İyi Çocuklar Birinci Olur: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Mahkûm ikilemi, simülasyonlar ve hayvanların yardımlaşması; iş birliği ile karşılıklılığın kısa vadeli sömürüyü aşabildiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. “Nice guys finish last.” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: söz, iyi insanların rekabette kaybettiğini anlatır; gerçek yarış değildir ve sonda finish first diye tersine çevrilir. 2. “tit for tat.” — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: strateji önce iş birliği yapar, sonra rakibin son hamlesini kopyalar; basit intikam değil, koşullu karşılıklılıktır. 3. “return the favor.” — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: bu doğal ifade, yardıma benzer yardım veya iyilikle karşılık vermektir; hayvan örnekleri bunu gösterir.
Bu derste
“Nice guys finish last.” sözünün mecaz anlamı
“Nice guys finish last.” yaygın bir sözdür. Burada finish last, yaşam, iş veya ilişkilerdeki rekabeti bir yarışa benzetir: düşünceli ya da fazla uyumlu kişiler, kendilerini saldırgan biçimde öne sürmedikleri için dezavantajlı kalabilir. Bu, bir etkinliği gerçekten en son tamamladıkları anlamına gelmez. Bu söz bir gerçeği değil, karamsar bir genellemeyi ifade eder. Konuşan kişi bunu yaygın bir düşünce olarak aktarıp ardından kabul edebilir, sorgulayabilir veya buna karşı çıkabilir.
Alıştırma
“Nice guys finish last.” gerçek bir yarışın dışında genellikle ne anlama gelir?
- İyi insanlar yarışları her zaman herkesten sonra tamamlar.
- Yarışmalara yalnızca kaba insanlar katılabilir.
- Rekabetçi durumlarda iyi veya fazla uyumlu kişilerin kaybettiğine sıkça inanılır.
Cevabı göster
Rekabetçi durumlarda iyi veya fazla uyumlu kişilerin kaybettiğine sıkça inanılır.
“that's how the saying goes”ile önceki söze gönderme yapma
That's how the saying goes, “yaygın sözün bilinen ifadesi veya anlamı budur” demektir. How az önce aktarılan söze gönderme yapar; goes ise “gider” değil, “genellikle böyle ifade edilir veya söylenir” anlamındadır. Bir atasözü ya da yaygın sözden sonra kullanıldığında, iddiayı tamamen konuşanın kendi görüşü olarak sunmak yerine bilinen söze bağlar. At least daha fazla mesafe koyar ve çoğu zaman bir düzeltmeye veya itiraza zemin hazırlar.
Alıştırma
Bir atasözünü aktardıktan sonra kullanılan kalıp ifadeyi tamamlayın:“Nice guys finish last.” At least ____.
Cevabı göster
that's how the saying goes
and show you with scientific research and evidence
0:06ve bilimsel araştırmalarla kanıtlar kullanarak
how nice guys undoubtedly finish first.
0:08iyi adamların kuşkusuz ilk sırada bitirdiğini göstermek için buradayız.
to destroy this myth: yanlış bir inancı kanıtlarla çürütmek
Bu cümlede to destroy this myth, yaygın bir inancın yanlış olduğunu araştırma ve kanıtlarla kesin biçimde göstermek anlamına gelir. Myth burada geleneksel bir hikâyeyi değil, yaygın şekilde tekrarlanan yanlış bir düşünceyi ifade eder; destroy da fiziksel değil mecazi anlamdadır. To ile kurulan mastar, burada bulunmanın amacını belirtir: konuşmacılar bu inanca yalnızca katılmamakla kalmayıp onu ikna edici biçimde tamamen çürütmek istemektedir.
Alıştırma
Örnekteki to destroy this myth ne anlama geliyor?
- Geleneksel bir efsaneyi daha heyecanlı biçimde yeniden anlatmak.
- Yaygın bir yanlış inancı kesin biçimde çürütmek için kanıt kullanmak.
- Eski bir hikâyeyle bağlantılı bir nesneye fiziksel zarar vermek.
Cevabı göster
Yaygın bir yanlış inancı kesin biçimde çürütmek için kanıt kullanmak.
dilemma that has boggled many intelligent minds for decades. Deyimler
0:13bu problem onlarca yıldır pek çok parlak zihni şaşkına çeviriyor.
the prisoner's dilemma: kişisel çıkar ve daha kötü ortak sonuç
The prisoner's dilemma, oyun teorisindeki bir problemin yerleşik adıdır. İki oyuncunun her biri iş birliği yapmak ile kendi kısa vadeli çıkarına göre hareket etmek arasında seçim yapar; bireysel olarak mantıklı görünen seçimler, her iki oyuncuyu da karşılıklı iş birliğine kıyasla daha kötü durumda bırakabilir. Burada ifade, para üzerinden puanlanan ve tekrar tekrar oynanan deneysel bir oyunun adıdır; gerçek bir mahkûmun kişisel sorunu veya ceza soruşturması değildir. Terimi tanımak, daha sonra geçen cooperate ve defect gibi kural sözcüklerini oyundaki teknik anlamlarıyla anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi durum the prisoner's dilemma kavramını en iyi örnekler?
- İki takım arkadaşı açıkça koordinasyon kurar ve ikisi için de en iyi sonucu elde eder.
- İki oyuncunun her biri kendi kısa vadeli çıkarını korur ve seçimleri ikisini de karşılıklı iş birliğine kıyasla daha kötü durumda bırakır.
- Bir mahkûm hangi kitabı okuyacağını seçmekte zorlanır.
Cevabı göster
İki oyuncunun her biri kendi kısa vadeli çıkarını korur ve seçimleri ikisini de karşılıklı iş birliğine kıyasla daha kötü durumda bırakır.
Boggled many intelligent minds: boggle someone's mind ifadesinin anlamı
Burada boggled many intelligent minds, problemin pek çok çok zeki insanı derinden şaşırttığı veya afallattığı anlamına gelir. Boggle ettirgen bir işlev görür: tepkiyi problem oluşturur, many intelligent minds ise zihinleri üzerinden bu tepkiyi yaşayan insanları belirtir. Has boggled ... for decades yapısında present perfect, bu etkinin geçmişten günümüze kadar sürdüğünü gösterir. Daha genel olarak boggle someone's mind, son derece kafa karıştırıcı veya şaşırtıcı bir fikrin zihinde yarattığı güçlü etkiyi anlatır; düşünme eylemini anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi, ‘pek çok zeki insanı derinden şaşırtmış’ anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: For decades, the paradox has ____.
