Peppa Pig ve Arkadaşları, Tavşan Dede'nin Dinozor Parkı'nı Ziyaret Ediyor: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
401 kelime 120 kel/dk

Video özeti: Freddy doğum gününü Büyükbaba Tavşan’ın Dinozor Parkı’nda kutlar. Çocuklar izleri takip ederek dev bir dinozor kaydırağına ulaşır, içinde gerçek bir doğum günü pastası bulunan kocaman bir yumurta bulur ve macerayı dinozor şarkısı ve dansıyla tamamlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. meant to be — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: be meant to be yapısının bir şeyin beklentiye, genel kabule veya tasarıma göre nasıl olması gerektiğini anlattığını kavrayın. Küçük modellerin insanların dinozorlarla ilgili boyut beklentisine uymaması gibi, gerçek durum ile beklenen durum arasındaki farkı sorgularken bu yapıyı kullanabilirsiniz. 2. Over the boulders, / Across the bridge. Through the cave. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Rota tariflerinde over, across ve through arasındaki farkı öğrenin: bir engelin üzerinden aşmak, bir yüzeyin bir yanından öbür yanına geçmek ve kapalı bir alanın içinden ilerlemek. Bu diziyi birine yol göstermek veya bir maceranın aşamalarını açıkça anlatmak için kullanabilirsiniz. 3. It's not a pretend cake, is it, — Konuşma edimbilimi ve tutum: Olumsuz bir ifadenin ardından gelen olumlu soru takısının, rahatlatıcı bir doğrulama beklentisini nasıl aktardığını fark edin. Bu kalıbı tarafsız bir bilgi sorusu sormaktan ziyade, görünen iyi haberin doğru olmasını umduğunuzda kullanabilirsiniz.

Bu derste

I'm Peppa Pig.

0:02

Ben Peppa Pig.

This is my little brother George.

0:04

Bu küçük kardeşim George.

This is Mummy Pig.

0:07

Bu Anne Domuz.

And this is Daddy Pig.

0:09

Ve bu Baba Domuz.

Peppa Pig.

0:13

Peppa Pig.

Grampy Rabbit's Dinosaur Park.

0:15

Büyükbaba Tavşan'ın Dinozor Parkı.

Today is Freddy Fox's birthday, and all the children are going on a big adventure. Kalıp ifadeler

0:19

Bugün Freddy Tilki'nin doğum günü ve bütün çocuklar büyük bir maceraya gidiyor.

Kalıp ifadeler

going on a big adventure: büyük bir maceraya çıkmak

Go on an adventure ifadesindeki go on, yalnızca bir hedefe gitmek değil, bir etkinliğe katılıp onu deneyimlemek anlamına gelir. Big, maceranın önemli ve heyecan verici olduğu izlenimini verir. The children are going on ... cümlesinde şimdiki zaman, önceden planlanmış veya başlamak üzere olan bir etkinliği anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp, go on + deneyim veya planlı etkinliktir; go on a trip ve go on a tour da buna örnektir.

Alıştırma

Go on a big adventure ifadesinin -ing biçimiyle cümleyi tamamlayın: The map is ready, and tomorrow we are ____.

Cevabı göster

going on a big adventure

Where are we going for your birthday, Freddy?

0:25

Doğum günün için nereye gidiyoruz, Freddy?

I don't know, but I can't wait to get there. Kalıp ifadeler

0:28

Bilmiyorum ama oraya varmak için sabırsızlanıyorum.

Kalıp ifadeler

can't wait to get there: oraya varmak için sabırsızlanmak

Can't wait to + fiil, bir şeyi yapmak için çok heyecanlı veya sabırsız olmak anlamına gelen bir deyimdir. Kelimenin tam anlamıyla beklemenin imkânsız olduğunu söylemez. Get there o yere varmak demektir. Bu nedenle can't wait to get there, varmayı güçlü ve olumlu bir heyecanla beklemeyi anlatır. Sabırsızlıkla beklediğiniz bir eylem için can't wait to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Bu bağlamda "I can't wait to get there." ne anlama gelir?

  1. Konuşan oraya nasıl varacağını bilmiyordur.
  2. Konuşan oraya varmak için çok heyecanlıdır.
  3. Konuşan gitmemeye karar vermiştir.
Cevabı göster

Konuşan oraya varmak için çok heyecanlıdır.

We're here.

0:34

Geldik.

Welcome to Grampy Rabbit's Dinosaur Park.

0:40

Büyükbaba Tavşan'ın Dinozor Parkı'na hoş geldiniz.

Dinosaur.

0:47

Dinozor.

George loves dinosaurs.

0:49

George dinozorları sever.

Are there really dinosaurs here?

0:51

Burada gerçekten dinozorlar var mı?

No, just pretend ones. Kelime

0:55

Hayır, sadece taklit.

