Elon Musk Tesla'yı İflastan Nasıl Kurtardı: İngilizce çalışma notları
Newsthink
Video Özeti: Tesla nakit krizlerini, finansman turlarını, Model S atılımını ve Model 3 üretim baskısını aşarak birkaç kez iflasın eşiğinden kurtuluyor. Başlıca İngilizce Öğrenme Noktaları: 1. at a turning point - Deyimler ve Mecazi İfadeler: değişimin belirleyici aşamasını anlatan mecazı tanıyın ve büyük geçişleri açıklamak için kullanın. 2. scraped together - Öbeksi Fiiller: sınırlı kaynaklardan güçlükle ancak yetecek kadar para veya kaynak toplama anlamını kavrayın; mali ve gündelik anlatılarda kullanın. 3. went public at $17 a share. - Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: hisseleri halka arz etmenin finans anlamını ve hisse başına arz fiyatının nasıl belirtildiğini anlayın.
Bu derste
at a turning point: büyük bir değişimin başlangıcı
at a turning point ifadesi, önemli bir yön değişikliğinin başladığı aşamada olmak anlamına gelir. Burada ulaşımın farklı bir geleceğe ilerlediğini anlatır; yolun fiziksel olarak döndüğü bir yeri belirtmez. Bu ifadeyi bir sektör, plan veya kişinin hayatındaki büyük değişimi anlatmak için kullanın; küçük ve sıradan bir değişim için kullanmayın.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz, büyük bir değişim aşamasında olmak anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: After years of slow growth, the company is ____ as it prepares to expand worldwide.
Cevabı göster
at a turning point
Although gas cars still dominate the roads, Dilbilgisi
0:04Benzinli araçlar hala yollara hakim olsa da,
it's becoming increasingly clear that the future of transport is electric,
0:06ulaşımın geleceğinin elektrikli olduğu giderek daha açık hale geliyor,
Although + yan cümle, ana cümle
Although, bir ödünleme ilişkisi kuran yan cümleyi başlatan bir bağlaçtır: ardından gelen bilgi doğrudur, ancak ana düşünceyi değiştirmez. Burada benzinli arabaların hâlâ yollara hâkim olduğu doğrudur; yine de ana yargı, ulaşımın elektrikli hâle gelmekte olduğudur. Yaygın yapı Although + özne + fiil, ana cümle şeklindedir. Although karşıtlığı zaten gösterdiği için ana cümlenin önüne but eklemeyin.
Alıştırma
Cümleyi doğru biçimde tamamlayan seçeneği belirleyin: ____ Maya felt nervous, she gave a clear presentation.
- Despite
- However
- Although
Cevabı göster
Although
and a lot of this excitement is because of one company.
0:11ve bu heyecanın büyük bir kısmı tek bir şirketten kaynaklanıyor.
Tesla is disrupting the automotive industry by creating affordable EVs of all kinds, Kelime
0:16Tesla, her türden uygun fiyatlı elektrikli araçlar üreterek otomotiv endüstrisini altüst ediyor,
disrupting the automotive industry: yapısal değişim
Burada disrupting, yeni bir teknoloji veya iş modeli sunarak bir sektörün yerleşik çalışma biçimini değiştirmek anlamına gelir. Kısa süreli bir durmayı değil, yapısal bir değişimi anlatır. Disrupt + an industry/market/system yapısı iş ve teknoloji haberlerinde yaygındır. Ardından gelen by creating... ifadesi, değişime yol açan yöntemi açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede disrupting the automotive industry ne anlama geliyor?
- Yeni bir teknoloji veya iş modeliyle sektörün çalışma biçimini değiştirmek
- Geleneksel otomobil şirketlerinden kibarca yardım istemek
- Tüm otomobil üretimini geçici olarak durdurmak
Cevabı göster
Yeni bir teknoloji veya iş modeliyle sektörün çalışma biçimini değiştirmek
almost didn't make it: başarısızlığın eşiğinden dönmek
Make it; başarılı olmak, hayatta kalmak veya gereken sonuca ulaşmak anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede ilk it Tesla'yı gösterirken make it içindeki it deyimin bir parçasıdır. Anlam, şirketin bir şey üretmesi değil, hayatta kalıp faaliyetlerine devam etmesidir. Almost didn't, şirketi başarısızlığa çok yakın bir noktaya yerleştirir. Şirket ayakta kalmıştır, ancak bunu kıl payı başarmıştır.
Alıştırma
Cümleyi almost ve make it ile tamamlayın. Şirketin ayakta kaldığını ancak başarısızlığa çok yaklaştığını göstermek için kısaltılmış olumsuz biçimi kullanın: The company ____.
Cevabı göster
almost didn't make it
A long shot: başarı ihtimali düşük bir şey
Bu cümlede a long shot, başarıya ulaşma olasılığı çok düşük olan bir şeyi anlatır. Girişimin ne kadar emek gerektirdiğini değil, başarı olasılığını belirtir. Bu bir deyimdir: long burada bir şeyin uzun süreceği anlamına gelmez; shot da gerçek bir silah atışını anlatmaz. Başarı mümkün ama düşük ihtimalliyse bir plan, girişim, aday veya sonuç a long shot diye nitelenebilir.
Alıştırma
Başarılı olabilecek ama büyük olasılıkla olmayacak bir şeyi anlatan üç sözcüklü deyimle cümleyi tamamlayın: Getting the last available seat is ____, but I will ask anyway.
Cevabı göster
a long shot
When we first started uh uh Tesla and SolarCity uh we we thought they would fail.
0:28İlk, ııı, Tesla ve SolarCity'yi kurduğumuzda, ııı, biz, başarısız olacaklarını düşünüyorduk.
It's what um Tesla in particular we thought probably we have uh maybe 10% chance of success.
0:33Bu, ııı, özellikle Tesla ile ilgili olarak, muhtemelen, ııı, belki de %10'luk bir başarı şansımız olduğunu düşünmüştük.
This is not the story of a company that nearly died many times. Anlatım akışı
0:39Bu, defalarca kez yok olmanın eşiğinden dönen bir şirketin hikayesi değil.
This is the story of a man who would not give up. Öbek fiiller
0:43Bu, pes etmeyen bir adamın hikayesi.
This is not ... This is ...: hikâyenin odağını değiştirmek
Bu iki cümle, dinleyicinin dikkatini başka yöne çevirmek için This is not ... / This is ... yapısını kullanır. İlk cümle görünürdeki konuyu, yani şirketin tekrarlanan krizlerini bir kenara bırakır; ikinci cümle ise asıl odağı belirtir: adamın pes etmeyi reddetmesi. Buradaki not, şirketin hiçbir zaman başarısızlığa yaklaşmadığını iddia etmez. Hikâyenin çerçevesini değiştirir. Bir şeyin görünürdeki konusundan asıl konusu olduğunu savunduğunuz şeye geçmek istediğinizde bu tekrarlı yapı kullanılabilir.
Alıştırma
This is not the story of X. This is the story of Y. yapısının temel etkisi nedir?
- Dikkati X'ten Y'ye çevirir ve Y'yi asıl odak yapar.
- X ve Y'yi eşit derecede önemli konular olarak sunar.
- Hem X'in hem de Y'nin hiç yaşanmadığını söyler.
Cevabı göster
Dikkati X'ten Y'ye çevirir ve Y'yi asıl odak yapar.
not give up: denemeye devam etmek
not give up ifadesindeki give up, denemeyi veya çaba göstermeyi bırakmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Not ifadeyi olumsuz yapar; dolayısıyla would not give up, adamın işler zorlaştığında bile denemeye devam ettiğini anlatır. Etkinlik veya hedef bağlamdan belliyse give up nesne almadan kullanılabilir. Vazgeçilmeyen kişi veya hedefi belirtmek için give up on kullanılır: do not give up on the plan.
Alıştırma
Cümleyi give up ifadesinin olumsuz biçimiyle tamamlayın: Even after three failed attempts, Maya would ____.
Cevabı göster
not give up
This is the story of Elon Musk's perseverance against all odds. Deyimler
0:47Bu, Elon Musk'ın her türlü zorluğa karşı gösterdiği azmin hikayesidir.
against all odds: çok düşük ihtimale rağmen
Against all odds, birçok ciddi zorluğa veya çok düşük başarı ihtimaline rağmen anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki odds, tek sayılar değil, başarıyı etkileyen ihtimaller veya koşullar anlamındadır. Bu ifade, durum güçlü biçimde başarısızlığa işaret ettiği için birinin eylemini sürdürmesini veya elde ettiği başarıyı şaşırtıcı olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi “çok düşük başarı ihtimaline rağmen” anlamındaki üç sözcüklü deyimle tamamlayın: ____, the neighborhood team reached the national final.
