İşin geleceği ne olacak? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Program, işin geleceğine ilişkin tahminlerin neden sık sık gerçekleşmediğini, yapay zekânın istihdamda nasıl aksama yaratabileceğini ve yeni işlerin, yerinden edilen çalışanların ihtiyaç duyduğu anda neden ortaya çıkmayabileceğini inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. so far, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu zaman ifadesinin bir sonucu yalnızca bugüne kadar bilinenlerle sınırladığını anlayın; böylece eski bir tahminin ileride hâlâ gerçekleşebileceği ihtimalinin tamamen dışlanmadığını fark edin. 2. come to pass. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: “Gerçekleşmek” veya “meydana gelmek” anlamındaki, biraz eski moda tınlayan bu ifadeyi özellikle tahminler, planlar ve beklenen toplumsal değişimler hakkındaki resmî yorumlarda tanıyın. 3. will crop up, — Phrasal verb’ler: İşler, sorunlar ya da fırsatlar beklenmedik biçimde ortaya çıktığında bu phrasal verb’ü kullanın; ani belirme anlamının, istihdam eğilimlerini ve yeni işlerin zamanlamasını öngörmenin neden zor olduğunu nasıl desteklediğini kavrayın.
Bu derste
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:07Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.
Smell-o-vision, a television which allows you to smell things as well as see them, Notlar
0:13Smell-o-vision, şeyleri görmenizin yanı sıra koklamanızı da sağlayan bir televizyon
Smell-o-vision: koku ileten televizyon için eğlenceli bir ad
Smell-o-vision, smell ile -o-vision parçalarını birleştirip television sözcüğünü çağrıştıran, eğlenceli biçimde türetilmiş bir addır. Bu cümlede izleyicilere görüntülerin yanı sıra kokuları da ulaştıran hayalî bir televizyon türünü anlatır. Bu ad, öngörüye mizahi ve geleceğe dönük bir hava katar. Burada onu bir cihazın standart genel adı olarak değil, bağlama özel yaratıcı bir etiket olarak anlayın.
Alıştırma
Bu cümlede Smell-o-vision ne anlama geliyor?
- Her yerde satılan bir televizyon modelinin standart adı
- Kokuları iletebilen hayalî bir televizyon için kullanılan eğlenceli bir ad
- Yalnızca yemek programları yayımlayan bir kanal
Cevabı göster
Kokuları iletebilen hayalî bir televizyon için kullanılan eğlenceli bir ad
allows you to smell: allow + nesne + to + fiilin yalın hâli
allows you to smell, allow + nesne + to + fiilin yalın hâli yapısını izler. Nesne you sözcüğüdür; to smell ise mümkün hâle getirilen eylemdir. Burada allow, bir kişinin verdiği izni değil, televizyonun bir özelliğini anlatır. Aynı yapı bir aracın, kuralın veya durumun birinin ne yapabilmesini sağladığını açıklayabilir; fiilden önceki to sözcüğünü koruyun.
Alıştırma
Cümleyi allow + nesne + to + fiil yapısının gerektirdiği tek sözcükle tamamlayın: This setting allows you ____ block unwanted calls.
Cevabı göster
to
as well as see them: paralel bir eylem eklemek
Burada as well as, see ile smell fiillerini bağlar; yani televizyon iki eyleme de olanak tanır. X as well as Y yapısı “Y'ye ek olarak X” anlamına gelir. Sade bir and kullanımına göre genellikle X'e daha fazla vurgu yapar: kokuları alabilmek sıra dışı özellik, görmek ise beklenen özelliktir. Hem smell hem de see, allows you to yapısına bağlıdır. Smell önündeki to iki fiil tarafından paylaşılır; bu nedenle see yalın hâlde kalır: allows you to smell ... as well as see ....
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “-e ek olarak” anlamına gelen üç sözcüklü bağlaçla tamamlayın: The museum allows visitors to explore the building ____ view art online.
Cevabı göster
as well as
and a miracle pill which cures all diseases. Kelime
0:19ve tüm hastalıkları iyileştiren mucizevi bir hap.
miracle pill: abartılı bir vaat
Miracle, pill sözcüğünü niteleyerek etkilerinin neredeyse imkânsız görünecek kadar şaşırtıcı olduğunu belirtir. Bu cümlede ifade bir abartıdır: dinî bir mucizeyi veya kabul edilmiş bir tıbbi kategoriyi değil, her hastalığı iyileştiren hayalî bir hapı anlatır. Miracle bir ürünün veya çözümün önüne geldiğinde çoğunlukla çarpıcı bir iddiaya işaret eder. İfade heyecan, hayranlık veya kuşku aktarabilir; bu nedenle iddianın doğru olduğunu tek başına kanıtlamaz.
Alıştırma
Bu cümlede miracle pill neyi ima ediyor?
- Dinî törenlerde kullanılan bir hapın resmî tıbbi adı
- Şaşırtıcı güçleri varmış gibi bilinçli olarak abartılı biçimde anlatılan bir hap
- Her hastalığı iyileştiren, bilimsel olarak kabul edilmiş bir ilaç kategorisi
Cevabı göster
Şaşırtıcı güçleri varmış gibi bilinçli olarak abartılı biçimde anlatılan bir hap
These predictions for the future were made in the 1930s. Dilbilgisi
0:22Geleceğe dair bu tahminler 1930'larda yapılmıştı.
were made in the 1930s: geçmiş zaman edilgen yapıyla odağı belirlemek
were made yapısında were + geçmiş zaman ortacı made, simple past edilgen yapıyı oluşturur. These predictions öznesi eylemden etkilenen taraftır: geçmişte birileri bu tahminleri yapmıştır. Özne çoğul olduğu için yardımcı fiil were'dür. Edilgen yapı, tahminleri ve tarihlerini cümlenin merkezine alırken tahminleri kimin yaptığını belirtmez. Eylemi yapan kişi bilinmediğinde veya daha az önemli olduğunda tarih, haber ve araştırma metinlerinde bu kullanım yaygındır. Eylemi yapan kişi önemliyse by + kişi eklenebilir ya da etken bir cümle kullanılabilir.
Alıştırma
Bu tarih cümlesini open fiilinin simple past edilgen biçimiyle tamamlayın: The first public library in the town ____ in 1908.
Cevabı göster
was opened
so far: şu ana kadarki zaman sınırını belirlemek
Bu cümlede so far, şu ana kadar anlamına gelir. haven't come true ifadesinin zaman aralığını belirler: değerlendirme geçmişten şimdiye kadar olan dönemi kapsar. Bu nedenle sonuç kesin değil, geçicidir. Tahminler henüz gerçekleşmemiştir, ancak daha sonra gerçekleşebilir. Buradaki far fiziksel uzaklığı anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede so far, “şu ana kadar” anlamında kullanılmıştır?
- So far, the new schedule has worked well.
- That was by far the easiest test.
- The campsite is so far from the nearest town.
Cevabı göster
So far, the new schedule has worked well.
haven't come true: henüz gerçekleşmemiş tahminler
Come true, gerçekleşmek ya da umulduğu veya tahmin edildiği gibi olmak anlamına gelir. Bu cümlede haven't come true, present perfect zamanının olumsuz biçimidir; so far ile birlikte, önceki tahminlerin şu ana kadar gerçeğe dönüşmediğini anlatır. Gerçekleşmesi beklenen şey —bir hayal, dilek, umut veya tahmin— genellikle come true ifadesinin öznesi olur. Bu ifade, onu gerçekleştiren kişiyi değil sonucu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi come true ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After months of rehearsals, Maya's dream of performing on stage finally ____.
Cevabı göster
came true
Making predictions for the future isn't easy. Dilbilgisi
0:29Gelecek için tahminler yapmak kolay değil.
Making predictions: özne görevindeki bir gerund öbeği
Making predictions bir gerund öbeğidir. Making, make fiilinin -ing biçimidir ve öbeğin tamamı özne görevindedir; dolayısıyla tahminde bulunma etkinliğini anlatır. Bu yapı, bir etkinliği doğrudan değerlendirmenizi sağlar: Doing X is easy, difficult, or useful. Bir gerund öbeği tek bir etkinliği bütün olarak adlandırdığında genellikle tekil yüklem alır. Bu nedenle cümlede aren't değil isn't kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için make careful plans ifadesini gerund öbeğine dönüştürün: ____ takes time and attention.
Cevabı göster
Making careful plans
Just ask tech billionaire Elon Musk, Anlatım akışı
0:32Geçtiğimiz günlerde yapay zekanın eninde sonunda
Just ask: bir kişiyi destekleyici kanıt olarak sunmak
Bu cümlede Just ask, önceki iddiayı destekleyen bir tahminde bulunmuş kişi olarak Elon Musk'ı öne çıkarır. Yaklaşık anlamı “Elon Musk'ın söylediklerine bakarsanız ne demek istendiğini görürsünüz”dür; “gidip ona soru sorun” anlamına gelmez. Bu kalıp bir savı düzenlemeye yardımcı olur: önce genel bir iddia ortaya konur, ardından just ask + kişi veya grup yapısıyla gerçek hayattan hızlı bir örnek ya da tanık gösterilir.
Alıştırma
Hangi cümlede Just ask, önceki iddiaya kanıt olarak birini göstermek için kullanılmıştır?
- Just ask the receptionist what time breakfast starts.
