Bluey TAM BÖLÜM | Muffin Utanç Yakalığı Takmak Zorunda! 🥺 | @disneyjr: İngilizce çalışma notları
Disney Jr.
Video açıklaması: Muffin, parmağını emmeyi bırakması için koruyucu bir boyunluk takmak zorunda kalır; ancak bundan utanır ve sandviç dükkânı oyununu düzgün oynayamaz. Bluey ile Bingo, henüz kontrol edemediği bir alışkanlık yüzünden onu suçlamayı bırakıp boyunluğu çeşitli hayal oyunlarının parçasına dönüştürür. Böylece utandırmak yerine sabırla destek olmanın değeri ortaya çıkar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. needs to break the habit. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Tekrarlanan bir davranışı bırakmayı anlatırken kulağa doğal gelmeyen stop a habit yerine break a habit eşdiziminin kullanıldığını öğrenirsiniz. Bu ifadeyi beslenme, uyku, sigara, ekran kullanımı ve başka rutinlerdeki değişikliklerden söz ederken kullanabilirsiniz. 2. don't give up on her, — Deyimsel fiiller: give up on someone ifadesinin yalnızca bir etkinliği bırakmak değil, birini desteklemekten veya onun gelişebileceğine inanmaktan vazgeçmek anlamına geldiğini kavrarsınız. Zorlanan ya da daha fazla zamana ihtiyaç duyan birine sabır gösterilmesini isterken işinize yarar. 3. Cone of shame! — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Evcil hayvanların sıkça taktığı koruyucu boyunluğa İngilizcede verilen mizahi lakabı tanırsınız. Medya ve hayvan bakımı bağlamı, boyunluğun neden shame ile ilişkilendirildiğini ve bu sözün neden alaycı ya da utandırıcı duyulabileceğini açıklar.
Bu derste
suck your thumb: başparmak emmek için doğal ifade
Suck your thumb, kişinin kendi başparmağını ağzına alıp emmesi anlamına gelir. Buradaki suck, parmak emme hareketini anlatır; pipetle bir şey içmek anlamına gelmez. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: suck my thumb, suck his thumb veya suck her thumb. Don't suck your thumb cümlesindeki olumsuz emir, dinleyiciye bu davranışı yapmamasını söyler.
Alıştırma
Cümleyi başparmak emmek anlamındaki doğal ifadeyle tamamlayın: The little girl is trying to ____ again.
Cevabı göster
suck her thumb
'Cause: because sözcüğünün gayriresmî kısaltması
'Cause, because sözcüğünün gayriresmî ve kısaltılmış biçimidir. Burada it's not good for your teeth bölümünü önceki talimatın nedeni olarak sunar. Baştaki kesme işareti be- kısmının atıldığını gösterir. Burada 'Cause bir bağlaçtır; neden anlamındaki isim cause veya bir şeyin olmasına yol açmak anlamındaki fiil cause değildir.
Alıştırma
Gündelik bir konuşmada bu cümledeki 'Cause ne anlama gelir?: 'Cause the store is closed, we'll come back tomorrow.
- because anlamına gelir ve bir neden bildirir.
- İsim olarak bir neden anlamına gelir.
- Fiil olarak bir şeyin olmasına yol açmak anlamına gelir.
Cevabı göster
because anlamına gelir ve bir neden bildirir.
not good for your teeth: dişler üzerindeki zararlı bir etkiyi anlatmak
be good for + kişi ya da şey yapısında for, yararlı etkinin kimi veya neyi etkilediğini gösterir. not eklendiğinde değerlendirme olumsuz olur: it's not good for your teeth, bir şeyin dişlere zarar verebileceği veya onları olumsuz etkileyebileceği anlamına gelir. Bu yapı sağlık ve günlük yaşam tavsiyelerinde sık kullanılır: X is good for Y veya X is not good for Y. Buradaki for your teeth, bir şeyin “dişlerine verilmek üzere” olduğu anlamına gelmez; etkilenen vücut bölümünü belirtir.
Alıştırma
Fazla şekerin dişler üzerinde zararlı bir etkisi olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Too much sugar isn't good for your teeth.
- Too much sugar isn't good to your teeth.
- Too much sugar doesn't good for your teeth.
Cevabı göster
Too much sugar isn't good for your teeth.
want to do what I want: what ile “istediğim şey” anlamı
want to do what I want ifadesinde ilk want to do, “hareket etmek veya bir şey yapmak istemek”; what I want ise “istediğim şey” demektir. what yan tümcesinin tamamı do fiilinden sonra nesne konumunu doldurur; bu yüzden what burada soru sormaz. Bu yan tümcede İngilizce düz cümle sırası kullanılır: what + özne + fiil. what I want bunun bir örneğidir. want sözcüğünün tekrarı, konuşanın kendi isteğine göre hareket etme kararlılığını vurgular; ses tonuna bağlı olarak inatçı veya çocukça duyulabilir.
Alıştırma
“Giymek istediğim kıyafetleri seçiyorum” anlamına gelen ve what I want to wear bölümünün choose fiilinin nesnesi olduğu cümle hangisidir?
- What do I want to wear?
- I choose what I want to wear.
- I wonder what I want to wear.
Cevabı göster
I choose what I want to wear.
It's my thumb. ile karar hakkının kendisine ait olduğunu savunmak
İlk bakışta It's my thumb. başparmağın kime ait olduğunu belirtir. Ancak bu yanıtta my daha fazlasını yapar: konuşan kişi, davranışını savunmak için sahipliği öne sürer. İma edilen mesaj “O bana ait, dolayısıyla onunla ne yapacağıma ben karar vermeliyim”dir. Bu yüzden cümle, bir vücut bölümünü tarafsızca tanıtmak yerine bir talimata karşı çıkma işlevi görür.
Alıştırma
Bir çocuğa yaptığı şeyi bırakması söyleniyor ve çocuk It's my thumb. diye yanıt veriyor. Çocuk büyük olasılıkla ne ima ediyor?
- Bu vücut bölümünü tanımak için yardıma ihtiyacım var.
