Seçiciler Kurulu Berabere Kalabilir: İngilizce çalışma notları
CGP Grey
Video özeti: hiçbir ABD adayı Electoral College çoğunluğunu alamadığında Temsilciler Meclisi eyalet olarak oy verir, Senato başkan yardımcısını seçer ve veraset kuralları sonraki kilitlenmeleri çözer. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the Electoral College, — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: başkanlık oylarını dağıtan ABD kurumudur, üniversite değildir; beraberlik sürecini açıklar. 2. The more people in a state, the more representatives it has. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: the more..., the more... iki artışı ilişkilendirir. 3. make up its mind. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: “karar vermek” anlamındadır ve Meclisi henüz uzlaşmamış tek bir kurum gibi anlatır.
Bu derste
The United States picks its president with the Electoral College, Kültür
0:01Amerika Birleşik Devletleri başkanını Seçiciler Kurulu ile seçer,
ABD başkanlık seçimi sistemi olarak the Electoral College
Burada the Electoral College, ABD başkanının resmen seçilmesini sağlayan anayasal süreçtir. Her eyaletteki sonuçlar hangi seçicilerin atanacağını belirler ve bu seçiciler seçici oylarını kullanır; bir adayın kazanmak için normalde bu oyların çoğunluğunu alması gerekir. College, sistemin özel adının bir parçasıdır. Bir üniversiteyi veya başka bir eğitim kurumunu ifade etmez.
Alıştırma
Örnekte "the Electoral College" ne anlama geliyor?
- Bireysel seçmenlerin kullandığı oy pusulalarının ülke çapındaki toplamı
- İnsanları devlet işlerinde çalışmak üzere eğiten bir üniversite
- Başkanı seçmek için eyaletler üzerinden dağıtılan seçici oylarını kullanan ABD sistemi
Cevabı göster
Başkanı seçmek için eyaletler üzerinden dağıtılan seçici oylarını kullanan ABD sistemi
Cümle başında hedef belirten To become president
To become president, cümle başında kullanılan bir mastar öbeğidir: to + fiilin yalın hâli. Önce hedefi belirtir. Ana cümle daha sonra bu hedefe ulaşmak için gereken koşulu açıklar: çoğunluğu kazanmanız gerekir. Become fiilinin örtük öznesi, ana cümlede genel anlamda kullanılan you ile aynıdır. İfade “başkan olmak için” anlamına gelir; “başkan olduktan sonra” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi To ve get a driving licence sözcükleriyle tamamlayın: "____, you need to pass both tests."
Cevabı göster
To get a driving licence
what happens when the race for president is tied? Kelime
0:15başkanlık yarışında berabere kalınırsa ne olur?
race for president ifadesinin siyasi anlamı
Burada race, koşu yarışı değil siyasi rekabet anlamına gelir. Race for president, başkan olmak isteyen adaylar arasındaki rekabettir. Race for + seçimle gelinen makam kalıbı race for mayor veya race for governor gibi ifadelerde de kullanılabilir. Race, yarışın kendisine ve rekabetin ne kadar yakın ya da çekişmeli olduğuna odaklanır.
Alıştırma
“Maya entered the race for mayor,” cümlesinde “race for mayor” ne anlama gelir?
- belediye başkanının düzenlediği bir koşu yarışı
- belediye başkanı olmak için yürütülen siyasi rekabet
- belediye başkanının başka bir şehre yolculuğu
Cevabı göster
belediye başkanı olmak için yürütülen siyasi rekabet
there's an 18th century solution to the problem.
0:18bu sorunun 18. yüzyıldan kalma bir çözümü var.
ABD Kongresindeki the House of Representatives
The House of Representatives, ABD Kongresinin iki kanadından biridir; diğeri the Senate'tir. Kurum adı olduğu için House büyük harfle yazılır ve ad genellikle the House şeklinde kısaltılır. Bu cümlede ifade, Seçiciler Kurulundan bir kazanan çıkmadığında başkanın seçilmesinde özel bir rol üstlenen devlet organını belirtir. Bir bina veya Kongrenin tamamı anlamına gelmez.
