Yasak aşıkların Çin miti - Shannon Zhao: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
675 kelime 150 kel/dk

Video açıklaması: Video, Dokumacı Kız ile Sığırtmaç’ın Asya kökenli efsanesini anlatır: Göksel bir prenses ölümlü bir insana âşık olur, Samanyolu ikisini ayırır ve prenses, saksağanların kurduğu köprü sayesinde dünyadaki ailesiyle yılda bir kez buluşabilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. In the celestial court of the Jade Emperor lived seven princesses. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Önce mekânı veren, özneyi ise lived fiilinden sonra getiren edebî devrik yapıyı tanıyın. Bu yapı, kişileri tanıtmadan önce sahneyi kuran masal başlangıçlarını anlamanıza ve benzer anlatı girişleri oluşturmanıza yardımcı olur. 2. How dare she — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bunun gerçek bir soru değil, birinin ahlaki ya da toplumsal sınırı aştığını ima eden öfkeli bir azarlama olduğunu anlayın. Böylece konuşanın kızgınlığını doğru yorumlayabilir ve çok güçlü bir hoşnutsuzluk belirtirken bu kalıbı dikkatle kullanabilirsiniz. 3. magpies form a bridge across the Milky Way, — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Bu temel imgeyi Dokumacı Kız ile Sığırtmaç’ın yılda bir kez buluşması geleneğiyle ilişkilendirin. Bu arka plan, Doğu Asya anlatıları ve kutlamalarında saksağanlarla Samanyolu’nun neden ayrılığı, bağlılığı ve kavuşmayı simgelediğini anlamanızı sağlar.

Bu derste

In the celestial court of the Jade Emperor lived seven princesses. Notlar

0:06

Yeşim İmparatoru'nun göksel sarayında yedi prenses yaşardı.

Dilbilgisi

In the celestial court ... lived seven princesses: yeri öne alan anlatı devrikliği

Baştaki yer ifadesi In the celestial court of the Jade Emperor önce ortamı gösterir. Ardından lived, gerçek özne olan seven princesses ifadesinden önce gelir. Normal söz dizimi Seven princesses lived in the celestial court of the Jade Emperor. olurdu. Bu yer + fiil + isim özne kalıbı tam devrik yapıdır. Hikâyelerde ve yazılı betimlemelerde okuyucunun önce bir yeri gözünde canlandırmasını, ardından orada yeni bir kişi veya şeyin belirmesini sağlar. Özne için baştaki In ifadesinin içine bakmayın.

Alıştırma

Hangi cümle, önce ortamı gösterip ardından bir şeyi tanıtmak için yer + fiil + isim özne devrik yapısını doğal biçimde kullanır?

  1. At the top of the hill stood an old castle.
  2. At the top of the hill did stand an old castle.
  3. At the top of the hill an old castle standing.
Cevabı göster

At the top of the hill stood an old castle.

Kültür

the Jade Emperor: göğün mitolojik hükümdarı

The Jade Emperor, Çin mitolojisinde ve halk inancında göğün hükümdarı için kullanılan geleneksel unvandır. Bu cümlede celestial court onun göksel sarayıdır; dolayısıyla ortam sıradan bir insan imparatorun sarayı değil, mitolojik bir dünyadır. Jade, İngilizcede yerleşmiş the Jade Emperor adının bir parçasıdır. Bir imparatorun rengini, yapıldığı malzemeyi veya işini basitçe tanımlamaz.

Alıştırma

Bu cümledeki the Jade Emperor ifadesini hangi açıklama doğru biçimde tanımlar?

  1. the Jade Emperor, yeşim satan sıradan bir imparatordur.
  2. the Jade Emperor, Çin mitolojisinde göğün hükümdarıdır.
  3. the Jade Emperor, yedi prensesin insan komşusudur.
Cevabı göster

the Jade Emperor, Çin mitolojisinde göğün hükümdarıdır.

Each had their chosen place in court,

0:12

Sarayda her birinin kendine ait seçilmiş bir yeri vardı,

but the youngest princess had a special skill.

0:15

ancak en küçük prensesin özel bir yeteneği vardı.

She could pluck clouds from the sky Kelime

0:18

Gökyüzünden bulutları koparabilir

and spin them into the softest robes. Kalıp ifadeler

0:21

ve onları eğirerek en yumuşak elbiselere dönüştürebilirdi.

Kelime

pluck clouds from the sky: pluck ile anlatılan canlı çekme hareketi

Pluck, bir şeyi tutup kısa ve hızlı bir çekişle yerinden ayırmak demektir. pluck clouds from the sky ifadesinde bulutlar, gökyüzündeki yerlerinden çekilip alınabilen nesneler gibi hayal edilir; bu da hafif ve büyülü bir görüntü oluşturur. Nesne ve from the sky ifadesi buradaki anlamı belirler. Pluck burada saç ya da tüy yolmak veya telli bir çalgının telini çekmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Meyveyi sapından ayıran hızlı çekişi en iyi hangi fiil vurgular? Nina reached up and ___ a berry from the bush.

  1. took
  2. carried
  3. plucked
Cevabı göster

plucked

Kalıp ifadeler

spin them into the softest robes: spin A into B yapısı

spin A into B yapısında A malzemeyi, B ise ortaya çıkan sonucu belirtir. Burada them daha önce geçen clouds sözcüğüne gönderme yaparken, the softest robes onun ürettiği sonucu gösterir. Spin burada tekstille ilgili anlamını taşır: lifleri birlikte bükerek iplik yapmak. Normalde iplik eğrildikten sonra kaftan üretmek için başka aşamalar da gerektiğinden, masal cümlesi bütün büyülü süreci spin clouds into robes ifadesinde özetler. Bu, bir şeyi yalnızca döndürmek değil, eğirerek başka bir şeye dönüştürmek demektir.

Alıştırma

Cümleyi spin A into B yapısıyla tamamlayın: At the demonstration, the craftsperson will ____ raw wool ____ fine yarn.

Cevabı göster

spin · into

Her work was so precise,

0:24

İşi o kadar kusursuzdu ki,

not even the most expert eye could find a seam. Dilbilgisi

0:26

en uzman gözler bile bir dikiş izi bulamazdı.

Dilbilgisi

not even ... could ...: en güçlü ihtimalin bile başarısız olduğunu vurgulamak

Not even X could Y, başarılı olma ihtimali en yüksek kişi veya şey olan X'in bile Y'yi yapamadığını belirtir. Bu uç örneğin seçilmesi, diğer herkesin de başarısız olacağını düşündürür. Buradaki the most expert eye, uzman bir gözlemciyi veya uzmanın eğitimli bakışını ifade eder. Böylece eser o kadar hassastır ki bir uzman bile dikiş yerini fark edemez. Olumsuzluk not even ifadesinden gelir; could biçim olarak olumlu kalır.

Alıştırma

Başarma ihtimali en yüksek kişinin bile başaramadığını vurgulayan iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the strongest swimmer could cross the icy river.

Cevabı göster

not even

But her craft was the same day after day, Kalıp ifadeler

0:30

Ancak zanaatı her gün aynıydı,

and she longed for new inspiration. Kalıp ifadeler

0:34

ve yeni bir ilham arzuluyordu.

Kalıp ifadeler

day after day: aynı durumun günler boyunca tekrarlanması

Day after day, aynı eylemin veya durumun birçok gün boyunca sürmesi ya da tekrarlanması anlamına gelir. Bu cümlede was the same ifadesini niteler ve yaptığı işin değişmeden tekrarlandığını gösterir. Bu ifade, belirli bir günün ertesi gününü anlatmaz. Uzun bir zaman boyunca tekrarlanan günleri kısa bir zaman ifadesiyle özetler.

Alıştırma

Cümleyi en iyi tamamlayan ve birçok gün süren yorucu tekrarı vurgulayan ifadeyi seçin: The workers checked the same faulty machine _____ without finding the cause.

  1. day after day
  2. day by day
  3. every day
Cevabı göster

day after day

Kalıp ifadeler

longed for new inspiration: yeni ilham için derin ve kalıcı bir özlem

Long for something, bir şeyi güçlü biçimde ve çoğu zaman uzun süre istemek demektir. Burada longed, long fiilinin geçmiş zaman biçimidir; for ise onun istediği şey olan new inspiration ifadesini tanıtır. Wanted sözcüğünden daha güçlü ve duyguludur. Kolayca ya da hemen gerçekleşmeyecek bir değişimi içtenlikle istediğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi long for ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After months in the noisy city, Leo ____ the peace of the countryside.