- Başparmağın kime ait olduğunu öğrenmek istiyorum.
- Onunla ne yapacağıma karar vermeme izin verilmeli.
Cevabı göster
Onunla ne yapacağıma karar vermeme izin verilmeli.
know what I have to do ile dolaylı uyarıda bulunmak
You know what I have to do cümlesinde what I have to do, “yapmam gereken eylem” anlamına gelir. Buradaki You know ... dinleyenin gerçekten bir şeyi bilip bilmediğini kontrol etmez. Konuşan kişi, bir sonraki adım zaten biliniyormuş gibi konuşarak istenmeyen bir sonucu dolaylı biçimde haber verir. Have to, eylemi sıradan bir seçim değil, durumun veya kuralın gerektirdiği bir şey gibi gösterir.
Alıştırma
Bir kural ve onun sonucu daha önce açıklanmıştır. You know what I have to do şimdi büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Senden bir sonraki görevimi seçmeni istiyorum.
- Kuralı unuttum ve açıklamana ihtiyacım var.
- İkimizin de bildiği sonucu uygulamak üzereyim.
Cevabı göster
İkimizin de bildiği sonucu uygulamak üzereyim.
wearing a cone: wear ile vücutta takılı bir şeyi anlatmak
Bu cümlede wearing, vücutta bir şeyin takılı ya da giyili olması demektir. Wear yalnızca kıyafetler için değil; gözlük, takı, güvenlik ekipmanı ve tıbbi ya da koruyucu araçlar için de kullanılır. Buradaki cone, boynun çevresine takılan koni biçimli koruyucu bir araçtır. Wearing a cone, bu aracın vücutta takılı olma durumunu anlatır; elde dondurma külahı tutmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi wear fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: After surgery, the dog is ____ a protective cone.
Cevabı göster
wearing
make her stop sucking: make + nesne + fiilin yalın hâli
Make ettirgen bir fiil olarak kullanılabilir. make + nesne + fiilin yalın hâli kalıbı, «birinin bir şey yapmasına neden olmak» anlamına gelir. make her stop içinde her nesnedir ve stop fiilin yalın hâlidir; bu yüzden make sonrasında to kullanılmaz. Stop «bir etkinliği sona erdirmek» anlamındayken ardından -ing biçimi gelir. Stop sucking, emme eylemini bırakmak demektir. Dolayısıyla make her stop sucking bütünü, onun bu eylemi bırakmasını sağlamak anlamına gelir.
Alıştırma
Stop fiilini doğru biçimde kullanın: The teacher made him ____ talking during the lesson.
Cevabı göster
stop
Are you sure about this?:bir kararı nazikçe sorgulamak
Bu soruda are you sure about this?, yalnızca Trix'in emin olup olmadığını sormaz. Konuşanın bu karardan endişe duyduğunu ve onun yeniden düşünmesini istediğini de nazikçe belirtir. Soru biçimi karşı tarafa açıklama yapma veya kararını değiştirme alanı bırakır. Bu nedenle kararın yanlış olduğunu doğrudan söylemekten daha yumuşak duyulur.
Alıştırma
Bir arkadaşınız tehlikeli görünen bir şeyi denemek istiyor. Hangi yanıt ondan nazikçe yeniden düşünmesini ister?
- Do you know when it starts?
- Are you sure about this? It may not be safe.
- That is a terrible decision.
Cevabı göster
Are you sure about this? It may not be safe.
Well, she needs to break the habit. Kalıp ifadeler
1:22Şey, bu alışkanlığından vazgeçmesi gerekiyor.
needs to break the habit:bir alışkanlığı bırakması gerekmesi
Break the habit, düzenli veya otomatik hâle gelmiş bir davranışı bırakmak anlamına gelir. Burada break mecazidir; fiziksel olarak hiçbir şey kırılmaz. Needs to break the habit ifadesinde needs to gereklilik bildirir, the habit ise bağlamdan zaten bilinen belirli bir alışkanlığa gönderme yapar. Davranışı belirtmek için break the habit of + -ing kullanılır; örneğin break the habit of biting your nails.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için need fiilinin doğru biçimini ve ardından break the habit ifadesini kullanın: Leo bites his nails every day. He ____.
Cevabı göster
needs to break the habit
if she promises to stop sucking her thumb, Dilbilgisi
1:26eğer başparmağını emmeyi bırakacağına söz verirse,
if she promises ... I can ile koşul koymak
If she promises ... koşulu ortaya koyar: önce onun söz vermesi gerekir. I can ... ise bu koşul yerine gelirse mümkün veya kabul edilebilir hâle gelen eylemi belirtir. Cümle, onun zaten söz verdiğini söylemez. Tekrar kullanılabilen kalıp if + geniş zaman, ... can + fiilin yalın hâli şeklindedir. Gelecekteki bir koşula bağlı kural koymak veya ödün vermek için kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle, birisi söz verdikten sonra bir eylem sunmak için if ... I can ... yapısını kullanır?
- If Leo promises to carry it carefully, I can lend him my telescope.
- Leo promised to carry it carefully, so I lent him my telescope yesterday.
- Even if Leo promises to carry it carefully, I cannot lend him my telescope.
Cevabı göster
If Leo promises to carry it carefully, I can lend him my telescope.
take it off: ayrılabilen bir fiil öbeğiyle bir şeyi çıkarmak
Burada take it off, takılı olan koniyi çıkarmak anlamına gelir. it zamiri daha önce söz edilen bu nesneye gönderme yapar; dinleyen kişi neyin çıkarıldığını bağlamdan anlar. Bu anlamıyla take off, ayrılabilen bir fiil öbeğidir. Zamir fiil ile parçacığın arasına gelir; bu nedenle take it off denir.
Alıştırma
take off yapısını kullanın ve it zamirini doğru yere koyun: This helmet is uncomfortable, so I'll ____.
