Vahşi Kızlar 🧹 | Yepyeni - 3. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
204 kelime 164 kel/dk

Video özeti: Indy, Chloe ile oynamayı seçince Coco kendini dışlanmış ve üzgün hisseder. Calypso, Wild Girls oyununda Coco’nun gerçekten neyi sevdiğini ortaya çıkarmasına yardım eder; çocuklar da çiftlik hikâyesini onun Pink Witch rolüyle katılabileceği şekilde yeniden kurar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. What do you love about playing Wild Girls? — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu sorunun, dikkati şikâyetten kişinin etkinlikte değer verdiği şeye ve bir arkadaşıyla vakit geçirme yönündeki asıl ihtiyacına nasıl çevirdiğini öğrenin. What do you love about...? kalıbıyla birinin duygularını reddetmeden veya küçümsemeden, ne istediği üzerine düşünmesini nazikçe sağlayabilirsiniz. 2. can't be dealing with witches. — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: Özellikle Britanya ve Avustralya İngilizcesinde, bir durumdan duyulan bıkkınlığı ve onunla uğraşmak istememeyi anlatan bu gündelik kullanımı tanıyın. Rol yapma oyununda karakter, cadılarla bağlantılı sorunlarla uğraşmak istemediğini söyler; kelimenin gerçek anlamıyla onları idare etme becerisinden yoksun olduğunu belirtmez. 3. I used to be — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bu yapıyı geçmişteki bir kimlik, durum veya tekrarlanan fakat artık genellikle geçerli olmayan bir hâl için kullanın. Burada Indy, tehlikeyle yüzleşmeden önce eskiden Wild Girl olduğunu hatırlatır. Ayrıca “eskiden” anlamındaki used to ile bir şeye alışkın olmayı ifade eden be used to arasındaki farkı ayırt edebilirsiniz.

Bu derste

Yeah.

0:05

Evet.

Huh?

0:07

Ha?

Wild daughter.

0:08

Vahşi kız.

Wild daughter.

0:11

Vahşi kız.

I'm sorry I said that Calypso was wrong. Notlar

0:12

Calypso haksız dediğim için özür dilerim.

Ton ve niyet

I'm sorry + nedeni belirten yan cümle

Burada I'm sorry doğrudan bir özürdür. Konuşan kişi, Calypso'nun haksız olduğunu söylemiş olmanın sorumluluğunu kabul eder; sorry burada başka birinin yaşadığı kötü bir durum için üzüntü bildirmez. Özrü sorumlulukla ilişkilendirmek için I'm sorry + ne yaptığınızı veya söylediğinizi belirten bir yan cümle kullanın: I'm sorry I forgot. Bu yan cümle özrün somut nedenini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle bir fincanı kırdığı için doğrudan özür diler ve konuşanın davranışını açıkça belirtir?

  1. I'm sorry I broke your cup.
  2. I'm sorry your cup is blue.
  3. I'm sorry to your cup.
Cevabı göster

I'm sorry I broke your cup.

Dilbilgisi

said that + bildirme yan cümlesi

I said that Calypso was wrong cümlesinde said, daha önce söylenmiş bir ifadeyi aktarır. That bu ifadenin içeriğini başlatır; Calypso was wrong ise öznesi ve fiili bulunan tam bir yan cümledir. Buradaki that bir bağlaçtır; “şu” veya “o” anlamındaki işaret sözcüğü değildir. Günlük konuşmada çoğu zaman atılabilir, ancak kullanılması aktarılan içeriğin nerede başladığını açıklaştırır.

Alıştırma

Hangi cümle daha önce söylenen bir ifadeyi aktarmak için said that yapısını doğru kullanır?

  1. Lena said me that the shop was closed.
  2. Lena said that the shop was closed.
  3. Lena told that the shop was closed.
Cevabı göster

Lena said that the shop was closed.

I was just hungry.

0:15

Sadece açtım.

Indy.

0:18

Indy.

Indy?

0:19

Indy?

Shoo, crows! Ton ve niyet

0:21

Kışt, kargalar!