Cevabı göster
boggled many intelligent minds
Face off against each other: doğrudan rakip olarak karşılaşmak
Bu cümlede face off against each other, iki kişinin doğrudan rakip olarak karşılaşması anlamına gelir. Face off açık bir yarışmayı veya karşı karşıya gelmeyi anlatan fiildir, against rakip tarafı tanıtır ve each other ilişkiyi karşılıklı hâle getirir: her kişi diğerine rakiptir. Kalıp face off against + rakip şeklindedir. Spor, tartışma, seçim, oyun ve diğer doğrudan rekabet durumlarına doğal biçimde aktarılabilir; yüzlerin baktığı yönü kelimesi kelimesine anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi, ‘birbiriyle doğrudan yarışmak’ anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: In the championship match, the two teams will ____.
Cevabı göster
face off against each other
One says cooperate and the other says defect. Kelime
0:22Kartlardan birinde “iş birliği yap”, diğerinde “ihanet et” yazıyor.
Oyun teorisi fiili olarak defect
Burada defect, bir oyundaki iş birliği yapmama stratejisini adlandıran bir fiildir: oyuncu, diğer oyuncuyla iş birliği yapmamayı seçer. “the other says defect” ifadesinde kartın üzerindeki etiket, “choose the defect strategy” anlamına gelir. Bu teknik kullanım, bir şeyin kusurlu olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu oyun kuralında, “A player may cooperate or defect” cümlesindeki defect ne anlama gelir?
- Oyundaki bir kusuru göstermek.
- İş birliği yapmama stratejisini seçmek.
- Bir ülkeden ayrılıp başka bir ülkeye katılmak.
Cevabı göster
İş birliği yapmama stratejisini seçmek.
Each round both players pick one of the cards and play it face down Kalıp ifadeler
0:25Her turda iki oyuncu da kartlardan birini seçip yüzü kapalı biçimde oynuyor,
without the other knowing which they've chosen. Dilbilgisi
0:29böylece karşı taraf hangisini seçtiğini bilmiyor.
Play it face down: kartı yüzü aşağı oynatmak
play it face down ifadesinde play, kartı bir hamle olarak koymak veya kullanmak anlamına gelir; face down ise kartın son yönünü anlatır: ön yüzü masaya dönüktür ve görünmez. Kalıp, fiil + nesne + yön tamamlayıcısı şeklindedir: play + it + face down. Nesne face down ifadesinden önce gelir; place the photo face down veya deal the cards face down örneklerinde olduğu gibi.
Alıştırma
“Ön yüzü gizli olacak şekilde” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle bu standart kart oyunu talimatını tamamlayın: Play the card ____.
Cevabı göster
face down
without the other knowing: without + nesne + -ing
Without + isim/nesne durumundaki zamir + -ing yapısı, ana eylemin belirtilen kişi -ing ile anlatılan eylemi yapmazken veya durumu yaşamazken gerçekleştiğini gösterir. Burada the other, knowing fiilinin anlamsal öznesidir; dolayısıyla ifade, diğer oyuncunun hangi kartın seçildiğini bilmediği anlamına gelir. Bu kalıp eşlik eden bir durumu kısa biçimde ekler: biri bir şey yapar, ancak başka biri bundan habersiz kalır. -ing biçiminin hemen önündeki isim veya zamir, bu eylem ya da durumun kime ait olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi without + Mia + know fiilinin -ing biçimini kullanarak tamamlayın: Leo moved the gift ____.
Cevabı göster
without Mia knowing
if I were to play: gerçeklikten uzak varsayımsal koşul
If + özne + were to + fiilin yalın biçimi, bilinçli olarak gerçeklikten uzaklaştırılmış ya da kuramsal bir koşul kurar. Bu cümlede if I were to play, “oynadığımı varsayalım” anlamına gelir; konuşanın bu kartı oynamaya karar verdiğini söylemez. Sonuç cümleciğinde genellikle would + fiilin yalın biçimi kullanılır: if I were to play ..., your best move would be .... Bu varsayımsal yapıda standart İngilizce, özne I, he veya she olsa bile were kullanır.
Alıştırma
Daha varsayımsal koşul cümlesini take fiiliyle tamamlayın: If I ____ the earlier train, I would arrive before noon.
Cevabı göster
were to take
but you haven't lost as much as if you were to play cooperate. Dilbilgisi
0:55ama iş birliğini seçseydiniz kaybedeceğiniz kadar çok değil.
haven't lost as much as if...: gerçek ve varsayımsal kaybı karşılaştırma
Olumsuz karşılaştırma haven't lost as much as, gerçek kaybın karşılaştırma ölçüsü olan miktardan daha az olduğunu gösterir. Ardından gelen if yan cümlesi bu miktarı, yani dinleyicinin cooperate seçimini yapması durumunda kaybedeceği parayı belirtir. Böylece konuşmacı bir kayıp olduğunu kabul ederken alternatif seçimin daha kötü olacağını savunur. Burada as ve if yalnızca yan yana gelmiştir: as, miktar karşılaştırması as much as'in parçasıdır; if ise varsayımsal bir koşulu başlatır. Bu, “sanki” anlamındaki as if ifadesi değildir. Were to play alternatif seçimi varsayımsal olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlenin doğru yorumu hangisidir: 'We paid for repairs, but not as much as if we had bought a new machine'?
- Onarımlar için bir miktar ödeme yaptık, ancak yeni bir makine daha pahalıya mal olurdu.
- Onarımlar ile yeni bir makinenin maliyeti tamamen aynıdır.
- Zaten yeni bir makine almışız gibi davrandık.
Cevabı göster
Onarımlar için bir miktar ödeme yaptık, ancak yeni bir makine daha pahalıya mal olurdu.
defect is always our best most logical move.
