Peppa Pig | Paten Diskosu | Peppa Pig Resmi | Aile ve Çocuk Çizgi Filmi: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa ve arkadaşları tekerlekli paten diskosuna gider ve çarpışmamak için herkesin aynı yönde güvenle kayması gerektiğini öğrenir; büyük çocuklar tekerlemeleri küçümsedikten sonra Madame Gazelle’in en sevdiği disko şarkısı herkesi birlikte hareket ettirir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Would you like me to — Konuşma edimbilimi ve tutum: Yardım etmeyi veya bir işi üstlenmeyi karşı tarafa baskı kurmadan, nazikçe teklif etmeyi öğrenin. Bu kalıp doğrudan bir sorudan daha yumuşak duyulur; bir eşyayı taşımayı, görevi açıklamayı ya da birine eşlik etmeyi önerirken uyarlanabilir. 2. bump into each other. — Phrasal verb’ler: bump into ifadesinin burada tesadüfen karşılaşmayı değil fiziksel olarak çarpışmayı anlattığını, each other bölümünün ise kişilerin birbirine çarpabileceğini gösterdiğini kavrayın. Böylece paten, kalabalıkta yürüme, oyun ve grup hâlinde hareket etme kurallarını açıklayabilirsiniz. 3. all-time favorite — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bu doğal söz öbeğini, yalnızca şu an hoşlandığınız bir şeyi değil, bugüne kadarki tüm deneyimleriniz içinde en sevdiğiniz şarkıyı, filmi, yemeği veya başka bir seçeneği belirtmek için kullanın.
Bu derste
Peppa and her friends are going to a roller disco. Kültür
0:19Peppa ve arkadaşları paten diskosuna gidiyorlar.
roller disco: müzik eşliğinde tekerlekli paten
Roller disco, insanların tekerlekli paten giyip müzik eşliğinde kaydığı veya dans ettiği bir etkinliktir. Bu cümlede Peppa ve arkadaşlarının gittiği etkinliğin adıdır. Buradaki disco, özellikle yetişkinlere yönelik bir gece kulübünü değil, müzikli ve danslı ortamı anlatır. İfadenin tamamı sıradan bir paten pistini değil, müzikli bir tekerlekli paten etkinliğini belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede roller disco ne anlama geliyor?
- Paten yapılmayan ve yalnızca yetişkinlere açık bir gece kulübü
- Yalnızca tekerlekli paten satan bir dükkân
- İnsanların müzik eşliğinde tekerlekli paten yaptığı bir etkinlik
Cevabı göster
İnsanların müzik eşliğinde tekerlekli paten yaptığı bir etkinlik
be in charge: sorumlu olmak
Be in charge, bir şeyi düzenleme veya karar verme sorumluluğuna ve yetkisine sahip olmak demektir. Bu cümlede is in charge, etkinliği yöneten kişinin Madame Gazelle olduğunu anlatır. Sorumluluğun ne olduğu bağlamdan anlaşılıyorsa be in charge tek başına kullanılabilir. Sorumluluğu açıkça belirtmek için be in charge of + isim veya -ing biçimi kullanılır; in charge of the class ve in charge of booking the room buna örnektir. Buradaki charge, fiyat veya elektrik gücü anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Maya is ____ of the team today.
Cevabı göster
in charge
Keep going round and round in a circle, children. Notlar
0:30Daire şeklinde dönmeye devam edin çocuklar.
Keep going: bir eylemi sürdürmek için keep + -ing
Keep + fiilin -ing biçimi, “bir eylemi yapmaya devam etmek” anlamına gelir. Keep going ifadesinde keep, “saklamak” anlamında değildir; çocuklara yapmakta oldukları hareketi durdurmamalarını söyler. Bu yapı başka eylemlerle de kullanılabilir: keep walking, keep trying veya keep looking. Keep bu anlamdayken fiilin yalın biçimi değil, -ing biçimi kullanılır.
Alıştırma
Keep sonrasında walk fiilinin doğru biçimini kullanın: The path continues to the lake, so keep ____.
Cevabı göster
walking
round and round in a circle: tekrarlanan dairesel hareket
Round and round, daireler çizerek tekrar tekrar hareket etmek demektir. Round sözcüğünün yinelenmesi, hareketi bir şeyin etrafında tek bir turdan çok sürekli gösterir. In a circle, rotanın daire biçiminde olduğunu belirtir. Sözcükler birlikte, çocukların aynı dairesel rota boyunca hareket etmeyi sürdürdüğünü anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle oyuncak trenin ağacın etrafında daireler çizerek tekrar tekrar gittiğini anlatır?
- The toy train went round the tree once.
- The toy train stopped beside the tree.
- The toy train went round and round the tree.
Cevabı göster
The toy train went round and round the tree.
