Bluey TAM BÖLÜM | Muffin Utanç Yakalığı Takmak Zorunda! 🥺 | @disneyjr: İngilizce çalışma notları

Disney Jr.

Öğrenme zorluğu
674 kelime 151 kel/dk

Video açıklaması: Muffin, parmağını emmeyi bırakması için koruyucu bir boyunluk takmak zorunda kalır; ancak bundan utanır ve sandviç dükkânı oyununu düzgün oynayamaz. Bluey ile Bingo, henüz kontrol edemediği bir alışkanlık yüzünden onu suçlamayı bırakıp boyunluğu çeşitli hayal oyunlarının parçasına dönüştürür. Böylece utandırmak yerine sabırla destek olmanın değeri ortaya çıkar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. needs to break the habit. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Tekrarlanan bir davranışı bırakmayı anlatırken kulağa doğal gelmeyen stop a habit yerine break a habit eşdiziminin kullanıldığını öğrenirsiniz. Bu ifadeyi beslenme, uyku, sigara, ekran kullanımı ve başka rutinlerdeki değişikliklerden söz ederken kullanabilirsiniz. 2. don't give up on her, — Deyimsel fiiller: give up on someone ifadesinin yalnızca bir etkinliği bırakmak değil, birini desteklemekten veya onun gelişebileceğine inanmaktan vazgeçmek anlamına geldiğini kavrarsınız. Zorlanan ya da daha fazla zamana ihtiyaç duyan birine sabır gösterilmesini isterken işinize yarar. 3. Cone of shame! — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Evcil hayvanların sıkça taktığı koruyucu boyunluğa İngilizcede verilen mizahi lakabı tanırsınız. Medya ve hayvan bakımı bağlamı, boyunluğun neden shame ile ilişkilendirildiğini ve bu sözün neden alaycı ya da utandırıcı duyulabileceğini açıklar.

Bu derste

Mum.

0:08

Anne.

Dad.

0:14

Baba.

Bingo.

0:20

Bingo.

Bluey.

0:25

Bluey.

Almost at Bluey and Bingo's Muffles.

0:30

Bluey ve Bingo'nun evine gelmek üzereyiz, Muffles.

Hooray.

0:32

Yaşasın.

Uh-uh, Muffin.

0:38

Ah-ah, Muffin.

Don't suck your thumb. Kalıp ifadeler

0:39

Başparmağını emme.

Kalıp ifadeler

suck your thumb: başparmak emmek için doğal ifade

Suck your thumb, kişinin kendi başparmağını ağzına alıp emmesi anlamına gelir. Buradaki suck, parmak emme hareketini anlatır; pipetle bir şey içmek anlamına gelmez. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: suck my thumb, suck his thumb veya suck her thumb. Don't suck your thumb cümlesindeki olumsuz emir, dinleyiciye bu davranışı yapmamasını söyler.

Alıştırma

Cümleyi başparmak emmek anlamındaki doğal ifadeyle tamamlayın: The little girl is trying to ____ again.

Cevabı göster

suck her thumb

Why?

0:41

Neden?

'Cause it's not good for your teeth, Notlar

0:42

Çünkü dişlerin için iyi değil,

Kelime

'Cause: because sözcüğünün gayriresmî kısaltması

'Cause, because sözcüğünün gayriresmî ve kısaltılmış biçimidir. Burada it's not good for your teeth bölümünü önceki talimatın nedeni olarak sunar. Baştaki kesme işareti be- kısmının atıldığını gösterir. Burada 'Cause bir bağlaçtır; neden anlamındaki isim cause veya bir şeyin olmasına yol açmak anlamındaki fiil cause değildir.

Alıştırma

Gündelik bir konuşmada bu cümledeki 'Cause ne anlama gelir?: 'Cause the store is closed, we'll come back tomorrow.

  1. because anlamına gelir ve bir neden bildirir.
  2. İsim olarak bir neden anlamına gelir.
  3. Fiil olarak bir şeyin olmasına yol açmak anlamına gelir.
Cevabı göster

because anlamına gelir ve bir neden bildirir.

Kalıp ifadeler

not good for your teeth: dişler üzerindeki zararlı bir etkiyi anlatmak

be good for + kişi ya da şey yapısında for, yararlı etkinin kimi veya neyi etkilediğini gösterir. not eklendiğinde değerlendirme olumsuz olur: it's not good for your teeth, bir şeyin dişlere zarar verebileceği veya onları olumsuz etkileyebileceği anlamına gelir. Bu yapı sağlık ve günlük yaşam tavsiyelerinde sık kullanılır: X is good for Y veya X is not good for Y. Buradaki for your teeth, bir şeyin “dişlerine verilmek üzere” olduğu anlamına gelmez; etkilenen vücut bölümünü belirtir.

Alıştırma

Fazla şekerin dişler üzerinde zararlı bir etkisi olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Too much sugar isn't good for your teeth.
  2. Too much sugar isn't good to your teeth.
  3. Too much sugar doesn't good for your teeth.
Cevabı göster

Too much sugar isn't good for your teeth.

hon.

0:43

tatlım.

I want to do what I want. Dilbilgisi

0:44

Ben ne istiyorsam onu yapmak istiyorum.

Dilbilgisi

want to do what I want: what ile “istediğim şey” anlamı

want to do what I want ifadesinde ilk want to do, “hareket etmek veya bir şey yapmak istemek”; what I want ise “istediğim şey” demektir. what yan tümcesinin tamamı do fiilinden sonra nesne konumunu doldurur; bu yüzden what burada soru sormaz. Bu yan tümcede İngilizce düz cümle sırası kullanılır: what + özne + fiil. what I want bunun bir örneğidir. want sözcüğünün tekrarı, konuşanın kendi isteğine göre hareket etme kararlılığını vurgular; ses tonuna bağlı olarak inatçı veya çocukça duyulabilir.

Alıştırma

“Giymek istediğim kıyafetleri seçiyorum” anlamına gelen ve what I want to wear bölümünün choose fiilinin nesnesi olduğu cümle hangisidir?

  1. What do I want to wear?
  2. I choose what I want to wear.
  3. I wonder what I want to wear.
Cevabı göster

I choose what I want to wear.

It's my thumb. Ton ve niyet

0:46

O benim başparmağım.

Ton ve niyet

It's my thumb. ile karar hakkının kendisine ait olduğunu savunmak

İlk bakışta It's my thumb. başparmağın kime ait olduğunu belirtir. Ancak bu yanıtta my daha fazlasını yapar: konuşan kişi, davranışını savunmak için sahipliği öne sürer. İma edilen mesaj “O bana ait, dolayısıyla onunla ne yapacağıma ben karar vermeliyim”dir. Bu yüzden cümle, bir vücut bölümünü tarafsızca tanıtmak yerine bir talimata karşı çıkma işlevi görür.

Alıştırma

Bir çocuğa yaptığı şeyi bırakması söyleniyor ve çocuk It's my thumb. diye yanıt veriyor. Çocuk büyük olasılıkla ne ima ediyor?

  1. Bu vücut bölümünü tanımak için yardıma ihtiyacım var.
  2. Başparmağın kime ait olduğunu öğrenmek istiyorum.
  3. Onunla ne yapacağıma karar vermeme izin verilmeli.
Cevabı göster

Onunla ne yapacağıma karar vermeme izin verilmeli.

Okay.

0:48

Tamam.

Well, you know what I have to do. Ton ve niyet

0:48

Pekâlâ, ne yapmam gerektiğini biliyorsun.