Cevabı göster
Against all odds
They named it after Serbian-American inventor Nikola Tesla. Kalıp ifadeler
0:59Şirkete Sırp asıllı Amerikalı mucit Nikola Tesla'nın adını verdiler.
A'ya B'nin adını vermek: named it after Nikola Tesla
name + nesne + after + kişi yapısında after, yeni adın kaynağı olan kişiyi gösterir. They named it after Nikola Tesla, ona Nikola Tesla'nın adıyla bağlantılı bir ad verdikleri anlamına gelir ve çoğu zaman takdir ya da saygı ifade eder. Bu yapı insanlar, yerler, kuruluşlar, ürünler ve başka şeyler için kullanılabilir: name A after B. A adı alan şey, B ise adın kaynağıdır.
Alıştırma
Cümleyi name A after B yapısının iki parçasıyla tamamlayın: They ____ the bridge ____ the engineer who designed it.
Cevabı göster
named · after
They saw an opportunity to create an electric car after General Motors recalled the EV1, Notlar
1:06General Motors modern çağın seri üretilen ilk elektrikli otomobili olan
Ürün geri çağırma anlamındaki recall: recalled the EV1
Ürün ve otomotiv bağlamlarında recall, hâlihazırda kullanımda olan ürünlerin inceleme, onarım, değiştirme veya kullanımdan kaldırma amacıyla üretici ya da yetkili kurum tarafından geri getirilmesini sağlayan resmî bir işlemdir. Burada recalled the EV1, General Motors'ın EV1 araçlarını geri aldığı anlamına gelir; EV1'i hatırladığı anlamına gelmez. Dil bilgisi yapısı recall + ürün, model veya parti şeklindedir. Özne bir üretici, nesne ise bir araç modeli olduğu için bağlam sözcüğün sektörel anlamını gösterir.
Alıştırma
"The company recalled 20,000 chargers after reports of overheating," cümlesinde şirket ne yaptı?
- Şarj cihazlarının var olduğunu hatırladı.
- Gelecekteki tüm şarj cihazlarının üretimini durdurdu ancak satılmış olanlarla ilgili hiçbir işlem yapmadı.
- Daha önce satılmış şarj cihazlarının geri getirilmesini istedi.
Cevabı göster
Daha önce satılmış şarj cihazlarının geri getirilmesini istedi.
the first mass-produced electric car in the modern era.
1:11EV1'i geri çağırdıktan sonra elektrikli otomobil üretmek için bir fırsat gördüler.
EV1: modern dönemin seri üretilen ilk elektrikli otomobili
EV1, General Motors tarafından 1990'larda üretilen bir elektrikli otomobildi. Adından sonraki açıklayıcı eş görevli ifade, tarihsel önemini belirtir: Cümle EV1'i tek seferlik deneysel bir prototip olarak değil, modern dönemin seri üretilen ilk elektrikli otomobili olarak sunar. “In the modern era” ifadesi iddianın kapsamını sınırlar. Cümle, EV1'in tüm tarihteki ilk elektrikli otomobil olduğunu söylemez. Bu arka plan, geri çağırmanın önemini ve başkalarının gördüğü pazar fırsatını anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Cümle EV1 hakkında hangi tarihsel iddiada bulunuyor?
- Hiç üretilmemiş deneysel bir prototipten ibaretti.
- Şimdiye kadar üretilmiş ilk elektrikli otomobildi.
- Modern dönemin seri üretilen ilk elektrikli otomobiliydi.
Cevabı göster
Modern dönemin seri üretilen ilk elektrikli otomobiliydi.
or pressure from the oil and gas industry.
1:19veya petrol ve gaz endüstrisinin baskısından kaynaklanmış olabilirdi.
Either way: farklı olasılıklarda aynı sonuç
Either way, önceki açıklama veya olasılıklardan hangisi doğru olursa olsun aynı sonucun geçerli olduğunu belirten bir söylem işaretleyicisidir. Burada olası nedenler farklı olabilir, ancak sonraki gerçek —GM'in arabaları ezmesi— değişmez. Bu ifade, olasılıklar hakkındaki tartışmayı bitirip anlatıyı ortak sonuca taşır. “İki yoldan birini seçmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
İki seçeneğin de aynı sonuca götürdüğünü belirten iki sözcüklü söylem işaretleyicisiyle cümleyi tamamlayın: “We can meet online or at the library. ____, we can finish the project today.”
Cevabı göster
Either way
Elon came into the picture when the founders went looking for funding. Deyimler
1:25Kurucular finansman aramaya başladığında Elon devreye girdi.
came into the picture: dahil olmak veya önem kazanmaya başlamak
Burada came into the picture, “zaten var olan bir duruma dahil oldu veya o durum açısından önem kazanmaya başladı” anlamına gelir. Elon’ın kelimenin gerçek anlamıyla bir fotoğrafa ya da kamera karesine girdiğini anlatmaz. Geçmiş zamandaki kalıp [kişi veya etken] came into the picture + zaman ya da koşul şeklindedir. Durumu zaten devam ediyormuş gibi sunar ve yeni bir katılımcının veya etkinin ne zaman ortaya çıktığını belirtir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “duruma dahil oldu” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: A volunteer coordinator ____ when the event grew too large for one person.
Cevabı göster
came into the picture
He made millions when the financial services company he co-founded,
1:29Kurucu ortağı olduğu finansal hizmetler şirketi
merged with a rival and became PayPal.
1:33bir rakibiyle birleşip PayPal olduğunda milyonlar kazanmıştı.
walked away with: sonuçta bir kazanç elde etmek
Walked away with, “bir anlaşmayı ya da etkinliği bir şey elde etmiş olarak bitirdi” anlamına gelir. Burada 180 milyon dolar, Elon’ın elde ettiği finansal sonuçtur; ifade fiziksel olarak yürüyüp gitme eylemine odaklanmaz. Kalıp [kişi] walked away with + para, ödül veya kazanç şeklindedir. Özellikle miktar ya da başarı dikkat çekiciyse, kişinin sonuçta ne elde ettiğini vurgular.
Alıştırma
Hangi İngilizce cümle Noah’ın yarışmayı 5.000 dolar kazanmış olarak bitirdiği anlamına gelir?
- Noah walked away from the $5,000 prize.
- Noah walked away with $5,000.
- Noah got away with taking $5,000.
Cevabı göster
Noah walked away with $5,000.
Calling It a Career: tüm kariyeri noktalamak
Bu cümlede calling it a career, kişinin çalışma hayatını bitirmeye, yani emekli olmaya karar vermesi demektir. call it + isim kalıbı bir şeyi sona ermiş olarak sunar; career kullanımı, biten şeyin tek bir çalışma oturumu değil, bütün bir meslek hayatı olduğunu gösterir. Bu ifade cümledeki karşıtlığı kurar: Önceki başarısından sonra durabilirdi, ancak durmadı. Bir şeye kelimenin tam anlamıyla kariyer adını vermek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümlenin tamamını bitirme anlamındaki call it + isim ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After thirty years as a pilot, Lena decided to ____.
Cevabı göster
call it a career
Sunk All His Winnings into New Ventures: tüm kazancı yeni girişimlere yatırmak
Burada sunk ... into, büyük miktarda parayı bir şeye bağlamak anlamına gelir. Para bir projenin derinliklerine gidiyormuş gibi bir imge oluşturduğu için ifade genellikle büyük bağlılık, risk veya kaygı hissi ekler. Winnings önceki bir başarıdan kazanılan parayı, ventures ise yeni iş girişimlerini ifade eder. Bu ifade paranın gerçekten suya batırıldığını söylemez ve projelerin sonunda başarısız olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi sink fiilinin doğru biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: The founders have ____ most of their savings ____ the new app.
Cevabı göster
sunk · into
So all of the money just came from me personally.
2:00Yani tüm para tamamen benden kişisel olarak geldi.
so I didn't want to ask people uh other investors for money if I thought we were going to die.
2:03bu yüzden batacağımızı düşünüyorsam insanlardan, ııı, diğer yatırımcılardan para istemek istemedim.
The Roadster made its official appearance,
2:11Güzel görünümlü, hızlı bir elektrikli otomobil olan Roadster
But there were quality issues and a lot of production problems.
2:16Ancak kalite sorunları ve birçok üretim problemi vardı.
