Tek Eşli Olmalı Mısın?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
602 kelime 181 kel/dk

Video özeti: Video tek eşlilik ve rızaya dayalı çok eşli ilişkiler hakkındaki araştırmaları cinsel sağlıktan toplumsal önyargıya kadar karşılaştırır ve sevgi dolu bağlılığın farklı biçimleri olabileceği sonucuna varır. Başlıca İngilizce noktaları: 1. consensual non-monogamous relationships — Sözcük ve kullanım düzeyi: herkesin kabul ettiği yapıyı gizli sadakatsizlikten ayırın ve tarafsız araştırma terimini tanıyın. 2. had participants read — Dil bilgisi: have + kişi + yalın fiil yapısını sahiplik değil, görev yaptırma olarak anlayın ve okuyan kişiyi belirleyin. 3. gold standard. — Mecazlı ifade: kabul gören ölçütü ve tek eşliliğin tek ideal sayılmamasını anlayın; gerçek altından söz edilmez.

Bu derste

Monogamy or being in a relationship with one person Kelime

0:00

Tek eşlilik, yani tek bir kişiyle ilişki yaşamak,

is actually very uncommon among mammals

0:03

aslında memeliler arasında oldukça nadirdir;

Kelime

Monogamy: tek partnerli ilişki düzeni

Monogamy, söz konusu dönem boyunca bir bireyin aynı anda birden fazla partner yerine tek bir partnere sahip olduğu ilişki veya çiftleşme düzeninin resmî adıdır. Cümledeki “being in a relationship with one person” ifadesi bu terimi gündelik dille yeniden açıklar. Bu terim partner düzenini anlatır; yalnızca yasal evlilikle sınırlı değildir. Ayrıca bu etiket tek başına birinin cinsel veya duygusal açıdan sadık olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi dersteki resmî terimle tamamlayın: In this study, ____ refers to a relationship pattern involving one partner rather than multiple concurrent partners.

Cevabı göster

monogamy

with only around 3% displaying monogamous bonding.

0:05

memelilerin yalnızca yaklaşık %3'ü tek eşli bağlar kurar.

So, what's the deal with humans? Deyimler

0:08

Peki, insanlarda durum ne?

Deyimler

What's the deal with ...?: açıklama istemek

What's the deal with X?, X'e ne olduğunu, X'in neden böyle olduğunu veya şaşırtıcı ya da kafa karıştırıcı bir durumun nasıl açıklanacağını sormanın günlük bir yoludur. Yapı What's the deal with + isim veya zamir? şeklindedir. Burada konu genel olarak memelilerden insanlara yöneltilir. Bu ifadede deal ticari bir anlaşma anlamına gelmez. İfade, konuşanın tonuna bağlı olarak merak, şaşkınlık veya hafif bir rahatsızlık aktarabilir.

Alıştırma

Soruyu dersteki günlük ifadeyle tamamlayın: Everyone has suddenly gone quiet. ____ that?

Cevabı göster

What's the deal with

Is it really better to be with one person

0:10

Gerçekten tek bir kişiyle birlikte olmak

for your entire life?

0:12

tüm hayatınız boyunca daha mı iyi?

Historically, humans did not practice monogamy.

0:14

Tarihsel olarak, insanlar tek eşlilik uygulamıyordu.

The anthropological record indicates that

0:16

Antropolojik kayıtlar,

tens of thousands of years ago,

0:18

on binlerce yıl önce

approximately 85% of human societies

0:20

insan topluluklarının yaklaşık %85'inin,

were composed of men with more than one partner. Kalıp ifadeler

0:22

erkeklerin birden fazla partnere sahip olduğu yapılardan oluştuğunu gösteriyor.

Kalıp ifadeler

be composed of: bir bütünü oluşturan parçaları belirtmek

Be composed of, bir bütünü oluşturan kişileri, parçaları veya malzemeleri belirtir. Dilbilgisel olarak bütün öznedir ve bileşenler of sözcüğünden sonra gelir. Bu cümlede societies bütün olarak, men with more than one partner ise bu bütünü oluşturduğu söylenen grup olarak sunulur. Yapı edilgen görünse de burada toplumlara yapılan bir eylemi değil, onların bileşimini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi be composed of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The review panel ____ three scientists and two community representatives.

Cevabı göster

is composed of

The reason why most of the world has shifted

0:25

Dünyanın büyük bir kısmının

to socially imposed monogamy

0:27

toplum tarafından dayatılan tek eşliliğe geçme nedeni

is debated among scientists,

0:28

bilim insanları arasında tartışılıyor,

but a leading hypothesis is to minimize the risk Kalıp ifadeler

0:30

ancak önde gelen hipotezlerden biri, amacın

of sexually transmitted infection. Kelime

0:33

cinsel yolla bulaşan enfeksiyon riskini en aza indirmek olduğunu söylüyor.

Kalıp ifadeler

a leading hypothesis: öne çıkan ancak kanıtlanmamış bir açıklama

A leading hypothesis, şu anda en ciddi desteği veya ilgiyi gören açıklamalardan biri demektir. Leading, hypothesis sözcüğünü niteler; hipotezin insanlara liderlik ettiği anlamına gelmez. Bir hypothesis hâlâ sınanması gereken önerilmiş bir açıklama olduğundan, bu ifade kesinleşmiş bir sonuç yerine öne çıkan bir olasılık sunar. A tanımlığı da başka rakip hipotezlere yer bırakır.

Alıştırma

Bir bilim insanı şöyle diyor: "A leading hypothesis is that the drug changes sleep patterns." Bu neyi ima eder?

  1. Güncel ve öne çıkan açıklamalardan biri, ilacın uyku düzenini değiştirdiğidir; ancak bu iddia kesinleşmemiştir.
  2. İlacın uyku düzeni üzerindeki etkisi hiçbir şüpheye yer bırakmayacak biçimde kanıtlanmıştır.
  3. Hipotez, araştırmacılara uymaları gereken talimatlar verir.
Cevabı göster

Güncel ve öne çıkan açıklamalardan biri, ilacın uyku düzenini değiştirdiğidir; ancak bu iddia kesinleşmemiştir.

Kalıp ifadeler

… riskini en aza indirmek

Bu cümlede minimize the risk of, zararlı bir şeyin gerçekleşme olasılığını makul ölçüde mümkün olduğu kadar azaltmak anlamına gelir. Riskin tamamen ortadan kalkacağını vaat etmez. Kalıp minimize + the risk of + isim veya -ing biçimidir. Bir sağlık, güvenlik ya da politika önleminin amacını resmî ve özlü biçimde belirtir.