Ton ve niyet

Shoo, crows!: hayvanları uzaklaştırma emri

Shoo!, bir hayvanı, bazen de bir insanı uzaklaştırmak için kullanılan emir niteliğinde bir ünlemdir. Burada kargaları kovma eylemini doğrudan gerçekleştirir; bir selamlaşma değildir. Crows, emrin kime yöneltildiğini belirten seslenme sözüdür. Shoo! tek başına söylenebilir veya Shoo, ifadesinden sonra kovulan kişi ya da hayvan belirtilebilir.

Alıştırma

Konuşan kişi Shoo, crows! diyerek ne yapıyor?

  1. Konuşan kişi kargaları selamlıyor.
  2. Konuşan kişi kargalara gitmelerini söylüyor.
  3. Konuşan kişi ayakkabılardan söz ediyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi kargalara gitmelerini söylüyor.

Oh.

0:28

Oh.

Oh.

0:28

Oh.

Oh, she's really sad.

0:31

Ah, gerçekten çok üzgün.

I just wish there was a way she could join in. Notlar

0:33

Keşke onun da katılabileceği bir yol olsaydı.

Dilbilgisi

I just wish there was a way...: mevcut duruma üzüntü ve çözüm dileği

Konuşan kişi I just wish there was a way... yapısını, mevcut durumdan duyduğu üzüntüyü ve bir çözüm isteğini anlatmak için kullanır. Şu anda uygulanabilir bir yol görünmemektedir; bu, zaten mümkün olan bir plan değil, bir dilektir. Geçmiş zaman biçimi was burada dilekle şimdiki gerçeklik arasında mesafe kurar; geçmiş zamandan söz etmez. She could join in, hayal edilen yolun mümkün kılacağı sonucu belirtirken just ifadeyi yumuşatır ve talep yerine sade bir dilek gibi duyulmasını sağlar.

Alıştırma

Oda çok küçük ve şu anda herkesin katılmasını sağlayacak bir yol yok. Hangi cümle hem bu durumdan duyulan üzüntüyü hem de çözüm isteğini en iyi ifade eder?

  1. I wish there was a way everyone could join in.
  2. I found a way everyone could join in.
  3. I know there is a way everyone can join in.
Cevabı göster

I wish there was a way everyone could join in.

Öbek fiiller

join in: başlamış bir etkinliğe katılmak

Burada join in, “başkalarının zaten yapmakta olduğu bir etkinliğe katılmak” demektir. Odak, bir grubun üyesi olmak değil, etkinliğe katılmaktır. Bu cümlede konuşan kişi onun da katılabilmesinin bir yolunu istiyor. Etkinlik bağlamdan belliyse join in nesne almadan kullanılabilir. Etkinlik join in the game örneğindeki gibi söylenebilir; birlikte katılınan kişiler de join in with the others ile belirtilebilir.

Alıştırma

“Başlamış bir etkinliğe katılmak” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle daveti tamamlayın: The band has already started playing. Would you like to ____?

Cevabı göster

join in

Uh oh oh.

0:36

Auuu.

Coco, that's some sad howling. Kelime

0:39

Coco, bu oldukça üzücü bir uluma.

Kelime

That's some sad howling: some sözcüğünün vurgulu kullanımı

Burada some, “belirsiz bir miktar” anlamına gelmez. Konuşanın değerlendirmesini güçlendirir: uluma belirgin derecede ya da son derece hüzünlü gelir. Cümle yaklaşık olarak “Bu gerçekten hüzünlü bir uluma” demektir. Konuşma dilindeki That's some + adjective + noun kalıbı, bir şeyi dikkat çekici olarak sunar. Hayranlık, şaşkınlık, eleştiri veya ironi anlatabilir; tutumu sıfat ve konuşanın tonu gösterir.

Alıştırma

“That's some impressive teamwork!” cümlesinde some ne işe yarar?

  1. Konuşanın kimin çalıştığını bilmediği anlamına gelir.
  2. Konuşanın olumlu değerlendirmesini güçlendirir.
  3. Konuşanın birkaç takımı saydığını gösterir.
Cevabı göster

Konuşanın olumlu değerlendirmesini güçlendirir.

Calypso,

0:42

Calypso,

can you make Indy play with me and not Chloe? Dilbilgisi

0:42

Indy'nin Chloe ile değil de benimle oynamasını sağlayabilir misin?