Cevabı göster
take it off
This is gonna make it hard to play sandwich shop. Dilbilgisi
1:38Bu sandviç dükkanı oynamayı zorlaştıracak.
make it hard to: bir eylemi zorlaştırmak
Make it hard to + fiilin yalın hâli, bir şeyin bir eylemi zorlaştırdığını anlatır. Buradaki hard, fiziksel olarak “sert” değil, “zor” anlamındadır. Bu yapıda it, make fiilinden sonra nesne konumunu doldurur; to ile başlayan mastar ise zor olan eylemi belirtir: to play sandwich shop. Bu yapı bir engeli veya sonucu açıklamak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi make it hard to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The broken elevator ____ carry the boxes upstairs.
Cevabı göster
makes it hard to
Up you get: birine kalkmasını söylemek
Up you get, “Kalk” veya “Ayağa kalk” anlamına gelen kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Alışılmadık kelime dizilişi ifadenin bir parçasıdır; bu yüzden kelime kelime değil, bir bütün olarak anlaşılmalıdır. Birini ayağa kalkması için cesaretlendirirken, ona yardım ederken veya nazikçe harekete geçirirken kullanılabilir.
Alıştırma
Bir yetişkin, düştükten sonra bir çocuğu nazikçe ayağa kalkmaya teşvik ediyor. Hangi cümle hedef ifadeyi doğal biçimde kullanıyor?
- Up you get—let's see if you're okay.
- Off you go—have fun at the playground.
- Stay where you are—don't move yet.
Cevabı göster
Up you get—let's see if you're okay.
Let's give that a go — denemeyi önermek
Give something a go, “bir şeyi denemek” anlamına gelen günlük bir ifadedir. Bu cümlede that, az önce sözü edilen fikre gönderme yapar; Let's ise herkesi bunu birlikte denemeye çağırır. Buradaki a go, başka bir yere gitmek değil, “bir deneme” anlamındadır. Yeniden kullanılabilen yapı give + bir şey + a go şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi give ... a go yapısı ve it zamiriyle tamamlayın: The puzzle looks hard, but let's ____.
Cevabı göster
give it a go
What would you like on your sandwich? — malzemeleri kibarca sormak
What would you like ...?, birine neyi seçmek istediğini kibarca sormanın bir yoludur. Would like, soruyu daha doğrudan olan want kullanımına göre yumuşatır. On your sandwich, hangi iç malzemelerin veya ek malzemelerin konmasını istediğinizi sorar. Hizmet ortamlarında kullanılabilen kalıp What would you like + yiyeceği veya eşleşmeyi belirten bir ifadedir; örneğin on your pizza, in your coffee veya with your meal.
Alıştırma
Bir servis görevlisi müşteriye pizzasında hangi malzemeleri istediğini kibarca sormak istiyor. En uygun cümle hangisidir?
- What do you like about this pizza?
- Would you like a pizza?
- What would you like on your pizza?
Cevabı göster
What would you like on your pizza?
Coming right up: hizmet sırasında verilen hızlı yanıt
Coming right up, bir sipariş veya istek kabul edildikten sonra kullanılan kalıplaşmış bir yanıttır. İstenen şeyin ya da hizmetin çok yakında hazırlanacağını veya getirileceğini belirtir. Ne istendiği zaten belli olduğu için özne söylenmez. Burada right, hemen olma anlamını güçlendirir; ifadenin bütünü yukarı doğru hareket etmeyi anlatmaz.
Alıştırma
İstenen şeyin çok yakında hazırlanacağını veya getirileceğini belirten kalıplaşmış hizmet yanıtını tamamlayın: Coming ____.
Cevabı göster
right up
with your cone on: takılı olma durumunu anlatan with + isim + on
With your cone on, with + isim + on kalıbını izler. Burada on, koninin takılı olduğunu ya da yerinde durduğunu anlatır; yani ifade konin takılıyken demektir. with'li öbek ana cümleye bir koşul ekler. Bu cümlede söz konusu koşul, Muffin'in neden göremediğini açıklar. on bir durumu anlatır, bir şeyin üstündeki konumu değil.
Alıştırma
Güneş gözlüğünün takılı olduğunu gösteren sözcükle cümleyi tamamlayın: I can't see the screen clearly with my sunglasses ____.
Cevabı göster
on
Please, can you promise not to suck your thumb? Dilbilgisi
2:14Lütfen, başparmağını emmeyeceğine söz verir misin?
promise not to suck: bir şeyi yapmamaya söz vermek
Promise not to + fiilin yalın biçimi, bir eylemi yapmayacağına söz vermek demektir. promise not to suck ifadesinde not, to'dan önce gelir ve suck yalın biçimde kalır. Tarafsız ve yaygın kalıp promise not to do something şeklindedir. Olumsuzluk özellikle vurgulanırken promise to not do something da kullanılabilir; ancak varsayılan ve daha açık kalıp promise not to'dur.
Alıştırma
Cümleyi promise not to + fiilin yalın biçimiyle tamamlayın: Please ____ open the gift before Friday.
Cevabı göster
promise not to
cut it into triangles: kesme işleminin sonucunu anlatmak
cut + nesne + into + şekil veya parça sayısı, kesme işleminin sonucunu anlatır. cut it into triangles ifadesinde it kesilen nesnedir; triangles ise kesme sonucunda oluşan şekillerdir. Burada into, bir şeyin içine doğru hareket anlamına gelmez. Nesnenin kesildikten sonra neye dönüştüğünü belirtir.
Alıştırma
Cümleyi kesme sonucunu belirten sözcükle tamamlayın: Cut the dough ____ eight equal pieces.
Cevabı göster
into
This knife doesn't cut: bir aletin işlevini anlatmak
Burada nesne olan this knife, cut fiilinin öznesidir. Cümle, bıçağın harekete geçmemeyi seçtiğini anlatmaz; bıçağın işlevini değerlendirir: düzgün kesemiyor. İngilizcede bir nesnenin beklendiği gibi çalışıp çalışmadığını belirtmek için nesne özne yapılarak geniş zamanda bir fiil sıkça kullanılır. Olumsuz biçim, bir işlevin çalışmadığını gösterebilir.
Alıştırma
“This knife doesn't cut.” burada ne anlama geliyor?
