İstilacı türlerin tehdidi - Jennifer Klos: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video; kudzu sarmaşığı, Birmanya pitonları ve Avrupa tavşanları üzerinden, alışılmış sınırlayıcı etkenlerin bulunmadığı bir yaşam alanına taşınan türlerin nasıl hızla çoğaldığını, yerli canlıları kaynak rekabetinde geride bıraktığını ve ekosistemin dengesini bozduğunu anlatıyor; sonunda da insanların aynı tanıma uyup uymadığını soruyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. invasive species, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Yeni bir çevrede zarara yol açan yerli olmayan canlıları belirten bu temel ekoloji terimini anlayın; bir türün ne olduğuyla, bulunduğu yer ve denetlenmeyen yayılışı nedeniyle doğurduğu zarar arasındaki ayrımı kavrayın. 2. which in turn impacts — Söylem, anlatı ve retorik: in turn ifadesinin neden-sonuç zincirindeki bir sonraki halkayı gösterdiğini fark edin ve bitkilerdeki değişimin otçulları, ardından onlarla beslenen yırtıcıları nasıl etkilediğini sıralı biçimde açıklamak için bu yapıyı kullanın. 3. Are we an invasive species? — Söylem, anlatı ve retorik: Kapanıştaki retorik sorunun videoda geliştirilen tanımı insanlığa nasıl uyguladığını ve doğrudan bilgi istemek yerine dinleyiciyi önceki kanıtları yeniden değerlendirmeye nasıl yönelttiğini görün.
Bu derste
Massive vines that blanket the southern United States, Kelime
0:07Amerika Birleşik Devletleri'nin güneyini kaplayan devasa sarmaşıklar,
blanket the southern United States: “kaplamak” anlamındaki blanket fiili
Burada blanket, “geniş bir alanı yaygın veya yoğun bir tabaka hâlinde kaplamak” anlamına gelen bir fiildir. Nesnesi the southern United States ifadesidir; yani sarmaşıklar bu bölgenin geniş bir kısmına yayılır. Burada gerçek bir battaniyeden söz edilmez. İngilizcede daha canlı bir görüntü oluşturmak için isimler sık sık fiil olarak kullanılır. blanket + yer veya şey yapısında özne, bir örtü gibi nesnenin üzerine yayılır. Örneğin snow can blanket a field denebilir.
Alıştırma
“blanket the southern United States” ifadesinde blanket fiili ne anlama gelir?
- geniş bir alanı kaplamak
- battaniyeleri bir yerden başka bir yere taşımak
- bir bölgeyi sıcak tutmak
Cevabı göster
geniş bir alanı kaplamak
climbing as high as 100 feet as they uproot trees Dilbilgisi
0:11ağaçları kökünden sökerken 100 feet yüksekliğe kadar tırmanıyor
climbing as high as 100 feet: en yüksek değeri belirten as high as + sayı
as high as 100 feet ifadesindeki yapı as + sıfat + as + sayı şeklindedir. Burada “100 fit yüksekliğe kadar” anlamına gelir ve ulaşılabilecek yüksekliğin çok fazla olduğuna dikkat çeker. Bu yapı, sarmaşıkların ulaşabileceği en yüksek değeri belirtir; her sarmaşığın tam olarak 100 fite ulaştığı anlamına gelmez. Aynı yapı as fast as 60 miles per hour veya as long as three hours gibi başka sınırları da anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi “bu yüksekliğe kadar” anlamına gelen as...as ifadesiyle tamamlayın: The observation tower can reach ____ 80 feet.
Cevabı göster
as high as
swallow buildings: neredeyse tamamen örtmeyi anlatan bir mecaz
Burada swallow buildings, binaları yemek anlamına gelmez. Sarmaşıkların binaların üzerine yayılıp onları neredeyse tamamen örtmesi ve gizlemesi anlamına gelir. Bu fiil, sarmaşıklara canlı bir varlığın çarpıcı ve tehditkâr davranışını yükler. Daha genel olarak mecazi swallow, büyük ya da yayılan bir şeyin başka bir şeyi yutup kaplamasını anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede swallow buildings ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Binaları neredeyse tamamen örtüp gizlemek
- Binaların bir şeyi yutmasına neden olmak
- Binaları yiyecek olarak yemek
Cevabı göster
Binaları neredeyse tamamen örtüp gizlemek
A ravenous snake that is capable of devouring an alligator. Dilbilgisi
0:16Bir timsahı yutabilecek kapasitede açgözlü bir yılan.
is capable of devouring: be capable of + -ing yapısı
Be capable of + isim veya -ing biçimi, “bir şeyi yapma yeteneğine ya da gücüne sahip olmak” anlamına gelir. Burada is capable of devouring, yılanın bir aligatorü yiyebilecek güce sahip olduğunu belirtir. Of bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: devour değil, devouring.
Alıştırma
Cümleyi “yapma yeteneğine sahip olmak” anlamındaki üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: This compact camera ____ recording underwater.
Cevabı göster
is capable of
Rabbit populations that eat themselves into starvation. Dilbilgisi
0:21Açlıktan ölene kadar yemek yiyen tavşan popülasyonları.
eat themselves into starvation: fiil + dönüşlülük zamiri + into + sonuç
eat themselves into starvation ifadesinde eat eylemdir, themselves rabbit populations ifadesine geri döner ve into ortaya çıkan durumu tanıtır. Tavşanların yeme eyleminin sonunda kendi popülasyonlarını açlıkla karşı karşıya bırakması demektir; tavşanların kendi bedenlerini yemesi anlamına gelmez. Aktarılabilir kalıp fiil + dönüşlülük zamiri + into + sonuç biçimindedir. Bu kalıp, bir eylemin özneyi genellikle yavaş yavaş veya istemeden bir duruma sokmasını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi fiil + dönüşlülük zamiri + into + sonuç kalıbıyla tamamlayın: After taking on every task, Maya worked ____ exhaustion.
Cevabı göster
herself into
These aren't X, they're Y: bir çerçeveyi reddedip diğerini açıklamak
Cümle, önce bir yorumu reddedip ardından onu daha önemli bir yorumla değiştirmek için These aren't X, they're Y kalıbını kullanır. Horror movie concepts önceki örneklerin nasıl görünebileceğini adlandırır; real stories ise bunların gerçekten yaşandığını açıklar. Bu sıralama dinleyicinin beklentisini yönlendirir: kurgu gibi görünen bir görüntüyü şaşırtıcı bir gerçeğe dönüştürür ve asıl konuya zemin hazırlar.
Alıştırma
Bu cümle konuşmacının anlatımında hangi işlevi görür?
- İki ayrı hikâye türünü sıralar.
- Kurgusal bir yorumu reddedip onun yerine gerçek bir yorum getirir.
- Dinleyiciden hikâyelerin gerçek olup olmadığına karar vermesini ister.
Cevabı göster
Kurgusal bir yorumu reddedip onun yerine gerçek bir yorum getirir.
But how could such situations exist in nature? Anlatım akışı
0:28Peki böyle durumlar doğada nasıl var olabilir?
But how could such situations exist in nature?: açıklamayı düzenleyen bir soru
Baştaki But, bu soruyu daha önceki bir karşıtlığa veya şaşırtıcı duruma bağlar. How could ...? durumun anlaşılması zor olduğunu gösterir ve önceki örnekleri açıklanması gereken tek bir soruna dönüştürür. Bu, dinleyicilerden hemen cevap isteyen bir soru değil, anlatımı düzenleyen bir sorudur. Sonraki bölümde bu durumların nasıl mümkün olduğunun açıklanacağını bildirir.
Alıştırma
Bu sorunun anlatımdaki temel işlevi nedir?
- Dinleyicilerden birinin hemen cevap vermesini ister.
- Bu durumların doğada var olmadığını kanıtlar.
- Önceki karşıtlığı, ardından gelen açıklamanın cevaplayacağı bir soruya dönüştürür.
Cevabı göster
Önceki karşıtlığı, ardından gelen açıklamanın cevaplayacağı bir soruya dönüştürür.
invasive species: zarar veren yerli olmayan canlılar
Invasive species, doğal yayılış alanının dışına getirilmiş ve yeni ortamında ekolojik, ekonomik veya insan sağlığıyla ilgili zarara yol açan ya da açması muhtemel olan yerli olmayan bir canlı türüdür. Temel nokta, doğal alanının dışında zararlı etki oluşturmasıdır; yalnızca başka bir yerden gelmiş olması yeterli değildir. Burada invasive, tek bir hayvanın saldırgan kişiliğini değil, türün ekosistem üzerindeki etkisini anlatır. İngilizcede species bir ya da birden fazla türü gösterebilir; tekil ve çoğul yazılışları aynıdır.
