İnsanlar Kelimenin Tam Anlamıyla Nasıl Gülmekten Öldü: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: Gülmek ölümcül olabilir mi? Antik Yunan, Tayland, Britanya ve Hindistan’daki vakalar, ölümleri altta yatan sorunların açıkladığını gösteriyor. İngilizce noktaları: 1. “laugh yourself to death.” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: fiil + dönüşlü zamir + to + sonuç yapısının aşırı sonucu nasıl anlattığını görün; abartıyı gerçek anlamdan ayırın. 2. “legless” — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: gündelik Britanya İngilizcesindeki “çok sarhoş” anlamını tanıyın, “bacaksız” diye yorumlamayın ve resmî bağlamda kullanmayın. 3. “One thing that seems certain is that” — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: kanıta dayalı sonucu temkinli sunarak özetin mutlak değil, gerekçeli duyulmasını sağlar.
Bu derste
No one knows when they'll reach the end of the road Deyimler
0:00Kimse yolun sonuna ne zaman geleceğini
Ölüm metaforu olarak reach the end of the road
Bu bağlamda reach the end of the road, ölmek anlamına gelen bir metafordur: hayat bir yolculuk, ölüm de bu yolculuğun son noktası olarak düşünülür. Aynı yol metaforu, bir planın, ilişkinin veya deneyimin artık devam edemeyeceği noktayı da gösterebilir. Bu sonun ölüm mü yoksa başka bir şeyin bitişi mi olduğunu bağlam belirler.
Alıştırma
Ölümle ilgili bir konuşmada reach the end of the road burada ne anlama gelir?
- Hayatın yeni bir aşamasına başlamak
- Gerçek bir yolun sonuna varmak
- Ölmek veya hayatın sonuna ulaşmak
Cevabı göster
Ölmek veya hayatın sonuna ulaşmak
and what kind of death they may be faced with. Kalıp ifadeler
0:02ve ne tür bir ölümle karşılaşabileceğini bilemez.
be faced with kalıbı
Be faced with, zor bir durumla, sorunla, seçimle veya olasılıkla uğraşmak ya da buna karşılık vermek zorunda olmak demektir. Bu cümlede kişiler belirli bir ölüm türüyle karşı karşıya kalabilir. Kalıp be + faced + with + isim öbeği şeklindedir. Be, zamana göre değişir veya bir kiplik fiilinden sonra gelir; ancak faced with birlikte kalır: may be faced with, is faced with, were faced with.
Alıştırma
Vurgulanan üç sözcüklü ifadeyi doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: During the storm, the rescue team may ____ several difficult choices.
Cevabı göster
be faced with
It could happen in an instant without warning Kalıp ifadeler
0:05Bir anda uyarı olmadan gerçekleşebilir
in an instant: neredeyse hemen
In an instant, son derece kısa bir süre içinde, neredeyse hemen anlamına gelen bir zaman zarfı öbeğidir. Could happen yapısını niteler ve olayın gerçekleşmesinin ne kadar az zaman alacağını vurgular. Bu ifade tek başına beklenmedik biçimde anlamına gelmez. Bu cümlede önceden uyarı olmayabileceği fikrini ayrıca without warning verir.
Alıştırma
Hangi cümlede in an instant bir olayın neredeyse hiç zaman almadan gerçekleştiğini gösterir?
- I'll send the report in a moment.
- The temperature dropped in an instant when the door opened.
- For an instant, Maya forgot where she was.
Cevabı göster
The temperature dropped in an instant when the door opened.
a dragged-out process içinde sıfat olarak dragged out
Burada dragged out, bir şeyin gerekli veya istenen süreden daha uzun devam ettirilmesi anlamına gelir. Process sözcüğünü niteler ve olumsuz bir değerlendirme ekler: süreç yalnızca uzun değildir, gereksiz yere uzatılmış gibi gelir. İfade, drag something out öbek fiilinden gelir. Özenli yazıda isimden önce gelen birleşik sıfat normalde kısa çizgiyle yazılır: a dragged-out process. Fiil öbeğinde bu kısa çizgi kullanılmaz: They dragged the process out.
Alıştırma
Cümleyi “gereksiz yere uzatılmış” anlamındaki hedef sıfatla tamamlayın: The committee turned a simple review into a ____ process.
Cevabı göster
dragged-out
leaving a person with plenty of time to reflect on their life. Kalıp ifadeler
0:09kişiye hayatı üzerine düşünmesi için bolca zaman bırakabilir.
reflect on: bir deneyimi dikkatle değerlendirmek
Reflect on, bir deneyim, sorun veya hayatın bir bölümü hakkında onu anlamak ya da ondan ders çıkarmak amacıyla dikkatlice ve bilinçli olarak düşünmek demektir. Burada kişinin hayatını bu düşünceli biçimde gözden geçirecek bolca zamanı vardır. Kalıp reflect on + konu şeklindedir: reflect on a decision, an event veya your life. Bu kullanımda reflect zihinsel bir eylemdir; ışığın ya da bir görüntünün yansıması anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi reflect ve doğru edatla tamamlayın: After the competition, Maya took time to ____ what she could improve.
Cevabı göster
reflect on
Samuel Butler, an English author who lived in the 1800s,
0:121800'lerde yaşamış İngiliz yazar Samuel Butler
If life must not ..., then so neither must death: olumsuz uyum devrikliği
İlk yan cümle olumsuz bir yargı bildirir: hayat fazla ciddiye alınmamalıdır. İkinci yan cümle aynı olumsuz yargıyı ölüme de uygular; dolayısıyla genel anlam, ölümün de fazla ciddiye alınmaması gerektiğidir. Neither must death bölümünde neither başa gelir ve must kiplik fiili, death öznesinden önce yer alır. Edilgen yapının geri kalanı olan be taken too seriously tekrar edilmez, önceki bölümden anlaşılır. Eklenen so ve dengeli If ... then ... yapısı söze edebî, özdeyişe benzer bir ton verir. Daha güncel bir biçimi şöyledir: If life shouldn't be taken too seriously, neither should death.
Alıştırma
Olumsuz uyum cümlesini neither ve doğru kiplik fiiliyle tamamlayın: If one bad grade shouldn't define you, ____ one great grade.
Cevabı göster
neither should
This quote brings us aptly to today's topic Anlatım akışı
0:21Bu alıntı bizi bugünün konusuna tam da uygun bir şekilde,
Geçiş olarak brings us aptly to today's topic
Bu cümlede brings us ... to today's topic bir geçişi işaret eder: alıntı başlangıç noktasıdır ve konuşmacı artık dinleyicilerin dikkatini ana konuya yöneltir. Buradaki bring fiziksel hareket değil, mecazdır. Aptly, alıntı konuyla yakından örtüştüğü için geçişin özellikle uygun olduğunu belirtir. Yeniden kullanılabilen X brings us to Y kalıbı önceki içeriği bir sonraki bölüme bağlar; bağlantı özellikle yerindeyse geçiş aptly ile nitelenebilir.
