Kötü Alışkanlıklarınızdan Nasıl Kurtulursunuz: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
1.001 kelime 203 kel/dk

Video özeti: Bu animasyon labirent, patlamış mısır, kurabiye ve tırnak yeme örnekleriyle tekrarlanan bir eylemin neden otomatikleştiğini ve alternatif davranışın onu nasıl değiştirebildiğini anlatır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. is made up of — Öbek fiiller: “-den oluşmak” anlamını öğrenin ve make up fiilinin uydurmak anlamından ayırın. 2. overrule — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Alışkanlığın bilinçli yargıyı bastırdığı mecazı, resmi bir kararı bozma anlamından ayırt edin. 3. By using / he was able to — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Seçilen yöntemi sonuca bağlayarak rutini değiştirmenin alışkanlığı nasıl değiştirdiğini açıklayın.

Bu derste

This episode is supported by Blue Apron. Kültür

0:00

Bu bölüm Blue Apron’ın desteğiyle hazırlanmıştır.

Kültür

Sponsorluk bildirimi olarak is supported by

Bu açılış bildiriminde is supported by, Blue Apron’ın bölüme finansman veya ticari sponsorluk sağladığı anlamına gelir. Bu, teknik ya da duygusal destekten değil, sponsorluk ilişkisinin açıklanmasından söz eder. Medya, daha doğrudan olan is sponsored by yerine bu tarafsız ifadeyi sıkça kullanır. Bir video veya podcastin başında ya da sonunda supported by ifadesinden sonra bir marka adı geliyorsa bu genellikle ticari bir ilişkiye işaret eder.

Alıştırma

Bir bölümün başında konuşmacı This episode is supported by Blue Apron. diyor. is supported by en olası olarak neyi ifade eder?

  1. Marka konuşmacılara duygusal destek verdi.
  2. Marka bölüme sponsorluk veya finansman sağladı.
  3. Marka bölümdeki teknik bir sorunu onardı.
Cevabı göster

Marka bölüme sponsorluk veya finansman sağladı.

We all have habits we'd like to break, Dilbilgisi

0:02

Hepimizin kurtulmak istediği alışkanlıkları var;

Dilbilgisi

habits we'd like to break: nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürülmesi

habits we'd like to break, ardından bir ilgi cümleciği gelen bir isim yapısıdır. Tam biçimi habits that we'd like to break şeklindedir: habits, break fiilinin nesnesi olarak anlaşılır; bu yüzden nesne görevindeki that ilgi zamiri düşürülebilir. Burada we'd, we would anlamındadır; dolayısıyla we'd like to break, we would like to break demektir. Yeniden kullanılabilir kalıp isim + özne + fiil şeklindedir ve isim, ilgi cümleciğinde eksik olan nesne konumunu doldurur.

Alıştırma

Cümleyi that we'd like to break yapısının kısa biçimiyle tamamlayın: These are habits ____.

Cevabı göster

we'd like to break

whether it's biting your fingernails, smoking, or eating late at night. Dilbilgisi

0:04

tırnak yemek, sigara içmek ya da gece geç saatte yemek yemek gibi.

Dilbilgisi

Olası durumları sıralamak için whether it's A, B, or C

Bu cümlede whether it's, birinin bırakmak isteyebileceği alışkanlıklara birkaç örnek getirir. Tırnak yemek, sigara içmek ve gece geç saatte yemek, aynı genel ifadenin kapsadığı üç olası durumdur; konuşan kişi evet ya da hayır cevabı isteyen bir soru sormaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp whether it's A, B, or C şeklindedir. “Bunlardan hangisi olursa olsun” anlamına gelir ve son ögeyi genellikle or getirir. A, B ve C dil bilgisi açısından paralel biçimlerde olmalıdır.

Alıştırma

Kulübün sıralanan her durumda çocuğu kabul ettiğini anlatan tamamlamayı seçin: “The club welcomes every child, ____.”

  1. only if it's their first visit, their tenth visit, or their return after a long break
  2. whether it's their first visit, their tenth visit, or their return after a long break
  3. because it's their first visit, their tenth visit, or their return after a long break
Cevabı göster

whether it's their first visit, their tenth visit, or their return after a long break

But why are these habits so hard to break?

0:08

Peki bu alışkanlıklardan kurtulmak neden bu kadar zor?

Perhaps you think your day is made up of deliberate conscious decisions, Öbek fiiller

0:11

Belki gününüzün bilinçli ve kasıtlı kararlarla şekillendiğini düşünüyorsunuzdur,

Öbek fiiller

Is made up of: bir bütünün parçalarını belirtmek

Is made up of, “şunlardan oluşur” veya “bunları parçaları olarak içerir” anlamına gelir. Burada your day bütünü, deliberate conscious decisions ise bu bütünü oluşturan parçaları gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı “bütün + be + made up of + parçalar” şeklindedir. Zamana ve özneye göre be biçimini değiştirin: is made up of, was made up of veya are made up of. Bu, edilgen görünen kalıplaşmış bir ifadedir; “uydurulmuştur” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “şunlardan oluşur” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: “The science club ____ students from three different grades.”

Cevabı göster

is made up of

but in reality, Anlatım akışı

0:14

ama gerçekte,

Anlatım akışı

but in reality, bir varsayımı düzeltmek için

But in reality bir karşıtlık belirtecidir. Sonraki ifadenin önceki varsayımı veya görünen durumu düzelttiğini ya da sorguladığını gösterir. Bu bölümde, günlük davranışların bilinçli kararlardan kaynaklandığı düşüncesine ters düşen araştırma kanıtlarını sunar. Bu ifadeyi, doğru gibi görünen veya insanların inandığı bir durumdan gerçek duruma geçerken kullanın. In reality gerçeklere işaret eder, but ise dönüşü açıkça gösterir.

Alıştırma

Gerçek durumu tanıtan ders ifadesini seçerek cümleyi tamamlayın: The recipe looks easy, but ____ it takes careful timing.

  1. in advance
  2. for example
  3. in reality
  4. at least
Cevabı göster

in reality

a University of Duke study found that 45% of your everyday behaviors

0:15

Duke Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, günlük davranışlarınızın %45’inin

are actions that you repeat every day and tend to do in the same location. Dilbilgisi

0:20

her gün tekrarladığınız ve genellikle aynı yerde yaptığınız eylemler olduğunu ortaya koydu.

Dilbilgisi

tend to do: genel bir eğilimi anlatmak

Tend to do genel bir eğilimi anlatır: Bir şey sık sık olur ama her seferinde olmaz. Bu cümlede, insanların bu eylemleri genellikle aynı yerde yaptığını belirtir. Yapı özne + tend to + fiilin yalın hâlidir: I tend to walk ve she tends to walk. Bu yapı birinin planını veya niyetini değil, genellikle ne olduğunu anlatır; bu yüzden always kadar kesin değildir.

Alıştırma

Planı değil, genel bir eğilimi anlatan ifadeyi seçin: When I feel nervous, I ____ speak too quickly.

  1. want to
  2. intend to
  3. tend to
  4. am intending to
Cevabı göster

tend to

These are your habits.

0:24

İşte bunlar alışkanlıklarınızdır.

Habits are attributed to one of the most primitive structures in your brain, Kalıp ifadeler

0:25

Alışkanlıklar, beyninizdeki en ilkel yapılardan biriyle ilişkilendirilir:

Kalıp ifadeler

are attributed to: edilgen yapıyla neden belirtme

Bu cümlede are attributed to, “…… sonucu olduğu düşünülür” veya “…… kaynaklı olduğu kabul edilir” anlamına gelir. Edilgen yapı odağı habits üzerinde tutar ve ardından olası kaynak olarak beynin ilkel yapılarından birini sunar. Temel kalıp attribute A to B şeklindedir: A açıklanan sonuç, B ise öne sürülen neden veya kaynaktır. Edilgen A + be + attributed to + B yapısında da ilişkilendirmenin yönü aynı kalır.

Alıştırma

Cümleyi attribute to ifadesinin geniş zamandaki resmî edilgen biçimiyle tamamlayın: According to the report, these improvements ____ better training rather than new equipment.

Cevabı göster

are attributed to

the basal ganglia, Kültür

0:29

bazal gangliyonlarla.

the same region that helps control processes such as breathing and swallowing.

0:30

Bu bölge, nefes alma ve yutkunma gibi süreçleri kontrol etmeye de yardımcı olur.

Kültür

basal ganglia: derin beyin yapılarının çoğul adı

Basal ganglia, beynin derinlerinde bulunan bir yapı grubunun anatomik adıdır. Bu cümlede terim; alışkanlık, nefes alma ve yutkunma gibi otomatik süreçlerle ilişkilendirilen beyin bölgesini belirtir. Açıklamayı takip etmek için bu bilgi yeterlidir. İfade, virgüllerle ayrılmış bir açıklayıcı eş görevli ögedir ve one of the most primitive structures in your brain sözünü yeniden adlandırır. Ganglia, ganglion sözcüğünün çoğuludur; dolayısıyla basal ganglia biçim olarak çoğuldur ve özenli bilimsel İngilizcede genellikle çoğul fiille kullanılır.

