Neden Hiçbir Hayvanın Tekerlekleri Yok?: İngilizce çalışma notları

Vsauce

Öğrenme zorluğu
808 kelime 159 kel/dk

Video özeti: Michael, hayvanların neden gerçek tekerlekler geliştirmediğini soruyor; anatomik ve evrimsel engelleri yollar ve insan iş birliğiyle ilişkilendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “have yet to” — Dilbilgisi ve cümle kalıpları: beklenen bir başarının hâlâ gerçekleşmediğini kısa ve biraz resmî biçimde, ek bir olumsuzluk kullanmadan söyleyin. 2. “litter,” — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: tarihsel taşıma aracı ya da sedye anlamını “çöp” anlamından bağlamla ayırın. 3. “breaking the mold” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: yerleşik düzenden ayrılma fikrini anlayın; ifadeyi gerçek hasar için değil yenilik veya iş birliği için kullanın.

Bu derste

Hey, Vsauce.

0:03

Selam, Vsauce.

Michael here, and today we are going to ask a question.

0:04

Michael burada. Bugün bir soru soracağız.

Why don't any animals have wheels?

0:08

Neden hiçbir hayvanın tekerlekleri yok?

I mean, animals use a plethora of complicated locomotive techniques, Notlar

0:12

Yani hayvanlar çok çeşitli ve karmaşık hareket yöntemleri kullanıyor:

Kalıp ifadeler

a plethora of: resmî bir miktar ifadesi

A plethora of, bir şeyin sayısının veya miktarının çok fazla olduğunu belirtir. Bu cümlede hayvanların çok çeşitli karmaşık hareket yöntemleri kullandığını vurgular. a plethora of ifadesini tek bir miktar kalıbı olarak öğrenin. Sayılan veya açıklanan şeyin önüne gelir: a plethora of techniques.

Alıştırma

Cümleyi plethora içeren eksiksiz resmî miktar kalıbıyla tamamlayın: The science center offers ____ hands-on activities.

Cevabı göster

a plethora of

Kelime

locomotive techniques: locomotive sözcüğünün “hareketle ilgili” anlamı

Burada locomotive, “bir yerden başka bir yere hareket etmeyle ilgili” anlamına gelen bir sıfattır. Locomotive techniques, hayvanların sürünme veya bacak, yüzgeç ya da kanat kullanma gibi vücutlarını hareket ettirme yöntemleridir. techniques ismi ve hayvan hareketi bağlamı, sözcüğün bu teknik anlamını seçer. Burada locomotive, tren lokomotifi anlamındaki isim değildir.

Alıştırma

“Animals use many locomotive techniques.” cümlesinde locomotive ne anlama gelir?

  1. çok yavaş yapılan
  2. bir yerden başka bir yere hareket etmeyle ilgili
  3. bir tren lokomotifiyle çalıştırılan
Cevabı göster

bir yerden başka bir yere hareket etmeyle ilgili

slithering, fins, legs, wings,

0:17

sürünmek, yüzgeçler, bacaklar, kanatlar...

but yet no animal has wheels. Dilbilgisi

0:22

Ama yine de hiçbir hayvanın tekerleği yok.

Dilbilgisi

Vurgulu karşıtlık için but yet

Burada but ve yet sözcüklerinin ikisi de karşıtlık bildirir. Birlikte kullanılan but yet, vurguyu artırır: Hayvanlar pek çok farklı biçimde hareket eder, ama hiçbirinin tekerleğinin olmaması yine de şaşırtıcıdır. Bu kalıpta yet, “şimdiye kadar” anlamına gelmez. Beklenenin tersine çıkan sonucu vurgulamak için but ile birlikte çalışır.

Alıştırma

Hangi cümlede but yet, gündelik konuşmada güçlü ve şaşırtıcı bir karşıtlık için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The little bag looked empty, but yet it held five books!
  2. The little bag looked empty, but yet it was on the chair.
  3. The little bag looked empty because it held five books.
Cevabı göster

The little bag looked empty, but yet it held five books!

What's really paradoxical about this question Dilbilgisi

0:26

Bu soruyu asıl çelişkili kılan,

is that us humans seem pretty technologically advanced,

0:28

biz insanların teknolojide epey ilerlemiş görünmemiz.

Dilbilgisi

What's ... is that ... ile açıklama kurmak

What's really paradoxical about this question, odaklanılacak özelliği adlandıran bir what yan cümlesidir. Burada paradoxical, iki gerçeğin birbirine uymuyor gibi görünmesi demektir. Tam kalıp What's + değerlendirme + about + konu + is that + tam yan cümle biçimindedir. Bu bir soru değil, bildirme cümlesidir; that yan cümlesi konuyu çelişkili kılan belirli gerçeği verir.

Alıştırma

Cümleyi What's ... is that ... kalıbını ve surprising sözcüğünü kullanarak tamamlayın: ____ this tiny seed ____ it can grow into a huge tree.

Cevabı göster

What's surprising about · is that

we've mastered the wheel,

0:32

Tekerleğe hâkimiz,

but we have yet to design something Dilbilgisi

0:34

ama henüz öyle bir şey tasarlayamadık ki

Dilbilgisi

have yet to + fiilin yalın hâli

Have yet to + fiilin yalın hâli, beklenen veya mümkün olan bir eylemin şu ana kadar gerçekleşmediğini belirtir. Bu cümlede have yet to design, tasarımın hâlâ gerçekleştirilmediğini anlatırken ileride gerçekleşme olasılığını açık bırakır. Bu yapı zaten olumsuz anlam taşır: have yet to design = have not designed yet. Özneye göre have veya has kullanılır; ardından yet to ve fiilin yalın hâli gelir.

Alıştırma

Cümleyi have yet to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: “The researchers ____ publish their final results.”

Cevabı göster

have yet to

that fully takes advantage of the limb, Kalıp ifadeler

0:35

uzuvların olanaklarından tam anlamıyla yararlansın.

Kalıp ifadeler

take advantage of: yararlı biçimde kullanmak mı, haksızca istismar etmek mi?

Burada takes advantage of, bir şeyin yararlı niteliklerinden veya sunduğu faydalardan yararlanmak demektir. Nesne the limb, yani uzuv olduğundan, ifade tasarımın bir uzvun yapabildiklerinden tam olarak yararlanması gerektiğini söyler; haksız davranma anlamı taşımaz. Anlamı nesne ve durum belirler. Bir kaynak, özellik, fırsat veya elverişli koşulla kullanıldığında take advantage of genellikle bundan yararlı biçimde faydalanmak demektir. Bir kişi, zayıflık veya savunmasız durumla kullanıldığında ise çoğu zaman haksız biçimde istismar etmek anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede take advantage of ne anlama gelir? “We took advantage of the quiet morning to record the interview.”

  1. Elverişli koşulları kendimize yardımcı olacak şekilde kullandığımız anlamına gelir.
  2. Elverişli koşulları görmezden geldiğimiz anlamına gelir.
  3. Başka bir kişiye haksız davrandığımız anlamına gelir.
Cevabı göster

Elverişli koşulları kendimize yardımcı olacak şekilde kullandığımız anlamına gelir.

which is why this contraption seems so eerie. Anlatım akışı

0:38

Bu yüzden bu garip düzenek çok ürpertici görünüyor.

