Altyazı sanatı ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
838 kelime 146 kel/dk

Video özeti: BBC sunucuları, altyazı hazırlayanların diyalogları, müziği, ses efektlerini ve hatta sessizliği erişilebilir metne nasıl dönüştürdüğünü; türün sözcük seçimini nasıl yönlendirdiğini ve canlı altyazıda neden eğlenceli hatalar oluşabildiğini inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. If you're deaf or hard of hearing, watching television would be impossible without subtitles. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: if yan cümlesinin would be impossible ile birleşerek varsayımsal bir sonuç bildirdiğini anlayın ve belirli bir koşul, araç veya destek olmadan neyin mümkün olmayacağını açıklamak için bu kalıbı kullanın. 2. become something of an art. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: something of ifadesinin, kesin bir iddiada bulunmadan bir etkinliğin sanatla ilişkilendirilen bazı nitelikler kazandığını ölçülü biçimde anlattığını fark edin ve bir becerinin ya da uygulamanın aşamalı gelişimini betimlerken kullanın. 3. Which was the wrong answer, I'm afraid. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: I'm afraid ifadesinin bir düzeltmeyi veya hoş olmayan haberi nasıl yumuşattığını görün; görüş ayrılığı belirtirken, hataya işaret ederken ya da üzücü bilgi verirken kaba görünmeden nazikçe kullanın.

Bu derste

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

0:01

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.

Hello, this is 6 Minute English

0:07

Merhaba, bu 6 Minute English

from BBC Learning English.

0:09

BBC Learning English'ten.

I'm Neil.

0:11

Ben Neil.

And I'm Beth.

0:12

Ve ben Beth.

If you're deaf or hard of hearing, Notlar

0:13

Eğer sağır veya işitme engelliyseniz,

Kelime

deaf or hard of hearing: işitme kaybını ifade etmek

hard of hearing, bir kişinin belli bir derecede işitme kaybı olduğunu belirten kalıplaşmış bir sıfat ifadesidir. “Duymak için çok çabalamak” anlamına gelmez. deaf or hard of hearing ifadesinde or, ilişkili fakat aynı olmayan iki tanımı bağlar. deaf, çok az işitme veya hiç işitmeme durumunu belirtebilir; hard of hearing ise genellikle kısmi işitme kaybını anlatır.

Alıştırma

Kısmi işitme kaybını belirten kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: My grandfather is ____, so he uses captions.

Cevabı göster

hard of hearing

watching television would be impossible

0:16

televizyon izlemek imkansız olurdu

without subtitles.

0:18

altyazılar olmadan.

Dilbilgisi

If ..., ... would be impossible without ...: bir koşul altında imkânsız olan sonuç

If ile başlayan bölüm koşulu belirler: ifade, izleyici sağırsa veya işitme güçlüğü yaşıyorsa geçerlidir. would be impossible, bu durumda beklenen sonucu bildirir. Burada would geçmiş zamanı göstermez. without subtitles, “altyazılar olmasaydı” anlamında başka bir koşul ekler. If + koşul, bir şey would be impossible without + gerekli bir şey kalıbını başka durumlarda da kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Örnekteki would be impossible ne ifade ediyor?

  1. Altyazıları açma emri.
  2. Belirtilen koşul altında beklenen bir sonuç.
  3. Geçmişte televizyon izlemenin imkânsız olduğu ifadesi.
Cevabı göster

Belirtilen koşul altında beklenen bir sonuç.

The words of dialogue

0:20

Diyalog kelimeleri

added at the bottom of the screen Dilbilgisi

0:21

ekranın altına eklenen

explaining what the characters are saying.

0:23

karakterlerin ne dediğini açıklayan.

Dilbilgisi

added ... explaining ...: bir ismi niteleyen ortaç öbekleri

added at the bottom of the screen, the words of dialogue ifadesini niteleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Edilgen anlam taşır: sözler oraya eklenir. that are added at the bottom of the screen biçiminde açılabilir. explaining what the characters are saying, bu sözlerin ne yaptığını anlatan bir şimdiki zaman ortacı öbeğidir. that explain what the characters are saying biçiminde açılabilir. İki öbek de isim öbeğine ek bilgi katar; added ve explaining birbirinden bağımsız iki ana fiil değildir.

Alıştırma

Örnekte added ... ve explaining ... hangi görevi yapıyor?

  1. Diyalog sözleri hakkında ek bilgi verirler.
  2. Karakterlerin yaptığı iki eylemi anlatırlar.
  3. Birbirinden bağımsız iki ana fiildirler.
Cevabı göster

Diyalog sözleri hakkında ek bilgi verirler.

Subtitled captions aren't only for dialogue. Dilbilgisi

0:26

Altyazılar sadece diyalog için değildir.

Dilbilgisi

aren't only for ...: birden fazla kullanım olduğunu belirtmek

aren't only for dialogue ifadesinde olumsuzluk, dialogue kullanımını değil, only sözcüğünün getirdiği sınırlamayı kaldırır. Cümle hâlâ diyaloğun bir kullanım alanı olduğunu söyler ve altyazıların başka kullanımları da bulunduğunu ekler. X isn't/aren't only for Y kalıbı, fazla dar bir düşünceyi düzeltir ve çoğu zaman başka bir amacı ya da grubu tanıtmaya geçiş yapar.

Alıştırma

aren't only for ile tamamlayın: These rooms ____ meetings; people also use them for quiet study.

Cevabı göster

aren't only for

In the most dramatic action-packed scenes Kelime

0:30

En dramatik, aksiyon dolu sahnelerde

of a movie,

0:33

bir filmin,

Kelime

dramatic action-packed scenes: action-packed kullanımı

Bu ifadede dramatic ve action-packed, scenes sözcüğünü niteler. Action-packed, “heyecan verici eylem veya olaylarla dolu” demektir. Packed burada mecazidir: sahnelerde bolca aksiyon vardır; sahneler fiziksel olarak bir kaba paketlenmez. Action-packed birleşik bir sıfattır. Bir isimden önce geldiğinde, an action-packed film örneğindeki gibi kısa çizgi genellikle korunur. Dramatic güçlü heyecanı veya duyguyu anlatabilir, ancak tek başına çok fazla aksiyon olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “heyecan verici aksiyonla dolu” anlamına gelen birleşik sıfatla tamamlayın: The game had an ____ final round.

Cevabı göster

action-packed

there might be no one speaking, Dilbilgisi

0:35

kimse konuşmuyor olabilir,

but there are plenty of sounds.

0:37

ama bir sürü ses vardır.

Dilbilgisi

there might be no ... but there are plenty of ...: var olanları karşılaştırmak

Her iki bölüm de bir yerde veya sahnede neyin bulunduğunu söylemek için there + be yapısını kullanır. There might be no one speaking, hiç kimsenin konuşmuyor olmasının mümkün olduğunu belirtir; might belirsizlik gösterir. There are plenty of sounds ise çok sayıda ses bulunduğunu anlatır. But bir karşıtlık kurar: konuşma sesi olmayabilir, ancak yine de çok sayıda başka ses olabilir. Burada plenty of, az ama ancak yeterli bir miktarı değil, büyük bir miktarı veya sayıyı ifade eder.

Alıştırma

Yeni cümleyi There might be no ..., but there are plenty of ... kalıbıyla tamamlayın: There ____ no buses today, but there ____ plenty of taxis.

Cevabı göster

might be · are

A scream, a thrilling car chase,

0:39

Bir çığlık, heyecan verici bir araba takibi,

and all these sounds

0:43

ve tüm bu seslerin

need to be described as well. Dilbilgisi

0:44

aynı şekilde tasvir edilmesi gerekir.

Dilbilgisi

need to be described as well: edilgen gereklilik ve ekleme anlamı

need to be + geçmiş zaman ortacı kalıbı, bir şeyin bir eyleme uğraması gerektiğini anlatır. Burada sesler betimleme eylemine uğrar; bu yüzden described edilgendir. Cümle, onları kimin betimleyeceğini söylemez. As well, “ayrıca” veya “de” anlamına gelir. Bu cümlenin sonunda sesleri, betimlenmesi gereken diğer şeylere ekler; “iyi bir şekilde” anlamına gelmez.

Alıştırma

Ses efektlerinin de birisi tarafından listelenmesi gerektiğini hangi cümle doğru ifade eder?

  1. The sound effects need to be listed as well.
  2. The sound effects need to be listing as well.
  3. The sound effects need to list as well.
Cevabı göster

The sound effects need to be listed as well.

In this program,

0:46

Bu programda,

we'll be meeting Karli Witkowska, Dilbilgisi

0:47

Karli Witkowska ile tanışacağız,

Dilbilgisi

we'll be meeting: planlanmış bir etkinliği önceden duyurma

We'll, we will ifadesinin kısaltmasıdır. We'll be meeting, will be + fiil-ing yapısındaki sürekli gelecek zaman biçimidir. Burada daha sonrası için planlanmış bir buluşmayı duyurur; buluşmanın şu anda gerçekleştiği anlamına gelmez. Bir program tanıtımında bu yapı, buluşmayı planlanmış akışın bir parçası olarak sunar. We'll meet de aynı gelecek olayı anlatabilir, ancak we'll be meeting daha sonra gerçekleşecek etkinliği öne çıkarır.

Alıştırma

Bu program tanıtımını tamamlamak için we will ifadesinin kısaltmasını ve meet fiilinin sürekli gelecek zaman biçimini kullanın: Next, ____ the school band.

Cevabı göster

we'll be meeting

a subtitler

0:49

bir altyazı çevirmeni

who works on the Stranger Things show

0:50

Stranger Things dizisinde çalışan

to find out more. Öbek fiiller

0:52

daha fazlasını öğrenmek için.

