Yılanlardan korkuyorsanız bunu izleyin - Andrew Whitworth: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Engerekleri dünyadaki farklı yaşam alanlarında tanıtan video; canlı yavru doğurma biçimlerini, çıngıraklarını, kamuflajlarını ve ısı algılarını açıklıyor, ardından zehirli saldırıları kanguru faresinin etkin savunmasıyla karşılaştırıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. The name comes from the term viviparity, which means — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bir adın kökenini belirtip temelindeki terimi hemen tanımlamaya yarayan bu bilimsel açıklama kalıbını öğrenin. Böylece yabancı bir sözcüğü anlatımın akışını kesmeden dinleyiciye tanıtabilirsiniz. 2. without compromising their ability to — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: without sonrasında -ing biçimi kullanılarak bir faydanın başka bir yetenekten ödün verilmeden sağlandığını nasıl gösterdiğini anlayın. Bu yapıyı biyoloji, tasarım, iş veya gündelik kararlardaki dengeleri açıklamak için kullanabilirsiniz. 3. They stomp their feet at rattlesnakes, kick sand towards them, and evade their strikes with acrobatic leaps — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Üç paralel fiilin hızlı bir savunma hareketleri dizisini nasıl düzenlediğini fark edin; davranışları açık, dengeli ve canlı biçimde anlatmak için aynı yapıyı uygulayın.
Bu derste
We get it.: Bir kaygıyı anladığını belirtme
Burada get “anlamak” anlamındadır; it ise bağlamdan zaten belli olan bir düşünceyi, duyguyu, kaygıyı veya durumu belirtir. We get it. “Anlıyoruz” demektir. Cümlenin başında kullanıldığında konuşmacı açıklama yapmadan, güven vermeden veya farklı bir görüş sunmadan önce dinleyenin kaygısını kabul eder. Böylece sonraki sözler daha düşünceli duyulur.
Alıştırma
Burada We get it. cümlesinin temel işlevi nedir?
- Konuşmacıların bir nesne aldığını söyler.
- Konuşmacı devam etmeden önce dinleyenin kaygısını kabul eder.
- Dinleyenden mesajı tekrarlamasını ister.
Cevabı göster
Konuşmacı devam etmeden önce dinleyenin kaygısını kabul eder.
Not everyone: kısmi olumsuzluk
Not everyone “herkes değil” veya “herkes ... değil” anlamına gelir. Bu, kısmi olumsuzluktur: Cümle bir durumun grubun tamamı için doğru olmadığını söyler, ancak bazı kişiler için doğru olmasına izin verir. Yaygın yapı Not everyone + olumlu fiildir. Not everyone loves snakes. buna bir örnektir. Bu yapı, yılanları seven hiç kimse olmadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “herkes değil” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____ wants to be team captain.
Cevabı göster
Not everyone
You may not want to encounter one in the wild. Kalıp ifadeler
0:11Doğada bir yılanla karşılaşmak istemeyebilirsiniz.
encounter one in the wild: doğada bir hayvanla karşılaşmak
Encounter one in the wild, bir yılanla doğal ortamında tesadüfen karşılaşmak anlamına gelir. Buradaki one, tekrarı önlemek için daha önce geçen snake isminin yerini tutar; in the wild ise hayvanın hayvanat bahçesinde ya da insan bakımı altında değil, doğal yaşam alanında olduğunu belirtir. Encounter, çoğu zaman planlamadan biriyle ya da bir şeyle karşılaşmak anlamına gelir. Hayvanlar için kullanıldığında, onların doğal ortamında yakınlarında bulunma olayına odaklanır.
Alıştırma
Yürüyüşçülerin vahşi bir geyikle beklenmedik biçimde karşılaştığını en kesin anlatan cümle hangisidir?
- The hikers watched a moose from a distant viewing platform.
- The hikers encountered a moose on the trail.
- The hikers met a trained moose during a scheduled animal program.
Cevabı göster
The hikers encountered a moose on the trail.
To each their own: farklı tercihleri kabul etmek
To each their own., farklı insanların farklı şeyleri beğenmekte veya seçmekte özgür olduğunu anlatan kalıplaşmış bir sözdür. Konuşan kişi başka bir seçim yapacak olsa bile karşısındakinin tercihini kabul etmek için çoğu zaman tek başına kullanılır ve küçük bir anlaşmazlığı sona erdirebilir. Buradaki their, each sözcüğüne dönen, cinsiyet belirtmeyen tekil bir kullanımdır. Own, belirli tercih veya seçimi açıkça söylemez; bu nedenle bütün cümleyi herkese bir nesne verme talimatı olarak değil, bir deyim olarak anlamak gerekir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız sizin sevmediğiniz bir pizza malzemesine bayılıyor, ancak bu farklılığı kabul etmek istiyorsunuz. En uygun yanıt hangisidir?
- You are wrong to like that topping.
- To each their own.
- Everyone must order the same topping.
Cevabı göster
To each their own.
That's why we're here to take you on a world tour of some of nature's most incredible snakes Notlar
0:16İşte bu yüzden, doğanın en inanılmaz yılanlarından bazılarını görebileceğiniz bir dünya turuna çıkarmak için buradayız,
That's why we're here to + fiil: bir nedeni amaca bağlamak
That's why daha önce sözü edilen bir nedene, kaygıya veya ihtiyaca gönderme yapar. Ardından gelen we're here to + fiilin yalın hâli, konuşanların şu anda yaptığı şeyin amacını belirtir. Bu kalıp dinleyiciyi konunun neden önemli olduğundan sırada ne olduğuna taşır. Here her zaman fiziksel bir yeri belirtmez; konuşanların bir video, ders veya sunumdaki görevini de anlatabilir.
Alıştırma
Vurgulanan geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Many people are unsure what belongs in a recycling bin. ____ explain the basic rules.
Cevabı göster
That's why we're here to
take you on a world tour: birini yerler veya içerikler arasında yönlendirmek
Take someone on a tour, bir kişiyi yerler veya bilgiler arasında yönlendirerek gezdirmek anlamına gelir. Yapı take + kişi + on + a tour of + konu veya yer şeklindedir. Bu cümlede izleyicilerin gerçekten yolculuk yapması gerekmez. Video, görüntüler ve açıklamalarla dünyanın farklı yerlerindeki yılanları dünya turu biçiminde tanıtır.
Alıştırma
Hangi cümle bir uygulamanın kullanıcıya antik bir şehirde rehberlik ettiğini doğal biçimde ifade eder?
- The museum app takes you a tour on the ancient city.
- The museum app takes you on a tour of the ancient city.
- The museum app takes a tour to you of the ancient city.
Cevabı göster
The museum app takes you on a tour of the ancient city.
from the safety of your home: korunaklı bir bakış noktası
From the safety of your home, “evde güvende kalırken” anlamına gelir. From, deneyimin gerçekleştiği korunaklı konumu veya bakış noktasını gösterir; evden dışarı doğru hareket etmeyi anlatmaz. Bu ifade genellikle tehlikeli, uzak veya zor bir şey ile izleyicinin korunaklı durumunu karşılaştırır. Safety, bir yerin adı değil, korunuyor olmanın soyut durumudur.
Alıştırma
Hangi cümle, tehlikeli bir fırtınayı korunaklı bir yerde kalarak izleyebileceğinizi anlatmak için hedef ifadeyi kullanıyor?
- You can leave the shelter to watch the storm up close.
- You can watch the storm from the safety of the shelter.
- You can watch a documentary about how shelters are built.
Cevabı göster
You can watch the storm from the safety of the shelter.
your very own: kişisel sahipliği güçlü biçimde vurgulamak
Your very own, “özellikle sana ait” veya “yalnızca senin için sağlanmış” anlamına gelir. Kalıp, iyelik belirleyicisi + very own + isim şeklindedir. Burada guide sözcüğünü niteler. Very, own sözcüğünü güçlendirir; “aşırı derecede” anlamına gelmez. Your guide ile karşılaştırıldığında your very own guide daha kişisel ve heyecanlı duyulur. Rehberin dinleyici için özel olarak görevlendirildiği hissini verir; bu ton sunucular ve reklamcılar tarafından sık kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “özellikle sizin için ayrılmış bir çalışma alanı” anlamına gelen tam vurgu ifadesiyle tamamlayın: At the studio, you will have ____ workspace.
Cevabı göster
your very own
intrepid guide: macera havası taşıyan korkusuz bir rehber
Burada intrepid, tehlike veya bilinmeyen şeylerle yüzleşmeye istekli ve cesur olmak demektir. Bu nedenle an intrepid guide, başkalarına maceralı veya riskli bir durumda yol gösterebilen bir rehberdir; yalnızca zeki ya da hızlı bir rehber değildir. Bu sıfat, rehberi bir macera hikâyesindeki kâşif benzeri kahraman olarak gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede intrepid en doğal biçimde kullanılmıştır?
- The intrepid pillow felt soft on the bed.
- The intrepid explorer crossed the ice despite the danger.
- The intrepid calculator finished the sum quickly.
Cevabı göster
The intrepid explorer crossed the ice despite the danger.