Anlatım akışı

which is why: bu yüzden

Which, virgülden önceki düşüncenin tamamına, yani uzuvdan tam olarak yararlanılması durumuna gönderme yapar. Yalnızca hemen önündeki limb ismine gönderme yapmaz. [İfade], which is why [sonuç veya yargı] kalıbı, ilk ifadeyi ikincisinin nedeni olarak sunar. Bu cümlede söz konusu tasarım özelliği, düzeneğin ürkütücü göründüğü yargısına götürür.

Alıştırma

İlk gerçeği neden olarak sunacak şekilde cümleyi tamamlayan ifadeyi seçin: The roads were covered in ice, _____ the school opened late.

  1. even though
  2. because
  3. which is why
Cevabı göster

which is why

It may be the closest we have come Dilbilgisi

0:42

Belki de bugüne dek en çok yaklaştığımız şey bu:

to mimicking what nature is already quite natural with.

0:44

doğanın zaten ustalıkla yaptığı şeyi taklit etmek.

Dilbilgisi

the closest we have come to mimicking: taklit etmeye şimdiye kadar en çok yaklaştığımız nokta

The closest we have come to mimicking, bir şeyi başarıyla taklit etmeye şimdiye kadar en çok yaklaştığımız noktanın bu olduğu anlamına gelir. Present perfect olan have come, geçmişten bugüne kadar kaydedilen bütün ilerlemeye bakar. Tekrar kullanılabilen kalıp the closest + özne + have/has come to + isim veya -ing biçimidir. Buradaki to, come close to edat kalıbının parçasıdır; bu nedenle mimicking doğrudur, mimic ise bu kalıba uymaz.

Alıştırma

Hedef kalıbı ve build fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: This model is ____ a robot that can climb stairs.

Cevabı göster

the closest we have come to building

Of course, nature,

0:49

Elbette doğa,

the source of these miraculous limbs

0:51

bu mucizevi uzuvların kaynağıdır;

that we have yet to adequately reproduce,

0:53

bizse onları hâlâ gerektiği gibi kopyalayamadık.

doesn't use wheels.

0:56

Ama doğa tekerlek kullanmaz.

The wheel gives a mechanical advantage to the user, Kelime

0:59

Tekerlek, kullanıcısına mekanik bir avantaj sağlar

allowing them to move heavy things more easily.

1:03

ve ağır şeyleri daha kolay taşımasına imkân verir.

Kelime

mechanical advantage: giriş kuvvetini artırmak

Mechanical advantage, bir makinenin uygulanan kuvvetin etkisini nasıl artırdığını anlatan bir mekanik terimidir. Mekanik avantaj sağlayan bir makine, daha küçük bir giriş kuvvetinin daha ağır bir yükü hareket ettirmesini veya dengelemesini sağlayabilir. Bu cümlede ifade, tekerleğin kullanıcının ağır şeyleri daha kolay hareket ettirmesine neden yardımcı olduğunu açıklar. Her türlü kolaylığı ya da bir rakibe karşı üstünlüğü değil, kuvvetle ilgili bir etkiyi adlandırır.

Alıştırma

Bilim cümlesini dersteki iki sözcüklü terimle tamamlayın: The amount by which a machine multiplies an input force is its ____.

Cevabı göster

mechanical advantage

But if the wheel is so simple

1:06

Ama tekerlek bu kadar basitse

and seems like such a no-brainer, Deyimler

1:08

ve bu kadar bariz bir çözüm gibi görünüyorsa,

why don't any animals have them?

1:10

neden hiçbir hayvanda yok?

Deyimler

a no-brainer: açık ve kolay bir karar

Burada a no-brainer, neredeyse hiç düşünme gerektirmeyecek kadar açık veya kolay görünen bir seçim, cevap ya da çözüm için kullanılan sayılabilir ve günlük bir isimdir. Konuşmacının sorusunda such a no-brainer, tekerleği açıkça yararlı görünen bir fikir olarak sunar. Bu ifade bir kişinin zekâsını değil, kararı veya meseleyi değerlendirir. Beyni olmayan biri şeklinde kelimesi kelimesine anlaşılmamalıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede no-brainer açık bir kararı anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. She no-brainered the difficult puzzle.
  2. With the tickets half price, going on Friday was a no-brainer.
  3. The no-brainer student forgot the answer.
Cevabı göster

With the tickets half price, going on Friday was a no-brainer.

Well, to be sure, Anlatım akışı

1:13

Emin olmak için

Anlatım akışı

Ödünleme belirteci olarak to be sure

Bu cümlede to be sure, ödünleme bildiren bir söylem belirtecidir. Yaklaşık olarak admittedly veya it is true that anlamına gelir: konuşmacı, ana iddiayı zayıflatıyor gibi görünebilecek bir noktayı kısa süreliğine kabul eder. Bu ödün geçicidir; yeni bir sonuç değildir. Ardından genellikle bir sınırlama, düzeltme veya karşıt nokta gelir. İfade, kabul edilen noktayı ana konumdan ayırarak savı düzenler.

Alıştırma

Bu bağlamda to be sure, konuşmacı ana savına devam etmeden önce neyi belirtir?

  1. Dinleyiciden bir gerçeği doğrulamasını ister.
  2. Konuşmacının nihai sonucunu değiştirdiğini bildirir.
  3. Bir sınırlama veya karşıt nokta gelmeden önce bir noktayı kısaca kabul eder.
Cevabı göster

Bir sınırlama veya karşıt nokta gelmeden önce bir noktayı kısaca kabul eder.

let's take a look at the wheel spider.

1:14

tekerlek örümceğine bir bakalım.

When escaping from a predator,

1:17

Bu örümcek bir avcıdan kaçarken

this spider will turn its body Kalıp ifadeler

1:18

vücudunu,

into what is essentially a tire rolling downhill.

1:20

yokuş aşağı yuvarlanan bir lastiğe dönüştürür.

Kalıp ifadeler

Neden olunan bir dönüşüm için Turn A into B

Turn A into B, bir etkenin yol açtığı dönüşümü anlatır: özne A'yı B'ye dönüştürür veya A'nın B'nin biçimini ya da işlevini almasını sağlar. Değiştirilen nesne turn ile into arasında yer almalıdır. Burada its body A, what is essentially a tire ise B'dir. Örümcek gerçek anlamda üretilmiş kauçuğa dönüşmez; kıvrılmış vücudu lastiğe benzer bir şekil ve yuvarlanma işlevi kazanır.

Alıştırma

Cümleyi turn A into B yapısıyla tamamlayın: The designer plans to ____ the old warehouse ____ a library.

Cevabı göster

turn · into

And who can forget tumbleweeds? Anlatım akışı

1:25

Peki ya yuvarlanan çalıları kim unutabilir?

Anlatım akışı

Who can forget ...?: örnek sunan retorik soru

Who can forget ...? retorik bir sorudur. Konuşan kişi birinin “kim” diye cevap vermesini beklemez. “Bu unutulmaz” ya da “Elbette bundan da söz etmeliyiz” anlamına gelir. Burada açıklamayı iyi bilinen yeni bir örneğe geçirerek bilgiyi düzenler. Yalnızca The next example is ... demeye göre listeyi daha canlı kılar.

