Kötü Alışkanlıklarınızdan Nasıl Kurtulursunuz: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Bu animasyon labirent, patlamış mısır, kurabiye ve tırnak yeme örnekleriyle tekrarlanan bir eylemin neden otomatikleştiğini ve alternatif davranışın onu nasıl değiştirebildiğini anlatır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. is made up of — Öbek fiiller: “-den oluşmak” anlamını öğrenin ve make up fiilinin uydurmak anlamından ayırın. 2. overrule — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Alışkanlığın bilinçli yargıyı bastırdığı mecazı, resmi bir kararı bozma anlamından ayırt edin. 3. By using / he was able to — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Seçilen yöntemi sonuca bağlayarak rutini değiştirmenin alışkanlığı nasıl değiştirdiğini açıklayın.
Bu derste
This episode is supported by Blue Apron. Kültür
0:00Bu bölüm Blue Apron’ın desteğiyle hazırlanmıştır.
Sponsorluk bildirimi olarak is supported by
Bu açılış bildiriminde is supported by, Blue Apron’ın bölüme finansman veya ticari sponsorluk sağladığı anlamına gelir. Bu, teknik ya da duygusal destekten değil, sponsorluk ilişkisinin açıklanmasından söz eder. Medya, daha doğrudan olan is sponsored by yerine bu tarafsız ifadeyi sıkça kullanır. Bir video veya podcastin başında ya da sonunda supported by ifadesinden sonra bir marka adı geliyorsa bu genellikle ticari bir ilişkiye işaret eder.
Alıştırma
Bir bölümün başında konuşmacı This episode is supported by Blue Apron. diyor. is supported by en olası olarak neyi ifade eder?
- Marka konuşmacılara duygusal destek verdi.
- Marka bölüme sponsorluk veya finansman sağladı.
- Marka bölümdeki teknik bir sorunu onardı.
Cevabı göster
Marka bölüme sponsorluk veya finansman sağladı.
We all have habits we'd like to break, Dilbilgisi
0:02Hepimizin kurtulmak istediği alışkanlıkları var;
habits we'd like to break: nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürülmesi
habits we'd like to break, ardından bir ilgi cümleciği gelen bir isim yapısıdır. Tam biçimi habits that we'd like to break şeklindedir: habits, break fiilinin nesnesi olarak anlaşılır; bu yüzden nesne görevindeki that ilgi zamiri düşürülebilir. Burada we'd, we would anlamındadır; dolayısıyla we'd like to break, we would like to break demektir. Yeniden kullanılabilir kalıp isim + özne + fiil şeklindedir ve isim, ilgi cümleciğinde eksik olan nesne konumunu doldurur.
Alıştırma
Cümleyi that we'd like to break yapısının kısa biçimiyle tamamlayın: These are habits ____.
Cevabı göster
we'd like to break
whether it's biting your fingernails, smoking, or eating late at night. Dilbilgisi
0:04tırnak yemek, sigara içmek ya da gece geç saatte yemek yemek gibi.
Olası durumları sıralamak için whether it's A, B, or C
Bu cümlede whether it's, birinin bırakmak isteyebileceği alışkanlıklara birkaç örnek getirir. Tırnak yemek, sigara içmek ve gece geç saatte yemek, aynı genel ifadenin kapsadığı üç olası durumdur; konuşan kişi evet ya da hayır cevabı isteyen bir soru sormaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp whether it's A, B, or C şeklindedir. “Bunlardan hangisi olursa olsun” anlamına gelir ve son ögeyi genellikle or getirir. A, B ve C dil bilgisi açısından paralel biçimlerde olmalıdır.
Alıştırma
Kulübün sıralanan her durumda çocuğu kabul ettiğini anlatan tamamlamayı seçin: “The club welcomes every child, ____.”
- only if it's their first visit, their tenth visit, or their return after a long break
- whether it's their first visit, their tenth visit, or their return after a long break
- because it's their first visit, their tenth visit, or their return after a long break
Cevabı göster
whether it's their first visit, their tenth visit, or their return after a long break
But why are these habits so hard to break?
0:08Peki bu alışkanlıklardan kurtulmak neden bu kadar zor?
Perhaps you think your day is made up of deliberate conscious decisions, Öbek fiiller
0:11Belki gününüzün bilinçli ve kasıtlı kararlarla şekillendiğini düşünüyorsunuzdur,
Is made up of: bir bütünün parçalarını belirtmek
Is made up of, “şunlardan oluşur” veya “bunları parçaları olarak içerir” anlamına gelir. Burada your day bütünü, deliberate conscious decisions ise bu bütünü oluşturan parçaları gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı “bütün + be + made up of + parçalar” şeklindedir. Zamana ve özneye göre be biçimini değiştirin: is made up of, was made up of veya are made up of. Bu, edilgen görünen kalıplaşmış bir ifadedir; “uydurulmuştur” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “şunlardan oluşur” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: “The science club ____ students from three different grades.”
Cevabı göster
is made up of
but in reality, bir varsayımı düzeltmek için
But in reality bir karşıtlık belirtecidir. Sonraki ifadenin önceki varsayımı veya görünen durumu düzelttiğini ya da sorguladığını gösterir. Bu bölümde, günlük davranışların bilinçli kararlardan kaynaklandığı düşüncesine ters düşen araştırma kanıtlarını sunar. Bu ifadeyi, doğru gibi görünen veya insanların inandığı bir durumdan gerçek duruma geçerken kullanın. In reality gerçeklere işaret eder, but ise dönüşü açıkça gösterir.
Alıştırma
Gerçek durumu tanıtan ders ifadesini seçerek cümleyi tamamlayın: The recipe looks easy, but ____ it takes careful timing.
- in advance
- for example
- in reality
- at least
Cevabı göster
in reality
a University of Duke study found that 45% of your everyday behaviors
0:15Duke Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, günlük davranışlarınızın %45’inin
are actions that you repeat every day and tend to do in the same location. Dilbilgisi
0:20her gün tekrarladığınız ve genellikle aynı yerde yaptığınız eylemler olduğunu ortaya koydu.
tend to do: genel bir eğilimi anlatmak
Tend to do genel bir eğilimi anlatır: Bir şey sık sık olur ama her seferinde olmaz. Bu cümlede, insanların bu eylemleri genellikle aynı yerde yaptığını belirtir. Yapı özne + tend to + fiilin yalın hâlidir: I tend to walk ve she tends to walk. Bu yapı birinin planını veya niyetini değil, genellikle ne olduğunu anlatır; bu yüzden always kadar kesin değildir.
Alıştırma
Planı değil, genel bir eğilimi anlatan ifadeyi seçin: When I feel nervous, I ____ speak too quickly.
- want to
- intend to
- tend to
- am intending to
Cevabı göster
tend to
Habits are attributed to one of the most primitive structures in your brain, Kalıp ifadeler
0:25Alışkanlıklar, beyninizdeki en ilkel yapılardan biriyle ilişkilendirilir:
are attributed to: edilgen yapıyla neden belirtme
Bu cümlede are attributed to, “…… sonucu olduğu düşünülür” veya “…… kaynaklı olduğu kabul edilir” anlamına gelir. Edilgen yapı odağı habits üzerinde tutar ve ardından olası kaynak olarak beynin ilkel yapılarından birini sunar. Temel kalıp attribute A to B şeklindedir: A açıklanan sonuç, B ise öne sürülen neden veya kaynaktır. Edilgen A + be + attributed to + B yapısında da ilişkilendirmenin yönü aynı kalır.
Alıştırma
Cümleyi attribute to ifadesinin geniş zamandaki resmî edilgen biçimiyle tamamlayın: According to the report, these improvements ____ better training rather than new equipment.
Cevabı göster
are attributed to
the same region that helps control processes such as breathing and swallowing.
