Ebola Virüsü — Vücudunuz Hayatta Kalmak İçin Nasıl Savaşıyor?: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Ebola bağışıklık hücrelerini ele geçirir, sitokin fırtınasıyla savunmayı bedene karşı çevirir; video sonra hastalıkla medya paniğini karşılaştırır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “wipe out” — Deyimsel fiiller: “silmek” değil, “tamamen yok etmek” anlamını ve ortadan kaldırmada kullanımını öğrenin. 2. “the healthier the immune system, the more damage it can do to itself.” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: iki paradoksal değişimi “the..., the...” yapısıyla ilişkilendirin. 3. “The most infectious thing about Ebola is the media hype around it.” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: infectious sözcüğünün virüsten yayılan korkuya geçerek ironik sonuç kurduğunu görün.
Bu derste
“What makes X so Y?” ile nedeni sormak
Burada what nedeni sorar ve cümlenin öznesi olarak görev yapar. Makes, make + nesne + sıfat ettirgen yapısında kullanılır; “nesnenin o durumda olmasına veya o duruma gelmesine neden olmak” demektir. Ebola nesnedir, so dangerous ise sıfat tümlecidir. What makes X so Y? kalıbını, güçlü biçimde ifade edilen bir özelliği hangi etkenlerin açıkladığını sormak için kullanın. Bu, “What does X create?” anlamına gelmez.
Alıştırma
“Bir şeyin belli bir durumda olmasına neden olmak” anlamındaki fiille ettirgen soruyu tamamlayın: What ____ this bridge so stable?
Cevabı göster
makes
How can a virus overwhelm the very complex defense system of the body
0:02Nasıl olur da bir virüs vücudun çok karmaşık olan savunma sistemini
so quickly and so effectively? Dilbilgisi
0:06bu kadar hızlı ve bu kadar etkili bir şekilde alt edebilir?
“so quickly and so effectively” ile paralel vurgu
Her so, ardından gelen zarfın derecesini güçlendirir: so quickly hızı, so effectively ise eylemin amaçlanan sonuca ne kadar iyi ulaştığını vurgular. so sözcüğünün tekrarı iki özelliği paralel hâle getirir ve her birine ayrı vurgu kazandırır. Bunlar birbirine bağlanmış iki so + zarf öbeğidir; sonuç bildiren so ... that yapısı değildir. İkinci so bazen atılabilir, ancak kullanılması dengeyi ve söyleyiş gücünü daha belirgin kılar.
Alıştırma
Her iki özelliği eşit ölçüde vurgulamak için so + zarf yapısını tekrarlayın: The rescue team responded ____ calmly and ____ efficiently.
Cevabı göster
so · so
Let's take a look at what Ebola does. Kalıp ifadeler
0:09Gelin Ebola'nın ne yaptığına bir göz atalım.
Let's take a look at + bir nesne veya yan cümle
Let's take a look at ... dinleyicileri sıradaki konuyu incelemeye davet eden doğal ve kalıplaşmış bir ifadedir. Burada at ifadesinden sonra what Ebola does isim cümleciği gelir; dolayısıyla bu cümleciğin tamamı ifadenin nesnesidir. Bu ifade bir açıklamayı veya sunumu düzenlemeye de yarar: yeni bir konuya, örneğe ya da kanıta geçildiğini gösterir. Take a look, bakmak veya değerlendirmek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir; take fiilinin gerçek anlamdaki kullanımı değildir.
Alıştırma
Bir sunumda sıradaki öğeyi doğal biçimde tanıtan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the survey results.
Cevabı göster
Let's take a look at
A bit of RNA or DNA and a few proteins in a hull.
0:22Bir dış kabuğun içinde biraz RNA veya DNA ve birkaç protein.
It has no ability to do anything by itself whatsoever Dilbilgisi
0:25Tek başına hiçbir şey yapma yeteneği yoktur
no ... anything ... whatsoever ile vurgulu olumsuzluk
no ability to do anything by itself whatsoever ifadesinde no olumsuzluğu kurar, anything bu olumsuz ortam içinde kullanılır ve whatsoever vurguyu artırır. Birlikte, en küçük ölçüde bile hiçbir yetenek bulunmadığını anlatırlar. Bu, anlamı olumluya çeviren bir çift olumsuzluk değildir. No olumsuz kapsamı belirler; anything bu kapsamdaki olası her eylemi ifade eder, cümle sonundaki whatsoever ise iddiayı güçlendirir.
Alıştırma
Hangi cümle tek başına hareket etme yeteneğinin tamamen bulunmadığını belirten tek ve güçlü bir olumsuz anlam ifade eder?
- It has some ability to do things by itself.
- It has no ability to do anything by itself whatsoever.
- It has the ability to do anything whatsoever.
Cevabı göster
It has no ability to do anything by itself whatsoever.
and can only survive and proliferate by infecting cells. Dilbilgisi
0:28ve sadece hücreleri enfekte ederek hayatta kalabilir ve çoğalabilir.
by infecting cells: yöntemi ifade etmek
Burada by infecting cells, virüsün hayatta kalmasını ve çoğalmasını sağlayan yöntemi veya mekanizmayı belirtir. by + -ing yapısı “bir şeyi yaparak” anlamına gelir. Bir yöntemi anlatırken by sonrasında bir isim veya -ing biçimi kullanın. Bu yapıda by infect gibi fiilin yalın biçimini kullanmayın.
Alıştırma
Cümleyi by ve turn off ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The office saved energy ____ unused computers at night.
Cevabı göster
by turning off
so we developed a visual system that makes it easy to understand. Dilbilgisi
0:38bu yüzden anlaşılmasını kolaylaştıran görsel bir sistem geliştirdik.
makes it easy to understand: mastardan önceki biçimsel nesne it
makes it easy to understand yapısında make, “bir şeyin belirli bir duruma gelmesini sağlamak” anlamına gelir; it ise belirli bir şeye gönderme yapmayan biçimsel nesnedir. easy sıfatı, daha sonra to understand ile belirtilen eylemi niteler. Bir eylemi değerlendirmek için make + it + sıfat + to + fiilin yalın biçimi yapısını kullanın. Somut bir karşılığı olmasa da it sözcüğünü koruyun; makes easy to understand örneğindeki gibi it sözcüğünü atmak bu yapıda standart değildir.
