Yılanlardan korkuyorsanız bunu izleyin - Andrew Whitworth: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
650 kelime 141 kel/dk

Video özeti: Engerekleri dünyadaki farklı yaşam alanlarında tanıtan video; canlı yavru doğurma biçimlerini, çıngıraklarını, kamuflajlarını ve ısı algılarını açıklıyor, ardından zehirli saldırıları kanguru faresinin etkin savunmasıyla karşılaştırıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. The name comes from the term viviparity, which means — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bir adın kökenini belirtip temelindeki terimi hemen tanımlamaya yarayan bu bilimsel açıklama kalıbını öğrenin. Böylece yabancı bir sözcüğü anlatımın akışını kesmeden dinleyiciye tanıtabilirsiniz. 2. without compromising their ability to — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: without sonrasında -ing biçimi kullanılarak bir faydanın başka bir yetenekten ödün verilmeden sağlandığını nasıl gösterdiğini anlayın. Bu yapıyı biyoloji, tasarım, iş veya gündelik kararlardaki dengeleri açıklamak için kullanabilirsiniz. 3. They stomp their feet at rattlesnakes, kick sand towards them, and evade their strikes with acrobatic leaps — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Üç paralel fiilin hızlı bir savunma hareketleri dizisini nasıl düzenlediğini fark edin; davranışları açık, dengeli ve canlı biçimde anlatmak için aynı yapıyı uygulayın.

Bu derste

We get it. Ton ve niyet

0:07

Anlıyoruz.

Ton ve niyet

We get it.: Bir kaygıyı anladığını belirtme

Burada get “anlamak” anlamındadır; it ise bağlamdan zaten belli olan bir düşünceyi, duyguyu, kaygıyı veya durumu belirtir. We get it. “Anlıyoruz” demektir. Cümlenin başında kullanıldığında konuşmacı açıklama yapmadan, güven vermeden veya farklı bir görüş sunmadan önce dinleyenin kaygısını kabul eder. Böylece sonraki sözler daha düşünceli duyulur.

Alıştırma

Burada We get it. cümlesinin temel işlevi nedir?

  1. Konuşmacıların bir nesne aldığını söyler.
  2. Konuşmacı devam etmeden önce dinleyenin kaygısını kabul eder.
  3. Dinleyenden mesajı tekrarlamasını ister.
Cevabı göster

Konuşmacı devam etmeden önce dinleyenin kaygısını kabul eder.

Not everyone loves snakes. Dilbilgisi

0:08

Herkes yılanları sevmez.

Dilbilgisi

Not everyone: kısmi olumsuzluk

Not everyone “herkes değil” veya “herkes ... değil” anlamına gelir. Bu, kısmi olumsuzluktur: Cümle bir durumun grubun tamamı için doğru olmadığını söyler, ancak bazı kişiler için doğru olmasına izin verir. Yaygın yapı Not everyone + olumlu fiildir. Not everyone loves snakes. buna bir örnektir. Bu yapı, yılanları seven hiç kimse olmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “herkes değil” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____ wants to be team captain.

Cevabı göster

Not everyone

You may not want to encounter one in the wild. Kalıp ifadeler

0:11

Doğada bir yılanla karşılaşmak istemeyebilirsiniz.

Kalıp ifadeler

encounter one in the wild: doğada bir hayvanla karşılaşmak

Encounter one in the wild, bir yılanla doğal ortamında tesadüfen karşılaşmak anlamına gelir. Buradaki one, tekrarı önlemek için daha önce geçen snake isminin yerini tutar; in the wild ise hayvanın hayvanat bahçesinde ya da insan bakımı altında değil, doğal yaşam alanında olduğunu belirtir. Encounter, çoğu zaman planlamadan biriyle ya da bir şeyle karşılaşmak anlamına gelir. Hayvanlar için kullanıldığında, onların doğal ortamında yakınlarında bulunma olayına odaklanır.

Alıştırma

Yürüyüşçülerin vahşi bir geyikle beklenmedik biçimde karşılaştığını en kesin anlatan cümle hangisidir?

  1. The hikers watched a moose from a distant viewing platform.
  2. The hikers encountered a moose on the trail.
  3. The hikers met a trained moose during a scheduled animal program.
Cevabı göster

The hikers encountered a moose on the trail.

To each their own. Deyimler

0:15

Zevkler tartışılmaz.

Deyimler

To each their own: farklı tercihleri kabul etmek

To each their own., farklı insanların farklı şeyleri beğenmekte veya seçmekte özgür olduğunu anlatan kalıplaşmış bir sözdür. Konuşan kişi başka bir seçim yapacak olsa bile karşısındakinin tercihini kabul etmek için çoğu zaman tek başına kullanılır ve küçük bir anlaşmazlığı sona erdirebilir. Buradaki their, each sözcüğüne dönen, cinsiyet belirtmeyen tekil bir kullanımdır. Own, belirli tercih veya seçimi açıkça söylemez; bu nedenle bütün cümleyi herkese bir nesne verme talimatı olarak değil, bir deyim olarak anlamak gerekir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız sizin sevmediğiniz bir pizza malzemesine bayılıyor, ancak bu farklılığı kabul etmek istiyorsunuz. En uygun yanıt hangisidir?

  1. You are wrong to like that topping.
  2. To each their own.
  3. Everyone must order the same topping.
Cevabı göster

To each their own.

That's why we're here to take you on a world tour of some of nature's most incredible snakes Notlar

0:16

İşte bu yüzden, doğanın en inanılmaz yılanlarından bazılarını görebileceğiniz bir dünya turuna çıkarmak için buradayız,

Anlatım akışı

That's why we're here to + fiil: bir nedeni amaca bağlamak

That's why daha önce sözü edilen bir nedene, kaygıya veya ihtiyaca gönderme yapar. Ardından gelen we're here to + fiilin yalın hâli, konuşanların şu anda yaptığı şeyin amacını belirtir. Bu kalıp dinleyiciyi konunun neden önemli olduğundan sırada ne olduğuna taşır. Here her zaman fiziksel bir yeri belirtmez; konuşanların bir video, ders veya sunumdaki görevini de anlatabilir.

Alıştırma

Vurgulanan geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Many people are unsure what belongs in a recycling bin. ____ explain the basic rules.

Cevabı göster

That's why we're here to

Kalıp ifadeler

take you on a world tour: birini yerler veya içerikler arasında yönlendirmek

Take someone on a tour, bir kişiyi yerler veya bilgiler arasında yönlendirerek gezdirmek anlamına gelir. Yapı take + kişi + on + a tour of + konu veya yer şeklindedir. Bu cümlede izleyicilerin gerçekten yolculuk yapması gerekmez. Video, görüntüler ve açıklamalarla dünyanın farklı yerlerindeki yılanları dünya turu biçiminde tanıtır.

Alıştırma

Hangi cümle bir uygulamanın kullanıcıya antik bir şehirde rehberlik ettiğini doğal biçimde ifade eder?

  1. The museum app takes you a tour on the ancient city.
  2. The museum app takes you on a tour of the ancient city.
  3. The museum app takes a tour to you of the ancient city.
Cevabı göster

The museum app takes you on a tour of the ancient city.

from the safety of your home Kalıp ifadeler

0:22

evinizin güvenli ortamından ayrılmadan,

Kalıp ifadeler

from the safety of your home: korunaklı bir bakış noktası

From the safety of your home, “evde güvende kalırken” anlamına gelir. From, deneyimin gerçekleştiği korunaklı konumu veya bakış noktasını gösterir; evden dışarı doğru hareket etmeyi anlatmaz. Bu ifade genellikle tehlikeli, uzak veya zor bir şey ile izleyicinin korunaklı durumunu karşılaştırır. Safety, bir yerin adı değil, korunuyor olmanın soyut durumudur.

Alıştırma

Hangi cümle, tehlikeli bir fırtınayı korunaklı bir yerde kalarak izleyebileceğinizi anlatmak için hedef ifadeyi kullanıyor?

  1. You can leave the shelter to watch the storm up close.
  2. You can watch the storm from the safety of the shelter.
  3. You can watch a documentary about how shelters are built.
Cevabı göster

You can watch the storm from the safety of the shelter.

and with your very own intrepid guide. Notlar

0:25

hem de size özel cesur rehberinizle.

Kalıp ifadeler

your very own: kişisel sahipliği güçlü biçimde vurgulamak

Your very own, “özellikle sana ait” veya “yalnızca senin için sağlanmış” anlamına gelir. Kalıp, iyelik belirleyicisi + very own + isim şeklindedir. Burada guide sözcüğünü niteler. Very, own sözcüğünü güçlendirir; “aşırı derecede” anlamına gelmez. Your guide ile karşılaştırıldığında your very own guide daha kişisel ve heyecanlı duyulur. Rehberin dinleyici için özel olarak görevlendirildiği hissini verir; bu ton sunucular ve reklamcılar tarafından sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “özellikle sizin için ayrılmış bir çalışma alanı” anlamına gelen tam vurgu ifadesiyle tamamlayın: At the studio, you will have ____ workspace.

Cevabı göster

your very own

Kelime

intrepid guide: macera havası taşıyan korkusuz bir rehber

Burada intrepid, tehlike veya bilinmeyen şeylerle yüzleşmeye istekli ve cesur olmak demektir. Bu nedenle an intrepid guide, başkalarına maceralı veya riskli bir durumda yol gösterebilen bir rehberdir; yalnızca zeki ya da hızlı bir rehber değildir. Bu sıfat, rehberi bir macera hikâyesindeki kâşif benzeri kahraman olarak gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede intrepid en doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The intrepid pillow felt soft on the bed.
  2. The intrepid explorer crossed the ice despite the danger.
  3. The intrepid calculator finished the sum quickly.
Cevabı göster

The intrepid explorer crossed the ice despite the danger.

All the snakes we'll be visiting belong to a group called the vipers. Kalıp ifadeler

0:29

Ziyaret edeceğimiz tüm yılanlar engerek adı verilen bir gruba aittir.

Kalıp ifadeler

belong to a group called ...: bir sınıflandırmayı tanıtmak

Bu sınıflandırma kalıbında belong to, “bir kategorinin üyesi olmak” anlamına gelir. A group called the vipers, “the vipers adlı bir grup” demektir; called grubun adını belirtir ve telefonla aramakla ilgili değildir. A belongs to a group called B kalıbını yeniden kullanabilirsiniz. Tekil öznede belongs, çoğul öznede belong kullanın.