Eberhard was ousted as CEO before the Roadster even went into production, Notlar
2:20Eberhard, Roadster üretime bile geçmeden CEO'luktan uzaklaştırıldı,
was ousted as CEO: CEO görevinden zorla uzaklaştırılmak
was ousted as CEO ifadesinde ousted, güçlü bir konumdan zorla çıkarılmak anlamına gelir. Edilgen was ousted biçimi, Eberhard'ı eylemden etkilenen kişi olarak gösterir; bu nedenle gönüllü bir ayrılışı anlatmaz. be ousted as + görev yapısı, kişinin hangi görevden uzaklaştırıldığını belirtir. Liderlik ve siyasi değişikliklerle ilgili haberlerde yaygındır.
Alıştırma
Hangi seçenek was ousted as CEO ifadesini doğru açıklar?
- Kişi CEO görevinden gönüllü olarak ayrılmayı seçti.
- Kişi CEO görevinden ayrılmaya zorlandı.
- Kişi geçici olarak CEO görevini üstlendi.
Cevabı göster
Kişi CEO görevinden ayrılmaya zorlandı.
went into production: üretime girdi
Went into production, geliştirme veya test aşamasından ürünün üretilmeye başlandığı aşamaya geçildiği anlamına gelir. Into bir aşama değişikliğini belirtir; bir fabrikaya ya da başka bir fiziksel yere girmekten söz etmez. Bu cümlede even, önceki olay gerçekleştiğinde Roadster'ın henüz bu aşamaya bile ulaşmadığını vurgular.
Alıştırma
'Üretilmeye başladı' anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the final safety checks, the new camera ____ in May.
Cevabı göster
went into production
Running out of money: parası tükenmek üzere olmak
Be running out of + bir kaynak, öznenin elinde bu kaynaktan çok az kaldığını ve hiç kalmama noktasına yaklaştığını belirtir. Burada was running out of money, Tesla'nın parasının giderek azaldığını gösterir; bakiyenin o anda mutlaka sıfır olduğu anlamına gelmez. Kaynağı kullanan kişi veya kuruluş genellikle run out of yapısının öznesidir: Tesla was running out of money. Kaynağın kendisi özne olursa of kullanılmaz: The money was running out veya The money ran out.
Alıştırma
Cümleyi run out of yapısının şimdiki zaman süreklilik biçimiyle tamamlayın: There is only enough fuel for ten more miles. We are ____ fuel.
Cevabı göster
running out of
The company budgeted 25 million for the development of the Roadster,
2:30Şirket Roadster'ın geliştirilmesi için 25 milyon bütçe ayırmıştı,
but it ended up costing nearly five times that. Notlar
2:33ancak bunun maliyeti neredeyse beş katı oldu.
Ended up costing: sonunda maliyeti ... olmak
Ended up costing, bir sürecin nihai sonucunu göstermek için end up + -ing yapısını kullanır. Projenin maliyeti sonuçta planlanan miktarın yaklaşık beş katına çıktı. End up çoğu zaman sonucun başlangıçtaki plan veya beklentiyle aynı olmadığını düşündürür. Yalnızca zaman açısından son noktayı belirtmez; yüksek maliyeti süreç sonunda ortaya çıkan sonuç olarak çerçeveler.
Alıştırma
Cümleyi end up yapısının geçmiş zaman biçimi ve cost sözcüğünün -ing biçimiyle tamamlayın: The repair was supposed to be cheap, but it ____ more than a new laptop.
Cevabı göster
ended up costing
nearly five times that: önceki miktara gönderme yapmak
nearly five times that ifadesi, daha önce belirtilen miktarın beş katına yakın fakat beş katından az bir miktarı anlatır. Burada that, 25 milyonluk bütçeyi gösterir; dolayısıyla son maliyet tam 125 milyon değil, 125 milyonun biraz altındadır. Sayı + times that kalıbında that, bilinen miktarı tekrarlamamak için kullanılır. nearly, about veya exactly gibi sözcükleri koruyun; çünkü bunlar çarpanın ne kadar kesin olduğunu değiştirir.
Alıştırma
Şu İngilizce cümleleri okuyun: “The forecast was 10,000 downloads. The app got nearly five times that.” Cümleler hangi toplamı ifade eder?
- Yaklaşık 15 bin indirme
- Tam olarak 50 bin indirme
- 50 bin indirmeden biraz az
Cevabı göster
50 bin indirmeden biraz az
Tesla had only 9 million left to fund the entire company.
2:39Tesla'nın tüm şirketi finanse etmek için sadece 9 milyonu kalmıştı.
It was a tumultuous time with multiple CEOs coming and going, Deyimler
2:43Gelen giden birden fazla CEO ile çalkantılı bir zamandı
multiple CEOs coming and going: tekrarlanan yönetici değişimi
multiple CEOs coming and going ifadesinde coming and going, farklı CEO'ların görevi üstlenip daha sonra ayrıldığını anlatır. -ing yan cümlesi, with + isim + -ing yapısında multiple CEOs ifadesinden sonra gelir ve yönetici değişimini o dönemde süren veya tekrarlanan bir durum olarak sunar. Come and go ayrıca ortaya çıkıp daha sonra kaybolan insanları, modaları, fırsatları veya sorunları anlatabilir. Genellikle bir yere gerçekten girip çıkmayı değil, değişimi ya da geçiciliği vurgular.
Alıştırma
“Several team leaders came and went during the project,” İngilizce cümlesinde came and went ne anlama gelir?
- Aynı odaya tekrar tekrar girip çıktılar.
- Farklı kişiler zaman içinde görevi üstlenip daha sonra ayrıldı.
- Hepsi sonuna kadar görevde kaldı.
Cevabı göster
Farklı kişiler zaman içinde görevi üstlenip daha sonra ayrıldı.
was left in charge: sorumluluğun birine kalması
Bu cümlede was left in charge, diğer yöneticiler ayrıldıktan veya durum değiştikten sonra Elon'ın işleri yönetmekten sorumlu hâle geldiğini belirtir. Left, yaşananların sonucunu anlatır; terk edilmiş veya sola hareket ettirilmiş anlamına gelmez. Kalıp be left in charge (of something) şeklindedir. Genellikle kişinin kontrolü aktif biçimde istemesinden veya resmen atanmasından çok, sorumluluğun koşullar sonucunda ona kaldığını anlatır.
Alıştırma
Diğer herkes ayrıldıktan sonra sorumluluğun Maya'ya kaldığını gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: When the other supervisors went home, Maya was ____ of the store.
Cevabı göster
left in charge
He said this in an interview about the big decision he had to make.
2:50Bunu bir röportajda vermesi gereken büyük karar hakkında söylemişti.
or do I make it live with a lot of pain and grief?
2:56yoksa çok fazla acı ve kederle yaşamasını mı sağlayacağım?
Do I ... or do I ...?: iki seçenekli bir ikilem kurmak
Tekrarlanan Do I ... or do I ...? yapısı, zor bir kararı birbirine karşıt iki yola ayırır. Her iki yan cümleden önce do I ifadesini tekrarlamak, seçeneklere dil bilgisel olarak eşit ağırlık verir ve çatışmanın kolayca takip edilmesini sağlar. Burada konuşan kişi, dinleyiciden karar vermesini istemiyor; kendi içindeki seçimi yeniden canlandırıyor. Die ve live, Tesla'yı kişileştirir: seçenekler şirketin başarısız olmasına izin vermek veya büyük acı ve kedere rağmen faaliyetini sürdürmesini sağlamaktır. Bu yapı, bir hikâye anlatırken iki seçenek arasındaki kararı daha dramatik gösterebilir.
Alıştırma
Paralel iki seçenekli soruyu tamamlayın: ____ I cancel the outdoor concert, ____ I continue despite the storm?
Cevabı göster
Do · or do
Couldn't have been more painful: mümkün olan en yüksek derece
Couldn't have been more + sıfat, geçmişteki bir deneyimin aşırı bir derecede olduğunu vurgular. Burada couldn't have been more painful, deneyimin mümkün olan en yüksek ölçüde acı verici, yani son derece acı verici olduğu anlamına gelir. Olumsuz couldn't biçimi dereceyi azaltmaz. Acının daha yüksek olmasının hiçbir şekilde mümkün olmadığını söyler ve painful sözcüğünü ölçeğin en uç noktasına yerleştirir.
Alıştırma
Cümleyi “mümkün olan en yüksek ölçüde acı vericiydi” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The recovery ____.
Cevabı göster
couldn't have been more painful
sinking the world economy into the worst recession since the Great Depression.
3:08dünya ekonomisini Büyük Buhran'dan bu yana görülen en kötü durgunluğa sürükledi.
