İrrasyonel sayıları anlamak - Ganesh Pai: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
575 kelime 154 kel/dk

Video özeti: Video, Hippasos’un irrasyonel sayıları keşfetmesinin her sayının bir oran olduğu yönündeki Pisagorcu inancı nasıl sarstığını anlatıyor, √2’nin irrasyonel olduğunu çelişki yoluyla kanıtlıyor ve bu değerlerin geometriyle neden yine de tam olarak gösterilebildiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. dictum of all is number — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Bu Pisagorcu özdeyişi, sayıların ve oranların gerçekliği yapılandırdığı öğretisi olarak anlayın. Bu arka plan, iki tam sayının oranıyla yazılamayan bir sayının neden hem matematiksel hem de felsefi bir krize yol açtığını açıklar. 2. must have been even, and Q must have been even as well, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: must have been yapısının zorunluluk değil, geçmişteki bir durum hakkında mantıksal çıkarım bildirdiğini ayırt edin. Kanıtlarda, raporlarda veya açıklamalarda önceki verilerden kaçınılmaz olarak çıkan sonucu geriye dönük biçimde ifade etmek için bu kalıbı kullanabilirsiniz. 3. The key here is that — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Örneklerden temel kavramsal sonuca geçerken bu işareti kullanın. Burada ondalıkların ve oranların sayıların kendisi değil, onları ifade etme yolları olduğu ayrımını öne çıkarır ve dinleyicinin savın ana fikrini açıkça belirlemesine yardımcı olur.

Bu derste

Like many heroes of Greek myths, the philosopher Hippasus was rumored to have been mortally punished by the gods. Notlar

0:06

Yunan mitolojisindeki pek çok kahraman gibi, filozof Hippasus'un da tanrılar tarafından ölümle cezalandırıldığı rivayet edilirdi.

Kültür

Like many heroes of Greek myths: karşılaştırmayla mitolojik bir çerçeve oluşturmak

Buradaki Like, “gibi” veya “benzer biçimde” anlamına gelen bir edattır; “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir. Like many + çoğul isim kalıbı, tek bir kişiye veya şeye odaklanmadan önce tanıdık bir grubu ya da ortak bir örüntüyü tanıtır. Greek myths, sıradan tarih kayıtlarını değil, tanrılar ve kahramanlarla ilgili Antik Yunan anlatı geleneğini belirtir. Anlatıcı, Hippasos'u tanrılar tarafından cezalandırılan kahramanlarla karşılaştırarak matematikle ilgili bir hikâyeye dramatik ve mitolojik bir çerçeve kazandırır. Bu, Hippasos'un gerçekten bir mitoloji kahramanı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Like many heroes of Greek myths ifadesi bu cümlede ne işe yarıyor?

  1. Hippasos'un Yunan mitolojisindeki birçok kahramandan hoşlandığını söyler.
  2. Hippasos'un kelimenin tam anlamıyla bir Yunan miti kahramanı olduğunu belirtir.
  3. Hippasos'u mitolojik kahramanlarla karşılaştırır ve hikâyesine dramatik bir çerçeve kazandırır.
Cevabı göster

Hippasos'u mitolojik kahramanlarla karşılaştırır ve hikâyesine dramatik bir çerçeve kazandırır.

Dilbilgisi

was rumored to have been mortally punished: daha önce gerçekleşmiş edilgen bir olay

Özne + was rumored to... yapısı, geçmişte insanlar arasında dolaşan bir iddiayı doğrulanmış bir gerçek olarak sunmadan aktarır. Böylece anlatıcı, iddiayla arasında belli bir mesafe bırakır. to have been mortally punished ifadesindeki to have been + geçmiş zaman ortacı, tamamlanmış edilgen mastardır. Ceza, geçmişteki söylentiden daha önce gerçekleşmiş olarak gösterilir ve özne bu eyleme maruz kalır. Mortally, cezanın ölümcül olduğunu veya ölüme yol açtığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi was rumored ve destroy fiilinin tamamlanmış edilgen biçimiyle tamamlayın: The missing painting ____ in the flood.

Cevabı göster

was rumored to have been destroyed

But what was his crime? Anlatım akışı

0:13

Peki onun suçu neydi?

Anlatım akışı

But what was his crime?: merak uyandıran bir soru

But what was his crime?, izleyicilerden bilgi vermelerini isteyen bir soru değil, anlatıcının sorup ardından kendisinin cevapladığı bir sorudur. Daha önceki cezayı henüz açıklanmamış nedeni ile bağlar ve bir bilgi boşluğu yaratır. Baştaki But, anlatının ne olduğundan neden olduğuna geçtiğini gösterir. Bu tür bir soru, izleyicinin sıradaki ve muhtemelen şaşırtıcı açıklamayı beklemesini sağlayarak hikâyeyi düzenler.

Alıştırma

“But what was his crime?” sorusunun anlatıdaki temel işlevi nedir?

  1. Video devam etmeden önce izleyicilerden bir hukuk davasını çözmelerini istemek.
  2. Bir bilgi boşluğu açıp anlatıcının şaşırtıcı cevabına geçiş yapmak.
  3. Anlatıcının artık ne olduğunu bilmediğini göstermek.
Cevabı göster

Bir bilgi boşluğu açıp anlatıcının şaşırtıcı cevabına geçiş yapmak.

Did he murder guests?

0:15

Misafirlerini mi öldürmüştü?

Or disrupt a sacred ritual?

0:17

Yoksa kutsal bir ritüeli mi bozmuştu?

No, Hippasus's transgression was a mathematical proof, Anlatım akışı

0:19

Hayır, Hippasus'un ihlali matematiksel bir ispat,

the discovery of irrational numbers. Kültür

0:23

irrasyonel sayıların keşfiydi.

Anlatım akışı

Hippasus's transgression was a mathematical proof: beklenmedik bir “suçu” açıklamak

Bu cümlecik, ciddi bir ihlali anlatan resmî ve son derece olumsuz transgression sözcüğünü was'ın bir tarafına, tarafsız bir düşünsel eylem olan a mathematical proof ifadesini ise diğer tarafına yerleştirir. Bu uyumsuzluk önceki soruya şaşırtıcı bir cevap verir: onun suçu olarak görülen eylem, matematiksel bir sonuç ortaya koymaktı. Burada mathematical proof, bir matematik önermesinin doğru olduğunu mantıkla gösteren “matematiksel ispat” anlamındadır; bir soruşturmada kullanılan sıradan kanıt anlamında değildir. Keşfe transgression denmesi, kabul edilen inançlara meydan okuduğu için onu dramatik biçimde sunar; matematiksel ispatların normalde suç olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“Hippasus's transgression was a mathematical proof” neden dramatik duyulur?

  1. Her matematiksel ispatın yasa dışı olduğunu söyler.
  2. Proof sözcüğünü suç mahallinde bulunan fiziksel kanıt anlamında kullanır.
  3. Yanlış davranışı anlatan son derece olumsuz bir sözcüğü tarafsız bir matematik eylemiyle eşleştirir.
Cevabı göster

Yanlış davranışı anlatan son derece olumsuz bir sözcüğü tarafsız bir matematik eylemiyle eşleştirir.

Kültür

irrational numbers: tam sayıların oranı olmayan sayılar

Matematikte irrational number, a ve b tam sayı ve b sıfırdan farklı olmak üzere a/b oranı biçiminde yazılamayan bir sayıdır. √2 ve π buna örnektir. Bu cümlede irrational numbers, keşfedilen sayı türünü adlandırır. Irrational burada teknik bir matematik terimidir; sayıların akılsızca düşündüğü veya davrandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Matematikte irrational number nedir?

  1. Her zaman iki tam sayının oranı olarak yazılabilen bir sayı.
  2. İki tam sayının oranı olarak yazılamayan bir sayı.
  3. Nedensiz davranan bir sayı.
Cevabı göster

İki tam sayının oranı olarak yazılamayan bir sayı.

Hippasus belonged to a group called the Pythagorean mathematicians Kalıp ifadeler

0:25

Hippasus, Pisagorcu matematikçiler adı verilen bir gruba aitti;

Kalıp ifadeler

belonged to a group called ...: üyelik ve grubun adı

A belonged to a group called B kalıbı, A'nın B adlı bir grubun üyesi olduğu anlamına gelir. Belonged to geçmişteki üyeliği gösterir; called B, that was called B ifadesinin kısalmış bir ilgi cümleciğidir ve grubun adını belirtir. Cümlede Hippasus, Pythagorean mathematicians grubunun bir üyesiydi. Burada called, “telefonla arandı” değil, “adı verildi” anlamındadır. Aynı kalıp bir düşünce okulunu, kuruluşu, kulübü veya takımı tanıtmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için belong to ifadesinin geçmiş zamanını ve called sözcüğünü kullanın: Nina ____ a group ____ the River Guardians.

