Canavar düellosu bilmecesini çözebilir misin? - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Kurgusal bir Diskymon turnuvasında üç disk, farklı olasılıklarla farklı seviyelerde dövüşçüler çağırır. Video, bu disklerin bire bir karşılaşmadaki ve üçlü mücadeledeki kazanma şanslarını karşılaştırarak ilk turdaki en güvenli seçimin iki rakibe karşı en iyi seçenek olmadığını gösterir; ardından iki mücadele türünde de aynı diskin kullanılmasını gerektiren son bir soru ortaya koyar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Now that you've made it to the finals, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Now that ifadesinin artık gerçekleşmiş yeni bir durumu nasıl sunduğunu ve bunu mevcut sonucuna nasıl bağladığını anlayabilirsiniz. Bu kalıpla bir aşamaya ulaşmanın, bir görevi bitirmenin veya bir değişiklik yaşamanın sonraki olaylara zemin hazırladığını, basit bir zaman cümlesine göre daha belirgin bir neden-sonuç ilişkisiyle anlatabilirsiniz. 2. mutually exclusive possibilities — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Aynı anda gerçekleşemeyen sonuçları anlatan resmî olasılık terimini tanıyabilirsiniz. Böylece belirli olasılıkların neden toplanabildiğini izleyebilir, alternatif kazanma yollarını kesin biçimde açıklayabilir ve birbirini dışlayan sonuçları farklı bir hesap gerektiren bağımsız olaylardan ayırabilirsiniz. 3. makes short work of — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu deyimin işi kelimenin gerçek anlamıyla kısaltmak değil, birini hızla ve pek zorlanmadan yenmek ya da bir işi kolayca bitirmek anlamına geldiğini öğrenebilirsiniz. Bir kişinin, takımın veya aracın rakibi ya da görevi dikkat çekici bir kolaylıkla hallettiği durumları hikâyelerde, spor yorumlarında ve gündelik konuşmada anlatabilirsiniz.
Bu derste
You've come a long way to compete in the great Diskymon League and prove yourself a Diskymon Master. Kalıp ifadeler
0:07Büyük Diskymon Ligi'nde rekabet etmek ve bir Diskymon Ustası olduğunuzu kanıtlamak için uzun bir yoldan geldiniz.
come a long way: uzun mesafe ve büyük ilerleme
Come a long way büyük bir fiziksel mesafe katetmeyi anlatabilir, ancak çoğu zaman geçmişteki bir başlangıç noktasına göre büyük ilerleme kaydetmek anlamına gelir. Burada meydan okumayı başlatan dil iki anlamı da etkinleştirir: yarışmacı uzun bir yolculuk ve büyük bir çabanın ardından önemli bir aşamaya gelmiştir. You've come biçimindeki present perfect, geçmişe şu andan bakar. Bu nedenle ifade, tek bir yolculuğu anlatmak yerine kişinin şimdiye kadar ne kadar ilerlediğini değerlendirir.
Alıştırma
"Maya has come a long way since her first piano lesson," cümlesinde come a long way büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Başladığı zamandan beri büyük ilerleme kaydetti.
- Fiziksel olarak çok uzak bir mesafeye gitti.
- Bilerek daha uzun bir rota seçti.
Cevabı göster
Başladığı zamandan beri büyük ilerleme kaydetti.
prove yourself a Diskymon Master: unvanı hak ettiğini göstermek
Prove yourself a Diskymon Master, “performansınla Diskymon Ustası diye anılmayı hak ettiğini göster” anlamına gelir. Yourself, prove fiilinin etkilediği ögedir; a Diskymon Master ise kazanılması gereken statüyü belirtir. Dilbilgisinde bu son isim öbeği nesne tamamlayıcısıdır. Bu ifade, kişinin kendi içinde kendisine bir şeyi kanıtlaması anlamına gelmez. Daha eksiksiz biçim prove yourself to be a Diskymon Master şeklindedir. to be çıkarılınca meydan okuma cümlesi daha kısa ve dramatik olur.
Alıştırma
Cümleyi prove oneself ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: By leading the team through the crisis, Elena ____ a capable leader.
Cevabı göster
proved herself
Now that you've made it to the finals, you're up against some tough competition. Notlar
0:14Artık finale kaldığınıza göre, zorlu bir rekabetle karşı karşıyasınız.
Now that + kesinleşmiş bir durum: mevcut sonucun nedeni
Now that + yan cümle, artık gerçekleşmiş olan bir durumu tanıtır ve bunu ardından gelen sonucun arka planı ya da nedeni olarak kullanır. Burada önce finale kalındığı kesin bir durum olarak verilir; zorlu rakiplerle karşılaşmak ise şimdiki sonuçtur. Now that çoğu zaman “durum artık gerçek, bu yüzden...” biçiminde bir neden-sonuç hissi taşır. Yalnızca şimdiki zamanı göstermez.
Alıştırma
Kesinleşmiş bir durumu sonucun nedeni olarak sunan, bu dersteki iki kelimelik bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: ____ the school play is over, we can put the costumes away.
Cevabı göster
Now that
make it to the finals: son aşamaya ulaşmayı başarmak
make it to + yer veya aşama yapısında make it, o hedefe ya da düzeye ulaşmayı başarmak anlamına gelir. Burada you've made it to the finals, kişinin yarışmanın son aşamasına başarıyla geçtiğini anlatır. it zamiri, kalıplaşmış make it ifadesinin bir parçasıdır; yapılmış bir nesneyi göstermez. İfade çoğu zaman hedefe ulaşmanın çaba gerektirdiğini veya sonucun önceden kesin olmadığını düşündürür.
Alıştırma
Cümleyi make it to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After three qualifying rounds, our team finally ____ the championship game.
Cevabı göster
made it to
be up against tough competition: güçlü rakiplerle veya bir zorlukla karşılaşmak
Bu cümlede be up against, biriyle karşı karşıya olmak veya ona karşı mücadele etmek anlamına gelir. Tough competition yalnızca yarışmanın kendisini değil, güçlü rakipleri ifade eder. be up against + rakip, sorun veya zorluk yapısı, karşılaşılan şeyin zor olduğunu ve baskı yarattığını vurgular. Bu kullanımda up ve against fiziksel bir konumu anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi be up against ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Right now, our team ____ a much larger company.
Cevabı göster
is up against
Disk A will always summon a level 3 Burgersaur.
0:25A diski her zaman 3. seviye bir Burgersaur çağırır.
Disk B summons a Churrozard that has a 56% chance of being level 2, Kalıp ifadeler
0:30B diski, 2. seviye olma ihtimali %56 olan bir Churrozard çağırır,
have a 56% chance of being ...: olasılık ifade etmek
Has a 56% chance of being level 2, Churrozard'ın 2. seviye olma olasılığının %56 olduğu anlamına gelir. Being, be fiilinin -ing biçimidir ve olası durumu belirtir. Kullanılabilir kalıp have a + yüzde + chance of + isim veya -ing biçimidir. Of bir edat olduğu için ardından being ya da overheating gelir; yalın biçimler olan be veya overheat gelmez.
Alıştırma
Ölçülmüş olasılığı tamamlamak için chance of ve overheat fiilinin -ing biçimini kullanın: The device has a 20% ____ during the test.
