Ordu Hava İndirme Okulu'nda Her Yıl 75.000 Paraşüt Nasıl Katlanıyor | Eğitim Kampı: İngilizce çalışma notları

Business Insider

Öğrenme zorluğu
700 kelime 176 kel/dk

Video özeti: ABD Ordusunun hava indirme okulunda uzmanlar T-11'i katlayıp denetliyor, sorumluları kaydediyor ve tehlikeli ekipmanı kullanım dışı bırakıyor. Her adım paraşütçünün hayatını etkiliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the stakes couldn't be higher. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: sonuçlar en yüksek ciddiyettedir; fiziksel nesneler yükseltilmez. 2. tracked down ve traced back to — Phrasal verb'ler: bir bilgiyi bulmakla geçmişini kaynağa veya sorumluya kadar izlemeyi ayırın. 3. I'm like, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: like sözcüğünü konuşma ya da düşünce aktaran gündelik alıntı işareti olarak tanıyın; burada “sevmek” veya “benzemek” değildir.

Bu derste

This is the most crucial moment for every student during airborne school.

0:01

Bu, Hava İndirme Okulu'ndaki her kursiyer için en kritik andır.

The moment the parachute deploys after jumping.

0:07

Atlayıştan sonra paraşütün açıldığı an.

If anything is wrong with the parachute itself, no amount of training can stave off a potential disaster. Notlar

0:10

Paraşütün kendisinde bir sorun varsa ne kadar eğitim alınırsa alınsın olası bir felaket önlenemez.

Kalıp ifadeler

is wrong with: bir sorun veya arıza belirtmek

be wrong with + kişi veya şey kalıbı, o kişi ya da şeyde bir sorun olduğunu, düzgün çalışmadığını veya anormal bir durumda bulunduğunu belirtir. Burada anything öznedir; with the parachute ise olası arızanın nerede olduğunu gösterir. Dönüşlülük zamiri itself, sorunun kaynağının paraşütün kendisi olduğunu vurgular. Wrong burada “olgusal olarak yanlış” veya “ahlaken kötü” anlamına gelmez; bu kalıp ayrıntıları belirtilmemiş bir sorunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “bir sorun var” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The screen keeps flickering; something ____ the monitor.

Cevabı göster

is wrong with

Dilbilgisi

no amount of training can: mutlak bir sınır

no amount of + sayılamayan isim + can/will yapısı, söz konusu kaynağın hiçbir miktarının sonucu ortaya çıkarmaya veya önlemeye yetmeyeceğini ifade eder. Yalnızca mevcut miktarın yetersiz olduğunu söylemekten daha güçlüdür. Bu cümlede training sayılamazdır. Yapı, eğitimin çok kapsamlı olabileceğini kabul ederken kusurlu bir paraşütü telafi edemeyeceğini belirtir. Temel bir sınırı vurgular: kaynak artırılsa da sonuç değişmeyecektir.

Alıştırma

Cümleyi, sınırsız sabrın bile işe yaramayacağı anlamındaki vurgulu yapıyla tamamlayın: Because the file itself is corrupted, ____ unlock it.

Cevabı göster

no amount of patience can

Öbek fiiller

stave off: Zararlı bir sonucu engellemek veya geciktirmek

Stave off, zararlı bir şeyin gerçekleşmesini ona karşı koyarak engellemek ya da geciktirmek anlamına gelir. Bu cümlede paraşütün kendisi kusurluysa eğitim olası bir felaketi önleyemez veya erteleyemez. Bu ifade çoğu zaman tehlikeyi kalıcı biçimde ortadan kaldırmaktan çok zaman kazanmayı anlatır. Bu nedenle riskin tamamen yok olduğunu garanti etmez.

Alıştırma

Cümleyi stave off kullanarak tamamlayın: The emergency loan helped the company ____ bankruptcy for several months.

Cevabı göster

stave off

That's why every parachute is packed and inspected by a team of riggers who collectively prepare about 75,000 chutes each year.

0:19

Bu yüzden her paraşüt, yılda toplam yaklaşık 75.000 paraşüt hazırlayan katlama uzmanlarından oluşan bir ekip tarafından katlanıp denetlenir.

It may seem like a simple job, but the stakes couldn't be higher. Notlar

0:29

Basit bir iş gibi görünebilir ama risk bundan daha büyük olamaz.

Dilbilgisi

may seem like ... but ...: İlk izlenimi tersine çevirmek

may seem like X, but Y kalıbı önce olası bir yüzeysel izlenim sunar, ardından but ile bu izlenimi düzeltir veya güçlü biçimde sınırlandırarak konuşanın asıl düşüncesini verir. Bu cümlede basit bir iş görünüşteki izlenimdir; asıl önemli gerçek, riskin son derece yüksek olmasıdır. May ilk yargıyı yumuşatır: izin değil, belki veya bazı insanlara göre anlamını taşır. Seem like sonrasında bir isim öbeği gelebilir; but ise karşıtlığı başlatır.

Alıştırma

Cümleyi may seem like ... but ... ile tamamlayın: The update ____ a small change, ____ it fixes a serious security problem.

Cevabı göster

may seem like · but

Deyimler

The stakes couldn't be higher: sonuçların en ciddi düzeyde olması

Bu cümlede the stakes, başarısızlık durumunda kaybedilebilecek şeyleri veya ortaya çıkacak ciddi sonuçları ifade eder. Burada insanların yaşamı ve güvenliği söz konusudur; ifade gerçek anlamda bir bahsi anlatmaz. Couldn't be higher, mümkün olan en yüksek dereceyi belirtir: sonuçlar daha ciddi olamayacak kadar ağırdır. Couldn't biçim olarak olumsuz olsa da ifadenin tamamı aşırı önem veya tehlikeyi güçlü biçimde vurgular.

Alıştırma

Olası sonuçların olabilecek en ciddi düzeyde olduğunu anlatan beş kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The rescue team has one chance to reach the climbers before the storm. ____.

Cevabı göster

The stakes couldn't be higher

It doesn't matter how many I have to pack. Dilbilgisi

0:34

Kaç tane katlamam gerektiğinin önemi yok.

Dilbilgisi

It doesn't matter how many...: sayının önemli olmadığını anlatmak

It doesn't matter how many, konuşanın kararını, standardını veya sonucu değiştirmeyen bir miktarı belirtir. Buradaki how many I have to pack, nesnelerin sayısının konuşanın tutumunu değiştirmeyeceği anlamına gelir. Yapı It doesn't matter + soru sözcüklü yan cümledir. How many doğrudan bir soru sormadığı için gömülü cümle düz cümle dizilişini korur: how many I have to pack denir, how many do I have to pack denmez. Değişken how much, how long, where veya who ile değiştirilebilir.

Alıştırma

Sayının önemsiz olduğunu belirten beş kelimelik yapıyla cümleyi tamamlayın: ____ boxes we need; the truck can carry them all.

Cevabı göster

It doesn't matter how many

Every chute matters, every jumper matters. Anlatım akışı

0:35

Her paraşüt önemlidir, her atlayıcı önemlidir.