Cevabı göster

belonged to · called

who had a religious reverence for numbers. Kelime

0:31

bu grup sayılara dini bir saygı duyuyordu.

Kelime

religious reverence for numbers: sayılara karşı neredeyse dinsel bir hürmet

Reverence for something, bir şeye karşı duyulan derin ve ciddi saygıyı anlatır; buna çoğu zaman hayranlıkla karışık bir ürperti veya kutsallık duygusu eşlik eder. Sıradan respect sözcüğünden daha güçlüdür. Yaygın yapı reverence for + isim şeklindedir. Burada religious, bu saygının türünü ve gücünü anlatır. Sayılara karşı tutumları neredeyse dinsel bir bağlılık gibiydi; bu ifade, sayıların yalnızca din araştırmalarının konusu olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi durumda reverence sözcüğünü kullanmak en uygundur?

  1. İnsanlar eski bir kutsal mekâna derin ve ciddi bir saygıyla yaklaşır.
  2. Bir çalışan sıradan bir çizelgeyi kontrol eder.
  3. Bir müşteri yeni bir atıştırmalığı beğenir.
Cevabı göster

İnsanlar eski bir kutsal mekâna derin ve ciddi bir saygıyla yaklaşır.

Their dictum of all is number Kültür

0:32

Onların "her şey sayıdır" şeklindeki özdeyişi,

Kültür

dictum of “all is number”: “her şey sayıdır” özdeyişi

Dictum, yetkili veya bağlayıcı kabul edilen kısa bir ifade ya da ilke için kullanılan resmî bir sözcüktür. Burada all is number, dictumun içeriğidir; bu slogan genellikle “All is number.” şeklinde yazılır. Bu ifade, Pisagorcularla ilişkilendirilen felsefi bir görüşü özetler: sayıların ve sayısal ilişkilerin gerçekliğin düzeni için temel olduğu düşünülüyordu. Bunu modern bir denklem veya her nesneye numara verme talimatı olarak değil, kısa bir felsefi özdeyiş olarak okuyun.

Alıştırma

Bu bağlamda dictum “All is number” neyi ifade eder?

  1. Aritmetikte kullanılan modern bir denklem.
  2. Her nesneye bir numara verme emri.
  3. Sayıların ve sayısal ilişkilerin gerçekliğin temelinde bulunduğunu söyleyen felsefi bir görüş.
Cevabı göster

Sayıların ve sayısal ilişkilerin gerçekliğin temelinde bulunduğunu söyleyen felsefi bir görüş.

suggested that numbers were the building blocks of the universe. Deyimler

0:35

sayıların evrenin yapı taşları olduğunu öne sürüyordu.

Deyimler

building blocks of the universe: evrenin temel öğelerini anlatan bir benzetme

Building blocks sözcük anlamıyla, daha büyük bir şey yapmak için kullanılan temel parçalardır. Burada ifade bir benzetmedir: sayılar, evreni ve onun düzenini oluşturan temel öğeler olarak sunulur. the building blocks of + isim kalıbında isim, daha büyük sistemi adlandırır. Burada blocks «engeller» anlamına gelmez ve cümle gerçek oyuncak bloklardan söz etmez.

Alıştırma

Bu cümlede building blocks of the universe ne anlama gelir?

  1. Evreni oluşturan temel öğeler.
  2. Uzayın bir yerine konmuş oyuncak bloklar.
  3. Evrenin işleyişini durduran engeller.
Cevabı göster

Evreni oluşturan temel öğeler.

And part of this belief was that everything from cosmology and metaphysics Dilbilgisi

0:38

Ve bu inancın bir parçası da, kozmoloji ve metafizikten

to music and morals

0:43

müzik ve ahlaka kadar her şeyin

Dilbilgisi

everything from X to Y: geniş bir kapsamı belirtme

Everything from X to Y, geniş bir kapsam göstermek için birbirinden farklı iki uç nokta kullanır. Adı verilen uçları kapsar ve bu kapsam boyunca başka pek çok şey bulunduğunu ima eder. Burada cosmology and metaphysics bir uca, music and morals ise diğer uca yerleştirilir. Konu alanları arasındaki büyük fark, bu inancın çok geniş bir alana uygulandığının düşünüldüğünü vurgular; from ... to ... hareketi değil, kavramsal bir aralığı gösterir.

Alıştırma

Cümleyi kapsam bildiren kalıpla tamamlayın: The library has everything ____ picture books ____ science magazines.

Cevabı göster

from · to

followed eternal rules describable as ratios of numbers. Kalıp ifadeler

0:44

sayıların oranı olarak tanımlanabilen sonsuz kurallara uyduğu fikriydi.

Kalıp ifadeler

describable as ratios of numbers: sayı oranları olarak betimlenebilir

Describable as, ‘bir şey olarak betimlenebilir veya ifade edilebilir’ demektir. Burada describable as ratios of numbers, rules sözcüğünden sonra gelerek onu niteler: Bu kurallar sayısal oranlar biçiminde ifade edilebilir. As, betimlemenin biçimini gösterir; sıradan bir benzerlik karşılaştırması yapmaz. rules describable as ... biçimindeki kısa yapı, rules that are describable as ... şeklinde açılabilir. -able eki describable sözcüğüne olasılık ve yapılabilirlik anlamı katar; dolayısıyla ifade bu matematiksel gösterimin mümkün olduğunu söyler.

Alıştırma

Birinin bu ifadeyi zaten kullandığını söylemeden, bir betimlemenin mümkün olduğunu belirten cümle hangisidir?

  1. The pattern is describable as a repeating wave.
  2. The report describes the pattern as a repeating wave.
  3. The pattern is described as a repeating wave in the report.
Cevabı göster

The pattern is describable as a repeating wave.

Thus, any number could be written as such a ratio. Notlar

0:49

Böylece, herhangi bir sayı bu tür bir oran olarak yazılabilirdi.

Anlatım akışı

Sonuç bildiren Thus

Thus, ‘dolayısıyla’ veya ‘bunun sonucunda’ anlamına gelen bir sonuç bağlacıdır. Bu cümlenin başında, her sayının böyle bir oran olarak yazılabileceği iddiasının yeni bir konu başlatmadığını, önceki akıl yürütmeden çıktığını okura gösterir. Thus gördüğünüzde bilgileri ‘dayanak → sonuç’ biçiminde bağlayın. Bu, açıklamaların ve savların mantığını izlemenizi kolaylaştırır.

Alıştırma

İkinci cümleyi sonuç olarak en iyi hangi bağlaç başlatır? Every side of the square has the same length. _____, measuring one side is enough.

  1. Thus
  2. However
  3. For example
Cevabı göster

Thus

Kalıp ifadeler

could be written as such a ratio: bir sayıyı başka bir biçimde gösterme

Matematikte write A as B, yalnızca sözcükleri kâğıda yazmak değil, “A’yı B biçiminde göstermek” demektir. Edilgen A could be written as B yapısı odağı A’ya ve A’nın alabileceği biçime taşır. Burada such a ratio, daha önce sözü edilen oran türüne gönderme yapar. Dolayısıyla ifade, herhangi bir sayının daha önce açıklanan oran biçiminde gösterilebildiğini söyler.

Alıştırma

Cümleyi write A as B yapısının edilgen biçimiyle tamamlayın: The decimal 0.5 can be ____ the fraction 1/2.

Cevabı göster

written as

5 as 5 over 1, Kelime

0:53

5, 5 bölü 1 olarak,

Kelime

5 over 1: 5/1 kesrini sesli okuma

İngilizce matematik dilinde A over B, A/B kesrini ya da bölümünü ifade eder. over’dan önceki sayı pay, sonraki sayı ise paydadır. Bu nedenle five over one, 5/1 anlamına gelir ve değeri 5’tir. Burada over, kesir çizgisinin sözlü karşılığıdır. “Üstünde” biçimindeki mekânsal anlamını taşımaz.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. five ile one sırasına ve over ile to arasındaki farka odaklanın.

  1. The fraction is five over one.
  2. The ratio is five to one.
  3. The fraction is one over five.
Cevabı göster

The fraction is five over one.

0.5 as 1 over 2, and so on.

