Altyazı sanatı ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: BBC sunucuları, altyazı hazırlayanların diyalogları, müziği, ses efektlerini ve hatta sessizliği erişilebilir metne nasıl dönüştürdüğünü; türün sözcük seçimini nasıl yönlendirdiğini ve canlı altyazıda neden eğlenceli hatalar oluşabildiğini inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. If you're deaf or hard of hearing, watching television would be impossible without subtitles. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: if yan cümlesinin would be impossible ile birleşerek varsayımsal bir sonuç bildirdiğini anlayın ve belirli bir koşul, araç veya destek olmadan neyin mümkün olmayacağını açıklamak için bu kalıbı kullanın. 2. become something of an art. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: something of ifadesinin, kesin bir iddiada bulunmadan bir etkinliğin sanatla ilişkilendirilen bazı nitelikler kazandığını ölçülü biçimde anlattığını fark edin ve bir becerinin ya da uygulamanın aşamalı gelişimini betimlerken kullanın. 3. Which was the wrong answer, I'm afraid. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: I'm afraid ifadesinin bir düzeltmeyi veya hoş olmayan haberi nasıl yumuşattığını görün; görüş ayrılığı belirtirken, hataya işaret ederken ya da üzücü bilgi verirken kaba görünmeden nazikçe kullanın.
Bu derste
deaf or hard of hearing: işitme kaybını ifade etmek
hard of hearing, bir kişinin belli bir derecede işitme kaybı olduğunu belirten kalıplaşmış bir sıfat ifadesidir. “Duymak için çok çabalamak” anlamına gelmez. deaf or hard of hearing ifadesinde or, ilişkili fakat aynı olmayan iki tanımı bağlar. deaf, çok az işitme veya hiç işitmeme durumunu belirtebilir; hard of hearing ise genellikle kısmi işitme kaybını anlatır.
Alıştırma
Kısmi işitme kaybını belirten kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: My grandfather is ____, so he uses captions.
Cevabı göster
hard of hearing
If ..., ... would be impossible without ...: bir koşul altında imkânsız olan sonuç
If ile başlayan bölüm koşulu belirler: ifade, izleyici sağırsa veya işitme güçlüğü yaşıyorsa geçerlidir. would be impossible, bu durumda beklenen sonucu bildirir. Burada would geçmiş zamanı göstermez. without subtitles, “altyazılar olmasaydı” anlamında başka bir koşul ekler. If + koşul, bir şey would be impossible without + gerekli bir şey kalıbını başka durumlarda da kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Örnekteki would be impossible ne ifade ediyor?
- Altyazıları açma emri.
- Belirtilen koşul altında beklenen bir sonuç.
- Geçmişte televizyon izlemenin imkânsız olduğu ifadesi.
Cevabı göster
Belirtilen koşul altında beklenen bir sonuç.
added ... explaining ...: bir ismi niteleyen ortaç öbekleri
added at the bottom of the screen, the words of dialogue ifadesini niteleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Edilgen anlam taşır: sözler oraya eklenir. that are added at the bottom of the screen biçiminde açılabilir. explaining what the characters are saying, bu sözlerin ne yaptığını anlatan bir şimdiki zaman ortacı öbeğidir. that explain what the characters are saying biçiminde açılabilir. İki öbek de isim öbeğine ek bilgi katar; added ve explaining birbirinden bağımsız iki ana fiil değildir.
Alıştırma
Örnekte added ... ve explaining ... hangi görevi yapıyor?
- Diyalog sözleri hakkında ek bilgi verirler.
- Karakterlerin yaptığı iki eylemi anlatırlar.
- Birbirinden bağımsız iki ana fiildirler.
Cevabı göster
Diyalog sözleri hakkında ek bilgi verirler.
Subtitled captions aren't only for dialogue. Dilbilgisi
0:26Altyazılar sadece diyalog için değildir.
aren't only for ...: birden fazla kullanım olduğunu belirtmek
aren't only for dialogue ifadesinde olumsuzluk, dialogue kullanımını değil, only sözcüğünün getirdiği sınırlamayı kaldırır. Cümle hâlâ diyaloğun bir kullanım alanı olduğunu söyler ve altyazıların başka kullanımları da bulunduğunu ekler. X isn't/aren't only for Y kalıbı, fazla dar bir düşünceyi düzeltir ve çoğu zaman başka bir amacı ya da grubu tanıtmaya geçiş yapar.
Alıştırma
aren't only for ile tamamlayın: These rooms ____ meetings; people also use them for quiet study.
Cevabı göster
aren't only for
dramatic action-packed scenes: action-packed kullanımı
Bu ifadede dramatic ve action-packed, scenes sözcüğünü niteler. Action-packed, “heyecan verici eylem veya olaylarla dolu” demektir. Packed burada mecazidir: sahnelerde bolca aksiyon vardır; sahneler fiziksel olarak bir kaba paketlenmez. Action-packed birleşik bir sıfattır. Bir isimden önce geldiğinde, an action-packed film örneğindeki gibi kısa çizgi genellikle korunur. Dramatic güçlü heyecanı veya duyguyu anlatabilir, ancak tek başına çok fazla aksiyon olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “heyecan verici aksiyonla dolu” anlamına gelen birleşik sıfatla tamamlayın: The game had an ____ final round.
Cevabı göster
action-packed
there might be no ... but there are plenty of ...: var olanları karşılaştırmak
Her iki bölüm de bir yerde veya sahnede neyin bulunduğunu söylemek için there + be yapısını kullanır. There might be no one speaking, hiç kimsenin konuşmuyor olmasının mümkün olduğunu belirtir; might belirsizlik gösterir. There are plenty of sounds ise çok sayıda ses bulunduğunu anlatır. But bir karşıtlık kurar: konuşma sesi olmayabilir, ancak yine de çok sayıda başka ses olabilir. Burada plenty of, az ama ancak yeterli bir miktarı değil, büyük bir miktarı veya sayıyı ifade eder.
Alıştırma
Yeni cümleyi There might be no ..., but there are plenty of ... kalıbıyla tamamlayın: There ____ no buses today, but there ____ plenty of taxis.
Cevabı göster
might be · are
need to be described as well: edilgen gereklilik ve ekleme anlamı
need to be + geçmiş zaman ortacı kalıbı, bir şeyin bir eyleme uğraması gerektiğini anlatır. Burada sesler betimleme eylemine uğrar; bu yüzden described edilgendir. Cümle, onları kimin betimleyeceğini söylemez. As well, “ayrıca” veya “de” anlamına gelir. Bu cümlenin sonunda sesleri, betimlenmesi gereken diğer şeylere ekler; “iyi bir şekilde” anlamına gelmez.
Alıştırma
Ses efektlerinin de birisi tarafından listelenmesi gerektiğini hangi cümle doğru ifade eder?
- The sound effects need to be listed as well.
- The sound effects need to be listing as well.
- The sound effects need to list as well.
Cevabı göster
The sound effects need to be listed as well.
we'll be meeting: planlanmış bir etkinliği önceden duyurma
We'll, we will ifadesinin kısaltmasıdır. We'll be meeting, will be + fiil-ing yapısındaki sürekli gelecek zaman biçimidir. Burada daha sonrası için planlanmış bir buluşmayı duyurur; buluşmanın şu anda gerçekleştiği anlamına gelmez. Bir program tanıtımında bu yapı, buluşmayı planlanmış akışın bir parçası olarak sunar. We'll meet de aynı gelecek olayı anlatabilir, ancak we'll be meeting daha sonra gerçekleşecek etkinliği öne çıkarır.
Alıştırma
Bu program tanıtımını tamamlamak için we will ifadesinin kısaltmasını ve meet fiilinin sürekli gelecek zaman biçimini kullanın: Next, ____ the school band.
