Bizi kedilere aşık eden bir hastalık var mı? - Jaap de Roode: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
622 kelime 150 kel/dk

Video açıklaması: Bu video, Toxoplasma gondii’nin kedilerde nasıl ürediğini, yaşam döngüsünü tamamlamak için kemirgenlerin davranışlarını nasıl değiştirdiğini ve kirlenmiş yiyecek, su, toprak ya da et yoluyla insanlara nasıl geçtiğini açıklıyor. İnsan davranışı ve nörolojik rahatsızlıklarla olası bağlantıları da inceliyor; ancak parazitin insanlara kedileri sevdirdiği iddiasının hâlâ kesinleşmediğini vurguluyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. While the parasite can multiply in practically any host, it can only reproduce sexually in the intestines of cats. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: While... can..., it can only... yapısıyla geniş bir olanağı belirleyici bir sınırlamayla karşılaştırmayı öğrenin; bu kalıp bilimsel koşulları ve istisnaları açık biçimde anlatmak için kullanışlıdır. 2. to hitch a ride to the brain, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: hitch a ride ifadesinin bir insanı, hücreyi, aracı veya sistemi ulaşım amacıyla kullanmayı mecazen anlatabildiğini kavrayın; burada beyaz kan hücreleri paraziti beyne doğru taşır. 3. the jury's still out on that one. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Mevcut kanıtların henüz kesin bir sonuca izin vermediğini doğal biçimde söylemeyi öğrenin. Bu ifade, tartışmalı araştırma bulgularını bir varsayımı kesin gerçek gibi sunmadan aktarmaya yardımcı olur.

Bu derste

Is there a disease that makes us love cats. Dilbilgisi

0:06

Kedileri sevmemize neden olan bir hastalık var mı?

Dilbilgisi

that makes us love cats: disease sözcüğünü niteleyen ilgi cümleciği

That makes us love cats, a disease ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Hastalığın etkisini belirterek hangi tür hastalıktan söz edildiğini gösterir. Buradaki that bir ilgi zamiridir ve makes fiilinin öznesidir; “şu” veya “o” anlamında bir işaret sözcüğü değildir. İsim + that + fiil şeklindeki yeniden kullanılabilir yapı, bir isme onu tanımlayan özellik, eylem veya etki ekler. Bu cümlede makes us love, make + kişi + fiilin yalın hâli yapısını izler ve “sevmemize neden olur” anlamına gelir.

Alıştırma

“a vaccine that prevents infection” ifadesinde “that prevents infection” ne işe yarar?

  1. Hangi tür aşının kastedildiğini açıklar.
  2. Enfeksiyon hakkında ayrı bir soru başlatır.
  3. Uzaktaki bir aşıyı işaret eder.
Cevabı göster

Hangi tür aşının kastedildiğini açıklar.

And do you have it?

0:10

Peki sizde o hastalık var mı?

Maybe.

0:12

Olabilir.

And it's more likely than you'd think. Kalıp ifadeler

0:13

Ve bu, düşündüğünüzden daha olası.

Kalıp ifadeler

more likely than you'd think: düşük tahmin edilen olasılığı düzeltmek

More likely than you'd think, bir şeyin gerçekleşme olasılığının insanların normalde bekleyeceğinden daha yüksek olduğunu belirtir. İfade, gerçek olasılığı daha düşük olduğu varsayılan bir tahminle karşılaştırır; bu nedenle dinleyiciyi şaşırtıcı veya sezgilere aykırı bir bilgiye hazırlamak için sıkça kullanılır. Buradaki you genel olarak dinleyiciyi veya insanları ifade eder; konuşan kişi belirli birinin özel düşüncelerini bildiğini iddia etmez. You'd, you would ifadesinin kısaltmasıdır.

Alıştırma

“Olasılık, insanların normalde beklediğinden daha yüksek” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Missing the last bus is ____.

Cevabı göster

more likely than you'd think

We're talking about toxoplasmosis,

0:15

Toksoplazmozdan bahsediyoruz,

a disease caused by Toxoplasma gondii. Dilbilgisi

0:18

Toxoplasma gondii'nin neden olduğu bir hastalık.

Dilbilgisi

disease caused by ...: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği

disease caused by Toxoplasma gondii ifadesinde caused by Toxoplasma gondii, disease sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Hastalığa neyin neden olduğunu belirtir ve disease that is caused by Toxoplasma gondii şeklinde açılabilir. caused, disease sözcüğünü nitelediği için bu isim öbeğinin çekimli ana fiili değildir. Bu tür kısaltılmış edilgen ilgi cümlecikleri tanımlarda, bilimsel metinlerde ve haberlerde yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi cause ile kurulmuş kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğiyle tamamlayın: The clinic treated several illnesses ____ unsafe drinking water.

Cevabı göster

caused by

Like all parasites,

0:21

Tüm parazitler gibi,

Toxoplasma lives at the expense of its host Kalıp ifadeler

0:23

Toxoplasma da konağının aleyhine yaşar

and needs its host to produce offspring.

0:27

ve üremek için konağına ihtiyaç duyar.

Kalıp ifadeler

at the expense of its host: bir bedel karşılığında sağlanan yarar

lives at the expense of its host ifadesinde parazit, konağın kaynaklarını kullanarak hayatta kalırken konak zarar veya kayıp görür. Buradaki expense yalnızca bir fatura ya da parasal gider değil, bir bedel veya fedakârlık anlamındadır. at the expense of + isim kalıbı, bir tarafın yarar sağlarken başka bir tarafın bedel ödediği ilişkiyi anlatır. of sonrasındaki kişi veya şey zayıflar, ihmal edilir ya da zarar görür.

Alıştırma

Hızın güvenliğe zarar verdiğini göstermek için cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: The crew finished the job quickly ____ safety.

Cevabı göster

at the expense of

To do that, Anlatım akışı

0:29

Bunu yapmak için,

Toxo orchestrates a brain manipulation scheme involving cats, Kelime

0:31

Toxo; kedileri,

Anlatım akışı

To do that: hedefi yönteme bağlamak

To do that, az önce belirtilmiş bir hedefe veya göreve gönderme yapar. Buradaki that, daha sonra gelen cats ya da başka bir isme değil, önceki hedefin tamamına karşılık gelir. Bu ifade yeni bir yan cümlenin başında bilgiyi hedef → yöntem biçiminde düzenler: önceki ifade amacı verir, virgülden sonraki bölüm ise ona nasıl ulaşılacağını açıklar.

Alıştırma

Okul plastik atıkları azaltmak istiyor. Hedefe ulaşma yöntemini açıkça sunan devam cümlesi hangisidir?

  1. Before that, the cafeteria will stop using plastic straws.
  2. Despite that, the cafeteria will stop using plastic straws.
  3. To do that, the cafeteria will stop using plastic straws.
Cevabı göster

To do that, the cafeteria will stop using plastic straws.

Kelime

orchestrates a brain manipulation scheme: koordinasyon ve kişileştirme

Burada orchestrates, birbiriyle bağlantılı çeşitli etkileri tek bir karmaşık plan halinde dikkatle düzenlemek ve koordine etmek anlamına gelir. Fiil, müzikle ilgili anlamının dışında kullanılmaktadır. Bu ifade Toxo'yu bir planı yöneten stratejistmiş gibi kişileştirir. Böylece bilimsel anlatım daha canlı ve etkileyici olur; ancak parazitin bu planı bilinçli olarak tasarladığı ileri sürülmez.

Alıştırma

İngilizce "The director orchestrated a response involving five teams," cümlesinde orchestrated ne anlama gelir?

  1. Kontrolü ele almadan izledi
  2. Dikkatle planladı ve koordine etti
  3. Bir orkestra çalgısı çaldı
Cevabı göster

Dikkatle planladı ve koordine etti

their rodent prey,

0:36

onların avı olan kemirgenleri,

and virtually all other birds and mammals,

0:37

ve neredeyse diğer tüm kuşlar ile memelileri,

including humans.

0:40

insanlar dahil, içeren bir beyin manipülasyonu planı yürütür.

Documented human infections

0:41

Belgelenmiş insan enfeksiyonları

go as far back as ancient Egypt. Kalıp ifadeler

0:44

Eski Mısır'a kadar uzanır.

Kalıp ifadeler

go as far back as ancient Egypt: çok eski bir döneme kadar uzanmak

Burada go as far back as ancient Egypt ifadesi, belgelenmiş insan enfeksiyonlarının Antik Mısır dönemine kadar izlenebildiği anlamına gelir. Back geçmişteki daha eski bir noktayı gösterir; as far ... as ise bu noktanın ne kadar eski olduğunu vurgular. Fiziksel mesafe anlatmaz. Aktarılabilir kalıp özne + go/goes as far back as + eski bir tarih veya dönem şeklindedir. Kayıtların, geleneklerin, uygulamaların ya da kanıtların uzun geçmişini anlatırken özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

Tarihin çok eski olduğunu vurgulamak için cümleyi dersteki go ... back ifadesiyle tamamlayın: Written records of the festival ____ the 1600s.

