Kod değiştirme nedir ve neden önemlidir? - Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
426 kelime 156 kel/dk

Video özeti: Film performansı, futboldaki ağır yenilgi ve şüpheli davranış üzerine kurulmuş karşılaştırmalı sahnelerle video, gündelik argonun konuşma, röportaj ve mesleki raporlara uygun bir dile nasıl dönüştürülebileceğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. switching from casual to formal tones — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler: Üsluplar arasındaki bilinçli geçişi anlatmayı ve kod değiştirmenin yalnızca cümleyi daha gösterişli kılmak değil, sözcükleri dinleyiciye, ilişkiye ve ortama göre uyarlamak olduğunu öğrenin. 2. you ate and left no crumbs. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu ifadeyi yemekle ilgili gerçek anlamlı bir cümle olarak değil, birinin olağanüstü performans gösterdiğini belirten coşkulu bir övgü olarak anlayın; arkadaşlar veya sosyal medya bağlamında kullanırken resmî övgülerde bundan kaçınmayı öğrenin. 3. starting to raise alarm. — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler: Bir davranışın kaygı yaratmaya başladığını ölçülü ve profesyonel biçimde bildiren bu kalıbı tanıyın. Raporlarda veya risk görüşmelerinde birini gündelik dille doğrudan şüpheli ilan etmek yerine gözleme dayalı endişeyi aktarmak için kullanın.

Bu derste

If you're into TikTok or if you like watching reality TV shows, Kelime

0:00

Eğer TikTok seviyorsanız veya reality şov izlemekten hoşlanıyorsanız,

Kelime

you're into: bir şeyi sevmek veya ona ilgi duymak

be into + isim veya -ing biçimi yapısında be into, “sevmek” ya da “ilgi duymak” anlamına gelir. Burada If you're into TikTok, TikTok'un ilgi alanlarınızdan biri olduğu anlamındadır; into hareket veya içeri girme anlatmaz. be biçimi özneye göre değişir: I'm into music, she's into puzzles ve they're into dancing. Bu ifade çoğu zaman etkin veya güncel bir ilgiyi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi be into ifadesindeki eksik sözcükle tamamlayın: Ava is really ____ drawing comic books.

Cevabı göster

into

then I'm sure you've heard a lot of new expressions like major L, slay or low key sus. Kelime

0:04

eminim major L, slay veya low key sus gibi birçok yeni ifade duymuşsunuzdur.

Kelime

low key sus: internet argosunda biraz şüpheli

Sus, suspicious sözcüğünün çok gündelik bir kısaltmasıdır. Low key yargının gücünü azaltır; bu nedenle low key sus, “biraz şüpheli” veya “bir şeyler pek doğru değil gibi” anlamına gelir. Gerçek bir anahtarla ilgisi yoktur. Bu ifade çevrim içi konuşmalarda genellikle kanıtlanmış veya ciddi bir suçlamadan çok, hızlıca oluşan bir şüpheyi anlatır.

Alıştırma

Rahat bir grup sohbetinde “That link looks low key sus” ne anlama gelir?

  1. Bağlantı biraz şüpheli görünüyor.
  2. Bağlantı kesinlikle bozuk.
  3. Bağlantı tamamen güvenli görünüyor.
Cevabı göster

Bağlantı biraz şüpheli görünüyor.

These are new expressions that have emerged

0:11

Bunlar ortaya çıkan yeni ifadelerdir,

and it's really important to know when to use them and when you should just leave them be. Deyimler

0:14

ve onları ne zaman kullanacağınızı ve ne zaman kullanmaktan kaçınacağınızı bilmek gerçekten önemlidir.

Deyimler

leave them be: rahatsız etmemek veya karışmamak

Leave someone or something be, “bir kişiyi ya da şeyi rahatsız etmemek, ona dokunmamak, onu değiştirmemek veya ona karışmamak” demektir. Burada them, daha önce sözü edilen günlük ifadeleri gösterir. Konuşan kişi, bazı durumlarda bu ifadeleri kullanmamanın daha iyi olduğunu anlatır. Kalıp leave + nesne + be şeklindedir. Bu ifadede be, “bir şeye dönüşmek” değil, “olduğu gibi kalmak” anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi leave ... be ile tamamlayın: The butterfly is resting. Please don't touch it; just ____.

Cevabı göster

leave it be

Mastering the art of switching from casual to formal tones is really important. Kalıp ifadeler

0:26

Gündelik tondan resmi tona geçiş yapma sanatında ustalaşmak gerçekten önemlidir.