- Starting a business is stressful—just ask anyone who has done it.
- If you need the Wi-Fi password, just ask the receptionist.
Cevabı göster
Starting a business is stressful—just ask anyone who has done it.
who recently predicted that artificial intelligence will eventually mean Dilbilgisi
0:34kimsenin çalışmak zorunda kalmayacağı anlamına geleceğini tahmin eden
will eventually mean that: gelecekteki bir gelişmeyi uzun vadeli sonucuna bağlamak
Burada will öngörülen bir gelecek sonucunu gösterir, eventually sonucun zaman geçtikten veya daha fazla gelişme yaşandıktan sonra ortaya çıkacağını belirtir ve mean that sonucu adlandıran tam bir yan cümleyi başlatır. Mean burada bir sözcüğü tanımlamaz; “sonucunda ortaya çıkarmak” anlamındadır. Yeniden kullanılabilen kalıp development + will/may eventually mean that + result clause şeklindedir. Bir eğilimi veya değişimi, ondan beklenen uzun vadeli sonuca bağlar.
Alıştırma
Gelecekteki bir gelişmeyi uzun vadeli sonucuna bağlamak için cümleyi öğrendiğiniz hedef ifadeyle tamamlayın: Better battery storage ____ homes can use renewable energy at night.
Cevabı göster
will eventually mean that
no one will have to work: gelecekte zorunluluk olmaması
no one, hiçbir kişinin söz konusu olmadığını belirtir. Burada will have to gelecekteki bir zorunluluğu ifade eder. no one will have to work bütünü, gelecekte çalışmanın hiç kimse için gerekli olmayacağı anlamına gelir. Cümle bir zorunluluğu ortadan kaldırır; hiç kimsenin çalışmayı seçmeyeceğini söylemez. Herhangi bir özneden sonra will have to geldiğinde gereklilik ile gerçek eylem arasındaki bu ayrım önemlidir.
Alıştırma
Gelecekteki gerekliliğin ortadan kalktığını göstermek için cümleyi no one ve have to ile tamamlayın: The robot will carry every box, so ____ carry them by hand.
Cevabı göster
no one will have to
there have been many predictions about the future of work. Dilbilgisi
0:42işin geleceği hakkında pek çok tahmin var.
there have been many predictions: there be yapısının present perfect biçimi
There have been, varlık bildiren there be yapısının present perfect biçimidir. Geçmişten şimdiye uzanan bir dönemde var olmuş veya gerçekleşmiş şeyleri tanıtır. Burada many predictions çoğuldur; bu yüzden fiil has been değil have been olur. Bu yapı, tahminleri kimin yaptığını belirtmeden onları bugüne kadar birikmiş bir gerçek olarak sunar. Tamamlanmış bir geçmiş zamandan çok mevcut toplam veya bugünle bağlantı önemli olduğunda kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi there be yapısının present perfect biçimiyle tamamlayın: There ____ many changes over the past ten years.
Cevabı göster
have been
For example, that robots will take over most jobs, Öbek fiiller
0:45Örneğin, robotların çoğu işi devralacağı
take over: kontrolü veya sorumluluğu devralmak
Take over, bir şeyin kontrolünü ele geçirmek veya daha önce başka bir kişi ya da şey tarafından yapılan işi üstlenmeye başlamak anlamına gelen bir öbek fiildir. Take over most jobs ifadesinde robotların daha önce insanların yaptığı işleri yapacağı öngörülür; bu nedenle ifade, take fiilinin gerçek anlamından ziyade birinin yerini alma anlamı taşır. Yapı, örnekteki gibi take over + nesne olabilir. Neyin devralındığı zaten belliyse The new manager took over. örneğinde olduğu gibi nesnesiz de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi kontrolü devralmak anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: When the coach retires, Elena will ____ the team.
Cevabı göster
take over
work from home: işini evde yapmak
Work from home, normal iş yerine gitmek yerine kişinin kendi işini evde yapması anlamına gelir. Hem düzenli bir çalışma biçimini hem de yalnızca bir gün evde çalışmak gibi geçici bir düzenlemeyi anlatabilir. Bu kalıplaşmış ifadede home sözcüğü normalde artikel almaz: work from home denir, work from the home denmez.
Alıştırma
Cümleyi işini evde yapmak anlamına gelen standart üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The office is closed today, so I will ____.
Cevabı göster
work from home
During Covid, one of these predictions came true. Dilbilgisi
0:50Covid sırasında bu tahminlerden biri gerçekleşti.
one of these predictions: one of + belirleyici + çoğul isim
one of these predictions ifadesinde one, bilinen bir gruptan tek bir tahmini seçer. Yapı one of + belirleyici + çoğul sayılabilen isim şeklindedir; bu yüzden predictions çoğul kalır. Tüm öznenin merkezinde one bulunur. Bu nedenle geniş veya şimdiki zamanda fiil normalde tekil one ile uyum sağlar: One of these predictions is true. Bu yapı one of my friends ve one of the reasons gibi ifadelerde de kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi prediction sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: One of these ____ was surprisingly accurate.
Cevabı göster
predictions
Millions were forced to work from home. Dilbilgisi
0:54Milyonlarca kişi evden çalışmak zorunda kaldı.
were forced to work: be forced to + fiilin yalın hâli
Were forced to work, force fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimidir. Yapı be forced to + fiilin yalın hâli şeklindedir ve dışarıdan gelen bir kuralın, olayın veya baskının insanlara çok az seçim bıraktığını ya da hiç seçim bırakmadığını anlatır. Were, çoğul özne Millions ile uyumludur; work ise to sonrasında kullanılan fiilin yalın hâlidir. Edilgen yapı, baskıya neden olan kişi veya şeyi adlandırmak yerine bu baskıdan etkilenen insanlara odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi force fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: Because the bridge was closed, we ____ take a long detour.
Cevabı göster
were forced to
What will work be like? — Gelecekteki özellikleri sormak
What will + özne + be like? kalıbı, bir kişinin veya şeyin gelecekteki özelliklerini, durumunu ya da genel deneyiminin nasıl olacağını sormak için kullanılır. Burada gelecekte iş hayatının nasıl olacağı soruluyor. Bu kalıpta like, be'den sonra gelir ve “hangi özelliklere sahip olacak?” ya da “nasıl olacak?” anlamını taşır. “Sevmek” anlamındaki like fiili değildir. Cevap, It may be more flexible. örneğinde olduğu gibi işi betimlemelidir; yalnızca yes veya no denmez.
Alıştırma
Uzaktan çalışmanın gelecekte nasıl olacağını soran cümleyi tamamlayın: What will remote work ____ in ten years?
Cevabı göster
be like
That's what we'll be discussing — Sıradaki konuyu işaret etmek
That, az önce sorulan soruya işaret eder; what we'll be discussing ise “tartışacağımız şey veya konu” anlamına gelir. Cümle bütünüyle önceki soruyu programın odak noktası olarak belirler. Bu, konuşmanın akışını düzenleyen bir işarettir: açılış sorusunu tamamlar ve dinleyicileri ana tartışmaya yönlendirir. We'll be discussing, tartışmayı birazdan başlayacak planlanmış bir etkinlik olarak sunar.
Alıştırma
Hangi seçenek bir açılış sorusunu doğal biçimde yaklaşan tartışmanın konusuna dönüştürür?
- Why do leaves change color? That's what we've just finished discussing.
- Why do leaves change color? That's what we'll be discussing today.
- Why do leaves change color? That's what we won't mention today.
Cevabı göster
Why do leaves change color? That's what we'll be discussing today.
and as usual, we'll be learning some useful new vocabulary too. Kalıp ifadeler
1:03ve her zamanki gibi yeni ve faydalı kelimeler de öğreneceğiz.
as usual: bu sefer de olağan düzenin sürdüğünü belirtmek
As usual, bu sefer olan şeyin yerleşmiş bir düzenle aynı olduğunu belirtir. Bu cümlede yeni kelimeler öğrenmenin programın düzenli bir bölümü olduğu anlatılır. Tüm yan cümleye yorum katabilir; çoğunlukla cümle başında virgülle ayrılır, cümle sonunda da kullanılabilir: He arrived late, as usual.
Alıştırma
Hangi cümlede as usual, bu özel olayın olağan düzene uyduğunu göstermek için kullanılmıştır?
- As usual, the meeting started late.
- The meeting started late for the first time.
- The meeting usually starts late.
Cevabı göster
As usual, the meeting started late.
But first: ana konudan önce bir adım eklemek
But first bir sıralama işaretidir. Az önce belirtilen ana konuyu geçici olarak durdurur ve ondan önce yapılması gereken bir soru, adım veya etkinliği sunar. Burada but bir çelişkiden çok duyurulan akıştaki değişimi gösterirken first, yeni unsuru hemen öncelik verilmesi gereken şey olarak işaretler. Bu kullanım, dinleyicilerin bilgi sırasını takip etmesine yardımcı olur.
Alıştırma
"We'll discuss the results soon. But first, let's review the method," cümlesinde But first ne yapar?
- Yöntemin sonuçlarla çeliştiğini gösterir.
- Sonuçların tartışılmasını duraklatır ve daha önce yapılacak bir adımı sunar.
- Tartışmanın sona erdiğini duyurur.
Cevabı göster
Sonuçların tartışılmasını duraklatır ve daha önce yapılacak bir adımı sunar.
