Nobel Barış Ödülü nasıl işler? - Adeline Cuvelier ve Toril Rokseth: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
809 kelime 154 kel/dk

Video özeti: Bu video, Nobel Barış Ödülü’nün geçmişini Alfred Nobel’in vasiyetinden ve barışa ilgisini etkilemiş olabilecek ilişkilerden başlayarak aday gösterme kuralları, gizli seçim süreci, ödül töreni ve giderek daha küresel hâle gelen ödül sahiplerine kadar anlatıyor. Sonuçta barışa farklı yollarla ulaşılabileceğini vurguluyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. What do a 17-year-old Pakistani, a Norwegian explorer, a Tibetan monk, and an American pastor have in common? — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bir sorunun görünüşte ilgisiz kişileri nasıl bir araya getirdiğini, merak uyandırdığını ve dinleyiciyi ortak cevaba hazırladığını öğrenin. Bu tür bir kancayı sunum veya tarihsel açıklama açılışında tanıyıp kullanabilirsiniz. 2. turned out to be — Öbek fiiller: Gizli kayıtlar açıldığında Martin Luther King Jr.’ı kimin aday gösterdiğinin anlaşılması gibi, bu ifadenin önceden bilinmeyen bir gerçeği nasıl ortaya çıkardığını kavrayın. Sonradan öğrenilen bir sonucu bildirmek veya önceki bir varsayımı düzeltmek için kullanabilirsiniz. 3. there are many paths to peace. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: “Yollar” sözcüğünün aynı hedefe ulaşmaya yarayan farklı yöntemleri temsil ettiği metaforu fark edin. Şiddetsiz eylemin, insan hakları çalışmalarının, uzlaşmanın ve çatışma çözümünün barışa katkı sağlayabileceğini vurgulayan bir sonuç cümlesi kurabilirsiniz.

Bu derste

What do a 17-year-old Pakistani, a Norwegian explorer, a Tibetan monk, Anlatım akışı

0:06

17 yaşında bir Pakistanlı, Norveçli bir kaşif, Tibetli bir keşiş,

and an American pastor have in common?

0:13

ve Amerikalı bir papazın ortak noktası nedir?

Anlatım akışı

Açılış kancası olarak What do ... have in common?

Bu soru, birbiriyle ilgisiz gibi görünen birkaç kişiyi yan yana getirir ve aralarındaki bağlantıyı sorar. Konuşmacı merak uyandırmak için cevabı geciktirir, ardından hepsinin Nobel Barış Ödülü aldığını açıklar. Bir konuşmada veya açıklamada What do ... have in common? soru-cevap biçiminde bir açılış kancası oluşturabilir. Burada dinleyicilerden sesli bir cevap istemek yerine onları bir sonraki ana fikre yönlendirir.

Alıştırma

Bu sorunun konuşmanın başındaki temel işlevi nedir?

  1. Konuşmacının bu kişilerin kim olduğunu unuttuğunu göstermek
  2. Dinleyicilerden her kişiyi tanıtmalarını istemek
  3. Merak uyandırmak ve ortak bir gerçeğe geçiş yapmak
Cevabı göster

Merak uyandırmak ve ortak bir gerçeğe geçiş yapmak

They were all awarded the Nobel Peace Prize. Kalıp ifadeler

0:16

Hepsi Nobel Barış Ödülü'ne layık görüldü.

Kalıp ifadeler

were all awarded the Nobel Peace Prize: be awarded + ödül

were awarded the Nobel Peace Prize ifadesi, be awarded + prize edilgen yapısını kullanır. Ödülün özne tarafından belirtilen kişilere resmî olarak verildiğini anlatır. Özne ödülü alan kişilerdir; ödülü veren kurum belirtilmez. All, were sözcüğünden sonra gelir ve önceki listedeki herkesin kapsandığını gösterir. Bu resmî ve tarafsız yapı ödül duyurularında, biyografilerde ve tarih anlatılarında yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi resmî edilgen ödül yapısıyla tamamlayın: At the ceremony, Maya ____ the school's highest honor.

Cevabı göster

was awarded

Among the top prestigious awards in the world, this prize has honored some of the most celebrated and revered international figures and organizations in history. Notlar

0:19

Dünyanın en prestijli ödülleri arasında yer alan bu ödül, tarihteki en ünlü ve saygıdeğer uluslararası şahsiyetleri ve örgütleri onurlandırmıştır.

Anlatım akışı

Among the top prestigious awards in the world: özneyi bir grup içinde çerçevelemek

Cümle başındaki Among ... edat öbeği, bu ödülü önce dünya çapında son derece saygın ödüllerden oluşan daha büyük bir grubun içine yerleştirir. Böylece ana cümle ödülün ne yaptığını açıklamadan önce okuyucuya bir değerlendirme çerçevesi sunar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp, Among + çoğul grup ve ardından o grubun bir üyesi hakkında ana cümledir. Burada among fiziksel bir konum değil, “grubun bir üyesi olarak” anlamına gelir.

Alıştırma

Yeni cümleyi okuyun: “Among the city’s oldest buildings, the library is especially well preserved.” Baştaki ifade ne yapıyor?

  1. Kütüphanenin fiziksel olarak tam iki binanın arasında durduğunu söyler.
  2. Önce kütüphaneyi bir gruba yerleştirir, ardından ana cümle onunla ilgili bir ayrıntı verir.
  3. Her eski binanın neden kütüphane olduğunu açıklar.
Cevabı göster

Önce kütüphaneyi bir gruba yerleştirir, ardından ana cümle onunla ilgili bir ayrıntı verir.

Kelime

most celebrated and revered: takdir ve derin saygı

Bu cümlede celebrated “geniş kitlelerce tanınan ve övülen”, revered ise “derinden saygı duyulan” anlamına gelir. İki sıfat, bir kutlama düzenleme eylemini değil, kişi ve kuruluşların toplumdaki saygınlığını birlikte anlatır. Most, bu sıfat çiftine en üstünlük anlamı katar: Bu kişi ve kuruluşlar, takdir ve saygının en yüksek düzeyinde gösterilir. İfade, yalnızca famous demekten daha resmî ve hayranlık doludur.

Alıştırma

Hem geniş çaplı takdir hem de derin saygı anlamını koruyarak bu resmî tanımı en iyi hangi ifade tamamlar? “Dr. Okafor was praised around the world and admired for her integrity. She became one of the most ___ scientists of her era.”

  1. controversial
  2. celebrated and revered
  3. well-known
Cevabı göster

celebrated and revered

To understand how it all got started, we have to go back to the 1800s. Anlatım akışı

0:29

Tüm bunların nasıl başladığını anlamak için 1800'lere geri dönmeliyiz.

Anlatım akışı

To understand how it all got started: kökenlere dönüşün amacını belirtmek

Baştaki To understand how it all got started mastar öbeği, ardından gelen açıklamanın amacını belirtir: konuşmacı, güncel konunun kökenini açıklamak için geçmişe bakacaktır. Böylece dinleyiciyi mevcut konudan tarihsel arka plana yönlendirir. how it all got started ifadesindeki it, bu bağlamda genel olarak Nobel Barış Ödülü'nü ve onun kökenine ilişkin hikâyeyi temsil eder. Daha genel kullanımda get started, bir projenin, geleneğin veya kurumun başlaması ya da ortaya çıkması anlamına gelebilir; mutlaka belirli bir kişinin bir eyleme başlamasını anlatmaz.

Alıştırma

Örnekteki To understand how it all got started başlangıç ifadesi ne işe yarar?

  1. Konunun kökenlerine bakmanın amacını belirtir.
  2. Tarihsel açıklamanın çoktan bittiğini gösterir.
  3. Bir kişinin hemen bir etkinliğe başlaması gerektiğini söyler.
Cevabı göster

Konunun kökenlerine bakmanın amacını belirtir.

Anlatım akışı

we have to go back to the 1800s: anlatının zaman çizgisini geçmişe taşımak

Burada we have to go back to the 1800s cümlesi, anlatının zaman çizgisini 19. yüzyıla taşır. Kimse fiziksel olarak bir yere geri dönmez; konuşmacı, açıklama içinde dinleyicileri daha eski bir döneme götürür. have to ifadesi, kökeni anlamak için bu geriye gidişin gerekli olduğunu belirtir. Tarihsel açıklamalarda veya nedenleri anlatırken we have to go back to + geçmişteki bir zaman, daha eski arka plan bilgisinin sırada olduğunu duyurmanın yaygın bir yoludur.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz, anlatının zamanını geçmişe taşıyan ifadeyle tamamlayın: To understand why this school tradition exists, we have to ____ the 1940s.

Cevabı göster

go back to

Swedish chemist Alfred Nobel was then mostly known for the invention of dynamite, Kalıp ifadeler

0:34

İsveçli kimyager Alfred Nobel o zamanlar daha çok dinamiti icat etmesiyle biliniyordu,

Kalıp ifadeler

was then mostly known for: o dönemdeki ünün başlıca nedeni

Be known for + isim veya -ing biçimi, bir şey, özellik ya da başarı nedeniyle ünlü olmak anlamına gelir. Burada for, Nobel’i tanıyan kişileri değil, ona ün kazandıran icadı belirtir. Then bu ünü geçmişteki belirli bir döneme yerleştirir. Mostly, dinamitin o dönemde ününün başlıca kaynağı olduğunu ancak tek kaynak olmak zorunda olmadığını gösterir. İfade tarafsızdır ve biyografi ya da tarih anlatımına uygundur.

Alıştırma

Hangi cümle çömlekçiliğin kasabanın ünlenme nedeni olduğunu söylüyor?

