Deniz kaplumbağasının hayatta kalma mücadelesi: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
609 kelime 176 kel/dk

Video özeti: Video, deniz kaplumbağalarının yumurtadan üreme çağına uzanan yaşamını izliyor; yırtıcıların, hava koşullarının ve diğer doğal tehlikelerin yetişkinliğe ulaşmayı zaten son derece düşük bir olasılık hâline getirdiğini gösteriyor. Ardından kıyı yapılaşması, plastik atık, balıkçılık ekipmanı, kaçak avcılık, petrol ve diğer insan kaynaklı baskıların her 1.000 yumurtadan üreme yaşına ulaşanların sayısını yaklaşık 20’den yalnızca ikiye düşürdüğünü açıklıyor. Böylece üreyebilen her yetişkinin olağanüstü bir hayatta kalan olduğu sonucuna varıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. should they count themselves amongst the living, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bu yapıyı, if kullanılmadan oluşturulan ve “if they should survive” anlamına gelen resmî bir devrik koşul cümlesi olarak tanıyın. Edebî veya tarihî anlatılarda ve ciddi açıklamalarda belirsiz bir koşulu sunarken bu kalıbı anlayıp kullanabilirsiniz. 2. have upped the ante for sea turtles, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: up the ante ifadesinin bahsi yükseltme fikrini risk ya da baskının artmasına aktardığını anlayın. Bunu yalnızca yeni bir sorun eklendiğinde değil, bir eylem zaten zor olan durumu daha tehlikeli hâle getirdiğinde kullanabilirsiniz. 3. in a very real sense, a miracle. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Kapanışın, deniz kaplumbağalarının mucizevi olduğu yönündeki ilk iddiaya dönerek hayatta kalma istatistiklerini nihai bir yargıya dönüştürdüğünü görün. Benzer bir tematik dönüşle açıklamalarınızı tutarlı ve güçlü biçimde bitirebilirsiniz.

Bu derste

Sea turtles are miraculous.

0:14

Deniz kaplumbağaları mucizevi canlılardır.

First, they've been around since the late Jurassic, Dilbilgisi

0:17

İlk olarak, Geç Jura döneminden beri buradalar,

roughly 150 million years ago.

0:19

yani yaklaşık 150 milyon yıl öncesinden beri.

Dilbilgisi

they've been around since: geçmişteki bir başlangıçtan bugüne süren varlık

They've, they have ifadesinin kısaltılmış biçimidir. They've been around içinde present perfect, var olma durumunun devam ettiğini anlatır. Since, başlangıç noktası olan the late Jurassic ifadesini getirir. They've been around since... bütünü, onların o tarihte var olduğunu ve günümüze kadar var olmaya devam ettiğini belirtir; geçmişte gerçekleşip bitmiş tek seferlik bir olayı anlatmaz.

Alıştırma

1910'dan bugüne kadar var olduğunu anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın. Been around kullanın: The neighborhood library ____ 1910.

Cevabı göster

has been around since

Cohorts of the dinosaurs, Kelime

0:22

Dinozorların çağdaşları olan

sea turtles have survived through the challenges of eons, Kalıp ifadeler

0:23

deniz kaplumbağaları asırların zorluklarına göğüs gererek hayatta kalmışlardır,

existing still today where many others have ended their evolutionary run. Deyimler

0:27

ve diğer pek çok canlının evrimsel yolculuğunu tamamladığı günümüzde hala varlıklarını sürdürmektedirler.

Kelime

Cohorts of the dinosaurs: resmî dilde “aynı dönemde yaşayanlar”

Burada cohorts, yoldaşlar veya aynı dönemde yaşayanlar anlamına gelir. Cohorts of the dinosaurs, deniz kaplumbağalarını dinozorlar çağında zaten var olan hayvanlar olarak tanımlar. Bu, deniz kaplumbağalarının dinozor olduğu veya onlarla aynı türe ait olduğu anlamına gelmez. Baştaki isim öbeği, ana cümleden önce sea turtles öznesini tanımlar. As contemporaries of the dinosaurs, sea turtles... biçiminde anlaşılabilir ve cümleye tarihsel bir çerçeve kazandırır.

Alıştırma

Bu cümlede Cohorts of the dinosaurs, deniz kaplumbağaları hakkında ne anlatıyor?

  1. Dinozorlarla aynı geniş dönemde yaşadılar.
  2. Dinozorlarla aynı türden dinozorlardı.
  3. Dinozorları inceleyen bir araştırma grubuydular.
Cevabı göster

Dinozorlarla aynı geniş dönemde yaşadılar.

Kalıp ifadeler

have survived through...: zorlu bir dönemin tamamına dayanmak

survive ile kullanılan through, bir şeyin dayanarak atlattığı zor dönemi veya deneyimi belirtir: survive through a war, a crisis, or years of change. Zorlu dönemin tamamı boyunca dayanmayı vurgular. Bu cümlede have survived present perfect yapısındadır ve geçmişteki dayanma sürecini deniz kaplumbağalarının bugün hâlâ var olmasıyla ilişkilendirir. the challenges of eons, son derece uzun çağlar boyunca yaşanan zorluklar demektir.

Alıştırma

Cümleyi survive through ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The community theater ____ several financial crises and is still open.

Cevabı göster

has survived through

Deyimler

ended their evolutionary run: neslin tükenmesini anlatan bir benzetme

Ended their evolutionary run, neslin tükenmesini anlatan bir benzetmedir. Bir türün uzun süreli varlığını ve gelişimini sona erebilen bir koşu veya yolculuk gibi gösterir; gerçek anlamda koşmaktan söz edilmez. Bu cümlede bu imge, bilimsel düşünceyi daha canlı hâle getirir ve yok olmuş türleri bugün hâlâ var olan deniz kaplumbağalarıyla karşılaştırır.

Alıştırma

Bu cümlede ended their evolutionary run ne anlama geliyor? Many species ended their evolutionary run long ago.

  1. Hayvanlar dinlenmek için koşmayı bıraktı.
  2. Türler mevsimsel göçünü tamamladı.
  3. Bu türlerin sonunda nesli tükendi.
Cevabı göster

Bu türlerin sonunda nesli tükendi.

Second, throughout the centuries and up till today, Kalıp ifadeler

0:31

İkinci olarak, yüzyıllar boyunca ve bugüne kadar,

every living adult sea turtle has overcome the odds, Deyimler

0:34

yaşayan her yetişkin deniz kaplumbağası olasılıkların üstesinden gelmiştir,

Kalıp ifadeler

throughout the centuries and up till today: yüzyıllar boyunca günümüze kadar

Throughout the centuries, uzun bir tarihsel dönemi bir bütün olarak sunar: ifade yalnızca geçmişteki tek bir ana değil, bu dönem boyunca geçerlidir. Up till today, bitiş noktasını bugün olarak belirler. İki ifade birlikte, bu durumun uzak geçmişten günümüze kadar sürdüğünü anlatır.

Alıştırma

“throughout the centuries and up till today” nasıl bir zaman aralığını anlatır?

  1. Günümüze kadar devam eden uzun bir tarihsel dönem
  2. Yalnızca içinde bulunduğumuz yüzyıl
  3. Geçmişte bilinmeyen tek bir an
Cevabı göster

Günümüze kadar devam eden uzun bir tarihsel dönem

existing as a consequence of chance, Kalıp ifadeler

0:38

şansın,

skill, and capability.