0:30Bu bölge, nefes alma ve yutkunma gibi süreçleri kontrol etmeye de yardımcı olur.
basal ganglia: derin beyin yapılarının çoğul adı
Basal ganglia, beynin derinlerinde bulunan bir yapı grubunun anatomik adıdır. Bu cümlede terim; alışkanlık, nefes alma ve yutkunma gibi otomatik süreçlerle ilişkilendirilen beyin bölgesini belirtir. Açıklamayı takip etmek için bu bilgi yeterlidir. İfade, virgüllerle ayrılmış bir açıklayıcı eş görevli ögedir ve one of the most primitive structures in your brain sözünü yeniden adlandırır. Ganglia, ganglion sözcüğünün çoğuludur; dolayısıyla basal ganglia biçim olarak çoğuldur ve özenli bilimsel İngilizcede genellikle çoğul fiille kullanılır.
Alıştırma
Cümlede basal ganglia neyi ifade ediyor?
- Beynin derinlerindeki bir yapı grubu
- Bir nefes alma tekniği
- Bir araştırma kuruluşunun adı
Cevabı göster
Beynin derinlerindeki bir yapı grubu
a mouse sits behind a gate of a T-shaped maze where to the left is a piece of chocolate. Dilbilgisi
0:35bir fare, sol tarafında bir parça çikolata bulunan T biçimindeki labirentin giriş kapısının arkasında bekler.
to the left is ... ile yer bildiren devrik yapı
To the left is a piece of chocolate cümlesinde yer bildiren devrik yapı kullanılır. Baştaki yer ifadesi to the left, önce nereye bakacağımızı söyler; is ise gerçek özne a piece of chocolate ifadesinden önce gelir. Buradaki kalıp yer ifadesi + be + özne şeklindedir. Sahneyi konum konum kurar: önce yer, sonra orada bulunan şey.
Alıştırma
to the right sözcüklerini ve be fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi yer bildiren devrik yapıyla tamamlayın: ____ two empty chairs.
Cevabı göster
To the right are
the mouse explores the maze, sniffing and scratching at the walls. Dilbilgisi
0:40fare duvarları koklayıp tırmalayarak labirenti keşfe çıkar.
sniffing and scratching at the walls ile eş zamanlı eylemler eklemek
sniffing and scratching at the walls sözcükleri bir -ing ortaç öbeği oluşturur. Fare labirenti keşfederken gerçekleşen eylemleri ekler; ana olay explores olarak kalır. İki -ing fiilinin açıkça tekrarlanmayan eyleyeni, ana cümlenin öznesi olan the mouse ifadesidir. Bu kalıpla ikinci bir tam cümle başlatmadan eş zamanlı veya ana eyleme eşlik eden hareketler ekleyebilirsiniz.
Alıştırma
Eş zamanlı eylemler eklemek için check ve tighten fiillerinin -ing biçimleriyle tamamlayın: The mechanic inspected the bicycle, ____ each bolt.
Cevabı göster
checking and tightening
First, ... and then ... eventually ile açık bir zaman çizgisi kurmak
First başlangıç adımını belirtir, and then sonraki eylemi tanıtır ve eventually aradaki süreçten sonra ulaşılan sonucu gösterir. Bu ifadeler ayrı eylemleri basit bir liste olmaktan çıkarıp sıralı bir zaman çizgisine dönüştürür. Eventually, sonucun yalnızca mümkün olduğu anlamına gelmez. Farenin çikolatayı gerçekten bulduğunu, ancak bunun keşif süreci ilerledikten sonra gerçekleştiğini anlatır.
Alıştırma
Süreci First, and then ve eventually sıralama ifadeleriyle tamamlayın: ____, Leo opens the map; ____ he follows the river; ____ he reaches the campsite.
Cevabı göster
First · and then · eventually
A scan of the basal ganglia shows it's working furiously throughout the whole process.
0:48Bazal gangliyonların taraması, bu yapının tüm süreç boyunca harıl harıl çalıştığını gösterir.
the mouse runs immediately towards the chocolate once the gate clicks.
0:54kapıdan klik sesi gelir gelmez fare doğruca çikolataya koşar.
there's very little brain activity once the gate clicks,
0:59klik sesinden sonra beyinde çok az etkinlik görülür
and the brain doesn't fire back up again until it reaches the chocolate. Notlar
1:01ve beyin, fare çikolataya ulaşana dek yeniden harekete geçmez.
Süreç aşamasını belirtmek için At this point,
At this point, ifadeyi anlatımın o anda ulaştığı sürecin belirli aşamasına bağlar. Burada düşük beyin etkinliğinin eğitimin bu aşamasında gözlemlenen durum olduğunu gösterir. Point burada görüş veya puan değil, bir zaman çizelgesi ya da süreç içindeki konum anlamına gelir. Bu ifade, yeni bir gözlemi geçerli olmaya başladığı aşamayla ilişkilendirmeye yardımcı olur.
Alıştırma
The team has finished the first round of testing. The results are still too limited for a final decision. Ulaşılmış olan belirli aşamayı belirtmek için ikinci cümleyi en iyi hangi ifade başlatır?
- From this point on
- At some point
- At this point
Cevabı göster
At this point
doesn't fire back up again until: belirli bir noktadan önce eylem yok
doesn't ... until yapısı, belirtilen bir noktadan önce bir eylemin veya durumun gerçekleşmediğini anlatır. Burada hayvan çikolataya ulaşmadan önce beyin yeniden etkinleşmez. Bu yapı, bir eylemin gecikmeli olarak başladığı veya yeniden başladığı noktaya odaklanır: not X until Y, X'in ancak Y gerçekleştikten sonra olabileceği anlamına gelir. Basit bir zaman sıralamasına göre daha önce eylem olmayan dönemi önemli hâle getirir.
Alıştırma
start fiilinin kısaltılmış olumsuz biçimini ve until'i kullanarak cümleyi tamamlayın: The movie ____ everyone was seated.
Cevabı göster
didn't start until
fire back up: yeniden etkinleşmek
Fire back up, durduktan veya düşük bir etkinlik düzeyine indikten sonra yeniden etkinleşmek ya da tekrar çalışmaya başlamak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada beyin etkinliğinin geri gelmesini anlatır. Fire, ateş etmek veya alev anlamına gelmez. Back önceki etkin duruma dönüşü, up ise başlama veya etkinliğin artması fikrini destekler. Bu ifade özellikle makineler, sistemler, motorlar ve bir sistem gibi anlatılan etkinlikler için doğaldır.
Alıştırma
'The heater fired back up after we reset it,' cümlesinde fired back up ne anlama gelir?
- Yeniden çalışmaya başladı.
- Öfkeyle yanıt verdi.
- Alev aldı.
Cevabı göster
Yeniden çalışmaya başladı.
Our brains seek to minimize effort and space, Kalıp ifadeler
1:05Beynimiz, harcadığı çabayı ve kullandığı alanı en aza indirmeye çalışır;
seek to minimize: azaltmaya yönelik resmî bir amaç
Seek to + fiilin yalın hâli bir amaç veya girişim ifade eder. Minimize, bir şeyi pratikte mümkün olan en düşük düzeye indirmek demektir; bu nedenle seek to minimize, “olabildiğince azaltmayı amaçlamak veya buna çalışmak” anlamına gelir. Azaltmanın başarıyla gerçekleştiğini söylemez. Bu cümlede beyin, plan yapıyormuş gibi kişileştirilir. İfade, beynin bilinçli bir kararını değil, daha az çaba ve alan kullanmaya yönelik genel bir eğilimi anlatır.
Alıştırma
Bu dersteki “olabildiğince azaltmayı amaçlar” anlamına gelen resmî ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The new routing system ____ delivery delays without raising costs.