Alıştırma

Sıfır risk vaat etmeden mümkün olduğunca azaltmak anlamındaki resmî eş dizimi tamamlayın: The new protocol aims to ____ contamination.

Cevabı göster

minimize the risk of

Kelime

cinsel yolla bulaşan enfeksiyon (İngilizce STI)

Sexually transmitted infection, esas olarak cinsel temas yoluyla bulaşan bir enfeksiyonu ifade eden resmî bir sağlık terimidir. Sexually zarfı bulaşma bağlamını sınırlar; bu nedenle ifade her bulaşıcı enfeksiyonu kapsamaz. İngilizce tekil kısaltma STI’dır; çoğul biçim sexually transmitted infections, kısaltması ise STIs şeklindedir. Tam terimi tanımak, daha sonra kullanılan iki biçimi de takip etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Esas olarak cinsel temas yoluyla bulaşan enfeksiyon anlamındaki standart sağlık terimini tamamlayın: The doctor explained that a ____ may be present without obvious symptoms.

Cevabı göster

sexually transmitted infection

As human societies transitioned Dilbilgisi

0:35

İnsan toplulukları

from small hunter-gatherer societies

0:36

küçük avcı-toplayıcı topluluklardan

to larger densely populated agricultural societies,

0:38

daha büyük ve yoğun nüfuslu tarım toplumlarına geçerken,

Dilbilgisi

transitioned from ... to ...: değişimin iki uç noktasını belirtmek

transitioned from A to B kalıbında from başlangıç durumunu, to ise değişim sonucundaki durumu gösterir. Buradaki iki uç nokta küçük avcı-toplayıcı toplumlar ile daha büyük ve yoğun nüfuslu tarım toplumlarıdır. from ... to ... yapısını tek bir bilgi çerçevesi olarak değerlendirin: önce neyin var olduğunu ve ardından neyin geldiğini belirleyin. İkinci to, geçişin bitiş noktasını gösterir; amaç bildirmez ve mastar işareti değildir.

Alıştırma

Başlangıç ve bitiş durumlarını gösteren iki edatla cümleyi tamamlayın: The school transitioned ____ printed notices ____ a mobile app.

Cevabı göster

from · to

models show the shift in lifestyle

0:42

modeller, yaşam tarzındaki bu değişimin

would allow STIs to proliferate, Dilbilgisi

0:43

cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların çoğalmasına olanak tanıyacağını,

Dilbilgisi

allow STIs to proliferate: allow + nesne + to-infinitive yapısı

allow + nesne + to-infinitive yapısı, bir kişinin, şeyin veya koşulun bir eylemi mümkün kıldığını belirtir. Nesne aynı zamanda mastarın anlamca öznesidir: proliferate eylemini gerçekleştiren STIs ifadesidir. Bu cümlede allow, birinin izin vermesi anlamına gelmez. Yaşam tarzındaki değişim, enfeksiyonların yayılabileceği koşulları oluşturur; dolayısıyla yapı bilinçli bir karardan çok sonucu mümkün kılan bir nedeni ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi allow fiilinin uygun biçimi ve mastar işaretiyle tamamlayın: Warm, wet conditions ____ the bacteria ____ multiply rapidly.

Cevabı göster

allow · to

causing death and infertility.

0:45

bunun da ölüme ve kısırlığa yol açacağını gösteriyor.

But while monogamy may have evolved to prevent STIs, Dilbilgisi

0:47

Ancak tek eşlilik bu enfeksiyonları önlemek için evrimleşmiş olsa da,

what about now?

0:50

günümüzde durum ne?

Dilbilgisi

may have evolved: geçmişe ilişkin kesin olmayan bir çıkarım

May have + geçmiş zaman ortacı, geçmişteki bir olay veya gelişim hakkında kesin olmayan bir çıkarım ifade eder. Burada may have evolved, tek eşliliğin geçmişte bu amaçla gelişmiş olabileceği anlamına gelir; konuşmacı bu açıklamayı kanıtlanmış bir gerçek olarak sunmaz. Bu kalıp, kanıtlar eksik olduğunda kullanışlıdır: özne + may have + geçmiş zaman ortacı. may sözcüğünün kendine ait bir geçmiş zaman biçimi olmasa da zaman göndermesi geçmiştir.

Alıştırma

Hangi cümle geçmişteki bir gelişim için olası bir açıklamayı temkinli biçimde sunuyor?

  1. Remote work may evolve over the next decade.
  2. Remote work must have evolved from earlier telecommuting practices.
  3. Remote work may have evolved from earlier telecommuting practices.
Cevabı göster

Remote work may have evolved from earlier telecommuting practices.

Many maintain they are in a monogamous relationship, Kelime

0:51

Birçok kişi tek eşli bir ilişkide olduğunu söylüyor,

but are actually committing infidelity. Kalıp ifadeler

0:53

ama aslında partnerini aldatıyor.

Kelime

maintain: bir şeyin doğru olduğunu resmî biçimde savunmak

Bu cümlede maintain, özellikle bir iddia sorgulandığında veya kanıtlarla çeliştiğinde, bir şeyin doğru olduğunu savunmayı sürdürmek anlamına gelir. Ardından gelen they are in a monogamous relationship yan cümlesi iddianın içeriğidir; that sözcüğü atılmıştır. Bu fiil, konuşmacı ile iddia arasına bir miktar mesafe koyar: konuşmacı, bu kişilerin doğru olduğunda ısrar ettiği şeyi onaylamadan aktarır. but are actually committing infidelity ile kurulan karşıtlık, iddia ile gerçeğin uyuşmadığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede maintain, bir şeyin doğru olduğunu savunmak anlamında kullanılmıştır?

  1. The technician maintains the equipment every month.
  2. The company maintains that the data were collected legally.
  3. Regular exercise maintains muscle strength.
Cevabı göster

The company maintains that the data were collected legally.

Kalıp ifadeler

committing infidelity: resmî bir eşdizim

Bu cümlede committing infidelity, tek eşli bir ilişkide vaat edilen münhasırlığı ihlal ederek partnere cinsel veya duygusal açıdan sadakatsiz davranmak anlamına gelir. Commit, bu eylemin resmî anlatımlarında infidelity ile yaygın biçimde birlikte kullanılır. Infidelity, ilişkide üzerinde anlaşılmış sınırların ihlal edilmesine bağlıdır. Partnerlerin münhasırlığın gerekli olmadığı konusunda anlaştığı rızaya dayalı tek eşli olmayan ilişkilere otomatik olarak uygulanmamalıdır.