Kalıp ifadeler

Mastering the art of ...: bir beceride ustalaşmak

Master the art of + isim veya -ing biçimi, pratik, muhakeme ya da özen gerektiren bir konuda çok becerikli hâle gelmek anlamına gelir. Buradaki art mecazidir; resim veya başka bir güzel sanat değil, incelikli bir beceri demektir. Cümlede Mastering the art of switching from casual to formal tones, özne görevindeki bir gerund öbeğidir. Tek bir etkinlik olarak görüldüğü için is alır. Bu ifade, learning how to ifadesinden daha özenli duyulur ve beceriyi ustalıkla kullanmayı daha fazla vurgular.

Alıştırma

Cümleyi Mastering the art of ile tamamlayın: ____ asking good questions takes time and practice.

Cevabı göster

Mastering the art of

Kalıp ifadeler

switching from casual to formal tones: gündelik üsluptan resmî üsluba geçmek

Switch from A to B, yönü açık olan bir değişimi anlatır: A başlangıç durumudur, B ise yeni durumdur. Burada gündelik dilden resmî dile geçmekten söz ediliyor. Bu cümlede tone, sesin tiz veya pes olmasını değil, sözcük seçimi ve nezaket düzeyiyle gösterilen üslup ve tutumu ifade eder. Bu kalıp, yönü açık olan başka değişimleri de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi switch from A to B kullanarak tamamlayın: When the interview began, Leo had to ____ a casual tone ____ a formal tone.

Cevabı göster

switch from · to

It's also known as code-switching. Kelime

0:31

Bu aynı zamanda kod değiştirme (code-switching) olarak da bilinir.

Kelime

code-switching: duruma göre dili veya üslubu değiştirmek

Code-switching, konuşulan kişiye, ortama veya sosyal role uyum sağlamak için kullanılan dili, lehçeyi ya da dil üslubunu değiştirmek demektir. Bu videoda esas olarak aynı dil içindeki gündelik ve resmî konuşma biçimleri arasında geçiş yapmayı anlatır. Yalnızca bir yabancı dilden başka bir yabancı dile geçmekle sınırlı değildir. Daha dar bir dilbilimsel kullanımda, aynı dil içindeki üslup değişimine style-shifting de denebilir.

Alıştırma

Burada kullanılan anlamıyla code-switching için en açık örnek hangi durumdur?

  1. Bir kişi e-postadaki yazım hatasını düzeltir.
  2. Bir kişi aynı sözleri daha yüksek sesle tekrarlar.
  3. Bir kişi arkadaşlarıyla argo, iş görüşmesinde ise resmî dil kullanır.
Cevabı göster

Bir kişi arkadaşlarıyla argo, iş görüşmesinde ise resmî dil kullanır.

By knowing when to use these expressions and when to use formal expressions, Dilbilgisi

0:34

Bu ifadeleri ne zaman kullanacağınızı ve resmi ifadeleri ne zaman kullanacağınızı bilerek,

you can navigate any conversation with ease. Kalıp ifadeler

0:38

herhangi bir konuşmayı kolaylıkla yönetebilirsiniz.

Dilbilgisi

By knowing ...: yöntemi by + -ing ile belirtmek

by + -ing biçimi, ana cümledeki sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi gösterir. Bu cümlede her ifade türünün ne zaman seçileceğini bilmek yöntem, konuşmaları kolayca yönetebilmek ise sonuçtur. Burada by bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: by knowing doğrudur, by know değildir. Cümlenin başındaki by öbeğinden sonra, ana cümleden önce genellikle virgül gelir.

Alıştırma

Cümleyi By ve practise fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: ____ every day, Leo improved his pronunciation.

Cevabı göster

By practising

Kalıp ifadeler

navigate any conversation with ease: konuşmayı rahatça yönetmek

Navigate genellikle bir rota bulmayı anlatır, ancak burada mecaz anlamda kullanılmıştır. Navigate a conversation, durumu değerlendirmek, ne söyleneceğini seçmek ve etkileşimi başarıyla yönetmek demektir. With ease, “kolaylıkla ve fazla zorlanmadan” anlamına gelir. navigate any conversation with ease ifadesi bir bütün olarak, özellikle durum zor olabilecekse kişinin pek çok etkileşim türünü rahatça yönetebildiğini anlatır.

Alıştırma

“Maya can navigate difficult conversations with ease” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Maya her zorlu konuşmadan kaçınır.
  2. Maya konuşmaları bulmak için harita kullanır.
  3. Maya zorlu konuşmaları rahatlıkla yönetebilir.
Cevabı göster

Maya zorlu konuşmaları rahatlıkla yönetebilir.

Pay attention to how I code switch in these scenarios.

0:41

Bu senaryolarda kodları nasıl değiştirdiğime dikkat edin.

Here we have Emilia who's a famous actress and her friend is watching her movie for the first time.

0:45

Burada ünlü bir aktris olan Emilia ve filmini ilk kez izleyen arkadaşı var.

Wow.

0:51

Vay canına.

