Sağlıklı bir yaşlılığın sırları ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Sunucular, yaşam tarzının insanların nasıl yaşlandığını etkileyebileceğini gösteren araştırmaları ele alıyor. Olumlu bir yaklaşımın, düzenli sosyal iletişimin, Akdeniz tipi beslenmenin, açık hava etkinliklerinin, ortak yemeklerin ve farklı kuşakların birlikte yaşamasının ileri yaşlarda sağlığı nasıl destekleyebileceğini açıklıyorlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Much as we'd like to, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Kaçınılmaz bir gerçeği veya sınırlamayı belirtmeden önce güçlü bir isteği kabul etmek için kullanılan bu ödünleme girişini öğrenin. Özellikle düşünceli bir anlatımda although ile başlayan yan cümlelere doğal bir alternatif sunar. 2. stay young at heart, — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu ifadenin fiziksel olarak genç kalmayı değil, yaş ilerlese de genç bir bakış açısını ve davranış biçimini korumayı anlattığını ayırt edin. Her yaşta merak, iyimserlik ve yaşamdan keyif alma hakkında konuşurken kullanabilirsiniz. 3. multi-generational households. — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: İki veya daha fazla kuşaktan aile üyelerinin paylaştığı evleri belirten bu sosyal ve ailevi terimi anlayın. Yaşam düzenlerini, aile desteğini, sosyal teması ve farklı kültürlerde yaşlanmayı kesin biçimde tartışmanızı sağlar.
Bu derste
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:08Merhaba, BBC Learning English'ten 6 Minute English'e hoş geldiniz.
and poor eyesight are common signs that our body is growing old.
0:16ve zayıf görme, vücudumuzun yaşlandığının yaygın belirtileridir.
Much as we'd like to: ödünleme bildiren bir başlangıç
Much as we'd like to, ödünleme bildiren bir başlangıçtır ve 'bunu yapmayı çok istesek de' anlamına gelir. Önce güçlü bir istek kabul edilir, ardından ana cümlede bu isteğe ters düşen gerçekliğe, yani yaşlanmaktan kaçınamayacağımıza geçilir. Burada much, like fiilinin derecesini güçlendirir; miktar belirtmez. Sondaki to, bağlamdan anlaşılan avoid aging eyleminin yerini tutar ve tüm ifade yeniden söylenmez.
Alıştırma
Örnekteki Much as we'd like to neyi gösteriyor?
- Much, yaşlanmanın büyük bir miktarını belirtir.
- Güçlü bir istek kabul edilir, ardından buna ters düşen bir gerçek belirtilir.
- İsteğin yaşlanmaya neden olduğu söylenir.
Cevabı göster
Güçlü bir istek kabul edilir, ardından buna ters düşen bir gerçek belirtilir.
it's important to stay healthy as we get older. Dilbilgisi
0:24yaşlandıkça sağlıklı kalmak önemlidir.
As we get older: gelişen bir süreci bağlamak
as we get older ifadesinde as, 'zaman ilerledikçe' anlamına gelir ve yaşlanmayı aşamalı bir süreç olarak sunar. Bu devam eden değişimi sağlıklı kalmanın önemiyle ilgili ifadeye bağlar. Burada as neden değil, zaman bildirir. Bir durum gelişirken ona başka bir değişim veya devam eden durum eşlik ettiğinde bu yapıyı kullanın.
Alıştırma
Hangi cümlede as birlikte gelişen iki aşamalı değişimi gösterir?
- Because the river supplies the town, people protect it.
- When the river rose at noon, the path closed.
- As the river rises, the path becomes narrower.
Cevabı göster
As the river rises, the path becomes narrower.
we'll be hearing about some new research Anlatım akışı
0:28bazı yeni araştırmalar hakkında duyumlar alacağız
we'll be hearing about: programdaki sıradaki konuyu önceden duyurma
Bir program girişinde we'll be hearing about, daha sonra ele alınacak bir konuyu önceden haber verir. Dinleyiciyi açılıştan programın sonraki bölümüne taşır. Buradaki gelecek zamanın sürekli biçimi, sıradaki bölümü planlanmış programın bir parçası olarak sunar. Asıl nokta, dinleme eyleminin uzun sürecek olması değildir.
Alıştırma
Bu cümlede we'll be hearing about ifadesinin temel işlevi nedir?
- Programın ilerleyen bölümünde ele alınacak bir konuyu önceden haber vermek.
- Dinleyicilerin dün ne duyduğunu bildirmek.
- Araştırma hakkında bir şeyler dinlemenin çok uzun sürdüğünden yakınmak.
Cevabı göster
Programın ilerleyen bölümünde ele alınacak bir konuyu önceden haber vermek.
offering fresh advice on how to stay young at heart, Notlar
0:31kalpten genç kalmak hakkında taze tavsiyeler sunan,
fresh advice on how to + fiil
Fresh advice, yararlı ya da farklı bir fikir sunan yeni tavsiye demektir; fresh burada yiyeceklerin taze olmasını anlatmaz. advice on how to + fiilin yalın hâli kalıbı, tavsiyenin ilgili olduğu eylemi veya yöntemi belirtir. fresh advice on how to stay young at heart ifadesinde how to sonrasında fiilin yalın hâli stay gelir. Kalıbı advice on how to sleep better örneğindeki gibi başka bir eylemle yeniden kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümlede fresh advice on how to doğru kullanılmıştır?
- The article offers fresh advice on how improving sleep.
- The article offers a fresh advice on how to improve sleep.
- The article offers fresh advice on how to improve sleep.
Cevabı göster
The article offers fresh advice on how to improve sleep.
an idiom meaning to keep a youthful outlook on life whatever your age. Dilbilgisi
0:34yaşınız ne olursa olsun hayata genç bir bakış açısıyla bakmayı ifade eden bir deyim.
stay young at heart: ruhen genç kalmak
To stay young at heart, yaşınız ilerlerken genç bir tutumu korumak demektir; örneğin meraklı ve iyimser kalmak ya da yeni deneyimlere açık olmak. Bu, hayata bakışınızla ilgili bir deyimdir; kalbinizin fiziksel yaşı veya sağlığıyla ilgili değildir. Cümlede, verilen önerilerin amacını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: Even as we get older, we can ____ by staying curious and trying new things.
Cevabı göster
stay young at heart
whatever your age: yaş sınırı olmadığını belirtmek
whatever your age ifadesinde whatever, “ne olursa olsun” anlamına gelir; dolayısıyla whatever your age, “kaç yaşında olursanız olun” demektir. Olası bütün yaşları kapsar ve önceki ifadenin her durumda geçerli olduğunu gösterir. Bu ifade, whatever your age is veya whatever your age may be yapısının daha kısa biçimidir. Burada whatever bir ödünleme bildirir: yaş değişebilir ama sonuç değişmez. “Seçtiğiniz herhangi bir şey” anlamına gelmez ve küçümseyici “Whatever.” yanıtıyla aynı değildir.
