En zeki olduğumuz yaş kaçtır? - Shannon Odell: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
680 kelime 157 kel/dk

Video özeti: Zihinsel becerilere dayalı bir yarışmayı çerçeve olarak kullanan video, beyin gelişiminin yaşamın farklı evrelerinde farklı yetenekleri nasıl öne çıkardığını açıklıyor. Tek bir “en zeki yaş” olmadığı ve yaş çeşitliliğine sahip bir ekibin birbirini tamamlayan güçlü yönleri birleştirebileceği sonucuna varıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. What is the smartest age? — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. Doğrudan bir sorunun ana araştırma konusunu belirleyen ve izleyiciye açıklamayı hangi amaçla takip edeceğini gösteren bir giriş kancası olduğunu öğrenin. Bu tekniği, sunuma yalnızca geniş bir konu ilan ederek değil, odaklı bir inceleme başlatarak giriş yapmak için kullanabilirsiniz. 2. break down the idea of smart into categories, — Phrasal verb’ler. break down ... into categories yapısının karmaşık bir kavramı incelenmesi daha kolay boyutlara ayırma yöntemini anlattığını kavrayın. Bu yapı; yaratıcılık, hafıza, öğrenme veya başka yönleri ayrı ayrı ele almadan önce açıklama, rapor ve sunumları düzenlemenize yardımcı olur. 3. wired to seek out new experiences — Deyimler ve mecazlı ifadeler. wired to ifadesini güçlü ve içsel bir eğilimi anlatan bir benzetme, seek out ifadesini ise bir şeyi etkin biçimde aramak olarak yorumlayın. Bu birleşimi, videodaki ergen öğrenmesi örneğinde olduğu gibi insanların, kişiliklerin, alışkanlıkların veya sistemlerin belirli deneyimleri keşfetmeye yatkınlığını anlatmak için kullanabilirsiniz.

Bu derste

What is the smartest age? Anlatım akışı

0:07

En zeki yaş hangisidir?

Anlatım akışı

What is the smartest age? ile açılışta ana soruyu belirlemek

Videonun başında bu doğrudan soru, izleyicinin dikkatini çeken bir soru kancası görevi görür. Videonun geri kalanında araştırılacak ana konuyu ortaya koyar ve izleyiciye cevabı bulmak için izlemeyi sürdürme amacı verir. En üstünlük bildiren smartest, farklı yaşların karşılaştırılacağını gösterir. Böylece sonraki bilgiler, hangi yaşın en zeki olduğuna karar verme sorusu etrafında düzenlenir.

Alıştırma

Bu soru videonun başında temel olarak ne yapar?

  1. Her izleyiciden kendi yaşını söylemesini ister.
  2. Videonun geri kalanında araştırılacak ana soruyu ortaya koyar.
  3. Bir yaşın en zeki olduğunun zaten kanıtlandığını duyurur.
Cevabı göster

Videonun geri kalanında araştırılacak ana soruyu ortaya koyar.

Perhaps a day of friendly competition will lead us to the answer. Anlatım akışı

0:09

Belki de dostça geçecek bir günlük bir rekabet bizi cevaba ulaştırabilir.

Anlatım akışı

will lead us to the answer: birini sonuca yönlendirmek

will lead us to the answer ifadesinde lead, bizi cevabı keşfetmeye yönlendirmek anlamına gelir. Yapı lead + kişi + to + varış noktası veya sonuç şeklindedir; dolayısıyla lead burada insanları yönetmek veya onlardan sorumlu olmak anlamına gelmez. Cümle, dostça rekabeti cevabı bulmaya giden bir yol olarak sunar: yarışma sırasında olanlar cevabın ortaya çıkmasına yardımcı olabilir.

Alıştırma

lead someone to + result yapısını us ve the answer ile kullanarak cümleyi tamamlayın: Careful testing may ____.

Cevabı göster

lead us to the answer

Tomorrow's the annual Brain Clash.

0:14

Yarın yıllık Brain Clash var.

10 teams of two competing in a decathlon of mental challenges, Kültür

0:17

İkişer kişilik 10 takım, zihinsel zorluklardan oluşan bir dekatlonda,

Kültür

a decathlon of mental challenges: spordan alınmış bir benzetme

Decathlon kelimesi gerçek anlamıyla on yarışmadan oluşan bir atletizm dekatlonunu ifade eder. Burada a decathlon of mental challenges, bu spor fikrini ödünç alarak farklı türlerde düşünme görevleri içeren tek bir yarışmayı anlatır. Temel fikir, gerçek bir atletizm yarışması değil, çeşitli yetenekleri kapsamlı biçimde sınayan çok bölümlü bir yarışmadır. İfade on bölümlü bir formatı düşündürebilir, ancak yarışmanın resmî atletizm kurallarına uyduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede a decathlon of mental challenges neyi anlatıyor?

  1. Aynı zihinsel bulmacanın on kez tekrarlanması
  2. Çeşitli zihinsel bölümleri olan bir yarışma
  3. Resmî bir atletizm dekatlonu
Cevabı göster

Çeşitli zihinsel bölümleri olan bir yarışma

trivia competitions, and puzzles.

0:21

bilgi yarışmalarında ve bulmacalarda yarışacak.

I've been training all year. Dilbilgisi

0:24

Bütün yıl boyunca antrenman yaptım.

Dilbilgisi

I've been training all year: bugüne kadar devam eden bir eylem

I've been training, present perfect continuous yapısındadır: have been + fiil-ing. Antrenmanı geçmişte başlayıp belirli bir süre boyunca devam ederek bugüne ulaşan bir süreç olarak gösterir. Hâlâ sürüyor olabilir ya da yeni bitmiş olsa bile sonucu şimdi hâlâ önemli olabilir. All year sürenin uzunluğunu vurgular. Konuşan kişi geçmişte tamamlanmış tek bir antrenmanı bildirmek yerine yıl boyunca devam eden hazırlığa dikkat çeker.

Alıştırma

Cümleyi train fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: I ____ for the marathon since January.

Cevabı göster

have been training

I'll need to pick the smartest, most capable teammate.

0:25

En zeki ve en yetenekli takım arkadaşını seçmem gerekecek.

I've narrowed down the roster. Öbek fiiller

0:29

Aday listesini daralttım.

Öbek fiiller

narrowed down: seçenek listesini daraltmak

Narrow down, daha büyük bir kişi, seçenek veya olasılık grubunu karşılaştırıp bazılarını eleyerek küçültmek demektir. Bu cümlede roster, olası ekip üyelerinden oluşan daha kısa bir listeye dönüşmüştür; bu, son seçimin mutlaka yapılmış olduğu anlamına gelmez. Down yön bildirmez; öbek fiilin bir parçasıdır. Yaygın kalıplar narrow down + isim ve narrow + isim + down biçimindedir. Sonucu belirtmek için narrow ... down to + sayı veya son grup kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi narrow down ifadesinin basit geçmiş biçimiyle tamamlayın: After reviewing twenty applications, we ____ the list to three finalists.

Cevabı göster

narrowed down

First, we have Gabriela.

0:30

İlk olarak Gabriela var.

Now, she may only be eight, Dilbilgisi

0:33

Sadece sekiz yaşında olabilir,

but don't underestimate her.

0:34

ama onu sakın hafife almayın.

Dilbilgisi

may only be ..., but don't underestimate ...: kabul edip beklentiyi tersine çevirmek

May only be X, but Y yapısı önce düşük bir beklenti yaratabilecek bir gerçeği kabul eder, ardından but ile bu beklentiyi reddeder. Burada sekiz yaşında olmak, yeteneğinin sınırlı olacağını düşünmek için bir neden gibi sunulur; ancak konuşanın asıl mesajı onu hafife almamaktır. Bu ödünleme yapısında may izin vermez ve mutlaka gerçek bir belirsizlik de göstermez. Admittedly veya although gibi işlev görür; asıl vurgu genellikle but sonrasındaki cümleciktedir.

Alıştırma

Cümleyi may only be ..., but don't underestimate ... kalıbıyla tamamlayın: He ____ a rookie, ____ him.

Cevabı göster

may only be · but don't underestimate

She's fluent in two languages Kalıp ifadeler

0:36

İki dili akıcı bir şekilde konuşuyor

Kalıp ifadeler

fluent in two languages: dil becerisini ifade etme

Fluent, bir dili fazla zorlanmadan akıcı biçimde kullanabilmeyi anlatan bir sıfattır. Bu cümlede fluent in two languages, onun iki farklı dili bu şekilde kullanabildiğini söyler; ancak bunların hangi diller olduğunu belirtmez. Yeniden kullanılabilen yapı be + fluent in + dil adı veya dil sayısıdır. in edatı fluent ile dili birbirine bağlar: She is fluent in English; They are fluent in three languages.

Alıştırma

Cümleyi fluent ve doğru edatla tamamlayın: Maya is ____ Spanish and English.

Cevabı göster

fluent in

and is the ultimate outside the box thinker. Deyimler

0:37

ve kalıpların dışında düşünme konusunda bir usta.

Deyimler

outside the box thinker: sorunları yaratıcı biçimde çözen kişi

An outside-the-box thinker, alışılmış varsayımların ötesine geçen ve sorunları çözmek için yaratıcı yollar bulan kişidir. Buradaki box gerçek bir kutu değil, geleneksel sınırları anlatan bir benzetmedir. Burada thinker kişiyi adlandırırken outside the box onun düşünme tarzını açıklar. Yakındaki ultimate sözcüğü övgüyü güçlendirir ve onu bu tür düşünürlerin seçkin bir örneği olarak sunar.