Öbek fiiller

to find out more: daha fazlasını öğrenme amacını belirtmek

Find out, çoğunlukla sorarak, kontrol ederek ya da araştırarak “bir bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak” anlamına gelen bir öbek fiildir. to find out more ifadesinde to amaç bildirir: bağlamda anlatılan eylem daha fazlasını öğrenmek için yapılır. Burada find out tek bir birim olarak çalışır; out “dışarı” anlamına gelmez. Ardından more, the truth gibi bir isim öbeği ya da why it happened gibi bir yan cümle gelebilir.

Alıştırma

“Sorarak veya kontrol ederek kalkış saatini öğrenmek” anlamına gelen ifadeyi seçin: I called the station to ___ when the last train leaves.

  1. find out
  2. look for
  3. find
Cevabı göster

find out

And of course,

0:54

Ve elbette,

we'll be learning some useful new vocabulary

0:55

yeni ve faydalı bazı kelimeler öğreneceğiz

as well.

0:57

aynı zamanda.

But first, I have a question for you, Neil. Anlatım akışı

0:58

Ama önce, sana bir sorum var Neil.

Anlatım akışı

But first, ...: önce yapılacak bir adımı tanıtmak

But first sözleri konuşmanın ana akışını kısa süreliğine durdurur ve daha önce yapılması gereken bir şeyi tanıtır. Bu cümlede konuşmacı, devam etmek üzere olduğu konudan önce bir soru sorar. Burada but öncelikle anlaşmazlık bildirmez. Geçiş ifadesinin tamamı sırayı düzenler: “o konuya geleceğiz, ama önce bu var.”

Alıştırma

Bir oyuna başlamak üzeresiniz, ancak başlamadan önce kuralları kontrol etmeniz gerekiyor. Bu sırayı en iyi hangi cümle düzenler?

  1. But first, let's check the rules.
  2. However, we checked the rules yesterday.
  3. First, the game was exciting.
Cevabı göster

But first, let's check the rules.

Movie subtitles are written ahead of time, Kalıp ifadeler

1:01

Film altyazıları önceden yazılır,

Kalıp ifadeler

written ahead of time: ihtiyaç duyulmadan önce yazılmış

written ahead of time ifadesinde ahead of time, “bir şeye ihtiyaç duyulan veya bir şeyin planlandığı zamandan önce” demektir. Cümledeki are written, altyazıların film gösterilirken oluşturulmadığını, önceden tamamlandığını gösterir. Önceden hazırlık yapıldığını anlatmak için ahead of time kullanılır. Bu ifade yalnızca beklenen zamanda olmayı değil, gerekenden daha erken olmayı belirtir.

Alıştırma

Öğretmenin geziye iki gün kala sınıf listesine ihtiyacı var. Hangi cümle açıkça önceden hazırlık yapılmasını istiyor?

  1. Please send the class list on time.
  2. Please send the class list in time.
  3. Please send the class list ahead of time.
Cevabı göster

Please send the class list ahead of time.

but subtitling for live TV Kelime

1:04

ancak canlı TV için altyazı

Kelime

live TV: olaylar gerçekleşirken yayımlanan televizyon

live TV ifadesinde live, “olay gerçekleştiği anda yayımlanan” anlamında bir sıfattır. Bu ifade, önceden kaydedilmiş bir programı değil, gerçek zamanlı yayımlanan televizyonu anlatır. Buradaki live, “hayatta olan” anlamına gelmez ve “ikamet etmek” anlamındaki fiil değildir. TV sözcüğünden önce gelerek yayın türünü açıklar.

Alıştırma

live TV ifadesinde live sözcüğünün doğru anlamı ve okunuşu hangisidir?

  1. “İkamet etmek” demektir ve /lɪv/ diye okunur.
  2. “Olaylar gerçekleşirken yayımlanan” demektir ve /laɪv/ diye okunur.
  3. “Hayatta olan” demektir ve /lɪv/ diye okunur.
Cevabı göster

“Olaylar gerçekleşirken yayımlanan” demektir ve /laɪv/ diye okunur.

has to be done in the moment Dilbilgisi

1:07

o an yapılmak zorundadır

Dilbilgisi

has to be done in the moment: edilgen zorunluluk

Has to be done, has to + be + fiilin üçüncü hâli yapısını kullanır. Görevin yapılmasının gerekli olduğunu ve eylemden etkilenen tarafın görev olduğunu anlatır; bu nedenle işi kimin yapacağını söylemek gerekmez. Bu yapı tamamlanmış bir sonucu değil, bir gerekliliği anlatır. In the moment ise işin sonraya bırakılmadan, durum gelişirken yapılması gerektiğini ekler.

Alıştırma

İşin olaylar gelişirken yapılması gerektiğini anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: For this live task, the work ____, not saved for later.

Cevabı göster

has to be done in the moment

as the person is speaking. Dilbilgisi

1:10

kişi konuşurken.

Dilbilgisi

as the person is speaking: eş zamanlı eylemleri anlatan as

Burada as, while yani “-iken” anlamına gelen bir zaman bağlacıdır. Devam eden arka plan eylemi olan the person is speaking bölümünü başlatır; başka bir eylem de aynı süre içinde gerçekleşir. Şimdiki zamanın devam biçimi olan is speaking, konuşmanın sürmekte olduğunu gösterir. Buradaki ilişki neden değil, zaman ilişkisidir ve as sonrasında bir isim grubu değil, tam bir yan cümle gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede as, iki eylemin aynı anda gerçekleştiğini göstermek için while anlamında kullanılmıştır?

  1. As the shop is closed on Sundays, we will go on Monday.
  2. She works as a guide at the museum.
  3. The children wave as the parade is passing.
Cevabı göster

The children wave as the parade is passing.

This can lead to mistakes, Kalıp ifadeler

1:11

Bu hatalara yol açabilir,

sometimes very funny ones,

1:13

bazen çok komik olanlarına,

Kalıp ifadeler

can lead to mistakes: hatalara yol açabilir

can lead to mistakes ifadesinde lead to, bir nedeni olası bir sonuca bağlar: durum hatalara yol açabilir. Can, bu sonucun kesin değil, mümkün olduğunu gösterir. Buradaki to bir edattır. lead to confusion veya lead to losing data örneklerinde olduğu gibi lead to ifadesinden sonra bir isim ya da -ing biçimi gelir; doğrudan fiilin yalın biçimi gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve bir nedeni sonuca bağlayan iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Poor planning can ____ delays.

Cevabı göster

lead to

including a subtitle which appeared

1:15

beliren bir altyazı da dahil

in an interview for the BBC 6 O'Clock News

1:17

BBC 6 O'Clock News'teki bir röportajda

in 2019.

1:21

2019 yılında.

But what did the subtitle say?

1:22

Ama altyazı ne diyordu?

Was it

1:24

Şu muydu:

A, we can't allow Spider-Man

1:25

A, Örümcek Adam'ın

to become Prime Minister?

1:28

Başbakan olmasına izin veremeyiz?

B, we can't allow Superman

1:30

B, Süpermen'in

to become Prime Minister?

1:33

Başbakan olmasına izin veremeyiz?

Or C, we can't allow Batman

1:34

Yoksa C, Batman'in

to become Prime Minister?

1:37

Başbakan olmasına izin veremeyiz?

Hmm, I guess the subtitling mistake

1:39

Hmm, sanırım o altyazı hatası

involved Spider-Man.

1:41

Örümcek Adam ile ilgiliydi.

I'll reveal the answer later Anlatım akışı

1:44

Cevabı daha sonra açıklayacağım

in the program.

1:45

programın içinde.

Anlatım akışı

reveal the answer later: cevabı daha sonra açıklamak

Reveal the answer, daha önce bilinmeyen veya bilinçli olarak saklanan bir cevabı açıklamak demektir. Later bu anı erteler; konuşan kişi cevabı şimdi vermemektedir. Bu ifade programı, şimdi sorulan bir soru ve ilerleyen bir bölümde verilen cevap şeklinde düzenler. Ayrıca merak yaratır ve izleyiciye ya da dinleyiciye devam etmek için bir neden verir.

Alıştırma

Sunucu 'I'll reveal the answer later' diyerek ne yapıyor?

  1. Cevabın tamamını hemen vermek.
  2. Cevabı şimdilik saklayıp ilerleyen bir bölümde açıklayacağına söz vermek.
  3. Sorunun hiçbir zaman cevaplanmayacağını söylemek.
Cevabı göster

Cevabı şimdilik saklayıp ilerleyen bir bölümde açıklayacağına söz vermek.

Of course, it's not just deaf audiences Dilbilgisi

1:46

Tabii ki, altyazıların yardım ettiği şey

that subtitles help.

1:49

sadece sağır izleyiciler değil.

Dilbilgisi

It's not just ... that ...: kapsanan grubu genişletmek

Bu yapı, It's not just + vurgulanan kişi veya şey + that + mesajın geri kalanı biçimiyle bir kişi ya da şeyi özellikle vurgular. Buna it-cleft, yani it ile kurulan vurgu yapısı denir. Burada deaf audiences vurgulanan nesnedir; subtitles help ise özne ve fiili verir. Temel anlam, altyazıların yalnızca işitme engelli izleyicilere değil, başkalarına da yardımcı olduğudur. Bu yapı, fazla dar bir varsayımı düzeltir. Önce beklenen bir grubu belirtir, ardından ifadenin başkaları için de geçerli olduğunu gösterir. Buradaki that yan cümlesi vurgu yapısının bir parçasıdır; yalnızca audiences sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümlesi değildir.

