Ortalamanın Üstünde Misiniz Yoksa Altında Mı?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Gündelik ölçüler ortalamalarla karşılaştırılıyor; yanılsamalı üstünlük insanların neden kendini ortalamanın üzerinde gördüğünü açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. stack up to — Öbek fiiller: nesneleri üst üste koymayı değil, birinin başkalarına göre düzeyini anlatır; yetenek veya sonuçları karşılaştırır. 2. a cognitive bias where — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: soyut bir olguyu where ile tanımlayın; in which daha resmîdir. Böylece araştırma tanımlarını okuyup yazabilirsiniz. 3. “In the words of Charles Bukowski,” — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: atfedilen kaynağı adlandırıp alıntıya geçen kalıbı tanıyın; bunun tek başına atfı doğrulamadığını ayırt edin.
Bu derste
Do you ever wonder how you stack up to others? Notlar
0:02Başkalarıyla kıyaslandığınızda ne durumda olduğunuzu hiç merak ediyor musunuz?
Do you ever wonder how + düz cümle söz dizimi
Do you ever wonder how ... dinleyicinin belirli bir soruyu daha önce düşünüp düşünmediğini sorar. Ever, “herhangi bir zamanda, hiç” anlamını katar ve bir konuyu doğal biçimde açmaya yardımcı olur. How ile başlayan yan cümle wonder fiilinin nesnesidir. How + özne + fiil şeklindeki düz cümle söz dizimini kullanır: how you stack up. Doğrudan soru düzeni olan how do you stack up kullanılmaz.
Alıştırma
Hangi cümle wonder how sonrasında düz cümle söz dizimini doğru kullanıyor?
- Do you ever wonder how birds find their way home?
- Do you ever wonder how do birds find their way home?
Cevabı göster
Do you ever wonder how birds find their way home?
stack up to: göreli performansı karşılaştırmak
Bu cümlede stack up to, başka insanlarla “karşılaştırılmak” veya “onlara göre belirli bir düzeyde olmak” anlamına gelir. Nesneleri fiziksel olarak üst üste koymayı değil, göreli yetenek ya da performansı anlatır. Aktarılabilir kalıp how + özne + stack veya stacks up to + karşılaştırma hedefidir. İnsanları, takımları, ürünleri ya da sonuçları karşılaştırabilir ve tek başına hangi tarafın daha iyi olduğunu söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle karşılaştırma yapmak için stack up to ifadesini doğal biçimde kullanıyor?
- How does our school team stack up the regional champions?
- How does our school team stack up to the regional champions?
Cevabı göster
How does our school team stack up to the regional champions?
humans actually weigh 62 kg on average. Kalıp ifadeler
0:19insanlar aslında ortalama 62 kg ağırlığındadır.
“Worldwide, however,” ile kapsamı değiştirmek ve karşıtlık belirtmek
Worldwide başvuru çerçevesini değiştirir: ifade artık daha önce ele alınan Kuzey Amerika grubunu değil, dünyanın dört bir yanındaki insanları anlatır. However yeni sayının önceki sayıyla karşıtlık oluşturduğunu gösterir. Bu iki başlangıç ögesi önce yeni kapsamı belirler, ardından sonucun farklı olduğu konusunda okuru uyarır; iki gerçeği ilişkisiz saymadan önceki sonucun geçerli olduğu alanı düzeltir.
Alıştırma
Bu cümlede Worldwide, however, ne işe yarar?
- Kapsamı tüm dünyaya çevirir ve yeni sayıyı önceki sayıyla karşılaştırır.
- Dünyadaki herkesin tam olarak 62 kg olduğunu ifade eder.
- Dünya genelindeki sayının önceki bilgilerle hiçbir ilgisi olmadığını söyler.
Cevabı göster
Kapsamı tüm dünyaya çevirir ve yeni sayıyı önceki sayıyla karşılaştırır.
on average: istatistiksel ortalama ifade etmek
On average, “ilgili tüm değerler toplanıp sonuç vaka sayısına bölündüğünde” anlamına gelen bir zarf ifadesidir. Burada 62 kg sayısının nasıl hesaplandığını açıklar: bu, her kişinin ağırlığı değil, bir grubun ortalamasıdır. Bu ifade bir grup, tekrarlanan bir olay veya genel bir oran hakkındaki cümleyi niteleyebilir. Tek tek değerlerin farklı olmasına izin verirken genel bir sayısal eğilimi özetler.
Alıştırma
Cümleyi burada öğretilen ve “istatistiksel ortalama olarak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The clinic sees 40 patients a day, ____.
Cevabı göster
on average
with four books per year being the most common number reported. Dilbilgisi
0:27çünkü en sık bildirilen sayı yılda dört kitap.
avid readers: okumaya güçlü ve kalıcı ilgi duyan kişiler
Bu cümlede avid readers, okumaya karşı güçlü ve kalıcı bir ilgileri olduğu için çok okuyan insanlar demektir. Avid, okuma hızını değil, hevesi anlatır. Avid, derin ve sürekli ilgi duyan bir kişiyi belirten isimden önce sıkça gelir: an avid reader, an avid fan veya an avid gardener.
Alıştırma
Hangi betimleme Leo'nun okumaya karşı güçlü ve sürekli bir ilgisi olduğunu açıkça anlatır?
- Leo is an avid reader.
- Leo is reading one page.
- Leo is a fast reader.