Peppa and George have their roller skates on. Kalıp ifadeler
0:38Peppa ve George patenlerini giymişler.
have ... on: bir şeyi giymiş veya takmış olmak
have + nesne + on kalıbı, birinin o nesneyi giymiş veya takmış olduğunu ve nesnenin vücudunda yerinde bulunduğunu anlatır. Buradaki have their roller skates on, Peppa ile George'un patenlerinin zaten ayaklarında olduğunu belirtir. Aynı kalıp, have a coat on veya have headphones on örneklerinde olduğu gibi kıyafet ve aksesuarların o anda takılı ya da giyili olduğunu anlatabilir. Bu kalıptaki on yalnızca «üstünde» anlamı taşıyan bir yer sözcüğü değildir.
Alıştırma
Rina'nın kaskı zaten başında. Hangi cümle onun şu anki durumunu anlatır?
- Rina is putting her helmet on.
- Rina has her helmet on.
- Rina has taken her helmet off.
Cevabı göster
Rina has her helmet on.
Would you like me to walk around with you both, Ton ve niyet
0:41İkinizle birlikte yürümemi ister misiniz,
Would you like me to ...?: nazik bir yardım teklifi
Would you like me to + fiilin yalın hâli...? kalıbı, dinleyicinin konuşanın bir şey yapmasını isteyip istemediğini nazikçe sorar. Burada me, çocuklarla yürüyüp onların ellerini tutacak kişidir; dolayısıyla soru bir yardım teklifidir. Bu soru, dinleyicinin konuşanı sevip sevmediğini sormaz. me to walk içinde me, walk eylemini yapacak kişiyi belirtir.
Alıştırma
would, you, like, me ve to sözcüklerini doğru sıraya koyun: These boxes look heavy. ____ carry one for you?
Cevabı göster
Would you like me to
good at skating: beceriyi be good at + fiil-ing ile anlatmak
be good at + bir isim ya da fiilin -ing biçimi, bir etkinlikte becerikli olmayı anlatır. Burada skating, iyi olduğumuz etkinliktir. at bir edattır; bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: good at skating denir, good at to skate denmez. be fiilinin biçimi özneye göre I am, she is ve we are örneklerindeki gibi değişir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için solve fiilinin doğru biçimini kullanın: Leo is good at ____ puzzles.
Cevabı göster
solving
Simon Squirrel and Belinda Bear are doing the music. Kelime
1:01Sincap Simon ve Ayı Belinda müzikle ilgileniyorlar.
doing the music: etkinliğin müzik işini üstlenmek
Bu görev dağılımında doing the music, etkinliğin müzik işinden sorumlu olmak anlamına gelir. Burada Simon ile Belinda müziği açmaktan sorumludur; bu ifade müzik besteledikleri anlamına gelmez. Gündelik konuşmada, herkes etkinliği zaten biliyorsa do bir iş alanının tamamını ifade edebilir. Kesin eylem bağlamdan anlaşılır; bu nedenle do the music tek bir görevin adını vermek yerine müzikle ilgili kısmı üstlenmek anlamına gelir.
Alıştırma
Bu etkinlikteki görev dağılımı bağlamında doing the music büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Etkinlik için yeni bir şarkı besteliyorlar.
- Etkinlikte müziği açmaktan sorumlular.
- Etkinliğin müzik aletlerini onarıyorlar.
Cevabı göster
Etkinlikte müziği açmaktan sorumlular.
'big children': çocuklara yönelik konuşmada yaşı daha büyük çocuklar
Çocuklara yönelik konuşmalarda big children, bedensel olarak iri çocuklardan çok yaşı daha büyük veya büyüme sürecinde daha ileride olan çocuklar anlamına gelebilir. Burada bu ifade, onların bir sorumluluk üstlenecek kadar büyüdüğünü gösterir. Büyüme aşamasıyla ilgili bu anlam bağlama bağlıdır. Çocuklardan, büyümeden veya yapabildikleri şeylerden söz edilmeyen bir bağlamda big daha çok fiziksel büyüklük olarak anlaşılır.
Alıştırma
Çocuklara yönelik bu bağlamda big children büyük olasılıkla ne anlama geliyor?
- En önemli çocuklardır.
- Çok küçük çocuklar değil, yaşı daha büyük çocuklardır.
- Fiziksel olarak diğer bütün çocuklardan daha büyüktürler.
Cevabı göster
Çok küçük çocuklar değil, yaşı daha büyük çocuklardır.
'something grown up': daha olgun, yetişkinlere özgü bir seçim
Burada something grown up, daha olgun veya yetişkinlerin seçeceği türden bir şey anlamına gelir. Bu bağlamda play müzik çalmayı ifade ettiği için konuşan kişi daha az çocukça hissettiren bir müzik ister. Burada grown up, something sözcüğünü tanımlar; grow up fiili değildir. İngilizcede açıklayıcı ifadeler something gibi belirsiz zamirlerden sonra gelir: something interesting, something more mature, something grown up.
Alıştırma
Hangi cümlede grown-up, içeriği daha olgun veya yetişkinlere özgü olarak tanımlar?
- The children grow up quickly.
- They chose something grown-up to watch.
- A grown-up answered the door.