Cevabı göster
chance of overheating
Disk C will summon a level 5 Wartortilla 49% of the time, Kalıp ifadeler
0:43C diski %49 ihtimalle 5. seviye bir Wartortilla,
49% of the time: sıklığı yüzdeyle ifade etmek
Bir yüzde oranı + of the time, bir şeyin tekrarlanan durumlarda ya da denemelerde ne sıklıkta olduğunu belirtir. Burada 49% of the time, çağırma olayının ortalama olarak her 100 durumun 49'unda gerçekleştiği anlamına gelir. Buradaki time belirli bir saati ya da zamanı göstermez. İfadenin tamamı often veya sometimes gibi bir sıklık ifadesi olarak çalışır, ancak sayısal bir oran verir.
Alıştırma
Cümleyi bir yüzde oranından sonra gelen sabit sıklık ifadesiyle tamamlayın: The app starts correctly 90% ____.
Cevabı göster
of the time
and the higher level Diskymon always wins, no matter what type it is. Dilbilgisi
0:57ve türü ne olursa olsun her zaman daha yüksek seviyeli Diskymon kazanır.
no matter what type it is: değişmeyen bir sonuç
no matter what + isim + özne + fiil, farklı olasılıkların ana cümlenin sonucunu değiştirmediği bir ödünleme koşulu getirir. Burada olası bütün türler kapsanır, ancak daha yüksek seviyeli karakter yine de kazanır. what type it is ifadesinde düz cümle söz dizimi kullanılır; çünkü bu bölüm doğrudan soru değil, ödünleme yan cümlesinin parçasıdır. Doğrudan soru What type is it? şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle rengin kararı değiştirmeyeceğini doğru biçimde ifade eder?
- No matter it is what color, I'll buy the backpack.
- No matter what color it is, I'll buy the backpack.
- No matter what color is it, I'll buy the backpack.
Cevabı göster
No matter what color it is, I'll buy the backpack.
you'll face a single opponent and get to choose your disk before she picks from the remaining two. Kalıp ifadeler
1:04tek bir rakiple karşılaşacaksınız ve diskini o kalan iki disk arasından seçmeden önce siz kendi diskinizi seçeceksiniz.
get to choose: seçme fırsatına sahip olmak
Get to + fiilin yalın biçimi, bir şeyi yapma fırsatına veya iznine sahip olmak demektir. Burada get to choose, kuralların ilk seçimi sana verdiğini anlatır; get tek başına “elde etmek” anlamında değildir. Yalnızca yeteneği belirten tarafsız bir ifadeyle karşılaştırıldığında, bu yapı eylemi genellikle bir avantaj, ayrıcalık veya özel sıra olarak sunar. Fırsatın heyecan verici mi yoksa düzenlemenin sıradan bir parçası mı olduğunu bağlam gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle film seçmenin birinin fırsatı veya özel sırası olduğunu vurgular?
- You choose the movie every family night.
- You get to choose the movie for family night.
- You know which movie the family likes.
Cevabı göster
You get to choose the movie for family night.
Which one gives you the best chance of winning? Kalıp ifadeler
1:10Hangisi size en yüksek kazanma şansını veriyor?
best chance of winning: en yüksek kazanma olasılığı
Give someone the best chance of doing something, bir seçeneğin istenen sonucu mümkün olduğunca olası hâle getirmesi demektir. Soru, kişinin en çok hangi diski sevdiğini değil, hangi diskin en yüksek kazanma olasılığını sunduğunu sorar. Chance of winning ifadesinde of bir edattır; bu nedenle win, -ing biçimi olan winning hâline gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp give + kişi + the best chance of + isim veya -ing biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi arrive fiilinin doğru -ing biçimiyle tamamla: Leaving early gives us the best chance of ____ on time.
Cevabı göster
arriving
Before you start calculating probabilities, Anlatım akışı
1:20Olasılıkları hesaplamaya başlamadan önce,
Before you start calculating probabilities: adımların sırasını belirleme
Baştaki Before yan cümlesi hesaplamayı erteler ve önce başka bir adımın gelmesi gerektiğini belirtir. Bu anlatımda yalnızca bir şeyin ne zaman olduğunu söylemez; dinleyenin düşünme sırasını düzenler. Başka durumlara da uygulanabilen Before you start doing X, ... kalıbı hazırlık yönergesini öne alır: virgülden sonraki yönergeyi önce yap, ardından X’e başla.
Alıştırma
Bir açıklamanın başındaki “Before you start calculating probabilities, ...” ne işe yarar?
- Dinleyene hesaplamadan önce başka bir adımı tamamlamasını söyler.
- Olasılık hesaplamasının zaten tamamlandığını söyler.
- Hesaplamanın ne kadar süreceğini sorar.
Cevabı göster
Dinleyene hesaplamadan önce başka bir adımı tamamlamasını söyler.
take a look at: dikkati yönlendirmek
Take a look at + isim, “bir şeye kısaca bakmak veya onu incelemek” demektir. Burada take, “taşımak” ya da “ortadan kaldırmak” anlamına gelmez; take a look kalıplaşmış bir ifadedir ve at bakılan şeyi tanıtır. Bir yönerge olarak Take a look at ..., dikkati nazikçe bir nesneye veya ayrıntıya yöneltir. Genellikle daha kısa olan Look at ... emrinden daha davetkâr duyulur.
Alıştırma
Cümleyi take a look at ile tamamlayın: Before we decide, let's ____ the map.
Cevabı göster
take a look at
Disks B and C each have a more than 50% chance of summoning a level 2 or a level 1 Diskymon, respectively. Notlar
1:26B ve C disklerinin her biri sırasıyla 2. veya 1. seviye bir Diskymon çağırma konusunda %50'den fazla şansa sahiptir.
more than 50% chance of summoning: çağırma olasılığının yüzde 50’den fazla olması
a more than 50% chance ifadesinde more than, yüzde 50 sayısını niteler. Bu, olasılığın yarıdan yüksek olduğu anlamına gelir; more than 50% grubunun tamamı chance sözcüğündeki olasılığın büyüklüğünü belirtir. Chance of + -ing biçimi, olasılığı ölçülen olayı adlandırır. Burada of summoning, olası olayın çağırma eylemi olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle eleme turunu geçme olasılığının yüzde 70’in üzerinde olduğunu söyler?
- The team has a more than 70% chance of qualifying.
- The team has a less than 70% chance of qualifying.
- The team has a 70% chance of qualifying.
Cevabı göster
The team has a more than 70% chance of qualifying.
respectively: iki listeyi sırayla eşleştirme
Respectively, iki listedeki öğeleri aynı sırayla eşleştirmenizi söyler. İlk listenin ilk öğesi ikinci listenin ilk öğesiyle, ikinci öğesi de ikinci öğeyle eşleşir. Burada B ve C ilk listeyi, level 2 ve level 1 ise ikinci listeyi oluşturur. Bu nedenle B, level 2 ile; C de level 1 ile eşleşir.
Alıştırma
Bu cümlenin anlamı nedir? Lena and Omar are 12 and 14, respectively.
- Lena 14, Omar ise 12 yaşındadır.
- Lena 12, Omar ise 14 yaşındadır.
- Lena ve Omar’ın ikisi de 26 yaşındadır.
Cevabı göster
Lena 12, Omar ise 14 yaşındadır.
This means that disk A's guaranteed level 3 Burgersaur will always have better than even odds of winning. Kalıp ifadeler
1:35Bu, A diskinin kesin olan 3. seviye Burgersaur'unun her zaman kazanmak için yarı yarıyadan daha iyi bir şansı olacağı anlamına gelir.
better than even odds of winning: kazanma olasılığının yüzde 50’den yüksek olması
Even odds, iki olası sonucun gerçekleşme ihtimalinin yaklaşık olarak eşit olduğunu belirtir. Bu nedenle better than even odds of winning, kazanma olasılığının yüzde 50’nin üzerinde olduğu, yani kazanmanın kazanmamaktan daha olası olduğu anlamına gelir. Burada odds “olasılık” veya “şans”, even ise “eşit” anlamındadır; vurgu yapan “hatta” anlamında değildir.