  1. The town is known as Potterville.
  2. The town is known for its pottery.
  3. The town is known to local artists.
Cevabı göster

The town is known for its pottery.

a breakthrough which launched his career as a successful inventor and businessman. Kalıp ifadeler

0:39

bu, başarılı bir mucit ve iş insanı olarak kariyerini başlatan bir atılımdı.

Kalıp ifadeler

a breakthrough which launched his career: mesleki başarıyı başlatan dönüm noktası

A breakthrough önemli bir ilerleme veya başarıdır. Which launched his career ilgi cümleciği, bu atılımın ne yaptığını açıklar: meslek hayatına güçlü bir başlangıç kazandıran olay olmuştur. Launch burada mecaz anlamdadır. Bir keşif, eser veya fırsat, bir kişinin kariyerini başlatıp ona ivme kazandırarak launch someone’s career işlevi görebilir; hiçbir şey gerçekten havaya fırlatılmaz. Ardından as, bunun sonucunda başlayan mesleki rolü, burada mucitlik ve iş insanlığını, belirtir.

Alıştırma

Cümleyi launch içeren hedef ifadeyle tamamlayın: Her award-winning short film ____ as a director.

Cevabı göster

launched her career

30 years later, he had become extremely wealthy, Dilbilgisi

0:44

30 yıl sonra son derece zengin olmuştu,

Dilbilgisi

had become extremely wealthy: geçmişteki bir noktaya kadar tamamlanmış değişim

Had become, had + become geçmiş zaman ortacı yapısından oluşan past perfect biçimidir. Burada 30 years later, yaşam öyküsündeki geçmiş bir referans noktasıdır. O zamana kadar son derece zengin olma değişimi zaten gerçekleşmişti. Become yalnızca servet sahibi olmayı değil, bir durum değişikliğini vurgular. Bir değişimin geçmişteki başka bir noktadan önce veya o noktaya kadar tamamlandığını göstermek gerektiğinde past perfect kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi become fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: By the time the final vote was held, the plan ____ much more popular.

Cevabı göster

had become

but never married and had no children.

0:48

ancak hiç evlenmemişti ve çocuğu yoktu.

When his will was opened after his death, Kelime

0:50

Ölümünden sonra vasiyeti açıldığında,

Kelime

his will: yasal belge anlamındaki will

Burada will, bir kişinin ölümünden sonra mallarıyla veya başka konularla ilgili ne yapılmasını istediğini kaydeden yasal belge, yani “vasiyetname” anlamına gelen sayılabilen bir isimdir. His iyelik belirleyicisidir; bu nedenle his will bir isim öbeği oluşturur. Yakındaki after his death ifadesi hukuki anlamı doğrular. Bu, yalın fiilden önce kullanılan will kip belirteci değildir ve sıradan bir istek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede his will ne anlama gelir: When his will was opened after his death?

  1. bir zorluğun üstesinden gelme kararlılığı
  2. ölümünden sonrası için talimat veren yasal bir belge
  3. gelecekteki bir olayı tahmin eden kip belirteci
Cevabı göster

ölümünden sonrası için talimat veren yasal bir belge

it came as a surprise that his fortune was to be used for five prizes in physics, Notlar

0:54

servetinin fizik,

chemistry,

0:59

kimya,

medicine,

1:00

tıp,

literature,

1:01

edebiyat,

and peace.

1:02

ve barış alanlarında beş ödül için kullanılacağı sürpriz oldu.

Kalıp ifadeler

it came as a surprise that: beklenmedik bir gerçeği sunmak

“It came as a surprise that + cümlecik”, that ile başlayan cümlecikteki gerçeğin beklenmedik olduğunu anlatır. Burada şaşırtıcı olan, servetinin beş ödül için ayrılmış olmasıdır. “It” belirli bir nesneye gönderme yapmayan biçimsel veya öncü öznedir. Asıl içerik, sonda yer alan tam that cümleciğinde bulunur; uzun içeriğin sona konması cümleyi anlamayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Haberin beklenmedik olduğunu anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: It ____ the museum would close.

Cevabı göster

came as a surprise that

Dilbilgisi

was to be used for: resmî olarak belirlenmiş bir amaç

“Was to be used”, be to + mastar yapısının geçmiş zaman biçimini edilgen yapıyla birleştirir. Servetin kullanımını, vasiyetteki bir hüküm gibi, geçmişteki o anda zaten belirlenmiş bir düzenleme veya talimat olarak sunar. “The fortune” eylemden etkilenen öznedir ve for amaçlanan kullanımı belirtir. Bu yapı tek başına planın daha sonra gerçekten uygulandığını söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle, bir belgenin parayı gelecekteki bir amaç için resmen belirlediğini anlatır?

  1. According to the forecast, the money would be used for local schools.
  2. According to the report, the money was used for local schools.
  3. According to the trust, the money was to be used for local schools.
Cevabı göster

According to the trust, the money was to be used for local schools.

These prizes illustrated his lifelong commitment to sciences and his passion for literature.

1:03

Bu ödüller, onun bilimlere olan ömür boyu bağlılığını ve edebiyata olan tutkusunu yansıtıyordu.

But what about peace? Anlatım akışı

1:09

Peki ya barış?

Anlatım akışı

But what about peace? ile konu değiştirme

But what about peace? dikkati daha önce açıklanan konulardan geriye kalan bir meseleye, yani barış ödülüne yöneltir. But, önceki açıklamada bir eksik veya karşıtlık olduğunu gösterir; what about peace? ise barışı sonraki bölümün odağına yerleştirir. But what about + konu? kalıbı kısa bir geçiş sağlar. Hâlâ ele alınması gereken başka bir durum bulunduğunu belirtir ve ardından bir açıklama geleceği beklentisini oluşturur. Burada peace sözcüğünün tanımı sorulmamaktadır.

Alıştırma

But what about peace? bu bölümde hangi işlevi görüyor?

  1. Peace sözcüğünün nasıl yazıldığını sorar.
  2. Bütün ödüller hakkındaki konuşmanın bittiğini gösterir.
  3. Dikkati şimdi açıklanması gereken, geriye kalan bir konuya yöneltir.
Cevabı göster

Dikkati şimdi açıklanması gereken, geriye kalan bir konuya yöneltir.

Because Nobel's name was tied to inventions used in the war industry, Kalıp ifadeler

1:11

Nobel'in adı savaş endüstrisinde kullanılan icatlarla anıldığı için,

Kalıp ifadeler

Nobel's name was tied to inventions: güçlü bir ilişki

Nobel's name was tied to inventions ifadesinde name, yalnızca yazılı adını değil, itibarını veya kamuoyundaki imajını belirtir. Was tied to, insanların onu bu icatlarla güçlü biçimde ilişkilendirdiği anlamına gelir. Bu, mecaz anlamlı bir edilgen yapıdır: X was tied to Y. Fiziksel bir bağ veya düğüm anlatmaz. Bu ilişki tek başına X'in Y'ye neden olduğunu, Y'ye sahip olduğunu veya Y'yi onayladığını otomatik olarak kanıtlamaz; daha güçlü bir ilişkiyi bağlamın göstermesi gerekir.

Alıştırma

Nobel's name was tied to inventions burada ne anlama geliyor?

  1. Nobel'in yazılı adı tesadüfen bir icat listesinin yanında yer alıyordu.
  2. Nobel, sanayide kullanılan her icada şahsen sahipti.
  3. İnsanlar Nobel'in kamuoyundaki imajını bu icatlarla güçlü biçimde ilişkilendiriyordu.
Cevabı göster

İnsanlar Nobel'in kamuoyundaki imajını bu icatlarla güçlü biçimde ilişkilendiriyordu.

many have assumed that he created the Peace Prize out of regret. Kalıp ifadeler

1:16

birçoğu Barış Ödülü'nü pişmanlıktan dolayı yarattığını varsaymıştır.

Kalıp ifadeler

out of regret: pişmanlığı eylemin nedeni olarak sunmak

Out of regret, pişmanlığın bir eylemin nedeni ya da güdüsü olarak sunulduğunu belirtir. Burada Barış Ödülü'nü oluşturmanın ileri sürülen gerekçesini verir; çevresindeki ifade bunun doğrulanmış bir güdü değil, bir varsayım olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp out of + duygu veya güdü şeklindedir: out of fear, out of curiosity ve out of respect. Bu kalıpta out of neden bildirir; bir şeyin içinden dışarı çıkma anlamındaki mekânsal kullanımı taşımaz.

Alıştırma

Pişmanlığın özrü güdülediğini belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After realizing the harm he had caused, he apologized ____.

Cevabı göster

out of regret

However, this is all speculation, Anlatım akışı

1:20

Ancak bunların hepsi spekülasyondur,

as he never expressed any such sentiments

1:22

çünkü hiçbir zaman böyle bir duygu ifade etmemiştir

and his inventions were also used for constructive purposes.

1:25

ve icatları yapıcı amaçlar için de kullanılmıştır.

Anlatım akışı

However, this is all speculation: iddiadan kanıt durumunu değerlendirmeye geçmek

However, az önce sunulan açıklamadan farklı bir değerlendirmeye geçildiğini gösterir. This, önceki açıklamanın tamamını tek bir fikir olarak toplar; all speculation ise bu fikrin kanıt durumunu belirtir: yerleşmiş bir gerçek değil, doğrulanmamış bir yorumdur. Bu geçiş bilgiyi önce iddia, ardından değerlendirme biçiminde düzenler. Konuşan kişi iddianın yanlış olduğunu kanıtlamaz; ardından gelen as yan cümlesi iddiaya neden temkinli yaklaşılması gerektiğini açıklar.

