Tek Eşli Olmalı Mısın?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Video tek eşlilik ve rızaya dayalı çok eşli ilişkiler hakkındaki araştırmaları cinsel sağlıktan toplumsal önyargıya kadar karşılaştırır ve sevgi dolu bağlılığın farklı biçimleri olabileceği sonucuna varır. Başlıca İngilizce noktaları: 1. consensual non-monogamous relationships — Sözcük ve kullanım düzeyi: herkesin kabul ettiği yapıyı gizli sadakatsizlikten ayırın ve tarafsız araştırma terimini tanıyın. 2. had participants read — Dil bilgisi: have + kişi + yalın fiil yapısını sahiplik değil, görev yaptırma olarak anlayın ve okuyan kişiyi belirleyin. 3. gold standard. — Mecazlı ifade: kabul gören ölçütü ve tek eşliliğin tek ideal sayılmamasını anlayın; gerçek altından söz edilmez.
Bu derste
Monogamy: tek partnerli ilişki düzeni
Monogamy, söz konusu dönem boyunca bir bireyin aynı anda birden fazla partner yerine tek bir partnere sahip olduğu ilişki veya çiftleşme düzeninin resmî adıdır. Cümledeki “being in a relationship with one person” ifadesi bu terimi gündelik dille yeniden açıklar. Bu terim partner düzenini anlatır; yalnızca yasal evlilikle sınırlı değildir. Ayrıca bu etiket tek başına birinin cinsel veya duygusal açıdan sadık olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi dersteki resmî terimle tamamlayın: In this study, ____ refers to a relationship pattern involving one partner rather than multiple concurrent partners.
Cevabı göster
monogamy
with only around 3% displaying monogamous bonding.
0:05memelilerin yalnızca yaklaşık %3'ü tek eşli bağlar kurar.
What's the deal with ...?: açıklama istemek
What's the deal with X?, X'e ne olduğunu, X'in neden böyle olduğunu veya şaşırtıcı ya da kafa karıştırıcı bir durumun nasıl açıklanacağını sormanın günlük bir yoludur. Yapı What's the deal with + isim veya zamir? şeklindedir. Burada konu genel olarak memelilerden insanlara yöneltilir. Bu ifadede deal ticari bir anlaşma anlamına gelmez. İfade, konuşanın tonuna bağlı olarak merak, şaşkınlık veya hafif bir rahatsızlık aktarabilir.
Alıştırma
Soruyu dersteki günlük ifadeyle tamamlayın: Everyone has suddenly gone quiet. ____ that?
Cevabı göster
What's the deal with
Historically, humans did not practice monogamy.
0:14Tarihsel olarak, insanlar tek eşlilik uygulamıyordu.
were composed of men with more than one partner. Kalıp ifadeler
0:22erkeklerin birden fazla partnere sahip olduğu yapılardan oluştuğunu gösteriyor.
be composed of: bir bütünü oluşturan parçaları belirtmek
Be composed of, bir bütünü oluşturan kişileri, parçaları veya malzemeleri belirtir. Dilbilgisel olarak bütün öznedir ve bileşenler of sözcüğünden sonra gelir. Bu cümlede societies bütün olarak, men with more than one partner ise bu bütünü oluşturduğu söylenen grup olarak sunulur. Yapı edilgen görünse de burada toplumlara yapılan bir eylemi değil, onların bileşimini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi be composed of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The review panel ____ three scientists and two community representatives.
Cevabı göster
is composed of
but a leading hypothesis is to minimize the risk Kalıp ifadeler
0:30ancak önde gelen hipotezlerden biri, amacın
of sexually transmitted infection. Kelime
0:33cinsel yolla bulaşan enfeksiyon riskini en aza indirmek olduğunu söylüyor.
a leading hypothesis: öne çıkan ancak kanıtlanmamış bir açıklama
A leading hypothesis, şu anda en ciddi desteği veya ilgiyi gören açıklamalardan biri demektir. Leading, hypothesis sözcüğünü niteler; hipotezin insanlara liderlik ettiği anlamına gelmez. Bir hypothesis hâlâ sınanması gereken önerilmiş bir açıklama olduğundan, bu ifade kesinleşmiş bir sonuç yerine öne çıkan bir olasılık sunar. A tanımlığı da başka rakip hipotezlere yer bırakır.
Alıştırma
Bir bilim insanı şöyle diyor: "A leading hypothesis is that the drug changes sleep patterns." Bu neyi ima eder?
- Güncel ve öne çıkan açıklamalardan biri, ilacın uyku düzenini değiştirdiğidir; ancak bu iddia kesinleşmemiştir.
- İlacın uyku düzeni üzerindeki etkisi hiçbir şüpheye yer bırakmayacak biçimde kanıtlanmıştır.
- Hipotez, araştırmacılara uymaları gereken talimatlar verir.
Cevabı göster
Güncel ve öne çıkan açıklamalardan biri, ilacın uyku düzenini değiştirdiğidir; ancak bu iddia kesinleşmemiştir.
… riskini en aza indirmek
Bu cümlede minimize the risk of, zararlı bir şeyin gerçekleşme olasılığını makul ölçüde mümkün olduğu kadar azaltmak anlamına gelir. Riskin tamamen ortadan kalkacağını vaat etmez. Kalıp minimize + the risk of + isim veya -ing biçimidir. Bir sağlık, güvenlik ya da politika önleminin amacını resmî ve özlü biçimde belirtir.