Alıştırma

Cümleyi “partnere sadakatsiz davranmak” anlamındaki resmî eşdizimle tamamlayın: By secretly seeing another partner, he was ____.

Cevabı göster

committing infidelity

Estimates of cheating among married Americans

0:55

Evli Amerikalılar arasındaki aldatma oranlarının

range from 21% to 57% among men Dilbilgisi

0:57

erkeklerde %21 ile %57,

and 11% to 35% among women.

1:01

kadınlarda ise %11 ile %35 arasında değiştiği tahmin ediliyor.

Dilbilgisi

range from A to B: uç noktaları anlatmak

Range from A to B, bir aralığın iki uç noktasını sunar: A alt veya başlangıç değeri, B ise üst veya bitiş değeridir. Burada range from 21% to 57%, tek bir kesin yüzde vermek yerine farklı tahminlerin bu sınırlar içinde kaldığını belirtir. Bu kalıp sayıları, miktarları, yaşları, sıcaklıkları, düzeyleri veya sıralı başka uç noktaları anlatabilir: özne + range ya da ranges + from A to B.

Alıştırma

Cümleyi range from A to B kalıbının iki bölümüyle tamamlayın: Ticket prices ____ $30 ____ $80.

Cevabı göster

range from · to

In fact, a study of college students

1:03

Hatta üniversite öğrencileri üzerinde yapılan bir araştırma,

in exclusive relationships found that

1:05

yalnızca bir kişiyle ilişki yaşayanların

one in five admit to using Tinder on the side. Notlar

1:07

beşte birinin gizlice Tinder kullandığını itiraf ettiğini ortaya koydu.

Dilbilgisi

one in five: oran ifade etme

one in five, ilgili gruptaki her beş kişi ya da vakadan biri, yani yaklaşık %20 anlamına gelen bir oran ifadesidir. Burada, ankete katılan üniversite öğrencilerinden bu davranışı kabul edenlerin payını bildirir; in bir konum belirtmez. one in + number kalıbı, grup belliyse tek başına kullanılabilir veya one in five students örneğinde olduğu gibi çoğul sayılabilen bir ismin önüne gelebilir. Bu, bir nüfus genelindeki oranı verir; gerçek hayattaki her beşli grubun tam olarak bir vaka içereceğini söylemez.

Alıştırma

%20’yi ifade etmek için raporu one in + number kalıbıyla tamamlayın: The survey found that ____ employees had this habit.

Cevabı göster

one in five

Dilbilgisi

admit to using: to + -ing biçimi

admit to using ifadesinde admit, çoğu zaman daha önce gizlenmiş veya inkâr edilmiş bir eylemi kabul etmek anlamına gelir. to edatı kabul edilen şeyi tanıtır; using ise eylemi adlandıran -ing biçimli bir isim-fiildir. Bu kullanımda to bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: admit to doing something. admit to the mistake örneğindeki gibi bir isim öbeği de gelebilir; bu to, to use içindeki mastar işareti olarak değerlendirilmemelidir.

Alıştırma

Cümleyi admit to ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After first denying the charge, Maya ____ copying the file.

Cevabı göster

admitted to

Deyimler

on the side: ek veya gizli bir faaliyet

On the side, “ana faaliyet, iş, düzenleme veya ilişkiye ek olarak” anlamına gelir. Bu, deyimsel bir zarf öbeğidir; dolayısıyla side burada fiziksel bir konumu anlatmaz. Bu cümlede öğrenciler, yalnızca tek bir partnere dayalı ilişkilerinin dışında Tinder kullanıyor. Bu bağlam on the side ifadesine gizli bir ikincil davranış iması katar; ancak ek iş veya gelir gibi konularda ifade nötr olabilir.

Alıştırma

Cümleyi “ek bir faaliyet olarak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Leo teaches during the week and repairs bicycles ____ for extra money.

Cevabı göster

on the side

And those who identify as monogamous Kalıp ifadeler

1:10

Ayrıca, kendini tek eşli olarak tanımlayanların

are less likely to practice safer sex, Notlar

1:12

daha güvenli seks uygulamalarını benimseme olasılığı daha düşük;

Kalıp ifadeler

identify as: kişinin kendisini nasıl tanımladığını aktarmak

Identify as + bir etiket veya kategori, kişinin kendisini o şekilde tanımlaması ya da sınıflandırması anlamına gelir. Kimliği özne belirtir, as ise kategoriyi tanıtır. Burada identify as monogamous diyen kişiler kendi ilişki biçimlerini tek eşli olarak tanımlıyor. Bu ifade onların kendilerini nasıl sınıflandırdığını aktarır; konuşanın onları tanıdığı veya gerçekten tek eşli davrandıklarını bağımsız olarak kanıtladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Özgün cümlede identify as neyi gösteriyor?

  1. Öğrenciler kendi ilişki biçimlerini tanımlıyor.
  2. Araştırmacılar öğrencileri görünüşlerinden tanıyor.
  3. Öğrenciler başka bir grupla bağ hissediyor.
Cevabı göster

Öğrenciler kendi ilişki biçimlerini tanımlıyor.

Dilbilgisi

Be less likely to + fiilin yalın hâli: daha düşük göreli olasılık

be less likely to + fiilin yalın hâli yapısında less, likely sözcüğünü niteler ve to eylemi getirir. Buradaki are less likely to practice, kendisini tek eşli olarak tanımlayan grubun bu eylemi yapma olasılığının bağlamda verilen karşılaştırma grubuna göre daha düşük olduğunu belirtir. Bu ifade her birey için geçerli bir kuralı değil, bir eğilimi bildirir. Never anlamına gelmez; bir davranış yaygın olmaya devam etse bile bir grubun bunu yapma olasılığı diğerine göre daha düşük olabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: After the software update, users are ____ encounter this error than before.

Cevabı göster

less likely to

Kalıp ifadeler

Practice safer sex: practice uygulamak anlamındadır

practice safer sex ifadesinde practice, prova yapmak değil, düzenli biçimde uygulamak veya izlemek anlamına gelen bir fiildir. İfade, bariyer yöntemi kullanmak ve CYBE testi yaptırmak gibi cinsel yolla bulaşan enfeksiyon riskini azaltan davranışları uygulamayı anlatır. Safer sözcüğünün karşılaştırma biçiminde kullanılması bilinçlidir: bu önlemler riski azaltır, ancak sıfır risk garantisi vermez. Dolayısıyla ifade tam güvenlik sözü değil, zararı azaltma yaklaşımı sunar.