Cevabı göster

longed for

Finally,

0:37

Sonunda,

the Queen Mother granted the Weaver permission to visit Earth. Notlar

0:38

Kraliçe Anne, Dokumacı'nın Dünya'yı ziyaret etmesine izin verdi.

Kültür

the Queen Mother: mitolojik bir göksel otorite

Bu mitte the Queen Mother, Çin geleneğindeki Batı'nın Ana Kraliçesi'ne benzer şekilde, göklerdeki güçlü bir kadın figürünün unvanıdır. Yetkisi, Dokumacı'ya Dünya'yı ziyaret etme izni verebilmesini açıklar. Burada bu ifade bir karakter unvanıdır; Dokumacı'nın sıradan annesini anlatmaz. Başka İngilizce bağlamlarda Queen Mother, tahtta olan hükümdarın annesini ifade edebilir; bu nedenle hikâyenin mitolojik ortamı önemlidir.

Alıştırma

Bu hikâyede the Queen Mother ne anlama gelir?

  1. Dokumacı'dan izin istemesi gereken bir ziyaretçi.
  2. Dokumacı'nın insan ailesindeki sıradan annesi.
  3. Dokumacı'ya izin verebilen güçlü bir göksel kadın.
Cevabı göster

Dokumacı'ya izin verebilen güçlü bir göksel kadın.

Kalıp ifadeler

grant someone permission to do something: birine resmî olarak izin vermek

grant someone permission to do something yapısında grant fiilinden sonra gelen kişi resmî izin alır; to ile başlayan mastar da izin verilen eylemi belirtir. Bu cümlede izni alan kişi the Weaver, izin verilen eylem ise to visit Earth'tür. Grant, onay veren kişinin karar verme yetkisine sahip olduğunu düşündürür. Bu yapı, yalnızca bir eylemin mümkün olduğunu söylemek yerine iznin resmî olarak verildiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi grant someone permission to do something yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Yesterday, the school ____ Lina ____ to leave early.

Cevabı göster

granted · permission

The other princesses would accompany her to protect their sister from earthly dangers.

0:42

Diğer prensesler kız kardeşlerini dünyevi tehlikelerden korumak için ona eşlik edecekti.

Dressed in special robes that allowed them to fly between heaven and Earth, Dilbilgisi

0:48

Cennet ile Dünya arasında uçmalarını sağlayan özel elbiseler giyen

the sisters soared down from the sky. Kalıp ifadeler

0:53

kız kardeşler gökyüzünden aşağı süzüldüler.

Dilbilgisi

Dressed in ...: cümle başında geçmiş zaman ortacı grubu

Dressed in ..., ana cümle eylemi vermeden önce öznenin içinde bulunduğu mevcut durumu anlatan, cümle başında kullanılan bir geçmiş zaman ortacı grubudur. Burada kız kardeşlerin aşağı süzülürken özel kaftanları giyiyor olduklarını belirtir; kaftanların yaptığı bir eylemi anlatmaz. Dressed sözcüğünün örtük öznesi, virgülden hemen sonra gelen ana cümlenin öznesi the sisters olmalıdır. that allowed them to fly between heaven and Earth ilgi cümleciği special robes ifadesini niteler. Bu sıkıştırılmış yapı, bir öykünün önce arka plan betimlemesini, ardından ana olayı vermesini sağlar.

Alıştırma

Cümle başındaki geçmiş zaman ortacı grubunu, ardından gelen özneyi nitelemek için doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Dressed in warm coats, the hikers stepped outside.
  2. Dressed in warm coats, the trail looked beautiful.
  3. Dressed in warm coats, the snow began to fall.
Cevabı göster

Dressed in warm coats, the hikers stepped outside.

Kalıp ifadeler

soared down from the sky: gökyüzünden canlı ve etkileyici bir iniş

Soared fiili, kız kardeşlerin uçuşunu yüksekten gelen, geniş ve görünüşte zahmetsiz bir hareket olarak sunar. Bu cümlede soared down, yalnızca flew down demekten daha canlıdır; inişe hızlı, zarif ve etkileyici bir hareket duygusu katar. Down aşağı yönü, from the sky ise başlangıç noktasını belirtir. Down from the sky birlikte tek bir hareket yolunu anlatır; gökyüzünün bir şeyin altında olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle bir kuşun yüksek bir yerden zarif ve etkileyici biçimde aşağı uçmasını en iyi anlatır?

  1. The eagle walked down from the cliff toward the lake.
  2. The eagle fell off the cliff toward the lake.
  3. The eagle soared down from the cliff toward the lake.
Cevabı göster

The eagle soared down from the cliff toward the lake.

The Weaver was in awe of the rolling hills and rivers, Kalıp ifadeler

0:56

Dokumacı inişli çıkışlı tepelere ve nehirlere hayran kalmıştı,

Kalıp ifadeler

in awe of: derin hayranlık ve saygı

Be in awe of someone or something, o kişi veya şey muhteşem, güçlü, güzel ya da olağanüstü göründüğü için derin bir hayranlık ve saygı hissetmek demektir. Burada bu güçlü duyguyu uzanan tepeler ve nehirler oluşturur. Yapı be + in awe of + isim veya zamir şeklindedir. Awe, kişinin kendini küçük veya çok etkilenmiş hissetmesini içerebilir; ancak yalnızca korku ya da sıradan bir şaşkınlık değildir.

Alıştırma

Cümleyi derin hayranlık ve saygı anlamındaki kalıpla tamamlayın: At the observatory, Maya was ____ the vast night sky.

Cevabı göster

in awe of

and the sisters decided to swim in one of the glittering streams.

1:00

ve kız kardeşler pırıl pırıl parlayan derelerden birinde yüzmeye karar verdiler.

As the Weaver floated,

1:04

Dokumacı suyun üzerinde süzülürken,

she dreamt about staying forever.

1:06

sonsuza dek orada kalmanın hayalini kurdu.

Meanwhile,

1:09

Bu sırada,

a lone cowherd approached the riverbank. Kültür

1:10

yalnız bir sığırtmaç nehir kıyısına yaklaştı.

Kültür

lone cowherd: yalnız bir sığır çobanı

Burada cowherd, işi sığırlara bakmak olan kişiyi ifade eder. Sığır Çobanı ile Dokumacı Kız efsanesinde bu sıradan kırsal kimlik erkek başkahramanı belirtir; cowherd hayvanları değil, onlara bakan kişiyi anlatır. Lone, cowherd sözcüğünü niteler ve kişinin tek başına olduğunu gösterir. a lone cowherd birlikte kullanıldığında yalnız kalmış bir sığır çobanını betimler ve yalnızlık izlenimi yaratabilir.

Alıştırma

a lone cowherd ifadesini doğru açıklayan seçenek hangisidir?

  1. a lone cowherd — tek başına olan ve sığırlara bakan bir kişi
  2. a lone cowherd — sahibi olmayan bir sığır sürüsü
  3. a lone cowherd — sürüden ayrılmış tek bir inek
Cevabı göster

a lone cowherd — tek başına olan ve sığırlara bakan bir kişi

He came here often to sweep his parents' grave Kültür

1:14

Anne babasının mezarını süpürmek

Kültür

to sweep his parents' grave: geliş amacı ve anma bağlamı

to ile kurulan mastar, buraya gelme amacını belirtir: to sweep his parents' grave amacıyla gelmiştir. Sweep, mezarın veya çevresinin üzerindeki toprak, yaprak ve diğer kalıntıları fiziksel olarak temizleme eylemini anlatır. Nesne, ölmüş anne ve babasının mezarı olduğu için bu eylem aynı zamanda mezarla ilgilenme ve ölen aile üyelerini anma bağlamı taşır. Bu anma anlamı ortamdan gelir; sweep sözcüğünün kendisi hâlâ temizlik eylemini ifade eder.

Alıştırma

Bu bağlamda to sweep his parents' grave ifadesini en iyi açıklayan cümle hangisidir?

  1. Mezarı başka bir yere taşımaya geldi.
  2. Anne ve babasının mezarıyla ilgilenip onları anmak için mezarı temizlemeye geldi.
  3. Anne ve babası dönmeden önce onların evini temizlemeye geldi.
Cevabı göster

Anne ve babasının mezarıyla ilgilenip onları anmak için mezarı temizlemeye geldi.

and speak with his only companion,

1:17

ve tek yoldaşıyla konuşmak için buraya sık sık gelirdi.

a stoic bull who listened patiently to the cowherd's sorrows. Kelime

1:19

Bu yoldaş, sığırtmacın üzüntülerini sabırla dinleyen metanetli bir öküzdü.

