Peppa Pig'in Cadılar Bayramı Balkabağı Partisi | Peppa Pig Resmi Aile ve Çocuk Çizgi Filmi: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
428 kelime 133 kel/dk

Video özeti: Peppa ve arkadaşları sonbahardaki balkabağı partisi için bir fener yapar, turta pişirir ve korkutucu karakterlerin kılığına girer. Kostümler üzerine eğlenceli açıklamalar, Madame Gazelle’in vampir folklorundaki bir özelliği taşıyor olabileceğini düşündüren son bir şakaya bağlanır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. use the insides to / the outside to make — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bu paralel ifadelerin balkabağının iki bölümüne farklı işlevler verdiğine ve ikinci bölümde tekrarlanacak “We use” sözlerinin atıldığına dikkat edin. Böyle bir eksiltiyi tanıyabilir, farklı parçaların veya malzemelerin ne işe yaradığını dengeli yapılarla açıklayabilirsiniz. 2. clever clogs — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu gündelik İngiliz İngilizcesi ifadesinin, bildiklerini sergileyen veya fazla akıllı davranan birine takılmak için kullanıldığını; sözcüklerin gerçek anlamıyla ilgili olmadığını anlayın. Böylece samimi alayı, hafif eleştiriyi ve konuşanın tutumunu ayırt edebilirsiniz. 3. have a reflection in the mirror. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Madame Gazelle’in yansımasının olmamasını, vampirlerin aynalarda görünmediğine dair geleneksel inanışla ilişkilendirin. Bu kültürel geleneği bilmek, açıkça söylenmeyen ipucunu fark etmenizi ve finaldeki esprili imayı anlamanızı sağlar.

Bu derste

Peppa Pig.

0:00

Peppa Pig.

Pumpkin Party.

0:02

Bal Kabağı Partisi.

It is a lovely autumn day.

0:04

Harika bir sonbahar günü.

Daddy Pig has brought a pumpkin home. Dilbilgisi

0:06

Baba Domuz eve bir bal kabağı getirdi.

Dilbilgisi

has brought ... home: şimdiki sonuç

Has brought, present perfect yapısıdır: has + bring fiilinin düzensiz past participle biçimi olan brought. Daddy Pig üçüncü tekil şahıs olduğu için has kullanılır. Burada balkabağını eve getirme eylemi tamamlanmıştır ve sonucu şu an önemlidir: balkabağı artık evdedir ve kullanılabilir. Tamamlanmış geçmiş bir eylemin şu an için önemli bir sonucu olduğunda have/has + past participle kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi bring fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Mum ____ the cake home, so we can eat it now.

Cevabı göster

has brought

We're going to have a pumpkin party, Dilbilgisi

0:09

Bir bal kabağı partisi yapacağız,

Dilbilgisi

We're going to have: önceden var olan bir plan

We're, we are ifadesinin kısaltılmış biçimidir. We're going to have, be going to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır ve partiyi önceden var olan bir niyet veya plan olarak gösterir. Going to burada bir yere gitmeyi anlatmaz çünkü ardından fiilin yalın hâli olan have gelir. Have a party, parti düzenlemek veya yapmak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi önceden var olan bir planı gösteren kısaltmayla tamamlayın: ____ a picnic on Saturday. We are going to have ifadesini kullanın.

Cevabı göster

We're going to have

and all your friends are invited. Ton ve niyet

0:12

ve tüm arkadaşlarınız davetli.

Ton ve niyet

all your friends are invited: davete dahil olan herkesi belirtmek

are invited yapısında are + geçmiş zaman ortacı invited, İngilizcede present passive yapısını oluşturur. Arkadaşlar daveti alan taraftır; başkalarını davet eden kişiler değildir. All your friends davetin kapsamını belirler: bütün arkadaşlar dahildir. be invited yapısı, bir etkinliğe kimlerin davetli olduğunu söylemek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi invite fiilinin present passive biçimiyle tamamlayın: All parents ____ to the school concert.

Cevabı göster

are invited

Hooray!

0:14

Yaşasın!

We'll start by making a pumpkin lantern. Notlar

0:15

Önce bir bal kabağı feneri yaparak başlayacağız.

Kalıp ifadeler

start by making: ilk adımı belirtmek

Start by + -ing biçimi, bir süreçte ilk yapılacak eylemi belirtir. Burada by making a pumpkin lantern, grubun ilk olarak balkabağı fenerini yapacağı anlamına gelir. Bu yapıda by sözcüğünden sonra gerund kullanılır: start by making doğrudur, start by make değildir. Farklı bir ilk adımı belirtmek için making yerine başka bir fiilin -ing biçimini kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi start by + read fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: We'll ____ the instructions before beginning the task.