Dilbilgisi

make Indy play: make + kişi + fiilin yalın hâli

make Indy play ifadesinde make ettirgen bir fiildir; Indy'nin oynamasını sağlamak veya onu oynamaya zorlamak anlamına gelir. Indy, make fiilinin nesnesidir ve aynı zamanda play eylemini yapan kişidir. Etken yapıda kalıp make + kişi + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bu yüzden make Indy play denir ve to kullanılmaz. Can you...? tüm yapıyı bir ricaya dönüştürür, ancak yine de dinleyenden Indy'nin davranışını etkilemesi istenir.

Alıştırma

Parantezdeki fiili make sözcüğünden sonra gereken biçimde kullanın: The silly song made the baby ____. (dance)

Cevabı göster

dance

Indy is in charge of Indy, sweetheart. Notlar

0:46

Indy'nin kararlarını Indy verir, tatlım.

Kalıp ifadeler

in charge of Indy: sorumluluk ve karar yetkisi

In charge of, bir kişi ya da şeyden sorumlu olmak, onu yönetmek veya üzerinde yetkiye sahip olmak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Normalde be fiilinin bir biçiminden sonra gelir: be in charge of + isim veya -ing biçimi. Indy is in charge of Indy cümlesinde adın tekrarlanması, Indy'nin ne yapacağına karar verme hakkının kendisinde olduğunu anlatır. Buradaki charge ödeme veya saldırı anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve ‘sorumlu olmak’ anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Leo ____ organizing the class trip.

Cevabı göster

is in charge of

Ton ve niyet

sweetheart: bir sınırı yumuşatan sevgi dolu hitap

Burada sweetheart, ana cümlenin ardından eklenen sevgi dolu bir hitap sözüdür. Kimin söz sahibi olduğunu değiştirmez; sıcaklık gösterir ve konan sınırı ya da düzeltmeyi yumuşatır. Sweetheart yalnızca romantik ilişkilerde kullanılmaz. Ebeveyn, öğretmen veya bakım veren gibi güvenilen bir yetişkin de bir çocuğu teselli ederken ya da nazikçe yönlendirirken bu sözü kullanabilir.

Alıştırma

Bu kullanımı değerlendirin: Daha önce hiç tanışmadığınız yetişkin bir müşteriye gönderdiğiniz ilk resmî e-postada ona sweetheart diye hitap ediyorsunuz.

  1. Genellikle uygun değil
  2. Uygun
Cevabı göster

Genellikle uygun değil

Oh, but I want to play Wild Girls.

0:49

Ah, ama ben Vahşi Kızlar oynamak istiyorum.

What do you love about playing Wild Girls? Ton ve niyet

0:51

Vahşi Kızlar oynamanın neresini bu kadar seviyorsun?

Ton ve niyet

What do you love about + isim veya -ing biçimi?

What do you love about...? karşıdaki kişinin bir şeyin özellikle hangi yönlerinden hoşlandığını soran açık uçlu bir sorudur. about sonrasında isim veya -ing biçimi kullanılır; burada playing Wild Girls etkinliğin adını verir. Bu konuşmada soru, dikkati bir şikâyetten olumlu bir deneyime de yönlendirir. Böylece kişiyi doğrudan reddetmeden gerçekten ne istediğini fark etmesine yardımcı olabilir.

Alıştırma

Soruyu tamamlamak için hedef What do you love about...? yapısını kullanın: ____ working from home?

Cevabı göster

What do you love about

Uh the broom,

0:54

Şey, süpürgeyi,

and Indy bringing food,

0:55

Indy'nin yiyecek getirmesini,

and I love dancing with Indy. Dilbilgisi

0:57

ve Indy ile dans etmeyi seviyorum.

Dilbilgisi

love dancing: sevilen bir etkinlik için love + -ing

love dancing ifadesinde love sözcüğünden sonra, eylem adı olarak kullanılan -ing biçimi dancing gelir. Bu sözcük dans etmeyi konuşanın sevdiği bir etkinlik olarak adlandırır; konuşanın şu anda dans ettiği anlamına gelmez. Genel olarak veya düzenli biçimde sevdiğiniz bir etkinlikten söz ederken love + fiil-ing yapısını kullanabilirsiniz: love reading, love cooking. Love to dance de dil bilgisi açısından doğrudur ve anlamı çok benzer olabilir; bu nedenle onu yanlış saymayın.

Alıştırma

Cümleyi dance fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Lena loves ____ after school.