Kelime

stoic bull: duygularını göstermeden sakin biçimde dayanan bir boğa

Stoic bull ifadesinde stoic, boğayı başka birinin üzüntüsü karşısında sakin ve kendini kontrol edebilen biri olarak betimler. Kendi duygularını gösterişle sergilemeden sabırla dinler. Stoic bir kişi derin duygular hissedebilir. Sözcük, duygusuz olmayı değil; zorluklara şikâyet etmeden ve fazla duygu göstermeden dayanmayı vurgular.

Alıştırma

Stoic sözcüğüne en uygun anlam hangisidir?

  1. zorluğa dayanırken sakin ve kontrollü olmak
  2. başkalarının başına gelenlerle ilgilenmemek
  3. az ses çıkarmak veya az konuşmak
Cevabı göster

zorluğa dayanırken sakin ve kontrollü olmak

But upon seeing the Weaver's beauty, Dilbilgisi

1:26

Ancak Dokumacı'nın güzelliğini görünce,

the cowherd forgot his routine.

1:28

sığırtmaç rutinini unuttu.

Dilbilgisi

upon seeing ...: resmî anlatımda sonucu hemen başlatan olay

Upon seeing the Weaver's beauty, “sığırtmaç Dokumacı Kız'ın güzelliğini görür görmez” anlamına gelir. Baştaki ifade, görme olayını ana cümledeki sonucu başlatan olay olarak sunar. Burada upon bir edattır; bu nedenle ardından seeing gibi bir -ing biçimi ve onun nesnesi gelir. Seeing eylemini yapan kişinin ana cümlenin öznesi, yani bu cümlede the cowherd olduğu anlaşılır.

Alıştırma

Hear fiilinin -ing biçimini kullanarak resmî anlatım cümlesini tamamlayın: Upon ____ the alarm, everyone left the building.

Cevabı göster

hearing

While he longed to introduce himself,

1:31

Kendini tanıtmayı çok istese de,

his lonely lifestyle had made him timid. Dilbilgisi

1:33

yalnız yaşam tarzı onu çekingen yapmıştı.

Dilbilgisi

had made him timid: daha önceki bir neden ve geçmişteki sonucu

make + nesne + sıfat yapısında make, “birini veya bir şeyi belirli bir duruma getirmek” anlamına gelir. Burada him etkilenen kişidir, timid ise ortaya çıkan durumdur. Bu nedenle made him timid, bu yaşam tarzının onu çekingen hâle getirdiğini anlatır. Had made, past perfect yapısıdır. Nedeni başka bir geçmiş durumdan daha önceye yerleştirir: kendini tanıtmak istediği sırada, önceki yalnız yaşamı hislerini ve davranışlarını zaten şekillendirmişti. Geçmişteki bir noktadan daha önceki bir nedene ve onun sonucuna bakarken had made kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi make + nesne + sıfat yapısının past perfect biçimiyle tamamlayın: By the time Ava reached the final, weeks of practice ____ confident.

Cevabı göster

had made her

Thankfully,

1:37

Neyse ki,

the bull saw his friend's plight and offered some advice. Kelime

1:38

öküz arkadaşının zor durumunu gördü ve ona bazı tavsiyelerde bulundu.

Kelime

his friend's plight: anlayış uyandıran ciddi bir durum

Plight, genellikle acı veya sıkıntı içeren ciddi ve zor bir durum anlamına gelir. His friend's plight, arkadaşının içinde bulunduğu zor durumdur; bu ifade, durumu küçük bir günlük sorun olarak değil, ilgi ve anlayış gösterilmesi gereken bir sıkıntı olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede plight en doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The report described the plight of families left without homes after the flood.
  2. I was in a plight because I could not find my blue pencil for a minute.
  3. The puzzle has a plight that requires two more steps.
Cevabı göster

The report described the plight of families left without homes after the flood.

He told the cowherd of the swimmer's celestial origins Kelime

1:42

Sığırtmaca yüzen kızın göksel kökenlerinden

Kelime

celestial origins: göksel bir âlemden gelen köken

Celestial origins, birinin göksel bir âlemden geldiği veya oraya ait olduğu anlamına gelir. Burada origins, matematiksel ya da haritadaki bir başlangıç noktasını değil, kişinin kökenini veya geçmişini anlatır. Mit ve fantastik eserlerde celestial, yalnızca gökle ilgili olma fikrinden genişleyerek bir karakterin kimliğini de tanımlayabilir. Bu ifade yüzücüyü sıradan biri değil, göksel bir geçmişe sahip kişi olarak sunar.

Alıştırma

Fantastik bir hikâyede the queen's celestial origins en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Yıldızların konumlarını inceliyordu.
  2. Bir haritanın merkezinde doğmuştu.
  3. Göksel bir âlemden geliyordu.
Cevabı göster

Göksel bir âlemden geliyordu.

and of her dream to stay on Earth,

1:46

ve onun Dünya'da kalma hayalinden bahsetti,

but also that she could only remain if she lost her ticket back to heaven. Notlar

1:49

ancak sadece cennete dönüş biletini kaybederse kalabileceğini de söyledi.

Dilbilgisi

could only remain if ...: gerekli bir koşulu belirtmek

Could only remain if she lost ... ifadesi, onun kalabilmesi için bir şeyi kaybetmesinin gerekli olduğu anlamına gelir. could only X if Y kalıbında Y, X için gerekli bir koşuldur: Y olmadan X mümkün değildir. Only, remain için gereken koşulu sınırlar; onun yalnızca birkaç kez kaldığını anlatmaz. Bu koşul geçmiş zamandaki bir aktarımın parçası olduğu için could ve lost geçmiş anlatıya uygundur.

Alıştırma

Kuralı gerekli koşul bildiren iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: You can enter the lab ____ a teacher is present.

Cevabı göster

only if

Deyimler

ticket back to heaven: geri dönme aracını anlatan mecazi bir “bilet”

Bu cümlede ticket mecazi anlamda kullanılmıştır. Onun cennete dönmesini sağlayan şeyi ifade eder; hikâyede bu şey kâğıt bir bilet değil, onun sihirli giysisidir. a ticket back to + yer ve a ticket to + sonuç kalıpları, bir şeyi bir yere ya da sonuca ulaşmanın temel aracı olarak gösterebilir. Buradaki back, cennetin onun geldiği ve geri dönebileceği yer olduğunu belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede “ticket back to heaven” ne anlama geliyor?

  1. Cennette satın alınmış kâğıt bir yolculuk bileti.
  2. Onun cennete dönmesini sağlayan araç.
  3. Kız kardeşlerinin Dünya’da kalmasına izin verilmesi.
Cevabı göster

Onun cennete dönmesini sağlayan araç.

As the cowherd approached,

1:55

Sığırtmaç yaklaştığında,

the princesses flew away in fear,

1:57

prensesler korkuyla uçup gittiler,

leaving their dreaming sister behind. Öbek fiiller

2:00

hayal kuran kız kardeşlerini geride bıraktılar.

Öbek fiiller

leaving their dreaming sister behind: ayrılırken birini geride bırakmak

Leave + someone + behind, bir yere giderken o kişiyi yanına almamak ve kişinin bulunduğu yerde kalması demektir. Burada leaving their dreaming sister behind, prenseslerin uçup gitmesinin sonucunu anlatır. -ing yan cümleciği, ana eylemin sonucunda ne olduğunu ekler. Behind, leave someone behind kalıbının bir parçasıdır ve gidenlerle kalan kişi arasındaki karşıtlığı vurgular.

Alıştırma

Cümleyi leave someone behind ifadesinin basit geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The hikers drove away before Leo reached the car, so they ____.

Cevabı göster

left Leo behind

While keeping her magic robes hidden, Dilbilgisi

2:03

Sığırtmaç, onun sihirli elbiselerini gizli tutarken,

the cowherd offered his own garment as a substitute, Kalıp ifadeler

2:06

yedek olarak kendi kıyafetini sundu,

Dilbilgisi

While keeping her magic robes hidden: aynı özneyi paylaşan arka plan eylemi

while + -ing, ana eylemle aynı anda gerçekleşen bir arka plan eylemini veya devam eden bir durumu anlatır. Burada çoban, kendi giysisini sunarken sihirli giysileri saklı tutar. keeping fiilinin söylenmeyen öznesi ana cümlenin öznesi olan the cowherd'dır; her magic robes değildir. keep + nesne + sıfat yapısında hidden, onun giysileri hangi durumda tuttuğunu anlatır.

Alıştırma

Liam'ın ana eylem sırasında kapıyı kilitli tuttuğunu göstermek için cümleyi while + -ing ile tamamlayın: ____ the door locked, Liam answered the questions.