Alıştırma

Sınıflandırma cümlesini hedef kalıpla tamamlayın: Bats ____ mammals.

Cevabı göster

belong to a group called

As of 2021, Kalıp ifadeler

0:33

2021 yılı itibarıyla,

Kalıp ifadeler

As of 2021: bilginin sınır noktasını belirtmek

Bu örnekte As of 2021, ardından gelen bilgi için 2021 yılını sınır noktası olarak belirler. Bilginin o noktaya kadar doğru veya erişilebilir olduğunu ve daha sonra güncellenebileceğini ifade eder. Kalıp as of + tarih, yıl veya saat şeklindedir. Yalnızca bir olayın ne zaman gerçekleştiğini söylemek yerine, belirli bir noktadaki toplamı, kuralı veya durumu bildirmek için kullanılır.

Alıştırma

30 Haziran'a kadar biriken toplamı en açık biçimde hangi cümle bildirir?

  1. Since June 30, the library has received 5,000 applications.
  2. In June, the library received 5,000 applications.
  3. As of June 30, the library had received 5,000 applications.
Cevabı göster

As of June 30, the library had received 5,000 applications.

there are 368 species of viper worldwide.

0:35

dünya çapında 368 engerek türü bulunmaktadır.

The name comes from the term viviparity, Anlatım akışı

0:39

Bu isim "viviparite" yani canlı doğurma teriminden gelmektedir.

which means giving birth to live young. Kelime

0:42

Bu, canlı yavrular dünyaya getirmek anlamına gelir.

Anlatım akışı

The name comes from the term ..., which means ...: kaynağın ardından tanım verme

The name comes from the term X önce bir adın kaynağını bildirir. Virgülle ayrılan which means Y bölümü daha sonra X'i tanımlar. Burada which, term viviparity ifadesine gönderme yapar; bu terimin tanımı canlı yavru doğurmaktır. Bu kaynak + tanım kalıbı bilgiyi açık bir sıraya koyar: önce kaynağı verir, ardından bilinmeyen terimi hemen açıklar.

Alıştırma

Kaynak ve tanım kalıbını hedef iki fiil ifadesiyle tamamlayın: The word robot ____ a Czech term, which ____ forced labor.

Cevabı göster

comes from · means

Kelime

giving birth to live young: canlı yavru doğurmak

Biyolojide giving birth to live young, daha sonra çatlayacak yumurtalar bırakmak yerine, annenin vücudundan çıktıklarında canlı olan yavrular dünyaya getirmek demektir. Give birth to doğan şeyi belirtir; live ise yavruların doğdukları anda canlı olduğunu anlatır. Burada young, bir hayvanın yavruları anlamına gelen bir isimdir. Genç insanlar demek değildir ve yavruları bir grup olarak anlatırken genellikle biçimi değişmez.

Alıştırma

Hangi cümle, yumurtadan sonradan çıkmak yerine canlı doğan yavrulara sahip bir hayvanı doğal biçimde anlatır?

  1. Some sharks give birth to live young.
  2. Some sharks lay eggs that hatch later.
  3. Some sharks care for their young after birth.
Cevabı göster

Some sharks give birth to live young.

Unlike most snakes, which lay eggs, Dilbilgisi

0:46

Yumurtlayan çoğu yılanın aksine,

Dilbilgisi

Unlike most snakes, which lay eggs: karşıtlık ve ek arka plan bilgisi

Unlike most snakes bir karşıtlık kurar: ardından gelen ana cümle, başka bir hayvanın veya grubun çoğu yılandan nasıl farklı olduğunu söyler. Unlike bir edattır; bu nedenle kendi fiili olan tam bir cümlecik değil, bir isim öbeği tarafından takip edilir. Virgüller arasındaki which lay eggs, kısıtlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir. most snakes hakkında arka plan bilgisi ekler; yalnızca yumurta bırakan yılanları seçmez. Bu nedenle bu giriş yapısının düşünceyi tamamlayan bir ana cümleye ihtiyacı vardır.

Alıştırma

'Unlike the other classrooms, which face the playground, this one overlooks the garden,' cümlesinde 'which face the playground' neyi anlatır?

  1. this one
  2. the other classrooms
  3. the garden
Cevabı göster

the other classrooms

most vipers have eggs that hatch inside the mother, Dilbilgisi

0:48

çoğu engereğin yumurtaları anne karnında çatlar,

Dilbilgisi

have eggs that hatch inside the mother: that cümleciği eggs sözcüğünü niteler

Cümlenin ana yapısı most vipers have eggs şeklindedir. that hatch inside the mother ilgi cümleciği, eggs sözcüğünün hemen ardından gelir ve bu yumurtaların nerede çatladığını açıklar. Burada that, hatch fiilinin öznesidir ve vipers sözcüğüne değil, çoğul eggs adına gönderme yapar. Böyle uzun bir ad grubunu anlamak için önce most vipers have eggs bölümünü okuyun; ardından yumurtaların ne yaptığını ve bunun nerede gerçekleştiğini ekleyin.

Alıştırma

Hangi cümlede yumurtaları tanımlamak için that ile başlayan bir cümlecik kullanılmıştır?

  1. That turtle lays eggs and hatches in warm sand.
  2. The turtle lays eggs that hatch in warm sand.
  3. The turtle that hatches lays eggs in warm sand.
Cevabı göster

The turtle lays eggs that hatch in warm sand.

who then gives birth to up to dozens of tiny snakes. Kalıp ifadeler

0:52

ve anne daha sonra onlarca küçük yılan doğurur.

Kalıp ifadeler

gives birth to: yavru dünyaya getirmeyi anlatan kalıplaşmış ifade

Give birth to, bir bebeği veya hayvan yavrusunu dünyaya getirmek anlamına gelen kalıplaşmış bir fiil ifadesidir. Bu cümlede gives, who ile belirtilen tek hayvanla uyumludur; to sözcüğünden sonra doğanlar, yani up to dozens of tiny snakes gelir. Birth burada bir addır. Zaman ve özne uyumu, gives birth to ve gave birth to örneklerinde olduğu gibi give üzerinde gösterilir. Bu ifade hem insanlar hem de hayvanlar için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi give birth to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The elephant ____ a healthy calf yesterday.

Cevabı göster

gave birth to

Kalıp ifadeler

up to dozens: olası bir üst sınır

up to dozens ifadesinde up to bir üst sınır belirtir: sayı onlarcaya çıkabilir, ancak daha düşük de olabilir. Dozens yaklaşık bir miktardır; bu yüzden ifade tek bir kesin maksimum sayı vermez. Bunu yön değil, miktar bildiren bir ifade olarak anlayın. Aynı kalıp up to 20 örneğinde olduğu gibi kesin bir sayıyla net bir sınır da belirtebilir.

Alıştırma

Bir tabelada “The boat carries up to 12 passengers.” yazıyor. Bu ne anlama gelir?

  1. En fazla 12 yolcu taşıyabilir ve daha az yolcu da taşıyabilir.
  2. Her zaman tam olarak 12 yolcu taşır.
  3. En az 12 yolcu taşımalıdır.
Cevabı göster

En fazla 12 yolcu taşıyabilir ve daha az yolcu da taşıyabilir.

Not glad you're safe at home yet? Ton ve niyet

0:56

Hala evde güvende olduğunuza sevinmediniz mi?

Ton ve niyet

Not glad you're safe at home yet?: takılma amaçlı retorik bir soru

Not glad you're safe at home yet?, Are you not glad you're safe at home yet? cümlesinin konuşma dilindeki eksiltili biçimidir ve Aren't you glad you're safe at home yet? ile temelde aynı etkiyi yaratır. Baştaki özne ve yardımcı fiil bağlamdan anlaşılır. Bu, tarafsız bir bilgi sorusu değil, takılma amacı taşıyan retorik bir sorudur. Konuşan kişi dinleyenin artık rahatlamasını bekler; yet, “duyduğun onca şeyden sonra hâlâ değil mi?” anlamını ekler.

Alıştırma

Dışarıdaki bir tehlikeyi duyduktan sonra biri “Not glad you're safe at home yet?” diyor. Konuşan kişi en çok hangi cevabı bekliyor?

  1. Evin daha güvenli olup olmadığı hakkında hiçbir fikrim yok.
  2. Konuşan kişiye ev adresimi söylemem gerekiyor.
  3. Artık evde güvende olduğuma seviniyorum.
Cevabı göster

Artık evde güvende olduğuma seviniyorum.

Oh.

0:58

Oh.

Vipers are also often highly venomous, Kelime

0:59

Engerekler aynı zamanda genellikle oldukça zehirlidir,

Kelime

often highly venomous: sıklık, derece ve zehir aktarma biçimi

often highly venomous ifadesinde often sıklığı belirtir: Bu özellik yaygındır, ancak her durumda geçerli değildir. Highly, venomous sıfatının derecesini güçlendirir ve zehrin oluşturduğu tehlikenin çok yüksek olduğunu gösterir. Venomous, ısırma, sokma veya benzer bir mekanizmayla zehir enjekte eden bir hayvanı anlatır. Engerekler zehir dişleriyle zehir enjekte ettiği için burada doğru sözcük venomous olur.

Alıştırma

Bu yılanların çok güçlü zehre sahip olmasının yaygın, ancak her durumda geçerli olmadığını anlatan cümle hangisidir?

  1. These snakes are always slightly venomous.
  2. These berries are often highly venomous when eaten.
  3. These snakes are often highly venomous.
Cevabı göster

These snakes are often highly venomous.

with two hollow fangs that fold flat to the roofs of their mouths. Kalıp ifadeler

1:02

ağızlarının tavanına düz bir şekilde katlanan iki içi boş dişleri vardır.

Kalıp ifadeler

fold flat to the roofs of their mouths: katlanma hareketi ve konum

Fold flat hem bir hareketi hem de hareketin sonucunu anlatır: Zehir dişleri dik durmak yerine geriye doğru katlanır ve düz biçimde yatar. To the roofs of their mouths, katlanan dişlerin dayandığı ağız içindeki üst yüzeyleri belirtir. The roof of the mouth, bir binanın çatısı değil, ağzın içindeki üst yüzeydir. Roofs ve mouths sözcükleri çoğuldur çünkü birden fazla engerekten söz edilir ve her birinin kendi ağzı vardır.