Cevabı göster
we'll be meeting
to find out more: daha fazlasını öğrenme amacını belirtmek
Find out, çoğunlukla sorarak, kontrol ederek ya da araştırarak “bir bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak” anlamına gelen bir öbek fiildir. to find out more ifadesinde to amaç bildirir: bağlamda anlatılan eylem daha fazlasını öğrenmek için yapılır. Burada find out tek bir birim olarak çalışır; out “dışarı” anlamına gelmez. Ardından more, the truth gibi bir isim öbeği ya da why it happened gibi bir yan cümle gelebilir.
Alıştırma
“Sorarak veya kontrol ederek kalkış saatini öğrenmek” anlamına gelen ifadeyi seçin: I called the station to ___ when the last train leaves.
- find out
- look for
- find
Cevabı göster
find out
But first, ...: önce yapılacak bir adımı tanıtmak
But first sözleri konuşmanın ana akışını kısa süreliğine durdurur ve daha önce yapılması gereken bir şeyi tanıtır. Bu cümlede konuşmacı, devam etmek üzere olduğu konudan önce bir soru sorar. Burada but öncelikle anlaşmazlık bildirmez. Geçiş ifadesinin tamamı sırayı düzenler: “o konuya geleceğiz, ama önce bu var.”
Alıştırma
Bir oyuna başlamak üzeresiniz, ancak başlamadan önce kuralları kontrol etmeniz gerekiyor. Bu sırayı en iyi hangi cümle düzenler?
- But first, let's check the rules.
- However, we checked the rules yesterday.
- First, the game was exciting.
Cevabı göster
But first, let's check the rules.
written ahead of time: ihtiyaç duyulmadan önce yazılmış
written ahead of time ifadesinde ahead of time, “bir şeye ihtiyaç duyulan veya bir şeyin planlandığı zamandan önce” demektir. Cümledeki are written, altyazıların film gösterilirken oluşturulmadığını, önceden tamamlandığını gösterir. Önceden hazırlık yapıldığını anlatmak için ahead of time kullanılır. Bu ifade yalnızca beklenen zamanda olmayı değil, gerekenden daha erken olmayı belirtir.
Alıştırma
Öğretmenin geziye iki gün kala sınıf listesine ihtiyacı var. Hangi cümle açıkça önceden hazırlık yapılmasını istiyor?
- Please send the class list on time.
- Please send the class list in time.
- Please send the class list ahead of time.
Cevabı göster
Please send the class list ahead of time.
live TV: olaylar gerçekleşirken yayımlanan televizyon
live TV ifadesinde live, “olay gerçekleştiği anda yayımlanan” anlamında bir sıfattır. Bu ifade, önceden kaydedilmiş bir programı değil, gerçek zamanlı yayımlanan televizyonu anlatır. Buradaki live, “hayatta olan” anlamına gelmez ve “ikamet etmek” anlamındaki fiil değildir. TV sözcüğünden önce gelerek yayın türünü açıklar.
Alıştırma
live TV ifadesinde live sözcüğünün doğru anlamı ve okunuşu hangisidir?
- “İkamet etmek” demektir ve /lɪv/ diye okunur.
- “Olaylar gerçekleşirken yayımlanan” demektir ve /laɪv/ diye okunur.
- “Hayatta olan” demektir ve /lɪv/ diye okunur.
Cevabı göster
“Olaylar gerçekleşirken yayımlanan” demektir ve /laɪv/ diye okunur.
has to be done in the moment: edilgen zorunluluk
Has to be done, has to + be + fiilin üçüncü hâli yapısını kullanır. Görevin yapılmasının gerekli olduğunu ve eylemden etkilenen tarafın görev olduğunu anlatır; bu nedenle işi kimin yapacağını söylemek gerekmez. Bu yapı tamamlanmış bir sonucu değil, bir gerekliliği anlatır. In the moment ise işin sonraya bırakılmadan, durum gelişirken yapılması gerektiğini ekler.
Alıştırma
İşin olaylar gelişirken yapılması gerektiğini anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: For this live task, the work ____, not saved for later.
Cevabı göster
has to be done in the moment
as the person is speaking: eş zamanlı eylemleri anlatan as
Burada as, while yani “-iken” anlamına gelen bir zaman bağlacıdır. Devam eden arka plan eylemi olan the person is speaking bölümünü başlatır; başka bir eylem de aynı süre içinde gerçekleşir. Şimdiki zamanın devam biçimi olan is speaking, konuşmanın sürmekte olduğunu gösterir. Buradaki ilişki neden değil, zaman ilişkisidir ve as sonrasında bir isim grubu değil, tam bir yan cümle gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede as, iki eylemin aynı anda gerçekleştiğini göstermek için while anlamında kullanılmıştır?
- As the shop is closed on Sundays, we will go on Monday.
- She works as a guide at the museum.
- The children wave as the parade is passing.
Cevabı göster
The children wave as the parade is passing.
can lead to mistakes: hatalara yol açabilir
can lead to mistakes ifadesinde lead to, bir nedeni olası bir sonuca bağlar: durum hatalara yol açabilir. Can, bu sonucun kesin değil, mümkün olduğunu gösterir. Buradaki to bir edattır. lead to confusion veya lead to losing data örneklerinde olduğu gibi lead to ifadesinden sonra bir isim ya da -ing biçimi gelir; doğrudan fiilin yalın biçimi gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve bir nedeni sonuca bağlayan iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Poor planning can ____ delays.
Cevabı göster
lead to
reveal the answer later: cevabı daha sonra açıklamak
Reveal the answer, daha önce bilinmeyen veya bilinçli olarak saklanan bir cevabı açıklamak demektir. Later bu anı erteler; konuşan kişi cevabı şimdi vermemektedir. Bu ifade programı, şimdi sorulan bir soru ve ilerleyen bir bölümde verilen cevap şeklinde düzenler. Ayrıca merak yaratır ve izleyiciye ya da dinleyiciye devam etmek için bir neden verir.
Alıştırma
Sunucu 'I'll reveal the answer later' diyerek ne yapıyor?
- Cevabın tamamını hemen vermek.
- Cevabı şimdilik saklayıp ilerleyen bir bölümde açıklayacağına söz vermek.
- Sorunun hiçbir zaman cevaplanmayacağını söylemek.
Cevabı göster
Cevabı şimdilik saklayıp ilerleyen bir bölümde açıklayacağına söz vermek.
It's not just ... that ...: kapsanan grubu genişletmek
Bu yapı, It's not just + vurgulanan kişi veya şey + that + mesajın geri kalanı biçimiyle bir kişi ya da şeyi özellikle vurgular. Buna it-cleft, yani it ile kurulan vurgu yapısı denir. Burada deaf audiences vurgulanan nesnedir; subtitles help ise özne ve fiili verir. Temel anlam, altyazıların yalnızca işitme engelli izleyicilere değil, başkalarına da yardımcı olduğudur. Bu yapı, fazla dar bir varsayımı düzeltir. Önce beklenen bir grubu belirtir, ardından ifadenin başkaları için de geçerli olduğunu gösterir. Buradaki that yan cümlesi vurgu yapısının bir parçasıdır; yalnızca audiences sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümlesi değildir.
Alıştırma
Rehberin yalnızca yeni başlayanlara değil, başka kişilere de yardımcı olduğunu anlatmak için It's not just ... that ... yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- It's not just beginners that this guide helps.
- It doesn't just beginners that this guide helps.
- It's beginners not just that this guide helps.
Cevabı göster
It's not just beginners that this guide helps.
be great for + -ing: yararlı bir amacı anlatmak
Be great for + isim veya -ing biçimi, bir şeyin belirli bir amaç için çok yararlı ya da uygun olduğunu anlatır. Bu cümlede çevrilmiş altyazılar, dil öğrenmeye yardımcı bir kaynak olarak öneriliyor. Buradaki for bir edattır. Bu nedenle ardından bir eylem geldiğinde -ing biçimi kullanılır: great for learning doğrudur, great for learn değildir.