Alıştırma

Konuşan kişi “Who can forget the school play?” derken ne yapıyor?

  1. Cevap istemeden unutulmaz bir örnek sunuyor.
  2. Herkesin okul gösterisini unuttuğunu söylüyor.
  3. Okul gösterisini hangi kişinin unuttuğunu soruyor.
Cevabı göster

Cevap istemeden unutulmaz bir örnek sunuyor.

These things roll around in the wind

1:26

Bunlar rüzgârda sağa sola yuvarlanıp

spreading seeds everywhere.

1:28

tohumlarını her yere saçar.

An even crappier example is the dung beetle, Kelime

1:30

Daha boktan bir örnekse bok böceğidir.

Kelime

Crappier: crappy sözcüğünün günlük dildeki karşılaştırma biçimi

Crappier, günlük ve argo sayılabilecek crappy sıfatının karşılaştırma biçimidir: crappy → crappier. “Daha kötü”, “daha düşük kaliteli” ya da “daha nahoş” demektir. Even karşılaştırmayı güçlendirir; bu örneğin öncekinden de kötü olduğunu belirtir. Sıradaki hayvan bok böceği olduğu için crappier bir kelime oyunu da yapar. Crap, dışkı için kullanılan hafif kaba bir sözcük olabilir. Yine de cümlenin temel anlamı, örneği “daha kötü” diye değerlendirmektir; gerçekten daha fazla dışkı içerdiğini söylemek değildir.

Alıştırma

“This app is crappier than the old one,” cümlesinde crappier ne anlama gelir?

  1. Daha fazla özelliği vardır.
  2. Kalitesi daha kötüdür.
  3. Eski uygulamadan daha yenidir.
Cevabı göster

Kalitesi daha kötüdür.

who takes pieces of poop and turns them

1:33

Bok parçalarını alıp

into rollable balls that can be easily moved.

1:35

kolayca yuvarlanabilen toplara dönüştürür.

But those are examples of rolling,

1:39

Ama bunlar yalnızca yuvarlanma örnekleri,

not wheels as we are looking for them today.

1:41

bugün aradığımız anlamda tekerlek değil.

Wheels on axles, Kelime

1:44

Akslara bağlı tekerleklerden söz ediyoruz:

Kelime

axles: tekerlekleri destekleyip dönmelerini sağlayan akslar

Axle, bir tekerleği destekleyen ve dönmesini sağlayan ortadaki çubuktur. Axles çoğul biçimdir; bu nedenle birden fazla aksı anlatır. Wheels on axles ifadesinde on, tekerleklerin akslara takılı olduğunu gösterir. Aks, tekerleğin kendisi değildir ve sıradan her çubuk da aks sayılmaz.

Alıştırma

Hangi açıklama bir axle'ı anlatır?

  1. Oyuncak arabanın tekerleklerinin merkezinden geçen ve dönmelerini sağlayan çubuk.
  2. Yere değen yuvarlak kauçuk parça.
  3. Oyuncak arabanın yanında duran herhangi bir çubuk.
Cevabı göster

Oyuncak arabanın tekerleklerinin merkezinden geçen ve dönmelerini sağlayan çubuk.

something that's a part of a whole,

1:46

bir bütünün parçası olan,

but yet exists independently of it Kalıp ifadeler

1:48

ama ondan bağımsız varlığını sürdüren

and can spin indefinitely in one direction

1:51

ve tek yönde durmaksızın dönebilen,

without having to wind itself back again. Dilbilgisi

1:53

geri sarılmasına gerek kalmayan bir şeyden.

Kalıp ifadeler

independently of: başka bir şeyin kontrolü olmadan hareket etmek

Independently of, başka bir şey tarafından kontrol edilmeden ve onunla birlikte hareket etmek zorunda olmadan demektir. Burada tekerlek daha büyük bir bütünün parçasıdır, ancak bütünün aynı şekilde dönmesine gerek kalmadan dönmeye devam edebilir. Kalıp independently of + isim veya zamirdir. Bir hareketin ya da sistemin başka biriyle ilişkisini anlatır; iki şeyin fiziksel olarak bağlantısız olduğu anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Cümleyi “diğer parçanın kontrolünde olmadan” anlamına gelen iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The camera can turn ____ the vehicle.

Cevabı göster

independently of

Dilbilgisi

without having to + fiil: ek bir eyleme gerek olmaması

Bu cümlede without having to wind itself back again, sürekli dönmenin tekerleğin kendini yeniden geri sarma gibi ek bir adım atmasını gerektirmediğini anlatır. without having to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eylemin yapılmamasıyla o eyleme ihtiyaç duyulmamasını birleştirir. Bu kalıp, normalde beklenebilecek bir adım, çaba, maliyet veya yükümlülük gerekli olmadan bir sonucun mümkün olduğunu söylemek için kullanılır. Buradaki having, without sonrasında gereken -ing biçimidir; perfect tense değildir.

Alıştırma

Yazdırmanın gerekli olmadığını göstermek için cümleyi without having to ile tamamlayın: With an e-ticket, you can board the train ____ print a paper copy.

Cevabı göster

without having to

Bacterial flagella actually operate in this manner, Notlar

1:56

Bakteri kamçıları aslında böyle çalışır,

Kelime

Bacterial flagella: flagellum sözcüğünün çoğulu

Bacterial flagella, bazı bakterilerin hareket etmek için kullandığı kamçı benzeri yapıları ifade eder. Bu cümlede bunlar dönebilen bir mekanizmanın mikroskobik örnekleridir; bakterilerin normal tekerlekleri veya bayrakları olduğu anlamına gelmez. Flagella çoğuldur; tek bir yapı flagellum olarak adlandırılır. Bacterial sıfatı, bu yapıların ait olduğu organizma türünü belirtir.

Alıştırma

Cümleyi flagellum sözcüğünün çoğul biçimiyle tamamlayın: The microscope image shows several bacterial ____.

Cevabı göster

flagella

Kalıp ifadeler

operate in this manner: açıklanmış bir yönteme resmî gönderme

Bu cümlede operate geçişsizdir: bakteriyel kamçılar çalışır veya hareket eder; birinin onları çalıştırdığı anlamına gelmez. In this manner, az önce açıklanan şekilde demektir ve daha önce anlatılan mekanizmaya gönderme yapar. İfadenin tamamı, bir sistemin o yöntemle çalıştığını söylemenin resmî bir yoludur. Yöntemin önceden açıklandığı bilimsel veya teknik anlatımlarda özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

İkinci cümleyi operate ve in this manner ile kurulan resmî ifadeyle tamamlayın: The valve opens in three short pulses. The backup valve ____ as well.

Cevabı göster

operates in this manner

but we don't see it in any larger life form,

2:00

ama daha büyük hiçbir yaşam formunda bunu görmeyiz.

which brings us to the first problem Anlatım akışı

2:03

Bu da bizi hayvanlarda tekerlek bulmanın

of finding wheels on animals.