Cevabı göster
Leo is an avid reader.
inflate this number: bir rakamı olduğundan yüksek göstermek
Burada inflate this number, bildirilen sayıyı normalde olacağından daha yüksek hâle getirmek demektir. Okuma toplamları çok yüksek olan küçük bir grup, ortalamayı veya genel istatistiği yukarı çekebilir. Inflate burada mecaz anlamda kullanılmıştır. Olağan dışı yüksek değerlerin etkisini anlatır; tek başına birinin yalan söylediği veya verileri bilerek değiştirdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Büyük siparişler ortalamayı abartılı gösteriyor ancak mutlaka sahtekârlık içermiyorsa cümleyi en iyi hangi fiil tamamlar? A few unusually large orders can ___ the weekly average.
- increase
- inflate
- falsify
Cevabı göster
inflate
with four books per year being the most common number reported tamamlayıcı yapısı
with + isim öbeği + being + tümleç kalıbı, ana cümleye onu destekleyen bir durum ekler. Burada four books per year isim öbeğidir; being the most common number reported ise bu öbeğin durumunu açıklar. Bu ek bölüm, çok okuyan kişilerin sayıyı yükselttiği iddiasının dayanağını gösterir: en sık bildirilen miktar yılda yalnızca dört kitaptır. being ana cümlenin yüklemi değildir ve with öbeği tek başına tam bir cümle oluşturmaz. Bu yapı; arka plan, kanıt veya eş zamanlı bir durum eklemenin kısa bir yoludur.
Alıştırma
Eksik kelimeyi kullanarak with ek yapısını tamamlayın: The survey showed a wide range of answers, with four books per year ____ the most common response.
Cevabı göster
being
And if you can read faster than 300 words per minute,
0:31Ve dakikada 300 kelimeden daha hızlı okuyabiliyorsanız,
Type more than 40 words per minute and you're also faster than the majority koşul-sonuç kalıbı
Cümlede emir biçimli bir cümlecik + and + sonuç cümleciği yapısı kullanılır. Type more than 40 words per minute bir koşul belirler; you're also faster than the majority ise bu koşul karşılandığında ortaya çıkan sonucu bildirir. Type dilbilgisel olarak emir biçimindedir, ancak konuşanın asıl amacı dinleyiciye yazma emri vermek değildir. Açıklayıcı anlatımda bu kısa kalıp bir if cümleciğinin yerini alabilir: If you type more than 40 words per minute, you're faster than the majority.
Alıştırma
İlk koşul karşılandığında ikinci cümleciğin gerçekleştiğini gösteren bağlaçla koşul-sonuç kalıbını tamamlayın: Save the file now, ____ you'll have a backup.
Cevabı göster
and
bachelor's degree or higher: üst dereceleri kapsayan eğitim eşiği
Bu cümlede a bachelor's degree, genellikle lisans eğitimi tamamlandıktan sonra alınan ilk üniversite derecesi olan lisans derecesini ifade eder. İfade kişinin medeni durumunu değil, eğitim düzeyini anlatır. Or higher eşiği kapsayıcı yapar: lisans derecesi koşulu karşılar; yüksek lisans ve doktora gibi daha üst düzey dereceler de kabul edilir. Higher, daha yüksek bir derece düzeyi anlamında kullanılır; daha yüksek bir sınav notunu ifade etmez.
Alıştırma
Lisans, yüksek lisans veya doktora derecesinin koşulu karşıladığını belirten tam İngilizce ifadeyle iş şartını tamamlayın: Applicants must have ____.
Cevabı göster
a bachelor's degree or higher
with only about 10% not finishing.
0:45çünkü liseyi bitirmeyenlerin oranı yalnızca yaklaşık %10'dur.
If you're a man who can bench press more than 135 lb,
0:47Bench press hareketinde 135 libreden fazla ağırlık kaldırabilen bir erkekseniz,
And if you're a woman who can run a mile in less than 7 to 10 minutes,
0:52Ve bir mili 7 ila 10 dakikadan kısa sürede koşabilen bir kadınsanız,
tires you out: birini çok yormak
Tire someone out, birini çok yormak veya bitkin düşürmek anlamına gelir. Bu cümlede that yorgunluğa neden olan etkinliği, you bundan etkilenen kişiyi gösterir; out ise güçlü veya tamamlanmış bir sonuca ulaşma anlamı ekler. Bu, tire someone out kalıbına sahip ayrılabilen bir phrasal verb'dür. Nesne bir zamirse tire ile out arasına gelir; tire me out veya tire them out gibi.
Alıştırma
Cümleyi tire someone out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After hiking all day, the steep final climb really ____.
Cevabı göster
tired us out
you're drinking less than three cups of coffee per day,
1:02günde üç fincandan az kahve içiyorsanız,
Most people drink three to four cups of water a day.
1:07Çoğu insan günde üç ila dört bardak su içer.
make you pee: make + nesne + fiilin yalın hâli
make you pee ifadesinde make, bir şeyin sizin idrar yapmanıza neden olduğunu gösteren ettirgen bir fiildir. Eylemi yapan kişi you olur; özne ise nedendir. Yapı make + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir: make + you + pee. Nesneden sonra gelen fiilden önce to kullanılmaz. Bu yapı başka fiziksel tepkiler ve eylemler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Doğal tamamlamayı seçin: A scary movie can ...
- make you jumping
- make you jump
- make you to jump
Cevabı göster
make you jump
pee. ... urinating: aynı eylem, farklı anlatım düzeyi
Bu cümlelerde pee ve urinating aynı temel eylemi ifade eder. Pee günlük bir fiildir; urinating ise sağlık bilgilerinde veya tıbbi konuşmalarda sık kullanılan, daha resmî ve klinik bir biçimdir. Yan yana gelen cümlelerde değişen şey fiziksel eylem değil, anlatım düzeyidir. İlk ifade konuşma diline, ikincisi ise bir ölçüme veya sağlık kılavuzuna uygundur.