Oh wow.

0:52

Oh vay canına.

Girl, you ate and left no crumbs. Notlar

0:53

Kızım, harikalar yarattın, tek kelimeyle kusursuzdu.

Ton ve niyet

Heyecanlı ve samimi bir hitap olarak Girl,

Cümlenin başındaki Girl, bir seslenmedir: dinleyiciye doğrudan hitap eder ve cümlenin öznesi değildir. Burada arkadaşlar arasındaki yakınlığı, heyecanı ve abartılı vurguyu gösterir; yalnızca dinleyenin cinsiyetini ya da yaşını belirtmez. Ardından gelen övgüyü daha coşkulu ve kişisel hâle getirir. Bir isim ya da hitap sözü bu şekilde ayrıldığında, tonunu konuşanların ilişkisine bakarak yorumlayın.

Alıştırma

Burada Girl, kullanmak uygun mu? İlk kez yapılan resmî bir toplantıda bir çalışan yeni müşteriye "Girl, your idea is amazing." diyor.

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun değil

Deyimler

you ate and left no crumbs: kusursuz bir sonuca yönelik coşkulu övgü

Güncel internet argosunda ate, birinin olağanüstü bir performans sergilediği veya bir şeyi olağanüstü iyi sunduğu anlamına gelir. left no crumbs övgüyü güçlendirir: sonuç eksiksizdir ve eleştirilecek hiçbir şey bırakmamıştır. you ate and left no crumbs bir bütün olarak abartılı bir övgüdür; yemekle ilgili bir ifade değildir. Bir performansı, kıyafeti, sanat eserini veya başka etkileyici bir sonucu övmek için kullanılabilir.

Alıştırma

"She ate and left no crumbs" bir sahne performansını övmek için kullanıldığında ne anlama gelir?

  1. Bütün yemeği bitirdi.
  2. Performansı hayal kırıklığı yarattı.
  3. Performansı olağanüstüydü.
Cevabı göster

Performansı olağanüstüydü.

Oh my god, you slay girl, Kelime

0:56

Aman tanrım, döktürdün kızım,

Kelime

slay: coşkulu ve samimi bir övgü

Burada slay, “çok başarılı olmak” veya “harika görünmek” anlamına gelen samimi bir argo sözdür. You slay coşkulu bir övgüdür; öldürmekten söz etmez. Bağlamdaki övgü tonu, burada argo anlamın seçilmesi gerektiğini gösterir. Aynı kelime başka bir bağlamda gerçek anlamını koruyabilir.

Alıştırma

Bir arkadaşın dans performansını görüp “You slay!” diyor. Ne demek istiyor?

  1. Dans etmeyi bırakmalısın.
  2. Performansın harika.
  3. Tehlikeli bir şey yapıyorsun.
Cevabı göster

Performansın harika.

you understood the assignment girl. Deyimler

1:00

rolünün hakkını sonuna kadar verdin.

Deyimler

understood the assignment: bekleneni anlayıp çok iyi yapmaya yönelik övgü

Understood the assignment internette kullanılan samimi bir övgüdür. Birinin beklenen temayı, tarzı ya da amacı anlayıp bunu çok iyi ortaya koyduğu anlamına gelir. Burada assignment mecazidir; mutlaka okul ödevi demek değildir. İfade hem sonucu hem de kişinin durumun ne gerektirdiğini doğru anlamasını över.

Alıştırma

Bir kostüm partisinde Maya'nın kıyafeti temaya kusursuz biçimde uyuyor. “Maya understood the assignment” ne demektir?

  1. Partinin temasının ne olduğunu bilmiyordu.
  2. Temayı kavradı ve mükemmel bir iş çıkardı.
  3. Bir okul ödevi aldı.
Cevabı göster

Temayı kavradı ve mükemmel bir iş çıkardı.

Versus Emilia's director who is giving an Oscar speech. Anlatım akışı

1:03

Emilia'nın yönetmeninin Oscar konuşması yapmasıyla karşılaştıralım.

Anlatım akışı

Karşıtlık belirteci olarak Versus

Burada Versus, “önceki örneğin aksine” anlamına gelen kısa bir etiket gibi kullanılır. İzleyiciyi Emilia’ya yönelik samimi bir övgüden yönetmenin resmî ödül töreni konuşmasına geçirir. Başlıklarda sıkça olduğu gibi bazı sözcükler atılmıştır: Versus Emilia's director ... standart ve tam bir cümle olarak sunulmaz. İki örneği düzenler; Emilia ile yönetmenin yarıştığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu video metni satırının başındaki Versus ne işe yarıyor?

  1. Bir mahkeme davasını belirtir.
  2. Emilia ile yönetmenin rakip olduğunu söyler.
  3. Karşıtlık oluşturan bir örnek sunar.
Cevabı göster

Karşıtlık oluşturan bir örnek sunar.