- Bıçak nesneleri düzgün kesemiyor.
- Bıçak tam şu anda hiçbir şey kesmiyor.
- Bıçak birinin kendisini kullanmasına izin vermiyor.
Cevabı göster
Bıçak nesneleri düzgün kesemiyor.
a bit of tough love: ilgiden kaynaklanan katı bir davranış
Tough love, şu anda rahatsız edici gelse bile uzun vadede birine yardımcı olmayı amaçlayan kararlı veya katı davranıştır. Zorlu bir romantik ilişki anlamına gelmez. A bit of ifadeyi yumuşatır. Konuşan kişi katı davranışı küçük ama gerekli bir önlem gibi sunar ve bunu makul bir davranış olarak savunuyor da olabilir.
Alıştırma
Hangi durum tough love olarak en iyi şekilde tanımlanır?
- Bir komşu, umursamadığı için yaralı birini görmezden gelir.
- Bir arkadaş, birinin doğum gününü kutlamak için hediye alır.
- Bir antrenör, sürekli antrenman kaçıran oyuncuyu sorumluluk öğrenmesi için yedek kulübesinde oturtur.
Cevabı göster
Bir antrenör, sürekli antrenman kaçıran oyuncuyu sorumluluk öğrenmesi için yedek kulübesinde oturtur.
that's all: açıklamayı yumuşatıp bitirmek
Cümle sonunda kullanılan that's all, “az önce söylediğimin arkasında başka bir neden veya anlam yok” demektir. Burada bir savunmayı bitirir ve sözü edilen katı tutumu sınırlı ve daha az ciddi gösterir. Ayrıca “bundan başka anlam çıkarma” veya “konuşulacak başka bir şey yok” mesajını verebilir. Bu, konuşanın durumu sunma biçimidir; dinleyenin de aynı fikirde olması gerektiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede, açıklamayı yumuşatıp bundan fazlası olmadığını söylemek için cümle sonunda that's all kullanılmıştır?
- That's all the paint we have left.
- She listed all the reasons in her report.
- I was only checking that the door was locked, that's all.
Cevabı göster
I was only checking that the door was locked, that's all.
All she needs to do is not put her thumb in her mouth. Dilbilgisi
2:51Tek yapması gereken başparmağını ağzına sokmamak.
All she needs to do is not ...: tek bir olumsuz gereklilik sunmak
All she needs to do is ... odağı tek bir gerekliliğe yönelten bir yapıdır: all, “tek şey” anlamına gelir ve geri kalan bölüm tek bir koşulun yeterli olduğunu söyler. Buradaki koşul not put her thumb in her mouth olduğundan, tek görev bu hareketten kaçınmaktır. is sonrasında konuşma İngilizcesinde fiilin yalın hâli yaygın olarak kullanılır: is press, is wait veya is not put. Bu yapı çoğu zaman bir işi kolaymış gibi gösterir; ancak bu, konuşanın bakış açısıdır ve işin gerçekten kolay olduğunu garanti etmez.
Alıştırma
Öneriyi All + you + need to do + is not yapısıyla tamamlayın: To avoid waking the baby, ____ slam the door.
Cevabı göster
all you need to do is not
I'm off the chips: be off something ifadesinin anlamı
"I'm off the chips" cümlesinde be off + bir şey, konuşanın onu tüketmeyi bıraktığı veya ondan uzak durmayı seçtiği anlamına gelir. Burada konuşan cips yemiyordur; off fiziksel bir konumu anlatmaz. Bu ifade konuşanın şu anki davranışını anlatır. Geçici bir ara vermeyi de daha uzun süreli bir değişikliği de belirtebilir; bu yüzden süre bağlamdan veya bir zaman ifadesinden anlaşılır.
Alıştırma
Hangi cümle konuşanın bir ay boyunca kahve içmemeyi seçtiği anlamına gelir?
- I'm off to get coffee now.
- I'm out of coffee, so I need to buy some.
- I'm off coffee for a month.
Cevabı göster
I'm off coffee for a month.
Trying to eat healthy: söylenmeyen I'm
"Trying to eat healthy." konuşmada kullanılan eksiltili bir parçadır. Bu bağlamda "I'm trying to eat healthy" anlamına gelir; bağlamdan anlaşılan I öznesi ile be fiilinin am biçimi söylenmemiştir. Konuşanlar, özne zaten açık olduğunda hızlıca bir neden veya yorum eklemek için bu tür parçaları kullanır. Söylenmeyen kelimeler yine de tam cümlenin dil bilgisi yapısının parçasıdır.
Alıştırma
Hangi tam cümle söylenmeyen kelimeleri geri getirirken özgün şimdiki zaman anlamını korur?
- I'm trying to eat healthy.
- I'll try to eat healthy next year.
- I tried to eat healthy yesterday.
Cevabı göster
I'm trying to eat healthy.
Good on you: gündelik övgü
Good on you kalıplaşmış bir övgü ifadesidir. Burada başka bir kişinin sağlıklı seçimini onaylar ve "Well done" ya da "That was a good decision." ifadelerine yakın bir anlam taşır. Tüm ifadeyi tek bir birim olarak anlayın: buradaki on fiziksel bir konumu belirtmez. Bu ifade, birinin övgüye değer seçimini veya davranışını takdir edip desteklemek için kullanılabilir.
Alıştırma
Good on you hangi durumda samimi bir övgü olarak doğal kullanılır?
- Bir arkadaşın ilk yardım kursuna kaydolur ve sen "Good on you." dersin.
- Bir arkadaşın mağazanın kaçta kapandığını sorar ve sen "Good on you." dersin.
- Bir arkadaşın anahtarlarının yerini söyler ve sen "Good on you." dersin.