Alıştırma
Resmî bir sağlık bilgileri broşürü için hangi cümle daha uygundur?
- You should tell a doctor if you are urinating less often than usual.
- You should tell a doctor if you are peeing less often than usual.
Cevabı göster
You should tell a doctor if you are urinating less often than usual.
you're probably above average based on surveys. Kalıp ifadeler
1:17anketlere göre muhtemelen ortalamanın üzerindesiniz.
Bowel movement: resmî ve nazik bir sağlık terimi
“Bowel movement”, dışkılama eylemini anlatan kalıplaşmış ve nispeten resmî bir terimdir. Bu cümlede “more than one bowel movement”, o gün farklı zamanlarda birden fazla kez dışkılamak anlamına gelir. Buradaki “movement” sağlık teriminin bir parçasıdır; sıradan bir fiziksel hareketi veya toplumsal hareketi ifade etmez.
Alıştırma
Cümleyi dışkılama anlamına gelen resmî sağlık terimiyle tamamlayın: At the clinic, the nurse asked when I last had a ____.
Cevabı göster
bowel movement
Based on surveys: kanıtın kaynağını belirtmek
“Based on surveys”, önceki yargıyı destekleyen kanıtın nereden geldiğini belirtir: anket sonuçları, birinin muhtemelen ortalamanın üzerinde olduğu tahminini destekler. İddia + based on + kaynak kalıbı, iddiayı tek bir kişi hakkında kesin bir bilgi olarak değil, o kaynaktan çıkarılan bir sonuç olarak sunar. Probably ile birlikte kullanıldığında sonucu temkinli hâle getirir.
Alıştırma
“The estimate is based on surveys” cümlesinde based on surveys ne anlama gelir?
- Anketler fiziksel olarak tahminin altında bulunuyor.
- Anket sonuçları tahmin için kanıt olarak kullanılıyor.
- Tahmin her kişi için kesinlikle doğrudur.
Cevabı göster
Anket sonuçları tahmin için kanıt olarak kullanılıyor.
But these are not necessarily reasons for concern. Ton ve niyet
1:19Ancak bunlar illa endişelenmeniz gerektiği anlamına gelmez.
not necessarily reasons for concern: mutlaka endişe nedeni sayılmaz
not necessarily reasons for concern ifadesinde not necessarily, endişe nedenlerini doğrudan reddetmek yerine varılan sonucu sınırlar. Bu farklılıklar kaygıyı otomatik olarak ya da her durumda haklı çıkarmaz. Bu, kesin bir güvence değil, temkinli bir rahatlatmadır. Başka bulgulara göre belirli bir durumun yine de dikkat gerektirebileceği ihtimalini açık bırakır.
Alıştırma
"These delays are not necessarily reasons for concern." cümlesi ne anlama gelir?
- Her zaman ciddi sorunlardır.
- Otomatik olarak endişeyi haklı çıkarmazlar, ancak bazı durumlar yine de çıkarabilir.
- Endişeyi hiçbir zaman haklı çıkaramazlar.
Cevabı göster
Otomatik olarak endişeyi haklı çıkarmazlar, ancak bazı durumlar yine de çıkarabilir.
The average person farts around 14 times a day,
1:22Ortalama bir insan günde yaklaşık 14 kez gaz çıkarır;
If you end up having more than two kids in your lifetime Öbek fiiller
1:28Hayatınız boyunca ikiden fazla çocuğunuz olursa,
end up having: sonunda ortaya çıkan sonuç
End up + -ing, bir eylemi veya durumu bir sürecin sonunda ortaya çıkan sonuç olarak sunar. Çoğu zaman sonucun başlangıçtaki planda olmadığını düşündürür, ancak her zaman kazara olduğu anlamına gelmez. Burada end up having, kişinin tüm yaşamına bakarak sonunda kaç çocuğu olduğunu anlatır. Having, end up sonrasında kullanılması gereken -ing biçimidir; up, sayının arttığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi end up + -ing yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We only planned to stop for coffee, but we ____ dinner there too.
Cevabı göster
ended up having
But if you have less than six children in Niger, Dilbilgisi
1:34Ancak Nijer'de altıdan az çocuğunuz varsa,
Less than six children ile fewer than six children arasındaki fark
“Less than six children” ifadesindeki less than sayısal bir sınırı belirtir: çocukların sayısı altıdan azdır. Children çoğul ve sayılabilen bir isim olduğu için geleneksel resmî kullanım “fewer than six children” biçimini tercih eder. Bununla birlikte, özellikle sayı tek bir toplam miktar olarak düşünüldüğünde, “less than + sayı + çoğul isim” günlük konuşmada yaygındır.
Alıştırma
Resmî ve düzenlenmiş İngilizcede en güvenli cümle hangisidir?
- The daycare has fewer than six children enrolled.
- The daycare has less than six children enrolled.
- The daycare has little than six children enrolled.
Cevabı göster
The daycare has fewer than six children enrolled.
And if you're watching more than 5 hours and 4 minutes of TV each day,
1:38Ve her gün 5 saat 4 dakikadan fazla televizyon izliyorsanız,
More than most: most sözcüğünün most people anlamı
“That’s more than most” ifadesinde most tek başına kullanılır ve ilgili grup bağlamdan anlaşılır. Burada “most people”, yani çoğu insan anlamına gelir; more ise günlük televizyon izleme sürenizi bu insanların izleme süresiyle karşılaştırır. İngilizcede grup açık olduğunda most sonrasındaki isim söylenmeyebilir. Kısa karşılaştırmada tekrarlanan fiil fikri de örtük bırakılır: “more than most people do”. Bu ifade “mümkün olan en yüksek miktardan fazla” veya “çoğu zaman daha fazla” anlamına gelmez.