Alıştırma
Cümleyi make it easy to kullanarak tamamlayın: Clear labels ____ find the right file.
Cevabı göster
make it easy to
Let's concentrate on the part that's critical to understanding Ebola Anlatım akışı
0:43Ebola'yı anlamak için kritik olan kısma konsantre olalım
Let's concentrate on ... and ignore the rest: konunun kapsamını daraltmak
'Let's concentrate on', dinleyicinin dikkatini ardından gelen içeriğe yöneltir. 'and ignore the rest' ise diğer her şeyi mevcut kapsamın dışında bırakır. Bu iki eylem birlikte bir düzenleme işareti görevi görür: karmaşık bir konuyu bu açıklama için önemli olan kısımla sınırlar. Burada ignore, 'şimdilik bir kenara bırakmak' demektir; 'hiçbir zaman önemli olmadığına karar vermek' anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, bir tartışmanın kapsamını daraltmak için aynı ikili yapıyı kullanır?
- Let's stop discussing the causes completely.
- Let's concentrate on the two main causes and ignore the rest for now.
- Let's list every possible cause before choosing a topic.
Cevabı göster
Let's concentrate on the two main causes and ignore the rest for now.
So, usually dendritic cells would activate an army of antivirus cells,
0:48Normalde dendritik hücreler antiviral hücrelerden,
support cells, and antibody factories
0:53destek hücrelerinden ve antikor fabrikalarından oluşan bir orduyu harekete geçirir,
wipe out: tamamen ortadan kaldırmak
wipe out the infection ifadesinde wipe out, 'tamamen veya neredeyse tamamen yok etmek ya da ortadan kaldırmak' anlamına gelen geçişli bir öbek fiildir. Nesnesi the infection ifadesidir; burada bir şeyi bezle silmekten söz edilmez. Bu ifade çok güçlü bir sonuç sunar. Bağışıklık hücrelerinin enfeksiyonu yalnızca yavaşlattığını veya kontrol altında tuttuğunu değil, ortadan kaldırdığını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, enfeksiyonun yalnızca azaltılmadığını veya kontrol edilmediğini, tamamen ortadan kaldırıldığını söyler?
- The treatment controlled the infection.
- The treatment wiped out the infection.
- The treatment reduced the infection.
Cevabı göster
The treatment wiped out the infection.
in a matter of days: “yalnızca birkaç gün içinde”
Burada in a matter of days, “yalnızca birkaç gün sonra” veya “sadece birkaç gün içinde” anlamına gelir. Matter, in a matter of + zaman dilimi kalıbının bir parçasıdır; burada “konu” veya “mesele” anlamına gelmez. Bu ifade süreyi şaşırtıcı derecede kısa gösterir ve sonucun ne kadar hızlı gerçekleşebileceğini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi “yalnızca birkaç gün sonra” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The small team rebuilt the website ____.
Cevabı göster
in a matter of days
when Ebola strikes: strike, “aniden saldırmak” anlamında
When Ebola strikes ifadesinde strike, hastalığın aniden ortaya çıkıp ciddi bir etki yaratması anlamına gelen geçişsiz bir fiildir. Fiziksel bir vuruşu anlatmaz ve bu cümlede nesne gerektirmez. Bu kullanım olaya ani ve güçlü bir hava katar. Hastalıklar, afetler veya krizlerle ilgili haber ve anlatılarda yaygındır: when X strikes, “X aniden vurduğunda veya zarar verdiğinde” anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede strikes, “aniden saldırmak veya ciddi zarar vermek” anlamında kullanılmıştır?
- The factory workers strike for better pay.
- The clock strikes twelve at midnight.
- When the virus strikes, the clinic switches to its emergency plan.
Cevabı göster
When the virus strikes, the clinic switches to its emergency plan.
Some of the first cells it takes over are the dendritic cells, Öbek fiiller
1:04Ele geçirdiği ilk hücrelerden bazıları dendritik hücrelerdir,
take over: kontrolü ele geçirmek
the cells it takes over ifadesinde take over, “kontrolü ele geçirmek” anlamına gelir. it öznesi Ebola'yı belirtir; yani Ebola hücreleri kontrol eder ve onları virüs için çalıştırır. Hücreler Ebola'nın kontrolünü ele geçirmez. cells adı ilgi cümleciğinden önce gelir: cells (that) it takes over. over sonrasında açıkça söylenmeyen nesne cells olarak anlaşılır. Bu yapı, bir kişinin veya şeyin kontrolünü ele geçirdiği başka nesneler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “kontrolü ele geçirmek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: After the malware entered the network, it began to ____ the central server.
Cevabı göster
take over
the brains of the immune system: işlevsel bir metafor
Dendritik hücreleri “bağışıklık sisteminin beyinleri” olarak adlandırmak bir metafordur. Bu, hücrelerin gerçekten beyin olduğu anlamına gelmez; hücrelerin rolü beynin rolüne benzetilir. İfade koordinasyon işlevini vurgular: dendritik hücreler tehlikeyi algılar ve diğer bağışıklık tepkilerinin yönlendirilmesine yardımcı olur. Herkesin anlayabileceği bilim anlatımında “X'in beyni”, genellikle daha büyük bir sistemi düzenleyen, yönlendiren veya kontrol eden kısmı belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?
- Dendritik hücrelerin içinde küçük fiziksel beyinler bulunur.
- Dendritik hücreler bağışıklık sistemindeki tek hücre türüdür.
- Dendritik hücreler bağışıklık sisteminin tepkisini koordine etmeye yardımcı olur.