Lehman Brothers ... Büyük Buhran'dan bu yana
Lehman Brothers, büyük bir Amerikan yatırım bankasıydı. 2008'deki iflası küresel mali krizin en bilinen olaylarından biri hâline geldi; bu nedenle adı, finans sistemindeki ciddi bir çöküşü hemen çağrıştırır. The Great Depression, 1929'da başlayan ve 1930'lu yıllara damga vuran belirli tarihsel ekonomik krizdir. the worst recession since the Great Depression ifadesinde since karşılaştırma dönemini belirler: o eski olaydan sonraki hiçbir durgunluk daha kötü değildi. İki olayı aynı zaman dilimine yerleştirmez.
Alıştırma
Hangi yorum vurgulanan iki göndermeye de en uygun şekilde karşılık gelir?
- Lehman Brothers, Büyük Buhran'ın başka bir adıydı ve ikisi de 1930'lu yıllarda yaşandı.
- The Great Depression, bankanın yöneticilerinin çöküşten sonra çok üzüldüğü anlamına geliyordu.
- Lehman Brothers, 2008'deki çöküşü krizin simge olaylarından biri olan büyük bir bankaydı ve durgunluk Büyük Buhran'dan sonraki dönemin en kötüsü olarak anlatılıyordu.
Cevabı göster
Lehman Brothers, 2008'deki çöküşü krizin simge olaylarından biri olan büyük bir bankaydı ve durgunluk Büyük Buhran'dan sonraki dönemin en kötüsü olarak anlatılıyordu.
SpaceX was close to being bankrupt after three failed rocket launches,
3:13SpaceX üç başarısız roket fırlatışından sonra iflasın eşiğindeydi
and he was going through a divorce from his wife Justine. Öbek fiiller
3:17ve eşi Justine'den boşanıyordu.
going through a divorce: devam eden bir boşanma sürecini yaşamak
Burada go through, özellikle zor bir süreci “yaşamak ve onunla başa çıkmak” anlamına gelir. Was going through, boşanmanın tek seferde tamamlanmış bir eylem değil, belli bir süre boyunca devam eden bir süreç olduğunu gösterir. go through + isim yapısı, bir olayı aşamaları ve etkileri olan bir deneyim olarak anlatabilir: go through treatment, an investigation veya a difficult period.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The family is ____ a difficult move across the country.
Cevabı göster
going through
Elon said 2008 was the worst year of his life,
3:20Elon, 2008'in hayatının en kötü yılı olduğunu söyledi
and he never thought he was someone capable of having a nervous breakdown,
3:24ve sinir krizi geçirebilecek biri olduğunu hiç düşünmemişti,
Elon fought hard to save his companies.
3:30Elon şirketlerini kurtarmak için sıkı bir mücadele verdi.
He cut 25% of Tesla's workforce and asked friends to help cover payroll, Kalıp ifadeler
3:32Tesla'nın işgücünün %25'ini işten çıkardı ve maaşları ödemek için arkadaşlarından yardım istedi,
cover payroll: çalışan ücretleri için yeterli fon sağlamak
Bu iş bağlamında cover payroll, çalışanlara borç olunan ücretleri ödemek için yeterli parayı sağlamak veya bulmak anlamına gelir. Cover, her ödemeyi gönderme şeklindeki idari işlemden değil, bir maliyeti karşılayacak fonun mevcut olmasından söz eder. Payroll, çalışan ve ücret listesi ya da sistemi anlamına gelebilir; ancak cover sonrasında toplam ücret yükümlülüğünü belirtir. Bu nedenle asked friends to help cover payroll, arkadaşlardan bu yükümlülük için para katkısında bulunmalarının istendiği anlamına gelir.
Alıştırma
Bir stüdyo herkesin ücretini hesapladı ancak bunları ödemek için gereken nakde sahip değil. Ek parayla ne yapması gerekiyor?
- process payroll
- expand its workforce
- cover payroll
Cevabı göster
cover payroll
He scraped together 20 million from various sources, Öbek fiiller
3:43Çeşitli kaynaklardan 20 milyon dolar topladı,
scraped together: güçlükle yeterli miktarı toplamak
Bu cümlede scraped together, farklı kaynaklardan daha küçük miktarlar alarak 20 milyonun tamamını güçlükle toplamayı başardığı anlamına gelir. Scraped, parayı bulmanın zor ve kaynakların sınırlı olduğu fikrini ekler; together ise ayrı katkıların tek bir toplam oluşturduğunu gösterir. Aktarılabilir kalıp scrape together + miktar veya kaynak biçimindedir. Genellikle toplama sürecinin kolay ve sorunsuz olduğunu değil, ancak yetecek kadarının bulunabildiğini ima eder.
Alıştırma
Cümleyi “birkaç sınırlı kaynaktan yetecek kadarını toplamayı başardı” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: After checking every account and borrowing from two friends, Maya finally ____ enough money for the deposit.
Cevabı göster
scraped together
including the money he made investing in his cousin's data center startup,
3:46buna kuzeninin veri merkezi girişimi
Investors agreed to match what he cobbled up,
3:52Yatırımcılar onun topladığı miktarı eşleştirmeyi kabul ettiler
Elon managed to secure a $40 million dollar round of financing on Christmas Eve. Kalıp ifadeler
3:56Elon, Noel Arifesinde 40 milyon dolarlık bir finansman turunu güvence altına almayı başardı.
secure a ... round of financing: bir finansman turunu başarıyla sağlamak
Burada secure, güvenli hâle getirmek değil, başarıyla elde etmek veya ayarlamak anlamındadır. A round of financing, bir şirketin yatırımcılardan para topladığı düzenli bir aşamadır; dolayısıyla ifade, 40 milyon dolarlık bir finansman turunun başarıyla sağlandığını anlatır. Aktarılabilir kalıp secure + a/an + miktar veya tür + round of financing biçimindedir. Özenli yazıda a $40 million round of financing ya da a 40-million-dollar round kullanılır; dolar işareti ile dollar sözcüğü para birimini birlikte tekrar belirtmemelidir.
Alıştırma
İş cümlesini “başarıyla elde etti” anlamındaki fiil ve “fon toplamanın bir aşaması” anlamındaki isimle tamamlayın: After months of investor meetings, the startup ____ a $5 million ____ of financing.
Cevabı göster
secured · round
It was the last hour of the last day that it was possible. Anlatım akışı
4:02Bunun mümkün olabileceği son günün son saatiydi.
last hour of the last day: zamanı son fırsata kadar daraltmak
Bu ifade zamanı hiyerarşik biçimde kurar: önce gerekli eylemin hâlâ mümkün olduğu son günü, ardından o günün içindeki son saati belirtir. last sözcüğünün tekrarı, zaman aralığını her adımda daha da dar gösterir. Bu, aciliyeti ve son anda yetiştirilen bir işi vurgulayan anlatımsal bir yöntemdir. O anı son fırsat olarak sunar; ancak tek başına o saatin yasal veya teknik olarak kesin bir son tarih olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi cümle aciliyet yaratmak için zamanı aynı şekilde aşamalı olarak daraltır?
- We filed the appeal in the last hour of the last day that appeals were accepted.
- We filed the appeal several days before the deadline.
- We filed the last appeal, and it took an hour.
Cevabı göster
We filed the appeal in the last hour of the last day that appeals were accepted.
Ashlee Vance wrote a biography about Elon Musk,
4:05Ashlee Vance, Elon Musk hakkında bir biyografi yazdı
and there is one dinner conversation that Elon had with a Tesla investor that really shows his tenacity.
4:07ve Elon'un bir Tesla yatırımcısıyla yaptığı bir akşam yemeği sohbeti onun azmini gerçekten gösteriyor.
If we have to move into Justine's parents' basement, Dilbilgisi
4:18Eğer Justine'in ebeveynlerinin bodrum katına taşınmak zorunda kalırsak,
If we have to ..., we'll ...: gerçekçi bir gelecek koşulu ve tepki
Gerçekçi bir gelecek olasılığını ardından gelecek tepkiye bağlamak için If + geniş veya şimdiki zaman biçimi, ... will ... yapısını kullanın. Burada have to, koşulların onları taşınmaya zorlayabileceğini; we'll do it ise konuşanların kararını belirtir. Koşul gelecekten söz etse bile sıradan if yan cümlesinde will have to değil, have to kullanılır. Will sonuç cümlesinde yer alır; we'll, we will ifadesinin kısaltmasıdır.
Alıştırma
if yan cümlesinde have to, sonuç cümlesinde ise will sözcüğünün kısaltmasını kullanarak first conditional cümlesini tamamlayın: If we ____ work late, we____ order dinner.