Alıştırma
Hangi açıklama invasive species ifadesine en uygundur?
- Yeni ortamında zarara yol açan, yerli olmayan bir tür.
- Açık havada yaşayan herhangi bir tür.
- Saldırgan davranan herhangi bir hayvan.
Cevabı göster
Yeni ortamında zarara yol açan, yerli olmayan bir tür.
not because of what they are, but where they happen to be: bir nedeni reddedip gerçek nedeni belirtme
not because of X, but Y kalıbı bir açıklamayı reddeder ve dikkati gerçek nedene yöneltir. Burada organizmalar temel özellikleri yüzünden değil, bulundukları yer yüzünden zararlıdır. İkinci bölüm but because of where they happen to be şeklinde anlaşılır; tekrarı önlemek için because of kullanılmamıştır. Burada happen to be, tesadüfen ya da koşullar gereği belirli bir yerde bulunmak anlamına gelir. Bir olayın gerçekleşmesi anlamındaki happen değildir.
Alıştırma
Bir nedeni reddedip gerçek nedeni veren iki bölümlü yapıyla cümleyi tamamlayın: The delay happened ____ driver error, ____ a road closure.
Cevabı göster
not because of · but because of
had grown quietly in its native East Asia, Dilbilgisi
0:43anavatanı Doğu Asya'da sessizce büyümüştü,
had grown quietly: daha önceki bir geçmiş durum için past perfect
Had grown, past perfect yapısındadır: had + geçmiş zaman ortacı grown. Büyümeyi daha sonra gerçekleşen başka bir geçmiş olaydan önceye yerleştirir; bu bağlamda organizmanın başka bir yere getirilmesinden öncesine. Geçmişteki o dönüm noktasına kadar süren bir durumu veya etkinliği anlatabilir, ancak büyümenin şimdi de sürdüğünü söylemez. Burada quietly, ses çıkarmadan değil, fazla dikkat çekmeden veya belirgin bir soruna yol açmadan anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi grow fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: Before the gardeners moved the vine, it ____ quietly for several years.
Cevabı göster
had grown
eaten by various insects and dying off during the cold winters. Notlar
0:46çeşitli böcekler tarafından yeniliyor ve soğuk kışlarda ölüyordu.
eaten by ... and dying off: aynı özneyi paylaşan bağlı ortaç öbekleri
“eaten by various insects” ve “dying off”, aynı sarmaşık hakkında arka plan bilgisi veren birbirine bağlı iki ortaç öbeğidir. İkisinin de örtük öznesi sarmaşıktır: eaten edilgen anlamlı bir geçmiş zaman ortacıdır; dying ise sarmaşığın kendisine ne olduğunu anlatan bir şimdiki zaman ortacıdır. Bu sıkıştırılmış biçim, tam cümleciklerin tekrarlanmasını önler. İki özne-fiil ilişkisini görmek için yapı “the vine was eaten by various insects and died off during the cold winters” şeklinde açılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede iki ortaç öbeği aynı özneyi doğru biçimde betimler?
- Damaging by the storm and lost several branches, the old tree needed careful treatment.
- The storm damaged and losing several branches, the old tree needed careful treatment.
- Damaged by the storm and losing several branches, the old tree needed careful treatment.
Cevabı göster
Damaged by the storm and losing several branches, the old tree needed careful treatment.
dying off: bir grubun birçok üyesinin zamanla ölmesi
Die off, bir canlı grubundaki birçok üyenin zaman içinde ölmesi ve böylece grubun çok küçülmesi anlamına gelir. Burada dying off, yalnızca tek bir bitkinin değil, birden fazla sarmaşığın soğuk kışlarda ölmesini anlatır. Off fiziksel bir yön göstermez. Bir popülasyonun giderek azalması ya da zayıflaması sonucunu ekler.
Alıştırma
Bir grubun birçok üyesinin ölmesi anlamına gelen hedef öbek fiille cümleyi tamamlayın: During the harsh winter, many bees began to ____, but the species did not disappear completely.
Cevabı göster
die off
its fortunes changed: durum veya beklentilerde değişim
its fortunes changed ifadesinde fortunes, para değil; bir şeyin zaman içindeki durumu, geleceğe dönük beklentileri veya başarısı anlamına gelir. İfade, bitkinin başına gelenlerin önemli bir dönüm noktasına ulaştığını anlatır. Bir bitki için fortunes kullanılması hafif bir kişileştirme etkisi yaratır. But ile birlikte bu ifade, anlatıda bir dönüm noktasını gösterir ve dinleyiciyi farklı bir sonuca hazırlar.
Alıştırma
Örnekte its fortunes changed ne anlama geliyor?
- Genel durumu veya beklentileri değişti.
- Başarılı olacağı kesindi.
- Parasını başka bir para birimine çevirdi.
Cevabı göster
Genel durumu veya beklentileri değişti.
was imported into: bir varış yerine edilgen biçimde taşınma
Was imported, was + geçmiş zaman ortacı imported yapısıyla kurulan simple past edilgen biçimidir. Özne eylemi yapan değil, eylemden etkilenendir; bu nedenle cümle bitkinin kendi kendine hareket etmesi yerine insanlar tarafından getirildiğini gösterir. Olay ve varış yeri daha önemli olduğu için bunu yapan kişiler belirtilmeyebilir. import something into a place yapısında into, varış yerini tanıtır ve yeni bir bölgenin içine girişi vurgular. Etken yapı people imported it into the southeastern United States şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi import fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimi ve varış yerini gösteren edatla tamamlayın: The rare tree ____ the country in 1905.
Cevabı göster
was imported into
by the government to fight soil erosion. Kalıp ifadeler
1:00hükümet tarafından toprak erozyonuyla savaşmak için.
was even subsidized by the government: devlet tarafından maddi olarak bile desteklendi
X was subsidized by Y yapısında subsidized, Y’nin X’in maliyetini düşürmek veya X’i teşvik etmek için para sağladığı anlamına gelir. Edilgen yapı, desteklenen faaliyeti öne çıkarır; burada devlet ekime yalnızca onay vermemiş, maddi destek sağlamıştır. Even, bu desteğin şaşırtıcı veya beklenenden daha kapsamlı olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede was even subsidized by the government ne anlama geliyor?
- Devlet, bu bitkinin ekimi için maddi destek sağladı.
- Devlet yalnızca bu bitkinin ekilmesine izin verdi.
- Devlet, maddi destek vermeden bu bitkinin ekilmesini zorunlu tuttu.
Cevabı göster
Devlet, bu bitkinin ekimi için maddi destek sağladı.
to fight soil erosion: toprak erozyonuyla mücadele etmek için
to fight soil erosion ifadesinde fight, zararlı bir soruna karşı güçlü önlemler alarak onu azaltmak anlamına gelir. Buradaki kullanım mecazidir, fiziksel bir kavga değildir; İngilizcede fight, disease, crime ve pollution gibi sorunlarla sıkça kullanılır. Mastar yapısı to fight, ekimin amacını belirtir. Soil erosion, toprağın rüzgâr veya su gibi etkilerle zaman içinde kaybolmasıdır.
Alıştırma
Cümleyi fight kullanan ve “toprak kaybını azaltmak” anlamına gelen dört sözcüklü amaç ifadesiyle tamamlayın: The town planted grass on the bare hillside ____.
Cevabı göster
to fight soil erosion
With sunny fields, a mild climate, and no natural predators in its new home, Dilbilgisi
1:02Yeni evinde güneşli tarlalar, ılıman bir iklim ve hiç doğal avcısı olmayan
With sunny fields...: cümle başında arka plan koşulları
Cümle başındaki with + isim öbeği, ana olayın gerçekleştiği koşulları sıralar. Burada güneşli tarlalar, ılıman iklim ve doğal avcıların bulunmaması sarmaşığın büyümesi için elverişli koşullar yaratır; with, “biriyle birlikte” değil, “bu koşullar altında” anlamındadır. Bu öbeği ana cümleden önce kullanmak, birkaç arka plan bilgisini sıkıştırarak önce vermeyi ve ardından sonucu söylemeyi sağlar: the vine grew uncontrollably. Koşullar bir nedene işaret edebilir, ancak neden-sonuç bağlantısını tek başına with değil, bağlam kurar.