Anlatım akışı

Every chute matters, every jumper matters: paralel tekrar

Cümle, aynı kalıba sahip iki yan cümleyi yan yana getirir: Every + tekil isim + matters. Yapının tekrarı chute ve jumper sözcüklerine dil bilgisel olarak eşit ağırlık verir ve ekipmanın özenle hazırlanmasını insan güvenliğiyle doğrudan ilişkilendirir. Bu dengeli tekrar, ifadeyi akılda kalan bir ilkeye dönüştürür. Every X matters kalıbı, hiçbir kişinin, adımın veya ayrıntının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulamak için başka durumlarda da kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle özgün Every + tekil isim + matters paralel kalıbını en iyi şekilde korur?

  1. All details matters, and every deadline is important.
  2. Every detail matter, every deadline matter.
  3. Every detail matters, every deadline matters.
Cevabı göster

Every detail matters, every deadline matters.

There can be no compromise with perfection.

0:37

Mükemmellikten taviz verilemez.

Without the riggers, we can't do anything.

0:40

Katlama uzmanları olmadan hiçbir şey yapamayız.

I tell them all the time,

0:42

Onlara sürekli şunu söylüyorum:

"Hey, you have our lives in your hands." Deyimler

0:43

"Hey, canımız sizin ellerinizde."

Deyimler

have our lives in your hands: hayatlarımızın ellerinizde olması

To have someone's life in your hands mecazi bir ifadedir: eylemleriniz veya kararlarınız o kişinin güvende kalıp kalmayacağını ya da hayatta kalıp kalmayacağını belirleyebilir. Burada our lives risk altındaki kişileri belirtirken in your hands sorumluluğu ve pratik kontrolü karşı tarafa yükler. İfade, birini kelimenin gerçek anlamıyla elde tutmayı veya başka biri üzerinde sınırsız gücü değil, sonucu çok ciddi olan bir sorumluluğu vurgular. Zamirler duruma göre değişir: The pilot has our lives in her hands; I have his life in my hands.

Alıştırma

Cerrahın hastanın hayatta kalmasından sorumlu olduğunu belirten kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: During the operation, the surgeon has the patient's ____.

Cevabı göster

life in her hands

You want to put one on? Ton ve niyet

0:46

Birini sırtına takmak ister misin?

Ton ve niyet

Samimi soru biçimi You want to ...?

Gündelik konuşmada You want to ...?, Do you want to ...? anlamına gelen eksiltili bir evet-hayır sorusudur. Baştaki Do yardımcı fiili düşer; soru tonlaması ve bağlam bunun soru olduğunu gösterir. Bu cümlede one daha önce sözü edilen paraşütü gösterir; put one on ise onu takmak veya giymek demektir. Bu kalıp, dinleyicinin ne istediğini bildirmek için değil, hızlı bir teklif, öneri veya davette bulunmak için kullanılır.

Alıştırma

Do’nun düşürüldüğü soru biçimiyle samimi daveti tamamlayın. Arkadaşınız yedek bir kaska bakıyor: “____ try it on?”

Cevabı göster

You want to

Insider spent a day with the riggers of the 1-507th Parachute Infantry Regiment Kültür

0:49

Insider, 1-507. Paraşüt Piyade Alayı'nın paraşüt katlama uzmanlarıyla bir gün geçirerek

Kültür

1-507th Parachute Infantry Regiment ifadesini birlik adı olarak okumak

1-507th Parachute Infantry Regiment adı askerî bir birlik adlandırmasıdır. Bu Ordu kısaltmasında 1-507th, 507. alayın 1. taburunu belirtir: kısa çizgiden önceki sayı taburu, 507th ise alay numarasını gösterir. Bu bir tarih veya kesir değildir. Parachute Infantry, hava indirme harekâtı için eğitilmiş piyadeyi; Regiment ise alay düzeyindeki teşkilatı belirtir. Tam adı bir hiyerarşi olarak okuyun: tabur ve alay numarası, uzmanlık veya sınıf ve ardından teşkilat türü.

Alıştırma

1-507th Parachute Infantry Regiment adında 1-507th neyi belirtir?

  1. 507. Paraşüt Piyade Alayının 1. Taburu
  2. Bir paraşüt eğitimi kursunun numarası
  3. Alayın takvimindeki bir tarih
Cevabı göster

507. Paraşüt Piyade Alayının 1. Taburu

to find out how these chutes are packed and checked before a live jump. Anlatım akışı

0:54

bu paraşütlerin gerçek bir atlayıştan önce nasıl katlanıp kontrol edildiğini araştırdı.

Anlatım akışı

to find out how: araştırma amacını ve süreci belirtmek

Bu cümlede to find out, Insider'ın paraşüt donatım uzmanlarıyla bir gün geçirmesindeki amacı belirtir. Ziyaretin ne zaman veya ne şekilde gerçekleştiğini değil, neden yapıldığını açıklar. Ardından gelen how yan cümlesi, araştırmanın yanıtlayacağı soruyu belirtir: paraşütlerin paketlenip kontrol edilme süreci. «Eylem + to find out how + yan cümle» kalıbı, bir haberin hem araştırmayı hem de açıklanacak süreci önceden bildirmesini sağlar.

Alıştırma

Habere giriş cümlesini dersteki amaç ve süreç ifadesiyle tamamlayın: The reporter visited the recycling plant ____ plastic bottles are sorted.

Cevabı göster

to find out how

I had a G.I. Joe back in the day, Notlar

1:00

Eskiden bir G.I. Joe oyuncağım vardı,

Kültür

G.I. Joe: askerî temalı bir oyuncak göndermesi

G.I. Joe, askerî temalı tanınmış bir Amerikan oyuncak ve medya serisinin adıdır. Bu cümlede a G.I. Joe, konuşanın çocukken sahip olduğu bir oyuncak figürü ifade eder; Joe adlı gerçek bir askeri değil. Bu kültürel yorum, çevredeki anıda figürün neden insan zamirleri ve askerî bir rolle bir insan gibi ele alınabildiğini açıklar. Bu tür özel ad göndermelerini tanımak, kurmaca bir karakterin veya oyuncağın gerçek bir katılımcıyla karıştırılmasını önler.

Alıştırma

Bu cümlede 'a G.I. Joe' neyi ifade ediyor?

  1. G.I. Joe adlı bir askerî birlik
  2. Konuşanın sahip olduğu askerî temalı bir oyuncak figür
  3. Konuşanın tanıdığı Joe adlı gerçek bir asker
Cevabı göster

Konuşanın sahip olduğu askerî temalı bir oyuncak figür

Deyimler

Back in the day ile geçmişi nostaljik biçimde hatırlamak

Bu cümlede back in the day, çok uzun zaman önceyi, özellikle de konuşanın daha genç olduğu dönemi ifade eder. Belirli bir günü göstermek yerine kişisel bir anıyı anlatmaya başlar. Bu ifade, geçmişte hayatın nasıl olduğunu rahat bir üslupla anlatırken sıkça kullanılır ve hafif bir nostalji katabilir. Belirli bir güne geri dönmek şeklinde kelimesi kelimesine anlaşılmamalıdır.