Alıştırma

Zehir dişleri fold flat to the roofs of their mouths olduğunda ne gerçekleşir?

  1. Geriye doğru katlanıp ağızların içindeki üst yüzeylere düz biçimde dayanırlar.
  2. Ağızların ev çatılarına benzemesini sağlarlar.
  3. Ağızların dışında dik durmaya devam ederler.
Cevabı göster

Geriye doğru katlanıp ağızların içindeki üst yüzeylere düz biçimde dayanırlar.

This allows the fangs to be extra long, Dilbilgisi

1:06

Bu, dişlerin ekstra uzun olmasını sağlar,

Dilbilgisi

allows the fangs to be: allow + nesne + to be yapısı

allow + nesne + to be + sıfat yapısı, bir şeyin başka bir şey için belirli bir durumu mümkün kıldığını anlatır. Burada nesne the fangs, to be extra long ise zehir dişlerinin sahip olabildiği durumu belirtir. This, hemen önce açıklanan katlanma düzenini gösterir. Bu düzen dişleri doğrudan uzatmaz; dişlerin katlanabilmesi, olağanüstü uzun olmalarını mümkün kılar.

Alıştırma

Cümleyi allow + nesne + to be yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The thick insulation ____ warm in winter.

Cevabı göster

allows the house to be

unfolding into imposing weapons when the viper prepares to strike. Notlar

1:09

engerek saldırmaya hazırlandığında dişler açılarak görkemli silahlara dönüşür.

Deyimler

unfolding into imposing weapons: görsel bir benzetme

unfolding into imposing weapons ifadesinde zehir dişleri katlı konumlarından açılır ve güçlü, korkutucu silahlar gibi görünmeye başlar. Weapons sözcüğü görsel bir benzetmedir; dişler gerçekten insanlar tarafından yapılmış nesnelere dönüşmez. Imposing, bir şeyin büyüklüğü, gücü veya görünüşü nedeniyle etkileyici ve biraz göz korkutucu olması anlamına gelir. Bu anlatım hayvan tasvirini daha canlı ve dramatik hâle getirir.

Alıştırma

Bu cümlede unfolding into imposing weapons ne anlama gelir?

  1. Engerek, zehir dişlerini insanlar tarafından yapılmış silahlarla değiştirir.
  2. Açılmış zehir dişleri güçlü ve tehlikeli görünecek şekilde tasvir edilir.
  3. Zehir dişleri katlanır ve engerek zararsız görünür.
Cevabı göster

Açılmış zehir dişleri güçlü ve tehlikeli görünecek şekilde tasvir edilir.

Kalıp ifadeler

prepares to strike: saldırmaya hazırlanmak

Prepare to + fiilin yalın biçimi, “bir şey yapmaya hazırlanmak” anlamına gelir. Burada prepares to strike, engerek yılanının ani bir saldırı yapmaya hazırlandığını anlatır. When yan cümlesi, açılma hareketinin ne zaman gerçekleştiğini belirtir. Hayvan betimlemelerinde strike hızlı bir saldırı hareketine odaklanır; tek başına hayvanın hedefini gerçekten ısırdığını göstermez.

Alıştırma

Hangi cümle yılanın ani bir saldırı yapmaya hazırlandığını anlatır?

  1. The snake lifted its head and prepared to go on strike.
  2. The snake lifted its head and prepared striking.
  3. The snake lifted its head and prepared to strike.
Cevabı göster

The snake lifted its head and prepared to strike.

So, how about we pay them a surprise visit? Ton ve niyet

1:15

Peki, onlara sürpriz bir ziyaret yapmaya ne dersiniz?

Ton ve niyet

How about we pay them a surprise visit?: dostça bir öneri

How about we + fiilin yalın biçimi? konuşanı ve dinleyeni kapsayan bir etkinliği rahat bir şekilde önermek için kullanılır. We sözcüğünden sonra fiilin yalın biçimini kullanın: How about we pay...? Pay someone a visit, “birini ziyaret etmek” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir; buradaki pay para ödemek anlamına gelmez. A surprise visit önceden haber verilmeyen bir ziyarettir. Bu cümlede dostça öneri biçimi, riskli bir ziyareti eğlenceli ve davetkâr gösterir.

Alıştırma

Öneriyi eksik olan yalın fiille tamamlayın: How about we ____ Grandma a surprise visit this weekend?

Cevabı göster

pay

First stop, Anlatım akışı

1:20

İlk durak,

the southeastern United States,

1:21

Amerika Birleşik Devletleri'nin güneydoğusu,

Anlatım akışı

İlk varış noktasını tanıtmak için First stop, ...

Baştaki First stop ifadesi, “ziyaret edeceğimiz veya tanıtacağımız ilk yer” anlamına gelir. Hemen ardından belirtilen the southeastern United States (Amerika Birleşik Devletleri'nin güneydoğusu) varış noktasını tanıtan kısa bir isim öbeğidir. Burada stop, “durmak” fiili değil, rota üzerindeki bir duraktır. Bu kısa geçiş, bilgileri bir yolculuk gibi sıraya koyar. Bir turun, gezi planının veya sunumun ilk bölümünü başlatabilir; sonraki bölümler de bir sonraki “durağa” geçebilir.

Alıştırma

Rehberin cümlesini ilk varış noktasını tanıtan iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: “____, the science museum.”

Cevabı göster

First stop

where we can hear the viper before we can see it. Anlatım akışı

1:23

burada engereği görmeden önce onu duyabiliriz.

Anlatım akışı

Merak yaratmak için we can hear ... before we can see ...

we can hear the viper before we can see it kalıbı, iki algı olayını açık bir sıraya koyar: hayvan hâlâ görünmezken önce sesi gelir. Bu anlatımda bu sıra, ilgiyi çeken bir giriş görevi görür. Sesin kaynağını göstermeden önce dinleyiciye işitsel bir ipucu verir, merak yaratır ve hayvanın uyarı sesinin açıklanmasına zemin hazırlar. Daha genel olarak hear X before you see X, sesi bir tanıma ipucu olarak öne çıkarabilir.

Alıştırma

Bu anlatımda “we can hear the viper before we can see it” sıralaması nasıl bir etki yaratır?

  1. Duyma ve görmenin tam olarak aynı anda gerçekleştiğini söyler.
  2. Engerek yılanının dinleyiciyi göremediğini açıklar.
  3. Önce dinleyiciye bir ses ipucu verir ve kaynağı hakkında merak yaratır.
Cevabı göster

Önce dinleyiciye bir ses ipucu verir ve kaynağı hakkında merak yaratır.

The eastern diamondback rattlesnake is the largest of 36 species of rattlesnake. Dilbilgisi

1:27

Doğu elmas sırtlı çıngıraklı yılan, 36 çıngıraklı yılan türünün en büyüğüdür.

Dilbilgisi

the largest of 36 species: bir grup içinde birinci sırada olma

The largest, large sıfatının üstünlük derecesidir. be + the + superlative yapısı, öznenin belirli bir özellik bakımından birinci sırada olduğunu söyler; burada karşılaştırılan özellik büyüklüktür. Of 36 species of rattlesnake, karşılaştırma grubunun tamamını belirtir. Buradaki of, sahiplik değil “arasında” anlamındadır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be + the + superlative + of + bir gruptur.

Alıştırma

Hangi cümle bu gölün dört göl arasında büyüklük bakımından birinci olduğunu anlatır?

  1. This lake is larger than another lake.
  2. This lake is the largest of the four lakes.
  3. This lake is as large as another lake.
Cevabı göster

This lake is the largest of the four lakes.

Rattlesnakes can shake their rattles up to 90 times per second Kalıp ifadeler

1:33

Çıngıraklı yılanlar çıngıraklarını saniyede 90 defaya kadar sallayabilir,

Kalıp ifadeler

up to 90 times per second: azami sıklığı belirtme

Up to 90 times per second azami bir sıklık belirtir: hareket bir saniye içinde en fazla 90 kez gerçekleşebilir. Up to üst sınırı, per second ise zaman birimini gösterir. Bu sayı bir tavan olduğu için gerçek sıklık daha düşük olabilir. Çıngırakların her saniye her zaman tam olarak 90 kez sallandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle makinenin bir dakikada 500'den az etiket üretebileceğini, ancak 500'ü aşamayacağını söyler?

  1. The machine prints exactly 500 labels per minute.
  2. The machine can print at least 500 labels per minute.
  3. The machine can print up to 500 labels per minute.
Cevabı göster

The machine can print up to 500 labels per minute.

to warn off predators Öbek fiiller

1:37

yırtıcıları uyarmak için,

Öbek fiiller

warn off predators: yırtıcıları uyararak uzaklaştırmak

Warn off, “birini veya bir hayvanı, gitmesi ya da yaklaşmaması için uyarmak” anlamına gelen bir öbek fiildir. to warn off predators ifadesinde predators nesnedir; amaç yırtıcıları yalnızca uyarmak değil, onları uzaklaştırmaktır. off parçacığı burada ayrılma veya mesafe fikrini ekler; belirli bir yeri göstermez. Baştaki to, fiil öbeğinin mastar biçiminde olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, warn ve off sözcüklerinden oluşan ve “uzakta kalmalarını sağlamak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamla: The guard dog's bark can ____ strangers who come too close.

Cevabı göster

warn off

for hours if needed. Kalıp ifadeler

1:39

gerekirse saatlerce.

Kalıp ifadeler

for hours if needed: süre ve kısaltılmış koşul

For hours, bir eylemin birkaç saat boyunca sürebileceğini belirtir; for süreyi tanıtır. If needed, “gerekirse” anlamına gelir. Bu, if it is needed biçiminden özne ve be fiilinin bir biçimi çıkarılmış, kısaltılmış bir koşul yan cümlesidir. İfadenin sonunda uzun süreyi bir koşula bağlar: yalnızca durum gerektirirse birkaç saat.

Alıştırma

Cümleyi, if ile başlayan ve need sözcüğünden oluşan, “gerekirse” anlamındaki iki sözcüklü kısaltılmış koşul ifadesiyle tamamla: The backup generator can run for several hours ____.

