Elon Musk Tesla'yı İflastan Nasıl Kurtardı: İngilizce çalışma notları

Newsthink

Öğrenme zorluğu
1.502 kelime 172 kel/dk

Video Özeti: Tesla nakit krizlerini, finansman turlarını, Model S atılımını ve Model 3 üretim baskısını aşarak birkaç kez iflasın eşiğinden kurtuluyor. Başlıca İngilizce Öğrenme Noktaları: 1. at a turning point - Deyimler ve Mecazi İfadeler: değişimin belirleyici aşamasını anlatan mecazı tanıyın ve büyük geçişleri açıklamak için kullanın. 2. scraped together - Öbeksi Fiiller: sınırlı kaynaklardan güçlükle ancak yetecek kadar para veya kaynak toplama anlamını kavrayın; mali ve gündelik anlatılarda kullanın. 3. went public at $17 a share. - Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: hisseleri halka arz etmenin finans anlamını ve hisse başına arz fiyatının nasıl belirtildiğini anlayın.

Bu derste

We are at a turning point in transportation. Deyimler

0:01

Taşımacılıkta bir dönüm noktasındayız.

Deyimler

at a turning point: büyük bir değişimin başlangıcı

at a turning point ifadesi, önemli bir yön değişikliğinin başladığı aşamada olmak anlamına gelir. Burada ulaşımın farklı bir geleceğe ilerlediğini anlatır; yolun fiziksel olarak döndüğü bir yeri belirtmez. Bu ifadeyi bir sektör, plan veya kişinin hayatındaki büyük değişimi anlatmak için kullanın; küçük ve sıradan bir değişim için kullanmayın.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz, büyük bir değişim aşamasında olmak anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: After years of slow growth, the company is ____ as it prepares to expand worldwide.

Cevabı göster

at a turning point

Although gas cars still dominate the roads, Dilbilgisi

0:04

Benzinli araçlar hala yollara hakim olsa da,

it's becoming increasingly clear that the future of transport is electric,

0:06

ulaşımın geleceğinin elektrikli olduğu giderek daha açık hale geliyor,

Dilbilgisi

Although + yan cümle, ana cümle

Although, bir ödünleme ilişkisi kuran yan cümleyi başlatan bir bağlaçtır: ardından gelen bilgi doğrudur, ancak ana düşünceyi değiştirmez. Burada benzinli arabaların hâlâ yollara hâkim olduğu doğrudur; yine de ana yargı, ulaşımın elektrikli hâle gelmekte olduğudur. Yaygın yapı Although + özne + fiil, ana cümle şeklindedir. Although karşıtlığı zaten gösterdiği için ana cümlenin önüne but eklemeyin.

Alıştırma

Cümleyi doğru biçimde tamamlayan seçeneği belirleyin: ____ Maya felt nervous, she gave a clear presentation.

  1. Despite
  2. However
  3. Although
Cevabı göster

Although

and a lot of this excitement is because of one company.

0:11

ve bu heyecanın büyük bir kısmı tek bir şirketten kaynaklanıyor.

Tesla is disrupting the automotive industry by creating affordable EVs of all kinds, Kelime

0:16

Tesla, her türden uygun fiyatlı elektrikli araçlar üreterek otomotiv endüstrisini altüst ediyor,

Kelime

disrupting the automotive industry: yapısal değişim

Burada disrupting, yeni bir teknoloji veya iş modeli sunarak bir sektörün yerleşik çalışma biçimini değiştirmek anlamına gelir. Kısa süreli bir durmayı değil, yapısal bir değişimi anlatır. Disrupt + an industry/market/system yapısı iş ve teknoloji haberlerinde yaygındır. Ardından gelen by creating... ifadesi, değişime yol açan yöntemi açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede disrupting the automotive industry ne anlama geliyor?

  1. Yeni bir teknoloji veya iş modeliyle sektörün çalışma biçimini değiştirmek
  2. Geleneksel otomobil şirketlerinden kibarca yardım istemek
  3. Tüm otomobil üretimini geçici olarak durdurmak
Cevabı göster

Yeni bir teknoloji veya iş modeliyle sektörün çalışma biçimini değiştirmek

but it almost didn't make it. Deyimler

0:22

ancak bunu neredeyse başaramayacaktı.

Deyimler

almost didn't make it: başarısızlığın eşiğinden dönmek

Make it; başarılı olmak, hayatta kalmak veya gereken sonuca ulaşmak anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede ilk it Tesla'yı gösterirken make it içindeki it deyimin bir parçasıdır. Anlam, şirketin bir şey üretmesi değil, hayatta kalıp faaliyetlerine devam etmesidir. Almost didn't, şirketi başarısızlığa çok yakın bir noktaya yerleştirir. Şirket ayakta kalmıştır, ancak bunu kıl payı başarmıştır.

Alıştırma

Cümleyi almost ve make it ile tamamlayın. Şirketin ayakta kaldığını ancak başarısızlığa çok yaklaştığını göstermek için kısaltılmış olumsuz biçimi kullanın: The company ____.

Cevabı göster

almost didn't make it

Success was a long shot, Deyimler

0:24

Başarı uzak bir ihtimaldi,

Deyimler

A long shot: başarı ihtimali düşük bir şey

Bu cümlede a long shot, başarıya ulaşma olasılığı çok düşük olan bir şeyi anlatır. Girişimin ne kadar emek gerektirdiğini değil, başarı olasılığını belirtir. Bu bir deyimdir: long burada bir şeyin uzun süreceği anlamına gelmez; shot da gerçek bir silah atışını anlatmaz. Başarı mümkün ama düşük ihtimalliyse bir plan, girişim, aday veya sonuç a long shot diye nitelenebilir.

Alıştırma

Başarılı olabilecek ama büyük olasılıkla olmayacak bir şeyi anlatan üç sözcüklü deyimle cümleyi tamamlayın: Getting the last available seat is ____, but I will ask anyway.

Cevabı göster

a long shot

and Elon Musk knew it.

0:26

ve Elon Musk bunu biliyordu.

When we first started uh uh Tesla and SolarCity uh we we thought they would fail.

0:28

İlk, ııı, Tesla ve SolarCity'yi kurduğumuzda, ııı, biz, başarısız olacaklarını düşünüyorduk.

It's what um Tesla in particular we thought probably we have uh maybe 10% chance of success.

0:33

Bu, ııı, özellikle Tesla ile ilgili olarak, muhtemelen, ııı, belki de %10'luk bir başarı şansımız olduğunu düşünmüştük.

This is not the story of a company that nearly died many times. Anlatım akışı

0:39

Bu, defalarca kez yok olmanın eşiğinden dönen bir şirketin hikayesi değil.

This is the story of a man who would not give up. Öbek fiiller

0:43

Bu, pes etmeyen bir adamın hikayesi.

Anlatım akışı

This is not ... This is ...: hikâyenin odağını değiştirmek

Bu iki cümle, dinleyicinin dikkatini başka yöne çevirmek için This is not ... / This is ... yapısını kullanır. İlk cümle görünürdeki konuyu, yani şirketin tekrarlanan krizlerini bir kenara bırakır; ikinci cümle ise asıl odağı belirtir: adamın pes etmeyi reddetmesi. Buradaki not, şirketin hiçbir zaman başarısızlığa yaklaşmadığını iddia etmez. Hikâyenin çerçevesini değiştirir. Bir şeyin görünürdeki konusundan asıl konusu olduğunu savunduğunuz şeye geçmek istediğinizde bu tekrarlı yapı kullanılabilir.

Alıştırma

This is not the story of X. This is the story of Y. yapısının temel etkisi nedir?

  1. Dikkati X'ten Y'ye çevirir ve Y'yi asıl odak yapar.
  2. X ve Y'yi eşit derecede önemli konular olarak sunar.
  3. Hem X'in hem de Y'nin hiç yaşanmadığını söyler.
Cevabı göster

Dikkati X'ten Y'ye çevirir ve Y'yi asıl odak yapar.

Öbek fiiller

not give up: denemeye devam etmek

not give up ifadesindeki give up, denemeyi veya çaba göstermeyi bırakmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Not ifadeyi olumsuz yapar; dolayısıyla would not give up, adamın işler zorlaştığında bile denemeye devam ettiğini anlatır. Etkinlik veya hedef bağlamdan belliyse give up nesne almadan kullanılabilir. Vazgeçilmeyen kişi veya hedefi belirtmek için give up on kullanılır: do not give up on the plan.

Alıştırma

Cümleyi give up ifadesinin olumsuz biçimiyle tamamlayın: Even after three failed attempts, Maya would ____.

Cevabı göster

not give up

This is the story of Elon Musk's perseverance against all odds. Deyimler

0:47

Bu, Elon Musk'ın her türlü zorluğa karşı gösterdiği azmin hikayesidir.

Deyimler

against all odds: çok düşük ihtimale rağmen

Against all odds, birçok ciddi zorluğa veya çok düşük başarı ihtimaline rağmen anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki odds, tek sayılar değil, başarıyı etkileyen ihtimaller veya koşullar anlamındadır. Bu ifade, durum güçlü biçimde başarısızlığa işaret ettiği için birinin eylemini sürdürmesini veya elde ettiği başarıyı şaşırtıcı olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi “çok düşük başarı ihtimaline rağmen” anlamındaki üç sözcüklü deyimle tamamlayın: ____, the neighborhood team reached the national final.

Cevabı göster

Against all odds

In 2003 in Silicon Valley,

0:52

2003 yılında Silikon Vadisi'nde,

two engineers created Tesla,

0:54

iki mühendis Tesla'yı kurdu,

Martin Eberhard and Marc Tarpenning.

0:56

Martin Eberhard ve Marc Tarpenning.

They named it after Serbian-American inventor Nikola Tesla. Kalıp ifadeler

0:59

Şirkete Sırp asıllı Amerikalı mucit Nikola Tesla'nın adını verdiler.