Alıştırma
“The team has better than even odds of winning” ne anlama gelir?
- Kazanmakla kazanmamak eşit derecede olasıdır.
- Kazanmak, kazanmamaktan daha olasıdır.
- Galibiyet garantidir.
Cevabı göster
Kazanmak, kazanmamaktan daha olasıdır.
your opponent could pick A and gain an advantage over you. Kalıp ifadeler
1:46rakibiniz A'yı seçip size karşı avantaj sağlayabilir.
gain an advantage over someone: birine karşı avantaj elde etmek
Gain an advantage over someone, o kişiden daha güçlü veya elverişli bir konuma geçmek demektir. Gain avantajın elde edilmesini vurgular; over ise önüne geçilen kişiyi veya grubu belirtir. Avantajlı olmak galibiyeti garanti etmez; yalnızca bir tarafın daha iyi bir konumda olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: A faster start could help Maya ____ her competitors.
Cevabı göster
gain an advantage over
fares worst of all: hepsinden kötü performans gösterir
Burada fares, “performans göstermek” veya “belirli bir sonuç almak” anlamındaki fare fiilinin üçüncü tekil şahıs biçimidir. C fares worst of all, C’nin tüm seçenekler arasında en kötü sonucu aldığını belirtir. fare + well/badly/better/worse/best/worst kalıbı, bir kişinin veya şeyin belirli bir durumda nasıl bir sonuç aldığını değerlendirir. Buradaki fare, yolculuk ücretini belirten isim değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede fare, “performans göstermek veya bir sonuç almak” anlamında fiil olarak kullanılmıştır?
- We paid the bus fare at the station.
- The rules were fair to every player.
- The new battery fared well in the cold-weather test.
Cevabı göster
The new battery fared well in the cold-weather test.
being more than 50% likely to lose to any opponent. Kalıp ifadeler
1:53çünkü herhangi bir rakibe karşı kaybetme ihtimali %50'den fazladır.
more than 50% likely to lose: kaybetme olasılığı yarıdan fazla
be + more than 50% likely to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir olayın tahmin edilen gerçekleşme olasılığının yarıdan fazla olduğunu belirtir. Buradaki olay kaybetmektir; dolayısıyla kaybetme olasılığı %50’den fazladır. Bu kalıpta likely sözcüğünden sonra to + fiilin yalın hâli gelir: likely to lose. Kaynak cümlede being kullanılmasının nedeni, bu ifadenin önceki bir cümle bölümüne dil bilgisel olarak bağlanmasıdır. Bağımsız bir cümlede is, are, was veya be fiilinin başka uygun bir biçimi kullanılır.
Alıştırma
Tahmini likely to + fiilin yalın hâli ile tamamlayın: According to the forecast, the storm is more than 70% ____ reach the coast tonight.
Cevabı göster
likely to
hoping for the best: mümkün olan en iyi sonucu ummak
Hope for the best, sonuç hâlâ belirsizken, özellikle de bundan sonra olacakları tamamen kontrol edemediğinizde mümkün olan en iyi sonucu istemek demektir. The best, belirli bir “en iyi şey” değil, “mümkün olan en iyi sonuç” anlamına gelir. Buradaki hoping for the best, kişinin ruh hâlini ekleyen bir -ing öbeğidir. Bir eyleme veya duruma eşlik eden umudu göstermek için ana cümleden sonra gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi hope for the best ifadesinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: The results arrive tomorrow, so we're ____.
Cevabı göster
hoping for the best
sure enough: bir beklentiyi doğrulayan sonucu belirtmek
Sure enough, dinleyiciye sırada anlatılan olayın daha önceki bir beklentiyi, tahmini veya uyarıyı doğruladığını bildiren bir söylem belirtecidir. Genellikle sonucu veren yan cümlenin başında yer alır ve ardından çoğu zaman virgül gelir. And sure enough, ifadesinde and önceki düşünceye bağlanır; beklentiyi doğrulayan asıl sonuç ise bundan sonra gelir. İfade “yeterince kesin” anlamına gelmez.
Alıştırma
En uygun söylem belirtecini seçin: The map said the trail ended at a waterfall, and ___, we found one.
- surely
- for sure
- sure enough
Cevabı göster
sure enough
your level 3 Burgersaur triumphs over the level 2 Churrozard. Kelime
2:023. seviye Burgersaur'unuz 2. seviye Churrozard'ı mağlup ediyor.
triumphs over: “mağlup eder” demenin resmî ve dramatik bir yolu
Bu cümlede triumphs over, “mağlup eder” veya “yener” anlamına gelir. over edatı, mağlup edilen rakibi belirtir; bir şeyin fiziksel olarak üstünde bulunmayı anlatmaz. Triumph over genellikle sonucu önemli veya zorlukla kazanılmış bir zafer olarak gösterir; bu nedenle beat sözcüğünden daha resmî ve dramatik duyulur. Kalıp “özne + triumph fiilinin uygun biçimi + over + rakip veya zorluk” şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi triumph kullanılan doğru iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Against all expectations, the young player managed to ____ the champion.
Cevabı göster
triumph over
you've prepared for trouble ... they'd make it double: bir slogana eğlenceli gönderme
Vurgulanan iki bölüm, tanıdık kötü karakter giriş sloganı “prepare for trouble, make it double”ı yeniden şekillendirir. Trouble ve double arasındaki uyak, birbiriyle ilgisiz iki bilgiyi değil, bilinçli bir medya göndermesini işaret eder. Bu cümlede gönderme, uyarıya eğlenceli bir hava katar ve ikinci bir rakibi tanıtır: beklenen bela artık iki katlı bir mücadeleye dönüşmüştür. Bu, ünlü bir repliğin mizah yaratıp sahneyi bir sonraki çatışmaya nasıl taşıyabildiğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede prepared for trouble ... make it double ifadesinin temel etkisi nedir?
- Bir sayıyı tam olarak ikiyle çarpmak için matematiksel bir talimat verir.
- Bilinen bir kötü karakter sloganını eğlenceli biçimde hatırlatır ve iki katlı bir mücadeleyi tanıtır.
- Trouble ve double sözcüklerinin birbiriyle ilgisiz ayrıntılar olduğunu söyler.
Cevabı göster
Bilinen bir kötü karakter sloganını eğlenceli biçimde hatırlatır ve iki katlı bir mücadeleyi tanıtır.
You get to choose any one of the three disks again,
2:14Üç diskten herhangi birini tekrar seçebilirsiniz,
but this time you'll be in a battle royale against two opponents, Kelime
2:17ancak bu kez iki rakibe karşı bir hayatta kalma savaşında olacaksınız,
battle royale: birden fazla yarışmacının aynı anda savaştığı mücadele
Battle royale, birden fazla katılımcının aynı anda dövüştüğü veya yarıştığı, çoğu zaman tek bir oyuncu ya da takım kalana kadar süren bir mücadeleyi anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada aynı anda iki rakiple karşılaşıyorsun; dolayısıyla bu sıradan bir bire bir maç değildir. Bu yerleşik terimde royale, yarışmanın bir kral, kraliçe veya kraliyet ailesiyle bağlantılı olduğu anlamına gelmez. Oyuncu sayısı ve kazanma koşulları oyuna göre değişir.
Alıştırma
Oyunlarda battle royale genellikle neyi anlatır?