Working with Emilia was truly a privilege. Kalıp ifadeler

1:08

Emilia ile çalışmak gerçekten bir ayrıcalıktı.

Kalıp ifadeler

was truly a privilege: bir fırsata yönelik resmî övgü

was truly a privilege ifadesinde a privilege, konuşan kişiye onur duyduğu özel bir fırsatı anlatır. Truly samimi bir vurgu ekler. Yönetmen, Emilia ile çalışma deneyimini güçlü ve resmî biçimde över; buradaki privilege, haksız bir toplumsal ayrıcalık anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp [etkinlik] + was a privilege şeklindedir; Working with the team was a privilege buna bir örnektir. It was a privilege to + fiil de yaygın bir kalıptır.

Alıştırma

Bu resmî teşekkür cümlesini dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: It was truly ____ to work with such a thoughtful team.

Cevabı göster

a privilege

Her performance in this movie was flawless Kelime

1:11

Bu filmdeki performansı kusursuzdu

Kelime

flawless: Bir performansa yönelik güçlü övgü

Flawless, “fark edilir hiçbir kusuru olmayan” demektir. Bu cümlede oyuncunun performansına yönelik çok güçlü bir övgü ifade eder: konuşan kişi eleştirecek bir şey bulmamıştır. Sözcük, flaw “kusur” ile -less “-siz” parçalarından oluşur. Gerçek değerlendirmelerde çoğu zaman kesinlikle hiçbir hata yapılmadığı kanıtlanabilen bir iddiadan çok, coşkulu ve kişisel bir yargıyı anlatır.

Alıştırma

“Her presentation was flawless” cümlesindeki flawless ne anlatır?

  1. Birkaç belirgin sorun içeriyordu.
  2. Kabul edilebilirdi ama sıradandı.
  3. Fark edilir hiçbir kusuru yoktu ve çok güçlü bir övgüyü hak ediyordu.
Cevabı göster

Fark edilir hiçbir kusuru yoktu ve çok güçlü bir övgüyü hak ediyordu.

and I believe that she has outdone all other performances shown this evening. Notlar

1:15

ve bu akşam gösterilen diğer tüm performansları geride bıraktığına inanıyorum.

Ton ve niyet

I believe that: Resmî bir görüşü çerçevelemek

I believe that, ardından gelen tam cümleciği konuşanın düşünülmüş kişisel görüşü olarak sunar. Burada dinî inanç değil, “bence” veya “şunu düşünüyorum” anlamındadır. Güçlü karşılaştırmayı kişisel bir yargı olarak çerçevelediği için konuşan kişi, sonucu tartışılmaz bir gerçekmiş gibi sunmak yerine ölçülü ve profesyonel görünür. Yine de güven ifade edebilir; otomatik olarak kararsızlık anlamına gelmez.

Alıştırma

Resmî bir öneride “I believe that this project deserves recognition” ifadesinin temel etkisi nedir?

  1. Konuşanın hiçbir görüşü olmadığını gösterir.
  2. Öneriyi dinî bir ifadeye dönüştürür.
  3. Öneriyi konuşanın düşünülmüş görüşü olarak sunar.
Cevabı göster

Öneriyi konuşanın düşünülmüş görüşü olarak sunar.

Kelime

has outdone all other performances: diğer tüm performansları geçtiğini belirten güçlü bir karşılaştırma

Outdo, “daha iyi yapmak” veya “geride bırakmak” anlamına gelen tek bir fiildir. has outdone yapısında has + geçmiş zaman ortacı present perfect zamanı oluşturur; fiilin biçimleri outdo–outdid–outdone şeklindedir. Sözcük out ve done olarak ayrı ayrı yorumlanmaz. Bu cümlede onun performansı o akşamki diğer tüm performanslarla karşılaştırılıyor. Outdo, övgüyü kısa ve güçlü kılar; ayrıca be better than ifadesinden biraz daha seçkin bir tınıya sahiptir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için outdo fiilini present perfect biçiminde kullanın: This year's team ____ every previous champion.

Cevabı göster

has outdone

Situation number two.

1:21

İkinci durum.

Here's a football supporter after a match

1:23

İşte bir maçın ardından bir futbol taraftarı,

and it was not pretty. Deyimler

1:26

ve sonuç hiç de iç açıcı değildi.

Deyimler

was not pretty: durumun çok kötü gittiğini anlatmak

Burada was not pretty fiziksel güzelliği anlatmaz. it bir maça, sonuca, tartışmaya veya başka bir duruma gönderme yaptığında not pretty, işlerin kötü gittiği, tatsızlaştığı ya da izlemesi utandırıcı olduğu anlamına gelir. Bu ifade her sorunu tek tek söylemek yerine kötü bir sonucu dolaylı biçimde özetler. Dinleyenin tatsız veya karmaşık bir sahne hayal etmesini sağlar.

