Aşılar nasıl çalışır? - Kelwalin Dhanasarnsombut: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
609 kelime 154 kel/dk

Video özeti: Video, Edward Jenner’ın 1796’daki sığır çiçeği deneyinden başlayarak bağışıklık hafızasının aşılamayı nasıl mümkün kıldığını açıklıyor, çeşitli aşı türlerini karşılaştırıyor ve DNA aşılarının seçili genetik talimatlarla vücudu nasıl hazırlayabileceğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Edward Jenner — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Bilim insanının adının ve başarılı deneyinin aşılamanın tarihsel başlangıcını neden belirlediğini anlayabilirsiniz. Bu bilgi, ilk aşının öyküsünden bağışıklık korumasının modern açıklamasına geçişi takip etmenizi sağlar. 2. But what if we could — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Varsayımsal bir sorunun vücudun doğal tepkisindeki sınırlamaları nasıl çözüm arayışına dönüştürdüğünü fark edebilirsiniz. Bu kalıbı sunumlarda, sorunu ele alan yöntemi açıklamadan önce bir olasılık ortaya atmak için kullanabilirsiniz. 3. instruct cells in the body to make the antigens. — Kalıplaşmış İfadeler ve Eşdizimler: instruct A to do B yapısının genlerin, programların veya kuralların bir sisteme eylem yaptırmasını resmî biçimde anlattığını öğrenebilirsiniz. Burada DNA aşılarının hücrelere antijen üretme talimatı vererek bağışıklık yanıtını hazırladığı açıklanır.

Bu derste

In 1796,

0:06

1796'da

the scientist Edward Jenner injected material from a cowpox virus into an 8-year-old boy Kültür

0:08

bilim insanı Edward Jenner, inek çiçeği virüsünden aldığı bir materyali 8 yaşındaki bir çocuğa enjekte etti;

Kültür

Edward Jenner: deneyi gerçekleştiren bilim insanı

Edward Jenner, injected fiilinin öznesi olarak belirtilen bilim insanıdır. Deneyi o gerçekleştirmiştir; materyali alan kişi ise 8 yaşındaki çocuktur. Jenner’ın deneyi, modern aşılama tarihinin önemli başlangıç noktalarından biri olarak kabul edilir. Bu kısa arka plan, aşılarla ilgili bir anlatımın neden onun adı ve deneyiyle başladığını açıklar.

Alıştırma

Edward Jenner cümlede hangi role sahiptir?

  1. Materyali alan sekiz yaşındaki çocuktur.
  2. Çiçek virüsüne adını veren kişidir.
  3. Deneyi gerçekleştiren bilim insanıdır.
Cevabı göster

Deneyi gerçekleştiren bilim insanıdır.

with a hunch that this would provide the protection needed Notlar

0:15

bunun gerekli korumayı sağlayacağı

Kelime

with a hunch: kanıtlanmamış bir sezgiyle hareket etmek

A hunch, olası görünen ancak henüz yeterli kanıtla desteklenmeyen sezgisel bir inançtır. Bu cümlede with a hunch, bir eylemin veya kararın dayanağını gösterir: Jenner, gözlemden beslenen bir hisle hareket etmekte, kanıtlanmış bir sonucu bildirmemektedir. Ardından gelen that yan cümlesi sezginin içeriğini belirtir. Yaygın kullanılan tam kalıp have a hunch that... biçimindedir; with a hunch that... ise bir kişinin eylemine yön veren düşünceyi anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede with a hunch neyi gösteriyor?

  1. Sınanmış bilimsel bir sonuç ne olacağını kanıtladı.
  2. Sınırlı kanıta dayanan sezgisel bir fikir eyleme yön verdi.
  3. Bir kural bu eylemi zorunlu kıldı.
Cevabı göster

Sınırlı kanıta dayanan sezgisel bir fikir eyleme yön verdi.

Kalıp ifadeler

provide the protection: belirli bir koruma sağlamak

Provide the protection doğal bir fiil ve isim birlikteliğidir: provide “sağlamak”, protection ise “zarara karşı savunma” anlamına gelir. Buradaki protection, kişisel güvenliği değil özellikle hastalığa karşı bağışıklık korumasını ifade eder. The, belirli bir koruma türüne işaret eder; needed da bu korumayı daha ayrıntılı biçimde tanımlar. Genel olarak korumadan söz ederken İngilizcede sıkça provide protection denir. Tehdit, provide protection against infection örneğindeki gibi against ile gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayan en doğal ifadeyi seçin: This vaccine may ___ against severe illness.

  1. give security
  2. ensure safety
  3. provide protection
Cevabı göster

provide protection

to save people from deadly outbreaks of the related smallpox virus. Kalıp ifadeler

0:18

ve insanları, onunla akraba olan ölümcül çiçek virüsü salgınlarından kurtaracağı sezgisine sahipti.

Kültür

cowpox virus ... smallpox virus: ilişkili, ancak aynı değil

Sığır çiçeği, Jenner’ın kullandığı materyalle bağlantılı hastalıktır; çiçek hastalığı ise önlemeyi umduğu ölümcül hastalıktır. Bu iki hastalık ve onlarla ilişkili virüsler birbiriyle bağlantılıdır, ancak aynı değildir. Bu ilişki önemlidir, çünkü sığır çiçeği materyaline maruz kalmak çiçek hastalığına karşı da koruma sağlayan bir bağışıklık tepkisi oluşturabilirdi. Buradaki related, deneyin arkasındaki düşünceyi açıklar; cowpox virus ifadesini smallpox virus ifadesinin başka bir adı yapmaz.

Alıştırma

Bu bağlamda cowpox virus ve smallpox virus ifadelerini doğru açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Cowpox virus, smallpox virus için kullanılan daha resmî bir addır.
  2. Birbiriyle ilişkilidirler, ancak aynı virüs değildirler.
  3. Tam olarak aynı virüsün iki farklı adıdırlar.
Cevabı göster

Birbiriyle ilişkilidirler, ancak aynı virüs değildirler.

Kalıp ifadeler

save people from deadly outbreaks: save A from B kalıbı

Save people from deadly outbreaks, save A from B kalıbını kullanır. A güvende tutulan kişi veya gruptur; from ise kaçınılan tehlikeyi ya da zararlı sonucu belirtir. Burada outbreaks, bir hastalığın vaka sayısının aniden artması demektir. İfade, insanları fiziksel bir yerden kurtarmaktan çok bu salgınların onlara zarar vermesini önlemeyi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi save ... from ile tamamlayın: The new warning system can ____ nearby villages ____ deadly floods.

Cevabı göster

save · from

It was a success.

0:23

Başarılı oldu.

The 8-year-old was inoculated against the disease, Kelime

0:24

8 yaşındaki çocuğa hastalığa karşı aşı yapılmıştı,

and this became the first ever vaccine.

0:27

ve bu, tarihteki ilk aşı oldu.

Kelime

was inoculated against the disease: hastalığa karşı aşılandı

Was inoculated against the disease edilgen bir yapıdır. Etken kalıp inoculate someone against a disease şeklindedir: someone aşılanan kişiyi, against ise önlenmek istenen hastalığı belirtir. Bu cümlede the disease, daha önce sözü edilen çiçek hastalığını ifade eder. Buradaki against, bir şeye karşı çıkmak değil, ondan korunma sağlamak anlamındadır.

Alıştırma

Çocukların kızamığa karşı koruma sağlayan bir aşı olduğunu resmî edilgen yapıyla doğru anlatan cümle hangisidir?

  1. The children were inoculated to measles.
  2. The children were inoculated against measles.
  3. The children were inoculated against the clinic.
Cevabı göster

The children were inoculated against measles.

But why did it work? Anlatım akışı

0:30

Peki bu neden işe yaramıştı?

Anlatım akışı

But why did it work? ile sonuçtan nedene geçiş

But why did it work? bir geçiş sorusudur. Önceki aşılama uygulamasının başarılı olduğu yönündeki bilinen sonucu ele alır ve açıklamayı bu sonucun arkasındaki nedene ya da mekanizmaya yöneltir. Buradaki it, başarılı yönteme veya onun sonucuna gönderme yapar. Cümle başındaki But, önceki gerçekle güçlü bir biçimde çelişmez. Önemli bir sorunun hâlâ yanıtsız olduğunu gösterir ve sonraki açıklama bölümünden önce merak uyandırır.

Alıştırma

But why did it work? bu açıklamada hangi işlevi görür?

  1. Başarılı bir sonucu aktarmaktan onun nedenini açıklamaya geçer.
  2. Önceki sonucun yanlış olduğuna dair kanıt sunar.
  3. Açıklama istemeden konuyu bitirir.
Cevabı göster

Başarılı bir sonucu aktarmaktan onun nedenini açıklamaya geçer.

To understand how vaccines function, Dilbilgisi

0:32

Aşıların nasıl işlediğini anlamak için,

we need to know how the immune system defends us against contagious diseases in the first place. Kalıp ifadeler

0:34

öncelikle bağışıklık sisteminin bizi bulaşıcı hastalıklara karşı nasıl savunduğunu bilmemiz gerekir.

Dilbilgisi

To understand..., we need to know...: önce hedef, sonra önkoşul

To understand X, we need to know Y bir açıklamayı iki adımda düzenler. Baştaki amaç ifadesi daha büyük hedef olan X’i belirtir; ana cümle ise önce gerekli olan Y bilgisini sunar. Bu cümlede hedef, aşıların nasıl çalıştığını anlamaktır; önkoşul ise bağışıklık sisteminin bizi nasıl koruduğunu anlamaktır. Bu kalıp, açıklamanın X’e dönmeden önce neden Y’yi ele alması gerektiğini dinleyiciye gösterir.

Alıştırma

Cümleyi To understand X, we need to know Y kalıbıyla tamamlayın: To ____ why the bridge failed, we need to ____ how it was built.

Cevabı göster

understand · know

Kalıp ifadeler

in the first place: temel soruya geri dönmek

Burada in the first place, “öncelikle” ya da “en başta” anlamına gelir ve dinleyiciyi devam etmeden önce anlaşılması gereken temel soruya geri götürür. Fiziksel bir yeri anlatmaz. Bu ifade çoğu zaman bir cümlenin sonlarına yakın kullanılır. Konuşulan konunun ilk nedenine, başlangıçtaki durumuna veya temel varsayımına işaret edebilir.

Alıştırma

Cümleyi “başlangıçta” veya “en başta” anlamına gelen dört sözcüklük İngilizce ifadeyle tamamlayın: Why did Lena join the club ____?

Cevabı göster

in the first place

When foreign microbes invade us, Dilbilgisi

0:41

Yabancı mikroplar bizi istila ettiğinde,

the immune system triggers a series of responses Kalıp ifadeler

0:43

bağışıklık sistemi bir dizi tepkiyi tetikler

in an attempt to identify and remove them from our bodies. Kalıp ifadeler

0:46

ve bunları tespit edip vücutlarımızdan atmaya çalışır.

