Hangi süt sizin için en iyisi? - Jonathan J. O'Sullivan & Grace E. Cunningham: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: İnek sütü ile badem, soya ve yulaf içecekleri besin değeri, arazi ve su kullanımı ve sera gazı salımları bakımından karşılaştırılıyor; en uygun seçenek kişisel beslenme ihtiyaçlarına bağlıyken yulaf ve soya çevresel açıdan güçlü gerekçeler sunuyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. either soaked, drained, rinsed, and milled into a thick paste, or dried and milled into flour. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: either ... or ... yapısının iki alternatif üretim yolunu nasıl ayırdığını ve her yolun içindeki çok sayıda işlemi nasıl grupladığını öğrenin; böylece yoğun bir süreç açıklamasındaki seçenek ilişkisini doğru izleyebilirsiniz. 2. Depending on individual circumstances, — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bu ifadeyi, öneriyi laktoz intoleransı, alerjiler veya çeşitli besinlere erişim gibi kişisel koşullara bağlayan bir sınırlama olarak tanıyın; böylece tek bir seçeneği herkes için mutlak en iyi olarak sunmadan koşullu tavsiye verebilirsiniz. 3. but it's the farming stage where big differences emerge. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu vurgu yapısının dikkati üretimin her aşamasındaki su kullanımından en büyük farkların görüldüğü tarım aşamasına nasıl yönelttiğini anlayın ve kanıta dayalı bir karşılaştırmada belirleyici değişkeni öne çıkarmak için kullanın.
Bu derste
there are a dizzying number of products to choose from. Kalıp ifadeler
0:09aralarından seçim yapabileceğiniz baş döndürücü sayıda ürün vardır.
in search of milk: belirli bir amaçla süt aramak
In search of milk, “süt bulmak amacıyla” demektir. Yapı in search of + isim veya isim öbeği şeklindedir; of sözcüğünden sonra aranan şey gelir. Bu cümlede ifade, birinin mağazaya neden gittiğini açıklar. Genellikle bilinçli ve amaçlı bir arayışı anlatır ve looking for ifadesinden biraz daha resmî duyulur.
Alıştırma
Cümleyi, amaçlı bir arayışı anlatan biraz resmî ifadeyle tamamlayın: The rescue team crossed the valley ____ the missing hikers.
Cevabı göster
in search of
a dizzying number of products to choose from: baş döndürücü sayıda seçenek
A dizzying number of products, ürün sayısının şaşırtıcı veya kavranması zor gelecek kadar fazla olduğunu belirtir. Dizzying burada mecazidir; ürünlerin birini gerçekten fiziksel olarak başının dönmesine yol açtığı anlamına gelmez. To choose from, mevcut seçenekler kümesini açıklar. Sondaki from, choose ile birlikte kullanılır: daha geniş bir kümenin içinden bir veya daha fazla öğe seçilir.
Alıştırma
Hangi cümle, internet sitesinde seçim yapmayı zorlaştıracak kadar çok ders seçeneği bulunduğunu doğal biçimde anlatır?
- The website offers several popular courses to choose from.
- The website offers a dizzying number of courses to choose from.
- The website offers a carefully limited number of courses to choose from.
Cevabı göster
The website offers a dizzying number of courses to choose from.
To turn a plant into something resembling milk, Notlar
0:15Bir bitkiyi süte benzeyen bir şeye dönüştürmek için,
plant-based products: esas olarak bitkilerden yapılan ürünler
Plant-based products, esas olarak bitkisel içeriklerden yapılan ürünlerdir. Buradaki based, bitkilerin ana temel veya malzeme olduğunu belirtir; ifade, bitkilerin üzerinde duran ya da bitkilerde yetişen ürünler anlamına gelmez. Bu gıda bağlamında, yulaf veya soyadan yapılan içecekler gibi hayvansal kaynaklı gıdalara alternatif ürünleri ifade eder.
Alıştırma
Bu gıda bağlamında plant-based products ifadesine hangi açıklama uyar?
- Canlı bitkilerin üzerinde sergilenen ürünler
- Esas olarak bitkisel içeriklerden yapılan ürünler
- Mutlaka süt ürünü içermesi gereken ürünler
Cevabı göster
Esas olarak bitkisel içeriklerden yapılan ürünler
To turn A into B: amaç ve dönüşüm ifade etmek
Cümlenin başında To turn ... amaç bildiren bir mastar öbeği olabilir. Ardından gelen eylemin veya sürecin neden yapıldığını, in order to yani «-mek için» anlamıyla açıklar; yalnızca zaman içindeki sonraki adımı göstermez. Kalıp to turn A into B şeklindedir. A başlangıçtaki şey, B ise sonuçtur. Burada bitki başlangıç malzemesi, süte benzeyen bir şey de amaçlanan sonuçtur.
Alıştırma
Cümleyi turn A into B kalıbıyla tamamlayın: To ____ the empty box ____ a puppet theater, cut a wide opening in one side.
Cevabı göster
turn · into
turn A into something resembling B: A’yı B’ye benzeyen bir şeye dönüştürmek
turn A into B kalıbı, A’yı değiştirip B hâline getirmek anlamına gelir. Bu cümlede a plant başlangıç malzemesidir; something resembling milk ise ortaya çıkan sonuçtur. Resembling milk, something sözcüğünü niteler ve sonucun görünüş, tat ya da işlev bakımından süte benzediğini anlatır. Bu, tamamen aynı olmayı değil benzerliği gösterir: sonuç süt benzeri olabilir ama mutlaka süt değildir.
Alıştırma
Hangi cümle eski kâğıdın kumaşa benzer bir malzemeye dönüştürüldüğünü anlatır?
- The machine compares old paper with fabric.
- The machine turns old paper into something resembling fabric.
- The machine turns something resembling old paper into fabric.
Cevabı göster
The machine turns old paper into something resembling fabric.
and milled into a thick paste, Kalıp ifadeler
0:21ve kalın bir macun haline getirilmek üzere öğütülmeli,
İki alternatif süreç için either ... or ...
Either ... or ... iki seçeneği çerçeveler. Bu cümlede ilk seçenek soaked, drained, rinsed, and milled into a thick paste; ikinci seçenek ise or’dan sonra başlayan dried and milled into flour bölümüdür. Uzun bir cümlede either görülünce daha sonra or geleceği beklenebilir. Bu iki işaret arasındaki tüm adımları ilk yol, or’dan sonraki adımları da ikinci yol olarak gruplayın; böylece bütün eylemleri tek bir kesintisiz süreç gibi okumazsınız.
Alıştırma
İki seçeneği belirten sözcük çiftini kullanarak cümleyi tamamlayın: The documents can be ____ scanned and uploaded ____ copied and mailed.
Cevabı göster
either · or
milled into a thick paste: öğüterek koyu bir macun hâline getirmek
Burada milled, mill fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve daha küçük parçacıklara öğütülmüş anlamına gelir; değirmen veya öğütme makinesi anlamındaki mill ismi değildir. Edilgen yapı, malzemenin bu işlemden geçtiğini gösterir. mill something into + ortaya çıkan biçim kalıbı, öğütmenin yol açtığı değişimi anlatır. milled into a thick paste ifadesinde into sonucu belirtir: öğütme sonrasında malzeme koyu bir macun hâline gelmiştir.
Alıştırma
Yulafın öğütülerek sonuçta un hâline gelmesini hangi cümle doğru anlatır?
- The oats are mill into fine flour.
- The oats are milled into fine flour.
- The oats are milled with fine flour.
Cevabı göster
The oats are milled into fine flour.
The plant paste or flour is then fortified with vitamins and minerals, Kelime
0:26Bitki macunu veya unu daha sonra vitaminler ve minerallerle zenginleştirilir,
fortified with vitamins and minerals: gıdaya eklenen besin öğeleri
Gıda ve beslenme bağlamında fortified with vitamins and minerals, besin değerini artırmak veya eski düzeyine getirmek için bu besin öğelerinin özellikle eklendiği anlamına gelir. Burada bitkisel ezmeye veya una vitamin ve mineraller eklenir. Edilgen be fortified with + besin öğesi kalıbı, neyin eklendiğini belirtir. Fortified, besin etiketlerinde ve gıda açıklamalarında kullanılan standart bir terimdir; burada bir yeri saldırıya karşı güçlendirmek şeklindeki askerî anlamını taşımaz.
Alıştırma
Hangi cümle fortified with ifadesini gıda etiketlerindeki yaygın anlamıyla kullanır?
- This orange juice is fortified with orange flavor.