Ton ve niyet

know what I have to do ile dolaylı uyarıda bulunmak

You know what I have to do cümlesinde what I have to do, “yapmam gereken eylem” anlamına gelir. Buradaki You know ... dinleyenin gerçekten bir şeyi bilip bilmediğini kontrol etmez. Konuşan kişi, bir sonraki adım zaten biliniyormuş gibi konuşarak istenmeyen bir sonucu dolaylı biçimde haber verir. Have to, eylemi sıradan bir seçim değil, durumun veya kuralın gerektirdiği bir şey gibi gösterir.

Alıştırma

Bir kural ve onun sonucu daha önce açıklanmıştır. You know what I have to do şimdi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Senden bir sonraki görevimi seçmeni istiyorum.
  2. Kuralı unuttum ve açıklamana ihtiyacım var.
  3. İkimizin de bildiği sonucu uygulamak üzereyim.
Cevabı göster

İkimizin de bildiği sonucu uygulamak üzereyim.

Muffin's here.

0:52

Muffin geldi.

Now we can play sandwich shop.

0:53

Artık sandviç dükkanı oynayabiliriz.

Hey Muffin.

0:55

Hey Muffin.

Whoa.

0:56

Vay canına.

What is that?

0:59

O da ne?

It's a cone.

1:00

O bir huni.

This episode of Bluey is called Muffin Cone.

1:02

Bluey'nin bu bölümünün adı Muffin'in Hunisi.

Aw,

1:06

Ah,

poor Muffin.

1:07

zavallı Muffin.

Why is Muffin wearing a cone? Kelime

1:09

Muffin neden huni takıyor?

Kelime

wearing a cone: wear ile vücutta takılı bir şeyi anlatmak

Bu cümlede wearing, vücutta bir şeyin takılı ya da giyili olması demektir. Wear yalnızca kıyafetler için değil; gözlük, takı, güvenlik ekipmanı ve tıbbi ya da koruyucu araçlar için de kullanılır. Buradaki cone, boynun çevresine takılan koni biçimli koruyucu bir araçtır. Wearing a cone, bu aracın vücutta takılı olma durumunu anlatır; elde dondurma külahı tutmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi wear fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: After surgery, the dog is ____ a protective cone.

Cevabı göster

wearing

It's to make her stop sucking her thumb. Dilbilgisi

1:11

Başparmağını emmeyi bırakması için.

Dilbilgisi

make her stop sucking: make + nesne + fiilin yalın hâli

Make ettirgen bir fiil olarak kullanılabilir. make + nesne + fiilin yalın hâli kalıbı, «birinin bir şey yapmasına neden olmak» anlamına gelir. make her stop içinde her nesnedir ve stop fiilin yalın hâlidir; bu yüzden make sonrasında to kullanılmaz. Stop «bir etkinliği sona erdirmek» anlamındayken ardından -ing biçimi gelir. Stop sucking, emme eylemini bırakmak demektir. Dolayısıyla make her stop sucking bütünü, onun bu eylemi bırakmasını sağlamak anlamına gelir.

Alıştırma

Stop fiilini doğru biçimde kullanın: The teacher made him ____ talking during the lesson.

Cevabı göster

stop

Trix,

1:19

Trix,

are you sure about this? Ton ve niyet

1:20

bundan emin misin?

Ton ve niyet

Are you sure about this?:bir kararı nazikçe sorgulamak

Bu soruda are you sure about this?, yalnızca Trix'in emin olup olmadığını sormaz. Konuşanın bu karardan endişe duyduğunu ve onun yeniden düşünmesini istediğini de nazikçe belirtir. Soru biçimi karşı tarafa açıklama yapma veya kararını değiştirme alanı bırakır. Bu nedenle kararın yanlış olduğunu doğrudan söylemekten daha yumuşak duyulur.

Alıştırma

Bir arkadaşınız tehlikeli görünen bir şeyi denemek istiyor. Hangi yanıt ondan nazikçe yeniden düşünmesini ister?

  1. Do you know when it starts?
  2. Are you sure about this? It may not be safe.
  3. That is a terrible decision.
Cevabı göster

Are you sure about this? It may not be safe.

Well, she needs to break the habit. Kalıp ifadeler

1:22

Şey, bu alışkanlığından vazgeçmesi gerekiyor.

Kalıp ifadeler

needs to break the habit:bir alışkanlığı bırakması gerekmesi

Break the habit, düzenli veya otomatik hâle gelmiş bir davranışı bırakmak anlamına gelir. Burada break mecazidir; fiziksel olarak hiçbir şey kırılmaz. Needs to break the habit ifadesinde needs to gereklilik bildirir, the habit ise bağlamdan zaten bilinen belirli bir alışkanlığa gönderme yapar. Davranışı belirtmek için break the habit of + -ing kullanılır; örneğin break the habit of biting your nails.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için need fiilinin doğru biçimini ve ardından break the habit ifadesini kullanın: Leo bites his nails every day. He ____.

Cevabı göster

needs to break the habit

I guess.

1:24

Sanırım haklısın.

Look,

1:26

Bak,

if she promises to stop sucking her thumb, Dilbilgisi

1:26

eğer başparmağını emmeyi bırakacağına söz verirse,

I can take it off. Öbek fiiller

1:28

onu çıkarabilirim.

Dilbilgisi

if she promises ... I can ile koşul koymak

If she promises ... koşulu ortaya koyar: önce onun söz vermesi gerekir. I can ... ise bu koşul yerine gelirse mümkün veya kabul edilebilir hâle gelen eylemi belirtir. Cümle, onun zaten söz verdiğini söylemez. Tekrar kullanılabilen kalıp if + geniş zaman, ... can + fiilin yalın hâli şeklindedir. Gelecekteki bir koşula bağlı kural koymak veya ödün vermek için kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle, birisi söz verdikten sonra bir eylem sunmak için if ... I can ... yapısını kullanır?

  1. If Leo promises to carry it carefully, I can lend him my telescope.
  2. Leo promised to carry it carefully, so I lent him my telescope yesterday.
  3. Even if Leo promises to carry it carefully, I cannot lend him my telescope.
Cevabı göster

If Leo promises to carry it carefully, I can lend him my telescope.

Öbek fiiller

take it off: ayrılabilen bir fiil öbeğiyle bir şeyi çıkarmak

Burada take it off, takılı olan koniyi çıkarmak anlamına gelir. it zamiri daha önce söz edilen bu nesneye gönderme yapar; dinleyen kişi neyin çıkarıldığını bağlamdan anlar. Bu anlamıyla take off, ayrılabilen bir fiil öbeğidir. Zamir fiil ile parçacığın arasına gelir; bu nedenle take it off denir.

Alıştırma

take off yapısını kullanın ve it zamirini doğru yere koyun: This helmet is uncomfortable, so I'll ____.

Cevabı göster

take it off

What do you think, Muffin?

1:30

Ne dersin, Muffin?

I want to suck my thumb.

1:33

Başparmağımı emmek istiyorum.

This is gonna make it hard to play sandwich shop. Dilbilgisi

1:38

Bu sandviç dükkanı oynamayı zorlaştıracak.

Dilbilgisi

make it hard to: bir eylemi zorlaştırmak

Make it hard to + fiilin yalın hâli, bir şeyin bir eylemi zorlaştırdığını anlatır. Buradaki hard, fiziksel olarak “sert” değil, “zor” anlamındadır. Bu yapıda it, make fiilinden sonra nesne konumunu doldurur; to ile başlayan mastar ise zor olan eylemi belirtir: to play sandwich shop. Bu yapı bir engeli veya sonucu açıklamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi make it hard to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The broken elevator ____ carry the boxes upstairs.

Cevabı göster

makes it hard to

Oh.

1:43

Oh.

Up you get, Muffin. Kalıp ifadeler

1:44

Ayağa kalk bakalım, Muffin.