Alıştırma
Cümleyi “kaç yaşında olursanız olun” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: You can make new friends ____.
Cevabı göster
whatever your age
we'll be learning some useful new vocabulary as well.
0:40bazı yararlı yeni kelimeler de öğreneceğiz.
But 6 Minute English isn't just about vocabulary. Anlatım akışı
0:43Ama 6 Minute English sadece kelime bilgisinden ibaret değil.
isn't just about ... as well: başka bir yarar eklemek
isn't just about vocabulary ifadesi, kelime bilgisinin programın tek odağı olduğu şeklindeki dar görüşü düzeltir. Ardından as well, dinleme çalışmasını başka bir yarar olarak ekler; burada “de/da” anlamındadır. Genel olarak not just X ... Y as well kalıbı X'in doğru kalmasını sağlar ve Y'yi ekler. X'i reddetmez; dinleyicinin bakışını genişletir.
Alıştırma
Cümleyi isn't just about ... as well kalıbıyla tamamlayın: This class ____ pronunciation. It builds your confidence ____.
Cevabı göster
isn't just about · as well
why not turn on: nazik bir öneride bulunmak
Why not + fiilin yalın hâli, bir eylem önermenin yaygın bir yoludur. Burada why not turn on, konuşanın sesli altyazıları açmayı önerdiği anlamına gelir; altyazıların neden kapalı olduğunu gerçekten sormaz. not sözcüğünden sonra fiilin yalın hâli kullanılır: turn on doğrudur; to turn on veya turning on kullanılmaz. Turn on, bir cihazı, ayarı veya özelliği etkinleştirmek anlamına gelir.
Alıştırma
Dostça öneriyi Why not ve turn on ile tamamlayın: The room is dark. ____ the light?
Cevabı göster
Why not turn on
turn on the audio subtitles: bir özelliği etkinleştirmek
Burada turn on, “etkinleştirmek” veya “bir cihazı ya da özelliği çalışır hâle getirmek” anlamına gelir. turn on the audio subtitles, dinleyiciden bu altyazı özelliğini etkinleştirmesini ister; turn burada “döndürmek” demek değildir. Turn on ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isimse turn on the subtitles ve turn the subtitles on doğal kullanımlardır. Nesne bir zamirse iki parçanın arasına gelir: turn them on denir, turn on them denmez.
Alıştırma
Cümleyi turn on ifadesinin doğru biçimiyle tamamla: The captions are off. Please ____ before the video begins.
Cevabı göster
turn them on
or download the script to read along as you listen. Öbek fiiller
0:52ya da dinlerken birlikte okumak için senaryoyu indirmiyorsunuz.
read along as you listen: dinlerken metni takip etmek
Read along, konuşmayı ya da sesi takip ederken yazılı metni aynı hızda okumak anlamına gelir. Along burada, duyduğun şeyle birlikte metinde ilerlemeyi anlatır; “bir yol boyunca” anlamına gelmez. As you listen, “dinlerken” demektir; yani okuma ve dinleme aynı anda gerçekleşir. Read along tek başına sesli okumak anlamına gelmez. Burada sesi dinlerken metni sessizce okuyabilirsin.
Alıştırma
Hangi cümle birinden ses kaydını dinlerken aynı anda yazılı metni takip etmesini ister?
- Read the instructions before you start the recording.
- Read along as you listen to the recording.
- Read aloud after the recording ends.
Cevabı göster
Read along as you listen to the recording.
The oldest recorded person ever to have lived Dilbilgisi
0:58Şimdiye kadar yaşamış kaydedilen en yaşlı insan,
The oldest recorded person ever to have lived: kayıtlara geçmiş en uzun ömürlü kişi
The oldest recorded person bir üstünlük derecesi kurar: belgelenmiş bir kişi, tarihsel kayıtlarda yer alan herkesle karşılaştırılır. Ever to have lived, person sözcüğünü niteler ve karşılaştırmayı referans alınan zamana kadar yaşamış herkesi kapsayacak şekilde genişletir. To have lived bir perfect infinitive yapısıdır ve burada yaklaşık olarak who has ever lived anlamına gelir; bağımsız bir present perfect cümleciği değildir ve rekor sahibinin hayatta olup olmadığını tek başına belirtmez.
Alıştırma
Bir tarihçi, 1616'da ölen bir yazarı tarihteki tüm yazarlarla karşılaştırıyor. Hangi cümle onun hâlâ hayatta olduğunu söylemek yerine tüm zamanları kapsayan bu karşılaştırmayı ifade eder?
- He is one of the greatest living writers.
- He was one of the greatest writers ever to have lived.
- He was one of the greatest writers ever has lived.
Cevabı göster
He was one of the greatest writers ever to have lived.
to the ripe old age of 122: 122 gibi ileri bir yaşa kadar
lived to the ripe old age of 122 ifadesinde live to, o yaşa kadar yaşamaya devam etmek veya o yaşa ulaşmak anlamına gelir. the ripe old age of + sayı kalıbı ise yaşın olağanüstü derecede ileri olduğunu vurgular. Buradaki ripe mecazidir; meyvenin yenmeye hazır hâle gelmesi anlamındaki gerçek kullanım değildir. İfadenin tamamı çoğu zaman hayranlık, şaşkınlık veya yumuşak bir mizah katar.
Alıştırma
Olağanüstü uzun bir yaşamı vurgulayan sabit ifadeyi tamamlayın: Ms. Chen lived to ____ 103.
Cevabı göster
the ripe old age of
I am going to say ... ile temkinli bir cevap verme
Bir bilgi yarışmasında veya tahmin durumunda I am going to say + cevap, “... seçiyorum” ya da “cevabım ...” anlamına gelir. Konuşan kişi seçimini o anda sesli olarak yapar ve çoğu zaman biraz tereddütlüdür. Burada be going to esas olarak gelecekte konuşma planını anlatmaz. Kalıbın tamamı, konuşmada cevaba giriş yapar.
Alıştırma
Bir bilgi yarışmasına sesli cevap veriyor ve biraz tereddütlü bir seçim yapıyorsunuz. Dersteki cevap verme kalıbıyla tamamlayın: ____ Japan.
Cevabı göster
I am going to say
I'll reveal the correct answer later in the program. Kalıp ifadeler
1:20Doğru cevabı programın ilerleyen kısımlarında açıklayacağım.
I'll reveal the correct answer: cevabı merak uyandırarak açıklamak
Reveal the correct answer, önceden saklanan veya henüz bilinmeyen doğru cevabı açıklamak demektir. Reveal yalnızca kelimeleri söyleme eylemini değil, insanların cevabı öğrendiği anı vurgular. I'll reveal ... later, sunucuların bilgiyi sonraya bırakıp izleyicide merak uyandırmak için kullandığı bir sözdür.
