Kale bilmecesini çözebilir misiniz? - Henri Picciotto: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
675 kelime 151 kel/dk

Video açıklaması: Bir krallık, 6, 9 ve 20 metrelik kuşatma araçlarının hiçbir birleşimiyle yıkılamayacak en uzun tam sayı duvar uzunluğunu bulmalıdır. Video, savunmasız uzunlukları hızla elemek için Eratosthenes kalburunu uyarlar ve doğru yanıtın 43 metre olduğunu kanıtlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. To you, ve To everyone else, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. Bu paralel bakış açısı belirteçlerinin, minik dinozorları kutsal sayan koruyucularla onları yalnızca yiyecek gören saldırganları nasıl karşı karşıya getirdiğini öğrenin. Aynı kişi, nesne veya kararın iki grup tarafından neden farklı değerlendirildiğini açıklarken bu yapıyı kullanabilirsiniz. 2. only divisible by 1 and themselves. — Sözcük anlamı ve dil düzeyi. Asal sayı tanımının temel ifadesini anlayın ve divisible by kalıbını, bir sayının diğerine kalansız bölünebildiğini belirten standart matematik ifadesi olarak tanıyın. Böylece İngilizce matematik tanımlarını ve bunlara dayanan akıl yürütmeleri daha doğru takip edebilirsiniz. 3. We can use a similar technique with our wall problem to eliminate entire groups of numbers at once. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. Açıklamanın eski kalbur yönteminden güncel duvar problemine benzetme yoluyla nasıl köprü kurduğunu görün. Daha önce açıklanmış bir yöntemi yeni bir probleme aktarırken uygulamanın amacını ve sağladığı mantıksal kısayolu açıkça göstermek için bu örüntüden yararlanabilirsiniz.

Bu derste

Bad news.

0:07

Kötü haber.

Your worst enemies are at the gate Deyimler

0:08

En kötü düşmanlarınız kapıya dayandı,

for your fledgling kingdom Kelime

0:11

çünkü yeni filizlenen krallığınız

Deyimler

are at the gate: tehdidin çok yaklaşması

Are at the gate ifadesinin gerçek anlamındaki görüntüde düşmanlar krallığın girişine kadar gelmiştir. Bu cümlede bu görüntü, tehlikenin çok yakın ve durumun acil olduğunu hissettirir. Aynı görüntü mecaz olarak da kullanılabilir: trouble is at the gate dendiğinde gerçek bir kapı olmasa bile sorun seni etkilemek üzeredir.

Alıştırma

Bu cümlede are at the gate temel olarak ne anlatıyor?

  1. Tehdit artık çok yakın.
  2. Düşmanlar içeri davet edilmeyi nazikçe bekliyor.
  3. Tehlike geçti.
Cevabı göster

Tehdit artık çok yakın.

Kelime

fledgling kingdom: yeni kurulmuş ve hâlâ gelişen krallık

Fledgling aslında uçmak için gereken tüyleri yeni çıkmış genç bir kuş anlamına gelir. Burada kingdom sözcüğünden önce mecaz olarak kullanılır: krallık kısa süre önce kurulmuştur ve henüz tam olarak gelişmemiştir. Bu sıfat, başlangıç aşamasındaki bir şirketi, projeyi, sektörü veya hükûmeti de tanımlayabilir. Genellikle yalnızca genç yaşı değil, sınırlı deneyim veya istikrarı da ima eder.

Alıştırma

Hangi tanım bir fledgling company için en uygundur?

  1. İstikrarlı bir konuma sahip yüz yıllık bir şirket
  2. Logosunda genç bir kuş bulunan bir şirket
  3. Yeni kurulmuş ve hâlâ deneyim kazanan bir şirket
Cevabı göster

Yeni kurulmuş ve hâlâ deneyim kazanan bir şirket

guards the world's only herd

0:13

korumaktadır dünyanın tek sürüsünü

of tiny dino creatures.

0:15

minik dinozor yaratıklarından oluşan.

To you, Anlatım akışı

0:18

Size göre,

they're sacred.

0:18

onlar kutsal.

To everyone else,

0:19

Geri kalan herkese göre,

they're food.

0:20

onlar yiyecek.

Anlatım akışı

To you, ... To everyone else, ...: karşıt bakış açıları

To you ve To everyone else sırasıyla “senin bakış açından” ve “diğer herkesin bakış açısından” anlamına gelir. Buradaki to, ardından gelen değerlendirmenin bakış açısını belirler; bir kişiye doğru hareketi göstermez. Başta To + kişi/grup yapısını tekrarlamak, aynı konuyu birbirine karşıt iki değerlendirmenin içine yerleştirir. Bu paralel yapı, farklı insanların aynı şeyi nasıl anladığını veya değerlendirdiğini karşılaştırmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, karşıt iki bakış açısı oluşturmak için To + kişi/grup yapısını kullanıyor?

  1. Maya took the old watch to everyone else.
  2. To Maya, the old watch is priceless. To everyone else, it's broken.
  3. Everyone gave the old watch to Maya.
Cevabı göster

To Maya, the old watch is priceless. To everyone else, it's broken.

The three closest nation states

0:21

En yakın üç ulus devleti,

have all teamed up in what they call an alliance of the hungry Notlar

0:24

açlar ittifakı adını verdikleri bir birlikte bir araya geldiler

Öbek fiiller

have all teamed up: bütün gruplar güçlerini birleştirdi

Team up, ortak bir amaç için başkalarıyla bir araya gelmek anlamına gelen bir öbek fiildir. teamed up içindeki up fiilin bir parçasıdır; yukarı doğru hareketi anlatmaz. Have teamed up, present perfect yapıdadır: birleşme gerçekleşmiştir ve ortaklık mevcut durum açısından önemlidir. have sonrasındaki all, üç devletin de katıldığını gösterir. Yaygın kalıplar team up with someone ve team up to do something şeklindedir.

Alıştırma

team up ifadesini present perfect yapısında kullanarak ve all sözcüğünü have sonrasına yerleştirerek cümleyi tamamlayın: The three clubs ____ to organize the fair.

Cevabı göster

have all teamed up

Ton ve niyet

in what they call ...: bir adı başkalarına atfetmek

in what they call an alliance of the hungry ifadesinde what they call X, “onların X dediği şey ya da ad” anlamına gelir. what ile başlayan yan cümlenin tamamı in edatının nesnesidir; dolayısıyla what doğrudan bir soru başlatmaz. Konuşan kişi bu yapıyla adı kendi sözü gibi sunmak yerine they ile belirtilen gruba ait gösterir. Bu, tarafsız bir aktarım olabilir; ancak bağlam içinde adı reddetmeden ona biraz mesafe koyabilir.

Alıştırma

Cümlede in what they call ne işe yarar?

  1. Adı, söz konusu edilen gruba atfeder.
  2. Ad hakkında doğrudan bir soru sorar.
  3. Birinin telefon görüşmesi yaptığını belirtir.
Cevabı göster

Adı, söz konusu edilen gruba atfeder.

Deyimler

an alliance of the hungry: şakacı ve abartılı bir ad

Alliance, ortak bir amaç için güçlerini birleştiren grup ya da ittifak demektir. The hungry, “aç olanlar” anlamına gelir; the + sıfat yapısı, bu özelliğe sahip kişileri veya karakterleri tek bir grup olarak gösterir. Resmî ve ciddi duyulan alliance sözcüğünü açlık gibi basit bir güdüyle yan yana getirmek, adı durumun gerektirdiğinden daha görkemli kılar. Burada gerçek bir siyasi kuruluşun resmî adı değil, hikâyeye özgü şakacı ve abartılı bir addır.

Alıştırma

Bu cümlede an alliance of the hungry nasıl bir etki yaratır?

  1. İttifakın kendisinin yenmekte olduğunu söyler.
  2. Uluslararası bir kuruluşun standart yasal adını verir.
  3. Açlık nedeniyle birleşen bir gruba şakacı biçimde görkemli bir ittifak adı verir.
Cevabı göster

Açlık nedeniyle birleşen bir gruba şakacı biçimde görkemli bir ittifak adı verir.

to smash open your walls Kalıp ifadeler

0:28

duvarlarınızı parçalamak

Kalıp ifadeler

to smash open: güçlü eylem ve açılma sonucu

to smash open your walls ifadesinde smash güçlü biçimde vurma eylemini, open ise bu eylemin sonucunu belirtir: duvarlar bir açıklık oluşturacak kadar parçalanır. Open, daha sonra gerçekleşen ayrı bir eylem değildir. Bu sonuç yapısı smash open something veya smash something open şeklinde sıralanabilir. Nesne bir zamirse smash it open kullanılır; smash open it denmez.

Alıştırma

Hangi cümle, güçlü darbelerin kilitli bir kabın açılmasına yol açtığını açıkça söyler?

  1. The hikers knocked on the locked box.
  2. The hikers smashed open the locked box.
  3. The hikers smashed the locked box.
Cevabı göster

The hikers smashed open the locked box.

and devour the herd.

0:30

ve sürüyü yutmak için.