Alıştırma

Cümlede basal ganglia neyi ifade ediyor?

  1. Beynin derinlerindeki bir yapı grubu
  2. Bir nefes alma tekniği
  3. Bir araştırma kuruluşunun adı
Cevabı göster

Beynin derinlerindeki bir yapı grubu

In an MIT experiment,

0:34

MIT’de yapılan bir deneyde,

a mouse sits behind a gate of a T-shaped maze where to the left is a piece of chocolate. Dilbilgisi

0:35

bir fare, sol tarafında bir parça çikolata bulunan T biçimindeki labirentin giriş kapısının arkasında bekler.

Dilbilgisi

to the left is ... ile yer bildiren devrik yapı

To the left is a piece of chocolate cümlesinde yer bildiren devrik yapı kullanılır. Baştaki yer ifadesi to the left, önce nereye bakacağımızı söyler; is ise gerçek özne a piece of chocolate ifadesinden önce gelir. Buradaki kalıp yer ifadesi + be + özne şeklindedir. Sahneyi konum konum kurar: önce yer, sonra orada bulunan şey.

Alıştırma

to the right sözcüklerini ve be fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi yer bildiren devrik yapıyla tamamlayın: ____ two empty chairs.

Cevabı göster

To the right are

When the door clicks,

0:40

Kapıdan bir klik sesi geldiğinde,

the mouse explores the maze, sniffing and scratching at the walls. Dilbilgisi

0:40

fare duvarları koklayıp tırmalayarak labirenti keşfe çıkar.

Dilbilgisi

sniffing and scratching at the walls ile eş zamanlı eylemler eklemek

sniffing and scratching at the walls sözcükleri bir -ing ortaç öbeği oluşturur. Fare labirenti keşfederken gerçekleşen eylemleri ekler; ana olay explores olarak kalır. İki -ing fiilinin açıkça tekrarlanmayan eyleyeni, ana cümlenin öznesi olan the mouse ifadesidir. Bu kalıpla ikinci bir tam cümle başlatmadan eş zamanlı veya ana eyleme eşlik eden hareketler ekleyebilirsiniz.

Alıştırma

Eş zamanlı eylemler eklemek için check ve tighten fiillerinin -ing biçimleriyle tamamlayın: The mechanic inspected the bicycle, ____ each bolt.

Cevabı göster

checking and tightening

First, Anlatım akışı

0:44

Önce

it explores to the right and then to the left,

0:44

sağ tarafı, ardından sol tarafı araştırır

eventually finding the chocolate.

0:46

ve sonunda çikolatayı bulur.

Anlatım akışı

First, ... and then ... eventually ile açık bir zaman çizgisi kurmak

First başlangıç adımını belirtir, and then sonraki eylemi tanıtır ve eventually aradaki süreçten sonra ulaşılan sonucu gösterir. Bu ifadeler ayrı eylemleri basit bir liste olmaktan çıkarıp sıralı bir zaman çizgisine dönüştürür. Eventually, sonucun yalnızca mümkün olduğu anlamına gelmez. Farenin çikolatayı gerçekten bulduğunu, ancak bunun keşif süreci ilerledikten sonra gerçekleştiğini anlatır.

Alıştırma

Süreci First, and then ve eventually sıralama ifadeleriyle tamamlayın: ____, Leo opens the map; ____ he follows the river; ____ he reaches the campsite.

Cevabı göster

First · and then · eventually

A scan of the basal ganglia shows it's working furiously throughout the whole process.

0:48

Bazal gangliyonların taraması, bu yapının tüm süreç boyunca harıl harıl çalıştığını gösterir.

However,

0:52

Ancak

after a week of training,

0:53

bir haftalık eğitimden sonra,

the mouse runs immediately towards the chocolate once the gate clicks.

0:54

kapıdan klik sesi gelir gelmez fare doğruca çikolataya koşar.

At this point, Anlatım akışı

0:58

Bu aşamada,

there's very little brain activity once the gate clicks,

0:59

klik sesinden sonra beyinde çok az etkinlik görülür

and the brain doesn't fire back up again until it reaches the chocolate. Notlar

1:01

ve beyin, fare çikolataya ulaşana dek yeniden harekete geçmez.

Anlatım akışı

Süreç aşamasını belirtmek için At this point,

At this point, ifadeyi anlatımın o anda ulaştığı sürecin belirli aşamasına bağlar. Burada düşük beyin etkinliğinin eğitimin bu aşamasında gözlemlenen durum olduğunu gösterir. Point burada görüş veya puan değil, bir zaman çizelgesi ya da süreç içindeki konum anlamına gelir. Bu ifade, yeni bir gözlemi geçerli olmaya başladığı aşamayla ilişkilendirmeye yardımcı olur.

Alıştırma

The team has finished the first round of testing. The results are still too limited for a final decision. Ulaşılmış olan belirli aşamayı belirtmek için ikinci cümleyi en iyi hangi ifade başlatır?

  1. From this point on
  2. At some point
  3. At this point
Cevabı göster

At this point

Dilbilgisi

doesn't fire back up again until: belirli bir noktadan önce eylem yok

doesn't ... until yapısı, belirtilen bir noktadan önce bir eylemin veya durumun gerçekleşmediğini anlatır. Burada hayvan çikolataya ulaşmadan önce beyin yeniden etkinleşmez. Bu yapı, bir eylemin gecikmeli olarak başladığı veya yeniden başladığı noktaya odaklanır: not X until Y, X'in ancak Y gerçekleştikten sonra olabileceği anlamına gelir. Basit bir zaman sıralamasına göre daha önce eylem olmayan dönemi önemli hâle getirir.

Alıştırma

start fiilinin kısaltılmış olumsuz biçimini ve until'i kullanarak cümleyi tamamlayın: The movie ____ everyone was seated.

Cevabı göster

didn't start until

Öbek fiiller

fire back up: yeniden etkinleşmek

Fire back up, durduktan veya düşük bir etkinlik düzeyine indikten sonra yeniden etkinleşmek ya da tekrar çalışmaya başlamak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada beyin etkinliğinin geri gelmesini anlatır. Fire, ateş etmek veya alev anlamına gelmez. Back önceki etkin duruma dönüşü, up ise başlama veya etkinliğin artması fikrini destekler. Bu ifade özellikle makineler, sistemler, motorlar ve bir sistem gibi anlatılan etkinlikler için doğaldır.

Alıştırma

'The heater fired back up after we reset it,' cümlesinde fired back up ne anlama gelir?

  1. Yeniden çalışmaya başladı.
  2. Öfkeyle yanıt verdi.
  3. Alev aldı.
Cevabı göster

Yeniden çalışmaya başladı.

Our brains seek to minimize effort and space, Kalıp ifadeler

1:05

Beynimiz, harcadığı çabayı ve kullandığı alanı en aza indirmeye çalışır;

Kalıp ifadeler

seek to minimize: azaltmaya yönelik resmî bir amaç

Seek to + fiilin yalın hâli bir amaç veya girişim ifade eder. Minimize, bir şeyi pratikte mümkün olan en düşük düzeye indirmek demektir; bu nedenle seek to minimize, “olabildiğince azaltmayı amaçlamak veya buna çalışmak” anlamına gelir. Azaltmanın başarıyla gerçekleştiğini söylemez. Bu cümlede beyin, plan yapıyormuş gibi kişileştirilir. İfade, beynin bilinçli bir kararını değil, daha az çaba ve alan kullanmaya yönelik genel bir eğilimi anlatır.

Alıştırma

Bu dersteki “olabildiğince azaltmayı amaçlar” anlamına gelen resmî ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The new routing system ____ delivery delays without raising costs.

Cevabı göster

seeks to minimize

and this kind of automatic brain behavior is referred to as chunking. Kalıp ifadeler

1:07

bu tür otomatik beyin davranışına “öbekleme” denir.

Kalıp ifadeler

is referred to as: resmî adlandırma kalıbı

Edilgen X is referred to as Y kalıbı, Y’yi X’in adı veya etiketi olarak tanıtır. Burada this kind of automatic brain behavior X, chunking ise Y’dir. To öğesini refer to ifadesinin bir parçası olarak koruyun ve etiketten önce as kullanın. Bu kalıp bir terimi belirtir; yalnızca X’ten söz edildiğini anlatmaz.

Alıştırma

Bu dersteki resmî edilgen adlandırma kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: In music, a repeated pattern of notes ____ an ostinato.

Cevabı göster

is referred to as

Chunking aids in creating a new habit pattern in cells of the brain. Kalıp ifadeler

1:12

Öbekleme, beyin hücrelerinde yeni bir alışkanlık örüntüsü oluşmasına yardımcı olur.

