Bir Ömür Boyu Neler Olur?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video tanıtımı: Video, ortalama bir ömürde bedensel süreçleri, günlük alışkanlıkları ve Dünya'nın hareketini birikimli sayılara çeviriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. life expectancy: sözcük anlamı ve kullanım düzeyi. Bir nüfusun tahmini ortalama yaşam yılıdır, bireysel ömür garantisi değildir; ayrım sağlık ve demografide önemlidir. 2. "When you do the math,": deyimler ve mecazlı ifadeler. Günlük sayıları şaşırtıcı bir toplamla bağlar ve hesaba dayalı sonucu sunar. 3. "no matter what happens,": dil bilgisi ve cümle kalıpları. Sonucun her koşulda geçerli kaldığını belirten ödünleme yapısıdır; Dünya'nın hareketiyle uzayda ilerlememiz buna örnektir.
Bu derste
but in the US it's a bit higher at 78.6. Dilbilgisi
0:03ancak ABD'de bu süre biraz daha uzun: 78,6 yıl.
Bir nüfus istatistiği olarak yaşam beklentisi
Bu cümlede life expectancy, belirli bir nüfustaki insanların ortalama olarak kaç yıl yaşamasının beklendiğini ifade eder. 71,4 yıllık değer dünya nüfusuna ait bir istatistiktir; herhangi bir kişinin yaşam süresi için garanti değildir. Bu ifade, farklı nüfusların sağlık ve yaşam koşullarını karşılaştırmak için kullanılır. Bir ülkenin değeri bir grubun genel durumunu özetler; o ülkedeki her kişinin tam olarak ne kadar yaşayacağını öngörmez.
Alıştırma
Bir nüfus istatistiğini anlatmak için cümleyi doğal biçimde tamamlayan ifade hangisidir? The report gives the global and national average ___ in years.
- life expectancy
- living conditions
- life insurance
- life experience
Cevabı göster
life expectancy
Küçük bir sayısal fark için a bit higher
Bu cümlede a bit higher, “biraz daha yüksek” anlamına gelir. A bit, higher karşılaştırmasını yumuşatır; yani ABD'deki değer küresel değerin üzerindedir, ancak fark büyük değildir. Kalıp a bit + karşılaştırma sıfatıdır: a bit higher, a bit lower veya a bit longer. Küçük bir farkı anlatır ve karşılaştırmanın abartılı değil, ölçülü duyulmasını sağlayabilir.
Alıştırma
Küçük bir farkı gösterecek şekilde cümleyi tamamlayan ifadeyi seçin: The updated estimate is ___ than last year's.
- a bit of higher
- a bit high
- a bit higher
- higher a bit
Cevabı göster
a bit higher
or 2 billion 478 million 700,000 seconds alive on Earth.
0:10ya da Dünya'da geçirilen 2 milyar 478 milyon 700 bin saniyeye denk geliyor.
amounts to + bir toplam
Bu cümlede amounts to, bir şeyin ardından gelen sayıyla aynı toplam veya eşdeğer değere sahip olduğunu belirtir. Daha önce söz edilen yaşam süresi gün ve saniyeye çevrilir; amounts to da bu özneyi elde edilen sayılara bağlar. Amount to bir fiil öbeğidir: özne + amount/amounts to + toplam ya da sonuç. Burada This tekildir, bu yüzden fiil amounts biçimindedir; to zorunludur.
Alıştırma
Cümleyi doğru tamamlayan ifadeyi seçin: The final cost of the equipment and delivery ___ $1,250.
- turns into
- counts on
- amounts to
Cevabı göster
amounts to
So, what can happen to you in that time? Anlatım akışı
0:15Peki, bu süre içinde başına neler gelebilir?
Yönlendirici soru olarak So, what can happen to you in that time?
So, yaşam süresi hesabından ana konuya geçildiğini gösterir. Bu soru tek bir olay sormaz. Söz konusu zaman aralığını, konuşmacının birazdan anlatacağı pek çok şey için geniş bir çerçeveye dönüştürür. What can happen to you...? yönlendirici bir sorudur: sonraki bölüme cevaplanacak bir sorun veya geliştirilecek bir tema verir. In that time daha önce belirtilen yaşam süresine gönderme yapar; böylece soru, arka plandaki sayıyı gelecek listeye bağlar.
Alıştırma
Bu bağlamda vurgulanan sorunun temel söylem işlevi nedir?
- Yaşam süresi sayısını, ardından gelecek listeyi yönlendiren bir soruya dönüştürür.
- Dinleyiciden belirli bir kazayı söylemesini ister.