Alıştırma
Podcastlerin dinleme alıştırması için yararlı bir araç olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Podcasts are great to practising listening.
- Podcasts are great for practise listening.
- Podcasts are great for practising listening.
Cevabı göster
Podcasts are great for practising listening.
letting you read a word and hear how it's pronounced: pratik bir sonuç eklemek
Burada letting you ..., önceki düşünceye bağlanan -ing'li bir yan cümleciktir. Pratik sonucu ekler: daha önce sözü edilen özellik, sonraki eylemleri yapabilmenizi sağlar. Bu bir emir değildir; letting de tek başına izin verme eylemini anlatmaz. let'ten sonra nesne ve fiilin yalın hâli kullanılır: letting you read ... and hear .... Read ve hear, and ile bağlanan iki paralel yalın fiildir. how it's pronounced, neyi duyduğunuzu, yani kelimenin söyleniş biçimini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, sonuç eklemek için -ing'li bir yan cümleciği ve let + nesne + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanır?
- The app displays each word, letting you to read it and hear how it's pronounced.
- The app displays each word, letting you read it and hear how it's pronounced.
- The app displays each word, let you reading it and hearing how it's pronounced.
Cevabı göster
The app displays each word, letting you read it and hear how it's pronounced.
at the same time: eylemlerin eş zamanlı gerçekleşmesi
At the same time, iki veya daha fazla eylemin aynı anda gerçekleştiğini gösteren bir zaman zarfı ifadesidir. Burada bir kelimeyi okumayı ve telaffuzunu duymayı paralel etkinlikler olarak anlatır. Bu ifade, eylemlerin gerçekleştiği zaman dilimlerinin çakıştığını belirtir. Eylemlerin tam olarak aynı saatte başlaması gerekmez ve farklı günlerde aynı saatte gerçekleşmeleri anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “eş zamanlı olarak” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Leo listened to the lesson and took notes ____.
Cevabı göster
at the same time
from monster squelches to bombs exploding,
2:04canavar ezilme seslerinden patlayan bombalara kadar,
because ... everything from X to Y: neden ve geniş kapsam belirtme
Because, ardından gelen sonucun nedenini açıklar: altyazılar birçok türde sesi betimlediği için yararlı bir öğrenme aracıdır. because yan cümlesi önce nedeni kurar; ardından gelen ana cümle sonucu veya değerlendirmeyi verir. Everything from X to Y, aradaki pek çok şeyi de kapsayan geniş bir aralığı göstermek için birbirinden çok farklı iki uç söyler. from monster squelches to bombs exploding, altyazıların ele aldığı şeylerin kapsamını anlatır; hareket bildirmez.
Alıştırma
Hangi cümle nedeni because ile açıklayıp geniş bir aralığı everything from X to Y ile gösterir?
- Because Lena walked from the library to the café, she got some exercise.
- Because the museum displays everything from ancient coins to digital art, every visitor can find something interesting.
- Because the museum is open on Sundays, many families visit it.
Cevabı göster
Because the museum displays everything from ancient coins to digital art, every visitor can find something interesting.
it's a great way to learn new adjectives. Kalıp ifadeler
2:07yeni sıfatlar öğrenmek için harika bir yoldur.
it's a great way to + fiil: bir yöntem önerme
It's a great way to + fiilin yalın hâli, bir yöntemi çok olumlu değerlendirerek önerir. Bu cümlede to learn new adjectives amacı, yani altyazı kullanmanın ne yapmaya yardımcı olabileceğini belirtir. Hedefi söylemek için way sözcüğünden sonra to + fiilin yalın hâli kullanılır: a great way to learn, practise, or relax. Buradaki to yön bildirmez; yöntemi amacıyla bağlar.
Alıştırma
It's a great way to + fiilin yalın hâli hedef kalıbını tamamlayın: Reading aloud is a great ____ practise pronunciation.
Cevabı göster
way to
choice of adjective creates emotion: sözcük seçimini izleyicinin duygusuna bağlamak
Her choice of adjective, onun seçtiği belirli betimleyici sözcüğü ifade eder. choice of + isim yapısı, seçilen şeyi veya türü belirtir. Creates emotion, izleyicinin bir şey hissetmesine yol açmak demektir; duyguyu fiziksel bir nesne gibi üretmek anlamına gelmez. Yapının bütünü, bir dil seçimini bu seçimin izleyici üzerindeki etkisine bağlar.
Alıştırma
Hangi cümle sözcük seçimini, uyandırdığı duyguyla doğal biçimde ilişkilendirir?
- The poet's choice of adjective creates a feeling of unease in the reader.
- The poet creates the reader from a choice of adjective.
- The poet's adjective chooses a feeling for the reader.
Cevabı göster
The poet's choice of adjective creates a feeling of unease in the reader.
depends on the genre: depend on + belirleyici etken
Depend on + isim grubu, bir sonucun, seçimin veya yanıtın o etkene bağlı olduğunu belirtir. Burada neyin uygun olduğunu değiştiren etken genre yani türdür. Üçüncü tekil şahıs öznesi it ile depends kullanılır. on edatı da ifadenin bir parçasıdır: depends on the genre denir, depends the genre denmez.
Alıştırma
Cümleyi depend on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The school trip ____ the weather.
Cevabı göster
depends on
very upbeat: çok olumlu ve canlı bir hava
Bu cümlede very upbeat, dönem eserinin son derece olumlu ve canlı bir havası olduğunu anlatır. Upbeat, period piece ifadesini niteleyen bir sıfattır; very ise bu özelliğin derecesini artırır. Buradaki anlam yönle değil, duyguyla ilgilidir: eser enerjik ve umut verici hissettirir.
Alıştırma
Bu cümlede very upbeat ne anlama geliyor?
- Eserin havası çok kasvetli ve ağırdır.
- Eser yukarı doğru hareket eder.
- Eserin havası çok olumlu ve canlıdır.
Cevabı göster
Eserin havası çok olumlu ve canlıdır.
period piece: geçmiş bir dönemde geçen eser
Period piece; filmi, tiyatro oyununu, kitabı veya hikâyesi geçmişteki belirgin bir dönemde geçen başka bir eseri anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Dönem genellikle kıyafetler, binalar ve toplumsal gelenekler gibi ayrıntılarla gösterilir. Burada piece, bir parça değil, yaratıcı bir eser anlamındadır. Bu ifade hikâyenin tarihî ortamını anlatır; hikâyenin gerçek olaylara dayandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi açıklama bir period piece örneğidir?
- Bugünkü hava durumu hakkında canlı bir haber.
- Uzak gelecekte geçen bir bilim kurgu macerası.
- Konusu Viktorya dönemi Londra'sında geçen bir drama.
Cevabı göster
Konusu Viktorya dönemi Londra'sında geçen bir drama.
very jaunty: canlı, hafif ve kendinden emin
Burada jaunty, müziğin canlı, hafif ve kendinden emin bir neşeyle duyulmasını anlatır. Yalnızca genel bir mutluluk değil, parlak ve yaylanan bir hava düşündürür. Very sıfatı güçlendirir; jaunty özelliğinin kolayca fark edildiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede jaunty en doğal biçimde kullanılmıştır?
- The jaunty funeral speech was slow and full of grief.
- The jaunty silence was completely soundless.
- The jaunty tune made the parade feel lively and confident.
Cevabı göster
The jaunty tune made the parade feel lively and confident.
would use the word X to describe Y: kelime seçimini açıklamak
would use the word X to describe Y kalıbı bir kelime seçimini açıklar. X seçilen kelimedir; Y ise tanımlanan kişi, şey veya özelliktir. to describe sözleri, kelimenin hangi amaçla kullanıldığını gösterir. Burada would, “bu durumda birinin normalde seçeceği kelime budur” anlamına gelir; geçmişteki bir alışkanlığı anlatmaz. Describe kelimesinden hemen sonra Y gelir: describe the music denir, describe about the music denmez.
