Uçuğa ne sebep olur ve nasıl tedavi edilir? - Christine Johnston: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu video HSV-1 ve HSV-2’nin vücuda nasıl girdiğini, sinir hücrelerinde sessizce kaldıktan sonra nasıl yeniden etkinleşip bulaştığını ve antiviral tedavilere ve yeni araştırmalara rağmen tanı ile kesin tedavinin neden hâlâ zor olduğunu açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. hijack the cellular machinery — Deyimler ve Mecazi İfadeler: Virüsün çoğalmak için hücrenin sistemlerini ele geçirmesini anlatan biyolojik metaforu kavramak ve karmaşık bilimsel süreçlerin zihinde canlanmasını kolaylaştırmak için benzer canlı anlatımları kullanmak. 2. as they're often inaccurate and can't reliably distinguish — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: as sözcüğünün kan testlerinin normalde önerilmemesinin nedenini sunduğunu fark etmek ve bu resmî yapıyla bir tavsiye ya da değerlendirmeyi kanıta dayandırmak. 3. show promise in the fight against this stealthy virus. — Deyimler ve Mecazi İfadeler: show promise ifadesini umut verici potansiyele işaret edecek şekilde yorumlamak; gen düzenleme ve aşılar anlatılırken kullanılan mücadele ve gizlilik metaforlarını tanımak; gelişmekte olan tıbbi araştırmaları başarıyı kesin göstermeden anlatmak için bu üsluptan yararlanmak.
Bu derste
Roman emperor Tiberius made an unprecedented decision, Kalıp ifadeler
0:08Roma imparatoru Tiberius benzeri görülmemiş bir karar alarak
made an unprecedented decision: eşdizim ve vurgu
Make a decision, bir hareket tarzı seçmeyi anlatan standart eşdizimdir. made an unprecedented decision ifadesindeki made, fiziksel bir şey “üretti” anlamına değil, “karar verdi” anlamına gelir. Unprecedented, daha önce bilinen benzer bir örneğin bulunmadığını belirtir. Kararın son derece yeni ve önemli görünmesini sağlar.
Alıştırma
Komitenin daha önce benzeri olmayan bir karar aldığını doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?
- The committee made an unprecedented decision after reviewing the evidence.
- The committee built an unprecedented decision after reviewing the evidence.
- The committee did an unprecedented decision after reviewing the evidence.
Cevabı göster
The committee made an unprecedented decision after reviewing the evidence.
banning kissing at all public events. Dilbilgisi
0:12tüm halka açık etkinliklerde öpüşmeyi yasakladı.
banning kissing at all public events: tamamlayıcı bir -ing yapısı
Virgülden sonraki banning kissing at all public events yapısı, tamamlanmış ana cümleye eklenen açıklayıcı bir -ing yan yapısıdır. Örtük öznesi Tiberius’tur ve kararın içeriğini ya da sonucunu verir: kararı aldı ve böylece bu davranışı yasakladı. İkinci bir bağımsız cümle değildir. banning kissing ifadesinde kissing yasaklanan etkinliktir. at all public events ise yasağın geçerli olduğu durumları belirtir.
Alıştırma
Virgülden sonraki ifade kuralın somut önlemini eklesin diye cümleyi ban fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The city adopted a new rule, ____ cars from the historic center.
Cevabı göster
banning
This move was aimed at thwarting a puzzling outbreak, which many historians believe was an epidemic of oral herpes. Notlar
0:16Bu hareket, birçok tarihçinin ağız uçuğu salgını olduğuna inandığı kafa karıştırıcı bir salgını engellemeyi amaçlıyordu.
was aimed at thwarting: be aimed at + -ing ile amaç belirtme
Be aimed at doing, "bir şeyi yapmak üzere tasarlanmış veya amaçlanmış olmak" anlamına gelir. Bu cümlede edilgen was aimed at biçimi, önlemin amacını resmî bir dille sunar. Thwarting, bir tehdidin, zararlı olayın veya planın başarıya ulaşmasını engellemek demektir. Burada at bir edattır; bu nedenle ardından bir isim veya -ing biçimi gelir. Bu yüzden aimed at thwarting doğrudur, aimed at thwart değildir.
Alıştırma
Cümleyi thwart fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The new firewall is aimed at ____ unauthorized access.
Cevabı göster
thwarting
puzzling outbreak: ani ve açıklanması zor bir olay
Outbreak, bir hastalığın aniden ortaya çıkmasını veya vaka sayısının birden artmasını ifade eder; bu durum çoğunlukla belirli bir yer ya da grupta görülür. Puzzling, açıklanması zor demektir; dolayısıyla a puzzling outbreak, nedeni veya niteliği belirsiz olan ani bir vaka kümesi ya da artışıdır. Ardından gelen an epidemic of oral herpes ifadesi, tarihçilerin olay için önerdiği tanımlamayı verir. Outbreak olayın aniden ortaya çıkmasını vurgular; epidemic ise bir hastalığın belirli bir nüfus veya bölgede normalde beklenen düzeyin üzerinde yayılmasını anlatır.
Alıştırma
Bir kasabada birkaç kişi aniden aynı, nedeni açıklanamayan hastalığa yakalanıyor. Olayı en iyi hangi ifade tanımlar?
- a routine checkup
- a puzzling outbreak
- a gradual recovery
Cevabı göster
a puzzling outbreak
and more than half the population is infected with herpes simplex virus. Kalıp ifadeler
0:27nüfusun yarısından fazlası herpes simpleks virüsü ile enfekte durumdadır.
Zaman çizgisini bugüne taşıyan Fast forward to today
Fast forward to today, dinleyiciye aradaki yılları atlayıp anlatıyı doğrudan bugüne getirdiğini bildirir. Zaman çizgisini düzenler; videonun oynatma hızını değiştirme talimatı değildir. Cümlenin başında kullanıldığında, ardından gelen bilgi için yeni bir zaman noktası belirler. Fast forward to + zaman noktası kalıbı, bir hikâyeyi daha sonraki bir ana taşıyabilir.
Alıştırma
Cümlenin başındaki Fast forward to today ne işe yarar?
- Aradaki zamanı atlar ve anlatıyı bugüne getirir.
- İzleyiciden videonun oynatma hızını artırmasını ister.
- Aynı anda bulunan ikinci bir yeri tanıtır.
Cevabı göster
Aradaki zamanı atlar ve anlatıyı bugüne getirir.
Yüzde 50'nin üzerindeki oran için more than half the population
more than half the population, sayının toplam nüfusun yüzde 50'sinden fazla olduğu anlamına gelir. more than, half sözcüğünü niteler; half the population ise ölçülen grubu belirtir. Tek bir kişinin yarısı anlamına gelmez. Kısa kalıp more than half + belirleyici + isim şeklindedir: more than half the students, more than half our budget. More than half of the population da dil bilgisi açısından doğrudur, ancak of kullanılmayan biçim daha kısadır.
Alıştırma
Sakinlerin yüzde 50'sinden fazlasının toplu taşıma kullandığını belirtmek için kısa kalıbı doğru kullanan cümle hangisidir?
- More than the half residents use public transportation.
- More than half the residents use public transportation.
- More half than the residents use public transportation.
Cevabı göster
More than half the residents use public transportation.
Though as many as 90% of those infected don't actually know they have it. Kalıp ifadeler
0:32Yine de enfekte olanların %90'a kadarı aslında buna sahip olduklarını bilmiyor.
as many as 90%: oranın yüksekliğini vurgulama
Bu cümlede as many as 90%, sayı ya da oran olarak yüzde 90 gibi yüksek bir düzey anlamına gelir. Yüzde 90'ın dikkat çekici derecede büyük bir pay olduğunu vurgular; yalnızca 90% demek sayıyı daha tarafsız aktarır. Buradaki many, those infected ifadesinin belirttiği sayılabilen insan grubuyla ilişkilidir. Bu, as many books as I have örneğindeki eşit sayıyı belirten as many ... as karşılaştırma yapısı değildir.
Alıştırma
Bir ankette katılımcıların yüzde 70'inin sorunu bildirdiği saptanıyor ve yazar bu oranın yüksekliğini vurgulamak istiyor. Hangi cümle en uygundur?
- About 70% of respondents reported the problem.
- Up to 70% of respondents reported the problem.
- As many as 70% of respondents reported the problem.
Cevabı göster
As many as 70% of respondents reported the problem.
The term herpes virus refers to a whole family of viruses, Kalıp ifadeler
0:39Herpes virüsü terimi koca bir virüs ailesini ifade eder,
The term X refers to Y: bir terimin neyi ifade ettiğini tanımlama
The term X refers to Y, tanım yapmak için kullanılan standart bir kalıptır. X açıklanan sözcük ya da addır; Y ise bu terimin belirttiği şeyi, grubu veya kavramı tanımlar. Örnekte herpes virus terimdir, a whole family of viruses ise terimin kapsadığı alandır. Burada refers to “ifade eder” veya “anlamına gelir” demektir; “başvurur” ya da “bakıp araştırır” anlamına gelmez.
