Alkol hafıza kaybına (blackout) nasıl yol açar? - Shannon Odell: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu video, alkollü bir kişinin o anda bilgiyi anlayıp hareket edebilmesine rağmen yaşadıklarını kalıcı anılara dönüştürememesinin nedenini açıklar. Ayrıca tamamen kaybolan anılarla parçalı hafıza kaybını ayırır ve riski etkileyen etmenleri özetler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. blacked out — Öbek fiiller: Birinin belirli bir süre bilincini yitirmesini ya da daha sonra o döneme ilişkin hiçbir şey hatırlamamasını anlatan bu ifadeyi tanıyıp kullanmayı öğrenin. Deneyde katılımcıların görevi ilk başta yapabildikleri hâlde sonradan o bölümü hatırlayamamalarını açıklar; bu nedenle alkole bağlı hafıza boşluklarını konuşurken temel bir ifadedir. 2. So, while moment-to-moment information is encoded and understood, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: So, sözcüğünün sonucu sunduğunu, while yapısının ise temel karşıtlığı kurduğunu görün: Beyin mevcut bilgiyi işleyebilirken bu bilginin depolanması aksayabilir. Bu kalıp, beyin işlevinin bütünüyle durduğunu ima etmeden görünüşte çelişen iki bilimsel sonucu açıklamanızı sağlar. 3. brownouts or the spotty memory of events — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Olayların yalnızca bazı parçalarının hatırlandığı brownout ile daha kapsamlı bir hafıza boşluğu yaratan blackout arasındaki farkı kavrayın. spotty memory ifadesi; alkol, sağlık veya kişisel deneyimler hakkında konuşurken düzensiz ya da eksik hatırlamayı doğal biçimde anlatmanızı sağlar.
Bu derste
In 1969, Dr. Donald Goodwin gathered a group of study participants
0:071969'da Dr. Donald Goodwin bir grup çalışma katılımcısını topladı
and asked them each to recall the object he'd shown them 2 minutes prior. Dilbilgisi
0:12ve her birinden onlara 2 dakika önce gösterdiği nesneyi hatırlamalarını istedi.
asked them each to recall: ask + kişi + to mastarı
Kalıp ask + kişi + to mastarı biçimindedir: asked ana fiildir, them istek veya talimatın yöneltildiği kişileri, to recall ise onlardan yapmaları istenen eylemi belirtir. Burada each, them ile bağlantılıdır. Her katılımcıdan ayrı ayrı aynı şeyin istendiğini vurgular; nesneyi nasıl hatırladıklarını anlatmaz.
Alıştırma
Ask fiilinin geçmiş zamanını ve zamir + each + to + fiil kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın. Them ve redraw sözcüklerini kullanın: The researcher ____ the picture from memory.
Cevabı göster
asked them each to redraw
The twist?: merak yaratan bir geçiş
Tek başına kullanılan The twist?, “Beklenmedik gelişme ne?” anlamına gelen eksiltili bir retorik sorudur. Anlatıyı kısa süreliğine durdurur ve dinleyicinin hemen ardından gelecek yanıta odaklanmasını sağlar. Bir sonraki cümle yanıtı verir: herkes sarhoştur. Burada twist, fiziksel bir döndürme veya bükme hareketini değil, anlatıdaki beklenmedik gelişmeyi ifade eder.
Alıştırma
Anlatıda The twist? neyin işaretini verir?
- Konuşmacı beklenmedik bir gelişmeyi açıklamak üzeredir.
- Konuşmacı birinden bir nesneyi döndürmesini istiyordur.
- Konuşmacı yanıt vermeden anlatıyı bitiriyordur.
Cevabı göster
Konuşmacı beklenmedik bir gelişmeyi açıklamak üzeredir.
were very intoxicated: sarhoşluğu resmî biçimde tanımlamak
were very intoxicated ifadesinde intoxicated, alkolün normal muhakemeyi, davranışları veya fiziksel kontrolü bozacak kadar etkili olduğu anlamına gelir. Very dereceyi güçlendirir: katılımcılar yalnızca heyecanlı değil, çok sarhoştu. Intoxicated, drunk sözcüğünden daha resmî ve nesnel bir tanımdır. Araştırma, tıp, polis ve hukuk metinlerinde yaygındır; bağlam açıkça belirtiyorsa uyuşturucu maddelerin yol açtığı etkilenmeyi de anlatabilir.
Alıştırma
Alkolün yol açtığı etkilenmeyi anlatan resmî bir rapora en uygun cümle hangisidir?
- The report stated that the driver was intoxicated.
- The report stated that the driver was drunk.
- The report stated that the driver was celebrating.
Cevabı göster
The report stated that the driver was intoxicated.
most could pay attention to the task and correctly name the toy they had just seen. Notlar
0:20çoğu göreve odaklanabildi ve az önce gördükleri oyuncağın adını doğru bir şekilde söyleyebildi.
Despite this: beklentiye aykırı bir sonucu belirtmek
Despite this, önceki durum doğru olsa da sonraki sonucun gerçekleştiğini belirtir. This, tüm katılımcıların sarhoş olduğu şeklindeki önceki gerçeğe gönderme yapar. İfade, okuyucuyu karşıt ve beklenmedik bir sonuca hazırlar: katılımcıların çoğu yine de dikkatini verebilmiş ve oyuncağın adını doğru söyleyebilmiştir. Burada despite bir edattır ve this onun nesnesi olan zamirdir. Bir zorluğu veya gerçeği sunup ardından buna rağmen ne olduğunu belirtmek için Despite + isim, zamir veya -ing biçimini kullanın.
Alıştırma
Cümleyi, Despite ile başlayan ve ilk cümleye gönderme yapmak için this kullanan iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: The road was icy. ____, the bus arrived on time.
Cevabı göster
Despite this
pay attention to the task: tam pay attention to kalıbı
Pay attention to the task, dikkati göreve yöneltip orada tutmak demektir. Kalıp pay attention to + isim, zamir veya -ing biçimidir; burada to, task ögesini yapıya bağlar ve atılamaz. Pay attention ifadesini tek bir fiil öbeği olarak düşün. Burada pay, “para ödemek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Edatı da içeren tam pay attention ifadesiyle cümleyi tamamla: During the safety briefing, please ____ the instructions.
Cevabı göster
pay attention to
they had just seen: daha önceki bir eylem için past perfect
They had just seen, past perfect yapısını kullanır: had + geçmiş zaman ortacı seen. Oyuncağı görme eylemini başka bir geçmiş olaydan, yani oyuncağın adını doğru söyleme eyleminden önceye yerleştirir. Just, önceki olayın yalnızca kısa bir süre önce gerçekleştiğini belirtir. Bakış noktası geçmiştedir; dolayısıyla bu present perfect değildir ve görme eylemini şimdiki zamana bağlamaz.
Alıştırma
Hangi cümle trenin biz perona ulaşmadan kısa süre önce ayrıldığını doğru biçimde gösterir?
- When we reached the platform, the train has just left.
- When we reached the platform, the train just leaves.
- When we reached the platform, the train had just left.
Cevabı göster
When we reached the platform, the train had just left.
Yet, when Donald asked them to recall that object a mere 30 minutes later, Kelime
0:24Ancak Donald sadece 30 dakika sonra onlardan o nesneyi hatırlamalarını istediğinde,
a mere 30 minutes later: şaşırtıcı derecede kısa bir süre
Burada mere, 30 minutes miktarının hemen önünde yer alır. A mere 30 minutes, 30 dakikanın şaşırtıcı derecede kısa bir süre olduğunu vurgular. Anlamı only 30 minutes later ifadesine yakındır, ancak konuşanın değerlendirmesini de yansıtır. mere miktarı küçük gösterirken sonucun beklenenden daha erken gerçekleştiği düşüncesini güçlendirir. a mere + miktar kalıbı; zaman, para, mesafe veya insan sayısının şaşırtıcı derecede az olduğunu vurgulamak için de kullanılabilir.
Alıştırma
On dakikanın şaşırtıcı derecede kısa olduğunu vurgulamak için cümleyi a mere + belirtilen miktarla tamamlayın: The technician fixed the problem in ____.
Cevabı göster
a mere ten minutes
half the participants drew a blank, Deyimler
0:29katılımcıların yarısının hafızası tamamen boşalmıştı
drew a blank: hatırlayamamak
Draw a blank, bir şeyi hatırlamaya veya bir yanıt bulmaya çalışıp tamamen başarısız olmak anlamına gelen bir deyimdir. Drew, draw fiilinin geçmiş zaman biçimidir; dolayısıyla cümle, katılımcıların yarısının kendilerine sorulduğunda yanıtı hatırlayamadığını söyler. İfadenin tamamını tek bir birim olarak anlayın. Bir şey çizme veya boş bir şey oluşturma eylemini anlatmaz.
Alıştırma
Hiçbir şeyin hatırlanamadığını belirten geçmiş zamanlı deyimle cümleyi tamamlayın: I tried to remember the door code, but I ____.
Cevabı göster
drew a blank
having blacked out the earlier moment entirely. Öbek fiiller
0:31ve az önceki anı tamamen zihinlerinden silmişlerdi.
blacked out: alkole bağlı hafıza boşluğu
Bu cümlede blacked out, burada alkol nedeniyle, yaşanan belirli bir zaman diliminin daha sonra hatırlanamaması demektir. Alkole bağlı bir hafıza boşluğu sırasında kişi uyanık kalıp hareket etmeye devam edebilir, ancak olaylar sonradan erişilebilir anılar olarak kaydedilmez. Bu kullanım, yalnızca forgot demekten daha özeldir. Hatırlanması zor tek bir ayrıntıyı değil, bellekte eksik olan bütün bir zaman dilimini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede blacked out, alkole bağlı bir hafıza boşluğu anlamında kullanılmıştır?