Cevabı göster
Bir arkadaşın ilk yardım kursuna kaydolur ve sen "Good on you." dersin.
one won't hurt: küçük bir istisnayı önemsiz gösterme
one won't hurt ifadesinde one, bağlamdan zaten anlaşılan sayılabilir bir şeyi, örneğin bir cips tanesini temsil eder. Hurt burada "fiziksel acı hissetmek" değil, "zarar veya kötü bir sonuç doğurmak" anlamındadır. Bu ifade, tek bir istisnayı zararsız gösterir. İnsanlar bunu küçük bir isteğe yenilmek için kendilerini veya başka birini ikna ederken sıkça kullanır; bu yüzden gündelik bir güvence ya da kendini haklı çıkarma gibi duyulabilir.
Alıştırma
Küçük bir istisnayı haklı gösteren kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: "I'm trying not to eat cookies, but one ____."
Cevabı göster
won't hurt
the first thing she'll do is suck her thumb. Dilbilgisi
3:09yapacağı ilk şey başparmağını emmek olur.
the first thing she'll do is ...: ilk eylemi tahmin etme
the first thing she'll do isim grubunda she'll do, she will do anlamına gelir ve onun yapacağı ilk eylemi belirtir. Grubun tamamı is fiilinin öznesidir. Birinin her şeyden önce ne yapacağını tahmin etmek veya söylemek için the first thing + özne + will do + is + fiilin yalın hâli kalıbını kullanabilirsiniz. Burada is sonrasında yalın hâldeki suck gelir.
Alıştırma
Cümleyi the first thing + he will do + is kalıbıyla tamamlayın: When Leo gets home, ____ feed the dog.
Cevabı göster
the first thing he'll do is
Don't you, Muffin?: karşı taraftan onay isteme
Burada Don't you, Muffin? önceki ifadenin eksiltili biçimde onaylatılmasıdır. Tam düşünce You promise, don't you, Muffin? şeklindedir. Konuşan kişi Muffin'den she diye söz ettikten sonra ona doğrudan you diyerek seslenir; bu nedenle don't you, Muffin'in kendisinden onay ister. Bu, Don't + fiilin yalın hâli biçimindeki olumsuz emir kalıbı değildir. don't you gibi kısa bir olumsuz soru eki ancak eksik bırakılan ifade hemen önceki bağlamdan açıkça anlaşılıyorsa tek başına kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi Mia'dan onay isteyen olumsuz soru ekiyle tamamlayın: You remember our plan, ____, Mia?
Cevabı göster
don't you
even once: olumsuz bir sözü kesinleştirmek
Olumsuz bir ifadeden sonra even once, “bir kez bile değil” anlamına gelir. Burada sözün gerçekleşmeyeceğini belirttiği durumlara mümkün olan en küçük sayı olan biri de ekler. Bu, won't suck her thumb sözünü güçlendirir: vaat edilen gerçekleşme sayısı yalnızca “seyrek” değil, sıfırdır.
Alıştırma
Bu sözü kesinleştirmek için even once kullanın: I won't skip practice, ____.
Cevabı göster
even once
Why can't you just not suck your thumb? Ton ve niyet
3:33Neden başparmağını emmemeyi beceremiyorsun?
Why can't you just not ...?: durmayı basit bir şey gibi göstermek
Why can't you just not + verb? görünüşte bir neden sorusudur, ancak çoğu zaman şikâyet ya da meydan okuma işlevi görür. Buradaki just, “basitçe” demektir; eylemi yapmamayı kolay bir seçim gibi sunar. Bu çerçeve sabırsızlık veya suçlama ifade edebilir. Alışkanlığı kontrol etmek zor olsa bile konuşan kişi, karşısındakinin durabilmesi gerekiyormuş gibi konuşur.
Alıştırma
Bir arkadaşınız kaygı yüzünden rahatlamakta zorlandığını söylüyor. “Why can't you just relax?” destekleyici bir yanıt mıdır?
- Hayır, yaşanan güçlüğü önemsiz gösterebilir.
- Evet, her zaman ilgili ve yardımsever duyulur.
Cevabı göster
Hayır, yaşanan güçlüğü önemsiz gösterebilir.
I just can't: isteksizlikten değil, yapamamaktan söz etmek
Bu yanıtta I just can't, yalnızca “Reddediyorum” değil, “Bunu yapamayacağımı hissediyorum” anlamına gelir. can't ifadesinden sonra gelecek eylem önceki konuşmadan anlaşıldığı için cümle bu bağlamda tamamlanmıştır. Just vurgu katar: konuşan kişi, eylemin kendi becerisini veya kontrolünü aştığını hisseder. Başka durumlarda aynı yapı, bir şeyi yapmak için gereken beceri, cesaret, duygusal güç veya özdenetimin bulunmadığını da anlatabilir.
Alıştırma
Birisi bir alışkanlığı bırakmak istiyor ama onu kontrol edemediğini hissediyor. “I just can't” ne anlatır?
- Kişi bırakmak istese bile bunu yapamayacağını hissediyor.
- Kişi denemek istemediği için bırakmayı reddediyor.
- Kişi başka birine bırakmasını emrediyor.
Cevabı göster
Kişi bırakmak istese bile bunu yapamayacağını hissediyor.
I mean, ile konuşurken açıklamaya geçiş
Burada I mean bir söylem belirtecidir. Konuşan kişinin birazdan bir gerekçe ekleyeceğini veya düşüncesini daha açık biçimde yeniden ifade edeceğini gösterir. Eklenen she is only three yorumu, konuşmayı onun davranışına daha anlayışlı bakmaya yöneltir. I mean burada resmî bir tanım başlatmaz.
Alıştırma
“I mean, she is only three” cümlesinde “I mean,” ne işe yarar?
- Bir gerekçe ekler ve konuşan kişiyi daha anlayışlı bir bakışa yöneltir.
- Sonraki yorumun önceki konuyla ilgisiz olduğunu gösterir.
- Three sözcüğünün tanımını sorar.
Cevabı göster
Bir gerekçe ekler ve konuşan kişiyi daha anlayışlı bir bakışa yöneltir.