Alıştırma
“Omar runs farther than most” cümlesinde most ne anlama gelir?
- çoğu zaman
- çoğu insan
- mümkün olan en yüksek miktar
Cevabı göster
çoğu insan
That's about the same amount of time the average person spends on their mobile device. Notlar
1:43Bu, ortalama bir insanın mobil cihazında geçirdiği süreyle hemen hemen aynıdır.
about the same amount of time: yaklaşık olarak eşit bir süre
Bu cümlede about the same amount of time, “yaklaşık olarak eşit bir süre” anlamına gelir. About karşılaştırmayı tam değil yaklaşık yapar; amount of time ise time sözcüğünü ölçülebilen bir miktar olarak ele alır. İki miktar birbirine yakın olduğunda about the same amount of + sayılamayan isim kalıbı kullanılabilir: about the same amount of money, work, or energy.
Alıştırma
Karşılaştırmayı hedef ifadeyle tamamlayın: “The train ride takes 30 minutes, and the bus ride takes 28 minutes. The bus ride takes ____ as the train ride.”
Cevabı göster
about the same amount of time
the same amount of time (that) ...: nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürülmesi
the same amount of time the average person spends on their mobile device isim grubunda nesne görevindeki ilgi zamiri düşürülmüştür. Time sözcüğünden sonra that eklenebilir: the same amount of time that the average person spends on their mobile device. İlgi cümleciğinin içinde the average person özne, spends fiil ve time, spends fiilinin eksik nesnesidir. On their mobile device, zamanın nerede veya neye harcandığını belirtir; doğrudan nesne değildir.
Alıştırma
Vurgulanan ifadede time, the average person spends on their mobile device sözlerine nasıl bağlanır?
- the average person öznesinin bir parçasıdır.
- Ortalama bir kişinin cihazı kullanmaya ne zaman başladığını belirtir.
- Spends fiilinin düşürülmüş nesnesidir; time sözcüğünden sonra isteğe bağlı bir that gelebilir.
Cevabı göster
Spends fiilinin düşürülmüş nesnesidir; time sözcüğünden sonra isteğe bağlı bir that gelebilir.
But if you're a teen and spending less than 9 hours a day on media,
1:47Ancak ergenseniz ve medyaya günde 9 saatten az zaman ayırıyorsanız,
under the average. ile below average
Bu cümlede under the average, medya kullanım miktarının karşılaştırma grubunun ortalamasından düşük olduğu anlamına gelir. Anlaşılır bir ifadedir, ancak bu tür istatistiksel karşılaştırmalar için kullanılan alışılmış kalıp değildir. Bir düzey ya da sonuç normalin altındaysa İngilizcede genellikle below average kullanılır. Belirli bir ortalamaya işaret edildiğinde bazen below the average da kullanılır. Burada farklı durumlara aktarılabilecek tercih below average ifadesidir.
Alıştırma
Normalden düşük bir sonuç için en doğal ifade hangisidir?
- Sonuç için above average kullanmak.
- Sonuç için under the average kullanmak.
- Sonuç için below average kullanmak.
Cevabı göster
Sonuç için below average kullanmak.
The average person also simply touches their phone over 2,000 times a day.
1:52Ortalama bir insan ayrıca telefonuna günde 2.000'den fazla kez dokunur.
Think you're smarter than the average person? Ton ve niyet
1:57Ortalama bir insandan daha zeki olduğunuzu mu düşünüyorsunuz?
Think you're smarter than the average person? ve Do you think ...?
Think you're smarter than the average person? günlük konuşmada kullanılan kısaltılmış bir sorudur. Başındaki Do you bölümü söylenmez, ancak dinleyen kişi bunu zihninde tamamlar: Do you think you're smarter than the average person? Buradaki Think, düşünme emri değildir. Soru, dinleyeni kendi yeteneğini değerlendirmeye davet eder ya da ona meydan okur; çoğu zaman şakacı veya biraz kışkırtıcı bir tona sahiptir. Aynı kısaltılmış yapı günlük konuşmada ve samimi medya anlatımlarında yaygındır.
Alıştırma
Günlük konuşmadaki Think you're ready for the test? sorusu ne anlama gelir?
- Do you think you're ready for the test? anlamına gelir.
- Dinleyenin sınava hazır olduğunu belirtir.
- Dinleyene sınav hakkında düşünmesini söyler.
Cevabı göster
Do you think you're ready for the test? anlamına gelir.
How about having better health, memory, Ton ve niyet
2:00Peki ya sağlığınızın ve hafızanızın daha iyi olduğunu
or being a better friend than the average person?
2:02veya ortalama bir insandan daha iyi bir arkadaş olduğunuzu düşünüyor musunuz?
Başka bir değerlendirme noktası eklemek için How about having ...
How about + -ing yalnızca bir etkinlik önermek için kullanılmaz. Burada How about having ..., önceki karşılaştırmaların ardından dinleyicinin düşünmesi için başka bir alan ekler: insanların sağlık, hafıza veya arkadaşlık konusunda da kendilerini ortalamanın üzerinde görüp görmediği. Bir soru ya da ölçüt listesinden sonra How about + isim/-ing çoğu zaman şimdi bu bağlantılı durumu da düşünmek anlamına gelir. Planlama konuşmasında aynı kalıp bir öneri de sunabilir; bu nedenle işlevini çevresindeki söylem belirler.