Alıştırma

Rehberin yalnızca yeni başlayanlara değil, başka kişilere de yardımcı olduğunu anlatmak için It's not just ... that ... yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. It's not just beginners that this guide helps.
  2. It doesn't just beginners that this guide helps.
  3. It's beginners not just that this guide helps.
Cevabı göster

It's not just beginners that this guide helps.

The translated subtitles of foreign films

1:51

Yabancı filmlerin çevrilmiş altyazıları

are great for learning languages, Kalıp ifadeler

1:54

dil öğrenmek için harikadır,

Kalıp ifadeler

be great for + -ing: yararlı bir amacı anlatmak

Be great for + isim veya -ing biçimi, bir şeyin belirli bir amaç için çok yararlı ya da uygun olduğunu anlatır. Bu cümlede çevrilmiş altyazılar, dil öğrenmeye yardımcı bir kaynak olarak öneriliyor. Buradaki for bir edattır. Bu nedenle ardından bir eylem geldiğinde -ing biçimi kullanılır: great for learning doğrudur, great for learn değildir.

Alıştırma

Podcastlerin dinleme alıştırması için yararlı bir araç olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Podcasts are great to practising listening.
  2. Podcasts are great for practise listening.
  3. Podcasts are great for practising listening.
Cevabı göster

Podcasts are great for practising listening.

letting you read a word Dilbilgisi

1:56

bir kelimeyi okumanızı sağlar

and hear how it's pronounced

1:58

ve nasıl telaffuz edildiğini duymanızı

Dilbilgisi

letting you read a word and hear how it's pronounced: pratik bir sonuç eklemek

Burada letting you ..., önceki düşünceye bağlanan -ing'li bir yan cümleciktir. Pratik sonucu ekler: daha önce sözü edilen özellik, sonraki eylemleri yapabilmenizi sağlar. Bu bir emir değildir; letting de tek başına izin verme eylemini anlatmaz. let'ten sonra nesne ve fiilin yalın hâli kullanılır: letting you read ... and hear .... Read ve hear, and ile bağlanan iki paralel yalın fiildir. how it's pronounced, neyi duyduğunuzu, yani kelimenin söyleniş biçimini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, sonuç eklemek için -ing'li bir yan cümleciği ve let + nesne + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanır?

  1. The app displays each word, letting you to read it and hear how it's pronounced.
  2. The app displays each word, letting you read it and hear how it's pronounced.
  3. The app displays each word, let you reading it and hearing how it's pronounced.
Cevabı göster

The app displays each word, letting you read it and hear how it's pronounced.

at the same time. Kalıp ifadeler

2:00

aynı anda.

Kalıp ifadeler

at the same time: eylemlerin eş zamanlı gerçekleşmesi

At the same time, iki veya daha fazla eylemin aynı anda gerçekleştiğini gösteren bir zaman zarfı ifadesidir. Burada bir kelimeyi okumayı ve telaffuzunu duymayı paralel etkinlikler olarak anlatır. Bu ifade, eylemlerin gerçekleştiği zaman dilimlerinin çakıştığını belirtir. Eylemlerin tam olarak aynı saatte başlaması gerekmez ve farklı günlerde aynı saatte gerçekleşmeleri anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “eş zamanlı olarak” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Leo listened to the lesson and took notes ____.

Cevabı göster

at the same time

And because subtitles describe everything Dilbilgisi

2:01

Ve altyazılar her şeyi tarif ettiği için,

from monster squelches to bombs exploding,

2:04

canavar ezilme seslerinden patlayan bombalara kadar,

Dilbilgisi

because ... everything from X to Y: neden ve geniş kapsam belirtme

Because, ardından gelen sonucun nedenini açıklar: altyazılar birçok türde sesi betimlediği için yararlı bir öğrenme aracıdır. because yan cümlesi önce nedeni kurar; ardından gelen ana cümle sonucu veya değerlendirmeyi verir. Everything from X to Y, aradaki pek çok şeyi de kapsayan geniş bir aralığı göstermek için birbirinden çok farklı iki uç söyler. from monster squelches to bombs exploding, altyazıların ele aldığı şeylerin kapsamını anlatır; hareket bildirmez.

Alıştırma

Hangi cümle nedeni because ile açıklayıp geniş bir aralığı everything from X to Y ile gösterir?

  1. Because Lena walked from the library to the café, she got some exercise.
  2. Because the museum displays everything from ancient coins to digital art, every visitor can find something interesting.
  3. Because the museum is open on Sundays, many families visit it.
Cevabı göster

Because the museum displays everything from ancient coins to digital art, every visitor can find something interesting.

it's a great way to learn new adjectives. Kalıp ifadeler

2:07

yeni sıfatlar öğrenmek için harika bir yoldur.

Kalıp ifadeler

it's a great way to + fiil: bir yöntem önerme

It's a great way to + fiilin yalın hâli, bir yöntemi çok olumlu değerlendirerek önerir. Bu cümlede to learn new adjectives amacı, yani altyazı kullanmanın ne yapmaya yardımcı olabileceğini belirtir. Hedefi söylemek için way sözcüğünden sonra to + fiilin yalın hâli kullanılır: a great way to learn, practise, or relax. Buradaki to yön bildirmez; yöntemi amacıyla bağlar.

Alıştırma

It's a great way to + fiilin yalın hâli hedef kalıbını tamamlayın: Reading aloud is a great ____ practise pronunciation.

Cevabı göster

way to

Here's subtitler Karli Witowska explaining

2:10

İşte altyazı çevirmeni Karli Witowska açıklıyor

to BBC Radio 4 program Word of Mouth

2:14

BBC Radio 4 programı Word of Mouth'a

how her choice of adjective Kalıp ifadeler

2:17

sıfat seçiminin izleyici için

creates emotion for the viewer.

2:19

nasıl duygu yarattığını.

Kalıp ifadeler

choice of adjective creates emotion: sözcük seçimini izleyicinin duygusuna bağlamak

Her choice of adjective, onun seçtiği belirli betimleyici sözcüğü ifade eder. choice of + isim yapısı, seçilen şeyi veya türü belirtir. Creates emotion, izleyicinin bir şey hissetmesine yol açmak demektir; duyguyu fiziksel bir nesne gibi üretmek anlamına gelmez. Yapının bütünü, bir dil seçimini bu seçimin izleyici üzerindeki etkisine bağlar.

Alıştırma

Hangi cümle sözcük seçimini, uyandırdığı duyguyla doğal biçimde ilişkilendirir?

  1. The poet's choice of adjective creates a feeling of unease in the reader.
  2. The poet creates the reader from a choice of adjective.
  3. The poet's adjective chooses a feeling for the reader.
Cevabı göster

The poet's choice of adjective creates a feeling of unease in the reader.

It depends on the genre Kalıp ifadeler

2:21

Bu türe bağlıdır

and depends on the shows.

2:22

ve şovlara bağlıdır.

Kalıp ifadeler

depends on the genre: depend on + belirleyici etken

Depend on + isim grubu, bir sonucun, seçimin veya yanıtın o etkene bağlı olduğunu belirtir. Burada neyin uygun olduğunu değiştiren etken genre yani türdür. Üçüncü tekil şahıs öznesi it ile depends kullanılır. on edatı da ifadenin bir parçasıdır: depends on the genre denir, depends the genre denmez.

Alıştırma

Cümleyi depend on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The school trip ____ the weather.

Cevabı göster

depends on

And so if you have a very upbeat Kelime

2:24

Eğer çok neşeli bir

sort of period piece Kelime

2:27

dönem eseri gibi bir şeyiniz varsa

Kelime

very upbeat: çok olumlu ve canlı bir hava

Bu cümlede very upbeat, dönem eserinin son derece olumlu ve canlı bir havası olduğunu anlatır. Upbeat, period piece ifadesini niteleyen bir sıfattır; very ise bu özelliğin derecesini artırır. Buradaki anlam yönle değil, duyguyla ilgilidir: eser enerjik ve umut verici hissettirir.

Alıştırma

Bu cümlede very upbeat ne anlama geliyor?

  1. Eserin havası çok kasvetli ve ağırdır.
  2. Eser yukarı doğru hareket eder.
  3. Eserin havası çok olumlu ve canlıdır.
Cevabı göster

Eserin havası çok olumlu ve canlıdır.

Kelime

period piece: geçmiş bir dönemde geçen eser

Period piece; filmi, tiyatro oyununu, kitabı veya hikâyesi geçmişteki belirgin bir dönemde geçen başka bir eseri anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Dönem genellikle kıyafetler, binalar ve toplumsal gelenekler gibi ayrıntılarla gösterilir. Burada piece, bir parça değil, yaratıcı bir eser anlamındadır. Bu ifade hikâyenin tarihî ortamını anlatır; hikâyenin gerçek olaylara dayandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi açıklama bir period piece örneğidir?

  1. Bugünkü hava durumu hakkında canlı bir haber.
  2. Uzak gelecekte geçen bir bilim kurgu macerası.
  3. Konusu Viktorya dönemi Londra'sında geçen bir drama.
Cevabı göster

Konusu Viktorya dönemi Londra'sında geçen bir drama.

where the music is very jaunty, Kelime

2:29

müziğin çok canlı (jaunty) olduğu,

like you would use the word jaunty Kalıp ifadeler

2:31

müziği tasvir etmek için

to describe the music.

2:33

canlı kelimesini kullanırdınız.

Kelime

very jaunty: canlı, hafif ve kendinden emin

Burada jaunty, müziğin canlı, hafif ve kendinden emin bir neşeyle duyulmasını anlatır. Yalnızca genel bir mutluluk değil, parlak ve yaylanan bir hava düşündürür. Very sıfatı güçlendirir; jaunty özelliğinin kolayca fark edildiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede jaunty en doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The jaunty funeral speech was slow and full of grief.
  2. The jaunty silence was completely soundless.
  3. The jaunty tune made the parade feel lively and confident.
Cevabı göster

The jaunty tune made the parade feel lively and confident.