Alıştırma
Sıfır risk vaat etmeden mümkün olduğunca azaltmak anlamındaki resmî eş dizimi tamamlayın: The new protocol aims to ____ contamination.
Cevabı göster
minimize the risk of
cinsel yolla bulaşan enfeksiyon (İngilizce STI)
Sexually transmitted infection, esas olarak cinsel temas yoluyla bulaşan bir enfeksiyonu ifade eden resmî bir sağlık terimidir. Sexually zarfı bulaşma bağlamını sınırlar; bu nedenle ifade her bulaşıcı enfeksiyonu kapsamaz. İngilizce tekil kısaltma STI’dır; çoğul biçim sexually transmitted infections, kısaltması ise STIs şeklindedir. Tam terimi tanımak, daha sonra kullanılan iki biçimi de takip etmeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
Esas olarak cinsel temas yoluyla bulaşan enfeksiyon anlamındaki standart sağlık terimini tamamlayın: The doctor explained that a ____ may be present without obvious symptoms.
Cevabı göster
sexually transmitted infection
to larger densely populated agricultural societies,
0:38daha büyük ve yoğun nüfuslu tarım toplumlarına geçerken,
transitioned from ... to ...: değişimin iki uç noktasını belirtmek
transitioned from A to B kalıbında from başlangıç durumunu, to ise değişim sonucundaki durumu gösterir. Buradaki iki uç nokta küçük avcı-toplayıcı toplumlar ile daha büyük ve yoğun nüfuslu tarım toplumlarıdır. from ... to ... yapısını tek bir bilgi çerçevesi olarak değerlendirin: önce neyin var olduğunu ve ardından neyin geldiğini belirleyin. İkinci to, geçişin bitiş noktasını gösterir; amaç bildirmez ve mastar işareti değildir.
Alıştırma
Başlangıç ve bitiş durumlarını gösteren iki edatla cümleyi tamamlayın: The school transitioned ____ printed notices ____ a mobile app.
Cevabı göster
from · to
would allow STIs to proliferate, Dilbilgisi
0:43cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların çoğalmasına olanak tanıyacağını,
allow STIs to proliferate: allow + nesne + to-infinitive yapısı
allow + nesne + to-infinitive yapısı, bir kişinin, şeyin veya koşulun bir eylemi mümkün kıldığını belirtir. Nesne aynı zamanda mastarın anlamca öznesidir: proliferate eylemini gerçekleştiren STIs ifadesidir. Bu cümlede allow, birinin izin vermesi anlamına gelmez. Yaşam tarzındaki değişim, enfeksiyonların yayılabileceği koşulları oluşturur; dolayısıyla yapı bilinçli bir karardan çok sonucu mümkün kılan bir nedeni ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi allow fiilinin uygun biçimi ve mastar işaretiyle tamamlayın: Warm, wet conditions ____ the bacteria ____ multiply rapidly.
Cevabı göster
allow · to
But while monogamy may have evolved to prevent STIs, Dilbilgisi
0:47Ancak tek eşlilik bu enfeksiyonları önlemek için evrimleşmiş olsa da,
may have evolved: geçmişe ilişkin kesin olmayan bir çıkarım
May have + geçmiş zaman ortacı, geçmişteki bir olay veya gelişim hakkında kesin olmayan bir çıkarım ifade eder. Burada may have evolved, tek eşliliğin geçmişte bu amaçla gelişmiş olabileceği anlamına gelir; konuşmacı bu açıklamayı kanıtlanmış bir gerçek olarak sunmaz. Bu kalıp, kanıtlar eksik olduğunda kullanışlıdır: özne + may have + geçmiş zaman ortacı. may sözcüğünün kendine ait bir geçmiş zaman biçimi olmasa da zaman göndermesi geçmiştir.
Alıştırma
Hangi cümle geçmişteki bir gelişim için olası bir açıklamayı temkinli biçimde sunuyor?
- Remote work may evolve over the next decade.
- Remote work must have evolved from earlier telecommuting practices.
- Remote work may have evolved from earlier telecommuting practices.
Cevabı göster
Remote work may have evolved from earlier telecommuting practices.
maintain: bir şeyin doğru olduğunu resmî biçimde savunmak
Bu cümlede maintain, özellikle bir iddia sorgulandığında veya kanıtlarla çeliştiğinde, bir şeyin doğru olduğunu savunmayı sürdürmek anlamına gelir. Ardından gelen they are in a monogamous relationship yan cümlesi iddianın içeriğidir; that sözcüğü atılmıştır. Bu fiil, konuşmacı ile iddia arasına bir miktar mesafe koyar: konuşmacı, bu kişilerin doğru olduğunda ısrar ettiği şeyi onaylamadan aktarır. but are actually committing infidelity ile kurulan karşıtlık, iddia ile gerçeğin uyuşmadığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede maintain, bir şeyin doğru olduğunu savunmak anlamında kullanılmıştır?
- The technician maintains the equipment every month.
- The company maintains that the data were collected legally.
- Regular exercise maintains muscle strength.