Alıştırma
“The House of Representatives debated the budget,” cümlesinde “the House of Representatives” neyi ifade eder?
- yasama organı değil bir devlet binası
- ABD Kongresinin iki kanadının bütünü
- ABD Kongresinin alt kanadı
Cevabı göster
ABD Kongresinin alt kanadı
breaks that tie: eşitliği sona erdirmek
break a tie ifadesinde tie eşit sonucu, break ise kazananı ya da sonucu belirleyerek bu eşitliği sona erdirmeyi anlatır. Burada Seçiciler Kurulu'nda eşitlik olduğunda sonucu Temsilciler Meclisi belirler. Fiil zamana ve özneye göre break, breaks veya broke gibi biçimlere girer. Belirleyici, gönderime göre değişir: a tie yeni bir eşitliği tanıtırken the tie veya that tie belirli bir eşitliğe gönderme yapar. Altyazıda breaks, tekil kurum adı olan the House ile uyumludur; that tie ise daha önce sözü edilen eşit sonuca gönderme yapar.
Alıştırma
İkinci cümleyi break fiilinin doğru biçimiyle ve 4–4 sonucuna gönderme yapan that ile tamamlayın: The vote is 4–4. Under the committee rules, the chair ____.
Cevabı göster
breaks that tie
the House is filled with representatives from each of the states.
0:26Meclis, her eyaletten gelen temsilcilerle doludur.
As the name implies: adı ipucu olarak kullanmak
As the name implies, dinleyicilere sıradaki düşüncenin adın ifade biçiminden çıkarılabileceğini söyleyerek açıklamayı düzenler. Burada Representatives sözcüğü üyelerin görevine işaret eder: eyaletleri temsil ederler. Implies, önerir veya çıkarım yapmayı sağlar anlamına gelir; kanıtlar anlamına gelmez. Bu ifade, adı kesin bir kanıt olarak sunmak yerine dinleyiciyi ada dayalı bir açıklamaya hazırlar.
Alıştırma
Cümleyi nottaki dört sözcüklük giriş ifadesinin aynısıyla tamamlayın: ____, the Silent Car is intended for passengers who want a quiet journey.
Cevabı göster
As the name implies
The more ..., the more ... ile bağlantılı değişimler
The more ..., the more ... birlikte değişen iki miktarı birbirine bağlar. Bu cümlede eyalet nüfusu arttıkça temsilci sayısı da artar. İki the de normal belirli tanımlık değil, karşılaştırma yapısının işaretidir. Her bölüm, the ve ardından gelen bir karşılaştırma ifadesiyle başlar. İlk bölüm değişen koşulu, ikinci bölüm ise buna karşılık gelen sonucu verir. The more people in a state, the more people there are in a state ifadesinin kısaltılmış biçimidir.
Alıştırma
Eşleşen karşılaştırma yapısını tamamlayın: ____ carefully you plan, ____ smoothly the event runs.
Cevabı göster
The more · the more
There's a catch: gizli bir dezavantaj
There's a catch, iyi, basit veya çözüme kavuşmuş gibi görünen bir durumda gizli bir koşul, zorluk ya da dezavantaj bulunduğu anlamına gelir. Burada catch mecazidir; fiziksel olarak bir şeyi yakalamak anlamına gelmez. Söylemde bu ifade, çekici olan kısımdan dinleyicinin artık dikkate alması gereken sınırlamaya geçildiğini gösterir.
Alıştırma
Gizli bir dezavantajı anlatan deyimi tamamlayın: The apartment is very cheap, but ____: it has no heating.
Cevabı göster
there's a catch
It's each state that gets one vote: it-cleft vurgu yapısı
It is/It's + odak + that + yan cümle kalıbı, it-cleft adı verilen vurgu yapısıdır. Burada each state odaktır: kural, her temsilcinin değil her eyaletin bir oy hakkına sahip olduğunu anlatır. It belirli bir şeyi karşılamaz. Bu kalıbı bir varsayımı düzeltmek veya gerçekten önemli olan kişiyi, şeyi, zamanı ya da yeri vurgulamak için kullanabilirsiniz: It's X that....