- This orange juice is fortified with calcium.
- This orange juice is fortified into calcium.
Cevabı göster
This orange juice is fortified with calcium.
diluted with water: su ekleyerek konsantrasyonu azaltmak
diluted with water ifadesinde diluted, dilute fiilinin geçmiş zaman ortacıdır: bir karışımın konsantrasyonunu azaltmak için su eklenmiştir. Edilgen A is diluted with B yapısında A seyreltilen karışımı, with B ise seyreltmek için kullanılan maddeyi belirtir. Buradaki with water bir işleme adımını anlatır. Suyun ürünü kirlettiği ya da bozduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Dilute A with B yapısındaki eksik edatı tamamlayın: The fruit concentrate was diluted ____ water before serving.
Cevabı göster
with
The result is a barrage of options that share many of the qualities of animal milk. Notlar
0:33Sonuç, hayvansal sütün birçok özelliğini paylaşan seçeneklerin sağanağıdır.
The result is: süreçten sonuca geçmek
The result, az önce anlatılan sürece veya gerçeklere geri gönderme yapar. Ardından yapı, önceki sürecin ne ürettiğini adlandırmak için is + bir isim öbeği kullanır; burada a barrage of options ortaya çıkan sonuçtur. Bu yapı, bir sürecin açıklamasını tamamlar ve dikkati sürecin sonucuna veya ürününe yöneltir. Buradaki result genel anlamda “sonuç” demektir; özel olarak “sınav notu” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi seçenek, daha önce yapılan bir değişikliği bu değişikliğin ortaya çıkardığı sonuca en açık biçimde bağlar?
- The team simplified the form because the sign-up process was already fast.
- The team simplified the form while another team changed its logo.
- The team simplified the form. The result is a faster sign-up process.
Cevabı göster
The team simplified the form. The result is a faster sign-up process.
a barrage of options: bir anda gelen çok sayıda seçenek
a barrage of options ifadesinde barrage, çok sayıda seçeneğin hızlı ve güçlü biçimde gelmesini ya da sunulmasını anlatan bir benzetmedir. Yalnızca seçeneklerin çok olduğunu değil, bu miktarın başa çıkılması zor gelebileceğini de düşündürür. Aktarılabilir kalıp a barrage of + isim şeklindedir. Burada options, mecazi bir yaylım hâlinde gelen şeyleri adlandırır.
Alıştırma
Hangi cümlede a barrage of options, çok sayıda seçeneğin başa çıkmayı zorlaştırdığını anlatır?
- The app presented a barrage of options, and I did not know where to start.
- The store had no options available that day.
- The menu offered two clear options, so ordering was easy.
Cevabı göster
The app presented a barrage of options, and I did not know where to start.
that share many of the qualities of ...: ortak özellikleri anlatan ilgi cümleciği
that share many of the qualities of animal milk ilgi cümleciği, çoğul isim options'ı açıklar. That, options'a gönderme yapar ve share fiilinin öznesidir; bu nedenle çoğul özneyle kullanılan share biçimi gelir. Burada share, ortak olarak sahip olmak anlamındadır. A shares many of the qualities of B kalıbı, A'nın B'ye benzeyen birçok özelliğe sahip olduğunu belirtir. Bu özellikleri başka bir kişiye vermek ya da göndermek anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir şeyle birçok ortak özelliğe sahip olma anlamındaki share ... qualities of kalıbıyla cümleyi tamamlayın: This synthetic fabric ____ wool, but it is easier to wash.
Cevabı göster
shares many of the qualities of
best for you: sana en uygun seçenek
Burada best for you, “senin için en uygun veya yararlı seçenek” anlamına gelir. for you, kimin ihtiyaçlarının ve koşullarının dikkate alındığını gösterir. Best üstünlük derecesidir; bu nedenle soru, herkes için en iyi olanı sormak yerine mevcut seçenekleri karşılaştırır. Belirleyici etken sağlık, alerjiler, tat, maliyet veya başka bir kişisel ihtiyaç olabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir kişi için en uygun seçeneğin hangisi olduğunu soruyor?
- Which meal plan is best for everyone?
- Which meal plan tastes best to you?
- Which meal plan is best for you?
Cevabı göster
Which meal plan is best for you?
Let's dive into some of the most popular milks: Öbek fiiller
0:42En popüler sütlerden bazılarına dalalım:
Let's dive into: bir konuyu yakından incelemeye başlamak
Let's dive into, “bu konuyu daha ayrıntılı incelemeye başlayalım” anlamına gelen konuşma diline ait bir geçiş ifadesidir. Buradaki dive into mecazidir; kimse gerçekten suya dalmıyor. Let's, let us ifadesinin kısaltılmış biçimidir ve dinleyicileri bir sonraki bölüme birlikte geçmeye davet eder. İfade, girişten ana açıklamaya canlı bir geçiş yapıldığını gösterir.
Alıştırma
Dersin tam geçiş ifadesini kullanarak cümleyi tamamla: ____ how volcanoes form.
Cevabı göster
Let's dive into
A 250 ml glass of cow's milk contains 8 g of protein,
0:49250 ml'lik bir bardak inek sütü 8 gr protein,
depending on if: sonucu değiştiren bir koşulu tanıtma
depending on if, daha önce verilen bilgiyi değiştirebilecek bir koşulu ya da değişkeni tanıtır. Buradaki değişken süt türüdür; bu yüzden değer skim, reduced-fat veya whole milk olmasına göre değişebilir. Yapı depending on + if yan cümlesidir. Ardından birkaç seçenek geldiği için bu yan cümle doğrudan bir evet-hayır sorusu sormaz; hangisinin geçerli olduğuna bağlı anlamını verir.
Alıştırma
İki teslimat seçeneği listelendiğinde özenli yazı için en net cümle hangisidir?
- The price changes depending on if you choose standard or express delivery.
- The price changes depending on whether you choose standard or express delivery.
- The price changes depending whether you choose standard or express delivery.
Cevabı göster
The price changes depending on whether you choose standard or express delivery.
skim, reduced fat veya whole: süt yağı etiketleri
Skim, reduced fat ve whole, sütü yağ içeriğine göre gruplandıran etiketlerdir. Skim milk içindeki yağın neredeyse tamamı alınmış süttür, reduced-fat milk whole milk türünden daha az yağ içerir ve whole milk standart tam yağlı düzeyini korur. Cümlede her etiketten sonra tekrarlanacak milk sözcüğü kullanılmamıştır. Tam biçimler skim milk, reduced-fat milk ve whole milk şeklindedir. Buradaki whole tam yağlı demektir; eksiksiz anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir kafe müşterisi bu üç etiket arasından yağ oranı en yüksek sütü istiyor. Hangisini seçmelidir?
- whole milk
- reduced-fat milk
- skim milk
Cevabı göster
whole milk
approximately 15%: bir sayının tahmin olduğunu belirtmek
approximately 15% ifadesinde approximately yüzdeyi niteler ve “%15'e yakın” anlamına gelir. Dinleyiciye %15'in kesin bir sayı değil, bir tahmin olduğunu bildirir. approximately + sayı kalıbı miktarlar, süreler, mesafeler ve diğer ölçümlerle de kullanılabilir.
Alıştırma
The tank is approximately 60% full. cümlesinde approximately ne anlatır?
- Deponun doluluk düzeyiyle ilgili hiçbir tahmin yoktur.
- Depo hiçbir sapma olasılığı olmadan tam olarak %60 doludur.
- Depo yaklaşık %60 doludur, ancak bu oran tam olmayabilir.
Cevabı göster
Depo yaklaşık %60 doludur, ancak bu oran tam olmayabilir.
roughly 10%: genel bir tahmin vermek
roughly 10% ifadesinde roughly yüzdeyi niteler ve “yaklaşık %10” anlamına gelir. Kesin bir sayım yerine hızlı veya yuvarlanmış bir tahmin belirtir. roughly bir sayının önüne geldiğinde bu tahmin anlamını taşır; burada “sertçe” ya da “kaba bir biçimde” anlamına gelmez.
Alıştırma
The repair will take roughly two hours. cümlesinde roughly ne anlama gelir?
- Onarım iki saat boyunca sert bir biçimde yapılacaktır.
- Onarımın tam olarak iki saat süreceği garantidir.
- Onarım yaklaşık iki saat sürecektir; bunun tam iki saat olması gerekmez.
Cevabı göster
Onarım yaklaşık iki saat sürecektir; bunun tam iki saat olması gerekmez.