Your fortifications will hold off their armies for now, Öbek fiiller

0:32

Surlarınız şimdilik ordularını uzak tutacaktır,

Öbek fiiller

will hold off: bir tehdidi geçici olarak uzakta tutmak

will hold off their armies ifadesinde hold off, “orduları uzakta tutmak” veya “ilerleyişlerini geciktirmek” anlamına gelen geçişli bir öbek fiildir. Will, tahkimatların gelecekte göstermesi beklenen etkiyi belirtir. Hold off genellikle başarının kesin değil geçici olduğunu anlatır. For now bu sınırı açıkça belirtir: savunma şu anda orduları durdurabilir, ancak onları sonsuza kadar durduramayabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede will hold off, “bir tehdidi geçici olarak uzakta tutmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The crew will hold off testing the alarm until Friday.
  2. The firefighters will hold out against the heat.
  3. The fire door will hold off the flames for twenty minutes.
Cevabı göster

The fire door will hold off the flames for twenty minutes.

but when their siege weapons arrive tomorrow,

0:35

ancak kuşatma silahları yarın geldiğinde,

you won't stand a chance. Deyimler

0:38

hiçbir şansınız kalmayacak.

Deyimler

won't stand a chance: neredeyse hiç başarı ihtimali olmaması

Stand a chance, başarma, kazanma veya hayatta kalma konusunda gerçekçi bir olasılığa sahip olmak demektir. Won't stand a chance bunun geleceğe yönelik güçlü olumsuz biçimidir: başarı ihtimali son derece düşüktür. Burada chance, savunmayı başarıyla sürdürmenin genel olasılığını ifade eder; tek bir somut fırsatı ifade etmez. İfade fiziksel olarak ayakta durmakla da ilgili değildir.

Alıştırma

Cümleyi, kazanma ihtimalinin neredeyse hiç olmadığını belirten hedef ifadeyle tamamlayın: Without our best players, we ____ against the champions.

Cevabı göster

won't stand a chance

Luckily,

0:40

Neyse ki,

you have a wall fabricator.

0:40

bir duvar üreticiniz var.

If you run it all night, Dilbilgisi

0:42

Eğer tüm gece çalıştırırsanız,

you may be able to reinforce your border

0:44

silahlar gelmeden önce

before the weapons arrive.

0:46

sınırınızı güçlendirebilirsiniz.

Dilbilgisi

If ..., may be able to ...: mümkün ama belirsiz bir sonuç

If yan cümlesi koşulu belirtir: makinenin bütün gece çalışması gerekir. Ana cümle, bu koşul yerine getirilirse güçlendirmenin mümkün olabileceğini söyler. Yeniden kullanılabilen yapı If + geniş zaman, ... may be able to + fiilin yalın hâli şeklindedir. May sonucu belirsiz tutar; bu yüzden koşul olasılığı artırır ama başarıyı garanti etmez.

Alıştırma

Cümleyi bir koşul altında belirsiz bir yeteneği anlatan hedef ifadeyle tamamlayın: If Mia follows the map, she ____ find the campsite before dark.

Cevabı göster

may be able to

However,

0:48

Ancak,

it can only create wall segments

0:49

bu makine yalnızca,

of a specific whole number size Kelime

0:51

önceden belirlemeniz gereken belirli bir tam sayı boyutunda

that you must determine ahead of time. Kalıp ifadeler

0:54

duvar parçaları oluşturabilir.

Kelime

a specific whole number size: belirli bir tam sayı ölçüsü

Bu ifade, ölçünün tek ve kesin bir değer olması ve bu değerin bir whole number, yani 0, 1, 2, 3 ve benzeri bir sayı olması gerektiğini anlatır; kesir veya ondalık sayı olamaz. Burada whole number matematiksel bir terimdir ve “eksiksiz bir sayı” anlamına gelmez. Fiziksel bir uzunluktan söz edildiği için pratikte seçim genellikle 8 gibi pozitif bir tam sayı olur. Specific, bir aralık veya birkaç olası ölçü bırakmak yerine tek bir değerin seçilmesi gerektiğini belirtir.

Alıştırma

Hangi seçenek belirli bir tam sayı ölçüsüdür?

  1. A size of three quarters of a meter
  2. A size of 8.5 meters
  3. A size of 8 meters
Cevabı göster

A size of 8 meters

Kalıp ifadeler

must determine ... ahead of time: önceden belirlemek zorunda olmak

Determine burada “karar vermek veya belirlemek”, ahead of time ise seçime ihtiyaç duyulmadan ya da süreç başlamadan önce demektir. Must, bu önceden verilen kararı zorunlu hâle getirir; bu nedenle karar üretim başladıktan sonraya bırakılamaz. Tam cümlede that, belirlenen ölçüyü ifade eder. Yeniden kullanılabilir kalıp determine + nesne + ahead of time şeklindedir: nesne, determine the size ahead of time örneğinde olduğu gibi ahead of time ifadesinden önce gelir.

Alıştırma

Seçimin üretim başlamadan önce yapılmasının zorunlu olduğunu belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The final color is something you ____.

Cevabı göster

must determine ahead of time

Your engineers have been in close consultation Kalıp ifadeler

0:57

Mühendisleriniz

with your spymaster.

1:00

casus ustalarınızla yakın temas halinde.

Kalıp ifadeler

in close consultation with: resmî ortamlarda yakın uzman koordinasyonu

Be in close consultation with someone, bir plan veya karar üzerinde çalışırken o kişiyle uzmanlık bilgilerini ve önerileri yakından paylaşmak demektir. Close, bunun gündelik bir sohbet değil, dikkatli ve devam eden bir iletişim olduğunu gösterir. Bu cümlede have been in close consultation with, mühendislerin istihbarat şefine daha önce danışmaya başladığını ve bu koordinasyonun şimdi de önemini koruduğunu belirtir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp be in close consultation with + kişi veya gruptur.

Alıştırma

‘Yakın çalışmak ve uzman görüşü paylaşmak’ anlamındaki resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The hospital developed the emergency plan ____ local doctors.

Cevabı göster

in close consultation with

Each rival kingdom has wall busters

1:01

Her rakip krallığın duvar kırıcıları var

that come in one specific size. Kalıp ifadeler

1:04

ve bunlar tek bir belirli boyutta geliyor.

Kalıp ifadeler

come in one specific size: sabit bir özelliği anlatmak

Come in + boyut, renk, stil veya sürüm, bir şeyin o biçimde üretilmesi ya da sunulması demektir. Burada come in one specific size, her krallığın duvar yıkıcılarının yalnızca tek bir sabit boyutta olduğunu belirtir; come in bir yerin içine doğru hareket etmeyi anlatmaz. That come in one specific size, wall busters ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Aynı kalıp, ürünlerin ve parçaların mevcut özelliklerini veya seçeneklerini anlatabilir.

Alıştırma

Bir ürünün mevcut boyutunu anlatan cümleyi come in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This helmet ____ one specific size, so check the fit before buying.

Cevabı göster

comes in

The clowns are all 6 m,

1:07

Palyaçoların hepsi 6 m,

the royals are 9,

1:09

asillerin 9 m,

and the red heads are 20.

1:11

ve kızıl saçlıların 20 m.

Each wall buster can level a wall segment of the matching size, Kelime

1:14

Her bir duvar kırıcı, eşleşen boyuttaki bir duvar parçasını yerle bir edebilir

Kelime

can level a wall segment: level fiilinin “yıkmak” anlamı

Burada level, “bir yapıyı düz veya neredeyse düz kalacak kadar tamamen yıkmak” anlamına gelen bir fiildir. Nesnesi bir duvar bölümüdür; bu yüzden can level a wall segment, “duvarın o bölümünü yıkabilir” demektir. Buradaki level, “düz veya aynı yükseklikte” anlamına gelen sıfat değildir. level + bina veya yer yapısında bağlam, level fiiline bu ağır yıkım anlamını verebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede level “neredeyse tamamen yıkmak” anlamındadır?

  1. The two shelves are level with each other.
  2. The carpenter leveled the table before dinner.
  3. The blast leveled the empty warehouse.
Cevabı göster

The blast leveled the empty warehouse.

and they can be combined as well.

1:18

ve bunlar aynı zamanda birleştirilebilir.

Two 6s can take out a 12 m wall, Öbek fiiller

1:20

İki adet 6'lık, 12 metrelik bir duvarı yıkabilir,

Öbek fiiller

take out: bir hedefi yok etmek veya devre dışı bırakmak

Bu saldırı bağlamında take out, “hedefi yok etmek veya çalışamaz hâle getirmek” demektir. Hedef duvar olduğundan can take out a 12 m wall, “o duvarı yıkabilir” anlamına gelir; “duvarı dışarı taşıyabilir” anlamına gelmez. Bu öbek fiilin ortaya çıkardığı sonuç nesnesine göre değişir: bir cihaz devre dışı kalabilir, bir savunma sistemi yok edilebilir ve bir rakip etkisiz hâle getirilebilir. Anlamı bağlam belirler.

Alıştırma

Hangi cümlede take out “ekipmanın çalışmasını durdurmak” anlamındadır?