Cevabı göster

go as far back as

We found samples in mummies.

0:47

Mumyalarda örnekler bulduk.

Today,

0:49

Bugün,

about a third of the world's population is infected,

0:51

dünya nüfusunun yaklaşık üçte biri enfekte olmuş durumda,

and most of them never even know it. Anlatım akışı

0:54

ve çoğu bunun farkında bile değil.

Anlatım akışı

most of them never even know it: even ile vurgu

Most of them, ilk bölümde sözü edilen enfekte kişileri gösterir; it ise onların enfekte olduğu gerçeğinin yerine kullanılır. Bu zamirler, isimleri tekrarlamadan ikinci bölümü birinciye bağlar. never even know it ifadesinde never olumsuzluğu verir, even ise kişinin bunu bilmesini beklenebilecek en temel şeylerden biri olarak öne çıkarır. Birlikte, enfekte kişilerin çoğunun enfekte olduğuna dair en düşük farkındalık düzeyine bile ulaşmadığını vurgular ve enfeksiyonun yaygınlığıyla fark edilmemesi arasındaki karşıtlığı güçlendirir.

Alıştırma

most of them never even know it ifadesinde even nasıl bir anlam katar?

  1. Enfeksiyonun nasıl yayıldığını yalnızca küçük bir grubun bildiği anlamına gelir.
  2. Enfekte kişilerin çoğunun enfekte olduklarına dair en temel farkındalığa bile ulaşmadığını vurgular.
  3. Enfekte kişilerin çoğunun enfeksiyonu daha sonra öğreneceği anlamına gelir.
Cevabı göster

Enfekte kişilerin çoğunun enfekte olduklarına dair en temel farkındalığa bile ulaşmadığını vurgular.

In healthy people,

0:56

Sağlıklı insanlarda,

symptoms often don't show up at all. Öbek fiiller

0:58

belirtiler genellikle hiç ortaya çıkmaz.

Öbek fiiller

don't show up at all: hiç ortaya çıkmamak

Burada show up, “fark edilir hâle gelmek veya ortaya çıkmak” anlamındadır. Özne symptoms olduğunda, belirtilerin görünür ya da hissedilir hâle gelmediğini anlatır; show ile up sözcüklerinin ayrı ayrı gerçek anlamları kastedilmez. at all olumsuz bir ifadeyi güçlendirir. don't show up at all, belirtilerin biraz ortaya çıkması değil, hiçbir belirtinin ortaya çıkmaması demektir.

Alıştırma

Cümleyi show up ve at all kullanarak tamamlayın: After two weeks, the warning signs still didn't ____.

Cevabı göster

show up at all

When they do,

1:00

Çıktığında ise,

they're mild and flu-like. Kalıp ifadeler

1:01

hafif ve grip benzeridir.

Kalıp ifadeler

mild and flu-like: hafif ve gribe benzer

mild, belirtilerin şiddetli olmadığını; flu-like ise yaygın grip belirtilerine benzediğini anlatır. they're ifadesinden sonra and ile bağlanan bu iki sıfat, belirtilerin hem şiddetini hem de türünü tanımlar. -like eki, bir ismi “o isme benzer” anlamında bir sıfata dönüştürür; bu nedenle flu-like belirtileri tanımlamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Doktorun açıklamasını “şiddetli olmayan ve gribe benzer” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The symptoms were ____.

Cevabı göster

mild and flu-like

But those are just the physical symptoms. Anlatım akışı

1:03

Ancak bunlar sadece fiziksel belirtiler.

Toxoplasma also nestles into our brains Kelime

1:06

Toxoplasma aynı zamanda beynimize de yuvalanır

and meddles with our behavior behind the scenes. Kalıp ifadeler

1:10

ve davranışlarımıza perde arkasından müdahale eder.

Anlatım akışı

But those are just ...: yüzeydeki etkilerden daha derin bir noktaya geçiş

But, önceki bilgiden yeni bir odağa geçişi gösterir. Those, daha önce sözü edilen fiziksel etkileri işaret eder; just ise bunları hikâyenin yalnızca bir parçası olarak sunar. Bu yapı bilgiyi düzenler: önce yüzeydeki bir noktayı kabul eder, ardından daha geniş, derin veya şaşırtıcı bir noktanın geleceğini haber verir. Burada sonraki cümle, bedensel belirtilerden beyin ve davranış üzerindeki etkilere geçer.

Alıştırma

Bir sunucu “But those are just the short-term costs.” diyor. Hangi sonraki cümle, daha derin bir soruna geçileceği sözünü en iyi tamamlar?

  1. The policy could also weaken public trust for years.
  2. The short-term costs were listed on the first slide.
  3. Short-term is the opposite of long-term.
Cevabı göster

The policy could also weaken public trust for years.

Kelime

nestles into: sessizce girip yerleşmek

Nestles into, harekete yumuşak ve korunaklı bir görüntü verir: bir şey bir yere girer ve orada kalır. Özne Toxoplasma, varış noktası da our brains olduğundan bu ifade, parazitin beyne girip oraya yerleştiği anlamına gelir; sevgiyle sokulduğu anlamına gelmez. Yumuşak fiil, zararlı özneyle rahatsız edici bir karşıtlık yaratır. Bilim iletişiminde tanıdık bir fiziksel görüntü, en teknik ifade olmasa bile gizli biyolojik etkinliğin daha kolay canlandırılmasını sağlayabilir.

Alıştırma

“The tiny camera nestles into a narrow gap in the wall,” cümlesinde nestles into ne anlatır?

  1. Duvardan hızla uzaklaşır.
  2. Dar alana sessizce oturur veya yerleşir.
  3. Duvarı gürültüyle parçalara ayırır.
Cevabı göster

Dar alana sessizce oturur veya yerleşir.

Kalıp ifadeler

meddles with ... behind the scenes: gizli ve istenmeyen müdahale

meddle with something, bir şeye istenmeyen ya da uygunsuz bir biçimde müdahale etmek demektir. Burada meddles with our behavior, davranışın yalnızca etkilenmediğini, manipüle edildiğini anlatır. behind the scenes, kamuoyunun gözünden uzakta veya insanlar fark etmeden demektir. İki ifade birlikte, gizlice işleyen istenmeyen bir etkiyi anlatır; burada gerçek anlamda bir tiyatro sahnesinin arkasından söz edilmez.

Alıştırma

meddle with ifadesini doğru zamanda ve behind the scenes ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: The volunteer had no authority to change the vote, but she ____ the process ____.

Cevabı göster

meddled with · behind the scenes

To understand why, Anlatım akışı

1:13

Bunun nedenini anlamak için,

let's take a look at the parasite's life cycle. Kalıp ifadeler

1:15

parazitin yaşam döngüsüne bir göz atalım.

Anlatım akışı

To understand why: neden açıklamasına geçiş ifadesi

Cümlenin başındaki To understand why, dinleyiciye sıradaki bilgilerin daha önce sözü edilen bir durumun nedenini açıklamaya yardımcı olacağını bildirir. why, yeni bir doğrudan soru başlatmak yerine önceki “Why does that happen?” sorusuna gönderme yapar. Bu ifade açıklamayı da düzenler: önce amacı belirtir. Ardından ana cümle olan let's take a look..., bu açıklamaya ulaşmak için gereken sonraki adımı tanıtır.

Alıştırma

Bir göl her yaz yeşile dönüyor. Hangi cümle, sonraki adımın nedeni açıklamaya yardımcı olacağını en iyi biçimde belirtir?

  1. To summarize the result, let's examine the nutrients entering the water.
  2. To see what happens next, let's examine the nutrients entering the water.
  3. To understand why, let's examine the nutrients entering the water.
Cevabı göster

To understand why, let's examine the nutrients entering the water.

Kalıp ifadeler

Let's take a look at... ile yeni bir konuya geçmek

Let's take a look at... bir şeyi birlikte incelemeye veya öğrenmeye yönelik samimi bir davettir. Bu cümlede konuşmacı, izleyiciyi yeni bir konuya, yani parazitin yaşam döngüsüne yönlendirmek için bu ifadeyi kullanır. Yapı let's + take a look at + isim veya konu şeklindedir. Derslerde, sunumlarda ve açıklamalarda geçiş yapmak için sık kullanılır ve Look at... emrinden daha davetkâr duyulur.

Alıştırma

Bu dersteki kalıplaşmış ifadeyle sunum geçişini tamamlayın: Now, ____ the survey results.

Cevabı göster

let's take a look at

While the parasite can multiply in practically any host, Dilbilgisi

1:18

Parazit neredeyse her konakta çoğalabilmesine rağmen,

it can only reproduce sexually in the intestines of cats.

1:22

sadece kedilerin bağırsaklarında eşeyli üreyebilir.