Most plant-based milks have less carbohydrates than dairy milk. Dilbilgisi
1:14Çoğu bitki bazlı süt, hayvansal sütten daha az karbonhidrat içerir.
less carbohydrates than dairy milk: than ile miktar karşılaştırma
Less daha küçük bir miktarı belirtir; than ise karşılaştırma ölçütü olan dairy milk ifadesini getirir. Bu bölüm, çoğu bitki bazlı sütteki karbonhidrat miktarının inek sütündekinden daha az olduğunu söyler. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp less + miktar bildiren isim + than şeklindedir; less sugar than ve less time than buna örnektir. Günlük beslenme İngilizcesinde carbohydrates veya carbs sözcüğü çoğu zaman toplam bir miktarı anlatır. Bu nedenle carbohydrates çoğul olsa da less carbohydrates yaygın ve anlaşılırdır.
Alıştırma
Karşılaştırmayı less ... than ile tamamlayın: This soup has ____ salt ____ the canned version does.
Cevabı göster
less · than
but more of what's often called good fats. Kelime
1:20ancak genellikle iyi yağlar olarak adlandırılan şeylerden daha fazlasına sahiptirler.
of what's often called good fats: yaygın bir etiketi tanıtma
More of X, X'in daha büyük bir miktarı veya oranı anlamına gelir. Bu cümlede of what's often called good fats, daha fazla bulunan yağ türünü belirtir. Burada what's, what is anlamındadır. What is often called + etiket yapısı, insanların yaygın olarak kullandığı bir adı kesin bir teknik kategori olarak sunmadan tanıtır. Good fats, genellikle diğer bazı yağlardan daha sağlıklı seçenekler sayılan doymamış yağları anlatan basitleştirilmiş bir beslenme etiketidir.
Alıştırma
Hangi cümle creator economy ifadesini eleştiri ima etmeden, yaygın kullanılan bir etiket olarak tarafsız biçimde tanıtır?
- The program is part of what often calls the creator economy.
- The program is part of the so-called creator economy.
- The program is part of what's often called the creator economy.
Cevabı göster
The program is part of what's often called the creator economy.
the healthy nutrients vitamin D and calcium found in dairy milk
1:24hayvansal sütte bulunan sağlıklı besinler D vitamini ve kalsiyum
don't occur naturally in most plant-based milks. Kalıp ifadeler
1:29çoğu bitki bazlı sütte doğal olarak bulunmaz.
Meanwhile, ile başka bir karşıt noktaya geçmek
Burada Meanwhile, açıklamayı yağlarla ilgili önceki noktadan farklı ve karşıt bir özelliğe, yani D vitamini ile kalsiyuma geçirir. Anlamı “aynı zamanda”dan çok “öte yandan” ifadesine yakındır. Cümlenin başındaki meanwhile, konuşanın aynı konunun başka bir yönünü sunacağını bildirerek bilgileri düzenleyebilir.
Alıştırma
Bu cümlede Meanwhile, ne işe yarıyor?
- Aynı konu hakkında başka bir karşıt noktayı tanıtır.
- Açıklamanın son sonucunu belirtir.
- Besinlerin tam olarak aynı anda ortaya çıktığını söyler.
Cevabı göster
Aynı konu hakkında başka bir karşıt noktayı tanıtır.
don't occur naturally: doğal olarak bulunmamak
don't occur naturally ifadesinde occur, bir olayın “gerçekleşmesi” değil, “var olması veya bulunması” anlamına gelir. Bu ifade, D vitamini ile kalsiyumun bitki bazlı sütlerin çoğunda doğal olarak bulunmadığını söyler. Bu, söz konusu besinlerin hazır içecekte mutlaka hiç olmadığı anlamına gelmez. İçecek zenginleştirilirken sonradan eklenebilirler.
Alıştırma
Cümleyi don't occur naturally ile tamamlayın: These vitamins ____ in the drink; they are added during production.
Cevabı göster
don't occur naturally
Looking more closely at our plant-based milks, Anlatım akışı
1:34Bitki bazlı sütlerimize daha yakından bakarsak,
both almond and oat are low in protein compared to dairy. Kalıp ifadeler
1:37hem badem hem de yulaf hayvansal süte kıyasla protein açısından düşüktür.
Looking more closely at: genel bakıştan ayrıntıya geçmek
Looking more closely at, at sözcüğünden sonra belirtilen konunun daha ayrıntılı inceleneceğini anlatır. Burada açıklama, genel olarak bitki bazlı sütlerden belirli türlere ve bunların protein içeriğine geçer; looking fiziksel olarak bakmaktan çok analiz etmeyi ifade eder. Cümle başında kullanılan bir geçiş olarak dinleyiciye sonraki bilgiyi nasıl düzenlemesi gerektiğini gösterir: Bu bilgi, geniş konunun içinde daha ayrıntılı bir analiz katmanıdır.
Alıştırma
Bir raporda Looking more closely at the survey results neyi gösterir?
- Yazar, okurların ankete fiziksel olarak daha yakın durmasını istiyor.
- Rapor genel bir bakıştan daha ayrıntılı bir analize geçiyor.
- Rapor ilgisiz bir konuya geçiyor.
Cevabı göster
Rapor genel bir bakıştan daha ayrıntılı bir analize geçiyor.
low in protein compared to dairy: içeriği ve karşılaştırma ölçütünü belirtmek
low in protein ifadesinde low, protein miktarının az olduğunu belirtir; in ise ölçülen bileşeni gösterir. Compared to dairy karşılaştırma ölçütünü belirtir; yani burada badem ve yulaf sütü, hayvansal sütle karşılaştırılır. Bu bağlamda dairy, hayvansal sütü veya hayvansal süt kategorisini ifade eder; çiftlik anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp be low in + besin ögesi veya bileşen + compared to + karşılaştırma ölçütü şeklindedir.
Alıştırma
low in ... compared to ... kalıbını ve protein besin ögesini kullanarak cümleyi tamamlayın: This snack is ____ a cup of Greek yogurt.
Cevabı göster
low in protein compared to
But while almond milk has the least nutrients of the four, Dilbilgisi
1:41Ancak badem sütü dördü arasında en az besin maddesine sahipken,
But while A, B: while ile karşıtlık kurmak
Burada while bir zaman ilişkisi değil, karşıtlık kurar. while yan cümlesi badem sütüyle ilgili bir gerçeği sunar; ana cümle de bunu yulaf sütüyle ilgili farklı bir gerçekle karşılaştırır. But bu karşılaştırmayı önceki anlatıma bağlar ve dönüşü güçlendirir. But while A, B kalıbı, konuşanın önce A'yı kabul edip ardından dikkati karşıt nokta olan B'ye yöneltmesini sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede while zamanı göstermek yerine bir karşıtlık kurmak için kullanılmıştır?
- While the soup was cooling, we set the table.
- While I was walking home, it began to rain.
- While the first model is cheaper, the second lasts longer.
Cevabı göster
While the first model is cheaper, the second lasts longer.
is full of beta glucans: be full of + isim
Bu cümlede is full of beta glucans, “çok miktarda beta glukan içerir” anlamına gelir. Full, yulaf sütünün başka hiçbir şey içermediği anlamına gelmez; ifade yalnızca miktarın çokluğunu vurgular. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be full of + isim biçimindedir. be fiilini özneye ve zamana göre değiştirin: is full of, are full of veya was full of.
Alıştırma
Cümleyi be full of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This soup ____ fresh vegetables.
Cevabı göster
is full of
a healthy type of fiber ile terimi açıklayan isim öbeği
"a healthy type of fiber" isim öbeği, tam cümlede "beta glucans" teriminin hemen ardından gelir ve bu terimi daha basit sözlerle yeniden açıklar. Bu, açıklayıcı bir eş ad yapısıdır: iki isim öbeği de aynı şeyi belirtir. Kendi özne-fiil yapısı olmadığı için yeni bir yargı başlatmaz; daha büyük cümlenin içinde ek açıklama verir. Bilinmeyen bir terimi hızlıca tanımlamak için "term, a/an + category or short explanation, ..." kalıbını kullanabilirsin.
Alıştırma
Hangi cümlede hemen önceki terimi açıklamak için eş görevli bir isim öbeği kullanılmıştır?
- The process uses plants and sunlight to make energy.
- Photosynthesis, the process plants use to turn light into energy, requires sunlight.
- Photosynthesis requires sunlight because plants need energy.
Cevabı göster
Photosynthesis, the process plants use to turn light into energy, requires sunlight.