- Jordan forgot where he had left his keys for a minute.
- After drinking heavily, Jordan stayed awake at the party but later realized he had blacked out.
- The editor blacked out the names before releasing the report.
Cevabı göster
After drinking heavily, Jordan stayed awake at the party but later realized he had blacked out.
This study illustrates the strange and somewhat selective effects alcohol has on the brain. Dilbilgisi
0:34Bu çalışma, alkolün beyin üzerindeki garip ve bir bakıma seçici etkilerini göstermektedir.
selective effects alcohol has on the brain: that olmadan nesne ilgi cümleciği
selective effects alcohol has on the brain isim öbeğinde alcohol has on the brain bölümü effects sözcüğünü niteler. Tam biçim effects that alcohol has on the brain şeklindedir: alcohol ilgi cümleciğinin öznesi, has fiili, that ise has fiilinin nesnesidir. Nesne görevindeki ilgi zamiri düşürülebildiği için alcohol doğrudan effects sözcüğünden sonra gelebilir. Tüm bölümü tek bir isim öbeği olarak okuyun; alcohol has ile başlayan yeni bir cümle olarak düşünmeyin.
Alıştırma
noise sözcüğünü özne, has sözcüğünü fiil olarak kullanıp cümleyi tamamlayın. Nesne görevindeki ilgi zamirini kullanmayın: We measured the impact ____ on concentration.
Cevabı göster
noise has
Many intoxicated people can perform complex tasks
0:39Birçok sarhoş insan karmaşık görevleri yerine getirebilir
like holding a detailed conversation or navigating a walk home. Kalıp ifadeler
0:43ayrıntılı bir konuşma yapmak veya eve yürüyerek gitmek gibi.
Doğal etkinlik eşdizimleri: holding a detailed conversation ... navigating a walk home
hold a detailed conversation ifadesinde hold, conversation ile birleşerek bir konuşmaya katılmak ve onu sürdürmek anlamına gelir; burada kelimenin gerçek anlamıyla bir şeyi tutmak söz konusu değildir. Detailed, konuşmanın belirli veya karmaşık bilgiler içerdiğini gösterir. navigate a walk home ifadesinde navigate, özellikle yolculuk zor olabilecekse, eve yürürken yolu bulmak veya güzergâhı idare etmek anlamına gelir. Yalnızca araba kullanmak ya da bir navigasyon cihazından yararlanmak demek değildir. İki -ing öbeği like sözcüğünden sonra or ile bağlanarak complex tasks için paralel örnekler verir.
Alıştırma
Hangi cümle hedeflenen iki eşdizimi de doğal biçimde kullanıyor?
- After the concert, Leo could still hold a detailed conversation and navigate to the walk back to his hotel.
- After the concert, Leo could still make a detailed conversation and navigate the walk back to his hotel.
- After the concert, Leo could still hold a detailed conversation and navigate the walk back to his hotel.
Cevabı göster
After the concert, Leo could still hold a detailed conversation and navigate the walk back to his hotel.
Yet, for those experiencing what is known as a blackout, Dilbilgisi
0:47Ancak, hafıza kaybı (blackout) olarak bilinen durumu yaşayanlar için
what is known as a blackout ile bir terimi tanıtma
Burada what is known as a blackout, blackout adı verilen durum anlamına gelir. Known as, bu adla anılmak demektir; birinin onu şahsen tanıması anlamına gelmez. What ile başlayan cümlecik bütünüyle bir ad öbeği gibi çalışır ve experiencing fiilinin nesnesi olur. What zaten söz konusu şey veya durum anlamını içerdiği için bu yapı, önüne bir ad koymadan bir terimi tanıtabilir.
Alıştırma
Cümleyi tam dört sözcüklü what + be + known as yapısıyla tamamlayın: The sudden change can trigger ____ a chain reaction.
Cevabı göster
what is known as
So, how does alcohol cause these memory lapses? Kelime
0:53Peki, alkol bu hafıza kayıplarına nasıl neden olur?
these memory lapses: kısa süreli hafıza boşlukları
Burada these memory lapses ifadesi, konuşulmakta olan belirli ve geçici hafıza boşluklarını anlatır. A memory lapse, bir şeyi kısa süreliğine hatırlayamama veya hatırlamada kısa bir boşluk yaşama durumudur; yalnızca hata yapmak anlamına gelmez. Lapse ismi geçici bir aksama veya kesinti anlamına gelebilir. Memory lapse ifadesinde zamanın geçmesi anlamını taşımaz. Boşluğun hafif mi yoksa daha önemli mi olduğunu bağlam belirler.
Alıştırma
Bir kişi iş arkadaşının adını kısa süreliğine unutuyor ve birkaç saniye sonra hatırlıyor. Olanları en iyi hangi cümle anlatır?
- It was permanent memory loss.
- It was a brief memory lapse.
- It was an alcohol blackout.
Cevabı göster
It was a brief memory lapse.
identify the culprit: soruna neyin yol açtığını bulmak
Identify the culprit ifadesi kelime anlamıyla bir yanlış davranıştan sorumlu kişiyi bulmak demektir. Burada culprit mecazi olarak kullanılır: hafıza sorunundan sorumlu maddeyi veya etkeni anlatır. Dolayısıyla ifade gerçek nedeni bulmak anlamına gelir. Bir nedeni the culprit olarak adlandırmak, açıklamaya identify the cause ifadesinden daha canlı ve araştırmacı bir ton verir. Bu kullanım bir suç işlendiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede culprit, bir sorunun nedeni anlamında doğal bir mecaz olarak kullanılmıştır?
- The engineers identified a faulty cable as the culprit behind the shutdown.
- The engineers praised the upgrade as the culprit behind their success.
- The engineers arrested the cable after the shutdown.
Cevabı göster
The engineers identified a faulty cable as the culprit behind the shutdown.
While a single drink often contains hundreds of different chemical compounds, Dilbilgisi
0:58Tek bir içki genellikle yüzlerce farklı kimyasal bileşik içerirken,
ethanol is responsible for alcohol's effects on the brain. Kalıp ifadeler
1:03alkolün beyindeki etkilerinden etanol sorumludur.
While: ödünleyici bir karşıtlık kurmak
While, önce bir gerçeği kabul eden bir yan cümle başlatır: Bir içki birçok farklı bileşik içerir. Ardından ana cümle etanolle ilgili daha önemli noktayı verir. Burada while, although veya even though anlamındadır. A doğru olsa da asıl nokta B'dir biçiminde ödünleyici bir karşıtlık kurar; iki olayın aynı anda gerçekleştiğini söylemez.
Alıştırma
While sözcüğünü ödünleyici bir karşıtlık kurmak için kullanan cümle hangisidir?
- While the laptop was updating, I made coffee.
- While the laptop is inexpensive, it handles demanding tasks well.
- We waited for a while before turning it on.
Cevabı göster
While the laptop is inexpensive, it handles demanding tasks well.
is responsible for: bir sonucun nedenini belirtmek
Bu cümlede is responsible for, neden olur veya kaynağıdır anlamına gelir. Ethanol neden, alcohol's effects on the brain ise sonuçtur. Bu ifade etanole ahlaki bir suç ya da sorumluluk yüklemez. Yapı be responsible for + isim ya da -ing biçimidir. Özne bir kişi, for sonrasındaki ifade de bir görev olduğunda aynı yapı görev sorumluluğunu anlatabilir; neden ve görev anlamını bağlam belirler.
Alıştırma
Cümleyi be responsible for ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: A damaged cable ____ the network failure.
Cevabı göster
was responsible for
lightweight and lipophilic: etanolün iki özelliği
Burada lightweight ve lipophilic, is ifadesinden sonra gelen ve and ile bağlanan iki sıfattır. Etanolün iki özelliğini anlatırlar: lightweight, moleküllerinin görece düşük kütleli olduğunu; lipophilic ise yağlara veya lipit ortamlara karşı afinitesi olduğunu belirtir. Bu bilimsel bağlamda lightweight, “önemsiz” anlamına gelmez. Her iki kelime de maddenin değerini veya önemini değil, moleküler özelliklerini anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede lightweight and lipophilic ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Hiç ağırlığı yoktur ve bütün lipitleri iter.
- Görece düşük moleküler kütleye ve yağlara karşı afiniteye sahiptir.
- Bilimsel açıdan önemsizdir ve hiç yağ içermez.
Cevabı göster
Görece düşük moleküler kütleye ve yağlara karşı afiniteye sahiptir.
meaning + yan cümle ile önceki ifadeyi açıklama
Meaning, hemen önceki ifadeye ek bir açıklama getirir. Burada meaning its structure easily dissolves into fats, lipophilic kelimesinin pratik anlamını daha günlük bir dille yeniden ifade eder. Dil bilgisi açısından meaning, ardından tam bir yan cümle gelen -ing sıfat-fiilidir: its structure easily dissolves into fats. Bütün ifade yaklaşık olarak which means that ... ile aynıdır ve açıklamayı önceki ifadeye bağlar.
Alıştırma
Sonucu eklemek için mean fiilinin -ing biçimini kullanın: The museum is closed today, ____ we need to come back tomorrow.