All the snakes we'll be visiting belong to a group called the vipers. Kalıp ifadeler
0:29Ziyaret edeceğimiz tüm yılanlar engerek adı verilen bir gruba aittir.
belong to a group called ...: bir sınıflandırmayı tanıtmak
Bu sınıflandırma kalıbında belong to, “bir kategorinin üyesi olmak” anlamına gelir. A group called the vipers, “the vipers adlı bir grup” demektir; called grubun adını belirtir ve telefonla aramakla ilgili değildir. A belongs to a group called B kalıbını yeniden kullanabilirsiniz. Tekil öznede belongs, çoğul öznede belong kullanın.
Alıştırma
Sınıflandırma cümlesini hedef kalıpla tamamlayın: Bats ____ mammals.
Cevabı göster
belong to a group called
As of 2021: bilginin sınır noktasını belirtmek
Bu örnekte As of 2021, ardından gelen bilgi için 2021 yılını sınır noktası olarak belirler. Bilginin o noktaya kadar doğru veya erişilebilir olduğunu ve daha sonra güncellenebileceğini ifade eder. Kalıp as of + tarih, yıl veya saat şeklindedir. Yalnızca bir olayın ne zaman gerçekleştiğini söylemek yerine, belirli bir noktadaki toplamı, kuralı veya durumu bildirmek için kullanılır.
Alıştırma
30 Haziran'a kadar biriken toplamı en açık biçimde hangi cümle bildirir?
- Since June 30, the library has received 5,000 applications.
- In June, the library received 5,000 applications.
- As of June 30, the library had received 5,000 applications.
Cevabı göster
As of June 30, the library had received 5,000 applications.
The name comes from the term viviparity, Anlatım akışı
0:39Bu isim "viviparite" yani canlı doğurma teriminden gelmektedir.
which means giving birth to live young. Kelime
0:42Bu, canlı yavrular dünyaya getirmek anlamına gelir.
The name comes from the term ..., which means ...: kaynağın ardından tanım verme
The name comes from the term X önce bir adın kaynağını bildirir. Virgülle ayrılan which means Y bölümü daha sonra X'i tanımlar. Burada which, term viviparity ifadesine gönderme yapar; bu terimin tanımı canlı yavru doğurmaktır. Bu kaynak + tanım kalıbı bilgiyi açık bir sıraya koyar: önce kaynağı verir, ardından bilinmeyen terimi hemen açıklar.
Alıştırma
Kaynak ve tanım kalıbını hedef iki fiil ifadesiyle tamamlayın: The word robot ____ a Czech term, which ____ forced labor.
Cevabı göster
comes from · means
giving birth to live young: canlı yavru doğurmak
Biyolojide giving birth to live young, daha sonra çatlayacak yumurtalar bırakmak yerine, annenin vücudundan çıktıklarında canlı olan yavrular dünyaya getirmek demektir. Give birth to doğan şeyi belirtir; live ise yavruların doğdukları anda canlı olduğunu anlatır. Burada young, bir hayvanın yavruları anlamına gelen bir isimdir. Genç insanlar demek değildir ve yavruları bir grup olarak anlatırken genellikle biçimi değişmez.
Alıştırma
Hangi cümle, yumurtadan sonradan çıkmak yerine canlı doğan yavrulara sahip bir hayvanı doğal biçimde anlatır?
- Some sharks give birth to live young.
- Some sharks lay eggs that hatch later.
- Some sharks care for their young after birth.
Cevabı göster
Some sharks give birth to live young.
Unlike most snakes, which lay eggs: karşıtlık ve ek arka plan bilgisi
Unlike most snakes bir karşıtlık kurar: ardından gelen ana cümle, başka bir hayvanın veya grubun çoğu yılandan nasıl farklı olduğunu söyler. Unlike bir edattır; bu nedenle kendi fiili olan tam bir cümlecik değil, bir isim öbeği tarafından takip edilir. Virgüller arasındaki which lay eggs, kısıtlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir. most snakes hakkında arka plan bilgisi ekler; yalnızca yumurta bırakan yılanları seçmez. Bu nedenle bu giriş yapısının düşünceyi tamamlayan bir ana cümleye ihtiyacı vardır.
Alıştırma
'Unlike the other classrooms, which face the playground, this one overlooks the garden,' cümlesinde 'which face the playground' neyi anlatır?
- this one
- the other classrooms
- the garden
Cevabı göster
the other classrooms
most vipers have eggs that hatch inside the mother, Dilbilgisi
0:48çoğu engereğin yumurtaları anne karnında çatlar,
have eggs that hatch inside the mother: that cümleciği eggs sözcüğünü niteler
Cümlenin ana yapısı most vipers have eggs şeklindedir. that hatch inside the mother ilgi cümleciği, eggs sözcüğünün hemen ardından gelir ve bu yumurtaların nerede çatladığını açıklar. Burada that, hatch fiilinin öznesidir ve vipers sözcüğüne değil, çoğul eggs adına gönderme yapar. Böyle uzun bir ad grubunu anlamak için önce most vipers have eggs bölümünü okuyun; ardından yumurtaların ne yaptığını ve bunun nerede gerçekleştiğini ekleyin.
Alıştırma
Hangi cümlede yumurtaları tanımlamak için that ile başlayan bir cümlecik kullanılmıştır?
- That turtle lays eggs and hatches in warm sand.
- The turtle lays eggs that hatch in warm sand.
- The turtle that hatches lays eggs in warm sand.
Cevabı göster
The turtle lays eggs that hatch in warm sand.
who then gives birth to up to dozens of tiny snakes. Kalıp ifadeler
0:52ve anne daha sonra onlarca küçük yılan doğurur.
gives birth to: yavru dünyaya getirmeyi anlatan kalıplaşmış ifade
Give birth to, bir bebeği veya hayvan yavrusunu dünyaya getirmek anlamına gelen kalıplaşmış bir fiil ifadesidir. Bu cümlede gives, who ile belirtilen tek hayvanla uyumludur; to sözcüğünden sonra doğanlar, yani up to dozens of tiny snakes gelir. Birth burada bir addır. Zaman ve özne uyumu, gives birth to ve gave birth to örneklerinde olduğu gibi give üzerinde gösterilir. Bu ifade hem insanlar hem de hayvanlar için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi give birth to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The elephant ____ a healthy calf yesterday.
Cevabı göster
gave birth to
up to dozens: olası bir üst sınır
up to dozens ifadesinde up to bir üst sınır belirtir: sayı onlarcaya çıkabilir, ancak daha düşük de olabilir. Dozens yaklaşık bir miktardır; bu yüzden ifade tek bir kesin maksimum sayı vermez. Bunu yön değil, miktar bildiren bir ifade olarak anlayın. Aynı kalıp up to 20 örneğinde olduğu gibi kesin bir sayıyla net bir sınır da belirtebilir.
Alıştırma
Bir tabelada “The boat carries up to 12 passengers.” yazıyor. Bu ne anlama gelir?
- En fazla 12 yolcu taşıyabilir ve daha az yolcu da taşıyabilir.
- Her zaman tam olarak 12 yolcu taşır.
- En az 12 yolcu taşımalıdır.
Cevabı göster
En fazla 12 yolcu taşıyabilir ve daha az yolcu da taşıyabilir.
Not glad you're safe at home yet?: takılma amaçlı retorik bir soru
Not glad you're safe at home yet?, Are you not glad you're safe at home yet? cümlesinin konuşma dilindeki eksiltili biçimidir ve Aren't you glad you're safe at home yet? ile temelde aynı etkiyi yaratır. Baştaki özne ve yardımcı fiil bağlamdan anlaşılır. Bu, tarafsız bir bilgi sorusu değil, takılma amacı taşıyan retorik bir sorudur. Konuşan kişi dinleyenin artık rahatlamasını bekler; yet, “duyduğun onca şeyden sonra hâlâ değil mi?” anlamını ekler.
Alıştırma
Dışarıdaki bir tehlikeyi duyduktan sonra biri “Not glad you're safe at home yet?” diyor. Konuşan kişi en çok hangi cevabı bekliyor?
- Evin daha güvenli olup olmadığı hakkında hiçbir fikrim yok.
- Konuşan kişiye ev adresimi söylemem gerekiyor.
- Artık evde güvende olduğuma seviniyorum.
Cevabı göster
Artık evde güvende olduğuma seviniyorum.
Vipers are also often highly venomous, Kelime
0:59Engerekler aynı zamanda genellikle oldukça zehirlidir,
often highly venomous: sıklık, derece ve zehir aktarma biçimi
often highly venomous ifadesinde often sıklığı belirtir: Bu özellik yaygındır, ancak her durumda geçerli değildir. Highly, venomous sıfatının derecesini güçlendirir ve zehrin oluşturduğu tehlikenin çok yüksek olduğunu gösterir. Venomous, ısırma, sokma veya benzer bir mekanizmayla zehir enjekte eden bir hayvanı anlatır. Engerekler zehir dişleriyle zehir enjekte ettiği için burada doğru sözcük venomous olur.
Alıştırma
Bu yılanların çok güçlü zehre sahip olmasının yaygın, ancak her durumda geçerli olmadığını anlatan cümle hangisidir?
- These snakes are always slightly venomous.
- These berries are often highly venomous when eaten.
- These snakes are often highly venomous.
