Neden Hiçbir Hayvanın Tekerlekleri Yok?: İngilizce çalışma notları
Vsauce
Video özeti: Michael, hayvanların neden gerçek tekerlekler geliştirmediğini soruyor; anatomik ve evrimsel engelleri yollar ve insan iş birliğiyle ilişkilendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “have yet to” — Dilbilgisi ve cümle kalıpları: beklenen bir başarının hâlâ gerçekleşmediğini kısa ve biraz resmî biçimde, ek bir olumsuzluk kullanmadan söyleyin. 2. “litter,” — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: tarihsel taşıma aracı ya da sedye anlamını “çöp” anlamından bağlamla ayırın. 3. “breaking the mold” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: yerleşik düzenden ayrılma fikrini anlayın; ifadeyi gerçek hasar için değil yenilik veya iş birliği için kullanın.
Bu derste
Michael here, and today we are going to ask a question.
0:04Michael burada. Bugün bir soru soracağız.
I mean, animals use a plethora of complicated locomotive techniques, Notlar
0:12Yani hayvanlar çok çeşitli ve karmaşık hareket yöntemleri kullanıyor:
a plethora of: resmî bir miktar ifadesi
A plethora of, bir şeyin sayısının veya miktarının çok fazla olduğunu belirtir. Bu cümlede hayvanların çok çeşitli karmaşık hareket yöntemleri kullandığını vurgular. a plethora of ifadesini tek bir miktar kalıbı olarak öğrenin. Sayılan veya açıklanan şeyin önüne gelir: a plethora of techniques.
Alıştırma
Cümleyi plethora içeren eksiksiz resmî miktar kalıbıyla tamamlayın: The science center offers ____ hands-on activities.
Cevabı göster
a plethora of
locomotive techniques: locomotive sözcüğünün “hareketle ilgili” anlamı
Burada locomotive, “bir yerden başka bir yere hareket etmeyle ilgili” anlamına gelen bir sıfattır. Locomotive techniques, hayvanların sürünme veya bacak, yüzgeç ya da kanat kullanma gibi vücutlarını hareket ettirme yöntemleridir. techniques ismi ve hayvan hareketi bağlamı, sözcüğün bu teknik anlamını seçer. Burada locomotive, tren lokomotifi anlamındaki isim değildir.
Alıştırma
“Animals use many locomotive techniques.” cümlesinde locomotive ne anlama gelir?
- çok yavaş yapılan
- bir yerden başka bir yere hareket etmeyle ilgili
- bir tren lokomotifiyle çalıştırılan
Cevabı göster
bir yerden başka bir yere hareket etmeyle ilgili
Vurgulu karşıtlık için but yet
Burada but ve yet sözcüklerinin ikisi de karşıtlık bildirir. Birlikte kullanılan but yet, vurguyu artırır: Hayvanlar pek çok farklı biçimde hareket eder, ama hiçbirinin tekerleğinin olmaması yine de şaşırtıcıdır. Bu kalıpta yet, “şimdiye kadar” anlamına gelmez. Beklenenin tersine çıkan sonucu vurgulamak için but ile birlikte çalışır.
Alıştırma
Hangi cümlede but yet, gündelik konuşmada güçlü ve şaşırtıcı bir karşıtlık için doğal biçimde kullanılmıştır?
- The little bag looked empty, but yet it held five books!
- The little bag looked empty, but yet it was on the chair.
- The little bag looked empty because it held five books.
Cevabı göster
The little bag looked empty, but yet it held five books!
is that us humans seem pretty technologically advanced,
0:28biz insanların teknolojide epey ilerlemiş görünmemiz.
What's ... is that ... ile açıklama kurmak
What's really paradoxical about this question, odaklanılacak özelliği adlandıran bir what yan cümlesidir. Burada paradoxical, iki gerçeğin birbirine uymuyor gibi görünmesi demektir. Tam kalıp What's + değerlendirme + about + konu + is that + tam yan cümle biçimindedir. Bu bir soru değil, bildirme cümlesidir; that yan cümlesi konuyu çelişkili kılan belirli gerçeği verir.
Alıştırma
Cümleyi What's ... is that ... kalıbını ve surprising sözcüğünü kullanarak tamamlayın: ____ this tiny seed ____ it can grow into a huge tree.
Cevabı göster
What's surprising about · is that
have yet to + fiilin yalın hâli
Have yet to + fiilin yalın hâli, beklenen veya mümkün olan bir eylemin şu ana kadar gerçekleşmediğini belirtir. Bu cümlede have yet to design, tasarımın hâlâ gerçekleştirilmediğini anlatırken ileride gerçekleşme olasılığını açık bırakır. Bu yapı zaten olumsuz anlam taşır: have yet to design = have not designed yet. Özneye göre have veya has kullanılır; ardından yet to ve fiilin yalın hâli gelir.
Alıştırma
Cümleyi have yet to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: “The researchers ____ publish their final results.”
Cevabı göster
have yet to
that fully takes advantage of the limb, Kalıp ifadeler
0:35uzuvların olanaklarından tam anlamıyla yararlansın.
take advantage of: yararlı biçimde kullanmak mı, haksızca istismar etmek mi?
Burada takes advantage of, bir şeyin yararlı niteliklerinden veya sunduğu faydalardan yararlanmak demektir. Nesne the limb, yani uzuv olduğundan, ifade tasarımın bir uzvun yapabildiklerinden tam olarak yararlanması gerektiğini söyler; haksız davranma anlamı taşımaz. Anlamı nesne ve durum belirler. Bir kaynak, özellik, fırsat veya elverişli koşulla kullanıldığında take advantage of genellikle bundan yararlı biçimde faydalanmak demektir. Bir kişi, zayıflık veya savunmasız durumla kullanıldığında ise çoğu zaman haksız biçimde istismar etmek anlamına gelir.