Cevabı göster
The company maintains that the data were collected legally.
committing infidelity: resmî bir eşdizim
Bu cümlede committing infidelity, tek eşli bir ilişkide vaat edilen münhasırlığı ihlal ederek partnere cinsel veya duygusal açıdan sadakatsiz davranmak anlamına gelir. Commit, bu eylemin resmî anlatımlarında infidelity ile yaygın biçimde birlikte kullanılır. Infidelity, ilişkide üzerinde anlaşılmış sınırların ihlal edilmesine bağlıdır. Partnerlerin münhasırlığın gerekli olmadığı konusunda anlaştığı rızaya dayalı tek eşli olmayan ilişkilere otomatik olarak uygulanmamalıdır.
Alıştırma
Cümleyi “partnere sadakatsiz davranmak” anlamındaki resmî eşdizimle tamamlayın: By secretly seeing another partner, he was ____.
Cevabı göster
committing infidelity
range from A to B: uç noktaları anlatmak
Range from A to B, bir aralığın iki uç noktasını sunar: A alt veya başlangıç değeri, B ise üst veya bitiş değeridir. Burada range from 21% to 57%, tek bir kesin yüzde vermek yerine farklı tahminlerin bu sınırlar içinde kaldığını belirtir. Bu kalıp sayıları, miktarları, yaşları, sıcaklıkları, düzeyleri veya sıralı başka uç noktaları anlatabilir: özne + range ya da ranges + from A to B.
Alıştırma
Cümleyi range from A to B kalıbının iki bölümüyle tamamlayın: Ticket prices ____ $30 ____ $80.
Cevabı göster
range from · to
In fact, a study of college students
1:03Hatta üniversite öğrencileri üzerinde yapılan bir araştırma,
one in five admit to using Tinder on the side. Notlar
1:07beşte birinin gizlice Tinder kullandığını itiraf ettiğini ortaya koydu.
one in five: oran ifade etme
one in five, ilgili gruptaki her beş kişi ya da vakadan biri, yani yaklaşık %20 anlamına gelen bir oran ifadesidir. Burada, ankete katılan üniversite öğrencilerinden bu davranışı kabul edenlerin payını bildirir; in bir konum belirtmez. one in + number kalıbı, grup belliyse tek başına kullanılabilir veya one in five students örneğinde olduğu gibi çoğul sayılabilen bir ismin önüne gelebilir. Bu, bir nüfus genelindeki oranı verir; gerçek hayattaki her beşli grubun tam olarak bir vaka içereceğini söylemez.
Alıştırma
%20’yi ifade etmek için raporu one in + number kalıbıyla tamamlayın: The survey found that ____ employees had this habit.
Cevabı göster
one in five
admit to using: to + -ing biçimi
admit to using ifadesinde admit, çoğu zaman daha önce gizlenmiş veya inkâr edilmiş bir eylemi kabul etmek anlamına gelir. to edatı kabul edilen şeyi tanıtır; using ise eylemi adlandıran -ing biçimli bir isim-fiildir. Bu kullanımda to bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: admit to doing something. admit to the mistake örneğindeki gibi bir isim öbeği de gelebilir; bu to, to use içindeki mastar işareti olarak değerlendirilmemelidir.
Alıştırma
Cümleyi admit to ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After first denying the charge, Maya ____ copying the file.
Cevabı göster
admitted to
on the side: ek veya gizli bir faaliyet
On the side, “ana faaliyet, iş, düzenleme veya ilişkiye ek olarak” anlamına gelir. Bu, deyimsel bir zarf öbeğidir; dolayısıyla side burada fiziksel bir konumu anlatmaz. Bu cümlede öğrenciler, yalnızca tek bir partnere dayalı ilişkilerinin dışında Tinder kullanıyor. Bu bağlam on the side ifadesine gizli bir ikincil davranış iması katar; ancak ek iş veya gelir gibi konularda ifade nötr olabilir.
Alıştırma
Cümleyi “ek bir faaliyet olarak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Leo teaches during the week and repairs bicycles ____ for extra money.
Cevabı göster
on the side
And those who identify as monogamous Kalıp ifadeler
1:10Ayrıca, kendini tek eşli olarak tanımlayanların
are less likely to practice safer sex, Notlar
1:12daha güvenli seks uygulamalarını benimseme olasılığı daha düşük;
identify as: kişinin kendisini nasıl tanımladığını aktarmak
Identify as + bir etiket veya kategori, kişinin kendisini o şekilde tanımlaması ya da sınıflandırması anlamına gelir. Kimliği özne belirtir, as ise kategoriyi tanıtır. Burada identify as monogamous diyen kişiler kendi ilişki biçimlerini tek eşli olarak tanımlıyor. Bu ifade onların kendilerini nasıl sınıflandırdığını aktarır; konuşanın onları tanıdığı veya gerçekten tek eşli davrandıklarını bağımsız olarak kanıtladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Özgün cümlede identify as neyi gösteriyor?
- Öğrenciler kendi ilişki biçimlerini tanımlıyor.
- Araştırmacılar öğrencileri görünüşlerinden tanıyor.
- Öğrenciler başka bir grupla bağ hissediyor.
Cevabı göster
Öğrenciler kendi ilişki biçimlerini tanımlıyor.
Be less likely to + fiilin yalın hâli: daha düşük göreli olasılık
be less likely to + fiilin yalın hâli yapısında less, likely sözcüğünü niteler ve to eylemi getirir. Buradaki are less likely to practice, kendisini tek eşli olarak tanımlayan grubun bu eylemi yapma olasılığının bağlamda verilen karşılaştırma grubuna göre daha düşük olduğunu belirtir. Bu ifade her birey için geçerli bir kuralı değil, bir eğilimi bildirir. Never anlamına gelmez; bir davranış yaygın olmaya devam etse bile bir grubun bunu yapma olasılığı diğerine göre daha düşük olabilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: After the software update, users are ____ encounter this error than before.
