Kediler neden bu kadar tuhaf davranır? - Tony Buffington: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, kedilerin hem yalnız avlanan yırtıcılar hem de savunmasız avlar olarak geçirdiği evrimsel tarihin; tırmanma, avlanma, tırmalama, saklanma ve mırlama gibi ev içi davranışlarını hâlâ nasıl biçimlendirdiğini ve insan odalarını atalarının ormanının bir sürümüne dönüştürdüğünü açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. judging by — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir sonuca varmadan önce görüntülenme sayıları gibi gözlemlenebilir kanıtları sunmayı öğrenin. Bu kısa ifade, yalnızca because kullanmaya göre kanıta dayalı çıkarımları daha doğal ve kesin biçimde aktarmanızı sağlar. 2. less likely to give away her location — Deyimsel fiiller: give away ifadesinin burada bir şeyi ücretsiz vermek değil, istemeden açığa çıkarmak anlamına geldiğini ayırt edin. Tam kalıp, düşük olasılıktan söz etmenizi ve temiz, kokusuz bir kum kabının kedinin yerini yırtıcılardan gizlemesine neden yardımcı olduğunu anlamanızı da sağlar. 3. that hunted and killed to eat / that hid and escaped to survive. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Paralel eylem dizilerinin ve amaç bildiren mastarların kedilerin iki evrimsel rolünü nasıl karşılaştırdığını görün. Bu yapı, karşıt hayatta kalma stratejilerini kısa, dengeli ve akılda kalıcı biçimde özetlemenize yardımcı olur.
Bu derste
of over 2 million YouTube videos of them pouncing,
0:17onların üzerine atladıkları 2 milyondan fazla YouTube videosunun,
judging by: kanıtlardan bir sonuca varmak
Judging by, ardından gelen bilgiyi bir görüş veya sonuç oluşturmak için kanıt olarak kullanmak demektir. Bu cümlede çok yüksek izlenme sayısı, popülerlikle ilgili bir sonucu destekleyen kanıt olarak sunuluyor. Yapı judging by + isim veya isim öbeği şeklindedir. Buradaki judging, birini ahlaki açıdan yargılamak değil, gözlemlenebilir gerçeklerden veya işaretlerden çıkarım yapmak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi kanıt sunan ders ifadesiyle tamamlayın: ____ the fresh tire tracks, a vehicle passed this way recently.
Cevabı göster
Judging by
stalking, clawing, chattering, and purring,
0:23gizlice yaklaşan, tırmalayan, çatırdama sesi çıkaran ve mırıldanan,
one thing is certain: kesin bir sonuca odaklanmak
One thing is certain, karmaşık veya belirsiz bir tartışmayı tek bir kesin sonuca yönlendiren bir işarettir. Dinleyenlere, diğer noktalar belirsiz kalsa bile bu noktanın güvenle söylenebileceğini bildirir. One thing burada dikkati toplamak için kullanılır; yalnızca tek bir gerçeğin doğru olduğunu kelimesi kelimesine iddia etmez. İfade, çoğu zaman iki noktadan önce bir sonucu sunabilir veya çevresindeki bağlam sonucu veriyorsa tek başına bir cümle olarak kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi dikkati kesin bir sonuca yönlendiren ifadeyle tamamlayın: We do not know every detail, but ____: the bridge is unsafe.
Cevabı göster
one thing is certain
These somewhat strange feline behaviors, both amusing and baffling, Dilbilgisi
0:31Hem komik hem de şaşırtıcı olan bu biraz garip kedi davranışları,
both amusing and baffling: both ... and ... kalıbı
both ... and ... kalıbı iki özelliğin aynı anda geçerli olduğunu gösterir. Burada amusing ve baffling, kedigillerin davranışlarını eşit düzeyde betimleyen iki sıfattır: bu davranışlar hem eğlenceli hem de anlaşılması zordur. 'both' ve 'and' sözcüklerinden sonra gelen ögeler genellikle paralel dil bilgisi biçimlerinde olmalıdır. Bu cümlede iki öge de sıfattır ve virgüllerle ayrılan ifade behaviors hakkında ek bilgi verir.
Alıştırma
İki özelliğin de geçerli olduğunu gösteren eşli yapıyla cümleyi tamamlayın: The workshop was ____ useful ____ enjoyable.
Cevabı göster
both · and
leave many of us asking: leave + nesne + fiil-ing
leave many of us asking ifadesinde leave, “ayrılmak” değil, “birini sonuç olarak belirli bir durumda bırakmak” anlamındadır. Kalıp leave + nesne + fiil-ing şeklindedir: tuhaf davranışlar birçok kişinin kendini bir soru sorarken bulmasına neden olur. Ardından gelen doğrudan soru, ne sorduklarını belirtir. Bu kalıp ortaya çıkan duruma ya da tepkiye odaklanırken make us ask nedenselliği daha doğrudan anlatır.
Alıştırma
leave fiilinin geçmiş zamanını, viewers nesnesini ve ask fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The unexplained ending ____ what really happened.
Cevabı göster
left viewers asking
Throughout time, cats were simultaneously solitary predators of smaller animals Dilbilgisi
0:40Zaman boyunca kediler aynı anda hem küçük hayvanların yalnız avcıları
were simultaneously ... and ...: aynı anda iki rol
Burada were simultaneously A and B, kedilere aynı dönemde geçerli olan iki rol verir: Daha küçük hayvanları avlıyorlardı, ancak daha büyük etoburlar da onları avlayabiliyordu. Simultaneously, bir rolün diğerinden sonra geldiğini değil, “aynı anda” olduklarını belirtir. were sonrasındaki iki tümleç and ile bağlanır: solitary predators of smaller animals ve prey for larger carnivores. Bu kalıp, birbirine zıt görünseler bile iki rolün, özelliğin veya işlevin aynı anda geçerli olduğunu gösterebilir.
Alıştırma
İki işlevin aynı anda bulunduğunu göstermek için cümleyi simultaneously ... and ... ile tamamlayın: The device is ____ a camera ____ a map.
Cevabı göster
simultaneously · and
survival of their species depended on crucial instinctual behaviors, Kalıp ifadeler
0:50türlerinin hayatta kalması temel içgüdüsel davranışlara bağlıydı,
As both predator and prey: ikili rolle bakış açısını çerçevelemek
As both predator and prey, cümlenin başına yerleştirilen bir çerçevedir. Hayatta kalmayla ilgili ana noktayı vermeden önce okuyucuya kedileri iki rol üzerinden görmesini söyler: daha küçük hayvanların avcısı ve daha büyük hayvanların olası yiyeceği. Burada as, “rolünde veya durumunda” anlamına gelir ve both ... and iki rolü bağlar. Bu çerçevenin önce verilmesi, ardından gelen hayatta kalma davranışları açıklamasını takip etmeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
Cümleyi As both ... and ... başlangıç çerçevesiyle tamamlayın: ____ a coach ____ a parent, Maya understands the pressure on young athletes.
Cevabı göster
As both · and
which we still observe in wild and domestic cats today. Dilbilgisi
0:55ki bunları bugün hala vahşi ve evcil kedilerde gözlemliyoruz.
survival ... depended on crucial instinctual behaviors: gerekli bir koşulu belirtmek
Bu cümlede survival of their species öznedir. Depended on, hayatta kalmak için gerekli olan koşulu, yani crucial instinctual behaviors ifadesini tanıtır. Geçmiş zaman biçimi depended, tarihsel açıklamaya uygundur. depend on + isim öbeği yapısı, bir sonucun bir kişiye, şeye veya koşula ihtiyaç duyduğunu ya da onun tarafından belirlendiğini gösterir. Burada küçük bir etkiden daha güçlü bir ilişki anlatılır; ancak içgüdünün tek etken olduğu söylenmez.
Alıştırma
Cümleyi depend on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the expedition, the team's safety ____ accurate weather reports.