Cevabı göster

if needed

The rattle consists of hollow, Kalıp ifadeler

1:41

Çıngırak, içi boş

interlocked segments made of keratin, Dilbilgisi

1:43

keratinden yapılmış birbirine kenetlenen bölümlerden oluşur,

Kalıp ifadeler

consists of hollow, interlocked segments: bileşimi açıklamak

“the rattle consists of hollow, interlocked segments” ifadesinde özne bütünü belirtir; consists of ifadesinden sonraki sözcükler ise bu bütünü oluşturan parçaları belirtir. Hollow ve interlocked sözcüklerinin ikisi de segments sözcüğünü niteler. A consists of B yapısı bir şeyin bileşimini anlatır: A bütünün kendisidir, B ise onu oluşturan parçalardır.

Alıştırma

Cümleyi consist of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The solar system ____ the Sun and the objects that orbit it.

Cevabı göster

consists of

Dilbilgisi

made of keratin: isimden sonra gelen kısaltılmış edilgen niteleyici

“segments made of keratin” ifadesinde made of keratin, segments sözcüğünden sonra gelir ve bu bölümlerin hangi malzemeden yapıldığını açıklar. Edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Uzun biçimi segments that are made of keratin şeklindedir. İngilizcede bir isimden sonra betimleyici bilgiyi daha kısa vermek için that are sık sık çıkarılır. Bu nedenle made burada yeni bir ana fiil değildir.

Alıştırma

Hangi uzun biçim “segments made of keratin” ile aynı anlama gelir?

  1. segments that are made of keratin
  2. segments that make keratin
  3. keratin that is made by segments
Cevabı göster

segments that are made of keratin

the same substance that makes our nails and hair. Anlatım akışı

1:46

bu tırnaklarımızı ve saçımızı oluşturan aynı maddedir.

Anlatım akışı

the same substance that makes our nails and hair: yeni bilgiyi tanıdık bir şeyle ilişkilendirmek

Burada the same substance that makes our nails and hair isim öbeği, keratin sözcüğünün hemen ardından gelerek onun ne olduğunu açıklar. that makes our nails and hair ilgi cümleciği substance sözcüğünü niteler. Buradaki makes, bir şeyi üretmek değil, onu oluşturmak anlamındadır. Bu bilgi düzeninde önce bilinmeyen teknik bir ad verilir, ardından bu ad tanıdık vücut bölümleriyle ilişkilendirilir. Böylece dinleyici, ayrıntılı bir teknik tanıma gerek duymadan yeni terimi anlayabilir.

Alıştırma

Bu ifade keratin sözcüğünden sonra temel olarak ne yapıyor?

  1. Keratin ile hiçbir ilgisi olmayan farklı bir maddeyi tanıtır.
  2. Tırnakların ve saçın keratin ürettiğini söyler.
  3. Keratin maddesini tırnak ve saçta bulunan tanıdık maddeyle ilişkilendirir.
Cevabı göster

Keratin maddesini tırnak ve saçta bulunan tanıdık maddeyle ilişkilendirir.

When the snake shakes its tail,

1:49

Yılan kuyruğunu salladığında,

these segments hit each other,

1:51

bu bölümler birbirine çarpar,

creating a shockingly loud noise. Dilbilgisi

1:52

şaşırtıcı derecede yüksek bir ses çıkarır.

Dilbilgisi

creating a shockingly loud noise: sonucu belirtmek için -ing öbeği kullanmak

Virgülden sonraki -ing öbeği creating a shockingly loud noise, önceki olayın sonucunu belirtir. Parçalar birbirine çarpar ve bu çarpışma sesi oluşturur. Shockingly, loud sözcüğünü güçlendirerek ses düzeyinin şaşırtıcı olduğunu gösterir. Creating çekimli bir ana fiil değildir; bu nedenle hit ile aynı düzeyde ikinci bir ana fiil olmaz. Sonuç, hemen yanındaki each other sözcüklerinden değil, parçaların birbirine çarpması olan önceki olayın tamamından doğar.

Alıştırma

Hangi cümlede önceki eylemin sonucunu göstermek için bir -ing öbeği kullanılmıştır?

  1. The speaker is creating a steady hum.
  2. The two metal plates collided, creating a sharp bang.
  3. The technician pressed the button to create a test tone.
Cevabı göster

The two metal plates collided, creating a sharp bang.

Now, on to the mountains of western Iran, Anlatım akışı

1:56

Şimdi İran'ın batısındaki dağlara doğru yola çıkıyoruz,

Anlatım akışı

Now, on to ... ile sonraki konuya geçmek

Now, on to ... 'Şimdi sıradakine geçelim...' anlamına gelen kısa bir geçiş ifadesidir. Bu cümlede dikkati önceki konu veya yerden İran'ın batısındaki dağlara yöneltir. on to ifadesinden sonra yeni varış yeri, konu veya etkinlik belirtilir. Tam fiil yapısı bağlamdan anlaşıldığı için söylenmez; bu da sunumun veya anlatımın hızlı ilerlemesini sağlar.

Alıştırma

Sunumu bir sonraki konuya taşıyan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Now, ____ the next question.

Cevabı göster

on to

where a spider crawls across a rock,

1:59

orada bir örümcek bir kayanın üzerinde sürünüyor,

making easy prey for a passing bird Kalıp ifadeler

2:02

yoldan geçen bir kuş için kolay bir av gibi görünüyor,

or not. Anlatım akışı

2:05

ya da görünmüyor.

Kalıp ifadeler

making easy prey for ...: kolayca yakalanabilir olmak

making easy prey for a passing bird ifadesinde örümcek av, kuş ise avcıdır. İfade, örümceğin oradan geçen bir kuş tarafından yiyecek olarak kolayca yakalanabilecekmiş gibi göründüğünü anlatır. -ing yan cümlesi, örümceğin kayanın üzerinde açıkta ilerlemesinin görünürdeki sonucunu ekler. Daha genel olarak X makes easy prey for Y, X'in Y için kolay bir hedef olduğu anlamına gelir.

Alıştırma

Yiyecek olarak avlanan bir hayvan anlamındaki isimle kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The injured mouse would make easy ____ for an owl.

Cevabı göster

prey

Anlatım akışı

Cümle sonundaki or not: kurulan beklentiyi aniden sorgulamak

Anlatım önce örümcek gibi görünen şeyin kolay bir av olacağı beklentisini kurar. Ardından gelen kısa or not eki, bu beklentiye duyulan güveni hemen geri çeker ve dinleyicinin onu yeniden düşünmesini sağlar. Burada or not, cevap gerektiren sıradan bir seçenek sunmaz. Gecikmeli bir ters köşe işlevi görür ve az önce kabul ettiğimiz şeyin yanıltıcı olabileceğini sezdirerek merak yaratır.

Alıştırma

Şunu okuyun: The forecast says the picnic will stay dry—or not. Buradaki or not ne yapıyor?

  1. Piknik boyunca havanın kuru kalacağı beklentisini aniden sorgular.
  2. Piknik sırasında kesinlikle yağmur yağmayacağını doğrular.
  3. Dinleyiciden iki piknik yeri arasında seçim yapmasını ister.
Cevabı göster

Piknik boyunca havanın kuru kalacağı beklentisini aniden sorgular.

The spider-tailed horned viper is perfectly camouflaged, Kelime

2:06

Örümcek kuyruklu boynuzlu engerek mükemmel bir şekilde kamufle olmuştur,

Kelime

is perfectly camouflaged: çevreyle kusursuz biçimde bütünleşmek

Be camouflaged, renk, desen veya şeklin çevreyle bütünleşerek bir şeyi fark etmeyi zorlaştırdığı durumu anlatır. Perfectly bu anlamı güçlendirir: kamuflaj son derece etkili çalışmaktadır. Bu ifade yalnızca engereğin bir şeyin arkasında saklandığı anlamına gelmez. Açıkta görülebilir ama yine de arka plandan ayırt edilmesi zor olabilir. Camouflaged, camouflage fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve burada is sonrasında engereğin durumunu anlatır.

Alıştırma

Bir güve, ağaç kabuğunun üzerinde açıkça görülebilecek bir yerde duruyor; ancak rengi ve deseni onu fark etmeyi zorlaştırıyor. En doğru cümle hangisidir?

  1. The moth is hidden inside the tree trunk.
  2. The moth is making the bark invisible.
  3. The moth is perfectly camouflaged against the bark.
Cevabı göster

The moth is perfectly camouflaged against the bark.

almost invisible,

2:10

neredeyse görünmezdir,

except for its unique bulbous tail tip Kalıp ifadeler

2:12

uzun bacaklı bir örümceğe benzeyen uzun, sarkık pulları olan

Kalıp ifadeler

except for its unique bulbous tail tip: bir istisnayı belirtmek

Bu ifadede except for, genel tanıma uymayan tek kısmı belirtir. Geri kalan her şey neredeyse görünmez olarak anlaşılabilir; ancak kuyruğun yuvarlak ve şişkin ucu olan unique bulbous tail tip hâlâ fark edilir. except for sonrasındaki sözcükler, istisnayı adlandıran bir isim öbeği oluşturur; bir neden bildirmez. Bu kalıp, bir kişi, nesne veya özellik dışında genel bir ifadenin doğru olduğunu söylemek için kullanılır.

Alıştırma

Tek istisnayı belirten ve except ile başlayan, dersteki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The campsite was quiet ____ one noisy bird.

Cevabı göster

except for

with long, drooping scales that look like a leggy spider. Dilbilgisi

2:15

o eşsiz soğanımsı kuyruk ucu hariç.

Dilbilgisi

that look like a leggy spider: görünüşü betimlemek

that look like a leggy spider ilgi cümleciği, çoğul scales adını niteler. scales çoğul olduğu için fiil looks değil, look olur. look like + isim öbeği yapısında like, görünüşün karşılaştırıldığı şeyi tanıtır. Burada a leggy spider, belirgin biçimde uzun bacakları olan bir örümcek demektir; pullar yalnızca şekil bakımından ona benzer.

Alıştırma

Görünüş karşılaştırması için kullanılan ve that ile başlayan, dersteki üç sözcüklü yapıyla cümleyi tamamlayın: The cactus has branches ____ raised arms.