2:05

ilk sorununa getiriyor.

Anlatım akışı

which brings us to: önceki noktayı sonraki konuya bağlama

Which, önceki yan cümledeki gözlemin tamamına gönderme yapar. Brings us to mecazidir: bu gözlem konuşmacıyı ve dinleyicileri bir sonraki konuya, burada ilk soruna, yönlendirir. [Önceki nokta], which brings us to [sonraki konu] kalıbı, geçişin bir nedene dayandığını hissettirir. Yeni konunun ilgisiz bir madde olarak ortaya çıkması yerine az önce söylenenlerden doğduğunu gösterir.

Alıştırma

Geçişi brings ile kurulan hedef ifadeyle tamamlayın: The test results are consistent, ____ the question of cost.

Cevabı göster

which brings us to

How can a living wheel be completely separate

2:07

Canlı bir tekerlek nasıl hayvandan tamamen ayrı olup

from the animal and still receive nutrients

2:10

yine de besin alabilir

and expel waste?

2:13

ve atıklarını dışarı atabilir?

Or, if that wheel was made out of a dead material Kalıp ifadeler

2:14

Ya da tekerlek ölü bir maddeden yapılmışsa,

the animal produced, like fingernails or hair,

2:17

hayvanın ürettiği tırnak ya da kıl gibi bir maddeden,

Kalıp ifadeler

was made out of: kaynak malzemeyi belirtme

was made out of, tekerleği yapmak için kullanılan malzemeyi belirtir. Geçmiş zamandaki edilgen biçim was + made yapısıdır; out of ise kaynak malzemeyi, yani hayvanın ürettiği ölü bir maddeyi tanıtır. Made out of, özellikle kaynak sıra dışı olduğunda ya da malzeme şekillendirildiğinde veya yeniden kullanıldığında, bir şeyin neyden yapıldığına dikkat çeker. İşleme tabi tutulduğunu düşündürebilir ancak tek başına özgün malzemenin tanınmaz hâle geldiğini kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümle, atılmış şişe kapaklarının heykelin malzemesi olarak kullanıldığını söylüyor?

  1. The sculpture was made out of discarded bottle caps.
  2. The sculpture was made into a display for discarded bottle caps.
  3. The sculpture was made by artists who collect discarded bottle caps.
Cevabı göster

The sculpture was made out of discarded bottle caps.

how would it build into the shape of a wheel

2:20

nasıl tekerlek biçiminde oluşur

while maintaining separation from the host? Dilbilgisi

2:23

ve aynı zamanda konakçıdan ayrı kalırdı?

Dilbilgisi

while maintaining: kısaltılmış yan cümlede eş zamanlı eylem

while maintaining, kısaltılmış bir zarf yan cümlesidir. While iki durumun aynı anda gerçekleştiğini gösterir; maintaining ise -ing biçimidir. Eksiltilen özne ana cümleden anlaşılır. Burada it hem build hem maintain fiilinin öznesidir: tekerlek biçim kazanırken aynı anda konaktan ayrı kalır. Yapı while it maintained separation şeklinde açılabilir; although it maintained separation anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi while ve maintain fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The pump lowers energy use ____ a constant pressure.

Cevabı göster

while maintaining

For that matter, Anlatım akışı

2:27

Dahası,

how does developing a wheel on your body

2:28

vücudunuzda bir tekerlek gelişmesi

help you along the way? Deyimler

2:31

bu süreçte size nasıl yardımcı olur?

Anlatım akışı

For that matter: bağlantılı bir soru eklemek

For that matter, yeni soruyu az önce ele alınan noktaya bağlar. Burada “Bununla bağlantılı başka bir soru daha var ve bu soru daha da temel olabilir” mesajını verir. Konuyu değiştirmez. Aynı düşünce çizgisini genişletir; çoğu zaman bir savı güçlendirmek veya başka bir güçlük ortaya koymak için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, matter sözcüğünü içeren ve bağlantılı bir soru ekleyen üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: Cost is one problem. ____, do we have anyone available to lead the project?

Cevabı göster

For that matter

Deyimler

along the way: bir yolculuk veya süreç sırasında

Along the way, “bir bitiş noktasına ulaşmadan önceki yolculuk veya süreç sırasında” anlamına gelir. Bu soruda way gerçek bir yol değil, tekerleğin yavaş yavaş geliştiği süreçtir. İfade gerçek bir yolculuğu anlatabilir; ayrıca bir sonuca doğru ilerlerken yaşanan aşamaları, deneyimleri veya değişimleri mecazi olarak anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, way ile biten ve “süreç sırasında” anlamına gelen üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: Learning to play the piano takes time, and you will make mistakes ____.

Cevabı göster

along the way

I mean, look at a giraffe.

2:33

Bir zürafaya bakın.

Having a neck that's just a little bit longer

2:35

Boynunun birazcık daha uzun olması bile

still means that you'll be able to reach food

2:38

onun yiyeceğe ulaşabilmesi demektir;

that's a bit higher,

2:40

biraz daha yüksekteki yiyeceğe.

you'll have more food, will live longer,

2:41

Daha çok yiyeceği olur, daha uzun yaşar

and will have more babies,

2:43

ve daha çok yavru yapar;

making longer necks more common. Dilbilgisi

2:45

böylece uzun boyunlar yaygınlaşır.

Dilbilgisi

making longer necks more common: sonucu bildiren bir -ing yan cümlesi

Virgülden sonraki making longer necks more common adlı -ing öbeği, önceki bilgilerin tamamından doğan sonucu gösterir. Daha fazla yiyeceğe sahip olmak, daha uzun yaşamak ve daha çok yavru bırakmak, bu özelliğin popülasyondaki oranını artırır. Burada making, longer necks ifadesini nesne, more common ifadesini de nesne tamamlayıcısı olarak alır. Öbek, “uzun boyunların daha yaygın hâle gelmesine neden olmak” anlamındadır. Tek bir hayvanın bilinçli olarak uzun bir boyun oluşturduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlede making longer necks more common neyi gösteriyor?

  1. Bu avantajları durdurabilecek bir koşul sunar.
  2. Önceki hayatta kalma ve üreme avantajlarının sonucunu gösterir.
  3. Birinin etkin biçimde daha uzun boyunlar yaptığını söyler.
Cevabı göster

Önceki hayatta kalma ve üreme avantajlarının sonucunu gösterir.

But if your mutation is a wheel Kelime

2:47

Ama mutasyonunuz bir tekerlekse

that's only a little bit round,

2:49

ve bu tekerlek yalnızca biraz yuvarlaksa,

it doesn't provide the same benefit.

2:52

aynı avantajı sağlamaz.

Kelime

evrimde mutation

Evrimde mutation, yani mutasyon, yavrulara aktarılabilen ve yeni bir özellik oluşturabilen ya da var olan bir özelliği değiştirebilen genetik madde değişikliğidir. Bu cümlede, bir vücut bölümünü tekerleğe yalnızca biraz daha benzer yapan varsayımsal ve kalıtsal bir değişiklik anlamına gelir. Bir mutasyon mutlaka büyük, yararlı veya tamamlanmış yeni bir organ değildir. Doğal seçilim, mutasyonu ancak değişiklik mevcut biçimiyle bir avantaj sağlıyorsa destekleyebilir.