Cevabı göster
depended on
which we still observe: zorunlu olmayan ek bilgi vermek
Which we still observe, kısıtlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğinin parçasıdır. Which, önceki crucial instinctual behaviors ifadesine gönderme yapar ve observe fiilinin nesnesi olur: we still observe those behaviors. Tam cümlede virgül, bu cümleciğin daha önce belirlenmiş davranışlar hakkında ek bilgi verdiğini gösterir. Eski hayatta kalma davranışlarını günümüzdeki gözlemlerle ilişkilendirir; yalnızca hâlâ gözlemlenebilen davranışları seçmez.
Alıştırma
Hangi cümle, önceden belirlenmiş bir rota hakkında ek bilgi vermek için kısıtlayıcı olmayan bir which cümleciği kullanır?
- Which scientists still observe today, the migration route crosses the valley.
- The migration route, which scientists still observe today, crosses the valley.
- The migration route that scientists still observe today crosses the valley.
Cevabı göster
The migration route, which scientists still observe today, crosses the valley.
While the feline actions of your house cat Grizmo might seem perplexing, Dilbilgisi
1:00Ev kediniz Grizmo'nun kedigil hareketleri kafa karıştırıcı görünse de,
naturally bred into cats for millions of years, Kalıp ifadeler
1:07milyonlarca yıldır doğal olarak kedilere işlenmiş olan,
naturally bred into cats: nesiller boyunca yerleşmiş özellikler
Bu cümlede naturally bred into cats, davranışları birçok nesil boyunca yerleşmiş kalıtsal özellikler olarak anlatır. Bred, breed fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; be bred into a population ise bir özelliğin üreme ve seçilim yoluyla o popülasyonun parçası hâline gelmesi demektir. Bu ifade, birinin davranışları fiziksel olarak kedilerin içine yerleştirdiği veya tek bir kedinin bunları kısa süreli eğitimle öğrendiği anlamına gelmez. Bu popüler bilim anlatımında naturally ve for millions of years, çok uzun bir sürede gerçekleşen evrime işaret eder.
Alıştırma
Örnekte naturally bred into cats ne anlama geliyor?
- Davranışlar birçok nesil boyunca kedilerin kalıtsal özellikleri hâline geldi.
- Davranışlar fiziksel olarak kedilerin içine yerleştirildi.
- Her bir kedi davranışları sahiplerinden öğrendi.
Cevabı göster
Davranışlar birçok nesil boyunca kedilerin kalıtsal özellikleri hâline geldi.
While ... might seem ...: ana noktadan önce görünüşü kabul etmek
Bu cümlede While bir ödünleme kurar: kedinin hareketleri şaşırtıcı görünebilir. Bu yan cümle önce okuyucunun ilk izlenimini kabul eder, ardından ana cümle daha önemli görüşü sunar: aynı davranışlar vahşi doğada yararlı olurdu. Would, bu sonucu hayal edilen bir durumun sonucu olarak verir. might seem ifadeyi kesinlikten uzaklaştırır ve yargıyı yalnızca görünüşle sınırlar. Başka durumlarda da kullanılabilen While X might seem Y, Z kalıbı, “X, Y gibi görünebilse de asıl nokta Z'dir” anlamına gelir. Burada while, “... olduğu sırada” demek değildir.
Alıştırma
Hedef kalıpla ödünleme cümlesini tamamlayın: ____ the plan ____ risky, it has several strong safeguards.
Cevabı göster
While · might seem
make Grizmo a super cat: make + nesne + isim tamamlayıcısı
would make Grizmo a super cat ifadesinde make, make + nesne + tamamlayıcı yapısında kullanılır. Grizmo etkilenen nesnedir; a super cat ise ortaya çıkan kimliği veya rolü adlandıran bir isim öbeğidir. İfade, bir şeyin Grizmo'yu süper bir kediye dönüştüreceği anlamına gelir. Tamamlayıcı, nesnenin hemen ardından gelir: make Leo a captain veya make the room brighter. Ortaya çıkan kimliği ya da işlevi adlandırmak için isim, ortaya çıkan durumu anlatmak için sıfat kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi make + nesne + isim tamamlayıcısı yapısına uygun olacak şekilde make fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The election ____ Ava the team captain.
Cevabı göster
made
Enabled by their unique muscular structure and keen balancing abilities, Notlar
1:13Eşsiz kas yapıları ve keskin denge yetenekleriyle donatılmış olarak,
Enabled by ...: mümkün kılan koşulu gösteren cümle başı geçmiş zaman ortacı öbeği
Enabled by their unique muscular structure and keen balancing abilities, cümle başında kullanılan bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Ardından gelen ana cümledeki eylemi mümkün kılan koşulu veya nedeni belirtir; because their structure and balance enable them to ... şeklinde açılabilir. Bu öbeğin yazılı bir öznesi yoktur, bu nedenle virgülden hemen sonra gelen özneye bağlanır. Bu özne, söz konusu koşul sayesinde yeteneği mümkün hâle gelen kişi, hayvan veya nesne olmalıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede Enabled by ... yapısı ana cümlenin öznesiyle mantıksal olarak eşleşir?
- Enabled by modern sensors, the robot can avoid obstacles.
- Enabled by modern sensors, the weather stayed warm all afternoon.
- Enabled modern sensors, the robot can avoid obstacles.
Cevabı göster
Enabled by modern sensors, the robot can avoid obstacles.
keen balancing abilities: keen sözcüğünün “çok gelişmiş” anlamı
keen balancing abilities ifadesinde keen, balancing abilities sözünü niteler ve “keskin, çok gelişmiş veya özellikle güçlü” anlamına gelir. Bu ifade, kedilerin vücut dengelerini koruma konusunda çok iyi olduklarını anlatır. keen; eyesight, hearing, awareness veya intelligence gibi algı ya da zihinsel yetenek bildiren adlarla kullanıldığında, o duyu veya yeteneğin keskinliğini ve gelişmişliğini vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede keen, “hevesli veya sabırsız” değil, “keskin ya da çok gelişmiş” anlamında kullanılmıştır?
- The eagle relies on its keen eyesight to spot fish.
- Nora is keen on joining the science club.
- Sam is keen to open the present.
Cevabı göster
The eagle relies on its keen eyesight to spot fish.
to survey their territory and spot prey in the wild. Kalıp ifadeler
1:20bölgelerini gözetlemek ve vahşi doğada av tespit etmek için.
high vantage points: iyi görüş sağlayan yüksek konumlar
High vantage points, çevredeki alanın geniş ve kullanışlı bir şekilde görülmesini sağlayan yüksek konumlardır. Cümlede kediler, bölgelerini gözlemlemek ve avlarını fark etmek için bu yerlere tırmanır. Bir vantage point yalnızca herhangi bir nokta veya yer değildir; değeri sağladığı görüş avantajından gelir. Tepe ya da balkon gibi fiziksel bir yeri anlatabilir; ayrıca bir konuyu anlamaya yardımcı olan bakış açısını mecazi olarak da ifade edebilir.
Alıştırma
Cümleyi, iyi bir görüş sağlayan konumu anlatan iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The balcony gave us a perfect ____ for watching the parade.
Cevabı göster
vantage point
to survey ... and spot ...: tek amaç, iki eş görevli eylem
to survey their territory and spot prey mastar yapısı amaç bildirir; hayvanların neden yüksek bir yere çıktığını açıklar. Tek bir to, and ile bağlanan eş görevli survey ve spot fiillerinin ikisi için de kullanılır. Burada survey their territory, bölgenin tamamına dikkatlice bakmak; spot prey ise avlanabilecek belirli bir hayvanı fark etmek demektir. Spot burada fiildir, “leke” anlamındaki isim değildir.
Alıştırma
Survey ve spot kullanarak cümleyi aynı amaç yapısıyla tamamlayın: The ranger climbed the tower ____ the valley and ____ smoke in the distance.