Cevabı göster

While keeping

Kalıp ifadeler

Offer A as a substitute for B: B'nin yerine A'yı sunmak

Offer A as a substitute, A'yı mevcut olmayan veya uygun olmayan bir şeyin yerine geçebilmesi için sunmak demektir. As a substitute, sunulan şeyin amacını açıklar; bu nedenle o şey ek bir hediye değil, bir ikamedir. Neyin değiştirildiğini belirtmek için offer A as a substitute for B kullanın. A sunduğunuz şeydir, B ise A'nın yerine geçtiği şeydir.

Alıştırma

Bir tamirci normalde kullanılan bataryayı temin edemiyor. Onun yerine başka bir model sunduğunu doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The shop offered the usual battery as a substitute for another model.
  2. The shop offered another model in addition to the usual battery.
  3. The shop offered another model as a substitute for the usual battery.
Cevabı göster

The shop offered another model as a substitute for the usual battery.

and after gaining her trust, Kalıp ifadeler

2:09

ve onun güvenini kazandıktan sonra,

the pair began exploring the countryside.

2:11

ikili kırsalı keşfetmeye başladı.

Kalıp ifadeler

gaining her trust: zamanla onun güvenini kazanmak

Gain someone's trust ifadesinde gain, zaman içindeki davranışlarınla birinin güvenini oluşturup kazanmak demektir. Burada gaining her trust, onun karşısındaki kişiyi güvenilir görmeye başlaması anlamına gelir. Gain + kişi veya grubu gösteren iyelik biçimi + trust kalıbını kullanın; gain her trust ve gain the public's trust buna örnektir. Bu, güvene dayalı bir ilişki kurma sürecini anlatan doğal bir sözcük birlikteliğidir.

Alıştırma

Gain someone's trust kalıbını ve teammates adını kullanarak cümleyi tamamlayın: By keeping every promise, Leo slowly ____.

Cevabı göster

gained his teammates' trust

She was struck by his caring nature, Kalıp ifadeler

2:14

Kız, onun şefkatli doğasından etkilenmişti,

Kalıp ifadeler

was struck by: güçlü bir izlenim edinmek

Be struck by, biri veya bir şey nedeniyle aniden güçlü bir izlenim edinmek anlamına gelir. Bu cümlede onun şefkatli yapısı kadını etkiledi veya duygulandırdı; fiziksel olarak vurulmadı. Kalıp be + struck + by + isim öbeği veya yan cümle biçimindedir. Güçlü biçimde fark ettiğiniz bir özelliği ya da aniden dikkatinizi çeken bir gerçeği anlatabilir.

Alıştırma

Güçlü bir izlenimi anlatmak için be struck by kalıbını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. I struck by how calmly she handled the emergency.
  2. I was struck by how calmly she handled the emergency.
  3. I was struck her calm response during the emergency.
Cevabı göster

I was struck by how calmly she handled the emergency.

and he learned to see the world's wonder through her eyes. Deyimler

2:16

ve o da dünyanın harikalarını onun gözünden görmeyi öğrenmişti.

Deyimler

through her eyes: başka birinin bakış açısından görmek

Burada through her eyes, onun bakış açısından anlamına gelir: o, dünyanın güzelliğini onun fark ettiği ve anladığı şekilde görmeyi öğrenir. Bu ifade, bir şeyin fiziksel olarak onun gözlerinden geçmesini anlatmaz. see something through someone's eyes kalıbı, o kişinin deneyimlerini, duygularını veya bilgisini bir bakış açısı olarak kullanmayı anlatır. Genellikle kendini başkasının yerine koymayı ve empatiyi ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle bir durumu başka birinin bakış açısından anlamaya çalıştığınızı belirtir?

  1. Try to see the new school with your own eyes.
  2. Try to look directly into your daughter's eyes.
  3. Try to see the new school through your daughter's eyes.
Cevabı göster

Try to see the new school through your daughter's eyes.

Before long,

2:21

Çok geçmeden,

the two had fallen deeply in love. Kalıp ifadeler

2:22

ikisi birbirlerine derinden aşık oldular.

Kalıp ifadeler

fallen deeply in love: güçlü bir romantik ilişkiye girmek

fall deeply in love ifadesinde fall in love, birini romantik olarak sevmeye başlamak veya âşık olma durumuna girmek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Fall burada gerçek anlamıyla düşmek değildir; deeply ise duygunun derecesini güçlendirir. Cümlede fall fiilinin past perfect biçimi olan had fallen kullanılır. Bu, değişimin hikâyedeki başka bir geçmiş noktadan önce gerçekleştiğini gösterir. Kişiyi belirtmek için fall deeply in love with someone kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi güçlü bir romantik ilişkiye girmeyi anlatan kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın. By the end of the summer, they had ____.

Cevabı göster

fallen deeply in love

The Weaver and the cowherd built a prosperous life. Kalıp ifadeler

2:26

Dokumacı ve sığırtmaç refah dolu bir hayat kurdular.

Kalıp ifadeler

built a prosperous life: soyut anlamda build

built a prosperous life ifadesinde built soyut anlamdadır: çift, fiziksel bir nesne inşa etmek yerine zaman içinde bir yaşam biçimi oluşturup geliştirmiştir. Prosperous, maddi rahatlık, başarı ve iyi koşullar içeren bir hayatı anlatır. Bu yapı build + soyut bir sonuç şeklindedir. Build a life, build a future ve build a career gibi ifadeler aşamalı çabayı ve kalıcı sonuçları vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede build, built a prosperous life ifadesindekiyle aynı soyut anlamda kullanılmıştır?

  1. They slowly built a stable future for their family.
  2. They built the table from pieces of wood.
  3. They watched builders work on the bridge.
Cevabı göster

They slowly built a stable future for their family.

Their farm flourished,

2:30

Çiftlikleri gelişti,

and the Weaver taught her skills to local villagers.

2:32

ve Dokumacı köylülere kendi becerilerini öğretti.

As time marched on, Deyimler

2:36

Zaman geçtikçe,

the pair was blessed with two healthy children, Kalıp ifadeler

2:37

çifte iki sağlıklı çocuk lütfedildi,

Deyimler

As time marched on: canlı bir zaman geçişi

As time marched on ifadesinde zaman, sürekli ileri giden bir şeymiş gibi kişileştirilir. Tüm yan cümle “zaman geçmeye devam ederken” anlamına gelir; gerçekten yürüyen askerler yoktur. Bir hikâye cümlesinin başında canlı bir zaman geçişi görevi görür. Okuru daha sonraki bir aşamaya taşır ve zamanın düzenli, durdurulamaz biçimde ilerlediğini tarafsız as time passed ifadesinden daha güçlü biçimde hissettirir.

Alıştırma

Hangi cümlede As time marched on, zamanın geçmeye devam ettiğini gösteren canlı bir geçiş olarak kullanılmıştır?

  1. As time marched on, the empty lot slowly became a busy park.
  2. As the clock stopped, everyone waited in silence.
  3. As the band marched onto the field, the crowd cheered.
Cevabı göster

As time marched on, the empty lot slowly became a busy park.

Kalıp ifadeler

was blessed with: sahip olduğu için şanslı olmak

“Was blessed with”, “sahip olduğu ya da elde ettiği için şanslıydı” anlamına gelir. Bu cümlede minnettarlık ve olumlu değerlendirme katar: iki sağlıklı çocuk yalnızca bir gerçek olarak değil, özel bir şans olarak sunulur. Başka durumlarda kullanılabilecek yapı be blessed with + isim şeklindedir. Çocuklar, sağlık, yetenek, destek veya elverişli koşullar için sık kullanılır. Buradaki blessed sözcüğünün mutlaka gerçek anlamda dinî olması gerekmez.

Alıştırma

be blessed with ifadesini doğru biçime getirerek cümleyi tamamlayın: Maya feels very lucky because she ____ a loving family.

Cevabı göster

is blessed with

but their bull was growing old.

2:40

ancak öküzleri yaşlanıyordu.

Before he died,

2:43

Ölmeden önce,

the bull implored the family to keep his hide and use its magic at their time of need. Notlar

2:45

öküz aileye postunu saklamaları ve ihtiyaç anında sihrini kullanmaları için yalvardı.

Kelime

implored the family to: acil ve içten bir ricada bulundu

Implored the family to, aileden bir şeyi yapmasını acil ve son derece içten bir şekilde rica etti anlamına gelir. Boğa sıradan bir öneride bulunmuyor; implored, isteğin son derece önemli ve duygusal açıdan yoğun olduğunu gösteriyor. Yapı implore + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada istenen kişi the family, talep edilen eylemler ise keep ve use ile başlar.