Alıştırma

Yargılayın: However, this is all speculation, önceki açıklamanın yanlış olduğunun kesin biçimde kanıtlandığı anlamına gelir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Instead, many historians connect Alfred Nobel's interest for the peace cause Kalıp ifadeler

1:28

Bunun yerine, birçok tarihçi Alfred Nobel'in barış davasına olan ilgisini

to his decade-long friendship and correspondence with an Austrian pacifist named Bertha von Suttner. Kelime

1:34

Bertha von Suttner adlı Avusturyalı bir pasifistle on yıl süren dostluğuna ve yazışmalarına bağlamaktadır.

Kalıp ifadeler

connect X to Y: bir olguyu olası bir etkene bağlamak

connect X to Y, X'i Y ile ilişkili, Y'den etkilenmiş veya Y tarafından kısmen açıklanabilir olarak sunmak demektir. Bu cümlede X, Alfred Nobel'in barış davasına duyduğu ilgidir; Y ise Bertha von Suttner ile on yıl süren dostluğu ve yazışmalarıdır. Özne many historians olduğu için cümle, bu tarihçilerin yorumunu aktarır. Yapı, anlamlı bir tarihsel bağlantıya işaret eder ancak Y'nin X'in tek veya doğrudan nedeni olduğunu tek başına kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi connect X to Y yapısının gerektirdiği edatla tamamlayın: Analysts connect the drop in accidents ____ the new safety rules.

Cevabı göster

to

Kelime

decade-long friendship and correspondence: on yıl süren dostluk ve yazışmalar

Decade-long, friendship ve correspondence isimlerinden önce kullanılan birleşik bir sıfattır ve “on yıl süren” demektir. Kısa çizgi, decade ile long sözcüklerinin tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir. Burada correspondence, devam eden mektup veya mesaj alışverişi anlamına gelir. İfadenin tamamı hem dostluğun hem de iletişimin bu on yıl boyunca sürdüğünü anlatır; correspondence burada “iki şey arasındaki karşılık” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz ve “on yıl süren” anlamına gelen birleşik sıfatla tamamlayın: They maintained a ____ partnership.

Cevabı göster

decade-long

Kelime

Austrian pacifist: savaşa karşı çıkan kişi

an Austrian pacifist ifadesinde Austrian, Bertha von Suttner’ın ülke kökenini; pacifist ise onun görüşlerini belirtir: Savaşa karşı çıkıyor ve çatışmaların barışçıl yollarla çözülmesini destekliyordu. Pacifist yalnızca sakin veya barışı seven biri demek değildir. Sözcük genellikle savaşa ya da şiddete ilkesel olarak karşı olan birini anlatır.

Alıştırma

an Austrian pacifist ifadesindeki pacifist ne anlama gelir?

  1. savaşa karşı çıkan ve barışçıl çözümleri destekleyen kişi
  2. etkin bir rol üstlenmekten kaçınan kişi
  3. Avustralya’dan gelen kişi
Cevabı göster

savaşa karşı çıkan ve barışçıl çözümleri destekleyen kişi

Von Suttner was one of the leaders of the International Peace Movement

1:40

Von Suttner, Uluslararası Barış Hareketi'nin liderlerinden biriydi

and in 1905, after Nobel's death,

1:44

ve Nobel'in ölümünden sonra, 1905'te

she became the first woman to be awarded the Nobel Peace Prize. Dilbilgisi

1:47

Nobel Barış Ödülü'ne layık görülen ilk kadın oldu.

Dilbilgisi

she became the first woman to be awarded: tarihî bir ilki anlatan edilgen yapı

She became the first woman to be awarded ... onun bu ödülü alan ilk kadın statüsünü kazandığını anlatır. the first + person + to-infinitive kalıbı, ilk kez gerçekleşen bir başarıyı veya rekoru anlatmak için yaygın olarak kullanılır. to be awarded edilgen bir mastardır, çünkü kadın ödülü alan kişidir. be olmadan the first woman to award ... denirse, ödülü başka birine veren ilk kadının o olduğu anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi select fiilinin edilgen mastarıyla tamamlayın: Leo was the first player ____ for the team.

Cevabı göster

to be selected

Nobel's will outlined three criteria for the Peace Prize, Kalıp ifadeler

1:51

Nobel'in vasiyeti, Barış Ödülü için üç kriter belirledi

Kalıp ifadeler

Nobel's will outlined three criteria for ...: vasiyet üç ölçüt belirtiyordu

Burada will, bir kişinin ölümünden sonraki isteklerini kaydeden yasal belge, yani vasiyet anlamında bir isimdir. Outlined, outline fiilinin geçmiş zamanıdır; burada belgenin ana noktaları açıkça belirttiğini anlatır. outline criteria for something kalıbı, bir şeyi değerlendirmek veya karara bağlamak için kullanılan ölçütleri ortaya koymak demektir. Three çoğul criteria biçimini gerektirir; tekil biçim criterion'dır.

Alıştırma

outline three criteria for kalıbını kullanın ve outline fiilini özneyle uyumlu hâle getirin: The school guide ____ joining the program.

Cevabı göster

outlines three criteria for

which, unlike the other Sweden-based prizes, Anlatım akışı

1:55

ki, İsveç merkezli diğer ödüllerden farklı olarak,

would be administered in Norway. Kelime

1:58

bu ödül Norveç'te yönetilecekti.

Anlatım akışı

which, unlike the other Sweden-based prizes, ...: araya karşılaştırma eklemek

Which, Barış Ödülü hakkında ek bilgi veren açıklayıcı bir ilgi cümleciği başlatır. unlike the other Sweden-based prizes ifadesi iki virgül arasına yerleştirilerek bir karşılaştırma ekler: bu ödül diğer ödüllerden farklıdır. Yapıyı görmek için araya giren ifadeyi geçici olarak çıkarın: which would be administered in Norway kalır. Which öznedir, would be administered ise yüklemdir; unlike karşılaştırılan isim grubunu tanıtır ve cümleciğin yüklemi değildir.

Alıştırma

'The museum, which, unlike the other buildings, opens on Sundays, is very popular,' cümlesinde araya giren karşılaştırma çıkarıldığında ilgi cümleciğinin temel yapısı hangisidir?

  1. which opens on Sundays
  2. the other buildings open on Sundays
  3. unlike the other buildings
Cevabı göster

which opens on Sundays

Kelime

would be administered in Norway: Norveç'te kurumsal yönetim

Would be administered edilgen bir fiil öbeğidir: would beklenen düzenlemeyi belirtir, be + administered edilgen yapıyı kurar ve in Norway ödülün organizasyonu ile işlemlerinin yönetileceği yeri gösterir. Burada administer bir kurumu, programı, fonu, sınavı veya resmî süreci yönetmek ya da yürütmek anlamına gelir. Bu bağlamda tıbbi anlamıyla «ilaç vermek» değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede administered «örgütlü bir sistem olarak yönetilmek» anlamındadır?

  1. The nurse administered the vaccine to the child.
  2. The entrance exam is administered by the university.
  3. The committee awarded the prize to a young scientist.
Cevabı göster

The entrance exam is administered by the university.

Disarmament, Kültür

2:00

Silahsızlanma,

peace congresses,

2:01

barış kongreleri,

and brotherhood between nations.

2:02

ve uluslar arası kardeşlik.

Kültür

Disarmament, peace congresses, and brotherhood between nations: erken dönem barış hedefleri

Bu üç isim öbeği, barış çalışmaları için ölçüt olarak kullanılan erken dönem siyasi hedefleri belirtir: disarmament silahların azaltılması veya ortadan kaldırılmasıdır; peace congresses temsilcilerin barışı tartıştığı ve desteklediği düzenli toplantılardır; brotherhood between nations ülkeler arasındaki dayanışma, dostane ilişkiler ve iş birliğidir. Bu tarihî ifadede brotherhood mecazidir. Gerçek kardeşler arasındaki aile ilişkisini değil, uluslar arasındaki ilişkileri anlatır.

Alıştırma

Hangi seçenek bu üç erken dönem barış hedefini en iyi biçimde yeniden ifade eder?

  1. silahları azaltmak, barış için toplantılar yapmak ve uluslar arasında iş birliğini teşvik etmek
  2. ülkeleri gerçek bir ailenin üyeleri olarak görmek
  3. her ülkeyi silahlandırmak ve uluslararası toplantıları iptal etmek
Cevabı göster

silahları azaltmak, barış için toplantılar yapmak ve uluslar arasında iş birliğini teşvik etmek

These standards have since been expanded to include other ways of promoting peace, Kalıp ifadeler

2:04

Bu standartlar o zamandan beri barışı teşvik etmenin diğer yollarını da içerecek şekilde genişletildi,

such as human rights and negotiations.

2:09

örneğin insan hakları ve müzakereler gibi.

Kalıp ifadeler

have since been expanded to include: kapsamın sonradan genişlemesi

have since been expanded ifadesinde have been expanded, present perfect edilgen yapıdır: ölçütler daha önceki bir zamandan sonra değişikliğe uğramıştır ve genişleyen kapsam bugün de geçerlidir. Since burada “o zamandan beri” veya “o zamandan sonra” anlamındaki bir zarftır; “çünkü” anlamına gelmez. to include, genişleyen kapsamın artık neleri içerdiğini belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen X has since been expanded to include Y kalıbı, X’in kapsamının sonradan genişlediğini ve artık Y’yi de içerdiğini anlatır.

Alıştırma

Daha sonra gerçekleşen ve etkisi bugün de süren bir kapsam genişlemesini anlatan kalıpla cümleyi tamamlayın: After a successful pilot, the program ____ weekend classes.