Alıştırma
Kısaltılmış It's ... that ... vurgu kalıbıyla düzeltmeyi tamamlayın: The assistants don't make the final decision. ____ the manager ____ makes the final decision.
Cevabı göster
It's · that
So, Florida's 27 representatives have to decide amongst themselves
0:43Yani, Florida'nın 27 temsilcisi, Florida'nın beraberliği bozacak
who to support before casting Florida's one vote Kalıp ifadeler
0:47tek oyunu kullanmadan önce kimi destekleyeceklerine kendi aralarında karar vermelidirler.
casting Florida's one vote: cast a vote eşdizimi
Cast a vote, bir oylamada tercihi sunmak veya kayda geçirmek anlamına gelen yaygın ve resmî bir eşdizimdir. Buradaki cast, bir şey fırlatmak veya oyuncu seçmek anlamına gelmez. casting Florida's one vote ifadesinde casting, before sözcüğünden sonra geldiği için -ing biçimindedir ve Florida's one vote onun nesnesidir. Bu ifade, Florida'nın tek bir oy birimi olarak hareket ettiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi resmî cast a vote eşdizimiyle tamamlayın: After the debate, every committee member will ____.
Cevabı göster
cast a vote
Meanwhile, thinly populated Alaska's sole representative Kalıp ifadeler
0:51Bu arada, seyrek nüfuslu Alaska'nın tek temsilcisi
thinly populated: düşük nüfus yoğunluğu
thinly populated ifadesinde thinly, 'düşük yoğunlukta, seyrek biçimde' anlamına gelir ve populated sözcüğünü niteler. İfadenin tamamı, genellikle geniş bir alana dağılmış görece az sayıda insanın yaşadığı bir yeri anlatır. Bu ifade bölge sakinlerinin fiziksel görünüşünü değil, yerleşim düzenini anlatır. a thinly populated region örneğindeki gibi bir yer adından önce veya the region is thinly populated örneğindeki gibi be fiilinden sonra kullanılabilir.
Alıştırma
Coğrafyada kullanılan standart eşdizimi doğru biçimde içeren cümle hangisidir?
- The island is thinly population.
- The island is thinly populated.
- The island is thin populated.
Cevabı göster
The island is thinly populated.
has only to consult: tek bir yeterli eylem
Has only to consult, have only to + fiilin yalın hâli kalıbını izler. Burada temsilcinin oy vermeden önce yapması gereken tek şeyin kendisine danışmak olduğu anlamına gelir; has, tekil representative ile uyumludur ve consult, to sonrasında yalın hâlde kalır. Only, kaç kez danışıldığını değil, yapılması gereken eylemi sınırlar. Bu resmî kalıp tek bir eylemi yeterli olarak sunar: özne + have/has only to + fiilin yalın hâli.
Alıştırma
Cümleyi resmî have only to + fiilin yalın hâli kalıbıyla ve have fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: To open the gate, Mia ____ enter the four-digit code.
Cevabı göster
has only to
none of them gets a majority ifadesinde tekil uyum
none of them gets a majority ifadesinde none, “adaylardan tek biri bile değil” anlamına gelir. Cümle her adayı ayrı ayrı ele aldığı için üçüncü tekil şahıs fiili gets, none ile uyum gösterir. none of + çoğul zamir veya isimden sonra, amaçlanan anlam “tek biri bile değil” olduğunda, düzenlenmiş resmî İngilizcede tekil uyum yaygındır. Özellikle günlük İngilizcede çoğul uyum da görülür; bu nedenle none of them get otomatik olarak yanlış değildir.
Alıştırma
Resmî bir rapor için cümleyi have fiilinin tekil biçimiyle tamamlayın: Six applicants were interviewed, but none of them ____ the required licence.