Alıştırma

Acil isteği implore fiilinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: As the fire spread, the firefighter ____ everyone to leave immediately.

Cevabı göster

implored

Kalıp ifadeler

at their time of need: yardıma en çok ihtiyaç duydukları anda

At their time of need, ciddi bir zorlukla karşılaştıkları ve en çok yardıma ihtiyaç duydukları anda demektir. Buradaki need, istedikleri belirli bir şeyi değil, zor bir durumu ya da dönemi anlatır. Bu ifade, sihrin ne zaman kullanılması gerektiğini gösterir: ciddi bir sorun çıkana kadar saklanmalıdır. Daha genel olarak time of need, desteğin veya bir yedeğin hangi zamanda işe yaraması için hazırlandığını belirtir.

Alıştırma

“They kept the supplies for use at their time of need,” cümlesindeki “at their time of need” ne anlama gelir?

  1. Sıradan biçimde istedikleri şeylerin listesini yaptıkları anda
  2. Bir işin ne kadar süreceğini hesapladıktan sonra
  3. Ciddi bir zorlukla karşılaşıp yardıma ihtiyaç duydukları anda
Cevabı göster

Ciddi bir zorlukla karşılaşıp yardıma ihtiyaç duydukları anda

While the husband grieved for his friend,

2:52

Koca arkadaşı için yas tutarken,

the Weaver's mind turned to her other family. Deyimler

2:55

Dokumacı'nın aklı diğer ailesine kaydı.

Deyimler

mind turned to: düşüncelerin bir şeye yönelmesi

Cümlede mind turned to, Dokumacının düşüncelerinin ya da dikkatinin diğer ailesine yöneldiğini belirtir. Zihin fiziksel olarak dönmez. Someone's mind turns or turned to + kişi, konu ya da sorun kalıbı, anlatıyı çoğu zaman dış olaylardan içteki bir düşünceye, anıya veya kaygıya taşır. İfade neyin dikkatin merkezine girdiğini gösterir; duygunun sevgi, endişe, özlem veya başka bir şey olup olmadığını çevredeki bağlam açıklar.

Alıştırma

Cümleyi someone's mind turned to anlatı kalıbıyla tamamlayın: When the room fell silent, Elena's ____ the friend she had not seen in years.

Cevabı göster

mind turned to

Dusting off her magical robe, Öbek fiiller

2:58

Sihirli elbisesinin tozunu silkerek,

she decided to pay a visit to the heavens. Kalıp ifadeler

3:00

cennete bir ziyarette bulunmaya karar verdi.

Öbek fiiller

Dusting off her magical robe: tozunu temizleyip yeniden kullanmak

Bu cümlede dusting off her magical robe, muhtemelen bir süredir kaldırılmış olan cübbenin tozunu temizleyip onu yeniden kullanıma hazırlamak anlamına gelir. Hem gerçek temizlik hareketi hem de eski bir eşyayı yeniden kullanma fikri vardır. Daha genel olarak dust off, ortada gerçek bir toz olmasa bile kullanılmayan bir şeyi yeniden kullanıma sokmak anlamına gelebilir.

Alıştırma

Hangi durum, örnekteki dusting off something anlamına en uygundur?

  1. Yepyeni bir kostümü ilk kez giymeden önce yıkamak.
  2. Bir kostümü kaldırıp kullanmamaya karar vermek.
  3. Eski bir kostümü çıkarıp temizlemek ve yeniden giymek.
Cevabı göster

Eski bir kostümü çıkarıp temizlemek ve yeniden giymek.

Kalıp ifadeler

pay a visit to the ...: “ziyaret etmek” demenin biraz resmî bir yolu

Pay a visit to + kişi/yer, o kişiyi veya yeri ziyaret etmeye gitmek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada göklere bir ziyaretçi olarak gitmeye karar verir; pay ifadenin bir parçasıdır ve parayla ilgili değildir. Sözcükler tek bir birim gibi kullanılır: kişi veya yerden önce to bulunmalıdır. pay someone a visit kalıbı da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi pay ile başlayan ve “ziyaret etmek” anlamını biraz resmî biçimde veren kalıpla tamamlayın: During our class trip, we plan to ____ the science museum.

Cevabı göster

pay a visit to

But when the Weaver swept into her old home, Kelime

3:03

Ancak Dokumacı eski evine süzülerek girdiğinde,

Kelime

swept into: hızlı ve dikkat çekici biçimde girmek

Bu cümlede swept into, hızlı, akıcı ve dikkat çekici biçimde içeri girdi demektir. Swept burada temizlikle ilgili değildir; girişi enerji veya özgüven taşıyan canlı bir harekete dönüştürür. Kalıp sweep into + yer şeklindedir. Nötr entered sözcüğünden farklı olarak kişinin nasıl geldiğini de anlatır ve sahneyi daha dramatik gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede swept into, hızlı, özgüvenli ve dikkat çekici biçimde girmek anlamında kullanılmıştır?

  1. Rina swept into the meeting room and greeted everyone with a bright smile.
  2. Rina crept into the meeting room so no one would notice.
  3. Rina swept the meeting room floor before everyone arrived.
Cevabı göster

Rina swept into the meeting room and greeted everyone with a bright smile.

no one seemed surprised to see her.

3:06

kimse onu gördüğüne şaşırmış gibi görünmüyordu.

With a start, Kalıp ifadeler

3:09

Birden irkilerek,

she realized that barely any time had passed, Dilbilgisi

3:10

neredeyse hiç zaman geçmediğini fark etti,

Kalıp ifadeler

With a start: ani bir irkilme tepkisi

With a start, şaşkınlık, endişe veya ani bir fark edişin yol açtığı istemsiz ve ani bir irkilme anlamına gelir. Burada start, bir şeyin başlangıcı değil, bu irkilme tepkisini adlandıran bir isimdir. İfadenin cümlenin başında yer alması, gerçeği nasıl fark ettiğini gösterir: bunu aniden anlamış ve keskin bir tepki vermiştir.

Alıştırma

Hangi cümlede with a start ani bir şaşkınlık tepkisini gösterir?

  1. To start with, Noah packed his clothes.
  2. With a start, Noah realized that his passport was still at home.
  3. At the start, Noah checked the time before leaving.
Cevabı göster

With a start, Noah realized that his passport was still at home.

Dilbilgisi

barely any time had passed: neredeyse hiç zaman geçmemişti

Burada barely any time, “neredeyse hiç zaman” anlamına gelir. Barely, miktarın son derece az ve sıfıra yakın olduğunu gösterir; zamanın güçlükle geçtiği anlamına gelmez. barely any + isim kalıbı time veya water gibi sayılamayan isimlerle ve visitors gibi çoğul sayılabilen isimlerle kullanılabilir. had passed yapısındaki past perfect, geçen bu çok kısa süreyi onun durumu fark etmesinden önceye yerleştirir.

Alıştırma

Cümleyi barely ile başlayan ve “neredeyse hiç” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: After the long hike, there was ____ water left in the bottle.

Cevabı göster

barely any

for a year on Earth was merely a day in heaven. Anlatım akışı

3:13

çünkü Dünya'da bir yıl cennette sadece bir gündü.

Anlatım akışı

Neden bildiren for: for a year on Earth was merely a day in heaven

Burada for, because yani “çünkü” anlamına gelir. a year on Earth was merely a day in heaven şeklindeki tam yan cümleyi, daha önce söylenen “neredeyse hiç zaman geçmemişti” ifadesinin nedeni olarak sunar. Neden bildiren for genellikle önce ifadeyi verir, ardından bir açıklama ekler. Bu görevde cümleler arasındaki mantıksal ilişkiyi düzenler; amaç veya süre anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede for ne işe yarıyor? The trail was closed, for the bridge had washed away.

  1. Önceki ifadenin nedenini açıklar.
  2. Köprünün amacını belirtir.
  3. Patikanın ne kadar süre kapalı kaldığını gösterir.
Cevabı göster

Önceki ifadenin nedenini açıklar.

When her family learned of her new life,

3:18

Ailesi onun yeni hayatını öğrendiğinde,

they were enraged.

3:20

öfkeden deliye döndüler.

How dare she waste her love on a human? Notlar

3:22

Aşkını bir insana harcamaya nasıl cüret ederdi?