Kalıp ifadeler

aids in creating: aid in + -ing kalıbı

Burada aids in creating, “oluşturmaya yardımcı olur” veya “oluşumuna katkıda bulunur” anlamındadır. Parçalara ayırmayı süreci destekleyen bir etken olarak sunar; bunun tek neden olduğunu veya sonucu garanti ettiğini söylemez. Kalıp aid in + isim veya -ing biçimidir. create, in'den sonra geldiği için creating olur: aids in creating a new habit pattern.

Alıştırma

Cümleyi resmî aid in + -ing kalıbını ve fiilin doğru biçimini kullanarak tamamlayın: A clear schedule ____ a consistent study routine.

Cevabı göster

aids in creating

It's like a task you do every day that you no longer really have to think about, Notlar

1:15

Bu, artık üzerinde gerçekten düşünmeniz gerekmeyen, her gün yaptığınız bir iş gibidir:

Anlatım akışı

It's like: benzetme başlatmak

Burada It's like, sırada bir benzetme olduğunu gösterir. Az önce sözü edilen soyut düşünceyi tanıdık bir günlük görev türüyle ilişkilendirerek açıklamanın izlenmesini kolaylaştırır. It, önceki düşünceyi veya durumu temsil eder; like ise “hoşlanmak” anlamındaki fiil değil, “benzer” anlamındaki bir edattır. It's like sonrasında bir isim öbeği veya -ing yan cümlesi kullanılabilir: It's like a daily routine; It's like learning a route.

Alıştırma

Benzetmeyi it is ifadesinin kısaltması ve ardından like kullanarak tamamlayın: ____ having a map in your head.

Cevabı göster

It's like

Dilbilgisi

no longer really have to think about: artık gerçekten düşünmek zorunda olmamak

Burada no longer, daha önce geçerli olan bir durumun artık sona erdiğini gösterir. Bu iş önceden bilinçli dikkat gerektiriyordu, ancak kişi artık her adımı gerçekten düşünmek zorunda değildir. No longer really have to think about ifadesi, kişinin bu işi daha önce hiç düşünmediği anlamına gelmez. Bilinçli biçimde düşünme gereksiniminin azaldığını anlatır; really sözü ifadeyi daha az kesin ve daha konuşma diline uygun hâle getirir.

Alıştırma

Önceki bir gereksinimin sona erdiğini göstermek için cümleyi no longer, really ve have to ile tamamlayın: The app remembers my password, so I ____ type it every time.

Cevabı göster

no longer really have to

brushing your teeth, or backing out of your driveway, Öbek fiiller

1:19

dişlerinizi fırçalamak ya da arabanızı garaj yolundan geri geri çıkarmak gibi;

Öbek fiiller

backing out of your driveway: garaj yolundan geri geri çıkmak

Burada backing out of, bir aracın gerçek hareketini anlatır. Backing, aracı geri viteste sürmek; out of ise garaj yolundan dışarıya, genellikle sokağa doğru hareket etmek anlamındadır. Back out of + yer kalıbı, bir aracı o yerden geri geri çıkarmayı anlatabilir. Back out of bir sözden veya anlaşmadan çekilmek anlamına da gelebilir; ancak burada driveway sözcüğü fiziksel sürüş anlamını açıkça gösterir.

Alıştırma

Nina is backing out of her driveway cümlesinde Nina ne yapıyor?

  1. Garaj yoluyla ilgili bir anlaşmadan çekiliyor.
  2. Garaj yolunda geriye doğru yürüyor.
  3. Aracını garaj yolundan geri geri çıkarıyor.
Cevabı göster

Aracını garaj yolundan geri geri çıkarıyor.

skills that were once difficult to master, Anlatım akışı

1:22

bir zamanlar ustalaşması zor olan bu beceriler

but now become automatic.

1:24

artık otomatikleşmiştir.

Anlatım akışı

were once ... but now become automatic: bir zamanlar zordu, ancak artık otomatikleşiyor

were once ... but now become ... kalıbı cümleyi geçmişteki bir durum ile şimdiki sonuç arasındaki karşıtlık olarak düzenler. were once zorluğu geçmişe yerleştirirken but now dikkati neyin değiştiğine yöneltir. Burada once, 'bir kez' değil, 'geçmişte bir zamanlar' anlamındadır. Bu karşıtlık, tekrarlanan alıştırmanın çaba isteyen becerileri otomatik gerçekleşen eylemlere dönüştürebileceğini vurgular.

Alıştırma

Geçmiş ile şimdi arasında net bir karşıtlık oluşturmak için cümleyi once ve but now ile tamamlayın: Public speaking was ____ terrifying for Maya, ____ it feels natural.

Cevabı göster

once · but now

This process is a three-step loop.

1:26

Bu süreç, üç aşamalı bir döngüdür.

Step one is the cue, Anlatım akışı

1:28

Birinci aşama tetikleyicidir;

which for the mouse is the click of the gate.

1:29

fare için bu, kapının klik sesidir.

Step two is routine,

1:31

İkinci aşama rutindir:

run through the maze,

1:33

labirentte koşmak.

and step three is the reward,

1:34

Üçüncü aşama ise ödüldür;

in this case, chocolate.

1:35

bu örnekte ödül çikolatadır.

Anlatım akışı

Step one ... Step two ... step three: birinci, ikinci ve üçüncü adım

Step one, Step two ve step three, bir açıklamayı numaralandırılmış üç aşamaya ayıran sıralama ifadeleridir. Dinleyiciyi alışkanlık döngüsünde sabit bir sırayla yönlendirirler: işaret, rutin ve ardından ödül. Sayılar, aşamaların süreçteki konumunu belirtir; herhangi bir aşamanın ne kadar sürdüğünü göstermez. step + sayı yapısını tekrarlamak, düzenin daha kolay takip edilmesini ve hatırlanmasını sağlar.

Alıştırma

Step one, Step two ve Step three ifadelerini doğru sırayla kullanın: ____, back up your files. ____, install the update. ____, restart the computer.

Cevabı göster

Step one · Step two · Step three

The cue and reward eventually intertwine, Deyimler

1:37

Tetikleyici ile ödül zamanla iç içe geçerek

creating anticipation and cravings, Dilbilgisi

1:39

beklenti ve yoğun istekler yaratır;

another essential part of habits.

1:41

bu da alışkanlıkların bir başka temel unsurudur.

Deyimler

Intertwine: sıkı biçimde bağlantılı hâle gelmek

Bu cümlede intertwine, ipucu ile ödülün zihinde birbirine sıkı biçimde bağlanması anlamına gelir. Bu mecazi bir kullanımdır; ikisi fiziksel olarak birbirine dolanmaz. Fiil, iki süreç veya düşüncenin, her biri diğerini harekete geçirmeye yardımcı olacak kadar sıkı biçimde birlikte geliştiğini gösterir. Bu mecaz anılar, duygular, hedefler veya nedenlerle ilgili soyut ilişkileri anlatabilir.

Alıştırma

Örnekte intertwine ne anlama geliyor?

  1. İpucu, ödül ortaya çıkmadan önce kaybolur.
  2. İpucu ile ödül fiziksel olarak birbirine dolanır.
  3. İpucu ile ödül psikolojik olarak sıkı biçimde bağlantılı hâle gelir.
Cevabı göster

İpucu ile ödül psikolojik olarak sıkı biçimde bağlantılı hâle gelir.

Dilbilgisi

Creating ...: sonucu bildiren bir -ing yan cümlesi

Creating anticipation and cravings, önceki sürecin sonucunu bildiren bir şimdiki zaman ortacı yan cümlesidir: ipucu ile ödül iç içe geçtikçe beklenti ve güçlü arzular ortaya çıkar. Creating burada bağımsız bir sürerlik fiili değildir. Yan cümle, önceki durumun tamamını neden olarak alır ve böylece İngilizcede bir olay ile onun doğal sonucu kısa ve sıkı biçimde bağlanır.

Alıştırma

Hangi cümle önceki olayın doğal sonucunu bir -ing yan cümlesiyle sunuyor?

  1. The temperature fell below freezing, making the roads icy.
  2. The temperature was falling while workers salted the roads.
  3. Workers salted the roads because the temperature was falling.
Cevabı göster

The temperature fell below freezing, making the roads icy.

Because we go into automatic mode during routines, Deyimler

1:43

Rutinler sırasında otomatik moda geçtiğimiz için

our brain stops fully participating in decision making. Kalıp ifadeler

1:46

beynimiz karar verme sürecine tam olarak katılmayı bırakır.

Deyimler

go into automatic mode ifadesinin anlamı

“Go into automatic mode”, bir makine otomatik çalışmaya geçmiş gibi, tanıdık bir şeyi çok az bilinçli dikkatle yapmaya başlamak anlamına gelen bir benzetmedir. Bu cümlede ifade, rutinlerin etkin karar vermeyi neden azalttığını açıklar: tekrarlanan eylemler bilinçli bir seçim yerine alışkanlıkla yürüyebilir. Beynin gerçekten mod değiştirdiği veya çalışmayı bıraktığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte go into automatic mode ne anlama geliyor?