Dilbilgisi

While... can..., it can only... ile karşıtlık ve sınırlama belirtmek

Burada while, «... sırasında» değil, although veya even though gibi «-mesine rağmen» anlamına gelir. İlk yan cümle geniş kapsamlı bir gerçeği kabul eder: Parazit hemen hemen her konakta çoğalabilir. Ana cümle ise daha dar bir sınır getirir: Eşeyli üreme yalnızca kedilerin bağırsaklarında mümkündür. While A can..., B can only... yapısı, geniş bir olasılığı önemli bir kısıtlamayla karşı karşıya getirir. Kısıtlamanın açık olması için only sözcüğünü sınırladığı eylem veya koşulun yakınına yerleştirin.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama gelir: "While the battery works in many devices, it can only be recharged in this dock."

  1. Pil yalnızca bu yuvada kullanılabilir.
  2. Pil herhangi bir cihaza yerleştirildiğinde şarj olmaya başlar.
  3. Pil birçok cihazda çalışır, ancak yeniden şarj edilebildiği tek yer bu yuvadır.
Cevabı göster

Pil birçok cihazda çalışır, ancak yeniden şarj edilebildiği tek yer bu yuvadır.

The offspring,

1:26

Ookistler olarak adlandırılan

called oocysts, Dilbilgisi

1:27

yavruları,

are shed in the cat's feces. Kelime

1:29

kedinin dışkısıyla atılır.

Dilbilgisi

called oocysts: teknik bir ad eklemek

Called oocysts, offspring sözcüğünün teknik adını veren geçmiş zaman sıfat-fiil öbeğidir. Which are called oocysts yapısının kısaltılmış biçimidir. Virgüller, bu öbeğin adlandırmaya ilişkin ek bilgi olduğunu gösterir. Öbek çıkarıldığında ana cümle The offspring are shed in the cat's feces olur; dolayısıyla called ana fiil değildir. Bilimsel metinlerde bir adı kısaca tanıtmak için noun, called + term, ... yapısı sık kullanılır.

Alıştırma

Terimi ek bilgi olarak vermek için cümleyi called + spores ile tamamlayın: The tiny reproductive units, ____, can travel through the air.

Cevabı göster

called spores

Kelime

are shed in the cat's feces: biyolojik salım

Bu biyolojik bağlamda shed, bir maddenin vücuttan salınması veya kaybedilmesi anlamına gelen bir fiildir. Are shed edilgen yapıdadır: ookistler, salımı gerçekleştiren canlı değil, salınan maddedir. In the cat's feces, ookistlerin kedinin vücudundan hangi madde aracılığıyla çıktığını belirtir. Shed fiilinin yalın hâli, geçmiş zaman biçimi ve geçmiş zaman sıfat-fiili aynıdır; bu nedenle burada edilgen yapıyı are gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede shed, biyolojik bir maddenin vücuttan salınması anlamında kullanılmıştır?

  1. The tools are stored in a shed behind the clinic.
  2. The virus is shed in saliva.
  3. The lamp shed light across the room.
Cevabı göster

The virus is shed in saliva.

A single cat can shed up to 100 million oocysts. Kalıp ifadeler

1:31

Tek bir kedi 100 milyona kadar ookist dökebilir.

Kalıp ifadeler

can shed up to 100 million: up to ile üst sınır belirtme

can shed up to 100 million ifadesinde up to, 100 million sayısını mümkün olan en yüksek miktar olarak gösterir. Gerçek miktar daha düşük olabilir; cümle her kedinin tam olarak bu miktarı dışarı attığını söylemez. Can olasılık veya kapasiteyi ifade ederken a single cat, bu çok yüksek üst sınırın yalnızca tek bir kedi için verildiğini vurgular. Aynı yapı süre, fiyat, hız, kapasite ve diğer ölçümlerin üst sınırını da gösterebilir.

Alıştırma

Cümleyi en yüksek sınırı gösteren iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The theater can seat ____ 800 people.

Cevabı göster

up to

If another animal, Dilbilgisi

1:35

Fare gibi

like a mouse,

1:37

başka bir hayvan

accidentally ingests them,

1:38

bunları kazara yutarsa,

they'll invade the mouse's tissues and mature to form tissue cysts. Kalıp ifadeler

1:40

farenin dokularına sızar ve olgunlaşarak doku kistleri oluştururlar.

Dilbilgisi

If ..., they'll ...: koşulu bir sonuç zincirine bağlama

Burada koşul ve sonucu bağlayan If + geniş zaman, will + fiilin yalın hâli yapısı kullanılır. If yan cümlesi, başka bir hayvanın ookistleri yutması koşulunu verir; ana cümle ise beklenen sonucu açıklar. Invade ve mature, sonuç zincirindeki iki adımdır ve aynı özneyi paylaşır. Them ve they'll içindeki they, daha önce sözü edilen oocysts kelimesine gönderme yapar; başka hayvana veya fareye değil. Anlam, göndermeyi çözmeye yardımcı olur: ookistler yutulur, ardından aynı ookistler hayvanın dokularına girip orada olgunlaşır.

Alıştırma

Hangi cümle koşul-sonuç yapısını doğru kullanır ve they sözcüğünün the seeds ifadesine gönderme yapmasını sağlar?

  1. If a bird will swallow the seeds, they pass through its body.
  2. If the seeds swallow a bird, they will pass through its body.
  3. If a bird swallows the seeds, they will pass through its body.
Cevabı göster

If a bird swallows the seeds, they will pass through its body.

Kalıp ifadeler

mature to form tissue cysts: bir sonuca ulaşan gelişim

Burada mature, tam olarak gelişmek anlamında kullanılan bir fiildir. They'll yapısı altında invade ile bağlanmıştır; yani organizmalar farenin dokularını istila edecek ve ardından orada gelişecektir. to form tissue cysts mastar grubu, bu gelişimin sonucunu belirtir. Bilimsel süreç anlatımlarında mature to form + isim, bir şeyin gelişerek adı verilen yapıya dönüştüğünü gösterebilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef yapı mature to form ile tamamlayın: In the bone marrow, young cells ____ red blood cells.

Cevabı göster

mature to form

If the mouse gets eaten by a cat, Dilbilgisi

1:44

Eğer fare bir kedi tarafından yenirse,

the tissue cysts become active

1:47

doku kistleri aktifleşir

and release offspring that mate to form new oocysts,

1:49

ve yeni ookistler oluşturmak için çiftleşecek yavrular bırakarak

completing the cycle. Anlatım akışı

1:53

döngüyü tamamlar.

Dilbilgisi

If ... gets eaten ..., ... become ... and release ...: bir koşulun başlattığı süreç zinciri

If yan cümlesi süreci başlatan koşulu verir: fare bir kedi tarafından yenir. Gets eaten, get ile kurulan edilgen bir yapıdır; bu nedenle fare eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır. Ana cümle daha sonra sonuçları sırayla bağlar: kistler etkinleşir ve yavrular salar; that mate to form new oocysts ilgi cümlesi de yavruların sonraki eylemini ekler. Bu kalıp, bir koşulu ve onun sonucunda gelişen olaylar zincirini tek bir cümlede anlatmayı sağlar.

Alıştırma

Bu cümledeki if yapısının temel görevi nedir?

  1. Farenin kediyi etkin biçimde yediğini ve süreci başlattığını söyler.
  2. Birbiriyle ilgisiz birkaç olasılığı sıra göstermeden listeler.
  3. Bir tetikleyici koşul verir ve ardından gerçekleşen bağlantılı adımları izler.
Cevabı göster

Bir tetikleyici koşul verir ve ardından gerçekleşen bağlantılı adımları izler.

Anlatım akışı

completing the cycle: sonucu belirten bir -ing öbeği

Burada completing the cycle, az önce anlatılan tüm eylemlere dönüp onların sonucunu bildirir: bu eylemler yaşam döngüsünü tamamlar. Yeni ve bağımsız bir cümle başlatmaz. Dil bilgisi açısından bu, ana cümlenin ardından gelen bir -ing öbeğidir. Ana cümle, -ing öbeği kalıbı, önceki eylemin neyi sağladığını belirterek bir süreç açıklamasını kısa ve düzenli biçimde bitirebilir.

Alıştırma

“The last piece clicks into place, completing the puzzle.” cümlesinde sondaki -ing öbeği ne yapar?

  1. Önceki eylemin sonucunu belirtir.
  2. Yapbozun hâlâ tamamlanmadığını gösterir.
  3. İlgisiz, yeni bir ana olay başlatır.
Cevabı göster

Önceki eylemin sonucunu belirtir.

But there's a problem. Anlatım akışı

1:54

Ancak bir sorun var.

A mouse's natural desire to avoid a cat

1:56

Bir farenin kediden kaçmaya yönelik doğal arzusu,

makes it tough to close this loop. Kalıp ifadeler

1:59

bu döngüyü tamamlamayı zorlaştırır.