Alıştırma
Bu cümlede take advantage of ne anlama gelir? “We took advantage of the quiet morning to record the interview.”
- Elverişli koşulları kendimize yardımcı olacak şekilde kullandığımız anlamına gelir.
- Elverişli koşulları görmezden geldiğimiz anlamına gelir.
- Başka bir kişiye haksız davrandığımız anlamına gelir.
Cevabı göster
Elverişli koşulları kendimize yardımcı olacak şekilde kullandığımız anlamına gelir.
which is why this contraption seems so eerie. Anlatım akışı
0:38Bu yüzden bu garip düzenek çok ürpertici görünüyor.
which is why: bu yüzden
Which, virgülden önceki düşüncenin tamamına, yani uzuvdan tam olarak yararlanılması durumuna gönderme yapar. Yalnızca hemen önündeki limb ismine gönderme yapmaz. [İfade], which is why [sonuç veya yargı] kalıbı, ilk ifadeyi ikincisinin nedeni olarak sunar. Bu cümlede söz konusu tasarım özelliği, düzeneğin ürkütücü göründüğü yargısına götürür.
Alıştırma
İlk gerçeği neden olarak sunacak şekilde cümleyi tamamlayan ifadeyi seçin: The roads were covered in ice, _____ the school opened late.
- even though
- because
- which is why
Cevabı göster
which is why
to mimicking what nature is already quite natural with.
0:44doğanın zaten ustalıkla yaptığı şeyi taklit etmek.
the closest we have come to mimicking: taklit etmeye şimdiye kadar en çok yaklaştığımız nokta
The closest we have come to mimicking, bir şeyi başarıyla taklit etmeye şimdiye kadar en çok yaklaştığımız noktanın bu olduğu anlamına gelir. Present perfect olan have come, geçmişten bugüne kadar kaydedilen bütün ilerlemeye bakar. Tekrar kullanılabilen kalıp the closest + özne + have/has come to + isim veya -ing biçimidir. Buradaki to, come close to edat kalıbının parçasıdır; bu nedenle mimicking doğrudur, mimic ise bu kalıba uymaz.
Alıştırma
Hedef kalıbı ve build fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: This model is ____ a robot that can climb stairs.
Cevabı göster
the closest we have come to building
allowing them to move heavy things more easily.
1:03ve ağır şeyleri daha kolay taşımasına imkân verir.
mechanical advantage: giriş kuvvetini artırmak
Mechanical advantage, bir makinenin uygulanan kuvvetin etkisini nasıl artırdığını anlatan bir mekanik terimidir. Mekanik avantaj sağlayan bir makine, daha küçük bir giriş kuvvetinin daha ağır bir yükü hareket ettirmesini veya dengelemesini sağlayabilir. Bu cümlede ifade, tekerleğin kullanıcının ağır şeyleri daha kolay hareket ettirmesine neden yardımcı olduğunu açıklar. Her türlü kolaylığı ya da bir rakibe karşı üstünlüğü değil, kuvvetle ilgili bir etkiyi adlandırır.
Alıştırma
Bilim cümlesini dersteki iki sözcüklü terimle tamamlayın: The amount by which a machine multiplies an input force is its ____.
Cevabı göster
mechanical advantage
a no-brainer: açık ve kolay bir karar
Burada a no-brainer, neredeyse hiç düşünme gerektirmeyecek kadar açık veya kolay görünen bir seçim, cevap ya da çözüm için kullanılan sayılabilir ve günlük bir isimdir. Konuşmacının sorusunda such a no-brainer, tekerleği açıkça yararlı görünen bir fikir olarak sunar. Bu ifade bir kişinin zekâsını değil, kararı veya meseleyi değerlendirir. Beyni olmayan biri şeklinde kelimesi kelimesine anlaşılmamalıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede no-brainer açık bir kararı anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?
- She no-brainered the difficult puzzle.
- With the tickets half price, going on Friday was a no-brainer.
- The no-brainer student forgot the answer.
Cevabı göster
With the tickets half price, going on Friday was a no-brainer.
Ödünleme belirteci olarak to be sure
Bu cümlede to be sure, ödünleme bildiren bir söylem belirtecidir. Yaklaşık olarak admittedly veya it is true that anlamına gelir: konuşmacı, ana iddiayı zayıflatıyor gibi görünebilecek bir noktayı kısa süreliğine kabul eder. Bu ödün geçicidir; yeni bir sonuç değildir. Ardından genellikle bir sınırlama, düzeltme veya karşıt nokta gelir. İfade, kabul edilen noktayı ana konumdan ayırarak savı düzenler.
Alıştırma
Bu bağlamda to be sure, konuşmacı ana savına devam etmeden önce neyi belirtir?
- Dinleyiciden bir gerçeği doğrulamasını ister.
- Konuşmacının nihai sonucunu değiştirdiğini bildirir.
- Bir sınırlama veya karşıt nokta gelmeden önce bir noktayı kısaca kabul eder.
Cevabı göster
Bir sınırlama veya karşıt nokta gelmeden önce bir noktayı kısaca kabul eder.
into what is essentially a tire rolling downhill.
1:20yokuş aşağı yuvarlanan bir lastiğe dönüştürür.
Neden olunan bir dönüşüm için Turn A into B
Turn A into B, bir etkenin yol açtığı dönüşümü anlatır: özne A'yı B'ye dönüştürür veya A'nın B'nin biçimini ya da işlevini almasını sağlar. Değiştirilen nesne turn ile into arasında yer almalıdır. Burada its body A, what is essentially a tire ise B'dir. Örümcek gerçek anlamda üretilmiş kauçuğa dönüşmez; kıvrılmış vücudu lastiğe benzer bir şekil ve yuvarlanma işlevi kazanır.
Alıştırma
Cümleyi turn A into B yapısıyla tamamlayın: The designer plans to ____ the old warehouse ____ a library.