Cevabı göster
to survey · spot
Grizmo doesn't need these particular skills to find and hunt down dinner Öbek fiiller
1:25Grizmo'nun akşam yemeğini bulmak ve avlamak için bu özel becerilere ihtiyacı yok
hunt down: arayıp sonunda bulmak ya da yakalamak
Hunt down, bir kişiyi, hayvanı veya nesneyi bulunana ya da yakalanana kadar kararlılıkla aramak veya takip etmek demektir. Down, hedefe ulaşma anlamını güçlendirir; bu nedenle ifade, tek başına hunt fiiline göre sonuca daha fazla odaklanır. Bu cümlede akşam yemeği zaten mama kabındadır. Bu yüzden gerçek bir avın dilini kullanmak mizah yaratır. İfade, bulunması zor bilgi, belge veya nesneleri aramak için mecazi olarak da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi hunt down ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After weeks of searching, the journalist finally ____ the original report in an old archive.
Cevabı göster
hunted down
but instinctually, viewing the living room from the top of the bookcase
1:30ancak içgüdüsel olarak, kitaplığın tepesinden oturma odasını izlemek
is exactly what she has evolved to do: bir işlevi what yan cümlesiyle belirtmek
Bu cümlede what she has evolved to do, “evrimin onu yapmaya hazırladığı davranış” anlamına gelir. what ile başlayan yan cümlenin tamamı is fiilinden sonra gelir ve daha önce sözü edilen etkinliğin ne olduğunu belirtir. Burada what zaten “the thing that” fikrini içerir; bu nedenle that what ya da the thing what denmez. exactly, yüksek bir yerden izlemenin kedinin evrimle oluşan içgüdüleriyle tam olarak örtüştüğünü vurgular.
Alıştırma
“the thing that” anlamında bir isim yan cümlesi başlatan tek sözcüğü yazarak cümleyi tamamlayın: Checking every door is exactly ____ the guard was trained to do.
Cevabı göster
what
As wild predators, cats are opportunistic and hunt whenever prey is available. Kelime
1:38Vahşi avcılar olarak kediler fırsatçıdır ve av mevcut olduğunda avlanırlar.
opportunistic ... hunt whenever prey is available: esnek bir hayvan stratejisi
Burada opportunistic, yararlı bir fırsat ortaya çıkar çıkmaz onu değerlendirmeye hazır olmak anlamına gelir. Ardından gelen hunt whenever prey is available sözleri stratejiyi gösterir: kediler sabit bir zamanı beklemek yerine avlanabilecek bir hayvan bulunduğunda avlanır. Hayvan davranışları bağlamında opportunistic, esnek bir hayatta kalma stratejisini anlatan, genellikle tarafsız bir sözcüktür. Hayvanın dürüst olmadığı anlamına gelmez. Burada whenever, “her ... olduğunda” veya “ne zaman ... olursa” anlamındadır.
Alıştırma
Hangi cümlede opportunistic, örnektekiyle aynı tarafsız hayvan davranışı anlamında kullanılmıştır?
- Raccoons are opportunistic feeders and eat whatever food is easy to find.
- The deer follows the same feeding route at exactly the same time every day.
- The manager was opportunistic and took credit for another person's work.
Cevabı göster
Raccoons are opportunistic feeders and eat whatever food is easy to find.
cats in the wild needed to eat many times each day
1:46vahşi doğadaki kedilerin her gün birçok kez yemesi
Since most cat prey are small: because anlamındaki since
Since most cat prey are small bölümünde since bir neden sunar: kedilerin avladığı hayvanların çoğu küçüktür. Ana cümle ise sonucu verir: doğadaki kedilerin her gün birçok kez yemek yemesi gerekiyordu. Burada since, “ne zamandan beri” değil, “neden” sorusuna cevap verir. Bir since yan cümlesi ana cümleyi açıklayan bir olgu sunduğunda because, yani “çünkü” anlamına gelebilir.
Alıştırma
Bu cümlede Since most cat prey are small ne işe yarar?
- Kedilerin ilk kez ne zaman avlanmaya başladığını gösterir.
- Kedilerin geçmişte küçük avları yemeyi bıraktığını söyler.
- Kedilerin neden her gün birçok kez yemek yemesi gerektiğini açıklar.
Cevabı göster
Kedilerin neden her gün birçok kez yemek yemesi gerektiğini açıklar.
and use a stalk, pounce, kill, eat strategy to stay fed. Anlatım akışı
1:49ve tok kalmak için gizlice yaklaş, atıl, öldür, ye stratejisini kullanması gerekiyordu.
use a stalk, pounce, kill, eat strategy: fiil dizisini süreç etiketi olarak kullanma
Stalk, pounce, kill ve eat sözcükleri, avlanma sürecindeki sıraya göre dizilmiş yalın hâlde fiillerdir. Birlikte strategy sözcüğünden önce gelir ve bütün eylem dizisi için kısa bir etiket görevi görürler. Bu gruplama, açıklayıcı konuşmada bilgiyi düzenlemeye yardım eder: konuşmacı her adımı ayrı bir yan cümlede anlatmak yerine dizinin tamamını tek bir strateji olarak adlandırır ve ardından amacını, yani tok kalmayı belirtir.
Alıştırma
Süreç etiketini tamamlamak için parantez içinde sırayla verilen üç yalın fiili kullanın: The rescue team used a ____, ____, ____ strategy to find and help the missing hiker. (search → locate → assist)
Cevabı göster
search · locate · assist
This is why Grizmo prefers to chase and pounce on little toys Notlar
1:54Grizmo'nun küçük oyuncakları kovalayıp üstlerine atlamayı
This is why: bir nedeni sonucuna bağlamak
This is why + yan cümle, hemen önce verilen bir neden ya da açıklamaya gönderme yapar ve bundan doğan sonucu sunar. Burada this, kedilerin küçük avları ve beslenme düzenleri hakkındaki önceki açıklamayı gösterir; sonuç ise Grizmo'nun küçük oyuncakları kovalamayı ve üzerlerine atılmayı tercih etmesidir. Bunu bilgi akışını gösteren bir işaret olarak düşünün: önce neden, ardından This is why + sonuç.
Alıştırma
Durum The roads are flooded. cümlesiyle başlıyor. Hedef ifadeyi kullanarak sonucu doğru biçimde sunan cümle hangisidir?
- This is when the buses are running late.
- This is because the buses are running late.
- This is why the buses are running late.
Cevabı göster
This is why the buses are running late.
chase and pounce on: iki aşamalı bir hareket
Chase, bir hedefi yakalamak için peşinden gitmek; pounce on ise hedefin üzerine ya da ona doğru aniden sıçramak demektir. and ile bağlandıklarında bir hareket sırası oluştururlar: önce hareket eden hedef takip edilir, sonra üzerine atlanır. İki fiil de aynı hedefe yönelir. Açık biçimi chase the toys and pounce on the toys şeklindedir. Chase hedefi doğrudan alırken, pounce hedefin önünde on gerektirir.
Alıştırma
Cümleyi hedef hareket ifadesiyle tamamlayın: During play, the puppy likes to ____ rolling balls.
Cevabı göster
chase and pounce on
and eat small meals over the course of the day and night. Kalıp ifadeler
1:58ve gece gündüz boyunca küçük öğünler yemeyi tercih etmesinin nedeni budur.
over the course of the day: bir zaman dilimine yayılan olaylar
Over the course of the day, zaman ilerledikçe gün boyunca anlamına gelir. Burada küçük öğünlerin tek bir anda değil, belirtilen zaman dilimine yayıldığını gösterir. Yapı over the course of + zaman dilimi şeklindedir. Bir dönem içinde tekrarlanan eylemler veya yavaş yavaş gelişen değişiklikler için kullanılır.
Alıştırma
Belirli bir zaman dilimine yayılan değişimi anlatan dört kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The seedlings grew taller ____ the month.
Cevabı göster
over the course of
Also, small prey tend to hide in tiny spaces in their natural environments. Kalıp ifadeler
2:02Ayrıca, küçük avlar doğal ortamlarında dar alanlara saklanma eğilimindedir.
tend to hide: kesin bir kural değil, genel bir eğilim
Tend to hide, genellikle saklanmak veya genel olarak saklanma eğiliminde olmak demektir. tend to + fiilin yalın hâli yapısında hide yalın hâlde kalır. Bu ifade, istisnalara yer bırakarak yaygın bir eğilimi anlatır. always hide demekten daha temkinlidir.
Alıştırma
İstisnalara izin veren genel bir eğilimi en iyi hangi cümle anlatır?