  1. Beynin tamamen kapandığı anlamına gelir.
  2. İnsanların daha az bilinçli düşünerek alışkanlıkla hareket etmeye başladığı anlamına gelir.
  3. Rutinin bir makine tarafından kontrol edildiği anlamına gelir.
Cevabı göster

İnsanların daha az bilinçli düşünerek alışkanlıkla hareket etmeye başladığı anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

Participate in decision making: karar verme sürecine katılmak

“Participate in decision making”, ne yapılması gerektiğini seçme sürecinde yer almak anlamına gelir. Bu, kişinin tek başına veya nihai karar yetkisine sahip olduğu anlamına gelmek zorunda değildir. Participate fiili normalde bir etkinlikten önce in alır. Burada participating, stops sözcüğünden sonra gelir çünkü stop + -ing bir etkinliği bırakmak anlamındadır; decision making ise süreci genel ve sayılamayan bir anlamda adlandırır.

Alıştırma

Eksik edatı doldurun: Staff members can participate ____ decision making without having final authority.

Cevabı göster

in

Our habits will automatically unfold every time there is a cue. Dilbilgisi

1:49

Bir tetikleyici ortaya çıktığında alışkanlıklarımız kendiliğinden devreye girer.

Dilbilgisi

Every time there is a cue: tekrarlanan bir tetikleyici

Every time, belirli tek bir anı değil, olayın her gerçekleştiği durumu kapsayan bir zaman yan cümlesi başlatır. Burada every time there is a cue, bir tetikleyici her ortaya çıktığında alışkanlığın devreye girdiği anlamına gelir. every time + özne + fiil kalıbı, istikrarlı veya tekrarlanan ilişkileri anlatmak için kullanışlıdır. Genel bir when yan cümlesine kıyasla, sonucun her seferinde gerçekleştiğini açıkça vurgular.

Alıştırma

İngilizce cümleyi hedeflenen iki sözcüklü zaman ifadesiyle tamamlayın: The app sends an alert ____ the door opens.

Cevabı göster

every time

These habits can be so entrenched that the reward doesn't even have to be good. Notlar

1:53

Bu alışkanlıklar öylesine kökleşebilir ki ödülün iyi olması bile gerekmez.

Dilbilgisi

So entrenched that: sonuca yol açan derece

so entrenched that ifadesinde so, entrenched sıfatını niteleyen bir derece zarfıdır. Ardından gelen that yan cümlesi bu aşırı derecenin sonucunu verir: alışkanlıklar, iyi bir ödülün bile gereksiz olacağı kadar derin biçimde yerleşmiştir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp so + sıfat/zarf + that + sonuç yan cümlesidir. Burada so, “bu nedenle” anlamına gelmez; entrenched ile birlikte kullanılır ve sonucu hazırlar.

Alıştırma

İngilizce sonuç yapısını tamamlayın: The password rule was ____ strict ____ several users were locked out.

Cevabı göster

so · that

Kelime

entrenched habits: kökleşmiş ve değiştirilmesi zor alışkanlıklar

Bu cümlede entrenched, zaman içinde iyice yerleşmiş alışkanlıkları anlatır. Böyle alışkanlıkları değiştirmek zordur; bu yüzden ödül kötü olsa bile alışkanlık devam edebilir. habits can be entrenched yapısında sıfattan sonra be gelir. Bu kelime, bir örüntünün ne kadar sağlam yerleştiğini vurgular; fiziksel olarak derin olduğunu anlatmaz.

Alıştırma

'The old approval process was so entrenched that the company needed months to replace it' cümlesinde entrenched ne anlama gelir?

  1. Derin biçimde yerleşmiş ve değiştirilmesi zor
  2. Fiziksel olarak toprağa kazılmış
  3. Çok güçlü veya yoğun
  4. Yakın zamanda oluşturulmuş ve denenmemiş
Cevabı göster

Derin biçimde yerleşmiş ve değiştirilmesi zor

A study of habitual popcorn eaters at the movies

1:57

Sinemada alışkanlık gereği patlamış mısır yiyen kişiler üzerinde yapılan bir araştırma,

found that they were minimally impacted by hunger or how much they liked the food, Kelime

2:00

bu kişilerin açlıktan ya da yiyeceği ne kadar sevdiklerinden çok az etkilendiğini

and they ate the same amount of popcorn regardless of whether it was stale or fresh. Dilbilgisi

2:04

ve patlamış mısır bayat da olsa taze de olsa aynı miktarda yediklerini ortaya koydu.

Kelime

minimally impacted by: çok küçük bir etkiyi belirtmek

Bu cümlede minimally impacted by, bir etkenden yalnızca çok küçük ölçüde etkilenmek anlamına gelir. Patlamış mısır yiyen kişilerin açlığı ve yiyeceği sevme düzeyi, yedikleri miktarı çok az değiştirmiştir. Yapı be + minimally impacted by + etken şeklindedir: minimally, edilgen yapıdaki impacted fiilinin etkisini sınırlar. Etkinin küçük olduğunu söyler; etkinin mutlaka sıfır olduğunu söylemez.

Alıştırma

Elektrik kesintisinin etkinlikte bir değişikliğe yol açtığını, ancak bu değişikliğin çok küçük olduğunu anlatan cümle hangisidir?

  1. The event was minimally impacting by the power cut.
  2. The event was minimally impacted by the power cut.
  3. The event was strongly impacted by the power cut.
  4. The event was unaffected by the power cut.
Cevabı göster

The event was minimally impacted by the power cut.

Dilbilgisi

regardless of whether A or B: sonuç değişmez

regardless of whether A or B yapısında whether iki seçeneği sunar; regardless of ise hangisi doğru olursa olsun ana sonucun bundan etkilenmediğini belirtir. Bu cümlede patlamış mısırın bayat ya da taze olması yenilen miktarı değiştirmemiştir. Kalıp, ana sonuç + regardless of whether + A or B şeklindedir. Whether yan cümlesi, of edatının isim benzeri bir tamamlayıcısı olarak işlev görür.

Alıştırma

Sonucun iki durumda da değişmediğini göstermek için cümleyi regardless ile başlayan üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The match will continue ____ it rains or stays dry.

Cevabı göster

regardless of whether

Our habits often overrule what we know is good for us. Kelime

2:09

Alışkanlıklarımız çoğu zaman, bizim için neyin iyi olduğuna dair bildiğimiz doğruların önüne geçer.

Kelime

overrule: bir güç sağduyuya üstün geldiğinde

Overrule sözcüğü gerçek anlamıyla, daha yüksek yetkiye sahip birinin bir kararı veya hükmü reddetmesi demektir. Bu cümlede mecaz anlamdadır: Alışkanlıklar, kişinin bilinçli olarak yararlı olduğunu bildiği şeyi bozan bir otorite gibi gösterilir. Fiil, bir çatışma ve bu çatışmanın kazananı olduğunu belirtir. Bilgi hâlâ vardır, ancak alışkanlık davranışı daha fazla kontrol eder; bu anlam, yalnızca dikkat etmemekten daha güçlü ve daha özeldir.

Alıştırma

Bir gücün kişinin mantıklı yargısını yendiğini göstermek için cümleyi en iyi hangi fiil tamamlar? Even though Leo knew he should save the money, his impulse to buy the game ___ his better judgment.

  1. forgot
  2. overruled
  3. ignored
Cevabı göster

overruled

For example,

2:12

Örneğin,

a study of America's Take 5 campaign to encourage citizens to eat five fruits and vegetables a day Dilbilgisi

2:13

ABD’de vatandaşları günde beş meyve ve sebze yemeye teşvik eden Take 5 kampanyası üzerine yapılan bir araştırma,

Dilbilgisi

encourage citizens to eat: encourage + kişi + to-infinitive

encourage citizens to eat ifadesinde encourage, desteklenen veya ikna edilmeye çalışılan kişiler olarak citizens nesnesini alır; to eat ise yapmaları istenen eylemi belirtir. Kalıp encourage + kişi + to-infinitive şeklindedir. Bir kişi ya da şey belirli bir kişiyi veya grubu harekete geçmeye teşvik ettiğinde bu yapıyı kullanın; nesne, eylemi kimin yapması gerektiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi encourage fiilinin doğru biçimi ve mastar işaretleyicisiyle tamamlayın: The coach ____ Leo ____ try again.

Cevabı göster

encourages · to

found the program was effective in educating the public, Dilbilgisi

2:18

programın halkı bilinçlendirmede etkili olduğunu ortaya koydu.