Cevabı göster
turn · into
Who can forget ...?: örnek sunan retorik soru
Who can forget ...? retorik bir sorudur. Konuşan kişi birinin “kim” diye cevap vermesini beklemez. “Bu unutulmaz” ya da “Elbette bundan da söz etmeliyiz” anlamına gelir. Burada açıklamayı iyi bilinen yeni bir örneğe geçirerek bilgiyi düzenler. Yalnızca The next example is ... demeye göre listeyi daha canlı kılar.
Alıştırma
Konuşan kişi “Who can forget the school play?” derken ne yapıyor?
- Cevap istemeden unutulmaz bir örnek sunuyor.
- Herkesin okul gösterisini unuttuğunu söylüyor.
- Okul gösterisini hangi kişinin unuttuğunu soruyor.
Cevabı göster
Cevap istemeden unutulmaz bir örnek sunuyor.
Crappier: crappy sözcüğünün günlük dildeki karşılaştırma biçimi
Crappier, günlük ve argo sayılabilecek crappy sıfatının karşılaştırma biçimidir: crappy → crappier. “Daha kötü”, “daha düşük kaliteli” ya da “daha nahoş” demektir. Even karşılaştırmayı güçlendirir; bu örneğin öncekinden de kötü olduğunu belirtir. Sıradaki hayvan bok böceği olduğu için crappier bir kelime oyunu da yapar. Crap, dışkı için kullanılan hafif kaba bir sözcük olabilir. Yine de cümlenin temel anlamı, örneği “daha kötü” diye değerlendirmektir; gerçekten daha fazla dışkı içerdiğini söylemek değildir.
Alıştırma
“This app is crappier than the old one,” cümlesinde crappier ne anlama gelir?
- Daha fazla özelliği vardır.
- Kalitesi daha kötüdür.
- Eski uygulamadan daha yenidir.
Cevabı göster
Kalitesi daha kötüdür.
axles: tekerlekleri destekleyip dönmelerini sağlayan akslar
Axle, bir tekerleği destekleyen ve dönmesini sağlayan ortadaki çubuktur. Axles çoğul biçimdir; bu nedenle birden fazla aksı anlatır. Wheels on axles ifadesinde on, tekerleklerin akslara takılı olduğunu gösterir. Aks, tekerleğin kendisi değildir ve sıradan her çubuk da aks sayılmaz.
Alıştırma
Hangi açıklama bir axle'ı anlatır?
- Oyuncak arabanın tekerleklerinin merkezinden geçen ve dönmelerini sağlayan çubuk.
- Yere değen yuvarlak kauçuk parça.
- Oyuncak arabanın yanında duran herhangi bir çubuk.
Cevabı göster
Oyuncak arabanın tekerleklerinin merkezinden geçen ve dönmelerini sağlayan çubuk.
without having to wind itself back again. Dilbilgisi
1:53geri sarılmasına gerek kalmayan bir şeyden.
independently of: başka bir şeyin kontrolü olmadan hareket etmek
Independently of, başka bir şey tarafından kontrol edilmeden ve onunla birlikte hareket etmek zorunda olmadan demektir. Burada tekerlek daha büyük bir bütünün parçasıdır, ancak bütünün aynı şekilde dönmesine gerek kalmadan dönmeye devam edebilir. Kalıp independently of + isim veya zamirdir. Bir hareketin ya da sistemin başka biriyle ilişkisini anlatır; iki şeyin fiziksel olarak bağlantısız olduğu anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Cümleyi “diğer parçanın kontrolünde olmadan” anlamına gelen iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The camera can turn ____ the vehicle.
Cevabı göster
independently of
without having to + fiil: ek bir eyleme gerek olmaması
Bu cümlede without having to wind itself back again, sürekli dönmenin tekerleğin kendini yeniden geri sarma gibi ek bir adım atmasını gerektirmediğini anlatır. without having to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eylemin yapılmamasıyla o eyleme ihtiyaç duyulmamasını birleştirir. Bu kalıp, normalde beklenebilecek bir adım, çaba, maliyet veya yükümlülük gerekli olmadan bir sonucun mümkün olduğunu söylemek için kullanılır. Buradaki having, without sonrasında gereken -ing biçimidir; perfect tense değildir.
Alıştırma
Yazdırmanın gerekli olmadığını göstermek için cümleyi without having to ile tamamlayın: With an e-ticket, you can board the train ____ print a paper copy.
Cevabı göster
without having to
Bacterial flagella actually operate in this manner, Notlar
1:56Bakteri kamçıları aslında böyle çalışır,
Bacterial flagella: flagellum sözcüğünün çoğulu
Bacterial flagella, bazı bakterilerin hareket etmek için kullandığı kamçı benzeri yapıları ifade eder. Bu cümlede bunlar dönebilen bir mekanizmanın mikroskobik örnekleridir; bakterilerin normal tekerlekleri veya bayrakları olduğu anlamına gelmez. Flagella çoğuldur; tek bir yapı flagellum olarak adlandırılır. Bacterial sıfatı, bu yapıların ait olduğu organizma türünü belirtir.
Alıştırma
Cümleyi flagellum sözcüğünün çoğul biçimiyle tamamlayın: The microscope image shows several bacterial ____.
Cevabı göster
flagella
operate in this manner: açıklanmış bir yönteme resmî gönderme
Bu cümlede operate geçişsizdir: bakteriyel kamçılar çalışır veya hareket eder; birinin onları çalıştırdığı anlamına gelmez. In this manner, az önce açıklanan şekilde demektir ve daha önce anlatılan mekanizmaya gönderme yapar. İfadenin tamamı, bir sistemin o yöntemle çalıştığını söylemenin resmî bir yoludur. Yöntemin önceden açıklandığı bilimsel veya teknik anlatımlarda özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
İkinci cümleyi operate ve in this manner ile kurulan resmî ifadeyle tamamlayın: The valve opens in three short pulses. The backup valve ____ as well.