Alıştırma

Sağlık tavsiyesi cümlesini dersteki ifadeyle tamamlayın: The clinic encourages patients to ____ by using barriers and arranging regular STI tests.

Cevabı göster

practice safer sex

including condom use and STI testing,

1:14

prezervatif kullanmak ve cinsel yolla bulaşan enfeksiyon testi yaptırmak da buna dâhil.

as they fear introducing these practices Kalıp ifadeler

1:16

Çünkü bu uygulamaları

into a relationship

1:18

ilişkilerine dâhil etmenin

may create suspicion.

1:20

şüphe uyandırmasından korkuyorlar.

Kalıp ifadeler

introducing these practices into a relationship: introduce A into B kalıbı

Bu cümlede introducing these practices into a relationship, bu uygulamaları mevcut bir ilişkinin içinde kullanmaya başlamak anlamına gelir. Introduce burada bir kişiyi başka bir kişiye tanıştırmak anlamında değildir. introduce A into B kalıbı, A’yı mevcut B ortamına eklenen yeni bir uygulama, unsur veya sistem olarak gösterir. Into edatı, yeni unsurun girdiği ve bu nedenle değişen ortamı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi hedef edatla tamamlayın: The clinic introduced a reminder system ____ its appointment process.

Cevabı göster

into

However, those in consensual non-monogamous relationships Kelime

1:21

Ancak rızaya dayalı, tek eşli olmayan ilişkiler yaşayanların

are more likely to use condoms

1:24

prezervatif kullanma olasılıkları daha yüksek;

Kelime

consensual non-monogamous relationships: rızaya dayalı tek eşli olmayan ilişkiler

Consensual non-monogamous relationships, ilişkideki kişilerin birden fazla partnerle romantik veya cinsel bağlara izin verildiğini bilerek kabul ettiği ilişkileri ifade eder. Consensual temel sınırlayıcıdır: düzenleme açıkça paylaşılmış ve kabul edilmiştir. Bu ifade bir ilişki yapısını adlandırır; tek başına belirli bir modeli göstermez. Biçimler değişebilir, ancak bilgilendirilmiş rıza bu terimi gizli sadakatsizlikten ayırır.

Alıştırma

Bu adlandırmayı değerlendirin: Tek eşlilik konusunda anlaşılmış olmasına rağmen partnerlerden biri gizlice başka kişilerle görüşüyor. Buna consensual non-monogamous relationship demek doğrudur.

  1. Doğru değil
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru değil

for both vaginal and anal intercourse,

1:26

bu hem vajinal hem de anal cinsel ilişki için geçerli.

be screened regularly for STIs, Kalıp ifadeler

1:28

Ayrıca düzenli olarak cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara karşı test yaptırıyorlar

Kalıp ifadeler

be screened regularly for STIs: CYBE’ler için düzenli olarak taranmak

Burada be screened for, belirli bir enfeksiyon veya sağlık riski için tıbbi taramadan geçmek anlamına gelir. Edilgen be screened biçimi kişileri taramanın uygulandığı taraf olarak gösterirken for STIs taramada neyin araştırıldığını belirtir. Regularly taramanın ne sıklıkla yapıldığını anlatır. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp be screened + sıklık zarfı + for + hastalık veya risk şeklindedir.

Alıştırma

screened sözcüğünü ve doğru edilgen tıbbi kalıbı kullanarak öneriyi tamamlayın: People at higher risk should ____ STIs.

Cevabı göster

be screened regularly for

and discuss external sexual encounters with their primary partner.

1:30

ve başkalarıyla yaşadıkları cinsel birliktelikleri asıl partnerleriyle konuşuyorlar.

So, now it seems Anlatım akışı

1:33

Dolayısıyla, artık öyle görünüyor ki

those in consensually non-monogamous relationships

1:34

rızaya dayalı, tek eşli olmayan ilişkiler yaşayanlar

may be at a lower risk for STIs than monogamous. Kalıp ifadeler

1:36

tek eşli olanlara göre cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara karşı daha düşük risk taşıyor olabilir.

Anlatım akışı

So, now it seems: temkinli bir sonuca varmak

So, cümleyi hemen önce sunulan kanıtlara bağlar ve bir çıkarım yapılacağını gösterir. Now, bu kanıtlar değerlendirildikten sonra akıl yürütmede ulaşılan noktayı belirtir; yalnızca “şu anda” anlamına gelmek zorunda değildir. It seems sonucu kesin değil, geçici bir değerlendirme hâline getirir. So, now it seems birlikte, destekleyici olgulardan mevcut bilgilere dayanan temkinli bir sonuca geçişi düzenler.

Alıştırma

Konuşmacı birkaç erken sonucu sunduktan sonra “So, now it seems the plan may work.” diyor. Baştaki ifade ne yapıyor?

  1. Artık kanıta ihtiyaç duymayan, kanıtlanmış bir olguyu duyurur.
  2. Önceki kanıtları temkinli ve geçici bir sonuca dönüştürür.
  3. Yalnızca planın başladığı gerçek zamanı belirtir.
Cevabı göster

Önceki kanıtları temkinli ve geçici bir sonuca dönüştürür.

Kalıp ifadeler

at a lower risk for STIs: CYBE riskinin daha düşük olması

Bu cümlede be at a lower risk for STIs, karşılaştırılan gruba göre cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara yakalanma olasılığının görece daha düşük olması demektir. Lower karşılaştırma bildirir; riskin düşük ya da sıfır olduğu anlamına gelmez. May sonucu kesin bir gerçek olarak değil, ihtiyatlı bir olasılık olarak sunar. Tam karşılaştırma those in consensually non-monogamous relationships ... than those in monogamous relationships şeklindedir; monogamous sözcüğünden sonra relationships bağlamdan anlaşılacak biçimde düşürülmüştür.

Alıştırma

Hangi cümle iki grubu ihtiyatlı biçimde karşılaştırarak ilk grubun göreli riskinin daha düşük olduğunu söyler, ancak riskin sıfır olduğunu iddia etmez?

  1. Drivers who take the course and drivers who do not face exactly the same crash risk.
  2. Drivers who complete the safety course may be at a lower risk for crashes than drivers who do not.
  3. Drivers who complete the safety course have no risk of crashes.
Cevabı göster

Drivers who complete the safety course may be at a lower risk for crashes than drivers who do not.