  1. A power surge could take out the whole network.
  2. Please take the recycling out tonight.
  3. Mia will take her cousin out for lunch.
Cevabı göster

A power surge could take out the whole network.

and a 6 and a 9 could break one that's 15 m.

1:23

bir 6'lık ve bir 9'luk ise 15 metrelik olanı kırabilir.

But a 7 m wall would hold fast against any of them. Kalıp ifadeler

1:27

Ancak 7 metrelik bir duvar hiçbirine karşı yıkılmaz.

Kalıp ifadeler

hold fast against: baskı karşısında sağlam durmak

Burada hold fast against, bir saldırı ya da kuvvet karşısında geri çekilmeden veya bozulmadan sağlam kalmak demektir. Against, baskıyı oluşturan şeyi belirtir. hold fast içindeki fast, “hızlıca” değil, “sağlam biçimde” demektir. Bu yapı, baskı altında taviz vermeyen bir tutum ya da ilkeyi de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “baskı karşısında sağlam kaldı” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: During the storm, the sea wall ____ the heavy waves.

Cevabı göster

held fast against

Meanwhile,

1:32

Bu arada,

large walls aren't necessarily protected. Dilbilgisi

1:33

büyük duvarların mutlaka güvende olduğu söylenemez.

Dilbilgisi

aren't necessarily protected: bir sonucu sınırlamak

aren't necessarily protected ifadesinde necessarily, olumsuzlamanın kapsamını sınırlar. Cümle, bir duvarın büyük olmasının korunmayı garanti etmediğini söyler; bazı büyük duvarlar korunuyor olabilir, bazıları ise olmayabilir. not necessarily, karşıt görüşün her zaman doğru olduğunu iddia etmeden aşırı kesin bir sonucu düzeltmek için kullanılır.

Alıştırma

Birisi “Mia finished first, so her answer must be correct.” diyor. İlk bitiren herkesin yanlış olduğunu iddia etmeden bu garantiyi reddeden cevap hangisidir?

  1. Yes; the first person is always correct.
  2. Not necessarily; finishing first does not guarantee a correct answer.
  3. No; people who finish first are never correct.
Cevabı göster

Not necessarily; finishing first does not guarantee a correct answer.

Here's how they could take down 70, Notlar

1:36

İşte 70,

71,

1:38

71

and 72 m.

1:39

ve 72 metreyi nasıl yıkabilecekleri:

Anlatım akışı

Here's how ile bir yöntemi tanıtmak

Here's how ileride gelecek bölüme işaret eder: dinleyiciye, sonraki açıklama veya gösterimin yöntemi anlatacağını bildirir. Anlatımı bir iddia ya da sorundan adımlara veya kanıtlara geçirir. Burada how doğrudan bir soru değil, cümle içine yerleşmiş bir yan cümle başlatır. Düz cümle sırası kullanılır: Here's how they could take it down denir, Here's how could they take it down denmez.

Alıştırma

Hangi cümle bir yöntemi tanıtmak için Here's how ifadesini doğal biçimde kullanır?

  1. Here's why the door is locked: the code expired.
  2. Here's how you can unlock the door: enter the four-digit code.
  3. Here's how can you unlock the door: enter the four-digit code.
Cevabı göster

Here's how you can unlock the door: enter the four-digit code.

Öbek fiiller

could take down: yenmek veya etkisiz hâle getirmek

Burada take down, bir hedefi yenmek, yok etmek veya çalışamaz hâle getirmek anlamına gelir. Could bunu, daha önce gerçekleşmiş bir saldırı olarak değil, gösterilen koşullarda var olan bir yetenek veya olası sonuç olarak sunar. 70, 71 ve 72 m ifadeleri, bu uzunluklardaki surları veya sur bölümlerini temsil eder. Dolayısıyla ifade, bu savunmaların aşılabileceği anlamına gelir; sayıların aşağı indirilmesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede could take down, örnektekiyle aynı yıkıcı veya etkisizleştirici anlamda kullanılmıştır?

  1. The receptionist could take down your phone number.
  2. A strong cyberattack could take down the hospital's network.
  3. We could take down the posters after lunch.
Cevabı göster

A strong cyberattack could take down the hospital's network.

Your fabricator takes the same amount of time

1:41

Üreticiniz bir duvar parçasını üretmek için, uzunluğu ne olursa olsun

to produce a wall segment no matter its length, Dilbilgisi

1:44

aynı miktarda zaman harcar

Dilbilgisi

no matter its length: sonucu değiştirmeyen bir koşul

its length sözleri, değişebilecek bir etkeni belirtir. no matter its length ifadesinde bu isim öbeği, “duvar parçası ne kadar uzun olursa olsun” anlamına gelir. Uzunluk değişse bile üretim süresinin aynı kaldığını belirten bir koşul ekler. Burada no matter gerçek bir soru başlatmaz. no matter + isim öbeği kalıbı, belirtilen etkenin sonucu değiştirmediğini anlatır; no matter the cost buna bir örnektir.

Alıştırma

The price stays the same no matter the package size cümlesi ne anlama gelir?

  1. Yalnızca tek bir paket boyutunun fiyatı budur.
  2. Paketin boyutu bilinmediği için fiyat da bilinmiyor.
  3. Paketin boyutu fiyatı etkilemez.
Cevabı göster

Paketin boyutu fiyatı etkilemez.

and it's not particularly fast.

1:46

ve özellikle hızlı da değildir.

So to finish the wall in time, Kalıp ifadeler

1:49

Yani duvarı zamanında bitirmek için,

Kalıp ifadeler

in time: çok geç olmadan

In time, bir son tarih, olay veya sonuç açısından geç kalmayı önleyecek kadar erken anlamına gelir. Bu cümlede finish the wall in time, yaklaşan tehdit yüzünden artık çok geç olmadan duvarı tamamlamak demektir. Bu ifade, planlanmış bir saate tam olarak uymaya değil, hâlâ yeterli zaman kalmasına odaklanır. Sık sık in time to + fiil yapısında görülür: in time to catch the bus.

Alıştırma

En uygun ifadeyi seçin: The doctor reached the patient ___ to prevent serious harm.

  1. on time
  2. in time
Cevabı göster

in time

you need the longest segment Dilbilgisi

1:51

kuşatma silahlarının hiçbir kombinasyonu tarafından yok edilemeyen

that can't be destroyed by any combination of the siege weapons, Kelime

1:53

en uzun parçaya ihtiyacınız var,

Dilbilgisi

the longest segment that can't be destroyed: en üstünlük dereceli isim + sınırlayıcı that yan cümlesi

Bu ifade bir parçayı iki adımda seçer. the longest en üstünlük derecesini belirtir; that can't be destroyed ise karşılaştırmanın koşulunu koyan sınırlayıcı bir ilgi yan cümlesidir. Hangisinin en uzun olduğuna karar verirken yalnızca yok edilemeyen parçalar hesaba katılır. Genellenebilir kalıp the + en üstünlük dereceli sıfat + isim + that + koşul biçimindedir. Gerekli bir koşulu karşılayan en büyük, en küçük veya en iyi öğeyi belirtir.

Alıştırma

Bir kütüphanede birçok kutu var. Tüm kitapları alabilen en küçük boyuttaki kutuyu hangi ifade belirtir?

  1. the smallest box that can hold only one book
  2. the largest box that can hold all the books
  3. the smallest box that can hold all the books
Cevabı göster

the smallest box that can hold all the books

Kelime

any combination of the siege ...: hiçbir kombinasyon işe yaramaz

any combination of the siege weapons ifadesinin tamamında combination, mevcut silah türlerini veya sayılarını birlikte kullanma biçimi anlamına gelir. Burada parola ya da kilit kodu anlamına gelmez. Bu ifade can't be destroyed by sonrasında geldiği için any, olumsuzluğu izin verilen tüm kombinasyonlara yayar: parçayı yok edebilecek hiçbir kuşatma silahı kombinasyonu yoktur. Genellenebilir can't/not + fiil + any combination of X kalıbı, X'in bütün kombinasyonlarını dışlar.

Alıştırma

Bu ayarların mümkün olan her eşleştirmesi sistemi aşmakta başarısız olmalıdır. Cümleyi tamamlayın: The system cannot be bypassed by ___.

  1. any combination of these settings
  2. every combination of these settings
  3. a combination of these settings
Cevabı göster

any combination of these settings

which your enemies have hundreds of. Dilbilgisi

1:57

ki düşmanlarınızın elinde bunlardan yüzlerce var.

Dilbilgisi

which ... have hundreds of: sonunda of bulunan ilgi cümleciği

which your enemies have hundreds of yapısında which, daha önce sözü edilen siege weapons ifadesine döner. Önce düz cümleye bakın: Your enemies have hundreds of them. İlgi cümleciğinde which, them ögesinin yerini alır ve başa gelir. of, hundreds of miktar yapısının parçası olduğu için sonda kalır. Eksik bir nesne yoktur; of ögesinin tamamlayıcısı öne taşınmış olan which'tir.

Alıştırma

which your enemies have hundreds of yapısında sondaki of neye bağlanır?

  1. which; daha önce sözü edilen silahlara döner
  2. enemies; yüzlerce düşman olduğu anlamına gelir
  3. hiçbir şeye; of silinmesi gereken gereksiz bir sözcüktür
Cevabı göster

which; daha önce sözü edilen silahlara döner

What wall length will save your kingdom?