Alıştırma

'I had a G.I. Joe back in the day,' cümlesinde back in the day ne anlatır?

  1. Geçmişte genel olarak hatırlanan bir dönem, çoğu zaman konuşanın gençlik yılları
  2. Oyuncağın satın alınmasından hemen önceki an
  3. Aynı günün daha ilerleyen bir saati
  4. Daha önce belirtilmiş olan kesin bir gün
Cevabı göster

Geçmişte genel olarak hatırlanan bir dönem, çoğu zaman konuşanın gençlik yılları

and he was a paratrooper.

1:01

o da bir paraşütçüydü.

I just sat around packing his chute. Öbek fiiller

1:03

Oturup onun paraşütünü katlardım.

Öbek fiiller

Sat around ile acelesizce vakit geçirmeyi anlatmak

Sat around, sit around ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada acele etmeden ve büyük ölçüde boş durarak vakit geçirmek anlamına gelir; around daire çizerek hareket etmek veya bir şeyi fiziksel olarak çevrelemek demek değildir. packing his chute biçimindeki -ing öbeği, konuşanın vakit geçirirken ne yaptığını belirtir. sit around + -ing yapısı, bir etkinliği acelesiz ve daha büyük bir amaç olmadan gelişigüzel yapmayı anlatabilir.

Alıştırma

'Boş boş vakit geçirmek' anlamındaki iki sözcüklü geçmiş zaman ifadesiyle cümleyi tamamlayın: During the long delay, we ____ chatting about old movies.

Cevabı göster

sat around

I always told my family,

1:07

Aileme hep şöyle derdim:

if I ever did join the military, I'm pretty sure I could get a job packing parachutes. Dilbilgisi

1:08

"Bir gün orduya katılırsam paraşüt katlama işi bulabileceğime oldukça eminim."

Dilbilgisi

ever did join: if koşul cümleciğinde vurgulayıcı did

“if I ever did join the military” ifadesinde ever, olasılığı zamanı belirsiz ve biraz uzak gösterir: orduya katılma bir gün gerçekleşebilir. Yardımcı fiil did burada vurgu amacıyla kullanılır ve “gerçekten orduya katılsaydım” anlamını ekler. Soru ya da olumsuzluk oluşturmamaktadır. Vurgulayıcı did sonrasında join yalın hâlde kalır. did'in geçmiş zaman biçimi, “I always told my family” içindeki konuşanın önceki bakış açısıyla da uyumludur; if cümleciğinin tamamı ise hayal edilen bir olasılığı sunar.

Alıştırma

Cümleyi geçmiş biçimdeki vurgulayıcı yardımcı fiil ve parantezdeki fiilin yalın hâliyle tamamlayın: If I ever ____ the military, I would apply for a medical role. (join)

Cevabı göster

did join

And here I am. Anlatım akışı

1:12

İşte şimdi buradayım.

Anlatım akışı

And here I am: bugüne bağlanan kısa bir anlatı sonucu

Here I am, hikâyeyi geçmişteki bir beklentiden konuşanın bugünkü gerçekliğine taşımak için şimdiki zamanı kullanır. Bu bağlamda here yalnızca fiziksel bir yeri değil, konuşanın şu anki işini ve durumunu gösterir. Cümlenin and ile başlaması, onu önceki anlatının sonucu hâline getirir: hayal edilen gelecek gerçekten gerçekleşmiştir. Kısa cümle ara aşamaları atlar ve hazırlıktan sonuca geçişi daha etkili kılar; yaklaşık olarak “ve sonunda kendimi burada buldum” anlamındadır.

Alıştırma

Beklenmedik biçimde gerçeğe dönüşen bir çocukluk planını anlattıktan sonra, günümüzdeki sonucu en kısa ve etkili biçimde hangi cümle verir?

  1. And here I am.
  2. And here I come.
  3. And there I was.
Cevabı göster

And here I am.

Along with graduating from airborne school, Dilbilgisi

1:13

Hava İndirme Okulu'ndan mezun olmanın yanı sıra,

riggers must complete 13 weeks of specialized training

1:16

paraşüt katlama uzmanları 13 haftalık özel bir eğitimi de tamamlamak zorundadır;

culminating with jumping out of a live aircraft using a parachute that they packed themselves. Dilbilgisi

1:20

eğitimin sonunda, kendi katladıkları paraşütle gerçek bir uçaktan atlarlar.

Dilbilgisi

Ek bir koşul belirten Along with + -ing

Along with graduating from airborne school, ana cümleden önce bir koşul daha ekler. Along with burada “-e ek olarak” anlamındadır; graduating ise with edatının nesnesi olan -ing biçimidir. Ana cümlenin gerçek öznesi riggers, temel yükümlülük ise must complete 13 weeks of specialized training bölümüdür. Baştaki ifade graduating unsurunu eş değer bir özne yapmaz; sonraki yükümlülüğü cümlenin odağında tutar.

Alıştırma

Cümleyi Along with ve pass fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın. ____ the written exam, applicants must complete an interview.

Cevabı göster

Along with passing

Dilbilgisi

that they packed themselves: ilgi cümleciği ve vurgu

That they packed themselves, a parachute ifadesini niteleyen sınırlayıcı bir ilgi cümleciğidir. That, parachute sözcüğünü temsil eder ve packed fiilinin anlaşılan nesnesidir: they packed the parachute. Themselves, they öznesine gönderme yaparak eylemi kimin yaptığına vurgu katar. Öğrenciler paketleme işini başkasına yaptırmak yerine kendileri yapmıştır. Burada themselves, packed fiilinin nesnesi değildir ve “kendi bedenlerini paketlediler” anlamına gelmez.

Alıştırma

'The students displayed a robot that they built themselves,' İngilizce cümlesinde themselves neyi vurgular?

  1. Robotu öğrenciler için başka biri yaptı.
  2. Öğrenciler robotu bizzat kendileri yaptı.
  3. Öğrenciler kendilerinin kopyalarını yaptı.
  4. Robot öğrencileri yaptı.
Cevabı göster

Öğrenciler robotu bizzat kendileri yaptı.

To fully understand the gravity of the equipment that you are preparing Deyimler

1:27

Hazırladığınız ekipmanın ne kadar hayati olduğunu,

for a jumper who's putting his life in your hands as the parachute packer.

1:31

paraşüt katlayıcısı olarak canını ellerinize teslim eden bir atlayıcı için bunun ne ifade ettiğini

Deyimler

the gravity of: ciddiyet ve ağır sonuçlar

The gravity of something, bir şeyin ne kadar ciddi olduğunu ve sonuçlarının ne kadar ağır olabileceğini ifade eder. Buradaki gravity mecazidir; nesneleri Dünya’ya çeken fiziksel kuvvet anlamına gelmez. Bu cümlede ifade, bir hata atlayıcıyı tehlikeye atabileceği için paraşüt paketlemeyi ölüm kalım meselesi olan bir sorumluluk olarak sunar. Aktarılabilir kalıp understand, appreciate veya realize the gravity of + isim ya da -ing biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi gravity ile kurulan üç kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: Only after the accident did the manager understand ____ ignoring the warning signs.