Kalıp ifadeler

would use the word X to describe Y: kelime seçimini açıklamak

would use the word X to describe Y kalıbı bir kelime seçimini açıklar. X seçilen kelimedir; Y ise tanımlanan kişi, şey veya özelliktir. to describe sözleri, kelimenin hangi amaçla kullanıldığını gösterir. Burada would, “bu durumda birinin normalde seçeceği kelime budur” anlamına gelir; geçmişteki bir alışkanlığı anlatmaz. Describe kelimesinden hemen sonra Y gelir: describe the music denir, describe about the music denmez.

Alıştırma

Cümleyi would use the word X to describe Y kalıbını ve gentle kelimesini kullanarak tamamlayın: I ____ her soft voice.

Cevabı göster

would use the word gentle to describe

It just it's it's creating an idea Dilbilgisi

2:34

Bu sadece bir fikrin

of what a sound is like

2:38

nasıl bir ses olduğuna dair

Dilbilgisi

creating an idea of what a sound is like: bir sesin nasıl olduğuna dair fikir oluşturmak

Creating an idea of what a sound is like, bir sesin özellikleri veya genel etkisi hakkında birinin zihninde izlenim oluşturmasına yardımcı olmak demektir. İç içe geçmiş soru cümleciği what a sound is like, sesin ne olduğunu değil, nasıl algılandığını anlatır. Buradaki like, be like kalıbının parçasıdır; ‘sevmek’ anlamına gelmez. of sözcüğünden sonra cümlecik düz cümle dizilişini kullanır: what a sound is like; what is a sound like değil. Başka durumlarda da kullanılabilen what + özne + be + like kalıbı özellik, görünüş, kişilik veya deneyim sormak ve anlatmak için kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle yeni öğretmenin özelliklerini veya kişiliğini soruyor?

  1. Can you tell me what the new teacher likes?
  2. Can you tell me what the new teacher is?
  3. Can you tell me what the new teacher is like?
Cevabı göster

Can you tell me what the new teacher is like?

and using a very very descriptive word

2:41

oluşumunu sağlamaktır

in order to do so. Kalıp ifadeler

2:44

ve bunu yapmak için çok, çok açıklayıcı bir kelime kullanmaktır.

Kalıp ifadeler

in order to do so: amacı açıkça belirtmek

in order to + fiilin yalın hâli, bir eylemin amacını, yani birinin o eylemi neden yaptığını belirtir. Tam ifade olan in order to do so içinde do so, daha önce sözü edilen bir eylemin yerine geçer. Burada creating an idea of what a sound is like ifadesine gönderme yaparak tüm eylemin tekrarlanmasını önler. in order to, amaç bildiren basit to yapısından daha açık ve biraz daha resmîdir. Yapı in order to + fiilin yalın hâli şeklindedir; bu nedenle cümlede do yalın hâldedir.

Alıştırma

Cümleyi in order to do so kullanarak tamamlayın: The team wanted to keep the floor dry and placed a mat by the door ____.

Cevabı göster

in order to do so

Karli bases her descriptions Kalıp ifadeler

2:45

Karli tasvirlerini dayandırıyor

on the film's genre, Kelime

2:47

filmin türüne (genre),

Kalıp ifadeler

base descriptions on the film's genre: betimlemeleri filmin türüne dayandırmak

To base X on Y, X'i oluştururken Y'yi gerekçe, kanıt veya yönlendirici kaynak olarak kullanmak demektir. Burada X her descriptions, Y ise the film's genre ifadesidir; yani filmin türü, Karli'nin filmi nasıl betimleyeceğini yönlendirir. Base burada fiildir. Karli üçüncü tekil kişi öznesi olduğu için fiil bases olur ve on zorunludur: someone bases X on Y. Aynı ilişki edilgen X is based on Y biçiminde de sıkça kullanılır.

Alıştırma

base X on Y yapısını tamamlayın: Maya ____ her decision ____ the latest information.

Cevabı göster

bases · on

a style of film, music, or book

2:49

bir film, müzik veya kitabın stiline

with its own particular set of features. Kalıp ifadeler

2:51

kendine has özellikler bütününe sahip olan.

Kelime

film's genre: filmin ait olduğu tür

Bu cümlede the film's genre, filmin ait olduğu kategoriyi ifade eder. Genre, fark edilebilir ortak özelliklere sahip eserleri gruplandırır; comedy, thriller ve period drama birer film türüdür. Genre müzik, kitap ve diğer yaratıcı eserler için de kullanılır. Tek bir özelliği veya olay örgüsünün tamamını değil, bir kategoriyi adlandırır.

Alıştırma

Hangi cümlede genre yaratıcı bir eserin kategorisini adlandırmak için kullanılmıştır?

  1. The film's genre is ninety minutes long.
  2. This pencil has a bright genre.
  3. Fantasy is my favourite book genre.
Cevabı göster

Fantasy is my favourite book genre.

Kalıp ifadeler

with its own particular set of features: kendine özgü özellikler bütünüyle

A set of features, birlikte bir bütün olarak düşünülen bir grup özelliği anlatır. Burada set, sayılabilen bir isimdir; “ayarlamak” anlamındaki fiil değildir. Particular ise bu özelliklerin anlatılan şeye özgü veya onu ayırt edici olduğunu gösterir. With edatı bir niteliği tanıtır: bir şey kendine ait bir özellik grubuyla birlikte gelir ya da var olur. Bu kalıp, kategorileri tanımlamak veya karşılaştırmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “bir grup özellik” anlamındaki üç sözcüklü isim öbeğiyle tamamlayın: Each model offers a different ____.

Cevabı göster

set of features

The sound effects needed for a thriller Kelime

2:54

Bir gerilim filmi için gereken ses efektleri

Kelime

sound effects: medya yapımlarında tasarlanan sesler

Sound effects; bir film, televizyon programı, oyun veya gösteride bir hareketi, yeri ya da dramatik anı desteklemek için yapılan, kaydedilen veya eklenen seslerdir. Ayak sesleri, kapı gıcırtısı ve patlama sesi buna örnektir. Bu kalıplaşmış medya teriminde effects, genel anlamdaki “sonuçlar” veya “etkiler” değildir. Sound effects genellikle konuşmalı diyalogdan ve müzikten ayrı ele alınır.

Alıştırma

Hangi ses türü en doğru şekilde sound effect olarak tanımlanır?

  1. Bir oyuncunun söylediği replik
  2. Bir filme eklenen kapı gıcırtısı
  3. Bir sahnenin altında çalan melodi
Cevabı göster

Bir filme eklenen kapı gıcırtısı

like Stranger Things,

2:56

Stranger Things gibi,

Kelime

a thriller: gerilim yaratan bir hikâye türü

Bu cümlede a thriller; film, televizyon dizisi veya roman gibi gerilim yaratan tek bir eseri ifade eder. Bu tür eserler genellikle tehlike, gizem veya daha sonra ne olacağına dair belirsizlik yoluyla izleyiciyi ya da okuyucuyu gergin tutar. Burada thriller sayılabilen bir tür adıdır; bu yüzden a tek bir eseri gösterir. Yalnızca heyecan verici bir kişi veya şey anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi açıklama bir thriller ile en iyi eşleşir?

  1. Tehlike etrafında gerilim oluşturan bir hikâye
  2. Bitkilerin nasıl büyüdüğünü açıklayan bilgilendirici bir program
  3. Küçük çocuklar için neşeli şarkılardan oluşan bir koleksiyon
Cevabı göster

Tehlike etrafında gerilim oluşturan bir hikâye

creaking stairs, and sudden screams Kalıp ifadeler

2:58

gıcırdayan merdivenler ve ani çığlıklar

Kalıp ifadeler

creaking stairs ... sudden screams: canlı ses betimlemeleri

Creaking stairs, merdivenlerin hareket ederken veya üzerlerine ağırlık binerken uzun ve sert bir gıcırtı çıkardığını anlatır. Sudden screams ise uyarı olmadan başlayan çığlıkları ifade eder. Her iki isim öbeğinde de ismin önüne belirgin bir niteleyici gelir: creaking merdivenlerin nasıl duyulduğunu, sudden ise çığlıkların ne zaman başladığını gösterir. Bu ayrıntılar gergin bir sahnenin seslerini zihinde canlandırmayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Hangi cümle gergin bir sahne yaratmak için belirgin ses betimlemelerini doğal biçimde kullanıyor?

  1. We heard creaking floorboards and sudden screams in the dark.
  2. We heard creaking shadows and sudden colours in the dark.
  3. We heard old floorboards and screams suddenly in the dark.
Cevabı göster

We heard creaking floorboards and sudden screams in the dark.

are very different from the sounds Kalıp ifadeler

3:00

kullanılan seslerden çok farklıdır

used in historical period dramas,

3:02

tarihi dönem dramalarında,

Kalıp ifadeler

are very different from: iki şeyi doğrudan karşılaştırmak

A is/are different from B yapısında from, karşılaştırma unsuru olan B’yi tanıtır. Bu cümlede are, daha önce belirtilen çoğul özneyle uyumludur; the sounds used in historical period dramas ise from’dan sonra gelen karşılaştırma ifadesidir. Very, different sözcüğünü güçlendirir. Bu nedenle are very different from, iki türün biraz değil, belirgin biçimde farklı olduğunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi different ve doğru edatla tamamlayın: The school play is very ____ the film version.

Cevabı göster

different from

which are more upbeat, light-hearted, Kelime

3:05

daha neşeli, tasasız

and cheerful.

3:07

ve canlı olanlardan.