0:40

becerinin ve kabiliyetin bir sonucu olarak var olmaktadır.

Deyimler

has overcome the odds: düşük ihtimallere rağmen başarılı olmak

Overcome the odds, başarı veya hayatta kalma ihtimali çok düşük ve koşullar elverişsiz olmasına rağmen başarılı olmak ya da hayatta kalmak demektir. Present perfect yapısındaki has overcome, önceki tehlikeleri kaplumbağaların bugünkü hayatta kalışıyla ilişkilendirir: şu anda yaşayan her yetişkin kaplumbağa, bu düşük olasılıklı başarının kanıtıdır.

Alıştırma

Cümleyi overcome the odds ile tamamlayın: Against every prediction, the small team has ____ and reached the final.

Cevabı göster

overcome the odds

Kalıp ifadeler

as a consequence of + isim: nedeni resmî biçimde belirten ifade

as a consequence of, bir sonucu doğuran nedeni tanıtır. Ardından bir isim veya isim öbeği gelir; burada chance ile başlayan liste, var olmanın arkasındaki etkenleri belirtir. Bu ifade bilgiyi önce sonuç, sonra neden biçiminde düzenler: existing sonuçtur; chance, skill ve capability ise nedenlerdir.

Alıştırma

consequence sözcüğünü kullanarak cümleyi dört sözcüklü resmî bir bağlaçla tamamlayın: The experiment was stopped ____ a power failure.

Cevabı göster

as a consequence of

The gauntlet each sea turtle faces in the course of its lifetime goes thus. Notlar

0:42

Her deniz kaplumbağasının ömrü boyunca karşılaştığı zorlu sınav şu şekildedir.

Deyimler

The gauntlet each sea turtle faces: bir dizi ciddi zorluk

Gauntlet burada mecazdır. Zorlu bir tehlike veya sınavlar dizisi anlamına gelir; faces ise bunlarla karşılaşmak ve başa çıkmak zorunda olmak demektir. Bu nedenle ifade, bir eldiveni değil, her deniz kaplumbağasının karşılaştığı ciddi zorlukları adlandırır. each sea turtle faces, gauntlet sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. İlgi sözcüğü that atılmıştır: the gauntlet that each sea turtle faces.

Alıştırma

Bu cümlede The gauntlet each sea turtle faces ne anlama gelir?

  1. koruyucu bir eldiven
  2. kaplumbağanın doğal kabuğu
  3. bir dizi ciddi zorluk
  4. tek bir kolay seçim
Cevabı göster

bir dizi ciddi zorluk

Kalıp ifadeler

in the course of its lifetime: bir yaşamın zaman dilimi içinde

in the course of, olaylar veya değişimler gelişirken “bir dönem içinde” anlamına gelir. Burada in the course of its lifetime, kaplumbağanın karşılaştığı zorlukları yaşam süresi içine yerleştirir; her zorluğun her an sürdüğü anlamına gelmez. İfadenin bütünü zaman bildiren bir edat öbeğidir. Kaplumbağanın bu zorluklarla ne zaman karşılaştığını gösterir ve yaşam, kariyer, soruşturma ya da proje gibi bir dönem süreç olarak görüldüğünde özellikle doğaldır.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “soruşturma sırasında” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: The team found a hidden note ____ the investigation.

Cevabı göster

in the course of

Anlatım akışı

goes thus: ardından gelecek ayrıntılara işaret etmek

goes thus içindeki go, “anlatılmak ya da gelişmek”; thus ise “bu şekilde” anlamına gelir, “bu nedenle” anlamına gelmez. İfade bütünü “aşağıdaki gibidir” demektir ve sırada gelecek ayrıntılara işaret eder. Bu yapı önce özeti verir, ardından bir listeyi, sıralamayı ya da açıklamayı başlatır. X goes thus ifadesini duyduğunuzda, konuşmacının X’in nasıl işlediğini veya olayların adım adım nasıl gerçekleştiğini anlatmasını bekleyebilirsiniz.

Alıştırma

“The plan goes thus: first, lock the doors; then, call for help,” cümlesinde goes thus neye işaret eder?

  1. Planın ayrıntıları şimdi verilecek.
  2. Plan başka bir yere doğru hareket ediyor.
  3. Konuşmacı az önce bir sonuç belirtti.
Cevabı göster

Planın ayrıntıları şimdi verilecek.

First,

0:47

İlk olarak,

deposited as a clutch of leathery ping pong ball sized eggs into a nesting pit dug by its mother high on the beach. Notlar

0:48

anneleri tarafından sahilde yükseklere kazılmış bir yuvaya, pinpon topu büyüklüğünde, derimsi yumurtalar halinde bırakılırlar.

Kelime

a clutch of ... eggs: birlikte bırakılan bir yumurta grubu

Hayvanların üremesi bağlamında a clutch of eggs, tek bir yuvalama döneminde birlikte bırakılan bir grup yumurta anlamına gelir. Burada clutch, “sıkıca tutmak” anlamındaki fiil değil, sayılabilen bir isimdir. Leathery ve ping pong ball sized yumurtaları betimlerken a clutch of onların tek bir grup oluşturduğunu gösterir.

Alıştırma

Bir yaban hayatı betimlemesinde a clutch of eggs ne anlama gelir?

  1. birlikte bırakılan bir grup yumurta
  2. yumurta taşımak için kullanılan bir kap
  3. sert kabuklu tek bir yumurta
Cevabı göster

birlikte bırakılan bir grup yumurta

Dilbilgisi

nesting pit dug by its mother: kısaltılmış edilgen ilgi tümcesi

Dug by its mother, nesting pit ifadesinden sonra gelerek hangi çukurun kastedildiğini belirten bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Kısaltılmış edilgen bir ilgi tümcesidir ve nesting pit that was dug by its mother şeklinde açılabilir. Edilgen biçim uygundur çünkü çukur, kazma eylemine maruz kalır; its mother ise by sözcüğünden sonra eylemi yapanı belirtir. Dug, dig fiilinin düzensiz geçmiş zaman ortacıdır. Bu kısa isim + geçmiş zaman ortacı kalıbı, bir şeyin nasıl yapıldığını, bulunduğunu veya değiştirildiğini anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi design fiilinin kısaltılmış edilgen biçimiyle tamamlayın: The library is in a building ____ by a local architect.

Cevabı göster

designed

Of the 50 to 200 eggs laid, Dilbilgisi

0:55

Bırakılan 50 ila 200 yumurtanın,

roughly 20% will never hatch.

0:57

yaklaşık %20'si asla çatlamayacaktır.

Dilbilgisi

Of the 50 to 200 eggs laid: grubun tamamını belirlemek

Of the 50 to 200 eggs laid, sayılan grubun tamamını belirlemek için cümlenin başına getirilmiş bir ifadedir. Ana cümle daha sonra bu grubun yaklaşık %20'sinin belirtilen sonucu yaşayacağını söyler. Burada laid, eggs sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır; eggs laid, eggs that were laid ile aynı anlama gelir. Bu kısa kalıp istatistiklerde kullanışlıdır: Of + belirli grup, + sayı veya oran + sonuç.

Alıştırma

Cümleyi Of ve ardından the 80 trees planted isim öbeğini kullanarak tamamlayın: ____, about 10% failed to grow.