Ton ve niyet

How dare she: sert bir kınama

How dare she waste ...? cümlesindeki How dare she gerçek bir bilgi talebi değildir. Soru biçiminde bir ünlemdir: konuşan kişi, onun davranışını kabul edilemez ya da ahlaki bir sınırı aşmış sayarak sert biçimde kınar. Kalıp How dare + özne + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada dare sözcüğünden sonra doğrudan waste gelir; to waste kullanılmaz.

Alıştırma

“How dare she break her promise?” cümlesinde How dare she hangi tutumu ifade eder?

  1. Nazik bir açıklama isteği.
  2. Güçlü kınama: konuşan kişi onun davranışını kabul edilemez buluyor.
  3. Cesaretine duyulan hayranlık.
Cevabı göster

Güçlü kınama: konuşan kişi onun davranışını kabul edilemez buluyor.

Kalıp ifadeler

waste her love on: sevginin yanlış kişiye yöneltildiğini düşünmek

waste her love on a human ifadesinde sevgi, onun konuşanın değersiz bulduğu birine verdiği değerli bir şey gibi ele alınır. Waste, sevginin yanlış hedefe yöneltildiği yargısını ekler. Aktarılabilir kalıp waste + kaynak veya emek + on + kişi, şey ya da etkinlik biçimindedir. Kaynak waste sözcüğünden sonra gelir; on ise hedefi tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için waste her love on ifadesini doğru zamanda kullanın: She realized she had ____ someone who never respected her.

Cevabı göster

wasted her love on

The Weaver tried to escape back to Earth, Kalıp ifadeler

3:25

Dokumacı Dünya'ya geri kaçmaya çalıştı,

Kalıp ifadeler

escape back to + yer: kaçıp geri dönmek

escape back to Earth ifadesinde escape, Dokumacı'nın bir tehlikeden veya denetimden uzaklaştığını; back ise Earth'ün geri dönmek istediği yer olduğunu gösterir. to edatı bu hedefi tanıtır. Kullanılabilir kalıp escape back to + yer şeklindedir. Mevcut durumdan kaçmayı, daha önce bulunulan veya tanıdık kabul edilen bir yere doğru hareket etmekle birleştirir.

Alıştırma

Cümleyi “kaçtı ve geri döndü” anlamındaki üç sözcüklü kalıpla tamamlayın. When the cage door opened, the fox ____ the forest.

Cevabı göster

escaped back to

but the Queen Mother plucked a golden hairpin from her head and tore through the sky. Notlar

3:27

ancak Kraliçe Anne başından altın bir toka çıkardı ve gökyüzünü yardı.

Kalıp ifadeler

pluck something from somewhere: hızla çekip çıkarmak

plucked a golden hairpin from her head ifadesinde plucked, altın saç tokasını kavrayıp hızlı ve keskin bir hareketle çekerek çıkardığı anlamına gelir. Sözcük, basitçe took demekten daha fazla güç ve hız belirtir. pluck + nesne + from + ilk konum kalıbı hem çıkarılan nesneyi hem de onun sabit, takılı veya sıkışmış olduğu yeri gösterir. Burada from her head, saç tokasının ilk konumunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, sıkıştığı yerden bir şeyi hızlıca çekip çıkarma hareketini en iyi gösterir?

  1. Maya picked up the burr beside her sock.
  2. Maya put the burr into her sock.
  3. Maya plucked the burr from her sock.
Cevabı göster

Maya plucked the burr from her sock.

Deyimler

tore through the sky: göğü hızla ve güçlü biçimde yarmak

tore through the sky ifadesindeki tore, burada yırtmak veya ikiye ayırmak anlamına gelen tear fiilinin geçmiş zaman biçimidir; gözyaşı damlası anlamındaki tear ismi değildir. tear through + nesne kalıbı, bir hareketi veya kesme eylemini çok hızlı ve güçlü gösterir. Burada saç tokası, göğü yırtıp açıyormuş gibi betimlenir. Bu ifade, yalnızca moved through the sky demekten daha sert ve etkileyicidir.

Alıştırma

Hangi cümle hızlı ve güçlü bir hareketi anlatmak için tore through ifadesini kullanıyor?

  1. The speedboat waited while the water became still.
  2. The speedboat drifted quietly beside the dock.
  3. The speedboat tore through the waves.
Cevabı göster

The speedboat tore through the waves.

A great gulf opened,

3:32

Büyük bir uçurum açıldı,

forming a river of stars between heaven and Earth. Deyimler

3:34

cennet ile Dünya arasında yıldızlardan bir nehir oluşturdu.

Deyimler

river of stars: Samanyolu için kullanılan bir benzetme

River of stars, uzun bir yıldız şeridini nehir olarak canlandıran bir benzetmedir. Yıldızlı şeridi nehir gibi uzanırken göstererek gökyüzünü hikâyenin gözle görülür bir mekânına dönüştürür. Bu mitte, sonraki ifadeler bu görüntünün Samanyolu olduğunu belirtir. River sözcüğü, iki yakası olan bir sınırı da düşündürebilir; yıldızlarla dolu gerçek bir nehri anlatmaz.

Alıştırma

River of stars burada nasıl bir görüntü oluşturuyor?

  1. Nehir olarak hayal edilen uzun bir yıldız şeridi
  2. Yıldızları Yer'e taşıyan gerçek bir su yolu
  3. Fincan şeklindeki küçük bir yıldız grubu
Cevabı göster

Nehir olarak hayal edilen uzun bir yıldız şeridi

Below,

3:38

Aşağıda,

the cowherd trembled,

3:39

sığırtmaç titriyordu,

but he also remembered the bull's final words.

3:41

ama o aynı zamanda öküzün son sözlerini de hatırladı.

Hastily placing each child in a basket, Dilbilgisi

3:45

Aceleyle her bir çocuğu bir sepete yerleştirerek,

he draped the bull's pelt over his back and hurtled upwards. Notlar

3:49

öküzün postunu sırtına geçirdi ve yukarıya doğru fırladı.

Dilbilgisi

Hastily placing ...: cümle başında kullanılan ortaç öbeği

Hastily placing each child in a basket, cümlenin başında kullanılan bir şimdiki zaman ortacı öbeğidir. Burada hazırlık eylemini aynı cümlede kısaltır: önce çocukları aceleyle sepetlere yerleştirir, hemen ardından ana cümledeki eylemleri yapar. placing eyleminin örtük öznesi ana cümlenin öznesi olan he sözcüğüdür. Hastily, placing sözcüğünü niteler ve aciliyet katar. Bu yapı, aynı kişinin birbiriyle yakından bağlantılı eylemlerini başka bir tam yan cümle kurmadan bağlar.

Alıştırma

Cümle başındaki ortaç öbeği ile ana cümlenin eylemini yapan kişinin açıkça aynı olduğu cümle hangisidir?

  1. Hastily locking the door, Maya ran to the bus stop.
  2. Hastily locking the door, the bus arrived for Maya.
  3. Hastily locking the door, the rain began.
Cevabı göster

Hastily locking the door, Maya ran to the bus stop.

Kalıp ifadeler

drape ... over ...: bir şeyi yüzeyin üzerine gevşekçe örtmek

Draped the bull's pelt over his back, drape + nesne + over + yüzey veya vücut bölümü kalıbını kullanır. Boğa postunu sırtının üzerine gevşekçe yerleştirip oradan sarkıttığı anlamına gelir. Drape, gevşek yerleştirmeyi ve aşağı düşen kıvrımları vurgular. Postun vücuda tam oturduğunu, bağlandığını veya normal bir giysi gibi giyildiğini belirtmez.

Alıştırma

Drape fiilinin geçmiş zamanını ve a blanket sözlerini kullanarak drape ... over ... kalıbını tamamlayın: Before going outside, she ____ her shoulders.

Cevabı göster

draped a blanket over

Kelime

hurtled upwards: hızla ve güçlü biçimde yukarı fırlamak

Burada hurtled, çok hızlı ve güçlü biçimde hareket etmek anlamına gelir ve çoğu zaman kontrol edilmesi zor görünen bir ivme hissi verir. Upwards yönü belirtir; bu nedenle hurtled upwards, yalnızca went up demekten çok daha çarpıcı bir görüntü oluşturur. Bir anlatıda yalnızca daha yüksek bir konuma geçmek değil, hız ve güç de önemliyse bu fiil seçimi uygundur.

Alıştırma

Hangi cümle ani, hızlı ve güçlü bir yukarı hareketi en iyi anlatır?

  1. The rescue capsule hurtled upwards through the shaft.
  2. The rescue capsule hung motionless in the shaft.
  3. The rescue capsule went up one level at a steady speed.
Cevabı göster

The rescue capsule hurtled upwards through the shaft.

