruda spills, üçüncü tekil şahıs öznesi someone ile uyumludur. Konuşan kişi, karşısındakinin sırları başkalarına söyleyen biri olup olmadığını soruyor.
Alıştırma
Hangi durum spill the beans ile en iyi anlatılır?
- Mina akşam yemeğinde fasulye ikram eder.
- Mina parti planını gizli tutar.
- Mina sürpriz partiyi gerçekleşmeden önce herkese anlatır.
Cevabı göster
Mina sürpriz partiyi gerçekleşmeden önce herkese anlatır.
That's an idiom meaning to tell people a secret.
0:18Bu, insanlara bir sırrı söylemek anlamına gelen bir deyimdir.
I'm pretty good at keeping secrets, Beth. Kalıp ifadeler
0:21Sır tutma konusunda oldukça iyiyimdir, Beth.
pretty good at keeping: be pretty good at + -ing
Burada pretty, oldukça veya epey anlamına gelen bir derece zarfıdır; çekici anlamına gelmez. I'm pretty good at ... konuşan kişinin bir konuda epey iyi olduğunu gösterir ve övünmek yerine mütevazı bir izlenim verebilir. At bir edat olduğu için good at ifadesinden sonra bir isim veya fiilin -ing biçimi gelir: good at chess; good at keeping secrets. Yeniden kullanılabilecek kalıp be pretty good at + noun/-ing form şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için keep fiilinin doğru biçimini kullanın: Omar is pretty good at ____ secrets.
Cevabı göster
keeping
giving away the ending: bir filmin sonunu açıklamak
Burada giving away, başkalarının henüz bilmemesi gereken bir bilgiyi açıklamak anlamına gelir. Giving away the ending, insanlar filmi izlemeden önce filmin nasıl bittiğini söylemektir; the ending açıklanan bilgidir. Give away ayrılabilen bir öbek fiildir: give away the ending ve give the ending away kullanımlarının ikisi de doğaldır. Nesne bir zamirse iki parçanın arasına gelir: give it away.
Alıştırma
Hangi cümlede give away, gizli kalması gereken bilgiyi açıklamak anlamına gelir?
- The shop gives away stickers to children.
- We give away old books every spring.
- The trailer gives away the ending.
Cevabı göster
The trailer gives away the ending.
Whether ... or ...: iki seçeneği aynı yapıda sunmak
Whether A or B, iki seçeneği aynı yapı içinde sunar. Burada A sır saklamayı zor bulmak, B ise sırları ömür boyu saklamaktır. Soruya benzeyen bu ifade, her iki gruptaki kişileri de aynı konu hakkında düşünmeye davet eder. You öznesi her iki bölüm için de geçerlidir: whether you find ... or you take .... Them, secrets sözcüğünü belirtir. Take secrets with you to the grave, sırları hayattayken asla açıklamamak anlamına gelen bir deyimdir. Tam bir bildirme cümlesinde whether A or B, sonucun her iki durumda da aynı olduğunu da gösterebilir: Whether you win or lose, keep trying.
Alıştırma
Cümleyi whether ... or ... ile tamamlayın: ____ you walk ____ take the bus, leave home by eight.
Cevabı göster
Whether · or
take them with you to the grave: sırları ömür boyu saklamak
Bu cümlede take them with you to the grave, sırları hayatının sonuna kadar saklamak ve hiç açıklamamak anlamına gelir. Them, daha önce geçen secrets sözcüğünü belirtir. Buradaki görüntü mecazidir: sırlar ölüme kadar seninle kalır. Bir şeyi gerçekten mezara taşımak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede take them with you to the grave ne anlama gelir?
- kısa bir süre bekledikten sonra sırları anlatmak
- sırları hayatının sonuna kadar gizli tutmak
- sırları bir mezarlıkta saklamak
Cevabı göster
sırları hayatının sonuna kadar gizli tutmak
Keeping secrets is often considered something bad.
0:33Sır tutmak genellikle kötü bir şey olarak kabul edilir.
But what if some secrets could actually make your life better? Dilbilgisi
0:37Peki ya bazı sırlar hayatınızı gerçekten daha iyi hale getirebilirse?
what if: yeni bir olasılık sunmak
What if + cümle...? dinleyiciden olası bir durumu hayal etmesini ister. Bu cümlede some secrets could actually make your life better, üzerinde düşünülen durumdur. But what if...? ile başlamak konuşmanın yönünü de değiştirir. Önceki varsayımı sorgular ve beklenmedik, daha olumlu bir olasılık ortaya koyar.
Alıştırma
Yeni bir olasılık hakkında soru başlatan iki sözcüklük hedef ifadeyi yazın: ____ we take the bus instead?
Cevabı göster
What if
Now, psychological studies are uncovering a more positive side to secrets, Kalıp ifadeler
0:41Günümüzde psikolojik araştırmalar, sırların daha olumlu bir yanını ortaya çıkarıyor,
sırların daha olumlu bir yönü
Burada side, fiziksel bir kenarı değil, bir “yönü” anlatır. a more positive side to secrets, sırların insanların genellikle fark etmeyebileceği iyi ya da yararlı bir yönü demektir. a/an + sıfat + side to + bir şey kalıbı; bir konunun, durumun ya da kişinin bir yönünü anlatmanın doğal bir yoludur. more positive, bu yönü daha az olumlu ya da çoğunlukla olumsuz bir bakışla karşılaştırır.
Alıştırma
“The documentary shows a quieter side to city life.” cümlesindeki a quieter side to city life ne anlama gelir?
- Bir şehrin fiziksel sınırı
- Şehir yaşamının daha sakin bir yönü
- Bir şehrin yanında bulunan sessiz bir yer
Cevabı göster
Şehir yaşamının daha sakin bir yönü
suggesting that keeping good news to yourself can actually make you feel more alive, Notlar
0:46iyi haberleri kendine saklamanın aslında seni daha canlı hissettirebileceğini,
iyi haberi kendine saklamak
keep something to yourself, bir şeyi başkalarına anlatmamak demektir. Burada keeping good news to yourself, iyi haberi paylaşmak yerine bir süre kendine saklamayı anlatır. keeping, eylemi adlandıran -ing biçimidir. keeping good news to yourself ifadesinin tamamı can actually make you feel more alive bölümünün öznesidir.