1:06ihanet etmek her zaman en iyi ve en mantıklı hamlemizdir.
no matter what the other does: her durumda geçerli olan bir sonuç
No matter what the other does, “diğer oyuncu hangi eylemi seçerse seçsin” anlamına gelen bir ödünleme yan cümlesidir. Olası bütün eylemleri kapsar ve ana iddia, yani defect seçiminin en iyi hamle olduğu düşüncesi, her durumda değişmeden geçerliymiş gibi sunulur. Kalıp no matter what + özne + fiil şeklindedir. Burada the other diğer oyuncuyu belirtir; does ise daha önce konuşulan belirli eylemin yerine geçer. İfade, sonucu çerçeveleyen bir yan cümle işlevi görür; “neyin önemi yok” biçiminde kelime kelime çevrilmez.
Alıştırma
Cümleyi “hangisi olursa olsun” anlamındaki üç kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____ route we take, we should leave before sunrise.
Cevabı göster
No matter what
If we had simply cooperated, we could have won: geçmişe aykırı koşul
if we had simply cooperated ifadesindeki had + geçmiş zaman ortacı, iş birliğini gerçeğe aykırı bir geçmişe yerleştirir: gerçekte iş birliği yapmadılar. Simply, iş birliğini basit ve doğrudan olduğu hâlde kaçırılmış bir seçenek olarak sunar. We could have won, geçmişte mümkün olan fakat gerçekleşmeyen bir sonucu anlatır. if + past perfect ile could have + geçmiş zaman ortacı birlikte, kaçırılmış bir olasılığı geriye dönük değerlendirmeyi; çoğu zaman kötü bir kararı incelemeyi veya pişmanlık ifade etmeyi sağlar.
Alıştırma
Cümleyi coordinate earlier ifadesinin past perfect biçimi ve meet ile could have kullanarak tamamlayın: If we ____, we ____ the deadline.
Cevabı göster
had coordinated earlier · could have met
Here's the really interesting part: sıradaki temel noktayı haber vermek
Here's the really interesting part ifadesindeki here, öncelikle fiziksel bir yeri belirtmez. Here's, sıradaki düşünceyi dinleyiciye sunar; the really interesting part ise bu düşünce açıklanmadan önce ona bir ad verir. Cümle, sözlü bir yönlendirme işareti olarak hazırlık bölümünden temel ya da şaşırtıcı noktaya geçişi belirtir ve merak oluşturur. Here's the ... part kalıbı bir açıklama, gösterim veya öyküde dikkati yönlendirmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Here's the really interesting part bu bağlamda hangi söylem işlevini yerine getiriyor?
- Yeni bilgi eklemeden konuyu kapatır.
- Konuşanın kayıp bir nesneyi fiziksel olarak bulduğunu söyler.
- Sıradaki noktayı özellikle önemli veya şaşırtıcı olarak tanıtır.
Cevabı göster
Sıradaki noktayı özellikle önemli veya şaşırtıcı olarak tanıtır.
Scientists have created computer simulations
1:20Bilim insanları bilgisayar simülasyonları oluşturarak
Tekrarlanan oyun stratejisi olarak tit for tat
Bu cümlede tit for tat, yalnızca intikam çağrısı değil, tekrarlanan oyunlarda kullanılan bir stratejinin adıdır. İlk turda iş birliği yapar. Daha sonra diğer oyuncunun önceki turdaki hareketini kopyalar: iş birliğine iş birliğiyle, iş birliği yapmamaya da iş birliği yapmayarak karşılık verir. Böylece ihanete tepki verirken diğer oyuncu yeniden iş birliği yaptığında iş birliğine dönülmesine de olanak tanır.
Alıştırma
Bu cümledeki tit for tat stratejisini hangi seçenek doğru açıklar?
- Diğer oyuncu tekrar tekrar iş birliğini reddetse bile her turda iş birliği yapar.
- Önce iş birliği yapar, ardından diğer oyuncunun önceki hamlesini tekrarlar.
- Diğer oyuncu ne yaparsa yapsın her turda iş birliğini reddeder.
- Kendi hamlesini seçmeden önce diğer oyuncunun mevcut hamlesini kopyalar.
Cevabı göster
Önce iş birliği yapar, ardından diğer oyuncunun önceki hamlesini tekrarlar.
It was programmed to always start with cooperate
1:30Bu strateji her zaman iş birliğiyle başlayacak şekilde programlanmıştı,
and after that it would copy the last move of its opponent.
1:32sonrasında ise rakibinin bir önceki hamlesini kopyalıyordu.
Using this method not only helps to prevent you from getting duped over and over, Dilbilgisi
1:41Bu yöntem tekrar tekrar kandırılmanızı önlemekle kalmaz,
prevent you from getting duped: prevent + nesne + from + -ing
prevent you from getting duped, prevent + nesne + from + -ing yapısını kullanır. You korunan kişidir; getting duped ise yöntemin gerçekleşmesini engellediği istenmeyen sonuçtur. Getting duped, dupe fiilinin konuşma dilindeki get edilgenidir ve kandırılmak anlamına gelir. -ing biçiminden önce from kullanılır; prevent you to get standart bir yapı değildir.
Alıştırma
Cümleyi prevent + kişi + from + -ing yapısı ve dupe fiilinin get edilgeniyle tamamlayın: Clear warnings can prevent new users ____ by dishonest sellers.
Cevabı göster
from getting duped
but statistically leads to the highest earnings in all simulations
1:45istatistiksel olarak tüm simülasyonlarda en yüksek kazancı da sağlar,
not only ... but ... eşleşmiş yapısı
Not only ... but ..., aynı özneye, yani Using this method ifadesine bağlı iki paralel yararı birbirine bağlar. İlk bölüm helps to prevent you from getting duped over and over, ikinci bölüm ise statistically leads to the highest earnings in all simulations ifadesidir. Bu kalıp ikinci sonucu ilk noktaya eklenen ve çoğu zaman daha güçlü veya şaşırtıcı olan bir bilgi olarak sunar. Buradaki but, not only ile başlayan kalıbı tamamlar; bir çelişki belirtmez. But sözcüğünden sonra also gelebilir, ancak bu cümlede görüldüğü gibi zorunlu değildir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki eşleşmiş yapıyla tamamlayın: The new library ____ gives students more books, ____ also provides a quiet place to study.