Cevabı göster

dancing

I just like playing with Indy.

1:00

Sadece Indy ile oynamayı seviyorum.

Okay.

1:03

Pekala.

Do you think you could scare a scarecrow? Ton ve niyet

1:04

Bir korkuluğu korkutabileceğini düşünüyor musun?

Ton ve niyet

Do you think you could ...?: nazik bir rica veya öneri

Do you think you could ...? dinleyenin neyi yapabileceğini düşündüğünü soran bir soru gibi görünür; ancak burada dinleyeni bir görevi denemeye nazikçe davet eder. Dinleyene düşünüp cevap verme alanı bıraktığı için doğrudan bir emirden daha yumuşaktır. Kalıp Do you think you could + fiilin yalın biçimi ...? şeklindedir. Burada scare, could sözcüğünden sonra gelen yalın fiildir. Could kibar bir mesafe katar; bu kullanımda geçmiş zamanı anlatmaz.

Alıştırma

Ricayı daha nazik yapmak için öğrendiğiniz başlangıçla tamamlayın: ____ help me carry this box?

Cevabı göster

Do you think you could

What is it?

1:13

O da ne?

It's the Pink Witch of the Woods. Kültür

1:14

O Ormanın Pembe Cadısı.

Kültür

the Pink Witch of the Woods: masal tarzında bir karakter unvanı

The Pink Witch of the Woods, masal tarzında bir karakter unvanı biçimindedir. the + character title + of + place kalıbı karakteri bir yer veya bölgeyle ilişkilendirir; burada oyundaki bir rolün fantastik bir hikâye karakteri gibi duyulmasını sağlar. Bu unvanda the Woods, ağaçlık bir alanı veya ormanı ifade eder. Malzeme anlamındaki wood değildir; yani cadı tahtadan yapılmış değildir, ormanla ilişkilidir.

Alıştırma

the Pink Witch of the Woods unvanında of the Woods ne işe yarar?

  1. Cadının tahtadan yapıldığını söyler.
  2. Cadıyı bir orman ortamıyla ilişkilendirir.
  3. Cadının bir mobilya fabrikasında çalıştığını söyler.
Cevabı göster

Cadıyı bir orman ortamıyla ilişkilendirir.

Hey, Coco's not a Pink Witch.

1:17

Hey, Coco Pembe Cadı değil.

Yes, she is. Dilbilgisi

1:19

Evet, öyle.

Dilbilgisi

Yes, she is.: be ile olumlu kısa cevap

Yes, she is., be ile kurulan olumlu bir kısa cevaptır. Özne ve be biçimi korunur, bağlamdan zaten anlaşılan tamamlayıcı ise söylenmez. Burada Yes, she is the Pink Witch. anlamına gelir. Olumsuz bir iddiaya cevap verdiği için bu iddiayı reddeder: konuşan kişi onun gerçekten o karakter olduğunu söyler. is sonrasındaki kelimelerin söylenmemesi eksiltidir; dil bilgisi hatası değildir.

Alıştırma

Maya, 'Lina isn't ready.' diyor. Hangi cevap Maya'nın sözünü doğru biçimde reddeder?

  1. Yes, she is.
  2. No, she isn't.
  3. Yes, she does.
Cevabı göster

Yes, she is.

She's got a broom. Dilbilgisi

1:20

Bir süpürgesi var.

Dilbilgisi

She's got a broom: sahiplik bildiren kısaltılmış have got

She's got, She has got ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada have got, “sahip olmak” veya “şu anda elinde bulunmak” anlamına gelir; dolayısıyla cümle onun şu anda bir süpürgesi olduğunu anlatır. Got, süpürgeyi geçmişte aldığı ya da edindiği anlamına gelen basit geçmiş zaman eylemi değildir. Bu yapıda 's, is değil has anlamına gelir. she, he ve it ile has got; I, you, we ve they ile have got kullanılır. Sahiplik bildiren bu yapı özellikle Britanya İngilizcesindeki konuşmalarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi she ve have got ifadesinin kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: Maya can open the gate because ____ the key.

Cevabı göster

she's got

No, she uses that to... wait. Ton ve niyet

1:21

Hayır, onu sadece... bir dakika.