Cevabı göster
These snakes are often highly venomous.
with two hollow fangs that fold flat to the roofs of their mouths. Kalıp ifadeler
1:02ağızlarının tavanına düz bir şekilde katlanan iki içi boş dişleri vardır.
fold flat to the roofs of their mouths: katlanma hareketi ve konum
Fold flat hem bir hareketi hem de hareketin sonucunu anlatır: Zehir dişleri dik durmak yerine geriye doğru katlanır ve düz biçimde yatar. To the roofs of their mouths, katlanan dişlerin dayandığı ağız içindeki üst yüzeyleri belirtir. The roof of the mouth, bir binanın çatısı değil, ağzın içindeki üst yüzeydir. Roofs ve mouths sözcükleri çoğuldur çünkü birden fazla engerekten söz edilir ve her birinin kendi ağzı vardır.
Alıştırma
Zehir dişleri fold flat to the roofs of their mouths olduğunda ne gerçekleşir?
- Geriye doğru katlanıp ağızların içindeki üst yüzeylere düz biçimde dayanırlar.
- Ağızların ev çatılarına benzemesini sağlarlar.
- Ağızların dışında dik durmaya devam ederler.
Cevabı göster
Geriye doğru katlanıp ağızların içindeki üst yüzeylere düz biçimde dayanırlar.
allows the fangs to be: allow + nesne + to be yapısı
allow + nesne + to be + sıfat yapısı, bir şeyin başka bir şey için belirli bir durumu mümkün kıldığını anlatır. Burada nesne the fangs, to be extra long ise zehir dişlerinin sahip olabildiği durumu belirtir. This, hemen önce açıklanan katlanma düzenini gösterir. Bu düzen dişleri doğrudan uzatmaz; dişlerin katlanabilmesi, olağanüstü uzun olmalarını mümkün kılar.
Alıştırma
Cümleyi allow + nesne + to be yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The thick insulation ____ warm in winter.
Cevabı göster
allows the house to be
unfolding into imposing weapons when the viper prepares to strike. Notlar
1:09engerek saldırmaya hazırlandığında dişler açılarak görkemli silahlara dönüşür.
unfolding into imposing weapons: görsel bir benzetme
unfolding into imposing weapons ifadesinde zehir dişleri katlı konumlarından açılır ve güçlü, korkutucu silahlar gibi görünmeye başlar. Weapons sözcüğü görsel bir benzetmedir; dişler gerçekten insanlar tarafından yapılmış nesnelere dönüşmez. Imposing, bir şeyin büyüklüğü, gücü veya görünüşü nedeniyle etkileyici ve biraz göz korkutucu olması anlamına gelir. Bu anlatım hayvan tasvirini daha canlı ve dramatik hâle getirir.
Alıştırma
Bu cümlede unfolding into imposing weapons ne anlama gelir?
- Engerek, zehir dişlerini insanlar tarafından yapılmış silahlarla değiştirir.
- Açılmış zehir dişleri güçlü ve tehlikeli görünecek şekilde tasvir edilir.
- Zehir dişleri katlanır ve engerek zararsız görünür.
Cevabı göster
Açılmış zehir dişleri güçlü ve tehlikeli görünecek şekilde tasvir edilir.
prepares to strike: saldırmaya hazırlanmak
Prepare to + fiilin yalın biçimi, “bir şey yapmaya hazırlanmak” anlamına gelir. Burada prepares to strike, engerek yılanının ani bir saldırı yapmaya hazırlandığını anlatır. When yan cümlesi, açılma hareketinin ne zaman gerçekleştiğini belirtir. Hayvan betimlemelerinde strike hızlı bir saldırı hareketine odaklanır; tek başına hayvanın hedefini gerçekten ısırdığını göstermez.
Alıştırma
Hangi cümle yılanın ani bir saldırı yapmaya hazırlandığını anlatır?
- The snake lifted its head and prepared to go on strike.
- The snake lifted its head and prepared striking.
- The snake lifted its head and prepared to strike.
Cevabı göster
The snake lifted its head and prepared to strike.
So, how about we pay them a surprise visit? Ton ve niyet
1:15Peki, onlara sürpriz bir ziyaret yapmaya ne dersiniz?
How about we pay them a surprise visit?: dostça bir öneri
How about we + fiilin yalın biçimi? konuşanı ve dinleyeni kapsayan bir etkinliği rahat bir şekilde önermek için kullanılır. We sözcüğünden sonra fiilin yalın biçimini kullanın: How about we pay...? Pay someone a visit, “birini ziyaret etmek” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir; buradaki pay para ödemek anlamına gelmez. A surprise visit önceden haber verilmeyen bir ziyarettir. Bu cümlede dostça öneri biçimi, riskli bir ziyareti eğlenceli ve davetkâr gösterir.
Alıştırma
Öneriyi eksik olan yalın fiille tamamlayın: How about we ____ Grandma a surprise visit this weekend?
Cevabı göster
pay
İlk varış noktasını tanıtmak için First stop, ...
Baştaki First stop ifadesi, “ziyaret edeceğimiz veya tanıtacağımız ilk yer” anlamına gelir. Hemen ardından belirtilen the southeastern United States (Amerika Birleşik Devletleri'nin güneydoğusu) varış noktasını tanıtan kısa bir isim öbeğidir. Burada stop, “durmak” fiili değil, rota üzerindeki bir duraktır. Bu kısa geçiş, bilgileri bir yolculuk gibi sıraya koyar. Bir turun, gezi planının veya sunumun ilk bölümünü başlatabilir; sonraki bölümler de bir sonraki “durağa” geçebilir.
Alıştırma
Rehberin cümlesini ilk varış noktasını tanıtan iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: “____, the science museum.”
Cevabı göster
First stop
where we can hear the viper before we can see it. Anlatım akışı
1:23burada engereği görmeden önce onu duyabiliriz.
Merak yaratmak için we can hear ... before we can see ...
we can hear the viper before we can see it kalıbı, iki algı olayını açık bir sıraya koyar: hayvan hâlâ görünmezken önce sesi gelir. Bu anlatımda bu sıra, ilgiyi çeken bir giriş görevi görür. Sesin kaynağını göstermeden önce dinleyiciye işitsel bir ipucu verir, merak yaratır ve hayvanın uyarı sesinin açıklanmasına zemin hazırlar. Daha genel olarak hear X before you see X, sesi bir tanıma ipucu olarak öne çıkarabilir.
Alıştırma
Bu anlatımda “we can hear the viper before we can see it” sıralaması nasıl bir etki yaratır?
- Duyma ve görmenin tam olarak aynı anda gerçekleştiğini söyler.
- Engerek yılanının dinleyiciyi göremediğini açıklar.
- Önce dinleyiciye bir ses ipucu verir ve kaynağı hakkında merak yaratır.
Cevabı göster
Önce dinleyiciye bir ses ipucu verir ve kaynağı hakkında merak yaratır.
The eastern diamondback rattlesnake is the largest of 36 species of rattlesnake. Dilbilgisi
1:27Doğu elmas sırtlı çıngıraklı yılan, 36 çıngıraklı yılan türünün en büyüğüdür.
the largest of 36 species: bir grup içinde birinci sırada olma
The largest, large sıfatının üstünlük derecesidir. be + the + superlative yapısı, öznenin belirli bir özellik bakımından birinci sırada olduğunu söyler; burada karşılaştırılan özellik büyüklüktür. Of 36 species of rattlesnake, karşılaştırma grubunun tamamını belirtir. Buradaki of, sahiplik değil “arasında” anlamındadır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be + the + superlative + of + bir gruptur.
Alıştırma
Hangi cümle bu gölün dört göl arasında büyüklük bakımından birinci olduğunu anlatır?
- This lake is larger than another lake.
- This lake is the largest of the four lakes.
- This lake is as large as another lake.
Cevabı göster
This lake is the largest of the four lakes.
Rattlesnakes can shake their rattles up to 90 times per second Kalıp ifadeler
1:33Çıngıraklı yılanlar çıngıraklarını saniyede 90 defaya kadar sallayabilir,
up to 90 times per second: azami sıklığı belirtme
Up to 90 times per second azami bir sıklık belirtir: hareket bir saniye içinde en fazla 90 kez gerçekleşebilir. Up to üst sınırı, per second ise zaman birimini gösterir. Bu sayı bir tavan olduğu için gerçek sıklık daha düşük olabilir. Çıngırakların her saniye her zaman tam olarak 90 kez sallandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle makinenin bir dakikada 500'den az etiket üretebileceğini, ancak 500'ü aşamayacağını söyler?
- The machine prints exactly 500 labels per minute.
- The machine can print at least 500 labels per minute.
- The machine can print up to 500 labels per minute.
Cevabı göster
The machine can print up to 500 labels per minute.
warn off predators: yırtıcıları uyararak uzaklaştırmak
Warn off, “birini veya bir hayvanı, gitmesi ya da yaklaşmaması için uyarmak” anlamına gelen bir öbek fiildir. to warn off predators ifadesinde predators nesnedir; amaç yırtıcıları yalnızca uyarmak değil, onları uzaklaştırmaktır. off parçacığı burada ayrılma veya mesafe fikrini ekler; belirli bir yeri göstermez. Baştaki to, fiil öbeğinin mastar biçiminde olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, warn ve off sözcüklerinden oluşan ve “uzakta kalmalarını sağlamak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamla: The guard dog's bark can ____ strangers who come too close.
Cevabı göster
warn off
for hours if needed: süre ve kısaltılmış koşul
For hours, bir eylemin birkaç saat boyunca sürebileceğini belirtir; for süreyi tanıtır. If needed, “gerekirse” anlamına gelir. Bu, if it is needed biçiminden özne ve be fiilinin bir biçimi çıkarılmış, kısaltılmış bir koşul yan cümlesidir. İfadenin sonunda uzun süreyi bir koşula bağlar: yalnızca durum gerektirirse birkaç saat.