Anlatım akışı

But there's a problem: bir engele geçildiğini belirtmek

But, açıklamanın yön değiştirdiğini gösterir. there's a problem, engelin ne olduğunu söylemeden önce bir engel bulunduğunu duyurur. Böylece bu kısa cümle, sorunsuz ilerliyor gibi görünen süreci keser ve dinleyiciyi neden başarısız olabileceğini duymaya hazırlar. Bir söylem işareti olarak bu cümle bilgiyi şöyle düzenler: önce beklenen işleyiş, sonra bir uyarı ve ardından belirli zorluk. Konuşan kişi bu kısa duraklamayla hafif bir merak yaratır ve dikkati sırada anlatılacaklara yöneltir.

Alıştırma

Açıklamanın bu noktasında “But there's a problem.” ne yapar?

  1. Önceki açıklamayla bağlantısı olmayan bir örnek başlatır.
  2. Beklenen süreçten, sırada açıklanacak bir engele geçildiğini belirtir.
  3. Sürecin hiçbir zorluk olmadan işlediğini doğrular.
Cevabı göster

Beklenen süreçten, sırada açıklanacak bir engele geçildiğini belirtir.

Kalıp ifadeler

makes it tough to close this loop: make it + sıfat + to do kalıbı

Burada makes it tough to close this loop, farenin içgüdüsünün döngüyü tamamlamayı zorlaştırdığı anlamına gelir. make + it + sıfat + to'lu mastar kalıbında it biçimsel nesnedir; gerçekten tough olarak nitelenen eylem to'lu mastarla verilir. Close this loop burada mecazidir: fiziksel olarak bir şeyi kapatmak değil, tüm aşamaları birbirine bağlayarak döngüyü tamamlamak demektir. Bu kalıp, bir etkenin bir eylemi kolay, zor, mümkün ya da imkânsız hâle getirdiğini anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Hedef make it tough to kalıbının doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: The icy road ____ drive safely.

Cevabı göster

makes it tough to

Toxoplasma has a solution for that. Anlatım akışı

2:01

Toxoplasma'nın buna bir çözümü var.

Anlatım akışı

has a solution for that: sorundan çözüme geçiş

Has a solution for that, açıklamayı daha önce belirtilen bir sorundan onu aşan mekanizmaya taşır. Burada that, farenin kedilerden kaçınmasına gönderme yapar; böylece anlatıcı tüm sorunu tekrarlamadan bir çözümün geleceğini haber verir. Toxoplasma has a solution demek hafif bir kişileştirmedir. Parazitin bilinçli olarak plan yaptığı anlamına gelmez; evrimleşmiş bir uyumu problem çözen bir tepki gibi sunar. Aynı bilgi düzeni, açıkça belirtilen herhangi bir sorundan sonra kullanılabilir: önce sorun belirtilir, ardından onu ele alan şey tanıtılır.

Alıştırma

Bir sunucu az önce bir sensörün şiddetli yağmurda çalışmadığını açıkladı. Hangi cümle çözüme en doğal şekilde geçer?

  1. The new model still fails in heavy rain.
  2. The new model uses the same sensor.
  3. The new model has a solution for that.
Cevabı göster

The new model has a solution for that.

The parasites invade white blood cells

2:04

Parazitler, beyne otostop çekmek için

to hitch a ride to the brain, Deyimler

2:07

beyaz kan hücrelerine sızarlar,

Deyimler

to hitch a ride to the brain: bir taşıyıcıdan yararlanarak beyne ulaşmak

Hitch a ride, başka bir kişi veya şeyin sağladığı ulaşım imkânını kullanarak yolculuk etmek demektir. Burada mecazdır: parazitler beyne ulaşmak için beyaz kan hücrelerini taşıyıcı olarak kullanır; gerçek bir araç söz konusu değildir. İlk to amaç bildirir: hücrelere hitch a ride etmek için girerler. To the brain içindeki to ise hedefi gösterir. Aynı ifade, birinin başka birinden araçla götürülmesini veya küçük bir şeyin başka bir taşıyıcıyla hareket etmesini anlatabilir.

Alıştırma

“Okyanus akıntılarını ulaşım aracı olarak kullanmak” anlamındaki kalıpla cümleyi tamamlayın: The young turtles ____ on ocean currents to cross long distances.

Cevabı göster

hitch a ride

where they seem to override the innate fear of predators. Kelime

2:09

burada yırtıcılara karşı duyulan doğuştan gelen korkuyu baskılıyor gibi görünmektedirler.

Kelime

override the innate fear of predators: doğuştan gelen yırtıcı korkusunu devre dışı bırakmak

Bu cümlede override, başka bir etki öncelik kazandığı için mevcut bir tepkinin olanları kontrol etmesini engellemek anlamına gelir. Parazitler hayvanın doğuştan gelen korku tepkisine müdahale ediyor gibi görünür; bu yüzden yırtıcılara karşı duyulan korku artık davranışı normal biçimde yönlendirmez. Innate, öğrenilmiş değil, doğuştan var olan demektir. Override + kural, ayar veya tepki kalıbı, daha yüksek öncelikli bir komut normal olanın yerini aldığında da kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede override, daha yüksek öncelikli bir kontrolün normal ayarın olanları yönetmesini engellemesi anlamında kullanılmıştır?

  1. The emergency code overrides the normal lock setting.
  2. The emergency code describes the normal lock setting.
  3. The emergency code records the normal lock setting.
Cevabı göster

The emergency code overrides the normal lock setting.

Infected rodents are more reckless

2:13

Enfekte kemirgenler daha pervasızdır

and have slower reaction times.

2:16

ve reaksiyon süreleri daha yavaştır.

Strangest of all, Anlatım akışı

2:18

En garibi ise,

they're actually attracted to feline urine, Kelime

2:21

aslında kedi idrarına ilgi duymalarıdır,

Anlatım akışı

Strangest of all: bir olguyu grubun en tuhafı olarak öne çıkarma

Strangest of all, “konuşulan tüm olgular arasında en tuhaf olan” anlamına gelir. of all, karşılaştırılan grubu belirtir; aitlik bildirmez. Cümlenin başında kullanıldığında bilgiyi düzenler. Dinleyiciye sıradaki olgunun en sıra dışı olan ve özel dikkat gerektiren olgu olduğunu bildirir.

Alıştırma

Daha önce iki sıra dışı sonuç anlatıldı. Hangi başlangıç, sıradaki sonucu tüm grubun en tuhafı olarak sunar?

  1. Strangely enough,
  2. First of all,
  3. Strangest of all,
Cevabı göster

Strangest of all,

which probably makes them more likely to cross paths with a cat Notlar

2:24

bu da muhtemelen bir kediyle karşılaşma ihtimallerini artırır

Kelime

be attracted to feline urine: resmî sıfat feline

Are attracted to, bir şeyin dikkatlerini çektiğini veya ona doğru hareket etmelerini sağladığını belirtir. Buradaki çekim, romantik bir ilgi değil, bir kokuya verilen tepkidir. Actually, bu tepkinin beklenmedik olduğunu vurgular. Feline, “kedilerle veya kedigiller ailesiyle ilgili” anlamına gelen resmî bir sıfattır. urine sözcüğünü niteler; bu nedenle feline urine, bir kedinin veya kedigiller ailesinin başka bir üyesinin idrarı demektir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz içeriği seçin. feline sözcüğünün ilk hecesine ve -line sonuna odaklanın.

  1. The report describes typical canine behavior.
  2. The report describes typical feeding behavior.
  3. The report describes typical feline behavior.
Cevabı göster

The report describes typical feline behavior.

and help the parasite complete its life cycle.

2:27

ve parazitin yaşam döngüsünü tamamlamasına yardımcı olur.

Dilbilgisi

make + nesne + more likely + to-infinitive: olasılığı artırmak

make + nesne + more likely + to-infinitive kalıbı, bir etkenin nesnenin bir şeyi yapma ya da yaşama olasılığını artırdığını anlatır. Burada which, enfekte kemirgenlerin kedi idrarına çekilmesine gönderme yapar; them bu kemirgenleri gösterir ve to cross paths with a cat olasılığı artan olayı belirtir. more likely “olasılığı daha yüksek” demektir; “daha çok sevmek” demek değildir. probably tüm neden-sonuç iddiasını yumuşatır: bu çekim kesin bir neden değil, olası bir neden olarak sunulur.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki olasılık ifadesiyle tamamlayın: Bright streetlights make cyclists ____ see potholes at night.

Cevabı göster

more likely to

Deyimler

cross paths with: tesadüfen karşılaşmak

Cross paths with, “biriyle ya da bir şeyle tesadüfen karşılaşmak” anlamına gelir. Bu cümlede kemirgenler bir kediyle karşılaşabilir; gerçek yolların kesişmesinden söz edilmez. Bu ifade genellikle planlanmamış bir karşılaşmayı anlatır. İki tarafın durması, konuşması veya bir ilişki kurması gerektiği anlamına gelmez; karşılaşma hoş, tarafsız ya da tehlikeli olabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “beklenmedik şekilde karşılaştım” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: At the library, I ____ my former coach.

Cevabı göster

crossed paths with

How does the parasite pull this off? Öbek fiiller

2:30

Parazit bunu nasıl başarıyor?