Cevabı göster
Dendritik hücreler bağışıklık sisteminin tepkisini koordine etmeye yardımcı olur.
by binding onto receptors for cell transport.
1:13hücre taşınması için kullanılan reseptörlere bağlanarak girer.
it dissolves its outer hull and releases its genetic material,
1:17dış kabuğunu çözer ve genetik materyalini,
disables the cell's protective mechanisms, and reprograms it.
1:26hücrenin koruyucu mekanizmalarını devre dışı bırakır ve onu yeniden programlar.
Yoğunlaştırılmış bir özet için In a nutshell
In a nutshell, birkaç kelimeyle veya kısaca anlamına gelen bir deyimdir. Burada karmaşık bir sürecin temel adımlarına indirgeneceğini bildirir; nutshell gerçek bir kabuğu ifade etmez. Dinleyiciyi yönlendirmek için ifadeyi kısa bir özetin önüne veya arkasına yerleştirin: önemli noktalar tüm ayrıntılarıyla açıklanmak yerine yoğunlaştırılır.
Alıştırma
nutshell içeren ve «kısaca» anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: ____, the plan saves time but costs more.
Cevabı göster
In a nutshell
and uses its resources to build Ebola viruses.
1:34ve kaynaklarını Ebola virüsleri inşa etmek için kullanır.
Metafor olarak a virus production machine
a virus production machine ifadesi bir metafordur. Hücre fiziksel bir makineye dönüşmez; kaynakları virüs üretimine yönlendirildiği için bir makine gibi çalışmaya zorlanır. Bu yapı, bir canlıyı veya sistemi artık yaptığı işle tanımlar. Burada machine, tekrarlanan ve verimli üretimi, ayrıca hücrenin normal işlevini kaybetmesini vurgular.
Alıştırma
Örnekteki a virus production machine ne anlama gelir?
- Hücrenin yerini virüs üreten metal bir cihaz alır.
- Hücre tüm faaliyetlerini durdurur, bu yüzden virüs üretilemez.
- Hücrenin kaynakları çok sayıda virüs üretmek üzere yönlendirilir.
Cevabı göster
Hücrenin kaynakları çok sayıda virüs üretmek üzere yönlendirilir.
Once the cell is saturated: kapasite sınırına ulaşmak
Burada saturated, hücrenin artık daha fazlasını alamayacak kadar virüs kaynaklı maddeyle dolması demektir. Hücre zarının daha sonra parçalanması da bunun renk veya sıradan bir ıslaklık değil, kapasite anlamı olduğunu gösterir. saturated sözcüğünün hangi anlamda kullanıldığını, birlikte kullanıldığı isim ve ardından gelen sonuç gösterir. Başka alanlarda doymuş bir çözelti daha fazla çözünen maddeyi çözemezken doygun renkler çok yoğundur.
Alıştırma
İngilizce ‘Once the air filter is saturated with dust, it cannot trap more particles,’ cümlesinde saturated ne anlama gelir?
- Renkleri daha canlı hâle gelmiştir.
- Biraz nemlenmiştir.
- Tutma kapasitesinin sınırına ulaşmıştır.
Cevabı göster
Tutma kapasitesinin sınırına ulaşmıştır.
The virus not only prevents the dendritic cell from activating the specialized antivirus forces, Dilbilgisi
1:45Virüs sadece dendritik hücrenin özelleşmiş antiviral kuvvetleri harekete geçirmesini engellemekle kalmaz,
prevent ... from activating: bir eylemi engellemek
prevent + nesne + from + -ing yapısı, nesnenin bir eylemi gerçekleştirmesini engellemek anlamına gelir. Burada the dendritic cell eylemi engellenen nesne, activating the specialized forces ise engellenen eylemdir. from bir edat olduğu için sonraki fiil -ing biçimini alır: to activate değil, from activating kullanılır. Aynı yapı insanlar, cihazlar, olaylar ve süreçlerle kullanılabilir.
Alıştırma
prevent + passengers + from + open ögelerini doğru biçimlerde kullanın: The safety lock ____ the door while the train is moving.
Cevabı göster
prevents passengers from opening
it manipulates it into sending signal proteins Dilbilgisi
1:50onu sinyal proteinleri göndermesi için manipüle ederek
that trick the specialized cells into ending their own lives prematurely.
1:53özelleşmiş hücreleri kendi yaşamlarını erken sonlandırmaları için kandırır.
manipulates ... into sending / trick ... into ending yapısı
Fiil + nesne + into + -ing yapısı, öznenin nesneye -ing ile belirtilen eylemi yaptırdığı anlamına gelir. Burada into, bir yere doğru hareketi değil, yol açılan sonucu belirtir. manipulates it into sending ifadesinde manipüle eden virüstür ve ikinci it kontrol edilen hücreyi belirtir. Manipulate kontrolü veya etkiyi vurgular; trick ... into ise aldatma anlamını ekler. Böylece özelleşmiş hücreler kandırılarak kendi yaşamlarını sona erdirir.
Alıştırma
Cümleyi trick + him + into + -ing kullanarak tamamlayın: The fake support agent ____ sharing his password.
Cevabı göster
tricked him into
So, the immune system is seriously disrupted and unable to react
1:57Böylece, virüs hızla çoğalırken
while the virus rapidly multiplies.
2:02bağışıklık sistemi ciddi şekilde bozulur ve tepki veremez hale gelir.
We're talking billions. ile milyarlar düzeyinde ölçek belirtme
We're talking billions cümlesinde we're talking, miktarın veya ölçeğin ne olduğunu belirten konuşma diline özgü bir çerçeve ifadesidir. Çarpıcı bir tahmin verir: sayı milyarlar düzeyindedir. Billions sözcüğünden önce about bulunmaz, çünkü billions yalnızca konuşmanın konusu değildir. Konuşan kişi, önceki açıklamayı somut ve vurgulu hâle getirmek için bu sayıyı kullanır.