Cevabı göster
operates in this manner
but we don't see it in any larger life form,
2:00ama daha büyük hiçbir yaşam formunda bunu görmeyiz.
which brings us to: önceki noktayı sonraki konuya bağlama
Which, önceki yan cümledeki gözlemin tamamına gönderme yapar. Brings us to mecazidir: bu gözlem konuşmacıyı ve dinleyicileri bir sonraki konuya, burada ilk soruna, yönlendirir. [Önceki nokta], which brings us to [sonraki konu] kalıbı, geçişin bir nedene dayandığını hissettirir. Yeni konunun ilgisiz bir madde olarak ortaya çıkması yerine az önce söylenenlerden doğduğunu gösterir.
Alıştırma
Geçişi brings ile kurulan hedef ifadeyle tamamlayın: The test results are consistent, ____ the question of cost.
Cevabı göster
which brings us to
How can a living wheel be completely separate
2:07Canlı bir tekerlek nasıl hayvandan tamamen ayrı olup
Or, if that wheel was made out of a dead material Kalıp ifadeler
2:14Ya da tekerlek ölü bir maddeden yapılmışsa,
the animal produced, like fingernails or hair,
2:17hayvanın ürettiği tırnak ya da kıl gibi bir maddeden,
was made out of: kaynak malzemeyi belirtme
was made out of, tekerleği yapmak için kullanılan malzemeyi belirtir. Geçmiş zamandaki edilgen biçim was + made yapısıdır; out of ise kaynak malzemeyi, yani hayvanın ürettiği ölü bir maddeyi tanıtır. Made out of, özellikle kaynak sıra dışı olduğunda ya da malzeme şekillendirildiğinde veya yeniden kullanıldığında, bir şeyin neyden yapıldığına dikkat çeker. İşleme tabi tutulduğunu düşündürebilir ancak tek başına özgün malzemenin tanınmaz hâle geldiğini kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi cümle, atılmış şişe kapaklarının heykelin malzemesi olarak kullanıldığını söylüyor?
- The sculpture was made out of discarded bottle caps.
- The sculpture was made into a display for discarded bottle caps.
- The sculpture was made by artists who collect discarded bottle caps.
Cevabı göster
The sculpture was made out of discarded bottle caps.
while maintaining separation from the host? Dilbilgisi
2:23ve aynı zamanda konakçıdan ayrı kalırdı?
while maintaining: kısaltılmış yan cümlede eş zamanlı eylem
while maintaining, kısaltılmış bir zarf yan cümlesidir. While iki durumun aynı anda gerçekleştiğini gösterir; maintaining ise -ing biçimidir. Eksiltilen özne ana cümleden anlaşılır. Burada it hem build hem maintain fiilinin öznesidir: tekerlek biçim kazanırken aynı anda konaktan ayrı kalır. Yapı while it maintained separation şeklinde açılabilir; although it maintained separation anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi while ve maintain fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The pump lowers energy use ____ a constant pressure.
Cevabı göster
while maintaining
For that matter: bağlantılı bir soru eklemek
For that matter, yeni soruyu az önce ele alınan noktaya bağlar. Burada “Bununla bağlantılı başka bir soru daha var ve bu soru daha da temel olabilir” mesajını verir. Konuyu değiştirmez. Aynı düşünce çizgisini genişletir; çoğu zaman bir savı güçlendirmek veya başka bir güçlük ortaya koymak için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, matter sözcüğünü içeren ve bağlantılı bir soru ekleyen üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: Cost is one problem. ____, do we have anyone available to lead the project?
Cevabı göster
For that matter
along the way: bir yolculuk veya süreç sırasında
Along the way, “bir bitiş noktasına ulaşmadan önceki yolculuk veya süreç sırasında” anlamına gelir. Bu soruda way gerçek bir yol değil, tekerleğin yavaş yavaş geliştiği süreçtir. İfade gerçek bir yolculuğu anlatabilir; ayrıca bir sonuca doğru ilerlerken yaşanan aşamaları, deneyimleri veya değişimleri mecazi olarak anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, way ile biten ve “süreç sırasında” anlamına gelen üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: Learning to play the piano takes time, and you will make mistakes ____.
Cevabı göster
along the way
making longer necks more common: sonucu bildiren bir -ing yan cümlesi
Virgülden sonraki making longer necks more common adlı -ing öbeği, önceki bilgilerin tamamından doğan sonucu gösterir. Daha fazla yiyeceğe sahip olmak, daha uzun yaşamak ve daha çok yavru bırakmak, bu özelliğin popülasyondaki oranını artırır. Burada making, longer necks ifadesini nesne, more common ifadesini de nesne tamamlayıcısı olarak alır. Öbek, “uzun boyunların daha yaygın hâle gelmesine neden olmak” anlamındadır. Tek bir hayvanın bilinçli olarak uzun bir boyun oluşturduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümlede making longer necks more common neyi gösteriyor?
- Bu avantajları durdurabilecek bir koşul sunar.
- Önceki hayatta kalma ve üreme avantajlarının sonucunu gösterir.
- Birinin etkin biçimde daha uzun boyunlar yaptığını söyler.
Cevabı göster
Önceki hayatta kalma ve üreme avantajlarının sonucunu gösterir.
evrimde mutation
Evrimde mutation, yani mutasyon, yavrulara aktarılabilen ve yeni bir özellik oluşturabilen ya da var olan bir özelliği değiştirebilen genetik madde değişikliğidir. Bu cümlede, bir vücut bölümünü tekerleğe yalnızca biraz daha benzer yapan varsayımsal ve kalıtsal bir değişiklik anlamına gelir. Bir mutasyon mutlaka büyük, yararlı veya tamamlanmış yeni bir organ değildir. Doğal seçilim, mutasyonu ancak değişiklik mevcut biçimiyle bir avantaj sağlıyorsa destekleyebilir.