Alıştırma
Bir bilgi yarışması sunucusu cevabı son tura kadar bilerek saklıyor. Dersteki ifadeyle tamamlayın: ____ after the final round.
Cevabı göster
I'll reveal the correct answer
Aging is partly caused by the body's cells starting to decay. Dilbilgisi
1:24Yaşlanma, kısmen vücut hücrelerinin çürümeye başlamasından kaynaklanır.
is partly caused by: katkıda bulunan nedenlerden birini belirtmek
Edilgen A is partly caused by B kalıbı, B'nin A'nın ortaya çıkmasına katkıda bulunduğunu belirtir. A açıklanan sonuçtur; by ise nedeni getirir. Partly, neden-sonuç iddiasının kapsamını sınırlar: B açıklamanın yalnızca bir bölümüdür, dolayısıyla başka nedenler de olabilir. Partly çıkarılırsa B'nin katkısının sınırlı olduğu artık açıkça belirtilmez; ancak is caused by tek başına otomatik olarak “tek neden” anlamına gelmez.
Alıştırma
Şiddetli yağmurun katkıda bulunan nedenlerden yalnızca biri olduğunu göstermek için cümleyi dersteki edilgen kalıpla tamamlayın: The delay ____ heavy rain, but a staffing problem also contributed.
Cevabı göster
was partly caused by
you might think we're powerless to stop it. Notlar
1:28onu durdurmak için güçsüz olduğumuzu düşünebilirsiniz.
you might think: dinleyicinin ilk varsayımını önceden dile getirmek
You might think + cümlecik, dinleyicinin veya okuyucunun makul biçimde aklına gelebilecek bir düşünceyi ortaya koyar. Might bu öneriyi temkinli hâle getirir: Konuşan kişi, dinleyicinin ne düşündüğünü kesin olarak bildiğini iddia etmez. Bu giriş, çoğu zaman but veya however ile gelecek bir düzeltmeye ya da şaşırtıcı bilgiye zemin hazırlar. Burada güçsüz olma düşüncesi, konuşanın son mesajı olarak değil, anlaşılabilir bir ilk sonuç olarak sunulur.
Alıştırma
Hangi cümle you might think ifadesini makul bir varsayımı önceden dile getirip sonra düzeltmek için kullanıyor?
- You might think the museum is closed, but it is open until eight tonight.
- Do you think the museum is closed? Please check the website.
- You must think the museum is closed, because you are walking away.
Cevabı göster
You might think the museum is closed, but it is open until eight tonight.
we're powerless to stop it: be powerless to + fiil
we're powerless to stop it ifadesinde powerless, bir şeyi önlemek için gerekli yeteneğe, kontrole, yetkiye veya etkili bir yola sahip olmamak demektir. Buradaki it yaşlanmayı anlatır; yani insanların yaşlanmayı önleyemediği düşünülebilir. Kalıp be powerless to + fiilin yalın hâlidir: powerless to stop, change veya help. Burada powerless elektriğin olmamasını değil, kontrol gücünün olmamasını anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, yetki eksikliğini anlatmak için powerless to + fiilin yalın hâli kalıbını doğal biçimde kullanır?
- Without legal authority, the council was powerless stopping the sale.
- Without legal authority, the council was powerless for stop the sale.
- Without legal authority, the council was powerless to stop the sale.
Cevabı göster
Without legal authority, the council was powerless to stop the sale.
But listen to this good news from Professor Sarah Harper,
1:31Ama Profesör Sarah Harper'dan gelen bu iyi haberi dinleyin,
Director of the Oxford Institute of Population Aging.
1:35Oxford Nüfus Yaşlanması Enstitüsü Direktörü.
I think the really exciting thing is that even 10 years ago, Dilbilgisi
1:39Bence gerçekten heyecan verici olan şey, 10 yıl önce bile
even 10 years ago, we would have thought: geçmişteki bir görüşe bugünden bakmak
Even 10 years ago ifadesindeki even, on yıl öncesini şaşırtıcı derecede yakın bir geçmiş noktası olarak sunar. Konuşan kişi, kabul gören açıklamanın ne kadar hızlı değiştiğini vurgular. We would have thought, bugünden geçmişe bakarak o zamanki insanların muhtemelen varacağı sonucu anlatır. Çoğu zaman if you had asked us then gibi söylenmemiş bir koşul içerir. İstekli olmayı anlatmaz. Bu bağlamda, o görüşün artık aynı şekilde kabul edilmediğini veya eksik görüldüğünü de düşündürür.
Alıştırma
“Even ten years ago, we would have thought that was impossible,” cümlesinde would have thought en doğal olarak hangi işlevi görür?
- İnsanların gelecekte bu sonuca varacağını vaat eder.
- İnsanların bunu on yıl boyunca düşünmeye istekli olduğunu söyler.
- Bugünden geriye bakarak o zamanki insanların muhtemelen varacağı sonucu gösterir.
Cevabı göster
Bugünden geriye bakarak o zamanki insanların muhtemelen varacağı sonucu gösterir.
it's all to do with our cells: tam bir bağlantı ifade etmek
Be to do with something, “bir şeyle bağlantılı olmak veya bir şeyle açıklanmak” anlamına gelir. Burada it's all to do with our cells, tartışılan konunun tüm açıklamasının hücrelerde olduğunu öne sürer. Do, kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır; bir eylemi anlatmaz. All bağlantıyı güçlendirir. All olmadan it's to do with our cells yalnızca hücrelerin konuyla ilgili olduğunu söyler. All ile konuşmacı çok daha güçlü bir iddiada bulunur: açıklama tamamen ya da neredeyse tamamen hücrelerde yatar.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “tamamen bağlantılıdır” anlamına gelen gündelik Britanya İngilizcesi ifadesiyle tamamlayın: The room's warmth ____ the new heating system.
Cevabı göster
is all to do with
we understand this relationship between what we call cell and society. Anlatım akışı
1:45hücre ve toplum dediğimiz şey arasındaki bu ilişkiyi anlıyoruz.
what we call cell and society: bir kavram etiketi sunmak
What we call X, “X adını verdiğimiz şey veya kavram” anlamına gelir. Burada what ile başlayan yan cümlenin tamamı bir isim öbeği görevi görür ve call “telefon etmek” değil, “adlandırmak” anlamındadır. Cell and society burada sunulan kavram etiketidir. Bu ifade, dinleyicilere sonraki kelimeleri seçilmiş bir kavram adı olarak değerlendirmeleri gerektiğini bildirir. Hücre düzeyindeki biyolojik etkenlerle sosyal yaşamdaki etkenleri tek ve kısa bir etiket altında toplar; böylece aralarındaki ilişkiyi tartışmayı kolaylaştırır.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve bir kavram adını tanıtan ifadeyle tamamlayın: A shape with three sides is ____ a triangle.