Alıştırma
Hangi cümle, sonucu oluşturmaya yardımcı olan koşulları cümle başındaki bir with öbeğiyle doğal biçimde verir?
- The seedlings grew quickly because they had plenty of sunlight and water.
- With plenty of sunlight and water, the seedlings grew quickly.
- With her cousin, Lena walked to school.
Cevabı göster
With plenty of sunlight and water, the seedlings grew quickly.
until it became known as the plant that ate the South. Notlar
1:10ta ki Güney'i yiyen bitki olarak bilinene kadar.
became known as: bir ad veya kimlikle tanınır hâle gelmek
Became known as, “zamanla ... diye adlandırılmaya veya ... olarak tanınmaya başlamak” anlamına gelir. Bu cümlede sarmaşık kontrolsüz biçimde yayıldıktan sonra “ABD’nin güneyini yiyen bitki” lakabını almıştır. Became, zaman içindeki değişimi vurgular; was known as ise bu adın nasıl oluştuğuna odaklanmadan, yerleşmiş bir adı anlatırdı. Known as ifadesinden sonra insanların özneye verdiği ad, unvan, lakap veya kimlik gelir. Bu yapı, bir gerçeği bilmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “daha sonra ... olarak tanınmaya başladı” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: After winning three races, she ____ the local champion.
Cevabı göster
became known as
the plant that ate the South: dramatik bir lakap
Bu lakapta ate sözcüğü mecaz anlamda kullanılır. Sarmaşık gerçekten bir şey yememiştir; çok hızlı yayılıp geniş alanları kaplamış ve baskın hâle gelmiştir. Burada büyük harfle yazılan the South, Amerika Birleşik Devletleri'nin güney bölgesini ifade eder. Kudzuyu the plant that ate the South diye adlandırmak, bitkinin yayılışını ve ekolojik zararını canlı ve akılda kalıcı bir görüntüye dönüştürür.
Alıştırma
the plant that ate the South lakabının anlamını en iyi hangi açıklama verir?
- Sarmaşığın coğrafi bir bölgeyi gerçekten çiğneyip sindirdiğini söyler.
- Sarmaşığın Amerika'nın güneyindeki geniş alanlara yayılıp bu alanları kapladığını söyler.
- Güneyde yaşayan insanların sarmaşığı yaygın bir yiyecek olarak yediğini söyler.
Cevabı göster
Sarmaşığın Amerika'nın güneyindeki geniş alanlara yayılıp bu alanları kapladığını söyler.
in Florida's Everglades: yer adını anlamak
Florida's Everglades, ABD'nin Florida eyaletindeki Everglades bölgesi anlamına gelir. Everglades, Florida'nın güneyindeki geniş bir sulak alan bölgesidir; sonsuza kadar var olan ormanları anlatan genel bir ifade değildir. Bu konum önemlidir çünkü yaban hayatı bakımından zengin bir ekosistemdir. Birmanya pitonlarının burada anılması, dışarıdan getirilen bir avcının yerli hayvanları neden ciddi biçimde etkileyebileceğini açıklar.
Alıştırma
Florida's Everglades ifadesini hangi açıklama doğru tanımlar?
- Florida'nın güneyindeki geniş bir sulak alan bölgesi.
- Amerika Birleşik Devletleri'nin kuzeyindeki bir sıradağ.
- Florida'daki bütün ormanlar için kullanılan genel bir terim.
Cevabı göster
Florida'nın güneyindeki geniş bir sulak alan bölgesi.
thought to have been released by pet owners, Dilbilgisi
1:19evcil hayvan sahipleri tarafından serbest bırakıldığı düşünülen,
thought to have been released: daha önceki edilgen bir olayı inanış olarak aktarmak
thought to have been released, Burmese pythons hakkında ek bilgi veren geçmiş ortaçlı kısaltılmış bir yan cümledir. Açık biçimi which are thought to have been released by pet owners ifadesine eşdeğerdir. be thought to have been + geçmiş zaman ortacı kalıbı, daha önce gerçekleşmiş edilgen bir olay hakkında insanların ne düşündüğünü aktarır. Burada insanların, evcil hayvan sahiplerinin yılanları doğaya saldığına inandığı anlatılır. thought, yılanların yaptığı bir eylemi değil, dışarıdan yapılan bir değerlendirmeyi gösterir.
Alıştırma
thought sözcüğünden sonra hide fiilinin perfect passive biçimini kullanın: The documents are thought ____ before the inspection.
Cevabı göster
to have been hidden
are the cause of decreasing populations of organisms. Kalıp ifadeler
1:21organizma popülasyonlarının azalmasının nedenidir.
are the cause of decreasing populations: bir nedeni resmî biçimde belirtmek
Be the cause of + isim öbeği, “bir sonucun nedeni olmak” anlamına gelir. Bu cümlede çoğul özne are ile kullanılır ve sonuç of sonrasında gelir: decreasing populations of organisms. Burada decreasing, populations sözcüğünü niteler; yani bu popülasyonlar küçülmektedir. İsim olan cause üzerine kurulan bu kalıp, özneyi sonuçtan sorumlu etken olarak gösterir.
Alıştırma
be the cause of isim kalıbını kullanın: A blocked pipe was ____ the leak.
Cevabı göster
the cause of
They're successfully outcompeting top predators such as the alligator and panther, Kelime
1:26Timsah ve panter gibi tepe yırtıcıları başarıyla saf dışı bırakıyor,
successfully outcompeting top predators: tepe yırtıcılarını rekabette başarıyla geride bırakmak
Outcompete, sınırlı bir kaynak için rekabet ederken başka bir kişiden, şirketten veya türden daha başarılı olmak demektir. Burada successfully outcompeting top predators, aligatör ve panter gibi tepe yırtıcılarından bile daha fazla mevcut besin elde ettiklerini anlatır. out- ön eki burada “daha iyi yapmak” anlamındadır; “dışarıda” anlamına gelmez. Outcompete geçişli bir fiildir, bu yüzden geride bırakılan rakip doğrudan ardından gelir: outcompete a rival. Successfully, rekabet avantajının gerçekten elde edildiğini vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle bir işletmenin rekabette rakiplerinden daha başarılı olduğunu söylüyor?
- The local shop is outcompeting two national chains.
- The local shop is cooperating with two national chains.
- The local shop is competing with two national chains.
Cevabı göster
The local shop is outcompeting two national chains.
causing a significant reduction in their food sources. Kalıp ifadeler
1:30gıda kaynaklarında önemli bir azalmaya neden oluyor.
causing a significant reduction in: önemli bir azalma sonucunu belirtmek
Causing, önceki cümlecikteki eylem veya durumun sonucunu tanıtır. Virgülden sonra gelen bu -ing cümleciği, “ve bu ... neden olur” şeklinde anlaşılabilir. a significant reduction in + isim yapısı, bir şeyin miktarında veya seviyesinde fark edilir ve önemli bir azalma olduğunu belirtir. In, neyin azaldığını gösterir: a reduction in food sources, costs veya pollution.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyle resmî sonuç cümlesini tamamlayın: The factory fixed the leaking pipe, ____ water waste.
Cevabı göster
causing a significant reduction in
They're not a problem in their native Asia
1:33Kendi anavatanları Asya'da bir sorun teşkil etmiyorlar
help to control their population size. Kalıp ifadeler
1:39nüfus boyutlarını kontrol etmeye yardımcı oluyor.
help to control their population size: popülasyondaki birey sayısını sınırlamak
Ekolojide control a population's size, birey sayısını sınırlamak ya da popülasyonun denetimsiz biçimde büyümesini önlemek demektir. Bu cümlede hastalıklar, parazitler ve avcılar doğal baskı etkenleridir; control, birinin popülasyonu bilinçli olarak yönettiği anlamına gelmez. help (to) + fiilin yalın hâli yapısı, bir sonucun oluşmasına katkıda bulunmayı anlatır. help to control ve help control kullanımlarının ikisi de standarttır. Population size, hayvanların beden ölçüsünü değil, gruptaki birey sayısını anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, avcıların geyik sayısının aşırı artmasını önlemeye yardımcı olduğunu doğal biçimde anlatır?