Alıştırma

Bir ekip, açık bir çözümü olmayan sorunla karşılaşıyor. Hangi cümle birini yaratıcı düşüncesi için doğal biçimde över?

  1. We need a thinker who is sitting outside for this challenge.
  2. We need an outside-the-box thinker for this challenge.
  3. We need someone who never follows any rules for this challenge.
Cevabı göster

We need an outside-the-box thinker for this challenge.

Then there's Ama.

0:41

Bir de Ama var.

She can recite 100 digits of pi,

0:42

Pi sayısının 100 basamağını ezbere okuyabiliyor,

designs satellites for a living, Kelime

0:44

meslek olarak uydu tasarlıyor

Kelime

for a living: bir faaliyetin kişinin işi olduğunu belirtmek

for a living içindeki living, kişinin günlük yaşamı için gerekli parayı nasıl kazandığını anlatır. Bu ifade bir faaliyetten sonra gelir ve o faaliyetin kişinin işi olduğunu belirtir: designs satellites for a living, uydu tasarlamanın yalnızca bir hobi değil, onun mesleği olduğu anlamına gelir. Birinin işini anlatmak için faaliyet + for a living kalıbını kullanabilir veya What do you do for a living? diye sorabilirsin.

Alıştırma

Cümleyi ‘ücretli bir iş olarak’ anlamındaki hedef ifadeyle tamamla: Jordan repairs clocks ____.

Cevabı göster

for a living

and bakes a perfect soufflé.

0:46

ve harika sufle yapıyor.

Or I could go with Mr. Taylor. Öbek fiiller

0:49

Ya da Bay Taylor'ı seçebilirim.

Öbek fiiller

go with: mevcut seçeneklerden birini seçmek

Burada go with, seçmek anlamına gelir. Bay Taylor mevcut kişilerden biridir; bu yüzden konuşan kişi onu seçmeyi düşünmektedir. Cümlede gerçek bir yolculuk anlatılmaz. İnsanlar, planlar, renkler, tasarımlar veya benzer seçenekler arasında karar verirken go with + seçenek yapısını kullan. Çevredeki karar bağlamı, go with ifadesinin seçmek anlamına geldiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede go with, seçmek anlamında kullanılmıştır?

  1. After comparing the plans, we'll go with the cheaper one.
  2. This scarf will go with your coat.
  3. I'll go with Nina to the library.
Cevabı göster

After comparing the plans, we'll go with the cheaper one.

He's the best chess player in the neighborhood,

0:51

Mahalledeki en iyi satranç oyuncusu,

not to mention he's competed in over 20 Brain Clashes Kalıp ifadeler

0:53

20'den fazla Brain Clash'te yarıştığını

Kalıp ifadeler

not to mention: başka bir güçlü noktayı eklemek

Not to mention, daha önce söylenmiş bir noktayı güçlendiren veya genişleten ek bir bilgiyi sunar. Burada, bu kişinin deneyimli bir yarışmacı olduğunu düşünmek için bir neden daha ekler. Bu, bilgileri birbirine bağlayan bir ifadedir; bir şeyi gizli tutma talimatı değildir. Ardından bir isim öbeği, -ing biçimi, sıfat öbeği ya da bir yan cümle gelebilir; konuşmada yan cümleden önceki that çoğu zaman atılır.

Alıştırma

Hangi cümlede not to mention başka bir avantaj eklemek için kullanılmıştır?

  1. I promised not to mention the surprise before Friday.
  2. The cabin is warm, not to mention easy to reach.
  3. She asked whether the cabin was warm and easy to reach.
Cevabı göster

The cabin is warm, not to mention easy to reach.

and is a five-time champion. Kelime

0:56

ve beş kez şampiyon olduğunu söylemiyorum bile.

Kelime

five-time champion: isimden önce number + -time

A five-time champion, beş kez şampiyonluk kazanmış kişidir. Five-time, champion isminden önce bir bütün olarak bileşik niteleyici görevi görür. Bu yapıda time tekil kalır ve sayı ile time kısa çizgiyle birleştirilir: a two-time winner, a three-time finalist.

Alıştırma

Şampiyonluk sayısını belirten bileşik niteleyiciyle İngilizce cümleyi tamamlayın: After winning the title three times, she is a ____ national champion.

Cevabı göster

three-time

Uh I'm not sure who to pick.

0:59

Ih, kimi seçeceğimden emin değilim.

Who's the smartest?

1:01

En zeki olan kim?

Which of these teammates should Amir choose for tomorrow's contest and why? Anlatım akışı

1:05

Amir yarınki yarışma için bu takım arkadaşlarından hangisini seçmeli ve neden?

Anlatım akışı

Which ... should ... choose ... and why? — Bir akıl yürütme görevi oluşturmak

Bu soru iki görevi birleştirir: Which of these teammates, dinleyiciden bilinen bir grup arasından seçim yapmasını isterken and why bu seçimi gerekçelerle desteklemesini ister. Should, seçimi bir tahmin olarak değil, bir öneri olarak sunar. Bir düşünme sorusu olarak sonraki bölümü düzenler: seçenekleri karşılaştırmaya yardımcı olan bilgileri dinlemek ve yarışmaya en uygun takım arkadaşını belirlemek gerekir. Bu soru kalıbı, sunulan bilgileri dinleyici için bir akıl yürütme görevine dönüştürebilir.

Alıştırma

Bu soru dinleyiciye hangi görevi veriyor?

  1. Takım arkadaşlarını karşılaştırmak, birini seçmek ve nedenini açıklamak.
  2. Kimseyi değerlendirmeden konuşmacının bir takım arkadaşı açıklamasını beklemek.
  3. Yalnızca yarışmanın ne zaman yapılacağını hatırlamak.
Cevabı göster

Takım arkadaşlarını karşılaştırmak, birini seçmek ve nedenini açıklamak.

Of course, it depends. Ton ve niyet

1:09

Tabii ki duruma göre değişir.

Ton ve niyet

Of course, it depends. — Yanıtın koşullara bağlı olduğunu kabul etmek

It depends, yanıtın duruma veya koşullara göre değiştiğini ve her zaman doğru olan tek bir yanıt bulunmadığını ifade eder. Of course, bu karmaşıklığı beklenen bir şey olarak sunar ve hemen kesin bir yanıt vermek yerine analize doğal bir geçiş sağlar. Bu ifade çoğu zaman bir köprü görevi görür: önce yanıtın koşullara bağlı olduğunu kabul eder, sonra neye bağlı olduğunu açıklarsınız.

Alıştırma

Yanıtın koşullara göre değiştiğini belirten iki sözcüklü ifadeyle cevabı tamamlayın: “Which route is best?” “____ on the weather and traffic.”

Cevabı göster

It depends

While intelligence is often associated with things like IQ tests, Kalıp ifadeler

1:11

Zeka genellikle IQ testleri gibi şeylerle ilişkilendirilse de,

Kalıp ifadeler

is associated with: neden değil, bağlantı belirtir

Bu cümlede intelligence is often associated with IQ tests, insanların zekâ kavramını genellikle IQ testleriyle bağlantılı düşündüğü anlamına gelir. Edilgen be associated with kalıbı bir şeyi başka bir şeyle ilişkilendirir. Bu kalıp bir bağlantıyı veya yaygın ilişkilendirmeyi ifade eder. Zekâ ile IQ testlerinin aynı şey olduğu anlamına gelmez ve birinin diğerine neden olduğunu göstermez.

Alıştırma

Bir araştırma, daha uzun ekran süresiyle daha geç yatma arasında bağlantı buldu ancak nedensellik kanıtlamadı. Hangi cümle daha doğrudur?

  1. More screen time is associated with later bedtimes.
  2. More screen time causes later bedtimes.
Cevabı göster

More screen time is associated with later bedtimes.

these assessments fail to capture the scope and depth Kalıp ifadeler

1:15

bu değerlendirmeler bir kişinin çeşitli yeteneklerinin

of a person's varied abilities.

1:18

kapsamını ve derinliğini yakalamakta yetersiz kalır.

Kalıp ifadeler

fail to capture the scope and depth: kapsamı ve derinliği yansıtamamak

Fail to capture, bir şeyi yeterli biçimde temsil edememek veya içerememek anlamına gelir. Burada capture mecazidir: değerlendirmeler bazı bilgiler verir ancak resmin tamamını göstermez. Yapı fail to + fiilin yalın hâlidir. Scope, yeteneklerin ne kadar geniş bir alanı kapsadığını; depth ise bu yeteneklerin ne kadar ayrıntılı veya gelişmiş olduğunu belirtir. Scope and depth birlikte hem genişliği hem de karmaşıklığı vurgular.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: A quick online quiz may ____ the scope and depth of a person's creativity.

Cevabı göster

fail to capture

So, instead, we'll break down the idea of smart into categories, Öbek fiiller

1:20

Bu yüzden, zeka kavramını yaratıcılık, hafıza ve öğrenme gibi

Öbek fiiller

break down ... into categories: bir fikri analiz için bölümlere ayırmak

Burada break down the idea of smart into categories, geniş bir fikri daha açık inceleyebilmek için daha küçük türlere ayırmak demektir. Bu cümlede break down, bir şeyin çalışmayı bırakması anlamına gelmez. Kullanılabilecek kalıplar break down + nesne + into + parçalar ve break + nesne + down + into + parçalar şeklindedir. Nesne bir zamirse break it down kullanılır; break down it denmez.