Ton ve niyet

wait: bir şeyi aniden fark edince duraklamak

Burada wait, konuşanın kendi cümlesini keser. Konuşan kişi, açıklamasının işe yaramayabileceğini henüz fark etmiş ve yeniden düşünmek ya da düzeltmek için durmuştur. Konuşmadaki bu wait, mutlaka “orada kal ve bekle” değil, “bir dakika, az önce bir şey fark ettim” anlamına gelir. Öncesindeki yarım kalmış ifade veya duraklama çoğu zaman bu kendini bölme durumunu gösterir.

Alıştırma

“The meeting is on Thursday... wait, Thursday is a holiday,” cümlesinde wait neyi gösterir?

  1. Konuşan kişi tarihi hiç kuşku duymadan doğrulamaktadır.
  2. Konuşan kişi herkesten perşembeye kadar hareketsiz kalmasını istemektedir.
  3. Konuşan kişi aniden bir sorun fark etmiş ve söylediğini yeniden düşünmektedir.
Cevabı göster

Konuşan kişi aniden bir sorun fark etmiş ve söylediğini yeniden düşünmektedir.

Oh, no.

1:25

Olamaz.

Look, this corn is shriveled up. Kelime

1:27

Bakın, bu mısır buruşmuş.

Kelime

shriveled up: kuruyup buruşmuş bir sonuç

Bu cümlede is shriveled up, mısırın nemini kaybedip buruştuğu ve küçüldüğü anlamına gelir. Yalnızca nemsizliği değil, gözle görülür bir sonucu anlatır. Buradaki up, değişimi tamamlanmış bir sonuç olarak sunmaya yardım eder. Yukarı doğru hareket bildirmez.

Alıştırma

Hangi cümle nemini kaybedip buruşan ve küçülen bir meyveyi en doğal biçimde anlatır?

  1. The clean plate had shriveled up after I dried it.
  2. The forgotten apple had shriveled up in the cupboard.
  3. The full glass had shriveled up on the table.
Cevabı göster

The forgotten apple had shriveled up in the cupboard.

They all are. Dilbilgisi

1:30

Hepsi öyle.

Dilbilgisi

They all are: are ile kurulan eksiltili yanıt

They all are. eksiltili bir yanıttır. Are, önceki cümledeki be yapısını tekrarlar; zaten bilinen shriveled up tamamlayıcısı ise söylenmez. Tam anlamı They are all shriveled up. şeklindedir. All, bu tanımın her bir öğe için geçerli olduğunu gösterir. Bu tür kısa ve vurgulu bir yanıtta They all are doğaldır; tamamlayıcı söylenirse olağan sıra They are all shriveled up olur.

Alıştırma

Be fiilini yeniden kullanıp tekrarlanan sıfatı söylemeden kısa yanıtı tamamlayın: “The three backpacks are heavy.” “Yes, they all ____.”

Cevabı göster

are

It must be the work of the Pink Witch. Notlar

1:31

Bu Pembe Cadı'nın işi olmalı.

Dilbilgisi

It must be...: güçlü bir çıkarım yapmak

Burada It must be..., konuşanın eldeki ipuçlarından çıkardığı güçlü sonucu ifade eder: “Neredeyse kesinlikle...”. Bir zorunluluk ya da emir bildirmez. Yapı must + fiilin yalın hâlidir. must be yapısında be, özneyi konuşanın doğru olduğuna güçlü biçimde inandığı bir kimlik, durum veya konumla bağlayabilir.

Alıştırma

Güçlü çıkarımı must be ile tamamlayın: The lights are on and I can hear voices, so someone ____ home.

Cevabı göster

must be

Kalıp ifadeler

the work of the Pink Witch: bir sonucu nedenine atfetmek

Burada the work of the Pink Witch, Pembe Cadı’ya atfedilen bir eylem veya sonuç anlamına gelir; yani onun yaptığına ya da sebep olduğuna inanılan bir şeydir. Work burada mesleği veya iş yerini ifade etmez. X is/was the work of Y kalıbı, Y’yi X’in muhtemel yaratıcısı veya nedeni olarak gösterir.

Alıştırma

“The broken lock was the work of an expert thief,” cümlesinde “the work of an expert thief” ne anlama gelir?

  1. Uzman bir hırsız kilide zarar verdi.
  2. Hırsız kilidi tamir etmek için işe alındı.
  3. Hırsızın iş yeri kilidin yakınındaydı.
Cevabı göster

Uzman bir hırsız kilide zarar verdi.