Alıştırma

Bir antrenör “We lost 8–0, and it wasn't pretty.” diyor. Burada it wasn't pretty ne anlama geliyor?

  1. Formalar çekici değildi.
  2. Maç takım için çok kötü geçti.
  3. Stadyum güzelce süslenmişti.
Cevabı göster

Maç takım için çok kötü geçti.

Oh yeah, you want... you want to interview me?

1:28

Oh evet, benimle... benimle röportaj mı yapmak istiyorsunuz?

Should I look at this camera right here?

1:31

Şuradaki kameraya mı bakmalıyım?

Uh I mean we got wrecked today. Notlar

1:33

Hıh yani bugün darmadağın olduk.

Ton ve niyet

I mean: konuşurken düzeltme ve yumuşatma

Buradaki I mean, konuşma dilinde sık kullanılan bir söylem belirtecidir. Konuşana düşüncesini toparlaması için kısa bir süre verir ve we got wrecked şeklindeki açık özeti getirir. Her zaman “demek istediğim şu” ifadesinin tam ve kelimesi kelimesine karşılığı olarak anlaşılması gerekmez. Uh sözünden sonra gelmesi, cevabın tereddütlü ve kendiliğinden duyulmasını sağlar. Başka bağlamlarda I mean, az önce söylenen bir şeyi düzeltebilir veya kapsamını daraltabilir; konuşanın daha açık noktasını anlamak için ardından gelen sözlere dikkat edilir.

Alıştırma

"Well, I mean, we can try again tomorrow," cümlesinde I mean esas olarak ne yapar?

  1. Konuşanın düşüncesini düzenlemesine ve cevabı yumuşatmasına yardımcı olur.
  2. Konuşanın başka birinden alıntı yaptığını gösterir.
  3. Cevabı resmî bir duyuruya dönüştürür.
Cevabı göster

Konuşanın düşüncesini düzenlemesine ve cevabı yumuşatmasına yardımcı olur.

Kelime

got wrecked: ağır bir yenilgiyi anlatmak

Spor ve oyun bağlamında got wrecked, “çok kötü yenildi” veya “tamamen üstünlük kurularak mağlup edildi” demenin gündelik ve mecazlı bir yoludur. Got takıma ne olduğunu gösterir; wrecked ise sonucun ne kadar tek taraflı hissedildiğini vurgular. Bu cümlede ifade fiziksel bir yıkımı anlatmaz. Hayal kırıklığı ve abartı taşır, bu nedenle yalnızca we lost demekten daha güçlü ve duygusaldır.

Alıştırma

Tek taraflı geçen bir maçtan sonra "Our team got wrecked" ne anlama gelir?

  1. Takımımız kolayca kazandı.
  2. Takımımızın otobüsü ciddi biçimde hasar gördü.
  3. Takımımız çok kötü yenildi.
Cevabı göster

Takımımız çok kötü yenildi.

Honestly, it was not good.

1:35

Dürüst olmak gerekirse iyi değildi.

Uh we took a major L. Kelime

1:37

Şey büyük bir yenilgi aldık.

Kelime

took a major L: büyük bir yenilgiyi anlatan gayriresmî ifade

take an L ifadesinde L, loss sözcüğünü temsil eder; bu nedenle ifade yenilmek veya bir mağlubiyet yaşamak anlamına gelir. Took, take fiilinin geçmiş zaman biçimidir; burada L harfini gerçekten almak söz konusu değildir. Major, L ile anlatılan yenilginin derecesini güçlendirir. Bu cümlede took a major L, yenilginin büyük, açık veya özellikle zarar verici olduğunu rahat ve çarpıcı bir tonla anlatır.

Alıştırma

Cümleyi take a major L ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After losing 5–0, our team ____ in the final.

Cevabı göster

took a major L

Uh but hopefully we'll do a better job next time.

1:38

Hıh ama umarım bir dahaki sefere daha iyi iş çıkarırız.

Thank you.

1:42

Teşekkür ederim.

Versus the same team's coach being interviewed about the football match.

1:43

Aynı takımın koçunun futbol maçıyla ilgili röportaj vermesiyle karşılaştıralım.

Well, today we suffered a significant defeat. Kalıp ifadeler

1:48

Evet, bugün önemli bir yenilgi aldık.

Kalıp ifadeler

suffered a significant defeat: yenilgiyi resmî biçimde anlatmak

suffer a defeat ifadesinde suffer, mutlaka fiziksel acı hissetmek değil, kötü bir şey yaşamak anlamına gelir. Suffered, olayı geçmiş zamana yerleştirir; defeat ise yaşanan kötü sonuçtur. Significant, yenilginin küçük değil, önemli veya büyük olduğunu belirtir. İfadenin tamamı ciddi bir kaybı röportaj, rapor ya da haberlerde görülebilecek resmî ve ölçülü bir şekilde sunar.