Kelime

pretend ones: gerçekmiş gibi kullanılan şeyler

Burada pretend, özellikle hayalî bir oyunda veya sergide gerçekmiş gibi yapılan ya da kullanılan anlamındadır. Pretend ones, canlı dinozorları değil, dinozor maketlerini veya aksesuarlarını anlatır. Çoğul zamir ones, daha önce söylenen çoğul isim dinosaurs yerine kullanılır. Böylece pretend dinosaurs ifadesi tekrar edilmez.

Alıştırma

Çocuklar hayalî bir oyunda karton taçlar kullanıyor. Taçların gerçek olmadığını doğal biçimde anlatan cevap hangisidir? Soru şudur: Are those real crowns?

  1. No, just pretend ones.
  2. No, just pretending ones.
  3. No, just pretend one.
Cevabı göster

No, just pretend ones.

Phew.

0:57

Oh.

Real dinosaurs died out 65 million years ago. Öbek fiiller

0:59

Gerçek dinozorların soyu 65 milyon yıl önce tükendi.

Öbek fiiller

died out: bütün bir tür ortadan kalktı

Die out tamamen ortadan kalkmak anlamına gelir. Bir türün hiçbir üyesi kalmadığında o tür die out olur; bir geleneği hiç kimse sürdürmediğinde o gelenek de die out olur. Burada real dinosaurs, dinozorları bir bütün olarak anlatır. Bu nedenle died out yalnızca bir dinozorun öldüğü anlamına gelmez. Soy tükenmesi çok uzun zaman önce olduğu için died geçmiş zaman biçimidir.

Alıştırma

Hangi ifade bütün bir türün tamamen ortadan kalkabileceğini anlatır?

  1. die out
  2. die off
  3. die
Cevabı göster

die out

Edmund knows a lot about dinosaurs. Kalıp ifadeler

1:04

Edmund dinozorlar hakkında çok şey biliyor.

Kalıp ifadeler

knows a lot about: bir konu hakkında çok şey bilmek

know a lot about + bir konu, o konu hakkında geniş bilgi sahibi olmak demektir. Örnekte dinosaurs, Edmund'ın iyi bildiği konudur. about, bilginin ilgili olduğu konuyu getirir. Bir konudan önce about atılmaz: know a lot about dinosaurs doğaldır, ancak know a lot dinosaurs doğru değildir. Geniş zamanda özne he, she, it veya tekil bir isim olduğunda know, knows biçimine dönüşür.

Alıştırma

Cümleyi know a lot about ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Nora ____ tropical birds and can name many species.

Cevabı göster

knows a lot about

He is a clever-clogs. Kelime

1:06

O bir çok bilmiş.

Kelime

a clever-clogs: şakacı bir Britanya İngilizcesi sözü

Clever-clogs, zeki olan veya ne kadar çok şey bildiğini göstermeyi seven bir kişi için kullanılan gayriresmî bir Britanya İngilizcesi ismidir. Burada Edmund'ın bilgisini eğlenceli bir biçimde kabul ederken onunla hafifçe dalga geçer. İfadenin tamamı tek bir kişiyi anlatabilir. Bu nedenle clogs, -s ile bitse de a clever-clogs denebilir. Tire kullanılmadan yazılan clever clogs biçimi de yaygındır.

Alıştırma

Bu cümlede a clever-clogs ne anlatıyor?

  1. Zeki biri için kullanılan eğlenceli bir Britanya İngilizcesi sözü; bazen kişinin bilgisini sergilemeyi sevdiğini ima eder.
  2. Birinin öğrenemediğini belirten bir hakaret.
  3. Bir akademisyen için kullanılan resmî ve ciddi bir unvan.
Cevabı göster

Zeki biri için kullanılan eğlenceli bir Britanya İngilizcesi sözü; bazen kişinin bilgisini sergilemeyi sevdiğini ima eder.

But we've got better than real dinosaurs. Anlatım akışı

1:08

Ama bizde gerçek dinozorlardan daha iyisi var.

Anlatım akışı

better than real: hayal kırıklığını heyecan verici bir vaade dönüştürmek

Cümle, olası bir hayal kırıklığından olumlu bir satış noktasına geçmek için but kullanır. better than real karşılaştırması, alternatifin tam olarak ne olduğunu bir süre açıklamaz; dinleyiciye yalnızca bunun gerçek dinozorlara sahip olmaktan daha iyi olacağı söylenir. Bu, ölçülebilir ölçütlere dayanan nesnel bir karşılaştırma değildir. Sürpriz açıklanmadan önce beklenti yaratan eğlenceli bir abartıdır.

Alıştırma

Bu cümlede better than real ifadesinin temel söylem işlevi nedir?

  1. Dinozorların canlı olduğunu doğrular.
  2. Olası bir hayal kırıklığını heyecan verici bir vaade dönüştürür.
  3. Dinozor türleri arasında bilimsel bir karşılaştırma yapar.
Cevabı göster

Olası bir hayal kırıklığını heyecan verici bir vaade dönüştürür.