Alıştırma
Cümleyi would use the word X to describe Y kalıbını ve gentle kelimesini kullanarak tamamlayın: I ____ her soft voice.
Cevabı göster
would use the word gentle to describe
creating an idea of what a sound is like: bir sesin nasıl olduğuna dair fikir oluşturmak
Creating an idea of what a sound is like, bir sesin özellikleri veya genel etkisi hakkında birinin zihninde izlenim oluşturmasına yardımcı olmak demektir. İç içe geçmiş soru cümleciği what a sound is like, sesin ne olduğunu değil, nasıl algılandığını anlatır. Buradaki like, be like kalıbının parçasıdır; ‘sevmek’ anlamına gelmez. of sözcüğünden sonra cümlecik düz cümle dizilişini kullanır: what a sound is like; what is a sound like değil. Başka durumlarda da kullanılabilen what + özne + be + like kalıbı özellik, görünüş, kişilik veya deneyim sormak ve anlatmak için kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle yeni öğretmenin özelliklerini veya kişiliğini soruyor?
- Can you tell me what the new teacher likes?
- Can you tell me what the new teacher is?
- Can you tell me what the new teacher is like?
Cevabı göster
Can you tell me what the new teacher is like?
in order to do so. Kalıp ifadeler
2:44ve bunu yapmak için çok, çok açıklayıcı bir kelime kullanmaktır.
in order to do so: amacı açıkça belirtmek
in order to + fiilin yalın hâli, bir eylemin amacını, yani birinin o eylemi neden yaptığını belirtir. Tam ifade olan in order to do so içinde do so, daha önce sözü edilen bir eylemin yerine geçer. Burada creating an idea of what a sound is like ifadesine gönderme yaparak tüm eylemin tekrarlanmasını önler. in order to, amaç bildiren basit to yapısından daha açık ve biraz daha resmîdir. Yapı in order to + fiilin yalın hâli şeklindedir; bu nedenle cümlede do yalın hâldedir.
Alıştırma
Cümleyi in order to do so kullanarak tamamlayın: The team wanted to keep the floor dry and placed a mat by the door ____.
Cevabı göster
in order to do so
base descriptions on the film's genre: betimlemeleri filmin türüne dayandırmak
To base X on Y, X'i oluştururken Y'yi gerekçe, kanıt veya yönlendirici kaynak olarak kullanmak demektir. Burada X her descriptions, Y ise the film's genre ifadesidir; yani filmin türü, Karli'nin filmi nasıl betimleyeceğini yönlendirir. Base burada fiildir. Karli üçüncü tekil kişi öznesi olduğu için fiil bases olur ve on zorunludur: someone bases X on Y. Aynı ilişki edilgen X is based on Y biçiminde de sıkça kullanılır.
Alıştırma
base X on Y yapısını tamamlayın: Maya ____ her decision ____ the latest information.
Cevabı göster
bases · on
with its own particular set of features. Kalıp ifadeler
2:51kendine has özellikler bütününe sahip olan.
film's genre: filmin ait olduğu tür
Bu cümlede the film's genre, filmin ait olduğu kategoriyi ifade eder. Genre, fark edilebilir ortak özelliklere sahip eserleri gruplandırır; comedy, thriller ve period drama birer film türüdür. Genre müzik, kitap ve diğer yaratıcı eserler için de kullanılır. Tek bir özelliği veya olay örgüsünün tamamını değil, bir kategoriyi adlandırır.
Alıştırma
Hangi cümlede genre yaratıcı bir eserin kategorisini adlandırmak için kullanılmıştır?
- The film's genre is ninety minutes long.
- This pencil has a bright genre.
- Fantasy is my favourite book genre.
Cevabı göster
Fantasy is my favourite book genre.
with its own particular set of features: kendine özgü özellikler bütünüyle
A set of features, birlikte bir bütün olarak düşünülen bir grup özelliği anlatır. Burada set, sayılabilen bir isimdir; “ayarlamak” anlamındaki fiil değildir. Particular ise bu özelliklerin anlatılan şeye özgü veya onu ayırt edici olduğunu gösterir. With edatı bir niteliği tanıtır: bir şey kendine ait bir özellik grubuyla birlikte gelir ya da var olur. Bu kalıp, kategorileri tanımlamak veya karşılaştırmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “bir grup özellik” anlamındaki üç sözcüklü isim öbeğiyle tamamlayın: Each model offers a different ____.
Cevabı göster
set of features
sound effects: medya yapımlarında tasarlanan sesler
Sound effects; bir film, televizyon programı, oyun veya gösteride bir hareketi, yeri ya da dramatik anı desteklemek için yapılan, kaydedilen veya eklenen seslerdir. Ayak sesleri, kapı gıcırtısı ve patlama sesi buna örnektir. Bu kalıplaşmış medya teriminde effects, genel anlamdaki “sonuçlar” veya “etkiler” değildir. Sound effects genellikle konuşmalı diyalogdan ve müzikten ayrı ele alınır.
Alıştırma
Hangi ses türü en doğru şekilde sound effect olarak tanımlanır?
- Bir oyuncunun söylediği replik
- Bir filme eklenen kapı gıcırtısı
- Bir sahnenin altında çalan melodi
Cevabı göster
Bir filme eklenen kapı gıcırtısı
a thriller: gerilim yaratan bir hikâye türü
Bu cümlede a thriller; film, televizyon dizisi veya roman gibi gerilim yaratan tek bir eseri ifade eder. Bu tür eserler genellikle tehlike, gizem veya daha sonra ne olacağına dair belirsizlik yoluyla izleyiciyi ya da okuyucuyu gergin tutar. Burada thriller sayılabilen bir tür adıdır; bu yüzden a tek bir eseri gösterir. Yalnızca heyecan verici bir kişi veya şey anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi açıklama bir thriller ile en iyi eşleşir?
- Tehlike etrafında gerilim oluşturan bir hikâye
- Bitkilerin nasıl büyüdüğünü açıklayan bilgilendirici bir program
- Küçük çocuklar için neşeli şarkılardan oluşan bir koleksiyon
Cevabı göster
Tehlike etrafında gerilim oluşturan bir hikâye
creaking stairs ... sudden screams: canlı ses betimlemeleri
Creaking stairs, merdivenlerin hareket ederken veya üzerlerine ağırlık binerken uzun ve sert bir gıcırtı çıkardığını anlatır. Sudden screams ise uyarı olmadan başlayan çığlıkları ifade eder. Her iki isim öbeğinde de ismin önüne belirgin bir niteleyici gelir: creaking merdivenlerin nasıl duyulduğunu, sudden ise çığlıkların ne zaman başladığını gösterir. Bu ayrıntılar gergin bir sahnenin seslerini zihinde canlandırmayı kolaylaştırır.
Alıştırma
Hangi cümle gergin bir sahne yaratmak için belirgin ses betimlemelerini doğal biçimde kullanıyor?
- We heard creaking floorboards and sudden screams in the dark.
- We heard creaking shadows and sudden colours in the dark.
- We heard old floorboards and screams suddenly in the dark.
Cevabı göster
We heard creaking floorboards and sudden screams in the dark.
are very different from: iki şeyi doğrudan karşılaştırmak
A is/are different from B yapısında from, karşılaştırma unsuru olan B’yi tanıtır. Bu cümlede are, daha önce belirtilen çoğul özneyle uyumludur; the sounds used in historical period dramas ise from’dan sonra gelen karşılaştırma ifadesidir. Very, different sözcüğünü güçlendirir. Bu nedenle are very different from, iki türün biraz değil, belirgin biçimde farklı olduğunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi different ve doğru edatla tamamlayın: The school play is very ____ the film version.