Cevabı göster

Of the 80 trees planted

Roughly a month and a half after having been laid, Dilbilgisi

1:00

Bırakıldıktan yaklaşık bir buçuk ay sonra,

the surviving eggs hatch,

1:02

hayatta kalan yumurtalar çatlar,

Dilbilgisi

after having been laid: tamamlanmış edilgen eylem

After having been laid, having been + geçmiş zaman ortacı biçimindeki bitmişlik bildiren edilgen yapıyı içerir. Yumurtalar eylemden etkilendiği için laid edilgendir; having been ise bu eylemi yumurtalar çatlamadan önce tamamlanmış olarak sunar. having been laid yapısının örtük öznesi, ana cümlenin de öznesi olan the surviving eggs ifadesidir. Baştaki ifadenin tamamı, önceki yumurtlama ile sonraki çatlama arasında geçen süreyi ölçer.

Alıştırma

Cümleyi plant fiilinin bitmişlik bildiren edilgen biçimiyle tamamlayın: A month after ____, the seeds began to grow.

Cevabı göster

having been planted

and the young turtles,

1:04

ve her biri

each small enough to fit in the palm of your hand, Dilbilgisi

1:05

avucunuza sığacak kadar küçük olan yavru kaplumbağalar,

squirm to the surface,

1:07

kıvranarak yüzeye çıkar,

Dilbilgisi

each small enough to fit...: sıfat + enough + to + fiilin yalın hâli

each small enough to fit in the palm of your hand ifadesinde each, yavru kaplumbağaların her birini belirtir. Bu ifade, each being small enough... şeklindeki betimleyici yan cümlenin kısaltılmış hâli olarak düşünülebilir ve her kaplumbağa hakkında ek bilgi verir. “sıfat + enough + to + fiilin yalın hâli” kalıbı, bir özelliğin eylem için gerekli dereceye ulaştığını anlatır. Enough sıfattan sonra gelir; bu yüzden small enough to fit, “sığabilecek kadar küçük” demektir. The palm of your hand açık bir boyut sınırı verir.

Alıştırma

quiet, enough, sleep ve in kelimelerini kullanarak cümleyi tamamlayın: The room is ____.

Cevabı göster

quiet enough to sleep in

emerging from the sand en masse, Kelime

1:09

hep birlikte kumdan fışkırır,

Kelime

en masse: büyük bir grup hâlinde birlikte hareket etmek

En masse, İngilizceye Fransızcadan geçmiş ve zarf olarak kullanılan bir ifadedir. Çok sayıda insanın, hayvanın veya nesnenin tek bir büyük grup hâlinde birlikte bir şey yapmasını anlatır. Burada emerging ifadesini niteler: yavru kaplumbağalar birer birer görünmek yerine kumdan birlikte çıkar. İfade yalnızca sayının çokluğunu değil, grup hâlindeki eylemi vurgular.

Alıştırma

Burada en masse ne anlama geliyor? The fans left the stadium en masse after the game.

  1. Stadyumun içinde kaldılar.
  2. Büyük bir grup hâlinde birlikte ayrıldılar.
  3. Birer birer ayrıldılar.
Cevabı göster

Büyük bir grup hâlinde birlikte ayrıldılar.

and making their desperate dash for the sea. Kalıp ifadeler

1:11

ve umutsuzca denize doğru koşmaya başlarlar.

Kalıp ifadeler

making their desperate dash for the sea: bir hedefe doğru acil ve hızlı bir koşu

make a dash for + hedef kalıbı, o yere doğru aniden ve hızla hareket etmek demektir. Burada making their desperate dash for the sea, denize doğru acil ve hızlı bir koşuyu anlatır. İyelik belirleyicisi their, koşunun bu gruba ait olduğunu gösterir; desperate ise tehlike ve güvenliğe ulaşma zorunluluğu hissi katar. Bu ifade, yalnızca denize gittiklerini söylemekten daha canlı ve daha acildir.

Alıştırma

make a desperate dash for ifadesinin geçmiş zaman biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: When lightning struck, the hikers ____ shelter.

Cevabı göster

made a desperate dash for

Along the way,

1:13

Yol boyunca,

debris, pitfalls, crabs, gulls, raccoons,

1:14

molozlar, çukurlar, yengeçler, martılar, rakunlar,

and other threats will claim roughly 50% of those who rose from the sand. Kelime

1:18

ve diğer tehditler, kumdan çıkanların yaklaşık %50'sinin hayatına mal olacaktır.

Kelime

will claim roughly 50% of: claim sözcüğünün ölüme neden olmak anlamı

Ölüm veya afet bağlamında claim, ölümüne neden olmak ya da canını almak anlamına gelebilir. Burada will claim roughly 50% of those..., tehlikenin bu grubun yaklaşık yarısını öldüreceğini belirtir; roughly, yaklaşık demektir. Nesne doğrudan kurbanları veya onların bir bölümünü belirtiyorsa lives sözcüğü gerekli değildir. Ölüm anlamı özne ve çevredeki bağlamdan açıkça anlaşılmalıdır; bu nedenle claim burada bir şeyin doğru olduğunu iddia etmek anlamında değildir.

Alıştırma

Bu İngilizce cümle ne anlama geliyor? The wildfire claimed dozens of animals.

  1. Orman yangını onlarca hayvanın ölümüne neden oldu.
  2. Onlarca hayvan uzmanı orman yangınını bildirdi.
  3. Orman yangını onlarca hayvanın kaçmasına neden oldu, ancak hayvanlar hayatta kaldı.
Cevabı göster

Orman yangını onlarca hayvanın ölümüne neden oldu.

For those that actually reach the surf, Kelime

1:23

Sörf dalgalarına gerçekten ulaşabilenler ise,

Kelime

reach the surf: dalgaların kırıldığı kıyı sularına ulaşmak

Bu cümlede the surf, kıyıya yakın yerde dalgaların kırıldığı su bölgesini anlatır. Reach the surf, bu kıyı sularına kadar ulaşmak demektir; sörf yapmaya başlamak ya da internette gezinmek anlamına gelmez. Burada surf, dalgalı bir kıyı bölgesini adlandıran isimdir. Bu yer anlamı, sörf sporundan ve surf the web ifadesindeki internette gezinmek anlamına gelen surf fiilinden farklıdır.

Alıştırma

Reach the surf ifadesinde the surf ne anlama gelir?

  1. bir su sporunda kullanılan tahta
  2. internette bilgi arama etkinliği
  3. kıyıya yakın yerde dalgaların kırıldığı su bölgesi
Cevabı göster

kıyıya yakın yerde dalgaların kırıldığı su bölgesi

they trade one set of threats for another, Kalıp ifadeler

1:25

bir tehdit grubunu bir başkasıyla değiştirmiş olurlar,

Kalıp ifadeler

trade one set of threats for another: bir tehlikenin yerine başkasını getirmek

Trade A for B kalıbı, A'yı B ile değiştirmek ya da A'yı geride bırakıp B'yi üstlenmek anlamına gelir. Burada bir dizi tehdidin yerini başka bir dizi tehdit alır; yani tehlikeler yok olmak yerine değişir. Another, tekrarı önlemek için another set of threats ifadesinin yerini alır. Bu kalıp problems, risks veya pressures gibi sözcüklerle kullanıldığında, değişikliğin durumu aslında iyileştirmediğini sık sık ima eder.