Cevabı göster
seeks to minimize
and this kind of automatic brain behavior is referred to as chunking. Kalıp ifadeler
1:07bu tür otomatik beyin davranışına “öbekleme” denir.
is referred to as: resmî adlandırma kalıbı
Edilgen X is referred to as Y kalıbı, Y’yi X’in adı veya etiketi olarak tanıtır. Burada this kind of automatic brain behavior X, chunking ise Y’dir. To öğesini refer to ifadesinin bir parçası olarak koruyun ve etiketten önce as kullanın. Bu kalıp bir terimi belirtir; yalnızca X’ten söz edildiğini anlatmaz.
Alıştırma
Bu dersteki resmî edilgen adlandırma kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: In music, a repeated pattern of notes ____ an ostinato.
Cevabı göster
is referred to as
Chunking aids in creating a new habit pattern in cells of the brain. Kalıp ifadeler
1:12Öbekleme, beyin hücrelerinde yeni bir alışkanlık örüntüsü oluşmasına yardımcı olur.
aids in creating: aid in + -ing kalıbı
Burada aids in creating, “oluşturmaya yardımcı olur” veya “oluşumuna katkıda bulunur” anlamındadır. Parçalara ayırmayı süreci destekleyen bir etken olarak sunar; bunun tek neden olduğunu veya sonucu garanti ettiğini söylemez. Kalıp aid in + isim veya -ing biçimidir. create, in'den sonra geldiği için creating olur: aids in creating a new habit pattern.
Alıştırma
Cümleyi resmî aid in + -ing kalıbını ve fiilin doğru biçimini kullanarak tamamlayın: A clear schedule ____ a consistent study routine.
Cevabı göster
aids in creating
It's like a task you do every day that you no longer really have to think about, Notlar
1:15Bu, artık üzerinde gerçekten düşünmeniz gerekmeyen, her gün yaptığınız bir iş gibidir:
It's like: benzetme başlatmak
Burada It's like, sırada bir benzetme olduğunu gösterir. Az önce sözü edilen soyut düşünceyi tanıdık bir günlük görev türüyle ilişkilendirerek açıklamanın izlenmesini kolaylaştırır. It, önceki düşünceyi veya durumu temsil eder; like ise “hoşlanmak” anlamındaki fiil değil, “benzer” anlamındaki bir edattır. It's like sonrasında bir isim öbeği veya -ing yan cümlesi kullanılabilir: It's like a daily routine; It's like learning a route.
Alıştırma
Benzetmeyi it is ifadesinin kısaltması ve ardından like kullanarak tamamlayın: ____ having a map in your head.
Cevabı göster
It's like
no longer really have to think about: artık gerçekten düşünmek zorunda olmamak
Burada no longer, daha önce geçerli olan bir durumun artık sona erdiğini gösterir. Bu iş önceden bilinçli dikkat gerektiriyordu, ancak kişi artık her adımı gerçekten düşünmek zorunda değildir. No longer really have to think about ifadesi, kişinin bu işi daha önce hiç düşünmediği anlamına gelmez. Bilinçli biçimde düşünme gereksiniminin azaldığını anlatır; really sözü ifadeyi daha az kesin ve daha konuşma diline uygun hâle getirir.
Alıştırma
Önceki bir gereksinimin sona erdiğini göstermek için cümleyi no longer, really ve have to ile tamamlayın: The app remembers my password, so I ____ type it every time.
Cevabı göster
no longer really have to
brushing your teeth, or backing out of your driveway, Öbek fiiller
1:19dişlerinizi fırçalamak ya da arabanızı garaj yolundan geri geri çıkarmak gibi;
backing out of your driveway: garaj yolundan geri geri çıkmak
Burada backing out of, bir aracın gerçek hareketini anlatır. Backing, aracı geri viteste sürmek; out of ise garaj yolundan dışarıya, genellikle sokağa doğru hareket etmek anlamındadır. Back out of + yer kalıbı, bir aracı o yerden geri geri çıkarmayı anlatabilir. Back out of bir sözden veya anlaşmadan çekilmek anlamına da gelebilir; ancak burada driveway sözcüğü fiziksel sürüş anlamını açıkça gösterir.
Alıştırma
Nina is backing out of her driveway cümlesinde Nina ne yapıyor?
- Garaj yoluyla ilgili bir anlaşmadan çekiliyor.
- Garaj yolunda geriye doğru yürüyor.
- Aracını garaj yolundan geri geri çıkarıyor.
Cevabı göster
Aracını garaj yolundan geri geri çıkarıyor.
skills that were once difficult to master, Anlatım akışı
1:22bir zamanlar ustalaşması zor olan bu beceriler
were once ... but now become automatic: bir zamanlar zordu, ancak artık otomatikleşiyor
were once ... but now become ... kalıbı cümleyi geçmişteki bir durum ile şimdiki sonuç arasındaki karşıtlık olarak düzenler. were once zorluğu geçmişe yerleştirirken but now dikkati neyin değiştiğine yöneltir. Burada once, 'bir kez' değil, 'geçmişte bir zamanlar' anlamındadır. Bu karşıtlık, tekrarlanan alıştırmanın çaba isteyen becerileri otomatik gerçekleşen eylemlere dönüştürebileceğini vurgular.
Alıştırma
Geçmiş ile şimdi arasında net bir karşıtlık oluşturmak için cümleyi once ve but now ile tamamlayın: Public speaking was ____ terrifying for Maya, ____ it feels natural.
Cevabı göster
once · but now
Step one ... Step two ... step three: birinci, ikinci ve üçüncü adım
Step one, Step two ve step three, bir açıklamayı numaralandırılmış üç aşamaya ayıran sıralama ifadeleridir. Dinleyiciyi alışkanlık döngüsünde sabit bir sırayla yönlendirirler: işaret, rutin ve ardından ödül. Sayılar, aşamaların süreçteki konumunu belirtir; herhangi bir aşamanın ne kadar sürdüğünü göstermez. step + sayı yapısını tekrarlamak, düzenin daha kolay takip edilmesini ve hatırlanmasını sağlar.
Alıştırma
Step one, Step two ve Step three ifadelerini doğru sırayla kullanın: ____, back up your files. ____, install the update. ____, restart the computer.
Cevabı göster
Step one · Step two · Step three
Intertwine: sıkı biçimde bağlantılı hâle gelmek
Bu cümlede intertwine, ipucu ile ödülün zihinde birbirine sıkı biçimde bağlanması anlamına gelir. Bu mecazi bir kullanımdır; ikisi fiziksel olarak birbirine dolanmaz. Fiil, iki süreç veya düşüncenin, her biri diğerini harekete geçirmeye yardımcı olacak kadar sıkı biçimde birlikte geliştiğini gösterir. Bu mecaz anılar, duygular, hedefler veya nedenlerle ilgili soyut ilişkileri anlatabilir.
Alıştırma
Örnekte intertwine ne anlama geliyor?
- İpucu, ödül ortaya çıkmadan önce kaybolur.
- İpucu ile ödül fiziksel olarak birbirine dolanır.
- İpucu ile ödül psikolojik olarak sıkı biçimde bağlantılı hâle gelir.
Cevabı göster
İpucu ile ödül psikolojik olarak sıkı biçimde bağlantılı hâle gelir.
Creating ...: sonucu bildiren bir -ing yan cümlesi
Creating anticipation and cravings, önceki sürecin sonucunu bildiren bir şimdiki zaman ortacı yan cümlesidir: ipucu ile ödül iç içe geçtikçe beklenti ve güçlü arzular ortaya çıkar. Creating burada bağımsız bir sürerlik fiili değildir. Yan cümle, önceki durumun tamamını neden olarak alır ve böylece İngilizcede bir olay ile onun doğal sonucu kısa ve sıkı biçimde bağlanır.
Alıştırma
Hangi cümle önceki olayın doğal sonucunu bir -ing yan cümlesiyle sunuyor?
- The temperature fell below freezing, making the roads icy.
- The temperature was falling while workers salted the roads.
- Workers salted the roads because the temperature was falling.