Cevabı göster

the gravity of

I don't believe that you can fully comprehend that

1:36

tam anlamıyla kavrayabileceğinize inanmıyorum,

unless you are prepared to take that leap yourself. Notlar

1:38

o atlayışı kendiniz yapmaya hazır olmadığınız sürece.

Dilbilgisi

gerekli koşul bildiren unless

Unless, bir istisna veya karşılanması gereken bir koşul getirir. cannot ... unless ... gibi ana cümlesi olumsuz olan bir yapıda, unless cümleciğindeki koşul karşılanmazsa sonucun mümkün olmadığını belirtir; çoğu zaman only if ile yeniden ifade edilebilir. Burada kişinin atlayışı kendisi yapmaya hazır olması, sorumluluğu tamamen kavrayabilmesi için gerekli gösterilir. Unless zaten if not fikrini içerdiğinden koşul olumlu biçimde kurulur: unless you are prepared denir, unless you are not prepared denmez.

Alıştırma

'except if' anlamına gelen hedef bağlaçla cümleyi tamamlayın: You cannot enter the lab ____ you are wearing safety goggles.

Cevabı göster

unless

Deyimler

Take that leap: gerçek bir atlayış ve cesur bir adım

Bu cümlede take that leap iki düzeyde anlam taşır. Sözcük anlamıyla, bir hava aracından gerçekten atlamayı ifade eder. Mecazi anlamdaki take a leap ise cesur veya zor bir adım atmaya kesin olarak karar vermek demektir. That, konuşulan belirli atlayışı gösterir. Durum her iki anlamı da desteklediği için ifade, fiziksel deneyim ile tam olarak anlamanın kişisel bir kararlılık gerektirdiği düşüncesini birbirine bağlar.

Alıştırma

"At the door of the plane, Jordan was finally ready to take that leap," cümlesinde take that leap en doğal biçimde neyi ifade eder?

  1. Günlük bir alışkanlıkta yalnızca küçük bir değişiklik yapmak
  2. Hem gerçekten atlamak hem de cesaretle bu işe girişmek
  3. Atlayışa katılmayı reddetmek
Cevabı göster

Hem gerçekten atlamak hem de cesaretle bu işe girişmek

Base pay for a rigger is about $22,000 a year. Kelime

1:43

Bir paraşüt katlama uzmanının başlangıç maaşı yılda yaklaşık 22.000 dolardır.

Kelime

Base pay: ek ödemelerden önceki temel ücret

Base pay, ikramiye, fazla mesai, komisyon veya ödenek gibi ek ücretler eklenmeden önce bir işe bağlı olan düzenli ücret ya da maaştır. Genellikle vergiler ve diğer kesintiler çıkarılmadan önceki tutar olarak belirtilir. Bu nedenle buradaki 22.000 dolar, temel yıllık ücreti ifade eder; çalışanın nihai toplam geliri veya kesintilerden sonra eline geçen tutar olmak zorunda değildir.

Alıştırma

Bir iş teklifinde "Base pay is $52,000, with bonuses and health insurance offered separately." yazıyor. 52.000 dolar neyi ifade eder?

  1. Vergiler ve kesintilerden sonra alınan tutar
  2. Maaş, ikramiye ve yan hakların toplam değeri
  3. İkramiye ve yan haklar eklenmeden önceki düzenli maaş
Cevabı göster

İkramiye ve yan haklar eklenmeden önceki düzenli maaş

It increases with experience and ascension in rank.

1:47

Deneyim ve rütbe arttıkça maaş da artar.

They're supervised by in-process inspectors or IPs Kültür

1:52

Süreç içi denetçiler, yani IP'lerin gözetiminde çalışırlar;

who wear red hats and perform eight different checks during the packing process.

1:56

bu denetçiler kırmızı şapka takar ve katlama sırasında sekiz farklı kontrol yapar.

Kültür

in-process inspectors or IPs: süreç içi denetçiler (IPs)

In-process inspectors, iş henüz devam ederken birden fazla aşamada kontrol yapan kalite kontrol çalışanlarıdır. Yalnızca paraşüt tamamen paketlendikten sonra son ürünü kontrol etmezler. Burada IPs, bu denetçiler için iş yerinde kullanılan kısa addır. Kırmızı şapkaları paketleme alanındaki görevlerini gösterir; buradaki IP, Internet Protocol veya intellectual property anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede IPs kimleri ifade ediyor?

  1. Paketleme sırasında işi denetleyen kalite kontrol çalışanları
  2. Yalnızca bitmiş ürünü denetleyen yöneticiler
  3. İnternet bağlantılarını onaran teknisyenler
Cevabı göster

Paketleme sırasında işi denetleyen kalite kontrol çalışanları

So the parachute is being packed right now on the tables behind me is the T-11 main.

2:01

Şu anda arkamdaki masalarda katlanan paraşüt, T-11 ana paraşütüdür.

It is the static line parachute that we use here at the airborne school, Kültür

2:05

Bu, Hava İndirme Okulu'nda kullandığımız statik hatlı paraşüttür,

and it is the primary static line parachute for the army.

2:08

ve ordunun başlıca statik hatlı paraşütüdür.

Kültür

static line parachute: statik hat paraşütü

Bir static line parachute, açılmayı başlatmak için uçağa bağlı bir hat kullanır. Paraşütçü uçaktan çıkarken bu hat açılma sürecini başlatır; paraşütçünün çıktıktan sonra açılmayı elle başlatması gerekmez. Burada static, çıkış anında hattın uçağa sabit bağlantısını anlatır; paraşütün hareketsiz kalması anlamına gelmez. Çevredeki bağlamda terim, hava indirme okulunda kullanılan ve ordunun temel statik hat paraşütü olarak tanımlanan T-11 ana paraşütünü ifade eder.

Alıştırma

Açılması uçağa bağlı bir hat tarafından başlatılan paraşütün teknik terimiyle cümleyi tamamlayın: The trainees used a ____ for the jump.

Cevabı göster

static line parachute

Each T-11 parachute costs about $4,000 and takes 24 to 30 minutes to fully pack.

2:13

Her T-11 paraşütü yaklaşık 4.000 dolara mal olur ve tamamen katlanması 24 ila 30 dakika sürer.

Serial number 40884.

2:20

Seri numarası 40884.

We verify that we have the correct information in the book. Kelime

2:23

Kayıt defterindeki bilgilerin doğru olduğunu teyit ediyoruz.

Kelime

Resmî iş yeri kayıt defteri anlamındaki the book

Burada the book, okumak için kullanılan bir yayın anlamına gelmez. Ekipmanın seri numarasıyla elleçleme veya denetim bilgilerinin kaydedildiği resmî kayıt defterini ifade eder. Belirli tanımlık the, bu çalışma ortamında hangi kaydın kastedildiğinin zaten bilindiğini gösterir. Daha genel olarak, iş yerinde kullanılan sıradan bir isim, ortak süreç ve çevredeki göndermeler sayesinde o ortama özgü uzmanlaşmış bir anlam kazanabilir.

