VEGANLAR ET YİYENLERE KARŞI - Kim Daha Uzun Yaşayacak? Yemek / Diyet Karşılaştırması: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: Video vegan ve etli beslenmeyi sağlık, beslenme ve Okinawa'daki uzun yaşamla karşılaştırır; tek kazanan yerine planlı seçimleri öne çıkarır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “only to learn” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: only to + fiil ile beklenmedik sonucu ve beklentinin tersine biten planları anlatın. 2. “are down to eat” — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: samimi isteklilik anlamını tanıyın, down to'nun diğer anlamlarından ayırın ve rahat konuşmalarda kullanın. 3. “doesn't prove ... but it does hint” — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: kanıt ile ipucunu ayırın, vurgulu does kullanımını görün ve sınırlı veriyi evrensel sonuca dönüştürmeyin.
Bu derste
only to learn that she is the dreaded V-word. Notlar
0:03ama onun o korkulan 'V' harfi ile başlayan kelime olduğunu öğreniriz.
only to learn: beklenmedik bir sonuç
Bu cümlede only to learn, davetten sonra ne olduğunu gösterir: ev sahipleri daha sonra beklemedikleri bir gerçeği öğrenir. Sonuç beklentileriyle çatışır ve rahatsız edici ya da hayal kırıklığı yaratıcı gelebilir. “Yan cümle + only to + fiilin yalın hâli” kalıbı, olay dizisini şaşırtıcı veya ironik bir sonuca dönüştürerek kısaltır. Buradaki only beklenmedik dönüşü belirtir; “yalnızca bir tane” anlamına gelmez ve mastar amaç bildirmez.
Alıştırma
Hangi cümle beklenmedik ve hayal kırıklığı yaratan bir sonucu anlatmak için only to + fiil kullanıyor?
- We drove for an hour and learned many useful facts.
- We drove for an hour, only to learn that the museum was closed.
- We drove for an hour to learn about local history.
Cevabı göster
We drove for an hour, only to learn that the museum was closed.
the dreaded V-word: şaka yoluyla söylenmeyen bir etiket
V-word, vegan demenin dolaylı bir yoludur: V ilk harfi verir, -word ise konuşanın tam etiketi söylemekten kaçındığını gösterir. İngilizcede the X-word gibi kalıplar bir terim hassas, tabu veya söylemesi güç olduğunda ya da şaka yoluyla öyleymiş gibi gösterildiğinde kullanılır. Dreaded sözcüğü kelime anlamıyla “çok korkulan” demektir, ancak burada komik bir abartıdır. Konuşan kişi, konuğun vegan olduğunu öğrenince paniğe kapılmış gibi davranır. Bu, veganlık için resmî bir ad değildir ve sözcüğün kendisinin tabu olduğunu göstermez.
Alıştırma
“For Maya, homework is the dreaded H-word,” cümlesinde the dreaded H-word ne yapıyor?
- Homework için yeni ve resmî bir ad verir.
- H ile başlayan her sözcüğün saldırgan olduğu anlamına gelir.
- Homework sözcüğünü doğrudan söylemekten şaka yoluyla kaçınır ve onu korkutucu gösterir.
Cevabı göster
Homework sözcüğünü doğrudan söylemekten şaka yoluyla kaçınır ve onu korkutucu gösterir.
We have a vague sense of what it means, Kalıp ifadeler
0:05Bunun ne anlama geldiğine dair belirsiz bir fikrimiz vardır,
have a vague sense of: kısmi ve net olmayan anlayış
have a vague sense of something ifadesi, bir şeyi yalnızca kısmen anlamak veya hatırlamak demektir. Fikir zihinde vardır, ancak ayrıntıları henüz net ya da tamamen şekillenmiş değildir. Burada vague, şeyin kendisini değil, kişinin anlayışının ne kadar net olduğunu tanımlar. Kalıp have a vague sense of + isim, zamir veya wh yan cümlesidir; have a vague sense of what it means buna bir örnektir.
Alıştırma
Konuşanın yalnızca kısmi ve net olmayan bir anlayışa sahip olduğunu en iyi hangi cümle gösterir?
- I have a vague sense of how the machine works, but I cannot explain the details.
- I have no sense of how the machine works and have never seen it.
- I have a clear understanding of how the machine works, so I can explain every step.
Cevabı göster
I have a vague sense of how the machine works, but I cannot explain the details.
In a world of health magazines and PETA commercials, Anlatım akışı
0:12Sağlık dergileri ve PETA reklamlarıyla dolu bir dünyada,
many people want to learn more about nutrition and which diets are the healthiest.
0:15birçok insan beslenme ve hangi diyetlerin en sağlıklı olduğu hakkında daha fazla şey öğrenmek istiyor.
In a world of ...: geniş bir ortamı çerçevelemek
Cümlenin başında kullanılan In a world of + isim grubu, yazar ana düşünceyi belirtmeden önce geniş bir ortam oluşturur. “Bu şeylerin şekillendirdiği veya doldurduğu bir çevrede” demektir; ayrı bir fiziksel dünya anlamına gelmez. Burada sağlık dergileri ve PETA reklamları bilgi ortamının bir parçası olarak sunulur. Bu giriş, okuyucuyu insanların beslenme ve sağlıklı diyetler hakkında daha fazla şey öğrenmek istediği ana düşüncesine hazırlar.
Alıştırma
Ana düşünceden önce geniş bir ortam oluşturmak için In a world of ifadesini en iyi kullanan giriş hangisidir?
- Around the world, many schools have rules about phone use.
- A notification appeared on my phone at noon.
- In a world of constant notifications, quiet time can be hard to protect.
Cevabı göster
In a world of constant notifications, quiet time can be hard to protect.
Wherever you go: yere bağlı olmayan bir sonuç
Wherever you go serbest seçim bildiren bir ödünleme yan cümlesi başlatır ve “nereye giderseniz gidin” anlamına gelir. Tek bir varış yerini belirtmez; olası bütün yerleri kapsar. Seçilen yer ne olursa olsun ana cümledeki yargı geçerliliğini korur. Yeniden kullanılabilen kalıp Wherever + özne + fiil biçimindedir ve ardından yere göre değişmeyen bir sonuç gelir.
Alıştırma
Cümleyi “neresi olursa olsun” anlamına gelen kelimeyle tamamlayın: ____ you travel, keep a copy of your passport.
Cevabı göster
Wherever
So we thought it would be fun to explore it further in this episode of The Infographics Show,
0:22Bu yüzden The Infographics Show'un bu bölümünde bunu daha derinlemesine incelemenin eğlenceli olacağını düşündük,
A vegan is someone who follows a diet that contains no animal meat,
0:29Vegan, hiçbir hayvan eti içermeyen bir diyeti uygulayan kişidir,
or any other food that comes from animals.
0:34veya hayvanlardan elde edilen herhangi bir başka yiyecek de dahildir.
They differ from vegetarians who generally still eat dairy and eggs as part of their diets.
0:36Genelde diyetlerinin bir parçası olarak hala süt ürünleri ve yumurta yiyen vejetaryenlerden farklıdırlar.
abstain from using: resmî ve bilinçli kaçınma
Abstain from using bir şeyi kullanmamayı bilinçli olarak seçmek anlamına gelir. Burada kullanmama durumu, tesadüfen gerçekleşen bir şey değil, bilinçli bir etik uygulama olarak sunulur. Abstain fiilinden sonra from ve ardından bir isim ya da -ing biçimi gelir: abstain from alcohol; abstain from using animal products. -ing biçiminden önce from atılamaz.