1:59

Hangi duvar uzunluğu krallığınızı kurtaracak?

It's possible to solve this problem by trial and error, Deyimler

2:10

Bu sorunu deneme yanılma yoluyla çözmek mümkün,

Deyimler

by trial and error: tekrarlanan denemelerle öğrenmek

By trial and error, farklı olasılıkları denemek, neyin işe yaramadığını görmek ve bir şey çalışana kadar düzeltmeler yapmak demektir. by edatı, problemi çözmek için kullanılan yöntemi gösterir. Bu kalıplaşmış ifadede trial, hukuki bir dava değil, bir deneme veya test anlamındadır. Bir cihazın kontrollerini öğrenmekten, sorun gidermekten, deney yapmaktan veya doğru ayarı bulmaktan söz ederken sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi tekrarlanan denemeler ve düzeltmeler yoluyla anlamındaki kalıpla tamamlayın: We found the right setting by ____.

Cevabı göster

trial and error

but there's also a remarkably quick and elegant solution Kalıp ifadeler

2:14

ama aynı zamanda binlerce yıllık bir fikirden,

Kalıp ifadeler

dikkat çekici derecede hızlı ve zarif bir çözüm

Bu ifade yöntemi iki yönden över. Remarkably övgüyü güçlendirir: hızın şaşırtıcı ya da özellikle dikkat çekici olduğunu belirtir. Quick, yöntemin hızlıca uygulanabildiğini veya sonuca çabuk ulaştığını anlatır. Matematik, mühendislik ve programlamada an elegant solution; sade, zekice ve gereksiz adımlardan arınmış bir çözüm demektir. Buradaki elegant, görünüşü ya da davranışları değil, yöntemin niteliğini anlatır.

Alıştırma

Teknik bir tartışmada a remarkably quick and elegant solution ne anlama gelir?

  1. Gereksiz birçok adım kullanan karmaşık bir yöntem.
  2. Üzerine yazıldığı sayfa şık göründüğü için seçilen bir yöntem.
  3. Dikkat çekici ölçüde hızlı, sade ve zekice bir yöntem.
Cevabı göster

Dikkat çekici ölçüde hızlı, sade ve zekice bir yöntem.

inspired by an idea that's thousands of years old, Kalıp ifadeler

2:17

Eratosthenes kalburundan ilham alan

the sieve of Eratosthenes. Kültür

2:21

olağanüstü hızlı ve zarif bir çözüm de var.

Kalıp ifadeler

-den esinlenen

Inspired by, bir fikrin, tasarımın veya yöntemin yaratıcı yönünü bir kaynaktan aldığını belirtir. Yeni fikrin nereden geldiğini gösterir; ancak yeni sonucun kaynakla tamamen aynı olduğu veya kaynağın yeni sorunu doğrudan çözdüğü anlamına gelmez. Burada inspired by, hemen önce sözü edilen çözümü niteleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Tam cümle The solution is inspired by the sieve of Eratosthenes. şeklinde olabilir.

Alıştırma

Cümleyi inspired by ile tamamlayın: The costume design was ____ traditional paper art.

Cevabı göster

inspired by

Kültür

the sieve of Eratosthenes: Eratosthenes Kalburu

The sieve of Eratosthenes, asal sayıları bulmak için kullanılan bir yöntemin adıdır. 2'den başlayan bir tam sayı listesinde, her asal sayının kendisinden büyük katları sırayla elenir; elenmeden kalan sayılar asaldır. Buradaki sieve sözcüğü mecazdır: Gerçek bir elek maddeleri birbirinden ayırdığı gibi, bu yöntem de bileşik sayıları ayıklar. Bu adı bilmek, sayıların elenmesi veya çıkarılmasıyla ilgili açıklamaları anlamayı kolaylaştırır.

Alıştırma

The sieve of Eratosthenes ifadesini doğru açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Sayıları gerçek bir mutfak eleğiyle ölçer.
  2. Asal sayıların kalması için katları eler.
  3. Sayı adlarını alfabetik sıraya dizer.
Cevabı göster

Asal sayıların kalması için katları eler.

Eratosthenes of Cyrene

2:23

Kireneli Eratosthenes,

was a 3rd century BCE mathematician from ancient Greece Kültür

2:25

Antik Yunanistan'dan MÖ 3. yüzyılda yaşamış

Kültür

a 3rd century BCE: MÖ 3. yüzyıldan

a 3rd century BCE mathematician ifadesinde 3rd century BCE, matematikçinin Ortak Çağ'dan önce üçüncü yüzyılda yaşadığını belirtir. BCE, Before Common Era ifadesinin kısaltmasıdır ve CE'den önceki yılları gösterir. İngilizcede yüzyıllar sıra sayılarıyla ifade edilir: three century değil, third century denir. MÖ 3. yüzyıl 300 BCE ile 201 BCE arasındadır; çünkü zaman CE'ye doğru ilerledikçe BCE yıl sayıları küçülür.

Alıştırma

Bir belge 250 BCE tarihini taşıyor. Bu tarih hangi döneme aittir?

  1. the 3rd century BCE
  2. the 3rd century CE
  3. the 2nd century BCE
Cevabı göster

the 3rd century BCE

interested in prime numbers,

2:30

asal sayılarla,

that is, Anlatım akışı

2:32

yani

numbers only divisible by 1 and themselves. Kelime

2:33

sadece 1'e ve kendisine bölünebilen sayılarla ilgilenen bir matematikçiydi.

Anlatım akışı

that is: eşdeğer bir açıklama veya tanım sunmak

Bu cümlede that is, prime numbers terimini açıklayan bir yeniden ifade başlatır. Ardından gelen sözler aynı sayı grubunu daha kesin biçimde tanımlar; ayrı bir örnek vermez. that is ifadesini, bir terim veya açıklamadan onunla eşdeğer bir netleştirmeye ya da tanıma geçmek için kullan. Buradaki anlamı “yani”dir; sözcüğü sözcüğüne “şu şey ...dır” anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede that is eşdeğer bir açıklama sunmak için kullanılmıştır?

  1. The trail is inaccessible; that is, hikers cannot use it.
  2. The trail is long; that is, it is easy to follow.
  3. The trail has many sights; that is, it passes a waterfall.
Cevabı göster

The trail is inaccessible; that is, hikers cannot use it.

Kelime

only divisible by 1 and themselves: yalnızca 1'e ve kendisine tam bölünebilen

A is divisible by B yapısı, A'nın B'ye kalansız bölünebildiği anlamına gelir. Bölen sayı by sözcüğünden sonra gelir: 18 is divisible by 3, 18 ÷ 3 = 6 demektir; 3 ÷ 18 demek değildir. numbers only divisible by 1 and themselves ifadesinde sıfat grubu numbers sözcüğünü niteler ve that are sözcükleri anlaşılır ancak yazılmamıştır. Only, olası bölenleri 1 ve her sayının kendisiyle sınırlar. Themselves, çoğul isim olan numbers sözcüğüne gönderme yapar.

Alıştırma

“Bir sayıya kalansız bölünebilir” anlamındaki standart iki sözcüklü sıfat grubuyla cümleyi tamamla: Eighteen is ____ 3 because 18 divided by 3 is 6.

Cevabı göster

divisible by

Presumably,

2:37

Muhtemelen,

he grew bored of manually checking whether a given number was prime, Notlar

2:38

belirli bir sayının asal olup olmadığını manuel olarak kontrol etmekten sıkılmıştı,

Kalıp ifadeler

he grew bored of: zamanla gelişen sıkılma duygusu

he grew bored of ifadesinde grew, bir durumun zamanla ortaya çıktığını belirten bağlayıcı fiildir. Kişinin sıkılmadığı bir durumdan sıkıldığı bir duruma geçtiğini anlatır; fiziksel olarak büyüdüğü anlamına gelmez. Bored of, bu duyguya neyin neden olduğunu gösterir. Ardından bir isim veya -ing biçimi gelebilir. Burada manually checking gelir ve elle kontrol etme etkinliğinin zamanla sıkıcı hâle geldiğini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle sıkılmanın zamanla geliştiğini doğal biçimde anlatır?

  1. After a month, Nina grew up of the same routine.
  2. After a month, Nina grew bored of the same routine.
  3. After a month, Nina grew boring of the same routine.
Cevabı göster

After a month, Nina grew bored of the same routine.

Dilbilgisi

checking whether a given number was ...: dolaylı soru söz dizimi

Checking whether a given number was prime, “Bu sayı asal mı?” biçimindeki evet-hayır sorusunu kontrol etmek anlamına gelir. Whether, kontrol edilen içeriği başlatır; was ise cümlenin geçmiş zaman bakış açısına uyar. Bu dolaylı sorunun içinde a given number was prime örneğindeki gibi düz cümle sırası kullanılır: özne + fiil. Whether sonrasında doğrudan soru sırası kullanılmaz. Given burada test için “seçilmiş” veya “belirlenmiş” demektir.

Alıştırma

Hangi cümlede checking sonrasında whether doğru kullanılmıştır?