Alıştırma
Bir ölçüt daha eklemek için cümleyi How about + -ing hedef kalıbıyla tamamlayın: “We have checked the price and location. ____ enough storage space?”
Cevabı göster
How about having
Ortaya çıkan veya beklenmedik bir gerçeği sunan Turns out ...
Turns out, keşfedilmiş ya da açıklığa kavuşmuş bir bilgiyi sunar ve çoğu zaman beklenmedik veya önceki düşünceyi düzelten bir etki yaratır. Burada sonraki iddiayı, izleyicilerden kendilerini başkalarıyla karşılaştırmaları istendikten sonra ortaya çıkan sonuç olarak çerçeveler. Resmî olmayan bir yan cümlenin başında Turns out ..., It turns out that ... ifadesinin kısaltılmış biçimidir. it ve that sözcükleri söylenmese de anlaşılır. Buradaki turn out, fiziksel olarak dönüp dışarı çıkmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Beklenmedik bir gerçeği açıklayan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: “____ the museum is free on Fridays.”
Cevabı göster
Turns out
the vast majority of: ezici derecede büyük bir oranı vurgulamak
The vast majority of + isim öbeği, bir grubun veya miktarın ezici derecede büyük bir bölümünü ifade eder. Burada, insanların yarısından çok daha fazlasının kendisini ortalamanın üzerinde gördüğünü belirtir; ancak kesin bir yüzde vermez. Vast, majority sözcüğünün derecesini güçlendirir. Yapı, the vast majority of people ve the vast majority of the work örneklerinde olduğu gibi çoğul bir grubun ya da bir miktarın önüne gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi, ezici derecede büyük bir oranı vurgulayan dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A survey found that ____ respondents support the change—nearly nine out of ten.
Cevabı göster
the vast majority of
It's a cognitive bias where people overestimate their own abilities and qualities Dilbilgisi
2:11Bu, insanların kendi yeteneklerini ve niteliklerini olduğundan fazla değerlendirdiği bilişsel bir önyargıdır.
bir cognitive bias olarak illusory superiority
Illusory superiority, kişinin kendi yetenek veya niteliklerini kanıtların desteklediğinden ya da diğer insanlarınkinden daha olumlu değerlendirme eğilimidir. Bu cümlede, birçok kişinin kendisini ortalamanın üzerinde görmesinin arkasındaki örüntüyü adlandırır. Cognitive bias, yargıyı çarpıtabilecek sistematik bir eğilimdir. Daha geniş kategoriyi ifade eder ve illusory superiority bunun bir örneğidir. Buradaki bias, kasıtlı sahtekârlık veya bilinçli olarak benimsenen bir önyargı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu derste illusory superiority kavramına en uygun açıklama hangisidir?
- Birinin ortalamanın üzerinde olduğunu kanıtlayan kesin bir test
- İnsanların yetenek veya niteliklerini gerçekte olduğundan ya da diğer insanlarınkinden daha iyi değerlendirdiği bilişsel bir önyargı
- Başkalarını yetenekli olduğuna ikna etmeye yönelik kasıtlı bir girişim
Cevabı göster
İnsanların yetenek veya niteliklerini gerçekte olduğundan ya da diğer insanlarınkinden daha iyi değerlendirdiği bilişsel bir önyargı
a cognitive bias where: in which anlamındaki where
where ile başlayan yan cümle, önyargıyı tanımlayan durumu açıklar: bu önyargıda insanlar kendilerini olduğundan daha üstün değerlendirir. Buradaki where fiziksel bir yeri anlatmaz. bias, situation, case veya stage gibi soyut bir isimden sonra where, “içinde” anlamındaki in which yerine kullanılabilir. Bu yapı, bir durumun ya da olgunun içinde ne olduğunu tanımlamanızı sağlar.
Alıştırma
Soyut bir isimden sonra where kullanarak o durumda ne olduğunu doğru biçimde açıklayan cümle hangisidir?
- This is a situation where can small mistakes quickly grow.
- This is a situation which small mistakes can quickly grow.
- This is a situation where small mistakes can quickly grow.
- This is a situation who small mistakes can quickly grow.
Cevabı göster
This is a situation where small mistakes can quickly grow.
with one study revealing 87% of students at a university surveyed Dilbilgisi
2:15Bir araştırma, bir üniversitede ankete katılan öğrencilerin %87'sinin
rated their academic performance above the median.
2:19kendi akademik performansını ortanca değerin üzerinde değerlendirdiğini ortaya koydu.
with one study revealing: kanıt ekleyen with + isim + -ing yapısı
with ile başlayan ifade, ana açıklamaya kanıt ekler. One study bu ifadenin içindeki eylemi gerçekleştiren öğedir; revealing ise araştırmanın bulgusunu başlatır. Bu bulgunun içeriği above the median bölümüne kadar devam eder. with + isim + -ing kalıbı, tam bir cümlenin ardından eş zamanlı bir olguyu, sonucu veya kanıtı kısa biçimde ekler. Burada revealing çekimsiz bir fiil biçimidir; bu yüzden ana fiil değildir.
Alıştırma
Destekleyici kanıt eklemek için with + isim + -ing yapısını doğru kullanan son hangisidir? The new reading program improved comprehension, ...
- with several teachers report better class discussions.
- with several teachers reported better class discussions.
- and several teachers reporting better class discussions.
- with several teachers reporting better class discussions.
Cevabı göster
with several teachers reporting better class discussions.