Alıştırma
Tanımı refer to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The term "carbon footprint" ____ the greenhouse gases linked to an activity.
Cevabı göster
refers to
but what we typically call the condition of herpes is caused by two viruses in particular. Dilbilgisi
0:44ancak genellikle uçuk olarak adlandırdığımız duruma temel olarak iki virüs neden olur.
what we typically call ... is caused by ...: özne görevindeki ad yan cümleciği
what we typically call the condition of herpes yan cümleciği, cümlenin öznesidir. Burada what, “... olan şey veya durum” anlamına gelir ve yan cümlecik konuşulan konuyu adlandırır; bu bir soru değildir ve soru cümlesi söz dizimini kullanmaz. Ana fiil öbeği is caused by yapısıdır. what + özne + call + ad öbeği + is caused by + neden kalıbı, yaygın bir adı gerçek nedeniyle ilişkilendirir. what yan cümleciğinin tamamı tek bir özne kabul edildiği için burada tekil is kullanılır.
Alıştırma
what yan cümleciğini özne olarak doğru kullanan ve ardından nedeni edilgen yapıyla açıklayan cümleyi seçin.
- What do we call screen glare is caused by light reflecting off the display.
- What we call screen glare is caused by light reflecting off the display.
- What we call screen glare caused by light reflecting off the display.
Cevabı göster
What we call screen glare is caused by light reflecting off the display.
they tend to infect different parts of the body. Kalıp ifadeler
0:58vücudun farklı bölgelerini enfekte etme eğilimindedirler.
While similar: karşıtlıktan önce benzerliği kabul etme
While similar, “benzer olsalar da” anlamına gelen kısaltılmış bir ödünleme yan cümleciğidir. Burada while, “... sırasında” anlamını taşımaz. Cümlenin ana bölümünden anlaşılan özne ve be fiili they are yapısıdır. Bu ifadeyi başa koymak, ana cümle daha önemli farkı sunmadan önce ortak bir özelliği kabul eder. Kısaltılmış biçimi yalnızca atılan özne ana cümlenin öznesiyle aynı olduğunda ve sıfat be fiilinden sonra doğal biçimde kullanılabildiğinde kullanın.
Alıştırma
Karşıtlığı sunmadan önce benzerliği kabul etmek için vurgulanan iki kelimelik başlangıcı kullanın: ____, the two designs serve different purposes.
Cevabı göster
While similar
tend to infect: mutlak bir kural değil, eğilim belirtmek
Bu cümlede tend to infect, “genellikle enfekte eder” veya “enfekte etme eğilimindedir” anlamına gelir. Genel bir eğilimi anlatır ve istisnalara yer bırakır; enfeksiyonun her durumda kesin olduğu anlamına gelmez. Yapı tend to + fiilin yalın hâli şeklindedir; bu nedenle infect yalın hâlde kalır. Bu yapı, mutlak bir iddiada bulunmadan genellikle ne olduğunu belirtmek için kullanılır.
Alıştırma
Kesinlik değil, genel bir eğilim belirtmek için cümleyi tend to + infect ile tamamlayın: Some respiratory viruses ____ the nose and throat more often than the lungs.
Cevabı göster
tend to infect
HSV-1 is typically associated with oral herpes, Kalıp ifadeler
1:02HSV-1 tipik olarak ağız uçuğu ile ilişkilidir,
is typically associated with: yaygın bir ilişki belirtmek
Bu cümlede is typically associated with, “genellikle … ile ilişkilidir” anlamına gelir. Typically, ifadenin istisnasız bir kural değil, yaygın bir örüntü olduğunu gösterir. Yapı X + be + typically associated with + Y şeklindedir. Bir ilişki bildirir; ancak bu ilişki tek başına X’in Y’ye veya Y’nin X’e neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Bir rapor, uzun çalışma saatleri ile kötü uyku arasında yaygın bir bağlantı buluyor ancak nedensellik ortaya koymuyor. En doğru cümle hangisidir?
- Long working hours must lead to poor sleep.
- Long working hours are typically caused by poor sleep.
- Long working hours are typically associated with poor sleep.
Cevabı göster
Long working hours are typically associated with poor sleep.
cold sores: dudak çevresindeki uçukların kalıplaşmış adı
cold sores, genellikle dudaklarda veya dudakların çevresinde görülen küçük ve bulaşıcı kabarcıkların yaygın çoğul adıdır. Bunlar çoğu zaman oral herpes belirtisidir ve bu cümlede virüsün neden olduğu durumu adlandırır. Bu, kalıplaşmış bir isim öbeğidir; cold burada sıcaklık anlamına gelmez. Bir tane için a cold sore, birden fazla için cold sores kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi HSV ile ilişkili dudak kabarcıklarının yaygın İngilizce adıyla tamamlayın: After the outbreak, Mia developed two ____ near her lips.
Cevabı göster
cold sores
Genital herpes can be caused by either virus, Dilbilgisi
1:09Genital uçuklara her iki virüs de neden olabilir,
can be caused by either virus: iki olası nedenden herhangi biri
Can be caused by, can kip belirtecini edilgen be caused by yapısıyla birleştirir. Bir şeyin olası bir neden olduğunu belirtir; bu özel durumda nedenin kesin olarak doğrulandığını göstermez. Either virus, daha önce söz edilen iki virüsten herhangi birini ifade eder: birincisi neden olabilir, ikincisi de neden olabilir. Bu yapıda either sayılabilen bir ismi doğrudan nitelediğinde virus gibi tekil biçim kullanılır. İki virüsün mutlaka birlikte etki etmesi gerektiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle iki ayardan birinin neden olabileceğini ifade eder?
- The error must be caused by both settings together.
- The error can be caused by either setting.
- The error cannot be caused by either setting.
Cevabı göster
The error can be caused by either setting.
though it's more often caused by HSV-2: genel ifadeyi sınırlandırma
Burada though önceki ifadeye bir sınırlama ekler: genital herpes iki virüs türünden herhangi birinden kaynaklanabilir, ancak daha yaygın neden HSV-2'dir. Though yan cümlesi genel ifadeyi geçersiz kılmadan kapsamını daraltır. More often sıklığı karşılaştırır. HSV-2'nin genital herpese vakaların daha büyük bir bölümünde neden olduğunu belirtir; HSV-2'nin tek olası neden olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Yeni örneği okuyun ve though yan cümlesinin görevini seçin: Both methods can work, though the first one succeeds more often.
- Yalnızca ilk yöntemin işe yarayabileceğini söyler.
- Her iki olasılığı da korur ve hangi sonucun daha sık gerçekleştiğini belirtir.
- Konuyu ilgisiz bir yönteme çevirir.
Cevabı göster
Her iki olasılığı da korur ve hangi sonucun daha sık gerçekleştiğini belirtir.
Regardless of location or type: farklılıkları bir kenara bırakma
Regardless of location or type, belirtilen farkları bir kenara bırakır: enfeksiyonun yeri de virüsün türü de ardından gelen sonucu değiştirmez. Bu ifade, sonraki açıklamanın ele alınan bütün durumlar için geçerli olduğunu gösterir. Regardless of ifadesinden sonra bir isim veya isim öbeği gelir. Tam bir seçenek ya da yan cümle getirmek için regardless of whether + cümle kullanılır; örneğin regardless of whether symptoms appear.
Alıştırma
Cümleyi regardless of ile tamamlayın: ____ the weather, the event will continue as planned.
Cevabı göster
Regardless of
HSV enters the body through microscopic breaks in the skin or mucous membranes like the mouth and genitals. Notlar
1:25HSV, ağız ve cinsel organlar gibi mukoza zarlarındaki veya ciltteki mikroskobik yırtıklardan vücuda girer.
enter the body through microscopic breaks in...: giriş yolunu anlatmak
Burada enters the body through... hem varış yerini hem de oraya ulaşmak için kullanılan yolu belirtir. Enter, into almadan doğrudan varış yeriyle kullanılır: enter the body. Ardından through, açıklığı veya geçiş yolunu tanıtır: through microscopic breaks in the skin or mucous membranes. Microscopic breaks, görülemeyecek kadar küçük olabilen kesikler veya hasarlı noktalardır. Burada breaks, dinlenme araları değil, açıklıklar veya hasarlar anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp enter + yer + through + açıklık veya geçittir.
Alıştırma
Cümleyi enter + yer + through + açıklık kalıbıyla tamamlayın: Bacteria can ____ tiny cuts in the skin.
Cevabı göster
enter the body through
mucous membranes: mucous sıfatı ve mucus ismi
Mucous membranes, mucous membrane ifadesinin çoğuludur ve ağız ile cinsel organlar gibi vücut geçitlerini kaplayan nemli doku, yani mukoza için kullanılan tıbbi bir terimdir. Bu ifadede membranes temel isim, mucous ise onu niteleyen sıfattır. Cümlede ağız ve cinsel organlar, mucous membranes bulunan bölgelere örnektir. İfade, virüsün içeri girebileceği doku yüzeylerini belirtir.
Alıştırma
Mucous ve mucus sözcüklerini doğru kullanan cümleyi seçin.