Alıştırma
İsteği “başka kimseye söyleme” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Please keep this surprise ____ until Friday.
Cevabı göster
to yourself
make you feel more alive: make + nesne + fiilin yalın hâli
make you feel more alive ifadesinde make, bir şeyin bir kişide duygu ya da tepki oluşturmasını anlatır. Kalıp make + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir: you nesnedir; feel ise to almadan yalın hâlde kalır. More alive, feel'den sonra gelen bir sıfat grubudur. Burada sözcük anlamıyla hayata dönmek değil; daha enerjik, heyecanlı veya bütünüyle işin içinde hissetmek demektir.
Alıştırma
Cümleyi feel fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Music can make people ____ happier.
Cevabı göster
feel
especially if you plan to share your secret with someone later.
0:51özellikle de sırrınızı daha sonra biriyle paylaşmayı planlıyorsanız öne sürüyor.
In this program, we'll be discussing the advantages of keeping secrets, Anlatım akışı
0:56Bu programda sır tutmanın avantajlarını tartışacağız,
In this program, we'll be discussing ...: konuyu tanıtma
In this program, bilgilerin mevcut programa ait olduğunu belirten çerçeveyi kurar. Ardından we'll be discussing, biraz sonra gelecek konuyu işaret eder. Bu sözler birlikte “Bu programın konusu budur” anlamına gelen bir yönlendirme işlevi görür. Gelecek zamanda süreklilik bildiren we'll be discussing, konuşmayı planlanmış programın bir parçası olarak sunar. Bu açılışı duyduğunuzda, ardından gelen sözleri ana konu olarak değerlendirin.
Alıştırma
In this program, we'll be discussing ... ifadesinin bilgi düzenlemedeki temel işlevi nedir?
- Programın sona erdiğini bildirir.
- Daha önce söylenen bir şeyi düzeltir.
- Ardından gelecek konuyu tanıtır.
Cevabı göster
Ardından gelecek konuyu tanıtır.
and, as usual, we'll be learning some useful new vocabulary as well. Kalıp ifadeler
1:00ve her zamanki gibi bazı yararlı yeni kelimeler de öğreneceğiz.
as usual: bir olayın alışılmış düzene uyduğunu belirtmek
As usual, “normalde olduğu gibi” anlamına gelir. Burada yararlı yeni kelimeler öğrenmenin bir defaya özgü olmadığını, programın düzenli bir parçası olduğunu gösterir. Bu ifade tüm yan cümle hakkında yorum yapar. Cümlenin başında kullanılabilir veya ortaya eklenebilir; ortaya eklendiğinde genellikle virgüllerle ayrılır.
Alıştırma
Eksik sözcüğü yazarak hedef ifadeyi tamamlayın: As ____, Ben checks the weather before school.
Cevabı göster
usual
I have a question for you: dinleyiciye yöneltilecek soruyu tanıtmak
I have a question for you, asıl sorudan hemen önce kullanılan bir giriş ifadesidir. Dinleyiciye birazdan bir soru sorulacağını bildirir ve hazırlanması için kısa bir süre verir. For you, yanıt vermesi beklenen kişiyi gösterir. Bu giriş, sınıfta, röportajda veya sunuculu bir soru-cevapta hiçbir giriş yapmadan soru sormaya göre soruya geçişi daha yumuşak hâle getirir.
Alıştırma
Bir röportajda soruyu doğal biçimde tanıtan giriş hangisidir?
- I have some news for you. What inspired your new book?
- I have an answer for you. What inspired your new book?
- I have a question for you. What inspired your new book?
Cevabı göster
I have a question for you. What inspired your new book?
One very famous secret is the recipe for the world's favorite soft drink, Coca-Cola.
1:08Çok bilinen bir sır, dünyanın en sevilen alkolsüz içeceği Coca-Cola'nın tarifidir.
BBC TV presenter Joanna Lumley believes she discovered the unknown secret ingredients.
1:17BBC TV sunucusu Joanna Lumley bilinmeyen gizli malzemeleri keşfettiğine inanıyor.
While traveling in Indonesia: kısaltılmış bir while zaman yan cümlesi
While traveling in Indonesia, kısaltılmış bir zaman yan cümlesidir. Buradaki tam biçimi while she was traveling in Indonesia şeklindedir. Yolculuğu, cümlenin geri kalanı için arka plan zamanı olarak verir. Bu yapıda traveling eyleminin örtük öznesi genellikle ana cümlenin öznesiyle aynıdır. Burada seyahat eden kişi Joanna Lumley'dir ve believes fiilinin öznesi de odur.
Alıştırma
Kısaltılmış while yan cümlesinin doğru bağlanıp bağlanmadığına karar verin: While walking to school, the rain started.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
I'm going to guess: cevabın belirsiz olduğunu belirtmek
I'm going to guess, dinleyiciye ardından gelen cevabın konuşanın bildiği bir şey değil, bir tahmin olduğunu söyler. Örnekte it's nutmeg iddiasını yumuşatır ve belirsizliği açıkça gösterir. Burada be going to, konuşanın hemen yapmayı amaçladığı eylemi, yani bir tahminde bulunmayı anlatır. Fiziksel hareket ifade etmez.
Alıştırma
Belirsiz bir cevabı başlatan kalıp ifadeyi tamamlayın: I'm going to ____ it's the small silver key.
Cevabı göster
guess
I'll reveal the secret at the end of the program. Anlatım akışı
1:39Sırrı programın sonunda açıklayacağım.
reveal the secret at the end of the program: merak yaratmak
Bu cümlede reveal the secret, gizli tutulan cevabı açıklamak anlamına gelir. at the end of the program, bu eylemin şimdi değil programın son bölümünde gerçekleşeceğini belirtir. Konuşmacı önemli bilgiyi sonraya bırakıp açıklayacağına söz vererek merak yaratır ve dinleyicilere dinlemeye devam etmeleri için bir neden sunar. Önce bir soru oluşturur, ardından onu daha sonra cevaplayacağına söz verir.
Alıştırma
Konuşmacı bunu program bitmeden söyleyerek nasıl bir etki oluşturur?