Cevabı göster
They chose something grown-up to watch.
nearly 10 years old: 10 yaşına yakın, ama henüz 10 değil
Burada nearly, “bir sayıya veya noktaya çok yakın, ancak henüz oraya ulaşmamış” anlamına gelir. Belinda onuncu yaş gününe yakındır ama hâlâ 10 yaşından küçüktür. nearly; yaş, saat, miktar veya durumdan önce kullanılarak bir hedefe yaklaşıldığını gösterir: nearly ten, nearly midnight, nearly full. Hedefe henüz ulaşılmamıştır.
Alıştırma
Nina dokuz yaş on bir aylık. Hangi cümle onun yaşını en doğru şekilde anlatır?
- Nina is exactly ten.
- Nina is over ten.
- Nina is nearly ten.
Cevabı göster
Nina is nearly ten.
The Wheels on the Bus: bir çocuk şarkısının adı
The Wheels on the Bus, iyi bilinen İngilizce bir çocuk şarkısının adıdır. Bu cümlede konuşan kişi şarkının adını söyler ve please ekleyerek o şarkıyı ister; ifade otobüs tekerleklerinin sıradan bir açıklaması değildir. Şarkıda tekerleklerin round and round, yani durmadan döndüğünü söyleyen bir dize tekrarlanır. Başlığı tanımak, daha sonra tekrarlanan round and round ifadesini bu şarkıyla ilişkilendirmeyi sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede The Wheels on the Bus nasıl bir işlev görüyor?
- Otobüs tekerleklerinin nerede olduğunu sorar.
- İstenen çocuk şarkısının adını söyler.
- Onarılması gereken tekerlekleri anlatır.
Cevabı göster
İstenen çocuk şarkısının adını söyler.
Oh, I can't seem to find Wheels on the Bus. Ton ve niyet
1:17Oh, Otobüsün Tekerlekleri'ni bulamıyorum galiba.
I can't seem to find: o anki bir zorluğu yumuşatarak anlatmak
can't seem to + fiilin yalın hâli kalıbı, konuşan kişinin denemesine veya başarılı olmayı beklemesine rağmen o anda bir şeyi görünüşe göre yapamadığını anlatır. Bu cümlede can't seem to find, seem belirsizliğe yer bıraktığı için can't find ifadesinden daha yumuşak ve daha az kesin duyulur. Bu kalıp küçük bir başarısızlığı hafifletebilir veya bir mazereti daha az doğrudan hâle getirebilir. Durumun şu anda nasıl göründüğünü bildirir; eylemin nesnel olarak imkânsız olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Bir kişinin adını birkaç kez hatırlamaya çalıştınız ve bu zorluğu yumuşak bir şekilde anlatmak istiyorsunuz. En uygun cümle hangisidir?
- I can't seem to remember her name.
- It seems I can't remembering her name.
- I can't remember her name at all.
Cevabı göster
I can't seem to remember her name.
There it is: yeni bulunan bir şeyi işaret etmek
There it is, konuşmada zaten bilinen belirli bir şeyi az önce gördüğünüzde, bulduğunuzda veya işaret ettiğinizde kullanılan hazır bir ifadedir. Look, there it is cümlesinde konuşan kişi aranan şeyi bulmuş ve dinleyenin dikkatini ona yöneltmiştir. Bu yalnızca tarafsız bir konum bildirme cümlesi değildir. There nesnenin bulunduğu yönü gösterirken it daha önce aranan belirli nesneye gönderme yapar.
Alıştırma
Kayıp anahtarı odanın karşı tarafında, bir lambanın yanında görüyorsunuz. Söylenecek en doğal ifade hangisidir?
- There it is, beside the lamp.
- There is a key beside the lamp.
- Here it is; I'm handing it to you.
Cevabı göster
There it is, beside the lamp.
so babyish: bir şeyi fazla çocukça bulmak
Babyish, “bebeklere göreymiş gibi” ya da “fazla çocukça” demektir. so babyish ifadesinde so eleştiriyi güçlendirir: konuşan kişi müziğin kendi zevkine göre çok küçük çocuklara hitap ettiğini düşünür. Babyish burada yaş grubunu tarafsız biçimde belirten bir sözcük değildir. Hoşnutsuzluk gösterir ve “Ben bunun için fazla büyüğüm” düşüncesini ima edebilir.
Alıştırma
“This music is so babyish.” nasıl bir tutum ifade ediyor?
- Konuşan kişi müziğin bebekler için yapıldığını yalnızca tarafsız biçimde belirtiyor.
- Konuşan kişi müziğin sesinin fazla kısık olduğunu düşünüyor.
- Konuşan kişi müziğin fazla çocukça olduğunu düşünüyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi müziğin fazla çocukça olduğunu düşünüyor.
It's the first time I've been to...: ilk kez yaşanan bir deneyimi anlatmak
It's the first time + present perfect kalıbı, bir kişinin şu ana kadar bu deneyimi hiç yaşamadığını ve bunun ilk kez olduğunu anlatır. Cümlede I've been to, konuşan kişinin bu tür bir etkinliğe ilk kez katıldığını belirtir. İlk deneyim şimdiki zamanla bağlantılıysa time sözcüğünden sonraki fiili present perfect yapısında kullanın: It's the first time I've tried it. Özne de değişebilir; örneğin It's the first time she's visited London.