Another idea for the future is the four-day working week, Kelime
1:09Gelecek için bir başka fikir de dört günlük çalışma haftası,
four-day working week: dört iş günlük bir düzen
A four-day working week, düzenli çalışma haftasının dört iş gününden oluştuğu bir çalışma düzenidir. Bu cümlede, gelecekte işi organize etmenin olası yollarından biri olarak sunulur. Four-day, working week ifadesinden önce gelen ve kısa çizgiyle bağlanan birleşik bir niteleyicidir. Bu konumda birim sözcüğü day tekil kalır: four-day yazılır, four-days yazılmaz.
Alıştırma
Cümlenin ofisin her hafta dört iş günü çalışacağı anlamına gelmesi için birleşik niteleyiciyi tamamlayın: The office is moving to a ____ working week.
Cevabı göster
four-day
where employees work four days for the same money as five. Dilbilgisi
1:13çalışanların beş günle aynı para karşılığında dört gün çalıştığı yer.
for the same money as five: ismin atıldığı eşitlik karşılaştırması
For the same money as five ifadesinde money, ücret anlamına gelir. Çalışanlar dört gün çalışarak beş gün çalıştıklarında kazanacakları kadar para kazanır; ifade beş kişiyi veya beş ayrı ödemeyi anlatmaz. The same + isim + as kalıbı iki şeyin eşit olduğunu belirtir. Burada five, five days yerine kullanılır ve “çalıştıklarında alacakları” biçimindeki tekrar eden düşünce bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
'Employees work four days for the same money as five' cümlesi ne anlama gelir?
- Çalışanlar dört iş günü için, beş iş günü çalışsalar alacakları kadar ücret alır.
- Çalışanlara dört iş günü içinde beş ayrı kez ödeme yapılır.
- Beş çalışan dört iş günlük ücreti paylaşır.
Cevabı göster
Çalışanlar dört iş günü için, beş iş günü çalışsalar alacakları kadar ücret alır.
After Covid, many British companies gave the idea a go. Deyimler
1:17Covid'den sonra pek çok İngiliz şirketi bu fikri denedi.
gave the idea a go: give something a go kalıbı
Gave the idea a go, give something a go kalıbının geçmiş zaman biçimidir. Şirketlerin nasıl sonuç vereceğini görmek için fikri denediği anlamına gelir. Buradaki go, gitmek veya hareket etmek anlamındaki fiil değil, deneme anlamındaki bir isimdir. Kalıp give + nesne + a go şeklindedir: give the idea a go veya give it a go. Nesne, neyin denendiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi give something a go kullanarak tamamlayın: The new study method sounds useful, so let's ____.
Cevabı göster
give it a go
But out of the 60 companies taking part in a four-day working week trial in 2023, Kalıp ifadeler
1:21Ancak 2023 yılında dört günlük çalışma haftası denemesine katılan 60 şirketten
But out of the 60 companies: toplam grubu belirlemek
out of the 60 companies ifadesindeki out of, toplam 60 şirketten oluşan grubun içinden anlamına gelir. Cümle, belirli bir sonuca ulaşan sayı veya oranı vermeden önce toplamı, yani paydayı belirler. Burada içeriden dışarıya doğru bir hareket anlatılmaz. Baştaki But, sonraki bilginin önceki ifadeyle veya beklentiyle karşıt olduğunu gösterir. out of ifadesinin istatistiksel işlevini değiştirmez.
Alıştırma
Hangi cümle, toplam 80 seçmenin içinden 52 kişinin değişikliği desteklediği anlamına gelir?
- Out of the eighty voters, fifty-two supported the change.
- Fifty-two voters waited outside a group of eighty.
- The campaign received fifty-two messages from eighty voters.
Cevabı göster
Out of the eighty voters, fifty-two supported the change.
taking part in a four-day working week trial: dört günlük çalışma haftası denemesine katılmak
Taking part in a four-day working week trial, bu çalışma düzeninin sınırlı süreli bir denemesine katılmak anlamına gelir. Take part in kalıplaşmış yapıdır; in, katılım gösterilen etkinliği veya denemeyi tanıtır. taking part ... biçimindeki -ing yan cümlesi companies sözcüğünden sonra gelir ve hangi şirketlerin kastedildiğini belirtir. companies that were taking part ile aynı anlamdadır. Buradaki trial, mahkeme davası değil pilot uygulama veya deneme demektir.
Alıştırma
Cümleyi “katılmak” anlamındaki üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: Several local shops are ____ a reusable-cup trial this month.
Cevabı göster
taking part in
how many said they planned to continue with a shorter work week? Kalıp ifadeler
1:27kaçı daha kısa bir çalışma haftasına devam etmeyi planladıklarını söyledi?
planned to continue with + isim: mevcut bir düzenlemeyi sürdürmeyi planlamak
Planned to continue with + isim, birinin hâlihazırda uygulanmakta olan bir düzenlemeyi kullanmayı veya izlemeyi sürdürmeyi amaçladığını belirtir. Planned to ifadesinden sonra continue fiilinin yalın biçimi gelir; with ise düzenlemeyi tanıtır. Bu soruda with ifadesinden sonraki isim öbeği a shorter work week'tir. Bu seçenek denemeden sonra değerlendirildiği için continue with, düzenlemeyi ilk kez başlatmak değil korumak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi mevcut bir düzenlemeyi korumayı anlatan iki sözcüklü yapıyla tamamlayın: After a successful test, the library planned to ____ the new weekend hours.
Cevabı göster
continue with
Hmm, I guess 52% of the company's plan to continue with a four-day week. Ton ve niyet
1:38Hmm, sanırım şirketlerin %52'si dört günlük haftaya devam etmeyi planlıyor.
I guess: belirsiz bir tahmini belirtmek
Bu cümlede I guess, %52 oranını doğrulanmış bir gerçek olarak değil, konuşanın tahmini olarak sunar. İddiayı yumuşatır ve “Bence en olası cevap bu, ama yanılıyor olabilirim” mesajını verir. Tam olarak emin olmadan cevap verirken, tahminde bulunurken veya öngörüde bulunurken bir cümlenin önüne I guess getirebilirsiniz.
Alıştırma
Anket sonuçlarını henüz görmediniz. Sayıyı belirsiz bir tahmin olarak sunan cümle hangisidir?
- The report confirms that half of them agreed.
- Exactly half of them will agree.
- I guess about half of them will agree.
Cevabı göster
I guess about half of them will agree.
I'll reveal the answer later in the program. Kalıp ifadeler
1:45Cevabı programın ilerleyen bölümlerinde açıklayacağım.
I'll reveal the answer later: cevabı şimdilik saklamak
Burada I'll reveal the answer later, konuşanın cevabı şimdilik saklayacağı ve daha sonra açıklayacağı anlamına gelir. Reveal, konuşanın yalnızca bir şey söyleyeceğini değil, bilginin şu anda bilinmediğini veya bilerek saklandığını gösterir. Bir programda, bilgi yarışmasında, derste veya sunumda bu ifade ayrıca merak uyandırır ve dinleyiciyi sonucu beklemeye yönlendirir.
Alıştırma
Cümleyi reveal the answer ifadesiyle tamamlayın: At the end of the quiz, I'll ____.
Cevabı göster
reveal the answer
Whatever Elon Musk thinks: bir görüşü sonucun dışında bırakan ödünleme yan cümlesi
Whatever Elon Musk thinks, ‘Elon Musk ne düşünürse düşünsün’ anlamına gelen bir ödünleme yan cümlesidir. Onun bir görüşü olabileceğini kabul eder, ancak bu görüşün ardından gelen sonucu belirlemediğini gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp whatever + özne + fiil biçimindedir. Bu bağımlı bir yan cümle olduğu için virgül, ana cümlenin henüz gelmediğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle eleştirmenlerin görüşlerinin kararı değiştirmeyeceğini söylüyor?
- Whatever the critics think, we will publish the report.
- What the critics think will determine whether we publish the report.
- We will publish the report when the critics give their opinion.
Cevabı göster
Whatever the critics think, we will publish the report.
as we've seen, it's difficult to make your predictions accurate. Notlar
1:51gördüğümüz gibi tahminlerinizi isabetli yapmak zordur.
As we've seen: önceki kanıtlara geri gönderme yapmak
As we've seen, önceki içeriğe dönük bir söylem işaretidir. Dinleyicilere ilgili örneklerin veya kanıtların daha önce sunulduğunu hatırlatır ve bu önceki içeriği ana cümledeki sonuca bağlar. Buradaki seen yalnızca gözle görmek anlamına gelmez; tartışma sırasında gözlemlenen, öğrenilen veya ortaya konan bir şeyi de anlatabilir. Bu ifade bilgiyi düzenler; zorluğun ne zaman gerçekleştiğini söylemez.
Alıştırma
Konuşmacı sunumun önceki bölümünde küçük hataların gecikmelere yol açtığı üç örnek gösterdi. Sonucu en iyi hangi cümle sunar?
- As we'll see, small errors can cause major delays.
- As far as I know, small errors can cause major delays.
- As we've seen, small errors can cause major delays.