- Konuşmacı merak yaratır ve sırrı daha sonra açıklayacağına söz verir.
- Konuşmacı sırrın hiçbir zaman açıklanmayacağını söyler.
- Konuşmacı sırrı hemen açıklar.
Cevabı göster
Konuşmacı merak yaratır ve sırrı daha sonra açıklayacağına söz verir.
This year, a study published in the Journal of Personality and Social Psychology Dilbilgisi
1:43Bu yıl Journal of Personality and Social Psychology'de yayımlanan bir araştırma,
introduced a new term to the discussion, positive secrets. Notlar
1:48tartışmaya yeni bir terim kazandırdı: pozitif sırlar.
a study published in ...: isimden sonra gelen geçmiş zaman ortacı niteleyicisi
published in the Journal of Personality and Social Psychology, a study ifadesinden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Çalışmanın nerede yayımlandığını açıklar ve that was published in the Journal of Personality and Social Psychology biçiminde genişletilebilir. Edilgen ilişki önemlidir: study, yayımlama eylemine maruz kalır. Bu öbek study sözcüğünü niteler; cümlenin ana fiili ise introduced sözcüğüdür. Bu kısa isim + geçmiş zaman ortacı kalıbı haberlerde, bilimsel ve akademik yazılarda yaygındır.
Alıştırma
İlgi cümleciğini kısaltıp ikinci cümleyi tamamlayın: The report that was released yesterday became public. The report ____ yesterday became public.
Cevabı göster
released
introduced a new term to the discussion: positive secrets ifadesini yeni terim olarak sunmak
introduce something to a discussion kalıbında introduce, devam eden bir konuşmaya veya tartışmaya yeni bir şey katmak anlamına gelir. Burada çalışma, insanların değerlendirmesi için yeni bir ad ortaya koyuyor. Tartışmaya eklenen şey a new term ifadesidir. Virgülden sonraki positive secrets sözcükleri bu terimin adını verir; positive bu adın ilk sözcüğüdür.
Alıştırma
Öğrenilen resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The report ____: screen fatigue.
Cevabı göster
introduced a new term to the discussion
positive secrets: geçici olarak gizli tutulan iyi haberler
positive secrets ifadesi, bir kişinin bir süre gizli tuttuğu ve daha sonra paylaşmayı sabırsızlıkla bekleyebileceği iyi haberler, hoş planlar veya sürprizler için kullanılan bir araştırma terimidir. Positive, bu tür sırlarla bağlantılı olumlu duyguları veya beklentiyi anlatır. Her bilgi saklama davranışının iyi olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu araştırmadaki anlamıyla positive secret için en uygun örnek hangisidir?
- Bir çocuk, birinin zarar gördüğünü gizliyor ve güvendiği hiçbir yetişkine anlatmıyor.
- Bir kişi başkasına ait bir şeyi gizlice alıyor.
- Bir çocuk ebeveyni için gizlice bir doğum günü sürprizi planlıyor.
Cevabı göster
Bir çocuk ebeveyni için gizlice bir doğum günü sürprizi planlıyor.
Here, the study's author, Dr. Michael Slepian of Columbia University,
1:52Burada araştırmanın yazarı, Columbia Üniversitesi'nden Dr. Michael Slepian,
discusses positive secrets with BBC World Service program Newsday.
1:58BBC World Service'in Newsday programıyla pozitif sırları tartışıyor.
Yeah, so what's interesting about the idea of positive secrets is, Anlatım akışı
2:03Evet, yani pozitif sırlar fikriyle ilgili ilginç olan şey,
What's interesting about ... is ...: önemli noktayı öne çıkaran kalıp
What's interesting about X is ... bir odaklama kalıbıdır. Önce X'i konu olarak belirtir, sonra dikkat çekici noktayı is'ten sonra verir. Burada X, the idea of positive secrets ifadesidir. Cümle is'te bittiği için ana bilgi henüz gelmemiştir; bunu çoğu zaman that ile başlayan bir yan cümle izler. Kalıp what's ile başlasa da doğrudan soru değil, bir bildirme cümlesinin parçasıdır.
Alıştırma
Odaklama kalıbını hedef sözcüklerle tamamlayın: ____ this library ____ that children designed every room.
Cevabı göster
What's interesting about · is
you know, there's there's a set of them where the the plan is to never reveal them.
2:07biliyorsunuz, asıl planın onları asla açığa çıkarmamak olduğu bir grup sır vardır.
You know, we might say a guilty pleasure is something we enjoy but don't want to tell other people about. Deyimler
2:11Biliyorsunuz, suçluluk duyduğumuz zevk (guilty pleasure), yapmaktan hoşlandığımız ama başkalarına anlatmak istemediğimiz bir şeydir diyebiliriz.
A guilty pleasure: keyif veren ama itiraf etmesi biraz utandıran bir şey
a guilty pleasure, hoşunuza giden ama başkalarının onu saçma, modası geçmiş veya aşırı bulabileceğini düşündüğünüz için itiraf etmekten biraz utandığınız bir şeydir. Bu ifadede guilty mecazidir ve hafif bir anlam taşır. Suç işlemiş olmayı veya mutlaka ciddi bir yanlışı değil, şakacı bir utanmayı anlatır. İfade çoğu zaman hafif ve kişinin kendisiyle dalga geçtiği bir tonda duyulur.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: I know the songs are cheesy, but that old pop album is my ____.
Cevabı göster
guilty pleasure
And then there's other secrets that the whole point of keeping them secret is to reveal them, Kalıp ifadeler
2:17Ve sonra, sır olarak saklamanın tüm amacının onları açığa çıkarmak olduğu başka sırlar da var,
the whole point of ... is to ...: temel amacı belirtmek
the whole point of + isim veya -ing biçimi + is to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir şeyin asıl amacının başka bir eylemi gerçekleştirmek olduğunu anlatır. Burada sırlar, daha sonra açıklanabilmeleri için bir süre gizli tutulur. Whole sözcüğü anlamı güçlendirir: Sırları açıklamak, onları gizli tutmanın olası yararlarından biri değil, temel nedeni olarak sunulur. Bu kalıp bir amacı açıklamak veya yanlış anlamayı düzeltmek için kullanılabilir.