- Daha önceki gün ve saniye hesabını düzeltir.
Cevabı göster
Yaşam süresi sayısını, ardından gelecek listeyi yönlendiren bir soruya dönüştürür.
Men cry an average of one time per month and women 2.7 times,
0:30Erkekler ayda ortalama bir kez, kadınlar ise 2,7 kez ağlıyor;
giving you an average of 1,745 good cries per lifetime.
0:34bu da bir ömürde ortalama 1.745 kez doya doya ağlamak demek.
The average adult is not getting their 10,000 steps in Öbek fiiller
0:38Ortalama bir yetişkin, günde 10.000 adım hedefine ulaşamıyor;
as the average US adult only takes around 5,100 steps per day.
0:41çünkü ABD'deki bir yetişkin günde ortalama yalnızca 5.100 adım atıyor.
getting their 10,000 steps in: günlük bir hedefi tamamlamak
getting their 10,000 steps in, günlük 10.000 adım hedefini tamamlamak demektir. get + nesne + in yapısında in, bu etkinliği gün içinde ayrılabilen zamana sığdırma anlamı katar; adımları bir yerin içine koymak anlamına gelmez. Cümle, ortalama yetişkinin hedefe ulaşamadığını söylüyor; ardından gelen 5.100 adım sayısı bunun nedenini açıklıyor.
Alıştırma
Planlanmış bir etkinliğin mevcut süre içinde tamamlandığını anlatmak için get something in ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- I got a short workout at before my first meeting.
- I got a short workout on before my first meeting.
- I got a short workout in before my first meeting.
Cevabı göster
I got a short workout in before my first meeting.
But in a lifetime it ends up being a pretty impressive Öbek fiiller
0:45Ama bir ömür boyunca toplandığında ortaya epey etkileyici bir sonuç çıkıyor:
ends up being: birikimden sonraki nihai sonuç
ends up being, bir süreç veya birikim sonunda ortaya çıkan nihai sonucu belirtir. Bu cümlede being, it ile a pretty impressive 146 million steps isim öbeğini birbirine bağlar; yani bu ifade, bir ömür sonunda toplamın neye dönüştüğünü anlatır. Bu ifade bir hareketin bir yerde sona erdiğini anlatmaz. Günlük sayı çok büyük görünmese de bir ömür boyunca birikince şaşırtıcı derecede büyük bir toplam olur.
Alıştırma
Bir süreç sonunda ulaşılan nihai sonucu anlatmak için end up being ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- After months of testing, the new design ended up be more reliable than the old one.
- After months of testing, the new design ended being up more reliable than the old one.
- After months of testing, the new design ended up being more reliable than the old one.
Cevabı göster
After months of testing, the new design ended up being more reliable than the old one.
then you'll walk around the length of the equator around 2.6 times.
0:54ekvatorun çevresini yaklaşık 2,6 kez dolaşacak kadar yürürsün.
Koşulu ve sonucu açıkça gösteren If ..., then ... kalıbı
If ..., then ... kalıbında if yan cümlesi bir koşul veya varsayım sunar, ana cümle ise bundan çıkan sonucu verir. Burada varsayılan ortalama adım uzunluğu, mesafe hesabının temelidir. Then sonucu işaretler; koşulun bir parçası değildir. Çoğu zaman çıkarılabilir, ancak kullanılması hesaplamalarda ve açıklamalarda koşuldan sonuca geçişi özellikle belirgin hâle getirir.
Alıştırma
Açık koşul-sonuç kalıbını iki bağlantı sözcüğüyle tamamlayın: ____ the battery is fully charged, ____ the indicator turns green.
Cevabı göster
If · then
producing 1 to 10 trillion sperm cells in a lifetime. Dilbilgisi
0:59ve bir ömür boyunca 1 ila 10 trilyon sperm hücresi oluşturur.
Sonuç bildiren -ing eki olarak producing 1 to 10 trillion sperm cells
Virgülden sonra gelen producing ... şeklindeki -ing öbeği, çekimsiz bir ek bilgidir. Yeni bir özne getirmez ve kendi zamanını taşımaz; örtük öznesi ana cümleden devralınan Men sözcüğüdür. Bu cümlede, ana cümlede anlatılan sürekli sürecin ömür boyunca biriken sonucunu verir. Aynı öznenin anlaşıldığı durumlarda bu kalıp, temel durumu ve onun sonucunu ya da ek çıktısını tek bir cümlede özlü biçimde birleştirir.
Alıştırma
Sürekli çalışmadan kaynaklanan üretim miktarını eklemek için produce fiilinin -ing biçimini kullanın: The upgraded line runs continuously, ____ 5,000 bottles a day.