Cevabı göster

that look like

Spider-tailed vipers are only about 50 cm long,

2:20

Örümcek kuyruklu engereklerin uzunluğu sadece 50 cm kadardır,

so they can lure small birds within striking range Kalıp ifadeler

2:24

bu sayede küçük kuşları saldırı menziline çekebilir,

Kalıp ifadeler

lure ... within striking range: bir hedefi saldıracak kadar yakına çekmek

Bu cümlede lure small birds within striking range, küçük kuşları yılanın saldırabileceği kadar yakına çekmek anlamına gelir. Lure fiilinin nesnesi small birds, within striking range ise hareketin ulaştığı son noktadır. Tekrar kullanılabilecek kalıp lure + hedef + within striking range (of + saldıran taraf) biçimindedir. Hem yöntemi —çekici bir şeyle kandırıp yaklaştırmayı— hem de sonucu —saldırı mesafesine girmeyi— anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, yemin balığı bir kuşun saldırabileceği kadar yakına çektiğini söylüyor?

  1. The bird watched the fish from a safe distance.
  2. The bait lured the fish within striking range of the bird.
  3. The bait kept the fish beyond striking range of the bird.
Cevabı göster

The bait lured the fish within striking range of the bird.

without compromising their ability to squeeze into narrow rock crevices. Notlar

2:27

bunu yaparken dar kaya yarıklarına sıkışma yeteneklerinden ödün vermezler.

Dilbilgisi

without compromising their ability to ...: bir yarar elde ederken yeteneği korumak

Without compromising their ability to bir koşul ekler: önceden anlatılan yararı elde ederken sonrasında belirtilen yeteneği korurlar. Burada compromising, anlaşmaya varmak değil, zayıflatmak veya feda etmek anlamındadır. Yapı without + -ing biçimindedir ve burada ardından their ability to + fiilin yalın hâli gelir. Tekrar kullanılabilecek kalıp do X without compromising someone's or something's ability to do Y şeklindedir.

Alıştırma

'Yeteneğini korurken' anlamını veren hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın. without, compromising, its, ability ve to sözcüklerini kullanın: The redesign makes the drone lighter ____ fly in strong winds.

Cevabı göster

without compromising its ability to

Kalıp ifadeler

squeeze into narrow rock crevices: dar kaya çatlaklarına sıkışarak girmek

Squeeze into + dar bir alan, çok az yer olmasına rağmen vücudu ya da bir nesneyi sıkıştırıp bükerek içeri girmek anlamına gelir. Buradaki narrow rock crevices, büyük mağaraları değil, kayalardaki ince çatlakları anlatır. Bu yapı bir insanın, hayvanın veya nesnenin dar bir alana girmesini anlatabilir. Zaman sınırlı olduğunda İngilizcede genellikle squeeze + bir etkinlik + into + program ya da zaman aralığı şeklindeki geçişli yapı kullanılır. Örneğin squeeze a call into my lunch break denebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede squeeze into, çok az yer bulunan bir alana girmeyi anlatır?

  1. The child stretched across the empty gym floor.
  2. The child squeezed into the narrow seat between two adults.
  3. The child opened the wide gate and walked through.
Cevabı göster

The child squeezed into the narrow seat between two adults.

In the rainforests of Latin America lives a viper Dilbilgisi

2:32

Latin Amerika'nın yağmur ormanlarında bir engerek yaşar

Dilbilgisi

In the rainforests ... lives a viper: yer ifadesi başta olan devrik yapı

Bu cümlede tam yer bildiren devrik yapı kullanılır: In the rainforests of Latin America + lives + a viper. Dil bilgisel özne a viper ifadesidir; fiilden sonra gelmesine rağmen lives bu tekil özneyle uyumludur. Nötr sıra A viper lives in the rainforests of Latin America şeklindedir. Devrik sıra önce ortamı sunar, ardından hayvanı yeni bilgi olarak tanıtır. Böylece belgesel ve edebî anlatımda yaygın olan sahne kurucu bir üslup oluşur.

Alıştırma

Hangi cümlede sahneyi kurmak için yer ifadesi başa alınarak doğru bir devrik yapı kullanılmıştır?

  1. A heron sits at the edge of the pond.
  2. At the edge of the pond sits a heron.
  3. At the edge of the pond a heron it sits.
Cevabı göster

At the edge of the pond sits a heron.

that couldn't be more different from the spider-tailed viper, Dilbilgisi

2:35

ki örümcek kuyruklu engerekten daha farklı olamazdı,

Dilbilgisi

couldn't be more different from: en yüksek derecede farklılık

X couldn't be more different from Y kalıbı, X ile Y'nin olabilecek en yüksek derecede farklı, yani tamamen farklı olduğunu belirtir. Olumsuz bir kiplik fiili ile karşılaştırma biçimini birleştirir; daha büyük bir farklılık derecesi mümkün değildir. Bu vurgu kalıbında couldn't bir şeyi yapamama anlamına gelmez ve mutlaka geçmiş zamanı göstermez. very different from ifadesinden daha güçlüdür ve çoğu zaman hafif retorik bir vurgu taşır.

Alıştırma

Mümkün olan en büyük farkı vurgulamak için cümleyi couldn't içeren tam kalıpla tamamlayın: Both are school clubs, but their activities ____ each other.

Cevabı göster

couldn't be more different from

if you can find it. Anlatım akışı

2:39

tabii bulabilirseniz.

Anlatım akışı

Gerilim yaratan bir ek ifade olarak if you can find it

Burada if you can find it, ana açıklamanın sonuna eklenen kısa bir koşul cümlesidir. Tam bir talimat dizisi başlatmak yerine, az önce verilen bilgiyi sınırlayan sonradan eklenmiş bir yorum görevi görür. Anlatıcı izleyiciye gerçekten bir arama görevi vermiyor. it sözcüğü yılanı belirtir ve ifade, yılanı görmenin olağanüstü derecede zor olduğunu ima ederek gerilim ve hafif takılmacı bir ton ekler.

Alıştırma

Anlatıcı yılanı tanımladıktan sonra “if you can find it” diyerek esas olarak neyi ima ediyor?

  1. İzleyiciye yılanı araması için resmî bir emir verilmektedir.
  2. Yılanı görmek kolaydır.
  3. Yılanı fark etmek zordur.
Cevabı göster

Yılanı fark etmek zordur.

It's one of the most elusive snakes in the world, Kelime

2:42

Dünyanın en zor bulunan yılanlarından biridir,

Kelime

most elusive snakes: yalnızca nadir değil, bulunması zor yılanlar

most elusive snakes ifadesindeki elusive, yılanların bulunmasının, gözlemlenmesinin, izlenmesinin veya yakalanmasının özellikle zor olduğunu belirtir. Vurgu yalnızca sayılarının az olmasına değil, yerlerinin belirlenmesinin zorluğuna yapılır. one of the most + çoğul isim yapısı, bir varlığı bir özelliğin en yüksek derecesine sahip küçük bir grubun içine yerleştirir. Bu nedenle one of the most elusive snakes in the world ifadesinde snakes çoğuldur.

Alıştırma

Araştırmacılar bu kedilerden birçoğunun ormanda yaşadığını biliyor, ancak onları bulmak son derece zor. Hangi cümle durumu en iyi anlatır?

  1. The cats are elusive.
  2. The cats are tame.
  3. The cats are rare.
Cevabı göster

The cats are elusive.

the bushmaster.

2:45

bushmaster.

The bushmaster is a pit viper. Kültür

2:47

Bushmaster bir çukur engereğidir.

Kültür

a pit viper: yüzünde ısı algılama çukurları bulunan engerek

Pit viper, başının her iki yanında, göz ile burun deliği arasında özel bir ısı algılama çukuru bulunan bir engerek türüdür. Bu yılan grubunun adında pit, yılanın yaşadığı bir çukuru değil, bu duyu organını belirtir. a pit viper ifadesi, bushmaster'ı bu grubun bir üyesi olarak sınıflandırır. Bu anlam, daha sonra geçen heat-sensing pit ifadelerini anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

pit viper terimindeki pit neyi belirtir?

  1. Yılanın yaşamak zorunda olduğu bir çukur
  2. Yılanın kazdığı bir çukur
  3. Yılanın başındaki ısı algılama organı
Cevabı göster

Yılanın başındaki ısı algılama organı

Between each eye and nostril,

2:49

Her bir gözü ve burun deliği arasında,

it has a heat-sensing pit Kelime

2:51

ısıya duyarlı bir çukuru vardır,

Kelime

heat-sensing pit: işlev belirten bileşik bir niteleyici

Heat-sensing pit, ısıyı algılayan bir çukur demektir. Heat-sensing, pit sözcüğünü niteleyen ve kısa çizgiyle yazılan bileşik bir sıfattır; çukurun işlevini belirtir, ayrı bir eylemi değil. Bilimsel metinler, bir işlevi kısa bir isim grubunda toplamak için bu yapıyı sıkça kullanır. Motion-detecting camera örneğinde olduğu gibi, bir isim ile -ing biçimi ana isimden önce birlikte kullanılır.

Alıştırma

Heat-sensing pit yapısının anlamını doğru gösteren seçenek hangisidir?

  1. ısıyı algılayan bir çukur
  2. bir çukuru ısıtma eylemi
  3. bir çukurun içinde biriken ısı
Cevabı göster

ısıyı algılayan bir çukur

with a membrane covered in highly sensitive receptors Kalıp ifadeler

2:53

bu çukur oldukça hassas reseptörlerle kaplı bir zara sahiptir,

that respond to temperature changes

2:57

bu reseptörler 1/1.000 santigrat derece kadar küçük

Kalıp ifadeler

highly sensitive receptors: derece zarfı + sıfat + isim

Highly sensitive receptors ifadesinde highly, sensitive sözcüğünün derecesini güçlendiren bir zarftır; sensitive ise receptors sözcüğünü niteler. İfade, çok küçük değişikliklere veya zayıf uyaranlara tepki veren reseptörler anlamına gelir. Burada sensitive, duygusal kırılganlığı değil, fiziksel tepki hassasiyetini anlatır. Bilimsel ve teknik metinlerde aynı yapı reseptörleri, sensörleri, sinirleri veya cihazları tanımlayabilir.

Alıştırma

Örnekteki üç sözcüklü bilimsel ifadeyi kullanın: The fingertips contain ____ that detect tiny changes in pressure.

Cevabı göster

highly sensitive receptors

as small as 1/1,000 of a degree Celsius. Dilbilgisi

2:59

sıcaklık değişikliklerine tepki verir.