Alıştırma
Cümleyi ölçeği belirten konuşma dili ifadesiyle tamamlayın: This project is not cheap; ____ millions of euros.
Cevabı göster
we're talking
There are cells that should deal with infected cells, Öbek fiiller
2:07Enfekte olmuş hücrelerle ilgilenmesi gereken hücreler vardır,
deal with: bir şeyi ele almak veya ona yanıt vermek
Bu cümlede deal with, “bir şeye karşı harekete geçmek” veya “onunla ilgilenmek” anlamına gelir. Bu hücrelerin enfekte hücrelere yanıt vermesi beklenir; biyolojik bağlam, bu yanıtın bağışıklık sistemi tarafından ortadan kaldırmayı içerdiğini gösterir. Deal with, nesne alan geçişli bir öbek fiildir: deal with + isim veya zamir. İfade tek başına geniş bir anlama sahiptir; dolayısıyla eylemin inceleme, çözme, kontrol etme veya ortadan kaldırma oluşunu bağlam belirler.
Alıştırma
Cümleyi “ilgilenmek veya yanıt vermek” anlamındaki vurgulanan iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The safety team will ____ the damaged equipment.
Cevabı göster
deal with
But they also get infected and just die
2:11Ancak onlar da enfekte olurlar ve hastalığın yayılmasını engelleyemeden
At the same time, Ebola infects the guard cells of the body,
2:16Aynı zamanda Ebola vücudun muhafız hücrelerini,
Not only managing to circumvent their defenses, Dilbilgisi
2:22Sadece savunmalarını atlatmayı başarmakla kalmaz,
it also manipulates them to signal to the cells that make up the blood vessels, Öbek fiiller
2:25aynı zamanda kan damarlarını oluşturan hücrelere sinyal göndermeleri için onları manipüle ederek,
not only ... but also ...: iki bölümü paralel tutmak
not only ... also yapısı ikinci bir eylem ekler ve onu önemli bir ileri adım olarak sunar: virüs savunmaları aşar ve ayrıca hücreleri yönlendirir. Altyazının başındaki managing bir -ing biçimidir, manipulates ise çekimli bir geniş zaman fiilidir; bu nedenle bağlanan bölümler paralel değildir. Özenli yazıda aynı dilbilgisel biçimi koruyun: It not only manages to circumvent their defenses but also manipulates them. Not only, -ing biçimini zorunlu kılmaz.
Alıştırma
Hangi cümle not only ... but also ... yapısını doğru bir paralellikle kullanır?
- The update not only improves speed but also reduces errors.
- The update not only improving speed but also reduces errors.
- The update improves not only speed but also reduces errors.
- Not only the update improves speed, but it also reduces errors.
Cevabı göster
The update not only improves speed but also reduces errors.
“Oluşturmak” anlamındaki make up
that make up the blood vessels ilgi yan tümcesinde make up, “oluşturmak” veya “meydana getirmek” anlamına gelir. Özne olan the cells parçaları, nesne olan the blood vessels ise bütünü belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen etken yapı A make(s) up B biçimindedir: bir parça veya bir grup parça, daha büyük bir bütünün tamamını ya da bir bölümünü oluşturur. Burada make, çoğul cells adıyla uyumludur; bu yüzden makes up değil, make up kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “oluşturmak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: Small rooms ____ most of the building.
Cevabı göster
make up
Usually ... but in this case ...: genel kural ve istisna
Usually, normalde ne olduğunu ya da genel olarak neyin mantıklı olduğunu tanıtır. Cümle özel duruma geçmeden önce dinleyicide varsayılan bir beklenti oluşturur. But in this case, mevcut durumu bu genel beklentinin istisnası olarak işaretler. But, normalde mantıklı olan tepkiyle burada ortaya çıkan kargaşayı karşılaştırır; tepkinin genellikle mantıklı olduğu iddiasını geçersiz kılmaz. Bu çerçeve açıklamaları düzenlemeye yardımcı olur: önce usually ile genel örüntüyü belirtin, ardından but in this case ile ilgili istisnaya geçin.
Alıştırma
Yeni örneği tam olarak Usually ... but in this case çerçevesiyle tamamlayın: ____, the shortcut saves time, ____, it creates extra work.
Cevabı göster
Usually · but in this case
awakened by the virus and the macrophages signals.
2:39virüs ve makrofajların sinyalleri tarafından uyandırılırlar.
They're not very effective against viruses Kalıp ifadeler
2:42Virüslere karşı pek etkili değillerdir
effective against + bir tehdit veya sorun
Effective against, against kelimesinden sonra gelen şeyi “durdurmada, ona direnmede veya etkisini azaltmada başarılı” anlamına gelir. Bu cümlede viruses, nötrofillerin iyi mücadele edemediği hedeftir. İsim, karşı koyulan bir tehdit, hastalık, madde veya sorunu belirtiyorsa effective against + isim yapısını kullanın. Against bu hedefi tanıtır; bu yapıda yerine to kullanılamaz.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “direnmede iyi çalışır” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: This coating is ____ rust.
Cevabı göster
effective against
and should not be involved in this fight and begin to do lots of stuff they shouldn't do.
2:44ve bu savaşa dahil olmamaları gerekirken, yapmamaları gereken birçok şeyi yapmaya başlarlar.
The neutrophils signal the blood vessels to release more fluid,
2:49Nötrofiller kan damarlarına daha fazla sıvı salgılamaları için sinyal göndererek
Another area of the body Ebola attacks is the liver.
2:54Ebola'nın saldırdığı vücudun bir diğer bölgesi de karaciğerdir.
and it quickly starts killing loads of liver cells Kelime
3:00ve hızla bir sürü karaciğer hücresini öldürmeye başlar
gündelik bir miktar ifadesi olarak loads of
Loads of, “çok sayıda” veya “büyük miktarda” demenin gündelik bir yoludur. Burada çoğul sayılabilir isim liver cells ifadesini niteler; dolayısıyla loads of liver cells, çok sayıda karaciğer hücresi demektir. Bu ifade, loads of time örneğindeki gibi sayılamayan isimlerle de kullanılabilir. Konuşma diline özgüdür ve hafif bir vurgu taşır; load burada gerçek anlamıyla “yük” demek değildir.