Cevabı göster
producing
And people generally start having sex around age 16 or 17.
1:03İnsanlar genellikle 16 ya da 17 yaşlarında seks yapmaya başlar.
but millennials are only expected to have around eight sexual partners throughout their lives. Dilbilgisi
1:10Y kuşağındakilerin ise yaşamları boyunca yalnızca yaklaşık sekiz cinsel partneri olması bekleniyor.
Kuşak etiketleri olarak baby boomers ve millennials
Baby boomers ve millennials, sıradan betimlemeler değil, doğum dönemlerine göre geniş biçimde tanımlanan kuşak etiketleridir. Baby boomers etiketi genellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki doğum patlaması sırasında doğan kuşağı, millennials ise çok daha sonra doğup milenyumun dönüm noktası civarında yetişkin olan kuşağı ifade eder. Kesin doğum yılı sınırları ülkeye ve kuruma göre değişir. Bu cümlede etiketler kuşaklar arasında istatistiksel bir karşılaştırmayı düzenler; her üyenin belirtilen deneyimi yaşadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir demografi raporunda baby boomers ve millennials neyi adlandırır?
- Teknoloji sektöründeki işler
- Doğum kuşağına göre geniş biçimde tanımlanan gruplar
- Kişisel deneyimleri tamamen aynı olan insanlar
Cevabı göster
Doğum kuşağına göre geniş biçimde tanımlanan gruplar
Only ile sınırlandırılan öngörü olarak are only expected to have
Are expected to have edilgen bir öngörü kalıbıdır: mevcut kanıtlar veya bir tahmin, öznenin bir şeye sahip olacağının düşünülmesine yol açar. Burada yaşam boyu öngörülen toplam sayı verilir; Y kuşağının bu sayıya ulaşmak zorunda olduğu söylenmez. are only expected to have around eight ifadesinde only, öngörülen miktarı yaklaşık sekizle sınırlar ve bunun daha yüksek sayıyla karşılaştırılmasına yardımcı olur. Öngörü hâlâ olumlu bir ifadedir.
Alıştırma
Bir piyasa tahminine göre hangi cümle, artışın zorunlu değil, nispeten küçük miktarda öngörüldüğünü söyler?
- Prices only expect to rise by two percent.
- Prices are only expected to rise by two percent.
- Prices are only required to rise by two percent.
Cevabı göster
Prices are only expected to rise by two percent.
it's estimated that you learn one to two new words per day Dilbilgisi
1:16günde bir ya da iki yeni kelime öğrendiğin tahmin ediliyor
with an average total of 42,000 words.
1:20ve toplam kelime dağarcığın ortalama 42.000 kelimeye ulaşıyor.
It's estimated that: kişisiz tahmin kalıbı
Bu cümlede it's estimated that, sayıları doğrulanmış bir gerçek olarak değil, bir tahmin olarak sunar. Konuşmacı, doğruluğunu şahsen garanti etmeden bir hesaplama sonucunu aktarır. Buradaki it, biçimsel bir öznedir; daha önce sözü edilen belirli bir şeye gönderme yapmaz. Tahmin edilen içerik that yan cümlesinde yer alır: you learn one to two new words per day. Yeniden kullanılabilen kalıp It is estimated that + yan cümledir.
Alıştırma
Raporu kısaltılmış kişisiz tahmin kalıbıyla tamamlayın: ____ the bridge will reopen in six months.
Cevabı göster
It's estimated that
and is likely related to our brain decaying at a rate of 5% per Kalıp ifadeler
1:25ve bu durum muhtemelen beynimizin her on yılda yüzde 5 oranında
As we age: birlikte gelişen iki değişim
As we age ifadesinde as, yaşlanırken veya yaşlanma süreci boyunca anlamına gelir. Yaşlanmayı ana cümlede anlatılan azalmayla ilişkilendirir ve her ikisini de zaman içinde gelişen değişimler olarak sunar. Yeniden kullanılabilen yapı as + özne + değişim bildiren fiildir. Birlikte gelişen eğilimleri bağlamak için kullanışlıdır; ancak tek başına bir değişimin diğerine doğrudan neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi cümle, birinin diğerine neden olduğunu açıkça söylemeden, iki kademeli değişimin birlikte geliştiğini en net biçimde sunar?
- As the city grows, housing costs often rise.
- After the city grows, housing costs often rise.
- Because the city grows, housing costs often rise.