Dilbilgisi

as small as 1/1,000 of a degree Celsius: 1/1.000 santigrat derece kadar küçük

Burada as small as + ölçüm, “bu kadar küçük bir değere kadar” anlamına gelir. Son derece düşük bir alt sınırı vurgular: yalnızca 1/1.000 santigrat derecelik bir sıcaklık değişimi bile tepki oluşturabilir. Bu, iki şey arasında yapılan sıradan bir eşitlik karşılaştırması değildir. Bilimsel açıklamalarda ve veri anlatımlarında bu yapı duyarlılığı, hassasiyeti ya da algılanabilen en küçük boyutu veya değişimi vurgular.

Alıştırma

Cümleyi dersteki hassasiyet yapısıyla tamamlayın: The sensor can detect movements ____ one millimeter.

Cevabı göster

as small as

These pits gather infrared information

3:04

Bu çukurlar kızılötesi bilgileri toplar

that is integrated with visual information in the optic tectum. Kelime

3:06

ve bu bilgiler optik tektumda görsel bilgilerle birleştirilir.

Kelime

is integrated with visual information in the optic tectum: optik tektumda görsel bilgilerle bütünleştirilme

be integrated with yapısındaki integrate, farklı bilgi türlerini birlikte işlenecek veya kullanılacak şekilde birleştirmek anlamına gelir. Edilgen is integrated biçimi, birleştirme işlemini yapandan çok kızılötesi bilgiye odaklanır. With visual information diğer girdiyi, in the optic tectum ise konumu belirtir. Optik tektum, görsel bilgilerin işlenmesinde görev alan bir beyin bölgesidir; bu nedenle integrated burada bilimsel bir bilgi işleme anlamı taşır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki resmî edilgen ifadeyle tamamlayın: In the navigation system, radar data ____ camera images to identify obstacles.

Cevabı göster

is integrated with

This allows the bushmaster to see

3:10

Bu, bushmaster'ın

the heat signature of approaching prey or predators, Kelime

3:13

yaklaşan avın veya yırtıcıların ısı imzasını görmesini sağlar,

Kelime

heat signature: algılanabilir bir ısı örüntüsü

Heat signature, bir canlının veya nesnenin sıcaklığı nedeniyle yaydığı ve ısı algılama sistemi tarafından tespit edilebilen ayırt edici kızılötesi enerji örüntüsüdür. Buradaki signature, elle atılmış imza değil, tanımaya yarayan bir örüntü anlamındadır. the heat signature of approaching prey or predators ifadesinde approaching hem prey hem de predators sözcüklerini niteler. Yılan, algıladığı ısı örüntüsünü kullanarak bir şeyin yaklaştığını anlayabilir ve bunun yiyecek mi yoksa tehdit mi olabileceğini değerlendirebilir.

Alıştırma

Cümleyi algılanabilir bir ısı örüntüsünü belirten iki sözcüklü teknik terimle tamamlayın: During the night survey, the drone detected the bear's ____.

Cevabı göster

heat signature

helping it decide whether or not to strike Kalıp ifadeler

3:16

saldırıp saldırmayacağına karar vermesine yardımcı olur

Kalıp ifadeler

decide whether or not to strike: saldırıp saldırmamaya karar vermek

Decide whether or not to strike, saldırmak ile saldırmamak arasında seçim yapmak demektir. Bu bağlamda strike, aniden saldırmak anlamındadır. Yapı decide + whether or not + to-infinitive şeklindedir. Aynı özne kararı verdiğinde ve eylemi gerçekleştirebileceğinde kullanılır; or not, eylemi yapmama olasılığını açıkça belirtir.

Alıştırma

Hedef yapı decide whether or not to + verb kalıbını tamamlayın: Before signing up, Mia needs to decide ____ join the school band.

Cevabı göster

whether or not to

and strike more accurately.

3:18

ve daha doğru saldırmasını sağlar.

This comes in handy for guarding a nest. Deyimler

3:21

Bu, bir yuvayı korurken çok işe yarar.

Deyimler

This comes in handy: gerektiğinde işe yarar

Come in handy, “gerektiğinde işe yarar olmak” anlamına gelen bir deyimdir. Burada This daha önce sözü edilen yeteneği belirtir; for guarding a nest ise bu yeteneğin hangi işte yardımcı olduğunu gösterir. Yapı, come in handy for + isim veya -ing biçimi ya da come in handy when + yan cümle şeklinde kullanılabilir. Geniş zamanda tekil bir özneden sonra come, comes olur.

Alıştırma

“Gerektiğinde işe yarar olmak” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: A backup battery can ____ during a long trip.

Cevabı göster

come in handy

Unlike most other vipers,

3:24

Diğer engereklerin çoğunun aksine,

the bushmaster lays eggs in hollowed-out tree buttresses Kelime

3:25

bushmaster yumurtalarını oyulmuş ağaç köklerine

Kelime

hollowed-out tree buttresses: ağacın taban desteklerindeki boşluklar

Hollowed-out, tree buttresses ifadesini niteler ve iç kısmın boşaldığını veya içindeki malzemenin çıkarıldığını belirtir. İki sözcük bir isimden önce birlikte bileşik sıfat olarak görev yaptığı için hollowed-out kısa çizgiyle yazılır. Tree buttress, bazı büyük ağaçların dibinde bulunan geniş ve dışa açılan bir destek yapısıdır ve çoğu zaman payanda köklerinden oluşur. İfadenin tamamı, sıradan dalları veya gövdenin tamamını değil, bu taban desteklerinin içi boş kısımlarını anlatır.

Alıştırma

hollowed-out tree buttresses hangi yeri anlatır?

  1. iki ağaç arasına yapılmış ahşap bir platform
  2. bir ağacın dibindeki dışa açılan desteklerin içindeki boşluklar
  3. bir ağacın tepesine yakın ince dallar
Cevabı göster

bir ağacın dibindeki dışa açılan desteklerin içindeki boşluklar

or burrows made by other animals.

3:29

veya diğer hayvanların açtığı yuvalara bırakır.

It must be large enough to defend its nest. Dilbilgisi

3:32

Yuvasını savunmak için yeterince büyük olmalıdır.

Dilbilgisi

must be large enough to defend: sıfat + enough + to + fiil

「Sıfat + enough + to + fiilin yalın hâli」 yapısı, birinin veya bir şeyin bir eylemi gerçekleştirmek için gereken düzeye ulaştığını anlatır. Burada large enough to defend, boyutunun yuvayı savunmaya yeterli olduğu anlamına gelir. Enough sıfattan sonra gelir: large enough doğrudur, enough large denmez. Must be zorunluluk anlamı katar: bu durumda o büyüklüğe ulaşmak gereklidir.

Alıştırma

Cümleyi tall ve enough kullanarak tamamlayın: The fence must be ____ stop the dog from jumping over it.

Cevabı göster

tall enough to

In fact, Anlatım akışı

3:34

Aslında,

the bushmaster is the largest viper in the world,

3:35

bushmaster dünyanın en büyük engereğidir,

Anlatım akışı

In fact: önceki düşünceyi daha güçlü bir bilgiyle desteklemek

In fact, önceki ifadeyi güçlendiren, doğrulayan veya daha ayrıntılı hâle getiren bilgiyi sunan bir söylem belirtecidir. Burada bushmaster'ın dünyanın en büyük engereği olduğu bilgisi, yuvasını savunabilecek kadar büyük olduğu düşüncesini güçlü biçimde destekler. Bu ifadeyi zaman bildiren bir söz olarak değil, düşünceler arasında bağlantı kuran bir işaret olarak okuyun. In fact sonrasındaki bilgi genellikle önceki bilgiden daha çarpıcı veya daha kesindir.

Alıştırma

İlk cümleyi destekleyen daha güçlü bir gerçeği sunmak için en uygun bağlayıcı hangisidir? The battery lasts all day. ___, it ran for eighteen hours in our test.

  1. In fact
  2. For example
  3. Meanwhile
Cevabı göster

In fact

reaching lengths of over 11 ft, Kalıp ifadeler

3:38

11 fiti (yaklaşık 3.3 metre) aşan uzunluklara ulaşır,

Kalıp ifadeler

reaching lengths of over 11 ft: belirtilen uzunluğu aşmak

reach lengths of over + ölçü kalıbı, “büyüyerek veya uzayarak belirtilen uzunluğu aşmak” anlamına gelir. Burada over 11 ft, on bir fitten daha uzun demektir; over miktarları karşılaştırır ve uzamsal olarak “üstünde” anlamına gelmez. Reaching, daha önce sözü edilen hayvanın veya nesnenin boyutuyla ilgili ek bilgi veren bir -ing biçimidir. Kesin boyları değişebilen bir türün üyelerinden ya da bir nesne grubundan genel olarak söz edilirken lengths çoğul biçimi yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Bazı kabloların uzunluğunun 100 metreyi aşabileceğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Some cables reach a platform 100 meters away.
  2. Some cables reach lengths of over 100 meters.
  3. Some cables are placed above the 100-meter mark.
Cevabı göster

Some cables reach lengths of over 100 meters.

with huge fangs and deadly venom.

3:40

devasa dişleri ve ölümcül zehri vardır.

Meanwhile, in the forests of sub-Saharan Africa, Anlatım akışı

3:44

Bu arada, Sahra altı Afrika'nın ormanlarında,

Anlatım akışı

Meanwhile: başka bir anlatı çizgisine geçmek

Meanwhile, dinleyiciyi hikâyenin başka bir bölümüne yönlendiren bir sözcüktür; dil bilgisi açısından bir geçiş zarfıdır. Bu cümlenin başında, dikkati önceki konu veya yerden Sahra Altı Afrika’nın ormanlarına ve yeni bir anlatı çizgisine taşır. Burada meanwhile, “başka bir yerde” veya “hikâyenin başka bir kolunda” anlamına yakındır. Sahneler zaman bakımından genel olarak örtüşebilir, ancak bu sözcük iki eylemin tam olarak aynı anda gerçekleştiğini iddia etmez.

Alıştırma

Bir doğa programı Alaska’daki araştırmadan Florida’daki başka bir ekibe geçiyor. Sahne değişimini en iyi hangi bağlayıcı tamamlar? The Alaska team tracked wolves. ____, researchers in Florida monitored sea turtles.