Dilbilgisi

When foreign microbes invade us: genel bir tetikleyici

When foreign microbes invade us yan cümlesi, ana cümledeki olayı, yani bağışıklık sisteminin tepki vermesini başlatan koşulu belirtir. Bu bilimsel açıklamada when, belirli bir zamanı değil, “bu her gerçekleştiğinde” anlamını taşır. Buradaki foreign, mikropların başka bir ülkeden değil, vücudun dışından geldiğini belirtir. “when + geniş zaman” yapısı, tekrarlanan süreçleri ve genel gerçekleri anlatırken yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Bu bilimsel cümlede baştaki when yan cümlesinin görevi nedir?

  1. Bağışıklık tepkisini başlatan genel bir koşul verir.
  2. Geçmişteki bilinen belirli bir ana işaret eder.
  3. Mikropların başka bir ülkeden geldiğini söyler.
Cevabı göster

Bağışıklık tepkisini başlatan genel bir koşul verir.

Kalıp ifadeler

triggers a series of responses: bir tepki zincirini başlatmak

Bu cümlede triggers a series of responses, bir şeyin birbiriyle bağlantılı tepkiler dizisini başlatması demektir. Trigger bir fiildir: bağışıklık sistemi süreci başlatır; a series of responses ise ardından gelen bağlantılı tepkileri adlandırır. Trigger çoğunlukla bir süreci harekete geçiren olaya odaklanır. Cause daha geniş anlamlıdır ve yalnızca bir şeyin başka bir şeyi meydana getirdiğini söyler; tek bir olay birbirine bağlı birkaç adımı başlatıyorsa trigger özellikle uygundur.

Alıştırma

Bir sinyalin birbirine bağlı bir tepki zincirini başlattığını en iyi anlatan cümle hangisidir?

  1. The signal accompanies a series of responses in the cell.
  2. The signal triggers a series of responses in the cell.
  3. The signal records a series of responses in the cell.
Cevabı göster

The signal triggers a series of responses in the cell.

Kalıp ifadeler

in an attempt to identify: çaba olarak sunulan amaç

In an attempt to identify, tepkilerin amacını açıklar: tepkiler bir şeyi tanımlama çabasının parçası olarak gerçekleşir. Yapı in an attempt to + fiilin yalın hâlidir. Burada identify yalın fiildir; cümlenin ilerleyen kısmında remove da ona eş görevli olarak bağlanır. Bu ifade bir amacı tamamlanmış sonuç olarak değil, çaba olarak sunar. Bağışıklık sisteminin ne yapmaya çalıştığını söyler, ancak tanımlamanın başarılı olup olmadığını belirtmez.

Alıştırma

Gerçekleşmiş de olabilecek gerçekleşmemiş de olabilecek bir hedef için in an attempt to yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The engineers changed the design in an attempt that reduce energy use.
  2. The engineers changed the design in an attempt reducing energy use.
  3. The engineers changed the design in an attempt to reduce energy use.
Cevabı göster

The engineers changed the design in an attempt to reduce energy use.

The signs that this immune response is working Dilbilgisi

0:50

Bu bağışıklık tepkisinin çalıştığını gösteren işaretler

are the coughing, sneezing, inflammation and fever we experience,

0:52

deneyimlediğimiz öksürme, hapşırma, iltihaplanma ve ateştir;

Dilbilgisi

The signs that ... are ...: kanıtları sıralama yapısı

Temel kalıp The signs ... are ... şeklindedir. Çoğul signs adı öznenin merkezidir ve are, öksürük, hapşırma, iltihaplanma ve ateş gibi somut kanıtları sıralar. that ile başlayan yan cümle, belirtilerin neyin kanıtı olduğunu açıklar. signs sözcüğünden sonra gelir ancak tek başına ana cümlenin tamamı değildir. Bir sürecin gerçekleştiğini gösteren kanıtları açıklamak için The signs that X is happening are A, B, and C kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümle bir sürecin kanıtlarını belirtmek için The signs that ... are ... kalıbını doğru kullanıyor?

  1. The signs that the engine is overheating are smoke and a burning smell.
  2. That the engine is overheating the signs are smoke and a burning smell.
  3. The signs are that the engine is overheating are smoke and a burning smell.
Cevabı göster

The signs that the engine is overheating are smoke and a burning smell.

which work to trap,

0:57

bunlar tuzağa düşürmeye,

deter and rid the body of threatening things like bacteria. Kalıp ifadeler

0:58

bakteriler gibi tehdit edici şeyleri caydırmaya ve vücuttan atmaya yarar.

Kalıp ifadeler

rid the body of: rid A of B kalıbı

Rid the body of threatening things, A'yı B'den kurtarmak anlamındaki sabit rid A of B kalıbını kullanır. Burada A, the body; B ise threatening things like bacteria ifadesidir. Sıralamayı A ... of B biçiminde koruyun: etkilenen kişi, yer veya şey rid sözcüğünden hemen sonra, istenmeyen şey ise of sözcüğünden sonra gelir. Bu cümlede rid, work to sonrasında trap ve deter ile sıralandığı için yalın fiil biçiminde kalır.

Alıştırma

Cümleyi rid A of B kalıbıyla tamamlayın: Regular weeding helps ____ the garden ____ invasive plants.

Cevabı göster

rid · of

These innate immune responses Kelime

1:03

Bu doğuştan gelen bağışıklık tepkileri

also trigger our second line of defense, Deyimler

1:05

aynı zamanda adaptif bağışıklık adı verilen

called adaptive immunity. Kelime

1:07

ikinci savunma hattımızı da tetikler.

Kelime

These innate immune responses: bağışıklık sınıflandırması olarak innate

These innate immune responses ifadesi, doğal bağışıklık sisteminde baştan beri bulunan savunma tepkilerini anlatır. Bu tepkiler geniş tehlike işareti gruplarına hızlıca karşılık verir ve başlamak için belirli bir mikropla daha önce karşılaşmış olmayı gerektirmez. Burada innate, adaptive immunity ile karşıtlık kuran bilimsel bir sınıflandırmadır. Doğuştan gelen bir kişilik özelliğini anlatmaz ve tepkinin önemsiz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede innate, bağışıklık yanıtları hakkında neyi belirtir?

  1. Doğuştan gelen kişilik özelliklerini anlatırlar.
  2. Vücudun baştan beri sahip olduğu geniş kapsamlı savunma sistemine aittirler.
  3. Rastlantıyla oluşan önemsiz tepkilerdir.
Cevabı göster

Vücudun baştan beri sahip olduğu geniş kapsamlı savunma sistemine aittirler.

Deyimler

our second line of defense: katmanlı koruma benzetmesi

our second line of defense ifadesi bir savunma benzetmesi kullanır ve korumayı bir dizi katman olarak sunar. Bu cümlede, doğuştan gelen bağışıklık yanıtlarının harekete geçirdiği ek koruma sistemi olan adaptive immunity kastedilir. Biyoloji dışında a line of defense, zararı durdurmaya yardımcı olan herhangi bir önlem veya sistem olabilir. Second, katmanlı bir koruma planındaki yerini gösterir; gerçek bir sıra veya savaş alanı anlamına gelmez.

Alıştırma

Backups are a second line of defense against data loss. cümlesinde a second line of defense ne anlama gelir?

  1. ek bir koruma katmanı
  2. dosyalara zarar vermek için ikinci bir girişim
  3. bilgisayarların arkasında duran bir sıra insan
Cevabı göster

ek bir koruma katmanı

Kelime

adaptive immunity: bağışıklık hafızasına sahip hedefli savunma

Adaptif bağışıklık, vücudun belirli patojenlere karşı öğrendiği hedefli savunmadır. Bağışıklık hafızası oluşturabilir; bu nedenle aynı tehditle daha sonra karşılaşıldığında daha hızlı ve güçlü bir tepki ortaya çıkabilir. Bu cümlede adaptive immunity, doğuştan gelen tepkilerin harekete geçirdiği ikinci savunma hattının adıdır. Burada adaptive teknik bir sınıflandırma terimidir; yalnızca çevreye uyum sağlayabilen anlamındaki genel bir sözcük değildir.

Alıştırma

Cümleyi iki sözcüklük bağışıklık bilimi terimiyle tamamlayın: A targeted immune response that can remember a specific pathogen is part of ____.

Cevabı göster

adaptive immunity

Special cells called B cells and T cells Kültür

1:10

B hücreleri ve T hücreleri adı verilen özel hücreler

Kültür

B cells and T cells: adaptif bağışıklığın iki hücre türü

B hücreleri ve T hücreleri, adaptif bağışıklıkta çalışan iki temel lenfosit türüdür. B hücreleri antikor üreten hücrelere dönüşebilir ve bağışıklık hafızasının oluşmasına yardım edebilir. T hücrelerinin bazı türleri tepkiyi düzenlerken bazıları enfekte hücreleri öldürür. B ve T harfleri bilimsel adların bir parçasıdır. Not, seviye veya sıradan etiket belirtmezler.

Alıştırma

B cells and T cells ifadesini en iyi hangi açıklama tanımlar?

  1. Adaptif bağışıklıkta farklı görevleri olan iki bağışıklık hücresi türüdür.
  2. Bağışıklık tepkisinin gücünü gösteren notlardır.
  3. Bir bakteri ve bir virüsün adlarıdır.
Cevabı göster

Adaptif bağışıklıkta farklı görevleri olan iki bağışıklık hücresi türüdür.

are recruited to fight microbes Kelime

1:13

mikroplarla savaşmak için görevlendirilir

Kelime

are recruited to fight microbes: savunma için harekete geçirilen hücreler

Are recruited to fight microbes ifadesi, B ve T hücrelerinin vücudu savunmaya yardımcı olmak üzere harekete geçirildiği anlamına gelir. Edilgen be recruited to do something kalıbı, hücrelerin belirli bir amaç için seferber edildiğini gösterir. Burada recruit, günlük hayattaki insanları bir ekibe katma fikrini biyolojik bir sürece taşır. Hücrelerin işe başvurduğu veya kelimenin gerçek anlamıyla işe alındığı söylenmez.

Alıştırma

Cümleyi recruit fiilinin geniş zamandaki edilgen biçimi ve to ile tamamlayın: During an infection, immune cells ____ fight harmful microbes.

Cevabı göster

are recruited to

and also record information about them,

1:15

ve aynı zamanda onlarla ilgili bilgileri kaydeder,

creating a memory of what the invaders look like Kelime

1:18

istilacıların neye benzediğine

and how best to fight them. Dilbilgisi

1:21

ve onlarla en iyi nasıl savaşılacağına dair bir hafıza yaratır.

Kelime

creating a memory of what the invaders look like: bağışıklık hafızası

Creating a memory of what the invaders look like, bağışıklık sisteminin aynı patojeni daha sonra tanımasına yardımcı olabilecek bilgileri saklaması demektir. Buradaki memory, bilinçli bir insan hatırası değil, bağışıklık sisteminin bir işlevidir. The invaders patojenleri ifade eder; what they look like ise yalnızca görsel görünüşü değil, geniş anlamda tanınabilir özelliklerini anlatır. creating a memory biçimindeki -ing yan cümlesi, bunu bilgi kaydetmenin sonucu olarak sunar.

Alıştırma

Burada creating a memory of what the invaders look like ne anlama gelir?

  1. Bağışıklık hücreleri patojenin görsel bir resmini bilinçli olarak hatırlar.
  2. Bağışıklık sistemi, patojeni daha sonra tanımasına yardımcı olabilecek bilgileri saklar.
  3. Patojen, kişinin bedeniyle ilgili bir anı saklar.
Cevabı göster

Bağışıklık sistemi, patojeni daha sonra tanımasına yardımcı olabilecek bilgileri saklar.