Kalıp ifadeler

Up you get: birine kalkmasını söylemek

Up you get, “Kalk” veya “Ayağa kalk” anlamına gelen kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Alışılmadık kelime dizilişi ifadenin bir parçasıdır; bu yüzden kelime kelime değil, bir bütün olarak anlaşılmalıdır. Birini ayağa kalkması için cesaretlendirirken, ona yardım ederken veya nazikçe harekete geçirirken kullanılabilir.

Alıştırma

Bir yetişkin, düştükten sonra bir çocuğu nazikçe ayağa kalkmaya teşvik ediyor. Hangi cümle hedef ifadeyi doğal biçimde kullanıyor?

  1. Up you get—let's see if you're okay.
  2. Off you go—have fun at the playground.
  3. Stay where you are—don't move yet.
Cevabı göster

Up you get—let's see if you're okay.

Can I be the sandwich shop lady?

1:45

Sandviç dükkanı hanımı olabilir miyim?

Um,

1:48

Hmm,

sure.

1:49

tabii.

Let's give that a go. Kalıp ifadeler

1:50

Hadi bir deneyelim.

Kalıp ifadeler

Let's give that a go — denemeyi önermek

Give something a go, “bir şeyi denemek” anlamına gelen günlük bir ifadedir. Bu cümlede that, az önce sözü edilen fikre gönderme yapar; Let's ise herkesi bunu birlikte denemeye çağırır. Buradaki a go, başka bir yere gitmek değil, “bir deneme” anlamındadır. Yeniden kullanılabilen yapı give + bir şey + a go şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi give ... a go yapısı ve it zamiriyle tamamlayın: The puzzle looks hard, but let's ____.

Cevabı göster

give it a go

Hi.

1:54

Merhaba.

Hello.

1:55

Merhaba.

What would you like on your sandwich? Ton ve niyet

1:56

Sandviçinizde ne istersiniz?

Ton ve niyet

What would you like on your sandwich? — malzemeleri kibarca sormak

What would you like ...?, birine neyi seçmek istediğini kibarca sormanın bir yoludur. Would like, soruyu daha doğrudan olan want kullanımına göre yumuşatır. On your sandwich, hangi iç malzemelerin veya ek malzemelerin konmasını istediğinizi sorar. Hizmet ortamlarında kullanılabilen kalıp What would you like + yiyeceği veya eşleşmeyi belirten bir ifadedir; örneğin on your pizza, in your coffee veya with your meal.

Alıştırma

Bir servis görevlisi müşteriye pizzasında hangi malzemeleri istediğini kibarca sormak istiyor. En uygun cümle hangisidir?

  1. What do you like about this pizza?
  2. Would you like a pizza?
  3. What would you like on your pizza?
Cevabı göster

What would you like on your pizza?

Um,

1:58

Hmm,

ham and tomato, please.

1:59

jambon ve domates, lütfen.

Okay.

2:01

Tamam.

Coming right up. Kalıp ifadeler

2:01

Hemen geliyor.

Kalıp ifadeler

Coming right up: hizmet sırasında verilen hızlı yanıt

Coming right up, bir sipariş veya istek kabul edildikten sonra kullanılan kalıplaşmış bir yanıttır. İstenen şeyin ya da hizmetin çok yakında hazırlanacağını veya getirileceğini belirtir. Ne istendiği zaten belli olduğu için özne söylenmez. Burada right, hemen olma anlamını güçlendirir; ifadenin bütünü yukarı doğru hareket etmeyi anlatmaz.

Alıştırma

İstenen şeyin çok yakında hazırlanacağını veya getirileceğini belirten kalıplaşmış hizmet yanıtını tamamlayın: Coming ____.

Cevabı göster

right up

Here's the bread.

2:03

İşte ekmeğiniz.

No, that's cheese.

2:04

Hayır, o peynir.

And that's lettuce.

2:06

Ve bu da marul.

It's bread.

2:08

O ekmek.

I can feel it.

2:09

Hissedebiliyorum.

Muffin,

2:11

Muffin,

you can't see anything with your cone on. Dilbilgisi

2:12

hunin takılıyken hiçbir şey göremiyorsun.

Dilbilgisi

with your cone on: takılı olma durumunu anlatan with + isim + on

With your cone on, with + isim + on kalıbını izler. Burada on, koninin takılı olduğunu ya da yerinde durduğunu anlatır; yani ifade konin takılıyken demektir. with'li öbek ana cümleye bir koşul ekler. Bu cümlede söz konusu koşul, Muffin'in neden göremediğini açıklar. on bir durumu anlatır, bir şeyin üstündeki konumu değil.

Alıştırma

Güneş gözlüğünün takılı olduğunu gösteren sözcükle cümleyi tamamlayın: I can't see the screen clearly with my sunglasses ____.

Cevabı göster

on

Please, can you promise not to suck your thumb? Dilbilgisi

2:14

Lütfen, başparmağını emmeyeceğine söz verir misin?

Dilbilgisi

promise not to suck: bir şeyi yapmamaya söz vermek

Promise not to + fiilin yalın biçimi, bir eylemi yapmayacağına söz vermek demektir. promise not to suck ifadesinde not, to'dan önce gelir ve suck yalın biçimde kalır. Tarafsız ve yaygın kalıp promise not to do something şeklindedir. Olumsuzluk özellikle vurgulanırken promise to not do something da kullanılabilir; ancak varsayılan ve daha açık kalıp promise not to'dur.

Alıştırma

Cümleyi promise not to + fiilin yalın biçimiyle tamamlayın: Please ____ open the gift before Friday.

Cevabı göster

promise not to

No.

2:17

Hayır.

I can see.

2:18

Ben görebiliyorum.

Here.

2:19

Al.

I'll help you.

2:19

Sana yardım edeceğim.

Here's the bread.

2:21

İşte ekmek.

Thank you.

2:22

Teşekkür ederim.

Here's the ham.

2:23

İşte jambon.

Holly!

2:25

Holly!

Now I'll cut it into triangles. Kalıp ifadeler

2:26

Şimdi bunu üçgen şeklinde keseceğim.

Kalıp ifadeler

cut it into triangles: kesme işleminin sonucunu anlatmak

cut + nesne + into + şekil veya parça sayısı, kesme işleminin sonucunu anlatır. cut it into triangles ifadesinde it kesilen nesnedir; triangles ise kesme sonucunda oluşan şekillerdir. Burada into, bir şeyin içine doğru hareket anlamına gelmez. Nesnenin kesildikten sonra neye dönüştüğünü belirtir.

Alıştırma

Cümleyi kesme sonucunu belirten sözcükle tamamlayın: Cut the dough ____ eight equal pieces.

Cevabı göster

into

Oh.

2:29

Oh.

Where's the knife?

2:29

Bıçak nerede?

Muffin,

2:31

Muffin,

you're making a baby sandwich.

2:31

bebek sandviçi yapıyorsun.

Here's the knife.

2:34

İşte bıçak.

That's not a knife.

2:36

O bir bıçak değil.

This knife doesn't cut. Kelime

2:38

Bu bıçak kesmiyor.

Kelime

This knife doesn't cut: bir aletin işlevini anlatmak

Burada nesne olan this knife, cut fiilinin öznesidir. Cümle, bıçağın harekete geçmemeyi seçtiğini anlatmaz; bıçağın işlevini değerlendirir: düzgün kesemiyor. İngilizcede bir nesnenin beklendiği gibi çalışıp çalışmadığını belirtmek için nesne özne yapılarak geniş zamanda bir fiil sıkça kullanılır. Olumsuz biçim, bir işlevin çalışmadığını gösterebilir.