Alıştırma

Örnekte the book neyi ifade ediyor?

  1. Birinin rezerve ettiği randevu.
  2. Seri numaralarını ve denetim kayıtlarını içeren resmî kayıt defteri.
  3. Ekipmanın nasıl katlanacağını açıklayan bir eğitim kitabı.
Cevabı göster

Seri numaralarını ve denetim kayıtlarını içeren resmî kayıt defteri.

So in an event of a situation,

2:26

Böylece bir sorun yaşanırsa,

the information can be tracked down and traced back to who packed it, Notlar

2:28

kayıtlar incelenerek paraşütü kimin katladığı,

when it was packed,

2:32

ne zaman katlandığı

who inspected it.

2:34

ve kimin denetlediği bulunabilir.

Öbek fiiller

tracked down ile traced back to arasındaki fark

can be tracked down and traced back to edilgen dizisinde tracked down, gerekli bilginin kayıtlarda arama yapılarak bulunabileceği anlamına gelir. Traced back to ise kayıtların, elleçleme zincirinin başındaki kişilere ve zamanlara kadar geriye doğru takip edilebileceğini belirtir. İki ifade farklı adımları anlatır: önce ilgili bilgi bulunur, ardından kaynağı veya geçmişi belirlenir. trace back to + varış noktası yapısında back, öbek fiilin bir parçasıdır; to ise iz sürme sonunda ulaşılan kaynağı, kişiyi, olayı veya nedeni tanıtır.

Alıştırma

Hangi cümle bir şeyi bulmak için track down ve kaynağını belirlemek için trace back to ifadelerini doğru kullanıyor?

  1. The team traced down the missing invoice and tracked the error back to a software update.
  2. The team tracked down the missing invoice and traced the error back to a software update.
  3. The team tracked back to the missing invoice and traced down the software update.
Cevabı göster

The team tracked down the missing invoice and traced the error back to a software update.

Dilbilgisi

who packed it, when it was packed, who inspected it: paralel gömülü sorular

Üç wh yan cümlesi, paralel bir gömülü soru listesi oluşturur. Kaydın ortaya çıkarabileceği bilgileri belirtirler: paketleyen kişinin kimliği, paketleme zamanı ve denetleyen kişinin kimliği. Gömülü soru daha büyük bir bildirme cümlesinin içinde yer aldığı için doğrudan sorudaki devrik yapı yerine düz cümle söz dizimini kullanır. Bu nedenle zaman yan cümlesi when was it packed değil, when it was packed şeklindedir. İki who yan cümlesinde who özne olduğundan söz dizimi zaten doğrudan soruya benzer görünür.

Alıştırma

Hangi cümlede paralel bir gömülü soru listesi doğru kullanılmıştır?

  1. The log shows who packed it, when was it packed, and who inspected it.
  2. The log shows who packed it, when it was packed, and who inspected it.
  3. The log shows who did pack it, when was it packed, and who did inspect it.
Cevabı göster

The log shows who packed it, when it was packed, and who inspected it.

Flaking the canopy exposes the panels, Kelime

2:37

Kubbeyi yelpaze gibi açmak panelleri ortaya çıkarır

ensuring each one gets folded and packed for a safe deployment upon jumping. Dilbilgisi

2:40

ve her birinin, atlayışta güvenle açılacak şekilde katlanıp paketlenmesini sağlar.

Kelime

Flaking the canopy: paraşüt donatım işlemi

Paraşüt donatımında flaking the canopy, kanopinin kumaş bölümlerini doğru sırada duracak ve görülebilecek şekilde yöntemli olarak açıp düzenlemek anlamına gelir. Flaking the canopy bu hazırlık aşamasının adıdır ve cümlede exposes fiilinin öznesi olarak görev yapar. Buradaki flaking uzmanlık gerektiren bir işlemdir; bir yüzeyden küçük parçaların dökülmesi şeklindeki yaygın anlamı taşımaz. Panellerin bu şekilde düzenlenmesi, paraşüt paketlenmeden önce her bölümün incelenmesini ve katlanmasını mümkün kılar.

Alıştırma

Bir paraşüt paketleme kılavuzunda flaking the canopy büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Kanopinin kumaş bölümlerini dikkatle açıp düzenlemek
  2. Panelleri önce düzenlemeden son ve sıkı katları yapmak
  3. Soyulan hasarlı kumaş parçalarını çıkarmak
Cevabı göster

Kanopinin kumaş bölümlerini dikkatle açıp düzenlemek

Dilbilgisi

Sonuç bildiren ortaç yan cümlesi olarak ensuring

Bu cümlede ensuring, ana cümledeki eylemin sonucunu veya pratik etkisini tanıtır. Kanopiyi katmanlar hâlinde düzenlemek panelleri açığa çıkarır ve bu eylem her panelin doğru biçimde katlanıp yerleştirilmesini güvence altına almaya yardımcı olur. ensuring ifadesinin örtük öznesi panels değil, önceki eylemin tamamıdır. main clause, ensuring + outcome kalıbı, bir süreçteki adımın sonraki sonucu nasıl oluşturduğunu veya güvenceye aldığını kısa biçimde açıklar.

Alıştırma

Özgün cümlede ensuring ifadesinin görevini en iyi hangi açıklama tanımlar?

  1. Kanopinin neden katmanlar hâlinde düzenlenemediğini açıklar.
  2. Panellerin aynı anda ayrı bir eylem gerçekleştirdiğini söyler.
  3. Doğru katlama ve yerleştirmeyi, kanopiyi düzenleme sürecinin güvenceye aldığı bir sonuç olarak sunar.
Cevabı göster

Doğru katlama ve yerleştirmeyi, kanopiyi düzenleme sürecinin güvenceye aldığı bir sonuç olarak sunar.

This is pretty much the longest process. Kelime

2:45

Bu, sürecin en uzun aşaması sayılır.

Kelime

Yaklaşık bir değerlendirme için pretty much

Pretty much, bağlama göre “temelde”, “kabaca söylemek gerekirse” veya “büyük ölçüde” anlamına gelen gündelik bir zarf ifadesidir. Burada longest sözcüğünün kesinliğini yumuşatır: konuşmacı bunun pratikte en uzun süreç olduğunu düşünür, ancak iddiayı kesin ve istisnasız bir gerçek olarak sunmaz. Bu ifade tamamlanma, benzerlik veya anlaşma derecesini de sınırlayabilir. Genellikle küçük bir pay bırakır; yaklaşık olarak neyin kastedildiğini ardından gelen sözler belirler.

Alıştırma

Bir konuşmacı “The setup is pretty much finished.” diyor. En doğal yorum hangisidir?

  1. Esasen bitmiştir, ancak küçük bir kısmı kalmış olabilir.
  2. Henüz başlamamıştır.
  3. Hiçbir çekinceye yer bırakmayacak şekilde, resmî olarak ölçülen kesin bir düzeyde bitmiştir.
Cevabı göster

Esasen bitmiştir, ancak küçük bir kısmı kalmış olabilir.