Cevabı göster

start by reading

Kültür

pumpkin lantern: içine ışık konmuş oyma balkabağı

Burada pumpkin lantern, bir balkabağının içini oyup üzerine bir yüz ya da başka bir desen kazıyarak ve içine ışık koyarak yapılan bir bayram süsüdür. Özellikle Cadılar Bayramı'yla ilişkilidir ve yaygın olarak jack-o'-lantern da denir. Yalnızca balkabağına benzeyen sıradan bir fener değildir.

Alıştırma

Bu cümledeki pumpkin lantern ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Turuncuya boyanmış kâğıt bir fener.
  2. Balkabağı yetiştirmek için kullanılan küçük bir lamba.
  3. İçi oyulup üzerine desen kazınmış ve içinde ışık bulunan bir balkabağı.
Cevabı göster

İçi oyulup üzerine desen kazınmış ve içinde ışık bulunan bir balkabağı.

Oh, goodie.

0:18

Oh, ne güzel.

How do we do that?

0:19

Bunu nasıl yapacağız?

We draw a funny face.

0:21

Komik bir yüz çizeriz.

I'll draw the eyes.

0:23

Gözleri ben çizeceğim.

George can draw the nose,

0:25

George burnu çizebilir,

and I'll draw the mouth.

0:27

ve ağzı ben çizeceğim.

That is a funny face.

0:30

Bu çok komik bir yüz oldu.

Next, we cut it out.

0:32

Sırada, onu kesip çıkarmak var.

I'll do the cutting because I'm a grown-up. Notlar

0:34

Kesme işini ben yapacağım çünkü ben bir yetişkinim.

Kalıp ifadeler

do the cutting: belirli bir görevin sorumluluğunu almak

do the cutting ifadesinde do, bir işi üstlenmek anlamına gelir; cutting ise işin bir bölümünü adlandıran bir etkinlik ismidir. İfade, konuşanın kesme işinden sorumlu olacağı anlamına gelir. The, cutting'i o durumda zaten bilinen belirli görev olarak gösterir. do the + görev adı yapısı, işi kişiler arasında bölüştürmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bilinen kesme görevini üstlenmek için cümleyi do the + etkinlik adı yapısıyla tamamlayın: You hold the cardboard steady, and I'll ____.

Cevabı göster

do the cutting

Kelime

a grown-up: çocuklara yönelik dilde “yetişkin” anlamındaki isim

Bu cümlede a grown-up, “yetişkin bir kişi” anlamına gelen sayılabilen bir isimdir. a artikeli, grown-up ifadesinin burada bir kişiyi adlandırdığını gösterir; bu kullanım grow up fiil öbeği değildir. Grown-up çoğu zaman bir çocuğun bakış açısını veya çocuklara yönelik dili yansıtır. Burada konuşan kişi, kesme işini üstlenmesinin nedeni olarak yetişkin olmasını gösterir.

Alıştırma

Küçük bir çocuğa samimi bir güvenlik yönergesi veriyorsunuz. Hangi cümlede grown-up isim olarak doğru kullanılmıştır?

  1. Ask an grown-up to help you with the oven.
  2. Ask a grown-up to help you with the oven.
  3. Ask a grown to help you with the oven.
Cevabı göster

Ask a grown-up to help you with the oven.

Peppa and George can scoop out the inside. Öbek fiiller

0:37

Peppa ve George içini oyup çıkarabilirler.

Öbek fiiller

can scoop ... out: içindeki malzemeyi kaşıkla çıkarmak

can scoop out yapısında can’den sonra scoop fiilinin yalın hâli gelir ve out, scoop out öbek fiilini tamamlar. Bu ifade, genellikle kaşık ya da kepçe benzeri bir araçla bir şeyin içindeki malzemeyi çıkarmak demektir. Nesne, scoop out the seeds örneğindeki gibi çıkarılan malzemeyi veya scoop out the pumpkin örneğindeki gibi içi boşaltılan şeyi belirtebilir. Altyazıdaki the inside, balkabağının içindeki yumuşak malzemeyi ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi bu notta öğretilen ve “kaşıkla içinden çıkarmak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Use a spoon to ____ the seeds from the melon.

Cevabı göster

scoop out

We use the insides to make my special pumpkin pie. Dilbilgisi

0:42

İçini benim özel bal kabağı turtamı yapmak için kullanırız.

And the outside to make our pumpkin lantern.

0:47

Ve dışını da bal kabağı fenerimizi yapmak için.

Dilbilgisi

use the insides to ... ve the outside to make ...: paralel eksiltme

Bu cümlede use the insides to make ... ile the outside to make ... birbirine paralel iki bölümdür: iç kısım turta, dış kısım ise fener için kullanılır. İkinci cümlede We use tekrarlanmaz; çünkü bu sözler ilk cümleden kolayca tamamlanır. Tam biçimi And we use the outside to make our pumpkin lantern. olur. Buna paralel eksiltme denir: eşleşen yapı açık olduğunda İngilizcede tekrarlanan sözler atılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle ikinci paralel bölümde tekrarlanan sözleri doğal biçimde atar?