Alıştırma
Abstain sözcüğünün doğru biçimde bir -ing yapısı almasını sağlayan sözcüklerle cümleyi tamamlayın: The doctor advised him to abstain ____ alcohol for a month.
Cevabı göster
from drinking
vegans only accounted for around 0.5% of the US population or about 1 million people. Öbek fiiller
0:47veganlar ABD nüfusunun sadece %0.5'ini, yani yaklaşık 1 milyon kişiyi oluşturuyordu.
accounted for + bir yüzde
Bu istatistiksel kullanımda accounted for, “oluşturdu” veya “payına düştü” anlamına gelir. Özne, sayılan gruptur; for sonrasındaki yüzde ya da miktar ise bu grubun toplam içindeki payıdır. Başka bağlamlara aktarılabilen kalıp grup veya kategori + account for + oran ya da miktar şeklindedir. Accounted geçmiş zamandadır; dolayısıyla payı geçmişe ait bir veri olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi account for ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: In the survey, first-time buyers ____ 18% of all purchases.
Cevabı göster
accounted for
As of + bir zaman kesim noktası
As of, zamanda bir referans noktası belirtir: bilgi o kesim noktasında doğru, bilinen veya ölçülmüş olarak sunulur ve daha sonra güncellenebilir. Burada amaçlanan zaman referansı 2014’tür. Normal kalıp as of + tarih veya belirli bir zaman noktasıdır. Polls taken in 2014 açık bir zaman noktası yerine bir kanıt kaynağı belirtir; bu nedenle buradaki ifade doğal değildir. Yine de As of ile amaçlanan işlev, sonraki bilgiyi 2014 yılına ait bir referans noktasına yerleştirmektir.
Alıştırma
Hangi cümlede As of bir raporlama kesim noktasını belirtmek için doğal biçimde kullanılmıştır?
- As of the report published in June, the office had processed 80% of the applications.
- As of June 1, the office had processed 80% of the applications.
- According to June 1, the office had processed 80% of the applications.
Cevabı göster
As of June 1, the office had processed 80% of the applications.
vegans now make up roughly 2.5% of the population, Öbek fiiller
0:54veganlar artık nüfusun yaklaşık %2.5'ini oluşturuyor,
“Bir oranı oluşturmak” anlamındaki make up
Bu cümlede make up, “oluşturmak” veya “bir oranı meydana getirmek” anlamındadır: veganlar gruptur ve yaklaşık %2,5, onların toplam nüfus içinde oluşturduğu paydır. Yüzde ve nüfusla ilgili ifadeler, bu öbek fiilin buradaki anlamını belirler. Aktarılabilir kalıp “parça veya grup + make up + yüzde veya pay + of + bütün” şeklindedir. Öznenin daha büyük bir bütünün ne kadarını temsil ettiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede make up, “bir bütünün belirli bir oranını oluşturmak” anlamındadır?
- Part-time employees make up nearly a third of the staff.
- After the argument, the two friends made up.
- I had to make up an excuse for being late.
Cevabı göster
Part-time employees make up nearly a third of the staff.
Women seem to be far bigger fans of veganism,
0:59Kadınlar veganlığın çok daha büyük hayranları gibi görünüyor,
The number of meat eaters obviously far outweighs the number of vegans throughout the world, Kelime
1:04Dünya çapında et yiyenlerin sayısı veganların sayısından açıkça çok daha fazladır,
Büyük bir karşılaştırma farkını gösteren far outweighs
Burada outweigh, kelimenin gerçek anlamıyla “daha ağır gelmek” değil, miktar veya önem bakımından “daha büyük olmak” demektir. Özne et yiyenlerin sayısıdır ve veganların sayısıyla karşılaştırılır. Far karşılaştırmayı güçlendirir: far outweighs küçük bir üstünlüğü değil, büyük bir farkı gösterir. X far outweighs Y yapısı sayılar, faydalar, riskler, maliyetler, etkiler ve diğer karşılaştırılabilir unsurlar için yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: For this clinic, the long-term benefit of the new system ____ its initial cost.
Cevabı göster
far outweighs
with the highest concentration of vegans being in Israel at only around 5% of their population. Dilbilgisi
1:08veganların en yoğun bulunduğu İsrail'de bile bu oran nüfuslarının sadece %5'i civarındadır.
with the highest concentration of vegans being in Israel: ek bilgi yapısı
Bu cümlede with, ek bilgi veren bir yapı başlatır: with + the highest concentration of vegans + being + in Israel. İsrail'in en yüksek vegan yoğunluğuna sahip olduğu bilgisini ekler; önceki karşılaştırma ise cümlenin ana bildirimi olarak kalır. Being, isim öbeğini in Israel ifadesine bağlayan be fiilinin çekimsiz biçimidir. Şu anda gerçekleşen bir eylemi anlatmaz. Bu yapı, bilgilendirici metinlerde arka plan veya eşlik eden bir gerçeği tek bir cümlede yoğun biçimde aktarmayı sağlar.
Alıştırma
with yapısını be fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The library has two reading rooms, with the quieter one ____ upstairs.
Cevabı göster
being
vegans follow a dietary path similar to an herbivore.
1:15otobur bir hayvana benzer bir beslenme yolu izlerler.
By not consuming: olumsuz -ing yapısıyla yöntemi anlatma
By + -ing, ana cümledeki sonuca yol açan araç veya yöntemi belirtir. Burada By not consuming any animal products, veganların beslenme biçimini otçullarınkine benzer hâle getiren yeme davranışını açıklar; veganların otçul olduğunu söylemez. -ing yapısını olumsuz yapmak için not, -ing biçiminden önce gelir: by not consuming. Bu yapıda by, bu eylem veya seçim yoluyla anlamındadır; bir son tarihten önce ya da tarafından anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi By + not + leave fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ the tap running, Maya saved water.
Cevabı göster
By not leaving
Herbivores are animals that feed exclusively on plants, Kalıp ifadeler
1:18Otoburlar sadece bitkilerle beslenen hayvanlardır,
feed exclusively on: bir hayvanın tek besin kaynağını anlatmak
Bu cümlede feed on, “bir şeyi düzenli olarak besin kaynağı olarak kullanmak” anlamına gelir. Özne yiyen canlıdır ve yiyecek on sözcüğünden sonra gelir: animals feed on plants. Bu, otçulların başka bir canlıyı beslediği anlamına gelmez. Exclusively, besin kaynağını bitkilerle sınırlar ve “yalnızca” anlamına gelir. Başka bağlamlarda da kullanılabilen feed exclusively on + besin kaynağı kalıbı, yalnızca o kaynaktan oluşan bir beslenme biçimini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “yalnızca algleri besin olarak kullanmak” anlamına gelen üç sözcüklük İngilizce ifadeyle tamamlayın: These snails use only algae as food. They ____ algae.
Cevabı göster
feed exclusively on
which means that they eat both plants and animals.
1:25bu da onların hem bitki hem de hayvan yediği anlamına gelir.
The term comes from the Latin words omni meaning all or everything
1:28Bu terim, "hepsi" veya "her şey" anlamına gelen Latince "omni"
and the word vorare which means to devour.
1:31ve "silip süpürmek" anlamına gelen "vorare" kelimelerinden gelir.
be down to + fiil: gündelik dilde isteklilik
Burada are down to eat, “yemeye istekli veya hazırlar” anlamına gelir. Kalıp be down to + fiilin yalın hâlidir ve be özneye göre değişir: I’m down to go; they’re down to try it. Whatever, ifadeyi bilinçli biçimde “her şey” anlamına genişleterek mizahi bir etki yaratır: Hepçiller her şeyi yemeye istekliymiş gibi sunulur. Bu kalıpta down fiziksel olarak aşağıda ya da üzgün olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede be down to + fiil yapısı gündelik bir isteklilik belirtmek için kullanılmıştır?