Kalıp ifadeler

A'ya B'nin adını vermek: named it after Nikola Tesla

name + nesne + after + kişi yapısında after, yeni adın kaynağı olan kişiyi gösterir. They named it after Nikola Tesla, ona Nikola Tesla'nın adıyla bağlantılı bir ad verdikleri anlamına gelir ve çoğu zaman takdir ya da saygı ifade eder. Bu yapı insanlar, yerler, kuruluşlar, ürünler ve başka şeyler için kullanılabilir: name A after B. A adı alan şey, B ise adın kaynağıdır.

Alıştırma

Cümleyi name A after B yapısının iki parçasıyla tamamlayın: They ____ the bridge ____ the engineer who designed it.

Cevabı göster

named · after

Back then,

1:03

O zamanlar,

Tesla was called Tesla Motors.

1:03

Tesla'nın adı Tesla Motors'du.

They saw an opportunity to create an electric car after General Motors recalled the EV1, Notlar

1:06

General Motors modern çağın seri üretilen ilk elektrikli otomobili olan

Kelime

Ürün geri çağırma anlamındaki recall: recalled the EV1

Ürün ve otomotiv bağlamlarında recall, hâlihazırda kullanımda olan ürünlerin inceleme, onarım, değiştirme veya kullanımdan kaldırma amacıyla üretici ya da yetkili kurum tarafından geri getirilmesini sağlayan resmî bir işlemdir. Burada recalled the EV1, General Motors'ın EV1 araçlarını geri aldığı anlamına gelir; EV1'i hatırladığı anlamına gelmez. Dil bilgisi yapısı recall + ürün, model veya parti şeklindedir. Özne bir üretici, nesne ise bir araç modeli olduğu için bağlam sözcüğün sektörel anlamını gösterir.

Alıştırma

"The company recalled 20,000 chargers after reports of overheating," cümlesinde şirket ne yaptı?

  1. Şarj cihazlarının var olduğunu hatırladı.
  2. Gelecekteki tüm şarj cihazlarının üretimini durdurdu ancak satılmış olanlarla ilgili hiçbir işlem yapmadı.
  3. Daha önce satılmış şarj cihazlarının geri getirilmesini istedi.
Cevabı göster

Daha önce satılmış şarj cihazlarının geri getirilmesini istedi.

the first mass-produced electric car in the modern era.

1:11

EV1'i geri çağırdıktan sonra elektrikli otomobil üretmek için bir fırsat gördüler.

Kültür

EV1: modern dönemin seri üretilen ilk elektrikli otomobili

EV1, General Motors tarafından 1990'larda üretilen bir elektrikli otomobildi. Adından sonraki açıklayıcı eş görevli ifade, tarihsel önemini belirtir: Cümle EV1'i tek seferlik deneysel bir prototip olarak değil, modern dönemin seri üretilen ilk elektrikli otomobili olarak sunar. “In the modern era” ifadesi iddianın kapsamını sınırlar. Cümle, EV1'in tüm tarihteki ilk elektrikli otomobil olduğunu söylemez. Bu arka plan, geri çağırmanın önemini ve başkalarının gördüğü pazar fırsatını anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Cümle EV1 hakkında hangi tarihsel iddiada bulunuyor?

  1. Hiç üretilmemiş deneysel bir prototipten ibaretti.
  2. Şimdiye kadar üretilmiş ilk elektrikli otomobildi.
  3. Modern dönemin seri üretilen ilk elektrikli otomobiliydi.
Cevabı göster

Modern dönemin seri üretilen ilk elektrikli otomobiliydi.

It's unclear why GM did this.

1:14

GM'nin bunu neden yaptığı belli değil.

It could have been because of a lack of demand,

1:16

Talep eksikliğinden,

high production costs,

1:18

yüksek üretim maliyetlerinden

or pressure from the oil and gas industry.

1:19

veya petrol ve gaz endüstrisinin baskısından kaynaklanmış olabilirdi.

Either way, Anlatım akışı

1:22

Öyle ya da böyle,

GM crushed the cars in a junkyard.

1:22

GM arabaları bir hurdalıkta parçalattı.

Anlatım akışı

Either way: farklı olasılıklarda aynı sonuç

Either way, önceki açıklama veya olasılıklardan hangisi doğru olursa olsun aynı sonucun geçerli olduğunu belirten bir söylem işaretleyicisidir. Burada olası nedenler farklı olabilir, ancak sonraki gerçek —GM'in arabaları ezmesi— değişmez. Bu ifade, olasılıklar hakkındaki tartışmayı bitirip anlatıyı ortak sonuca taşır. “İki yoldan birini seçmek” anlamına gelmez.

Alıştırma

İki seçeneğin de aynı sonuca götürdüğünü belirten iki sözcüklü söylem işaretleyicisiyle cümleyi tamamlayın: “We can meet online or at the library. ____, we can finish the project today.”

Cevabı göster

Either way

Elon came into the picture when the founders went looking for funding. Deyimler

1:25

Kurucular finansman aramaya başladığında Elon devreye girdi.

Deyimler

came into the picture: dahil olmak veya önem kazanmaya başlamak

Burada came into the picture, “zaten var olan bir duruma dahil oldu veya o durum açısından önem kazanmaya başladı” anlamına gelir. Elon’ın kelimenin gerçek anlamıyla bir fotoğrafa ya da kamera karesine girdiğini anlatmaz. Geçmiş zamandaki kalıp [kişi veya etken] came into the picture + zaman ya da koşul şeklindedir. Durumu zaten devam ediyormuş gibi sunar ve yeni bir katılımcının veya etkinin ne zaman ortaya çıktığını belirtir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “duruma dahil oldu” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: A volunteer coordinator ____ when the event grew too large for one person.

Cevabı göster

came into the picture

He made millions when the financial services company he co-founded,

1:29

Kurucu ortağı olduğu finansal hizmetler şirketi

X.com,

1:32

X.com,

merged with a rival and became PayPal.

1:33

bir rakibiyle birleşip PayPal olduğunda milyonlar kazanmıştı.

When eBay bought PayPal in 2002,

1:36

eBay 2002 yılında PayPal'ı satın aldığında,

Elon walked away with $180 million. Öbek fiiller

1:39

Elon 180 milyon dolarla oradan ayrıldı.

Öbek fiiller

walked away with: sonuçta bir kazanç elde etmek

Walked away with, “bir anlaşmayı ya da etkinliği bir şey elde etmiş olarak bitirdi” anlamına gelir. Burada 180 milyon dolar, Elon’ın elde ettiği finansal sonuçtur; ifade fiziksel olarak yürüyüp gitme eylemine odaklanmaz. Kalıp [kişi] walked away with + para, ödül veya kazanç şeklindedir. Özellikle miktar ya da başarı dikkat çekiciyse, kişinin sonuçta ne elde ettiğini vurgular.

Alıştırma

Hangi İngilizce cümle Noah’ın yarışmayı 5.000 dolar kazanmış olarak bitirdiği anlamına gelir?

  1. Noah walked away from the $5,000 prize.
  2. Noah walked away with $5,000.
  3. Noah got away with taking $5,000.
Cevabı göster

Noah walked away with $5,000.

He was very successful,

1:42

Çok başarılıydı,

but instead of calling it a career, Deyimler

1:43

ancak emekliye ayrılmak yerine,

Deyimler

Calling It a Career: tüm kariyeri noktalamak

Bu cümlede calling it a career, kişinin çalışma hayatını bitirmeye, yani emekli olmaya karar vermesi demektir. call it + isim kalıbı bir şeyi sona ermiş olarak sunar; career kullanımı, biten şeyin tek bir çalışma oturumu değil, bütün bir meslek hayatı olduğunu gösterir. Bu ifade cümledeki karşıtlığı kurar: Önceki başarısından sonra durabilirdi, ancak durmadı. Bir şeye kelimenin tam anlamıyla kariyer adını vermek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlenin tamamını bitirme anlamındaki call it + isim ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After thirty years as a pilot, Lena decided to ____.

Cevabı göster

call it a career

he sunk all his winnings into new ventures. Deyimler

1:46

tüm kazancını yeni girişimlere yatırdı.

Deyimler

Sunk All His Winnings into New Ventures: tüm kazancı yeni girişimlere yatırmak

Burada sunk ... into, büyük miktarda parayı bir şeye bağlamak anlamına gelir. Para bir projenin derinliklerine gidiyormuş gibi bir imge oluşturduğu için ifade genellikle büyük bağlılık, risk veya kaygı hissi ekler. Winnings önceki bir başarıdan kazanılan parayı, ventures ise yeni iş girişimlerini ifade eder. Bu ifade paranın gerçekten suya batırıldığını söylemez ve projelerin sonunda başarısız olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi sink fiilinin doğru biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: The founders have ____ most of their savings ____ the new app.

Cevabı göster

sunk · into

He put 100 million into SpaceX,

1:49

SpaceX'e 100 milyon,

10 million into SolarCity,

1:51

SolarCity'ye 10 milyon

and 70 million into Tesla,

1:53

ve Tesla'ya 70 milyon dolar yatırdı,

including six and a half at the start,

1:55

bunun altı buçuk milyonu başlangıçtaydı,

and became the chairman of the company's board.

1:57

ve şirketin yönetim kurulu başkanı oldu.

So all of the money just came from me personally.

2:00

Yani tüm para tamamen benden kişisel olarak geldi.

Um

2:02

Iıı

so I didn't want to ask people uh other investors for money if I thought we were going to die.

2:03

bu yüzden batacağımızı düşünüyorsam insanlardan, ııı, diğer yatırımcılardan para istemek istemedim.

2006 was a big year for Tesla.

2:08

2006, Tesla için büyük bir yıldı.

The Roadster made its official appearance,

2:11

Güzel görünümlü, hızlı bir elektrikli otomobil olan Roadster

a good-looking fast electric car.

2:13

resmi olarak ortaya çıktı.

But there were quality issues and a lot of production problems.

2:16

Ancak kalite sorunları ve birçok üretim problemi vardı.