  1. We use the red paper to make flowers, and the blue paper to make stars.
  2. We use the red paper to make flowers, and the blue paper makes to stars.
  3. We use the red paper to make flowers, and using the blue paper to make stars.
Cevabı göster

We use the red paper to make flowers, and the blue paper to make stars.

Lovely.

0:51

Harika.

Now, you little piggies need to dress up for the pumpkin party. Öbek fiiller

0:53

Şimdi, siz küçük domuzcukların bal kabağı partisi için giyinmesi gerekiyor.

Öbek fiiller

dress up for the pumpkin party: bir etkinlik için özel giyinmek

Burada dress up, özel, şık ya da kostüm niteliğinde kıyafetler giymek demektir. for the pumpkin party, bu giyimin hangi etkinlik için olduğunu gösterir. Etkinliği ya da daveti belirtirken dress up for + etkinlik kullanın. Birinin taklit ettiği karakteri veya kimliği belirtirken ise dress up as + karakter kullanın.

Alıştırma

Cümleyi dress up ve bir etkinlikten önce kullanılan edatla tamamlayın: Maya needs to ____ the awards ceremony.

Cevabı göster

dress up for

Peppa is dressing up as a witch. Öbek fiiller

0:57

Peppa bir cadı gibi giyiniyor.

Öbek fiiller

dressing up as a ...: kostümle canlandırılan rolü belirtme

dress up as + a/an + role kalıbı, bir rolü canlandırmak veya o roldeymiş gibi görünmek için özel kıyafetler giymek anlamına gelir. Burada as a witch, Peppa'nın kostümle canlandırdığı karakterin cadı olduğunu belirtir. is dressing up ifadesi, eylemin devam ettiğini gösterir. Bu kalıpta as, giyinilen etkinliği veya nedeni değil, canlandırılan kimliği belirtir.

Alıştırma

dress up as + role kalıbını tamamlayın: At the school fair, Ben dressed up ____ a pirate.

Cevabı göster

as

Do I look witchy? Dilbilgisi

0:59

Cadı gibi görünüyor muyum?

Dilbilgisi

look witchy?: görünüş için look + sıfat kullanımı

Burada look, gözlerle bakma eylemi değil, kişinin görünüşüne göre ‘görünmek’ anlamına gelen bağlayıcı bir fiildir. Bu look fiilinden sonra doğrudan bir sıfat gelebilir; bu nedenle look witchy, cadı gibi görünmek anlamındadır. Witchy, witch + -y ile oluşturulur ve bu bağlamda cadıya benzer bir görünüşe veya havaya sahip olmak demektir. Do I look + adjective? konuşanın böyle bir görsel izlenim verip vermediğini sorar.

Alıştırma

Görünüş hakkında soru sormak için look + adjective yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. Do I look scary in this mask?
  2. Do I look like scary in this mask?
  3. Do I look a scary in this mask?
Cevabı göster

Do I look scary in this mask?

Very witchy.

1:01

Çok cadı gibi.

You need to do some cackling. Kalıp ifadeler

1:03

Biraz cadı kahkahası atman lazım.

Kalıp ifadeler

do some cackling: cadı gibi tiz bir kahkaha canlandırmak

Bu cümlede do some cackling, cackling eylemini yapılacak ya da prova edilecek kısa bir etkinlik gibi sunar. do some + -ing isim kalıbı, do some reading örneğinde olduğu gibi, bir etkinliğe biraz zaman ayırmak anlamına gelir. Cackling yalnızca nötr bir laughing değildir. cackle yüksek, tiz ve kesik kesik bir gülüştür; çoğu zaman cadılarla ilişkilendirilir. Bu yüzden yönerge bu özel sesi çıkarmayı ister.

Alıştırma

Cadı gibi gülmeyi anlatan hedef ifadeyle prova yönergesini tamamlayın: You need to ____.

Cevabı göster

do some cackling

What's cackling?

1:05

Cadı kahkahası nedir?

It's how witches laugh, like this.

1:06

Cadıların gülme şeklidir, işte böyle.

Very good cackling.

1:14

Çok güzel bir cadı kahkahası.

George is dressing up as a dinosaur.

1:17

George bir dinozor gibi giyiniyor.

Dinosaur!

1:20

Dinozor!

A scary dinosaur.

1:23

Korkunç bir dinozor.

Rebecca and Richard Rabbit are here with Mr. Rabbit.

1:28

Rebecca ve Richard Tavşan, Bay Tavşan ile buradalar.