Alıştırma
Brings us aptly to ifadesi hangi durumda konu geçişi olarak doğal biçimde kullanılmıştır?
- Konuyla ilgili bir alıntıdan sonra: That brings us aptly to today's main question.
- Yol tarifi verirken: That brings us aptly to the train station.
- İlgisiz bir şakadan sonra: That brings us aptly to our budget problem.
Cevabı göster
Konuyla ilgili bir alıntıdan sonra: That brings us aptly to today's main question.
about an end that may be one of the better ways to exit the world. Deyimler
0:23dünyadan ayrılmanın en iyi yollarından biri olabilecek bir sonla ilgili olarak getiriyor.
Ölüme dolaylı gönderme olarak exit the world
Exit the world, “ölmek” anlamına gelen mecazlı bir ifadedir: dünya, kişinin ayrılabileceği bir yer veya sahne olarak düşünülür. Bu bağlamda end sözcüğü ölümden söz edildiğini doğrular; ifade bir sınırı geçmek veya sıradan bir yerden ayrılmak anlamına gelmez. Doğrudan die sözcüğüyle karşılaştırıldığında bu anlatım dolaylı ve biçemlidir. Ölüm göndermesini yumuşatabilir; ancak tiyatroya özgü exit fiili cümleye kuru veya kara mizahlı bir mesafe de katabilir.
Alıştırma
Bir eleştiride yazar şöyle diyor: “The hero exits the world with a final joke.” Exits the world ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Kahraman ölür.
- Kahraman ülkeden ayrılır.
- Kahraman sahneden çıkar.
Cevabı göster
Kahraman ölür.
Welcome to this episode of the Infographics Show,
0:27The Infographics Show'un bu bölümüne hoş geldiniz,
Then they tell you a really funny joke and you laugh so hard you fall over. Dilbilgisi
0:34Sonra size gerçekten komik bir fıkra anlatır ve o kadar çok gülersiniz ki yere düşersiniz.
laugh so hard (that) you fall over: yere düşecek kadar çok gülmek
so + zarf + sonuç cümleciği kalıbı, bir eylemin sonuca yol açacak kadar yoğun olduğunu gösterir. Burada so hard, laugh fiilini niteler; you fall over ise sonucu verir. Gündelik konuşmada sonuç cümleciğinden önceki that düşebilir: ... so hard (that) you fall over. Buradaki so, bağımsız olarak “bu yüzden” anlamına gelmez; derece-sonuç kalıbının bir parçasıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede so, bir eylemin yoğunluğunun sonuca yol açtığını gösterir?
- I laughed, so I spilled my drink.
- I laughed so hard that I spilled my drink.
- I laughed hard, but I did not spill my drink.
Cevabı göster
I laughed so hard that I spilled my drink.
laugh yourself to death: gülmekten ölmek
fiil + dönüşlülük zamiri + to + sonuç yapısı, öznenin bir eylemi aşırı bir sonuca veya duruma ulaşana kadar yaptığını anlatır. laugh yourself to death ifadesinde yourself, you öznesine geri gönderme yapar; to death ise amacı değil, sonucu belirtir. Gündelik konuşmada laugh yourself to death genellikle “çok şiddetli gülmek” anlamına gelen kasıtlı bir abartıdır; gerçek anlamda bir iddia değildir. Dönüşlülük zamiri özneyle eşleşmelidir: I ... myself, she ... herself ve they ... themselves.
Alıştırma
Cümleyi he ile eşleşen dönüşlülük zamiri ve ardından to exhaustion kullanarak tamamlayın: After three all-night shifts, he worked ____.
Cevabı göster
himself to exhaustion
figure of speech: gerçek anlamlı olmayan dil için geniş bir ad
Figure of speech, yalnızca kelimesi kelimesine anlamıyla anlaşılmaması gereken bir anlatımı ifade eder. Metafor ve abartı gibi araçları kapsayan geniş bir terimdir; birçok deyimsel ifadeyi de kapsayabilir. Buradaki just, sözlerin olgusal bir ifade olarak değil, retorik dil olarak ele alınması gerektiğini gösterir. Bu ifade yalnızca kategoriyi adlandırır; kullanılan belirli söz sanatını söylemez.
Alıştırma
Yalnızca gerçek anlamıyla anlaşılmaması gereken anlatımın geniş adını tamamlayın: 'It's just a ____.'
Cevabı göster
figure of speech
died laughing: abartının gerçek anlama çevrilmesi
Die laughing normalde “çok şiddetli gülmek” anlamına gelen gündelik bir abartıdır. I’m dying laughing ve I died laughing gibi biçimler genellikle gerçek ölümü değil, güçlü bir tepkiyi anlatır. If you had really died laughing ifadesinde really, deyimi kasıtlı olarak gerçek anlamına çevirir. Past perfect yapıdaki had died, gerçek olmayan daha önceki bir olayı kurar; gerçek anlamlı okuma da kara mizahı oluşturur.
Alıştırma
“If you had really died laughing,” cümlesinde really, alışılmış died laughing ifadesine ne yapıyor?
- Yalnızca normal mecaz anlamını biraz güçlendirir.
- Laughing sözcüğünü resmî bir tıp terimine dönüştürür.
- Died laughing ifadesini kasıtlı olarak gerçek bir ölüm gibi ele alır.
Cevabı göster
Died laughing ifadesini kasıtlı olarak gerçek bir ölüm gibi ele alır.
as you'd be lying 6 ft under in a wooden box. Deyimler
0:49çünkü tahta bir kutunun içinde 2 metre yerin altında yatıyor olurdunuz.
“6 ft under”: ölmüş ve gömülmüş olmak
Bu cümlede “6 ft under”, ölmüş ve gömülmüş olmak anlamına gelir. Yakındaki ahşap bir kutuda yatma görüntüsü, kutunun bir tabut olduğunu pekiştirir; ifade yalnızca fiziksel bir derinlik belirtmez. Bu deyim, mezarın yaklaşık altı fit derinliğinde olduğu geleneksel imgeden gelir. Genellikle ölüme doğrudan, ürpertici veya kara mizah içeren bir ton verir.
Alıştırma
Bu cümlede “6 ft under” ne anlama geliyor?
- Ahşap bir kutuda canlı olarak saklanıyor
- Ölmüş ve gömülmüş
- Konuşanın tam altı fit altında
Cevabı göster
Ölmüş ve gömülmüş
if ... hard enough, then it is possible to ... kalıbı
if yan cümlesi bir koşul belirler, “hard enough” ise yoğunluk eşiğini gösterir: sonucun mümkün hâle gelmesi için gülmenin yeterince aşırı bir düzeye ulaşması gerekir. Sonuç cümlesi, bu eşiğe ulaşıldığında ne olabileceğini söyler. “Then it is possible to”, sonucu kesin bir durum olarak değil, yalnızca bir olasılık olarak sunar. Burada “kill yourself”, yaptığınız eylemle kendi ölümünüze neden olmak demektir; bu yapı tek başına kasıtlı intihar anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp if + eylem + enough, (then) it is possible to + fiil şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki temkinli olasılık kalıbıyla tamamlayın: If you turn the volume up high enough, ____ damage your hearing.