In the end,

2:20

Sonunda,

Eberhard was ousted as CEO before the Roadster even went into production, Notlar

2:20

Eberhard, Roadster üretime bile geçmeden CEO'luktan uzaklaştırıldı,

Kelime

was ousted as CEO: CEO görevinden zorla uzaklaştırılmak

was ousted as CEO ifadesinde ousted, güçlü bir konumdan zorla çıkarılmak anlamına gelir. Edilgen was ousted biçimi, Eberhard'ı eylemden etkilenen kişi olarak gösterir; bu nedenle gönüllü bir ayrılışı anlatmaz. be ousted as + görev yapısı, kişinin hangi görevden uzaklaştırıldığını belirtir. Liderlik ve siyasi değişikliklerle ilgili haberlerde yaygındır.

Alıştırma

Hangi seçenek was ousted as CEO ifadesini doğru açıklar?

  1. Kişi CEO görevinden gönüllü olarak ayrılmayı seçti.
  2. Kişi CEO görevinden ayrılmaya zorlandı.
  3. Kişi geçici olarak CEO görevini üstlendi.
Cevabı göster

Kişi CEO görevinden ayrılmaya zorlandı.

Kalıp ifadeler

went into production: üretime girdi

Went into production, geliştirme veya test aşamasından ürünün üretilmeye başlandığı aşamaya geçildiği anlamına gelir. Into bir aşama değişikliğini belirtir; bir fabrikaya ya da başka bir fiziksel yere girmekten söz etmez. Bu cümlede even, önceki olay gerçekleştiğinde Roadster'ın henüz bu aşamaya bile ulaşmadığını vurgular.

Alıştırma

'Üretilmeye başladı' anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the final safety checks, the new camera ____ in May.

Cevabı göster

went into production

which didn't happen until 2008.

2:25

ki seri üretim ancak 2008'de gerçekleşebildi.

Tesla was running out of money. Öbek fiiller

2:28

Tesla'nın parası tükeniyordu.

Öbek fiiller

Running out of money: parası tükenmek üzere olmak

Be running out of + bir kaynak, öznenin elinde bu kaynaktan çok az kaldığını ve hiç kalmama noktasına yaklaştığını belirtir. Burada was running out of money, Tesla'nın parasının giderek azaldığını gösterir; bakiyenin o anda mutlaka sıfır olduğu anlamına gelmez. Kaynağı kullanan kişi veya kuruluş genellikle run out of yapısının öznesidir: Tesla was running out of money. Kaynağın kendisi özne olursa of kullanılmaz: The money was running out veya The money ran out.

Alıştırma

Cümleyi run out of yapısının şimdiki zaman süreklilik biçimiyle tamamlayın: There is only enough fuel for ten more miles. We are ____ fuel.

Cevabı göster

running out of

The company budgeted 25 million for the development of the Roadster,

2:30

Şirket Roadster'ın geliştirilmesi için 25 milyon bütçe ayırmıştı,

but it ended up costing nearly five times that. Notlar

2:33

ancak bunun maliyeti neredeyse beş katı oldu.

Öbek fiiller

Ended up costing: sonunda maliyeti ... olmak

Ended up costing, bir sürecin nihai sonucunu göstermek için end up + -ing yapısını kullanır. Projenin maliyeti sonuçta planlanan miktarın yaklaşık beş katına çıktı. End up çoğu zaman sonucun başlangıçtaki plan veya beklentiyle aynı olmadığını düşündürür. Yalnızca zaman açısından son noktayı belirtmez; yüksek maliyeti süreç sonunda ortaya çıkan sonuç olarak çerçeveler.

Alıştırma

Cümleyi end up yapısının geçmiş zaman biçimi ve cost sözcüğünün -ing biçimiyle tamamlayın: The repair was supposed to be cheap, but it ____ more than a new laptop.

Cevabı göster

ended up costing

Dilbilgisi

nearly five times that: önceki miktara gönderme yapmak

nearly five times that ifadesi, daha önce belirtilen miktarın beş katına yakın fakat beş katından az bir miktarı anlatır. Burada that, 25 milyonluk bütçeyi gösterir; dolayısıyla son maliyet tam 125 milyon değil, 125 milyonun biraz altındadır. Sayı + times that kalıbında that, bilinen miktarı tekrarlamamak için kullanılır. nearly, about veya exactly gibi sözcükleri koruyun; çünkü bunlar çarpanın ne kadar kesin olduğunu değiştirir.

Alıştırma

Şu İngilizce cümleleri okuyun: “The forecast was 10,000 downloads. The app got nearly five times that.” Cümleler hangi toplamı ifade eder?

  1. Yaklaşık 15 bin indirme
  2. Tam olarak 50 bin indirme
  3. 50 bin indirmeden biraz az
Cevabı göster

50 bin indirmeden biraz az

By the fall of 2008,

2:37

2008 sonbaharına gelindiğinde,

Tesla had only 9 million left to fund the entire company.

2:39

Tesla'nın tüm şirketi finanse etmek için sadece 9 milyonu kalmıştı.

It was a tumultuous time with multiple CEOs coming and going, Deyimler

2:43

Gelen giden birden fazla CEO ile çalkantılı bir zamandı

Deyimler

multiple CEOs coming and going: tekrarlanan yönetici değişimi

multiple CEOs coming and going ifadesinde coming and going, farklı CEO'ların görevi üstlenip daha sonra ayrıldığını anlatır. -ing yan cümlesi, with + isim + -ing yapısında multiple CEOs ifadesinden sonra gelir ve yönetici değişimini o dönemde süren veya tekrarlanan bir durum olarak sunar. Come and go ayrıca ortaya çıkıp daha sonra kaybolan insanları, modaları, fırsatları veya sorunları anlatabilir. Genellikle bir yere gerçekten girip çıkmayı değil, değişimi ya da geçiciliği vurgular.

Alıştırma

“Several team leaders came and went during the project,” İngilizce cümlesinde came and went ne anlama gelir?

  1. Aynı odaya tekrar tekrar girip çıktılar.
  2. Farklı kişiler zaman içinde görevi üstlenip daha sonra ayrıldı.
  3. Hepsi sonuna kadar görevde kaldı.
Cevabı göster

Farklı kişiler zaman içinde görevi üstlenip daha sonra ayrıldı.

and in the end,

2:47

ve sonunda,

Elon was left in charge. Kalıp ifadeler

2:48

Elon işin başında kaldı.

Kalıp ifadeler

was left in charge: sorumluluğun birine kalması

Bu cümlede was left in charge, diğer yöneticiler ayrıldıktan veya durum değiştikten sonra Elon'ın işleri yönetmekten sorumlu hâle geldiğini belirtir. Left, yaşananların sonucunu anlatır; terk edilmiş veya sola hareket ettirilmiş anlamına gelmez. Kalıp be left in charge (of something) şeklindedir. Genellikle kişinin kontrolü aktif biçimde istemesinden veya resmen atanmasından çok, sorumluluğun koşullar sonucunda ona kaldığını anlatır.

Alıştırma

Diğer herkes ayrıldıktan sonra sorumluluğun Maya'ya kaldığını gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: When the other supervisors went home, Maya was ____ of the store.

Cevabı göster

left in charge

He said this in an interview about the big decision he had to make.

2:50

Bunu bir röportajda vermesi gereken büyük karar hakkında söylemişti.

Do I let Tesla die, Anlatım akışı

2:54

Tesla'nın ölmesine izin mi vereceğim,

or do I make it live with a lot of pain and grief?

2:56

yoksa çok fazla acı ve kederle yaşamasını mı sağlayacağım?

Anlatım akışı

Do I ... or do I ...?: iki seçenekli bir ikilem kurmak

Tekrarlanan Do I ... or do I ...? yapısı, zor bir kararı birbirine karşıt iki yola ayırır. Her iki yan cümleden önce do I ifadesini tekrarlamak, seçeneklere dil bilgisel olarak eşit ağırlık verir ve çatışmanın kolayca takip edilmesini sağlar. Burada konuşan kişi, dinleyiciden karar vermesini istemiyor; kendi içindeki seçimi yeniden canlandırıyor. Die ve live, Tesla'yı kişileştirir: seçenekler şirketin başarısız olmasına izin vermek veya büyük acı ve kedere rağmen faaliyetini sürdürmesini sağlamaktır. Bu yapı, bir hikâye anlatırken iki seçenek arasındaki kararı daha dramatik gösterebilir.

Alıştırma

Paralel iki seçenekli soruyu tamamlayın: ____ I cancel the outdoor concert, ____ I continue despite the storm?

Cevabı göster

Do · or do

He chose to make Tesla live,

2:59

O, Tesla'yı yaşatmayı seçti,

but it couldn't have been more painful. Dilbilgisi

3:02

ama bu daha acı verici olamazdı.

Dilbilgisi

Couldn't have been more painful: mümkün olan en yüksek derece

Couldn't have been more + sıfat, geçmişteki bir deneyimin aşırı bir derecede olduğunu vurgular. Burada couldn't have been more painful, deneyimin mümkün olan en yüksek ölçüde acı verici, yani son derece acı verici olduğu anlamına gelir. Olumsuz couldn't biçimi dereceyi azaltmaz. Acının daha yüksek olmasının hiçbir şekilde mümkün olmadığını söyler ve painful sözcüğünü ölçeğin en uç noktasına yerleştirir.

Alıştırma

Cümleyi “mümkün olan en yüksek ölçüde acı vericiydi” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The recovery ____.

Cevabı göster

couldn't have been more painful

One of America's largest banks,

3:04

Amerika'nın en büyük bankalarından biri olan

Lehman Brothers, Kültür

3:06

Lehman Brothers

collapsed,

3:07

çöktü,

sinking the world economy into the worst recession since the Great Depression.

3:08

dünya ekonomisini Büyük Buhran'dan bu yana görülen en kötü durgunluğa sürükledi.

Kültür

Lehman Brothers ... Büyük Buhran'dan bu yana

Lehman Brothers, büyük bir Amerikan yatırım bankasıydı. 2008'deki iflası küresel mali krizin en bilinen olaylarından biri hâline geldi; bu nedenle adı, finans sistemindeki ciddi bir çöküşü hemen çağrıştırır. The Great Depression, 1929'da başlayan ve 1930'lu yıllara damga vuran belirli tarihsel ekonomik krizdir. the worst recession since the Great Depression ifadesinde since karşılaştırma dönemini belirler: o eski olaydan sonraki hiçbir durgunluk daha kötü değildi. İki olayı aynı zaman dilimine yerleştirmez.