Alıştırma

Cümleyi “analiz etmek için daha küçük parçalara ayırmak” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We need to ____ the survey results into age groups.

Cevabı göster

break down

like creativity, memory, and learning,

1:24

kategorilere ayıracağız

and explore when the brain's best at each of them. Anlatım akışı

1:27

ve beynin her birinde en iyi olduğu zamanları keşfedeceğiz.

Anlatım akışı

explore when the brain's best at each of them: sonraki bölümün yol haritası

Bu yan cümle bir yol haritası görevi görür. İzleyiciye, sonraki bölümde her yetenek kategorisinin inceleneceğini ve beynin o yetenekte ne zaman en iyi performansı gösterdiğinin araştırılacağını söyler. explore, hemen bir nihai cevap vermek yerine araştırma yapılacağını belirtir. each of them, az önce tanıtılan kategorilere gönderme yapar ve bu cümleyi sonraki içeriğin yapısına bağlar.

Alıştırma

Bu yan cümle, sonraki bölümün nasıl düzenleneceği hakkında izleyiciye ne söyler?

  1. Beyin bölgelerini sıralayacak ancak ne zaman en iyi performansı gösterdiklerini tartışmayacak.
  2. Ayrı kategorileri incelemeden tek bir nihai cevap verecek.
  3. Her yetenek kategorisini inceleyecek ve beynin o yetenekte ne zaman en iyi performansı gösterdiğini araştıracak.
Cevabı göster

Her yetenek kategorisini inceleyecek ve beynin o yetenekte ne zaman en iyi performansı gösterdiğini araştıracak.

Let's start at the very beginning. Anlatım akışı

1:30

En başından başlayalım.

Anlatım akışı

Let's start at the very beginning: dinleyicileri ilk noktaya yönlendirmek

Let's start at the very beginning, açıklamanın ilk bölümüne geçildiğini bildirir. At the very beginning, bir sıralamanın veya zaman çizelgesinin en erken noktasını gösterir. Buradaki let's, dinleyicileri konuşmacının seçtiği sıra boyunca yönlendirir; onlardan ayrı bir iş yapmalarını isteyen gerçek anlamlı bir rica değildir. Yeniden kullanılabilen Let's start with/at ... kalıbı ilk konuyu, adımı veya başlangıç noktasını tanıtır.

Alıştırma

Konuşmacı “Let's start at the very beginning” diyerek ne yapıyor?

  1. Açıklamayı bir sıralamanın en erken noktasına taşır.
  2. Açıklamanın bittiğini bildirir.
  3. İzleyicilerden videoyu yeniden başlatmalarını ister.
Cevabı göster

Açıklamayı bir sıralamanın en erken noktasına taşır.

In the first few years of life,

1:31

Hayatın ilk birkaç yılında,

your brain undergoes incredible rapid growth, Kalıp ifadeler

1:33

beyniniz inanılmaz derecede hızlı bir büyüme geçirir,

called synaptogenesis, Kültür

1:36

buna sinaptogenez denir,

Kalıp ifadeler

undergoes incredible rapid growth: bir süreç yaşamak

Undergoes + bir isim öbeği, öznenin bir süreç veya değişim yaşadığı anlamına gelir. Bu cümlede değişen şey beyindir; undergoes, beynin bir eylemi bilinçli olarak yaptığını anlatmaz. Undergo, nesnesini doğrudan alır: undergo rapid growth, undergo treatment veya undergo major changes. Incredible, büyümenin ne kadar olağanüstü olduğunu vurgularken rapid büyümenin hızını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi undergo fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Last spring, the young tree ____ rapid growth.

Cevabı göster

underwent

Kültür

called synaptogenesis: bilimsel bir terimi tanıtma

called synaptogenesis, hemen önce anlatılan sürece bir ad verir. Buradaki called, “telefon etti” değil, “... adıyla bilinen” anlamındadır. Dil bilgisi açısından called, edilgen anlam taşıyan geçmiş zaman ortacıdır; tam biçim which is called synaptogenesis olabilir. Synaptogenesis (sinaptogenez), nöronlar arasındaki bağlantılar olan çok sayıda sinapsın oluştuğu gelişim sürecidir. Bilimsel açıklamalarda genellikle önce süreç günlük sözcüklerle anlatılır, sonra teknik ad called + terim yapısıyla tanıtılır.

Alıştırma

Bilimsel terimi tanıtmak için cümleyi called ile tamamlayın: The process by which plants use light to make food is ____ photosynthesis.

Cevabı göster

called

where more than 1 million new neural connections Dilbilgisi

1:37

ve bu süreçte her saniyede 1 milyondan fazla

are formed every second.

1:40

yeni sinirsel bağlantı kurulur.

Dilbilgisi

new neural connections are formed: sonucu öne çıkaran edilgen yapı

new neural connections are formed, geniş zamanda edilgen yapı kullanır. new neural connections çoğul öznedir, are be fiilinin biçimidir ve formed, form fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. İfade, yeni sinir bağlantılarının ortaya çıktığını anlatır. Edilgen yapı, yeni bağlantıları ve oluşum sonucunu odakta tutar. Cümle bir işi bilinçli olarak yapan kişiyi değil, doğal bir gelişim sürecini anlattığı için eylemi yapanı belirtmez. Bu odak bilimsel açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Genel bir ifadeyi form fiilinin geniş zamandaki edilgen biçimiyle tamamlayın: During practice, new habits ____ over time.

Cevabı göster

are formed

As the brain develops, it goes through a pruning process. Kalıp ifadeler

1:42

Beyin geliştikçe bir budama sürecinden geçer.

Kalıp ifadeler

goes through a pruning process: sinirsel budama sürecinden geçmek

Go through a process, bir dizi değişim veya aşamayı yaşamak ya da bunlardan geçmek anlamına gelir. Burada goes, beyni ifade eden tekil it öznesiyle uyumludur. Pruning normalde bir bitkinin bazı bölümlerini budamak anlamına gelir. Beyin gelişiminde ise daha az kullanılan sinir bağlantılarının zayıflatılmasını veya kaldırılmasını anlatan bir benzetmedir; beynin fiziksel olarak kesilmesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi go through ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Every application ____ a review process before approval.

Cevabı göster

goes through

Based on your experience and environment, Dilbilgisi

1:45

Deneyimlerinize ve çevrenize bağlı olarak,

Dilbilgisi

Based on your experience and environment: dayanağı önce belirtmek

Based on + isim öbeği, cümle başında kullanılan bir geçmiş ortaç yapısıdır. Ardından gelen bilginin dayandığı bilgi veya etkenleri sunar. Burada bu temeli your experience and environment sağlar. Virgülden sonraki ana cümle, bu temelden çıkarılan yargıyı, kararı, tahmini veya sonucu vermelidir. Bu başlangıç, When we use X as the basis gibi tam bir yan cümleden daha kısadır.

Alıştırma

Cümleyi Based on ile tamamlayın: ____ the survey results, we changed the schedule.

Cevabı göster

Based on

used connections are strengthened, Dilbilgisi

1:47

kullanılan bağlantılar güçlenir,

and unused connections are removed.

1:50

kullanılmayan bağlantılar ise silinir.

Dilbilgisi

used connections are strengthened ... unused connections are removed: paralel edilgen yan cümleler

Bu cümle, aynı edilgen kalıba sahip iki yan cümleyi birleştirir: used connections + are strengthened ve unused connections + are removed. Used ile unused bağlantıları karşıt iki gruba ayırırken strengthened ile removed bu grupların farklı sonuçlarını belirtir. “İsim öbeği + are + geçmiş zaman ortacı” yapısının tekrarı, iki sonucu da eşit derecede görünür kılar. Bu dengeli biçim, her değişime neden olan özneyi belirtmeden süreci kısa ve açık biçimde sunduğu için bilimsel açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle iki grubu karşılaştırmak için aynı paralel edilgen yapıyı kullanır?

  1. Useful files are saved because unnecessary files take up space.
  2. Useful files are saved, and unnecessary files are deleted.
  3. The system saves useful files and deletes unnecessary files.
Cevabı göster

Useful files are saved, and unnecessary files are deleted.

Frequently used neuronal pathways are myelinated, Kültür

1:53

Sık kullanılan sinir yolları miyelinleşir,

Kültür

neuronal pathways are myelinated: sinir liflerinin çevresindeki miyelin

Bu cümlede neuronal pathways are myelinated, bu yollardaki sinir liflerinin çevresinde bir miyelin kılıfı oluştuğu anlamına gelir. Are myelinated edilgen yapıdadır; değişime neyin neden olduğundan çok, nöronal yollarda gerçekleşen değişime odaklanır. Miyelin, sinir liflerinin çevresindeki yalıtkan bir maddedir. Bu kaplama, sinir sinyallerinin daha hızlı ve verimli ilerlemesine yardımcı olur. Bu nedenle ifade, sık kullanılan yolları açıklarken önemlidir.

Alıştırma

Bu bilimsel bağlamda The neuronal pathways are myelinated ne anlama gelir?