- Mucous membranes produce mucous.
- Mucus membranes produce mucous.
- Mucous membranes produce mucus.
Cevabı göster
Mucous membranes produce mucus.
viral proteins hijack the cellular machinery to replicate and spread. Notlar
1:37viral proteinler çoğalmak ve yayılmak için hücresel mekanizmayı ele geçirir.
hijack the cellular machinery: hücrenin sistemlerini ele geçirmek
Bu cümlede hijack mecazi anlamda kullanılır. Viral proteinler normalde hücreye hizmet eden sistemlerin kontrolünü ele geçirip onları virüsün amaçlarına yönlendirir. Burada gerçek anlamda bir taşıt kaçırma eylemi anlatılmaz. Cellular machinery de mecazi bir ifadedir. Protein üretmek ve genetik materyali kopyalamak gibi işleri yapan, hücre içindeki eş güdümlü molekül ve süreçleri anlatır. İfade, hücreyi kaynakları ele geçirilmiş çalışan bir sistem gibi gösterir.
Alıştırma
Bu cümledeki hijack the cellular machinery ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?
- Viral proteinler hücrenin sistemlerini kontrol eder ve onları virüsün çoğalmasına yönlendirir.
- Viral proteinler hücrenin yararı için hücre sistemlerini onarır.
- Viral proteinler hücrenin içinden gerçek bir makine çalar.
Cevabı göster
Viral proteinler hücrenin sistemlerini kontrol eder ve onları virüsün çoğalmasına yönlendirir.
to replicate and spread: amaç bildiren iki paralel fiil
Replicate ve spread, and ile bağlanan paralel yalın fiillerdir. Bu biyolojik bağlamda replicate daha fazla viral kopya veya materyal üretmek, spread ise yeni hücrelere, dokulara ya da konaklara geçmek anlamına gelir. Öndeki to iki fiili de kapsar: to replicate and (to) spread. Bu mastar yapısı hücresel mekanizmayı ele geçirmenin amacını belirtir; bu nedenle ikinci fiilden önce to sözcüğünü tekrarlamak gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi ‘kopyalar üretmek ve yeni hücrelere geçmek’ anlamındaki tam hedef fiil çiftiyle tamamlayın: Viruses use host cells to ____.
Cevabı göster
replicate and spread
For many people, this initial infection won't result in any symptoms, Kalıp ifadeler
1:43Birçok insan için bu ilk enfeksiyon herhangi bir semptoma neden olmaz,
won't result in any symptoms: result in ile neden ve sonuç
Result in, “belirli bir sonuca neden olmak” veya “belirli bir sonuca yol açmak” demektir. Bu cümlede initial infection neden, any symptoms ise olası sonuçtur; won't bu sonucu olumsuzlar. Bu nedenle birçok kişide enfeksiyona bağlı belirti gelişmez. Kalıp neden veya durum + result in + sonuç şeklindedir. in sonrasındaki sözcük ya da ifade, bunun sonucunda ne olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi result in veya result from ile tamamlayın: Skipping regular backups can ____ permanent data loss.
Cevabı göster
result in
but for others, the virus causes enough damage that fluid-filled blisters develop and rupture, Notlar
1:48ancak diğerleri için virüs, içi sıvı dolu kabarcıkların gelişip patlamasına neden olacak kadar hasar verir
causes enough damage that ...: enough + isim + sonuç yan cümlesi
Enough + isim + that yan cümlesi, miktar ya da derecenin bir sonucun ortaya çıkması için gereken eşiğe ulaştığını anlatır. Burada enough, damage sözcüğünü niteler; that sonrasındaki tamamlanmış cümle ise sonucu verir: fluid-filled blisters develop and rupture. Aktarılabilir kalıp fiil + enough + isim + that + sonuç yan cümlesi şeklindedir. that sonrasındaki cümle zaten tamamlanmış olduğu için that bir sonuç bildirir; damage sözcüğünü niteleyen bir ilgi zamiri değildir.
Alıştırma
Eksik bağlayıcıyı ekleyerek sonuç yapısını tamamlayın: The leak caused enough damage ____ the office had to close for repairs.
Cevabı göster
that
fluid-filled blisters develop and rupture: bir belirti süreci
Fluid-filled, blisters sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır ve kabarcıkların içinde sıvı bulunduğunu belirtir. Kısa çizgi, iki sözcüğün isimden önce birlikte tek bir niteleyici gibi çalıştığını gösterir. Develop and rupture bir sıralı süreci anlatır. Burada develop geçişsizdir ve bir ürün geliştirmek değil, oluşmak veya ortaya çıkmak anlamına gelir; rupture ise açılarak patlamak demektir. İfade, kabarcıkların oluşmasından patlamasına kadar olan süreci anlatır.
Alıştırma
fluid-filled blisters develop and rupture ifadesindeki süreci hangi seçenek doğru açıklar?
- Birisi kabarcıkları tasarlar ve kabarcıklar kapalı kalır.
- İçi sıvı dolu kabarcıklar oluşur ve ardından patlar.
- Cilt iyileşir ve hiçbir kabarcık oluşmaz.
Cevabı göster
İçi sıvı dolu kabarcıklar oluşur ve ardından patlar.
causing painful lesions: tıbbi bir sonuç ifadesi
Lesions, hastalık veya yaralanma nedeniyle anormalleşmiş ya da hasar görmüş doku bölgelerini ifade eden tıbbi bir terimdir. Bu cilt bağlamında painful lesions, ağrıyan anormal veya hasarlı bölgeleri anlatır; bunların kesik ya da açık yara olması şart değildir. -ing yan cümlesi causing painful lesions, önceki sürece gönderme yapar ve onun sonucunu sunar. Anlamı ve bu, ağrılı lezyonlara neden olur şeklinde düşünülebilir.
Alıştırma
Tıbbi bir açıklamada causing painful lesions en büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- yalnızca keskin bir cismin açtığı kesikleri oluşturmak
- dokunun tamamen normale döndüğünü göstermek
- ağrılı anormal veya hasarlı doku bölgeleri oluşturmak
Cevabı göster
ağrılı anormal veya hasarlı doku bölgeleri oluşturmak
With more severe initial infections: cümle başındaki öbekle durumu belirlemek
Cümle başında with + isim öbeği, ana cümledeki durumun geçerli olduğu koşulları belirleyebilir. Burada With more severe initial infections, “ilk enfeksiyonlar daha şiddetli olduğunda” anlamına gelir. Bu kısa giriş, sonuçtan önce arka plan bilgisini sunar. Bu kullanımda with, with a friend örneğindeki gibi birine eşlik etmeyi ifade etmez.
Alıştırma
Cümle başındaki with öbeğinin sonraki sonucu etkileyen bir durumu belirlediği cümleyi seçin.
- With colder weather, the roads can become icy.
- The nurse cut the bandage with scissors.
- Leah went to the clinic with her brother.
Cevabı göster
With colder weather, the roads can become icy.
the virus can enter the bloodstream and lead to fevers, muscle aches, and headaches. Kalıp ifadeler
2:00virüs kan dolaşımına girerek ateşe, kas ağrılarına ve baş ağrısına yol açabilir.
enter the bloodstream: doğrudan nesne alan tıbbi bir sözcük birlikteliği
Enter the bloodstream, tıp dilinde kullanılan yaygın bir sözcük birlikteliğidir ve “dolaşan kana geçmek” anlamına gelir. The bloodstream, bir su akıntısını değil, vücutta dolaşan kanı ifade eder. Enter bu kullanımda geçişli bir fiildir ve the bloodstream nesnesini doğrudan alır: enter the bloodstream. Araya to eklenmez; enter to the bloodstream dilbilgisi açısından yanlıştır. Enter into the bloodstream mümkündür, ancak daha az özlüdür ve burada gerekli değildir.
Alıştırma
Cümleyi enter the bloodstream ile tamamlayın: After being absorbed, the medicine can ____ within minutes.
Cevabı göster
enter the bloodstream
lead to fevers, muscle aches, and headaches: neden ve sonuç belirtme
Bu cümlede lead to, “neden olmak” veya “yol açmak” anlamındadır. Virüs neden olarak sunulur; fevers, muscle aches ve headaches isim öbekleri ise olası sonuçlardır. Burada birine bir yere kadar yol göstermekten söz edilmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp cause + lead to + result şeklindedir. to sonrasındaki sözcükler bir varış noktasını değil, nedenin sonucunda ne olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “neden olmak” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: Too little sleep can ____ problems with concentration.
Cevabı göster
lead to
This viral onslaught alerts the immune system, Deyimler
2:06Bu viral saldırı bağışıklık sistemini uyarır,
viral onslaught: güçlü bir savaş metaforu
Onslaught sözcüğü gerçek anlamıyla şiddetli ve ezici bir saldırıyı ifade eder. Viral onslaught ifadesinde yazar, viral etkinliği mecazi olarak vücuda yapılan bir saldırı gibi sunar. Bu da sürece güçlü bir kuvvet, tehlike ve aciliyet hissi verir. İfade mecazi anlamda okunmalıdır: Gerçek bir askerî olay yaşanmamaktadır ve onslaught belirli bir biyolojik sürecin adı değildir.