Alıştırma

Hangi ifade mutation sözcüğünü örnektekiyle aynı bilimsel anlamda kullanıyor?

  1. mutation bir hayvanın yaşamı boyunca öğrendiği herhangi bir beceridir.
  2. mutation her zaman tamamlanmış ve iyi çalışan yeni bir vücut parçasıdır.
  3. mutation yararlı, zararlı veya nötr olabilen genetik bir değişikliktir.
Cevabı göster

mutation yararlı, zararlı veya nötr olabilen genetik bir değişikliktir.

It doesn't equal you making more babies.

2:54

Daha çok yavru yapmanız anlamına gelmez.

And as much as I hate to admit it, Ton ve niyet

2:58

Kabul etmekten hiç hoşlanmasam da

Ton ve niyet

As much as I hate to admit it: istemeyerek kabul etme

As much as I hate to admit it, konuşanın bir şeyi söylemek istemediğini ama onun doğru olduğunu kabul ettiğini gösterir. Buradaki hate sözü isteksizliği vurgular; genellikle gerçek bir nefret anlamına gelmez. Bu ifade, ödün veren bir giriş görevi görür. Dinleyeni, konuşanın isteğine veya önceki görüşüne ters düşen bir düşünceye hazırlar; kabul edilen asıl nokta virgülden sonra gelir.

Alıştırma

As much as I hate to admit it burada neyi gösteriyor?

  1. Konuşan iyi bir haber vermek için heyecanlanıyor.
  2. Konuşan bu noktayı kabul etmekten hoşlanmıyor ama doğru olduğunu kabul edecek.
  3. Konuşan bu konuyu tartışmayı reddediyor.
Cevabı göster

Konuşan bu noktayı kabul etmekten hoşlanmıyor ama doğru olduğunu kabul edecek.

the wheel may be a bit overrated.

3:01

tekerlek biraz abartılıyor olabilir.

Think of it this way. Anlatım akışı

3:05

Şöyle düşünün.

Anlatım akışı

Think of it this way: yeni bir bakış açısı sunmak

Think of it this way, dinleyene bir sonraki açıklamayı aynı konu için yeni bir çerçeve olarak kullanmasını söyler. Bakış açısındaki değişimi işaretleyerek bilgiyi düzenler; normalde fiziksel bir nesneyi hayal etme talimatı değildir. Arkasından çoğu zaman düşünceyi anlamayı kolaylaştıran basit bir karşılaştırma, örnek veya model gelir.

Alıştırma

Bu dersteki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The plan seems expensive. ____: it costs less than fixing the old machine every month.

Cevabı göster

Think of it this way

In order for a wheel to be useful for movement, Dilbilgisi

3:06

Bir tekerleğin ulaşımda işe yaraması için

Dilbilgisi

In order for a wheel to be useful: bir koşulun öznesini belirtmek

in order for + noun + to + verb yapısı, bir amaç veya sonucun mümkün olması için neyin gerçekleşmesi gerektiğini belirtir. Burada a wheel, to be useful ifadesinin mantıksal öznesidir; cümle, tekerleğin hareket için yararlı olmasının koşulunu kurar. for öbeği burada yararlanan kişiyi veya şeyi göstermez. Mastarın öznesinin açıkça belirtilmesi gerektiğinde, özellikle de ana cümlenin öznesinden farklı olduğunda bu yapıyı kullanın.

Alıştırma

Cihazın yalnızca pil şarjlıysa çalışabileceği anlamını verecek şekilde cümleyi tamamlayın: In order ____, the battery must be charged.

Cevabı göster

for the device to work

it sort of requires a prior invention, roads. Ton ve niyet

3:09

önce başka bir şeyin, yolların icat edilmiş olması gerekir.

Ton ve niyet

sort of: konuşmada bir iddiayı yumuşatmak

sort of requires ifadesinde sort of, requires ile yapılan iddiayı yumuşatan bir ifadedir. Kabaca bir ölçüde veya tam olarak kesin olmayan bir anlamda demektir; böylece konuşmacı bu gerekliliği mutlak bir gerçek gibi sunmaktan kaçınır. Bu kullanım kesinlik derecesini ve tonu ayarlamaya yardımcı olur. Ana iddia korunur, ancak konuşmacı istisnalara veya daha esnek bir yoruma yer bırakır. İddiayı geri çekmek yerine daha az kesin konuşmak istendiğinde yaygındır.

Alıştırma

Bu cümlede sort of ne yapıyor?: The plan sort of works, but not perfectly.

  1. Bir plan türünü belirtir.
  2. Planın kusursuz çalıştığını söyler.
  3. Planın çalıştığı iddiasını yumuşatır.
Cevabı göster

Planın çalıştığı iddiasını yumuşatır.

Without a smooth surface to roll on, Dilbilgisi

3:13

Üzerinde yuvarlanacağı pürüzsüz bir yüzey olmadan,

like a road or rails, the wheel falls short, Deyimler

3:16

örneğin yol ya da ray yoksa, tekerlek yetersiz kalır;

Dilbilgisi

Without a smooth surface to roll on: eksik bir koşul

Baştaki Without a smooth surface to roll on ifadesi, sonuçtan önce eksik olan bir koşulu belirtir. “If there is no smooth surface that the wheel can roll on.” şeklinde açılabilir. Ardından ana cümle sonucu verir: tekerlek yeterince iyi işlev görmez. a surface to roll on içinde to roll on, surface sözcüğünü niteler: bu yüzey, bir şeyin üzerinde yuvarlandığı yerdir. Konuşanın amacını ifade etmez. Aktarılabilir kalıp Without + noun phrase + to-infinitive, main clause şeklindedir ve mevcut olmayan bir şeyi ya da fırsatı bir sonuca kısa biçimde bağlar.

Alıştırma

a quiet room ve work in ögelerinden kurulan kesin eksik koşul ifadesiyle tamamlayın: ____, Maya could not concentrate.

Cevabı göster

Without a quiet room to work in

Deyimler

falls short: gerekli standarda ulaşmamak

the wheel falls short cümlesinde falls short, “gerekli standarda ulaşmaz” veya “yeterince iyi çalışmaz” anlamına gelir. Beklenen standart bağlamdan anlaşılır, bu nedenle ardından bir nesne gelmesi gerekmez. Bu deyim, ölçütü fall short of + isim ya da yan cümle yapısıyla da belirtebilir: The results fall short of expectations. Fiziksel olarak düşmeyi veya uzunluğun değişmesini değil, elde edilen sonuç ile gerekli düzey arasındaki farkı anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle planın niteliğinin gerekli standarda ulaşmadığını doğal biçimde ifade eder?

  1. The plan falls short of the required standard.
  2. The project is short of the required funding.
  3. The team failed to submit the plan on time.
Cevabı göster

The plan falls short of the required standard.

and wings and fins and limbs do a better job Kalıp ifadeler

3:20

kanatlar, yüzgeçler ve uzuvlar daha iyi iş görür

for the terrain found on Earth.

3:23

Dünya'daki arazilerde.