- Natural predators help to count every deer in the population.
- Natural predators help to control the size of the deer population.
- Natural predators help to measure each deer's body size.
Cevabı göster
Natural predators help to control the size of the deer population.
that they wipe out the food supply for themselves and other herbivores. Öbek fiiller
1:45kendileri ve diğer otçullar için gıda tedarikini yok ediyorlar.
so many ... that ...: sonuca yol açan miktar
so many + çoğul sayılabilen isim + that yan cümlesi yapısı, büyük bir sayının bir sonuca yol açtığını gösterir. Burada so many plants miktarı verir, that they wipe out ... ise sonucu açıklar. Buradaki that, plants sözcüğünü niteleyen bir ilgi zamiri değil, sonuç bildiren bir işarettir. Yapının tamamını miktar → sonuç olarak okuyun.
Alıştırma
Cümleyi so many ... that ile tamamlayın: The club received ____ applications ____ it needed extra reviewers.
Cevabı göster
so many · that
wipe out the food supply: besin kaynağını neredeyse tamamen yok etmek veya tüketmek
Wipe out, “tamamen ya da neredeyse tamamen yok etmek, ortadan kaldırmak veya tüketmek” anlamına gelen güçlü bir öbek fiildir. Burada tavşanlar o kadar çok bitki tüketir ki kullanılabilir yiyecek neredeyse kalmaz. Yiyeceği bezle fiziksel olarak silmek anlamına gelmez. Nesne, wipe out the food supply örneğinde olduğu gibi öbek fiilin tamamından sonra gelebilir. Bir zamir kullanıldığında onu iki parçanın arasına koyun: wipe it out.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “tamamen ya da neredeyse tamamen yok etmek” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: A severe drought could ____ the region's food supply.
Cevabı göster
wipe out
intentionally introduced to the continent: kasıtlı ekolojik giriş
Ekolojide introduce a species to a place, bir türü daha önce yerli olmadığı veya yerleşik bir popülasyon oluşturmadığı bir bölgeye götürmek demektir. Burada introduced, “insanlara tanıtılmış” anlamına gelmez. Intentionally, türün kazara ulaşması yerine insanların bunu bilinçli olarak yaptığını belirtir. İfade edilgen yapıdadır: a species is intentionally introduced to a place. Bu altyazı, daha önce geçen bir ismi niteleyebilen geçmiş zaman ortaçlı bir parçadır; tam bir cümlecikte The species was intentionally introduced to the continent örneğindeki gibi be fiilinin uygun biçimi eklenir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “yeni bir yere bilinçli olarak getirilen” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The beetles were ____ the island to control an invasive weed.
Cevabı göster
intentionally introduced to
Like the Burmese pythons: cümle başında benzer durumları bağlama
Cümlenin başındaki Like the Burmese pythons, “Birmanya pitonlarının durumunda olduğu gibi” anlamına gelir. Önceki örneğe geri gönderme yapar ve sıradaki durumun da aynı örüntüyle anlaşılabileceğini belirtir. Burada like, karşılaştırma başlatan bir edattır; “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir. Amaçlanan karşılaştırma pitonlarla various factors arasında değil, iki durum arasındadır.
Alıştırma
Hangi cümle, yeni bir durumu önceki bir durumla açıkça karşılaştırmak için cümle başında like kullanıyor?
- After the first experiment, the second experiment produced similar results.
- Because the first experiment succeeded, the second experiment produced similar results.
- Like the first experiment, the second experiment produced similar results.
Cevabı göster
Like the first experiment, the second experiment produced similar results.
their native habitat: bir türün asıl ekolojik yuvası
Bu cümlede their native habitat, türün doğal olarak ortaya çıktığı ve yaşamaya uyum sağladığı bölgedeki doğal çevre anlamına gelir. İfade, türün şu anda bireylerinin yaşadığı herhangi bir yeri değil, asıl ekolojik yuvasını belirtir. Native ekolojik kökeni, habitat ise bir canlının yaşadığı çevreyi anlatır. İnsanların türü daha sonra götürdüğü bir yer, türün mevcut yaşam alanı olabilir; ancak native habitat kapsamına girmez.
Alıştırma
Hangi cümlede native habitat doğru kullanılmıştır?
- The wetland is the frog's native habitat because the species occurs there naturally.
- The city zoo is the frog's native habitat because one frog was moved there last week.
- Any place where an imported frog survives becomes its native habitat.
Cevabı göster
The wetland is the frog's native habitat because the species occurs there naturally.
keep their numbers in control: popülasyon büyüklüğünü sınırlamak
Bu cümlede keep their numbers in control, popülasyonun aşırı büyümesini ya da kontrolden çıkmasını önlemek anlamına gelir. Their numbers, telefon numaralarını veya matematikteki sayıları değil, popülasyondaki hayvan sayısını ifade eder. keep + nesne + durum kalıbı, nesnenin o durumda kalmasını sağlamak anlamına gelir. Yaşam alanındaki etkenler neden, their numbers nesne, in control ise anlatılmak istenen kontrollü durumdur.
Alıştırma
Hangi cümle, yırtıcıların geyik popülasyonunun aşırı büyümesini önlediğini en doğal biçimde anlatır?
- Wildlife officers are in control of the deer survey.
- Natural predators keep the deer population under control.
- Natural predators live near the deer population.
Cevabı göster
Natural predators keep the deer population under control.
the lack of predators: isim yapısı lack of
The lack of predators, yırtıcıların bulunmadığını veya sayılarının çok az olduğunu anlatan bir isim grubudur. Lack ana isimdir; of predators ise neyin eksik olduğunu belirtir. Grubun tamamı, popülasyon artışının nedenlerinden birini adlandırır. Bir yokluğu veya yetersizliği cümlenin öznesi ya da nesnesi olabilecek bir şey gibi ele almak istediğinizde a/the lack of + isim yapısını kullanın.
Alıştırma
Hangi cümlede lack, takımın yeterli zamanı olmadığını anlatan bir isim olarak kullanılmıştır?
- Limited time is slowing the team down.
- The team lacks time and is working slowly.
- A lack of time is slowing the team down.
Cevabı göster
A lack of time is slowing the team down.
a climate perfect for year-long reproduction: addan sonra gelen bir sıfat öbeği
a climate perfect for year-long reproduction ifadesinde perfect for year-long reproduction sıfat öbeği, climate adından sonra gelir ve onu niteler. Perfect iklimi tanımlar; for year-long reproduction ise iklimin ne için kusursuz olduğunu açıklar. Bu kısa art-sıra niteleyici, a climate that is perfect for year-long reproduction ile temelde aynı anlamdadır. İngilizcede sıfat perfect for..., suitable for... veya ready for... gibi kendi tümlecini aldığında sıfat öbeğinin tamamı sıkça addan sonra gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede bir sıfat öbeği addan sonra doğal biçimde kullanılmıştır?
- We need a room suitable large meetings.
- We need a suitable for large meetings room.
- We need a room suitable for large meetings.
Cevabı göster
We need a room suitable for large meetings.
allows their populations to skyrocket: allow + nesne + to-mastar
allows their populations to skyrocket ifadesinde allow fiilinden sonra their populations nesnesi ve ardından to skyrocket mastar yapısı gelir. allow + nesne + to do kalıbı, koşulların bir eylemi veya değişimi mümkün hâle getirdiğini anlatır. Buradaki skyrocket, “çok hızlı ve büyük ölçüde yükselmek” anlamına gelen canlı ve mecazi bir fiildir. Nüfuslar gerçekten roket değildir; hızla artan onların sayısıdır. increase ile karşılaştırıldığında skyrocket çok daha hızlı veya büyük bir yükseliş belirtir.
Alıştırma
Cümleyi allow fiilinin geçmiş zaman biçimi ve to skyrocket mastar öbeğiyle tamamlayın: The new feature ____ the number of users ____ in just a few weeks.
Cevabı göster
allowed · to skyrocket
So, why does this keep happening?: neden açıklamasına geçiş
Sorunun başındaki So, soruyu az önce sunulan örneklere veya kanıtlara bağlar. Konuşmacı yeni bir konu açmaz; tekrarlanan örüntüyü özetler ve sırada bunun nedenini ya da mekanizmasını açıklayacağını gösterir. keep happening ifadesindeki keep + -ing yapısı, olayın tekrarlandığını gösterir. Buradaki anlam, aynı şeyin tekrar tekrar olmasıdır; tek bir eylemin devam ettirilmesi değildir.