The air channel must be clear so that it can inflate properly. Dilbilgisi

2:49

Doğru şekilde şişebilmesi için hava kanalının açık olması gerekir.

Dilbilgisi

Amaç ve beklenen sonuç bildiren so that

Bu cümlede so that, hava kanalını açık tutmanın amacını ve beklenen sonucunu belirtir: paraşüt ya da kubbesi düzgün biçimde şişebilir. it zamiri air channel ifadesine değil, paraşüte veya kubbesine gönderme yapar. Bir eylemden ya da gereklilikten sonra so that kullanarak bu eylemin neyi mümkün kılmasının amaçlandığını belirtebilirsiniz. Özellikle işlemleri, tasarım tercihlerini ve önleyici tedbirleri açıklarken kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi amacı belirten iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: Keep the vent clear ____ the canopy can inflate.

Cevabı göster

so that

This is my line separator.

2:53

Bu benim ip ayırıcım.

I put it in between my group of lines,

2:54

Onu ip gruplarımın arasına yerleştiriyorum

and I place a packing weight on top.

2:56

ve üzerine bir katlama ağırlığı koyuyorum.

28 suspension lines connect the parachute's canopy to the harness, Kelime

2:58

Yirmi sekiz askı ipi, paraşütün kubbesini koşum takımına bağlar

separated into four groups.

3:03

ve dört gruba ayrılır.

Kelime

Paraşüt parçaları: suspension lines, canopy ve harness

Suspension lines, bir paraşütün canopy bölümü ile harness bölümü arasında uzanan iplerdir. canopy havayla dolan kumaş yüzeydir; harness ise paraşütçünün üzerine giydiği ve onu sabitleyen kayış sistemidir. connect X to Y kalıbında X, birinci ve ikinci bileşen arasında fiziksel bağlantıyı oluşturur. Burada dört gruba ayrılmış 28 ipin tamamı canopy ile harness arasında bağlantı kurar.

Alıştırma

Hangi açıklama paraşütün üç bileşenini de doğru biçimde tanımlar?

  1. canopy kayış sistemidir, harness ise kumaş yüzeydir.
  2. harness, canopy bölümünün iki kısmını bağlayan tek bir iptir.
  3. Suspension lines, kumaş canopy bölümünü giyilebilir harness sistemine bağlar.
Cevabı göster

Suspension lines, kumaş canopy bölümünü giyilebilir harness sistemine bağlar.

So I'm going to verify that I don't have any twists,

3:05

Şimdi herhangi bir bükülme,

turns, or tangles.

3:07

dönme ya da dolaşma olmadığını kontrol edeceğim.

My IP is down there making sure that they're not tangled.

3:08

IP denetçim aşağıda, iplerin dolaşmadığından emin oluyor.

My IP will count the panels of the parachute.

3:12

IP denetçim paraşütün panellerini sayacak.

He should have 15 on that side and 13 on this side. Dilbilgisi

3:14

O tarafta 15, bu tarafta 13 panel olmalı.

Dilbilgisi

should have + miktar: beklenen doğru durum

Burada should have ifadesinden sonra geçmiş zaman ortacı değil, 15 ve 13 miktarları gelir. Bu, doğru veya beklenen mevcut düzende iki tarafta bu sayılarda panel bulunması gerektiği anlamına gelir. Bir kişinin ya da nesnenin beklendiği gibi neye sahip olması, ne içermesi veya ne göstermesi gerektiğini kontrol ederken should have + isim ya da miktar kullanılır. Beklenti bir plan, standart veya hesaplamadan kaynaklanabilir; yapının kendisi, birinin geçmişte bir eylemi yapmadığını söylemez.

Alıştırma

Beklenen içeriği anlatmak için should kullanan iki sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: According to the checklist, each emergency kit ____ two flashlights.

Cevabı göster

should have

I'm starting the long fold.

3:17

Uzun katlamaya başlıyorum.

I grab my sleeve.

3:19

Kılıfımı tutuyorum.

Now I can begin to pull the chute into the deployment bag.

3:21

Artık paraşütü açılma çantasının içine çekmeye başlayabilirim.

Now I can begin stowing.

3:24

Şimdi ipleri düzenleyip yerleştirmeye başlayabilirim.

Keeping the lines tight,

3:26

İpleri gergin tutarak,

neat as I can.

3:28

olabildiğince düzgün yerleştiriyorum.

I close my flap.

3:29

Kapağı kapatıyorum.

The entire process contains about a dozen individual steps.

3:31

Tüm süreç yaklaşık bir düzine ayrı adımdan oluşur.

And down here I take my static line,

3:36

Burada da statik hattımı alıyorum,

secure it,

3:38

onu sabitliyorum,

and that is the pack of the T-11.

3:39

ve böylece T-11'in katlanması tamamlanıyor.

Each rigger is limited to packing 15 parachutes a day. Dilbilgisi

3:42

Her katlama uzmanı günde en fazla 15 paraşüt katlayabilir.

Dilbilgisi

be limited to + -ing: is limited to packing yapısı

Is limited to packing, her paraşüt paketleyicisinin ne kadar paketleme işi yapabileceğine bir kural koyar. Bu cümlede ardından gelen 15 parachutes a day miktarı, sınırın ulaşılması gereken tam bir üretim sayısı değil, günlük en yüksek sayı olduğunu gösterir. Be limited to + -ing yapısında to bir edattır. Bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: limited to packing doğrudur, limited to pack değildir. Aynı kalıp limited to 15 parachutes a day örneğindeki gibi isimlerle de kullanılabilir.

Alıştırma

Be limited to + -ing kullanarak kuralı tamamlayın: Each visitor is ____ one guest.

Cevabı göster

limited to bringing

Due to the severity and seriousness of our job,

3:46

İşimizin hassasiyeti ve ciddiyeti nedeniyle,

we want to avoid anybody overworking themselves or overexerting themselves and becoming fatigued Notlar

3:48

kimsenin aşırı çalışıp kendini fazla zorlayarak yorulmasını istemiyoruz.

Dilbilgisi

avoid anybody overworking themselves: herhangi birinin fazla çalışmasını önlemek

avoid + kişi + -ing biçimi, o kişinin eylemi yapmasını önlemek veya yapma olasılığını azaltmak anlamına gelir. Burada anybody kişiyi, overworking ve overexerting ise eylemleri belirtir; amaç, yorgunluk oluşmadan önce aşırı çalışmayı veya çabayı durdurmaktır. Anybody dil bilgisi açısından tekildir ancak cinsiyet belirtmez. Bu nedenle dönüşlülük zamiri themselves, anybody sözcüğüne gönderme yapan standart, tekil ve cinsiyet açısından tarafsız bir biçim olarak kullanılabilir.

Alıştırma

Bir politikanın aşırı çalışma saatlerini önlemeyi amaçladığını anlatmak için avoid + kişi + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The policy aims to avoid working employees excessive hours.
  2. The policy aims to avoid employees working excessive hours.
  3. The policy aims to avoid employees to work excessive hours.
Cevabı göster

The policy aims to avoid employees working excessive hours.