It also has a lot of carbohydrates compared to other plant milks, Dilbilgisi
1:50Ayrıca diğer bitki sütlerine kıyasla çok fazla karbonhidrat içerir,
compared to ... sometimes as much as ...: iki karşılaştırma noktası
"Compared to other plant milks" ilk karşılaştırma noktasını belirler: bu içecekteki karbonhidrat miktarı, bu alternatiflere göre yüksektir. Ardından "sometimes as much as dairy milk" ikinci karşılaştırma noktası olarak inek sütüne geçer ve karbonhidrat miktarının aynı düzeye ulaşabildiğini belirtir. "As much as dairy milk" ifadesindeki "much", "o kadar karbonhidrat" veya "aynı miktar" anlamına gelir. İnek sütünü aynı derecede sevmek anlamına gelmez. "Sometimes" da iddiayı sınırlar: bu düzey mümkündür, ancak her durumda geçerli değildir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: "The tank stores a lot of water compared to the smaller tanks, sometimes as much as the main reservoir." İki karşılaştırma ifadesi ne anlama geliyor?
- Bütün tanklar her zaman ana depoyla tam olarak aynı miktarda su tutar.
- Tank, küçük tanklara göre çok miktarda su tutar ve bazen ana depoyla aynı miktara ulaşabilir.
- Ana depo, küçük tankların her birinden daha az su tutar.
Cevabı göster
Tank, küçük tanklara göre çok miktarda su tutar ve bazen ana depoyla aynı miktara ulaşabilir.
has as much protein as cow's milk and is also a great source of potassium. Notlar
1:59inek sütü kadar çok protein içerir ve aynı zamanda harika bir potasyum kaynağıdır.
as much protein as cow's milk: sayılamayan bir isimle eşit miktarları karşılaştırma
as much protein as cow's milk, protein miktarının inek sütündeki miktarla eşit olduğunu belirtir. Kalıp as much + sayılamayan isim + as + karşılaştırma ögesi şeklindedir. Burada protein, bir madde olarak düşünülen besin ögesini adlandırır; bu yüzden sayılamaz ve much ile kullanılır. Çoğul sayılabilen isimlerle as many ... as kullanılır.
Alıştırma
İki kavanozda aynı miktarda su vardır. Cümleyi as ... as kalıbıyla tamamlayın: This jar holds ____ water ____ that one.
Cevabı göster
as much · as
a great source of potassium: bir besin ögesi kaynağını belirtme
a great source of potassium, yiyecek veya içeceğin yararlı ya da nispeten yüksek miktarda potasyum sağladığı anlamına gelir. Burada source, bilgi sağlayan bir kişi veya yer değil, bir besin ögesi sağlayan şey demektir. Aktarılabilir kalıp be + a good/great source of + besin ögesi şeklindedir; örneğin is a good source of fiber. of edatı, yiyeceğin sağladığı şeyi belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle mercimeğin bol miktarda demir sağladığını doğal biçimde ifade eder?
- Lentils are a great source of iron.
- Lentils are a great source from iron.
- Lentils are a great source for iron.
Cevabı göster
Lentils are a great source of iron.
by mimicking the function of estrogen. Kalıp ifadeler
2:11hormonal dengesizlikleri tetikleyebileceğini düşündükleri bir şey.
used to think ... might trigger: geçmişteki bir inanç ve olasılık
People used to think, bu düşüncenin geçmişe ait olduğunu gösterir ve genellikle düşüncenin daha sonra değiştiğini veya sorgulandığını ima eder. Burada önceki bir endişeyi konuşanın bugünkü anlayışından ayırır. Might trigger bu geçmiş düşüncenin içindedir. Might, sonucun kesin değil yalnızca olası olduğunu gösterir; bu nedenle ifade güncel bir gerçeği öne sürmek yerine eski bir endişeyi aktarır.
Alıştırma
Cümleyi geçmişteki bir inancı anlatan used to think ifadesiyle tamamlayın: Before better data was available, many doctors ____ the treatment was unsafe, but the evidence later changed their view.
Cevabı göster
used to think
trigger hormonal imbalances: bir sağlık sorununu başlatmak
Trigger hormonal imbalances ifadesinde trigger, bir silahın tetiğini çekmek değil, zararlı bir değişime neden olmak veya onu başlatmak anlamına gelir. Sağlık ve bilim yazılarında genellikle bir tepkiyi, belirtiyi ya da sorunu başlatan veya ona katkıda bulunan bir etkeni belirtir. İfadenin tamamındaki kesinlik derecesi yakındaki kip yardımcılarına bağlıdır. Burada might trigger, hormonal dengesizliği kanıtlanmış veya kaçınılmaz değil, olası bir sonuç olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümlede trigger, bir sağlık sorununun başlamasına neden olmak anlamında doğal ve temkinli biçimde kullanılmıştır?
- Lack of sleep triggers every headache in every person.
- Lack of sleep may trigger headaches in some people.
- Lack of sleep pulls headaches in some people.
Cevabı göster
Lack of sleep may trigger headaches in some people.
mimicking the function of estrogen: benzer etki, aynı olma değil
by mimicking ... yapısında by + -ing, araç ya da mekanizmayı belirtir; “nasıl?” sorusuna cevap verir. İfade, bir maddenin östrojenin yaptığına benzer biçimde etki ettiğini söyler. Mimic the function of, bir işlevi kopyalamak ya da ona benzemek demektir; aynı maddeye dönüşmek veya aynı güçte etki etmek demek değildir. Bu ayrım bilimsel açıklamalarda önemlidir.
Alıştırma
Cümleyi by ve mimic the function of ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: The artificial valve controls blood flow ____ a healthy heart valve.
Cevabı göster
by mimicking the function of
soy milk contains very small amounts of isoflavones,
2:14soya sütü çok küçük miktarlarda izoflavon içerir,
which have a much weaker effect on our bodies than estrogen. Dilbilgisi
2:18ki bunların vücudumuz üzerindeki etkisi östrojenden çok daha zayıftır.
But ultimately: nihai yargıyı sunmak
But, az önce belirtilen kaygıyla bir karşıtlık kurulacağını gösterir. Ultimately ise kanıtlar değerlendirildikten sonra konuşmacının temel ve nihai yargısını sunacağını dinleyiciye bildirir. Burada ultimately, savı düzenler; “önemli olan her şey değerlendirildiğinde” veya “sonuçta” anlamına gelir. Soya sütüyle ilgili gerçeğin son anda ortaya çıktığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede But ultimately ne işlev görür?
- Konuyla ilgisiz bir örnek sunar.
- Soya sütüyle ilgili gerçeğin yalnızca son anda doğru hâle geldiğini söyler.
- Önceki bir kaygıdan konuşmacının temel nihai yargısına geçer.
Cevabı göster
Önceki bir kaygıdan konuşmacının temel nihai yargısına geçer.
a much weaker effect on ... than ...: etki gücünü karşılaştırmak
Bu cümlede a much weaker effect on our bodies, izoflavonların vücudu çok daha düşük bir güçle etkilediği anlamına gelir. effect on + isim, etkiden neyin etkilendiğini gösterir; weaker, effect sözcüğünü niteler ve vücudun daha zayıf olduğunu söylemez. Karşılaştırma yapısı a much weaker effect ... than ... şeklindedir. weaker etki gücünü karşılaştırır, than ise estrogen sözcüğünü ölçüt olarak verir; yani izoflavonların etkisi östrojenin etkisiyle karşılaştırılır. much, farkın büyük olduğunu vurgular. Bu yapı iki şeyin ne kadar güçlü etki ettiğini karşılaştırmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Karşılaştırmayı tamamlayın. Büyük bir fark göstermek için much weaker, karşılaştırma ölçütünü getirmek için than kullanın: This gentle soap has a ____ effect on grease ____ the industrial cleaner does.
Cevabı göster
much weaker · than
one of these milks may be the clear winner. Deyimler
2:24bu sütlerden biri açık ara galip olabilir.
Depending on individual circumstances: sonucu kişisel koşullara göre sınırlandırmak
Depending on individual circumstances, sonucun her kişinin durumuna göre değişebileceği anlamına gelir. circumstances; sağlık ihtiyaçları, alerjiler, bütçe veya hedefler gibi ilgili koşulları kapsar ve yalnızca fiziksel çevre anlamına gelmez. Cümlenin başına getirilen bu ifade, ana yargı için bir koşul belirler. Sonraki değerlendirmenin herkes için geçerli tek bir cevap olmadığını gösterir.