Cevabı göster
have to · 'll
barely pulled through: kıl payı hayatta kalmak
Bu cümlede pulled through, ağır bir krizi atlatıp başarısız olmak yerine güvenli bir duruma ulaşmak demektir. Tehlikeli bir hastalıktan iyileşen bir kişiyi veya varlığını tehdit eden bir dönemde ayakta kalan bir kuruluşu anlatabilir. Barely, sonucun ne kadar kıl payı gerçekleştiğini belirtir: Tesla hayatta kaldı, ancak bunu güçlükle başardı. Barely çıkarılırsa olumlu sonuç korunur, fakat başarısızlığın çok yakın olduğu anlamı kaybolur.
Alıştırma
'Hayatta kaldı, ama kıl payı' anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The local theater ____ after months without ticket sales.
Cevabı göster
barely pulled through
but needed more money to stay alive.
4:25ancak hayatta kalmak için daha fazla paraya ihtiyacı vardı.
when German automaker Daimler invested $50 million by taking a 10% stake in the company. Kelime
4:30Alman otomobil üreticisi Daimler şirketin %10 hissesini alarak 50 milyon dolar yatırım yaptığında.
taking a 10% stake in the company: şirkette %10 pay edinmek
Burada taking a 10% stake in the company, şirket özkaynağının %10'una eşit bir mülkiyet payı edinmek demektir. Stake, işletme ve finans alanında mülkiyet payını belirten bir isimdir; kredi veya genel bir iş ortaklığı anlamına gelmez. taking ... biçimindeki -ing öbeği yatırımın şeklini açıklar: Daimler 50 milyon dolar yatırmış ve karşılığında özkaynak payı almıştır. Yüzde, işlemden sonra şirketin ne kadarına sahip olduğunu gösterir.
Alıştırma
İşlemden sonra fon, girişimin yüzde beşine sahipti. Haberi tamamlayın: The fund ____ the startup.
Cevabı göster
took a five-percent stake in
Daimler and Tesla had already been working on an electric smart car.
4:36Daimler ve Tesla halihazırda Smart marka elektrikli bir otomobil üzerinde çalışıyorlardı.
which had a program backing clean tech startups.
4:46bu bakanlığın temiz teknoloji girişimlerini destekleyen bir programı vardı.
ABD Enerji Bakanlığı ... temiz teknoloji girişimlerini destekleyen bir program
ABD Enerji Bakanlığı, federal hükûmete bağlı bir kurumdur. "which had a program backing clean tech startups" ilgi cümleciği, bu kurumun genç temiz teknoloji şirketlerini desteklemek üzere bir program yürüttüğünü anlatır. Burada "backing", kurumsal veya mali destek sağlamak anlamına gelir. Bu cümlede destek, 465 milyon dolarlık kredi biçimindedir. Dolayısıyla bu para geri ödenmesi gereken kamu finansmanıdır; özel yatırım veya karşılıksız hibe değildir.
Alıştırma
Cümleye en uygun yorum hangisidir?
- Hükûmet şirkete hiçbir zaman geri ödenmesi gerekmeyen bir hibe verdi.
- ABD Enerji Bakanlığı, temiz teknoloji girişimlerini destekleyen bir program aracılığıyla şirkete borç para verdi.
- Özel bir banka şirketi 465 milyon dolara satın aldı.
Cevabı göster
ABD Enerji Bakanlığı, temiz teknoloji girişimlerini destekleyen bir program aracılığıyla şirkete borç para verdi.
Tesla found a more stable solution when it went public at $17 a share. Kelime
4:49Tesla hisse başına 17 dolardan halka arz edildiğinde daha istikrarlı bir çözüm buldu.
went public at $17 a share: hisse başına 17 dolardan halka açılmak
To go public, özel mülkiyetteki bir şirketin halka hisse sunarak genellikle ilk halka arz (IPO) yoluyla hisseleri borsada işlem gören bir şirket hâline gelmesi demektir. Yalnızca kamuya açık bir duyuru yapmak anlamına gelmez. at + fiyat + a share kalıbı, arz sırasında her bir hissenin fiyatını verir. Burada $17 a share, bir hissenin 17 dolar olduğu anlamına gelir; şirketin toplam değeri veya toplanan toplam para değildir.
Alıştırma
Raporu, belirtilen fiyattan halka açılmak anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: After years as a private company, Nova Robotics ____ $20 a share.
Cevabı göster
went public at
Tesla had achieved something no company had ever done before.
4:57Tesla daha önce hiçbir şirketin yapmadığı bir şeyi başarmıştı.
It proved that electric cars could be cool and fast.
5:01Elektrikli arabaların havalı ve hızlı olabileceğini kanıtladı.
But the Roadster was too expensive for most people,
5:04Fakat Roadster çoğu insan için çok pahalıydı,
Tesla stunned the world when it began shipping the Model S sedan.
5:12Tesla, Model S sedanı teslim etmeye başladığında dünyayı şaşkına çevirdi.
take someone's breath away: birinin nefesini kesmek
Bu cümlede took everyone's breath away, “herkesi hayran bıraktı” veya “herkeste büyük bir hayranlık uyandırdı” demektir. Mecazi bir kullanımdır: Model S o kadar güçlü ve olumlu bir izlenim yaratmıştır ki insanların bir an nefesini tuttuğu düşünülür. Tekrar kullanılabilen kalıp take + someone's + breath away şeklindedir. take fiilini zamana, iyelik ifadesini de etkilenen kişiye göre değiştirin: The view took my breath away.
Alıştırma
“Güzelliğiyle bizi hayran bıraktı” anlamına gelen bu dersteki deyimle cümleyi tamamlayın: The night sky ____.
Cevabı göster
took our breath away
The Model S could go more than 300 miles on a single charge,
5:19Model S tek bir şarjla 300 milden fazla gidebiliyordu
Even though the Model S was in high demand, Kalıp ifadeler
5:31Model S'e yoğun talep olmasına rağmen,
in high demand: yoğun talep görmek
In high demand, bir şeyin birçok kişi, müşteri ya da işveren tarafından istendiği veya ihtiyaç duyulduğu anlamına gelir. Burada Model S'e yönelik pazar ilgisinin güçlü olduğunu anlatır; demand, satın alma isteği anlamındaki bir isimdir, sert bir talimat değildir. Edat öbeğinin tamamı was sözcüğünden sonra gelir ve Model S'i niteler: was in high demand. Aynı yapı ürünler, hizmetler, beceriler ve çalışanlar için de kullanılır.
Alıştırma
Bu dersteki sabit ifadeyi kullanın: Because many students want them, apartments near campus are ____.
Cevabı göster
in high demand
customers who put down a $5,000 deposit were hesitant about going through with their purchase. Öbek fiiller
5:335.000 dolar depozito yatıran müşteriler satın alma işlemlerini tamamlama konusunda tereddüt ediyorlardı.
put down a $5,000 deposit: ilk ödemeyi yapmak
Burada put down a $5,000 deposit, satın alımı güvence altına almak veya başlatmak için 5.000 doları peşin ödemek demektir. Bu ödeme kalıbında put down, ödeme yapmak anlamındadır; bir şeyi bir yüzeye koymak anlamına gelmez. Depozito yalnızca ilk ödemedir, toplam fiyat değildir. Müşteriler paranın bir kısmını ödemiştir ancak satın alma işlemini henüz tamamlamamıştır.
Alıştırma
İlk ödemeyi yapmak anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: To reserve the apartment, Maya ____ a $1,000 deposit.
Cevabı göster
put down
going through with: planlanmış bir eylemi tamamlamak
Burada going through with their purchase, müşterilerin daha önce yapmayı planladığı veya başlattığı satın alma işlemini tamamlaması demektir. Yapı go through with + isim veya -ing biçimidir; go through with the plan ve go through with moving buna örnektir. Bu ifade çoğu zaman son eylemden önce tereddüt, zorluk veya vazgeçme ihtimali bulunduğunu düşündürür. Bu cümlede müşteriler satın alma işlemini tamamlayıp tamamlamayacaklarına hâlâ karar vermektedir.
Alıştırma
Hangi cümlede go through with, tereddüde rağmen planlanmış bir eylemi tamamlamak anlamında kullanılmıştır?
- Elena went through the instructions before the surgery.
- Elena went through the hospital lobby to find the surgery desk.
- Even though she was nervous, Elena decided to go through with the surgery.
Cevabı göster
Even though she was nervous, Elena decided to go through with the surgery.