Alıştırma
Hangi ifade mutation sözcüğünü örnektekiyle aynı bilimsel anlamda kullanıyor?
- mutation bir hayvanın yaşamı boyunca öğrendiği herhangi bir beceridir.
- mutation her zaman tamamlanmış ve iyi çalışan yeni bir vücut parçasıdır.
- mutation yararlı, zararlı veya nötr olabilen genetik bir değişikliktir.
Cevabı göster
mutation yararlı, zararlı veya nötr olabilen genetik bir değişikliktir.
As much as I hate to admit it: istemeyerek kabul etme
As much as I hate to admit it, konuşanın bir şeyi söylemek istemediğini ama onun doğru olduğunu kabul ettiğini gösterir. Buradaki hate sözü isteksizliği vurgular; genellikle gerçek bir nefret anlamına gelmez. Bu ifade, ödün veren bir giriş görevi görür. Dinleyeni, konuşanın isteğine veya önceki görüşüne ters düşen bir düşünceye hazırlar; kabul edilen asıl nokta virgülden sonra gelir.
Alıştırma
As much as I hate to admit it burada neyi gösteriyor?
- Konuşan iyi bir haber vermek için heyecanlanıyor.
- Konuşan bu noktayı kabul etmekten hoşlanmıyor ama doğru olduğunu kabul edecek.
- Konuşan bu konuyu tartışmayı reddediyor.
Cevabı göster
Konuşan bu noktayı kabul etmekten hoşlanmıyor ama doğru olduğunu kabul edecek.
Think of it this way: yeni bir bakış açısı sunmak
Think of it this way, dinleyene bir sonraki açıklamayı aynı konu için yeni bir çerçeve olarak kullanmasını söyler. Bakış açısındaki değişimi işaretleyerek bilgiyi düzenler; normalde fiziksel bir nesneyi hayal etme talimatı değildir. Arkasından çoğu zaman düşünceyi anlamayı kolaylaştıran basit bir karşılaştırma, örnek veya model gelir.
Alıştırma
Bu dersteki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The plan seems expensive. ____: it costs less than fixing the old machine every month.
Cevabı göster
Think of it this way
In order for a wheel to be useful for movement, Dilbilgisi
3:06Bir tekerleğin ulaşımda işe yaraması için
In order for a wheel to be useful: bir koşulun öznesini belirtmek
in order for + noun + to + verb yapısı, bir amaç veya sonucun mümkün olması için neyin gerçekleşmesi gerektiğini belirtir. Burada a wheel, to be useful ifadesinin mantıksal öznesidir; cümle, tekerleğin hareket için yararlı olmasının koşulunu kurar. for öbeği burada yararlanan kişiyi veya şeyi göstermez. Mastarın öznesinin açıkça belirtilmesi gerektiğinde, özellikle de ana cümlenin öznesinden farklı olduğunda bu yapıyı kullanın.
Alıştırma
Cihazın yalnızca pil şarjlıysa çalışabileceği anlamını verecek şekilde cümleyi tamamlayın: In order ____, the battery must be charged.
Cevabı göster
for the device to work
it sort of requires a prior invention, roads. Ton ve niyet
3:09önce başka bir şeyin, yolların icat edilmiş olması gerekir.
sort of: konuşmada bir iddiayı yumuşatmak
sort of requires ifadesinde sort of, requires ile yapılan iddiayı yumuşatan bir ifadedir. Kabaca bir ölçüde veya tam olarak kesin olmayan bir anlamda demektir; böylece konuşmacı bu gerekliliği mutlak bir gerçek gibi sunmaktan kaçınır. Bu kullanım kesinlik derecesini ve tonu ayarlamaya yardımcı olur. Ana iddia korunur, ancak konuşmacı istisnalara veya daha esnek bir yoruma yer bırakır. İddiayı geri çekmek yerine daha az kesin konuşmak istendiğinde yaygındır.
Alıştırma
Bu cümlede sort of ne yapıyor?: The plan sort of works, but not perfectly.
- Bir plan türünü belirtir.
- Planın kusursuz çalıştığını söyler.
- Planın çalıştığı iddiasını yumuşatır.
Cevabı göster
Planın çalıştığı iddiasını yumuşatır.
Without a smooth surface to roll on, Dilbilgisi
3:13Üzerinde yuvarlanacağı pürüzsüz bir yüzey olmadan,
like a road or rails, the wheel falls short, Deyimler
3:16örneğin yol ya da ray yoksa, tekerlek yetersiz kalır;
Without a smooth surface to roll on: eksik bir koşul
Baştaki Without a smooth surface to roll on ifadesi, sonuçtan önce eksik olan bir koşulu belirtir. “If there is no smooth surface that the wheel can roll on.” şeklinde açılabilir. Ardından ana cümle sonucu verir: tekerlek yeterince iyi işlev görmez. a surface to roll on içinde to roll on, surface sözcüğünü niteler: bu yüzey, bir şeyin üzerinde yuvarlandığı yerdir. Konuşanın amacını ifade etmez. Aktarılabilir kalıp Without + noun phrase + to-infinitive, main clause şeklindedir ve mevcut olmayan bir şeyi ya da fırsatı bir sonuca kısa biçimde bağlar.
Alıştırma
a quiet room ve work in ögelerinden kurulan kesin eksik koşul ifadesiyle tamamlayın: ____, Maya could not concentrate.
Cevabı göster
Without a quiet room to work in
falls short: gerekli standarda ulaşmamak
the wheel falls short cümlesinde falls short, “gerekli standarda ulaşmaz” veya “yeterince iyi çalışmaz” anlamına gelir. Beklenen standart bağlamdan anlaşılır, bu nedenle ardından bir nesne gelmesi gerekmez. Bu deyim, ölçütü fall short of + isim ya da yan cümle yapısıyla da belirtebilir: The results fall short of expectations. Fiziksel olarak düşmeyi veya uzunluğun değişmesini değil, elde edilen sonuç ile gerekli düzey arasındaki farkı anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle planın niteliğinin gerekli standarda ulaşmadığını doğal biçimde ifade eder?