Alıştırma
Cevabın her kişinin durumuna göre değiştiğini göstermek için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: ____, either option may be the better choice.
Cevabı göster
Depending on individual circumstances
the clear winner: belirgin bir avantajı olan seçenek
Bu cümlede the clear winner, bir karşılaştırmadan sonra en iyi veya en uygun olduğu açıkça görülen seçenek için kullanılan bir benzetmedir. Gerçek bir yarışma yoktur. Clear, avantajın kolayca görülebildiğini vurgular. Depending on individual circumstances ifadesi iddiayı sınırlar: Bir süt, bir kişinin ihtiyaçları için en iyisi olabilir ama her durumda en iyisi olmayabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede the clear winner, belirtilen bir koşul altında açıkça en iyi seçeneği anlatan bir benzetme olarak kullanılmıştır?
- Every bicycle is best for every kind of trip.
- After finishing far ahead of everyone else, Mia was the clear winner of the race.
- For short city trips, the bicycle is the clear winner.
Cevabı göster
For short city trips, the bicycle is the clear winner.
lactose intolerant: laktozu normal biçimde sindirememe
Lactose intolerant, kişinin vücudunun sütte bulunan şeker olan laktozu sindirmekte zorlandığını belirten standart bir sağlık terimidir. Genellikle be lactose intolerant yapısı kullanılır. Buradaki intolerant, bir maddeye verilen fiziksel tepkiyi anlatır. Kişinin başka insanları veya fikirleri kabul etmek istemediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, laktozu sindirme zorluğunu belirten standart sağlık terimiyle tamamlayın: Nina avoids regular milk because she is ____.
Cevabı göster
lactose intolerant
pull ahead: öne geçmek
Pull ahead, bir yarışmada, sıralamada veya karşılaştırmada öne geçmek ya da daha avantajlı hâle gelmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada gerçek bir yarış yoktur. Laktoz intoleransı olan biri için uygunluk ölçütüne göre bitki bazlı sütler daha güçlü seçenek hâline gelir; bu, her yönden daha iyi oldukları anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi pull ahead ile tamamlayın: After the third round, the blue team began to ____.
Cevabı göster
pull ahead
you're allergic to nuts: be allergic to + alerjen
You're allergic to nuts, be allergic to + alerjen yapısının bir biçimidir. Allergic, be fiilinden sonra gelen sıfattır; to ise tepkiye neden olan maddeyi tanıtan sabit edattır. Bu cümlede ifade, yalnızca bir şeyi sevmemeyi değil, gerçek bir sağlık durumunu belirtir. Badem sütünün o kişi için neden güvenli bir seçenek olmadığını açıklar.
Alıştırma
Cümleyi be allergic to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: I ____ peanuts, so I cannot eat this cookie.
Cevabı göster
am allergic to
is out: bir seçeneği elemek
Bu cümlede almond milk is out, alerji nedeniyle badem sütünün bir seçenek olarak değerlendirilemeyeceği anlamına gelir. Buradaki out fiziksel bir konumu anlatmaz. X is out kalıbı, bir kural, koşul veya pratik sorun bir seçeneği imkânsız ya da uygunsuz hâle getirdiğinde o seçeneği elemenin kısa bir yoludur.
Alıştırma
Hangi cümlede is out, bir seçeneğin değerlendirilemeyeceği anlamına gelir?
- The lights are out in the hallway.
- Taking the train is out because the station is closed.
- Maria is out in the garden.
Cevabı göster
Taking the train is out because the station is closed.
For people who don't have access to a wide and varied diet, Kalıp ifadeler
2:35Geniş ve çeşitli bir diyete erişimi olmayan kişiler için,
don't have access to a wide and varied diet: gerçek erişim imkânının olmaması
Have access to + isim, bir şeyi elde etmek, ona ulaşmak, onu kullanmak veya ondan yararlanmak için gerçek bir fırsata ya da pratik imkâna sahip olmak demektir. Don't have access to bu imkânın olmadığını belirtir; kaynağın hiç var olmadığı anlamına gelmek zorunda değildir. Burada a wide and varied diet, birçok farklı yiyecek türü içeren bir beslenme düzenidir. İfade, yiyecek seçeneklerine erişimin sınırlı olduğunu anlatır ve access sözcüğünün yalnızca internet için değil; gıda, sağlık hizmeti, eğitim, ulaşım ve diğer kaynaklar için de kullanılabildiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi have access to yapısının olumsuz biçimiyle tamamlayın: Many remote communities ____ reliable medical care.
Cevabı göster
don't have access to
dairy milk can be the most efficient way to get these nutrients. Kalıp ifadeler
2:39hayvansal süt bu besinleri almanın en etkili yolu olabilir.
the most efficient way to get these nutrients: bu besin maddelerini almanın en verimli yolu
The most efficient way to get these nutrients, bu besin maddelerini zaman, emek, para veya diğer kaynakları en iyi şekilde kullanarak elde etme yöntemi demektir. Efficient, kullanılan kaynaklarla elde edilen sonucu karşılaştırır; otomatik olarak healthiest veya her açıdan en iyi anlamına gelmez. Kalıp the most efficient way to + fiilin yalın hâli şeklindedir. to ile kurulan mastar amacı belirtir; burada amaç to get these nutrients ifadesidir.
Alıştırma
Bir okul, mümkün olduğunca az zaman ve kâğıt kullanarak 200 yanıt toplamak istiyor. Hangi cümle doğru karşılaştırma ölçütünü kullanıyor?
- Sending a digital form is the most efficient way to collect the information.
- Sending a digital form is the most effective way to collect the information.
- Sending a digital form is the healthiest way to collect the information.
Cevabı göster
Sending a digital form is the most efficient way to collect the information.
But all else being equal: kontrollü bir karşılaştırma kurmak
All else being equal, diğer tüm ilgili koşulların aynı kaldığını varsaymak demektir. Kontrollü bir karşılaştırma kurarak sonraki iddianın olası tüm farklılıklar yerine tek bir etkene odaklanmasını sağlar. But bu karşılaştırmayı önceki tartışmaya bağlar. Konuşan kişi istisnaları veya özel durumları kabul ettikten sonra genel bir sonuca geçer.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: We have already discussed the special cases. ____, the lighter bicycle will be easier to carry upstairs.
Cevabı göster
But all else being equal
any one of these four milks is nutritious enough to be part of a balanced diet. Dilbilgisi
2:45bu dört sütten herhangi biri dengeli bir diyetin parçası olacak kadar besleyicidir.
nutritious enough to be...: sıfat + enough + to + fiil
Sıfat + enough + to + fiil kalıbı, bir özelliğin sonraki eylem veya durum için gereken düzeye ulaştığını belirtir. Enough sıfattan sonra gelir. Burada nutritious enough to be part of... ifadesi, sütün dengeli bir beslenmeye dâhil edilmek için gereken besin standardını karşıladığını anlatır. Dengeli bir beslenmenin parçası olmak, tek bir süt türünün bütün beslenmeyi tek başına dengeli hâle getirdiği anlamına gelmez. Sütün başka yiyeceklerle birlikte uygun bileşenlerden biri olabileceğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi strong ve enough kullanarak tamamlayın: This shelf is ____ to hold the books.
Cevabı göster
strong enough
the milk that's best for you is actually the milk that's best for the planet. Anlatım akışı
2:51sizin için en iyi olan süt aslında gezegen için en iyi olan süttür.
That's why: nedeni sonucuna bağlamak
That's why, az önce verilen bir nedene veya bir grup olguya gönderme yapar ve ardından gelen cümleciği bunların sonucu ya da çıkarımı olarak işaretler. Bilgiyi önce neden, sonra sonuç sırasıyla düzenler. Bu cümleden önce dört seçeneğin de beslenme ihtiyacını karşılayabildiği belirtilmiştir. Ardından That's why, çevresel etkinin en iyi seçimi belirlemeye yardımcı olabileceği sonucunu sunar. Sonraki bölüm, önceki bilgilerden bağımsız yeni bir olgu değildir.
Alıştırma
Nedeni sonucuna doğru biçimde bağlayan ifadeyi seçin: My alarm didn't go off. ___ I was late for school.
- That's why
- That's because
- For example,
Cevabı göster
That's why
best for you ... best for the planet: paralel yapıyla değerlendirme ölçütünü değiştirme
Cümle, the milk that's best for ... kalıbını iki farklı ölçütle tekrarlar: best for you seçimi kişinin ihtiyaçlarına göre, best for the planet ise çevresel etkisine göre değerlendirir. Tekrar, değerlendirme ölçütündeki değişimi açık hâle getirir. Actually, sonucun şaşırtıcı olabileceğine işaret eder: iki ölçüt aynı sütü gösterebilir. Bu kalıp, cümle yapısını sabit tutup ölçütü değiştirerek savı düzenler.