Alıştırma
Viral onslaught bu cümlede nasıl bir etki oluşturur?
- Viral etkinliği güçlü ve tehditkâr göstermek için savaş metaforu kullanır.
- Virüsün gerçek bir askerî saldırıya katıldığını söyler.
- Virüs miktarına ilişkin kesin bir tıbbi ölçüm verir.
Cevabı göster
Viral etkinliği güçlü ve tehditkâr göstermek için savaş metaforu kullanır.
which gets to work attempting to eliminate the HSV virus just as it would when faced with other common viral pathogens. Notlar
2:09o da diğer yaygın viral patojenlerle karşılaştığında yaptığı gibi HSV virüsünü ortadan kaldırmaya çalışmak üzere işe koyulur.
gets to work attempting to eliminate: bir süreci kişileştirmek
Get to work, “yapılması gereken işe başlamak” demektir. Ardından gelen -ing yapısı attempting to eliminate the HSV virus, hangi faaliyetin başladığını belirtir. Burada bağışıklık sistemi, bir göreve başlayan çalışanmış gibi kişileştirilir. Asıl anlam, bağışıklık tepkisinin virüsü ortadan kaldırmaya çalışmaya başlamasıdır; attempting çabayı belirtir, başarıyı garanti etmez.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?
- Bağışıklık sistemi bir iş yerine gider ve virüsü ortadan kaldırır.
- Bağışıklık sistemi virüsü kesinlikle zaten ortadan kaldırmıştır.
- Bağışıklık sistemi virüsü ortadan kaldırmaya çalışmaya başlar.
Cevabı göster
Bağışıklık sistemi virüsü ortadan kaldırmaya çalışmaya başlar.
when faced with: kısaltılmış edilgen when cümlesi
When faced with ..., when ile başlayan edilgen bir yan cümlenin kısaltılmış hâlidir. Burada when it is faced with other common viral pathogens biçiminde açılabilir: it bağışıklık sistemini belirtir; hem özne hem de is atılmıştır. Bu kısaltma, atılan öznenin çevresindeki cümlenin öznesiyle aynı olduğu anlaşıldığında kullanılabilir. Be faced with, “bir durumla karşılaşmak veya onunla uğraşmak zorunda olmak” demektir; çoğu zaman bir şeye fiziksel olarak bakmaktan ziyade soyut bir durumu anlatır.
Alıştırma
“when the researcher is faced with conflicting evidence” ifadesini kısaltılmış bir yan cümleye dönüştürün: When ____ with conflicting evidence, a careful researcher checks the data again.
Cevabı göster
faced
But what makes HSV particularly difficult to clear is that some virus hides itself away, Notlar
2:17Fakat HSV'nin temizlenmesini özellikle zorlaştıran şey, bazı virüslerin saklanarak
What makes HSV particularly difficult to clear is that...: zorluğun nedenini belirtme
What makes X difficult to do is that... bir zorluğa yol açan olguyu belirtir. What ile başlayan yan cümlenin tamamı özne görevindedir; is that... ise ifadeyi tamamlayan nedeni sunar. Kalıbın içinde make + nesne + sıfat, “nesneyi o duruma getirmek” anlamına gelir. Burada clear, “virüsü vücuttan uzaklaştırmak” anlamında bir fiildir; “anlaşılması kolay” anlamındaki sıfat değildir.
Alıştırma
Öğrenilen kalıbın eksik iki bölümünü tamamlayın: ____ this report difficult to verify ____ several sources are missing.
Cevabı göster
What makes · is that
hides itself away: gözden ve erişimden uzak bir yere gizlenmek
Hide oneself away, kişinin ya da varlığın görülmesi, bulunması veya ulaşılması zor bir yerde kendini gizlemesi anlamına gelir. Dönüşlülük zamiri özneye geri döner; bu nedenle itself, virüsün kendisini gizlediğini belirtir. Away yalnızca saklanma eylemini değil, görüşten veya erişimden uzaklaşma anlamını da ekler. Bu cümlede kullanılan ifade virüsü kişileştirerek gizli durumunu gözde canlandırmayı kolaylaştırır.
Alıştırma
Cümleyi hide oneself away ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: When the hikers approach, the fox ____ in its den.
Cevabı göster
hides itself away
evading detection by the immune system. Kalıp ifadeler
2:25bağışıklık sistemi tarafından tespit edilmekten kaçınmasıdır.
evading detection: tespit edilmekten kaçmak
evading detection ifadesinde evade geçişli bir fiildir ve from olmadan doğrudan detection nesnesini alır. İfade, fark edilmekten, tanımlanmaktan veya keşfedilmekten başarıyla kurtulmak demektir. Bu cümlede kaçınılan şey bağışıklık sistemi tarafından tanınmaktır. Bulunmama durumunu tarafsızca anlatan bir ifadeye kıyasla evade, aktif bir arama ya da tespit mekanizmasını aşma çağrışımı yapar. Bu nedenle öznenin fark edilmemesine yardımcı olan uyarlamalar, taktikler veya özellikler söz konusu olduğunda özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi resmî ifade cümleyi en iyi tamamlar ve aktif bir tespit sistemini aşma fikrini vurgular? The malware changes its code to _____ by security software.
- evade from detection
- remain undetected
- evade detection
Cevabı göster
evade detection
You see: açıklamaya giriş yapmak
Bir açıklamadan önce kullanılan You see, dinleyiciye sıradaki bilginin önceki bölümle nasıl ilişkili olduğunu gösterir: bir neden, açıklık kazandıran bilgi veya yararlı bir arka plan sunar. Dinleyiciden bir şeye bakmasını istemez. Bir söylem belirleyicisi olarak sözlü açıklamayı daha konuşma diline yakın hâle getirir ve dinleyiciye destekleyici bilginin geleceğini fark etmesi için kısa bir an verir.
Alıştırma
"You see, the schedule changed after we booked," cümlesinde You see ne işe yarar?
- Dinleyiciden programa bakmasını ister.
- Açıklamanın bittiğini gösterir.
- Durumu açıklayan arka plan bilgisini sunar.
Cevabı göster
Durumu açıklayan arka plan bilgisini sunar.
in addition to penetrating skin and mucosal cells, Kalıp ifadeler
2:29HSV, cilt ve mukoza hücrelerine nüfuz etmenin yanı sıra,
in addition to penetrating: ulaçla başka bir eylem eklemek
In addition to, ‘-e ek olarak’ veya ‘-nın yanı sıra’ anlamına gelir ve ek bilgi sunar. Burada in addition to penetrating skin and mucosal cells bir eylemi ortaya koyar; sonraki yan cümle başka bir eylem ekler. Bu yapıda to, mastar işareti değil bir edattır. Ardından bir eylem geldiğinde fiilin -ing biçimi kullanılır: in addition to penetrating doğrudur; in addition to penetrate değildir.
Alıştırma
Bir eylemden önce in addition to yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.
- In addition to studying biology, Maya takes a chemistry course.
- In addition studying biology, Maya takes a chemistry course.
- In addition to study biology, Maya takes a chemistry course.
Cevabı göster
In addition to studying biology, Maya takes a chemistry course.
HSV also infiltrates nearby nerve cells in the skin. Kelime
2:33ciltteki yakındaki sinir hücrelerine de sızar.
also infiltrates nearby nerve cells: istilacı biçimde girmek
Infiltrate, bir yere, dokuya veya sisteme çoğu zaman aşamalı, gizli ya da istilacı biçimde girmek veya sızmak anlamına gelir. Bu tıbbi cümlede HSV'nin yakındaki sinir hücrelerine girmesini yalnızca tarafsız bir konum değişikliği olarak değil, istilacı ve zararlı bir süreç olarak sunar. Also bunun ek bir eylem olduğunu gösterir ve onu daha önce in addition to ile sunulan eyleme bağlar.
Alıştırma
Yazar gizli ve zararlı bir girişi vurgulamak istediğinde cümleyi en iyi hangi fiil tamamlar? The spyware tried to ___ the secure network without being detected.
- enter
- visit
- infiltrate
Cevabı göster
infiltrate
until they reach nerve clusters called ganglia. Kelime
2:41gangliyon adı verilen sinir kümelerine ulaşırlar.
travel along ... until they reach: izlenen yol ve varış noktası
travel along the stretch of axons, bir güzergâhı izleyen hareketi anlatır. Burada along, aksonları hareketin izlediği yol olarak gösterir. until they reach, bitiş noktasını belirleyen olayı tanıtır: hareket, sinir kümelerine ulaştıkları ana kadar sürer. Bu yol + until yan cümlesi kalıbı, rotaları ve süreçleri anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
travel along ve until kullanarak yol ve bitiş noktası kalıbını tamamlayın: Electrical impulses ____ nerve fibers ____ they reach the brain.