0:55

0.5, 1 bölü 2 olarak ve böyle devam eder.

Even an infinitely extending decimal like this Kelime

0:59

Bunun gibi sonsuza uzanan bir ondalık sayı bile

Kelime

an infinitely extending decimal: sonsuza kadar uzayan bir ondalık sayı

An infinitely extending decimal, son bir basamak olmadan rakamları devam eden bir ondalık sayıyı anlatır. Infinitely, extending sözcüğünü niteler; infinitely extending ifadesinin tamamı da decimal sözcüğünü niteler. Burada extending, bir şeyin fiziksel olarak büyüdüğü anlamına gelmez. Ondalık basamakların devam ettiğini anlatır. Bu ifade tek başına rakamların tekrar edip etmediğini belirtmez.

Alıştırma

An infinitely extending decimal burada ne anlama gelir?

  1. Yazılı rakamları fiziksel olarak giderek büyüyen bir ondalık sayı.
  2. Birkaç basamaktan sonra sona eren bir ondalık sayı.
  3. Rakamları sona ermeden devam eden bir ondalık sayı.
Cevabı göster

Rakamları sona ermeden devam eden bir ondalık sayı.

could be expressed exactly as 34 over 45. Kalıp ifadeler

1:03

tam olarak 34 bölü 45 şeklinde ifade edilebilirdi.

Kalıp ifadeler

could be expressed exactly as 34 over 45: tam olarak 34/45 şeklinde ifade edilebilir

Could be expressed as, kiplik fiil + be + geçmiş zaman ortacı biçimindeki edilgen yapıyla kurulur. Aynı değerin başka bir biçimde yazılabileceğini anlatır. Burada 34 over 45, 34/45 kesrini belirtir. Exactly önemlidir: Ondalık sayı ile kesrin değerlerinin tamamen aynı olduğunu, yuvarlama veya tahminden sonra yalnızca yakın olmadığını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle ondalık sayı ile kesrin tam olarak aynı değere sahip olduğunu söylüyor?

  1. The decimal is greater than two thirds.
  2. The decimal could be expressed approximately as two thirds.
  3. The decimal could be expressed exactly as two thirds.
Cevabı göster

The decimal could be expressed exactly as two thirds.

All of these are what we now call rational numbers. Kalıp ifadeler

1:06

Bunların hepsi bugün rasyonel sayılar dediğimiz şeylerdir.

Kalıp ifadeler

what we now call rational numbers: günümüzdeki adı tanıtmak

Bu cümlede what we now call rational numbers, “bugün rasyonel sayılar dediğimiz şeyler” anlamına gelir. Buradaki what bir isim yan cümleciği başlatır; soru sormaz. Yan cümle bütünü are fiilinden sonra gelir ve all of these ifadesinin ne olduğunu belirtir. what + özne + call + ad kalıbı, bir şeyi günümüzdeki adıyla ilişkilendirir. now, bu adın bugün kullanıldığını vurgular; bu yüzden kalıp özellikle tarihsel açıklamalarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Günümüzdeki adı tanıtmak için dersteki dört sözcüklü kalıbı kullanın: The old document describes a tool similar to ____ a compass.

Cevabı göster

what we now call

But Hippasus found one number that violated this harmonious rule, Deyimler

1:10

Ancak Hippasus, bu uyumlu kuralı ihlal eden bir sayı buldu;

Deyimler

violated this harmonious rule: uyumlu bir kuralı ihlal etmek

Burada violate a rule, bir kurala uymamak veya kuralla uyuşmamak anlamına gelir; mutlaka yasaları çiğnemek demek değildir. Sayının özellikleri matematiksel örüntüyle uyuşmuyordu. Bir sayı bilerek itaatsizlik edemez. Sayıyı violated fiilinin öznesi yapmak onu kişileştirir; harmonious ise eski sistemi düzenli ve güzel gösterir. Bu sözcükler birlikte, istisnayı düzeni bozan bir davetsiz misafir gibi gösterir.

Alıştırma

Cümlede violated this harmonious rule ne anlama geliyor?

  1. Sayı yasalara göre bir suç işlemişti.
  2. Sayı matematiksel kurala uymuyordu.
  3. Sayı kuralı daha doğru hâle getirmişti.
Cevabı göster

Sayı matematiksel kurala uymuyordu.

one that was not supposed to exist. Anlatım akışı

1:15

aslında var olmaması gereken bir sayıyı.

Anlatım akışı

one that was not supposed to exist: kabul edilen beklentilerle dramatik bir çatışma

Buradaki one, daha önce sözü edilen bir sayının yerini tutar. that was not supposed to exist ilgi cümleciği, konuşanın hangi sayıyı kastettiğini belirtir. Was not supposed to exist, kabul edilen matematiksel görüşlerin böyle bir sayının var olamayacağını düşündürdüğü anlamına gelir. Bu, bir kural ya da resmî yasak değil, dramatik bir anlatımdır. Böylece kanıt ile teori arasındaki soyut çatışma, hikâye gibi bir sürprize dönüşür.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: Researchers found a particle that was not supposed to exist. was not supposed to exist ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Kabul edilen teoriye göre böyle bir parçacığın var olması mümkün değildi.
  2. Araştırmacılar parçacığa henüz isim vermemişti.
  3. Bir yetkili parçacığın varlığını resmen yasaklamıştı.
Cevabı göster

Kabul edilen teoriye göre böyle bir parçacığın var olması mümkün değildi.

The problem began with a simple shape,

1:17

Sorun basit bir şekille başladı,

a square with each side measuring one unit.

1:20

her bir kenarı bir birim olan bir kareyle.

According to Pythagoras' theorem, Kalıp ifadeler

1:24

Pisagor teoremine göre,

Kalıp ifadeler

According to Pythagoras' theorem: bir sonucun dayanağını belirtmek

According to + isim öbeği, söz konusu kaynak veya kuralı sonraki bilginin dayanağı olarak kullanmak anlamına gelir. Burada Pythagoras' theorem, açıklamanın sonraki adımını destekleyen matematiksel kuraldır. Cümlenin başında bu ifade, ardından gelen bilginin dayanağını önceden belirtir ve genellikle sonuna virgül gelir. Buradaki According to, göre veya temelinde anlamındadır; teoreme itaat etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Kaynak belirten ifadeyi tamamlayın: According ____ the safety guide, this door must remain closed.

Cevabı göster

to

the diagonal length would be square root of 2. Kültür

1:26

köşegen uzunluğu 2'nin karekökü olacaktı.

Kültür

square root of 2: √2'nin İngilizce okunuşu

Matematikte square root of 2, kendisiyle çarpıldığında 2 eden pozitif sayıyı ifade eder. √2 şeklinde yazılır. Buradaki root, square root matematik teriminin bir parçasıdır; bitki kökü anlamına gelmez. Bu ifade, köşegen uzunluğunun hangi değere sahip olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi matematiksel ifade square root of 2 ile eşleşir?

  1. 2 ÷ 2
  2. √2
  3. 2²
Cevabı göster

√2

But try as he might, Deyimler

1:29

Ancak ne kadar denerse denesin,

Deyimler

But try as he might: çabaya rağmen başarısızlığı anlatan ödünleme yapısı

Try as he might, elinden geldiğince uğraşmış olmasına rağmen anlamına gelen devrik bir ödünleme yapısıdır. Çabanın gerçek olduğunu, ancak ardından gelen sonucu değiştirmeye yetmediğini gösterir. Kalıp yalın fiil + as + özne + might şeklindedir: Try as he might. Buradaki might tüm ödünleme yapısının bir parçasıdır; yalnızca onun deneyebileceği anlamına gelmez. Baştaki But karşıtlığı güçlendirir, virgül ise sonucun ardından geleceğini gösterir.

Alıştırma

Elimden geldiğince uğraşmış olmama rağmen anlamındaki kalıpla cümleyi tamamlayın: ____, I couldn't open the jar.

Cevabı göster

Try as I might

Hippasus could not express this as a ratio of two integers. Kalıp ifadeler

1:31

Hippasus bunu iki tam sayının oranı olarak ifade edemedi.

Kalıp ifadeler

express this as a ratio of two integers: bir değeri iki tam sayının oranı olarak ifade etmek

Express A as B, “A'yı B biçiminde göstermek veya yazmak” demektir. Burada this, √2'yi gösterir; a ratio of two integers ise q sıfırdan farklı olmak üzere tam sayılardan oluşan p/q kesridir. Bu matematik kullanımında express, bir değeri belirli bir biçimde ifade etmek anlamındadır; bir duygu ya da görüşü dile getirmek anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi express A as B kalıbıyla tamamlayın: We can ____ 0.75 ____ a ratio of two integers.