Cevabı göster
then it is possible to
It can happen due to stress on the body when in hysterical laughter. Kelime
0:58Bu, histerik bir şekilde gülerken vücudun maruz kaldığı stres nedeniyle olabilir.
hysterical laughter: şiddetli ve kontrolsüz kahkaha
Bu cümlede hysterical laughter, son derece şiddetli ve kontrol edilmesi zor ya da imkânsız olan kahkaha anlamına gelir. Hysterical, bir şeyin ne kadar komik olduğunu değil, gülen kişinin kontrolünü kaybettiği duygusal durumu anlatır. Bu ifade eğlenme, gerginlik, şok veya başka bir yoğun tepkinin yol açtığı kahkahayı anlatabilir; nedeni bağlam belirler.
Alıştırma
Örnekte hysterical laughter en doğrudan neyi anlatıyor?
- Nezaket amacıyla atılan hafif bir kahkaha
- Son derece şiddetli ve kontrol edilmesi zor kahkaha
- Olağanüstü komik bir şaka
Cevabı göster
Son derece şiddetli ve kontrol edilmesi zor kahkaha
Some of the ways include ruptured brain aneurysm,
1:02Bunlardan bazıları beyin anevrizmasının yırtılması,
heart attack, strangulated hernia which cuts off blood flow to vital organs, Öbek fiiller
1:06kalp krizi, hayati organlara kan akışını kesen boğulmuş fıtık,
cut off blood flow: kanın geçişini tamamen engellemek
Burada cuts off, tamamen engellemek veya durdurmak anlamına gelir. Fıtık, kanın hayati organlara akmaya devam etmesini önler. Kalıp cut off + tedarik, akış, erişim veya iletişim şeklindedir ve ardından çoğunlukla to + alıcı ya da hedef gelir. Fiziksel bir tıkanmayı veya bir şeyin bir yere ulaşmasını engelleyen herhangi bir kesintiyi anlatabilir.
Alıştırma
Notta “tamamen engellemek” anlamına gelen öbek fiille cümleyi tamamlayın: A clot can ____ blood flow to the brain.
Cevabı göster
cut off
None of those circumstances sound very funny at all.
1:13Bu durumların hiçbiri kulağa pek komik gelmiyor.
Ones where people have found themselves on the wrong side of the joke. Deyimler
1:18İnsanların kendilerini şakanın kötü tarafında buldukları vakalar.
Şakanın zarar gören tarafında kalmak
Burada on the wrong side of the joke, şakadan keyif alan kişi olmak yerine şaka yüzünden dezavantajlı, incinmiş veya küçük düşmüş kişi hâline gelmek anlamına gelir. Side sözcüğü mecazidir: fiziksel bir konumu değil, kişinin yaşananlar karşısındaki durumunu belirtir. Bu ifade, birini olumsuz bir konuma yerleştiren ve başka bağlamlarda da kullanılabilen on the wrong side of ... kalıbını yaratıcı biçimde genişletir. Bağlam içinde anlaşılır, ancak on the wrong side of the joke kendi başına standart ve kalıplaşmış bir deyim değildir.
Alıştırma
Bu cümlede on the wrong side of the joke neyi ifade eder?
- Fiziksel olarak yanlış yerde duruyorlardı.
- Şakayı herkesten önce biliyorlardı.
- Şaka yüzünden zarar görmüş veya küçük düşmüş oldular.
Cevabı göster
Şaka yüzünden zarar görmüş veya küçük düşmüş oldular.
we were surprised to find there were more than we had expected. Dilbilgisi
1:23beklediğimizden daha fazlası olduğunu gördüğümüzde şaşırdık.
Beklenenden daha fazlasını bulunca şaşırmak
We were surprised to find ... daha sonra yapılan bir keşfi beklenmedik olarak sunar. Ardından gelen yan cümle araştırmanın neyi ortaya çıkardığını belirtir; bu nedenle bu yapı araştırma sonuçlarını bildirmek veya bir deneyimi anlatmak için kullanışlıdır. There were more than we had expected ifadesinde more, cases gibi bağlamdan çıkarılabilen çoğul bir adın yerini tutar. İngilizcede bağlam neyin kastedildiğini açıkça gösteriyorsa bu ad söylenmeyebilir. Had expected past perfect yapıdadır çünkü beklenti daha sonraki keşiften önce vardı. Karşılaştırma, gerçek sayının önceki beklentiyi aştığını gösterir.
Alıştırma
Daha sonraki bir keşfin önceki beklentiyi aştığını gösteren sözcüklerle raporlama yapısını tamamlayın: We expected only ten errors, but the audit uncovered forty. We were ____ than we had expected.
Cevabı göster
surprised to find there were more
We've looked at some of the more interesting cases
1:27Ölüm nedeni hakkında ne keşfedildiğini görmek için,
to see what was discovered about the cause of death
1:29bu insanları ilk başta güldüren şakanın ötesinde,
beyond the joke that got these people laughing in the first place. Kalıp ifadeler
1:31daha ilginç vakalardan bazılarına baktık.
in the first place: asıl nedene dönmek
Bu cümlede in the first place, insanların gülmesinin ilk nedeni olarak şakaya dönüp bakar. Bir sıralamadaki “ilk” anlamına değil, “başlangıçta” veya “durumun en başında” anlamına gelir. Daha genel olarak bu ifade, mevcut bir durumu onu başlatan ilk nedene, sebebe veya karara kadar takip etmeye yardımcı olur. Why did this happen in the first place? gibi sorularda özellikle yaygındır.
Alıştırma
Why did you join the club in the first place? cümlesinde in the first place ne işlev görür?
- Katılmanın asıl nedenini sorar.
- Bir listenin ilk maddesini tanıtır.
- Kulübün hangi yerde toplandığını sorar.
Cevabı göster
Katılmanın asıl nedenini sorar.
a huge man. He lived more than 200 years before Christ
1:39iri yarı bir adam. İsa'dan 200 yıldan fazla bir süre önce yaşadı
an ancient school of philosophy of personal ethics.
1:44kişisel etikle ilgili eski bir felsefe ekolünde.