- The delay is down to heavy traffic.
- I'm down to get a snack after practice.
- We're down to our last bottle of water.
Cevabı göster
I'm down to get a snack after practice.
Most meat eaters don't solely eat just meat like a carnivore would do,
1:37Et yiyenlerin çoğu bir etobur gibi sadece et yemezler,
that is unless you're Ron Swanson from Parks and Recreation. Notlar
1:40tabii Parks and Recreation dizisindeki Ron Swanson değilseniz.
that is unless: son anda bir istisna eklemek
“That is”, konuşanın az önce yaptığı geniş genellemeyi düzelttiğini veya daralttığını gösterir. Dinleyiciye, önceki ifadeyi mutlak değil, genel olarak doğru kabul etmesi gerektiğini bildirir. Ardından “unless”, istisnayı oluşturan koşulu getirir. “That is, unless...” bir bütün olarak “daha doğrusu, ... olmadığı sürece bu doğrudur” anlamına gelir; burada adı verilen karakter, et yiyen insanların çoğundan mizahi biçimde ayrı tutulur.
Alıştırma
Örnekte “that is unless” ne işe yarıyor?
- Önceki ifadeyi tam tersine çevirir.
- Tipik bir et yiyene ilişkin başka bir örnek ekler.
- Bir istisna getirerek genel ifadeyi sınırlar.
Cevabı göster
Bir istisna getirerek genel ifadeyi sınırlar.
Then it's beautiful bacon and sizzling steaks all day.
1:43O zaman gün boyu enfes pastırmalar ve cızırdayan biftekler vardır.
Parks and Recreation'daki Ron Swanson: et seven bir karaktere gönderme
Ron Swanson, ABD yapımı komedi dizisi Parks and Recreation'daki kurgusal bir karakterdir. Et, özellikle de pastırma ve biftek sevgisinin abartılı oluşuyla tanınır. Onun adını vermek, beslenme verileriyle desteklenen gerçek bir istisna sunmak yerine popüler kültüre dayalı bir şaka yaratır. Ardından gelen “beautiful bacon and sizzling steaks all day” ifadesi de aynı karakter özelliğini devam ettirir; dolayısıyla izleyicinin bunu komik bir abartı olarak anlaması beklenir.
Alıştırma
Burada neden Ron Swanson'dan söz ediliyor?
- Parks and Recreation dizisinin tipik izleyicisini belirlemek için.
- Pastırma ve biftek sevgisiyle ünlü kurgusal bir karaktere gönderme yaparak şaka yapmak için.
- Yalnızca etten oluşan bir beslenme düzeni öneren bir beslenme araştırmacısını kaynak göstermek için.
Cevabı göster
Pastırma ve biftek sevgisiyle ünlü kurgusal bir karaktere gönderme yaparak şaka yapmak için.
So humans are widely thought of as natural omnivores, Kalıp ifadeler
1:46Bu yüzden insanlar yaygın olarak doğal hepçiller olarak düşünülür,
but some believe that humans are at their optimal health when following the dietary habits of an herbivore.
1:49ancak bazıları, insanların bir otoburun diyet alışkanlıklarını izlediklerinde en optimal sağlığa ulaştıklarına inanmaktadır.
are widely thought of as: yaygın bir görüşü aktarmak
Edilgen be widely thought of as + isim/sıfat kalıbı, “yaygın olarak … kabul edilmek veya … şeklinde sınıflandırılmak” anlamına gelir. Bu cümlede “insanlar doğaları gereği hepçildir” düşüncesini yaygın biçimde benimsenen bir görüş olarak sunar. Bu kalıp birçok kişinin ne düşündüğünü aktardığı için yazar ile iddia arasında mesafe oluşturur: bir görüş yaygın olabilir ancak bu, onun kanıtlanmış olduğu anlamına gelmez. Böylece ardından gelen but, yazar kendi içinde çelişmeden farklı bir inancı tanıtabilir.
Alıştırma
Be fiilini tekil özneye uyarlayarak cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: This novel ____ a modern classic.
Cevabı göster
is widely thought of as
People often cite potential health benefits and ethical dilemmas as the main reasons to go on a vegan diet. Kalıp ifadeler
1:53İnsanlar, vegan bir diyet uygulamalarının temel nedenleri olarak genellikle potansiyel sağlık yararlarını ve etik ikilemleri öne sürerler.
cite X as Y: bir şeyi neden olarak göstermek
cite X as Y kalıbı, “X’i Y rolünde belirtmek veya sunmak” anlamına gelir. Burada potansiyel sağlık yararları ve etik ikilemler X, vegan beslenmeye geçmenin başlıca nedenleri ise Y’dir. Cite bir kaynağa resmî olarak atıfta bulunmak anlamına gelebilir; ancak bu kalıpta bir şeyi destek, neden veya örnek olarak sunmak anlamına da gelebilir. İnsanların kullandığı nedenleri aktarır; tek başına yararların var olduğunu doğrulamaz veya ikilemleri çözmez.
Alıştırma
Cümleyi cite X as Y kalıbının geçmiş zamanıyla tamamlayın: The report ____ high costs ____ the main obstacle to the plan.
Cevabı göster
cited · as
go on a vegan diet: bir beslenme planına başlamak
Bu cümlede go on a vegan diet, vegan beslenme biçimine başlamak veya bu biçimi benimsemek anlamına gelir. Go on bu plana geçişi, vegan ise diet türünü belirtir. Buradaki diet, mutlaka kilo vermek için uygulanan kısa süreli bir program değil, bir beslenme biçimidir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp go on a/an + type of diet şeklindedir.
Alıştırma
Doktoru daha az tuz tüketmesini önerdi. go on ve low-sodium diet sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: Marco decided to ____.
Cevabı göster
go on a low-sodium diet
but we are curious about the health differences between vegans and their meat-eating friends.
2:00ama veganlarla et yiyen arkadaşları arasındaki sağlık farklarını merak ediyoruz.
get into: bir konuyu ayrıntılı tartışmak
Bu cümlede get into, bir konuyu ayrıntılı biçimde tartışmaya başlamak anlamına gelir. We won't get into the ethics, tartışmaya bir sınır koyar: konuşanlar bu görüşmede etik soruları derinlemesine ele almayacaktır. Get into ifadesinden sonraki nesne konuyu belirtir. Get into ayrıca girmek, bir şeye ilgi duymaya başlamak veya bir şeye karışmak anlamına gelebileceği için anlamı bağlam belirler.
Alıştırma
We won't get into the budget today cümlesinde get into ne anlama gelir?
- bütçeyle ilgilenmeye başlamak
- fiziksel olarak bütçenin içine girmek
- bütçeyi ayrıntılı biçimde tartışmak
Cevabı göster
bütçeyi ayrıntılı biçimde tartışmak
People on a vegan diet tend to be leaner. Dilbilgisi
2:04Vegan beslenen insanlar genelde daha zayıf olma eğilimindedir.
tend to be: genel bir eğilimi ifade etmek
“Tend to be”, “genellikle veya çoğunlukla öyle olmak” anlamına gelir; “her durumda öyle olmak” anlamına gelmez. Bu cümlede daha zayıf olmayı grup düzeyinde bir örüntü olarak sunar ve istisnalara yer bırakır. Yapı tend to + fiilin yalın hâlidir. Ardından be geldiğinde özneyi tipik bir özellikle ilişkilendirir. Bir niyeti değil, gözlemlenen bir eğilimi anlatır ve beslenme biçiminin bu özelliğe neden olduğunu tek başına göstermez.