Cevabı göster
what we call
really can make a difference: gerçekten bir fark yaratabilir
Make a difference, genellikle bir durumu iyileştirerek anlamlı bir etki yaratmak demek olan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada really, can sözcüğünü güçlendirir: konuşan kişi yalnızca bir umut dile getirmek yerine, harekete geçmenin sonucu gerçekten değiştirebileceğini vurgular. Bu ifade tek başına kullanılabilir. Etkilenen şeyi veya değişimin gerçekleştiği alanı göstermek için make a difference to something ya da make a difference in a situation biçimlerinde de kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: One caring adult really can ____ in a child's life.
Cevabı göster
make a difference
recent paper just came out: yakın tarihli bir makale yeni yayımlandı
Burada paper akademik makale anlamındadır; came out ise yayımlandı veya herkesin erişimine açıldı demektir. Just, yayımlanma olayını şimdiki zamana çok yakın gösterir; dolayısıyla ifadenin tamamı yeni erişime açılan bir araştırmayı duyurur. Come out bu anlamıyla kitaplar, raporlar, dergi sayıları, filmler ve benzeri eserler için de kullanılır. Doğal yorum eserin türüne bağlıdır: kitap yayımlanır, film ise gösterime girer.
Alıştırma
Hangi cümlede come out doğal biçimde “yayımlanmak veya piyasaya çıkmak” anlamında kullanılmıştır?
- The new climate report came out this morning.
- The editor came out of the office this morning.
- The research team came out the new climate report this morning.
Cevabı göster
The new climate report came out this morning.
which said that 60% of our aging can be controlled by how we live. Dilbilgisi
1:53yaşlanmamızın %60'ının nasıl yaşadığımızla kontrol edilebileceğini söyleyen.
can be controlled by how we live: kip belirten edilgen yapıdan sonra gelen how yan cümlesi
Can be controlled, can + be + geçmiş zaman ortacı biçimindeki kip belirten edilgen yapıdır. Özne olan «yaşlanmamızın %60'ı», kontrolü yapan değil, kontrol edilebilen şeydir. Can, bir ölçüde kontrolün mümkün olduğunu gösterir; bunun kendiliğinden gerçekleştiğini göstermez. By how we live, kontrolü etkileyen faktörü belirtir. Burada how we live, «nerede yaşadığımızı» değil, «nasıl yaşadığımızı», yani yaşam tarzımızı ve alışkanlıklarımızı ifade eder. Yeniden kullanılabilen can be + geçmiş zaman ortacı + by how... kalıbı, olası bir sonucu bir eylemin yapılma biçimine bağlar.
Alıştırma
Bir yöntemin sonucu kontrol edebileceğini göstermek için kip belirten edilgen yapıyı bir how yan cümlesiyle doğru şekilde kullanan cümle hangisidir?
- The speed can be controlled by how hard you press the pedal.
- The speed can control by how hard you press the pedal.
- The speed can be controlled by how hard do you press the pedal.
Cevabı göster
The speed can be controlled by how hard you press the pedal.
Professor Harper says that 60% of aging is determined by something we can influence,
1:57Profesör Harper, yaşlanmanın %60'ının etkileyebileceğimiz bir şey tarafından belirlendiğini söylüyor,
what lifestyle should we choose?: geçiş sorusu olarak kullanımı
Konuşmacı, daha önce verilen «yaşama biçimimiz yaşlanmayı etkiler» sonucunu, bundan sonra ne yapılacağıyla ilgili pratik bir soruya dönüştürür. Bu bağlamda soru, konuşmayı düzenler: bulgunun açıklamasını bitirir ve yaşam tarzı seçimleriyle ilgili sonraki bölümü açar. Bir geçiş sorusu görevi gördüğü için dinleyicileri mutlaka yüksek sesle cevap vermeye çağırmaz.
Alıştırma
Yaşam tarzının yaşlanmayı etkileyebileceğini açıkladıktan sonra bir sunucu “what lifestyle should we choose?” diye soruyor. Bu soru konuşmada temel olarak ne yapıyor?
- Konuyu dinleyicilerin nerede yaşadığına çevirir.
- Her dinleyiciden hemen kişisel bir cevap vermesini ister.
- Bulguyu bir sonraki adımla ilgili soruya dönüştürür ve sonraki bölümü tanıtır.
Cevabı göster
Bulguyu bir sonraki adımla ilgili soruya dönüştürür ve sonraki bölümü tanıtır.
we'll come to: bir konuyu daha sonra ele almak
We'll come to, “bu konuyu daha sonra ele alacağız veya tartışacağız” demektir. which I think we'll come to ilgi cümlesinde which, önceki diet sözcüğüne gönderme yapar; bu nedenle to edatının nesnesi zaten which ile verilmiştir. Burada come to fiziksel bir hareketi değil, konuşmanın sırasını düzenlemeyi anlatır. Konuşmacı bir konudan şimdi söz edip ayrıntıları erteleyebilir ve konuya daha sonra değinileceğini belirtebilir.
Alıştırma
Daha sonra bu konuyu tartışmak anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: We cannot cover every item now, but we'll ____ the budget after lunch.
Cevabı göster
come to
a positive attitude: iyimser ve yapıcı bir zihniyet
A positive attitude, iyimser, umutlu veya yapıcı bir zihniyet anlamına gelen yaygın bir isim grubudur. Burada genel bir özellik veya etken olarak sunulur; bu nedenle attitude, belirli bir şey hakkındaki görüşten çok hayata genel yaklaşımı anlatır. Bu kullanımda attitude tekil ve sayılabilen bir isimdir, bu yüzden a gerekir: a positive attitude. have, keep ve maintain a positive attitude yaygın fiil birleşimleridir.
Alıştırma
İyimser ve yapıcı bir zihniyet anlamındaki üç sözcüklü hedef isim grubuyla cümleyi tamamlayın: Even when the project became difficult, Lena kept ____.
Cevabı göster
a positive attitude
Um and there's been some wonderful twin studies that have been done Kelime
2:19Hımm ve yapılmış bazı harika ikiz çalışmaları var,
twin studies: araştırmada ikizlerden yararlanma
Bu cümlede twin studies, genlerin ve çevrenin özellikleri, sağlığı veya gelişimi nasıl etkileyebileceğini araştırmak için ikizlerden yararlanan çalışmaları ifade eder. Araştırmacılar farklı ikiz türlerini karşılaştırabilir ya da ikizleri zaman içinde takip edebilir; çünkü aralarındaki yakın genetik ilişki bu etkileri incelemeye yardımcı olur. Burada twin, araştırma türünü belirtmek için studies sözcüğünden önce kullanılan bir isimdir. İfade, herhangi iki sıradan kişi üzerinde yapılan bir çalışma anlamına gelmez.