“kinks with the car”: arabadaki küçük aksaklıklar
Burada kinks, hâlâ düzeltilmesi gereken küçük arızalar veya pürüzler anlamına gelir. With the car, bu sorunların arabayla ilgili olduğunu belirtir; ifade gerçek anlamdaki kıvrımları veya düğümleri değil, ilk dönemdeki teknik ya da kullanım sorunlarını anlatır. Bunlara kinks denmesi, arabanın genel olarak çalıştığını ve kalan sorunların tek tek giderilebileceğini düşündürür. Bu kullanım, sorunları genellikle bir ürünün ilk uyum ve geliştirme döneminin parçası olarak gösterir.
Alıştırma
“The new checkout system works well, but it still has a few kinks,” cümlesinde kinks ne anlama gelir?
- Sistemin tamamen bozulması
- Bir kablodaki halkalar veya düğümler
- Büyük olasılıkla düzeltilebilecek küçük sorunlar
- Müşteriler için eklenen yeni özellikler
Cevabı göster
Büyük olasılıkla düzeltilebilecek küçük sorunlar
Some of the earliest versions didn't have parking sensors and cruise control,
5:44En eski versiyonların bazılarında, lüks araçlarda yaygın olarak bulunan
There were also concerns about the resale value.
5:50İkinci el satış değeri ile ilgili endişeler de vardı.
We were operating with maybe one to two weeks of money.
5:52Belki bir ila iki haftalık bir parayla faaliyet gösteriyorduk.
he turned every Tesla employee into a salesperson. Dilbilgisi
6:02her Tesla çalışanını bir satış görevlisine dönüştürdü.
turn A into B: A'nın rolünü veya kullanımını B'ye dönüştürmek
Turn A into B, A'nın B olmasını sağlamak veya A'yı B işlevinde kullanmak anlamına gelir. A, değiştirilen kişi ya da şeydir; into ise ortaya çıkan rolü, durumu veya kullanımı belirtir. Bu cümlede every Tesla employee A, a salesperson ise B'dir. İfade, çalışanların o durumda satış görevi yapmasının sağlandığını anlatır; tek başına resmî görevlerinin kalıcı olarak değiştiğini söylemez.
Alıştırma
Cümleyi turn A into B yapısının geçmiş zamanını kullanarak tamamlayın: During the storm, volunteers ____ the empty gym ____ a shelter.
Cevabı göster
turned · into
They called everyone who put down a deposit and tried to convince them to go through with buying the car.
6:05Depozito yatıran herkesi aradılar ve arabayı satın almaları için ikna etmeye çalıştılar.
to buy Tesla if the company actually did run out of money.
6:14şirketin gerçekten parası biterse Tesla'yı satın almaya ikna etti.
Tesla shut down its factory when orders weren't coming in fast enough, Öbek fiiller
6:18Tesla siparişler yeterince hızlı gelmediğinde fabrikasını kapattı,
shut down its factory: faaliyetleri durdurmak
Bu cümlede shut down its factory, fabrikanın çalışmasını durdurmak anlamına gelir. İfade tek başına durmanın geçici mi yoksa kalıcı mı olduğunu göstermez; bu bilgi bağlamdan anlaşılır. Shut down, nesne aldığında ayrılabilen bir öbek fiildir: shut down the factory ve shut the factory down biçimlerinin ikisi de mümkündür. Nesne bir zamirse onu araya yerleştirin: shut it down deyin, shut down it demeyin.
Alıştırma
Fabrikada bir güvenlik sorunu vardı ve fabrika bir günlüğüne çalışmayı durdurdu. Hangi cümle shut down ifadesini zamirle doğru kullanır?
- The managers shut it down for one day.
- The managers it shut down for one day.
- The managers shut down it for one day.
Cevabı göster
The managers shut it down for one day.
or else it would have scared investors and sent the stock price plummeting. Notlar
6:24aksi takdirde yatırımcıları korkutur ve hisse senedi fiyatını düşürürdü.
or else ... would have scared ... and sent ... plummeting: önlenmiş bir geçmiş sonuç
Or else, bu gerçekleşmemiş olsaydı veya aksi takdirde anlamına gelir. Bu cümleyi önceki seçime bağlar ve konuşanın önlendiğine inandığı kötü bir sonucu ortaya koyar. Would have scared geçmişteki gerçek dışı bir sonucu ifade eder: gerçek olarak sunulan bir olayı değil, gerçekleşmiş olabilecek bir şeyi anlatır. would have yardımcı yapısı sent için de geçerlidir; dolayısıyla hayal edilen iki sonuç would have scared investors ve would have sent the stock price plummeting olur. send + nesne + -ing yapısı, bir şeyin hızla hareket etmesine veya değişmesine neden olunduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi miss fiilinin geçmişteki gerçek dışı sonuç biçimiyle tamamlayın: Mina set two alarms, or else she ____ the early train.
Cevabı göster
would have missed
send the stock price plummeting: hisse fiyatının hızla düşmesine neden olmak
Burada send + nesne + -ing biçimindeki fiil, bir nedenin ortaya çıkardığı sonucu anlatır. Önceki cümlecikten anlaşılan özne, hisse fiyatının keskin biçimde aşağı hareket etmesine yol açacaktır. Plummeting hız ve şiddet anlamı katar: fiyat kısa sürede büyük ölçüde düşecektir. Finans dilinde fiziksel bir nesnenin düşmesini değil, değer kaybını anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede "sent the stock price plummeting" ne anlama gelir?
- hisseyi fiziksel bir nesne olarak yüksekten düşürdü
- hisse fiyatının çok hızlı ve keskin biçimde düşmesine neden oldu
- hisse fiyatını aynı düzeyde tuttu
Cevabı göster
hisse fiyatının çok hızlı ve keskin biçimde düşmesine neden oldu
which was technically true, but not the whole story: teknik olarak doğruydu, ancak hikâyenin tamamı değildi
Virgülle ayrılan ve which ile başlayan ilgi cümleciği, anlatımı kısa süreliğine durdurup önceki cümlecikteki iddia hakkında yorum yapar. Technically true, ifadenin dar ve kelimesi kelimesine bir yorumla doğru olduğunu kabul eder. Ardından but not the whole story bu kabulü sınırlar: önemli gerçekler dışarıda bırakılmıştır, dolayısıyla ifade yine de yanıltıcı bir izlenim yaratabilir. Bu kalıp, önce doğru olanı kabul edip sonra eksik olanı göstererek dikkatli bir eleştiri kurar.
Alıştırma
"which was technically true, but not the whole story" cümleciği hangi değerlendirmeyi ifade eder?
- İfade kelimesi kelimesine doğrudur ancak önemli bilgileri dışarıda bırakır.
- İfade eksiksiz ve şeffaf bir açıklama sunar.
- İfade tamamen yanlıştır.
Cevabı göster
İfade kelimesi kelimesine doğrudur ancak önemli bilgileri dışarıda bırakır.
Tesla stunned Wall Street by posting its first ever profit as a public company. Notlar
6:38Tesla halka açık bir şirket olarak ilk karını açıklayarak Wall Street'i şaşkına çevirdi.
ABD finans dünyası anlamında Wall Street
Bu cümlede Wall Street bir ad aktarmasıdır: Bir yerin adı, özellikle yatırımcılar, analistler ve piyasa uzmanlarından oluşan ABD finans dünyasını temsil eder. Fiziksel sokağın kendisi kastedilmez. Bu nedenle Tesla stunned Wall Street, Tesla’nın halka açık bir şirket olarak ilk kârının şirketi izleyen kişi ve kurumları şaşırttığı anlamına gelir. Finans haberlerinde bağlam açıkça konumdan söz etmiyorsa bu ifadeyi piyasa çevreleri olarak anlayın.
Alıştırma
“The unexpected earnings report shocked Wall Street,” cümlesinde büyük olasılıkla kimler şaşırmıştır?
- Şirketin fabrika çalışanları
- Fiziksel olarak bir sokakta yürüyen insanlar
- ABD’li yatırımcılar ve finans uzmanları
Cevabı göster
ABD’li yatırımcılar ve finans uzmanları
Finans haberlerinde posting its first ever profit
Buradaki posting its first ever profit, iş dünyasında kullanılan standart post a profit eş dizimini içerir. Bir şirket posts a profit denildiğinde, açıklanan finansal sonuç şirketin ilgili dönemde harcadığından daha fazlasını kazandığını gösterir. Buradaki post, “bir sonucu açıklamak veya kaydetmek” anlamındadır; “sosyal medyada paylaşım yapmak” anlamına gelmez. First ever, bunun Tesla’nın halka açık bir şirket olarak ilk kârlı sonucu olduğunu belirtir; şirketin yalnızca tek bir ödeme aldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede post, altyazıdakiyle aynı finansal raporlama anlamında kullanılmıştır?