Alıştırma
Cümledeki “tend to be” ne anlama gelir?
- Genellikle daha zayıftırlar, ancak istisnalar olabilir.
- Bu beslenme biçimini uygulayan herkes kesinlikle daha zayıftır.
- Bilerek daha zayıf olmayı planlarlar.
Cevabı göster
Genellikle daha zayıftırlar, ancak istisnalar olabilir.
In a cross-sectional study of nearly 40,000 adults, Kelime
2:06Yaklaşık 40.000 yetişkinin katıldığı kesitsel bir çalışmada,
cross-sectional study: tek bir zamandaki karşılaştırma
Kesitsel bir çalışma, bir nüfusu belirli bir zamanda veya kısa bir veri toplama aralığında inceler ve farklı katılımcılar arasındaki değişkenleri karşılaştırır. Burada terim, aynı kişilerin uzun yıllar boyunca tekrar tekrar izlenmesi yerine yaklaşık 40.000 yetişkinin beslenme kategorileri ile BMI değerlerinin karşılaştırıldığını belirtir. Olası neden ve sonuç yaklaşık aynı zamanda ölçüldüğünden bu tasarım bir ilişkiyi gösterebilir, ancak genellikle hangisinin önce gerçekleştiğini belirleyemez veya birinin diğerine neden olduğunu tek başına kanıtlayamaz.
Alıştırma
Hangi açıklama cross-sectional study terimine en iyi uyar?
- Araştırmacılar bir dönem içinde çok sayıda yetişkinin beslenmesini ve BMI değerini karşılaştırır.
- Araştırmacılar aynı yetişkinleri izler ve on yıl boyunca her yıl BMI değerlerini ölçer.
- Araştırmacılar yetişkinleri rastgele farklı beslenme biçimlerine atar ve ne yediklerini kontrol eder.
Cevabı göster
Araştırmacılar bir dönem içinde çok sayıda yetişkinin beslenmesini ve BMI değerini karşılaştırır.
meat eaters had the highest mean body mass index or BMI. Kelime
2:09et yiyenlerin en yüksek ortalama vücut kitle indeksi veya BMI'ye sahip olduğu görüldü.
mean body mass index: mean “ortalama” demektir
Burada mean, “ortalama” anlamına gelen bir sıfattır. mean body mass index, et tüketen grup için ortalama olarak hesaplanan tek bir BMI değerini ifade eder; birinin “kötü veya kaba” olduğunu anlatmaz ve “anlamına gelmek” fiili olan mean değildir. highest grup ortalamalarını karşılaştırdığı için cümle, et tüketen grubun ortalama BMI değerinin en yüksek olduğunu söyler. Gruptaki her et tüketenin BMI değerinin diğer gruplardaki herkesinkinden yüksek olduğunu söylemez.
Alıştırma
“The vegetarian group had a lower mean body mass index.” cümlesinde mean body mass index neyi ifade eder?
- grubun ortalama BMI değeri
- BMI harflerinin ne anlama geldiği
- gruptaki her kişinin BMI değeri
Cevabı göster
grubun ortalama BMI değeri
Vegetarians were in the middle and vegans had the lowest.
2:12Vejetaryenler ortadaydı ve veganlar en düşük seviyedeydi.
Based on several studies from Finland, Anlatım akışı
2:15Finlandiya'da yapılan çeşitli çalışmalara dayanarak,
some scientists have suggested that vegan diets may be helpful in the treatment of rheumatoid arthritis.
2:17bazı bilim insanları vegan diyetlerin romatoid artrit tedavisinde yararlı olabileceğini öne sürdü.
Based on ... some scientists have suggested that ... may be: katmanlı ihtiyat
Based on several studies from Finland önce kanıtın kaynağını verir. Daha sonraki önerinin neye dayandığını gösterir; tek başına, çalışmaların iddiayı kanıtladığını söylemez. Some scientists have suggested that iddiayı herkesin kabul ettiği bir gerçek olarak sunmak yerine sınırlı bir araştırmacı grubuna bağlar. May be bir ihtiyat katmanı daha ekler: yararlı olması bir olasılıktır, kesinlik değildir. Bu üç bölüm birlikte okuyucuyu kanıtın kaynağından iddianın kime ait olduğuna, oradan da kesinlik derecesine yönlendirir. Cümle, vegan beslenmenin tedaviye yardımcı olabileceğini söyler; romatoid artriti iyileştirdiğini söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle özgün iddianın kanıt kaynağını, sınırlı atfını ve belirsizliğini en iyi şekilde korur?
- Several Finnish studies proved that vegan diets cure rheumatoid arthritis.
- Scientists agree that vegan diets will successfully treat rheumatoid arthritis.
- Based on several Finnish studies, some scientists have suggested that vegan diets may help treat rheumatoid arthritis.
Cevabı göster
Based on several Finnish studies, some scientists have suggested that vegan diets may help treat rheumatoid arthritis.
Vegans also appear to have lower rates of hypertension than both meat eaters and vegetarians. Dilbilgisi
2:22Veganların ayrıca hem et yiyenlere hem de vejetaryenlere göre daha düşük hipertansiyon oranlarına sahip olduğu görülüyor.
appear to have lower rates ... than both: iki grupla temkinli karşılaştırma
Bu cümlede appear to, daha düşük oranın kanıtların gösteriyor gibi göründüğü bir sonuç olduğunu anlatır. Bu temkinli bir iddiadır: gözlenen bir eğilimi aktarır, ancak vegan beslenmenin buna neden olduğunun kanıtlandığını söylemez. Karşılaştırma kalıbı lower rates of X than both A and B biçimindedir. Both, veganların oranının iki grubun her biriyle ayrı ayrı karşılaştırıldığında daha düşük olduğunu gösterir: et yiyenler ve vejetaryenler.
Alıştırma
Cümleyi dersteki appear to have lower ... than both kalıbıyla tamamlayın: The new filters ____ failure rates ____ the old filters and the standard models.
Cevabı göster
appear to have lower · than both
Vegans also typically have lower cardio metabolic risks for conditions like heart disease or strokes.
2:27Veganlar genellikle kalp hastalığı veya felç gibi durumlar için de daha düşük kardiyometabolik risklere sahiptir.
doesn't seem to be ... but rather: temkinli bir düzeltme
Doesn't seem to be düzeltmeyi temkinli hale getirir: kanıtlar bir açıklamadan uzaklaşmayı gerektirir, ancak konuşan kişi sonucu kesin bir gerçek olarak sunmaz. not X, but rather Y kalıbı önce geniş bir açıklamayı reddeder, sonra onun yerine daha kesin bir açıklama getirir. Burada with meat itself ile with the quality of meat paralel ifadelerdir; bu nedenle cümle, sorunun olası kaynağını genel olarak etten etin kalitesine kaydırır. Rather burada 'onun yerine, daha doğrusu' anlamındadır; 'oldukça' anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki doesn't seem to be ... but rather kalıbıyla tamamlayın: The issue ____ with the price, ____ with the unclear return policy.
Cevabı göster
doesn't seem to be · but rather
Recent findings have found that coronary heart disease problems
2:36Son bulgular, koroner kalp hastalığı sorunlarının
do not seem to be linked with red meat and saturated fats like previously thought, Kalıp ifadeler
2:39eskiden düşünüldüğü gibi kırmızı et ve doymuş yağlarla değil,
but rather with processed meats.