This meant Chrysippus valued the qualities of his mind over everyday sensory pleasures, Kalıp ifadeler
1:47Bu, Chrysippus'un zihninin niteliklerine günlük duyusal zevklerden daha çok değer verdiği anlamına geliyordu,
value A over B: A'ya daha fazla öncelik vermek
value A over B yapısında A, B'den daha önemli, değerli veya peşinden gidilmeye layık görülür. Burada zihnin niteliklerine gündelik duyusal hazlardan daha yüksek öncelik veriliyor. Kalıp value + A + over + B şeklindedir. Over fiziksel konum yerine öncelik sıralaması belirtir; value ise mutlaka tek seferlik bir seçimi değil, temeldeki yargıyı veya ilkeyi anlatır.
Alıştırma
value A over B kalıbını tamamlayın: The clinic values patient safety ____ speed.
Cevabı göster
over
which made the story of his death somewhat comical in itself,
1:52ki bu da çok sayıda alkollü içecek ve rastgele bir eşeği içerdiği için,
as it involved plenty of alcohol beverages and a random donkey.
1:55ölümüyle ilgili hikayeyi kendi içinde biraz komik kılıyordu.
It was at the 143rd Olympiad where the drink would have been flowing. Dilbilgisi
2:00İçeceklerin su gibi aktığı 143. Olimpiyat'taydı.
would have been flowing: geçmişte sürmekte olan bir sahneyi çıkarımla yeniden kurmak
would have been flowing içindeki would have been + -ing, geçmişte sürmekte olan bir durumu sonradan olasılık olarak kuran kiplikli perfect progressive yapıdır. Daha sonraki bir bakış açısından geriye dönüp o anda eylem ya da durumun muhtemelen devam ettiğini canlandırır. Burada söylenmemiş bir if koşulunun sonucu değil, gerekçeli bir çıkarım vardır. Buradaki the drink flowing, alkollü içkinin bolca bulunduğunu ve serbestçe servis edildiğini anlatır; sıvının fiziksel olarak aktığını belirtmesi gerekmez. İfade bütünü, kutlamaya ilişkin canlı ama doğrulanmamış bir sahne kurar.
Alıştırma
Bu tarihsel anlatıda "the drink would have been flowing" en olası olarak ne anlama gelir?
- Anlatıcı, bir sıvının gözle görülür biçimde aktığını doğrulanmış bir gerçek olarak söylüyor.
- Anlatıcı, o sırada muhtemelen bolca içki servis edildiği sonucuna varıyor.
- Anlatıcı, açıkça belirtilen bir koşulun sonucunu veriyor.
Cevabı göster
Anlatıcı, o sırada muhtemelen bolca içki servis edildiği sonucuna varıyor.
accounts: olaylara ilişkin anlatımlar veya farklı versiyonlar
Burada an account, olanlara ilişkin bir anlatım, rapor veya farklı bir versiyon demektir. Two accounts, aynı hikâyenin ayrıntı veya bakış açısı bakımından farklılık gösterebilecek iki şekilde anlatıldığı anlamına gelir; bu ifade tek başına versiyonlardan birinin yanlış olduğunu göstermez. Sayılabilen isim kalıbı an account of + olay veya konudur. Bu anlatı anlamı tarih, gazetecilik ve tanıklıklarda yaygındır; bağlam onu a bank account ve account for fiil öbeğinden ayırır.
Alıştırma
Hangi cümlede account, olaylara ilişkin bir anlatım veya versiyon anlamında kullanılmıştır?
- Two witnesses gave different accounts of the accident.
- Heavy traffic accounts for the delay.
- I opened a savings account yesterday.
Cevabı göster
Two witnesses gave different accounts of the accident.
Chrysippus was a legless on strong wine and keeled over from laughter. Notlar
2:07Chrysippus sert şaraptan zil zurna sarhoş olmuş ve gülmekten yere yığılmıştı.
“legless” sözcüğünün “aşırı sarhoş” anlamı
Bu cümlede legless, “aşırı derecede sarhoş” anlamına gelen bir sıfattır. Bu mecazlı anlam, gündelik Britanya İngilizcesi argosudur; kelimenin gerçek anlamıyla bacaksız olmayı anlatmaz. Başka durumlara aktarılabilen kalıp be/get legless biçimindedir ve çok içtikten sonraki durumu anlatır. very drunk ifadesinden daha güçlü ve daha renkli bir anlatımdır.
Alıştırma
Cümleyi “aşırı derecede sarhoş” anlamına gelen gündelik Britanya İngilizcesi argo sıfatıyla tamamlayın: After drinking all night, he was completely ____.
Cevabı göster
legless
Ani yığılmayı anlatan“keeled over”
Burada keeled over, keel over fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “aniden yığıldı ya da yere düştü” anlamına gelir. Bayılma, hastalık, bitkinlik veya ölüm gibi nedenlerle gerçekleşen ani ve kontrolsüz bir düşüşü anlatır. From laughter bu cümlede belirtilen nedeni gösterir. Mizahi anlatılarda keel over abartılı kullanılabilir; dolayısıyla ifade tek başına kişinin bilincini kaybettiğini veya öldüğünü kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen ve “aniden yere yığıldı” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: After standing in the sun for hours, he ____, and the paramedics ran toward him.
Cevabı göster
keeled over
Chrysippus decided to give the creature some wine to wash the fruit down. Öbek fiiller
2:17Chrysippus, hayvana meyveyi yutması için biraz şarap vermeye karar verdi.
Having seen ...: tamamlanmışlık bildiren participle yan cümlesi
Having seen a donkey chomping on figs, having + past participle yapısıyla kurulan ve tamamlanmışlık bildiren bir participle yan cümlesidir. Görme eylemini Chrysippus'un ne yapacağına karar vermesinden önce tamamlanmış olarak sunar; burada ayrıca kararın arka planındaki nedeni de verir. Bu yan cümlede açıkça belirtilmiş bir özne yoktur. Anlaşılan özne, ana cümlenin öznesi olan Chrysippus ile aynı olmalıdır. Açık biçimi After Chrysippus had seen a donkey chomping on figs, he decided ... şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi check fiilinin perfect participle biçimiyle tamamlayın: ____ the address twice, Lena mailed the package.
Cevabı göster
Having checked
wash ... down: ayrılabilir bir phrasal verb
Wash something down, yiyecek veya ilacın daha kolay yutulmasını sağlamak için bir şey içmek demektir. Burada şarap, eşeğin incirleri yutmasına yardımcı olmak içindir; meyveyi temizlemek için kullanılmamaktadır. Bu phrasal verb ayrılabilir. İsim olan nesne wash the fruit down örneğinde olduğu gibi wash ile down arasına veya wash down the fruit örneğinde olduğu gibi parçacıktan sonra gelebilir. Zamir mutlaka ortada olmalıdır: wash it down.
Alıştırma
Cümleyi wash ... down ve it zamiriyle tamamlayın: The bread was very dry, so I drank some water to ____.
Cevabı göster
wash it down
He found the incident so hilarious that he laughed himself to his grave.
2:21Olayı o kadar komik buldu ki gülmekten mezara girdi.