Alıştırma
twin studies ifadesini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?
- Genetik ve çevresel etkileri incelemek için ikizlerden yararlanan araştırma.
- Birbirine benzeyen, akraba olmayan herhangi iki kişi hakkındaki araştırma.
- İki kişinin harita çizdiği araştırma.
Cevabı göster
Genetik ve çevresel etkileri incelemek için ikizlerden yararlanan araştırma.
where you've had twins and they have been able to map them across their lives. Kelime
2:22ikizlerin olduğu ve onları hayatları boyunca eşleştirebildikleri.
able to map them across their lives: yaşam boyu araştırma takibi
Burada map mecaz anlamda kullanılmıştır. Araştırma bağlamında, gelişimi veya değişimi zaman içinde izlenebilir hâle getirmek için bilgileri toplamak, düzenlemek ve sunmak anlamına gelebilir; coğrafi bir harita çizmek demek değildir. Them ikizleri belirtir, across their lives ise uzun zaman aralığını gösterir. İfade, araştırmacıların ikizleri hayatlarının birçok aşamasında takip edip belgeleyebildiği anlamına gelir.
Alıştırma
The researchers mapped the children's development over ten years cümlesinde mapped ne anlama gelir?
- Her çocuğun nerede yaşadığını gösteren coğrafi bir harita çizdiler.
- Zaman içindeki değişimleri sistemli biçimde takip edip kaydettiler.
- Hiçbir bilgi kaydetmeden çocukları yalnızca bir kez gözlemlediler.
Cevabı göster
Zaman içindeki değişimleri sistemli biçimde takip edip kaydettiler.
you actually have far greater health in later life than if you're negative. Kalıp ifadeler
2:28ileriki yaşlarda negatif olmanıza kıyasla aslında çok daha iyi bir sağlığa sahip oluyorsunuz.
if you're positive ... than if you're negative: iki koşulu karşılaştırma
İlk if, A koşulunu, yani olumlu bir bakış açısına sahip olmayı belirtir. Than if ise karşılaştırmanın temeli olan B koşulunu, yani olumsuz bir bakış açısına sahip olmayı belirtir. İki koşul da karşılaştırılan aynı sonuca, hayatın ilerleyen dönemlerindeki sağlığa bağlanır. Yeniden kullanılabilecek kalıp şudur: if A, the result is better, greater, or smaller than if B. İki kişiyi veya iki özelliği doğrudan karşılaştırmak yerine iki tam koşuldaki sonuçları karşılaştırırken ikinci if sözcüğünü koruyun.
Alıştırma
Her koşul için if kullanarak karşılaştırmayı tamamlayın: You may learn faster ____ you practise daily than ____ you practise only once a month.
Cevabı göster
if · if
in later life: hayatın ilerleyen dönemlerinde
In later life, bir kişinin hayatının ilerleyen bölümünde, genellikle ileri yaşlarında anlamına gelir. Bu cümlede sağlık farkının ne zaman ortaya çıkabileceğini belirtir. Bu ifade hayatın geniş bir dönemini adlandırır. Bugün daha sonra anlamına gelmez ve kelimesi kelimesine farklı veya daha sonraki bir hayat olarak anlaşılmamalıdır.
Alıştırma
Hangi cümle ileri yaştaki sağlıktan doğal biçimde söz eder?
- Regular exercise can protect your health in later life.
- Regular exercise can protect your health later today.
- Regular exercise can protect your health after the meeting.
Cevabı göster
Regular exercise can protect your health in later life.
One important factor in aging well is a positive attitude. Kalıp ifadeler
2:32İyi yaşlanmada önemli bir faktör olumlu bir tutumdur.
aging well: sağlık ve esenlikle yaşlanmak
Bu cümlede aging well, yaş ilerlerken fiziksel sağlığı, duygusal iyilik hâlini, bağımsızlığı ve yaşam kalitesini korumak anlamına gelir. Well, yaşlanma sürecinin nasıl ilerlediğini anlatır. Bu ifade yalnızca genç veya çekici görünmek demek değildir. İnsanların daha sağlıklı ve tatmin edici bir yaşlılık dönemi geçirmesine yardımcı olan alışkanlık ve koşullardan söz ederken sıkça kullanılır.
Alıştırma
Aşağıdaki durumlardan hangisi aging well ifadesini en iyi gösterir?
- Yaşlandıkça aktif kalır, sağlığına dikkat eder ve iyi bir yaşam kalitesinin tadını çıkarır.
- Daha genç görünmek için yalnızca saç şeklini değiştirir.
- Her doğum gününün daha erken gelmesini sağlamaya çalışır.
Cevabı göster
Yaşlandıkça aktif kalır, sağlığına dikkat eder ve iyi bir yaşam kalitesinin tadını çıkarır.
and focused on the good things in life. Kalıp ifadeler
2:38ve hayattaki iyi şeylere odaklanmış hissetmek.
focused on the good things in life: dikkati hayatın olumlu yönlerine vermek
Focused on, dikkati bir şeye vermek anlamına gelir. Burada focused on the good things in life, hayatın olumlu yönlerini fark etmeyi ve onlar üzerine düşünmeyi anlatır; kamera odağı veya görme duyusuyla ilgili değildir. Focused, hopeful ve confident ile eş görevli olarak kullanılmıştır. Bu üç tanım birlikte olumlu bir tutumu açıklar. Focused on ifadesinden sonra bir isim öbeği veya -ing biçimi kullanılır: focused on the goal; focused on learning.
Alıştırma
Cümleyi dersteki “tüm dikkatini verdi” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: During the final round, Leo stayed ____ the task in front of him.
Cevabı göster
focused on
This conclusion was based on several twin studies, Kalıp ifadeler
2:41Bu sonuç, birkaç ikiz çalışmasına dayanıyordu,
conclusion was based on: bir sonucun dayandığı kanıtı belirtmek
Burada conclusion was based on, birkaç ikiz çalışmasının sonuç için kanıt ya da dayanak olarak kullanıldığını belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp A is/was based on B şeklindedir. A, kaynağı açıklanan fikir, karar veya iddiadır; B ise onun dayandığı kanıt, bilgi veya kaynaktır.
Alıştırma
Cümleyi be based on ifadesinin basit geçmiş biçimiyle tamamlayın: The safety recommendation ____ results from three independent tests.