2:43daha ziyade işlenmiş etlerle bağlantılı olduğunu ortaya koydu.
be linked with: ilişki ifade etmek
Be linked with, ele alınan kanıtlara göre bir şeyle bağlantılı veya ilişkili olmak demektir. İki şey arasındaki ilişkiyi anlatır ancak birinin diğerine neden olduğunu söylemez. Burada do not seem to be linked with ifadesindeki olumsuzluk kırmızı et ve doymuş yağlar için geçerlidir: bulgular bu ilişkiyi desteklemiyor gibi görünmektedir. Ardından but rather dikkati işlenmiş etlere yöneltir.
Alıştırma
Örnekte do not seem to be linked with ifadesinin en doğru anlamı hangisidir?
- Kırmızı et ve doymuş yağlar kesinlikle hastalığa neden olur.
- Bulgular, kırmızı et ve doymuş yağlarla bir ilişki olduğunu göstermiyor gibi görünmektedir.
- Kırmızı et ve doymuş yağların hastalığı önlediği kanıtlanmıştır.
Cevabı göster
Bulgular, kırmızı et ve doymuş yağlarla bir ilişki olduğunu göstermiyor gibi görünmektedir.
Based on a study of nearly 1.25 million people,
2:44Yaklaşık 1.25 milyon kişi üzerinde yapılan bir araştırmaya dayanarak,
was associated with higher rates of coronary heart disease. Kalıp ifadeler
2:50ilişkili olduğu bulundu.
was associated with higher rates of: istatistiksel bir ilişkiyi bildirmek
X was associated with higher rates of Y şeklindeki edilgen yapı, verilerde X'in daha yüksek sıklıktaki Y ile birlikte görüldüğünü bildirir. Burada X işlenmiş et tüketimi, Y ise koroner kalp hastalığıdır. Associated with korelasyon dilidir; X'in Y'ye neden olduğu iddiasını taşımaz. İhtiyatlı araştırma raporlarında yapı X was associated with higher or lower rates of Y biçiminde yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
Bir araştırma, yoğun trafiğe maruz kalan çocuklarda astımın daha yaygın olduğunu bulmuş ancak nedenselliği kanıtlamamıştır. Sonucu en uygun biçimde hangi cümle bildirir?
- Asthma was the same as exposure to heavy traffic.
- Exposure to heavy traffic caused asthma in every child.
- Exposure to heavy traffic was associated with higher rates of asthma.
Cevabı göster
Exposure to heavy traffic was associated with higher rates of asthma.
meat-eating omnivores also seem to be the reason behind the growth of our larger more intelligent brains.
2:55et yiyen hepçiller aynı zamanda daha büyük, daha zeki beyinlerimizin gelişmesinin ardındaki neden olarak da görülüyor.
From an evolutionary standpoint: evrimsel açıdan
From an evolutionary standpoint, “konu evrim merceğinden ele alındığında” anlamına gelir. Cümlenin başındaki bu edat öbeği, ardından gelen iddianın tamamı için bir bakış açısı çerçevesi oluşturur. Bu çerçeveleme, iddiayı mümkün olan tek açıklama gibi sunmak yerine kanıtları analiz etmenin bir yoluyla sınırlar. Bu cümlede seem to ayrıca temkinli bir anlatım katmanı ekler.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “mali açıdan değerlendirildiğinde” anlamındaki standpoint öbeğiyle tamamlayın: ____, the plan is too risky.
Cevabı göster
From a financial standpoint
This is the result of the higher protein content associated with meat consumption.
3:00Bu, et tüketimiyle ilişkili olan daha yüksek protein içeriğinin bir sonucudur.
The American Dietetic Association or ADA states that the protein from plants can easily meet and exceed protein requirements Kalıp ifadeler
3:03Amerikan Diyetisyenler Derneği veya ADA, bitkilerden elde edilen proteinin, protein gereksinimlerini kolayca karşılayabileceğini ve aşabileceğini
and that being an omnivore merely increases the amount of protein sources a person can have by including animal meat.
3:11ve hepçil olmanın sadece hayvan eti ekleyerek bir kişinin sahip olabileceği protein kaynaklarının miktarını artırdığını belirtmektedir.
meet and exceed protein requirements: protein gereksinimlerini karşılamak ve aşmak
Meet and exceed protein requirements, eş görevli bir fiil öbeğidir: meet ve exceed aynı nesneyi, yani protein requirements ifadesini paylaşır. Burada meet gerekli asgari düzeyi karşılamak, exceed ise onun ötesine geçmek anlamına gelir. İki fiilin birlikte kullanılması yükselen bir anlam oluşturur: Bitkisel protein yalnızca yeterli olarak değil, gereken miktardan fazlasını sağlayabilecek bir kaynak olarak sunulur. Bu eşleşme, yalnızca it is enough demekten daha resmî ve kesindir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “karşılar ve ötesine geçer” anlamındaki resmî fiil çiftiyle tamamlayın: The updated software ____ the school's security requirements.
Cevabı göster
meets and exceeds
protein is important to both bone health and muscle mass.
3:17protein hem kemik sağlığı hem de kas kütlesi için önemlidir.
One study even found that women who ate meat had higher amounts of muscle mass than their vegetarian counterparts,
3:20Hatta bir çalışma, et yiyen kadınların vejetaryen akranlarından daha yüksek kas kütlesine sahip olduğunu buldu,
even if: sonucu değiştirmeyen ödünleyici koşul
Bu cümlede even if, sonucun değişmediğini gösteren bir koşul kurar: protein alımının aynı olması, bildirilen kas kütlesi farkını ortadan kaldırmaz. Anlamı şudur: “Bu koşul doğru olsun ya da olmasın, ana sonuç geçerliliğini korur.” Bu ifade bir neden belirtmez. Normalde sonucu değiştirmesi beklenebilecek bir koşulu ortaya koyar ve sonra bu koşulun sonucu değiştirmediğini söyler.
Alıştırma
Hangi cümle, protein alımının aynı olmasını sonucu değiştirmeyecek bir koşul olarak sunuyor?
- Even if their protein intake was the same, the difference remained.
- Because their protein intake was the same, the difference remained.
- Even though their protein intake was the same, the difference remained.
Cevabı göster
Even if their protein intake was the same, the difference remained.
While there certainly may be some health advantages in going vegan,
3:28Vegan olmanın kesinlikle bazı sağlık avantajları olabilse de,
there seems to be some common deficiencies in the diet.
3:31diyette bazı yaygın eksiklikler varmış gibi görünüyor.
One of these deficiencies is with the vitamin B12.
3:34Bu eksikliklerden biri B12 vitamini ile ilgilidir.
The ADA states that there are no natural plant foods that contain any significant amount of the vitamin.
3:37ADA, bu vitaminden önemli miktarda içeren doğal bitkisel gıda bulunmadığını belirtmektedir.
but they need to take a vitamin or consume fortified foods like soy milk and certain breakfast cereals. Kelime
3:43ancak vitamin takviyesi almaları veya soya sütü ve belirli kahvaltılık gevrekler gibi zenginleştirilmiş gıdalar tüketmeleri gerekir.
fortified foods: besin öğesi eklenmiş gıdalar
Fortified foods, işleme sırasında vitamin veya mineral eklenen gıdalardır. Burada soya sütü ve bazı kahvaltılık gevrekler, B12 vitamini eklenebilen ürünlere örnektir. Fortified, bir besin öğesi bakımından doğal olarak zengin anlamına gelmez ve askerî bir kale ile ilgisi yoktur. Gıda etiketlerinde ve sağlık önerilerinde hangi besin öğesinin eklendiğini kontrol edin.