Alıştırma
Birkaç benzer örnek sunduktan sonra, 'So, why does this keep happening?' ne işlev görür?
- Örüntünün sona erdiğini söyler.
- Örneklerden, tekrarlanan örüntünün açıklamasına geçer.
- Nedeni sormadan ilgisiz bir örnek ekler.
Cevabı göster
Örneklerden, tekrarlanan örüntünün açıklamasına geçer.
are the result of millennia of coevolution by organisms, Kelime
2:18organizmaların binlerce yıllık ortak evriminin bir sonucudur,
the result of millennia of coevolution: uzun vadeli bir nedeni gösterme
The result of + isim öbeği, anlatılan sonucu ortaya çıkaran nedeni veya süreci belirtir. Bu cümlede ekosistemler, bir anda oluşmuş şeyler olarak değil, uzun bir sürecin ürünleri olarak sunulur. Millennia, millennium sözcüğünün çoğuludur ve birden fazla bin yıllık dönemi ifade eder. Coevolution, organizmalar arasındaki uzun süreli etkileşimin şekillendirdiği evrimsel değişimdir. Bu nedenle millennia of coevolution hem karşılıklı etkiyi hem de son derece uzun bir zaman ölçeğini vurgular.
Alıştırma
'Binlerce yıllık ortak evrimsel değişimden kaynaklanan' anlamındaki ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: This relationship is ____.
Cevabı göster
the result of millennia of coevolution
adapting to their environment and each other Dilbilgisi
2:22çevrelerine ve birbirlerine uyum sağlarlar
Ortaç öbeği olarak adapting to their environment and each other
Adapting to their environment and each other, organizmalar birlikte evrimleşirken ne yaptıklarını ekleyen bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. Öbeğin anlaşılan öznesi çevredeki cümlecikte bulunan organisms sözcüğüdür; environment, to edatının nesnesidir ve adapting eylemini yapan değildir. adapt to their environment and each other yapısında tek bir to edatı iki nesne için de geçerlidir: their environment ve each other. Böylece başka bir tam cümlecik başlatmadan hem çevreye hem de birbirlerine uyum anlatılır.
Alıştırma
Hangi cümle animals sözcüğünü adapting öbeğinin anlaşılan öznesi olarak açıkça gösterir ve adapt to yapısını doğru kullanır?
- The habitat evolves, adapting to the animals and each other.
- The animals evolve together, adapting to their habitat and each other.
- Adapting to their habitat and each other, the changes continue.
Cevabı göster
The animals evolve together, adapting to their habitat and each other.
until a stable balance is reached: sürecin bitiş noktasını belirtmek
Until, devam eden bir sürecin bitiş noktasını belirtir: önceki değişiklikler, istikrarlı bir dengenin oluştuğu ana kadar sürer. Bu, dengenin tüm süreç boyunca var olduğu anlamına gelmez. A stable balance is reached edilgen yapıdadır. Dengeye kimin veya neyin yol açtığından çok, dengenin sağlanması sonucu önemlidir. until + sonuç cümleciği kalıbı, belirli bir sonuca kadar süren süreçleri anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, ayarlamanın basınç istikrarlı hâle gelene kadar devam ettiği anlamına gelir?
- The system keeps adjusting until a stable pressure is reached.
- The system keeps adjusting while a stable pressure is maintained.
- The system starts adjusting after a stable pressure is reached.
Cevabı göster
The system keeps adjusting until a stable pressure is reached.
maintain this balance: mevcut dengeyi sürdürmek
Healthy ecosystems maintain this balance ifadesinde maintain, zaten var olan dengeli bir durumun değişmeden veya bozulmadan devam etmesini sağlamak demektir. Burada onarmak anlamına gelmez. Maintain, balance, stability ve order gibi durum bildiren isimlerle sık kullanılır. Durum zaten varsa ve amaç onu devam ettirmekse maintain kullanılır.
Alıştırma
Bir sistem zaten dengededir. Hangi cümle bu dengenin devam ettiğini söyler?
- Regular checks help achieve the balance.
- Regular checks help restore the balance.
- Regular checks help maintain the balance.
Cevabı göster
Regular checks help maintain the balance.
environmental conditions that restrict the size or range of a species. Kalıp ifadeler
2:31bir türün boyutunu veya menzilini kısıtlayan çevre koşulları.
via limiting factors: mekanizmayı belirtmek
Via + isim öbeği, aracılığıyla veya yoluyla anlamına gelir. Burada via limiting factors, sağlıklı ekosistemlerin dengeyi hangi mekanizmayla sürdürdüğünü belirtir. Limiting factors, bir türün popülasyon büyüklüğünü veya coğrafi yayılma alanını kısıtlayan çevresel koşulları anlatan bir ekoloji terimidir. Virgülden sonraki sözler bu terimi tanımlar.
Alıştırma
Hangi cümlede via, bir popülasyonu kontrol eden mekanizmayı belirtmek için doğru kullanılmıştır?
- The population is regulated despite limiting factors such as food and space.
- The population is regulated via limiting factors such as food and space.
- The population is regulated via because food and space are limited.
Cevabı göster
The population is regulated via limiting factors such as food and space.
restrict the size or range: büyüklüğü veya yayılış alanını sınırlamak
Burada restrict, “sınır koymak” demektir. Bu ekoloji bağlamında size, bir türün popülasyonundaki birey sayısını; range ise o türün yaşadığı coğrafi yayılış alanını ifade eder. Bu koşullar, popülasyonun belli bir düzeyin ötesinde büyümesini veya belirli alanların dışına yayılmasını engelleyebilir. Başka bağlamlara aktarılabilen yapı restrict + isim şeklindedir. Bir şeyin ne kadar büyük, geniş ya da erişilebilir olabileceğine sınır koyar; o şeyin zaten küçültüldüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, mevcut bir kapsamın küçüldüğünü söylemeden, kuralların araştırmaya alınabilecek konulara sınır koyduğunu belirtir?
- The rules restrict the range of topics in the study.
- The rules reduce the range of topics in the study.
- The rules describe the range of topics in the study.
Cevabı göster
The rules restrict the range of topics in the study.
These include things like natural geography and climate,
2:36Bunlar arasında doğal coğrafya ve iklim,
and the presence or absence of predators. Kalıp ifadeler
2:41ve yırtıcıların varlığı veya yokluğu gibi şeyler bulunur.
the presence or absence of predators: avcıların varlığı veya yokluğu
Birlikte kullanılan presence or absence isimleri iki olasılığı sunar: avcılar vardır veya yoktur. the presence or absence of + isim yapısı, bilimsel ve akademik yazılarda bir etkenin var olup olmadığını kısa ve açık biçimde belirtir. Burada presence, “orada bulunma veya var olma durumu” anlamındadır. “Hediyeler” anlamındaki çoğul isim presents ile karıştırılmamalıdır. Aynı yapı, varlığı bir sonucu etkileyebilecek başka etkenler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “bir şeyin var olup olmadığı” anlamına gelen ikili akademik ifadeyle tamamlayın: The outcome may depend on the ____ of oxygen.
Cevabı göster
presence or absence
plant growth depends on levels of sunlight and soil nutrients. Kalıp ifadeler
2:45bitki büyümesi güneş ışığı seviyelerine ve toprak besinlerine bağlıdır.
depends on levels of: bir sonucu değişken miktarlara bağlamak
depends on, bir şeyin başka bir şey tarafından belirlendiğini veya ondan etkilendiğini anlatır. levels of ise ölçülebilen etkenlerin miktarını, yoğunluğunu veya derecesini belirtir. depends on levels of birlikte kullanıldığında, ölçülebilen bu etkenler artıp azaldıkça sonucun da değiştiğini gösterir. Buradaki levels, bir binanın katları değil, miktar veya derece anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki dört sözcüklü kalıpla tamamlayın: Crop health ____ water and soil nutrients.
Cevabı göster
depends on levels of
The amount of edible plants affects the population of herbivores,
2:49Yenilebilir bitkilerin miktarı otçulların popülasyonunu etkiler,
which in turn impacts the carnivores that feed on them. Notlar
2:53bu da onlarla beslenen etçilleri etkiler.
which in turn impacts: bir etki zinciri kurmak
Bu cümlede which, the population of herbivores ifadesine gönderme yapar. İlgi cümleciği, bu nüfusun daha sonra ne yaptığını ekler: etçilleri etkiler. in turn, ilk sonucun başka bir sonucun nedeni hâline geldiğini gösterir. A affects B, which in turn impacts C kalıbı bilgiyi A → B → C zinciri biçiminde düzenler; burada turn dönmek veya sırayla yapmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnekte which in turn impacts hangi bilgi düzenini ifade eder?