Cevabı göster
travel along · until
nerve clusters called ganglia: called ile adlandırma
nerve clusters genel tanımdır; called ganglia ise teknik adı ekler. Burada called, “adı … olan” anlamındadır; “telefon etti” anlamında değildir. called ganglia, nerve clusters ifadesini niteleyen geçmiş ortaç grubudur. nerve clusters that are called ganglia ifadesinin kısaltılmış biçimidir ve bilimsel metinlerde terimleri tanıtmak için sık kullanılan özlü bir kalıptır.
Alıştırma
Teknik terimi tanıtmak için called kullanın: The lungs contain tiny air sacs ____ alveoli.
Cevabı göster
called
HSV-1 thrives in the trigeminal ganglia located in the skull, Kelime
2:46HSV-1 kafatasında bulunan trigeminal gangliyonda gelişir,
thrives in: Bir ortamda yalnızca yaşamak değil, çok iyi gelişmek
Thrive in, belirli bir ortamda veya koşullarda özellikle iyi yaşamak, büyümek ya da işlemek anlamına gelir. live in ifadesinden daha güçlüdür: ortam, özneye uygundur ve başarılı biçimde gelişmesini destekler. Bu cümlede thrives in, trigeminal gangliyonların HSV-1 için çok uygun bir ortam olduğunu anlatır. Bu, virüsü övmek değil, tarafsız ve bilimsel bir betimlemedir.
Alıştırma
Hangi cümle, bitkilerin bu koşullarda yalnızca hayatta kalmadığını, özellikle iyi geliştiğini anlatır?
- These plants live in warm, humid conditions.
- These plants survive in warm, humid conditions.
- These plants thrive in warm, humid conditions.
Cevabı göster
These plants thrive in warm, humid conditions.
and HSV-2 prefers the sacral ganglia near the base of the spinal cord.
2:52ve HSV-2 omuriliğin tabanına yakın sakral gangliyonu tercih eder.
goes dormant: Geçici olarak etkin olmayan hâle gelmek
Go dormant, etkin bir durumdan geçici olarak etkin olmayan bir duruma geçmek anlamına gelir. go + sıfat yapısında go, durum değişikliğini gösterir; bu nedenle goes dormant yalnızca “uyku hâlindedir” değil, “uyku hâline geçer” demektir. Virüs için dormant, ölü veya ortadan kaldırılmış anlamına gelmez. Virüs varlığını sürdürür ve daha sonra yeniden etkinleşebilir.
Alıştırma
“The volcano went dormant” cümlesi en doğrudan ne anlama gelir?
- Volkan kalıcı olarak ortadan kayboldu.
- Volkan daha şiddetli biçimde patlamaya başladı.
- Volkan etkinliğini yitirdi, ancak yeniden etkinleşebilir.
Cevabı göster
Volkan etkinliğini yitirdi, ancak yeniden etkinleşebilir.
which helps it avoid attacks from the immune system.
3:02bağışıklık sisteminin saldırılarından kaçınmasına yardımcı olur.
turning off its replication machinery: soyut bir süreci durdurmak
Burada turning off, fiziksel bir makinenin düğmesini kapatmak değil, bir şeyin çalışmasını durdurmak demektir. Replication machinery, virüsün kendini kopyalamak için kullandığı biyolojik süreçleri makine gibi anlatan bir mecazdır. -ing yapısı bunu virüsün gerçekleştirdiği bir eylem olarak sunar. İfadenin tamamını, bu çoğalma süreçlerinin işlemesini durdurmak olarak anlayın.
Alıştırma
Hangi cümlede turn off, örnektekiyle aynı soyut anlamda kullanılmıştır?
- Take the next road that turns off toward the lake.
- Please turn off the kitchen light before you leave.
- The medication turns off a signal that drives inflammation.
Cevabı göster
The medication turns off a signal that drives inflammation.
It doesn't cause any damage or disease symptoms,
3:06Herhangi bir hasara veya hastalık semptomuna neden olmaz,
doesn't ... either: başka bir olumsuz gerçek eklemek
Olumsuz bir cümlenin sonunda either, ayrıca ... değil ya da ... de değil anlamına gelir. Başka bir olumsuz gerçek ekler: virüs hasara veya belirtilere yol açmamasının yanı sıra ortadan da kaybolmaz. Buradaki either, iki seçenekten biri anlamına gelmez. Bir cümlede doesn't, isn't veya can't gibi olumsuz bir yapı varsa ve cümle either ile bitiyorsa bunu daha önceki olumsuz ifadeyle ilişkilendirin.
Alıştırma
İkinci bir olumsuz gerçek ekleyen hedef sözcükle cümleyi tamamlayın: The printer isn't connected, and it isn't responding ____.
Cevabı göster
either
While living ...: while + -ing ile kısaltılmış zaman yan cümlesi
While living in the ganglia, while the virus is living in the ganglia yapısının kısaltılmış biçimidir. Örtük özne the virus ana cümlenin öznesiyle aynı olduğu için özne ve be fiilinin is biçimi atılmıştır. Burada while, “... olduğu süre boyunca” anlamına gelir. Yan cümle, ana olayla aynı zamanda devam eden bir arka plan durumunu belirtir; “-e rağmen” anlamında değildir.
Alıştırma
while ile kısaltılmış yapıyı ve live fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: While ____ in Seoul, Jin learned to cook several local dishes.
Cevabı göster
living
can reawaken periodically: zaman zaman yeniden etkinleşebilir
Bu tıbbi bağlamda reawaken, uykuda durumdaki bir virüsün yeniden etkinleşmesini anlatan bir mecazdır. Virüsün gerçek anlamda uyuyup uyanması demek değildir. Can olasılık bildirir; periodically ise yeniden etkinleşmenin aralıklarla veya zaman zaman tekrarlanabileceğini gösterir. Tek başına perfectly düzenli bir takvim anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu tıbbi bağlamda can reawaken periodically ne anlama gelir?
- Virüs zaman zaman yeniden etkinleşebilir.
- Virüs düzenli aralıklarla kalıcı olarak yok olur.
- Virüs kesintisiz biçimde tamamen etkin kalır.
- Virüs hastayı planlanmış saatlerde uyandırır.
Cevabı göster
Virüs zaman zaman yeniden etkinleşebilir.
often triggered by sickness or stress, Dilbilgisi
3:16bu genellikle hastalık veya stres tarafından tetiklenir,
often triggered by sickness or stress: edilgen be triggered by yapısı
Bu ifadede edilgen yapı be triggered by, “bir şey yüzünden başlatılmak veya şiddetlenmek” anlamına gelir. Hastalık veya stres, daha önce sözü edilen süreci yaygın olarak tetikleyen etkenler şeklinde sunulur; trigger burada silah tetiğini çekmek şeklindeki gerçek anlamında kullanılmaz. Triggered, edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacıdır ve by tetikleyici etkeni belirtir. Bunun gibi niteleyici bir parçada often triggered by sickness or stress, which is often triggered by sickness or stress şeklinde anlaşılabilir.
Alıştırma
Cümleyi örnekteki iki kelimelik hedef ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: Her migraines are often ____ lack of sleep.
Cevabı göster
triggered by
No matter the reason: tek bir ortak sonuca geçiş
No matter the reason, “sebebi ne olursa olsun” anlamına gelir. Tüm olası açıklamaları tek bir çerçevede toplar ve ardından gelen ifadenin her durumda geçerli olduğunu belirtir. Bilgiyi düzenleyen bir ifade olarak dinleyiciyi bir şeyin neden olduğuna ilişkin belirsiz sorudan uzaklaştırıp ortak bir sonuca, sürece veya tepkiye yöneltir. no matter what the reason is ifadesinin kısaltılmış biçimidir ve normalde ardından bir ana cümle gelir.
Alıştırma
“No matter the reason, every incident must be reported,” cümlesindeki giriş ifadesi okuyucuya ne anlatır?
- Olay bildirilmeden önce sebebi bulunmalıdır.
- Yalnızca sebebi bilinen olaylar bildirilmelidir.
- Farklı sebepler farklı bildirim kurallarına yol açar.
- Bildirim kuralı tüm olası sebepler için geçerlidir.
Cevabı göster
Bildirim kuralı tüm olası sebepler için geçerlidir.
travels back down along the nerve: bir güzergâh boyunca geri dönmek
travels back down along the nerve ifadesinde back önceki bir konuma dönüşü, down güzergâh üzerindeki yönü, along the nerve ise güzergâhın kendisini belirtir. Bu sözcükler birlikte, virüsün sinir yolundan ayrılmadan cilde doğru geri hareket ettiğini gösterir. Buradaki down mutlaka dikey olarak aşağıya inmek anlamına gelmez. Bir güzergâh veya süreç anlatılırken back + yön + along + güzergâh yapısı, aynı yol boyunca geri yöndeki hareketi vurgulayabilir.
Alıştırma
Cümleyi travel fiilinin geçmiş zaman biçiminden sonra back, down ve along getirerek tamamlayın: After reaching the far end, the signal ____ the cable to the control box.