We've got singing dinosaurs.

1:11

Şarkı söyleyen dinozorlarımız var.

They're a bit small. Ton ve niyet

1:25

Biraz küçükler.

Ton ve niyet

a bit small: olumsuz bir yorumu yumuşatmak

Bir sıfatın önündeki a bit, “biraz” veya “hafifçe” anlamına gelir. Burada small sözcüğünü niteler; bit ayrı olarak sayılabilen somut bir miktarı belirtmez. a bit kullanmak olumsuz yorumu daha yumuşak hâle getirir. Konuşan kişi boyutun beklentinin altında olduğunu hâlâ ima eder, ancak eleştiri daha az doğrudandır.

Alıştırma

Yorumu yumuşatmak için a bit ile small kullanın. Cümleyi tamamlayın: The box works for now, but it's ____.

Cevabı göster

a bit small

Yes, aren't dinosaurs meant to be big? Dilbilgisi

1:27

Evet, dinozorların büyük olması gerekmiyor mu?

Dilbilgisi

meant to be: beklenen ya da amaçlanan durum

Be meant to be + sıfat veya isim, bir şeyin beklentiye, amaca ya da tasarıma göre belirli bir niteliğe veya kimliğe sahip olması gerektiğini anlatır. Buradaki meant to be big, genel kabule göre dinozorların büyük olmasının beklendiği anlamına gelir; birinin onlara büyümelerini emrettiği anlamına gelmez. Aren't dinosaurs meant to be big? şeklindeki olumsuz soru, beklentiyle konuşanın gördüğü gerçeklik arasındaki uyuşmazlığa dikkat çeker. Genel beklentinin mevcut durumdan farklı olduğu konusunda karşı taraftan onay ister.

Alıştırma

Hangi cümle bir tabelanın tasarım gereği mavi olmasının beklendiğini söyler?

  1. The sign seems to be blue.
  2. The sign is meant to be blue.
  3. The sign used to be blue.
Cevabı göster

The sign is meant to be blue.

Oh, yes.

1:30

Ah, evet.

We do have a big dinosaur, a real whopper. Notlar

1:31

Büyük bir dinozorumnuz var, gerçekten kocaman.

Dilbilgisi

do have: olumlu cümlede vurgulu do

Normal bir olumlu cümlede We have a big dinosaur denirdi. Temel biçimdeki fiilden önce do eklemek fazladan vurgu sağlar: We do have, gerçekten bir tane olduğu anlamına gelir. Burada konuşan kişi, büyük bir dinozor bulunmadığı düşüncesini düzeltmek için bu yapıyı kullanır. Geniş zamanda vurgu için do veya does + fiilin temel biçimini; geçmiş zamanda ise did + fiilin temel biçimini kullanın. Zamanı ve özne uyumunu yardımcı fiil taşıdığı için She does have ve We did have denir; She does has veya We did had denmez.

Alıştırma

Boş koltukların gerçekten bulunduğunu vurgulamak için cümleyi vurgulu yardımcı fiil ve temel biçimdeki fiille tamamlayın: You may think we're full, but we ____ two seats left.

Cevabı göster

do have

Kelime

a real whopper: şaşırtıcı derecede büyük bir şey

Burada a whopper, olağan dışı derecede büyük bir şey demektir. Dinozora a real whopper demek, samimi ve heyecanlı bir abartıdır: yalnızca büyük değil, dikkat çekecek kadar büyüktür. Bu yapıda real, bir şeyin bu tanımı bütünüyle hak ettiğini belirten, konuşma diline özgü bir pekiştiricidir. Dinozorun canlı veya kurgu dışı olduğunu söylemez.

Alıştırma

a real whopper bir nesneyi tanımladığında burada ne anlama gelir?

  1. Kesin ölçülü bir bilimsel model.
  2. Kesinlikle canlı.
  3. Şaşırtıcı derecede büyük.
Cevabı göster

Şaşırtıcı derecede büyük.

Would you like to meet it? Ton ve niyet

1:36

Onunla tanışmak ister misiniz?

Ton ve niyet

Would you like to...?: nazik bir davet

Would you like to + fiilin yalın biçimi, birini belirli bir eylemi yapmaya nazikçe davet eder. Burada meet fiilin yalın biçimidir ve soru, onunla şimdi ya da biraz sonra tanışma fırsatı sunar; genel bir tercihi sormaz. Bu yapı dinleyiciye nazikçe seçim hakkı verir ve genellikle Do you want to...? ifadesinden daha az doğrudan duyulur.

Alıştırma

Dersteki nazik davet kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ join us for lunch?

Cevabı göster

Would you like to

Yes, please.

1:37

Evet, lütfen.

These are its footprints.

1:39

Bunlar onun ayak izleri.

We just have to follow them. Kalıp ifadeler

1:42

Sadece onları takip etmeliyiz.