- Older phones always lose battery power faster than newer ones.
- Older phones can lose battery power faster than newer ones.
- Older phones tend to lose battery power faster than newer ones.
Cevabı göster
Older phones tend to lose battery power faster than newer ones.
So one explanation for Grizmo's propensity to reach into containers and openings Notlar
2:08Bu yüzden Grizmo'nun patilerini kutulara ve deliklere sokma eğiliminin bir açıklaması
propensity to reach ...: bir eğilimi resmî biçimde anlatmak
Burada propensity, belirli bir biçimde davranma eğilimi anlamına gelir. propensity to reach into containers and openings ifadesi, Grizmo'nun bu tür alanların içine tekrar tekrar veya karakteristik olarak uzandığını belirtir; bunun her seferinde gerçekleştiği anlamına gelmez. to reach mastarı, eğilimin yöneldiği davranışı adlandırır.
Alıştırma
propensity sözcüğünü standart dil bilgisi kalıbıyla kullanan cümleyi seçin.
- The material has a propensity of crack in cold weather.
- The material has a propensity to crack in cold weather.
- The material has a propensity crack in cold weather.
Cevabı göster
The material has a propensity to crack in cold weather.
is that she is compelled by the same curiosity Kalıp ifadeler
2:12onun aynı merak tarafından yönlendirildiğidir
one explanation for ... is that: bir gözlemi olası bir nedene bağlamak
one explanation for X is that Y, açıklanması gereken bir şeyi (X) olası bir nedene (Y) bağlayan eksiksiz bir kalıptır. for sözcüğünden sonraki isim öbeği gözlemi veya olayı belirtir; that ise nedeni veren tam bir yan cümleyi başlatır. one explanation ifadesini the explanation yerine kullanmak, bunun olası açıklamalardan yalnızca biri olduğunu ve tek ya da tamamen kanıtlanmış neden olmayabileceğini gösterir. Bu nedenle kalıp, dikkatli açıklama ve analizlerde kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıbın iki bölümüyle tamamlayın: ____ the sudden delay ____ the only road was closed.
Cevabı göster
One explanation for · is that
that helped ensure the continuation of her species Kalıp ifadeler
2:15bu merak, türünün devamlılığını güvence altına almaya yardımcı olmuştur
is compelled by: bir neden tarafından güçlü biçimde yönlendirilmek
is compelled by ifadesinde compelled, güçlü biçimde yönlendirilmek veya harekete geçmek zorunda hissetmek anlamına gelir; by ise bu baskıya yol açan gücü tanıtır. Buradaki güç curiosity olduğundan, ifade başka birinin emrini değil, güçlü bir iç dürtüyü anlatır. Yapı be compelled by + neden şeklindedir. simply want to ifadesinden daha güçlüdür: kişi veya hayvan bu nedene karşı koymanın zor olduğunu hisseder.
Alıştırma
Hangi cümle, Lena'yı araştırmaya güçlü bir iç merakın yönelttiğini anlatır?
- Lena was compelled by curiosity to investigate the strange sound.
- Lena was mildly interested in the strange sound.
- Lena was ordered by her teacher to investigate the strange sound.
Cevabı göster
Lena was compelled by curiosity to investigate the strange sound.
helped ensure the continuation of her species: türünün devamını güvence altına almaya yardımcı oldu
Helped ensure, bir etkenin sonucu daha güvenli veya olası hâle getirmeye katkıda bulunduğunu anlatır; bu etkenin tek neden olduğunu söylemez. Buradaki sonuç, türün varlığını sürdürmesidir. helped sonrasında ensure yalın fiil biçiminde kalır. Resmî isim yapısı ensure the continuation of + isim, bir şeyin varlığını veya işleyişini sürdürmesini güvence altına almak anlamına gelir. Türler, programlar, gelenekler veya kurumlarla ilgili açıklayıcı metinlerde kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: Community support ____ the annual festival.
Cevabı göster
helped ensure the continuation of
In the wild, cats needed sharp claws for climbing, hunting, and self-defense.
2:24Vahşi doğada kedilerin tırmanmak, avlanmak ve kendini savunmak için keskin pençelere ihtiyacı vardı.
Sharpening their claws on nearby surfaces Dilbilgisi
2:30Pençelerini yakındaki yüzeylerde keskinleştirmek
Sharpening their claws ...: özne olarak kullanılan gerund öbeği
Sharpening their claws on nearby surfaces bir etkinliği adlandırır ve öbeğin tamamı özne görevindedir. Cümle, bu etkinliği sonucu meydana getiren tek bir şey olarak ele alır. Bu -ing grubu bir gerund öbeğidir; ana fiil sharpening değil, kept sözcüğüdür. Bir etkinliğin neye yol açtığını veya neyi sağladığını anlatmak için Doing something + fiil kalıbını kullanabilirsiniz. Gerund öbeğinden oluşan bir özne genellikle tekil sayılır; bu nedenle geniş zamanda tekil bir fiil alır: Sharpening ... keeps ....
Alıştırma
Hangi cümlede gerund öbeği özne olarak ve geniş zamandaki tekil fiille doğru biçimde kullanılmıştır?
- Practicing every day keep her skills sharp.
- Practice every day keeps her skills sharp.
- Practicing every day keeps her skills sharp.
Cevabı göster
Practicing every day keeps her skills sharp.
kept them conditioned and ready: keep + nesne + sıfatlar
Kept them conditioned and ready, keep + nesne + sıfat(lar) yapısını kullanır ve birini ya da bir şeyi belirli bir durumda tutmak anlamına gelir. Them etkilenen kişileri belirtirken conditioned ve ready devam eden durumları anlatır; bu sıfatlar nesne tamamlayıcısıdır. Burada conditioned, bir koşula bağlı olmak değil, fiziksel olarak antrenmanlı ve iyi durumda olmak anlamındadır. Farklı durumlarda kullanılabilen keep + someone/something + adjective kalıbı, bir durumu korumaya odaklanır.
Alıştırma
Hangi cümlede keep + nesne + sıfatlar yapısı bir durumun devam ettiğini anlatmak için doğru kullanılmıştır?
- Daily drills keep the team focused and ready.
- Daily drills keep focused and ready the team.
- Daily drills keep the team focus and readiness.
Cevabı göster
Daily drills keep the team focused and ready.
relieve some stress: stresi hafifletmek
Relieve some stress, “stresin bir kısmını hafifletmek” demektir. Relieve bir fiildir ve some stress onun doğrudan nesnesidir; bu yüzden aralarına edat gelmez. Some, miktarın kesin olmadığını gösterir: stresle baş etmek kolaylaşır, ancak stresin tamamen ortadan kalkması gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi “bir miktar stresi hafifletmek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: A quiet break can help ____ after a difficult test.
Cevabı göster
relieve some stress
So it's not that Grizmo hates your couch, Dilbilgisi
2:39Yani bu, Grizmo'nun kanepenizden nefret ettiği anlamına gelmez,
So it's not that Grizmo hates ...: olası bir açıklamayı reddetmek
It's not that + yan cümle, yalnızca olumsuz bir bilgi vermek yerine olası bir açıklamayı reddeder. Burada konuşan kişi, davranışın nedeninin “Grizmo kanependen nefret ediyor” olmadığını belirtir ve dinleyeni gerçek nedene hazırlar. So bu düzeltmeyi önceki açıklamaya bağlar; konuşan kişi daha önce söylenenlerden bir sonuç çıkarmaktadır. Yeniden kullanılabilen kalıp It's not that A; it's that B şeklindedir: ilk bölüm yanlış açıklamayı eler, ikinci bölüm gerçek nedeni verir.
Alıştırma
Konuşanın bilim kulübünü sevmediği tahminini doğal biçimde düzelten ve ardından gerçek nedeni veren cümle hangisidir?
- I don't that dislike the science club; I just can't stay after school.
- It's not because that I dislike the science club; I just can't stay after school.
- It's not that I dislike the science club; I just can't stay after school.