A study using 1,500 individuals

1:39

1.500 kişinin yer aldığı bir araştırmada,

in monogamous partnerships

1:41

bu kişiler tek eşli ilişkiler yaşıyordu;

and 617 individuals

1:43

araştırmada ayrıca 617 kişi vardı

in consensual non-monogamous relationships

1:45

ve bu kişiler rızaya dayalı, tek eşli olmayan ilişkiler içindeydi.

found no significant differences Kelime

1:47

Şu alanlarda kayda değer hiçbir fark bulunmadı:

on relationship function,

1:49

ilişkilerin işleyişi,

overall satisfaction, commitment,

1:50

genel memnuniyet, bağlılık

and passionate love.

1:52

ve tutkulu aşk.

Kelime

found no significant differences: anlamlı fark bulunmadı

Araştırma raporlarında found no significant differences, analizin araştırmanın anlamlılık ölçütünü karşılayan farklar tespit etmediği anlamına gelir. Buradaki significant genellikle günlük dildeki yalnızca büyük veya önemli anlamından ziyade teknik ve istatistiksel bir anlam taşır. Sonuç, cümlede listelenen ölçülmüş çıktılarla sınırlıdır. Grupların her açıdan aynı olduğunu ya da başka ölçümler veya veriler kullanıldığında hiçbir zaman fark bulunamayacağını kanıtlamaz.

Alıştırma

Bir makalede “The study found no significant differences in sleep quality between the two groups.” deniyor. En doğru yorum hangisidir?

  1. Her katılımcının uyku kalitesinin tam olarak aynı olduğunu kanıtladı.
  2. Analiz, uyku kalitesi açısından anlamlılık ölçütünü karşılayan bir fark tespit etmedi.
  3. Grupların ölçülen ve ölçülmeyen her açıdan aynı olduğunu gösterdi.
Cevabı göster

Analiz, uyku kalitesi açısından anlamlılık ölçütünü karşılayan bir fark tespit etmedi.

In fact, jealousy was lower and trust was higher

1:53

Hatta kıskançlığın daha düşük, güvenin ise daha yüksek olduğu

in individuals who were not monogamous.

1:56

tek eşli olmayan kişilerde görüldü.

Skeptical of these results? Kalıp ifadeler

1:58

Bu sonuçlara kuşkuyla mı yaklaşıyorsunuz?

Kalıp ifadeler

Skeptical of + isim öbeği

Skeptical of these results? cümlesinde skeptical, şüphe duymak ve henüz ikna olmamak anlamına gelir. Kalıp skeptical of + isim öbeği şeklindedir; isim öbeği, sorgulanan kişiyi, iddiayı, kanıtı veya sonucu belirtir. Bu, Are you kısmının çıkarıldığı kısaltılmış bir sorudur. Tam biçimi Are you skeptical of these results? şeklindedir. Konuşmalarda veya sunumlarda bu kısa soru, dinleyicinin tepkisini önceden dile getirip onu dinlemeye devam etmeye yöneltebilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: “The editor is ____ the claim because the article gives no source.”

Cevabı göster

skeptical of

You're not alone. Ton ve niyet

2:00

Yalnız değilsiniz.

Ton ve niyet

Rahatlatma ifadesi olarak You're not alone

Bu bağlamda You're not alone, başka insanların da aynı şüpheyi veya duyguyu paylaştığı anlamına gelir. Temel anlamı, fiziksel olarak yakında başka birinin bulunması değildir. Bu ifade, kişinin tepkisinin anlaşılır olduğunu ve bunu yaşayan tek kişi olmadığını göstererek onu rahatlatır ve yalnızlık hissini azaltır. Genellikle bir endişe, korku, zorluk veya pek kabul görmediği düşünülen bir görüşten sonra kullanılır.

Alıştırma

Bir arkadaşınız, “I feel embarrassed because I don't understand this topic.” diyor. Destekleyici bir yanıtta “You're not alone” ne anlatır?

  1. Arkadaşın yaşadığı zorluk tuhaf.
  2. Başka birçok kişi de aynı zorluğu yaşıyor.
  3. Birisi arkadaşın yanında duruyor.
Cevabı göster

Başka birçok kişi de aynı zorluğu yaşıyor.

A study had participants read a brief description Dilbilgisi

2:01

Bir araştırmada katılımcılara

of hypothetical research results, which read,

2:03

varsayımsal araştırma sonuçlarının şu kısa açıklaması okutuldu:

Dilbilgisi

had participants read: ettirgen have yapısı

had participants read ifadesinde had, ettirgen have fiilinin geçmiş zaman biçimidir. have + kişi + fiilin yalın hâli kalıbı, birinin başka bir kişinin bir eylemi yapmasını ayarladığını, istediğini veya sağladığını belirtir. Participants, read eylemini yapan kişilerdir; a brief description ise read fiilinin nesnesidir. Zaman yalnızca have üzerinde gösterilir, bu yüzden buradaki read geçmiş zaman değil, fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Cümleyi geçmiş zamanlı have + kişi + fiilin yalın hâli ettirgen yapısıyla tamamlayın: The lab director ____ the assistants ____ each sample twice.

Cevabı göster

had · test

"In general, polyamorous couples

2:05

"Genel olarak, poliamorik çiftlerin

had more positive outcomes

2:07

sonuçları daha olumluydu,

than monogamous couples."

2:09

tek eşli çiftlerinkine kıyasla."

Participants would rate this statement Kalıp ifadeler

2:10

Katılımcılar bu ifadeyi

as unfairly biased,

2:12

haksız derecede yanlı buluyordu;

Kalıp ifadeler

rate this statement as unfairly biased: rate A as B kalıbı

Rate A as B, A'yı B ile belirtilen niteliğe veya kategoriye sahip olarak değerlendirmek ya da sınıflandırmak demektir. Burada katılımcılar this statement ifadesini unfairly biased olarak değerlendirirdi; rate her zaman sayısal bir puan vermek anlamına gelmez. Kalıp rate + nesne + as + değerlendirme şeklindedir. This statement değerlendirilen nesne, unfairly biased ise değerlendirme sonucudur; unfairly, biased sözcüğünü niteler.

Alıştırma

Cümleyi rate A as B kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the trial, the reviewers ____ the interface ____ easy to navigate.

Cevabı göster

rated · as

whereas if the exact same statement was switched Anlatım akışı

2:13

oysa tamamen aynı ifade değiştirilip

to favor monogamous relationships, Kelime

2:16

tek eşli ilişkileri destekler hâle getirildiğinde,

it would be rated as less biased.