Alıştırma
Bunun ilk ata binme deneyiminiz olduğunu anlatmak için cümleyi tamamlayın. Dersteki kısaltılmış kalıbı kullanın: ____ ridden a horse.
Cevabı göster
It's the first time I've
Belirsiz ve samimi bir gönderme olarak one of these things
Bu cümlede one of these things, “bu tür bir etkinlik veya faaliyet” anlamına gelir. Things fiziksel nesneleri belirtmez; hangi kategorinin kastedildiğini bağlam gösterir ve burada bu kategori bir roller disko etkinliğidir. Bu ifade, konuşan kişinin iki tarafın da tanıyabildiği ya da tam adını söylemenin gerekmediği bir şeye belirsiz biçimde gönderme yapmasını sağlar. Yapı one of + çoğul isim grubudur: one of these things.
Alıştırma
Bir mahalle panayırında biri “I've never been to one of these things before.” diyor. one of these things en doğal olarak ne anlama gelir?
- bu tür bir etkinlik
- birine ait fiziksel bir nesne
- yakındaki kimliği belirsiz bir hayvan
Cevabı göster
bu tür bir etkinlik
Tekrar sayısını sormak için How many times ...?
How many times ...?, bir eylemin toplam kaç kez gerçekleştiğini veya tekrarlandığını sorar. Burada çocukların kaç tam tur attığı soruluyor; times saat anlamındaki zamanı değil, “kez” anlamını taşır. Geniş zaman sorularında How many times + do/does + özne + fiilin yalın hâli yapısını kullanın: How many times do the children go round? Diğer zamanlarda yardımcı fiili değiştirin; örneğin How many times did you call?
Alıştırma
Toplam izleme sayısını soran tam ifadeyle soruyu tamamlayın: ____ have you watched this film?
Cevabı göster
How many times
hundreds and hundreds of times: vurgulu tekrar
hundreds and hundreds of times ifadesinde hundreds sözcüğünün tekrarlanması, sayının son derece büyük görünmesini sağlar. İfade “çok ama çok kez” anlamına gelir; kesin bir sayım belirtmez. Tekrar kullanılabilen kalıp hundreds and hundreds of + çoğul isim şeklindedir. Miktarı tekrarlamak, yalnızca hundreds of demekten daha güçlü bir vurgu oluşturur.
Alıştırma
Cümledeki “hundreds and hundreds of times” ne anlama gelir?
- Kesin olarak sayılmamış, çok fazla sayıda kez
- Yalnızca birkaç kez
- Tam olarak iki yüz kez
Cevabı göster
Kesin olarak sayılmamış, çok fazla sayıda kez
Come on, let's ...: cesaretlendiren bir davet
Burada Come on, diğer kişiyi fikri kabul etmeye teşvik eder veya nazikçe harekete geçirir; yalnızca “bana doğru gel” anlamına gelmez. Let's + fiilin yalın biçimi, dinleyiciyi konuşan kişiyle birlikte bir şey yapmaya davet eder. Come on, let's ... birlikte kullanıldığında grup hâlinde harekete geçmek için enerjik bir davet oluşturur. Bu cümlede skate fiilin yalın biçimidir; together ise eylemin birlikte yapıldığını pekiştirir.
Alıştırma
“let us” anlamındaki kısaltmayı kullanarak samimi daveti tamamlayın: Come on, ____ try the new game together.
Cevabı göster
let's
going the wrong way: yanlış yönde ilerlemek
Burada be going the wrong way, yanlış yönde ilerlemek anlamına gelir. way, bir şeyi yapma yöntemi değil, Freddy'nin izlediği rota ya da yönü belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen temel ifade go the wrong way şeklindedir. Özne + be + going the wrong way yapısında going, hareketin devam ettiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle yürüyüşçülerin yanlış yönde hareket ettiğini söylüyor?
- The hikers are looking for another way; the path is blocked.
- The hikers are going the wrong way; the campsite is behind them.
- The hikers are packing their bags the wrong way; the straps are loose.
Cevabı göster
The hikers are going the wrong way; the campsite is behind them.
Look out!: acil bir uyarı
Look out!, “Dikkat et, şu anda bir tehlike var” anlamına gelen kısa bir uyarıdır. Bu sahnede çarpışma ihtimali olduğu için Pedro'ya söylenir. Burada deyimsel bir ifadedir: out, Pedro'ya dışarı bakmasını söylemez. İfade, bakılacak yönü kelimesi kelimesine belirtmek yerine acil bir uyarı verir.
Alıştırma
Bir bisiklet arkadaşınıza çarpmak üzere. Hangi cümle en açık ve acil uyarıyı verir?
- Look for the bicycle before you cross.
- Look out! A bicycle is coming!
- Look outside! There is a bicycle in the street.
Cevabı göster
Look out! A bicycle is coming!