- Kraliyet ailesi için düzenlenen törensel bir yarışma.
- Sıradan bir bire bir maç.
- Birden fazla yarışmacının aynı anda savaştığı bir maç.
Cevabı göster
Birden fazla yarışmacının aynı anda savaştığı bir maç.
Whoever summons the highest level Diskymon wins. Dilbilgisi
2:25En yüksek seviyeli Diskymon'u kim çağırırsa o kazanır.
Whoever ... wins: kuralları ifade eden özne yan cümleciği
Whoever summons the highest level Diskymon wins cümlesinde Whoever summons the highest level Diskymon yan cümleciğinin tamamı, ana fiil wins'in öznesidir. Burada whoever, koşulu karşılayan herhangi bir kişi anlamına gelir; bir kişinin kimliğini soran soru sözcüğü değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp Whoever + koşul yan cümleciği + sonuç cümleciği şeklindedir. Koşulu yerine getiren herhangi bir kişinin belirtilen sonucu elde edeceğini anlatır; bu yüzden kuralları ve genel sonuçları ifade etmekte kullanışlıdır.
Alıştırma
Kuralı, koşulu karşılayan herhangi bir kişi anlamına gelen tek bir sözcükle tamamla: ____ finds the hidden key first wins the game.
Cevabı göster
Whoever
Should you stick with A or switch? Öbek fiiller
2:28A ile devam mı etmelisiniz yoksa değiştirmeli misiniz?
stick with A or switch?: seçimi korumak mı değiştirmek mi
Bu karar sorusunda stick with A, “seçim olarak A'yı korumak” anlamına gelir. Burada stick fiziksel bir anlam taşımaz; stick with, bir şeyi kullanmaya, izlemeye ya da desteklemeye devam etmeyi anlatan bir öbek fiildir. Switch diğer kararı sunar: mevcut seçimden vazgeçip başka bir seçeneğe geçmek. Yeni seçim belirtilirse switch to B örneğindeki gibi switch to + seçim kullanılır.
Alıştırma
“Aynı seçimle devam etmek” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The blue design is clear and easy to read, so let's ____ it.
Cevabı göster
stick with
it seems intuitive that if A is the best at beating B or C, Notlar
2:40A, B veya C'yi yenmekte en iyisi ise,
it seems intuitive that: makul görünen bir düşünce, kanıt değil
it seems intuitive that ... ilk bakışta makul gelen bir düşünceyi sunar. Seems iddiayı kesinlikten uzak tutar; intuitive ise düşüncenin kanıtlanmış olmaktan çok ilk izlenime veya sıradan akıl yürütmeye uyduğunu belirtir. Bir açıklamada bu kalıp genellikle incelenecek ve belki de çürütülecek bir varsayımı ortaya koyar. Bunu “ilk bakışta makul görünüyor” diye anlayın; “doğruluğu kanıtlandı” diye değil.
Alıştırma
Bu cümle hakkındaki ifadeyi değerlendirin: “It seems intuitive that the shortest route will be fastest.” Konuşan kişi bu düşünceyi kanıtlanmış bir gerçek olarak sunuyor.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
it should also be the best at beating B and C.
2:44B ve C'nin ikisini birden yenmekte de en iyisi olması gerektiği sezgisel olarak mantıklı gelir.
if ... should also ... ile beklenen bir sonuca varmak
if yan cümlesi bir öncül sunar: A, B’yi yenme ve C’yi yenme durumlarının her birinde en iyidir. Ana cümledeki should also, bu öncül doğruysa makul görünen sonucu ifade eder. Burada should bir yükümlülüğü değil, beklentiyi belirtir. Ayrı B or C durumlarından birleşik B and C durumuna geçmek sezgisel olarak mantıklı görünebilir; ancak sonuç kesin değildir ve yine de sınanması gerekir.
Alıştırma
If the small motor can lift either box alone, it should also be able to lift both boxes together cümlesinde should also neyi ifade eder?
- Koşula dayanan makul bir beklenti; garanti edilmiş bir sonuç değil
- Motorun iki kutuyu zaten kaldırdığını bildiren bir ifade
- Motorun iki kutuyu da kaldırmasını zorunlu kılan bir kural
Cevabı göster
Koşula dayanan makul bir beklenti; garanti edilmiş bir sonuç değil
Beklenmedik bilgiyi haber veren Strangely enough
Strangely enough, cümle başında kullanılan bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye, ardından gelen bilgiyi şaşırtıcı ya da beklenenin tersi olarak değerlendirmesi gerektiğini bildirir. Bu ifade, sonraki cümlenin anlatım içindeki yerini gösterir; yalnızca tek bir nesneyi tuhaf olarak nitelemez. Bu kalıplaşmış ifadede enough, bir miktarın yeterli olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Strangely enough cümle başında neyin sinyalini verir?
- Konuşmacı bir şeyin yeterli miktarda olduğunu söylüyordur.
- Sıradaki bilgi yalnızca önceden belirlenmiş bir sonucu tekrarlayacaktır.
- Sıradaki bilgi şaşırtıcı ya da beklentinin tersi olacaktır.
Cevabı göster
Sıradaki bilgi şaşırtıcı ya da beklentinin tersi olacaktır.
couldn't be further from the truth: kesin bir ret
Couldn't be further from the truth, bir iddianın tamamen yanlış olduğunu güçlü biçimde belirten bir deyimdir. Burada gerçeğe olan uzaklık mecazidir: Bir iddia gerçekten daha fazla uzaklaşamıyorsa olabilecek en yanlış noktadadır. Bu cümlede that, daha önce sözü edilen yargıya gönderme yapar. İfade yalnızca o yargının yanlış olduğunu söylemez; ciddi bir yanlış anlamayı kesin bir dille düzeltir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki güçlü ret deyimiyle tamamlayın: The claim that our museum is closing ____.
Cevabı göster
couldn't be further from the truth
For A to win: gerekli bir sonucu önceden kurmak
For A to win, for + isim + to'lu mastar yapısında bir yan cümledir. A, win fiilinin anlamca öznesidir; bu nedenle yan cümle A'nın kazanması sonucunu belirtir. Başta kullanıldığında, gerekli koşulları daha sonra açıklanacak sonucu önceden kurar. If A is to win veya In order for A to win ile benzer anlam taşır. Buradaki for, mastar yan cümlesinin öznesini tanıtır; yalnızca bir şeyin A'nın yararına yapıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
For, the device ve to work parçalarını hedef yapıya göre sıralayın: ____, the battery must be charged.
Cevabı göster
For the device to work
Gerekli bir koşul olarak has to summon
Her iki has to summon kullanımı da A'nın kazanması için gerekli koşulları belirtir: B, 2. seviye bir Diskymon; C ise 1. seviye bir Diskymon çağırmalıdır. Koşullardan biri eksikse bu sonuç gerçekleşmez. Burada has to, esas olarak başka birinin verdiği emri aktarmıyor. Zorunluluk, oyunun kurallarından ve olasılık yürütmesinden kaynaklanıyor. Başka bağlamlarda have to kuralları veya görevleri de anlatabilir; bu nedenle zorunluluğun kaynağını çevredeki mantığa bakarak belirleyin.
Alıştırma
Örnekte has to summon neyi ifade ediyor?
- B ve C geçmişte bu seviyeleri düzenli olarak çağırırdı.
- Birisi B ve C'ye çağırma emri vermiştir.
- Bunlar A'nın kazanması için gerekli koşullardır.
Cevabı göster
Bunlar A'nın kazanması için gerekli koşullardır.