Cevabı göster
traveled back down along
itching or tingling: iki farklı cilt hissi
Itching, kaşıma isteği uyandıran rahatsız edici bir cilt hissidir. Tingling ise iğnelenme, küçük batmalar veya hafif elektriklenme hissidir. Bu cümlede ikisi de olası erken belirtilerdir. Tingling mutlaka ağrı anlamına gelmez. Itching or tingling ifadesi, rahatsızlık için tek bir genel sözcük kullanmak yerine iki farklı hissi adlandırır.
Alıştırma
Bir kişi “My fingertips feel as if tiny pins are touching them, but they do not hurt.” diyor. Hangi belirti sözcüğü en uygundur?
- tingling
- numbness
- itching
- pain
Cevabı göster
tingling
potentially causing a new bout of symptoms. Kelime
3:36ve potansiyel olarak yeni bir semptom nöbetine neden olur.
a new bout of symptoms: yeni bir belirti atağı
Bu tıbbi bağlamda a bout of symptoms, belirtilerin ortaya çıktığı veya yeniden etkinleştiği sınırlı bir dönemi anlatır. Bout, belirtileri başlangıcı ve sonu olan tek bir atak olarak sunar. A new bout, önceki belirtiler hafifledikten veya sona erdikten sonra başka bir atağın başladığını belirtir; tek bir anda görülen tek bir belirti anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi bout ile tamamlayın: After two symptom-free weeks, he had a new ____ of symptoms.
Cevabı göster
bout
and happen as often as monthly or as infrequently as every few years. Dilbilgisi
3:43ve ayda bir kadar sık veya birkaç yılda bir kadar seyrek gerçekleşebilir.
as often as ... or as infrequently as ...: rentang frekuensi tinggi dan rendah
As often as monthly, sıklık aralığının yüksek ucunu gösterir: Bazı durumlarda tekrarlama her ay gerçekleşebilir. Buradaki as often as, “sıklık bu düzeye kadar çıkabilir” anlamındadır; “aynı sıklıkta” anlamına gelmez. As infrequently as every few years, sıklık aralığının düşük ucunu gösterir. Or ile bağlanan bu iki paralel ifade, iki uç arasındaki aralığı verir; her durumun mutlaka bu iki zamanlamadan birine uyduğunu söylemez.
Alıştırma
Hedef kalıbı often ve infrequently kullanarak tamamlayın: The clinic may call as ____ once a week or as ____ once every six months.
Cevabı göster
often as · infrequently as
And when the infection is active and shedding from the skin or mucosa, Kelime
3:49Enfeksiyon aktif olduğunda ve ciltten veya mukozadan döküldüğünde,
active and shedding from the skin or mucosa: virüsün salınması
Bu tıbbi bağlamda active, enfeksiyonun o anda aktif olduğunu; shedding ise virüsün enfekte deri veya mukoza dokusundan salındığını belirtir. Bu salınma, temas yoluyla bulaşmayı mümkün kılabilir. Dil bilgisel özne the infection olsa da shedding kişinin kasıtlı bir eylemini değil, biyolojik bir süreci anlatır. Ayrıca derinin gözle görülür biçimde soyulduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Tıbbi bir açıklamada “the infection is active and shedding from the skin or mucosa” ne anlama gelir?
- Enfeksiyon artık bulaşamıyor.
- Kişi virüsü kasıtlı olarak deriden dışarı itiyor.
- Enfeksiyon aktif olduğu için deri mutlaka gözle görülür biçimde soyuluyor.
- Virüs enfekte deri veya mukoza dokusundan salınıyor.
Cevabı göster
Virüs enfekte deri veya mukoza dokusundan salınıyor.
it's possible to spread to others via direct contact.
3:53doğrudan temas yoluyla başkalarına yayılması mümkündür.
Yet since most infections are asymptomatic or only cause mild flare-ups, Kelime
3:58Ancak enfeksiyonların çoğu asemptomatik olduğundan veya sadece hafif alevlenmelere neden olduğundan,
asymptomatic: fark edilebilir belirti olmaması
Asymptomatic, bir enfeksiyon veya tıbbi durum mevcut olsa bile fark edilebilir hiçbir belirti olmaması demektir. a- ön eki yokluk bildirirken symptomatic belirtilerin bulunduğunu ifade eder. Bu sözcük belirtilerin yalnızca hafif olduğu anlamına gelmez. Cümle, belirtisiz enfeksiyonları hafif alevlenmelere yol açan enfeksiyonlardan ayırır.
Alıştırma
Asymptomatic kullanımının doğru olup olmadığına karar verin: A patient who has a mild cough from the infection is asymptomatic.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
cause mild flare-ups: geçici ve hafif alevlenmelere neden olmak
Sağlık bağlamında flare-up, bir hastalığın veya belirtilerinin yeniden etkinleştiği ya da aniden kötüleştiği dönemi ifade eder. Bu, çoğu zaman belirtilerin daha sakin olduğu bir dönemden sonra olur. Gerçek bir alev anlamına gelmez. cause mild flare-ups ifadesinde cause fiilinden sonra mild flare-ups isim öbeği gelir. Mild, bu atakların ağır olmadığını belirtir; çoğul biçim ise tekrarlanan atakları veya genel olarak bu tür atakları anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi flare-up sözcüğünün çoğul biçimiyle tamamlayın: Cold weather can cause mild ____ of eczema.
Cevabı göster
flare-ups
And herpes is surprisingly difficult to diagnose.
4:07Ve uçuk teşhis etmesi şaşırtıcı derecede zordur.
as they're often inaccurate and can't reliably distinguish between a genital or oral HSV-1 infection. Notlar
4:13çünkü genellikle hatalıdırlar ve genital veya oral HSV-1 enfeksiyonu arasında güvenilir bir şekilde ayrım yapamazlar.
aren't normally recommended: genel fakat mutlak olmayan bir tavsiye
Aren't normally recommended, bir şeyin genel olarak tavsiye edilmediği anlamına gelir. Alışılmış profesyonel yönlendirmeyi anlatırken özel durumların farklı biçimde ele alınabileceği ihtimalini açık bırakır. Normally olumsuz tavsiyenin kapsamını sınırlar. Edilgen are not recommended biçimi ise odağı tavsiyeyi veren kişiden çok değerlendirilen testlere veya işlemlere yöneltir.
Alıştırma
Tests aren't normally recommended in this situation cümlesinin en doğru anlamı nedir?
- Testler genellikle tercih edilen seçenektir.
- Testler mümkün olan her durumda yasaktır.
- Testler hakkında hiçbir tavsiye verilmemektedir.
- Testler genel olarak tavsiye edilmez, ancak bir istisna uygun olabilir.
Cevabı göster
Testler genel olarak tavsiye edilmez, ancak bir istisna uygun olabilir.
as they're often inaccurate: as ile neden belirtme
Burada as, because yani “çünkü” anlamındadır. Önceki önerinin nedenini açıklar: Kan testleri çoğu zaman hatalı sonuç verir ve hangi tür HSV-1 enfeksiyonunun bulunduğunu güvenilir biçimde belirleyemez. They, blood tests ifadesine gönderme yapar. Cümle önce öneriyi verir, ardından bu öneriyi destekleyen gerekçeyi as ile başlayan yan cümlede ekler. Bu yapı, nedeni temel yeni bilgi olarak değil açıklayıcı arka plan bilgisi olarak sunar; burada as, “-dığında” veya “-iken” anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnek cümlede as ne işe yarıyor?
- Bir sorun olmasına rağmen kan testlerinin önerildiğini gösterir.
- Kan testlerinin ne zaman hatalı hâle geldiğini bildirir.
- Kan testlerini başka bir test türüyle karşılaştırır.
- Kan testlerinin neden normalde önerilmediğini açıklar.
Cevabı göster
Kan testlerinin neden normalde önerilmediğini açıklar.
distinguish between A and B: A ile B’yi ayırt etmek
Distinguish between, iki ya da daha fazla olasılık arasındaki farkı belirlemek veya hangisinin geçerli olduğuna karar vermek demektir. Buradaki iki olasılık genital HSV-1 enfeksiyonu ile oral HSV-1 enfeksiyonudur. Reliably, testin bu ayrımı güvenilir biçimde yapamadığını belirtir. Yeniden kullanılabilecek yapı distinguish between A and B şeklindedir. Örnekte iki sıfat HSV-1 infection sözcüklerini ortak kullanır ve or iki olası bölgeyi sunar. Özenli yazıda distinguish between a genital and an oral HSV-1 infection ya da determine whether the infection is genital or oral kullanmak seçenekleri daha açık hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi distinguish between A and B adlı iki sözcüklü yapıyla tamamlayın: The sensor can ____ smoke and steam.
Cevabı göster
distinguish between
If you do have ...: olumlu cümlede vurgulu do
Bu olumlu if yan cümlesinde do, have fiilini vurgular ve ifade “eğer gerçekten belirtileriniz varsa” anlamına gelir. do sonrasında ana fiil yalın hâlde kalır; bu nedenle yapı do + have şeklindedir, do + having değildir. Bu ifade, gerçekten belirtileri olan kişilerle olmayanları karşılaştırır. Buradaki do soru oluşturmaz; koşulun gerçekten geçerli olduğunu vurgular.