Cevabı göster
It's not that I dislike the science club; I just can't stay after school.
chair, ottoman, pillows, curtains,
2:41sandalyenizden, puflarınızdan, yastıklarınızdan, perdelerinizden,
rip ... to shreds: lime lime yırtmak
Rip something to shreds, bir şeyi çok ağır biçimde yırtıp birçok küçük parçaya veya şeride dönüştürmek demektir. Bu cümlede ripping eylemin sürmekte olduğunu, to shreds ise ağır sonucu vurgular. Kalıp rip + nesne + to shreds şeklindedir. Burada to shreds bir yönü değil, nesnenin eylem sonundaki durumunu anlatır.
Alıştırma
Köpeğin minderi birçok küçük parçaya ayıracak kadar yırttığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The dog made a small scratch on the cushion.
- The dog dragged the cushion across the room.
- The dog ripped the cushion to shreds.
Cevabı göster
The dog ripped the cushion to shreds.
keep ... in tip-top shape: kusursuz durumda tutmak
Keep something in tip-top shape, bir kişiyi veya şeyi iyi çalışmaya ya da performans göstermeye devam edebilmesi için kusursuz durumda tutmak demektir. Bu cümlede keeping her claws in tip-top shape, yapılan etkinliğin pençelerin sağlıklı, keskin ve kullanışlı kalmasına yardımcı olduğunu anlatır. Kalıp keep + nesne + in tip-top shape şeklindedir. Burada shape fiziksel biçimi değil, genel durumu anlatır; tip-top ise anlamı “kusursuz” olacak şekilde güçlendirir.
Alıştırma
Tip-top içeren gündelik ifadeyi tamamlayın: Regular maintenance keeps the bike ____.
Cevabı göster
in tip-top shape
because this is exactly what her ancestors did in order to survive. Kalıp ifadeler
2:51çünkü atalarının hayatta kalmak için yaptığı şey tam olarak buydu.
in order to survive: amacı açıkça belirtmek
“In order to + fiilin yalın hâli” bir eylemin amacını belirtir. Bu cümlede “in order to survive”, ataların o şeyleri neden yaptığını açıklar: amaç hayatta kalmaktı. “To survive” gibi basit bir amaç mastarıyla karşılaştırıldığında “in order to”, amaç ilişkisini daha açık hâle getirir. Bu yapı, bir hayvanın eylemi bilinçli olarak planladığı anlamına gelmek zorunda değildir; evrimle ilgili açıklamalarda bir davranışın hayatta kalmaya yönelik işlevini de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi amacı açıkça belirten üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The hikers carried extra water ____ stay safe.
Cevabı göster
in order to
As animals that were preyed upon, cats evolved to not get caught. Notlar
2:57Avlanan hayvanlar olarak kediler, yakalanmamak üzere evrimleşti.
were preyed upon: prey upon yapısının edilgen biçimi
“Prey upon” başka bir hayvanı avlayıp yemek anlamına gelir. “Were preyed upon” bunun geçmiş zamandaki edilgen biçimidir; dolayısıyla kedilerin ataları eyleme maruz kalır: başka hayvanlar onları avlardı. Edilgen yapıda “upon” parçacığı geçmiş zaman ortacından sonra kalır: Larger animals preyed upon them, They were preyed upon by larger animals biçimine dönüşür. Eylemi yapan “by” ile eklenebilir; ancak bilinmiyorsa veya önemli değilse belirtilmeyebilir.
Alıştırma
Cümleyi “prey upon”ın geçmiş zamandaki edilgen biçimiyle tamamlayın: For years, the island birds ____ by introduced mammals.
Cevabı göster
were preyed upon
evolved to not get caught: nesiller boyunca oluşan bir özellik
Burada evolved to not get caught, doğal seçilimin kedilerin yakalanma olasılığını azaltan özellik ve davranışları zamanla desteklediği anlamına gelir. evolve to + fiilin yalın hâli yapısı, nesiller boyunca gelişen bir işlevi, yeteneği veya eğilimi anlatır; bir defalık planlı bir eylemi anlatmaz. to not get caught içinde not, get caught ifadesini olumsuz yapar. Burada get + geçmiş zaman ortacı edilgen anlam taşır; dolayısıyla get caught “yakalanmak” demektir. İfade, belirli bir kaçış olayını değil, evrimle oluşmuş bir sonucu veya eğilimi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, birçok nesil boyunca oluşmuş türe ait bir özelliği evolved to ile doğal biçimde anlatır?
- Some insects evolved blending in with tree bark over many generations.
- One insect evolved to hide behind a leaf this morning.
- Over many generations, some insects evolved to blend in with tree bark.
Cevabı göster
Over many generations, some insects evolved to blend in with tree bark.
And in the wild, the cats that were the best at avoiding predators thrived. Dilbilgisi
3:01Ve vahşi doğada, yırtıcılardan kaçınmada en iyi olan kediler çoğaldı.
the best at avoiding predators: bir gruptaki en güçlü beceri
Be the best at + isim veya -ing biçimi, bir grup içinde belirli bir alanda en güçlü beceriye ya da performansa sahip olmak anlamına gelir. Burada the best at avoiding predators, yırtıcılardan uzak durmakta en becerikli olan kedileri belirtir. at bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: avoid değil, avoiding kullanılır. Best, good sözcüğünün en üstünlük derecesidir; bu yüzden karşılaştırılan grup belirtilmeli veya bağlamdan anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Hangi cümle the best at + -ing yapısını doğru kullanır?
- Maya is the best at solving difficult puzzles.
- Maya is the best at solve difficult puzzles.
- Maya is the best to solving difficult puzzles.
Cevabı göster
Maya is the best at solving difficult puzzles.
Grizmo is an expert at squeezing into small spaces Kalıp ifadeler
3:07Grizmo dar alanlara sığma konusunda bir uzmandır
an expert at squeezing into small spaces: bir beceride uzmanlık ve dar alana girme
Bu cümlede an expert at squeezing into small spaces, Grizmo'nun dar yerlere girmekte son derece becerikli olduğu anlamına gelir. Buradaki expert, resmi bir mesleki unvandan çok canlı bir övgüdür. Birinin çok iyi yaptığı bir etkinliği belirtmek için be an expert at + isim veya fiilin -ing biçimi kullanılır. Squeeze into ayrıca alanın dar olduğu, bu yüzden içeri girerken çaba harcamak veya bedeni sıkıştırmak gerektiği fikrini verir.
Alıştırma
Cümleyi an expert at + -ing yapısı ve identify fiiliyle tamamlayın: Leo is ____ birds by their calls.
Cevabı göster
an expert at identifying
and seeking out and hiding in unconventional spots. Öbek fiiller
3:11ve alışılmadık yerlerde saklanıp yer arama konusunda.
seeking out: amaçlı biçimde aramak
Seek out, belirli bir kişiyi, şeyi veya yeri bulmak için bilinçli olarak çaba göstermek demektir. Bu cümlede unconventional spots, seeking out ifadesinin anlaşılan hedefidir: Grizmo alışılmadık yerleri etkin biçimde bulur ve sonra oralara saklanır. Seek out ayrılabilen bir phrasal verb'dür. İsimle seek out a quiet place veya seek a quiet place out denebilir. Zamir kullanıldığında zamir fiille parçacığın arasına gelir: seek it out.
Alıştırma
Cümleyi seek ile kurulan ve “bulmak için bilinçli çaba göstermek” anlamına gelen iki sözcüklü phrasal verb ile tamamlayın: New club members often ____ advice from experienced players.
Cevabı göster
seek out
It also explains why she prefers a clean and odor-free litter box, Kelime
3:15Bu aynı zamanda onun neden temiz ve kokusuz bir kum kabını tercih ettiğini de açıklar,
clean and odor-free litter box: temiz ve kokusuz kedi kum kabı
Litter box, bir kedinin tuvalet olarak kullandığı, kedi kumu dolu kaptır. Evcil hayvan bakımı bağlamında sıradan bir ev çöp kutusu anlamına gelmez. Clean ve odor-free, litter box ifadesini birlikte niteleyen eş görevli sıfatlardır. Odor-free, özellikle kötü koku olmak üzere fark edilir bir kokunun bulunmadığını belirtir; yoğun parfümlü demek değildir. İfadenin tamamı, temiz tutulan ve kötü kokmayan bir kedi kum kabını anlatır.