Alıştırma
the whole point of ... is to ... kalıbını tamamlayın: The ____ this fire drill ____ learn how to leave the building safely.
Cevabı göster
whole point of · is to
you know, the surprising marriage proposal, the pregnancy announcement, Kelime
2:21biliyorsunuz, sürpriz evlilik teklifi, hamilelik duyurusu,
surprising marriage proposal: beklenmedik bir evlenme teklifi
A marriage proposal, birinden sizinle evlenmesini isteme eylemidir. Bu ifadede proposal, sıradan bir öneri veya iş ortamında sunulan bir plan anlamına gelmez. Surprising, evlenme teklifinin beklenmedik olduğunu anlatır. İfade, evlenme isteğini belirtir; düğün hazırlıklarını veya evliliğin kendisini değil.
Alıştırma
Birinden sizinle evlenmesini isteme eylemini özellikle hangi ifade adlandırır?
- a business proposal
- a marriage proposal
- wedding plans
Cevabı göster
a marriage proposal
Dr. Slepian distinguishes between positive and negative secrets. Kalıp ifadeler
2:28Dr. Slepian pozitif ve negatif sırları birbirinden ayırıyor.
distinguish between X and Y: X ile Y'yi ayırt etmek
Distinguish between X and Y, iki şeyin nasıl farklı olduğunu fark etmek veya açıklamak demektir. Burada Dr. Slepian'ın sırları olumlu ve olumsuz olmak üzere iki türe ayırdığını anlatır. Distinguish between X and Y kalıbında between iki ögeyi tanıtır ve and X ile Y'yi bağlar. Dr. Slepian üçüncü tekil kişi öznesi olduğu için fiil -es alır: distinguishes.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Careful readers ____ fact and opinion.
Cevabı göster
distinguish between
Negative secrets hurt people and damage relationships.
2:33Negatif sırlar insanları incitir ve ilişkilere zarar verir.
They're like a guilty pleasure, an activity you really enjoy doing,
2:36Onlar, yapmaktan gerçekten zevk aldığınız ama,
but which also gives you a feeling of guilt or shame for doing it. Kalıp ifadeler
2:41aynı zamanda size suçluluk veya utanç hissi veren 'suçluluk duyulan bir zevk' gibidir.
birine suçluluk veya utanç duygusu vermek
Give someone a feeling of + duygu adı kalıbı, bir kişinin belirtilen duyguyu yaşamasına neden olmak demektir. Cümlede you zamiri duyguyu yaşayan kişiyi, of guilt or shame ise etkinliğin neden olduğu duyguları belirtir. Guilt genellikle yaptığınız bir şeyden dolayı duyduğunuz kötü histir. Shame ise daha çok kendiniz hakkında kötü hissetmekle veya başkalarının ne yaptığınızı bilmesinden utanmakla ilgilidir. İki sözcüğün birlikte kullanılması, zevkli bir etkinliğin olumsuz duygular da yaratabileceğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle hatanın onun suçluluk hissetmesine neden olduğunu doğal biçimde anlatır?
- The mistake gave a feeling him of guilt.
- The mistake made him a feeling of guilt.
- The mistake gave him a feeling of guilt.
Cevabı göster
The mistake gave him a feeling of guilt.
Positive secrets, on the other hand, include things like marriage proposals, Anlatım akışı
2:45Pozitif sırlar ise evlilik teklifleri gibi şeyleri,
on the other hand: karşıt bir yönü tanıtmak
On the other hand, konuşmacının önceki bilgiyle karşıtlık oluşturan bir yön veya kategoriye geçtiğini gösterir. İki taraf da doğru olabilse de dinleyiciyi farklı bir bilginin geleceğine hazırlar. Burada ifade, Positive secrets öznesinden sonra eklenmiş ve virgüllerle ayrılmıştır. Ana cümle hâlâ Positive secrets include things like marriage proposals şeklindedir; bağlayıcı, bu ifadeyi karşılaştırmanın diğer tarafı olarak düzenler.
Alıştırma
Konuşmacı önce bir kasabanın sakin olduğunu söylüyor, sonra da orada az iş olduğunu ekliyor. İkinci noktayı aynı durumun başka bir yönü olarak en iyi hangi cümle sunar?
- For example, there are few jobs.
- On the contrary, there are few jobs.
- On the other hand, there are few jobs.
Cevabı göster
On the other hand, there are few jobs.
the act of asking someone to marry you.
2:50yani birinden sizinle evlenmesini isteme eylemini içerir.
Revealing positive secrets lets us share and celebrate those things with others. Dilbilgisi
2:53Pozitif sırları açığa çıkarmak, bu tür şeyleri başkalarıyla paylaşmamızı ve kutlamamızı sağlar.
lets us share and celebrate: let + nesne + fiilin yalın hâli
let + nesne + fiilin yalın hâli yapısı, birinin veya bir şeyin bir kişiye bir eylemi yapma fırsatı ya da olanağı verdiğini anlatır. lets us share and celebrate ifadesinde us nesnedir; share ve celebrate ise and ile bağlanan iki yalın fiildir. İkisinden önce de to gelmez. Revealing positive secrets şeklindeki -ing grubu bütünüyle tek bir şey gibi işlev görür; bu nedenle geniş zamandaki fiil let değil lets olur. Burada let zorlama değil, olanak veya fırsat ifade eder.
Alıştırma
Bir aile yemeğinin herkese iki eylemi de yapma fırsatı verdiğini göstermek için cümleyi vurgulanan yapının aynısıyla tamamlayın: A family dinner ____ good news together.
Cevabı göster
lets us share and celebrate
In fact, the whole point of positive secrets is to reveal them.
2:58Aslında, pozitif sırların 'tüm amacı' (the whole point) onları açığa çıkarmaktır.
is used to mean the most important reason or purpose for something.
3:05bir şeyin en önemli nedeni veya amacı anlamına gelmek için kullanılır.