Cevabı göster
not only · but
when compared to any other strategy: kısaltılmış edilgen cümlecik
When compared to any other strategy, kısaltılmış edilgen bir zarf cümleciğidir. Tam biçimi when it is compared to any other strategy şeklindedir; burada it, ana cümlede adı geçen yöntem veya sonucu gösterir. Üzerinde konuşulan öğe karşılaştırılan taraftır; any other strategy ise karşılaştırma ölçütünü verir. Bu kısaltmada yinelenen özne ve be biçimi çıkarılarak karşılaştırma daha özlü hâle getirilir. Anlaşılan özne yine de ana cümlenin öznesi olmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi 'when it is compared to the older model' ifadesinin kısaltılmış edilgen biçimiyle tamamlayın: The new battery lasts longer ____.
Cevabı göster
when compared to the older model
Okay, so how does this relate to nice guys? Anlatım akışı
1:51Peki bunun iyi adamlarla ne ilgisi var?
how does this relate to ...? ile konular arasında köprü kurmak
How does this relate to ...?, dinleyiciden az önce açıklanan şey ile to’dan sonra söylenen konu arasında bağlantı kurmasını ister. Burada this simülasyon sonucunu gösterir; nice guys ise açıklamayı videonun ana temasına geri bağlar. Konuşmacı dinleyicinin cevap vermesini beklemiyor. Bu soru bir köprü görevi görür ve “Şimdi önceki örneğin ana fikir için neden önemli olduğunu açıklayacağım” mesajını verir. Böylece dinleyici sunumun veya açıklamanın akışını daha kolay izler.
Alıştırma
Soruyu tamamlamak için does, this, relate ve to sözcüklerini birer kez kullanın: How ____ teamwork?
Cevabı göster
does this relate to
Well, it turns out that the top-ranked strategies Anlatım akışı
1:53Görünen o ki en üst sıralardaki stratejilerin
the scientists classified as niceness. Kalıp ifadeler
1:58“iyi niyet” olarak sınıflandırdığı bir hamleyle başlıyordu.
Bir sonucu açıklamak için it turns out that kullanmak
It turns out that, kanıtlar incelendikten veya olaylar geliştikten sonra açıklığa kavuşan bir sonucu tanıtır. Burada, en üst sıradaki stratejilerin neredeyse hepsinin bilim insanlarının iyilik dediği davranışla başladığı araştırma bulgusunu sunar. Buradaki it belirli bir şeyi göstermez; cümleyi kurmak için kullanılan bir yer tutucudur. Asıl bilgi that ile başlayan yan cümlede bulunur. Bu kalıp, şimdi bir bulgunun açıklanacağını bildirir ve anlatımı düzenlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için it, turns, out ve that sözcüklerini birer kez kullanın: After we checked the schedule, ____ the museum closes early on Fridays.
Cevabı göster
it turns out that
classified as niceness: ‘nezaket’ olarak sınıflandırılmış
classify something as + kategori kalıbı, bir şeyi adı olan bir gruba yerleştirmek veya belirli bir türe ait saymak anlamına gelir. what the scientists classified as niceness ifadesinde what sınıflandırılan davranışı, niceness ise atanan kategoriyi gösterir; as burada ‘gibi’ anlamında bir benzetme değildir. Bu bağlamda söz konusu davranış, ilk ihanet eden taraf olmak yerine iş birliğiyle başlamaktır. Bu kalıp, resmî olarak kategori atayan raporlara, incelemelere ve araştırmalara da aktarılabilir.
Alıştırma
Cümleyi classify fiilinin doğru geçmiş zaman biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: Yesterday, the safety team ____ the chemical ____ a serious hazard.
Cevabı göster
classified · as
That is, they would never be the first to defect
2:00Yani bu stratejiler asla ilk ihanet eden taraf olmuyor
Furthermore, strategies which were quick to forgive others for deceiving them Kalıp ifadeler
2:05Dahası, kendilerini aldatanları çabucak affeden stratejiler
aka happy when others won just as much money, Kelime
2:10yani başkaları da kendileri kadar para kazandığında sevinenler,
aka: “non-envious” ifadesinin gündelik biçimde yeniden anlatımı
“Aka”, “also known as” ifadesinin kısaltmasıdır. Genellikle aynı kişi veya şeyi tanımlayan başka bir adı, etiketi ya da tanımlama biçimini sunar. Burada “non-envious” ifadesinin gündelik ve açık bir yeniden anlatımı olan “happy when others won just as much money” sözünü sunar. Bu cümlede resmî bir takma ad değildir; “in other words” gibi işlev görür.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “also known as” anlamına gelen yaygın kısaltmayla tamamlayın: Our goalkeeper, Maya Chen, ____ “The Wall,” saved the final penalty.
Cevabı göster
aka
forgive someone for doing something: birini yaptığı bir şey için affetmek
forgive + kişi + for + isim veya -ing biçimi kalıbı hem affedilen kişiyi hem de affedilen davranışı belirtir. forgive others for deceiving them ifadesinde others affedilen kişidir; deceiving ise for sonrasında davranışı adlandırır. Burada forgive, aldatmayı başkalarının aleyhine tutmayı bırakmak ve yeniden iş birliğine hazır olmak anlamına gelir. Aldatmanın kabul edilebilir, unutulmuş veya sonuçsuz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi for ve borrow fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Nina forgave her brother ____ her headphones without asking.
Cevabı göster
for borrowing
the more devious strategies that tried to trick or defect more often,
2:16daha sık kandırmaya veya ihanet etmeye çalışan sinsi stratejiler
actually scored worst over the long term. Kalıp ifadeler
2:21uzun vadede aslında en kötü puanları aldı.
On the other hand: karşıt kanıtlara geçiş
“On the other hand”, karşılaştırmanın zıt tarafına geçildiğini gösteren bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye, yeni kanıtı ilgisiz bir konu olarak görmek yerine daha önce ele alınan dostça stratejilerle ilişkilendirmesini söyler. Burada karşıt strateji türünü —hilekâr stratejileri— ve bunların daha kötü olan uzun vadeli sonucunu sunar. Bu ifade argümanı düzenler; fiziksel bir eli anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede “On the other hand” ne işe yarıyor? “The bus is cheaper. On the other hand, the train is much faster.”