Alıştırma

Cümleyi trade one set of ... for another kalıbıyla tamamlayın. Pressures sözcüğünü ve geçmiş zamanı kullanın: After changing schools, Noah ____.

Cevabı göster

traded one set of pressures for another

as they first face the repelling force of the waves

1:27

çünkü önce dalgaların itici gücüyle yüzleşirler

and then find a whole new host of predators awaiting them. Kalıp ifadeler

1:30

ve ardından onları bekleyen yepyeni bir yırtıcılar sürüsü bulurlar.

Kalıp ifadeler

a whole new host of predators: çok sayıda yeni yırtıcı

a host of + çoğul isim yapısı “çok sayıda” anlamına gelir. a whole new host of predators ifadesindeki host bir miktar ifadesinin parçasıdır; misafir ağırlayan kişi ya da sunucu anlamında değildir. Whole new, kaplumbağaların daha önce karşılaşmadıkları ek bir yırtıcı grubuyla yüz yüze geldiğini vurgular. Böylece ifade, çok sayıda yeni yırtıcıyı başka bir büyük tehlike olarak sunar.

Alıştırma

Örnekteki a whole new host of predators ne anlama gelir?

  1. çok sayıda yeni yırtıcı
  2. yeni gelmiş tek bir yırtıcı
  3. birçok yırtıcı için yeni yuvalar
Cevabı göster

çok sayıda yeni yırtıcı

Various fish, dolphins, sharks,

1:33

Çeşitli balıklar, yunuslar, köpekbalıkları,

and seabirds as the young turtles come to the surface for air.

1:36

ve yavru kaplumbağalar nefes almak için yüzeye çıktığında onları bekleyen deniz kuşları.

For their first few days of life,

1:39

Hayatlarının ilk birkaç gününde,

should they count themselves amongst the living, Dilbilgisi

1:41

kendilerini hala yaşayanlar arasında sayabiliyorlarsa,

the vulnerable turtles swim frantically forward.

1:43

savunmasız kaplumbağalar delicesine ileriye doğru yüzerler.

Dilbilgisi

should they count themselves...: if olmadan koşul devrikliği

Should they count themselves amongst the living, if sözcüğünün atıldığı ve should sözcüğünün öznenin önüne getirildiği bir koşul yan cümlesidir. if they should count themselves amongst the living ile aynıdır ve belirsiz bir koşul koyar: hayatta kalmış ve hâlâ yaşıyorlarsa. Yapı should + özne + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bu yapıda should olası bir koşulu belirtir; kaplumbağaların bir şey yapması gerektiği anlamına gelmez.

Alıştırma

If you should have any questions ifadesini resmî devrik yapıyla yeniden yazın: ____, email the team.

Cevabı göster

Should you have any questions

Ultimately,

1:46

Sonunda,

they will often look to settle in a patch of flotsam, Notlar

1:47

genellikle bir enkaz parçasına yerleşmeye çalışacaklardır,

Kalıp ifadeler

look to settle in: look to + fiil ile niyet belirtme

look to + fiilin yalın hâli yapısında look, bir sonraki adımı atma niyetini, amacını veya çabasını ifade eder; “gözlerini yöneltmek” anlamına gelmez. Burada often look to settle in, onların genellikle bir yere yerleşmeye çalıştığını anlatır. Hedeflenen eylem settle in ifadesidir. Bu look to yapısı; planlar, hedefler ve olası eylemler hakkındaki bilgilendirici ya da nispeten resmî anlatımlarda özellikle yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi look to ifadesinin doğru biçimi ve open fiiliyle tamamlayın: The museum is ____ a new exhibit next month.

Cevabı göster

looking to open

preferably a patch of floating seaweed.

1:50

tercihen de yüzen bir deniz yosunu öbeğine.

Kelime

a patch of flotsam: yüzen malzemelerin bulunduğu bir bölge

Flotsam, su yüzeyinde yüzen dağınık malzemeyi, özellikle döküntü veya enkazı ifade eder. Denizle ilgili bu cümlede a patch of flotsam, bu tür yüzen malzemelerin biriktiği belirgin bir bölge anlamına gelir. Burada patch, küçük bir bölge veya küme anlamındadır; giysiyi onarmak için kullanılan bir yama değildir. Ardından gelen ifade, bu bağlamda yüzen deniz yosunlarından oluşan bir bölgenin tercih edildiğini gösterir.

Alıştırma

Denizle ilgili bu bağlamda a patch of flotsam ne anlama gelir?

  1. denizin altındaki derin bir çukur
  2. sahildeki bir hayvan grubu
  3. su üzerinde yüzen malzemelerin oluşturduğu bir bölge
Cevabı göster

su üzerinde yüzen malzemelerin oluşturduğu bir bölge

Now for the next several months,

1:52

Şimdi önümüzdeki birkaç ay boyunca,

they will seek to avoid those that would eat them,

1:54

onları yemek isteyenlerden kaçınmaya çalışacaklar,

find that which they might eat themselves, Dilbilgisi

1:56

kendi yiyebilecekleri şeyleri bulacaklar,

Dilbilgisi

that which: what ifadesinin resmî karşılığı

Bu cümlede that which they might eat themselves, “kendilerinin yiyebileceği şey veya şeyler” anlamına gelir. İsim öbeğinin tamamı find fiilinin nesnesidir. Burada that, “o şey” anlamındaki bir zamirdir; which they might eat themselves ise onu açıklayan bir ilgi cümleciğidir. Modern İngilizcenin çoğu kullanımında what, iki görevi tek sözcükte birleştirir: find what they might eat themselves. that which dilbilgisi bakımından doğrudur, ancak belirgin biçimde resmî veya edebî duyulur.

Alıştırma

Hangi cümle “find that which they might eat themselves” ifadesini anlamını değiştirmeden daha gündelik bir İngilizceyle yeniden söyler?

  1. Find that they might eat themselves.
  2. Find which animals might eat them.
  3. Find what they themselves might eat.
Cevabı göster

Find what they themselves might eat.

and not fall to the pressures of challenging weather or unfortunate currents. Kalıp ifadeler

1:58

ve zorlu hava koşullarının veya şanssız akıntıların baskılarına yenik düşmemeye çalışacaklar.

Kalıp ifadeler

not fall to the pressures of: ... baskısına yenik düşmemek

Burada not fall to the pressures of, “... unsurunun zararlı etkilerine yenik düşmemek” anlamına gelir. Fall mecazidir: fiziksel olarak yere düşmeyi değil, bir güç çok şiddetli olduğu için yenilmeyi, başarısız olmayı veya ölmeyi anlatır. fall to + zararlı bir güç kalıbı, bu gücü yenilginin nedeni olarak sunar. the pressures of ise zorlu koşulların birlikte oluşturduğu baskıyı vurgular.

Alıştırma

“The seedlings fell to the pressures of a long drought,” cümlesinde fell to the pressures of ne anlama gelir?

  1. Kuraklığın daha hafif hâle gelmesine neden oldular.
  2. Kuraklığın etkilerine yenik düştüler.
  3. Basıncı ölçen bir cihaza doğru düştüler.
Cevabı göster

Kuraklığın etkilerine yenik düştüler.

In this phase,

2:03

Bu aşamada,

roughly 50% of those who reach the surf will perish.

2:04

sörf dalgalarına ulaşanların yaklaşık %50'si telef olacaktır.