Alıştırma
Loads of ifadesinin şu resmî araştırma raporu cümlesine uygun olup olmadığına karar verin: The survey collected loads of data from hospitals.
- Uygun değil
- Uygun
Cevabı göster
Uygun değil
And all of those things are going on at the same time. Öbek fiiller
3:06Ve tüm bu şeyler aynı anda gerçekleşmektedir.
are going on: şu anda gerçekleşen olaylar
Burada are going on, “gerçekleşiyor” ya da “devam ediyor” anlamındadır. all of those things öznesi birden fazla süreci ifade ettiği için are çoğul özneyle uyumludur; going on da bu süreçleri o anda sürmekte olan süreçler olarak gösterir. Özne bir olay, durum veya etkinlik olduğunda go on çoğu zaman neyin gerçekleştiğini anlatır: What’s going on? Özne ve bağlam, “konuşmaya devam etmek” gibi diğer anlamları dışlar.
Alıştırma
Cümleyi go on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Something strange ____ in the empty office.
Cevabı göster
is going on
it's like nukes exploding everywhere. Deyimler
3:11sanki her yerde nükleer bombalar patlıyor gibidir.
it's like nukes exploding everywhere: çarpıcı bir benzetme
like sözcüğü burada bir benzetme kurar. Virüs yayılırken ortaya çıkan yıkım, birçok yerde patlayan nükleer bombalara benzetilerek devasa, eş zamanlı ve kontrolsüz bir hasar görüntüsü oluşturulur. Bu karşılaştırma bilerek aşırı ve görseldir. Ölçeği ve tehlikeyi hızla aktarır; gerçek nükleer patlamalar olduğunu veya iki sürecin tıbbi açıdan aynı olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Bu cümledeki benzetme ne anlama geliyor? "As the virus spreads, it's like nukes exploding everywhere."
- Hasar geniş bir alana yayılmış, eş zamanlı ve son derece yıkıcıdır.
- Virüs yalnızca nükleer silahlardan etkilenen yerlerde yayılır.
- Gerçek nükleer silahlar vücudun içinde patlamaktadır.
Cevabı göster
Hasar geniş bir alana yayılmış, eş zamanlı ve son derece yıkıcıdır.
One incident of this in one region would be problem enough, Dilbilgisi
3:14Bir bölgede bunun tek bir kez yaşanması bile yeterince büyük bir sorunken,
would be ... enough, but now ... karşıtlığı
Would be ... enough tek bir olayı varsayımsal bir ölçüt olarak sunar: bu sınırlı durum bile tek başına ciddi bir sorun sayılırdı. Burada would, geçmişteki bir alışkanlığı değil, varsayımsal bir değerlendirmeyi belirtir. But now, bu daha küçük varsayımsal durumdan günümüzdeki gerçeğe geçiş yapar. Starting to happen everywhere at once, durumun hem kapsam hem de eş zamanlılık bakımından büyüdüğünü gösterir.
Alıştırma
Would be problem enough, but now ... bu cümlede hangi işlevi görüyor?
- Tek bir olayın bile ciddi olduğunu belirtir ve ardından mevcut durumun çok daha geniş bir alana yayıldığını söyler.
- Geçmişte düzenli olarak gerçekleşen bir alışkanlığı anlatır.
- Yalnızca bir bölge etkilendiği için sorunun sona erdiğini söyler.
Cevabı göster
Tek bir olayın bile ciddi olduğunu belirtir ve ardından mevcut durumun çok daha geniş bir alana yayıldığını söyler.
All the mechanisms the immune system has evolved to handle infections
3:20Bağışıklık sisteminin enfeksiyonlarla başa çıkmak için evrimleştirdiği tüm mekanizmalar
and the virus continues to spread and spread Anlatım akışı
3:26ve virüs yayılmaya ve yayılmaya devam eder
and finally begins to infect more and more body cells
3:28ve sonunda vücut hayatta kalmak için çaresizce mücadele ederken
continues to spread and spread ... more and more ile süreklilik ve artış
Spread and spread ifadesinde fiilin and ile yinelenmesi eylemi uzatır: yayılma tek bir aşamadan sonra durmak yerine devam eder. Bu tekrar, yanlışlıkla oluşmuş bir fazlalık değil, kasıtlı bir vurgudur. More and more + çoğul isim, sayının düzenli biçimde arttığını gösterir. Bu iki kalıbın art arda kullanılması, süreci devam eden yayılmanın ardından giderek daha geniş ölçekte enfeksiyon oluşması şeklinde düzenler.
Alıştırma
Hangi cümle hem eylemin devam ettiğini hem de etkilenen miktarın arttığını göstermek için iki tekrar kalıbını birden kullanıyor?
- The rain kept falling, but fewer and fewer streets were wet.
- The rain kept falling and falling, and more and more streets began to flood.
- The rain fell once, and one street began to flood.
Cevabı göster
The rain kept falling and falling, and more and more streets began to flood.
while the body desperately struggles to stay alive. Kalıp ifadeler
3:31giderek daha fazla vücut hücresini enfekte etmeye başlar.
struggles to stay alive: struggle to + fiil yapısı
Burada struggles to stay alive, “hayatta kalmak son derece zor olduğu için bunu başarmak üzere yoğun çaba gösterir” anlamına gelir. Struggle mutlaka fiziksel bir kavga anlatmaz. struggle to + fiilin yalın hâli yapısı, bir eylemi tamamlamanın zor olduğunu vurgular: struggle to breathe, struggle to continue veya struggle to stay open.
Alıştırma
Cümleyi struggle fiilinin doğru biçimi + to ile tamamlayın: Without enough water, the young tree ____ stay alive.
Cevabı göster
struggles to
the immune system launches a cytokine storm.