- Otobüsün daha ucuz olmasının başka bir nedenini verir.
- Otobüsün daha ucuz olduğu iddiasını düzeltir.
- Trenin karşıt bir avantajını sunar.
Cevabı göster
Trenin karşıt bir avantajını sunar.
Kısaltılmış ödünleme yan cümlesi olarak while temporarily gaining more,
While temporarily gaining more, kısaltılmış bir ödünleme yan cümlesidir. Burada while, although veya even though anlamındadır: stratejiler kısa vadede daha büyük kazançlar elde etmiştir, ancak bu durum düşük toplam puanlarıyla karşıtlık oluşturur. -ing yan cümlesinde açıkça yazılmış bir özne yoktur; bu nedenle örtük özne, ana cümlenin öznesi olan the more devious strategies ifadesidir. Bu yapı, although they temporarily gained more düşüncesini kısaltır ve ana sonucu şaşırtıcı kılan bir arka plan gerçeği sunar.
Alıştırma
Cümleyi, daha fazla kurulum gerektirmesine rağmen anlamındaki kısaltılmış while + -ing yapısıyla tamamlayın: The new system, ____, reduced errors over time.
Cevabı göster
while requiring more setup
Uzun bir dönem boyunca oluşan sonuçlar için over the long term
Over the long term, performansın yalnızca tek bir anda değil, uzun bir zaman aralığı boyunca değerlendirilmesi anlamına gelir. Burada scored worst ifadesini birçok turun ardından biriken sonuç olarak çerçeveler. over edatı, sonuçların bu zaman aralığı boyunca geliştiğini veya biriktiğini vurgular. Bu cümlede ifade temporarily ile karşıtlık oluşturur: kısa süreli bir kazanç kalıcı başarı getirmemiştir.
Alıştırma
Sonuçlar uzun bir dönem boyunca değerlendirildiğinde onarımın daha pahalıya gelebileceğini belirten son ifadeyi seçin: A cheap repair may save money today but cost more...
- for the moment
- over the long term
- all at once
Cevabı göster
over the long term
the top eight scores came from those which contained nice strategies,
2:25en yüksek sekiz puan iyi niyetli stratejilerden geldi,
while the bottom seven were more nasty or devious.
2:29en alttaki yedisi ise daha kötü ya da sinsiydi.
And this niceness, forgiveness, and non-envious behavior pays, Kelime
2:32Üstelik bu iyilik, bağışlayıcılık ve kıskanç olmama hâli karşılığını veriyor;
non-envious behavior pays ifadesinde pays sözcüğünün anlamı
Burada pays, “sonunda bir yarar veya ödül sağlamak” anlamına gelen geçişsiz bir fiildir. Sıralı özne this niceness, forgiveness, and non-envious behavior olduğundan cümle, bu niteliklerin değerli olduğunu söyler; davranışın para ödediğini değil. X pays kalıbı bir davranış, nitelik veya stratejiyi kısa ve öz biçimde değerlendirmek için kullanılır. Karşılık maddi, pratik, sosyal veya başka türden bir avantaj olabilir; hangisinin kastedildiğini bağlam gösterir.
Alıştırma
“Honesty pays when trust matters,” cümlesinde pays ne anlama gelir?
- Dürüstlük için bir fiyat belirler.
- Birine para verir.
- Sonunda bir yarar sağlar.
Cevabı göster
Sonunda bir yarar sağlar.
not only in monetary terms like our game, Kalıp ifadeler
2:36yalnızca oyunumuzdaki gibi maddi açıdan değil,
but even in the real world from an evolutionary perspective. Kalıp ifadeler
2:38evrimsel açıdan gerçek dünyada da.
in monetary terms: sonuçları parayla ölçmek
In monetary terms, “parayla ölçüldüğünde veya ifade edildiğinde” anlamına gelir. Cümlede ilk karşılık türünü sınırlar: oyun dolar cinsinden bir sonuç verir, ardından sav gerçek dünyadaki ve evrimsel açıdan görülen yararlara doğru genişler. in + sıfat + terms kalıbı, in practical terms veya in legal terms örneklerinde olduğu gibi, bir değerlendirmede kullanılan boyutu belirler. Burada terms, sözleşme koşulları değil, “bir şeyi ifade etme veya ölçme yolu ya da temeli” anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “parayla ölçüldüğünde” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The loss was small ____, but its effect on public trust was enormous.
Cevabı göster
in monetary terms
From an evolutionary perspective: evrimsel bir bakış açısından
From an evolutionary perspective, iddia için kullanılan analiz bakış açısını belirtir: davranış, nesiller boyunca hayatta kalmayı ve üreme başarısını nasıl etkileyebileceği açısından değerlendirilir. Burada perspective, görsel perspektifi değil, bir konuyu analiz etme biçimini ifade eder. Aktarılabilir from a/an + sıfat veya isim + perspective kalıbı, bir iddiayı her açıdan doğruymuş gibi sunmak yerine tek bir bakış açısıyla sınırlar.
Alıştırma
from an ... perspective kalıbını ve economic sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, investing in insulation can reduce long-term costs.
Cevabı göster
From an economic perspective
Shockingly, we can actually see these strategies right in nature.
2:41Şaşırtıcı biçimde, bu stratejileri doğada bizzat görebiliyoruz.
must work together to remove ticks in hard-to-reach spots. Dilbilgisi
2:46ulaşılması zor yerlerdeki keneleri temizlemek için birlikte çalışmak zorundadır.
Birleşik sıfat olarak hard-to-reach
Hard-to-reach, ulaşılması zor anlamına gelen birleşik bir sıfattır. Spots sözcüğünden önce gelir ve kuşların kendi başlarına kolayca erişemediği yerleri tanımlar. Spots, reach fiilinin anlamca nesnesidir: the spots are hard to reach. Kısa çizgiler hard, to ve reach sözcüklerinin bir isimden önce tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir. Bu kalıp hard-to-find information ve easy-to-use software gibi ifadelerde de kullanılabilir.