Olasılıkta independent events
Olasılıkta independent events, bir olayın sonucunun diğer olayın olasılığını değiştirmediği olaylardır. Burada B'nin çağırma sonucu ile C'nin çağırma sonucu bu şekilde ele alınıyor. Independent, olayların birlikte gerçekleşemeyeceği anlamına gelmez. İki bağımsız olayın ikisinin de gerçekleşme olasılığını bulmak için ayrı olasılıklarını çarpın.
Alıştırma
Hangi çift independent events için en iyi örnektir?
- Adil bir paranın iki ayrı atışının sonuçları
- Bir zarın tek atışında hem iki hem beş gelmesi
- İlk kart geri konmadan aynı desteden çekilen iki kart
Cevabı göster
Adil bir paranın iki ayrı atışının sonuçları
56% times 51%: çarpma anlamındaki times
56% times 51% ifadesinde times, konuşma dilinde çarpma işareti görevindedir ve “ile çarpılmış” anlamına gelir. İfade fifty-six percent times fifty-one percent diye okunur. İki olay bağımsız kabul edildiği için olasılıklar çarpılır. Sonuç %28,56'dır. Buradaki times, “zaman” veya “kaç kez” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle “%30 ile %40'ı çarpmak” anlamına gelir?
- Thirty percent divided by forty percent.
- Thirty percent plus forty percent.
- Thirty percent times forty percent.
Cevabı göster
Thirty percent times forty percent.
a level 2 Churrozard would automatically lose to the Burgersaur, Dilbilgisi
3:122. seviye bir Churrozard otomatik olarak Burgersaur'a kaybedecektir,
would automatically lose to: kurala dayalı varsayımsal sonuç
would automatically lose to ifadesinde would, yenilgiyi varsayılan bir koşulun sonucu olarak sunar: belirtilen seviye ve kural geçerliyse sonuç bu olur. Buradaki would, geçmişte tekrarlanan bir alışkanlığı anlatmaz. automatically, başka bir karşılaştırmaya gerek kalmadan sonucu kuralın belirlediğini vurgular. Lose to ifadesinden sonra kazanan rakip gelir.
Alıştırma
Kuralın yenilgiyi doğrudan belirlediğini anlatan dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: In this card game, a two ____ an ace.
Cevabı göster
would automatically lose to
The 22% chance of summoning a level 6 would give you an outright win, Kelime
3:186. seviye çağırma ihtimali olan %22 size doğrudan bir galibiyet verirken,
outright win: ek koşul gerektirmeyen galibiyet
An outright win, tek bir sonucun yeterli olduğu açık ve doğrudan bir galibiyettir; başka bir koşula veya sonraki bir tura gerek kalmaz. Bu cümlede 6. seviye çağırmak sonucu belirler. Outright burada win sözcüğünü niteleyen bir sıfattır. Sonucun tamamen belli olduğunu anlatır; ancak galibiyetin mutlaka kolay veya büyük farkla kazanıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Eleme maçı veya ek koşul gerektirmeden kesinleşen bir galibiyeti anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Leo finished ahead of every other player, so no playoff was needed. It was an ____.
Cevabı göster
outright win
while a level 4 could still win if C summons a level 1. Dilbilgisi
3:244. seviye bir Diskymon, eğer C 1. seviyeyi çağırırsa yine de kazanabilir.
while ... could still win if ...: karşıtlık ve koşul
Burada while, “oysa” veya “buna karşılık” anlamındadır. İkinci bir olasılığı tanıtır ve önceki sonuçla karşılaştırır; iki olayın aynı anda gerçekleştiğini anlatmaz. Could still win if yapısında could olası bir sonucu, still bu olasılığın hâlâ bulunduğunu, if ise gerekli koşulu gösterir. Bu yüzden 4. seviyenin kazanacağı kesin değildir; yalnızca belirtilen durumda kazanır.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama geliyor? The blue team has already qualified, while the red team could still qualify if it wins tonight.
- İki takım da maç devam ederken elemeyi geçti.
- Bu gece ne olursa olsun kırmızı takım elemeyi geçecek.
- Kırmızı takım bu gece kazanırsa elemeyi geçebilir; while bir karşıtlık gösterir.
Cevabı göster
Kırmızı takım bu gece kazanırsa elemeyi geçebilir; while bir karşıtlık gösterir.
Adding up those mutually exclusive possibilities gives you odds of about 33%. Kelime
3:29Bu birbirini dışlayan olasılıkları topladığınızda yaklaşık %33'lük bir şans elde edersiniz.
mutually exclusive possibilities: birlikte gerçekleşemeyen sonuçlar
Mutually exclusive possibilities, tek bir deneme veya olayda birlikte gerçekleşemeyen sonuçlar demektir. Burada farklı çağırma seviyeleri, tek bir çağırmanın alternatif sonuçlarıdır; bu nedenle birbiriyle örtüşmezler. Birbirini dışlayan birkaç sonuçtan herhangi biri saydığınız sonucu oluşturuyorsa bunların olasılıklarını toplayabilirsiniz. Bu ifadede exclusive, sonuçların “birbirini dışlaması” anlamına gelir; premium veya yalnızca özel bir gruba açık olma anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi örnekte birbirini dışlayan olasılıklar vardır?
- Hem uzun hem de eğlenceli bir kitap seçmek.
- İki ayrı para atıp ikisinde de tura getirmek.
- Bir zarı bir kez atıp 2 veya 5 getirmek.
Cevabı göster
Bir zarı bir kez atıp 2 veya 5 getirmek.
C will win with a level 5 Wartortilla as long as B doesn't summon its level 6, Dilbilgisi
3:36C, B kendi 6. seviyesini çağırmadığı sürece 5. seviye bir Wartortilla ile kazanacaktır,
as long as: bir koşul belirtmek
Bu cümlede as long as, C'nin kazanması için gereken koşulu belirtir: B, 6. seviyesini çağırmamalıdır. provided that, yani “bu koşul karşılanırsa” anlamına gelir. Bu kullanım, ardından gelen yan cümleyi ana sonucun gerçekleşmesini sağlayan koşul olarak sunar. Bu durumda C'nin galibiyetiyle ilgili belirleyici sınır budur; fiziksel uzunlukla veya geçen süreyle ilgili değildir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki hedef koşul ifadesiyle tamamlayın: You can borrow my bike ____ you wear a helmet.
Cevabı göster
as long as
So while disk A's middling consistency was an advantage in a single match-up, Kelime
3:47Yani, A diskinin ortalama tutarlılığı tekli bir eşleşmede bir avantajken,
middling consistency: istikrarlı ama yalnızca orta düzeyde
Bu cümlede middling, hafif olumsuz bir tonla orta düzeyde ve etkileyici olmayan anlamına gelir. Consistency, A diskinin benzer sonuçlar vermeye devam ettiğini belirtir. Bu nedenle middling consistency, yüksek bir düzeye ulaşmak yerine orta seviyede kalan güvenilir sonuçları anlatır. Avantaj mükemmellik değil, tahmin edilebilirliktir. Başka bağlamlarda da aynı birleşimi arayın: istikrarlı fakat kalitesi yalnızca sıradan olan performans.
Alıştırma
Bu cümlede middling consistency ne anlama geliyor?
- İstikrarlı fakat kalite bakımından yalnızca ortalama sonuçlar.
- Sürekli gelişen mükemmel sonuçlar.
- Her denemede büyük ölçüde değişen sonuçlar.