Everyone goes the same way so you don't bump into each other. Notlar
2:24Herkes aynı yöne giderse birbirinize çarpmazsınız.
goes the same way: aynı yönde ilerlemek
Bu cümlede goes the same way, “diğer herkesle aynı yönde ilerlemek veya aynı rotayı izlemek” anlamına gelir. go gibi bir hareket fiiliyle kullanıldığında way bir yönü veya rotayı belirtebilir. Burada bir eylemin nasıl yapıldığını anlatmaz. Ortak yön, insanların yollarının kesişmesini önler.
Alıştırma
Ortak bir yönü belirtmek için cümleyi go the same way ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: On this track, everyone ____ around the loop.
Cevabı göster
goes the same way
so you don't...: istenmeyen bir sonucu önleme amacını belirtmek
Burada so you don't bump into each other kuralın amacını açıklar: amaç bir çarpışmayı önlemektir. So, so that anlamında düşünülebilir; you ise kurala uyan herhangi bir kişiyi belirtir. Çarpışmamak, yalnızca sonradan gerçekleşen bir olay değil, amaçlanan sonuç olarak sunulur. Bir eylemin önlemeyi amaçladığı istenmeyen sonucu belirtmek için eylem + so + özne + don't/doesn't + fiilin yalın hâli yapısını kullanın.
Alıştırma
Eylemin önlemeyi amaçladığı istenmeyen sonucu göstermek için cümleyi öğrendiğiniz amaç yapısıyla tamamlayın: Save a copy ____ lose your work.
Cevabı göster
so you don't
bump into each other: karşılıklı fiziksel çarpışma
Burada bump into, birine yanlışlıkla çarpmak veya onunla fiziksel olarak çarpışmak anlamına gelir. Aynı yönde gitme kuralı, gerçek bir çarpışmayı önlemek içindir. Each other eylemin karşılıklı olduğunu gösterir: insanlar birbirleriyle çarpışabilir. Eylemden iki tarafın da etkilendiğini each other gösterirken bump into ifadesinin hangi anlamda kullanıldığını hareket ve güvenlik bağlamı belirler.
Alıştırma
Hangi cümlede bump into fiziksel bir çarpışma anlamında kullanılmıştır?
- The two skaters lost control and bumped into each other near the gate.
- We bumped into each other at a conference after ten years.
- I bumped into my old teacher at the library.
Cevabı göster
The two skaters lost control and bumped into each other near the gate.
What a surprise seeing you here: gerçek şaşkınlık mı, şakacı ironi mi
What a surprise, “Bu gerçekten beklenmedik” anlamına gelen bir ünlemdir. -ing yapısındaki seeing you here, şaşırtıcı olan olayın kişiyi burada görmek olduğunu belirtir. What a surprise to see you here! da yaygın bir biçimdir. Burada karşılaşma sürekli tekrarlandığı için konuşan kişi gerçekten şaşırmış değildir. Öngörülebilir bir karşılaşmayı beklenmedikmiş gibi sunmak hafif bir ironi ve dostça bir takılma etkisi yaratır.
Alıştırma
Değerlendirme: İki arkadaş bir kafede buluşmak üzere anlaşmıştır. Biri tamamen ciddi bir tonla “What a surprise seeing you here!” der. Bu, gerçek şaşkınlığı doğal biçimde ifade eder mi?
- Evet. Her buluşmada doğal bir ifadedir.
- Hayır. Planlanmış bir buluşma gerçekten şaşırtıcı değildir.
Cevabı göster
Hayır. Planlanmış bir buluşma gerçekten şaşırtıcı değildir.
Now that: sonraki adıma götüren yeni bir durum
Now that, zaten doğru olan veya yeni gerçekleşmiş bir durumu anlatan tam bir yan cümle başlatır. Örnekte müzik bitmiştir; bu yeni durum da sonraki eylemi mümkün kılar. Kalıp Now that + özne + fiil şeklindedir ve ardından sonuç ya da sonraki adım gelir. Genellikle yalnızca “şu anda” değil, “bu artık doğru olduğuna göre” anlamını taşır.
Alıştırma
“Bu artık doğru olduğuna göre” anlamındaki iki sözcüklü hedef bağlaçla cümleyi tamamlayın: ____ the rain has stopped, we can go outside.
Cevabı göster
Now that
I've got just the one: belirli ve uygun seçenek
I've got günlük konuşmada “bende var” anlamına gelir. The one, bağlamdan daha önce belirlenmiş tekil bir kişinin veya şeyin yerini alır; burada ihtiyaç duyulan belirli müzik parçasını anlatır. Bu bağlamda just the one yalnızca bir şeyi saymak yerine “tam uygun olan” anlamını ekler. Dinleyici, one sözcüğünün neyi anlattığını önceki konuşmadan çıkarmalıdır.
Alıştırma
Bir iş arkadaşınız 'We need a quiet meeting room with a large screen.' diyor. Aklınızda belirli ve uygun bir oda olduğunu en iyi anlatan cevap hangisidir?
- I've got one, but it has no screen.