Alıştırma
İki ölçütü karşılaştırmak için tekrarlanan paralel bir kalıp kullanan cümle hangisidir?
- The plan that's best for beginners may also be the plan that's best for a small budget.
- Beginners need a good plan because small budgets are common.
- The plan for beginners is useful, and the budget is small.
Cevabı göster
The plan that's best for beginners may also be the plan that's best for a small budget.
which uses the fewest resources and produces the least pollution? Anlatım akışı
2:56hangisi en az kaynağı kullanır ve en az kirliliği üretir?
the fewest resources ... the least pollution: iki paralel minimum ölçütü
Soru, çevresel bir karşılaştırma için iki üstünlük ölçütü belirler: kullanılan kaynakların sayısı ve üretilen kirlilik miktarı. Paralel uses ve produces fiilleri, seçenekler değerlendirilirken iki ölçünün de dikkate alınacağını gösterir. The fewest ve the least, bir grup içindeki en düşük değeri belirtir ancak farklı isim türleriyle kullanılır: resources burada sayılabilen çoğul bir isimken pollution sayılamayan bir isimdir. Böylece iki ölçü de daha düşük sonucun daha iyi olduğu açık ölçütlere dönüşür.
Alıştırma
Cümleyi fewest ve least sözcüklerini doğru sırayla kullanarak tamamla: Of the three designs, this one uses the ____ parts and creates the ____ waste.
Cevabı göster
fewest · least
It takes almost 4 square km to produce just one glass of cow's milk, Dilbilgisi
3:02Sadece bir bardak inek sütü üretmek neredeyse 4 kilometrekare gerektirir,
land use that drives deforestation and habitat destruction. Kalıp ifadeler
3:07ormansızlaşmayı ve habitat yıkımını yönlendiren bir arazi kullanımı.
It takes + miktar + to do kalıbı
Burada It takes + miktar + to do, bir eylem için belirli miktarda bir kaynağa ihtiyaç olduğunu belirtir. takes, “alıp götürür” değil, “gerektirir” anlamındadır. almost 4 square km gereken arazi miktarını, to produce just one glass of cow's milk ise bu arazinin kullanıldığı eylemi ve ürünü belirtir. It biçimsel öznedir; asıl eylem daha sonra to'lu mastar yapısında gelir. Bu kalıp zaman, para, alan, enerji ve başka kaynaklarla da kullanılabilir.
Alıştırma
It takes + miktar + to do kalıbını tamamlayın: It ____ about two hours to charge this battery.
Cevabı göster
takes
drive + sonuç: drives deforestation and habitat destruction
Bu ifadede drive, “bir şeyi ortaya çıkaran veya artıran güçlü bir etken olmak” anlamında bir neden-sonuç fiilidir. land use neden veya baskı unsurudur; deforestation and habitat destruction ise sonuçlardır. Burada bir araç sürmek anlamına gelmez. that drives... bölümü land use ifadesini açıklayan bir ilgi cümleciğidir. drive çoğu zaman önemli bir katkı etkenini gösterir; bunun tek neden olduğunu belirtmek zorunda değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede drive, “bir sonucu ortaya çıkaran veya artıran güçlü bir etken olmak” anlamındadır?
- High demand can borrow rapid price increases.
- High demand can drive a delivery van downtown.
- High demand can drive rapid price increases.
Cevabı göster
High demand can drive rapid price increases.
It takes much less land to grow the oats or soybeans for milk Dilbilgisi
3:20Süt için yulaf veya soya fasulyesi yetiştirmek için gereken arazi
only about a quarter square kilometer per glass. Kelime
3:26bardak başına sadece çeyrek kilometrekare civarında.
It takes much less ... than it does ...: iki eylemin kaynak ihtiyacını karşılaştırma
It takes much less + kaynak + to do A than it does + to do B kalıbı, iki eylemin ne kadar kaynak gerektirdiğini karşılaştırır. Burada A eylemi, B eyleminden çok daha az arazi gerektirir; much, less sözcüğünü güçlendirerek “daha az” anlamını “çok daha az” yapar. than it does bölümünde does, daha önce kullanılan takes fiilinin yerini tutar; arazi gereksinimi ise ilk bölümden anlaşılır. Yeni bir eylem anlatmaz. Bu kullanım, yüklemin tamamını tekrarlamadan karşılaştırmanın iki tarafını paralel tutar.
Alıştırma
Karşılaştırmayı than, it ve yerine kullanılan do fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: It takes much less energy to heat one room ____ to heat the entire building.
Cevabı göster
than it does
Bardak başına yalnızca yaklaşık çeyrek kilometrekare: birim başına değer
ölçüm + per + birim kalıbı, ölçümün her bir birim için geçerli olduğunu anlatır. Burada about a quarter square kilometer, bir bardağa düşen arazi miktarı olarak sunulur; böylece kaynak kullanımı ürün başına ifade edilir. Only, miktarı az olarak sunarken about bunun yaklaşık bir değer olduğunu gösterir. per sözcüğünden sonraki birim, değerin hesaplanıp karşılaştırılmasında kullanılan temeldir.
Alıştırma
Hangi cümlede per, “her sayfa için” anlamında doğru kullanılmıştır?
- The printer uses five milliliters of ink per pages.
- The printer uses five milliliters of ink percent page.
- The printer uses five milliliters of ink per page.
Cevabı göster
The printer uses five milliliters of ink per page.
but where that land is also matters. Anlatım akışı
3:31ancak o arazinin nerede olduğu da önemlidir.
where that land is also matters: konumu ikinci değerlendirme ölçütü olarak eklemek
where that land is bir isim cümleciğidir ve cümleciğin tamamı matters fiilinin öznesidir. “O arazinin konumu” anlamına gelir. Burada where, başka bir eyleme yalnızca yer bilgisi eklemez; değerlendirilen şey doğrudan konumdur. also matters karşılaştırmayı “ne kadar arazi kullanıldığı” ölçütünden ikinci bir ölçüte, yani “arazinin nerede olduğuna” taşır. Bu yapı, yalnızca miktarın bütün resmi göstermediğini anlatır.
Alıştırma
Konumun da önemli olduğunu göstermek için where cümleciğini özne olarak doğru kullanan cümle hangisidir?
- The clinic's size matters, but where the new clinic is also matters to local families.
- The clinic's size matters, but where is the new clinic also matters to local families.
- The clinic's size matters, but the new clinic where is also matters to local families.
Cevabı göster
The clinic's size matters, but where the new clinic is also matters to local families.
Soybean farms are a major driver of deforestation, Kalıp ifadeler
3:35Soya tarlaları ormansızlaşmanın önemli bir nedenidir,
a major driver of deforestation: güçlü bir nedeni belirtmek
a major driver of deforestation ifadesinde driver, araç kullanan bir kişiyi değil, değişime neden olan bir gücü veya etkeni anlatır. İfade, soya çiftliklerini orman kaybının güçlü nedenlerinden biri olarak gösterir. a major driver of + isim kalıbı, eğilimleri veya sorunları açıklarken yaygın olarak kullanılır. a tanımlığı ve major sözcüğü, bir şeyin önemli nedenlerden biri olduğunu ancak tek neden olmak zorunda olmadığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi a major driver of ifadesiyle tamamlayın: Researchers say habitat loss is ____ the decline in bee populations.
Cevabı göster
a major driver of
Making milk uses water every step of the way, Kalıp ifadeler
3:42Süt yapmak yolun her adımında su kullanır,
but it's the farming stage where big differences emerge. Anlatım akışı
3:46ancak büyük farklılıkların ortaya çıktığı yer tarım aşamasıdır.
every step of the way: bütün süreç boyunca
every step of the way ifadesindeki step, mutlaka yürürken atılan gerçek bir adım değil, bir sürecin aşaması anlamına gelir. İfadenin tamamı “bütün süreç boyunca” veya “her aşamada” demektir. Burada süt üretiminin başından sonuna kadar su gerektiği anlatılır. Bu ifade, özellikle destek, rehberlik, kontrol veya kaynak kullanımı gibi bir şeyin bütün süreç boyunca devam ettiğini anlatabilir. Örneğin, birinin size every step of the way yardım ettiğini söyleyebilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümlede every step of the way ifadesi “bütün süreç boyunca” anlamında kullanılmıştır?