Oh, what a sight. Deyimler

1:32

Oh, ne manzara ama.

Deyimler

what a sight: dikkat çekici bir manzaraya tepki vermek

What a + tekil sayılabilen isim bir ünlem kalıbıdır. Burada sight, konuşanın önündeki sahne anlamına gelir; dolayısıyla What a sight! bu sahnenin özellikle dikkat çekici olduğunu söyler. Sözcükler tek başına tepkinin olumlu mu olumsuz mu olduğunu belirtmez. Ses tonu ve bağlam; hayranlık, şaşkınlık, eğlenme veya eleştiri anlamı katabilir.

Alıştırma

What a sight! ifadesinin hangi kullanımı dikkat çekici bir görsel sahneyi doğal biçimde yorumlar?

  1. The street is full of giant festival puppets. What a sight!
  2. I can hear music through the wall. What a sight!
  3. I forgot the meaning of this word. What a sight!
Cevabı göster

The street is full of giant festival puppets. What a sight!

Has the party started yet? Dilbilgisi

1:34

Parti başladı mı?

Dilbilgisi

Has ... started yet?: bir şeyin başlayıp başlamadığını sormak

Has the party started? şu yapıda bir present perfect sorusudur: Has + özne + past participle. Başlama eyleminin geçmişten şu ana kadarki sürede gerçekleşip gerçekleşmediğini sorar; bu nedenle cevap mevcut durumla ilgilidir. Sondaki yet, “şimdiye kadar” anlamını ekler. Konuşan kişinin etkinliğin başlamasını beklediğini ya da güncel durumu kontrol ettiğini gösterebilir.

Alıştırma

Toplantının şimdiye kadar başlayıp başlamadığını soran present perfect cümlesini tamamlayın: ____ the meeting started yet?

Cevabı göster

Has

No, you're very early.

1:36

Hayır, çok erken geldiniz.

Hello.

1:38

Merhaba.

I'm a witch.

1:39

Ben bir cadıyım.

George is a dinosaur.

1:42

George bir dinozor.

What are you?

1:46

Sen nesin?

I'm a carrot gone bad. Deyimler

1:47

Ben bozulmuş bir havucum.

Deyimler

gone bad: bozulmuş yiyecek ve kötüleşen bir karakter

Buradaki gone bad, go bad ifadesinden gelir. Yiyeceklerle kullanıldığında “bozulmak” veya “çürümek” anlamındadır. a carrot gone bad ifadesinde bu söz öbeği isimden sonra gelir ve a carrot that has gone bad yapısının kısaltılmış biçimidir. Kostümle ilgili bu söz iki anlamlı bir kelime oyunu yapar. Havuç gerçekten çürüyebilir; gone bad bir insanı veya karakteri anlatıyorsa onun kötüleştiği anlamına gelir. Böylece kostüm aynı anda hem çürük bir sebzeyi hem de kötü bir karakteri çağrıştırır.

Alıştırma

Bir kostüm yarışmasında Mia, "I'm an apple gone bad." diyor. Çürümüş gibi görünen bir kötü karakter kostümü giyiyor. Buradaki gone bad neden komiktir?

  1. Hem bozulmuş bir meyveyi hem de kötüleşen bir karakteri düşündürebilir.
  2. Yalnızca kostümün yanlış bedende olduğu anlamına gelir.
  3. Elmanın özellikle taze olduğunu söyler.
Cevabı göster

Hem bozulmuş bir meyveyi hem de kötüleşen bir karakteri düşündürebilir.

Ooh.

1:50

Ooh.

And Richard is a monster carrot.

1:51

Ve Richard bir canavar havuç.

Is that what a monster carrot looks like? Dilbilgisi

1:56

Canavar havuç böyle mi görünür?

Dilbilgisi

Is that what ... looks like?: görünüşü doğrulamak

Is that what a monster carrot looks like? cümlesindeki what a monster carrot looks like, “canavar bir havucun görünüşü” anlamına gelir. What, tanımlanan görünüşü başlatır; looks like ise gömülü yan cümlenin sonunda yer alır. Is that what ... looks like? kalıbı, görülen bir şeyin beklenen görüntüyle uyuşup uyuşmadığını sorar. What ... looks like, Is that sonrasında gömülü bir yapı olduğu için düz cümle sırasını kullanır: a monster carrot looks; does a monster carrot look değil.

Alıştırma

Bitmiş modelin bu görünüşte olup olmadığını doğru biçimde soran cümleyi seçin.

  1. Is this what the finished model looks like?
  2. Does this what the finished model looks like?
  3. Is this what does the finished model look like?
Cevabı göster

Is this what the finished model looks like?

Yes.

1:59

Evet.

Let's go and get the others for the party. Ton ve niyet

2:01

Hadi gidip parti için diğerlerini alalım.