Cevabı göster
less likely to
Practice safer sex: practice uygulamak anlamındadır
practice safer sex ifadesinde practice, prova yapmak değil, düzenli biçimde uygulamak veya izlemek anlamına gelen bir fiildir. İfade, bariyer yöntemi kullanmak ve CYBE testi yaptırmak gibi cinsel yolla bulaşan enfeksiyon riskini azaltan davranışları uygulamayı anlatır. Safer sözcüğünün karşılaştırma biçiminde kullanılması bilinçlidir: bu önlemler riski azaltır, ancak sıfır risk garantisi vermez. Dolayısıyla ifade tam güvenlik sözü değil, zararı azaltma yaklaşımı sunar.
Alıştırma
Sağlık tavsiyesi cümlesini dersteki ifadeyle tamamlayın: The clinic encourages patients to ____ by using barriers and arranging regular STI tests.
Cevabı göster
practice safer sex
including condom use and STI testing,
1:14prezervatif kullanmak ve cinsel yolla bulaşan enfeksiyon testi yaptırmak da buna dâhil.
introducing these practices into a relationship: introduce A into B kalıbı
Bu cümlede introducing these practices into a relationship, bu uygulamaları mevcut bir ilişkinin içinde kullanmaya başlamak anlamına gelir. Introduce burada bir kişiyi başka bir kişiye tanıştırmak anlamında değildir. introduce A into B kalıbı, A’yı mevcut B ortamına eklenen yeni bir uygulama, unsur veya sistem olarak gösterir. Into edatı, yeni unsurun girdiği ve bu nedenle değişen ortamı belirtir.
Alıştırma
Cümleyi hedef edatla tamamlayın: The clinic introduced a reminder system ____ its appointment process.
Cevabı göster
into
consensual non-monogamous relationships: rızaya dayalı tek eşli olmayan ilişkiler
Consensual non-monogamous relationships, ilişkideki kişilerin birden fazla partnerle romantik veya cinsel bağlara izin verildiğini bilerek kabul ettiği ilişkileri ifade eder. Consensual temel sınırlayıcıdır: düzenleme açıkça paylaşılmış ve kabul edilmiştir. Bu ifade bir ilişki yapısını adlandırır; tek başına belirli bir modeli göstermez. Biçimler değişebilir, ancak bilgilendirilmiş rıza bu terimi gizli sadakatsizlikten ayırır.
Alıştırma
Bu adlandırmayı değerlendirin: Tek eşlilik konusunda anlaşılmış olmasına rağmen partnerlerden biri gizlice başka kişilerle görüşüyor. Buna consensual non-monogamous relationship demek doğrudur.
- Doğru değil
- Doğru
Cevabı göster
Doğru değil
be screened regularly for STIs, Kalıp ifadeler
1:28Ayrıca düzenli olarak cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara karşı test yaptırıyorlar
be screened regularly for STIs: CYBE’ler için düzenli olarak taranmak
Burada be screened for, belirli bir enfeksiyon veya sağlık riski için tıbbi taramadan geçmek anlamına gelir. Edilgen be screened biçimi kişileri taramanın uygulandığı taraf olarak gösterirken for STIs taramada neyin araştırıldığını belirtir. Regularly taramanın ne sıklıkla yapıldığını anlatır. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp be screened + sıklık zarfı + for + hastalık veya risk şeklindedir.
Alıştırma
screened sözcüğünü ve doğru edilgen tıbbi kalıbı kullanarak öneriyi tamamlayın: People at higher risk should ____ STIs.
Cevabı göster
be screened regularly for
and discuss external sexual encounters with their primary partner.
1:30ve başkalarıyla yaşadıkları cinsel birliktelikleri asıl partnerleriyle konuşuyorlar.
those in consensually non-monogamous relationships
1:34rızaya dayalı, tek eşli olmayan ilişkiler yaşayanlar
may be at a lower risk for STIs than monogamous. Kalıp ifadeler
1:36tek eşli olanlara göre cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara karşı daha düşük risk taşıyor olabilir.
So, now it seems: temkinli bir sonuca varmak
So, cümleyi hemen önce sunulan kanıtlara bağlar ve bir çıkarım yapılacağını gösterir. Now, bu kanıtlar değerlendirildikten sonra akıl yürütmede ulaşılan noktayı belirtir; yalnızca “şu anda” anlamına gelmek zorunda değildir. It seems sonucu kesin değil, geçici bir değerlendirme hâline getirir. So, now it seems birlikte, destekleyici olgulardan mevcut bilgilere dayanan temkinli bir sonuca geçişi düzenler.
Alıştırma
Konuşmacı birkaç erken sonucu sunduktan sonra “So, now it seems the plan may work.” diyor. Baştaki ifade ne yapıyor?
- Artık kanıta ihtiyaç duymayan, kanıtlanmış bir olguyu duyurur.
- Önceki kanıtları temkinli ve geçici bir sonuca dönüştürür.
- Yalnızca planın başladığı gerçek zamanı belirtir.