Alıştırma
Cümleyi, if ile başlayan ve need sözcüğünden oluşan, “gerekirse” anlamındaki iki sözcüklü kısaltılmış koşul ifadesiyle tamamla: The backup generator can run for several hours ____.
Cevabı göster
if needed
interlocked segments made of keratin, Dilbilgisi
1:43keratinden yapılmış birbirine kenetlenen bölümlerden oluşur,
consists of hollow, interlocked segments: bileşimi açıklamak
“the rattle consists of hollow, interlocked segments” ifadesinde özne bütünü belirtir; consists of ifadesinden sonraki sözcükler ise bu bütünü oluşturan parçaları belirtir. Hollow ve interlocked sözcüklerinin ikisi de segments sözcüğünü niteler. A consists of B yapısı bir şeyin bileşimini anlatır: A bütünün kendisidir, B ise onu oluşturan parçalardır.
Alıştırma
Cümleyi consist of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The solar system ____ the Sun and the objects that orbit it.
Cevabı göster
consists of
made of keratin: isimden sonra gelen kısaltılmış edilgen niteleyici
“segments made of keratin” ifadesinde made of keratin, segments sözcüğünden sonra gelir ve bu bölümlerin hangi malzemeden yapıldığını açıklar. Edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Uzun biçimi segments that are made of keratin şeklindedir. İngilizcede bir isimden sonra betimleyici bilgiyi daha kısa vermek için that are sık sık çıkarılır. Bu nedenle made burada yeni bir ana fiil değildir.
Alıştırma
Hangi uzun biçim “segments made of keratin” ile aynı anlama gelir?
- segments that are made of keratin
- segments that make keratin
- keratin that is made by segments
Cevabı göster
segments that are made of keratin
the same substance that makes our nails and hair. Anlatım akışı
1:46bu tırnaklarımızı ve saçımızı oluşturan aynı maddedir.
the same substance that makes our nails and hair: yeni bilgiyi tanıdık bir şeyle ilişkilendirmek
Burada the same substance that makes our nails and hair isim öbeği, keratin sözcüğünün hemen ardından gelerek onun ne olduğunu açıklar. that makes our nails and hair ilgi cümleciği substance sözcüğünü niteler. Buradaki makes, bir şeyi üretmek değil, onu oluşturmak anlamındadır. Bu bilgi düzeninde önce bilinmeyen teknik bir ad verilir, ardından bu ad tanıdık vücut bölümleriyle ilişkilendirilir. Böylece dinleyici, ayrıntılı bir teknik tanıma gerek duymadan yeni terimi anlayabilir.
Alıştırma
Bu ifade keratin sözcüğünden sonra temel olarak ne yapıyor?
- Keratin ile hiçbir ilgisi olmayan farklı bir maddeyi tanıtır.
- Tırnakların ve saçın keratin ürettiğini söyler.
- Keratin maddesini tırnak ve saçta bulunan tanıdık maddeyle ilişkilendirir.
Cevabı göster
Keratin maddesini tırnak ve saçta bulunan tanıdık maddeyle ilişkilendirir.
creating a shockingly loud noise: sonucu belirtmek için -ing öbeği kullanmak
Virgülden sonraki -ing öbeği creating a shockingly loud noise, önceki olayın sonucunu belirtir. Parçalar birbirine çarpar ve bu çarpışma sesi oluşturur. Shockingly, loud sözcüğünü güçlendirerek ses düzeyinin şaşırtıcı olduğunu gösterir. Creating çekimli bir ana fiil değildir; bu nedenle hit ile aynı düzeyde ikinci bir ana fiil olmaz. Sonuç, hemen yanındaki each other sözcüklerinden değil, parçaların birbirine çarpması olan önceki olayın tamamından doğar.
Alıştırma
Hangi cümlede önceki eylemin sonucunu göstermek için bir -ing öbeği kullanılmıştır?
- The speaker is creating a steady hum.
- The two metal plates collided, creating a sharp bang.
- The technician pressed the button to create a test tone.
Cevabı göster
The two metal plates collided, creating a sharp bang.
Now, on to the mountains of western Iran, Anlatım akışı
1:56Şimdi İran'ın batısındaki dağlara doğru yola çıkıyoruz,
Now, on to ... ile sonraki konuya geçmek
Now, on to ... 'Şimdi sıradakine geçelim...' anlamına gelen kısa bir geçiş ifadesidir. Bu cümlede dikkati önceki konu veya yerden İran'ın batısındaki dağlara yöneltir. on to ifadesinden sonra yeni varış yeri, konu veya etkinlik belirtilir. Tam fiil yapısı bağlamdan anlaşıldığı için söylenmez; bu da sunumun veya anlatımın hızlı ilerlemesini sağlar.
Alıştırma
Sunumu bir sonraki konuya taşıyan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Now, ____ the next question.
Cevabı göster
on to
making easy prey for a passing bird Kalıp ifadeler
2:02yoldan geçen bir kuş için kolay bir av gibi görünüyor,
making easy prey for ...: kolayca yakalanabilir olmak
making easy prey for a passing bird ifadesinde örümcek av, kuş ise avcıdır. İfade, örümceğin oradan geçen bir kuş tarafından yiyecek olarak kolayca yakalanabilecekmiş gibi göründüğünü anlatır. -ing yan cümlesi, örümceğin kayanın üzerinde açıkta ilerlemesinin görünürdeki sonucunu ekler. Daha genel olarak X makes easy prey for Y, X'in Y için kolay bir hedef olduğu anlamına gelir.
Alıştırma
Yiyecek olarak avlanan bir hayvan anlamındaki isimle kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The injured mouse would make easy ____ for an owl.
Cevabı göster
prey
Cümle sonundaki or not: kurulan beklentiyi aniden sorgulamak
Anlatım önce örümcek gibi görünen şeyin kolay bir av olacağı beklentisini kurar. Ardından gelen kısa or not eki, bu beklentiye duyulan güveni hemen geri çeker ve dinleyicinin onu yeniden düşünmesini sağlar. Burada or not, cevap gerektiren sıradan bir seçenek sunmaz. Gecikmeli bir ters köşe işlevi görür ve az önce kabul ettiğimiz şeyin yanıltıcı olabileceğini sezdirerek merak yaratır.
Alıştırma
Şunu okuyun: The forecast says the picnic will stay dry—or not. Buradaki or not ne yapıyor?
- Piknik boyunca havanın kuru kalacağı beklentisini aniden sorgular.
- Piknik sırasında kesinlikle yağmur yağmayacağını doğrular.
- Dinleyiciden iki piknik yeri arasında seçim yapmasını ister.
Cevabı göster
Piknik boyunca havanın kuru kalacağı beklentisini aniden sorgular.
The spider-tailed horned viper is perfectly camouflaged, Kelime
2:06Örümcek kuyruklu boynuzlu engerek mükemmel bir şekilde kamufle olmuştur,
is perfectly camouflaged: çevreyle kusursuz biçimde bütünleşmek
Be camouflaged, renk, desen veya şeklin çevreyle bütünleşerek bir şeyi fark etmeyi zorlaştırdığı durumu anlatır. Perfectly bu anlamı güçlendirir: kamuflaj son derece etkili çalışmaktadır. Bu ifade yalnızca engereğin bir şeyin arkasında saklandığı anlamına gelmez. Açıkta görülebilir ama yine de arka plandan ayırt edilmesi zor olabilir. Camouflaged, camouflage fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve burada is sonrasında engereğin durumunu anlatır.
Alıştırma
Bir güve, ağaç kabuğunun üzerinde açıkça görülebilecek bir yerde duruyor; ancak rengi ve deseni onu fark etmeyi zorlaştırıyor. En doğru cümle hangisidir?
- The moth is hidden inside the tree trunk.
- The moth is making the bark invisible.
- The moth is perfectly camouflaged against the bark.
Cevabı göster
The moth is perfectly camouflaged against the bark.
except for its unique bulbous tail tip Kalıp ifadeler
2:12uzun bacaklı bir örümceğe benzeyen uzun, sarkık pulları olan
except for its unique bulbous tail tip: bir istisnayı belirtmek
Bu ifadede except for, genel tanıma uymayan tek kısmı belirtir. Geri kalan her şey neredeyse görünmez olarak anlaşılabilir; ancak kuyruğun yuvarlak ve şişkin ucu olan unique bulbous tail tip hâlâ fark edilir. except for sonrasındaki sözcükler, istisnayı adlandıran bir isim öbeği oluşturur; bir neden bildirmez. Bu kalıp, bir kişi, nesne veya özellik dışında genel bir ifadenin doğru olduğunu söylemek için kullanılır.
Alıştırma
Tek istisnayı belirten ve except ile başlayan, dersteki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The campsite was quiet ____ one noisy bird.
Cevabı göster
except for
with long, drooping scales that look like a leggy spider. Dilbilgisi
2:15o eşsiz soğanımsı kuyruk ucu hariç.
that look like a leggy spider: görünüşü betimlemek
that look like a leggy spider ilgi cümleciği, çoğul scales adını niteler. scales çoğul olduğu için fiil looks değil, look olur. look like + isim öbeği yapısında like, görünüşün karşılaştırıldığı şeyi tanıtır. Burada a leggy spider, belirgin biçimde uzun bacakları olan bir örümcek demektir; pullar yalnızca şekil bakımından ona benzer.