Ton ve niyet

Let's go and get: birini birlikte gidip almayı önermek

Let's + fiilin yalın biçimi, konuşanın ve genellikle dinleyenin de katıldığı bir öneri yapar. Bu nedenle Let's go and get ortak bir eylem önerir: bir yere gitmek, ardından birini alıp getirmek. Buradaki get the others, diğer kişileri bulup almak ve onları partiye getirmek anlamındadır. Get bu bağlamda “teslim almak” veya “elde etmek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Birini birlikte gidip alma önerisini hedef ifadeyle tamamlayın: The train arrives in ten minutes. ____ Nina from the station.

Cevabı göster

Let's go and get

This is Suzy Sheep's house.

2:05

Burası Suzy Koyun'un evi.

Oh, that is scary.

2:12

Oh, bu korkutucu.

We've come to get Suzy for the pumpkin party. Kalıp ifadeler

2:14

Suzy'yi bal kabağı partisi için almaya geldik.

Kalıp ifadeler

We've come to get: geldiğini ve ziyaret amacını açıklamak

We've, We have ifadesinin kısaltmasıdır. We've come to + fiilin yalın hâli, konuşanların artık o yere gelmiş olduğunu belirtir ve ziyaret amaçlarını açıklar. Buradaki to get amaç bildiren bir mastardır: Suzy'yi almak için gelmişlerdir; to bir varış yeri belirtmez. Birini almaya gelme bağlamında get Suzy, “Suzy'yi almak” veya “Suzy'yi karşılamaya gelmek” anlamındadır; “Suzy'yi elde etmek” anlamına gelmez. Bir yere vardığınızda geliş amacınızı anlatmak için have come to + fiil yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Dersin ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: Hello. ____ Maya after her dance class.

Cevabı göster

We've come to get

Hello, Suzy.

2:20

Merhaba, Suzy.

What are you?

2:21

Sen nesin?

I'm a beautiful vampire.

2:22

Ben güzel bir vampirim.

What's a vampire?

2:26

Vampir nedir?

I don't know.

2:28

Bilmiyorum.

Oh, um, it's someone who sleeps all day and stays awake all night. Notlar

2:30

Oh, şey, bütün gün uyuyan ve bütün gece uyanık kalan biridir.

Dilbilgisi

someone who ...: bir kişiyi özelliğine göre tanımlamak

someone who sleeps all day and stays awake all night ifadesinde who, someone sözcüğünün ne tür bir kişiyi belirttiğini açıklayan bir ilgi cümleciğini başlatır. Bu cümlecik açıklamanın gerekli bir parçasıdır; sonradan eklenmiş ayrı bir yorum değildir. Who, and ile bağlanan sleeps ve stays fiillerinin ortak öznesidir. Geniş zaman, kişinin tipik alışkanlıklarını anlatır. someone who + geniş zaman fiili kalıbı, bir kişiyi eylemi, alışkanlığı veya rolü üzerinden açıklamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir firefighter sözcüğünü o kişinin yaptığı işe göre doğal biçimde tanımlar?

  1. A firefighter is someone which helps put out fires.
  2. A firefighter is someone who helping put out fires.
  3. A firefighter is someone who helps put out fires.
Cevabı göster

A firefighter is someone who helps put out fires.

Kalıp ifadeler

stays awake all night: bütün gece uyanık kalmak

Stay + sıfat, “o durumda kalmaya devam etmek” anlamına gelir. Burada stays awake, kişinin uykuya dalmadığını belirtir; awake, stays fiilinden sonra gelen bir sıfattır. Stays biçimindeki -s, tekil özne someone ile uyum sağlar. All night bütün geceyi kapsar; bu nedenle ifade, kişinin gece boyunca uyanık kaldığını anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, onun film boyunca hiçbir an uykuya dalmadığı anlamına gelir?

  1. She stayed awake during the whole film.
  2. She was awake when the film started.
  3. She woke up after the film.
Cevabı göster

She stayed awake during the whole film.

Ooh.

2:37

Ooh.

Let's get the others.

2:37

Hadi diğerlerini alalım.

This is Pedro Pony's house.

2:40

Burası Pedro Midilli'nin evi.

Very scary.

2:45

Çok korkutucu.

Hello, Mr. Pony.

2:47

Merhaba, Bay Midilli.

Is Pedro ready?

2:48

Pedro hazır mı?

Boo!

2:50

Bö!

Ah!

2:51

Ah!

What scary thing are you dressed as, Pedro?

2:52

Ne tür korkunç bir kılığa girdin, Pedro?

I'm a superhero.

2:55

Ben bir süper kahramanım.

Superheroes aren't scary.

2:57

Süper kahramanlar korkutucu değildir.

I'm a scary superhero.