Cevabı göster

has since been expanded to include

And the prize doesn't just have to go to one person. Dilbilgisi

2:12

Ve ödülün sadece bir kişiye gitmesi gerekmiyor.

Dilbilgisi

doesn't just have to go to one person: tek kişiyle sınırlı değil

Bu cümle “yalnızca bir kazanan olmalı” şartını kaldırır. Ödülün birden fazla kişiye verilebileceğini anlatır; tek bir kazananın olmasının imkânsız olduğunu söylemez. Daha açık bir eşdeğeri The prize doesn't have to go to just one person. cümlesidir. Ödül bağlamında go to, bir yere gitmek değil, “birine verilmek” veya “biri tarafından alınmak” anlamına gelir. Just, “yalnızca bir kişi” sınırlamasını oluşturur; olumsuzluk ise bu sınırlamayı kaldırır.

Alıştırma

Hangi yorum doğrudur?

  1. Ödül her zaman tam olarak bir kişiye verilmelidir.
  2. Ödül başka bir yere taşınmalıdır.
  3. Ödül birden fazla kişiye verilebilir.
Cevabı göster

Ödül birden fazla kişiye verilebilir.

About a third of Nobel Peace Prizes

2:15

Nobel Barış Ödüllerinin yaklaşık üçte biri

have been shared by two or three laureates. Dilbilgisi

2:17

iki veya üç ödül sahibi tarafından paylaşıldı.

Dilbilgisi

have been shared by two or three laureates: iki veya üç kişi tarafından ortaklaşa alınmış olması

Have been shared, have been + past participle yapısındaki present perfect edilgen biçimidir. Geçmişte belirli bir zamanda gerçekleşen tek bir ödül olayını değil, geçmişten bugüne kayıtlarda görülen bir örüntüyü özetler. Burada shared by two or three laureates, söz konusu her ödülün bu kişilere ortaklaşa verildiği anlamına gelir. Eylem ödüllere uygulanır ve by ortak alıcıları belirtir; ödül sahiplerinin ödülleri başka kişilere verdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi share fiilinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: Over the contest's twenty-year history so far, several first-place awards ____ by two finalists.

Cevabı göster

have been shared

So how do nominations for the prize work? Anlatım akışı

2:20

Peki ödül adaylıkları nasıl işliyor?

Anlatım akışı

So how do nominations for the prize work?: süreç açıklamasına geçiş

Bu soru açıklamanın akışını düzenler. So, biraz önce verilen arka plan bilgisine bağlanır; how do nominations for the prize work? ise aday gösterme sistemiyle ilgili yeni bir bölümü açar ve sırada kuralların veya adımların olduğunu gösterir. How do ... work? yapısında work, çalışmak değil, bir sistemin işlemek veya çalışır durumda olmak anlamındadır. Tekil özneyle how does X work?, çoğul özneyle how do Xs work? kullanılır.

Alıştırma

Süreç açıklamasına geçişi tamamlayın: We know who can vote. So how ____ the school election ____?

Cevabı göster

does · work

According to the Nobel Foundation, Anlatım akışı

2:23

Nobel Vakfı'na göre,

Anlatım akışı

According to the Nobel Foundation: bilgi kaynağını belirtmek

According to the Nobel Foundation, bilgi kaynağını belirten bir ifadedir. Ardından gelen bilginin konuşanın kendi düşüncesi olarak değil, Nobel Vakfından alınan bilgi olarak sunulduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilen yapı according to + kişi, kurum, belge veya başka bir kaynaktır. Cümlenin başında kullanıldığında önce kaynağı, sonra iddiayı vererek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki kaynak ifadesiyle tamamlayın: ____ the school website, the library closes at five.

Cevabı göster

According to

a valid nomination can come from a member of a National Assembly, Kelime

2:25

geçerli bir adaylık, bir Ulusal Meclis,

state government or an International Court.

2:29

eyalet hükümeti veya bir Uluslararası Mahkeme üyesinden gelebilir.

Kelime

a valid nomination can come from: kuralları karşılamak ve kaynağı belirtmek

a valid nomination ifadesindeki valid, adaylık önerisinin resmî kuralları karşıladığı ve kabul edilebildiği anlamına gelir. Önerinin özellikle iyi veya değerli olduğu anlamına gelmez. Can come from, adaylık önerisini sunabilecek olası kişi veya kurumları tanıtır. İfade bir bütün olarak hem önerinin kurallara uygun olduğunu hem de nereden gelebileceğini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, kuralları karşılayan bir adaylık önerisinin bir üniversite rektörü tarafından sunulabileceği anlamına gelir?

  1. A valuable nomination can come from a university president.
  2. A nomination can praise a university president.
  3. A valid nomination can come from a university president.
Cevabı göster

A valid nomination can come from a university president.

Eligible nominators also include university rectors, Kelime

2:31

Uygun aday gösterenler arasında ayrıca üniversite rektörleri,

professors of the social sciences,

2:35

sosyal bilimler,

history,

2:37

tarih,

philosophy,

2:38

felsefe,

law,

2:39

hukuk,

and theology,

2:40

ve teoloji profesörleri,

and previous recipients of the Peace Prize.

2:41

ve daha önce Barış Ödülü almış olanlar da bulunur.

Kelime

Eligible nominators: kimler aday gösterebilir

Eligible nominators, aday gösterme hakkındaki resmî kuralları karşılayan kişi veya kuruluşlardır. Burada eligible, nominators sözcüğünün kapsamını sınırlar: yalnızca daha sonra listelenen gruplar gibi izin verilen kişi türleri bir adayın adını sunabilir. Nominator, aday gösterme işini yapan taraftır. Bu ifade ödülü kimin alabileceğini değil, kimin bir aday önerebileceğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle eligible nominator ifadesini doğru açıklar?

  1. Bir eligible nominator ödülü otomatik olarak alır.
  2. Bir eligible nominator, adı aday olarak sunulmuş kişidir.
  3. Bir eligible nominator, birini aday olarak sunma hakkına sahiptir.
Cevabı göster

Bir eligible nominator, birini aday olarak sunma hakkına sahiptir.

But if you want to know more about who was recently nominated,

2:43

Ancak yakın zamanda kimin aday gösterildiği hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız,

you'll have to be patient. Ton ve niyet

2:47

sabırlı olmanız gerekecek.

Ton ve niyet

You'll have to be patient: beklemek gerektiğini hafifçe hatırlatma

Bu cümlede you'll have to be patient, dinleyicinin sakin biçimde beklemesi gerekeceği anlamına gelir. Konuşmacı, yakın zamandaki adaylık bilgilerinin bir kural nedeniyle henüz erişilebilir olmadığını açıklamaktadır. You'll, you will ifadesinin kısaltmasıdır; have to ise beklemeyi isteğe bağlı değil, gerekli bir şey olarak sunar. Burada ifade hafif bir hatırlatmadır, tehdit değildir.

Alıştırma

Beklemenin gerekli olduğunu belirten vurgulanmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The report won't be ready until Friday, so ____.

Cevabı göster

you'll have to be patient

All information about nominations remains secret for 50 years. Kalıp ifadeler

2:48

Adaylıklarla ilgili tüm bilgiler 50 yıl boyunca gizli tutulmaktadır.

Kalıp ifadeler

“remains secret for 50 years”: durumun devamı ve süresi

Remain + sıfat, aynı durumda kalmaya devam etmek anlamına gelir. Burada remains, All information about nominations öznesini secret sıfatına bağlar ve bilgilerin açıklanmadan kalmaya devam ettiğini anlatır; remain burada geriye kalmak anlamına gelmez. For 50 years, bu durumun ne kadar sürdüğünü belirtir. Information İngilizcede sayılamayan ve tekil kabul edilen bir isimdir; bu nedenle önünde all olsa bile geniş zamanda remains kullanılır.

Alıştırma

Remain fiilinin doğru geniş zaman biçimini kullanın: Under this policy, each report ____ confidential for ten years.

Cevabı göster

remains

Take Martin Luther King Jr. Anlatım akışı

2:53

Örneğin Martin Luther King Jr.'ı ele alalım.

Anlatım akışı

“Take Martin Luther King Jr.”: Take ile örnek sunma

Take + bir kişi, nesne veya durum, onu örnek olarak tanıtabilir. Burada Take Martin Luther King Jr., açıklamayı genel bir kuraldan belirli bir örneğe taşır. Bu söylem kullanımında take yaklaşık olarak bu örneği ele alalım anlamına gelir; birini fiziksel olarak taşımak, götürmek veya bir yere yönlendirmek anlamına gelmez. Konuşmacı genellikle örneğin daha genel düşünceyi nasıl desteklediğini açıklayan ayrıntılarla devam eder.

Alıştırma

Bu cümlede Take ne işe yarıyor? Take school gardens. They give children a place to learn about plants.

  1. Okul bahçelerini belirli bir örnek olarak sunar.
  2. Birine okul bahçelerini fiziksel olarak taşımasını söyler.
  3. Birinden okul bahçelerini tartışmadan çıkarmasını ister.
Cevabı göster

Okul bahçelerini belirli bir örnek olarak sunar.

We didn't actually know who nominated him until 2014. Dilbilgisi

2:56

Aslında 2014 yılına kadar onu kimin aday gösterdiğini bilmiyorduk.