The Pink Witch has cursed our crops. Kültür

1:35

Pembe Cadı ekinlerimizi lanetledi.

Kültür

cursed our crops: bir şeye zarar verici büyülü bir lanet yüklemek

Cadıların olduğu bir masalda veya fantastik bir hikâyede curse + kişi ya da şey, o kişiye veya şeye zarar verici büyülü bir lanet yüklemek demektir. Burada büyünün hedefi ekinlerdir; bu yüzden cursed our crops, ekinlere zarar vermek için büyü kullanıldığı anlamına gelir. Buradaki curse, “küfürlü sözler söylemek” anlamında değildir. Hikâyede cadılardan, büyülerden veya sihirden söz edilmesi, anlamın açıkça lanetlemek olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede “cursed our crops” ne anlama geliyor?

  1. Ekinleri hasat etti.
  2. Ekinlere küfürlü sözler bağırdı.
  3. Ekinlere zarar verici bir büyü yaptı.
Cevabı göster

Ekinlere zarar verici bir büyü yaptı.

I can't be dealing with witches. Kelime

1:38

Cadılarla uğraşamam.

Kelime

can't be dealing with: bir şeyle uğraşmayı sinirli biçimde reddetmek

Can't be dealing with + isim veya -ing biçimi, “bununla uğraşmak istemiyorum, sabrım yok ya da şu anda bunu göze alamıyorum” anlamına gelen gündelik bir yakınmadır. Örnekte konuşan kişi cadılarla uğraşmanın zahmetini reddediyor; bunu nasıl yapacağını hiç öğrenmediğini söylemiyor. Süreklilik biçimi be dealing with, durumu konuşan kişinin üstlenmek istemediği devam eden bir yük gibi gösterir. İfade çoğu zaman rahatsızlık, yorgunluk veya abartılı bir kaçınma tavrı taşır.

Alıştırma

“I can't be dealing with this paperwork tonight” ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Evrak işlerinin nasıl yürüdüğünü hiç öğrenmedim.
  2. Bu gece onunla uğraşacak sabrım da enerjim de yok.
  3. Evraklara bakmama izin verilmiyor.
Cevabı göster

Bu gece onunla uğraşacak sabrım da enerjim de yok.

I just bought a new quad bike. Kelime

1:41

Yeni bir atv aldım daha.

Kelime

quad bike: dört tekerlekli arazi aracı

Quad bike, dört tekerlekli ve gidonlu küçük bir motorlu araçtır. Engebeli arazide kullanılmak üzere tasarlanır ve çiftliklerde de sık görülür. Quad sözcüğü “dört” fikrini taşır; dolayısıyla bu birleşik ifade dört tekerlekli bir aracı adlandırır. Buradaki bike, sıradan iki tekerlekli bisiklet anlamına gelmez. Quad bike ifadesini tek bir birleşik isim olarak anlamak gerekir.

Alıştırma

Bu cümlede quad bike neyi ifade ediyor?

  1. Sıradan iki tekerlekli bir bisiklet.
  2. Çiftliklerde ve engebeli arazide kullanılan küçük, dört tekerlekli motorlu bir araç.
  3. Yalnızca otoyollar için tasarlanmış büyük bir kamyon.
Cevabı göster

Çiftliklerde ve engebeli arazide kullanılan küçük, dört tekerlekli motorlu bir araç.

What are we going to do?

1:46

Ne yapacağız?

I'll have to take her some of our food every day to keep her happy. Notlar

1:47

Onu mutlu etmek için her gün yemeklerimizden bir kısmını ona götürmeliyim.

Dilbilgisi

I'll have to: will sonrasında gelecekteki gereklilik

I'll, I will ifadesinin kısaltılmış biçimidir. I'll have to + fiilin yalın hâli yapısında have to gereklilik bildirir; dolayısıyla ifade, konuşanın daha sonra veya gelecekte bir şey yapmak zorunda kalacağını düşündüğünü anlatır. Bu gereklilik genellikle konuşanın isteğinden değil, durumdan, bir kuraldan veya olası bir sonuçtan kaynaklanır. Burada have to tek bir zorunluluk yapısıdır; have “sahip olmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Gelecekteki gerekliliği anlatan hedef kısaltmayla tamamlayın: My car won't start, so ____ call a mechanic.