3:37bağışıklık sistemi bir sitokin fırtınası başlatır.
turn the tide: kötüleşen bir durumu tersine çevirmek
Turn the tide, kötü veya kaybedilmekte olan bir durumun iyileşmeye başlaması için olayların yönünü değiştirmek anlamına gelen bir deyimdir. İmge, gelgitin yön değiştirmesinden gelir; ancak cümle denizden söz etmez. An effort to turn the tide ifadesinde to ile kurulan mastar, çabanın amacını belirtir. Bağışıklık sisteminin neyi başarmaya çalıştığını anlatır; girişimin kesinlikle başarılı olduğunu söylemez.
Alıştırma
“The rescue team made one last effort to turn the tide.” cümlesi hakkındaki şu ifadeyi değerlendirin: Bu cümle kurtarma girişiminin başarılı olduğunu kanıtlar.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
that causes the immune system to launch all of its weapons all at once
3:42ve bağışıklık sisteminin tüm silahlarını aynı anda
Tıbbi terim cytokine storm
Cytokine storm veya sitokin fırtınası, vücudun sitokin adı verilen çok sayıda sinyal proteinini saldığı aşırı ve yeterince kontrol edilemeyen bir bağışıklık tepkisidir. Yaygın iltihaplanmaya ve vücudun kendi dokularının zarar görmesine neden olabilir. Bu cümlede yardım sinyali ve silahlar, aniden güçlenen ve kontrol edilmesi zorlaşan bir bağışıklık tepkisini anlatan benzetmelerdir. Storm gerçek bir hava olayını anlatmaz ve terim normal bir bağışıklık tepkisi için kullanılmaz.
Alıştırma
Bir tıp raporunda cytokine storm en doğru biçimde neyi anlatır?
- Vücuda zarar verebilecek, tehlikeli ölçüde aşırı bir bağışıklık sinyali tepkisi
- Bir enfeksiyona verilen herhangi bir normal bağışıklık tepkisi
- Hastane hizmetlerini aksatan şiddetli bir fırtına
Cevabı göster
Vücuda zarar verebilecek, tehlikeli ölçüde aşırı bir bağışıklık sinyali tepkisi
in a desperate kamikaze attack. Kültür
3:46çaresiz bir kamikaze saldırısında fırlatmasına neden olur.
Tarihsel açıdan ağır çağrışımlı kamikaze attack benzetmesi
İngilizcede kamikaze başlangıçta İkinci Dünya Savaşı sırasında kasıtlı intihar saldırıları gerçekleştiren Japon pilotları ifade eder. Bu tarih nedeniyle kelime savaş, ölüm ve kendi kendini yok etme düşüncelerini güçlü biçimde çağrıştırır. Burada kamikaze attack, saldıran tarafa da ciddi zarar verebilecek umutsuz ve topyekûn bir tepkinin mecazi anlatımıdır. Bağışıklık sistemi, korumaya çalıştığı aynı bedene zarar veriyormuş gibi gösterilir.
Alıştırma
Bir yazar yalnızca “son bir umutsuz girişim” demek istiyor; kendi kendini yok etme düşüncesi veya İkinci Dünya Savaşı göndermesi yok. Kamikaze attack en tarafsız ve kesin seçim midir?
- Evet
- Hayır
Cevabı göster
Hayır
Collateral damage: hedef dışındaki kasıtsız zarar
Bu cümlede collateral damage, asıl hedef olmayan bir şeyin gördüğü zararı ifade eder. Bağışıklık tepkisi virüsü hedefler, ancak kan damarları da zarar görür. Bu ifade, ana hedefin dışında oluşan kasıtsız zararı anlattığı askerî dilden gelir. Günümüzde bir eylemin yol açtığı önemli ek zararlar için mecazi olarak da kullanılır ve bu zararların önemsiz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnekte collateral damage neyi ifade ediyor?
- Virüse bilerek verilen zarar
- Kan damarlarında oluşan zararsız bir iyileşme
- Virüs hedef alınırken kan damarlarının uğradığı kasıtsız zarar
Cevabı göster
Virüs hedef alınırken kan damarlarının uğradığı kasıtsız zarar
Paradoxically, the healthier the immune system, Dilbilgisi
3:55Çelişkili bir şekilde, bağışıklık sistemi ne kadar sağlıklıysa,
The + comparative ..., the + comparative ...: birlikte değişen iki derece
the + comparative ..., the + comparative ... kalıbı değişen iki dereceyi birbirine bağlar. İlk bölüm bir ölçek kurar: bağışıklık sistemi daha sağlıklı hâle geldikçe ikinci bölüm, kendi kendine zarar verme potansiyelinin arttığını söyler. Buradaki iki the de eşleşen kalıbın parçasıdır; sıradan belirli tanımlıklar değildir. Cümle, iki değişken arasındaki bağlama bağlı bir ilişkiyi anlatır; her sağlıklı bağışıklık sisteminin zararlı olduğuna dair evrensel bir iddia ortaya koymaz.
Alıştırma
Daha fazla pratik yapmanın görevi kolaylaştırdığını ifade etmek için eşleşen karşılaştırma kalıbını tamamlayın: ____ you practice, ____ the task becomes.
Cevabı göster
The more · the easier
There's just not enough blood left to supply the organs with oxygen Kalıp ifadeler
4:07Organlara oksijen sağlayacak kadar kan kalmaz
supply the organs with oxygen: organlara oksijen sağlamak
supply the organs with oxygen ifadesinde supply + alıcı + with + kaynak yapısı kullanılır. The organs alıcıyı, oxygen ise sağlanan kaynağı belirtir. Bu yapı bir kişinin, grubun, yerin veya sistemin ihtiyaç duyduğu bir şeyi aldığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi supply + the clinic + with + electricity yapısını kullanarak tamamlayın: The emergency generator can ____.