- The plan falls short of the required standard.
- The project is short of the required funding.
- The team failed to submit the plan on time.
Cevabı göster
The plan falls short of the required standard.
and wings and fins and limbs do a better job Kalıp ifadeler
3:20kanatlar, yüzgeçler ve uzuvlar daha iyi iş görür
do a better job: daha etkili performans göstermek
Bu cümlede do a better job, “bir işlevi daha etkili biçimde yerine getirmek” anlamına gelir. Kanatlar, yüzgeçler ve uzuvlar Dünya’daki arazide ne kadar iyi çalıştıklarına göre değerlendiriliyor; job burada meslek değil, yerine getirilen görev veya işlevdir. Bu kalıp etkililiği karşılaştırır: X does a better job (than Y). Görev, at ve ardından gelen -ing biçimiyle ya da of ve ardından gelen -ing biçimiyle eklenebilir. Bir bağlam ifadesi de X’in nerede veya hangi koşullarda daha iyi çalıştığını gösterebilir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “daha etkili biçimde yerine getirmek” anlamına gelen dört sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: For uneven trails, hiking boots ____ than dress shoes.
Cevabı göster
do a better job
they had little use for it across rough terrain Kalıp ifadeler
3:28engebeli arazilerde pek işlerine yaramıyordu;
had little use for it: neredeyse hiç pratik değeri olmamak
Burada had little use for it, insanların engebeli veya çamurlu zeminde “tekerleğin neredeyse hiçbir pratik değeri olmadığını düşündükleri” anlamına gelir. Bu koşullardaki kullanışlılığını değerlendirir; insanların tekerleği yalnızca seyrek kullandığını bildirmez. Yapı, have little use for ifadesinin ardından bir isim veya zamir gelmesiyle kurulur. Öznenin o nesnede gördüğü değeri ifade eder; bu nedenle nesne ve bağlam, ifadenin az kullanışlılık mı yoksa kişisel ret mi anlattığını belirler.
Alıştırma
Örnekte “they had little use for it” ne anlama geliyor?
- Bu koşullarda tekerlek onlara neredeyse hiçbir pratik yarar sağlamıyordu.
- Kullanabilecekleri yalnızca küçük bir tekerlek vardı.
- Tekerleği biliyorlardı ama yalnızca nadir durumlarda kullanıyorlardı.
Cevabı göster
Bu koşullarda tekerlek onlara neredeyse hiçbir pratik yarar sağlamıyordu.
debris-ridden streets ifadesindeki -ridden eki
debris-ridden streets ifadesinde -ridden, “bir şeyle dolu” veya “bir şeyden ciddi biçimde etkilenmiş” anlamına gelir. Bu birleşik sözcük, sokaklarda çok fazla moloz olduğunu ve bu yüzden sokakların kullanılmasının zor veya rahatsız edici olduğunu anlatır. -ridden bir isimden sonra gelerek sıfat oluşturur ve disease-ridden ya da guilt-ridden örneklerinde olduğu gibi genellikle ciddi ve istenmeyen bir durumu anlatır. Buradaki ridden, bir şeye binmekle ilgili değildir.
Alıştırma
Bu dersteki birleşik sıfatı tamamlayın: The vet treated the flea-____ dog.
Cevabı göster
ridden
and is carried by people or animals.
3:45ve insanlar ya da hayvanlar tarafından taşınan bir araçtır.
Taşınan bir araç anlamındaki a litter
Burada a litter, insanlar veya hayvanlar tarafından taşınan bir koltuk ya da yataktır. Tekerlekleri yoktur. Konuşmacı “çöp değil” der çünkü modern İngilizcede litter sözcüğünün çok daha yaygın anlamı “çöp”tür. a tanımlığı ile vehicle, no wheels ve carried gibi yakındaki ipuçları amaçlanan anlamı gösterir. Başka cümlelerde aynı sözcük çöpü veya aynı anda doğan bir grup yavru hayvanı da anlatabilir.
Alıştırma
“Rescue workers carried the injured hiker down the mountain on a litter,” cümlesinde “a litter” ne anlama gelir?
- Birlikte doğan bir grup yavru hayvan
- Tekerleksiz, taşınan bir yatak veya koltuk
- Yerdeki dağınık çöp
Cevabı göster
Tekerleksiz, taşınan bir yatak veya koltuk
chair sedans: tarihî sedan chairs veya tahtırevanlar
Burada chair sedans sözleri, genellikle sedan chairs olarak adlandırılan tarihî taşıtları ifade eder: Bir kişinin oturduğu kapalı koltuklar, insanlar tarafından sırıklarla taşınırdı. Tekerlekleri yoktu; bu nedenle sedan burada modern bir otomobil anlamına gelmez. İngilizcedeki normal sözcük sırası sedan chair, çoğulu ise sedan chairs şeklindedir. Bu standart biçimi tanımak, başka tarih metinlerinde aynı nesneyi belirlemenize yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede chair sedans ne anlama geliyor?
- İnsanlar tarafından taşınan kapalı koltuklar
- Zengin kişilerin kullandığı dört kapılı otomobiller
- Evlerin içine sabitlenmiş süslü sandalyeler
Cevabı göster
İnsanlar tarafından taşınan kapalı koltuklar
“Örneğin” anlamındaki parantez içi say
Burada say, “örneğin” veya “bunu örnek olarak seçelim” anlamına gelen parantez içi bir söylem işaretleyicisidir. wounded soldiers ifadesini askıyla taşınabilecek olası bir insan türü olarak tanıtır; ana fiil değildir ve kimseye konuşmasını söylemez. Say zaten tamamlanmış bir düşüncenin arasına eklendiği için genellikle virgüller veya duraklamalarla ayrılır. Tam olarak hangi seçeneğin verildiği önemli olmadığında kısa ve somut bir örnekten önce kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “örneğin” anlamına gelen tek sözcüklük konuşma işaretleyicisiyle tamamlayın: We could bring a simple game—____, a deck of cards—to pass the time.