Above the clouds,

3:53

Bulutların üzerinde,

each lover attempted to wade through the surging stars, Deyimler

3:55

aşıkların her biri dalgalanan yıldızların arasından geçmeye çalıştı,

Deyimler

wade through the surging stars: güç ilerlemeyi anlatan nehir metaforu

Wade through sözü gerçek anlamıyla, su her adıma direnç gösterdiği için suyun içinde çaba harcayarak ilerlemek demektir. Burada kabaran yıldızlar çalkantılı bir nehir gibi düşünülür; bu yüzden âşıklar gerçek suda yürümekten çok, yıldızlarla dolu hareketli bir akıntıyı aşmaya çalışıyor gibi görünür. Fiil, dirençle karşılaşma ve yavaş, güç ilerleme hissini korur. Aynı imge sayesinde wade through, büyük miktarda veya zor okuma malzemesi, bilgi ya da işle uğraşmayı da anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede wade through the surging stars nasıl bir görüntü oluşturur?

  1. Çalkantılı bir sudaymış gibi yıldızlarla dolu bir akıntıda güçlükle ilerlemek.
  2. Yıldızları geçmeye çalışmadan yalnızca izlemek.
  3. Sıradan bir nehirde kolayca yüzmek.
Cevabı göster

Çalkantılı bir sudaymış gibi yıldızlarla dolu bir akıntıda güçlükle ilerlemek.

but no matter how hard they struggled, Dilbilgisi

3:58

ama ne kadar çabalasalar da,

the gulf between them only grew wider. Kalıp ifadeler

4:00

aralarındaki uçurum daha da genişledi.

Dilbilgisi

no matter how hard ...: sonucu değiştiremeyen çaba

“No matter how hard they struggled” bir ödünleme ilişkisi kurar: çabanın derecesi çok yüksek olsa bile ana cümlede belirtilen sonucu değiştirmemiştir. Kalıp no matter how + sıfat veya zarf + özne + fiil şeklindedir. Burada hard, struggled fiilini niteleyen bir zarftır; bu nedenle “büyük çabayla” anlamına gelir, “sert” veya “zor” anlamına gelmez.

Alıştırma

how + hard + she + try fiilinin geçmiş zamanını doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: No matter ____, Maya could not open the jar.

Cevabı göster

how hard she tried

Kalıp ifadeler

only grew wider: düzelmek yerine artan bir fark

Grow, “yavaş yavaş hâle gelmek” anlamında bağlayıcı fiil olarak kullanılabilir. Bu nedenle grew wider, uçurumun zamanla genişliğinin artmasını anlatır. Burada only, durumun düzelmediğini ve sonucun yalnızca daha fazla genişleme olduğunu vurgular. Bu bağlamda hayal kırıklığı veya çaresizlik hissi verir ve çoğu zaman “aksine” ya da “giderek daha… olmaya devam etti” şeklinde anlaşılır.

Alıştırma

Farkın düzelmek yerine arttığını göstermek için only + grow fiilinin geçmiş zamanı + wide sözcüğünün karşılaştırma biçimini kullanın: Despite weeks of discussion, the gap ____.

Cevabı göster

only grew wider

Day after day,

4:03

Günler geçtikçe,

the Queen Mother watched without pity.

4:05

Kraliçe Anne acımasızca izledi.

Years passed,

4:08

Yıllar geçti,

and the Weaver and the cowherd had no one except the passing magpies to cheer them on. Öbek fiiller

4:09

ve Dokumacı ile sığırtmacın onlara tezahürat yapan uçan saksağanlardan başka kimsesi kalmamıştı.

Öbek fiiller

cheer them on: onları devam etmeleri için desteklemek

Cheer someone on, bir kişi bir şey yapmaya çalışırken onu desteklemek ve devam etmesi için cesaretlendirmek demektir. Bu cümlede Dokumacı Kız ile Çoban'ı destekleyenler yalnızca oradan geçen saksağanlardır. Yapı cheer + kişi + on şeklindedir. Buradaki on, devam etme anlamı veren bir parçacıktır; yer bildiren bir edat değildir. Nesne bir zamirse cheer ile on arasına gelir: cheer them on denir, cheer on them denmez.

Alıştırma

Cümleyi cheer ... on ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: At the finish line, Nora was exhausted, but her friends ____ from the stands.

Cevabı göster

cheered her on

Finally,

4:15

Sonunda,

their love moved the Queen Mother's heart. Deyimler

4:16

onların aşkı Kraliçe Anne'nin kalbini yumuşattı.

Deyimler

moved the Queen Mother's heart: Ana Kraliçe'yi derinden duygulandırdı

Buradaki moved ... heart mecazidir. Aşkları Ana Kraliçe'yi duygusal olarak etkileyip onda şefkat veya yumuşaklık uyandırmıştır; kalbinin fiziksel olarak yer değiştirdiği anlamına gelmez. Move someone's heart ifadesinde heart, duyguları ve şefkati temsil eder. İfade kişinin duygusal olarak etkilendiğini anlatır, ancak tek başına o kişinin bir kararını değiştirdiğini garanti etmez.

Alıştırma

The child's story moved the teacher's heart. cümlesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Öğretmenin kalbi fiziksel olarak başka bir yere taşındı.
  2. Öğretmen hemen bütün kararlarını değiştirdi.
  3. Öğretmen derinden etkilenmiş ve şefkat hissetmiş olabilir.
Cevabı göster

Öğretmen derinden etkilenmiş ve şefkat hissetmiş olabilir.

While she couldn't forgive her granddaughter entirely, Dilbilgisi

4:19

Torununu tamamen affedemese de,

the Queen Mother would allow the Weaver to meet her earthly family once a year. Kalıp ifadeler

4:22

Kraliçe Anne, Dokumacı'nın dünyevi ailesiyle yılda bir kez buluşmasına izin verdi.

Dilbilgisi

“While she couldn't ... entirely” ifadesindeki ödünleme anlamlı while

Bu cümlede While “-se de” anlamına gelir. Zaman ilişkisi değil, ödünleme anlamı kurar ve önce bir sınırlamayı kabul eder: Ana Kraliçe torununu tamamen affedemiyordu. Ardından ana cümle karşıt bir sonuç verir: yine de yılda bir kez görüşmesine izin verecekti. While + yan cümle, ana cümle kalıbı, ana cümledeki sonucu şaşırtıcı kılan bir gerçeği önce sunabilir.

Alıştırma

“While the trip was expensive, we decided to go,” cümlesinde while ne yapar?

  1. Fiyatı öğrenmeden önce gitmeye karar verdikleri anlamına gelir.
  2. Bir ödünleme kurar: gezi pahalıydı ama gitmeye karar verdiler.
  3. Gezi ile kararın tam olarak aynı süre boyunca devam ettiğini söyler.
Cevabı göster

Bir ödünleme kurar: gezi pahalıydı ama gitmeye karar verdiler.

Kalıp ifadeler

“Once a year”: geçmiş zaman değil, sıklık

Once a year, “her yıl bir kez” anlamına gelen bir sıklık ifadesidir. Asıl cümlede Dokumacı Kız'ın ailesiyle ne sıklıkta görüşebileceğini belirtir. Kalıp once/twice/sayı + times + a + zaman birimidir: once a day, twice a week, three times a month. Bu ifadede once “bir kez” demektir; “geçmişte bir zamanlar” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Her yıl bir kez” anlamındaki hedef sıklık ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The town holds this parade ____.

Cevabı göster

once a year

And so, Anlatım akışı

4:27

Ve böylece,

in late summer,

4:28

yazın sonlarında,

the magpies form a bridge across the Milky Way, Kültür

4:30

saksağanlar Samanyolu üzerinde bir köprü oluşturur,

reuniting the Weaver and the cowherd. Dilbilgisi

4:33

Dokumacı ile sığırtmacı yeniden birleştirir.

Anlatım akışı

And so: önceki nedenleri bir sonuca bağlamak

And so, ardından gelen olayın daha önce anlatılanların bir sonucu olduğunu gösterir. Burada önceki olayları toparlar ve hikâyenin sonuna geçiş yapar. And hikâyeyi sürdürürken so neden-sonuç bağlantısı kurar. Bir anlatının sonunda bu ifade, “sonuç olarak işler böyle gelişti” anlamına gelebilir.

Alıştırma

Bu cümlenin başındaki “And so” ne işe yarıyor?

  1. Önceden anlatılanlarla ilgisiz yeni bir olay başlatır.
  2. İki olayın aynı anda gerçekleştiğini söyler.
  3. Önceki nedeni toparlayıp bunun sonucunda ortaya çıkan sonu anlatır.
Cevabı göster

Önceki nedeni toparlayıp bunun sonucunda ortaya çıkan sonu anlatır.