Cevabı göster
meaning
like those in the membranes of the outer blood-brain barrier. Kelime
1:11örneğin dış kan-beyin bariyerinin zarlarındaki yağlar gibi.
easily dissolves into fats: lipit ortamında çözünmek
Bu cümlede easily dissolves into fats, maddenin yağlı veya lipit yapılı bir ortama kolayca girip bu ortamda dağılabilmesi demektir. Fats, çevredeki ortamı, özellikle hücre zarlarındaki lipitleri belirtir. Bu ifade bir dönüşümü değil, çözünürlüğü anlatır: madde yağa dönüşmez. Bu tür bir anlatım, yağda çözünen bir maddenin lipit bakımından zengin zarlardan neden geçebileceğini açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu bilimsel bağlamda easily dissolves into fats ne anlama gelir?
- Lipit bir ortama girip bu ortamda dağılabilir.
- Kimyasal olarak değişip yağa dönüşür.
- Yağların yok olmasına neden olur.
Cevabı göster
Lipit bir ortama girip bu ortamda dağılabilir.
outer blood-brain barrier: seçici bir koruyucu arayüz
Yerleşik bilimsel terim blood-brain barrier, kan dolaşımı ile beyin dokusu arasındaki seçici biyolojik arayüzü ifade eder. Birçok maddeyi sınırlandırırken gerekli bazı maddelerin geçmesine izin verir; barrier, katı bir duvarı değil, koruyucu bir işlevi anlatır. Bu cümlede outer, konuşanın bariyeri anlatırken eklediği bir niteleyicidir. Standart terimin bir parçası değildir. Tanınması ve yeniden kullanılması gereken terim blood-brain barrier olup sıkça BBB şeklinde kısaltılır.
Alıştırma
Bu cümlede outer blood-brain barrier ifadesini en iyi hangi açıklama açıklar?
- Beynin çevresindeki tamamen katı bir dış duvarın sabit adıdır.
- Seçici kan-beyin arayüzünü ifade eder ve outer bağlama özgü bir niteleyici olarak eklenmiştir.
- Beynin dışında bulunan bütün yağ anlamına gelir.
Cevabı göster
Seçici kan-beyin arayüzünü ifade eder ve outer bağlama özgü bir niteleyici olarak eklenmiştir.
ethanol's unique structure allows it to bind to, interact, and affect many different neuronal receptors, Dilbilgisi
1:16etanolün benzersiz yapısı onun birçok farklı nöronal reseptöre bağlanmasına, etkileşime girmesine ve onları etkilemesine izin verir,
Once inside the brain: sonraki aşamayı belirlemek
Once inside the brain, devamındaki bilgi için zaman aşamasını belirler. Bu bağlamda once ethanol is inside the brain, yani “etanol beyne girdikten sonra” anlamına gelir. Buradaki once bir zaman belirleyicisidir; “bir kez” anlamındaki zarf değildir. Bu kısa ifade cümlenin başına yerleştirildiğinde süreç açıklamasını beyne girişten, orada gerçekleşen etkilere taşır. Genel olarak Once + konum veya durum, ... sonraki adımın geçerli olmaya başladığı noktayı belirler.
Alıştırma
Hangi cümlede once, örnekteki gibi bir yere girdikten sonra başlayan yeni aşamayı belirtir?
- Once inside the cell, the virus begins to copy its genetic material.
- The virus entered the cell once during the experiment.
- At once, the researchers sealed the container.
Cevabı göster
Once inside the cell, the virus begins to copy its genetic material.
allows it to bind to, interact, and affect: allow + nesne + to + sıralı fiiller
Temel kalıp allow + nesne + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Allows it to ... ifadesi, etanolün yapısının bu eylemleri mümkün kıldığını belirtir ve it, ethanol sözcüğüne gönderme yapar. Tek bir to, yalın hâldeki fiillerden oluşan sıralı bir listeyi başlatabilir: to bind, interact, and affect. Ancak her fiil kendi gerektirdiği tümleç yapısını korur. Standart kullanımlar bind to receptors, interact with receptors ve affect receptors şeklindedir. Bu nedenle bağlamdan bağımsız, özenli bir ifade allows it to bind to, interact with, and affect many different neuronal receptors olur.
Alıştırma
Bend ve stretch sözcüklerini birer kez, üç fiilin paylaştığı tek bir to ile kullanın: The new material allows the cable ____, ____, and resist heat.
Cevabı göster
to bend · stretch
and even manage your motor skills.
1:27ve hatta motor becerilerinizi yönetmenizi sağlayan yolları bozar.
impairing pathways: sinirsel işlevin zayıflaması
impairing pathways ifadesindeki impair, normal işlevi zayıflatmak veya aksatmak anlamına gelir. Buradaki pathways, daha sonra sıralanan yetileri destekleyen sinir yollarıdır; fiziksel yollar değildir. İfade, bu yolların tamamen yok edildiğini söylemez. Impairing, önceki eylemin sonucunu ekleyen bir -ing ortaç biçimidir: söz konusu eylem bu yolların daha az etkili çalışmasına neden olur. Bu yapı, bir eylemin neye yol açtığını göstermek için genellikle bir cümlecikten sonra gelir.
Alıştırma
Sağlıkla ilgili bir açıklamada impair sözcüğünü en doğru kullanan cümle hangisidir?
- The medication may impair your judgment, so your judgment must disappear forever.
- The medication may improve your judgment by impairing it.
- The medication may impair your judgment for several hours.
Cevabı göster
The medication may impair your judgment for several hours.
make careful decisions ... manage your motor skills: yetileri anlatan paralel öbekler
Birbirine bağlanan üç fiil öbeği, sinir yollarının desteklediği yetileri adlandırır: make careful decisions düşünerek seçim yapmak; control your impulses ani dürtülere direnmek; manage your motor skills ise vücut hareketlerini kontrol edip koordine etmek demektir. Motor skills denge kurma, bir nesneye uzanma ve el koordinasyonu gibi yetileri kapsar; araç kullanma anlamına gelmez. Üç öbek de ortak allow you to + fiilin yalın biçimi yapısını tamamlar. Virgüller ve and paralel bir liste oluştururken even son yetiyi özellikle vurgular.
Alıştırma
Cümleyi düşünülmüş seçimler, ani dürtüler ve vücut hareketlerinin kontrolü sırasıyla üç hedef sözcük grubunu kullanarak tamamlayın: A rested brain helps you ____, ____, and ____.
Cevabı göster
make careful decisions · control your impulses · manage your motor skills
seem to be especially sensitive to alcohol's effects. Kalıp ifadeler
1:31alkolün etkilerine karşı özellikle hassas görünmektedir.
especially sensitive to alcohol's effects: be sensitive to yapısı
Be especially sensitive to something, “bir şeyden normalden daha kolay veya daha güçlü biçimde etkilenmek” demektir. Burada alcohol's effects, bellek ağlarının güçlü tepki verdiği etkendir; especially ise bu ağların diğer sistemlere göre daha kolay etkilendiğini belirtir. Kalıp be sensitive to + isim veya isim öbeğidir. Bu cümlede sensitive, biyolojik bir sistemin ne kadar güçlü tepki verdiğini anlatır; duygularla ilgili değildir.
Alıştırma
Sensitive to ifadesini “bir şeyden kolayca etkilenmek” anlamında doğru kullanan cümleyi seçin.
- Some seedlings are especially sensitive from sudden changes in temperature.
- Some seedlings are especially sensitive with sudden changes in temperature.
- Some seedlings are especially sensitive to sudden changes in temperature.
Cevabı göster
Some seedlings are especially sensitive to sudden changes in temperature.
information about your surroundings is taken in by your sensory organs Öbek fiiller
1:35çevrenizle ilgili bilgiler duyu organlarınız tarafından alınır
is taken in by your sensory organs: take in fiilinin edilgen biçimi
Bu bilgi işleme bağlamında take in, fiziksel olarak bir şeyi içeri taşımak değil, “duyular yoluyla almak ve işlemeye başlamak” anlamına gelir. Cümlede information özne olsun diye edilgen is taken in biçimi kullanılmıştır. by your sensory organs ifadesi alıcıları, yani gözleri, kulakları ve diğer duyu organlarını belirtir. Yeniden kullanılabilecek edilgen kalıp input + be + taken in + by + receiver şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi take in fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: When you read a sign, visual information ____ your eyes before your brain interprets it.
Cevabı göster
is taken in by
via chemical messengers called neurotransmitters, Kelime
1:43nörotransmitter adı verilen kimyasal haberciler aracılığıyla aktarır,
via chemical messengers called neurotransmitters: bir aracı ve adını tanıtmak
Via, aktarımda kullanılan aracı veya yolu belirtir: bilgi chemical messengers aracılığıyla iletilir. Called neurotransmitters, chemical messengers ifadesini niteleyen kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir. “Chemical messengers that are called neurotransmitters” anlamına gelir; yani called, habercilerin adını verir, onların yaptığı yeni bir eylemi anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle via ile bir aracı tanıtıp called ile o aracı adlandırır?
- The device sends data via short signals called pulses.
- The device calls pulses via short signals to send data.
- The device sends data called pulses via short signals.