- I've only got one.
- I've got just the one.
Cevabı göster
I've got just the one.
Can we have One Potato, Two Potato, please? Notlar
3:04Bir Patates, İki Patates alabilir miyiz lütfen?
Can we have..., please? ile nazikçe istekte bulunma
Can we have + isim veya başlık + please? konuşanın da içinde bulunduğu bir grubun, birinden bir şeyi sağlamasını ya da ayarlamasını nazikçe istemesini sağlar. Buradaki have, “sahip olmak” değil, “almak” veya “dinleme fırsatı bulmak” anlamındadır. İstenen eylemi nesne ve durum belirler: yemek servis edilebilir, malzemeler dağıtılabilir veya bir şarkı açılabilir. Bu cümlede have sonrasındaki başlık, şarkının açılmasının istendiğini gösterir.
Alıştırma
Hedef istek kalıbını kullanarak bir görevliye iki bardak su isteyin: ____ two glasses of water, ____?
Cevabı göster
Can we have · please
One Potato, Two Potato: İngilizce bir çocuk sayışmacasının adı
One Potato, Two Potato, çocuk oyunlarında oyuncuları saymak veya birini seçmek için kullanılan geleneksel İngilizce bir sayışmacanın adı ve ilk sözleridir. Sayılarla potato sözcüğünün tekrarı, konuşan kişi oyuncuları sırayla işaret ederken bir ritim oluşturur. Burada istek bağlamı ve başlık biçimindeki büyük harfler bunun bir sayışmaca adı olduğunu gösterir. Çocuklar patates istemiyor; sayışmacayı dinlemek istiyorlar.
Alıştırma
Bu cümlede One Potato, Two Potato neyi ifade ediyor?
- İki patates siparişi
- Patates pişirme kuralı
- Bir çocuk sayışmacasının adı
Cevabı göster
Bir çocuk sayışmacasının adı
Five Potato, Six Potato, Seven Potato, More.
3:14Beş Patates, Altı Patates, Yedi Patates, Daha Fazla.
We have to be quicker with our own music next time. Dilbilgisi
3:16Bir dahaki sefere kendi müziğimizle daha hızlı olmalıyız.
have to be quicker: gerekli bir gelişmeyi ifade etmek
Burada have to sahiplik değil, gereklilik ifade eder. be quicker, grubun bir dahaki sefere daha hızlı hareket etmesi gerektiğini belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp have to be + sıfat şeklindedir. quicker gibi karşılaştırma sıfatları önceki denemeye göre gelişme gerektiğini gösterir; karşılaştırma açıksa than içeren bir ifadeye gerek yoktur.
Alıştırma
Cümleyi have to be ve quick kelimesinin karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: We ____ when we set up the next room.
Cevabı göster
have to be quicker
I've got it ready to play: nesne hazırlanmış durumda
I've got it ready to play cümlesinde hazır olan şey it ile gösterilen nesnedir. Konuşan kişi onu önceden hazırlamıştır, bu yüzden artık çalınabilir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp have got + nesne + ready to + fiilin yalın hâli şeklindedir: I've got dinner ready to serve. Bu yapı yalnızca konuşan kişinin isteğine veya hazırlığına değil, nesnenin hazırlanmış durumuna odaklanır.
Alıştırma
Hangi cümle ses kaydının hazırlanmış olduğunu ve artık çalınabileceğini belirtir?
- I've got time to play the audio.
- I'm ready to play the audio.
- I've got the audio ready to play.
Cevabı göster
I've got the audio ready to play.
Two Potato, Six Potato, Seven Potato, More.
3:22İki Patates, Altı Patates, Yedi Patates, Daha Fazla.
going backwards: geriye doğru hareket etmek
going backwards ifadesinde going hareketi, backwards ise yönü anlatır: Danny öne değil, arkasındaki yöne doğru hareket ediyor. Burada backwards fiziksel yönü belirtir. Geçmişe dönmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Derste öğrendiğiniz Britanya İngilizcesindeki yön kelimesini kullanın: The toy train is moving ____, not forwards.
Cevabı göster
backwards
How do you do that? ile yöntem sormak
How do you do that?, gördüğünüz ya da az önce sözünü ettiğiniz bir hareketin veya becerinin yöntemini birinden açıklamasını istemek için kullanılır. How yöntemi sorar; that ise o harekete gönderme yapar. Geniş zamandaki do, kişinin yapabildiği veya o anda gösterdiği bir beceriye uygundur. Soru hayranlık dolu bir merakı da gösterebilir, ama asıl amacı hareketin nasıl yapıldığını sormaktır.
Alıştırma
Bir arkadaşınızın basketbol topunu tek parmağında tekrar tekrar çevirdiğini izliyorsunuz. Hangi soru ondan yöntemi açıklamasını ister?
- How do you do?
- How do you do that?
- What do you do?