Because ..., they ...: önce nedeni, sonra sonucu sunma
Cümle, nedeni veren Because yan cümlesiyle başlar: olumlu sırlar, duyguları kontrol etme hissi yaratır. Virgülden sonraki ana cümle olan they energize us sonucu verir. Cümlenin başında Because duyduğunuzda önce nedeni belirleyin, ardından gelen ana sonucu dinleyin. Ana cümledeki they, emotions sözcüğüne değil positive secrets ifadesine gönderme yapar. Because nedeni zaten gösterdiği için standart İngilizcede ana cümleden önce genellikle so eklenmez.
Alıştırma
Önce nedeni, sonra sonucu sunmak için Because sözcüğünü doğru kullanan cümleyi seçin.
- Because the walk relaxed me, I slept better.
- Because the walk relaxed me, so I slept better.
- The walk because relaxed me, I slept better.
Cevabı göster
Because the walk relaxed me, I slept better.
be in control of one's emotions: duyguları ve tepkileri yönetmek
be in control of + isim, bir şeyi yönetme becerisine sahip olmak anlamına gelir. Buradaki are in control of our emotions, duygularımızın eylemlerimizi belirlemesine izin vermek yerine onlara nasıl tepki vereceğimizi yönetebildiğimizi ifade eder. be biçimi özneyle uyum sağlar ve of, yönetilen şeyi tanıtır: I am in control of my emotions; she is in control of her emotions.
Alıştırma
Cümleyi “yönetebilen” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Even during the argument, she stayed ____ her emotions.
Cevabı göster
in control of
they energize us: duygusal güç veren energize
they energize us ifadesinde energize, 'bizi daha canlı, uyanık veya motive hissettirmek' anlamına gelir. Bir insana elektrik sağlamak değil, zihinsel ya da duygusal bir güç kazandırmak anlatılır. they, positive secrets ifadesine; us ise etkilenen kişilere gönderme yapar. Kullanışlı kalıp something energizes someone şeklindedir.
Alıştırma
Müziğin koşucuları daha canlı ve motive hissettirdiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The runners turned off the music to save energy.
- The runners had enough energy for the music.
- The music energized the runners.
Cevabı göster
The music energized the runners.
However, Dr. Slepian's research comes from the United States. Anlatım akışı
3:16Ancak Dr. Slepian'ın araştırması Amerika Birleşik Devletleri çıkışlı.
Would the results be the same in other cultures and countries?
3:20Sonuçlar diğer kültürlerde ve ülkelerde aynı olur muydu?
However: bir sınırlamaya geçişi bildirmek
However karşıtlık bildiren bir sözcüktür. Burada daha önceki araştırma bulgularından bir sınırlamaya geçiş yapar: araştırma tek bir ülkeden geldiği için konuşmacı bulguların başka yerlerde de geçerli olup olmadığını sorar. Cümle başındaki However, size sırada bir sınırlama, farklı bir görüş veya önceki ifadeyle tam olarak uyuşmayan bir nokta olduğunu bildirir.
Alıştırma
Karşıtlığı en iyi tamamlayan geçiş sözcüğünü seçin: The course is useful. ____, it takes a lot of time.
- However
- Therefore
- For example
Cevabı göster
However
Here's Dr. Slepian again talking with BBC World Service program Newsday.
3:25İşte Dr. Slepian tekrar BBC World Service programı Newsday ile konuşuyor.
Some cultures, it is said that if it's a good news, especially around pregnancy, Notlar
3:31Bazı kültürlerde, eğer iyi bir haberse, özellikle hamilelikle ilgiliyse,
it is said that: kaynağı belirtmeden bir inanışı aktarmak
It is said that + yan cümle, bunu kimin söylediğini belirtmeden “söylendiğine göre...” anlamını verir. Baştaki it, edilgen bir aktarma yapısındaki biçimsel öznedir; asıl bilgi that’ten sonraki yan cümlede yer alır. Bu cümlede yapı, sonraki düşünceyi konuşanın bizzat doğruladığı bir gerçek olarak değil, aktarılan kültürel bir inanış olarak sunar. Kesin kaynağı olmayan gelenekleri, söylentileri ve genel inanışları aktarırken sık kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “insanlar söylüyor” anlamındaki kişisiz aktarma ifadesiyle tamamlayın: ____ the castle has a hidden room.
Cevabı göster
It is said that
around pregnancy: around sözcüğünün “hakkında veya bağlantılı” anlamı
Burada around, mekânsal olarak “etrafında” değil, “hakkında, konusunda veya ... ile bağlantılı” anlamına gelir. Especially, hamilelikle ilgili haberleri, gelenekleri veya kaygıları özellikle önemli olarak öne çıkarır. Around kelimesinin bu konu bildiren kullanımı discussion, questions, rules ve concerns gibi isimlerden sonra sık görülür. Örneğin questions around safety, “güvenlikle ilgili sorular” demektir.
Alıştırma
Hangi cümlede around, “hakkında veya ... ile bağlantılı” anlamında kullanılmıştır?
- We sat around the campfire.
- We need clearer rules around online safety.
- The train arrived around six.
Cevabı göster
We need clearer rules around online safety.
don't share it till the time, you know, it's safe
3:35zamanı gelene, yani güvenli olana kadar bunu paylaşmayın denilir,
because they feel that it may lead to some negative vibes, Kalıp ifadeler
3:39çünkü bunun bazı negatif enerjilere yol açabileceğini,
may lead to some negative vibes: olası bir olumsuz sonuç
May lead to + isim öbeği, olası bir neden-sonuç bağlantısı kurar. May, sonucun kesin değil olası olduğunu gösterir; lead to ise sonucu belirtir. Negative vibes, rahatsız edici bir his, ortam veya izlenim için kullanılan geniş anlamlı ve gündelik bir ifadedir. Burada ifadenin tamamı, bir şeyin hoş olmayan bir ortam ya da tepki yaratabileceği anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi may lead to hedef ifadesiyle tamamlayın: Poor communication ____ confusion.