Alıştırma
Görünüş karşılaştırması için kullanılan ve that ile başlayan, dersteki üç sözcüklü yapıyla cümleyi tamamlayın: The cactus has branches ____ raised arms.
Cevabı göster
that look like
Spider-tailed vipers are only about 50 cm long,
2:20Örümcek kuyruklu engereklerin uzunluğu sadece 50 cm kadardır,
so they can lure small birds within striking range Kalıp ifadeler
2:24bu sayede küçük kuşları saldırı menziline çekebilir,
lure ... within striking range: bir hedefi saldıracak kadar yakına çekmek
Bu cümlede lure small birds within striking range, küçük kuşları yılanın saldırabileceği kadar yakına çekmek anlamına gelir. Lure fiilinin nesnesi small birds, within striking range ise hareketin ulaştığı son noktadır. Tekrar kullanılabilecek kalıp lure + hedef + within striking range (of + saldıran taraf) biçimindedir. Hem yöntemi —çekici bir şeyle kandırıp yaklaştırmayı— hem de sonucu —saldırı mesafesine girmeyi— anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, yemin balığı bir kuşun saldırabileceği kadar yakına çektiğini söylüyor?
- The bird watched the fish from a safe distance.
- The bait lured the fish within striking range of the bird.
- The bait kept the fish beyond striking range of the bird.
Cevabı göster
The bait lured the fish within striking range of the bird.
without compromising their ability to squeeze into narrow rock crevices. Notlar
2:27bunu yaparken dar kaya yarıklarına sıkışma yeteneklerinden ödün vermezler.
without compromising their ability to ...: bir yarar elde ederken yeteneği korumak
Without compromising their ability to bir koşul ekler: önceden anlatılan yararı elde ederken sonrasında belirtilen yeteneği korurlar. Burada compromising, anlaşmaya varmak değil, zayıflatmak veya feda etmek anlamındadır. Yapı without + -ing biçimindedir ve burada ardından their ability to + fiilin yalın hâli gelir. Tekrar kullanılabilecek kalıp do X without compromising someone's or something's ability to do Y şeklindedir.
Alıştırma
'Yeteneğini korurken' anlamını veren hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın. without, compromising, its, ability ve to sözcüklerini kullanın: The redesign makes the drone lighter ____ fly in strong winds.
Cevabı göster
without compromising its ability to
squeeze into narrow rock crevices: dar kaya çatlaklarına sıkışarak girmek
Squeeze into + dar bir alan, çok az yer olmasına rağmen vücudu ya da bir nesneyi sıkıştırıp bükerek içeri girmek anlamına gelir. Buradaki narrow rock crevices, büyük mağaraları değil, kayalardaki ince çatlakları anlatır. Bu yapı bir insanın, hayvanın veya nesnenin dar bir alana girmesini anlatabilir. Zaman sınırlı olduğunda İngilizcede genellikle squeeze + bir etkinlik + into + program ya da zaman aralığı şeklindeki geçişli yapı kullanılır. Örneğin squeeze a call into my lunch break denebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede squeeze into, çok az yer bulunan bir alana girmeyi anlatır?
- The child stretched across the empty gym floor.
- The child squeezed into the narrow seat between two adults.
- The child opened the wide gate and walked through.
Cevabı göster
The child squeezed into the narrow seat between two adults.
In the rainforests of Latin America lives a viper Dilbilgisi
2:32Latin Amerika'nın yağmur ormanlarında bir engerek yaşar
In the rainforests ... lives a viper: yer ifadesi başta olan devrik yapı
Bu cümlede tam yer bildiren devrik yapı kullanılır: In the rainforests of Latin America + lives + a viper. Dil bilgisel özne a viper ifadesidir; fiilden sonra gelmesine rağmen lives bu tekil özneyle uyumludur. Nötr sıra A viper lives in the rainforests of Latin America şeklindedir. Devrik sıra önce ortamı sunar, ardından hayvanı yeni bilgi olarak tanıtır. Böylece belgesel ve edebî anlatımda yaygın olan sahne kurucu bir üslup oluşur.
Alıştırma
Hangi cümlede sahneyi kurmak için yer ifadesi başa alınarak doğru bir devrik yapı kullanılmıştır?
- A heron sits at the edge of the pond.
- At the edge of the pond sits a heron.
- At the edge of the pond a heron it sits.
Cevabı göster
At the edge of the pond sits a heron.
that couldn't be more different from the spider-tailed viper, Dilbilgisi
2:35ki örümcek kuyruklu engerekten daha farklı olamazdı,
couldn't be more different from: en yüksek derecede farklılık
X couldn't be more different from Y kalıbı, X ile Y'nin olabilecek en yüksek derecede farklı, yani tamamen farklı olduğunu belirtir. Olumsuz bir kiplik fiili ile karşılaştırma biçimini birleştirir; daha büyük bir farklılık derecesi mümkün değildir. Bu vurgu kalıbında couldn't bir şeyi yapamama anlamına gelmez ve mutlaka geçmiş zamanı göstermez. very different from ifadesinden daha güçlüdür ve çoğu zaman hafif retorik bir vurgu taşır.
Alıştırma
Mümkün olan en büyük farkı vurgulamak için cümleyi couldn't içeren tam kalıpla tamamlayın: Both are school clubs, but their activities ____ each other.
Cevabı göster
couldn't be more different from
Gerilim yaratan bir ek ifade olarak if you can find it
Burada if you can find it, ana açıklamanın sonuna eklenen kısa bir koşul cümlesidir. Tam bir talimat dizisi başlatmak yerine, az önce verilen bilgiyi sınırlayan sonradan eklenmiş bir yorum görevi görür. Anlatıcı izleyiciye gerçekten bir arama görevi vermiyor. it sözcüğü yılanı belirtir ve ifade, yılanı görmenin olağanüstü derecede zor olduğunu ima ederek gerilim ve hafif takılmacı bir ton ekler.
Alıştırma
Anlatıcı yılanı tanımladıktan sonra “if you can find it” diyerek esas olarak neyi ima ediyor?
- İzleyiciye yılanı araması için resmî bir emir verilmektedir.
- Yılanı görmek kolaydır.
- Yılanı fark etmek zordur.
Cevabı göster
Yılanı fark etmek zordur.
It's one of the most elusive snakes in the world, Kelime
2:42Dünyanın en zor bulunan yılanlarından biridir,
most elusive snakes: yalnızca nadir değil, bulunması zor yılanlar
most elusive snakes ifadesindeki elusive, yılanların bulunmasının, gözlemlenmesinin, izlenmesinin veya yakalanmasının özellikle zor olduğunu belirtir. Vurgu yalnızca sayılarının az olmasına değil, yerlerinin belirlenmesinin zorluğuna yapılır. one of the most + çoğul isim yapısı, bir varlığı bir özelliğin en yüksek derecesine sahip küçük bir grubun içine yerleştirir. Bu nedenle one of the most elusive snakes in the world ifadesinde snakes çoğuldur.
Alıştırma
Araştırmacılar bu kedilerden birçoğunun ormanda yaşadığını biliyor, ancak onları bulmak son derece zor. Hangi cümle durumu en iyi anlatır?
- The cats are elusive.
- The cats are tame.
- The cats are rare.
Cevabı göster
The cats are elusive.
a pit viper: yüzünde ısı algılama çukurları bulunan engerek
Pit viper, başının her iki yanında, göz ile burun deliği arasında özel bir ısı algılama çukuru bulunan bir engerek türüdür. Bu yılan grubunun adında pit, yılanın yaşadığı bir çukuru değil, bu duyu organını belirtir. a pit viper ifadesi, bushmaster'ı bu grubun bir üyesi olarak sınıflandırır. Bu anlam, daha sonra geçen heat-sensing pit ifadelerini anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
pit viper terimindeki pit neyi belirtir?
- Yılanın yaşamak zorunda olduğu bir çukur
- Yılanın kazdığı bir çukur
- Yılanın başındaki ısı algılama organı
Cevabı göster
Yılanın başındaki ısı algılama organı
heat-sensing pit: işlev belirten bileşik bir niteleyici
Heat-sensing pit, ısıyı algılayan bir çukur demektir. Heat-sensing, pit sözcüğünü niteleyen ve kısa çizgiyle yazılan bileşik bir sıfattır; çukurun işlevini belirtir, ayrı bir eylemi değil. Bilimsel metinler, bir işlevi kısa bir isim grubunda toplamak için bu yapıyı sıkça kullanır. Motion-detecting camera örneğinde olduğu gibi, bir isim ile -ing biçimi ana isimden önce birlikte kullanılır.
Alıştırma
Heat-sensing pit yapısının anlamını doğru gösteren seçenek hangisidir?
- ısıyı algılayan bir çukur
- bir çukuru ısıtma eylemi
- bir çukurun içinde biriken ısı
Cevabı göster
ısıyı algılayan bir çukur
with a membrane covered in highly sensitive receptors Kalıp ifadeler
2:53bu çukur oldukça hassas reseptörlerle kaplı bir zara sahiptir,
highly sensitive receptors: derece zarfı + sıfat + isim
Highly sensitive receptors ifadesinde highly, sensitive sözcüğünün derecesini güçlendiren bir zarftır; sensitive ise receptors sözcüğünü niteler. İfade, çok küçük değişikliklere veya zayıf uyaranlara tepki veren reseptörler anlamına gelir. Burada sensitive, duygusal kırılganlığı değil, fiziksel tepki hassasiyetini anlatır. Bilimsel ve teknik metinlerde aynı yapı reseptörleri, sensörleri, sinirleri veya cihazları tanımlayabilir.