Cevabı göster
The temperature fell below freezing, making the roads icy.
our brain stops fully participating in decision making. Kalıp ifadeler
1:46beynimiz karar verme sürecine tam olarak katılmayı bırakır.
go into automatic mode ifadesinin anlamı
“Go into automatic mode”, bir makine otomatik çalışmaya geçmiş gibi, tanıdık bir şeyi çok az bilinçli dikkatle yapmaya başlamak anlamına gelen bir benzetmedir. Bu cümlede ifade, rutinlerin etkin karar vermeyi neden azalttığını açıklar: tekrarlanan eylemler bilinçli bir seçim yerine alışkanlıkla yürüyebilir. Beynin gerçekten mod değiştirdiği veya çalışmayı bıraktığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnekte go into automatic mode ne anlama geliyor?
- Beynin tamamen kapandığı anlamına gelir.
- İnsanların daha az bilinçli düşünerek alışkanlıkla hareket etmeye başladığı anlamına gelir.
- Rutinin bir makine tarafından kontrol edildiği anlamına gelir.
Cevabı göster
İnsanların daha az bilinçli düşünerek alışkanlıkla hareket etmeye başladığı anlamına gelir.
Participate in decision making: karar verme sürecine katılmak
“Participate in decision making”, ne yapılması gerektiğini seçme sürecinde yer almak anlamına gelir. Bu, kişinin tek başına veya nihai karar yetkisine sahip olduğu anlamına gelmek zorunda değildir. Participate fiili normalde bir etkinlikten önce in alır. Burada participating, stops sözcüğünden sonra gelir çünkü stop + -ing bir etkinliği bırakmak anlamındadır; decision making ise süreci genel ve sayılamayan bir anlamda adlandırır.
Alıştırma
Eksik edatı doldurun: Staff members can participate ____ decision making without having final authority.
Cevabı göster
in
Our habits will automatically unfold every time there is a cue. Dilbilgisi
1:49Bir tetikleyici ortaya çıktığında alışkanlıklarımız kendiliğinden devreye girer.
Every time there is a cue: tekrarlanan bir tetikleyici
Every time, belirli tek bir anı değil, olayın her gerçekleştiği durumu kapsayan bir zaman yan cümlesi başlatır. Burada every time there is a cue, bir tetikleyici her ortaya çıktığında alışkanlığın devreye girdiği anlamına gelir. every time + özne + fiil kalıbı, istikrarlı veya tekrarlanan ilişkileri anlatmak için kullanışlıdır. Genel bir when yan cümlesine kıyasla, sonucun her seferinde gerçekleştiğini açıkça vurgular.
Alıştırma
İngilizce cümleyi hedeflenen iki sözcüklü zaman ifadesiyle tamamlayın: The app sends an alert ____ the door opens.
Cevabı göster
every time
These habits can be so entrenched that the reward doesn't even have to be good. Notlar
1:53Bu alışkanlıklar öylesine kökleşebilir ki ödülün iyi olması bile gerekmez.
So entrenched that: sonuca yol açan derece
so entrenched that ifadesinde so, entrenched sıfatını niteleyen bir derece zarfıdır. Ardından gelen that yan cümlesi bu aşırı derecenin sonucunu verir: alışkanlıklar, iyi bir ödülün bile gereksiz olacağı kadar derin biçimde yerleşmiştir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp so + sıfat/zarf + that + sonuç yan cümlesidir. Burada so, “bu nedenle” anlamına gelmez; entrenched ile birlikte kullanılır ve sonucu hazırlar.
Alıştırma
İngilizce sonuç yapısını tamamlayın: The password rule was ____ strict ____ several users were locked out.
Cevabı göster
so · that
entrenched habits: kökleşmiş ve değiştirilmesi zor alışkanlıklar
Bu cümlede entrenched, zaman içinde iyice yerleşmiş alışkanlıkları anlatır. Böyle alışkanlıkları değiştirmek zordur; bu yüzden ödül kötü olsa bile alışkanlık devam edebilir. habits can be entrenched yapısında sıfattan sonra be gelir. Bu kelime, bir örüntünün ne kadar sağlam yerleştiğini vurgular; fiziksel olarak derin olduğunu anlatmaz.
Alıştırma
'The old approval process was so entrenched that the company needed months to replace it' cümlesinde entrenched ne anlama gelir?
- Derin biçimde yerleşmiş ve değiştirilmesi zor
- Fiziksel olarak toprağa kazılmış
- Çok güçlü veya yoğun
- Yakın zamanda oluşturulmuş ve denenmemiş
Cevabı göster
Derin biçimde yerleşmiş ve değiştirilmesi zor
A study of habitual popcorn eaters at the movies
1:57Sinemada alışkanlık gereği patlamış mısır yiyen kişiler üzerinde yapılan bir araştırma,
and they ate the same amount of popcorn regardless of whether it was stale or fresh. Dilbilgisi
2:04ve patlamış mısır bayat da olsa taze de olsa aynı miktarda yediklerini ortaya koydu.
minimally impacted by: çok küçük bir etkiyi belirtmek
Bu cümlede minimally impacted by, bir etkenden yalnızca çok küçük ölçüde etkilenmek anlamına gelir. Patlamış mısır yiyen kişilerin açlığı ve yiyeceği sevme düzeyi, yedikleri miktarı çok az değiştirmiştir. Yapı be + minimally impacted by + etken şeklindedir: minimally, edilgen yapıdaki impacted fiilinin etkisini sınırlar. Etkinin küçük olduğunu söyler; etkinin mutlaka sıfır olduğunu söylemez.
Alıştırma
Elektrik kesintisinin etkinlikte bir değişikliğe yol açtığını, ancak bu değişikliğin çok küçük olduğunu anlatan cümle hangisidir?
- The event was minimally impacting by the power cut.
- The event was minimally impacted by the power cut.
- The event was strongly impacted by the power cut.
- The event was unaffected by the power cut.
Cevabı göster
The event was minimally impacted by the power cut.
regardless of whether A or B: sonuç değişmez
regardless of whether A or B yapısında whether iki seçeneği sunar; regardless of ise hangisi doğru olursa olsun ana sonucun bundan etkilenmediğini belirtir. Bu cümlede patlamış mısırın bayat ya da taze olması yenilen miktarı değiştirmemiştir. Kalıp, ana sonuç + regardless of whether + A or B şeklindedir. Whether yan cümlesi, of edatının isim benzeri bir tamamlayıcısı olarak işlev görür.
Alıştırma
Sonucun iki durumda da değişmediğini göstermek için cümleyi regardless ile başlayan üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The match will continue ____ it rains or stays dry.
Cevabı göster
regardless of whether
Our habits often overrule what we know is good for us. Kelime
2:09Alışkanlıklarımız çoğu zaman, bizim için neyin iyi olduğuna dair bildiğimiz doğruların önüne geçer.
overrule: bir güç sağduyuya üstün geldiğinde
Overrule sözcüğü gerçek anlamıyla, daha yüksek yetkiye sahip birinin bir kararı veya hükmü reddetmesi demektir. Bu cümlede mecaz anlamdadır: Alışkanlıklar, kişinin bilinçli olarak yararlı olduğunu bildiği şeyi bozan bir otorite gibi gösterilir. Fiil, bir çatışma ve bu çatışmanın kazananı olduğunu belirtir. Bilgi hâlâ vardır, ancak alışkanlık davranışı daha fazla kontrol eder; bu anlam, yalnızca dikkat etmemekten daha güçlü ve daha özeldir.
Alıştırma
Bir gücün kişinin mantıklı yargısını yendiğini göstermek için cümleyi en iyi hangi fiil tamamlar? Even though Leo knew he should save the money, his impulse to buy the game ___ his better judgment.