Kelime

upbeat, light-hearted ve cheerful: olumlu bir havanın farklı tonları

Bu üç sıfat daha kapsamlı ve olumlu bir betimleme oluşturur. Upbeat iyimserlik ve enerjiye, light-hearted rahat ve ciddi ya da duygusal açıdan ağır olmamaya, cheerful ise belirgin bir mutluluk hissine odaklanır. Bir listede yan yana kullanıldıklarında aynı şeyi tam olarak tekrarlamazlar; her sözcük genel havanın farklı bir yönünü ekler. Light-hearted mecazidir ve bir kalbin fiziksel ağırlığını anlatmaz.

Alıştırma

Bir hikâyenin ciddi veya duygusal açıdan ağır olmadığını en doğrudan hangi cümle anlatır?

  1. The story is cheerful.
  2. The story is light-hearted.
  3. The story is upbeat.
Cevabı göster

The story is light-hearted.

This influences the adjective

3:08

Bu, sıfatı etkiler

Karli chooses to describe a sound.

3:10

Karli'nin bir sesi tasvir etmek için seçtiği.

For example, upbeat music

3:13

Örneğin, neşeli (upbeat) müzik

might be described as jaunty, Kalıp ifadeler

3:15

canlı (jaunty) olarak tasvir edilebilir,

Kalıp ifadeler

might be described as jaunty: temkinli bir tanım sunmak

“Might be described as + sıfat veya isim türünde etiket” yapısı, kullanılan etiketin bir şeyi nitelendirmenin makul yollarından biri olduğunu belirtir. Edilgen yapı, dikkati tanımlayan kişiden çok tanımlanan şeye ve tanıma yöneltir. “Might” ifadeyi temkinli hâle getirir: “jaunty” uygun olabilecek bir etiket olarak sunulur, tek doğru seçenek olarak değil. Buradaki “as” etiketi tanıtır; “çünkü” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: This story ____ a modern fairy tale.

Cevabı göster

might be described as

full of energy and confidence. Kalıp ifadeler

3:17

enerji ve özgüven dolu.

Kalıp ifadeler

full of energy and confidence: güçlü soyut nitelikler

“Full of + soyut isim” yapısı, bir kişinin, performansın veya tarzın belirli bir niteliği güçlü biçimde taşıdığını anlatır. Burada “energy and confidence”, tanımlanan iki belirgin niteliğin adını verir. Buradaki “full” mecazidir; bir kap fiziksel olarak doldurulmuyordur. Bu ifade insanlarda, müzikte, konuşmalarda veya başka eserlerde güçlü biçimde bulunan nitelikleri anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: Her speech was ____.

Cevabı göster

full of energy and confidence

Subtitles started out Öbek fiiller

3:20

Altyazılar şöyle başladı:

as an accessibility feature Kelime

3:21

bir erişilebilirlik özelliği olarak

Öbek fiiller

started out as: değişimden önceki ilk biçim

Started out as, bir şeyin başlangıçta belirli bir biçime, role veya kimliğe sahip olduğunu anlatır. Burada Subtitles started out as, altyazıların ilk rolünü tanıtır; as ifadesinden sonra bu ilk rolü adlandıran isim grubu gelmelidir. Start out bir öbek fiildir; bu nedenle out tek başına “dışarı” anlamına gelmez. Özne + started out as + isim grubu kalıbı genellikle bir şeyin başlangıç noktasını gösterir ve daha sonraki değişime zemin hazırlar.

Alıştırma

“Başlangıçta bu biçimdeydi” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The website ____ a class project, but it later became a public resource.

Cevabı göster

started out as

Kelime

an accessibility feature: erişim engellerini azaltan bir işlev

An accessibility feature, engelli kişilerin veya başka erişim ihtiyaçları olan insanların bir ürünü, hizmeti ya da içeriği kullanmasına yardımcı olmak için tasarlanmış bir işlevdir. Bu bağlamda altyazılar, bu tür bir işlev olarak tanıtılır. Ürün ve teknoloji dilinde accessibility erişim engellerini azaltmak, feature ise ürünün sunduğu bir işlev demektir; bir kişinin fiziksel özelliği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir ürün açıklamasında an accessibility feature ne anlama gelir?

  1. Yalnızca ödeme yapıldıktan sonra sunulan bir ayrıcalık
  2. Engelli kişilerin veya başka erişim ihtiyaçları olan insanların karşılaştığı engelleri azaltmak için tasarlanmış bir işlev
  3. Birinin yüzünün nasıl göründüğünü anlatan bir ayrıntı
Cevabı göster

Engelli kişilerin veya başka erişim ihtiyaçları olan insanların karşılaştığı engelleri azaltmak için tasarlanmış bir işlev

for deaf audiences

3:23

sağır izleyiciler için

and to translate foreign language films

3:25

ve yabancı dil filmleri çevirmek için

into English.

3:27

İngilizceye.

But since the growth Dilbilgisi

3:28

Ancak büyümesinden bu yana

of online streaming services like Netflix,

3:29

Netflix gibi çevrimiçi akış hizmetlerinin,

Dilbilgisi

since the growth of...: geçmişten bugüne uzanan zaman çizgisini başlatmak

Burada since, “...den beri” anlamına gelir; “çünkü” anlamında değildir. Ardından the growth of online streaming services ad öbeği gelir ve bu gelişme geçmişteki bir başlangıç noktası olarak sunulur. Sonraki present perfect biçimi has become, bu başlangıç noktası ile şimdi arasındaki değişimi anlatır. Yapı, since + geçmişteki bir zaman veya olay ve ardından bugüne kadar süren ya da gelişen bir durum şeklindedir.

Alıştırma

“Since the growth of online streaming services, subtitling has become more important” cümlesinde since ne işe yarar?

  1. Çevrim içi yayını altyazı hazırlamayla karşılaştırır.
  2. Yalnızca altyazı hazırlamanın neden değiştiğini açıklar.
  3. Büyümeyi, bugüne kadar devam eden bir dönemin başlangıç noktası olarak gösterir.
Cevabı göster

Büyümeyi, bugüne kadar devam eden bir dönemin başlangıç noktası olarak gösterir.

subtitling has become something of an art. Deyimler

3:33

altyazı yazarlığı bir sanat haline geldi.

Deyimler

become something of an art: bir dereceye kadar sanat olmak

something of a/an + isim yapısında something of, “bir dereceye kadar” veya “makul biçimde öyle adlandırılabilecek” anlamına gelir. Bu nedenle become something of an art, altyazı hazırlamanın bilinmeyen bir nesneye değil, sanat olarak görülebilecek bir etkinliğe dönüştüğünü anlatır. Bu ifade, become an art ifadesine göre sınıflandırmayı daha az kesin yapar; ancak gereken beceri ve değerlendirme gücü hakkında yine olumlu bir yargı taşır.

Alıştırma

“Making the perfect paper airplane has become something of an art” cümlesinde something of an art ne anlama gelir?

  1. Kimliği bilinmeyen fiziksel bir sanat eserine dönüşmüştür.
  2. Artık beceri gerektiren ve makul biçimde sanat olarak adlandırılabilecek bir etkinliktir.
  3. Belirtilmemiş bir resim türüdür.
Cevabı göster

Artık beceri gerektiren ve makul biçimde sanat olarak adlandırılabilecek bir etkinliktir.

Karli belongs to a team of subtitlers

3:36

Karli, bir altyazı çevirmenleri ekibine ait

who try to make their descriptions Dilbilgisi

3:38

tasvirlerini yapmaya çalışan

as close as possible

3:40

mümkün olduğunca yakın

to the sounds they hear.

3:42

duydukları seslere.

Dilbilgisi

make + nesne + as close as possible to + referans

make their descriptions as close as possible to the sounds they hear ifadesinde make + nesne + sıfat yapısı kullanılır. Their descriptions nesnedir; as close as possible ise ekibin açıklamaları ulaştırmak istediği durumu, yani olabildiğince benzer ve aslına uygun olmasını anlatır. Close, karşılaştırma noktasını belirtmek için to alır: the sounds they hear. Yeniden kullanılabilecek kalıp make + bir şey + as close as possible to + referans veya standart şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi close ile kurulan ve ‘olabildiğince … benzer’ anlamına gelen yapıyla tamamlayın: We adjusted the model to make it ____ the original design.

Cevabı göster

as close as possible to

Here, she tells BBC Radio 4's Word of Mouth

3:43

Burada, BBC Radio 4'ün Word of Mouth programına anlatıyor

about a time her team found exactly Kalıp ifadeler

3:47

ekibinin tam olarak doğru kelimeyi bulduğu

the right word.

3:50

bir anı.

Kalıp ifadeler

exactly the right word: tam uygun kelime

exactly the right word ifadesinde right, amaca uygun ve doğru demektir; left sözcüğünün karşıtı olan yön anlamında değildir. Exactly ifadeyi güçlendirir ve seçilen kelimenin amaçlanan sese, duyguya veya anlama tam olarak uyduğunu gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen exactly the right + isim kalıbı, bir seçimin çok isabetli olduğunu belirtir. exactly the right time veya exactly the right tool buna örnektir.

Alıştırma

Hangi cümle editörün amaçlanan tona tam olarak uyan bir kelime seçtiğini belirtir?

  1. The editor wrote the word on the right side of the page.
  2. The editor chose exactly the right word for the friendly tone.
  3. The editor chose a word that was almost right for the friendly tone.
Cevabı göster

The editor chose exactly the right word for the friendly tone.