Cevabı göster
As the city grows, housing costs often rise.
is likely related to: ihtiyatlı bir ilişki belirtmek
Is likely related to iki katmanlı bir ihtiyat taşır. Related to, bu sayı ile beynin gerilemesi arasında bir ilişki olduğunu belirtirken likely bu bağlantının kesin değil, muhtemel olduğunu gösterir. Bilimsel veya analitik yazılarda bu ifade, bir etkenin diğerine neden olduğunu ileri sürmeden makul bir bağlantı sunar. Aktarılabilir kalıp X is likely related to Y şeklindedir.
Alıştırma
Bir rapor güçlü bir örüntü buluyor ancak nedenselliği kanıtlamamış. Hangi cümle uygun ölçüde ihtiyatlıdır?
- The decline is likely related to reduced sleep.
- The decline has nothing to do with reduced sleep.
- The decline is caused by reduced sleep.
Cevabı göster
The decline is likely related to reduced sleep.
at a rate of 5% per decade: zaman içindeki değişimi sayısallaştırmak
At a rate of 5% per decade, değişim hızını sayısal olarak ifade eder. At a rate of değişim miktarını sunar, per decade ise ölçüm aralığını belirtir: %5, her on yıllık dönem için geçerlidir. Aktarılabilir at a rate of + amount + per + unit kalıbı büyüme, düşüş, tüketim veya sıklığı anlatabilir. Burada rate fiyat ya da değerlendirme puanı değil, hız anlamındadır.
Alıştırma
at a rate of + amount + per + unit kalıbını ve her yıl yüzde 12 verisini kullanarak cümleyi tamamlayın: Online sales are growing ____.
Cevabı göster
at a rate of 12 percent per year
The average person 15 years and older in the US works 7.9 hours per day.
1:30ABD'de 15 yaş ve üzerindeki ortalama bir kişi günde 7,9 saat çalışıyor.
And with the average age of retirement being 63, Dilbilgisi
1:35Ortalama emeklilik yaşı da 63 olduğuna göre,
you'll spend about 16 years in total at the office.
1:38toplamda yaklaşık 16 yılını ofiste geçireceksin.
Arka plan koşulu olarak with + isim öbeği + being + tümleç
with the average age of retirement being 63 ifadesinde with, ek bir arka plan koşulu sunar. the average age of retirement isim öbeğini being ve 63 tümleci izler; ifade bir bütün olarak “ortalama emeklilik yaşının 63 olduğu göz önüne alındığında” anlamına gelir. Bu, bağımsız bir yan cümle değildir: being bir ortaçtır, ana fiil değildir. Bu kısa yapı, bilinen bir gerçeği önce verip ona bağlı sonucu veya hesabı ardından sunmayı sağlar.
Alıştırma
Parantez içindeki bütün ifadeleri ve with + isim öbeği + being + tümleç yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, we need to leave early to reach the airport on time. (flight / at six)
Cevabı göster
With the flight being at six
But are you really working or just looking at memes? Anlatım akışı
1:41Peki gerçekten çalışıyor musun, yoksa sadece internetteki komik paylaşımlara mı bakıyorsun?
Mizahi bir retorik geçiş olarak But are you really ... or just ...?
But, işte geçirilen süreyle ilgili istatistikten farklı bir yöne geçildiğini gösterir. Ardından soru, really working ile just looking at memes ifadelerini karşı karşıya getirir: really yapılan işin gerçek olup olmadığını sorgularken just, dikkat dağıtan diğer seçeneğin aslında yapılan şey olabileceğini öne çıkarır. Bu retorik bir sorudur; dolayısıyla konuşan kişi cevap beklemez. Ofiste geçirilen zamanın üretken çalışma süresine eşit olduğu varsayımını sorgular, mizahla dinleyicinin ilgisini çeker ve dikkat dağınıklığı ya da telefon kullanımı konusuna geçiş yapar.
Alıştırma
Konuşan kişi “But are you really working or just looking at memes?” sorusuyla ne yapıyor?
- Dinleyicilerden işte kaç tane meme gördüklerini hesaplamalarını ister.
- Ofiste geçirilen tüm zamanın üretken olduğu fikrini mizahla sorgular ve dikkat dağınıklığı konusuna geçer.
- Her dinleyiciden evet ya da hayır şeklinde ciddi bir rapor ister.
Cevabı göster
Ofiste geçirilen tüm zamanın üretken olduğu fikrini mizahla sorgular ve dikkat dağınıklığı konusuna geçer.