- forgot
- overruled
- ignored
Cevabı göster
overruled
a study of America's Take 5 campaign to encourage citizens to eat five fruits and vegetables a day Dilbilgisi
2:13ABD’de vatandaşları günde beş meyve ve sebze yemeye teşvik eden Take 5 kampanyası üzerine yapılan bir araştırma,
encourage citizens to eat: encourage + kişi + to-infinitive
encourage citizens to eat ifadesinde encourage, desteklenen veya ikna edilmeye çalışılan kişiler olarak citizens nesnesini alır; to eat ise yapmaları istenen eylemi belirtir. Kalıp encourage + kişi + to-infinitive şeklindedir. Bir kişi ya da şey belirli bir kişiyi veya grubu harekete geçmeye teşvik ettiğinde bu yapıyı kullanın; nesne, eylemi kimin yapması gerektiğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi encourage fiilinin doğru biçimi ve mastar işaretleyicisiyle tamamlayın: The coach ____ Leo ____ try again.
Cevabı göster
encourages · to
found the program was effective in educating the public, Dilbilgisi
2:18programın halkı bilinçlendirmede etkili olduğunu ortaya koydu.
effective in educating: effective in + -ing biçimi
effective in educating ifadesinde effective programı nitelerken in educating, programın sonuç verdiği belirli etkinliği gösterir. in bir edat olduğu için educating, -ing biçimindedir. Bu ifade sınırlı bir iddiada bulunur: program halka bilgi aktarmayı başarmıştır. Tek başına insanların davranışlarını değiştirdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi effective in + -ing yapısını ve help fiilini kullanarak tamamlayın: The short video was effective ____ students recognize online scams.
Cevabı göster
in helping
Beslenme haberlerinde intake
Bu cümlede intake, insanların tükettiği yiyecek veya içecek miktarı anlamına gelir. Burada özellikle Amerikalıların meyve ve sebze tüketiminden söz edildiği için American intake, bir yere kabul edilen kişi sayısını değil, Amerikalıların ne kadar tükettiğini belirtir. Bu alana özgü anlam beslenme, sağlık ve tıp haberlerinde yaygındır. daily intake ve calorie intake gibi ifadeler genellikle tüketilen miktarı veya tüketilen şeyi belirtir.
Alıştırma
Dersi öğrendiğiniz beslenme haberciliği sözcüğüyle cümleyi tamamlayın: The clinic asked patients to monitor their daily salt ____.
Cevabı göster
intake
Changed ... but Not ...: tekrarlanan fiilin düşürülmesi
İkinci bölümde tekrarlanan changed fiili düşürülür: but not their habits, but it did not change their habits anlamına gelir. Anlaşılan fiil mantıksal olarak habits sözcüğünü de yönetmeye devam eder. Bu paralel eksilti intentions ile habits arasında doğrudan karşıtlık kurar. Ortak eylem yalnızca bir kez söylenince cümle olumlu sonuçtan sınırlamaya hızla geçer ve insanların yapmayı planladıklarıyla gerçekten yaptıkları arasındaki farkı daha güçlü biçimde vurgular.
Alıştırma
Dersinizdeki iki sözcüklü diziyi kullanarak kısa paralel karşıtlığı tamamlayın: The new schedule changed our start time, ____ our workload.
Cevabı göster
but not
Retorik soru olarak What are you to do?
Bu cümlede what are you to do?, “önünüzde hangi hareket seçeneği var?” anlamına gelir. Bağlamda atanmış bir görevi veya planlanmış bir sorumluluğu sormak yerine zor bir durumda nasıl davranılabileceğine işaret eder. Soru çoğu zaman retoriktir; konuşan kişi gerçek bir yanıt beklemeyebilir. Çaresizlik veya kabulleniş ifade edebilir ya da tartışmayı sorunu açıklamaktan çözüm düşünmeye yöneltebilir.
Alıştırma
Örnekte what are you to do? büyük olasılıkla ne anlatıyor?
- Daha önce hangi eylemi gerçekleştirdiniz?
- Size resmî olarak hangi görev planlandı?
- Bu zor durumda hangi hareket seçeneği mevcut?
Cevabı göster
Bu zor durumda hangi hareket seçeneği mevcut?
gives an example of buying a cookie every day around 3:15 p.m. at work.
2:34iş yerinde her gün saat 15.15 civarında kurabiye satın alma örneğini veriyor.
Yumuşatılmış karşılaştırma olarak a bit more complicated
Burada a bit, karşılaştırma yapısı more complicated’ı niteler. Durumun daha basit bir açıklamanın gösterdiğinden biraz daha karmaşık olduğu anlamına gelir; bit ayrı bir nesneyi ifade etmez. Küçük derece bildiren bu niteleyici, düzeltmenin tonunu da yumuşatır. Konuşan kişi daha basit açıklamayı kesin biçimde reddetmek yerine, daha fazla karmaşıklığın hesaba katılması gerektiğini nazikçe belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle bir şeyin beklenenden yalnızca biraz daha karmaşık olduğunu nazikçe söyler?
- The process is a bit more complicated than it looks.
- The process is much more complicated than it looks.
- The process is a bit complicated.
Cevabı göster
The process is a bit more complicated than it looks.
as the cookie can be a bundle of many rewards. Deyimler
2:42çünkü kurabiye, birçok ödülü bir arada sunabilir.
a bundle of many rewards: birçok ödülün birleştiği bir paket
Burada a bundle of many rewards, birkaç yararın tek bir deneyimde bir araya gelmesini anlatan bir benzetmedir. Kurabiye açlığı giderebilir, enerji verebilir, mola imkânı sağlayabilir veya sosyal iletişimi destekleyebilir; fiziksel bir hediye paketi değildir. a bundle of + çoğul isim kalıbı, ayrı şeyleri birleşik bir paket olarak sunar. Bir seçimin, ürünün veya davranışın neden aynı anda birkaç yönden çekici olduğunu açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
İngilizce cümleyi, birkaç yararın tek bir pakette birleşmesi anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The family pass gives visitors ____ useful benefits.
Cevabı göster
a bundle of
It could be a relief from hunger or an energy boost,
2:45Açlığı bastırabilir ya da enerji verebilir,
satiating a craving for something sweet, Kalıp ifadeler
2:48tatlı bir şeye duyulan isteği giderebilir,
satiating a craving for something sweet: tatlı bir şeye duyulan güçlü isteği gidermek
satiating a craving for something sweet ifadesinde satiating, güçlü bir isteği tamamen karşılamak veya gidermek anlamına gelir. a craving karşılanan şeydir; for something sweet ise isteğin neye yöneldiğini belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp satiate + a craving + for + istenen şey biçimindedir. Satiate geçişli bir fiildir, bu yüzden nesne gerektirir: satiate a craving denir, yalnızca satiate for something denmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki resmî eşdizimle tamamlayın: The small dessert was enough to ____ for something sweet.
Cevabı göster
satiate a craving
a nice break from work: işe verilen hoş bir ara
Bu cümlede a nice break from work, çalışmaya geçici olarak ara verip hoş bir şekilde dinlenmek veya ortam değiştirmek anlamına gelir. Break burada bir şeyin kırılması değil, bir dinlenme süresidir; from ise ara verilen etkinliğin iş olduğunu gösterir. a break from + etkinlik veya baskı kaynağı kalıbı a break from studying, a break from caregiving ya da a break from the news şeklinde de kullanılabilir. Nice olumlu bir değerlendirme katar ve molanın ferahlatıcı veya memnuniyet verici olacağını anlatır.
Alıştırma
Çalışmaya verilen hoş ve geçici bir ara anlamındaki ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: After answering emails all morning, Lina took ____ and walked outside.
Cevabı göster
a nice break from work
trial and error: deneme yanılma
Trial and error, bir şeyi deneyerek, neyin işe yaramadığını görerek ve işe yarayan bir çözüm bulunana kadar düzenlemeler yaparak sonuca ulaşmayı anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada trial, mahkeme yargılaması değil, deneme veya test anlamına gelir. After some trial and error, bir süreci tanıtan giriş ifadesidir. Dinleyiciye, ardından gelen sonucun ancak birkaç kusurlu denemeden sonra elde edildiğini bildirir; some ise trial and error ifadesini sayılamayan bütün bir süreç olarak ele alır.