Cevabı göster
may lead to
evil eye as many people call it. Kültür
3:44pek çok insanın 'kem göz' (evil eye) dediği şeye sebep olabileceğini düşünürler.
evil eye: bir bakışın uğursuzluk getirebileceği inancı
The evil eye, yani nazar, birçok kültürde bulunan geleneksel bir inanıştır: kıskanç ya da kötü niyetli bir bakışın uğursuzluk veya zarar getirebileceğine inanılır. İfade, zararlı olduğuna inanılan bakışın kendisini ya da insanların o bakışta bulunduğuna inandığı gücü anlatabilir. Burada evil eye bu kültürel düşüncenin adıdır. Kelimenin gerçek anlamıyla kötü bir göz küresi veya bir göz hastalığı değildir. Bu düşünceyi bilmek, birinin neden iyi bir haberi paylaşmaktan kaçınabileceğini anlamaya yardım eder.
Alıştırma
Bu kültürel bağlamda the evil eye ne anlama gelir?
- gözün görünüşünü değiştiren bir hastalık
- dostça göz teması kurma yolu
- kıskanç veya kötü niyetli bir bakışın uğursuzluk getirebileceğine dair geleneksel bir inanç
Cevabı göster
kıskanç veya kötü niyetli bir bakışın uğursuzluk getirebileceğine dair geleneksel bir inanç
Is that also a part of what you found why people keep secrets?
3:46İnsanların neden sır sakladıklarına dair bulduğunuz şeyin bir parçası da bu mu?
Are there any kind of cultural influences when they keep the good secrets and the positive secrets? Kelime
3:50İyi sırları ve pozitif sırları saklarken herhangi bir kültürel etki var mı?
cultural influences: kültürün davranışı şekillendirme yolları
“Cultural influences”, ortak geleneklerin, değerlerin, inançların veya toplumsal beklentilerin insanların düşüncelerini ya da davranışlarını şekillendirme yolları demektir. Bu soruda, kültürün olumlu sırları saklama seçimini etkileyip etkilemediği soruluyor. “Influence” doğrudan bir neden olmak zorunda değildir. Kademeli veya dolaylı bir etki de olabilir. Bu nedenle ifade, kültürün herkesin davranışını belirlediğini söylemeden olası nedenleri tartışmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: Family traditions are among the ____ that affect how people celebrate.
Cevabı göster
cultural influences
Yeah, it's interesting you bring this example because we're studying it right now.
3:55Evet, bu örneği getirmeniz ilginç çünkü şu anda tam da bunu inceliyoruz.
Now, um we have this intuition that pregnancy and secrets around pregnancy, Kalıp ifadeler
3:59Şimdi, hmm, hamilelik ve hamilelik etrafındaki sırlar konusunda şöyle bir sezgimiz var,
we have this intuition that: kesinleşmemiş bir düşünceyi dile getirmek
“We have this intuition that ...”, konuşanların doğru olabileceğini hissettiği fakat henüz tamamen kanıtlamadığı veya açıklamadığı bir düşünceyi ortaya koyar. Sözü bir gerçek olarak değil, kesinleşmemiş bir değerlendirme olarak sunar. “this”, sunulan belirli sezgiyi gösterir; “that” ise bu sezginin içeriğini belirten yan cümleyi başlatır: have this intuition that + özne + fiil.
Alıştırma
Cümleyi dersteki temkinli ifadenin aynısıyla tamamlayın: ____ the two patterns are connected, but we still need evidence.
Cevabı göster
We have this intuition that
that it looks more like a burdensome secret Kelime
4:08bunun daha ziyade külfetli (burdensome) bir sır gibi göründüğüne
a burdensome secret: yük oluşturan bir sır
a burdensome secret ifadesinde burdensome, endişe, baskı veya ağır bir sorumluluk duygusu yaratan anlamına gelir. Sırrı saklamanın etkisini anlatır; fiziksel bir ağırlığı veya sırrın kendi duygularını anlatmaz. burdensome + isim kalıbı, özellikle uzun süre boyunca yapılması veya katlanılması zor olan bir şeyi anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede burdensome, bilgiyi gizli tutmanın sürekli duygusal baskı yarattığını göstermek için kullanılmıştır?
- Sharing the secret made her feel relieved.
- The secret weighed two kilograms.
- Keeping the secret became burdensome.
Cevabı göster
Keeping the secret became burdensome.
and then and when it's later and you know people feel comfortable discussing it more like positive secrets. Kalıp ifadeler
4:09ve sonra ilerleyen zamanlarda ve biliyorsunuz, insanlar bunu tartışırken rahat hissettiklerinde daha çok pozitif sırlar gibi olduğuna inanıyoruz.
people feel comfortable discussing it: feel comfortable + -ing kalıbı
feel comfortable + -ing, bir eylemi yaparken rahat hissetmek veya o eylemi yapmanın kabul edilebilir ve güvenli olduğunu düşünmek anlamına gelir. people feel comfortable discussing it ifadesinde discussing, eylemi adlandıran -ing biçimidir; ifade, insanların büyük bir huzursuzluk duymadan konu hakkında konuşmaya istekli olduğunu anlatır. Bu kalıp kişisel, hassas veya tanıdık olmayan konularda kullanışlıdır. Buradaki comfortable, fiziksel rahatlığı değil kişinin güven duygusunu veya istekliliğini anlatır.
Alıştırma
feel comfortable + -ing kalıbını tamamlamak için discuss sözcüğünün doğru biçimini kullanın: She feels comfortable ____ the problem with her teacher.
Cevabı göster
discussing
In some cultures, secrets about pregnancy are related to the evil eye, Kalıp ifadeler
4:16Bazı kültürlerde hamilelikle ilgili sırlar 'kem göz' ile ilgilidir,
be related to the evil eye: nazar inancıyla bağlantı kurmak
be related to + isim, “… ile ilgili veya bağlantılı olmak” demektir. Bu cümlede bazı kültürlerde hamilelikle ilgili bilgileri gizli tutma davranışı, bir bakışın zarar ya da uğursuzluk getirebileceğine dair nazar inancıyla ilişkilendirilir. Bu yapı yalnızca bir bağlantı kurar; bir şeyin diğerine doğrudan neden olduğunu tek başına söylemez. Açık bir neden belirtmek için be caused by veya lead to gibi daha güçlü neden-sonuç ifadeleri gerekir.
Alıştırma
Cümleyi be related to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Sleep quality ____ stress levels.