Cevabı göster
As we've seen, small errors can cause major delays.
make your predictions accurate: make + nesne + sıfat
Burada make, “yaratmak” değil, “bir şeyi belirli bir duruma getirmek” anlamındadır. Make your predictions accurate ifadesinde your predictions nesnedir; accurate ise sonucu anlatan sıfattır: tahminler doğru hâle gelir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp make + nesne + sıfat biçimindedir. Bir kişi, eylem veya şey nesnenin belirli bir nitelik ya da duruma sahip olmasına neden olduğunda kullanılır. Make the instructions clear ve make the task easier buna örnektir.
Alıştırma
Hangi cümle, daha anlaşılır etiketlerin talimatları izlemeyi kolaylaştırdığını anlatmak için make + nesne + sıfat kalıbını kullanır?
- Clear labels make easier instructions to follow.
- Clear labels follow the instructions more easily.
- Clear labels make the instructions easier to follow.
Cevabı göster
Clear labels make the instructions easier to follow.
Here's Shaun Ley, presenter of BBC World Service program,
1:55İşte BBC World Service programı The Real Story'nin sunucusu Shaun Ley,
The Real Story, asking University of Cambridge Professor Brendan Burchell
1:59Cambridge Üniversitesi Profesörü Brendan Burchell'a
what he thinks about predictions for the future of work. Dilbilgisi
2:03işin geleceğine yönelik tahminler hakkında ne düşündüğünü soruyor.
what he thinks about predictions for ...: dolaylı soru söz dizimi
Asking ... what he thinks about predictions for the future of work yapısında what ile başlayan yan cümle, sorunun içeriğini verir: program onun görüşünü sormaktadır. Bu yan cümle asking fiilinin içerik tamamlayıcısıdır. Dolaylı soru, what'tan sonra düz cümle sırasını korur: what + özne + fiil. Bu nedenle what he thinks kullanılır; what does he think kullanılmaz. Sondaki for, predictions for the future of work ifadesini başlatır ve bu söz dizimini değiştirmez.
Alıştırma
Hangi cümle "What did she think about the proposal?" sorusunu The reporter asked ifadesinden sonra doğru biçimde kullanır?
- The reporter asked what she thought about the proposal.
- The reporter asked what did she think about the proposal.
- The reporter asked what thought she about the proposal.
Cevabı göster
The reporter asked what she thought about the proposal.
Brendan Burchell, when you look at all the predictions that have been made, Anlatım akışı
2:08Brendan Burchell, yapılan tüm bu tahminlere baktığınızda,
do you kind of take some of the things that are being predicted now with a large pinch of salt? Ton ve niyet
2:13şu anda tahmin edilen bazı şeyleri bir tutam tuzla (büyük bir şüpheyle / with a large pinch of salt) karşılıyor musunuz?
When you look at all the predictions that have been made: ana soruya çerçeve oluşturma
when yan tümcesi, dinleyiciyi önce geçmiş tahminlerin kaydını değerlendirmeye yöneltir. Tek başına bir yanıt istemek yerine, ardından gelen ana soru için dikkate alınacak kanıtı ve zaman çerçevesini belirler. Buradaki look at, yalnızca “gözle bakmak” değil, “incelemek veya üzerinde düşünmek” anlamındadır. That have been made, predictions sözcüğünü niteleyen edilgen bir ilgi tümcesidir: bu tahminler insanlar tarafından ortaya atılmıştır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir yargı istemeden önce kanıtı belirlemek için when yan tümcesini doğal biçimde kullanır?
- When will you look at the survey results?
- Do you still support the proposal because the survey begins tomorrow?
- When you look at the survey results, do you still support the proposal?
Cevabı göster
When you look at the survey results, do you still support the proposal?
Konuşmada yumuşatıcı olarak kind of
Bu soruda kind of, “bir ölçüde” anlamına gelen bir yumuşatıcıdır. Take ... with a large pinch of salt fiil öbeğini yumuşatır; böylece röportajı yapan kişi olası bir tutumu mutlak bir gerçek gibi sunmadan önerir. Bu, a kind of machine ifadesindeki sınıflandırma anlamı değildir. Gündelik konuşmada bir fiil öbeği veya sıfattan önce gelen kind of, bir ifadeyi ya da soruyu çoğu zaman daha az doğrudan hâle getirir.
Alıştırma
Hangi cümlede kind of, ihtiyatlı bir yargıyı yumuşatmak için kullanılmıştır?
- That is a kind of safety device.
- What kind of device is that?
- The ending kind of feels unfinished.
Cevabı göster
The ending kind of feels unfinished.
we have to be skeptical: güçlü gereklilik
Bu cümlede we have to be skeptical, konuşanın sorgulayıcı bir tutumu gerekli gördüğünü belirtir. Skeptical, bir iddiayı hemen kabul etmeyip kanıtları kontrol etmek demektir; iddianın yanlış olduğuna en baştan karar vermek anlamına gelmez. Have to güçlü bir gereklilik ifade eder. We should be skeptical ise aynı tutumu bir zorunluluktan çok tavsiye olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle şüpheci olmayı yalnızca bir seçenek olarak değil, bir gereklilik olarak sunar?
- We have to be skeptical when a claim has no supporting evidence.
- We could be skeptical when a claim has no supporting evidence.
- We have already proved that every unsupported claim is false.
Cevabı göster
We have to be skeptical when a claim has no supporting evidence.
I think the track record for economists and other social scientists isn't good. Kelime
2:20Bence ekonomistlerin ve diğer sosyal bilimcilerin geçmiş performansları (track record) iyi değil.
track record: geçmiş performans
Track record, bir kişinin, grubun veya kuruluşun zaman içinde gerçekte ne kadar iyi performans gösterdiğinin geçmişini ifade eder. Bu cümlede isn't good, bu geçmişi olumsuz değerlendirir ve geçmiş sonuçları mevcut güvenilirlikten şüphe etmek için bir gerekçe olarak kullanır. İfade iyi, kötü veya karışık bir performansı anlatabilir; tek başına başarı geçmişi anlamına gelmez. Burada atletizm pistinde elde edilmiş gerçek bir rekor anlamında da kullanılmamıştır.
Alıştırma
Hangi cümlede track record geçmiş performans anlamında kullanılmıştır?
- The band plans to record a new track tomorrow.
- The runner trained on the track before breaking the record.
- The company has a strong track record of finishing projects on time.
Cevabı göster
The company has a strong track record of finishing projects on time.
for hundreds of years, a hundred years now,
2:26yüzlerce yıldır, hatta şu an itibariyle yüz yıldır,
people have been predicting that they'll be really quite dramatic reductions in working time, Notlar
2:27insanlar çalışma sürelerinde gerçekten oldukça dramatik düşüşler olacağını tahmin ediyorlar,
have been predicting: bugüne kadar devam eden veya tekrarlanan etkinlik
Have been predicting, present perfect continuous yapısındadır: have + been + fiil-ing. Tahmin etme eylemini geçmişte başlayan ve bugüne kadar devam eden ya da tekrarlanan bir etkinlik olarak sunar. Odak, tamamlanmış tek bir tahminde değil, etkinliğin süregelen geçmişindedir. Bu yapı for years veya since 2010 gibi süre ifadeleriyle özellikle doğaldır.
Alıştırma
Cümleyi predict fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: For decades, experts ____ that technology will shorten the working week.
Cevabı göster
have been predicting
really quite dramatic reductions in working time: çalışma süresinde çok büyük azalmalar
Temel kalıp dramatic reduction(s) in + isim biçimindedir: in sözcüğünden sonra belirtilen miktar, düzey veya sürede büyük ve fark edilir bir azalmayı anlatır. Burada azalan ölçü working time'dır. Bu tür eğilim tartışmalarında dramatic sözcüğü tiyatroyla ilgili değildir; çarpıcı veya büyük anlamına gelir. Really ve quite değerlendirmeyi güçlendirir, böylece azalmaların küçük değil, özellikle belirgin olduğu anlatılır.
Alıştırma
Büyük bir azalmayı anlatmak için dramatic reduction in ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- The new timetable led to a dramatic reduction on waiting time.
- The new timetable led to a dramatic reduction in waiting time.
- The new timetable led to waiting time dramatic reduction.
Cevabı göster
The new timetable led to a dramatic reduction in waiting time.
although we're heading very gradually in that direction, Dilbilgisi
2:35her ne kadar çok kademeli olarak o yöne doğru ilerlesek de,
although we're heading ...: ana iddiadan önce bir eğilimi kabul etmek
Although bir ödünleme yan cümlesi başlatır. Konuşmacı, durumun belirtilen sonuca doğru yavaşça ilerlediğini kabul eder; ardından gelen ana cümle ise daha önemli karşıt iddiayı verir: tahmin edilen büyük değişiklikler hâlâ gerçekleşmemiştir. Burada head in that direction mecazidir: fiziksel olarak bir yere gitmek değil, “o sonuca doğru gelişmek” anlamına gelir. Very gradually, eğilimin ne kadar yavaş olduğunu vurgulayarak kabul edilen noktanın kapsamını sınırlar.
Alıştırma
Yavaş ilerlemeyi kabul ettikten sonra ana iddiayı veren ödünleme yapısını hangi cümle doğru kullanıyor?
- Although the slow progress, the team is moving forward.
- Despite progress is slow, the team is moving forward.
- Although progress is slow, the team is moving forward.