Cevabı göster
The device sends data via short signals called pulses.
which are released ... and received ...: eşgüdümlü edilgen eylemler
Which, önceki neurotransmitters sözcüğüne gönderme yapar. İlgi cümleciğinde tek bir edilgen yardımcı fiil olan are, eşgüdümlü iki geçmiş zaman ortacıyla paylaşılır: are released ... and received .... Böylece nörotransmiterler her iki aşamada da eylemden etkilenen ögeler olarak sunulur. By one neuron kaynağı belirtir. At another içindeki another, another neuron yerine geçer; bu yüzden receptors at another, receptors at another neuron demektir, “başka bir reseptör” demek değildir.
Alıştırma
Hangi cümle ilgi cümleciğinin anlamını ve yapısını doğru biçimde ifade eder?
- One neuron is released by the neurotransmitters and received by another receptor.
- The neurotransmitters are released by one neuron and received by receptors at another neuron.
- The receptors are released by one neuron and the neurotransmitters receive another neuron.
Cevabı göster
The neurotransmitters are released by one neuron and received by receptors at another neuron.
When a neurotransmitter binds to a receptor, Dilbilgisi
1:50Bir nörotransmitter bir reseptöre bağlandığında,
allowing small ions to flow into the cell. Dilbilgisi
1:55ve küçük iyonların hücreye akmasına izin verir.
When a neurotransmitter binds to a receptor: tetikleyici koşulu belirten when
Cümle başındaki when yan cümlesi mekanizmayı tetikleyen olayı belirtir: bir nörotransmiter bir reseptöre bağlanır. Ardından ana cümle, bunun sonucunda normalde ne olduğunu açıklar. Burada when, bir süreç içinde tekrarlanabilen bir koşulu anlatır ve anlamı «her ... olduğunda» ifadesine yakındır; belirli bir saatten söz etmez. binds to yapısında bind fiilinden sonra, bağlanılan şeyi göstermek için to gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede when yan cümlesi bir tetikleyiciyi, ana cümle de bunun olağan sonucunu verir?
- When did the sensor detect smoke yesterday?
- When the sensor detects smoke, the alarm sounds.
- The sensor detects smoke, so the alarm sounds.
Cevabı göster
When the sensor detects smoke, the alarm sounds.
allowing small ions to flow into the cell: -ing yapısıyla sonuç belirtmek
allowing small ions to flow into the cell şeklindeki -ing grubu, önceki eylemin sonucunu belirtir: kanalın açılması iyon akışını mümkün kılar. Bu grup ana cümleye bağlıdır; allowing yeni bir bağımsız cümlenin fiili değildir. Grubun içindeki kalıp allow + nesne + to-infinitive şeklindedir: allow + small ions + to flow. Bu kısa yapı, bir eylemi onun oluşturduğu sonuçla bağlamak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Sonuç bildiren grubu allow fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The app enlarges the text, ____ older users to read it more easily.
Cevabı göster
allowing
If enough ions enter the cell, the neuron fires: koşul ve sonuç
If yan cümlesi If enough ions enter the cell, eşik koşulunu verir: hücreye giren iyonların sayısı yeterli olmalıdır. Ana cümle the neuron fires ise sonucu verir. Enough, çoğul isim ions sözcüğünden önce gelir ve “gerektiği kadar çok” anlamına gelir. Her iki cümlecik de simple present kullanır; çünkü cümle genel bir mekanizmayı açıklar: koşul her sağlandığında sonuç ortaya çıkar. Aktarılabilir kalıp If + geniş zamandaki koşul, geniş zamandaki sonuç biçimindedir ve buna sıklıkla zero conditional denir.
Alıştırma
Yeterli ışığın bir sensörü etkinleştirdiğini genel ve tekrarlanabilir bir mekanizma olarak en doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- If the sensor activates, enough light reaches it.
- If enough light reaches the sensor, it activates.
- If enough light will reach the sensor, it activates.
Cevabı göster
If enough light reaches the sensor, it activates.
the neuron fires: fire fiilinin nörobilimdeki anlamı
the neuron fires ifadesindeki fires, nöronun genellikle aksiyon potansiyeli olan bir elektriksel uyarı oluşturduğunu belirten geçişsiz bir nörobilim fiilidir. Hücrenin yandığı veya bir silah ateşlediği anlamına gelmez. Özne bir nöron olduğunda fire, sinirsel iletimin devam etmesini sağlayan kısa bir elektriksel olayı anlatır. Yaygın kalıplar arasında a neuron fires, neurons fire ve cause a neuron to fire bulunur.
Alıştırma
Bir nörobilim açıklamasında The neuron fires ne anlama gelir?
- Silah ateşlemek
- Yanmaya başlamak
- Elektriksel uyarı üretmek
Cevabı göster
Elektriksel uyarı üretmek
different regions of the brain can communicate with one another in milliseconds, Kalıp ifadeler
2:04beynin farklı bölgeleri milisaniyeler içinde birbirleriyle iletişim kurabilir
creating our moment-to-moment understanding of the world. Kelime
2:08ve anbean dünyayı anlamlandırmamızı sağlar.
Through this process: önceki adımları sonuçlarına bağlamak
Through this process, “az önce açıklanan süreç aracılığıyla” anlamına gelir. Buradaki this process; nörotransmiterlerin bağlanmasına, iyon akışına ve nöronların ateşlenmesine gönderme yapar; yeni bir süreç başlatmaz. Cümlenin başındaki bu ifade, önceki adımları tek bir mekanizma olarak toplar ve onların genel sonucuna geçiş yapar. Bilimsel açıklamalarda bu yapı, bir dizi adımdan bu adımların mümkün kıldığı sonuca geçilmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Through this process bu açıklamada nasıl bir işlev görüyor?
- Önceki adımları bir araya getirerek sonraki sonuca götüren yöntem olarak sunar.
- Önceki açıklamayla ilgisiz, ayrı bir süreç başlatır.
- Yalnızca sürecin ne zaman gerçekleştiğini belirtir.
Cevabı göster
Önceki adımları bir araya getirerek sonraki sonuca götüren yöntem olarak sunar.
communicate with one another in milliseconds: karşılıklı iletişim ve hız
communicate with one another yapısında communicate, diğer katılımcıdan önce with alır; one another ise eylemin karşılıklı olduğunu gösterir. Yani beynin bölgeleri yalnızca tek yönde hareket etmek yerine birbirleriyle sinyal alışverişi yapar. in milliseconds, “çok kısa bir süre içinde” anlamına gelir. Buradaki in, iletişimin gerçekleşmesi için gereken süreyi göstererek olağanüstü hızı vurgular; iletişimin ne kadar sürdüğünü belirtmez.
Alıştırma
Çok hızlı gerçekleşen karşılıklı iletişimi ifade etmek için one another ve in kullanarak cümleyi tamamlayın: The two sensors can communicate ____ milliseconds.
Cevabı göster
with one another in
moment-to-moment understanding of the world: dünyanın anbean oluşan kavrayışı
Bu cümlede moment-to-moment, “her yeni an geldikçe kesintisiz biçimde oluşan ve güncellenen” anlamındadır. Dünyayı kavrayışımızı tek ve yalıtılmış bir ana ait bir şey olarak değil, devam eden bir süreç olarak anlatır. Moment-to-moment, understanding sözcüğünden önce bileşik sıfat olarak kullanılır. Kısa çizgiler, üç sözcüğün birlikte hareket ederek ismi nitelediğini gösterir; aynı yapı changes, awareness, decisions veya updates gibi isimleri de niteleyebilir.
Alıştırma
“Kesintisiz biçimde, bir andan sonraki ana” anlamındaki vurgulanmış bileşik sıfatla cümleyi tamamlayın: The control room relies on ____ updates during the emergency.
Cevabı göster
moment-to-moment
making it harder for neurons to communicate. Dilbilgisi
2:13nöronların iletişim kurmasını zorlaştırır.
making it harder for neurons to communicate: make it + sıfat + for ... to ... kalıbı
making it harder for neurons to communicate biçimindeki -ing yan cümlesi, ana cümledeki eylemin sonucunu gösterir: etanolün reseptörlerle etkileşimi, nöronlar arasındaki iletişimi daha zor hâle getirir. Yan cümlenin içinde make + it + sıfat + for + isim veya zamir + to-infinitive kalıbı kullanılır. It belirli bir şeyi göstermeyen biçimsel nesnedir. Gerçekte “daha zor” diye nitelenen durum for neurons to communicate bölümüdür. Harder karşılaştırma biçimidir ve zorluğun arttığını belirtir.
Alıştırma
Vurgulanan make it harder for kalıbını ve make fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: A weak internet connection ____ the class to follow the live lesson.
Cevabı göster
makes it harder for
While compromised: ödünleme yan cümlesinde düşürülen özne ve be
While compromised yapısında özne ve be fiilinin bir biçimi düşürülmüştür. Tam yan cümle While the brain is compromised şeklindedir. compromised sözcüğünün örtük öznesi ana cümlenin öznesi olan the brain ile aynıdır; compromised, beynin işlevi bozulmuş durumunu anlatan bir geçmiş zaman ortacıdır. Burada while zaman değil, although sözcüğüne yakın bir ödünleme anlamı taşır. Cümle, beynin bu bozulmuş durumda bile bilgi aktarabildiğini söyler.
Alıştırma
while + geçmiş zaman ortacı kullanarak bu cümlenin doğru kısaltılmış biçimini seçin: Although the device is damaged, it can still store data.
- While damaged, the device can still store data.
- While damaged, the technicians can still store data on the device.
- While the device damaged, it can still store data.