Alıştırma
Bu tanımı en iyi hangi ifade tamamlar? İşleme sırasında vitamin veya mineral eklenen gıdalara ... denir.
- fresh foods
- foods naturally rich in nutrients
- fortified foods
Cevabı göster
fortified foods
Omega-3 fatty acids are also very difficult to come by in a vegan diet, Öbek fiiller
3:49Omega-3 yağ asitlerini vegan bir diyette bulmak da çok zordur,
difficult to come by: elde etmesi zor
Bu cümlede difficult to come by, “elde etmesi veya bulması zor” demektir. İfade, omega-3 yağ asitlerinin vegan beslenme yoluyla kolayca temin edilemediğini anlatır; onların birine doğru hareket etmesini anlatmaz. Aktarılabilir kalıp X is/are difficult to come by biçimindedir; X kıt olan şeyi belirtir. Kaynaklar, fırsatlar, bilgiler veya ürünler için kullanılabilir.
Alıştırma
Videodaki cümlede difficult to come by, omega-3 yağ asitleri hakkında ne anlatıyor?
- Vegan beslenme yoluyla elde edilmeleri zordur.
- Vegan beslenen insanları düzenli olarak ziyaret ederler.
- Vücudun bunları sindirmesi zordur.
Cevabı göster
Vegan beslenme yoluyla elde edilmeleri zordur.
but this can be overcome through the consumption of algae supplements. Kalıp ifadeler
3:52ancak bu, alg takviyelerinin tüketilmesiyle aşılabilir.
can be overcome through + bir araç
Can be overcome, kiplik içeren edilgen bir yapıdır: can olasılığı belirtir, be edilgen çatıyı kurar ve overcome bir güçlüğü başarıyla ele almak veya çözmek anlamına gelir. Özne olan this, hemen önce sözü edilen güçlüğe gönderme yapar; bu nedenle yapı, sorunu çözen kişiden çok soruna odaklanır. Through yöntemi veya aracı belirtir. Aktarılabilir kalıp problem + can be overcome through + method biçimindedir ve sorunun o yöntem kullanılarak çözülebileceği anlamına gelir.
Alıştırma
Engelin planlama yoluyla çözülebileceğini belirten dört sözcüklü kiplik-edilgen kalıpla cümleyi tamamlayın: The obstacle ____ careful planning.
Cevabı göster
can be overcome through
With vegans requiring supplementation to meet their nutritional
3:56Veganların besinsel ihtiyaçlarını karşılamak için takviyeye ihtiyaç duymaları,
it supports the claim that veganism is unnatural,
3:59veganlığın doğal dışı olduğu iddiasını desteklese de,
but that doesn't necessarily mean it's unhealthy. Dilbilgisi
4:02bu ille de sağlıksız olduğu anlamına gelmez.
doesn't necessarily mean: otomatik bir sonucu reddetmek
Bu cümlede doesn't necessarily mean, otomatik bir sonucu reddeder: takviyelere ihtiyaç duyulması veya bir beslenme biçiminin “doğal değil” diye tanımlanması, tek başına onun sağlıksız olduğu sonucuna varmak için yeterli değildir. X doesn't necessarily mean Y yapısı, Y'nin bazı durumlarda hâlâ doğru olabileceğini ancak X'ten her zaman ya da mantıksal olarak çıkmadığını belirtir. Bunun tersini öne sürmez; dolayısıyla konuşmacı beslenme biçiminin sağlıklı olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
“Needing supplements doesn't necessarily mean a diet is unhealthy” cümlesindeki iddiayı en iyi hangi ifade açıklar?
- Takviyelere ihtiyaç duyulması, beslenme biçiminin sağlıklı olduğunu kanıtlar.
- Takviyelere ihtiyaç duyulması, tek başına beslenme biçiminin sağlıksız olduğunu kanıtlamaya yetmez.
- Takviyeler mevcutsa beslenme biçimi asla sağlıksız olamaz.
Cevabı göster
Takviyelere ihtiyaç duyulması, tek başına beslenme biçiminin sağlıksız olduğunu kanıtlamaya yetmez.
some of you may be wondering which diet leads to longer lifespans.
4:05bazılarınız hangi diyetin daha uzun yaşam sürelerine yol açtığını merak ediyor olabilir.
At this point, some of you may be wondering ...: geçiş ifadesi
At this point, yeni soruyu o ana kadar ele alınan her şeyle ilişkilendirir. some of you may be wondering ifadesi, dinleyicilerin bir kısmının aklında olabilecek bir soruyu nazikçe tahmin eder ve herkesin aynı şeyi düşündüğünü iddia etmeden konuşmacının sonraki konuyu tanıtmasını sağlar. Yeniden kullanılabilen At this point, some of you may be wondering + soru sözcüklü yan cümle kalıbı bilgiyi düzenler: önceki içeriği dinleyicilerin muhtemel bir sorusuyla ilişkilendirir ve sırada ne olduğunu haber verir.
Alıştırma
Bir sunumda konuşmacı neden “At this point, some of you may be wondering which option costs less” diyebilir?
- Konuşmacının maliyet hakkında konuşmayacağını duyurmak için.
- Dinleyicilerin muhtemel bir sorusunu nazikçe öngörmek ve sonraki konuyu tanıtmak için.
- Her dinleyicinin aynı soruyu daha önce sorduğunu doğrulamak için.
Cevabı göster
Dinleyicilerin muhtemel bir sorusunu nazikçe öngörmek ve sonraki konuyu tanıtmak için.
Geçiş ifadesi olarak For that information, we turn to ...
Baştaki For that information ifadesi, konuşmacının odağı neden değiştirdiğini açıklar: sırada tanıtılan yer veya kaynak, az önce istenen ya da o anda ihtiyaç duyulan bilgiyi sağlayacaktır. Burada we turn to, Okinawa'yı incelenecek bir sonraki örnek olarak tanıtır. Turn to, söylemi düzenleyen bir geçiştir; fiziksel olarak dönmeyi veya yardım istemeyi anlatmaz. Anlatım bir soru ya da iddiadan kanıt sağlayabilecek bir örneğe, uzmana, belgeye veya yere geçtiğinde bu yapı sık kullanılır.
Alıştırma
“For that information, we turn to Okinawa” bu bölümde ne işlev görüyor?
- Konuşmacının fiziksel olarak Okinawa'ya doğru döndüğünü söyler.
- Gerekli bilgi için odağı bir sonraki kaynak veya örnek olan Okinawa'ya kaydırır.
- Okinawa'nın konuşmacıdan yardım istediğini söyler.
Cevabı göster
Gerekli bilgi için odağı bir sonraki kaynak veya örnek olan Okinawa'ya kaydırır.
The traditional Okinawan diet is typically regarded as the best for health and longevity, Kalıp ifadeler
4:11Geleneksel Okinawa diyeti tipik olarak sağlık ve uzun ömür için en iyisi olarak kabul edilir,
with the Okinawan islands having the greatest concentration of centenarians in the world. Dilbilgisi
4:16Okinawa adaları, dünyadaki yüz yaşını aşan insanların en yoğun bulunduğu yerdir.