It's hard to properly verify such an old story, Dilbilgisi
2:25Böylesine eski bir hikayeyi doğru dürüst doğrulamak zor,
It's hard to properly verify: zorluğu görünüşte özneyle değerlendirmek
It's hard to properly verify ifadesindeki it, görünüşte öznedir ve eski hikâyeye gönderme yapmaz. Değerlendirilen asıl eylem, to properly verify such an old story mastar grubuyla ifade edilir. It's hard to + verb kalıbı, bir eylemi gerçekleştirmenin zor olduğunu belirtir. Properly ise doğrulamanın hızlı veya gelişigüzel bir kontrol olmaktan ziyade güvenilir bir ölçüte göre yapılması gerektiğini ekler.
Alıştırma
Cümleyi It's hard to + verb kalıbını ve verify fiilini kullanarak tamamlayın: ____ the date without the original records.
Cevabı göster
It's hard to verify
Next, we have the odd case of Damnoen Saen-um,
2:31Sırada, Tayland'ın Bangkok kentinden 52 yaşındaki dondurma kamyonu şoförü
a 52-year-old ice cream truck driver from Bangkok in Thailand
2:34Damnoen Saen-um'un tuhaf vakası var,
you heard me right: şaşırtıcı bir ifadeyi doğrulamak
You heard me right, konuşanın şaşırtıcı veya inanılması güç bir şeyi bilerek söylediğini belirten konuşma diline özgü bir doğrulamadır. Burada right, doğru biçimde anlamına gelir: dinleyen kişi ifadeyi yanlış duymamıştır. Beklenmedik bir ifadenin ardından kısa bir yeniden doğrulama işlevi görür; kuşkuyu önceden sezer ve verilen bilgiyi aynen onaylar. Dinleyenin işitme yeteneğine yönelik bir övgü değildir.
Alıştırma
Bir konuşmacı “The package arrived at 3 a.m. You heard me right—3 a.m.” diyor. Konuşmacı ne yapıyor?
- Dinleyenden saati tekrar etmesini istemek
- Şaşırtıcı saatin bilerek söylendiğini doğrulamak
- Dinleyeni mükemmel işittiği için övmek
Cevabı göster
Şaşırtıcı saatin bilerek söylendiğini doğrulamak
Thailand newspaper The Nation reported that Saen-um laughed for about 2 minutes before stopping breathing.
2:43Tayland gazetesi The Nation, Saen-um'un nefes almayı bırakmadan önce yaklaşık 2 dakika boyunca güldüğünü bildirdi.
His wife tried to wake him up, but he continued to laugh.
2:48Karısı onu uyandırmaya çalıştı ama o gülmeye devam etti.
The autopsy suggested that a heart attack might have been the final cause of death. Notlar
2:51Otopsi raporu, nihai ölüm nedeninin bir kalp krizi olabileceğini öne sürdü.
The autopsy suggested that: kanıta dayalı bir çıkarımı çerçevelemek
Cümle The autopsy suggested that ile başlayarak kanıtın kaynağını sonuçtan önce verir. Bu çerçeve, okuyucuya devamındaki ifadenin otopsiden çıkarılan bir sonuç olduğunu, anlatıcının hiçbir çekince koymadan sunduğu bir gerçek olmadığını gösterir. Burada suggested, tavsiye etti değil, gösterdi veya destekleyici kanıt sundu anlamındadır. That yan tümcesi çıkarılan sonucu içerir; suggested, kanıt ile iddia arasında bilinçli bir mesafe bırakır.
Alıştırma
The autopsy suggested that şeklindeki açılış çerçevesi okuyucuya ne anlatır?
- Otopsi, birine ne yapması gerektiği konusunda tavsiye verir.
- Otopsi, geçici bir sonucu destekleyen kanıt sağlar.
- Otopsi, sonucu hiçbir şüpheye yer bırakmadan kanıtlar.
Cevabı göster
Otopsi, geçici bir sonucu destekleyen kanıt sağlar.
might have been: geçmişe dair belirsiz bir olasılık
Might have been, kiplik fiili might + perfect yapısı have + geçmiş zaman ortacı been kalıbını izler. Olası durumu veya kimliği geçmişe yerleştirir; burada geçmişteki olası bir ölüm nedenini gösterir. Might belirsizlik ifade ederken have been anlatımı geriye dönük hâle getirir. Bu nedenle cümle, doğrulanmış bir gerçeği veya şimdiki zamana ait bir olasılığı değil, geçmişe dair bir varsayımı sunar.
Alıştırma
Belirsiz bir geçmiş olasılığını might ile belirtmek için cümleyi tamamlayın: The delivery ____ delayed by the storm.
Cevabı göster
might have been
"I've never seen a case like this,
2:55Ruh Sağlığı Bölümü Başkan Yardımcısı Dr. Somchai Chakrabhand,
but it's possible that a person could have a heart seizure
2:57"Daha önce hiç böyle bir vaka görmedim,
while laughing or crying too hard in their sleep,"
3:00ancak bir kişinin uykusunda çok şiddetli gülerken veya ağlarken
said Dr. Somchai Chakrabhand, deputy director of the Mental Health Department.
3:03kalp krizi geçirmesi mümkündür," dedi.
Thomas "Tommy" Frederick Cooper lived from 1921 to 1984.
3:08Thomas "Tommy" Frederick Cooper 1921'den 1984'e kadar yaşadı.
which is a red cylindrical hat with a tassel named after the Moroccan city of Fez.
3:17ki fes adını Fas'ın Fez kentinden alan püsküllü kırmızı silindirik bir şapkadır.
red fez: adını Fez'den alan şapka
Fez, kenarsız ve silindirik bir şapkadır; genellikle püskülü vardır. Bu cümlede kırmızı fez, Cooper'ın ayırt edici giysisidir. İngilizcede şapkayı belirten cins isim fez küçük f ile yazılır. Fez ise şapkaya İngilizce adını veren Fas şehrinin özel adıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede fez ve Fez doğru kullanılmıştır?
- She bought a fez while visiting Fez.
- She bought a Fez while visiting Fez.
- She bought a Fez while visiting fez.
Cevabı göster
She bought a fez while visiting Fez.
standing at 6 ft 4 in and weighing more than 210 lb. Dilbilgisi
3:23boyu 1.93 m ve ağırlığı 95 kg'dan fazlaydı.
standing at ... and weighing ...: paralel ölçü bilgileri
and ile bağlanan standing at 6 ft 4 in ve weighing more than 210 lb adlı iki -ing öbeği, Cooper'ın boyu ve kilosu hakkında ek bilgi verir. Her iki öbeğin de örtük öznesi Cooper'dır ve Cooper was a big man tam cümlesine kısa ve yoğun biçimde bağlanır. Burada stand at, “belirtilen bir yüksekliği ölçmek veya bu yüksekliğe ulaşmak” anlamına gelir; “bir yerde ayakta durmak” anlamına gelmez. Aynı özneye birden fazla ölçü eklendiğinde bu yapı biyografilerde, haberlerde ve betimlemelerde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi stand ve weigh fiillerinin -ing biçimleriyle tamamlayın: The rescue robot was enormous, ____ at a height of three meters and ____ 500 kilograms.