Dilbilgisi

how best to fight them: en etkili yöntemi seçmek

“how best to fight them” ifadesinde how yöntemle ilgili bir soruyu başlatır; best ise “en etkili biçimde” veya “en iyi şekilde” anlamına gelir. how best to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir şeyi yapmanın en iyi yolunu ifade eder. Bu ifade, “what the invaders look like” bilgisinden sonra hatırlanan ikinci bilgidir. Best, savaşma yöntemini değerlendirir; fight fiilini nitelemez. Them, istilacıları belirtir.

Alıştırma

Cümleyi how best to ve protect fiiliyle tamamlayın: The park team is discussing ____ the sea turtles.

Cevabı göster

how best to protect

This know-how becomes handy if the same pathogen Kelime

1:23

Bu teknik bilgi, aynı patojen

invades the body again.

1:27

bedeni tekrar istila ederse kullanışlı hale gelir.

Kelime

This know-how becomes handy: pratik bilgi yararlı hâle gelir

Know-how, yalnızca bir dizi olguyu değil, bir kişinin bir işi yapmasına yardımcı olan pratik bilgi veya beceriyi ifade eder. Buradaki This know-how, bağışıklık sisteminin istilacıyı tanımak ve onunla savaşmak için sakladığı bilgidir. Becomes handy, “gerektiğinde yararlı hâle gelir” demektir. Aynı patojen geri dönerse saklanan bu bilgi, vücudun tepki vermesine yardımcı olabilir.

Alıştırma

Hangi durumda “know-how came in handy”, pratik bilginin gerektiğinde yararlı olduğu anlamına gelir?

  1. Bir tamir kılavuzunu eline yakın tuttu.
  2. Bisikletler hakkında bir bilgi öğrendi ama bunu kullanamadı.
  3. Tamir konusundaki pratik bilgisi, kopmuş bir bisiklet zincirini onarmasına yardımcı oldu.
Cevabı göster

Tamir konusundaki pratik bilgisi, kopmuş bir bisiklet zincirini onarmasına yardımcı oldu.

But despite this smart response, Anlatım akışı

1:29

Ancak bu akıllı tepkiye rağmen

there's still a risk involved. Kalıp ifadeler

1:31

ortada hala bir risk vardır.

Anlatım akışı

But despite this smart response: sınırlamadan önce güçlü yönü kabul etmek

“But despite this smart response” önce daha önce açıklanan tepkinin akıllıca ve etkili olduğunu kabul eder, ardından cümleyi hâlâ var olan bir soruna yöneltir. But yön değişikliğini işaret ederken despite, bu güçlü yönün sınırlamayı ortadan kaldırmadığını gösterir. Bu, bir açıklamayı düzenlemenin yaygın bir yoludur: önce olumlu bir nokta kabul edilir, sonra bir kaygının hâlâ sürdüğü gösterilir. Dil bilgisi açısından burada despite sözcüğünden sonra, özne ve çekimli fiil içeren tam bir yan cümle değil, this smart response isim öbeği gelir.

Alıştırma

Bir güçlü yönü kabul ettikten sonra bir sınırlama sunmak için despite sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Despite the device is carefully designed, it can still fail.
  2. Although the careful design, the device can still fail.
  3. Despite the careful design, the device can still fail.
Cevabı göster

Despite the careful design, the device can still fail.

Kalıp ifadeler

there's still a risk involved: bir riskin hâlâ var olduğunu söylemek

There’s still a risk involved, durumun hâlâ bir miktar tehlike içerdiği anlamına gelir. Still, bir avantajın veya güvenlik önleminin tehlikeyi tamamen ortadan kaldırmadığını vurgular. Involved, risk sözcüğünden sonra gelir ve riski durumla bağlantılı veya durumun içinde mevcut olarak tanımlar. Riskin bir şeye katılan kişi olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir miktar tehlikenin hâlâ devam ettiğini anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The plan could work, but ____.

Cevabı göster

there's still a risk involved

The body takes time to learn how to respond to pathogens Dilbilgisi

1:33

Vücudun patojenlere nasıl yanıt vereceğini öğrenmesi

and to build up these defenses. Öbek fiiller

1:36

ve bu savunmaları inşa etmesi zaman alır.

Dilbilgisi

takes time to learn how to respond to something: bir şeye nasıl tepki verileceğini öğrenmek zaman almak

Özne + take(s) time to + fiil yapısında take time, zamanı fiziksel olarak almak veya taşımak değil, “zaman gerektirmek” anlamına gelir. Burada takes, tekil özne olan the body ile uyumludur; to learn ise hemen gerçekleşmeyen bir süreci başlatır. Learn how to respond to, bir şeye etkili biçimde tepki verme yolunu zamanla geliştirmek anlamına gelir. Respond to ifadesinden sonra tepki verilen şey gelir. Özne the body olduğu için learn mecazidir: vücut bir insan gibi bilinçli olarak öğrenmez, bağışıklık tepkisi geliştirir.

Alıştırma

Hangi cümle yazılımın uyum sağlamasının hemen gerçekleşmediğini doğru biçimde gösterir?

  1. The software takes time to learn how responding to different voices.
  2. The software takes time learn how to respond different voices.
  3. The software takes time to learn how to respond to different voices.
Cevabı göster

The software takes time to learn how to respond to different voices.

Öbek fiiller

build up these defenses: bu savunmaları zamanla geliştirmek

Build up, bir şeyi zamanla geliştirmek veya artırmak anlamına gelir. Bu cümlede these defenses, vücudun bağışıklık savunmalarını anlatır. Dolayısıyla ifade, bu savunmaların bir anda ortaya çıkmak yerine zamanla güçlendiğini söyler. Burada up, build up öbek fiilinin bir parçasıdır ve fiziksel bir yönü göstermez. Strength, confidence ve defenses gibi soyut isimlerle kullanıldığında build up, düzenli birikmeyi veya gelişmeyi vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede build up “zamanla geliştirmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. Regular practice can build your confidence upward before a performance.
  2. Regular practice can build up your confidence before a performance.
  3. Regular practice can set up your confidence before a performance.
Cevabı göster

Regular practice can build up your confidence before a performance.

And even then, if a body is too weak or young to fight back when it's invaded, Notlar

1:38

Ve o zaman bile, eğer bir vücut istila edildiğinde karşılık veremeyecek kadar zayıf veya gençse,

it might face very serious risk Kalıp ifadeler

1:43

çok ciddi bir riskle karşı karşıya kalabilir

if the pathogen is particularly severe.

1:45

patojen özellikle şiddetliyse.

Anlatım akışı

even then: bir koşuldan sonra gelen karşıt sonuç

Bu cümlede even then, “buna rağmen” ya da “önceki koşul sağlandıktan sonra bile” anlamına gelir. Bedenin savunmayı öğrenmeye ve geliştirmeye başlamış olmasına gönderme yapar, ardından hâlâ var olan bir tehlikeyi ekler. Then önceki aşamayla bağlantı kurar, even ise ifadeye “buna rağmen” anlamı katar. Böylece düşünce iki adımda düzenlenir: önce ilerleme kabul edilir, sonra bu ilerlemenin tüm riskleri ortadan kaldırmadığı gösterilir.

Alıştırma

Bir ekip yedek sistem kurdu, ancak arıza hâlâ mümkün. Geride kalan bu riski even then ile ekleyen cümle hangisidir?

  1. Until then, the system could still fail.
  2. Even then, the system could still fail.
  3. Then, the system could still fail.
Cevabı göster

Even then, the system could still fail.

Dilbilgisi

too weak or young to fight back: too ... to yapısı

Too weak or young to fight back, bedenin karşı koyamayacak kadar zayıf ya da genç olduğu anlamına gelir. too + sıfat + to + fiilin yalın hâli yapısı, bir derecenin eylemi engellediğini gösterir. Burada too hem weak hem de young için geçerlidir. Fight back gerçek anlamda bir saldırgana karşı koymak olabilir. Burada ise savunma benzetmesidir: beden, fiziksel bir kavgada bir insana değil, içeri giren bir patojene karşı koyar.

Alıştırma

Cümleyi too ... to yapısıyla tamamlayın: The child is ____ short ____ reach the shelf.

Cevabı göster

too · to

Kalıp ifadeler

might face very serious risk: Ciddi bir tehlikeye maruz kalmak

“Might face very serious risk”, öznenin ciddi zarar görme ihtimali bulunan bir duruma maruz kalabileceğini anlatır. Buradaki face, bir tehlikeyle “uğraşmak zorunda kalmak veya ona maruz kalmak” anlamındaki fiildir; fiziksel olarak bir şeye doğru dönmeyi anlatmaz. Might kesinliği değil, olasılığı gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp subject + might face + (a) serious risk şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle yaşlı yetişkinleri özne olarak tutup onların sıcaklık nedeniyle ciddi zarar görme olasılığına maruz kaldığını anlatır?

  1. During the heat wave, older adults may face a serious health risk.
  2. During the heat wave, older adults may pose a serious health risk to others.
  3. During the heat wave, older adults may take a serious risk by exercising outside.
Cevabı göster

During the heat wave, older adults may face a serious health risk.

But what if we could prepare the body's immune response, Notlar

1:49

Peki ya vücudun bağışıklık tepkisini önceden hazırlayabilseydik,

readying it before someone even got ill? Dilbilgisi

1:52

daha kimse hastalanmadan onu hazır edebilseydik?

Anlatım akışı

But what if we could...: Sorundan olası bir çözüme geçmek

“But what if we could + fiilin yalın hâli...?” hayal edilen bir olasılığı ortaya atar ve açıklamayı bir sorundan olası bir çözüme yöneltir. But bu yön değişikliğini gösterir, what if varsayımsal bir durum açar ve could bir gerçeği değil, araştırılabilecek bir beceri veya seçeneği sunar. Bir konuşma veya açıklamada bu, retorik bir soru olabilir: konuşmacı cevap beklemek yerine sonraki fikre geçmek için bu soruyu kullanabilir. Buradaki could geçmiş zamanı göstermez.

Alıştırma

Olası bir çözüm sunmak için soruyu What if... yapısıyla tamamlayın: But ____ use the empty roof to grow vegetables?

Cevabı göster

what if we could

Kalıp ifadeler

prepare the body's immune response: savunma tepkisini önceden hazır hâle getirmek

Burada prepare fiilinin nesnesi the body's immune response ifadesidir. Bu, bir tehdit ortaya çıktığında harekete geçebilmesi için savunma tepkisini önceden hazır hâle getirmek demektir. İfade, vücudun savunma sistemi içinde tepki verme hazırlığı oluşturmayı anlatır. Vücut için fiziksel bir eşya hazırlamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede prepare the body's immune response ne anlama geliyor?

  1. Vücudun savunmasını hastalık başlamadan önce tepki vermeye hazır hâle getirmek.
  2. Vücudun tepki vermesi için hastalığın bitmesini beklemek.
  3. Vücudun içine tıbbi malzeme yerleştirmek.
Cevabı göster

Vücudun savunmasını hastalık başlamadan önce tepki vermeye hazır hâle getirmek.