Cevabı göster
While damaged, the device can still store data.
which is why many intoxicated people seem somewhat capable Anlatım akışı
2:20bu yüzden birçok sarhoş insan bir dereceye kadar
which is why: önceki olgunun tamamına gönderme yapıp sonucu bildirmek
which is why yapısındaki which, yalnızca information ismine değil, beynin hâlâ bilgi aktarabildiği şeklindeki önceki olgunun tamamına gönderme yapar. Kalıp şöyledir: neden bildiren ifade, which is why + sonuç bildiren yan cümle. İlk ifade neden, sonraki yan cümle ise bu nedenin sonucu veya açıklaması olarak sunulur.
Alıştırma
Nedenden sonuca bağlantıyı which is why ile tamamlayın: The road was flooded, ____ the buses were delayed.
Cevabı göster
which is why
brain function is highly impaired but not completely broken. Anlatım akışı
2:25beyin işlevi büyük ölçüde bozulur ancak tamamen çökmez.
In other words: yeniden ifade etme sinyali
In other words, sonraki yan tümcenin önceki düşünceyi daha açık veya daha öz bir şekilde yeniden ifade ettiğini gösterir. Burada önceki açıklamayı, beyin işlevinin ne ölçüde etkilendiğine ilişkin kısa bir özete dönüştürür. Bu bağlayıcı okuyucunun bilgiyi anlamasını düzenler; tek başına yeni bir kanıt sunmaz. Bu ifadeyi gördüğünüzde yeni anlatımı temeldeki aynı iddiayla ilişkilendirin.
Alıştırma
Örnekteki In other words neyi gösteriyor?
- Önceki düşünceyi daha açık veya daha öz bir şekilde yeniden ifade eder.
- Önceki düşünceye belirli bir örnek verir.
- Önceki düşünceyle bir karşıtlık belirtir.
Cevabı göster
Önceki düşünceyi daha açık veya daha öz bir şekilde yeniden ifade eder.
highly impaired but not completely broken: derece karşıtlığı
Bu ifade dikkatli bir derece karşıtlığı kurar. Highly impaired, beyin işlevinin ciddi biçimde zayıfladığını; but not completely broken ise bütün işlev görme yetisini kaybetmediğini belirtir. Bu yapı önce güçlü bir olumsuz değerlendirme sunar, ardından but ile bu değerlendirmeyi sınırlar. Böylece okuyucunun “çok kötü çalışıyor” ifadesini daha güçlü olan “hiç çalışmıyor” iddiasına dönüştürmesini önler.
Alıştırma
Hangi yorum highly impaired but not completely broken ifadesindeki derece karşıtlığını korur?
- İşlev normaldir ve etkilenmemiştir.
- İşlev ciddi biçimde zayıflamıştır ama bir miktar yeti devam etmektedir.
- İşlev tamamen durmuş ve hiçbir yeti kalmamıştır.
Cevabı göster
İşlev ciddi biçimde zayıflamıştır ama bir miktar yeti devam etmektedir.
is a different story: durum bambaşka
Buradaki is a different story bir deyimdir. Belleğe kaydetmenin, az önce ele alınan konudan farklı bir duruma veya sonuca sahip, ayrı değerlendirilmesi gereken bir konu olduğunu anlatır; başka bir öyküden söz etmez. But bu geçişi belirtir. X is a different story, konuşmacının önceki noktayı geçerli bırakıp ardından X’in ayrı değerlendirilmesi gerektiğini söylemesini sağlar. Karşıtlık çoğu zaman X’in daha zor veya daha olumsuz olduğunu ima eder, ancak kesin farkı bağlam belirler.
Alıştırma
İkinci işin ayrı ve daha zor bir durum olduğunu anlatan deyimle cümleyi tamamlayın: Writing the report was easy, but presenting it to the board ____.
Cevabı göster
was a different story
The transfer of moment-to-moment understanding to something we can remember
2:31Anlık algıların hatırlayabileceğimiz bir şeye dönüştürülmesinin,
is thought to depend on a process called long-term potentiation or LTP. Notlar
2:36uzun süreli potansiyasyon veya LTP adı verilen bir sürece bağlı olduğu düşünülmektedir.
is thought to depend on: temkinli bir bilimsel iddia
X is thought to depend on Y, mevcut kanıtlara dayanarak araştırmacıların veya insanların genel olarak X’in Y’ye bağlı olduğuna inandığını belirtir. Bu değerlendirmeyi yapan kişiler söylenmez; böylece odak X üzerinde kalır. Bu ifade temkinlidir: desteklenen bir görüş sunar, ancak mutlak kanıt bulunduğunu iddia etmez. Yapısal olarak be thought to + fiil, People think that X + fiil yapısının edilgen karşılığıdır; depend on ise gerekli olduğu düşünülen etkeni veya süreci tanıtır.
Alıştırma
Temkinli anlamı koruyarak "The outcome is thought to depend on several factors" cümlesini en iyi yeniden ifade eden seçenek hangisidir?
- Researchers believe the outcome depends on several factors.
- The outcome is considering several factors.
- Researchers have proved that several factors always determine the outcome.
Cevabı göster
Researchers believe the outcome depends on several factors.
long-term potentiation or LTP: or ile kısaltma tanıtma
Bu cümlede long-term potentiation teknik terimin tam biçimi, LTP ise baş harflerinden oluşan kısaltmasıdır. or sözcüğü aynı sürecin başka bir adını tanıtır; iki farklı süreç sunmaz. Tam terim + or + kısaltma yapısı bir okuma işaretidir: metin başka bir öğe eklemek yerine daha kısa bir ad tanımlamaktadır.
Alıştırma
Cümledeki or LTP nasıl bir ilişki gösterir?
- Aynı süreç için alternatif bir ad verir.
- LTP’nin long-term potentiation sürecine neden olduğunu gösterir.
- Aralarında seçim yapılacak iki süreç sunar.
Cevabı göster
Aynı süreç için alternatif bir ad verir.
but is especially important in learning and memory regions
2:43ancak öğrenme ve hafıza bölgelerinde özellikle önemlidir
neocortex and the hippocampus: iki beyin bölgesi
Neocortex ve hippocampus iki beyin bölgesinin adıdır. Bu bağlamda neokorteks üst düzey bilgi işleme ile ilişkilidir; hipokampus ise yeni anıların oluşması için özellikle önemlidir. Bu temel ayrım açıklamayı takip etmek için yeterlidir: cümle hücre türlerini veya testleri değil, öğrenme ve bellekte rol oynayan beyin bölgelerini sıralamaktadır.
Alıştırma
Bu cümlede neocortex ve hippocampus neyi ifade eder?
- İki bellek testi.
- Beynin iki bölgesi.
- İki nöron türü.
Cevabı göster
Beynin iki bölgesi.
the firing of a neuron triggers physical changes to its structure. Kalıp ifadeler
2:50bir nöronun ateşlenmesi yapısında fiziksel değişiklikleri tetikler.
trigger physical changes to its structure: yapısında fiziksel değişiklikleri tetiklemek
Burada triggers, “bir şeyin başlamasına veya gerçekleşmesine neden olmak” anlamında bir fiildir. X triggers changes to Y kalıbı, X’i neden, Y’deki değişiklikleri ise sonuç olarak sunar. Bilimsel neden-sonuç açıklamalarında yaygındır. changes to its structure ifadesindeki its, nöronu belirtir. Nöronun ateşlenmesi kendi yapısının değişmesine neden olur; buradaki trigger, silahın bir parçasını belirten isim değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede trigger, bir olayın fiziksel değişiklikleri başlattığını göstermek için kullanılmıştır?
- The crystal undergoes physical changes over time.
- The sudden pressure triggers physical changes in the crystal.
- The scanner records physical changes in the crystal.
Cevabı göster
The sudden pressure triggers physical changes in the crystal.
more receptors may be moved to the cell's surface,
2:55daha fazla reseptör hücre yüzeyine taşınabilir,
making the neuron more sensitive to future signaling from its neighbors. Dilbilgisi
2:58bu da nöronu komşularından gelecek sinyallere karşı daha duyarlı hale getirir.
For example: genel bir düşünceden belirli bir örneğe geçmek
For example bir söylem belirtecidir: Okura, sıradaki bilginin daha genel bir düşünceyi açıklayan belirli bir örnek olduğunu bildirir. Burada daha fazla reseptörün taşınması, yapısal bir fiziksel değişikliğin nasıl görünebileceğini somutlaştırır. Bu belirteç, açıklamayı genel bir mekanizmadan somut bir örneğe taşır. Sonraki ayrıntıyı ayrı bir konu veya sonuç olarak değil, önceki noktayı destekleyen bilgi olarak değerlendirin.
Alıştırma
Bu bölümde For example okura ne anlatır?
- Yazar önceki düşünceyi reddediyor.
- Yazar nihai sonucu veriyor.
- Sıradaki bilgi, önceki düşünceyi açıklayan belirli bir örnektir.
Cevabı göster
Sıradaki bilgi, önceki düşünceyi açıklayan belirli bir örnektir.
making the neuron more sensitive...: bir sonucu ifade etme
Virgülden sonra gelen making yan cümleciği, ana cümledeki değişikliğin sonucunu gösterir. Daha fazla reseptörün hücre yüzeyine taşınması, nöronu daha hassas hâle getirebilir. Yeniden kullanılabilir kalıp şöyledir: ana cümle, making + nesne + sıfat. Burada more sensitive to, bir şeye karşı daha duyarlı veya tepkili olmak demektir. future signaling from its neighbors, yakındaki nöronlardan daha sonra gelecek sinyalleri ifade eder; neighbors burada yakınlarda yaşayan insanlar değil, diğer nöronlardır.