Alıştırma

Cümleyi suffer a significant defeat ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Despite careful preparation, the company ____ in court.

Cevabı göster

suffered a significant defeat

It's a major loss for our team and our supporters.

1:51

Takımımız ve taraftarlarımız için büyük bir kayıp.

Next up, let's look at the scenario Anlatım akışı

1:54

Sıradaki olarak, birinin arkadaşının partnerinin şüpheli davranışları hakkında konuştuğu

Anlatım akışı

Next up: sıradaki bölümü tanıtmak

Next up, dinleyicilere sıradaki öğenin veya bölümün başlamak üzere olduğunu bildiren konuşma diline özgü bir geçiş ifadesidir. Burada dikkati önceki örnekten yeni bir duruma taşır. Bu iki sözcük birlikte bir yön levhası gibi çalışır; buradaki up daha yüksek bir yeri anlatmaz. Dinleyicileri bir sıraya göre yönlendirmek için bu ifadeyi kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Bu dersteki geçiş ifadesiyle boşluğu doldurun: We've finished the warm-up. ____, let's start the main activity.

Cevabı göster

Next up

where someone is talking about the suspicious behavior of a friend's partner.

1:56

bir senaryoya bakalım.

Girl, girl you know I love you right? Ton ve niyet

2:02

Kızım, kızım seni sevdiğimi biliyorsun değil mi?

Ton ve niyet

you know I love you right?: zor bir mesajdan önce yumuşatma

Bu bağlamda you know I love you, right? esas olarak bir sevgi ilanı değildir. Konuşan kişi, hoş olmayan bir haberden önce değer verdiğini gösterip ilişkiyi korumak için bunu söyler; böylece sonraki mesaj daha az saldırı gibi gelir. Sondaki right?, bu ilginin zaten bilindiğini dinleyiciye onaylatır. İfade, ardından gelen sözü yumuşatabilir ancak bir eleştiriyi kendiliğinden nazik veya adil hâle getirmez.

Alıştırma

You know I love you, right? kötü bir haberden hemen önce geldiğinde temel işlevi nedir?

  1. Konuşanın söyleyecek başka hiçbir şeyi olmadığını duyurur.
  2. Önce değer verdiğini vurgulayarak zor bir mesajı yumuşatır.
  3. Dinleyicinin love sözcüğünün sözlük anlamını bilip bilmediğini test eder.
Cevabı göster

Önce değer verdiğini vurgulayarak zor bir mesajı yumuşatır.

But then your husband who said he was at work was actually at a bar Dilbilgisi

2:03

Ama işte işteyim diyen kocan aslında bir bardaydı

Dilbilgisi

who said he was at work was actually at a bar: söylenenle gerçek arasındaki karşıtlık

who said he was at work, your husband hakkında ek bilgi veren bir ilgi cümleciğidir. İlk was, kocanın söylediği he was at work ifadesinin bir parçasıdır. İlgi cümleciği bittikten sonra ikinci was ile ana ifade başlar: your husband was actually at a bar. Actually, gerçeğin önceki iddiadan farklı olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilecek kalıp person + who said A + was actually B şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için who, said, she, was, sick sözcüklerini doğru sıraya koyun: The student ____ was actually at the concert.

Cevabı göster

who said she was sick

and Mike saw him there exchanging some things with uh guys who looked like drug dealers. Ton ve niyet

2:09

ve Mike onu orada uyuşturucu satıcısına benzeyen adamlarla bir şeyler takas ederken görmüş.

Ton ve niyet

looked like drug dealers: doğrulanmış bir kimlik değil, bir izlenim

looked like drug dealers, adamların Mike'a uyuşturucu satıcısı izlenimi verdiği anlamına gelir. look like + noun; görünüşe, davranışa veya duruma dayalı bir yargıyı anlatır, kimliği kanıtlamaz. Geçmiş zaman biçimi looked, saw ile uyumludur. Bu ifade, They were drug dealers sözünü bir gerçek olarak sunmak yerine anlatımı gözlemcinin izlenimi düzeyinde tutar.

Alıştırma

Hangi cümle, kişinin kimliğini gerçek olarak ileri sürmeden belirsiz bir izlenim bildirir?

  1. The person at the door looked a delivery driver, but I couldn't be sure.
  2. The person at the door looked like a delivery driver, but I couldn't be sure.
  3. The person at the door was definitely a delivery driver.
Cevabı göster

The person at the door looked like a delivery driver, but I couldn't be sure.

He is hella sketchy girl. Kelime

2:15

O çok tekinsiz kızım.