Cevabı göster

express · as

And instead of giving up, Kalıp ifadeler

1:34

Ve pes etmek yerine,

Kalıp ifadeler

instead of giving up: alternatif belirtmek için instead of + -ing

Instead of giving up, pes etmenin seçilmeyen seçenek olduğunu gösterir; ardından ana cümle bunun yerine ne olduğunu ya da ne yapıldığını açıklar. instead of ifadesinden sonra bir fiil gelirse fiilin -ing biçimi kullanılır: instead of giving up denir, instead of give up denmez. Aynı kalıp instead of waiting veya instead of arguing gibi başka eylemleri de karşılaştırabilir.

Alıştırma

Cümleyi give fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Instead of ____ up, Maya tried a different method.

Cevabı göster

giving

he decided to prove it couldn't be done. Dilbilgisi

1:36

bunun yapılamayacağını kanıtlamaya karar verdi.

Dilbilgisi

decided to prove ... couldn't be done: bir şeyin yapılamayacağını kanıtlamaya karar vermek

Decide fiilinden sonra seçilen eylemi belirtmek için to + fiilin yalın hâli kullanılır. Decided to prove, onun bir şeyin doğru olduğunu göstermeye çalışmayı seçtiği anlamına gelir. Burada to prove, decided fiilinin anlamını tamamlar; ayrı bir amaç ifadesi değildir. It couldn't be done yan cümlesi neyi kanıtlamak istediğini belirtir. Couldn't be done edilgen yapıdadır: odak, belirli bir kişinin bunu yapamamasında değil, görevin olanaksız olmasındadır.

Alıştırma

Bir kişinin bir görevin olanaksız olduğunu kanıtlamaya karar verdiğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Ravi decided to prove he couldn't do the task.
  2. Ravi decided to prove the task couldn't be done.
  3. Ravi decided proving the task couldn't be done.
Cevabı göster

Ravi decided to prove the task couldn't be done.

Hippasus began by assuming that the Pythagorean worldview was true, Kalıp ifadeler

1:38

Hippasus işe Pisagorcu dünya görüşünün doğru olduğunu varsayarak başladı;

Kalıp ifadeler

began by assuming that: bir varsayımı ilk adım olarak belirtmek

Begin by + -ing yapısı, bir süreci başlatmak için kullanılan ilk eylemi veya yöntemi belirtir. Burada Hippasos'un ilk adımı, sonraki düşüncenin doğru olduğunu varsaymaktı. By burada bir yeri değil, yöntemi veya adımı belirtir. By bir edat olduğu için sonraki fiil -ing biçimini alır: assuming. That, varsayılan düşüncenin tamamını başlatır.

Alıştırma

İlk adımı belirtmek için begin by + -ing yapısının geçmiş zamanını kullanın: To start the proof with an assumption, the team ____ that every measurement was accurate.

Cevabı göster

began by assuming

that √2 could be expressed as a ratio of two integers.

1:43

√2'nin iki tam sayının oranı olarak ifade edilebileceğini düşündü.

He labeled these hypothetical integers P and Q. Kelime

1:48

Bu varsayımsal tam sayıları P ve Q olarak adlandırdı.

Kelime

hypothetical integers: akıl yürütmek için varsayılan tam sayılar

Bu cümlede hypothetical integers, bir akıl yürütmeyi ilerletmek için var oldukları geçici olarak varsayılan tam sayılardır. Hypothetical, bunların akıl yürütmedeki rolünü anlatır; varlıklarının zaten kanıtlandığını söylemez. Bu kullanım, bir argüman hayal edilen veya varsayılan bir durumla başlayıp bundan hangi sonuçların çıktığını incelediğinde işe yarar.

Alıştırma

Matematiksel bir argümanda hypothetical integers nedir?

  1. Belirli değerleri belirtilmemiş herhangi tam sayılar
  2. Varlıkları zaten kanıtlanmış tam sayılar
  3. Akıl yürütme amacıyla geçici olarak varsayılan tam sayılar
Cevabı göster

Akıl yürütme amacıyla geçici olarak varsayılan tam sayılar

Assuming the ratio was reduced to its simplest form, Kalıp ifadeler

1:52

Oranın en sade şekline getirildiğini varsayarsak,

Kalıp ifadeler

reduced to its simplest form: en sade hâline indirgenmiş

Reduced to its simplest form, mümkün olduğu kadar sadeleştirilmiş demektir. Tam sayıların oranında iki terimin artık 1’den büyük ortak bir çarpanı kalmaz. Burada reduced, oranın değerinin küçülmesini değil, biçiminin değişmesini anlatır. Edilgen yapı was reduced, sadeleştirme işleminin zaten yapılmış olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “tamamen sadeleştirilmiş” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Before comparing the fractions, make sure each one has been ____.

Cevabı göster

reduced to its simplest form

P and Q could not have any common factors. Kelime

1:56

P ve Q'nun hiçbir ortak çarpanı olamazdı.

Kelime

any common factors: matematikte ortak bölenler

Matematikte common factors (ortak çarpanlar), iki veya daha fazla sayının her birini kalansız bölen pozitif tam sayılardır. Burada common, “sıradan” değil, “ortak” demektir. Örneğin 2, hem 6'yı hem de 8'i böler; bu nedenle 6 ile 8'in ortak çarpanıdır. Sadeleştirilmiş bir kesirle yapılan kanıtta could not have any common factors, P ile Q'nun 1'den büyük ortak çarpanı olmadığı anlamına gelir. Kesin olarak bakıldığında 1 her pozitif tam sayının çarpanıdır; bu yüzden bu ifade geleneksel olarak 1'i dışarıda bırakır. not ... any yapısı “hiçbiri” anlamını verir.

Alıştırma

Hangi cümlede common factor doğru kullanılmıştır?

  1. 6 is a common factor of 12 and 18.
  2. 36 is a common factor of 12 and 18.
  3. 12 is a common factor of 6 and 18.
Cevabı göster

6 is a common factor of 12 and 18.

To prove that √2 was not rational, Dilbilgisi

1:59

√2'nin rasyonel olmadığını kanıtlamak için,

Dilbilgisi

To prove that ...: amacı ana cümleden önce belirtmek

Cümle başındaki mastar öbeği To prove that √2 was not rational, ardından gelen eylemin amacını belirtir. that ile başlayan yan cümle, kanıtlanacak önermeyi ifade eder: √2 was not rational. Bu giriş öbeği hedefi ortaya koyar ancak tek başına tamamlanmış bir cümle değildir. Virgülden sonra, kimin harekete geçtiğini ve bu hedefe ulaşmak için ne yaptığını belirten bir ana cümle gelmelidir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayın. To prove that ifadesinden sonra the design was safe kullanın: ____, the engineers tested a scale model.

Cevabı göster

To prove that the design was safe

Hippasus just had to prove that P over Q cannot exist.

2:02

Hippasus'un sadece P bölü Q'nun var olamayacağını kanıtlaması gerekiyordu.

So he multiplied both sides of the equation by Q Kalıp ifadeler

2:07

Bu yüzden denklemin her iki tarafını Q ile çarptı

Kalıp ifadeler

multiplied both sides of the equation by Q: denklemin her iki tarafını Q ile çarpmak

multiply A by B yapısında A çarpılan şey, B ise çarpandır. Burada A, both sides of the equation; B ise Q olduğundan eşittir işaretinin solundaki ve sağındaki ifadelerin her biri Q ile çarpılır. both sides of the equation, bir nesnenin fiziksel yanlarını değil, eşittir işaretinin solundaki ve sağındaki ifadeleri anlatır. Her iki tarafa da aynı çarpma işlemini uygulamak denklemin dengesini korur.

Alıştırma

Hangi yönerge, denklemin hem sol hem de sağ tarafını 5 ile çarpmak anlamına gelir?

  1. Add 5 to both sides of the equation.
  2. Multiply both sides of the equation by 5.
  3. Divide both sides of the equation by 5.
Cevabı göster

Multiply both sides of the equation by 5.

and squared both sides, Kalıp ifadeler

2:11

ve iki tarafın da karesini aldı,

Kalıp ifadeler

squared both sides: her iki tarafın karesini almak

squared both sides ifadesinde square, ikinci kuvvete yükseltmek anlamına gelen bir fiildir. Eşittir işaretinin solundaki ve sağındaki ifadelerin her biri bütünüyle kendisiyle çarpılır. Burada both sides, eşittir işaretiyle ayrılan iki ifadeyi belirtir. Squaring, kare çizmek veya her iki tarafı yalnızca 2 ile çarpmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi yönerge, bir denklemin her iki tarafındaki ifadenin tamamını ikinci kuvvete yükseltmeyi söyler?