- A, C’ye karşılık olarak B’yi etkiler.
- A, B’yi etkiler; ardından B, C’yi etkiler.
- A ve B sırayla C’yi etkiler.
Cevabı göster
A, B’yi etkiler; ardından B, C’yi etkiler.
feed on them: onlarla beslenmek
Feed on + yiyecek, “o şeyi yemek” anlamına gelir ve genellikle bir hayvanın olağan beslenmesini anlatır. Özne yiyen taraftır; on sonrasındaki isim veya zamir ise yenilen şeyi belirtir. Bu cümlede yiyen taraf etçillerdir ve them, onların yediği hayvanları ifade eder. Bu ifade etçillerin beslenme biçimini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi feed on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: An owl ____ mice and other small animals.
Cevabı göster
feeds on
keeps the herbivores from becoming too numerous Dilbilgisi
2:58otçulların çok fazla sayıya ulaşmasını engeller
keep ... from becoming too numerous: sayılarının aşırı artmasını önlemek
Keep + nesne + from + V-ing yapısı, “nesnenin bir şey yapmasını veya bir duruma girmesini önlemek” anlamına gelir. Burada sağlıklı bir yırtıcı popülasyonu, otçulların sayısının aşırı büyümesini önler. From sonrasında -ing biçimi kullanılır: from becoming doğrudur, from become değildir. Too numerous yalnızca “çok” değil, “uygun veya yönetilebilir sayıdan daha fazla” anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle bir kaplamanın metalin paslanmasını önlediğini doğru biçimde ifade eder?
- This coating keeps the metal to rust.
- This coating keeps the metal from rusting.
- This coating keeps the metal rusting.
Cevabı göster
This coating keeps the metal from rusting.
But even minor changes in one factor can upset this balance, Kalıp ifadeler
3:03Ancak tek bir faktördeki küçük değişiklikler bile bu dengeyi bozabilir,
even minor changes ... can upset this balance: küçük değişiklikler bile dengeyi bozabilir
upset this balance ifadesinde upset, “dengeyi bozmak veya daha az istikrarlı hâle getirmek” anlamına gelen bir fiildir. Bir insanın üzülmesini değil, bir sistemin bozulmasını anlatır. Even, değişiklikler küçük olsa bile bu etkiyi yaratabilmelerindeki şaşırtıcı noktayı vurgular. Can kesinlik değil olasılık bildirir; upset ise bütün sistemin mutlaka tamamen yok olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede upset, örnektekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?
- The new rule upset the balance between speed and safety.
- Jordan was upset about the result.
- The bad news upset Maya before dinner.
Cevabı göster
The new rule upset the balance between speed and safety.
sudden introduction of non-native organisms: yerli olmayan organizmaların aniden ortama sokulması
The sudden introduction of non-native organisms, olayın tamamını tek bir etken olarak ele alan resmî bir isim öbeğidir. Introduction öbeğin ana adıdır ve bir şeyi bir yere getirme eylemini anlatır; of non-native organisms ise neyin getirildiğini belirtir. Non-native organisms, doğal olarak bulundukları alanın dışında görülen organizmalardır. Bu ifade tek başına onların zararlı veya istilacı olduğunu söylemez.
Alıştırma
“Bir şeyi bir yere getirme eylemi” anlamındaki ismi kullanarak bu resmî ekoloji cümlesini tamamlayın: The report examines the sudden ____ of non-native organisms into the lake.
Cevabı göster
introduction
a pretty major: derece zarfı olarak pretty
a pretty major change ifadesinde pretty, “oldukça” veya “epey” anlamına gelen bir zarftır. major sıfatının derecesini artırır; yani değişikliğin oldukça önemli ya da ciddi olduğunu söyler. Burada pretty dış görünüşü anlatmaz. pretty + sıfat yapısı, nispeten yüksek bir dereceyi konuşma diline yakın biçimde anlatmanın yaygın bir yoludur. Burada bilimsel anlatıma daha rahat ve sözlü bir ton verir.
Alıştırma
a pretty major change ifadesinde pretty ne anlama gelir?
- düzenli bir biçimde
- oldukça veya epey
- güzel veya çekici
Cevabı göster
oldukça veya epey
A species that has evolved in a separate habitat Kalıp ifadeler
3:14Farklı bir ortamda evrimleşmiş bir tür
has evolved in a separate habitat: ayrı bir yaşam alanında evrimleşmiş
Has evolved, present perfect yapısındadır: Evrimsel geçmişte başlayan süreç, türün bugünkü hâlini açıklamaya yardımcı olur. In, habitat sözcüğünü evrimin gerçekleştiği ortam olarak tanıtır. A separate habitat, karşılaştırılan yaşam alanından ekolojik olarak farklı veya yalıtılmış bir yaşam alanıdır. Bu nedenle ifade, türün farklı çevresel koşullar altında geliştiğini düşündürür.
Alıştırma
Cümleyi has, evolve fiilinin geçmiş zaman ortacı ve bir yaşam alanını tanıtan edatla tamamlayın: This island species ____ a habitat with no large predators.
Cevabı göster
has evolved in
will be susceptible to different limiting factors, Kalıp ifadeler
3:16farklı sınırlayıcı faktörlere duyarlı olacaktır,
be susceptible to different limiting factors: farklı sınırlayıcı etkenlerden etkilenmeye açık olmak
Bu cümlede be susceptible to, “bir şeyden etkilenme olasılığı yüksek olmak” veya “bir şeyden kolayca etkilenmek” anlamına gelir. Will öngörülen bir durumu belirtir; different limiting factors ise özneyi etkileyebilecek çeşitli sınırlayıcı etkenleri adlandırır. Susceptible to içindeki to bir ilgeçtir ve ardından bir ad öbeği gelir. Amaç bildirmez ve mastar yapısı kurmaz.
Alıştırma
“Don hasarından kolayca etkilenmek” anlamındaki kalıbı tamamlayın: Young seedlings are susceptible ____ frost damage.
Cevabı göster
to
If the new habitat's limiting factors fail to restrict the species' growth, Dilbilgisi
3:23Eğer yeni ortamın sınırlayıcı faktörleri türün büyümesini kısıtlayamazsa,
If ... fail to restrict: beklenen bir sınırlama çalışmadığında
If, gerçekleşmesi mümkün bir koşul getirir. Bu koşul içinde fail to restrict, “kısıtlamayı başaramamak” anlamına gelir: sınırlayıcı etkenlerin büyümeyi kontrol etmesi beklenir, ancak bu işlevi yerine getirmezler. Yapı fail to + fiilin yalın hâli şeklindedir; bu nedenle restrict yalın hâlde kalır. Buradaki fail, bir sınavdan kalmakla ilgili değildir; bir mekanizmanın beklenen sonucu üretmemesini anlatır.
Alıştırma
Kapının girişi kontrol etmesi gerekiyordu, ancak bunu yapmadı. Beklenen kontrolün gerçekleşmediğini en iyi hangi cümle vurgular?
- The gate failed to restrict access to the area.
- The gate restricted access to the area.
- The gate did not restrict access to the area.
Cevabı göster
The gate failed to restrict access to the area.
outcompeting native organisms for resources Kalıp ifadeler
3:30yerel organizmaları kaynaklar için saf dışı bırakacak
outcompete ... for ...: bir kaynak için rakibi geride bırakmak
Outcompete someone for something, iki tarafın da ihtiyaç duyduğu veya istediği bir şeyi elde etme konusunda rakipten daha başarılı olmak demektir. Yapı outcompete + rakip + for + kaynak veya elde edilmek istenen şey biçimindedir. Burada native organisms, rekabette geride bırakılan tarafı; resources ise yalnızca parayı değil, yiyecek, alan, ışık veya su gibi yaşamsal kaynakları belirtir. Outcompeting, devam eden çoğalmanın sonuçlarından birini anlatan bir -ing öbeğidir.
Alıştırma
Hangi cümle, yabani otların su ve güneş ışığı rekabetinde ekinleri geride bırakabileceğini doğru biçimde ifade eder?