Alıştırma
Tekrarlanan deneme ve düzeltmelerle bir şeyi çözmek anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: We found the correct settings after some ____.
Cevabı göster
trial and error
discovered that what he really craved was socialization that came from buying the cookie. Dilbilgisi
2:58aslında arzuladığı şeyin kurabiye alırken yaşadığı sosyalleşme olduğunu fark etti.
onun gerçekten arzuladığı şey sosyal etkileşimdi
What he really craved was socialization cümlesinde what yan cümlesi özne görevi görür. Anlamı “onun gerçekten arzuladığı şey”dir; bu bir soru değildir. Was socialization bölümü cevabı verir ve dikkati kurabiye satın alma eyleminin kendisinden çok, diğer insanlarla bağlantı kurma gibi daha derin ihtiyaca yöneltir. Bu, bir şeyin gerçekte neyle ilgili olduğunu açıklamak için kullanılan sözde bölünmüş bir cümle yapısıdır.
Alıştırma
Daha az toplantı talebinin arkasındaki gerçek ihtiyacı en iyi hangi cümle vurgular?
- The team what really needed was a clear plan.
- What the team really needed was a clear plan.
- What did the team really need was a clear plan?
Cevabı göster
What the team really needed was a clear plan.
he would get up and find someone to gossip with for 10 minutes instead. Kalıp ifadeler
3:04ayağa kalkıp onun yerine biriyle on dakika dedikodu yapmaya başladı.
biriyle dedikodu yapmak
gossip with someone ifadesinde gossip fiildir ve with, konuşmayı paylaştığınız kişiyi belirtir. Asıl ifadede someone to gossip with, “bu tür bir konuşmayı yapacak biri” anlamına gelir; sondaki with mastar yapısına aittir. Gossiping genellikle başka insanlar hakkında, çoğu zaman özel ayrıntılar veya söylentiler içeren, resmî olmayan konuşmalar yapmaktır. Sadece sohbet etmekten daha özel ve çoğu zaman daha yargılayıcı bir anlam taşır.
Alıştırma
Bu, gossip with ifadesinin doğal ve uygun şekilde gayriresmî bir kullanımı mı? We gossiped with our cousins about the cast after the show.
- Hayır
- Evet
Cevabı göster
Evet
By using the same cue and the same reward of socialization, Dilbilgisi
3:08Aynı tetikleyiciyi ve aynı sosyalleşme ödülünü kullanarak
By using ... he was able to: yöntemi gerçekleşmiş bir sonuca bağlamak
By + -ing biçimi, ana cümledeki sonucu mümkün kılan yöntemi sunar. Burada By using the same cue and the same reward of socialization, sonuca nasıl ulaşıldığını açıklar. He was able to break the cookie habit, yalnızca sahip olduğu bir yeteneği değil, bu belirli durumda başarıyla elde edilen sonucu bildirir. By + -ing ..., subject + was/were able to ... kalıbının bütünü “bu yöntem sayesinde özne bir şeyi yapmayı başardı” anlamına gelir.
Alıştırma
Yöntem ile gerçekleşmiş sonucu bağlayan kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ a checklist, Maya ____ finish the setup without missing a step.
Cevabı göster
By using · was able to
But what about habits that you don't always notice, Anlatım akışı
3:13Peki ya her zaman fark etmediğiniz alışkanlıklar,
But what about ...? ile tartışmanın yönünü değiştirmek
But, önceki noktadan bir geçişi belirtir; what about + isim öbeği ise dinleyicilerden ek bir durumu düşünmelerini ister. Buradaki isim öbeği habits that you don't always notice ifadesidir. Konuşmacı bu alışkanlıkların durumunu veya yerini sormuyor. Bu soru, aksi hâlde gözden kaçabilecek bir kategoriyi gündeme getirerek tartışmada yeni bir kol açıyor.
Alıştırma
“But what about habits that you don't always notice?” tartışmada ne yapıyor?
- Fark edilmeyen alışkanlıkların önemsiz olduğu sonucuna varır.
- Belirli bir alışkanlığın nerede bulunduğunu sorar.
- Gözden kaçmış olabilecek bir alışkanlık türünü değerlendirilmek üzere gündeme getirir.
Cevabı göster
Gözden kaçmış olabilecek bir alışkanlık türünü değerlendirilmek üzere gündeme getirir.
you think about when you bite your nails.
3:19tırnaklarınızı ne zaman yediğinizi düşünmenizi öneriyor.
In the case of ...: Belirli bir durumu tanıtmak
In the case of, ardından gelecek açıklamanın odağı olarak belirli bir durumu veya kategoriyi tanıtır. Burada konuşan kişi, tüm olası nedenlerden söz etmek yerine tartışmayı can sıkıntısına daraltır. Yapı in the case of + isim veya isim öbeğidir. Bu ifade bilgiyi düzenler ve hangi durumun incelendiğini gösterir; buradaki case hukuki bir dava anlamına gelmez.
Alıştırma
Can sıkıntısını bir önlem olarak değil, tartışılan belirli konu olarak sunan ifade hangisidir?
- In case of boredom
- In the case of boredom
Cevabı göster
In the case of boredom
you need to mark down every time in your day you feel bored and have the compulsion to bite your nails. Notlar
3:28gün içinde her sıkıldığınızda ve tırnak yeme dürtüsü hissettiğinizde bunu not etmelisiniz.
mark down: Bir olayı veya ayrıntıyı kaydetmek
Burada mark down, “yazılı olarak kaydetmek” anlamına gelen bir phrasal verb'dür. Nesnesi, bu duygu ve dürtünün ortaya çıktığı her zamandır; yani konuşan kişi bu anların yazılı bir kaydının tutulmasını istemektedir. Mark down aynı zamanda fiyatı düşürmek anlamına da gelebilir, ancak bu anlam genellikle bir ürünün veya fiyatın bulunduğu alışveriş bağlamında kullanılır. Bu cümlede davranış takip edildiği için kayıt tutma anlamı seçilir.
Alıştırma
“Please mark down each time the alarm rings” cümlesinde mark down ne anlama gelir?
- Record each occurrence
- Reduce the price of each item
- Make a visible mark on each item
Cevabı göster
Record each occurrence
have the compulsion to bite: karşı konulması zor bir dürtü
have the compulsion to + fiilin yalın hâli yapısı, bir eylemi gerçekleştirmeye yönelik güçlü bir içsel dürtü yaşamayı anlatır. Bu cümlede bite, belirli eylemi, yani tırnak yemeyi belirtir. Compulsion, basit bir istekten daha güçlüdür. Dürtüye karşı koymanın zor olduğunu ve dürtünün tekrarlanabileceğini düşündürür; dolayısıyla ifade sıradan bir tercihi değil, tekrarlanan davranışın nedenini açıklar.
Alıştırma
Cümleyi have + the + compulsion + to yapısını kullanarak tamamlayın: When I feel anxious, I sometimes ____ check the lock again and again.
Cevabı göster
have the compulsion to
But then you want to implement a competing response. Kelime
3:36Ardından, onun yerine geçecek bir tepki geliştirmelisiniz.
competing response: alışkanlıkla bağdaşmayan ikame davranış
Davranış değişikliğinde competing response, istenmeyen alışkanlıkla aynı anda rahatça yapılamayan, bilinçli olarak seçilmiş bir ikame eylemdir. Örneğin elleri ceplere koymak, elleri ağızdan uzak tutarak tırnak yemeyi engelleyebilir. Buradaki competing, kazanmaya çalışan iki kişiyi değil, birbiriyle bağdaşmayan iki davranışı anlatır. Aynı tetikleyici ortaya çıktığında ikame davranış kullanılmalı ve kişiye yapabileceği başka bir eylem sunmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi davranış değişikliğinde kullanılan iki kelimelik terimle tamamlayın: Keeping both hands flat on the desk so that you cannot pick at your skin is a ____.