One study found that young adults use their phones 5 hours per day
1:44Bir araştırma, genç yetişkinlerin telefonlarını günde 5 saat kullandığını
and check their phone in 30-second bursts 85 times a day. Kalıp ifadeler
1:48ve günde 85 kez, her seferinde 30 saniyeliğine kontrol ettiğini ortaya koydu.
in 30-second bursts: tekrarlanan kısa süreler
Burada in 30-second bursts, telefonun her kontrol edilişinin yaklaşık otuz saniyelik kısa bir sürede gerçekleştiğini ve bu kısa sürelerin birçok kez tekrarlandığını belirtir. Buradaki burst, fiziksel bir patlama değil, kısa ve yoğun bir etkinlik dönemidir. in + süre/sıfat + bursts kalıbı, etkinliği sürekli değil aralıklı olarak gerçekleşen bir şey gibi sunar. in ten-minute bursts ve in short bursts diğer doğal kullanımlardır.
Alıştırma
Tekrarlanan kısa süreleri belirtmek için in ... bursts yapısını kullanan bir ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: Because the connection was unstable, the video loaded ____ instead of continuously.
Cevabı göster
in short bursts
that adds up to almost 13 years on your phone. Öbek fiiller
1:52bu, telefonda geçirdiğin neredeyse 13 yıla denk geliyor.
When you do the math: kanıta dayalı bir sonuca ulaşmak
When you do the math ifadesindeki do the math, verilen sayıları bir araya getirip bunların ne anlama geldiğini hesaplamak demektir. Burada hesaplama, yaşam boyu toplam süreyi verir; bu nedenle ifade hem gerçek anlamda hesaplamayı korur hem de kanıtlarla desteklenen bir sonucu konuşma dilinde sunar. Daha genel olarak do the math, resmî bir matematik işlemi olmasa bile gerçekleri veya ipuçlarını bir araya getirip açık sonuca ulaşmak anlamına gelebilir.
Alıştırma
“The subscription is $15 a month. Do the math, and you’ll see the annual cost,” İngilizce cümlesinde “Do the math” dinleyiciden ne yapmasını ister?
- Sonucu bulmak için sayıları birleştirmek.
- Bir okul matematik ödevini tamamlamak.
- Sayıları görmezden gelip tahmin etmek.
Cevabı göster
Sonucu bulmak için sayıları birleştirmek.
adds up to: bir toplama ulaşmak
Burada adds up to, “birleşerek toplamda ... etmek” anlamına gelir. Daha önce belirtilen günlük telefon kullanım rakamları biriktirilerek neredeyse 13 yıllık çarpıcı sonuca ulaşılır. Ortaya çıkan toplamdan önce add up to kullanılır: birkaç küçük değer birleşerek bir sayı, maliyet, süre veya miktar oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi bir toplama ulaşıldığını belirten üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The small monthly fees ____ more than $600 a year.
Cevabı göster
add up to
That doesn't even include Netflix where subscribers spend upwards of 500 hours per year streaming content, Notlar
1:55Üstelik buna, abonelerin içerik izlemeye yılda 500 saatten fazla ayırdığı Netflix bile dahil değil;
doesn't even include: şaşırtıcı bir eksiklikle savı güçlendirmek
Doesn't even include, önceki toplamın Netflix izleme süresini dışarıda bıraktığını belirtir. Even bu eksikliği şaşırtıcı veya özellikle önemli olarak gösterir; böylece zaten yüksek olan rakamın gerçek değeri olduğundan düşük gösterdiği anlaşılır. Bu kalıp, giderek güçlenen bir argüman kurar: önce etkileyici bir sonuç verilir, ardından başka bir etkeni doesn't even include denilerek gerçek toplamın daha yüksek olabileceği gösterilir.
Alıştırma
Cümleyi şaşırtıcı bir eksikliği vurgulayan üç sözcüklü hedef kalıpla tamamlayın: The estimate is already high, and it ____ repair costs.
Cevabı göster
doesn't even include
Bir miktardan önce upwards of
Bir miktardan önce upwards of, yaklaşık olarak o miktar veya daha fazlası anlamına gelir. Bu cümlede 500 saat kabaca bir alt sınır tahminidir; dolayısıyla gerçek rakam daha yüksek olabilir. Bu ifade sayıyı yukarı doğru hareket olarak değil, tahmini bir asgari değer olarak sunar. Kesin bir toplam ileri sürmeden büyüklüğü vurgulamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Bir rapor, bir onarımın yaklaşık 2.000 dolar veya daha fazlaya mal olabileceğini söylüyor. Bu anlamı en iyi hangi cümle ifade eder?
- The repair may cost upwards of $2,000.
- The repair may cost around $2,000.