I loved gobsmacked silence Kelime

3:51

Nutku tutulmuş sessizliğe (gobsmacked silence) bayıldım

Kelime

gobsmacked silence: aşırı şaşkınlıktan doğan sessizlik

Gobsmacked silence, aşırı şaşkınlığın yol açtığı sessizlik demektir. Gobsmacked normalde ne söyleyeceğini bilemeyecek kadar şaşırmış veya sarsılmış birini anlatır; silence sözcüğünün önüne gelince bu duyguyu sessizliğin nedeni olarak gösterir. Bu, etkileyici bir betimlemedir; kalıplaşmış teknik bir terim değildir. İfadeyi sıradan bir sakinlik olarak değil, “insanların gobsmacked olduğunu gösteren sessizlik” olarak anlayın.

Alıştırma

Hangi sahne gobsmacked silence ifadesine en uygundur?

  1. Herkes uykuya daldığı için kimse konuşmuyor.
  2. Beklenmedik sonuç herkesi şoke ettiği için kimse konuşmuyor.
  3. Kütüphane ziyaretçilerden sessiz olmalarını istediği için kimse konuşmuyor.
Cevabı göster

Beklenmedik sonuç herkesi şoke ettiği için kimse konuşmuyor.

because you were able to tell Kalıp ifadeler

3:54

çünkü anlayabiliyordunuz

Kalıp ifadeler

you were able to tell: ipuçlarından bir şeyi anlamak

You were able to tell ifadesinde tell, işaretlerden bir şeyi fark etmek, anlamak veya çıkarmak demektir. Dinleyen kişi bir şeyi çıkarabilmiştir; burada birine bilgi verilmesi söz konusu değildir. Yapı be able to + tell şeklindedir ve burada geçmiş zaman biçimi were able to kullanılmıştır. Çıkarılan şey zaten belliyse tell tek başına kullanılabilir; ayrıca tell that..., tell whether..., tell who... gibi that yan cümlesi veya soru sözcüklü bir yan cümle de alabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede tell, ‘ipuçlarından fark etmek veya anlamak’ anlamındadır?

  1. I was able to tell from her smile that the plan had worked.
  2. I was able to tell a funny story at dinner.
  3. I was able to tell Noah the good news.
Cevabı göster

I was able to tell from her smile that the plan had worked.

that people were like Ton ve niyet

3:56

insanların adeta

Ton ve niyet

people were like: bir tepkiyi gündelik dille canlandırmak

Gündelik konuşmada people were like, insanların nasıl tepki verdiğini yaklaşık olarak canlandırır. Ardından söyledikleri sözler, bir ses, yüz ifadesi veya içinde bulundukları durumu anlatan bir ifade gelebilir. Buradaki like, «hoşlanmak» anlamına gelmez. Konuşan kişi tepkiyi canlı biçimde gösterir; mutlaka söylenenleri kelimesi kelimesine aktarmıyordur.

Alıştırma

Gündelik anlatıyı be like kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the lights went out, everyone ____, 'Again?'

Cevabı göster

was like

almost on the verge of a gasp Kalıp ifadeler

3:57

neredeyse nefes nefese kalmanın eşiğinde

Kalıp ifadeler

almost on the verge of a gasp: şaşkınlıkla nefesini çekmeye çok yakın

On the verge of, bir şeyin gerçekleşmesine çok az kaldığı noktada olmayı anlatır. Ardından bir isim ya da -ing biçimi gelir. A gasp, çoğu zaman şaşkınlıkla aniden nefes almadır; dolayısıyla on the verge of a gasp, şaşkınlıkla nefesini çekmeye çok yakın olmak demektir. Almost biraz daha mesafe ekler: tepki o sınıra çok yaklaşmıştır, ancak konuşan kişi bu ani nefes alışın gerçekten gerçekleştiğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi on the verge of ile tamamlayın: The hikers were ____ turning back when they saw the cabin.

Cevabı göster

on the verge of

or on the verge of like a a shock

3:59

ya da adeta bir şokun eşiğinde olduğunu

and that was the atmosphere,

4:02

ve atmosfer buydu,

but there wasn't actually a sound.

4:03

ama aslında bir ses yoktu.

So when when my colleague came Öbek fiiller

4:05

Yani meslektaşım

up with that one,

4:07

bunu bulduğunda,

Öbek fiiller

came up with that: bu fikri veya ifadeyi bulmak

came up with, come up with ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada, that one ile kastedilen fikri veya ifadeyi “düşünüp buldu” ya da “ortaya attı” demektir. come up with ifadesini tek bir öbek fiil olarak düşünün: someone comes up with an idea, answer, name, or solution. Bir şeyle fiziksel olarak yukarı gelmek anlamına gelmez.

Alıştırma

“Düşünüp buldu” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: Maya ____ a clever name for the app.

Cevabı göster

came up with

I I definitely wanted to give him Deyimler

4:08

kesinlikle ona sanal bir

a virtual high-five.

4:09

çak (high-five) yapmak istedim.

Deyimler

give him a virtual high-five: uzaktan samimi övgü

give him a virtual high-five, eller gerçekten birbirine değmeden onu övmek veya onunla birlikte kutlamak demektir. high-five kutlama amaçlı bir el hareketidir; virtual sözcüğü bunu çoğunlukla mesajda ya da çevrim içi konuşmada kullanılan sembolik bir harekete dönüştürür. Yeniden kullanılabilen kalıp give someone a high-five şeklindedir. Kişi give fiilinden sonra gelir: give her a high-five, give them a high-five. virtual eklendiğinde övgü korunur, fiziksel hareket ise yapılmaz.

Alıştırma

Burada give him a virtual high-five ne anlama geliyor?

  1. Onu uzaktan övmek veya onunla birlikte kutlamak
  2. Ondan kamerasını açmasını istemek
  3. Onu çevrim içi bir oyuna davet etmek
Cevabı göster

Onu uzaktan övmek veya onunla birlikte kutlamak

In this scene,

4:11

Bu sahnede,

the surprised characters were about to gasp, Dilbilgisi

4:12

şaşıran karakterler nefeslerini tutmak üzereydiler (gasp),

Dilbilgisi

were about to gasp: gerçekleşmesine çok az kalmış bir eylem

Be about to + fiilin yalın hâli, bir şeyin çok yakında gerçekleşmesinin beklendiğini anlatır. Buradaki were about to gasp, karakterleri şaşkınlıkla keskin bir nefes almadan hemen önceki ana yerleştirir. Bu yapıda about to bir bütün olarak kullanılır; about, “hakkında” anlamına gelmez. to sonrasında gasping değil, fiilin yalın hâli olan gasp gelir.

Alıştırma

Bir şeyin çok yakında başlayacağını anlatan kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The show is ____ begin, so please take your seat.

Cevabı göster

about to

take in a short, quick breath of air. Öbek fiiller

4:15

kısa, hızlı bir nefes almak.

Öbek fiiller

take in a short, quick breath of air: birden nefes almak

Burada take in, “vücudun içine çekmek” anlamındadır. Nesnesi a short, quick breath of air olduğu için tüm ifade, az miktarda havayı birden ve hızlıca içine çekmek demektir. Bir gasp eyleminin ne olduğunu açıklar. Take in birden fazla anlama sahiptir ve nesne, doğru anlamı seçmeye yardımcı olur. air veya a breath ile kullanıldığında bilgi anlamak ya da birini kandırmak değil, nefes almak anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede take in ne anlama gelir? Take in a short, quick breath of air.

  1. Birini kandırmak.
  2. Havayı vücudun içine çekmek.
  3. Zor bir fikri anlamak.
Cevabı göster

Havayı vücudun içine çekmek.

There was no speech or sound in the scene,

4:18

Sahnede hiç konuşma veya ses yoktu,

but Carly's team found the perfect adjective Kalıp ifadeler

4:21

ama Carly'nin ekibi mükemmel sıfatı buldu

to describe the silence, gobsmacked,

4:24

sessizliği tasvir etmek için, nutku tutulmuş (gobsmacked),

Kalıp ifadeler

find the perfect adjective to describe the silence: sessizliği anlatacak mükemmel sıfatı bulmak

Find the perfect adjective to describe ... belirli bir etkiye özellikle iyi uyan sıfatı seçmek demektir. Burada to describe the silence, sıfatın ne amaçla kullanılacağını gösterir; to + fiil yapısı amaç bildirir. Sessizlik de bir atmosfer yaratabildiği veya bir tepkiyi gösterebildiği için betimlenebilir. Kullanışlı kalıp find the right/perfect adjective to describe + isim şeklindedir.

Alıştırma

Hedef kalıbı dersteki sözcüklerle tamamlayın: The writer found the perfect ____ the spooky mood.

Cevabı göster

adjective to describe

which is slang for being so surprised Kelime

4:27

ki bu o kadar şaşırmak demektir ki

you can't speak.

4:29

konuşamazsın, bu bir argodur.

Kelime

is slang for being so surprised you can't speak: konuşamayacak kadar şaşırmak anlamındaki argo

X is slang for Y, argoyu açıklamanın basit bir yoludur. X gündelik ve argo ifadedir, Y ise ne anlama geldiğini söyler. Burada X önceki yan cümledeki gobsmacked sözcüğüdür; being so surprised you can't speak ise onu açıklar. so surprised (that) you can't speak yapısında so, şaşkınlığın bir sonuca yol açacak kadar güçlü olduğunu gösterir: konuşamamak. Gündelik konuşmada that sık sık atılır.

Alıştırma

Tanımı dersteki kalıbın aynısıyla tamamlayın: 'Hangry' ____ feeling angry because you are hungry.