Kalıp ifadeler

just have to follow them: gereken işi basit bir adım olarak sunmak

Burada just, “az önce” değil, “yalnızca” anlamındadır. just have to + fiilin yalın hâli yapısında, söz konusu eylem yapılması gereken tek şey gibi sunulur; böylece plan basit ve uygulanabilir görünür. Follow them, daha önce sözü edilen şeylerin gösterdiği yol boyunca ilerlemek demektir. Bu sahnede them, ayak izlerini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve have içeren üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: To open the gate, you ____ pull the green handle.

Cevabı göster

just have to

These footprints look very real.

1:46

Bu ayak izleri çok gerçekçi görünüyor.

Are you sure there's no living dinosaurs about, Grampy Rabbit? Notlar

1:49

Etrafta canlı dinozor olmadığına emin misin, Büyükbaba Tavşan?

Ton ve niyet

Are you sure...?: karşı taraftan doğrulama istemek

Are you sure + yan cümle? birinden, bir ifadenin veya değerlendirmenin doğru olduğunu onaylamasını ister. Tarafsız bir bilgi sorusuna göre genellikle daha fazla şüphe veya endişe taşır. Burada konuşan kişi, bölgenin güvenli olduğuna dair güvence istiyor. Soru yalnızca yakında dinozor olup olmadığını sormuyor; karşı tarafın hiç dinozor olmadığı yönündeki iddiasını doğrulamasını istiyor.

Alıştırma

Bir arkadaşınız kapının kilitli olduğunu söylüyor, ancak endişelisiniz ve doğrulama istiyorsunuz. En doğal soru hangisidir?

  1. Are you sure the door is locked?
  2. The door must be locked.
  3. Why is the door locked?
Cevabı göster

Are you sure the door is locked?

Kelime

living dinosaurs about: “yakında” anlamındaki about

Burada about, “yakında” veya “civarda” anlamına gelen bir yer zarfıdır. living dinosaurs about ifadesi, bölgede yaşayan dinozorların bulunduğunu anlatır; about bir konuyu tanıtmaz. Bu yer bildiren kullanımda about, çoğu zaman be fiilinin bir biçiminden ya da yakında olduğu söylenen kişi veya şeyden sonra gelir. Is anyone about? buna bir örnektir. Asıl soru, yakınlarda yaşayan dinozor olup olmadığını sorar.

Alıştırma

Hangi cümlede about “yakında” anlamında kullanılmıştır?

  1. We talked about the doctor.
  2. The documentary is about dinosaurs.
  3. Are there any doctors about?
Cevabı göster

Are there any doctors about?

I'm quite sure, Daddy Pig.

1:53

Oldukça eminim, Baba Domuz.

Over the boulders, everyone. Kalıp ifadeler

1:55

Herkes kayaların üzerinden.

Across the bridge.

2:00

Köprünün karşısına.

Through the cave.

2:04

Mağaranın içinden.

Kalıp ifadeler

Over ... across ... through: üç farklı rota biçimi

Over, across ve through farklı hareket yollarını anlatır. Over the boulders, engellerin üstünden veya ötesine geçmek; across the bridge, köprünün yüzeyi boyunca bir uçtan diğerine gitmek; through the cave ise kapalı bir alana girip onun içinde ilerlemek demektir. Bunlar kısaltılmış rota komutlarıdır. Go over the boulders. örneğinde olduğu gibi go türünde bir fiil anlaşılır ama söylenmez. Üç parçanın art arda kullanılması yönergeleri hızlı ve ritmik yapar.

Alıştırma

Açık bir alanı bir taraftan diğerine geçtiniz, ardından tünelin içine girip çıkışa kadar ilerlediniz. Rotayı en doğru anlatan cümle hangisidir?

  1. We walked over the field and across the tunnel.
  2. We walked through the field and over the tunnel.
  3. We walked across the field and through the tunnel.
Cevabı göster

We walked across the field and through the tunnel.

Oh, their footprints have stopped. Dilbilgisi

2:10

Oh, ayak izleri durdu.

Dilbilgisi

have stopped: mevcut sonucu gösteren present perfect

have stopped, have + geçmiş zaman ortacı yapısındaki present perfect biçimidir. Durma eylemini şimdiden önceye yerleştirir, fakat şu anda görülen sonuca odaklanır: takip edilecek başka ayak izi yoktur. Burada ayak izleri canlı bir varlık gibi hareket edip durmuş değildir. İfade, izlerden oluşan yolun bu noktada sona erdiğini anlatır. Önceki bir değişikliğin sonucu mevcut durum için önemli olduğunda bu sonuç odaklı yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi stop fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The machines ____, so the room is quiet now.

Cevabı göster

have stopped

Look, there are some green steps.

2:12

Bakın, yeşil basamaklar var.

It's a big slide.

2:18

Bu büyük bir kaydırak.

Whee!

2:22

Vii!

Woo!

2:26

Vav!

Whee!