Alıştırma
Örnekteki üç sözcüklü bilimsel ifadeyi kullanın: The fingertips contain ____ that detect tiny changes in pressure.
Cevabı göster
highly sensitive receptors
as small as 1/1,000 of a degree Celsius: 1/1.000 santigrat derece kadar küçük
Burada as small as + ölçüm, “bu kadar küçük bir değere kadar” anlamına gelir. Son derece düşük bir alt sınırı vurgular: yalnızca 1/1.000 santigrat derecelik bir sıcaklık değişimi bile tepki oluşturabilir. Bu, iki şey arasında yapılan sıradan bir eşitlik karşılaştırması değildir. Bilimsel açıklamalarda ve veri anlatımlarında bu yapı duyarlılığı, hassasiyeti ya da algılanabilen en küçük boyutu veya değişimi vurgular.
Alıştırma
Cümleyi dersteki hassasiyet yapısıyla tamamlayın: The sensor can detect movements ____ one millimeter.
Cevabı göster
as small as
that is integrated with visual information in the optic tectum. Kelime
3:06ve bu bilgiler optik tektumda görsel bilgilerle birleştirilir.
is integrated with visual information in the optic tectum: optik tektumda görsel bilgilerle bütünleştirilme
be integrated with yapısındaki integrate, farklı bilgi türlerini birlikte işlenecek veya kullanılacak şekilde birleştirmek anlamına gelir. Edilgen is integrated biçimi, birleştirme işlemini yapandan çok kızılötesi bilgiye odaklanır. With visual information diğer girdiyi, in the optic tectum ise konumu belirtir. Optik tektum, görsel bilgilerin işlenmesinde görev alan bir beyin bölgesidir; bu nedenle integrated burada bilimsel bir bilgi işleme anlamı taşır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki resmî edilgen ifadeyle tamamlayın: In the navigation system, radar data ____ camera images to identify obstacles.
Cevabı göster
is integrated with
the heat signature of approaching prey or predators, Kelime
3:13yaklaşan avın veya yırtıcıların ısı imzasını görmesini sağlar,
heat signature: algılanabilir bir ısı örüntüsü
Heat signature, bir canlının veya nesnenin sıcaklığı nedeniyle yaydığı ve ısı algılama sistemi tarafından tespit edilebilen ayırt edici kızılötesi enerji örüntüsüdür. Buradaki signature, elle atılmış imza değil, tanımaya yarayan bir örüntü anlamındadır. the heat signature of approaching prey or predators ifadesinde approaching hem prey hem de predators sözcüklerini niteler. Yılan, algıladığı ısı örüntüsünü kullanarak bir şeyin yaklaştığını anlayabilir ve bunun yiyecek mi yoksa tehdit mi olabileceğini değerlendirebilir.
Alıştırma
Cümleyi algılanabilir bir ısı örüntüsünü belirten iki sözcüklü teknik terimle tamamlayın: During the night survey, the drone detected the bear's ____.
Cevabı göster
heat signature
helping it decide whether or not to strike Kalıp ifadeler
3:16saldırıp saldırmayacağına karar vermesine yardımcı olur
decide whether or not to strike: saldırıp saldırmamaya karar vermek
Decide whether or not to strike, saldırmak ile saldırmamak arasında seçim yapmak demektir. Bu bağlamda strike, aniden saldırmak anlamındadır. Yapı decide + whether or not + to-infinitive şeklindedir. Aynı özne kararı verdiğinde ve eylemi gerçekleştirebileceğinde kullanılır; or not, eylemi yapmama olasılığını açıkça belirtir.
Alıştırma
Hedef yapı decide whether or not to + verb kalıbını tamamlayın: Before signing up, Mia needs to decide ____ join the school band.
Cevabı göster
whether or not to
This comes in handy: gerektiğinde işe yarar
Come in handy, “gerektiğinde işe yarar olmak” anlamına gelen bir deyimdir. Burada This daha önce sözü edilen yeteneği belirtir; for guarding a nest ise bu yeteneğin hangi işte yardımcı olduğunu gösterir. Yapı, come in handy for + isim veya -ing biçimi ya da come in handy when + yan cümle şeklinde kullanılabilir. Geniş zamanda tekil bir özneden sonra come, comes olur.
Alıştırma
“Gerektiğinde işe yarar olmak” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: A backup battery can ____ during a long trip.
Cevabı göster
come in handy
the bushmaster lays eggs in hollowed-out tree buttresses Kelime
3:25bushmaster yumurtalarını oyulmuş ağaç köklerine
hollowed-out tree buttresses: ağacın taban desteklerindeki boşluklar
Hollowed-out, tree buttresses ifadesini niteler ve iç kısmın boşaldığını veya içindeki malzemenin çıkarıldığını belirtir. İki sözcük bir isimden önce birlikte bileşik sıfat olarak görev yaptığı için hollowed-out kısa çizgiyle yazılır. Tree buttress, bazı büyük ağaçların dibinde bulunan geniş ve dışa açılan bir destek yapısıdır ve çoğu zaman payanda köklerinden oluşur. İfadenin tamamı, sıradan dalları veya gövdenin tamamını değil, bu taban desteklerinin içi boş kısımlarını anlatır.
Alıştırma
hollowed-out tree buttresses hangi yeri anlatır?
- iki ağaç arasına yapılmış ahşap bir platform
- bir ağacın dibindeki dışa açılan desteklerin içindeki boşluklar
- bir ağacın tepesine yakın ince dallar
Cevabı göster
bir ağacın dibindeki dışa açılan desteklerin içindeki boşluklar
It must be large enough to defend its nest. Dilbilgisi
3:32Yuvasını savunmak için yeterince büyük olmalıdır.
must be large enough to defend: sıfat + enough + to + fiil
「Sıfat + enough + to + fiilin yalın hâli」 yapısı, birinin veya bir şeyin bir eylemi gerçekleştirmek için gereken düzeye ulaştığını anlatır. Burada large enough to defend, boyutunun yuvayı savunmaya yeterli olduğu anlamına gelir. Enough sıfattan sonra gelir: large enough doğrudur, enough large denmez. Must be zorunluluk anlamı katar: bu durumda o büyüklüğe ulaşmak gereklidir.
Alıştırma
Cümleyi tall ve enough kullanarak tamamlayın: The fence must be ____ stop the dog from jumping over it.
Cevabı göster
tall enough to
In fact: önceki düşünceyi daha güçlü bir bilgiyle desteklemek
In fact, önceki ifadeyi güçlendiren, doğrulayan veya daha ayrıntılı hâle getiren bilgiyi sunan bir söylem belirtecidir. Burada bushmaster'ın dünyanın en büyük engereği olduğu bilgisi, yuvasını savunabilecek kadar büyük olduğu düşüncesini güçlü biçimde destekler. Bu ifadeyi zaman bildiren bir söz olarak değil, düşünceler arasında bağlantı kuran bir işaret olarak okuyun. In fact sonrasındaki bilgi genellikle önceki bilgiden daha çarpıcı veya daha kesindir.
Alıştırma
İlk cümleyi destekleyen daha güçlü bir gerçeği sunmak için en uygun bağlayıcı hangisidir? The battery lasts all day. ___, it ran for eighteen hours in our test.
- In fact
- For example
- Meanwhile
Cevabı göster
In fact
reaching lengths of over 11 ft, Kalıp ifadeler
3:3811 fiti (yaklaşık 3.3 metre) aşan uzunluklara ulaşır,
reaching lengths of over 11 ft: belirtilen uzunluğu aşmak
reach lengths of over + ölçü kalıbı, “büyüyerek veya uzayarak belirtilen uzunluğu aşmak” anlamına gelir. Burada over 11 ft, on bir fitten daha uzun demektir; over miktarları karşılaştırır ve uzamsal olarak “üstünde” anlamına gelmez. Reaching, daha önce sözü edilen hayvanın veya nesnenin boyutuyla ilgili ek bilgi veren bir -ing biçimidir. Kesin boyları değişebilen bir türün üyelerinden ya da bir nesne grubundan genel olarak söz edilirken lengths çoğul biçimi yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Bazı kabloların uzunluğunun 100 metreyi aşabileceğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Some cables reach a platform 100 meters away.
- Some cables reach lengths of over 100 meters.
- Some cables are placed above the 100-meter mark.
Cevabı göster
Some cables reach lengths of over 100 meters.
Meanwhile, in the forests of sub-Saharan Africa, Anlatım akışı
3:44Bu arada, Sahra altı Afrika'nın ormanlarında,
Meanwhile: başka bir anlatı çizgisine geçmek
Meanwhile, dinleyiciyi hikâyenin başka bir bölümüne yönlendiren bir sözcüktür; dil bilgisi açısından bir geçiş zarfıdır. Bu cümlenin başında, dikkati önceki konu veya yerden Sahra Altı Afrika’nın ormanlarına ve yeni bir anlatı çizgisine taşır. Burada meanwhile, “başka bir yerde” veya “hikâyenin başka bir kolunda” anlamına yakındır. Sahneler zaman bakımından genel olarak örtüşebilir, ancak bu sözcük iki eylemin tam olarak aynı anda gerçekleştiğini iddia etmez.