Alıştırma

Hangi yorum vurgulanan iki göndermeye de en uygun şekilde karşılık gelir?

  1. Lehman Brothers, Büyük Buhran'ın başka bir adıydı ve ikisi de 1930'lu yıllarda yaşandı.
  2. The Great Depression, bankanın yöneticilerinin çöküşten sonra çok üzüldüğü anlamına geliyordu.
  3. Lehman Brothers, 2008'deki çöküşü krizin simge olaylarından biri olan büyük bir bankaydı ve durgunluk Büyük Buhran'dan sonraki dönemin en kötüsü olarak anlatılıyordu.
Cevabı göster

Lehman Brothers, 2008'deki çöküşü krizin simge olaylarından biri olan büyük bir bankaydı ve durgunluk Büyük Buhran'dan sonraki dönemin en kötüsü olarak anlatılıyordu.

Plus,

3:12

Üstelik,

SpaceX was close to being bankrupt after three failed rocket launches,

3:13

SpaceX üç başarısız roket fırlatışından sonra iflasın eşiğindeydi

and he was going through a divorce from his wife Justine. Öbek fiiller

3:17

ve eşi Justine'den boşanıyordu.

Öbek fiiller

going through a divorce: devam eden bir boşanma sürecini yaşamak

Burada go through, özellikle zor bir süreci “yaşamak ve onunla başa çıkmak” anlamına gelir. Was going through, boşanmanın tek seferde tamamlanmış bir eylem değil, belli bir süre boyunca devam eden bir süreç olduğunu gösterir. go through + isim yapısı, bir olayı aşamaları ve etkileri olan bir deneyim olarak anlatabilir: go through treatment, an investigation veya a difficult period.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The family is ____ a difficult move across the country.

Cevabı göster

going through

Elon said 2008 was the worst year of his life,

3:20

Elon, 2008'in hayatının en kötü yılı olduğunu söyledi

and he never thought he was someone capable of having a nervous breakdown,

3:24

ve sinir krizi geçirebilecek biri olduğunu hiç düşünmemişti,

but came close to it.

3:28

ancak buna çok yaklaştı.

Elon fought hard to save his companies.

3:30

Elon şirketlerini kurtarmak için sıkı bir mücadele verdi.

He cut 25% of Tesla's workforce and asked friends to help cover payroll, Kalıp ifadeler

3:32

Tesla'nın işgücünün %25'ini işten çıkardı ve maaşları ödemek için arkadaşlarından yardım istedi,

Kalıp ifadeler

cover payroll: çalışan ücretleri için yeterli fon sağlamak

Bu iş bağlamında cover payroll, çalışanlara borç olunan ücretleri ödemek için yeterli parayı sağlamak veya bulmak anlamına gelir. Cover, her ödemeyi gönderme şeklindeki idari işlemden değil, bir maliyeti karşılayacak fonun mevcut olmasından söz eder. Payroll, çalışan ve ücret listesi ya da sistemi anlamına gelebilir; ancak cover sonrasında toplam ücret yükümlülüğünü belirtir. Bu nedenle asked friends to help cover payroll, arkadaşlardan bu yükümlülük için para katkısında bulunmalarının istendiği anlamına gelir.

Alıştırma

Bir stüdyo herkesin ücretini hesapladı ancak bunları ödemek için gereken nakde sahip değil. Ek parayla ne yapması gerekiyor?

  1. process payroll
  2. expand its workforce
  3. cover payroll
Cevabı göster

cover payroll

but by December 2008,

3:37

ancak Aralık 2008'e gelindiğinde,

Tesla was about to die.

3:39

Tesla ölmek üzereydi.

Still,

3:41

Yine de,

he didn't give up.

3:42

pes etmedi.

He scraped together 20 million from various sources, Öbek fiiller

3:43

Çeşitli kaynaklardan 20 milyon dolar topladı,

Öbek fiiller

scraped together: güçlükle yeterli miktarı toplamak

Bu cümlede scraped together, farklı kaynaklardan daha küçük miktarlar alarak 20 milyonun tamamını güçlükle toplamayı başardığı anlamına gelir. Scraped, parayı bulmanın zor ve kaynakların sınırlı olduğu fikrini ekler; together ise ayrı katkıların tek bir toplam oluşturduğunu gösterir. Aktarılabilir kalıp scrape together + miktar veya kaynak biçimindedir. Genellikle toplama sürecinin kolay ve sorunsuz olduğunu değil, ancak yetecek kadarının bulunabildiğini ima eder.

Alıştırma

Cümleyi “birkaç sınırlı kaynaktan yetecek kadarını toplamayı başardı” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: After checking every account and borrowing from two friends, Maya finally ____ enough money for the deposit.

Cevabı göster

scraped together

including the money he made investing in his cousin's data center startup,

3:46

buna kuzeninin veri merkezi girişimi

Everdream,

3:49

Everdream'e yatırdığı paradan kazandığı para da dahildi,

which Dell had bought the year before.

3:50

ki Dell bu şirketi bir yıl önce satın almıştı.

Investors agreed to match what he cobbled up,

3:52

Yatırımcılar onun topladığı miktarı eşleştirmeyi kabul ettiler

and in the end,

3:55

ve sonunda,

Elon managed to secure a $40 million dollar round of financing on Christmas Eve. Kalıp ifadeler

3:56

Elon, Noel Arifesinde 40 milyon dolarlık bir finansman turunu güvence altına almayı başardı.

Kalıp ifadeler

secure a ... round of financing: bir finansman turunu başarıyla sağlamak

Burada secure, güvenli hâle getirmek değil, başarıyla elde etmek veya ayarlamak anlamındadır. A round of financing, bir şirketin yatırımcılardan para topladığı düzenli bir aşamadır; dolayısıyla ifade, 40 milyon dolarlık bir finansman turunun başarıyla sağlandığını anlatır. Aktarılabilir kalıp secure + a/an + miktar veya tür + round of financing biçimindedir. Özenli yazıda a $40 million round of financing ya da a 40-million-dollar round kullanılır; dolar işareti ile dollar sözcüğü para birimini birlikte tekrar belirtmemelidir.

Alıştırma

İş cümlesini “başarıyla elde etti” anlamındaki fiil ve “fon toplamanın bir aşaması” anlamındaki isimle tamamlayın: After months of investor meetings, the startup ____ a $5 million ____ of financing.

Cevabı göster

secured · round

It was the last hour of the last day that it was possible. Anlatım akışı

4:02

Bunun mümkün olabileceği son günün son saatiydi.

Anlatım akışı

last hour of the last day: zamanı son fırsata kadar daraltmak

Bu ifade zamanı hiyerarşik biçimde kurar: önce gerekli eylemin hâlâ mümkün olduğu son günü, ardından o günün içindeki son saati belirtir. last sözcüğünün tekrarı, zaman aralığını her adımda daha da dar gösterir. Bu, aciliyeti ve son anda yetiştirilen bir işi vurgulayan anlatımsal bir yöntemdir. O anı son fırsat olarak sunar; ancak tek başına o saatin yasal veya teknik olarak kesin bir son tarih olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümle aciliyet yaratmak için zamanı aynı şekilde aşamalı olarak daraltır?

  1. We filed the appeal in the last hour of the last day that appeals were accepted.
  2. We filed the appeal several days before the deadline.
  3. We filed the last appeal, and it took an hour.
Cevabı göster

We filed the appeal in the last hour of the last day that appeals were accepted.

Ashlee Vance wrote a biography about Elon Musk,

4:05

Ashlee Vance, Elon Musk hakkında bir biyografi yazdı

and there is one dinner conversation that Elon had with a Tesla investor that really shows his tenacity.

4:07

ve Elon'un bir Tesla yatırımcısıyla yaptığı bir akşam yemeği sohbeti onun azmini gerçekten gösteriyor.

During that dinner,

4:13

O akşam yemeği sırasında

Elon said,

4:14

Elon şöyle dedi:

"I will spend my last dollar on these companies.

4:15

"Son dolarımı bu şirketlere harcayacağım.

If we have to move into Justine's parents' basement, Dilbilgisi

4:18

Eğer Justine'in ebeveynlerinin bodrum katına taşınmak zorunda kalırsak,

we'll do it."

4:21

bunu yapacağız."

Dilbilgisi

If we have to ..., we'll ...: gerçekçi bir gelecek koşulu ve tepki

Gerçekçi bir gelecek olasılığını ardından gelecek tepkiye bağlamak için If + geniş veya şimdiki zaman biçimi, ... will ... yapısını kullanın. Burada have to, koşulların onları taşınmaya zorlayabileceğini; we'll do it ise konuşanların kararını belirtir. Koşul gelecekten söz etse bile sıradan if yan cümlesinde will have to değil, have to kullanılır. Will sonuç cümlesinde yer alır; we'll, we will ifadesinin kısaltmasıdır.

Alıştırma

if yan cümlesinde have to, sonuç cümlesinde ise will sözcüğünün kısaltmasını kullanarak first conditional cümlesini tamamlayın: If we ____ work late, we____ order dinner.

Cevabı göster

have to · 'll

Tesla barely pulled through in 2008, Öbek fiiller

4:23

Tesla 2008'de güçlükle toparlandı,

Öbek fiiller

barely pulled through: kıl payı hayatta kalmak

Bu cümlede pulled through, ağır bir krizi atlatıp başarısız olmak yerine güvenli bir duruma ulaşmak demektir. Tehlikeli bir hastalıktan iyileşen bir kişiyi veya varlığını tehdit eden bir dönemde ayakta kalan bir kuruluşu anlatabilir. Barely, sonucun ne kadar kıl payı gerçekleştiğini belirtir: Tesla hayatta kaldı, ancak bunu güçlükle başardı. Barely çıkarılırsa olumlu sonuç korunur, fakat başarısızlığın çok yakın olduğu anlamı kaybolur.

Alıştırma

'Hayatta kaldı, ama kıl payı' anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The local theater ____ after months without ticket sales.