Alıştırma
İlk cümlenin sonucunu göstermek için virgül + making yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The new filter blocks more dust, making easier the room to keep clean.
- The new filter blocks more dust, making the room easier to keep clean.
- The new filter blocks more dust, and making the room easier to keep clean.
Cevabı göster
The new filter blocks more dust, making the room easier to keep clean.
that a cell will fire again at that connection,
3:04bir hücrenin o bağlantıda tekrar ateşlenme olasılığını artırır
strengthening the wiring between neurons. Deyimler
3:06ve nöronlar arasındaki bağlantıyı güçlendirir.
increase the likelihood that...: bir sonucun olasılığını artırmak
increase the likelihood that... bir şeyin gerçekleşmesini daha olası hâle getirmek demektir. that yan cümlesi, olasılığı artan olayı belirtir; burada bu olay a cell will fire again at that connection ifadesidir. Bu yapı kesin bir sonucu değil, daha yüksek bir olasılığı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi hedef yapıyla tamamlayın. increase fiilini tekil özneyle uyumlu hâle getirin: Regular practice ____ learners will remember the material.
Cevabı göster
increases the likelihood that
strengthening the wiring between neurons: daha güçlü sinirsel bağlantılar için kablolama metaforu
Bu cümlede wiring, gerçek elektrik tellerini değil, nöronlar arasındaki bağlantı ağını anlatan bir metafordur. Strengthening the wiring, bu sinirsel bağlantıların güçlenmesi veya aynı sinyal örüntüsünü yeniden destekleme olasılığının artması demektir. -ing yapısındaki strengthening the wiring between neurons ifadesi, fiziksel değişikliklerin sonucunu açıklar: bu değişiklikler, gelecekte o bağlantıda yeniden ateşlenmeyi daha olası hâle getirir. Bu sistem metaforu, soyut bir biyolojik süreci birbirine bağlı bir devre görüntüsüyle somutlaştırır.
Alıştırma
Bu cümlede “strengthening the wiring between neurons” ne anlama geliyor?
- Nöronlar arasındaki bağlantıları güçlendirmek
- Nöronları daha kalın bir koruyucu tabakayla kaplamak
- Beynin içine elektrik kabloları yerleştirmek
Cevabı göster
Nöronlar arasındaki bağlantıları güçlendirmek
blocking the physical changes needed for memory formation. Dilbilgisi
3:18ve hafıza oluşumu için gereken fiziksel değişiklikleri engellediğini öne sürmektedir.
Yet, studies suggest that...: karşıtlık ve araştırma kanıtlarının ihtiyatlı biçimde sunulması
Yet, önceki açıklamayla bir karşıtlık kurar: hafızayı destekleyen normal süreç az önce açıklanmıştır ve cümle şimdi etanolün bu sürece müdahale edebileceğine dair kanıtları sunar. Cümlenin başındaki Yet, okuyucuya az önce verilen tabloyu gözden geçirmesi veya sınırlandırması gerektiğini bildirir. Studies suggest that, iddianın hem kaynağını hem de kesinlik derecesini gösterir. Burada suggest, “araştırmalar bir şey tavsiye ediyor” değil, “kanıtlar bu sonuca işaret ediyor” anlamına gelir. Bu, ihtiyatlı bir bilimsel ifadedir: bulgular iddiayı destekler, ancak onu mutlak bir kanıt olarak sunmaz.
Alıştırma
Cümlenin başındaki “Yet, studies suggest that” ne işe yarar?
- İddianın tam bir kesinlikle kanıtlandığını duyurur
- Okuyuculara araştırmacılardan doğrudan bir tavsiye verir
- Bir karşıtlık kurar ve araştırmalarla desteklenen sonucu ihtiyatlı biçimde sunar
Cevabı göster
Bir karşıtlık kurar ve araştırmalarla desteklenen sonucu ihtiyatlı biçimde sunar
has a unique ability to disrupt LTP: LTP'yi bozma konusunda özel bir yetenek
has a unique ability to + fiilin temel biçimi kalıbı, öznenin eylemi gerçekleştirme veya bu etkiye yol açma konusunda ayırt edici bir kapasitesi olduğunu anlatır. Burada etanol, hafıza oluşumunda rol oynayan uzun süreli güçlenmeyi (LTP) bozma açısından özellikle etkili olarak sunulur. Ability nötr bir sözcüktür: yalnızca insanların becerisini değil, bir maddenin etkisini de anlatabilir. Unique, ilgili karşılaştırmada kapasitenin özel veya sıra dışı olduğunu belirtir; iyi ya da övgüye değer olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Vurgulanan kalıbı kullanarak yeni cümleyi tamamlayın: This enzyme ____ break down a toxin that similar enzymes cannot process.
Cevabı göster
has a unique ability to
blocking ... changes needed for memory formation: sonuç ve kısaltılmış ilgi cümlesi
Blocking the physical changes ... önceki ifadenin sonucunu ekleyen bir -ing yan cümlesidir: LTP'nin bozulması bu değişiklikleri engeller. Önceki ana cümleye bağlıdır ve tek başına tam bir cümle oluşturmaz. Needed for memory formation, physical changes ifadesini niteler. Bu, physical changes that are needed for memory formation yapısına eşdeğer, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümlesidir; needed yeni bir ana fiil değildir.
Alıştırma
Bir sonucu ve kısaltılmış edilgen ilgi cümlesini göstermek için block ve need fiillerinin doğru biçimlerini kullanın: The outage shut down the pumps, ____ the airflow ____ for cooling.
Cevabı göster
blocking · needed
So, while moment-to-moment information is encoded and understood, Anlatım akışı
3:21Yani, anlık bilgiler kodlanıp anlaşılsa da
So, while ...: ödünleyici bir karşıtlık kurmak
So, cümlenin önceki açıklamadan bir sonuç çıkardığını gösterir. Buradaki while yalnızca “…… olduğu sırada” anlamına gelmez; ana karşıtlıktan önce kabul edilen bir gerçeği sunar. while yan cümlesi, anlık bilgilerin hâlâ kodlandığını ve anlaşıldığını söyler. Ana cümle daha sonra temel sınırlamayı verir: Bu bilgilerin depolanması körelir. Bu bilgi düzeni, bir şeyi o anda anlamakla daha sonra hatırlamanın farklı olduğunu vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede while, örnektekiyle aynı ödünleyici karşıtlığı ifade eder?
- The camera saves the picture because the preview is clear.
- While the camera shows a clear preview, it fails to save the picture.
- While the camera was saving the picture, the screen went dark.
Cevabı göster
While the camera shows a clear preview, it fails to save the picture.
the storage ... is blunted: bir işlevin zayıflaması
Burada that information, henüz kodlanmış ve anlaşılmış olan anlık bilgiyi ifade eder. The storage of that information is blunted, bu bilgiyi depolama işlevinin zayıfladığı anlamına gelir. Blunt burada fiziksel bir kenarın keskinliğini kaybetmesi anlamında değil, mecazi olarak kullanılır; edilgen yapı işlevin gücünün veya etkinliğinin azaldığını, fakat mutlaka tamamen durmadığını gösterir.
Alıştırma
“The body’s alarm response was blunted” ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Tepki fiziksel olarak daha keskin hâle geldi.
- Tepki zayıfladı veya daha az hassas hâle geldi.
- Tepkinin tamamen durduğu kesindir.
Cevabı göster
Tepki zayıfladı veya daha az hassas hâle geldi.
resulting in a blackout: neden-sonuç ilişkisini ifade etme
Burada resulting in a blackout, önceki yan cümlede anlatılan durumun yol açtığı sonucu ekler. Kalıp result in + isim öbeği şeklindedir; -ing biçiminde, o yan cümleye bağlı bir ortaç öbeği olarak çalışır ve bağımsız bir cümle değildir. Alkol bağlamında blackout, kişinin belirli bir süre boyunca anı oluşturamadığı ve daha sonra ne olduğunu hatırlayamadığı bir dönemdir. Yalnızca elektrik kesintisi anlamına gelmez ve mutlaka bilinç kaybı yaşandığını da göstermez.
Alıştırma
Başarısız bir yazılım güncellemesinin iki saatlik kesintiye neden olduğunu anlatmak için resulting in ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The software update failed after a two-hour outage.
- The software update failed because it resulted from a two-hour outage.
- The software update failed, resulting in a two-hour outage.
Cevabı göster
The software update failed, resulting in a two-hour outage.
not all levels of drinking result in blackouts. Kalıp ifadeler
3:30her düzeyde içki içmek hafıza kaybıyla sonuçlanmaz.
Of course: önemli bir sınırlama getirmek
Burada Of course, konuşmacının dinleyicilerin de kabul edeceğini düşündüğü bir sınırlamayı getirir: önceki açıklama, her miktarda alkol tüketiminin hafıza kaybına yol açtığı anlamına gelmez. not all... ifadesinden önce kullanılarak olası bir aşırı genellemeyi düzeltir ve düşünce akışını düzenler. Buradaki işlevi, bir şeyin açıkça doğru olduğunu güçlü biçimde iddia etmekten çok “doğal olarak, bu sınırlamayı da eklemek gerekir” demeye yakındır.
Alıştırma
Bu cümlede Of course ifadesinin temel işlevi nedir?