Cevabı göster
is related to
a superstition in which someone causes injury or bad luck through a look. Dilbilgisi
4:22birinin bakışlarıyla yaralanmaya veya kötü şansa neden olduğu batıl inancıdır.
a superstition in which someone causes injury or bad luck: in which ile tanım kurmak
Burada a/an + kategori adı + in which + tam yan cümlecik biçimindeki tanım kalıbı kullanılır. a superstition kategoriyi adlandırır; in which ise bu inanışın içinde ne olduğunun anlatıldığı bölümü başlatır. Sonraki cümleciğin kendi öznesi someone ve fiili causes vardır. Bu kalıp; bir ortamı, sistemi, durumu, süreci veya etkinliği, içinde ne olduğunu anlatarak tanımlamak için kullanılır. Kısa ve oldukça resmî olduğu için bilgi veren ve eğitici metinlerde yaygındır.
Alıştırma
Resmî tanımı in which ile tamamlayın: A museum is a place ____ historical objects are kept.
Cevabı göster
in which
It could be bad luck to reveal a pregnancy too early, Dilbilgisi
4:27Bir hamileliği çok erken açığa çıkarmak kötü şans getirebilir,
It could be bad luck to ...: olası bir sonucu değerlendirme
It could be bad luck to + fiil yapısında it, belirli bir şeye gönderme yapmayan biçimsel öznedir. Değerlendirilen eylem daha sonra to mastarıyla gelir: to reveal a pregnancy too early. bad luck isim öbeği ise olası sonucu belirtir. Could, bunun kesin bir sonuç değil, bir olasılık ya da inanış olduğunu gösterir. Bu yapı bir batıl inancı, tabuyu veya bir eylemin neye yol açabileceğine dair inanışı aktarırken kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi altı sözcüklü It + could + be + bad luck + to kalıbıyla tamamlayın: ____ open an umbrella indoors.
Cevabı göster
It could be bad luck to
and Dr. Slepian calls these secrets burdensome, Dilbilgisi
4:31ve Dr. Slepian bu sırları 'burdensome' (külfetli) olarak adlandırıyor,
meaning worrying, troublesome, or distressing.
4:35yani endişe verici, zahmetli veya sıkıntı verici.
calls these secrets burdensome: call + nesne + tamamlayıcı
Burada call, “telefon etmek” değil, “tanımlamak veya değerlendirmek” anlamındadır. These secrets nesnedir; burdensome ise değerlendirmeyi tamamlayan bir sıfattır. Yani Dr. Slepian sırları kaygı verici veya taşınması zor bir yük olarak değerlendirir. Aktarılabilir kalıp call + nesne + nesne tamamlayıcısı biçimindedir. Sıfat, nesneye atfedilen niteliği belirtir: They called the rule unfair. İsim ise nesneye bir etiket verir: They called the plan a mistake.
Alıştırma
Planı değerlendirmek için call + nesne + sıfat yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The committee called the plan unrealistically.
- The committee called the plan unrealistic.
- The committee called that the plan was unrealistic.
Cevabı göster
The committee called the plan unrealistic.
It seems secrets do vary from culture to culture, Kalıp ifadeler
4:38Görünüşe göre sırlar gerçekten de kültürden kültüre değişiyor,
do vary from culture to culture: vurgu ve gruplar arasındaki farklılık
Vary from culture to culture, “kültürden kültüre farklı olmak” anlamına gelir. from + grubu belirten tekil isim + to + aynı tekil isim biçimindeki tekrar, bir gruptan diğerine geçildikçe farklılık görüldüğünü anlatır. Bu kalıp from person to person veya from country to country gibi ifadelerde de kullanılabilir. Bu olumlu cümlede do, vurgu eklemek için vary fiilinin yalın biçiminden önce gelir: farklılıklar gerçekten vardır. Burada soru oluşturmaz.
Alıştırma
Cümleyi vary fiilinin iki kelimelik vurgulu biçimiyle tamamlayın: Food traditions ____ from region to region.
Cevabı göster
do vary
but what everyone wants to know is the missing ingredient in Coca-Cola. Anlatım akışı
4:41ama herkesin bilmek istediği şey Coca-Cola'daki eksik malzemedir.
what everyone wants to know is: önemli bilgiyi odağa getirmek
Burada what everyone wants to know, “herkesin bilmek istediği şey” anlamına gelir. what ile başlayan yan cümlenin tamamı özne görevindedir; is ise önemli bilgiyi sunar. Bu yapı bir bildirme cümlesinin parçası olduğu için everyone wants dizilişi kullanılır, does everyone want değil. Bu kalıp önce ortak soruyu adlandırır, sonra yanıtı ya da konuyu en güçlü vurgunun bulunduğu cümle sonuna yerleştirir. Dinleyeni ana noktaya yönlendirmenin açık bir yoludur.
Alıştırma
Cümleyi What everyone wants to know + is ile kurulan odaklama kalıbıyla tamamlayın: ____ why the train is delayed.
Cevabı göster
What everyone wants to know is
come on: cevap vermeye hafifçe teşvik
Burada come on, karşıdakini hafifçe cevap vermeye yönelten bir ifadedir. Konuşan kişi Beth'in cevap vermesini veya konuşmaya devam etmesini istiyor; ondan yaklaşmasını istemiyor. Konuşma dilinde come on, birini harekete geçmeye veya cevap vermeye yöneltebilir. Bu nedenle anlamı, konuşan kişinin karşı taraftan ne beklediğine bağlıdır.
Alıştırma
"So, come on, Beth," cümlesinde konuşan kişi ne yapıyor?
- Beth'e resmî bir şekilde gitmesini emretmek.
- Beth'i hafifçe cevap vermeye yöneltmek.
- Beth'ten yaklaşmasını istemek.
Cevabı göster
Beth'i hafifçe cevap vermeye yöneltmek.
I asked about TV presenter Joanna Lumley,
4:51Coca Cola'nın gizli baharatlı malzemesini bulduğunu düşünen,
who thinks she's found out Coca Cola's secret spicy secret ingredient. Öbek fiiller
4:55TV sunucusu Joanna Lumley hakkında bir soru sormuştum.
she's found out: find out fiilinin present perfect biçimi
She's found out ifadesindeki she's, she is değil, she has anlamındadır. Has found out, find out fiilinin present perfect biçimidir; yani keşif tamamlanmış ve sonucu şu anda önemli olarak sunulur. Find out, daha önce bilinmeyen bir bilgiyi çoğunlukla sorarak, arayarak veya kontrol ederek öğrenmek anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi she has ifadesinin kısaltılmış biçimi ve find out fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Good news! ____ why the library is closed.