Cevabı göster
has
While an exact tie is unlikely ifadesindeki ödünleyici while
Burada while, “... olduğu sırada” değil, “... olsa da” anlamına gelir. Baştaki yan cümle tam bir eşitliğin pek olası olmadığını kabul eder; ana cümle ise sistemin buna rağmen neden önemli olduğunu açıklar. Bu yapı, önce bir sınırlamayı, itirazı veya düşük olasılıklı gerçeği kabul edip ardından ana düşünceyi ilerletmenizi sağlar. Virgül, baştaki while yan cümlesinin bittiği yeri gösterir.
Alıştırma
“While the route is longer, it is much safer at night.” cümlesinde While ne anlama gelir?
- ... olduğu sırada
- ... olsa da
- Çünkü
Cevabı göster
... olsa da
the most votes ile not a majority arasındaki fark
The most votes göreceli bir sıralamayı ifade eder: Bir adayın oy toplamı diğer tüm adaylarınkinden yüksektir. Üç veya daha fazla seçeneğin bulunduğu bir seçimde bu en yüksek toplam, tüm oyların yarısından az olabilir. Çoğunluğa ulaşmadan elde edilen en büyük payın teknik adı a plurality, yani nispi çoğunluktur. A majority mutlak bir eşiği ifade eder: İlgili toplamın %50’sinden fazlası gerekir. Dolayısıyla cümle, Jackson’ın iki sayımda da önde olduğunu fakat sonucu belirlemek için gereken çoğunluğa ulaşamadığını anlatır.
Alıştırma
Dört adaylı bir seçimde Lee oyların %40’ını alıyor ve diğer adayların her biri daha az oy alıyor. Hangi ifade doğrudur?
- Lee received a majority but not the most votes.
- Lee received neither the most votes nor a majority.
- Lee received the most votes but not a majority.
Cevabı göster
Lee received the most votes but not a majority.
Sorumluluk devri için was turned over to
Turn something over to someone, bir şey üzerindeki sorumluluğu, denetimi veya yetkiyi bir kişiye ya da gruba vermek demektir. Etken yapı A turns X over to B; edilgen yapı ise X is turned over to B biçimindedir. was turned over to the House of Representatives ifadesinde edilgen yapı the race unsurunu, yani seçimin sonucuna ilişkin kararı öne çıkarır. Böylece kararı verme sorumluluğunu Temsilciler Meclisi alır. Burada turned over bir öbek eylem olarak kullanılır; seçimi fiziksel olarak ters çevirmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi turn over ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: After the initial review, the case ____ the legal team.
Cevabı göster
was turned over to
Eyaletler hâlinde oy kullanmak
Bu cümlede voting as states, Temsilciler Meclisi üyelerinin ülke çapında ayrı ayrı temsilciler olarak değil, eyalet grupları hâlinde oy kullanması demektir. Her eyaletin heyeti, o eyalete ait tek oyun nasıl kullanılacağına karar verir. Buradaki as, oy kullandıkları sıfatı veya birimi belirtir: eyalet heyetleri olarak oy verirler. 'Eyaletlerin yaptığı gibi' anlamına gelmez. Bu usulde her eyaletin bir oyu olduğu için küçük bir eyalet resmî olarak büyük bir eyaletle aynı oy ağırlığına sahiptir.
Alıştırma
Cümlede voting as states ne anlama geliyor?
- Her eyalet heyeti ortaklaşa tek bir oy kullanır.
- Her temsilci eşit ağırlıkta ayrı bir oy kullanır.
- Temsilciler en sevdikleri eyaletlere oy verir.
Cevabı göster
Her eyalet heyeti ortaklaşa tek bir oy kullanır.
Üçüncü parti adayı
ABD siyasetinde third-party candidate, baskın iki parti olan Demokrat ve Cumhuriyetçi partiler dışındaki bir siyasi partiyi temsil eden adaydır. Third-party, adayın sıralamadaki yerini değil, siyasi parti bağını anlatır. Bu varsayımsal cümlede böyle bir aday, küçük eyaletlerin desteğini kazanabilecek bir alternatif olarak sunulur. Terim, adayın yarıştaki üçüncü kişi olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi en iyi tamamlayan terimi seçin: Maya is running for a smaller political party, not either of the country's two dominant parties. She is ____.