Cevabı göster
Although progress is slow, the team is moving forward.
those predictions of very very large changes in working time just haven't come to pass. Deyimler
2:39çalışma süresinde çok ama çok büyük değişiklikler olacağı yönündeki bu tahminler gerçekleşmedi (come to pass).
come to pass: tahmin edilen bir olay gerçekten gerçekleştiğinde
Come to pass, “gerçekleşmek” veya “meydana gelmek” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede haven't come to pass, tahmin edilen çok büyük değişikliklerin hâlâ gerçekleşmediğini belirtir. İfadeyi tek bir bütün olarak ele alın. Buradaki pass, “yanından geçmek”, “bir sınavı geçmek” veya “onaylanmak” anlamına gelmez; özne, gerçeğe dönüşen bir olay, tahmin, korku ya da beklenen durumdur.
Alıştırma
Hangi cümlede came to pass, korkulan bir olayın gerçekten gerçekleştiği anlamında kullanılmıştır?
- The feared shortage eventually came to pass.
- The hikers eventually came to a mountain pass.
- The committee eventually passed the shortage report.
Cevabı göster
The feared shortage eventually came to pass.
Shaun asks if we should take predictions with a pinch of salt. Deyimler
2:46Shaun, tahminleri bir tutam tuzla (şüpheyle / take with a pinch of salt) alıp almamamız gerektiğini soruyor.
take predictions with a pinch of salt: tahminlere tamamen inanmamak
take + bir iddia veya bilgi + with a pinch of salt deyimi, onu tamamen güvenilir kabul etmemek anlamına gelir. Bu cümlede, tahminler yanlış veya abartılı olabileceği için onlara biraz şüpheyle yaklaşıp yaklaşmamamız gerektiği soruluyor. Buradaki a pinch of salt gerçek anlamıyla kullanılmaz. Deyim, bilgiye temkinli biçimde inanmayı önerir; bilgiyi tümüyle reddetmek veya birini yalan söylemekle suçlamak anlamına gelmez.
Alıştırma
Altyazıdaki take predictions with a pinch of salt ne anlama geliyor?
- Tahminleri okumadan önce tuz eklemeliyiz.
- Temkinli olmalı ve tahminlere tamamen inanmamalıyız.
- Tahminlere kesin gerçeklermiş gibi güvenmeliyiz.
Cevabı göster
Temkinli olmalı ve tahminlere tamamen inanmamalıyız.
To take something with a pinch of salt is an idiom,
2:51'To take something with a pinch of salt' bir deyimdir,
meaning to doubt that what you've been told is accurate or likely to come true.
2:55size söylenenlerin doğru olduğundan veya gerçekleşme ihtimalinden şüphe duymak anlamına gelir.
you take what they say with a pinch of salt.
3:04onun söylediklerini şüpheyle (with a pinch of salt) karşılarsınız.
Professor Burchell thinks predictions for the future of work have a bad track record.
3:07Profesör Burchell işin geleceğine yönelik tahminlerin kötü bir geçmiş performansa (track record) sahip olduğunu düşünüyor.
A track record means all the achievements or failures that someone has had in the past.
3:13Bir 'track record' (geçmiş performans), birinin geçmişte elde ettiği tüm başarılar veya başarısızlıklar anlamına gelir.
When it comes to predicting the future of work, Anlatım akışı
3:19İşin geleceğini tahmin etmeye gelince,
When it comes to predicting: konunun kapsamını belirlemek
When it comes to + konu kalıbı, dinleyiciye sonraki ifadenin hangi alanla ilgili olduğunu bildirir. Burada tartışmayı işin geleceğini tahmin etme konusuyla sınırlar ve bu belirli konuya geçişi düzenler. Bu kalıpta when, bir şeyin gerçekleştiği zamanı belirtmez. İfadenin bütünü as for veya regarding gibi çalışır ve konu hakkındaki ana düşüncenin ardından geleceğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki konuyu belirten kalıbın aynısıyla tamamlayın: ____ choosing a laptop, battery life matters to me.
Cevabı göster
When it comes to
most predictions simply haven't come to pass,
3:21çoğu tahmin basitçe gerçekleşmedi (come to pass),
an old-fashioned way of saying happened or come true. Kelime
3:25oldu veya gerçekleşti demenin eski moda bir yolu.
an old-fashioned way of saying: eski bir söyleyişi belirtmek
an old-fashioned way of saying ... ifadesi, bir sözün İngilizcenin daha eski bir dönemine ait olduğunu ve günümüzün gündelik konuşmasında yaygın olmadığını belirtir. saying sonrasındaki sözcükler bunun güncel anlamını verir; burada bu anlam “oldu veya gerçekleşti”dir. a way of + -ing kalıbında of sonrasında gerund gelir; bu yüzden saying kullanılır. Bu kalıp, bir düşüncenin nasıl ifade edildiğini açıklamak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Eski bir sözcüğü belirtmek için an old-fashioned way of saying ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- “Picture house” is an old-fashioned way of saying “cinema.”
- “Picture house” is an old-fashioned way of building a cinema.
- “Picture house” is a modern technical term for “cinema.”
Cevabı göster
“Picture house” is an old-fashioned way of saying “cinema.”
relaxing by the pool while robots do all the work, Anlatım akışı
3:32boş zamanlarla dolu bir gelecek tahminleri
relaxing by the pool while robots do all the work: soyut bir tahmini somutlaştırmak
Bu ifade, gelecekteki boş zaman yaşamıyla ilgili soyut bir tahmini canlı bir sahneye dönüştürür: insanlar havuz başında dinlenirken robotlar işi üstlenir. Somut görüntü, düşüncenin gözde canlandırılmasını ve hatırlanmasını kolaylaştırır. while aynı anda gerçekleşen iki durumu birbirine bağlar ve aralarındaki karşıtlığı vurgular: insanlar dinlenir, fakat robotlar çalışır. Baştaki -ing biçimi relaxing, bağlamdaki daha geniş bir betimlemenin parçasıdır; tek başına tam bir cümle değildir.
Alıştırma
Bu sahne, gelecekle ilgili bir tartışmada temel olarak ne yapar?
- Konuyu yüzme havuzu güvenliğine çevirir.
- Gelecekte kaç robot bulunacağına ilişkin kesin kanıt sunar.
- Soyut bir tahmini somut ve akılda kalıcı bir görüntüye dönüştürür.
Cevabı göster
Soyut bir tahmini somut ve akılda kalıcı bir görüntüye dönüştürür.
predictions for a future of leisure: geniş bir toplum tasavvuru
predictions for a future of leisure ifadesinde for, öngörülerin konusunu tanıtır. a future of + isim kalıbı, o şeyle nitelenen bir geleceği anlatır; leisure burada iş ve sorumluluklardan bağımsız zamanı belirten sayılamayan soyut bir isimdir. Bu ifade, insanların bol miktarda boş zamana sahip olduğu geniş bir toplum tasavvuru sunar; tek bir kişinin bir saatlik boş zamanına veya tek bir dinlenme etkinliğine ilişkin bir öngörü değildir.
Alıştırma
Hangi cümle bol boş zamanla nitelenen geniş bir gelecek toplumunu anlatıyor?
- She left work early and had more free time that afternoon.
- They imagined a future of leisure in which machines handled routine work.
- The pool will close one hour earlier tomorrow.
Cevabı göster
They imagined a future of leisure in which machines handled routine work.
just a dream?: bir vizyonun gerçekçi olup olmadığını sorgulamak
Burada dream mecaz anlamdadır. Uyku sırasında görülen bir düşü değil, ideal hâle getirilmiş bir umudu veya hayal edilen bir geleceği ifade eder. just, “yalnızca” anlamına gelir ve düşüncenin önemini ya da gerçekçiliğini azaltır. Kısa bir takip sorusu olarak just a dream?, daha önce anlatılan vizyonun gerçekçi bir olasılık değil de yalnızca bir hayal olup olmadığını sorgular.
Alıştırma
Bir konuşmacı kusursuz bir gelecek anlatıp ardından just a dream? diye soruyor. Bu soru hangi tutumu gösterir?
- Düşünce zaten gerçeğe dönüşmüştür.
- Düşünce, gerçeğe dönüşemeyecek kadar idealist olabilir.
- Konuşmacı uyku sırasında ne olduğunu soruyor.
Cevabı göster
Düşünce, gerçeğe dönüşemeyecek kadar idealist olabilir.
talking to BBC World Service program, The Real Story.
3:43BBC World Service programı The Real Story'de yaptığı konuşmayı dinleyelim.
Let's hear from: sıradaki konuşmacıyı veya görüşü tanıtmak
Let's hear from + kişi veya grup, bir sunucunun kullandığı geçiş ifadesidir ve “şimdi bu kişinin veya grubun söyleyeceklerini dinleyelim” anlamına gelir. Dinleyicinin dikkatini o tarafa yöneltir ve sıradaki konuşmacıya ya da görüşe tartışmada açık bir yer açar. Burada from sözcüğünün ardından tanıtılan uzman Andrew Palmer gelir. Aynı kalıp programlarda, derslerde, toplantılarda ve röportajlarda bilgiyi düzenlemek için kullanılabilir.
Alıştırma
Toplantı başkanının geçiş cümlesini dersteki ifadeyle tamamlayın: Next, ____ Daniel, our community representative.