Cevabı göster

is slang for

This was definitely one description

4:31

Bu kesinlikle bir tasvirdi

that deserved a high-five, Kelime

4:33

çak bir (high-five) yapmayı hak eden,

Kelime

that deserved a high-five: bir şeyin övgüyü hak ettiğini söylemek

Deserved a high-five, bir şeyin kutlama veya övgü amacıyla beşlik çakılmasını hak edecek kadar iyi olduğu anlamına gelir. deserve + isim kalıbı, bir kişinin veya şeyin hak ettiği ödülü, sonucu ya da tepkiyi belirtir; ödülün gerçekten verildiği anlamına gelmez. Burada that deserved a high-five, one description ifadesini niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Konuşanın bu tanımı neden özellikle iyi bulduğunu açıklar.

Alıştırma

Cümleyi deserve fiilinin geçmiş zamanı ve ardından a high-five kullanarak tamamlayın: Her clever solution ____.

Cevabı göster

deserved a high-five

lifting up your hands to clap hands

4:35

selamlaşmak için başka biriyle

with someone else as a greeting Kalıp ifadeler

4:37

ellerinizi havaya kaldırıp çırpmak

or to say well done.

4:39

ya da 'aferin' demek için.

Kalıp ifadeler

as a greeting or to say well done: işlev ve amaç

As a greeting, eylemin işlevini belirtmek için as + isim öbeği kullanır: eylem bir selamlaşma görevi görür. To say well done ise eylemin amacını belirtmek için to + fiilin yalın hâlini kullanır: eylem birini övmek amacıyla yapılır. Or, bu iki olası kullanımı birbirine bağlar. Burada well done, “bunu iyi yaptın” anlamındaki kalıplaşmış bir övgü ifadesidir; yiyeceğin ne kadar piştiğini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi önce işlevi, sonra amacı gösteren kalıpla tamamlayın: They use the signal ____ a greeting or ____ warn others.

Cevabı göster

as · to

In fact, the phrase gobsmacked silence

4:41

Aslında, nutku tutulmuş sessizlik ifadesi

was so good, it went viral Deyimler

4:44

o kadar iyiydi ki, viral oldu

Deyimler

went viral: kısa sürede geniş bir kitleye yayılmak

Go viral, bir şeyin birçok kişi tarafından paylaşılması, tekrarlanması veya taklit edilmesi sonucunda internet ya da kitle iletişim araçları üzerinden çok hızlı yayılması demektir. Bu cümlede went viral, ifadenin kısa sürede yaygın biçimde tanındığını anlatır. Went, go fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada viral mecazidir: bilginin hızla yayılmasını bir virüsün yayılmasına benzetir, ancak hastalıktan söz etmez. Bu ifade yalnızca beğenilmeyi değil, hızlı ve geniş çaplı yayılmayı vurgular.

Alıştırma

Hangi durum went viral ifadesinin anlamına en uygundur?

  1. Bir çocuk bir arkadaşına bir resim gösterdi.
  2. Kısa bir video bir gecede milyonlarca kez paylaşıldı.
  3. Bir kitabın uzun yıllar boyunca küçük ve düzenli bir okuyucu kitlesi oldu.
Cevabı göster

Kısa bir video bir gecede milyonlarca kez paylaşıldı.

and started being used

4:47

ve kullanılmaya başlandı

in all kinds of situations. Kalıp ifadeler

4:48

her türlü durumda.

Kalıp ifadeler

in all kinds of situations: geniş bir çeşitlilik göstermek

All kinds of, birçok farklı tür veya geniş bir çeşitlilik anlamına gelir. In all kinds of situations, ifadenin yalnızca tek bir ortamda değil, birçok farklı durumda kullanıldığını anlatır. Yapı all kinds of + isim şeklindedir. Sayılabilen şeylerde isim genellikle all kinds of situations veya all kinds of games örneklerinde olduğu gibi çoğul olur. Normalde sayılmayan bir şey için all kinds of music örneğindeki gibi sayılamayan bir isim kullanılabilir. Buradaki in, bir şeyin kullanıldığı koşulları gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede ‘birçok farklı tür’ anlamına gelen ifadeyi seçin: The workshop welcomes ____ people.

  1. kind of
  2. all kinds of
  3. a kind of
Cevabı göster

all kinds of

Maybe gobsmacked was how the viewers Dilbilgisi

4:50

Belki o TV haber programının izleyicileri

of that TV news program felt, you know,

4:53

böyle hissetmişti, biliyorsun,

Dilbilgisi

gobsmacked was how ... felt: duyguyu how yan tümcesiyle adlandırmak

Burada “aşırı şaşırmış veya şoke olmuş” anlamındaki gobsmacked, izleyicilerin duygusunu en iyi anlatan etiket olarak kullanılır. X was how someone felt kalıbı, X’in o kişinin duygu durumuna uyan kelime veya tanım olduğunu gösterir. how the viewers of that TV news program felt yan tümcesi “o izleyicilerin hissetme biçimi” anlamına gelir. was fiilinden sonra tamamlayıcı olarak gelir ve doğrudan soru değildir. Bu nedenle how the viewers felt biçimindeki düz cümle söz dizimini korur; how did the viewers feel biçimini kullanmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, shocked sözcüğünü bir duygunun en uygun tanımı olarak sunmak için X was how someone felt kalıbını doğal biçimde kullanır?

  1. Maya asked what shocked meant after the doors suddenly opened.
  2. Shocked was how Maya felt when the doors suddenly opened.
  3. How shocked was Maya when the doors suddenly opened?
Cevabı göster

Shocked was how Maya felt when the doors suddenly opened.

the mistaken subtitle you asked me about Öbek fiiller

4:55

bana sorunda sorduğun

in your question.

4:58

o yanlış altyazıda.

Öbek fiiller

you asked me about: ask someone about something kalıbı

Temel kalıp ask someone about something şeklindedir: kişi doğrudan ask fiilinden sonra gelir ve about konuyu belirtir. Burada me sorunun yöneltildiği kişi, the mistaken subtitle ise konudur. the mistaken subtitle you asked me about ad öbeğinde konu, nitelediği isim olduğu için ilgi yan tümcesinden önce yer alır. about edatı doğal olarak sonda kalır: you asked me about the subtitle → the subtitle you asked me about.

Alıştırma

ask someone about something kalıbında eksik olan edatı yazarak cümleyi tamamlayın: I asked the librarian ____ the new borrowing rules.

Cevabı göster

about

I guessed the incorrect subtitle was

4:59

Ben o yanlış altyazının

we can't allow Spider-Man Dilbilgisi

5:02

Örümcek Adam'ın Başbakan olmasına

to become Prime Minister.

5:04

izin veremeyiz olduğunu tahmin ettim.

Dilbilgisi

can't allow someone to become ...: allow + nesne + to'lu mastar

Allow + nesne + to'lu mastar yapısı, birine bir şeyi yapma izni vermek veya bir eylemi kabul etmek anlamına gelir. Can't ile kullanıldığında konuşan kişi, o eyleme ya da sonuca izin verilmemesi gerektiğini söyler. Burada Spider-Man nesnedir; to become ise izin verilemeyecek sonucu belirtir. Become fiilinden sonra rol veya görev tamamlayıcı olarak kullanılır; as eklenmez. Belirli bir resmî unvan burada artikelsiz kullanılabilir: become Prime Minister. Genel bir meslek ise normalde artikel alır: become a doctor.

Alıştırma

Allow + nesne + to'lu mastar yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. The rules don't allow visitors to enter after six.
  2. The rules don't allow visitors enter after six.
  3. The rules don't allow to visitors enter after six.
Cevabı göster

The rules don't allow visitors to enter after six.

Which was the wrong answer, I'm afraid. Ton ve niyet

5:06

Korkarım ki bu yanlış cevaptı.

Ton ve niyet

Nazik bir yumuşatma ifadesi olarak I'm afraid

Burada I'm afraid korkuyu anlatmaz. Hoşa gitmeyecek bir düzeltmeyi yumuşatan nazik bir ifadedir: konuşan kişi önceki cevabın yanlış olduğunu söylerken düzeltmenin daha az sert duyulmasını sağlar. Virgülden sonra cümlenin sonunda kullanılan I'm afraid, ifadenin tamamını yumuşatır. Which ise biraz önce sözü edilen cevaba veya seçeneğe gönderme yapar.

Alıştırma

Bir resepsiyon görevlisi şöyle diyor: There are no rooms left, I'm afraid. Bu durumda I'm afraid doğal mıdır?

  1. Hayır. Yalnızca gerçek korkuyu anlatabilir.
  2. Evet. Hoş olmayan bilgiyi yumuşatır.
Cevabı göster

Evet. Hoş olmayan bilgiyi yumuşatır.

In fact, the interviewee said Anlatım akışı

5:09

Aslında, röportaj yapılan kişi dedi ki,

Anlatım akışı

In fact: önceki bir düşünceyi düzeltmek

In fact burada bir söylem belirteci olarak kullanılır. Ardından gelen bilginin önceki bir tahmini, düşünceyi veya izlenimi düzelteceğini ya da değiştireceğini gösterir. Bu cümlede röportaj yapılan kişinin gerçekte ne söylediğini tanıtır. Böylece önceki düşünce ile gerçeğe dayalı düzeltme arasındaki karşıtlığı düzenler. Yalnızca çıkarılabilir bir dolgu sözü değildir.

Alıştırma

Birisi dükkânın hâlâ açık olduğunu düşünüyor. Bu düşünceyi en iyi hangi cümle düzeltir?

  1. In fact, the shop closed last year.
  2. At the same time, the shop closed last year.
  3. For example, the shop closed last year.
Cevabı göster

In fact, the shop closed last year.

we can't allow that man

5:11

o adamın (that man) Başbakan olmasına

to become Prime Minister,

5:14

izin veremeyiz,

speaking about Boris Johnson. Dilbilgisi

5:16

Boris Johnson hakkında konuşurken.