- The company posted a profit of $2 million in the third quarter.
- The customer received a cash refund from the store.
- She posted a photo of the new office online.
Cevabı göster
The company posted a profit of $2 million in the third quarter.
Tesla made 11 million on $562 million in sales after delivering 4,900 Model S's in the first quarter.
6:43Tesla ilk çeyrekte 4.900 Model S teslim ettikten sonra 562 milyon dolarlık satış üzerinden 11 milyon dolar kar elde etti.
had to do with: geçmişteki bir bağlantı, zorunluluk değil
Bu cümlede had to do with, “... ile bağlantılıydı” veya “... ile ilgiliydi” anlamına gelir. Bütün kalıp had to do with şeklindedir ve with'ten sonra gelen Model 3, sorunla bağlantılı olan şeyi gösterir. Had, have to do with kalıbındaki have fiilinin geçmiş biçimidir. Burada zorunluluk anlatmaz. X has/had to do with Y kalıbı bir konuyu, bağlantıyı veya katkıda bulunan bir nedeni gösterebilir.
Alıştırma
“The cancellation had to do with bad weather” cümlesindeki had to do with ne anlama gelir?
- Birinin kötü hava koşullarıyla başa çıkması gerekiyordu.
- Kötü hava koşullarıyla ilgiliydi.
- Kötü hava koşullarından önce oldu.
Cevabı göster
Kötü hava koşullarıyla ilgiliydi.
Elon's vision from the beginning was to build an affordable electric car,
7:03Elon'un başından beri vizyonu, uygun fiyatlı bir elektrikli otomobil üretmekti;
paid for by the more expensive cars, Dilbilgisi
7:07bunun finansmanı daha pahalı otomobillerle sağlanacaktı:
paid for by ...: kısaltılmış edilgen niteleyici
Paid for by the more expensive cars, an affordable electric car ifadesinden sonra gelen, geçmiş zaman ortacıyla kurulmuş edilgen bir öbektir. Tam bir ilgi cümleciği kullanmadan finansman kaynağını ekler; yaklaşık olarak an affordable electric car that would be paid for by the more expensive cars anlamındadır. Otomobile ya da projeye finansman sağlanır ve by bu finansmanın kaynağını tanıtır. Burada the more expensive cars ifadesi, bu otomobillerin satışından kazanılan parayı anlatır; araçların kendisi gerçek anlamda ödeme yapmaz. Bu kısa niteleyici, ana planı ve mali desteğini tek bir cümlede birleştirir.
Alıştırma
Cümleyi pay for fiilinden oluşturulan üç sözcüklü edilgen öbekle tamamlayın: The research project, ____ a science grant, began in June.
Cevabı göster
paid for by
but I I just learned uh just told that uh the total number of orders for the Model 3 in the past 24 hours has now passed 115,000.
7:20ama, ben de yeni öğrendim, ııı, az önce bana söylendi ki, son 24 saat içinde Model 3 için verilen toplam sipariş sayısı 115.000'i geçti.
But the huge demand also meant the company had to produce the cars in time.
7:30Ancak büyük talep, şirketin arabaları zamanında üretmesi gerektiği anlamına da geliyordu.
in production hell: üretim krizini anlatan güçlü bir mecaz
Burada in production hell, yeterli sayıda ürün üretme aşamasında son derece zor, kaotik ve yüksek baskılı bir durumun içinde kalmak anlamına gelir. Hell mecazidir; yaşanan zorluğu sıradan üretim sorunlarından çok daha güçlü gösterir. Bu ifade, üretimi rutin bir teknik mesele değil, ağır bir sınav gibi sunar. Bir yerin adı ya da resmî bir üretim terimi değil, canlı ve kişisel bir betimlemedir.
Alıştırma
Bu cümlede in production hell büyük olasılıkla ne anlama geliyor?
- Son derece zor ve kaotik bir üretim aşamasıyla karşı karşıya olmak
- Gerçekten çok sıcak olan bir fabrikada çalışmak
- Normal ve küçük bir üretim gecikmesiyle ilgilenmek
Cevabı göster
Son derece zor ve kaotik bir üretim aşamasıyla karşı karşıya olmak
As the saying goes ... keep going: bir sözü eyleme bağlamak
As the saying goes, iyi bilinen geleneksel bir öğüdün geleceğini bildirir. if yan cümlesi zor durumu belirtir, keep going emir ifadesi ise yanıtı verir: durmak yerine devam etmek. Önceki cümlede üretim krizi production hell diye adlandırıldığı için going through hell ifadesi hell sözcüğünü tekrarlayarak iki cümleyi birbirine bağlar. Konuşmacı aynı imgeyi kriz betimlemesinden genel bir direnme ve devam etme mesajına dönüştürür. Going through hell mecazidir ve çok ağır zorluklar yaşamak anlamına gelir.
Alıştırma
Bilinen bir atasözünü tanıtmak için notta verilen dört sözcüklük kalıbın aynısıyla cümleyi tamamlayın: ____, where there's smoke, there's fire.
Cevabı göster
As the saying goes
Tesla struggled to meet its production targets.
7:46Tesla üretim hedeflerine ulaşmak için mücadele etti.
It initially wanted to produce 5,000 Model 3s a week,
7:49Başlangıçta haftada 5.000 Model 3 üretmek istiyordu,
Tesla was bleeding money as it tried to increase production of the car. Deyimler
7:58Tesla, otomobilin üretimini artırmaya çalışırken hızla para kaybediyordu.
bleeding money: sürekli ve ağır mali kayıp
Bleeding money, sürekli ve hızlı biçimde para kaybetmeyi anlatan güçlü bir benzetmedir. Parayı kan gibi dışarı akan bir şey olarak gösterdiği için gerçek bir yaralanmayı değil, ciddi mali sıkıntıyı belirtir. Bu cümlede was bleeding geçmişte devam eden bir durumu anlatır: üretim artırılırken kayıp da sürüyordu. Odak noktası tek seferlik bir harcama değil, devamlı para çıkışıdır.
Alıştırma
‘Hızlı ve ciddi biçimde para kaybetmeye devam etmek’ anlamındaki hedef deyimle cümleyi tamamlayın: With costs rising and sales falling, the startup was ____ every month.
Cevabı göster
bleeding money
It lost a billion dollars in the first half of 2019 and scrambled to raise capital. Kalıp ifadeler
8:022019'un ilk yarısında bir milyar dolar kaybetti ve sermaye toplamak için çabaladı.
scrambled to raise capital: acil işletme finansmanı
Scramble to do something, çoğu zaman planlamaya çok az zaman varken baskı altında ve aceleyle çaba göstermek anlamına gelir. Raise capital ise genellikle yatırımcılardan veya borçlanma yoluyla bir işletme için para sağlamak demektir. Scrambled to raise capital bir arada hem hareketin biçimini hem de amacını verir: şirket acilen finansman sağlamaya çalıştı. Önceki kayıp baskının nedenini açıklarken scrambled, tepkinin olağan değil aceleci olduğunu gösterir.
Alıştırma
‘İşletme finansmanı elde etmek için aceleyle çaba gösterdi’ anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After a sudden cash crisis, the company ____ before its next payroll date.
Cevabı göster
scrambled to raise capital
Elon said the company was close to death within single-digit weeks.
8:07Elon, şirketin batmasına on haftadan az kaldığını söyledi.
He even slept on the factory floor because he didn't have time to go home,
8:12Hatta eve gidecek vakti olmadığı için fabrika zemininde uyudu
and also because he says he wanted to suffer more than any other employee.
8:16ve aynı zamanda diğer tüm çalışanlardan daha fazla acı çekmek istediğini söylediği için.
Despite + isim öbeği
Despite bir karşıtlık ve ödünleme ilişkisi kurar: sonucu engellemesi beklenebilecek bir güçlüğü sunar, ana cümle ise şaşırtıcı veya beklentinin tersine olan sonucu verir. Bu cümlede despite sonrasındaki the torturous production process bir isim öbeğidir. Temel yapı, araya of koymadan despite + isim öbeğidir; özne ve yüklem içeren tam bir cümlecik doğrudan despite sonrasına getirilmez.
Alıştırma
Ödünleme yapısı doğru olan cümleyi seçin.
- Although the heavy rain, the match continued.
- Despite of the heavy rain, the match continued.
- Despite the heavy rain, the match continued.