Cevabı göster
competing response
find a substitute that provides a quick physical stimulation,
3:44hızlı bir fiziksel uyarım sağlayacak başka bir davranış bulun;
like rubbing your arm or tapping your knuckles on the desk.
3:47kolunuzu ovuşturmak ya da parmak eklemlerinizi masaya vurmak gibi.
This allows for one habit to be replaced by another with a similar reward, Dilbilgisi
3:50Böylece bir alışkanlık, benzer bir ödül sunan başka bir alışkanlıkla değiştirilebilir
allows for one habit to be replaced by another: değiştirmeyi mümkün kılan yapı
Allows for, bir durumun veya düzenlemenin mümkün kıldığı sonucu anlatır. Buradaki tamamlayıcı, one habit to be replaced by another biçimindeki çekimsiz yan cümledir; dolayısıyla cümle birinin izin verdiğini değil, değiştirmenin mümkün olduğunu söyler. Bu yan cümlede one habit etkilenen ögedir, to be replaced edilgen yapıdadır ve by another onun yerine geçecek ögeyi belirtir. one ... another ikilisi, aynı genel kategorideki iki farklı üyeyi gösterir.
Alıştırma
Cümleyi allows for ve edilgen one ... by another kalıbıyla tamamlayın: The modular design ____ without rebuilding the whole system.
Cevabı göster
allows for one component to be replaced by another
when you're ready to take on a bad habit, Öbek fiiller
3:57kötü bir alışkanlığın üstesinden gelmeye hazır olduğunuzda,
take on a bad habit: kötü alışkanlığı bir zorluk olarak ele almak
Bu bağlamda take on, bir şeyle etkin biçimde yüzleşmek veya onunla uğraşma zorluğunu kabul etmek anlamına gelir. Ready to take on a bad habit, alışkanlığı değiştirmeyi dinleyicinin yüzleşmeye hazır olduğu bir görev olarak sunar. Bu öbek fiilin anlamı bağlama bağlıdır: take on tek başına ortadan kaldırmak anlamına gelmez. Alışkanlığı belirleyip değiştirmeye yönelik çevredeki plan bu amacı sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede take on, bir şeyle yüzleşmek veya bir zorluğu kabul etmek anlamında kullanılmıştır?
- The small team agreed to take on the defending champions.
- The medicine began to take on a bitter taste.
- The store plans to take on two assistants.
Cevabı göster
The small team agreed to take on the defending champions.
just remember, figure out what your body is actually craving, Notlar
3:59bedeninizin aslında neyi arzuladığını bulmanız gerektiğini unutmayın;
figure out: düşünerek cevaba ulaşmak
Burada figure out, “düşünerek, gözlemleyerek veya deneyerek keşfetmek ya da anlamak” demektir. Dinleyiciye yalnızca görünürdeki alışkanlığa tepki vermek yerine bedeninin gerçek isteğini belirlemesi söylenmektedir. Bu ifade genellikle hemen açık olmayan bir cevaba ulaşmayı anlatır. Bu cümlede bir sayıyı hesaplamak veya birinin fiziksel görünüşüne bakmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “düşünme veya araştırma yoluyla anlamak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: We have tried three fixes, but we still need to ____ why the app keeps crashing.
Cevabı göster
figure out
Gömülü soru: what your body is actually craving
What your body is actually craving, figure out fiilinin nesnesi olarak görev yapan gömülü bir wh-sorusudur. Belirlenmesi gereken bilinmeyen bilgiyi ifade eder. Soru daha büyük bir ifade veya komutun içine gömülü olduğu için düz cümle sözcük dizilişini kullanır: what + özne (your body) + fiil öbeği (is actually craving). Doğrudan soru dizilişi olan what is your body actually craving biçiminde devrik yapı kurmayın.
Alıştırma
Hangi cümlede figure out sonrasında gömülü soru doğru kullanılmıştır?
- Try to figure out what is your body actually craving.
- Try to figure out what actually is craving your body.
- Try to figure out what your body is actually craving.
Cevabı göster
Try to figure out what your body is actually craving.
use the same cue and a reward that serves the correct purpose, Kalıp ifadeler
4:02aynı tetikleyiciyi ve doğru amaca hizmet eden bir ödülü kullanın,
serve the correct purpose: gerekli işlevi yerine getirmek
Bu cümlede serves the correct purpose, gerçekten ihtiyaç duyulan işlevi yerine getirmek anlamına gelir. Özne reward'dür ve serve + purpose, bu ödülün alışkanlığın ardındaki gerçek ihtiyacı karşılayıp karşılamadığını değerlendirir; serve burada yemek sunmak veya birine hizmet etmek anlamında değildir. Aktarılabilir kalıp something serves a purpose şeklindedir. Purpose, the right purpose, the intended purpose veya the correct purpose gibi ifadelerle belirginleştirilebilir. Odak görünüş ya da niyet değil, işlev ve sonuçtur.
Alıştırma
Cümleyi gerçekten ihtiyaç duyulan işlevi yerine getirmek anlamındaki ifadeyle tamamlayın: A replacement reward should ____, not merely be attractive.
Cevabı göster
serve the correct purpose
and be patient to help build that new habit.
4:06yeni alışkanlığın yerleşmesi için de sabırlı olun.
$40 off their first two weeks with their food service. Kelime
4:20yemek hizmetlerinin ilk iki haftasında 40 dolar indirim sunuyorlar.
the first 100 people to sign up: ilk kaydolan 100 kişi
the first 100 people to sign up ifadesinde to sign up mastar öbeği people sözcüğünden sonra gelir ve sıralamayı belirleyen eylem aracılığıyla grubu tanımlar. The first 100 bir sınır koyar: teklif, kaydı en erken tamamlayan 100 kişiye verilir. Aktarılabilir kalıp the first + number + plural noun + to + base verb şeklindedir; sayı olmadan the first person/thing to + verb kullanılabilir. Bir eylemi diğerlerinden önce kimin tamamladığına göre sıra veya uygunluk belirtir; bu kişilerin eylemi hayatlarında ilk kez yaptığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Teklifi first 20 ve register fiilinin mastar biçimiyle tamamlayın: The ____ students ____ will receive a free ticket.
Cevabı göster
first 20 · to register
Sign up: bir hizmete kaydolmak
Burada sign up, yemek hizmetini kullanmaya başlayabilmek için “kaydolmak” veya “üye olmak” anlamındadır. the first 100 people to sign up, bağlantı üzerinden kaydını tamamlayan ilk 100 kişiyi belirtir. Neye katılındığı zaten belliyse sign up nesnesiz kullanılabilir. Katılınan hizmet, etkinlik veya plandan önce sign up for; bir kişi başka birini kaydederken sign someone up kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “kaydolmak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: To attend the free webinar, please ____ before Friday.
Cevabı göster
sign up
$40 off: 40 dolarlık indirim
Bu teklifte $40 off, normal fiyattan 40 dolar çıkarıldığı anlamına gelir. Müşterinin sonunda ödeyeceği fiyatı değil, indirimin miktarını belirtir. Tutar + off biçimindeki kısa yapı kampanyalarda yaygındır: $10 off an order, €5 off a ticket. Son fiyat, asıl fiyattan belirtilen tutarın çıkarılmasıyla bulunur.
Alıştırma
Bir hizmetin normal fiyatı $75. Kampanyada $40 off yazıyor. İndirimden sonraki fiyat nedir?