Cevabı göster
different from
upbeat, light-hearted ve cheerful: olumlu bir havanın farklı tonları
Bu üç sıfat daha kapsamlı ve olumlu bir betimleme oluşturur. Upbeat iyimserlik ve enerjiye, light-hearted rahat ve ciddi ya da duygusal açıdan ağır olmamaya, cheerful ise belirgin bir mutluluk hissine odaklanır. Bir listede yan yana kullanıldıklarında aynı şeyi tam olarak tekrarlamazlar; her sözcük genel havanın farklı bir yönünü ekler. Light-hearted mecazidir ve bir kalbin fiziksel ağırlığını anlatmaz.
Alıştırma
Bir hikâyenin ciddi veya duygusal açıdan ağır olmadığını en doğrudan hangi cümle anlatır?
- The story is cheerful.
- The story is light-hearted.
- The story is upbeat.
Cevabı göster
The story is light-hearted.
might be described as jaunty: temkinli bir tanım sunmak
“Might be described as + sıfat veya isim türünde etiket” yapısı, kullanılan etiketin bir şeyi nitelendirmenin makul yollarından biri olduğunu belirtir. Edilgen yapı, dikkati tanımlayan kişiden çok tanımlanan şeye ve tanıma yöneltir. “Might” ifadeyi temkinli hâle getirir: “jaunty” uygun olabilecek bir etiket olarak sunulur, tek doğru seçenek olarak değil. Buradaki “as” etiketi tanıtır; “çünkü” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: This story ____ a modern fairy tale.
Cevabı göster
might be described as
full of energy and confidence: güçlü soyut nitelikler
“Full of + soyut isim” yapısı, bir kişinin, performansın veya tarzın belirli bir niteliği güçlü biçimde taşıdığını anlatır. Burada “energy and confidence”, tanımlanan iki belirgin niteliğin adını verir. Buradaki “full” mecazidir; bir kap fiziksel olarak doldurulmuyordur. Bu ifade insanlarda, müzikte, konuşmalarda veya başka eserlerde güçlü biçimde bulunan nitelikleri anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: Her speech was ____.
Cevabı göster
full of energy and confidence
started out as: değişimden önceki ilk biçim
Started out as, bir şeyin başlangıçta belirli bir biçime, role veya kimliğe sahip olduğunu anlatır. Burada Subtitles started out as, altyazıların ilk rolünü tanıtır; as ifadesinden sonra bu ilk rolü adlandıran isim grubu gelmelidir. Start out bir öbek fiildir; bu nedenle out tek başına “dışarı” anlamına gelmez. Özne + started out as + isim grubu kalıbı genellikle bir şeyin başlangıç noktasını gösterir ve daha sonraki değişime zemin hazırlar.
Alıştırma
“Başlangıçta bu biçimdeydi” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The website ____ a class project, but it later became a public resource.
Cevabı göster
started out as
an accessibility feature: erişim engellerini azaltan bir işlev
An accessibility feature, engelli kişilerin veya başka erişim ihtiyaçları olan insanların bir ürünü, hizmeti ya da içeriği kullanmasına yardımcı olmak için tasarlanmış bir işlevdir. Bu bağlamda altyazılar, bu tür bir işlev olarak tanıtılır. Ürün ve teknoloji dilinde accessibility erişim engellerini azaltmak, feature ise ürünün sunduğu bir işlev demektir; bir kişinin fiziksel özelliği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir ürün açıklamasında an accessibility feature ne anlama gelir?
- Yalnızca ödeme yapıldıktan sonra sunulan bir ayrıcalık
- Engelli kişilerin veya başka erişim ihtiyaçları olan insanların karşılaştığı engelleri azaltmak için tasarlanmış bir işlev
- Birinin yüzünün nasıl göründüğünü anlatan bir ayrıntı
Cevabı göster
Engelli kişilerin veya başka erişim ihtiyaçları olan insanların karşılaştığı engelleri azaltmak için tasarlanmış bir işlev
since the growth of...: geçmişten bugüne uzanan zaman çizgisini başlatmak
Burada since, “...den beri” anlamına gelir; “çünkü” anlamında değildir. Ardından the growth of online streaming services ad öbeği gelir ve bu gelişme geçmişteki bir başlangıç noktası olarak sunulur. Sonraki present perfect biçimi has become, bu başlangıç noktası ile şimdi arasındaki değişimi anlatır. Yapı, since + geçmişteki bir zaman veya olay ve ardından bugüne kadar süren ya da gelişen bir durum şeklindedir.
Alıştırma
“Since the growth of online streaming services, subtitling has become more important” cümlesinde since ne işe yarar?
- Çevrim içi yayını altyazı hazırlamayla karşılaştırır.
- Yalnızca altyazı hazırlamanın neden değiştiğini açıklar.
- Büyümeyi, bugüne kadar devam eden bir dönemin başlangıç noktası olarak gösterir.
Cevabı göster
Büyümeyi, bugüne kadar devam eden bir dönemin başlangıç noktası olarak gösterir.
become something of an art: bir dereceye kadar sanat olmak
something of a/an + isim yapısında something of, “bir dereceye kadar” veya “makul biçimde öyle adlandırılabilecek” anlamına gelir. Bu nedenle become something of an art, altyazı hazırlamanın bilinmeyen bir nesneye değil, sanat olarak görülebilecek bir etkinliğe dönüştüğünü anlatır. Bu ifade, become an art ifadesine göre sınıflandırmayı daha az kesin yapar; ancak gereken beceri ve değerlendirme gücü hakkında yine olumlu bir yargı taşır.
Alıştırma
“Making the perfect paper airplane has become something of an art” cümlesinde something of an art ne anlama gelir?
- Kimliği bilinmeyen fiziksel bir sanat eserine dönüşmüştür.
- Artık beceri gerektiren ve makul biçimde sanat olarak adlandırılabilecek bir etkinliktir.
- Belirtilmemiş bir resim türüdür.
Cevabı göster
Artık beceri gerektiren ve makul biçimde sanat olarak adlandırılabilecek bir etkinliktir.
make + nesne + as close as possible to + referans
make their descriptions as close as possible to the sounds they hear ifadesinde make + nesne + sıfat yapısı kullanılır. Their descriptions nesnedir; as close as possible ise ekibin açıklamaları ulaştırmak istediği durumu, yani olabildiğince benzer ve aslına uygun olmasını anlatır. Close, karşılaştırma noktasını belirtmek için to alır: the sounds they hear. Yeniden kullanılabilecek kalıp make + bir şey + as close as possible to + referans veya standart şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi close ile kurulan ve ‘olabildiğince … benzer’ anlamına gelen yapıyla tamamlayın: We adjusted the model to make it ____ the original design.
Cevabı göster
as close as possible to
Here, she tells BBC Radio 4's Word of Mouth
3:43Burada, BBC Radio 4'ün Word of Mouth programına anlatıyor
exactly the right word: tam uygun kelime
exactly the right word ifadesinde right, amaca uygun ve doğru demektir; left sözcüğünün karşıtı olan yön anlamında değildir. Exactly ifadeyi güçlendirir ve seçilen kelimenin amaçlanan sese, duyguya veya anlama tam olarak uyduğunu gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen exactly the right + isim kalıbı, bir seçimin çok isabetli olduğunu belirtir. exactly the right time veya exactly the right tool buna örnektir.
Alıştırma
Hangi cümle editörün amaçlanan tona tam olarak uyan bir kelime seçtiğini belirtir?
- The editor wrote the word on the right side of the page.
- The editor chose exactly the right word for the friendly tone.
- The editor chose a word that was almost right for the friendly tone.