  1. Kaslara dönüştürülürler.
  2. Sinir sisteminden çıkarılırlar.
  3. Bu yollardaki sinir lifleri miyelin kılıfıyla kaplanır.
Cevabı göster

Bu yollardaki sinir lifleri miyelin kılıfıyla kaplanır.

wrapped in a layer of insulation, Deyimler

1:56

yani yalıtkan bir katmanla sarılır,

Deyimler

bilimsel bir benzetme olarak wrapped in a layer of insulation

Bu ifade, miyelin kaplamasını sinir lifi yalıtımla sarılmış bir kabloymuş gibi anlatır. wrapped in, bir şeyin dıştan kaplandığını belirtir; a layer of ise bu kaplamanın belirgin bir dış katman oluşturduğunu gösterir. Buradaki insulation bilimsel bir benzetmedir; gerçek anlamda bina yalıtım malzemesi değildir. Benzer bir işlevi vurgular: yalıtım bir kabloyu nasıl çevreliyorsa bu kaplama da sinir lifini çevreler ve elektrik sinyallerinin verimli biçimde ilerlemesine yardımcı olur.

Alıştırma

Bu bilimsel açıklamada wrapped in a layer of insulation neyi anlatır?

  1. Sinir lifi bir binanın duvarının içine yerleştirilmiştir.
  2. Sinir lifinin, kablonun çevresindeki yalıtım gibi çalışan bir kaplaması vardır.
  3. Sinir lifi daha hızlı hareket etmesi için ısıtılmıştır.
Cevabı göster

Sinir lifinin, kablonun çevresindeki yalıtım gibi çalışan bir kaplaması vardır.

allowing information to travel faster. Dilbilgisi

1:58

bu da bilginin daha hızlı seyahat etmesini sağlar.

Dilbilgisi

sonuç bildiren allowing information to travel faster ifadesi

Burada allowing information to travel faster, hemen önce açıklanan mekanizmanın sonucunu bildiren bir -ing yan cümleciğidir. Bilginin bunun sonucunda daha hızlı ilerleyebildiğini anlatır; ayrı ve yeni bir olayın başladığını belirtmez. Yapı allow + nesne + to-infinitive biçimindedir: allowing + information + to travel. Bir ana cümleden sonra virgül ve allowing... kullanımı, neden ya da mekanizmayı mümkün kıldığı sonuca bağlamak için sık kullanılır.

Alıştırma

Sonuç ifadesini allow fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The update removes extra steps, ____ customers to complete their orders sooner.

Cevabı göster

allowing

This creates a more efficient, fine-tuned brain. Kelime

2:01

Bu, daha verimli ve ince ayarlı bir beyin yaratır.

Kelime

fine-tuned brain: hassas biçimde optimize edilmiş beyin

Bu cümlede fine-tuned mecaz anlamda kullanılır. Beynin daha doğru ve etkili çalışması için dikkatle ayarlanıp optimize edildiğini anlatır. Hem more efficient hem de fine-tuned, brain sözcüğünü niteler. Aynı sıfat, küçük ve dikkatli ayarlamalardan sonra daha iyi çalışan bir sistemi, modeli, planı, beceriyi veya süreci de anlatabilir. Yalnızca müzik aletlerinin akorduyla sınırlı değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede fine-tuned, dikkatle optimize edilmiş anlamındaki aynı mecaz kullanıma sahiptir?

  1. The model was fine-tuned to produce more accurate results.
  2. The lights were turned off when the office closed.
  3. The violin was fine-tuned until every note was at the right pitch.
Cevabı göster

The model was fine-tuned to produce more accurate results.

But this brain remodeling happens within and between brain regions Kalıp ifadeler

2:04

Ancak beynin bu yeniden yapılanması, beyin bölgeleri içinde ve arasında

at different times,

2:08

farklı zamanlarda gerçekleşir,

Kalıp ifadeler

within and between brain regions: tek ifadede iki kapsam

Within and between brain regions iki kapsamı birleştirir. Within brain regions her bölgenin içini, between brain regions ise farklı bölgelerin arasını ifade eder. Çoğul isim öbeği brain regions, tekrar edilmek yerine iki edat tarafından paylaşılır. Bu kısa yapı, açıklayıcı veya akademik metinlerde bir sürecin hem bölge içindeki etkinliği hem de bölgeler arası ilişkileri kapsadığını belirtir. Yalnızca bir edat kullanmak kapsamı daraltır.

Alıştırma

Cümleyi hem her grubun içini hem de farklı gruplar arasını kapsayan tam ifadeyle tamamlayın: The study measures cooperation ____ teams.

Cevabı göster

within and between

allowing different skills to flourish at different ages. Dilbilgisi

2:09

bu da farklı yaşlarda farklı becerilerin gelişmesine olanak tanır.

Dilbilgisi

allowing different skills to flourish at different ages: bir sonuç ifade etmek

Baştaki -ing yan cümlesi önceki düşünceye bir sonuç ekler: daha önce belirtilen koşul, bu gelişim biçimini mümkün kılar. Yan cümlenin içinde allow, allow + nesne + to-infinitive yapısını izler: allowing + different skills + to flourish. Burada flourish yalnızca “bir bitki gibi büyümek” değil, “özellikle iyi veya başarılı biçimde gelişmek” anlamındadır. At different ages, en iyi gelişim zamanının her beceri için aynı olmadığını belirtir.

Alıştırma

Vurgulanan yan cümleye en uygun yorum hangisidir?

  1. Önceki koşulun farklı becerilerin farklı yaşlarda iyi gelişmesine olanak tanıdığını söyler.
  2. Yalnızca bitkilerle ilgili becerilerin insanlar yaşlandıkça büyüyebileceğini söyler.
  3. Her becerinin tam olarak aynı yaşta tamamen gelişmesi gerektiğini söyler.
Cevabı göster

Önceki koşulun farklı becerilerin farklı yaşlarda iyi gelişmesine olanak tanıdığını söyler.

For example, in childhood,

2:13

Örneğin çocuklukta,

brain regions involved in language learning develop quickly, Dilbilgisi

2:14

dil öğrenmeyle ilgili beyin bölgeleri hızlıca gelişir,

Dilbilgisi

brain regions involved in language learning: kısaltılmış ilgi yan cümlesi

Involved in language learning, brain regions ifadesinden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı yan cümlesidir. Hangi bölgelerin kastedildiğini belirtir ve brain regions that are involved in language learning şeklinde genişletilebilir. Burada involved in, sürece katılmak veya süreçte rol oynamak anlamındadır. Kısaltılmış biçim, bilgiyi bir isim öbeği içinde yoğunlaştırır; bu yapı bilimsel ve diğer bilgilendirici metinlerde yaygındır. Tam cümlede involved ana fiil değildir; ana fiil develop sözcüğüdür.

Alıştırma

Cümleyi "that were involved in" ifadesinin kısaltılmış ilgi yan cümlesi biçimiyle tamamlayın: The teams ____ the rescue operation met this morning.

Cevabı göster

involved in

which is why many children can learn and master multiple languages. Dilbilgisi

2:18

bu yüzden birçok çocuk birden fazla dili öğrenip ustalaşabilir.

Dilbilgisi

which is why: bir nedeni sonucuna bağlamak

which is why yapısındaki which, tek bir isme değil, az önce sözü edilen durumun tamamına gönderme yapar. İfade “ve bunun nedeni de budur” anlamına gelir ve o durumun sonucunu sunar. Yaygın kalıp “neden veya olgu, which is why + sonuç” şeklindedir. Böylece bir açıklamadan onun sonucuna doğal biçimde geçilebilir.

Alıştırma

Belirtilen nedeni sonucuna bağlamak için bu nottaki üç sözcüklü yapıyı kullanın: The alarm did not ring, ____ Maya woke up late.

Cevabı göster

which is why

Yet, the prefrontal cortex, Kültür

2:22

Oysa, prefrontal korteks,

a brain region responsible for cognitive control and inhibition,

2:23

yani bilişsel kontrol ve engellemeden sorumlu beyin bölgesi,

Kültür

the prefrontal cortex, a brain region...: bir terimi açıklayıcı eşleme ile anlatmak

a brain region responsible for cognitive control and inhibition ad öbeği, açıklayıcı bir eşleme ifadesidir: the prefrontal cortex ifadesini başka bir adla yeniden belirtir ve açıklar. İki öbek de aynı beyin bölgesine gönderme yapar. Virgüller bu açıklamanın ek bilgi olduğunu gösterir; böylece ana cümle ayrı bir tanım vermek için kesilmeden devam edebilir. Burada responsible for, “... işlevine sahip olmak” anlamına gelir. Cognitive control, dikkatin ve amaca yönelik davranışın kontrolüdür; inhibition ise uygunsuz ya da dürtüsel bir tepkiyi engelleme becerisidir. Bu, tanımı anlamak için gereken en temel arka plandır.

Alıştırma

Cümlede a brain region responsible for cognitive control and inhibition hangi işlevi görür?

  1. the prefrontal cortex ile karşılaştırılan ikinci bir beyin bölgesini sunar.
  2. the prefrontal cortex ifadesini yeniden adlandırır ve kısaca açıklar.
  3. the prefrontal cortex tarafından gerçekleştirilen temel eylemi belirtir.
Cevabı göster

the prefrontal cortex ifadesini yeniden adlandırır ve kısaca açıklar.

is slower to develop. Dilbilgisi

2:27

daha yavaş gelişir.

Dilbilgisi

is slower to develop: gelişme hızını karşılaştırmak

is slower to develop, bir şeyin karşılaştırma noktasına göre daha düşük bir hızda geliştiğini veya olgunlaşmasının daha uzun sürdüğünü belirtir. Yapı be + slow sözcüğünün karşılaştırma biçimi + to'lu mastardır: is + slower + to develop. Karşılaştırılan öğe than ile açıkça verilebilir ya da bağlamdan anlaşılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede be slower to develop doğru kullanılmıştır?