Cevabı göster
Despite the heavy rain, the match continued.
It turned a corner in the second half of 2019 by delivering over 92,000 Model 3s in the fourth quarter. Deyimler
8:262019'un ikinci yarısında, dördüncü çeyrekte 92.000'den fazla Model 3 teslim ederek bir dönüm noktasını aştı.
Turned a corner: en kötü aşamadan sonra iyileşmeye başlamak
Burada turned a corner mecazi anlamdadır. Tesla'nın en kötü veya en zor aşamayı geride bırakıp iyileşmeye başladığını ifade eder; teslimat sayısındaki artış da bu değişimin kanıtıdır. Bu deyim olumlu bir dönüm noktasını belirtir, tamamen toparlanmayı değil. Bir kişi, işletme, proje veya ekonomi turned a corner dedikten sonra da bazı sorunlar devam edebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede turned a corner, zor bir durumun iyileşmeye başladığı anlamında kullanılmıştır?
- After months of treatment, Maya has turned a corner and is getting stronger.
- Maya's condition stayed exactly the same all year.
- Maya turned a corner onto Pine Street and stopped at the café.
Cevabı göster
After months of treatment, Maya has turned a corner and is getting stronger.
year-over-year: önceki yılın aynı dönemiyle karşılaştırma
Year-over-year, bir veriyi bir yıl önceki aynı dönemle karşılaştırmak demektir. Üç aylık gelir year-over-year olarak %46 arttıysa önceki yılın aynı çeyreğine göre %46 daha yüksektir. Bu ifade karşılaştırma dönemini belirler; aylık bir değişimi anlatmaz ve birkaç yıllık büyümeyi toplamaz. Sıklıkla YoY olarak kısaltılır.
Alıştırma
Bir raporda "Second-quarter sales rose 8% year-over-year." yazıyor. Hangi dönemler karşılaştırılıyor?
- Bu yılın ikinci çeyrek satışları ile geçen yılın ikinci çeyrek satışları
- İkinci çeyrek satışları ile aynı yılın birinci çeyrek satışları
- Ocaktan ikinci çeyreğin sonuna kadar toplam satışlar
Cevabı göster
Bu yılın ikinci çeyrek satışları ile geçen yılın ikinci çeyrek satışları
and driverless cabs called robotaxis.
8:52ve robotaksi adı verilen sürücüsüz taksiler de dahil olmak üzere.
Tesla's stock price hovers around $1,000 a share as of the making of this video, Kalıp ifadeler
8:55Tesla'nın hisse fiyatı bu videonun yapıldığı tarih itibariyle hisse başına 1.000 dolar civarında seyrediyor,
as of the making of this video: bilgiye zaman sınırı koymak
Bu cümlede as of, hisse fiyatıyla ilgili bilginin geçerli olduğu referans zamanını belirtir. The making of this video, izleyicinin videoyu seyrettiği zamanı değil, videonun hazırlandığı dönemi ifade eder. Değişebilecek bir bilgiye zaman sınırı koymak için as of + tarih, saat veya referans olay yapısını kullanın. Bu yapı, bir şeyin neden olduğunu açıklamaz.
Alıştırma
Neden veya devam eden bir başlangıç noktası değil, belirli bir tarihteki anlık durumu gösteren ifadeyi seçin: "_____ June 30, the fund held $2 million in cash."
- Because of
- As of
- Since
Cevabı göster
As of
but the biggest bulls see it going up way more. Kelime
9:00ancak en iyimser yatırımcılar bunun çok daha fazla yükseleceğini öngörüyor.
biggest bulls: piyasanın en güçlü yükseliş beklentisine sahip katılımcıları
Finans yorumlarında bulls, bir varlığın veya piyasanın yükseleceğini bekleyen kişileri ifade eder. The biggest bulls, en güçlü yükseliş beklentisine sahip kişilerdir; en büyük boğalar veya yalnızca en hevesli destekçiler değildir. Burada see it going up way more, Tesla'nın hisse fiyatına ilişkin tahminlerini aktarır. Daha önce gerçekleşmiş bir yükselişi değil, gelecekte olacağını düşündükleri şeyi anlatır.
Alıştırma
Bir şirketin hisseleriyle ilgili haberde "the biggest bulls" ne anlama gelir?
- En fazla sayıda hisseye sahip kişiler.
- Şirketi herhangi bir nedenle destekleyen kişiler.
- Haberde simge olarak kullanılan hayvanlar.
- En güçlü fiyat artışını bekleyen kişiler.
Cevabı göster
En güçlü fiyat artışını bekleyen kişiler.
Tesla has endured many near-death experiences, Anlatım akışı
9:03Tesla, ölüme yakın birçok deneyime katlandı,
has endured ... through it all ... never, ever given up ile bir hikâyeyi kapatmak
Bu kapanış cümlesi uzun bir hikâyeyi birbiriyle bağlantılı iki yargıda toplar. Present perfect yapısındaki has endured, geçmişte tekrarlanan ve hâlâ önem taşıyan krizleri özetler; near-death experiences ise Tesla'yı neredeyse ölen bir varlık gibi kişileştirir. Through it all, daha önce söz edilen tüm krizlere topluca gönderme yapar; böylece ayrıntıların yeniden sıralanması gerekmez. Ardından and, Elon'ın kararlılığını bu aksiliklerin yanına yerleştirir. never, ever içindeki ever başka bir zaman dilimi eklemez; never ifadesini güçlendirir. Tekrar ve güçlü vurgu, cümleyi kararlı ve kesin hâle getirerek hikâyeyi etkili biçimde kapatır.
Alıştırma
Vurgulanan cümlenin hikâyeyi nasıl kapattığını en iyi hangi açıklama anlatır?
- Şirketin gerçek anlamda bir insanın yaşayacağı tıbbi acil durum geçirdiğini anlatır.
- Yeni bir kriz tanıtır ve krizin gerçekleştiği kesin tarihi verir.
- ever sözcüğünün never sözcüğünden farklı bir döneme gönderme yaptığını söyler.
- Önceki krizleri tek bir gönderimde toplar ve devam eden kararlılığı güçlü biçimde vurgulayarak biter.
Cevabı göster
Önceki krizleri tek bir gönderimde toplar ve devam eden kararlılığı güçlü biçimde vurgulayarak biter.
Not only is ... but ...: öne alma ve devriklik
Not only bir tümcenin başına geldiğinde, olumsuzluk anlamı taşıyan vurgu ögesi öne alınır. Bu durum özne ile yardımcı fiilin yer değiştirmesine yol açar: is, Tesla’dan önce gelir. Bu nedenle kalıp Not only Tesla is alive değil, Not only is Tesla alive şeklindedir. but ile başlayan yan tümce daha güçlü ikinci bir nokta ekler. Burada hayatta kalmak ilk nokta, geleceğin gelişmeye devam etmesi ise ek noktadır. but sonrasında also sık görülür, ancak zorunlu değildir; neden bildiren ifade but’tan sonra ve ana öznenin önünde bulunabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, vurgulu ikinci bir nokta eklemek için tümce başındaki Not only yapısını doğru kullanıyor?
- Not only did the new schedule save time, but it also reduced stress.
- Not only did the new schedule saved time, but it also reduced stress.
- Not only the new schedule saved time, but it also reduced stress.
Cevabı göster
Not only did the new schedule save time, but it also reduced stress.
future is still being written: tamamlanmamış öykü mecazı
future is still being written ifadesinde gelecek, sonraki sayfaları henüz tamamlanmamış bir öykü gibi düşünülür. Bu cümlede Tesla’nın gelişimi sürmekte ve nihai sonuç henüz belirlenmiş değildir. Still ile is being written birlikte, süreci devam eden bir durum olarak gösterir. Bu mecaz, sonu açık bir anlatı kapanışı yaratır; birinin gerçekten geleceği yazdığı veya sonucun başarılı olacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
Genç bir şirketi tanıtan yazıda Its future is still being written ne anlama gelir?
- Birisi daha önce kararlaştırılmış değişmez bir geleceği kaydediyor.
- Şirketin öyküsü devam ediyor ve nihai sonucu henüz belli değil.
- Şirketin başarılı olacağı kesin.
Cevabı göster
Şirketin öyküsü devam ediyor ve nihai sonucu henüz belli değil.
hit that notification bell so you'll know when I upload a new video.
9:30yeni bir video yüklediğimde haberdar olmak için şu bildirim ziline basın.
I hope to do a lot more stories on topics that I find super interesting.
9:33Süper ilginç bulduğum konular hakkında çok daha fazla hikaye yapmayı umuyorum.