- a third-party candidate
- an independent candidate
- the third candidate
Cevabı göster
a third-party candidate
in return: karşılıklı bir yanıt
In return, “başkasının yaptığı şeye karşılık veya bunun bedeli olarak” anlamına gelir. Bu cümlede sevgi karşılıklıdır: aday küçük eyaletleri sever, onlar da onu sever. Bu ifade, bir alışverişin iki tarafını birbirine bağlar. Karşılık olarak verilen şeyin ilk eylemle aynı olması gerekmez; ilk şey nedeniyle sunulan başka bir eylem, yarar veya duygu olabilir.
Alıştırma
“Karşılıklı bir yanıt olarak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Nora covered Sam's shift, and Sam helped her with a project ____.
Cevabı göster
in return
enough to ensure that: sonucu garanti eden bir eşik
Enough, belirli bir sonuca göre değerlendirilir. Aday toplamda en az oyu alır, ancak oy sayısı yine de belirtilen etkiyi yaratmak için gereken eşiğe ulaşır: önde gelen iki adaydan hiçbiri çoğunluğu elde edemez. enough to + fiil kalıbı “bir şeyi yapmaya yetecek kadar” anlamına gelir. ensure that + yan cümlesi eklendiğinde, yeterli miktarın sonraki sonucu yalnızca mümkün değil, kesin hâle getirdiği anlatılır.
Alıştırma
“Sonraki sonucu kesin hâle getirmeye yetecek kadar” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: A one-vote lead is ____ the proposal passes.
Cevabı göster
enough to ensure that
even though ile gerçeklere dayalı güçlü karşıtlık
even though bir ödünleme yan cümlesi başlatır: normalde ana cümledeki sonucu şaşırtıcı veya düşük olasılıklı gösterecek bir gerçeği sunar. Burada Amerikalıların %83'ünün ona oy vermemiş olması, ana cümlede belirtilen olasılıkla güçlü bir karşıtlık oluşturur. Even, ödünleme anlamını güçlendirir. even though “... olduğu gerçeğine rağmen” demektir; “... olduğu sırada” anlamına gelmez. Ardından gelen cümlenin içeriği gerçek olarak sunulur.
Alıştırma
Leo yolların buzlu olduğunu biliyor ama yine de araba kullanıyor. Hangi cümle yolların buzlu olmasını onun kararıyla güçlü biçimde karşıtlık oluşturan bir gerçek olarak sunar?
- He is driving despite the roads are icy.
- He is driving even if the roads are icy.
- He is driving even though the roads are icy.
Cevabı göster
He is driving even though the roads are icy.
has left the vice president unmentioned: leave + nesne + sonuç durumu
has left the vice president unmentioned ifadesinde leave, leave + nesne + nesne tümleci yapısını izler. The vice president nesnedir; unmentioned ise başkanlar hakkındaki tüm bu konuşmaların oluşturduğu sonuç durumunu açıklayan geçmiş zaman ortacı biçimindeki tümleçtir. Leave burada “ayrılmak” anlamına gelmez. Bir şeyin belirli bir durumda kalmasına neden olmak veya o durumda kalmasına izin vermek anlamına gelir. Present perfect yapısındaki has left, önceki konuşmayı şimdiki sonuca bağlar: başkan yardımcısından hâlâ söz edilmemiştir.
Alıştırma
Cümleyi leave fiilinin geçmiş zaman biçimi ve sonuç bildiren unanswered sözcüğüyle tamamlayın: The short meeting ____ several important questions ____.