- Our mentor guided us every step of the way as we built the robot.
- Our mentor checked only the final step after we built the robot.
- Our mentor counted every step as we walked to the workshop.
Cevabı göster
Our mentor guided us every step of the way as we built the robot.
but it's the farming stage where...: temel aşamayı öne çıkarmak
but, dikkati her aşamada su kullanıldığı genel gerçeğinden asıl karşıtlığa yöneltir. it's + vurgulanan aşama + where... kalıbı farming stage bölümünü öne çıkarır: büyük farkların ortaya çıktığı aşama budur. Buradaki where, gerçekleşen olayı sürecin bir aşamasına bağlar. “O aşamada” anlamına gelir; “o fiziksel yerde” anlamına gelmez. Bu yapı, geniş bir tartışmayı en önemli bölüme daraltır.
Alıştırma
Hangi cümle odağı doğal biçimde bütün süreçten asıl farkın ortaya çıktığı aşamaya taşır?
- Energy is used throughout production, but the drying stage where usage peaks.
- Energy is used throughout production, but it's the drying stage where usage peaks.
- Energy is used throughout production, but where is the drying stage usage peaks.
Cevabı göster
Energy is used throughout production, but it's the drying stage where usage peaks.
mostly to water cows and grow their food.
3:55çoğunlukla inekleri sulamak ve yiyeceklerini yetiştirmek için.
Almonds take second place at more than 70 L of water per glass. Deyimler
3:59Bademler bardak başına 70 L'den fazla su ile ikinci sıradadır.
take second place: bir karşılaştırmada ikinci sırada yer almak
Take second place, “ikinci sırada yer almak” demektir. Place, sıralı bir karşılaştırmadaki konumu belirtir; bu nedenle ifade bir yarışma, anket veya sayısal veri sıralaması için kullanılabilir. Gerçek bir yarış olması gerekmez. Burada süt çeşitleri su kullanımına göre sıralandığında badem sütü ikinci sıradadır. Second yalnızca sırayı belirtir; sonucun iyi mi kötü mü olduğu ölçülen şeye bağlıdır.
Alıştırma
Kasabanın ulusal geri dönüşüm sıralamasında ikinci olduğunu söyleyen cümle hangisidir?
- The town took second place in the national recycling ranking.
- The town took part in the national recycling ranking.
- The town took first place in the national recycling ranking.
Cevabı göster
The town took second place in the national recycling ranking.
Most of that water is used to grow almond trees,
4:04Bu suyun çoğu badem ağaçları yetiştirmek için kullanılır,
which take years of watering before they start producing almonds. Dilbilgisi
4:07badem üretmeye başlamadan önce yıllarca sulanması gereken ağaçlar.
take years of watering before ...: bir sonuçtan önce gereken süre
take years of watering ifadesinde take “gerektirmek”, years of watering ise sulamanın yıllarca sürmesi gerektiği anlamına gelir. before ile başlayan yan cümle daha sonra ortaya çıkan sonucu belirtir: ağaçlar ancak bu uzun süreden sonra badem vermeye başlar. Aktarılabilir kalıp şöyledir: özne + take/takes + süre veya devamlı emek + before + sonuç. Bu kalıp, sonuç başlamadan önce gereken bekleme süresini ve emeği vurgular.
Alıştırma
İngilizce cümleyi hedef kalıpla tamamlayın. Aşağıdaki sözcüklerin her birini bir kez kullanın ve gereken yere of ekleyin: can, take, months, testing, before. A complex video game ____ it is ready for release.
Cevabı göster
can take months of testing before
The trees must be watered consistently or they die,
4:11Ağaçlar sürekli sulanmalıdır yoksa ölürler,
while many other crops can be left fallow and still produce later. Kelime
4:14oysa diğer birçok ürün nadasa bırakılabilir ve daha sonra hala üretim yapabilir.
left fallow: tarım arazisini nadasa bırakmak
leave land fallow yapısında leave, “bir şeyi belli bir durumda tutmak”; fallow ise geçici olarak ekilmeyen araziyi anlatır. can be left fallow edilgen bir yapıdır: arazi, çoğu zaman toprağın toparlanması veya daha sonra kullanılması için bir süre ekilmeden bırakılabilir. Fallow normalde araziyi ya da tarlayı niteler. Bu cümlede crops, o ürünlerin yetiştirildiği araziyi kısaca temsil eder; yani üretim durdurulup daha sonra yeniden başlatılabilir.
Alıştırma
Bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle tarım cümlesini tamamlayın: To help the soil recover, the field was ____ for one growing season.
Cevabı göster
left fallow
All told: birleşik bir sonuç sunmak
All told, tüm cümleyi özetleyen ve “ilgili bütün parçalar ya da olgular sayıldığında veya dikkate alındığında” anlamına gelen bir ifadedir. Cümlenin başında kullanıldığında, sonrasında gelen bilginin önceki ayrıntıların birleşik sonucu veya genel sonucu olduğunu gösterir. Burada önceki karşılaştırmayı tamamlar ve su kullanımına ilişkin özet değeri sunar. Bu kalıplaşmış ifadede told, “bilgilendirilmiş” anlamına gelmez.
Alıştırma
Önceki birkaç ayrıntının ardından birleşik sonucu açıkça sunan cümle başlangıcı hangisidir?
- At first, the repairs cost $18,000.
- All told, the repairs cost $18,000.
- For example, the repairs cost $18,000.
Cevabı göster
All told, the repairs cost $18,000.
only about 5 to 10 L per glass: birim başına yaklaşık aralık
5 to 10 L ifadesinde L, liters yani litre anlamına gelir; to ise aynı aralığın alt ve üst sınırını birbirine bağlar. About aralığın yaklaşık olduğunu belirtirken only miktarı görece küçük olarak sunar. Per glass of milk, miktarın her bir bardak süt için hesaplandığı anlamına gelir. Bu, oran türünde bir veri kalıbıdır: miktar + birim + per + sayma birimi. Bir bardağın içinde beş ila on litre süt bulunduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
About 5 to 10 L per glass ifadesinin doğru yorumu hangisidir?
- Her bardak için yaklaşık beş ila on litrelik bir miktar söz konusudur.
- Tüm bardaklar birlikte tam olarak beş litreye karşılık gelir.
- Her bardak tam olarak on beş litre süt içerir.
Cevabı göster
Her bardak için yaklaşık beş ila on litrelik bir miktar söz konusudur.
about 0.1 to 0.2 kg per glass for the plant-based milks.
4:30bitki bazlı sütler için bardak başına yaklaşık 0,1 ila 0,2 kg.
greenhouse gas emissions: çevresel ölçüm terimi olarak sera gazı emisyonları
Greenhouse gas emissions ifadesi, atmosfere salınan sera gazlarını veya bu salımların ölçülen miktarını anlatan standart bir çevre terimidir. Greenhouse gas, hangi tür emissions ifadesinden söz edildiğini belirten birleşik bir niteleyici olarak kullanılır. Bardak başına kilogram gibi verilerde bu ifade, her üretim birimi için hesaplanan çevresel etkiyi belirtir. Emissions burada çoğul bir isimdir; günlük dildeki ses ya da ışık yayma fikri değildir. Generate, measure ve reduce gibi fiillerle sık kullanılır.
Alıştırma
Bu çevresel bağlamda greenhouse gas emissions ne anlama gelir?
- Bir makinenin yaydığı sesler veya ışıklar.
- Atmosfere salınan ve ısıyı tutan gazların ölçülen miktarı.
- Bir seranın cam duvarlarından kaçan ısı.
Cevabı göster
Atmosfere salınan ve ısıyı tutan gazların ölçülen miktarı.
by burping and farting out large quantities of the gas methane. Notlar
4:40büyük miktarlarda metan gazı geğirerek ve osurarak.
burping and farting out: gaz çıkarmayı anlatan gayriresmî ifade
By, ineklerin emisyona hangi yolla neden olduğunu gösterir. Burada ardından iki eş görevli -ing biçimi gelir: burping ve farting out. Bu bağlamda burping, gazın geğirme yoluyla ağızdan çıkması; farting out ise gazın vücudun diğer ucundan dışarı atılması demektir. Out, gazın vücudun içinden dışına doğru hareketini vurgular.
Alıştırma
Resmî bir devlet raporunda The cows are farting out methane ifadesinin kullanılmasıyla ilgili en doğru değerlendirme hangisidir?
- Tercih edilen tarafsız bilimsel ifadedir.