Alıştırma
Bir doğa programı Alaska’daki araştırmadan Florida’daki başka bir ekibe geçiyor. Sahne değişimini en iyi hangi bağlayıcı tamamlar? The Alaska team tracked wolves. ____, researchers in Florida monitored sea turtles.
- In fact
- Meanwhile
- Therefore
Cevabı göster
Meanwhile
that's even more venomous than the bushmaster. Dilbilgisi
3:49ve bu bushmaster'dan bile daha zehirlidir.
even more venomous than: karşılaştırmayı güçlendirmek
More venomous than zehrin gücünü karşılaştırır ve “……den daha zehirli” anlamına gelir. Even, karşılaştırma ifadesi more venomous’ın hemen önüne gelerek farkı güçlendirir; farkın şaşırtıcı veya özellikle dikkat çekici olduğunu gösterir. Bu cümlede bushmaster zaten çok zehirli bir ölçüt olarak anlaşılır. Even, bu ölçütün aşılmasının beklenmedik olduğunu belirtir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp even + comparative + than biçimindedir; even faster than ve even more difficult than buna örnektir.
Alıştırma
Son seviyenin şaşırtıcı ölçüde daha zor olduğunu even kullanarak ifade edin: The final level was ____ difficult than the first.
Cevabı göster
even more
The African gaboon viper has the longest fangs of any snake. Dilbilgisi
3:53Afrika Gabon engereği tüm yılanlar arasında en uzun dişlere sahiptir.
the longest fangs of any snake: tam karşılaştırma grubunu belirlemek
The longest fangs, üstünlük derecesinde bir isim öbeğidir: longest, diş uzunluğunun ilk sırada olduğunu belirtir. Belirli tanımlık the, standart the + üstünlük derecesindeki sıfat + isim kalıbının bir parçasıdır. Of any snake, karşılaştırma grubunun tamamını belirler. Burada any + tekil sayılabilen isim, kategorideki her üyeyi kapsar; dolayısıyla ifade hiçbir yılanın daha uzun dişlere sahip olmadığı anlamına gelir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp the + superlative + noun + of any + tekil kategori ismidir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir modelin testte pil ömrü bakımından ilk sırada olduğunu söylemek için superlative + of any kalıbını doğru kullanır?
- This model has the longer battery life of any phone in the test.
- This model has the longest battery life of any phone in the test.
- This model has the longest battery life than any phone in the test.
Cevabı göster
This model has the longest battery life of any phone in the test.
all 3,879 snake species, not just vipers: kapsamı genişletmek
Yes, önceki iddianın gerçekten geçerli olduğunu doğrular. all 3,879 snake species karşılaştırılan grubun tamamını belirtir; not just vipers ise yalnızca engereklerin dahil olduğu şeklindeki dar yorumu reddeder. not just vipers ifadesi engerekleri yine de kapsar. Dinleyicinin anladığı kapsamı küçük bir gruptan bütün gruba genişletir; engereklerin yerine başka yılanları koymaz.
Alıştırma
Hangi cümle eğitimin yöneticilerle sınırlı olmadığını ve yöneticiler dahil tüm çalışanları kapsadığını anlatır?
- The training is for all employees, not just managers.
- The training is only for managers.
- The training is for all employees except managers.
Cevabı göster
The training is for all employees, not just managers.
deliver 1,000 mg of venom: tek ısırıkta zehir aktarmak
Burada deliver, bir maddeyi hedefe veya hedefin içine aktarmak anlamına gelir. Yılan tek bir ısırıkla kurbanın vücuduna 1.000 mg zehir aktarabilir; burada deliver paket getirmek anlamında değildir. Bu teknik anlam doz, ilaç, oksijen, enerji veya veri gibi sözcüklerle de yaygındır. Genel yapı deliver + madde veya miktar şeklindedir; bazen ardından to veya into + varış noktası gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede deliver, deliver venom ifadesindekiyle aynı teknik anlamda kullanılmıştır?
- The actor delivers a funny line at the end.
- The courier delivers a package before noon.
- The inhaler delivers medicine directly to the lungs.
Cevabı göster
The inhaler delivers medicine directly to the lungs.
enough to kill: yeterli miktarı bir sonuca bağlamak
Bu parçada enough, “yeterli miktar veya güç” anlamına gelir. Daha önce söz edilen zehir miktarına gönderme yapar. to kill 10 adult humans mastar yapısı, bu miktarın yol açabileceği olası sonucu belirtir; bunun gerçekten gerçekleştiğini söylemez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp enough + (isim) + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Miktar zaten belliyse enough burada olduğu gibi tek başına kullanılabilir. İsim açıkça söylenecekse enough power to run the radio gibi bir yapı kullanılır. Sıfat veya zarfla kullanıldığında enough ondan sonra gelir: strong enough to lift the box.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için enough, power ve to run ifadelerini doğru sırayla kullanın: The small generator has ____ the refrigerator for two hours.
Cevabı göster
enough power to run
gaboon vipers have a reputation for being slow-moving Kalıp ifadeler
4:14Gabon engerekleri yavaş hareket eden
Although deadly: kısaltılmış bir ödünleme yan cümlesi
Although deadly, Although gaboon vipers are deadly yapısının kısaltılmış biçimidir. Anlaşılan özne ana cümlenin öznesiyle aynı ve fiil be olduğu için özne ile be atılabilir; geriye although + sıfat kalır. Bu başlangıç önce yılanların tehlikeli olduğunu kabul eder, ardından okuyucuyu karşıt bir bilgiye hazırlar: Bu yılanlar yavaş hareket eden ve sakin canlılar olarak bilinir. Although karşıtlığı gösterir; iki açıklama da aynı anda doğru olabilir.
Alıştırma
Nora yorgundu ama yürüyüşü güvenli bir şekilde tamamladı. İlk düşünceyi kısaltılmış although + sıfat yapısıyla yeniden yazın: ____, Nora finished the hike safely.
Cevabı göster
Although tired
have a reputation for being: yaygın olarak paylaşılan bir izlenim
Have a reputation for, “belirli bir özelliğe sahip olmasıyla yaygın biçimde tanınmak veya öyle bilinmek” demektir. Burada for, ünün neye dayandığını gösterir; bu yüzden edattan sonra -ing biçimindeki being gelir. slow-moving and placid creatures ifadesi, bu yılanların yaygın kanıya göre nasıl canlılar olduğunu anlatır. Bu cümle, her birey hakkında kesinleşmiş bir gerçeği değil, ortak bir izlenimi aktarır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp have/has a reputation for + isim veya -ing biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi have a reputation for being ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This neighborhood ____ quiet and friendly.
Cevabı göster
has a reputation for being
When they do strike: karşıtlık bildiren pekiştirme do'su
When they do strike ifadesinde do, pekiştirme amacıyla kullanılan bir yardımcı fiildir. Olumlu strike fiilini güçlendirerek “gerçekten veya hakikaten saldırdıklarında” anlamını verir. do, strike fiilinin yerine geçmez. Bu vurgu, yılanların genellikle yavaş hareket eden ve sakin canlılar olduğu yönündeki önceki açıklamayla karşıtlık oluşturur. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı, olumlu bir yan cümlede do/does/did + fiilin yalın biçimidir.
Alıştırma
Karşıtlığı doğru pekiştirme yardımcı fiiliyle tamamlayın: The twins usually stay quiet, but when they ____ speak, everyone listens.
Cevabı göster
do
hold onto + isim öbeği: sıkıca tutup bırakmamak
Bu cümlede hold onto, bir şeyi sıkıca tutmayı ve bırakmamayı ifade eder. Engerekler avlarını ısırdıktan sonra ağızlarında tutmaya devam eder. Yapı hold onto + isim öbeğidir. Burada their, nesne görevindeki their rodent prey isim öbeğini başlatır; tek başına bu öbeği tamamlamaz.
Alıştırma
Hangi cümle birinin sıkıca tutup bırakmadığını en iyi gösterir?
- Hold the map so everyone can see it.
- Hold onto the rail until the train stops.
- Grab the rail when you step aboard.
Cevabı göster
Hold onto the rail until the train stops.
take effect: etkisini göstermeye veya resmen uygulanmaya başlamak
Take effect ifadesinde effect bir isimdir. Bu kalıp, çalışmaya veya amaçlanan sonucu üretmeye başlamak anlamına gelir. Burada zehir avın üzerinde etkisini göstermeye başlar. Aynı yapı, bir ilaç etkisini göstermeye başladığında ya da bir kural, yasa veya plan resmen uygulanmaya başladığında da kullanılır. The venom öznesi tekil olduğu için geniş zamanda take, takes biçimine dönüşür.
Alıştırma
Uygulanmaya başlamak anlamındaki sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new schedule will ____ on Monday.
Cevabı göster
take effect
swallow it down: tamamen yutmayı vurgulamak
Burada swallow it down, “avı tamamen yutmak” demektir; it avı ifade eder. Down, nesnenin bütünüyle yutulduğu ve eylemin tamamlandığı duygusunu katan bir parçacıktır; daha aşağıdaki bir konumu anlatmaz. Zamir nesne it, fiil ile parçacık arasına gelir: swallow it down. Swallow it de doğrudur, ancak down eklemek hareketin tamamlandığını daha canlı biçimde hissettirir.