2:59

Ben korkunç bir süper kahramanım.

Oh.

3:02

Oh.

Ooh.

3:03

Ooh.

What was that?

3:04

O neydi?

Hello, everyone.

3:06

Herkese merhaba.

It's Daddy Dog.

3:07

Bu Baba Köpek.

I'm a werewolf.

3:09

Ben bir kurt adamım.

Ooh.

3:10

Ooh.

Emily and Edmund Elephant are here, too.

3:14

Emily ve Edmund Fil de buradalar.

What are you, Emily?

3:17

Sen nesin, Emily?

I'm an alien.

3:19

Ben bir uzaylıyım.

Edmund is a ghost.

3:22

Edmund bir hayalet.

No, I'm a paranormal apparition. Kelime

3:24

Hayır, ben paranormal bir görüntüyüm.

Kelime

a paranormal apparition: ghost demenin gösterişli bir yolu

Apparition, beklenmedik biçimde ortaya çıkan hayalet benzeri bir görüntüyü ifade eder; paranormal ise normal bilimsel açıklamaların dışındaki olaylarla ilgili demektir. Birlikte a paranormal apparition, doğaüstü ve hayaleti andıran bir görüntüyü anlatır. Bu cümlede konuşan kişi basit ghost etiketini reddedip daha uzun ve resmî duyulan bir ifadeyi seçer. Günlük durum ile süslü sözler arasındaki uyumsuzluk, bu düzeltmeyi gösterişli ve komik hâle getirir.

Alıştırma

“I'm a paranormal apparition” basit bir konuşmada neden alışılmadık ölçüde süslü duyulur?

  1. Konuşan kişinin geceleri çalışan sıradan biri olduğunu söyler.
  2. Günlük ghost sözcüğünün yeterli olacağı yerde resmî ve dramatik bir ifade kullanır.
  3. Sevimli bir hayvan için samimi bir lakap kullanır.
Cevabı göster

Günlük ghost sözcüğünün yeterli olacağı yerde resmî ve dramatik bir ifade kullanır.

What's that?

3:27

O da ne?

It's a clever clogs ghost. Deyimler

3:28

Çok bilmiş bir hayalet işte.

Deyimler

clever clogs: takılma anlamı taşıyan Britanya İngilizcesi bir hitap

Clever clogs, zeki olan ve bunu göstermeyi biraz fazla seven biri için kullanılan, Britanya İngilizcesine özgü gündelik bir ifadedir. Buradaki clogs “tahta ayakkabılar” anlamına gelmez; iki sözcük birlikte kalıplaşmış bir adlandırma oluşturur. Bu cümlede clever clogs, hayaletin gösterişli ya da zor kelimeler kullanmasını anlatır. Ton yalnızca övgü değil, hafif bir takılmadır.

Alıştırma

Bu cümlede clever clogs bir kişi hakkında ne ima eder?

  1. Ne kadar zeki olduğunu göstermeyi seven biri.
  2. Zor kelimeleri anlayamayan biri.
  3. Tahta ayakkabı giyen biri.
Cevabı göster

Ne kadar zeki olduğunu göstermeyi seven biri.

Here is Candy Cat.

3:33

İşte Candy Kedi.

I'm a witch.

3:34

Ben bir cadıyım.

You can't be the witch. Ton ve niyet

3:36

Sen cadı olamazsın.

Ton ve niyet

You can't be the witch: izin veya rol dağılımı bildiren can't

Burada can't, fiziksel ya da zihinsel yeteneği değil, izni veya o anda yapılan bir düzenlemeyi ifade eder. Roller dağıtılırken You can't be the witch, dinleyicinin cadı rolünü almasına izin verilmediği ya da bu rolün ona açık olmadığı anlamına gelir. Can ve can't yeteneği anlatabilir, ancak kuralların, iznin veya koşulların neye olanak verdiğini de gösterebilir. Kastedilen anlamı belirlemek için çevredeki duruma bakın.

Alıştırma

Hangi cümlede can't, bir kuralın veya düzenlemenin bir şeye izin vermediğini anlatır?

  1. The role has already been taken, so you can't be the dragon.
  2. He can't lift the heavy box.
  3. She can't swim across the lake.
Cevabı göster

The role has already been taken, so you can't be the dragon.

I'm the witch.

3:38

Ben cadıyım.

I'll turn you into a frog. Kalıp ifadeler

3:40

Seni bir kurbağaya çevireceğim.

Kalıp ifadeler

turn you into a frog: turn X into Y kalıbı

turn + X + into + Y kalıbı, “X'in Y hâline gelmesine neden olmak” anlamına gelir. X değiştirilen kişiyi veya şeyi, Y ise onun yeni biçimini, durumunu ya da kullanımını gösterir. Bu cümlede you, X; a frog ise Y'dir. Bu kalıpta into, değişimin sonucunu gösterir. Bir yerin içine doğru hareket etmeyi anlatmaz. Kalıp hem sihirli dönüşümler hem de günlük değişiklikler için kullanılabilir.