Dilbilgisi

readying it before: -ing yan cümlesiyle sonuç eklemek

Readying, ready fiilinin -ing biçimidir ve bir şeyi hazır hâle getirmek anlamına gelir. It zamiri the body's immune response ifadesini belirtir. Virgülden sonraki -ing yan cümlesi ana eylemin sonucunu ekler: tepkiyi hazırlamak, onu hastalık başlamadan hazır hâle getirir. Daha açık bir biçim we could prepare the response and make it ready before someone got ill olurdu. Kısa biçimde de readying eyleminin örtük öznesi ana cümlenin öznesi olan we ile aynıdır.

Alıştırma

Aynı kişinin yaptığı bağlantılı bir eylemi eklemek için virgül + -ing yan cümlesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Checking the lights, the show was ready to begin.
  2. The technician checked the lights and readying them for the show.
  3. The technician checked the lights, readying them for the show.
Cevabı göster

The technician checked the lights, readying them for the show.

This is where vaccines come in. Anlatım akışı

1:55

İşte aşılar burada devreye giriyor.

Anlatım akışı

This is where vaccines come in: aşıların rolünü tanıtmak

Burada This is where vaccines come in, “aşıların tam bu noktada yararlı hâle gelip sorunun çözümüne yardımcı olması” demektir. This, vücudun zamanında bir savunma oluşturamaması riskine gönderme yapar. This is where X comes in kalıbı, açıklamayı bir sorundan X’in rolüne geçirir. Burada where gerçek bir yeri anlatmaz; come in ise “devreye girip yararlı olmak” anlamındadır, “bir odaya girmek” anlamında değildir.

Alıştırma

“The trail signs stop here. This is where the map comes in,” örneğindeki ikinci cümle ne anlama gelir?

  1. Harita birinin nereden geldiğini gösterir.
  2. Harita bu noktada yararlı hâle gelir.
  3. Harita fiziksel olarak bir yerin içine girer.
Cevabı göster

Harita bu noktada yararlı hâle gelir.

Using the same principles that the body uses to defend itself, Dilbilgisi

1:57

Vücudun kendini savunmak için kullandığı aynı prensipleri kullanarak,

Dilbilgisi

Using the same principles: -ing öbeğiyle yöntemi belirtmek

Using the same principles, ardından gelen ana cümledeki eylemin yöntemini veya dayanağını gösteren, cümle başında kullanılan bir -ing öbeğidir: eylem bu ilkeler uygulanarak yapılır. using eylemini gerçekleştiren kişi ya da grup, ana cümlenin öznesi de olmalıdır. Cümlenin tamamında ilkeleri kullananlar scientists olduğu için bu öbek scientists sözcüğünü açıklar; the body veya the principles sözcüklerini değil.

Alıştırma

Hangi cümlede baştaki Using öbeğinin eylemini yapan kişi açık ve ana cümlenin öznesiyle uyumludur?

  1. Using the same checklist, the pilot inspected the plane.
  2. Using the same checklist, there was another inspection.
  3. Using the same checklist, the plane was inspected before takeoff.
Cevabı göster

Using the same checklist, the pilot inspected the plane.

scientists use vaccines Kalıp ifadeler

2:01

bilim insanları aşıları kullanır;

to trigger the body's adaptive immune system

2:03

vücudun adaptif bağışıklık sistemini tetiklemek için,

without exposing humans to the full strength disease. Notlar

2:06

insanları hastalığın tüm gücüne maruz bırakmadan.

Kalıp ifadeler

use vaccines to trigger...: use X to trigger Y kalıbı

use X to trigger Y kalıbı bir mekanizmayı açıklar: X araç veya yöntemdir; trigger Y ise X'in başlattığı süreç ya da tepkidir. Burada aşılar, vücudun adaptif bağışıklık sisteminin tepki vermesini başlatmak için kullanılır. Bu bilimsel bağlamda trigger, “bir süreci veya tepkiyi başlatmak” anlamına gelir; “bir silahın tetiğini çekmek” anlamında değildir. Adaptif bağışıklık sistemi tek bir organ değil, birlikte çalışan bağışıklık hücreleri ve süreçlerinden oluşan bir sistemdir.

Alıştırma

Bir alarmın nasıl başladığını açıklamak için use X to trigger Y kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The security system triggers motion sensors to use an alarm.
  2. The security system uses motion sensors for trigger an alarm.
  3. The security system uses motion sensors to trigger an alarm.
Cevabı göster

The security system uses motion sensors to trigger an alarm.

Dilbilgisi

without exposing humans to...: without + -ing ve expose A to B

Without + -ing, ana eylem gerçekleşirken başka bir eylemden veya sonuçtan kaçınıldığını gösteren bir koşul ekler. Burada insanlar hastalığın tam gücüyle karşı karşıya bırakılmadan bağışıklık tepkisi başlatılır. expose A to B kalıbı, “A'yı B ile temas ettirmek veya A'nın B'yi yaşamasına neden olmak” anlamına gelir. expose humans to the disease ifadesinde humans A, the disease ise B'dir; expose yalnızca “göstermek” demek değildir.

Alıştırma

Cümleyi without ve expose fiilinin -ing biçimini kullanarak tamamlayın: Virtual labs let children explore chemical reactions ____ them to harmful substances.

Cevabı göster

without exposing

Kelime

the full strength disease: zayıflatılmamış bir tehdit

Bu cümlede the full strength disease, hastalığa yol açan tehdidin eksiksiz ve zayıflatılmamış hâlini ifade eder. full strength tehdidin ne kadar güçlü veya etkin olduğunu anlatır; bir insanın fiziksel gücünü anlatmaz. Bu ifade, zayıflatılmış veya etkisizleştirilmiş aşı materyaliyle karşıtlık kurar. Genel olarak full strength, bir şeyin seyreltilmediği, gücünün azaltılmadığı veya zayıflatılmadığı anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede full strength, “seyreltilmemiş veya zayıflatılmamış” anlamında kullanılmıştır?

  1. The medicine helped her regain her full strength.
  2. The cleaner may damage paint when used at full strength.
  3. The team arrived at full strength for the final game.
Cevabı göster

The cleaner may damage paint when used at full strength.

This has resulted in many vaccines, Kalıp ifadeler

2:09

Bu, her biri benzersiz bir şekilde çalışan

which each work uniquely,

2:11

ve birçok farklı türe ayrılan

separated into many different types. Anlatım akışı

2:13

pek çok aşının ortaya çıkmasıyla sonuçlandı.

Kalıp ifadeler

This has resulted in: nedeni sonuca bağlamak

This has resulted in, “bu, bir şeye neden oldu veya onu ortaya çıkardı” anlamına gelir. result in ifadesinden sonra sonuç gelir; bu cümlede sonuç many vaccines bölümüdür. This, bağışıklık sistemini kullanarak aşı tasarlama şeklindeki önceki yaklaşıma gönderme yapar. Present perfect yapısındaki has resulted, daha önceki gelişmeleri şu anda var olan bir sonuca bağlar. Sonucu hâlâ geçerli olan bir neden-sonuç zincirini açıklarken bu yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, dikkatli planlamanın gecikmeleri azalttığı anlamına gelir?

  1. Fewer delays have resulted in careful planning.
  2. Careful planning has resulted from fewer delays.
  3. Careful planning has resulted in fewer delays.
Cevabı göster

Careful planning has resulted in fewer delays.

Anlatım akışı

separated into many different types: bir sınıflandırma çerçevesi kurmak

Burada separated into many different types, aşıların kategoriler hâlinde düzenlendiğini anlatır. Separated, onları fiziksel olarak birbirinden uzağa taşımak anlamına gelmez; into many different types ifadesi burada bir sınıflandırma yapıldığını gösterir. Cümlenin sonunda yer alan bu ifade, sonraki bilgiler için bir sınıflandırma çerçevesi kurar. Dinleyiciye, farklı aşı türlerinin bundan sonra tek tek açıklanacağını bildirir.

Alıştırma

Bu cümlede separated into many different types ne işe yarıyor?

  1. Bütün aşıların tamamen aynı şekilde çalıştığını söyler.
  2. Aşıların birbirinden çok uzak yerlere konduğunu söyler.
  3. Açıklamanın sırada anlatacağı kategorileri belirler.
Cevabı göster

Açıklamanın sırada anlatacağı kategorileri belirler.

First, we have live attenuated vaccines. Notlar

2:16

İlk olarak, canlı zayıflatılmış aşılarımız var.

Kelime

live attenuated vaccines: live ve attenuated sözcüklerinin anlamı

Live attenuated vaccines ifadesinde live, aşıda kullanılan patojenin hâlâ canlı olduğu anlamına gelir. “Canlı yayımlanan” anlamına gelmez. Attenuated, zayıflatılmış demektir. Bu iki sözcük birlikte, hastalığa yol açma gücü büyük ölçüde azaltılmış canlı bir patojen kullanan aşıları adlandırır; patojen tamamen öldürülmemiştir.

Alıştırma

Bu aşının adındaki live attenuated ne anlama gelir?

  1. Patojen hâlâ canlıdır ancak zayıflatılmıştır.
  2. Patojen tamamen öldürülmüştür.
  3. Aşı canlı yayında gösterilmektedir.
Cevabı göster

Patojen hâlâ canlıdır ancak zayıflatılmıştır.

These are made of the pathogen itself, Kalıp ifadeler

2:19

Bunlar patojenin kendisinden yapılır,

Kalıp ifadeler

are made of the pathogen itself: malzeme, yapan değil

Are made of, be made of yapısının edilgen biçimidir ve bir şeyin hangi malzeme veya bileşenlerden oluştuğunu belirtir. Burada adı geçen malzeme veya bileşen patojenin kendisidir; patojen aşıyı yapan değildir. Itself, the pathogen ifadesine geri gönderme yapar ve vurgu ekler: aşı yalnızca patojenin ürettiği bir şeyi değil, gerçek patojenin kendisini içerir. Önceki bilgiye göre bu patojen canlıdır ama zayıflatılmıştır.

Alıştırma

Hangi cümle camın süsün gerçek malzemesi olduğunu söylüyor?

  1. The ornament is made by glass itself.
  2. The ornament is made of glass itself.
  3. The ornament is made for glass itself.
Cevabı göster

The ornament is made of glass itself.

but a much weaker and tamer version. Kelime

2:21

ancak çok daha zayıf ve evcilleştirilmiş bir versiyonudur.

Anlatım akışı

First, we have ...: ilk öğeyi tanıtmak

First, sıralı bir açıklamadaki ilk öğeyi belirtir. We have bu öğeyi dinleyiciye sunar; dolayısıyla ifadenin tamamı, önce zayıflatılmış canlı aşı türünün ele alınacağını anlatır. Burada have sahiplik bildirmez. Bu ifade, dinleyicinin bir listeyi takip etmesini sağlar ve ileride Next, Another type veya Finally gibi işaretlerin geleceği beklentisini oluşturur.

Alıştırma

Hangi cümle konuşma sırasında verilen bir konu listesini doğal biçimde başlatır?

  1. First, the basic safety rules have us. Next, we'll check the equipment.
  2. First, we have the basic safety rules. Next, we'll check the equipment.
  3. At first, we have the basic safety rules. Next, we'll check the equipment.
Cevabı göster

First, we have the basic safety rules. Next, we'll check the equipment.