Dilbilgisi

didn't know ... until 2014: ancak o zaman öğrenmek

not ... until kalıbı, değişimin geç bir zamanda gerçekleştiğini gösterir. 2014'ten önce aday gösterenlerin kim olduğunu bilmiyorduk; bu bilgi 2014'te öğrenildi. İngilizcede “ancak o zaman” anlamı çoğunlukla until önünde olumsuz bir fiille ifade edilir. Actually, bu zaman bilgisinin önceki bir varsayımı düzelttiğini veya dinleyen kişiyi şaşırtabileceğini gösterir. Aday gösterenlerin kimliğinin beklenenden daha uzun süre bilinmediğini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi kısaltmalı not ... until kalıbıyla tamamlayın. Anlamı: Maya gerçeği ancak pazartesi günü öğrendi. Maya ____ the truth ____ Monday.

Cevabı göster

didn't know · until

His nominators turned out to be the Quakers, Öbek fiiller

3:00

Onu aday gösterenlerin, Quaker'lar,

who had won the prize previously,

3:03

ki onlar bu ödülü daha önce kazanmıştı,

and eight members of the Swedish Parliament.

3:05

ve sekiz İsveç Parlamentosu üyesi olduğu ortaya çıktı.

Öbek fiiller

turned out to be: sonradan keşfedilen kimliği açıklamak

Turned out to be, gerçekler netleştikten sonra keşfedilen bilgiyi sunar. Burada aday gösterenlerin Quakerlar ile İsveç Parlamentosunun sekiz üyesi olduğu sonradan öğrenilmiştir; bu kişiler o anda bunlara dönüşmemiştir. Yapı, özne + turn out to be + isim veya sıfat şeklindedir. Turned, keşfin geçmişte gerçekleştiğini gösterir. Bu ifade genellikle bir varsayımı düzeltir veya daha önce bilinmeyen bir bilgiyi tamamlar.

Alıştırma

Cümleyi “daha sonra ... olduğu keşfedildi” anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: The harmless-looking attachment ____ a virus.

Cevabı göster

turned out to be

There's no limit to the number of times a person or organization can be nominated. Kalıp ifadeler

3:07

Bir kişinin veya örgütün aday gösterilebileceği sayının bir sınırı yoktur.

Kalıp ifadeler

There's no limit to the number of times: tekrar sayısında üst sınır olmadığını belirtme

There's no limit to ... belirlenmiş bir üst sınır veya kısıtlama olmadığını anlatır. Burada sınır, aynı tür olayın kaç kez gerçekleşebileceğiyle ilgilidir. no limit to the number of times a person or organization can be nominated yapısında to, the number of times ad öbeğini başlatan bir edattır. a person or organization can be nominated yan cümlesi, hangi tekrarlanan olayın sayıldığını belirtir.

Alıştırma

Bu dersteki hedef yapıyla kuralı tamamlayın: There is no limit ____ you can edit your profile.

Cevabı göster

to the number of times

In fact,

3:13

Aslında,

Jane Addams,

3:14

Amerika Birleşik Devletleri'nde sosyal hizmetin kurucusu olarak kabul edilen

recognized as the founder of social work in the United States, Dilbilgisi

3:15

Jane Addams,

Dilbilgisi

recognized as ...: rol bilgisi ekleyen edilgen sıfat-fiil öbeği

recognized as the founder ... Jane Addams'ten sonra gelen ve onun toplumca hangi rolle tanındığına dair arka plan bilgisi ekleyen geçmiş zaman sıfat-fiil öbeğidir. who is recognized as the founder ... şeklinde açılabilir. Edilgen yapı önemlidir: Jane Addams, başkalarının kabul edip tanıdığı kişidir. Virgüller, bu öbeğin parantez içi gibi ek bilgi verdiğini ve cümlenin ana fiili olmadığını gösterir.

Alıştırma

Professor Kim, recognized as an expert in marine biology, will lead the project? cümlesindeki ara ifadeyi doğru biçimde açan cümle hangisidir?

  1. Professor Kim, who is recognized as an expert in marine biology, will lead the project.
  2. Professor Kim, who was recognized by an expert in marine biology, will lead the project.
  3. Professor Kim, who recognized an expert in marine biology, will lead the project.
Cevabı göster

Professor Kim, who is recognized as an expert in marine biology, will lead the project.

was nominated 91 times

3:18

ödüle nihayet layık görülmeden önce

before finally being awarded the prize.

3:21

91 kez aday gösterildi.

The absence of a laureate can also be symbolic. Kelime

3:23

Bir ödül sahibinin olmaması da sembolik olabilir.

Kelime

İsim öbeği olarak The absence of a laureate

The absence of a laureate, hiçbir ödül sahibinin bulunmadığı gerçeğini ifade eden bir isim öbeğidir. Bu cümlede öbeğin tamamı can also be symbolic ifadesinden önce gelerek özne görevini görür. Yalnızca kimliği bilinen bir ödül sahibinin bir etkinliğe katılmadığını söylemez. absence of + isim yapısı, eksik olan veya var olmayan bir şeyi üzerinde konuşulabilen tek bir düşünceye dönüştürür. İsim temelli bu anlatım; kararları, sonuçları ve bunların anlamını resmî biçimde açıklarken kullanışlıdır.

Alıştırma

Yeni cümleyi vurgulanan isim öbeğiyle tamamlayın; gerektiğinde büyük-küçük harf kullanımını değiştirin: The committee selected nobody, so ____ became part of the message.

Cevabı göster

the absence of a laureate

The 1948 decision not to award the prize

3:27

Mahatma Gandhi'nin ölümünün ardından

following the death of Mahatma Gandhi Kalıp ifadeler

3:31

1948'de ödülün verilmemesi kararı,

has been interpreted as an attempt to respectfully honor the so-called missing laureate. Notlar

3:32

eksik olduğu söylenen ödül sahibini saygıyla onurlandırma girişimi olarak yorumlanmıştır.

Kalıp ifadeler

following the death of ...: “ölümünden sonra” anlamı

Following burada bir edattır. following + olay yapısı, o olaydan sonra anlamına gelir; dolayısıyla following the death of Mahatma Gandhi, 1948 yılındaki kararın Gandhi'nin ölümünden sonra alındığını gösterir. Birinin onu fiziksel olarak takip ettiği anlamına gelmez. Zamanları birbirine bağlayan bu kullanım haberlere, tarih anlatılarına ve resmî açıklamalara özgü yaygın bir yapıdır. After the death of Mahatma Gandhi aynı zaman sırasını daha tarafsız ve gündelik bir biçimde ifade eder.

Alıştırma

Elektrik fırtınadan sonra geri geldi. Hangi cümle bu zaman sırasını koruyor ve following sözcüğünü edat olarak kullanıyor?

  1. Following the return of power, the storm arrived.
  2. Following the storm, the power returned.
  3. The return of power was followed by the storm.
Cevabı göster

Following the storm, the power returned.

Anlatım akışı

has been interpreted as an attempt to: bir amacı yorum olarak sunmak

Bu cümlede has been interpreted as an attempt to, kararın amacını olası bir yorum olarak sunar. Kararı veren kişilerin bu nedeni resmî olarak doğruladığını söylemez. Edilgen has been interpreted yapısı kararı konu olarak tutar ve yorumu kimin yaptığını belirtmez. Ardından gelen as an attempt to + fiilin yalın hâli, gözlemcilerin çıkardığı amacı ifade ederek yorum ile gerçeği birbirinden ayırır.

Alıştırma

Hangi cümle amacı doğrulanmış bir gerçek değil, bir yorum olarak sunar?

  1. The delay has been interpreted as an attempt to avoid criticism.
  2. The delay was definitely intended to avoid criticism.
  3. The delay avoided criticism.
Cevabı göster

The delay has been interpreted as an attempt to avoid criticism.

Kelime

so-called missing laureate: yorumlayıcı bir adlandırmayı işaretlemek

So-called isim öbeğinden önce gelir ve missing laureate ifadesini insanların kullandığı, tırnak içine alınmış gibi mesafe taşıyan bir adlandırma olarak işaretler. Burada missing, kişinin fiziksel olarak kayıp olduğu anlamına gelmez. İfade, ölümünden sonra ödül verilmediği için Gandhi'yi ödül sahipleri listesinde bulunmayan biri olarak tasvir eder. So-called şüphe veya alay ifade edebilir, ancak bu bağlamda esas olarak açıklayıcı ve resmî olmayan bir adlandırmayı belirtir. Bu sözcük tek başına konuşanın alaycı olduğunu veya adlandırmayı yanlış saydığını kanıtlamaz.

Alıştırma

Yargılayın: So-called her bağlamda konuşanın ardından gelen adın yanlış olduğuna inandığı anlamına gelir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

As with the other Nobel Prizes, Kalıp ifadeler

3:38

Diğer Nobel Ödüllerinde olduğu gibi,

the Peace Prize can't be awarded posthumously. Kelime

3:41

Barış Ödülü de ölümden sonra verilemez.

Kalıp ifadeler

As with the other Nobel Prizes: aynı kural geçerlidir

As with, “aynı durum bunun için de geçerlidir” anlamına gelir. Ardından bir isim öbeği gelir; burada the other Nobel Prizes karşılaştırma noktasını oluşturur. Sonraki ana cümle, aynı kuralın Barış Ödülü için de geçerli olduğunu söyler. Cümle başındaki As with + isim öbeği, bilinen bir durumu yeni bir konuya bağlar. Önceki açıklamayı tekrarlamadan aynı kuralı, düzeni veya koşulu aktarmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

As with the other branches, this office closes at 6 p.m. cümlesinde başlangıçtaki ifade neyi gösterir?

  1. Bu ofis, diğer şubeler ona öyle söylediği için kapanır.
  2. Aynı kapanış kuralı bu ofis ve diğer şubeler için geçerlidir.
  3. Bu ofis şube konumları listesine eklenmektedir.
Cevabı göster

Aynı kapanış kuralı bu ofis ve diğer şubeler için geçerlidir.