Interestingly, people with lower IQs tend to overestimate their IQ, Notlar
2:21İlginçtir ki IQ düzeyi daha düşük kişiler, IQ'larını olduğundan yüksek tahmin etme eğilimindeyken,
tend to: Kesin olmayan, genel bir eğilimi anlatmak
tend to + fiilin yalın hâli yapısında tend to overestimate, bir grupta genellikle gerçekleşen şeyi anlatır. People öznesi çoğuldur, bu nedenle tend kullanılır; tekil bir özneyle tends to kullanılır. Bu ifade iddiayı daha ihtiyatlı yapar: her seferinde veya her kişi için geçerli bir kuralı değil, bir eğilimi belirtir. Burada “planlamak” ya da “niyet etmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
“Genellikle, ama her zaman değil” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle ihtiyatlı genellemeyi tamamlayın: Young children ____ learn new words quickly when they hear them often.
Cevabı göster
tend to
while people who actually have above average IQs Anlatım akışı
2:25gerçekte ortalamanın üzerinde IQ'ya sahip kişiler
overestimate ve underestimate: Tahmin hatasının yönü
Ön ekler hatanın yönünü gösterir. Overestimate; bir miktarı, yeteneği, maliyeti, süreyi veya riski gerçekte olduğundan daha yüksek ya da büyük değerlendirmek demektir. Underestimate ise gerçekte olduğundan daha düşük ya da küçük değerlendirmek demektir. Cümlede bir gruptaki kişiler IQ'larını fazla yüksek, diğer gruptakiler ise fazla düşük değerlendirir. Them, people sözcüğüne değil, değerlendirilen şeyler olan IQs sözcüğüne gönderme yapar.
Alıştırma
İki cümleyi doğru geçmiş zaman fiilleriyle tamamlayın: The hike was much harder than Ana expected, so she ____ its difficulty. Ben expected the short walk to be exhausting, but it was easy, so he ____ its difficulty.
Cevabı göster
underestimated · overestimated
İki cümleciği karşılaştıran while
Burada while iki yan cümleciği birbirine bağlar ve karşıtlık belirtir: bir grup IQ'sunu olduğundan yüksek tahmin etme, diğer grup ise olduğundan düşük tahmin etme eğilimindedir. Böylece iki eğilim dengeli bir karşılaştırma olarak düzenlenir. Bu, whereas veya by contrast anlamına gelen karşıtlık bildiren while kullanımıdır; during the time that anlamındaki zamansal while değildir. İki eğilimin mutlaka aynı anda gerçekleştiğini de söylemez.
Alıştırma
Örnekte while iki cümlecik arasında nasıl bir ilişki kuruyor?
- Her iki eğilimin nedenini verir.
- Eğilimlerin tam olarak aynı anda gerçekleştiğini söyler.
- İki farklı eğilimi karşılaştırır.
Cevabı göster
İki farklı eğilimi karşılaştırır.
Men are also more likely to overestimate their IQ by 5 points,
2:29Erkekler de IQ'larını 5 puan fazla tahmin etmeye daha yatkınken,
Perhaps the most shocking is that in cognitive test, Anlatım akışı
2:34Belki de en şaşırtıcı olan, bilişsel bir testte
even the lowest scoring groups predict that they're above average,
2:37en düşük puanı alan grupların bile kendilerini ortalamanın üzerinde görmesidir.
Perhaps the most shocking is that ile temkinli vurgu
Perhaps, most shocking şeklindeki en üstünlük değerlendirmesini yumuşatır. Konuşmacı test sonucundan mutlaka kuşku duymuyordur; bunun yerine, bu sonucu en şaşırtıcı olarak sıralayan değerlendirmenin tamamen nesnel olduğunu ileri sürmekten kaçınır. is that sözleri, vurgulanan kanıtı içeren sonraki that cümleciğine işaret eder. Bu çerçeve temkinli bir değerlendirmeden ana önermeye geçerek konuşmacının hangi olguyu en büyük sürpriz olarak gördüğünü dinleyiciye bildirir.
Alıştırma
Perhaps the most shocking is that ... kalıbı ne yapar?
- Konuşmacının değerlendirmenin nesnel olduğundan tamamen emin olduğunu gösterir.
- Ardından gelen that cümleciğini bir zaman çizelgesinde ilk sıraya yerleştirir.
- Ardından gelen that cümleciğini en büyük sürpriz olarak temkinli biçimde sunar.
Cevabı göster
Ardından gelen that cümleciğini en büyük sürpriz olarak temkinli biçimde sunar.
and researchers believe it's because those worst at the test Dilbilgisi
2:42Araştırmacılar bunun, testte en kötü performansı gösteren kişilerin
are also worst at understanding the skills required to do it well. Dilbilgisi
2:45başarılı olmak için gereken becerileri anlamakta da en yetersiz olmalarından kaynaklandığını düşünüyor.
those worst at the test: testte en kötü performansı gösterenler
Burada those, uzaktaki nesneleri değil, “o insanları” ifade eder. Worst at the test, those sözcüğünden sonra gelir ve hangi grubun kastedildiğini gösterir: testte en kötü performansı gösteren insanlar. Tam biçim those who are worst at the test şeklindedir. İngilizcede people sözcüğünü tekrarlamadan çoğul bir grubu adlandırmak için sık sık those + betimleyici ifade kullanılır. At the test, worst ifadesini test performansıyla sınırlar; insanların genel değerini anlatmaz.
Alıştırma
Cümlede "those worst at the test" kimleri ifade ediyor?