Alıştırma
hard + to + reach ile oluşturulan birleşik sıfatı kullanarak cümleyi tamamlayın: The plumber used a camera to inspect a ____ pipe behind the wall.
Cevabı göster
hard-to-reach
Both can cooperate and help each other out, Öbek fiiller
2:49İki kuş da iş birliği yapıp birbirine yardım edebilir;
help each other out: birbirine pratik yardım etmek
help each other out ifadesinde help out, birinin bir sorunu veya acil bir ihtiyacı olduğunda ona pratik destek vermek demektir. Out, öbeksi fiilin bir parçasıdır; dışarı doğru hareket anlamına gelmez. Each other, eylemi karşılıklı hâle getirir: iki taraf da hem yardım eder hem yardım alır. Bu nedenle ifade, tek yönlü değil karşılıklı bir iş birliğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “birbirine pratik yardım vermek” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: During difficult rehearsals, the two actors ____.
Cevabı göster
help each other out
whereby: hangi yöntemle veya hangi düzenleme kapsamında
Whereby, “hangi yöntemle” veya “hangi düzenleme kapsamında” anlamına gelen resmî bir ilgi zarfıdır. Daha önce belirtilen bir sistemi, süreci veya anlaşmayı onun aracılığıyla gerçekleşen duruma bağlar. Burada iş birliği düzeninin nasıl işlediğini açıklar: iki katılımcı da enerji harcar ve aynı zamanda fayda elde eder. Fiziksel bir yeri belirtmez.
Alıştırma
Bu resmî cümle için en uygun bağlayıcıyı seçin: The library uses a booking system ___ visitors reserve study rooms online.
- thereby
- whereby
- where
Cevabı göster
whereby
or one can receive help and then not return the favor. Kalıp ifadeler
2:54Ya da biri yardım alıp sonra karşılık vermeyebilir.
return the favor: yapılan iyiliğe karşılık vermek
Bu cümlede return the favor, daha önce alınan bir yardıma veya görülen bir iyiliğe karşılık olarak diğer kişiye yardım etmek anlamına gelir. Buradaki favor, birini tercih etmek değil, yardım niteliğindeki bir davranıştır. Karşılık olarak yapılan şeyin önceki davranışla tamamen aynı olması veya eşit değerde bir alışveriş oluşturması gerekmez. Bu ifade iş birliğini karşılıklı bir ilişki olarak sunar: biri size yardım eder, daha sonra siz de ona yardım edersiniz.
Alıştırma
Daha önce alınan bir yardıma karşılık vermek anlamındaki kalıp ifadeyi tamamlayın: Maya lent me her notes, so I offered to ____.
Cevabı göster
return the favor
that selfish birds are completely shunned from these communities.
2:57bencil kuşlar bu topluluklardan tamamen dışlanıyor.
do find blood ifadesindeki vurgulu do
Olumlu do find blood ifadesindeki do, vurgu yardımcı fiilidir. Bu yarasaların gerçekten kan bulduğu iddiasını güçlendirir; bir eylemi gerçekleştirmek anlamındaki ana fiil değildir. Bu vurgu, those who don't ifadesiyle doğrudan karşıtlık kurar. Orada find blood, anlam bağlamdan çıkarılabildiği için söylenmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp do/does/did + fiilin yalın hâlidir ve çoğunlukla bir şüpheyi düzeltmek veya karşıtlığı keskinleştirmek için kullanılır.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz sürümü seçin. do sözcüğünün vurgulanmasına, not ile kısaltılmasına veya hiç bulunmamasına dikkat edin.
- The researchers do find useful patterns in the data.
- The researchers find useful patterns in the data.
- The researchers don't find useful patterns in the data.
Cevabı göster
The researchers do find useful patterns in the data.
with the understanding that: bir düzenlemenin arkasındaki ortak beklenti
With the understanding that, ilgili kişi veya grupların bir düzenlemenin parçası olarak kabul ettiği beklenti ya da koşulu belirtir. Burada paylaşma davranışı, bir yarasanın başarısız bir gece geçirmesi durumunda diğerlerinin de ona yardım edeceği yönündeki ortak beklentiye dayanır. Bu ifade yalnızca bir neden bildirmekten farklı olarak, ardından gelen bilgiyi kişinin harekete geçmeyi kabul etmesinin temeli olarak sunar. Bu anlayış açıkça konuşulmuş veya sadece varsayılmış olabilir; ancak taraflarca paylaşıldığı kabul edilir.
Alıştırma
Cümleyi ortak bir beklentiyi anlatan ders ifadesiyle tamamlayın: I'll cover your shift, ____ you'll cover mine next Friday.
Cevabı göster
with the understanding that
off nights: işlerin normalden kötü gittiği zamanlar
Burada off, işlerin her zamanki gibi gitmediği, yani yarasaların yiyecek bulamadığı geceleri anlatır. Planlanmış bir izin değil, başarı veya performansta geçici bir düşüş anlamına gelir. an off day ya da an off night kalıbı insanları ve etkinlikleri anlatmak için de kullanılabilir. Bir kişi normal seviyesinin altında performans gösterdiğinde veya işler yolunda gitmediğinde has an off night denebilir.
Alıştırma
'The goalkeeper has off nights sometimes,' cümlesinde 'off nights' ne anlama gelir?
- kalecinin resmî olarak çalışmadığı geceler
- stadyum ışıklarının kapalı olduğu geceler
- kalecinin normal seviyesinin altında performans gösterdiği geceler
Cevabı göster
kalecinin normal seviyesinin altında performans gösterdiği geceler
Carry this trait: bir özelliğe sahip olmak
Bu cümlede carry this trait, “bu özelliğe sahip olmak” anlamına gelir. Carry burada bir şeyi fiziksel olarak taşımayı anlatmaz; yarasaları daha önce sözü edilen yiyecek paylaşma eğilimiyle ilişkilendirir. Trait, ayırt edici bir özellik demektir ve burada davranışsal bir özelliği belirtir. Bu ifade tek başına özelliğin bir gen tarafından oluşturulduğunu söylemez veya nasıl kalıtıldığını açıklamaz. Metin genetik kanıt sunmadıkça, yalnızca yarasaların bu özelliğe sahip olduğu şeklinde anlaşılmalıdır.