Kelime

can't be awarded posthumously: ölümden sonra ödül vermek

can't be awarded, hiç kimsenin ödülü veremeyeceği anlamına gelir. Edilgen bir fiil öbeğidir; yani eylem ödüle uygulanır. Posthumously, eylemin kişinin ölümünden sonra gerçekleştiğini belirten resmî bir zarftır. İfade bir bütün olarak, kişi öldükten sonra ödülün o kişiye verilemeyeceğini söyler. Posthumously ödülün ne zaman verildiğini anlatır. Kişinin hayattayken kazandığı, yalnızca ödülü daha sonra aldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

The honor was awarded posthumously ne anlama gelir?

  1. Onur, kişinin ölümünden sonra verildi.
  2. Onur, kişinin ölümünden sonra iptal edildi.
  3. Kişi onuru hayattayken kazandı ama tören ertelendi.
Cevabı göster

Onur, kişinin ölümünden sonra verildi.

The secret selection process takes almost a year

3:44

Gizli seçim süreci neredeyse bir yıl sürer

and is carried out by the five appointed members of the Norwegian Nobel Committee, Öbek fiiller

3:47

ve Norveç Nobel Komitesi'nin atanmış beş üyesi tarafından yürütülür,

Öbek fiiller

is carried out: carry out ifadesinin edilgen biçimi

is carried out ifadesindeki carry out, planlanmış bir görevi, süreci, araştırmayı veya benzer bir işi yürütmek ya da tamamlamak anlamına gelir. Burada seçim sürecini beş komite üyesi yürütür; ifade fiziksel olarak bir şeyi dışarı taşımak anlamına gelmez. Yapı edilgendir: selection process + is + carried out. Böylece süreç konu olarak önde tutulur, by ise süreci gerçekleştiren kişileri tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi carry out ifadesinin doğru edilgen biçimiyle tamamlayın: The annual safety inspection is ____ by an independent engineer.

Cevabı göster

carried out

who are forbidden from having any official political function in Norway. Kalıp ifadeler

3:52

ki onların Norveç'te herhangi bir resmi siyasi görevi olması yasaktır.

Kalıp ifadeler

are forbidden from having ... in: resmî bir yasak kalıbı

be forbidden from + -ing kalıbı, bir kuralın veya yetkili makamın bir eyleme ya da duruma izin vermediğini belirtir. Bu cümlede are forbidden from having, üyelerin resmî bir siyasi görev üstlenmelerine izin verilmediği anlamına gelir. Burada function, matematiksel fonksiyon değil, görev veya makam anlamındadır. Any, yasağı bu tür görevlerin tamamını kapsayacak şekilde genişletir; in Norway ise kısıtlamanın nerede geçerli olduğunu belirtir.

Alıştırma

İş yeri kuralını be forbidden from + -ing kalıbıyla tamamlayın: Employees are ____ sharing customer passwords.

Cevabı göster

forbidden from

Starting with a large pool of nominations, Anlatım akışı

3:56

Geniş bir aday havuzuyla başlayarak,

exceeding 300 in recent years,

4:00

ki bu sayı son yıllarda 300'ü aşmaktadır,

they assess each candidate's work and create a shortlist. Kalıp ifadeler

4:02

her adayın çalışmasını değerlendirir ve kısa bir liste oluştururlar.

Anlatım akışı

Starting with a large pool of nominations: ilk adımı çerçevelemek

Starting with + isim öbeği, bir sürecin başlangıcındaki malzemeyi veya durumu çerçeveleyen, cümle başında kullanılan bir -ing öbeğidir. Burada geniş aday gösterme havuzu başlangıç kümesidir; ana cümle daha sonra çalışmaları değerlendirme ve kısa liste oluşturma adımlarını verir. starting fiilinin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan they sözcüğüdür. Pool burada seçim yapılabilecek bir topluluk anlamına gelir; yüzme havuzu değildir.

Alıştırma

Hangi cümle bir seçim sürecinin ilk adımını çerçevelemek için Starting with ... yapısını doğru kullanır?

  1. Starting with twenty proposals, three finalists are the committee's next goal.
  2. Starting twenty proposals, the committee reviews each one and selects three finalists.
  3. Starting with twenty proposals, the committee reviews each one and selects three finalists.
Cevabı göster

Starting with twenty proposals, the committee reviews each one and selects three finalists.

Kalıp ifadeler

create a shortlist: bir sonraki aşamaya geçecekleri seçmek

Create a shortlist, ilk incelemeden sonra en güçlü adayların, başvuruların veya seçeneklerin yer aldığı daraltılmış bir liste oluşturmak demektir. Listedeki kişiler veya seçenekler genellikle bir sonraki aşamaya geçer. Bu nedenle shortlist, yalnızca kısa olan herhangi bir liste değil, bir seçim terimidir. İşe alım, ödül, kabul, yarışma ve satın alma süreçlerinde yaygındır.

Alıştırma

Bir kurul 200 başvuruyu inceledikten sonra mülakata girecek altı kişiyi seçiyor. Kurulun yaptığı işi en iyi hangi ifade anlatır?

  1. creates a longlist of six candidates
  2. creates a waiting list of six candidates
  3. creates a shortlist of six candidates
Cevabı göster

creates a shortlist of six candidates

Finally, the chairman of the Nobel Committee publicly announces the laureate in October. Kalıp ifadeler

4:06

Son olarak, Nobel Komitesi başkanı Ekim ayında ödülü kazanan kişiyi kamuoyuna duyurur.

Kalıp ifadeler

publicly announces the laureate: ödül sahibini resmî olarak kamuoyuna açıklamak

publicly announces the laureate ifadesinde publicly, haberin herkesin öğrenebilmesi için açıkça duyurulduğunu; announces ise bunun resmî bir açıklama olduğunu gösterir. Laureate, ödülün veya onurun kendisini değil, onu alan kişiyi belirtir. Announce fiilinden sonra açıklanan kişi veya sonuç doğrudan nesne olarak gelebilir: announce the laureate, announce the winner veya announce the results.

Alıştırma

“Ödül sahibini herkesin önünde resmî olarak açıklamak” anlamındaki ders kalıbını kullanarak tamamlayın: At the October press conference, the chair will ____.

Cevabı göster

publicly announce the laureate

The award ceremony takes place on December 10th, Kalıp ifadeler

4:11

Ödül töreni, Alfred Nobel'in ölüm yıldönümü olan

Kalıp ifadeler

The award ceremony takes place on December 10th: take place on + tarih

Burada takes place, “gerçekleşir” veya “yapılır” anlamına gelir. The award ceremony etkinliğin kendisidir; on December 10th ise tarihini belirtir. Take place geçişsiz bir ifadedir: nesne almaz ve edilgen yapılmaz. Geniş zamandaki takes place sabit bir programı anlatabilir; başka zamanlar için will take place veya took place kullanılabilir.

Alıştırma

Dersin “yapılmak” anlamındaki iki sözcüklü ifadesini kullanarak tamamlayın: The science fair will ____ on May 18th.

Cevabı göster

take place

the anniversary of Alfred Nobel's death. Kelime

4:16

10 Aralık'ta gerçekleşir.

Kelime

the anniversary of Alfred Nobel's death: bir ölümü anan yıllık tarih

Anniversary, bir olayın ardından her yıl tekrar gelen aynı takvim tarihini ifade eder. Yalnızca evlilikler veya mutlu olaylar için kullanılmaz. Burada of Alfred Nobel's death, anılan olayın ne olduğunu belirtir. Bu nedenle ifade, onun doğum gününü değil, ölümünü her yıl anan tarihi anlatır.

Alıştırma

the anniversary of Alfred Nobel's death ifadesine hangi anlam uyar?

  1. Alfred Nobel'in bir ödül oluşturduğu gün.
  2. Alfred Nobel'in doğduğu tarih.
  3. Alfred Nobel'in ölümünü her yıl anan tarih.
Cevabı göster

Alfred Nobel'in ölümünü her yıl anan tarih.

The prize itself includes a gold medal

4:18

Ödülün kendisi, Latince pro pace et fraternitate gentium,

inscribed with the Latin words pro pace et fraternitate gentium, Notlar

4:21

yani insanların barışı ve kardeşliği için sözlerinin kazındığı

or for the peace and brotherhood of men,

4:26

altın bir madalyanın

Kalıp ifadeler

inscribed with the Latin words ...: bir nesnenin üzerine yazılmış sözler

Inscribed with ... ifadesi a gold medal sözünü niteler. Bu bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir ve a gold medal inscribed with ... ifadesi a gold medal that is inscribed with ... biçiminde açılabilir. object + be inscribed with + words or symbols yapısı, nesnenin üzerinde bu sözcüklerin veya simgelerin kazılı ya da kalıcı biçimde işaretlenmiş olduğunu anlatır. printed with ifadesinden daha resmîdir ve daha kalıcı bir işaret izlenimi verir.

Alıştırma

Bir madalyanın üzerinde kazananın adının yazılı olduğunu inscribed with kullanarak doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The winner's name is inscribed with the medal.
  2. The medal is inscribed with the winner's name.
  3. The medal is inscribed on the winner's name.
Cevabı göster

The medal is inscribed with the winner's name.