2:18

daha az yanlı olarak değerlendiriliyordu.

Anlatım akışı

Whereas: doğrudan karşıtlık belirtmek

Whereas, if yan cümlesini önceki durumla doğrudan karşıtlık içinde sunar. Okura aynı ifadenin iki sürümünü karşılaştırması gerektiğini bildirir: bir sonuç az önce ele alınmıştır, değiştirilmiş sürüm ise farklı bir değerlendirme alır. Burada whereas zamana gönderme yapmak yerine savı düzenler. Aktarılabilir kalıp şöyledir: A bir sonuç doğurur, whereas B buna karşıt bir sonuç doğurur.

Alıştırma

Karşılaştırmayı tamamlayın: “The first policy reduced costs, ___.” Hangi yan cümle doğrudan karşıtlık ilişkisi kurar?

  1. therefore the second increased satisfaction
  2. because the second increased satisfaction
  3. whereas the second increased satisfaction
Cevabı göster

whereas the second increased satisfaction

Kelime

Favor monogamous relationships: fiil olarak favor

favor monogamous relationships ifadesinde favor geçişli bir fiildir ve monogamous relationships onun doğrudan nesnesidir. Değiştirilmiş ifadenin bu ilişki türünü destekleyecek veya onun için daha avantajlı bir sonuç doğuracak biçimde düzenlendiğini anlatır. Özne statement olduğundan, cümle bir katılımcının kişisel olarak tek eşliliği tercih ettiğini söylemez. Analitik yazıda bir metin, kural, yöntem veya sonuç, bir gruba ya da seçeneğe daha olumlu davranarak onu favor edebilir.

Alıştırma

Cümleyi “avantaj sağlamak” anlamındaki resmî fiille tamamlayın: “The scoring system was designed to ____ applicants with prior experience.”

Cevabı göster

favor

These results help show how we're primed to think Kalıp ifadeler

2:20

Bu sonuçlar, şu şekilde düşünmeye nasıl koşullandığımızı gösteriyor:

that monogamous relationships are more loving,

2:22

tek eşli ilişkiler daha sevgi dolu,

committed, and satisfying,

2:24

daha bağlı ve tatmin edicidir;

Kalıp ifadeler

Be primed to think: düşünmeye önceden koşullanmış olmak

be primed to think that... yapısında primed, daha önce maruz kalınan bilgiler, varsayımlar veya çevredeki ipuçları nedeniyle zihinsel olarak belirli bir düşünceye yatkın hâle gelmek anlamındadır. Bu, söz konusu düşüncenin doğru olduğunun kanıtlandığı anlamına gelmez. be primed to + fiil yapısı, bir tepkiyi veya yorumu daha olası kılan bir duruma getirilmiş olmayı anlatır. Burada toplumsal beklentiler, insanların tek eşli ilişkileri olumlu değerlendirme olasılığını artırmaktadır.

Alıştırma

“Bizi zihinsel olarak daha yatkın hâle getirdi” anlamındaki hedef yapıyla İngilizce cümleyi tamamlayın: Years of advertising have ____ associate the brand with success.

Cevabı göster

primed us to

while consensual non-monogamous relationships

2:25

rızaya dayalı, tek eşli olmayan ilişkilerse,

like swinging, polyamory, Kültür

2:27

örneğin eş değiştirme, poliamori

and open relationships are often viewed negatively.

2:29

ve açık ilişkiler, çoğu zaman olumsuz görülür.

Kültür

Swinging, polyamory ve open relationships

Bunlar rızaya dayalı tek eşli olmama kapsamında birbiriyle ilişkili ancak birbirinin yerine kullanılamayan etiketlerdir: ilişkiye dâhil olan herkesin dışa kapalı olmayan düzenlemeyi bilmesi ve kabul etmesi beklenir. Bu genel kategoriyi gizli aldatmadan ayıran unsur söz konusu rızadır. Swinging genellikle çiftlerin başka kişilerle cinsel etkinlikte bulunmasına odaklanır; çiftler buna birlikte veya sosyal bir ortamda katılabilir. Polyamory, rızaya dayalı birden fazla yakın veya romantik ilişkiye izin verir. Open relationship ise partnerlerin ilişki dışında belirli ölçüde cinsel veya romantik etkileşime izin verdiği daha geniş bir düzenlemedir; kesin kurallar ilgili kişilere bağlıdır.

Alıştırma

Bir kişi aynı anda iki sevgi dolu romantik ilişkiyi açıkça sürdürüyor ve ilgili herkes bunu biliyor ve kabul ediyor. Üç etiketten hangisi bu açıklamaya en özel biçimde uyar?

  1. polyamory
  2. open relationship
  3. swinging
Cevabı göster

polyamory

This doesn't mean that you and your boo Notlar

2:31

Ama bu, sevgilinizle birlikte

should just open things up, though. Öbek fiiller

2:33

ilişkinizi hemen açık hâle getirmeniz gerektiği anlamına gelmiyor.

Anlatım akışı

This doesn't mean that: aşırı genellemeyi engellemek

“This doesn't mean that”, konuşmacının reddetmek istediği bir sonucu sunar. Burada önceki araştırma bulgusu hâlâ geçerli olabilir; ancak bu bulgu, that yan cümlesindeki, yani bir çiftin ilişkisini açık hâle getirmesi gerektiği yönündeki tavsiyeyi mantıksal olarak desteklemez. Kalıp şu şekilde işler: Önce bir kanıt veya sınırlı bir sonuç belirtilir, ardından dinleyicinin çıkarabileceği sonuca sınır koymak için “This doesn't mean that + yan cümle” kullanılır. Önceki düşüncenin aşırı genişletilmesini önler; o düşünceyi geçersiz kılmaz.

Alıştırma

Cümleyi derste öğretilen sınır koyma kalıbıyla tamamlayın: “The course is beginner-friendly. ____ it requires no effort.”

Cevabı göster

This doesn't mean that

Kelime

your boo: romantik partner için kullanılan samimi bir ifade

Burada “your boo”, “romantik partneriniz” anlamına gelir. İyelik bildiren your ve ilişkilerle ilgili bağlam, sözcüğün bir kişiyi anlattığını açıkça gösterir. Boo ayrıca bir yuhalama veya birini şaşırtmak için çıkarılan ses anlamına gelebilir; ancak bu anlamlar buradaki dil bilgisine ve bağlama uymaz. my veya your gibi bir iyelik sözcüğüyle boo, sevgili için kullanılan sevecen bir argo ifade olabilir.