Ultimately, with the passage of years, Kalıp ifadeler

2:08

Sonuçta, yıllar geçtikçe,

Kalıp ifadeler

with the passage of years: uzun yıllar geçtikçe

With the passage of years, “uzun yıllar geçtikçe” anlamına gelir. Buradaki passage, bir yazı bölümü veya koridor değil, zamanın geçişidir. Bu ifade, anlatıyı uzun bir zaman dilimi boyunca ileri taşır ve yavaş yavaş gerçekleşen bir değişikliği başlatır.

Alıştırma

with the passage of years normalde neyi ifade eder?

  1. Birkaç dakika içinde gerçekleşen değişim
  2. Uzun bir dönemde gerçekleşen kademeli değişim
  3. Bir binanın içinden geçen yol
Cevabı göster

Uzun bir dönemde gerçekleşen kademeli değişim

the survivors will increase in size from that of a dinner plate at year one Dilbilgisi

2:10

hayatta kalanlar ilk yılda bir yemek tabağı boyutundan,

to that of a dinner table,

2:14

bir yemek masası boyutuna kadar büyüyeceklerdir,

Dilbilgisi

increase in size from that of ... to that of ...: tekil size yerine that kullanmak

Increase in size from X to Y, başlangıçtaki ve sondaki büyüklüğü verir. from that of a dinner plate at year one to that of a dinner table yapısındaki her that, tekil size isminin yerine geçer: bir yemek tabağının büyüklüğü ve bir yemek masasının büyüklüğü. At year one, ilk büyüklüğün geçerli olduğu zamanı belirtir. Bu kullanım size sözcüğünün tekrarlanmasını önler ve karşılaştırmayı paralel tutar: hayatta kalanlar doğrudan tabak veya masayla değil, bir büyüklük başka bir büyüklükle karşılaştırılır.

Alıştırma

size sözcüğünü tekrarlamayı önleyen tekil ikameyi iki boşluğa da yazın: The screen image increased in size from ____ a postcard to ____ a poster.

Cevabı göster

that of · that of

in the case of one species at least, Kalıp ifadeler

2:15

en azından bir tür söz konusu olduğunda,

the leatherback,

2:17

deri sırtlı kaplumbağalar için,

a decade or so later.

2:18

on yıl kadar sonra bu böyledir.

Kalıp ifadeler

in the case of one species at least: iddianın kapsamını en az bir türle sınırlamak

In the case of one species at least, “en azından bir tür söz konusu olduğunda” anlamına gelir. Bağlamdaki iddiayı konuşanın destekleyebildiği tek bir örnekle sınırlar; ardından bu türün deri sırtlı deniz kaplumbağası olduğu belirtilir. At least, iddianın garanti edilebilen en dar kapsamını gösterir. Aynı şeyin diğer türler için de geçerli olup olmadığını açık bırakır; dolayısıyla tüm türler hakkında bir iddiada bulunmaz.

Alıştırma

in the case of one species at least, iddianın kapsamı hakkında ne belirtir?

  1. İddia en az bir tür için desteklenmektedir, ancak bütün türler için geçerli olmayabilir.
  2. İddia belirli hiçbir tür için geçerli değildir.
  3. İddia kesinlikle bütün türler için geçerlidir.
Cevabı göster

İddia en az bir tür için desteklenmektedir, ancak bütün türler için geçerli olmayabilir.

With size comes some measure of protection. Dilbilgisi

2:20

Boyutla birlikte bir ölçüde koruma da gelir.

Dilbilgisi

With size comes...: With X comes Y devrik yapısı

With size comes some measure of protection, With X comes Y kalıbını kullanır. Cümle with ile başlayan bir öbekle başlar ve ardından fiili gerçek özneden önce getirir: comes, some measure of protection ifadesinden önce gelir. Bu bir devrik yapıdır. Normal sözcük dizilişinde düşünce Some measure of protection comes with size şeklindedir. Bu kısa ve resmî kalıp, Y’yi X’in sonucu olarak ortaya çıkan veya X’e eşlik eden bir şey gibi sunar. Some measure of, “belirli ama sınırlı miktarda” anlamına gelir; bu nedenle cümle tam koruma olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Resmî With X comes Y kalıbını tamamlayın: With greater freedom ____ greater responsibility.

Cevabı göster

comes

The only truly worrisome predators now are some of the larger shark species,

2:23

Artık gerçekten endişe verici tek yırtıcı, bazı büyük köpekbalığı türleridir,

bulls, tigers, and whites. Kültür

2:27

boğa köpekbalıkları, kaplan köpekbalıkları ve büyük beyazlar.

Kültür

Köpekbalığı adları olarak bulls, tigers, and whites

Burada bulls, tigers ve whites; bull sharks, tiger sharks ve great white sharks adlarının kısaltılmış biçimleridir. Önceki larger shark species ifadesi ortak kategoriyi verir. Bu nedenle konuşmacı her addaki sharks sözcüğünü atabilir, ancak dinleyenin bunu bağlamdan tamamlaması gerekir.

Alıştırma

Bu cümlede bulls, tigers, and whites neyi ifade ediyor?

  1. Boğa köpekbalıkları, kaplan köpekbalıkları ve büyük beyaz köpekbalıkları
  2. Sığırlar, karada yaşayan kaplanlar ve beyaz renkli hayvanlar
  3. Köpekbalıklarını sınıflandırmak için kullanılan üç renk
Cevabı göster

Boğa köpekbalıkları, kaplan köpekbalıkları ve büyük beyaz köpekbalıkları

And the occasional killer whale.

2:29

Ve ara sıra bir katil balina.

At approximately two decades of age,

2:32

Yaklaşık yirmi yaşına geldiklerinde,

the survivors will be old enough themselves to breed

2:34

hayatta kalanlar kendileri de üreyebilecek kadar yaşlanmış olacaklar

and continue the cycle which their very existence heralds. Kelime

2:37

ve varlıklarının müjdelediği döngüyü sürdürecekler.

Kelime

their very existence heralds: sırada gelecek şeyin resmî işareti

Heralds, “bir şeyin gelmekte veya başlamakta olduğunu gösterir ya da duyurur” anlamına gelen resmî bir fiildir. Tam cümlede özne olan their very existence, döngünün devam edeceğini bildirir; heralds fiilinin haber verdiği şey döngüdür. Burada very, isim grubunu vurgular. Their very existence, “varlıklarının ta kendisi” veya “yalnızca var olmaları gerçeği” demektir; “son derece güçlü varlıkları” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “gelişini haber verir” anlamına gelen resmî fiille tamamlayın: The first flower ____ the arrival of spring.

Cevabı göster

heralds

Of those that began as eggs on a distant beach,

2:40

Uzak bir plajda yumurta olarak başlayanlardan,

now less than 10% remain.

2:43

şimdi geriye %10'undan daha azı kaldı.

At least,

2:45

En azından,

those were the odds prior to significant human interference. Kalıp ifadeler

2:46

önemli insan müdahalesinden önceki olasılıklar böyleydi.

Kalıp ifadeler

prior to significant human interference: önemli insan müdahalesinden önce

Prior to, “önce” anlamına gelir ve bir zaman sınırı belirler. Burada söz konusu olasılıklar, insanların önemli ölçüde müdahale etmesinden önceki dönem için geçerlidir. Prior to ifadesinden sonra bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir. Bu cümlede significant human interference, daha sonra gerçekleşen olayı adlandıran isim öbeğidir.