Cevabı göster
was based on
to study the roles of genetics and environment in human development. Kalıp ifadeler
2:47insan gelişiminde genetiğin ve çevrenin rollerini incelemek için.
study the roles of ... in ...: etkenlerin nasıl katkıda bulunduğunu incelemek
study the roles of genetics and environment in human development ifadesi, bu iki etkenin insanların gelişimine nasıl katkıda bulunduğunu veya bunu nasıl etkilediğini araştırmak anlamına gelir. Buradaki roles, oyuncuların canlandırdığı roller değil, etkenlerin katkıları veya işlevleridir. Yeniden kullanılabilen kalıp, tek etken için study/examine the role of A in C, iki etken için ise the roles of A and B in C şeklindedir. Of etkeni veya etkenleri, in ise bunların önem taşıdığı süreci ya da alanı tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi the roles of A and B in C kalıbının eksik parçalarıyla tamamlayın: The report examines the ____ diet and sleep ____ children's health.
Cevabı göster
roles of · in
Loneliness can be another problem as we get older.
2:59Yaşlandıkça yalnızlık başka bir sorun olabilir.
regular social interaction helps people age well. Kalıp ifadeler
3:08düzenli sosyal etkileşimin insanların iyi yaşlanmasına nasıl yardımcı olduğunu.
regular social interaction helps people age well: düzenli sosyal etkileşim sağlıklı yaşlanmaya yardımcı olur
Regular social interaction, diğer insanlarla sık ve sürekli temas kurmayı ve ortak etkinlikler yapmayı anlatır. Bu cümlede sağlıklı yaşlanmayı destekleyen bir etken olarak sunulur: age well, genel sağlık ve esenliği koruyarak yaşlanmak demektir. help + kişi + fiilin yalın hâli kalıbı olumlu bir etki anlatır. Social interaction, yalnızca meet people demekten daha geniş ve biraz daha resmîdir; konuşmaları, aile veya arkadaşlarla geçirilen zamanı ve topluluk etkinliklerini kapsayabilir.
Alıştırma
Başkalarıyla sürekli etkileşim kurmanın sağlıklı yaşlanmayı desteklediğini doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?
- Regular social interaction helps people age well.
- Regular social interaction helps people aging well.
- Regular social interaction makes people to age well.
Cevabı göster
Regular social interaction helps people age well.
Loneliness can have the same impact as smoking in the statistics. Dilbilgisi
3:11Yalnızlık istatistiklerde sigara içmekle aynı etkiye sahip olabilir.
can have the same impact as: aynı etkiye sahip olabilir
A can have the same impact as B kalıbı, A ve B'nin aynı derecede etki oluşturabileceğini anlatır. Burada A loneliness, B ise smoking ifadesidir; in the statistics sözü, iddiayı istatistiklerde ölçülmüş bir karşılaştırmayla sınırlar. Same sözcüğü impact sözcüğünü niteler. Bu nedenle cümle, yalnızlık ve sigara içmenin nedenlerinin aynı olduğunu veya her yönden birbirine benzediğini söylemez. Can da ifadenin kesin bir iddia gibi duyulmasını önler.
Alıştırma
impact kullanarak hedef kalıp the same ... as yapısını tamamlayın: In this scoring system, skipping one task can have ____ getting two answers wrong.
Cevabı göster
the same impact as
it's also got two other sides: bir konunun başka yönleri
Buradaki sides, bir nesnenin fiziksel yanlarını değil, bir düşüncenin veya konunun farklı yönlerini ifade eder. Konuşmacı, Akdeniz diyeti ya da yaşam biçiminde ele alınacak iki alan daha olduğunu söylüyor. it's got, it has got ifadesinin kısaltılmış biçimidir ve it has anlamına gelir. also ile other, konuşmacının daha önce anlatılanlara yeni bilgi eklediğini ve konunun birden fazla boyutu olduğunu gösterir.
Alıştırma
The proposal has two other sides to consider cümlesinde sides ne anlama gelir?
- Teklifin iki ek yönü
- Teklifin iki fiziksel kenarı
- Teklifin yanında duran iki kişi
Cevabı göster
Teklifin iki ek yönü
It's got exercise because these people tend to be outside more Dilbilgisi
3:22Egzersiz var çünkü bu insanlar dışarıda olmaya daha meyilli
tend to be outside more: kesinlik değil, genel bir eğilim
tend to + fiilin yalın hâli, bir şeyin her seferinde gerçekleştiğini söylemeden genellikle veya sık sık ne olduğunu anlatır. tend to be outside more ifadesinde be fiilin yalın hâlidir; more ise dışarıda geçirilen süreyi veya bulunma sıklığını başka bir durumla karşılaştırır. Burada konuşmacı dışarıda daha çok bulunmayı, herkese uygulanan bir kural olarak değil, iklimle bağlantılı genel bir eğilim olarak sunuyor.
Alıştırma
Cümleyi tend to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: During summer, our dog ____ sleep near the open door.
Cevabı göster
tends to
communal meals: bir grubun birlikte yediği öğünler
Communal meals, bir grubun birlikte yediği; çoğu zaman yemek, sohbet ve topluluk duygusunu paylaştığı öğünlerdir. Communal, grubun ortak katılımını ve paylaşımını vurgular; yalnızca yemeğin yaygın ya da sıradan olduğu anlamına gelmez. Aynı sıfat, communal kitchen veya communal garden gibi bir grubun ortak kullandığı şeyleri de tanımlayabilir.
Alıştırma
Hangi durum communal meals ifadesini en iyi gösterir?
- Her sakin istediği zaman tek başına yemek yer.
- Sakinler yemek ve sohbeti paylaşmak için aynı masada toplanır.
- Sakinlerin hepsi aynı popüler sandviçi alır ama ayrı ayrı yer.
Cevabı göster
Sakinler yemek ve sohbeti paylaşmak için aynı masada toplanır.
They tend to live together more in multi-generational households. Kelime
3:33Çok kuşaklı hanelerde birlikte daha fazla yaşama eğilimindedirler.
multi-generational households: aile kuşaklarının birlikte yaşadığı haneler
Multi-generational household, bir ailenin birden çok kuşağından kişilerin tek bir yaşam birimi olarak birlikte yaşadığı hanedir. Büyükanne ve büyükbaba, anne-baba ve çocukların aynı evi paylaşması yaygın bir örnektir; terim birden fazla yetişkin kuşağın birlikte yaşamasını da kapsayabilir. Multi-generational, households sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. Burada household, binanın kendisini değil, bir evi ve günlük yaşamı paylaşan kişileri ifade eder. Bu ifade, yalnızca farklı yaşlardaki birbiriyle ilgisiz kişilerin aynı yerde bulunmasını değil, bir aile içindeki kuşakları anlatır.
Alıştırma
Hangi durum multi-generational household örneğidir?
- Birçok farklı yaştan insan aynı konsere katılır.