  1. The technician is checking whether the cable connected is.
  2. The technician is checking whether is the cable connected.
  3. The technician is checking whether the cable is connected.
Cevabı göster

The technician is checking whether the cable is connected.

so he came up with the following technique. Notlar

2:42

bu yüzden aşağıdaki tekniği buldu.

Öbek fiiller

came up with: bir fikir veya yöntem bulmak

Came up with, come up with öbeksi fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada, düşünerek bir teknik “buldu veya geliştirdi” anlamına gelir. Fikir olarak üretilen şey with sözcüğünden sonra gelir. Come up with ifadesini tek bir bütün olarak anlayın. Birinin bir şey taşıyarak yukarı çıkmasını anlatmaz; aynı kalıp idea, plan, solution, name veya method ile de kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “düşünüp buldu” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After discussing the problem, the team ____ a simple backup plan.

Cevabı göster

came up with

Anlatım akışı

the following technique: sırada gelecek içeriğe işaret etmek

The following technique ifadesinde following, “sırada sunulacak veya açıklanacak” anlamına gelen bir sıfattır. Bu ifade, dinleyiciye tekniğin bu cümlenin hemen ardından açıklanacağını bildirir. Bu kalıp, ileride gelecek içeriğe işaret ederek bilgiyi düzenler. Genellikle yönergelerde ve açıklamalarda steps, example, rules veya method gibi isimlerle kullanılır.

Alıştırma

Bir yönergede the following technique genellikle neyi bildirir?

  1. Teknik bir kişinin arkasında hareket ediyor.
  2. Teknik sırada açıklanacak.
  3. Teknik daha önce tamamen açıklanmıştı.
Cevabı göster

Teknik sırada açıklanacak.

Make a giant list of numbers.

2:46

Devasa bir sayı listesi yapın.

X out all of the multiples of 2 Notlar

2:48

2 hariç,

Öbek fiiller

X out: Bir öğeyi X işaretiyle elemek

Burada X fiil olarak kullanılır. X out, “bir öğenin üzerine ya da üzerinden geçen bir X çizerek onu işaretlemek” demektir; böylece öğe listeden veya değerlendirmeden çıkarılmış sayılır. Bu ifade liste, form ve çalışma kâğıdı yönergelerinde kullanışlıdır. Yalnızca X harfini söylemeyi veya yazmayı değil, görünür bir işaret koyma eylemini anlatır.

Alıştırma

Birisi “X out the wrong answers.” diyor. Sizden hangi eylemi yapmanızı istiyor?

  1. Yanlış cevapları yüksek sesle okumak.
  2. Yanlış cevapları yeni bir listeye kopyalamak.
  3. Yanlış cevapların üzerine X çizerek onları elemek.
Cevabı göster

Yanlış cevapların üzerine X çizerek onları elemek.

Kelime

the multiples of 2: 2 ile çarparak elde edilen sayılar

Matematikte the multiples of 2, “2'nin katları” demektir: 2 ile bir tam sayının çarpımı biçiminde yazılabilen sayılardır; örneğin 2, 4, 6 ve 8. Burada multiple, başka bir sayının çarpılmasıyla elde edilen sayıyı belirten sayılabilen bir isimdir. Tek bir sonuç için a multiple of + sayı, birden fazla sonuç için multiples of + sayı yapısı kullanılır. of sözcüğünden sonraki sayı, katları oluşturulan sayıdır.

Alıştırma

Cümleyi multiples of + sayı yapısıyla tamamlayın: 8, 16, and 24 are the first three positive ____.

Cevabı göster

multiples of 8

except 2 itself. Dilbilgisi

2:50

2'nin tüm katlarının üzerini çizin.

Dilbilgisi

except 2 itself: 2'nin kendisini istisna olarak belirtmek

Bu ifadede except, kuralın uygulanmadığı öğeyi, yani 2'yi belirtir. Dönüşlülük zamiri itself vurgu ekler; dolayısıyla anlam, bir sayı olarak 2'nin kendisinin istisna olmasıdır. Bir öğenin kendisini onunla bağlantılı diğer öğelerden ayırmanız gerektiğinde except + isim + uygun dönüşlülük zamiri kalıbını kullanın. Burada 2'nin katlarının üzeri çizilebilir, ancak 2'nin kendisi bırakılır.

Alıştırma

Kuralı except + 5 + uygun dönüşlülük zamiriyle tamamlayın: Cross out every number in the row ____.

Cevabı göster

except 5 itself

Now do the same with multiples of 3. Kalıp ifadeler

2:52

Şimdi aynısını 3'ün katları için yapın.

Kalıp ifadeler

Now do the same with ...: önceki adımı başka bir öğeyle tekrarlamak

Now do the same with ifadesi bir süreçteki sonraki adımı belirtir. the same, az önce açıklanan eyleme gönderme yaparken with bu eylemin uygulanacağı yeni kişiyi, nesneyi veya grubu belirtir. Burada daha önceki üzerini çizme adımı 3'ün katları için tekrarlanır; sayıların aynı olduğu söylenmez. Bu ifade, eylemin tamamını yeniden anlatmadan yönergelerin ilerlemesini sağlar.

Alıştırma

Yönergeyi do the same with ile tamamlayın: First label the top shelf. Then ____ the bottom shelf.

Cevabı göster

do the same with

The even multiples have already been eliminated, Dilbilgisi

2:55

Çift katlar zaten elendi,

Dilbilgisi

have already been eliminated: edilgen present perfect yapısı

Have been eliminated, have + been + geçmiş zaman ortacı kalıbıyla kurulan edilgen present perfect yapısıdır. Özne olan the even multiples, eylemi yapan değil eylemden etkilenen öğedir. Present perfect, daha önceki bir eylemi şu anki durumla ilişkilendirir. Already, eleme işleminin bu adımdan önce tamamlandığını ve yeniden yapılmasına gerek olmadığını vurgular.

Alıştırma

Cümleyi have + already + been + eliminate fiilinin geçmiş zaman ortacı kalıbıyla tamamlayın: The duplicate entries ____, so only one copy of each remains.

Cevabı göster

have already been eliminated

and the odd multiples can all be found in this column.

2:58

ve tek katların tümü bu sütunda bulunabilir.

4 was already accounted for when you did multiples of 2, Öbek fiiller

3:02

2'nin katlarını yaptığınızda 4 zaten hesaba katılmıştı,

Öbek fiiller

already accounted for: önceden kapsanmış veya ele alınmış

Be accounted for yapısında account for, bir öğeyi hesaplamaya veya sürece dâhil etmek, kapsamak ya da ele almak anlamına gelir. Edilgen yapı, 2'nin katları ele alınırken 4'ün de kapsandığını gösterir. Already, bunun mevcut adımdan önce gerçekleştiğini belirtir. Bu nedenle 4'ün şimdi ayrıca ele alınması gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi already + account fiilinin geçmiş zaman ortacı + for kalıbıyla tamamlayın: The travel costs were ____ in the original budget, so do not add them again.

Cevabı göster

already accounted for

so move on to 5. Öbek fiiller

3:05

bu yüzden 5'e geçin.

Öbek fiiller

so move on to: sıradaki ögeye geçmek

Move on to, o anda ele alınan ögeyi, aşamayı veya konuyu bırakıp to sözcüğünden sonra belirtilen bir sonraki ögeye başlamak demektir. Bu cümlede 5, ele alınmaya devam edilen eski öge değil, sırada incelenecek yeni sayıdır. So, bu geçişi önceki anlatıma bağlar: bir adım biter ve konuşan kişi bu nedenle başka bir adıma geçer. Yeniden kullanılabilen yapı move on to + isim şeklindedir. Sıradaki öge bir etkinlikse move on to + -ing biçimi kullanılabilir.

Alıştırma

Vurgulanan geçiş ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: We've finished the warm-up, so let's ____ the main activity.

Cevabı göster

move on to

The multiples of 5 and 7

3:07

5 ve 7'nin katları

show up conveniently in diagonals. Öbek fiiller

3:10

kullanışlı bir şekilde köşegenlerde görünür.

Öbek fiiller

show up: bir örüntü içinde görünür olmak

Burada show up, görünür veya fark edilir hâle gelmek demektir. Özne 5 ve 7'nin katları olduğu için ifade, insanların bir yere gelmesini değil, bu sayıların tabloda köşegenler boyunca nasıl göründüğünü anlatır. Bir örüntü, fark, hata veya iz gibi insan olmayan öznelerle show up, bir şeyin artık görülebildiğini veya tespit edilebildiğini sıkça belirtir. Bu cümlede conveniently, köşegen düzenin katları bulmayı kolaylaştırdığını ekler.

Alıştırma

Görünür hâle gelmek anlamındaki vurgulanan deyimsel fiili kullanarak cümleyi tamamlayın: Tiny cracks may ____ under a bright light.

Cevabı göster

show up

This method eliminates all possible composite numbers, Dilbilgisi

3:12

Bu yöntem olası tüm bileşik sayıları elediğinde,

leaving only primes behind.

3:16

geriye sadece asal sayılar kalır.