Öbek fiiller

pull this off: zor bir işi başarmak

Pull this off, özellikle sonuç zor veya şaşırtıcı olduğunda “bunu başarmak” anlamına gelir. Buradaki this, parazitin konağının davranışını değiştirme ve bulaşma döngüsünü sürdürme konusundaki dikkat çekici yeteneğine gönderme yapar; dolayısıyla soru, bunu nasıl başardığını sorar. Pull off, ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne this veya it gibi bir zamirse pull ile off arasına yerleştirilir: pull this off, pull it off.

Alıştırma

Cümleyi pull ... off ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The event seemed impossible, but the organizers managed to ____.

Cevabı göster

pull it off

Although the exact mechanism isn't known, Dilbilgisi

2:33

Kesin mekanizma bilinmemekle birlikte,

Toxo appears to increase dopamine, Kelime

2:36

Toxo dopamin miktarını artırıyor gibi görünüyor;

Dilbilgisi

Although the exact mechanism isn't known: belirsizliği kabul etmek

Although, bir ödünleme yan cümlesi başlatır. Although the exact mechanism isn't known önce önemli bir sınırlamayı kabul eder; ardından ana cümle, kanıtların yine de neye işaret ettiğini sunar. Anlamı “bu sınırlamaya rağmen sonraki ifade geçerlidir” şeklindedir; “sonraki durum bu sınırlama yüzünden oluşur” anlamına gelmez. Bu yapı, belirsiz olanı yine de dikkatli biçimde ileri sürülebilecek olandan ayırdığı için bilimsel açıklamalarda kullanışlıdır. Standart Although X, Y yapısında Y'den önce but eklemeyin.

Alıştırma

Bir bulguyu belirtmeden önce bir sınırlamayı kabul etmek için Although sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Although the cause is unclear, researchers have found a consistent pattern.
  2. Although the cause is unclear, but researchers have found a consistent pattern.
  3. Because the cause is unclear, researchers have found a consistent pattern.
Cevabı göster

Although the cause is unclear, researchers have found a consistent pattern.

Kelime

appears to increase: temkinli bir iddiada bulunmak

Appears to increase, mevcut kanıtların bir artışa işaret ettiğini ancak iddianın kesin bir gerçek olarak sunulmadığını belirtir. Burada appears, “görünür hâle gelmek” anlamına gelmez. appear to + fiilin yalın hâli, bir sonucu temkinli biçimde ifade etmenin yaygın bir yoludur. Konuşan kişi en olası yorumu aktarırken eksik kanıtlara veya başka bir açıklamaya da yer bırakır.

Alıştırma

İlk sonuçlar olası bir etki gösteriyor ancak kanıtlar sınırlı. Hangi cümle bu kesinlik düzeyine en uygundur?

  1. The new treatment improves sleep.
  2. The new treatment appears in the study.
  3. The new treatment appears to improve sleep.
Cevabı göster

The new treatment appears to improve sleep.

a brain neurotransmitter

2:38

bu da yenilik arayışı davranışında yer alan

that is involved in novelty-seeking behavior. Dilbilgisi

2:40

bir beyin nörotransmitteridir.

Dilbilgisi

that is involved in...: ilgi yan cümlesiyle bilgi eklemek

That is involved in novelty-seeking behavior, a brain neurotransmitter ifadesini niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. That, neurotransmitter sözcüğüne gönderme yapar; is involved in ise onun rol oynadığı bir davranışı veya süreci belirtir. Bilimsel açıklamalarda be involved in genellikle katılımı veya bağlantıyı gösterir; mutlaka doğrudan ya da tek neden olmayı ifade etmez. Burada involved, “başını derde sokmuş” anlamına gelmez. Novelty-seeking behavior, yeni veya uyarıcı deneyimler bulmaya yönelik davranış demektir.

Alıştırma

Araştırmacılar bir genin hafıza oluşumunda rol oynadığını biliyor ancak onun tek ve doğrudan neden olduğunu göstermiş değiller. Hangi cümle kanıtları bir ilgi yan cümlesiyle doğru biçimde anlatır?

  1. The researchers identified a gene that is involved in memory formation.
  2. The researchers identified a gene that is involved in a court case.
  3. The researchers identified a gene that is the sole cause of memory formation.
Cevabı göster

The researchers identified a gene that is involved in memory formation.

Thus, Anlatım akışı

2:43

Bu nedenle,

one idea is that Toxo tinkers with neurotransmitters, Kelime

2:44

bir fikir, Toxo'nun duyguları düzenleyen kimyasal sinyaller olan

the chemical signals that modulate emotions.

2:48

nörotransmitterlere müdahale ettiğidir.

Anlatım akışı

Thus, one idea is that ...: kanıttan hipoteze

Thus, cümleyi önceki gözlemlere bağlar ve ardından gelen ifadenin bir çıkarım olduğunu gösterir: bu kanıta dayanarak olası bir açıklama sunulacaktır. Kanıttan yoruma geçişi düzenler. One idea is that yalnızca bir hipotez sunar. İddiayı kesinleştirmeden aktarır ve başka açıklamalara yer bırakır; kanıtlanmış bir sonucu duyurmaz.

Alıştırma

Konuşmacı "Thus, one idea is that ..." ifadesiyle neyi belirtir?

  1. Konuşmacı ilgisiz bir konuya geçmektedir.
  2. Sonraki ifade, alternatifi olmayan kanıtlanmış bir sonuçtur.
  3. Sonraki ifade, önceki kanıtlardan çıkarılan olası bir açıklamadır.
Cevabı göster

Sonraki ifade, önceki kanıtlardan çıkarılan olası bir açıklamadır.

Kelime

Toxo tinkers with neurotransmitters: küçük ve deneme amaçlı değişiklikler

Tinker with, bir şey üzerinde küçük ve deneme amaçlı değişiklikler yapmak anlamına gelir; çoğu zaman sonucun tam olarak ne olacağı bilinmez. Burada tinkers with, Toxo'nun nörotransmiterlerin çalışma biçimine müdahale edebileceğini veya bunu değiştirebileceğini söyler; onları onardığı anlamına gelmez. Fiil ayrıca bir makineyi ayarlama görüntüsü oluşturur. Toxo gerçekte ayar seçen bir kişi olmadığı için anlatım mecazidir ve olası biyolojik müdahaleyi gözde canlandırmayı kolaylaştırır.

Alıştırma

"The app tinkers with your notification settings," cümlesinde tinkers with büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Ayarları tamamen onarır.
  2. Ayarları hiçbir değişiklik yapmadan bırakır.
  3. Ayarlarda küçük veya deneme amaçlı değişiklikler yapar.
Cevabı göster

Ayarlarda küçük veya deneme amaçlı değişiklikler yapar.

The result? Anlatım akışı

2:51

Sonuç mu?

Fatal attraction.

2:52

Ölümcül çekim.

Anlatım akışı

The result? Fatal attraction. ile etkili bir soru-cevap sonucu

The result?, What is the result? anlamına gelen kısaltılmış bir retorik sorudur. Fatal attraction. ise yalnızca bir isim öbeğinden oluşan ve The result is fatal attraction. cümlesinin yerini tutan bir cümle parçasıdır. Anlatıcı, soru ile cevabı iki çok kısa parçaya ayırarak bir duraklama yaratır ve sonucu daha etkili hâle getirir. Buradaki fatal attraction, bir hayvanı ölümcül tehlikeye çeken bir çekim anlamındadır; esas olarak bir film adı şeklinde sunulmaz.

Alıştırma

Hangi seçenek, sonucu öne çıkarmak için kısa bir soru-cevap çifti kullanır?

  1. The consequence? A complete shutdown.
  2. The consequence was a complete shutdown after the final test.
  3. Was the consequence a complete shutdown?
Cevabı göster

The consequence? A complete shutdown.

But mice aren't the only animals that end up with these parasites. Öbek fiiller

2:54

Ancak bu parazitlere yakalanan tek hayvanlar fareler değildir.

Öbek fiiller

end up with these parasites: son bir duruma ulaşmak

end up with + isim, bir süreç ya da olaylar dizisinden sonra sonunda bir şeye sahip olmak, bir şeyi edinmek veya elinde bir şey kalmak anlamına gelir. Genellikle planlanmamış ya da istenmeyen son duruma odaklanır. Burada end up with these parasites ifadesi, hayvanların sonunda bu parazitleri taşıması veya onlarla enfekte olması demektir. Up, sabit fiil öbeği end up'ın bir parçasıdır; fiziksel yükseklik bildirmez.

Alıştırma

Cümleyi end up with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the mix-up, Leo ____ two identical backpacks.

Cevabı göster

ended up with

And that's where humans Anlatım akışı

2:58

Ve işte bu noktada insanlar

and all of Toxo's other hosts come in.

3:00

ve Toxo'nun diğer tüm konakları devreye giriyor.