- Aynı yaştaki üç üniversite öğrencisi birlikte bir daire kiralar.
- Büyükanne ve büyükbaba, anne-baba ve çocuklar aynı evi paylaşarak birlikte yaşar.
Cevabı göster
Büyükanne ve büyükbaba, anne-baba ve çocuklar aynı evi paylaşarak birlikte yaşar.
there's a whole lifestyle around it: bir şeyle bağlantılı bütün bir yaşam tarzı
Bu cümlede around it, fiziksel olarak bir şeyin her yanında bulunmak değil, “onu merkeze almak” veya “onunla bağlantılı olmak” anlamına gelir. it, daha önce söz edilen Akdeniz tipi beslenmeye gönderme yapar. A whole lifestyle, tek bir yiyecek seçimi yerine beslenme, sosyalleşme ve hareket etme alışkanlıklarının birbirine bağlı bütününü anlatır. Yeniden kullanılabilen there is a whole X around Y kalıbı, Y'nin çevresinde daha geniş bir alışkanlık, etkinlik veya fikirler bütünü oluştuğunu ifade eder.
Alıştırma
Bu bağlamda “there's a whole lifestyle around it” ne anlama geliyor?
- İnsanlar fiziksel olarak onun her tarafında yaşıyor.
- O, bütün bir alışkanlıklar ve etkinlikler bütünüyle bağlantılı.
- Yalnızca belirli bir yiyeceği ifade ediyor, başka hiçbir şeyi değil.
Cevabı göster
O, bütün bir alışkanlıklar ve etkinlikler bütünüyle bağlantılı.
eaten by people living in countries around the Mediterranean Sea,
3:43Akdeniz çevresindeki ülkelerde yaşayan insanlar tarafından yenilen,
is known as the Mediterranean diet: bir adı tanıtma
X is known as Y kalıbı, “X'e Y denir” anlamına gelir. Bu bir edilgen yapıdır: known geçmiş zaman ortacıdır ve Y kabul gören adı, terimi, unvanı, rolü veya etiketi verir. Burada uzun öznenin ana sözcüğü, tekil uyum alan sayılamayan food ismidir; bu nedenle fiil is olur. as sonrasında verilen ad the Mediterranean diet'tir.
Alıştırma
Bir sürecin adını tanıtmak için be known as yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The change from liquid to gas is known as evaporation.
- The change from liquid to gas knows as evaporation.
- The change from liquid to gas is known for evaporation.
Cevabı göster
The change from liquid to gas is known as evaporation.
Mediterranean cultures have other advantages too,
3:51Akdeniz kültürlerinin de başka avantajları vardır,
occasions where people sit down and share food together. Kalıp ifadeler
4:00insanların oturup birlikte yemek paylaştığı durumlar.
sit down and share food together: ortak bir yemeğe başlamak
Sit down and share food together, bilinçli olarak paylaşılan bir yemeği anlatır. Sit down yalnızca fiziksel olarak oturma hareketini ifade etmez; burada başka etkinliklere ara vermeyi, yerleşmeyi ve grup olarak yemeğe başlamayı düşündürür. Share food together, ortak katılıma ve birlikteliğe odaklanır. Together, herkesin ayrı ayrı yemek yemesinden farklı olarak insanların aynı ana katıldığını vurgular.
Alıştırma
Hangi durum sit down and share food together ifadesine en iyi uyar?
- Üç komşu ayrı ayrı yemek alıp bunları farklı evlere götürür.
- Bir çocuk eve yürürken tek başına atıştırmalık yer.
- Birkaç arkadaş bir masada toplanıp birlikte yemek yer.
Cevabı göster
Birkaç arkadaş bir masada toplanıp birlikte yemek yer.
Mediterranean people are also more likely to live Dilbilgisi
4:03Akdeniz insanlarının da yaşama olasılığı daha yüksektir
also more likely to live: olasılığı daha yüksek bir eğilim eklemek
Be more likely to + fiilin yalın hâli, bir şeyin gerçekleşme olasılığının başka bir gruba, duruma veya ölçüte göre daha yüksek olduğunu belirtir. Burada live fiilin yalın hâlidir; multi-generational households ise aynı aileden iki veya daha fazla kuşağın paylaştığı evlerdir. Cümle, Akdeniz bölgesindeki her kişi hakkında bir gerçek değil, grup düzeyinde bir eğilim bildirir. Also, bu eğilimin daha önce belirtilen bir noktaya eklendiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi be more likely to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Compared with people who drive, train commuters ____ read during the journey.
Cevabı göster
are more likely to
where people from two or more generations of a family
4:09bir ailenin iki veya daha fazla kuşağından insanların
but it seems a positive attitude and social interaction
4:18ama görünüşe göre olumlu bir tutum ve sosyal etkileşim
Not everyone can ..., but ...: bir sınırlamadan uygulanabilir bir sonuca
Başlangıçtaki Not everyone can live in the Mediterranean bölümü, elverişli bir koşulun herkes için mevcut olmadığını kabul eder. Ardından but, dikkati bu sınırlamadan cümlenin ana fikrine yöneltir. it seems iddiayı yumuşatırken we can all do, olumlu tutumu ve sosyal etkileşimi herkesin uygulayabileceği şeyler olarak sunar. Bu, bilgiyi düzenlemenin kullanışlı bir yoludur: kopyalanamayan koşulu kabul edip insanların gerçekçi biçimde uygulayabileceği noktaları çıkarmak.
Alıştırma
Cümle ana fikrini nasıl düzenliyor?
- Akdeniz'e taşınmanın iyi yaşlanmanın tek yolu olduğunu savunur.
- Önce bir koşulun herkes için mevcut olmadığını kabul eder, ardından herkesin deneyebileceği eylemler sunar.
- İki eylemi sıralar ve ardından ikisinin de uygulanabilir olmadığını söyler.
Cevabı göster
Önce bir koşulun herkes için mevcut olmadığını kabul eder, ardından herkesin deneyebileceği eylemler sunar.
Speaking of which: önceki konuyla bağlantı kurmak
Speaking of which, cümle başında kullanılan ve ‘az önce sözü edilen konu açılmışken’ anlamına gelen bir geçiş ifadesidir. which önceki konunun veya durumun tamamına gönderme yapar; ardından gelen bir ismi tanıtmaz ya da nitelemez. Bu ifadeyi önceki konudan onunla yakından bağlantılı bir soruya, yoruma veya eyleme doğal biçimde geçmek için kullanın. İfadenin ardından genellikle virgül ve sonra yeni bağlantılı düşünce gelir.
Alıştırma
Diyaloğu, bu derste öğrenilen ve ‘bağlantılı o konu açılmışken’ anlamına gelen üç sözcüklü geçiş ifadesiyle tamamlayın: We've been discussing the school fair. ____, who will run the food stall?