Kelime

hella sketchy: çok gayriresmî argoda “son derece şüpheli”

Hella, very veya extremely anlamına gelen argo bir pekiştiricidir. Şüpheli, güvenilmez ya da bir sorun içeriyor gibi görünen kişi ve durumları anlatan gayriresmî sketchy sıfatını güçlendirir. Bu cümlede hella sketchy güçlü ve kişisel bir yargı bildirir: konuşan kişi bu adama güvenilemeyeceğini düşünüyor. Bu ifade şüpheyi gösterir; adamın yanlış bir şey yaptığına dair kanıt sunmaz.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz, “son derece şüpheli” anlamındaki çok gayriresmî ifadeyle tamamlayın: That new website looks ____.

Cevabı göster

hella sketchy

You need to dump him. Kelime

2:17

Onu terk etmelisin.

Kelime

dump him: onunla olan romantik ilişkiyi bitirmek

İlişkiler hakkında konuşurken dump someone, o kişiyle romantik ilişkiyi bitirmek anlamına gelen gayriresmî bir ifadedir. Him doğrudan nesnedir; bu nedenle dump him, onu fiziksel olarak fırlatmak değil, onunla ayrılmak demektir. You need to yapısı, cümleyi tarafsız bir açıklama yerine güçlü bir tavsiye hâline getirir. Konuşan kişi dinleyiciye ilişkiyi bitirmesini kesin bir şekilde söylüyor.

Alıştırma

Tavsiyeyi bu derste öğrendiğiniz, “onunla olan romantik ilişkiyi bitirmek” anlamındaki gayriresmî ifadeyle tamamlayın: After he lied again, her friend said, “You should ____.”

Cevabı göster

dump him

Versus a police officer who's talking to her director about the same man who she's been following for months. Dilbilgisi

2:19

Aylardır takip ettiği aynı adam hakkında müdürüyle konuşan bir polis memuruyla karşılaştıralım.

Dilbilgisi

she's been following for months: şimdiye kadar süren bir eylem

She's been following, she has been following ifadesinin kısaltılmış biçimidir. has been + fiil-ing yapısı present perfect continuous zamanıdır. Eylemin geçmişte başlayıp şimdiye kadar devam ettiğini gösterir. For months sürenin ne kadar olduğunu belirtir. Bu polis bağlamında following, adamı takip etmek veya soruşturmak anlamına gelir; sosyal medya hesabını takip etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Takip üç ay önce başladı ve hâlâ devam ediyor. Cümleyi track fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: Maya ____ the fox for three months.

Cevabı göster

has been tracking

Sir, his behavior is starting to raise alarm. Kalıp ifadeler

2:25

Efendim, davranışları alarm vermeye başladı.

Kalıp ifadeler

starting to raise alarm: endişenin başlaması

Is starting to + fiil, bir değişimin başladığını gösterir. Burada raise alarm, endişeye yol açmak veya insanları tetikte olmaya yöneltmek anlamındadır. Polis memuru, adamın davranışlarının endişe verici görünmeye başladığını söylüyor. Buradaki alarm, endişe veya tehlike hissini ifade eder. Birinin alarm cihazını çalıştırdığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, tekrarlanan güvenlik sorunlarının denetçileri endişelendirmeye başladığını ifade eder ve birinin bilerek tehlike uyarısı verdiğini söylemez?

  1. The alarm was tested after lunch.
  2. The guard raised the alarm when he saw smoke.
  3. The repeated safety failures are starting to raise alarm among inspectors.
Cevabı göster

The repeated safety failures are starting to raise alarm among inspectors.

I think there are several red flags we need to discuss. Deyimler

2:28

Tartışmamız gereken birkaç tehlike işareti olduğunu düşünüyorum.

Deyimler

several red flags: birden fazla uyarı işareti

Bu cümlede several red flags, bir şeyin yanlış, riskli veya şüpheli olabileceğini gösteren birden fazla belirti anlamına gelir. Red flags bir benzetmedir; gerçek kırmızı bayraklardan söz edilmez. Bir red flag, duruma daha yakından bakılması veya durumun konuşulması gerektiğini gösterir, ancak tek başına bir sorunun kesin olarak varlığını kanıtlamaz. a red flag / red flags kalıbı, olası bir soruna işaret eden ipuçlarının bulunduğu birçok durumda kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi birden fazla uyarı işareti anlamındaki vurgulanmış tam ifadeyle tamamlayın: The missing receipts, sudden price changes, and pressure to sign immediately are ____.

Cevabı göster

several red flags

So, did you catch all of the expressions that I used? Kelime

2:32

Peki, kullandığım tüm ifadeleri yakaladınız mı?