Kültür

pro pace et fraternitate gentium: madalyadaki Latince yazı

pro pace et fraternitate gentium, altın madalyaya kazınmış Latince yazıdır. Cümle, or sözcüğünden hemen sonra bunun İngilizce anlamını verir: for the peace and brotherhood of men, yani “insanlığın barışı ve kardeşliği için.” Burada men, yalnızca erkekleri değil bütün insanlığı anlatan eski bir genel kullanımdır. Latince, madalyaya resmî, törensel ve geleneksel bir hava verir. İngilizceye benzer görünen sözcüklerden tahmin yürütmek yerine, ifadenin tamamını cümlede verilen İngilizce açıklama üzerinden anlayın.

Alıştırma

pro pace et fraternitate gentium bu cümlede nasıl bir işlev görüyor?

  1. Nakit ödülün miktarını belirtir.
  2. Madalyanın yapıldığı malzemenin adıdır.
  3. Barışı ve insanlığın kardeşliğini ifade eden Latince bir yazıdır.
Cevabı göster

Barışı ve insanlığın kardeşliğini ifade eden Latince bir yazıdır.

as well as a diploma and a large cash prize. Kalıp ifadeler

4:29

yanı sıra bir diploma ve büyük bir nakit para ödülü içerir.

Kalıp ifadeler

as well as a diploma and a large cash prize: listeye öğe eklemek

Burada as well as, “-e ek olarak” veya “ve ayrıca” anlamına gelir. Hemen önce belirtilen altın madalyaya a diploma ve a large cash prize ifadelerini ekler. Üçü de ödülün kapsamındadır. Bir listede as well as, ardından gelen öğeyi çoğu zaman ek bilgi olarak sunar; and ise öğeleri daha tarafsız ve eşit biçimde bağlar. Bu altyazı satırında includes fiili tekrarlanmasa da ifade önceki includes fiiline bağlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, pakete dâhil ikinci bir öğeyi eklemek için as well as kullanıyor?

  1. The package includes a guidebook as well as a map.
  2. As with the guidebook, the package is on the table.
  3. The package includes a guidebook instead of a map.
Cevabı göster

The package includes a guidebook as well as a map.

Recently, it's been 8 million Swedish kroner,

4:32

Son zamanlarda bu miktar 8 milyon İsveç kronu,

or roughly a million US dollars, Anlatım akışı

4:36

yani yaklaşık bir milyon ABD dolarıydı,

Anlatım akışı

or roughly a million US dollars: yaklaşık bir dönüşüm eklemek

Buradaki or bir seçim sunmaz. Önceki miktarı dinleyicilerin daha kolay anlayabileceği başka bir para birimiyle yeniden ifade eder. Roughly, bir milyon ABD dolarının tam bir karşılık değil, yaklaşık bir dönüşüm olduğunu gösterir. “Bir miktar, or roughly + dönüştürülmüş miktar” kalıbı önce ana rakamı verir, ardından anlamayı kolaylaştıran bir karşılaştırma ekler.

Alıştırma

Cümlede or roughly a million US dollars ne işe yarar?

  1. Aynı miktarı yaklaşık bir dönüşümle yeniden ifade eder.
  2. Ayrıca ödenecek ikinci bir miktar ekler.
  3. İki farklı ödül arasında seçim sunar.
Cevabı göster

Aynı miktarı yaklaşık bir dönüşümle yeniden ifade eder.

which is split in the case of multiple laureates. Dilbilgisi

4:38

birden fazla ödül sahibi olması durumunda bu para bölünür.

Dilbilgisi

which is split in the case of multiple laureates: koşullu bir kural eklemek

Which, açıklayıcı bir ilgi cümleciği başlatır ve biraz önce sözü edilen ödül parasını gösterir. Bu cümlecik hangi ödülden bahsedildiğini belirlemek yerine o para hakkında ek bilgi verir. Is split edilgen yapıdadır: para, alıcılar arasında paylaştırılır. In the case of multiple laureates bu kuralın koşulunu, yani birden fazla kazanan olduğunda uygulanacağını belirtir.

Alıştırma

Hangi seçenek vurgulanan cümleciği en iyi açıklar?

  1. Ödül sahipleri hukuki bir davayı bölüşür.
  2. Birden fazla ödül sahibi olduğunda ödül parası paylaştırılır.
  3. Her ödül sahibi ödül parasının tamamını alır.
Cevabı göster

Birden fazla ödül sahibi olduğunda ödül parası paylaştırılır.

And while laureates can use the prize money as they choose, Dilbilgisi

4:40

Ve ödül sahipleri para ödülünü istedikleri gibi kullanabilseler de,

in recent years,

4:44

son yıllarda,

many have donated it to humanitarian or social causes. Kalıp ifadeler

4:45

birçoğu bunu insani veya sosyal amaçlara bağışladı.

Dilbilgisi

use the prize money as they choose: nasıl kullanılacağına karar verme özgürlüğü

As they choose, ‘kendi karar verdikleri şekilde’ anlamına gelir. use the prize money as they choose ifadesinde as sebep değil, yöntem bildirir. choose fiilinin nesnesi bağlamdan anlaşılır: Parayı nasıl kullanacaklarına karar verirler. use veya do something as someone chooses kalıbı, kişinin karar verme özgürlüğünü vurgular. Burada can izin ya da olanak bildirirken as they choose, para ödülünün nasıl kullanılacağını ödül sahiplerinin kontrol ettiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, parayı alan kişilerin fonları nasıl kullanacaklarına özgürce karar verebildiğini anlatır?

  1. Recipients may use the funds as they choose.
  2. Recipients may use the funds when they choose.
  3. Recipients may use the funds that they choose.
Cevabı göster

Recipients may use the funds as they choose.

Kalıp ifadeler

donated it to humanitarian or social causes: donate something to a cause kalıbı

Donate, donate + something + to + recipient or cause kalıbını izler. Buradaki it, prize money ifadesini karşılar; yani ödül sahipleri bu parayı insani veya toplumsal çalışmaları desteklemek için vermiştir. Bu bağlamda cause, bir olayın gerçekleşme sebebi değil, insanların desteklediği kamusal bir hedef veya meseledir. Humanitarian causes yaşamı korumaya ve acıyı azaltmaya odaklanır; social causes ise toplumu iyileştirmeyi veya ortak sorunları ele almayı amaçlar.

Alıştırma

Cümleyi donate fiilinin geçmiş zaman biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: After the fundraiser, Maya ____ the money ____ a local food bank.

Cevabı göster

donated · to

For many years,

4:49

Uzun yıllar boyunca,

the Nobel Peace Prize was predominantly awarded to European and North American men, Kelime

4:51

Nobel Barış Ödülü ağırlıklı olarak Avrupalı ve Kuzey Amerikalı erkeklere verildi,

but in recent years,

4:55

ancak son yıllarda,

significant changes have been taken place,

4:57

önemli değişiklikler yaşandı

making the prize more global than ever. Dilbilgisi

4:59

ve ödül her zamankinden daha küresel hale geldi.

Kelime

was predominantly awarded to European and North American men: ağırlıklı olarak, yalnızca değil

Bu cümlede predominantly, ağırlıklı olarak veya büyük ölçüde anlamına gelir. Uzun yıllar boyunca Avrupalı ve Kuzey Amerikalı erkeklerin ödül alanlar arasındaki baskın grubu oluşturduğunu söyler, ancak istisnalara da yer bırakır. was awarded to edilgen bir yapıdır: verilen şey ödüldür ve to sonrasındaki isim öbeği ödülü alanları belirtir. Bu yapı, ödülü kimin verdiğinden çok kimin aldığına odaklanıldığında kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir rapor, hibelerin çoğunun devlet okullarına verildiğini ancak tamamının verilmediğini söylüyor. En uygun sözcüğü seçin: The grants were ___ awarded to public schools.

  1. predominantly
  2. exclusively
  3. equally
Cevabı göster

predominantly

Dilbilgisi

making the prize more global than ever: bir sonucu ifade etmek

Virgülden sonra gelen making öbeği, daha önce anlatılan olayın sonucunu gösterir. Burada son dönemdeki değişiklikler ödülün daha küresel hâle gelmesine yol açar; making ayrı bir ana cümle başlatmaz. Kalıp şöyledir: ana cümle, making + nesne + tümleç. making the prize more global ifadesinde the prize nesnedir; more global ise onun yeni durumunu anlatan sıfat tümlecidir. than ever, önceki herhangi bir zamandan daha anlamına gelir.

Alıştırma

Sonucu göstermek için making öbeğini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The library extended its hours, making it easier to visit after work.
  2. The library extended its hours, made it easier to visit after work.
  3. Making the library extend its hours, it was easier to visit after work.
Cevabı göster

The library extended its hours, making it easier to visit after work.

23 organizations and 103 individuals,

5:01

23 örgüt ve 103 birey,

that's 87 men and 16 women,

5:06

yani 87 erkek ve 16 kadın,

have made up the 126 Nobel Peace Prize laureates in history. Öbek fiiller

5:08

tarihteki 126 Nobel Barış Ödülü sahibini oluşturmuştur.

Öbek fiiller

have made up: bir bütünü oluşturan parçalar

Bu cümlede have made up, “oluşturmuş” veya “meydana getirmiş” anlamındadır. 23 kuruluş ile 103 kişi parçaları, 126 ödül sahibi ise bütünü ifade eder: parçalar + make up + bütün. have made up biçimindeki present perfect, tarih boyunca bu açıklamanın esas aldığı zamana kadar biriken toplamı anlatır. Burada make up “uydurmak”, “makyaj yapmak” ya da “barışmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

On iki editörün bütün ekibi oluşturan parçalar olduğunu doğru biçimde söyleyen cümle hangisidir?

  1. The twelve editors are made up of the whole team.
  2. The whole team makes up the twelve editors.
  3. The twelve editors make up the whole team.
Cevabı göster

The twelve editors make up the whole team.