Cevabı göster
Önceki kanıtları temkinli ve geçici bir sonuca dönüştürür.
at a lower risk for STIs: CYBE riskinin daha düşük olması
Bu cümlede be at a lower risk for STIs, karşılaştırılan gruba göre cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara yakalanma olasılığının görece daha düşük olması demektir. Lower karşılaştırma bildirir; riskin düşük ya da sıfır olduğu anlamına gelmez. May sonucu kesin bir gerçek olarak değil, ihtiyatlı bir olasılık olarak sunar. Tam karşılaştırma those in consensually non-monogamous relationships ... than those in monogamous relationships şeklindedir; monogamous sözcüğünden sonra relationships bağlamdan anlaşılacak biçimde düşürülmüştür.
Alıştırma
Hangi cümle iki grubu ihtiyatlı biçimde karşılaştırarak ilk grubun göreli riskinin daha düşük olduğunu söyler, ancak riskin sıfır olduğunu iddia etmez?
- Drivers who take the course and drivers who do not face exactly the same crash risk.
- Drivers who complete the safety course may be at a lower risk for crashes than drivers who do not.
- Drivers who complete the safety course have no risk of crashes.
Cevabı göster
Drivers who complete the safety course may be at a lower risk for crashes than drivers who do not.
in consensual non-monogamous relationships
1:45ve bu kişiler rızaya dayalı, tek eşli olmayan ilişkiler içindeydi.
found no significant differences: anlamlı fark bulunmadı
Araştırma raporlarında found no significant differences, analizin araştırmanın anlamlılık ölçütünü karşılayan farklar tespit etmediği anlamına gelir. Buradaki significant genellikle günlük dildeki yalnızca büyük veya önemli anlamından ziyade teknik ve istatistiksel bir anlam taşır. Sonuç, cümlede listelenen ölçülmüş çıktılarla sınırlıdır. Grupların her açıdan aynı olduğunu ya da başka ölçümler veya veriler kullanıldığında hiçbir zaman fark bulunamayacağını kanıtlamaz.
Alıştırma
Bir makalede “The study found no significant differences in sleep quality between the two groups.” deniyor. En doğru yorum hangisidir?
- Her katılımcının uyku kalitesinin tam olarak aynı olduğunu kanıtladı.
- Analiz, uyku kalitesi açısından anlamlılık ölçütünü karşılayan bir fark tespit etmedi.
- Grupların ölçülen ve ölçülmeyen her açıdan aynı olduğunu gösterdi.
Cevabı göster
Analiz, uyku kalitesi açısından anlamlılık ölçütünü karşılayan bir fark tespit etmedi.
In fact, jealousy was lower and trust was higher
1:53Hatta kıskançlığın daha düşük, güvenin ise daha yüksek olduğu
Skeptical of + isim öbeği
Skeptical of these results? cümlesinde skeptical, şüphe duymak ve henüz ikna olmamak anlamına gelir. Kalıp skeptical of + isim öbeği şeklindedir; isim öbeği, sorgulanan kişiyi, iddiayı, kanıtı veya sonucu belirtir. Bu, Are you kısmının çıkarıldığı kısaltılmış bir sorudur. Tam biçimi Are you skeptical of these results? şeklindedir. Konuşmalarda veya sunumlarda bu kısa soru, dinleyicinin tepkisini önceden dile getirip onu dinlemeye devam etmeye yöneltebilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: “The editor is ____ the claim because the article gives no source.”
Cevabı göster
skeptical of
Rahatlatma ifadesi olarak You're not alone
Bu bağlamda You're not alone, başka insanların da aynı şüpheyi veya duyguyu paylaştığı anlamına gelir. Temel anlamı, fiziksel olarak yakında başka birinin bulunması değildir. Bu ifade, kişinin tepkisinin anlaşılır olduğunu ve bunu yaşayan tek kişi olmadığını göstererek onu rahatlatır ve yalnızlık hissini azaltır. Genellikle bir endişe, korku, zorluk veya pek kabul görmediği düşünülen bir görüşten sonra kullanılır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız, “I feel embarrassed because I don't understand this topic.” diyor. Destekleyici bir yanıtta “You're not alone” ne anlatır?
- Arkadaşın yaşadığı zorluk tuhaf.
- Başka birçok kişi de aynı zorluğu yaşıyor.
- Birisi arkadaşın yanında duruyor.
Cevabı göster
Başka birçok kişi de aynı zorluğu yaşıyor.
of hypothetical research results, which read,
2:03varsayımsal araştırma sonuçlarının şu kısa açıklaması okutuldu:
had participants read: ettirgen have yapısı
had participants read ifadesinde had, ettirgen have fiilinin geçmiş zaman biçimidir. have + kişi + fiilin yalın hâli kalıbı, birinin başka bir kişinin bir eylemi yapmasını ayarladığını, istediğini veya sağladığını belirtir. Participants, read eylemini yapan kişilerdir; a brief description ise read fiilinin nesnesidir. Zaman yalnızca have üzerinde gösterilir, bu yüzden buradaki read geçmiş zaman değil, fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Cümleyi geçmiş zamanlı have + kişi + fiilin yalın hâli ettirgen yapısıyla tamamlayın: The lab director ____ the assistants ____ each sample twice.
Cevabı göster
had · test
rate this statement as unfairly biased: rate A as B kalıbı
Rate A as B, A'yı B ile belirtilen niteliğe veya kategoriye sahip olarak değerlendirmek ya da sınıflandırmak demektir. Burada katılımcılar this statement ifadesini unfairly biased olarak değerlendirirdi; rate her zaman sayısal bir puan vermek anlamına gelmez. Kalıp rate + nesne + as + değerlendirme şeklindedir. This statement değerlendirilen nesne, unfairly biased ise değerlendirme sonucudur; unfairly, biased sözcüğünü niteler.