Cevabı göster
The editor chose exactly the right word for the friendly tone.
gobsmacked silence: aşırı şaşkınlıktan doğan sessizlik
Gobsmacked silence, aşırı şaşkınlığın yol açtığı sessizlik demektir. Gobsmacked normalde ne söyleyeceğini bilemeyecek kadar şaşırmış veya sarsılmış birini anlatır; silence sözcüğünün önüne gelince bu duyguyu sessizliğin nedeni olarak gösterir. Bu, etkileyici bir betimlemedir; kalıplaşmış teknik bir terim değildir. İfadeyi sıradan bir sakinlik olarak değil, “insanların gobsmacked olduğunu gösteren sessizlik” olarak anlayın.
Alıştırma
Hangi sahne gobsmacked silence ifadesine en uygundur?
- Herkes uykuya daldığı için kimse konuşmuyor.
- Beklenmedik sonuç herkesi şoke ettiği için kimse konuşmuyor.
- Kütüphane ziyaretçilerden sessiz olmalarını istediği için kimse konuşmuyor.
Cevabı göster
Beklenmedik sonuç herkesi şoke ettiği için kimse konuşmuyor.
you were able to tell: ipuçlarından bir şeyi anlamak
You were able to tell ifadesinde tell, işaretlerden bir şeyi fark etmek, anlamak veya çıkarmak demektir. Dinleyen kişi bir şeyi çıkarabilmiştir; burada birine bilgi verilmesi söz konusu değildir. Yapı be able to + tell şeklindedir ve burada geçmiş zaman biçimi were able to kullanılmıştır. Çıkarılan şey zaten belliyse tell tek başına kullanılabilir; ayrıca tell that..., tell whether..., tell who... gibi that yan cümlesi veya soru sözcüklü bir yan cümle de alabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede tell, ‘ipuçlarından fark etmek veya anlamak’ anlamındadır?
- I was able to tell from her smile that the plan had worked.
- I was able to tell a funny story at dinner.
- I was able to tell Noah the good news.
Cevabı göster
I was able to tell from her smile that the plan had worked.
people were like: bir tepkiyi gündelik dille canlandırmak
Gündelik konuşmada people were like, insanların nasıl tepki verdiğini yaklaşık olarak canlandırır. Ardından söyledikleri sözler, bir ses, yüz ifadesi veya içinde bulundukları durumu anlatan bir ifade gelebilir. Buradaki like, «hoşlanmak» anlamına gelmez. Konuşan kişi tepkiyi canlı biçimde gösterir; mutlaka söylenenleri kelimesi kelimesine aktarmıyordur.
Alıştırma
Gündelik anlatıyı be like kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the lights went out, everyone ____, 'Again?'
Cevabı göster
was like
almost on the verge of a gasp: şaşkınlıkla nefesini çekmeye çok yakın
On the verge of, bir şeyin gerçekleşmesine çok az kaldığı noktada olmayı anlatır. Ardından bir isim ya da -ing biçimi gelir. A gasp, çoğu zaman şaşkınlıkla aniden nefes almadır; dolayısıyla on the verge of a gasp, şaşkınlıkla nefesini çekmeye çok yakın olmak demektir. Almost biraz daha mesafe ekler: tepki o sınıra çok yaklaşmıştır, ancak konuşan kişi bu ani nefes alışın gerçekten gerçekleştiğini söylemez.
Alıştırma
Cümleyi on the verge of ile tamamlayın: The hikers were ____ turning back when they saw the cabin.
Cevabı göster
on the verge of
came up with that: bu fikri veya ifadeyi bulmak
came up with, come up with ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada, that one ile kastedilen fikri veya ifadeyi “düşünüp buldu” ya da “ortaya attı” demektir. come up with ifadesini tek bir öbek fiil olarak düşünün: someone comes up with an idea, answer, name, or solution. Bir şeyle fiziksel olarak yukarı gelmek anlamına gelmez.
Alıştırma
“Düşünüp buldu” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: Maya ____ a clever name for the app.
Cevabı göster
came up with
give him a virtual high-five: uzaktan samimi övgü
give him a virtual high-five, eller gerçekten birbirine değmeden onu övmek veya onunla birlikte kutlamak demektir. high-five kutlama amaçlı bir el hareketidir; virtual sözcüğü bunu çoğunlukla mesajda ya da çevrim içi konuşmada kullanılan sembolik bir harekete dönüştürür. Yeniden kullanılabilen kalıp give someone a high-five şeklindedir. Kişi give fiilinden sonra gelir: give her a high-five, give them a high-five. virtual eklendiğinde övgü korunur, fiziksel hareket ise yapılmaz.
Alıştırma
Burada give him a virtual high-five ne anlama geliyor?
- Onu uzaktan övmek veya onunla birlikte kutlamak
- Ondan kamerasını açmasını istemek
- Onu çevrim içi bir oyuna davet etmek
Cevabı göster
Onu uzaktan övmek veya onunla birlikte kutlamak
the surprised characters were about to gasp, Dilbilgisi
4:12şaşıran karakterler nefeslerini tutmak üzereydiler (gasp),
were about to gasp: gerçekleşmesine çok az kalmış bir eylem
Be about to + fiilin yalın hâli, bir şeyin çok yakında gerçekleşmesinin beklendiğini anlatır. Buradaki were about to gasp, karakterleri şaşkınlıkla keskin bir nefes almadan hemen önceki ana yerleştirir. Bu yapıda about to bir bütün olarak kullanılır; about, “hakkında” anlamına gelmez. to sonrasında gasping değil, fiilin yalın hâli olan gasp gelir.
Alıştırma
Bir şeyin çok yakında başlayacağını anlatan kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The show is ____ begin, so please take your seat.
Cevabı göster
about to
take in a short, quick breath of air: birden nefes almak
Burada take in, “vücudun içine çekmek” anlamındadır. Nesnesi a short, quick breath of air olduğu için tüm ifade, az miktarda havayı birden ve hızlıca içine çekmek demektir. Bir gasp eyleminin ne olduğunu açıklar. Take in birden fazla anlama sahiptir ve nesne, doğru anlamı seçmeye yardımcı olur. air veya a breath ile kullanıldığında bilgi anlamak ya da birini kandırmak değil, nefes almak anlamına gelir.
Alıştırma
Bu cümlede take in ne anlama gelir? Take in a short, quick breath of air.
- Birini kandırmak.
- Havayı vücudun içine çekmek.
- Zor bir fikri anlamak.
Cevabı göster
Havayı vücudun içine çekmek.
but Carly's team found the perfect adjective Kalıp ifadeler
4:21ama Carly'nin ekibi mükemmel sıfatı buldu
to describe the silence, gobsmacked,
4:24sessizliği tasvir etmek için, nutku tutulmuş (gobsmacked),
find the perfect adjective to describe the silence: sessizliği anlatacak mükemmel sıfatı bulmak
Find the perfect adjective to describe ... belirli bir etkiye özellikle iyi uyan sıfatı seçmek demektir. Burada to describe the silence, sıfatın ne amaçla kullanılacağını gösterir; to + fiil yapısı amaç bildirir. Sessizlik de bir atmosfer yaratabildiği veya bir tepkiyi gösterebildiği için betimlenebilir. Kullanışlı kalıp find the right/perfect adjective to describe + isim şeklindedir.
Alıştırma
Hedef kalıbı dersteki sözcüklerle tamamlayın: The writer found the perfect ____ the spooky mood.
Cevabı göster
adjective to describe
is slang for being so surprised you can't speak: konuşamayacak kadar şaşırmak anlamındaki argo
X is slang for Y, argoyu açıklamanın basit bir yoludur. X gündelik ve argo ifadedir, Y ise ne anlama geldiğini söyler. Burada X önceki yan cümledeki gobsmacked sözcüğüdür; being so surprised you can't speak ise onu açıklar. so surprised (that) you can't speak yapısında so, şaşkınlığın bir sonuca yol açacak kadar güçlü olduğunu gösterir: konuşamamak. Gündelik konuşmada that sık sık atılır.