Alıştırma
“Bu özelliğe sahip olmak” anlamına gelen üç sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: Researchers identified a heat-tolerance characteristic. Animals that ____ survive warmer summers.
Cevabı göster
carry this trait
However, just like the tit-for-tat strategy,
3:17Ancak tıpkı kısasa kısas stratejisinde olduğu gibi,
others are less likely to share with it. Dilbilgisi
3:21diğerleri de onunla paylaşmaya daha az istekli olur.
Less likely to share: daha düşük olasılık, imkânsızlık değil
Are less likely to share, olasılığı karşılaştırmak için be + less likely + to-mastar yapısını kullanır. Diğerlerinin bencil yarasayla paylaşma olasılığının başka bir durumda olacağından daha düşük olduğunu belirtir. Less likely, temkinli bir karşılaştırma ifadesidir: paylaşma yine de gerçekleşebilir. Burada likely, diğerlerinin paylaşmayı sevip sevmediğini değil, ne yapacaklarını anlatır.
Alıştırma
“others are less likely to share with it” ne anlama gelir?
- Diğerleri onunla paylaşmaktan daha az hoşlanır.
- Diğerleri onunla kesinlikle bir daha hiç paylaşmayacaktır.
- Diğerleri onunla daha küçük bir nesne paylaşacaktır.
- Diğerlerinin onunla paylaşma olasılığı daha düşüktür, ancak yine de paylaşabilirler.
Cevabı göster
Diğerlerinin onunla paylaşma olasılığı daha düşüktür, ancak yine de paylaşabilirler.
animals which contain genes that promote nice behavior
3:28iyi davranışı teşvik eden genleri taşıyan hayvanların
It's the basic underlying code for altruistic behavior. Deyimler
3:32Bu, özgeci davranışın temelinde yatan ana koddur.
underlying code: gizli mekanizmaları anlatan bir metafor
Bu cümlede underlying code, özgeci davranışı ortaya çıkaran temel kuralları veya biyolojik mekanizmaları anlatan teknolojik bir metafordur. Underlying, gözlemleyebildiğimiz şeylerin altında gizli olmayı belirtirken code, sonuçları şekillendiren bir talimatlar sistemini çağrıştırır. Yazılım kaynak kodu veya parola anlamına gelmez. Bu metafor, soyut bir evrimsel açıklamayı gözde canlandırmayı kolaylaştırır: yardım davranışı, daha derindeki düzenleyici kuralların görünür sonucu olarak sunulur.
Alıştırma
Bu cümlede underlying code ne anlama geliyor?
- Yardımsever hayvanların paylaştığı gizli bir parola
- Davranışı ölçmek için kullanılan bir bilgisayar yazılımı
- Davranışın arkasındaki gizli kurallar veya mekanizmalar
Cevabı göster
Davranışın arkasındaki gizli kurallar veya mekanizmalar
You help me and I'll help you: örtük bir koşul
İki yan cümle, gayriresmî bir koşul-sonuç kalıbı oluşturur. You help me, If you help me gibi işlev görür; I'll help you ise vaat edilen sonucu verir. Burada and, iki bağımsız olayı yalnızca sıralamak yerine ilk eylemi onun sonucuna bağlar. Bu kısa ve konuşma diline özgü kalıp bir anlaşmayı, karşılıklı vaadi, uyarıyı veya öngörülebilir sonucu ifade edebilir: ilk eylem gerçekleştiğinde ikincisi onu izleyecektir.
Alıştırma
Gayriresmî karşılıklı vaadi present clause + and + I'll kalıbıyla tamamlayın: You bring the snacks, ____ bring the drinks.
Cevabı göster
and I'll
So while some mean, cutthroat, or envious people
3:39Yani bazı kötü, acımasız veya kıskanç insanlar
may temporarily exploit and gain from others,
3:42başkalarını geçici olarak sömürüp kazanç sağlayabilse de,
Kapsayıcı bir yeniden ifade olarak not only nice guys, but nice people
Konuşmacı önce bilinen Nice guys finish last sözündeki nice guys ifadesini kullanıyor, ardından erkeklere özgü algılanabilecek bu etiketi daha geniş olan nice people ile yeniden ifade ediyor. Buradaki not only ... but ... bilinçli bir kapsam genişletmesi düzenliyor: ikinci ifade, ilgisiz ve ayrı bir grup değil, daha kapsayıcı bir yeniden anlatımdır. Bu yapı, bilinen bir ifadeyi ödünç alıp hemen ardından kapsamını genişletmeye veya düzeltmeye yarayabilir. Vurgu, daha geniş olan ikinci terime kayar.
Alıştırma
Bu cümlede not only nice guys, but nice people ne işe yarıyor?
- Erkeklere özgü çağrışımı olan bilinen bir etiketi daha kapsayıcı bir ifadeye genişletir.
- Nice guys grubunun diğer herkesten daha nazik olduğunu söyler.
- Nice guys ile nice people ifadelerini tamamen ayrı iki grup olarak sıralar.
Cevabı göster
Erkeklere özgü çağrışımı olan bilinen bir etiketi daha kapsayıcı bir ifadeye genişletir.
really do finish first ifadesindeki vurgulu do
Olumlu bir cümlede do + fiilin yalın hâli vurgu katabilir. Really do finish, konuşmacının sonucun gerçekten doğru olduğunu güçlü biçimde onayladığını gösterir; özellikle bir şüpheye veya bilinen nice guys finish last iddiasına karşı kullanılır. Burada do yeni bir eylem anlatmaz; ana fiil hâlâ finish'tir. really do çıkarıldığında finish first aynı temel sonucu verir, ancak düzeltme ve kesinlik gücünün büyük bir kısmı kaybolur.
Alıştırma
Cümleyi do'nun vurgulu geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The new schedule may seem odd, but it really ____ work.
Cevabı göster
does
The Selfish Gene by Richard Dawkins: kitap adı ve yazar
The Selfish Gene popüler bir bilim kitabının adıdır; by Richard Dawkins ise yazarının Richard Dawkins olduğunu belirtir. Tırnak işareti olmasa bile büyük harfler ve başlık + by + kişi kalıbı, bunun bir eser ve eserin yaratıcısı olduğunu gösterir. Burada cümlenin son kısmı, bölümün bu kitabı kaynak olarak kullandığını söyler. Kitabın adı tek başına herkesin bencil olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümlede The Selfish Gene by Richard Dawkins neyi belirtir?