Kelime

overworking themselves ile overexerting themselves arasındaki fark

Overwork oneself, çok fazla veya çok uzun süre çalışmak demektir; dolayısıyla zorlanmanın kaynağı iş yükü ya da çalışma süresidir. Overexert oneself ise kısa bir etkinlik sırasında bile güvenli veya makul olandan daha fazla fiziksel ya da zihinsel çaba harcamak anlamına gelir. Cümlede iki ifade birlikte kullanılmıştır çünkü görev hem uzun süreli çalışma hem de aşırı çaba yoluyla yorgunluğa neden olabilir. Anlamları örtüşür, ancak her biri yorgunluğa götüren farklı bir yolu belirtir.

Alıştırma

Tek seferlik ağır bir kaldırma sırasında çok fazla fiziksel çaba harcayan birini en doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. She overworked herself by taking months of extra shifts.
  2. She overexerted herself while lifting the equipment.
  3. She worked carefully while lifting the equipment.
Cevabı göster

She overexerted herself while lifting the equipment.

because everybody can only do so much before they start losing the ability to perform at 100%. Dilbilgisi

3:54

Çünkü herkesin, yüzde 100 performans gösterme becerisini kaybetmeden önce yapabileceklerinin bir sınırı vardır.

Dilbilgisi

can only do so much before ...: bir sınır ve ardından gelen sonuç

Bu kalıpta can only do so much, bir kişinin bir şeyi sürdürme kapasitesinin sınırlı olduğu anlamına gelir. Burada herkesin tam çabayı yalnızca belirli bir noktaya kadar sürdürebileceği anlatılır. before yan cümlesi, bu sınıra ulaşıldığında neyin başlayacağını belirtir: insanlar yüzde 100 performans gösterme yetilerini kaybetmeye başlar. Aktarılabilir can only do so much before + olumsuz veya sınırlayıcı sonuç kalıbı, yalnızca bir zaman planını değil, bir eşiği ve onun sonucunu gösterir.

Alıştırma

Sınırı ve sonrasında ortaya çıkan sonucu gösteren hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Even an experienced editor ____ fatigue begins to affect accuracy.

Cevabı göster

can only do so much before

Each parachute has a service life of 12 and a half years Kelime

4:02

Her paraşütün hizmet ömrü 12,5 yıldır;

Kelime

service life: hizmet ömrü

Service life, bir ürünün belirtilen işletim ve bakım koşulları altında kullanılabilir durumda kalmasının beklendiği veya buna izin verildiği süredir. Cümlede her paraşüt, sistemden çıkarılması gerekmeden önce on iki buçuk yıl hizmette kalabilir. Bu terim yalnızca ürünün yaşını değil, mühendislik veya işletim açısından bir sınırı tanımlar. Ayrıca ürünün denetim ya da bakım yapılmadan kullanılabileceği veya durumu gerektirirse daha erken hizmetten çıkarılamayacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bakım cümlesini izin verilen kullanılabilirlik süresini belirten teknik terimle tamamlayın: Under normal operating conditions, the valve has a ____ of ten years.

Cevabı göster

service life

before it's removed from circulation. Kelime

4:05

ardından kullanımdan kaldırılır.

Kelime

removed from circulation: kullanım sisteminden çıkarılmak

Bu cümlede removed from circulation, paraşütün dağıtılabilecek veya kullanılabilecek paraşütler arasından çıkarılması anlamına gelir. Bu işlem planlanan hizmet ömrünün sonunda yapıldığı için paraşütün o anda bozulduğu anlamına gelmez. Buradaki circulation, kurumsal bir kavramdır: eşya etkin bir tedarik ve kullanım sisteminin içindedir. Dönme, hava akışı veya başka bir fiziksel döngüyü anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi remove ... from circulation ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın. Once the access cards expired, they were ____.

Cevabı göster

removed from circulation

What was the deficiency with that guy? Kelime

4:08

O paraşütteki kusur neydi?

Kelime

kalite denetiminde deficiency

Bu kalite denetimi bağlamında deficiency, gerekli bir standardı karşılamayan durumu, yani incelenen paraşütteki kusuru, eksik özelliği veya başka bir uygunsuzluğu ifade eder. Soru, eşyanın hangi soruna sahip olduğunu sorar. Bu isim resmîdir ve rapor diline özgüdür. Burada besin eksikliği anlamına gelmez; that guy bir erkeğin yeteneğini anlatmak yerine incelenen eşyayı günlük bir ifadeyle işaret eder.

Alıştırma

Bir bakım raporunda The inspection found a deficiency in the reserve chute? cümlesindeki deficiency büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Gerekli bir standardın karşılanmaması
  2. Depoda çok az yedek paraşüt bulunması
  3. Denetçinin beslenmesinde vitamin eksikliği
Cevabı göster

Gerekli bir standardın karşılanmaması

Hole in the apex. Kelime

4:09

Tepe noktasında delik.

Kelime

apex: fiziksel bir nesnenin en yüksek noktası veya ucu

Burada apex, fiziksel bir nesnenin en yüksek noktası veya en üst kısmı anlamına gelir. Apex, paraşüt kubbesinin üst orta bölgesidir; dolayısıyla ifade deliğin nerede olduğunu belirtir. Geometri, anatomi ve mühendislikte apex belirli bir ucu, tepe noktasını veya son noktayı adlandırabilir. Hangi fiziksel noktanın kastedildiğini söz konusu nesne belirler; bu cümlede bir kariyerin veya başarının mecazi zirvesi kastedilmez.

Alıştırma

"The engineer found a crack at the apex of the cone," cümlesinde apex neyi belirtir?

  1. koninin ucu veya en yüksek noktası
  2. koninin malzemesi
  3. koninin en geniş tabanı
Cevabı göster

koninin ucu veya en yüksek noktası

Hole in the apex? Ton ve niyet

4:11

Tepe noktasında delik mi?

Ton ve niyet

Hole in the apex? ifadesinin yankı soru olarak kullanımı

Hole in the apex? ifadesi, önceki konuşmacının sözlerini soru tonlamasıyla tekrarlayarak bir yankı soru işlevi görür. Denetim hakkında yeni bir soru başlatmak yerine az önce duyulan bilginin doğrulanmasını ister. İngilizcedeki yankı sorular, şaşırtıcı veya belirsiz gelen bir ifadenin tamamını ya da bir bölümünü Did you say ...? eklemeden tekrarlar. Soru tonlaması doğrulama, şaşkınlık veya tekrar etme isteği belirtebilir.

Alıştırma

Bir iş arkadaşınız "The meeting was moved to midnight." diyor. Siz "Moved to midnight?" diye karşılık veriyorsunuz. Bu yanıt ne yapıyor?

  1. Gece yarısının nerede olduğunu sormak
  2. Az önce duyulanı doğrulamak veya ona tepki vermek
  3. Toplantı için farklı bir saat duyurmak
Cevabı göster

Az önce duyulanı doğrulamak veya ona tepki vermek

Yeah.

4:12

Evet.