Alıştırma
Cümleyi swallow ... down ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: Mia put the small tablet in her mouth, took a sip of water, and ____.
Cevabı göster
swallowed it down
At this point: mevcut aşamayı belirtmek
At this point, dinleyiciyi bir hikâyenin, sürecin veya akıl yürütmenin gelinen aşamasına yerleştiren bir söylem belirtecidir. Şimdiye kadar gerçekleşen veya açıklanan şeyleri bir sonraki olay, tepki ya da sonuçla bağlar. Point burada fiziksel bir yer değil, ilerleyişteki bir aşama demektir. Bağlama göre At this point, “şimdi”, “bu aşamada” veya “hikâyenin buraya gelindiği bölümünde” anlamına gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi en iyi hangi söylem belirteci tamamlar? We have checked the map and packed the food. ___, we're ready to leave.
- At this point
- For example
- On the other hand
Cevabı göster
At this point
but never fear: rahatlatmanın teatral bir yolu
but never fear içindeki but, dinleyicinin olası kaygısından onu rahatlatmaya geçiş yapar. Never fear, “endişelenme” ya da “korkmana gerek yok” anlamına gelen kalıplaşmış ve biraz teatral bir sözdür; kişiye bir daha hiç korkmamasını emretmez. Bir anlatıcı veya sunucu, sırada bir açıklama ya da çözüm olduğunu belirtmek için bunu kullanabilir.
Alıştırma
Anlatıcının rahatlatıcı sözünü dersteki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The rain clouds look dark, but ____—the picnic shelter is ready.
Cevabı göster
never fear
have their own skills to evade the serpent's tooth. Deyimler
4:34yılanın dişinden kaçmak için kendi yetenekleri vardır.
the serpent's tooth: yılan saldırısını anlatan edebî bir imge
The serpent's tooth sözcük anlamıyla bir yılanın dişi demektir. Burada tooth, yılanın ısırmasını veya saldırısını anlatan canlı ve edebî bir imgedir. Bu nedenle evade the serpent's tooth, yerdeki tek bir dişten kaçmak değil, yılan tarafından ısırılma tehlikesinden kurtulmak anlamına gelir. Serpent, snake sözcüğünden daha edebî veya eski moda bir sözcüktür. Tooth üzerine odaklanmak, tehdidi daha canlı ve dramatik gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede the serpent's tooth ne anlama geliyor?
- Yerde duran bir dişi anlatır.
- Kemirgenin bir yılan dişini alet olarak taşıdığını söyler.
- Yılan ısırığının tehlikesini anlatan edebî bir imgedir.
Cevabı göster
Yılan ısırığının tehlikesini anlatan edebî bir imgedir.
They stomp their feet at rattlesnakes, Dilbilgisi
4:37Çıngıraklı yılanlara karşı ayaklarını yere vururlar,
stomp..., kick..., and evade...: tek özneyi paylaşan paralel eylemler
Bu cümle, aynı öznenin, yani They öznesinin yaptığı üç eylemi sıralar: stomp their feet, kick sand ve evade their strikes. Özne üç fiil için de geçerli olduğundan kick veya evade öncesinde they tekrar edilmez. Üç İngilizce fiil de simple present içinde aynı biçimdedir; bu nedenle liste paralel bir yapıya sahiptir. İlk eylemleri virgüller ayırır, son eylemi ise and başlatır. Böylece hareket dizisi açık ve canlı olur.
Alıştırma
Hangi cümlede aynı özneyi paylaşan üç paralel eylem kullanılmıştır?
- The fox watched the gate, listens for footsteps, and hid behind a tree.
- The fox watched the gate, listened for footsteps, and hiding behind a tree.
- The fox watched the gate, listened for footsteps, and hid behind a tree.
Cevabı göster
The fox watched the gate, listened for footsteps, and hid behind a tree.
helping them live to guide another snake tour. Anlatım akışı
4:45bu da onların başka bir yılan turuna rehberlik etmek için hayatta kalmalarına yardımcı olur.
helping them live to guide another snake tour: sonuç ve esprili geri dönüş
helping them live... biçimindeki -ing yapısı, hemen önce anlatılan savunma eylemlerinin sonucunu gösterir. Yeni bir ana olay değil, önceki bilgiyi destekleyen bir ektir. Burada live to guide, başka bir tura rehberlik edebilecek kadar uzun süre hayatta kalmak anlamına gelir. Kanguru faresi bir tur rehberi gibi sunulduğu için another snake tour bu role geri döner ve bilimsel açıklamayı bir şakayla bitirir.
Alıştırma
Parçanın sonunda helping them live to guide another snake tour yapısının temel görevi nedir?
- Kanguru farelerinin saldırılardan sağ çıkamadığını söyler.
- Yeni bir yılan türü hakkında ayrı bir açıklamaya başlar.
- Önceki savunma eylemlerinin sonucunu verir ve tur rehberi şakasına geri döner.
Cevabı göster
Önceki savunma eylemlerinin sonucunu verir ve tur rehberi şakasına geri döner.
Want to learn more about deadly predators Ton ve niyet
4:50Ölümcül yırtıcılar hakkında daha fazla şey öğrenmek
without coming anywhere near them? Dilbilgisi
4:52ama onların yakınına bile gitmemek ister misiniz?
Want to learn more ...?: kısa bir konuşma dili daveti
Bu sorunun başındaki Want to ...?, Do you want to ...? ifadesinin konuşma dilindeki kısa biçimidir. Özne olan you söylenmese de anlaşılır; bu nedenle dinleyiciyi doğrudan bir şey yapmaya davet eder. Burada yalnızca bir istek sorulmuyor. Bir videonun sonunda bu soru, izleyiciyi izlemeye devam etmeye veya ilgili içerikleri keşfetmeye yönelten samimi bir çağrı görevi görür.
Alıştırma
Doğrudan bir izleyiciye söylenen doğal ve kısa davet hangisidir?
- Want to see how the telescope works?
- Wants to see how the telescope works?
- Want see how the telescope works?
Cevabı göster
Want to see how the telescope works?
without coming anywhere near: hiç yaklaşmamak
Without + -ing, bir eylem yapılırken başka bir eylemden kaçınıldığını gösterir. Bu yüzden burada without sonrasında come değil, coming kullanılır. Bu olumsuz yapıda anywhere near mesafe anlamını güçlendirir: kişinin yırtıcılara hiç yaklaşması gerekmez. do A without doing B kalıbını başka durumlarda da kullanabilirsiniz; anywhere near + isim veya zamir ise tamamen uzakta kalmayı vurgular.
Alıştırma
Cümleyi without, go fiilinin -ing biçimi ve anywhere near kullanarak tamamlayın: You can inspect the beehive through the camera ____ it.
Cevabı göster
without going anywhere near
and explore the dangerous real world twilight zone. Kültür
4:56ve tehlikeli gerçek dünya alacakaranlık kuşağını keşfedin.
the dangerous real world twilight zone: gerçek okyanusun tehlikeli alacakaranlık kuşağı
Balta balıklarından söz edilen bu bağlamda real world twilight zone, yalnızca çok zayıf güneş ışığının ulaştığı derin ve loş okyanus katmanı olan okyanus alacakaranlık kuşağını ifade eder. Buradaki twilight, gün batımı civarındaki sıradan zamanı anlatmaz. Bu ifade, ABD popüler kültüründe tuhaf ve tedirgin edici öyküleriyle bilinen The Twilight Zone'u da çağrıştırabilir. Bu çağrışım gizem ve tehlike hissi katarken real world, bu okyanus ortamının gerçekten var olduğunu vurgular.
Alıştırma
Balta balıklarıyla ilgili cümlede real world twilight zone ne anlama geliyor?
- Gün batımından hemen sonra gökyüzünde yaşanan kısa dönem.
- Okyanusun loş orta katmanı ve buna eklenen gizem duygusu.
- Balta balıklarının sergilendiği hayalî bir kasaba.
Cevabı göster
Okyanusun loş orta katmanı ve buna eklenen gizem duygusu.
You'll be glad you're safe at home: baştaki fikre dönerek kapanış yapmak
You'll be glad, izleyicinin tehlikeli sahneleri gördükten sonraki tepkisini öngörür. Safe at home, başlangıca yakın kullanılan bir fikri tekrarlar; bu nedenle cümle hem izleyicinin güvenliğini yorumlar hem de önceki içeriğe geri döner. Başlangıçtaki bir fikri sonda yeniden kullanmak, önceki bölüme yapılan bir geri çağrıdır. Videoya belirgin bir kapanış hissi verir ve ekrandaki tehlike ile izleyicinin güvenli konumu arasındaki karşıtlığı yeniden kurar.
Alıştırma
Safe at home başlangıca yakın bir yerde zaten söylendiyse bu son cümle nasıl bir düzenleme etkisi yaratır?
- Önceki bir fikre dönerek kapanış oluşturur ve tehlikeyi izleyicinin güvenliğiyle karşılaştırır.
- Önceki açıklamadaki bilimsel bir ayrıntıyı düzeltir.
- Ev güvenliği hakkında yeni bir bölüm başlatır.
Cevabı göster
Önceki bir fikre dönerek kapanış oluşturur ve tehlikeyi izleyicinin güvenliğiyle karşılaştırır.