- Richard Dawkins adlı birine ait bir gen
- Richard Dawkins tarafından yazılan The Selfish Gene adlı bir kitap
- Richard Dawkins'in bencil olduğu iddiası
Cevabı göster
Richard Dawkins tarafından yazılan The Selfish Gene adlı bir kitap
a good deal on books: cazip bir fiyat
Alışveriş dilinde a good deal on books, kitap satın alırken cazip bir fiyat veya fiyatına göre iyi bir değer anlamına gelir. Burada deal iyi bir fırsat ya da avantajlı teklif demektir; on ise fiyatın hangi ürüne uygulandığını gösterir. Bu ifade indirim anlamına gelebilir, ancak duyurulmuş bir kampanya olması gerekmez. Fiyatın normalden ya da diğer mevcut fiyatlardan daha iyi olduğunu da anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi, “bir şey için cazip fiyat” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: I found ____ a new laptop.
Cevabı göster
a good deal on
we've teamed up with our friends at slugbooks.com Öbek fiiller
4:00slugbooks.com'daki dostlarımızla iş birliği yaptık;
teamed up with: ortak bir hedef için iş birliği yapmak
Bu cümlede teamed up with, “ile ortaklık kurdu” anlamına gelir. Konuşmacılar ile slugbooks.com bir tanıtım çalışması veya ortak proje üzerinde iş birliği yapmaktadır; team burada fiildir ve up with öbeksi fiili tamamlar. İki taraf ortak bir hedef için çabalarını birleştirdiğinde team up with + kişi, grup veya kuruluş yapısını kullanın. Bu ifade genellikle bir tarafın diğerine yalnızca hizmet sunmasından ziyade etkin bir iş birliğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “ile iş birliği yapmak” anlamına gelen öbeksi fiille tamamlayın: For the fundraiser, our club decided to ____ a local bakery.
Cevabı göster
team up with
Seriously, we know how expensive textbooks
4:05Gerçekten, özellikle ders kitaplarının ne kadar pahalı
all you have to do is + fiilin yalın hâli
All you have to do is, gerekli olarak sunulan tek eylemi açıklar: internet sitesine gitmek. Yönergeyi basit ve yapılabilir gösterir; “yapmanız gereken tek şey...” ifadesine benzer. Yaygın kalıp all + subject + have to do + is + fiilin yalın hâli şeklindedir: All we have to do is wait. Günlük İngilizcede is sonrasında fiili to olmadan kullanmak özellikle yaygındır. to alan mastar da mümkündür, ancak daha resmî veya bilinçli seçilmiş gibi duyulabilir.
Alıştırma
Yönergeyi all + subject + have to do + is kalıbıyla tamamlayın: To join the meeting, ____ click the invitation link.
Cevabı göster
all you have to do is
Gitmek veya ziyaret etmek anlamındaki “head to”
Bu yönergede head to, “bir yere gitmek” veya “bir siteyi ziyaret etmek” anlamına gelen bir fiil ifadesidir. Hedef bir web adresi olduğu için izleyiciden fiziksel olarak bir yere gitmesi değil, o siteyi açması istenmektedir. Yapı head to + hedef şeklindedir. Samimi ve doğrudan yönergelerde yaygındır; hem fiziksel yerler hem de çevrim içi hedefler için kullanılabilir.
Alıştırma
Yönergeyi “gitmek” veya “ziyaret etmek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: To update your address online, ____ the account settings page.
Cevabı göster
head to
Kitap baskısı tanımlayıcısı olarak “ISBN number”
ISBN, International Standard Book Number ifadesinin kısaltmasıdır ve bir kitabın belirli baskısını ve biçimini tanımlamak için kullanılan bir kimlik numarasıdır. Bu cümlede ISBN ile arama yapmak, yalnızca başlıkla aramaya göre istenen sürümü daha kesin bulmayı sağlar. ISBN’deki N harfi zaten number anlamına gelse de ISBN number ifadesi günlük İngilizcede yaygındır. Bu tekrar kalıplaşmıştır ve normalde karışıklığa yol açmaz.
Alıştırma
Bir kitabın tam baskısını ve biçimini en güvenilir şekilde hangi bilgi tanımlar?
- Kitapçının adı
- ISBN’si
- Yalnızca başlığı
Cevabı göster
ISBN’si
SlugBooks will then compare prices from all across the net
4:14SlugBooks daha sonra internetteki tüm fiyatları karşılaştıracak
on pre-sale: Resmî Çıkıştan Önce Satın Alınabilir
Burada on pre-sale, kitabın henüz resmî olarak yayımlanmamış olsa da sipariş edilebildiği anlamına gelir. İfade, ürünün mevcut satış durumunu anlatmak için be fiilinden sonra gelir. Pre-sale satın almanın ne zaman açıldığını belirtir, fiyatı değil. İndirim ayrıca belirtilmedikçe ön satıştaki bir ürün tam fiyatla satılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “genel satıştan önce satın alınabilir” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Fan-club tickets are already ____, but general ticket sales begin on Friday.
Cevabı göster
on pre-sale
There's links: Çoğul Addan Önce Gündelik There's
There's links ifadesinde there's, çoğul ad öbeği links'i sunar. Standart özne-fiil uyumuna göre çoğul biçim There are links olmalıdır. Doğaçlama konuşmada birçok kişi there's ifadesini çoğul adlardan önce bile sabit bir sunma kalıbı gibi kullanır. Altyazı bu gündelik konuşma kalıbını yansıtır; bunu tanımak yararlıdır ancak dikkatli yazı için en güvenli örnek değildir.
Alıştırma
Bu cümleyi resmî bir rapor açısından değerlendirin: "There's several links in the appendix."
- Resmî yazıya uygun değildir; "There are several links in the appendix." kullanın.
- Resmî yazıya uygundur.
Cevabı göster
Resmî yazıya uygun değildir; "There are several links in the appendix." kullanın.