They include Desmond Tutu

5:13

Bunlar arasında Güney Afrika'daki apartheid rejimine karşı yürüttüğü

for his nonviolent campaign against apartheid in South Africa. Kültür

5:16

şiddetsiz kampanya için Desmond Tutu bulunmaktadır.

Kültür

nonviolent campaign against apartheid: ırksal ayrıma şiddet kullanmadan karşı çıkmak

nonviolent campaign against apartheid ifadesinde campaign, toplumsal değişim için düzenli ve uzun süreli bir çabayı anlatır; against ise bu çabanın neye karşı olduğunu belirtir. Nonviolent, yöntemlerde şiddet kullanılmadığı anlamına gelir; eylemsiz kalmak anlamına gelmez. Apartheid, Güney Afrika hükûmetinin uyguladığı ırksal ayrım ve ayrımcılık sistemiydi. Bu tarihsel bağlam, Desmond Tutu’nun çalışmalarının ticari bir kampanya değil, adaletsiz bir sisteme karşı mücadele olduğunu açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede nonviolent campaign against apartheid ne anlama gelir?

  1. Güney Afrika’nın ırksal ayrım sistemine şiddet içermeyen yöntemlerle karşı çıkan örgütlü bir çaba
  2. Güney Afrika seyahatlerini tanıtan bir reklam projesi
  3. Güney Afrika’nın ırksal ayrım sistemini savunan şiddet içeren askerî bir çaba
Cevabı göster

Güney Afrika’nın ırksal ayrım sistemine şiddet içermeyen yöntemlerle karşı çıkan örgütlü bir çaba

Jody Williams

5:20

Jody Williams

for her campaign to ban and clear antipersonnel mines. Kelime

5:21

anti-personel mayınları yasaklama ve temizleme kampanyası için.

Kelime

anti-personel mayınlarını yasaklamak ve temizlemek

Birbirine bağlanan iki fiil kampanyanın farklı bölümlerini anlatır. Ban, anti-personel mayınlarını yasalar, antlaşmalar veya politikalar yoluyla yasaklamak demektir. Clear ise daha önce döşenmiş mayınları bulup güvenli biçimde kaldırmak veya imha etmek demektir. Anti-personel mayınları, insanları yaralamak veya öldürmek üzere tasarlanmış patlayıcı düzeneklerdir. Bu güvenlik ve çatışma bağlamında mines, maden ocakları anlamına gelmez; clear da bir fikri anlaşılır hâle getirmek değil, bir tehlikeyi ortadan kaldırmak anlamındadır.

Alıştırma

Hem bu silahların yasaklanmasını hem de daha önce döşenmiş olanların kaldırılmasını anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The campaign aims ____.

Cevabı göster

to ban and clear antipersonnel mines

Rigoberta Menchú Tum,

5:26

Rigoberta Menchú Tum,

for her work for social justice Kelime

5:28

sosyal adalet ve

and reconciliation based on respect for the rights of indigenous peoples.

5:29

yerli halkların haklarına saygıya dayalı uzlaşma çalışmaları için.

Kelime

toplumsal adalet ve uzlaşma

Toplumsal adalet, farklı gruplar ve toplumsal kurumlar arasında hakların, fırsatların ve muamelenin adil olmasıdır. Uzlaşma ise baskı, ayrımcılık veya çatışma sonrasında gruplar arasındaki güvenin ve birlikte çalışmayı sağlayan ilişkilerin yeniden kurulmasıdır. and ile bağlanan bu iki soyut isim, birbiriyle ilişkili ama farklı hedefleri belirtir: adaletsiz toplumsal koşulları değiştirmek ve zarar görmüş ilişkileri onarmak. Buradaki reconciliation, iki kişinin yalnızca barışmasından daha geniş ve daha resmî bir anlam taşır.

Alıştırma

Toplumsal çatışma bağlamında social justice and reconciliation ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Kişisel başarı ile birlikte geçmişteki bütün zararların unutulması
  2. Toplum genelinde adil haklar ve muamele ile birlikte çatışma sonrasında ilişkilerin yeniden kurulması
  3. Herkese eşit ceza verilmesi ile birlikte bütün tartışmaların sona erdirilmesi
Cevabı göster

Toplum genelinde adil haklar ve muamele ile birlikte çatışma sonrasında ilişkilerin yeniden kurulması

Martti Ahtisaari

5:35

Martti Ahtisaari

for his efforts to resolve international conflicts Kalıp ifadeler

5:36

Namibya, Kosova,

in Namibia, Kosovo,

5:39

ve Endonezya'daki

and Indonesia.

5:41

uluslararası çatışmaları çözme çabaları için.

Kalıp ifadeler

efforts to resolve international conflicts: uluslararası çatışmaları çözmeye yönelik çabalar

Efforts to resolve international conflicts, ülkeler veya gruplar arasındaki anlaşmazlıkları çözüme ulaştırma amacıyla yapılan çalışmaları anlatır. efforts to + fiilin yalın hâli yapısında to ile kurulan mastar, çabaların amacını gösterir. Buradaki resolve a conflict, anlaşmazlığı ele alıp çözülmesini veya sona ermesini sağlamak demektir. Çatışmayı açıklamak anlamına gelmez. Ayrıca efforts, çalışma yapıldığını belirtir ancak tam başarı elde edildiğini garanti etmez.

Alıştırma

Cümleyi effort sözcüğünün çoğul biçimi ve resolve fiiliyle tamamlayın: The diplomats' ____ the conflict were praised.

Cevabı göster

efforts to resolve

And Aung San Suu Kyi

5:42

Ve Aung San Suu Kyi

for her nonviolent struggle Kalıp ifadeler

5:45

Myanmar'da demokrasi ve insan hakları için

for democracy and human rights in Myanmar.

5:46

yürüttüğü şiddetsiz mücadele için.

Kalıp ifadeler

nonviolent struggle for democracy and human rights in ...: bir yerde demokrasi ve insan hakları için şiddet içermeyen mücadele

Nonviolent struggle for democracy and human rights, şiddete başvurmadan demokrasi ve insan haklarını kazanmak veya savunmak için sürdürülen toplumsal bir hareketi anlatır. Buradaki struggle, bir kişinin günlük sıkıntısını değil, ciddi ve ortak bir siyasi ya da toplumsal eylemi ifade eder. Yapı struggle for + hedef şeklindedir. Sondaki in, Myanmar yerini tanıtır; bu nedenle in Myanmar birlikte kullanılır ve in, struggle for kalıbının parçası değildir.

Alıştırma

Cümleyi struggle ve hedefi tanıtan edatla tamamlayın: The movement continued its nonviolent ____ equal voting rights.

Cevabı göster

struggle for

They're just a few examples of the people who have inspired us, Anlatım akışı

5:49

Onlar bize ilham veren,

challenged us,

5:53

bize meydan okuyan,

and demonstrated through their actions Kalıp ifadeler

5:54

ve barışa giden birçok yol olduğunu

that there are many paths to peace. Deyimler

5:56

eylemleriyle gösteren insanların sadece birkaç örneğidir.

Anlatım akışı

They're just a few examples of: listeden daha geniş bir düşünceye geçmek

They, az önce sıralanan insanlara gönderme yapar. They're just a few examples of bu sıralamayı bitirip o insanları daha büyük bir grubun içine yerleştirir: adı geçen kişiler temsilî örneklerdir, tam bir liste değildir. Buradaki just, örneklerin sayısını sınırlar. Bu insanların önemsiz olduğunu söylemez. Bu kalıp, belirli örneklerden daha geniş bir düşünceye geçmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümle, bir listenin tamamlanmadığını göstermek için they're just a few examples of kalıbını kullanır?

  1. Bike racks and bus passes help commuters, but they're just a few examples of greener travel choices.
  2. Bike racks and bus passes are too unimportant to mention.
  3. Bike racks and bus passes are the only greener travel choices.
Cevabı göster

Bike racks and bus passes help commuters, but they're just a few examples of greener travel choices.

Kalıp ifadeler

and demonstrated through their actions: bir şeyi davranışlarla göstermek

And demonstrated through their actions, ilgi cümleciğindeki üçüncü eylemdir ve inspired ile challenged fiillerine paraleldir. Daha önce gelen have üçüne de uygulanır: have inspired, have challenged ve have demonstrated. Burada demonstrate yalnızca “uygulamalı bir gösteri yapmak” değil, “açıkça göstermek veya kanıt sunmak” anlamına gelir. Through their actions kanıtın kaynağını belirtir; ardından gelen that cümleciği ise davranışlarının neyi gösterdiğini söyler.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “yaptıklarıyla gösterdiler” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: The volunteers delivered meals ____ that every neighbor mattered.

Cevabı göster

and demonstrated through their actions

Deyimler

there are many paths to peace: Barışa ulaşmanın farklı yolları

Burada paths, fiziksel yolları değil, yöntemleri veya eylem biçimlerini anlatan bir mecazdır. Barış, insanların farklı şekillerde yaklaşabileceği bir hedef olarak ele alınır. Cümle önceki örnekleri bir araya getirir: Bu kişilerin eylemleri, barış için çalışmanın tek bir zorunlu biçimi olmadığını gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen many paths to + hedef kalıbı, “o sonuca ulaşmanın birçok yolu” anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede there are many paths to peace ne anlama gelir?

  1. Yalnızca tek bir eylem türü barışı yaratabilir.
  2. Barış, farklı yöntemler ve eylem biçimleriyle amaçlanabilir.
  3. Birkaç fiziksel yol, Barış adlı bir yere gider.
Cevabı göster

Barış, farklı yöntemler ve eylem biçimleriyle amaçlanabilir.