There's nothing wrong with a three-year-old sucking their thumb, Dilbilgisi
3:51Üç yaşındaki bir çocuğun başparmağını emmesinde yanlış bir şey yok,
There's nothing wrong with + isim veya fiilin -ing biçimi
There's nothing wrong with ... konuşanın, ardından gelen şeyde veya eylemde bir sorun ya da yanlış görmediğini belirtir. Burada eleştiriyi yumuşatır ve üç yaşındaki bir çocuğun başparmağını emmesini yanlış değil, kabul edilebilir bir davranış olarak gösterir. with sonrasında bir isim öbeği veya fiilin -ing biçimi kullanılır: There's nothing wrong with this plan; There's nothing wrong with asking. Bu yapıda wrong, bir şeyin kabul edilebilir olup olmadığına dair değerlendirmedir; yalnızca bir şeyin bozuk olduğunu anlatmaz.
Alıştırma
Eylemin kabul edilebilir olduğunu belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ asking for clarification.
Cevabı göster
There's nothing wrong with
I shouldn't have + geçmiş zaman ortacı: geçmişteki bir eylemden pişmanlık
I shouldn't have + geçmiş zaman ortacı, gerçekleşmiş bir eyleme dönüp onun hata olduğunu söyler. Genellikle pişmanlık belirtir, hatayı kabul eder veya sorumluluk üstlenir. Bu cümlede konuşan kişi nesneleri ortaya çıkardığı için pişmandır. have sonrasındaki fiil geçmiş zaman ortacı olmalıdır. Put düzensizdir: yalın hâli, geçmiş zaman biçimi ve geçmiş zaman ortacı put şeklindedir. Bu yapı geçmişteki bir eylemle ilgilidir; şimdi ne yapılması gerektiğine dair tavsiye değildir.
Alıştırma
Geçmişteki bir eylemden pişmanlık belirten yapıyla düşünceyi tamamlayın: I sent the email too quickly. I ____ sent it before checking.
Cevabı göster
shouldn't have
put them out: yiyecekleri insanların alabileceği şekilde ortaya koymak
Bu cümlede put them out, cipsleri saklandıkları yerden çıkarıp insanların görebileceği veya alabileceği bir yere koymak anlamına gelir. Them, cipsleri ifade eder. Burada put out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse put ile out arasına gelir: put them out denir, put out them denmez. Nesne ve durum, put out ifadesinin hangi anlamda kullanıldığını belirlemenize yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümlede put out, “yiyecekleri insanların görebileceği veya alabileceği bir yere koymak” anlamındadır?
- Could you put the snacks out before the guests arrive?
- The long delay really put me out.
- Please put the fire out before you leave.
Cevabı göster
Could you put the snacks out before the guests arrive?
I'm gonna have a chat with Bluey and Bingo. Kalıp ifadeler
4:09Gidip Bluey ve Bingo ile biraz konuşacağım.
have a chat with: biriyle samimi bir şekilde konuşmak
Have a chat with someone, o kişiyle genellikle samimi ve günlük bir şekilde konuşmak anlamına gelir. Chat burada sayılabilen bir isimdir; bu nedenle kalıp have a chat şeklindedir ve with konuşulan kişiyi tanıtır. Bu cümlede konuşmacı, Bluey ve Bingo ile özel olarak konuşmayı planlıyor. Konu önemli olsa bile bu ifade planın nazik ve gündelik duyulmasını sağlar.
Alıştırma
Cümleyi have a chat with ifadesiyle tamamlayın: I need to ____ my manager about tomorrow's schedule.
Cevabı göster
have a chat with
I'll be right back: hemen döneceğini belirtmek
I'll be right back, kısa süreliğine ayrılmadan hemen önce kullanılan kalıplaşmış bir cümledir. Dinleyiciye çok yakında dönmeyi beklediğinizi bildirir. Burada right, back sözcüğünün zaman anlamını güçlendirerek “çok yakında” veya “hemen” anlamını verir. “Sağ tarafta” anlamına gelmez.
Alıştırma
Danışma masasından bir dakikalığına ayrılmanız gerekiyor. Ayrılmadan önce ne söylemelisiniz?
- I'll be on the right.
- I'll be back later.
- I'll be right back.
Cevabı göster
I'll be right back.
which means she can't play sandwich shop properly. Anlatım akışı
4:23bu da sandviç dükkanını düzgün oynayamayacağı anlamına geliyor.
which means: bir durumu sonucuna bağlamak
Which means, önceki durumun tamamına dönerek onun anlamını veya sonucunu ekler. Burada which, onun koruyucu yakalığını takmak zorunda olduğu gerçeğinin tamamına gönderme yapar; bunun sonucu da sandviç dükkânı oyununu düzgün oynayamamasıdır. Yalnızca cone isim sözcüğüne gönderme yapmaz. Bilgi düzeni şöyledir: durum, which means + sonuç veya yorum. Konuşan kişi önce bir gerçeği verir, ardından bu gerçekten ne çıktığını açıklar.
Alıştırma
“The road is closed, which means we'll need another route,” cümlesinde which neye gönderme yapar?
- seçeceğimiz güzergâh
- yolun kapalı olduğu durumun tamamı
- yalnızca road isim sözcüğü
Cevabı göster
yolun kapalı olduğu durumun tamamı
It's just, I think she's feeling a little embarrassed about her cone. Notlar
4:34Sadece, sanırım hunisi yüzünden biraz utanıyor.
It's just, I think...: Bir yargıyı yumuşatan giriş
Burada It's just, bir nesneyi kelimesi kelimesine anlatmaz; konuşmaya giriş yapan bir ifadedir. Konuşanın bir açıklama ya da ek bilgi sunmak üzere olduğunu gösterir. I think, devamındaki düşünceyi kesin bir gerçek değil, konuşanın kişisel görüşü olarak sunar. It's just, I think... birlikte kullanıldığında hassas bir yargı daha az sert duyulur.
Alıştırma
It's just, I think... açıklamadan önce nasıl bir etki yaratır?
- Açıklamayı yumuşatılmış kişisel bir yargı olarak sunar.
- Açıklamanın kanıtlanmış bir gerçek olduğunu bildirir.
- it sözcüğünün belirli bir nesneyi gösterdiği anlamına gelir.