Alıştırma

“This knife doesn't cut.” burada ne anlama geliyor?

  1. Bıçak nesneleri düzgün kesemiyor.
  2. Bıçak tam şu anda hiçbir şey kesmiyor.
  3. Bıçak birinin kendisini kullanmasına izin vermiyor.
Cevabı göster

Bıçak nesneleri düzgün kesemiyor.

Oh, this isn't a knife.

2:43

Ah, bu bir bıçak değilmiş.

Let's go and see Aunt Trixie.

2:46

Gidip Trixie Teyze'yi görelim.

It's a bit of tough love, Deyimler

2:49

Bu biraz sert bir sevgi,

that's all. Ton ve niyet

2:50

hepsi bu.

Deyimler

a bit of tough love: ilgiden kaynaklanan katı bir davranış

Tough love, şu anda rahatsız edici gelse bile uzun vadede birine yardımcı olmayı amaçlayan kararlı veya katı davranıştır. Zorlu bir romantik ilişki anlamına gelmez. A bit of ifadeyi yumuşatır. Konuşan kişi katı davranışı küçük ama gerekli bir önlem gibi sunar ve bunu makul bir davranış olarak savunuyor da olabilir.

Alıştırma

Hangi durum tough love olarak en iyi şekilde tanımlanır?

  1. Bir komşu, umursamadığı için yaralı birini görmezden gelir.
  2. Bir arkadaş, birinin doğum gününü kutlamak için hediye alır.
  3. Bir antrenör, sürekli antrenman kaçıran oyuncuyu sorumluluk öğrenmesi için yedek kulübesinde oturtur.
Cevabı göster

Bir antrenör, sürekli antrenman kaçıran oyuncuyu sorumluluk öğrenmesi için yedek kulübesinde oturtur.

Ton ve niyet

that's all: açıklamayı yumuşatıp bitirmek

Cümle sonunda kullanılan that's all, “az önce söylediğimin arkasında başka bir neden veya anlam yok” demektir. Burada bir savunmayı bitirir ve sözü edilen katı tutumu sınırlı ve daha az ciddi gösterir. Ayrıca “bundan başka anlam çıkarma” veya “konuşulacak başka bir şey yok” mesajını verebilir. Bu, konuşanın durumu sunma biçimidir; dinleyenin de aynı fikirde olması gerektiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede, açıklamayı yumuşatıp bundan fazlası olmadığını söylemek için cümle sonunda that's all kullanılmıştır?

  1. That's all the paint we have left.
  2. She listed all the reasons in her report.
  3. I was only checking that the door was locked, that's all.
Cevabı göster

I was only checking that the door was locked, that's all.

All she needs to do is not put her thumb in her mouth. Dilbilgisi

2:51

Tek yapması gereken başparmağını ağzına sokmamak.

Dilbilgisi

All she needs to do is not ...: tek bir olumsuz gereklilik sunmak

All she needs to do is ... odağı tek bir gerekliliğe yönelten bir yapıdır: all, “tek şey” anlamına gelir ve geri kalan bölüm tek bir koşulun yeterli olduğunu söyler. Buradaki koşul not put her thumb in her mouth olduğundan, tek görev bu hareketten kaçınmaktır. is sonrasında konuşma İngilizcesinde fiilin yalın hâli yaygın olarak kullanılır: is press, is wait veya is not put. Bu yapı çoğu zaman bir işi kolaymış gibi gösterir; ancak bu, konuşanın bakış açısıdır ve işin gerçekten kolay olduğunu garanti etmez.

Alıştırma

Öneriyi All + you + need to do + is not yapısıyla tamamlayın: To avoid waking the baby, ____ slam the door.

Cevabı göster

all you need to do is not

It's easy.

2:53

Çok kolay.

Chips?

2:55

Cips?

Nah,

2:55

Yok,

I'm off the chips. Kelime

2:56

cipsi bıraktım.

Kelime

I'm off the chips: be off something ifadesinin anlamı

"I'm off the chips" cümlesinde be off + bir şey, konuşanın onu tüketmeyi bıraktığı veya ondan uzak durmayı seçtiği anlamına gelir. Burada konuşan cips yemiyordur; off fiziksel bir konumu anlatmaz. Bu ifade konuşanın şu anki davranışını anlatır. Geçici bir ara vermeyi de daha uzun süreli bir değişikliği de belirtebilir; bu yüzden süre bağlamdan veya bir zaman ifadesinden anlaşılır.

Alıştırma

Hangi cümle konuşanın bir ay boyunca kahve içmemeyi seçtiği anlamına gelir?

  1. I'm off to get coffee now.
  2. I'm out of coffee, so I need to buy some.
  3. I'm off coffee for a month.
Cevabı göster

I'm off coffee for a month.

Trying to eat healthy. Dilbilgisi

2:57

Sağlıklı beslenmeye çalışıyorum.

Dilbilgisi

Trying to eat healthy: söylenmeyen I'm

"Trying to eat healthy." konuşmada kullanılan eksiltili bir parçadır. Bu bağlamda "I'm trying to eat healthy" anlamına gelir; bağlamdan anlaşılan I öznesi ile be fiilinin am biçimi söylenmemiştir. Konuşanlar, özne zaten açık olduğunda hızlıca bir neden veya yorum eklemek için bu tür parçaları kullanır. Söylenmeyen kelimeler yine de tam cümlenin dil bilgisi yapısının parçasıdır.

Alıştırma

Hangi tam cümle söylenmeyen kelimeleri geri getirirken özgün şimdiki zaman anlamını korur?

  1. I'm trying to eat healthy.
  2. I'll try to eat healthy next year.
  3. I tried to eat healthy yesterday.
Cevabı göster

I'm trying to eat healthy.

Good on you. Ton ve niyet

2:58

Aferin sana.

Ton ve niyet

Good on you: gündelik övgü

Good on you kalıplaşmış bir övgü ifadesidir. Burada başka bir kişinin sağlıklı seçimini onaylar ve "Well done" ya da "That was a good decision." ifadelerine yakın bir anlam taşır. Tüm ifadeyi tek bir birim olarak anlayın: buradaki on fiziksel bir konumu belirtmez. Bu ifade, birinin övgüye değer seçimini veya davranışını takdir edip desteklemek için kullanılabilir.

Alıştırma

Good on you hangi durumda samimi bir övgü olarak doğal kullanılır?

  1. Bir arkadaşın ilk yardım kursuna kaydolur ve sen "Good on you." dersin.
  2. Bir arkadaşın mağazanın kaçta kapandığını sorar ve sen "Good on you." dersin.
  3. Bir arkadaşın anahtarlarının yerini söyler ve sen "Good on you." dersin.
Cevabı göster

Bir arkadaşın ilk yardım kursuna kaydolur ve sen "Good on you." dersin.

Well, one won't hurt. Ton ve niyet

3:01

Eh, bir taneden zarar gelmez.

Ton ve niyet

one won't hurt: küçük bir istisnayı önemsiz gösterme

one won't hurt ifadesinde one, bağlamdan zaten anlaşılan sayılabilir bir şeyi, örneğin bir cips tanesini temsil eder. Hurt burada "fiziksel acı hissetmek" değil, "zarar veya kötü bir sonuç doğurmak" anlamındadır. Bu ifade, tek bir istisnayı zararsız gösterir. İnsanlar bunu küçük bir isteğe yenilmek için kendilerini veya başka birini ikna ederken sıkça kullanır; bu yüzden gündelik bir güvence ya da kendini haklı çıkarma gibi duyulabilir.

Alıştırma

Küçük bir istisnayı haklı gösteren kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: "I'm trying not to eat cookies, but one ____."