Cevabı göster
say
The modern day stretcher is an example of a litter.
3:59Günümüzdeki sedye de böyle bir taşıma aracıdır.
Ne olduğunu sormak için What gives?
What gives?, “Ne oluyor?” veya “Bu durum neden böyle?” anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Genellikle şaşkınlıkla bir açıklama ister ve bazen hafifçe hesap soran bir ton taşır. Gives burada bir şeyi vermek şeklindeki gerçek anlamında kullanılmaz. Burada animals bir seslenme sözüdür; konuşmacı doğrudan hayvanlara hitap eder. Standart noktalama düzeninde bu sınır virgülle gösterilir: So, what gives, animals? Animals, gives fiilinin nesnesi değildir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız planlarınızı üçüncü kez iptal ediyor. Hangi yanıt şaşkın veya hafifçe hesap soran bir tonla doğal biçimde açıklama ister?
- What is given?
- Who gives?
- What gives?
- What do you give?
Cevabı göster
What gives?
I mean, you guys are capable of some pretty awesome things, Kalıp ifadeler
4:13Yani sizler oldukça harika şeyler yapabiliyorsunuz:
Be capable of + isim veya -ing biçimi
Be capable of, “bir şey için yeteneğe veya kapasiteye sahip olmak” anlamına gelir. Bu cümlede of, some pretty awesome things ad öbeğini başlatır; dolayısıyla konuşmacı hayvanların yapabildiklerini övmektedir. of sonrasında bir isim, zamir veya -ing biçimi kullanın: capable of complex work, capable of it ya da capable of building a dam. of sonrasına doğrudan yalın fiil getirmeyin.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: “This robot is ____ carrying boxes up the stairs.”
Cevabı göster
capable of
Evrimsel bir maliyet-fayda savında “not selfish enough”
Burada not selfish enough kötü bir kişiliği anlatmaz ve ahlaki bir öğüt vermez. Dawkins'in evrimsel maliyet-fayda analizinde selfish, maliyetli bir özellik veya davranışın getirisinin bu maliyeti üstlenen bireyde kalması anlamına gelir. Bir yol birçok bireyin kullanımına açıktır: bir hayvan yolu yapmanın maliyetini üstlenirken birçok başka hayvan yolu ücretsiz kullanabilir. Bu nedenle yol not selfish enough olarak tanımlanır; faydaları güvenilir biçimde yalnızca yolu yapana ayrılamaz ve bu da doğal seçilimin yol yapma davranışını desteklemesini zorlaştırır.
Alıştırma
Bu cümlede "roads are not selfish enough" ne anlama geliyor?
- Yolları kullanan hayvanlar birbirlerine karşı yeterince bencil değildir.
- Yollar, onları yapanlar ahlakı anlamadığı için başarısız olur.
- Yollar, faydalarının yeterli bir kısmını yapım maliyetini üstlenen bireylere ayırmaz.
Cevabı göster
Yollar, faydalarının yeterli bir kısmını yapım maliyetini üstlenen bireylere ayırmaz.
that you can build and then only use for your own benefit, Kalıp ifadeler
4:37inşa edip yalnızca kendi yararınıza kullanabileceğiniz şeylerdir.
“for your own benefit”: faydalanan tarafı belirtmek
For your own benefit, “avantajı bizzat sen elde edesin diye” anlamına gelir. Own vurgu ekler: faydalanan taraf başkaları değil, sensin. Bu cümlede only use for your own benefit, use fiilini niteler: inşa eden kişi, yaptığı şeyin değerini kendine ayırabilir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp for + iyelik belirleyicisi + own benefit şeklindedir; for my own benefit, for her own benefit ve for our own benefit buna örnektir.
Alıştırma
Faydalanan tarafın başka biri değil, özellikle sen olduğunu vurgulayan ifadeyle İngilizce cümleyi tamamla: I am giving you this advice ____.
Cevabı göster
for your own benefit
industrious enough to build: sıfat + enough + to do
industrious enough to build ifadesinde industrious, kişinin çok çalışmaya istekli oluşunu anlatır; enough ise bu özelliğin eylemi mümkün kılacak gerekli düzeye ulaştığını gösterir. Bu ifade, cümlenin önceki bölümündeki smart enough ile paraleldir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp adjective + enough + to + base verb biçimindedir. Enough sıfattan sonra gelir: industrious enough denir, enough industrious denmez. To ile başlayan bölüm, şartı karşılandığı için mümkün olan eylemi belirtir.
Alıştırma
Leo'nun boyunun gereken düzeye ulaştığını gösteren sözcükle cümleyi tamamlayın: Leo is tall ____ to reach the top shelf.
Cevabı göster
enough
stumbles upon: bir şeyi tesadüfen bulmak
Stumbles upon, bir şeyle tesadüfen karşılaşmak veya onu keşfetmek anlamına gelir. Burada anything that stumbles upon the road, belirli bir kullanıcıya ayrılmamış olan yolu tesadüfen bulan ya da ona ulaşan herhangi bir varlığı anlatır. Bu deyimsel fiil, kişinin gerçekten tökezlemesini veya düşmesini gerektirmez. Başka durumlara aktarılabilen temel fikir, plansız bir karşılaşmadır ve nesne upon'dan sonra gelir: stumble upon a place, a fact veya something unexpected.
Alıştırma
'While cleaning my desk, I stumbled upon an old photograph,' cümlesindeki 'stumbled upon' ne anlama gelir?