Kelime

much weaker and tamer version: çok daha zayıf ve daha yumuşak bir sürüm

Much, weaker ve tamer karşılaştırma sıfatlarının derecesini güçlendirir; bu iki sıfat da version sözcüğünü niteler. İfade, bu sürümün belirgin biçimde daha zayıf ve kontrol edilmesinin daha kolay olduğunu anlatır. Burada tamer, tame sıfatının karşılaştırma biçimidir. Tame, hayvanlar dışındaki bağlamlarda kontrollü, yumuşak veya daha az yoğun anlamına gelebilir. Patojen mecaz yoluyla daha az tehlikeli olarak anlatılır; tamer burada hayvanları evcilleştiren kişi anlamındaki isim değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede tamer daha az yoğun veya daha kontrollü anlamında kullanılmıştır?

  1. The revised story is a tamer version for younger readers.
  2. The revised story is a wilder version for younger readers.
  3. The lion tamer checked the gate before the show.
Cevabı göster

The revised story is a tamer version for younger readers.

Next, we have inactive vaccines, Kelime

2:24

Ardından, patojenlerin öldürüldüğü

Kelime

inactive vaccines: inaktive aşılar

Bu cümlede inactive vaccines, öldürülmüş veya başka bir şekilde etkisiz hâle getirilmiş ve bu nedenle çoğalamayan patojenlerle yapılan aşıları ifade eder. Inactive, aşının işe yarayıp yaramadığını değil, aşıda kullanılan patojenin durumunu anlatır. Standart teknik terim inactivated vaccines ifadesidir. İnaktive edilmiş madde, bağışıklık sisteminin patojeni tanımasına ve bir yanıt hazırlamasına yine de yardımcı olabilir.

Alıştırma

Hangi ifade bir inactivated vaccine türünü doğru açıklar?

  1. Yalnızca zayıflatılmış canlı bir patojen kullanır.
  2. Aşının kendisi inactive olduğu için hiçbir etkisi yoktur.
  3. Öldürülmüş veya inaktive edilmiş bir patojen kullanır, ancak bağışıklık sisteminin onu tanımasına yine de yardımcı olabilir.
Cevabı göster

Öldürülmüş veya inaktive edilmiş bir patojen kullanır, ancak bağışıklık sisteminin onu tanımasına yine de yardımcı olabilir.

in which the pathogens have been killed. Dilbilgisi

2:26

inaktif aşılarımız var.

Dilbilgisi

in which ... have been killed: resmî bir edilgen ilgi cümleciği

in which sözleri bir ilgi cümleciği başlatır. Which, daha önce geçen inactive vaccines ifadesine gönderme yapar; in ise “bu aşıların içinde” ilişkisini gösterir. Edatı which’in önüne koymak cümleciğe resmî ve açıklayıcı bir üslup verir. Have been killed, present perfect edilgen yapısındadır: have been + past participle. Eylemden etkilenen patojenlerdir; bu yapı işlemi tamamlanmış olarak sunar ve ortaya çıkan etkisiz durumun şu anda da önemli olduğunu gösterir.

Alıştırma

Resmî cümleyi in which ve kill fiilinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: These are inactive vaccines ____ the pathogens ____.

Cevabı göster

in which · have been killed

The weakening and inactivation in both types of vaccine Kelime

2:29

Her iki aşı türündeki zayıflatma ve etkisizleştirme işlemi

ensures that pathogens don't develop into the full blown disease. Notlar

2:32

patojenlerin tam anlamıyla gelişmiş bir hastalığa dönüşmemesini sağlar.

Kelime

The weakening and inactivation: süreçleri isimlerle adlandırma

Weakening ve inactivation iki işleme sürecini adlandırır. Weakening, weaken fiilinden gelir ve patojenleri daha az güçlü hâle getirmek demektir; inactivation ise inactivate fiilinden gelir ve onları etkisiz hâle getirmek anlamındadır. Değiştirilen şey aşılanan kişi değil, patojendir. Eylemler isimlere dönüştürülünce cümle, süreçleri özne konumuna yerleştirip sonuçlarını ele alabilir. Bu tür adlaştırma bilimsel açıklamalarda yaygındır; çünkü bir eylem dizisini kısa ve toplu bir konuya dönüştürür.

Alıştırma

Hangi cümle iki süreci isim temelli bir ifadeyle adlandırıp cümlenin konusu yapar?

  1. We heat the metal, and then we let it cool.
  2. The heating and cooling of the metal can change its shape.
  3. The metal is hot, and the room is cool.
Cevabı göster

The heating and cooling of the metal can change its shape.

Dilbilgisi

ensures that: ardından gelen sonucu güvence altına almak

Ensure fiili, bir sonucu kesin hâle getirmek anlamına gelir. Burada ardından that + tam bir yan cümle gelir. Olumsuz yan cümle pathogens don't develop into the full blown disease, aşı işleminin güvence altına aldığı sonucu belirtir. Bir önlem, kural veya tasarım bir sonucu güvenilir biçimde ortaya çıkarıyor ya da önlüyorsa ensure that kullanılır. That sonrasındaki yan cümle olumlu veya olumsuz olabilir.

Alıştırma

Cümleyi ensure that ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The safety lock ____ the machine stops when the door opens.

Cevabı göster

ensures that

Kalıp ifadeler

develop into ... full-blown: tam gelişmiş bir duruma ulaşmak

Develop into + isim öbeği, bir durumdan veya koşuldan başka birine doğru kademeli değişimi anlatır. Bu cümlede ifade, korkulan sonucu hastalığın tam ve etkin biçimine ilerleme olarak sunar. Full-blown, tamamen gelişmiş anlamına gelir ve çoğu zaman bir şeyin ciddi veya yoğun hâle geldiğini de düşündürür. Havayla üflenmek gibi gerçek bir anlam taşımaz. Bir isimden önce standart yazılı İngilizcede genellikle kısa çizgi kullanılır: a full-blown disease.

Alıştırma

Hangi cümle, küçük bir sorunun giderek ciddi ve tam gelişmiş bir krize dönüştüğünü doğal biçimde ifade eder?

  1. A small problem developed into a full-blown crisis.
  2. A small problem remained a minor issue.
  3. A small problem prevented a full-blown crisis.
Cevabı göster

A small problem developed into a full-blown crisis.

But just like a disease, Anlatım akışı

2:36

Ancak tıpkı bir hastalık gibi

they trigger an immune response,

2:38

bir bağışıklık tepkisi tetiklerler,

teaching the body to recognize an attack Dilbilgisi

2:40

vücuda bir saldırıyı nasıl tanıyacağını öğretirler

by making a profile of pathogens in preparation. Deyimler

2:42

hazırlık olarak patojenlerin bir profilini çıkararak.

Anlatım akışı

But just like a disease: sınırlı bir benzetme kurmak

But bu cümleyi önceki bilgiyle kurulan bir karşıtlığa bağlar. Ardından just like a disease bir benzetme kurar ve sonraki yan cümle tam ortak özelliği açıklar: bağışıklık tepkisini tetiklemek. Like özdeşlik değil, benzerlik bildirir. Karşılaştırma yalnızca bu tepkiyle sınırlıdır; aşının bir hastalık olduğunu ya da ikisinin aynı ölçüde zararlı olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümlede just like a disease ne işe yarıyor?

  1. Aşıların ve hastalıkların aynı düzeyde zarar verdiğini söyler.
  2. Aşının kendisinin bir hastalık olduğunu söyler.
  3. İki şeyin özdeş olduğunu söylemeden belirli bir etkiyi karşılaştırır.
Cevabı göster

İki şeyin özdeş olduğunu söylemeden belirli bir etkiyi karşılaştırır.

Dilbilgisi

teaching the body to recognize an attack: -ing ile sonuç eklemek

Virgülden sonraki -ing yan cümlesi teaching the body to recognize an attack, ana eylemin etkisini ekler. Bağışıklık tepkisinin tetiklenmesi, vücuda daha sonraki bir saldırıyı tanıma yolu kazandırır; -ing yan cümlesi ayrı ve ilgisiz bir olay başlatmaz. Yan cümlenin içindeki teach + nesne + to-infinitive yapısı, “nesnenin bir şeyi yapmayı öğrenmesini sağlamak veya buna yardımcı olmak” anlamına gelir. Burada vücut kişileştirilmiştir: tanıma yeteneğini geliştiren bağışıklık sistemidir; vücut bilinçli olarak ders almaz.

Alıştırma

Sonucu göstermek için help fiilinin -ing biçimini kullanın: The new sign uses large letters, ____ drivers read it from far away.

Cevabı göster

helping

Deyimler

making a profile of pathogens: ayırt edici özellikleri kaydetme benzetmesi

Bu cümlede making a profile of pathogens bir benzetmedir. Buradaki profile, patojenlerle ilişkilendirilen ve onları tanımayı sağlayan özellikler bütünüdür; gerçek bir belge ya da sosyal medya sayfası değildir. İfade, bağışıklık hazırlığını tanımlayıcı ipuçları toplamak gibi gösterir; böylece vücut daha sonraki bir saldırıyı daha hızlı tanıyabilir. Daha genel olarak profile, bir kişiyi, grubu veya şeyi tanımlayan özelliklerin düzenli bir açıklaması anlamına gelebilir.

Alıştırma

Bu cümlede making a profile of pathogens ne anlama geliyor?

  1. Patojenler için sosyal medya sayfaları oluşturmak anlamına gelir.
  2. Patojenleri gerçek dosyalara koymak anlamına gelir.
  3. Patojenlerin tanınabilir özelliklerini kaydetme anlamına gelen bir benzetmedir.
Cevabı göster

Patojenlerin tanınabilir özelliklerini kaydetme anlamına gelen bir benzetmedir.

The downside is that live attenuated vaccines can be difficult to make, Notlar

2:46

Bunun dezavantajı, canlı zayıflatılmış aşıların üretiminin zor olabilmesi

Anlatım akışı

The downside is that ...: bir dezavantajı belirtmek

The downside is that ... dinleyiciye birazdan bir dezavantaj açıklanacağını bildirir. downside adı, bir seçimin ya da durumun olumsuz yönünü belirtir; that ise belirli sorunu açıklayan tam bir cümleciği başlatır. Bu kalıp bir karşılaştırmadaki bilgileri düzenler: bir yarar veya seçenek ele alındıktan sonra dikkati ayrıca düşünülmesi gereken maliyet, sınırlama ya da riske yöneltir.

Alıştırma

Dezavantajı belirtmek için dersteki tam kalıbı kullanın: ____ the cheaper laptop has less storage.

Cevabı göster

The downside is that

Dilbilgisi

can be difficult to make: bir eylemin ne kadar zor olduğunu değerlendirmek

can be difficult to make ifadesinde difficult, özne üzerinde bir eylemi gerçekleştirmenin ne kadar zor olduğunu değerlendirir. Aşılar üretilen şeylerdir; dolayısıyla anlamı “bu aşıları üretmek zor olabilir”dir. Can, zorluğun her zaman var olduğunu değil, ortaya çıkabileceğini gösterir. Kalıp özne + be + sıfat + to + fiil şeklindedir. to-infinitive değerlendirilen eylemi belirtir; burada amaç bildirmez.