Cevabı göster

barely pulled through

but needed more money to stay alive.

4:25

ancak hayatta kalmak için daha fazla paraya ihtiyacı vardı.

That came in May 2009,

4:28

Bu para Mayıs 2009'da geldi,

when German automaker Daimler invested $50 million by taking a 10% stake in the company. Kelime

4:30

Alman otomobil üreticisi Daimler şirketin %10 hissesini alarak 50 milyon dolar yatırım yaptığında.

Kelime

taking a 10% stake in the company: şirkette %10 pay edinmek

Burada taking a 10% stake in the company, şirket özkaynağının %10'una eşit bir mülkiyet payı edinmek demektir. Stake, işletme ve finans alanında mülkiyet payını belirten bir isimdir; kredi veya genel bir iş ortaklığı anlamına gelmez. taking ... biçimindeki -ing öbeği yatırımın şeklini açıklar: Daimler 50 milyon dolar yatırmış ve karşılığında özkaynak payı almıştır. Yüzde, işlemden sonra şirketin ne kadarına sahip olduğunu gösterir.

Alıştırma

İşlemden sonra fon, girişimin yüzde beşine sahipti. Haberi tamamlayın: The fund ____ the startup.

Cevabı göster

took a five-percent stake in

Daimler and Tesla had already been working on an electric smart car.

4:36

Daimler ve Tesla halihazırda Smart marka elektrikli bir otomobil üzerinde çalışıyorlardı.

The company also received a $465 million loan from the U.S. Department of Energy, Kültür

4:40

Şirket ayrıca ABD Enerji Bakanlığı'ndan 465 milyon dolar kredi aldı,

which had a program backing clean tech startups.

4:46

bu bakanlığın temiz teknoloji girişimlerini destekleyen bir programı vardı.

Kültür

ABD Enerji Bakanlığı ... temiz teknoloji girişimlerini destekleyen bir program

ABD Enerji Bakanlığı, federal hükûmete bağlı bir kurumdur. "which had a program backing clean tech startups" ilgi cümleciği, bu kurumun genç temiz teknoloji şirketlerini desteklemek üzere bir program yürüttüğünü anlatır. Burada "backing", kurumsal veya mali destek sağlamak anlamına gelir. Bu cümlede destek, 465 milyon dolarlık kredi biçimindedir. Dolayısıyla bu para geri ödenmesi gereken kamu finansmanıdır; özel yatırım veya karşılıksız hibe değildir.

Alıştırma

Cümleye en uygun yorum hangisidir?

  1. Hükûmet şirkete hiçbir zaman geri ödenmesi gerekmeyen bir hibe verdi.
  2. ABD Enerji Bakanlığı, temiz teknoloji girişimlerini destekleyen bir program aracılığıyla şirkete borç para verdi.
  3. Özel bir banka şirketi 465 milyon dolara satın aldı.
Cevabı göster

ABD Enerji Bakanlığı, temiz teknoloji girişimlerini destekleyen bir program aracılığıyla şirkete borç para verdi.

The following year,

4:48

Ertesi yıl,

Tesla found a more stable solution when it went public at $17 a share. Kelime

4:49

Tesla hisse başına 17 dolardan halka arz edildiğinde daha istikrarlı bir çözüm buldu.

Kelime

went public at $17 a share: hisse başına 17 dolardan halka açılmak

To go public, özel mülkiyetteki bir şirketin halka hisse sunarak genellikle ilk halka arz (IPO) yoluyla hisseleri borsada işlem gören bir şirket hâline gelmesi demektir. Yalnızca kamuya açık bir duyuru yapmak anlamına gelmez. at + fiyat + a share kalıbı, arz sırasında her bir hissenin fiyatını verir. Burada $17 a share, bir hissenin 17 dolar olduğu anlamına gelir; şirketin toplam değeri veya toplanan toplam para değildir.

Alıştırma

Raporu, belirtilen fiyattan halka açılmak anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: After years as a private company, Nova Robotics ____ $20 a share.

Cevabı göster

went public at

Despite the problems with the Roadster,

4:55

Roadster ile ilgili sorunlara rağmen,

Tesla had achieved something no company had ever done before.

4:57

Tesla daha önce hiçbir şirketin yapmadığı bir şeyi başarmıştı.

It proved that electric cars could be cool and fast.

5:01

Elektrikli arabaların havalı ve hızlı olabileceğini kanıtladı.

But the Roadster was too expensive for most people,

5:04

Fakat Roadster çoğu insan için çok pahalıydı,

costing more than $100,000.

5:07

fiyatı 100.000 dolardan fazlaydı.

So they built another car.

5:09

Bu yüzden başka bir araba ürettiler.

In 2012,

5:11

2012 yılında,

Tesla stunned the world when it began shipping the Model S sedan.

5:12

Tesla, Model S sedanı teslim etmeye başladığında dünyayı şaşkına çevirdi.

It took everyone's breath away. Deyimler

5:17

Herkesin nefesini kesti.

Deyimler

take someone's breath away: birinin nefesini kesmek

Bu cümlede took everyone's breath away, “herkesi hayran bıraktı” veya “herkeste büyük bir hayranlık uyandırdı” demektir. Mecazi bir kullanımdır: Model S o kadar güçlü ve olumlu bir izlenim yaratmıştır ki insanların bir an nefesini tuttuğu düşünülür. Tekrar kullanılabilen kalıp take + someone's + breath away şeklindedir. take fiilini zamana, iyelik ifadesini de etkilenen kişiye göre değiştirin: The view took my breath away.

Alıştırma

“Güzelliğiyle bizi hayran bıraktı” anlamına gelen bu dersteki deyimle cümleyi tamamlayın: The night sky ____.

Cevabı göster

took our breath away

The Model S could go more than 300 miles on a single charge,

5:19

Model S tek bir şarjla 300 milden fazla gidebiliyordu

and it was more affordable than the Roadster,

5:23

ve Roadster'dan daha uygun fiyatlıydı,

although still expensive.

5:25

her ne kadar hala pahalı olsa da.

Tesla's problems were still not over,

5:26

Tesla'nın sorunları hala bitmemişti

and nearly went bankrupt again in 2013.

5:28

ve 2013'te neredeyse tekrar iflas ediyordu.

Even though the Model S was in high demand, Kalıp ifadeler

5:31

Model S'e yoğun talep olmasına rağmen,

Kalıp ifadeler

in high demand: yoğun talep görmek

In high demand, bir şeyin birçok kişi, müşteri ya da işveren tarafından istendiği veya ihtiyaç duyulduğu anlamına gelir. Burada Model S'e yönelik pazar ilgisinin güçlü olduğunu anlatır; demand, satın alma isteği anlamındaki bir isimdir, sert bir talimat değildir. Edat öbeğinin tamamı was sözcüğünden sonra gelir ve Model S'i niteler: was in high demand. Aynı yapı ürünler, hizmetler, beceriler ve çalışanlar için de kullanılır.

Alıştırma

Bu dersteki sabit ifadeyi kullanın: Because many students want them, apartments near campus are ____.

Cevabı göster

in high demand

customers who put down a $5,000 deposit were hesitant about going through with their purchase. Öbek fiiller

5:33

5.000 dolar depozito yatıran müşteriler satın alma işlemlerini tamamlama konusunda tereddüt ediyorlardı.

Öbek fiiller

put down a $5,000 deposit: ilk ödemeyi yapmak

Burada put down a $5,000 deposit, satın alımı güvence altına almak veya başlatmak için 5.000 doları peşin ödemek demektir. Bu ödeme kalıbında put down, ödeme yapmak anlamındadır; bir şeyi bir yüzeye koymak anlamına gelmez. Depozito yalnızca ilk ödemedir, toplam fiyat değildir. Müşteriler paranın bir kısmını ödemiştir ancak satın alma işlemini henüz tamamlamamıştır.

Alıştırma

İlk ödemeyi yapmak anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: To reserve the apartment, Maya ____ a $1,000 deposit.

Cevabı göster

put down

Öbek fiiller

going through with: planlanmış bir eylemi tamamlamak

Burada going through with their purchase, müşterilerin daha önce yapmayı planladığı veya başlattığı satın alma işlemini tamamlaması demektir. Yapı go through with + isim veya -ing biçimidir; go through with the plan ve go through with moving buna örnektir. Bu ifade çoğu zaman son eylemden önce tereddüt, zorluk veya vazgeçme ihtimali bulunduğunu düşündürür. Bu cümlede müşteriler satın alma işlemini tamamlayıp tamamlamayacaklarına hâlâ karar vermektedir.

Alıştırma

Hangi cümlede go through with, tereddüde rağmen planlanmış bir eylemi tamamlamak anlamında kullanılmıştır?

  1. Elena went through the instructions before the surgery.
  2. Elena went through the hospital lobby to find the surgery desk.
  3. Even though she was nervous, Elena decided to go through with the surgery.
Cevabı göster

Even though she was nervous, Elena decided to go through with the surgery.

There were a lot of reasons for this,

5:39

Bunun için pek çok neden vardı,

complaints about the interior,

5:41

iç mekanla ilgili şikayetler,

kinks with the car. Kelime

5:42

arabayla ilgili küçük sorunlar.

Kelime

“kinks with the car”: arabadaki küçük aksaklıklar

Burada kinks, hâlâ düzeltilmesi gereken küçük arızalar veya pürüzler anlamına gelir. With the car, bu sorunların arabayla ilgili olduğunu belirtir; ifade gerçek anlamdaki kıvrımları veya düğümleri değil, ilk dönemdeki teknik ya da kullanım sorunlarını anlatır. Bunlara kinks denmesi, arabanın genel olarak çalıştığını ve kalan sorunların tek tek giderilebileceğini düşündürür. Bu kullanım, sorunları genellikle bir ürünün ilk uyum ve geliştirme döneminin parçası olarak gösterir.

Alıştırma

“The new checkout system works well, but it still has a few kinks,” cümlesinde kinks ne anlama gelir?