Cevabı göster
İstikrarlı fakat kalite bakımından yalnızca ortalama sonuçlar.
multiple fights increase the odds that one of the other discs will summon something better. Kalıp ifadeler
3:52çoklu dövüşler, diğer disklerden birinin daha iyi bir şey çağırma olasılığını artırır.
increase the odds that: bir sonucu daha olası hâle getirmek
Increase the odds that ... yapısı, that ile başlayan yan cümledeki olayın gerçekleşme ihtimalini artırmak anlamına gelir. Burada odds, olasılık demektir ve yan cümle hangi sonucun daha olası hâle geldiğini açıkça belirtir. Yapı, etken + increase/increases the odds that + tam cümlecik şeklindedir. Bununla bağlantılı bir yapı da increase the odds of + isim veya -ing biçimidir; increase the odds of success ve increase the odds of winning buna örnektir.
Alıştırma
Sonucun daha olası hâle geldiğini göstermek için cümleyi dersteki tam ifadeyle tamamlayın: Better lighting can ____ customers will notice the sign.
Cevabı göster
increase the odds that
And although C was the worst first round option, Dilbilgisi
3:58Ve C ilk turdaki en kötü seçenek olmasına rağmen,
its decent chance of summoning a strong level 5 gives it an advantage when facing two opponents simultaneously. Dilbilgisi
4:01güçlü bir 5. seviye çağırma şansının yüksek olması, aynı anda iki rakiple karşılaşırken ona bir avantaj sağlar.
although ... gives it an advantage: ödünleme ve ana sonuç
Although bir ödünleme ilişkisi kurar: konuşan kişi önce C'nin ilk turdaki en kötü seçenek olduğu olumsuz gerçeğini kabul eder. Bu yan cümle son yargıyı değil, arka planı verir. Ana cümle olan its decent chance ... gives it an advantage sonucu taşır. although X, Y kalıbında X'e rağmen Y geçerliliğini korur; dolayısıyla burada asıl nokta, iki rakiple karşılaşılan durumda C'nin avantajlı olmasıdır.
Alıştırma
Cümlenin ana sonucunu en iyi hangi ifade belirtir?
- C her durumda en kötü seçenektir.
- C, ilk turdaki en kötü seçenek olmasına rağmen iki rakiple karşılaştığında avantajlıdır.
- C yalnızca 5. seviye birim çağıramadığında avantaj kazanır.
Cevabı göster
C, ilk turdaki en kötü seçenek olmasına rağmen iki rakiple karşılaştığında avantajlıdır.
when facing two opponents simultaneously: kısaltılmış when + -ing yan cümlesi
When facing two opponents simultaneously, “oyuncu aynı anda iki rakiple karşılaşırken” anlamına gelir. When sonrasında özne ve be fiili atılır, geriye -ing biçimindeki facing kalır. Facing eylemini yapan kişi bağlamdan anlaşılır: bu, bir şey çağırma ihtimali değil, C'yi kullanan oyuncu veya taraftır. Bu ifade, avantajın geçerli olduğu durumu sınırlar.
Alıştırma
Hangi cümlede when + -ing açık biçimde kullanılmış ve örtük özne -ing eylemini de gerçekleştirmiştir?
- When facing two clients at once, Maya's notebook is very useful.
- When facing two clients at once, Maya takes careful notes.
- When faced two clients at once, Maya takes careful notes.
Cevabı göster
When facing two clients at once, Maya takes careful notes.
This sort of counterintuitive result is why misleading statistics are a favored tool of unscrupulous politicians and nefarious Diskymon trainers alike. Notlar
4:09Bu tür sezgiye aykırı bir sonuç, yanıltıcı istatistiklerin neden vicdansız politikacıların ve kötü niyetli Diskymon eğitmenlerinin favori aracı olduğunun göstergesidir.
counterintuitive result: beklentiye aykırı bir sonuç
Bu cümlede counterintuitive result, sağduyuya veya ilk tahmine göre insanların normalde bekleyeceğinin tersine çıkan sonuç demektir. Sonucun mantıksız olduğu ya da insanların sezgisinin bulunmadığı anlamına gelmez. Kanıtlar veya hesaplamalar bir yönü gösterirken apaçık görünen tahmin başka bir yönü gösterdiğinde counterintuitive kullanılabilir. Şaşırtıcı sonuç yine de doğru ve açıklanabilir olabilir.
Alıştırma
Counterintuitive result ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Hiç kaydedilmemiş veya açıklanmamış bir sonuç.
- İnsanların normalde bekleyeceğinin tersine çıkan bir sonuç.
- Başından beri kolayca tahmin edilebilen bir sonuç.
Cevabı göster
İnsanların normalde bekleyeceğinin tersine çıkan bir sonuç.
misleading statistics: yanlış izlenim oluşturan rakamlar
Bu cümlede misleading statistics, insanlarda yanlış bir izlenim oluşturan sayısal kanıt veya istatistiksel iddia demektir. Rakamlar yanlış olabilir; ancak yanlı bir örneklem, adaletsiz bir karşılaştırma, eksik bağlam veya verilerin çarpıtılarak sunulması yüzünden teknik olarak doğru rakamlar da yanıltabilir. Temel nokta, dinleyici ya da okuyucu üzerindeki etkidir: misleading, yalnızca incorrect demekten daha geniştir. Yalnızca rakamların doğru olup olmadığını değil, sunuluş biçiminin sonucu gerçekten destekleyip desteklemediğini de sorun.
Alıştırma
Bir grafik doğru rakamlar kullanıyor, ancak dikey eksenin altını keserek küçük bir artışı çok büyük gösteriyor. En uygun tanım hangisidir?
- istatistiksel bilgi yok
- misleading statistics (yanıltıcı istatistikler)
- inaccurate statistics (hatalı istatistikler)
Cevabı göster
misleading statistics (yanıltıcı istatistikler)
unscrupulous ... nefarious ... alike: iki gruba da yönelik güçlü kınama
Unscrupulous, dürüst olmayan biçimde davranmaya veya ahlaki ilkeleri göz ardı etmeye hazır olmayı anlatır; nefarious ise son derece kötü ve şeytani bir şeyi niteler. İkisi de açık bir ahlaki kınama ifade eden, resmî ve güçlü biçimde olumsuz sözcüklerdir. Burada alike, bağlanan iki grubun ardından gelir ve ifadenin her iki grubu da kapsadığını belirtir. Birbirlerine benzedikleri anlamına gelmez. Gerçek siyasetçilerle hayalî eğitmenlere aynı ağır ve dramatik eleştirinin yöneltilmesi ayrıca abartılı bir mizah yaratır.
Alıştırma
politicians and trainers alike ifadesinde alike ne işe yarar?
- Grupların aynı göründüğünü söyler.
- İfadeyi yalnızca ikinci grupla sınırlar.
- İfadeye iki grubu da dahil eder.
Cevabı göster
İfadeye iki grubu da dahil eder.
your Wartortilla comes out level 5 and makes short work of its foes. Notlar
4:21Wartortilla'nız 5. seviye olarak çıkıyor ve düşmanlarını çabucak hallediyor.
comes out level 5: come out + ortaya çıkan durum
comes out level 5 ifadesinde come out, bir sonuç oluştuğunda veya ortaya çıktığında bir şeyin belirli bir durumda bulunduğunu anlatır. level 5 tamamlayıcısı, rastgele sonuç belirdikten sonra Wartortilla'nın durumunu belirtir; ifade yalnızca bir yerden dışarı çıkma hareketini anlatmaz. come out + sıfat veya durum kalıbı; fotoğraf, yemek, test ya da oluşturulan sonuçlarda olduğu gibi, bir sürecin ardından bir şeyin nasıl sonuçlandığını anlatır. Tamamlayıcı değişebilir, ancak odak her zaman nihai sonuçtadır.