Dilbilgisi

eliminates ..., leaving ... behind: sonucu ifade etmek

Ana cümle olan This method eliminates all possible composite numbers eylemi verir. Virgülden sonraki leaving öbeği bu eylemin sonucunu açıklar: bileşik sayılar elendikten sonra yalnızca asal sayılar kalır. Ana cümle, leaving ... kalıbında leaving bir present participle, yani -ing biçimidir; başka bir emir ya da zaman eki taşıyan ikinci bir fiil değildir. Bu kalıp, bir eylemi doğrudan onun sonucunda kalan duruma veya ögelere bağlar.

Alıştırma

Sonucu göstermek için cümleyi leave fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The storm blew away the clouds, ____ a clear sky behind.

Cevabı göster

leaving

We've already identified every prime less than 121,

3:19

121'den küçük her asal sayıyı zaten belirledik,

and it's easy to go higher and higher this way. Kalıp ifadeler

3:23

ve bu şekilde daha da yükseklere çıkmak kolaydır.

Kalıp ifadeler

go higher and higher: sürekli yükselen bir eğilim

Higher and higher, higher karşılaştırma biçimini and ile tekrarlar. Bu yapı, değişimin aynı yönde devam ettiğini anlatır: her aşamada öncekinden daha büyük bir yüksekliğe, miktara veya düzeye ulaşılır. Buradaki go higher, fiziksel olarak yukarı çıkmak değil, yöntemi daha büyük sayılara genişletmek demektir. Genel yapıda karşılaştırma biçimi and ile tekrarlanır; faster and faster ve more and more difficult buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi high sözcüğünün tekrarlanan karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: The balloon floated ____ until it disappeared into the clouds.

Cevabı göster

higher and higher

We can use a similar technique with our wall problem Anlatım akışı

3:26

Bütün sayı gruplarını aynı anda elemek için

to eliminate entire groups of numbers at once.

3:30

duvar problemimizde benzer bir teknik kullanabiliriz.

Anlatım akışı

We can use a similar technique ... to eliminate ...: benzetmeye dayalı bir geçiş

Bu cümle, benzetmeye dayalı bir geçiş görevi görür. We can use a similar technique daha önceki yönteme gönderme yaparken with our wall problem dikkati mevcut probleme çevirir. Similar, temel fikrin yeniden kullanılabileceğini belirtir; iki problemin tamamen aynı olduğunu göstermez. to eliminate ... şeklindeki to mastarı, tekniğin uygulanma amacını açıklar. at once ise bütün grupların tek hamlede elenebilmesi avantajını vurgular. Böylece bilgi, önceki yöntemden yeni uygulamaya, ardından uygulamanın amacına ilerler.

Alıştırma

Bu cümle açıklamada temel olarak ne yapıyor?

  1. Önceki yöntemi bırakıp ilgisiz bir konuya geçer.
  2. Önceki yöntemi duvar problemine bağlar ve amacı belirtir.
  3. Duvar probleminin önceki problemle tamamen aynı olduğunu söyler.
Cevabı göster

Önceki yöntemi duvar problemine bağlar ve amacı belirtir.

A first critical step

3:33

İlk kritik adım

is to be deliberate about the number of columns. Kalıp ifadeler

3:35

sütun sayısı konusunda dikkatli olmaktır.

Kalıp ifadeler

is to be deliberate about: bilinçli planlanmış bir adımı belirtmek

is to ... kalıbı, ilk kritik adımın ne olduğunu açıklar. be deliberate about içinde deliberate, bilinçli ve dikkatle planlanmış anlamına gelen bir sıfattır. Sütun sayısının rastgele değil, belirli bir nedenle seçilmesi gerektiğini anlatır. Üzerinde dikkatle düşünülen seçimi veya eylemi belirtmek için be deliberate about + isim ya da -ing biçimi kullanılır. simply choose ile karşılaştırıldığında niyet ve stratejiyi daha çok vurgular.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: The first step ____ which sources to trust.

Cevabı göster

is to be deliberate about

If we use 6 again,

3:38

Eğer yine 6'yı kullanırsak,

the numbers in each column will be exactly 6 apart. Kelime

3:40

her sütundaki sayılar tam olarak 6 aralıklı olacaktır.

Kelime

be exactly 6 apart: aralarında tam 6 fark olması

Bu cümlede will be exactly 6 apart, bir sütundaki komşu sayıların farkının 6 olacağı anlamına gelir. Apart, aralarındaki boşluğun veya farkın büyüklüğünü anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be + (exactly) + sayı veya ölçü + apart şeklindedir. Exactly, aralığın ne daha büyük ne de daha küçük olduğunu vurgular; buradaki sayılarda olduğu gibi birim zaten belliyse söylenmeyebilir.

Alıştırma

Otuz dakikalık kesin bir aralığı belirtmek için exactly ve be + ölçü + apart kalıbını kullanın: The two appointments are ____.

Cevabı göster

exactly thirty minutes apart

What that means is that if we identify a Dilbilgisi

3:44

Bunun anlamı, duvar kırıcılara karşı

number vulnerable to the wall busters, Kalıp ifadeler

3:46

savunmasız bir sayıyı tespit edersek,

Kalıp ifadeler

number vulnerable to ...: vulnerable to ile risk kaynağını belirtme

a number vulnerable to the wall busters ifadesinde vulnerable to, “bir şey nedeniyle zarar görmeye veya yenilgiye açık” anlamındadır. Sıfat öbeği number sözcüğünden sonra gelir ve hangi tür sayının belirlendiğini açıklar; ifade a number that is vulnerable to the wall busters biçiminde genişletilebilir. Yeniden kullanılabilen yapı, something or someone + be vulnerable to + a threat or harmful influence şeklindedir. to sonrasındaki içerik riskin kaynağını belirtir; vulnerable ise kesinliği değil, olasılığı ifade eder.

Alıştırma

“Bir şey nedeniyle zarar görme riski altında” anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The device is ____ water damage.

Cevabı göster

vulnerable to

then all the rest of the column below it

3:48

o zaman altındaki sütunun geri kalanının

would also fall.

3:50

da düşeceğidir.

Dilbilgisi

What that means is that if ... then ...: bir sonucu açıklamak

What that means is that, daha önce söylenen bir gerçeğe veya kurala gönderme yapan ve onun pratik anlamını açıklayan bir bildirme kalıbıdır. Yeni bir soru sormaz. Bu açıklamada if koşulu sunar, then ise sonucu belirtir: if X, then Y. Then çoğu zaman isteğe bağlıdır, ancak uzun bir akıl yürütme zincirini takip etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Kuralı yeniden ifade etmek için What that means is that if ... then ... kalıbının tamamını kullanın: The rule says every red warning requires evacuation. ____ a red warning appears, ____ everyone must leave.

Cevabı göster

What that means is that if · then

In other words, Anlatım akışı

3:52

Başka bir deyişle,

because your enemies can make 9,

3:53

düşmanlarınız 9 yapabildiğinden,

they can make 15,

3:55

palyaçoların 6 m'lik makinelerini ekleyerek 15,

21,

3:57

21,

27,

3:57

27,

and so on by adding the clowns' 6 m machines. Kalıp ifadeler

3:59

vb. yapabilirler.

Anlatım akışı

In other words: daha açık bir yeniden anlatımı belirtme

In other words, konuşmacının aynı temel düşünceyi daha açık, basit veya somut bir biçimde ifade etmek üzere olduğunu gösterir. Burada 9, 15, 21 ve 27 sayıları önceki kuralın daha kolay görülmesini sağlar. Bilgiyi düzenleyen bir ifade olarak dinleyiciye, sonrasında söylenenleri karşıt bir görüş veya ayrı bir sonuç değil, aynı düşüncenin yeniden ifade edilmesi olarak değerlendirmesini söyler.

Alıştırma

In other words dinleyiciye sırada ne beklemesi gerektiğini söyler?

  1. Aynı ana düşüncenin daha açık bir biçimde yeniden anlatılması.
  2. Önceki düşünceyi reddeden karşıt bir sav.
  3. Yeni bir konu hakkında ilgisiz bir bilgi.
Cevabı göster

Aynı ana düşüncenin daha açık bir biçimde yeniden anlatılması.

Kalıp ifadeler

and so on: aynı örüntünün devam etmesi

And so on, daha fazla öğenin aynı şekilde devam ettiğini göstermek için bir listenin veya dizinin sonunda kullanılır. Burada 9, 15, 21 ve 27'den sonra belirtilmeyen sayılar 6'şar artmaya devam eder. Bu ifade tek başına belirli bir sayıyı göstermez. Hangi tür öğelerin veya hangi örüntünün söylenmeden bırakıldığını anlamak için önceki örneklere bakılır.

Alıştırma

Aynı örüntünün devam ettiğini gösteren üç kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The robot moves two steps, then four, then six, ____.

Cevabı göster

and so on

So right away, Kalıp ifadeler

4:03

Yani bu durum, anında

this eliminates 6,

4:04

6,

9,

4:05

9

and 20,

4:06

ve 20'yi

and everything under them.

4:07

ve onların altındaki her şeyi eler.