Cevabı göster
Açıklamayı yumuşatılmış kişisel bir yargı olarak sunar.
feeling a little embarrassed about her...: Hafiflik derecesi ve utanma nedeni
Feel embarrassed about something, bir şey yüzünden kendini mahcup veya rahatsız hissetmek demektir. Burada about, duygunun nedenini getirir ve tam nesnesi her cone ifadesidir. Her sözcüğü cone sözcüğünü niteler; about sonrasında ayrı bir kişiyi göstermez. A little, embarrassed sözcüğünün yoğunluğunu azaltır. Böylece konuşan kişi güçlü değil, hafif bir utanma duygusu olduğunu söyler.
Alıştırma
feeling a little embarrassed about her mistake ne anlama gelir?
- Kendi hatası yüzünden kendini biraz rahatsız hissediyor.
- Başka biri adına utanıyor.
- Başka biri hata yaptığı için çok öfkeli.
Cevabı göster
Kendi hatası yüzünden kendini biraz rahatsız hissediyor.
She will one day: söylenmeyen eylem ve gelecekte belirsiz bir zaman
She will one day ifadesinde will, konuşmada zaten açık olan eylemi taşır. İngilizcede kiplik bildiren bir yardımcı fiilden sonra tekrarlanan fiil öbeği söylenmeyebilir; burada She will, She will do it anlamına gelir. Will ile kullanılan one day, gelecekte kesin olarak belirtilmemiş bir zamanı anlatır. Cümle, hemen değişmesini istemeden, onun sonunda başaracağına dair sabırlı ve yumuşak bir güven ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: He can't swim yet, but he will ____.
Cevabı göster
one day
don't give up on her: bir kişiye inanmaya ve onu desteklemeye devam etmek
Give up on someone, bir kişinin gelişebileceğine inanmayı bırakmak veya onu desteklemeye ya da ona yardım etmeye çalışmaktan vazgeçmek demektir. Don't give up on her, dinleyenlerden ona karşı sabırlı olmaya ve güven duymaya devam etmelerini ister. Bu anlam için on edatı gereklidir. Cümle bir etkinliği bırakmakla ilgili değildir; nesnesi, başkalarının artık çaba göstermeye değmeyeceğine karar verebileceği bir kişidir.
Alıştırma
İnsanlardan ona inanmaya devam etmelerini istemek için bu dersteki dört kelimelik ifadeyi kullanın: Don't ____; he's still learning.
Cevabı göster
give up on him
I'm sorry I can't stop sucking my thumb. Ton ve niyet
4:53Başparmağımı emmeyi bırakamadığım için özür dilerim.
I'm sorry I can't stop: yapamadığınız bir şey için özür dilemek
I'm sorry I can't... özür ile konuşanın bir şeyi yapamadığı bilgisini birleştirir. Burada can't, konuşanın davranışı kontrol edemediği veya durduramadığı anlamına gelir; denemeyi reddettiği anlamına gelmez. can't stop sucking ifadesinde sucking, sona erdirilemeyen süren ya da tekrarlanan davranış olduğu için stop fiilinden sonra -ing biçimi gelir. I'm sorry I can't + fiilin yalın hâli kalıbı, birinin umduğu veya beklediği şeyi yapamamaktan duyulan üzüntüyü belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle daha fazla kalamamaktan doğal biçimde özür diler?
- I'm sorry I can't stay any longer.
- I'm sorry I don't can stay any longer.
- I'm sorry I can't to stay any longer.
Cevabı göster
I'm sorry I can't stay any longer.
we're going to think of a game where your cone is okay. Dilbilgisi
5:02huninle oynanabilecek bir oyun düşüneceğiz.
a game where your cone is okay: soyut bir durumu anlatan where
Burada where, game ismini açıklayan bir ilgi cümleciğini başlatır. Fiziksel bir yeri göstermez; “o oyunun içinde” veya “o oyunun kurallarına göre” anlamına gelir. your cone is okay, koninin kabul edildiği ve sorun yaratmadığı anlamındadır. Aktarılabilir kalıp, bir durum ya da sistemi belirten isim + where + o yapı içinde doğru olan bilgidir; örneğin a game where everyone can join.
Alıştırma
Hangi cümlede where, “o oyunun durumu veya kuralları içinde” anlamında kullanılmıştır?
- Let's choose a game when every child can play.
- Let's choose a game who every child can play.
- Let's choose a game where every child can play.
Cevabı göster
Let's choose a game where every child can play.
What if ...? ile temkinli bir öneri sunmak
Bu cümlede What if, olası bir eylemi temkinli bir öneri olarak sunar. Konuşan kişi daha önce ne olduğunu sormaz; diğerlerini bu yöntemi denemeyi düşünmeye davet eder. Yapı What if + özne + fiildir. Fikri bir olasılık olarak sunduğu için kabul veya ret alanı bırakır ve çoğu zaman doğrudan bir emirden daha yumuşak duyulur.
Alıştırma
Grubunuz bir odayı düzenliyor. Dersteki temkinli öneri başlangıcını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ we move the chairs closer?
Cevabı göster
What if
pop it down: hızlı ve gündelik bir aşağı hareket
Burada pop, bir şeyi hızlı ve kolay biçimde hareket ettirmek veya bir yere koymak anlamına gelen gündelik bir eylem fiilidir. pop it down, nesneyi indirmek, aşağı katlamak veya bırakmak gibi küçük bir aşağı yönlü ayarlamayı anlatır. Kesin hareketi nesne ve durum belirler; pop burada patlamak anlamına gelmez. Bu ayrılabilir fiil ve parçacık yapısında nesne zamiri pop ile down arasına gelir: pop it down denir, pop down it denmez.
Alıştırma
Bir stor perdeyi ayarlıyorsunuz. pop ... down yapısını kullanıp nesne zamirini doğal yerine koyarak ricayı tamamlayın: Could you ____ a little?