Cevabı göster
supply the clinic with electricity
the chance of you dying: ölme olasılığınız
the chance of you dying ifadesinde chance, olumlu bir fırsat değil, olasılık anlamına gelir. -ing yapısındaki you dying bölümünün tamamı, gerçekleşme ihtimali tartışılan olası olayı belirtir. the chance of + kişi veya şey + -ing yapısı, bir olayın gerçekleşme olasılığını yüksek, düşük, küçük veya sıfır olarak tanımlamanızı sağlar. Günlük konuşmada me, him ve you gibi nesne biçimleri yaygındır; daha resmî İngilizcede my, his ve your gibi iyelik biçimleri kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi the chance of + the team + losing yapısını kullanarak tamamlayın: We need a stronger defense because ____ is high.
Cevabı göster
the chance of the team losing
six out of 10 infected die from Ebola. Kalıp ifadeler
4:17enfekte olan her 10 kişiden altısı Ebola'dan ölüyor.
“six out of 10” oran yapısı
X out of Y, toplam Y kişilik ya da nesnelik bir grubun X tanesi anlamına gelir. Burada six out of 10, enfekte olmuş her on kişiden altısı demektir; infected, infected people ifadesine kısaca gönderme yapar. out of ifadesinden önceki sayı sayılan kısmı, sonraki sayı ise toplamı gösterir. Bu kullanım bir istatistiği gözde canlandırmayı kolaylaştırır: six out of ten, %60’a eşittir ancak oranı yüzde yerine bir gruptaki kişi sayısı olarak sunar.
Alıştırma
“Her on kişiden yedisi” anlamındaki X out of Y yapısıyla cümleyi tamamlayın: ____ surveyed people preferred the new design.
Cevabı göster
Seven out of ten
Retorik hazırlık ve tersine çevirme: “right? No, not even close.”
Konuşmacı önce “it’s time to panic” ifadesini görünüşte açık bir sonuç olarak sunar ve dinleyiciyi bunu kabul etmeye yöneltmek için right? ekler. Bu bağlamda right? retoriktir: tarafsız biçimde bilgi istemek yerine bir beklenti oluşturur. “No, not even close” konuşmacının gerçek görüşünü verir ve bu beklentiyi güçlü biçimde tersine çevirir. Bu hazırlık ve tersine çevirme kalıbı, konuşmacının çekici görünen bir sonucu önce dile getirip sonra düzeltmesini sağlar.
Alıştırma
Bir antrenör, “We lost one game, so the season is over, right? No, not even close.” diyor. Antrenör ne demek istiyor?
- Antrenör, sezonun bittiği sonucunu güçlü biçimde reddediyor.
- Antrenör, sezonun bitip bitmediğinden emin değil.
- Antrenör, dinleyicinin sezonun bittiğini doğrulamasını istiyor.
Cevabı göster
Antrenör, sezonun bittiği sonucunu güçlü biçimde reddediyor.
not even close: doğrudan çok uzak
Burada not even close, “doğru olmaktan çok uzak” veya “gerçeğe hiç yakın değil” anlamına gelir. Önceki sonucu güçlü biçimde reddeder; close fiziksel mesafeyi değil, doğru cevaba ne kadar yakın olunduğunu anlatır. Bu kalıbı bir tahmini, öngörüyü, karşılaştırmayı veya sonucu değerlendirmek için kullanabilirsin. even sözcüğü vurguyu artırır: fikir, yakın sayılmak için gereken en düşük düzeye bile ulaşmamıştır.
Alıştırma
Biri bir projenin iki gün süreceğini tahmin ediyor, ancak proje aslında iki ay sürecek. Tahminin doğrudan çok uzak olduğunu en iyi hangi cevap anlatır?
- Not even close.
- Not quite.
- Very close.
Cevabı göster
Not even close.
The severity of Ebola gets paper sold and YouTube videos shared, Dilbilgisi
4:28Ebola'nın ciddiyeti gazetelerin satmasını ve YouTube videolarının paylaşılmasını sağlıyor,
gets paper sold ... YouTube videos shared: get + nesne + geçmiş zaman ortacı
get + nesne + geçmiş zaman ortacı kalıbı, “nesnenin bir eyleme maruz kalmasını sağlamak” veya “o eylemin yapılmasını ayarlamak” anlamına gelir. Nesne eylemden etkilenir: paper satılır ve YouTube videos paylaşılır. Bu cümlede gets sözcüğünden sonra iki paralel sonuç grubu gelir: paper + sold ve YouTube videos + shared. Sold ve shared geçmiş zaman ortaçlarıdır; etken ana fiiller değildir. Cümle kimin sattığına veya paylaştığına değil, Ebola’nın ciddiyetinin ortaya çıkardığı sonuçlara odaklanır.
Alıştırma
Paralel iki sonucu print ve distribute fiillerinin geçmiş zaman ortaçlarıyla tamamla: The organizer got the posters ____ and the leaflets ____ before Friday.
Cevabı göster
printed · distributed
But currently, the only way to get infected by Ebola Dilbilgisi
4:35Ancak şu anda Ebola kapmanın tek yolu,
is to come into contact with the bodily fluids Kalıp ifadeler
4:38semptom gösteren bir kişinin veya enfekte olmuş bir yarasanın
the only way to do X is to do Y: tek yolu ifade etmek
the only way to do X is to do Y kalıbı, bir sonucu tek bir yönteme bağlar. İlk to-infinitive sonucu belirtir: get infected by Ebola. is sonrasındaki to-infinitive ise belirtilen yolu gösterir: come into contact with bodily fluids. Only, iddiayı dışlayıcı hâle getirir: konuşmacı, cümlenin belirttiği zaman çerçevesinde bu yolu olası yollardan biri olarak değil, tek yol olarak sunar. Bu yapı kurallar, işlemler ve açıklamalar için kullanışlıdır; ancak iddianın doğruluğu olgulara ve zaman çerçevesine bağlıdır.
Alıştırma
Cümleyi the only way to do X is to do Y kalıbında kullanılan iki kelimelik bağla tamamlayın: The only way to unlock this account ____ verify your identity.