Cevabı göster
standing · weighing
On the 15th of April, 1984, this British comedian collapsed with a heart attack on live national television.
3:2815 Nisan 1984'te bu İngiliz komedyen ulusal televizyonda canlı yayında kalp krizi geçirerek yere yığıldı.
It may not have been technically the laughing that killed Cooper,
3:34Cooper'ı öldüren teknik olarak gülmek olmayabilirdi,
but he was cracking jokes at the time and surrounded by laughter Kalıp ifadeler
3:38ama o sırada espri yapıyordu ve etrafı kahkahalarla çevriliydi,
Cracking jokes: şakalar yapmak
Bu cümlede “cracking jokes”, şaka anlatmak veya komik sözler söylemek anlamına gelir. Burada crack sözcüğü gerçek anlamında kullanılmaz; crack jokes sabit ve doğal bir eşdizimdir. Was ile birlikte kullanılan -ing biçimi, şaka yapma eylemini o sırada zaten devam eden bir eylem olarak sunar. Birisi rahat veya eğlenceli bir ortamda etkin biçimde ve çoğu zaman birden fazla şaka yaptığında crack jokes kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “komik sözler söylemeyi sürdürdü” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: During the long rehearsal, Maya kept ____ to help everyone relax.
Cevabı göster
cracking jokes
as he was on stage in the midst of a comedy routine at Her Majesty's Theatre in London. Kalıp ifadeler
3:41çünkü Londra'daki Her Majesty's Tiyatrosu'nda bir komedi gösterisinin ortasında sahnedeydi.
In the midst of: tam ortasında
Burada “in the midst of a comedy routine”, diğer olay meydana geldiğinde onun gösterinin etkin biçimde ortasında olduğu anlamına gelir. Bu ifade bir olayı devam eden bir arka plan sürecinin içine yerleştirir ve çoğu zaman during sözcüğüne göre daha güçlü bir dâhil olma duygusu verir. Yeniden kullanılabilen yapı in the midst of + isim öbeğidir. Bir etkinliğin, durumun veya grubun ortasını anlatabilir; bu cümlede anlam fiziksel bir konumdan çok içinde bulunulan durumla ilgilidir.
Alıştırma
Cümleyi, kesintiyi devam eden bir sürecin içine yerleştiren bu dersteki ifadeyle tamamlayın: We were ____ a team meeting when the fire alarm rang.
Cevabı göster
in the midst of
The live audience and thousands of TV viewers thought it was part of his act Kelime
3:46Canlı izleyiciler ve binlerce TV izleyicisi bunun gösterisinin bir parçası olduğunu düşündü
part of his act: gösteri bölümü anlamındaki act
Bu cümlede act, bir sanatçının önceden planladığı gösteri bölümünü veya sahne içeriğini anlatır. part of his act, düşmenin gerçek bir acil durumdan çok gösteriye kasıtlı olarak eklenmiş bir bölüm gibi göründüğü anlamına gelir. Burada act, bir eylem veya yasa anlamına gelmez. Ayrıca onun seyirciyi kandırmak için numara yaptığını da söylemez; olayın gösteri içinde nereye ait olduğunun düşünüldüğünü anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “onun planlanmış gösterisine dâhil” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: The crowd laughed because they thought the interruption was ____.
Cevabı göster
part of his act
and so waited for him to get up, but it was soon clear that something was wrong. Dilbilgisi
3:50ve ayağa kalkmasını bekledi, ancak çok geçmeden bir şeylerin yanlış olduğu anlaşıldı.
it was soon clear that: hızlı bir sonuç sunmak
it was clear that + yan cümle kalıbında it belirli bir nesneyi göstermez; biçimsel öznedir. Asıl sonuç that ile başlayan yan cümlede yer alır: something was wrong. İngilizce, uzun yan cümlenin tamamını başa getirmeden bir yargıyı akıcı biçimde sunmak için bu kalıbı kullanır. Soon, durumun kısa bir süre sonra belirgin hâle geldiğini gösterir. Bir anlatıda bu kalıp, belirsizlikten veya yanlış bir inançtan kesin bir sonuca hızlı geçişi işaretler.
Alıştırma
Sonuca hızla ulaşıldığını gösteren sözcüğü de kullanarak cümleyi dersteki beş kelimelik kalıpla tamamlayın: After the second test, ____ the machine was unsafe.
Cevabı göster
it was soon clear that
22-year-old Mangesh Pande visited a multiplex along with his girlfriend in the state of Vasai in India
3:5722 yaşındaki Mangesh Pande, Hindistan'ın Vasai eyaletinde kız arkadaşıyla birlikte Grand Masti adlı Hint komedisini izlemek için,
Pande was rushed to Cardinal Gracias Hospital, Kalıp ifadeler
4:12Pande, Cardinal Gracias Hastanesi'ne kaldırıldı,
was rushed to: acil götürmeyi anlatan edilgen yapı
was rushed to + sağlık kuruluşu yapısında rush, acil tedavi gerektiği için birini hızla bir yere götürmek anlamına gelir. İfade yalnızca hızlı hareket etmeyi değil, acil bir durumu anlatır. Edilgen was rushed yapısında eyleme maruz kalan kişi Pande'dir; onu başka insanlar götürmüştür. Kendisinin aceleyle hastaneye gittiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi rush to fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: After collapsing at work, Elena ____ the nearest hospital for emergency treatment.
Cevabı göster
was rushed to
but died before the ambulance could get him to the emergency room. Dilbilgisi
4:15ancak ambulans onu acil servise yetiştiremeden öldü.
before ... could get him to: yarıda kalan bir olasılık
before + özne + could + fiilin yalın hâli kalıbı, bir olayı hâlâ mümkün veya planlanmış olan fakat zamanında tamamlanamayan bir eylemden önceye yerleştirir. Burada önce ölüm gerçekleşmiştir; bu yüzden ambulans onu acil servise ulaştırma şeklindeki kurtarma eylemini tamamlayamamıştır. get someone to + yer yapısında get, o kişiyi ilgili yere götürmek veya taşımak anlamına gelir. Could ambulansın genel yeteneğini değil, o andaki koşulların hâlâ neye izin verebileceğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi could ve submit fiiliyle tamamlayın: The website closed before Maya ____ her application.
Cevabı göster
could submit
when one of our employees informed me about the incident.
4:23çalışanlarımızdan biri bana olayı haber verdiğinde.
The youth was with his girlfriend and they were watching the 6 pm show of Grand Masti."
4:26Genç, kız arkadaşıyla birlikteydi ve Grand Masti'nin akşam 6 seansını izliyorlardı."