Dilbilgisi

effective in educating: effective in + -ing biçimi

effective in educating ifadesinde effective programı nitelerken in educating, programın sonuç verdiği belirli etkinliği gösterir. in bir edat olduğu için educating, -ing biçimindedir. Bu ifade sınırlı bir iddiada bulunur: program halka bilgi aktarmayı başarmıştır. Tek başına insanların davranışlarını değiştirdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi effective in + -ing yapısını ve help fiilini kullanarak tamamlayın: The short video was effective ____ students recognize online scams.

Cevabı göster

in helping

but an assessment found that it did not change American intake, Kelime

2:21

Ancak bir değerlendirme, programın Amerikalıların tüketim alışkanlıklarını değiştirmediğini gösterdi;

where only 11% met the goal.

2:24

hedefe ulaşanların oranı yalnızca %11’di.

Kelime

Beslenme haberlerinde intake

Bu cümlede intake, insanların tükettiği yiyecek veya içecek miktarı anlamına gelir. Burada özellikle Amerikalıların meyve ve sebze tüketiminden söz edildiği için American intake, bir yere kabul edilen kişi sayısını değil, Amerikalıların ne kadar tükettiğini belirtir. Bu alana özgü anlam beslenme, sağlık ve tıp haberlerinde yaygındır. daily intake ve calorie intake gibi ifadeler genellikle tüketilen miktarı veya tüketilen şeyi belirtir.

Alıştırma

Dersi öğrendiğiniz beslenme haberciliği sözcüğüyle cümleyi tamamlayın: The clinic asked patients to monitor their daily salt ____.

Cevabı göster

intake

It changed people's intentions, Anlatım akışı

2:26

Program insanların niyetlerini değiştirmişti,

but not their habits.

2:28

ama alışkanlıklarını değil.

Anlatım akışı

Changed ... but Not ...: tekrarlanan fiilin düşürülmesi

İkinci bölümde tekrarlanan changed fiili düşürülür: but not their habits, but it did not change their habits anlamına gelir. Anlaşılan fiil mantıksal olarak habits sözcüğünü de yönetmeye devam eder. Bu paralel eksilti intentions ile habits arasında doğrudan karşıtlık kurar. Ortak eylem yalnızca bir kez söylenince cümle olumlu sonuçtan sınırlamaya hızla geçer ve insanların yapmayı planladıklarıyla gerçekten yaptıkları arasındaki farkı daha güçlü biçimde vurgular.

Alıştırma

Dersinizdeki iki sözcüklü diziyi kullanarak kısa paralel karşıtlığı tamamlayın: The new schedule changed our start time, ____ our workload.

Cevabı göster

but not

So, what are you to do? Ton ve niyet

2:29

Peki ne yapmalısınız?

Ton ve niyet

Retorik soru olarak What are you to do?

Bu cümlede what are you to do?, “önünüzde hangi hareket seçeneği var?” anlamına gelir. Bağlamda atanmış bir görevi veya planlanmış bir sorumluluğu sormak yerine zor bir durumda nasıl davranılabileceğine işaret eder. Soru çoğu zaman retoriktir; konuşan kişi gerçek bir yanıt beklemeyebilir. Çaresizlik veya kabulleniş ifade edebilir ya da tartışmayı sorunu açıklamaktan çözüm düşünmeye yöneltebilir.

Alıştırma

Örnekte what are you to do? büyük olasılıkla ne anlatıyor?

  1. Daha önce hangi eylemi gerçekleştirdiniz?
  2. Size resmî olarak hangi görev planlandı?
  3. Bu zor durumda hangi hareket seçeneği mevcut?
Cevabı göster

Bu zor durumda hangi hareket seçeneği mevcut?

Charles Duhigg,

2:31

Charles Duhigg,

author of The Power of Habit,

2:32

Alışkanlıkların Gücü kitabının yazarı,

gives an example of buying a cookie every day around 3:15 p.m. at work.

2:34

iş yerinde her gün saat 15.15 civarında kurabiye satın alma örneğini veriyor.

The cue is 3:00,

2:38

Tetikleyici saat 15.00,

but the reward is a bit more complicated, Kalıp ifadeler

2:40

ancak ödül biraz daha karmaşıktır;

Kalıp ifadeler

Yumuşatılmış karşılaştırma olarak a bit more complicated

Burada a bit, karşılaştırma yapısı more complicated’ı niteler. Durumun daha basit bir açıklamanın gösterdiğinden biraz daha karmaşık olduğu anlamına gelir; bit ayrı bir nesneyi ifade etmez. Küçük derece bildiren bu niteleyici, düzeltmenin tonunu da yumuşatır. Konuşan kişi daha basit açıklamayı kesin biçimde reddetmek yerine, daha fazla karmaşıklığın hesaba katılması gerektiğini nazikçe belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle bir şeyin beklenenden yalnızca biraz daha karmaşık olduğunu nazikçe söyler?

  1. The process is a bit more complicated than it looks.
  2. The process is much more complicated than it looks.
  3. The process is a bit complicated.
Cevabı göster

The process is a bit more complicated than it looks.

as the cookie can be a bundle of many rewards. Deyimler

2:42

çünkü kurabiye, birçok ödülü bir arada sunabilir.

Deyimler

a bundle of many rewards: birçok ödülün birleştiği bir paket

Burada a bundle of many rewards, birkaç yararın tek bir deneyimde bir araya gelmesini anlatan bir benzetmedir. Kurabiye açlığı giderebilir, enerji verebilir, mola imkânı sağlayabilir veya sosyal iletişimi destekleyebilir; fiziksel bir hediye paketi değildir. a bundle of + çoğul isim kalıbı, ayrı şeyleri birleşik bir paket olarak sunar. Bir seçimin, ürünün veya davranışın neden aynı anda birkaç yönden çekici olduğunu açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

İngilizce cümleyi, birkaç yararın tek bir pakette birleşmesi anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The family pass gives visitors ____ useful benefits.

Cevabı göster

a bundle of

It could be a relief from hunger or an energy boost,

2:45

Açlığı bastırabilir ya da enerji verebilir,

satiating a craving for something sweet, Kalıp ifadeler

2:48

tatlı bir şeye duyulan isteği giderebilir,

Kalıp ifadeler

satiating a craving for something sweet: tatlı bir şeye duyulan güçlü isteği gidermek

satiating a craving for something sweet ifadesinde satiating, güçlü bir isteği tamamen karşılamak veya gidermek anlamına gelir. a craving karşılanan şeydir; for something sweet ise isteğin neye yöneldiğini belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp satiate + a craving + for + istenen şey biçimindedir. Satiate geçişli bir fiildir, bu yüzden nesne gerektirir: satiate a craving denir, yalnızca satiate for something denmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki resmî eşdizimle tamamlayın: The small dessert was enough to ____ for something sweet.

Cevabı göster

satiate a craving

or it could be a nice break from work, Kalıp ifadeler

2:50

işe hoş bir mola vermenizi sağlayabilir

Kalıp ifadeler

a nice break from work: işe verilen hoş bir ara

Bu cümlede a nice break from work, çalışmaya geçici olarak ara verip hoş bir şekilde dinlenmek veya ortam değiştirmek anlamına gelir. Break burada bir şeyin kırılması değil, bir dinlenme süresidir; from ise ara verilen etkinliğin iş olduğunu gösterir. a break from + etkinlik veya baskı kaynağı kalıbı a break from studying, a break from caregiving ya da a break from the news şeklinde de kullanılabilir. Nice olumlu bir değerlendirme katar ve molanın ferahlatıcı veya memnuniyet verici olacağını anlatır.

Alıştırma

Çalışmaya verilen hoş ve geçici bir ara anlamındaki ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: After answering emails all morning, Lina took ____ and walked outside.

Cevabı göster

a nice break from work

or even an opportunity to talk to people.

2:52

hatta insanlarla konuşma fırsatı sunabilir.

Duhigg wanted to break his cookie habit,

2:54

Duhigg, kurabiye alışkanlığından kurtulmak istiyordu

and after some trial and error, Deyimler

2:56

ve biraz deneme yanılmanın ardından,

Deyimler

trial and error: deneme yanılma

Trial and error, bir şeyi deneyerek, neyin işe yaramadığını görerek ve işe yarayan bir çözüm bulunana kadar düzenlemeler yaparak sonuca ulaşmayı anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada trial, mahkeme yargılaması değil, deneme veya test anlamına gelir. After some trial and error, bir süreci tanıtan giriş ifadesidir. Dinleyiciye, ardından gelen sonucun ancak birkaç kusurlu denemeden sonra elde edildiğini bildirir; some ise trial and error ifadesini sayılamayan bütün bir süreç olarak ele alır.

Alıştırma

Tekrarlanan deneme ve düzeltmelerle bir şeyi çözmek anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: We found the correct settings after some ____.

Cevabı göster

trial and error

discovered that what he really craved was socialization that came from buying the cookie. Dilbilgisi

2:58

aslında arzuladığı şeyin kurabiye alırken yaşadığı sosyalleşme olduğunu fark etti.