  1. Multiply both sides of the equation by 2.
  2. Take the square root of both sides of the equation.
  3. Square both sides of the equation.
Cevabı göster

Square both sides of the equation.

which gave him this equation.

2:12

bu da ona şu denklemi verdi.

Multiplying any number by 2 results in an even number, Kalıp ifadeler

2:14

Herhangi bir sayıyı 2 ile çarpmak çift bir sayı ile sonuçlanır,

Kalıp ifadeler

results in an even number: sonucu belirtmek

Result in, “belirli bir sonuca yol açmak veya o sonucu ortaya çıkarmak” anlamına gelir. Burada 2 ile çarpma işlem olarak sunulur ve çift sayı bu işlemin sonucudur. Burada result isim değil, fiildir. Multiplying any number by 2 biçimindeki -ing öbeğinin tamamı tek bir özne görevi gördüğü için fiil tekil biçim olan results olur.

Alıştırma

Cümleyi result fiilinin doğru biçimi ve bir edatla tamamlayın: Ignoring a small leak can ____ serious damage.

Cevabı göster

result in

so P squared had to be even. Dilbilgisi

2:18

bu yüzden P'nin karesi çift olmak zorundaydı.

Dilbilgisi

had to be even: mantıksal zorunluluk

Had to be, kanıtların ya da mantığın zorunlu kıldığı bir sonucu ifade edebilir. Bu cümlede önceki akıl yürütme başka olasılık bırakmaz: P'nin karesi mutlaka çiftti. Bu kullanım, sayıya dayatılan bir emir veya kuralı anlatmaz. İspat geçmiş zamanda aktarıldığı için geçmiş biçim olan had kullanılır; so ise bu ifadenin sonuç olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu matematiksel akıl yürütmede had to be even ne anlama gelir?

  1. Bir kural sayının çift olmasını gerektiriyordu.
  2. Birisi sayının çift olmasını tercih ediyordu.
  3. Mantık, tek olmasının imkânsız olduğunu gösterdi.
Cevabı göster

Mantık, tek olmasının imkânsız olduğunu gösterdi.

That couldn't be true if P was odd, Dilbilgisi

2:21

Eğer P tek bir sayı olsaydı bu doğru olamazdı,

Dilbilgisi

That couldn't be true if...: bir sonucu koşulla geçersiz kılmak

That, P'nin karesinin çift olacağı yönündeki önceki sonucu gösterir. Couldn't be true, bu sonucun mantıksal olarak olanaksız olduğunu belirtir; bir kişinin yeteneğinden söz etmez. if yan tümcesi, sonucu geçersiz kılan koşulu verir. X couldn't be true if Y kalıbı bir varsayımı sınamak için kullanılabilir: Y geçerliyse X aynı anda geçerli olamaz.

Alıştırma

Bu cümlede couldn't be true ne anlama geliyor?

  1. Birinin P'nin tek olup olmadığına karar verme yeteneği yoktu.
  2. P tek sayı olsaydı önceki sonuç mantıksal olarak olanaksız olurdu.
  3. P'nin tek bir değer seçmesine izin verilmişti.
Cevabı göster

P tek sayı olsaydı önceki sonuç mantıksal olarak olanaksız olurdu.

because an odd number times itself is always odd.

2:24

çünkü tek bir sayının kendisiyle çarpımı daima tektir.

So P was even as well.

2:27

Yani P de çift bir sayıydı.

Thus, P could be expressed as 2 * A

2:29

Böylece P, 2 * A olarak ifade edilebilirdi;

where A is an integer. Dilbilgisi

2:33

burada A bir tam sayıdır.

Dilbilgisi

where A is an integer: bir değişkene koşul eklemek

Matematik yazımında where A is an integer, önceki ifadede bulunan A değişkenine bir koşul ekler. Burada A'nın bir tam sayı olduğu anlamına gelir. where bu kullanımda bir yeri belirtmez. Bir formül verildikten sonra bir simgeyi tanımlamaya veya değişkenin alabileceği değerleri belirtmeye yarar.

Alıştırma

Matematik cümlesini n'nin bir tam sayı olduğunu belirten bir where yan tümcesiyle tamamlayın: Let x = 2n, ____.

Cevabı göster

where n is an integer

Substituting this into the equation and simplifying Kalıp ifadeler

2:35

Bunu denkleme yerleştirip sadeleştirdiğinde

Kalıp ifadeler

Substituting ... into the equation and simplifying: denkleme yerleştirip sadeleştirmek

Substitute A into B, A’yı B’deki ilgili değişkenin veya ifadenin yerine koymak demektir. Burada this, önceki adımda elde edilen P = 2 * A ifadesini; the equation ise bu ifadenin yerleştirildiği denklemi gösterir. Birbirine bağlanan -ing biçimleri Substituting ... and simplifying iki hesaplama adımını sunar: önce yerine koyma yapılır, ardından ortaya çıkan ifade sadeleştirilir. Bu tür bir işlem ifadesinden sonra genellikle sonucu bildiren bir ana cümle gelir.

Alıştırma

x = 3 değerini 4x = y denkleminde kullanıp sonucu sadeleştirmeyi doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. For 4x = y, substituting the equation into x = 3 and simplifying gives y = 12.
  2. For 4x = y, simplifying x = 3 into the equation gives y = 12.
  3. For 4x = y, substituting x = 3 into the equation and simplifying gives y = 12.
Cevabı göster

For 4x = y, substituting x = 3 into the equation and simplifying gives y = 12.

gave Q squared equals 2 * A squared.

2:39

Q'nun karesinin 2 * A'nın karesine eşit olduğunu gördü.

Once again,

2:42

Bir kez daha,

2 * any number produces an even number,

2:43

2 * herhangi bir sayı çift bir sayı üretir,

so Q squared must have been even, Dilbilgisi

2:46

dolayısıyla Q'nun karesi çift olmalıydı,

and Q must have been even as well,

2:49

ve Q da çift olmak zorundaydı,

Dilbilgisi

must have been even ... as well: önceki bir durum hakkında güçlü çıkarım

Must have been + bir sıfat veya isim, geçmişteki ya da daha önce geçerli olduğu kabul edilen bir durum hakkında güçlü bir mantıksal sonuç belirtir. Buradaki akıl yürütme önce Q’nun karesinin çift olduğu, ardından Q’nun kendisinin de çift olduğu sonucuna varır. Must bir zorunluluğu değil, mantıksal kaçınılmazlığı ifade eder. As well “de/da” anlamına gelir ve Q’yu aynı sonuca ekler. Must have been ifadesinin tekrarlanması, akıl yürütmedeki iki bağlantıyı da açıkça gösterir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz içeriği seçin. Must have been ile must be ve might have been arasındaki farka odaklanın.

  1. The gate might have been open.
  2. The gate must have been open.
  3. The gate must be open.
Cevabı göster

The gate must have been open.

making both P and Q even. Dilbilgisi

2:51

bu da hem P'yi hem de Q'yu çift yapıyordu.

Dilbilgisi

making both P and Q even: sonucu belirten bir -ing ifadesi

Making both P and Q even, akıl yürütmenin önceki adımından çıkan sonucu belirten bir -ing ifadesidir. Önceki olgunun P ve Q’nun ikisini de çift sayı hâline getirdiğini anlatır. Yapı make + nesne + sıfat biçimindedir: nesne both P and Q, sıfat ise even sözcüğüdür. Burada make, bir şey “üretmek” değil, “bir şeyi belli bir duruma getirmek” anlamına gelir. both ... and ... hem P’yi hem de Q’yu kapsar.

Alıştırma

Sonuç bildiren ifadeyi make fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The teacher added a diagram, ____ the idea easier to understand.

Cevabı göster

making

But if that was true, Dilbilgisi

2:53

Fakat eğer bu doğruysa,

then they had a common factor of 2,

2:55

o zaman 2 diye ortak bir çarpanları vardı,

Dilbilgisi

But if that was true, then...: mantıksal bir koşulu ve sonucu belirtmek

if ..., then ... kalıbı bir koşulu, o koşuldan çıkan sonuçtan ayırır. Buradaki that, P ve Q’nun ikisinin de çift olduğu yönündeki önceki sonucu belirtir; bu doğruysa ikisinin de ortak çarpanı 2 olmalıdır. But, bu yeni sonucun önceki varsayım için bir sorun oluşturduğunu gösterir. Günlük koşul cümlelerinde then çoğu zaman kullanılmayabilir; ancak kanıtlarda ve açıklamalarda bir sonraki mantık adımını açıkça göstermeye yardımcı olur.