Cevabı göster
left · unanswered
comes along with: birine eşlik etmek veya birlikte verilmek
Bu cümlede comes along with, “eşlik eder” veya “birlikte gelir” anlamındadır. Konuşmacının daha sonra reddettiği makul tahmin, onun ayrı olarak seçilmek yerine başkana otomatik olarak eşlik ettiğidir. come along with + kişi veya şey yapısı, birinin başka biriyle gitmesini ya da bir şeyin başka bir şeyle birlikte verilmesini anlatabilir. Burada “acele et” veya “beni takip et” anlamındaki Come along! emri değildir ve “ilerleme kaydetmek” anlamına da gelmez.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: The charger comes along with the laptop. Burada comes along with ne anlama geliyor?
- Şarj cihazının yavaş yavaş ilerleme kaydettiği anlamına geliyor.
- Dizüstü bilgisayarla birlikte dâhildir veya verilir.
- Birine acele etmesini söylüyor.
Cevabı göster
Dizüstü bilgisayarla birlikte dâhildir veya verilir.
the Senate independently picks the vice president.
2:21başkan yardımcısını Senato bağımsız olarak seçer.
which might make for some very uncomfortable meetings. Öbek fiiller
2:29ki bu da bazı çok rahatsız edici toplantılara yol açabilir.
could end up with: olası bir nihai sonuç
Could end up with, olası bir nihai sonucu ifade eder: olaylar veya seçimler geliştikten sonra ABD kendisini bu birleşimle karşı karşıya bulabilir. Could olasılık belirtir, with ise nihai durumda bulunan kişi veya şeyi tanıtır. End up genellikle sonucun bir süreçten sonra ortaya çıktığını ve plansız ya da şaşırtıcı olabileceğini düşündürür. Burada fiziksel olarak bir bitiş noktasına gitmek anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi öğrendiğiniz could end up with ifadesiyle tamamlayın: If we keep adding features, we ____ an app that is too difficult to use.
Cevabı göster
could end up with
make for: bir sonuca yol açmak
Bu cümlede make for, “bir sonuca yol açmak” veya “o sonucun oluşması için koşulları yaratmak” anlamına gelir. Başkan ile başkan yardımcısının farklı partilerden olması, toplantıların çok rahatsız edici geçmesine neden olabilir. Ortaya çıkan durumu veya deneyimi belirtmek için make for + isim öbeği yapısını kullanın: make for an awkward meeting veya make for a long day gibi.
Alıştırma
Hangi cümlede make for, “belirli bir sonuca veya deneyime yol açmak” anlamında kullanılmıştır?
- Clear rules can make for a calmer discussion.
- When the rain started, we made for the station.
- I'll make a sandwich for you.
Cevabı göster
Clear rules can make for a calmer discussion.
a tie isn't guaranteed to work Dilbilgisi
2:34bu çılgın sistemin bile işe yarayacağı garanti değildir
isn't guaranteed to work: başarı kesin değil
be guaranteed to + fiilin yalın hâli yapısı, bir şeyin gerçekleşmesinin garanti edildiğini belirtir. Guaranteed, edilgen bir yapıdaki geçmiş zaman ortacıdır; to work ise “başarılı olmak” veya “amaçlandığı gibi işlemek” anlamına gelir. Not eklendiğinde yalnızca kesinlik ortadan kalkar: sistem işe yarayabilir, ancak başarı garanti değildir. Bu, başarısızlığın kesin olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Anlamı değerlendirin: “The backup plan isn't guaranteed to work”, konuşan kişinin planın kesinlikle başarısız olacağından emin olduğunu söyler.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
Esprili türetme tie-tacular
Tie-tacular, tie ile spectacular gibi sözcüklerde görülen abartılı -tacular sonunun birleştirilmesiyle o anda oluşturulmuş esprili bir sözcüktür. Bir durumun gülünç derecede çok beraberlik olasılığı içerdiğini anlatır. Burada övgü gibi duyulan son ek ironiktir. Konuşmacı, çift sayılı grupları daha fazla beraberlik üretebildiği için beraberliği çözmesi gereken sistemi eleştiriyor; sistemi övmüyor.
Alıştırma
Özgün cümlede tie-tacular ne anlatıyor?
- Sistem bütün beraberlikleri önlediği için etkileyicidir.
- Sistemin daha fazla beraberlik üretmesi gülünç derecede olasıdır.