- The repair may cost up to $2,000.
Cevabı göster
The repair may cost upwards of $2,000.
which means at this rate you'd spend around 4.5 years watching Netflix. Notlar
2:01bu hızla devam edersen yaklaşık 4,5 yılını Netflix izleyerek geçirirsin.
at this rate: mevcut hıza göre tahmin yürütmek
At this rate, mevcut hız, sıklık veya düzen devam ederse anlamına gelir. Burada yıllık izleme miktarının aynı şekilde sürmesine dayanan bir tahmini başlatır. Sonuç garanti değil, koşulludur: hız değişirse tahmin de değişir. Rate yalnızca fiziksel hızı değil, bir etkinliğin sıklığını veya düzeyini de anlatabilir.
Alıştırma
Tahmini “mevcut hız devam ederse” anlamına gelen üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____, we'll use all the paint before we finish the room.
Cevabı göster
At this rate
spend around 4.5 years watching Netflix: spend + süre + fiilin -ing biçimi
Burada spend, “para harcamak” değil, “zaman ayırmak” anlamındadır. Kalıp spend + süre + fiilin -ing biçimi şeklindedir: spend around 4.5 years watching. Around sayının yaklaşık olduğunu, watching ise bu sürede yapılan etkinliği belirtir. Tam cümledeki you'd ve at this rate, mevcut izleme hızı sürerse 4.5 years ifadesinin tahmin edilen toplam süre olduğunu gösterir; bu, tamamlanmış bir süre değildir.
Alıştırma
Cümleyi read fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: I spend twenty minutes ____ before bed.
Cevabı göster
reading
you might be a millionaire with the average bachelor degree holder
2:06milyoner olabilirsin; ortalama bir lisans mezunu
earning 1.8 million and those with a college degree earning 1.1 million.
2:091,8 milyon dolar, üniversite diploması olanlarsa 1,1 milyon dolar kazanıyor.
alcohol consumption accounts for about 0.9% of annual income Öbek fiiller
2:14alkol tüketimine yaptığın harcama yıllık gelirinin yaklaşık yüzde 0,9'unu oluşturuyor;
accounts for: bir toplam içindeki payı ifade etmek
Burada accounts for, “bir toplamın belirli bir payını oluşturmak” anlamına gelir. Yapı X accounts for Y% of Z şeklindedir: X kategori veya parçadır, Z ise bütündür. Yüzde ve of annual income ifadesi burada oran anlamının kullanıldığını gösterir. account for başka bağlamlarda “açıklamak” anlamına gelebilir, ancak burada bu anlamda değildir.
Alıştırma
“Public transport accounts for 18% of daily trips,” cümlesinde accounts for ne anlama gelir?
- toplamın bu payını oluşturur
- yolculukların neden gerçekleştiğini açıklar
- yolculukların ücretini öder
Cevabı göster
toplamın bu payını oluşturur
a statistically significant 11 minutes more than men, Kelime
2:28Bu, kadınların erkeklerden istatistiksel açıdan anlamlı biçimde 11 dakika daha fazla uyuması demek;
statistically significant: şansa karşı istatistiksel kanıt
Statistically significant bir araştırma terimidir. Bu cümlede, 11 dakikalık farkın çalışmada kullanılan istatistiksel testten geçtiğini anlatır: gerçek bir fark olmasaydı ve yalnızca rastgele değişkenlik bulunsaydı, bu büyüklükte bir sonuç nispeten olasılık dışı olurdu. Bu ifade, 11 dakikanın büyük veya önemli bir etki olduğu anlamına gelmez ve farkın belirli bir etkenden kaynaklandığını kanıtlamaz. Sonucun pratik değerini ya da nedenini değil, istatistiksel kanıtın gücünü açıklar.
Alıştırma
Bir rapor ortalama tepki süresinde iki puanlık bir fark buluyor ve bu farkın istatistiksel testi geçtiğini söylüyor. Sonucu en iyi hangi ifade açıklar?
- statistically large
- statistically significant
- causally proven
- practically significant
Cevabı göster
statistically significant
which means more than a third of your life is spent snoozing. Notlar
2:31yani hayatının üçte birinden fazlası uyuyarak geçiyor.
more than a third of: bir bütünün üçte birinden fazlası
More than a third of, bir bütünün üç eşit parçasından birinden daha büyük bir miktarı ifade eder. Burada of your life ölçülen bütünü belirtir; dolayısıyla cümle, uyuyarak geçirilen sürenin bir insanın yaşamının üçte birinden fazla olduğunu söyler. A third bir kesirdir, sıra bildiren bir sayı değildir. Bu ifade bir alt sınır verir: miktar üçte birden fazladır, ancak ne kadar fazla olduğunu tam olarak söylemez.