Alıştırma

Koşullu akıl yürütmeyi if ... then ... ile tamamlayın: ____ the battery is dead, ____ the device will not turn on.

Cevabı göster

If · then

which contradicted the initial statement. Kalıp ifadeler

2:57

bu da baştaki ifadeyle çelişiyordu.

Kalıp ifadeler

which contradicted the initial statement: çelişkili bir sonucu özetlemek

which ile başlayan yan cümle, initial statement'a değil, hemen önce belirtilen sonuca veya olguya gönderme yapar. Önceki sonucun başlangıçtaki ifadeyle bağdaşmadığını ekler. Resmî bir akıl yürütmede contradict a statement, iki iddianın aynı anda doğru olamayacağı anlamına gelir. Buradaki initial statement, savın başında ortaya konan varsayımdır.

Alıştırma

which contradicted the initial statement ifadesi argümanda ne işe yarar?

  1. Önceki sonucun başlangıçtaki ifadeyle çeliştiğini söyler.
  2. Önceki sonucun başlangıçtaki ifadeyi desteklediğini söyler.
  3. Başlangıçtaki ifadeyi farklı sözcüklerle tekrar eder.
Cevabı göster

Önceki sonucun başlangıçtaki ifadeyle çeliştiğini söyler.

And that's how Hippasus concluded Anlatım akışı

2:59

İşte Hippasus böyle bir oranın

that no such ratio exists.

3:02

aslında var olmadığı sonucuna böyle vardı.

Anlatım akışı

that's how Hippasus concluded: süreci sonuçla tamamlamak

That's how + özne + fiil yapısı, az önce açıklanan sürece gönderme yapar ve bu süreci eylemin gerçekleşme biçimi olarak sunar. Burada that's how Hippasus concluded, önceki akıl yürütmenin Hippasus'u sonuca götürdüğü anlamına gelir. Bir açıklamanın sonunda And that's how... önceki adımları toparlar ve dinleyiciyi sonuca taşır; burada sonuç, concluded fiilinden sonra gelen that yan cümlesinde verilir. Bu, yöntem bildiren bir cümledir; how sorusu değildir.

Alıştırma

Bir bilim insanı tüm test sürecini açıkladıktan sonra hangi cümle süreci doğal biçimde tamamlayıp sonucu verir?

  1. That's how the scientists concluded that the water was safe.
  2. That's why the scientists scheduled the test for Monday.
  3. That's when the scientists first arrived at the laboratory.
Cevabı göster

That's how the scientists concluded that the water was safe.

That's called a proof by contradiction, Kültür

3:04

Buna olmayana ergi yöntemiyle ispat denir

Kültür

a proof by contradiction: imkânsız bir sonuç yoluyla önermeyi kanıtlama

A proof by contradiction matematiksel bir ispat yöntemidir. Kanıtlamak istediğiniz önermenin yanlış olduğunu geçici olarak varsayarsınız. Bu varsayım mantıksal olarak imkânsız bir sonuca zorunlu biçimde götürürse varsayım doğru olamaz ve asıl önerme doğru olmalıdır. Burada That's called... az önce sunulan akıl yürütmeye resmî bir ad verir. Contradiction, kişiler arasındaki anlaşmazlık veya tartışma değil, mantıksal uyuşmazlık anlamındadır.

Alıştırma

A proof by contradiction ifadesini en iyi hangi açıklama tanımlar?

  1. Önermeyi farklı sözcüklerle yeniden söylemek.
  2. Birkaç örneği inceleyip görülen örüntüyü eksiksiz bir ispat saymak.
  3. Önermenin yanlış olduğunu varsaymak ve bunun imkânsız bir sonuca yol açtığını göstermek.
Cevabı göster

Önermenin yanlış olduğunu varsaymak ve bunun imkânsız bir sonuca yol açtığını göstermek.

and according to the legend, Kalıp ifadeler

3:06

ve efsaneye göre

Kalıp ifadeler

and according to the legend: geleneksel bir hikâyeyi kaynak olarak belirtme

According to the legend bir kaynak belirtecidir: ardından gelen bilginin geleneksel bir hikâyeden veya inanıştan geldiğini bildirir. Bu bilgiyi doğrulanmış bir tarihsel gerçek olarak sunmaz ve konuşanın onu bizzat doğruladığı anlamına gelmez. Bir yan cümlenin başında kullanıldığında, dinleyiciye ardından gelen bilgilerin tümünü nasıl değerlendirmesi gerektiğini gösterir. Baştaki and, kaynağı efsane olarak gösterilen bu yorumu önceki cümleye bağlar.

Alıştırma

Yargı: 'and according to the legend' ifadesi, ardından gelen bilginin tarihsel gerçek olarak doğrulandığı anlamına gelir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

the gods did not appreciate being contradicted. Deyimler

3:08

tanrılar kendileriyle çelişilmesinden hiç hoşlanmadılar.

Deyimler

did not appreciate being contradicted: ölçülü bir hoşnutsuzluk ifadesi

Burada did not appreciate, yalnızca ‘minnet duymadı’ değil, ‘hoşlanmadı ya da olumlu karşılamadı’ demektir. Karşı çıkılmanın tanrıları rahatsız ettiğini dolaylı ama kararlı bir şekilde ifade eder. being contradicted yapısında tanrılar eyleme maruz kalan taraftır; bu biçime edilgen gerund denir. Bu ifade kuru bir mizah yaratır. Contradiction, matematikteki proof by contradiction fikrinden birine yanıldığını söyleme anlamındaki günlük ‘karşı çıkma’ eylemine geçer; did not appreciate ise tanrıların öfkesini kasıtlı olarak hafif gösterir.

Alıştırma

Cümleyi contradict fiilinin edilgen gerund biçimiyle tamamlayın: The manager did not appreciate ____ in front of the team.

Cevabı göster

being contradicted

Interestingly,

3:10

İlginçtir ki,

even though we can't express irrational numbers as ratios of integers, Dilbilgisi

3:12

irrasyonel sayıları tam sayıların oranı olarak ifade edemesek de,

Dilbilgisi

even though we can't express...: ödünleme ilişkisi kurmak

Even though, bir gerçeğin doğru olduğunu fakat ana düşüncenin buna rağmen gerçekleştiğini anlatır. Bu ilişkiye ödünleme denir. Burada kabul edilen gerçek, irrasyonel sayıların tam sayıların oranları olarak ifade edilememesidir. Bu bölüm virgülle bittiği için düşünce henüz tamamlanmamıştır; dinleyen kişi, neyin hâlâ doğru ya da mümkün olduğunu söyleyen bir ana cümle bekler. Even though anlamca although sözcüğüne yakındır, because sözcüğüne değil.

Alıştırma

Ödünleme ilişkisini gösteren bağlacı seçin: ___ the backpack is heavy, Maya carries it to school every day.

  1. Because
  2. So that
  3. Even though
Cevabı göster

Even though

it is possible to precisely plot some of them on the number line. Dilbilgisi

3:16

bazılarını sayı doğrusunda tam olarak işaretlemek mümkündür.

Dilbilgisi

It is possible to precisely plot...: yapılabilirliği nesnel biçimde ifade etmek

It is possible to + fiilin yalın hâli yapısında it, belirli bir varlığa gönderme yapmayan biçimsel bir öznedir. Asıl içerik, to precisely plot some of them on the number line mastar grubundadır. Cümle, eylemi kimin yaptığını belirtmeden bu eylemin yapılabileceğini söyler. Precisely, plot fiilini niteler; yani noktaların tam konumlarına yerleştirilmesi anlatılır. Zarfın to ile plot arasına gelmesi İngilizcede doğaldır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir eylemin yapılabileceğini belirtmek için biçimsel özne it yapısını doğru kullanır?

  1. It is possibility to measure the room accurately with this device.
  2. It can possible measure the room accurately with this device.
  3. It is possible to measure the room accurately with this device.
Cevabı göster

It is possible to measure the room accurately with this device.

Take √2.

3:20

Örneğin √2'yi ele alalım.