Those who sat beside the youth said he was laughing his heart out. Deyimler
4:30Gencin yanında oturanlar onun çok içten güldüğünü söylediler.
laugh one's heart out: kahkahalarla gülmek
laughing his heart out ifadesindeki laugh one's heart out, “kendini tutmadan çok şiddetli gülmek” anlamına gelen bir deyimdir. His, erkek özneyle uyumludur; özne değiştiğinde iyelik sözcüğü de my, your, her, our veya their olur. Fiil + one's heart out kalıbı, duygusal veya dışa vurumcu bir eylemin şiddetini artırır. cry one's heart out ve sing one's heart out gibi ifadelerde de görülür. Kalple ilgili gerçek bir durum değil, abartmadır; buradaki trajik bağlam, normalde zararsız olan deyime güçlü bir ironi katar.
Alıştırma
“Çok şiddetli güldü” anlamındaki deyimi tamamlayın: At the comedy show, Maya laughed ____.
Cevabı göster
her heart out
said that a case of accidental death has been registered. Kültür
4:38kazara ölüm vakasının kaydedildiğini söyledi.
Polis haberlerinde A case of accidental death has been registered
Hindistan polisi ve haber diliyle ilgili bu bağlamda register a case, polisin bir konuyu resmî kayıtlara geçirmesi ve usule ilişkin işlemleri başlatması anlamına gelir. A case of accidental death, kaydedilen konunun türünü belirtir; register burada hesap oluşturmak anlamına gelmez. has been registered biçimindeki present perfect edilgen yapı, resmî işlemi öne çıkarır ve polisi örtük özne olarak bırakır. Kayıt, idari bir adımdır; tek başına bir suçun işlendiğini kanıtlamaz, sorumluluk belirlemez veya soruşturmanın bittiğini göstermez.
Alıştırma
“A case of accidental death has been registered,” cümlesinde registered burada ne anlama gelir?
- Polis bir suçun işlendiğini kanıtladı.
- Polis vakayı resmen kaydetti veya açtı.
- Soruşturmanın tamamı çoktan bitmişti.
- Birisi ölüm için çevrim içi bir hesap oluşturdu.
Cevabı göster
Polis vakayı resmen kaydetti veya açtı.
who suffered heart failure after viewing the Ecky Thump episode of The Goodies in 1975. Notlar
4:461975'te The Goodies'in Ecky Thump bölümünü izledikten sonra kalp yetmezliği geçiren.
suffered heart failure: kalp yetmezliği yaşamak
Bu cümlede suffered heart failure, “kalp yetmezliği denen ciddi sağlık sorununu yaşadı” anlamına gelir. Suffer, “zararlı bir şey yaşamak” anlamında kullanılan resmî bir fiildir; burada mutlaka uzun süre acı çekildiğini göstermez. Aktarılabilir kalıp suffer + hastalık, yaralanma veya tıbbi olay şeklindedir. Özellikle haberlerde ve tıbbi geçmiş anlatımlarında yaygındır.
Alıştırma
Resmî haber cümlesini hedef eşdizimle tamamlayın: During the flight, a passenger ____ and needed emergency care.
Cevabı göster
suffered heart failure
They're all made up of three British comedians, Öbek fiiller
4:53Üç İngiliz komedyeninden oluşuyorlar,
the Ecky Thump episode of The Goodies: adlar arasındaki ilişki
Burada Ecky Thump bir bölümü tanımlamak için kullanılan başlıktır; The Goodies ise Britanya yapımı komedi programının adıdır. the X episode of Y kalıbı “Y programındaki X adlı bölüm” anlamına gelir. Bu nedenle bu adlar sıradan sözcükler gibi çevrilmemelidir. Program, yine The Goodies adını taşıyan üç kişilik Britanyalı bir komedi grubu tarafından hazırlanıp sahnelenmiştir. Bu temel bilgi, sonraki cümlede neden üç Britanyalı komedyenden söz edildiğini açıklar.
Alıştırma
“the Ecky Thump episode of The Goodies” ifadesinde adlar arasındaki ilişki nedir?
- Ecky Thump bir bölümü, The Goodies ise komedi programını tanımlar.
- Ecky Thump bir komedyenin adıdır, The Goodies ise izleyicileri betimler.
- Ecky Thump ve The Goodies, kalp yetmezliğini anlatan sıradan ifadelerdir.
Cevabı göster
Ecky Thump bir bölümü, The Goodies ise komedi programını tanımlar.
Be made up of: bileşimi ifade etmek
Bu cümlede are made up of, “-den oluşmak” veya “üyeleri ... olmak” anlamına gelir. İfade önce bütünü sunar, ardından of sonrasında onu oluşturan kişileri ya da parçaları belirtir. Aktarılabilir yapı “bütün + be + made up of + üyeler veya parçalar” şeklindedir. Burada grup üç komedyenden oluşur; made up, “uydurulmuş” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “-den oluşmak” anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: The volunteer committee is ____ six local residents.
Cevabı göster
made up of
Tim Brooke-Taylor, Graeme Garden, and Bill Oddie,
4:56Tim Brooke-Taylor, Graeme Garden ve Bill Oddie.
who wrote and performed comedy shows during the 1970s and early 1980s,
4:59Onlar 1970'ler ve 1980'lerin başlarında komedi programları yazıp oynadılar,
and funny enough to cause heart failure, it seems.
5:03ve görünüşe göre kalp yetmezliğine neden olacak kadar da komiklerdi.
But this mystery further unfolded in 2012, Anlatım akışı
5:06Ancak bu gizem 2012'de daha da açığa çıktı,
Mystery further unfolded: yeni bir aşamanın ortaya çıkması
Burada unfolded mecazidir: gizemle ilgili daha fazla bilgi zamanla ortaya çıkmıştır. Further, bunun ilk gelişme değil, ek bir aşama olduğunu belirtir. Belgesel veya haber anlatımında the mystery further unfolded gibi bir yan cümle, zaman çizgisini ileri taşır ve izleyiciyi yeni kanıtlara ya da sonraki bir olaya hazırlar. Gizem fiziksel olarak açılmamaktadır.
Alıştırma
Bu cümlede “the mystery further unfolded” nasıl bir anlatı sinyali veriyor?
- Fiziksel bir nesne kelimenin tam anlamıyla açıldı.
- Daha fazla gerçek yavaş yavaş ortaya çıktı ve hikâye yeni bir aşamaya geçti.
- Gizem bir anda tamamen çözüldü.
Cevabı göster
Daha fazla gerçek yavaş yavaş ortaya çıktı ve hikâye yeni bir aşamaya geçti.