  1. Sistemin tamamen bozulması
  2. Bir kablodaki halkalar veya düğümler
  3. Büyük olasılıkla düzeltilebilecek küçük sorunlar
  4. Müşteriler için eklenen yeni özellikler
Cevabı göster

Büyük olasılıkla düzeltilebilecek küçük sorunlar

Some of the earliest versions didn't have parking sensors and cruise control,

5:44

En eski versiyonların bazılarında, lüks araçlarda yaygın olarak bulunan

which are common in high-end vehicles.

5:47

park sensörleri ve hız sabitleyici yoktu.

There were also concerns about the resale value.

5:50

İkinci el satış değeri ile ilgili endişeler de vardı.

We were operating with maybe one to two weeks of money.

5:52

Belki bir ila iki haftalık bir parayla faaliyet gösteriyorduk.

When Elon found out about the problem,

5:58

Elon sorunu öğrendiğinde,

he did three things.

6:00

üç şey yaptı.

First,

6:01

İlk olarak,

he turned every Tesla employee into a salesperson. Dilbilgisi

6:02

her Tesla çalışanını bir satış görevlisine dönüştürdü.

Dilbilgisi

turn A into B: A'nın rolünü veya kullanımını B'ye dönüştürmek

Turn A into B, A'nın B olmasını sağlamak veya A'yı B işlevinde kullanmak anlamına gelir. A, değiştirilen kişi ya da şeydir; into ise ortaya çıkan rolü, durumu veya kullanımı belirtir. Bu cümlede every Tesla employee A, a salesperson ise B'dir. İfade, çalışanların o durumda satış görevi yapmasının sağlandığını anlatır; tek başına resmî görevlerinin kalıcı olarak değiştiğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi turn A into B yapısının geçmiş zamanını kullanarak tamamlayın: During the storm, volunteers ____ the empty gym ____ a shelter.

Cevabı göster

turned · into

They called everyone who put down a deposit and tried to convince them to go through with buying the car.

6:05

Depozito yatıran herkesi aradılar ve arabayı satın almaları için ikna etmeye çalıştılar.

Second,

6:11

İkinci olarak,

he convinced his friend Larry Page,

6:11

arkadaşı Larry Page'i,

the CEO of Google,

6:13

Google'ın CEO'sunu,

to buy Tesla if the company actually did run out of money.

6:14

şirketin gerçekten parası biterse Tesla'yı satın almaya ikna etti.

Finally,

6:18

Son olarak,

Tesla shut down its factory when orders weren't coming in fast enough, Öbek fiiller

6:18

Tesla siparişler yeterince hızlı gelmediğinde fabrikasını kapattı,

Öbek fiiller

shut down its factory: faaliyetleri durdurmak

Bu cümlede shut down its factory, fabrikanın çalışmasını durdurmak anlamına gelir. İfade tek başına durmanın geçici mi yoksa kalıcı mı olduğunu göstermez; bu bilgi bağlamdan anlaşılır. Shut down, nesne aldığında ayrılabilen bir öbek fiildir: shut down the factory ve shut the factory down biçimlerinin ikisi de mümkündür. Nesne bir zamirse onu araya yerleştirin: shut it down deyin, shut down it demeyin.

Alıştırma

Fabrikada bir güvenlik sorunu vardı ve fabrika bir günlüğüne çalışmayı durdurdu. Hangi cümle shut down ifadesini zamirle doğru kullanır?

  1. The managers shut it down for one day.
  2. The managers it shut down for one day.
  3. The managers shut down it for one day.
Cevabı göster

The managers shut it down for one day.

but did not admit this publicly,

6:22

ancak bunu kamuoyuna açıklamadı,

or else it would have scared investors and sent the stock price plummeting. Notlar

6:24

aksi takdirde yatırımcıları korkutur ve hisse senedi fiyatını düşürürdü.

Dilbilgisi

or else ... would have scared ... and sent ... plummeting: önlenmiş bir geçmiş sonuç

Or else, bu gerçekleşmemiş olsaydı veya aksi takdirde anlamına gelir. Bu cümleyi önceki seçime bağlar ve konuşanın önlendiğine inandığı kötü bir sonucu ortaya koyar. Would have scared geçmişteki gerçek dışı bir sonucu ifade eder: gerçek olarak sunulan bir olayı değil, gerçekleşmiş olabilecek bir şeyi anlatır. would have yardımcı yapısı sent için de geçerlidir; dolayısıyla hayal edilen iki sonuç would have scared investors ve would have sent the stock price plummeting olur. send + nesne + -ing yapısı, bir şeyin hızla hareket etmesine veya değişmesine neden olunduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi miss fiilinin geçmişteki gerçek dışı sonuç biçimiyle tamamlayın: Mina set two alarms, or else she ____ the early train.

Cevabı göster

would have missed

Kalıp ifadeler

send the stock price plummeting: hisse fiyatının hızla düşmesine neden olmak

Burada send + nesne + -ing biçimindeki fiil, bir nedenin ortaya çıkardığı sonucu anlatır. Önceki cümlecikten anlaşılan özne, hisse fiyatının keskin biçimde aşağı hareket etmesine yol açacaktır. Plummeting hız ve şiddet anlamı katar: fiyat kısa sürede büyük ölçüde düşecektir. Finans dilinde fiziksel bir nesnenin düşmesini değil, değer kaybını anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede "sent the stock price plummeting" ne anlama gelir?

  1. hisseyi fiziksel bir nesne olarak yüksekten düşürdü
  2. hisse fiyatının çok hızlı ve keskin biçimde düşmesine neden oldu
  3. hisse fiyatını aynı düzeyde tuttu
Cevabı göster

hisse fiyatının çok hızlı ve keskin biçimde düşmesine neden oldu

Instead,

6:28

Bunun yerine,

Tesla said it was closing down for maintenance,

6:28

Tesla bakım için kapatıldığını söyledi,

which was technically true, Anlatım akışı

6:31

bu teknik olarak doğruydu,

but not the whole story.

6:32

fakat hikayenin tamamı değildi.

Anlatım akışı

which was technically true, but not the whole story: teknik olarak doğruydu, ancak hikâyenin tamamı değildi

Virgülle ayrılan ve which ile başlayan ilgi cümleciği, anlatımı kısa süreliğine durdurup önceki cümlecikteki iddia hakkında yorum yapar. Technically true, ifadenin dar ve kelimesi kelimesine bir yorumla doğru olduğunu kabul eder. Ardından but not the whole story bu kabulü sınırlar: önemli gerçekler dışarıda bırakılmıştır, dolayısıyla ifade yine de yanıltıcı bir izlenim yaratabilir. Bu kalıp, önce doğru olanı kabul edip sonra eksik olanı göstererek dikkatli bir eleştiri kurar.

Alıştırma

"which was technically true, but not the whole story" cümleciği hangi değerlendirmeyi ifade eder?

  1. İfade kelimesi kelimesine doğrudur ancak önemli bilgileri dışarıda bırakır.
  2. İfade eksiksiz ve şeffaf bir açıklama sunar.
  3. İfade tamamen yanlıştır.
Cevabı göster

İfade kelimesi kelimesine doğrudur ancak önemli bilgileri dışarıda bırakır.

The strategy worked.

6:34

Strateji işe yaradı.

On May 8,

6:36

8 Mayıs

2013,

6:37

2013'te,

Tesla stunned Wall Street by posting its first ever profit as a public company. Notlar

6:38

Tesla halka açık bir şirket olarak ilk karını açıklayarak Wall Street'i şaşkına çevirdi.

Kültür

ABD finans dünyası anlamında Wall Street

Bu cümlede Wall Street bir ad aktarmasıdır: Bir yerin adı, özellikle yatırımcılar, analistler ve piyasa uzmanlarından oluşan ABD finans dünyasını temsil eder. Fiziksel sokağın kendisi kastedilmez. Bu nedenle Tesla stunned Wall Street, Tesla’nın halka açık bir şirket olarak ilk kârının şirketi izleyen kişi ve kurumları şaşırttığı anlamına gelir. Finans haberlerinde bağlam açıkça konumdan söz etmiyorsa bu ifadeyi piyasa çevreleri olarak anlayın.

Alıştırma

“The unexpected earnings report shocked Wall Street,” cümlesinde büyük olasılıkla kimler şaşırmıştır?

  1. Şirketin fabrika çalışanları
  2. Fiziksel olarak bir sokakta yürüyen insanlar
  3. ABD’li yatırımcılar ve finans uzmanları
Cevabı göster

ABD’li yatırımcılar ve finans uzmanları

Kalıp ifadeler

Finans haberlerinde posting its first ever profit

Buradaki posting its first ever profit, iş dünyasında kullanılan standart post a profit eş dizimini içerir. Bir şirket posts a profit denildiğinde, açıklanan finansal sonuç şirketin ilgili dönemde harcadığından daha fazlasını kazandığını gösterir. Buradaki post, “bir sonucu açıklamak veya kaydetmek” anlamındadır; “sosyal medyada paylaşım yapmak” anlamına gelmez. First ever, bunun Tesla’nın halka açık bir şirket olarak ilk kârlı sonucu olduğunu belirtir; şirketin yalnızca tek bir ödeme aldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede post, altyazıdakiyle aynı finansal raporlama anlamında kullanılmıştır?

  1. The company posted a profit of $2 million in the third quarter.
  2. The customer received a cash refund from the store.
  3. She posted a photo of the new office online.
Cevabı göster

The company posted a profit of $2 million in the third quarter.

Tesla made 11 million on $562 million in sales after delivering 4,900 Model S's in the first quarter.

6:43

Tesla ilk çeyrekte 4.900 Model S teslim ettikten sonra 562 milyon dolarlık satış üzerinden 11 milyon dolar kar elde etti.

Elon saved Tesla from death,

6:51

Elon, Tesla'yı ölümden kurtardı,

again.

6:53

bir kez daha.

But there were more hardships to come.

6:54

Fakat yaşanacak daha çok zorluk vardı.

The company's problems were still not over.

6:57

Şirketin sorunları hala bitmemişti.

It nearly went bankrupt again in 2018.

6:59

2018'de neredeyse tekrar iflas ediyordu.