Alıştırma
A clean and odor-free litter box neyi anlatır?
- Temiz evsel atıklar için kullanılan sıradan bir çöp kutusu.
- Temiz ve fark edilir kötü kokusu olmayan bir kedi tuvaleti.
- Üzerine yoğun parfüm sıkılmış bir kedi tuvaleti.
Cevabı göster
Temiz ve fark edilir kötü kokusu olmayan bir kedi tuvaleti.
that's less likely to give away her location Öbek fiiller
3:19bu onun yerini ele verme olasılığı daha düşük olandır
to any predators that may be sniffing around nearby. Öbek fiiller
3:22etrafta koklayarak dolaşabilecek herhangi bir yırtıcıya karşı.
less likely to give away her location: yerini belli etme olasılığının daha düşük olması
Less likely to, bir şeyin gerçekleşme olasılığının daha düşük olduğunu belirtir. Give away her location, genellikle koku, ses veya ışık gibi bir ipucu yoluyla onun nerede olduğunu açığa çıkarmak anlamına gelir. Burada give away, bir şeyi bağışlamak değil, bilgiyi açığa çıkarmak veya ifşa etmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Nesnesi location, identity, secret veya surprise olduğunda, bu nesne genellikle “ifşa etmek” anlamını gösterir.
Alıştırma
Uyarıyı “istemeden açığa çıkarmak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: A bright phone screen can ____ your location in the dark.
Cevabı göster
give away
may be sniffing around: koklayarak etrafı arıyor olma ihtimali
May be sniffing, may + be + fiilin -ing biçimindeki kiplik bildiren devam yapısını kullanır. Eylemi o anda gerçekleşiyor olabilecek bir durum olarak sunar; yani yırtıcıların gerçekten orada olduğu bilinmez, yalnızca yakındaki olası bir tehditten söz edilir. Sniff around, bir şeyi bulmak için farklı noktaları kontrol ederken burnuyla koklamak demektir. Around, orayı burayı arama fikrini ekler; nearby ise aramanın nerede gerçekleşiyor olabileceğini belirtir. Bu cümlede ifade, hayvan davranışını gerçek anlamıyla anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir köpeğin o anda yakınlardaki farklı yerleri koklayarak arıyor olabileceğini doğal biçimde anlatır?
- The dog may be sniffing around for a snack.
- The dog is sitting still and ignoring the food.
- The dog definitely found a snack yesterday.
Cevabı göster
The dog may be sniffing around for a snack.
Considering everything we do know about cats, Notlar
3:26Kediler hakkında bildiğimiz her şeyi göz önüne aldığımızda,
Considering everything we do know: karşıtlıktan önce bilinen gerçekleri çerçevelemek
Considering ..., bilgiyi cümlenin başına yerleştirerek ardından gelen ana ifadeye bir çerçeve oluşturur. “... göz önünde bulundurulduğunda” anlamına gelir ve dinleyiciye bilinen gerçekleri sonraki noktanın arka planı olarak kullanmasını söyler. We do know içindeki yardımcı fiil do vurgu yapar: gerçekten bildiğimiz şeyler bulunduğunun altını çizer. Bu giriş, bilinmeyen, şaşırtıcı ya da görünüşte karşıt bir noktayı sunmadan önce bilinenleri kabul eder.
Alıştırma
Considering everything we do know ... burada söylemi düzenleme açısından hangi görevi görür?
- Mevcut bilgilerin hiçbirinin güvenilir olmadığını söyler.
- Mevcut bilgiyi kabul eder ve daha sonraki bir karşıtlığa zemin hazırlar.
- Bilinen tüm gerçeklerin listelenmesini emreder.
Cevabı göster
Mevcut bilgiyi kabul eder ve daha sonraki bir karşıtlığa zemin hazırlar.
we do know: vurgu için do
Olumlu we do know cümleciğinde do, yapmak anlamındaki ana fiil değil, vurgu için kullanılan yardımcı fiildir. İddiayı güçlendirerek gerçekten bildiğimizi anlatır. Kalıp do/does/did + fiilin yalın hâlidir. Buradaki vurgu, cümle hâlâ gizemli olan konuya geçmeden önce zaten kesin olan bilgiyi öne çıkarır. Böylece bilinen gerçeklerle çözülmemiş bir soru arasında karşıtlık kurulur.
Alıştırma
Yanıtı vurgu yardımcı fiiliyle tamamlayın: You may doubt me, but I ____ understand your concern.
Cevabı göster
do
it seems that one of their most predominant behaviors Dilbilgisi
3:29en baskın davranışlarından birinin
one of their most ... is still one of the most ...: paralel yapı
one of + the/iyelik belirleyicisi + most + sıfat + çoğul isim kalıbı, bir açıdan en uç olarak nitelenen bir grubun üyelerinden birini belirtir. one of their most predominant behaviors ifadesinde behaviors çoğuldur; ancak fiili one belirlediği için tekil is kullanılır. İkinci ifade olan one of the most mysterious, tekrarlanan behaviors ismini düşürür. İki one of... ifadesinin paralel kullanılması ve aralarına still getirilmesi şaşırtıcı karşıtlığı vurgular: çok belirgin bir davranış hâlâ son derece gizemlidir.
Alıştırma
Aynı paralel one of the most ... yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- One of the most useful tool is also one of the simplest.
- One of the most useful tools is also one of the simplest.
- One of the most useful tools are also one of the simplest.
Cevabı göster
One of the most useful tools is also one of the simplest.
Cats may purr for any number of reasons, Kalıp ifadeler
3:34Kediler çok sayıda nedenden dolayı mırıldanabilirler,
for any number of reasons: birçok olası neden
Bu cümlede may kesinliği değil, olasılığı belirtir. for any number of reasons, nedenleri tek tek adlandırmadan veya saymadan birçok farklı nedenin mümkün olduğunu anlatır. Buradaki any number of belirli bir sayı sormaz. Pek çok olası açıklama bulunduğunu ucu açık biçimde söylemenin bir yoludur.
Alıştırma
Cümleyi “birçok farklı olası nedenden dolayı” anlamındaki kalıpla tamamlayın: A device can stop working ____.
Cevabı göster
for any number of reasons
But curiously, the frequency of their purrs,
3:40Ancak ilginç bir şekilde, mırıldanmalarının frekansı,
is within a range that can promote tissue regeneration. Dilbilgisi
3:46ve bu doku yenilenmesini teşvik edebilecek bir aralıktadır.
between 25 and 150 hertz: bir frekans aralığı
between A and B kalıbı bir aralığın alt ve üst sınırlarını verir. Bu nedenle between 25 and 150 hertz, mırlama frekansını bu iki sınırın arasına yerleştirir. Hz olarak kısaltılan hertz frekansı ölçer: bir hertz, saniyede bir döngüdür. hertz sözcüğü her sayıdan sonra aynı biçimde kalır; bu nedenle İngilizcede 1 hertz ve 150 hertz denir, hertzes denmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir frekans aralığını doğru şekilde ifade eder?
- The sensor detects signals between 30 to 80 hertz.
- The sensor detects signals between 30 and 80 hertzes.
- The sensor detects signals between 30 and 80 hertz.
Cevabı göster
The sensor detects signals between 30 and 80 hertz.
is within a range that ...: bir aralığı etkisiyle ilişkilendirmek
Be within a range, bir değerin belirli bir aralığın içinde bulunması demektir. Burada that can promote tissue regeneration, range sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir ve bu aralığın neye yardımcı olabileceğini açıklar. Bu kalıp bilimsel açıklamalarda yaygındır: be within a range that + fiil önce değeri bir aralığa yerleştirir, ardından o aralıkla bağlantılı etkiyi veya özelliği anlatır. Can, kesin bir sonucu değil kapasiteyi ya da olasılığı bildirir.
Alıştırma
Cümleyi is within a range that ile tamamlayın. The water temperature ____ supports healthy coral growth.