  1. In fact
  2. Meanwhile
  3. Therefore
Cevabı göster

Meanwhile

there's a shorter, chunkier viper

3:47

daha kısa, daha tıknaz bir engerek bulunur

that's even more venomous than the bushmaster. Dilbilgisi

3:49

ve bu bushmaster'dan bile daha zehirlidir.

Dilbilgisi

even more venomous than: karşılaştırmayı güçlendirmek

More venomous than zehrin gücünü karşılaştırır ve “……den daha zehirli” anlamına gelir. Even, karşılaştırma ifadesi more venomous’ın hemen önüne gelerek farkı güçlendirir; farkın şaşırtıcı veya özellikle dikkat çekici olduğunu gösterir. Bu cümlede bushmaster zaten çok zehirli bir ölçüt olarak anlaşılır. Even, bu ölçütün aşılmasının beklenmedik olduğunu belirtir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp even + comparative + than biçimindedir; even faster than ve even more difficult than buna örnektir.

Alıştırma

Son seviyenin şaşırtıcı ölçüde daha zor olduğunu even kullanarak ifade edin: The final level was ____ difficult than the first.

Cevabı göster

even more

The African gaboon viper has the longest fangs of any snake. Dilbilgisi

3:53

Afrika Gabon engereği tüm yılanlar arasında en uzun dişlere sahiptir.

Dilbilgisi

the longest fangs of any snake: tam karşılaştırma grubunu belirlemek

The longest fangs, üstünlük derecesinde bir isim öbeğidir: longest, diş uzunluğunun ilk sırada olduğunu belirtir. Belirli tanımlık the, standart the + üstünlük derecesindeki sıfat + isim kalıbının bir parçasıdır. Of any snake, karşılaştırma grubunun tamamını belirler. Burada any + tekil sayılabilen isim, kategorideki her üyeyi kapsar; dolayısıyla ifade hiçbir yılanın daha uzun dişlere sahip olmadığı anlamına gelir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp the + superlative + noun + of any + tekil kategori ismidir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir modelin testte pil ömrü bakımından ilk sırada olduğunu söylemek için superlative + of any kalıbını doğru kullanır?

  1. This model has the longer battery life of any phone in the test.
  2. This model has the longest battery life of any phone in the test.
  3. This model has the longest battery life than any phone in the test.
Cevabı göster

This model has the longest battery life of any phone in the test.

Yes, all 3,879 snake species, Anlatım akışı

3:58

Evet, sadece engereklerin değil,

not just vipers,

4:02

tüm 3.879 yılan türünün içinde,

Anlatım akışı

all 3,879 snake species, not just vipers: kapsamı genişletmek

Yes, önceki iddianın gerçekten geçerli olduğunu doğrular. all 3,879 snake species karşılaştırılan grubun tamamını belirtir; not just vipers ise yalnızca engereklerin dahil olduğu şeklindeki dar yorumu reddeder. not just vipers ifadesi engerekleri yine de kapsar. Dinleyicinin anladığı kapsamı küçük bir gruptan bütün gruba genişletir; engereklerin yerine başka yılanları koymaz.

Alıştırma

Hangi cümle eğitimin yöneticilerle sınırlı olmadığını ve yöneticiler dahil tüm çalışanları kapsadığını anlatır?

  1. The training is for all employees, not just managers.
  2. The training is only for managers.
  3. The training is for all employees except managers.
Cevabı göster

The training is for all employees, not just managers.

and can deliver 1,000 mg of venom Kelime

4:04

ve tek bir ısırıkta 1.000 mg zehir

in a single bite,

4:07

enjekte edebilir,

Kelime

deliver 1,000 mg of venom: tek ısırıkta zehir aktarmak

Burada deliver, bir maddeyi hedefe veya hedefin içine aktarmak anlamına gelir. Yılan tek bir ısırıkla kurbanın vücuduna 1.000 mg zehir aktarabilir; burada deliver paket getirmek anlamında değildir. Bu teknik anlam doz, ilaç, oksijen, enerji veya veri gibi sözcüklerle de yaygındır. Genel yapı deliver + madde veya miktar şeklindedir; bazen ardından to veya into + varış noktası gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede deliver, deliver venom ifadesindekiyle aynı teknik anlamda kullanılmıştır?

  1. The actor delivers a funny line at the end.
  2. The courier delivers a package before noon.
  3. The inhaler delivers medicine directly to the lungs.
Cevabı göster

The inhaler delivers medicine directly to the lungs.

enough to kill 10 adult humans. Dilbilgisi

4:09

bu da 10 yetişkin insanı öldürmeye yeter.

Dilbilgisi

enough to kill: yeterli miktarı bir sonuca bağlamak

Bu parçada enough, “yeterli miktar veya güç” anlamına gelir. Daha önce söz edilen zehir miktarına gönderme yapar. to kill 10 adult humans mastar yapısı, bu miktarın yol açabileceği olası sonucu belirtir; bunun gerçekten gerçekleştiğini söylemez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp enough + (isim) + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Miktar zaten belliyse enough burada olduğu gibi tek başına kullanılabilir. İsim açıkça söylenecekse enough power to run the radio gibi bir yapı kullanılır. Sıfat veya zarfla kullanıldığında enough ondan sonra gelir: strong enough to lift the box.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için enough, power ve to run ifadelerini doğru sırayla kullanın: The small generator has ____ the refrigerator for two hours.

Cevabı göster

enough power to run

Although deadly, Dilbilgisi

4:13

Ölümcül olmalarına rağmen,

gaboon vipers have a reputation for being slow-moving Kalıp ifadeler

4:14

Gabon engerekleri yavaş hareket eden

and placid creatures.

4:17

ve sakin canlılar olarak bilinirler.

Dilbilgisi

Although deadly: kısaltılmış bir ödünleme yan cümlesi

Although deadly, Although gaboon vipers are deadly yapısının kısaltılmış biçimidir. Anlaşılan özne ana cümlenin öznesiyle aynı ve fiil be olduğu için özne ile be atılabilir; geriye although + sıfat kalır. Bu başlangıç önce yılanların tehlikeli olduğunu kabul eder, ardından okuyucuyu karşıt bir bilgiye hazırlar: Bu yılanlar yavaş hareket eden ve sakin canlılar olarak bilinir. Although karşıtlığı gösterir; iki açıklama da aynı anda doğru olabilir.

Alıştırma

Nora yorgundu ama yürüyüşü güvenli bir şekilde tamamladı. İlk düşünceyi kısaltılmış although + sıfat yapısıyla yeniden yazın: ____, Nora finished the hike safely.

Cevabı göster

Although tired

Kalıp ifadeler

have a reputation for being: yaygın olarak paylaşılan bir izlenim

Have a reputation for, “belirli bir özelliğe sahip olmasıyla yaygın biçimde tanınmak veya öyle bilinmek” demektir. Burada for, ünün neye dayandığını gösterir; bu yüzden edattan sonra -ing biçimindeki being gelir. slow-moving and placid creatures ifadesi, bu yılanların yaygın kanıya göre nasıl canlılar olduğunu anlatır. Bu cümle, her birey hakkında kesinleşmiş bir gerçeği değil, ortak bir izlenimi aktarır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp have/has a reputation for + isim veya -ing biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi have a reputation for being ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This neighborhood ____ quiet and friendly.

Cevabı göster

has a reputation for being

When they do strike, Dilbilgisi

4:19

Saldırdıklarında,

Dilbilgisi

When they do strike: karşıtlık bildiren pekiştirme do'su

When they do strike ifadesinde do, pekiştirme amacıyla kullanılan bir yardımcı fiildir. Olumlu strike fiilini güçlendirerek “gerçekten veya hakikaten saldırdıklarında” anlamını verir. do, strike fiilinin yerine geçmez. Bu vurgu, yılanların genellikle yavaş hareket eden ve sakin canlılar olduğu yönündeki önceki açıklamayla karşıtlık oluşturur. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı, olumlu bir yan cümlede do/does/did + fiilin yalın biçimidir.

Alıştırma

Karşıtlığı doğru pekiştirme yardımcı fiiliyle tamamlayın: The twins usually stay quiet, but when they ____ speak, everyone listens.

Cevabı göster

do

they hold onto their rodent prey Öbek fiiller

4:20

kemirgen avlarına sıkıca tutunurlar

Öbek fiiller

hold onto + isim öbeği: sıkıca tutup bırakmamak

Bu cümlede hold onto, bir şeyi sıkıca tutmayı ve bırakmamayı ifade eder. Engerekler avlarını ısırdıktan sonra ağızlarında tutmaya devam eder. Yapı hold onto + isim öbeğidir. Burada their, nesne görevindeki their rodent prey isim öbeğini başlatır; tek başına bu öbeği tamamlamaz.

Alıştırma

Hangi cümle birinin sıkıca tutup bırakmadığını en iyi gösterir?

  1. Hold the map so everyone can see it.
  2. Hold onto the rail until the train stops.
  3. Grab the rail when you step aboard.
Cevabı göster

Hold onto the rail until the train stops.

while the venom takes effect, Kalıp ifadeler

4:22

ta ki zehir etkisini gösterene kadar,

Kalıp ifadeler

take effect: etkisini göstermeye veya resmen uygulanmaya başlamak

Take effect ifadesinde effect bir isimdir. Bu kalıp, çalışmaya veya amaçlanan sonucu üretmeye başlamak anlamına gelir. Burada zehir avın üzerinde etkisini göstermeye başlar. Aynı yapı, bir ilaç etkisini göstermeye başladığında ya da bir kural, yasa veya plan resmen uygulanmaya başladığında da kullanılır. The venom öznesi tekil olduğu için geniş zamanda take, takes biçimine dönüşür.

Alıştırma

Uygulanmaya başlamak anlamındaki sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new schedule will ____ on Monday.

Cevabı göster

take effect

then quickly swallow it down. Öbek fiiller

4:24

ve sonra onu hızla yutarlar.

Öbek fiiller

swallow it down: tamamen yutmayı vurgulamak

Burada swallow it down, “avı tamamen yutmak” demektir; it avı ifade eder. Down, nesnenin bütünüyle yutulduğu ve eylemin tamamlandığı duygusunu katan bir parçacıktır; daha aşağıdaki bir konumu anlatmaz. Zamir nesne it, fiil ile parçacık arasına gelir: swallow it down. Swallow it de doğrudur, ancak down eklemek hareketin tamamlandığını daha canlı biçimde hissettirir.