Kültür

magpies form a bridge across the Milky Way: efsanevi bir kuş köprüsü

Bu ifade, Qixi efsanesinin temel imgelerinden birini anlatır: Saksağanlar bir araya gelip Samanyolu'nun üzerinde bir köprü oluşturur ve birbirinden ayrı düşen Dokumacı ile Sığırtmaç'ın buluşmasını sağlar. Bu, gerçek bir mühendislik yapısı değil, kuşlardan oluşan efsanevi bir köprüdür. Bu imge, saksağanların ve Samanyolu'nun çiftin yeniden buluşmasıyla neden ilişkilendirildiğini açıklar.

Alıştırma

Bu efsanede “magpies form a bridge across the Milky Way” ne anlama geliyor?

  1. Saksağanlar, birbirinden ayrı düşen çiftin buluşmasını sağlayan efsanevi bir kuş köprüsü oluşturur.
  2. Saksağanlar gerçek bir köprünün parçalarını gökyüzünde taşır.
  3. Mühendisler uzayda kuşlar için kalıcı bir köprü inşa eder.
Cevabı göster

Saksağanlar, birbirinden ayrı düşen çiftin buluşmasını sağlayan efsanevi bir kuş köprüsü oluşturur.

Dilbilgisi

reuniting ...: sonucu gösteren cümle sonu -ing yapısı

Reuniting the Weaver and the cowherd, cümlenin sonunda kullanılan bir -ing yapısıdır. Önceki olayın tamamının sonucunu ekler: saksağanlar bir köprü kurar ve bu olay iki kişinin yeniden bir araya gelmesini sağlar. Bu -ing yapısı, kendi zamanı olan ayrı bir cümle başlatmaz. Virgül, sonucu ana cümleye bağlar: köprü kurulur ve bunun sonucunda iki kişi yeniden buluşur.

Alıştırma

Hangi cümlede, önceki olayın sonucunu göstermek için cümle sonunda bir -ing yapısı kullanılmıştır?

  1. The chef entered the room, smiling at the guests.
  2. Maya walked home, carrying her backpack.
  3. The storm knocked down several trees, blocking the road.
Cevabı göster

The storm knocked down several trees, blocking the road.

At this time of year,

4:37

Yılın bu zamanında,

millions of people in East and Southeast Asian countries

4:38

Doğu ve Güneydoğu Asya ülkelerinde milyonlarca insan

tell similar tales of these star-crossed lovers, Deyimler

4:42

bu talihsiz aşıkların benzer masallarını anlatır,

celebrating their annual reunion. Kalıp ifadeler

4:45

yıllık buluşmalarını kutlarlar.

Deyimler

star-crossed lovers: kaderin ayırdığı âşıklar

Star-crossed lovers, birbirini seven ancak aşkları kader ya da aile çatışması, savaş ve toplumsal kurallar gibi güçlü dış etkenler yüzünden engellenen veya sonu kötü olmaya mahkûm olan kişileri anlatır. Star-crossed, lovers sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. Bu imge, yıldızların bir insanın kaderini etkilediğine ilişkin eski düşünceden gelir. Yıldızların gerçekten birbirini kesmesini anlatmaz.

Alıştırma

Hangi durum star-crossed lovers ifadesini en iyi açıklar?

  1. İki kişi birbirini sever, ancak savaş ve aileleri onları ayrı tutar.
  2. Bir çift birlikte huzurlu bir tatilin tadını çıkarır.
  3. İki arkadaş öğle yemeğinde farklı yerlere oturmayı seçer.
Cevabı göster

İki kişi birbirini sever, ancak savaş ve aileleri onları ayrı tutar.

Kalıp ifadeler

their annual reunion: her yıl düzenlenen buluşma

their annual reunion ifadesinde annual, “yılda bir kez gerçekleşen” demektir; dolayısıyla ifade onların her yıl düzenlediği buluşmayı anlatır. Reunion, bir süre ayrı kalmış kişilerin yeniden bir araya gelmesidir. Annual, annual + etkinlik düzeninde etkinlik adından önce gelir. Aynı yapı annual meeting, annual festival ve annual competition ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Yılda bir kez yapılan bir buluşmayı anlatan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Our relatives gather every July for their ____.

Cevabı göster

annual reunion

When gods fall in love with mortals, Dilbilgisi

4:50

Tanrılar ölümlülere aşık olduğunda,

it always spells trouble. Deyimler

4:51

bu her zaman bela getirir.

Dilbilgisi

When gods fall in love with mortals: genel kural bildiren when

Burada When gods fall in love with mortals, belirli bir olayın yaşandığı tek bir zamanı göstermez. Tekrar tekrar gerçekleşebilecek bir durum türünü, yani tanrılar ölümlülere ne zaman âşık olsa ortaya çıkan durumu anlatır. Her iki bölümde de geniş zaman kullanılması ve always sözcüğü, cümleyi genel bir kural gibi gösterir. When + geniş zaman, ... geniş zaman ... yapısı tekrarlanan bir koşulu ve onun olağan sonucunu sunabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede when, belirli bir olayı değil genel bir kuralı tanıtmak için kullanılmıştır?

  1. When metal gets hot, it expands.
  2. When the meeting ended at three o'clock, Maya called.
  3. When the bell rang yesterday, we left.
Cevabı göster

When metal gets hot, it expands.

Deyimler

always spells trouble: olası sorunların işareti

Kalıplaşmış spell trouble ifadesi, bir durumun yaklaşan sorunların işareti olduğunu veya sorunlara yol açmasının muhtemel olduğunu belirtir. Burada spell, “bir sözcüğü harf harf söylemek” değil, “anlamına gelmek ya da habercisi olmak” demektir. always spells trouble ifadesinde always, kötü sonucun tekrar eden bir örüntü olduğunu vurgular. Spells ise tekil özne it ile uyumlu üçüncü tekil kişi biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi spell trouble ifadesinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: A missing safety check ____ for the whole team.

Cevabı göster

spells trouble

So what happens when they fall in love with demons? Anlatım akışı

4:54

Peki iblislere aşık olduklarında ne olur?

Anlatım akışı

So what happens when ...?: merak uyandırıp sonraki bölüme geçmek

So, bu soruyu biraz önce belirtilen düşünceye bağlar. what happens when ... kalıbı, önceki örüntüyü alıp yeni bir duruma uygular: iblislere âşık olmak. Burada soru öncelikle hikâyedeki bilgiyi düzenler. Yalnızca hemen bir yanıt istemek yerine merak uyandırır ve izleyiciyi bir sonraki hikâyeye ya da bölüme yönlendirir. Soruyla yapılan bu geçiş, hikâye anlatımında, sunumlarda ve video sonlarında yaygındır.

Alıştırma

Bu bağlamda sorunun temel söylem işlevi nedir?

  1. Önceki cümlenin ifadesini düzeltir.
  2. Geçmişteki bir olayın kesin tarihini sorar.
  3. Önceki düşünceyi merak uyandıran yeni bir duruma bağlar.
  4. Yeni bir şey sunmadan konuyu kapatır.
Cevabı göster

Önceki düşünceyi merak uyandıran yeni bir duruma bağlar.

Watch the tale of the White Snake and her one true love to find out. Kültür

4:58

Öğrenmek için Beyaz Yılan ve onun tek gerçek aşkının masalını izleyin.

Kültür

the White Snake: sıradan bir yılan değil, efsanevi kadın kahraman

Bu cümlede the White Snake, Doğu Asya genelinde yaygın olarak bilinen geleneksel bir Çin efsanesinin merkezindeki doğaüstü kadın kahramanın özel adıdır. Yalnızca rengi beyaz olan herhangi bir yılan anlamına gelmez. Bilinmesi gereken önemli arka plan, bu kahramanın insan olmadığıdır. Kadın biçiminde görünür ve bir insan erkeğe âşık olur. Bu nedenle onun efsanesi, doğaüstü dünya ile insan dünyası arasındaki sınırı aşan aşkı anlatan ünlü bir hikâyedir. Bu yüzden onun hikâyesini izlemek, cevabı bulmanın bir yolu olarak sunulur.

Alıştırma

Bu cümlede the White Snake neyi ifade ediyor?

  1. Ünlü Beyaz Yılan efsanesindeki doğaüstü kadın kahraman
  2. Gövdesi beyaz olan herhangi bir sıradan yılan
  3. Hikâyedeki isimsiz bir evcil yılan
Cevabı göster

Ünlü Beyaz Yılan efsanesindeki doğaüstü kadın kahraman