Cevabı göster
Speaking of which
I asked you about the oldest living person ever recorded.
4:30sana kaydedilen gelmiş geçmiş en yaşlı kişiyi sormuştum.
I can reveal the answer is actually France. Ton ve niyet
4:40cevabın aslında Fransa olduğunu açıklayabilirim.
I can reveal the answer is actually France: cevabı açıklamak ve beklentiyi düzeltmek
I can reveal (that) the answer is... daha önce bilinmeyen ya da açıklanmamış bir bilgiyi duyurur. Burada that atılabilir. İfade biraz resmî ve sunucu tarzındadır. Actually, France bilgisinin önceki bir tahmin veya beklentiyi düzelttiğini gösterir. Gerçek cevabın, beklenenin aksine France olduğu anlamına gelir; currently anlamına gelmez.
Alıştırma
Biri cevabın Japonya olduğunu tahmin etti. Hangi cümle gerçek cevabı doğal biçimde açıklar ve bu beklentiyi düzeltir?
- The answer is currently France.
- The answer is finally France.
- The answer is actually France.
Cevabı göster
The answer is actually France.
which you can find on our website bbclearningenglish.com.
4:55bunu bbclearningenglish.com web sitemizde bulabilirsiniz.
let's recap the new vocabulary: kısa bir gözden geçirmeye geçmek
Bir dersin sonunda let's recap the new vocabulary, yeni konulardan kısa bir tekrara geçildiğini gösterir. Let's hem konuşanı hem de dinleyenleri kapsar; bu nedenle tekrarı bir emir değil, birlikte yapılacak bir eylem olarak sunar. Recap, ana noktaları kısaca özetleyip gözden geçirmek anlamına gelir. Genellikle her kelimeyi tamamen aynı şekilde yeniden söylemek anlamına gelmez.
Alıştırma
Ders bitmek üzere. Daveti tamamlamak için let's ve recap kullanın: ____ the new vocabulary.
Cevabı göster
Let's recap
an idiom which means to think and behave in a youthful way
5:04genç bir şekilde düşünmek ve davranmak anlamına gelen bir deyim
in spite of growing older: in spite of + -ing biçimi
In spite of, ana durumun gerçekleşmesini engellemeyen bir koşulu belirtir. Burada yaşlanmak, birinin genç bir şekilde düşünüp davranmasını engellemez. Of, bu edat öbeğinin bir parçasıdır; bu nedenle ardından bir isim, zamir veya -ing biçimi gelir. Bu yüzden burada growing doğru biçimdir. Özne ve çekimli fiil içeren tam bir cümlecik doğrudan in spite of ifadesinden sonra gelemez.
Alıştırma
Hangi cümlede in spite of bir -ing öbeğinden önce doğru kullanılmıştır?
- The team finished the project despite of losing a key member.
- The team finished the project in spite of losing a key member.
- The team finished the project in spite they lost a key member.
Cevabı göster
The team finished the project in spite of losing a key member.
use twins to investigate the roles of genetics
5:18genetiğin rollerini araştırmak için ikizleri kullanır
by people living in countries around the Mediterranean Sea,
5:27Akdeniz çevresindeki ülkelerde yaşayan insanlar tarafından,
people sit down together to talk and share food.
5:35insanlar konuşmak ve yiyecek paylaşmak için birlikte otururlar.
is when people from two or more generations of the same family live together. Dilbilgisi
5:43aynı ailenin iki veya daha fazla kuşağından insanların birlikte yaşamasıdır.
Gündelik bir tanım için X is when...
X is when + cümlecik, X'in gerçekleştiği veya var olduğu durumu anlatarak gündelik bir tanım verir. Burada when ile başlayan cümlecik, çok kuşaklı bir haneyi tanımlayan durumu açıklar: aynı ailenin en az iki kuşağından insanlar birlikte yaşar. Bu yapı, açıklamayı bir kavramın adından eksiksiz ve kolayca gözde canlandırılabilen bir duruma taşır. Özellikle olayları, durumları, deneyimleri ve yaşam düzenlerini açıklamak için uygundur.
Alıştırma
Hangi cümle bir olayı gündelik biçimde tanımlamak için X is when... yapısını doğal şekilde kullanır?
- A librarian is when someone works with books.
- A power cut is where the electricity suddenly stops working.
- A power cut is when the electricity suddenly stops working.
Cevabı göster
A power cut is when the electricity suddenly stops working.
our 6 minutes are up: ayrılan süre sona erdi
Bir zaman dilimi için be up kullanılması, ayrılan veya kullanılabilir sürenin sona erdiğini belirtir. Burada our 6 minutes are up, programın altı dakikalık süresinin bittiği ve kapanış zamanının geldiği anlamına gelir. Bu ifadede up fiziksel bir yönü anlatmaz. Yaygın genel biçim Time is up şeklindedir; our 6 minutes çoğul bir özne olduğu için fiil are olur.
Alıştırma
Zamanlayıcı çaldı. Cümleyi be up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Your ten minutes ____. Please stop writing.
Cevabı göster
are up
then head over to the BBC Learning English website Öbek fiiller
5:53o zaman BBC Learning English web sitesine gidin
then head over to: gitmek veya ziyaret etmek için konuşma dilinde yönlendirme
Then bir sonraki adımı belirtir. Head over to bir hedefe gitmek anlamına gelir; hedef bir web sitesiyse o siteyi ziyaret etmek veya açmak demektir. Burada head bir fiildir, vücut bölümünü belirten isim değildir. Yapı head over to + hedef şeklindedir. Over, gitme veya ziyaret etme temel anlamını değiştirmeden yönlendirmeye rahat ve konuşma diline özgü bir hava katar.
Alıştırma
Web sitesine yönelik samimi yönlendirmeyi dersteki ifadeyle tamamlayın: For ticket details, ____ the event website.
Cevabı göster
head over to
to find the accompanying worksheets and quiz
5:57eşlik eden çalışma kağıtlarını ve testi bulmak için
along with loads of other programs and resources to help you learn English. Kalıp ifadeler
6:00İngilizce öğrenmenize yardımcı olacak diğer programlar ve kaynakların yanı sıra.
along with loads of other + çoğul isim
along with, daha önce sözü edilen bir şeyin ardından başka kişi veya şeyler ekler. Burada worksheets and quiz ifadesine programs and resources eklenir. loads of, “çok sayıda” veya “çok miktarda” demenin gündelik bir yoludur. loads of other programs and resources içinde other, bunların ek öğeler olduğunu gösterir; dolayısıyla bütün ifade “çok sayıda başka program ve kaynakla birlikte” anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “çok sayıda başka şeyle birlikte” anlamına gelen beş sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The community centre offers art classes, ____ activities for children.
Cevabı göster
along with loads of other