Alıştırma

Resmî cümleyi before anlamına gelen iki kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: All equipment must be checked ____ use.

Cevabı göster

prior to

Over the past century,

2:50

Geçtiğimiz yüzyılda,

and in particular in the last several decades, Anlatım akışı

2:52

ve özellikle son birkaç on yılda,

Anlatım akışı

and in particular in the last several decades: özellikle son birkaç on yıla odaklanma

Önce Over the past century geniş zaman çerçevesini verir. Ardından and in particular, okuyucunun dikkatini bunun içindeki daha kısa bir döneme, yani the last several decades ifadesine yöneltir. Bu, “geniş aralık + vurgulanan alt aralık” düzenidir. İkinci zaman ifadesi ayrı bir dönem sunmaz; geniş dönemin içinde konuşmacının özellikle dikkat çekmek istediği bölümü işaretler.

Alıştırma

and in particular in the last several decades ifadesi burada ne yapıyor?

  1. Geçtiğimiz yüzyılı ilgisiz bir gelecek dönemiyle değiştirir.
  2. İki zaman döneminin birbiriyle örtüşmediğini söyler.
  3. Odağı geçtiğimiz yüzyıldan onun içindeki daha kısa bir döneme daraltır.
Cevabı göster

Odağı geçtiğimiz yüzyıldan onun içindeki daha kısa bir döneme daraltır.

human endeavors from beach development to plastic refuse to poaching, Notlar

2:54

plajların imara açılmasından plastik atıklara, kaçak avlanmaya,

Dilbilgisi

from beach development to plastic refuse to poaching: genişletilmiş from A to B kapsamı

Bu ifadede from beach development to plastic refuse to poaching, üç örneği insan faaliyetlerinin kapsamına almak için to sözcüğünü tekrarlar. Bu, from A to B kalıbının genişletilmiş hâlidir: from A to B to C. Burada from ve to gerçek bir hareketi veya kesin bir zaman sırasını belirtmez. Kapsamın geniş olduğunu göstermek için farklı örnekleri düzenler.

Alıştırma

Tekrarlanan from A to B to C kalıbıyla kapsamı tamamlayın: The festival offers activities from live music ____ local food ____ craft workshops.

Cevabı göster

to · to

Kelime

plastic refuse: atık anlamındaki isim refuse

Plastic refuse ifadesinde refuse, atık veya çöpe atılmış malzeme anlamına gelen bir isimdir; dolayısıyla ifade plastik atıklar demektir. Plastic, refuse türünü belirten bir isim niteleyicisi olarak görev yapar. Refuse sözcüğünün plastic sözcüğünden sonra gelmesi isim kullanımını anlamaya yardımcı olur. Aynı yazılış bir fiil de olabilir, ancak burada o görevde değildir.

Alıştırma

İngilizce tam bir cümleyi dinleyin ve duyduğunuz seçeneği seçin. Refuse sözcüğünün vurgusuna ve son sesine odaklanın.

  1. The crews refuse to collect waste at dawn.
  2. The crews collect refuse at dawn.
Cevabı göster

The crews collect refuse at dawn.

long lines, nets, and even noxious chemicals, Kültür

2:59

paraketa hatlarına, ağlara ve hatta zehirli kimyasallara,

including oil,

3:02

petrol dahil olmak üzere, insan faaliyetleri

Kültür

long lines: paraketa av takımı

Bu deniz tehditleri listesinde long lines, paraketa av takımını belirtir: çok uzun bir ana bedene bağlı, yemli iğneler taşıyan çok sayıda kısa köstekten oluşan bir takım. Uzun bir insan kuyruğu anlamına gelmez. Nets ile yan yana kullanıldığı için bu ifade, deniz kaplumbağalarını yanlışlıkla yakalayabilen veya onlara dolanabilen bir av aracını adlandırır. Başka metinlere aktarılabilecek ipucu balıkçılık ya da deniz bağlamıdır; bu bağlamın dışında long lines genellikle günlük anlamıyla anlaşılır.

Alıştırma

Nets ve oil ifadelerini deniz kaplumbağalarına yönelik tehditler arasında sayan bir raporda long lines ne anlama gelir?

  1. uzun bir ana beden ve çok sayıda yemli iğneden oluşan bir av takımı
  2. su kenarında bekleyen uzun bir insan kuyruğu
  3. bir raporda yazılmış uzun cümleler
Cevabı göster

uzun bir ana beden ve çok sayıda yemli iğneden oluşan bir av takımı

have upped the ante for sea turtles, Deyimler

3:03

deniz kaplumbağaları için zorluğu daha da artırdı,

Deyimler

have upped the ante: riski ve ortaya konan şeyi artırdı

Up the ante kumardan gelir; ante, oyun başlamadan önce ortaya konan bahistir. Mecaz anlamda up the ante, risk altında olan şeyi artırmak veya bir durumu daha zorlayıcı, baskılı ya da tehlikeli hâle getirmek demektir. Burada have upped the ante for sea turtles, insanların yarattığı tehditlerin deniz kaplumbağaları için hayatta kalmayı zaten daha zor ve riskli hâle getirdiğini anlatır. Have upped biçimindeki present perfect, bu artışı geçmişte yaşanmış ancak şimdi de önemli olan bir değişiklik olarak sunar; for sea turtles ise daha büyük riski kimin taşıdığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi up the ante ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The sudden rule change has ____ for both teams.

Cevabı göster

upped the ante

causing their survival rate to drop to around 1% or less from each nesting cycle. Dilbilgisi

3:05

ve her yuvalama döngüsünde hayatta kalma oranlarının %1'e veya daha altına düşmesine neden oldu.

Dilbilgisi

causing ... to drop to ...: sonucu ve son düzeyi belirtme

-ing biçimindeki causing their survival rate to drop... öbeği, daha önce anlatılan eylemin sonucunu gösterir. Öbeğin içinde cause + nesne + to + fiilin yalın hâli yapısı kullanılır; something causes their survival rate to drop bunun bir örneğidir. drop to around 1% or less ifadesinde to, düşüşten sonra ulaşılan düzeyi gösterir. Around sayının yaklaşık olduğunu, or less ise son oranın %1'in altında da olabileceğini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede -ing biçiminde bir sonuç öbeği kullanılmış ve son safsızlık düzeyinin yaklaşık %1 olduğu belirtilmiştir?

  1. The new filter removed most impurities, causing the impurity level to drop to around 1%.
  2. The new filter removed most impurities, causing the impurity level to drop by around 1%.
  3. The new filter removed most impurities, caused the impurity level to drop to around 1%.
Cevabı göster

The new filter removed most impurities, causing the impurity level to drop to around 1%.

It is this added human pressure which has pushed each of the eight sea turtle species Dilbilgisi

3:11

Sekiz deniz kaplumbağası türünün her birini

into either a threatened or endangered state. Kültür

3:16

tehdit altında veya tehlikede olan bir duruma iten şey, işte bu eklenen insan baskısıdır.

Dilbilgisi

It is ... which has pushed ...: nedene odaklanma

It is + odak + which/that + yan tümcenin geri kalanı kalıbı, odaklama amaçlı bir cleft yapısıdır. Burada this added human pressure odak konumuna getirilir; böylece yazar bunu özellikle dikkat edilmesi gereken neden olarak sunar. Odaklama kalıbı çıkarıldığında temel sıra This added human pressure has pushed each of the eight sea turtle species into either a threatened or endangered state. olur. Olay aynı kalır, ancak tarafsız cümle nedeni aynı güçte vurgulamaz. Bu yapıda that yaygın olarak kullanılırken özgün cümlede which kullanılmıştır.