- fiziksel olarak ona takılıp tökezledi
- onu bir plana göre aradı
- onu tesadüfen buldu
Cevabı göster
onu tesadüfen buldu
Moocher: gayriresmî ve küçümseyici bir yafta
Moocher, başkalarından tekrar tekrar yiyecek, para, yardım ya da bir şeyi kullanma imkânı alırken karşılığında çok az şey veren ya da hiçbir şey vermeyen biri için kullanılan gayriresmî ve küçümseyici bir isimdir. Bu cümlede yolu kullanan kişiyi, yolu tesadüfen kullanan tarafsız bir kullanıcı olarak değil, başkasının emeğine bedavadan ortak olan biri olarak etiketler. Sözcük, konuşanın eleştirisini taşır.
Alıştırma
Cümlede moocher, yolu kullanan kişi hakkında ne anlatıyor?
- Yolu kendisi yapmış ve cömertçe paylaşmıştır.
- Yalnızca sıradan bir yol kullanıcısıdır.
- Başkasının emeğinden yararlanır ama kendisi katkıda bulunmaz.
Cevabı göster
Başkasının emeğinden yararlanır ama kendisi katkıda bulunmaz.
A bunch of ile büyük bir miktarı gündelik biçimde anlatmak
A bunch of, “çok sayıda” veya “bir sürü” anlamına gelen gayriresmî bir miktar ifadesidir. Burada a bunch of babies, kelimenin gerçek anlamında bağlanmış bir demeti değil, sayısı belirtilmemiş çok sayıda bebeği anlatır. Bu ifade, sözleri kesin olmaktan ziyade gündelik ve biraz abartılı hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki hedef ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: At the party, we took ____ pictures together.
Cevabı göster
a bunch of
of how humans got benefits from breaking the mold Deyimler
5:02insanların kalıpları kırarak nasıl fayda sağladığını,
Breaking the mold: yerleşmiş bir kalıptan uzaklaşmak
Breaking the mold, yerleşmiş bir kalıptan, gelenekten veya sınırlamadan uzaklaşıp bir şeyi farklı biçimde yapmak anlamına gelen bir deyimdir. Burada fiziksel bir kalıp gerçekten kırılmaz. Bu cümlede, ortak yarar için yol yapmak, yalnızca kişisel kazanca odaklanan davranıştan farklı ve yeni bir hareket biçimi olarak sunulur. Bu imge yalnızca bir kurala karşı gelmeyi değil, yenilik yapmayı anlatır.
Alıştırma
Breaking the mold ifadesi hangi durumda yaşananları en iyi anlatır?
- Bir şirket yıllardır kullandığı tasarımın aynısını kopyaladı.
- Bir bisikletçi yanlışlıkla plastik bir kalıba zarar verdi.
- Bir öğretmen yalnızca anlatıma dayalı dersleri öğrencilerin yönettiği projelerle değiştirdi.
Cevabı göster
Bir öğretmen yalnızca anlatıma dayalı dersleri öğrencilerin yönettiği projelerle değiştirdi.
and doing things not just for themselves, Dilbilgisi
5:05bir şeyleri yalnızca kendileri için değil,
Not just A, but B: kapsamı genişletmek
not just A, but B ikili yapısı önce kapsamın yalnızca A ile sınırlı olduğu düşüncesini reddeder, ardından B'yi daha geniş veya daha önemli bir nokta olarak ekler. Bu cümlede yarar gören grup themselves ifadesinden everyone ifadesine doğru genişler. A ve B dil bilgisi açısından paralel olmalıdır. Burada iki taraf da for ve ardından yarar gören kişiyi kullanır: for themselves ... for everyone. Bu yapı, konuşanın eklenen ikinci unsuru vurgulamasına yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi not just A, but B yapısını kullanarak tamamlayın: The new library is ____ for university students, ____ for the whole community.
Cevabı göster
not just · but
to build services that they might not even use.
5:16belki de hiç kullanmayacakları hizmetleri yapmak için.
So, the next time you see a wheel, Dilbilgisi
5:20Bu yüzden bir dahaki sefere tekerlek gördüğünüzde
the next time you see a wheel: gelecekteki bir durum için simple present
the next time you see a wheel zaman yan cümlesinde the next time, “bir sonraki … olduğunda” anlamına gelir. Ana cümle için gelecekteki bir durumu kurar; ana cümle daha sonra bir talimat, hatırlatma veya sonuç verebilir. the next time gibi gelecekteki zamanı belirten ifadelerden sonra İngilizce zaman yan cümlesinde normalde simple present kullanılır: you see denir, you will see denmez. Gelecek anlamı tüm yapıdan ve ana cümleden gelir.
Alıştırma
Hangi cümle gelecekteki bir durum için doğru biçimde tavsiye veriyor?
- The next time you rode the bus, check the route number.
- The next time you will ride the bus, check the route number.
- The next time you ride the bus, check the route number.
Cevabı göster
The next time you ride the bus, check the route number.
that humans can cooperate and be unselfish.
5:24insanlar iş birliği yapabilir ve bencil olmayabilir.
wheel-y: wheel ile really arasında bir kelime oyunu
Wheel-y, yaygın I really mean that ifadesindeki really sözcüğünü çağrıştırmak için wheel sözcüğünden türetilmiş eğlenceli bir uydurma sözcüktür. Video tekerleklerle ilgili olduğu için really yerine wheel-y kullanılması konuya bağlı bir ses oyunu yaratır ve sona hafif, şakacı bir ton verir. Kısa çizgi, okuyucuların yazıda şakayı görmesine yardımcı olur. Wheel-y standart bir yazım değildir ve really anlamına gelen normal bir sözcük değildir.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz seçeneği seçin. Wheel-y başındaki /w/ ve really başındaki /r/ sesine odaklanın.
- After fixing my bike, I really appreciate your help.
- After fixing my bike, I wheel-y appreciate your help.
Cevabı göster
After fixing my bike, I wheel-y appreciate your help.