Cevabı göster
is within a range that
So while her purring makes Grizmo an excellent nap companion, Notlar
3:51Dolayısıyla mırıldanması Grizmo'yu mükemmel bir uyku arkadaşı yaparken,
excellent nap companion: kısa bir dinlenme için hoş bir arkadaş
An excellent nap companion, varlığı kısa bir dinlenmeyi keyifli hâle getiren bir kişi ya da hayvandır. Companion sana eşlik eden kişi veya hayvanı, nap ise bu eşliğin hangi etkinlik için olduğunu belirtir. Burada companion olan Grizmo’dur. her purring makes Grizmo an excellent nap companion yapısı, Grizmo’nun bu role uygun olmasının nedeninin mırlaması olduğunu anlatır; companion olan mırlama sesi değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede excellent nap companion doğal biçimde kullanılmıştır?
- My calm old dog is an excellent nap companion.
- My loud alarm is an excellent nap companion because it wakes me at once.
- My office printer is an excellent nap companion during a meeting.
Cevabı göster
My calm old dog is an excellent nap companion.
it is also possible that her purr is healing her muscles and bones,
3:54mırıldanmasının kaslarını ve kemiklerini iyileştiriyor olması da mümkündür,
So while ..., it is also possible: gözlemden olasılığa geçmek
Bu cümlede while, “her ne kadar ... olsa da” anlamındadır; “... olduğu sırada” anlamına gelmez. While cümleciği önce açık bir yararı kabul eder: mırlama, Grizmo'yu iyi bir uyku arkadaşı yapar. Ana cümle daha sonra it is also possible that yapısıyla kesinliği daha düşük bir açıklama ekler. Bu çerçeve, konuşanın ilk noktayı koruyup temkinli biçimde başka bir olasılığa geçmesini sağlar; also bunun önceki noktanın yerine geçmediğini, ona eklendiğini gösterir.
Alıştırma
Bir noktayı kabul edip temkinli bir olasılık eklemek için cümleyi While ve it is also possible that ile tamamlayın. ____ the new schedule is convenient, ____ it will cause longer lines.
Cevabı göster
While · it is also possible that
and maybe even yours, too: iddiayı dinleyiciye genişletmek
Baştaki and, bunun yeni bir konu değil, önceki düşünceye eklenen bir kapanış olduğunu gösterir. Maybe iddiayı belirsiz tutarken even kapsamın dinleyiciye doğru genişlemesini beklenmedik gösterir. Yours, daha önce belirtilen iyelik grubunun yerini alır; böylece isim tekrarlanmaz. Too, “de/da” anlamına gelir. Bu ekleme, sonucu ilk özneden dinleyiciye taşır ve samimi, biraz şaşırtıcı bir kapanış oluşturur.
Alıştırma
Cümlenin sonundaki and maybe even yours, too ne işe yarar?
- Etkiden yalnızca ilk öznenin yararlanabileceğini söyler.
- Önceki iddiayı geri çeker ve yerine kesin bir gerçek koyar.
- İddiayı temkinli biçimde dinleyiciye genişletir ve bu genişlemeyi biraz şaşırtıcı gösterir.
Cevabı göster
İddiayı temkinli biçimde dinleyiciye genişletir ve bu genişlemeyi biraz şaşırtıcı gösterir.
and stealthy prey that hid and escaped to survive.
4:08hem de hayatta kalmak için saklanan ve kaçan gizli avlar olarak.
developed through time: uzun bir zaman diliminde kademeli değişim
Bu cümlede developed through time, bu özelliklerin ve rollerin bir anda ortaya çıkmak yerine uzun bir zaman boyunca kademeli olarak oluştuğu anlamına gelir. Bu evrim bağlamında developed, evolved ya da came to have these characteristics ifadelerine yakındır; yani “evrimleştiler” veya “bu özellikleri zamanla kazandılar”. Develop, değişimi bir süreç olarak sunar. Aynı düşünce, zamanla şekillenen alışkanlıkları, becerileri, sistemleri veya özellikleri anlatabilir.
Alıştırma
Bir grup alışkanlığın kademeli olarak oluştuğunu en doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?
- These habits developed over time.
- These habits happened themselves through time.
- These habits developed all at once over many years.
Cevabı göster
These habits developed over time.
both solitary predators ... and stealthy prey: iki rolün dengeli biçimde bağlanması
Both ... and ... ikili bağlacı, eşit derecede önemli iki rolü birbirine bağlar: solitary predators ve stealthy prey. Both ilk isim öbeğini, and sözcüğü ise ikinci isim öbeğini başlatır; böylece cümle hayvanların her iki role de sahip olduğunu söyler. Her isim öbeği, ona karşılık gelen bir that yan cümlesiyle genişletilir: that hunted and killed to eat avcıları, that hid and escaped to survive ise avları açıklar. Bu paralel yapı ayrıntıları dengeli iki bölüm hâlinde düzenler.
Alıştırma
İki role eşit vurgu yapan ikili bağlaçla cümleyi tamamlayın: The fox is ____ a skilled hunter ____ potential prey for larger animals.
Cevabı göster
both · and
that hunted and killed to eat ... that hid and escaped to survive: paralel eylem ve amaç zincirleri
that ile kurulan iki ilgi cümleciği aynı düzeni izler. Her cümlecikte geçmiş zamandaki iki fiil eş görevli olarak bağlanıp bir eylem zinciri oluşturur; ardından gelen to + fiilin yalın hâli amacı belirtir: hunted and killed eylemlerinin amacı to eat, hid and escaped eylemlerinin amacı ise to survive'dır. İki tarafta aynı yapının kullanılması, iki hayatta kalma stratejisini karşılaştırmayı kolaylaştırır: avcı olarak yiyeceğin peşine düşmek ve av olarak tehlikeden kaçınmak. Bu paralel eylem ve amaç düzeni, zıt süreçleri ve hedeflerini kısa biçimde sunmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede iki paralel eylem zincirinin her birini, amacını belirten bir mastar izler?
- The fox waited quietly to catch a mouse, but it ran when a dog appeared.
- The fox was quiet near the tree, and the dog was loud by the fence.
- The fox listened and waited to catch a mouse, then ducked and ran to escape a dog.
Cevabı göster
The fox listened and waited to catch a mouse, then ducked and ran to escape a dog.
So cats today retain many of the same instincts Kalıp ifadeler
4:12Bu nedenle bugünün kedileri aynı içgüdülerin çoğunu koruyorlar
that allowed them to thrive in the wild for millions of years.
4:15milyonlarca yıl boyunca vahşi doğada başarılı olmalarını sağlayan.
retain many of the same instincts: zaman içinde bir şeye sahip olmaya devam etmek
Bu cümlede retain many of the same instincts, günümüz kedilerinin geçmişteki kedilerde de bulunan pek çok içgüdüye hâlâ sahip olduğu anlamına gelir. Retain, zaman içindeki devamlılığı vurgular: Bu içgüdüler sonradan edinilmemiş veya yeniden kazanılmamış, varlıklarını sürdürmüştür. retain geçişli bir fiildir; bu nedenle burada doğrudan nesne alır: retain + many of the same instincts. many of the same, bütün içgüdülerin tamamen aynı olduğunu söylemeden bugünkü içgüdü grubuyla önceki grubu birbirine bağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede retain, yenilemeden sonra varlığını sürdüren bir şey için en doğal biçimde kullanılmıştır?
- The renovated theater retains many of its original details.
- The renovated theater keeps visitors waiting outside.
- The renovated theater maintains a comfortable temperature.
Cevabı göster
The renovated theater retains many of its original details.
This explains some of their seemingly strange behaviors. Anlatım akışı
4:19Bu, onların görünüşte garip bazı davranışlarını açıklıyor.
This explains some of ...: önceki akıl yürütmeyi sonucun bir kısmına bağlamak
This explains some of ... yapısında This, yalnızca yakındaki bir isme değil, önceki açıklamanın tamamına gönderme yapar. Bu ifade, açıklamaya yardımcı olduğu davranışları belirterek önceki akıl yürütmeyi bir sonuca bağlar. Some of, iddianın kapsamını sınırlar: açıklama gözlemlenen davranışın bir kısmını kapsar, tamamını kapsamak zorunda değildir. Bu yapı, bir açıklama veya savda kısmi bir sonucu belirtmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Açıklayıcı bir metinde This explains some of ... genellikle ne yapar?