Alıştırma

Hangi cümlede gecikmenin nedeni olarak şiddetli yağmura odaklanan bir cleft yapısı kullanılmıştır?

  1. It was the heavy rain that caused the delay.
  2. The heavy rain caused the delay.
  3. It was the delay that caused the heavy rain.
Cevabı göster

It was the heavy rain that caused the delay.

Kültür

a threatened or endangered state: koruma riski sınıfları

Bu koruma bağlamında threatened ve endangered, neslin tükenmesi riskiyle karşı karşıya olan bir tür için kurumsal sınıfların adlarıdır; yalnızca günlük dilde bir şeyin tehdit altında ya da tehlikede olduğunu anlatmazlar. Endangered genellikle threatened durumundan daha ciddi veya daha yakın bir riske işaret eder, ancak kesin tanımlar yasaya ya da değerlendirme sistemine bağlıdır. Burada state, türün sınıflandırılmış durumunu veya statüsünü ifade eder. Bir ülke ya da ABD'deki bir eyalet anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir koruma raporunda “a threatened or endangered state” ifadesi büyük olasılıkla neyi belirtir?

  1. Türün şu anda yaşadığı bir ABD eyaleti
  2. Bir türün neslinin tükenme riskini açıklayan kurumsal bir sınıf
  3. Bir hayvanın başka bir hayvanı korkuttuğu an
Cevabı göster

Bir türün neslinin tükenme riskini açıklayan kurumsal bir sınıf

For while they have evolved to overcome a host of obstacles, Anlatım akışı

3:19

Çünkü onlar bir dizi engelin üstesinden gelmek için evrimleşmiş olsalar da,

the most recent has arisen so quickly and at such scale Dilbilgisi

3:22

en son engeller o kadar hızlı ve o kadar büyük bir ölçekte ortaya çıktı ki

that the species find themselves overwhelmed. Kalıp ifadeler

3:26

türler kendilerini bunalmış buluyorlar.

Anlatım akışı

For while ...: ödünleme yoluyla açıklama

Baştaki For, bu cümleyi önceki iddiaya bağlar ve because ya da since gibi bir neden veya açıklama sunar. Burada bir sıralama bağlacıdır; while ile birlikte tek bir kalıplaşmış ifade oluşturmaz. While bir ödünleme yan cümlesi başlatır: konuşmacı önce türlerin birçok engelle başa çıkacak şekilde evrimleştiğini kabul eder. Virgülden sonraki ana cümle ise daha önemli karşıtlığı verir: en yeni engel, türlerin başa çıkamayacağı kadar hızlı ve büyük ölçekte ortaya çıkmıştır.

Alıştırma

Bu cümlede “For while ..., ...” nasıl bir bilgi yapısı oluşturur?

  1. Önceki bir iddiayı açıklar, while yan cümlesinde bir gerçeği kabul eder ve ana cümlede daha önemli karşıt noktayı verir.
  2. Karşıtlık olmadan aynı anda gerçekleşen iki olayı sunar.
  3. Engelleri aşmanın türlerin ancak daha sonra evrimleşmesine neden olduğunu söyler.
Cevabı göster

Önceki bir iddiayı açıklar, while yan cümlesinde bir gerçeği kabul eder ve ana cümlede daha önemli karşıt noktayı verir.

Dilbilgisi

so quickly and at such scale that: sonuca yol açan iki derece ifadesi

İki derece ifadesi iki aşırı koşulu birlikte anlatır: so quickly ifadesinde so, quickly zarfını; at such scale ifadesinde ise such, scale ismini niteler. Tek bir that yan cümlesi, iki koşulun birlikte doğurduğu sonucu verir. Aktarılabilir kalıp so + sıfat/zarf ve such + isim öbeği, ardından da that + sonuç biçimindedir. Genel günlük İngilizcede ikinci bölüm için on such a large scale that daha açık bir ifadedir.

Alıştırma

So + zarf ile such + isim öbeğini doğru biçimde eşleştirip bir sonuç bildiren cümleyi seçin.

  1. The storm intensified so quickly and on such a large scale that the region issued an emergency alert.
  2. The storm intensified such quickly and on such a large scale that the region issued an emergency alert.
  3. The storm intensified so quickly and on so a large scale that the region issued an emergency alert.
Cevabı göster

The storm intensified so quickly and on such a large scale that the region issued an emergency alert.

Kalıp ifadeler

find themselves overwhelmed: find + dönüşlülük zamiri + durum

Find themselves overwhelmed, find + dönüşlülük zamiri + durum tamamlayıcısı kalıbını izler. Buradaki find, “aramak” anlamına gelmez. Türlerin bilinçli olarak seçmedikleri bir duruma düştüklerini veya o durumda olduklarını fark ettiklerini anlatır. Themselves, bu cümlede çoğul olarak kullanılan the species ifadesine döner. Overwhelmed sonuç durumunu, yani talepler veya baskılar fazla olduğu için başa çıkamamayı anlatır. Dönüşlülük zamiri özneyle uyumlu olmalıdır: I found myself, she found herself ve they found themselves.

Alıştırma

Basit geçmiş find oneself + durum kalıbını ve overwhelmed sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: After accepting five urgent tasks at once, Lena ____ by noon.

Cevabı göster

found herself overwhelmed

So let's quickly recap this cycle of odds, Anlatım akışı

3:29

Şimdi bu olasılık döngüsünü hızlıca özetleyelim,

Anlatım akışı

So let's quickly recap...: özete geçiş işareti

So, sırada söylenecekleri henüz biten açıklamaya bağlar; burada yalnızca neden-sonuç bildiren bir sözcük değil, bir geçiş işaretidir. Let's quickly recap, dinleyiciyi kısa bir gözden geçirmeye davet eder. So let's quickly recap... bir bütün olarak söylemi düzenleyen bir işarettir: konuşmacının ilgisiz yeni bir konuya başlaması değil, daha önceki noktaları yeniden ifade edip düzenlemesi beklenir.

Alıştırma

Bir konuşmacı "So let's quickly recap..." dediğinde sırada ne olması beklenir?

  1. İlgisiz yeni bir konu
  2. Daha önce ele alınan noktaların kısa ve düzenli bir özeti
  3. Daha önce söylenen her şeyin tamamen reddedilmesi
Cevabı göster

Daha önce ele alınan noktaların kısa ve düzenli bir özeti

using a hypothetical nesting season for females may nest multiple times in a single year,

3:32

dişiler bir yılda birden çok kez yuva yapabildiği için varsayımsal bir yuvalama sezonu kullanalım,

of 1,000 eggs for sake of ease. Kalıp ifadeler

3:36

ve kolaylık olsun diye 1.000 yumurta diyelim.

Kalıp ifadeler

for sake of ease: standart kalıp for the sake of ease

Bu cümlede for sake of ease, varsayımsal 1.000 sayısının neden kullanıldığını açıklar: bu seçim açıklamayı veya hesabı kolaylaştırır. Yumurtaların bir özelliğini anlatmaz. Standart yazılı İngilizcede for the sake of ease kullanılır. Sabit kalıp for the sake of + isim şeklindedir. Vurgulanan ifadede normalde gereken the yoktur; bu yüzden burada anlamını kavrayın, ancak kendi yazınız için en güvenli örnek olarak kullanmayın.