Kalıp ifadeler

do a better job: daha etkili performans göstermek

Bu cümlede do a better job, “bir işlevi daha etkili biçimde yerine getirmek” anlamına gelir. Kanatlar, yüzgeçler ve uzuvlar Dünya’daki arazide ne kadar iyi çalıştıklarına göre değerlendiriliyor; job burada meslek değil, yerine getirilen görev veya işlevdir. Bu kalıp etkililiği karşılaştırır: X does a better job (than Y). Görev, at ve ardından gelen -ing biçimiyle ya da of ve ardından gelen -ing biçimiyle eklenebilir. Bir bağlam ifadesi de X’in nerede veya hangi koşullarda daha iyi çalıştığını gösterebilir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “daha etkili biçimde yerine getirmek” anlamına gelen dört sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: For uneven trails, hiking boots ____ than dress shoes.

Cevabı göster

do a better job

Even when humans knew about the wheel,

3:26

İnsanlar tekerleği bildikleri hâlde bile

they had little use for it across rough terrain Kalıp ifadeler

3:28

engebeli arazilerde pek işlerine yaramıyordu;

or muddy, debris-ridden streets, Kelime

3:31

çamurlu, moloz dolu sokaklarda da öyle.

Kalıp ifadeler

had little use for it: neredeyse hiç pratik değeri olmamak

Burada had little use for it, insanların engebeli veya çamurlu zeminde “tekerleğin neredeyse hiçbir pratik değeri olmadığını düşündükleri” anlamına gelir. Bu koşullardaki kullanışlılığını değerlendirir; insanların tekerleği yalnızca seyrek kullandığını bildirmez. Yapı, have little use for ifadesinin ardından bir isim veya zamir gelmesiyle kurulur. Öznenin o nesnede gördüğü değeri ifade eder; bu nedenle nesne ve bağlam, ifadenin az kullanışlılık mı yoksa kişisel ret mi anlattığını belirler.

Alıştırma

Örnekte “they had little use for it” ne anlama geliyor?

  1. Bu koşullarda tekerlek onlara neredeyse hiçbir pratik yarar sağlamıyordu.
  2. Kullanabilecekleri yalnızca küçük bir tekerlek vardı.
  3. Tekerleği biliyorlardı ama yalnızca nadir durumlarda kullanıyorlardı.
Cevabı göster

Bu koşullarda tekerlek onlara neredeyse hiçbir pratik yarar sağlamıyordu.

Kelime

debris-ridden streets ifadesindeki -ridden eki

debris-ridden streets ifadesinde -ridden, “bir şeyle dolu” veya “bir şeyden ciddi biçimde etkilenmiş” anlamına gelir. Bu birleşik sözcük, sokaklarda çok fazla moloz olduğunu ve bu yüzden sokakların kullanılmasının zor veya rahatsız edici olduğunu anlatır. -ridden bir isimden sonra gelerek sıfat oluşturur ve disease-ridden ya da guilt-ridden örneklerinde olduğu gibi genellikle ciddi ve istenmeyen bir durumu anlatır. Buradaki ridden, bir şeye binmekle ilgili değildir.

Alıştırma

Bu dersteki birleşik sıfatı tamamlayın: The vet treated the flea-____ dog.

Cevabı göster

ridden

which is why wealthy people in the past

3:35

Bu yüzden geçmişte zengin insanlar

simply got carried around in litter.

3:37

tahtırevanlarla taşınırdı.

No, not rubbish.

3:41

Hayır, çöpten söz etmiyorum.

A litter, Kelime

3:42

Bir tahtırevan,

a vehicle that uses no wheels

3:43

tekerlek kullanmayan

and is carried by people or animals.

3:45

ve insanlar ya da hayvanlar tarafından taşınan bir araçtır.

Kelime

Taşınan bir araç anlamındaki a litter

Burada a litter, insanlar veya hayvanlar tarafından taşınan bir koltuk ya da yataktır. Tekerlekleri yoktur. Konuşmacı “çöp değil” der çünkü modern İngilizcede litter sözcüğünün çok daha yaygın anlamı “çöp”tür. a tanımlığı ile vehicle, no wheels ve carried gibi yakındaki ipuçları amaçlanan anlamı gösterir. Başka cümlelerde aynı sözcük çöpü veya aynı anda doğan bir grup yavru hayvanı da anlatabilir.

Alıştırma

“Rescue workers carried the injured hiker down the mountain on a litter,” cümlesinde “a litter” ne anlama gelir?

  1. Birlikte doğan bir grup yavru hayvan
  2. Tekerleksiz, taşınan bir yatak veya koltuk
  3. Yerdeki dağınık çöp
Cevabı göster

Tekerleksiz, taşınan bir yatak veya koltuk

Fancy rich people would get carried around

3:48

Havalı zenginler

in chair sedans, Kültür

3:50

sandalyeli tahtırevanlarda taşınırdı.

Kültür

chair sedans: tarihî sedan chairs veya tahtırevanlar

Burada chair sedans sözleri, genellikle sedan chairs olarak adlandırılan tarihî taşıtları ifade eder: Bir kişinin oturduğu kapalı koltuklar, insanlar tarafından sırıklarla taşınırdı. Tekerlekleri yoktu; bu nedenle sedan burada modern bir otomobil anlamına gelmez. İngilizcedeki normal sözcük sırası sedan chair, çoğulu ise sedan chairs şeklindedir. Bu standart biçimi tanımak, başka tarih metinlerinde aynı nesneyi belirlemenize yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede chair sedans ne anlama geliyor?

  1. İnsanlar tarafından taşınan kapalı koltuklar
  2. Zengin kişilerin kullandığı dört kapılı otomobiller
  3. Evlerin içine sabitlenmiş süslü sandalyeler
Cevabı göster

İnsanlar tarafından taşınan kapalı koltuklar

but another type of litter

3:51

Ama başka bir tahtırevan türü

was simply a sling made out of fabric

3:53

yalnızca kumaştan yapılmış bir askıydı

that would help you carry,

3:55

ve taşımaya yardımcı olurdu,

say, wounded soldiers Kelime

3:56

örneğin yaralı askerleri

Kelime

“Örneğin” anlamındaki parantez içi say

Burada say, “örneğin” veya “bunu örnek olarak seçelim” anlamına gelen parantez içi bir söylem işaretleyicisidir. wounded soldiers ifadesini askıyla taşınabilecek olası bir insan türü olarak tanıtır; ana fiil değildir ve kimseye konuşmasını söylemez. Say zaten tamamlanmış bir düşüncenin arasına eklendiği için genellikle virgüller veya duraklamalarla ayrılır. Tam olarak hangi seçeneğin verildiği önemli olmadığında kısa ve somut bir örnekten önce kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “örneğin” anlamına gelen tek sözcüklük konuşma işaretleyicisiyle tamamlayın: We could bring a simple game—____, a deck of cards—to pass the time.

Cevabı göster

say

across the terrain of a battlefield.

3:57

savaş alanının engebeli zemininde.

The modern day stretcher is an example of a litter.

3:59

Günümüzdeki sedye de böyle bir taşıma aracıdır.