Alıştırma

Cümleyi can be difficult to ve repair fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Older laptops ____ without the right tools.

Cevabı göster

can be difficult to repair

and because they're live and quite powerful, Kelime

2:51

ve canlı ve oldukça güçlü oldukları için

people with weaker immune systems can't have them. Notlar

2:53

bağışıklık sistemi daha zayıf olan kişilere yapılamamasıdır.

Kelime

they're live and quite powerful: aşılarda live ve powerful sözcüklerinin anlamı

They, canlı atenüe aşıları ifade eder. Bu tıbbi bağlamda live, aşıların zayıflatılmış canlı bir patojen içerdiği anlamına gelir; “canlı yayınlanan” demek değildir. Quite derece bildirir; dolayısıyla quite powerful, “oldukça güçlü” ya da “dikkate değer ölçüde güçlü” demektir. Powerful, belirgin biyolojik etkilerden söz eden geniş ve gündelik bir ifadedir. Burada konuşanın bu aşıların bağışıklık sistemi daha zayıf kişiler için uygun olmayabileceğini neden söylediğini açıklamaya yardımcı olur; yalnızca “daha iyi” anlamında bir övgü değildir.

Alıştırma

Aşı bağlamında they're live and quite powerful ne anlama gelir?

  1. Herkes için daha etkili oldukları garanti edilir.
  2. Yalnızca canlı yayın sırasında işe yararlar ve diğer aşılardan daha popülerdirler.
  3. Zayıflatılmış canlı bir patojen içerirler ve güçlü biyolojik etkilere sahip olabilirler; bu nedenle bağışıklık sistemi zayıf bazı kişiler ek riskle karşılaşabilir.
Cevabı göster

Zayıflatılmış canlı bir patojen içerirler ve güçlü biyolojik etkilere sahip olabilirler; bu nedenle bağışıklık sistemi zayıf bazı kişiler ek riskle karşılaşabilir.

Kalıp ifadeler

people with weaker immune systems: with ile bir grubu tanımlamak

People with weaker immune systems, “bağışıklık sistemleri kendilerini korumada daha az etkili olan insanlar” anlamına gelir. with weaker immune systems edat öbeği people sözcüğünü niteler ve hangi insanlardan söz edildiğini belirtir. Weaker, people sözcüğünü değil immune systems ifadesini niteler. Aktarılabilir people with + condition or characteristic kalıbı, people with allergies örneğinde olduğu gibi bir grubu durum veya özellikle sınırlar.

Alıştırma

Hangi cümle bir grubu belirli bir duruma göre tanımlamak için with öbeğini doğal biçimde kullanır?

  1. The program offers extra support to children are hearing difficulties.
  2. The program offers extra support with children hearing difficult.
  3. The program offers extra support to children with hearing difficulties.
Cevabı göster

The program offers extra support to children with hearing difficulties.

Kelime

can't have them: sağlık hizmeti almak anlamındaki have

can't have them ifadesinde have, “sahip olmak” değil, “almak” veya “bir işleme girmek” anlamındadır. Burada them, daha önce sözü edilen canlı zayıflatılmış aşıları belirtir; dolayısıyla ifade, bu grubun söz konusu aşıları yaptıramayacağı anlamına gelir. Have sözcüğünün bu tıbbi kullanımı işlem ve hizmetlerle görülür: have a vaccination, have a blood test veya have an operation. Have sözcüğünden sonraki öğe, kişinin aldığı sağlık hizmetini veya geçirdiği işlemi adlandırır.

Alıştırma

Hangi cümlede have, sağlık hizmeti almak veya tıbbi bir işlemden geçmek anlamındadır?

  1. I had a blood test at the clinic this morning.
  2. I had two cousins staying with me.
  3. I had a new bicycle in the garage.
Cevabı göster

I had a blood test at the clinic this morning.

While inactive vaccines don't create long-lasting immunity. Anlatım akışı

2:56

İnaktif aşılar ise uzun süreli bağışıklık yaratmazlar.

Anlatım akışı

While inactive vaccines don't create long-lasting immunity: karşıtlık bildiren while

Burada while, “whereas” ya da “on the other hand” gibi “oysa” veya “buna karşılık” anlamındadır; “... sırasında” anlamına gelmez. İnaktif aşıların bir sınırlamasını tanıtır ve bu bilgiyi daha önce başka bir aşı türü hakkında söylenenlerle karşılaştırır. Karşıtlık bildiren while normalde A ..., while B ... kalıbında iki yan cümleyi bağlar. Altyazıda konuşma parçası olarak yalnızca while ile başlayan yan cümle kalmıştır; bu nedenle karşılaştırıldığı bilgi önceki konuşmadan anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede while iki bilgiyi karşılaştırmak için kullanılmıştır?

  1. We talked while we walked home.
  2. The train is cheaper, while the flight is faster.
  3. I read a book while I waited for the bus.
Cevabı göster

The train is cheaper, while the flight is faster.

Another type, the subunit vaccine, Kelime

3:01

Başka bir tür olan alt birim aşısı,

is only made from one part of the pathogen, Kalıp ifadeler

3:03

yalnızca patojenin tek bir parçasından,

Kelime

the subunit vaccine: patojenin bir parçasından yapılan aşı

The subunit vaccine, “alt birim aşısı” demektir: Patojenin tamamı yerine seçilmiş bir parçasıyla üretilen aşıdır. Bu cümlede ifade, Another type sözünün hangi türü anlattığını açıklar. sub- ön eki burada “daha küçük bir parça” anlamına gelebilir; unit ise daha büyük bir bütünün bir bileşenidir. Sözcüğün bu yapısı, one part of the pathogen açıklamasıyla örtüşür.

Alıştırma

Tanımı aşı terimiyle tamamlayın: A vaccine made from a selected part of a pathogen rather than the whole pathogen is called a ____.

Cevabı göster

subunit vaccine

Kalıp ifadeler

is only made from one part of the pathogen: malzemenin kaynağı ve kapsamı

Edilgen be made from + kaynak malzeme kalıbı, bir şeyin malzemesinin nereden geldiğini açıklar. Burada is made from, alt birim aşısını patojenden alınan malzemeyle ilişkilendirir. Only, kaynağı patojenin tamamıyla değil, yalnızca bir bölümüyle sınırlar. Bu, aşının zayıf veya önemsiz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: This extract ____ one part of the plant.

Cevabı göster

is only made from

called an antigen, Kelime

3:06

yani antijen adı verilen

the ingredient that actually triggers the immune response. Dilbilgisi

3:08

ve aslında bağışıklık tepkisini tetikleyen bileşenden yapılır.

Kelime

an antigen: bağışıklık tepkisini tetikleyen bir hedef

Antijen, bağışıklık sisteminin tanıyıp tepki verebildiği bir madde veya özelliktir. Bu cümlede the ingredient that actually triggers the immune response ifadesi antigen sözcüğünü günlük kelimelerle açıklar. Antijen mutlaka patojenin tamamı değildir. Bir virüsün, bakterinin veya başka bir patojenin yüzey proteini gibi yalnızca bir parçası olabilir.

Alıştırma

Hangi ifade antigen kavramını doğru kullanıyor?

  1. Bir antijen, bir hedefe bağlanan bağışıklık proteinidir.
  2. Bir antijen her zaman hastalığa neden olan organizmanın tamamıdır.
  3. Bir antijen, patojenin tanınabilen bir parçası olabilir.
Cevabı göster

Bir antijen, patojenin tanınabilen bir parçası olabilir.

Dilbilgisi

the ingredient that actually triggers the immune response ifadesinin eş görevli tanım olarak kullanımı

the ingredient that actually triggers the immune response isim öbeği, antigen terimini başka sözlerle yeniden adlandırıp açıklar. Teknik bir terimden sonra virgül ve daha açık bir isim öbeği kullanmak, hemen ardından eş görevli bir tanım vermeyi sağlar; ayrı bir şey tanıtmaz. Bu isim öbeğinin içinde that actually triggers the immune response, ingredient sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Ingredient burada yiyecek malzemesi değil, işlevi olan bir bileşen anlamındadır. Actually ise tepkiye gerçekten bu bileşenin yol açtığını vurgular.

Alıştırma

Antigen teriminden sonraki vurgulanmış öbeğin dil bilgisel görevi nedir?

  1. Bağışıklık tepkisinin bir ingredient olduğunu söyler.
  2. Antigen ile ilgisiz farklı bir malzeme ekler.
  3. Antigen terimini yeniden açıklar ve ardından ingredient sözcüğünü nitelemek için bir that cümleciği kullanır.
Cevabı göster

Antigen terimini yeniden açıklar ve ardından ingredient sözcüğünü nitelemek için bir that cümleciği kullanır.

By even further isolating specific components of antigens, Dilbilgisi

3:11

Antijenlerin, proteinler veya polisakkaritler gibi

like proteins or polysaccharides, Kelime

3:15

belirli bileşenlerini daha da fazla izole ederek,

these vaccines can prompt specific responses. Kalıp ifadeler

3:17

bu aşılar spesifik tepkileri teşvik edebilir.

Dilbilgisi

By even further isolating specific components of antigens: By + -ing ile yöntem belirtme

By + -ing yapısı, ana cümledeki sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi, yani “bir şey yaparak” anlamını belirtir. Burada belirli antijen bileşenlerini ayrıştırmak yöntem, belirli tepkileri tetiklemek ise sonuçtur. Even further, isolating sözcüğünü niteler. Ayrıştırmanın yalnızca tekrarlandığını değil, önceki veya daha az ayrıntılı bir aşamanın ötesine taşındığını ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi isolate fiilinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: By ____ the target protein, the researchers produced a more focused test.

Cevabı göster

isolating

Kelime

proteins or polysaccharides: proteinler veya polisakkaritler

Proteins ve polysaccharides iki tür biyolojik moleküldür: proteinler amino asitlerden, polisakkaritler ise birbirine bağlı çok sayıda şeker biriminden oluşur. Bu cümlede, antijenlerden ayrıştırılabilen bileşenlere örnek olarak verilmişlerdir. Proteins yalnızca yiyeceklerdeki bir besin maddesini değil, bir antijen veya patojenle ilişkili moleküler parçaları ifade eder.

Alıştırma

Bu cümlede proteins or polysaccharides neyi ifade ediyor?

  1. Antijenlerden ayrıştırılabilen biyolojik bileşen örnekleri.
  2. Antijenlere saldıran iki tür bağışıklık hücresi.
  3. Aşılamadan önce yenmesi gereken yiyecekler.
Cevabı göster

Antijenlerden ayrıştırılabilen biyolojik bileşen örnekleri.

Kalıp ifadeler

can prompt specific responses: belirli tepkileri tetikleyebilir

can prompt specific responses ifadesinde prompt, “neden olmak, tetiklemek” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Neden aşılardır, sonuç ise specific responses'tır; burada responses, belirli hedeflere yönelik bağışıklık tepkileridir. Can, bunu bir yetenek veya olası etki olarak sunar; aynı tepkinin her seferinde gerçekleşeceğini garanti etmez. prompt sözcüğünün bu neden-sonuç kullanımı, mekanizmaları açıklarken yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede prompt, örnektekiyle aynı neden-sonuç anlamında kullanılmıştır?