Alıştırma

turn X into Y kalıbındaki eksik kelimeyle cümleyi tamamlayın: They turned the spare room ____ a playroom.

Cevabı göster

into

I'll turn you into a frog.

3:43

Seni bir kurbağaya çevireceğim.

If you turn each other into frogs, Dilbilgisi

3:45

Eğer birbirinizi kurbağaya çevirirseniz,

you won't be able to go to the party.

3:47

partiye gidemezsiniz.

Dilbilgisi

If ..., you won't be able to ...: koşul ve gelecekteki sonuç

Bu cümle, mümkün bir koşulu gelecekteki bir sonuca bağlamak için if kullanır. If yan cümlesi koşulu verir, ana cümle ise bu koşul gerçekleşirse ne olacağını açıklar. Burada sonucu belirtmek, eylemi durdurmayı amaçlayan bir uyarı işlevi görür. Gelecekte gerçekleşmesi mümkün olan bu tür koşullarda if yan cümlesinde simple present, sonuç cümlesinde ise will veya won't + fiilin yalın hâli kullanılır: If + simple present, ... will/won't .... Won't be able to go, insanların yalnızca gitmek istemediğini değil, gitmenin mümkün olmayacağını ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle gelecekteki mümkün bir koşulu sonucuna doğru biçimde bağlıyor?

  1. If the path is icy, we won't be able to cycle there.
  2. If the path is icy, we won't be able cycling there.
  3. If the path will be icy, we won't be able to cycle there.
Cevabı göster

If the path is icy, we won't be able to cycle there.

Everyone back to our house for the party. Ton ve niyet

3:49

Herkes parti için bizim eve dönsün.

Ton ve niyet

Everyone back to...: fiilsiz bir grup yönergesi

Everyone back to our house for the party kısaltılmış bir sözlü yönergedir. Everyone, go or head back to our house for the party anlamında anlaşılır. Hareket fiili atılmıştır; back to our house varış yerini, for the party ise amacı belirtir. Bu kısa kalıp, insanların hızla hareket edebilmesi için grubu ve varış yerini öne çıkarır. Açık bir durumda emir işlevi görür; herkesin ne yaptığını anlatan sıradan bir bildirme cümlesi değildir.

Alıştırma

Bir rehber grubun hemen otobüse dönmesini istiyor. Hangi kısa yönerge doğaldır?

  1. Everyone is back at the bus.
  2. Everyone back to the bus!
  3. Does everyone go back to the bus?
Cevabı göster

Everyone back to the bus!

Welcome to the pumpkin party, everyone. Ton ve niyet

3:56

Bal kabağı partisine hoş geldiniz, millet.

Ton ve niyet

Welcome to the pumpkin party: bir etkinlikte konukları karşılama

Welcome to + yer, etkinlik, ders veya program, konuklar geldiğinde ya da bir şey başladığında kullanılan standart bir karşılama sözüdür. Burada ev sahibi herkesi balkabağı partisine davet edip karşılıyor. Bu kalıpta welcome doğrudan karşılama sözüdür; birini istenen veya memnuniyetle kabul edilen diye niteleyen bir sıfat değildir. To, girilen ya da katılınan yeri veya etkinliği tanıtır.

Alıştırma

Karşılama sözünü doğru edatla tamamlayın: Welcome ____ our school science fair.

Cevabı göster

to

Come and have some pumpkin pie. Ton ve niyet

3:59

Gelin ve biraz bal kabağı turtası yiyin.

Ton ve niyet

Come and have some... ile dostça davet

Come and have some + yiyecek veya içecek, konuşana katılıp sunulan şeyden yemesi ya da içmesi için yapılan sıcak bir davettir. Yeme içme bağlamında have, “sahip olmak” değil, “yemek” veya “içmek” anlamına gelir. Burada some kesin bir miktar belirtmez. Miktarı açık bırakır ve ikramın rahat, dostça duyulmasını sağlar.

Alıştırma

Ev sahibinin dostça davetini dersteki ifadeyle tamamlayın: ____ soup; it's ready now.

Cevabı göster

Come and have some

Hello, Madame Gazelle.

4:04

Merhaba, Madam Gazel.

I'm a vampire.

4:06

Ben bir vampirim.

Ah, a vampire.

4:07

Ah, bir vampir.

That brings back memories of the old country. Notlar

4:10

Bu eski memleketteki anıları geri getiriyor.