Sometimes riggers discover deficiencies during packing

4:13

Katlama uzmanları bazen katlama sırasında kusurlar bulur

and take the parachute out of circulation.

4:17

ve paraşütü kullanımdan kaldırır.

Chutes that are successfully packed and inspected are sent to a hangar Notlar

4:20

Başarıyla katlanıp denetlenen paraşütler bir hangara gönderilir;

Dilbilgisi

Chutes that are ... are sent: ilgi yan cümlesi ve ana cümlenin edilgen yüklemi

“Chutes that are successfully packed and inspected” bölümünde that, Chutes sözcüğünü niteleyen kısıtlayıcı bir ilgi yan cümlesi başlatır. İlk are bu yan cümleye aittir; successfully ise bağlı packed ve inspected eylemlerinin ikisini de niteler. İlgi yan cümlesi bittikten sonra are sent, ana cümlenin edilgen yüklemini oluşturur. Bu katmanlı edilgen yapı süreç açıklamalarında yaygındır; çünkü işi yapan kişiler yerine nesneyi, tamamlanan aşamaları ve sonraki varış yerini öne çıkarır.

Alıştırma

Süreç cümlesini, ana cümlenin yüklemini oluşturan send fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: Packages that are sealed and labeled ____ to the loading area.

Cevabı göster

are sent

Kelime

hangar: hava araçları için bir bina, hanger değil

Bu cümlede hangar, hava araçlarını barındırmak, depolamak veya bakımlarını yapmak için kullanılan büyük bir havacılık binasını ifade eder. to a hangar ifadesi, bir havacılık tesisi içindeki varış yerini belirtir.

Alıştırma

Hava araçları için kullanılan binayı belirten doğru yazılmış sözcüğü girin: The helicopter is stored in the ____.

Cevabı göster

hangar

where students pick them up before donning them. Notlar

4:25

kursiyerler onları kuşanmadan önce oradan teslim alır.

Öbek fiiller

pick them up: belirtilen yerden teslim almak

Burada pick them up, “yerden kaldırmak” değil, “belirlenen yerden teslim almak veya gidip almak” anlamındadır. them zamiri hazırlanmış paraşütleri ifade eder. Pick up ayrılabilen bir phrasal verb yapısıdır. Nesne bir zamir olduğunda zamir pick ile up arasına gelir: pick them up denir, pick up them denmez. Aynı yapı paket veya ekipman teslim alırken ya da birini araçla almaya giderken de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi pick up ile tamamlayın ve zamiri doğru yere koyun: At the equipment desk, students ____ before training.

Cevabı göster

pick them up

Kelime

donning them: ekipmanı kuşanmanın resmî ifadesi

Don, bir giysiyi veya vücuda takılan bir ekipmanı “giymek ya da kuşanmak” anlamına gelir. Burada donning them, paraşütleri teslim aldıktan sonra kuşanmak demektir. before sözcüğünden sonra, bir sonraki eylemi belirtmek için -ing biçimi kullanılabilir: before donning them. donning eylemini yapanların ana cümledeki students olduğu anlaşılır.

Alıştırma

Resmî güvenlik talimatını don fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Before ____ the respirator, check that the straps are untangled.

Cevabı göster

donning

Every step I'm taking,

4:31

Yaptığım her aşamada,

I'm like, "Hey, this is someone's life in my hands." Kelime

4:32

kendi kendime "Hey, birinin canı benim ellerimde" diyorum.

Kelime

Alıntı aktaran “I'm like,”

Burada "I'm like", konuşmacının o anda aklından geçen düşünceyi aktarır. Ardından gelen alıntı, kendi kendine hatırlattığı şeyi gösterir; bunların gerçekten yüksek sesle söylenmiş veya kelimesi kelimesine aktarılmış olması gerekmez. Gündelik hikâye anlatımında be like, birinin söylediği, düşündüğü şeyi veya verdiği tepkiyi aktarabilir. Konuşmacılar geçmiş bir olayı anlatırken bile hikâyeyi daha canlı kılmak için sık sık şimdiki zaman biçimi olan I'm like ifadesini kullanır.

Alıştırma

Hangi cümlede gündelik bir anlatım sırasında içten gelen tepkiyi aktarmak için alıntı işlevindeki like doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. As I open the email, I like, "Please let it be good news."
  2. As I open the email, I'm liking, "Please let it be good news."
  3. As I open the email, I'm like, "Please let it be good news."
Cevabı göster

As I open the email, I'm like, "Please let it be good news."

I know that they would want me to pack a good chute for them.

4:34

Onlar için iyi bir paraşüt katlamamı isteyeceklerini biliyorum.

Hell yeah. Ton ve niyet

4:37

Kesinlikle.

Ton ve niyet

Güçlü onay bildiren “Hell yeah.”

"Hell yeah", çok güçlü ve coşkulu bir evet anlamına gelir. Burada hiç tereddüt etmeden gösterilen anlık güveni ve sorumluluk isteğini ifade eder. Bu kalıplaşmış gündelik yanıtta hell bir pekiştiricidir; gerçek anlamıyla cehennemden söz edilmez. İfade, sade bir yeah yanıtından çok daha güçlü ve kabadır.

Alıştırma

Değerlendirin: Resmî bir iş görüşmesinde üst düzey bir yönetici sorumluluk almaya hazır olup olmadığınızı sorduğunda “Hell yeah” uygun bir yanıt mıdır?

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun değil

And make sure that they can get down to the ground safely

4:38

Onların yere güvenli bir şekilde inmelerini

and make it home to their families at the end of the day. Notlar

4:41

ve günün sonunda ailelerinin yanına dönebilmelerini sağlamalıyım.

Kalıp ifadeler

make it home: eve sağ salim ulaşmak

make it home ifadesi “eve ulaşmayı başarmak” anlamına gelir ve çoğu zaman tehlike, zorluk veya belirsizlikten sonra sağ salim varma düşüncesini de taşır. Burada herkesin ailesinin yanına güvenle dönmesi konusundaki kaygıyla bağlantılıdır. make it + varış yeri kalıbında make, “üretmek” değil, “ulaşmayı başarmak” anlamındadır; it de belirli bir nesneyi göstermez.

Alıştırma

Cümleyi make it home ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the storm closed several roads, we finally ____.

Cevabı göster

made it home

Kelime

at the end of the day: günün sonunda (gerçek zaman anlamı)

Bu cümlede at the end of the day gerçek zaman anlamındadır: o günün işi veya etkinliği sona erdiğinde demektir. Yakındaki ailelerinin yanına dönme düşüncesi, gün kapanırken yaşanan gerçek bir zamana işaret eder. Aynı sözler “her şey göz önünde bulundurulduğunda” anlamına gelen bir deyim olarak da kullanılabilir. Bu yorum, olayların sıralanmasına değil, son bir görüş bildirmeye uygundur.

Alıştırma

“We clean the kitchen at the end of the day,” cümlesinde at the end of the day ne anlama gelir?

  1. Günün işi bittiğinde
  2. Gün başlamadan önce
  3. Her önemli gerçek değerlendirildikten sonra
Cevabı göster

Günün işi bittiğinde