Dilbilgisi

onun gerçekten arzuladığı şey sosyal etkileşimdi

What he really craved was socialization cümlesinde what yan cümlesi özne görevi görür. Anlamı “onun gerçekten arzuladığı şey”dir; bu bir soru değildir. Was socialization bölümü cevabı verir ve dikkati kurabiye satın alma eyleminin kendisinden çok, diğer insanlarla bağlantı kurma gibi daha derin ihtiyaca yöneltir. Bu, bir şeyin gerçekte neyle ilgili olduğunu açıklamak için kullanılan sözde bölünmüş bir cümle yapısıdır.

Alıştırma

Daha az toplantı talebinin arkasındaki gerçek ihtiyacı en iyi hangi cümle vurgular?

  1. The team what really needed was a clear plan.
  2. What the team really needed was a clear plan.
  3. What did the team really need was a clear plan?
Cevabı göster

What the team really needed was a clear plan.

So, around 3:00,

3:03

Bu yüzden saat 15.00 civarında

he would get up and find someone to gossip with for 10 minutes instead. Kalıp ifadeler

3:04

ayağa kalkıp onun yerine biriyle on dakika dedikodu yapmaya başladı.

Kalıp ifadeler

biriyle dedikodu yapmak

gossip with someone ifadesinde gossip fiildir ve with, konuşmayı paylaştığınız kişiyi belirtir. Asıl ifadede someone to gossip with, “bu tür bir konuşmayı yapacak biri” anlamına gelir; sondaki with mastar yapısına aittir. Gossiping genellikle başka insanlar hakkında, çoğu zaman özel ayrıntılar veya söylentiler içeren, resmî olmayan konuşmalar yapmaktır. Sadece sohbet etmekten daha özel ve çoğu zaman daha yargılayıcı bir anlam taşır.

Alıştırma

Bu, gossip with ifadesinin doğal ve uygun şekilde gayriresmî bir kullanımı mı? We gossiped with our cousins about the cast after the show.

  1. Hayır
  2. Evet
Cevabı göster

Evet

By using the same cue and the same reward of socialization, Dilbilgisi

3:08

Aynı tetikleyiciyi ve aynı sosyalleşme ödülünü kullanarak

he was able to break the cookie habit.

3:11

kurabiye alışkanlığını bırakmayı başardı.

Dilbilgisi

By using ... he was able to: yöntemi gerçekleşmiş bir sonuca bağlamak

By + -ing biçimi, ana cümledeki sonucu mümkün kılan yöntemi sunar. Burada By using the same cue and the same reward of socialization, sonuca nasıl ulaşıldığını açıklar. He was able to break the cookie habit, yalnızca sahip olduğu bir yeteneği değil, bu belirli durumda başarıyla elde edilen sonucu bildirir. By + -ing ..., subject + was/were able to ... kalıbının bütünü “bu yöntem sayesinde özne bir şeyi yapmayı başardı” anlamına gelir.

Alıştırma

Yöntem ile gerçekleşmiş sonucu bağlayan kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ a checklist, Maya ____ finish the setup without missing a step.

Cevabı göster

By using · was able to

But what about habits that you don't always notice, Anlatım akışı

3:13

Peki ya her zaman fark etmediğiniz alışkanlıklar,

Anlatım akışı

But what about ...? ile tartışmanın yönünü değiştirmek

But, önceki noktadan bir geçişi belirtir; what about + isim öbeği ise dinleyicilerden ek bir durumu düşünmelerini ister. Buradaki isim öbeği habits that you don't always notice ifadesidir. Konuşmacı bu alışkanlıkların durumunu veya yerini sormuyor. Bu soru, aksi hâlde gözden kaçabilecek bir kategoriyi gündeme getirerek tartışmada yeni bir kol açıyor.

Alıştırma

“But what about habits that you don't always notice?” tartışmada ne yapıyor?

  1. Fark edilmeyen alışkanlıkların önemsiz olduğu sonucuna varır.
  2. Belirli bir alışkanlığın nerede bulunduğunu sorar.
  3. Gözden kaçmış olabilecek bir alışkanlık türünü değerlendirilmek üzere gündeme getirir.
Cevabı göster

Gözden kaçmış olabilecek bir alışkanlık türünü değerlendirilmek üzere gündeme getirir.

like biting your nails?

3:16

örneğin tırnak yemek?

Psychologists suggest that first,

3:17

Psikologlar, önce

you think about when you bite your nails.

3:19

tırnaklarınızı ne zaman yediğinizi düşünmenizi öneriyor.

Are you nervous or bored?

3:21

Gergin misiniz, yoksa sıkılıyor musunuz?

In the case of boredom, Kalıp ifadeler

3:23

Can sıkıntısı söz konusuysa,

Kalıp ifadeler

In the case of ...: Belirli bir durumu tanıtmak

In the case of, ardından gelecek açıklamanın odağı olarak belirli bir durumu veya kategoriyi tanıtır. Burada konuşan kişi, tüm olası nedenlerden söz etmek yerine tartışmayı can sıkıntısına daraltır. Yapı in the case of + isim veya isim öbeğidir. Bu ifade bilgiyi düzenler ve hangi durumun incelendiğini gösterir; buradaki case hukuki bir dava anlamına gelmez.

Alıştırma

Can sıkıntısını bir önlem olarak değil, tartışılan belirli konu olarak sunan ifade hangisidir?

  1. In case of boredom
  2. In the case of boredom
Cevabı göster

In the case of boredom

nail biting offers a physical stimulation.

3:24

tırnak yemek fiziksel bir uyarım sağlar.

So, next,

3:27

Bu yüzden sonraki adım olarak,

you need to mark down every time in your day you feel bored and have the compulsion to bite your nails. Notlar

3:28

gün içinde her sıkıldığınızda ve tırnak yeme dürtüsü hissettiğinizde bunu not etmelisiniz.

Öbek fiiller

mark down: Bir olayı veya ayrıntıyı kaydetmek

Burada mark down, “yazılı olarak kaydetmek” anlamına gelen bir phrasal verb'dür. Nesnesi, bu duygu ve dürtünün ortaya çıktığı her zamandır; yani konuşan kişi bu anların yazılı bir kaydının tutulmasını istemektedir. Mark down aynı zamanda fiyatı düşürmek anlamına da gelebilir, ancak bu anlam genellikle bir ürünün veya fiyatın bulunduğu alışveriş bağlamında kullanılır. Bu cümlede davranış takip edildiği için kayıt tutma anlamı seçilir.

Alıştırma

“Please mark down each time the alarm rings” cümlesinde mark down ne anlama gelir?

  1. Record each occurrence
  2. Reduce the price of each item
  3. Make a visible mark on each item
Cevabı göster

Record each occurrence

Kalıp ifadeler

have the compulsion to bite: karşı konulması zor bir dürtü

have the compulsion to + fiilin yalın hâli yapısı, bir eylemi gerçekleştirmeye yönelik güçlü bir içsel dürtü yaşamayı anlatır. Bu cümlede bite, belirli eylemi, yani tırnak yemeyi belirtir. Compulsion, basit bir istekten daha güçlüdür. Dürtüye karşı koymanın zor olduğunu ve dürtünün tekrarlanabileceğini düşündürür; dolayısıyla ifade sıradan bir tercihi değil, tekrarlanan davranışın nedenini açıklar.

Alıştırma

Cümleyi have + the + compulsion + to yapısını kullanarak tamamlayın: When I feel anxious, I sometimes ____ check the lock again and again.

Cevabı göster

have the compulsion to

Maybe that's five times a day,

3:33

Belki günde beş kezdir,

maybe it's 28.

3:34

belki de 28.

But then you want to implement a competing response. Kelime

3:36

Ardından, onun yerine geçecek bir tepki geliştirmelisiniz.

Kelime

competing response: alışkanlıkla bağdaşmayan ikame davranış

Davranış değişikliğinde competing response, istenmeyen alışkanlıkla aynı anda rahatça yapılamayan, bilinçli olarak seçilmiş bir ikame eylemdir. Örneğin elleri ceplere koymak, elleri ağızdan uzak tutarak tırnak yemeyi engelleyebilir. Buradaki competing, kazanmaya çalışan iki kişiyi değil, birbiriyle bağdaşmayan iki davranışı anlatır. Aynı tetikleyici ortaya çıktığında ikame davranış kullanılmalı ve kişiye yapabileceği başka bir eylem sunmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi davranış değişikliğinde kullanılan iki kelimelik terimle tamamlayın: Keeping both hands flat on the desk so that you cannot pick at your skin is a ____.

Cevabı göster

competing response

Whenever you feel the desire to bite,

3:39

Ne zaman tırnak yeme isteği duysanız,

you immediately put your hands in your pockets.

3:41

ellerinizi hemen ceplerinize koyun.

Next,

3:43

Sonra,

find a substitute that provides a quick physical stimulation,

3:44

hızlı bir fiziksel uyarım sağlayacak başka bir davranış bulun;

like rubbing your arm or tapping your knuckles on the desk.