Alıştırma

“I'm meeting my boo after class,” cümlesinde my boo en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. beni korkutmak için çıkarılan bir ses
  2. beni yuhalayan biri
  3. romantik partnerim
Cevabı göster

romantik partnerim

Öbek fiiller

Bir ilişkide open things up

Burada open things up, tek eşli ve dışlayıcı bir romantik ilişkiyi başka partnerlere ya da cinsel veya romantik yakınlaşmalara izin verebilecek şekilde değiştirmeyi dolaylı olarak anlatır. Things fiziksel nesneleri değil, çiftin ilişki düzenini belirsiz biçimde ifade eder. Cümle bu değişikliği otomatik bir öneri olarak sunmaz. Open things up başka bağlamlarda erişimi veya seçenekleri genişletmek anlamına gelebilir; buradaki özel anlamı ilişki bağlamı sağlar.

Alıştırma

İlişki sınırlarının konuşulduğu bir durumda open things up büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Bazı fiziksel nesneleri açmak
  2. İlişkiyi dışlayıcı tutarken duygusal olarak daha açık olmak
  3. Dışlayıcı bir ilişkiyi başka partnerlere veya yakınlaşmalara izin verilebilecek şekilde değiştirmek
Cevabı göster

Dışlayıcı bir ilişkiyi başka partnerlere veya yakınlaşmalara izin verilebilecek şekilde değiştirmek

Monogamy may work great for some,

2:35

Tek eşlilik bazıları için harika olabilir,

but not others.

2:36

ama herkes için değil.

One study found that men and women

2:37

Bir araştırmaya göre, kadın ve erkekler arasında

who wanted to engage in casual sex Kalıp ifadeler

2:39

gündelik seks yapmak isteyenlerin

were more likely to have

2:41

daha yüksek testosteron düzeylerine

higher levels of testosterone.

2:42

sahip olma olasılığı daha fazlaydı.

Kalıp ifadeler

Engage in casual sex: engage in + etkinlik yapısı

Engage in, bir etkinliğe katılmak veya o etkinlikte yer almak anlamına gelir. Tamamlayıcısı in sözcüğünden sonra gelir; burada casual sex etkinliktir, dolayısıyla yapı engage in + etkinlik şeklindedir. İfade nispeten resmî ve mesafelidir; bu nedenle bir araştırmayı aktarmaya uygundur. Casual sex, uzun süreli ve bağlılık içeren bir ilişki beklentisi olmadan gerçekleşen cinsel etkinliği ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi “katılmak” anlamındaki iki sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: The survey measured how often employees ____ professional development activities.

Cevabı göster

engage in

But this group may still be in the minority. Kalıp ifadeler

2:43

Ancak bu grup yine de azınlıkta olabilir.

Kalıp ifadeler

Be in the minority: sayıca az olan tarafta olmak

Bu cümlede be in the minority, sayı veya oran bakımından daha küçük olan tarafa ya da gruba ait olmak anlamına gelir. may still be ifadesi iddiayı temkinli hâle getirir: bu grup insanların çoğunluğunu temsil etmiyor olabilir. X is/are in the minority kalıbı, X'i daha büyük ve ilgili bir nüfusla ya da karşı tarafla kıyaslar. Etnik, yasal veya korunan bir azınlık kimliğini değil, göreli sayıları anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “sayıca daha küçük tarafa ait olmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: In this survey, people who never use social media are ____.

Cevabı göster

in the minority

In a self-reported study of ideal mating arrangements, Kelime

2:46

İdeal eşleşme düzenleriyle ilgili, kişisel beyana dayalı bir araştırmada,

it was found that both men and women Dilbilgisi

2:48

hem kadınların hem de erkeklerin

overwhelmingly prefer strictly monogamous

2:50

ezici bir çoğunlukla yalnızca tek eşli

mating arrangements

2:52

eşleşme düzenlerini tercih ettiği,

when asked to choose. Dilbilgisi

2:53

bir seçim yapmaları istendiğinde görüldü.

Kelime

Self-reported study: verilerin kaynağı

Self-reported, katılımcıların kendileri hakkında bilgi sağladığı anlamına gelir. Burada self-reported study, katılımcıların gerçek davranışlarının doğrudan gözlemlenmesi yerine ideal düzenlemelerine ilişkin kendi seçimlerine veya ifadelerine dayanan bir çalışmanın kısa anlatımıdır. Bu etiket, cevapların doğru mu yanlış mı olduğunu değil, kanıtın kaynağını belirtir. Öz bildirimler samimi ve yararlı olabilir; ancak bellek, yorumlama veya kabul edilebilir bir cevap verme isteği, bildirilen tercihlerle davranış arasında fark yaratabilir.

Alıştırma

Hangi açıklama self-reported study ifadesine en uygun olanıdır?

  1. Araştırmacılar katılımcılara soru sormadan her davranışı doğrudan gözlemler.
  2. Ölçüm cihazları katılımcılardan bilgi almadan tüm verileri otomatik olarak toplar.
  3. Katılımcılar kendi tercihleri, deneyimleri veya davranışları hakkında bilgi sağlar.
Cevabı göster

Katılımcılar kendi tercihleri, deneyimleri veya davranışları hakkında bilgi sağlar.

Dilbilgisi

it was found that: bir bulguyu kişisiz biçimde bildirmek

Burada it was found that bir araştırmanın sonucunu sunar. it zamiri işlevsel bir öznedir; herhangi bir kişiye veya nesneye gönderme yapmaz. Bulgunun asıl içeriği that yan cümlesindedir. Edilgen yapı araştırmacıları belirtmez ve kanıtı ya da sonucu öne çıkarır. Bu kalıp, bir sonucu nesnel görünen bir üslupla aktarmak istendiğinde yaygındır.

Alıştırma

Resmî raporu kişisiz edilgen yapıyla tamamlayın: “After the survey data were analyzed, ____ most commuters preferred a later start time.”