Okay, so in order for the wheels on your body

4:03

Pekâlâ, vücudunuzdaki tekerleklerin

to be useful, you have to build roads.

4:06

işe yaraması için yollar inşa etmeniz gerekir.

So, what gives animals? Deyimler

4:09

Eee hayvanlar, nedir mesele?

Deyimler

Ne olduğunu sormak için What gives?

What gives?, “Ne oluyor?” veya “Bu durum neden böyle?” anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Genellikle şaşkınlıkla bir açıklama ister ve bazen hafifçe hesap soran bir ton taşır. Gives burada bir şeyi vermek şeklindeki gerçek anlamında kullanılmaz. Burada animals bir seslenme sözüdür; konuşmacı doğrudan hayvanlara hitap eder. Standart noktalama düzeninde bu sınır virgülle gösterilir: So, what gives, animals? Animals, gives fiilinin nesnesi değildir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız planlarınızı üçüncü kez iptal ediyor. Hangi yanıt şaşkın veya hafifçe hesap soran bir tonla doğal biçimde açıklama ister?

  1. What is given?
  2. Who gives?
  3. What gives?
  4. What do you give?
Cevabı göster

What gives?

Why didn't you ever build roads?

4:11

Neden hiç yol inşa etmediniz?

I mean, you guys are capable of some pretty awesome things, Kalıp ifadeler

4:13

Yani sizler oldukça harika şeyler yapabiliyorsunuz:

Kalıp ifadeler

Be capable of + isim veya -ing biçimi

Be capable of, “bir şey için yeteneğe veya kapasiteye sahip olmak” anlamına gelir. Bu cümlede of, some pretty awesome things ad öbeğini başlatır; dolayısıyla konuşmacı hayvanların yapabildiklerini övmektedir. of sonrasında bir isim, zamir veya -ing biçimi kullanın: capable of complex work, capable of it ya da capable of building a dam. of sonrasına doğrudan yalın fiil getirmeyin.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: “This robot is ____ carrying boxes up the stairs.”

Cevabı göster

capable of

complicated burrows, nests, dams.

4:16

karmaşık inler, yuvalar, barajlar.

Why didn't you ever build roads?

4:19

Neden hiç yol inşa etmediniz?

Well, this question is fundamental

4:21

Bu soru temel bir yere sahiptir

to Richard Dawkins' analysis

4:23

Richard Dawkins'in yaptığı

of the wheeled animal problem.

4:25

tekerlekli hayvan sorunu analizinde.

He says that the problem with roads

4:27

Ona göre yolların sorunu,

is that they're not selfish enough. Kültür

4:30

yeterince bencil olmamalarıdır.

Kültür

Evrimsel bir maliyet-fayda savında “not selfish enough”

Burada not selfish enough kötü bir kişiliği anlatmaz ve ahlaki bir öğüt vermez. Dawkins'in evrimsel maliyet-fayda analizinde selfish, maliyetli bir özellik veya davranışın getirisinin bu maliyeti üstlenen bireyde kalması anlamına gelir. Bir yol birçok bireyin kullanımına açıktır: bir hayvan yolu yapmanın maliyetini üstlenirken birçok başka hayvan yolu ücretsiz kullanabilir. Bu nedenle yol not selfish enough olarak tanımlanır; faydaları güvenilir biçimde yalnızca yolu yapana ayrılamaz ve bu da doğal seçilimin yol yapma davranışını desteklemesini zorlaştırır.

Alıştırma

Bu cümlede "roads are not selfish enough" ne anlama geliyor?

  1. Yolları kullanan hayvanlar birbirlerine karşı yeterince bencil değildir.
  2. Yollar, onları yapanlar ahlakı anlamadığı için başarısız olur.
  3. Yollar, faydalarının yeterli bir kısmını yapım maliyetini üstlenen bireylere ayırmaz.
Cevabı göster

Yollar, faydalarının yeterli bir kısmını yapım maliyetini üstlenen bireylere ayırmaz.

A nest, a burrow, a dam,

4:33

Bir yuva, bir in, bir baraj...

these are things that you can defend,

4:35

Bunlar savunabileceğiniz,

that you can build and then only use for your own benefit, Kalıp ifadeler

4:37

inşa edip yalnızca kendi yararınıza kullanabileceğiniz şeylerdir.

Kalıp ifadeler

“for your own benefit”: faydalanan tarafı belirtmek

For your own benefit, “avantajı bizzat sen elde edesin diye” anlamına gelir. Own vurgu ekler: faydalanan taraf başkaları değil, sensin. Bu cümlede only use for your own benefit, use fiilini niteler: inşa eden kişi, yaptığı şeyin değerini kendine ayırabilir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp for + iyelik belirleyicisi + own benefit şeklindedir; for my own benefit, for her own benefit ve for our own benefit buna örnektir.

Alıştırma

Faydalanan tarafın başka biri değil, özellikle sen olduğunu vurgulayan ifadeyle İngilizce cümleyi tamamla: I am giving you this advice ____.

Cevabı göster

for your own benefit

because hey, you were smart enough

4:40

Ne de olsa onları yapacak kadar akıllı

and industrious enough to build it. Dilbilgisi

4:41

ve çalışkandınız.

Dilbilgisi

industrious enough to build: sıfat + enough + to do

industrious enough to build ifadesinde industrious, kişinin çok çalışmaya istekli oluşunu anlatır; enough ise bu özelliğin eylemi mümkün kılacak gerekli düzeye ulaştığını gösterir. Bu ifade, cümlenin önceki bölümündeki smart enough ile paraleldir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp adjective + enough + to + base verb biçimindedir. Enough sıfattan sonra gelir: industrious enough denir, enough industrious denmez. To ile başlayan bölüm, şartı karşılandığı için mümkün olan eylemi belirtir.

Alıştırma

Leo'nun boyunun gereken düzeye ulaştığını gösteren sözcükle cümleyi tamamlayın: Leo is tall ____ to reach the top shelf.

Cevabı göster

enough

But roads can be used by anything

4:44

Ama bir yolu her canlı kullanabilir,

that stumbles upon it. Öbek fiiller

4:46

yeter ki yolu bulsun.

Öbek fiiller

stumbles upon: bir şeyi tesadüfen bulmak

Stumbles upon, bir şeyle tesadüfen karşılaşmak veya onu keşfetmek anlamına gelir. Burada anything that stumbles upon the road, belirli bir kullanıcıya ayrılmamış olan yolu tesadüfen bulan ya da ona ulaşan herhangi bir varlığı anlatır. Bu deyimsel fiil, kişinin gerçekten tökezlemesini veya düşmesini gerektirmez. Başka durumlara aktarılabilen temel fikir, plansız bir karşılaşmadır ve nesne upon'dan sonra gelir: stumble upon a place, a fact veya something unexpected.

Alıştırma

'While cleaning my desk, I stumbled upon an old photograph,' cümlesindeki 'stumbled upon' ne anlama gelir?