Alıştırma
Vurgu eklemek için cümleyi do have ile tamamlayın: If you ____ symptoms, contact a healthcare provider.
Cevabı göster
do have
the best way to get a clear diagnosis is to see a healthcare provider when a lesion is present. Notlar
4:23net bir teşhis almanın en iyi yolu, bir lezyon mevcutken bir sağlık uzmanına görünmektir.
the best way to ... is to ...: en etkili yöntemi önerme
the best way to + hedef + is to + eylem yapısı, bir hedefe ulaşmak için bir eylemi en güçlü öneri olarak sunar. İlk to mastarı hedefi, ikincisi ise yapılacak eylemi belirtir. Burada get a clear diagnosis hedeftir; see a healthcare provider ise önerilen eylemdir. Bu bağlamda healthcare provider, sıradan bir ticari tedarikçiyi değil, doktoru, başka bir nitelikli sağlık çalışanını veya sağlık hizmetini ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi the best way to ... is to ... yapısıyla tamamlayın: ____ protect your files ____ back them up regularly.
Cevabı göster
The best way to · is to
when a lesion is present: present sözcüğünün ‘mevcut veya gözlemlenebilir’ anlamı
Tıbbi açıklamalarda when a lesion is present, “bir lezyon mevcutken veya gözlemlenebilir durumdayken” anlamına gelir. Burada present, is sözcüğünden sonra gelen bir sıfattır; hediye ya da bir şeyi sunma eylemi anlamına gelmez, lezyonun durumunu açıklar. when yan cümlesi muayene için uygun zamanı belirtir: lezyon mevcutken sağlık uzmanı onu inceleyebilir veya örnek alabilir. Daha genel olarak X is present, bir belirti, semptom veya durumun var olduğunu bildiren resmî bir ifadedir.
Alıştırma
Hangi cümlede present, tıbbi bir bulgunun var olduğunu veya gözlemlenebildiğini belirtir?
- She received a present after the appointment.
- Please present your ID at reception.
- Swelling is present around the joint.
Cevabı göster
Swelling is present around the joint.
Aside from the pain caused by sores during a flare-up, Anlatım akışı
4:31Alevlenme sırasındaki yaraların neden olduğu ağrı bir yana,
Aside from ...: genel bir değerlendirmeden önce istisnayı ayrı tutmak
Bu bağlamda Aside from the pain caused by sores during a flare-up, “bu ağrı dışında” anlamına gelir. Cümle başındaki ifade önce olumsuz bir etkiyi kabul eder, ardından cümle daha geniş bir değerlendirme sunmadan önce bunu geçici olarak ayrı tutar. Cümle başında Aside from + isim öbeği bilgiyi şu şekilde düzenleyebilir: önce bir istisna veya sınırlama belirtilir, sonra ana genelleme sunulur. Böylece sonuç aşırı kesin duyulmaz.
Alıştırma
Genel değerlendirmeden önce bir istisnayı ayrı tutmak için dersteki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ a few formatting errors, the report was easy to follow.
Cevabı göster
Aside from
And there are treatments to improve symptoms.
4:38Ve semptomları iyileştirecek tedaviler mevcuttur.
Antiviral medications work by mimicking a component of viral DNA and inhibiting viral replication. Notlar
4:41Antiviral ilaçlar, viral DNA'nın bir bileşenini taklit ederek ve viral çoğalmayı engelleyerek çalışır.
work by mimicking…: bir mekanizmayı açıklamak
Buradaki work, bir işte çalışmak değil, işlev görmek veya beklenen etkiyi göstermek anlamındadır. X works by doing Y kalıbı, X’in çalışmasını sağlayan mekanizmayı ya da yöntemi açıklar. by’den sonra bir isim veya fiilin -ing biçimi gelir. Bu cümlede mimicking a component of viral DNA, antiviral ilacın nasıl etki gösterdiğini açıklayan eylemi belirtir.
Alıştırma
Mekanizmayı açıklamak için cümleyi work by ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The noise-canceling feature ____ analyzing background sound.
Cevabı göster
works by
inhibiting viral replication: biyolojik bir süreci sınırlamak
Inhibiting viral replication, bir virüsün kendisinin daha fazla kopyasını üretme sürecini yavaşlatmak, sınırlamak veya bu sürece müdahale etmek anlamına gelir. Inhibit, etkinliğin veya ilerlemenin azalmasını anlatır; tek başına çoğalmanın tamamen durduğunu belirtmez. Bu cümlede inhibiting viral replication, antiviral ilaçların etki mekanizmasının bir bölümünü belirtir. Enfeksiyonun mutlaka iyileştiği veya virüsün ortadan kaldırıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle inhibit viral replication ifadesini etkisini abartmadan kullanıyor?
- Viral replication means the body is producing antibodies.
- The treatment may inhibit viral replication without completely eliminating the virus.
- The treatment inhibits viral replication, so it guarantees an immediate cure.
Cevabı göster
The treatment may inhibit viral replication without completely eliminating the virus.
These medications can also reduce the risk of transmission, Kalıp ifadeler
4:49Bu ilaçlar bulaşma riskini de azaltabilir,
reduce the risk of transmission: Riski azaltmak, ortadan kaldırmamak
Reduce the risk of + isim veya -ing biçimi, istenmeyen bir sonucun gerçekleşme olasılığını düşürmek anlamına gelir. Burada transmission, virüsün bir kişiden diğerine geçmesini ifade eder. Reduce bir azalmayı anlatır, tamamen önlemeyi değil: bulaşma hâlâ mümkün olabilir.
Alıştırma
Şu ifadeyi değerlendirin: If a medicine reduces the risk of transmission, transmission becomes impossible.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
in the case of HSV-2: Bir ifadeyi tek bir konuyla sınırlandırmak
In the case of + isim, bir ifadenin belirli bir konu veya durum için geçerli olduğunu belirtir. Burada daha önce verilen risk azalması oranını HSV-2 ile sınırlar: bu oran özellikle HSV-2 içindir. Buradaki case, konuşulan durum veya konu anlamındadır; tek bir hasta anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede in the case of, ifadeyi tek bir konuyla sınırlandırmak için kullanılmıştır?
- In case of a battery fire, leave the vehicle and call emergency services.
- Keep a charging card with you in case the station does not accept cash.
- In the case of electric vehicles, battery range matters to many buyers.
Cevabı göster
In the case of electric vehicles, battery range matters to many buyers.
symptoms and shedding usually decline as the body produces immunity against the virus, Kalıp ifadeler
4:58vücut virüse karşı bağışıklık ürettikçe semptomlar ve dökülme genellikle azalır,
produces immunity against the virus: virüse karşı bağışıklık üretmek
Produces immunity against the virus ifadesinde produce, “vücudun bir şey oluşturmasını sağlamak”; immunity ise bağışıklık sisteminin oluşturduğu koruma anlamına gelir. Against the virus, bu korumanın neye yönelik olduğunu belirtir. Burada against sıradan bir yarışmayı değil, korumanın hedefini gösterir. Produce immunity against + hastalık veya patojen kalıbı; enfeksiyonun, aşılamanın ya da bir bağışıklık tepkisinin nasıl koruma oluşturduğunu açıklarken kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, aşının vücudun özellikle bir virüse yönelik koruma oluşturmasına yardım ettiğini söylüyor?
- The vaccine helps the body produce immunity against the virus.
- The vaccine helps the body reduce immunity against the virus.
- The vaccine helps the virus produce immunity against the body.
Cevabı göster
The vaccine helps the body produce immunity against the virus.
though there is always some risk of flare-ups and transmission. Anlatım akışı
5:04ancak her zaman bir miktar alevlenme ve bulaşma riski vardır.
though there is always some risk of...: her zaman bir miktar risk bulunduğunu belirtmek
Though, önceki olumlu bilgiye bir çekince ekler. Dinleyiciye “belirtiler ve virüs saçılımı genellikle azalır” ifadesini “sorun tamamen ortadan kalktı” şeklinde yorumlamaması gerektiğini söyler. There is always some risk of flare-ups and transmission, alevlenme ve bulaşma olasılığının sürdüğü anlamına gelir. Some risk, riskin sıfır olmadığını belirtir; riskin yüksek olduğunu söylemez. Bir riskin varlığı da bu olaylardan birinin kesinlikle gerçekleşeceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı? “The treatment helps, though there is still some risk of side effects.” cümlesi, yan etkilerin kesinlikle ortaya çıkacağını söyler.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
scientists have searched for treatments that can prevent or cure herpes.
5:11bilim insanları uçuğu önleyebilecek veya tedavi edebilecek tedaviler aramaktadır.
That's why ... scientists have searched for: bir nedeni uzun vadeli bir eyleme bağlamak
That's why daha önce belirtilmiş bir neden ya da soruna gönderme yapar ve bunun sonucunu veya bu nedenle yapılan eylemi tanıtır. Burada why bir soru sormaz; yan cümle, önceki sorunun bilim insanlarını tedavi aramaya yönelttiğini belirtir. Vurgulanan bölümde for decades sürenin uzunluğunu belirtirken have searched, present perfect kullanarak geçmişteki uzun süreli çabayı bugüne bağlar. Böylece anlatım, devam eden bir sorundan uzun vadeli bir müdahaleye geçer.