- Sistemde tie-tacular adlı resmî bir prosedür vardır.
Cevabı göster
Sistemin daha fazla beraberlik üretmesi gülünç derecede olasıdır.
make up its mind: karar vermek
Make up one's mind, farklı seçenekleri değerlendirdikten sonra bir karara varmak anlamına gelir. Burada make up its mind, Temsilciler Meclisinin sonunda başkanı seçmesi demektir. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I make up my mind, she makes up her mind ve they make up their minds. Tekil its, the House ifadesini tek bir kurum olarak ele alır.
Alıştırma
Cümleyi “karar verdi” anlamındaki deyimle tamamlayın: After comparing both laptops, Maya finally ____ and chose the lighter one.
Cevabı göster
made up her mind
İki olumsuz koşul için neither ... nor
neither ... nor bağıntılı yapısı iki seçeneği birbirine bağlar ve ikisinin de geçerli ya da kullanılabilir olmadığını belirtir. Burada ilk yan cümle Temsilciler Meclisinin başkanı seçemediğini, ikinci yan cümle ise Senatonun başkan yardımcısını seçemediğini anlatır. İki taraf paraleldir: neither + özne + fiil öbeği, nor + özne + fiil öbeği. neither zaten olumsuz anlam verdiği için yan cümlelerde ayrıca not kullanılmasına gerek yoktur.
Alıştırma
İki ulaşım seçeneğinin de kullanılamadığını gösteren eşleşmiş sözcüklerle İngilizce cümleyi tamamlayın: ____ the morning train ____ the evening bus has any seats left.
Cevabı göster
Neither · nor
the Speaker of the House ve acting president
The Speaker of the House, ABD Temsilciler Meclisinin oturumlarına başkanlık eden ve kuruma liderlik eden resmi makamdır. Bu unvanda Speaker, yalnızca konuşma yapan bir kişiyi değil, bir devlet makamını ifade eder. Bir acting president, geçerli halefiyet kuralları uyarınca başkanlık yetkisini geçici olarak kullanan kişidir. Burada cümle, Kongre birini seçene kadar Speaker’ın başkanlık görevlerini üstlendiğini söyler; acting, tiyatro oyunculuğunu değil, makamda geçici hizmeti belirtir.
Alıştırma
Bir haber metninde “The Speaker of the House became acting president” İngilizce cümlesi ne anlama gelir?
- Başkan geçici olarak Temsilciler Meclisinin lideri oldu.
- Temsilciler Meclisine başkanlık eden kişi geçici olarak başkanlık görevlerini üstlendi.
- Konuşma yapan biri bir oyunda başkan rolünü canlandırdı.
Cevabı göster
Temsilciler Meclisine başkanlık eden kişi geçici olarak başkanlık görevlerini üstlendi.
flip a coin: şansa göre karar vermek
Bu cümlede flip a coin, bir madeni para atıp yazı ya da tura sonucunun iki seçenek arasında karar vermesini sağlamak demektir. Bu kalıplaşmış bir ifadedir: turn değil flip kullanılır ve nesne olarak a coin korunur. Burada ciddi bir resmî prosedür önerilmiyor. Sistem o kadar karmaşık gösteriliyor ki rastgele bir karar daha hızlı ve daha adil görünebilir; bu da abartılı ve alaycı bir etki yaratıyor.
Alıştırma
İki arkadaş da pencere kenarındaki koltuğu istiyor ve kararı şansa bırakmayı kabul ediyor. Ne söylemeliler?
- Let's flip a coin.
- Let's turn a coin.
- Let's fold a coin.
Cevabı göster
Let's flip a coin.
perhaps with something fancy like preferential voting. Kültür
3:28belki de tercihli oylama gibi süslü bir şeyle.
get rid of: istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak veya sona erdirmek
Get rid of, istenmeyen bir şeyi kaldırmak, ortadan kaldırmak veya sona erdirmek anlamına gelir. Yapı get rid of + isim ya da zamirdir; of zorunludur ve rid bu kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır. Bu anlamda normalde tek başına fiil olarak kullanılmaz. Bu cümlede nesne the Electoral College olduğundan get rid of, bu kurumu kaldırmak anlamına gelir. İfade, kurumu ortadan kaldırmayı onun çevresinde oluşturulan daha geniş sistemi de sona erdirmenin bir yolu olarak sunar.