- Uzaktaki testler
- Odadaki en kaba insanlar
- Testte en kötü performansı gösteren insanlar
Cevabı göster
Testte en kötü performansı gösteren insanlar
the skills required to do it well: onu iyi yapmak için gereken beceriler
Required to do it well, skills sözcüğünden sonra gelir ve hangi becerilerin kastedildiğini açıklar. Kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir: the skills that are required to do it well. Skills ismi, ihtiyaç duyulan şeyi belirtir. Burada it, testi veya görevi ifade eder. İsim + geçmiş zaman ortacı ifadesi şeklindeki kısa yapı, bilgilendirici yazılarda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi require fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The class teaches the skills ____ to swim safely.
Cevabı göster
required
This paper actually won a Nobel Prize in 2000. Kültür
2:49Hatta bu makale 2000 yılında Nobel Ödülü kazandı.
Nobel Prize ile Ig Nobel Prize
“Nobel Prize”, Nobel ödülleri için kullanılan resmî özel addır. “Ig Nobel Prize” içindeki “Ig” isteğe bağlı değildir: tam ad, sıra dışı araştırmaları ödüllendiren ayrı ve mizahi bir ödülü belirtir. Bu cümlede “Nobel Prize” ifadesi hatalı bir kısaltmadır. Dunning-Kruger araştırmasıyla bağlantılı 2000 yılındaki ödül, resmî bir Nobel Ödülü değil, Ig Nobel Prize in Psychology idi. Medya içeriklerini okurken hangi tür ödülün kastedildiğini anlamak için tam ada bakın.
Alıştırma
Dunning-Kruger araştırmasıyla bağlantılı 2000 yılındaki ödülün tam adı hangisidir?
- 2000 Ig Nobel Prize in Psychology
- 2000 Nobel Prize in Psychology
Cevabı göster
2000 Ig Nobel Prize in Psychology
Alıntı tanıtmak için In the words of + person
“In the words of + person”, sözün kaynağını gösteren bir atıf kalıbıdır. Dinleyiciyi, o kişinin söylediği ya da yazdığı sözlerden yapılacak bir alıntıya veya bunların yakın bir aktarımına hazırlar ve mevcut konuşmacının sesinden kaynağın sesine geçişi açık hâle getirir. Burada “In the words of Charles Bukowski,” sonraki satırlara işaret eder ve onları Bukowski'nin sözleri olarak sunar. Bu kalıp konuşmacının yaptığı atfı bildirir; tek başına alıntının bağımsız biçimde doğrulandığını kanıtlamaz.
Alıştırma
“Dr. Lee'nin sözlerini kullanarak” anlamına gelen atıf kalıbını tamamlayın: ____ Dr. Lee, 'Curiosity begins with a good question.'
Cevabı göster
In the words of
the problem with X is that ...: X'in temel sorununu belirtmek
the problem with X is that + yan cümle kalıbı, X'i eleştirinin konusu olarak sunar ve konuşanın temel sorun olarak gördüğü şeyi that yan cümlesinde açıklar. Burada X, the world ifadesidir; cümlenin geri kalanı da söz konusu sorunu belirtir. Buradaki with, X ile birlikte anlamına değil, X ile ilgili veya X'te bulunan anlamına gelir. That, problem sözcüğünün içeriğini açıklar. Bu kalıp önce konuyu adlandırıp ardından yargıyı vererek eleştiriyi düzenler.
Alıştırma
Hedef kalıbın iki parçasıyla cümleyi tamamlayın: ____ this app ____ it collects too much personal data.
Cevabı göster
The problem with · is that
the intelligent people ... while the stupid ones ...: paralel karşıtlık
Cümle, biçimleri birbirine uyan iki yan cümleden oluşur: the intelligent people are full of doubts ve the stupid ones are full of confidence. While bunları zaman ilişkisiyle değil, karşıtlık ilişkisiyle bağlar. Ones ise people yerine geçerek ismi tekrarlamadan ikinci yarının birinci yarıyı yansıtmasını sağlar. Intelligent ile stupid ve doubts ile confidence karşı karşıya getirilerek bir karşıtlık sanatı oluşturulur. Simetri, iddiayı akılda kalıcı ve ironik yapar; çünkü confidence dinleyicinin onu daha az bekleyebileceği tarafta yer alır. Bu, her zeki veya aptal kişi hakkında gerçek anlamda ileri sürülen bir iddia değil, retorik bir genellemedir.
Alıştırma
Hangi cümle, farkı belirginleştirmek için while ile dengeli bir karşıtlığı en iyi biçimde kurar?
- The experienced speakers checked every detail, while the newcomers trusted their first guess.
- The experienced speakers checked every detail, and the newcomers trusted their first guess.
- The experienced speakers checked every detail because the newcomers trusted their first guess.
Cevabı göster
The experienced speakers checked every detail, while the newcomers trusted their first guess.
are full of doubts ... are full of confidence: şüphe ve özgüvenle dolu olmak
Be full of + isim, bir kişinin veya şeyin bir duyguya, düşünceye ya da özelliğe büyük ölçüde sahip olduğunu anlatır. Burada are full of doubts, zeki insanların çok sayıda şüphesi olduğunu; are full of confidence ise diğer grubun çok özgüvenli olduğunu belirtir. Anlam soyuttur ve fiziksel bir kabın dolu olmasından söz edilmez. Are full of yapısının tekrarlanması iki grubun kolayca karşılaştırılmasını sağlar. Yapıyı aynı tutup yalnızca ismi değiştirmek, doubts ile confidence arasında keskin bir karşıtlık yaratır.