Alıştırma
Üç eşit parçadan birinden fazla anlamını verecek şekilde cümleyi doğal olarak tamamlayan ifade hangisidir? The museum spent ___ its annual budget on repairs.
- a third more
- more than the third of
- more than a third of
- more a third than
Cevabı göster
more than a third of
is spent snoozing: zamanı uyuyarak geçirmeyi anlatan edilgen yapı
"is spent snoozing" ifadesinde özne bir zaman parçasıdır: bu zaman uyumak için kullanılır. Be spent + -ing, spend time + -ing yapısının edilgen biçimidir; bu nedenle cümle, zamanı kimin kullandığından çok zamanın nasıl kullanıldığına odaklanır. Bu yapı, zamanın nasıl kullanıldığını tarafsız biçimde özetlemek için uygundur. Buradaki snoozing, uyumak veya kestirmek anlamına gelir ve günlük, biraz da şakacı bir tondadır; spent burada bitkin olmak ya da ödeme yapmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Zamanın bir etkinlik için kullanıldığını anlatan edilgen yapıyı tamamlayın: More than a third of your life ____ snoozing.
Cevabı göster
is spent
even when: şaşırtıcı gerçek zaman koşulu
Even when bir zaman yan cümlesi başlatır ve cümleye ödünleme vurgusu katar. Ana cümlenin söylediği şeyin, onu geçersiz kılacak veya daha az olası gösterecek gibi duran bir durumda da geçerli kalması anlamına gelir. Bu cümlede you're awake şaşırtıcı koşuldur: uyumuyor olsanız da gözlerin kapalı olmasıyla ilgili ifade geçerliliğini korur. Even "buna rağmen" fikrini ekler; when ise koşulu gerçek bir zaman veya durumla ilişkilendirir.
Alıştırma
Gerçek ve tekrarlanan koşulun şaşırtıcı olduğunu gösteren ifadeyi seçin: I take a short walk ____ it is raining.
- even if
- even when
- when
Cevabı göster
even when
The incidence may decrease as medicine continues to improve, Notlar
2:48Tıp gelişmeye devam ettikçe bu sıklık azalabilir,
incidence: yeni vakaların görülme oranı
Bu cümlede incidence, belirli bir nüfusta belirli bir dönem içinde yeni vakaların ortaya çıkma oranı anlamına gelir. Ölçülebilen bir sağlık eğilimini anlatır; tek bir vakayı veya belirsiz bir toplamı anlatmaz.
Alıştırma
Bir sağlık raporunda incidence en doğru biçimde neyi ifade eder?
- bir hastanın ne kadar süredir bir hastalığa sahip olduğu
- belirli bir dönemde belirli bir nüfustaki yeni vaka oranı
- bir hastanedeki yatak sayısı
Cevabı göster
belirli bir dönemde belirli bir nüfustaki yeni vaka oranı
but may also increase because of the amount of time we spend indoors.
2:51ama kapalı alanlarda geçirdiğimiz süre nedeniyle artabilir de.
may decrease ... but may also increase
may sözcüğünün iki bölümde tekrarlanması, iki yönün de mümkün olduğunu ancak kesin olmadığını gösterir. İlk olasılık azalmadır; but may also ise bunun ardından karşıt olasılık olan artışı ortaya koyar. Bu yapı, iki tahmini de kesinleşmiş bir gerçek olarak sunmadan birbirine rakip açıklamaları değerlendirmeyi sağlar.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı: “The new plan may save money, but may also reduce staff support.” cümlesinde konuşmacı her iki sonucun da kesinlikle gerçekleşeceğini söylüyor.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
will travel 73 billion 884 million km in your lifetime.
3:03ömrün boyunca 73 milyar 884 milyon kilometre yol alacak.
which you are currently standing on: sonunda on bulunan kısıtlayıcı olmayan ilgi cümleciği
Virgüller arasındaki which you are currently standing on, The Earth hakkında ek bilgi veren, kısıtlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir. Birden fazla Dünya arasından hangisinin kastedildiğini belirlemez; bu nedenle çıkarıldığında ana cümle The Earth ... will travel 73 billion 884 million km in your lifetime olur. İlgi cümleciğinin içinde which, The Earth'e gönderme yapar ve stand on içindeki on edatının nesnesidir. Tarafsız konuşmada ve sıradan yazı dilinin büyük bölümünde İngilizce, edatı doğal olarak cümleciğin sonunda bırakır: the Earth which you are standing on. Bu ara cümlecik çıkarıldığında uzun cümlenin ana yapısı daha kolay görülür.