3:47

kolunuzu ovuşturmak ya da parmak eklemlerinizi masaya vurmak gibi.

This allows for one habit to be replaced by another with a similar reward, Dilbilgisi

3:50

Böylece bir alışkanlık, benzer bir ödül sunan başka bir alışkanlıkla değiştirilebilir

Dilbilgisi

allows for one habit to be replaced by another: değiştirmeyi mümkün kılan yapı

Allows for, bir durumun veya düzenlemenin mümkün kıldığı sonucu anlatır. Buradaki tamamlayıcı, one habit to be replaced by another biçimindeki çekimsiz yan cümledir; dolayısıyla cümle birinin izin verdiğini değil, değiştirmenin mümkün olduğunu söyler. Bu yan cümlede one habit etkilenen ögedir, to be replaced edilgen yapıdadır ve by another onun yerine geçecek ögeyi belirtir. one ... another ikilisi, aynı genel kategorideki iki farklı üyeyi gösterir.

Alıştırma

Cümleyi allows for ve edilgen one ... by another kalıbıyla tamamlayın: The modular design ____ without rebuilding the whole system.

Cevabı göster

allows for one component to be replaced by another

but also uses the same cue.

3:54

ve aynı tetikleyici kullanılmaya devam edilir.

So,

3:57

Yani

when you're ready to take on a bad habit, Öbek fiiller

3:57

kötü bir alışkanlığın üstesinden gelmeye hazır olduğunuzda,

Öbek fiiller

take on a bad habit: kötü alışkanlığı bir zorluk olarak ele almak

Bu bağlamda take on, bir şeyle etkin biçimde yüzleşmek veya onunla uğraşma zorluğunu kabul etmek anlamına gelir. Ready to take on a bad habit, alışkanlığı değiştirmeyi dinleyicinin yüzleşmeye hazır olduğu bir görev olarak sunar. Bu öbek fiilin anlamı bağlama bağlıdır: take on tek başına ortadan kaldırmak anlamına gelmez. Alışkanlığı belirleyip değiştirmeye yönelik çevredeki plan bu amacı sağlar.

Alıştırma

Hangi cümlede take on, bir şeyle yüzleşmek veya bir zorluğu kabul etmek anlamında kullanılmıştır?

  1. The small team agreed to take on the defending champions.
  2. The medicine began to take on a bitter taste.
  3. The store plans to take on two assistants.
Cevabı göster

The small team agreed to take on the defending champions.

just remember, figure out what your body is actually craving, Notlar

3:59

bedeninizin aslında neyi arzuladığını bulmanız gerektiğini unutmayın;

Öbek fiiller

figure out: düşünerek cevaba ulaşmak

Burada figure out, “düşünerek, gözlemleyerek veya deneyerek keşfetmek ya da anlamak” demektir. Dinleyiciye yalnızca görünürdeki alışkanlığa tepki vermek yerine bedeninin gerçek isteğini belirlemesi söylenmektedir. Bu ifade genellikle hemen açık olmayan bir cevaba ulaşmayı anlatır. Bu cümlede bir sayıyı hesaplamak veya birinin fiziksel görünüşüne bakmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “düşünme veya araştırma yoluyla anlamak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: We have tried three fixes, but we still need to ____ why the app keeps crashing.

Cevabı göster

figure out

Dilbilgisi

Gömülü soru: what your body is actually craving

What your body is actually craving, figure out fiilinin nesnesi olarak görev yapan gömülü bir wh-sorusudur. Belirlenmesi gereken bilinmeyen bilgiyi ifade eder. Soru daha büyük bir ifade veya komutun içine gömülü olduğu için düz cümle sözcük dizilişini kullanır: what + özne (your body) + fiil öbeği (is actually craving). Doğrudan soru dizilişi olan what is your body actually craving biçiminde devrik yapı kurmayın.

Alıştırma

Hangi cümlede figure out sonrasında gömülü soru doğru kullanılmıştır?

  1. Try to figure out what is your body actually craving.
  2. Try to figure out what actually is craving your body.
  3. Try to figure out what your body is actually craving.
Cevabı göster

Try to figure out what your body is actually craving.

use the same cue and a reward that serves the correct purpose, Kalıp ifadeler

4:02

aynı tetikleyiciyi ve doğru amaca hizmet eden bir ödülü kullanın,

Kalıp ifadeler

serve the correct purpose: gerekli işlevi yerine getirmek

Bu cümlede serves the correct purpose, gerçekten ihtiyaç duyulan işlevi yerine getirmek anlamına gelir. Özne reward'dür ve serve + purpose, bu ödülün alışkanlığın ardındaki gerçek ihtiyacı karşılayıp karşılamadığını değerlendirir; serve burada yemek sunmak veya birine hizmet etmek anlamında değildir. Aktarılabilir kalıp something serves a purpose şeklindedir. Purpose, the right purpose, the intended purpose veya the correct purpose gibi ifadelerle belirginleştirilebilir. Odak görünüş ya da niyet değil, işlev ve sonuçtur.

Alıştırma

Cümleyi gerçekten ihtiyaç duyulan işlevi yerine getirmek anlamındaki ifadeyle tamamlayın: A replacement reward should ____, not merely be attractive.

Cevabı göster

serve the correct purpose

and be patient to help build that new habit.

4:06

yeni alışkanlığın yerleşmesi için de sabırlı olun.

Now,

4:09

Şimdi,

if your bad habit involves food,

4:09

kötü alışkanlığınız yemekle ilgiliyse,

our sponsor for today's video,

4:11

bugünkü videomuzun sponsoru,

which is Blue Apron,

4:13

yani Blue Apron,

has a perfect solution for you.

4:14

sizin için kusursuz bir çözüm sunuyor.

Right now,

4:16

Şu anda,

they're giving the first 100 people to sign up with our link, Notlar

4:16

bağlantımız üzerinden kaydolan ilk 100 kişiye

you can find it in the description,

4:19

—bağlantıyı açıklamada bulabilirsiniz—

$40 off their first two weeks with their food service. Kelime

4:20

yemek hizmetlerinin ilk iki haftasında 40 dolar indirim sunuyorlar.

Dilbilgisi

the first 100 people to sign up: ilk kaydolan 100 kişi

the first 100 people to sign up ifadesinde to sign up mastar öbeği people sözcüğünden sonra gelir ve sıralamayı belirleyen eylem aracılığıyla grubu tanımlar. The first 100 bir sınır koyar: teklif, kaydı en erken tamamlayan 100 kişiye verilir. Aktarılabilir kalıp the first + number + plural noun + to + base verb şeklindedir; sayı olmadan the first person/thing to + verb kullanılabilir. Bir eylemi diğerlerinden önce kimin tamamladığına göre sıra veya uygunluk belirtir; bu kişilerin eylemi hayatlarında ilk kez yaptığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Teklifi first 20 ve register fiilinin mastar biçimiyle tamamlayın: The ____ students ____ will receive a free ticket.

Cevabı göster

first 20 · to register

Öbek fiiller

Sign up: bir hizmete kaydolmak

Burada sign up, yemek hizmetini kullanmaya başlayabilmek için “kaydolmak” veya “üye olmak” anlamındadır. the first 100 people to sign up, bağlantı üzerinden kaydını tamamlayan ilk 100 kişiyi belirtir. Neye katılındığı zaten belliyse sign up nesnesiz kullanılabilir. Katılınan hizmet, etkinlik veya plandan önce sign up for; bir kişi başka birini kaydederken sign someone up kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “kaydolmak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: To attend the free webinar, please ____ before Friday.

Cevabı göster

sign up

Kelime

$40 off: 40 dolarlık indirim

Bu teklifte $40 off, normal fiyattan 40 dolar çıkarıldığı anlamına gelir. Müşterinin sonunda ödeyeceği fiyatı değil, indirimin miktarını belirtir. Tutar + off biçimindeki kısa yapı kampanyalarda yaygındır: $10 off an order, €5 off a ticket. Son fiyat, asıl fiyattan belirtilen tutarın çıkarılmasıyla bulunur.

Alıştırma

Bir hizmetin normal fiyatı $75. Kampanyada $40 off yazıyor. İndirimden sonraki fiyat nedir?

  1. $40
  2. $45
  3. $35
Cevabı göster

$35

Not only is Blue Apron an awesome way to be more health-conscious with your food, Dilbilgisi

4:23

Blue Apron, beslenme konusunda daha sağlıklı tercihler yapmanın harika bir yolu olmakla kalmıyor,

but it helps you to cook at home more,

4:27

evde daha sık yemek yapmanıza da yardımcı oluyor;

Dilbilgisi

Cümle başındaki Not only is ... but it helps ... yapısı

Cümle başındaki Not only ilk faydayı özellikle vurgular ve ardından ikinci bir faydanın geleceğini bildirir. Olumsuzluk benzeri sınırlayıcı bu ifade öne alındığı için yardımcı fiil ya da be fiilinin bir biçimi özneden önce gelir: Not only is Blue Apron ..., Not only Blue Apron is ... değil. but yan cümlesi ikinci faydayı ekler ve but it helps ... örneğindeki gibi normal bildirme cümlesi sırasına döner. İki bölüm anlam bakımından paralel ek bilgiler sunmalıdır. but sonrasında also sık kullanılır, ancak bu örnekte görüldüğü gibi zorunlu değildir.