Cevabı göster
How do you do that?
it's over: bir şeyin sona erdiğini söylemek
it's over ifadesinde over, “bitmiş” veya “sona ermiş” anlamına gelir. Buradaki it, çalmakta olan şarkıya ya da müziğe gönderme yapar; yani konuşan kişi oynatmanın bittiğini söyler. be over yapısı bir etkinliğin, faaliyetin veya dönemin sona erdiğini anlatabilir. Burada over bir sıfattır; “üstünde” anlamındaki edat değildir.
Alıştırma
Cümleyi be over ile tamamlayın: The concert ____, so we can go home.
Cevabı göster
is over
Put our record on: oynatmayı başlatmak
Put our record on, “plağımızı çalmaya başlat” anlamına gelir. Ses veya video bağlamında put something on, bir içeriği oynatmaya başlamak demektir. Burada record nesnesi, ifadenin giyinmekle değil oynatmakla ilgili olduğunu gösterir. Cümlede ayrılabilen put + nesne + on yapısı kullanılır. our record örneğinde olduğu gibi nesne, öbeksi fiilin ortasında yer alabilir.
Alıştırma
İsteği put ... on ve it zamiriyle tamamlayın: This song is great. Please ____ again.
Cevabı göster
put it on
time for some real music: geçişi duyurmak ve müziği değerlendirmek
Time for + bir isim öbeği, konuşmada It is time for ... demenin kısa yoludur. Sıradaki etkinliğin ya da aşamanın başlaması gerektiğini bildirir. Burada some real music, for'dan sonra gelen isim öbeğidir. Real music sözleri nesnel bir kategoriyi değil, konuşanın görüşünü ifade eder. Konuşan kişi sıradaki müziğin değer verdiği türden olduğunu belirtirken daha önce duyulan çocuk müziğini de küçümser.
Alıştırma
Hangi yorum cümleye en uygun düşer?
- Bir müzik türünün nesnel adını verir.
- Konuşanın daha iyi bulduğu bir müziğe geçileceğini duyurur.
- Müzik çalmak için yeterli zaman olup olmadığını sorar.
Cevabı göster
Konuşanın daha iyi bulduğu bir müziğe geçileceğini duyurur.
Peppa and her friends do not know how to skate to this music. Notlar
3:44Peppa ve arkadaşları bu müzikte nasıl kayacaklarını bilmiyorlar.
know how to skate: yöntem veya beceri ifade etmek
Know how to + fiilin yalın hâli, bir şeyin nasıl yapılacağını bilmeyi ifade eder ve çoğu zaman o beceriye sahip olunduğunu da gösterir. know how to skate içinde skate, to'dan sonra yalın hâlde kalır. Olumsuz do not know how to ... yapısı, bir gerçeği bilmemekten çok yöntemi bilmemeye odaklanır. Burada to this music anlamı daraltır: çocuklar bu müziğe uygun şekilde nasıl kayacaklarını bilmiyorlar.
Alıştırma
Hangi cümle Mia'nın bisikleti tamir etme becerisine sahip olduğunu doğru biçimde ifade eder?
- Mia knows how fixing the bike.
- Mia knows how to fix the bike.
- Mia knows to how fix the bike.
Cevabı göster
Mia knows how to fix the bike.
skate to this music: müziğin ritmine uyarak kaymak
skate to this music ifadesinde to, kayma hareketini ona ritim veren müzikle ilişkilendirir; yani müziğin ritmine uyarak kaymak demektir. Buradaki to bir varış noktası göstermez. Bu kalıp dance to music, move to a beat ve sing to accompaniment gibi ses ya da ritmi takip eden başka eylemlerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Dansın ritme uyduğunu göstermek için cümleyi to + the music ile tamamlayın: At the party, everyone danced ____.
Cevabı göster
to the music
Oh my word, this is my all-time favorite song. Notlar
3:48Aman Tanrım, bu benim tüm zamanların en sevdiğim şarkısı.
Oh my word: hafif bir şaşkınlık ünlemi
Oh my word şaşkınlık, heyecan ya da hafif bir şok ifade eden kalıplaşmış bir ünlemdir. Word burada gerçek anlamıyla kullanılmaz ve ifade kelime bilgisine gönderme yapmaz. Bu cümlede konuşan kişi sevdiği bir şarkıyı tanıyınca yaşadığı sevinçli şaşkınlığı gösterir. İfade genellikle tepkiye hafif ve biraz dramatik bir hava katar.
Alıştırma
Hangi cümlede Oh my word hafif bir şaşkınlık ünlemi olarak kullanılmıştır?
- Oh my word, the garden looks amazing!
- I couldn't remember the word for garden.
- She gave me her word that she would come.
Cevabı göster
Oh my word, the garden looks amazing!
all-time favorite: tüm deneyimler içindeki en üst seçim
Burada my all-time favorite song, konuşanın bu şarkıyı şimdiye kadar tanıdığı bütün şarkılardan üstün tuttuğu anlamına gelir. All-time karşılaştırmanın kapsadığı zaman aralığını belirler; şarkının sürekli çaldığı anlamına gelmez. Kullanılabilir kalıp iyelik belirleyicisi + all-time favorite + isim şeklindedir; her all-time favorite book buna bir örnektir. Neyden söz edildiği belliyse ifade tek başına da kullanılabilir: This one is my all-time favorite.