Alıştırma

Kolaylık amacıyla yapılan bir sadeleştirmeyi standart sabit kalıpla açıklayan cümle hangisidir?

  1. For sake of ease, we will use a round number.
  2. For the sake ease, we will use a round number.
  3. For the sake of ease, we will use a round number.
Cevabı göster

For the sake of ease, we will use a round number.

1,000 eggs laid.

3:39

1.000 yumurta bırakıldı.

800 hatch.

3:41

800'ü çatladı.

400 make it to the water. Kalıp ifadeler

3:43

400'ü suya ulaştı.

Kalıp ifadeler

make it to the water: bir hedefe ulaşmayı başarmak

make it to + bir yer veya aşama yapısında make it, bir şeyi yapmak değil, ulaşmayı başarmak anlamına gelir. Bu ifade genellikle varmanın zor ya da belirsiz olduğunu düşündürür. Burada hedef the water ifadesidir ve çoğul özne 400 ile make kullanılır. Cümle, 400'ünün bu hedefe başarıyla ulaştığını söyler.

Alıştırma

Cümleyi make it to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Although the road was flooded, the rescue team ____ the village before nightfall.

Cevabı göster

made it to

200 progress toward adulthood.

3:46

200'ü yetişkinliğe doğru ilerledi.

20 survive to breeding age, Kalıp ifadeler

3:49

20'si üreme çağına kadar hayatta kaldı,

that is without human interference.

3:51

bu insan müdahalesi olmadan böyledir.

Kalıp ifadeler

survive to breeding age: biyolojik bir aşamaya kadar yaşamak

Survive to + bir yaş veya aşama, o son noktaya kadar hayatta kalmak anlamına gelir. To edatı, ölümün mümkün olduğu bir dönemden sonra ulaşılan noktayı belirtir. Breeding age, bir hayvanın üreyebildiği yaştır. Bu cümlede 20 birey, bu aşamaya ulaşacak kadar uzun süre hayatta kalır.

Alıştırma

Hangi cümle yalnızca az sayıda yavrunun üreyebilecek yaşa kadar hayatta kaldığını açıkça söyler?

  1. Only a few hatchlings survive to breeding age.
  2. Only a few hatchlings survive the breeding season.
  3. Only a few hatchlings reach the water.
Cevabı göster

Only a few hatchlings survive to breeding age.

Two survive to breeding age with human interference.

3:54

İnsan müdahalesi varken üreme çağına kadar sadece iki tanesi hayatta kalır.

So,

3:59

Yani,

a breeding adult sea turtle is the very embodiment of a long shot. Deyimler

3:59

üreyen bir yetişkin deniz kaplumbağası, düşük bir ihtimalin ta kendisidir.

Deyimler

the very embodiment of a long shot: düşük ihtimalli bir sonucun somutlaşmış hâli

a long shot deyiminde shot, başarı ihtimali çok düşük bir girişim veya olasılık anlamına gelir. Burada mesafeden, fotoğrafçılıktan ya da gerçek anlamda bir atıştan söz edilmez. The very embodiment of X, “X’in en açık ve somut örneği” demektir; very ise “tam olarak” veya “gerçekten” anlamında vurgu katar. Burada üreme çağına kadar hayatta kalan yetişkin bir deniz kaplumbağası, son derece düşük ihtimalli bir sonucun canlı örneği olarak sunulur.

Alıştırma

Hangi cümlede a long shot, başarı ihtimali çok düşük bir şey anlamında kullanılmıştır?

  1. The photographer used a long shot to show the entire building.
  2. Winning the scholarship is a long shot, but I still want to apply.
  3. She scored with a long shot from beyond the basketball arc.
Cevabı göster

Winning the scholarship is a long shot, but I still want to apply.

It is the exception, Deyimler

4:04

Bu istisnadır,

not the rule.

4:05

kural değil.

Deyimler

the exception, not the rule: istisna, kural değil

The exception, not the rule, bir şeyin gerçekten var olduğunu ama sıra dışı olduğunu, dolayısıyla genellikle ne olduğuna kanıt sayılamayacağını anlatır. Burada rule, resmî bir talimat değil, alışılmış düzen anlamına gelir. Bu yapı önce nadir durumu the exception olarak adlandırır, ardından not the rule ile olası bir aşırı genellemeyi düzeltir. Dikkat çekici tek bir örnek, insanların bu durumun yaygın olduğunu düşünmesine yol açabileceğinde kullanılır.

Alıştırma

Dersteki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: One unusually warm winter is the ____, not the ____.

Cevabı göster

exception · rule

A jackpot. Deyimler

4:06

Büyük ikramiye.

Deyimler

A jackpot.: son derece nadir bir hayatta kalma başarısı için benzetme

Jackpot sözcüğü, gerçek anlamıyla bir piyango veya kumar oyunundaki en büyük ödülü ifade eder. Burada ise bir benzetmedir: Bir kaplumbağanın yetişkinliğe kadar hayatta kalması, gerçek bir para ödülü değil, son derece nadir ve şanslı bir başarı olarak adlandırılır. A jackpot. tam bir yan cümle değil, isim öbeğinden oluşan bir parçadır. Anlamını tamamlamak için önceki ifadeye dayanır; kısa olması da benzetmeyi güçlü ve vurgulu kılar.

Alıştırma

Bu bağlamda A jackpot. ne anlama geliyor?

  1. Kaplumbağanın hayatta kalması normal ve öngörülebilir bir sonuçtur.
  2. Kaplumbağanın hayatta kalması son derece nadir ve şanslı bir başarıdır.
  3. Birisi gerçekten piyangodan para kazanmıştır.
Cevabı göster

Kaplumbağanın hayatta kalması son derece nadir ve şanslı bir başarıdır.

It is,

4:07

O,

in a very real sense, Anlatım akışı

4:08

çok gerçek bir anlamda,

a miracle.

4:10

bir mucizedir.

Anlatım akışı

in a very real sense ... a miracle: sağlam temelli bir kapanış sonucu

In a very real sense, cümleye eklenen bir çerçeveleme ifadesidir. Dinleyiciye a miracle tanımının yalnızca süslü bir abartı olmadığını söyler: Hayatta kalma olasılıklarının oluşturduğu somut bakış açısından bu tanımın gerçek bir dayanağı vardır. Yargıyı yumuşatmak yerine güçlendirir, fakat doğaüstü bir olayın gerçekleştiğini kanıtlamaz. Sondaki a miracle, daha önceki olasılığa dayalı açıklamayı akılda kalıcı tek bir sonuçta özetler ve önceki miraculous fikrini tekrar hatırlatır. Başlangıçtaki temaya bu dönüş, konuşmaya belirgin bir kapanış hissi verir.

Alıştırma

in a very real sense, a miracle ifadesinin kapanıştaki temel etkisi nedir?

  1. Bilimin doğaüstü bir olayı kanıtladığını ileri sürer.
  2. a miracle sözünü önceki kanıtlara dayanan bir sonuç olarak sunar ve sonda temaya geri döner.
  3. Tanımın yalnızca kısmen doğru olduğunu söyleyerek sonucu zayıflatır.
Cevabı göster

a miracle sözünü önceki kanıtlara dayanan bir sonuç olarak sunar ve sonda temaya geri döner.