Yaygın bir değerlendirmeyi aktaran is typically regarded as
Is regarded as edilgen bir yapıdır: insanlar genellikle özneyi as sözcüğünden sonra belirtilen şekilde görür veya sınıflandırır. Burada geleneksel Okinawa beslenme düzenine the best for health and longevity değerlendirmesi verilir. Typically, iddiayı yumuşatır ve sınırlar. Bunu konuşmacının bizzat kanıtladığı bir gerçek olarak değil, olağan veya yaygın bir değerlendirme olarak sunar. be + adverb + regarded as + noun phrase or adjective kalıbı, bir ünü veya kabul gören sınıflandırmayı belli bir mesafeyle aktarmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen ve “genellikle ... olarak görülür” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: In travel guides, this neighborhood ____ a safe place for families.
Cevabı göster
is typically regarded as
Ek yapı with the Okinawan islands having
Bu cümlede with the Okinawan islands having ... ifadesi, with ile kurulan ek bir yapıdır. the Okinawan islands isim öbeği having fiilinin anlamca öznesidir; ifadenin geri kalanı ise bu adalarla ilgili bir gerçeği belirtir. Bu yapı, beslenme biçimi hakkındaki ana iddiayı destekleyen arka plan bilgisi ekler. and the Okinawan islands have ... düşüncesine benzer bir anlamı sıkıştırır; ancak ayrı bir bağlı cümle değildir ve şu anda gerçekleşen kısa süreli bir eylemi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için with + the research team + provide fiilinin -ing biçimini kullanın: The report was convincing, ____ data from three cities.
Cevabı göster
with the research team providing
An archipelago hundreds of miles off the coast of Japan, Kalıp ifadeler
4:20Japonya kıyılarından yüzlerce mil açıktaki bir takımada olan
Okinawa has about 740 centenarians out of its population of 1.3 million people. Kalıp ifadeler
4:23Okinawa, 1.3 milyonluk nüfusunun içinde yaklaşık 740 tane yüz yaşını aşmış insana sahiptir.
Coğrafi ifade off the coast of
Off the coast of, adı verilen bir kıyı şeridinin ötesinde, denizde anlamına gelir. Örnekte Okinawa, Japonya kıyısından yüzlerce mil uzaktadır; Japonya'nın kıyı şeridi üzerinde değildir. Mesafe çoğunlukla ifadenin önünde yer alır: hundreds of miles off the coast of Japan. Kalıp, mesafe + off the coast of + yer şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi “kıyı şeridinden uzakta, denizde” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The research vessel is anchored five miles ____ Chile.
Cevabı göster
off the coast of
out of its population of: toplam içindeki bir alt grubu gösterme
Out of, 740 yüz yaş ve üzerindeki kişiyi daha büyük bir bütünün, yani Okinawa'nın 1,3 milyon sakininin içinde gösterir. ‘Bütünün içinden kaç kişi?’ sorusunu yanıtlar. Bir yüzdeyi değil, toplam sayıya göre bir adedi verir. Its population of 1.3 million people toplam nüfusu belirtir; of 1.3 million people ise bu nüfusun büyüklüğünü açıklar. İkisi birlikte, 1,3 milyon sakin arasında yaklaşık 740 yüz yaş ve üzeri kişi bulunduğunu anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede out of its population of neyi gösterir?
- Okinawa'nın 1,3 milyon sakininin yaklaşık 740'ının en az 100 yaşında olduğunu söyler.
- 740 kişinin Okinawa nüfusundan ayrıldığını söyler.
- Okinawa'da 1,3 milyon yüz yaş ve üzeri kişi bulunduğunu ve bunların içinde 740 kişilik bir grup olduğunu söyler.
Cevabı göster
Okinawa'nın 1,3 milyon sakininin yaklaşık 740'ının en az 100 yaşında olduğunu söyler.
While their diets have been changing recently due to globalization and factors like fast food chains,
4:29Küreselleşme ve fast food zincirleri gibi faktörler nedeniyle son zamanlarda diyetleri değişiyor olsa da,
the traditional Okinawan diet is made up of large amounts of plant-based carbohydrates. Öbek fiiller
4:33geleneksel Okinawa diyeti büyük miktarda bitki bazlı karbonhidratlardan oluşur.
is made up of: bileşimi anlatma
is made up of yapısında özne bütündür; of sonrasındaki isim grubu ise bu bütünün parçalarını veya içeriğini belirtir. Burada geleneksel Okinawa beslenmesi bütündür ve of sonrasındaki large amounts of plant-based carbohydrates ifadesi önemli bir bileşeni belirtir. Kalıp be + made up of + components şeklindedir. Zamana ve özneyle uyuma göre be biçimini değiştirin: is made up of, was made up of ve are made up of. Buradaki anlam ‘-den oluşur’dur; ‘uydurur’ veya ‘imal eder’ değildir.
Alıştırma
Cümleyi ‘-den oluşur’ anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The committee ____ five teachers and two parents.
Cevabı göster
is made up of
traditional Okinawans still eat meat on special occasions,
4:40geleneksel Okinawalılar özel günlerde hala et yerler,
Although: istisnası olan genel bir eğilim
Although, ödünleme bildiren bir yan cümle başlatır: normalde farklı bir sonuç beklemenize yol açacak bir bilgiyi sunar. Burada ağırlıklı olarak vegan olmaları, geleneksel Okinawalıların et yemediği beklentisini yaratırken ana cümle istisnayı verir: özel günlerde yine de et yerler. Bu nedenle iki ifade birbiriyle çelişmez. Primarily, “çoğunlukla” anlamına gelir; “yalnızca” anlamına gelmez. Still ise gerçek sonucun although cümlesinin oluşturduğu beklentiye aykırı olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ödünleme bağlacıyla tamamlayın: ____ the forecast called for rain, the match continued as scheduled.
Cevabı göster
Although
as well as small amounts of fish on a weekly basis.
4:44ve ayrıca haftalık olarak küçük miktarlarda balık yerler.
This doesn't prove that small amounts of animal products are vital to good health, Anlatım akışı
4:47Bu, küçük miktarlardaki hayvansal ürünlerin iyi sağlık için hayati önem taşıdığını kanıtlamaz,
but it does hint that the optimal human diet can be achieved without going completely vegan.
4:50ancak tamamen vegan olmadan da optimal insan diyetinin elde edilebileceğine dair ipucu verir.
doesn't prove ... but it does hint: kanıt gücünü ayarlamak
“This doesn't prove that X, but it does hint that Y” kalıbı, iki iddiayı kanıt gücüne göre düzenler. Doesn't prove güçlü bir sonucu reddeder: bu örnek, hayvansal ürünlerin sağlık için gerekli olduğunu ortaya koymaya yetmez. But it does hint ise tamamen vegan olmadan da iyi bir beslenme düzeninin mümkün olabileceği şeklindeki daha sınırlı çıkarımı sunar. Olumlu ikinci kısımda does, normal dil bilgisi için zorunlu değil, vurgulayıcıdır; “it hints” tarafsız olurdu. Vurgulu does, kanıtın ortaya koyamadığı şeyden zayıf biçimde işaret edebildiği şeye geçişi öne çıkarır. İki kısımdan hiçbiri hayvansal ürünlerin hayati olduğunu ya da tamamen vegan bir beslenmenin en uygun seçenek olamayacağını kanıtlamaz.
Alıştırma
Kanıt gücünü ayarlayan kalıbı dersteki fiillerle tamamlayın: One unusual case ____ a general rule, but it ____ at a possible pattern.