Anlatım akışı

That's where ... come in: yeni bir rolü açıklamaya katmak

Bu cümlede that's where fiziksel bir yeri değil, “açıklamanın bu noktasında” anlamını taşır. That, hemen önce anlatılan gerçeğe gönderme yapar: Paraziti taşıyabilen tek hayvan fareler değildir. Come in, “konuyla ilgili hâle gelmek veya rol oynamaya başlamak” demektir. Cümle bir geçiş görevi görür: Önceki hayvan örneğinden sonra insanları ve Toxo'nun diğer konaklarını açıklamaya dahil eder.

Alıştırma

Cümleyi “bu noktada işe yarar hâle gelir” anlamındaki ders ifadesiyle, tekil özneye uygun biçimde tamamlayın: Our robot keeps bumping into walls. That's where the distance sensor ____.

Cevabı göster

comes in

We can accidentally ingest oocysts

3:03

Kirli su veya yıkanmamış ürünlerle,

in contaminated water or unwashed produce, Notlar

3:07

kum havuzlarında oynayarak,

Kelime

contaminated water or unwashed produce: kirlenmiş su veya yıkanmamış meyve ve sebzeler

Contaminated water, mikroplar veya başka zararlı maddeler nedeniyle güvenli olmayan su demektir. Unwashed produce ise yıkanmamış meyve ve sebzeleri ifade eder. Halk sağlığı açıklamalarında iki ifade de olası enfeksiyon veya zararlı maddeye maruz kalma kaynaklarını belirtir. Buradaki produce, taze tarım ürünleri, özellikle de meyve ve sebzeler anlamına gelen bir isimdir. “Üretmek” anlamındaki produce fiili değildir.

Alıştırma

Produce sözcüğü hangi cümlede meyve ve sebze anlamında isim olarak kullanılmıştır?

  1. The factory can produce ten cars a day.
  2. The store sells fresh produce from local farms.
  3. Solar panels produce electricity.
Cevabı göster

The store sells fresh produce from local farms.

or from playing in sandboxes,

3:10

veya kedi kumu kaplarını temizlerken

or cleaning out litter boxes. Öbek fiiller

3:12

ookistleri kazara yutabiliriz.

Kalıp ifadeler

in ... or ..., or from ...: uzun bir listedeki kaynakları gruplama

Vurgulanan liste, ookistlerin yutulabileceği birkaç yolu sıralar. In contaminated water or unwashed produce, bunları taşıyabilecek suyu veya yiyecekleri belirtir. Burada produce, “taze meyve ve sebzeler” anlamında bir isimdir. Or from playing in sandboxes, or cleaning out litter boxes bölümü ise temasa yol açabilecek etkinliklere geçer. İkinci etkinlik, önceki from edatını paylaşır: from playing ... or (from) cleaning .... in, from ve her or sözcüğünü bulmak, hangi sözcüklerin aynı gruba ait olduğunu görmenizi sağlar.

Alıştırma

Vurgulanan listenin nasıl gruplandığını hangi açıklama doğru biçimde gösterir?

  1. Olası bir kaynak olarak yalnızca kedi kumunu temizlemek gösterilmiştir.
  2. Listedeki her öğe, in tarafından yönetilen bir yer veya nesnedir.
  3. Ookistler suda veya meyve-sebzelerde bulunabilir; oynamak ya da temizlik yapmak da bunların yutulmasına yol açabilir.
Cevabı göster

Ookistler suda veya meyve-sebzelerde bulunabilir; oynamak ya da temizlik yapmak da bunların yutulmasına yol açabilir.

Öbek fiiller

cleaning out litter boxes: kedi kum kaplarını boşaltıp temizlemek

Clean out, bir kabın veya alanın içindeki eşyaları, atıkları ya da istenmeyen şeyleri çıkarıp temizlemek demektir. Yalnızca yüzeyi silmeyi değil, iç kısmı boşaltmayı vurgular. Litter box, kedinin ev içinde tuvalet olarak kullandığı, içinde kedi kumu bulunan kap veya tepsidir. Bu nedenle cleaning out litter boxes, kullanılmış kumu ve atıkları bu kaplardan çıkarmak anlamına gelir.

Alıştırma

Dolap son kullanma tarihi geçmiş yiyeceklerle dolu. Hangi cümle içindekileri çıkarmayı en açık şekilde anlatır?

  1. We need to clean out the cupboard.
  2. We need to clean the cupboard.
  3. We need to clean up around the cupboard.
Cevabı göster

We need to clean out the cupboard.

This is behind the common recommendation Kelime

3:14

Hamile kadınların kedi kumunu değiştirmemelerine yönelik

that pregnant women not change cat litter. Dilbilgisi

3:17

yaygın tavsiyenin arkasında yatan neden de budur.

Kelime

This is behind ...: bir tavsiyenin nedeni

This is behind... ifadesindeki This, hemen önce açıklanan enfeksiyon riskine gönderme yapar. Buradaki behind soyut anlamdadır: bu risk, tavsiyenin nedeni veya dayanağıdır. X is behind Y kalıbı, X'in Y'ye neden olduğunu, Y'yi harekete geçirdiğini veya Y'yi açıklamaya yardımcı olduğunu belirtir. Fiziksel bir konumu anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede behind, “nedeni olmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. Maya stood behind her brother in the photo.
  2. Rising repair costs are behind the decision to replace the elevator.
  3. The storage room is behind the elevator.
Cevabı göster

Rising repair costs are behind the decision to replace the elevator.

Dilbilgisi

recommendation that ... not change: tavsiye yapısındaki yalın fiil

that yan tümcesi tavsiyenin içeriğini belirtir. that pregnant women not change cat litter yapısında change yalın fiil biçiminde kalır ve olumsuz yapı not + yalın fiildir. do veya does bulunmaması hata değildir. Bu, tavsiye, istek veya gereklilik bildiren sözcüklerden sonra kullanılan mandative subjunctive yapısıdır. Burada that pregnant women should not change cat litter biçiminde yeniden söylenebilir.

Alıştırma

Parantezdeki fiille resmî tavsiye yapısını tamamlayın: The safety board made a recommendation that every cyclist ____ a helmet. (wear)

Cevabı göster

wear

Toxo can cause serious birth defects.

3:20

Toxo, ciddi doğum kusurlarına neden olabilir.

We can also get Toxo from eating undercooked meat Kalıp ifadeler

3:22

Ayrıca ookist almış diğer hayvanların

from other animals that picked up some oocysts. Öbek fiiller

3:26

az pişmiş etlerini yiyerek de Toxo kapabiliriz.

Kalıp ifadeler

eating undercooked meat: az pişmiş et yemek

Az pişmiş et ısıtılmış veya pişirilmiştir, ancak tamamen ve güvenli biçimde pişecek kadar değil. Mutlaka bütünüyle çiğ değildir. eating undercooked meat ifadesi bir gıda güvenliği riskini belirtir. Bu cümlede from, bu eylemi ookist içerebilecek etten Toksoplazma kapmanın olası bir yolu olarak gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede undercooked doğru kullanılmıştır?

  1. The chicken was heated, but it is still pink and not fully cooked, so it is undercooked.
  2. The chicken has never been cooked, so undercooked is more exact than raw.
  3. The chicken was cooked all the way through, so it is undercooked.
Cevabı göster

The chicken was heated, but it is still pink and not fully cooked, so it is undercooked.

Öbek fiiller

that picked up some oocysts: istemeden edinme

Bu bağlamda picked up, bir şeyi istemeden edinmek anlamına gelir. Hayvanlar çevrelerindeki ookistlerle karşılaşıp onları yutmuştur; picked up onları fiziksel olarak kaldırmak anlamına gelmez. that picked up some oocysts ilgi cümleciği other animals ifadesini niteler. Hangi hayvanlardan söz edildiğini ve daha önce onlara ne olduğunu açıklar.

Alıştırma

“The dog may have picked up a parasite from the stream,” cümlesinde picked up büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Köpek paraziti bilerek topladı.
  2. Köpek paraziti patisiyle fiziksel olarak kaldırdı.
  3. Köpek paraziti istemeden edindi.
Cevabı göster

Köpek paraziti istemeden edindi.

And it turns out that Toxo can mess with our brains too. Notlar

3:29

Ve ortaya çıkıyor ki Toxo, beynimizi de altüst edebilir.

Anlatım akışı

it turns out that ...: sonradan ortaya çıkan bir gerçeği sunmak

It turns out that ... gerçekler kontrol edildikten sonra öğrenilen ya da beklenmedik bir sonuçla ortaya çıkan, sonradan netleşmiş bilgiyi sunar. Burada dinleyiciyi Toxo'nun insan beynini de etkileyebileceği bulgusuna hazırlar. Bu yapıda it belirli bir şeye gönderme yapmaz; asıl bilgi that ile başlayan yan cümlededir. İfade, daha önce açıklanan konudan yeni bir bulguya geçiş sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle sonradan keşfedilen bir gerçeği doğal biçimde sunar?

  1. It turns out that the town museum is free on Saturdays.
  2. It may be that the town museum is free on Saturdays.
  3. The town museum is free on Saturdays.
Cevabı göster

It turns out that the town museum is free on Saturdays.