Alıştırma
“Şimdiye kadar bilinen aynı türdeki her şey arasında en sevilen” anlamındaki iki sözcüklü ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: This is my ____ movie.
Cevabı göster
all-time favorite
flashing: hızlı ve tekrarlanan ışık parlamaları
Burada flashing, tekerlekli patenlerdeki ışıkların tekrar tekrar parlaklaşıp sonra soluklaşması veya sönmesi anlamına gelir. Sabit bir ışığı ya da bir şeyi hızlıca gösterme eylemini değil, değişen ışık parlamalarını anlatır. Are flashing şimdiki zamanın devam biçimindedir; yani tekrarlanan ışık olayı şu anda gerçekleşmektedir. Işıklar patenlere bağlı olduğu için cümlenin öznesi tekerlekli patenlerdir.
Alıştırma
Hangi cümle bir ışığın tekrar tekrar parlaklaşıp ardından soluklaştığını veya söndüğünü anlatır?
- The bicycle light is switched off.
- The bicycle light is flashing.
- The bicycle light is glowing steadily.
Cevabı göster
The bicycle light is flashing.
I wish I could do that: şu anda olmayan bir yeteneği dilemek
I wish I could do that, konuşanın bunu yapabilme yeteneğine sahip olmayı istediğini ama şu anda yapamadığını anlatır. Bu cümlede hayranlıkla birlikte biraz da üzüntü ifade eder. Kalıp wish + özne + could + fiilin yalın hâli şeklindedir. Buradaki could geçmişteki bir yeteneği anlatmaz; şu anki gerçeklikle uyuşmayan bir dileği gösterir. That, az önce görülen veya sözü edilen eylemin yerini tutar.
Alıştırma
Cümleyi hedef dilek yapısıyla tamamlayın. Yüzme bilmiyorsunuz ve yüzen bir arkadaşınızı izliyorsunuz: You make swimming look easy. ____ swim like you.
Cevabı göster
I wish I could
All together: herkesin aynı anda hareket etmesi için bir işaret
All together burada “herkes eylemi aynı anda yapsın” anlamına gelen kısa bir yönergedir. Şarkı söylemek, el çırpmak veya hareket etmek gibi yapılacak eylem bağlamdan anlaşılır. Bu ifade yalnızca insanların aynı yerde olduğunu söylemez. Bir işaret olarak grubu düzenler ve herkese eş zamanlı biçimde başlamasını ya da devam etmesini söyler.
Alıştırma
Öğretmenin işaretini “herkes aynı anda” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____—read the line aloud!
Cevabı göster
All together
join in: bir etkinliğe katılmak
“Everyone join in.” cümlesinde join in, “herkesin yaptığı etkinliğe katılmaya başlamak” demektir. Cümle, tüm gruba yöneltilen bir davet veya arkadaşça bir yönerge işlevi görür. Bağlam hangi etkinlikten söz edildiğini açıkça gösteriyorsa etkinliği belirtmek gerekmez. Gerekirse etkinlik in’den sonra söylenir: join in the game, join in the singing veya join in the discussion.
Alıştırma
Grup şarkı söylemeye çoktan başladı. Derste öğrendiğiniz iki sözcüklü ifadeyle daveti tamamlayın: Come and ____, Leo!
Cevabı göster
join in
the best ... ever: en üstünlük derecesiyle güçlü övgü
The best roller disco ever, konuşanın deneyiminde bundan daha iyi bir patenli disko olmadığı anlamına gelir. Burada ever, en üstünlük derecesindeki best ile birlikte kullanılarak karşılaştırmayı şu ana kadarki ilgili tüm zamana yayar. Canlı bir konuşmada the best + isim + ever kalıbı, ölçülüp kanıtlanmış bir sıralamadan çok heyecanı ifade eder. Aynı kalıp the best day ever, the best song ever ve benzeri ifadelerde de görülür.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşanın deneyiminde bundan daha iyi bir konser olmadığını en güçlü ve heyecanlı biçimde ifade eder?
- That concert was better than the last one.
- That was a very good concert.
- That was the best concert ever.
Cevabı göster
That was the best concert ever.
groovy sound: ritmik, eğlenceli ve retro bir ses
groovy sound ifadesinde groovy, müziği ritmik, keyifli ve havalı, yani insanın içinden hareket etmek gelen türden bir ses olarak öven samimi bir sözcüktür. Sözcük genellikle 1960’lar ve 1970’lerin pop, funk veya disko müziğini çağrıştıran retro bir hava taşır. Burada müziğin verdiği hissi anlatır; sesin fiziksel oluklara sahip olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: "The band played a groovy song." groovy büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Şarkı tamamen sessizdir.
- Şarkının ritmik, eğlenceli ve havalı bir tınısı vardır.
- Şarkının derin, fiziksel olukları vardır.
Cevabı göster
Şarkının ritmik, eğlenceli ve havalı bir tınısı vardır.