Alıştırma
Hangi cümlede come out nihai bir sonucu anlatmak için kullanılmıştır?
- The photos came out clear and bright.
- The company came out with a new camera.
- The children came out of the classroom.
Cevabı göster
The photos came out clear and bright.
makes short work of: hızlıca ve kolayca bitirmek ya da yenmek
Make short work of, bir şeyi hızla ve az çabayla ele almak ya da bitirmek veya birini yenmek anlamına gelen bir deyimdir. Burada makes short work of its foes, Wartortilla'nın rakiplerini hızlıca ve kolayca yendiğini anlatır. Nesne of'tan sonra gelir: make short work of + görev, sorun, yemek veya rakip. Bu ifade hızlı ve kolay bir sonucu anlatır; kelime kelime “kısa bir iş yapmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi make short work of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The skilled mechanic ____ the simple repair.
Cevabı göster
made short work of
You're about to celebrate when your rivals capture the referee and announce a surprise third round. Dilbilgisi
4:26Tam kutlama yapmak üzereyken rakipleriniz hakemi yakalıyor ve sürpriz bir üçüncü tur ilan ediyor.
You're about to celebrate when ...: beklenen bir eylem kesintiye uğrar
Be about to + fiilin yalın hâli, bir eylemin hemen ya da çok yakında gerçekleşeceğini belirtir. be about to ... when ... yapısında when yan cümlesi tam o anda gerçekleşen ve beklenen eylemi kesintiye uğratan ya da durumu yeni bir yöne çeviren olayı sunar. Burada You're about to celebrate, kutlamanın hemen başlayacağı beklentisini oluşturur. when'den sonra gelen rakiplerin eylemi bu beklentiyi aniden bozar. Şimdiki zaman anlatımı canlı ve anlık hissettirir; geçmiş hikâyelerde çoğunlukla was/were about to ... when + geçmiş zamanlı yan cümle kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi be about to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: I ____ leave the house when my little brother called for help.
Cevabı göster
was about to
You'll have to repeat each of the previous matches in succession, Kelime
4:33Önceki maçların her birini art arda tekrarlamak zorunda kalacaksınız,
in succession: olayların art arda gerçekleşmesi
In succession, birbirinden ayrı birkaç olayın veya eylemin belirli bir sırayla art arda gerçekleştiğini anlatır. Bu cümlede önceki her karşılaşma, serideki bir sonraki olay olarak sırayla tekrarlanmalıdır. Bu ifade karşılaşma, galibiyet, soru veya görev gibi birbirinden ayrılabilen olaylardan oluşan bir seriyi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede in succession doğal biçimde kullanılmıştır?
- She completed one task in succession.
- The team won four games in succession.
- The light stayed on in succession for eight hours.
Cevabı göster
The team won four games in succession.
except for one: tek bir istisnaya işaret etmek
all the same ... except for one yapısı bilgiyi genel bir kural ve tek bir istisna olarak ikiye ayırır. Buradaki one, one rule yerine kullanılır; yani tek bir kural dışında bütün kurallar aynı kalır. İki nokta, istisnanın hemen sonra açıklanacağını bildirir. Böylece konuşan kişi önce genel durumu belirtir, ardından tek değişikliğe özellikle dikkat çeker.
Alıştırma
Hangi cümle önce genel durumu belirtip sonra tek bir istisnaya işaret ediyor ve bu istisnayı iki noktadan sonra açıklıyor?
- All the rooms are ready, including the kitchen.
- All the rooms are ready except for one: the kitchen still needs cleaning.
- Only one room is ready: the kitchen.
Cevabı göster
All the rooms are ready except for one: the kitchen still needs cleaning.
keep the same ... throughout: baştan sona değiştirmemek
Keep the same disk throughout, bütün etkinlik boyunca tek bir diski kullanmak ve onu başka bir diskle değiştirmemek anlamına gelir. keep the same + isim kalıbı neyin değişmeden kalması gerektiğini gösterir; throughout ise bu şartı baştan sona kadar uzatır. Hangi etkinlikten söz edildiği bağlamdan belliyse throughout cümlenin sonunda tek başına kullanılabilir. “Bütün etkinlik boyunca” anlamına gelir; belirli bir yeri ifade etmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir seçimin baştan sona değişmeden kaldığını ifade eder?
- Keep the same team captain throughout the tournament.
- Choose a new team captain before each match.
- Choose the team captain only for the final match.
Cevabı göster
Keep the same team captain throughout the tournament.
Which should you choose to give yourself the best chance at becoming that which no one ever was? Notlar
4:43Hiç kimsenin olmadığı kadar en iyisi olma şansınızı en üst düzeye çıkarmak için hangisini seçmelisiniz?
give yourself the best chance at becoming: olasılığı en üst düzeye çıkarmak
Give yourself the best chance at becoming ..., bir şeye dönüşme olasılığını mümkün olduğunca artıracak bir seçim yapmak veya eylemde bulunmak anlamına gelir. Bir strateji önerir; sonucun kesinlikle gerçekleşeceğini vaat etmez. chance at becoming ifadesinde at bir edattır, bu yüzden become fiili -ing biçimi olan becoming hâline gelir. do X to give yourself the best chance at doing Y kalıbı başka durumlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi become fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Choose the training program that gives you the best chance at ____ a stronger swimmer.
Cevabı göster
becoming
that which no one ever was: kahramanca bir slogan parodisi
Bu cümlede that which, “... olan şey” veya “öyle bir varlık” anlamına gelir. becoming ifadesinden sonra belirli bir mesleği ya da unvanı değil, daha önce hiç kimsenin olmadığı olağanüstü bir kişiyi gösterir. Bilerek görkemli seçilen bu sözler, canavar eğitme konulu bir macera şarkısındaki hedefi çağrıştırır: rakipsiz bir şampiyon olmak. Bir olasılık seçimini abartılı bir kahramanlık görevine dönüştürdüğü için cümle yalnızca gerçek anlamlı değil, aynı zamanda eğlenceli bir parodidir.
Alıştırma
Bu cümlede that which no one ever was ifadesinin temel etkisi nedir?
- Hiç kimsenin herhangi bir şey seçmesine izin verilmediğini söyler.
- Kahramanca bir macera sloganını taklit etmek için görkemli bir dil kullanır.
- Bir mesleğin resmî adını sorar.
Cevabı göster
Kahramanca bir macera sloganını taklit etmek için görkemli bir dil kullanır.
Nobody becomes the very best without practice. Kültür
4:51Hiç kimse pratik yapmadan en iyisi olamaz.
the very best: en üstünlük derecesini güçlendiren very
the very best ifadesinde very, en üstünlük bildiren best sözcüğünü güçlendirir. İfade “kesinlikle en iyi” ya da “en üst düzeydeki kişi” anlamına gelir; very burada “çok iyi” anlamında değildir. Bu ifade, önceki cümlede başlayan canavar eğitme macerasının tema şarkısı çağrışımını sürdürür. Aynı zamanda without practice, bu kahramanca hedefi gelişmenin pratik gerektirdiği yönündeki gerçekçi mesaja dönüştürür.
Alıştırma
the very best ifadesinde very ne işe yarar?
- best sözcüğünü güçlendirir ve ifadeye slogan benzeri ek bir etki katar.
- Pratiğin ne kadar sürdüğünü anlatır.
- best sözcüğünü yalnızca oldukça iyi anlamına gelecek şekilde değiştirir.
Cevabı göster
best sözcüğünü güçlendirir ve ifadeye slogan benzeri ek bir etki katar.