  1. Some friendships are slower develop than others.
  2. Some friendships are slower to develop than others.
  3. Some friendships are more slower to develop than others.
Cevabı göster

Some friendships are slower to develop than others.

As a result, some young children may struggle with strategic games Notlar

2:29

Sonuç olarak, bazı küçük çocuklar stratejik oyunlarda zorluk çekebilirler,

Anlatım akışı

As a result: sonucu belirtmek

As a result, okuyucuya bir sonraki düşüncenin az önce verilen bilginin sonucu olduğunu bildirir. Metni önce neden, sonra sonuç gelecek şekilde düzenler; örnek veya karşıtlık sunmaz. Cümlenin başında kullanıldığında, burada olduğu gibi ardından genellikle virgül gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede As a result ikinci olayı birinci olayın sonucu olarak sunmak için doğru kullanılmıştır?

  1. The road was flooded. In contrast, the bus arrived late.
  2. The road was flooded. As a result, the bus arrived late.
  3. The road was flooded. For example, the bus arrived late.
Cevabı göster

The road was flooded. As a result, the bus arrived late.

Kalıp ifadeler

struggle with strategic games: bir görevde zorlanmayı anlatmak

Bu cümlede struggle with strategic games, strateji oyunlarını zor bulmak ve oynarken fazladan çaba harcamak anlamına gelir. Fiziksel olarak mücadele etmek anlamına gelmez ve çocukların bu oyunları hiç oynayamadığını da göstermez. Aktarılabilir kalıp struggle with + isim, isim grubu veya -ing biçimidir. Zorluğa yol açan görevi, dersi, sorunu veya duyguyu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi struggle with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Maya understands the rules, but she still ____ long strategy games.

Cevabı göster

struggles with

such as chess or checkers,

2:32

satranç veya dama gibi,

which require constant concentration, Dilbilgisi

2:34

ki bunlar sürekli konsantrasyon,

planning, and abstract thought.

2:36

planlama ve soyut düşünce gerektirir.

Dilbilgisi

which require ...: oyunların ne gerektirdiğini açıklamak

Bu cümlede which, daha önce geçen strategic games ifadesine gönderme yapar. İlgi cümleciği bu oyunların ne gerektirdiğini ekleyerek bazı çocukların onları neden zor bulabileceğini açıklar. games çoğul olduğu için fiil requires değil require olur. Constant concentration, planning ve abstract thought, require fiilinin nesnesi olan üç paralel isim grubudur.

Alıştırma

Cümleyi which ve require fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: These tasks, ____ careful planning, can take hours.

Cevabı göster

which require

At the same time, Anlatım akışı

2:38

Aynı zamanda,

Anlatım akışı

Dengeleyici bir bağlaç olarak At the same time

Burada At the same time, iki olayın yalnızca aynı anda gerçekleştiğini belirtmek yerine anlatımı düzenler. Aynı konunun, daha önce söylenenlerle birlikte doğru olabilecek başka bir yönünü sunar. Bu bağlayıcı genellikle bir sınırlamayı bir güçlü yönle veya ilgili başka bir noktayla dengeler. İki düşüncenin tam karşıt olması gerekmez; ikinci düşünce, ilkini geçersiz kılmadan farklı bir bakış açısı ekler.

Alıştırma

Hangi parça, aynı durumun dengeleyici başka bir yönünü eklemek için At the same time ifadesini kullanıyor?

  1. The course is challenging. As a result, many learners need extra time.
  2. The course is challenging. At the same time, it gives beginners plenty of support.
  3. The course is challenging. For example, the final project has three parts.
Cevabı göster

The course is challenging. At the same time, it gives beginners plenty of support.

children tend to be more flexible, exploration-based learners. Kalıp ifadeler

2:39

çocuklar daha esnek, keşfe dayalı öğrenenler olma eğilimindedir.

Kalıp ifadeler

Genel bir eğilimi anlatan tend to be more flexible ...

tend to be yapısında tend to + fiilin yalın hâli, yaygın olarak gerçekleşen veya genel olarak doğru olan durumu anlatır. İstisnalara yer bırakır; bu nedenle cümle, her çocuğun bu şekilde öğrendiğini iddia etmek yerine grup düzeyinde bir gözlem sunar. be fiili, children ile more flexible, exploration-based learners açıklamasını birbirine bağlar. Flexible, öğrenme biçimini ayarlayabilmeyi; exploration-based ise deneyerek, keşfederek ve uyarlayarak öğrenmeyi anlatır. Kısa çizgi, exploration ve based sözcüklerini learners önünde tek bir niteleyici hâline getirir.

Alıştırma

Kesin bir kuralı değil, genel bir eğilimi anlatmak için tend to be kullanın: Neighborhood parks ____ quieter early in the morning.

Cevabı göster

tend to be

They often use more creative approaches Kalıp ifadeler

2:43

Genellikle daha yaratıcı yaklaşımlar kullanırlar

when finding solutions to riddles

2:45

bilmecelere çözüm bulurken

Kalıp ifadeler

use more creative approaches when finding solutions to riddles: çözüm ararken daha yaratıcı yaklaşımlar kullanmak

Use approaches, bir görevle başa çıkma yollarını seçip uygulamak anlamına gelir. More creative approaches, karşılaştırılan yöntemlerden daha yaratıcı olan yöntemleri anlatır. When finding solutions to riddles, bu yöntemlerin ne zaman kullanıldığını belirtir; finding fiilinin örtük öznesi they'dir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıplar use an approach ve find a solution to a problem şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle hedef kalıpları doğal biçimde kullanıyor?

  1. The class used more creative approaches when finding solutions to the puzzle.
  2. The class used more creatively approaches when finding solutions for the puzzle.
  3. The class made more creative approaches when finding solutions to the puzzle.
Cevabı göster

The class used more creative approaches when finding solutions to the puzzle.

and are on average less afraid to make mistakes. Kalıp ifadeler

2:47

ve ortalama olarak hata yapmaktan daha az korkarlar.

Kalıp ifadeler

on average less afraid to make mistakes: ortalama olarak hata yapmaktan daha az korkmak

On average, ifadenin kapsamını grubun genel eğilimiyle sınırlar. Grubun bir bütün olarak daha az korktuğunu, ancak bireyler arasında fark olabileceğini belirtir. Less afraid, bağlamda daha önce verilen başka bir grup veya zamanla karşılaştırma yapar. Burada afraid to make mistakes, hata yapmaktan endişe etmek anlamındadır; herkesin hata yapacağını veya hiç kimsenin hata yapmayacağını söylemez.

Alıştırma

Şu yargıyı değerlendirin: “The students are, on average, less afraid to make mistakes” her öğrencinin daha az korktuğu anlamına gelir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

But adults have their own unique set of abilities.

2:51

Ancak yetişkinlerin de kendilerine özgü yetenekleri vardır.

Adults benefit from a well-developed prefrontal cortex, Kalıp ifadeler

2:54

Yetişkinler, iyi gelişmiş bir prefrontal korteksten faydalanırlar,

Kalıp ifadeler

benefit from a well-developed prefrontal cortex: avantajın kaynağını belirtmek

Benefit from + isim, “bir şey sayesinde avantaj elde etmek” anlamına gelir. Bu cümlede avantajı elde edenler yetişkinlerdir; iyi gelişmiş prefrontal korteks ise bu avantajın kaynağıdır. Well-developed, etkili biçimde çalışacak kadar güçlü veya yeterli ölçüde gelişmiş bir şeyi anlatır. Yapı şu şekilde başka durumlara aktarılabilir: kişi veya grup + benefit from + yararlı koşul, kaynak veya değişiklik.

Alıştırma

“Bir şey sayesinde avantaj elde etmek” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Small businesses can ____ lower energy costs.

Cevabı göster

benefit from

allowing them to better execute skills Dilbilgisi

2:57

bu durum becerilerini daha iyi uygulamalarına olanak tanır,

Dilbilgisi

allowing them to better execute skills: -ing yan cümlesiyle sonuç eklemek

Allowing them to better execute skills, önceki ifadenin sonucunu ekleyen -ing biçimli bir ortaç yan cümlesidir. “Bu da onların becerilerini daha etkili biçimde kullanmasını veya uygulamasını sağlar” anlamına gelir; tek başına yeni ve bağımsız bir cümle değildir. İç yapı allow + nesne + to + fiilin yalın hâli şeklindedir: allowing + them + to execute. Better burada doğal olarak execute sözcüğünden önce gelir ve becerilerin ne kadar etkili uygulandığını anlatır.

Alıştırma

Sonuç belirtmek için allowing + nesne + to + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The clearer instructions reduce confusion, allow users to finish the task faster.
  2. The clearer instructions reduce confusion, allowing users to finish the task faster.
  3. The clearer instructions reduce confusion, allowing users finish the task faster.
Cevabı göster

The clearer instructions reduce confusion, allowing users to finish the task faster.

that require learning, focus, and memory,

2:59

öğrenme, odaklanma ve hafıza gerektiren,

making them quick and efficient puzzle solvers Dilbilgisi

3:02

bu onları hızlı ve verimli bulmaca çözücüler

Dilbilgisi

making them quick and efficient puzzle solvers: sonuç ifade etmek

making them quick and efficient puzzle solvers biçimindeki -ing yan cümlesi, daha önce anlatılan becerilerin sonucunu belirtir. Bu becerilerin, them ile gösterilen kişileri bulmacaları hızlı ve verimli çözen kişiler hâline getirdiği anlamına gelir; sonradan gerçekleşen ayrı bir eylemi anlatmaz. Kalıp make + nesne + nesne tümlecidir. Them nesnedir; quick and efficient puzzle solvers ise onların neye dönüştüğünü belirten bir isim öbeğidir. Bu kalıpta making sonrasında to be kullanılmaz.