Cevabı göster
pop it down
Aunt Trixie didn't say anything about that. Kalıp ifadeler
5:12Trixie Teyze bu konuda hiçbir şey söylemedi.
didn't say anything about that: belirtilmemiş bir kural
didn't say anything about that, “o noktadan söz etmedi” anlamına gelir. Olumsuz bir cümlede anything, didn't ile doğal biçimde kullanılır: didn't say anything about + konu. Kurallar konuşulurken bu ifade bir boşluğa dikkat çekebilir: Bir eylem kısıtlanmıştır, ancak bu eylemden söz edilmemiştir. Bu durum bir iddiayı destekleyebilir, fakat sessizlik açık izin anlamına gelmez.
Alıştırma
The manual didn't say anything about extension cords. Bu, uzatma kablolarına izin verildiğini kanıtlar mı?
- Hayır. Yalnızca uzatma kablolarından söz edilmediğini kanıtlar.
- Evet. Uzatma kablolarına izin verildiğini kanıtlar.
Cevabı göster
Hayır. Yalnızca uzatma kablolarından söz edilmediğini kanıtlar.
What happened to...?: beklenmedik bir değişikliği sormak
What happened to + kişi veya şey, o kişinin ya da şeyin neden artık kayıp, hasarlı veya farklı olduğunu sorar. Genellikle konuşanın beklenmedik bir değişikliği yeni fark ettiğini gösterir. Burada soru, cipslerin neden ortadan kaybolduğuyla ilgilidir; bütün olayın anlatılması mutlaka istenmez. Bağlama göre “Nereye gittiler?” veya “Şimdi neden böyleler?” anlamına gelebilir.
Alıştırma
Arkadaşınızın telefon ekranının çatladığını görüyorsunuz. En doğal soru hangisidir?
- What happened to your phone?
- What did your phone happen to?
- Where is your phone?
Cevabı göster
What happened to your phone?
It might be time to take off Muffin's cone. Ton ve niyet
5:38Muffin'in hunisini çıkarma zamanı gelmiş olabilir.
It might be time to ... ile nazik bir öneride bulunmak
It might be time to + fiilin yalın biçimi, “belki de artık bunu yapmak için uygun zamandır” anlamına gelir. Bu cümlede Muffin'in koruyucu yakasını çıkarmak öneriliyor; saat üzerindeki kesin bir zamandan söz edilmiyor. Might, öneriyi It's time to + fiilin yalın biçimi kalıbından daha dolaylı yapar. Konuşan kişi eylemi bir olasılık olarak sunar ve konuşmaya açık kapı bırakır.
Alıştırma
Hangi cümle artık yardım istemenin uygun olabileceğini nazikçe önerir?
- It might time to ask for help.
- It might be time to ask for help.
- It might be time asking for help.
Cevabı göster
It might be time to ask for help.
Oh, husband, thank you so much for taking me to the ballet show. Kalıp ifadeler
6:00Ah, kocacığım, beni bale gösterisine götürdüğün için çok teşekkür ederim.
thank you so much for taking me to ... ile götüren kişiye teşekkür etmek
Thank you so much for + -ing, minnettarlığa neden olan eylemi belirtir; so much ise teşekkürü daha güçlü ve sıcak yapar. For bir edat olduğu için burada take değil taking kullanılır. Take someone to + yer veya etkinlik, birini oraya götürmek, araçla bırakmak ya da ona eşlik etmek anlamına gelir. Bu ifade tek başına kişinin nasıl yolculuk yaptığını belirtmez.
Alıştırma
Teşekkür cümlesini take me to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Thank you so much for ____ the airport.
Cevabı göster
taking me to
No worries: Teşekküre veya özre rahat bir yanıt
No worries, konuşmada kullanılan rahat bir yanıttır. Bir teşekkürün ardından “Rica ederim” veya “Hiç zahmet olmadı” anlamına gelir. Küçük bir konu için dilenen özrün ardından ise “Sorun değil” demektir. Genellikle birinin hiç kaygısı olmadığını kelimesi kelimesine bildirmez. Yapılan iyiliğin veya küçük sorunun zahmet yaratmadığını ve karşıdaki kişinin kendini kötü hissetmesine gerek olmadığını anlatır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “Thanks for carrying that box.” diyor. Hedef ifadeyi doğal biçimde kullanan rahat yanıt hangisidir?
- Don't worry!
- No worries!
- I have no worries!
Cevabı göster
No worries!
See you next Thursday: See you + gelecek zaman kalıbı
See you + gelecekteki bir zaman, yaygın bir vedalaşma kalıbıdır. O kişiyi belirtilen zamanda yeniden görmeyi beklediğinizi veya bunun için anlaştığınızı anlatır; buradaki see you, şu anda gördüğünüz şeyi tarif etmez. See you next Thursday cümlesinde next Thursday doğrudan see you ifadesinden sonra gelir. next ile başlayan bir gün ifadesinin önüne on eklemeyin: See you on next Thursday değil, See you next Thursday denir.
Alıştırma
Komşunuzla bir sonraki haftanın perşembe günü yeniden buluşmak üzere anlaştınız. Vedalaşma cümlesini tamamlayın: See you ____!
Cevabı göster
next Thursday
Cone of shame: evcil hayvan koruyucu konisi için mizahi bir ad
“Cone of shame”, evcil hayvanın bir yarayı yalamasını veya ısırmasını önlemek için boynuna takılan koni biçimli koruyucu yakaya verilen mizahi bir addır. Nötr terimler arasında “protective cone”, “Elizabethan collar” ve “E-collar” bulunur. “Shame” sözcüğü, dikkat çeken ve hareketi zorlaştıran bu koninin hayvanı cezalandırılıyormuş gibi göstermesiyle şaka yapar. Bu, hayvanın gerçekten utanılacak bir şey yaptığı anlamına gelmez ve ifade resmî bir tıbbi ad değildir.
Alıştırma
Evcil hayvanlarla ilgili gündelik İngilizcede cone of shame genellikle ne anlama gelir?
- Evcil hayvanın koruyucu konisi için mizahi bir ad
- Her türlü boyun desteğinin resmî tıbbi adı
- Kötü davranan evcil hayvana verilen bir ceza
Cevabı göster
Evcil hayvanın koruyucu konisi için mizahi bir ad