Cevabı göster
doesn't prove · does hint
Dengeleyici bir geçiş ifadesi olarak That said,
That said, “az önce söylediklerimi göz önünde bulundursak bile” anlamına gelen bir geçiş ifadesidir. Önceki görüşü kabul eder, ardından onu dengeleyen, sınırlandıran veya onunla kısmen karşıtlık kuran başka bir olgu ya da değerlendirme sunar. Önceki ifadeyi otomatik olarak geçersiz kılmaz. Dinleyiciye iki fikri de akılda tutup genel sonucu buna göre ayarlaması gerektiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü geçiş ifadesiyle tamamlayın: The apartment is small. ____, it is close to everything we need.
Cevabı göster
That said
and may provide health benefits in the prevention and treatment of certain diseases. Kalıp ifadeler
5:01ve belirli hastalıkların önlenmesinde ve tedavisinde sağlık yararları sağlayabileceğini belirtmektedir.
planned vegan diets ifadesinde planned
planned vegan diets ifadesinde planned, beslenme biçiminin vücudun ihtiyaç duyduğu besinleri sağlayacak şekilde dikkatle düzenlendiği anlamına gelir. diets sözcüğünü niteler; “gelecek için takvime alınmış” anlamına gelmez. Bu sözcük iddianın kapsamını sınırlar: Cümle, doğru biçimde planlanmış vegan beslenmenin sağlıklı ve beslenme açısından yeterli olabileceğini söyler; her vegan beslenmenin kendiliğinden dengeli olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bu cümlede planned ne anlama gelir? A planned vegan diet can meet nutritional needs.
- Yalnızca hazırlanması gerekmeyen yiyecekler içerir.
- Belirli bir tarihte başlayacak şekilde takvime alınmıştır.
- Gerekli besinleri içerecek şekilde dikkatle düzenlenmiştir.
Cevabı göster
Gerekli besinleri içerecek şekilde dikkatle düzenlenmiştir.
in the prevention and treatment of: resmî bir tıp eşdizimi
in the prevention and treatment of ifadesi, bir şeyin yararlı olabileceği alanı belirtir: bir hastalığın gelişmesini önlemeye yardımcı olmak ve hastalık ortaya çıktıktan sonra onu yönetmeye veya iyileştirmeye yardımcı olmak. Edat kalıbı in + the prevention and treatment + of + hastalık veya sağlık durumudur. Burada iki tıbbi işlev, resmî bir isim öbeğinde birleştirilir. Cümlede may provide ve certain diseases kullanıldığı için sınırlı ve olası bir yarar ifade edilir; herhangi bir beslenme biçiminin bütün hastalıkları iyileştirdiği iddia edilmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki resmî isim öbeğiyle tamamlayın: “Researchers are studying exercise's role ____ type 2 diabetes.”
Cevabı göster
in the prevention and treatment of
It seems like no matter what your dietary preferences are, Dilbilgisi
5:05Beslenme tercihleriniz ne olursa olsun,
a healthy lifestyle can be achieved on or off a vegan diet. Kalıp ifadeler
5:08sağlıklı bir yaşam tarzına vegan diyetle veya vegan diyet olmadan da ulaşılabilecek gibi görünüyor.
no matter what + yan cümle: sonuç değişmez
No matter what, “hangi şey, tür veya cevap olursa olsun” anlamında bir ödünleme yan cümlesi başlatır. Buradaki kalıp no matter what + özne + fiildir: no matter what your dietary preferences are. Yan cümle alternatifleri sunarken ana cümle sonucun her alternatif için geçerli kaldığını belirtir. Bu, sonucun değişmediğini bildiren bir ifadedir; soru değildir ve kelimesi kelimesine “hiçbir şey önemli değil” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki üç sözcüklü ödünleme ifadesiyle tamamlayın: “____ your schedule looks like, set aside time to rest.”
Cevabı göster
No matter what
on or off a vegan diet: beslenme düzeniyle ilgili iki durum
on a vegan diet ifadesinde on, bu beslenme biçimini uygulamak anlamına gelir. Off ise uygulamamak veya artık uygulamıyor olmak demektir. Burada bunlar fiziksel konumu ya da bir cihazın düğmesini değil, durumu belirtir. on or off biçimindeki dengeli çift, iki olasılığı kısa yoldan sunar. Burada hem vegan beslenenleri hem de vegan beslenmeyenleri kapsar; beslenme düzenine tekrar tekrar başlayıp bırakmayı anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz karşıt durum edatlarıyla tamamlayın: The survey compares people who are ____ or ____ a low-sugar diet.
Cevabı göster
on · off
Are you or would you ever consider becoming a vegan? Dilbilgisi
5:11Siz vegan mısınız veya hiç vegan olmayı düşünür müydünüz?
consider becoming: consider + -ing
Consider + -ing yapısı, bir eylemi olası bir seçenek olarak düşünmek anlamına gelir. consider becoming ifadesinde becoming, vegan olma yönündeki olası değişimi belirtir. Consider bu anlamda kullanıldığında ardından ulaç gelir: consider becoming, consider trying veya consider joining. consider to become kullanılmaz. Kesinleşmiş bir plandan farklı olarak seçim hâlâ açıktır.
Alıştırma
Cümleyi consider sözcüğünden sonra join fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Maya would consider ____ the chess club.
Cevabı göster
joining
And if you like our videos and want to help us continue to make more of them,
5:17Eğer videolarımızı beğeniyorsanız ve daha fazlasını yapmaya devam etmemize yardımcı olmak istiyorsanız,
please head on over to Patreon and show us some love. Deyimler
5:20lütfen Patreon'a gidin ve bize sevginizi gösterin.
show us some love: destek çağrısı
Burada show us some love, içerik üreticilerini desteklemeye yönelik samimi bir çağrıdır; özellikle Patreon'a gidip katkıda bulunmayı ifade eder. Bu bağlamda love romantik sevgi anlamına gelmez. show someone some love kalıbı, bir eylemle beğeni, ilgi veya destek göstermek demektir. Tam olarak hangi eylemin kastedildiği bağlama göre değişir; bağış yapmak, beğenmek, paylaşmak, katılmak veya cesaret vermek olabilir.
Alıştırma
Bu cümlede show us some love, izleyicilerden ne yapmalarını istiyor?
- İçerik üreticilerine romantik bir ilişkiden söz etmek.
- İçerik üreticilerine özel bir aşk mektubu göndermek.
- İçerik üreticilerini desteklemek; burada Patreon'a gidip katkıda bulunmak.
Cevabı göster
İçerik üreticilerini desteklemek; burada Patreon'a gidip katkıda bulunmak.
Don't forget to give this video a like and make sure to subscribe so you can keep up with our show. Öbek fiiller
5:22Bu videoyu beğenmeyi ve şovumuzu takip edebilmek için abone olmayı unutmayın.
keep up with: geride kalmadan takip etmeye devam etmek
Bu cümlede keep up with our show, güncellemeleri kaçırmamak için programın yeni içeriklerini takip etmeye devam etmek anlamına gelir. Abone olmak bunu yapmanın yolu olarak sunulur. Daha genel olarak keep up with ifadesinden sonra bir kişi, konu, dizi veya etkinlik geldiğinde, değişikliklerden haberdar olmayı ya da gereken tempoyu sürdürmeyi anlatır. Burada kastedilen bilgi sahibi olmaya devam etmektir; fiziksel olarak aynı hızda hareket etmek değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, Maya'nın geride kalmamak için yeni program bilgilerini düzenli olarak kontrol ettiğini anlatır?
- Maya checks the app to keep up with schedule changes.
- Maya checks the app to keep schedule changes.
- Maya checks the app to catch up with schedule changes after missing a week.
Cevabı göster
Maya checks the app to keep up with schedule changes.