Alıştırma
Bir şirket az önce bir sorunu açıkladı. Bu sorunun yol açtığı eylemi tanıtmak için That's why ifadesini doğru kullanan devam cümlesi hangisidir?
- Our servers fail during power cuts. That's why we installed backup batteries.
- Our servers fail during power cuts. That's why did we install backup batteries?
- Our servers fail during power cuts. That's because we installed backup batteries.
Cevabı göster
Our servers fail during power cuts. That's why we installed backup batteries.
But the virus's unique ability to establish silent infections and evade the immune system has made progress difficult. Notlar
5:16Ancak virüsün sessiz enfeksiyonlar oluşturma ve bağışıklık sisteminden kaçma konusundaki benzersiz yeteneği ilerlemeyi zorlaştırmıştır.
establish silent infections: belirgin semptomlar olmadan yerleşen enfeksiyonlar
establish silent infections ifadesinde establish, virüsün bir konakta başarıyla yerleşip enfeksiyon oluşturması anlamına gelir. Bir kuruluş veya kurum kurmak anlamına gelmez. Silent, enfeksiyonun klinik olarak nasıl göründüğünü anlatır: belirgin semptomlara yol açmaz veya fark edilmesi zordur. Sesle ilgili değildir ve ifade tek başına enfeksiyonun zararsız, ortadan kalkmış veya bulaşamaz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Tıbbi bir makalede establish silent infections ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- neredeyse hiç ses çıkarmayan enfeksiyonlar oluşturmak
- belirgin semptomlar olmadan yerleşen enfeksiyonlara neden olmak
- enfeksiyonun tamamen ortadan kalktığını kanıtlamak
Cevabı göster
belirgin semptomlar olmadan yerleşen enfeksiyonlara neden olmak
evade the immune system: bağışıklık sisteminin tespitinden veya saldırısından kaçmak
Evade the immune system, bağışıklık sisteminin tespitinden veya saldırısından kaçmak anlamına gelir. Evade, bir şeyi belirlemeye, izlemeye veya durdurmaya çalışan bir sistemi aşma anlamı taşır. Bilimsel açıklamalarda bu ifade bilinçli bir planlama olduğu anlamına gelmez. Sonucu belirtir: bağışıklık savunması bir virüsü, bakteriyi veya kanser hücresini başarıyla tespit edemez ya da yok edemez.
Alıştırma
Cümleyi evade the immune system ifadesiyle tamamlayın: Some cancer cells can ____ and continue growing.
Cevabı göster
evade the immune system
has made progress difficult: make + nesne + sıfat
Has made progress difficult, make + nesne + sıfat kalıbını izler. Progress nesnedir; difficult ise virüsün yeteneklerinin yol açtığı durumu açıklar. Burada made, “ilerleme kaydetmek” anlamındaki ayrı make progress ifadesini oluşturmaz. Progress sözcüğünden sonra difficult geldiği için yapının tamamı ilerleme kaydetmenin zorlaştığını anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle bir nedenin ortaya çıkardığı sonucu anlatmak için make + nesne + sıfat yapısını doğru kullanır?
- The delay made the journey stressfully.
- The delay made the journey stressful.
- The delay made the journey was stressful.
Cevabı göster
The delay made the journey stressful.
Still, there's hope: bir aksilikten iyimserliğe yönelmek
Cümlenin başındaki Still, “az önce söylenenlere rağmen” veya “yine de” anlamına gelir. Önceki güçlüğü kabul eder ve sonraki bilginin daha olumlu bir yöne gideceğini bildirir. There's hope bu olumlu sonucu kısa biçimde verir. Bu yapı, bir aksilikten veya sınırlamadan iyimser olmak için bir nedene geçmeyi sağlar; Still burada “hareketsiz” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi seçenek, bir aksiliği kabul edip ardından olumlu bilgiye geçmek için cümle başında Still kullanır?
- The first prototype failed. Still, the team has two promising alternatives.
- The machine stayed still, so the test could begin.
- The first prototype succeeded. Still, that success caused the team to celebrate.
Cevabı göster
The first prototype failed. Still, the team has two promising alternatives.
Breakthroughs in emerging technologies like gene editing and novel vaccines show promise in the fight against this stealthy virus. Deyimler
5:26Gen düzenleme ve yeni aşılar gibi gelişmekte olan teknolojilerdeki atılımlar, bu sinsi virüse karşı savaşta umut vadediyor.
show promise in the fight against this stealthy virus: temkinli iyimserlik ve savaş metaforu
Show promise, “olası başarıya dair erken işaretler vermek” demektir. Olumlu ama temkinli bir değerlendirmedir: teknolojiler umut verici görünür, ancak başarılı oldukları henüz kanıtlanmamıştır. In the fight against tıbbi araştırmayı bir savaş gibi sunarken stealthy virüsü tespit edilmesi zor bir rakip olarak betimler. Bu mecazi bir anlatımdır: virüsü belirlemek veya ortadan kaldırmak zordur; virüs bilerek plan yapan veya saklanan bir varlık değildir.
Alıştırma
Show promise in the fight against this stealthy virus ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- İlk işaretler umut vericidir ve virüs mecazi olarak tespit edilmesi zor bir rakip şeklinde betimlenir.
- Teknolojiler tamamen hareketsiz bir virüsle fiziksel olarak savaşmaktadır.
- Teknolojiler başarıyı çoktan garanti etmiştir ve virüs bilinçli planlar yapmaktadır.
Cevabı göster
İlk işaretler umut vericidir ve virüs mecazi olarak tespit edilmesi zor bir rakip şeklinde betimlenir.
Do you ever feel like you don't know enough about your own body? Ton ve niyet
5:37Hiç kendi vücudunuz hakkında yeterince bilginiz olmadığını hissettiğiniz oluyor mu?
Do you ever feel like ...?: dinleyicide karşılık bulan bir soru
Do you ever feel like + yan cümle, dinleyicinin belirli bir duyguya ya da izlenime herhangi bir zamanda sahip olup olmadığını sorar. Burada ever “hiç” veya “bazen” anlamındadır; “her zaman” demek değildir. feel like ifadesinden sonra you don't know enough about your own body yan cümlesi gelir. Bir kitleye seslenirken bu soru retorik olabilir: Sesli bir yanıt beklenmese bile insanları aynı deneyimi kendilerinde fark etmeye çağırır ve sonraki konuya geçiş sağlar.
Alıştırma
Bu açıklamadaki izleyiciyle bağ kurma kalıbını kullanarak soruyu tamamlayın: ____ you need a break from social media?
Cevabı göster
Do you ever feel like
Subscribe to this channel to learn about everything from baldness to muscle growth Dilbilgisi
5:41Kellikten kas büyümesine kadar her şeyi öğrenmek için bu kanala abone olun
to why we have hair in such random places.
5:46ve neden bu kadar rastgele yerlerde kıllarımız olduğunu öğrenin.
everything from A to B to why ...: geniş bir konu aralığı sunan liste
Everything from A to B, örnekleri bir aralık gibi sunar ve çoğu zaman gerçek başlangıç ve bitiş noktaları yerine çeşitlilik anlatır. Bu cümlede baldness, muscle growth ve why we have hair in such random places, geniş konu kapsamını gösteren örneklerdir. Eklenen to, listeyi ritmik biçimde uzatır: from A to B to C. Konuşma ve tanıtım dilinde bu yapı, isim öbeklerini bir why yan cümlesiyle birleştirebilir; son yan cümle, son örneği daha belirli bir soruya dönüştürür. Everything, geniş kapsam vurgusu yapan bir tanıtım ifadesidir ve mutlaka eksiksiz kapsam sözü vermez.
Alıştırma
Cümleyi everything from A to B to C yapısındaki aralık-listesi işaretleriyle tamamlayın: The podcast explores everything ____ sleep ____ memory ____ why we dream.
Cevabı göster
from · to · to
Stay tuned and stay curious: paralel yapılı bir kapanış çağrısı
Stay tuned, “sırada ne olduğunu izlemeye, dinlemeye veya takip etmeye devam edin” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu video kapanışında daha fazla içeriğin geleceğini ima eder; radyonun ayarını değiştirin şeklinde gerçek anlamlı bir talimat değildir. Stay curious, “öğrenme ve soru sorma isteğinizi koruyun” demektir. İki emir cümlesi stay + tamamlayıcı yapısını tekrarlar: tuned, tamamlayıcı görevindeki geçmiş zaman ortacı biçimidir; curious ise bir sıfattır. Bu paralellik kapanışı kısa, ritmik ve teşvik edici yapar.
Alıştırma
Hangi kapanış cümlesi izleyicilerden güncellemeleri takip etmelerini ve açık, sorgulayıcı bir tutum sürdürmelerini doğal biçimde ister?
- Stay tuned and stay curious.
- Stay tuned and stay curiosity.
- Stay tuning and stay curious.
Cevabı göster
Stay tuned and stay curious.