- Önceki açıklamanın mutlak bir sonuç gibi anlaşılmaması için bir sınırlama getirir.
- Her miktarda alkol tüketiminin tamamen aynı etkiyi yarattığını iddia eder.
- Konuyu ilgisiz bir kişisel görüşe çevirir.
Cevabı göster
Önceki açıklamanın mutlak bir sonuç gibi anlaşılmaması için bir sınırlama getirir.
result in blackouts: neden ve sonuç ifade etmek
Result in, “neden olmak” veya “yol açmak” anlamına gelir. A results in B kalıbında A neden, B ise sonuçtur. Bu cümlede içki içmek olası neden, blackouts ise sonuçtur. Bu sağlık bağlamında blackouts, kişinin içki içerken yaşanan olaylara dair hafızasındaki boşlukları ifade eder; elektrik kesintisi anlamına gelmez. Result in tarafsız ve açıklayıcı bir tona sahiptir; sağlık, bilim ve kamu politikası metinlerinde yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümle elektrik kesintisinin veri kaybına neden olabileceği anlamına gelir?
- A power failure can result from data loss.
- A power failure can result in data loss.
- Data loss can result in a power failure.
Cevabı göster
A power failure can result in data loss.
concentration of alcohol in the blood or BAC: bir kısaltmayı tanıtmak
concentration of alcohol in the blood ifadesi bir ölçümü adlandırır: kişinin kanında ne kadar alkol bulunduğunu. BAC, blood alcohol concentration yani kandaki alkol konsantrasyonu ifadesinin yaygın bir kısaltmasıdır. Burada or, aynı ölçümün daha kısa adını tanıtır. İki farklı şey arasında seçim olarak değil, “yani BAC” şeklinde anlaşılmalıdır.
Alıştırma
concentration of alcohol in the blood or BAC ifadesindeki or neyi gösterir?
- Kanı test edilen kişinin adını belirtir.
- BAC’yi aynı ölçümün kısaltması olarak tanıtır.
- BAC’yi alkolden farklı bir madde olarak sunar.
Cevabı göster
BAC’yi aynı ölçümün kısaltması olarak tanıtır.
There's no magic number: herkes için geçerli tek bir sabit değer yok
There's no magic number, her durumda güvenilir biçimde işe yarayan tek bir kesin değer bulunmadığı anlamına gelir. Buradaki magic mecazidir: sorunu tek başına çözeceği varsayılan kusursuz bir sayıyı anlatır. Burada But, daha önce sözü edilen kandaki alkol oranı değerinin geçerliliğini sınırlar. Bu değer yararlı bir kılavuz olabilir, ancak her kişi veya durum için kesin bir eşik değildir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: Different people improve at different rates, so there is ____ of practice hours that guarantees success for everyone.
Cevabı göster
no magic number
as some neurons continue to function properly Dilbilgisi
3:46çünkü bazı nöronlar düzgün çalışmaya devam ederken
brownouts or the spotty memory of events: kısmi ve parçalı hatırlama
Alkol ve hafıza bağlamında brownouts, kişinin olaylarla ilgili yalnızca dağınık ve eksik anıları koruduğu dönemlerdir. or sözcüğünden sonraki the spotty memory of events ifadesi terimi yeniden açıklar; spotty, düzensiz veya boşluklarla dolu demektir. Buradaki brownout bir elektrik sorunu değildir ve mutlaka bilinç kaybı anlamına gelmez. Temel fikir kısmi hatırlamadır: bazı anlar hatırlanırken diğerleri eksik kalır.
Alıştırma
Hangi durum alkolle ilişkili bir brownout olarak en iyi şekilde tanımlanır?
- Kişi o dönemin hiçbir bölümünü hatırlayamıyor.
- Kişi gecenin tamamını açıkça hatırlıyor.
- Kişi geldiğini ve ayrıldığını hatırlıyor, ancak gecenin birkaç bölümünü hatırlayamıyor.
Cevabı göster
Kişi geldiğini ve ayrıldığını hatırlıyor, ancak gecenin birkaç bölümünü hatırlayamıyor.
as ... while ...: neden veya arka plan ve eşzamanlı karşıtlık
Burada as, tüm yan cümleyi durumun arka planı ya da nedeni olarak sunar. Bu yan cümlenin içinde while, düzgün çalışmayı sürdüren nöronlarla işlevini yitiren diğer nöronları karşılaştırır. Buradaki while, ikinci durumun daha sonra başladığını göstermez. Aynı anda var olan iki farklı durumu karşı karşıya getirir. Bu kalıp, karışık bir sonucu açıklamak için kullanılabilir: as + arka plan; bir grup veya durum while ile başka bir grup ya da durumla karşılaştırılır.
Alıştırma
Bu cümlede as ve while nasıl bir ilişki ifade ediyor?
- As nedeni veya arka planı sunar, while ise aynı anda var olan iki durumu karşılaştırır.
- As yalnızca «sadece ... olduğunda» anlamına gelir, while ise ikinci durumun birinci bittikten sonra başladığını gösterir.
- As bir sonuç sunar, while ise bütün nöronların ne kadar süre çalışmayı sürdürdüğünü gösterir.
Cevabı göster
As nedeni veya arka planı sunar, while ise aynı anda var olan iki durumu karşılaştırır.
And drinking too much can cause a person to pass out altogether. Öbek fiiller
3:50Ayrıca çok fazla içmek bir kişinin tamamen kendinden geçmesine (bayılmasına) neden olabilir.
pass out altogether: bilincini tamamen kaybetmek
Bu cümlede pass out, ‘bayılmak veya bilincini kaybetmek’ anlamına gelen geçişsiz bir öbek fiildir. Kişinin bilincini yitirmesini anlatır; başkalarına bir şey dağıtmak anlamına gelmez. Burada altogether ‘tamamen’ demektir. Sonucu güçlendirir: kişinin yalnızca hafızasında bir boşluk oluşmaz, bilincini bütünüyle kaybeder.
Alıştırma
Hangi cümlede pass out altogether ‘bilincini tamamen kaybetmek’ anlamında kullanılmıştır?
- Maya stayed conscious but had an alcohol blackout and remembered nothing later.
- After feeling faint, Maya passed out altogether and did not respond.
- Before class, Maya passed out the forms.
Cevabı göster
After feeling faint, Maya passed out altogether and did not respond.
and even how much you've eaten Dilbilgisi
3:58ve hatta ne kadar yemek yediğiniz gibi diğer faktörler
can affect the likelihood of a blackout. Kalıp ifadeler
4:00bir hafıza kaybı olasılığını etkileyebilir.
even how much you've eaten: gömülü soruda düz cümle dizilişi
How much you've eaten, gömülü bir soru yan cümlesidir. How much have you eaten? doğrudan sorusunu isim gibi işlev gören bir yan cümleye dönüştürür ve bu yan cümlenin tamamı can affect yapısının öznesidir. Even vurgu ekler: bu etken de önemli olabilir. Gömülü sorularda how much + özne + fiil şeklindeki düz cümle dizilişi kullanılır. Bu nedenle how much have you eaten değil, how much you've eaten denir.
Alıştırma
How much have you slept? doğrudan sorusunu gömülü soruya dönüştürerek cümleyi tamamlayın. you've kısaltmasını koruyun: ____ can affect your concentration.
Cevabı göster
How much you've slept
can affect the likelihood of a ...: yön belirtmeden olasılığı değiştirmek
Can affect the likelihood of ... bir etkenin, bir olayın gerçekleşme olasılığını değiştirebileceği anlamına gelir. Olasılığın artıp azaldığını belirtmez ve olayın kesinlikle gerçekleşeceğini de iddia etmez. of sözcüğünden sonra the likelihood of a blackout veya the likelihood of getting sick örneklerindeki gibi bir isim öbeği ya da -ing biçimi gelir. Orijinal cümledeki a, a blackout isim öbeğini başlatır; kalıbın sabit bir parçası değildir. Tam bir yan cümle kullanmak için likelihood that + yan cümle yapısı kullanılır.
Alıştırma
Olasılığın artıp azaldığını söylemeden onu değiştirmek anlamına gelen resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: Poor lighting can ____ an accident.
Cevabı göster
affect the likelihood of
due to the substantial changes in brain development during those years. Kalıp ifadeler
4:05o yıllardaki beyin gelişiminde yaşanan önemli değişiklikler nedeniyle özellikle savunmasız görünmektedir.
appear to be especially vulnerable: temkinli bir risk değerlendirmesi yapmak
Bu cümlede appear to be, 'ortaya çıkmak' değil, 'öyle görünmek' anlamına gelir. İddiayı kesin bir gerçek olarak değil, kanıtlara dayalı bir değerlendirme olarak sunar. Especially vulnerable, zarar veya olumsuz etkilerden özellikle kolay etkilenmek anlamına gelir. Sözcükler birlikte, bir grubun daha yüksek risk altında göründüğünü temkinli bir üslupla anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle bir grubun daha yüksek risk altında olabileceğini temkinli ve kesin olmayan bir şekilde ifade eder?
- Older adults are always harmed by extreme heat.
- Older adults appear especially vulnerability to extreme heat.
- Older adults appear to be especially vulnerable to extreme heat.
Cevabı göster
Older adults appear to be especially vulnerable to extreme heat.
due to the substantial changes in brain development during those years: isim öbeğiyle neden belirtmek
Due to, bu değerlendirmenin nedenini açıklar. Burada ardından the substantial changes in brain development isim öbeği gelir; bu nedenle tüm ifade 'bu değişiklikler nedeniyle' anlamındadır. Substantial, derece bakımından büyük veya önemli demektir. During those years ergenlik yıllarına gönderme yapar ve gelişimsel değişiklikleri o döneme yerleştirir.