2:29

Vii!

Wow.

2:32

Vay canına.

It's a big dinosaur.

2:33

Bu büyük bir dinozor.

Yes, it's my whopping ginormous dinosaur slide. Kelime

2:35

Evet, bu benim devasa, kocaman dinozor kaydırağım.

Kelime

whopping ginormous: eğlenceli ve abartılı büyüklük

Whopping ve ginormous sözcüklerinin ikisi de çok büyük olma anlamı katar. Bunların whopping ginormous şeklinde üst üste kullanılması vurguyu bilinçli olarak ikiye katlar ve kaydırağın olağanüstü büyük görünmesini sağlar. Bu ifade kesin bir ölçü değil, heyecan ve eğlenceli bir abartı aktarır. Ginormous da gigantic ve enormous sözcüklerinin anlamlarından oluşturulmuş, gündelik bir kelimedir.

Alıştırma

a whopping ginormous cake ifadesi esas olarak ne anlatır?

  1. Ortalamadan yalnızca biraz büyüktür ve kesin biçimde anlatılmıştır.
  2. Son derece büyüktür ve eğlenceli bir heyecanla anlatılmıştır.
  3. Kesin ölçüleri resmî bir dille verilmektedir.
Cevabı göster

Son derece büyüktür ve eğlenceli bir heyecanla anlatılmıştır.

That is some dinosaur. Kelime

2:47

Bu müthiş bir dinozor.

Kelime

some dinosaur: tekil isimden önce vurgu bildiren some

That is some dinosaur. cümlesinde some, “belirsiz bir miktar” anlamına gelmez. Vurgulu some, tekil ve sayılabilen bir isimden önce kullanıldığında kişinin veya şeyin olağanüstü, etkileyici ya da şaşırtıcı olduğunu belirtebilir. Bu nedenle some dinosaur, birkaç dinozor değil, “olağanüstü bir dinozor” demektir. Tepkinin hayranlık, şaşkınlık veya bazen ironi ifade edip etmediğini ton ve durum gösterir.

Alıştırma

“That was some performance!” cümlesinde some büyük olasılıkla ne yapar?

  1. Birden fazla performans olduğunu belirtir.
  2. Konuşan kişinin hangi performans olduğunu bilmediğini belirtir.
  3. Performansın olağanüstü olduğunu belirtir.
Cevabı göster

Performansın olağanüstü olduğunu belirtir.

He's a brontosaurus.

2:49

O bir brontozor.

Actually, the correct name is apatosaurus. Ton ve niyet

2:52

Aslında, doğru ismi apatozor.

Ton ve niyet

Actually, the correct name is ...: bir adı düzeltme kalıbı

Cümlenin başındaki Actually, dinleyiciye sıradaki bilginin önceki ifadeyi düzelttiğini veya güncellediğini bildirir. Burada yalnızca sözlükteki “aslında” anlamını eklemekle kalmaz, konuşma içinde bir düzeltme görevi görür. Ardından the correct name is ... kabul edilen terimi verir. Actually, the correct name is ... birlikte, olgusal bir adı düzeltmek ve yerine kullanılacak adı hemen sunmak için açık bir kalıp oluşturur.

Alıştırma

Biri etkinliğin perşembe günü olduğunu söylüyor, ancak resmî program cuma gününü gösteriyor. Hangi cümle açık bir olgusal düzeltme yapar?

  1. Eventually, the correct date is Friday.
  2. Currently, the correct date is Friday.
  3. Actually, the correct date is Friday.
Cevabı göster

Actually, the correct date is Friday.

You're a bit of a clever-clogs, aren't you? Dilbilgisi

2:56

Sen biraz çok bilmişsin, değil mi?

Dilbilgisi

aren't you?: şakacı bir onay soru eki

Olumlu You're ... ifadesinin ardından olumsuz aren't you? soru eki gelir. Özne you ve fiil are olduğu için, soru eki yardımcı fiili olumsuz biçimde tekrarlar. Burada konuşan kişinin zaten bir görüşü vardır ve bu eki karşı tarafı görüşüne katılmaya davet etmek için kullanır. Şakacı clever-clogs nitelemesinden sonra gelen ek, değerlendirmeyi ciddi bir bilgi sorusundan çok hafif bir takılma gibi gösterir.

Alıştırma

“You're a bit of a clever-clogs, aren't you?” cümlesinde aren't you? esas olarak ne yapar?

  1. Konuşanın değerlendirmesine katılmaya şakacı biçimde davet eder.
  2. Dinleyenin fiziksel olarak orada olup olmadığını sorar.
  3. Dinleyene değerlendirmeyi geri almasını söyler.
Cevabı göster

Konuşanın değerlendirmesine katılmaya şakacı biçimde davet eder.

Yes.

2:58

Evet.

Right, my little explorers. Anlatım akışı

2:59

Pekala, benim küçük kaşiflerim.