Alıştırma
Tanımı dersteki kalıbın aynısıyla tamamlayın: 'Hangry' ____ feeling angry because you are hungry.
Cevabı göster
is slang for
that deserved a high-five: bir şeyin övgüyü hak ettiğini söylemek
Deserved a high-five, bir şeyin kutlama veya övgü amacıyla beşlik çakılmasını hak edecek kadar iyi olduğu anlamına gelir. deserve + isim kalıbı, bir kişinin veya şeyin hak ettiği ödülü, sonucu ya da tepkiyi belirtir; ödülün gerçekten verildiği anlamına gelmez. Burada that deserved a high-five, one description ifadesini niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Konuşanın bu tanımı neden özellikle iyi bulduğunu açıklar.
Alıştırma
Cümleyi deserve fiilinin geçmiş zamanı ve ardından a high-five kullanarak tamamlayın: Her clever solution ____.
Cevabı göster
deserved a high-five
as a greeting or to say well done: işlev ve amaç
As a greeting, eylemin işlevini belirtmek için as + isim öbeği kullanır: eylem bir selamlaşma görevi görür. To say well done ise eylemin amacını belirtmek için to + fiilin yalın hâlini kullanır: eylem birini övmek amacıyla yapılır. Or, bu iki olası kullanımı birbirine bağlar. Burada well done, “bunu iyi yaptın” anlamındaki kalıplaşmış bir övgü ifadesidir; yiyeceğin ne kadar piştiğini anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi önce işlevi, sonra amacı gösteren kalıpla tamamlayın: They use the signal ____ a greeting or ____ warn others.
Cevabı göster
as · to
went viral: kısa sürede geniş bir kitleye yayılmak
Go viral, bir şeyin birçok kişi tarafından paylaşılması, tekrarlanması veya taklit edilmesi sonucunda internet ya da kitle iletişim araçları üzerinden çok hızlı yayılması demektir. Bu cümlede went viral, ifadenin kısa sürede yaygın biçimde tanındığını anlatır. Went, go fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada viral mecazidir: bilginin hızla yayılmasını bir virüsün yayılmasına benzetir, ancak hastalıktan söz etmez. Bu ifade yalnızca beğenilmeyi değil, hızlı ve geniş çaplı yayılmayı vurgular.
Alıştırma
Hangi durum went viral ifadesinin anlamına en uygundur?
- Bir çocuk bir arkadaşına bir resim gösterdi.
- Kısa bir video bir gecede milyonlarca kez paylaşıldı.
- Bir kitabın uzun yıllar boyunca küçük ve düzenli bir okuyucu kitlesi oldu.
Cevabı göster
Kısa bir video bir gecede milyonlarca kez paylaşıldı.
in all kinds of situations: geniş bir çeşitlilik göstermek
All kinds of, birçok farklı tür veya geniş bir çeşitlilik anlamına gelir. In all kinds of situations, ifadenin yalnızca tek bir ortamda değil, birçok farklı durumda kullanıldığını anlatır. Yapı all kinds of + isim şeklindedir. Sayılabilen şeylerde isim genellikle all kinds of situations veya all kinds of games örneklerinde olduğu gibi çoğul olur. Normalde sayılmayan bir şey için all kinds of music örneğindeki gibi sayılamayan bir isim kullanılabilir. Buradaki in, bir şeyin kullanıldığı koşulları gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede ‘birçok farklı tür’ anlamına gelen ifadeyi seçin: The workshop welcomes ____ people.
- kind of
- all kinds of
- a kind of
Cevabı göster
all kinds of
gobsmacked was how ... felt: duyguyu how yan tümcesiyle adlandırmak
Burada “aşırı şaşırmış veya şoke olmuş” anlamındaki gobsmacked, izleyicilerin duygusunu en iyi anlatan etiket olarak kullanılır. X was how someone felt kalıbı, X’in o kişinin duygu durumuna uyan kelime veya tanım olduğunu gösterir. how the viewers of that TV news program felt yan tümcesi “o izleyicilerin hissetme biçimi” anlamına gelir. was fiilinden sonra tamamlayıcı olarak gelir ve doğrudan soru değildir. Bu nedenle how the viewers felt biçimindeki düz cümle söz dizimini korur; how did the viewers feel biçimini kullanmaz.
Alıştırma
Hangi cümle, shocked sözcüğünü bir duygunun en uygun tanımı olarak sunmak için X was how someone felt kalıbını doğal biçimde kullanır?
- Maya asked what shocked meant after the doors suddenly opened.
- Shocked was how Maya felt when the doors suddenly opened.
- How shocked was Maya when the doors suddenly opened?
Cevabı göster
Shocked was how Maya felt when the doors suddenly opened.
you asked me about: ask someone about something kalıbı
Temel kalıp ask someone about something şeklindedir: kişi doğrudan ask fiilinden sonra gelir ve about konuyu belirtir. Burada me sorunun yöneltildiği kişi, the mistaken subtitle ise konudur. the mistaken subtitle you asked me about ad öbeğinde konu, nitelediği isim olduğu için ilgi yan tümcesinden önce yer alır. about edatı doğal olarak sonda kalır: you asked me about the subtitle → the subtitle you asked me about.
Alıştırma
ask someone about something kalıbında eksik olan edatı yazarak cümleyi tamamlayın: I asked the librarian ____ the new borrowing rules.
Cevabı göster
about
can't allow someone to become ...: allow + nesne + to'lu mastar
Allow + nesne + to'lu mastar yapısı, birine bir şeyi yapma izni vermek veya bir eylemi kabul etmek anlamına gelir. Can't ile kullanıldığında konuşan kişi, o eyleme ya da sonuca izin verilmemesi gerektiğini söyler. Burada Spider-Man nesnedir; to become ise izin verilemeyecek sonucu belirtir. Become fiilinden sonra rol veya görev tamamlayıcı olarak kullanılır; as eklenmez. Belirli bir resmî unvan burada artikelsiz kullanılabilir: become Prime Minister. Genel bir meslek ise normalde artikel alır: become a doctor.
Alıştırma
Allow + nesne + to'lu mastar yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.
- The rules don't allow visitors to enter after six.
- The rules don't allow visitors enter after six.
- The rules don't allow to visitors enter after six.
Cevabı göster
The rules don't allow visitors to enter after six.
Nazik bir yumuşatma ifadesi olarak I'm afraid
Burada I'm afraid korkuyu anlatmaz. Hoşa gitmeyecek bir düzeltmeyi yumuşatan nazik bir ifadedir: konuşan kişi önceki cevabın yanlış olduğunu söylerken düzeltmenin daha az sert duyulmasını sağlar. Virgülden sonra cümlenin sonunda kullanılan I'm afraid, ifadenin tamamını yumuşatır. Which ise biraz önce sözü edilen cevaba veya seçeneğe gönderme yapar.
Alıştırma
Bir resepsiyon görevlisi şöyle diyor: There are no rooms left, I'm afraid. Bu durumda I'm afraid doğal mıdır?
- Hayır. Yalnızca gerçek korkuyu anlatabilir.
- Evet. Hoş olmayan bilgiyi yumuşatır.
Cevabı göster
Evet. Hoş olmayan bilgiyi yumuşatır.
In fact: önceki bir düşünceyi düzeltmek
In fact burada bir söylem belirteci olarak kullanılır. Ardından gelen bilginin önceki bir tahmini, düşünceyi veya izlenimi düzelteceğini ya da değiştireceğini gösterir. Bu cümlede röportaj yapılan kişinin gerçekte ne söylediğini tanıtır. Böylece önceki düşünce ile gerçeğe dayalı düzeltme arasındaki karşıtlığı düzenler. Yalnızca çıkarılabilir bir dolgu sözü değildir.