Alıştırma
Cümleyi rate A as B kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the trial, the reviewers ____ the interface ____ easy to navigate.
Cevabı göster
rated · as
whereas if the exact same statement was switched Anlatım akışı
2:13oysa tamamen aynı ifade değiştirilip
Whereas: doğrudan karşıtlık belirtmek
Whereas, if yan cümlesini önceki durumla doğrudan karşıtlık içinde sunar. Okura aynı ifadenin iki sürümünü karşılaştırması gerektiğini bildirir: bir sonuç az önce ele alınmıştır, değiştirilmiş sürüm ise farklı bir değerlendirme alır. Burada whereas zamana gönderme yapmak yerine savı düzenler. Aktarılabilir kalıp şöyledir: A bir sonuç doğurur, whereas B buna karşıt bir sonuç doğurur.
Alıştırma
Karşılaştırmayı tamamlayın: “The first policy reduced costs, ___.” Hangi yan cümle doğrudan karşıtlık ilişkisi kurar?
- therefore the second increased satisfaction
- because the second increased satisfaction
- whereas the second increased satisfaction
Cevabı göster
whereas the second increased satisfaction
Favor monogamous relationships: fiil olarak favor
favor monogamous relationships ifadesinde favor geçişli bir fiildir ve monogamous relationships onun doğrudan nesnesidir. Değiştirilmiş ifadenin bu ilişki türünü destekleyecek veya onun için daha avantajlı bir sonuç doğuracak biçimde düzenlendiğini anlatır. Özne statement olduğundan, cümle bir katılımcının kişisel olarak tek eşliliği tercih ettiğini söylemez. Analitik yazıda bir metin, kural, yöntem veya sonuç, bir gruba ya da seçeneğe daha olumlu davranarak onu favor edebilir.
Alıştırma
Cümleyi “avantaj sağlamak” anlamındaki resmî fiille tamamlayın: “The scoring system was designed to ____ applicants with prior experience.”
Cevabı göster
favor
These results help show how we're primed to think Kalıp ifadeler
2:20Bu sonuçlar, şu şekilde düşünmeye nasıl koşullandığımızı gösteriyor:
Be primed to think: düşünmeye önceden koşullanmış olmak
be primed to think that... yapısında primed, daha önce maruz kalınan bilgiler, varsayımlar veya çevredeki ipuçları nedeniyle zihinsel olarak belirli bir düşünceye yatkın hâle gelmek anlamındadır. Bu, söz konusu düşüncenin doğru olduğunun kanıtlandığı anlamına gelmez. be primed to + fiil yapısı, bir tepkiyi veya yorumu daha olası kılan bir duruma getirilmiş olmayı anlatır. Burada toplumsal beklentiler, insanların tek eşli ilişkileri olumlu değerlendirme olasılığını artırmaktadır.
Alıştırma
“Bizi zihinsel olarak daha yatkın hâle getirdi” anlamındaki hedef yapıyla İngilizce cümleyi tamamlayın: Years of advertising have ____ associate the brand with success.
Cevabı göster
primed us to
and open relationships are often viewed negatively.
2:29ve açık ilişkiler, çoğu zaman olumsuz görülür.
Swinging, polyamory ve open relationships
Bunlar rızaya dayalı tek eşli olmama kapsamında birbiriyle ilişkili ancak birbirinin yerine kullanılamayan etiketlerdir: ilişkiye dâhil olan herkesin dışa kapalı olmayan düzenlemeyi bilmesi ve kabul etmesi beklenir. Bu genel kategoriyi gizli aldatmadan ayıran unsur söz konusu rızadır. Swinging genellikle çiftlerin başka kişilerle cinsel etkinlikte bulunmasına odaklanır; çiftler buna birlikte veya sosyal bir ortamda katılabilir. Polyamory, rızaya dayalı birden fazla yakın veya romantik ilişkiye izin verir. Open relationship ise partnerlerin ilişki dışında belirli ölçüde cinsel veya romantik etkileşime izin verdiği daha geniş bir düzenlemedir; kesin kurallar ilgili kişilere bağlıdır.
Alıştırma
Bir kişi aynı anda iki sevgi dolu romantik ilişkiyi açıkça sürdürüyor ve ilgili herkes bunu biliyor ve kabul ediyor. Üç etiketten hangisi bu açıklamaya en özel biçimde uyar?
- polyamory
- open relationship
- swinging
Cevabı göster
polyamory
should just open things up, though. Öbek fiiller
2:33ilişkinizi hemen açık hâle getirmeniz gerektiği anlamına gelmiyor.
This doesn't mean that: aşırı genellemeyi engellemek
“This doesn't mean that”, konuşmacının reddetmek istediği bir sonucu sunar. Burada önceki araştırma bulgusu hâlâ geçerli olabilir; ancak bu bulgu, that yan cümlesindeki, yani bir çiftin ilişkisini açık hâle getirmesi gerektiği yönündeki tavsiyeyi mantıksal olarak desteklemez. Kalıp şu şekilde işler: Önce bir kanıt veya sınırlı bir sonuç belirtilir, ardından dinleyicinin çıkarabileceği sonuca sınır koymak için “This doesn't mean that + yan cümle” kullanılır. Önceki düşüncenin aşırı genişletilmesini önler; o düşünceyi geçersiz kılmaz.