Alıştırma

Cümleyi swallow ... down ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: Mia put the small tablet in her mouth, took a sip of water, and ____.

Cevabı göster

swallowed it down

At this point, Anlatım akışı

4:27

Bu noktada,

Anlatım akışı

At this point: mevcut aşamayı belirtmek

At this point, dinleyiciyi bir hikâyenin, sürecin veya akıl yürütmenin gelinen aşamasına yerleştiren bir söylem belirtecidir. Şimdiye kadar gerçekleşen veya açıklanan şeyleri bir sonraki olay, tepki ya da sonuçla bağlar. Point burada fiziksel bir yer değil, ilerleyişteki bir aşama demektir. Bağlama göre At this point, “şimdi”, “bu aşamada” veya “hikâyenin buraya gelindiği bölümünde” anlamına gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi en iyi hangi söylem belirteci tamamlar? We have checked the map and packed the food. ___, we're ready to leave.

  1. At this point
  2. For example
  3. On the other hand
Cevabı göster

At this point

you may be worrying about our guide,

4:28

rehberimiz için endişeleniyor olabilirsiniz,

but never fear. Ton ve niyet

4:30

ama korkmayın.

Ton ve niyet

but never fear: rahatlatmanın teatral bir yolu

but never fear içindeki but, dinleyicinin olası kaygısından onu rahatlatmaya geçiş yapar. Never fear, “endişelenme” ya da “korkmana gerek yok” anlamına gelen kalıplaşmış ve biraz teatral bir sözdür; kişiye bir daha hiç korkmamasını emretmez. Bir anlatıcı veya sunucu, sırada bir açıklama ya da çözüm olduğunu belirtmek için bunu kullanabilir.

Alıştırma

Anlatıcının rahatlatıcı sözünü dersteki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The rain clouds look dark, but ____—the picnic shelter is ready.

Cevabı göster

never fear

Rodents like our little desert kangaroo rat

4:31

Küçük çöl kanguru faremiz gibi kemirgenlerin

have their own skills to evade the serpent's tooth. Deyimler

4:34

yılanın dişinden kaçmak için kendi yetenekleri vardır.

Deyimler

the serpent's tooth: yılan saldırısını anlatan edebî bir imge

The serpent's tooth sözcük anlamıyla bir yılanın dişi demektir. Burada tooth, yılanın ısırmasını veya saldırısını anlatan canlı ve edebî bir imgedir. Bu nedenle evade the serpent's tooth, yerdeki tek bir dişten kaçmak değil, yılan tarafından ısırılma tehlikesinden kurtulmak anlamına gelir. Serpent, snake sözcüğünden daha edebî veya eski moda bir sözcüktür. Tooth üzerine odaklanmak, tehdidi daha canlı ve dramatik gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede the serpent's tooth ne anlama geliyor?

  1. Yerde duran bir dişi anlatır.
  2. Kemirgenin bir yılan dişini alet olarak taşıdığını söyler.
  3. Yılan ısırığının tehlikesini anlatan edebî bir imgedir.
Cevabı göster

Yılan ısırığının tehlikesini anlatan edebî bir imgedir.

They stomp their feet at rattlesnakes, Dilbilgisi

4:37

Çıngıraklı yılanlara karşı ayaklarını yere vururlar,

kick sand towards them,

4:39

onlara doğru kum tekmelerler,

and evade their strikes with acrobatic leaps

4:41

ve saldırılarından akrobatik sıçramalarla

Dilbilgisi

stomp..., kick..., and evade...: tek özneyi paylaşan paralel eylemler

Bu cümle, aynı öznenin, yani They öznesinin yaptığı üç eylemi sıralar: stomp their feet, kick sand ve evade their strikes. Özne üç fiil için de geçerli olduğundan kick veya evade öncesinde they tekrar edilmez. Üç İngilizce fiil de simple present içinde aynı biçimdedir; bu nedenle liste paralel bir yapıya sahiptir. İlk eylemleri virgüller ayırır, son eylemi ise and başlatır. Böylece hareket dizisi açık ve canlı olur.

Alıştırma

Hangi cümlede aynı özneyi paylaşan üç paralel eylem kullanılmıştır?

  1. The fox watched the gate, listens for footsteps, and hid behind a tree.
  2. The fox watched the gate, listened for footsteps, and hiding behind a tree.
  3. The fox watched the gate, listened for footsteps, and hid behind a tree.
Cevabı göster

The fox watched the gate, listened for footsteps, and hid behind a tree.

and powerful kicks,

4:43

ve güçlü tekmelerle kurtulurlar,

helping them live to guide another snake tour. Anlatım akışı

4:45

bu da onların başka bir yılan turuna rehberlik etmek için hayatta kalmalarına yardımcı olur.

Anlatım akışı

helping them live to guide another snake tour: sonuç ve esprili geri dönüş

helping them live... biçimindeki -ing yapısı, hemen önce anlatılan savunma eylemlerinin sonucunu gösterir. Yeni bir ana olay değil, önceki bilgiyi destekleyen bir ektir. Burada live to guide, başka bir tura rehberlik edebilecek kadar uzun süre hayatta kalmak anlamına gelir. Kanguru faresi bir tur rehberi gibi sunulduğu için another snake tour bu role geri döner ve bilimsel açıklamayı bir şakayla bitirir.

Alıştırma

Parçanın sonunda helping them live to guide another snake tour yapısının temel görevi nedir?

  1. Kanguru farelerinin saldırılardan sağ çıkamadığını söyler.
  2. Yeni bir yılan türü hakkında ayrı bir açıklamaya başlar.
  3. Önceki savunma eylemlerinin sonucunu verir ve tur rehberi şakasına geri döner.
Cevabı göster

Önceki savunma eylemlerinin sonucunu verir ve tur rehberi şakasına geri döner.

Want to learn more about deadly predators Ton ve niyet

4:50

Ölümcül yırtıcılar hakkında daha fazla şey öğrenmek

without coming anywhere near them? Dilbilgisi

4:52

ama onların yakınına bile gitmemek ister misiniz?

Ton ve niyet

Want to learn more ...?: kısa bir konuşma dili daveti

Bu sorunun başındaki Want to ...?, Do you want to ...? ifadesinin konuşma dilindeki kısa biçimidir. Özne olan you söylenmese de anlaşılır; bu nedenle dinleyiciyi doğrudan bir şey yapmaya davet eder. Burada yalnızca bir istek sorulmuyor. Bir videonun sonunda bu soru, izleyiciyi izlemeye devam etmeye veya ilgili içerikleri keşfetmeye yönelten samimi bir çağrı görevi görür.

Alıştırma

Doğrudan bir izleyiciye söylenen doğal ve kısa davet hangisidir?

  1. Want to see how the telescope works?
  2. Wants to see how the telescope works?
  3. Want see how the telescope works?
Cevabı göster

Want to see how the telescope works?

Dilbilgisi

without coming anywhere near: hiç yaklaşmamak

Without + -ing, bir eylem yapılırken başka bir eylemden kaçınıldığını gösterir. Bu yüzden burada without sonrasında come değil, coming kullanılır. Bu olumsuz yapıda anywhere near mesafe anlamını güçlendirir: kişinin yırtıcılara hiç yaklaşması gerekmez. do A without doing B kalıbını başka durumlarda da kullanabilirsiniz; anywhere near + isim veya zamir ise tamamen uzakta kalmayı vurgular.

Alıştırma

Cümleyi without, go fiilinin -ing biçimi ve anywhere near kullanarak tamamlayın: You can inspect the beehive through the camera ____ it.

Cevabı göster

without going anywhere near

Watch this video about hatchetfish

4:54

Balta balıkları hakkındaki bu videoyu izleyin

and explore the dangerous real world twilight zone. Kültür

4:56

ve tehlikeli gerçek dünya alacakaranlık kuşağını keşfedin.

Kültür

the dangerous real world twilight zone: gerçek okyanusun tehlikeli alacakaranlık kuşağı

Balta balıklarından söz edilen bu bağlamda real world twilight zone, yalnızca çok zayıf güneş ışığının ulaştığı derin ve loş okyanus katmanı olan okyanus alacakaranlık kuşağını ifade eder. Buradaki twilight, gün batımı civarındaki sıradan zamanı anlatmaz. Bu ifade, ABD popüler kültüründe tuhaf ve tedirgin edici öyküleriyle bilinen The Twilight Zone'u da çağrıştırabilir. Bu çağrışım gizem ve tehlike hissi katarken real world, bu okyanus ortamının gerçekten var olduğunu vurgular.

Alıştırma

Balta balıklarıyla ilgili cümlede real world twilight zone ne anlama geliyor?

  1. Gün batımından hemen sonra gökyüzünde yaşanan kısa dönem.
  2. Okyanusun loş orta katmanı ve buna eklenen gizem duygusu.
  3. Balta balıklarının sergilendiği hayalî bir kasaba.
Cevabı göster

Okyanusun loş orta katmanı ve buna eklenen gizem duygusu.

You'll be glad you're safe at home. Anlatım akışı

5:00

Evde güvende olduğunuza çok sevineceksiniz.

Anlatım akışı

You'll be glad you're safe at home: baştaki fikre dönerek kapanış yapmak

You'll be glad, izleyicinin tehlikeli sahneleri gördükten sonraki tepkisini öngörür. Safe at home, başlangıca yakın kullanılan bir fikri tekrarlar; bu nedenle cümle hem izleyicinin güvenliğini yorumlar hem de önceki içeriğe geri döner. Başlangıçtaki bir fikri sonda yeniden kullanmak, önceki bölüme yapılan bir geri çağrıdır. Videoya belirgin bir kapanış hissi verir ve ekrandaki tehlike ile izleyicinin güvenli konumu arasındaki karşıtlığı yeniden kurar.

Alıştırma

Safe at home başlangıca yakın bir yerde zaten söylendiyse bu son cümle nasıl bir düzenleme etkisi yaratır?

  1. Önceki bir fikre dönerek kapanış oluşturur ve tehlikeyi izleyicinin güvenliğiyle karşılaştırır.
  2. Önceki açıklamadaki bilimsel bir ayrıntıyı düzeltir.
  3. Ev güvenliği hakkında yeni bir bölüm başlatır.
Cevabı göster

Önceki bir fikre dönerek kapanış oluşturur ve tehlikeyi izleyicinin güvenliğiyle karşılaştırır.