Cevabı göster

won't hurt

Aunt Trixie,

3:03

Trixie Teyze,

can you please take Muffin's cone off?

3:05

lütfen Muffin'in hunisini çıkarabilir misin?

Well,

3:07

Şey,

if I take it off,

3:08

eğer çıkarırsam,

the first thing she'll do is suck her thumb. Dilbilgisi

3:09

yapacağı ilk şey başparmağını emmek olur.

Dilbilgisi

the first thing she'll do is ...: ilk eylemi tahmin etme

the first thing she'll do isim grubunda she'll do, she will do anlamına gelir ve onun yapacağı ilk eylemi belirtir. Grubun tamamı is fiilinin öznesidir. Birinin her şeyden önce ne yapacağını tahmin etmek veya söylemek için the first thing + özne + will do + is + fiilin yalın hâli kalıbını kullanabilirsiniz. Burada is sonrasında yalın hâldeki suck gelir.

Alıştırma

Cümleyi the first thing + he will do + is kalıbıyla tamamlayın: When Leo gets home, ____ feed the dog.

Cevabı göster

the first thing he'll do is

She won't.

3:11

Yapmaz.

She promises.

3:12

Söz veriyor.

Don't you, Muffin? Ton ve niyet

3:13

Değil mi, Muffin?

Ton ve niyet

Don't you, Muffin?: karşı taraftan onay isteme

Burada Don't you, Muffin? önceki ifadenin eksiltili biçimde onaylatılmasıdır. Tam düşünce You promise, don't you, Muffin? şeklindedir. Konuşan kişi Muffin'den she diye söz ettikten sonra ona doğrudan you diyerek seslenir; bu nedenle don't you, Muffin'in kendisinden onay ister. Bu, Don't + fiilin yalın hâli biçimindeki olumsuz emir kalıbı değildir. don't you gibi kısa bir olumsuz soru eki ancak eksik bırakılan ifade hemen önceki bağlamdan açıkça anlaşılıyorsa tek başına kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi Mia'dan onay isteyen olumsuz soru ekiyle tamamlayın: You remember our plan, ____, Mia?

Cevabı göster

don't you

See?

3:15

Gördün mü?

Please, Aunt Trixie.

3:16

Lütfen, Trixie Teyze.

Yeah,

3:17

Evet,

please, Aunt Trixie.

3:18

lütfen, Trixie Teyze.

Okay.

3:20

Tamam.

Hooray.

3:21

Yaşasın.

Thank you, Aunt Trixie.

3:22

Teşekkürler, Trixie Teyze.

We promise Muffin won't suck her thumb,

3:24

Muffin'in başparmağını emmeyeceğine söz veriyoruz,

even once. Anlatım akışı

3:26

bir kere bile.

Anlatım akışı

even once: olumsuz bir sözü kesinleştirmek

Olumsuz bir ifadeden sonra even once, “bir kez bile değil” anlamına gelir. Burada sözün gerçekleşmeyeceğini belirttiği durumlara mümkün olan en küçük sayı olan biri de ekler. Bu, won't suck her thumb sözünü güçlendirir: vaat edilen gerçekleşme sayısı yalnızca “seyrek” değil, sıfırdır.

Alıştırma

Bu sözü kesinleştirmek için even once kullanın: I won't skip practice, ____.

Cevabı göster

even once

Muffin!

3:29

Muffin!

Why can't you just not suck your thumb? Ton ve niyet

3:33

Neden başparmağını emmemeyi beceremiyorsun?

Ton ve niyet

Why can't you just not ...?: durmayı basit bir şey gibi göstermek

Why can't you just not + verb? görünüşte bir neden sorusudur, ancak çoğu zaman şikâyet ya da meydan okuma işlevi görür. Buradaki just, “basitçe” demektir; eylemi yapmamayı kolay bir seçim gibi sunar. Bu çerçeve sabırsızlık veya suçlama ifade edebilir. Alışkanlığı kontrol etmek zor olsa bile konuşan kişi, karşısındakinin durabilmesi gerekiyormuş gibi konuşur.

Alıştırma

Bir arkadaşınız kaygı yüzünden rahatlamakta zorlandığını söylüyor. “Why can't you just relax?” destekleyici bir yanıt mıdır?

  1. Hayır, yaşanan güçlüğü önemsiz gösterebilir.
  2. Evet, her zaman ilgili ve yardımsever duyulur.
Cevabı göster

Hayır, yaşanan güçlüğü önemsiz gösterebilir.

I don't know.

3:36

Bilmiyorum.

I just can't. Ton ve niyet

3:38

Sadece yapamıyorum.

Ton ve niyet

I just can't: isteksizlikten değil, yapamamaktan söz etmek

Bu yanıtta I just can't, yalnızca “Reddediyorum” değil, “Bunu yapamayacağımı hissediyorum” anlamına gelir. can't ifadesinden sonra gelecek eylem önceki konuşmadan anlaşıldığı için cümle bu bağlamda tamamlanmıştır. Just vurgu katar: konuşan kişi, eylemin kendi becerisini veya kontrolünü aştığını hisseder. Başka durumlarda aynı yapı, bir şeyi yapmak için gereken beceri, cesaret, duygusal güç veya özdenetimin bulunmadığını da anlatabilir.

Alıştırma

Birisi bir alışkanlığı bırakmak istiyor ama onu kontrol edemediğini hissediyor. “I just can't” ne anlatır?

  1. Kişi bırakmak istese bile bunu yapamayacağını hissediyor.
  2. Kişi denemek istemediği için bırakmayı reddediyor.
  3. Kişi başka birine bırakmasını emrediyor.
Cevabı göster

Kişi bırakmak istese bile bunu yapamayacağını hissediyor.

Well,

3:40

Pekâlâ,

we can't play sandwich shop, then.

3:40

o zaman sandviç dükkanı oynayamayız.

I'm sorry.

3:43

Özür dilerim.

I mean, Anlatım akışı

3:48

Yani,

she is only three.

3:49

o daha üç yaşında.

Anlatım akışı

I mean, ile konuşurken açıklamaya geçiş

Burada I mean bir söylem belirtecidir. Konuşan kişinin birazdan bir gerekçe ekleyeceğini veya düşüncesini daha açık biçimde yeniden ifade edeceğini gösterir. Eklenen she is only three yorumu, konuşmayı onun davranışına daha anlayışlı bakmaya yöneltir. I mean burada resmî bir tanım başlatmaz.

Alıştırma

“I mean, she is only three” cümlesinde “I mean,” ne işe yarar?

  1. Bir gerekçe ekler ve konuşan kişiyi daha anlayışlı bir bakışa yöneltir.
  2. Sonraki yorumun önceki konuyla ilgisiz olduğunu gösterir.
  3. Three sözcüğünün tanımını sorar.
Cevabı göster

Bir gerekçe ekler ve konuşan kişiyi daha anlayışlı bir bakışa yöneltir.

There's nothing wrong with a three-year-old sucking their thumb, Dilbilgisi

3:51

Üç yaşındaki bir çocuğun başparmağını emmesinde yanlış bir şey yok,

I guess.

3:54

bence.

Dilbilgisi

There's nothing wrong with + isim veya fiilin -ing biçimi

There's nothing wrong with ... konuşanın, ardından gelen şeyde veya eylemde bir sorun ya da yanlış görmediğini belirtir. Burada eleştiriyi yumuşatır ve üç yaşındaki bir çocuğun başparmağını emmesini yanlış değil, kabul edilebilir bir davranış olarak gösterir. with sonrasında bir isim öbeği veya fiilin -ing biçimi kullanılır: There's nothing wrong with this plan; There's nothing wrong with asking. Bu yapıda wrong, bir şeyin kabul edilebilir olup olmadığına dair değerlendirmedir; yalnızca bir şeyin bozuk olduğunu anlatmaz.