This time it had to do with the Model 3. Kalıp ifadeler

7:01

Bu sefer Model 3 ile ilgiliydi.

Kalıp ifadeler

had to do with: geçmişteki bir bağlantı, zorunluluk değil

Bu cümlede had to do with, “... ile bağlantılıydı” veya “... ile ilgiliydi” anlamına gelir. Bütün kalıp had to do with şeklindedir ve with'ten sonra gelen Model 3, sorunla bağlantılı olan şeyi gösterir. Had, have to do with kalıbındaki have fiilinin geçmiş biçimidir. Burada zorunluluk anlatmaz. X has/had to do with Y kalıbı bir konuyu, bağlantıyı veya katkıda bulunan bir nedeni gösterebilir.

Alıştırma

“The cancellation had to do with bad weather” cümlesindeki had to do with ne anlama gelir?

  1. Birinin kötü hava koşullarıyla başa çıkması gerekiyordu.
  2. Kötü hava koşullarıyla ilgiliydi.
  3. Kötü hava koşullarından önce oldu.
Cevabı göster

Kötü hava koşullarıyla ilgiliydi.

Elon's vision from the beginning was to build an affordable electric car,

7:03

Elon'un başından beri vizyonu, uygun fiyatlı bir elektrikli otomobil üretmekti;

paid for by the more expensive cars, Dilbilgisi

7:07

bunun finansmanı daha pahalı otomobillerle sağlanacaktı:

Dilbilgisi

paid for by ...: kısaltılmış edilgen niteleyici

Paid for by the more expensive cars, an affordable electric car ifadesinden sonra gelen, geçmiş zaman ortacıyla kurulmuş edilgen bir öbektir. Tam bir ilgi cümleciği kullanmadan finansman kaynağını ekler; yaklaşık olarak an affordable electric car that would be paid for by the more expensive cars anlamındadır. Otomobile ya da projeye finansman sağlanır ve by bu finansmanın kaynağını tanıtır. Burada the more expensive cars ifadesi, bu otomobillerin satışından kazanılan parayı anlatır; araçların kendisi gerçek anlamda ödeme yapmaz. Bu kısa niteleyici, ana planı ve mali desteğini tek bir cümlede birleştirir.

Alıştırma

Cümleyi pay for fiilinden oluşturulan üç sözcüklü edilgen öbekle tamamlayın: The research project, ____ a science grant, began in June.

Cevabı göster

paid for by

the Model S,

7:10

Model S

and also the Model X,

7:10

ve ayrıca birkaç yıl önce piyasaya çıkan

which came out a few years earlier.

7:12

Model X.

So what do you think?

7:15

Peki siz ne düşünüyorsunuz?

The Model 3 had a base price of $35,000.

7:15

Model 3'ün taban fiyatı 35.000 dolardı.

This is kind of crazy,

7:19

Bu biraz çılgınca,

but I I just learned uh just told that uh the total number of orders for the Model 3 in the past 24 hours has now passed 115,000.

7:20

ama, ben de yeni öğrendim, ııı, az önce bana söylendi ki, son 24 saat içinde Model 3 için verilen toplam sipariş sayısı 115.000'i geçti.

But the huge demand also meant the company had to produce the cars in time.

7:30

Ancak büyük talep, şirketin arabaları zamanında üretmesi gerektiği anlamına da geliyordu.

And frankly,

7:34

Ve açıkçası,

we're going to be in production hell. Deyimler

7:35

üretim cehenneminde olacağız.

Deyimler

in production hell: üretim krizini anlatan güçlü bir mecaz

Burada in production hell, yeterli sayıda ürün üretme aşamasında son derece zor, kaotik ve yüksek baskılı bir durumun içinde kalmak anlamına gelir. Hell mecazidir; yaşanan zorluğu sıradan üretim sorunlarından çok daha güçlü gösterir. Bu ifade, üretimi rutin bir teknik mesele değil, ağır bir sınav gibi sunar. Bir yerin adı ya da resmî bir üretim terimi değil, canlı ve kişisel bir betimlemedir.

Alıştırma

Bu cümlede in production hell büyük olasılıkla ne anlama geliyor?

  1. Son derece zor ve kaotik bir üretim aşamasıyla karşı karşıya olmak
  2. Gerçekten çok sıcak olan bir fabrikada çalışmak
  3. Normal ve küçük bir üretim gecikmesiyle ilgilenmek
Cevabı göster

Son derece zor ve kaotik bir üretim aşamasıyla karşı karşıya olmak

Um

7:37

Iıı

Welcome.

7:38

Hoş geldiniz.

Welcome.

7:39

Hoş geldiniz.

As the saying goes, Anlatım akışı

7:41

Söylendiği gibi,

if you're going through hell,

7:42

eğer cehennemin içinden geçiyorsanız,

keep going.

7:43

devam edin.

Anlatım akışı

As the saying goes ... keep going: bir sözü eyleme bağlamak

As the saying goes, iyi bilinen geleneksel bir öğüdün geleceğini bildirir. if yan cümlesi zor durumu belirtir, keep going emir ifadesi ise yanıtı verir: durmak yerine devam etmek. Önceki cümlede üretim krizi production hell diye adlandırıldığı için going through hell ifadesi hell sözcüğünü tekrarlayarak iki cümleyi birbirine bağlar. Konuşmacı aynı imgeyi kriz betimlemesinden genel bir direnme ve devam etme mesajına dönüştürür. Going through hell mecazidir ve çok ağır zorluklar yaşamak anlamına gelir.

Alıştırma

Bilinen bir atasözünü tanıtmak için notta verilen dört sözcüklük kalıbın aynısıyla cümleyi tamamlayın: ____, where there's smoke, there's fire.

Cevabı göster

As the saying goes

Tesla struggled to meet its production targets.

7:46

Tesla üretim hedeflerine ulaşmak için mücadele etti.

It initially wanted to produce 5,000 Model 3s a week,

7:49

Başlangıçta haftada 5.000 Model 3 üretmek istiyordu,

but in the first three months of 2018,

7:53

ancak 2018'in ilk üç ayında

it made just 9,800 of them.

7:55

bunlardan sadece 9.800 adet üretebildi.

Tesla was bleeding money as it tried to increase production of the car. Deyimler

7:58

Tesla, otomobilin üretimini artırmaya çalışırken hızla para kaybediyordu.

Deyimler

bleeding money: sürekli ve ağır mali kayıp

Bleeding money, sürekli ve hızlı biçimde para kaybetmeyi anlatan güçlü bir benzetmedir. Parayı kan gibi dışarı akan bir şey olarak gösterdiği için gerçek bir yaralanmayı değil, ciddi mali sıkıntıyı belirtir. Bu cümlede was bleeding geçmişte devam eden bir durumu anlatır: üretim artırılırken kayıp da sürüyordu. Odak noktası tek seferlik bir harcama değil, devamlı para çıkışıdır.

Alıştırma

‘Hızlı ve ciddi biçimde para kaybetmeye devam etmek’ anlamındaki hedef deyimle cümleyi tamamlayın: With costs rising and sales falling, the startup was ____ every month.

Cevabı göster

bleeding money

It lost a billion dollars in the first half of 2019 and scrambled to raise capital. Kalıp ifadeler

8:02

2019'un ilk yarısında bir milyar dolar kaybetti ve sermaye toplamak için çabaladı.

Kalıp ifadeler

scrambled to raise capital: acil işletme finansmanı

Scramble to do something, çoğu zaman planlamaya çok az zaman varken baskı altında ve aceleyle çaba göstermek anlamına gelir. Raise capital ise genellikle yatırımcılardan veya borçlanma yoluyla bir işletme için para sağlamak demektir. Scrambled to raise capital bir arada hem hareketin biçimini hem de amacını verir: şirket acilen finansman sağlamaya çalıştı. Önceki kayıp baskının nedenini açıklarken scrambled, tepkinin olağan değil aceleci olduğunu gösterir.

Alıştırma

‘İşletme finansmanı elde etmek için aceleyle çaba gösterdi’ anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After a sudden cash crisis, the company ____ before its next payroll date.

Cevabı göster

scrambled to raise capital

Elon said the company was close to death within single-digit weeks.

8:07

Elon, şirketin batmasına on haftadan az kaldığını söyledi.

He even slept on the factory floor because he didn't have time to go home,

8:12

Hatta eve gidecek vakti olmadığı için fabrika zemininde uyudu

and also because he says he wanted to suffer more than any other employee.

8:16

ve aynı zamanda diğer tüm çalışanlardan daha fazla acı çekmek istediğini söylediği için.

Despite the torturous production process, Dilbilgisi

8:20

İşkence gibi üretim sürecine rağmen,

Tesla managed to pull through once again.

8:23

Tesla bir kez daha toparlanmayı başardı.

Dilbilgisi

Despite + isim öbeği

Despite bir karşıtlık ve ödünleme ilişkisi kurar: sonucu engellemesi beklenebilecek bir güçlüğü sunar, ana cümle ise şaşırtıcı veya beklentinin tersine olan sonucu verir. Bu cümlede despite sonrasındaki the torturous production process bir isim öbeğidir. Temel yapı, araya of koymadan despite + isim öbeğidir; özne ve yüklem içeren tam bir cümlecik doğrudan despite sonrasına getirilmez.

Alıştırma

Ödünleme yapısı doğru olan cümleyi seçin.

  1. Although the heavy rain, the match continued.
  2. Despite of the heavy rain, the match continued.
  3. Despite the heavy rain, the match continued.
Cevabı göster

Despite the heavy rain, the match continued.

It turned a corner in the second half of 2019 by delivering over 92,000 Model 3s in the fourth quarter. Deyimler

8:26

2019'un ikinci yarısında, dördüncü çeyrekte 92.000'den fazla Model 3 teslim ederek bir dönüm noktasını aştı.