Cevabı göster

I'll have to

Kalıp ifadeler

take her some of our food: take + alıcı + nesne

take her some of our food ifadesinde take + alıcı + nesne kalıbı kullanılır: her bir şeyi alan kişidir, some of our food ise ona götürülen şeydir. Bu ifade, onun bir yere götürüldüğü anlamına gelmez. Aynı düşünce çoğu zaman take some of our food to her şeklinde de ifade edilebilir. Bir kişi başka birine bir şey götürdüğünde veya teslim ettiğinde bu kalıbı kullanabilirsin.

Alıştırma

take + alıcı + nesne kalıbını kullanarak “bu çiçekleri büyükanneye götürmek” anlamındaki yönergeyi tamamla: Grandma is in the garden, so please ____.

Cevabı göster

take Grandma these flowers

Dilbilgisi

to keep her happy: amaç ve keep + nesne + sıfat

to keep her happy mastar ifadesi, yiyecek götürmenin amacını belirtir: bu eylem onun mutlu veya memnun kalması için yapılır. İfadenin içindeki keep + nesne + sıfat yapısı, “birini veya bir şeyi bir durumda tutmak” anlamına gelir. Her nesnedir, happy ise korunacak durumu belirtir. Aynı yapı keep the door open ve keep everyone safe ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

keep + nesne + sıfat yapısını kullanarak cümleyi “çocukların güvende kalmasını sağlamak” anlamıyla tamamla: We check the playground every morning to ____.

Cevabı göster

keep the children safe

Otherwise, she'll curse our whole farm. Anlatım akışı

1:51

Yoksa bütün çiftliğimizi lanetleyecek.

Anlatım akışı

Otherwise: yapılmadığında doğacak sonucu belirtmek

Cümlenin başında otherwise, “bu gerçekleşmezse” veya “az önce sözü edilen eylem yapılmazsa” anlamına gelir. Önceki yönlendirmeyi açıkça söylenmemiş olumsuz bir koşula dönüştürür ve sonucu belirtir. Bu nedenle basit bir karşıtlık değil, eylem ile sonuç arasındaki ilişkiyi düzenler. Burada lanet, önceki eylem yapılmazsa gerçekleşecek sonuç olarak sunulur.

Alıştırma

“Şimdi yola çıkmazsak” anlamını veren bağlayıcıyı seçin: We need to leave now; ____, we'll miss the train.

  1. for example
  2. otherwise
  3. however
Cevabı göster

otherwise

No, Indy.

1:54

Hayır, Indy.

It's too dangerous.

1:54

Bu çok tehlikeli.

Don't worry. Ton ve niyet

1:56

Endişelenme.

Ton ve niyet

Don't worry: birini rahatlatmak

Don't worry. “Endişelenmene gerek yok” veya “Bence bu durum çözülebilir” anlamına gelen kalıplaşmış bir rahatlatma ifadesidir. Biçim olarak olumsuz bir emir cümlesi olsa da dostça bir bağlamdaki olağan işlevi, kişiye duygularını kontrol etmesini emretmek değil, onu teselli edip güven vermektir.

Alıştırma

B'nin yanıtını bu dersteki iki kelimelik rahatlatma ifadesiyle tamamlayın: A: I'm nervous about the test. B: ____. We can prepare together.

Cevabı göster

Don't worry

I used to be a Wild Girl. Dilbilgisi

1:58

Ben de eskiden bir Vahşi Kızdım.

Dilbilgisi

I used to be: geçmişteki bir kimlik veya durum

used to + fiilin yalın hâli, geçmişte tekrarlanan bir eylemi ya da geçmişte doğru olup artık genellikle geçerli olmayan bir durumu anlatır. Burada used to be, a Wild Girl ifadesini konuşanın eski kimliği olarak sunar ve bunun artık değiştiğini ima eder. used to ifadesinden sonra fiilin yalın hâli kullanılır: used to be doğrudur, used to being değildir. Bu yapı, önceki kimlikler ve durumlar için de kullanılabilir; örneğin I used to be shy.

Alıştırma

Geçmişteki bir durumu anlatmak için cümleyi used to be yapısıyla tamamlayın: I ____ afraid of dogs, but now I love them.

Cevabı göster

used to be