  1. She asked the technician to respond.
  2. The announcement prompted a strong public response.
  3. The teacher gave us a writing prompt.
Cevabı göster

The announcement prompted a strong public response.

Scientists are now building a whole new range of vaccines called DNA vaccines. Notlar

3:22

Bilim insanları artık DNA aşıları adı verilen tamamen yeni bir aşı yelpazesi geliştiriyor.

Kalıp ifadeler

a whole new range of vaccines: yepyeni bir aşı yelpazesi

Burada a range of, birbiriyle ilişkili birkaç tür veya seçenek içeren bir grup anlamına gelir. Fiziksel mesafeyi anlatmaz. Bu nedenle a whole new range of vaccines, tamamen yeni bir aşı dizisi veya kategorisi demektir. Whole, yalnızca bir aşının değil, bütün grubun yeni olduğu fikrini güçlendirir. a whole new range of + isim kalıbı, yeni geliştirilmiş ve birbiriyle ilişkili şeylerden oluşan bir grubu tanıtır.

Alıştırma

“Tamamen yeni bir dizi” anlamına gelen ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The company is introducing ____ safety tools for small factories.

Cevabı göster

a whole new range of

Kelime

DNA vaccines: genetik talimatları kullanan aşılar

DNA aşıları, belirli bir antijene ait talimatları taşıyan bir DNA parçasını vücuda ileten aşılardır. Vücuttaki bazı hücreler bu talimatları antijeni üretmek için kullanır; böylece bağışıklık sistemi onu tanımayı öğrenir. DNA, talimatları taşımak için kullanılan maddeyi belirtir. Bu ad, aşının DNA'nın kendisini tedavi ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi ifade bir DNA aşısını en doğru biçimde açıklar?

  1. Bir kişinin bütün DNA'sını onarır.
  2. Hücrelerin antijen üretmesine yardımcı olan DNA talimatlarını iletir.
  3. DNA'yı her türlü hasardan korur.
Cevabı göster

Hücrelerin antijen üretmesine yardımcı olan DNA talimatlarını iletir.

For this variety,

3:27

Bu çeşit için,

they isolate the very genes that make the specific antigens Kelime

3:28

spesifik antijenleri yapan tam da o genleri izole ediyorlar;

the body needs to trigger its immune response Dilbilgisi

3:32

ki vücudun kendi bağışıklık tepkisini tetiklemek için bunlara ihtiyacı vardır

Kelime

that make the specific antigens: make sözcüğünün “üretmek” anlamı

That make the specific antigens, genes sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Burada make “üretmek” anlamına gelir: cümlecik, söz konusu belirli antijenlerin üretimiyle ilişkili genleri belirtir. Bu, bilimsel bir mekanizmayı basitleştirerek anlatan bir ifadedir. Genler talimat taşır ve hücreler antijen üretmek için bu talimatları kullanır; genler bilinçli biçimde hareket etmez.

Alıştırma

Hangi cümlede make, örnektekiyle aynı biyolojik anlamda kullanılmıştır?

  1. The loud noise made the baby cry.
  2. These cells make a protective protein.
  3. Jordan makes the bed every morning.
Cevabı göster

These cells make a protective protein.

to specific pathogens.

3:34

spesifik patojenlere karşı.

Kelime

the very genes: very sözcüğünün “tam da o” anlamı

the very genes ifadesinde very, “son derece” anlamına gelmez. the very + isim kalıbında tam kimliği vurgular: aranan genler tam olarak bunlardır; rastgele bazı genler değildir. Bu kalıp, bir kişi ya da şeyin önemli olan kişi veya şeyin tam kendisi olduğunu vurgulamak için kullanılır; the very person ve the very place gibi.

Alıştırma

"We finally found the very document we needed" cümlesinde the very document ne anlama gelir?

  1. İhtiyaçlarımızı neredeyse karşılayan bir belge
  2. Son derece uzun bir belge
  3. Tam olarak ihtiyaç duyduğumuz belge
Cevabı göster

Tam olarak ihtiyaç duyduğumuz belge

Dilbilgisi

the antigens (that) the body needs: nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürülmesi

the specific antigens the body needs dizisinde the body needs, antigens ismini niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Düşürülen sözcük that'tir: the specific antigens that the body needs. That, needs fiilinin nesnesidir; the body ise öznesidir. To trigger its immune response, vücudun bu antijenlere neden ihtiyaç duyduğunu belirtir; genes tarafından yapılan ayrı bir eylemi başlatmaz.

Alıştırma

Hangi seçenek düşürülen ilgi zamirini doğru biçimde açıkça gösterir ve anlamı korur?

  1. the body that the specific antigens need to trigger its immune response
  2. the specific antigens that need the body to trigger its immune response
  3. the specific antigens that the body needs to trigger its immune response
Cevabı göster

the specific antigens that the body needs to trigger its immune response

When injected into the human body, Dilbilgisi

3:36

İnsan vücuduna enjekte edildiklerinde,

those genes instruct cells in the body to make the antigens. Kalıp ifadeler

3:38

o genler vücuttaki hücrelere antijenleri üretmeleri talimatını verir.

Dilbilgisi

When injected into the human body: kısaltılmış edilgen zaman yan cümlesi

When injected into the human body, kısaltılmış edilgen bir zaman yan cümlesidir. Tam biçimi When those genes are injected into the human body şeklindedir. Zaman yan cümlesi ile ana cümle those genes öznesini paylaştığı için kısa biçimde those genes ve are fiili düşürülür. Injected, edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacıdır: enjekte edilen şey genler veya onları taşıyan maddedir. The human body, işlemi yapan değil, enjeksiyonun yöneldiği yerdir.

Alıştırma

When injected into the human body, those genes instruct cells to make antigens? cümlesinin doğru tam biçimi hangisidir?

  1. When those genes are injected into the human body, they instruct cells to make antigens.
  2. Before those genes are injected into the human body, they instruct cells to make antigens.
  3. When the human body is injected, those genes instruct cells to make antigens.
Cevabı göster

When those genes are injected into the human body, they instruct cells to make antigens.

Kalıp ifadeler

instruct cells ... to make: instruct A to do B yapısı

instruct A to do B yapısında A, talimatı alan ve eylemi gerçekleştiren ögedir; to do B ise bu eylemi belirtir. Bu cümlede those genes dil bilgisel öznedir, cells in the body A'dır ve make the antigens eylemdir. Genetik bilgi, hücreleri antijen üretmeye yönlendirir. instruct fiilinin öznesi mutlaka bir insan olmak zorunda değildir. Bilimsel ve teknik açıklamalarda genler, programlar veya kurallar instruct fiilinin öznesi olabilir ve bir sistemin eylemini yönlendirebilir. Burada anlatılan, birinin sözlü emir vermesi değil, kodlanmış bilginin bir süreci kontrol etmesidir.

Alıştırma

restart fiilini ve instruct A to do B yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The safety program instructs the machine ____ when it overheats.

Cevabı göster

to restart

This causes a stronger immune response Kalıp ifadeler

3:42

Bu daha güçlü bir bağışıklık tepkisine neden olur

and prepares the body for any future threats. Kalıp ifadeler

3:44

ve vücudu gelecekteki tehditlere karşı hazırlar.

Kalıp ifadeler

This causes a stronger immune response: cause + sonuç ismi

Cause fiilinden sonra gelen isim, bir olayın veya sürecin ürettiği sonucu belirtir. Burada This, hemen önce açıklanan sürece gönderme yapar; a stronger immune response ise bu sürecin sonucudur. Cümle, bu süreci tepkinin oluşma nedeni olarak sunar. Stronger, immune response ifadesini niteler: Tepkinin şiddeti, ilgili daha önceki veya alternatif bir tepkiden daha yüksektir. Bu, vücudun fiziksel olarak daha güçlü hâle geldiği anlamına gelmez. Karşılaştırılan şey açıkça belirtilmese de bağlamdan anlaşılabilir.

Alıştırma

cause fiilinin doğru geniş zaman biçimini kullanın: A larger dose ____ a stronger reaction.

Cevabı göster

causes

Kalıp ifadeler

prepare A for B: “prepares the body for any future threats” yapısı

Prepare A for B, “A'yı B'ye hazır hâle getirmek” demektir. Bu cümlede A the body, B ise any future threats ifadesidir. for'dan sonra bir isim veya isim öbeği gelir. Bu sağlık bağlamında threats, patojenler gibi gelecekte ortaya çıkabilecek sağlık tehlikelerini ifade eder. Vücudun bilinçli olarak plan yaptığı anlamına gelmez; bağışıklık tepkisi, vücudun daha sonra daha etkili karşılık vermesini sağlar.

Alıştırma

Eksik edatı yazarak cümleyi tamamlayın: The safety drill prepares the staff ____ emergencies.

Cevabı göster

for

And because the vaccine only includes specific genetic material, Notlar

3:47

Ayrıca aşı sadece belirli genetik materyali içerdiğinden,

Dilbilgisi

because the vaccine only includes...: neden ve only'nin kapsamı

because the vaccine only includes specific genetic material yan cümlesi bir neden verir. Because, bu nedeni ardından gelen ana sonucun sebebi veya açıklaması olarak işaretler. And bu nedeni önceki noktaya bağlar; virgül ise düşüncenin henüz tamamlanmadığını gösterir. Only, aşının ne içerdiğini sınırlar: aşının içeriği belirli genetik materyalle sınırlıdır. Bu, aşının etkisinin zayıf veya sınırlı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede hem neden ilişkisini hem de only'nin kapsamını doğru yansıtan yorum hangisidir? Because the kit only includes basic tools, you need to bring a drill.

  1. Set yalnızca biraz yararlıdır, bu yüzden bir matkap getirilmelidir.
  2. Set temel aletleri içeriyor ancak gereken tüm aletleri içermiyor, bu yüzden bir matkap getirilmelidir.
  3. Yalnızca bir set vardır ve içinde matkap yoktur.
Cevabı göster

Set temel aletleri içeriyor ancak gereken tüm aletleri içermiyor, bu yüzden bir matkap getirilmelidir.

Kelime

specific genetic material: seçilmiş genetik bilgi

Bu cümlede specific, genel ya da eksiksiz değil, bilinçli olarak seçilmiş ve sınırlı demektir. Genetic material, DNA gibi genetik bilgiyi taşıyan materyaldir. Birlikte specific genetic material, aşının amacı için gereken seçilmiş genetik materyali ifade eder. Bu ifade, sınırlı materyali patojenin tamamından ve diğer bileşenlerinden ayırır.

Alıştırma

Bu cümlede specific genetic material ne anlama gelir?

  1. Patojenin bütün bileşenleri anlamına gelir.
  2. Genetik bilgi içermeyen materyal anlamına gelir.
  3. Genetik bilgi taşıyan seçilmiş materyal anlamına gelir.
Cevabı göster

Genetik bilgi taşıyan seçilmiş materyal anlamına gelir.

it doesn't contain any other ingredients Kalıp ifadeler

3:51

başka hiçbir bileşen içermez

from the rest of the pathogen

3:53

patojenin geri kalan kısmına ait

Kalıp ifadeler

doesn't contain any other ingredients: ek bileşenlerin tamamen dışlanması

Contain, bir şeyi kendi parçası veya içeriği olarak bulundurmak demektir. Ingredients yalnızca yiyecek malzemelerini değil; ilaçların, aşıların ve başka ürünlerin bileşenlerini de ifade edebilir. Doesn't contain any other ingredients tam bir dışlama anlatır: hiçbir ek bileşen yoktur. Olumsuz bir cümlede any other + çoğul isim, o kategoriden tek bir ek öğenin bile bulunmadığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi contain sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: This medicine doesn't ____ any other ingredients.