Cevabı göster
is to
come into contact with: temas etmek
Come into contact with, bir kişi ya da şeyle karşılaşmak, temas etmek veya ona maruz kalmak anlamına gelir. Burada vücut sıvılarıyla teması anlatır; kişinin bunlara kasıtlı olarak eliyle dokunması gerekmez. İfadenin sabit biçimi come into contact with + isim şeklindedir. Come into bir durumun başlamasını, contact bu temas durumunu, with ise ilgili kişiyi, maddeyi veya şeyi belirtir.
Alıştırma
Tehlikeli bir maddeyle karşılaşmayı anlatan resmî ifadeyi hangi cümle doğru kullanıyor?
- You may come into contact the chemical during cleanup.
- You may come into contact with the chemical during cleanup.
- You may come contact with the chemical during cleanup.
Cevabı göster
You may come into contact with the chemical during cleanup.
Ebola has killed 5,000 people since June 2014.
4:46Ebola, Haziran 2014'ten bu yana 5.000 kişiyi öldürdü.
The common flu kills up to 500,000 people each year. Kalıp ifadeler
4:49Sıradan grip her yıl 500.000'e kadar insanı öldürüyor.
up to 500,000: bir üst sınır
Bu cümlede up to 500,000, 500.000 sayısını mümkün olan en yüksek değer olarak sunar. Gerçek sayı daha düşük olabilir. up to + sayı kalıbı istatistik, fiyat, miktar, kapasite ve zaman ifadelerinde olası bir üst sınırı gösterir. Sayının tam olarak o değerde veya o değerin üzerinde olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle 500 konuğun mümkün olan en yüksek sayı olduğunu belirtir?
- The venue can hold up to 500 guests.
- The venue can hold at least 500 guests.
- The venue can hold exactly 500 guests.
Cevabı göster
The venue can hold up to 500 guests.
every single day: istisnasızlığı vurgulama
Every single day, istisnasız her gün anlamına gelir. Burada single, her günü ayrı ayrı sayılmış gibi hissettirerek every sözcüğünü güçlendirir; bekâr olma anlamına gelmez. Nötr every day ifadesiyle karşılaştırıldığında every single day daha güçlü bir vurgu ekler. Bağlama göre tekrarlanan bir olguyu özellikle çarpıcı, ciddi, etkileyici veya sinir bozucu gösterebilir.
Alıştırma
Hangi cümle Lena'nın tek bir günü bile atlamadan çalıştığını en güçlü biçimde vurgular?
- Lena practices every day.
- Lena practices every single day.
- Lena wears everyday clothes.
Cevabı göster
Lena practices every single day.
Even if ...: kendinizi korkuya kaptırmayın
Even if bir ödünleme anlamı getirir: Konuşmacı Ebola'nın korkunç ve ürkütücü olduğunu kabul eder, ancak bu gerçeğin ana cümledeki tavsiyeyi değiştirmediğini söyler. Scary hastalığı, scared ise kişinin duygusunu anlatır. even if + koşul, sonuç/tavsiye kalıbı, koşulun sonucu belirlemeyeceğini gösterir. Burada even if, konuşmacının Ebola'nın ciddiyetinden şüphe ettiğini göstermez; gerçeği kabul etse de tavsiyesini değiştirmediğini belirtir.
Alıştırma
‘Bu gerçekleşse de gerçekleşmese de’ anlamına gelen iki sözcüklü ödünlemeli koşul bağlacını yazın: ____ the road is crowded, we will leave at six as planned.
Cevabı göster
Even if
En bulaşıcı şey ... medya abartısıdır
Cümlede infectious sözcüğü mecazi anlamda kullanılır. Medya abartısı virüs taşıyamaz; tanıtım, tekrarlanan haberler ve bunların yarattığı korku, enfeksiyon gibi kişiden kişiye yayılan şeyler olarak resmedilir. Medya abartısını the most infectious thing diye adlandırmak kasıtlı bir abartı ve ironidir. Savunulan düşünce, toplumsal paniğin çok geniş bir alana yayılabileceğidir. Media hype around it, Ebola'yı çevreleyen yoğun ve çoğu zaman sansasyonel ilgiyi ifade eder.
Alıştırma
Bu bağlamda 'The most infectious thing about Ebola is the media hype around it' cümlesi ne anlama gelir?
- Medya haberleri korku ve heyecanı bulaşıcıymış gibi toplum içinde yayabilir.
- Gazeteciler Ebola'yı her konuştuğunda hastalık daha az bulaşıcı hâle gelir.
- Haberler Ebola'yı insanlar arasında biyolojik olarak bulaştırabilir.
Cevabı göster
Medya haberleri korku ve heyecanı bulaşıcıymış gibi toplum içinde yayabilir.
You could learn a bit more about the immune system, though. Ton ve niyet
5:11Yine de bağışıklık sistemi hakkında biraz daha fazla şey öğrenebilirsiniz.
Cümle sonundaki though
Bu cümlenin sonunda though, “ancak” ya da “yine de” anlamına gelir. Öneriyi sonradan eklenen bir düşünce gibi sunar ve önceki “paniğe gerek yok” düşüncesiyle hafif bir karşıtlık kurar. Burada though, ana cümlenin tamamını niteler; yeni bir yan cümle başlatmaz. Cümle sonundaki bu yapı, küçük bir karşıtlığı konuşma diline uygun ve daha az keskin biçimde ifade etmenin yaygın bir yoludur.
Alıştırma
Hangi seçenek, önceki düşünceyle karşıtlık kuran samimi bir ek düşünce belirtmek için cümle sonunda though kullanır?
- Though we should bring umbrellas, we do not need to cancel the picnic.
- We should bring umbrellas because the forecast says rain.
- We do not need to cancel the picnic. We should bring umbrellas, though.
Cevabı göster
We do not need to cancel the picnic. We should bring umbrellas, though.