Alıştırma
Birisi dükkânın hâlâ açık olduğunu düşünüyor. Bu düşünceyi en iyi hangi cümle düzeltir?
- In fact, the shop closed last year.
- At the same time, the shop closed last year.
- For example, the shop closed last year.
Cevabı göster
In fact, the shop closed last year.
speaking about Boris Johnson: konuşanı ve konuyu belirlemek
speaking about Boris Johnson biçimindeki ortaç yan cümlesi, röportaj yapılan kişi hakkında arka plan bilgisi ekler. Anlaşılması gereken mantıksal öznesi, çevresindeki cümlede bulunan the interviewee ifadesidir: konuşan kişi odur. Boris Johnson, about sözcüğünden sonra gelir ve konuşan kişi değil, konuşulan konudur. Bu kısaltılmış yapı çoğu zaman while the interviewee was speaking about Boris Johnson şeklinde anlaşılabilir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: “The witness answered calmly, speaking about the accident.” Kaza hakkında konuşan kimdir?
- Someone other than the witness is speaking about the accident.
- The witness is speaking about the accident.
- The sentence does not identify who is speaking about the accident.
Cevabı göster
The witness is speaking about the accident.
misheard subtitle appeared as Batman: bir yazıya aktarma hatasını anlatmak
misheard subtitle ifadesinde misheard, mishear fiilinin sıfat gibi kullanılan geçmiş zaman ortacıdır. Bu, sıkıştırılmış bir anlatımdır: Konuşma yanlış duyulmuş, bu yüzden altyazıda yanlış sözcükler yer almıştır. appeared as Batman, altyazının Batman metniyle görüntülendiği anlamına gelir. Burada appeared as, ekrandaki sonucun hangi biçimde göründüğünü anlatır; bir oyuncunun Batman'i canlandırdığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Burada misheard subtitle appeared as Batman ne anlama geliyor?
- Batman'den söz edilince altyazı kayboldu.
- Bir oyuncu Batman rolünde göründü.
- Konuşma yanlış duyuldu ve altyazıda Batman yazdı.
Cevabı göster
Konuşma yanlış duyuldu ve altyazıda Batman yazdı.
Okay, let's recap: gözden geçirme bölümüne geçmek
Okay, etkinliğin değiştiğini belirtir; let's recap ise dinleyicileri ana noktaları birlikte gözden geçirmeye çağırır. Bu ifade, açıklamayı kapatıp özeti başlatarak programdaki bilgileri düzenler. Recap burada bir fiildir. Önemli fikirleri kısaca gözden geçirmek anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle bir dersi doğal biçimde kısa bir gözden geçirme bölümüne taşır?
- Okay, let's start a completely unrelated topic.
- Okay, let's recap what we learned today.
- Okay, let's replay the whole lesson from the beginning.
Cevabı göster
Okay, let's recap what we learned today.
Something which is upbeat: ilgi cümleciğiyle bir kelimeyi tanımlama
Something which is upbeat ifadesinde which is upbeat, something sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümleciğidir. İfadenin tamamı özne görevindedir ve “upbeat olan bir şey” anlamına gelir. Something which is X is Y kalıbı bir sıfatı veya fikri tanımlayabilir: önce X özelliğine sahip bir şey belirtilir, ardından bu özellik Y ile açıklanır. Burada Y, cheerful, hopeful, and light-hearted bölümüdür.
Alıştırma
Tanımı tamamlamak için Something which is X is Y kalıbını kullanın: Something ____ fragile is easy to break.
Cevabı göster
which is
a high-five, you hold up your hand Öbek fiiller
5:57bir çak (high-five) yaparsanız, elinizi havaya kaldırırsınız
if you give someone a high-five: give someone a high-five kalıbı
Give someone a high-five; selamlaşırken, birini överken veya kutlama yaparken kendi avucunuzu karşınızdaki kişinin kaldırdığı avucuna vurmayı anlatan doğal ve kalıplaşmış bir sözcük birlikteliğidir. Someone diğer kişiyi, a high-five ise hareketi belirtir. if you give someone a high-five içinde yeniden kullanılabilen hareket kalıbı give + person + a high-five şeklindedir. Geçmiş zamanda give, gave biçimine dönüşür.
Alıştırma
Cümleyi give someone a high-five kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Our team scored, so Mia ____ me a high-five.
Cevabı göster
gave
hold up your hand: elini kaldırıp yukarıda tutmak
Hold up öbek fiili burada “yukarı kaldırıp yüksek bir konumda tutmak” anlamına gelir. Your hand neyin kaldırıldığını, above your head ise konumunu belirtir. Hold your hand up da denebilir. Zamir kullanıldığında zamir ortaya gelmelidir: hold it up denir, hold up it denmez. Hold up başka bağlamlarda “geciktirmek” anlamına gelebilir; ancak buradaki your hand ve above your head ifadeleri fiziksel bir kaldırma hareketinden söz edildiğini gösterir.
Alıştırma
“Kaldırıp görünür durumda tutmak” anlamındaki ders ifadesiyle yönergeyi tamamlayın: Please ____ your card so everyone can see it.
Cevabı göster
hold up
as a greeting or to say well done: işlev ve amaç belirtmek
Bu bölüm, aynı hareketin iki olası sosyal kullanımını açıklar. As + isim öbeği hareketin rolünü veya işlevini belirtir: as a greeting, “selamlaşma olarak kullanıldığında” anlamına gelir. To + fiilin yalın hâli amacı belirtir: to say well done, “birini övmek için” anlamına gelir. Buradaki say, mutlaka sesli konuşmak değil, “iletmek” anlamındadır. Well done ise “bunu başarıyla yaptın” anlamına gelen kalıplaşmış bir övgü ifadesidir; burada perfect tense yapısı değildir.
Alıştırma
Bir işlevi ve amacı göstermek için cümleyi as ve to ile tamamlayın: People may wave ____ a greeting or ____ get someone's attention.
Cevabı göster
as · to
our 6 minutes are up: ayrılan sürenin bitmesi
Bu cümlede “our 6 minutes are up”, program için ayrılan altı dakikanın sona erdiğini ve artık durma zamanının geldiğini anlatır. Bir süreyle birlikte be up kullanıldığında o sürenin bittiği anlamına gelir; buradaki up, “yukarıda” demek değildir. Fiil, dil bilgisel özneyle uyum sağlar: “Time is up”, ancak “Six minutes are up”. Bu yapı bir sınavın, oyunun, etkinliğin veya yayının süresinin bittiğini duyurabilir.
Alıştırma
Bir öğretmen süreli bir etkinliği bitiriyor. Ayrılan on dakikanın sona erdiğini doğal biçimde duyuran cümle hangisidir?
- Your ten minutes are up.
- Your ten minutes are above.
- Your ten minutes is up.
Cevabı göster
Your ten minutes are up.
Bye for now: şimdilik vedalaşma
Bye for now, mevcut konuşmayı “şimdilik burada duruyoruz” anlamını taşıyan dostça bir ifadeyle bitirir. For now vedayı geçici hâle getirir; bu nedenle ileride yeniden görüşmek mümkündür, ancak bunun tam olarak ne zaman olacağına dair söz vermez. Yalnızca Bye demekle karşılaştırıldığında, “bu seferlik bu kadar” anlamını daha açık biçimde ekler. Kalıcı bir veda değildir.
Alıştırma
Şimdi bir telefon görüşmesini bitiriyorsunuz ve daha sonra tekrar konuşmayı bekliyorsunuz. En doğal kapanış hangisidir?
- Goodbye forever. I'll talk to you soon.
- Welcome back. I'll talk to you soon.
- Bye for now. I'll talk to you soon.
Cevabı göster
Bye for now. I'll talk to you soon.