Alıştırma

Eylemin kabul edilebilir olduğunu belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ asking for clarification.

Cevabı göster

There's nothing wrong with

Oh,

3:55

Oh,

get these things away from me.

3:56

şunları benden uzak tut.

Sorry,

3:58

Üzgünüm,

I shouldn't have put them out. Notlar

3:58

onları çıkarmamalıydım.

Dilbilgisi

I shouldn't have + geçmiş zaman ortacı: geçmişteki bir eylemden pişmanlık

I shouldn't have + geçmiş zaman ortacı, gerçekleşmiş bir eyleme dönüp onun hata olduğunu söyler. Genellikle pişmanlık belirtir, hatayı kabul eder veya sorumluluk üstlenir. Bu cümlede konuşan kişi nesneleri ortaya çıkardığı için pişmandır. have sonrasındaki fiil geçmiş zaman ortacı olmalıdır. Put düzensizdir: yalın hâli, geçmiş zaman biçimi ve geçmiş zaman ortacı put şeklindedir. Bu yapı geçmişteki bir eylemle ilgilidir; şimdi ne yapılması gerektiğine dair tavsiye değildir.

Alıştırma

Geçmişteki bir eylemden pişmanlık belirten yapıyla düşünceyi tamamlayın: I sent the email too quickly. I ____ sent it before checking.

Cevabı göster

shouldn't have

Öbek fiiller

put them out: yiyecekleri insanların alabileceği şekilde ortaya koymak

Bu cümlede put them out, cipsleri saklandıkları yerden çıkarıp insanların görebileceği veya alabileceği bir yere koymak anlamına gelir. Them, cipsleri ifade eder. Burada put out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse put ile out arasına gelir: put them out denir, put out them denmez. Nesne ve durum, put out ifadesinin hangi anlamda kullanıldığını belirlemenize yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümlede put out, “yiyecekleri insanların görebileceği veya alabileceği bir yere koymak” anlamındadır?

  1. Could you put the snacks out before the guests arrive?
  2. The long delay really put me out.
  3. Please put the fire out before you leave.
Cevabı göster

Could you put the snacks out before the guests arrive?

You're trying to be healthy.

3:59

Sen sağlıklı olmaya çalışıyorsun.

Nah,

4:01

Yok,

it's fine.

4:01

sorun değil.

Are you sure?

4:02

Emin misin?

Yeah.

4:03

Evet.

I can resist.

4:04

Karşı koyabilirim.

Oh.

4:08

Oh.

I'm gonna have a chat with Bluey and Bingo. Kalıp ifadeler

4:09

Gidip Bluey ve Bingo ile biraz konuşacağım.

Kalıp ifadeler

have a chat with: biriyle samimi bir şekilde konuşmak

Have a chat with someone, o kişiyle genellikle samimi ve günlük bir şekilde konuşmak anlamına gelir. Chat burada sayılabilen bir isimdir; bu nedenle kalıp have a chat şeklindedir ve with konuşulan kişiyi tanıtır. Bu cümlede konuşmacı, Bluey ve Bingo ile özel olarak konuşmayı planlıyor. Konu önemli olsa bile bu ifade planın nazik ve gündelik duyulmasını sağlar.

Alıştırma

Cümleyi have a chat with ifadesiyle tamamlayın: I need to ____ my manager about tomorrow's schedule.

Cevabı göster

have a chat with

I'll be right back. Kalıp ifadeler

4:11

Hemen dönerim.

Kalıp ifadeler

I'll be right back: hemen döneceğini belirtmek

I'll be right back, kısa süreliğine ayrılmadan hemen önce kullanılan kalıplaşmış bir cümledir. Dinleyiciye çok yakında dönmeyi beklediğinizi bildirir. Burada right, back sözcüğünün zaman anlamını güçlendirerek “çok yakında” veya “hemen” anlamını verir. “Sağ tarafta” anlamına gelmez.

Alıştırma

Danışma masasından bir dakikalığına ayrılmanız gerekiyor. Ayrılmadan önce ne söylemelisiniz?

  1. I'll be on the right.
  2. I'll be back later.
  3. I'll be right back.
Cevabı göster

I'll be right back.

Egg and lettuce,

4:15

Yumurta ve marul,

please.

4:16

lütfen.

Okay.

4:16

Tamam.

Hey Bluey,

4:18

Hey Bluey,

is Muffin okay?

4:19

Muffin iyi mi?

No,

4:20

Hayır,

she's upset because she has to wear her cone,

4:20

hunisini takmak zorunda olduğu için üzgün,

which means she can't play sandwich shop properly. Anlatım akışı

4:23

bu da sandviç dükkanını düzgün oynayamayacağı anlamına geliyor.

Anlatım akışı

which means: bir durumu sonucuna bağlamak

Which means, önceki durumun tamamına dönerek onun anlamını veya sonucunu ekler. Burada which, onun koruyucu yakalığını takmak zorunda olduğu gerçeğinin tamamına gönderme yapar; bunun sonucu da sandviç dükkânı oyununu düzgün oynayamamasıdır. Yalnızca cone isim sözcüğüne gönderme yapmaz. Bilgi düzeni şöyledir: durum, which means + sonuç veya yorum. Konuşan kişi önce bir gerçeği verir, ardından bu gerçekten ne çıktığını açıklar.

Alıştırma

“The road is closed, which means we'll need another route,” cümlesinde which neye gönderme yapar?

  1. seçeceğimiz güzergâh
  2. yolun kapalı olduğu durumun tamamı
  3. yalnızca road isim sözcüğü
Cevabı göster

yolun kapalı olduğu durumun tamamı

Well,

4:26

Peki,

is there a game she can play with her cone?

4:27

hunisiyle oynayabileceği bir oyun var mı?

Maybe,

4:29

Belki,

but we want to play sandwich shop.

4:30

ama biz sandviç dükkanı oynamak istiyoruz.

All right.

4:32

Pekâlâ.

It's just, I think she's feeling a little embarrassed about her cone. Notlar

4:34

Sadece, sanırım hunisi yüzünden biraz utanıyor.

Ton ve niyet

It's just, I think...: Bir yargıyı yumuşatan giriş

Burada It's just, bir nesneyi kelimesi kelimesine anlatmaz; konuşmaya giriş yapan bir ifadedir. Konuşanın bir açıklama ya da ek bilgi sunmak üzere olduğunu gösterir. I think, devamındaki düşünceyi kesin bir gerçek değil, konuşanın kişisel görüşü olarak sunar. It's just, I think... birlikte kullanıldığında hassas bir yargı daha az sert duyulur.

Alıştırma

It's just, I think... açıklamadan önce nasıl bir etki yaratır?

  1. Açıklamayı yumuşatılmış kişisel bir yargı olarak sunar.
  2. Açıklamanın kanıtlanmış bir gerçek olduğunu bildirir.
  3. it sözcüğünün belirli bir nesneyi gösterdiği anlamına gelir.
Cevabı göster

Açıklamayı yumuşatılmış kişisel bir yargı olarak sunar.

Kalıp ifadeler

feeling a little embarrassed about her...: Hafiflik derecesi ve utanma nedeni

Feel embarrassed about something, bir şey yüzünden kendini mahcup veya rahatsız hissetmek demektir. Burada about, duygunun nedenini getirir ve tam nesnesi her cone ifadesidir. Her sözcüğü cone sözcüğünü niteler; about sonrasında ayrı bir kişiyi göstermez. A little, embarrassed sözcüğünün yoğunluğunu azaltır. Böylece konuşan kişi güçlü değil, hafif bir utanma duygusu olduğunu söyler.