Cevabı göster
let's hear from
a tech dystopian: teknolojinin karanlık bir gelecek getireceğini düşünen kişi
A tech dystopian, teknolojinin kasvetli, baskıcı veya son derece adaletsiz bir geleceğin oluşmasına yol açacağını düşünen kişidir. Tech konuyu sınırlar; dystopian ise burada bu bakış açısına sahip kişiyi belirten sayılabilir bir isim olarak kullanılır. Konuşmacı I'm not a tech dystopian diyerek teknoloji konusuna geçmeden önce son derece karamsar bir etiketi reddeder. Bu reddediş, teknolojik riskler hakkında hiçbir kaygısı olmadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
A tech dystopian etiketini en iyi açıklayan ifade hangisidir?
- A tech dystopian etiketi yeni teknolojilerin toplumu otomatik olarak iyileştireceğine inanan birini ifade eder.
- A tech dystopian etiketi teknoloji alanında çalışan herkesi ifade eder.
- A tech dystopian etiketi teknolojinin toplumu kasvetli veya baskıcı bir geleceğe götüreceğini düşünen birini ifade eder.
Cevabı göster
A tech dystopian etiketi teknolojinin toplumu kasvetli veya baskıcı bir geleceğe götüreceğini düşünen birini ifade eder.
I don't think that machines or AI are going to get rid of all jobs, Öbek fiiller
3:49Makinelerin veya yapay zekanın tüm işleri ortadan kaldıracağını düşünmüyorum,
get rid of: istenmeyen bir şeyi kaldırmak veya ortadan kaldırmak
Get rid of + isim, istenmeyen bir şeyi kaldırmak veya artık var olmamasını sağlamak anlamına gelir. Bu cümlede get rid of all jobs, bütün işlerin ortadan kalkmasına neden olmak demektir; işler fiziksel nesnelermiş gibi çöpe atılmıyor. Yapı sabittir: of korunur ve nesne, zamir olsa bile, onun ardından gelir: get rid of a problem ve get rid of it.
Alıştırma
get, rid ve of sözcüklerini birer kez kullanarak cümleyi tamamlayın: The update will ____ several security problems.
Cevabı göster
get rid of
but I do worry about a sequencing risk. Notlar
3:52ancak bir sıralama riski konusunda endişeleniyorum.
I do worry: olumlu cümlede vurgulu do
I do worry ifadesindeki do, “yapmak” anlamındaki ana fiil değil, vurgu sağlayan bir yardımcı fiildir. worry fiilinin yalın biçiminden önce gelerek olumlu ifadeyi güçlendirir: konuşan kişi gerçekten endişelidir. Konuşan kişi önce bir kaygıyı reddettikten sonra, but I do worry ile gerçekten taşıdığı kaygıyı belirtir. Daha genel olarak do + fiilin yalın biçimi, bir izlenimi düzeltmek veya karşıtlık kurmak için kullanılabilir. Üçüncü tekil şahısla does + fiilin yalın biçimi, geçmiş zaman için did + fiilin yalın biçimi kullanılır.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümlenin aynısını seçin. I ile worry arasındaki sözcüğe odaklanın.
- I did worry about the timing.
- I do worry about the timing.
- I don't worry about the timing.
Cevabı göster
I do worry about the timing.
a sequencing risk: değişikliklerin yanlış sırada gerçekleşmesi riski
Sequencing risk, farklı değişikliklerin sırasından veya zamanlamasından kaynaklanan risktir. Mesele, her bir değişikliğin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinden çok, uygulanabilir bir sırayla gerçekleşip gerçekleşmeyeceğidir. Buradaki endişe, yeterli sayıda yeni iş ortaya çıkmadan mevcut işlerin ortadan kalkabilmesidir. Yeni işler eninde sonunda ortaya çıksa bile bu zaman boşluğu zarara yol açabilir.
Alıştırma
İş gücü piyasasındaki bir geçişte sequencing risk durumunu en iyi hangi seçenek gösterir?
- Old jobs disappear before enough replacement jobs are available.
- No new jobs will ever be created under any circumstances.
- Old jobs and replacement jobs change at the same manageable pace.
Cevabı göster
Old jobs disappear before enough replacement jobs are available.
So, there will be some disruption from AI. Kelime
3:54Yani yapay zekadan kaynaklanan bazı aksaklıklar olacaktır.
some disruption from AI: kısa süreli dikkat dağınıklığı değil, geniş çaplı değişim
Bu cümlede disruption, yerleşik çalışma biçimlerinde önemli bir değişiklik anlamına gelir: işler, sektörler veya iş süreçleri kesintiye uğrayabilir ya da yeniden düzenlenebilir. Tek bir kişinin kısa süreli dikkat dağınıklığından daha geniş kapsamlıdır. from AI, disruption'ın kaynağının yapay zekâ olduğunu belirtir. some ise iddiayı sınırlar: konuşmacı sistemin tamamen çökeceğini değil, belirli ölçüde disruption yaşanacağını öngörür.
Alıştırma
Hangi cümlede disruption burada kastedilen geniş ve yapısal anlamda kullanılmıştır?
- A cough caused a five-second interruption during the speech.
- The new platform caused disruption across the entire retail industry.
- A notification briefly distracted one employee.
Cevabı göster
The new platform caused disruption across the entire retail industry.
Some jobs, some professions are at risk. Kalıp ifadeler
3:57Bazı işler, bazı meslekler risk altında.
are at risk: olası zarar veya kayıpla karşı karşıya olmak
Be at risk, zarar, kayıp veya başka bir olumsuz sonucun ortaya çıkabileceği bir durumda olmak demektir. Buradaki are at risk, bazı işlerin tehdit altında olabileceğini veya ortadan kalkabileceğini belirtir; kaybın çoktan gerçekleştiği anlamına gelmez. be fiilinin öznesi, zarar görebilecek kişi veya şeydir.
Alıştırma
Evlerin tehlikeyle karşı karşıya olduğunu belirten kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Because of the wildfire, several homes ____.
Cevabı göster
are at risk
And although economists like to say new jobs will crop up, Notlar
4:00Ekonomistler yeni işlerin ortaya çıkacağını (crop up) söylemeyi sevseler de,
although economists like to say: ana noktadan önce bir iddiayı kabul etmek
Although bir ödünleme ilişkisi kurar: Ana cümle konuşanın daha önemli noktasını, genellikle bir sınırlama veya karşıtlık olarak vermeden önce bir iddiayı kabul eder. Burada konuşan, ekonomistlerin yaygın olarak söylediklerini aktarır; ancak cümle henüz tamamlanmamıştır. Konuşanın asıl vurgusu ana cümlede görülecektir. like to say içindeki like mutlaka söylemekten hoşlanmak anlamına gelmez. Bu bağlamda economists like to say, ekonomistlerin bu iddiayı sık sık veya alışılmış biçimde dile getirdiklerini belirtir. Ayrıca konuşan ile iddia arasında bir miktar mesafe oluşturabilir.
Alıştırma
Yaygın bir iddiayı kabul ettikten sonra çekince belirtmek için vurgulanan yapıyı doğru kullanan cümle hangisidir?
- Although economists like to say new jobs will appear because the transition may still be painful.
- Although economists like to say new jobs will appear, the transition may still be painful.
- Although economists like to say new jobs will appear, but the transition may still be painful.
Cevabı göster
Although economists like to say new jobs will appear, the transition may still be painful.
will crop up: beklenmedik biçimde ortaya çıkmak
Crop up, “beklenmedik biçimde ortaya çıkmak ya da meydana gelmek” demektir. Burada will crop up, yeni işlerin ortaya çıkacağını öngörürken bunların geliş zamanının veya biçiminin planlanmamış ve öngörülemez olabileceğini ima eder. Crop up geçişsiz bir öbek fiildir. Ortaya çıkan şey, new jobs crop up örneğindeki gibi özne olur; fiil doğrudan nesne almaz.
Alıştırma
Cümleyi crop up'ın doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: A few technical problems ____ during the presentation.
Cevabı göster
cropped up
they won't necessarily be aligned at the same time. Kalıp ifadeler
4:02bunlar aynı anda uyumlu bir şekilde hizalanmayacaktır.
won't necessarily be aligned: örtüşme garanti değildir
Won't necessarily, “olmayabilir” veya “olacağı garanti değildir” anlamına gelir. “Kesinlikle olmayacak” anlamına gelmez. Cümle, zamanlamanın örtüşebileceği ihtimalini açık bırakır. Be aligned at the same time, iki olayın veya gelişmenin zamanlama bakımından örtüşmesi demektir. Aligned yalnızca nesnelerin düz bir çizgide dizilmesini değil; hedeflerin, planların veya çıkarların uyuşmasını da anlatabilir.
Alıştırma
Hangi ifade “They won't necessarily be aligned at the same time” cümlesini en doğru biçimde açıklar?
- Zamanlamaları kesinlikle örtüşmeyecektir.
- Zamanlamaları zaten kusursuz biçimde örtüşmüştür.
- Zamanlamaları örtüşebilir, ancak bunun garantisi yoktur.
Cevabı göster
Zamanlamaları örtüşebilir, ancak bunun garantisi yoktur.
There won't be coordination: düzenli uyumlandırma olmayacak
Burada coordination, insanların, planların, zamanlamaların ya da süreçlerin birlikte işleyecek şekilde düzenli biçimde uyumlandırılmasıdır. Cümle, bu uyumun veya koordinasyonu sağlayan mekanizmanın var olmayacağını öngörür. There won't be, there will not be yapısının kısaltılmış gelecek zaman olumsuz biçimidir. Bu kullanımda coordination sayılamayan soyut bir addır; sayılabilir tek bir nesneyi değil, sürecin veya durumun bütününü anlatır.