Alıştırma
Cümleyi derste ele alınan iki sözcüklü neden ifadesiyle tamamlayın: The match was canceled ____ heavy rain.
Cevabı göster
due to
usually don't last longer than the time it takes Dilbilgisi
4:10genellikle vücudun onu metabolize etmesi için gereken süreden
usually don't last longer than the time it takes ...: süreyi gereken zamanla karşılaştırma
Usually don't last longer than X, çoğu durumda bir şeyin X'ten daha uzun sürmediğini anlatır. Usually bunun mutlak bir garanti değil, genel bir durum olduğunu gösterir. The time it takes for A to do B, A'nın B'yi yapması için gereken süre anlamına gelen tek bir kalıptır. Burada A the body, eylem metabolize it ve sondaki it alcohol sözcüğüne gönderme yapar.
Alıştırma
Dersin sabit kalıbıyla cümleyi tamamlayın: The update shouldn't last longer than ____ for the computer to restart.
Cevabı göster
the time it takes
repeatedly overdrinking: aşırılık anlamındaki over-
Overdrinking, over- + drinking birleşiminden oluşur. Burada over-, güvenli veya uygun bir sınırın ötesine geçmek anlamındadır; dolayısıyla overdrinking fazla alkol içmek demektir, fiziksel olarak daha yüksek bir konumda içmek demek değildir. Repeatedly, isim-fiil görevindeki overdrinking sözcüğünü niteler ve aşırı davranışın tekrar tekrar gerçekleştiğini gösterir. Repeatedly overdrinking ifadesinin tamamı özne olurken cümle başındaki But önceki düşünceyle karşıtlık oluşturan bir uyarı sunar.
Alıştırma
Hangi açıklama repeatedly overdrinking ifadesine en iyi uyar?
- Fiziksel olarak daha yüksek bir yerde alkol içmek
- Birçok farklı zamanda çok fazla alkol içmek
- Bir kez az miktarda içki içmek
Cevabı göster
Birçok farklı zamanda çok fazla alkol içmek
permanently impair memory: hafıza işlevinde kalıcı hasar
permanently impair memory ifadesinde impair, hatırlama yetisini normal çalışamayacak şekilde zedelemek anlamına gelen resmî bir fiildir. İşlevin azalmasını anlatır; hafızanın tamamen yok olması gerekmez. Permanently, impair fiilini niteler ve hasarın geçici değil, süresiz olduğunu belirtir. İfade bir bütün olarak ciddi ve uzun vadeli bir sağlık riskini aktarır.
Alıştırma
Hangi cümle bir yaralanmanın bir yetide kalıcı hasara yol açabileceğini ifade eder?
- A serious injury may briefly affect balance.
- A serious injury may permanently improve balance.
- A serious injury may permanently impair balance.
Cevabı göster
A serious injury may permanently impair balance.
It can also harm other organs like the liver,
4:19Ayrıca, alkolü parçalamak için fazladan mesai yapan
which works overtime breaking down alcohol. Notlar
4:22karaciğer gibi diğer organlara da zarar verebilir.
works overtime: fazladan çaba için kullanılan bir mecaz
Karaciğerin works overtime yaptığı söylendiğinde overtime mecaz anlamdadır. Karaciğer, fazladan iş yapan bir insan gibi anlatılır: alkolü parçalarken normalden daha yoğun çalışması veya daha büyük bir yükü işlemesi gerekir. Aynı mecaz, olağan dışı yüksek taleple karşılaşan organları, makineleri, ekipleri veya sistemleri de anlatabilir. Özne insan çalışanlarsa work overtime gerçek anlamda kullanılabilir ve normal çalışma saatlerinin ötesinde çalışmak demektir.
Alıştırma
"During the heat wave, the cooling system worked overtime," cümlesinde worked overtime ne anlama gelir?
- Ek talebi karşılamak için özellikle yoğun çalıştı.
- Yapılacak iş olmadığı için kapandı.
- Daha uzun çalıştığı için ek ücret aldı.
Cevabı göster
Ek talebi karşılamak için özellikle yoğun çalıştı.
breaking down alcohol: bir maddeyi işleyip parçalamak
breaking down alcohol ifadesinde break down, bir maddeyi vücudun işleyip atabileceği biçimlere kimyasal olarak dönüştürmek anlamına gelir. Günlük sağlık dilinde karaciğerin alkolü metabolize etmesini anlatır. Nesne olan alcohol ve sağlık bağlamı, burada maddeyi işleme anlamının kullanıldığını gösterir. Bu kullanım, bir makinenin bozulması ya da bir kişinin duygusal olarak çökmesi anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede break down örnektekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?
- He broke down and cried after the interview.
- The bus broke down on the way home.
- Enzymes break down starch into smaller sugars.
Cevabı göster
Enzymes break down starch into smaller sugars.
can be a lot for your mind and body to process. Deyimler
4:30zihninizin ve bedeninizin işlemesi için oldukça ağır bir yük olabilir.
After all: önceki düşünceyi destekleyen bir neden sunmak
Cümlenin başında kullanılan After all, hemen önce söylenen düşünceyi destekleyen veya güçlendiren bir neden sunar. Dinleyiciye, sonraki gerçeği önceki yargının kanıtı olarak değerlendirmesi gerektiğini gösterir. Burada After all ifadesinden sonra anlatılan zor deneyim, destekleyici nedendir. Bu ifade düşünce akışını düzenler; “her şey olduktan sonra” anlamına gelmez ve zaman içindeki son olayı göstermez.
Alıştırma
Cümleyi destekleyici nedeni sunan iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: You can trust Lena with the key. ____, she has looked after the house before.
Cevabı göster
After all
witnessing others in this compromised state: başkalarını işlevleri bozulmuş bir durumda görmek
witnessing others in this compromised state ifadesindeki witnessing, diğer insanları doğrudan o durumda görmek anlamına gelir. in this compromised state edat öbeği, others sözcüğünün belirttiği kişilerin durumunu açıklar. Burada compromised, normal farkındalığın, muhakemenin veya bedensel işleyişin zayıfladığını anlatır. Bağlama göre this state, hafıza kaybını veya alkol etkisindeki durumu belirtir; compromised burada uzlaşmaya istekli demek değildir.
Alıştırma
Bu bağlamda others in a compromised state ne anlama gelir?
- Uzlaşmayı kabul etmiş diğer insanlar.
- Normal işleyişi bozulmuş diğer insanlar.
- Birden fazla seçeneği sakin biçimde değerlendiren diğer insanlar.
Cevabı göster
Normal işleyişi bozulmuş diğer insanlar.
can be a lot for your mind and body to process: zihnin ve bedenin hazmetmesi için çok ağır olabilir
be a lot for someone to process kalıbı, bir bilginin, duygunun veya deneyimin hızla özümsenemeyecek kadar ağır ya da karmaşık gelebileceğini anlatan konuşma diline yakın ve empatik bir ifadedir. Buradaki process, verileri mekanik biçimde işlemek değil; özümsemek, anlamak ve uyum sağlamak demektir. Bu cümlede can, ifadeyi kesin bir yargı yerine olasılık olarak sunar; mind and body ise yükün hem psikolojik hem de fiziksel olabileceğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, zor bir haberin hazmedilmesinin zaman aldığını doğal biçimde ifade eder?
- The sudden news was many for the whole family to process.
- The sudden news was a lot for the whole family to processing.
- The sudden news was a lot for the whole family to process.
Cevabı göster
The sudden news was a lot for the whole family to process.
speaking of processing: bağlantılı bir konuya geçmek
Speaking of + isim veya -ing biçimi, “madem bundan söz edildi, ilgili bir noktaya geçelim” anlamına gelir. Önceki konuşmada geçen bir fikri yeniden ele alır ve onu bir sonraki soruya geçiş için köprü olarak kullanır. Burada processing, bir şeyi işleme fikrine gönderme yapar ve konuyu vücudun alkolü nasıl işlediğine taşır. Baştaki And, bu geçişi önceki içeriğe akıcı biçimde bağlar.
Alıştırma
Konuşmada az önce seyahatten söz edildi. İlgili konuya geçişi hedef iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ travel, have you booked the hotel?
Cevabı göster
Speaking of
make you drunk: make + nesne + sıfat
Make you drunk ifadesindeki make, “bir duruma gelmesine neden olmak” anlamına gelir. Yapı make + nesne + sıfat şeklindedir: you nesnedir, drunk ise bu nesnede oluşturulan durumu açıklar. Soruda zaman ve özne uyumunu does taşıdığı için make yalın biçiminde kalır: does alcohol make ...? Nesne ile sıfat arasına to be eklenmez.
Alıştırma
İlacın bir kişiyi uykulu hâle getirip getirmediğini hangi cümle doğru biçimde sorar?
- Does this medicine make you to be sleepy?
- Does this medicine make you sleepy?
- Does this medicine make you sleepily?
Cevabı göster
Does this medicine make you sleepy?
Find out with this video on the science of drunkenness.
4:39Sarhoşluk bilimi üzerine hazırlanan bu videoyla öğrenin.
Or learn more about the long and colorful history of alcohol with this video.
4:42Veya bu videoyla alkolün uzun ve renkli tarihi hakkında daha fazla bilgi edinin.