Öbek fiiller

mess with our brains: beynin işleyişini olumsuz etkilemek

Mess with + bir kişi ya da şey çoğu zaman ona müdahale etmek, onu bozmak veya daha az düzgün çalışmasına yol açmak anlamına gelir. Bu cümlede mess with our brains, Toxo'nun beyin işlevini olumsuz etkileyebileceğini anlatır; fiziksel bir dağınıklık oluşturmak anlamında değildir. İfade, istenmeyen bozulmayı canlı ve gündelik bir dille anlatır. Affect fiilinden daha az kesindir; bu yüzden biyolojik mekanizmanın tam olarak ne olduğunu açıklamaz.

Alıştırma

Hangi cümlede mess with, bir şeyi olumsuz biçimde etkilemek anlamında kullanılmıştır?

  1. She arranged the books in alphabetical order.
  2. The puppy made a mess on the kitchen floor.
  3. Too little sleep can mess with your concentration.
Cevabı göster

Too little sleep can mess with your concentration.

Studies have found connections between Toxo and schizophrenia, Kalıp ifadeler

3:33

Çalışmalar Toxo ile şizofreni,

bipolar disorder,

3:38

bipolar bozukluk,

obsessive compulsive disorder,

3:39

obsesif kompulsif bozukluk

and aggression.

3:41

ve saldırganlık arasında bağlantılar bulmuştur.

Kalıp ifadeler

Studies have found connections between ... and ...: nedensellik değil, bağlantı

Studies have found connections between A and B kalıbı, araştırmanın bir ilişki gözlemlediğini bildirmek için yaygın olarak kullanılır. Bu cümlede ilişkinin bir tarafında Toxo, diğer tarafında ise schizophrenia ile listelenen diğer durum veya davranışlar vardır. Bir connection, neden-sonuç ilişkisini kanıtlamaz. Bu ifade yalnızca bir bağlantı bildirir ve bu bağlantının neden var olduğunu açık bırakır; Toxo’nun listedeki herhangi bir duruma veya davranışa neden olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Hangi cümle nedensellik iddia etmeden bir bağlantı bildiriyor?

  1. Studies have found a connection between screen time and sleep quality.
  2. Studies have proved that screen time causes poor sleep in everyone.
  3. Screen time is the only cause of poor sleep.
Cevabı göster

Studies have found a connection between screen time and sleep quality.

It also slows reactions and decreases concentration,

3:42

Aynı zamanda reaksiyonları yavaşlatır ve konsantrasyonu düşürür,

which may be why one study found that people involved in traffic accidents Dilbilgisi

3:47

ki bir çalışmanın trafik kazalarına karışan kişilerin toksoplazmaya sahip olma ihtimalinin

were almost three times more likely to have toxoplasma. Kalıp ifadeler

3:51

neredeyse üç kat daha fazla olduğunu bulmasının nedeni bu olabilir.

Dilbilgisi

which may be why ...: olası bir açıklama sunmak

Bu cümlede which, önceki durumun tamamına, yani tepkilerin yavaşlamasına ve konsantrasyonun azalmasına gönderme yapar. May be why bu durumu, ardından gelen araştırma bulgusu için olası bir açıklama olarak sunar. may yardımcı fiili bağlantıyı kesin olmayan bir tahmin olarak tutar. Konuşan kişi makul bir nedensel açıklama önerir, ancak önceki etkilerin sonraki bulguya neden olduğunun kanıtlandığını söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle ilk durumu ikinci durum için yalnızca olası bir açıklama olarak sunuyor?

  1. The road was icy, which may be why the bus arrived late.
  2. The road was icy, which is why the bus arrived late.
  3. The road was icy, although the bus arrived late.
Cevabı göster

The road was icy, which may be why the bus arrived late.

Kalıp ifadeler

almost three times more likely to: olasılıkları karşılaştırma

Be likely to + fiilin yalın hâli, bir şeyin gerçekleşme olasılığından söz eder. Burada more likely to have toxoplasma, bir grubun enfekte olma veya toksoplazma taşıma olasılığının daha yüksek olduğu anlamına gelir; have sahip olmak anlamında değildir. Almost three times karşılaştırmanın yaklaşık büyüklüğünü verir. Sıradan haber dilinde bu ifade genellikle grubun olasılığının karşılaştırma grubundakinin yaklaşık üç katı olduğu anlamına gelir. Hangi grupla karşılaştırıldığı bağlamdan anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Hangi cümle aynı sonucun olasılığını karşılaştırmak için almost three times more likely to ifadesini kullanıyor ve karşılaştırma grubunu açıkça belirtiyor?

  1. Almost three times as many players practiced the route as finished the course.
  2. Players who practiced the route were almost three times more likely to finish the course than players who did not.
  3. Players who practiced the route were almost three percentage points more likely to finish the course than players who did not.
Cevabı göster

Players who practiced the route were almost three times more likely to finish the course than players who did not.

So,

3:55

Peki,

is Toxo manipulating our brains

3:57

Toxo evrimsel bir strateji olarak

as an evolutionary strategy Dilbilgisi

3:59

yırtıcı kedilerin bizi yemesini sağlamak için

to get predatory cats to eat us?

4:01

beynimizi mi manipüle ediyor?

Dilbilgisi

as an evolutionary strategy to get ... to ...: stratejiyi ve amacını açıklama

As an evolutionary strategy, önceki eylemi olası bir evrimsel strateji olarak tanımlar. To get predatory cats to eat us mastar grubu, stratejiyi yararlı kılacak amaçlanan veya işlevsel sonucu belirtir. Bu grupta get + nesne + to + fiilin yalın hâli, nesnenin eylemini sağlamak veya ortaya çıkarmak anlamına gelir. Bu nedenle get predatory cats to eat us, yırtıcı kedigillerin bizi yemesini sağlamak demektir. Cümlenin tamamı soru olduğu için doğrulanmış bir bulgu değil, bir varsayım sunar.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcüklerle amaç ifadesini tamamlayın: The teacher used team puzzles as a strategy to ____. (get / students / cooperate)

Cevabı göster

get students to cooperate

Or are our brains just similar enough to a rodent's Dilbilgisi

4:04

Yoksa beyinlerimiz sadece bir kemirgeninkine o kadar benziyor ki

that the same neurological tricks that lure them in Deyimler

4:09

onları kandıran aynı nörolojik numaralar

catch us in the net too?

4:12

bizi de mi ağa düşürüyor?

Dilbilgisi

similar enough ... that ...: sonuca yol açan yeterli derece

Similar enough to a rodent's that ... ifadesi sıfat + enough + (karşılaştırma öbeği) + that yan cümlesi yapısını izler. Benzerlik derecesinin, that yan cümlesindeki sonucu doğurmaya yeterli olduğunu anlatır. a rodent's ifadesinde tekrarlanacak brain ismi düşürülmüştür; tam biçim a rodent's brain olur. That yan cümlesi sonucu verir: kemirgenleri etkileyen mekanizmalar insanları da etkileyebilir. Baştaki Or, bunu ek bir gerçek olarak değil, alternatif bir açıklama olarak sunar. Buradaki that sonuç bildirir; “şu şey” anlamındaki bir işaret sözcüğü değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir derecenin sonuç doğurduğunu göstermek için sıfat + enough + that yan cümlesi yapısını doğru kullanıyor?

  1. The two systems are similar enough that the same software runs on both.
  2. The two systems are enough similar that the same software runs on both.
  3. The two systems are similar that enough the same software runs on both.
Cevabı göster

The two systems are similar enough that the same software runs on both.

Deyimler

lure them in ... catch us in the net: tuzak benzetmesi

Burada bilimsel süreç bir tuzak benzetmesiyle anlatılıyor. Lure them in, kemirgenlerin bir tuzağa çekilmesini canlandırırken catch us in the net aynı mekanizmaların insanları da etkileyebileceğini söylüyor. Gerçek bir yem ya da ağ yoktur. Neurological tricks kasıtlı bir sihir veya aldatma anlamına gelmez. Beyni ya da davranışı biçimlendiren mekanizmalar için kullanılan canlı bir tanımlamadır. Dil bilgisi bakımından the same neurological tricks öznedir, that lure them in tricks sözcüğünü niteler ve catch ana fiildir.

Alıştırma

Bu cümledeki tuzak benzetmesi ne anlama geliyor?

  1. İnsanlar ve kemirgenler fiziksel olarak tek bir gerçek ağa yakalanmıştır.
  2. Kemirgenler insanlara bilinçli olarak nasıl tuzak yapılacağını öğretir.
  3. Aynı tür nörolojik mekanizma hem kemirgenleri hem de insanları etkileyebilir.
Cevabı göster

Aynı tür nörolojik mekanizma hem kemirgenleri hem de insanları etkileyebilir.

And is Toxo the reason

4:14

Ve bu kadar çok insanın

so many people love cats and keep them as pets?

4:17

kedileri sevmesinin ve onları evcil hayvan olarak beslemesinin nedeni Toxo mu?