Kalıp ifadeler

So right away: önceki akıl yürütmenin hemen ortaya çıkan sonucu

So, cümleyi önceki akıl yürütmeye bağlar ve bir sonuç bildirir. Right away, hemen veya gecikmeden anlamına gelir. So right away bir arada, önceki kural uygulanır uygulanmaz sonuca ulaşıldığını gösterir. Bu açıklamada ifade, sonucun ne kadar çabuk anlaşılabildiğini anlatır; sağa doğru fiziksel bir hareketi anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede right away, kanıtlardan hemen bir sonuca varıldığını göstermek için kullanılmıştır?

  1. Lena walked to the door on the right and then went away.
  2. After checking the footprints, Lena knew right away which door the dog had used.
  3. Lena is standing right now beside the door.
Cevabı göster

After checking the footprints, Lena knew right away which door the dog had used.

We've accounted for the 6s with the columns,

4:09

6'lıkları sütunlarla hesaba kattık,

so we can focus on combinations of 20s and 9s Kalıp ifadeler

4:11

bu yüzden daha fazla seçeneği elemek için

to eliminate more options.

4:15

20 ve 9'un kombinasyonlarına odaklanabiliriz.

Kalıp ifadeler

so we can focus on combinations of 20s and 9s: analizin kapsamını daraltmak

Bu cümlede so bir sonucu gösterir: 6'larla ilgili durumlar ele alındıktan sonra, bir sonraki yararlı adım analizi 20'ler ve 9'lardan oluşan kombinasyonlarla sınırlamaktır. Böylece tamamlanan adım yeni odak noktasıyla bağlanır ve akıl yürütmenin sırası netleşir. Focus on + isim öbeği, dikkati veya analizi o konuya yöneltmek demektir. Combinations of A and B, A ile B'yi gruplandırmanın veya birlikte kullanmanın farklı yollarını anlatır. Buradaki 20s ve 9s, 20 ve 9 değerindeki birden fazla birimi belirtir; focus ise görsel değil, zihinsel ve analitiktir.

Alıştırma

Cümleyi, 'analizimizi ... ögelerinin farklı kombinasyonlarına yöneltmek' anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: To narrow our choices, let's ____ price and battery life.

Cevabı göster

focus on combinations of

Your rivals can easily make 20 + 9 Kelime

4:17

Rakipleriniz kolayca 20 + 9

and 20 + 20

4:20

ve 20 + 20

Kelime

make 20 + 9: sayısal bir sonuç oluşturmak

Burada make, bir nesne üretmek değil, mevcut değerleri veya birimleri birleştirerek sayısal bir sonuç oluşturmak anlamına gelir. Make 20 + 9, 20 değerinde bir birim ile 9 değerinde bir birimi bir araya getirmeyi ifade eder; toplamları 29'dur. Başka durumlarda da kullanılabilen make + hedef sayı veya sonuç yapısı, mevcut sayılar, parçalar ya da miktarlardan bir değere ulaşmayı anlatır. Kısaltılmış make 20 + 9 ifadesi, neyin birleştirildiğini göstermek için çevresindeki oyun bağlamına bağlıdır.

Alıştırma

'Mevcut değerleri birleştirerek bir toplama ulaşmak' anlamındaki ders fiilini kullanın: In this number game, the 20 card and the 9 card can ____ 29.

Cevabı göster

make

and everything below.

4:21

ve altındaki her şeyi yapabilirler.

Using this approach, Anlatım akışı

4:23

Bu yaklaşımı kullanarak,

we could have eliminated the 70,

4:25

70'i eleyebilirdik,

71,

4:26

71'i

and 72,

4:27

ve 72'yi,

and infinitely many other options

4:29

ve sayısız başka seçeneği

Anlatım akışı

Using this approach: daha önce belirtilen yöntemi uygulamak

Using this approach, ana cümlede kullanılan yöntemi belirten ve cümlenin başında yer alan bir -ing öbeğidir. Buradaki this approach, daha önce açıklanmış olan kuralı veya yöntemi gösterir. Bu ifade, anlatımı yöntemden o yöntemin uygulanmasıyla elde edilen yeni bir sonuca taşır: listelenen seçenekler bu yöntemle elenebilir. Burada approach, bir sorunu ele alma yöntemi demektir; fiziksel olarak bir şeye yaklaşmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlenin başındaki Using this approach ne işe yarar?

  1. Sonraki sonucun önceki yöntemle ilgisiz olduğunu gösterir.
  2. Konuşanın fiziksel olarak bir şeye yaklaştığını bildirir.
  3. Sonraki sonucun az önce sözü edilen yöntemin uygulanmasından geldiğini gösterir.
Cevabı göster

Sonraki sonucun az önce sözü edilen yöntemin uygulanmasından geldiğini gösterir.

without having to do any calculations. Dilbilgisi

4:31

hiçbir hesaplama yapmak zorunda kalmadan eleyebilirdik.

Dilbilgisi

without having to do...: gereksiz bir adımı kaldırmak

without having to do any calculations, hesaplama yapmak gerekli olmasa da sonucun elde edilebildiği anlamına gelir. Yapı, without having to + fiilin yalın hâli şeklindedir. have to gereklilik bildirir; bu nedenle without having to bir zorunluluğu veya adımı kaldırır. Hesaplama yapmanın yasak olduğu anlamına gelmez ve buradaki having sahip olmayı ifade etmez.

Alıştırma

Cümleyi without having to ve print fiilini kullanarak tamamlayın: You can show the ticket on your phone ____ it.

Cevabı göster

without having to print

In the remaining column,

4:34

Kalan sütunda,

there are no multiples of 9 or 20,

4:35

9 veya 20'nin katları yoktur,

but 49 jumps out as 2 * 20 + 9. Deyimler

4:38

ancak 49, 2 * 20 + 9 olarak göze çarpar.

Deyimler

49 jumps out as: hemen fark edilen bir yorum

Burada 49 jumps out as 2 * 20 + 9, konuşan kişi sayıları gözden geçirirken 49'u bu şekilde yazmanın kolayca fark edildiği anlamına gelir. Hiçbir şey gerçek anlamda zıplamaz. X jumps out as Y yapısında jump out, X'in hemen dikkat çektiğini belirtir; as ise Y yorumunu, kategorisini veya biçimini getirir. Kanıtlar belirli bir yorumun ilk bakışta açık görünmesini sağladığında bu yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi doğal biçimde tamamlayan ifadeyi seçin: In the table, 36 ___ the only value divisible by both numbers.

  1. jumps out
  2. jumps out as
  3. jumps out at
Cevabı göster

jumps out as

There's no way to make 43, Kalıp ifadeler

4:42

43 yapmanın hiçbir yolu yoktur,

Kalıp ifadeler

There's no way to make 43: imkânsızlığı ifade etme

There's no way to make 43, mevcut kurallara göre 43'ün oluşturulamayacağı anlamına gelir. Buradaki way, fiziksel bir yol değil, sonuca ulaşma yöntemi veya olası bir seçenek demektir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı There is/There's no way to + fiilin yalın hâlidir. Genellikle bir sınır, kural veya bilinen gerçek nedeniyle bir eylemin ya da sonucun imkânsız olduğunu güçlü biçimde belirtir.

Alıştırma

Zaman sınırının görevi imkânsız kıldığını belirtmek için cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: ____ finish this project in five minutes.

Cevabı göster

There's no way to

so that must be the largest wall segment Dilbilgisi

4:44

bu nedenle düşmanlarınızın yok edemeyeceği

that your enemies can't destroy.

4:47

en büyük duvar parçası bu olmalıdır.

Dilbilgisi

Kanıtlardan güçlü bir sonuç çıkarmak için must be

Buradaki must be, kanıtlara dayanan güçlü bir çıkarımı ifade eder. Daha büyük seçenekler zaten elendiği için konuşmacı, bu duvar bölümünün uygulanabilir en büyük seçenek olduğu sonucuna varır. Özne + must be + isim, sıfat ya da yer bildiren ifade gibi bir yapıda must be, kimlik veya durum hakkında çıkarım yapabilir. Bu cümlede emir vermez ve bir şeye dönüşmenin zorunlu olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede must be, kanıtlara dayanarak güçlü bir sonuç çıkarmak için kullanılmıştır?

  1. Visitors must be quiet in the reading room.
  2. You must be at the gate by eight.
  3. The door is locked and the lights are off, so the shop must be closed.
Cevabı göster

The door is locked and the lights are off, so the shop must be closed.

And there you have it. Anlatım akışı

4:49

İşte buldunuz.

Anlatım akışı

Sonucu sunmak için And there you have ...

And there you have ... kalıbı, bir açıklamanın, hesaplamanın veya gösterimin sonucuna ulaştığını bildirir. Önceki adımları belirgin bir sonuca bağlar ve dinleyenin dikkatini cevaba ya da tamamlanmış ürüne yöneltir. Buradaki have öncelikle sahip olmak anlamında değildir. Bu kalıpta have sözcüğünden sonra normalde bir nesne gelir; en yaygın tam kapanış ifadesi And there you have it şeklindedir ve yaklaşık olarak “İşte sonuç” veya “Tamamlandı” demektir.