Alıştırma
Cümleyi derste öğretilen sınır koyma kalıbıyla tamamlayın: “The course is beginner-friendly. ____ it requires no effort.”
Cevabı göster
This doesn't mean that
your boo: romantik partner için kullanılan samimi bir ifade
Burada “your boo”, “romantik partneriniz” anlamına gelir. İyelik bildiren your ve ilişkilerle ilgili bağlam, sözcüğün bir kişiyi anlattığını açıkça gösterir. Boo ayrıca bir yuhalama veya birini şaşırtmak için çıkarılan ses anlamına gelebilir; ancak bu anlamlar buradaki dil bilgisine ve bağlama uymaz. my veya your gibi bir iyelik sözcüğüyle boo, sevgili için kullanılan sevecen bir argo ifade olabilir.
Alıştırma
“I'm meeting my boo after class,” cümlesinde my boo en doğal olarak ne anlama gelir?
- beni korkutmak için çıkarılan bir ses
- beni yuhalayan biri
- romantik partnerim
Cevabı göster
romantik partnerim
Bir ilişkide open things up
Burada open things up, tek eşli ve dışlayıcı bir romantik ilişkiyi başka partnerlere ya da cinsel veya romantik yakınlaşmalara izin verebilecek şekilde değiştirmeyi dolaylı olarak anlatır. Things fiziksel nesneleri değil, çiftin ilişki düzenini belirsiz biçimde ifade eder. Cümle bu değişikliği otomatik bir öneri olarak sunmaz. Open things up başka bağlamlarda erişimi veya seçenekleri genişletmek anlamına gelebilir; buradaki özel anlamı ilişki bağlamı sağlar.
Alıştırma
İlişki sınırlarının konuşulduğu bir durumda open things up büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Bazı fiziksel nesneleri açmak
- İlişkiyi dışlayıcı tutarken duygusal olarak daha açık olmak
- Dışlayıcı bir ilişkiyi başka partnerlere veya yakınlaşmalara izin verilebilecek şekilde değiştirmek
Cevabı göster
Dışlayıcı bir ilişkiyi başka partnerlere veya yakınlaşmalara izin verilebilecek şekilde değiştirmek
Engage in casual sex: engage in + etkinlik yapısı
Engage in, bir etkinliğe katılmak veya o etkinlikte yer almak anlamına gelir. Tamamlayıcısı in sözcüğünden sonra gelir; burada casual sex etkinliktir, dolayısıyla yapı engage in + etkinlik şeklindedir. İfade nispeten resmî ve mesafelidir; bu nedenle bir araştırmayı aktarmaya uygundur. Casual sex, uzun süreli ve bağlılık içeren bir ilişki beklentisi olmadan gerçekleşen cinsel etkinliği ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi “katılmak” anlamındaki iki sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: The survey measured how often employees ____ professional development activities.
Cevabı göster
engage in
But this group may still be in the minority. Kalıp ifadeler
2:43Ancak bu grup yine de azınlıkta olabilir.
Be in the minority: sayıca az olan tarafta olmak
Bu cümlede be in the minority, sayı veya oran bakımından daha küçük olan tarafa ya da gruba ait olmak anlamına gelir. may still be ifadesi iddiayı temkinli hâle getirir: bu grup insanların çoğunluğunu temsil etmiyor olabilir. X is/are in the minority kalıbı, X'i daha büyük ve ilgili bir nüfusla ya da karşı tarafla kıyaslar. Etnik, yasal veya korunan bir azınlık kimliğini değil, göreli sayıları anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “sayıca daha küçük tarafa ait olmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: In this survey, people who never use social media are ____.
Cevabı göster
in the minority
Self-reported study: verilerin kaynağı
Self-reported, katılımcıların kendileri hakkında bilgi sağladığı anlamına gelir. Burada self-reported study, katılımcıların gerçek davranışlarının doğrudan gözlemlenmesi yerine ideal düzenlemelerine ilişkin kendi seçimlerine veya ifadelerine dayanan bir çalışmanın kısa anlatımıdır. Bu etiket, cevapların doğru mu yanlış mı olduğunu değil, kanıtın kaynağını belirtir. Öz bildirimler samimi ve yararlı olabilir; ancak bellek, yorumlama veya kabul edilebilir bir cevap verme isteği, bildirilen tercihlerle davranış arasında fark yaratabilir.
Alıştırma
Hangi açıklama self-reported study ifadesine en uygun olanıdır?
- Araştırmacılar katılımcılara soru sormadan her davranışı doğrudan gözlemler.
- Ölçüm cihazları katılımcılardan bilgi almadan tüm verileri otomatik olarak toplar.
- Katılımcılar kendi tercihleri, deneyimleri veya davranışları hakkında bilgi sağlar.
Cevabı göster
Katılımcılar kendi tercihleri, deneyimleri veya davranışları hakkında bilgi sağlar.
it was found that: bir bulguyu kişisiz biçimde bildirmek
Burada it was found that bir araştırmanın sonucunu sunar. it zamiri işlevsel bir öznedir; herhangi bir kişiye veya nesneye gönderme yapmaz. Bulgunun asıl içeriği that yan cümlesindedir. Edilgen yapı araştırmacıları belirtmez ve kanıtı ya da sonucu öne çıkarır. Bu kalıp, bir sonucu nesnel görünen bir üslupla aktarmak istendiğinde yaygındır.