- $40
- $45
- $35
Cevabı göster
$35
Not only is Blue Apron an awesome way to be more health-conscious with your food, Dilbilgisi
4:23Blue Apron, beslenme konusunda daha sağlıklı tercihler yapmanın harika bir yolu olmakla kalmıyor,
Cümle başındaki Not only is ... but it helps ... yapısı
Cümle başındaki Not only ilk faydayı özellikle vurgular ve ardından ikinci bir faydanın geleceğini bildirir. Olumsuzluk benzeri sınırlayıcı bu ifade öne alındığı için yardımcı fiil ya da be fiilinin bir biçimi özneden önce gelir: Not only is Blue Apron ..., Not only Blue Apron is ... değil. but yan cümlesi ikinci faydayı ekler ve but it helps ... örneğindeki gibi normal bildirme cümlesi sırasına döner. İki bölüm anlam bakımından paralel ek bilgiler sunmalıdır. but sonrasında also sık kullanılır, ancak bu örnekte görüldüğü gibi zorunlu değildir.
Alıştırma
Şimdiki durumu anlatan bu cümleyi, başta Not only ... but kullanarak tamamlayın: ____ the plan affordable, ____ it also saves time.
Cevabı göster
Not only is · but
They actually deliver farm-fresh ingredients right to your door in a little refrigerated pack Notlar
4:32Çiftlikten gelen taptaze malzemeleri, soğuk tutan küçük bir paketle doğrudan kapınıza getiriyorlar.
Tanıtım amaçlı bileşik sıfat farm-fresh
Farm-fresh, ingredients sözcüğünü niteleyen, kısa çizgiyle birleştirilmiş bileşik bir sıfattır. fresh from the farm, yani çiftlikten yeni gelmiş gibi taze olma fikrini ismin önüne yerleştirilen kısa bir etikette toplar. Burada yeni tedarik edilmiş, doğal ve kaynağına yakın görünen yiyecekleri çağrıştırır. Reklamlarda tanıtım amaçlı bir ifadedir; tek başına ürünün belirli bir çiftlikten geldiğini ya da tam olarak ne zaman hasat edildiğini kanıtlamaz.
Alıştırma
Bir reklam, yumurtaların çok taze olduğunu ve doğrudan çiftlikten geldiğini düşündüren kısa bir sıfat istiyor. “We deliver ___ eggs to your door” cümlesine en uygun seçenek hangisidir?
- farm-fresh
- fresh
- frozen
Cevabı göster
farm-fresh
right to your door ile kesin varış noktasını vurgulama
right to your door ifadesinde right, varış noktasının kesinliğini vurgular: malzemeler yakındaki bir mağazaya, teslim alma noktasına veya genel bir bölgeye değil, müşterinin kapısına kadar getirilir. Aktarılabilir kalıp right to + varış noktası şeklindedir. Burada right, “doğru” veya “solun karşıtı” değil, “tam olarak” ya da “son noktaya kadar” anlamına gelir.
Alıştırma
Bir teslimat hizmeti “We bring the ingredients right to your door.” diyor. Vurgulanan ifade neyi öne çıkarıyor?
- Malzemeler yerel bölgenin herhangi bir yerinde bulunur.
- Sürücü teslimattan önce sağa dönmek zorundadır.
- Malzemeler evin tam girişine ulaşır.
Cevabı göster
Malzemeler evin tam girişine ulaşır.
in the exact portions you need for the recipes,
4:37Üstelik tarifler için gereken miktarlar tam olarak ayarlanmış oluyor;
pretty cool ile rahat bir olumlu değerlendirme
pretty cool ifadesinde pretty, “oldukça” veya “epey” anlamına gelen bir derece zarfıdır; cool ise “iyi, ilgi çekici veya hoş” anlamına gelen gündelik bir sıfattır. Birlikte olumlu bir değerlendirme bildirirler; görünüşten veya sıcaklıktan söz etmezler. Aktarılabilir yapı pretty + sıfat şeklindedir. Bu kullanımda pretty, bir ismi betimlemek yerine sıfatın derecesini değiştirir.
Alıştırma
“The new feature is pretty cool,” cümlesinde pretty cool en doğal olarak ne anlama gelir?
- Kusursuzdur ve geliştirilemez.
- Sıcaklığı düşük olduğu için güzeldir.
- Oldukça iyi ve ilgi çekicidir.
Cevabı göster
Oldukça iyi ve ilgi çekicidir.
Not only are you going to be getting a yummy and healthy meals,
4:42Hem lezzetli ve sağlıklı yemeklere kavuşacaksınız,
but it'll be helping you to learn how to cook
4:45hem de yemek yapmayı öğrenme fırsatı bulacaksınız;
step-by-step: açık aşamalar hâlinde düzenlenmiş
Burada step-by-step, they're (= they are) ifadesinden sonra gelen bir sıfattır. Tariflerdeki işlemlerin açık ve düzenli bir sırayla sunulduğunu, dolayısıyla kolayca takip edilebildiğini anlatır. Vurgu yavaşlıkta değil, düzenlemededir. Bu birleşik ifade, açık aşamalara ayrılmış instructions, guides, explanations ve plans için de kullanılabilir.
Alıştırma
'Açık aşamalar hâlinde düzenlenmiş' anlamındaki kısa çizgili ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: The setup guide gives ____ instructions.
Cevabı göster
step-by-step
There are also different types of plans to choose from Dilbilgisi
4:51Ayrıca seçebileceğiniz farklı plan türleri de var;
plans to choose from: mevcut seçenekler kümesi
plans to choose from yapısında to choose from mastar öbeği plans sözcüğünü niteler. Planlar, birinin seçim yapabileceği mevcut seçenekler kümesidir; seçme eylemini yapan planlar değildir. İngilizcede bu isim + mastar yapısında edat yaygın olarak sonda bırakılır: options to pick from, people to learn from, places to travel to. Burada from gereklidir; çünkü choose from alternatifleri içeren kümeyi belirtir.
Alıştırma
Planların mevcut seçenekler olduğunu gösteren mastar öbeğiyle İngilizce cümleyi tamamlayın: Our website has several plans ____.
Cevabı göster
to choose from
depending on how many people you're cooking for, Dilbilgisi
4:52bunlar, kaç kişi için yemek yaptığınıza göre değişiyor:
Depending on how many people you're cooking for: kaç kişi için yemek pişirdiğinize bağlı olarak
Depending on, bir seçimi veya sonucu değiştiren etkeni belirtir. Burada hangi seçeneğin uygun olduğunu belirleyen ölçüt kişi sayısıdır. How many people you're cooking for, cümle içine yerleştirilmiş bir miktar soru yan cümlesidir; bu nedenle soru dizilimi are you cooking yerine düz cümle dizilimi you're cooking kullanılır. For, cook for someone yapısının parçasıdır ve doğal olarak yan cümlenin sonunda kalır.
Alıştırma
İçinde doğal bir gömülü miktar sorusu bulunan cümleyi seçin.
- We can prepare one or two trays, depending on how many guests you are cook for.
- We can prepare one or two trays, depending on how many guests you're cooking for.
- We can prepare one or two trays, depending on how many guests are you cooking for.
Cevabı göster
We can prepare one or two trays, depending on how many guests you're cooking for.
and all the meals take under 40 minutes. Kalıp ifadeler
4:59ve tüm yemekler 40 dakikadan kısa sürede hazırlanıyor.
Take under 40 minutes: 40 dakikadan az sürmek
Take + bir süre, bir etkinliğin ne kadar zaman gerektirdiğini belirtir. Burada meals dil bilgisel özne olsa da anlatılan şey her yemeği hazırlama işidir. Under 40 minutes bir üst sınır koyar: hazırlık süresi 40 dakikadan azdır. Buradaki take, bir şeyi taşımak anlamına gelmez; under da fiziksel bir konumu anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle güncellemenin tamamlanmasının 40 dakikadan az sürdüğünü belirtir?
- The update takes under 40 minutes.
- The update takes exactly 40 minutes.
- The update starts in 40 minutes.
Cevabı göster
The update takes under 40 minutes.
Thank you so much to Blue Apron for sponsoring this video.
5:02Bu videoya sponsor olduğu için Blue Apron’a çok teşekkür ederiz.