Deyimler

brings back memories: geçmişi yeniden hatırlatmak

Brings back memories, “birine geçmişteki deneyimlerini hatırlatır” anlamına gelir. Anıyı canlandıran şey — örneğin bir koku, şarkı, fotoğraf, yer veya olay — genellikle özne olur. Burada bring back mecazidir; fiziksel olarak hiçbir şey geri getirilmez. Hatırlanan şeyi belirtmek için memories of + kişi, yer, zaman veya konu kullanılır; örneğin memories of childhood.

Alıştırma

“Geçmişteki deneyimleri akla getirir” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: This old photograph ____ of our first holiday together.

Cevabı göster

brings back memories

Kültür

the old country: özlemle anılan eski memleket

The old country, bir kişinin veya ailesinin başka bir yere taşınmadan önce yaşadığı ülkeyi özlemle anlatan bir ifadedir. Burada old, “önceki” veya “geçmişteki yurtla bağlantılı” demektir; “çok eski” demek değildir. Vampir temalı bu sahnede ifade, geleneksel vampir hikâyeleriyle sıkça ilişkilendirilen Avrupa'daki yurtları da çağrıştırır. Belirli bir ülkenin adını vermeden Madame Gazelle hakkında eğlenceli bir ipucu ekler.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: “That brings back memories of the old country.” Burada the old country büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Binlerce yıldır var olan bir ülke.
  2. Eski bir hikâyede anlatılan herhangi bir ülke.
  3. Kişinin veya ailesinin başka bir yere taşınmadan önce yaşadığı ülke.
Cevabı göster

Kişinin veya ailesinin başka bir yere taşınmadan önce yaşadığı ülke.

That's odd.

4:13

Bu tuhaf.

Madame Gazelle doesn't have a reflection in the mirror. Kültür

4:14

Madam Gazel'in aynada yansıması yok.

Kültür

doesn't have a reflection in the mirror: vampir olduğuna dair bir ipucu

Have a reflection in the mirror ifadesi, bir kişinin görüntüsünün aynada görünmesi anlamına gelir. Olumsuz biçim olan doesn't have a reflection, Madame Gazelle'in görüntüsünün aynada görülemediğini anlatır. Geleneksel vampir hikâyelerinde vampirlerin aynalarda görünmediği sıkça söylenir. Bu yüzden bu sahnedeki eksik yansıma, aynanın kırık olduğunu değil, Madame Gazelle'in vampir olabileceğini gösteren eğlenceli bir ipucudur.

Alıştırma

Geleneksel bir vampir hikâyesinde bir karakter doesn't have a reflection in the mirror ise bu genellikle neyi ima eder?

  1. Aynanın aslında bir pencere olduğu anlamına gelir.
  2. Karakterin aynanın arkasında durduğunu gösterir.
  3. Karakterin vampir olabileceğini ima eder.
Cevabı göster

Karakterin vampir olabileceğini ima eder.

I love pumpkin parties.

4:17

Bal kabağı partilerini seviyorum.

There's dressing up. Dilbilgisi

4:20

Kostümler var.

There are lanterns.

4:22

Fenerler var.

Dilbilgisi

Tekil ve çoğul varlık bildiren There's ... / There are ...

Bir şeyin var olduğunu ya da bir yerde bulunduğunu söylemek için there is veya there are kullanılır. Fiil, ardından gelen isme göre uyum gösterir: tekil ya da sayılamayan bir isimden önce there is/there's, çoğul bir isimden önce there are kullanılır. Burada dressing up tek bir etkinliğin adıdır; bu yüzden cümlede There's kullanılır. Lanterns çoğuldur; bu yüzden sonraki cümlede There are kullanılır. Her varlık bildiren cümleye otomatik olarak There's ile başlamayın.

Alıştırma

Her cümleyi There's veya There are ile tamamlayın: ____ music in the hall. ____ three lanterns by the door.

Cevabı göster

There's · There are

But best of all, Anlatım akışı

4:24

Ama hepsinden iyisi,

there's pumpkin pie.

4:25

bal kabağı turtası var.

Anlatım akışı

But best of all: en güçlü son noktayı vurgulamak

Best of all, bir listenin son maddesini konuşanın en sevdiği şey, en büyük avantaj veya en önemli bölüm olarak tanıtarak bilgiyi düzenler. Bu cümlede balkabaklı turtayı daha önce anılan etkinlik ve süslemelerin üzerine çıkarır. Buradaki But olumsuz bir karşıtlık belirtmez. Vurguyu bir basamak yükseltir: Önceki şeyler iyidir, ama konuşana göre sıradaki daha da iyidir.

Alıştırma

Konuşan kişi bir otelin iki avantajını söyledi ve şimdi breakfast is included sözlerinden önce en güçlü avantajı tanıtmak istiyor. Hangi ifade uygundur?

  1. on the other hand
  2. for example
  3. but best of all
Cevabı göster

but best of all