Cevabı göster

contain

that could develop into the disease Dilbilgisi

3:55

hastalığa dönüşebilecek

and harm the patient.

3:56

ve hastaya zarar verebilecek.

Dilbilgisi

that could ... and harm the patient: olası risk bildiren bir ilgi yan cümlesi

that ile başlayan ilgi yan cümlesi, any other ingredients from the rest of the pathogen ifadesini niteler. Dışarıda bırakılan bu patojen bileşenlerinin hangi tehlikeyi oluşturabileceğini açıklar; that sözcüğü patient ifadesine gönderme yapmaz. Could, gerçekleşmiş veya kesin bir sonucu değil, olası bir riski belirtir. and ile bağlanan develop into the disease ve harm the patient fiil gruplarının ikisini de etkiler. Bu bağlamda develop into the disease, sonunda hastalığı üretmek veya hastalığa yol açmak anlamındadır.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ilgi yan cümlesi ne anlama geliyor?

  1. Diğer patojen bileşenleri hastalığa yol açıp hastaya zarar verebilir.
  2. Hasta, patojen bileşenlerinden birine dönüşebilir.
  3. Diğer patojen bileşenleri hastalığa kesinlikle çoktan yol açmıştır.
Cevabı göster

Diğer patojen bileşenleri hastalığa yol açıp hastaya zarar verebilir.

If these vaccines become a success, Dilbilgisi

3:58

Eğer bu aşılar başarılı olursa,

Dilbilgisi

If these vaccines become a success: sonucu henüz belli olmayan bir gelecek koşulu

If, sonucu henüz belli olmayan bir koşul sunar: Aşılar gelecekte başarılı olabilir, ancak konuşmacı onların zaten başarılı olduğunu söylemez. Gelecekteki olası bir sonuçla ilgili if yan cümlesinde şimdiki zaman biçimi become kullanılması normaldir. Become a success, geliştirme veya çaba sürecinden sonra başarılı hâle gelmek anlamına gelir. be successful ile karşılaştırıldığında, bir girişimin başarılı bir sonuca dönüşmesine daha fazla odaklanır. Virgül, ardından sonucu veren bir ana cümlenin beklendiğini gösterir.

Alıştırma

Hedef ifadeyle gelecek koşulunu tamamlayın: If the new app ____, the company will release it worldwide.

Cevabı göster

becomes a success

we might be able to build more effective treatments for invasive pathogens Notlar

4:01

invaziv patojenler için daha etkili tedaviler geliştirebiliriz

Dilbilgisi

might be able to build more effective treatments: temkinli bir öngörü

might be able to, belirsizlik ile yetenek veya imkân fikrini bir araya getirir. might sonucun kesin olmadığını, be able to ise bir şeyi yapabilecek kapasiteye ya da fırsata sahip olmayı anlatır. Birlikte kullanıldıklarında söz vermek yerine temkinli bir öngörü oluştururlar. Burada build more effective treatments, daha iyi sonuç veren tedaviler geliştirmek anlamındadır; build fiziksel bir nesne inşa etmeyi anlatmaz. Bu ifade, hâlâ kanıtlanması gereken bilimsel ilerlemelerden söz ederken yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle, gelecekteki olası bir yetenek hakkında temkinli bir öngörüde bulunuyor?

  1. Researchers can reduce recovery time with the new method right now.
  2. Researchers will definitely reduce recovery time with the new method.
  3. Researchers might be able to reduce recovery time with the new method.
Cevabı göster

Researchers might be able to reduce recovery time with the new method.

Kelime

invasive pathogens: tıbbi anlamı

Patojenler; bazı virüsler, bakteriler, mantarlar veya parazitler gibi hastalığa yol açan etkenlerdir. Bu tıbbi bağlamda invasive, vücut dokularına girebilen ve bu dokuların içinde ya da vücudun başka bölgelerine yayılabilen patojenleri tanımlar. Dolayısıyla invasive pathogens, bu istila davranışını gösteren hastalık etkenleri demektir. Burada invasive biyolojik bir süreci anlatır. Birinin mahremiyetine müdahale etme şeklindeki gündelik anlamı taşımaz.

Alıştırma

Bu tıbbi bağlamda invasive pathogens ne anlama gelir?

  1. Vücut dokularını istila edebilen hastalık etkenleri
  2. Kişisel sorular soran sağlık çalışanları
  3. Özel bilgileri toplayan tıbbi cihazlar
Cevabı göster

Vücut dokularını istila edebilen hastalık etkenleri

in years to come. Kalıp ifadeler

4:04

önümüzdeki yıllarda.

Kalıp ifadeler

in years to come: geniş bir gelecek zaman çerçevesi

In years to come, bugünden bakıldığında “gelecekteki yıllar içinde” anlamına gelir. Bu ifadede to come, years sözcüğünü niteler ve “henüz gelmemiş, ileride olan” demektir. İfadenin tamamı gerçekleşebilecek, gelişebilecek veya açıklık kazanabilecek bir şey için geniş ve uzun vadeli bir gelecek zaman çerçevesi oluşturur. Bir yan tümcenin başında veya sonunda kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen ve “gelecekteki yıllar içinde” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: People may remember this act of courage ____.

Cevabı göster

in years to come

Just like Edward Jenner's amazing discovery spurred on modern medicine Notlar

4:06

Tıpkı Edward Jenner'ın muhteşem keşfinin

all those decades ago, Kalıp ifadeler

4:10

onca on yıl önce modern tıbbı teşvik etmesi gibi,

Öbek fiiller

spurred on: daha fazla ilerlemeye ivme kazandırmak

Burada spurred on, “ilerlemenin sürmesi için enerji ya da ivme kazandırdı” anlamına gelir. Jenner'ın keşfi itici güçtür; gelişimi ilerleyen şey ise modern medicine ifadesinin belirttiği modern tıptır. Bu ifade mecazidir. Spur, bir atı harekete geçiren mahmuz anlamına gelebilir; ancak spur on genellikle insanları, çalışmaları veya değişimleri sürmeye ya da ilerlemeye teşvik etmek için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi bu notta öğretilen ve “ivme kazandırdı” anlamına gelen geçmiş zamanlı öbek fiille tamamlayın: The first successful trial ____ further research.

Cevabı göster

spurred on

Kalıp ifadeler

all those decades ago: uzak geçmişe dönüp bakmak

All those decades ago, “şimdiden onlarca yıl önce” anlamına gelir. Ago, bir olayı bugünden geriye doğru hesaplanan geçmiş bir noktaya yerleştirirken all those ne kadar çok zaman geçtiğini vurgular. Buradaki those, gözle görülen nesneleri göstermez. Uzak dönemi, hikâyede paylaşılan veya zaten bilinen bir bölüm olarak sunar ve cümleye geçmişe dönük, tarihsel bir ton verir.

Alıştırma

Hangi cümle uzak geçmişteki bir olaya dönüp bakıyor ve ne kadar çok zaman geçtiğini vurguluyor?

  1. The observatory has served the town for decades.
  2. The observatory will open in two decades.
  3. The observatory opened all those decades ago, and its first telescope is still on display.
Cevabı göster

The observatory opened all those decades ago, and its first telescope is still on display.

continuing the development of vaccines Dilbilgisi

4:11

aşıların gelişimini sürdürmek

Anlatım akışı

Just like ... spurred on modern medicine: yeni bir iddiayı geçmişten bir örnekle çerçevelemek

Baştaki Just like + yan tümce, bilinen bir geçmiş örneği cümlenin ana iddiasından önce verir. Burada Jenner'ın keşfi referans noktasıdır; aşı geliştirmeyi sürdürmekle ilgili sonraki fikir bu eski örnek üzerinden anlaşılır. Karşılaştırma ortak bir rolle ilgilidir: tıbbi ilerlemeyi ileri taşımak. Just like bu açıdan benzerlik belirtir, her ayrıntının aynı olduğunu söylemez.

Alıştırma

Örneğin başındaki Just like yan tümcesi ne yapar?

  1. Bilinen bir geçmiş örneği yeni iddia için çerçeve olarak sunar.
  2. Konuyu Jenner'ın özel hayatına çevirir.
  3. İki gelişmenin her ayrıntıda aynı olduğunu söyler.
Cevabı göster

Bilinen bir geçmiş örneği yeni iddia için çerçeve olarak sunar.

might even allow us to treat diseases like HIV, Kültür

4:13

bir gün HIV,

malaria, or Ebola one day.

4:16

sıtma veya Ebola gibi hastalıkları tedavi etmemizi bile sağlayabilir.

Dilbilgisi

continuing ... might even allow us to treat: özne görevinde gerund öbeği

“Continuing the development of vaccines”, cümlede özne görevi gören bir gerund öbeğidir. Cümle yalnızca aşılardan değil, aşı geliştirme çalışmalarını sürdürme eyleminden söz eder. Yeniden kullanılabilecek yapı “Doing X might allow someone to do Y” şeklindedir. Bir eylemi, o eylemin mümkün kılabileceği bir sonuca bağlar. “Might” olasılık bildirir; “even” ise sonucun beklenenden daha ileri veya şaşırtıcı olduğunu vurgular.

Alıştırma

“develop safer batteries” ifadesini özne görevi gören bir gerund öbeğine dönüştürün: ____ might allow electric cars to travel farther.

Cevabı göster

Developing safer batteries

Kültür

diseases like HIV, malaria, or Ebola: gerçek halk sağlığı örnekleri

Burada like, “such as”, yani “örneğin” veya “gibi” anlamındadır; beğeni ifade etmek yerine örnekleri tanıtır. Bu adlar gelecekteki olasılığı somutlaştırır, ancak eksiksiz bir liste oluşturmaz ve üçünün de aynı nedene ya da aynı yayılma biçimine sahip olduğunu göstermez. Yalnızca kısa bir arka plan bilgisi gerekir: HIV, HIV enfeksiyonuna neden olan ve AIDS’e yol açabilen bir virüstür; sıtma, genellikle sivrisineklerin yaydığı paraziter bir hastalıktır; Ebola ise viral bir hastalıktır. Günlük dilde HIV bazen HIV enfeksiyonunun kısa adı olarak kullanılır. Sondaki one, “gelecekte bir gün” anlamındaki ayrı one day öbeğinin başlangıcıdır; hastalık listesinin parçası değildir.

Alıştırma

Cümlede “like HIV, malaria, or Ebola” ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Araştırmacıların HIV, sıtma ve Ebola’yı sevdiğini söyler.
  2. Gelecekteki tıp araştırmalarının ele alabileceği hastalık veya enfeksiyonlara gerçek örnekler verir.
  3. Üç durumun da aynı nedene ve aynı yayılma biçimine sahip olduğunu söyler.
Cevabı göster

Gelecekteki tıp araştırmalarının ele alabileceği hastalık veya enfeksiyonlara gerçek örnekler verir.