Deyimler

Turned a corner: en kötü aşamadan sonra iyileşmeye başlamak

Burada turned a corner mecazi anlamdadır. Tesla'nın en kötü veya en zor aşamayı geride bırakıp iyileşmeye başladığını ifade eder; teslimat sayısındaki artış da bu değişimin kanıtıdır. Bu deyim olumlu bir dönüm noktasını belirtir, tamamen toparlanmayı değil. Bir kişi, işletme, proje veya ekonomi turned a corner dedikten sonra da bazı sorunlar devam edebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede turned a corner, zor bir durumun iyileşmeye başladığı anlamında kullanılmıştır?

  1. After months of treatment, Maya has turned a corner and is getting stronger.
  2. Maya's condition stayed exactly the same all year.
  3. Maya turned a corner onto Pine Street and stopped at the café.
Cevabı göster

After months of treatment, Maya has turned a corner and is getting stronger.

That's an increase from the same period the year before,

8:33

Bu, önceki yılın aynı dönemine göre,

or year-over-year, Kelime

8:36

yani yıldan yıla,

Kelime

year-over-year: önceki yılın aynı dönemiyle karşılaştırma

Year-over-year, bir veriyi bir yıl önceki aynı dönemle karşılaştırmak demektir. Üç aylık gelir year-over-year olarak %46 arttıysa önceki yılın aynı çeyreğine göre %46 daha yüksektir. Bu ifade karşılaştırma dönemini belirler; aylık bir değişimi anlatmaz ve birkaç yıllık büyümeyi toplamaz. Sıklıkla YoY olarak kısaltılır.

Alıştırma

Bir raporda "Second-quarter sales rose 8% year-over-year." yazıyor. Hangi dönemler karşılaştırılıyor?

  1. Bu yılın ikinci çeyrek satışları ile geçen yılın ikinci çeyrek satışları
  2. İkinci çeyrek satışları ile aynı yılın birinci çeyrek satışları
  3. Ocaktan ikinci çeyreğin sonuna kadar toplam satışlar
Cevabı göster

Bu yılın ikinci çeyrek satışları ile geçen yılın ikinci çeyrek satışları

of 46%.

8:37

%46'lık bir artış demekti.

And the latest model,

8:39

Ve en son model olan

the Model Y,

8:40

Model Y,

was ahead of schedule.

8:41

programın ilerisindeydi.

Tesla has managed to survive.

8:44

Tesla hayatta kalmayı başardı.

Now it's looking ahead to many ambitious plans,

8:46

Şimdi pek çok iddialı plana odaklanıyor,

including fully autonomous driving,

8:49

tam otonom sürüş,

a million-mile battery,

8:51

milyon millik batarya

and driverless cabs called robotaxis.

8:52

ve robotaksi adı verilen sürücüsüz taksiler de dahil olmak üzere.

Tesla's stock price hovers around $1,000 a share as of the making of this video, Kalıp ifadeler

8:55

Tesla'nın hisse fiyatı bu videonun yapıldığı tarih itibariyle hisse başına 1.000 dolar civarında seyrediyor,

Kalıp ifadeler

as of the making of this video: bilgiye zaman sınırı koymak

Bu cümlede as of, hisse fiyatıyla ilgili bilginin geçerli olduğu referans zamanını belirtir. The making of this video, izleyicinin videoyu seyrettiği zamanı değil, videonun hazırlandığı dönemi ifade eder. Değişebilecek bir bilgiye zaman sınırı koymak için as of + tarih, saat veya referans olay yapısını kullanın. Bu yapı, bir şeyin neden olduğunu açıklamaz.

Alıştırma

Neden veya devam eden bir başlangıç noktası değil, belirli bir tarihteki anlık durumu gösteren ifadeyi seçin: "_____ June 30, the fund held $2 million in cash."

  1. Because of
  2. As of
  3. Since
Cevabı göster

As of

but the biggest bulls see it going up way more. Kelime

9:00

ancak en iyimser yatırımcılar bunun çok daha fazla yükseleceğini öngörüyor.

Kelime

biggest bulls: piyasanın en güçlü yükseliş beklentisine sahip katılımcıları

Finans yorumlarında bulls, bir varlığın veya piyasanın yükseleceğini bekleyen kişileri ifade eder. The biggest bulls, en güçlü yükseliş beklentisine sahip kişilerdir; en büyük boğalar veya yalnızca en hevesli destekçiler değildir. Burada see it going up way more, Tesla'nın hisse fiyatına ilişkin tahminlerini aktarır. Daha önce gerçekleşmiş bir yükselişi değil, gelecekte olacağını düşündükleri şeyi anlatır.

Alıştırma

Bir şirketin hisseleriyle ilgili haberde "the biggest bulls" ne anlama gelir?

  1. En fazla sayıda hisseye sahip kişiler.
  2. Şirketi herhangi bir nedenle destekleyen kişiler.
  3. Haberde simge olarak kullanılan hayvanlar.
  4. En güçlü fiyat artışını bekleyen kişiler.
Cevabı göster

En güçlü fiyat artışını bekleyen kişiler.

Tesla has endured many near-death experiences, Anlatım akışı

9:03

Tesla, ölüme yakın birçok deneyime katlandı,

and through it all,

9:06

ve tüm bunlar boyunca,

Elon has never,

9:07

Elon asla,

ever given up.

9:09

ama asla pes etmedi.

Anlatım akışı

has endured ... through it all ... never, ever given up ile bir hikâyeyi kapatmak

Bu kapanış cümlesi uzun bir hikâyeyi birbiriyle bağlantılı iki yargıda toplar. Present perfect yapısındaki has endured, geçmişte tekrarlanan ve hâlâ önem taşıyan krizleri özetler; near-death experiences ise Tesla'yı neredeyse ölen bir varlık gibi kişileştirir. Through it all, daha önce söz edilen tüm krizlere topluca gönderme yapar; böylece ayrıntıların yeniden sıralanması gerekmez. Ardından and, Elon'ın kararlılığını bu aksiliklerin yanına yerleştirir. never, ever içindeki ever başka bir zaman dilimi eklemez; never ifadesini güçlendirir. Tekrar ve güçlü vurgu, cümleyi kararlı ve kesin hâle getirerek hikâyeyi etkili biçimde kapatır.

Alıştırma

Vurgulanan cümlenin hikâyeyi nasıl kapattığını en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. Şirketin gerçek anlamda bir insanın yaşayacağı tıbbi acil durum geçirdiğini anlatır.
  2. Yeni bir kriz tanıtır ve krizin gerçekleştiği kesin tarihi verir.
  3. ever sözcüğünün never sözcüğünden farklı bir döneme gönderme yaptığını söyler.
  4. Önceki krizleri tek bir gönderimde toplar ve devam eden kararlılığı güçlü biçimde vurgulayarak biter.
Cevabı göster

Önceki krizleri tek bir gönderimde toplar ve devam eden kararlılığı güçlü biçimde vurgulayarak biter.

It's hard to stay alive as a car company,

9:10

Bir araba şirketi olarak hayatta kalmak zor,

honestly.

9:12

dürüst olmak gerekirse.

Yeah.

9:15

Evet.

Not only is Tesla alive, Dilbilgisi

9:15

Tesla sadece hayatta olmakla kalmıyor,

but because of his vision,

9:17

aynı zamanda onun vizyonu,

ambition,

9:19

hırsı

and relentless drive,

9:20

ve durmak bilmeyen azmi sayesinde

its future is still being written. Deyimler

9:21

geleceği hala yazılıyor.

Dilbilgisi

Not only is ... but ...: öne alma ve devriklik

Not only bir tümcenin başına geldiğinde, olumsuzluk anlamı taşıyan vurgu ögesi öne alınır. Bu durum özne ile yardımcı fiilin yer değiştirmesine yol açar: is, Tesla’dan önce gelir. Bu nedenle kalıp Not only Tesla is alive değil, Not only is Tesla alive şeklindedir. but ile başlayan yan tümce daha güçlü ikinci bir nokta ekler. Burada hayatta kalmak ilk nokta, geleceğin gelişmeye devam etmesi ise ek noktadır. but sonrasında also sık görülür, ancak zorunlu değildir; neden bildiren ifade but’tan sonra ve ana öznenin önünde bulunabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, vurgulu ikinci bir nokta eklemek için tümce başındaki Not only yapısını doğru kullanıyor?

  1. Not only did the new schedule save time, but it also reduced stress.
  2. Not only did the new schedule saved time, but it also reduced stress.
  3. Not only the new schedule saved time, but it also reduced stress.
Cevabı göster

Not only did the new schedule save time, but it also reduced stress.

Deyimler

future is still being written: tamamlanmamış öykü mecazı

future is still being written ifadesinde gelecek, sonraki sayfaları henüz tamamlanmamış bir öykü gibi düşünülür. Bu cümlede Tesla’nın gelişimi sürmekte ve nihai sonuç henüz belirlenmiş değildir. Still ile is being written birlikte, süreci devam eden bir durum olarak gösterir. Bu mecaz, sonu açık bir anlatı kapanışı yaratır; birinin gerçekten geleceği yazdığı veya sonucun başarılı olacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Genç bir şirketi tanıtan yazıda Its future is still being written ne anlama gelir?

  1. Birisi daha önce kararlaştırılmış değişmez bir geleceği kaydediyor.
  2. Şirketin öyküsü devam ediyor ve nihai sonucu henüz belli değil.
  3. Şirketin başarılı olacağı kesin.
Cevabı göster

Şirketin öyküsü devam ediyor ve nihai sonucu henüz belli değil.

Thanks so much for watching.

9:24

İzlediğiniz için çok teşekkürler.

I'm Cindy Pom.

9:25

Ben Cindy Pom.

If you liked what you saw,

9:26

Gördüklerinizi beğendiyseniz,

give us a like,

9:27

bize bir beğeni bırakın

and don't forget to subscribe to my new channel.

9:27

ve yeni kanalıma abone olmayı unutmayın.

While you're at it,

9:30

Hazır gelmişken,

hit that notification bell so you'll know when I upload a new video.

9:30

yeni bir video yüklediğimde haberdar olmak için şu bildirim ziline basın.

I hope to do a lot more stories on topics that I find super interesting.

9:33

Süper ilginç bulduğum konular hakkında çok daha fazla hikaye yapmayı umuyorum.

See you soon.

9:36

Yakında görüşmek üzere.