Alıştırma
Dersimizde geçen ve ortadan kaldırmak anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We need to ____ these duplicate files before the update.
Cevabı göster
get rid of
Ülke çapında halk oyu
Bu cümlede a national popular vote, ülkenin her yerindeki bireysel seçmenlerin verdiği oyların bir araya getirilmesi anlamına gelir. Ülke genelinde en çok oyu alan aday kazanır; ifade, Seçiciler Kurulu aracılığıyla tahsis edilen seçici oylarına değil, halkın doğrudan kullandığı oylara odaklanır. Burada popular, “çok sevilen” değil, “halka ait” veya “sıradan seçmenlerce verilen” anlamındadır. Bu ifade bir seçim sisteminin adıdır; kimin daha popüler olduğunu soran bir oylama değildir.
Alıştırma
Bu cümlede a national popular vote ne anlama geliyor?
- Ülke genelindeki bireysel seçmenlerin oylarını saymak
- Hangi adayın en çok sevildiğine dair kamuoyu araştırması yapmak
- Seçiciler Kurulunun en popüler adayı seçmesini sağlamak
Cevabı göster
Ülke genelindeki bireysel seçmenlerin oylarını saymak
Tercihli oy
Preferential voting, seçmenlerin tercih ettikleri adayların sırasını gösterdiği bir sistemdir. Seçmenler genellikle yalnızca bir seçeneği işaretlemek yerine adayları sıralar. Daha sonra kazananı belirlemek için sayım sırasında bu sıralamalar kullanılabilir. Bu geniş kapsamlı bir terimdir: farklı tercihli sistemler tercihleri farklı biçimlerde sayar ve aktarır. Bu cümlede yalnızca bir alternatif olarak adı geçtiği için belirli bir sayım yöntemi ima edilmez. Preferential, “sıralanmış tercihlere dayalı” anlamındadır; bir adaya haksız ayrıcalık tanımak anlamına gelmez.
Alıştırma
Seçmenlerin adayları sıraladığı bir sistemi anlatan, derste öğrendiğiniz iki sözcüklük tam terimle cümleyi tamamlayın: The council is considering ____ for its next election.
Cevabı göster
preferential voting
maybe that's just a crazy idea ifadesinde ironik öz küçümseme
Sözcük anlamıyla ele alındığında maybe kesinlik derecesini düşürür, just fikri daha önemsiz gösterir ve crazy idea onu mantıksız diye bir kenara iter. Bu ifadeler birlikte, konuşmacı kendi önerisinden geri adım atıyormuş gibi bir izlenim yaratır. Burada önceki eleştirel bağlam, bu öz küçümsemeyi samimi değil ironik hâle getirir. Konuşmacı, mantıklı alternatif “crazy” olabilirmiş gibi davranarak dinleyiciyi aslında mantıksız olanın mevcut sistem olduğunu görmeye yöneltir. Sözcükler ile bağlam zıt yönlere işaret ettiğinde, konuşmacının gerçek tutumunu bağlamdan çıkarın.
Alıştırma
Cümleyi şu bağlamda değerlendirin: konuşmacı mevcut sistemin saçma olduğunu göstermiş ve daha basit bir alternatif sunmuştur. “But maybe that's just a crazy idea.” büyük olasılıkla hangi tutumu ifade eder?
- Alternatifin muhtemelen mantıksız olduğunu içtenlikle kabul ediyor.
- Alternatifi ironik biçimde reddediyormuş gibi yaparak mevcut sisteme yönelik eleştiriyi güçlendiriyor.
Cevabı göster
Alternatifi ironik biçimde reddediyormuş gibi yaparak mevcut sisteme yönelik eleştiriyi güçlendiriyor.