Well,

4:20

Şey,

the jury's still out on that one. Deyimler

4:21

bu konuda henüz kesin bir karara varılmış değil.

Deyimler

the jury's still out on that one: henüz kesin bir sonuç yok

The jury is still out on something, kesin bir sonuca varmak için henüz yeterli kanıt ya da görüş birliği olmadığı anlamına gelen bir deyimdir. Burada that one, az önce konuşulan belirli soruyu ifade eder. Bu anlatım, henüz kararını açıklamamış bir jüri imgesinden gelir; ancak günlük konuşmada gerçek bir jürinin dışarıda olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Araştırmalar birbiriyle uyuşmuyor, bu yüzden henüz net bir yanıt yok. Cümleyi bu deyimle tamamlayın: ____ whether the new sleep app improves concentration.

Cevabı göster

The jury is still out on

Some recent studies even contradict the idea. Kalıp ifadeler

4:23

Hatta bazı yeni araştırmalar bu fikri çürütüyor.

Kalıp ifadeler

even contradict the idea: kanıt bir iddianın tersine işaret ediyor

Contradict the idea, çalışmaların daha önce belirtilen iddiayla çelişen bulgular ortaya koyduğu anlamına gelir. Contradict geçişli bir fiildir; bu nedenle the idea doğrudan nesnedir ve with gerekmez. Even, bu sonucu fikri yalnızca desteklememekten daha güçlü ve şaşırtıcı olarak gösterir. Contradict tek başına fikrin tamamen çürütüldüğünü kanıtlamaz; bulguların fikrin tersine işaret ettiğini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle yeni kanıtın önceki bir iddiayla çeliştiğini doğru şekilde ifade eder?

  1. The new measurements contradict with the earlier claim.
  2. The new measurements contradict the earlier claim.
  3. The new measurements are contradict the earlier claim.
Cevabı göster

The new measurements contradict the earlier claim.

Regardless, Anlatım akışı

4:26

Her ne olursa olsun,

toxoplasma has definitely benefited from humans

4:27

Toxoplasma dünyanın en başarılı parazitlerinden biri olmak için

to become one of the world's most successful parasites. Kalıp ifadeler

4:31

kesinlikle insanlardan faydalanmıştır.

Anlatım akışı

Regardless, ... has definitely benefited from humans: belirsizliği geride bırakmak

Cümle başındaki Regardless, 'önceki soru henüz çözüme kavuşmamış olsa bile' anlamına gelir. Önceki belirsizliği veya tartışmayı bir kenara bırakır ve anlatımı ilerletir. Burada definitely, sonraki iddianın daha sağlam olduğunu gösterir: toksoplazma insanlardan yararlanmıştır. Bu kalıp, çözülmemiş bir konuyu kabul edip onun daha açık desteği olan bir sonucu engellemesine izin vermeden ilerlemenizi sağlar.

Alıştırma

Çözülmemiş soruyu bir kenara bırakmak için dersteki cümle başı geçiş ifadesini kullanın: No one agrees on why the machine stopped. ____, we still need to fix it today.

Cevabı göster

Regardless

Kalıp ifadeler

become one of the world's most successful parasites: one of + üstünlük derecesi + çoğul isim

become one of the world's most successful parasites ifadesindeki become, 'bu statüye gelmek' anlamındadır. Temel kalıp, one of + üstünlük derecesi ve çoğul sayılabilen isim içeren grup ifadesidir. Bir şeyi üst düzey bir grubun içine yerleştirir. Burada the world's grubun kapsamını belirler, most successful üstünlük derecesidir ve parasites grubu adlandıran çoğul isimdir. One tekil olsa da of sonrasındaki isim grubun tamamını anlattığı için çoğul olur: parasites. İfade, 'en başarılı parazitler arasında' anlamına gelir; 'tek ve en başarılı parazit' anlamına gelmez.

Alıştırma

one of the + üstünlük derecesi + çoğul isim kalıbını tam olarak kullanın. Cümleyi fast ve runner ile tamamlayın: Maya is ____ on the team.

Cevabı göster

one of the fastest runners

It's not just our willingness to let cats on our dining room tables Anlatım akışı

4:34

Bu sadece kedilerin yemek masalarımıza

or in our beds.

4:37

veya yataklarımıza girmesine izin verme isteğimizle ilgili değil.

Anlatım akışı

It's not just X: başka bir etken eklemek

It's not just X yapısında not, X'i reddetmez. Bu yapı, X'in doğru veya konuyla ilgili olduğunu fakat açıklamanın tamamı olmadığını belirtir. Bu cümlede our willingness to let cats on our dining room tables or in our beds ilk etkendir; or ise bu etkenin içindeki iki yeri birbirine bağlar. It's not just, daha sonra daha geniş nedenlerin geleceğini dinleyiciye bildirir. Bir açıklamanın yalnızca tek bir nedeni varmış gibi anlaşılmasını önlemek için bu yapıyı kullanabilirsin.

Alıştırma

Hangi cümle düşük maliyetin bir neden olduğunu, ancak başka bir nedenin de önemli olduğunu söyler?

  1. It's just the low cost, so nothing else matters.
  2. It's not the low cost; the location is the real reason.
  3. It's not just the low cost; the convenient location matters too.
Cevabı göster

It's not just the low cost; the convenient location matters too.

Raising livestock and building cities Dilbilgisi

4:39

Hayvan yetiştirmek ve kemirgenleri çeken

which attract rodents

4:41

şehirler inşa etmek,

has provided billions of new hosts. Kalıp ifadeler

4:42

milyarlarca yeni konak sağlamıştır.

Dilbilgisi

Raising ... and building ... has provided: uzun bir gerund öznesi

has provided fiilinin tam öznesi Raising livestock and building cities which attract rodents bölümüdür. -ing ile başlayan Raising livestock ve building cities bölümleri, and ile bağlanan ve ad gibi çalışan gerund öbekleridir. which attract rodents yan cümlesi yalnızca cities sözcüğünü niteler; attract ana cümlenin fiili değildir. Ana cümle, uzun özneden sonra has provided ve billions of new hosts bölümlerinin gelmesiyle oluşur. Tekil has, birbiriyle bağlantılı iki etkinliği insan gelişiminin tek bir birleşik örüntüsü olarak sunar. Yakındaki çoğul rodents sözcüğü ana fiilin biçimini belirlemez.

Alıştırma

Cümlede neden have provided yerine has provided kullanılmıştır?

  1. Bağlantılı iki etkinlik tek bir birleşik örüntü olarak sunulur.
  2. En yakındaki rodents ismi ana fiili belirler.
  3. Yalnızca building cities öznedir.
Cevabı göster

Bağlantılı iki etkinlik tek bir birleşik örüntü olarak sunulur.

Kalıp ifadeler

has provided billions of new hosts: provide + miktar + şey

has provided billions of new hosts ifadesinde billions of new hosts, provided fiilinin doğrudan nesnesidir. Bu faaliyetler, parazitlerin içinde veya üzerinde yaşayabileceği çok büyük sayıda ek canlı oluşturmuş ya da kullanıma sunmuştur. Buradaki hosts, biyolojik anlamda “konaklar”dır; program sunucuları veya misafir ağırlayan kişiler değildir. Present perfect yapısındaki has provided, geçmişteki gelişmeleri şimdi var olan birikimli sonuca bağlar. has/have provided + miktar + çoğul isim kalıbı; kaynak, fırsat veya koşullardaki artışı anlatırken sık kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle vurgulanan ifadeyle aynı provide + miktar + şey sırasını kullanır?

  1. The project has provided thousands of free meals for local families.
  2. Local families have received thousands of free meals from the project.
  3. The project has provided local families with thousands of free meals.
Cevabı göster

The project has provided thousands of free meals for local families.

And you and your cat may be two of them. Anlatım akışı

4:45

Ve siz ve kediniz de onlardan ikisi olabilirsiniz.

Anlatım akışı

you and your cat may be two of them: bir grubu izleyiciyle ilişkilendirmek

And bu cümleyi önceki iddiaya bağlar; them ise daha önce sözü edilen milyarlarca yeni konağa gönderme yapar. Siz ve kediniz bu grubun iki olası üyesi olduğunuz için two of them, büyük ve soyut bir sayıyı doğrudan izleyiciyle kişisel olarak ilişkilendirir. May be kesinlik değil, olasılık bildirir. Konuşmacı you ile izleyiciye doğrudan seslenirken may sözcüğünü koruyarak dikkat çeker, ancak izleyicinin veya kedisinin kesinlikle bir konak olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Bu kapanış nasıl bir işlev görür?

  1. Yalnızca izleyici ile kedinin enfekte olduğunu kanıtlar.
  2. Önceki cümleyle ilgisi olmayan tamamen yeni bir grup tanıtır.
  3. Büyük grubu kişisel olarak izleyiciyle ilişkilendirirken iddiayı belirsiz tutar.
Cevabı göster

Büyük grubu kişisel olarak izleyiciyle ilişkilendirirken iddiayı belirsiz tutar.