She was diagnosed with Long QT syndrome, Kalıp ifadeler
5:16Kendisine Uzun QT sendromu teşhisi kondu
be diagnosed with + bir hastalık
person + be diagnosed with + condition edilgen yapısında diagnosed, tıbbi test veya değerlendirme sonucunda kişide adı geçen hastalığın belirlendiğini ifade eder. Bu cümlede she hastadır ve Long QT syndrome teşhis edilen rahatsızlıktır. Başka durumlara aktarılabilen yapı subject + be + diagnosed with + disease or condition şeklindedir. Bunun etken karşılığı clinician + diagnose + person + with + condition yapısıdır.
Alıştırma
Tıbbi raporu standart edatla tamamlayın: After several tests, Maya was diagnosed ____ Long QT syndrome.
Cevabı göster
with
which doctors believe also could have caused Mitchell's death.
5:19ve doktorlar bunun Mitchell'ın ölümüne de neden olabileceğine inanıyorlar.
There are just a few cases of how some people have laughed themselves to death.
5:22Bazı insanların gülmekten nasıl öldüğüne dair sadece birkaç vaka var.
The ones we looked at stretch 2,000 plus years. Kelime
5:26İncelediklerimiz 2.000 yıldan fazla bir geçmişe uzanıyor.
stretch + süre ve sayı + plus
Burada stretch soyut anlamdadır: örneklerin tümü birlikte uzun bir zaman dilimine uzanır veya yayılır. 2,000 plus years süre ifadesi bu kapsamı ölçer; birinin yılları fiziksel olarak çekip uzattığını anlatmaz. Gündelik konuşmada plus bir sayıdan sonra geldiğinde o sayıdan daha fazla anlamına gelir. Bu nedenle 2,000 plus years, tam bir toplam değil, 2.000 yıldan fazla olan yaklaşık bir alt sınır verir.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama geliyor: The records stretch 300 plus years?
- Her kayıt tam olarak 300 yaşındadır.
- Kayıtlar 300 yıldan uzun bir dönemi kapsıyor.
- Birisi kayıtları 300 yıl boyunca fiziksel olarak çekiyor.
Cevabı göster
Kayıtlar 300 yıldan uzun bir dönemi kapsıyor.
is that it's not actually the laughing and joking that causes someone's life to end, Dilbilgisi
5:31birinin hayatının sona ermesine neden olan şey aslında gülmek ve şakalaşmak değil,
One thing that seems certain is that: temkinli bir sonuç
One thing that seems certain is that, bir sonucu mevcut kanıtların en güçlü biçimde desteklediği ana çıkarım olarak sunar. Seems sözcüğü temkinli bir pay bırakır: Konuşan kişi sonucu çok güçlü biçimde desteklenmiş görür, ancak sorgulanmasının imkânsız olduğunu söylemez. One thing ... is that kalıbı, ana sonucu ardından gelen that yan cümlesine yerleştirerek bilgiyi düzenler. Örneklerden veya ayrıntılardan genel bir sonuca geçerken özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle güçlü biçimde desteklenen, ancak yine de küçük bir hata payı bırakan bir sonucu en iyi şekilde sunar?
- One thing that is certain is that the delay began before noon.
- One thing that seems certain is that the delay began before noon.
- One thing that seems likely is that the delay began before noon.
Cevabı göster
One thing that seems certain is that the delay began before noon.
but instead an underlying medical condition. Kelime
5:35bunun yerine altta yatan bir tıbbi durumdur.
It's not actually X ... but instead Y: nedeni düzeltme
It's not actually X that causes ..., but instead Y kalıbı, görünürdeki bir açıklamayı düzeltir. X odak noktasına getirilip reddedilir; but instead ifadesinden sonraki bölüm ise gerçek nedeni verir. Actually, konuşan kişinin başkasının varsayabileceği bir şeyi düzelttiğini gösterir. Bu, it-cleft adı verilen vurgulu bir yapıdır: It is + odaklanan öge + that yan cümlesi. İkinci bölümde yinelenen sözcükler anlaşılacağı için söylenmez: ... but instead [it is] an underlying medical condition [that causes someone's life to end]. Buradaki underlying, görünen olayın arkasında önceden var olan tıbbi bir sorunu anlatır. Temel neden olarak bu sağlık sorunu gösterilir; ancak bu, gülmenin hiçbir şekilde tetikleyici olamayacağı anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Düzeltme cümlesini not actually X, but instead Y karşıtlık kalıbının iki bölümüyle tamamlayın: It was ____ the loud music that caused the alarm, ____ a faulty sensor.
Cevabı göster
not actually · but instead
“an underlying medical condition” ifadesi
An underlying medical condition, o anda yaşanan olayın veya görünen belirtinin arkasında bulunan ve durumu açıklamaya yardımcı olabilecek bir hastalık ya da sağlık sorunudur. Underlying, medical condition ifadesini niteler ve o anda en belirgin olan şeyden ziyade daha derindeki bir sağlık etkenini gösterir. Bu ifade, bilinen veya yalnızca şüphelenilen bir rahatsızlığı anlatabilir. Tek başına rahatsızlığın kesinleştiğini, tek neden olduğunu ya da olaya doğrudan yol açtığını söylemez.
Alıştırma
“The fainting may be related to an underlying medical condition.” cümlesinde an underlying medical condition ne anlama gelir?
- Tıbbi bir nedeni olmayan geçici bir kaza
- Görülmesi en kolay belirti
- Önceden var olabilecek ve yaşanan duruma katkıda bulunan bir sağlık sorunu
Cevabı göster
Önceden var olabilecek ve yaşanan duruma katkıda bulunan bir sağlık sorunu
it's probably safe to keep laughing hard at your favorite jokes.
5:39en sevdiğiniz esprilere kahkahalarla gülmeye devam etmeniz muhtemelen güvenlidir.
Do you know of other strange and unlikely ways people have kicked the proverbial bucket? Deyimler
5:42İnsanların tahtalı köyü boyladığı başka tuhaf ve alışılmadık yollar biliyor musunuz?
“kicked the proverbial bucket” deyimi
Kick the bucket, ölmek anlamına gelen kalıplaşmış ve gündelik bir deyimdir; gerçek anlamda bir kovaya tekme atmaktan söz etmez. Soruda have kicked, insanların hangi şekillerde öldüğünü anlatmak için deyimi present perfect yapısına yerleştirir. Proverbial, “bilinen sözdeki o meşhur” anlamına gelir. Konuşanın klişe bir ifade kullandığının farkında olduğunu gösterir. Bu ek sözcük, bilinçli bir kara mizah katar; özel bir ölüm türünü adlandırmaz.
Alıştırma
Yargılayın: Yas tutan bir aileye gönderilen resmî başsağlığı mesajında ölümü bildirmek için “He kicked the proverbial bucket last night” demek uygundur.
- Uygun
- Uygun değil
Cevabı göster
Uygun değil
We hope you've enjoyed this episode of The Infographics Show.
5:52The Infographics Show'un bu bölümünden keyif aldığınızı umuyoruz.