Cevabı göster

it was found that

Dilbilgisi

when asked to choose: kısaltılmış edilgen yan cümle

when asked to choose, kısaltılmış edilgen bir zarf yan cümlesidir. Tam biçimi when they were asked to choose şeklindedir ve buradaki they hem erkeklere hem de kadınlara gönderme yapar. Kısaltılmış biçimde özne ve were atılır. Burada asked geçmiş zaman ortacı olduğu için kişiler eylemi alan taraftır: Birisi onlardan seçim yapmalarını ister. Bu kısaltma, araştırma metinlerini ve diğer resmî yazıları daha özlü kılar; ancak anlaşılan özne ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcükleri kısaltarak cümleyi tamamlayın: “Customers often compare prices carefully ____ between similar plans.” (when they are asked to choose)

Cevabı göster

when asked to choose

So, whether you prefer to keep your relationship Dilbilgisi

2:54

Dolayısıyla, ilişkinizi ister

to one person or to multiple,

2:56

tek bir kişiyle ister birden fazla kişiyle sürdürmeyi tercih edin,

Dilbilgisi

whether A or B: iki alternatif için ortak sonuç

Whether ... or ... iki paralel alternatifi ortaya koyar: ilişkiyi tek bir kişiyle sürdürmek veya birden fazla kişiyle sürdürmek. İki sözcük aralarında başka ifadeler bulunsa da tek bir kalıp olarak çalışır. Bu cümlede, sonraki ifade kişinin hangi alternatifi tercih ettiğinden bağımsız olarak geçerlidir. Bu kullanım, ortak bir sonuçtan önce iki olasılığı düzenler; dinleyiciden seçim yapmasını istemez.

Alıştırma

Tavsiyenin her iki durum için de geçerli olmasını sağlayan iki parçalı kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ you travel by train ____ by bus, check the schedule before leaving.

Cevabı göster

Whether · or

research is finding there are many ways Dilbilgisi

2:58

araştırmalar, birçok farklı şekilde

to have a committed, satisfying, Kalıp ifadeler

3:00

bağlılık içeren, tatmin edici

and loving relationship,

3:01

ve sevgi dolu bir ilişki yaşanabileceğini gösteriyor;

Dilbilgisi

there are many ways to + fiilin yalın hâli

There are many ways to + fiilin yalın hâli, aynı hedefe ulaşmak için birden fazla yöntemi sunmak üzere there are varlık yapısını kullanır. Buradaki to have, farklı yöntemlerle ulaşılabilecek hedefi belirtir. Bu kalıp, yalnızca tek bir yolun geçerli olduğunu öne sürmeden alternatifleri özetlemek için kullanışlıdır. ways to ifadesinden sonra fiilin yalın hâlini kullanın: ways to have, ways to learn, ways to solve.

Alıştırma

Cümleyi there are + many ways + mastar to hedef kalıbıyla tamamlayın: ____ improve your listening skills.

Cevabı göster

There are many ways to

Kalıp ifadeler

committed, satisfying, and loving relationship: bağlılık içeren, tatmin edici ve sevgi dolu ilişki

Bu sıralı sıfatlarda committed, satisfying ve loving bir ilişkinin üç farklı güçlü yönünü anlatır. Committed, kişilerin ilişkiye bağlı kalmaya kararlı olduğunu ve ilişkiyi ciddiye aldığını; satisfying, ilişkinin önemli ihtiyaçları karşıladığını; loving ise sevgi ve ilgi içerdiğini belirtir. Bu sıfatları relationship sözcüğünden önce kullanmak, üç parçalı ve kesin bir tanım oluşturur. Her sıfat farklı bir boyut eklediği için good relationship ifadesinden daha fazla bilgi verir.

Alıştırma

Açıklamayı dersteki üç sıfatla şu sırada tamamlayın: bağlılık, tatmin ve sevgi. They have built a ____, ____, and ____ relationship.

Cevabı göster

committed · satisfying · loving

and monogamy is not the sole gold standard. Deyimler

3:03

tek eşlilik tek altın standart değil.

Deyimler

gold standard: en güvenilir ölçüt

Gold standard, diğer seçeneklerin değerlendirildiği en iyi veya en güvenilir ölçüt anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede tek eşliliğin sole gold standard olmadığını söylemek, onun bütün ilişkileri değerlendirmek için kullanılan tek model olarak görülmemesi gerektiği anlamına gelir. sole sözcüğü önemlidir: cümle tek eşliliğin kendisinin değerini değil, tek seçenek olmasını reddeder.

Alıştırma

Bu cümlede gold standard ne anlama geliyor? This screening method is still the gold standard for early detection.

  1. Karşılaştırma için en güvenilir ölçüttür.
  2. İyi davranışla ilgili önemli bir kurala uyar.
  3. Mevcut yöntemlerin en pahalısıdır.
Cevabı göster

Karşılaştırma için en güvenilir ölçüttür.

Thank you so much for watching.

3:05

İzlediğiniz için çok teşekkürler.

If you haven't seen it yet,

3:07

Henüz izlemediyseniz,

we just released another brand new video

3:07

kısa süre önce yepyeni bir video daha yayımladık;

about what happens when millennials

3:09

bu video, Y kuşağı üyeleri

try to be environmentalists.

3:11

çevreci olmaya çalıştıklarında neler olduğunu anlatıyor.

It's a new style of video.

3:12

Bu, yeni tarz bir video.

We were trying to make science fun and cool,

3:13

Bilimi eğlenceli ve havalı hâle getirmeye çalıştık,

so make sure you watch it and share it.

3:15

o yüzden mutlaka izleyip paylaşın.

We would really appreciate it.

3:17

Bunu gerçekten çok takdir ederiz.

So, you can click the fancy link over there,

3:18

Şuradaki havalı bağlantıya tıklayabilirsiniz

or we'll put a link in the description.

3:20

ya da açıklama kısmına bir bağlantı bırakacağız.

So, make sure you subscribe.

3:21

Abone olmayı da unutmayın.

There'll be a new animated video next Thursday.

3:22

Önümüzdeki perşembe yeni bir animasyon videosu yayımlanacak.

And, yeah.

3:24

Evet, işte böyle.

Peace out. Kelime

3:25

Hoşça kalın.

Kelime

Peace out: çok gündelik bir vedalaşma

Peace out, Hoşça kal veya Ben gidiyorum anlamına gelen, çok gündelik bir argo vedalaşma ifadesidir. Burada kelimeler gerçek anlamlarını korumaz; ifadenin tamamı kalıplaşmış bir veda sözü olarak kullanılır. Bir yerden ayrılmaya rahat ve şakacı bir ton katar. Arkadaşlar arasındaki konuşmalarda veya resmî olmayan medya içeriklerinde yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki iki kelimelik argo veda ifadesiyle tamamlayın: The stream is over, everyone. ____!

Cevabı göster

Peace out

See you.

3:26

Görüşürüz.