All we need to do is form a right triangle Notlar

3:21

Tek yapmamız gereken bir dik üçgen oluşturmaktır;

Kalıp ifadeler

All we need to do is form...: gereken tek eylemi vurgulamak

All we need to do is... yapısı “gereken tek eylem...” anlamına gelir. All we need to do yan cümlesi gerekli işi özne olarak sunar, is sonrasındaki bölüm ise eylemi belirtir. Bir süreci tek bir temel adıma indirgemek için kullanışlıdır. Do zaten gerekli eylemi temsil ettiği için standart İngilizcede is sonrasında genellikle fiilin yalın hâli kullanılır: All we need to do is form... denir; forms veya formed kullanılmaz.

Alıştırma

Eylem yapısını tamamlamak için save fiilinin yalın hâlini kullanın: All we need to do is ____ the file before closing the app.

Cevabı göster

save

Kültür

right triangle: 90 derecelik açısı olan bir üçgen

Right triangle, bir açısı 90 derece olan üçgen, yani dik üçgendir. Bu geometri teriminde right, doğru veya sağ tarafta olan değil, dik açı oluşturan anlamına gelir. Bu terim üçgenin türünü belirtir: 90 derecelik açının karşısında hipotenüsü bulunan üçgen türüdür.

Alıştırma

Cümledeki right triangle hangi anlama gelir?

  1. Üç kenarı da eşit olan bir üçgen.
  2. Bir açısı 90 derece olan üçgen.
  3. Sağ tarafta bulunan bir üçgen.
Cevabı göster

Bir açısı 90 derece olan üçgen.

with two sides each measuring one unit.

3:24

iki dik kenarının her biri bir birim uzunluğunda olan.

The hypotenuse has a length of √2, Kelime

3:27

Hipotenüsün uzunluğu √2'dir,

Kelime

hypotenuse has a length of √2: bir kenarın uzunluğunu belirtmek

Hypotenuse, dik üçgende 90 derecelik açının karşısındaki kenar, yani hipotenüstür. Bu cümlede uzunluğu √2 olan kenardır. has a length of + ölçü kalıbı bir boyutu doğal biçimde belirtir: has a length of √2, uzunluğunun √2 birim olduğu anlamına gelir. Buradaki has sahiplik anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle hipotenüsün beş birim uzunluğunda olduğunu doğal biçimde belirtir?

  1. The hypotenuse is length with five units.
  2. The hypotenuse has a length of five units.
  3. The hypotenuse owns a length of five units.
Cevabı göster

The hypotenuse has a length of five units.

which can be extended along the line. Dilbilgisi

3:30

ve bu uzunluk doğru boyunca uzatılabilir.

Dilbilgisi

can be extended along the line: can + edilgen yapı

can be extended ifadesinde can olasılığı belirtir; be + geçmiş zaman ortacı extended ise edilgen yapıyı kurar. Belirtilmeyen bir kişi doğru parçasını uzatabilir veya çizmeye devam edebilir; doğru parçası eylemi kendi başına yapmaz. along the line, uzatmanın izlediği yolu ya da yönü belirtir. can be + geçmiş zaman ortacı kalıbı, bir şey bir eyleme maruz kalabiliyorsa ve eylemi kimin yaptığı önemli değilse kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi extend fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The marked segment ____ along the ruler if more space is needed.

Cevabı göster

can be extended

We can then form another right triangle

3:32

Ardından başka bir dik üçgen oluşturabiliriz,

with a base of that length and a 1 unit height, Kalıp ifadeler

3:35

tabanı bu uzunlukta ve yüksekliği 1 birim olan,

Kalıp ifadeler

with a base of that length and a 1 unit height: özellik bildiren with

Burada with, “sahip olan” anlamındadır ve bir şekle iki özellik ekleyen isim öbeğini başlatır: daha önce belirtilen uzunlukta bir taban ve 1 birimlik bir yükseklik. that length, hemen önce bulunan √2 uzunluğuna gönderme yapar. with + isim öbeği kalıbı, that has... gibi ayrı bir yan cümle kullanmadan bir nesneye özellik ya da ölçü eklemenin kısa bir yoludur.

Alıştırma

Hangi cümle bir şeklin ölçülerini anlatmak için with sözcüğünü doğal biçimde kullanır?

  1. Draw a rectangle with a width of four units and a height of two units.
  2. Draw a rectangle with being four units wide and a height of two units.
  3. Draw a rectangle together a width of four units and a height of two units.
Cevabı göster

Draw a rectangle with a width of four units and a height of two units.

and its hypotenuse would equal √3,

3:38

ve bunun hipotenüsü √3'e eşit olacaktır;

which can be extended along the line as well.

3:40

bu da yine sayı doğrusu boyunca uzatılabilir.

The key here is Anlatım akışı

3:43

Buradaki asıl mesele,

that decimals and ratios are only ways to express numbers. Anlatım akışı

3:45

ondalık sayıların ve oranların, sayıları ifade etmenin sadece bazı yolları olduğudur.

Anlatım akışı

The key here is that: ana noktayı belirtmek

The key here is that + yan cümle yapısı, dinleyiciye bu yan cümlenin mevcut konuyu anlamak için en önemli düşünceyi içerdiğini bildirir. Bu kullanımda key, gerçek bir anahtar değil, “temel nokta” anlamına gelir. Here mutlaka bir yeri değil, “şu anda ele alınan konuda” anlamını taşır. Yapının tamamı, dikkati ayrıntılardan ana noktaya taşıyarak bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Ana noktayı belirten hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: ____ both plans require the same amount of time.

Cevabı göster

The key here is that

Anlatım akışı

only ways to express numbers: temsil, tek olma iddiası değil

are only ways to express numbers ifadesinde only, ondalık sayıların ve oranların rolünü sınırlar: bunlar sayıların kendisi ya da sayıları oluşturan şeyler olarak değil, sayıları temsil etme yöntemleri olarak sunulur. to express numbers mastar yapısı ways sözcüğünü niteler ve bu yöntemlerin amacını belirtir. be only a way to + fiil kalıbı, bir şeyi yalnızca başka bir şeyi yapma aracı olarak sınıflandırabilir.

Alıştırma

Cümledeki only ways hangi yoruma karşılık gelir?

  1. Temsil ettikleri sayıları oluştururlar.
  2. Bunlar mümkün olan tek temsil yöntemleridir.
  3. Bunlar temsil yöntemleridir, ancak başka yöntemlerin bulunmadığını ileri sürmez.
Cevabı göster

Bunlar temsil yöntemleridir, ancak başka yöntemlerin bulunmadığını ileri sürmez.

√2 simply is the hypotenuse of a right triangle Anlatım akışı

3:48

√2, basitçe kenar uzunluğu 1 olan

with sides of a length 1.

3:52

bir dik üçgenin hipotenüsüdür.

Anlatım akışı

simply is the hypotenuse: √2'yi doğrudan tanımlama

Bu cümlede simply, “yalnızca” ya da “özünde” anlamındadır. is fiilini niteler ve doğrudan bir özdeşlik kurar: √2, anlatılan dik üçgenin hipotenüs uzunluğudur; bu uzunluğun yalnızca yaklaşık bir değeri değildir. simply sözcüğünü is'ten önce kullanmak açıklamayı yeniden düzenler. Soyut bir sembolden somut bir geometrik büyüklüğe geçer ve dinleyiciye “sembolün gerçekte gösterdiği şey budur” mesajını verir.

Alıştırma

Örnekte simply is ne işe yarıyor?

  1. Bir şeyi doğrudan diğeriyle özdeşleştirir.
  2. İki şeyin yalnızca yaklaşık olarak benzer olduğunu düşündürür.
  3. Hesaplamanın kolay olduğunu söyler.
Cevabı göster

Bir şeyi doğrudan diğeriyle özdeşleştirir.

Similarly,

3:54

Benzer şekilde,

the famous irrational number pi is always equal to exactly what it represents, Dilbilgisi

3:55

ünlü irrasyonel sayı pi her zaman tam olarak temsil ettiği şeye eşittir,

Dilbilgisi

equal to exactly what it represents: tümleç olarak kullanılan what yan cümlesi

what it represents yan cümlesi “temsil ettiği şey veya değer” anlamına gelir. Bu, kaynaşmış bir ilgi yan cümlesidir: what, “... olan şey” anlamını kendi içinde taşır. Burada it, pi'yi gösterir ve yan cümlenin tamamı equal to içindeki to sözcüğünün tümlecidir. Yan cümle soru dizilimini değil, bildirme cümlesi dizilimini kullanır: what + özne + fiil. Exactly, 3.14 gibi bir ondalık sayı yalnızca yaklaşık değer olsa bile pi'nin sembolün belirttiği kesin matematiksel değerle aynı olduğunu vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle equal to sonrasında bir what yan cümlesini doğru kullanıyor?