Anlatım akışı

Right, my little explorers.: geçiş işareti

Burada cümle başındaki Right bir söylem belirtecidir. Önceki aşamayı tamamlar, grubun dikkatini toplar ve konuşanın herkesi bir sonraki etkinliğe geçireceğini bildirir. Solun karşıtı olan yönü veya yalnızca doğru anlamını taşımaz. My little explorers bir hitap ifadesidir; yani doğrudan gruba seslenir. Çocuklara hayali bir kâşif rolü verir ve sonraki etkinliği bir macera olarak çerçeveler. İki bölüm birlikte, etkinliği yöneten kişinin geçiş işareti olarak çalışır.

Alıştırma

“Right, my little explorers.” cümlesinde Right ve my little explorers birlikte nasıl işlev görür?

  1. Right son cevaplarının doğru olduğunu söyler, hitap da etkinliği bitirir.
  2. Right çocuklara hangi yöne gideceklerini söyler, hitap da mesleklerini belirtir.
  3. Right sonraki aşamaya geçişi belirtir, hitap da çocukları kâşif rolüne sokar.
Cevabı göster

Right sonraki aşamaya geçişi belirtir, hitap da çocukları kâşif rolüne sokar.

Are you ready for the next bit of the adventure? Kelime

3:02

Maceranın bir sonraki kısmı için hazır mısınız?

Kelime

the next bit of the adventure: maceranın sıradaki küçük bölümü

“the next bit of the adventure” ifadesindeki bit, daha büyük bir etkinliğin içindeki küçük bir bölüm veya aşama anlamına gelir. İfade, maceranın birazdan gerçekleşecek bölümünü gösterir. Bu, bir hikâyeyi, etkinliği veya süreci kolayca takip edilebilen parçalara ayırmanın gündelik bir yoludur. Her parçanın kesin sınırları olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekteki “the next bit of the adventure” ifadesine hangi anlam uyar?

  1. Macera sırasında yenen bir lokma
  2. Maceranın sıradaki bölümü
  3. Macerayla ilgili bir bilgisayar veri birimi
Cevabı göster

Maceranın sıradaki bölümü

Yes, Grampy Rabbit.

3:05

Evet, Büyükbaba Tavşan.

We have to find an egg.

3:07

Bir yumurta bulmamız lazım.

An egg?

3:10

Yumurta mı?

But eggs are little.

3:11

Ama yumurtalar küçüktür.

It could be anywhere.

3:13

Herhangi bir yerde olabilir.

Leave it to me. Ton ve niyet

3:16

Bana bırakın.

Ton ve niyet

Leave it to me: bir görevin sorumluluğunu almak

“Leave it to me” cümlesi, “Bu görev veya sorunun sorumluluğunu benim almama izin ver” anlamına gelir. It, daha önce konuşulan işi gösterir; leave something to someone, bir işi o kişinin halletmesine bırakmak demektir. Konuşan kişi bir yerden ayrılmaktan söz etmiyor. Kendine güvenerek yardım teklif ediyor ve işi kendisinin halledeceğini söyleyerek karşısındaki kişiyi rahatlatıyor.

Alıştırma

Görevin sorumluluğunu almak için dersteki kalıp ifadeyi kullanın: “Who can email the updated schedule?” “____. I can do it now.”

Cevabı göster

Leave it to me

Foxes love hunting for eggs. Kalıp ifadeler

3:18

Tilkiler yumurta avlamayı sever.

Kalıp ifadeler

hunting for eggs: öldürmek değil, aramak

Burada hunting for eggs, yumurtaları arayıp bulmaya çalışmak anlamına gelir. Hunt for + şey yapısı, dikkatli veya kararlı bir aramayı anlatabilir; mutlaka bir hayvanı kovalamak ya da öldürmek demek değildir. -ing biçimindeki hunting, love fiilinden sonra gelir. Love hunting for eggs, tilkilerin yumurta arama etkinliğini sevdiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi hunt for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: We are ____ a quiet place to study.

Cevabı göster

hunting for

Freddy Fox has a very good sense of smell. Kalıp ifadeler

3:24

Freddy Tilki çok iyi koku alır.

Kalıp ifadeler

sense of smell: kokuları algılama becerisi

Sense of smell, kokuları burunla fark edip ayırt etme becerisini anlatan kalıplaşmış bir isim öbeğidir. A very good sense of smell, bu becerinin güçlü veya hassas olduğu anlamına gelir. Bu ifadede smell, duyunun kendisini adlandıran bir isimdir; belirli bir kokunun hoş mu yoksa kötü mü olduğunu değerlendirmez. Aynı yapı sense of hearing ve sense of touch ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Cümleyi kokuları algılama becerisini anlatan kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: A bad cold can affect your ____.

Cevabı göster

sense of smell

Wow.

3:29

Vay canına.

What an egg. Dilbilgisi

3:30

Ne yumurta ama.