Alıştırma
which you are currently standing on cümleciğini doğru açıklayan analiz hangisidir?
- The Earth hakkında ek bilgi veren, kısıtlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir; on, stand on ifadesini tamamlar.
- Hangi Earth'ün kastedildiğini belirler; on, will travel'a aittir.
- Dinleyicinin neyin üzerinde durduğunu soran doğrudan bir sorudur.
Cevabı göster
The Earth hakkında ek bilgi veren, kısıtlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir; on, stand on ifadesini tamamlar.
you've traveled billions of kilometers through space. Dilbilgisi
3:10uzayda milyarlarca kilometre yolculuk etmiş olacaksın.
no matter what happens: sonucu değiştirmeyen ödünleme ifadesi
No matter what happens, ucu açık bir ödünleme ilişkisi kurar: gerçekleşmesi mümkün her olayı kapsar, ancak bu olasılıkların hiçbiri ardından gelen ifadeyi değiştirmez. Burada değişmeyen sonuç you've traveled billions of kilometers through space ifadesidir. What happens, yanıtlanması gereken bir soru değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp no matter + wh-word + yan cümle biçimindedir ve ardından doğruluğunu koruyan bir sonuç gelir: No matter what happens, + result.
Alıştırma
Cümleyi 'ne olursa olsun' anlamındaki dört sözcüklü ödünleme ifadesiyle tamamlayın: ____, we will keep our promise.
Cevabı göster
No matter what happens
you've traveled: birikmiş mesafe için present perfect
you've traveled ifadesinde you've, you have yapısının kısaltmasıdır; traveled ise geçmiş zaman ortacıdır. Present perfect, mesafeyi konuşma anına kadar biriken bir toplam olarak sunar. Bu nedenle vurgu, tamamlanmış belirli bir geçmiş zamandan çok şu anda önem taşıyan toplamın üzerindedir. Buradaki traveled, Dünya ile birlikte hareket ederken gerçekleşen yer değiştirmeyi anlatır. Kişinin bilinçli olarak bir uzay yolculuğuna çıktığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Tamamlanmış bir geçmiş zaman belirtmeden şu ana kadar birikmiş mesafeyi doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- You travel 500 kilometers every month.
- You've traveled 500 kilometers this month.
- You traveled 500 kilometers last month.
Cevabı göster
You've traveled 500 kilometers this month.
You can also find out what happens in one minute in another video,
3:18Bir dakikada neler olduğunu da başka bir videomuzdan öğrenebilirsin;
Subscribe to AsapSCIENCE for more weekly science videos.
3:26Her hafta yeni bilim videoları izlemek için AsapSCIENCE'a abone ol.
but if not: olumsuz koşul eksiltisi
but if not ifadesinde not, az önce sözü edilen düşüncenin olumsuz biçiminin, yani if you do not follow us on Instagram and Twitter koşulunun yerini tutar. Bu, koşul yapısında eksiltidir ve fiil öbeğinin tamamını tekrarlamayı önler. Daha genel olarak if not, daha önce belirtilen olasılığın ya da eylemin gerçekleşmemesi anlamına gelir. Tam olarak neyin eksiltildiği bağlamdan çıkarılmalıdır; ifade, bağlamdan bağımsız olarak her zaman otherwise ile eş değer değildir.
Alıştırma
if you cannot join the morning session ifadesini tekrarlamadan cümleyi eksiltili bir olumsuz koşulla tamamlayın: You can join the morning session, but ____, there is another one at 3 p.m.
Cevabı göster
if not
Gündelik bir veda sözü olarak “Peace.”
Burada “Peace.”, “hoşça kal” ya da “görüşürüz” anlamına gelen tek sözcüklük bir kapanış ifadesidir. Peace burada uyum veya çatışmanın olmaması anlamındaki olağan isim görevinde kullanılmamaktadır. Kapanış sözlerinden sonra geldiği için etkileşimi rahat ve genç bir tonla bitirir. Benzer gündelik bağlamlarda tek başına söylenen “Peace!” bir veda olarak anlaşılabilir.
Alıştırma
Samimi bir sohbetin sonunda biri şöyle diyor: “Peace.” Bunun en olası anlamı nedir?
- Bulunulan yerin güvenli olduğuna dair bir ifade.
- Samimi bir vedalaşma.
- Herkesin tartışmayı bırakması için bir istek.
Cevabı göster
Samimi bir vedalaşma.