Alıştırma

Hesaplama bittikten sonra kullanılan sabit kapanış ifadesini tamamlayın: "The answer is 48, and there ____."

Cevabı göster

you have it

You plug 43 into the wall fabricator, Öbek fiiller

4:50

Duvar üreticisine 43'ü girersiniz

Öbek fiiller

plug 43 into: 43 değerini girmek

Bu cümlede plug 43 into, 43 değerini girmek veya yerine koymak demektir. Duvar üretim makinesi bu sayıyı alan makinedir; burada elektrik fişi takmaktan söz edilmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp plug A into B şeklindedir: A veri veya değerdir; B ise bunu kullanan bir formül, program, hesap makinesi ya da sistemdir.

Alıştırma

Yönergeyi plug ... into ve 12 değerini kullanarak tamamlayın: To find the output, ____ the formula.

Cevabı göster

plug 12 into

and after a tense night, Anlatım akışı

4:53

ve gergin bir gecenin ardından,

Anlatım akışı

and after a tense night: hikâyeyi ilerletmek

After a tense night, cümlenin başında kullanılan bir zaman ifadesidir. Gece boyunca yaşanan ayrıntıları atlayıp dinleyiciyi doğrudan sonrasında olanlara götürür. Baştaki and, bu zaman geçişini önceki olaya bağlar. Buradaki tense, endişe, baskı veya belirsizlik dolu bir geceyi anlatan sıfattır. Dil bilgisindeki zaman anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle hikâyeyi ilerletmek için after + isim öbeğini kullanır ve tense ile kaygılı bir ortamı anlatır?

  1. The night after the rescue was tense.
  2. The rescue team discussed the past tense after dinner.
  3. After a tense night, the rescue team finally found the missing hikers.
Cevabı göster

After a tense night, the rescue team finally found the missing hikers.

the sun rises on your now impregnable fortress Notlar

4:55

artık zapt edilemez kalenizin

Deyimler

the sun rises on: şafakta bir sahneyi gözler önüne sermek

Burada the sun rises on your now impregnable fortress, sabahın geldiği ve tamamlanmış kalenin görünür hâle geldiği anlamına gelir. Güneşin doğuşu, daha önce yaşananların sonucunu gösteren bir kamera görüntüsü gibi işlev görür. the sun rises/rose on + bir sahne yapısında on, şafakta görülen kişiyi, yeri veya durumu tanıtır. Güneşin bir şeye fiziksel olarak dokunduğunu ya da onun üzerinde durduğunu anlatmaz.

Alıştırma

Bir hikâyede The sun rose on a silent town en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Kasaba güneşe yaklaştı.
  2. Güneş kasabaya fiziksel olarak dokundu.
  3. Sabah geldi ve sessiz bir kasaba görünür oldu.
Cevabı göster

Sabah geldi ve sessiz bir kasaba görünür oldu.

Kelime

now impregnable fortress: artık ele geçirilemez bir kale

now impregnable fortress ifadesindeki impregnable, bir düşmanın ele geçiremeyeceği veya içine zorla giremeyeceği kadar güçlü biçimde savunulan demektir. Sonucu anlatır: Kale artık saldırıyla aşılamaz durumdadır. Now, isim öbeği içinde impregnable sözcüğünü niteler. Bir durum değişikliğini gösterir: Kale daha önce o kadar güvenli değildi, ancak şimdi ele geçirilemez durumdadır. Benzer harfler içerseler de impregnable ile pregnant arasında anlam ilişkisi yoktur.

Alıştırma

Düşmanın ele geçiremeyeceği savunmalı bir mevziyi özellikle hangi sözcük anlatır?

  1. indestructible
  2. impenetrable
  3. impregnable
Cevabı göster

impregnable

and a herd that won't become unhappy meals. Deyimler

4:58

ve üzücü bir yemeğe dönüşmeyecek sürünün üzerine güneş doğar.

Deyimler

unhappy meals: Happy Meal ifadesinin tersine çevrilmesi

Burada won't become unhappy meals, sürünün yenmeyeceği anlamına gelir. Hayvanlar, duyguları olan mutsuz yiyecekler olarak değil, bir öğüne dönüşebilecek canlılar olarak düşünülüyor. Şaka, fast-food adı Happy Meal içindeki happy sözcüğünü unhappy ile değiştiriyor. Bu tersine çevirme, yenme tehlikesini kara mizah içeren bir kelime oyununa dönüştürüyor; bu nedenle kültürel göndermeyi fark etmek şakayı anlamak için önemlidir.

Alıştırma

Bu cümlede unhappy meals neden bir kelime oyunudur?

  1. Üzgün bir restoran menüsünün resmî adıdır.
  2. Sürünün yenmesi hakkında kara mizah yapmak için Happy Meal ifadesini unhappy meals olarak değiştirir.
  3. Yalnızca sürünün akşam yemeğini sevmediği anlamına gelir.
Cevabı göster

Sürünün yenmesi hakkında kara mizah yapmak için Happy Meal ifadesini unhappy meals olarak değiştirir.

If you're looking to arm yourself Deyimler

5:02

Eğer kendinizi

with more mathematical and scientific problem-solving skills,

5:03

daha fazla matematiksel ve bilimsel problem çözme becerileriyle donatmak istiyorsanız,

Deyimler

If you're looking to arm yourself with ...: kendini becerilerle donatmak

Bu cümlede arm yourself with skills, “hazır olmak için kendine yararlı beceriler kazandırmak” anlamına gelen bir mecazdır. Gerçek bir silah söz konusu değildir. Tekrar kullanılabilecek yapı arm + özneyle uyumlu dönüşlülük zamiri + with + bilgi, gerçekler, beceriler veya araçlar biçimindedir; örneğin arm myself, arm yourself ya da arm themselves. If you're looking to ... ifadesi “eğer ... istiyor veya planlıyorsanız” anlamına gelir ve bir öneriyi yumuşak biçimde sunar. İfade bir bütün olarak öğrenmeyi gelecekteki sorunlara hazırlanmanın güçlü bir yolu olarak gösterir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki mecaz ifadeyle tamamlayın: Before the interview, ____ a few facts about the company.

Cevabı göster

arm yourself with

you can't do much better than Brilliant. Deyimler

5:07

Brilliant'tan daha iyisini bulamazsınız.

Deyimler

you can't do much better than X: neredeyse en iyi seçenek önerisi

you can't do much better than X öneri kalıbı, X'in mevcut en iyi seçeneklerden biri olduğunu belirtir. X'i güçlü biçimde önerir, ancak hiçbir şeyin ondan daha iyi olamayacağını kelimesi kelimesine iddia etmez. Burada do better than, daha iyi bir seçenek seçmek veya bulmak anlamına gelir. İfade, dinleyicinin bir işi yapma becerisini değil, seçimin kalitesini değerlendirir.

Alıştırma

Hangi cümle bu modeli ilk bisiklet olarak güçlü biçimde öneriyor?

  1. This model is one possible choice for a first bike.
  2. For a dependable first bike, you could do better than this model.
  3. For a dependable first bike, you can't do much better than this model.
Cevabı göster

For a dependable first bike, you can't do much better than this model.

Brilliant's library of interactive lessons and exercises

5:09

Brilliant'ın interaktif dersler ve alıştırmalardan oluşan kütüphanesi

is constantly growing,

5:13

sürekli büyüyor,

and even if you've visited before, Dilbilgisi

5:15

ve daha önce ziyaret etmiş olsanız bile,

you'll find something new.

5:16

mutlaka yeni bir şeyler bulacaksınız.

Dilbilgisi

even if you've visited before, you'll find something new: değişmeyen bir sonuç

Even if, ödünleyici bir koşul sunar: daha önce ziyaret etmiş olmak bir olasılık olarak ele alınır, ancak yeni bir şey bulacağınız sonucu değişmez. even sözcüğü, olumsuz görünebilecek bu koşulun bile sonucu engelleyemediğini vurgular. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp even if + koşul, sonuç biçimindedir. Burada you've visited, şu ana kadarki deneyimi anlattığı için present perfect yapıdadır; you'll find ise sonraki sonucu belirtir.

Alıştırma

Yağmuru sonucu değiştirmeyecek olası bir koşul olarak sunan iki sözcüklü bağlaçla cümleyi tamamlayın: ____ it rains, the match will continue indoors.

Cevabı göster

Even if

Try it out today at brilliant.org/teded. Öbek fiiller

5:18

brilliant.org/teded adresinden bugün deneyin.

Öbek fiiller

Try it out: Bir şeyi kullanarak denemek

Try it out, bir şeyin nasıl olduğunu veya ne kadar iyi çalıştığını görmek için onu gerçekten kullanmak ya da denemek demektir. Bu cümlede it, Brilliant öğrenme platformuna gönderme yapar; out ise bir şeyi gerçekten kullanıp deneme anlamı katar ve yön bildirmez. Try out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse try ile out arasına gelir: try it out denir, try out it denmez. Nesne bir isimse hem try out the app hem de try the app out kullanılabilir.

Alıştırma

Öğüdü try out öbek fiili ve it zamiriyle tamamlayın: Before you buy the camera, ____ in the store.

Cevabı göster

try it out