If you're looking for a way to make problem-solving practice fun, Kalıp ifadeler
4:54Problem çözme pratiğini eğlenceli hale getirmenin bir yolunu arıyorsanız,
If you're looking for a way to ...: öneriye yumuşak bir giriş
If you're looking for a way to + fiilin yalın hâli kalıbı, dinleyenin bir şeyi yapmak için bir yöntem istiyor veya buna ihtiyaç duyuyor olabileceğini anlatır. Buradaki looking for, gözlerle etrafa bakmak değil, bir çözüm aramak anlamındadır. If'li yan cümle, konuşmacı öneri vermeden önce olası bir ihtiyacı belirtir. Böylece tavsiye daha az doğrudan duyulur. a way to ifadesinden sonra a way to save time örneğindeki gibi fiilin yalın hâli gelir.
Alıştırma
Öneriyi hedef girişle tamamlayın: ____ organize your notes, try this app.
Cevabı göster
If you're looking for a way to
try out: nasıl çalıştığını görmek için kullanmak
Try out, bir şeyin nasıl olduğunu, işe yarayıp yaramadığını veya size uygun olup olmadığını görmek için onu kullanmak ya da test etmek demektir. Bu öneride konuşmacı izleyiciyi yalnızca çaba göstermeye değil, Brilliant'ı bizzat deneyimlemeye davet eder. Bu, ayrılabilen bir phrasal verb'dür. Nesne isim olduğunda hem try out the app hem de try the app out kullanılabilir. Nesne zamir olduğunda zamir ortaya gelir: try it out doğrudur, try out it değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede it zamiri try out ile doğru kullanılmıştır?
- You can try out it for a week before deciding.
- You can try to it out for a week before deciding.
- You can try it out for a week before deciding.
Cevabı göster
You can try it out for a week before deciding.
Brilliant's many STEM courses take a hands-on approach to learning by featuring interactive challenges. Kalıp ifadeler
5:00Brilliant'ın birçok STEM kursu, etkileşimli zorluklar sunarak uygulamalı bir öğrenme yaklaşımı benimser.
take a hands-on approach to learning: etkin uygulama yoluyla öğrenmek
take a hands-on approach to learning, yalnızca okumaya veya dinlemeye değil, etkin katılım ve uygulamaya dayalı bir öğrenme yöntemi kullanmak demektir. Burada hands-on mecazidir: etkileşimli görevler, öğrenenlerin fikirleri aktif biçimde kullanmasını sağlar. Kalıp take a/an + sıfat + approach to + isim veya -ing biçimidir. by ile başlayan bölüm yaklaşımın nasıl uygulandığını açıklar; burada bu, etkileşimli görevler sunularak yapılır.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Our robotics class ____ by having everyone build a simple machine.
Cevabı göster
takes a hands-on approach to learning
you can tackle probability fundamentals or study subjects like algebra, Kelime
5:07olasılık temellerini ele alabilir veya cebir gibi konuları inceleyebilirsiniz,
tackle probability fundamentals: temel kavramları aktif biçimde ele almak
tackle probability fundamentals ifadesinde tackle, zorlayıcı olabilecek temel olasılık kavramları üzerinde aktif biçimde çalışmaya başlamak demektir. Eyleme enerjik ve problem çözmeye yönelik bir ton katar; öğrenenin zaten başarılı olduğu anlamına gelmez. Daha genel olarak tackle, zor bir konuyu, problemi, görevi veya mücadeleyi nesne olarak alabilir. Fundamentals, bir konuyu anlamak için gereken temel fikirlerdir.
Alıştırma
Konuşan kişi “zor bir görev üzerinde aktif biçimde çalışmaya başlamak” demek istiyorsa cümleyi en iyi hangi fiil tamamlar? Tomorrow, we will ____ the hardest problem first.
- master
- tackle
- study
Cevabı göster
tackle
from beginning to end: baştan sona tamamını kapsamak
From beginning to end, bir şeyin başlangıçtan bitişe kadar bütünüyle ele alındığını belirtir. Bu cümlede kalkülüsün yalnızca başlangıç ve bitiş bölümlerinin değil, bütün bir ders veya sıra olarak işlendiğini anlatır. Bu ifadeyi birinin bir şeyi tamamen deneyimlediğini, okuduğunu, izlediğini, öğrendiğini veya tamamladığını göstermek için kullanabilirsin.
Alıştırma
Editörün her sayfayı kontrol ettiğini göstermek için cümleyi hedef ifadeyle tamamla: The editor checked every page ____.
Cevabı göster
from beginning to end
Visit brilliant.org/teded to try it out,
5:15Denemek için brilliant.org/teded adresini ziyaret edin,
and the first 833 of you to use that link will receive 20% off the annual premium subscription fee. Notlar
5:19ve bu bağlantıyı kullanan ilk 833 kişiden biriyseniz yıllık premium abonelik ücretinde %20 indirim alacaksınız.
the first 833 of you to use that link: koşulu ilk karşılayanları belirlemek
The first 833 of you, dinleyiciler arasından sıralamaya göre 833 kişiyi seçer. To use that link, bu sıralamayı hangi eylemin belirlediğini gösterir: bağlantıyı diğerlerinden önce kullanmak. Bu nedenle teklif yalnızca 833 kişiyle sınırlıdır. Kullanılabilir kalıp the first + sayı + kişi veya grup + to + fiilin yalın hâli ya da the first + sayı + of + grup + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Mastar yapısı, who + fiil gibi önündeki kişileri niteler; onların amacını belirtmez.
Alıştırma
Ücretsiz çalışma kitabının yalnızca en erken kayıt olan 20 kişiye verileceğini hangi cümle anlatır?
- Twenty people will first sign up and then get a free workbook.
- The first 20 people to sign up will get a free workbook.
- The first 20 people will sign up to get a free workbook.
Cevabı göster
The first 20 people to sign up will get a free workbook.
20% off: fiyatta %20 indirim
20% off, özgün fiyattan %20 çıkarıldığı ve müşterinin bu fiyatın %80’ini ödediği anlamına gelir. Bu cümlede indirim yıllık abonelik ücretine uygulanır. Yüzde + off kalıbı, geriye kalan ödeme oranını değil, indirimin büyüklüğünü belirtir. 20% off the fee örneğinde olduğu gibi ardından fiyat veya ücret gelebilir ya da The plan is 20% off. örneğindeki gibi ürün veya planın ardından kullanılabilir.
Alıştırma
Yıllık bir plan normalde $50 tutuyor. Plan 20% off olduğuna göre vergi öncesinde ne kadar ödersiniz?
- $10
- $60
- $40
Cevabı göster
$40
annual premium subscription fee: isim öbeğini sağdan sola okumak
Ana sözcük fee sözcüğüdür. Sağdan sola okunduğunda subscription fee abonelik için ödenen ücreti, premium aboneliğin üst düzey plan olduğunu, annual ise fiyatın veya sürenin bir yıllık olduğunu belirtir. İfadenin tamamı premium abonelik için yıllık ücret anlamına gelir. Uzun İngilizce isim öbeklerini anlamak için önce sondaki ana ismi bulun, ardından soldaki sözcüklerin verdiği bilgileri ekleyin. Burada premium, subscription sözcüğünü niteleyen bir sıfattır; sigorta ödemesi anlamındaki premium ismi değildir.
Alıştırma
Hangi ifade bir abonelik hizmetinin premium düzeyi için yıllık ücret anlamına gelir?
- a monthly basic subscription fee
- an annual insurance premium
- an annual premium subscription fee
Cevabı göster
an annual premium subscription fee