- Fast-growing weeds can outcompete with crops for water and sunlight.
- Fast-growing weeds can compete crops for water and sunlight.
- Fast-growing weeds can outcompete crops for water and sunlight.
Cevabı göster
Fast-growing weeds can outcompete crops for water and sunlight.
disrupting the entire ecosystem: normal işleyişi bozmak
Disrupt the entire ecosystem, içindeki ilişkiler ve süreçler dâhil olmak üzere ekosistemin normal işleyişini ciddi biçimde bozmak demektir. Disrupt tek başına ekosistemin tamamen yok edildiği anlamına gelmez. and, disrupting ile outcompeting yapılarını birbirine bağlar. Her iki -ing öbeği de devam eden çoğalmanın sonuçlarını anlatır.
Alıştırma
Yeni bir otoyol hayvanların hareket ve beslenme düzenlerini değiştiriyor, ancak yaşam alanı ve türler hâlâ varlığını sürdürüyor. Etkiyi en iyi hangi cümle açıklar?
- The new highway created the local ecosystem.
- The new highway disrupted the local ecosystem.
- The new highway completely destroyed the local ecosystem.
Cevabı göster
The new highway disrupted the local ecosystem.
Species are sometimes introduced into new habitats Dilbilgisi
3:36Türler bazen yeni ortamlara tanıtılır
introduced into new habitats through natural factors: into hedefi, through yolu gösterir
be introduced into + yer, “yeni bir yere ya da sisteme getirilmek veya sokulmak” anlamına gelir. into varış noktasını belirtir; bu cümlede varış noktası new habitats ifadesidir. through + etken, süreç veya kanal, bu hareketin nasıl gerçekleştiğini açıklar. Buradaki through natural factors, “doğal süreçler aracılığıyla” demektir; bu etkenlerin içinden fiziksel olarak geçmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: “The seeds were introduced into the garden through floodwater.” İki edat grubu neyi gösterir?
- through floodwater varış noktasını, into the garden ise yolu belirtir.
- Her iki ifade de sorumlu kişileri belirtir.
- into the garden varış noktasını, through floodwater ise yolu belirtir.
Cevabı göster
into the garden varış noktasını, through floodwater ise yolu belirtir.
The majority of invasive species, though, ...: ara söz olarak though ile karşıtlık
Though, The majority of invasive species öznesinden sonra araya girer ve virgüllerle ayrılır. “Ancak” veya “buna karşılık” anlamına gelir ve ifadeyi doğal nedenlerle ilgili önceki düşünceden farklı bir yöne çevirir. Ana cümle hâlâ The majority of invasive species are introduced by humans şeklindedir. Ara söz olarak kullanılan though, özne-fiil yapısını değiştirmez; bu ifade ile önceki ifade arasındaki karşıtlığı düzenler.
Alıştırma
Hangi cümlede though, ara söz niteliğinde bir karşıtlık belirteci olarak doğru kullanılmıştır?
- Although the first two puzzles were easy, the last one took an hour.
- The first two puzzles were easy; the last one, though, took an hour.
- The first two puzzles were easy, though the last one took an hour.
Cevabı göster
The first two puzzles were easy; the last one, though, took an hour.
as when the zebra mussel was accidentally brought to Lake Erie Notlar
3:51zebra midyesinin kazara Erie Gölü'ne getirilmesi gibi
as when: belirli bir durumu örneklemek
Burada as when, önceki genel ifadeyi örnekleyen belirli bir olayı tanıtır. Anlamı “... durumunda olduğu gibi” veya “örneğin ... olduğunda” ifadesine yakındır. Yapı “genel ifade + as when + yan cümle” şeklindedir. Bu cümlede when ile başlayan bölüm, bir şeyin istemeden gerçekleşmesine somut bir örnek verir; buradaki as, “... sıfatıyla” anlamına gelmez.
Alıştırma
as when ifadesinin belirli bir durumu doğru biçimde örneklediği cümleyi seçin.
- Roads can become dangerous without warning, as a patch of black ice.
- Roads can become dangerous without warning, as when overnight.
- Roads can become dangerous without warning, as when black ice forms overnight.
Cevabı göster
Roads can become dangerous without warning, as when black ice forms overnight.
zebra mussel: istilacı bir tatlı su midyesi
Zebra mussel, çizgili ve küçük bir tatlı su midyesinin İngilizce yaygın adıdır. Bu iki sözcük birlikte tek bir kabuklu hayvan türünü adlandırır; ortamda bir zebranın bulunduğu anlamına gelmez. Kuzey Amerika'da zebra midyeleri, gemilerle yeni su alanlarına taşınabilen tanınmış bir istilacı türdür. Bu bilgi, cümlenin hayvanı neden yük gemileri ve Erie Gölü ile ilişkilendirdiğini anlamak için yeterlidir.
Alıştırma
Bu ekoloji bağlamında zebra mussel neyi ifade eder?
- büyük göllerde kullanılan bir yük gemisi türü
- Erie Gölü yakınında yaşayan çizgili bir kara memelisi
- Kuzey Amerika'da istilacı tür olarak bilinen bir tatlı su midyesi
Cevabı göster
Kuzey Amerika'da istilacı tür olarak bilinen bir tatlı su midyesi
was accidentally brought to ... by ...: edilgen bir taşıma kalıbı
Was brought, was + geçmiş zaman ortacı brought ile kurulan basit geçmiş zaman edilgen yapısıdır. Zebra midyesini taşınan varlık olarak sunar ve birinin onu taşımayı seçmesinden çok taşımanın sonucuna odaklanır. Accidentally, taşımanın kasıtlı olmadığını belirtir. to Lake Erie hedefi gösterir; by cargo ships ise onu oraya neyin taşıdığını belirtir. Buradaki by, “yanında” anlamına gelmez.
Alıştırma
Rüzgârın tohumları istemeden adaya taşıdığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The seeds accidentally carried the island by the wind.
- The seeds were accidentally carried to the island by the wind.
- The wind was accidentally carried to the island by the seeds.
Cevabı göster
The seeds were accidentally carried to the island by the wind.
as people migrate around the world: değişen bir arka planı gösteren as
Burada as tam bir yan cümle başlatır: people öznedir ve migrate fiildir. “-iken” veya “durum geliştikçe” anlamına gelir ve süren küresel bir eğilimi ana cümlenin söyleyeceklerine arka plan yapar. Bu kalıp genellikle birlikte gerçekleşen iki değişimi bağlar ve kesin bir neden bildirmeden aralarında bağlantı olduğunu düşündürebilir. “Rolüyle” anlamına gelmez; bu anlamda as ifadesinden sonra genellikle as a guide örneğindeki gibi bir isim öbeği gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede as, “bir eğilim geliştikçe” anlamında kullanılmıştır?
- As the weather gets warmer, more people visit the park.
- As a park guide, Lena answers visitors' questions.
- Because the weather is warm, we can eat outside.
Cevabı göster
As the weather gets warmer, more people visit the park.
we have also deliberately brought our plants and animals along, Öbek fiiller
3:59bizler ayrıca kasıtlı olarak bitki ve hayvanlarımızı da beraberimizde getirdik,
deliberately brought ... along: bir şeyi bilerek yanında getirmek
Bring someone or something along, bir yere giderken bir kişiyi ya da şeyi yanında götürmek veya getirmek demektir. brought our plants and animals along ifadesinde nesne brought ile along arasında yer alır; burada along, “bizimle birlikte” anlamındadır, “bir yol boyunca” anlamında değildir. Deliberately, brought sözcüğünü niteler ve eylemin bilinçli yapıldığını gösterir. Kullanılabilir kalıp bring + nesne + along şeklindedir; nesne bir zamirse bring it along veya bring them along denir.
Alıştırma
Ceketin seninle gelmesi gerektiğini anlatmak için cümleyi bring ... along ile tamamla: The evening may be cold, so please ____ a jacket ____.
Cevabı göster
bring · along
rarely considering ...: ek bir yorum katan -ing öbeği
Virgülden sonra gelen -ing öbeği rarely considering the consequences, ana eylem sırasında öznenin tutumu hakkında ek bir yorum yapar. Öbeğin örtük öznesi we sözcüğüdür: bitkileri ve hayvanları getirdik, ancak bunun sonucunda ne olabileceğini pek düşünmedik. Rarely, brought sözcüğünü değil considering sözcüğünü niteler. Cümle, sonuçları düşünmenin seyrek olduğunu söyler; bitkileri ve hayvanları getirmenin seyrek olduğunu söylemez. Genel olarak, cümle sonundaki bir -ing öbeği ana eylemin nasıl yapıldığı hakkında kısa bir yorum ekleyebilir.