Alıştırma
İki departman birbirine yardım etmeye istekli, ancak teslim tarihleri ve görevleri uyumlu değil. Durumu en iyi hangi cümle anlatır?
- They coordinate their work, but refuse to cooperate.
- There is neither cooperation nor a planning problem.
- They cooperate, but there is little coordination.
Cevabı göster
They cooperate, but there is little coordination.
someone who imagines a nightmarish future of suffering and injustice.
4:09acı ve adaletsizlikle dolu kabus gibi bir gelecek hayal eden biri değil.
He doesn't think AI will get rid of all jobs.
4:15Yapay zekanın tüm işleri ortadan kaldıracağını (get rid of) düşünmüyor.
To get rid of something means to remove it because you no longer want it. Kalıp ifadeler
4:18'To get rid of something', artık istemediğiniz için onu çıkarmak veya ondan kurtulmak anlamına gelir.
you no longer want: değişen bir tercih
No longer, daha önce geçerli olan bir durumun artık sona erdiğini gösterir. You no longer want it ifadesinde önceki istek bitmiştir: o şeyi daha önce istiyordunuz, ancak şimdi istemiyorsunuz. Normal bir ana fiille no longer genellikle fiilden önce gelir: no longer want, no longer use. Be ile kullanıldığında be fiilinden sonra gelir: is no longer available.
Alıştırma
No longer ifadesini doğru konuma koyarak cümleyi tamamlayın: After trying both sizes, I ____ the larger one.
Cevabı göster
no longer want
Andrew predicts that AI will replace some jobs,
4:22Andrew, yapay zekanın bazı işlerin yerini alacağını
and those workers will need support.
4:26ve bu çalışanların desteğe ihtiyacı olacağını tahmin ediyor.
But he also thinks new jobs will crop up.
4:29Ama aynı zamanda yeni işlerin de ortaya çıkacağını (crop up) düşünüyor.
And that's exactly the problem: temel sorunu belirtmek
Burada that, hemen önce sözü edilen duruma gönderme yapar. exactly vurguyu artırır: önceki nokta yalnızca sorunla ilgili değildir; asıl sorunun kendisidir. Bu cümle, bir açıklama veya tartışmada yön gösterici işlev görür. Önceki noktayı toparlar ve dinleyiciye bunun neden önemli olduğunu gösterir; ardından çoğu zaman sonuçlar ya da bir çözüm açıklanır.
Alıştırma
Vurgulanan cümle bu kısa savda ne işe yarar? The shortcut saves time, but it leaves out important safety checks. And that's exactly the problem.
- Eksik güvenlik kontrollerini temel sorun olarak gösterir.
- Güvenlik sorununun çözüldüğünü duyurur.
- Tamamen ilgisiz bir konuya geçer.
Cevabı göster
Eksik güvenlik kontrollerini temel sorun olarak gösterir.
The future is hard to predict because it's so unexpected. Dilbilgisi
4:36Geleceği tahmin etmek zordur çünkü çok beklenmedik bir şeydir.
hard to predict because: zorluğu ve nedenini belirtmek
The future is hard to predict cümlesinde ad öbeği + be + hard + to-infinitive yapısı, özneyle ilgili bir eylemin zor olduğunu belirtir. to predict biçim olarak etken olsa da the future, insanların tahmin etmekte zorlandığı şeydir. Ardından gelen because yan cümlesi bu zorluğun nedenini verir. Because'tan sonra because it's so unexpected örneğindeki gibi öznesi ve fiili olan bir yan cümle gelmelidir. Aynı yapı hard to explain because ..., hard to understand because ... ve hard to use because ... gibi ifadelerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “tahmin edilmesi zor” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The number of guests is ____ because many people have not replied.
Cevabı göster
hard to predict
I reckon a shorter working week is something we can all agree on, Ton ve niyet
4:40kısa bir çalışma haftasının hepimizin üzerinde anlaşabileceği bir şey olduğunu düşünüyorum,
I reckon: kişisel görüş bildiren gündelik bir Britanya İngilizcesi ifadesi
Bu cümlede I reckon, “bence” veya “sanırım” anlamına gelir. Konuşanın, daha kısa bir çalışma haftasının geniş ölçüde kabul göreceğine dair kişisel değerlendirmesini sunar; bu düşünceyi kanıtlanmış bir gerçek gibi aktarmaz. I reckon + yan cümle kalıbı kullanılır. Örneğin: I reckon it will work. Reckon başka bağlamlarda “tahmin etmek” veya “hesaplamak” anlamına da gelebilir, ancak burada görüş bildirir.
Alıştırma
Gündelik bir sohbette, “bence” anlamındaki iki kelimelik hedef Britanya İngilizcesi ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ the earlier bus will be quieter.
Cevabı göster
I reckon
something we can all agree on ... right, Neil?: ortak zemin ve onay isteme
Something we can all agree on, “herkesin destekleyebileceği bir konu veya fikir” anlamına gelir. Dil bilgisi bakımından on, agree ile birlikte kullanılır: we agree on something. İlgi yan cümlesinde something sözcüğünden sonraki that düşürülmüştür: something (that) we can all agree on. Right, Neil? ifadesi, cümleyi doğrudan bir onay sorusuna dönüştürür. Neil’in adını söylemek, cevap verecek kişiyi seçer; böylece konuşan hem ortak bir tutum sunar hem de Neil’i bunu doğrulamaya davet eder.
Alıştırma
Grup daha basit bir programı zaten destekliyor. Hangi cümle bunu ortak zemin olarak sunup Omar’dan doğrudan onay ister?
- A simpler schedule is something we can all agree on, right, Omar?
- Omar agreed to make the schedule simpler yesterday.
- Do you know who changed the schedule, Omar?
Cevabı göster
A simpler schedule is something we can all agree on, right, Omar?
I think it's time to reveal the answer to my question Kalıp ifadeler
4:46Sanırım 2023 yılında daha kısa bir çalışma haftası deneyen 60 şirketle ilgili
it's time to reveal: bir şeyi açıklama zamanı geldi
it's time to + fiilin yalın hâli kalıbı, konuşanın bir eyleme başlamak için doğru zamanın geldiğini düşündüğünü gösterir. Buradaki reveal, daha önce gizli tutulan veya henüz açıklanmayan bir bilgiyi duyurmak anlamındadır; bu yüzden it's time to reveal cevabın açıklanmasına geçiş yapar. I think ifadeyi biraz yumuşatır, ancak cümle yine de konuşmayı bir sonraki adıma taşır. Bu kalıp, bir aşamanın sona erdiğini ve başka bir eylemin başlaması gerektiğini belirtmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Şimdi bir şeyi açıklamak için doğru zaman olduğunu belirten bu dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The votes have been counted, and ____ the winner.
Cevabı göster
it's time to reveal
about the 60 companies trying out a shorter working week in 2023. Öbek fiiller
4:49sorumun cevabını açıklamanın zamanı geldi.
trying out: bir şeyi uygulamada test etmek
Trying out, try out öbeksi fiilinin -ing biçimidir. Try out, bir şeyin ne kadar iyi çalıştığını görmek için onu sınırlı bir süre kullanmak, test etmek veya uygulamaya koymak anlamına gelir. Şirketler, daha kısa çalışma haftasını sürdürüp sürdürmemeye karar vermeden önce bu düzeni pilot olarak deniyor. Try out ayrılabilen bir öbeksi fiildir. Nesne isim olduğunda hem try out a new system hem de try a new system out kullanılabilir. Nesne zamir olduğunda ortaya gelmelidir: try it out denir, try out it denmez.
Alıştırma
Sınırlı bir süre test etmek anlamındaki bu derste öğrendiğiniz iki sözcüklü öbeksi fiille cümleyi tamamlayın: Before buying the software, our team will ____ the free version for a week.
Cevabı göster
try out
I asked how many of them planned to continue a four-day week
4:54Denemelerin sonunda onlardan kaçının
at the end of the trials. Kalıp ifadeler
4:58dört günlük haftaya devam etmeyi planladığını sormuştum.
at the end of the trials: denemelerin sonunda
At the end of + bir isim öbeği, bir şeyin bir dönemin, sürecin veya olayın son noktasında gerçekleştiğini belirtir. Burada at the end of the trials, “deneme programları sona erdiğinde” anlamına gelir. Buradaki trials, mahkeme davalarını değil, dört günlük çalışma haftasına yönelik geçici testleri veya pilot programları ifade eder. Çoğul biçim, birden fazla deneme yapıldığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle incelemenin denemenin son noktasında yapılacağını söylüyor?
- The researchers will have reviewed the results by the end of the six-month trial.
- The researchers will review the results at the end of the six-month trial.
- In the end, the researchers decided to cancel the trial.
Cevabı göster
The researchers will review the results at the end of the six-month trial.
so was I right?: doğru olup olmadığını sormak
So, konuşanın önceki tahminine dönerek konuşmayı sonuca taşır: Bu tahmin yapıldığına göre gerçek sonuç neydi? Was I right?, was sözcüğünün I’dan önce geldiği bir evet-hayır sorusudur; çünkü right burada be ile kullanılan bir sıfattır. Konuşan onay istiyor, I was right diyerek haklı olduğunu ilan etmiyor.