- Fazla gayriresmîdir; The cows release methane through flatulence daha uygundur.
Cevabı göster
Fazla gayriresmîdir; The cows release methane through flatulence daha uygundur.
large quantities of the gas methane: miktar ve adlandırma
Large quantities of, çok miktarda anlamına gelir ve olgusal ya da resmî açıklamalarda yaygındır. Quantities çoğuldur, ancak of sonrasındaki isim çoğul sayılabilen veya sayılamayan bir isim olabilir; burada methane sayılamayan bir isimdir. the gas methane ifadesinde methane, gazın adını belirtir. İfade, metan adlı gaz anlamına gelir; gas ile methane adlı başka bir maddenin toplamını anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz üç sözcüklü resmî miktar ifadesiyle tamamlayın: The plant releases ____ methane every year.
Cevabı göster
large quantities of
each glass of dairy milk contributes over half a kilogram of greenhouse gas emissions. Kalıp ifadeler
4:45her bir bardak hayvansal süt yarım kilogramın üzerinde sera gazı emisyonuna katkıda bulunur.
Overall ile genel bir sonuç sunmak
Cümlenin başındaki Overall, “ilgili bütün gerçekler dikkate alındığında” anlamına gelir. Konuşanın tek tek ayrıntılardan veya karşılaştırmalardan genel bir sonuca geçtiğini gösterir. Okuma ve dinlemede Overall, ardından gelen ifadenin aynı düzeyde yeni bir ayrıntı değil, büyük resmin özeti olarak anlaşılması gerektiğini belirtir.
Alıştırma
Bir rapor, çeşitli testlerdeki enerji kullanımını karşılaştırdı. Genel sonucu doğal biçimde sunan cümle hangisidir?
- Overall, the results show that the new system uses less energy.
- Meanwhile, the results show that the new system uses less energy.
- For example, the results show that the new system uses less energy.
Cevabı göster
Overall, the results show that the new system uses less energy.
contributes over half a kilogram of...: contribute fiilinden sonra doğrudan miktar kullanmak
Burada contributes, “toplamın içinde ölçülebilir bir miktar ekler veya bu miktara karşılık gelir” anlamındadır. Yardım sağlama gibi olumlu bir anlam taşımaz: her bardak, yarım kilogramdan fazla sera gazı emisyonuna karşılık gelir. Yapı contribute + miktar + of + madde veya çıktı şeklindedir. over half a kilogram ifadesindeki over, “yaklaşık” değil, “daha fazla” anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi contribute fiilinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın. to eklemeyin: The journey ____ nearly two kilograms of carbon emissions.
Cevabı göster
contributed
any one of these milks may be a good fit, Kalıp ifadeler
4:54bu sütlerden herhangi biri uygun olabilirken,
any one of these milks may be a good fit: seçeneklerin ihtiyaçlara uyması
Bu cümlede a good fit, yalnızca bedene tam oturan bir giysi değil, birinin ihtiyaçlarına uygun bir seçenek demektir. Burada sütler, kişinin beslenme gereksinimlerine ne kadar uyduklarına göre değerlendiriliyor. Any one of these milks, belirtilen gruptaki tek tek seçeneklerden herhangi biri anlamına gelir. May be ifadeyi kesin olmaktan çıkarır: en uygun seçenek kişiden kişiye değişebilir.
Alıştırma
Cümleyi “uygun bir seçenek” anlamındaki kalıp ifadeyle tamamlayın: This online class may be ____ for learners with busy schedules.
Cevabı göster
a good fit
there's a strong case for choosing plant-based milks, Kalıp ifadeler
4:59bitki bazlı sütleri seçmek için güçlü bir argüman vardır,
in terms of the health of our planet: değerlendirme açısını belirlemek
In terms of, ardından gelen ifadede kullanılacak ölçütü veya bakış açısını tanıtır. Buradaki ölçüt the health of our planet, yani çevrenin durumudur. Bu giriş ifadesi iddianın kapsamını sınırlar. Sonuç çevresel açıdan güçlü olabilir, ancak fiyat, tat veya beslenme hakkında aynı iddiada bulunmayabilir.
Alıştırma
Hangi ifade güvenliği değerlendirme ölçütü olarak doğru biçimde tanıtır? ____ safety, this model performs best.
- According to
- In terms of
- Because of
Cevabı göster
In terms of
there's a strong case for choosing ...: güçlü gerekçelere dayalı bir öneri
There's a strong case for ... bir fikir veya seçimi destekleyen güçlü ve ikna edici nedenler bulunduğu anlamına gelir. Burada case, nedenlere ya da kanıtlara dayanan bir sav demektir; hukuki dava ya da kap anlamında değildir. Yapı there is a strong case for + isim veya -ing biçimidir. Bu cümlede for choosing plant-based milks, gerekçelerin desteklediği seçimi belirtir. İfade, doğrudan emir vermek yerine kanıtlara işaret ederek bir seçim önerir.
Alıştırma
Kanıta dayalı öneriyi eksik isimle tamamlayın: Given the safety data, there's a strong ____ for replacing the old bridge.
Cevabı göster
case
particularly oat or soy milk: daha geniş bir gruptaki belirli üyeleri öne çıkarmak
Particularly “özellikle” anlamına gelir. Daha geniş kategori olan plant-based milks ifadesine geri dönerek oat milk ve soy milk seçeneklerini burada özellikle önemli seçimler olarak öne çıkarır. Böylece bilgi, genel bir gruptan seçilmiş üyelere doğru daraltılır. Bu iki seçeneği vurgular, ancak bunların tek bitki bazlı süt türleri olduğunu söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle, daha geniş bir gruptaki özellikle önemli bir üyeyi öne çıkarmak için particularly kullanıyor?
- The library has several popular sections, except the science section.
- The library has several popular sections, and the science section is closed.
- The library has several popular sections, particularly the science section.
Cevabı göster
The library has several popular sections, particularly the science section.
most powerful organ in your body, your brain: vurgu ve açıklayıcı eşleme
most powerful organ in your body ifadesi, beyni değerlendiren bir betimlemedir. Buradaki powerful, beynin vücudun birçok işlevini kontrol edip düzenlemesi nedeniyle çok önemli ve etkili olduğu anlamına gelir; fiziksel olarak güçlü olduğu anlamına gelmez. Virgülden sonraki your brain, az önce betimlenen organın adını verir. Bu açıklayıcı eşleme, önce beyni vurgulayıp ardından açıkça tanımlar ve soruyu daha ilgi çekici hâle getirir.
Alıştırma
most powerful organ in your body, your brain bu cümlede ne yapıyor?
- Önce değerlendirici bir betimleme sunar, ardından organın beyin olduğunu belirtir.
- Güçlü organı ve beyni iki ayrı organ olarak gösterir.
- Beynin vücuttaki en güçlü kaslara sahip olduğunu söyler.
Cevabı göster
Önce değerlendirici bir betimleme sunar, ardından organın beyin olduğunu belirtir.
Find out with this video: videoda eylem çağrısı
find out; izledikten, sorduktan, kontrol ettikten veya araştırdıktan sonra bir cevabı öğrenmek ya da ortaya çıkarmak anlamına gelir. Bu cümlede söylenmeyen nesne, hemen önce sorulan sorudan anlaşılır: İzleyiciler cevabı öğrenmeye davet edilir. Emir biçimindeki Find out kısa bir eylem çağrısıdır. With this video, videoyu cevabı öğrenmenin aracı olarak sunar; buradaki find fiziksel bir nesnenin yerini bulmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? Watch the experiment to ___ why the ice melted.
- find out
- find
- look after
Cevabı göster
find out
from why and how ... to why ...: konu aralığını belirtmek
Burada from ... to ..., videonun ele aldığı konuların kapsamını gösterir. İlk uç, memelilerin sütü neden ve nasıl ürettiği; ikinci uç ise insanların neden bu kadar çok süt içtiğidir. Bu yapı, bir yerden başka bir yere hareketi değil, fikirler arasındaki kapsamı anlatır. Her iki it de milk sözcüğüne gönderme yapar. Why ve how, from ve to sonrasında dolaylı soru yan cümlelerini başlatır. Bu yan cümleler doğrudan soru sormaz; ele alınacak soruları adlandırır. Bu kalıp bir video, kitap, ders veya kursun kapsadığı konu aralığını özetleyebilir.
Alıştırma
Cümleyi konu aralığını gösteren eşleşmiş edatlarla tamamlayın: The documentary explores everything ____ how bees communicate ____ why their numbers are falling.
Cevabı göster
from · to