  1. fiziksel olarak ona takılıp tökezledi
  2. onu bir plana göre aradı
  3. onu tesadüfen buldu
Cevabı göster

onu tesadüfen buldu

I mean, you lost energy and resources

4:47

Siz enerji ve kaynak harcadınız

to build that road,

4:51

o yolu yapmak için,

while a moocher can just come up Kelime

4:52

ama bir beleşçi çıkıp gelebilir,

and use it anyway and have time left

4:54

yolu bedavadan kullanıp kalan zamanında

Kelime

Moocher: gayriresmî ve küçümseyici bir yafta

Moocher, başkalarından tekrar tekrar yiyecek, para, yardım ya da bir şeyi kullanma imkânı alırken karşılığında çok az şey veren ya da hiçbir şey vermeyen biri için kullanılan gayriresmî ve küçümseyici bir isimdir. Bu cümlede yolu kullanan kişiyi, yolu tesadüfen kullanan tarafsız bir kullanıcı olarak değil, başkasının emeğine bedavadan ortak olan biri olarak etiketler. Sözcük, konuşanın eleştirisini taşır.

Alıştırma

Cümlede moocher, yolu kullanan kişi hakkında ne anlatıyor?

  1. Yolu kendisi yapmış ve cömertçe paylaşmıştır.
  2. Yalnızca sıradan bir yol kullanıcısıdır.
  3. Başkasının emeğinden yararlanır ama kendisi katkıda bulunmaz.
Cevabı göster

Başkasının emeğinden yararlanır ama kendisi katkıda bulunmaz.

to make a bunch of babies and prosper. Kalıp ifadeler

4:56

bir sürü yavru yaparak çoğalabilir.

Kalıp ifadeler

A bunch of ile büyük bir miktarı gündelik biçimde anlatmak

A bunch of, “çok sayıda” veya “bir sürü” anlamına gelen gayriresmî bir miktar ifadesidir. Burada a bunch of babies, kelimenin gerçek anlamında bağlanmış bir demeti değil, sayısı belirtilmemiş çok sayıda bebeği anlatır. Bu ifade, sözleri kesin olmaktan ziyade gündelik ve biraz abartılı hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki hedef ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: At the party, we took ____ pictures together.

Cevabı göster

a bunch of

So, the road is a really cool example

4:59

Dolayısıyla yol gerçekten harika bir örnektir;

of how humans got benefits from breaking the mold Deyimler

5:02

insanların kalıpları kırarak nasıl fayda sağladığını,

Deyimler

Breaking the mold: yerleşmiş bir kalıptan uzaklaşmak

Breaking the mold, yerleşmiş bir kalıptan, gelenekten veya sınırlamadan uzaklaşıp bir şeyi farklı biçimde yapmak anlamına gelen bir deyimdir. Burada fiziksel bir kalıp gerçekten kırılmaz. Bu cümlede, ortak yarar için yol yapmak, yalnızca kişisel kazanca odaklanan davranıştan farklı ve yeni bir hareket biçimi olarak sunulur. Bu imge yalnızca bir kurala karşı gelmeyi değil, yenilik yapmayı anlatır.

Alıştırma

Breaking the mold ifadesi hangi durumda yaşananları en iyi anlatır?

  1. Bir şirket yıllardır kullandığı tasarımın aynısını kopyaladı.
  2. Bir bisikletçi yanlışlıkla plastik bir kalıba zarar verdi.
  3. Bir öğretmen yalnızca anlatıma dayalı dersleri öğrencilerin yönettiği projelerle değiştirdi.
Cevabı göster

Bir öğretmen yalnızca anlatıma dayalı dersleri öğrencilerin yönettiği projelerle değiştirdi.

and doing things not just for themselves, Dilbilgisi

5:05

bir şeyleri yalnızca kendileri için değil,

but for everyone.

5:07

herkes için yaptığını gösterir.

Dilbilgisi

Not just A, but B: kapsamı genişletmek

not just A, but B ikili yapısı önce kapsamın yalnızca A ile sınırlı olduğu düşüncesini reddeder, ardından B'yi daha geniş veya daha önemli bir nokta olarak ekler. Bu cümlede yarar gören grup themselves ifadesinden everyone ifadesine doğru genişler. A ve B dil bilgisi açısından paralel olmalıdır. Burada iki taraf da for ve ardından yarar gören kişiyi kullanır: for themselves ... for everyone. Bu yapı, konuşanın eklenen ikinci unsuru vurgulamasına yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi not just A, but B yapısını kullanarak tamamlayın: The new library is ____ for university students, ____ for the whole community.

Cevabı göster

not just · but

In fact, of all the animals,

5:09

Aslında tüm hayvanlar arasında

only humans have ever invented taxes,

5:11

vergiyi icat eden yalnızca insandır:

money that we force others to pay

5:15

başkalarını ödemeye zorladığımız para,

to build services that they might not even use.

5:16

belki de hiç kullanmayacakları hizmetleri yapmak için.

So, the next time you see a wheel, Dilbilgisi

5:20

Bu yüzden bir dahaki sefere tekerlek gördüğünüzde

Dilbilgisi

the next time you see a wheel: gelecekteki bir durum için simple present

the next time you see a wheel zaman yan cümlesinde the next time, “bir sonraki … olduğunda” anlamına gelir. Ana cümle için gelecekteki bir durumu kurar; ana cümle daha sonra bir talimat, hatırlatma veya sonuç verebilir. the next time gibi gelecekteki zamanı belirten ifadelerden sonra İngilizce zaman yan cümlesinde normalde simple present kullanılır: you see denir, you will see denmez. Gelecek anlamı tüm yapıdan ve ana cümleden gelir.

Alıştırma

Hangi cümle gelecekteki bir durum için doğru biçimde tavsiye veriyor?

  1. The next time you rode the bus, check the route number.
  2. The next time you will ride the bus, check the route number.
  3. The next time you ride the bus, check the route number.
Cevabı göster

The next time you ride the bus, check the route number.

say thanks, wheel.

5:21

“Teşekkürler, tekerlek,” deyin.

You're a great symbol of the fact

5:23

Sen şu gerçeğin harika bir simgesisin:

that humans can cooperate and be unselfish.

5:24

insanlar iş birliği yapabilir ve bencil olmayabilir.

And as always, thanks for watching.

5:27

Her zamanki gibi, izlediğiniz için teşekkürler.

I wheel-y mean that. Deyimler

5:30

Bunu gerçekten, hatta tekerlekten söylüyorum.

Deyimler

wheel-y: wheel ile really arasında bir kelime oyunu

Wheel-y, yaygın I really mean that ifadesindeki really sözcüğünü çağrıştırmak için wheel sözcüğünden türetilmiş eğlenceli bir uydurma sözcüktür. Video tekerleklerle ilgili olduğu için really yerine wheel-y kullanılması konuya bağlı bir ses oyunu yaratır ve sona hafif, şakacı bir ton verir. Kısa çizgi, okuyucuların yazıda şakayı görmesine yardımcı olur. Wheel-y standart bir yazım değildir ve really anlamına gelen normal bir sözcük değildir.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz seçeneği seçin. Wheel-y başındaki /w/ ve really başındaki /r/ sesine odaklanın.

  1. After fixing my bike, I really appreciate your help.
  2. After fixing my bike, I wheel-y appreciate your help.
Cevabı göster

After fixing my bike, I wheel-y appreciate your help.