Alıştırma
Hangi cümle, önceki bir tahminin doğru olup olmadığını doğal biçimde doğrulatır?
- I predicted that the train would be late, so I was right.
- I predicted that the train would be late, so did I right?
- I predicted that the train would be late, so was I right?
Cevabı göster
I predicted that the train would be late, so was I right?
I'm afraid: kötü haberleri yumuşatan nazik bir ifade
Bu cümlede I'm afraid gerçek bir korkuyu değil, mesajı nazikçe yumuşatan bir ifadeyi anlatır. Konuşanın istenmeyen bir bilgi verdiğini gösterir: Beth'in cevabı yanlıştı. Burada I'm afraid kötü haberden sonra gelir. I'm afraid the shop is closed. örneğindeki gibi bir yan cümlenin başında da kullanılabilir. Her iki konumda da gerçekleri değiştirmeden mesajın daha az sert duyulmasını sağlar.
Alıştırma
Bir müşteri, biletleri tükenmiş bir konser için hâlâ bilet olup olmadığını soruyor. Hangi cevap I'm afraid ifadesini nazik bir yumuşatıcı olarak kullanıyor?
- I'm afraid of losing the tickets.
- I'm afraid the tickets have sold out.
- I'm delighted to say the tickets have sold out.
Cevabı göster
I'm afraid the tickets have sold out.
Actually, a whopping 92% of the companies plan on keeping a four-day week Notlar
5:06Aslında şirketlerin %92 gibi muazzam bir kısmı dört günlük haftayı sürdürmeyi planlıyor
a whopping 92%: bir sayıyı şaşırtıcı derecede büyük gösterme
a whopping 92% ifadesinde whopping sayıyı vurgular: konuşan kişi yüzde 92'yi şaşırtıcı derecede yüksek bir oran olarak sunar. Sayısal değeri değiştirmez; konuşanın bu değere ilişkin değerlendirmesini ekler. Yaygın kalıp a whopping + sayı veya miktar şeklindedir. Genellikle yüzdelerin, fiyatların, mesafelerin ve toplamların önünde kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki vurgulu ifadeyle tamamlayın: ____ 50,000 people attended the final.
Cevabı göster
A whopping
plan on keeping a four-day week: bir düzenlemeyi sürdürme niyeti
Plan on + -ing, bir şeyi yapma niyetini ifade eder. plan on ifadesinden sonra bir fiil geldiğinde plan on keeping örneğindeki gibi -ing biçimi kullanılır. Bu cümlede keeping, uygulanmakta olan bir düzeni sürdürmek veya korumak anlamına gelir. Şirketler dört günlük çalışma haftasına devam etmeyi planlamaktadır.
Alıştırma
Cümleyi plan on + -ing kullanarak tamamlayın: We ____ the library open until eight.
Cevabı göster
plan on keeping
because it was so popular with bosses as well as workers. Kalıp ifadeler
5:11çünkü hem patronlar hem de çalışanlar arasında çok popülerdi.
as well as workers: ikinci bir grup eklemek
As well as, ilk kişi, şey veya gruptan sonra ikinci bir öğe ekler. Bosses as well as workers, düzenlemenin patronlar arasında ve ayrıca çalışanlar arasında popüler olduğunu ifade eder. A as well as B yapısında A genellikle ana öğe, B ise ek bilgi olarak sunulur. Burada bosses as well as workers ifadesinin tamamı with edatının nesnesidir.
Alıştırma
Bu dersteki «ve ayrıca» anlamına gelen üç sözcüklü bağlayıcıyı kullanın: The museum is popular with tourists ____ local families.
Cevabı göster
as well as
Right, let's recap the vocabulary we've learned from this program, Anlatım akışı
5:15Pekala, bu programda öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim,
Right, let's recap: değerlendirme bölümüne geçiş
Buradaki Right, yaklaşık olarak “Peki” veya “Tamam” anlamına gelen bir söylem belirtecidir. Önceki bölümü kapatır ve dinleyiciyi sonraki aşamaya hazırlar; bir şeyin doğru olduğunu ya da sağ yönünü ifade etmez. Let's recap, sonraki aşamanın ne olduğunu belirtir: daha önce ele alınan önemli bilgileri kısaca gözden geçirmek. Right, let's recap bir bütün olarak özetleme veya tekrar bölümünün başlamak üzere olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle bir tartışmayı doğal biçimde değerlendirme bölümüne geçirir?
- Was the final answer right?
- Right, let's recap the key points before we finish.
- Right, let's start an unrelated topic before we finish.
Cevabı göster
Right, let's recap the key points before we finish.
starting with the idiom: ilk öğeyi belirtme
Starting with the idiom, değerlendirmede ilk ele alınacak öğeyi belirtir. Yeniden kullanılabilen starting with + isim öbeği yapısı, önce neyin geleceğini söyleyerek bir listeyi, açıklamayı veya sırayı düzenler. Burada starting with..., önceki let's recap fikrine bağlı bir -ing öbeğidir. Tek başına tam bir ana cümle olmak yerine değerlendirme sırasını ekler.
Alıştırma
Cümleyi, listedeki ilk öğeyi tanıtan ve bu derste öğrenilen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: We'll review the safety plan, ____ the fire procedure.
Cevabı göster
starting with
meaning don't completely believe what you're told is true. Dilbilgisi
5:21size söylenenlerin doğru olduğuna tamamen inanmamak demektir.
believe what you're told is true: iç içe geçmiş bir içerik yan cümlesi
believe fiilinden sonra anlaşılan içerik (that) what you're told is true şeklindedir; bağlayıcı that sözcüğü atılmıştır. Bu içerik yan cümlesinde what you're told, is true yükleminin öznesidir. Burada what you're told, birinin size söylediği bilgi anlamına gelir. What bir soru başlatmak yerine isim görevindeki bir birimi oluşturur; bu nedenle yapı believe + what you're told + is true şeklindedir.
Alıştırma
Aynı iç içe geçmiş yapıyı, yani fiil + what yan cümlesi + yüklem düzenini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Do not assume that what you hear always true.
- Do not assume what do you hear is always true.
- Do not assume what you hear is always true.
Cevabı göster
Do not assume what you hear is always true.
A track record means the achievements or failures of someone's past performance.
5:25Bir geçmiş performans (track record), birinin geçmiş performansındaki başarıları veya başarısızlıkları anlamına gelir.
Come to pass is an old-fashioned way of saying take place or happen.
5:31'Come to pass', meydana gelmek veya olmak demenin eski moda bir yoludur.
where there's great suffering and injustice in society.
5:40kabus gibi bir geleceği öngören kişidir.
who foresees a nightmarish future: korkunç bir geleceği öngörmek
Who foresees a nightmarish future, someone sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Kişiyi, gelecek hakkında ne öngördüğüne göre tanımlar. Foresees, çoğu zaman mevcut işaretlere dayanarak bir şeyi gerçekleşmeden önce öngörmek anlamına gelir. Nightmarish mecazidir ve güçlü biçimde olumsuzdur: gelecek gerçek bir rüya olarak değil, korkutucu ve acılarla dolu olarak hayal edilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve ‘gerçekleşmeden önce tahmin etmek’ anlamına gelen resmî fiille tamamlayın: Analysts ____ major delays next winter.
Cevabı göster
foresee
you remove something that you no longer want.
5:45artık istemediğiniz bir şeyi ortadan kaldırırsınız.
our 6 minutes are up: ayrılan sürenin sona ermesi
Bu cümlede our 6 minutes are up, program için ayrılan altı dakikalık sürenin sona erdiğini belirtir. Burada be up, belirlenmiş bir sürenin dolduğu anlamına gelir; up “yukarı doğru” demek değildir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıplar someone's time is up ve [number] minutes are up şeklindedir. Six minutes çoğul olduğu için özgün cümlede are kullanılır; tekil time ile Our time is up örneğindeki gibi is kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir konuşmacıya ayrılan beş dakikanın sona erdiğini doğal biçimde ifade eder?
- Your five minutes are up.
- Your five minutes is up.
- Your five minutes are upward.
Cevabı göster
Your five minutes are up.
Join us again soon for more trending topics and useful vocabulary Anlatım akışı
5:56Daha fazla trend konu ve faydalı kelime hazinesi için yakında tekrar bize katılın,
Join us again soon: geri dönmeye yönelik kapanış daveti
Bir programın sonunda Join us again soon, izleyici veya dinleyiciyi başka bir bölüm için geri dönmeye davet eden samimi bir ifadedir. Join us burada bir gruba resmen üye olmak değil, dinleyerek veya izleyerek programa katılmak anlamına gelir. Kapanış sözü olarak bu ifade, mevcut programın sona erdiğini bildirir ve dikkati gelecekteki içeriğe yöneltir. Again, gelecekteki katılımı izleyicinin şimdiki veya önceki katılımıyla ilişkilendirirken soon kesin bir tarih vermez.
Alıştırma
Hangi ifade, dinleyicileri geri dönmeye davet ederek bir bilim podcast'ini en iyi şekilde kapatır?
- Please submit your science report by next week.
- Today's episode begins with a science story.
- Join us again next week for more science stories.
Cevabı göster
Join us again next week for more science stories.