Alıştırma

feeling a little embarrassed about her mistake ne anlama gelir?

  1. Kendi hatası yüzünden kendini biraz rahatsız hissediyor.
  2. Başka biri adına utanıyor.
  3. Başka biri hata yaptığı için çok öfkeli.
Cevabı göster

Kendi hatası yüzünden kendini biraz rahatsız hissediyor.

Well,

4:38

Peki ama,

why can't she just not suck her thumb?

4:38

neden başparmağını emmemeyi beceremiyor?

She will one day. Ton ve niyet

4:40

Bir gün başaracak.

Ton ve niyet

She will one day: söylenmeyen eylem ve gelecekte belirsiz bir zaman

She will one day ifadesinde will, konuşmada zaten açık olan eylemi taşır. İngilizcede kiplik bildiren bir yardımcı fiilden sonra tekrarlanan fiil öbeği söylenmeyebilir; burada She will, She will do it anlamına gelir. Will ile kullanılan one day, gelecekte kesin olarak belirtilmemiş bir zamanı anlatır. Cümle, hemen değişmesini istemeden, onun sonunda başaracağına dair sabırlı ve yumuşak bir güven ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: He can't swim yet, but he will ____.

Cevabı göster

one day

Just don't give up on her, okay? Öbek fiiller

4:42

Sadece ondan ümidini kesme, tamam mı?

Öbek fiiller

don't give up on her: bir kişiye inanmaya ve onu desteklemeye devam etmek

Give up on someone, bir kişinin gelişebileceğine inanmayı bırakmak veya onu desteklemeye ya da ona yardım etmeye çalışmaktan vazgeçmek demektir. Don't give up on her, dinleyenlerden ona karşı sabırlı olmaya ve güven duymaya devam etmelerini ister. Bu anlam için on edatı gereklidir. Cümle bir etkinliği bırakmakla ilgili değildir; nesnesi, başkalarının artık çaba göstermeye değmeyeceğine karar verebileceği bir kişidir.

Alıştırma

İnsanlardan ona inanmaya devam etmelerini istemek için bu dersteki dört kelimelik ifadeyi kullanın: Don't ____; he's still learning.

Cevabı göster

give up on him

Hi Muffin.

4:52

Merhaba Muffin.

I'm sorry I can't stop sucking my thumb. Ton ve niyet

4:53

Başparmağımı emmeyi bırakamadığım için özür dilerim.

Ton ve niyet

I'm sorry I can't stop: yapamadığınız bir şey için özür dilemek

I'm sorry I can't... özür ile konuşanın bir şeyi yapamadığı bilgisini birleştirir. Burada can't, konuşanın davranışı kontrol edemediği veya durduramadığı anlamına gelir; denemeyi reddettiği anlamına gelmez. can't stop sucking ifadesinde sucking, sona erdirilemeyen süren ya da tekrarlanan davranış olduğu için stop fiilinden sonra -ing biçimi gelir. I'm sorry I can't + fiilin yalın hâli kalıbı, birinin umduğu veya beklediği şeyi yapamamaktan duyulan üzüntüyü belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle daha fazla kalamamaktan doğal biçimde özür diler?

  1. I'm sorry I can't stay any longer.
  2. I'm sorry I don't can stay any longer.
  3. I'm sorry I can't to stay any longer.
Cevabı göster

I'm sorry I can't stay any longer.

It's okay,

4:56

Sorun değil,

Muffin.

4:57

Muffin.

I think I have to wear my cone forever.

4:58

Sanırım hunimi sonsuza kadar takmak zorunda kalacağım.

Well then,

5:02

O halde,

we're going to think of a game where your cone is okay. Dilbilgisi

5:02

huninle oynanabilecek bir oyun düşüneceğiz.

Dilbilgisi

a game where your cone is okay: soyut bir durumu anlatan where

Burada where, game ismini açıklayan bir ilgi cümleciğini başlatır. Fiziksel bir yeri göstermez; “o oyunun içinde” veya “o oyunun kurallarına göre” anlamına gelir. your cone is okay, koninin kabul edildiği ve sorun yaratmadığı anlamındadır. Aktarılabilir kalıp, bir durum ya da sistemi belirten isim + where + o yapı içinde doğru olan bilgidir; örneğin a game where everyone can join.

Alıştırma

Hangi cümlede where, “o oyunun durumu veya kuralları içinde” anlamında kullanılmıştır?

  1. Let's choose a game when every child can play.
  2. Let's choose a game who every child can play.
  3. Let's choose a game where every child can play.
Cevabı göster

Let's choose a game where every child can play.

Really?

5:05

Gerçekten mi?

Yeah.

5:06

Evet.

Thanks, Bluey.

5:07

Teşekkürler, Bluey.

Hmm.

5:09

Hmm.

What if we pop it down? Notlar

5:09

Peki ya onu aşağı doğru katlarsak?

Ton ve niyet

What if ...? ile temkinli bir öneri sunmak

Bu cümlede What if, olası bir eylemi temkinli bir öneri olarak sunar. Konuşan kişi daha önce ne olduğunu sormaz; diğerlerini bu yöntemi denemeyi düşünmeye davet eder. Yapı What if + özne + fiildir. Fikri bir olasılık olarak sunduğu için kabul veya ret alanı bırakır ve çoğu zaman doğrudan bir emirden daha yumuşak duyulur.

Alıştırma

Grubunuz bir odayı düzenliyor. Dersteki temkinli öneri başlangıcını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ we move the chairs closer?

Cevabı göster

What if

Öbek fiiller

pop it down: hızlı ve gündelik bir aşağı hareket

Burada pop, bir şeyi hızlı ve kolay biçimde hareket ettirmek veya bir yere koymak anlamına gelen gündelik bir eylem fiilidir. pop it down, nesneyi indirmek, aşağı katlamak veya bırakmak gibi küçük bir aşağı yönlü ayarlamayı anlatır. Kesin hareketi nesne ve durum belirler; pop burada patlamak anlamına gelmez. Bu ayrılabilir fiil ve parçacık yapısında nesne zamiri pop ile down arasına gelir: pop it down denir, pop down it denmez.

Alıştırma

Bir stor perdeyi ayarlıyorsunuz. pop ... down yapısını kullanıp nesne zamirini doğal yerine koyarak ricayı tamamlayın: Could you ____ a little?

Cevabı göster

pop it down

Oh, yeah.

5:11

Ah, evet.

Aunt Trixie didn't say anything about that. Kalıp ifadeler

5:12

Trixie Teyze bu konuda hiçbir şey söylemedi.

Kalıp ifadeler

didn't say anything about that: belirtilmemiş bir kural

didn't say anything about that, “o noktadan söz etmedi” anlamına gelir. Olumsuz bir cümlede anything, didn't ile doğal biçimde kullanılır: didn't say anything about + konu. Kurallar konuşulurken bu ifade bir boşluğa dikkat çekebilir: Bir eylem kısıtlanmıştır, ancak bu eylemden söz edilmemiştir. Bu durum bir iddiayı destekleyebilir, fakat sessizlik açık izin anlamına gelmez.

Alıştırma

The manual didn't say anything about extension cords. Bu, uzatma kablolarına izin verildiğini kanıtlar mı?

  1. Hayır. Yalnızca uzatma kablolarından söz edilmediğini kanıtlar.
  2. Evet. Uzatma kablolarına izin verildiğini kanıtlar.
Cevabı göster

Hayır. Yalnızca uzatma kablolarından söz edilmediğini kanıtlar.