Dilbilgisi

speaking about Boris Johnson: konuşanı ve konuyu belirlemek

speaking about Boris Johnson biçimindeki ortaç yan cümlesi, röportaj yapılan kişi hakkında arka plan bilgisi ekler. Anlaşılması gereken mantıksal öznesi, çevresindeki cümlede bulunan the interviewee ifadesidir: konuşan kişi odur. Boris Johnson, about sözcüğünden sonra gelir ve konuşan kişi değil, konuşulan konudur. Bu kısaltılmış yapı çoğu zaman while the interviewee was speaking about Boris Johnson şeklinde anlaşılabilir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: “The witness answered calmly, speaking about the accident.” Kaza hakkında konuşan kimdir?

  1. Someone other than the witness is speaking about the accident.
  2. The witness is speaking about the accident.
  3. The sentence does not identify who is speaking about the accident.
Cevabı göster

The witness is speaking about the accident.

But the misheard subtitle Kelime

5:18

Ama yanlış duyulan altyazı

appeared as Batman.

5:20

Batman olarak belirdi.

Kelime

misheard subtitle appeared as Batman: bir yazıya aktarma hatasını anlatmak

misheard subtitle ifadesinde misheard, mishear fiilinin sıfat gibi kullanılan geçmiş zaman ortacıdır. Bu, sıkıştırılmış bir anlatımdır: Konuşma yanlış duyulmuş, bu yüzden altyazıda yanlış sözcükler yer almıştır. appeared as Batman, altyazının Batman metniyle görüntülendiği anlamına gelir. Burada appeared as, ekrandaki sonucun hangi biçimde göründüğünü anlatır; bir oyuncunun Batman'i canlandırdığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Burada misheard subtitle appeared as Batman ne anlama geliyor?

  1. Batman'den söz edilince altyazı kayboldu.
  2. Bir oyuncu Batman rolünde göründü.
  3. Konuşma yanlış duyuldu ve altyazıda Batman yazdı.
Cevabı göster

Konuşma yanlış duyuldu ve altyazıda Batman yazdı.

Okay, let's recap the vocabulary Anlatım akışı

5:22

Tamam, kelime dağarcığını tekrarlayalım

we've learned from this program

5:24

bu programda öğrendiğimiz

on subtitles, starting with genre,

5:25

altyazılar hakkında, tür (genre) ile başlayarak,

Anlatım akışı

Okay, let's recap: gözden geçirme bölümüne geçmek

Okay, etkinliğin değiştiğini belirtir; let's recap ise dinleyicileri ana noktaları birlikte gözden geçirmeye çağırır. Bu ifade, açıklamayı kapatıp özeti başlatarak programdaki bilgileri düzenler. Recap burada bir fiildir. Önemli fikirleri kısaca gözden geçirmek anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle bir dersi doğal biçimde kısa bir gözden geçirme bölümüne taşır?

  1. Okay, let's start a completely unrelated topic.
  2. Okay, let's recap what we learned today.
  3. Okay, let's replay the whole lesson from the beginning.
Cevabı göster

Okay, let's recap what we learned today.

a style of film, music, or book

5:28

bir film, müzik veya kitabın stili

with its own particular set

5:31

kendine has özellikler

of characteristics.

5:33

bütünü olan.

Something which is upbeat Dilbilgisi

5:34

Neşeli (upbeat) olan bir şey

is cheerful, hopeful, and light-hearted.

5:36

sevinçli, umutlu ve tasasızdır.

Dilbilgisi

Something which is upbeat: ilgi cümleciğiyle bir kelimeyi tanımlama

Something which is upbeat ifadesinde which is upbeat, something sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümleciğidir. İfadenin tamamı özne görevindedir ve “upbeat olan bir şey” anlamına gelir. Something which is X is Y kalıbı bir sıfatı veya fikri tanımlayabilir: önce X özelliğine sahip bir şey belirtilir, ardından bu özellik Y ile açıklanır. Burada Y, cheerful, hopeful, and light-hearted bölümüdür.

Alıştırma

Tanımı tamamlamak için Something which is X is Y kalıbını kullanın: Something ____ fragile is easy to break.

Cevabı göster

which is

The adjective jaunty means

5:39

Canlı (jaunty) sıfatı şu anlama gelir:

full of energy and confidence.

5:41

enerji ve özgüven dolu.

If you gasp,

5:43

Eğer nefesiniz kesilirse (gasp),

you take in a short, quick breath

5:44

şaşkınlıktan veya acıdan

of air in surprise or in pain.

5:46

kısa, hızlı bir nefes alırsınız.

You can use the slang expression

5:48

Argo ifadesini kullanabilirsiniz,

gobsmacked when someone is so surprised

5:50

nutku tutulmuş (gobsmacked), biri çok şaşırdığında

they can't speak.

5:53

konuşamayacak kadar.

And finally, if you give someone Kalıp ifadeler

5:55

Ve son olarak, eğer birine

a high-five, you hold up your hand Öbek fiiller

5:57

bir çak (high-five) yaparsanız, elinizi havaya kaldırırsınız

Kalıp ifadeler

if you give someone a high-five: give someone a high-five kalıbı

Give someone a high-five; selamlaşırken, birini överken veya kutlama yaparken kendi avucunuzu karşınızdaki kişinin kaldırdığı avucuna vurmayı anlatan doğal ve kalıplaşmış bir sözcük birlikteliğidir. Someone diğer kişiyi, a high-five ise hareketi belirtir. if you give someone a high-five içinde yeniden kullanılabilen hareket kalıbı give + person + a high-five şeklindedir. Geçmiş zamanda give, gave biçimine dönüşür.

Alıştırma

Cümleyi give someone a high-five kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Our team scored, so Mia ____ me a high-five.

Cevabı göster

gave

above your head,

5:59

başınızın üzerine,

Öbek fiiller

hold up your hand: elini kaldırıp yukarıda tutmak

Hold up öbek fiili burada “yukarı kaldırıp yüksek bir konumda tutmak” anlamına gelir. Your hand neyin kaldırıldığını, above your head ise konumunu belirtir. Hold your hand up da denebilir. Zamir kullanıldığında zamir ortaya gelmelidir: hold it up denir, hold up it denmez. Hold up başka bağlamlarda “geciktirmek” anlamına gelebilir; ancak buradaki your hand ve above your head ifadeleri fiziksel bir kaldırma hareketinden söz edildiğini gösterir.

Alıştırma

“Kaldırıp görünür durumda tutmak” anlamındaki ders ifadesiyle yönergeyi tamamlayın: Please ____ your card so everyone can see it.

Cevabı göster

hold up

clapping hands with somebody else

6:00

başka biriyle el çırparak

as a greeting or to say well done. Kalıp ifadeler

6:02

selamlaşmak veya 'aferin' demek için.

Kalıp ifadeler

as a greeting or to say well done: işlev ve amaç belirtmek

Bu bölüm, aynı hareketin iki olası sosyal kullanımını açıklar. As + isim öbeği hareketin rolünü veya işlevini belirtir: as a greeting, “selamlaşma olarak kullanıldığında” anlamına gelir. To + fiilin yalın hâli amacı belirtir: to say well done, “birini övmek için” anlamına gelir. Buradaki say, mutlaka sesli konuşmak değil, “iletmek” anlamındadır. Well done ise “bunu başarıyla yaptın” anlamına gelen kalıplaşmış bir övgü ifadesidir; burada perfect tense yapısı değildir.

Alıştırma

Bir işlevi ve amacı göstermek için cümleyi as ve to ile tamamlayın: People may wave ____ a greeting or ____ get someone's attention.

Cevabı göster

as · to

Once again, our 6 minutes are up. Deyimler

6:04

Bir kez daha, 6 dakikamız doldu.

Deyimler

our 6 minutes are up: ayrılan sürenin bitmesi

Bu cümlede “our 6 minutes are up”, program için ayrılan altı dakikanın sona erdiğini ve artık durma zamanının geldiğini anlatır. Bir süreyle birlikte be up kullanıldığında o sürenin bittiği anlamına gelir; buradaki up, “yukarıda” demek değildir. Fiil, dil bilgisel özneyle uyum sağlar: “Time is up”, ancak “Six minutes are up”. Bu yapı bir sınavın, oyunun, etkinliğin veya yayının süresinin bittiğini duyurabilir.

Alıştırma

Bir öğretmen süreli bir etkinliği bitiriyor. Ayrılan on dakikanın sona erdiğini doğal biçimde duyuran cümle hangisidir?

  1. Your ten minutes are up.
  2. Your ten minutes are above.
  3. Your ten minutes is up.
Cevabı göster

Your ten minutes are up.

Bye for now. Ton ve niyet

6:06

Şimdilik hoşça kalın.

Ton ve niyet

Bye for now: şimdilik vedalaşma

Bye for now, mevcut konuşmayı “şimdilik burada duruyoruz” anlamını taşıyan dostça bir ifadeyle bitirir. For now vedayı geçici hâle getirir; bu nedenle ileride yeniden görüşmek mümkündür, ancak bunun tam olarak ne zaman olacağına dair söz vermez. Yalnızca Bye demekle karşılaştırıldığında, “bu seferlik bu kadar” anlamını daha açık biçimde ekler. Kalıcı bir veda değildir.

Alıştırma

Şimdi bir telefon görüşmesini bitiriyorsunuz ve daha sonra tekrar konuşmayı bekliyorsunuz. En doğal kapanış hangisidir?

  1. Goodbye forever. I'll talk to you soon.
  2. Welcome back. I'll talk to you soon.
  3. Bye for now. I'll talk to you soon.
Cevabı göster

Bye for now. I'll talk to you soon.

Bye.

6:07

Hoşça kalın.

6 Minute English

6:08

6 Minute English

from bbclearningenglish.com.

6:10

bbclearningenglish.com'dan.