  1. The total is equal to what does the display show.
  2. The total is equal to what the display shows.
  3. The total is equal what the display shows.
Cevabı göster

The total is equal to what the display shows.

the ratio of a circle's circumference to its diameter. Kültür

4:00

yani bir dairenin çevresinin çapına oranına.

Kültür

the ratio of a circle's circumference to its diameter: bir dairenin çevresinin çapına oranı

the ratio of A to B ifadesi, A’nın B’ye bölünmesi anlamına gelir. Burada bir dairenin çevresi çapına bölünür; bu sabit oran pi’dir (π). Circumference, dairenin çevresindeki uzunluktur. Diameter, dairenin merkezinden geçerek bir kenardan diğerine uzanan düz mesafedir; radius yani yarıçap değildir.

Alıştırma

Pi’nin tanımını tamamlayın: Pi is the ratio of a circle's ____ to its ____.

Cevabı göster

circumference · diameter

Approximations like 22 over 7 or 355 over 113 Kelime

4:04

22 bölü 7 veya 355 bölü 113 gibi yaklaşımlar

Kelime

Approximations like 22 over 7 or 355 over 113: 22/7 veya 355/113 gibi yaklaşık değerler

Approximations sözcüğü, hedef bir değere yakın olan ancak ona tam olarak eşit olmayan değerleri anlatır. Burada 22 over 7 ve 355 over 113, pi’ye yakındır; ancak bu kesirlerin hiçbiri pi’nin kendisi değildir. Like burada such as, yani örneğin anlamına gelir ve örnekleri tanıtır; hoşlanmak anlamındaki fiil değildir. Sözlü matematik dilinde over bir kesri belirtir: önce pay, sonra payda okunur. 22 over 7, 22/7 anlamına gelir.

Alıştırma

Bu ifade bu bağlamda ne anlama geliyor?

  1. Birisi 22/7 ve 355/113 sayılarını seviyor.
  2. 22/7 ve 355/113, pi’nin iki kesin değeridir.
  3. 22/7 ve 355/113 gibi kesirler pi’ye yakındır, ancak tam olarak pi değildir.
Cevabı göster

22/7 ve 355/113 gibi kesirler pi’ye yakındır, ancak tam olarak pi değildir.

will never precisely equal pi. Dilbilgisi

4:11

hiçbir zaman pi'ye tam olarak eşit olmayacaktır.

Dilbilgisi

will never precisely equal pi: tam eşitlik ve yaklaşık değer

Will never sonucu kesin olarak sunar: gelecekte yapılacak hiçbir hesaplama ya da değeri kullanmaya devam etmek, onu pi'ye eşit hâle getirmeyecektir. Burada yalnızca geleceğe ilişkin bir tahmin değil, değişmeyen bir matematiksel gerçek anlatılabilir. Precisely, equal fiilini niteler ve “hiçbir fark olmadan” anlamına gelir. Bu nedenle never precisely equal, bir değerin pi'ye son derece yakın olmasına izin verir; yaklaşık olmayı değil, tam eşitliği dışlar.

Alıştırma

will never precisely equal pi ne anlama gelir?

  1. Değer pi'den çok uzakta olmak zorundadır.
  2. Değer pi'ye yakın olabilir, ancak pi'ye tam olarak eşit değildir.
  3. Değer pi ile hiçbir şekilde karşılaştırılamaz.
Cevabı göster

Değer pi'ye yakın olabilir, ancak pi'ye tam olarak eşit değildir.

We'll never know what really happened to Hippasus, Dilbilgisi

4:13

Hippasus'a gerçekten ne olduğunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz,

Dilbilgisi

know what really happened: tarafsız dolaylı soru söz dizimi

What really happened to Hippasus yan cümlesi, know fiilinin nesnesi görevindeki dolaylı bir sorudur. Tarafsız bir dolaylı soruda, birçok doğrudan soruda görülen yardımcı fiil devrikliği yerine düz cümle söz dizimi kullanılır. Burada what, happened fiilinin öznesidir; bu yüzden doğal ve tarafsız biçim did olmadan what really happened olur. Happen to someone, bir olayın ya da deneyimin o kişinin başına gelmesi anlamına gelir.

Alıştırma

Tell me ifadesinden sonra tarafsız dolaylı soru biçimini kullanan cümle hangisidir?

  1. Can you tell me what to the package happened?
  2. Can you tell me what did really happen to the package?
  3. Can you tell me what happened to the package?
Cevabı göster

Can you tell me what happened to the package?

but what we do know Dilbilgisi

4:16

ancak bildiğimiz bir şey var ki,

is that his discovery revolutionized mathematics. Kelime

4:17

o da onun keşfinin matematikte bir devrim yarattığıdır.

Dilbilgisi

what we do know is that: kesin bir sonucu vurgulama

What we do know, “kesin olarak bildiğimiz şey” anlamına gelir. Buradaki do, know fiilinden önce gelen vurgu yardımcı fiilidir. “Bir eylemi yapmak” anlamına gelmez; olumlu ifadeyi güçlendirir. What ile başlayan yan cümlenin tamamı is’ten önce gelir; that ile başlayan yan cümle ise neyin bilindiğini açıklar. Yeniden kullanılabilen What we do know is that + yan cümle kalıbı, dikkati belirsizlikten konuşanın güvenilir olarak sunduğu sonuca çevirir.

Alıştırma

Sonucun kesin olduğunu gösteren vurgu yardımcı fiiliyle cümleyi tamamlayın: Although the cause is still unclear, what we ____ know is that the system is safe.

Cevabı göster

do

Kelime

discovery revolutionized mathematics: bir alanda köklü değişim

his discovery revolutionized mathematics ifadesinde değişime keşif neden olur, etkilenen alan ise matematiktir. Revolutionized, bu alanı köklü ve geniş kapsamlı biçimde değiştirdi anlamına gelir. Bu, mecazlı bir kullanımdır; siyasi bir devrime gönderme yapmaz. changed ile karşılaştırıldığında keşfi, fikirleri, yöntemleri veya sonraki gelişmeleri yeniden şekillendiren büyük bir atılım olarak sunar.

Alıştırma

Değişim köklüyse ve tüm alanı yeniden şekillendirdiyse cümleyi en iyi hangi fiil tamamlar? The new imaging technique ___ medical diagnosis.

  1. described
  2. improved
  3. revolutionized
Cevabı göster

revolutionized

So whatever the myths may say, Dilbilgisi

4:20

O halde mitler ne derse desin,

Dilbilgisi

Whatever the myths may say: whatever...may... ile ödünleme

Whatever the myths may say, mitler ne derse desin anlamına gelen bir ödünleme yan cümlesidir. Farklı iddiaların bulunabileceğini kabul eder, ancak ana sonucun bunlara bağlı olmayacağını gösterir. Kalıp whatever + özne + may + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada may, olası çeşitli iddiaları kapsar; izin bildirmez. So, bu ödünlemeyi konuşanın önceki akıl yürütmesine bağlar.

Alıştırma

Hangi cümle, bir kararın değişmeyeceğini göstermek için whatever...may... kalıbını kullanır?

  1. Whatever the reviews may say, I'll judge the book for myself.
  2. I know what the reviews may say about the book.
  3. Because the reviews are positive, I'll buy the book.
Cevabı göster

Whatever the reviews may say, I'll judge the book for myself.

don't afraid to explore the impossible. Dilbilgisi

4:22

imkansızı keşfetmekten korkmayın.

Dilbilgisi

don't afraid to → don't be afraid to: be gerekir

Vurgulanan ifade standart İngilizcede eksiktir. Doğru biçim Don't be afraid to explore the impossible. şeklindedir. Olumsuz emir cümlesinde don't sonrasında fiilin yalın hâli gelir; bu yüzden don't sonrasında be bulunmalıdır. Afraid bir sıfattır. Bağ fiili be, cümlede açıkça söylenmeyen you öznesini afraid sıfatına bağlar. Yeniden kullanılabilen kalıp Don't be afraid to + fiilin yalın hâli şeklindedir ve eylem korkutucu veya zor görünse bile birini harekete geçmeye teşvik eder.

Alıştırma

Standart ifadeyi bir sözcükle tamamlayın: Don't ____ afraid to ask for help.

Cevabı göster

be