- Önceki açıklamayı gözlemlenen sonucun bir kısmına bağlar.
- Önceki açıklamayla ilgisiz yeni bir konu açar.
- Gözlemlenen bütün sonuçların tamamen açıklandığını iddia eder.
Cevabı göster
Önceki açıklamayı gözlemlenen sonucun bir kısmına bağlar.
To them, our homes are their jungles: bakış açısını gösteren bir metafor
To them, bakış açısını kedilere geçirir: cümle, bir insan evinin onların gözünden nasıl bir işlev gördüğünü anlatır. our homes are their jungles gerçek anlamlı bir iddia değil, bir metafordur. Evi; kedilerin vahşi bir yaşam alanının özelliklerini kullanır gibi keşfedebildiği, saklanabildiği, gözlem yapabildiği, tırmanabildiği ve avlanma içgüdüleriyle hareket edebildiği bir bölge olarak yeniden çerçeveler.
Alıştırma
To them, our homes are their jungles. burada ne anlama geliyor?
- Her ev fiziksel olarak tropikal bir ormana dönüşmektedir.
- Ev, kedilerin içgüdülerine göre hareket edebildiği bir bölge gibi işlev görür.
- Kediler yalnızca gerçek bir cangılda hayatta kalabilir.
Cevabı göster
Ev, kedilerin içgüdülerine göre hareket edebildiği bir bölge gibi işlev görür.
But if this is the case, in our own cat's eyes, who are we? Notlar
4:26Ancak eğer durum buysa, kendi kedimizin gözünde biz kimiz?
But if this is the case: önceki bir iddiadan sonuca geçiş
But, akıl yürütmede bir yön değişikliğini gösterir. If this is the case, “az önce belirtilen açıklama doğruysa” anlamına gelir. Buradaki this, kedilerin evlerimizi ormana benzeyen kendi bölgeleri olarak gördükleri düşüncesine gönderme yapar. Bu yan cümle önceki düşünceyi bir koşula dönüştürür ve ardından bir sonuca ya da yeni bir soruya geçiş sağlar. Böylece düşüncenin tamamını tekrarlamadan önceki bilgi üzerinden akıl yürütülebilir.
Alıştırma
Bir rapor köprünün güvensiz olabileceğini söylüyor, ancak bu iddia doğrulanmış değil. Hangi cümle bu iddiayı bir koşul olarak tutar?
- If this is the case, the city should inspect the bridge immediately.
- The report proves that the bridge is definitely unsafe.
- In this case, the bridge was inspected last year.
Cevabı göster
If this is the case, the city should inspect the bridge immediately.
who are we?: merak uyandıran bir soru
Bu cümlede who are we?, izleyiciden kimliğini söylemesini istemez. Bakış açısını kedilerin insanları nasıl görebileceğine çevirir ve soruyu bir süre cevapsız bırakır. Bu soru, ardından gelen bilgileri de düzenler: birkaç mizahi betimleme olası cevaplar olarak sunulabilir. Önce soruyu sormak merak uyandırır ve dinleyiciyi bir dizi tahmine hazırlar.
Alıştırma
Bu cümlede who are we? ifadesinin temel işlevi nedir?
- Konuşmacının herkesin kimliğini unuttuğunu göstermek
- İzleyicilerden adlarını söylemelerini istemek
- İnsanların kedilerden daha zeki olduğunu iddia etmek
- Geçici olarak cevapsız bırakılan bir soru ortaya atıp çeşitli tahminlere geçmek
Cevabı göster
Geçici olarak cevapsız bırakılan bir soru ortaya atıp çeşitli tahminlere geçmek
in our own cat's eyes: bir bakış açısı veya değerlendirme
In our own cat's eyes mecazlı bir ifadedir; “kendi kedimizin bakış açısından” veya “kedimizin bizi anlama ve değerlendirme biçimine göre” anlamına gelir. Fiziksel olarak kedinin gözlerinin içinde bulunmayı anlatmaz. in someone's eyes kalıbı, bir kişinin görüşünü, değerlendirmesini veya bir şeyi görme biçimini belirtir. Own vurgu ekler: soru genel olarak kedilerle değil, bizimle yaşayan kendi kedimizle ilgilidir.
Alıştırma
her coach ifadesini ve in someone's eyes kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, Lena had shown real courage.
Cevabı göster
In her coach's eyes
Big dumb hairless cats competing with them for resources? Kalıp ifadeler
4:30Kaynaklar için onlarla rekabet eden büyük aptal tüysüz kediler mi?
competing with them for resources: compete with ... for ... kalıbı
compete with someone for something kalıbı, başka bir kişi ya da grubun da istediği bir şeyi kazanmak veya elde etmek için onunla rekabet etmek anlamına gelir. With rakibi, for ise ödülü, hedefi ya da sınırlı kaynağı belirtir. Buradaki them kedileri gösterir; resources yiyecek veya alan gibi kaynakları kapsayabilir. Competing, compete fiilinin -ing biçimidir. Big dumb hairless cats ifadesinden sonra gelerek bu varsayılan kedilerin ne yaptığını anlatır ve önceki soruya mizahi bir olası yanıt oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi compete with someone for something kalıbını ve them zamirini aynen kullanarak tamamlayın. Diğer takımlar da kupayı istiyor: Our team must ____ the trophy.
Cevabı göster
compete with them for
Terribly stupid predators they're able to outsmart every day? Kalıp ifadeler
4:34Her gün zekalarıyla alt edebildikleri korkunç derecede aptal yırtıcılar mı?
they're able to outsmart every day: yeterlilik ve düşürülen ilgi zamiri
They're, they are ifadesinin kısaltmasıdır. Be able to + fiilin yalın hâli bir şeyi yapabilme becerisini anlatır. Outsmart, yalnızca daha güçlü olmakla değil, daha akıllıca düşünerek birini yenmek veya ona üstün gelmek demektir. Bu yüzden they're able to outsmart, zekâlarını kullanarak kazanabildiklerini anlatır. predators they're able to outsmart every day yapısında predators'tan sonraki bölüm, nesne konumundaki that ilgi zamirinin düşürüldüğü bir ilgi cümleciğidir: predators that they're able to outsmart every day. Predators, outsmart fiilinin nesnesidir. Üstün zekâ gösteren taraf they, alt edilen taraf ise predators'tır.
Alıştırma
Cümleyi be able to yapısının geçmiş biçimi ve outsmart fiiliyle tamamlayın: Last night, Maya ____ all the older players in the strategy game.
Cevabı göster
was able to outsmart
Or maybe they think we're the prey. Anlatım akışı
4:38Ya da belki de onlar bizim av olduğumuzu düşünüyorlar.
think we're the prey: avcı ve av rollerini tersine çevirerek bitirmek
Think fiilinden sonra doğrudan bir yan cümle gelebilir: think (that) we're the prey. Burada the prey, bilinen belirli bir hayvanı değil, avlanan tarafı ifade eder. Or maybe bir olasılık daha sunar. We're the prey ifadesini sona yerleştirmek avcı-av düşüncesine geri döner ve insanları birden avlanan tarafa koyar. Bu kısa rol değişimi sona mizahi bir şaşkınlık katar; kanıtlanmış bir gerçeği değil, bir tahmini dile getirir.
Alıştırma
Son cümleyi okuyun: Or maybe they think we're the prey. Bu cümlenin temel etkisi nedir?
- Son bir olasılık daha ekler ve kimin avcı, kimin av olduğunu tersine çevirir.
- Prey sözcüğünün bilimsel tanımını verir.
- Daha önce sözü edilen bütün fikirleri geçersiz kılar.
- Hayvanların her insanı avlayacağını kanıtlar.
Cevabı göster
Son bir olasılık daha ekler ve kimin avcı, kimin av olduğunu tersine çevirir.