Alıştırma
Resmî raporu kişisiz edilgen yapıyla tamamlayın: “After the survey data were analyzed, ____ most commuters preferred a later start time.”
Cevabı göster
it was found that
when asked to choose: kısaltılmış edilgen yan cümle
when asked to choose, kısaltılmış edilgen bir zarf yan cümlesidir. Tam biçimi when they were asked to choose şeklindedir ve buradaki they hem erkeklere hem de kadınlara gönderme yapar. Kısaltılmış biçimde özne ve were atılır. Burada asked geçmiş zaman ortacı olduğu için kişiler eylemi alan taraftır: Birisi onlardan seçim yapmalarını ister. Bu kısaltma, araştırma metinlerini ve diğer resmî yazıları daha özlü kılar; ancak anlaşılan özne ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcükleri kısaltarak cümleyi tamamlayın: “Customers often compare prices carefully ____ between similar plans.” (when they are asked to choose)
Cevabı göster
when asked to choose
to one person or to multiple,
2:56tek bir kişiyle ister birden fazla kişiyle sürdürmeyi tercih edin,
whether A or B: iki alternatif için ortak sonuç
Whether ... or ... iki paralel alternatifi ortaya koyar: ilişkiyi tek bir kişiyle sürdürmek veya birden fazla kişiyle sürdürmek. İki sözcük aralarında başka ifadeler bulunsa da tek bir kalıp olarak çalışır. Bu cümlede, sonraki ifade kişinin hangi alternatifi tercih ettiğinden bağımsız olarak geçerlidir. Bu kullanım, ortak bir sonuçtan önce iki olasılığı düzenler; dinleyiciden seçim yapmasını istemez.
Alıştırma
Tavsiyenin her iki durum için de geçerli olmasını sağlayan iki parçalı kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ you travel by train ____ by bus, check the schedule before leaving.
Cevabı göster
Whether · or
there are many ways to + fiilin yalın hâli
There are many ways to + fiilin yalın hâli, aynı hedefe ulaşmak için birden fazla yöntemi sunmak üzere there are varlık yapısını kullanır. Buradaki to have, farklı yöntemlerle ulaşılabilecek hedefi belirtir. Bu kalıp, yalnızca tek bir yolun geçerli olduğunu öne sürmeden alternatifleri özetlemek için kullanışlıdır. ways to ifadesinden sonra fiilin yalın hâlini kullanın: ways to have, ways to learn, ways to solve.
Alıştırma
Cümleyi there are + many ways + mastar to hedef kalıbıyla tamamlayın: ____ improve your listening skills.
Cevabı göster
There are many ways to
committed, satisfying, and loving relationship: bağlılık içeren, tatmin edici ve sevgi dolu ilişki
Bu sıralı sıfatlarda committed, satisfying ve loving bir ilişkinin üç farklı güçlü yönünü anlatır. Committed, kişilerin ilişkiye bağlı kalmaya kararlı olduğunu ve ilişkiyi ciddiye aldığını; satisfying, ilişkinin önemli ihtiyaçları karşıladığını; loving ise sevgi ve ilgi içerdiğini belirtir. Bu sıfatları relationship sözcüğünden önce kullanmak, üç parçalı ve kesin bir tanım oluşturur. Her sıfat farklı bir boyut eklediği için good relationship ifadesinden daha fazla bilgi verir.
Alıştırma
Açıklamayı dersteki üç sıfatla şu sırada tamamlayın: bağlılık, tatmin ve sevgi. They have built a ____, ____, and ____ relationship.
Cevabı göster
committed · satisfying · loving
gold standard: en güvenilir ölçüt
Gold standard, diğer seçeneklerin değerlendirildiği en iyi veya en güvenilir ölçüt anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede tek eşliliğin sole gold standard olmadığını söylemek, onun bütün ilişkileri değerlendirmek için kullanılan tek model olarak görülmemesi gerektiği anlamına gelir. sole sözcüğü önemlidir: cümle tek eşliliğin kendisinin değerini değil, tek seçenek olmasını reddeder.
Alıştırma
Bu cümlede gold standard ne anlama geliyor? This screening method is still the gold standard for early detection.
- Karşılaştırma için en güvenilir ölçüttür.
- İyi davranışla ilgili önemli bir kurala uyar.
- Mevcut yöntemlerin en pahalısıdır.
Cevabı göster
Karşılaştırma için en güvenilir ölçüttür.
We were trying to make science fun and cool,
3:13Bilimi eğlenceli ve havalı hâle getirmeye çalıştık,
There'll be a new animated video next Thursday.
3:22Önümüzdeki perşembe yeni bir animasyon videosu yayımlanacak.
Peace out: çok gündelik bir vedalaşma
Peace out, Hoşça kal veya Ben gidiyorum anlamına gelen, çok gündelik bir argo vedalaşma ifadesidir. Burada kelimeler gerçek anlamlarını korumaz; ifadenin tamamı kalıplaşmış bir veda sözü olarak kullanılır. Bir yerden ayrılmaya rahat ve şakacı bir ton katar. Arkadaşlar arasındaki konuşmalarda veya resmî olmayan medya içeriklerinde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki iki kelimelik argo veda ifadesiyle tamamlayın: The stream is over, everyone. ____!
Cevabı göster
Peace out