Alıştırma
İki paralel betimlemeyi hedef ifadeyle tamamlayın: Maya is ____ doubts, while Ben is ____ confidence.
Cevabı göster
full of · full of
who has supported this video and is giving away a 2-month free trial Öbek fiiller
3:02Bu videoya destek olan Skillshare, iki aylık ücretsiz deneme üyeliğini
Nazik bir davet için If you'd like to
If you'd like to ifadesindeki 'd, would anlamına gelir: if you would like to. Bu ifade, eylemi dinleyicinin seçimi olarak sunar ve davet ya da önerinin nazik, baskısız duyulmasını sağlar. Burada bir öneriye yumuşak bir giriş yapar. Kalıp If you'd like to + fiilin yalın hâlidir. If yan cümlesini çoğunlukla mevcut eylemi veya sonucu açıklayan bir ana cümle izler. Örneğin: If you'd like to learn more, follow this link.
Alıştırma
Nazik ve baskısız daveti hedef sözcüklerle tamamlayın: If ____ hear the rest of the story, you can stay.
Cevabı göster
you'd like to
Keşfedilecek bir şeyi önermek için check out
Burada check out Skillshare, Skillshare'a göz atmak, hizmet hakkında daha fazla bilgi edinmek veya onu denemek anlamına gelir. Konuşmacı, izleyiciyi ilgisini çekebilecek bir hizmete yönlendirir; burada ifade, hesap ödemek veya otelden ayrılmak anlamına gelmez. Check out burada ayrılabilen geçişli bir öbek fiildir: check out Skillshare ve check Skillshare out biçimlerinin ikisi de mümkündür. Adı belirtilen bir hizmet önerilirken out sözcüğünü isimden önce kullanmak özellikle doğaldır.
Alıştırma
Hangi cümlede check out, bir şeyi keşfetmeyi önermek için kullanılmıştır?
- I checked out three library books yesterday.
- We checked out of the hotel before breakfast.
- Check out the new science exhibit this weekend.
Cevabı göster
Check out the new science exhibit this weekend.
Ücretsiz dağıtım anlamında giving away
Burada is giving away a 2-month free trial, Skillshare'ın deneme hizmetini ücretsiz sunduğu anlamına gelir. Giving, is sonrasında gereken -ing biçimidir ve away, give away öbek fiilini tamamlar; is giving away birlikte, promosyonu şu anda mevcut veya devam eden bir fırsat olarak gösterir. Give away ayrıca bir sırrı açıklamak veya bir şeyi istemeden belli etmek anlamına gelebilir. a 2-month free trial nesnesi ve promosyon bağlamı, burada ücretsiz dağıtım anlamını seçer.
Alıştırma
Hangi cümlede giving away, bir şeyi ücretsiz sunmak anlamında kullanılmıştır?
- She is giving away too much information about the ending.
- His smile is giving away the surprise.
- The museum is giving away posters to the first hundred visitors.
Cevabı göster
The museum is giving away posters to the first hundred visitors.
Skillshare is an online learning community for creators
3:07Skillshare, yaratıcı kişiler için çevrim içi bir öğrenme topluluğudur
with more than 15,000 classes in design, photo, and more.
3:10ve tasarım, fotoğrafçılık ve daha birçok alanda 15.000'den fazla ders sunar.
Everyone can take a class, try a project,
3:14Herkes bir ders alabilir, bir proje yapmayı deneyebilir,
with premium membership as low as $10 a month for unlimited access. Kalıp ifadeler
3:18Sınırsız erişim sunan premium üyelik ise ayda yalnızca 10 dolardan başlıyor.
as low as $10 a month: en düşük aylık fiyat
Bu fiyat ifadesinde as low as + fiyat, ilan edilen en düşük tutarı belirtir. A month faturalandırma dönemini gösterir; dolayısıyla üyelik bir aylık erişim için 10 dolardan başlayabilir. Bu ifade, herkesin ödediği tek bir fiyatı ya da yaklaşık bir fiyatı değil, dikkat çekici bir fiyat alt sınırını sunar.
Alıştırma
Bu teklifte as low as $10 a month ne anlama gelir?
- En ucuz paket aylık 10 dolar olabilir, ancak diğer paketler daha pahalı olabilir.
- Her paket aylık tam olarak 10 dolardır.
- Fiyat ayda yaklaşık 10 dolardır.
Cevabı göster
En ucuz paket aylık 10 dolar olabilir, ancak diğer paketler daha pahalı olabilir.
Just head to the link skl.sh/asapscience
3:22Tek yapmanız gereken skl.sh/asapscience bağlantısına gitmek,
and use the promo code asapscience to sign up Öbek fiiller
3:25kaydolmak için asapscience promosyon kodunu kullanmak
and learn even on their mobile app or while you're offline.
3:28ve mobil uygulamasında ya da çevrim dışıyken bile öğrenmek.
sign up: yeni hesap oluşturmak veya kaydolmak
Burada sign up, hizmeti kullanmaya başlamak için kaydolmak veya yeni bir hesap oluşturmak anlamına gelir. Bu, zaten sahip olduğunuz bir hesaba girmek değil, hizmete katılma eylemidir. up parçacığı bu öbek fiilin bir parçasıdır. Yaygın kalıplar sign up, sign up for + kurs veya hizmet ve sign someone up for something biçimleridir.
Alıştırma
“Yeni hesap oluşturmak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Enter your email and click Continue to ____.
Cevabı göster
sign up
And subscribe for more weekly science videos every Thursday.
3:31Her perşembe yayımlanan yeni bilim videoları için kanalımıza abone olmayı da unutmayın.