Kelime

did you catch all of the expressions: catch ile söyleneni duyup ayırt etmek

Burada catch, sözlü bir bilgiyi duymayı, ayırt etmeyi veya anlamayı başarmak demektir. Bir şeyi fiziksel olarak yakalamak anlamına gelmez. Did you catch all of the expressions? sorusu, dinleyenin konuşmacının kullandığı her ifadeyi fark edip anlamadığını sorar. Bu anlam, konuşma hızlı, alçak sesli veya kaçırılması kolay olduğunda yaygındır. Did you catch that? ve I didn't catch your name. gibi kalıplarda da görülür.

Alıştırma

Did you catch the instructions? cümlesinde catch ne anlama gelir?

  1. Onları kabul ettiniz mi?
  2. Onları duyup anladınız mı?
  3. Onları ellerinizle tuttunuz mu?
Cevabı göster

Onları duyup anladınız mı?

Both informal and formal.

2:35

Hem gayri resmi hem de resmi olanları.

Moral of the story is always know your audience. Notlar

2:37

Kıssadan hisse, her zaman dinleyicinizi tanıyın.

Anlatım akışı

Moral of the story: son dersi açıklamak

Moral of the story, konuşanın örneklerden veya olaylardan dinleyicilerin hatırlamasını istediği derse geçtiğini gösterir. Bu cümlede önce özeti haber verir, ardından sonucu sunarak bilgiyi düzenler. Önceki bölümün bir fabl veya açık bir ahlak dersi içeren hikâye olması gerekmez. Günlük konuşmada bu ifade bir deneyimi, hatayı ya da bir grup örneği özetleyebilir.

Alıştırma

Ders bildiren ve "Moral" ile başlayan dört kelimelik ifadeyle özeti tamamlayın: ____: save your work before restarting the computer.

Cevabı göster

Moral of the story

Ton ve niyet

always know your audience: mesajı dinleyiciye ve ortama uyarlamak

Know your audience, mesajınızı alacak insanları anlamak demektir: önceden ne bildiklerini, ne beklediklerini, onlarla ilişkinizi ve ortamın ne kadar resmî olduğunu düşünürsünüz. Bu ifade yalnızca onların kim olduğunu tanımak anlamına gelmez. Burada always, bunu genel bir kurala dönüştürür. Konuşmadan veya yazmadan önce kelime seçimini, ayrıntı miktarını, tonu ve resmiyet düzeyini insanlara ve ortama uygun hâle getirin.

Alıştırma

Bir bilim konuşmacısı küçük çocuklara hitap ediyor. Hangi davranış konuşmacının dinleyici kitlesini tanıdığını en iyi gösterir?

  1. Basit kelimeler kullanıp her yeni fikri açıklamak.
  2. Uzmanlar için hazırlanmış ayrıntılı konuşmayı hiç değiştirmeden yapmak.
  3. Etkileyici görünmek için açıklanmayan uzmanlık terimleri kullanmak.
Cevabı göster

Basit kelimeler kullanıp her yeni fikri açıklamak.

Mastering the art of code-switching

2:40

Kod değiştirme sanatında ustalaşmak

makes you a versatile communicator.

2:43

sizi çok yönlü bir iletişimci yapar.

Language is powerful.

2:45

Dil güçlüdür.

Use it wisely to connect and impress.

2:47

İletişim kurmak ve etkilemek için onu akıllıca kullanın.

Hashtag facts. Kelime

2:50

Hashtag gerçekler.

Kelime

Hashtag facts: internet tarzında ve eğlenceli bir “bu doğru” ifadesi

Hashtag facts, sosyal medyadaki #facts etiketini konuşmaya taşır. Burada facts, bir gerçekler listesi sunmaz. İfadenin tamamı az önce söylenen şeye gönderme yapar ve “Bu doğru” ya da “Kesinlikle” anlamına gelir. Hashtag kelimesini de sesli söylemek, sona eğlenceli ve internet tarzı bir hava katar. Mizahi veya biraz abartılı duyulabilir.

Alıştırma

Şu örneği okuyun: “Getting enough sleep helps you focus. Hashtag facts.” Burada Hashtag facts ne işe yarıyor?

  1. Önceki düşüncenin yalnızca şaka olduğunu gösterir.
  2. Önceki düşüncenin doğru olduğunu eğlenceli bir dille söyler.
  3. Dinleyenden bir gerçekler listesi sunmasını ister.
Cevabı göster

Önceki düşüncenin doğru olduğunu eğlenceli bir dille söyler.

If you like this video, like, share and subscribe

2:51

Bu videoyu beğendiyseniz, beğenin, paylaşın ve abone olun,

and let me know in the comments if you heard new expressions that you hadn't heard before.

2:54

ve daha önce hiç duymadığınız yeni ifadeler duyduysanız yorumlarda bana bildirin.

Bye.

2:58

Hoşça kalın.