Alıştırma
Hangi cümle rarely considering the consequences ifadesinin anlamını en iyi korur?
- The results happened only rarely after we brought the animals.
- We brought the animals with us, but we seldom thought about the results.
- We seldom brought the animals because we considered the results.
Cevabı göster
We brought the animals with us, but we seldom thought about the results.
But now that we're learning more: yeni bir durumu neden olarak sunmak
now that + yan cümlecik, “yeni ya da değişmiş bir durum artık geçerli olduğu için” anlamına gelir. Burada we're learning more yeni durumdur ve ardından gelecek düşüncenin nedenini ya da arka planını verir. now that yapısını now ve that sözcüklerini ayrı ayrı yorumlamak yerine tek bir bağlama ifadesi olarak ele alın. But, önceki bir görüşten ya da durumdan bu daha yeni anlayışa geçişi gösterir.
Alıştırma
Cümleyi now that yapısıyla tamamlayın: Now ____ the library is open, we can return the books.
Cevabı göster
that
effects of invasive species on ecosystems: effects of X on Y yapısı
The effects of X on Y, “X'in Y'de neden olduğu değişiklikler veya sonuçlar” anlamına gelir. of sözcüğünden sonra etkinin kaynağını, on sözcüğünden sonra etkilenen kişiyi veya şeyi belirtin. Bu cümlede invasive species kaynak, ecosystems ise etkilenen taraftır. Bu bir isim öbeğidir: X affects Y düşüncesini study, measure, examine veya learn about gibi fiillerden sonra gelebilecek bir yapıya dönüştürür. Özellikle raporlarda, haberlerde ve akademik yazılarda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi effects of X on Y yapısıyla tamamlayın: The study examines the effects ____ noise ____ sleep.
Cevabı göster
of · on
many governments closely monitor the transport of plants and animals Kalıp ifadeler
4:11birçok hükümet bitki ve hayvanların taşınmasını yakından izliyor
and ban the imports of certain organisms. Kelime
4:15ve belirli organizmaların ithalatını yasaklıyor.
closely monitor the transport of X: sürekli resmî gözetim
Bu cümlede closely monitor, “uzun süre boyunca dikkatle izlemek ve kontrol etmek” demektir. Closely, izlemenin ne kadar titiz ve sürekli olduğunu belirtir; bir şeye fiziksel olarak yakın olmayı ifade etmez. Monitor the transport of X, X’in nasıl taşındığını denetlemek için kullanılan resmî bir kalıptır. Tek bir hızlı kontrolden ziyade güzergâhları, kayıtları, izinleri ve güvenlik kontrollerini devam eden bir süreç boyunca kapsayabilir.
Alıştırma
Bir kurum yalnızca tek bir yükü kontrol etmek yerine birkaç ay boyunca her hayvan sevkiyatını takip ediyor. Bu eylemi en iyi hangi cümle anlatır?
- The agency inspects one shipment of animals.
- The agency closely monitors the transport of animals.
- The agency bans all transport of animals.
Cevabı göster
The agency closely monitors the transport of animals.
ban the imports of X: ban fiilinden sonra isim nesnesi
Burada ban, “resmî olarak yasaklamak” anlamına gelen bir fiildir. The imports of certain organisms, bu fiilin isim nesnesidir: imports, bir ülkeye veya bölgeye getirilen şeyleri belirten çoğul bir isimdir; of certain organisms ise bu ithal edilen şeylerin neler olduğunu belirtir. İfadenin tamamı, resmî kuralların belirli organizmaların içeri getirilmesine izin vermediği anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede imports, ban fiilinden sonra isim olarak kullanılıp genel bir politika belirtiliyor?
- The government imports untreated wood every month.
- The government may ban imports of untreated wood.
- The government may ban companies to import untreated wood.
Cevabı göster
The government may ban imports of untreated wood.
But could the species with the most drastic environmental impact Dilbilgisi
4:18Peki çevresel etkisi en sert olan tür
species with the most drastic environmental impact: isimden sonra gelen with öbeği
Temel isim species sözcüğüdür. Ardından gelen with the most drastic environmental impact edat öbeği, bir özelliğini belirterek hangi türden söz edildiğini gösterir. Burada with, bir şeyi fiziksel olarak taşımak değil, “bir özelliğe sahip olmak” anlamındadır. Most drastic üstünlük derecesidir. Farklı türlerin çevresel etkilerini karşılaştırır ve etkisi en uç düzeyde olan türü gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede bir with öbeği, bir ismi özelliğiyle tanımlamak için o isimden sonra kullanılmıştır?
- With great care, the museum displayed the unusual vase.
- The museum displayed the vase, and a guide stood with it.
- The museum displayed the vase with the most unusual shape.
Cevabı göster
The museum displayed the vase with the most unusual shape.
a group of primates who emerged from Africa: insanlara dolaylı bir gönderme
Primatlar, maymunlar ve insansı maymunların yanı sıra insanları da içeren biyolojik gruptur. Bu cümlede a group of primates, insan dışı ayrı bir hayvan grubunu değil, dolaylı olarak modern insanları ifade eder. Who emerged from Africa, onların kimliğini belirlemek için gereken arka planı ekler: modern insanlar Afrika’da ortaya çıkmış, ardından dünyanın büyük bir bölümüne yayılmıştır. İnsanları bu şekilde tanımlamak bilimsel bir mesafe yaratır ve ardından dinleyicinin çevreye zarar veren türün insanlığın kendisi olabileceğini fark etmesini sağlar.
Alıştırma
Bu bağlamda a group of primates who emerged from Africa neyi ifade eder?
- Şu anda Afrika’da yaşayan yalnızca insan dışı insansı maymunlar.
- Biyolojik terimlerle tanımlanan modern insanlar.
- Afrika’dan gelen siyasi liderler.
Cevabı göster
Biyolojik terimlerle tanımlanan modern insanlar.
cover most of the world: coğrafi yayılma alanı
Burada cover, ‘coğrafi bir alana yayılmak veya o alanın genelinde bulunmak’ anlamındadır. cover most of the world, grubun yayılarak dünyanın çoğu bölgesinde yaşamaya başladığını belirtir. most of the world nesnesi ulaşılan kapsamı gösterir; gezegenin üzerine fiziksel olarak bir şey örtmek ya da dünyayla ilgili haber yapmak kastedilmez. emerged from Africa to cover most of the world yapısında to ile kurulan mastar, bu yayılmanın daha sonraki sonucunu sunar; mutlaka önceden planlanmış bir amacı ifade etmez.
Alıştırma
Hangi cümlede cover, vurgulanan ifadeyle aynı coğrafi kapsam anlamında kullanılmıştır?
- The journalist covered the election.
- She covered the bowl with a plate.
- This mobile network covers nearly every village in the valley.
Cevabı göster
This mobile network covers nearly every village in the valley.
Are we an invasive species?: sonuç bölümünde retorik soru
Burada soru, istilacı türe ilişkin önceki tanım ve örnekleri insanlara yöneltir. Kapsayıcı we, konuşmacıyı ve dinleyicileri incelenen grubun içine yerleştirir; böylece önceki bilgiler kendimizi değerlendirmek için bir ölçüte dönüşür. Bir savın sonunda kullanılan bu soru, tek bir kesin cevap beklemeyen retorik bir sorudur. İnsanların kesinleşmiş bir bilimsel sınıflandırmaya tabi tutulduğunu ilan etmez ve asıl amacı hızlı bir evet ya da hayır cevabı almak değildir. Dinleyicileri kanıtları yeniden düşünmeye çağırarak ana temayı tamamlar.
Alıştırma
Are we an invasive species? şeklindeki son sorunun temel söylem işlevi nedir?
- Önceki tartışmayı insanlara yöneltir ve düşünmeye davet eder.
- İnsanların kesinleşmiş bir bilimsel sınıflandırmasını ilan eder.
- Dinleyicilerden istilacı tür tanımını tekrar etmelerini ister.
Cevabı göster
Önceki tartışmayı insanlara yöneltir ve düşünmeye davet eder.