Alıştırma

Maya’nın daha özgüvenli bir konuşmacı olduğunu göstermek için making + her + isim tümleci kullanın: Maya practiced every day, ____.

Cevabı göster

making her a more confident speaker

or crossword masters.

3:04

veya çengel bulmaca ustaları yapar.

Late in adulthood,

3:06

İleri yetişkinlikte,

these same skills may decline Dilbilgisi

3:07

bu aynı beceriler zayıflayabilir

as the brain's memory center,

3:09

beynin hafıza merkezi,

known as the hippocampus, shrinks. Kalıp ifadeler

3:10

hipokampüs olarak bilinen bölge küçüldükçe.

Dilbilgisi

may decline as ... shrinks: değişen iki durumu bağlamak

Bu cümlede as, değişmekte olan iki durumu birbirine bağlar: bellek merkezi küçülür ve bu değişimle birlikte beceriler gerileyebilir. Küçülme, gerilemenin arka planı ve olası bir nedeni olarak sunulur. Bu nedenle as hem aşamalı bir zaman ilişkisini hem de olası bir neden-sonuç bağlantısını ifade eder. May, iddiayı temkinli tutar: gerileme mümkündür ancak kesin değildir. Araya giren known as the hippocampus ifadesi yalnızca bellek merkezinin adını verir; bu ifade geçici olarak çıkarıldığında as ile kurulan bağlantı daha kolay görülür.

Alıştırma

Hangi cümle yalnızca doğrudan bir neden veya zaman noktası belirtmek yerine iki değişimin birlikte geliştiğini en iyi şekilde gösterir?

  1. Sales rose as customer confidence grew.
  2. Sales rose when customer confidence grew.
  3. Sales rose because customer confidence grew.
Cevabı göster

Sales rose as customer confidence grew.

Kalıp ifadeler

known as the hippocampus: known as ile bir ad tanıtmak

Known as + ad, bir kişi ya da şeyin ne olarak adlandırıldığını gösterir. Burada known as the hippocampus, bu parçadan önce sözü edilen beyin yapısının adını verir; hippocampus, yani hipokampus, bellekle ilgili bir beyin yapısıdır. Bu sözler kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciği oluşturur: known as the hippocampus, which is known as the hippocampus ile aynı anlamdadır. Virgül, ana fiil shrinks gelmeden önce bu ek bilginin bittiğini gösterir.

Alıştırma

Ad tanıtan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: This number pattern is ____ the Fibonacci sequence.

Cevabı göster

known as

But there's a reason for the phrase older and wiser. Deyimler

3:13

Ancak yaşlı ve bilge ifadesinin bir nedeni var.

Deyimler

older and wiser: yaş, deneyim ve muhakeme

Older and wiser iki karşılaştırmalı sıfatı birleştirir. İnsanlar yaşlandıkça biriken deneyimin yargılarını ve anlayışlarını geliştirebileceğini anlatır. Bu ifade atasözüne benzeyen yaygın bir genellemedir; her yaşlı kişinin kendiliğinden daha zeki olduğunu ileri sürmez. Bu cümlede yaşın olası bir yararına işaret eder ve yaşlanmayla azalabilecek beceriler hakkındaki anlatımı dengeler.

Alıştırma

Bir buluşmada Maya, “We made mistakes back then, but we're older and wiser now.” diyor. Büyük olasılıkla ne demek istiyor?

  1. Herkes belirli bir yaşta kusursuz derecede zeki olur.
  2. Fiziksel olarak eskisinden daha genciz.
  3. Deneyimden ders aldık ve şimdi daha iyi kararlar verebiliriz.
Cevabı göster

Deneyimden ders aldık ve şimdi daha iyi kararlar verebiliriz.

After a lifetime of learning, Dilbilgisi

3:16

Bir ömür boyu süren öğrenmenin ardından,

Dilbilgisi

After a lifetime of learning: sonucu uzun bir deneyimle çerçevelemek

After a lifetime of learning, cümlenin başında yer alan bir edat öbeğidir. After, ana sonuçtan önce gelen uzun bir deneyimi tanıtır; a lifetime of learning ise bilginin yıllar boyunca yavaş yavaş biriktiğini vurgular. Daha sonraki bir beceriyi veya sonucu aşamalı birikimin ürünü olarak göstermek için after + uzun bir dönem ya da deneyim yapısı kullanılabilir. Bu öbek arka planı verir ve normalde ardından ana cümle gelir.

Alıştırma

En uygun başlangıcı seçin: ____, she could perform the difficult piece with ease.

  1. Without any previous practice
  2. After years of practice
  3. During her first lesson
Cevabı göster

After years of practice

older adults have more knowledge to recall and utilize, Kalıp ifadeler

3:18

daha yaşlı yetişkinlerin hatırlayacak ve kullanacak daha fazla bilgisi vardır,

making them excellent trivia partners.

3:21

bu da onları mükemmel bilgi yarışması partnerleri yapar.

Kalıp ifadeler

recall and utilize: bilgiyi hatırlamak ve uygulamak

Recall and utilize, bir kişinin bilgiyle yapabileceği iki şeyi anlatan sıralı fiillerdir: bilgiyi yeniden hatırlamak ve pratik biçimde kullanmak. And, bu eylemleri alternatifler olarak sunmak yerine bir çift olarak birleştirir. Tek bir to, sıralı iki fiili de başlatır: knowledge to recall and utilize, knowledge to recall and to utilize ile aynı temel yapıya sahiptir. İkinci to sözcüğünü çıkarmak öbeği daha kısa ve öz hâle getirir.

Alıştırma

Hangi cümle, kişinin belleğindeki bilgiyi hatırlayıp sonra uygulaması anlamını doğal biçimde verir?

  1. Researchers must recall and utilize prior findings when designing the next study.
  2. Researchers must remind and utilize prior findings when designing the next study.
  3. Researchers must recall but ignore prior findings when designing the next study.
Cevabı göster

Researchers must recall and utilize prior findings when designing the next study.

Other factors that Amir should consider are his own strengths. Anlatım akışı

3:24

Amir'in göz önünde bulundurması gereken diğer faktörler kendi güçlü yönleridir.

Anlatım akışı

Other factors that Amir should consider...: başka bir değerlendirme ölçütü eklemek

Other factors, açıklamanın değerlendirmeye başka bir ölçüt eklediğini gösterir. Burada odak, daha önce ele alınan bilgilerden Amir'in kişisel yeteneklerine, yani his own strengths ifadesine kayar. Other factors that X should consider are... kalıbı, bir açıklamayı düzenlemeye yardımcı olur. Önemli olan ek noktaları belirtir ve ardından yeni etkeni ya da etkenleri açıklar. that Amir should consider ilgi cümleciği, hangi etkenlerin ilgili olduğunu belirtir.

Alıştırma

Bu cümlenin bir açıklamadaki temel düzenleyici işlevi nedir?

  1. Yeni bir değerlendirme unsuru ekler ve odağı Amir'in kişisel güçlü yönlerine taşır.
  2. Odağı değiştirmeden önceki bir noktayı tekrarlar.
  3. Daha önce ele alınan bütün bilgileri reddeder.
Cevabı göster

Yeni bir değerlendirme unsuru ekler ve odağı Amir'in kişisel güçlü yönlerine taşır.

As an adolescent,

3:28

Bir ergen olarak,

the prefrontal cortical regions of your brain

3:29

beyninizin prefrontal kortikal bölgeleri

are more developed than in childhood. Dilbilgisi

3:31

çocukluğa kıyasla daha fazla gelişmiştir.

Dilbilgisi

are more developed than in childhood: gelişim evrelerini karşılaştırmak

Are more developed than in childhood, iki yaşam evresindeki gelişim derecesini karşılaştırmak için more + sıfat + than yapısını kullanır. Bu ifade, beyin bölgelerinin ergenlik döneminde çocukluk dönemine göre daha gelişmiş olduğu anlamına gelir. than in childhood bölümünde tekrar eden sözcükler çıkarılmıştır. Karşılaştırmanın tam biçimi than they were in childhood olarak anlaşılabilir. Cümle, aynı beyin bölgelerinin farklı zamanlardaki durumlarını karşılaştırır; beyin bölgelerini childhood kavramıyla karşılaştırmaz.

Alıştırma

Hangi cümle aynı becerileri ergenlik ve çocukluk dönemlerinde doğru biçimde karşılaştırır?

  1. By adolescence, planning skills are most developed than in childhood.
  2. By adolescence, planning skills are more developed than in childhood.
  3. By adolescence, planning skills are more developed than childhood is.
Cevabı göster

By adolescence, planning skills are more developed than in childhood.

This allows you to better navigate logic and math puzzles. Kelime

3:33

Bu, mantık ve matematik bulmacalarında daha iyi yol almanızı sağlar.