Dilbilgisi

What an egg: What a/an ünlem kalıbı

Buradaki What an egg. bir ünlemdir; yumurtanın ne tür olduğunu soran bir soru değildir. Konuşan kişi şaşkınlığını gösterir ve yumurta hakkında güçlü bir değerlendirme yapar; bu sahnede yumurtanın alışılmadık büyüklüğü onu dikkat çekici kılar. Bu biçim What + a/an + (sıfat) + tekil sayılabilen isim kalıbını kullanır. a ile an seçimi sonraki sese göre yapılır: What a mess!, ancak What an amazing idea! Tepkinin olumlu mu olumsuz mu olduğunu bağlam gösterir.

Alıştırma

Harika bir fikre verilen tepkiyi What a/an ünlem kalıbıyla tamamlayın: ____ excellent idea!

Cevabı göster

What an

It's huge.

3:32

Bu kocaman.

Why is the egg so big?

3:34

Yumurta neden bu kadar büyük?

It's a dinosaur egg.

3:37

Bu bir dinozor yumurtası.

Is it real?

3:39

Gerçek mi?

No, it's better than real.

3:41

Hayır, gerçekten daha iyi.

It's pretend.

3:43

Bu taklit.

Watch this. Ton ve niyet

3:45

Şunu izleyin.

Ton ve niyet

Watch this: gösteriden önce dikkat çekmek

Watch this. konuşanın birazdan yapacağı veya göstereceği şeye dikkat çeken kısa bir emir ifadesidir. Buradaki this, yalnızca görünen sabit bir nesneyi değil, birazdan gerçekleşecek hareketi ya da sonucu belirtir. Bir numara, gösteri veya şaşırtıcı değişiklik öncesinde dikkat çekmek için kullanılır. Buradaki watch, bir şeyi mutlaka uzun süre izlemek değil, hareket gerçekleşirken onu takip etmek anlamına gelir.

Alıştırma

Bir arkadaşınıza kart numarası göstermek üzeresiniz. Dikkatini çekmek için dersteki ifadeyi kullanın: ____—the card is about to disappear.

Cevabı göster

Watch this

The dinosaur egg has a birthday cake inside it.

3:49

Dinozor yumurtasının içinde doğum günü pastası var.

It's not a pretend cake, is it, Grampy Rabbit? Ton ve niyet

3:54

Bu taklit pasta değil, değil mi Büyükbaba Tavşan?

Ton ve niyet

It's not..., is it?: olumsuz cevap bekleyerek onay isteme

Bu yapı, olumsuz bir ifadenin ardından olumlu bir kısa onay sorusu getirir: It's not..., is it? İlk ifade konuşanın mevcut düşüncesini veya umudunu gösterir; kısa soru da dinleyenden bunu doğrulamasını ister. Burada konuşan kişi pastanın sahte olabileceğinden endişe eder, fakat sahte olmadığını duymayı umar. is it? ayrı bir ikinci soru değildir; bütün ifadeye beklenen cevaba yönelik bir doğrulama isteği ekler.

Alıştırma

Kapının büyük ihtimalle kilitli olmadığını düşünüyor ve birinin bu beklentini doğrulamasını istiyorsun. Hangi cümle en uygundur?

  1. The door isn't locked, is it?
  2. Is the door locked?
  3. The door is locked, isn't it?
Cevabı göster

The door isn't locked, is it?

No, the cake is very real and very tasty.

3:57

Hayır, pasta çok gerçek ve çok lezzetli.

Who wants some? Ton ve niyet

4:02

Kim biraz ister?

Ton ve niyet

Who wants some?: some ile bilinen bir şeyin yerine geçmek

Who wants some? bir gruba yiyecek, içecek veya paylaşılabilen başka bir şey ikram etmenin doğal bir yoludur. Who, gruptaki hangi kişi veya kişilerin istediğini sorar. Burada some zamir olarak kullanılır. Önceden bilinen some cake ifadesinin yerine geçer, bu yüzden isim tekrar edilmez. Dinleyen kişi, some ile neyin kastedildiğini durumdan anlayabilmelidir.

Alıştırma

some juice ifadesinin yerine geçen tek kelimelik zamirle ikram cümlesini tamamla: A jug of juice is ready. Who wants ____?

Cevabı göster

some

Me.

4:03

Ben.

Me.

4:04

Ben.

Birthday boy first. Ton ve niyet

4:05

Önce doğum günü çocuğu.

Ton ve niyet

Birthday boy first: öncelik bildiren kimlik + first yapısı

Birthday boy first. konuşmada kullanılan kısaltılmış bir yönergedir. Doğum günü kutlanan çocuğun diğerlerinden önce gitmesi veya önce hizmet alması gerektiği anlamına gelir. Yapı kimlik, isim veya grup + first şeklindedir. Dinleyenlere kimin öncelikli olduğunu söyler; burada first sırayı belirtir, birinin bir şeyi ilk kez yaptığını değil.