Ooh, okay.

5:15

Ooh, tamam.

Yeah.

5:17

Evet.

You look like a wedding wife.

5:19

Bir düğün eşi gibi görünüyorsun.

Or a traffic cone.

5:21

Ya da trafik konisi.

Or a ballerina.

5:22

Ya da balerin.

I know.

5:25

Buldum.

Let's play wedding wife,

5:26

Hadi düğün eşi,

traffic cone, and ballerina.

5:27

trafik konisi ve balerincilik oynayalım.

Yay.

5:30

Oley.

Sorry, Trix.

5:31

Özür dilerim, Trix.

I

5:32

Ben...

What happened to the chips? Kalıp ifadeler

5:33

Cipslere ne oldu?

Kalıp ifadeler

What happened to...?: beklenmedik bir değişikliği sormak

What happened to + kişi veya şey, o kişinin ya da şeyin neden artık kayıp, hasarlı veya farklı olduğunu sorar. Genellikle konuşanın beklenmedik bir değişikliği yeni fark ettiğini gösterir. Burada soru, cipslerin neden ortadan kaybolduğuyla ilgilidir; bütün olayın anlatılması mutlaka istenmez. Bağlama göre “Nereye gittiler?” veya “Şimdi neden böyleler?” anlamına gelebilir.

Alıştırma

Arkadaşınızın telefon ekranının çatladığını görüyorsunuz. En doğal soru hangisidir?

  1. What happened to your phone?
  2. What did your phone happen to?
  3. Where is your phone?
Cevabı göster

What happened to your phone?

Oh, Trix.

5:37

Oh, Trix.

It might be time to take off Muffin's cone. Ton ve niyet

5:38

Muffin'in hunisini çıkarma zamanı gelmiş olabilir.

Ton ve niyet

It might be time to ... ile nazik bir öneride bulunmak

It might be time to + fiilin yalın biçimi, “belki de artık bunu yapmak için uygun zamandır” anlamına gelir. Bu cümlede Muffin'in koruyucu yakasını çıkarmak öneriliyor; saat üzerindeki kesin bir zamandan söz edilmiyor. Might, öneriyi It's time to + fiilin yalın biçimi kalıbından daha dolaylı yapar. Konuşan kişi eylemi bir olasılık olarak sunar ve konuşmaya açık kapı bırakır.

Alıştırma

Hangi cümle artık yardım istemenin uygun olabileceğini nazikçe önerir?

  1. It might time to ask for help.
  2. It might be time to ask for help.
  3. It might be time asking for help.
Cevabı göster

It might be time to ask for help.

We're getting married.

5:42

Evleniyoruz.

We're getting married.

5:44

Evleniyoruz.

We're getting married.

5:46

Evleniyoruz.

Please go around the traffic cone!

5:52

Lütfen trafik konisinin etrafından dolaşın!

I said please go around the traffic cone!

5:56

Lütfen trafik konisinin etrafından dolaşın dedim!

Oh, husband, thank you so much for taking me to the ballet show. Kalıp ifadeler

6:00

Ah, kocacığım, beni bale gösterisine götürdüğün için çok teşekkür ederim.

Kalıp ifadeler

thank you so much for taking me to ... ile götüren kişiye teşekkür etmek

Thank you so much for + -ing, minnettarlığa neden olan eylemi belirtir; so much ise teşekkürü daha güçlü ve sıcak yapar. For bir edat olduğu için burada take değil taking kullanılır. Take someone to + yer veya etkinlik, birini oraya götürmek, araçla bırakmak ya da ona eşlik etmek anlamına gelir. Bu ifade tek başına kişinin nasıl yolculuk yaptığını belirtmez.

Alıştırma

Teşekkür cümlesini take me to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Thank you so much for ____ the airport.

Cevabı göster

taking me to

No worries, babe. Ton ve niyet

6:04

Önemli değil, bebeğim.

Ton ve niyet

No worries: Teşekküre veya özre rahat bir yanıt

No worries, konuşmada kullanılan rahat bir yanıttır. Bir teşekkürün ardından “Rica ederim” veya “Hiç zahmet olmadı” anlamına gelir. Küçük bir konu için dilenen özrün ardından ise “Sorun değil” demektir. Genellikle birinin hiç kaygısı olmadığını kelimesi kelimesine bildirmez. Yapılan iyiliğin veya küçük sorunun zahmet yaratmadığını ve karşıdaki kişinin kendini kötü hissetmesine gerek olmadığını anlatır.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “Thanks for carrying that box.” diyor. Hedef ifadeyi doğal biçimde kullanan rahat yanıt hangisidir?

  1. Don't worry!
  2. No worries!
  3. I have no worries!
Cevabı göster

No worries!

The seed is hatching.

6:19

Tohum çatlıyor.

Muffin Honey, you can take off your cone now.

6:22

Muffin tatlım, artık hunini çıkarabilirsin.

Hooray!

6:28

Yaşasın!

Thank you for hatching, beautiful sunflower.

6:30

Çatladığın için teşekkürler güzel ayçiçeği.

We love you.

6:34

Seni seviyoruz.

Bye, Bingo.

6:38

Hoşça kal, Bingo.

Bye, Bluey.

6:39

Hoşça kal, Bluey.

Bye, Muffins.

6:40

Hoşça kal, Muffin.

See you next Thursday! Kalıp ifadeler

6:41

Haftaya perşembe görüşürüz!

Kalıp ifadeler

See you next Thursday: See you + gelecek zaman kalıbı

See you + gelecekteki bir zaman, yaygın bir vedalaşma kalıbıdır. O kişiyi belirtilen zamanda yeniden görmeyi beklediğinizi veya bunun için anlaştığınızı anlatır; buradaki see you, şu anda gördüğünüz şeyi tarif etmez. See you next Thursday cümlesinde next Thursday doğrudan see you ifadesinden sonra gelir. next ile başlayan bir gün ifadesinin önüne on eklemeyin: See you on next Thursday değil, See you next Thursday denir.

Alıştırma

Komşunuzla bir sonraki haftanın perşembe günü yeniden buluşmak üzere anlaştınız. Vedalaşma cümlesini tamamlayın: See you ____!

Cevabı göster

next Thursday

Almost at Bluey and Bingo's, Muffy.

6:47

Bluey ve Bingo'nun evine gelmek üzereyiz, Muffles.

Hooray.

6:49

Yaşasın.

Hey Dad, look at me.

6:52

Hey Baba, bana bak.

Muffin's here!

6:58

Muffin geldi!

Cone of shame! Kültür

7:02

Utanç külahı!

Kültür

Cone of shame: evcil hayvan koruyucu konisi için mizahi bir ad

“Cone of shame”, evcil hayvanın bir yarayı yalamasını veya ısırmasını önlemek için boynuna takılan koni biçimli koruyucu yakaya verilen mizahi bir addır. Nötr terimler arasında “protective cone”, “Elizabethan collar” ve “E-collar” bulunur. “Shame” sözcüğü, dikkat çeken ve hareketi zorlaştıran bu koninin hayvanı cezalandırılıyormuş gibi göstermesiyle şaka yapar. Bu, hayvanın gerçekten utanılacak bir şey yaptığı anlamına gelmez ve ifade resmî bir tıbbi ad değildir.

Alıştırma

Evcil hayvanlarla ilgili gündelik İngilizcede cone of shame genellikle ne anlama gelir?

  1. Evcil hayvanın koruyucu konisi için mizahi bir ad
  2. Her türlü boyun desteğinin resmî tıbbi adı
  3. Kötü davranan evcil hayvana verilen bir ceza
Cevabı göster

Evcil hayvanın koruyucu konisi için mizahi bir ad