Alıştırma

Şimdiki durumu anlatan bu cümleyi, başta Not only ... but kullanarak tamamlayın: ____ the plan affordable, ____ it also saves time.

Cevabı göster

Not only is · but

which is something that you know,

4:29

bu da bildiğiniz gibi,

we've struggled with all our life.

4:30

hayatımız boyunca zorlandığımız bir konu.

They actually deliver farm-fresh ingredients right to your door in a little refrigerated pack Notlar

4:32

Çiftlikten gelen taptaze malzemeleri, soğuk tutan küçük bir paketle doğrudan kapınıza getiriyorlar.

Kelime

Tanıtım amaçlı bileşik sıfat farm-fresh

Farm-fresh, ingredients sözcüğünü niteleyen, kısa çizgiyle birleştirilmiş bileşik bir sıfattır. fresh from the farm, yani çiftlikten yeni gelmiş gibi taze olma fikrini ismin önüne yerleştirilen kısa bir etikette toplar. Burada yeni tedarik edilmiş, doğal ve kaynağına yakın görünen yiyecekleri çağrıştırır. Reklamlarda tanıtım amaçlı bir ifadedir; tek başına ürünün belirli bir çiftlikten geldiğini ya da tam olarak ne zaman hasat edildiğini kanıtlamaz.

Alıştırma

Bir reklam, yumurtaların çok taze olduğunu ve doğrudan çiftlikten geldiğini düşündüren kısa bir sıfat istiyor. “We deliver ___ eggs to your door” cümlesine en uygun seçenek hangisidir?

  1. farm-fresh
  2. fresh
  3. frozen
Cevabı göster

farm-fresh

Kalıp ifadeler

right to your door ile kesin varış noktasını vurgulama

right to your door ifadesinde right, varış noktasının kesinliğini vurgular: malzemeler yakındaki bir mağazaya, teslim alma noktasına veya genel bir bölgeye değil, müşterinin kapısına kadar getirilir. Aktarılabilir kalıp right to + varış noktası şeklindedir. Burada right, “doğru” veya “solun karşıtı” değil, “tam olarak” ya da “son noktaya kadar” anlamına gelir.

Alıştırma

Bir teslimat hizmeti “We bring the ingredients right to your door.” diyor. Vurgulanan ifade neyi öne çıkarıyor?

  1. Malzemeler yerel bölgenin herhangi bir yerinde bulunur.
  2. Sürücü teslimattan önce sağa dönmek zorundadır.
  3. Malzemeler evin tam girişine ulaşır.
Cevabı göster

Malzemeler evin tam girişine ulaşır.

in the exact portions you need for the recipes,

4:37

Üstelik tarifler için gereken miktarlar tam olarak ayarlanmış oluyor;

which I think is pretty cool. Kelime

4:40

bence bu oldukça hoş.

Kelime

pretty cool ile rahat bir olumlu değerlendirme

pretty cool ifadesinde pretty, “oldukça” veya “epey” anlamına gelen bir derece zarfıdır; cool ise “iyi, ilgi çekici veya hoş” anlamına gelen gündelik bir sıfattır. Birlikte olumlu bir değerlendirme bildirirler; görünüşten veya sıcaklıktan söz etmezler. Aktarılabilir yapı pretty + sıfat şeklindedir. Bu kullanımda pretty, bir ismi betimlemek yerine sıfatın derecesini değiştirir.

Alıştırma

“The new feature is pretty cool,” cümlesinde pretty cool en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Kusursuzdur ve geliştirilemez.
  2. Sıcaklığı düşük olduğu için güzeldir.
  3. Oldukça iyi ve ilgi çekicidir.
Cevabı göster

Oldukça iyi ve ilgi çekicidir.

Yeah.

4:41

Evet.

Not only are you going to be getting a yummy and healthy meals,

4:42

Hem lezzetli ve sağlıklı yemeklere kavuşacaksınız,

but it'll be helping you to learn how to cook

4:45

hem de yemek yapmayı öğrenme fırsatı bulacaksınız;

because the recipes change every week

4:46

çünkü tarifler her hafta değişiyor,

and they're step-by-step Kelime

4:48

adım adım anlatılıyor

Kelime

step-by-step: açık aşamalar hâlinde düzenlenmiş

Burada step-by-step, they're (= they are) ifadesinden sonra gelen bir sıfattır. Tariflerdeki işlemlerin açık ve düzenli bir sırayla sunulduğunu, dolayısıyla kolayca takip edilebildiğini anlatır. Vurgu yavaşlıkta değil, düzenlemededir. Bu birleşik ifade, açık aşamalara ayrılmış instructions, guides, explanations ve plans için de kullanılabilir.

Alıştırma

'Açık aşamalar hâlinde düzenlenmiş' anlamındaki kısa çizgili ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: The setup guide gives ____ instructions.

Cevabı göster

step-by-step

and it's awesome to follow.

4:49

ve uygulaması gerçekten çok keyifli.

There are also different types of plans to choose from Dilbilgisi

4:51

Ayrıca seçebileceğiniz farklı plan türleri de var;

Dilbilgisi

plans to choose from: mevcut seçenekler kümesi

plans to choose from yapısında to choose from mastar öbeği plans sözcüğünü niteler. Planlar, birinin seçim yapabileceği mevcut seçenekler kümesidir; seçme eylemini yapan planlar değildir. İngilizcede bu isim + mastar yapısında edat yaygın olarak sonda bırakılır: options to pick from, people to learn from, places to travel to. Burada from gereklidir; çünkü choose from alternatifleri içeren kümeyi belirtir.

Alıştırma

Planların mevcut seçenekler olduğunu gösteren mastar öbeğiyle İngilizce cümleyi tamamlayın: Our website has several plans ____.

Cevabı göster

to choose from

depending on how many people you're cooking for, Dilbilgisi

4:52

bunlar, kaç kişi için yemek yaptığınıza göre değişiyor:

Dilbilgisi

Depending on how many people you're cooking for: kaç kişi için yemek pişirdiğinize bağlı olarak

Depending on, bir seçimi veya sonucu değiştiren etkeni belirtir. Burada hangi seçeneğin uygun olduğunu belirleyen ölçüt kişi sayısıdır. How many people you're cooking for, cümle içine yerleştirilmiş bir miktar soru yan cümlesidir; bu nedenle soru dizilimi are you cooking yerine düz cümle dizilimi you're cooking kullanılır. For, cook for someone yapısının parçasıdır ve doğal olarak yan cümlenin sonunda kalır.

Alıştırma

İçinde doğal bir gömülü miktar sorusu bulunan cümleyi seçin.

  1. We can prepare one or two trays, depending on how many guests you are cook for.
  2. We can prepare one or two trays, depending on how many guests you're cooking for.
  3. We can prepare one or two trays, depending on how many guests are you cooking for.
Cevabı göster

We can prepare one or two trays, depending on how many guests you're cooking for.

whether it's like a family

4:54

örneğin bir aile

or a couple like us,

4:55

ya da bizim gibi bir çift,

just two people.

4:57

yani yalnızca iki kişi.

And they have meals per week,

4:58

Haftalık öğün seçenekleri de sunuyorlar

and all the meals take under 40 minutes. Kalıp ifadeler

4:59

ve tüm yemekler 40 dakikadan kısa sürede hazırlanıyor.

Kalıp ifadeler

Take under 40 minutes: 40 dakikadan az sürmek

Take + bir süre, bir etkinliğin ne kadar zaman gerektirdiğini belirtir. Burada meals dil bilgisel özne olsa da anlatılan şey her yemeği hazırlama işidir. Under 40 minutes bir üst sınır koyar: hazırlık süresi 40 dakikadan azdır. Buradaki take, bir şeyi taşımak anlamına gelmez; under da fiziksel bir konumu anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle güncellemenin tamamlanmasının 40 dakikadan az sürdüğünü belirtir?

  1. The update takes under 40 minutes.
  2. The update takes exactly 40 minutes.
  3. The update starts in 40 minutes.
Cevabı göster

The update takes under 40 minutes.

Thank you so much to Blue Apron for sponsoring this video.

5:02

Bu videoya sponsor olduğu için Blue Apron’a çok teşekkür ederiz.

Make sure you subscribe,

5:04

Abone olmayı unutmayın.

and we will see you next time

5:06

Bir dahaki sefere

for a new animated science video.

5:07

yeni bir animasyonlu bilim videosunda görüşürüz.

See you later.

5:09

Hoşça kalın.