Cevabı göster
She's found out
Joanna noticed lots of nutmeg being grown
5:09Joanna bol miktarda muskat yetiştirildiğini fark etmiş
and asked who was buying it, only to be told Coca-Cola. Dilbilgisi
5:12ve bunu kimin satın aldığını sormuş, aldığı cevap ise Coca-Cola olmuş.
Beklenmedik bir sonuç için only to be told ...
Only to + fiil, önceki eyleme dönüp sonradan ortaya çıkan sonucu anlatır. Bu sonuç genellikle şaşırtıcı, hayal kırıklığı yaratan ya da beklenenden farklıdır; önceki eylemin amacını açıklamaz. Buradaki to be told edilgen bir mastardır. Joanna soruyu sordu ve biri ona beklenmedik “Coca-Cola” cevabını verdi; yani bilgi kendisine söylenen kişi Joanna'dır.
Alıştırma
Beklenmedik bir sonuç göstermek için only to ve tell fiilinin edilgen biçimini kullanın: I called the hotel, ____ that every room was full.
Cevabı göster
only to be told
Okay, let's recap the vocabulary we've learned from this program, Anlatım akışı
5:17Peki, bu programdan öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,
Kısa bir tekrarı bildiren let's recap
Let's recap, “ana noktaları kısaca yeniden gözden geçirelim” anlamına gelir. Recap her ayrıntıyı tekrarlamak değil, önemli bilgileri yeniden bir araya getirmektir. Bir geçiş ifadesi olarak dinleyicilere ana konuşmanın durduğunu ya da sona erdiğini ve bir tekrar bölümünün başladığını bildirir. Burada programda öğrenilen kelimelerin tekrarını başlatır.
Alıştırma
Bir sunucu “Let's recap” dediğinde genellikle ardından ne gelir?
- Tamamen ilgisiz yeni bir konu
- Tüm programın kelimesi kelimesine tekrarı
- Ana noktaların kısa bir tekrarı
Cevabı göster
Ana noktaların kısa bir tekrarı
starting with the idiom spill the beans, meaning to reveal a secret.
5:20bir sırrı açığa çıkarmak anlamına gelen 'spill the beans' deyimiyle başlayalım.
A guilty pleasure is something you really enjoy doing,
5:25'Guilty pleasure', yapmaktan gerçekten keyif aldığın,
but which also gives you a feeling of guilt or shame.
5:28ancak aynı zamanda sana suçluluk veya utanç hissi veren bir şeydir.
A marriage proposal is the act of asking someone to marry you.
5:32'Marriage proposal', birinden seninle evlenmesini isteme eylemidir.
The phrase the whole point of something describes the most important reason or purpose for it.
5:36Bir şeyin 'the whole point'i, onun en önemli nedenini veya amacını tarif eder.
The evil eye is a superstition in which someone causes injury or bad luck through a look.
5:42'Evil eye', birinin bakışlarıyla yaralanmaya veya kötü şansa neden olduğu bir batıl inançtır.
And finally, the adjective burdensome means worrying, troublesome, or distressing.
5:49Ve son olarak, 'burdensome' sıfatı endişe verici, zahmetli veya sıkıntı verici anlamına gelir.
Once again, our six minutes are up, but I'll tell you a secret. Kalıp ifadeler
5:55Altı dakikamız yine doldu ama sana bir sır vereceğim.
our six minutes are up: ayrılan süre sona erdi
Bir süre ifadesinden sonra be up kullanıldığında, ayrılan veya beklenen sürenin sona erdiği anlatılır. Burada our six minutes are up, programın altı dakikalık bölümünün bittiği anlamına gelir. Be fiilinin biçimi zaman ifadesine uyar: one minute is up, ancak six minutes are up denir. Buradaki up, “yukarı” anlamına gelmez.
Alıştırma
Süre sonu duyurusunu be up ifadesinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The timer has reached zero. Your five minutes ____.
Cevabı göster
are up
You can join us again next time for more topical vocabulary here at Six Minute English. Notlar
5:58Bir dahaki sefere Six Minute English'te daha güncel kelimeler için bize tekrar katılabilirsiniz.
can join us again next time: geri dönmeye yönelik kapanış daveti
Bu kapanış cümlesinde can join us again next time, gelecekteki bir bölüm için geri dönmeye yönelik samimi bir davettir. Can, dinleyicinin yeteneğini sınamaz; mevcut bir seçeneği veya fırsatı sunar. Burada join us, sunucularla birlikte programı dinlemek veya programa katılmak anlamına gelir. Again next time, dikkati bitmekte olan bölümden sonraki bölüme taşır; böylece sunucu mevcut bölümü kapatıp ileriye işaret eder.
Alıştırma
Bir sunucu programın sonunda izleyicileri geri dönmeye davet etmek için hangi cümleyi doğal biçimde kullanır?
- Join our organization again next week for another space story.
- Join us again next week for another space story.
- Join to us again next week for another space story.
Cevabı göster
Join us again next week for another space story.
more topical vocabulary: güncel konuyla ilgili daha fazla kelime
Burada more topical vocabulary, konuşulan konuyla bağlantılı daha fazla sözcük ve ifade demektir. Haberlerde, medyada ve derslerde topical, güncel meseleler veya yakın zamanda yaşanan olaylarla ilgili olmayı da ifade edebilir. Topical, vocabulary sözcüğünü niteler ve programın ne tür kelimeler öğreteceğini belirtir. Burada tıptaki “cilde uygulanan” anlamında kullanılmamıştır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz tam cümleyi seçin. Vurgulu ilk hecenin /tɒp/ ile mi yoksa /trɒp/ ile mi başladığına dikkat edin.
- Today's class focuses on tropical vocabulary.
- Today's class focuses on topical vocabulary.
Cevabı göster
Today's class focuses on topical vocabulary.