Kelime

better navigate logic and math puzzles: navigate sözcüğünün mecaz kullanımı

Navigate sözcüğü kelime anlamıyla bir rota bulup o rotayı takip etmek demektir. Burada ise mecaz olarak kullanılır: Mantık ve matematik bulmacaları, içinde yol alınması gereken karmaşık bir arazi gibi düşünülür. Bu nedenle better navigate, haritada hareket etmek değil, bulmacaların adımları ve zorluklarıyla daha etkili biçimde başa çıkmak anlamına gelir. Bu kullanım süreç, sistem, sorun veya zor bir durum gibi başka karmaşık şeylere de aktarılabilir. Odak noktası, karmaşıklığın içinden geçmek için uygulanabilir bir yol bulmaktır.

Alıştırma

Hangi cümlede navigate, karmaşık bir şeyle başa çıkmak anlamında mecaz olarak kullanılmıştır?

  1. The technician helped us navigate the new security rules.
  2. The pilot navigated the plane around the storm.
  3. The scientist solved the equation.
Cevabı göster

The technician helped us navigate the new security rules.

Simultaneously, deep inside the brain, Anlatım akışı

3:37

Eş zamanlı olarak, beynin derinliklerinde,

regions that are important in motivation and reward

3:40

motivasyon ve ödülde önemli olan bölgeler

are developing even faster,

3:42

daha da hızlı gelişerek,

Anlatım akışı

Simultaneously ... are developing even faster: paralel bir süreç eklemek

Cümlenin başındaki Simultaneously, bu gelişimin az önce anlatılan süreçle aynı dönemde gerçekleştiğini okuyucuya bildirir. Bir karşıtlık veya sonraki aşama değil, paralel ilerleyen başka bir gelişim çizgisi ekler. Ana özne regions, ana fiil ise are developing ifadesidir. Deep inside the brain bu bölgelerin yerini belirtirken, that are important in motivation and reward hangi bölgelerden söz edildiğini açıklar. Even faster bu bölgelerin gelişme hızını önceki süreçle karşılaştırır ve karşılaştırmayı güçlendirir.

Alıştırma

Burada Simultaneously ve even faster okuyucuya ne anlatıyor?

  1. Paralel bir süreç ekler ve bu sürecin daha yüksek bir hızla geliştiğini belirtir.
  2. Önceki süreci tamamen farklı bir konuyla değiştirir.
  3. Önceki sürecin bu süreç başlamadan önce sona erdiğini gösterir.
Cevabı göster

Paralel bir süreç ekler ve bu sürecin daha yüksek bir hızla geliştiğini belirtir.

driving teenagers like Amir Dilbilgisi

3:44

Amir gibi gençleri

to be curious and adventurous learners.

3:46

meraklı ve maceracı öğreniciler olmaya teşvik eder.

Dilbilgisi

driving teenagers ... to be ...: sonucu anlatan drive + kişi + to + fiil yapısı

driving teenagers like Amir to be curious and adventurous learners ifadesinde driving, araç sürmek değil, “bir şeye neden olmak” veya “güçlü biçimde yöneltmek” anlamındadır. Kalıp drive + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir: bir güç, kişiyi bir eylemde bulunmaya ya da bir duruma girmeye yöneltir. -ing yan cümlesi, hemen önce açıklanan mekanizmanın sonucunu sunar. “Bunun etkisi ne?” sorusunu yanıtlar ve neden-sonuç bağını kısa biçimde kurar.

Alıştırma

Bir nedenin sonuç doğurduğunu göstermek için drive + kişi + to + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Rising costs may drive families to change their spending habits.
  2. Rising costs may drive families change their spending habits.
  3. Rising costs may drive families to changing their spending habits.
Cevabı göster

Rising costs may drive families to change their spending habits.

In many ways, you can think of the teenager

3:49

Birçok yönden, ergenleri şu şekilde düşünebilirsiniz;

as a jack of all trades, Deyimler

3:51

her işten anlayan biri gibi,

Deyimler

a jack of all trades: birçok beceriye sahip kişi

A jack of all trades, birçok farklı işi yapabilen veya geniş bir beceri yelpazesine sahip kişiyi anlatan bir deyimdir. Buradaki Jack belirli bir kişi değildir; bu nedenle ifade kelimesi kelimesine yorumlanmaz. Deyim tek başına kullanıldığında çok yönlülüğe odaklandığı için nötr veya övgü dolu olabilir. Daha uzun olan a jack of all trades, master of none sözünde eklenen bölüm, kişinin derin uzmanlığa sahip olmadığını ima edebilir.

Alıştırma

Leo can repair a bike, cook a meal, and build a simple website. Ona a jack of all trades denmesi ne anlama gelir?

  1. Çok çeşitli pratik becerilere sahiptir.
  2. Adı Jack'tir ve birkaç şirketin sahibidir.
  3. Yalnızca bisiklet tamirinde uzmandır.
Cevabı göster

Çok çeşitli pratik becerilere sahiptir.

with brains wired to seek out new experiences Deyimler

3:53

beyinleri yeni deneyimler aramak

and learn quickly.

3:56

ve hızlı öğrenmek üzere programlanmıştır.

Deyimler

wired to seek out new experiences: doğuştan gelen bir eğilim

be wired to + fiilin yalın hâli yapısında wired, bir beyni, kişiyi veya sistemi belirli bir biçimde bağlanmış bir şeye benzetir. İfade, “bir şeyi yapmaya doğal olarak veya güçlü biçimde eğilimli olmak” anlamına gelir; gerçek elektrik kablolarını anlatmaz. Seek out, “etkin biçimde aramak” demektir. Bu nedenle wired to seek out new experiences, bilinmeyen şeyleri keşfetmeye yönelik doğuştan gelen veya köklü bir eğilimi anlatır; davranışın kesinlikle gerçekleşeceğini söylemez.

Alıştırma

Güçlü bir doğal eğilimi anlatan dersteki benzetmeli ifadeyle cümleyi tamamlayın: Rina is ____ spot patterns in number games.

Cevabı göster

wired to

You're at a dynamic stage,

3:57

Dinamik bir aşamadasınız,

where the choices you make Anlatım akışı

3:59

öyle ki yaptığınız seçimler

and the skills you focus on

4:01

ve odaklandığınız beceriler

can actually guide the development of your brain.

4:02

aslında beyninizin gelişimine yön verebilir.

Anlatım akışı

where the choices you make ... can guide the development of your brain: gerçekleri eylemle ilişkilendirmek

where ile başlayan yan cümle a dynamic stage ifadesine geri döner. Burada where fiziksel bir yeri değil, “o aşamada” veya “o durumda” anlamını taşır. Seçimleri ve becerileri bu aşamadaki önemli olasılıklar olarak düzenler. Söylem düzeyinde bu yan cümle, değişen beyinle ilgili bilimsel bir gerçeği kişisel bir öneme dönüştürür: dinleyicinin seçtiği ve çalıştığı şeyler gelişimi etkileyebilir. Actually, bu pratik etkinin gerçek olduğunu ve beklenenden daha önemli veya şaşırtıcı olabileceğini vurgular.

Alıştırma

Bu cümlede where ile başlayan yan cümlenin bilgiyi düzenlemedeki temel görevi nedir?

  1. Konuyu beynin vücuttaki fiziksel konumuna kaydırır.
  2. Herhangi bir beceri gelişmeden önce bu aşamanın bittiğini söyler.
  3. Gelişim aşamasını dinleyicinin yapabileceği seçimlerle ilişkilendirir.
Cevabı göster

Gelişim aşamasını dinleyicinin yapabileceği seçimlerle ilişkilendirir.

So, what's the smartest age?

4:06

Peki, en zeki yaş hangisidir?

There's no single answer. Anlatım akışı

4:09

Tek bir cevabı yok.

Anlatım akışı

There's no single answer: tek bir evrensel sonucu reddetmek

There's no single answer, tek bir yanıtın her kişiye, koşula veya amaca uymadığı anlamına gelir. Birden fazla makul yanıta yer bırakır; hiç yanıt olmadığını söylemez. Sonuç cümlesi olarak kullanıldığında, aşırı basit ve her duruma uyan tek bir sonucu reddederek karmaşık bir tartışmayı kapatır. Böylece konuşmacı ilk soruya dönerken sonucun bağlama bağlı olduğunu da belirtir.

Alıştırma

Bir konuşmacı zor bir seçimi tartıştıktan sonra “There's no single answer” diyor. Ne demek istiyor?

  1. Hiçbir yanıt yoktur.
  2. Yalnızca bir yanıt kabul edilebilir.
  3. Farklı durumlarda farklı yanıtlar makul olabilir.
Cevabı göster

Farklı durumlarda farklı yanıtlar makul olabilir.

It's 8, 16, 25, 65,

4:11

Bu yaş 8, 16, 25, 65'tir

and everything in between. Kalıp ifadeler

4:14

ve aradaki tüm yaşlardır.

Kalıp ifadeler

and everything in between: aradaki tüm aralığı kapsamak

And everything in between, belirtilen iki uç arasında kalan tüm durumları, dereceleri veya seçenekleri ekler. In between yalnızca fiziksel alanı değil; fiyat, zorluk veya tarz gibi soyut bir aralığı da anlatabilir. Baştaki and, bu son özeti daha önce belirtilen iki uca bağlar. Konuşmacı ortadaki her olasılığı tek tek sıralamak yerine, kısa bir ifadeyle tüm aralığı kapsar.

Alıştırma

İki uç arasındaki tüm zorluk düzeylerini kapsayan kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The park has easy walks, difficult climbs, ____.