Alıştırma

Bir okul etkinliğinde organizatör, takım kaptanlarının herkesten önce girmesini istiyor. Hangi kısa duyuru aynı yapıyı kullanır?

  1. Team captains first.
  2. The first team has two captains.
  3. The team captains are here for the first time.
Cevabı göster

Team captains first.

Here you go, Freddy. Ton ve niyet

4:07

Al bakalım, Freddy.

Ton ve niyet

Here you go: bir şeyi verirken kullanılan doğal ifade

Here you go, başka birine bir şey verirken söylenen yaygın bir ifadedir. Bu cümlede konuşan kişi Freddy’ye onun için olan bir şeyi verir ve “Bu senin için” veya “İşte burada” demek ister. Sözcükleri birlikte, tam bir teslim etme ifadesi olarak anlayın. Go, Freddy’ye bir yere gitmesini söylemez.

Alıştırma

Bir mağaza görevlisi müşteriye fiş verir. Burada öğretilen teslim ifadesini tamamlayın: ____—your receipt.

Cevabı göster

Here you go

Happy birthday, Freddy.

4:10

Doğum günün kutlu olsun, Freddy.

Time for a bit of song and dance. Anlatım akışı

4:14

Biraz şarkı ve dans zamanı.

Anlatım akışı

Time for a bit of song and dance: sıradaki etkinliği duyurmak

Time for + isim grubu, sıradaki etkinliğin başlayacağını duyurmanın kısa ve konuşma diline özgü bir yoludur. It's time for ... yapısının kısaltılmış biçimidir ve burada bir etkinlikten diğerine geçiş sağlar. A bit of song and dance, kısa ve rahat bir şarkı söyleyip dans etme bölümü demektir. A bit of öneriyi daha gündelik gösterir; kesin bir miktar belirtmez.

Alıştırma

Sıradaki etkinliği duyurmak için Time for + isim grubu kullanın: ____ a quick stretch.

Cevabı göster

Time for

Everyone copy me.

4:17

Herkes beni taklit etsin.

Do the stomp.

4:19

Ayaklarını yere sertçe vur.

Do the dinosaur stomp. Kalıp ifadeler

4:21

Dinozor gibi ayaklarını yere sertçe vur.

Kalıp ifadeler

Do the dinosaur stomp: do the + adı olan bir hareket

do the + bir dansın veya belirli bir hareketin adı yapısı, “o hareketi yapmak” demektir. Bu yönergede the dinosaur stomp, dinozor temalı bir ayak vurma hareketinin adıdır; dolayısıyla konuşan kişi herkesten bu hareketi taklit etmesini ister. Buradaki do, genel anlamda “bir şey yapmak” değildir. do the robot örneğinde olduğu gibi, bilinen veya yeni tanıtılmış bir hareket adıyla birlikte kullanılır.

Alıştırma

Robot adlı dansla do the yapısını kullanın: Everyone, ____ robot!

Cevabı göster

do the

Do the roar.

4:22

Kükremeyi yap.

Do the dinosaur roar.

4:24

Dinozor kükremesini yap.

Stomp, stomp, stomp.

4:26

Güm, güm, güm.

Roar, roar, roar.

4:28

Raa, raa, raa.

Do the dinosaur stomp.

4:30

Dinozor gibi ayaklarını yere sertçe vur.

Stomp, roar.

4:32

Güm, kükre.

This is my best birthday ever. Kalıp ifadeler

4:38

Bu benim en iyi doğum günüm.

Kalıp ifadeler

best birthday ever: ever ile en üstünlüğü güçlendirmek

best birthday ever ifadesinde best, good sözcüğünün en üstünlük biçimidir. Ever, karşılaştırma alanını konuşanın şimdiye kadar yaşadığı bütün doğum günlerine genişletir. Böylece ifade, önceki hiçbir doğum gününün bundan daha iyi olmadığı anlamına gelir ve övgüyü daha heyecanlı ve vurgulu hâle getirir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp iyelik belirleyicisi + best + isim + ever şeklindedir: my best birthday ever. my ismi zaten belirlediği için the eklenmez; my the best birthday ever denmez.

Alıştırma

best, performance ve ever sözcüklerini doğal sırayla kullanarak cümleyi tamamlayın: After the school play, Mia said, "That was my ____."

Cevabı göster

best performance ever

Do the stomp.

4:44

Ayaklarını yere sertçe vur.

Do the dinosaur stomp.

4:46

Dinozor gibi ayaklarını yere sertçe vur.

Do the roar.

4:47

Kükremeyi yap.

Do the dinosaur roar.

4:49

Dinozor kükremesini yap.

Stomp, stomp, stomp.

4:51

Güm, güm, güm.

Roar, roar, roar.

4:52

Raa, raa, raa.

Do the dinosaur stomp.

4:54

Dinozor gibi ayaklarını yere sertçe vur.

Stomp, roar.

4:56

Güm, kükre.