Cevabı göster

and everything in between

Our brains have adapted to prioritize different skills Kalıp ifadeler

4:16

Beyinlerimiz farklı becerilere öncelik verecek şekilde adapte olmuştur

at various ages

4:19

çeşitli yaşlarda,

to meet that stage of life's challenges and demands. Kalıp ifadeler

4:20

hayatın o aşamasının zorluklarını ve taleplerini karşılamak için.

Kalıp ifadeler

brains have adapted to prioritize different skills: uyum ve öncelik

Have adapted yapısındaki present perfect, değişimi zaman içinde gelişmiş ve sonucu bugün de geçerli olan bir süreç olarak sunar. Prioritize different skills, bazı becerilere diğerlerinden daha fazla dikkat ya da önem vermek demektir; diğer becerilerin yok olduğu anlamına gelmez. Burada to prioritize, uyumun beynin ne yapmasını mümkün kıldığını belirten bir mastardır. Beyin, farklı yaşlarda farklı becerilere öncelik verecek biçimde değişmiştir. Adapt, yeni bir eylemi mümkün kılacak şekilde değişmek anlamındaysa adapt to + fiilin yalın hâli kalıbı başka durumlara da uygulanabilir.

Alıştırma

Brains have adapted to prioritize different skills ifadesini en doğru biçimde açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Beyin her yaşta bütün becerilere eşit öncelik verir.
  2. Beyin değişmiştir; bu nedenle farklı yaşlarda farklı beceriler öncelik kazanır.
  3. Beyin çocukluktan sonra hiçbir beceriyi geliştirmez.
Cevabı göster

Beyin değişmiştir; bu nedenle farklı yaşlarda farklı beceriler öncelik kazanır.

Kalıp ifadeler

to meet ... challenges and demands: amaç ve meet fiilinin ‘buluşmak’ dışındaki anlamı

To meet ... mastar öbeği, farklı becerilere öncelik vermenin amacını belirtir: yaşamın o evresiyle bağlantılı zorluklara karşılık vermek ve gereklilikleri karşılamak. Burada meet, bir kişiyle buluşmak anlamında değildir. Meet a challenge, bir zorluğa etkili biçimde karşılık vermek; meet a demand ise bir talebi veya gerekliliği karşılamak demektir. That stage of life's challenges and demands, the challenges and demands of that stage of life biçiminde anlaşılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede meet, to meet ... challenges and demands ifadesindekiyle aynı anlama gelir?

  1. The two paths meet beside the lake.
  2. I will meet my coach after school.
  3. The new accessibility features help the website meet users' needs.
Cevabı göster

The new accessibility features help the website meet users' needs.

So, no matter who Amir picks, Dilbilgisi

4:24

Bu yüzden, Amir kimi seçerse seçsin,

having an age-diverse team is a good strategy. Kelime

4:26

farklı yaşlardan oluşan bir takıma sahip olmak iyi bir stratejidir.

Dilbilgisi

No matter who Amir picks: sonuç değişmez

Burada no matter who Amir picks, ödünleme anlamı taşıyan bir yan cümle kurar. Amir herhangi birini seçebilir, ancak bu seçim ana cümledeki sonucu değiştirmez: farklı yaşlardan üyeleri olan bir ekip kurmak iyi bir strateji olmaya devam eder. Kullanılabilir kalıp no matter + soru sözcüğü + özne + fiildir. Who, picks fiilinin nesnesidir; ancak yan cümlede soru dizilişi değil Amir picks şeklindeki düz cümle dizilişi kullanılır. Bu nedenle does Amir pick denmez.

Alıştırma

Cümleyi no matter ve bir kişiyi belirten soru sözcüğüyle tamamlayın: ____ the coach chooses as captain, the whole team will train together.

Cevabı göster

No matter who

Kelime

An age-diverse team: birleşik sıfat

An age-diverse team, farklı yaş gruplarından üyeleri olan bir ekip demektir. Age-diverse, team sözcüğünden önce tek bir birleşik sıfat olarak kullanılır; kısa çizgi, age ve diverse sözcüklerinin birlikte tek bir niteleyici oluşturduğunu gösterir. Bu tanım, ekibin üyelerinin genel yapısını anlatır. Tek bir kişinin birden fazla yaşa sahip olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Age ve diverse sözcüklerini kısa çizgili tek bir sıfat hâline getirerek cümleyi tamamlayın: The company formed an ____ team for the project.

Cevabı göster

age-diverse

That's right.

4:31

Doğru.

No matter your age, Dilbilgisi

4:32

Yaşınız ne olursa olsun,

you have ideas that are worth sharing. Kalıp ifadeler

4:33

paylaşmaya değer fikirleriniz var.

Dilbilgisi

No matter your age: no matter + isim öbeği

“No matter your age”, yaşın ana cümlede söylenen gerçeği değiştirmediğini anlatır. “no matter what your age is” veya “no matter how old you are” ile bağlantılı, kısaltılmış bir ödünleme yapısıdır. “no matter + isim öbeği” kalıbı değişebilen bir etkeni belirtir; ana cümle ise bu etkene rağmen neyin geçerli kaldığını söyler. “the cost,” “the time” ve “the weather” gibi isim öbekleri de kullanılabilir.

Alıştırma

no matter ifadesinden sonra your age isim öbeğini kullanarak cümleyi tamamla: ____, you can learn something new.

Cevabı göster

No matter your age

Kalıp ifadeler

ideas that are worth sharing: be worth + fiil-ing

“ideas that are worth sharing” ifadesinde “that are worth sharing” ilgi cümleciği “ideas” sözcüğünü açıklar. Yapı “something + be worth + fiil-ing” şeklindedir ve eylemi yapmanın buna değecek kadar yararlı olduğunu anlatır. “sharing” etken bir -ing biçiminde olsa da “ideas”, insanların paylaştığı şeydir. Bu nedenle ifade, fikirlerin paylaşılmaya değer olduğu anlamına gelir. “worth sharing” kullanılır; “worth to share” kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için share fiilinin doğru biçimini kullan: This idea is worth ____ with the whole class.

Cevabı göster

sharing

That's why students around the world

4:35

İşte bu yüzden dünya çapındaki öğrenciler

are honing their ideas into TED-style talks Kalıp ifadeler

4:37

fikirlerini TED tarzı konuşmalara dönüştürüyorlar

Kalıp ifadeler

honing their ideas into TED-style talks: hone A into B ile geliştirip biçimlendirmek

Bu cümlede honing, bir şeyi daha açık ve etkili hâle gelmesi için tekrar tekrar geliştirip biçimlendirmek anlamına gelir. Öğrenciler yalnızca fikir sahibi olmuyor; düzeltme ve alıştırma yoluyla bu fikirleri geliştiriyorlar. hone A into B yapısında A başlangıçtaki malzemeyi, B ise işlenmiş sonucu gösterir. Burada fikirler TED tarzı konuşmalara dönüştürülüyor.

Alıştırma

Cümleyi hone fiilinin geçmiş zaman biçimiyle ve tamamlanmış sonucu tanıtan edatla tamamlayın: After weeks of editing, Leo ____ his first outline ____ a focused article.

Cevabı göster

honed · into

with the TED-Ed student talks program. Kültür

4:40

TED-Ed öğrenci konuşmaları programıyla.

Kültür

TED-Ed student talks program ifadesini özel ad olarak anlamak

TED-Ed Student Talks program, TED-Ed ile bağlantılı belirli bir eğitim programının adıdır. Altyazıda tüm ifadeyi tek bir özel ad olarak anlamak gerekir. Student Talks, öğrencilerin yaptığı sunumları ifade eder; öğrenciler arasındaki gündelik sohbetleri değil. Öncesindeki with, etkinliğin bu program aracılığıyla veya programın bir parçası olarak yapıldığını belirtir. Bu, programla öğrencilerin çalışmaları arasındaki ilişkiyi açıklar.

Alıştırma

Bu altyazıda “TED-Ed student talks program” neyi ifade ediyor?

  1. Öğrenciler arasındaki herhangi bir gündelik sohbet.
  2. Öğrenciler için otomatik olarak konuşma metni yazan bir yazılım.
  3. Öğrenci sunumlarına odaklanan belirli bir TED-Ed eğitim programı.
Cevabı göster

Öğrenci sunumlarına odaklanan belirli bir TED-Ed eğitim programı.

Teachers learn how to bring this free curriculum Kalıp ifadeler

4:43

Öğretmenler bu ücretsiz müfredatı nasıl taşıyacaklarını öğreniyorlar

to a classroom or after-school program near you

4:45

yakınınızdaki bir sınıfa veya okul sonrası bir programa

Kalıp ifadeler

bring ... to ...: bir müfredatı eğitim ortamında kullanıma sunmak

Burada bring this free curriculum to a classroom or after-school program, müfredatı o ortamda kullanılabilmesi için oraya götürüp uygulamaya sunmak demektir. Asıl anlam, kitapları veya materyalleri fiziksel olarak taşımak değildir. Tekrar kullanılabilir bring something to a place or group kalıbı, bir programı, hizmeti, etkinliği veya kaynağı bir yerdeki ya da gruptaki insanların kullanımına sunmayı anlatabilir. Bu cümlede this free curriculum sunulan içerik, a classroom or after-school program ise kullanılacağı ortamdır.

Alıştırma

Cümleyi bring ... to ile tamamlayın: The museum plans to ____ free art workshops ____ neighborhood schools.

Cevabı göster

bring · to

at ed.ted.com/studenttalks.

4:48

ed.ted.com/studenttalks adresinde.